Etiket: avf

  • Alevi Vakıfları Federasyonu’ndan büyük kopuş!

    Alevi Vakıfları Federasyonu’ndan büyük kopuş!

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) çatısı altında faaliyet yürüten 5 kurum, federasyondan ayrıldığını açıkladı.

    HAKEV (Haydar Eren Eğitim ve Kültür Vakfı Aydınlı Cemevi), Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi, Adalar Cem Vakfı, Kartal Cemevi Vakfı ve Anadolu Bilim Kültür ve Cem Vakfı federasyondan ayrılma gerekçelerine dair yazılı açıklama yaptıç

    Yapılan açıklamada, mevcut başkan Haydar Baki Doğan’ın son dönemde benimsediği yönelimlerini doğru bulmadıkları ifade edilerek, şunlar dile getirildi:

    “Kuruluşumuzdan bu yana temel ilkemiz; Alevi-Bektaşi inancının değerlerine bağlı, halkın ihtiyaç ve taleplerine duyarlı, adalet, şeffaflık ve toplumsal sorumluluk ilkelerine uygun bir anlayışla hareket etmek olmuştur.

    Ancak üzülerek belirtmeliyiz ki, mensubu bulunduğumuz ve Sayın Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın önderliğinde kurulan Alevi Vakıflar Federasyonu kuruluş amacından ve çizgisinden uzaklaşarak farklı bir yol izlemektedir. Bu uzaklaşma sadece yönetim anlayışında değil, temsil edilen değerlerde, kullanılan dilde ve alınan kararlarda açıkça görülmektedir: Bu doğrultuda inançsal değil siyasi bir gaye benimseyen Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Sayın Dr. Haydar Baki Doğan’ın son dönemde benimsediği yönelimler;

    İnancın öz değerlerinden,
    Halkın vicdani beklentilerinden,
    Katılımcı ve hesap verebilir yönetim anlayışından,
    Ortak akıl ve İstişare kültüründen uzaklaşmıştır.

    Gelinen noktada, söz konusu kurumun mevcut yapısı ve işleyiş biçimi, bizlerin savunduğu değerlerle açık bir çelişki içindedir. Bu nedenle, ilkelerimizle bağdaşmayan bu yapının içerisinde yer almamızın artık mümkün olmadığı kanaatine varmış bulunmaktayız.

    Topluma ve Alevi-Bektaşi inancına karşı taşıdığımız sorumluluk gereği; HAKEV (Haydar Eren Eğitim ve Kültür Vakfı Aydınlı Cemevi) ve Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi olarak ilgili kurumla tüm idari, temsili ve yapısal bağlantımızı sonlandırma kararı aldığımızı kamuoyuna saygıyla arz ederiz.

    Aynı düşünce ve sorumluluk bilinciyle hareket eden Adalar Cem Vakfı, Kartal Cemevi Vakfı ve Anadolu Bilim Kültür ve Cem Vakfı da Alevi Vakıflar Federasyonundan ayrılmak için gerekli yasal süreçleri başlatmış bulunmaktadır.

    Bu karar, bir kopuştan ziyade; ilkelerimize, inancımıza ve halkımıza karşı taşıdığımız sorumluluğun gereğidir.

    Basına ve Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AVF’deki yönetimsel krizde yeni gelişme: Artık ‘dur’ demek gerekmektedir!

    AVF’deki yönetimsel krizde yeni gelişme: Artık ‘dur’ demek gerekmektedir!

    PİRHA – Alevi Vakıflar Federasyonu yönetiminde yaşanan fikirsel ayrılıklar sonucu olağanüstü genel kurul kararı alındı. Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Haydar Baki Doğan’ın bu onurlu görevi bir an önce bırakması ve Alevi inancına, federasyona ve Alevi toplumuna daha fazla zarar vermemesi için artık ‘dur’ demek gerekmektedir” denildi.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) içerisindeki yönetim krizinde yeni bir aşamaya gelindi. Fikirsel ayrılıklar sonucu olağanüstü genel kurul yapma kararı alındı.

    AVF tarafından yazılı yapılan basın açıklamasında Haydar Baki Doğan’ın, bileşen vakıf yönetimleri ile üst kuruldaki delegeleri karşı karşıya getirip, devleti kullanarak güç elde etmeye çalıştığı ifade edildi.

    “DEVLETİ KULLANARAK GÜÇ ELDE ETMEYE ÇALIŞMIŞTIR”

    “Alevi Vakıfları Federasyonu’nda Yaşanan Kriz” başlığı ile yapılan basın açıklamasında, “Alevi Vakıfları Federasyonu, yönetim kurulunda ve kendi bileşenleriyle yaşanan ciddi sorunlar sonucunda, delegelerin talebi üzerine olağanüstü genel kurula gitme kararı almıştır. Federasyon Başkanı Haydar Baki Doğan’ın tutarsız ve federasyonun amaçlarına aykırı davranışlarına son vermek amacıyla, Ankara ve İstanbul’un en köklü federasyon üye vakıfları harekete geçmiştir.  Haydar Baki Doğan, Alevi inancını bir kenara bırakarak, üye kurumların ve diğer Alevi kuruluşlarının istek ve sorunlarıyla ilgilenmek yerine siyasi partilerin yanında yer almayı, gölgeleri olmaya özen göstermektedir” denildi.

