PİRHA-Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmek istenmesine tepki gösteren paylaşımı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in üçüncü duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 16 Kasım Salı günü görülecek.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in, Tokat’ın Erbaa ilçesinde bulunan Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmek istenmesi üzerine kaleme aldığı yazısında yer alan “Burası yüzyıllardır Alevilerin cem yaptığı bir dergâhtır. Cami, ezan, hoparlör istemiyoruz. İmamınızı da alın, gidin” şeklindeki sözleri nedeniyle yargılandığı davanın üçüncü duruşması 16 Kasım günü görülecek.
Demir, “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” iddiasıyla yargılanıyor. Çağlayan’daki İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşma saat 11.20’de başlayacak.
Duruşma öncesi Tokat Erbaa Keçeci Köyü Derneği ve Keçeci Baba Cemevi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, Laikliğe Çağrı Birlikteliği, Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu ile Uluslararası Alevi Araştırma Dayanışma ve Eğitim Vakfı, Demir’in davasına çağrı yaptı.
KPSS’de 96 puan alan ve Sağlık Bakanlığı’nın açtığı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlığı kadrosuna başvuran sağlıkçı A.D’ye mülakatta, ‘Yozgat’taki köyünün Alevi mi Sünni mi’ olduğu soruldu. Alevi olduğunu söyleyen A.D. mülakatta elendi.
Kronos34‘ün haberine göre, Ankara’da Kamu Personel Seçme Sınavı’nda (KPSS) 96 puan alan bir sağlıkçı Sağlık Bakanlığının açtığı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlığı kadrosuna başvurdu. A.D. isimli kadın aday mülakatta Alevi olduğu söyleyince yüksek puan almasına karşın ataması yapılmadı.
Son KPSS sınavına Konya nüfusuna kayıtlı B.A., ile Yozgat nüfusuna kayıtlı A.D., de girdi. Sınav neticesinde A.D., 96, nişanlısı ise 86 puan aldı. Nişanlı çift, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlığı kadrosuna başvuru yaptı. Geçtiğimiz günlerde A.D. ve B.A., mülakat için Ankara’daki merkeze çağrıldı. Aldıkları puandan dolayı kadroya gireceklerinden şüphe duymayan çift, sonuçlar açıklandığında hayal kırıklığı yaşadı.
‘YOZGAT’IN HANGİ KÖYÜNDENSİN? KÖYÜN ALEVİ Mİ YOKSA SÜNNİ Mİ?’
Ulaşılan bilgilere göre; mülakata katılan heyet, ellerinde kimlik bilgileri bulunan bayan A.D.,’ye memleketi Yozgat hakkında bazı bilgiler sordu. A.D., ise Yozgat ile ilgili spesifik bilgileri tekrarladı. Sonra heyetten biri, doğduğu köyü sordu. Ardından köyün, Alevi mi yoksa Sünni köyü mü, olduğu sorusunu yöneltti. A.D. “Alevi köyü” dedi. Ardından mülakat neticelendirilerek, A.D., dışarı alındı. Aynı kurulun mülakatına 86 puan alan nişanlısı da girdi. Ona da benzer sorular soruldu. B.A., Konyalı olduğunu, Sünni olduğunu heyete aktardı. Mülakatta alanıyla ve siyasi süreçle ilgili de birkaç soru yöneltildi. B.A., üstü kapalı olarak sorulara cevaplar verdi.
Birkaç hafta sonra mülakat sonuçları açıklandı. KPSS’den 96 puan aldığı için Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlığı kadrosuna gireceğine kesin gözüyle bakan A.D., büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Sonuçlarda A.D.’nin mülakatta düşük not aldığı belirtildi. A.D.’yi tek teselli eden ise nişanlısının kadroya alınması oldu.
PİRHA-Kayseri ilinin Sarız ilçesine bağlı Kırkısrak Köyü’nde yaşayan Alevi yurttaşlar devletin asimilasyon politikalarına rağmen inançlarının gerektirdiği gibi dayanışma ve paylaşma kültürüyle yaşamaya devam ediyor. Köy muhtarı Mehmet Babür; “Sosyalist yapısından dolayı köyümüz sisteme aykırıdır. Aleviliği de farklı bir boyutta, tabulardan uzak yaşayan bir köydür. İnsanı öngören daha hakikatçi, realist düşünen bir yapısı vardır” dedi.
Alevilerin yaşadığı köylerde asimilasyon politikası hız kesmeden sürerken, bu politikalardan etkilenmeden inançlarını, geleneklerini ve kültürlerini yaşatmaya devam eden köylerden biri de Kayseri ilinin Sarız ilçesine bağlı Kırkısrak Köyü.
Kırkısrak Köyü’nde yaşayan Alevi yurttaşlar devletin asimilasyon politikalarına rağmen inançlarının gerektirdiği gibi dayanışma ve paylaşma kültürüyle yaşamaya devam ediyor. Köy muhtarı Mehmet Babür Kırkısrak Köyü’ne ilişkin bilgiler vererek; enternasyonal düşünen, dayanışmacı, ilerici, tabulardan uzak yaşayan yapıları olduğunu ve bundan dolayı da yönetimler tarafından üvey evlat muamelesi gördüklerini aktardı.
“KÖYÜMÜZ DERSİM’İ ANDIRIR, DÖRT DAĞ İÇİNDEDİR”
Kırkısrak Köyü’nün 1800’lü yılların başında genellikle Malatya’dan göç eden birkaç aile tarafından kurulmuş bir Kürt Alevi köyü olduğunu belirten Babür şunları aktardı:
“Rivayetlere göre kan davasından dolayı oradan göç etmişler, buraya yerleşmişler. Fakat sadece Malatya Akçadağ Kürecik’ten gelen bir köy halkı yok. Onun dışında Dersim’den gelen o yöreden ve başka illerden, ilçelerden gelenler de var köyümüzde. Aynı bölgeden zorunlu göç eden ailelerin oluşturduğu bir köydür burası.
Dağlık bir köy ayrıca. 4 dağın arasına kurulmuş bir köydür. 4 dağın arasında çukurda kalan bir köydür. Bin Boğaların etekleri ve Bin Boğaların devamı olan sıra dağların arasına kurulmuştur. Bir boğazla ikiye ayrılır. Aşağı köy ve Yukarı Köy diye adlandırılır. Ama tek köydür, muhtarlığı tektir yani. Görsel olarak şöyle anlatabilirim; Dersim’i andırır. Dört dağ içindedir. Zamanında ilk kurulduğu yıllarda çok ormanlık bir bölgeymiş. Aşırı derece sık bir orman varmış. Sonrasında ise ihtiyaçlardan dolayı, zaruretten dolayı ev yapımı ya da ticaret amaçlı bu orman bir şekilde katledilmiştir. Şu anda yeni yeni bir orman oluşumu var.”
“ALEVİ KÜRT KÖYLERİNİN ZORUNLU GÖÇÜ BURADA DA BOY GÖSTERMİŞTİR”
Köyde yaşayan halkın asıl geçim kaynağının hayvancılık olduğunu ancak yurt dışına gidişlerin yoğunlaşmasından dolayı hayvancılığın da artık nadiren yapıldığını ifade eden Babür şunları dile getirdi:
“Ekonomisi genellikle dışarıya bağlıdır. Yani bütün kırsal alandaki Alevi Kürt köylerinin daimi göçü, zorunlu göçü burada da boy göstermiştir. Malatya’dan buraya buradan daha uzak şehirlere, o uzak şehirlerden de yaşam standartlarını yükseltmek için yurt dışına göçler vermiştir. Çok kalabalık bir köydür aslında. Büyük bir nüfusa sahiptir. Hatta bu köyden kurulan birkaç köy daha vardır. Pınarbaşı’nda, Sarız’da, Maraş’ın Afşin ilçesinde bu köyden çıkan yani bu köyün halkının kurduğu böyle birkaç köy daha var. Ama stabil olarak, sabit olarak şu anda yine en büyük köy Kırkısrak’tır bunların içinde.”
Köylerinde dayanışmacı ve sosyalist bir yapının olduğunu vurgulayan Babür sözlerine şu şekilde devam etti:
“Köylülerin genelinde zaten imecenin yoğunluğu vardır. İmece boy gösterir köyümüzde. Burada bunun yoğun olmasının sebebi biraz köyümüz dışa itilmiştir. Alevi ve Kürt köyü olduğundan, dağlık olduğundan, şehre çok uzak olduğundan dolayı insanların birbirine daha yoğun yaklaşması, daha ilgili olması söz konusudur. Yani birkaç ailenin tek aile gibi hareket etmesi zorunluluğunu oluşturmuştur. Dolayısıyla evet dayanışmacı bir köydür. Misafirperver bir köydür. Yolculara, gelene geçene, kaçağa göçeğe, zorda olana darda olana çok ev sahipliği yapmıştır. Bu anlamda çok misafirperver bir köydür. Coğrafyasından dolayı biraz asi bir köydür. Birazcık sert bir yapısı vardır. Ama o sertliğin altında da gerçekten yüreğinde emek içeren, dayanışma içeren, daha vicdanlı bir halka sahiptir köyümüz.
Sosyalist yapısından dolayı sisteme aykırı, genele aykırıdır köyümüz. Aydın düşünen, ilerici düşünen bir köydür. Aleviliği de farklı bir boyutta tabulardan uzak yaşayan bir köydür. Çok fazla İlahı değil de insanı öngören daha hakikatçi, realist düşünen bir yapısı vardır. Tapınmalar, ibadetler çok yoğun değildir bu köyde. Genellikle insan ağırlıklı yaşarlar. Dolayısıyla sosyalist yapısından da kaynaklı okuma oranı çok yüksektir. Çok okuyan gencimiz, büyüğümüz var. Yani profesörler çıkarmıştır bu köy, sanatçılar çıkarmıştır, yazarlar çıkarmıştır. Bu köy de kendisini yetiştirebilen, imkanlarını zorlayan bir köydür. İmkansızlıklara rağmen bunu başaran bir köydür. Dolayısıyla azimli bir yapısı da vardır. İnsanlar özgürlükçü düşünürler. Bu yüzden de biraz sistem tarafından, üst yönetimler tarafından üvey evlat muamelesi gören bir köydür.”
Sosyalist yapıda bir köy oldukları için ayrımcılığa uğradıklarını söyleyen Babür; “Bundan ötürü de yeni yapılan tüm çoğu hizmette de zaten köy halkının yurt dışında olan köylülerimizin desteği ile ya da hem vakfımız hem derneklerimizle Kırkısrak Köyü adına kendi imkanlarımızla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Biz öncü olmaya çalışıyoruz, önayak olmaya çalışıyoruz. Yapabildiğimiz kadarıyla da üst yerel yönetimlerden destekler almaya çalışıyoruz. Çünkü tek başına bunu karşılamak istemiyorlar, karşılamıyorlar da. Dediğim gibi bizim köylülerimizden birçoğu yurtdışında ve onların da destekleriyle olabilen, yapılabilen şu ana kadar yapılmış olan hizmetlerin bir kısmını köylü kendi imkanları ile karşılıyor” diye konuştu.
“VERİLMESİ GEREKEN HİZMETLERDEN ÇOK FAYDALANAMIYORUZ”
Köylerinde cami olmadığını belirten Babür, Alevi köyü olarak zorluklar yaşadıklarına da değinerek şunları kaydetti:
Köyümüzde cami yok. Dolayısıyla caminin olmasına da çok izin verecek bir yanımız yok. Çünkü bizim inancımıza çok uygun değil. Hatta hiç uygun değil. Bizim dünya görüşümüze de, yani köylünün dünya görüşüne de çok uygun değil. Sadece bizim köy değil buradaki Alevi köylerinin tamamı böyle düşünür. Ama en yoğun olarak tepkisini koyan bizim köydür burada. Yani daha enternasyonal düşünüyoruz, daha genelci, daha ilerici, daha böyle tabulardan uzak yaşayan insanlarız. Ve insanları camii ve benzeri gibi yerlerde fikir yürütmesine ya da bunları kabul etmesine izin veren bir yapımız yok. Dolayısıyla camide yok. Yapılması istenirse de buna izin verecek bir halk yok burada. Halk şu an olmadığı için rahatsız değil ama olduğunda tepki de gösterir.
Çok yoğun zorluklar değil ama yine hissedilebilir zorluklar yaşıyoruz. En azından yani belediyenin yapılması gereken hizmetlerimiz var onlardan faydalanamıyoruz. Birçok yerde, birçok köye bütün imkanlar sağlanırken ilçe içerisinde bizim köyümüz haricinde bulunan birkaç köy daha var Alevi Kürt köyü olan. Bazı mağduriyetler yaşıyoruz hepimiz. Yani yollarımız, su kaynaklarının doğru dağıtılması, asfaltımız yok, iletişimde yeni yeni standartlara ulaştık, kanalizasyon sistemi sıkıntılı. Olması gereken, belediyeler tarafından verilmesi gereken hizmetlerden çok faydalanamıyoruz. Bu doğrultuda bizim köy derneklerimiz var biraz o konuda baskı yapıp hizmet almaya çalışıyoruz. Muhtarlık olarak her yeri zorlamaya çalışıyoruz, almaya çalışıyoruz.”
“PANDEMİ SÜRECİNİ DAYANIŞMAYLA ATLATTIK”
Kırkısrak köylüleri olarak pandemi döneminde yaşadıklarını da anlatan Babür, “Ülke genelinde geçtiği gibi geçti. Ama bizimki ülke genelinden biraz daha zor geçti. Dediğim gibi çok uzak sayılan, üvey evlat muamelesi gören bir köyüz. Dolayısıyla pandemi sürecinde biz rejimin standart patates, makarna gibi o aşağılayıcı mallarını da alamadık. Önce köylümüz, kendi derneklerimiz ve vakfımız aracılığı ile Köy Muhtarlığı olarak köylülerimize, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmaya çalıştık. Pandemi süreci köyün yaşam tarzını çok değiştirmedi ama zorluklarını da yansıttı. Yine o dayanışmacı halini de ortaya koydular yurtdışı derneklerimiz. Londra’da, Almanya’da, Fransa’da derneklerimiz var. İş adamlarımız var. Herkesin destekleriyle bu süreci atlatmaya çalıştık. Biz hükümetten herhangi bir destek almadık, herhangi bir destek de görmedik. Kendi çabalarımızla atlattık.”
PİRHA-Kars’ın Selim ilçesine bağlı Katranlı Köyü’nden Alevi yurttaşların göç etmesiyle birlikte bu köye yerleşen Sünni yurttaşların Alevilerle ortak olan mezarlıklarını ayırdığı ortaya çıktı. Durumu fark eden Eski Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “Aleviler çeşitli nedenlerle yerlerini satıp gidince burada yaşayan Sünni yurttaşlarımız mezarları ayırdı. Anladığımız kadarıyla Alevilerin mezarlarını mezarlıklarına koymak istemiyorlar. İçler acısı bir durum” dedi.
Kars Selim’e bağlı Katranlı Köyü daha önce Alevilerin yaşadığı bir köyken, Alevilerin çeşitli nedenlerle başka şehirlere göç etmesi nedeniyle köye Sünni nüfus yerleşti. Nüfusu çoğalan Sünni yurttaşlar daha önce Alevi yurttaşlarla ortak olan mezarlıklarını ayırdı.
“SÜNNİ YURTTAŞLARIMIZ MEZARLARI AYIRDI”
Yaşanılan durumu fark ederek kayda alan Eski Arnavutköy Cemevi BaşkanıYüksel Yılmaz şunları aktardı:
“Bu mezarlığın olduğu köy geçmişte Alevi Bektaşi köyüydü. Ama maalesef Aleviler Bektaşiler çeşitli nedenlerle yerlerini satıp gidince burada yaşayan Sünni yurttaşlarımız mezarları ayırdı. Anladığımız kadarıyla Alevilerin mezarlarını mezarlıklarına koymak istemiyorlar. İçler acısı bir durum maalesef böylesi bir düşünceyle karşı karşıyayız bu ülkede.
Alevi Bektaşiler buradan taşınınca mezarlık bakımsız kaldı. Mezarlıkta yer olmasına rağmen buraya sonradan gelip yerleşen Sünni yurttaşlar kendilerine ayrı bir mezarlık alanı yapmışlar.
Burada Alevilerin onlarca köyü böyle kaldı. Bu nefret ve kin Alevilere neden yapılıyor?”
PİRHA- Elazığ Milli Eğitim Müdürü tarafından ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ denilerek engellendiği iddialarına tepkiler gelmeye devam ediyor. HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül Alevi toplumuna yönelik tekçi ırkçı inkar politikalarının hız kesmeden devam ettiğine vurguda bulunur iken, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday ise Alevilerin kamusal haklarından mahrum etmeye çalışmanın ayrımcılık ve nefret suçu olduğunu olduğuna işaret etti.
Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’nde bulunan bir köy okulu, 2020 yılında yatırım programına girdi. Ancak kentte meydana gelen depremin ardından okulun ağır hasar aldığı söylenerek yıkımına karar verildi. Okulunun tekrar yapımı için TOKİ tarafından ihalesi yapıldı. Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk tarafından okulun yapımın engellenmeye çalışıldığı öne sürüldü. Uzuntarla köyü muhtarı Ali Özarslan Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk’ün ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ dediğini iddia etti.
Yaşanan bu olaya başta Alevi örgütleri olmak üzere birçok kesimden tepki geldi.
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül Alevi toplumuna yönelik tekçi ırkçı inkar politikalarının hız kesmeden devam ettiğine vurguda bulunur iken, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday ise Alevilerin kamusal haklarından mahrum etmeye çalışmanın ayrımcılık ve nefret suçu olduğunu olduğunu dile getirdi.
“SANKİ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ DEĞİL DE YENİÇERİ AĞASI”
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, milli eğitim müdürünün inanç grupları arasında ayrım gözeterek suç işlediğini ve bir an önce görevden alınması gerektiğini ifade ederek, “Bu hizmeti yaparken hiçbir ayrım gözetmeksizin yapılması gerekiyor. Çünkü devlet denilen kurum eğitim, altyapı, sağlık gibi kamusal yaşamı ilgilendiren hizmetleri hiç ayrım yapmaksızın uygulamak zorunda. Lakin devlet böyle bir devlet değil. Alevi toplumuna dair geçmişten gelen geleneksel inkar, asimilasyon ve yok sayma politikalarının gereği olarak ortada bulunan somut bir durum. Ortada bir tane milli eğitim müdürü var bu sanki milli eğitim müdürü değil de yeniçeri ağası. Yeniçeri ağası gibi oraya buraya ferman salan, dolaylı direktifler yapan bir yaklaşım içerisinde. Muhtar, milli eğitim müdürü ve valiyle görüşmüş. Vali okulun oraya yapılması gerektiğini, yasal sürecin ve ihale sürecinin tamamlandığını söylemiş. Milli Eğitim Müdürü, ‘Ben Alevi köyüne okul yaptırmayacağım’ dedi. Şimdi bu bir suçtur, milli eğitim müdürü derhal görevden alınmalı. Milli eğitim müdürü inanç grupları arasında ayrım gözeterek, bir inancın ismini verip ötekileştirerek bariz bir şekilde suç işlemiştir. Hem Alevi toplumuna hem de insanlığa karşı bir suçtur” dedi.
“BU DURUM YARGI SÜRECİNİ DE GEREKTİREN BİR ŞEY”
Konuyu ilişkin Milli Eğitim Bakanı ile de görüşeceğini söyleyen Kemal Bülbül, “Burada yapılması gereken demokratik partiler, Alevi kurumları ve kanaat önderleri buna sahip çıkmalı ama aslında bu durum yargı sürecini de gerektiren bir şey. Çünkü açıkça Alevi inancını ötekileştiren ve hizmeti yerine getirmeyen, görevini ihlal eden bir tutum söz konusu o nedenle yargı sürecini de gerektiren bir şey. Alevilerin bulunduğu her köye altyapı, sağlık, eğitim hizmetlerini devletin kendiliğinden yapması gereken hizmetler olmasına rağmen Alevi köylerinin ayrıştırıldığını ve hizmetlerin götürülmediğini bariz bir şekilde biliyoruz. Genel olarak Alevi toplumuna karşı yazılı olmayan ve zaman zaman dile getirilen ama tekçilik, ırkçılık ve inkârcılık politikası olarak uygulanan bir tutumdur bu da bunun bariz göstergesidir” diye konuştu.
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Üyesi Nesimi Aday ise Alevi köyüne okul yaptırmayacağını söyleyen Elazığ Milli Eğitim Müdürü’nün devletin ve hükümetin Alevilere yaklaşımını ifşa ettiğinin altını çizdi. Bu yaklaşımın nefret suçu olduğunu kaydeden Aday, “Başta Kürt halkı olmak üzere tekçi, mukaddesatçı iktidarların ayrımcılığına maruz kalmayan etnik ve inanç grubu kalmamıştır. Halkın bir kesimini inanç farklılığından dolayı kamusal haklarından mahrum etmek veya bu hakka ulaşmasını engellemek ayrımcılık ve nefret suçları kapsamına girmekte ve TCK’nın 122. Maddesine göre suçtur. Elazığ Milli Eğitim Müdürünün, kamuoyuna yansıyan fiili suç olarak görülmeli ve savcıların derhal soruşturma yapması gerekmektedir. Türkiye’de 72 millete bir nazardan bakan, doğa ve insan ilişkilerini rızalık üzerine bina eden Alevilere ayrımcılık yapmak, ne vicdanidir ne de ahlakidir. Başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere, tüm ilgili yetkililer, yasalarımıza göre de suç sayılan bu çirkin davranıştan dolayı derhal özür dilemeli ve etkili bir soruşturma başlatmalıdırlar” şeklinde konuştu.
PİRHA-Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk’ün, Uzuntarla Köyü’nde ihalesi yapılan ve yapımı beklenen köy okulu için, “Bu Alevi köyüne okul yaptırmam” şeklindeki sözleri tartışılıyor. Uzuntarla Köyü muhtarı Ali Özarslan, “Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü, Alevi köyüne okul yaptırmam, okula ihtiyaç yok diyor. Ama bizim köyde okula ihtiyaç var, 230 öğrencimiz var. 2016 yılından beri bekliyoruz, artık sabrımız taştı” diye konuştu.
Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’nde bulunan okul, 2020 yılında yatırım programına girdi. Ancak kentte meydana gelen depremin ardından okulun ağır hasar aldığı iddiasıyla yıkımına karar verildi. Okulunun tekrar yapımı için ihalesi yapıldı. Ancak Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk tarafından okulun yapımın engellenmeye çalışıldığı öne sürüldü.
Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Uzuntarla Köyü muhtarı Ali Özarslan, “Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü, Alevi köyüne okul yaptırmam, okula ihtiyaç yok diyor. Ama bizim köyde okula ihtiyaç var, 230 öğrencimiz var” dedi.
“BEN O KÖYE OKUL YAPTIRMAYACAĞIM PEŞİNE DÜŞMENİZİN BİR ANLAMI YOK”
Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtük’ün, kendisine, “Bu Alevi köyüne okul yaptırmam” dediğini belirten muhtar Özarslan, “Köyümüzün okulu yatırım programında vardı, ihalesi yapılmıştı ama iptal edilmeye çalışılıyor. Ben birçok sefer İl Milli Eğitim Müdürü ile görüştüm. Yapmayacağız, yapacağız derken en son köylüler de bana baskı yaptı ‘sen niye yalnız gidiyorsun biz de gelip neticeyi öğrenelim’ dediler. Köylüler ile birlikte Milli Eğitim Müdürü ile görüştük. Bize ‘ben o Alevi köyüne okul yaptırmayacağım, peşine düşmenizin bir anlamı yok’ dedi. Cip Köyü’ne yatırım programı olmamasına rağmen okul yaptırmaya çalıştı, biz de bunun üzerine bakanlığa dilekçe yazdık. Bakanlık okulu onaylamış ama Milli Eğitim Müdürü ‘okula ihtiyaç yoktur’ diye dilekçe yazmış” diye konuştu.
Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtük’ün ben bu Alevi köyüne okul yaptırmayacağım sözünü yerine getirmek için bu köye okul yaptırmama peşinde olduğunu vurgulayan Özarslan şunları söyledi:
“Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü ‘Alevi köyüne okul yaptırmam, sizin köyde okula ihtiyaç yok’ diyor ama bizim köyde 230 öğrenci var, çarşı merkeze gidiyor. Benim öğrencilerim niye okula gitmek için çarşı merkeze gitsin. Milli Eğitim Müdürü eğitime karşı bir adam, mezhepçilik yapıyor. Cip Köyü’nün muhtarı, milli eğitim müdürü ve şube müdürü Çemişgezekli, daha önceki milli eğitim müdürü ve şube müdürü Tunceliliydi. Onlar yatırım programına aldı, bunlar iptal etmeye çalışıyor. Şu anda müteahhit ihaleyi almış ama engellemeye çalışıyorlar, bugün ihalesi yapılan bir okulu niye durduruyorsun. Bizim okulumuzu yıktıktan sonra müteahhit geldi, inşaat alanına kazıkları çaktı ancak milli eğitim müdürü bunu duyunca iptal etti. Sonra ben de milli eğitim müdürü ve valiyle görüştüm baktım ki onay alamıyorum, bakanlarla görüştüm. Bize yazı gelirse biz bunun değerlendirmesini yaparız dediler ama biz 2016 yılından beri bekliyoruz artık sabrımız taştı” dedi.
PİRHA-Kayseri’nin Felahiye ilçesine bağlı Acırlı köyü Alevi yurttaşların oluşturduğu bir yerleşim yeri olmasına rağmen köyde cemevi yok ama cami var. Köy muhtarı Aydın Yüksel, köye 1980’lerde zorla cami yapıldığını belirterek, “Camiye gidenler var. Biz de gidiyoruz. Aleviyiz ama bayram namazlarına gideriz. Onun dışında gitmeyiz. Dedeler geldiği zaman da cemlerimizi yapıyoruz” dedi.
Alevi inancı devlet tarafından tanınmayıp, ibadet yerleri olan cemevleri de mahkeme kararlarına rağmen kabul edilmiyor. Alevi çocuklarına zorunlu din dersi dayatması ise devam ederken, Alevilerin yaşadığı köylerde asimilasyon politikası hız kesmeden sürüyor.
Dersim’in köylerinde karakol ve kalekollardan ezan okutulurken, Kayseri’nin Felahiye ilçesine bağlı Acırlı köyünde de cami inşa edilmiş.
Konuya dair PİRHA’ya konuşan Acırlı köyü muhtarı Aydın Yüksel, Alevi olmalarına rağmen köylerine 1980’ler de zorla cami yaptırıldığını ve o caminin varlığını hala koruduğunu belirtti. Yüksel, nadir de olsa kendilerinin de camiye gittiğini ve komşu oldukları Sünni köylerle de aralarının iyi olduğunu, Sünnilerin Alevi kültürüne hayranlık duyduğunu anlattı.
“KAÇIP GELDİKLERİ İÇİN KÖYÜMÜZÜ SARP BİR YERE KURMUŞLAR”
Yüksel, köylerinin yaklaşık 150 sene önce dağların eteklerine ve sarp bir yere kurulduğundan bahsederek yerleşim yeri olarak sarp bir yeri tercih etmelerinin sebebini ise şöyle anlattı:
“Köyümüz sarp bir yere kuruludur. Böyle kurulmasının sebebi ise kaçıp gelmişler buraya. Neden dolayı kaçmışlar buraya sığınmışlar bilemiyorum. Buradakiler Türkmen’dir. Malatya ve Yozgat’tan gelenler kurmuşlar bu köyü. Köyümüz Alevi köyüdür. Köyümüzde yaşayan sayısı az. Kışları burada 50-60 kişi kalıyor, yazları da artıyor. Anasının babasının yanına gelenler ya da burada evi olanlar yazın geliyor, burada vakit geçiriyor. Genç nüfus ise yok. Gençler başka şehirlere yerleştiler. Burada yaşayan yok.”
“ARADA BİZ DE CAMİYE GİDİYORUZ AMA KÜLTÜRÜMÜZÜ DE YAŞATMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Alevi olmalarına rağmen köyde cami bulunduğunu belirten Yüksel, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Bizler Aleviyiz ama cami var köyümüzde. 1980 yıllarında yapılmış. Babamlar zorla yaptırıldığını söyledi. Hatta o zamanlar imamın parasını da köyde yaşayanlar karşılıyormuş. Babamlar anlatırdı. Mecbur kalıyorlarmış. O zamanlar baskı çok fazlaymış. O zamandan kalan bir cami var işte köyde. Ama minaresi falan yok, eski. Caminin atanan imamı var. Ben muhtar olarak kendisiyle konuştum geldiğinde. Kimse kimseye karışmasın, gelen gelir dedim. Kabul etti. Sorun yaşamıyoruz bu konuda. Kuran kursu olmaz burada. Olsa da giden olmaz. Ya da tarikatlar falan gelemez buraya. Öyle bir baskı yok. Tabi camiye gidenler var. Biz de gidiyoruz. Aleviyiz ama bayram namazlarına gideriz. Onun dışında gitmeyiz. Dedeler geldiği zaman cemlerimizi de yapıyoruz bazen. Cemevi yok köyümüzde, bir evde falan uygun bir yerde yapıyoruz cemleri. Ayrıca festival düzenliyoruz her yıl. Pandemi nedeniyle yapamadık geçen yıl ama bitince yapacağız yine. Bektaşilik festivali yapıyoruz. Orada semahlar döneriz. Kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz.”
“AKP’YE OY ÇIKMADIĞI İÇİN HİZMET GELMİYOR”
Çevre köylerinin Sünni köyler olduğunu ama iyi anlaştıklarını da ifade eden Yüksel, “Köyümüzün geneli Alevidir. Ama evliliklerden kaynaklı Sünnilerde var. O Sünnilerde tutucu değiller açık hepsi, iyi anlaşıyoruz. Çevre köylerin hepsi Sünni. Onlarla da iyi ilişkilerimiz var. Onlar bizim Alevi kültürüne hayranlar” diye konuştu.
Acırlı köyü muhtarı Aydın Yüksel, Alevi oldukları ve AKP’ye oy çıkmadığı için köylerine hizmetin gelmediğini de vurguladı.
PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’ne bağlı Alevi köyü Taşpınar’a götürülmeyen yol ile ilgili ayrımcı uygulamayı hazırladığı soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ajansımız PİRHA’nın gündeme taşıdığı Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’ne bağlı 3000 nüfuslu Alevi köyü Taşpınar’a götürülmeyen yol ile ilgili ayrımcı uygulamayı, hazırladığı soru önergesiyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na sordu.
Çevre köylerinin tamamına asfalt yol götürülmesine karşın Taşpınar Köyü’nün yolunun hala toprak yol olduğunu hatırlatan Bülbül, “Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’ne bağlı 3000 nüfuslu Taşpınar Köyü’ne komşu olan 116 köye yol götürülmesine karşın Taşpınar Köyü’ne hangi saiklerle yol götürülmemektedir?” diye sordu.
“KÖYLÜLER, DEVLET HİZMETLERİNDEN HİÇ YARARLANAMADIKLARINI DİLE GETİRMEKTEDİRLER”
Bülbül’ün soru önergesi şöyle:
“Pir Haber Ajansı (PİRHA), Türkiye’de birçok Alevi köyünün ayrımcılık nedeniyle yol, su vb. kamusal hizmetlerden yararlanamamasını 10 Nisan 2021’de ülke gündemine taşımıştır. Bahse konu köylerden biri de Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’ne bağlı 3000 nüfuslu Taşpınar Köyü’dür.
Haberde Taşpınar Köyü’nün tamamının Alevi olduğu dile getiren köylüler bu nedenle kamu hizmetlerinden en son ya da en az yararlanan köylerden biri olduğunu öne sürmektedirler.
Köylüler en çok yolun yapılmaması, mevcut yolun da bakımsız olması nedeniyle kışın yağan yağmurlar sonrası sokakların çamur deryasına dönüştüğünü ifade etmektedirler. Yine kendi ifadelerine göre içme suyunu 3 km uzaktan Söğütalan Köyü’nden rica minnet sağlayabildiklerini beyan etmektedirler. Taşpınar’a ne devletin ne de belediyenin el uzatmadığını, devlet hizmetlerinden ise neredeyse hiç yararlanmadıklarını dile getirmektedirler.
Köy ekonomisi ise genelde tarım işçiliğine dayanıyor. Temel gelir kaynağı tarım ve hayvancılık olan köylüler her seçim döneminde iktidar ve muhalefet partilerinin köye sunulacak hizmetlerle ilgili vaatlerde bulunduğu, ancak seçim sonrasında bu vaatlerin asla karşılık bulmadığını belirtilmektedirler.
Yanı başlarında Sünni yurttaşların yaşadığı 116 köyün yollarının asfaltlanması, ancak tüm girişimlerine rağmen köylerinin yollarının kendi kaderine terkedilmesi ayrımcılık iddialarını yeniden gündeme getirmektedir.
Köylüler, yol ve ulaşım sorunları yüzünden köyde bulunan 240 öğrencinin okula gitmekte büyük sorunlar yaşadığını, can güvenliğinin olmamasından yakınan ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini dile getirmektedirler.
Eskiden geçimini hayvancılıkla sağlayan köylüler 50 yıl önce tarım yapmaya başladıklarını, ekip biçtikleri arazilerin bir kısmının 2013 yılında 2B arazisi kapsamına girerken, kalan kısımların ise 2B kapsamına alınmadığını, köylülerin bir kısmının salt bu nedenle “orman arazilerini işgal ettikleri” gerekçesiyle 2 kişi 9 ay hapse mahkûm edildiğini, ardından 8 köylü hakkında da işlem yapıldığını öne sürmektedirler. 3 bin nüfuslu köyde 2 bin 500 kişinin cezaevine girme tehdidiyle karşı karşıya olduğu beyan edilmektedir.”
“TAŞPINAR KÖYÜ’NÜN YOLU NEDEN YAPILMAMAKTADIR”
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün Meclis’e sunduğu soru önergesinde şu sorular yer aldı:
“*Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’ne bağlı 3000 nüfuslu Taşpınar Köyü’ne komşu olan 116 köye yol götürülmesine karşın Taşpınar Köyü’ne hangi saiklerle yol götürülmemektedir?
*Çevre köylerinin tamamına asfalt yol götürülmesine karşın Taşpınar Köyü’nün yolu neden yapılmamaktadır?
*Orman köylüsü olan Taşpınar Köyü’nün bir kısmı 2013 yılında 2B arazisi kapsamına girerken, 2B kapsamına alınmayan köylülerden bir kısmının “orman arazilerini işgal ettikleri” gerekçesiyle 2 bin 500’ünün cezaevine girme tehdidiyle karşı karşıya olması nedeniyle mağduriyetlerinin giderilmesi için Bakanlığınız ne tür girişimlerde bulunmaktadır?”
PİRHA- Bursa Mustafakemalpaşa’ya bağlı 3000 nüfusa sahip Taşpınar Köyü sakinleri Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirterek, yol, su alt yapı ve ulaşım sorunlarının hala devam etmesine isyan etti.
Türkiye’de birçok Alevi köyüne gittiğimizde hepsinin ortak şikayeti Alevi köyü olması sebebiyle devlet tarafından hizmet alamamaları. Bunlardan biri de Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı 3000 nüfuslu Taşpınar Köyü.
Ajansımız PİRHA‘nın ulaştığı Taşpınar Köyü sakinleri hizmette yaşadıklarını ayrımcılığı anlattı.
İÇME SUYU 3 KM ÖTEDEN RİCA MİNNET İLE ALINDI
Taşpınar köyünün tamamı Alevi ve bu nedenle hizmetlerden en son ve en az yararlanan köylerden biri. Köyün yolu yol değil, kanalizasyonu ancak 2006 yılında yapılmış, içme suyuna sahip değiller ve suyu 3 km uzaktan Söğütalan Köyü’nden rica minnet sağlamışlar. Civardaki 60 hanelik köylerde kapalı düğün salonları bile varken Taşpınar’a ne devlet ne de belediye el uzatmış. Devlet hizmetlerinden neredeyse sıfır düzeyde yararlanıyorlar.
Taşpınar köyü Bursa iline 102, Mustafakemalpaşa ilçesine ise 17 km mesafede. Coğrafi olarak genelde dağlık bir araziye sahip. Çevresinde ormanlar var. Köyde karasal iklim hakim. Köy ekonomisi ise genelde tarım işçiliğine dayanıyor. Köylüler tarımla uğraşmanın yanında hayvancılık da yapma gayretinde.
VERİLEN VAATLER SEÇİM SONRASINDA KARŞILIK BULMADI
3000 nüfusu olan Taşpınar Köyü’nün seçimlerin kaderini değiştirecek 1500’e yakın seçmeni hem Mustafakemalpaşa ilçesi hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi seçimleri için iktidar ve muhalefet partilerinin iştahını kabartır iken vaatler seçim sonrası asla karşılık bulmamış.
Uzun yıllardır tarihinden itibaren asfaltlanmayı beklerken yanı başında Sünni yurttaşların yaşadığı 116 köyün yollarının asfaltlanması, ayrımcılık iddialarını yeniden gündeme getirdi.
SOKAKLAR ÇAMUR DERYASI OLUŞTURUYOR
Köylüler, bozuk yollar için yaptıkları resmi başvurulara cevap alamayınca yaşadıklarını PİRHA’ya paylaştı. Yaşananlara isyan eden köylüler Alevi olmalarından kaynaklı ayrımcılık ile karşılaştıklarını dile getirdiler.
Asfalt çalışmalarının hiçbir şekilde gerçekleşmediği Alevi köyü Taşpınar’da yurttaşlar, tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söylüyor. Yurttaşlar, seçim zamanı oy için verilen vaatlerin başında gelen yol probleminin seçimlerden sonra ise hiçbir karşılık bulmadığını ifade ediyorlar.
Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan köylüler çektikleri videoda köy sorunlarının bitmek bilmediğine dikkat çekiyor. Görüntülerde yağan yağmur sonrası sokakların çamur deryasına dönüştüğü gözüküyor.
SÜNNİ KÖYLERİN YOLLARI ASFALTLANMIŞ
Taşpınar Köyü sakinleri yarım asrı geçen süredir asfaltlanmayı bekleyen yolları köstebek yuvasına dönüştüğüne işaret ederek, çevrede Sünni yurttaşların yaşadığı bir çok köyün yollarının asfaltlandığına dikkat çekiyor.
Ayrıca toprak yolların yağan yağmur sonrasında çamura deryasına dönüşmesi ve ulaşımın zorlaşması sonrasında köyde bulunan 240 öğrenci ise okula gitmekte büyük sorunlar yaşıyor. Duruma isyan eden aileler can güvenliğinin olmamasından kaynaklı çocuklarını okula göndermek istemediklerini kaydederek tepki gösteriyor.
ALEVİ KÖYLÜLERE HAPİS CEZALARI YAĞMIŞTI
Eskiden geçimini hayvancılıkla sağlayan orman köyü Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Taşpınar’da köylüler 50 yıl önce tarım yapmaya başladı. Köylülerin ekip biçtikleri arazilerin bir kısmı 2013 yılında 2B arazisi kapsamına girerken, bir kısmı ise girmedi. 2B kapsamına alınmayan orman arazileri köylüler tarafından işgal edildiği gerekçesiyle 2 kişi 9 ay hapse mahkum edildi. Ardından 8 köylü hakkında da işlem yapıldı. Bu 8 köylü de cezaevine girecekleri günü bekliyor. 3 bin nüfuslu köyde 2 bin 500 kişinin cezaevine girme tehdidiyle karşı karşıya olduğu bildirilmişti.
PİRHA-Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi’nin ziyareti ardından çevre karakollardan ezan okutulmaya başlandı.
Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi’nin ziyaretinin ardından ezan okutulmaya başlandı. Köylüler yapılanların asimilasyon politikası olduğunu söyleyerek duruma tepki gösterdi.
“VALİ GELDİĞİ GÜNDEN BERİ EZAN OKUTULUYOR”
Dersim merkezden bağlanarak Mazgirt’te merkezi sistemle çevre karakollardan ezan okutulduğu bilgisini ajansımız PİRHA‘ya paylaşan köylüler, bu uygulamayı kabul etmediklerini dile getirdi. İsmini vermek istemeyen bir yurttaş ise, “Alevi inancı ile yoğrulmuş insanlarız. Yezidin zihniyetinden rahatsızlık duyuyoruz. Türkiye’nin hangi askeriye yerinden, karakoldan, jandarmanın içinde ezan okutuluyor mümkün değil. İki gün önce Tunceli Valisi geldi ve dünden beri de ezan okunmaya başladı. Tunceli’den Mazgirt’e merkezi sistemle ezan okutuldu. Günde 5 kez ezan okutarak insanları inceden inceye alıştırmaya çalışıyorlar. Onlar için biz Alevilerin bir şekilde namaz kılması gerekiyor” diyerek tepki gösterdi.
PİRHA- Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a yapılan caminin minaresinin henüz yapılmadığı ve hala imam atanmadığı öğrenildi. Aşağısallıpınar köyünün eski muhtarı Ali Hasan Haydaroğlu, “Biz sahipsiziz. İyi bir dede gelse biz caminin kapısını açıp cem yaparız” dedi.
Kars Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar köyüne yapılan caminin minaresinin yapılmadığı, hala imam atanmadığı belirtildi. Cami, Sarıkamış kaymakamının muhtar Kutlay Emelet’e baskısıyla ve köye hizmet geleceği vaadiyle yapılmıştı.
Alevilerin sert tepkilerine rağmen yapılan camiye köylülerin başta karşı çıktıkları ancak Hakk’a uğurlamayı yapacak dede olmayınca camiye ve imama razı oldukları belirtilmişti.
Köyün muhtarı Kutlay Emelet, cami ile ilgili konuşmaktan kaçınırken, PİRHA’ya son durumla ilgili bilgi veren Aşağısallıpınar köyünün eski muhtarı Ali Hasan Haydaroğlu, caminin, minaresi hariç tamamlandığını hala imam atanmadığını dolayısıyla ezan okunmadığını söyledi.
Trabzon’dan camiye bir “hayırsever”in avize gönderdiğini belirten Haydaroğlu “Cami yapıldı ama kim gidecek? Cenazemizi kaldıracak bir dede yok. Yıllardır cem yapamıyoruz. Gelen yok, bize sahip çıkan yok” dedi.
“BİZ SAHİPSİZİZ, DEDE YOK”
Komşu Alevi köyüne 13 yıldır cemevi yapıldığını ancak hala cem yapılmadığını ifade eden Haydaroğlu, “Dede olsa camide cem yaparız. Biz sahipsiziz. İyi bir dede olsa caminin kapısını açar cem yaparız” ifadelerini kullandı.
Bu arada, 38 haneli köydeki cami inşaatının cemevine çevrilmesi için Alevi kurumları adına Aşağısallıpınar köyüne giden Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç ve Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, Kars Valisi ile görüşmek istemişti ancak Vali görüşmemişti. Valinin özel kalem müdürünün heyettekilere Vali ile görüşemeyeceklerini söylemesi üzerine Alevi heyet cami inşaatının cemevine çevrilmesi talepli dilekçelerini iletmişti.
ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, dilekçelerini zorla verebildiklerini belirterek, “Dilekçelerimizi almakta bile zorlanan bu zihniyeti kınıyoruz” demişti.
HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu ve Alican Önlü durumu Meclis gündemine taşıyarak, şu soruları yöneltmişti:
Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Aşağısallıpınar köyüne, köylülerin itirazına rağmen ısrarla cami yapılmasının gerekçesi nedir? Bunun bir asimilasyon politikası olduğuna dair iddialara yönelik bir açıklama yapacak mısınız?
Seçim döneminde köye gelen idari yöneticilerin köye cami yapılması ve AKP’ye oy verilmesi karşılığımda hizmet getirme pazarlığı yaptığı iddiaları doğru mudur?
Basına ve kamuoyuna yansıyan iddiaların araştırılması adına bir soruşturma açacak mısınız?
Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Aşağısallıpınar köyünün cemevi talebi neden karşılanmamaktadır? Buna yönelik bir çalışmanız olacak mıdır?
Alevi kurum temsilcilerinden oluşan heyetin yapımı devam eden caminin cemevine dönüştürülme ve görüşme talebi neden vali ve kaymakam tarafından reddedilmiştir?
PİRHA- Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Hardal köyündeki bir konağın camiye dönüştürülmek istenmesine HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez tepki gösterdi. Hardal köyü sakinlerinin Alevi olduğuna vurgu yapan Geçmez, “Cami isteyin ki hizmet getirelim anlayışı halen sürüyor” dedi.
Alevi köylerine cami yapma politikası devam ediyor. Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlı Hardal köyündeki eski bir konak, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi ve şimdi de cami olarak restore edilip ibadete açılmak isteniyor. Tamamı Alevi olan Hardal köylüleri bu duruma itiraz edip, yargıya taşıdılar. HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da konuyu Meclis gündemine getirdi.
Sivas Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Hardal Köyündeki bir konağı 2008 yılında ‘Cemevi’ olarak tanımlarken bugün ‘cami’ statüsüne çevirdi. Karara ise Alevi toplumundan sert tepkiler geldi.
“BÖLGENİN DİNSEL YAPISI DEĞİŞTİRİLİYOR”
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Yapının geçmişini incelemek lazım” diyerek Alevi kültürünün yok edilmek istendiğini söyledi. Ermenek bölgesinin önemli bir Alevi yerleşkesi olduğuna dikkat çeken Geçmez, bölge ile ilgili şu verileri paylaştı:
“Ermenek bölgesi Osmanlı döneminde merkez olarak geçiyor. Ve o merkezin belirli yerlerinden bir tanesi de tartışmalı konaktır. Daha sonra Osmanlı, oraya farklı nüfuslar getiriyor. Cumhuriyetle birlikte bu politikalar devam ediyor. Farklı dinsel yapıdaki insanları buraya getirerek bölgenin dinsel yapısı değiştirmeye çalışılıyor. Her köye bir Sünni aile yerleştirme projesi uygulanıyor. Ardından bu aileler cami istiyor. Tüm bunların altında Alevi köyüne cami yapmak yatıyor.
O bina şimdiki adıyla bir hükümet konağı. Aslında Alevilerin yaşadığı bir bölge olmasından kaynaklı dinsel olarak da Alevilerin cemevi olarak gördükleri bir yer. 2006-2007 yıllarında Tapu Kadastro, orayı cemevi olarak tescil ediyor. Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Büyük Birlik Partisi’nden bir vatandaş ve yetkililerin itirazı sonucunda orayı cami olarak tescil ediyor.”
“CAMİ İSTEYİN Kİ HİZMET GETİRELİM”
Ercan Geçmez, konak mimarisinin de Alevi inancına dönük olduğunu belirerek “Bina içerisine girdiğinizde üçler, beşler, yediler gibi rakamlar, yazılar görüsünüz. Bunlar Alevilerin kendilerinin kullandığı rakamlardır” dedi.
Geçmez, köy heyetine yapılan baskı sonucunda konağın devredildiğini söyleyerek şunları kaydetti:
“Burada önemli olan şey; muhtar ve iki azanın ‘biz cami istiyoruz’ talebidir. Çok klasik bir durum söz konusu. ‘Kendinizi inkâr edin’ hikâyesi… Oradaki kaymakam, muhtara ‘biz hizmet vereceğiz ama buranın cami olduğunu kabul edin. Ardından biz de size hizmet getirelim’ diyor. ‘Camimizi tekrar istiyoruz’ diye dilekçe verin, bizde sizin yolunuzu asfalt yapalım diyor. Muhtar ve 2 aza da dilekçe veriyorlar. Macera bu şekilde başlıyor. Oysa ondan önce konağa ne gelen var, ne giden. Yıllar öncesinde de bu Büyük Birlik Partililer gidip asılı olan konak tabelasını da söküyor.”
“OSMANLININ ZULMÜ BUGÜN DE SÜRÜYOR”
Konuya dair itirazlarının süreceğini belirten Geçmez, konağın yeniden cemevine çevrilmesiyle ilgili dava sürecinin başlatılacağını da ekledi. Ercan Geçmez “Köyün tamamının Alevi olmasına rağmen, bu zulmün sürmesi çirkin bir şey” diyerek sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:
“Farz edin sonradan birileri gelip oraya baskıyla bir cami yapmış. Bu yüzyılda dahi Osmanlı’nın zulümlerini, nüfus değiştirme politikalarını herkes çok iyi biliyor. Bugün yaşanan, o zulmün hala sürmesidir. Biz, bu konuyla ilgili bir vakıfız. Köylülerle sürekli görüşüyoruz. 200’e yakın vatandaş kaymakamlığa itiraz dilekçesi verdi. Konağın cami değil, cemevine çevrilmesi ile ilgili dava da açılacak.”
PİRHA- Hüseyin Gazi Cemevinden Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Hüseyin Öz, Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasına tepki gösterdi. “Cemaatin olmadığı yerde cami olsa ne olur” diyen Öz, ekledi: Benim inanç merkezim, inanç yerim cami değil, cemevi. Benim inancıma niye müdahale ediyorsun? Yıllardan beri bu asimilasyon politikası tuttu mu?
Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevinden Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Hüseyin Öz, Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasını PİRHA’ya değerlendirdi.
Öz “Yarın cami açıldı diyelim, köye bir imam atandı, devlet ona maaş verecek. Ama cemaat yok. İmamın yönlendirebilecek, imamın çekip çevireceği bir toplum yok. O bakımdan ben şaşıyorum” diyerek, yaşananı esefle karşıladığını söyledi.
“CEMAATİN OLMADIĞI YERDE CAMİ OLSA NE OLUR”
Öz, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu 12 Eylül kalıntısı zihniyetinin kafaları. 12 Eylül‘de başlatılan Alevi köylerine cami yapmak; Alevileri asimile etmek, Alevlerin inançlarını unutturmak düşüncesi taşıyordu. Ama şimdi cemaatin olmadığı yerde cami olsa ne olur. Benim inanç merkezim, inanç yerim cami değil, cemevi. Benim inancıma niye müdahale ediyorsun? Yıllardan beri bu asimilasyon politikası tuttu mu? Bu topraklarda tutmadı, bu da tutmaz.”
“YÖNETİCİLER PROVOKASYON YAPIYOR”
Hüseyin Gazi Cemevinden Hıdır Abdal Ocağı Dedesi Hüseyin Öz, Alevi köyüne cami yapılmasının provokasyon olduğunu belirterek, “Üstelik köy halkı istemiyor. Ayrıca bu yeni bir şey değil, 12 Eylül’ün getirdiği dayatmanın bir ürünü. Tuttu mu? Tutmadı. Böyle ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya gerek yok insanları. Bu kafa 12 Eylül kafası. Söyleyecek başka bir şey bulamıyoruz” dedi.
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasına bir tepki de CHP 24. Dönem Milletvekili Erdal Aksünger’den geldi. Alevi köylerine zorla cami dayatılamayacağını belirten Aksünger, AKP iktidarının dayatmacı, tekçi bir yaklaşımı olduğuna işaret etti.
Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’da geçen yıl başlatılan cami inşaatı tamamlandı. Tepkiler ve Alevi heyetin köye giderek müdahale etmesi üzerine cami inşaatı durdurulmuştu ancak yapılan baskılar ve Muhtar Kutlay Emelet‘in işbirliğiyle caminin yapıldığı belirtildi.
PİRHA‘ya konuşan CHP 24. Dönem Milletvekili Erdal Aksünger, Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasına tepki gösterdi.
Alevi köylerine cami yapma politikasının, aslında 80 cuntasının getirdiği baskıcı rejimin toplumu dönüştürme, toplumu tekleştirme uygulamaları olduğunu söyleyen Aksünger, “O dönemde 80 cuntası, 82 Anayasası’ndan sonra köylerin kurumsal kimliklerini ve köy kimliğini kazanması için cami zorunluluğu getirdi neredeyse. Daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bunların hepsi iptal edildi zaten. Bu kararlar uygulanamaz denildi” diye konuştu.
“AKP İNANÇLAR ÜZERİNDE BASKI KURUYOR”
“Millete zorla mezhepsel bir şey dayatamazsın” diyen Aksünger, şöyle devam etti:
“Köy kimliği kazanma meselesi AİHM’de ceza yedi. Bütün inançlar üzerinde bir baskı kuruluyor. Toplumsal cinnete doğru gidecek neredeyse bazı insanlar üzerindeki bu baskılar. Eğer orada o cami tamamlanmışsa, memleketin parasını oraya yatırmak bile züldür.”
Alevi köyüne cami yapılmasının bir hak ihlali olduğunu belirten CHP 24. Dönem İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, “Alevi köyüne cami yapılamaz. Türkiye bundan dolayı mahkum edildi. AKP iktidarı toplumu kandırmak, manipüle etmekten başka bir şey yapmıyor. Avrupa Birliği’nin uluslararası normlarda, hukuk normlarında, özgürlük normlarında, demokrasi normlarında koyduğu bütün şerhlerinde Türkiye’nin notu çok kırık zaten. Türkiye ihlal ediyor insan haklarını. Ona rağmen çıkıyor topluma diyor ki ‘zaten bu Avrupa biz ne yapsak bizi almayacak’ diyor. Aslında sen hiçbir şey yapmıyorsun. Özellikle Avrupa’nın sunduğu haklar, özgürlükler konusunda dayatmacı, tekçi bir yaklaşım yapıyorsun” ifadelerini kullandı.
PİRHA- İHD Ankara Şube Eş Başkanı Fatin Kanat, Alevi köylerine cami yapımına devam edilmesine tepki gösterdi. Alevi inancına ağır saldırılar olduğunu belirten Kanat, “Binlerce yıllık bir inancı, bir felsefeyi, iki yol yaparak, cami yaparak birdenbire ortadan kaldıramazsınız” dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Fatin Kanat, Ayasofya’nın ibadete açılması ve Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a cami yapılmasını PİRHA’ya değerlendirdi.
Kanat, darbecilerin ve darbelerin, asimilasyonu hem mezhepsel, hem de etnik anlamda tamamlamak, aynı zamanda işçi sınıfından demokrat, devrimci, sosyalist güçlere kadar muhalif odakların hepsini dağıtmak ve onların beslendiği dinamik alanları da ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi.
“Bugünlerde Diyanet İşleri Başkanı çok tartışılıyor. Ayasofya üzerinden çok tartışılıyor, eşcinselleri salgının gerekçesi sayması üzerinden de çok eleştiriliyor. Biz İHD olarak, Diyanet İşleri Başkanı hakkında üzerine vazife olmayan alanlara giriyor diye suç durusunda bulunduk. 1930’larda devletin tekke ve zaviyeler üzerinden yürüttüğü siyaset sonucu, dini İslam’a, mezhebi de Sünni’liğe dayanan bir Diyanet İşleri Başkanı gibi bir form çıkardı. Anadolu’daki ve sonraki süreçlerdeki sorunların ana kaynaklarından biri bu. Ama bu şekilde görev almış biri örneğin kendisine bu görevi vermiş olan Atatürk’e lanet okudu. Elinde kılıç lanet okudu, bu da bu dönemin ayrı bir garabeti.”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Fatin Kanat, Alevi köylerine cami yapılmasını ise asimilasyon olarak yorumlayarak şunları dile getirdi:
“Belli ölçüde o köylerde belli konumu olan insanları zorlayarak hatta onlara bazı çıkarlar sağlayarak İslamlaştırma, Sunnileştirme, Türkleştirme misyonunu tamamlama adımları bunlar. Bu uygulamalarını çoğu yerde yapmaya kalktılar. Kars Sarıkamış Aşağısallıpınar köyüne dair duyduğumuz haber de çok tuhaf bir haber. Yine de şaşırtmıyor. Köye kaymakam cami yaptırıyor, muhtarı zorluyor, köyün ileri gelenlerini zorluyor. Hatta köye hizmet götürmesinin şartını buna bağlıyor. Zaten insanların birçok bakımdan ürkütülmüş, korkutulmuş, sindirilmiş ve köyümüze yol gelmez, hastaneye hastamızı götüremeyiz, şöyle olmaz, böyle olmaz gibi kaygılarla hatta devlet takibinde olacağız korkusuyla, bir biçimde kabul ettikleri bir uygulamaya dönüşüyor. İnsanlar rızası alınmadan, insanlar dahil olmadan, atılan bu adımlar son derece yanlış adımlar. Kaldı ki yıllardır Alevi olduğu besbelli olan bir köye cami yapmak, o köyün geleneğini, o köyün geçmişini, o köyün inanç sistemine yönelik ağır bir saygısızlıktır, hakarettir, bir aşağılamadır, son derecede tehlikeli bir gidişattır.”
“BİNLERCE YILLIK İNANCI İKİ YOL YAPARAK ORTADAN KALDIRAMAZSIN”
Mevcut asimilasyonist uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirten Kanat, “Bu coğrafyanın bütün kültürel farklılıklarıyla, bütün renkleriyle, bütün etnik farklılıkları ile, bütün mezhepsel farklılıklarıyla tüm insanlara ait eşit özgür yaşanması gereken bir coğrafya olduğunu unutmasınlar. Binlerce yıllık kültürel formu oluşmuş bir manen ve maddeten yerleşmiş bir inancı, bir felsefeyi, sistemi sen iki adım atarak, iki yol yaparak, cami yaparak birdenbire ortadan kaldıramazsın, bu kolay değil” ifadelerini kullandı.
“İnsanların farklılığına saygı göstermek zorundasın, senin gibi olmak durumunda değiller, sen olmak, senin mezhebine girmek durumunda hiç değiller. Saygı duymak ve onun bütün kültürel formlarıyla, haklarıyla, senin gibi aynı hakka sahip olduğunu eşit ve özgür bir ortamda yaşamak gibi temel bir hakkı olduğunu teslim etmek zorundasın. Bu devletin unuttuğu, sadece unuttuğu değil, bu devletin kasıtlı olarak çarpıttığı, yok etmeye çalıştığı, her şeyi tekleştirmeye çalıştığı bir pratiği var. Bu hem tarihsel, hem de bugün güncel bakımından çok daha yoğun bir biçimde hissettiriyor.
Örneğin Karşıyaka mezarlığında tek bir cami var, tek bir mezhebin camisi. Seni orada kalafata koyuyor, namazını kılıyor ve götürüp gömüyorlar. Ölürken bile aslında Alevinin inancına ağır bir saygısızlık, ağır bir saldırı var. Ölüm anında bile var. Değil ki yaşarken, yaşarken zaten onun haddi hesabı yok, bunun ölçüsü yok maalesef. Sürekli bir içten içe devletçe beslenen bir aşağılama, hakir görme, yok sayma, inkar etme, korkutma, sindirme, yıldırma şekline dönüşmüş genel bir şeyden söz etmek gerekiyor. Bu ders kitaplarına da böyle girmiş, okullara da böyle girmiş, oraya gelen din dersi ve ahlak bilgisi öğretmenlerine de tek bir mezhep öğreticiliği yükümlülüğü verilmiş, farklı ailelerden gelmiş çocukların, farklı dinleri, farklı mezhepleri öğrenebilme şansları da bırakılmamış. Bırakın öğrenmeyi başka mezhepler, başka dinler sadece aşağılamak şeklinde. Onlara, sözüm ona ders bilgisi vermeye çalışmaktadır.”
“İNSAN HAKLARI DERNEĞİ OLARAK ALEVİLERİN SORUNLARI KONUSUNDA YETERLİ ÇALIŞMA YAPMADIK”
Alevilerin ağır sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Kanat, “Biz İnsan Hakları Derneği olarak, Aleviler konusunda Aleviliğin sorunları konusunda ülkemizdeki, coğrafyadaki sorunları konusunda çok yeterli bir çalışma yaptığımızı söyleyemeyiz, eksiğimiz çok. Bu konuda çalışma yapmış arkadaşların da derneğimize katkı sunmalarını, bu alandaki çalışmalarını derneğimize taşımalarını istiyoruz. Çünkü sonuçta bu çok ciddi bir hak temelli bir önemli potansiyeli olan büyük bir taleptir. Bu talebi farklı boyutlarıyla dillendirebilecek, şekillendirebilecek arkadaşlarımızın desteğine ihtiyacımız var” dedi.
PİRHA- Sarıkamış’a bağlı Aşağısallıpınar köyüne cemevi yerine cami yapılması tepkilere neden oldu. İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “Buranın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz” dedi. Yılmaz, Alevi kurumlarına seslenerek, “Lütfen bu konuya duyarsız kalmayalım, bir köyümüz daha yok olmasın” çağrısında bulundu.
Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a, köylülerin itirazlarına rağmen, yapımı durdurulan caminin inşaatına yeniden başlandı ve inşaat tamamlanmak üzere.
Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet, 2019 yılında Pir Haber Ajansına verdiği demeçte cami yapımına ilişkin köylülere danışılmadığını ve Sarıkamış Kaymakamı’nın ‘Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak’ dediğini aktarmıştı.
38 haneli köye gelen idarecilerin köye cami yapılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığı yaptıkları köylüler tarafından belirtilmişti. Kasım 2019’da köye İstanbul’dan giden Alevi heyet, köylülerle görüşerek, caminin cemevine dönüştürülmesi için valiliğe ve kaymakamlığa dilekçe vermek istedi ancak ne vali ve ne de kaymakam heyeti muhatap almadı.
Heyetin Aşağısallıpınar’a gitmesinin ardından inşaatı durdurulan cami yapımına şu an devam edildiği haberleri geldi.
Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet’in caminin yapılmasına devam edilmesi için dilekçe verdiği öğrenildi. Oysa aynı muhtar cami yapılmaya başlandığı ilk günler, kaymakamın baskısını vurgulamıştı.
Aşağısallıpınar’a giden üç kişilik heyetten biri olan İstanbul Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, köye cami yapımında diretilmesine tepki gösterdi. Yılmaz, köy halkının karşı çıkmasına rağmen kaymakamın çeşitli vaatleri sonucu köye cami yapıldığını belirterek, “Buranın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz” dedi.
“DERDİNİZ NEDİR, ALEVİLERİ ASİMİLE EDEREK MADALYA MI ALACAKSINIZ?”
Yüksel Yılmaz Aşağısallıpınar köyüne gidişlerini ve orada karşılaştıkları durumu şöyle anlattı:
“Alevi Dernekleri Federasyonu olarak bu olayı duyar duymaz kurum başkanımız Celal Dede ile birlikte gittik. Orada birçok girişimde bulunduk. Valiyle görüşmek istedik, kaymakamla görüşmek istedik, imzalar topladık, götürdük ve bu inşaatı durdurduk. Kaymakamla, valiyle görüşemedik ama inşaat durmuştu. Şimdi cami yapılması için tekrar çaba harcadıklarını duyduk. Bunlar bizleri çok üzüyor. Bırakın da Kars’ta birkaç köy Alevi yaşasın. Derdiniz ne arkadaşlar! Alevileri asimile ederek madalya mı alacaksınız? Bölgemizi Ortadoğu’ya çeviriyorsunuz. Başka bir amacınız yok. Bunu biz biliyoruz. Biz de bununla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu da böyle biline.”
Yüksel Yılmaz Sarıkamış kaymakamına da seslenerek, “Lütfen sayın kaymakamım, bu konuda biraz vicdanlı olun. Siz oraya kaymakamlık yaparken insanların inancına yön vermek için atanmadınız. Oradaki Sünni, Alevi herkese eşit bir şekilde hizmet dağıtmak için varsınız. Aleviler de bu ülkede vergi veriyor, o insanlar da orada vergi veriyor ve onların payını vermek zorundasınız. Bu inşaatın cami olarak kullanılmasını ne köylüler istiyor, ne de bizler istiyoruz” dedi.
ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI: BİR KÖYÜMÜZ DAHA YOK OLMASIN
Aşağısallıpınar’daki caminin cemevine dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Yüksel Yılmaz, “Biz Aleviler olarak bu inşaatın cemevi olarak kullanılmasını istiyoruz. Bu konuda lütfen haykırışlarımızı dikkate alın. Dikkate almazsanız biz tekrar bütün demokratik haklarımızı kullanmak için de hazırız” diye konuştu.
Alevi kurum yöneticilerine ve dedelere çağrı yapan Yılmaz, “Lütfen bu konuya duyarsız kalmayalım, bir köyümüz daha yok olmasın” dedi.
PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas ili Zara ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Atkıran köyünün yolunun asfaltlanmamasını, Sünni Bedirveren köy yolunun ise üç kez asfaltlanmasını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu. Kenanoğlu, Alevilerin yaşadığı köy yollarının asfaltlanmama nedeninin açıklanması istemiyle soru önergesi verdi.
Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Alevi köyü Atkıran’ın yoluna dört yıldır söz verildiği halde asfalt dökülmemesini İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.
“KÖYÜN YOLU NE ZAMAN YAPILACAK”
“Asfaltın bittiği yerden başlayan toprak yollar Alevi köylerine çıkar” sözünün Anadolu’da artık bir özdeyiş haline dönüştüğünü kaydeden Kenanoğlu, Sivas’ın Zara İlçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Atkıran köyünün yollarının 21. Yüzyılda dahi hala toprak olduğunun altını çizdi.
Atkıran Alevi köyünün yoluna dört yıldır söz verildiği halde asfalt dökülmediğini kaydeden Kenanoğlu, Atkıran köyünün hemen yanındaki Sünni Bedirveren köyünün yolu ise yıllardır asfalt olup, üçüncü kez asfalt döküldüğünün yöre sakinleri tarafından ileri sürüldüğüne dikkat çekti.
Türkiye’nin birçok yerinde zaman zaman Alevi köylerinin yolunun toprak olduğu ve asfaltlanmadığı yılladır bilinen ve kamuoyuna da yansıyan bir gerçek olduğunu kaydeden Kenanoğlu, “Sivas Zara ilçesine bağlı Atkıran köyünün yolunun yılladır yapılmaması köy sakinlerinin ifadelerine göre; köylerinin Alevi köyü olması nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır. Atkıranlı yurttaşlar, seslerini kimlere nasıl duyuracaklarını bilmedikleri, bu ülkenin vatandaşı olduklarını, askerlik yapıp vergi ödediklerini, ancak karşılığında devletten hizmet alamadıklarını, köyün yolunun ne zaman yapılacağını merak ettiklerini ifade etmektedirler” dedi.
Kenanoğlu, bu bağlamda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:
Alevi köyüne yapılan bu ayrımcılığın sebebi nedir?
Dört yıldır söz verilmesine rağmen köyün yolunun asfaltlanmasının bir gerekçesi var mıdır?
Alevilerin yaşadığı Atkıran köyünün yolunun hiç asfaltlanmaması ile hemen yanında yer alan ve Sünnilerin yaşadığı Bedirveren köyünün yolunun üçüncü kez asfaltlanması, ayrımcılığında ötesinde, bilinçli/kasıtlı bir cezalandırma yöntemi midir?
Atkıran köyünün yolu ne zaman asfaltlanacaktır?
Atkıran köyünün yapılmamasında sorumluluğu bulanan yetkili idare hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır? PİRHA/ ANKARA
PİRHA – HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a tepkiler üzerine yapımı durdurulan caminin inşaatına yeniden başlanmasını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu. Önlü, köye cemevi talebinin neden karşılanmadığını sordu.
Halkların Demokratik Partisi(HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a köylülerin itirazlarına rağmen, yapımı durdurulan caminin inşaatına yeniden başlanmasını Meclis gündemine getirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlaması istemiyle önerge veren Önlü, Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’a köylülerin itirazlarına rağmen, yapımı durdurulan caminin inşaatına yeniden başladığı belirtti.
Aşağısallıpınar Muhtarı Kutlay Emelet’in, 2019 yılında Pir Haber Ajansına verdiği demeçte cami yapımına ilişkin köylülere danışılmadığını ve Sarıkamış Kaymakamı’nın ‘Bu köye cami yapılacak. Camisiz hiçbir köy kalmayacak’ dediğini kaydeden Önlü, “Yine basına yansıyan ifadelere göre 38 haneli köye gelen idarecilerin köye cami yapılması ve AKP’ye oy çıkması karşılığında hizmet getirme pazarlığına girdiklerini, yapımı durdurulan caminin de kaymakamın baskısı nedeniyle yeniden yapımına başlandığı iddiaları bulunmaktadır. Bu iddiaları görüşmek ve yapımı devam eden caminin cemevine dönüştürülmesi talebi için Alevi kurum temsilcilerinden oluşan bir heyetin Kars Valisi ve Sarıkamış Kaymakamıyla görüşme isteğinin de vali ve kaymakam tarafından reddedildiği belirtilmektedir” ifadelerine yer verdi.
Milletvekili Alican Önlü, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:
Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Aşağısallıpınar köyüne, köylülerin itirazına rağmen ısrarla cami yapılmasının gerekçesi nedir? Bunun bir asimilasyon politikası olduğuna dair iddialara yönelik bir açıklama yapacak mısınız?
Seçim döneminde köye gelen idari yöneticilerin köye cami yapılması ve AKP’ye oy verilmesi karşılığımda hizmet getirme pazarlığı yaptığı iddiaları doğru mudur?
Basına ve kamuoyuna yansıyan iddiaların araştırılması adına bir soruşturma açacak mısınız?
Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Aşağısallıpınar köyünün cemevi talebi neden karşılanmamaktadır? Buna yönelik bir çalışmanız olacak mıdır?
Alevi kurum temsilcilerinden oluşan heyetin yapımı devam eden caminin cemevine dönüştürülme ve görüşme talebi neden vali ve kaymakam tarafından reddedilmiştir? PİRHA/ ANKARA
PİRHA- Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’da köy muhtarı ve köy halkının isteğiyle cami yapımına tekrar başlanmasına Pir Celal Fırat tepki gösterdi. Fırat, “Doğru bir yaklaşım içinde değiller. Köy halkının gerçekten tepki vermesi lazım. Atalarından, dedelerinden biraz utansınlar, yazık ediyorlar” dedi.
Kars Sarıkamış’a bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’da geçen yıl başlatılan tepkiler üzerine yapımı durdurulan ancak yeniden başlatılan cami inşaatı tamamlanmak üzere.
Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yapılmaya başlanmıştı.
İzmir’de Aşağısallpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Candan ve dernek üyelerinin karşı çıkmasına rağmen köyün muhtarı Kutlay Emelet’in girişimleriyle yapımı devam eden caminin bitmek üzere olduğu belirtildi.
“KÖYLÜLER CAMİ İNŞAATININ DURDURULACAĞI SÖZÜ VERMİŞTİ AMA…”
Konuya dair PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat, geçtiğimiz yıl köylülerle görüştüklerini ve köylülerin camii inşaatının durdurulacağının sözünü verdiklerini ancak gelinen aşamada bu sözün yerine getirilmediğini söyledi.
“ATALARINDAN, DEDELERİNDEN UTANSINLAR”
Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizde söz ikrar sayılır. Bu arkadaşların yaptıkları gerçekten çok acı. O bölgede etkili insanların ve Türkiye’de ve Avrupa’da derneklerinin olduğunu biliyorum. Bir an önce bu yaşanan duruma tepki gösterip, el atmaları lazım. Ama biz köylülerin tepki koyacağına inanmak ve tepkiyi görmek istiyoruz. Yaşanan bu durum asimilasyona dair önemli bir örnek. Köylerin içine giriyorlar ve bir takım menfaat uğruna değerler zayıflatılıyor. Kendi ecdatlarına bakmaları gerekiyor. Gelenek göreneklerin içerisinde dünya malına tamah etmemeleri gerekiyor.”
ADFE Genel Başkanı Pir Celal Fırat, her türlü desteğe hazır olduklarını ancak muhtarın bazı kişilere söz vermesinden kaynaklı önerileri dikkate almadığının altını çizerek, “Doğru bir yaklaşım içinde değiller. Köy halkının gerçekten tepki vermesi lazım. Ata dedelerinden biraz utansınlar, yazık ediyorlar” diye konuştu.
PİRHA – Erzurum’un Hınıs İlçesine bağlı bulunan Meydan Köyü Muhtarı Gazi Aydın, iktidara seslenerek köy yollarının yapılmasını istedi.
Erzurum’un Hınıs İlçesine bağlı bulunan Meydan Köyü Muhtarı Gazi Aydın sosyal medyadan yaptığı paylaşımda köy yollarının yapılmamasına dikkat çekti.
Meydan Köyü’ne giden yol sadece Meydan’ı değil çevresindeki 10-12 Alevi köyünü de ilgilendiriyor. Yıllardır yapılan çağrılar sonuçsuz kalırken özellikle ilkbahar ve kış aylarında köylüler ulaşım konusunda ciddi aksaklıklar yaşıyor.
“Asfalttan ayrılan toprak yollar Alevi köylerine çıkar” sözü sık sık Alevi kurum başkanları tarafından dille getirilip Alevi köylerine hizmetin gitmediğini ve her defasında ayrımcılığa maruz kaldıklarını söylüyorlar.
“MEYDAN GRUP YOLU 10 KÖYÜ İLGİLENDİRİYOR”
Meydan Köyü Muhtarı Gazi Aydın, köye gelen ambulansın çamura saplanması nedeniyle sosyal medya hesabından iktidara seslenerek Meydan yolunun çevresindeki on Alevi köyünü ilgilendirdiğini, acil durumlarda çok sıkıntı çektiklerini belirtti.
Köy yolunun özellikle kış ve ilkbahar aylarında ciddi sorunlar yaşadıklarını belirten Aydın, yolun asfalt olmaması nedeniyle çamurdan dolayı acil hastalara zamanında müdahale edilemediğini söyledi. Aydın, iktidara ve ilgili kurumlara seslenerek, köy yollarının bir an önce asfalt yapılmasını istedi. (HABER MERKEZİ)