Etiket: alevi inancı

  • Pir Karabulut: Alevi inancının tasavvufi derinliklerini anlatan çalışmalar başlatacağız-VİDEO

    Pir Karabulut: Alevi inancının tasavvufi derinliklerini anlatan çalışmalar başlatacağız-VİDEO

    PİRHA-Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Dedesi, Baba Mansur Ocağı’ndan Mehmet Karabulut, Dedeler Kurulu’nu ve yaptıkları çalışmaları, hizmetleri PİRHA’ya anlattı. Karabulut, Alevi inancının tasavvuf derinliklerini ifade ediş biçimlerini anlatmak için çalışmalar başlatacaklarını söyledi. 

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde toplumsal dayanışmalar eşliğinde çalışmalar devam ediyor. Cemevinde Yol’u geleceğe taşımak için eğitimler düzenleniyor, ihtiyaç sahibi öğrencilerle burs vermek isteyen yardımseverler buluşturuluyor.

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Dedesi, Baba Mansur Ocağı’ndan Mehmet Karabulut, Dedeler Kurulu’nu ve yaptıkları çalışmaları ve hizmetleri PİRHA’ya anlattı.

    Karabulut, “Duyarlı olan Alevi canlarımız, yoldaşlarımız ‘Dedeler Kurulu’ kurulması için teklifte bulunmuşlardı. Zaman, zaman toplumun beklentileri olan veya cevapsız kalan, eksik kalan konularını, Yol erkanlarını tamamlayabilmek için bir ‘Dedeler Kurulu’ kurduk” dedi.

    DEDELER KURULU’NUN AMACI

    Pir Mehmet Karabulut, Dedeler Kurulu’nun nasıl kurulduğunu ve amacını şöyle anlattı:

    “Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, Habipler Cemevi, Gazi Şehitler Cemevi, Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın da katkıları ile Dedeler Kurulunu kurduk. Tabi, bunun sayısı daha sonra büyüdü. Tüm Cemevleri ile birlikte bir kurul oluştu ve bu kurul kurulurken hemen hemen hiçbir dedeyi ayırmadan cemevine davet ettik. Kendileriyle sohbet ettik, muhabbetler ettik, yolumuzun ve inancımızın akademik boyutunda Alevi toplumuna nasıl hizmet verebileceğini, inancımızın bu kaosun içerisinde, bu çıkmazın içerisinde inancımızı ve tarihimizi, toplumumuza, taliplerimize, canlarımıza nasıl anlatabiliriz, diye toplantılar yaptık. Fakat bu kurulu kurarken biz çok hassasiyetle davrandık, çok seçici davrandık. Bu arada zaman zaman buna karşı gelen fikirlerimizi ve düşüncelerimizi beğenmeyen, benimsemeyen arkadaşlarımız oldu. Sonuç itibari ile aşağı yukarı 4 yıllık bir süre Dedeler Kurulu çalışmaları devam etti. Kuruluş aşamasında bir dönem Dedeler Kurulu Başkanlığını yaptım. Sağ olsunlar.!  Bizler de elimizden geldiği kadar katkıda bulunmaya çalıştık.”

    DEDELER KURULU NELER YAPTI?

    Yedi Ulu Ozanlar’ı tanıtan bir program yaptıklarını anlatan Karabulut, “Sonra, bizim daha önceki dönemlerde, bizimle çalışmalar yapan ve ayrılan dostlarımızın isteğiyle, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi, Dersim’de kırsal yörelerde örf adet ve geleneklerimiz içeresinde olan bir Hızır paneli, Gağan paneli yaptık. Eski yılın bitmesi, yeni yılın başlaması anlamına gelen Gağan etkinliğinde, yeni yılı kutlama amaçlı lokmalar verdik. 2 Temmuz anması yaptık. Dedeler Kurulu olarak taliplere gittik. O talipler bize hak lokması verdiler. Öyleyse gelin de bu defa da biz bir olalım, taliplerimize bir Hak lokması verelim dedik. Bu teklif çokta hoşlarına gitti. Dedelerimiz ile birlikte ‘Hak lokmasını ’da Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevinde verdik. Burada bu, ‘Hak lokmasını’ verirken aynı zamanda Aleviliğin temel esasları ile alakalı bilgilendirme amaçlı da bir cem yaptık, çok coşkulu ve güzel geçmişti” dedi.