    Haydar Baki Doğan’ın, bileşen vakıf yönetimleri ile üst kuruldaki delegeleri karşı karşıya getirerek insanları birbirine kışkırttığı, devleti kullanarak güç elde etmeye çalıştığı iddia edilen açıklamanın devamında, şunlara yer verildi:

    “Bu davranışlar sonucunda, Doğan’ın yönetsel gücü sorgulanır hale gelmiştir. Mevcut başkan, Alevi Vakıfları Federasyonu ile diğer Alevi örgütlenmeleri arasındaki bağları kopararak bireysel hareket etmeyi tercih etmiş, bu da Alevilik inancının ‘bir inançtır ve siyasetten üstündür’ düsturuyla uyuşmamaktadır.

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun kuruluşundan bu yana görev almış başkanlar, ‘inanca saygı ve kurumlara destek anlayışı’ çerçevesinde hareket etmişlerdir. Ancak, mevcut başkan Haydar Baki Doğan bu anlayışı benimseyememiştir. Anadolu ve İstanbul’daki köklü üye vakıfları tarafından görevinden ayrılması talep edilmesine rağmen, olağanüstü genel kurul çağrılarına kulak tıkamıştır. Bu durum karşısında, bileşen vakıf delegeleri gereğini yerine getirerek mevcut başkanı olağanüstü genel kurula gitmeye zorlamışlardır. Haydar Baki Doğan, yaşanan rahatsızlıkları görmezden gelerek, İstanbul ve Anadolu’daki saygın kurumların delegelerini yanıltacak tavırlardan geri durmamaktadır.

    Sonuç olarak, Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı olarak, toplum içindeki tutum ve davranışlarıyla yapıcı, olgunlaştırıcı ve birleştirici bir yaklaşım sergilemesi gereken kişi sorumluluklarını yerine getirmemektedir. Ayrıştırıcı davranışlar, Alevi Vakıfları Federasyonu’na ve Alevi inancına her geçen gün daha fazla zarar vermektedir. Bu nedenle, Haydar Baki Doğan’ın bu onurlu görevi bir an önce bırakması ve Alevi inancına, federasyona ve Alevi toplumuna daha fazla zarar vermemesi için artık ‘dur’ demek gerekmektedir.

    YOL CÜMLEDEN ULUDUR.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bilal Erdoğan’ın, Alevi camiasına girişi AVF’de nasıl tepki buldu?

    Bilal Erdoğan’ın, Alevi camiasına girişi AVF’de nasıl tepki buldu?

    PİRHA – “3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni” ardından Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) içerisinde fikir ayrılıkları oluştu. AKP hükümetinden isimlerin yanı sıra Bilal Erdoğan’ın da törene katılması, vakıf bünyesindeki birçok ismin tepkisini çekti. AVF bünyesinde yer alıp ismini vermek istemeyen bir kişi “Genel anlamda Haydar Baki Doğan’ın bu yönetiminde kucağımızda bomba bulmuş gibi oluyoruz. Hiçbir şeyden haberimiz yok” diyerek eleştiride bulundu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Bektaşi inanç temelli bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi amacıyla 15 Mart’ta 3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni’ni gerçekleştirdi. İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan törene yaklaşık 600 kişi katıldı.

    AVF yönetimi, tören öncesi AKP, MHP ve CHP yöneticilerine bizzat giderek törene katılmaları talebiyle davetiye iletti. Törene, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy bizzat katılırken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise yazılı bir mesaj gönderdi.

    Gecenin sürpriz konukları arasında İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Bilal Erdoğan da vardı. AVF’de, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile yapılan ilişkiler nedeniyle oluşan tartışmalar, Erdoğan’ın da geceye katılımı ile daha da arttı. Vakıf bünyesindeki birçok isim, protokolde yer alanlar sebebiyle tepki gösterip salondan ayrıldı. Durumu protesto edenler arasında, AVF üyesi olup en geniş tabana sahip CEM Vakfı’nın bileşenleri de vardı. Aktarılan bilgilere göre, kurum yönetimlerinin yanı sıra dedelerin de salonu terk ettikleri ifade edildi.

    PROTESTONUN BİR NEDENİ DE AKP-HTŞ ORTAKLIĞI!

    3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri Töreni’nde yaşanan gerginlik sosyal medyada da görünür oldu. Kimi yurttaşlar, AVF Başkanı Haydar Baki Doğan’ın, Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş sürecindeki protestolarını hatırlatıp “Bugün AKP ile el ele, yan yana” sözleriyle eleştirdi.

