Etiket: anayasa

  • ‘Hocaların yerlerde sürüklenmesi rezilceydi’

    ‘Hocaların yerlerde sürüklenmesi rezilceydi’

    PİRHA – Referandum sürecini ve eğitimcilerin KHK ile ihraçlarını Oyuncu Nur Sürer değerlendirdi. Sürer, referandumda ‘Hayır’ oyu kullanacağını söyleyerek, ihraçlardan büyük utanç duyduğunu aktardı. 

    İstanbul Galatasaray Lisesi önünde her cumartesi günü KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının başlattığı eyleme bu hafta Oyuncu Nur Sürer de katılarak  destek verdi. PİRHA mikrofonuna referandum sürecini ve ihraçları değerlendiren Sürer, ‘Hayır’ oyu kullanacağını söyledi.

    Referandumları sevmediğini dile getiren Sürer, “Bütün ülkelerde yapılan referandumları sevmiyorum. İktidarların bir dayatmasıdır. Bu katılacağım ikinci referandum olacak. Birincisi Kenan Evren’e ‘Hayır’ demiştik. Bu ikincisi olacak. Böylesine faşizan bir dayatmaya ‘Hayır’ diyorum” açıklamasında bulundu.

    “12 EYLÜL’DEN DAHA KARANLIK GÜNLER YAŞIYORUZ”

    12 Eylül’ü yaşadığını söyleyen Nur Sürer, “Gerçekten Kürt halkı da bunu dile getiriyor. O dönemde sosyal medya bu kadar yaygın değildi, şimdi de tabi televizyonlarımız kısıtlandı, izlediğimiz televizyonların çoğu kapatıldı. Dolayısıyla Kürdistan coğrafyasında o dönem neler olup bittiğinden haberimiz yoktu. Sadece gazetelerde bulabiliyorduk onların da çoğu beyazlaştırılmış yerlerdi. Yani söylenen şeylerin çoğu sansüre uğruyordu. Dolayısıyla Cizre’de yakılan insanların, yakıldıktan sonra kemiklerinin küllerini gördüğümüz bir noktaya geldik. Gerçekten 12 Eylül’den çok daha karanlık günler yaşadığımızı söylemek istiyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    “ÜLKE İÇİN UTANÇ İÇİNDEYİM”

    Öte yandan son Kanun Hükmünde Kararnameyle ihraçları da değerlendiren Oyuncu Nur Sürer, “Ülke için utanç içindeyim” dedi.

    Sürer, “Yerde sürüklenen hocaların cübbeleri ve onların üzerinde postallar gördük. Yani onların üzerinde tepinebilen, hiçbir eğitim alma şansı olmayacak insanların, onların üzerinde tepindiklerini gördüm. Hocaların yerlerde sürüklenmesi gerçekten rezilce bir davranıştı. Çok utandım hiçbir şey görmek istemedim. Ülke için utanç içindeyim” diye konuştu.

    Semra Acar/İSTANBUL

    HABERİN VİDEOSU

     

     

  • ‘Hayır’cılar demokratik bir cumhuriyeti savunuyor’-VİDEO

    ‘Hayır’cılar demokratik bir cumhuriyeti savunuyor’-VİDEO

    PİRHA- Referandum sürecini PİRHA’ya değerlendiren 23. Dönem İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, “OHAL şartlarında 12 Eylül döneminde olmayan tasfiyeler yapıldı. Yurttaşlar ‘Evet’ diyerek bu zulmü onaylamış olacaklar. ‘Hayır’ diyerek de suça ortak olmamış olacaklar” dedi. 

    23. Dönem İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, referandumun herhangi bir anayasa değişikliği değil, ciddi bir başkanlık rejimi konusunda toplumun onayını alma girişimi olduğunu söyledi.

    Uras, “Hayır’cılar aslında var olan statükoyu değil demokratik bir cumhuriyeti savunuyorlar. Bunu geniş kesimlere anlatmak gerekiyor.” dedi.

    Uras, Erdoğan ve Evet’çilerin ilginç bir şekilde “tek adam rejimine biz de karşıyız” diyerek tek adamlığa karşı olma şeklinde bir mutabakat varmış gibi gözüktürmeye çalıştıklarını vurgulayarak, “Bu tek adam rejimi değildir” diyenlere de bunun bir tek adam rejimi olduğunu anlatmak gibi bir görev düştüğünü ifade etti.

    “ORTADA SİSTEM DİYE BİR ŞEY YOK”

    Türkiye’nin geçmiş dönemlerde bir İttihat ve Terakki rejimi, bir Enver Talat rejimi yaşadığını vurgulayan Uras, “Bir kişinin iki dudağı arasında 1. Dünya Savaşı’na girdik. Erdoğan yeni bir sistem diyor ama ortada sistem diye bir şey yok. Kişilerin şahsiliği mi yoksa hakikaten demokratik bir anayasa mı? Tercihini umarım yurttaşlar sağduyulu bir şekilde verirler.” diye konuştu.

    ” EVET DİYEREK ZULMÜ ONAYLAYACAKLAR”

    Referandumun “OHAL zulmünü onaylıyor muyuz yoksa buna hayır mı diyoruz seçimi” olduğunun altını çizen Uras, “OHAL şartlarında 12 Eylül döneminde olmayan tasfiyeler yapıldı. Yurttaşlar ‘Evet’ diyerek bu zulmü onaylamış olacaklar. ‘Hayır’ diyerek de suça ortak olmamış olacaklar. O yüzden tek başına referandumda Başkanlık mı, Parlamenter sistem mi, değil zulümden yana mıyız, firavuni bir rejimden yana mıyız değil miyiz, kulun kula kul olmasına itiraz ediyor muyuz etmiyor muyuz ona karar vereceğiz.” dedi. (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • ‘Demokratik bir ülke için HAYIR diyorum’

    ‘Demokratik bir ülke için HAYIR diyorum’

    PİRHA-Başkanlık sistemini öngören anayasanın referanduma götürülmesine sanatçılardan tepki gelmeye devam ediyor. Alevi sanatçı Cihan Çelik, “Demokratik bir yaşam için ‘Hayır”’ dedi.

    AKP ve MHP’nin oylarıyla meclisten geçirilen başkanlığı öngören anayasanın Nisan ayında referandum sürecine götürülmesine tepki sürüyor. Alevi sanatçı Cihan Çelik, anayasanın istenilen şartlar da bir referandum sürecine gidilmediğini vurgulayarak şunları söyledi:

    Çelik, “Bu ‘Hayır’da var bir ‘Hayır’ var diyorum. Tabi ki şu anda istediğimiz şartlarda bir referanduma gidemiyoruz. Bu şer’in bir hayra dönüşeceğine inanıyorum.”

    “ALEVİ SANATÇILARIN ÇOĞU ‘HAYIR’ DİYECEK”

    Bu yükselişin bir düşüşü olacağına inandığını söyleyen Çelik, “Bu bir kırılma noktası olacaktır. Türkiye’de halkların ortak bir aklı olduğunu inanıyorum, bundan ötesi bizi bu ülkede yaşatmaz. Çoğu arkadaşımız yurt dışına çıkma derdine düşmüş, biz burada şartları zorlayarak yaşamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    Çelik, “Alevi sanatçıların yüzde 90’ının bu anayasaya ‘Hayır’ diyeceğine inanıyorum. Belki kendini bilmez, iktidar yanı konuşmaların dışında kimse buna ‘Evet’ demez. ‘Hayır’ın çıkması herkesin daha demokratik bir ülkede hep beraber yaşayabileceği bir ortamın vesilesi olacağına inanıyorum” dedi.

    Semra Acar/ İSTANBUL

    HABERİN VİDEOSU

  • Referandum 16 Nisan’da

    Referandum 16 Nisan’da

    YSK Başkanı Sadi Güven, toplantı sonrası yaptığı açıklamada başkanlık referandumu tarihinin 16 Nisan olarak kesinleştiğini açıkladı.

    Anayasa değişikliği referandumun tarihinin görüşüldüğü YSK Toplantısı sona erdi. Toplantı sonrası açıklama yapan YSK Başkanı Sadi Güven, referandum tarihinin 16 Nisan olarak kesinleştiğini açıkladı.

