Etiket: antakya

  • Müzisyen Cansu Daloğlu: Hafriyat kamyonlarıyla ölülerimizi kaldırdılar- VİDEO

    Müzisyen Cansu Daloğlu: Hafriyat kamyonlarıyla ölülerimizi kaldırdılar- VİDEO

    PİRHA- Depremden önce Antakya’da yaşayan müzisyen Cansu Daloğlu, depremin henüz 8’inci gününde enkazların kaldırılması için hafriyat kamyonlarının getirildiğini söyledi. Daloğlu, “Daha enkazların altında yakınlarımız çıkarılmamışken hafriyat kamyonlarıyla ölülerimizi kaldırdılar. İnsanlar hala kayıp yakınlarının akıbetini soruyor, o kayıplar bu sebeple bulunmuyor” dedi.

    Maraş merkezli meydana gelen depremlerde resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin öldüğü, 100 binden fazla kişinin yaralandığı kaydedilse de, gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu belirtiliyor.

    Büyük bir yıkıma neden olan depremlerden en çok etkilenen kentlerin başında Antakya geliyor. Felaketin yaşandığı ilk 4 gün boyunca devlet yetkililerin kente el uzatmaması, kurtarma çalışmalarının etkin yürütülmemesi hala Antakya halkının öfkesini diri tutuyor.

    “Devlet orada yoktu ve biz çaresizliğin en uç noktasını yaşadık” diyen Cansu Daloğlu, o öfkeyi hala içinde taşıyanlardan birisi. Depremden önce Antakya’da yaşayan ve müzisyen olan Daloğlu, deprem sürecinde ve sonrasında neler yaşadığını PİRHA’ya anlattı.

    “DEVLET YOKTU”

    Deprem sonrasındaki süreçte sadece halkın kendi içerisinde dayanışma ağı yarattığını söyleyen Cansu Daloğlu, “Bu dayanışma da olmamış olsaydı her şey daha ağır olabilirdi. Bu kadar hengamenin arasında biz hiç ağlayamadık. 3-4 ay sonra acı hissetmeye başladık. İçinde bulunduğumuz öfke o kadar büyüktü ki acıyı hissedemedik başta. Ülkenin dört bir yanından herkes geldi, demek ki gelinebiliyormuş” dedi.

    Daloğlu, devletin sorumluluğunu yerine getirmediğini belirterek, “Devletin devlet olma görevini yerine getirmesi, krizi yönetmek ki bu tür olaylar siyasi partilerden çok bağımsız gelişmesi gereken şeyler. Sadece insanların çabasını hatırlıyorum. Bisikletle ekmek su dağıtan çocukları hatırlıyorum. Çaresizliğin artık en uç noktasını yaşadık. Hiçbir şey ve devlet o kadar yoktu ki herkes bir şeyler yapmaya çalışıyordu” sözlerini kullandı.

    “HAFRİYAT KAMYONLARIYLA ÖLÜLERİMİZİ KALDIRDILAR”

    Depremin henüz 8’inci gününde enkazların kaldırılması için hafriyat kamyonlarının getirildiğine vurgu yapan Daloğlu, “8 gün boyunca çıldırasıya bir arayış içerisindeyken, daha enkazların altında yakınlarımız çıkarılmamışken bize hafriyat kamyonunun geldiğini söylediler. O kayıplarını bulamayan insanlar var ya işte onlar böyle yoklar şu an. Hafriyat kamyonlarıyla ölülerimizi kaldırdılar” diye konuştu.

    İktidarın deprem bölgesinde yaptığı binaları mülk sahiplerine satmasına tepki gösteren Daloğlu, “1 yıl sonra başında beklediğimiz enkazlarda, malı mülkü tapusu üzerimize olan enkazların şu an etrafı bantlarla çevrilmiş şimdi içinde bir sürü iş makineleri var. İçeride evlerimize neler yapıyorlar hiç bilmiyoruz, görmüyoruz. Sadece dışarıda 750 bin hibe, kredi, iki yıl ötelemeli faizsiz yazan pano var. Ben o evde öldüm, evim yıkıldı, evimi bana geri mi satıyorsun? Evimi geri mi satın alacağım? En azından bu kadarı yapılmasın. Tamam gelmediniz, özür dilemediniz, hesap vermediniz, konuşmadınız, dinlemediniz ama bu kadar da insanın aklıyla, onuruyla dalga geçilmez” dedi.

    ÇİKOLATA, SAKIZ VE MÜZİK…

    Depremden sonra Mersin’e taşınmasına rağmen her hafta Antakya’ya giden Cansu Daloğlu, gerekli yardımlaşmanın dışında morale çok ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Gitarı aldım elime, amfiler bulup götürdük. Samandağ’da çocuklar nerede gözümüze çarptıysa orada oturup sadece çikolata, sakız ve müzik… Bu o kadar büyüdü ki her hafta giderken farklı farklı arkadaşlar da katıldı bize ve bu bir rutine döndü. 7-8 çocukla başlayan bir oyun halkası bir saat sonra kocaman bir kalabalığa dönüştü ve herkesin güldüğünü gördük. Bunu yapmadan önce acaba sırası mı, doğru mu diye tereddütteydim ama o gülen yüzlerle göz göze geldiğimde iyi yapıyoruz, kim ne diyorsa desin devam diye düşündüm. Çocuklar iyileşince anneler iyileşiyor, anneler iyileşince hayat iyileşiyor. Bazı yaralar vardır kapatmamanız gerekir. Bu süreç biraz da böyle. Umuyorum ki sahip çıkmamız gereken birkaç şey var: Dayanışma kültürü, iyi niyetimiz. Bizim sahip olduğumuz değerlerimiz var çalamayacakları, onlardan da feragat etmeye başlarsak artık toparlanamayız.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Depremzede İhsan İneyici: Verilen hiç bir söz yerine getirilmedi-VİDEO

    Depremzede İhsan İneyici: Verilen hiç bir söz yerine getirilmedi-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerin ardından Antakya’dan ayrılan İhsan İneyici, 1 yıldır Antalya’da cemevinde kalıyor. Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen verilen hiçbir sözün yerine getirilmediğini vurgulayan İneyici, “Gün gelecek bunların hesabı sorulacak” dedi.

    6 Şubat Hatay Antakya’da depremden kurtulan İhsan İneyici, depremin 1.yılında yaşadıklarını PİRHA‘ya anlattı

    “NE DEVLETTEN NE DE BELEDİYELERDEN YARDIM GÖRDÜK”

    İhsan İneyici, “Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen değişen hiçbir şey yok. Antakya’da adeta cehennemi yaşadık. Şu ana kadar su, yol, elektrik ve sağlıktan mahrumuz” dedi.

    Bugüne kadar ne devletten ne de belediyeden hizmet gördüklerini belirten İneyici, “Bizim durumumuz şu: Antakya Belediyesi AKP’nin, Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin. Partiyle bizim ilgimiz yok. Ama bunların hiçbiri hizmetleri getirmedi” dedi.

    “KONTEYNERLER YAĞMURDA SUYLA DOLUYOR”

    Hükümete tepki gösteren İneyici, “Sizin bu rantınızdan dolayı Antakya’daki bu kadar insanın hiç mi hatırı yok, hiç mi bunların emeği yok, hükümete vergilerini ödüyorlar. Konteynerleri getirdiniz, alt yapıları yok. Koydunuz yere, yağmur yağıyor konteynerin içi su oluyor. Orada barınmak isteyen insanlar sokakta kalıyorlar. Bu insanlara reva mı?” diye belirtti.

    “ÜÇ GÜN BOYUNCA DEVLET YOKTU”

    Depremde 3 gün boyunca devlettin orada olmadığın belirten İneyici, şunları kaydetti:

    “Antakyada bir site var. Bütün askerleri polisleri AFAD’ı oraya yönlendirdiler. Neden? Çünkü hâkimi savcısı, o binada oturuyorlardı ve maalesef onlara yardım için gittiklerinde hepsi vefat etmişti. Ben başımdan geçen bir olayı anlatayım. Kuzenimin hanımı öldü, kendi çabamızla enkaz altından çıkarttık. Bir bezle sardık gömeceğiz ambulans yok. Sabah 10.00’dan akşam 17.30’a kadar gelmedi. Motosikletin üzerine koyup mezarlığa götürüp defnettik. Bu kadar acizlik olur mu? Kızılayı aradım Kızılay yok. Kızılay çadırları satmakla, insanların kanını satmakla meşguldü. Türkiye’de devlet su işleri (DSİ) Yol Su Elektrik (YSE) kurumu var. Bunların araç gereçleri yok mu? Gelmediler. AFAD’a kendim gittim AFAD’da araç gereç yok, kime gideceksin? O kadar zorlukları biz yaşadık. 4 gün sonra belediyenin çadırları geldi. Yardım getiren kamyonları gördük. Herkes kendi rantını düşünerek kamyonları çevirip kendi çevrelerine götürüyorlardı.”