    Sosyal medyaya yansıyan eleştiriler arasında AKP-HTŞ işbirliği de öne çıktı. Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar sürerken AVF’nin, AKP ve uzantılı kurumlarıyla ilişkilenmesi tepkilere neden oldu.

    “ÖĞRENCİLERİ HERHANGİ BİR DİNİ UYGULAMAYA ZORLAMADAN…”

    Gecede konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sözleri de tepkiyle karşılandı. ÇEDES ve birçok gerici uygulamalarla gündemde olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, tören gecesinde “…tüm öğrencilerimizin ülkemizde var olan dinleri ve mezhepleri ana hatlarıyla tanımalarını, inanç, ibadet ve ahlak esaslarını kavramalarını ve bunları sosyal hayata yansıtmalarını, kardeşçe yaşamalarını istiyoruz. Vicdan ve düşünce özgürlüğünü zedelemeden, öğrencileri herhangi bir dini uygulamaya zorlamadan bir eğitim süreci yürütmek, bizim en temel prensiplerimizdendir. Çoğulculuk, nesnellik, karşılıklı anlayış ve uzlaşıyı esas alarak, tüm öğrencilerimizi kucaklayan bir eğitim ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KARDEŞLİĞİMİZİ PEKİŞTİREN ADIMLAR!”

    Gecenin odak isimlerinden birisi de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’du. Cemevi Başkanlığını da bünyesinde bulunduran Ersoy’un, gecede yaptığı konuşmada şu cümleleri dikkat çekti:

    “Başkanlığımızın yürüttüğü saha çalışmaları sonucunda Türkiye genelinde 2 bin 102 cemevi tespit edilmiştir. Bu kapsamda 1200 cemevimizden 1900 dilekçe başkanlığımıza ulaşmıştır. Bugün Alevi-Bektaşi toplumuyla devlet arasındaki gönül bağını daha güçlendirdiğimizi görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Aradaki engelleri birer birer kaldırarak kardeşliğimizi pekiştiren adımları atmış bulunuyoruz. Bu birlikteliğin toplumsal barışımıza ve ortak geleceğimize katkı sağlamaya devam edeceğine gönülden inanıyorum.”

    “KUCAĞIMIZDA BOMBA BULMUŞ GİBİYİZ”

    Söz konusu gecenin ardından AVF yönetiminde olup ismini vermek istemeyen bir kişi, PİRHA’ya konuştu. “Federasyon içerisinde bazı şeyler uyuşmuyor. Bir tür kan uyuşmazlığı sorunu var” diyen AVF sorumlusu, şu eleştiride bulundu:

    “Evet bir yönetim var ama sorunlar tam anlamıyla çözülmediği için yönetimde kendi içerisinde barışık değil. Bu nedenle bazı vakıfların ayrılıkları söz konusu oldu. Ayrılıklar olmaya devam edecektir diye tahmin ediyorum. Bu ayrılıklar, yönetilme şekliyle alakalı bir durum. Benim şikayetim bu yöndeydi ve bundan dolayı da festival törenine katılmamayı yeğledim.

    Bir süre önce Kayseri’den Abbas Tan ve Ankara’dan Hüseyin Gazi Vakfı ayrıldı. Bunlar, yönetiliş biçim ve şekillerindeki memnuniyetsizlikler sebebiyle ayrıldı. Şu an Kartal Cemevi ile Ümraniye Cemevi yönetimleri de bazı şeylere çok sıcak bakmıyor. Kesin olmamakla birlikte onlarda da belli kopuşlar olabilir. Benmerkezli bir yönetim şekli ile hareket ediliyor. Bu tarz önemli konularda insanlar, oy çokluğuyla değil oy birliği ile karar vermelidir. Arka planda bizlerin, halkımıza, cemevlerimize gelen insanlara takdir edersiniz ki izahat da vermemiz gerekiyor. İşte o açıklamaları iyi yapabilmek için dışarıda iyi ya da kötü olabilecek tüm olaylarda önceden bilgi sahibi olunursa insanlar da derslerine çalışarak gider. Ama bizler genel anlamda Haydar Baki Doğan’ın bu yönetiminde kucağımızda bomba bulmuş gibi oluyoruz. Hiçbir şeyden haberimiz yok. Herkes nasıl öğreniyorsa biz de o an öğreniyoruz. O zaman bizim yaptığımız yöneticiliğin bir sıfatı kalmıyor.”

    “KİMSE, FİKRİNİ NET BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMEDİ”

    AVF bünyesindeki isim, federasyon içerisindeki ayrılığın, “hükümet ile ilişkilenme” ve birçok başlık sebebiyle olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “İnsanların niyetlerinde bu sebepler tabii ki de vardır. Bu fikri direkt açıkça dile getirip kopan olmadı ama insanlar, zaten bunlardan rahatsız. Sadece hükümet olarak düşünmeyin, ben şahsi olarak Alevi inanç kurumlarının tamamen siyasetten daha bağımsız olması tarafındayım. Partilere mesafeler çok eşit olmalı. Çünkü bizler partiler üstüyüz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile olan ilişkileri takdir edersiniz ki bazı federasyonlar bundan çok uzak ama bizim federasyon bir tık daha yakın, bunun da ayrılığa etkisi olmuş olabilir ama kimse fikrini bugüne kadar net bir şekilde dile getirmedi. O ödül törenine katılmadığım için çok memnunum. İyi ki de gitmemişim.”

