Etiket: alevi örgütleri

  • İbrahim Karakaya: Toplantıya katılanlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduğunu dile getirdi-VİDEO

    İbrahim Karakaya: Toplantıya katılanlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduğunu dile getirdi-VİDEO

    PİRHA-10 Aralık Mitingi öncesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Alevi kurumları arasında yapılan toplantıya dair konuşan ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Devletin, Alevi kanaat önderleriyle bir araya gelerek Aleviler nasıl istiyorsa sorunların o şekilde çözülmesi gerektiğini dile getirdik. Daha sonra salonda bulunan diğer kişilerin hemen hemen tamamı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı olduklarını ve Alevilerin kendine özgü özerk yapı içerisinde temsil hakkının olduğunu dile getirdiler” dedi.

    9 Alevi örgütünün ortak yapacağı açıklanan “‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingi” 10 Aralık’ta gerçekleşti. Ancak mitingin hemen öncesinde İstanbul Valisi Davut Gül’ün çağrısıyla 9 Aralık’ta yapılan bir toplantı yeni tartışmalara neden oldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katıldığı toplantıya bütün Alevi örgüt temsilcileri de davet edildi.

    Yapılan toplantının ardından Cem Vakfı, şubelerine mesaj göndererek mitinge katılmama kararını duyurdu. Cem Vakfı’nın kararına karşı duran Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’ın vekili Hasan Sezgin görevden alındı. Sezgin ile birlikte Cem Vakfı’na bağlı birçok şube yöneticisi de 10 Aralık’ta miting meydanındaydı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, yapılan toplantıya dair PİRHA’ya konuştu.

    “DEVLET HİÇBİR İNANCI BELİRLEME HAKKINA SAHİP DEĞİL”

    İstanbul Valisi Davut Gül’ün 14 Aralık’ta İstanbul’daki cemevi başkanlarıyla toplantı yapmak istediği bilgisinin kendilerine verildiğini söyleyen İbrahim Karakaya, “Daha sonra yapılacak toplantının gününün değiştirilerek 9 Aralık’ta yapılacağı bilgisi verildi ve bize gelen davette toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katılacağı belirtilmişti ancak Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir’in katılacağı yönünde bize bilgi verilmemişti” dedi.

    10 Aralık Mitingini organize eden kurumlar olarak toplantıya katılmak konusunda bir tartışma yürüttüklerini ifade eden Karakaya, “Federasyonumuza bağlı cemevlerinin sayısı çok az. İstanbul’da 100’ün üzerinde cemevi var ve hepsi toplantıya davet edilmişti. Dolayısıyla toplantıya katılıp söz söylemezsek veya toplantıda neler konuşulduğuna dair bilgi sahibi olmazsak Alevi mücadelesinde bazı şeyler eksik yaparız diye düşündük. Toplantıya cemevi başkanlarını yoğun katılımı vardı, Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz ve İzzettin Doğan’ın kardeşi Eşref Doğan’da katılmıştı. Karacaahmet Sultan Dergahı ve Şahkulu Sultan Dergahı ve diğer cemevlerinin başkanları da katıldı”diye belirtti.

    Basın mensuplarının toplantıdan çıktıktan sonra Cevdet Yılmaz’ın katılımcıları dinlemek istediklerini söylemesinin ardından söz aldığını dile getiren Karakaya, “Toplantıda yaptığım konuşmada ibadet yerlerinin içerisine cemevlerinin de konulursa sorunların kendiliğinden çözüleceğini söyledim ama devlet bunu yapmadı. Geçen sene çıkartılan torba yasada cemevlerine bazı kamusal haklar verildi ancak sorun tam olarak çözülmedi. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmediğinde birçok şeyin eksik kalacağını ve devletin hiçbir inancı belirleme hakkının olmadığını söyledim” diye belirtti.

    “TOPLANTIYA KATILAN HERKES, CEMEVİ BAŞKANLIĞINA KARŞI OLDUKLARINI DİLE GETİDİLER”

    Toplantıda Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumları açısından meşru bir kurum olmadığını belirttiklerini dile getiren İbrahim Karakaya, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bizim tarafımızdan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevi Diyanetidir ve bu başkanlık yaptığı çalışmalarda Alevileri Alevilere karşı bölmeye yönelik çalışma yürütüyor. Köylere kadar giderek insanları maaşa bağlayıp rüşvetler vererek kendisine bağlamaya çalışıyor. Bu durum çok tehlikeli bir şey hem Alevileri içerisindeki iç huzuru bozacağı gibi Türkiye’nin demokrasisi ve birliğine katkı sunmayacaktır. Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanlığı döneminde devletin kucağına bomba bıraktığını eğer devlet bunu çözmezse ileride daha büyük sorunlarla karşı karşıya geleceğini ve Alevi kanaat önderleriyle bir araya gelerek Aleviler nasıl istiyorsa sorunların o şekilde çözülmesi gerektiğini dile getirdik.

    Salonda bulunan diğer kişilerinde hemen hemen hepsi Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yanlış bir uygulama olduğunu ve Alevilerin kendine özgü bir özerk yapı içerisinde temsil hakkının olduğu noktasında düşüncelerini dile getirdiler. En son Ali Rıza Özdemir söz hakkı aldı ve cemevlerinin ibadethane olarak görmediğini söyledi ve ben de hemen kendisine itiraz ettim ve bu şekilde konuşamayacağını ifade ettim. Cevdet Yılmaz da gerginlik olmaması için Ali Rıza Özdemir’den mikrofonu aldı ve kendisi konuştu. Toplantı bu şekilde sona erdi.”

    “YAPILAN TOPLANTI, MİTİNGE KATILIMI AZALTMADI”

    CAN TV’de yayınlanan programda Ali Kenanoğlu’nun toplantının mitinge katılımı azalttığına yönelik değerlendirmesine katılmadığını belirten Karakaya, “Aksine toplantıya katılan birçok cemevi başkanının hepsi o gün miting alanındaydı. O yüzden toplantı o anlamda bir etki yaratmadı çünkü o etkiyi yaratacak bir atmosferi biz onlara vermedik. Ben bu tür platformlara katılıp kendimizi ifade etmemizin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Sorunlarımızın çözümünde devletle diyalog içerisinde olmak gibi bir zorunluluğumuz var. Sorunlarımızın çözümü dertlerimizi anlatmak ve taleplerimizi yüksek sesle dile getirmekten geçiyor. O yüzden toplantının verimli bir şekilde gerçekleştiğini söyleyebilirim” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Mustafa Aslan, 9 Aralık’taki toplantıya dair konuştu: AKP’nin her adımında bir sinsilik var-VİDEO

  • Hükümet yanlısı vakıf başkanı, 9 büyük Alevi örgütünü ve Kadıköy mitingini hedef aldı

    Hükümet yanlısı vakıf başkanı, 9 büyük Alevi örgütünü ve Kadıköy mitingini hedef aldı

    PİRHA- Yüz binlerce insanın “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” talebiyle 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de buluşmasına sayılı günler kaldı. 9 büyük Alevi örgütünün öncülük ettiği mitingin hazırlıkları sürerken, AKP-MHP’ye yakınlığıyla bilinen Hacı Bektaş-ı Velî Dergahı Vakfı Başkanı mitingi karalamaya başladı. Alevileri hedef alan Timurcan Ulusoy, laik eğitimin, demokrasinin öneminin vurgulanacağı mitingin art niyetli olduğunu iddia etti. 

    AKP-MHP hükümeti, Diyanet ve tarikatların isteği doğrultusunda eğitim sistemini tamamen dinselleştiriyor. Öğretmenlerin, valilerin ve öğrencilerin tepkilerine rağmen dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak artıyor.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) adı altında okullara imam atanması, tepkileri yükseltti. Öğrencilerin adeta Diyanete, tarikatlara tesliminin önünü açan proje kapsamında Eskişehir ve İzmir’de yer alan 842 okula, “manevi danışman” adı altında imam, müezzin ve vaiz gibi din hizmetlerinde çalışan kişiler atandı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bununla da yetinmedi, okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi de zorunlu hale getirdi.

    MİLYONLARCA İNSAN AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞIYOR

    Dincileşmenin yanında ülkede milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşıyor, 3.5 milyon insan işsiz.

    AKP ve MHP’nin Anayasa’yı tanımaması, hukuksuzluk, yargının bir sopa olarak kullanılması, anti laik uygulamalar toplumda infial yaratıyor.

    9 ALEVİ ÇATI ÖRGÜTÜ BİRLEŞTİ, ÖNCÜLÜK EDİYOR

    Neredeyse tüm Alevi federasyonları, konfederasyonları; ülkenin tüm demokrasi güçleriyle birlikte “laiklik, insanca yaşam ve demokrasi” talebini haykırmak için ortak hareket etme kararı aldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Anadolu Alevi Canlar Federasyonu, Cem Vakfı öncülüğünde 10 Aralık Pazar günü Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Mitinge hazırlıklar sürerken, AKP-MHP’ye yakınlığıyla bilinen Hacı Bektaş-ı Velî Dergahı Vakfı Genel Başkanı Timurcan Ulusoy, bir internet sitesinde mitingi ve mitingin düzenleyicisi Alevi örgütlerini hedef aldı.

    Alevi örgütlerine iftira atan Timurcan Ulusoy, “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitinginin art niyetli, provokatif olduğunu idda etti.