    Hükümet yetkililerinin halka ‘yalancı, nankör’ demesine tepki gösteren İhsan İneyici, devletin deprem bölgesine gelmediğini herkes söylüyor. Bütün millet yalancı da hükümet yetkilileri mi doğru söylüyor?” diyerek tepki gösterdi.

    “DEPREMZEDELERE ALEVİ KURUMLARI KUCAK AÇTI”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi’ne gelişlerine de değinen İhsan İneyici, şöyle devam etti:

    “Antakya’daki arkadaşlardan rica ettik, bizi Antalya’da cemevine yönlendirdiler. Onlar da sağ olsun bize kucak açtılar. Bize sıcak yemek, yatacak yer verdiler. Bizi muayene ettirdiler, ilgilendiler. Benim gibi birçok Antakyalı’ya evlerini açtılar. Bütün insanları burada barındırdılar, giyim kuşam 3 öğün yemek verdiler. Hakları inkâr edilmez. Allah bunlardan bin bir kere razı olsun. Bizim sıkıntımız Antakya Belediyesi’nin AKP’li, Büyükşehir Belediyesi’nin ise CHP’li olması. Cumhurbaşkanı bunları açıkladı. Bir Cumhurbaşkanı bunları söylüyorsa halk ne yapsın? Depremzedelerin içinde MHP’li, AKP’li,  CHP’li,  İYİ Partili yok mu? Var. Sen bu kadar milleti niye cezalandırıyorsun?”

    “NE EV TAŞIMA NE DE EV KİRASI SÖZÜ YERİNE GETİRİLDİ”

    Ev taşıma parası ve ev kirasının kendilerine verilmediğini belirten İneyici, “Bunları kimden soracaksın? Saymakla bitmiyor. Bizim psikolojimiz zaten bozulmuş. Üşüyen insanlar var, yırtık çadırda yaşayan insanlar var. Bir yağmur yağıyor çadırların içi su doluyor. Sorumlular uyuyor mu? Bu halk ne yapsın? Millet aç, 1 kilo domates 40 TL, 1 kilo salatalık 100 TL. Gün gelecek bunların hesabı sorulacak” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Depremin 1. Yılında Antakyalı Ortodoks Hristiyanlardan anma etkinliği -VİDEO

    Depremin 1. Yılında Antakyalı Ortodoks Hristiyanlardan anma etkinliği -VİDEO

    PİRHA – Antakyalı Ortodoks Hristiyanların fikir ve dayanışma platformu olan Nehna, 6 Şubat depreminin 1. yılı yaklaşırken anma etkinliği düzenledi. Nehna kurucularından Ketrin Köprü, “Diğer deprem illerinde bir takım iyileşmeler yaşandı ve bunları görüyoruz ama Antakya’da herhangi bir iyileşme yok” dedi.

    Antakyalı Ortodoks Hristiyanların fikir ve dayanışma platformu olan Nehna, Beyoğlu’nda bulunan İstos Ofis’te 6 Şubat depreminin 1. yılı yaklaşırken depremde yaşamını yitirenleri anma etkinliği düzenledi. Kameralara kapalı yapılan anmada, yaşanan acıların paylaşılmasının yanı sıra memleket özlemi yaşayan Hataylı depremzedeler de duygu ve düşüncelerini anlattı.

    Anma öncesi Nehna editörü Anna Maria Beylunioğlu ve Nehna kurucularından Ketrin Köprü PİRHA’ya konuştu.

    “BİZİM AMACIMIZ KENDİ KÜLTÜRÜMÜZÜN GÜÇLÜ YANLARINI GÜNCEL SORUNLARINI ANLATMAK”

    Anna Maria Beylunioğlu, 2021 Ekim ayında Antakyalı Ortodoksları anlama ve anlatma amacıyla kurulan Nehna’dan şöyle bahsetti:

    “Bizim amacımız açıkcası kendi kültürümüzün güçlü yanlarını güncel sorunlarını anlatmak. Depremden sonra biraz daha farklı bir hal almaya başladık. Herkes gibi biz de bir yardım çabasına girdik. Bu yardım çabası daha çok sosyal medya üzerinden gerçekleşti. Hepimizin farklı networkleri vardı ve 2 tane mutfak kurulmasına vesile olduk.”

    “BUGÜN KAYBETTİKLERİMİZİ ANMAK VE YASIMIZI BERABER TUTMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Depremden sonra kimsenin yasını paylaşmadığını dile getiren Beylunioğlu, “Herkes yardım çabasında, depremzedesi de bunun içinde ve bir çoğu da İstanbul’da, Ankara’da vesaire. Biz de İstanbul’da olduğumuz için neden burada bir anma yapmıyoruz dedik ve açıkçası içeriği konuşmalardan ziyade biz bir giriş konuşması yapıp insanların duygularını, düşüncelerini, üzüntülerini, yer yer öfkelerini paylaşmasını istemiştik. Çok kalabalık bir etkinlikti. Şimdi de birinci yılındayız. Aynı şekilde bir çok etkinlik yapılıyor, yürüyüş yapılıyor ama bir duygu paylaşımı anlamında bu tip günleri önemli buluyoruz. Sevdiklerimizi andığımız, kaybettiklerimizle tekrar tekrar vedalaştığımız günlerdir. Çünkü kolay bir süreç değil bu. Bugün bu yüzden buradayız. Birinci senesini anmak, kaybettiklerimizi anmak ve yasımızı tutup beraber tutmak için” diye konuştu.

    “UMUT YARATAN BİR ŞEY VARSA ANTAKYALILARIN GERİ DÖNMEYE DAİR İNANCI”

    Beylunioğlu son olarak şunları kaydetti:

    “Antakya şehir merkezi nasıl düzenlenecek? İnsanlar geri dönebilecek mi? Emin değiliz. O yüzden bu endişeyi taşıyoruz. Nehna’da bunu devamlı dile getiriyoruz. Açıkçası tabi ki sağlam binalar yapılması gerekiyor ama şehrin dokusu, şehrin sadece bina dokusu değil, sosyal dokusunun da korunması gerektiğini inanıyoruz. Bundan dolayı da açıkçası endişeliyiz ama Antakyalılar önce tabi ki şehri terk ettiler ama diasporada çok da yapamadılar. Bir çoğunun geri döndüğünü, psikolojik olarak zor şartlarda da olsa Antakya’da olmanın onlara iyi geldiğini biliyorum. Bunu birçok insandan birçok Antakyalıdan, birçok toplantıda duyuyorum. O yüzden bana umut yaratan bir şey varsa o da Antakyalıların geri dönmeye dair inancı.”

    “3 GÜN İÇERİSİNDE İLK MUTFAĞI İSKENDERUN’A KURDUK”

    Nehna Mutfak’tan bahseden Ketrin Köprü, depremin 3. gününde ilk mutfağı İskenderun’a kurduklarını söyleyerek “Sonra da Samandağ’daki İlyas Kilisesi’ne kurduk. Twitter üzerinden dayanışmayı büyüttük ve mutfağa gelecek malzemeler, mutfağın ihtiyaçları, gönüllüler, aşçı ihtiyaçlarımız, şeflerimiz hepsi. Dönüşümlü bir şekilde oraya gelmeye başladı ve mutfağımız yaklaşık Haziran ayına kadar aktif bir şekilde günde yaklaşık 5.000 kişiye yemek çıkarıyordu. Ben o sırada, bir ay boyunca orada kaldım ve bir ay boyunca o mutfağın işleyişiyle ilgilendim. Çünkü sadece mutfak değildi. Aynı zamanda bir Koordinasyon Merkezi’nde çalışmalar da yürüttük”dedi.