    “ÖĞRENCİLER İLE YARDIM ETMEK İSTEYEN CANLARI BULUŞTURDUK”

    Dedeler Kurulu’nun yardımlaşma amaçlı çalışmaları olduğunu belirten Pir Mehmet Karabulut, şunları aktardı:

    “Bu yardımlaşma aslında sadece manevi olarak yapıldı. Ama zaman zaman da maddi sıkıntı içeresinde olan, kendi imkanlarını finanse edemeyen öğrenciler için birçok canımız katkıda bulunmak için cemevlerimize böyle bir teklif getirmişti. Bu konuda Gazi Eğitim Kültür Vakfı’nın hakkını inkâr etmemek lazım. Çok güzel bir girişimde bulundular. Zannedersem 100- 130’un üzerinde öğrenciye burs verdiler. Hak lokmalarını Divanı Ehlibeyt kabul eylesin. Gerçekten çok güzel çalışmalar oldu.”

    “ALEVİ İNANCININ TASAVVUF DERİNLİKLERİNİN ANLAŞILMASI İÇİN ÇALIŞMALAR YAPACAĞIZ”

    “Dedeler bir araya geldik bir karar aldık” diyen Pir Karabulut, “Yol ve Erkan’da dedelerin hizmetleri nelerdir? Dedeler ne yapabilir? Mesela, bir dedemiz bir talibin ocağına, hanesine gittiğinde onun sofrasında bir gülbank verecek ise bir Hak kelamı edecek ise, bir cem yapacak ise ya da bir canı dardan indirme erkanı yapacak ise bu gibi konularla alakalı 8-9 Ocakzade olan pirlerimize eğitim verdik. Daha sonra da bu eğitimlerine karşılık başarılardan dolayı kendilerine sertifikalarını verdik. Bunun yetersiz olduğunu biliyorduk. Daha sonra dedelerimizin muhabbetlere katılıp, Alevi inancının tasavvuf derinliklerini ifade ediş biçimlerini anlaması için de çalışmalar başlatacağız. Bunu yakın zamanda devam ettireceğiz” bilgisini verdi.

    “BİZE HAS OLAN ESASLARI GELECEK KUŞAKLARA VEREBİLMEK GAYRETİNDEYİZ”

    Pir Mehmet Karabulut, “Şu anda yeğenlerime, çocuklarıma, Sultan Gazi Pir Sultan Abdal Cemevinde Post Dedesi olarak kendi yetkimi kullanıp, dedelerimize eğitim veriyorum. Bu süreç gerçekten çok da dolu dolu ve verimli geçiyor” diyerek şöyle devam etti:

    “Kırsal yörelerden kalkıp gelen, kent hayatın içeresinde, bu varoşlarda kendisini ifade edemeyen, talip olsun, dede olsun, benim için bir şey fark etmiyor. Ama öncelikle şuna çok dikkat ettik: Kendini maddi imkânlara kaptırıp manevi değerlerini kaybeden Ocakzade ve Pir olduğunu dahi bilmeyen, bilip ama nasıl yerine geleceğini, getirileceğini dahi bilmeyen dedelere bu fazileti, bu feyzi verme gayreti içerisinde olduk. Yani çok olağanüstü bir şey değil ama en azından atalarımızın, babalarımızın natürel dediğimiz özü bozulmayan hatta onun öfkesi, hatta kızması bile bize şirin gelen, haklı gelen o güzel sözlerinden pay alarak, o paydan da bu güzelliği bizden sonra gelecek olan kuşağa verebilmek gayreti içerisindeyiz. Dedeler Kurulu bunun için kuruldu. Yalnız burada tabi birkaç kritik soru var. Bu kritik soruların en önemlisi de yaygınlaştırabilmek yani alt yapısını oluşturup Alevi toplumunu temel esaslarına dayalı örf, adet ve inanç geleneklerine ve inançlarına dayalı, bize has olan, bize özgü olan görgü kurallarını insanlara nasıl ulaştırabiliriz? Ancak eğitimle olur, dedik.”

    “DEDELER ESKİDEN KÜLTÜRÜ YAŞAYARAK BÜYÜR KEMALE ERERDİ”

    Pir Karabulut eskiyi ve bugünü karşılaştırarak, “Dedelerin evvelden şöyle bir avantajı vardı. Çocuk o evde doğduysa, O evdeki, o hanenin, ocağın, o ateşinde güzelce pişerdi, olgunlaşırdı. O erkana göre, o inanca göre kültürü yaşayarak büyür kemale ererdi. Şimdi böyle bir imkân ortadan kalktı. Bu imkân kalkınca da bu sefer ister istemez, mecburen eğitim amaçlı en azından kendi bilgi ve birikimimizi veya atalarımızın babalarımızın ecdadımızın o bilgi ve birikimini bir sonraki kuşaklara anlatabilmek gerekliliği bize kaldı” diye konuştu.