  • ‘Farklı inançları yok sayan anayasaya  Hayır diyoruz’

    ‘Farklı inançları yok sayan anayasaya Hayır diyoruz’

    PİRHA-Geçtiğimiz günlerde bir çok kurumun biraraya gelerek oluşturduğu ‘’Avrupa’da Hayır Platformu’’ yazılı bir açıklama yaparak başta Aleviler olmak üzere, Êzidîler, Ermeniler, Süryaniler gibi tüm farklı inançları yok sayan bir anayasa değişikliğine hayır dediklerini belirtti.

    Açıklamada diğer kurumlara da açık olunduğu kaydedilerek ‚’’Platformun temel hedefi AKP-Erdoğan faşizminin halklarımıza dayattığı tekçi yönetimi yasallaştıracak referandum propagandaları döneminde hayır kampanyasını en geniş biçimde örgütlemektir.’’ vurgusu yapıldı.

    Bugüne kadar yapılan tüm anayasaların, özellikle de 12 Eylül Anayasası hep gerici ve faşist bir içerik taşıdığı ifade edilen açıklamada:’’ Bütün anayasaların değişmez ilkesi olan ırkçı bakış açısı hep korunmuş, Türkiye’de yaşayan tüm uluslar ve azınlıklar ile farklı inanç grupları sürekli yok sayılmıştır. Bu durum, demokratikleşme kisvesi adıyla 12 Eylül Anayasası’nda yapılan tüm değişikliklerde korunmuştur. Referandumda onaylanması durumunda mevcut parlamenter sistemi değiştirip tekçi-diktatoryal bir rejimi yasallaştıracak olan 18 maddelik metinde de bu temel yaklaşım değişmeden kalmıştır. Mevcut Anayasa’daki anti-demokratik, faşizan unsurlar yetmezmiş gibi yapılmak istenen değişiklik ile tüm farklılıkların yok sayıldığı, tek kişinin hegemonyasına dayalı, tüm renkleri ve farklılıkları ile “Başkan’a” biat etmiş bir toplum hedefleniyor’’ denildi.

    Açıklamada Hayır deme gerekçeleri ise şöyle sıralandı: ’’ Hayır kampanyamızın gerekçeleri çok açıktır:

    ‘Tek Millet, Tek Dil, Tek Bayrak, Tek Vatan’ diyerek Kürtlerin ve diğer tüm halkların varlığını inkar etmektedir. Kürtlerin anadilde eğitimini yasaklamaktadır. Kürtlerin demokratik bir toplum istemlerini ve birlikte yaşama taleplerini reddettiği için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Başta Aleviler olmak üzere, Êzidîler, Ermeniler, Süryaniler gibi tüm farklı inançları yok saydığından bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    İşçi haklarını, grev, toplu sözleşme ve çalışma haklarını dikkate almadığı için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    İnsan haklarını değil aksine diktatoryal yönetimi esas aldığı için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Hiçbir kişi halktan daha büyük değildir, bunun için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Tek adam diktatörlüğünün kadınlara yönelik şiddetine, gerici yaşam biçimin dayatılmasına, çocuklara yönelik tecavüzü yasalaştırma girişimlerine, LGBT’leri ötekileştiren, katledilen erkek egemen zihniyetine HAYIR DİYORUZ!

    Halklar, uluslar, inançlar, cinsler tek adam diktatörlüğüyle bastırılamaz. Tek adam diktatörlüğünü ve onu yaratan gerici sistemi reddettiğimiz için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Ezilen halkları, ulusları, sınıfları, inançları, cinsleri öteleyip, Saray’daki diktatörü onaylayan bir Anayasa’ya karşı olduğumuz için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Tüm uluslar için tam hak eşitliği; tüm inançlar için tam özgürlük, tam özgürlüğü güvenceleyen gerçek bir laiklik, kadının, gençliğin, aydınların ve tüm bir halkın demokratik haklarını ilan eden demokratik bir anayasayı savunduğumuz için bu anayasa değişikliğine HAYIR DİYORUZ!

    Gelin hep birlikte eşit, demokratik ve özgürlükçü bir ülke için referandumda HAYIR diyelim.”

  • TV10’un satışa çıkarılmasına Almanya’daki Alevilerden tepki

    TV10’un satışa çıkarılmasına Almanya’daki Alevilerden tepki

    PİRHA- TV10’un da aralarında bulunduğu KHK ile kapatılan kuruluşların satışa çıkarılmasına Almanya’da yaşayan Alevilerden sert tepki geldi. 

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında hazırlanan 687 sayılı yeni Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK), Resmi Gazete’de yayımlandı. 687 sayılı yeni KHK’ye göre , YSK, eşitlik ilkesine aykırı yayın yapan özel radyo ve TV’lere ceza veremeyecek. El konulan yayınlar satılacak.

    Kararnameye göre ; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133. maddesi uyarınca, kayyum atanmasına karar verilip, kayyumlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların Terörle Mücadele Kanunu ile Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı, satış ve tasfiye edilmesi suretiyle TMSF tarafından yerine getirilecek.

    Karara ilk tepkiyi TV 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin vermişti. Büyükşahin devletin ortaya koymuş olduğu bu zorla el koyma yaklaşımına sessiz kalmayacayacaklarını ve mücadelelerini sürdüreceklerini söylemişti.

    Almanya’da yaşayan Aleviler karara yönelik  PİRHA’ya konuştu.   Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Bedrana Yıldırım, bu kararla hakikatın sesini kısmak istediklerini belirterek şunları söyledi:

    ’’ Aleviler kendi inançlarına TV10 aracılığıyla sahip çıkıyorlardı. Asimilasyon politikalarına devam ederek , şimdi de KHK ile kapattıkları televizyonumuzu satışa çıkarıyorlar. Bu büyük bir korku girdabına girdiklerinin göstergesidir. Biz Demokratik Alevi Federasyonu olarak, yapılan bu zulme karşı ,TV10 televizyonunun yanında  olduğumuzu, zalime boyun eğmeyip, biat etmeyeceğimizi, mücadaleye devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz. ’’

     

    FEDA Eşbaşkanları Veli Kaya ve Bedrana Yıldırım

    FEDA Eşbakanı Veli Kaya ise Tv10’un Alevilerin inanç, kültür ve geleneklerini topluma taşıyan, yasatmaya çalışan sesi olduğunu kaydetti. Bu karara Alevilerin sessiz kalmaması gerektiğini ifade eden Kaya  şöyle konuştu:

    ’’İslamist faşist AKP iktidarı, diktatörlüğünü pekiştirmek için “dikensiz gül bahçesi”,  öteki olarak adlandırdığı, tüm kurum kuruluş ve toplumları hizaya getirme, sindirme ve teslim almaya yönelik saldırılarına devam ediyor. Başta Aleviler, Kürtler, emekçiler ve ötekiler, bu  Muaviye-Yezit zihniyetin kurbanları oluyorlar. Peşpeşe çıkardıkları KHK ile TV10’un da aralarında bulunduğu kanallar kapatıldı. Bu yetmiyormuş gibi malvarlıklarına da el konuldu. Bu hukuksuz saldırıya sessiz kalmayacağız.’’

     

    Pir Veli Uğur

    Koçgiri Pirlerinden Veli Uğur halkın emeği ile kurulan bir televizyonun , sermayeye yön verenlerce kapatılmasının bir zulüm olduğunu aktardı. TV10’un Hak ve Hakikat’ın sesi olduğunun altını çizen Uğur, halkın bu televizyonu tırnakları ile kaza kaza oluşturduğunu, alınan kararın zalimce bir karar olduğunu belirtti.

    Pir Veli Uğur zorbaca herşeyi ters yüz eden bir sistemle karşı karşıya olduğumuzu kaydederek , ’’Yanlışı doğru diye dikte ediyorlar. Sanki bu kadar talanı başkası yapıyor. İyi bir iş yapmış gibi katliamları ile övünüyorlar. Bu talana karşı hesap sormak, yol ve yöntemi üzerinde çalışmak gerekir. Bu zorba ve eşkiya sistemi teşhir etmek gerekir. Alevi pirleri de yolu sürmeli’’ dedi. Uğur, bu yolu temiz ve pak aldıklarını ve öyle de devam ettirmek gerektiğini belirterek, Alevilere birlik olma çağrısında bulundu.