    “BEN HATAY’DA DEPREM OLDUĞUNU TELEVİZYONLARDAN DEĞİL AİLEMDEN ÖĞRENDİM”

    Köprü, depremin ilk gününden itibaren Hatay’ın ekranlarda olmadığına dikkat çekerek şunları konuştu:

    “Ben Hatay’da deprem olduğunu ailemden öğrendim. Oradaki arkadaşlarımdan, kuzenlerimden öğrendim. Televizyonlardan değil. Şu anda da nasıl başladıysa öyle devam ediyor. Orada yaşayan halkın yeniden bir şeyi inşa ederken verdiği mücadele de yüzleştiği o bürokrasiyle bunu görebiliyoruz zaten. Deprem gündeminin artık neredeyse yok sayıldığını görüyoruz. Diğer deprem illerinde bir takım iyileşmeler yaşandı ve bunları görüyoruz. Bunları televizyonlardan da takip edebiliyoruz ama Antakya’da herhangi bir iyileşme yok.”

    Devrim FINDIK-Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • Arap Aleviler Ras-el Seni bayramını kutluyor

    Arap Aleviler Ras-el Seni bayramını kutluyor

    PİRHA- Arap Alevileri, Ras-el Seni’yi geleneksel olarak yüzyıllardır kutlamaya devam ediyor. Arap Alevileri için büyük bir öneme sahip olan Ras-el Seni, 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece ve ertesi gün kutlanıyor.

    Arap Alevilerin kutladığı Ras-el Seni, Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanıyor.

    Antakya, Adana, Mersin ağırlıklı olmak üzere nüfuslarının Türkiye sınırları içinde 2 milyona yakın olduğu tahmin edilen Arap Aleviler kültürlerinin önemli bir parçası olan Ras el-Seni’yi (yılbaşı) 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece ve ertesi gün kutluyor.

    Baskı, inkar ve imha politikaları nedeniyle, Anadolu ve Mezopotamya halkları dini ritüellerini, kültür ve geleneklerini özgürce gerçekleştirememesi gerçeğinden Arap Aleviler de payını alıyor.

    Her şeye rağmen Arap Aleviler bugün de bayramlaşmaktan, manevi olarak da olsa kucaklaşmaktan, yardımlaşmadan vazgeçmiyorlar. Umutla, inatla ve tüm hüzne, kedere rağmen neşesini yitirmeden Ras el-Seni kutlamalarını devam ettiriyorlar.

    OKULLAR TATİL, KUTLAMALAR GERÇEKLEŞİYOR

    Arap Alevileri arasında Ras-el Seni geleneksel olarak bir dini bayram şeklinde kutlanır. 14 Ocak sabahı küçükler büyüklerin elini öper, büyükler küçüklere hediyeler (aydiye), harçlık vb verir; bir araya gelinip eğlenilir; bugüne özgü yapılan kıbbi (bir tür içli köfte), zılibi (zeytinyağında kızartılmış ekmek) gibi yemekler yenir.

    Ras-es Seni Hz. Musa’nın halkını firavunun elinden kurtardığı gün olarak kabul edilir. Nusayrilerin, Ras-es Seni’den 6 gün sonra kutladığı Ğidil Kiddes bayramı ise Hz. İsa’nın vaftiz edildiği gün olarak sayılır. Geleneklere göre bu bayramda çocuğu olmayan eşler akarsuya dalıp çıkar. Bu gelenek uzun yıllar devam ettikten sonra günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur.

    Nüfusunun büyük bir bölümü Arap Alevilerden oluşan Hatay’ın Samandağ da 14 Ocak’ta okulların gayri resmi tatil olduğu tek ilçe.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dikmece’de istimlak kararının gölgesinde zeytin hasadı yapılıyor- VİDEO

    Dikmece’de istimlak kararının gölgesinde zeytin hasadı yapılıyor- VİDEO

    PİRHA- Acil kamulaştırma adı altında zeytinlik alanların imara açıldığı Dikmece köyünde zeytin hasadı başladı. Zeytin Hasadı Festivali’nin yapıldığı köyde istimlak kararı iptal edilmezse, bu, Dikmece halkının yaptığı son zeytin hasadı olacak.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyünde konut yapımı için zeytinliklerin imara açılmasına karşı halkın mücadelesi sürüyor. Köy halkının tek geçim kaynağı olan zeytinin hasadı bu yıl istimlak kararının gölgesinde geçiyor.

    TALANA KARŞI ZEYTİN HASADI FESTİVALİ

    Dikmeceliler toprakları için direnirken bir yandan da zeytin hasadı yapıyor. “Bu zeytinler istimlakçıların değil, onlara yıllardır emek veren Dikmecelilerindir” diyerek Dikmece Zeytin Hasadı Festivali düzenlendi.

    21-30 Ekim tarihlerini kapsayan festivalde zeytin hasadı yapmanın yanında sergiler, tiyatro gösterileri, konserler, belgesel gösterimleri ve söyleşiler gerçekleşiyor.

    Topraklarına sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirten köylüler, “Köyümüzün üstüne kara bulutları çökertmeye çalışanlara inat, Dikmece’nin tarihinden getirdiğini dayanışmayı, neşeyi sepetlerimize doldurup zeytinlik alanlara indik. Bu zeytinlikler bizimdir, mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştular.

    PİRHA/ ANTAKYA

    İLGİLİ HABERLER:

    >Alevi köyü Dikmece’de halk zeytinlikleri için direniyor: Alınterimize TOKİ kurulamaz!

    >Dikmeceli köylüler: Ceberrut iktidara karşı topraklarımızı savunuyoruz

    >Büyük Dikmece Buluşmasında ‘Toprağımıza sahip çıkacağız’ mesajı

    >Dikmece’de toprak gaspı sürüyor: İstimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi

  • ‘Depremzede kadınlar işsizlikle bir kez daha enkaz altında bırakılıyor’- VİDEO

    ‘Depremzede kadınlar işsizlikle bir kez daha enkaz altında bırakılıyor’- VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma’dan Selver Büyükkeleş deprem bölgesindeki kadınların sorunlarına değinerek, “Depremzede kadınlar ekonomik kriz, enflasyon, işsizlik ile bir kere daha enkaz altında bırakılmak isteniyor. Tüm kadınlar için insanca yaşanabilecek koşulların acilen sağlanmasını talep ediyoruz” dedi.

    6 Şubat depremlerinin üzerinde 7 ay geçmiş olmasına rağmen bölge halkının sorunları çözüme kavuşmuş değil. Özellikle afet gibi durumlardan en çok etkilenen kadınların karşılaştığı birçok sorun hala güncelliğini koruyor.

    Mor Dayanışma Kadın Derneği, deprem bölgesinde yaşayan kadınların acil ihtiyaçlarının giderilmesi ve taleplerinin yerine getirilmesi çağrısında bulundu.

    “DEPREMZEDE KADINLARIN SAĞLIĞI TEHLİKE ALTINDA”

    Antakya Mor Dayanışma üyesi Selver Büyükkeleş, depremzede kadınların taleplerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Depremzede kadınların sağlığının tehdit altında olduğunu belirten Büyükkeleş, deprem bölgelerinde Aile Sağlığı Merkezlerinin derhal açılması gerekliliğine vurgu yaparak, kadın hastalıkları ve jinekolojik muayene birimlerinin mobil ve yerleşik olarak tam teşekküllü çalışmasını talep etti.

    “GEÇİCİ BARINMA ALANLARI YETERSİZ”

    Geçici barınma alanları yeterli olmadığına dikkat çeken Selver Büyükkeleş, “Kadınların daha güvenli yerlerde yaşamalarını talep ediyoruz. Geçici barınma alanları yaz yağmurunda bile sular altında kalıyor.  Yaşam alanları acilen yaşanabilir ve güvenli hale getirilmeli” dedi.

    Büyükkeleş, kadınların diğer sorunlarına ilişkin şunları söyledi:

    “Depremzede kadınlar ekonomik kriz, enflasyon, işsizlik, güvencesizlik ile bir kere daha enkaz altında bırakılmak isteniyor. Tüm kadınların insanca yaşayabileceği koşulların acilen sağlanmasını, gelir güvencesine sahip olmasını istiyoruz.

    Ücretsiz kreş, hasta ve yaşlı bakım evlerinin acilen açılması ve bunların kamu bütçesinden karşılanması gerekiyor.

    Depremden sonra sokaklardaki ışıklandırma oranı git gide düşmüş durumda. Tüm sokakların ışıklandırılması gerekiyor.

    Emekçi sınıftan elektrik ve su faturalarının alınmaması gerekiyor.

    Deprem bölgelerinde ulaşımın sıklaşması ve ücretsiz olması gerekiyor.”

    PİRHA/ ANTAKYA

  • Dikmece’de toprak gaspı sürüyor: İstimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi- VİDEO

    Dikmece’de toprak gaspı sürüyor: İstimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi- VİDEO

    PİRHA- Hatay’ın Dikmece köyünde acil kamulaştırma gerekçesiyle halkın tarım alanlarına ve zeytinliklerine konut yapılmasına tepkiler sürerken, istimlak kararı çıkmayan tarlalara iş makinaları girdi. 1 aydır direnişi sürdüren Dikmeceliler, oturma eylemi yaparak iş makinalarının topraklarından çıkmasını talep ediyor. 

    Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece’de ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına karşı 1 aydır direniş sürüyor. Acil kamulaştırma kararına tepkiler sürerken, bu sabah tapusu düşmeyen tarlalara jandarma eşliğinde iş makinaları girdi.

    İstimlak kararı çıkmayan toprakların gasp edilmesine karşı Dikmece halkı tarlalara inerek oturma eylemi yaptı. Topraklarını sonuna kadar savunacaklarını söyleyen Dikmeceli yurttaş Meryem Kutlu, “Tapulu arazilerimize bu sabah kamyon ve kepçelerle girdiler. Onları kovduk ve şu anda nöbetteyiz. Yakında evlerimize bile girecekler bu gidişle. Topraklarımız gasp ediliyor. Ama biz buradayız ve hiçbir zaman gitmeyeceğiz” dedi.

    Dikmece halkının tarladaki nöbeti devam ediyor.

    PİRHA/ HATAY

  • Bilim insanları, Hatay’daki hava kalitesini ölçtü; sonuç endişe verici!

    Bilim insanları, Hatay’daki hava kalitesini ölçtü; sonuç endişe verici!

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği ile Temiz Hava Hakkı Platformu, Hatay’daki hava kirliliğinin, limit değerlerin çok üzerinde olduğu uyarısında bulundu.

    Resmi hava kalitesi izleme istasyonlarında hiçbir ölçüm yapılmayan Hatay’da Türk Tabipleri Birliği ve Temiz Hava Hakkı Platformu’nun, kendi çabasıyla gerçekleştirdiği ölçümler çarpıcı gerçeği de ortaya koydu.

    Türk Tabipleri Birliği ve Temiz Hava Hakkı Platformu’nun açıklamasına göre, Antakya kent merkezinde bulunan ve depremin ilk günü olan 6 Şubat’tan itibaren devre dışı kalan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın resmi hava kalitesi izleme istasyonunda altı aydır hiçbir hava kalitesi ölçümü yapılamıyor. Bölgedeki hava kirliliğinin halk sağlığını yaşamsal düzeyde tehdit ettiğini belirten kuruluşlar, AirBeam1 adlı sensörlü portatif hava kalitesi ölçüm cihazı ile, 7 Haziran-23 Ağustos 2023 tarihleri arasında ince partikül madde (PM2.5)2 ölçümü yaptı.

    Deprem bölgesindeki yoğun toz (partikül madde) kirliliğine kamuoyunun dikkatini çekmek ve yetkilileri önlem almaya çağırmak amacıyla Hatay Tabip Odası Antakya ofisinde (konteyner) yapılan ölçümlere göre;

    10-11 Haziran günleri yapılan ve 22 saat 13 dakikalık kesintisiz ölçümde, PM2.5 ortalaması 48 µg/m3 olarak tespit edilmiştir. Bu değer Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 24 saatlik kılavuz değerinin 3 katından fazladır. Aynı gün ölçülen en yüksek PM2.5 değeri 185 µg/m3’tür.

    16-17 Haziran günleri yapılan ve 23 saat 16 dakikalık kesintisiz ölçümde, PM2.5 ortalaması 16 µg/m3’tür ve kılavuz değerin üstündedir.

    10-11 Temmuz günleri yapılan ve 21 saat 10 dakika süren kesintisiz ölçümde, PM2.5 ortalaması 17 µg/m3 olarak tespit edilmiştir. Bu değer DSÖ’nün 24 saatlik kılavuz değerinin üstündedir. Aynı gün ölçülen en yüksek PM2.5 değeri 121 µg/m3 olarak kayda geçmiştir.

    HAVA KİRLİLİK ORANI DSÖ LİMİTLERİNİN ÜSTÜNDE!

    Yapılan açıklamada, sadece 24 saatlik ölçüme en yakın süre boyunca yapılan ölçümler bile dikkate alındığında, DSÖ’nün yılda 3-4 günden fazla aşılmaması gerektiğini belirttiği PM2.5 kirliliğinin yukarıda bahsi geçen 3 günde de aşıldığı belirtildi. Değerlendirmede Haziran ayında farklı süreler boyunca ölçüm yapılabilen 16 günün tamamında DSÖ limitlerinin aşıldığı, Temmuz ayında farklı süreler boyunca ölçüm yapılabilen 7 günde DSÖ limitlerinin aşıldığı da gözlemlenmiş ancak bilimsel temelli olması için sadece 24 saate en yakın yapılan ölçümler açıklamaya konu edilmiştir. Ayrıca ölçüm yapılan 3 aylık süre içinde Antakya merkezde sıkça yaşanan elektrik ve internet kesintileri nedeniyle düzenli ölçüm yapılamadığının, ancak elde edilen kısıtlı verilerle bile kentteki hava kalitesine dair bir ön değerlendirme yapılabileceğinin altı çizildi.

    “HALK, KANSER RİSKİNE MARUZ KALIYOR”

    Ölçümlerin kesintisiz yapılması durumunda limit değer aşımının da çok daha fazla tekrarlanma riski olduğunu belirten Türk Tabipler Birliği Halk Sağlığı Kolu Başkanı ve THHP temsilcisi Prof. Dr. Gamze Varol “Bölgedeki yoğun yıkım çalışmaları sonucu ortaya çıkan partikül madde kirliliği başta akut ve kronik solunum yolu hastalıkları olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açıyor. Bölgede yıkım çalışmalarında görev alan işçiler başta olmak üzere, sürekli yıkım tozuna maruz kalan halkın kanser riskine maruz kaldığı bilimsel bir gerçekliktir” dedi.

    Prof. Dr. Varol şöyle devam etti: “Partikül madde kirliliğini önlemek için alınacak önlemler TTB ve ilgili meslek örgütleri tarafından daha önce de birçok kez kamuoyu ve yetkililerle paylaşılmış olmasına rağmen, hızlı, plansız ve önlemsiz yıkım çalışmaları devam ediyor, bölge halkı sistematik bir sağlık hakkı ihlaline maruz bırakılıyor.”

    BİLİM İNSANLARI UYARILARINI YAPTI!

    Temiz Hava Hakkı Platformu ve Türk Tabipler Birliği, Hatay başta olmak üzere deprem bölgesinde alınması gereken önlemleri sıraladı:

    Tüm deprem bölgesindeki hava kalitesi izleme istasyonları bir an önce devreye alınmalıdır.

    Bölgedeki tüm istasyonlarda PM2.5 parametresinin ölçümüne zaman kaybetmeksizin başlanmalıdır.

    İstasyonlardan elde edilen verileri içeren hava kalitesi durumu ve raporlar www.havaizleme.gov.tr ve valilik web sitelerinden eksiksiz ve sürekli olarak yayımlanmalıdır.

    Meteorolojik gelişmeleri de dahil eden bir modelleme çalışması ile enkazlardan kaynaklı tozun yerleşim alanları üzerinde dağılımı tespit edilmeli, enkaz depolama alanları ve yerleşim alanları bu modelleme sonuçlarından yararlanarak konumlandırılmalıdır.

    Yıkımlar bir plan dahilinde ve çalışanlar dışında insanlar yıkım alanından uzaklaştırılarak yapılmalıdır.

    Yıkım, enkaz transferi ve enkaz depolama alanlarında boşaltılması esnasında sulama yapılmalı, taşıyıcı kamyonların üstü seyir halinde tozumayı önlemek için kapatılmalıdır.

    Çalışanlar mutlaka koruyucu ekipman ile donatılmalı ve bu ekipmanların kullanımı zorunlu hale getirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dikmece’de Alevilerin toprakları gasp ediliyor, halk direnmekte kararlı- VİDEO

    Dikmece’de Alevilerin toprakları gasp ediliyor, halk direnmekte kararlı- VİDEO

    PİRHA- ‘Acil kamulaştırma’ adı altında zeytinlik alanların ve tarım arazilerin imara açıldığı Alevi köyü Dikmece’de direniş sürüyor. Rızaları olmadan topraklarının alındığını söyleyen Dikmeceliler, “El konulan toprakların yüzde 95’i Alevilerin toprakları. Sadece burası acil kamulaştırma adı altında gasp ediliyor ancak buna izin vermeyeceğiz” dediler.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyünde ‘acil kamulaştırma’ gerekçesiyle tarım arazileri, ormanlık alanlar ve zeytinlikler imara açıldı. AKP’nin sunduğu teklif henüz TBMM’de kabul edilmemişken ihaleye verilmesi tepkilere neden olmuştu. İhale, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Sarıdağlar şirketine verildi.

    Dikmece halkına hiçbir bilgi verilmeden, görüşülmeden adlarına olan arazileri tapudan düşürüldü. Kamulaştırma adı altında toprakları gasp edilen köylüler 17 gündür direnişte. Her ne pahasına olursa olsun topraklarını satmayacaklarını söyleyen Dikmeceliler, konuya ilişkin PİRHA mikrofonuna konuştu.

    “TOPRAKLARIMIZ ŞİRKETLERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Dikmeceli Seyhan Keser, ülkenin dört bir yanının şirketlere peşkeş çekildiğini söyleyerek, “Burası bir Alevi köyü. Komşu köyler imara açılmıyor, sadece burası acil kamulaştırma adı altında gasp ediliyor. Kimi kimin malından çıkarıyorsun? Depremde kimseyi göremedik, henüz kepçenin uğramadığı yerler var. Ama gaspa gelince 50 tane kepçe, yüzlerce asker polis geldi. Jopla, gözaltılarla bizi yıldırmaya çalışıyorlar ama biz yılmayacağız. Burayı vermeyeceğiz” dedi.

    Yeliz Tuncel, doğa katliamı ve devlet şiddetine dikkat çekerek, “Çocuklarımız, gençlerimiz polis ve jandarma tarafından darp edildi. Gözaltına alındı. Burası hem zeytinlik hem de tarım arazisi. Köylünün kendi topraklarına bile konut yapması yasakken şimdi acele kamulaştırma ile doğa katledilecek” sözlerini kullandı.

    “ALEVİLERİ HARİTADAN SİLMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Dikmece’de doğup büyüyen ve yaşadığı toprakları çocuklarına bırakmak isteyen Deniz Kutlu ise, imara açılan alanların büyük bir bölümünün Alevi toprakları olduğuna dikkat çekti. Ayrım yapıldığını düşünen Kutlu, şunları söyledi:

    “Yıllardır yok sayılan Hatay bu kararla bir kez daha yok edilmeye çalışılıyor. Bir avuç kalan topraklarımıza el konulmaya çalışıyor. Ciddi bir ayrım yapılıyor. El konulan toprakların yüzde 95’i Alevilerin toprakları. Yıllardır Alevi-Sünni çatışması yaratılmaya çalışılıyordu. Depremi de fırsat bilerek daha çok tetiklemeye çalışıyorlar. Bizi haritadan silmeye çalışıyorlar. Ama mücadelemiz sürecek. Burada doğduk büyüdük, çocuklarımızın geleceği bu topraklar.”

    “DEVLET ARAZİSİ VARKEN NEDEN BİZİM TOPRAKLARIMIZ ALINIYOR?”

    Cuma Doksöz da, “Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görülmemiştir. Bize hiçbir şey söylenmeden, konuşulmadan, danışılmadan topraklarımız tapudan düşürüldü. Hakkımızı savunurken polis ve jandarma saldırdı bize. Devlet arazisi varken neden bizim topraklarımız alınıyor? Depremden canımızı zor kurtardık, büyük kayıplarımız var bir canımız kaldı onu da alsınlar” şeklinde konuştu.

    Depremde 10 yakınını kaybeden Yeliz Olgar ise, “O yakınlarımdan arda kalan bu zeytinlikler, şimdi onu da elimizden alacaklar. Çok üzgünüm, adalet yok” dedi.

    Bölgede hemen her gün konut için ölçüm yapılırken, Dikmece halkı yaşam alanlarını ve doğayı savunma ısrarını sürdürüyor.

    Fatoş SARIKAYA/ ANTAKYA

     

  • Dikmeceli köylüler: Ceberrut iktidara karşı topraklarımızı savunuyoruz- VİDEO

    Dikmeceli köylüler: Ceberrut iktidara karşı topraklarımızı savunuyoruz- VİDEO

    PİRHA- Dikmece köyünde kamulaştırma adı altında topraklarına el konulan köy halkı, duruma isyan etti. Köyde yaşayan yurttaşlar depremden sonra topraklarının alınması tehlikesiyle karşı karşıya. Yaşanan duruma tepki gösteren köylüler, “Bize sorulmadan arazilerimiz elimizden alınıyor. Bu ceberrut iktidara karşı topraklarımızı savunuyoruz. Mücadelemiz sürecek” dediler.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece‘de kamulaştırma adı altında tarım arazileri, ormanlık alanlar ve zeytinlikler imara açıldı. Köy halkı, geçim kaynağı olan zeytinlik alanların ellerinden alınmasına tepkili.

    Konuya dair kendileriyle hiçbir müzakerede bulunulmadığını belirten köylüler, PİRHA’ya topraklarını savunacaklarını söylediler.

    DİKMECELİLERE DEPREMDEN SONRA İKİNCİ FELAKET

    Dikmece halkı, istimlak olayını depremden sonra başlarına gelmiş ikinci felaket olarak yorumluyor.

    Dikmeceli Mehmet Çelik, henüz yasa çıkmamışken ihalenin yapıldığını hatırlatarak, “İnsanlar hala enkaz altındayken buralarda istimlak yapıldığı belliydi. Buranın ihalesi henüz yasa çıkmamışken yapıldı. Depremden sonra işsiz kalan insanların tek geçim kaynağı da ellerinden alınmaya çalışılıyor. Edindiğimiz bilgilere göre yapılacak konutlar için yeni zemin etüdü yapılmadı. Deprem öncesi yapılmış zemin etüdleri kullanılacak ki bu da çok tehlikeli” dedi.

    “300 YILLIK AĞAÇLAR KESİLECEK”

    Çiftçi Ahmet Doğan, geçimlerini bu topraklardan sağladıklarını söyleyerek, “Bir süredir bu konuda mücadele yürütüyoruz. 300 yıllık ağaçlar kesilecek. Çok sert müdahale edildi bize. Vücudumun birçok yerinde darp izleri var. Ceberrut bir iktidara karşı topraklarımızı savunuyoruz. Geçimimizi bu tarladan sağlıyoruz. Devlet bize para verecek ama bir iki yıl bizi ancak idare eder. Sonra ne yapacağız” diye sordu.

    “YAPILAN HIRSIZLIK”

    Meryem Kutlu ise, yapılanın hırsızlık olduğunu belirterek, “Tarlalarımız birden adımızdan düştü ve bizimle iletişime geçen olmadı. Direkt iş makinalarıyla gelip topraklarımızı kazıdılar. Çevik kuvveti jandarmayı önünüze diktiler. Biz sadece topraklarımıza sahip çıkmak istiyoruz. Suç işliyormuşuz gibi davranıyorlar bize. Her şeye rağmen mücadelemiz devam edecek” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ANTAKYA

  • Dikmece’de kadınlar direnişte kararlı: Topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Dikmece’de kadınlar direnişte kararlı: Topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Dikmece köyünde topraklarını ve ağaçlarını koruyan köylülerin direnişi beşinci gününde de sürüyor. Dikmeceli kadınlar, “Depremden sonra çok fazla kaybımız oldu, şimdi de yeni kaygılarımız var topraklarımıza dair. Ama hiçbir şekilde burayı bırakmayacağız” diyerek mücadele edeceklerini vurguladılar.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Alevi köyü olan Dikmece’de halk, Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) zeytinlikler ve tarım arazilerine kalıcı konut yapma planına karşı direnmeye devam ediyor.

    Direnişin beşinci gününde dayanışma çadırı kuran köylülere çevre illerden, demokratik kitle örgütlerinden ve barolardan destek geliyor.

    “TOPRAKLARIMIZI SAVUNACAĞIZ”

    Çadırın önünde nöbet başlatan köylüler topraklarından vazgeçmemekte kararlı. PİRHA’ya konuşan Dikmeceli kadınlar, mücadelede ısrarcı olacaklarını belirterek şunları belirttiler:

    “Topraklarımızı rızamız olmadan bizden alıyorlar. Depremde kendi canımızı enkaz altında kendimiz çıkardık, devlet yoktu. Şimdi aynı şekilde kendi topraklarımızı savunacağız. Hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Dikmecenin gençleri olarak bizim topraklarımıza konut yapmalarına izin vermeyeceğiz. Bizim geleceğimiz bu zeytinliklerde, bu topraklarda. Biz kadınlar bu direnişin öncüleriyiz. Depremde göndermedikleri askerleri dün buraya karşımıza yığdılar. Çok öfkeliyiz ve asla topraklarımızı bırakmayacağız”

    Fatoş SARIKAYA/ANTAKYA

  • Hatimoğulları’ndan Dikmece’de TOKİ tepkisi: Zeytinlikleri talan etmeye hakkınız yok!-VİDEO

    Hatimoğulları’ndan Dikmece’de TOKİ tepkisi: Zeytinlikleri talan etmeye hakkınız yok!-VİDEO

    PİRHA- Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece’de zeytinlik alanlara TOKİ binaları yapılmak istenmesine direnen köylülere Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları destek verdi. TOKİ’ye tepki gösteren Hatimoğulları, Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılmak istenen kamulaştırmayı burada demografik yapının değiştirilmek istenmesi olarak görüyoruz” dedi. 

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece‘de zeytinlik alanlara TOKİ binaları yapılmak istenmesine karşı köylülerin direnişi sürüyor.

    Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Antakya’da Dikmece köyünde halkla birlikte bir açıklama yaparak, günlerdir devam eden direnişin aslında uzun zamandır köylüler tarafından sürdürüldüğünü vurguladı.

    “AKP İKTİDARI YILLARDIR ZEYTİNLİKLERİ TALAN EDİYOR”

    Hatimoğulları, Dikmece köyünde deprem konutları adı altında yapılmak istenen TOKİ projesi nedeni ile kamulaştırılan arazileri için Dikmece köyünün mücadelesinin devam ettiğini ifade etti. Depremden mağdur olan kentin en yoksul köylerinden biri olan Dikmece’de zeytinliklerin köylülerin geçim kaynağı olduğunu ve bu nedenle en başından beri toprağına, zeytin ağacına sahip çıktıklarını söyleyen Hatimoğulları şunları kaydetti:

    “Akbelen’de ağacına sahip çıkan kadınlar, Cudi’de yanan/cayır cayır yakılan ormanlar ve bugün burada istimlak edilmek istenen arazi, zeytinlikler ülkenin ciğeridir, canıdır. Dünden beri TOMA’larla gelerek, etmedikleri zulmü bırakmayanlar canımıza kast etmek istiyorlar. Bu ağaçlar bizim canımızdır, geçim kaynağımızdır, kültürel değerimizdir!
    Meclisin kapandığı son hafta torba yasa içinde zeytinliklerin deprem bahanesi ile imara açabilmesinin önünü açmak için madde koyduklarını ve bu maddenin Dikmece halkı için özel olarak kanun çıkartıyorsunuz demelerine rağmen çoğunluk tarafından yasalaştırıldı. 84 yıl önce yasalaştırılan Zeytin Kanunu’na rağmen AKP iktidarı yıllardır zeytinlikleri talan ediyor. Buna karşı çıkan köylülere de işkence görüntüleri tüm kamuoyuna yansıdı. Tıpkı İsrail devletinin Filistin halkına uyguladığı şiddeti anımsatan görüntülerdi. Jandarmayı ve onlara emri verenleri kınıyorum.”

    “İŞGALCİ SİZSİNİZ; DİKMECE ARAZİLERİ PEŞKEŞ ÇEKİLDİ”

    Torba yasadaki 25. Madde ile depremzede yurttaşların, “işgalci” olarak tanımlandığını ve topraklarından çıkartılacağının ifade edildiğini dile getiren Hatimoğulları, “Burada gördüğümüz işgalci sizsiniz” dedi.

    Hatimoğlulları, alınan kararda Dikmece, Kesecik, Karaağaç köylerinin kamulaştırıldığını ve henüz kanun çıkmadan haftalar önce Dikmece arazilerinin 15 Mayıs tarihinde ihale sözleşmesi yapılarak peşkeş çekildiğinin altını çizdi.

    “DEMOGRAFİK YAPI DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Deprem konutu projesinin iki defa yıkıldığı için tekrar inşa eden Erzurum pistini yapan Sarıdağlar İnşaat’a verildiğini, yine yandaş firmaya sözde deprem konutlarının teslim edildiğini vurgulayan Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti:

    “Depremi Allahın lütfu olarak görüp talan için gerekçe yapıyorlar. Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılmak istenen kamulaştırmayı burada demografik yapının değiştirilmek istenmesi olarak görüyoruz. Deprem olduğunda seferberlik ilan etmeyen, gelmeyen iş makinaları şimdi zeytinliklerimiz için sıraya girmiş. Arap Alevi halkı neden bizim topraklarımız, diye soruyor. Zeytinlikler, tarım arazileri bu köyün geçim kaynağıdır. Depremde her şeyini kaybetmiş yurttaşları bir de topraklarından etmeyin, ikinci bir travma yaşatmayın. Depremi gerekçe göstererek köylüleri buradan sürmeye, demografik yapıyı değiştirmeye ve zeytinlikleri talan etmeye kimsenin hakkı yoktur.”

    Hatimoğulları, henüz zemin etüdleri bile yapılmamış araziye proje yapılmak istenmesini eleştirerek, direnişin devam edeceğini ve takipçisi olacaklarını ifade etti.

    PİRHA/ANTAKYA

  • Antakya Dikmece köyünde gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

    Antakya Dikmece köyünde gözaltına alınanlar serbest bırakıldı

    PİRHA – Antakya’nın Dikmece köyünde zeytinlik alanlardaki TOKİ yapımına karşı direnirken gözaltına alınan 7 kişi serbest bırakıldı.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyünde zeytinlik alanlara TOKİ yapılmasına karşı direniş sürüyor.

    Dün zeytinliklere iş makineleriyle girilmesine engel olmaya çalışan köylülere polis ve jandarma saldırdı. Aralarında avukat Bahattin Özdemir’in de olduğu 7 kişi darp edilip ters kelepçe ile gözaltına alındı. Jandarma Karakolu’na götürülen 7 kişi hakkında, “Halkı kin ve nefrete teşvik” ve “Görevli memura mukavemet” suçlamasıyla işlem yapıldı.

    Karakoldaki işlemlerinin ardından 3 kişi serbest bırakılırken, savcılığa sevk edilen avukat Bahattin Özdemir ile Deniz Polat, Doğukan Aksu ve Zekeriya Olgar da ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

    PİRHA/ HATAY

  • Alevi köyü Dikmece’de ekolojik yıkım sürüyor: Jandarma korumasında ölçüm- VİDEO

    Alevi köyü Dikmece’de ekolojik yıkım sürüyor: Jandarma korumasında ölçüm- VİDEO

    PİRHA- Antakya Dikmece Köyü’ndeki zeytinlik alanlara yapılmak istenen konutlar için TOKİ, jandarma korumasında bölgede ölçüm yaptı. Jandarma, ölçüm yapılırken köylülerin arsalarına giriş çıkış yapılmasını engelleyerek bölgeyi kapattı. Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bu ölçüm halkı buradan sürdürme politikasıdır. Özellikle Arap Alevi halkını zorla göç ettirmeye çalışıyorlar” dedi.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Arap Alevisi köyü Dikmece’de ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına tepkiler sürerken bu sabah bölgede jandarma korumasında ölçüm yapıldı.

    Bölgede yaşayanların geçim kaynağı olan zeytinliklerin gasp edilmesine köy halkı, “Gerekirse bu çalışmanın başına asker dikeceğiz demişlerdi ve bugün de bunu gerçekleştirdiler. Bütün tarlalarımıza geçiş yollarını kapattılar. Binlerce dönüm boş arazi varken neden özellikle buraya göz dikiyorlar? Bu tarlalardan ekmek yiyoruz biz ne yapacağız” diyerek tepki gösterdiler.

    “HALKI BURADAN SÜRME POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Köylülerle birlikte ölçüm yapılan arazide duruma itiraz eden Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Dikmece’nin bir Alevi köyü olduğuna dikkat çekerek, bunun bir sürgün politikası olduğunu ifade etti.

    Koca, “Burada gündelik yaşamda ayakta kalmak bile zorken acele kamulaştırmayla Dikmece Köyü’nde halkın topraklarına, ekinlerine, tarım arazilerine, zeytinliklerine el koymaya çalışıyorlar. Bu sabah bir şafak operasyonu gibi jandarmalar yolu tamamen kapattı. Bu köyün esas sahipleri engelleniyorlar. Jandarma eşliğinde TOKİ eliyle burada ölçüm yapılıyor. Bu ölçüm halkı buradan sürdürme politikasıdır. Özellikle Arap Alevi halkını zorla göç ettirmeye çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

    PİRHA/HATAY

  • AKP’liler gözünü Alevilerin zeytinliklerine dikti- VİDEO

    AKP’liler gözünü Alevilerin zeytinliklerine dikti- VİDEO

    PİRHA- Deprem bölgesinde yeni konutların yapılması için ormanlık alanlar ve zeytinlikler imara açıldı. Burada yaşayan yurttaşlar, binlerce dönümlük boş arazi varken Alevilerin topraklarının alındığına dikkati çekerek, düzenlemeye tepki gösterdiler.

    Hatay’daki ormanlık alanların ve zeytinliklerin konut yapımı için imara açılmasına dair AKP’nin sunduğu kanun teklifi henüz Meclis Genel Kurulu’na gitmeden ihaleye verilmesi tepkilere neden olmuştu. Söz konusu düzenleme TBMM’de kabul edildi. Buna göre 18 ilde deprem nedeniyle 674 bin 238 konut yapılacak. Hatay’ın Antakya ve Defne ilçelerinde ise 321 dönümlük toplam 65 tescilli zeytinlik arazisi imara açılacak.

    KÖYLÜLER TEPKİLİ: BİR İMZAYLA YAŞANTIMIZI ALACAKLAR

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece köyü de imara açılacak alanlardan biri. Arap Alevilerin yoğunluklu olarak yaşadığı köyün neredeyse tek geçim kaynağını zeytinler oluşturuyor. Burada yaşayan yurttaşlar, bölgede çorak ve boş arazilerin varlığına dikkat çekerek, “Neden o bölgeler değil de bizim yaşam alanlarımız” sorusuna cevap almak istiyorlar.

    Alevilerin yaşam alanlarına bilinçli bir müdahalenin söz konusu olduğunu belirten köylüler, “Biz depremin yaralarını daha sarmadan yaşam alanlarımıza göz diktiler. Köyün geçimi bu zeytinlikler, elden giderse geçinemeyeceğiz. Ev yapımına uygun birçok yer varken Alevilerin topraklarını alıyorlar. Bir imzayla yaşantımızı alacaklar, öldürsünler bizi daha iyi. Bunu asla kabul etmeyeceğiz” diyerek tepkilerini dile getirdiler.

    Daha önce imza toplayıp, çeşitli eylemler yapan köylüler, “Köyümüz her şeyimizdir” diyerek sonuna kadar mücadele edeceklerinin altını çizdiler.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/HATAY

  • “Antakya kimliksizleştirilme tehlikesi ile karşı karşıya”- VİDEO

    “Antakya kimliksizleştirilme tehlikesi ile karşı karşıya”- VİDEO

    PİRHA- Evvel Temmuz Festivali’nde yapılan ‘Deprem Bölgesinde Kültürel Mirası Anlamak’ panelinde Antakya’nın ‘yeniden inşa’ adı altında kültürel dokusunun bozulup, kimliksizleştirilme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi. Akşam konserindeyse Yeni Türkü sahne aldı.

    Antakya’da düzenlenen Evvel Temmuz Festivali etkinlikleri kapsamında ‘Deprem Bölgesinde Kültürel Mirası Anlamak’ adlı panel yapıldı. Şehir Planlamacısı Akademisyen Tuğçe Tezer ve Antropolog Şule Can panelde konuşmacı olarak yer aldı.

    Tuğçe Tezer, Antakya’nın kültürel zenginliğini anlatarak mekan-insan ilişkisini öne çıkardı. Depremden sonra Antakya’nın kültür mekanlarının kalıcı tahribatlara yol açtığını belirten Tezer, kentte onarımın var olan kültürün devamlılığını koruyarak yapılması gerektiğini söyledi.

    Şule Can ise Antakya’nın yeniden inşa etme adı altında kimliksizleştirme tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkatleri çekti. Kolektif hafızanın önemini dile getiren Can, “Bütün bu binalara verilen inşa sürecinde orada yaşayan, hatırası olan insanların karar verici olarak düşünülmesi gerekiyor. Bu mirasın yalnızca tanığı değil, bir özne olarak taşıyıcısıyız aynı zamanda. Bu anlamda kentin onarılması, ayağa kaldırılması noktasında Antakya halkının söz sahibi olması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Panelin ardından Ali İsmail Korkmaz Festival Alanı’nda Yeni Türkü konseri yapıldı. Konser öncesi deprem felaketinde yaşamını yitirenler anılırken, Yeni Türkü şarkılarıyla konser sonra erdi.

    PİRHA/ HATAY

     

  • Evvel Temmuz Festivali’nde deprem ve halkların dayanışması konuşuldu-VİDEO

    Evvel Temmuz Festivali’nde deprem ve halkların dayanışması konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Evvel Temmuz Festivali’nde ‘Depremde Halkların Dayanışması ile Direnmek ve Umudu Yeşertmek’ başlıklı panelde, deprem sürecindeki dayanışma örgütlülüğü üzerine konuşuldu. Panelde, Antakya’yı ayağa kaldırmak yerine rantsal bir çalışma yapıldığına dikkat çekildi. 

    Samandağ Kalkındırma Derneği ve Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 23’üncü geleneksel Evvel Temmuz Festivali devam ediyor.

    Festivalin 8’inci gününde ‘Depremde Halkların Dayanışması ile Direnmek ve Umudu Yeşertmek” konulu panel gerçekleşti. Nehna Platformu’ndan Mişel Uyar, Emre Can Dağlıoğlu, Şule Can ve Can Terbiyeli’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde; dayanışma kavramı, dayanışma ağlarının örülmesi, deprem sonrasında dayanışmanın önemi konuları üzerine konuşuldu.

    Şule Can; platformun anlamını, neler yaptığını, dayanışma kültüründeki yeri ve depremden sonraki önemine ilişkin konuştu.

    Mişel uyar, deprem sürecinde ne gibi dayanışma ağları ördüklerini anlattı.

    Emre Can Dağlıoğlu ise, “Devletin kurumları, deprem risklerine rağmen kentlerin plansızca büyümesine izin verdi. Göçün engellenmemesi, moloz döküm yerlerinin özellikle seçilmesi, yardımın zamanında gelmemesi, deprem bölgelerini rant meselesine dönüştürülmesi büyük bir suçlar bütünü olarak karşımıza çıkıyor” dedi. Dağlıoğlu, buna karşın hep birlikte mücadele etmenin önemine vurgu yaptı.

    “ANTAKYA’YI AYAĞA KALDIRMAK YERİNE RANTSAL BİR ÇALIŞMA YAPILIYOR”

    Can Terbiyeli ise, deprem dayanışmasında bundan sonraki süreçte daha büyük resme odaklanarak hareket edilmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

    “Antakya’yı ayağa kaldırmak yerine rantsal bir çalışma yapılıyor. Buna karşı mücadele edilmeli. Karşımızda bizi düşünmeyen bir iktidar var. Tek tek mücadele etmek yerine depremde ortaya çıkan mücadeleyi daha büyütmeliyiz. Bu konulara odaklanacak konferanslar ve çalıştaylar yapılmalı. Dayanışmayı büyütelim”

    PİRHA/ HATAY

  • Ali İsmail Korkmaz mezarı başında anıldı-VİDEO

    Ali İsmail Korkmaz mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gezi şehidi Ali İsmail Korkmaz, ölümünün 10. yılında Antakya’daki mezarı başında anıldı. Anmada konuşan Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Hatimoğulları, “Gezi bu ülkenin yüz akıdır. Ali İsmail Korkmaz’ı ve Gezi Direnişi’ni unutmadık unutturmayacağız” dedi.

    10 yıl önce Eskişehir’deki Gezi Direnişi sırasında dövülerek öldürülen üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, Antakya’daki mezarı başında anıldı. Korkmaz ailesinin çağrısıyla yapılan anmaya, Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) ve Öğrenci İnisiyatifi üyeleri yanı sıra kentten birçok sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilci de katıldı.

    ALİ İSMAİL’İ UNUTTURMAYACAĞIZ

    Anmada ilk sözü, Ali İsmail Korkmaz’ın abisi Gürkan Korkmaz aldı. Abi Korkmaz, Ali İsmail Korkmaz’ın darp edilerek öldürülme sürecini anlattı. Bütün haksızlıklara rağmen mücadele etmeye devam ettiklerini ve kardeşini öldürenlerden mutlaka hesap soracaklarını belirten Korkmaz, “Şuan burada birlikte duruyor olmamız ve Ali İsmail’i anmamız çok önemli. Ali İsmail Korkmaz’ı, unutmadık. Unutturmayacağız” dedi.

    Kurdukları ALİKEV bünyesinde binlerce öğrenciye burs verdiklerini ve binlerce kişinin yeni doğan çocuklarına Ali İsmail adını verdiğini söyleyen abi Korkmaz, “Ölüme inat tohum ekmeye devam ediyoruz. Ali İsmail belki aramızda değil ama ruhuyla, düşüncesiyle yaşıyor. Yanımızda” ifadelerini kullandı.

    OĞLUMUN KATİLİ İKTİDAR

    Gürkan Korkmaz’dan sonra sözü Ali İsmail Korkmaz’ın babası Şahap Korkmaz aldı. Baba Korkmaz, oğlu İsmail’in katilinin iktidar olduğunu belirtti.

    Gerçek katilin iktidar olduğunu söyleyen baba Korkmaz, “İktidar katili destekliyor. Kadın katillerini destekliyor. Ülkede adaletin olmama nedeni bu iktidar. Gerçek suçlular cezaevine atılsa bu halde olmazdık. Bugün alıyorlar, yarın arka kapıdan salıyorlar suçluları. Maalesef bu ülkede adalet yok” dedi.

    ALİ İSMAİL KORKMAZ İLE AYNI İSMİ TAŞIYAN KUZENİ DEPREMDE HAYATINI KAYBETTİ

    Şahap Korkmaz’dan sonra söz alan anne Emel Korkmaz sözlerine, Antakya’da büyük bir yıkım yaratan ve binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan depremlere değinerek başladı. Depremlerin yüreklerinde büyük bir yara bıraktığını söyleyen Anne Korkmaz, “Kimimiz ailesini, kimimiz akrabalarını, kimimiz de komşularını yitirdi. Biz de Ali İsmailimizle aynı ismi taşıyan, kuzeni Ali İsmail Korkmaz’ı ve hamile eşi Şaziye Korkmaz’ı kaybettik” dedi.

    Acılarının hiç dinmediğini ve yaralarının sürekli kanamaya devam ettiğini belirten Anne Korkmaz, “Ali İsmail aramızda yok ama binlerce, 100 binlerce evladımız var. Bu bize güç veriyor. Bu güç sayesinde ayakta kalıyoruz. Yoksa ayakta kalmak mümkün değil. Ayağınıza ve yüreğinize sağlık hepinizin” diyerek anmaya katılanlara teşekkür etti.

    DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE UMUTLARI VARDI

    Anmada son sözü Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları aldı. Sözlerine gezi şehitlerini anarak başlayan Hatimoğulları, Gezi şehitlerinin umutlarının ve ruhlarının hala aralarında olduğunu söyledi.

    Gezi Direnişi’nin, Türkiye’nin vicdanı olduğuna vurgu yapan Hatimoğulları, “Gezi şehitlerinin demokratik bir Türkiye umudu vardı. Eşit yaşamın ve gençlerin umudunun olduğu bir Türkiye için mücadele ettiler. Gezi bu ülkenin adaletiydi. Gezi bu ülkenin eşitlik talebiydi. Gezi bu ülkede yaşan halkların özgürlük ve eşit yaşam talebiydi. Gezi bizdik, Gezi hepimizdik. Gezi Direnişi’nin en ağır bedelini ödeyen şehirlerden biri ne yazık ki Antakya oldu. Antakya üç şehit verdi Gezi’de. Ali İsmail Korkmaz’ın mezarı başında, Gezi’de şehit düşen herkesi saygıyla anıyorum. Onları unutmak ve unutturmak mümkün değil” diye belirtti.

    GEZİNİN RUHU HİÇ DİNMEYECEK

    6 ve 20 Şubat depremlerine değinen Hatimoğulları, “Biz Antakya’da o acıyı bu depremlerle tekrardan yaşadık. Yüreğimiz acıyla dolu. Bunu anlatmaya kelimeler yetmez. Gezi Direnişi’nde gencecik fidanların ektiği umut; Yeniden Armutlu’da, Yeniden Taksim’de yeşerecek ve bizler kendimizi de kentimizi de, adil bir ülkeyi de yeninde kuracağız. Mücadeleye devam edeceğiz, Gezi Direnişi ruhu hiç bitmeyecek ve bizler aynı ruhla kentimizi yeniden inşa edeceğiz. Bu da bütün yoldaşlarımızla sözümüz olsun. Bütün halkımızın başını sağ olsun. Ali İsmail Korkmaz’ın ailesine ve diğer bütün gezi şehitlerinin ailelerine verdikleri mücadeleden ötürü sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum” diyerek sözlerini bitirdi.

    Anma şiirlerin söylemesinin ardından sona erdi.

    ALİ İSMAİL KORKMAZ ADINA KONSER

    23’üncü Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali’i kapsamında Samandağ Kalkındırma Derneği, ALİKEV ile birlikte, Ali İsmail Korkmaz’ın, Antakya ilçesine bağlı Ekinci Köyü’ndeki evinin önünde konser düzenlenecek. Saat 20:30’da başlayacak olan konsere Lal Gazel ve Hüsnü Arkan katılacak. Anmaya katılanlar, anmanın ardından konserin yapılacağı yere geçti.

    PİRHA/ANTAKYA

  • Evvel Temmuz Festivali, ‘İçeride dışarıda şiddet…’ resim sergisiyle devam etti

    Evvel Temmuz Festivali, ‘İçeride dışarıda şiddet…’ resim sergisiyle devam etti

    PİRHA- Antakya’da düzenlenen Geleneksel Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali’nin 23’ncüsü dolu dolu geçmeye devam ediyor. Antakya’nın Samandağ ilçesinde festival kapsamında gerçekleştiren etkinliklerinden biri de Görülmüştür Kolektif ve redfotoğraf grubu’nun düzenlediği “İçeride dışarıda şiddet…” temalı resim sergisi oldu.

    Görülmüştür Kolektifi adına Adil Okay ve redfotoğraf grubu adına ise Özcan Yaman’ın da fotoğraflarının yer aldığı sergi de, eserlerin çoğunu hapishanedeki politik tutsaklar oluşturuyor. Antakyalı depremzedelere de mektup gönderen tutsaklar, gönderdikleri mektuplarla Antakya halkına başsağlığı diledi.

    “TUTSAKLARIN SESİNİ DUYURMAK İSTEDİK”

    Düzenledikleri “İçeride ve dışarda şiddet… ” temalı resim sergisinin anlamını anlatan Adil Okay, “redfotoğraf grubu ile birlikte düzenlediğimiz bu sergiyi hapishanede ki politik tutsakların eserleri oluşturuyor. Sergiyi düzenlemekte ki amacımız şu: tutsak tutulan politik insanların onca baskıya ve zulme rağmen üretebildiklerini göstermek ve seslerini duyurabilmek. Bu insanların sayıdan oluşmadığını göstermek. Aynı zamanda içeri de ve dışarda şiddete karşı bir sesin yükseldiğini gösterebilmek için uğraştık” dedi.

    “ŞİDDET HER ALANDA DEVAM EDİYOR”

    Ülkede her alanda şiddetin devam ettiğini belirten Okay, sergide Kadınlara, LGBTİ+lara, gençlere, üniversitelilere, emekçilere ve toplum ezilen diğer tüm kesimlerine yer verildiğini ifade etti.

    TUTSAKLARDAN ANTAKYA HALKINA MEKTUP

    Tutsakların Antakya halkına mektup gönderdiğini söyleyen Okay, “Tutsaklar, Kahramanmaraş merkezli depremlerden en fazla zarar gören illerden biri olan Antakya’da yaşayan yurttaşlara geçmiş olsun ve başsağlığı dileklerini iletti” diye belirti.

    PİRHA/ANTAKYA

     

  • Antakya’daki bina enkazında bir kadının cansız bedeni bulundu

    Antakya’daki bina enkazında bir kadının cansız bedeni bulundu

    Antakya’da depremin 135’inci gününde enkaz kaldırma çalışmalarında bir kadının cansız bedeni bulundu.

    Maraş merkezli depremlerde ağır hasar alan kentlerden biri olan Hatay’da bir kadının cansız bedeni bulundu. Antakya ilçesine bağlı Kışlasaray Mahallesi Köşe Apartmanı enkazının kaldırılması sırasında dün bulunan bir kadının cenazesi, hastane morguna kaldırıldı.

    (HABER MERKEZİ)