     “‘BEN OLDUM’ YANILGISINA DÜŞMEMEK LAZIM”

    Pir Mehmet Karabulut, “Akademik anlamda yani anlatabilme yöntemi kullandığımız, dili, üslubu çok iyi kullanmamız lazım. Çünkü insanlar çok hassas, çok nazik, vakıf olmamış olduğu anlamamış olduğu bir düşünceye karşı anlamadığı için de çok kolay tepki verebiliyordu. Zaman zaman biz bunlarla da karşılaştık. Kişi tam yetkinliğe ulaşmadan, daha o olguyu iligine, kemiğine kadar yaşamadan bir anda ‘ben oldum’ moduna düşer gibi durumlar ile karşı karşıya kaldık. Ama yılmadık, yolumuzun bir bireyiyiz biz. Biz var olduğumuz sürece de elimizden geldiği kadar anlatmaya gayret edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

    Cebrail ARSLAN-Ayhan KARDAŞLAR/İSTANBUL

     

  • Bülbül Meclis’te sordu: Alevi inancı niye yasak? Kime ne zararı var?-VİDEO

    Bülbül Meclis’te sordu: Alevi inancı niye yasak? Kime ne zararı var?-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Alevi inancı neden yasak?” diye sordu. Tüm katliamlara, baskılara karşı Alevi inancının bugünlere geldiğini belirten Bülbül, “Bu kadar çoğul, bu kadar kardeşçe, bu kadar hakkaniyetle bakan, 72 millete bir nazarla bakan bu inancın kime ne zararı vardır? Bu inanç neden yasaktır? Niye cemevleri ibadethane olarak kabul edilmemektedir? dedi. 

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Alevi inancı neden yasak?” diye sordu.

    Bülbül konuşmasına şöyle devam etti:

    “Ayasofya kiliseden camiye dönüştürülmeden 150 yıl önce bizim erenler, bu toprakları duvarsız ve sınırsız bir kardeş sofrası gibi ibadete açmıştılar. Bu topraklarda eşitliği, özgürlüğü, adaleti, varlığı, birliği, dirliği, kardeşliği yayan bu insanların inancı şu anda ne yazık ki yasak ve dergahlarının yerinde yeller esiyor, bir çok dergah yıkılmış, bir çok dergah da kapalı durumda. Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok. Eksiklik de noksanlık da senin görüşlerinde, diyerek kadını-erkeği can bilen, muhabbetine müptela eden, Hakkın ve ve hakikatin yoluna  rahmeden Hünkar Hacı Bektaş’ın söylediği şeydir bu. Hünkar Hacı Bektaş’ın dergahı şu anda kapalı. Bu konuda bir ses çıkmıyor. Bir seda çıkmıyor. Osmanlı ne zaman devşirmelerin eline geçtiyse, kadim Türkmen halkının ve Türkiye’de diğer bir çok etnik kimliğin inancı olan bu inanç yasaklandı ve şu anda da bu inanç yasak.

    “BU İNANÇ HAKK-MUHAMMET-ALİ’NİN YOLU VE BİTMEYECEK”

    Olmadık katliamlar, sürgünler, baskınlar, yakmalar, kuyulara doldurmalar, yok etmeye çalışmalar, saymakla bitmeyecek kadar zulüm ve katliamlar yapıldı. Ama bu inanç bitmedi. Çünkü bu inanç Hakkın ve hakikatin, Hakk-Muhammet-Ali’nin yoluydu ve bitmeyecek de bu inanç. Fakat gelin görün ki her ne hikmetse müesses nizam, resmi ideoloji bu inancın eşit, özgür bir temelde, cemevlerinde yürümesini ve yürütülmesini kabul etmiyor, kabul etmemek gibi inkarcı, kabul etmemek gibi bir tutum içerisinde.”

    “NEDEN CEMEVLERİ İBADETHANE OLRAK KABUL EDİLMİYOR?”

    “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin kime ne zararı vardır?” diye soran Milletvekili Bülbül, “Bu kadar çoğul, bu kadar geniş, bu kadar kapsayıcı, bu kadar kardeşçe, bu kadar hakkaniyetle bakan, cinsleri, etnik kimlikleri, halkları ayırmayan, 72 millete bir nazarla bakan bu inancın kime ne zararı vardır? Bu inanç neden yasaktır? Niye cemevleri ibadethane olarak kabul edilmemektedir? Herke biliyor ki, türlü iftiralara, türlü karalamalara rağmen, Osmanlı’dan kalma nefret suçları dolu iftiralara rağmen cemevlerin, cemlerde Hakk’ın, adaletin, varlığın, birliğin, dirliğin ibadeti yürütüldü. Ne yazık ki inancımızın yürümesi, yürütülmesi, temsil edilmesi, taliple pir’in buluşması, taliple ocakzadelerin buluşması konusunda bu saydığım şeyler çok vekil tarafından belki bilinmiyor. Çünkü televizyonlarda anlatma fırsatımız olmadı. Kürsülerde anlatma fırsatımız olmadı, yasak kondu buraya” diye konuştu.