     

    Melek Ana

    Melek Ana (Uğur) ise TV10’un mal varlıklarını satışa sunulması kararına tepki göstererek, TV10’un herhangi bir sermayedar ya da devletten yardım almadığını halkın emekleri ile kurulduğunu, kimsenin böyle bir karar verme hakkı olmadığını söyledi.

    “Bu televizyon bizim emeklerimizle oluştu. Tüm ülkenin Alevi inancının birleştiren bir televizyondu. Halkın olan birşeye ancak halk karar verir’’ diyen Melek Ana, yıllar boyu katliamlardan geçen, ,inançları yok edilen Alevilerin bu duruma tepki göstermeleri gerektiğini söyledi. Melek Ana bilhassa kadınların bu duyarlılığı göstermesi gerektiğine vurgu yaptı.

    Hüseyin Narlı

    TV10 programcısı Hüseyin Narlı ise tepkisini şöyle belirtti:

    “Basına yönelik baskılardan bizler TV10 olarak payımıza düşeni aldık. TV10 Alevi televizyonculuğunda bir aşamaydı. Devletin istediği değil gerçek Alevi fotoğrafını yansıttı. TV10’un sesinin kesilmek istenmesi Alevi toplumuna yönelik sindirme çabasının bir işaretidir. Gezi’nin, 7 Haziran’ın rövanşıdır. ‚’’

    Elif Sonzamancı/ALMANYA

     

  • ‘Er ya da geç hesap verecekler’-VİDEO

    ‘Er ya da geç hesap verecekler’-VİDEO

    PİRHA-Eski milletvekili Levent Tüzel, çıkarılan KHK’ler ile yüzlerce akademisyenin ve kamu çalışanının ihraç edilmesine tepki göstererek, referandumda özgürlüklerin, eşitliğin, kardeşliğin ortak yaşamın sesi haline gelmiş olan ‘Hayır’ sesinin güçlü bir şekilde çıkması gerektiğini vurguladı.

    Emek Partisi Kurucu Genel Başkan ve Merkez Yürütme Kurulu üyesi aynı zamanda 24-25. Dönem İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, OHAL’in ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile muhaliflere yönelik gerçekleşen soruşturma, saldırı ve ihraçlara tepki gösterdi.

    Tüzel, 15 Temmuz’dan sonra özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP rejiminin ayakta kalmak için halka, demokrasi güçlerine saldırıp güçlü olduğunu göstermeye çalıştığını söyledi.

    “REFERANDUMA KADAR ŞİDDETİN SONU GELMEYECEK”

    Türkiye’de OHAL kapsamında geçtiğimiz günlerde yayımlanan yeni Kanun Hükmünde Kararname ile toplam 4 bin 464 kişi daha kamu görevinden atıldı. KHK ile binlerce kamu görevlisinin yanı sıra barış için akademisyenlerinde aralarında olduğu 330 akademisyen de üniversitelerden ihraç edildi.

    Tüzel, OHAL gerekçe gösterilerek bu yaşananlara şu sözlerle tepki gösterdi:

    “Bütün eğitim dünyasında ömrünü eğitime bilime demokrasiye adamış öğretim üyeleri ve eğitim sen üyesi öğretmenler çoğunlukla olmak üzere bunları ihraç etti. Sayılar artık yüz binleri aştı. Artık şiddete teröre karşı yapılmış bir operasyon gibi gösteriliyor ama biliyoruz ki adı geçen insanların alakası yok. Bütün bunlar referanduma doğru giderken hayır diyeceklerin sesini kısmaya dönük yapılmış operasyonlar. Nisan ortasında yapılacağı söylenen bu referanduma kadar bunların sonu gelmeyecek.”

    “ER GEÇ HESAP VERECEKLER”

    Tüzel, böylesi özgürlüğün olmadığı bir ortamda bir anayasa tartışmasından söz edilemeyeceğini söyledi. Herkesin eşit haklara sahip olmadığı, yaşananların yanlış olduğunu söyleyenlerin hapislere atıldığı, sendikaların kapatıldığı bir süreçten geçtiklerini ifade eden Tüzel, “Ama her şeye rağmen özgürlüklerin, eşitliğin, kardeşliğin ortak yaşamın sesi haline gelmiş olan hayır sesi burada olduğu gibi güçlü bir şekilde çıkacak. Bugün bu insanlık suçlarını işleyenler, halka rağmen ülke yönetmeye çalışanlar er geç hesap verecekler” ifadelerini kullandı.

    Sevim KAHRAMAN

  • ‘EVET’çiler çok agresif’-VİDEO

    ‘EVET’çiler çok agresif’-VİDEO

    PİRHA- Başkanlığı içeren anayasa tasarısının mecliste kabul edilmesinin ardından referandum tarihi 16 Nisan 2017 olarak netleştirildi. HDP Şırnak eski milletvekili ve hukukçu Hasip Kaplan referandumu PİRHA’ya değerlendirdi. Kaplan “Evet’çiler çok agresif. Irkçı, milliyetçi, tekçi, güçlü devletten dem vuran söylemleri var” dedi.    

    Yayınlanan KHK ve baskılarla muhalif kesimlerin susturulmaya çalışıldığı bir dönemde, OHAL koşullarında referanduma gidilmesini değerlendiren Hasip Kaplan, Evet’çilerin agresif tavırlarına vurgu yaptı.

    Kaplan, “Evet’çiler çok agresif. Irkçı, milliyetçi, tekçi, güçlü devletten dem vuran söylemleri var. Bunun karşısında çok sesli, çok renkli, güzel sempatik bir kampanyayla özgür birey, örgütlü toplum, demokrasi ve adaleti anlattığımız zaman sonuç alacağımıza inanıyorum.” dedi.

    “İKTİDAR KOŞUDA 50 METRE ÖNÜMÜZE GEÇEREK YARIŞIYOR”

    Muhalefeti susturmak için devletin bütün imkanlarını kullanmaktan çekinmediğini belirten Kaplan, “Zaten bu iktidar mensupları 100 metre koşuda 50 metre önümüze geçerek buyurun yarışa diyorlar. Ama buna rağmen kaybedecekler. Bu kumarı oynamayı onlar göze aldı ve kaybedecekler.” diye konuştu.

    HAYIR DİYENLERE SALDIRILAR

    Bu arada, Hayır diyenlere karşı saldırılar da artıyor.

    Referandumda ‘Hayır’ diyeceklerini açıklayan Kamu-Sen Genel Merkezi’ne, 25 kişilik bir grup tarafından saldırı yapıldı. Genel Merkezi basan grup, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’u tehdit ederek istifa etmesini istedi.

    1 Kasım seçimlerine giderken ‘beyaz toroslar’la halkı tehdit edenler referandumda da ‘evet demezseniz terör devam eder’ sözleriyle halkı tehdit etmeye devam ediyorlar.

    Sosyal medyada muhalif kesime karşı operasyonlar yapılıyor.

    Kadıköy’de Hayır bildirisi dağıtanlara polis biber gazı ile polis müdahale etti.

    Yayınlanan KHK’ler ile muhalif olan demokratik kesimden insanlar mesleklerinden ihraç edilmeye devam ediyor.

    Her gün yandaş kanallarda ‘Hayır’ diyenler terörist ilan edilerek algı operasyonu yapılıyor.

    Suay Abak/İSTANBUL

    Haberin Videosu

  • Referandumda hileye karşı seferberlik çağrısı

    Referandumda hileye karşı seferberlik çağrısı

    PİRHA- Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy,’Referanduma sunulan başkanlık düzenlemesinin meşru olmadığına dikkat çekerek, referandumda herkesi sandık seferberliğine çağırdı.

    Başkanlık sistemini öngören yeni anayasanın Nisan ayında referanduma götürülmesi bekleniyor. Olağanüstü koşullarda yapılacak referandum sürecini ve bu süreçte yapacakları çalışmaları Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy PİRHA’ya değerlendirdi.

    “Olağanüstü koşullarda referandum sürecine gidiyoruz çünkü buna mecburlar, demokratik ortamların en küçük demokratik kırıntısına bile tahammül edemediklerini biliyoruz” diyen  Ersoy, 7 Haziran seçimlerinde iktidarı kaybetme tehlikesini gördüler ve ondan sonra Türkiye’de herşey değişti” diye konuştu.