    “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” talepli mitinge, sözde bir Alevi vakfının iftiralarla kaşı çıkması dikkat çekti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Erdoğan: Zulmün son bulması için 10 Aralık’ta Kadıköy’de çığlığımızı haykıralım-VİDEO

    Erdoğan: Zulmün son bulması için 10 Aralık’ta Kadıköy’de çığlığımızı haykıralım-VİDEO

    PİRHA-Antalya Kızılarık Cemevi Başkanı Nurettin Erdoğan, 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine herkesin katılması için çağrı yaptı. Erdoğan, Sadece Alevi toplumu değil, inancını, kültürünü, özgürce yaşamak isteyenleri bu olumsuzluğa karşı Kadıköy’de hep birlikte çığlığımızı haykırmaya davet ediyorum” dedi. 

    İstanbul Kadıköy’de 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitinginin hazırlıkları sürüyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Kızılarık Cemevi Başkanı Nurettin Erdoğan, mitinge ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “İNANCINI, KÜLTÜRÜNÜ, ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTEYEN HERKESİ BİRLİKTE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    İnancını, kültürünü, özgürce yaşamak isteyen herkesle birlikte olumsuzluklara karşı mücadele vereceklerini vurgulayan Antalya Kızılarık Cemevi Başkanı Nurettin Erdoğan, tüm toplumun, etnik yapıların, aydın, ilerici kesimlerin, kendi kültürlerini özgürce yaşamak isteyenlerin ülkenin gerici gidişatına dur demek için birlikte mücadele vermesi gerektiğini kaydetti.

    “GÜÇLÜ BİR MİTİNG İÇİN BÜTÜN KURUMLARA DAVETİYE GÖNDERDİK”

    Ülkeyi daha aydınlık, daha refah, daha ileri bir düzeye getirmek istediklerini belirten Erdoğan, “10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingi yapılacak. Bütün toplumumuzu oraya davet ediyoruz. Türkiye’nin bütün illerine, bütün kurumlarına davetiye gönderdik. Kadıköy’de çığlığımızı haykıracağız” dedi.

    “YAŞANAN BU ZULÜM MUTLAKA BİR GÜN SON BULACAK”

    Antalya’da Alevi bileşenleri olarak İstanbul mitingi için çalışmalara başladıklarının bilgisini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Sivil toplum örgütleri ile beraber hareket ediyoruz. İstanbul için arkadaşlarla birlikte yapmış olduğumuz toplantıda duyurularımızı yapmaya başladık. Bunun için de gerekli sayıya göre otobüs taleplerimiz olacak ve İstanbul’daki mitinge katılım sağlayacağız ve oradan sesimizi ve taleplerimizi haykıracağız. Tarihte bunun örnekleri var. Hiçbir zaman zulümle, zorla, dayatmalarla bu süreç hiçbir zaman sürmez, elbet bir gün son bulur. Osmanlı İmparatorluğu’nun 300 yıllık bir süreçten sonra düşmüş olduğu durum gibi. Bu yaşananların hepsi o dönemdeki iktidarların yanlış politikaları ve kendi iktidarlarını korumak için insanlara, toplumlara, etnik yapılara yapılan zulümlerden kaynaklanmaktadır. Zulmün sonu hiçbir zaman başarıya ulaşmaz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

     

  • Alevi örgütleri, 20 Kasım’da İstanbul’da medya ile buluşacak

    Alevi örgütleri, 20 Kasım’da İstanbul’da medya ile buluşacak

    PİRHA – Alevi Örgütleri 20 Kasım Pazartesi saat 12.00’de Taksim Hill Hotel’de medya buluşması düzenledi. Kahvaltılı toplantıya basın emekçileri davet edildi. 

    10 Aralık Pazar günü Alevi örgütleri öncülüğünde İstanbul’da “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi gerçekleştirecek.

    Alevi örgütleri, miting öncesinde 20 Kasım Pazartesi günü saat 12.00’de Taksim Hill Hotel’de medya kurumlarıyla kahvaltılı basın toplantısı yapacak. Toplantıya tüm basın emekçileri davet edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Taş: ÇEDES, Cemevi Başkanlığı, dedelere maaş bağlanması asimilasyon aparatıdır– VİDEO

    Taş: ÇEDES, Cemevi Başkanlığı, dedelere maaş bağlanması asimilasyon aparatıdır– VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Attila Taş, ÇEDES, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması, dedelere maaş bağlanması gibi AKP’nin Alevilere uyguladığı politikaları değerlendirdi. Taş, “Bunların hepsi çok basit tabirle asimilasyon aparatıdır” dedi. Taş, ayrıca Alevi kurumlarının doğrudan demokrasi yerine temsili demokrasiyle yönetildiğini belirterek, bunun Alevi öğretisiyle çeliştiğine işaret etti. 

    Gazeteci Attila Taş, ÇEDES, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması, dedelere maaş bağlanmak istenmesi gibi AKP’nin Alevilere uyguladığı politikaları değerlendirerek, Alevi kurumlarının, Alevi toplumunun bu politikalar karşısında yapması gerekenleri PİRHA’ya anlattı.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ YILLARDIR ALEVİ TOPLUMUNUN EN BÜYÜK İSYAN NOKTASI”

    Attila Taş; ÇEDES, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması, dedelere maaş bağlanması gibi AKP’nin Alevilere uyguladığı politikaları asimilasyon aparatı olarak nitelendirdi.

    Taş, “Alevi toplumunu asimile etmek için örgülenmiş devletin stratejik kurumları bunlar. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aslında asimilasyonun resmiyet kazandığının bize bir göstergesidir” dedi.

    Zorunlu din derslerinin de yıllardır Alevi toplumunun en büyük isyan noktası olduğunu dile getiren Taş, şunları ifade etti:

    “Çünkü gerçek anlamda o da aynı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi bir asimilasyon aparatı oldu. Son dönemlerde ÇEDES ile beraber gündeme gelen eğitimin dinselleştirilmesi, buna paralel olarak bundan önce yapılan çocukları camiye götürmeler, ilkokul çocuklarına özellikle kız çocuklarına başörtü örtülmesi, erkek çocuklarına takke, tesbih gibi armağanlar verilmesi ki bunların okul sürecinde olduğu, çocukların okuldan alınarak götürüldüğünün altını çizmek lazım.”

    “ALEVİ ÖĞRETİSİ DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ SAVUNURKEN, ALEVİ KURUMLARI TEMSİLİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİYOR”

    Alevi öğretisinin tam anlamıyla doğrudan demokrasiyi savunurken, Alevi kurumlarının temsili demokrasiyle yönetildiğine dikkat çeken Taş, “Bugün meclis gibi. Gönderiyorsunuz vekilleri sizin adınıza karar veriyor, adım atıyor, oylamalara katılıyor ama sizin bu noktadaki görüşünüz, görüşünüzü soran yok. Alevi örgütlerinin öncelikle kendi modellerini gözden geçirmeleri gerekir. Alevi kurumlarının bu yönetim tarzını değiştirmeleri gerekir. Yani oturup, buradan Varto’daki cemeviyle ilgili yorum yapmamaları gerekir. O yorumu gidip Varto Cemevi’nin önünde yapmaları gerekir. ‘Biz Dersim’deki şu cemevinin yanındayız, onu ezdirmeyiz’ deyip 2 gün sonra o cemevini unutmamanız lazım. Belki bütün sorunların başı, istisnaları tenzih ederek söylemeliyim ki, Alevi kurum yöneticilerinin, Alevi mücadelesini dava olarak içselleştirememeleri, görev süreci bitince mücadelen ellerini eteklerini çekmeleridir’ diye konuştu.

    “ETE KEMİĞE BÜRÜNMÜŞ BİR STRATEJİK EYLEM PLANI GÖRMEDİM”

    Attila Taş, AKP’nin Alevilere uyguladığı politikalar karşısında Alevi kurumlarının, Alevi toplumunun yapması gerekenleri ise şöyle anlattı:

    “İlk olarak Alevi kurumları oturup ‘Bizde ne çağ dışı kaldı, acaba neyi eksik yapıyoruz? Modernize etmemiz gereken şeyler nedir? Yeni dünyada yeni örgütlenme modelleri nelerdir?’ diye tartışmalı. Sosyal medyada Alevi kurumlarının sayfalarına bir bakalım, profesyonel değil, takipçileri neredeyse yok gibi. İnternet sayfalarına bakalım. Bomboş, yani belki bir yıl önce güncellenmiştir. Alevi örgütleri sosyal medyada bile örgütlenmenin derdinde değil. İkincisi genç, genç, genç, kadın, kadın, kadın. Bunlar yoksa yoksunuz zaten. Görünenden de yok. Neden yok bunlar?

    Alevi kurumlarının ilk yapması gereken bir an önce kendilerini sahaya atmalarıdır. Cemevi Başkanlığı kurulmasının konuşulmaya başlanması çok uzun zaman oldu? Ben ete kemiğe bürünmüş bir stratejik eylem planı görmedim. Ete kemiğe bürünmüş bir eylem de görmedim. Yani ‘biz Cemevi Başkanlığı’na karşı şu eylem planıylarıyla itirazımızı yapacağız, süreklilik arz eden, kesintisiz şu eylemleri hayata geçireceğiz’ diye bir adımlarını görmedim.”

    Devrim FINDIK – Melisa ŞAHİN/İSTANBUL

  • Alevi örgütleri Şişli’de polis şiddetini protesto etti; savcıları göreve çağırdı-VİDEO

    Alevi örgütleri Şişli’de polis şiddetini protesto etti; savcıları göreve çağırdı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Adliyesi önünde polis şiddetine uğrayan ve ters kelepçeyle gözaltına alınan Alevi kurumları yöneticileri ve Alevi yurttaşlar, Şişli’de basın açıklaması yaptı. Dün gözaltına alınanlardan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yaptığı açıklamada, polisin, sınırlarını ve yetkisini aşarak Alevi kurum yöneticilerine hukuksuz bir şekilde ters kelepçe yöntemiyle kötü muamele uygulayarak suç işlediğini belirtti. Erçe, savcıları göreve çağırarak, yetkililerin açıklama yapmasını istedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in duruşması dün görüldü. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluk halinin devamına karar verildi.