    “BU PARLAMENTO ERENLERE, ABDALLARA, AŞIKLARA KARŞI SORUMLUDUR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, şunları kaydetti:

    “Bu parlamento saydığım bu değerlere, bu erenlere, evliyalara, abdallara, aşıklara, sadıklara karşı sorumludur. Bu sorumluluk bir an önce yerine getirilmelidir. Bu hakikat bir an önce kabul edilmelidir. Tıpkı cami, kilise, havra ne kadar hakkaniyetli, Hakk adalet için ibadet edilen yer cemevi de öyle bir yerdir. Hakk’a giden yol türlü türlüdür. Kimi namazla, kimi  niyazla, kimi kiliseden, kimi havradan gider ama Hakk ve hakikatte buluşmak şartıyla. Hakk ve hakikatte buluşmanız, hakkaniyeti kabul etmeniz, varlığa, dirliğe, birliğe hizmet eden, inkarcılığı ortan kaldırıp, bu hakkaniyeti kabul etmeniz ve bir an önce buna çözüm bulmalısınız.”

    PİRHA/ ANKARA

  • DAD İzmir Şubesi’nde bağlama kursu başlıyor; gençlere çağrı – VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nde bağlama kursu başlıyor; gençlere çağrı – VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebahat Çelik, Alevi inancına, kimliğine ve kültürüne yönelik asimilasyon politikalarının arttığına dikkat çekerek, 11 Temmuz Cumartesi günü dernek binasında bağlama kursu açılacağını söyledi. Çelik, gençlere kursa katılmaları için çağrı yaptı.

    Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebahat Çelik, Alevi inancına yönelik asimilasyon politikalarına ve 11 Temmuz Cumartesi günü derneklerinde açılacak bağlama kursuna ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Alevilik üzerinde büyük bir asimilasyon olduğunu belirten Çelik, “Gerek devlet tarafından gerek kendi içimizden bir asimilasyon politikası var” dedi.

    DAD’ın bu asimilasyon politikalarının engellenmesi ve kendi inancının özününü yaşatması için kurulduğunu kaydeden Çelik, “Şu an baktığımızda Alevi inancını söylemde yaşıyoruz pratiğe dökemiyoruz. O sebeple DAD sadece söylemde değil pratiğe de geçirmek için ortaya çıktı. Bu söylemi pratiğe geçirmemiz lazım aksi taktirde biz ritüelden ibaret kalırız” diye konuştu.

    Alevi kurumlarının Alevi inancının sadece ritüellerini gerine getirdiğini kaydeden Çelik, “Sadece ritüeller yerine getirildiğinde Aleviliğin yaşandığı düşünülüyor ama öyle değil” dedi. Çelik, bu asimilasyon politikalarına karşı bağlama ve dil kursları verileceğini söyledi.

    “ALEVİ İBADETİ BİR KALIBA SIĞDIRILIYOR”

    Köylerde yaşanılan Alevi inancına dikkat çeken Çelik, şehirlere göç ile birlikte ibadetin bir kalıba sığdırılmaya çalışıldığının altını çizdi.

    Çelik, “Herkes ibadeti bir şekilde yapıyor. Bir kalıba sığdı. Ama Alevilik bir kalıp değildir, Alevilik geniş bir kültürdür. Bunun önüne geçmek gerekiyor” dedi.

    ‘Yol bir, sürek bin bir’ tabirini hatırlatan Nebahat Çelik, bütün süreklerin kendi ibadetini ve ritüelini yaşaması gerektiğini söyledi.

    Bu kapsamda 11 Temmuz Cumartesi günü Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi’nde bağlama kursu verileceğini duyuran Nebahat Çelik, bu çalışmanın gençlerden gelen talep doğrultusunda ortaya çıktığını söyledi.

    Sazın Alevilikte önemli bir yeri olduğunu söyleyen Çelik, gençlerin bunu çok önemsediğini belirterek, talepler doğrultusunda bağlama kursu vereceklerini kaydetti.

    BAĞLAMA KURSU 11 TEMMUZ CUMARTESİ GÜNÜ BAŞLIYOR

    Önümüzdeki süreçlerde dil kursu açmayı düşündüklerini belirten Çelik, “Çünkü kendi dilimizi de unutmuşuz. Dilimiz çok önemli. Kendi dilimizi rahat konuşamıyoruz ya da yazılanı okuyamıyoruz. Bu konuda çok asimile olmuşuz” dedi.

    Bu tür etkinliklerin önemli olduğunu söyleyen Çelik, özellikle gençlerin katılması için çağrı yaptı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    PİRHA – Dede  Erdoğan Sezer ve Efe Engin, Suriye’de süren askeri operasyona dair, “Ağaç kesmek isterken dahi gülbeng verip rızalık alan bir toplumun bu operasyona rızalık vermesinin mümkünatı yok” dedi.   