    Ersoy, “AKP iktidarı, referandum sürecini varlık yokluk meselesi olarak görüyor ancak bizim için varlık yokluk meselesi değil, bizim ve tüm toplumsal muhalefet açısından bir mücadeledir” dedi.

    “‘HAYIR’ SESİ ÇOK GÜÇLÜ”

    “AKP iktidarı ‘Hayır’ çalışmasını doğru düzgün yapamaz durumuna getirmek istiyor”  diyen Oya Ersoy, ‘Hayır’ sesini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar ama Haziran öncesindeki gibi bir durum var. Her kesimde ‘Hayır’ sesi güçlü” diye konuştu.

    ‘Hayır’ diyenlerin çok net olduğunu, en küçük tereddütlerinin olmadığına dikkat çeken Ersoy, “Ama Evet diyen, kararsız olan kesim çok fazla kendi cenahında” dedi.

    15 yıldır iktidarda olup neyi yapamadılar da, Türkiye’de bir rejim değişikliğine ihtiyaç var? diye soran Ersoy, şunları söyledi:

    “Bunun cevabını kendi tabanları olmak üzere bırakın tabanlarını kendi kadrolarına bile anlatacak tezleri yok. Çünkü bu sorunun cevabı yok o nedenle yaptıkları şey, karşı tarafı bir kutuplaştırma siyaseti gütmek, ‘Hayır’ sesini baskıyla, itibarsızlaştırma operasyonlarıyla yok etmek, bastırmaya çalışmak ve kendi tabanını bu konuda konsolide etmeye uğraşıyorlar.”

    “TOPLUMUN  BU SORULARI SORMASI LAZIM” 

    Bizim bu nedenle özellikle kararsız ve ‘Evet’ deyip de, şu an tereddütü olan kesime seslenecek soru sormamız lazım değerlendirmesinde bulunan Ersoy, sorulması gereken soruları şöyle sıraladı:

    -Madem bu anayasa değişikliği her derde deva olacak, ülkenin bütün toplumsal sorunlarına, siyasi sorunlarına, ekonomik sorunlarına çözüm olacaksa niye bunu güçlü şekilde anlatmıyorlar halka?

    – Niye muhalif olan kesimlerle beraber televizyon programlarına çıkıp -hani Amerika başkanlık sistemi diye öykünüyorlar ya – orada bütün muhalif güçlerle birlikte televizyon programlarında görünüyor değil mi? Halk seyrediyor bir yıl boyunca tartışmaları izliyor. Bizde 79 gün gibi kısa süre içerisinde mecliste yangından mal kaçırırcasına çıkarıldı ve gece yarısı insanlar uyuduktan sonra mecliste tartışıldı.  Ancak biz bunu bir takım milletvekillerinin cep telefonlarından çektikleri videolarla izleyebildik. Halktan kaçırarak bir anayasa değişikliği yapıldığı çok açık. Niye ana muhalefet partisi başkanlarıyla beraber çıkmıyorlar televizyon programlarına ve halk olarak, niye onların tezlerini ve karşı tarafın, ‘hayır’ diyenlerin tezlerini birlikte görmüyor, tartışmalarını izlemiyorlar?

    – Niye bu ülkede Cumhurbaşkanı adayı olmuş Selahattin Demirtaş tutuklu?

    – Niye sadece yandaş basınla, sadece ısmarlama soru paketleriyle soru soran insanların, muhabirlerin karşısına çıkıyorlar da, muhalif olan herkesin, bütün muhalif basının, gazetecilerin, köşe yazarlarının ya da muhabirlerin sorularıyla karşı karşıya gelmekten korkuyorlar?

    – Niye muhalif olan herkes tutuklu ya da cezaevinde?

    Halk Evleri Genel Başkanı Oya Ersoy, “Bu soruları sormamız lazım. Herkese de bu soruları sordurmamız lazım. Buyurun madem her derde deva, gelin bizimle birlikte tartışın” dedi.

    “BU ANAYASANIN MEŞRUTİYETİNİ SAĞLAYAMAZSINIZ”

    Yapılan anayasanın meşru olmadığına dikkat çeken Ersoy, “Bütün muhalif düşünen akademisyenlerin, bilim insanlarının, gazetecilerin, siyasetçilerin cezaevine tıkıldığı bir ortamda, sesinin kesildiği bir ortamda ne yaparsanız yapın meşru değildir. Bunun toplumsal meşrutiyetini sağlayamazsınız. Sonuç  ister sizin istediğiniz gibi, isterse bu memleketin çıkarlarını düşünen büyük bir çoğunluğun yani ‘Hayır’ diyenlerin istediği gibi çıksın” tespitinde bulundu.

    “BU SEÇİM MEMLEKET DERDİ OLAN HERKESİN SEÇİMİ”

    Halkevleri Genel Başkanı Ersoy, Halk Evlerinin bu süreçte nasıl bir çalışma yürüteceğine ilişkin de şu değerlendirmede bulundu;

    “İkili bir çalışma yürütüyoruz aslında. Sadece örgütlü güçlerin yapacağı bir çalışma değil bu. ‘Hayır’ diyen herkesin bizzat örgütleyeceği bir çalışma yürütüyoruz. Türkiye’nin dört bir tarafında ‘Hayır’ diyen herkese çağrı yapıyoruz. Bu seçimler herhangi bir seçim değil, önümüze konan bu sandık herhangi bir seçim sandığı değil. Bu seçimler siyasi partilerin seçimi değil. Bu seçim memleket derdi olan herkesin seçimi. O sebeple ‘Hayır’ diyen herkesin, yangından mal kaçırırcasına çıkarılan bu anayasanın ne getireceğini, bu toplumda ne tür sorunlara yol açacağını anlatmalarını istiyoruz.”

    “SANDIK SEFERBERLİĞİNE ÇAĞIRIYORUZ”

    Ersoy, ‘Hayır’ meclisleri, Hayır inisiyatifleri kurduklarını belirterek, “Sadece oy verdim içim rahat, görevimi yaptım diyebileceğimiz bir seçim değil. Bu seçim ‘Hayır’ diyen herkesin kendi köylüsüyle, işçisiyle, komşusuyla, iş arkadaşıyla, öğrencisiyle, yaşamın her alanında bu anayasayı tartışan, bu anayasanın neler getireceğini anlatan, sonuçlarını anlatan ve bunun bir memleket sorunu olduğunu anlatacak olan ve ‘Hayır’ demeye çağıran bir çalışma” ifadesini kullandı.

    Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy son olarak, referandumda hile yapılmasının önüne geçmek için hazırlıkları olduğunu da kaydederek, bu konuda sandık seferberliğine çağrıda bulundu.

    Semra ACAR-İsmet SEFER

    Haberin Videosu

     

     

  • ‘Haber alma hakkımız yok ama seçim var’

    ‘Haber alma hakkımız yok ama seçim var’

    PİRHA-Olağanüstü koşullarda yapılacak olan referandum sürecine ilişkin CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    AKP ve MHP’nin bir araya gelerek oluşturdukları anayasa, Türkiye’yi olağanüstü koşullarda referandum sürecine götürüldü. Referanduma giderken demokratik güçlerin bir araya gelerek oluşturduğu ‘Hayır’ cephesinde yer alan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da olağanüstü koşullarda gerçekleşen bu süreci değerlendirdi.

    “OHAL, başta ifade özgürlüğü olmak üzere, basın, toplanma, örgütlenme özgürlüğünün olmadığı bir ortamı ifade eder” diyen Tanrıkulu, seçim ise insanların kanatlarını özgürce oluşturabilme imkanına sahip olduğu bir süreci ifade ettiğini söyledi. Tanrıkulu, “OHAL var, kanaatlerinizi ifade etme veya bilgi edinme hakkınız yok ama seçim var” diye konuştu.