    Çağlayan Adliyesi önünde davayı takip eden ve basına bilgi vermek isteyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, PSAKD Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, AKD Sultangazi Pirsultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Şehitleri Şube Başkanı Ferhat Aktaş, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gaziosmanpaşa Şubesi Karayolları Cemevi Başkanı Hıdır Çam, PSAKD Kartal Şube Başkanı Ali Yürümez, ABF Yöneticisi Alaattin Türkoğlu, Gazi Şehitleri Şube Yöneticisi Hüseyin Ördek polis tarafından ters kelepçe takılarak gözaltına alınmıştı.

    Söz konusu polis şiddetini protesto etmek için Alevi kurumları temsilcileri ve Alevi yurttaşlar İstanbul Şişli’de Cevahir AVM önünde bir araya geldi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi kurumları adına yaptığı basın açıklamasında, polisin, sınırlarını ve yetkisini aşarak Alevi kurum yöneticilerine hukuksuz bir şekilde ters kelepçe yöntemiyle kötü muamele uygulayarak suç işlediğini belirtti. Erçe, “Bu durum ülkemizin içinde bulunduğu utanç verici durumu fazlasıyla açıklamaktadır. Bunun sorumluları hukuk önünde derhal hesap vermelidir. Savcıları ve konuyla ilgili tüm yetkililerin gerekli açıklamaları yapmalarını bekliyoruz” dedi.

    “POLİS SINIRLARINI AŞTI, SUÇ İŞLEDİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Britanya Alevi Federasyonu, Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı, Demokratik Alevi Dernekleri, Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi adına yap ortak yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

    “Türkiye’de gün geçmiyor ki yeni bir hukuksuzlukla yüz yüze gelmeyelim. Hemen hemen her gün hak mücadelesi yürüten farklı kesimlere yönelik iktidarın baskı, şiddet, gözaltı ve tutuklamaları yaşanmaktadır. Biz Alevi yurttaş ve kurumları da bundan fazlasıyla nasibimizi almaktayız.
    Bunun son örneklerinden birisi de dün yaşandı. PSAKD Sarıyer Şube Başkanımız Beyhan Gün ve Şube Yöneticisi Şimal Deniz’in yargılandığı dava sonrası, Çağlayan adliyesi önünde basına bilgi vermek isteyen PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi kurum temsilcileri, Cemevi başkanları ve aileler, önce ablukaya alındı, sonrasında şiddet kullanılarak ters kelepçe ile gözaltına alındılar.
    Basına açıklama ve düşünceyi ifade etmek, Türkiye’nin hem taraf olduğu uluslararası sözleşmelere hem de anayasaya göre tartışılmaz bir haktır. Polis, sınırlarını ve yetkisini aşarak, bu hakkın kullanımını engellemiş ve Alevi kurum yöneticilerine hukuksuz bir şekilde ters kelepçe yöntemiyle kötü muamele uygulayarak suç işlemiştir. Bu durum ülkemizin içinde bulunduğu utanç verici durumu fazlasıyla açıklamaktadır. Bunun sorumluları hukuk önünde derhal hesap vermelidir. Savcıları ve konuyla ilgili tüm yetkililerin gerekli açıklamaları yapmalarını bekliyoruz.

    “GÖZALTILARLA KORKUTULMAK İSTENİYORUZ”

    İktidarın, tüm toplumu zapturapt altına aldığı bu dönemde, Madımak Katliam Davası’nın zaman aşımına uğratılması, katillerinin serbest bırakılması, okullarda ÇEDES ve benzeri protokol ve projelerle eğitimin gittikçe dinselleştirilmesi, Kültür bakanlığı marifetiyle yürütülen asimilasyon ve toplumumuzu parçalama girişimlerinin olmasının boşuna olmadığını biliyoruz. Tüm bunlara karşı İzmir’deki “Laik Eğitim, Laik Yaşam ve Eşit Yurttaşlık” mitingi ve aralıksız devam eden hak mücadelemizin devamında bu göz altılarla korkutulmak isteniyoruz. Korkup geri duracağımızı düşünenlere, tarihimize bakmalarını salık veririz. Biz Alevi kurumlarının bu faşist uygulamalara ve gericiliğe karşı en önde durmaya devam edeceğimizin bilinmesini isteriz. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır diyenlerdeniz. Zalime boyun eğmeyen Hüseyni duruşun temsilcileriyiz.

    “BİZ ASİ VE ASİL PİRLERİMİZİN TORUNLARIYIZ”

    Şu bilinmelidir ki;

    Biz Aleviler asi ve asil dedelerimizin, pirlerimizin torunlarıyız. Bizler Hallac-ı Mansurların, Pirimiz Pir Sultan Abdalların torunlarıyız. Bizler, Menekşe-Koray’larla, Asım Bezirci’lerle, Berkin’ler, Ali İsmail Korkmaz’larla aynı soydanız. Bize yakışmaz İmam Hüseyin’in biat etmediği Emevi zihniyetine biat etmek. Bize yakışmaz Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın boyun eğmediği Hınzır Paşalara boyun eğmek. Bize yakışmaz ölümü gülümseyerek karşılayan dostlarımızın gülüşünü yere düşürmek.

    Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi bir olmak, iri ve diri olmamızın ön şartıdır. Bizler, Alevi, Sünni ve her türlü inanç, Kürt, Türk, Ermeni ve her etnik kimlik, kadın, emek ve çevre düşmanlığı yapmayan her kurum ve Can’la yan yana olmak, bir arada durmak zorundayız.

    “TÜRKİYE KARANLIĞA GİDİYOR”

    Türkiye mevcut iktidarın yeni uygulamalarıyla her gün biraz daha karanlığa doğru hızla gitmektedir. Bu durumdan hemen hemen herkes payını fazlasıyla almaktadır. Hak hukuk, düşünce, örgütlenme ve inanç özgürlüğü, insanca yaşam hakkı herkesin sorunudur. Bu sorunların sadece Alevilerin sorunu olmadığını biliyoruz.
    İktidar, yaşanan derin ekonomik krizi, yoksulluğu, işsizliği ve açlığı gizlemek, üstünü örtmek için toplumun belli kesimlerini tevekküle ve şükür etmeye yönlendirirken, buna karşı çıkan demokrasi güçlerini de baskı ve şiddetle susturmaya çalışmaktadır.

    “TÜM GÜÇLERİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Biz aşağıda imzası bulunan Alevi kurumları, demokrasiden, barıştan, özgürlüklerden, laiklikten, adil paylaşımdan, hukuktan ve adaletten yana olan tüm güçleri birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki iktidar, her farklı kesimi tek başına zapturapt altına alarak, yalnızlaştırmakta ve etkisizleştirmektedir. Ülkemizin, açlığa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, tekçiliğe ve hayatın tüm alanlarının dinselleştirilmesine asla rızamız yoktur.
    Dün Çağlayan adliyesi önünde, tamamen hukuksuz bir şekilde ters kelepçe uygulamak suretiyle gözaltı uygulaması yapan İstanbul Emniyeti Güvenlik Şube görevlileri için suç duyurusunda bulunacağımızı ve Bundan sonra Alevilere yönelik hiçbir hak ihlalini, zorbalığı Divana bırakmayacağımızı buradan sizler aracılığı ile kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Biz Aleviler, Ulu divanı bu dünyada kuracağız.

    Ya hep beraber olacağız ya da iktidarın zulmü altında ezileceğiz
    O yüzden diyoruz ki gelin canlar bir olalım, zulme karşı birlikte mücadele edelim
    Biz Aleviler hiçbir zaman zulme boyun eğmedik, eğilmedik, eğilmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Erçe: Polis hıncını gösterdi; bu bir gözdağı, karşılıksız bırakmayacağız!-VİDEO

    > Gözaltına alınan Alevi kurum temsilcileri serbest bırakıldı-VİDEO

    > Çağlayan Adliyesi önünde Alevilere ters kelepçeli gözaltı-VİDEO

    > Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutukluluklarının devamına karar verildi
    > Alevilerin gözaltına alınmasına tepkiler yükseliyor
    > Aleviler, İstanbul emniyeti önünde: Baskılara boyun eğmeyeceğiz 

  • Alevi örgütlerinden Hürcan Bulur’un ailesine ziyaret

    Alevi örgütlerinden Hürcan Bulur’un ailesine ziyaret

    PİRHA-Alevi örgüt temsilcileri Ankara’da trafik kazasında yaşamını yitiren Hürcan Bulur’un ailesini ziyaret etti.

    Hürcan Bulur,  24 Ağustos tarihinde Ankara’da yaya geçidinden yürürken Ö. S.’nin kontrolündeki aracın çarpması sonucu yaşamını yitirmişti. Şehir içinde 160 km. hızla Hürcan Bulur’un ölümüne sebep olan Ö. S. tutuklandı.

    Alevi Bektaş Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve PSAKD Örgütlenme Sekreteri Ezo Türkyılmaz, Bulur Ailesi’ni ziyaret ederek acılarını paylaştı.

    Alevi kurumları, Bulur Ailesi’ne her türlü hukuki desteği sunacaklarını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Doç. Dr. Karakaya, Alevi hafızasını kayıt altına alıyor: Gönüllülere ihtiyacımız var -VİDEO

    Doç. Dr. Karakaya, Alevi hafızasını kayıt altına alıyor: Gönüllülere ihtiyacımız var -VİDEO

    PİRHA-Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump, Alevi hafızasının kayıt altına alınması için ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ çalışmasını başlattı. Araştırmaları sonucunda 5 bin Alevi köyü tespit ettiklerini belirten Karakaya, Alevi toplumunun kültürel mirasının ve inancının silinmek istendiğine dikkat çekti. Karakaya, Alevileri ve Alevi örgütlerini kendi kaynaklarına ve mirasına sahip çıkmaya çağırdı.