    Haberin videosu

    Yedinci günü geride kalan Suriye’nin kuzeyine yapılan operasyonla birlikte sivil ölüm haberleri de geliyor. Birçok kesimle birlikte Alevi toplumu da harekatın biran önce durdurulması yönündeki ısrarını sürdürüyor.

    Dede Efe Engin ile Dede Erdoğan Sezer de “Ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok” diyerek süren operasyona karşı olduklarını açıkladılar.

    “ÖLÜM ÜZERİNE RIZALIK VERMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Dede Efe Engin, “Yolumuz gereği varlığın birliğine inanırız” diyerek sürece dair şu yorumu yaptı:

    “Cümle canları Hakk gören bir bakış açısına sahibiz. Bu bakış açısının sebep olduğu üzere bu inanç sevgi ile 72 millete bir nazarda bakmak, kendine reva görmediğini başkasına görmeme üzerine kurulu. Bu bakış açısına göre bizim bir başka insana, kaldı ki avcıları bile cemine sokmayan bir inanış ve hakikat olarak kalkıp bir başkasını öldürmeye rızalık göstermemizin mümkünatı yok. Zaten Alevi inancına göre; ölüm üzerine yaşanan bir düşünceye rızalık vermesini bekleyemeyiz. Böyle bir şeyin mümkünatı yok. Yolumuza terstir. Bir ağacı bile keserken gülbeng verip onun rızalarını alarak kesen bir inançtan söz ediyoruz. Dolayısıyla da buna rızalık vermenin mümkünatı yoktur. Üstelik nasıl ki ülkemiz topraklarında demokratik laik bir cumhuriyeti savunuyoruz, nasıl Çanakkale sınırlarından Fransızlar, İngilizler girerken biz bunu istememiş isek bir başkasının ülke sınırlarından da içeri girmememiz lazım. Bu yaşananlara destek vermememiz lazım” dedi.

    “CAN ALMAK ALEVİ İNANCINA TERSTİR”

    Engin’in eleştirileri odağında Diyanet İşleri Başkanlığı da vardı. Başlatılan harekat ile birlikte camilerde sela okutulmasının yanlış olduğunu ifade eden Engin, “Diyanet, cezaevleri, sağlık hizmetleri ve milli eğitim ile yaptığı sözleşmesi gereği artık iç içe geçmiş bir süreç yaşıyor. Dolayısıyla operasyonla birlikte sela okunması bir başka inanç ve fikirlerin yok sayılması anlamındadır. Can öldürmeye ve şehitlik esası üzerine bir can feda etme üzerine bir yapı kurmak kesinlikle Alevi inancına terstir” dedi.

    “İNANCIMDA CANLARA KIYMAK YOKTUR”

    Dede Erdoğan Sezer ise Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim yaratandan dolayı” sözünü hatırlatarak “Herkesin yaşama hakkı vardır” dedi.

    Sezer, Alevi toplumunun tüm savaşlara karşı olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Savaşlar olmasın, insanlar ölmesin, anneler ağlamasın. Ama ne çare bütün canlılar ağlıyor. Sadece oradaki kitlenin, Suriye’de yaşayan Alevilerin değil, Kakailer, Ezidiler, Süryaniler ve diğer azınlık topluluklar var. Hepsi yaratılan tarafından yaratılmış. Onun için insanların, savaşı önce kendi nefisleri ile yapması gerekir. Önce yaşamak için savaşması gerekir. Onun için toplumları yok etmek değil; insanları öldürmek, canlara kıymak, annelere gözyaşı döktürmek inancımda yoktur. Çünkü biz de ‘kurdun, kuşun lokması’ deyip bütün canlıların yaşamı için lokma veriyorsak, ‘yerde sürünen solucanın, yürüyen karıncanın ve ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok’ diyorsak bir canın bedenden koparılmasına da karşıyız. Yapılanları doğru görmüyoruz. Dünyanın, barış, huzur, kardeşlik, dostluk ve paylaşım içinde yaşanmasından yanayız.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • AVF: İnanç önderleri Alevi Lisesi’nde değil cemevlerine yetiştirilmeli

    AVF: İnanç önderleri Alevi Lisesi’nde değil cemevlerine yetiştirilmeli

    PİRHA – Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut, yaptığı yazılı açıklamayla Alevi İmam Hatip Lisesi’ne tepki gösterdi. Akbulut, Alevi kurumlarının ortak akıl yürüterek karar alma uygulamasının sekteye uğratıldığını belirterek, “İçinde cemevi bulunan bir eğitim kurumunun laik eğitimin altına gizlice yerleştirilen bir dinamit olduğunu düşünmekteyiz” dedi. 