    “DEMOKRASİ DIŞI BİR ANAYASA”

    Bu koşullarda yapılan referandum sürecinin dürüst, adil ve eşit olmayacağına dikkat çeken Tanrıkulu, “Türkiye’de 1982 anayasası darbe dönemi anayasasıdır ve değişmelidir. Ama böyle berbat bir şekilde değil” ifadelerini kullandı. Tanrıkulu, bu anayasa değişikliğinin Türkiye’yi içinde bulunduğu durumdan çok daha kötüye, demokrasi dışı bir ortama götüreceğini vurguladı.

    “Parlamenter rejim askıya alınacak, çoğulculuk yok olacak ve bir daha geri gelmemek üzere bitecek” diyen Tanrıkulu şu çağrıda bulundu: “Çocuklarımız için, geleceğimiz için, bir arada yaşamamız için, barışımız için buna ‘Hayır’ demeliyiz.”

    Haber Merkezi

    HABERİN VİDEOSU

     

     

     

  • Vartolular İstanbul’daki dayanışma gecesinde bir araya geldi

    Vartolular İstanbul’daki dayanışma gecesinde bir araya geldi

    PİRHA-İstanbul’daki Vartolular Derneği’nin 19. Geleneksel Dayanışma Gecesi dün Çağlayan’da düzenlendi. Vartoluların yoğun ilgi gösterdiği geceye çok sayıda siyasetçi, sivil toplum örgütü yöneticisi ve sanatçı katıldı.

    İstanbul’daki Vartolular Derneği dün Çağlayan’da 19. Geleneksel Dayanışma gecesini düzenledi. İhtiyacı olan öğrencilere burs sağlamak amacıyla düzenlenen gecede İstanbul’daki Vartolular Derneği Başkanı İbrahim Ballıkaya, Varto Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Soydan, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan ve Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan birer konuşma yaptı.

    Vartolu olan Sanatçı Soner Soyer’in sunuculuğunu yaptığı gecede sanatçı Mervan Tan, Caner Tekin Heme Heci, Yücel Yıldırım ve Barış Güler sahne aldı.

    Soner Soyer’in ana dili Zazaca ile söylediği şiir ile başlayan gecede ilk konuşmayı İstanbul’daki Vartolular Derneği Başkanı İbrahim Ballıkaya yaptı.

    Konuşmasında 1997’de kurulan Vartolular Derneği’nin 20. Yılı olduğunu vurgulayan Ballıkaya, 20. Yaşlarında üniversitede okuyan ve ihtiyacı olan Vartolu öğrencilere burs sağlamak istediklerini ve bu amaçla bu geceyi düzenlediklerini belirtti.

    2016 yılının Varto depreminin 50. Yılı olduğunu belirten Ballıkaya, bu acıların bir daha yaşanmaması için akademisyen ve araştırmacılardan destek alarak, halkı bilgilendirmek için Varto Belediyesi’nin katkılarıyla bir organizasyon gerçekleştirdiklerini kaydetti.

    Konuşmasında hoşgörüye vurgu yapan Ballıkaya insanlar arasındaki ilişkilerin uluslararası ilişkileri de etkilediğini söyledi.  Ballıkaya: “2016 yılında 500 bin işçi işten atılıyorsa bu herkesin sorunu olmalıdır. Bu ülkede yapılan bir hava alanının inşaatında çalışan insanlarımız birer birer iş kazalarına kurban gidiyorsa yani bir katliam yaşanıyorsa bizim buna sessiz kalmamız ve hoşgörü göstermemiz beklenemez.” dedi.

    “HER ŞEYE RAĞMEN BİRBİRİMİZİ HİSSEDCEĞİZ”

    Referanduma da değinen Ballıkaya, “Televizyonlarda akademisyen, hukukçu ve profesörlerin çıkıp gözlerimizin içine baka baka yalan söylemeleri bizi çok derinden üzüyor. Siyasilerin söylemleri çok farklı olabilir. Ama hukukçunun bize hukuku anlatması, akademisyenin bize kendi alanındaki akademik çalışmaları anlatması gerekir. Biz her şeye rağmen sokaktayız. Her şeye rağmen dayanışma gecelerinde bir araya gelip birbirimize dokunup birbirimizi hissedeceğiz.” diyerek tepkilerini dile getirdi.

    “VARTO ÇOK KİMLİĞİN BİR ARADA YAŞAMAYI BİLDİĞİ BİR İLÇE”

    İbarahim Ballıkaya’nın ardından konuşma yapan Varto Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Soydan, “Varto’muzda 7 dil kardeşçe yaşıyor, bunun ülke geneline hakim olan bir kültür olmasını diliyorum” diyerek Varto’nun zengin toplumsal yaşantısına dikkat çekti.

    Eğitim amaçlı düzenlenen gecede emeği geçen herkese teşekkürlerini bildiren Soydan, dayanışmanın büyümesi için derneklere sahip çıkılması gerektiğini de vurguladı.

    “BİZLER İÇİN ‘HAYIR’LARA VESİLE DEĞİL”

    Konuşmasında referanduma değinen Soydan, anayasaların toplumun özgürlüklerini ve haklarını güvence altına almak için yapıldığı ve bütün toplumun üzerinde uzlaştığı yasalar olduğunu vurgulayarak “Biz siyasi partilerin içinde olduğu, hukukçuların içinde olduğu, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin içinde olduğu, yaşam hakkımızın güvence altına alındığı bir anayasa olmasını isterdik. Bu nedenle bu anayasanın bizler için “HAYIR”lara vesile olacağını düşünmüyorum. Sizlerin de bu anlamda sağduyunuza inanıyorum. Vartolular olarak üzerinize düşeni yapacağınızdan hiç kuşkum yok.”dedi.

    “GELECEĞİMİZ İÇİN HER ŞEYİN ‘HAYIR’LISI”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu eşit ve özgür bir Türkiye arzu ettiklerini belirterek, bu tür dayanışma gecelerinin çok önemli olduğunu söyledi. Varto’nun Türkiye tarihinde ve Kürtlerin tarihinde büyük yeri ve önemi olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, “Eğer gerçekten barış istiyorsak, gerçekten bir arada yaşamak istiyorsak dayanışmamızı yerelden bölgeye, bölgeden Türkiye’ye örgütlemek durumundayız.” dedi.

    Önümüzdeki ayın Türkiye’nin geleceği açısından son derece önemli olduğunu söyleyen Tanrıkulu, “Geleceğimiz için her şeyin “HAYIR”lısı olsun diyorum.”diyerek sözlerini tamamladı.

    “ONURUMUZDAN VAZGEÇMİYORUZ”

    HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan,“Zor günlerden geçiyoruz. Ümidin kırıldığı günlerden geçiyoruz. Korkunun ve kaygının iktidarını yaşıyoruz. Oysa umut ta çok yakınlarda. İki ay ötemizde belki umut. Bu umudu yakalamak için el birliğiyle mücadele etmeliyiz.” diyerek Türkiye’nin içinde bulunduğu kritik duruma dikkat çekti.

    Her tür kimliğin onurumuz olduğunu söyleyen Paylan,“Hepimiz onur mücadelesi veriyoruz. Onlar zulüm yapıyorlar diye, onurumuzdan vazgeçmiyoruz. Evet bazı dönemler bizi sessizliğe büründürdüler. Mesela biz Ermeniler, üç kuşaklık bir sessizliğe mahkum edildik. Evet bazen isyan ettik, evet bir miktar göç ettik. Ama aslan onurumuzdan vazgeçmedik. Eş genel başkanlarımız, vekillerimiz ve belediye başkanlarımız içerde. Ama onlar da asla ve asla barış umutlarından vazgeçmediler.” dedi.

    Paylan, 50 yıl önceki Varto depremini hatırlatarak “Varto yüz yıl önce de büyük bir deprem yaşadı. Egemenler halkları birbirine düşürdüler. Ermeni halkı Varto’da çok yoğundu. Ama artık yoklar. Yüz yıl önce o depremi bize yaşattılar. Dediler ki Türk’ün anayasası olacak. Türk Kürt birlikte yürüyeceğiz dediler. Ama sonra Kürt’e de hakkını, hukukunu vermediler. Yüz yıl sonra barışa çok yakınken masayı devirerek tekrar Türk’ün anayasasını getirmek istiyorlar. Bu anayasada biz kendimizi görmüyoruz.” şeklinde konuştu.