    Alevi inancına ve kültürüne dair Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump tarafından ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ çalışması başlatıldı. Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump projeye dair PİRHA’ya konuştu.

    William and Mary Üniversitesi Tarih Bölümü’nde çalışmalarını sürdürün Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump, ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ kapsamında 5 bin Alevi köyüne ulaşmayı amaçlıyor. Dersim’de Ağucan Ocağı’nda görüştüğümüz Ayfer Karakaya, köy köy, ocak ocak dolaşarak çalışma hakkında hem bilgilendirme yapıyor hem de kayıt altına alınması gereken belgeleri dijital ortama aktarıyor.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ DE DAHİL OLMALI”

    ‘Alevi-Bektaşi Dijital Arşivi Projesi’ çalışmasının önemine işaret eden Ayfer Karakaya, sürece Alevi toplumu ve kurumlarının da dahil olması gerektiğinin altını çizdi.

    Projenin ilk adımlarını Harvard Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Özkan Karabulut’la birlikte attıklarını belirten Ayfer Karakaya, yaz mevsimiyle birlikte pratiğe geçirdiklerini ifade ederek, Alevi örgütlerinin projeye katkısıyla sürecin daha da hızlanacağını söyledi.

    “ALEVİ GELENEĞİNİ KAYIT ALTINA ALMAMIZ GEREKİYOR

    Önceki yıllarda yapılan çalışmalarla birlikte 5 bin Alevi köyü tespit ettiklerini dile getiren Ayfer Karakaya, şunları aktardı:

    “Uzun soluklu Alevi hafızasının kayıt altına alınması, muhafaza edilmesi yönündeki projeler çok önemli. Çünkü bu kültürel mirasımız hızla yok oluyor. Hızla yağmalanıyor. Hakikaten eğer böyle bir şey yapılacaksa biz son kuşağız. Bizim bile bunu mükemmel yapma şansımız artık mümkün değil. Dolayısıyla daha uzun soluklu bütün Alevi geleneğini, tarihini kucaklayacak şekilde bu kültürel mirası, bu hafızayı hızla kayıt altına almamız gerekiyor. Ama bunu da yaparken şeffaf olmamız gerekiyor. Halkın ortak malı haline getirmemiz gerekiyor.

    “BİZ BİR BAŞLANGIÇ YAPIYORUZ”

    Geniş bir Alevi bölgeden bahsediyoruz. Bütün bunların hepsini ziyaret etmek bir sürü ocaklara ulaşmak, belgelerine ulaşmak, onları taramak bir kişinin altından kalkabileceği bir proje değil. Dolayısıyla akademisyenlerin de henüz böyle bir projeye kalkışmamış olmasına da şaşırmamak gerekiyor. Para gerekiyor, insan kaynağı gerekiyor. Biz bir başlangıç yapıyoruz.”

    “GÖNÜLLÜLERE İHTİYACIMIZ VAR”

    Alevi köylerinin ve ziyaretlerinin haritalandırılmasında ve taranmasında gönüllülere ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Ayfer Karakaya, “Bize lokasyonlarını yollayabilirler, ziyaretlerle, köylerle ilgili bilgileri derleyebilirler. Bir ocağın, bir ailenin, bir köyün belgesini tarayıp onu kayıt altına alırsak bu bütün Alevi toplumu için büyük bir kazanım olur. Dolayısıyla bizim örgütlerimiz bu belgelerin, yazmalarının tespit edilmesi ve bunların kayıt altına alınmasında katkılara açığız” diye konuştu.

    “DEDELERİN ÇOK ÖNEMLİ YAZMALARI VAR

    Alevi toplumunun kültürel mirasının ve inancının silinmek istendiğine dikkat çeken Doç Dr. Ayfer Karakaya, “Yıllarca “Alevilik göçebelere özgü bir inançtır” denildi. Burada verilmek istenen “Aleviler cahil ve okuma yazma bilmezler” mesajıdır. Aslında o kadar saçma bir iddia ki bu. Anadolu, Mezopotamya yazının beşiği. Nasıl yazıya kayıtsız kalabiliriz. Bizim dedelerin çok önemli yazmaları var. Not defterleri var. Belgeleri var. Ama bizi sürekli olarak “sizin yazılı kaynaklarınız yok” diye diye çalışmaların önü kapatıldı ve devletin çeşitli kurumları bu yazmaları ve belgeleri topladı. Bunlar çok değerli, kıymetli tarihi belgeler. Yüzlerce yıl geriye giden tarihi belgeler maalesef bunlara artık ulaşamıyoruz” dedi.

    Son olarak Alevilerin kendi kaynaklarına ve mirasına sahip çıkıp kayıt altına alması gerektiğini söyleyen Ayfer Karakaya, gençlerin bu konuda daha fazla çaba içinde olması çağrısında bulundu.

    Nuray ATMACA-Diren KESER/DERSİM

     

  • PSAKD: Alevi örgütlerini ve dost kurumları 2 Temmuz’da Madımak Oteli önüne çağırıyoruz

    PSAKD: Alevi örgütlerini ve dost kurumları 2 Temmuz’da Madımak Oteli önüne çağırıyoruz

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Cuma Erçe, tüm Alevi örgütlerini ve dost kurumlarını 2 Temmuz günü Sivas Madımak Oteli önünde yapılacak anmaya katılmaya davet etti. Erçe, “Katliamın 30. Yılında mücadelemizi daha da yükselterek, tüm saldırılara karşı Alevi örgütlerimizin birliğini sağlayalım, Sivas-Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı unutturmak isteyenlere karşı gereken cevabı hep birlikte verelim” dedi.  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Cuma Erçe, Sivas/Madımak Katliamı’nın 30. yılı dolayısıyla birlikte anma yapmak için Alevi örgütlerine çağrıda bulundu.

    Erçe, “Dost ve Musahip kurumlarımıza çağrımızdır” başlığıyla yaptığı yazılı çağrıda, “Katliamın 30. Yılında mücadelemizi daha da yükselterek, tüm saldırılara karşı Alevi örgütlerimizin birliğini sağlayalım, Sivas – Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı unutturmak isteyenlere karşı gereken cevabı hep birlikte verelim. Şeriata karşı laiklik, zulme karşı adalet için bütün dost ve musahip kurumlarımızı ve cümle canları Pir Sultan Abdal’ın inancına, bilincine ve direncine ortak olamaya ve 2 Temmuz günü Sivas Madımak Oteli önünde yapılacak olan anmaya katılmaya davet ediyoruz” dedi.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin çağrısı şöyle:

    “Değerli Canlar,

    Sivas- Madımak Katliamı’nın 30. Yılındayız. Her yıl olduğu gibi bu yılda tüm demokrasi güçleri ile birlikte yitirdiğimiz canlarımızı “Demokrasi, Barış, Emek ve Laiklik için Mücadele Haftası” çerçevesinde anacağız.

    30 yıl önce 2 Temmuz günü Sivas’ta düzenlenen “4. Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri”ne giden aydınlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız, ozanlarımız, semahçılarımız ve çocuklarımızdan oluşan 33 canımız katledildiler. Onlar “Gelin Canlar Bir Olalım” diyen, “Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz” diyen, “Dönen Dönsün, Ben Dönmezsen Yolumdan” diyen Pir Sultan Abdal’a yoldaş oldular.

    30 yıl önce bedenleriyle “Ateşte Semaha Duran” canlarımız, Alevilerin örgütlenmesinde ve eşit haklar mücadelesinde, aynı zamanda ülkemizdeki demokrasi, barış, özgürlük, emek ve laiklik mücadelesinde bizlere ışık oldular, rehber oldular, direnme gücü oldular.

    Bu anlamda 2 Temmuz’un bizim için anlamı;

    • 2 Temmuz; cemevlerimizin Alevilerin ibadethanesi olduğunun yasal olarak kabul edilmesi için mücadele günüdür.

    • 2 Temmuz; kapatılan ve vakıflar üzerinden el konulan dergâhlarımızın Alevilere geri verilmesi için mücadele günüdür.

    2 Temmuz; Alevilere uygulanan ayrımcılık ve nefret söylemlerine son verilmesi için mücadele günüdür.

    2 Temmuz; Alevi köylerine cami yapılması ve Alevilerin kutsal mekânlarının baraj, maden ve taş ocakları ile yok edilmesine karşı mücadele günüdür.

    2 Temmuz; zorunlu din dersleri ve ÇEDES projesi ile okullara imam yollayarak Alevi inancının asimilasyonuna karşı mücadele günüdür.

    2 Temmuz; laik ve demokratik bir Cumhuriyetin inşası ve Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması için mücadele günüdür.

    2 Temmuz; torba yasa ile cemevlerimizin ibadethanemiz olduğu gerçeğinin yok sayılmasına, KHK ile kurulan Daire Başkanlığı ile inanç değerlerimizin devlet eliyle şekillendirilmesine karşı mücadele günüdür.

    2 Temmuz; Alevilere yönelik katliamlarla devletin yüzleşmesi ve Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi olması için mücadele günüdür.

    2 Temmuz; bilimsel, çağdaş ve laik eğitim politikalarının, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkesinin hayata geçirilmesi için mücadele günüdür.

    2 Temmuz; Anadolu’nun çoğulcu yapısı içinde, kendi kimlik, inançsal ve kültürel özelliklerimizle Anayasal güvence altına alınarak birlikte yaşamak için mücadele günüdür.