    ERDOĞAN AİLESİNİN YARATTIĞI 2. KRİZ!

    AVF yönetiminde olup tartışmalı ödül törenine dair konuşan bir başka isim ise  “Yola ilk çıkıldığında 8 başvuru gelmişti, bugün ise 60’a yakın başvuru söz konusu. İnsanlar daha çok Alevilik konusunu çalışmaya başladı. Doğru yolda gidiyoruz ama kanayan bir yaramız var. İçimize bir linç kültürü yerleşti ve gitmiyor. Alevi toplumu olarak muhalefetimiz eksik olmuyor” diye belirtti.

    İsminin yazılmasını istemeyen AVF’li sorumlu, gelen eleştirilere dair “Cumhurbaşkanı, Hüseyin Gazi Türbesine gittiği zaman da aynı şey olmuştu. Ne kazanırız değil de direkt kavga etmeye başlıyoruz” diyerek AVF’nin tutumunu savundu.

    DAVETSİZ MİSAFİR!

    Vakıf bünyesindeki kopmalara ilişkin de konuşan AVF’li yetkili, şunları söyledi:

    “Hüseyin Gazi Vakfı, federasyondan ayrılmak istedi ama bunun için de yönetim kararı yetmez, genel kurul kararı alması lazım. Mütevelli heyetinin onayını almanız lazım. Çünkü federasyona girerken de yönetim kurulu kararı olmuyor, genel kurul kararı geçerlidir. Çıkarken de aynı şekilde genel kurul kararı gerekli. Hüseyin Gazi Vakfı şu an bize bağlı 14 vakıftan birisi. Ama evet doğrudur, fikirsel bir ayrılık içerisindeyiz.

    Ödül töreninde asıl tepki çeken şey şu oldu; bizler, Kültür ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı davet etmiştik ancak Bilal Erdoğan da Milli Eğitim Bakanı’nın davetlisi olarak geldi. İşin ilginci 10 yaşındaki çocuğuyla birlikte geldi. Alevi kültüründe gelene ‘git’ diyemeyiz. Toplantı saat 19:00’daydı, bize saat 16:00 gibi ‘Bilal bey de katılmak istiyor’ diye bilgi geldi. ‘Yok’ diyemedik. Yönetim kurulunda da bu konu konuşulmadığı için; yönetimde diyelim ki 7 kişi varsa 4 kişinin haberi var 3 kişinin ise haberi yok, o yüzden kendi içimizde de bir huzursuzluk yaşadık.

    TBMM’NİN 3. BÜYÜK PARTİSİNE DAVET YOK, MHP’YE VAR!

    Ödül töreni öncesinde Özgür Özel’e gittik, davetiyesini elden verdik. Gelemedi ama uzun bir yazı gönderdi. O yazı salonda okunduğunda büyük alkış koptu. AK Parti, MHP ve CHP’ye gittik. DEM Parti’ye davetiye göndermedik.

    AVF yönetim kurulu üyeliği 10 kişiden oluşuyor, bir kişi toplantıya katılmadı, iki kişi de salonu terk etti. Geriye kalan 7 kişiden biri de benim. Sonuna kadar yönetimin ve o organizasyonun arkasındayım. Şu anda bu toplantıdan dolayı bir huzursuzluk var ama bu konunun aşılacağına inanıyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • CEM Vakfı temsilcileri, AİHM’nin Alevilerle ilgili kararlarını reddeden hükümetin etkinliğinde

    CEM Vakfı temsilcileri, AİHM’nin Alevilerle ilgili kararlarını reddeden hükümetin etkinliğinde

    PİRHA- Cemevlerinin yasal statüye kavuşması ve zorunlu din derslerinin kaldırılması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden ve davaları kazanan ancak hükümete uygulatamayan CEM Vakfı’nın bugünlerde hükümete yakın durması dikkat çekiyor. CEM Vakfı temsilcilerinin, hükümetin kurduğu Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli anmasındaki panelinde AİHM kararları ve uygulanmamasını konuşacak olmaları çelişki olarak yorumlanarak tepki çekiyor. 

    Yıllar önce CEM Vakfı, cemevlerinin de tıpkı cami, kilise ve sinagoglar gibi elektrik tüketimi nedeniyle faturadan muaf tutulması gerektiğini, bu maksatla Yenibosna’daki cemevinin elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması talebiyle dava açmıştı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cemevlerinin ibadethane olmadığı yönünde verdiği görüşüne dayanan yerel mahkeme, CEM Vakfı’nın açtığı davayı reddetmiş; Yargıtay da verilen ret kararını onamıştı. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyan CEM Vakfı, davayı kazanmıştı.