    İstanbul Halkalı’da  açılacak olan Özel statülü Hacı Bektaşi Veli Anadolu Proje Lisesi yeni eğitim öğretim yılında eğitime hazır. Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut, yaptığı yazılı açıklama ile Alevi İmam Hatip Lisesi’nin laik eğitim sistemine aykırı olduğunun altını çizdi.

    Alevi toplumunun geleneksel Alevilikten modern veya kent Aleviliğine geçme aşamasındaki sancılı sürecin Alevi tarihinde önemli bir kırılma noktası olduğu belirtilen açıklamada, bu tarihsel dönemin gerek Aleviler gerekse Devlet tarafından yanlış yönetildiği kaydedildi.

    “AHİM KARARLARI İŞLETİLSİN”

    Aleviliği sürdürme iddiasındaki Alevi kurumları arasında ortak bir akıl etrafında düşünüp, karar alıp uygulama kültürü birileri tarafından hep sekteye uğratıldığına dikkat çekilen açıklamada, her kurumun ayrı Alevilik mücadelesi vermeye çalıştığı belirtildi.

    Halkalı’da açılacak olan Özel statülü Hacı Bektaşi Veli Anadolu Proje Lisesi’nin kimi çevrelerce bir kazanım kimi çevrelerce asimilasyon aracı olarak değerlendirildiği belirtilen açıklamada,  AİHM kararları çerçevesince Alevi toplumunun ayrımcılığa uğratılarak verilmeyen haklarının devlet tarafından bir an önce verilmesi istedi.

    AHİM’in kararları hatırlatılan açıklamada, Alevi kurum ve inanç önderlerini hiçe sayarak Devlet kurumları ile Alevi inanç sistemini kökten değiştirmeye yönelik her türlü çabanın amacına ulaşamadığı belirtildi.

    Yüzyıllardır her türlü baskıya ve katliamlara rağmen Aleviliği günümüze taşıyan Alevi İnanç önderlerinin olduğu kaydedilen açıklamada, “Bu geniş mutabakat olmadan yapılan ve içinde cemevi bulunan bir lise bizim ne laiklik anlayışımıza ne ulaşmaya çalıştığımız ilim yoluna ne de tarihimize bakış açımıza hiç bir şekilde uymamaktadır” denildi.

    “İÇİNDE İBADETHANE OLAN BİR PROJE DESTEKLEMİYORUZ”

    Açıklamada, içinde cemevi ve cami olan bir okulun laik eğitim sistemine ters olduğu belirtilerek şöyle devam edildi;

    “Kamu kurumlarında başlayan ve okullara kadar inmesi planlanan ibadet yeri adı altında açılan mescitlere laik bir dünya görüşüyle karşı çıkıp içinde ibadethane olan bir proje lisesini desteklemek mümkün değildir. Alevi İnanç önderlerinin yetişmesini üstlenmek adı altında İnanç sistemimize kasıtta bulunmak her şeyden önce AİHM kararlarını uygulamak zorunda olan hükümetin samimiyetsizliğidir.

    Biz bugün ne kadar içinde cami olan bir eğitim kurumunun laik eğitim açısından yanlış olduğunu düşünüyorsak içinde cemevi bulunan bir eğitim kurumunun laik eğitimin altına gizlice yerleştirilen bir dinamit olduğunu düşünmekteyiz.

    Geleneksel Alevilik nasıl yüzyıllar boyu kendi inanç önderlerini yetiştirip bugünlere getirmişse bu süreçte modern kent Aleviliği de bu süreci yönetecektir ama kesinlikle Alevi liseleri açarak değil sayısı beş binlere ulaşan cemevlerini daha işler, yoğun çalışan ilim yuvaları haline getirip canlandırmakla olacaktır.”  (HABER MERKEZİ)

  • Can Kasapoğlu: Alevi kimliğini taşıyabilecek olanlar meydanlara çıkmalı

    Can Kasapoğlu: Alevi kimliğini taşıyabilecek olanlar meydanlara çıkmalı

    PİRHA- Gazeteci Yazar Can Kasapoğlu, 24 Haziran seçimlerinde Alevi kimliğini taşıyabilecek olanların meydanlara çıkması gerektiğini vurgulayarak, “Aday adaylarının Alevi inancını tanıması elzemdir” dedi. 

    Gazeteci Yazar Can Kasapoğlu  “Alevi aday adayları ve seçim komisyonları üzerine bir analiz” başlıklı yazısında 24 Haziran seçimlerini, Alevi adaylarının niteliklerini ve Aleviliğin mecliste temsilinin nasıl olması gerektiğini değerlendiriyor. 

