Etiket: antakya

  • ‘Emek, barış ve demokrasi için NATO’ya hayır!’-VİDEO

    ‘Emek, barış ve demokrasi için NATO’ya hayır!’-VİDEO

    PİRHA- NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceği zirveye ve tutuklamalara ilişkin açıklama yapan Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, “Savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve baskı rejimlerine karşı; emek, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” dedi.

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, NATO’nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceği zirveye ve tutuklamalara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamayı platform adına SYKP Hatay İl Eşbaşkanı Mehmet Çelik okudu

    “İFADE VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNÜN FİİLEN SINIRLANDIRILMASI KABUL EDİLEMEZ!”

    Türkiye’de temel hak ve özgürlükleri hedef alan baskı politikaları giderek ağırlaştığına dikkat çeken Çelik, “NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek günlerdir ev baskınları yapılmakta, çok sayıda kişi gözaltına alınarak tutuklanmakta, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanmakta, demokratik kamuoyu üzerinde baskı kurulmaktadır. Kent yaşamının baskıcı uygulamalarla kuşatılması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün fiilen sınırlandırılması kabul edilemez!” dedi.

    NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve yasaklamaların, toplumu susturmaya dönük gözdağı politikasının parçası olduğunu belirten Çelik, “Demokratik hakların kullanılmasının suç gibi gösterilmesine, barış ve demokrasi talebinin baskıyla bastırılmak istenmesine sessiz kalmayacağız” diye konuştu.

    “ON MİLYONLARLA OMUZ OMUZAYIZ”

    Siyasal iktidarın, kendi siyasal varlığını sürdürmek ve içeride yaşanan ekonomik, toplumsal ve siyasal krizleri yönetmek adına Türkiye’yi NATO’nun güvenlikçi ve saldırgan stratejileriyle daha fazla uyumlu hâle getirmek istediğinin altını çizen Çelik, şunları belirtti:

    “Emperyalist merkezlerle kurulan bu bağımlılık ilişkisi, dış politikadan ekonomiye kadar pek çok alanda ülkemizin geleceğinin uluslararası güç odaklarının ve sermaye çevrelerinin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesine hizmet etmektedir.

    Halkın barış, demokrasi ve özgürlük taleplerinin bastırılmaya çalışılması; savaş politikaları ile içerideki baskı politikalarının birbirini beslediğini açıkça göstermektedir.

    Emperyalist barbarlığın bedelini ise halklar ödemektedir. Milyonlarca insan yoksulluk, göç, açlık ve ölümle karşı karşıya bırakılmaktadır. Savaşlardan ve gerilimlerden kazanç sağlayanlar silah tekelleri, enerji şirketleri ve uluslararası sermaye çevreleri olurken; bedeli işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve halklar ödemektedir.

    Bizler Antakya Emek ve Demokrasi Platformu olarak, dünyanın dört bir yanında emperyalist savaşlara ve katliamlara karşı mücadele edenlerle, savaş çığırtkanlığı yapan sağcı iktidarlara karşı direnenlerle, soykırımcı İsrail ve HTŞ yönetimine verilen desteğe karşı sokakları dolduran on milyonlarla omuz omuzayız.

    Bir kez daha hatırlatıyoruz: Ülkemizin geleceği emperyalist merkezlerde, NATO karargâhlarında ya da uluslararası sermayenin çıkar hesaplarında değil; emeğiyle yaşayan milyonların ortak mücadelesinde, halkın iradesinde, demokraside ve barışta yatmaktadır.”

    “EMEK, BARIŞ, DEMOKRASİ VE HALKLARIN KARDEŞLİĞİ MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek sürdürülen gözaltılar, ev baskınları, hak ihlalleri ve tüm antidemokratik uygulamalar derhal son bulması çağrısında bulunan Mehmet Çelik, “Dünyanın kanlı paylaşım savaşlarının hazırlığı olan silahlanma yarışı durdurulmalıdır! Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye, bir savaş örgütü olan NATO’dan derhal çıkmalıdır. Bu ülkenin emekçilerini, kadınlarını, gençlerini, aydınlarını sesimizi yükseltmeye; tüm yurttaşlarımızı emperyalizme karşı durmaya ve NATO’nun emperyalist savaş zirvesine ve temsilcilerine karşı istenmediklerini göstermeye çağırıyoruz. Savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve baskı rejimlerine karşı; emek, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” şeklinde ifade etti.

    PİRHA/ANTAKYA

     

  • Ğadir-Hum Bayramı bir çok kentte kutlandı-VİDEO

    Ğadir-Hum Bayramı bir çok kentte kutlandı-VİDEO

    PİRHA- Ğadir-Hum Bayramı, Ortadoğu’da devam eden savaşlar, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın gölgesinde Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere bir çok merkezde kutlanıyor.

    Bugün Arap Alevilerin Ğadir Hum Bayramı. Ortadoğu’da devam eden savaşlar, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın gölgesinde kutlanan bayram günü geceden bir araya gelen Mersin, Adana, Hatay başta olmak üzere bir çok kentten yurttaşlar, imece usulü hazırlıklar yaptı.

    Kutlamalardan bir gün önce başlanan hazırlıkların başında, bolluk ve bereketin yanı sıra dik duruşun da sembolü olarak görülen “Hirisi” için kazanlar kuruldu. Toplu kutlamanın olmayacağı bu yıl, yurttaşlar yaşadıkları mahallerde bir araya geldi.

    ĞADİR-İ HUM’UN ANLAMI

    Ğadir-Hum Arap Aleviler için hafızaların tazelenerek, yapılan haksızlıkların ve zulmün hatırlatılması anlamını taşıyor. Anlatılar ve tarihsel verilere göre Hazreti Muhammet, Hac ve Umre ziyaretini yapmak üzere Hicret’in 10. yılında tüm sahabeleri ile birlikte Mekke’ye hacca gider. Hac dönüşünde Ğadir-Hum denilen bölgeye ulaştıklarında kendisine vahiy gelir. Hazreti Muhammet’e gelen vahiyde “Ey Resul! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez!” ayeti indirildiği kabul edilir. Bunun üzerine, Hazreti Muhammet’in yanındaki sahabeleri toplayarak, Kur-an’dan “Ey iman sahipleri! Bugün sizin için dininizi tamamladım. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim. Allah’a itaat edin, Resul’e ve sizin içinizden olan iş ve yönetim sahiplerine de itaat edin” ayeti ile sahabelerine hitap eder.

    Hazreti Muhammet’in söz konusu ayeti okumasından sonra sahabelerin “Biz kime itaat edeceğiz?” diye sordukları ve Hazreti Muhammet’in de Hz. Ali’nin elini tutup havaya kaldırıp “Ali’nin kanı kanımdandır, canı canımdandır, teni tenimdendir, ruhu ruhumdandır, Ali ile biz bir nurun ikiye bölünmüş parçalarıyız. Ben kimin Mevla’sı isem, Ali de onun Mevla’sıdır” dediği ve Hazreti Ali’yi kendisinin halifesi olarak tayin ettiğine inanılır.

    BASKI VE ZULÜM POLİTİKALARINA KARŞI DİRENİŞİN SİMGESİ OLDU

    Hazreti Muhammet’in ölümünün ardından, Hazreti Ali’nin halifeliğinin gündeme geldiği ancak halifeliğin Hazreti Ebu Bekir tarafından gasp edildiğini savunan bazı sahabeler, halifeliğin Ali’nin hakkı olduğunda ısrarlarını sürdürürler. Hazreti Ali’nin halife olmasının ardından ise İslam âleminde Hazreti Ali’ye dönük haksızlık yapıldığı ve bu haksızlığa karşı direniş gösterilmesi gerektiğine inanan sahabeler için Ğadir-i Hum hem bir bayram hem de egemenlere karşı direnişin başlangıç zamanı olarak kabul edilir. Ğadir-i Hum Arap Aleviler arasında günümüze kadar her yıl kutlanır.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye verdiği ‘Umut Hakkı’ süresi doluyor: Uygulanabilecek gerçek bir mekanizma şart -VİDEO

    Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye verdiği ‘Umut Hakkı’ süresi doluyor: Uygulanabilecek gerçek bir mekanizma şart -VİDEO

    PİRHA- İHD Hatay Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu,Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Öcalan kararında belirttiği “Umut Hakkı” kapsamında Türkiye’ye yasal düzenleme yapması için verdiği süre Haziran’da dolmasına dair yaptığı değerlendirmede, “Sadece yasanın kendisinin çıkması önemli değil. Pratikte de onu işleyebilecek gerçek bir mekanizmanın ortaya çıkarılması gerekiyor” diye ifade etti.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Öcalan kararında belirttiği “Umut Hakkı” kapsamında Türkiye’ye yasal düzenleme yapması için verdiği süre Haziran’da doluyor. Sürecin hukuki ve insani boyutlarını PİRHA’ya değerlendiren İHD Hatay Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu, ‘Umut Hakkı’nın evrensel bir ilke olduğunu vurgulayarak, “Sadece yasanın kendisinin çıkması önemli değil. Pratikte de onu işleyebilecek gerçek bir mekanizmanın ortaya çıkarılması gerektiğini” ifade etti.