    Cem Vakfı zorunlu din dersini de iç hukuk yolları tükenince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımıştı ve davayı kazanmıştı.

    Böylece AİHM, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından ödenmesi ve din derslerinin, Alevi öğrenciler için “velileri dini veya felsefi inançlarını açıklamaya zorlamayacak koşulları oluşturacak şekilde” zorunlu olmaması gerektiğini karar altına almıştı. Mahkeme Alevi öğrencilerin din dersinden muaf tutulması gerektiğini de belirtmişti. Ancak AİHM kararları AKP hükümeti tarafından yıllardır uygulanmıyor.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2013 yılının Şubat ayında partisinin İç Anadolu Bölgesi milletvekilleriyle yaptığı kahvaltıda Alevilerin sorunları gündeme geldiğinde “Cemevleri ibadethane değil. İslam’da tek ibadethane vardır, cami. Cemevleri kültür evleridir” demişti.

    Görüldüğü üzere Türkiye’de Alevi inancının devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor.

    AİHM kararları Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantılarında görüşüldü ve AKP hükümetine kararların uygulanması için görüş bildirildi.

    Bu toplantılar doğrultusunda 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Ancak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip.

    Alevi çatı örgütleri Cemevi Başkanlığı’nı Alevi sorunlarını çözmeyeceği, asimilasyon merkezi olacağı gerekçesiyle kesin bir dille reddettiler.

    Cemevi Başkanlığı kurulduğunda mesafeli duran CEM Vakfı ve bağlı olduğu Alevi Vakıfları Federasyonu ise son zamanlarda, hükümetle birlikte hareket etmeyi benimsemiş görünüyor.

    ALEVİ ÖRGÜTLERİYLE BİRLİKTE DEĞİL, HÜKÜMETİN ANMASINDA

    Bu arada Alevi federasyonları Hacı Bektaş Veli’yi Anma’ya hazırlanırken, AKP hükümeti de Cemevi Başkanlığı eliyle Hacıbektaş ilçesinde bir anma düzenledi. Hükümetin anmasının 3. günü gerçekleştirilecek olan “AİHM ve kararların uygulanması paneli”nde Cem Vakfı ve Alevi Vakıfları Federasyonu temsilcilerinin konuşmacı olması dikkat çekti.

    AİHM’ye kadar giden ve kararları hükümete uygulatamayan Cem Vakfı’nın, Alevi örgütlerinin anmasına değil de hükümetin anma etkinliğine katılması ve bu önemli meseleyi orada konuşması çelişki olarak yorumlandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AVF’nin, ‘3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri’ yarışmasına başvurular başladı

    AVF’nin, ‘3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri’ yarışmasına başvurular başladı

    PİRHA – Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği “3. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri” yarışmasına başvurular başladı. Yarışmaya başvurular 30 Ekim’e kadar yapılabilecek.

    Alevi Vakıfları Federasyonu, “Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri” yarışmasının üçüncüsünü gerçekleştirecek. Yarışmaya Alevi ve Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik gerek ulusal gerekse uluslararası boyutta bilimsel çalışmalar yapan araştırmacılar katılabilecek.

    Doktora tezi, Yüksek Lisans tezi ve Makale olmak üzere 3 kategoride başvuruların alınacağı belirtilen yarışmanın detaylarına dair ise şunlar paylaşıldı:

    “2022-2023-2024 yılları arasında yayınlanmış olan Alevi ve Bektaşi inanç ve kültürüne ait doktora tezleri, yüksek lisans tezleri ve Hakemli dergilerde yayınlanmış makaleler ön değerlendirme kurulu tarafından değerlendirilecektir. Yarışma son başvuru tarihi: 30 Ekim 2024”

    Geçen sene ödüller, Atatürk Kültür Merkezi(AKM)’de yapılan ödül töreni ile sahiplerine verilmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi Vakıfları Federasyonu’nun Sinema Destek Yarışması Ödülleri verildi

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun Sinema Destek Yarışması Ödülleri verildi

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği Sinema Destek Yarışması Ödülleri sahiplerini buldu. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun düzenlediği Sinema Destek Yarışması Ödül Töreni dün akşam Taksim Hill Otel’de yapıldı.

    Uzun Metraj Senaryo Yazımı, Kısa Film Yapım Desteği ve Belgesel Yapım Destek kategorilerinde başvuru yapılabilen yarışmalarda toplamda 80 bin TL para ödülü ve İstenci Film desteğiyle malzeme destek ödülleri verildi.