    Bütün kimliklerin bir arada yaşaması için çoğulcu bir anayasaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Paylan, “Çoklu toplumsal sürece ulaşmak için bu freni patlamış kamyonu durdurcağız. Daha sonra o çoklu toplumsal sürece ulaşmak için bu freni boşalmış kamyonu durduracağız. Daha sonra o hayallere, o rüyalara, o halaylara tekrar duracağız. Tıpkı 7 Haziranda olduğu gibi.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    “UNUTMAYACAĞIZ”

    Paylan’ın ardından konuşma yapan Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, “12 Eylül faşist darbesinin yarım bıraktığı inşayı tamamlamak üzere AKP iktidarının gündeme getirdiği bir anayasa değişikliğiyle karşı karşıyayız. Ülkenin içinde açılan savaşları, ölümleri, cenazesi 7 gün meydanda kalan Taybet anayı, 13 yaşında öldürülüp cesedi buzdolabında saklanan Cemile’yi, İktidarın beslediği IŞİD militanları tarafından öldürülen gençlerimizi unutmayacağız. Bir yıl içerisinde ölen 1970 işçiyi, yine bir yıl içerisinde şiddet politikalarının, gerici politikaların öldürdüğü 300 kadını, Suriye’de bizi sokmaya çalıştıkları bu savaşı ve bu savaşın sonunda örgütlenen mezhepçiliği unutmayacağız. Meydanda Berkin Elvan’ların annesini yuhalatanları, mezhebinden dolayı bir partinin genel başkanını yuhalatanları unutmayacağız. Bir halkın iradesine vurulan kelepçeyi unutmayacağız. Ülkemizin geleceği için, halkların geleceği için, kadınların, işçi sınıfının, gençlerin geleceği için hem ‘HAYIR’ diyeceğiz, hem de bulunduğumuz yerlerde inancına bakmaksızın, siyasi görüşüne bakmaksızın, kimliğine bakmaksızın bütün emek, barış, demokrasi ve halk güçleriyle birleşerek “HAYIR”ı örgütleyeceğiz.” dedi.

    Konuşmacıların ardından sahne alan sanatçılar da Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma ve gündeme dair kısa değerlendirmelerde bulundular.

    Suay Abak /İSTANBUL

    Haberin Videosu

  • ‘Olağanüstü koşullarda nasıl referandum yapılır ki?’

    ‘Olağanüstü koşullarda nasıl referandum yapılır ki?’

    PİRHA – Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un “Evet çıkmazsa terör devam eder” sözlerine tepkiler devam ediyor. Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, “1 Kasım’a gidilen süreçte, yaşanan kaos ortamı bir anlamda siyasi bir argüman olarak kullanıldı. Şimdi de aynı şey yaşanıyor” dedi.

    Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un beyanının yeni bir beyan olmadığına dikkat çeken Cafer Yıldız, “7 Haziran sonrası ve öncesindeki süreçlerde de bu tür  beyanlar verildi. 1 Kasım’a gidilen süreçte, yaşanan kaos ortamı bir anlamda siyasi argüman olarak kullanıldı. Belki o kaos ortamı belli çevreler tarafından da çıkartıldı ve insanlar için huzur, yaşam özlenen bir şey haline geldi.” dedi.

    “TEHDİTLER 1 KASIM SÜRECİNDE DE YAPILDI”

    Yıldız, “O kaostan kurtulmak için de bir istikrar, mevcut hükümetin güçlü olması gibi argümanlar geliştirilerek sandıkta AKP’ye mecbur kılınması gibi bir şey çıktı o dönem. Güneydoğu’da yaşanan şeyler buna örnek” diye konuştu.

    “Şimdi de aynı şey değişen bir şey yok” diyen Yıldız, “Bir referandum süreci var. Yani olağanüstü şartlarda nasıl bir referandum yapılabilir? İnsanların görüş ve tercihlerini özgürce ifade edemeyecekleri bir ortam, yapılan referandumda nasıl hakkaniyetli bir sonuç çıkar bu çok zor bir durum” değerlendirmesinde bulundu.

    “Referandumda normalde bağımsız olması gereken cumhurbaşkanı, sahaya inip propaganda yapabilecek” diyen Yıldız, “Yani, filli durum yaratarak  7 Haziran, 1 Kasım sürecinde de yaptı” ifadelerini kullandı.

    “HALKIMIZ BU TEHDİTLERE BOYUN EĞMEYECEK”

    Kuralsızlığın yaşandığı bir süreçten geçildiğini söyleyen Cafer Yıldız, “Hukukun olmadığı bir süreçten geçiyoruz” dedi.

    “Bu tehditler bu göndermeler halkımızda karşılık bulmayacak, boyun eğmeyecek” diyen Yıldız, “İnanıyorum ki bu referandumdan güçlü bir şekilde ‘Hayır’ çıkacak” dedi.

    Yıldız, sözlerini “Biz Divriği Kültür Derneği olarak bu görevi üzerimizde hissediyoruz. Referanduma ilişkin gerekli çalışmalarımızı ve kampanyalarımızı başlatacak ve kamuoyunu bilgilendireceğiz” diye tamamladı.

    Semra Acar/İSTANBUL

     

  • ‘Geleceği yüzlerce yıl geride arayanlara HAYIR’

    ‘Geleceği yüzlerce yıl geride arayanlara HAYIR’

    PİRHA- Adana’da Abidin Dino Parkı’nda biraraya gelen demokratik kitle örgütleri, geleceği yüzlerce yıl geride arayanlara HAYIR diyeceğiz” mesajı verdiler. 

    Toplumun büyük çoğunluğunun rızası alınmadan ve mevcut anayasanın demokratik, inanç özgürlüğü yönünde değiştirilme taleplerini karşılamayan 18 maddelik anayasa değişiklik paketinin referandum günü netleşmemişken alanlar ısınmaya başladı. Geçen hafta bir araya gelip “Adana Hayır Diyor” inisiyatifini kuran sivil toplum kuruluşları ve demokratik kitle örgütleri açıklama yaptı.

    “DEMOKRASİ, MÜCADELE YÜRÜTÜLEREK KAZANILDI”

    Abidin Dino Parkı’nda yapılan ve platform adına açıklamayı okuyan Yaşar Gökoğlu anayasaların toplumsal uzlaşma ile hazırlanması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “ Demokrasi hiçbir zaman yönetenlerin bir lütfu olmadı, demokratik mücadele yürütülerek kazanıldı. Demokrasi tarihinde anayasa demek, iktidarların yetkilerinin ve keyfiliklerinin sınırlandırılması, yurttaşların hak ve özgürlüklerinin belirlenmesi anlamını taşımıştır. Oysa yapılmak istenilen anayasa değişikliğinde, bütün yetkiler tek kişide toplanmakta, demokrasilerin olmazsa olmaz niteliği olan kuvvetler ayrımı ortadan kaldırılmakta, yasama, yürütme, yargı tek kişinin iradesine bırakılmaktadır.”

    “GELECEĞİ YÜZLERCE YIL GERİDE ARAYANLARA “EVET” DEMEYECEĞİZ”

    Bizlerin bu değişiklik paketini kabul etmemiz mümkün değildir diyen Gökoğlu açıklamanın devamında şunları söyledi;

    “Tek kişi yönetimini getirmek isteyenlere diyoruz ki; biz generallerin başımıza bela ettiği 12 Eylül anayasasından kurtulup, toplumsal uzlaşıya dayalı, çağdaş ve özgürlükçü bir anayasa özlüyoruz. Gelecek projesi olmayanlara, geleceği yüzlerce yıl geride arayanlara “evet” demeyeceğiz. Ortak bir gelecek için, barış, kardeşlik, katılımcı, çoğulcu bir demokrasi, mutlu, özgür ve aydınlık bir Türkiye için “hayır” diyoruz. Başaracağız” dedi.

     

    Diren Keser/ADANA

  • ‘Diktatörlerin yönetim tarzına halklar karşı çıkacaktır’

    ‘Diktatörlerin yönetim tarzına halklar karşı çıkacaktır’

    PİRHA – Alevilik üzerine, Arap Aleviliği / Nusayrilik, Tartışmalı Kurum Diyanet, Ehl-i Hak / Baba Tahir Uryan – Zerdüşt gibi birçok araştırma-inceleme kitabı olan Dr. Ömer Uluçay güncel gelişmeleri PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLET DİN GÜCÜNÜ TOPLUMLAR ÜZERİNDE BASKI ARACI OLARAK KULLANMIŞTIR”

    Alevilik sorunu bugünün ve sadece Türkiye’nin sorunu değildir diyen Uluçay “ devlet din gücünü ve bir bütün olarak söylemlerini toplumlar üzerinde baskı aracı olarak kullanmıştır. Böylesine kendisine siper yaptığı bir inancı, kendisi gibi düşünmeyene terk etmek istemiyor. Dolayısıyla bir çatışma nedeni oluyor. Oysaki farklı inanç, dünyada coğrafya tip olmadığına, iklim tek şekilde seyretmediğine, insanların şekil ve yapıları tek tip olmadığına göre, buna bağlı olarak inançlar, görüşler, lisanlar da farklı olacaktır. Bu farklılık, bu çeşitlilik zaten rabbin tecellisine, hikmetine işarettir” dedi.

    “AYAĞA KALKMAK, UYANMAK VE MÜCADELE ETMEK LAZIM”

    Dr. Ömer Uluçay “ Cemiyette saygı uyandırmak, görmek isteyen insanlar kendi yararlarına uygun dini şekillendirmek ve kullanmak istiyorlar” diyerek şu mesajları verdi:

    “Krallar, Sultanlar da buna dâhildir. Dolayısıyla bir dini ancak o dinin önderiyim diyerek kendi menfaatlerine göre kullanmak istemektedirler. Mevcut baskı, uyuşturucu düzenden, töreden sıyrılıp buna karşı durmak lazım. Yani ayağa kalkmak lazım, uyanmak lazım, hatta gerekirse fikren, bedenen, can ile, mal ile de doğruyu bulmak ve insanlar arasında barışı ve eşitliği temin amacıyla da mücadele etmek lazım.”

    “BİLİNÇLİ VE ÖRGÜTLÜ OLAN, ZORBALIĞA TESLİM OLMAYACAKTIR”

    Devletin eğitim politikasına da değinen Uluçay  şunlara dikkat çekti:

    “Devletler eğitim sistemlerini kendi varlıklarını sürdürmek ve kendi ideolojilerini gerçekleştirmek için düzenlemektedirler. Buna muhalif gördükleri her çeşit uygulamayı, kurumu dışlamak veya içini boşaltmak ve kendi bildikleri, istedikleri şekilde bir eğitimi öncelikli görmektedirler. Bunu da uyguluyorlar. Bu ne kadar olacak, bu şüphesiz insanlık tarihinde hak talebinde insanların mücadelesidir. Bilinçli, haklı, doğru ve örgütlü olan hakkını savunacak, haksızlığa, zorbalığa teslim olmayacaktır. Elbette ki kendi inandıkları gibi yaşamaya, kendi dillerini konuşmaya, kendi inançlarının kutsallarını tanımaya, eğitim ve öğretimini yapmaya hakları vardır. Bu bir barış ve huzur ve birlikte yaşamak için, ki dinin de, demokrasinin de gereği budur. Kim istemeyecektir bunu; bencil ve zorba yere batsın diyelim, geçsin bu sevda.”

    “BİZ DANIŞMAN MECLİS DEĞİL, KARAR VEREN MECLİS İSTİYORUZ”

    Referandumda oylanacak anayasa değişiklik teklifine de dikkat çeken Uluçay şöyle konuştu:

    “ Tek yönlü, benim dediğim olacak diye toplumun tümüne bir fikriyatı dayamanın mümkün ve doğru olmadığını görüyorum. Hak bilinen, birlikte karar verilecek bazı konularda bunu eşit, demokratik ortamda kabul veya ret etme hakkı şeklinde olması lazım. Biz danışman meclis değil, karar veren meclis istiyoruz. Egemenliğin tecellisi bu noktadadır. Öbürü bir başkasına bir muktedirin daha iyi iktidar sürmesi, daha iyi saltanatını yaygınlaştırması ve kökleştirmesine hizmet eder. Bunlar tarihte olagelmiştir. Kralların, sultanların ve diktatörlerin yönetim tarzıdır. Bugünkü Türkiye’mizde toplumumuz demokratik hakların bilincine ve birlikte karar vermenin mutluluğunu, sevincini yaşamıştır, tatmıştır. Bundan bir geriye dönüşün olacağını düşünmüyorum, istemiyorum ve karşı duruyorum.”

    Diren Keser/MERSİN

    Video için: https://youtu.be/pPV0k9GK_Dc

     

  • Anayasa referandumu takvimi bu hafta netleşiyor

    Anayasa referandumu takvimi bu hafta netleşiyor

    Meclis’te kabul edilen Anayasa değişikliğinin bu hafta içerisinde Cumhurbaşkanı’na gönderilmesi bekleniyor.

    AKP ve MHP’nin pazarlığı sonucu 21 Ocak’ta Meclis’ten geçirilen Anayasa değişikliği teklifinin bu hafta en erken çarşamba günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönderileceği belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemen onaylaması bekleniyor.

    Erdoğan, kendisine başkanlık yolunu açacak olan değişikliğini gelir gelmez onaylayacağını söylemişti.

    Habertürk’ün Meclis kaynaklarının dayandırdığı bilgiye göre, Anayasa değişikliği 1 veya 2 Şubat’ta Erdoğan’a gönderilecek. Erdoğan, 15 günlük inceleme süresini kullanmayacak.

    Resmi Gazete’de yayınlanmasından 60 gün sonrası da referandum tarihi olarak öne çıkıyor. Anayasa değişiklik referandumunun 9 Nisan’da yapılması planlanıyor.

  • Sıraç Türkmen Alevileri: ‘HAYIR’ diyeceğiz

    Sıraç Türkmen Alevileri: ‘HAYIR’ diyeceğiz

    PİRHA – Meclisten hızlı bir şekilde geçirilerek, oldu bittiye getirilen yeni anayasanın onaylamasına tepkiler gelmeye devam ediyor. Başkanlığı ön gören anayasa teklifine, Sıraç Alevileri yaptığı yazılı açıklama ile hayır  diyeceklerini duyurdu.

    Mecliste yeni anayasanın oldu bittiye getirilerek onaylanmasının ardından toplumun birçok kesimi ‘HAYIR’ cephesinde bir araya geldi. Yeni anayasa ile ilgili yazılı bir açıklama yapan Mersin’in Erdemli ilçesinin Sıraç mahallesindeki Aleviler ‘HAYIR’ cephesinde olacaklarını duyurdu.

    Sıraç Alevileri yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bizler Sıraç Türkmen Alevi toplulukları olarak yeni Anayasa değişikliği diyerek süslenip sonlandırılmış, tek adam dikta rejimine yol açacak bir rejim değişikliğine HAYIR diyoruz.

    Demokratiklikten uzak, halkların kardeşliğini, inançların özgürlüğünü, çok kültürlülüğü, çoklu kimliği ve çok inançlı toplum yapısını tekleştirmek üzere kurulu bir Anayasa değişikliğinin ülkemizde yaşayan farklı renkleri solduracağını dünyadaki örneklerinden biliyoruz.”

    “ANAYASALAR, ORTAK YAŞAM SÖZLEŞMELERİDİR”

    “Anayasalar insanların huzurunu, hak ve adaletini sağlamak, toplumda barışın ve eşit yurttaşlık hukukunun tesisi için yapılan ortak yaşam sözleşmeleridir” denilen açıklamada “Oysa bu güne kadar yapılan Anayasalar halkları asimile etmek için, egemenleri korumak, kollamak için yapıldı ve tüm toplumsal kesimlerde huzursuzluklar yarattı.”

    “BU ANAYASA TOPLUMDA HUZURSUZLUK YARATACAKTIR”

    “Bu önerilen anayasada adalet, hak, hukuk, özgürlükler, eşitlik gibi topluma huzur verecek, barışı tesis edecek bir şeyler bulmak mümkün değildir. Tam tersine yaratacağı tekçi zihniyet yüzünden fazlaca sorun, huzursuzluk ve kargaşa yaratacaktır.”