    2 Temmuz; kadın düşmanı, gerici ve şeriatçı yapılanmalara karşı itiraz, her türlü otoriteye karşı dik duruş, özgürleşme ve mücadele günüdür.

    Bu nedenlerle; katliamın 30. Yılında mücadelemizi daha da yükselterek, tüm saldırılara karşı Alevi örgütlerimizin birliğini sağlayalım, Sivas – Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı unutturmak isteyenlere karşı gereken cevabı hep birlikte verelim.

    Unutmak, en başta inancımıza, direncimize, bilincimize ve bu uğurda bedel ödeyen, Kerbela’dan Şeyh Bedrettin’e, Pir Sultan’a ve bugüne kadar, hak ve hakikat mücadelesinde inançları uğruna bedel ödeyenlere ihanettir. Unutmak; Asım Bezirci’nin Kalemine, Hasret Gültekin’in Bağlamasına, Nesimi Çimen’in Curasına, Asuman Sivri’nin semahına, Koray Kaya’nın düşlerine ihanettir.

    ANMA MADIMAK OTELİ ÖNÜNDE

    Şeriata karşı laiklik, zulme karşı adalet için bütün dost ve musahip kurumlarımızı ve cümle canları Pir Sultan Abdal’ın inancına, bilincine ve direncine ortak olamaya ve 2 Temmuz günü Sivas Madımak Oteli önünde yapılacak olan anmaya katılmaya davet ediyoruz.

    Madımak Katliamı’nı Unutmadık, Unutturmayacağız!

    Bu hesap divana kalmayacak!

    Er ya da geç hesabı sorulacak!”

    PİRHA/ANKARA

  • TİP’ten Ankara’daki Alevi örgütlerine ziyaret-VİDEO

    TİP’ten Ankara’daki Alevi örgütlerine ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Türkiye İşçi Partisi (TİP) Alevi örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Ankara’da milletvekili adayı olan Ozan Bingöl için özellikle oy istiyorum” dedi.   

    Türkiye İşçi Partisi yönetimi, seçim çalışmaları kapsamında Alevi örgütlerini ziyaret etti.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Ankara 3. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı Ozan Bingöl ve Ankara 3. Bölge 2. Sıra Milletvekili Adayı Akademisyen Elif Congur ile ilk olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı ziyaret etti.

    TİP’li heyetin, sonraki adresi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği oldu. TİP heyetini, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ile genel merkez yöneticileri karşıladı.

    BAŞ: ANKARA 3. BÖLGE’DEN ADAYLARIMIZ VAR

    Yapılan görüşmede TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Bütün Türkiye’de il il, ilçe ilçe çalışma yaptık. İttifakımızın bütününe bakarak kararlar verdik. Örneğin Ankara 1. Bölge’de potansiyelimiz olmasına rağmen aday çıkartmadık. Ancak 3. Bölge’den adaylarımız var. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Ankara’daki 1 milletvekilini şu an garantiye almış bulunuyoruz. 3. Bölge’den de TİP olarak adaylar belirledik. Ozan Bingöl hocamızın Mecliste olmasını istiyoruz. Örneğin bütçe çalışmaları konusunda görüşlerinin çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle 3. Bölge için özellikle desteklerinizi istiyorum” dedi.

    ALEVİ SEÇMENLERİN OYU TALEP EDİLDİ

    Türkiye İşçi Partisi heyetinin bir sonraki durağı ise Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) oldu. ABF yönetiminden Özgür Kaplan ve Nurullah Esat Ünsal, TİP’li heyeti karşıladı.

    Yapılan görüşmede TİP Genel Başkanı Erkan Baş, 49 ilde belirledikleri adaylar için Alevi seçmenlerden, partilerine destek vermesini istedi. ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan ise yapılan sohbette “Alevi toplumu, kime oy vermeyeceği konusunda nettir. Sol cephede bu tercih Yeşil Sol Parti, TİP ya da CHP içerisinden olacaktır. Ancak kesinlikle AKP’ye oy çıkmayacaktır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Özgür Kaplan: Alevi kurumları, deprem bölgesinde AKP’den daha hızlı iş yapıyor-VİDEO

    Özgür Kaplan: Alevi kurumları, deprem bölgesinde AKP’den daha hızlı iş yapıyor-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 3 gündür Adıyaman’da bulunduklarını belirterek, insanların hayatına dokunmaya, insanlarla irtibat kurmaya, insanların yaralarına merhem olmaya çalışıyoruz” dedi. 

    Merkezi Maraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem, 6 Şubat sabahı 10 ilde yaklaşık 13,5 milyon kişinin yaşadığı bölgeyi yıktı. Binlerce insan göçük altında yaşamını yitirdi, binlercesi de kurtarılmayı bekliyor.

    Enkazdan yakınlarını kurtarmayı bekleyen depremzedelerle dayanışma ise sürüyor. Alevi kurumları başkanları depremde büyük yıkıma uğrayan illerde halkın yardımına koşuyor, bir yandan da oluşturulan kriz masalarında görev yapıyorlar.

    Adıyaman’da bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 3 gündür Adıyaman’da bulunduklarını belirterek, depremde enkaz altında kalarak Hakk’a yürüyen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Şube Başkanı ve ABF Denetleme Kurulu üyesi Rıza Tanrıverdi ile eşinin bugün Adıyaman’da toprağa sırlandığını kaydetti.

    “İNSANLARIN YARALARINA MERHEM OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Özgür Kaplan şunları ifade etti:

    “PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan burada. Adıyaman’da insanların hayatına dokunmaya, insanlarla irtibat kurmaya, insanların yaralarına merhem olmaya çalışıyoruz onlarla hasbihal ediyoruz. Çocuklara bir şeyler getirmeye çalışıyoruz. Çocuk bezi, kadın pedi, hijyen malzemeleri olabildiği kadar, yetişebildiğimiz kadar alıyoruz. Ama şunu üzerine basarak söyleyeyim, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, tüm Alev örgütleri AKP’den daha hızlı ve halkla birlikte iş yapıyor.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Arif Sağ’dan çağrı: 25 Aralık’ta Yenikapı’da Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşalım-VİDEO

    Arif Sağ’dan çağrı: 25 Aralık’ta Yenikapı’da Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşalım-VİDEO

    PİRHA- Alevi örgütleri, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda büyük Alevi buluşması gerçekleştirecek. Sanatçı Arif Sağ bir çağrı yaparak, “25 Aralık’ta Yenikapı’da Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşalım. Bence herkes bu toplantıyı ciddiye almalı” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” adıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde saat 10.00’da ‘Büyük Alevi Kurultayı’ gerçekleştirecek.

    Alevi kurum başkanlarının yanı sıra sanatçılar da kurultaya katılım çağrısında bulunuyor.

    Sanatçı Arif Sağ, “25 Aralık’ta Yenikapı’da Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşalım. Bence herkes bu toplantıyı ciddiye almalı” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AABK Eşit Genel Başkanı Mat’tan 25 Aralık Alevi kurultayına katılım çağrısı

    AABK Eşit Genel Başkanı Mat’tan 25 Aralık Alevi kurultayına katılım çağrısı

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda gerçekleşecek olan büyük Alevi buluşmasına katılım çağrısı yaptı. Mat, “Demokrasi, özgürlük ve toplumsal barış adına tüm canlarımızı ve dostlarımızı bekliyoruz” dedi. 

    Alevi örgütleri, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda büyük Alevi buluşması gerçekleştirecek.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabı üzerinden kurultaya (buluşmaya) katılım çağrısı yaptı.

    “Büyük Alevi Buluşması öncesi Alevi kurum başkanlarımız, yöneticilerimiz Türkiye’yi karış karış geziyor” diyen Mat şunları kaydetti:

    “Cumhuriyetin birinci yüzyılında yaşadıklarımızı, cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamamak, Alevi sorununun torba yasasıyla çözülemeyeceği, KHK ile kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın tarafımızca asla kabul edilemeyeceği, taleplerimizin bir kez daha ifade edileceği, anayasal hak ve taleplerimiz ile birlikte yeni yazılacak anayasaya dahil çözüm önerilerimizi, eşit yurttaşlık talebimizi daha güçlü haykırmak amacıyla, çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü, adaletin yaşamın her alanında hakim olacağı demokratik, laik bir cumhuriyet için, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul Yenikapı’da bir araya geliyoruz. Demokrasi, özgürlük ve toplumsal barış adına tüm canlarımızı ve dostlarımızı bekliyoruz. Verilen emekler hakikat kapısına yazıla. Gerçeklerin demine hüü…. Aşk ile.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, torba yasaya karşı büyük kurultay hazırlığında!-VİDEO

  • Doğan: Çatı örgütlerinin ortak mücadele etmesi önemli, Alevilerin talepleri canlı tutulmalı

    Doğan: Çatı örgütlerinin ortak mücadele etmesi önemli, Alevilerin talepleri canlı tutulmalı

    PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Alevi kurumlarının yaptığı bölge toplantılarına ilişkin “Çatı örgütlerinin birleşip, ortak mücadele ediyor olmasına Alevilerin çok büyük önem verdiğini gözlemledim. Olumlu bir etki bırakmış. Birlikteliğin devamı konusunda bir talep vardı” dedi. Doğan, Ankara’da Meclis önünde yapılan açıklamanın enerjisini devam ettirmek, arkamıza aldığımız rüzgarı sürdürmek ve Alevilerin taleplerini canlı tutmak önemli” ifadelerini kullandı. 

    Cemevlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve torba yasaya karşı Alevi örgütleri, bağımsız cemevleri ve yöre derneklerinin üye ve yöneticileri ülke genelinde toplantılar yapmaya devam ediyor. İstanbul’da da 26 Kasım Cumartesi günü Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde, 27 Kasım Pazar günü de PSAKD Sultanbeyli Şubesi’nde toplantı gerçekleştirildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, bölge toplantılarının nasıl geçtiğini, gelen tepkiler ve hedeflenen sonuçlara dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “ALEVİLERİN ORTAK MÜCADELE EDİYOR OLMASINA ÇOK ÖNEM VERİLİYOR”

    25 Aralık günü İstanbul’da yapılması planlanan kurultay öncesi ülke genelinde bölge toplantıları yapıldığını aktaran Doğan, şöyle konuştu:

    “25 Aralık günü büyük bir kurultay yapılacak. Ardından Alevilerin taleplerini ortaya koyabileceği bir miting çalışması yapılıyor. Yani bir mücadele alanına dönüştürmek gibi bir gayretimiz var. Türkiye genelinde buluşmalar gerçekleştiriliyor. Çok iyi saha çalışması yapılsaydı belki daha kalabalık bir katılım olurdu ama yine de oldukça yoğun diyebileceğim bir katılım vardı.

    Çatı örgütlerinin birleşip, ortak mücadele ediyor olmasına Alevilerin çok büyük önem verdiğini gözlemledim. Olumlu bir etki bırakmış. Birlikteliğin devamı konusunda bir talep vardı. Mevcut yasaya dair de insanlarda biraz kafa karışıklığı var. Devletten gelen maddi kaynağın kullanılması, toplumun aydınlatılması gereken bir konu. Bunun Aleviliğe getirisi ve götürüsü noktasında bilgilendirme ve ciddi tartışmalar yürütmek gerekiyor. Yeni gelen yasa ile ikinci bir Diyanetin oluşmasını engellemek gerekiyor. Bunun topluma katkı değil; laikliğin olmayışının toplumsal gerilemede ikinci bir engel oluşturacak yapının olmamasını vurgulamak gerek. Buna eğilimli olan bazı kesimlerin de olduğunu gördük.”

    “DEVLET, YEREL YÖNETİMLER ÜZERİNDEN ALEVİ İNANCINA ULAŞMIŞ”

    Doğan, Alevi kurumlarının yerel yönetimler ile kurduğu ilişkiye de dikkat çekerken, “Benim önemli bir gözlemim de şu ki: Devlet, yerel yönetimler üzerinden Alevi inancına ulaşmış. Yerel yönetimler üzerinden oralara ufak tefek yardımlar ile kontrol etmeye başlamışlar. Bunu da Alevi kurumları masumane niyetle algılamışlar. Ama bunun devleti cesaretlendirdiğini, “Maddi olarak bir şeyler sunarsam eğer bu yapıyı kontrol edebilirim” gibi bir cesarete neden olduğunu da söylemek lazım. Bu da tabi kurumların geçmişteki yerel yönetimlere yönelik yaklaşımlarından kaynaklı bir eksiklik. Genel olarak toplantılarda “İnanç nedir? Devletin inanca karşı yaklaşımı ne olmalıdır?” gibi soruları vurguladık. Eşit yurttaşlık talebi Alevilerde karşılığını bulmuş. Bunu fark ettim. Bu talep birçok katılımcı tarafından dillendirildi. Alevilerin, Anayasada kurucu eşit yurttaş olarak tanımlanmaları, bununla beraber devletin bütün dinlere eşit mesafede olması gerektiği konusuna toplumsal olarak karşılık bulduğumuzu söylemeliyim. Alevilerin önümüzdeki süreçte alanlarda olması, mücadele etmesi konusunda toplumun bir talebi var” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN GÖRÜNÜR OLDUĞU DÖNEMDE DEVLET GÜNDEMİ DEĞİŞTİRDİ”

    Taksim İstiklal Caddesi’nde gerçekleştirilen bombalı saldırının ardından gündemin değiştiğini belirten Kadriye Doğan, Alevilerin tüm demokrasi kesimleri ile ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Doğan şunları söyledi:

    “Alevilerin görünür olduğu, taleplerinin yükseldiği dönemde devletin gündemi değiştirecek başka olaylar sergilediğini de gözlemledik. Taksim’deki bombanın patlaması tam da bugüne denk geldi. Arkaya alınan rüzgarı çok daha farklı yerlere taşımaya çalışırken, biraz gündemden düşmesine neden oldu. Ankara’da Meclis önünde yapılan açıklamanın enerjisini devam ettirmek, arkamıza aldığımız rüzgarı sürdürmek ve Alevilerin taleplerini canlı tutmak, hedefe ulaştıracak yolları, hangi kesimler ile ortaklaşacağımızı bulmak önemli. Kadın mücadelesi bugün çok önemli bir noktada. İstanbul’da kadınları durdurmak için devlet hayatı durdurdu. Emek kesimleriyle ortaklaşılması, Kürtlerin anadilde kimlik mücadelesiyle ortaklaşılması, tüm demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet isteyenlerin ortaklaşması Alevilerin de bu kesimler ile bir araya gelme yollarının bulunması noktasında görüşlerimizi bildirdik.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 8 Çatı örgütü ve bağımsız Alevi örgütleri, 26 Kasım’da bir araya geliyor!

    8 Çatı örgütü ve bağımsız Alevi örgütleri, 26 Kasım’da bir araya geliyor!

    PİRHA – Alevi çatı örgütleri ile bağımsız cemevlerinin yönetimleri, Ankara’da 26 Kasım’da yapılacak toplantıda bir araya gelecek. Buluşmada AKP’nin Cemevi Başkanlığı projesine karşı eylem planı tartışılacak.

    Cemevlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne karşı Alevi örgütleri, bağımsız cemevleri ve yöre derneklerinin üye ve yöneticileri Ankara’da bir araya gelecek.

    AKP’nin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kararının ardından 8 Alevi çatı örgütü, birçok ilde bağımsız cemevi yönetimleriyle toplantılar düzenleyecek.

    Söz konusu yasaya karşı tavır almak adına yöre derneklerinin de davet edildiğini belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Özgür Kaplan, toplantıların birçok ilde yapılacağını vurguladı. İlk birlikteliğin Ankara’da, 26 Kasım’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda saat 15.00’te yapılacağını söyleyen Kaplan, toplantıda ayrıca örgütlerin genel sekreterlerinin de sunum yapacakları bilgisini verdi.

    TORBA YASAYA KARŞI YENİDEN BİR ARAYA GELİNİYOR!

    AKP’nin hazırladığı yasaya karşı Türkiye genelinde yapılacak benzer çalışmaların da başlangıcı olacağını belirten Özgür Kaplan, şu bilgileri paylaştı:

    “AKP’nin torba yasasına karşı Aleviler ‘Ne yapmalı?’ meselesini tartışıyorlar. Çalışmanın bu sadece Ankara ayağı. 25 Aralık’ta İstanbul’da kurultay yapacağız. Bir taraftan da bu çalışmalar o kurultayın hazırlığı aslında. Bu cumartesi Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenleri, bizlere paralel yöre dernekleri; örneğin Dersimliler Derneği, Vartolular Derneği ya da Demokrat Karslılar gibi örgütler de davetli. Yani burada federasyonun bileşenlerinin de ötesinde aslında herhangi bir federasyona bağlı olmayan cemevleri ya da Alevi dernekleri mevcut. Bağımsız örgütleri de buraya katmaya çalışıyoruz. Çünkü AKP’nin bu kuşatması oradan hamle yapıyor. Bizlerin bileşenlerine bu süreçte pek yanaşamadılar ama 1700 tane cemevi ile görüştüklerini söylüyorlar. Görüştükleri istisnasız şubesiz olanlar ya da bileşeni olmayan kurumlar. Olabildiğince bu zihniyete karşı olan bağımsız yöre derneklerini bileşenimiz yapmak istiyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi çatı örgütleri: TTB Başkanı Fincancı linç kampanyasıyla tutuklandı, serbest bırakılmalı

    Alevi çatı örgütleri: TTB Başkanı Fincancı linç kampanyasıyla tutuklandı, serbest bırakılmalı

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanma kararına Alevi çatı örgütlerinden tepki geldi. Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Düşünce ve ifade özgürlüğünün Anayasal güvence altında olduğu ülkemizde, hakkında yürütülen linç kampanyası sonucu tutuklanan Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı derhal serbest bırakılmalıdır” denildi. 

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 27 Ekim’de tutuklandı.

    “CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI AÇIKÇA SUÇ İŞLEMEKTEDİR”

    Prof. Dr. Fincancı’nın tutuklanmasına Alevi örgütlerinden de tepki geldi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ortak yazılı bir açıklama yaparak, TTB Başkanı Fincancı’nın en kısa zamanda serbest bırakılmasını istedi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bir süredir yürütülen siyasi linç kampanyasının ardından gözaltına alınan Türkiye’nin önde gelen insan hakları savunucusu Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı tutuklandı.

    Fincancı hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonlarında ‘kimyasal silah kullandığı’ yönündeki iddialarla ilgili yaptığı bir açıklamanın ardından soruşturma başlatılmış, AKP ve MHP Financı’yı hedef göstermişti.

    Fincancı, bir TV kanalında canlı yayına katıldığını ancak söylediklerinin haberleştirilerek çarpıtıldığını belirterek, ‘Sanki ben ‘Kimyasal kullanılmıştır’ demişim gibi haber yapıyorlar. Öyle bir şey demedim ben. Canlı yayında konuşuyorum. Hani diyorum ki bir kimyasal etkisi olabilir, sinir sistemini de etkileyen, o istemsiz hareketler ama bunun araştırılması gerekir diyorum’ dedi.