    Alevi Vakıfları Federasyonu yaptığı kısa açıklamada “Dün akşam, İstanbul Taksim Hill Otel’de Alevi Vakıfları Federasyonu olarak bir ilki gerçekleştirmenin gururunu yaşadık! Alevilerin sorunları ve inanç/kültürel konularına dikkat çekmek amacıyla oluşturduğumuz Sinema Destek Fonu, sinema dünyasına yeni projeler kazandırdı. Aylar öncesinden duyurulan bu fon için, senaristler, yazarlar ve yönetmenler tarafından onlarca başvuru yapıldı. AVF’nin özel olarak oluşturduğu jüri üyeleri tarafından incelenen başvurular arasından üç kısa metraj ve üç belgesel projeleri seçilerek destek almaya hak kazandı” dedi.

    Ödül kazananlar şu isimlerden oluşuyor:
     Kısa Film Yapım Desteği:
    1. Aytekin Şahin – “Duvar”
    2. Canset Özge Can – “Değer”
    3. Prof. Dr. Çiğdem Boz – “İyi Geceler”

     Belgesel Yapım Desteği:
    1. Erdem Küçükşahin – “Yalnız İmam”
    2. Özgür Mercan – “Semah”
    3. Arkın Hürtaş – “Mülakatta Elendim”

    Senaryo dalındaki jüriler Senaryo ve Diyalog Yazarı Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği SENARİSTBİR’in Genel Sekreteri Ayhan Sonyürek, senaryo danışmanı, yazar Gülşen İşeri ve sinema yazarı ve öğretim görevlisi Rıza Oylum’dan oluşuyordu.

    Kısa Film Yapım Desteği jürileri ise “2000 Sonrası Türk Sinemasında Aleviliğin Görünürlüğüne Dair Temsiller” isimli doktora tezini hazırlayan Dr. Öğretim Üyesi İhsan Koluaçık, Üsküdar Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esennur Sirer, Kültür Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Perihan TAŞ ÖZ’den oluşuyordu.

    Belgesel Destek yarışmasının jüri üyeleri ise Maltepe Üniversite Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı ve Belgesel Sinemacılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Hakan Aytekin, kültür-sanat alanının önemli gazetecisi Hilal Solmaz ve İran Erdebil Belgesel Sinema Evi Başkanı yönetmen Rıza Siami idi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP’nin AYM başvurusuna 4 Alevi kurumu da rapor hazırlayarak destek olmuş

    CHP’nin AYM başvurusuna 4 Alevi kurumu da rapor hazırlayarak destek olmuş

    PİRHA – Alevi kurumları olan AACF, AVF, TADEFE, ADO’nun, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması için Cumhuriyet Halk Partisi’nin AYM’ye yaptığı başvuruya dair kapsamlı bir rapor hazırladıkları öğrenildi. Dört kurum tarafından Kasım 2023’te AYM’ye sunulan raporda “Yapılan siyasi ve hukuki düzenlemeler mevcut koşullarda Alevi toplumunun ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Mevcut uygulamaların iptal edilerek, yeniden düzenlemelerin yapılması gerektiğine inanmaktayız” denildi.

    Anadolu Alevi Canlar Federasyonu (AACF), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Tahtacı Dernekleri Federasyonu (TADEFE) ve Alevi Düşünce Ocağı Derneği’nin (ADO), Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması için AYM’ye başvuru yaptıkları öğrenildi.

    Dört kurum, 17 Kasım 2023’te Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na başvuru yaparak, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluşunu öngören 9 Kasım 2022 tarih ve 112 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin iptali için CHP’nin başvurusuna ek olarak rapor sundu.

    24.01.2023 tarihinde Engin Altay ve arkadaşları tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan “Yürürlüğü durdurma ve iptal” başvurusuna destek olan dört kurum, sürece dair kapsamlı bir rapor hazırlayarak AYM’ye iletti.

    “TARTIŞMALARA KONU OLMASI ÖNGÖRÜLMEMİŞ”

    Raporda, Alevi inancını İslam dininin bir yorumu olarak ifade eden dört kurum, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Uzun ve köklü bir geçmişi olan çatışmalar ve sürtüşmelerin özü yorum farklılıklarıdır. Her dinde karşılaşıldığı gibi bir dini inancın farklı yorumları olması kaçınılmaz bir sosyal gerçektir. İslam dünyasında da benzer farklılıkların olduğu malumdur. Bu çerçevede Alevi toplumumuz özellikle 16 yüzyıldan itibaren çoğunlukla politik nedenlerle hâkim Sünni kesim ile değişik sürtüşmeler yaşamış ve bu sürtüşmeler zaman zaman tırmanarak sosyal çatışmalara dahi yol açmıştır. Ülkemizde Sünni kesimin inanç ve eğitim hizmetleri Diyanet İşleri Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir. Bu hizmetler farklı İslami yorumları kapsamamakta bu nedenle Alevi, Şafi, Caferi, Şii ve Maliki inanç sahipleri eşit hizmetten yoksun kalmaktadır. Bu sorunlara çözüm arayışları meyanında atılan bazı adımların (112 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, 7421 sayılı “Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”) siyasi ve sosyal tartışmalara konu olması ve öngörülmemiş farklı sorunlara yol açabilme riski de taşıması nedeni ile dört Alevi kuruluşu olarak konular hakkındaki görüşlerimizi Anayasa Mahkememize arz etme ihtiyacı ve gereği duymuş bulunmaktayız.”