    Kasapoğlu, yazısında her seçim döneminde olduğu üzere siyasal partilerin dikkatlerinin Aleviler üzerinde yoğunlaştığını ve Alevilerin seçimlerde alacağı tavrın Alevilerin geleceği açısından büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti. 

    “CUMHURİYET, ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN TASFİYESİ ÜZERİNE ŞEKİLLENMİŞ”  

    Seçimde, Alevi kimliğini taşıyabilecek olanların meydanlara çıkması gerektiğini vurgulayan Gazeteci-Yazar Can Kasapoğlu, şöyle yazdı:

    “Özellikle cumhuriyetle birlikte Alevilerin ‘sözde laik’ TC’yi sahiplenmesi sağlanmış ancak hiçte laik olmayan, başta Aleviler olmak üzere Mezopotamya-Anadolu’da Kürtlere, Alevilere ve diğer kadim azınlık halklar ile inançlarına adeta ‘kan kusturan’ bu sistem, ne Alevileri ne de diğer halkları ve inançlarını sahiplenmemiştir.

    Zaten genel olarak Kürtlerin ve özel olarakta Alevilerin tasfiyesi üzerine şekillenmiş cumhuriyetin siyasal parti ya da partileri, ne zamanki seçimler zamanı gelmiş, işte o zaman mevcut sistem ve onun düzen partileri Alevilere ‘şirin’ görünmek adına tekrardan sinsi, çıkarcı, asimilasyoncu ve diğerini ‘öcü’ gösterip kendini ise ‘şefkatli’ gösteren sahte ve yalancı siyaseti ile Alevilerin karşısına çıkmaktan utanmamıştır.

    Giderek su yüzüne çıkan bu siyasetleri ve deşifre olmalarından ötürü cumhuriyetin ‘köklü’ partileri ise başından beri olduğu üzere son dönemlerde ‘yine Alevi Aday’ adı altında ikinci bir kuşatmaya yöneldikleri gözlemlenmektedir.”

    “ADAY ADAYLARININ ALEVİ İNANCINI TANIMASI ELZEMDİR”   

    Can Kasapoğlu yazısında bu noktada aday adaylarının kriterleri ve bu adayların başvurularını değerlendiren ‘komisyonlar’ da görev alanlarında ‘Alevilik ve Aleviler’ olmak üzere genel olarak ‘Alevi inancını’ tanımasının elzem olduğunu ifade ediyor:

    “Elbette başvuru şartları bulunan her Alevi kişinin başvuru hakkı vardır ve ‘aday-adaylığı’ süreci yaşanacaktır. Başvuru sonrasında ise komisyonlar tarafından demokratik bir şekilde değerlendirilen ‘aday-adaylarının’ durumu netleşecek ve yarış başlayacaktır. Burada önemle üzerinde durulması gerektiğine inandığımız bir-iki başlığa dikkat çekmekte yarar var.

    Bunlar;

    Bürokratik vb sorunları olmayan aday-adaylarının başvurularını değerlendiren ‘komisyonların’ adaylardaki Alevilerle ilgili hangi kriterleri gözönüne alıp-almadığıdır. Bu anlamda ‘komisyon’da görev alanlarında başta ‘Alevilik ve Aleviler’ olmak üzere genel olarak ‘inançlarımızı’ ne kadar tanıyıp-tanımadığı elzemdir. Bazı durumlara ‘özgün’ yaklaşmak önemlidir.

    Diğer bir deyimle herhangi bir kurum ya  da federasyon-konfederasyon tarafından ‘önerilen’ adaylar önemli olduğu kadar bu tek başına yeterli olmayabilir. Esas belirleyici olanın ise adayın olduğu kadar ‘aday-adaylığı’ başvurusu yapan ya da önerilen kişinin yukarıda adı geçen ana başlıklara nasıl yaklaştığı, bu anlamda birikimi, deneyimi vb. yetenekleri, çözüm önerileri var mıdır, yok mudur meselesidir.”

    “HDP 7 HAZİRAN 2015 SEÇİMLERİNDE FARKLI BİR DURUŞ GÖSTERMİŞTİR”   

    Can Kasapoğlu yazısında, 7 Haziran 2015 seçimlerinde Halkların Demokrasi Partisi’nin (HDP) mevcut ve partilerden farklı bir duruş sergilediğini bizzat Alevilere, Alevi federasyon veya şahsiyetlerine, ‘gelin kendinizi temsil edin, kendi adınıza siyaset yapın’  diyerek yeni bir yaklaşım gösterdiğini belirtiyor.

    Kasapoğlu şöyle devam etti:

    “Kaldı ki HDP içerisinde zaten oldukça önemli sayıda Alevi inançlı milletvekilleri var iken HDP bunu yapmıştı ancak bunlar daha çok ‘genel’ anlamda bir siyaset yapıyorlardı. Yani bir bakıma HDP, Alevilere ‘Kontejan’ vererek bir kapı açmıştı.