    Düşünce ve ifade özgürlüğünün Anayasal güvence altında olduğu ülkemizde, hakkında yürütülen linç kampanyası sonucu tutuklanan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı derhal serbest bırakılmalıdır.

    Asılsız haberleri dikkate alan Cumhuriyet Başsavcılığı açıkça suç işlemektedir. Biz Alevi Kurumları olarak demokratik hak ve özgürlüklerin tam uygulanarak yaşanan bir Türkiye istiyoruz.

    Bizler, haksızlıklara karşı hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Bizler, Sayın Şebnem Korur Fincancı’ya uygulanan hukuksuzluğa derhal son verilmesini bekliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 7 Alevi çatı kurumundan Erdoğan’a: Polemik değil hak istiyoruz!

    7 Alevi çatı kurumundan Erdoğan’a: Polemik değil hak istiyoruz!

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  ‘Önümüzdeki hafta cuma günü Alevi vatandaşlarımız için adım atacağız’ sözlerine ilişkin 7 Alevi kurumu yeni bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alevilerin taleplerini yasal ve anayasal güvence altına alma sözünü açıkça vermeli. Eğer bir adım atılmazsa bu girişimlerin siyasi malzeme olmaktan öteye geçmeyeceğini kamuoyu ile açıkça paylaşacağız.” dedi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün grup toplantısında yaptığı konuşmada ‘Önümüzdeki hafta cuma günü Alevi vatandaşlarımız için adım atacağız’ sözlerine ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, temel hak ve özgürlüklerden hızla uzaklaşıldığı vurgusu yapılarak devletin tüm katliamlarla yüzleşmesi gerektiği, eşit yurttaşlık talebinin hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.

    “TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER YASAL VE ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

    ‘Polemik değil hak istiyoruz!’ vurgusu yapan Alevi kurumları, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Temel hak ve özgürlüklerden hızla uzaklaşıldığı, kutuplaştırıcı dil ve üslubun siyasette ve yaşamın her alanında etkin olduğu, ayrımcılığın ve asimilasyon politikalarının artarak devam ettiği, inkâr ve imhaya dayalı siyasetin ve devlet politikasının kurumsallaştığı, sosyal adaletin yok edildiği bir dönemde demokratikleşme, temel hak ve özgürlüklerin yasal ve anayasal güvence altına alınmasına dair söylemlerin iktidar ve muhalefet arasında polemiklere yol açtığı görülmektedir.

    KURUMLAR TALEPLERİNİ BİR KEZ DAHA YİNELEDİ

    Toplumun bütün kesimleri açısından hak ve özgürlüklere dair talepleri önemsediğimizi ve desteklediğimizi belirterek, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin ve cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasının anayasal güvence altına alınmasını açıkça bir kez daha talep ediyoruz.

    Ayrıca zorunlu din dersleri uygulamasının müfredattan acilen çıkartılmasını ve Diyanet İşleri Başkanlığının lağvedilerek inançların özgürleşmesi yönünde adım atılmasını talep ediyoruz.

    Devlet tüm katliamlarla toplumsal yüzleşmenin önünü açmalıdır.

    Bu bağlamda biz aşağıda imzası bulunan Alevi kurumları olarak yıllardır mücadelesini yürüttüğümüz ve üzerinde ortaklaştığımız temel taleplerimizin yasal ve anayasal güvence altına alınmasına yönelik beklentimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

    “ERDOĞAN, ALEVİLERİN TALEPLERİNİ YASAL VE ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALSIN”

    Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü grup toplantısında ifade ettiği anayasal haklarla ilgili sözlerine bağlı kalarak 7 Ekim Cuma günü Şahkulu Dergahında yapacağı ziyaretinde yukarıda belirtilen Alevilerin taleplerine yönelik yasal ve anayasal düzenlemeler yapılacağının sözünü açıkça beyan etmesini bekliyoruz.

    Eğer yasal ve anayasal herhangi bir adım atılmazsa bu girişimlerin daha önce yapılan çalıştaylar gibi siyasi malzeme olmaktan öteye geçmeyeceğini kamuoyu ile açıkça paylaşacağız.

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi örgütlerinden Erdoğan’a çağrı: Hacıbektaş’ta alternatif etkinlik kararından dönmesini istiyoruz

    Alevi örgütlerinden Erdoğan’a çağrı: Hacıbektaş’ta alternatif etkinlik kararından dönmesini istiyoruz

    PİRHA- 7 Alevi çatı örgütü, Alevilerin Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın 13 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta alternatif etkinlik düzenlemesine tepki göstererek, Erdoğan’ın bir an önce bu kararından dönmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, “Hüseyin Gazi Dergahı’nda Alevilerin değerlerini hiçe sayan sayın Cumhurbaşkanının, şimdi de Alevilerin geleneksel hale getirdiği anma etkinliklerine alternatif bir etkinlik koyması kabul edilemez bir durumdur” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ortak bir yazılı açıklama yaparak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hacıbektaş’ta Alevilere alternatif bir etkinlik düzenlemesinin kabul edilemeyeceğini bildirdi.
    Alevi örgütleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Alevilerin Hünkarı Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı 13 Ağustos’ta ziyaret edeceğini hatırlatarak, “Alevilerin değerlerini hiçe sayan Cumhurbaşkanının Alevilerin geleneksel hale getirdiği ve tarihleri değişmeyen anma etkinliklerine alternatif bir etkinlik koyması kabul edilemez bir durumdur” dedi.
    7 Alevi örgütün ortak yaptığı açıklama şöyle:
    “30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da Cemevlerimize yönelik saldırılar ile başlayan süreç, boyut değiştirerek devam etmektedir. Saldırının arka planı aydınlatılmadan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Dergahımıza yaptığı ziyaret Alevi kamuoyunda ve genel kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açmıştır.
    Dergahlarımızı, Cemevlerimizi tanımayan ve anayasal güvence altına almamakta direnen, Alevilerin taleplerine kulaklarını kapatan, ayrımcı ve ayrıştırıcı politikalarını ısrarla sürdüren AKP hükümetinin başında bulunan Cumhurbaşkanının şimdi de Alevilerin Hünkarı Hacı Bektaş Veli Dergahımızı 13 Ağustos 2022 tarihinde ziyaret edeceği açıklanmıştır.
    “ALTERNATİF ETKİNLİK KABUL EDİLEMEZ, YOL YAKINKEN KARARINDAN DÖNMESİNİ İSTİYORUZ”
    Hüseyin Gazi Dergahı’nda Alevilerin değerlerini hiçe sayan, Hünkarın portresine bile tahammül edemeyen ve sadece pirlerimizin, analarımızın, babalarımızın oturabileceği posta oturan sayın Cumhurbaşkanı, şimdi de Alevilerin geleneksel hale getirdiği ve tarihleri değişmeyen anma etkinliklerine alternatif bir etkinlik koyması kabul edilemez bir durumdur.

    Bu açıdan bu ziyareti de Hüseyin Gazi Dergahı ziyaretinde olduğu gibi samimi bulmuyoruz. Yol yakınken kararından dönmesini istiyoruz.

    Çok istiyorlarsa her yıl 16-17 Ağustos tarihlerinde Hacı Bektaş Belediyesi ve Kültür Bakanlığı tarafından organize edilen ve bu yıl “59’ncu Ulusal ve 33’ncü Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri” kapsamında yapılacak resmi protokol törenine katılabilirler. Bu anmaya gelirken de başta dergahlarımızın Alevilere devrini içeren kararı ve dile getirdiğimiz taleplerimizin somut çözümleri ile gelmelerini talep ediyoruz.
    TÜM ALEVİ ÖRGÜTLERİYLE HACIBEKTAŞ’TA OLAĞANÜSTÜ TOPLANTI 
    Değerli halkımız ve değerli basın.
    Alevi kurumları olarak, son süreçte yaşanan gelişmelerle birlikte, bakanlığın gençlik ve Kerbela projelerini de görüşeceğimiz olağanüstü bir toplantı kararı aldık. Bu açıdan bütün Alevi kurumlarımızı 15 Ağustos 2022 tarihinde, saat 15.00″te Hacıbektaş”ta olağanüstü toplantıya çağırıyoruz.
    16 Ağustos saat 11:00’de üç koldan “Dergahımızı İstiyoruz” şiarıyla yapacağımız yürüyüşümüze tüm canlarımızı bekliyoruz. Saygılarımızla.”

     

    PİRHA/ İSTANBUL 

  • 7 Alevi örgütünden açıklama: Haksız ve hukuksuz kararların karşısındayız, Gezi yargılanamaz!

    7 Alevi örgütünden açıklama: Haksız ve hukuksuz kararların karşısındayız, Gezi yargılanamaz!

    PİRHA- Gezi Davası’nda verilen hapis cezası kararlarına tepkiler yükseliyor. Ortak yazılı bir açıklama yapan 7 Alevi örgütü, “Verilen hüküm, ne Gezi direnişi, ne de şahıslaradır: Hüküm, Türkiye adalet sistemine bir bütün olarak verilmiştir. Haksız ve hukuksuz bütün kararların karşısındayız. Gezi yargılanamaz” dedi. 

    2013’teki Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Çağlayan Adliyesi’nde görülen üçüncü Gezi Parkı davasının karar duruşması sonucunda Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 16 kişiye ise 18’er yıl hapis cezası verildi.

    Mücella Yapıcı, Can Atalay, Çiğdem Mater, Yiğit Ekmekçi, Hakan Altınay ve Mine Özerden’in tutuklanmasına karar verildi.