    “EŞİTLİKSİZ MUAMELE ORTAMI”

    Dört Alevi kurumu tarafından yapılan değerlendirmede, Alevi toplumunun gereken idari ve hukuki haklardan yararlanamadığına da vurgu yapıldı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kararının tartışmalara neden olduğuna değinen kurumlar, şu hususlara değindi:

    “Aleviliğin inanç niteliği düzenlemelerde net karşılık bulmamaktadır.

    İlgili birimin Kültür Bakanlığı bünyesinde oluşturulması Aleviliğin inanç niteliğinin tanınmadığını ortaya koymaktadır.

    AİHM kararları ile de netlik kazanmış olan cemevlerinin ibadethane niteliği düzenlemelerde yer almamıştır.

    Bir inancın sürdürülebilirliği açısından ibadet mekanları kadar önemli olan nitelikli önder yetiştirme ihtiyacına çözüm üretilmemiştir.

    Aleviliğin inanç niteliği düzenlemelerde net karşılık bulmamaktadır.

    Farklı inanç gruplarının birlikte yaşadığı ülkemizde din-devlet ilişkileri çerçevesinde hukuki ve idari belirsizlikler mevcuttur. İnanç gruplarının tüzel kişiliğe sahip olmaması bu sorunların başlıca nedenidir. Devletin farklı inanç gruplarına yönelik tanımlanmış hukuki ve idari düzenlemelere sahip olmaması, inanç gruplarının hak ve sorumluluklarının net bir biçimde belirlenmemiş olmasının yarattığı ortam Alevi toplumunu da olumsuz olarak etkilemektedir. Alevi toplumu da doğal olarak Sünni kesimin yararlandığı olanaklardan kendi inancı doğrultusunda yararlanmayı talep etmektedir. Bu talep de İNANÇ GRUBU olarak tanınma isteği biçiminde dile getirilmektedir.

    “ALEVİLİĞİN İNANÇ NİTELİĞİ TANINMIYOR, CEMEVİNİN İBADETHANE NİTELİĞİ DÜZENLEMEDE YOK”

    İlgili birimin Kültür Bakanlığı bünyesinde oluşturulması Aleviliğin inanç niteliğinin tanınmadığını ortaya koymaktadır.

    Sünni kesim Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir birimden hizmet alırken, Alevi kesimin bir bakanlığa bağlı bir birimden destek alması, tanımlanan desteklerin ibadethane desteklerinden daha eksik olmasının yarattığı eşitliksiz muamele ortamı bu birimin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasının Aleviliğin bir inanç olarak kabul edilmediği algısını yaratmaktadır.

    AİHM kararları ile de netlik kazanmış olan cemevlerinin ibadethane niteliği düzenlemelerde yer almamıştır.”

    “YAPILANLAR, ALEVİ TOPLUMUNUN İHTİYACINI KARŞILAMAKTAN UZAKTIR”

    Anayasa Mahkemesi’ne sunulan raporda AİHM kararlarının uygulanması gerektiğine vurgu yapılarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-6 Haziran 2023’te yapılan toplantı kararlarına da dikkat çekildi. Zorunlu din dersleri konusuna Haziran 2024’e kadar bir çözüm üretilmesi gerektiğini belirten dört kurum, raporda şu ifadelere de yer verdi:

    AYM ve AİHM kararlarının bir an önce uygulanması Alevi toplumunun da uzun süredir büyük bir heyecanla beklemekte olduğu bir adımdır.

    Yukarıda belirtmeye çalıştığımız gibi yapılan siyasi ve hukuki düzenlemeler mevcut koşullarda Alevi toplumunun ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Alevi toplumunun ihtiyaçlarının adil bir biçimde karşılanabilmesi ve eşit vatandaşlık taleplerinin gerçekleştirilebilmesi için mevcut uygulamaların iptal edilerek, yeniden düzenlemelerin yapılması gerektiğine inanmaktayız. Alevi toplumunun mağduriyetini telafi edecek düzenlemelerin yapılabilmesi için yapılacak değerlendirmelerde ihtiyaç duyulması halinde yukarıda arz ettiğimiz konular ile ilgili ilave bilgi ve belgeleri de sunmaya hazır olduğumuzu bilgilerinize arz ederiz.”

    KENANOĞLU: ENTERESAN OLAN; ALİRIZA ÖZDEMİR’E KAPILARINI AÇAN KURUMLAR AYM’YE RAPOR VERMİŞ!