    Avrupa Konseyi’nin, PKK Lideri Abdullah Öcalan ve diğer ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan mahpuslar için AİHM kararları doğrultusunda Türkiye’ye tanıdığı süre Haziran ayında sona eriyor. Türkiye’nin bugüne kadar bu konuda adım atmaması, hem iç hukukta eşitlik ilkesini hem de uluslararası yükümlülükleri yeniden tartışmaya açtı.

    “UMUT HAKKI, REHABİLİTE EDİLEBİLME İHTİMALİNİN ORTADAN KALDIRILMAMASI İLKESİDİR”

    Umut hakkının temel felsefesine değinen Salmanoğlu, bu kavramın insan onuru ile doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ederek şunları dile getirdi:

    “Umut hakkı ağırlaştırılmış müebbet veya ömür boyu hapis cezası alan bireylerin belli koşullar altında cezası ne kadar ağır olursa olsun özgürlüğüne kavuşma ihtimalinin tamamen ortadan kaldırılmaması ilkesidir. Bu tanımlama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına dayanıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kişinin cezası sürerken tekrardan ceza tespiti süreci içerisinde gerçek bir mekanizmanın oluşturulmasını savunur. Çünkü kişinin süreç içerisinde değişebileceğini, gelişebileceğini, rehabilite edilebileceğini varsayarak bu düşünceyi ortaya koymuştur. Bizler de İnsan Hakları Savunucuları olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarının doğru olduğu kanaatindeyiz.”

    “KARARLAR UYGULANMADIĞINDA İHLAL VE YAPTIRIM SÜRECİ BAŞLAR”

    AİHM kararlarının doğrudan bir yaptırım gücü olmasa da zaman içerisinde siyasi ve hukuki sonuçlar doğurduğunun altını çizen Salmanoğlu, denetim sürecini şu sözlerle aktardı:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları direkt bir yaptırım söz konusu oluşturmaz. Fakat öncelikle belli bir süreç içerisinde devam eder. Bu süreç de şöyle olur; kararın kendisi uygulanıyor mu? Uygulanmadığı takdirde uygulama denetimine girilir. Bu uygulama denetiminde eğer aksamalar varsa uyarılar yapılır. Bu uyarılar dikkate alınmazsa siyasi ve hukuki bazı adımlar atılabilir. Daha sonra kararın uygulanmadığı netleştirildiği zaman artık ihlal süreci ile ilgili bir süreç başlar. Tabii bu süreç de yaptırımlarla devam eder.”

    “AYNI CEZA FARKLI İNFAZ REJİMLERİNE YOL AÇIYOR, BU ANAYASAYA AYKIRI”

    Türkiye’deki mevcut infaz rejiminin Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle çeliştiğini ve ayrımcı bir pratik sergilediğini belirten İHD Hatay Eş Başkanı Salmanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bazı kişilerin tahliye edilmediğini belirtmek isterim. Anayasanın 10. maddesinde eşitlik ilkesi tanımlanmıştır. Bu ilke hem insan hakları savunucularının hem de hukukçuların tartıştığı ve bunun üzerine yoğunlaştığı bir ilke. Aynı ceza farklı infaz rejimlerini doğurabiliyor. Bunun dışında bazı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar tahliye edilirken bazıları tahliye edilmeyebiliyor. Bu da tabii Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bakış açısı insanlık onuru ve umut hakkı üzerine şekilleniyor. Kişinin kendisi ağır bir suç işlemiş olsa bile rehabilite edilebileceğine yönelik bir bakış açısı mevcuttur. Devletlerin ağır suçlara ağır cezalar verme durumu söz konusu olabilir fakat kişinin rehabilitasyonunu, değişebileceğini, dönüşebileceğini göz önünde bulundurmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin oluşturduğu içtihatın kendisinin evrensel ilkelerle, insan onuruyla beraber daha doğru bir hakikati barındırdığını düşünüyoruz.”

    “YASA KİŞİYE ÖZEL OLAMAZ, ON BİNLERCE MAHPUS FAYDALANMALI”

    Çıkarılacak bir yasanın sadece tek bir kişiyi değil, aynı durumda olan tüm mahpusları kapsaması gerektiğine dikkat çeken Salmanoğlu, hapishanelerdeki İdare ve Gözlem Kurulları’nın keyfi kararlarına karşı uyardı:

    “Hukuken yasalar kişiye yönelik çıkarılamaz; hem genel hem somut olmak zorunda. Oluşturulacak olan umut hakkı ya da periyodik inceleme yasası gibi farklı isimlerle adlandırılacak yasanın kendisi çıkarıldığı zaman sadece Sayın Abdullah Öcalan’ın değil, kendisiyle aynı durumda olan binlerce mahpusun da faydalanmasını sağlayacak. Yani yasanın kendisinin çıkması önemli değil, umut hakkı yasasını çıkarabilirsiniz. Ama Türkiye’de cezaevi, idare ve gözlem kurullarının aldığı keyfi kararlar doğrultusunda birçok maphusun infazının yakıldığına şahit oluyoruz. Bu yüzden sadece yasanın değil pratikte de onu işleyebilecek gerçek bir mekanizmanın ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulamak isterim.”

    “GÖRÜŞ ENGELLERİNİN SÜREKLİLİK ARZ ETMESİ BİR TECRİTTİR”

    İmralı Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ndeki uzun süreli mutlak iletişimsizlik haline ve tecrit uygulamalarına da değinen İHD Hatay Eş Başkanı Salmanoğlu, uluslararası hukukun bu durumu açık bir hak ihlali olarak gördüğünü belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Türkiye’de cezaevi görüşmeleri ile ilgili bazı kanunlar var, kısıtlamalar var. Bununla ilgili yönetmelikler var. İdari ve Adli mahkemelerin ya da bunun dışında disiplin cezalarının sonucunda bazen cezaevi görüşmeleri kısıtlanabiliyor. Fakat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunun sürekliliğinin bir istisna olması gerektiğini her zaman vurguluyor. Bu süreklilik arz ettiği zaman bir tecrite dönüşüyor. Güvenlik gerekçesiyle ya da farklı gerekçelerle görüşmeler belli gerekçelerle engellenebilir ama bunun sürekliliğinin olması bir tecrittir. 2025 yılı eylül itibariyle bir görüşme devamlılığı var. Ama ondan önce Sayın Abdullah Öcalan’ın çok uzun süre ailesiyle ve avukatlarıyla görüşemediğini biliyoruz. Biz de insan hakları perspektifinden baktığımız zaman bunun kesinlikle kabul edilemez olduğunu söyleyebiliriz.”

    Cevahir FINDIK/ANTAKYA

  • Antakya’da 6 Şubat’ın öfkesi diri: Dün enkazda bırakanlar bugün rant peşinde! – VİDEO

    Antakya’da 6 Şubat’ın öfkesi diri: Dün enkazda bırakanlar bugün rant peşinde! – VİDEO

    PİRHA – 6 Şubat Maraş Depremlerinin yıl dönümünde Antakya’da acı ve öfke dinmiyor. Enkaz altında bırakılan binlerce insanın ardından bugün halk; rezerv alan ilanları, mülksüzleştirme politikaları ve altyapısızlığa mahkûm edilen konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veriyor. Konuya dair PİRHA’ya konuşan depremzedeler, hak savunucuları ve sivil toplum temsilcileri, “Doğal afeti toplumsal bir katliama dönüştürdüler” diyerek ranta karşı direniş vurgusu yaptı.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen zamana rağmen Antakya’da yaralar sarılmadı, aksine devlet eliyle yeni mağduriyetler üretildi. Yapılan anma ve açıklamalarda, devletin deprem anındaki ihmalleri ve sonrasındaki “ihya” adı altındaki rant politikaları eleştirildi.

    “ENKAZLARA DEĞİL, BANKA KASALARINI KORUMAYA GELDİLER”

    Deprem anında yaşananları anlatan 6 Şubat Platformu’ndan Mehmet Ali Ceylan, devletin refleksini “sınıfsal bir tercih” olarak nitelendirdi. Ceylan, ilk üç gün boyunca tek bir resmî yetkilinin gelmediğini vurgulayarak, “Geldiler ama banka kasalarını korumak için, bir avuç zenginin mal varlığını korumaya geldiler. Enkazlara gelmediler. Gönüllü gelen dostlara, yoldaşlara engel olundu, tırlara el koyuldu. Bu düzenin savunucuları enkazlara gelmeyerek doğal bir depremi toplumsal bir katliam sürecine dönüştürdüler” dedi.

    Yurttaşlardan Süleyman Kocaoğlu da devletin gelmeyeceğini ilk saniyelerde anladıklarını belirterek, “Devlet buraya rant için geldi ve bu rantı insanlara depremden daha büyük zorluklar çektirerek yürüttü. Çocuklar hala çamurlu yollardan okula gidiyor, insanlar umut pazarlanarak konteynerlere mahkûm ediliyor” ifadelerini kullandı.

    REZERV ALAN ADI ALTINDA YAĞMA VE RANT

    İktidarın yürüttüğü projelerin aslında bir “yağma” süreci olduğunu belirten İHD Hatay Şube Eş Başkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu, rezerv alan ilanlarının halktan gizlendiğini kaydetti. Salmanoğlu, “Rezerv alanı ilan edilirken şeffaf olunmalıydı ama halk bilgi sahibi değil. Yüzde 40’lık bir borçlandırma var; tek evi olan insanların tamamen ücretsiz ev sahibi olması gerekirdi. Ofisler kuracağız dediler, o da kurulmadı. İnsanlar mülksüzleştiriliyor” dedi.