    ” ‘HAYIR DİYECEĞİZ”

    “Tüm baskılara rağmen özünü ve özgünlüğünü koruma gayretinde olan Sıraç Türkmen Alevileri olarak muhafazakâr milliyetçi ve baskıcı bir toplum mühendisliği hedefleyen bu asimilasyon anayasasına HAYIR diyeceğimizi beyan ediyoruz.”

    Semra Acar / İSTANBUL

     

  • Barış Atay’dan Rıdvan Dilmen’e  ” Tartışmaya varmısın?”

    Barış Atay’dan Rıdvan Dilmen’e ” Tartışmaya varmısın?”

    PİRHA-Oyuncu Barış Atay,eski futbolcu ve spor yorumcusu Rıdvan Dilmen’e yeni bir teklif sunarak, “Tartışmaya var mısın?” diye sordu.

    Sosyal medyada ‘Referanduma evet’ kampanyası başlatan eski futbolcu ve spor yorumcusu Rıdvan Dilmen’e oyuncu Barış Atay yeni bir teklif sunarak, “Yeni anayasa tekliflerini tartışmaya var mısın?” diye sordu.

    Atay, ilk önce bu kampanyaya katılanlara, “Mesajınızı aldık, almaz olaydık” diyerek videolu yanıt verdi. Sonrasında ise Hukukçu Kerem Altınparmak’ın teklifini Rıdvan Dilmen’e iletti..

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Yrd. Doç Altınparmak, “Rıdvan Dilmen’e üniversitede incelediği anayasa hükümlerini anlatma fırsatı versek, gelir mi acaba? Mahalle baskısı olmadan tartışırız” sorusunu yöneltti.

    my/

  • Zülfü Livaneli: Zulüm ile ayakta durana ‘Evet’ demem

    Zülfü Livaneli: Zulüm ile ayakta durana ‘Evet’ demem

    Zülfü Livaneli: Devlet zulüm ile değil adl (adalet) ile ayakta durur. Bunun dışındaki bir anlayışa evet demem mümkün değil.

    Sanatçı Zülfü Livaneli, 20 yıl önce Milliyet gazetesinde yayımlanan başkanlık sistemiyle ilgili yazısının sosyal medyada dolaşıma girmesi üzerine açıklama yaparak, ” ‘Devlet zulüm ile değil adl (adalet) ile ayakta durur.’ Bunun dışındaki bir anlayışa evet demem mümkün değil” dedi.

    Türkiye’de müziğiyle damga vuran, kitapları farklı dillere çevrilen Zülfü Livaneli, 20 yıl önce Milliyet gazetesinde yayımlanan başkanlık sistemiyle ilgili yazısının sosyal medyada dolaşıma sokulması üzerine açıklama yaptı:  “Yazımı, sanki gizli saklı bir şeymiş gibi ‘ortaya çıktı’ diyerek tedavüle sokmuşlar”

    Milliyet’teki yazısında başkanlık sistemini tarif ettikten sonra “Böyle bir sistem bana bugünkünden çok daha doğru görünüyor, ne dersiniz?” diye soran Livaneli, bugün yayımladığı açıklamasında “Güçler ayrılığına, yargı bağımsızlığına, denge ve denetimin tam uygulandığı bir demokratik sisteme dayanan başkanlık ile bugün önerilen her yetkiyi tek kişinin eline verme modelinin aynı olması mümkün mü? Elbette HAYIR” diye yazdı.

  • Meltem Cumbul neden ‘HAYIR’ dediğini, 11 madde ile anlattı

    Meltem Cumbul neden ‘HAYIR’ dediğini, 11 madde ile anlattı

    Oyuncular Sendikası Başkanı Sanatçı Meltem Cumbul Aydınlık bir Türkiye için Anayasa değişikliğine neden Hayır dediğini maddelerle anlattı.

    İşte Cumbul’un sosyal medya hesabından paylaştığı 11 madde:

    1-#HAYIR demezseniz ne olacak? Tek adam her şey olacak.Başkan seçilecek kişi hem hükümet, hem Meclis, hem de mahkeme olacak.

    2-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başkan olan kişi aynı zamanda bir partinin genel başkanı olacak. Ve senin hiç oy vermediğin bir parti olacak.

    3-#HAYIR demezseniz ne olacak? Seçtiğin milletvekillerinin hiçbir hükmü kalmayacak. Sözünü kimse dinlemeyecek.

    4-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başbakan olmayacak.Bakanlar sadece Başkana karşı sorumlu olacak,Meclise karşı sorumlu olmayacak.

    5-#HAYIR demezseniz ne olacak? Seçtiğin milletvekillerinin hiçbir hükmü kalmayacak.Sözünü kimse dinlemeyecek.

    6-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başkan kendini ve bakanlarını mahkemeye çıkarma girişiminde bulunan meclisi fesih edebilecek.

    7-#HAYIR demezseniz ne olacak? Asgari ücreti,maaşları,işçi memur alımlarını,dernek,sendika kurulma ve kapatılmasını tek adam belirleyecek.

    8-#HAYIR demezseniz ne olacak?Devlet parti devleti olacak. Başkan senin partinden değilse devlet kapısında yerin olmayacak.

    9-#HAYIR demezseniz ne olacak? Başkan isterse devlet kurumlarını bölgelere ayırarak ülkenin bölünmesine neden olabilecek.

    10#HAYIR demezseniz ne olacak? Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girecek. Buraların hepsi “Başkanın Partisine” göre düzenlenecek.

    11-#HAYIR demezseniz ne olacak?Ekonomi tek adamın keyfine göre vereceği kararlara kurban edilecek.Kriz, iflaslar, işsizlik ve yoksulluk..

  • Demokratik Alevi Dernekleri ‘Hayır’ diyecek

    Demokratik Alevi Dernekleri ‘Hayır’ diyecek

    PİRHA – Meclisten hızlı bir şekilde geçirilerek, oldu bittiye getirilen yeni anayasanın onaylamasına tepkiler gelmeye devam ediyor. Başkanlığı ön gören anayasa teklifine, DAD Genel Merkezi yaptığı yazılı açıklama ile tepki gösterdi. 

    Mecliste yeni anayasanın oldu bittiye getirilerek onaylanmasının ardından toplumun birçok kesimi ‘HAYIR’ cephesinde bir araya geldi. Yeni anayasa ile ilgili yazılı bir açıklama yapan, Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi de ‘HAYIR’ cephesinde yer alacaklarını duyurdu.

    DAD Genel Merkezinin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İnançları, kültürleri tehdit eden, baskılayan,  yok sayan, tek adamlığa dayalı başkanlık sistemine karşı yurttaşlık hukuku ile tüm toplumsal kesim ve inançlarla ‘HAYIR’ demenin hepimizin hayrına olacağı gerçeğinden hareket ederek  ‘HAYIR’ cephesinde olduğumuzu belirtmek istiyoruz.

    Alevi inancımızdaki “yol bir, sürek bin bir” düsturu ile demokrasi mücadelesinin yolunun ‘birlik ve dirlik’ den geçtiğine inanarak, demokrasi cephesinin tüm demokratik sürekleri ile güçlü bir ‘HAYIR’ cephesi oluşturarak saltanata dayalı bu gericiliği durdurabiliriz.  Bu pratik, güçlü bir alevi toplumsallığının öz örgütlülüğü ile birlikte tüm demokrasi güçlerinin de birlikteliğine yol açacaktır.”

    DAD açıklamasında, başkanlık sisteminin tek adamlığa dayalı bir sistem olduğunu belirterek, tekçiliği ve otoriterleşmeyi, halkların iradesini ortadan kaldırmayı, parlamentoyu lav etmeyi,  fiili yasa ve düzenlemelerle kişiye imtiyazlı hukuk getirmeyi amaçladığını ifade etti.

    Açıklamada, “Bu minvalde tüm ezilen, sömürülen, dışlanan, horlanan, ötekileştirilenlerin ‘HAYIR’ cephesini kurmak, geliştirmek ülkemizin geleceğine, toplumsal barışına ve diğer can yakıcı sorunların çözümüne hizmet edecektir. Şer cephesinin ifadesi olan ‘evet’e karşı barış, demokrasi ve özgürlük için tüm toplumsal kesimleri ‘HAYIR’ cephesinde mücadeleye ve dayanışmaya çağırıyoruz” denildi.