    Gezi Davası’nda verilen hapis cezası kararlarına tepkiler yükseliyor. Bir tepki de Alevi örgütlerinden geldi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve     Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu ortak yazılı bir açıklama yaparak, “Haksız ve hukuksuz bütün kararların karşısındayız. Gezi yargılanamaz” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “2013 yılında yaşadığımız Gezi Parkı ve sonrasında gelişen, ülkedeki baskıcı siyasi iktidara karşı protestolar ve gösterilen direniş meşrudur. Biz bu davada yargılananın Gezi Parkı veya protestolar olmadığının farkındayız. 

    Verilen hüküm, ne Gezi direnişi, ne de şahıslaradır: Hüküm, Türkiye adalet sistemine bir bütün olarak verilmiştir.

    Adalet sistemimiz siyasi iktidar tarafından tümüyle tahakküm altına alınmıştır. Yargılamalar, AKP’li yıllarla birlikte başlayan Türkiye adalet sistemindeki yeniden yapılandırma ve dönüştürmenin bir uzantısıdır.

    “VERİLEN KARARLAR TEMEL İNSAN HAKLARIYLA BAĞDAŞMAZ”

    Verilen kararlar hukuki olmanın uzağında, temel insan haklarıyla bağdaşmaz durumdadır. Türkiye’de hukuk, artık hakimlerin kararlarının uzağında, siyasilerin kararlarıyla işletilen bir kurum olmuştur.

    AKP, Türkiye’nin ilerici kurumlarını ve unsurlarını tasfiye ederken hep siyasi davaları kullanmıştır. Ancak bugüne kadar yürüttüğü siyasi davaların hepsi çökmüştür. Bugün biz şunu görmekteyiz ki, bu dava da çökecektir. 

    Gezi direnişi ve bugün tutuklanan insanlar Türkiye halkının bilincinde zaten aklanmıştır. Ancak onları mahkum eden AKP iktidarı gerek halk gerekse hukuk nezdinde hiçbir zaman aklanmayacaktır.

    Haksız ve hukuksuz bütün kararların karşısındayız. Gezi yargılanamaz!”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Aleviler, Akşam yazarını protesto etti: Hep iftira attınız, yalan söylediniz!-VİDEO

    Aleviler, Akşam yazarını protesto etti: Hep iftira attınız, yalan söylediniz!-VİDEO

    PİRHA-Alevi örgütlerinin genel başkanları ve Alevi yurttaşlar, Akşam yazarı, AKP’li Hüseyin Besli’nin Alevi ve Kürtlere yönelik nefret söylemini protesto etmek için Akşam Gazetesi’nin İstanbul İkitelli’deki binası önünde bir araya geldi. Aleviler adına basın açıklamasını okuyan Alevi Vakıfları Federasyonu Haydar Baki Doğan; Besli ve benzerlerinin her zaman iftira attığını, yalanları vicdansızca söylediklerini vurguladı. 

    Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yazdığı yazıda Alevileri ve çocuklarını hedef alan nefret söylemi içeren yazısına Aleviler kitlesel bir basın açıklamasıyla tepki gösterdi.

    Kılıçdaroğlu’nun birçok konuda yalan söylediğini iddia eden Besli, yazısında “Alevi, Kürt bir aile çocuklarına Alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği, öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır. Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir” şeklinde nefret söylemlerinde bulunmuştu.

    Akşam Gazetesi yazarının bu nefret söylemlerine karşı Alevi örgütleri genel başkanları ve Alevi yurttaşlar, İstanbul İkitelli’de bulunan Akşam gazetesi önünde toplandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Dernekleri adına basın açıklamasını okuyan Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Besli ve benzerlerinin her zaman iftira attığını, yalanları vicdansızca söylediklerini kaydetti.

    “NİYET VE YALANDAN FAYDA SAĞLAMAK SİZİN İŞİNİZ”

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Özellikle son dönemlerde toplumun önde gelen ve toplum mühendisi rolünü üstlenmiş, bu anlamda kendi din anlayışına ve ideolojisine göre toplum modeli açıklayan entelektüel, sosyal bilimciler hatta siyasiler çoğalmıştır. Bu durum Alevi toplumu üzerinde yürütülen asimilasyona yönelik olayların ve olguların düğümlendiği noktayı göstermeye yetiyor.

    Alevi toplumunu azınlık gibi görüp haklarını inkâr etme üzerine; her gün kin, öfke ve nefret kusan bu tip şahıslar gündem oluşturarak Alevileri politik ve siyasi araç olarak kullanmaktadırlar.

    Bu şahısların açıklamalarına baktığımızda tarihte gerici-merkeziyetçi yönetim anlayışının katletmek istediği Aleviler için verdiği fermanların kokusu var.

    ‘Allah, Şeyh Haydar’ın ve kafir müritlerinin belasını versin’ diyen II Beyazıt, tutsak edilen tüm Alevilerin katledilmesini emretti ve bu sözle binlerce Alevi katledildi. Ve onun oğlu Yavuz; Alevi kanına doymak istedi, 40 bin Alevi’yi öldürdü ve ‘defterleri dürülen Kızılbaşların hepsi kılıçtan geçirilecek’ ifadesiyle Şeyhülislam Ebussuud Efendinin fermanına konu oldu. Sonra II Mahmut ‘sapkınlık’ ve ‘ahlaki bozukluk’ adı altında binlerce Alevi Bektaşi’yi kuyulara diri diri gömdü.

    Yüzyıllarca saygısızlığa, iftiraya ve katliamlara maruz kalan Aleviler, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve yakın zamanda Gezi’de hep bu bahanelerle katledildiler. Oysa Alevilikte ne Emevi sapkınlığı, ne Vahhabî bağnazlığı, ne hırsızlık ne talan ne de riyakarlık vardı. Bu bir kindi, bu kin Şah Hüseyin’e düşmanlık edenlerin kiniydi, bitmedi bitmiyor…

    Bakınız Hüseyin Besli ne diyor; ‘Alevi ve Kürt Çocukları çifte kavrulmuş yalancıdır’ diyor. Bu sözler aslında Hüseyin Besli ve onun zihniyetinin Alevilere kuşkulu, şüpheci, aşırı ağır travmatik faşizan duygularının sonucudur.

    Sayın Besli;

    Alevi çocukları, yalancı değil; onların inançlarını yasaklayan, üstünü örten ideolojisi, fetihçi zihniyeti size yalanları söyletiyor.

    Sizler kötü niyetiniz üzerine Alevi çocuklarına hep iftira attınız, kapılarını işaretlediniz, katlettiniz, okullarda, işyerlerinde ve sokakta hep ötekileştirdiniz, siz; toplumun diğer kesimini kindar yaparak onları insanlık dışı kanılara yönlendirdiniz, komşuyu komşuya düşman ettiniz

    Yalan söyleme davranışları ve kandırma konusuna gelince; size ve sizin zihniyetinize birkaç sözümüz var;

    AİHM’in cemevleri ilgili kararlarının hala uygulanmaması,

    Alevilerin vergileriyle Diyanetinizin sosyal ve ekonomik yönden koruma altında olması

    Alevi vatandaşların köylerine camii yapmanız ve imam atamanız

    Alevilerin inanç merkezlerine, dergâh ve türbelerine el koymanız

    Okullarda Alevi çocuklarına namaz kıldırmanız

    Alevilerin ibadethanelerine ‘cümbüş evi’ demeniz

    Devleti İslamlaştırarak, Sünni mezhebe dayalı bir rejim inşası adına Alevileri düşman saymanız

    Sokakta, mahallelerde Sünni vatandaşları kışkırtarak sosyal ilişkileri yönlendirmeniz, çatışma yaratmanız ve bu çatışmada güç kazanmak adına sosyal, hukuksal, siyasal ayrımcılık yapmanız sizin gibi yalakalar için bir zorunluluk olup yalanın da talanın da ta kendisi

    ‘Siz hastalıklısınız çünkü; siz yalan söylemeyi iftira atmayı, gerçeği söylemekten daha makul görecek kadar acımasısınız, vicdansızsınız.

    Alevilerin kimliğini inkâr etmediğini sizler çok iyi biliyorsunuz, çünkü sizin zihniyetinize biat etmiyorlar bu da size dert oluyor ve her sabah ağzınızdan salyalarla onlara saldırıyorsunuz.

    Unutmayın ki; biz Aleviler korktuğumuz için kimliğimizi gizlemiyoruz. Siz korkak olduğunuz için her türlü kin, öfke ve nefretle üzerimize geliyorsunuz.

    Evet siz korkaksınız!

    Siz Şah Hüseyin’in bu yol için başını verdiğini

    Hallacı Mansur’un dilinin kesilerek idam edildiğini

    Pir Sultan’ın asıldığını,

    Nesimi’nin yüzüldüğünü,

    Seyit Rıza’nın; size ‘ayıptır, zülümdür’ dediğini çok iyi biliyorsunuz.

    Sizin gücünüz ancak sadık olduğunuz gerici zihniyetin varlığı kadardır. Onlar gittiği zaman siz bu ülkeyi genç, pırıl pırıl aydınlık kuşaklara bırakmak zorunda kalacaksınız.

    Tarih sadece sizi ayıplayarak yazacaktır. Ama bizler bu topraklarda ayrımsız, kardeşçe el ele birlikte üreterek, birlikte bölüşerek aynı sofrada oturmaya devam edeceğiz ve eşit vatandaşlık- yurttaşlık hakkımızı alana kadar da mücadele edeceğiz.

    Buradan Akşam gazetesine çağrımızdır;

    Gazetenizde böylesi nefret ifadelerinin, Alevileri aşağılayan ve ahlaki olarak zaaf içinde yetiştirildikleri gibi akıl almaz bir iftira ile toplumu açıkça kışkırtmak amaçlı güden bu yazarı aranızda barındırmayın, iş akdine son verin.”

    PİRHA/İSTANBUL