    Ceylan ise şehir merkezindeki inşaat yükselişini “gözler önünde bir yağma ve rant” olarak tanımlayarak, doğaya ve çevreye uyumlu olmayan yapılaşmanın kültürel kimliği de tehdit ettiğini belirtti.

    200 ÇOCUK PROTEZ BEKLİYOR, KADINLAR TRAVMAYLA BAŞ BAŞA

    Depremin en ağır yükünü kadınların ve çocukların omuzladığını dile getiren yurttaş Necla Daloğlu, Antakya’da şu an 200’ün üzerinde ampüte çocuk bulunduğu gerçeğini paylaştı. Daloğlu, “Bu çocukların protezlerinin her 6 ayda bir değişmesi gerekiyor, maliyetler çok yüksek. Kadınlar kendi mahallelerinden koparılıp kilometrelerce ötedeki TOKİ’lere yerleştirilerek travmaya sürükleniyor. Antakya bir dünya mirasıdır; Hristiyan’ı, Yahudi’si, Ermeni’si bir arada yaşadık. Şimdi bu bağlar koparılıyor” diye konuştu.

    “DAYANIŞMA VE DİRENİŞ SÜRECEK”

    Tüm bu kuşatmaya karşı, depremin ilk günlerinde kurulan Dayanışma ve Direniş Koordinasyonları’nın hâlâ ayakta olduğu belirtildi. Suyunu, ekmeğini ve enkazdaki canını kendi tırnaklarıyla çıkaran Antakya halkı; rezerv alanlara, tarım arazilerinin gaspına ve mülksüzleştirme politikalarına karşı mücadelesini sürdüreceğinin altını çizdi.

    Cevahir FINDIK/ANTAKYA

  • Antakya’dan uluslararası güçlere çağrı: Acil harekete geçin!

    Antakya’dan uluslararası güçlere çağrı: Acil harekete geçin!

    PİRHA- Suriye’deki Alevi katliamı Antakya’da protesto edildi. Antakya Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar, “BM, AB ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına acil harekete geçmeye, bağımsız bir heyetin bölgeye giderek soruşturma yürütmeli” çağrısı yaptı. 

    Suriye’de yıllardır süren iç savaş, İslamcı cihat örgütü HTŞ ’nin ülkede iktidarı ele geçirmesinden sonra farklı bir aşamaya geçti. HTŞ ’nin çeşitli etnik ve dini topluluklara yönelik gerçekleştirdiği katliamlar halkların geleceğini tehdit etmeye devam ediyor.

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesi önünde açıklama yaparak, Suriye’nin Humus kentinde Alevilere yönelik gerçekleşen saldırılar protesto etti.

    Platform adına açıklamayı üyesi Mehmet Çelik okudu. Mehmet Çelik, saldırıların, aylardır sürdürülen nefret kampanyalarının ve inanç temelli imha girişimlerinin devamı olduğunu vurguladı.

    İnsanların yalnızca Alevi oldukları için kaçırıldığını, katledildiğin ve zorla yerinden edildiğini belirten Çelik, şunları ifade etti:

    “Humus’un paylaşımı konusunda henüz anlaşaman uluslararası güçler ve tahakkümü artırmak isteyen paravan güç HTŞ, kendi silahlı gurupları yanısıra Bedevi aşiretleri de harekete geçirerek katliam gerçekleştiriyor. Suriye ve diasporadaki Alevi İslam Yüksek Konseyi ve Meclisi adına Başkan Şeyh Gazel Gazel: “Her toplumun kendi bölgesinde protesto yapmasını, Suriyede süren katliamlara ve uygulamlara karşı duyarlılık çalışmalarının yürütülmesi, tutukluların cezaevlerinden serbest bırakılması, etnik temizlik, katliam, kaçırma, köleleştirme, gasp, kundaklama, mala çökme, tecavüzlere son verilmesi, siyasi adem-i merkeziyeçiliğin gerçekleşmesi; tanınma adaletinin tazahhürü ve güvenliğin sağlanması için herkesin alanlara inmesi” çağrısında bulunarak, her etnik ve dini gurubun adalet, demokrasi ve yaşam hakkı için Alevilere destek vermesini istedi.

    BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi, İnsan Hakları merkezli örgütlerin bir an önce sorumluluk almasını, İnsan Hakları İhlallerini Belgeleme Enstütüsünün ( DHRV- ARMIL) bölgeye heyet göndererek belgeleme yapması gerekmektedir.

    Bölgede barışın ve adaletin gerçekleşmesi, toplumların sürdürülebilirliliğin sağlaması, yaşam hakkının güvenceye alınması, tanınma adaletinin sağlanması ve terörün durması için çağrımızdır: Herkes bulunduğu alanda uygun yöntem ve araçlarla sürece duyarlılık göstermelidir.”

    PİRHA/HATAY

  • Samandağ’da talana karşı nöbet tutan halkın çadırına polis müdahalesi-VİDEO

    Samandağ’da talana karşı nöbet tutan halkın çadırına polis müdahalesi-VİDEO

    PİRHA-Antakya’nın Samandağ ilçesinde TOKİ inşaatı için tapulu mandalina bahçelerine el konulmasına karşı çıkan Kurtderesi Mahallesi halkının direniş çadırına, sabah saatlerinde çevik kuvvet ve iş makineleriyle baskın yapıldı.

    Antakya’nın Samandağ ilçesine bağlı Kurtderesi Mahallesi’nde yaşayan halk, TOKİ inşaatı için tapulu mandalina bahçelerinin yok edilmesine karşı nöbet tutuyor.

    Sabah saatlerinde mahalleye çevik kuvvet polisleri ve iş makineleriyle baskın yapıldı. Nöbet çadırı basılırken, yurttaşların talana karşı topraklarını savunmak için iş makinelerinin önüne geçti. Polisin saldırısı sonucu yaralananlar oldu. Yaralılar hastaneye kaldırıldı.

    PİRHA/HATAY

  • Kurtderesi’nde kamulaştırmaya karşı direniş sürüyor- VİDEO

    Kurtderesi’nde kamulaştırmaya karşı direniş sürüyor- VİDEO

    PİRHA- Samandağ’ın Kurtderesi Mahallesi’nde devletin tapulu arazilere yönelik acil kamulaştırma kararına karşı başlatılan direniş, beton dökme çalışmalarına karşı yola barikat kurarak devam ediyor.

    Hatay’ın Samandağ ilçesi Kurtderesi Mahallesi, devletin tapulu arazilere yönelik “acil kamulaştırma” kararıyla zorla yapılan el koyma işlemlerine karşı başlattığı direnişi sürdürüyor. Mahalle sakinleri, iş makinelerinin beton dökme çalışmalarına başlaması üzerine, yol kapatarak makinelerin geçişini engelledi. Direnişe katılan yurttaşlar, yalnızca tapulu arazilerinde değil, hazine arazilerinde de aynı projeye karşı olduklarını belirterek, doğalarını savunduklarını ifade etti.

    Direniş çağrısı yapan yurttaşlar, “Bizler projeye bütünlüklü bir şekilde karşıyız. Hazine arazilerine yapılan müdahalenin, tapulu arazilere daha kolay girmeyi sağlıyor. Bu nedenle Kurtderesi halkı olarak tapulu ve hazine arazileri fark etmeksizin, projeye karşı direnişimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ HATAY

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Samandağ’da binlerce ağaç polis eşliğinde sökülüyor!

    2-Arazilerine el konulan Samandağlı yurttaşlardan protesto: Gitmiyoruz, buradayız!

    3-Samandağ’da yurttaşlar sökülen ağaçların yerine yenilerini dikti

    4-Hatay Kurtderesi’nde TOKİ tapulu arazilere kepçeyle girdi

    5-Kurtderesi Mahallesi halkı TOKİ talanına karşı nöbet eylemine başladı

  • Antakya’da orman yangını büyüyor: Alevler yerleşim alanlarına yaklaştı- VİDEO

    Antakya’da orman yangını büyüyor: Alevler yerleşim alanlarına yaklaştı- VİDEO

    PİRHA- Antakya’nın Büyükdalyan Mahallesi yakınlarında çıkan orman yangını, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızla yayıldı. Alevler yerleşim yerlerine doğru ilerlerken, bölgede tahliye ve yoğun müdahale çalışmaları sürüyor.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Büyükdalyan Mahallesi yakınlarında ormanlık alanda başlayan yangın, fırtınanın da etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Yangın, karaçam ve makilik alanlarda etkili olurken, dumanların mahalleye ulaşmasıyla birlikte vatandaşlar panik yaşadı.

    Yangın hattının Büyükdalyan Mahallesi sınırına ulaşmasıyla birlikte bölgede yaşayan vatandaşlar tahliye için uyarıldı. Mahalleye yakın birçok ev, duman altında kalırken bazı küçükbaş hayvanlar da güvenli alanlara taşındı. Olası can ve mal kaybını önlemek amacıyla AFAD ve jandarma ekipleri koordineli çalışma yürütüyor.

    PİRHA/ HATAY

  • Arap Alevileri, Garip Dede Dergahı’nda Hrisi etkinliğinde buluştu-VİDEO

    Arap Alevileri, Garip Dede Dergahı’nda Hrisi etkinliğinde buluştu-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da yaşayan Antakyalılar, Geleneksel Hasne (Hrisi) etkinliğinde bir araya geldi.

    Antakya, Samandağ, İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (ASİ-DER), Garip Dede Dergahı’nda bahar şenliği düzenledi.

    2003 yılından bu yana İstanbul’da yapılan etkinlik, bu yıl ilk kez Garip Dede Dergahı’nda organize edildi.

    “SURİYE’DE ALEVİ SOYKIRIMI VAR”

    Antakyalıların yoğun ilgi gösterdiği festivalin açılış konuşmasını yapan ASİ-DER Başkanı Tevfik Usluoğlu, Hrisi’nin yedi bin yıllık gelenek olduğunu vurguladı. Usluoğlu, bir arada olmanın önemine değinerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bugün Suriye’de Alevi soykırımı var. Onun için vicdanı olan herkesin, duyarlı olması ve sürece itiraz etmesi gerekiyor. Alevi meselesi sadece Suriye’den ibaret değildir. Alevi meselesi demokrasi sorunudur. Ülkemizde yaşama hakkının garanti altına alınması ve geleceğe uzanması için tüm duyarlı insanların, insan hakları örgütlerinin devreye girmesi kaçınılmazdır. Suriye’de kadınlar kaçırılıyor, tecavüz ediliyor, çocuklar öldürülüyor. Onun için hepimiz, insan olarak bu sürece itiraz etmeliyiz.

    Bugün birlikte üretmeye, birlikte söz kurmaya adayız, onun için bir arada olmalıyız. Bu dönemde su bile çürüdü ama biz çürümeyeceğiz. Geleceğe onurumuzla, kimliğimizle, kadim Antakya’nın ruhuyla ulaşacağız.”

    “BU ÜLKEDE SEVGİNİN EGEMEN OLMASI LAZIM”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da program dahilinde kısa bir konuşma yaptı. Fırat, “Bu coğrafyada çok acılar çekildi ve şu an dahi yine katliamlara maruz kalıyoruz. Özellikle HTŞ’liler tarafından yapılan katliamlara dikkat çekmek istiyorum.

    Alevi örgütlerimizle birlikte kısa süre içerisinde orada, Suriye’de olmayı planlıyoruz. Türkiye’de şu an bir barış süreci yürüyor. Kimileri ‘çözüm süreci, müzakere süreci’ de diyor. Artık bu ülkede sevginin egemen olması lazım. İnsanların bu topraklarda artık kimliklerini özgür bir şekilde yaşayabileceği koşulların yaratılması lazım. Hep beraber el ele verebilirsek, birbirimizin Hızır’ı olursak her şeyin üstesinden gelebiliriz. Hızır lokmalarınızı kabul eylesin, dertlere şifa olsun” ifadelerini kullandı.

    Antakyalı sanatçı Hilmi Yarayıcı da katılımcıları selamlayarak kısa bir konuşma yaptı. Yarayıcı, “Bu kültür kadim bir kültür. Dolayısıyla bu kültürü yaşatmak gerçekten önemli. Benim müziğim ve mücadelemin altyapısını hazırlayan sizlersiniz. Bu yüzden Antakya’da yaşadığım, çocukluğumdan bu yana o değerleri sahiplenmenin gururunu yaşadım. Bugün de hepinize bu yarattığınız değerler için çok teşekkür ediyorum” diye belirtti.

    Yapılan konuşmalar ardından, hazırlığı yaklaşık bir gün süren ‘Hrisi’ isimli geleneksel yemeğin dağıtımı yapıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Depremzede esnafla dayanışmak için ‘Antakya Lezzet Festivali’ne çağrı!-VİDEO

    Depremzede esnafla dayanışmak için ‘Antakya Lezzet Festivali’ne çağrı!-VİDEO

    PİRHA – 6 Şubat depreminde büyük zarar gören Hatay esnafı, Antakya lezzet Festivali kapsamında İstanbul’a geldi. Kadın kooperatiflerinin de yer aldığı festivalde, Antakya’ya özgü birçok ürünün satışı yapılmakta.

    Medeniyetler ve Unesco Gastronomi şehri Antakya’nın mutfağı ‘Lezzet Festivali’ kapsamında Maltepe İlçesinde açıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Maltepe Belediyesi’nin de destek sunduğu festivale, Antakya Samandağ İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (Asi-Der) öncülük yapıyor.

    Maltepe Adalet Meydanında 25 Nisan’da açılan festival, 11 Mayıs’a kadar devam edecek. Festivalin organizatörlerinden Adnan Dolapçıoğlu ile birbirinden eşsiz lezzetlerin sunulduğu etkinliğe dair detayları dinledik.

    DEPREMDE ZARAR GÖREN ANTAKYA ESNAFINA DESTEK!

    Adnan Dolapçıoğlu, festivalde özellikle kadın kooperatiflerinin desteklendiğini belirtti. 6 Şubat depremleri nedeniyle bölge esnafının büyük zarar gördüğünü de vurgulayan Dolapçıoğlu, festivale dair şu açıklamayı yaptı:

    “Bu festivalde kadim Antakya’nın gastronomi zenginliğini tüm İstanbullularla ve İstanbul’da yaşayan Hataylılarla buluşturma amacını güdüyoruz. Depremden etkilenen Antakya esnafına ve ayrıca Antakya’da üretim yapan kadın kooperatiflerine destek olmak amacıyla böyle bir etkinlik yapıyoruz. Antakya’daki kadın üretici kooperatifleri, kendi el emekleri ile ürettikleri ürünleri burada sergiliyor. Antakya’nın uzun çarşısından esnaflar da burada yöresel ürünlerini tanıtıyor.

    Büyük bir deprem yaşayan şehrimizi tekrar ayağa kaldırmak anlamında ve UNESCO ödüllü gastronomi zenginliklerini ayakta tutup canlandırabilmek ve bu gastronomi zenginliklerini insanlara unutturmamak adına böyle etkinlikler yapıyoruz. Burada olan esnafın neredeyse tümü Antakya’dan geldi diyebiliriz.”

    GASTRONOMİ MAHALLESİNE DAVET!

    Dolapçıoğlu, gastronomi festivalinde sergilenen ürünlere dair de şu bilgileri verdi:

    “Antakya’nın coğrafi etiketli ürünü olan künefenin yanı sıra Antakya’nın kağıt kebabı, tepsi kebabı, katıklı – biberli ekmek, oruk gibi gastronomi zenginliklerini İstanbullularla buluşturuyoruz.

    Antakya’da üretilen domates ve biber salçalarımız var. Ayrıca sadece Hatay’da yetişen ‘Halhalı’ dediğimiz bir zeytin türü var ki başka hiçbir bölgede yoktur, onu da burada bulabilirsiniz. Tamamen Antakya’ya özgü peynir çeşitlerimiz var. Ayrıca baharat çeşitlerimizi de burada bulabilirsiniz. Tüm İstanbulluları, İstanbul’da yaşayan hemşerilerimizi bu gastronomi mahallesine, bu eşsiz UNESCO ödüllü lezzetleri tatmaya davet ediyoruz.”

    KADINLARIN ELİNDEN ANTAKYA LEZZETLERİ!

    Üreten Eller Kadın Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi Sibel Gün de festival için Antakya’dan İstanbul’a gelen esnaflar arasında yer aldı. Sibel Gün, festivale olan ilginin yüksek olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Normalde 5 kadın Kooperatifi buraya gelecekti ancak İstanbul’da deprem olunca bizler de deprem yaşamış insanlar olarak arkadaşlarımızın hepsi gelemedi. Ancak bütün üretici kadınlarımızın malzemeleri burada, hepsi tarladan sofranıza, ürünlerimizin tanıtımını yapmaya geldik. Coğrafi işaretli ürünlerimiz var burada. Örneğin Samandağ ilçemizin acı biberinden reçeli dahi yapılmış. Baharatlar, zeytinler, turşular, defne sabunumuz ve aromatik bitki yağlarımız da mevcut.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Samandağlılar, kamulaştırma kararına ilişkin 21 Nisan’daki duruşmaya çağrı yaptı-VİDEO

    Samandağlılar, kamulaştırma kararına ilişkin 21 Nisan’daki duruşmaya çağrı yaptı-VİDEO

    PİRHA- Samandağ’ın Mağaracık ve Hıdırbey Mahallelerinde acil kamulaştırma kararı ardından halkın zeytinlikleri sökülmeye çalışıldı. İş makinalarının önüne geçen yurttaşlar, yapılan işlemin hukuksuz olduğunu belirterek söküm işlemine engel oldu. Yurttaşlar, 21 Nisan’da görülecek duruşmaya da destek çağrısında bulundu.

    Hatay’da acil kamulaştırma gerekçesiyle bölge halkının arazileri adeta gasp ediliyor. Asırlık zeytin ağaçları iş makinalarıyla sökülüyor. Yapılanlara karşılık başlatılan yargı süreci devam ederken iş makinaları 16 Nisan’da bir kez daha zeytinliklere girerek ağaçları talan etti.

    Yapılan uygulamaya karşı çıkan yurttaşlar, kepçe makinesinin üzerine çıkarak sökümü durdurdu.

    Arbedenin yaşandığı saatlerde, kamulaştırma mağduru 18 kişilik bir heyet de seslerini duyurmak için TBMM’de DEM Partili milletvekilleriyle birlikte basın açıklaması yaptı.

    “DİRENMEYE DEVAM EDİYORUZ”

    Samandağlı yurttaşlar, talan girişimine engel olduktan sonra 21 Nisan’da görülecek duruşmayla ilgili kamuoyuna çağrı yaptı.

    “Tapulu arazilerdeki ağaçlarımız zorla ve gasp edilerek söküldü. Jandarmayla mahalleliye müdahale edildi. Yoğun bakımda olan, kolu kırılan arkadaşlarımız var. Ama bizler arazide halen direnmeye devam ediyoruz. Bir kısım ağaçlarımızı söktüler ama araçları durdurabildik ve 21 Nisan’daki duruşmaya kadar bekletebildik. Düşünün ki henüz duruşma bile görülmemişken bu şirketler ve onu koruyan kolluk, tapulu arazilere girme hakkını kendilerinde buldu. O yüzden bütün kamuoyundan şunu istiyoruz; kadın ve çevre örgütlerinden, emek ve demokrasi güçlerinden, herkese çağrımızdır; 21 Nisan Pazartesi saat 10:05’te Antakya 3. İdare Mahkemesinde görülecek olan duruşmamıza herkesi bekliyoruz.”

    PİRHA/SAMANDAĞ

    İLGİLİ HABERLER: Samandağ’da jandarma eşliğinde ağaç kıyımı yapılıyor!

  • Suriye’deki Alevi katliamına Antakya’dan tepki: Uluslararası kamuoyunu ses çıkarmaya davet ediyoruz-VİDEO

    Suriye’deki Alevi katliamına Antakya’dan tepki: Uluslararası kamuoyunu ses çıkarmaya davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ’nin Suriye’de Alevilere dönük yaptığı katliam ve işkencelere ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “Yaşananlara sessiz kalmak, barbarlığı cesaretlendirmekte ve tüm insanlığın vicdanını yaralayan olayların önünü açmaktadır. Suriye’de işlenen insanlık suçuna karşı ulusal ve uluslararası kamuoyunu ses çıkarmaya davet ediyoruz” denildi.

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ’nin Suriye’de Alevilere dönük yaptığı katliam ve işkencelere ilişkin Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya DEM Parti milletvekilleri Celal Fırat, Ali Bozan, Beritan Güneş, siyasi parti temsilcileri,  demokratik kitle örgütü ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı Servet Üstün Akbaba okudu. Açıklamada ‘Suriye’deki Alevilere yönelik soykırım ve katliamlar son bulsun’ pankartı açıldı.

    “SURİYE’DE İŞLENEN İNSANLIK SUÇUNA KARŞI KAMUOYUNU SES ÇIKARMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Cihatçı HTŞ yönetiminin, Alevilere yönelik soykırım ve katliamlarının tüm dünyanın gözü önünde sürdürdüğünü belirten Servet Üstün Akbaba, “İktidarı ele geçirdiği günden itibaren, HTŞ yönetimi de tıpkı içinden çıktığı IŞİD ve El Kaide gibi cihatçı örgütlerin kullandığı insanlık dışı yöntemlerle, kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen, yaşamayan tüm halklara karşı soykırım suçları işlemeye devam etmektedir. Başta Türkiye olmak üzere tüm uluslararası güçleri sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve toplumsal huzurun sağlanması, farklılıkların tanınması ve tüm halkların, inanç gruplarının eşit ve adil bir şekilde temsil edilmesi için diyalog ve inşa süreci başlatılmalıdır. Yaşananlara sessiz kalmak, barbarlığı cesaretlendirmekte ve tüm insanlığın vicdanını yaralayan olayların önünü açmaktadır. Suriye’de işlenen insanlık suçuna karşı ulusal ve uluslararası kamuoyunu ses çıkarmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    “YAŞANAN KATLİAMA KARŞI HAREKETE GEÇİLSİN”

    Ortak yaşamı yok etmeye çalışan çetelere karşı sözümüzü söylemek için bir arada olduklarını söyleyen DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş, “Bizler ortak yaşamı savunan insanlar olarak ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmasını açığa çıkartmak isteyen siyasetçiler olarak Suriye’de Alevilerin hedef alındığı ve soykırıma dönüşmek üzere olan bu katliamı kınıyoruz. Türkiye ve tüm dünya kamuoyunu Suriye’deki halkları ve inançları hedef alan katliamlara karşı durdurulması için harekete geçmesini istiyoruz” dedi.

    “ALEVİLER BU TOPRAKLARDA ÇOK ACILAR YAŞADI”

    AKP’nin beslediği çetelerin katliam yaptığını belirten DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Yüreklerimizi yakan görüntüler varken AKP iktidarı bu konuda tek bir kelime bile etmiyor. Alevilere karşı mezhepçi ve kindar bir söylem geliştirilmeye çalışılıyor. Aleviler barış istiyor ama Aleviler bu topraklarda çok acılar yaşadı” diye ifade etti.

    PİRHA/HATAY

  • Bereket Kar Samandağ’da toprağa sırlandı

    Bereket Kar Samandağ’da toprağa sırlandı

    PİRHA- Akciğer enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitiren yazar Bereket Kar, Samandağ’da toprağa sırlandı. Törende konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “O bir Kürt, Filistinli, Arap, Alevi, Suni idi, o bir enternasyonalist devrimciydi. Kıt olanaklar ile yürüttü bu mücadeleyi ama hiçbir zaman bu imkanlardan şikayetçi olmadı. Hiç bıkmadan tekrar tekrar başarmak için mücadele verdi ve biz bu mücadeleyi hayranlık ile izledik” dedi.
    Akciğer enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitiren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Parti Meclisi (PM) üyesi ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP) kurucularından olan ve Ankara’da 6 Ocak’ta kaldırıldığı hastanede Hakk’a yürüyen yazar Bereket Kar, toprağa sırlandı.
    Hakk’a Uğurlama Erkanı’na Kar’ın ailesi, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, SYKP Eş Genel Başkanları demokratik kitle örgütleri, sol ve sosyalist örgütlerin üye ve yöneticiler katıldı. Kar’ın cenazesi köy girişinden alınarak, evine götürüldü. Ardından mezarlık yakınında yapılan cenaze töreninde Kar’ın sevdiği ezgiler çalındı.
    Törende konuşan SYKP Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, sosyalist mücadelenin en kıymetini değerlerini kaybettiğini, Kar’ın yaşamı ve mücadelesinin kendilerine yol olacağını ifade etti. TODAV adına Cevat Uygur da Kar’ın enternasyonal mücadelesine dikkat çekerek, mücadelesinin yürütücüleri olacaklarını belirtti.

    “O BİR KÜRT, FİLİSTİNLİ, ARAP, ALEVİ, SUNİ İDİ, O BİR ENTERNASYONALİST DEVRİMCİYDİ”

    Törende konuşan DEM Parti Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, Bereket Kar’ın Ortadoğu halkları ile sadece mesaj düzeyinde değil, onlar ile bir arada olarak her türlü mücadeleyi yürüttüğünü vurgulayarak, “Ortadoğu, Afrika’da bulunan bütün kesimler ile bağlarımızı kendisi sağladı. Bu açıdan bizim için çok büyük bir kayıp. Bereket Kar, devrimci mücadeleyi yürütürken mütevaziydi. Kıt olanaklar ile yürüttü bu mücadeleyi ama hiçbir zaman bu imkanlardan şikayetçi olmadı. Hiç bıkmadan tekrar tekrar başarmak için mücadele verdi ve biz bu mücadeleyi hayranlık ile izledik. O bir enternasyonalist, devrimci, sosyalist ve gerçek bir dosttu. DEM Parti’nin kuruluş felsefesine en çok sahip çıkan yoldaşlarımızdan biri oldu. HDP’nin kurulduğu zaman HDP’nin felsefesine yürekten inanan ve devam etmesi için olanaklarını zorlayarak çaba sarf eden bir yoldaşımızdı” dedi.

    “O bir Kürt, Filistinli, Arap, Alevi, Suni idi, o bir enternasyonalist devrimciydi” diyen Hatimoğulları, “Onu asla unutmayacağız. Bize düşen görev onun başlattığı ve büyüttüğü mücadeleyi başarıya ulaştırmak olacak. Kürt halkı özgürlüğüne kavuşana kadar, Filistin halkı bu topraklarda özgür olana dek mücadelemiz devam edecek. Emekçiler, kadınlar ve gençler için bu coğrafyada ortak, eşit bir yaşam tesis edene kadar ortak mücadele sözümüzü buradan veriyoruz. Kaybımız büyük. Bereket ağabey, Asi Nehri gibi akan ve suyunu bölgeden bölgeye taşıyan biriydi. Tıpkı Asi Nehri gibi hırçındı, ama yoldaşları ile ilişkilerinde bir o kadar yumuşaktı. Onu asla unutmayacağız” diye konuştu.
    Konuşmalar ardından Bereket Kar toprağa sırlandı.
    PİRHA/SAMANDAĞ
  • Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar Antakya’da protesto edildi-VİDEO

    Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar Antakya’da protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de cihatçı çetelerin Alevilere yönelik saldırıları Antakya’da protesto edildi. Eylemde konuşan Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş, çeşitli ülkelerden cihatçıların ithal edilerek Suriye’de Arap Alevilere yönelik katliam girişimlerinde bulunulduğuna dikkati çekti. 

     

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’deki Alevilere yönelik saldırıları protesto etti. Uğur Mumcu Bulvarı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasını platform adına Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş okudu.

    “ULUSLARARASI TOPLUM, ARAP ALEVİLERİN KORUNMASI İÇİN SOMUT POLİTİKALAR GELİŞTİRMELİ”

    Tıraş, çeşitli ülkelerden cihatçıların ithal edilerek Suriye’de Arap Alevilere yönelik katliam girişimlerinde bulunduğuna dikkati çekerek, “2011’den beri sistematik olarak Arap Alevilere ve diğer halklara yönelik verilen katli vacip fetvaları, katliamlar ve soykırım süreci bugün emperyalistler tarafından silahlandırılmış gerici terör çeteleri eliyle hiçbir silahlı gücün korumasına sahip olmayan bu halka yönelik devam etmektedir. Saray Rejimi emperyalist saldırganlığın ortağı olarak bu saldırganlığı desteklemek üzere ‘iç cephenin örgütlenmesini’ sağlamaya çalışmaktadır. Açıklanan asgari ücret, deprem bölgesindeki yağma-rant politikalarıyla bizlere her gün yaşattıkları aşağılanma, kadınlara yönelik saldırılar, kayyum siyaseti ‘iç cephenin örgütlenmesi’ yolunda atılan adımlardandır. Uluslararası toplum, Arap Aleviler ve diğer halkların korunması için somut politikalar geliştirmeli ve uygulamalıdır” dedi.

    “HALKLARIN ÖZGÜRCE ORTAK YAŞADIĞI BİR DÜNYAYI KURACAĞIZ”

    Cihatçı grupların işlediği savaş suçlarının cezasız kalmaması için uluslararası adalet mekanizmaları oluşturulması çağrısında bulunan Tıraş, şöyle devam etti:

    “Antakya’nın yanı başında selefi cihatçı bir devlet inşa edilmektedir. Bu devletin niteliğini ve pratiğinin ne olduğunu 13 yıldır deneyimleyen; gerici, katliamcı, cihatçı çeteleri desteklemeyen bütün halkların bir olması, bu olanlara güçlü bir itirazın örgütlenmesi ve mahalle mahalle, sokak sokak bu mücadeleyi büyütmemiz gerekmektedir. Biz halklar, işçiler, emekçiler, öğrenciler, Antakya halkı, Kürtler, Sünniler, Arap Aleviler direnişi büyüteceğiz. Halkların özgürce ortak yaşadığı bir dünyayı kuracağız.”

    Açıklama, sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/HATAY

  • Tüm insanlığa çağrı: Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik soykırım girişimlerine son verilmeli!’-VİDEO

    Tüm insanlığa çağrı: Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik soykırım girişimlerine son verilmeli!’-VİDEO

    PİRHA- Avrupa’dan ve Türkiye’den çok sayıda Alevi örgütü ve isimler, Hatay’da ortak bir basın açıklaması yaparak Suriye’deki gelişmelerden kaygı duyduklarını açıkladı. Açıklamada, “Hatay halkı olarak Suriye’deki gelişmelerden kaygılıyız. Büyük Orta Doğu Projesi ve büyük İsrail hayalleri Orta Doğu coğrafyasında etnik ve mezhepsel çatışmaları körüklemeye devam ediyor. Alevi halkına ve diğer azınlıklara yönelik soykırım girişimlerine son verilmelidir. Tüm insanlığı ortak sorumluluk almaya davet ediyoruz” denildi. 

    Selefi/cihatçı saldırgan grupların Suriye’de yönetimi ele geçirmesinin ardından endişeler yükseliyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası, Ehlibeyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Merkezi, Avrupa Arap Alevileri Konfederasyonu Genel Merkezi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Merkezi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Merkezi, İmam Ali Derneği, Samandağ Alevi Kültürünü Araştırma Derneği, Türkiye Alevi Federasyonu Genel Merkezi, Defne Halk Temsilcileri Meclisi, Defne Değişim Hareketi, Garip dede Dergahı Vakfı, Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve bir çok ismin içinde yer aldığı kurum ve kişilerin imzasının olduğu ortak basın açıklaması yapıldı.

    “Hatay halkı olarak Suriye’deki gelişmelerden kaygılıyız” ifadesiyle başlayan açıklamada “Çünkü emperyalizmin ve siyonizmin hayata geçirmek istediği Büyük Orta Doğu Projesi ve büyük İsrail hayalleri Orta Doğu coğrafyasında etnik ve mezhepsel çatışmaları körüklemeye devam ediyor. 2010 yılından bu yana Arap Baharı ile başlatılan süreç acı, kan ve gözyaşı getirmiştir. 8 Aralık’da HTŞ öncülüğünde Şam’ın ele geçirilmesiyle başlayan süreç bölgede yeni kaygıları beraberinde getirmiştir. Özellikle Alevi toplumu ile diğer azınlıklar üzerindeki tehditler bizleri derinden üzmekte ve kaygılandırmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

    “TÜM İNSANLIĞI ORTAK SORUMLULUK ALMAYA DAVET EDİYORUZ”

    “Alevi halkına ve diğer azınlıklara yönelik soykırım girişimlerine son verilmelidir” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Alevi inancı veya başka inançların bir rejimin uygulamaları üzerinden hedef alınmasını asla kabul etmiyoruz. Suriye’deki radikal selefiler dışındaki kesimler katledilme korkusu yaşıyor. Evlerinden sürülme korkusu yaşıyorlar. Gelen haberler bizleri büyük kaygılara sürüklüyor. Şimdiye kadar azınlık haklarının güvenliğine dair bir teminat verilmemesi, selefi örgütlerin varlığını sürdürmesi, uluslararası güçlerin çıkar oyunları kaygılarımızı daha da artırmaktadır. Suriye topraklarının işgal edilmesi, bombalanması Orta Doğu’daki barış umutlarını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu tehlikeli gelişmeler Türkiye’yi de doğrudan etkileyecektir.

    Alevi halkına ve diğer azınlıklara yönelik soykırım girişimlerine son verilmelidir. Barışın yeniden tesisi için uluslararası toplum sorumluluk almalıdır. Tüm insanlığı ortak sorumluluk almaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/HATAY

     

  • Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün talimatına tepki: ‘Laiklik karşıtı yazıyı geri çekin!’

    Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün talimatına tepki: ‘Laiklik karşıtı yazıyı geri çekin!’

    PİRHA – Eğitim Sen Hatay Şubesi, Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, kız öğrencilerinin okul servislerindeki oturma düzenine dair yazısını eleştirdi. Yapılan basın açıklamasında “Antakya İlçe milli eğitim müdürlüğünün laiklik karşıtı bu yazıyı geri çekmesini talep ediyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz” denildi.

    Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, tüm okullara yazı göndererek, kız öğrencilerin, ulaşım servislerinde ön koltuklarda oturmaması yönünde emirde bulundu.

    Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 12 Aralık’ta okullara gönderdiği yazıya Eğitim-Sen Hatay Şube’den tepki geldi. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan Eğitim Sen Hatay Şube yönetimi, Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün yazısını hukuki, pedagojik, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından doğru bulmadıklarını belirtti.

    “LAİKLİK KARŞITI YAZI”

    Eğitim-Sen Hatay Şube adına basın açıklamasını okuyan Sevilay Elmas, şu ifadelere yer verdi:

    “Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 12.12.2024 tarihli Taşımalı Eğitim ile ilgili tüm okul ve kurumlara gönderdiği yazıda  “öğrenci servislerinde ön koltukta kız öğrencilerin oturmaması için kız öğrencilerin bilgilendirilmesi ve ön koltukta oturan kız öğrencinin tespiti halinde şoförlerin – öğrencilerin derhal uyarılması gerektiği ve konu hakkında gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiği”  ifade edilmiştir.

    MEB’in laiklik ve toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı politikalarının birinin de bu olduğunu görmekteyiz. Şayet yazının amacı öğrencilerin güvenliğini sağlamak ise tüm öğrencilerin güvenliğini esas alan yöntemlerin geliştirilmesi gerekir. Bu talep kadın üniversiteleri kurmak isteyen, kız-erkek öğrencilerin yan yana oturmasının uygun olmadığını ifade eden; toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelinde yaşanan sorunları görmezden gelip eşitsizliği derinleştiren politikalar üreten ve sorunun kökenine inmeyerek çözümü kadınlara, kız çocuklarına yasaklamalar dayatmada bulan dinci, gerici zihniyetin tezahürlerinden biridir.

    Eğitim Sen olarak her zaman toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinde çözümler üretmek gerektiğini ifade ettik ve ifade etmeye de devam ediyoruz. Taşımalı eğitim kapsamında kız öğrencilerin yaşadığı problemler noktasında bu uygulamanın bir çözüm olamayacağını; ancak var olan probleme sözde çözüm üretmek ve yasakçı bir zihniyet olduğunu ifade ediyoruz. Milli Eğitim bu ayrımcı uygulama yerine deprem bölgesinde yıkıntı ve molozlar arasında, ulaşım problemi yaşayan, sabah karanlığında okullarına akşam karanlığında evlerine otostop veya yürüyerek gitmek zorunda kalan binlerce öğrencinin gerçek sorunlarıyla ilgilenmelidir.

    Eğitim Sen Hatay Şubesi olarak Antakya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün bu yazısını hukuki, pedagojik, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından doğru bulmadığımızı; laiklik karşıtı bu yazıyı geri çekmesini talep ediyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.”

    PİRHA/ANTAKYA

  • Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş: Çocuklar okullara otostop çekerek gidiyor-VİDEO

    Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş: Çocuklar okullara otostop çekerek gidiyor-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş, depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Hatay’da hala eğitim ile ilgili sorunların sürdüğünü, bir okul binasını birden fazla okulun kullandığını belirterek, öğrenci ve öğretmenlerin barınma, sağlıklı beslenme, ulaşım sorunlarının bir an önce giderilemesi çağrısında bulundu.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen depremin yaşandığı illerde sorunlar çözümsüz kalmaya devam ediyor. Depremde büyük hasar alan Hatay’da rant uğruna doğa talana uğratılırken, depremden etkilenen yurttaşlar da mağdur ediliyor.

    6 Şubat depremlerinin en çok etkilediği Hatay’da eğitimde yaşanan sorunlara dair Eğitim-Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş, PİRHA’ya konuştu.

    “YENİ OKUL YAPILMADI, BİRÇOK OKUL BİNASINI BİRDEN FAZLA OKUL KULLANMAKTA

    Hatay’da eğitim öğretim yılın birçok sorunla başladığına işaret eden Tıraş, “Bu sorunlarımızın bulunamamasıyla karşı karşıyayız. Maalesef depremin üzerinden on dokuz ay geçmiş olmasına rağmen birçok okul binasının daha güçlendirilemediğini görüyoruz. Yıkılan birçok okul binasının yerine yeni okul binası yapılmamıştır. Bundan dolayı bir okul binasını birden fazla okul kullanmakta ve okuldaki öğrenci sayısı arttı” dedi.

    “OKULLARDA TEMİZLİK VE HİJYEN SORUNU HAD SAFHADA

    Sağlığa erişmede çok sıkıntının yaşandığı bir ilde okullarda temizlik ve hijyen bakımından sorunların derinleştiğinin altını çizen Tıraş, “Ama maalesef birçok okulumuzda temizlik personeli olmadığını görüyoruz. Bakanlık tarafından yeni çıkarılan iş gücü uyum programıyla alınan personellere aylık yedi bin beş yüz, sekiz bin lira civarında ücret ödenirken, haliyle başvuran kişi de çalışmak istemiyor. Zaten alınan kişi sayısı da çok az olduğundan dolayı okullarımızda büyük sıkıntı yaşıyoruz, bu sorunun çözülmesini istiyoruz” diye konuştu.

    “ÖĞRENCİLER OKULLARA OTOSTOPLA GİDİYOR

    Tasarruf tedbirleri adı altında öğrencilerin okullara erişiminde kısıtlamalara gidildiğini aktaran Tıraş, şunları dile getirdi:

    “Burada da zaten deprem bölgesi olmamızdan dolayı birçok öğrencimize ücretsiz ulaşım sağlanamamıştır. Bunda bile daha da kısıtlamaya gidildi. Bununla beraber zaten birçok öğrenci bir yerden bir yere giderken ya otostopla gidiyor ya da özellikle liselerde bu problemden dolayı okul terki yaşanıyor.

    “ÇOCUKLARIMIZA TEMİZ İÇME SUYU TALEP EDİYORUZ”

    Beslenmenin öğrenciler açısından önemi çok büyük. Çünkü iyi beslenemeyen bir öğrenci öğrenme güçlüğünden tutun, dikkat eksikliğine kadar birçok sorun yaşıyor. Türk Tabipler Birliği ve Sağlık Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın yaptığı çalışmalara göre her üç aileden birinin çocuğu sağlıklı gıdaya erişemiyor. Böyle bir sorun dururken maalesef çocuklarımıza ücretsiz okul yemeği sağlanmış değil. Daha önce okul öncesi çocuklara deprem bölgesinde yemek veriliyordu. Aradan işte üç hafta geçmiş olmasına rağmen maalesef okul öncesi çocuklara da yemek verilmiş değil. Şebeke suyu içilemiyor, şebeke suyu içilemediği için haliyle şişe sular alınıyor. Markette bile suyun fiyatı 4-5 lirayken, kantinlerde sekiz on lirayı buluyor. Çocuklarımıza da temiz içme suyu talep ediyoruz.”

    “SIK SIK ELEKTRİK KESİNTİLERİ YAŞIYORUZ

    Hatay’ın dezavantajlı bir kent olduğunun altını çizen Tıraş, öğrenci ve öğretmenlerin her konuda desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Tıraş, öğretmenlerin birçoğunun konteyner kentlerde kaldığını ifade ederek, “Konteyner kentinde birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalıyorlar. Özellikle Altınözü ilçesinde eğitim emekçisi arkadaşlarımızı konteynerden çıkarmaya başladılar. Aynı zamanda sık sık elektrik kesintileri yaşıyoruz. Yağmurun yağmasıyla beraber kentlerde ciddi sıkıntılar oluyor. Konteyner kentteki yaşamların daha sağlıklı bir ortama dönüştürülmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “21 METRE KAREDE BARINMAK ZORUNDA KALIYORLAR

    Okulların sadece akademik bilginin yüklendiği yerler olmadığına dikkat çeken Özgür Tıraş, şunları ifade etti:

    “Aynı zamanda öğrencilerimizin travmasını atlattığı, iyileştiği, kendini iyi hissettiği, arkadaşlarıyla paylaşım yaptığı sosyal alanlar. Bu açıdan da okullarımızın sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamına dönüştürülmesini istiyoruz. Aradan on dokuz ay geçmesine rağmen onlarca okulun yapımı devam ediyor. Valiliğin açıkladığı sayı ortada. Depremle beraber ve de depremden sonra hasardan dolayı yıkılan 210 okul civarında okul olduğunu söylüyor. Ve yaklaşık 106 okulun yapıldığını söylüyor. Bu bizler açısından çok çok önemli. Bir an önce bu sorunlarımızın çözülmesini istiyoruz.

    Buradaki öğrencilerimiz dezavantajlı. Öğrencilerimiz dört beş kişi konteyner kentte yani 21 metre karede barınmak zorunda kalıyorlar. Bu öğrencilerimizin de maalesef çalışacak bir alanları yok. Genelde konteyner kentlerde sosyal alan ya da kütüphane gibi yerler yok, yapılmamış. Bu öğrencilerimizin dezavantajlı olmasına rağmen maalesef altıncı ve dokuzuncu sınıflarda tüm türkçe ve matematik dersinden her dönem ortak bir yazılıya tabi tutuluyor. Bunu doğru bulmuyoruz. Bizler Eğitim Sen olarak öğrencilerimizin geleceğini ve eğitim emekçilerimizin haklarını savunmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/HATAY

  • 24. Evvel Temmuz Kültür Festivali kadın şenliği ile başladı

    24. Evvel Temmuz Kültür Festivali kadın şenliği ile başladı

    PİRHA- 24. Geleneksel Evvel Temmuz Kültür Festivali, Hatay Deprem Dayanışma Derneği ve Rimmen Kadın Kooperatifi’nin düzenlediği Kadın Şenliği ile başladı.

    Hatay’ın Samandağ, Serinyol ve Defne ilçelerinde Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği ile Samandağ Kalkındırma Derneği tarafından düzenlenen Geleneksel Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali’nin 24’üncüsü başladı. Festival programı Hatay Deprem Dayanışma Derneği ve Rimmen Kadın Kooperatifi öncülüğünde Kadın Şenliği ile başladı. Etkinlik Samandağ’da Deprem Dayanışma Derneği’nin bahçesinde gerçekleşti.

    Kadınlar etkinlik öncesi bahçeyi özenle süsleyip, kadın emeği stantları açarak, yemeklerle birlikte kolektif sofrayı kurdu.

    “UMUDU BÜYÜTMEK İÇİN BURADAYIZ”

    Şenlikte açılış konuşmasını Rimmen Kadın Kooperatifi’nden Gizem Güzel ve Hatay Deprem Dayanışma Derneği’nden Cansel Aslan gerçekleşirdi. Yaşanan her koşulda kadınların dayanışmasının önemini vurgulayan Aslan ve Güzel, “Nasıl ki 5000 yıllık tarihi ile bereketin ve bolluğun simgesi olan Evvel Temmuz Bayramı, depremin yarattığı tüm yıkıntılara meydan okuyan ve umudu yeşerten halkların iradesiyle selamlıyorsa bugünü biz kadınlar da depremin ilk anlarından itibaren AKP’nin kentimizdeki rant ve talan politikalarına karşı dayanışmayı büyütmek ve yeniden yeşertmek için umudu, hiç bırakmadan birbirimizin elini buradayız, bir aradayız, birlikte ve güçlüyüz!” dedi.

    “KADINLAR OLARAK HİÇBİR ZAMAN SUSMADIK”

    Gizem Güzel, kadınların yaşamlarını yeniden kurma yolculuğunda, ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak güçlenmek ve üretimleri kollektifleştirmek adına kurulan Rimmen Kadın Kooperatifi’nin sürecinden bahsetti:

    “Deprem sonrasında Hatay Deprem Dayanışması etrafında, Mara El Sanatları Atölyesi, Kollektif Gezici Mutfak, El İşi Kursu ile birlikte depremin ilk saatlerinden itibaren dayanışma çalışmalarını ören kadınlar olarak Rimmen Kadın Kooperatifi’ni kurduk. Tüm kültürlerde bolluk ve bereketin simgesi olan nardan (rimmenden) aldık adımızı; nasıl ki nar taneleri (rimmen habbeleri) tek tek birleşerek var oluyorsa biz de bir yandan tek tek kendi yaşamlarımızı yeniden kuruyoruz, öte yandan kollektif irademizle hem kentimizde hem de ülkemizde kadınlara yönelik her türlü şiddete, ayrımcılığa, ötekileştirmeye karşı mücadeleyi yükseltiyoruz. Biz kadınlar hiçbir zaman yaşadıklarımız ve maruz kaldığımız şiddet karşısında susmadık, “kaderimse çekerim!” demedik tam tersine “kaderimse değiştiririm!” iradesiyle daha çok yan yana gelişlerimizle büyüttük kahkahalarımızı.”

    “BAŞ EĞMEZ BİR İSYANDAYIZ”

    AKP’nin kadın düşmanı politikalarına, eril yargı eliyle cezasızlıkla üretilen şiddete, taciz ve istismara, kadın cinayetlerine karşı isyanı ortaklaştırmaya değinen Aslan, “Şimdi biz kadınlar için en büyük direniş, İstanbul Sözleşmesi’ne, 6284 sayılı yasaya sahip çıkmak, 9. yargı paketi adı altında haklarımızı, kazanımlarımızı pazarlık konusu yapıp tehditler savuran, emeğimize, bedenimize, kimliğimize yönelen tüm saldırılara karşı hayatlarımıza sahip çıkan isyanı ortaklaştırmak. Biz kadınlar şimdi acıyı coşkuya, hüznü umuda, yıkımı yaşama dönüştüren baş eğmez bir isyandayız” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından şenlik, Yeliz Güzel ile Zeynep Muniroğlu’nun konserleriyle sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 24’üncü Evvel Temmuz Festivali bugün başlıyor

    24’üncü Evvel Temmuz Festivali bugün başlıyor

    PİRHA- Samandağ Kalkındırma Derneği ve Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği öncülüğünde bu sene 24’üncüsü düzenlenen Evvel Temmuz Festivali bugün başlıyor. Festival programı 7-17 Temmuz tarihleri arasında Hatay’ın Samandağ, Defne ve Serinyol ilçelerinde gerçekleşecek.

    2000 yılından beri yapılan Hatay Samandağ’da Evvel Temmuz Festivali, ünü Antakya sınırlarını aşarak ülke genelinden hatta Ortadoğu’dan katılımcılarla yıldan yıla büyüyen bir festival. Festivale adını veren, içinde bulunduğumuz Miladi Takvim’in yedinci ayına adını veren Tammuz; Tanrıça İnanna’nın eşi, İnanna ile birlikte bereket dağıttığına inanılan, ‘Çobanların Tanrısı’ olarak da bilinen Tammuz…

    Binlerce yıllık bir gelenek olan Evvel Temmuz, Rumi Takvime göre 1 Temmuz’da, Miladi Takvim’de 14 Temmuz’a tekabül ediyor, hasat döneminin bereketli geçmesi yapılan ritüellere dayanıyor. Tek tanrılı dinlere geçişten sonra da bu gelenek Ortadoğu coğrafyasında devam etmiştir.

    Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği ile Samandağ Kalkındırma Derneği tarafından düzenlenen 24. Geleneksel Evvel Temmuz Festivali yarından itibaren 7-17 Temmuz tarihleri arasında Hatay’ın ilçeleri Samandağ, Serinyol ve Defne’de başlıyor.

    “KENTİMİZİ ENKAZA ÇEVİRMEK İSTEYENLERE İNAT DAYANIŞMAYA”

    Festivalin çağrı metni şöyle:

    “Bu toprakların, coğrafyamızın binlerce yıllık kadim tarihinin, kültür mozaiğinin, halkların kardeşçe bir arada yaşama umudunun yeniden harmanlandığı Geleneksel Evvel Temmuz Hasat Bayramı’nı karşılıyoruz.

    12 Eylül’ün darbe koşullarında yasaklanan, baskı altına alınan geleneklerimizi yaşatmak, kültürümüzü geçmişten bugüne direniş ruhuyla geleceğe taşımak adına çıktığımız yolculukta 23 yılı geride bıraktık. Arap Alevi, Hristiyan, Müslüman, Ermeni halklarımızın beş bin yıllık Evvel Temmuz Bayramı geleneğini halklarımızın iradesi ve sahiplenmesi sonucunda 24. Evvel Temmuz Festivali’ne taşıdık.

    6 Şubat depremlerinde kentimizin yaşadığı yıkım ve kayıpların acısını yüreğimizde taşıdığımız bu süreçte, iktidarın yaşam alanlarımızı, evlerimizi ‘rezerv alanı’ adı altında rant ve talan politikaları ile gasp etmeye çalıştığı yıkıntılar arasından yükselteceğiz öfkemizi ve sesimizi bir daha.

    İlk günden itibaren “Ma Rihna, Nehna Hon!”, “Gitmiyoruz, buradayız!” diyen irademizle, “KENTİMİZİ KURACAĞIZ, KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞATACAĞIZ!” şiarıyla gerçekleştireceğimiz 24. Evvel Temmuz Festivali’ne tüm halklarımızı, dostlarımızı davet ediyoruz.

    Gelin hep birlikte demokrasiye, barışa, halkların bir arada eşit yaşam hakkına sahip çıkalım. Gelin hep birlikte asimilasyon politikalarına karşı dilimize, kültürümüze, geleceğimize sahip çıkalım. Gelin hep birlikte rant ve talana karşı bizim olana sahip çıkalım. Gelin hep birlikte kentimizi enkaza çevirmek isteyenlere inat, dayanışmayla, umutla, sevgiden tuğlalarla yeniden kuralım bu kenti.”

    Festival programındaki panellerde savaş, afet sonrası yaşanan durumlar ve demokrasi mücadeleleri konuları öne çıkarken sergiler, konserler ve belgesel gösterimleri de var.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hatimoğulları, Gadir Hum Bayramı’nı kutladı- VİDEO

    Hatimoğulları, Gadir Hum Bayramı’nı kutladı- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, katıldığı konferansta Arap Alevilerin Gadir Hum bayramını kutlayarak, “Bizler Aleviler olarak, yaşadığımız bütün acılara, katliamlara ve maruz kaldığımız ayrımcı politikalara rağmen 72 millete aynı nazardan bakmayı bilen Ehl-i beyt kültürünü ve Hz. Ali’nin öğretisini sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı tarafından Antakya’da düzenlenen 26’ncı Uluslararası Hz. Ali Gadir Hum Bayramı ve Kardeşlik Konferansı’na katıldı.

    Burada konuşma yapan Tülay Hatimoğulları, deprem felaketine değinerek sözlerine başladı. Başta Alevi toplumu olmak üzere Türkiye halklarından Antakya’ya çok büyük destek geldiğini belirten Hatimoğulları, dayanışmanın devam etmesi gerekliliğinden bahsetti.

    “BARIŞ VE KARDEŞLİK ÖĞRETİSİNİN ÇOCUKLARIYIZ”

    Hatimoğulları, Alevilikteki sevgi, barış ve kardeşlik öğretisine değinerek, “Hz. Ali sallallahu aleyhi ve sellem için Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “Hz. Ali’nin sevgisi imandır” der. Bizler sevgiyi, hayatında barış ve kardeşlik içinde yaşamaya adamış olan bir öğretinin öğrencileriyiz” dedi.

    Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizler Hatay’da ezanın, çanın, hazanın ve her ne kadar çoğu zaman unutulup eksik bırakılsa da Hz. Hızır Türbesi’nin bir arada olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Gerçekten çok şanslıyız. Bizler Aleviler olarak, yaşadığımız bütün acılara, katliamlara ve maruz kaldığımız ayrımcı politikalara rağmen yetmiş iki millete aynı nazardan bakmayı bilen Ehl-i beyt kültürünü ve Hz. Ali’nin öğretisini devam ettirenleriz ve ne olursa olsun böyle olmaya devam edeceğiz. Bizler zulmün önünde onurunu dimdik tutan, sevginin önünde eğilmesini bilen öğretinin çocuklarıyız. Bu duygu ve düşüncelerle sevginin, barışın, kardeşliğin, eşitliğin, adaletin önünde eğilmeyi bilen ama zulmün önünde dimdik mücadele etmesini bilen bir öğretinin çocukları olarak hepinize selam ve sevgilerimi iletiyorum.”

    PİRHA/ANTAKYA