    “ALEVİ KİMLİĞİNİ TAŞIYABİLECEK OLANLAR MEYDANLARA ÇIKMALI”    

    Can Kasapoğlu yazısını Alevi kimliğini taşıyabilecek, sahiplenecek  ve de hesap sorabilecek adayların meydanlara çıkması gerektiğini ifade ederek şunları vurguluyor:

    “Başka bir deyimle salt ‘Alevidir’ yerine, Aleviler içinde veya yapılan ‘Aday-Adayları’ başvuruları arasında yukarıda belirttiğimiz sıfatlara, birikime sahip, bu anlamda bedel de ödemiş ya da ödemeyi göze almış, gerek ülkede ve gerekse diasporada Alevi kurumlarında hizmet veren akademisyen canlarımızın olduğuna inanıyorum.

    Sonuç olarak bir bütün olarak bu değerlerimiz, devletin resmi dini statüsündeki İslamiyetin hem tesiri ve hemde esiri altındadır!

    24 Haziran 2018 seçimlerinde hem Alevilerin ve hem de Aleviliğin kendi temsiliyetini meclise taşıyacak, Aleviliğin tarihsel onurlu duruşunu sahiplenerek zalimlerden hesap soracak olanlar çıkmalı ‘hak meydanına.”   (HABER MERKEZİ)

     

  • Bülbül: Semahın halk oyunu olarak gösterilmesi Alevi inancının içini boşaltmaktır-VİDEO

    Bülbül: Semahın halk oyunu olarak gösterilmesi Alevi inancının içini boşaltmaktır-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) önceki genel başkanlarından Eğitimci- Yazar  Kemal Bülbül, İlkokul 2. sınıf Hayat Bilgisi 3. ders kitabında semahın zeybek, horon ve halay gibi halk oyunu olarak gösterilmesine sert tepki gösterdi. Bülbül, “Semahın kitapta folklorik bir öge olarak, ibadet yanını, hakikat yönünü bir yana bırakıp kültürel anlamda ele alınmış olması Alevi inancına yapılan bir hakarettir” dedi. 

    Haberin videosu

    İlkokul 2. sınıf Hayat Bilgisi 3. ders kitabında semahın zeybek, horon ve halay gibi halk oyunu olarak gösterilmesine tepkiler devam ediyor.

    PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) önceki genel başkanlarından Eğitimci- Yazar Kemal Bülbül, eğitim programının ırkçı, asimilasyoncu olduğunu belirterek, “Özellikle ders kitaplarında semahın folklorik bir öge, ibadet yanını, hakikat yönünü bir yana bırakıp kültürel anlamda ele alınmış olması Alevi inancına yapılan bir hakarettir” dedi.

    Semahın halk oyunu olarak gösterilmesinin Alevi inancının içini boşaltmak olduğunu vurgulayan Bülbül, şunları ifade etti:

    “Alevilerin cem olarak birbiriyle olan yan yana getirildiği, dayanışmayı, toplumsal, ruhsal ahlaki, sosyal ve ekonomik dayanışmayı ortadan kaldırmak ve bunu çocukların gözünde sıradanlaştırmak çocukların ileri yaşamlarında tenesül edeceği yola ikrar vereceği halini ortadan kaldırma yaklaşımıdır. Bu programda da, hükümet programında da sistematik olarak bu yürütülüyor. Kendi piyasacı İslam’ı dışındaki bütün inançlara dönük bir hakarettir. Bir aşağılama söz konusudur.”

    “TEK DİNCİ YAKLAŞIMLA ALEVİ İNANCINI ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORLAR”

    Alevi inancının hedef alındığını belirten Bülbül, bunun nedenlerini şöyle açıkladı:

    “Hedef alınmasının sebebi şudur: Alevi inancında sosyal dayanışma haksızlığa karşı mücadele etme, aydınlanma, okuma, araştırma, büyüğü ile küçüğü ile ilişki, komşularla ilişki, farklı olanla ilişki, farklı olanı hakir görmeme, hakir olanı da kendinden bilme niteliğini, özelliğini, ortadan kaldırarak tekçiliği örgütlemedir bu. Zaten hükümetin tek tek diye ifade ettiği kavramların hepsini biliyoruz. Bunların dayandığı noktada aslında hükümet tarafından örgütlenen tek dinci yaklaşımdır. Burada İslamı da kendi iktidarına alet etmektir. Ve bu tek dinci yaklaşımla Alevi inancını ortadan kaldırmak, çocukların hafızalarını da bulandırma, Alevi hakikat değerlerine, kültürel değerlerine de hakaret etme girişimidir, diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA