Etiket: alevi örgütleri

  • Maraş Katliamı’nın 47. yılında İzmir’de anma: Toplumsal barış yüzleşmekle mümkündür-VİDEO

    Maraş Katliamı’nın 47. yılında İzmir’de anma: Toplumsal barış yüzleşmekle mümkündür-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 47. yılında İzmir’de yapılan anmada Alevi nefreti ve soykırımlarının sınır tanımadığına vurgu yapılarak, “Bu nedenle bir coğrafyada yaşanan zulüm, başka bir coğrafyada yaşayan Alevilerin kaderinden bağımsız değildir. Bu suçla gerçek anlamda yüzleşilmeden, failler ve sorumlular ortaya çıkarılmadan, cezasızlık politikalarına son verilmeden bu ülkede toplumsal barışın kurulması mümkün değildir” denildi.

    Maraş Katliamı’nın 47’nci yıldönümü dolayısıyla Alevi örgütleri Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Maraş Katliamı’nı unutmadık unutturmayacağız” yazılı pankartın açıldığı anmada, “Maraş’ı unutma unutturma”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” sloganların atıldı. Anmaya çok sayıda kişi katıldı.

    Anma öncesinde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Bölge Sorumlusu Mehmet Bozkurt, katliamla yüzleşme çağrısı yaparken, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan ise, “Alevi oldukları için Maraş’ta insanları katlettiler. Bu zihniyet aynı zamanda Suriye’de Alevileri katlediyor. Bu akıl yine tekçilik. Bu topraklara demokrasi, eşitlik gelecek ise birlikte daha fazla sesimizi yükseltmek gerekiyor. Ülkede bir seneden süren bir süreç var ve yeni katliamların olmaması için barış diyoruz. Bu barış iktidar ve ortaklarının iki dudağı arasına bırakılmayacak kadar değerli bir barış. Barış ancak katliamlarla yüzleşilmekle sağlanır. Barış kağıt üzerinde yazılan iki cümle ile bu topraklara gelmez. Maraş’ta kaybettiğimiz canları anıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kurumlar adına basın metnini ise Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Bölge Sorumlusu Kemal Yıldız okudu.

    Basın açıklamasında, 19–26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta yaşananların münferit bir olay olmadığı vurgulanarak, katliamın örgütlü, planlı ve inanç temelli bir saldırı olduğu ifade edildi. Açıklamada, yüzlerce Alevinin katledildiği, binlercesinin yaralandığı, on binlerce kişinin ise evlerinden ve topraklarından zorla koparıldığı hatırlatıldı. Alevilere ait mahallelerin sistematik biçimde hedef alındığı, evlerin, iş yerlerinin ve tarım arazilerinin yağmalanıp yakıldığı belirtildi.

    “ÖRGÜTLÜ, PLANLI VE İNANÇ TEMELLİ BİR SALDIRIYDI”

    Maraş Katliamı’nın örgütlü, planlı ve inanç temelli bir saldırının sonucu olduğunu belirten Kemal Yıldız, “Maraş, bir çocuğun yalnızca Alevi olduğu için kazana atılarak kanının akıtıldığı karanlık bir tarihtir. Anaların, çocukların, hamile kadınların, gençlerin ve yaşlıların yalnızca Alevi kimlikleri nedeniyle katledildiği; insan onurunun ayaklar altına alındığı bir yerdir. Alevi olmanın yaşam hakkı için tehdit sayıldığı, devletin yurttaşlarını koruma sorumluluğunu yerine getirmediği ve adalet mekanizmalarının bilinçli biçimde işletilmediği bir utanç tablosudur. Bu katliam, yalnızca Maraş’ta yaşayan canlarımızın değil;, Koçgiri’de, Dersim’de Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de ve Ankara’da yaşananlarla birlikte Alevi toplumunun tamamının ortak hafızasında kapanmamış bir yaradır. Yaşanan her katliamda aynı inkârcı, ayrımcı ve düşmanlaştırışı zihniyetin izlerini görmekteyiz. Bu nedenle bugün burada yalnızca bir yas tutmak için değil; insanlık onurunu savunmak, hakikati talep etmek ve bir daha Maraşların yaşanmaması için mücadele kararlılığımızı ifade etmek için bulunuyoruz” dedi.

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMEDEN TOPLUMSAL BARIŞIN KURULMASI MÜMKÜN DEĞİL”

    Cezasızlık anlayışının, yalnızca Maraş’ın değil, sonrasında yaşanan pek çok katliamın da zeminini hazırladığını ifade eden Kemal Yıldız, “Maraş davası yıllar boyunca sürüncemede bırakılmış; hukukçuların ve ailelerin defalarca yaptığı başvurulara rağmen Genelkurmay arşivleri gizlenmiş, katledilen canlarımızın mezar yerleri açıklanmamış, gerçeklerin üstü sistematik bir şekilde kapatılmıştır. Devlet, kendi sorumluluğuyla yüzleşmek yerine Maraş’ta yaşananları “talihsiz olaylar” olarak nitelendirmiş; kontrgerilla yapılanmalarının rolünü örtbas etmeyi tercih etmiştir. Alevi toplumu olarak bir kez daha açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Maraş Katliamı bir insanlık suçudur. Bu suçla gerçek anlamda yüzleşilmeden, failler ve sorumlular ortaya çıkarılmadan, cezasızlık politikalarına son verilmeden bu ülkede toplumsal barışın kurulması mümkün değildir. Katliamlarla yüzleşmeden ortak bir gelecek kurulamaz!” diye belirtti.

    “ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAM VE NEFRET SINIR TANIMIYOR”

    Kemal Yıldız, açıklamanın devamında Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılarına dikkat çekerek, bu saldırıların Maraş’taki gibi aynı zijniyetin ürünü olduğunun altını çizdi. Yıldız, “Alevi toplumu açısından Maraş, yalnızca Türkiye sınırları içinde yaşanmış bir katliam değildir. Aynı coğrafyanın ve inanç dünyasının bir parçası olan Suriye Alevileri de özellikle Suriye’deki selefi çetelerin silahlandırılması sürecinden başlayarak, günümüzde de yaşandığı gibi, sistematik saldırılara, katliamlara ve zorunlu göçe maruz bırakılmıştır. Maraş’ta yaşanan katliam ile Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar, aynı nefret ideolojisinin ve aynı karanlık zihniyetin ürünüdür. Her iki coğrafyada da Aleviler soykırıma maruz kalmıştır. Bu durum, nefret siyasetinin sınır tanımadığını ve Alevi toplumuna yönelik tehdidin uluslararası bir boyut taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle bir coğrafyada yaşanan zulüm, başka bir coğrafyada yaşayan Alevilerin kaderinden bağımsız değildir. Acılarımız ortaktır; mücadelemiz de ortak olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

    ULUSLARARASI KAMUOYUNA ÇAĞRI

    Kemal Yıldız, uluslararası kamuoyunu ise Alevilere yönelik nefret politikalarına ve soykırım saldırılarına karşı harekete geçme çağrısında bulunarak şunları söyledi:

    “Buradan uluslararası topluma ve başta Türkiye olmak üzere dünya devletlerine sesleniyoruz; Colani katilini ve HTŞ çetelerini korumaktan ve palazlandırmaktan vazgeçin. Htş çetelerine verdiğiniz askeri ve ekonomik destek, Alevilerin katliamına cesaret vererek zulmün ve soykırımın yolunu açmaktadır. Dökülen her kanda sizlerin de sorumluluğu vardır. Biz Aleviler zulme karşı yaşamı, barışı ve insan onurunu savunan bir inancın ve tarihsel direncin talipleriyiz. Gerçekler ortaya çıkana, adalet sağlanana ve bu topraklarda eşit yurttaşlık tesis edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/İZMİR

  • Alevi örgütleri Maraş’ta yürüdü: Katliamla yüzleşilsin!-VİDEO

    Alevi örgütleri Maraş’ta yürüdü: Katliamla yüzleşilsin!-VİDEO

    PİRHA – Alevi örgütleri, Maraş Katliamı’nın 47. yılında katliamın gerçekleştiği Yörükselim Mahallesi’ne yürüyerek bir kez daha yüzleşme ve adalet çağrısı yaptı. Yürüyüş ve anmada “Maraş’ı unutma, unutturma” vurgusu öne çıktı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) çağrısıyla çok sayıda kişi Maraş’ta bir araya geldi.

    Alevi kurumlarının çağrısıyla toplanan kitle, Maraş Katliamı’nın yaşandığı Yörükselim Mahallesi’ne yürüdü. “Maraş’ı Unutma, Unutturma” pankartının açıldığı yürüyüş boyunca, “Maraş’ı unutma unutturma”, “Maraş’ın hesabı sorulacak”, “Katil devlet hesap verecek” ve “Alevilik vardır, Alevilik haktır” sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından kitle, polis ablukası altındaki Erenler Cemevi’ne kontrol noktalarından geçirilerek alındı.

    “KATLİAMI LANETLEMEYE TAHAMMÜL YOK”

    Erenler Cemevi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulundu. Pir Erdoğan Sevim ve Ana Sevim Yalıncak’ın verdiği gülbenglerin ardından katledilenler için karanfiller bırakıldı, çerağlar uyandırıldı.

    Anmada konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, anma etkinliklerine yönelik yasak ve engellemeleri eleştirdi. Aslan, “47 yıl geçti. Eğer biz kaybettiklerimizi hâlâ anmakta zorlanıyorsak bu, bu ülkeyi yönetenlerin ayıbıdır” dedi.

    Aslan, şöyle devam etti:

    “Bir taraftan barış diyorsunuz, bir taraftan Alevi açılımı yapıyorsunuz ama Alevilere yapılan soykırımlarla yüzleşmiyorsunuz. Bu ülkede yaşanan acılarla yüzleşilmedikçe, katliamların hesabı sorulmadıkça barış gelmez. Yörükselim Mahallesi’nde bir katliam anıtına ihtiyaç var. Katliamı lanetlemeye bile tahammül yok, hâlâ yasaklamalar var. Katliamla yüzleşmenin yolu örgütlenmekten, bir arada olmaktan ve mücadeleden geçiyor.”

    SURİYE’DEKİ ALEVİ KATLİAMINA TEPKİ

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise konuşmasında Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına dikkat çekti. Colani’nin meşrulaştırılmasına tepki gösteren Mat, “Aleviler, Bektaşiler, Kızılbaşlar bu coğrafyada zulümle eşdeğer hale getirilmiştir” dedi.

    Mat, “Suriye’de Aleviler katlediliyor, Colani kırmızı halılarla karşılanıyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Suriye’deki Aleviler, Kürtler ve Dürziler yalnız değildir” diyerek, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da eleştirdi. Mat, “Bu yapı Alevilerin iradesine müdahaledir. Onurlu bir barış istiyoruz ve katliamların hesabı sorulana kadar sokaklarda olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ÜSTÜ KAPATILMIŞ BİR KATLİAM VAR”

    CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç da Maraş Katliamı’nın hâlâ aydınlatılmadığını belirterek, “50 yıldır arşivleri açılmamış, mezar yerleri açıklanmamış, üstü kapatılmış bir katliamla karşı karşıyayız” dedi. Öztunç, Meclis’te kurulan komisyonun gerçek sonuç alabilmesi için arşivlerin açılması ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.

    “KATLİAMLAR DEVLETİN İSTEDİĞİYLE OLUR”

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu ise Maraş Katliamı’nın demografik ve toplumsal dönüşüm hedefiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Kenanoğlu, “Devletin istemediği hiçbir olay katliama dönüşmez” diyerek şu ifadeleri kullandı:

    “Maraş Katliamı, dönemin devlet yöneticilerinin isteğiyle katliama dönüştürülmüştür. Bu toprakları Alevilerden, Kürtlerden ve sosyalistlerden arındırmak isteyen anlayış, birçok yerde katliamlar gerçekleştirdi. Bu nedenle failleri bulamıyoruz; çünkü failler zaten sistemin kendisiydi. Katliamların failleri ancak toplumun demokrasi, barış ve yüzleşme arzusu ile ortaya çıkar. Barış, iktidar istediğinde değil, biz istediğimizde gelecek. Ne demokrasinin ne de barışın peşini bırakacağız.

    Anma, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına lokma dağıtılması ve çerağların sırlanmasıyla sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

     

     

  • Maraş Katliamı 47. yılında Yörükselim Mahallesi’ndeki yürüyüşle lanetleniyor-CANLI

    Maraş Katliamı 47. yılında Yörükselim Mahallesi’ndeki yürüyüşle lanetleniyor-CANLI

    PİRHA- Alevi örgütleri, 47 yıl önce Maraş Katliamı’nın yaşandığı Yörükselim Mahallesi’ne yürüyerek katliamı lanetlendi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAVK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Maraş’ta 47 yıl önce katledilenleri anmak için bir araya geldi.

    Anmaya ülkenin birçok farklı bölgesinden çok sayıda kişi katılıyor.

    Alevi kurumlarının çağrısıyla toplanan çok sayıda kişi, katliamın gerçekleştiği Yörükselim Mahallesi’ne yürüyor. Yürüyüş sırasında sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Maraş’ın hesabı sorulacak”, “Katil devlet hesap verecek”, “Alevilik vardır, Alevilik haktır” sloganları atılıyor.

    Yürüyüşün ardından katliamın gerçekleştiği Yürükselim Mahallesi’ne ulaşacak kitle, polis ablukasına alınan Erenler Cemevi’ne  polis kontrol noktasından geçtikten sonra ulaşacak.

    PİRHA/MARAŞ

     

     

  • Alevi örgütlerinden uyarı: Colani ve destekçileri insanlığa karşı suç işliyor!-VİDEO

    Alevi örgütlerinden uyarı: Colani ve destekçileri insanlığa karşı suç işliyor!-VİDEO

    PİRHA – İzmir’deki Alevi örgütleri, Suriye’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamlara tepki göstererek uluslararası topluma acil çağrıda bulundu. Örgütler, saldırıların sorumlusunun yalnızca Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve lideri Colani olmadığını, bu yapılara destek veren tüm devletlerin ve güç odaklarının da suç ortağı olduğunu vurguladı.

    Alevi Kültür Dernekleri Buca Şubesi Cemevi önündeki Hacı Bektaş Veli Parkı’nda yapılan açıklamaya çok sayıda Alevi örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı. “Katil HTŞ, işbirlikçi AKP”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarının atıldığı açıklamada, “Suriye’de Alevi katliamı var, durdurun!” pankartı açıldı.

    “3 MAYMUNU OYNAYANLAR YİNE SESSİZ”

    Açıklama öncesi konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, bölgede insani yardım koridorunun açılması ve bağımsız bir heyetin sahil kentlerinde inceleme yapması gerektiğini belirtti.
    Aslan, şunları kaydetti:

    “Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütleri olarak yaşanabileceklere ilişkin kaygılarımızı daha önce de dile getirdik. O gün 3 maymunu oynayanlar bugün de bu katliama sessiz kalıyor. Halkların bir arada yaşayabileceği demokratik bir Suriye’den yanayız. Buna sessiz kalmak katliama ortak olmaktır. Hükümete sesleniyoruz: Besleyip büyüttüğünüz cihadistlere dur deyin. İnsani yardım koridoru açılmalı, bağımsız gözlemci heyet yaşananları yerinde incelemelidir.”

    “HTŞ’NİN NEFRET DİLİ MAZLUM HALKLARIN YAŞAMINA TEHDİTTİR”

    Basın metnini okuyan Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Bölge Sorumlusu Mehmet Bozkurt ise Suriye’de zulmün ve katliamların sürdüğünü söyledi. Humus ve çevresindeki Alevi topluluklarına yönelik son saldırıların, “savaşın doğal sonucu değil, inançsal nefrete dayanan örgütlü bir yok etme politikasının parçası” olduğunu vurguladı.

    Bozkurt, HTŞ ve bağlı çetelerin uzun süredir Alevi ve Hıristiyan toplulukları hedef aldığını belirterek şöyle konuştu:

    “HTŞ’nin Emevi akil temelli nefret dili, Suriye’deki bütün mazlum halklar için tehdittir. İnanç merkezlerinin, köylerin doğrudan hedef alınması açık bir savaş suçudur.”

    “DESTEK VEREN HERKES SOYKIRIMA ORTAKTIR”

    Bozkurt, uluslararası kamuoyuna yönelik sert bir çağrıda bulundu:

    “Başta Türkiye olmak üzere ABD, Siyonist İsrail ve bölgedeki işbirlikçileri ile HTŞ’ye doğrudan ya da dolaylı destek veren tüm ülkeler bu soykırımın ortağıdır. Katil Colani ve çetesine verilen her türlü lojistik, mali ve siyasi destek yalnızca bölgedeki mazlum halklara değil, tüm insanlığa karşı suçtur. Bu çeteler derhal savaş suçlusu ilan edilmeli ve yargılanmalıdır.”

    “ZULME SESSİZ KALMAYIN COLANİ’Yİ AKLAMAYIN”

    Alevi toplumunun tarih boyunca barış ve adaletin yanında durduğunu hatırlatan Bozkurt, yaşananları “günümüzün Kerbela’sı” olarak niteledi:

    “Yezit aynı yezit, mazlum aynı mazlumdur. Lazkiye, Hama, Humus’ta hayatını riske atan sivillere destek veriyoruz. Katledilen kadınların ve çocukların sesi olun. Colani’yi meşrulaştırmayın. Onu ‘barış elçisi’ gibi göstermek zulmü aklamaktır. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır.”

    Açıklama sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Şiddetin normalleşme tehlikesi var; toplumsallık gelişmedikçe yasalar kağıt üzerinde kalır’-VİDEO

    ‘Şiddetin normalleşme tehlikesi var; toplumsallık gelişmedikçe yasalar kağıt üzerinde kalır’-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadın örgütleri ve köy dernekleri İzmir’de ‘Kadınlar direnişin ve umudun ocağıdır’ paneli düzenledi. Panelde konuşan Jineoloji Akademisi’nden Nesrin Akgül, “Bu kadar şiddete çözüm üretmemek normalleşme tehlikesi yaratır. Bu şiddet inşası bir iktidar yöntemi haline gelmesi halinde, kadını yaşa-yaşat eylemine dönüştürmek için çözümde rol almalıyız” derken, Avukat Gamze Yentür ise üretim ilişkileri değişmeden kadına yönelik şiddetin de değişmeyeceğini belirterek, “Toplumsallık gelişmedikçe yasalar kağıt üzerinde kalır ve bir gecede kaldırılabilir” diye belirtti.

    İzmir Çiğli’deki kadın örgütleri, inanç ve köy dernekleri “Kadınlar direnişin ve umudun ocağıdır’ başlığı ile Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Konferans Salonunda panel düzenledi. Panele konuşması olarak Jineoloji Akademisinden Nesrin Akgül,  Avukat Gamze Yentür katılırken Güzeltepe Kadın Derneğinden Ezgi Özer ise moderatörlüğü üstlendi. Salonda ‘Hak ve hakikati benimseyen Alevi kadınlar olarak zalimlere karşı direnerek özgür bir yaşamı kuracağız” yazılı pankart asıldı.

    Panele Güzeltepe Kadın Dayanışma Derneği, Mor Dayanışma İzmir, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Alevi Kültür Dernekleri Karşıyaka Şubesi, Pir Sultan Abdal Derneği Çiğli Şubesi, Meydan Köyü Dayanışma Derneği, Varto Kültür ve Dayanışma Derneği katkı sundu.

    “BU DÜZENİ BİRLİKTE DEĞİŞTİREBİLİRİZ”

    Panel öncesinde kurumlar adına ortak bildiriyi okuyan Sakine Koğu, derinleşen krizler, büyüyen yoksulluk ve bu çoklu şiddetin görünmeyen taşıyıcısı hali aldığını söyledi.

    Krizli dönemlerde devletinin ‘aile’ olgusuna sarılarak savaş politikalarını ev içerisinde yeniden ürettiğini ifade eden Sakine Koğu, “Korkuya rağmen konuşmak, sessizliğe rağmen birbirimizi duymak. Yan yana gelmek, güvenmek, dayanışmak. Çünkü yalnız kalınca kırılıyoruz. Birlikte hareket etmek, yeniden güç bulmak demek. Örgütlenmek; aynı hikayeyi farklı yerlerde duymak, birbirine yaslanabilmek demek. Öfkeyi bastırmak ve yaşananları kanıksamamak hayatta kalmanın bir yolu olmuş olabilir. Ama artık o öfkeye sahip çıkmanın zamanı. O öfkeyi sokaklarda, meydanlarda, yan yana gelerek var etmenin zamanı. Çünkü yaşadıklarımız birer “anormallik” değil; bu düzenin kendisi. Ve biz, bu düzeni ancak birlikte değiştirebiliriz” dedi.

    “ŞİDDETE ÇÖZÜM ÜRETMEMEK NORMALLEŞME TEHLİKESİNİ GETİRİR”

    Panelde ilk olarak Nesrin Akgül söz aldı. Nesrin Akgül, şiddetin normalleşme tehlikesi olduğuna vurug yaparak, “Biz demokratik toplum inşasında yer almak istiyoruz ve barışın diyen bir toplumsal dinamik var. Madem bunun istemindeyiz o zaman bugün daha fazla kadına yönelik şiddette ne yapılması gerektiğini, bunun bakış açısını daha fazla tartışmalıyız. Günlük olarak şiddet beyan ediliyorken bunun normalleşme tehlikesi var. bu kadar şiddete çözüm üretmemek normalleşme tehlikesi yaratır. Bizim ahlaki reflekslerini öldürü. Reya hak her şeyden önce vicdan der. Rızalık üretirken her bir canı can olarak kabul eder biz de her yaşanan oalya karşı vicdani ses olmak zorundayız. Kadına şiddete alışmamak için buna tepki koyacağız” diye konuştu.

    “SÜRECİN KADINA YÖNELİK ‘ŞİDDETE DUR’ DİYEN HALİ ORTAYA KONULMALI”

    Barış ve demokratik toplum sürecinde ortak endişe ve güvensizliklerin bulunduğunu kaydeden Nesrin Akgül devleti bu sorunlara karşı duyarlı kılmak, çözümün tarafı haline getirmek için toplumsal irade ortaya koymak istediklerini dile getirdi. Bu süreçte de en büyük gücün kadınlarda olduğunu ifade eden Nesrin Akgül, “Aslıdan bütün halklar bu sürecin öznesidir. Bütün kimliklerin, bireylerin farklılıklarıyla var olmak isteyen hereksin iradesini koyması gereken bir süreçteyiz. Kadınlar en fazla irade oluşturması gereken güç. Binlerce yıllık erkek egemenliğin savaşlarla kendini hizalayan, çatışmalarla kendini var eden bir sürecinden bahsediyoruz. Bir barış süreci diyoruz kadın irade olsun inisiyatif alsın diyoruz, sadece silahların susması değil söz gücünün toplumda olduğu alanlarda eylemini ortaya koyduğu bir müzakere sürecidir de. Çatılmalı sürecin sona erip toplumun kendi öz değerleriyle yeninden ortaya koymasıdır. Kadına yönelik şiddette de bu sürecin şiddete dur diyen hali ortaya konmalıdır” şeklinde konuştu.

    “KADINI YAŞA-YAŞAT EYLEMİNDE ROL ALMAYI TARTIŞMALIYIZ”

    Mirabal Kardeşler’indireniş tarihine değinen Nesrin Akgül, “Biz de benzer bir süreç yaşıyoruz. Her türlü yaşam hakkını eline alan bir faşist rejimle cebelleşen toplumsal kesimler altında yaşıyoruz. Bu şiddet inşası bir iktidar yöntemi haline gelmesi halinde, yeni döneme kadına şiddete kadın kırımı dediğimiz sürecin sonlanması ve kadın varlığını kazanmak için bu süreçte inşacı olmak, kadını yaşa yaşat eylemine dönüştürmek halkların kardeşliğini geliştirmek için çözümde rol almayı taşımak istediğimizi belirtmek isterim” dedi.

    “TOPLUMSALLIK GELİŞMEDİKÇE YASALAR KAĞIT ÜZERİNDE KALIR”

    Ardından slayt gösterimi ile sunumunu gerçekleştiren Avukat Gamze Yentür üretim ilişkileri değişmeden kadına yönelik şiddetin de değişmeyeceğini ifade etti. Gelişmiş olarak nitelendirilen ülkelerde ilerici yasalar yürürlükte olsa bile kadına yönelik şiddetin devam ettiğini hatırlatan Gamze Yentür, “Ataerki kapitalimle var olması ama kapitalizm eşitsizlikleri revize etti ve sanki eşitsizlik yokmuş gibi gösteren bir hukuk yarattı. Toplum hazır değilse ilerici yasalar da kağıt üzerinde kalır. Toplumun değişmesi içim üretim ilişkilerin değişmesi için sınıfsallığın değişmesi ve kültür biçimlerinin de değişmesi gerekir. Hukuk toplumsal ilişkilerle değişir dönüşür. 6284 sayılı kanun güzel bir yasa ama toplumsallık gelişmedikçe bir gecede kaldırılabilir. Hukukçular genelde her şeyin hukukla değiştireceğini düşünür ama aslolan toplumsal mücadeledir ve bu mücadeleyle birlikte değiştirilen ilişkilerdir” diye konuştu.

    “ŞİDDET TOPLUMSALDIR, AİLE İÇİ KALMAMALI”

    Şiddetin fiziksel veya cinsel şiddetten ibaret olmadığını ve sadece aile ile sınırlı kalmadığını ifade eden Gamze Yentür, “İşte sokakta, çevrimiçinde her yerde şiddet var. Aile içinde gerçekleşen cinsel şiddet te tecavüzdür. Kadın çalışma hayatına katıldığı zaman, üretime katıldığı zaman birçok hakkı da talep etmeye başladı. Daha önce evlerdeydi ve eşten para almak zorunda olduğu için ondan gizli ekonomi yürütmek zorundaydı. Bu aile içi ekonomik şiddetin bir yansımasıdır. Türk Ceza Kanununda (TCK) bununla ilgili çok madde var. Öte yandan 6284 sayılı yasa ve CEDAW var. 6284 Herkesi koruyan bir kanun aslında, CEDAW da taraf olumuz tek uluslararası sözleşme, uygulama alanı geniş. Önleyici ve koruyucu tedbirler içeriyor, Örneğin bu yasalara dayanarak tedbir talep edebilirsiniz. Ancak adli mercilerde önemli çabalar sarf edilse de kolluk faili korumaya dönük hareket edebiliyor. Uzaklaştırma kararları için Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerine(ŞÖNİM), mülki amirlere kolluğa dilekçe vermeye bile gerek yok sözlü olarak başvurabilirsiniz, avukat bulundurmak zorunda da değilsiniz. Baroların Adli Yardım Merkezleri, Kadın Merkezleri var” şeklinde anlattı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • İzmir’de Madımak anması: 2 Temmuz karanlığı yüzleşme ve toplumsal barış ile aydınlanır

    İzmir’de Madımak anması: 2 Temmuz karanlığı yüzleşme ve toplumsal barış ile aydınlanır

    PİRHA- Alevi örgütlerinin Madımak Katliamının 32. yılında İzmir’de gerçekleştirdiği anmada, “2 Temmuz karanlığı adalet, yüzleşme ve toplumsal barış ile aydınlanır” mesajı verildi.

    İzmir’deki Alevi örgütleri Madımak katliamının yıl dönümüne ilişkin İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması düzenledi. “Bu ülkede aydınların yakıldığını unutma. Yakanları affetmiyoruz aklayanları da” pankartının açıldığı açıklamada ayrıca ‘Sivas’ın ışığı sönmeyecek’, ‘’

    Kentte bulunan siyasi parti ve kurumların yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı açıklamada sık sık “Sivas’ı unutma unutturma”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Sivas’ı yakanlar, AKP’yi kuranlar” ve “Dün Maraş’ta, bugün Sivas’ta, çözüm faşizme karşı savaşta” sloganları atıldı.

    SURİYE’DEKİ ALEVİ KATLİAMINA TEPKİ

    Açıklama öncesinde söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Mehmet Bozkurt, Suriye’deki Alevi katliamını hatırlatarak, tıpkı Madımak gibi bu katliama da sessiz kalındığını ifade etti. Bozkurt, “İçişleri Bakanlığı, devlet erkanı, valilik bu duruma seyirci kaldı ve müdahale etmedi. Dünyanın gözü önünde, canlı yayında 33 canımız katledildi. Önceden planlanarak tertiplenmiş bu katliamın derin bir arka planı vardır. 32 yıldır bu karanlığa aydınlığa çıkması için mücadele ediyoruz. Failler serbest bırakıldı ve aramızda geziyorlar. Suriye’de bir Alevi katliamı yaşanıyor. Bu katliamın bir parçası da buradan gidiyor. İnsanların Şam yönetimi tarafından katledildiği belgelendi. Birkez daha söylüyoruz; ibadet yerlerimiz cemevlerimizdir. Alevileri asimile etmek için Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Biz Alevi örgütleri bu kurumu tanımıyoruz. Alevileri temsil etmiyorlar” şeklinde konuştu.

    “KATLİAMLARLA HESAPLAŞILMADI”

    Kurumlar adına açıklamayı yapan Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Yönetcisin Bahar Kaplan, 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın insanlık tarihinin en kara ve utanç verici katliamlarında biri olduğu vurgulayarak, “Bu vahşi katliamın üzerinden 32 yıl geçti. Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiçbir katliamla hesaplaşılmadı” dedi.

    “BARIŞ; HAKİKAT VE YÜZLEŞME İLE SAĞLANIR”

    Barış ve demokratik çözüm sürecinin hakikat ve yüzleşme ile mümkün olacağını ifade eden Kaplan, “Bugünlerde ülkemizde sıkça toplumsal barış, birlik  gibi kavramlar dillendiriliyor. Elbette biz de barıştan yanayız. Elbette bu topraklarda yan yana, omuz omuza, eşit ve özgür yaşamak istiyoruz. Ama şunu açıkça söylüyoruz; gerçek bir barış, ancak geçmişle yüzleşilerek mümkündür. Barış; inkârla, üstünü örterek, “unutalım gitsin” diyerek değil; hatırlayarak, adaletle, hakikatle sağlanır. Biz Aleviler, bu ülkenin asli unsurları olarak artık sadece anmak değil, aynı zamanda anlaşılmak, tanınmak ve eşit yurttaşlık talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “YENİ ANAYASADA ALEVİLER KURUCU İRADE OLARAK KABUL EDİLMELİDİR”

    Kaplan, yeni anayasa tartışmalarında ezilenlerin ve Alevilerin hak taleplerinin olmayışını eleştirerek , “Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok! Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme; ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe. Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil; aynı zamanda kurucu iradesidir. Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı, yalnızca ‘konu’ değil, özne ve kurucu irade olarak kabul edilmelidir” diye belirtti.

    “MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    2 Temmuz’un hesabının sorulana kadar, Sivas için adalet mücadelesini büyüterek devam ettireceklerini belirten Kaplan, “32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor. Karanlığa karşı aydınlık için alanlardayız. Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını sahiplenmeye devam edeceğiz. Er ya da geç ama mutlaka katliamların hesabını soracağız. Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız. İnsanlık kazanacak, karanlık yenilecek, aydınlık kazanacak. Tüm dostlarımızı faşist ve şeriatçı kuşatmaya karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Alevi örgütlerinden Numan Kurtulmuş’a tepki: Alevilerden özür dileyerek istifa etmeli!

    Alevi örgütlerinden Numan Kurtulmuş’a tepki: Alevilerden özür dileyerek istifa etmeli!

    PİRHA- AKP’li Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi ittifakına yönelik sözlerine tepki gösteren Alevi örgütleri, “Numan Kurtulmuş’un bu sözleri Aleviler tarafından münferit bir açıklama olarak görülemez. Ülke yönetiminin ikinci sırasında yer alan meclis başkanı, bu açıklama ile, AKP anlayışının Alevilere bakışını ortaya koymuştur. Numan Kurtulmuş, Alevilerden derhal özür dilemeli ve bütün görevlerinden istifa etmelidir” açıklamasında bulundu.

    Şırnak’ta konuşan AKP’li Numan Kurtulmuş, “Anadolu topraklarını baştan aşağı zulümle inleten Şah İsmail’e karşı, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi’nin yapmış olduğu ittifak, Anadolu’daki Müslüman toplulukların birlikte var olmasına neden olmuştur” cümlelerini kurmuştu.

    Numan Kurtulmuş’unn açıklamalarına Alevi örgütleri tepki gösterdi. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) ortak açıklamasında Yavuz Sultan Selim’e överek, onun tarihteki Alevi soykırımını itiraf ederek onaylayan ve soykırımı kutsayan Numan Kurtuluş’un Alevilerden derhal özür dileyerek istifa etmesi çağrısında bulundu.

    “ALEVİLER BARIŞ SÜRECİNİN KARŞISINDA YER ALMAZ, AKSİNE DESTEK OLUR”

    7 Alevi örgütünün ortak açıklaması şöyle:

    “AKP’li Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş: “Anadolu topraklarını baştan aşağı zulümle inleten Şah İsmail’e karşı, Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi’nin yapmış olduğu ittifak, Anadolu’daki Müslüman toplulukların birlikte var olmasına neden olmuştur.” diye bir açıklama yapmış ve geleneğinden geldiği zihniyeti gayet açık ortaya koymuştur. Aleviler Yol Erkânı gereği, dünya üzerindeki tüm canlıların hakkın yansıması olarak görür ve her millete tek nazarla bakmayı vurgular. Yaşam hakkı inancının temel düsturudur. Bu düstur gereği Alevilerin barış ve kardeşlik söylemlerine uzak durması ya da destek vermemesi düşünülemez, “Barış süreci” veya “çözüm süreci” fark etmez, adı ne olursa olsun, barışa giden hiçbir sürecin karşısında yer almaz, aksine destek olur, güç verir.

    “YENİ DÖNEM ALEVİLERİN KATLİAM TARİHİNİ TARİF EDEREK KURULAMAZ”

    Ancak, barış süreci ve kardeşlik bağı denilen yeni dönem Alevilerin katliam tarihini tarif ederek kurulamaz. Barış ancak ülkede yaşayan tüm toplulukların, inançların ortak bir yaşam mutabakatı ile olur. AKP’nin duayeni ve ülkenin meclis başkanının zihninden dökülen bu cümleler, bir kez daha gösterdi ki; Türk İslam sentezli Siyasal İslam anlayışı ve bu anlayışın temsilcilerinin, hücrelerinde beslediği düşmanca duygu ve ümmetçi,  gerici, tekçi bir zihniyet ile yürüyen bu süreç, ülkeyi kardeşlik bağına ve toplumsal bir barışa götüremez. Suriye’de AKP tarafından beslenen Şeriatçı Selefi HTŞ çetelerinin Alevilere uyguladığı soykırım bunun en net kanıtıdır.

    “SÜRECİ PROVAKE ETMEYE YÖNELİK ÇIKIŞLAR ENGELLENMELİDİR”

    Numan Kurtulmuş’un bu sözleri Aleviler tarafından münferit bir açıklama olarak görülemez. Ülke yönetiminin ikinci sırasında yer alan meclis başkanı, bu açıklama ile, Akp anlayışının Alevilere bakışını ortaya koymuştur. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Alevi toplumu tarafından lanetlenen Yavuz Sultan Selim’e övgü dizmekle kalmamış, onun tarihteki Alevi soykırımını itiraf ederek onaylamış ve bu soykırımı kutsamıştır. Bu da yetmemiş Alevilerin tarih boyunca uğradığı en büyük ihanetlerden biri olan İdris-i Bitlisi’nin Yavuz ile girdiği suç ortaklığını ve kirli ittifakını da meşru göstermiştir. Alevilerin katliamını tarif ederek kurulan bu dil ve bu zihniyet, AKP/MHP iktidarının kötü niyetini ve sürece nasıl baktığının işaretidir. Bu anlayış herkes tarafından iyi görülmeli ve süreci provoke etmeye yönelik bu tür çıkışlar engellenmelidir.

    “NUMAN KURTULMUŞ ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEYEREK İSTİFA ETMELİ!”

    Yavuz Sultan Selim, Aleviler’i, Türkmen’leri, Araplar’ı ve Kürt’leri katliamlardan geçiren eli kanlı bir padişahtır. İdris-i Bitlisi ise bu katliamların işbirlikçisi bir haindir. Tarihi gerçekler bunlardır. Ancak, esas olan tarihten ders çıkarmak ve geleceği barış ve demokrasi ile inşa etmektir. Meclis başkanı Sayın Kurtulmuş’u kınıyoruz! Numan Kurtulmuş, Alevilerden derhal özür dilemeli ve bütün görevlerinden istifa etmelidir. Alevilerin katliamından beslenen bir zihniyet Alevilerin de temsil edildiği bir meclisin başkanı olamaz! Halkı, kin ve düşmanlığa sevk etmekten dolayı da yargılanmalıdır.

    Türkiye’de yaşayan tüm topluluklar ve inanç mensupları bilmelidir ki; Biz Aleviler, onurlu, kalıcı, samimi ve kapsamlı bir barış sürecinin yanında olmaya devam edeceğiz. Sorumluluk alacağız. Ancak, bu süreçte ırkçı, gerici, tekçi, inkarcı, imhacı, asimilasyoncu, soykırımcı anlayış, siyaset ve zihniyetlerle de mücadele etmeye devam edeceğimizi, bu anlayışın tam karşısında duracağımızı kamuoyu ile bir kez daha paylaşıyoruz.72 Millete aynı nazarda bakmayanı kendimizden saymıyoruz”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi örgütleri Köln’de ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek

    Alevi örgütleri Köln’de ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek

    PİRHA- Alevi örgütleri, 18 Mayıs tarihinde Köln’de ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek.

    Alevi toplumuna yönelik artan baskılar ve Suriye’de yıllardır devam eden Alevi soykırımına karşı Alevi örgütleri 18 Mayıs  tarihinde Almanya’nın Köln kentinde, ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek. Etkinlik, Köln Alevi Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Demokratik Alevi Fedrasyonu (FEDA) ve Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) ortaklığında düzenlenecek çalıştay, Alevi toplumunun Suriye’de maruz kaldığı sistematik şiddet, ayrımcılık ve yok sayma politikalarına karşı farkındalık yaratmayı, tarihsel ve güncel veriler ışığında soykırım gerçeğini tartışmayı ve ortak mücadele stratejileri geliştirmeyi hedefliyor.

    “Alevi Varlığı İçin Stratejik Mücadele” başlığıyla duyurulan etkinlikte, diasporadaki Aleviler bir araya gelerek seslerini yükseltecek. Çalıştayda, sadece yaşananları teşhir etmek değil; aynı zamanda geleceğe dair somut adımlar atmak, mücadele pratiklerini ortaklaştırmak ve uluslararası kamuoyunu bilgilendirmek gibi hedefler öne çıkıyor.

    FARKLI ÜLKELERDEN TEMSİLCİLER KATILACAK

    Çalıştayın katılımcı kurumları yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Suriye’de Alevilere yönelik süregelen soykırıma karşı sessiz kalmıyoruz. Alevi varlığını korumak, direnişi büyütmek ve geleceğimizi stratejik adımlarla güvence altına almak için buluşuyoruz. Katılımınızla sesimize güç katın.”

    Etkinlik, yalnızca bir çalıştay olmanın ötesinde, Alevi toplumu için bir dayanışma ve ortak akıl platformu niteliği taşıyor. Farklı ülkelerden Alevi kurum temsilcilerinin, akademisyenlerin, insan hakları savunucularının ve aktivistlerin katılımıyla gerçekleşmesi beklenen çalıştayda, Suriye’deki güncel durum, tanıklıklar, tarihsel süreçler ve uluslararası hukuk perspektifleri ele alınacak.”

  • Pir Sultan Abdal portesinin tahrif edilmesine Alevilerden tepki!

    Pir Sultan Abdal portesinin tahrif edilmesine Alevilerden tepki!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın organize ettiği, ‘Pir Sultan Abdal Dinletisi’ etkinliğindeki Pir Sultan Abdal portesi üzerinde yapılan tahrife Alevi kamuoyundan tepki geldi. Gelen tepkilerde, “Asimilasyon işte böyledir. Önce sizin hafızınızdaki resmi siler, bir bakarsınız ‘Açılın kapılar Şaha gidelim diyen’ biri yerine ‘Geç kaldınız haydi namaza’ diyen bir Pir Sultan Abdal’ı size yansıtırlar” denildi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği ‘Pir Sultan Abdal Dinletisi’ adlı etkinlikte Pir Sultan Abdal’ın portesindeki sazı kaldırılarak, yerine elleri rüku şeklinde bağlanmış ve boynundaki teslim taşı kolye olmuş bir Pir Sultan portesi yayınladı.

    Alevi kamuoyu Pir Sultan Abdal portesinin tahrif edilmesine tepki gösterdi.

    Gelen tepkilerin bir kısmı şöyle:

    “HAFIZAMIZDAKİ RESMİ SİLİYORLAR”

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya: Hayalinizdeki Pir Sultan Abdal’ı unutunuz! Devletimizin bize öngördüğü Pir Sultan Abdal buymuş? Külahı, çember sakalı ile mülayim bir derviş. Öyle elinde isyan eden sazı ile Pir Sultan Abdal’ı kim uydurdu? Asimilasyon işte böyledir. Önce sizin hafızınızdaki resmi siler, bir bakarsınız ‘Açılın kapılar Şaha gidelim’ diyen biri yerine ‘Geç kaldınız haydi namaza’ diyen bir Pir Sultan Abdal’ı size yansıtırlar. Devletin bu asimilasyon politikalarına ve kurdukları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile birlikte yol yürüyen kişi ve kurumlara yazıklar olsun. Suriye’de Alevi Soykırımını destekleyenlerin, Türkiye’de Aleviler için iyi şeyler düşüneceklerini beklemek sadece saflık olur.

    “ALEVİ İNANCINA TEPEDEN İNEN TRUVA ATLARI”

    ADFE Genel Başkan Yardımcısı Ali Çiftçi: Bunlar Alevi inancına tepeden inme dayatılan Truva atlarıdır. Yüzyıllardır katliamlarla, baskılarla değiştirip yok edemediği bir inancı ve bu inancın savunucularını içeriden yıkma projesi olan Alevi Bektaşi Daire Başkanlığı derhal kapatılmalıdır. Alevi yoluna düşman olan bu kurumla da iş birliğine girenler Alevilik düşmanı ve buna bağlı olarak da yol düşkünleridirler.

    “SAHİP ÇIKILMADIĞINDA DEĞERLERİMİZİ BİRER BİRER ELİMİZDEN ALACAKLAR”

    Sanatçı-Yazar Haydar Selçuk: Her şey bitti sıra geldi Pir Sultan Abdal’a. Devlet tarafından Alevileri asimile etmek için kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının yeni çalışması “Pir Sultan Abdal Dinletisi” adı altında organize edilen etkinliliğe bakınca, asimilasyon projesinin ne denli tehlikeli olduğunu ne zaman kavrayacağız acaba.

    Afişe baktığımızda elinden bağlaması alınmış, başına mevlevi sarığı (renk olarak içine kırmızı eklenmiş) takılmış, çember sakallı sıradan bir figür görüyoruz. Evet bizim gözümüzle baktığımızda gördüğümüz sıradan bir figür. Zira bizim Pirimizin görüntüsü farklı ve anlamı da farklı. Aleviler, Alevi kurumları kendi değerlerine sahip çıkmadığında, değerlerimizin birer birer ellerimizden alındıklarına şahit oluyoruz.”

    “SAZI ELİNDEN ALINMIŞ, SÖZÜ KALMAMIŞ”

    Emekli Hakim-Avukat Orhan Gazi Ertekin: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Pir Sultan temsiliymiş bu. Pir Sultan’ın görüldüğü yerde yakalanması amacıyla “aranıyor” bülteni için bir “John Doe” resmi diye düşünsek değil. Gerçeği bulmak için değil gerçeğini yok etmek için yapılmış. Basbayağı sahtekarlık. Pir Sultan yerli, sürdürülebilir ve halka ve toprağa bağlı duyguları taşıyordu. Dışa dönük, iddialı ve yapıcıydı. Eylem, hareket ve isyanı olmayan bir temsil Pir Sultan olmaz.

    Buradaki ‘çakma’sında ise; eller bağlanmış rükuya geçecek, teslim taşı kolye olmuş, kama ekmek bıçağına dönmüş, baldırı çıplak isyan giyimi salon kuşamına çevrilmiş, halka değil öte dünyaya seslenen bir münzevi haline getirilmiş. Sazı alenen elinden alınmış, sözü kalmamış… John Doe daha çok işlerine gelirdi halbuki.

    “KENDİ DEĞERLERİMİZİ SAHİP ÇIKALIM”

    Pir Haydar Buga:  Yezit (zihniyet) yezitliğini yapıyor, onun görevi o seni, beni, bizi o kirli çark içerisinde eritmek. Peki biz Aleviler ne yapıyoruz, asıl sorulması gereken soru bu. Sizin de belirttiğiniz gibi biz değerlerimize sahip çıkmadıkça birileri kirli elleriyle değerlerimizi itibarsızlaştırırlar. Kendi değerlerimize sahip çıkaralım. Biliyoruz ki “Bozuk düzende sağlam çark olmaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’de katledilen ve kaçırılan Alevi çocuklar için Köln’de anma-VİDEO

    Suriye’de katledilen ve kaçırılan Alevi çocuklar için Köln’de anma-VİDEO

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları Derneği ve Alevi örgütleri, Suriye’de aileleri ile birlikte katledilen, kaçırılan çocuklarla ilgili hazırladığı raporu UNİCEF’e sundu. Raporun sunulması ardından düzenlenen anmada katliama dair bağımsız soruşturma mekanizmalarının kurularak, kaçırılan çocukların akıbetinin belirlenmesi ve ailelerine ulaştırılması talep edildi.

    Suriye’de HTŞ-IŞİD ve SMO çeteleriin hedefi haline gelen Alevi çocuklar ve azınlık toplulukları için Almanya’nın Köln kentinde anma düzenlenerek, katliamlara karşı uluslararası kamuoyunun sessizliği protesto edildi.

    Deyiş ve ağıtların yakıldığı annmada, Ana Elif Duman’ın verdiği gulbang eşliğinde çerağlar uyandırıldı. Suriye İnsan Hakları Topluluğu, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri tarafından düzenlenen anmada, çeşitli sivil toplum temsilcileri ve insan hakları savunucuları söz alarak yaşanan insanlık suçlarına dikkat çekti.

    Ocak ve Nisan 2025 tarihleri arasında yapılan kapsamlı saha araştırmaları, belgelenmiş tanıklıklar ve toplanan görsel kanıtlara dayanarak, bu suçların Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve ona bağlı milislerin liderliğinde merkezi olarak organize edildiği, ideolojik olarak motive edildiği ve yürütüldüğü kaydedildi.

    “ALEVİLER SİSTEMATİK YOK EDİLME HEDEFLİ ZULÜM GÖRÜYOR”

    Beşar Esad rejimi sonrası Alevilere yönelik kültürel, fiziksel, dini ve ekonomik baskının, şantaj ve sömürünın hızla arttığına dikkat çekilen basın açıklamasında, “Şu anda en çok tehlike altında olan grup olan Aleviler, eski rejimin devrilmesinden hemen sonra silahlarını teslim etmelerine rağmen, sistematik olarak öldürülme ve fiziksel yok edilme dahil olmak üzere hedefli bir şekilde zulüm görmektedir. Etnik temizliğin ilk dalgasının hedefi haline gelen Aleviler, eski rejimin sorumluluğunu toplu olarak üstlenemezler! Kıyı bölgelerinde yaşayan Aleviler, 7 Mart’tan bu yana açık sokaklarda hedef alınarak infaz ediliyor, evleri yağmalanıyor ve ateşe veriliyor. Hayatlarını kurtarmak için birçok insan evlerini ve mahallelerini terk etmek zorunda kalarak dağlara kaçtı” denildi.

    “SURİYE’DEKİ EN BÜYÜK KATLİAMLARDAN BİRİ”

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Başkanı Rami Abdurrahman, Alevilerin katledilmesini “Suriye çatışması sırasında yaşanan en büyük katliamlardan biri” olarak nitelendirerek, “SOHR’a göre, Lazkiye, Tartus ve Hama vilayetlerinde en az 29 yerde katliamlar yaşandı. Bu toplulukların çocukları özellikle etkilendi; öldürüldüler, kaçırıldılar, zorla askere alındılar, köle ticareti ile satıldılar ve açık artırmada satıldılar, ailelerinden ve eğitim haklarından mahrum bırakıldılar ve büyük ölçüde ideolojik olarak beyin yıkamaya maruz kaldılar” diye belirtti.

    UNİCEF’E RAPOR SUNULDU

    Öte yandan Suriye İnsan Hakları Derneği, UNICEF Almanya’nın Köln’deki ofisine Suriye’de yaşanan  sistematik çocuk hakları ihlallerine dikkat çekmek için bir rapor sundu. Bu ihlallerin özellikle Alevi, Dürzi, Hristiyan ve diğer azınlık topluluklarından çocukları etkilediği belirtildi.

    Suriye İnsan Hakları Derneği Prof. Dr. Jens Kreinath tarafından kaleme alınan metinde, söz konusu hak ihlallerinin, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, insani hukukuna ve temel insan onuruna doğrudan aykırı olduğu kaydedilen dilekçede, yerinde bulunan kaynaklardan ve tanıklardan elde edilen doğrulanabilir bilgilere dayanarak yazılan rapora atıfta bulunuldu.

    ULUSLARARASI TOPLUMA 5 MADDELİK ÇAĞRI

    Yapılan açıklamada, çocuklara yönelik suçlara karşı 5 maddelik çağrıda şunlar talep edildi:

    “-Katliamlara dair bağımsız uluslararası soruşturma mekanizmalarının kurulması,

    -Kaçırılan çocukların akıbetinin belirlenmesi ve ailelerine ulaştırılması,

    -Yetim kalan çocuklara barınma, eğitim ve psikososyal destek sağlanması,

    -Çocukların cihatçı gruplarca militarize edilmesinin önüne geçilmesi,

    – Her türlü şiddet, sömürü ve ideolojik istismarın önlenmesine yönelik kapsamlı bir uluslararası eylem planının oluşturulması.”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Alevi örgütlerinden Sırrı Süreyya Önder için başsağlığı mesajı

    Alevi örgütlerinden Sırrı Süreyya Önder için başsağlığı mesajı

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in yaşamını yitirmesinin ardından Alevi örgütleri taziye mesajları paylaştı. Taziye mesajlarında, “O başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere bu topraklarda yaşayan 72 milletin dostuydu. Biz Aleviler de bir dostunu kaybetti” diye belirtildi. 

    Meclis Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, saat 16.10’da tedavi gördüğü hastanede “organ yetmezliği” nedeniyle yaşamını yitirdi. Sırrı Süreyya Önder 18 gündür yoğun bakımda tedavi görüyordu. Sırrı Süreyya Önder’in hayatını kaybetmesinin ardından Alevi örgütlerinden başsağlığı mesajları geldi.

    Alevi örgütlerinin taziye mesajları şöyle:

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK): İnsan hakları mücadelesinde her zaman ön saflarda yer alan, vicdanın ve adaletin sesi sevgili Sırrı Süreyya Önder’in Hakk’a yürüdüğünü büyük bir üzüntüyle öğrendik. Sanatıyla, siyasetiyle, sözüyle ve duruşuyla bu topraklara derin izler bırakmış değerli bir insanı kaybettik. Devri daim olsun. Tüm sevenlerine, ailesine ve halkımıza başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF): Barışın, özgürlük mücadelesinin ve onurlu duruşun sembollerinden Sırrı Süreyya Önder Hakk’a yürüdü. O başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere bu topraklarda yaşayan 72 milletin dostuydu. Biz Aleviler de bir dostunu kaybetti.- Ailesine ve DEM Parti’ye başsağlığı ve sabır diliyoruz.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE): Coğrafyamızda barışın ve adaletin hakim olması adına önemli çalışmalarda bulunan, bedel ödeyen sevgili Sırrı Süreyya Önder’in Hakk’a yürüdüğünü büyük üzüntüyle  öğrenmiş bulunmaktayız. Devri daim, ışıklar yoldaşı olsun.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD): Barışın savunucusu, özgürlük mücadelesinin ve onurlu duruşun sembollerinden Sırrı Süreyya Önder’in hakka yürüdüğünü derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Ailesine ve DEM Parti’ye başsağlığı ve sabır diliyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’deki Alevi örgütlerinden Colani’nin Türkiye’ye gelişine tepki: Açıkça saldırı!-VİDEO

    İzmir’deki Alevi örgütlerinden Colani’nin Türkiye’ye gelişine tepki: Açıkça saldırı!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki Alevi örgütleri, HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye gelmesini kınayarak, “Colani’nin gelişi, sadece Alevilere değil, bu topraklarda barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Türkiye, savaş suçlularının, mezhepçi çetelerin, halk düşmanlarının barınacağı bir liman değildir, olamaz!” açıklamasında bulundu.

    İzmir’deki Alevi örgütleri, Şam’da yönetime getirilen Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) çetesi lideri Muhammed Colani’nin (Ahmed eş-Şara) Türkiye’ye gelmesini protesto etti. Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve çok sayıda kişi katıldı.

    Narlıdere Cemevi binası önünde yapılan açıklamada HTŞ’yi muhatap almanın başta Alevi soykırımına ve tüm katliamlara  işbirliği ile taraf olmak olduğuna vurgu yapılarak, Colani’nin tutuklanarak uluslararası savaş suçlusu olarak yargılanması çağrısında bulunuldu.

    “HTŞ’Yİ MUHATAP ALMAK KATLİAMA ORTAK OLMAKTIR”

    Basın açıklamasını okuyan ABF Ege Bölge Sorumlusu Bahar Kaplan, Colani’nin insanlığa karşı sayısızca suç işlediğini hatırlatarak, “Bu ülkenin vicdanlı insanları, bu halkın onurlu evlatları olarak, katliamın gölgesinde barış ve kardeşlik mücadelesi veren Alevi halkı olarak bir kez daha haykırıyoruz, Bir katili saygın kişilik gibi kabul etmek, tüm katilleri aklamaktır. Ortadoğu’da emperyalizmin maşası olan ülkemizde ise ırkçı ve şeriatçı çevrelerin gözdesi Colani ve çetesi insanlığa karşı sayısız suç işleyen barbarlardır. HTŞ’yi muhatap almak başta Alevi soykırımına ve tüm katliamlara uluslararası işbirliği ile taraf olmaktır. Ülkemizi yoksullar, emekçiler, öğrenciler kadınlar ve muhalif kesimler için yaşanmaz hale getirenler Suriye’de kan dökülmesine seyirci kalarak aslında tüm Alevileri tehdit etmektedir. Yani bize Suriye’de ölümü gösterip burada sıtmalı yaşama razı olmamız isteniyor” dedi.

    “BARIŞ, EŞİTLİK VE LAİKLİĞİ SAVUNANLARIN ONURUNA AÇIKÇA SALDIRIDIR”

    ABF Ege Bölge Sorumlusu Bahar Kaplan, Colani’nin gelişinin sadece Alevilere değil; barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırı olduğunu ifade ederek, “Tek özelliği soykırımcı, barbarlar çetesinin lideri olmak olan Colani ülkemize giriş yaptığı andan itibaren tutuklanarak uluslararası savaş suçlusu olarak yargılanmalıdır. Colani’nin gelişi, sadece Alevilere değil, bu topraklarda barışı, eşitliği, laikliği savunan herkesin onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Türkiye, savaş suçlularının, mezhepçi çetelerin, halk düşmanlarının barınacağı bir liman değildir, olamaz! Buradan tüm yetkililere sesleniyoruz: Diplomatik oyunlarla meşrulaştırılarak milyonlarca insanın can güvenliği neden tehdit edilmektedir? Biz bu karanlığı da onun yarasalarını da tanıyoruz. Bizi Hama’da, Tartus, Lazkiye’de katledenler kimlerse Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Reyhanlı’da, Suruç’ta,10 Ekim’de katledenler de aynı zihniyetten beslenenlerdir ve hepsinden mutlaka hesap soracağız” diye belirtti.

    Açıklama alkış ve sloganlara son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Mat: Aleviler, gelişecek yeni bir barış sürecinde aktif rol üstlenmek istiyor-VİDEO

    Mat: Aleviler, gelişecek yeni bir barış sürecinde aktif rol üstlenmek istiyor-VİDEO

    PİRHA- Yeni bir müzakere süreci tartışmalarına dair konuşan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Aleviler olarak bu süreçte aktif rol almak istediklerini kaydetti. Mat, barışın tüm toplumsal kesimlerin için ihtiyaç olduğu vurgusunda bulunarak, “Barış sadece Kürtlerle devlet arasında değil, devlet ve bugüne kadar inkar ettiği bütün toplumsal kesimler arasında olmalıdır” dedi.

    Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesine dair yapılan tartışmaları değerlendiren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat,  tüm kesimlerin kalıcı bir barış istediğini söyledi.

    “BARIŞ OLACAKSA, BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLERLE OLMALI”

    Mat, barışın devlet ve inkar edilen bütün toplumsal kesimler arasında olması gerektiğini ifade ederek, “3 hafta önce Türkiye’de ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ kapsamında bir konferans yaptık. Herkesin takip ettiği gibi bir süreç tekrar başlatıldı ve bu süreçte barış konuşuluyor. Biz Aleviler Türkiye’de toplumsal ve onurlu bir barışa ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Artık gençler ölmesin, demokratik bir yapının oluşacağı inançlar ve etnik kimliklerin bir araya yaşaması gerekiyor. Barış sadece Kürtlerle devlet arasında değil, devlet ve bugüne kadar inkar ettiği bütün toplumsal kesimler arasında olmalıdır. Bir barış olacaksa; bu barış yolu sadece Diyarbakır’dan değil, aynı zamanda Hacı Bektaş’tan da, Dersim’den de geçtiğini söylüyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLER, BU SÜREÇTE AKTİF ROL ÜSTLENMEK İSTİYOR”

    Alevilerin yeni süreçte aktif rol üstelenmek istediğini dile getiren Mat, “Ki bunu sadece Aleviler ve Kürtler için değil, tüm toplumsal kesimlerin hakkının verileceği bir barışı istiyoruz. O nedenle bu barışın koşulları nasıl olacak, süreç nasıl yürütülecek, burada Alevilere düşen sorumluluk nelerdir, Alevilerin üstleneceği görevler neler olacak? Bu süreci tribünlerden izleyen Aleviler değil, sürecin içerisinde aktif rol üstlenmek isteyen bir tutum sergilemek istiyoruz. Biz kendi barışımızı da, toplumsal barışı da siyasal İslamcılara teslim etmeyeceğiz. Bir barış olacaksa, oluşturulacak masada mutlaka Aleviler de kendisine düşen sandalye sayısını talep ediyor” dedi.

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • Alevi örgütlerinden gözaltılara tepki!

    Alevi örgütlerinden gözaltılara tepki!

    PİRHA Sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gazeteci, siyasetçi ve sanatçılarında bulunduğu 52 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren Alevi örgütleri, “AKP-MHP iktidarı, yargıyı bir baskı aracına dönüştürerek kendilerine biat etmeyen, farklı düşünen ve toplumun vicdanı olan herkesi susturmaya çalışıyor” açıklamasında bulundu.

    Alevi örgütleri, İstanbul merkezli yürütülen soruşturma kapsamında, Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) dönük 10 ilde yapılan baskınlarda en az 52 kişi gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) imzasıyla yayınlanan açıklamada gözaltılara son verilmesi çağrısında bulunuldu.

    “BU HUKUKSUZ SÜRECİ KINIYORUZ”

    Alevi örgütlerinin açıklaması şöyle:

    “Bu sabah siyasi parti temsilcilerine, gazetecilere, yazarlara, hukukçulara ve sanatçılara yönelik gerçekleştirilen gözaltıları endişeyle takip ediyor ve bu hukuksuz süreci kınıyoruz. Gözaltına alınanların ortak noktası, demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesidir.

    GÖZALTILARA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI

    AKP-MHP iktidarı, yargıyı bir baskı aracına dönüştürerek kendilerine biat etmeyen, farklı düşünen ve toplumun vicdanı olan herkesi susturmaya çalışıyor. Ancak biliyoruz ki hakikat susturulamaz, adalet mücadelesi engellenemez. Bizler, her koşulda demokrasiden, hukukun üstünlüğünden ve insan haklarından yana olmaya devam edeceğiz.Haksız ve hukuksuz gözaltılara derhal son verilsin!”

    PİRHA/ANKARA 

  • ‘Çözülmelere karşı Alevi kurumları ortak bir noktada birleşmeli’-VİDEO  

    ‘Çözülmelere karşı Alevi kurumları ortak bir noktada birleşmeli’-VİDEO  

    PİRHA-Antep’te köyden şehre göçün artmasıyla beraber Alevi inancında çözülmelerin olduğunu söyleyen İmam Musa Kazım Ocağı evlatlarından Pir Hüseyin Keskin, Alevi inancını daha fazla insana ulaştırmak için Alevi örgütlerinin ortak bir noktada birleşmesi gerektiğini belirtti.

    Antep’te Çepni köylerinde yaşayan Aleviler, Dede sayısının yetersizliğinden dolayı inançlarını yerine getiremiyor. Köylerde cemevi olmasına rağmen hizmet yürütebilecek dedelerin az olmasından kaynaklı inanca dair ritüeller uzun süreden beridir yürütülemiyor.

    Konuyla ilgili açıklamada bulunan İmam Musa Kazım Ocağı evlatlarından Hüseyin Keskin, köyden kente nüfus oranın artması, Alevi kurumlarının ayrı hareket etmesi ve bazı cemevleri ve dedelerin devlete yakın hareket etmesiyle beraber Alevi inancında da yozlaşmaların kendini göstermeye başladığını söyledi. Keskin, Alevi kurumlarının ve ocak pirlerinin bir noktada birleşmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “KÖYDEN ŞEHİRE GÖÇLE BİRLİKTE ALEVİLERDE ÇÖZÜLMELER OLDU”

    Alevi toplumunun yoğun göçüyle beraber inançsal olarak gerilemenin olduğunu belirten Keskin “Toplumsal çözülme yaşıyoruz. Bu sadece bizim inancımızla sınırlı değil. Kırsaldan şehirlere göç artışıyla birlikte özellikle Aleviler çok yoğun göç vermiştir. Bu 3-5 senelik bir süreden değil 30-40 yıllık bir zamanla oluşmaya başladı. Bizim buralardaki Alevi köylerinde cem yürüten dedelerimiz var. Bu konuda en çok çalışan kişi Derviş Piroğlu Dede’ydi. Şu anda bu konuda Antep’te üç tane hizmet yürüten dedemiz var. Arayıp da bulamama söz konusu değil. Bir maaş uğruna devletle çalışan cemevlerimiz, dedelerimiz var. Bu şekilde Alevi inancanda da bir ayrışma, bir kopukluk oluyor” dedi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ ORTAK BİR NOKTADA BİRLEŞMESİ GEREKİYOR”

    İnançtaki yetersizliğin bir diğer nedeninin de Alevi kurumlarının ortak bir noktada birleşmemesinden kaynaklandığını belirten Keskin, konuşmasında şunları söyledi:

    “Söz söyleyen ocak çok, söz söyleyen dede çok ve söz söyleyen kurumlar çok böyle olunca ayrışmalar oluyor. Ortak bir noktada birleşmemiz gerekiyor. Her Alevi kurumunun her örgütlenme biçimi farklı. Bu kadar çok farklılık olunca çözülmeler de başlıyor. Bu noktada her kurumun ortak bir söylemde birleşmesi lazım. Bizler küçüldükçe, parçalandıkça birileri canımıza da kast edecek, bizi de yok sayacaklar. Bu şekilde hiçbir talebimizi yerine getiremeyeceğiz. Ocaklardan ziyade Alevi örgütlerinin bu işi sahiplenmesi gerekiyor. Onların da kendilerini silkeleyip üzerindeki bu sorunu aşması gerekiyor.”

    Kamber YILDIZ/ANTEP

     

  • Alevi örgütleri: Katil Colani’yi Ankara’da protokol ile karşılamak işlediği suçları aklamaktır!

    Alevi örgütleri: Katil Colani’yi Ankara’da protokol ile karşılamak işlediği suçları aklamaktır!

    PİRHA- Alevi örgütleri, cihatçı selefi örgüt HTŞ lideri Ebu Muhammed Colani’nin Ankara’da resmi törenle karşılanacak olmasına tepki göstererek, “Yargılanması gerekirken onu protokolde karşılamak işlediği suçları aklamaktır. Onun taktığı kravat elindeki kanı kapatamaz. O, Suriye’de on binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Alevi’nin katilidir” dedi. 

    Türkiye’nin hala terör örgütü listesinde yer alan Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) lideri Ebu Muhammed Colani (Ahmed Şara) Erdoğan tarafından Ankara’da resmi törenle karşılanacak.

    Colani’nin, saat 17.00’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmesi bekleniyor. İkili Saray’da görüşecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Colani’nin resmi törenle karşılanmasına tepki göstererek, Colani’nin insanlık suçu işleyen bir katil olduğuna vurgu yaptı.

    “COLANİ KATİLDİR; PROTOKOL İLE KARŞILAMAK İŞLEDİĞİ SUÇLARI AKLAMAKTIR”

    ‘Gelen Kişi Katildir’ başlığıyla yapılan açıklama şöyle:

    “İnsanlığa karşı sayısız suçları işlemiş Alevi düşmanı katil Colani ülkemizden ve Suriye’den defol!

    Uluslararası çete liderini devlet başkanı statüsü ile karşılamak başta Ortadoğu halkları olmak üzere biz Alevilere de parmak sallamaktır. AKP’nin 22 yıllık iktidarları döneminde birçok antidemokratik uygulamalarla karşı karşıya bırakıldık fakat bu durum hepsini de aşan bir haldir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Dünya’da birçok ülkenin terörist ilan ettiği Colani katildir, teröristtir.

    Yargılanması gerekirken onu protokolde karşılamak işlediği suçları aklamaktır.

    Onun taktığı kravat elindeki kanı kapatamaz. O, Suriye’de on binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Alevi’nin katilidir. Colani Suriye halklarının katliamından sorumludur. Milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilmesinden sorumludur.

    Katil Colani ülkemizden ve Suriye’den DEFOL!”

    PİRHA/ANKARA

  • ABF Başkanı Arslan: Alevi kurumlarının öncülüğünde bir heyetle Suriye’ye gitmek istiyoruz-VİDEO

    ABF Başkanı Arslan: Alevi kurumlarının öncülüğünde bir heyetle Suriye’ye gitmek istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- CAN TV Ana Habere konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Arslan, Suriye’deki Alevilerin gördüğü şiddete karşı kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarını söyledi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile de görüşeceklerini belirten Arslan, Alevi kurumlarının öncülüğünde, insan hakları derneklerinin temsilcilerinin, gazetecilerin de yer alacağı bir heyetle Suriye’ye gitme taleplerini siyasi partilere ilettiklerini kaydetti.

    Suriye’de cihatçı terör örgütü HTŞ’nin, Esad rejimini devirip yönetimi ele geçirmesinin ardından Alevilere yönelik saldırılar sürüyor.

    Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi örgütleri, Suriye’deki saldırıların ve katliamların durdurulması için açıklamalarla çağrılar yaparken, bir yandan da diplomatik görüşmeler yapıyor. Bugün Alevi örgütlerinin yöneticileri, Suriye’de Alevilere dönük katliamlara ve şiddete dair Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yöneticileriyle görüştüler. Aleviler Bu kapsamda sırasıyla; DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili  Murat Emir, Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ile görüşerek Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair kaygılarını ve taleplerini iletti.

    “İÇİŞLERİ BAKANI VE DIŞİŞLERİ BAKANI İLE DE GÖRÜŞECEĞİZ”

    Elif Sonzamancı’nın sunduğu CAN TV Ana Habere konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Suriye’deki Alevilerin gördüğü şiddete karşı kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile de görüşeceklerini belirten Arslan, “Biz iktidar partisi dışındaki partilere şunu dile getirdik. Suriye’de bir katliam var. Dünyadaki Aleviler Suriye’deki Alevilerle ilgili kaygı taşıyor. Bu endişeye ilişkin kamuoyuna ihtiyaç var. Siyasi bir sese ihtiyacımız var. Katliama karşı sessiz kalmanızı doğru bulmuyoruz, dedik. İktidar partisine de (AKP) aynı şeyi söyledik. Hükümetin üzerine düşeni yapmasını, kaygılarımızı ortadan kaldıracak girişime ihtiyacımız var, dedik. İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı ile de görüşeceğiz” dedi.

    ALEVİLERİN ÖNCÜLÜĞÜNDE SURİYEYE GİTME TALEBİ

    Alevi kurumlarının öncülüğünde, insan hakları derneklerinin temsilcilerinin, gazetecilerin de yer alacağı bir heyetle Suriye’ye gitme taleplerini siyasi partilere ilettiklerini belirten Arslan, “Suriye’de Aleviler ne yaşıyor, durumları nedir bilmek istiyoruz. CHP, DEM Parti ve Saadet Partisi’nin bu talebimizi Meclis’te de dillendirmesini istedik. İktidar Partisi’nden de bu talebimizi ilgili Bakanlığa iletmesini istedik” diye konuştu.

    “ALEVİLERE YÖNELİK NEFRET SUÇLARINA KARŞI HÜKÜMETİN ADIM ATMASINI BEKLİYORUZ”

    Türkiye’deki Alevilere karşı İslamcı-faşist grupların sosyal medyadan nefret suçu işlediklerini söyleyen Mustafa Arslan şöyle devam etti:

    “Hem Türkiye kamuoyu hem de dünya kamuoyu açısından gözlemci ekibin hazırlayacağı rapor ve son dönemlerde Türkiye’de Alevilere dair kin ve nefret suçunun had safhada olduğu bir süreç var. Bu süreçte hükümetin sorumluluğu var. Hükümetin adımlar atmasını bekliyoruz. Bundan sonra da görüşmelerimiz devam edecek. Siyasi partilerle ne konuştuğumuzu bir basın toplantısıyla açıklayacağız.”

    CAN TV Ana Haberi buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER
    Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu
    6 Alevi örgütünden açıklama: Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair taleplerimizi partilere ilettik

  • 6 Alevi örgütünden açıklama: Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair taleplerimizi partilere ilettik

    6 Alevi örgütünden açıklama: Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair taleplerimizi partilere ilettik

    PİRHA- Alevi örgütlerinin yöneticileri, Suriye’de Alevilere dönük katliamlara ve şiddete dair Meclis’te siyasi partilerin yöneticileriyle görüştüler. Ortak yazılı bir açıklama yapan 6 Alevi örgütü, “Önümüzdeki günlerde İçişleri Bakanı Sn. Ali Yerlikaya, Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan ve diğer siyasi parti gruplarıyla da yapacağımız görüşmeler sonrasında görüşmelerin içeriğini, detaylarını kamuoyu ile paylaşacağız” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Adana Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD) Başkanı Gültekin Cuvalak, ADFE Genel Başkan Yardımcısı Özgül Ateş ve Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, ABF Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esad Ünsal ve Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yetkilileriyle görüştüler.

    Görüşme sonrası yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, TBMM’de yaptıkları görüşmeye dair bilgi verdi. 

    Alevi kurumlarının yazılı açıklaması şöyle:

    “Suriye’de yaşayan başta Aleviler olmak üzere, tüm azınlıklara ve inanç gruplarına yönelik gerçekleşen saldırılara dair Alevi kurumları olarak 9 Ocak 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik.
    Bu kapsamda sırasıyla;
    DEM Parti Grup Başkanvekili Sn. Gülistan Kılıç Koçyiğit,
    Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sn. Murat Emir,
    Saadet Partisi Grup Başkanvekili Sn. Bülent Kaya,
    Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Sn. Selçuk Özdağ,
    Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Sn. Leyla Şahin Usta ile görüşerek Suriye’de yaşanan hak ihlallerine dair kaygılarımızı ve taleplerimizi ilettik.

    İÇİŞLERİ VE DIŞİŞLERİ BAKANLARIYLA DA GÖRÜŞÜLECEK

    Önümüzdeki günlerde İçişleri Bakanı Sn. Ali Yerlikaya, Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan ve diğer siyasi parti gruplarıyla da yapacağımız görüşmeler sonrasında görüşmelerin içeriğini, detaylarını kamuoyu ile paylaşacağız. Suriye’de yaşayan canlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması, hak ihlallerinin önüne geçilmesi, gerek Türkiye gerekse uluslararası kamuoyuna doğru bilginin aktarılması için diplomatik tüm girişimlerde bulunacağımızı tüm kamuoyuna deklare ederiz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!
    Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

  • Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

    Alevi örgütlerinin yöneticileri Meclis’te bir dizi temasta bulundu

    PİRHA- Alevi örgütlerinin yöneticileri, Suriye’deki Alevilere dönük katliamlara ve baskılara dair Meclis’te temaslarda bulundu. Görüşmeler gün boyu sürerken, herhangi bir açıklama yapılmadı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Adana Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD) Başkanı Gültekin Cuvalak, ADFE Genel Başkan Yardımcısı Özgül Ateş ve Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, ABF Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esad Ünsal ve Genel Sekreteri Özgür Kaplan, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin yetkilileriyle görüştüler.

    Suriye’deki Alevilere dönük katliamların ve baskıların konuşulduğu görüşmeler gün boyu sürerken, kurumların yöneticileri görüşmelere yönelik bir açıklama yapmadı. 

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Alevi kurumlarının genel başkanları Meclis yolunda!

  • Alevi kurumları Strazbourg’tan seslendi: BM saldırıları durdurmak için görev almalı!-VİDEO

    Alevi kurumları Strazbourg’tan seslendi: BM saldırıları durdurmak için görev almalı!-VİDEO

    PİRHA- Fransa Strazbourg’da bulunan Avrupa Konseyi önünde, Suriye’deki katliamlara ilişkin başta Alevi kurumları olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiği kitlesel basın açıklaması yapıldı. Açıklamada Alevilere yönelik saldırıların soykırıma dönüştüğü vurgulanarak, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne Suriye’deki çatışma ve katliam bölgelerinde konumlanarak saldırıları durdurması için aktif görev almaya çağrısı yapıldı. 

    Alevi örgütleri Suriye’de son süreçte cihatçı çetelerin halkı tehdit eden uygulamaları nedeniyle Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla Fransa Strasbourg’da basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) gibi Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Avrupa Konseyi önünde ortak basın açıklaması ile ‘Suriye’de halklar ve inançlar tehdit altında’ olduğuna dikkat çekiyor. Kırk dernek ve örgütün içinde yer aldığı Demokratik Güç Birliği de açıklamaya destek verdi.

    Açıklama öncesinde Suriye’de saldırılarda yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu sonrasında 6 dilde açıklama yapıldı.

    Eylemde Mark Aslan Fransızca, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz Türkçe, Melisla Kalkandelen Fransızca, Süleyman Okur Arapça, Demir Çelik Kürtçe ve Gülay Kurtyiğit ise Almanca açıklama yaptı.

    Kurumlar adına ortak açıklamanın Türkçesini ise Rozbi Demir okudu.

    “DEMOKRASİ HAYRANI KESİLEN ERDOĞAN-BAHÇELİ DÖNÜP TARİHLERİNE BAKSINLAR”

    Açıklamada söz alan Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, “Ortadoğu yeniden dizayn oyunu ve çıkarlar için bir savaş haline döndü. Suriye’de bir diktatörün yıkılışına demokrasi diyen Avrupa ve emperyalistler güçler, yeni bir diktatörlüğün kurulmasına hizmet eder hale gelmişlerdir. Ortadoğu’daki Kürtlerin, Alevileri, Ezidilerin, Süryanilari birbirine kırdırarak, o ülkelerdeki yer altı ve yer üstü kaynaklara hükmetmek istiyorlar. Bu haksız savaşa mazlum hakların yanındayız. AKP-MHP, Esad’ın yıkılmasıyla demokrasi hayranı kesilerken, kendi ülkelerine dönüp bakmıyorlar. Esad’ın yıkılmasıyla Türkiye’deki ekonomik, siyasi, sosyal krizi örtbas ederek barış meleği kesilen Erdoğan ve Bahçeli’ye söyleyeceğimiz söz ise; dönün kendi tarihinize bakın olacaktır. Biz bu sisteme karşı mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.

    “SAVAŞ SİSTEMATİK ZULMÜ BERABERİNDE GETİRMİŞTİR”

    Kurumlar adına ortak Türkçe açıklamayı Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Rozbi Demir okudu. Demir,  “Suriye’de on yılı aşkın süredir devam eden savaş, yalnızca fiziksel yıkım ve siyasi kaos yaratmakla kalmamış, aynı zamanda Aleviler, Hristiyanlar, Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Dürziler, İsmaililer ve diğer farklı inanç ve etnik kimlikleri hedef alan sistematik zulüm ve şiddeti de beraberinde getirmiştir. Bu süreçte Suriye halkları, uzun yıllardır açlık, sefalet ve zorluk içinde hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Halklar, kimliklerinden ve inançlarından dolayı cihadist ve selefist grupların saldırılarına maruz kalmakta, yerlerinden edilmekte, kutsal mekânları tahrip edilmekte ve mezhepsel nefrete hedef olmaktadır” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER, ESAD REJİMİYLE ÖZDEŞLEŞTİREK HEDEF HALİNE GETİRİLDİ”

    Cihatçı çetelerin Alevileri Esad rejimiyle özdeştirerek saldırıların önünü açtığını ifade eden Demir, “Bu süreçte özellikle Aleviler, cihatçı örgütlerin mezhepçi ve dinci saldırılarına ve katliamlarına uğrayan başlıca topluluklardan biri olmuştur. Alevilere yönelik saldırılar, yalnızca bir topluluğun kimliğine değil, aynı zamanda bölgedeki halkların barış içinde bir arada yaşama iradesine de doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Aleviler, yanlış bir şekilde Esad rejimiyle özdeşleştirilerek nefret suçlarının hedefi haline gelmiştir. Radikal gruplar, “Aleviler Esadcı, Esad da Alevi söylemiyle şiddeti körüklemektedir. İran ,Suriye’de yalnızca Esad rejimini desteklemiş, ancak Suriye halklarını desteklememiştir. Bu durum İran’n Alevilere de destek verdiği yönünde bir algı yaratmıştır. Oysa İran, Alevileri inançsal olarak kendisine yakın görmemekte ve onları Şii topluluklar arasında saymamaktadır. Aleviler İran Şii’si değildir ve bu yanlış algılar, Alevilere yönelik mezhepçi propagandaları ve nefreti beslemektedir” diye belirtti.

    “ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR SOYKIRIM BOYUTUNA ULAŞMAKTA”

    Demir, Alevi halkının demokratik bir Suriye inşasına karşılık Alevi köylerinde sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirilerek kutsal mekanlara saldırılar düzenlediğini hatırlattı. Saldırıların soykırım boyutuna ulaştığını kaydeden Demir şunları vurguladı:

    “Cihatçı selefi gruplar, bu katliamları videoya kaydederek “Aleviler, sizin için geliyoruz” mesajıyla kafa keserek infaz yapma gibi vahşi yöntemler kullanmış ve toplu infazlar gerçekleştirmiştir. Bu zulüm ve vahşet, yalnızca askeri değil, sivil alanda da bir insanlık suçudur ve bu duruma sessiz kalmak suça ortak olmak anlamına gelmektedir.

    Alevi türbeleri, Hristiyan kiliseleri ve diğer inanç topluluklarına ait kutsal mekânlar, radikal gruplar tarafından sistematik olarak tahrip edilmektedir. Mezhep temelli ayrımcılık nedeniyle binlerce kamu görevlisi işten çıkarılmış, birçok kişi keyfi tutuklamalara ve adil olmayan yargılamalara maruz kalmıştır. Alevilere yönelik nefret ve saldırılar ise artarak devam etmekte ve soykırım boyutlarına ulaşmaktadır. Homs kırsalında Hristiyanların tarım arazileri yakılıp yok edilmiş, Malula’da yaşayan Süryaniler abluka ve saldırılarla karşı karşıya bırakılmıştır.”

    TALEPLER

    Aleviler ile birlikte Suriye halklarının da varlık ve güvenlik tehlikesi altında olduğunu kaydeden Demir, Alevi kurumlarının taleplerini şöyle sıraladı:

    1- Yaşam hakkı ve ibadet özgürlüğü:

    Tüm din ve inanç gruplarının yaşam hakkı ve ibadet özgürlüğü güvence altına alınmalı; demokratik, özgürlükçü ve laik bir anayasa oluşturularak tüm etnik yapı ve inançlar anayasal koruma altına alınmalıdır.

    2- Hassasiyetle kınama ve yaptırımlar:

    Mezhep temelli nefret söylemleri uluslararası kuruluşlarca açıkça kınanmalı ve bu propagandaları yayan gruplara yaptırımlar uygulanmalıdır.

    3- Kutsal mekânların korunması:

    Kutsal mekânlar korunmalı, zorla yerinden edilenlerin güvenli dönüşü sağlanmalı ve insan hakları ihlallerinden sorumlu olanlar bağımsız mahkemelerde yargılanmalıdır.

    4- BM gözetimi ve garantörlük:

    Suriye’de istikrar İçin Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi garantörlük sağlamalı, geçiş hükümetini denetleyerek adil ve demokratik seçimlerin yapılması için gerekli koşulları oluşturmalıdır.

    5- Radikal gruplarla ilişkilerin kesilmesi:

    Avrupa Birliği, HTŞ ve benzeri radikal grupların işlediği insanlık suçlarını kınamalı ve bu gruplarla olan tüm İlişkileri kesmelidir.

    6- Azınlık haklarının güçlendirilmesi:

    Başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere tüm azınlıklar, kimliklerini özgürce ifade etmeli, anadillerinde eğitim görmeli ve özerk yönetimlerle kendilerini yönetme hakkına sahip olmalıdır.

    Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nü, Suriye’deki çatışma ve katliam bölgelerinde konumlanmaya ve bu saldırıları durdurmak için aktif göreve davet ediyoruz.”

    ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN TEMSİLCİLERİNDEN HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI

    Açıklamanın ardından Arap Aleviler adına söz alan  Süleyman Okur, “Hükümdarların bize yönelik baskıları bizlere böyle eylemlere sürüklüyor. Bu kötü günde bütün renkleri kucaklayıp dayanışma geliştirebiliyorsak, güzel günlerde de daha değerli mesajların verileceği görünüyor. Mesajımız insanlığadır” derken, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu ise, “Yaşasın halkların kardeşliği. Emeklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum. Ortadoğu ve Türkiye’de gelişmeler bizleri yakından ilgilendiriyor. Bu katliamlara Avrupa’dan ses olmak çok önemli. Bu eylemlikler devam edecek” diye belirtti.

    Demokratik Alevi Federasyonu Eş Başkanı Demir Çelik Suriye’de halklara yönelik soykırımlara dikkat çekerek, “Bu birlikteliğinizden dolayı hepinizi kutluyorum. Suriye’de Aleviler, Dürziler, Kürtler, soykırımla karşı karşıyalar. Buna sessiz kalamayız ve ses olamaya çalıştık. Egemenler bizleri parçalara bölerek renklerimiziz, dilimizin, düşüncemizin farklılığından faydalanmak istediler. Bizler inancımız ve fikriyatımız ile varız, biriz ve birlikteyiz. İnsan olmanın erdemliliğiyle dilimizi, inancımıza, toprağımıza ve kimliğimize sahip çıkacağız. Sahip çıkanlara aşk olsun diyorum” diye konuştu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise tüm toplumsal kesimlere katliama demesi çağrısında bulunarak, “Aleviler nerede yaşıyorsa yaşasın, hangi devletin vatandaşı olursa olsun aynı zulmü, politikayı ve soykırımı yaşamak zorunda kaldılar. Bu bizim tarihimiz olmamalı. Bizler dünün yaşanmışlıklarını yaşamamak için buradayız. Dünü arayacağımız günler maalesef önümüzde duruyor. Birlikte olmak zorundayız, başka şansımız yok” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/STRAZBOURG