    27. Dönem HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu gelişmelere dair PİRHA’ya konuştu.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in yakın zamanda İstanbul’da söz konusu dört kurumu ziyaret ettiği bilgisini veren Kenanoğlu, “İşin ilginç tarafı şu: Alevi Bektaşi Federasyonu ile Alevi Dernekler Federasyonu, Anayasa Mahkemesi’ne rapor vermedikleri halde Alirıza Özdemir’i cemevlerine sokmayan kurumlar. Ancak Alevi Diyaneti diye adlandırdığımız kurumun başkanına kapılarını açan kurumlar, Anayasa Mahkemesi’ne rapor vermiş! Enteresanlık burada.” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi Vakıfları Federasyonu ‘Sinema Destek Yarışması’ düzenliyor

    Alevi Vakıfları Federasyonu ‘Sinema Destek Yarışması’ düzenliyor

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevilik-Bektaşilik temalı sinema destek yarışması gerçekleştirecek.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), bir ilke imza atarak Alevilik-Bektaşilik temalı sinema destek yarışması gerçekleştirecek. Alevi Vakıfları Federasyonu, 2 yıldır sürdürdüğü Uluslararası Alevi ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülü’ne bu yıl Sinema Destek Yarışması’nı da ekliyor.

    Proje, Sinema yazarı ve öğretim görevlisi Rıza Oylum’un koordinatörlüğünde yapılacak. Başvurular online olarak 28 Şubat 2024’de kadar http://avf.org.tr adresinden yapılacak.

    Ön elemeden geçen projeler daha sonra duyurulacak jüriler tarafından değerlendirildikten sonra ödüllere hak kazananlar Federasyonun internet sitesinden ve sosyal medya hesaplarından ilan edilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumları Hacıbektaş’tan hükümete seslendi: İnancımızı ve kimliğimizi tanıyacaksınız!-VİDEO

    Alevi kurumları Hacıbektaş’tan hükümete seslendi: İnancımızı ve kimliğimizi tanıyacaksınız!-VİDEO

    PİRHA -Alevi kurumları Hacıbektaş’ta yaptıkları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde sonuç bildirgesini okuyan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz?” ifadelerini kullandı. 

    Hacı Bektaş Veli anma Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş ilçesinde toplantı yapan Alevi federasyonları ve konfederasyonları, vakıfları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.

    Bildirge, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan tarafından Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde okundu.

    Aslan, “Örgütlü mücadelemizin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen tıpkı bundan önceki yıllarda olduğu gibi eşit yurttaşlık haklarımızdan mahrum olarak Hünkâr’ımızın huzuruna gelmiş bulunuyoruz” dedi.

    “ALEVİLER VARDIR ALEVİLİK HAKTIR”

    Mustafa Aslan tarafından okunan sonuç bildirgesi şöyle:

    “Devletin ve hükümetin asimilasyon çabaları her geçen gün daha da artmaktadır. Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz? Duymadıysanız bir kez daha burdan söyleyelim: Cem ibadetimiz Cemevleri ibadethanemizdir! Aleviler vardır Alevilik haktır!

    “ALEVİLERİ KÖKLERİNDEN KOPARMAK İSTEYENLERE CEVABIMIZ NETTİR”

    ‘’Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda
    Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda
    Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda
    Aslanlar ceylanlar dosttur kucağımızda” diyen Hünkar’ın kucağındaki aslanla ceylanı bize alternatif yaptıkları sözde anma etkinliğinde kaldırdılar.
    Daha dün dergahlarımızda Şahı Merdan Ali ve Hünkar‘ın resimlerine tahammül etmeyip kaldıranlar şimdi aynı saygısızlığı bir kez daha yapmışlardır. Hünkar‘ın ve dolayısıyla inancımızın en önemli düsturu olan bir arada yaşam felsefesini ifade eden dünyaya malolmuş resme bile tahammül edemediler. Hünkar‘ımızın ruhunu teslim almaya çalışanlara ve bizi biz yapan değerlerimize saldırıp Alevileri köklerinden koparmak isteyenlere cevabımız nettir. İnancı, rengi, dili, milliyeti, cinsiyeti ne olursa olsun herkesin bir arada, özgürce ve eşit yurttaşlar olarak kardeşçe yaşamasını savunmaya devam edeceğiz. Canlı, cansız bütün varlıkları Hakk‘ın bir parçası olarak görmeye devam edeceğiz.

    “İNANCIMIZI VE KİMLİĞİMİZİ TANIYACAKSINIZ!”

    Oluşturdukları daire başkanlığı aracılığı ile Dede, Baba ve yol önderlerimize maaş teklifi yaparak devletin memuru hale getirmek istiyorlar. Alevi Bektaşi toplumunun yol önderleri hiç bir devletin memuru olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır. Aleviliği tanımak yerine, tanımlaya çalışanlara sesleniyoruz: Aleviliği tanımlamak sizlerin haddi de hakkı da değildir. İnancımız ve kimliğimizi tanıyacaksınız. NOKTA.

    “DOĞAMIZA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Sevgili canlar devletin, özellikle Alevilerin ziyaret ve kutsal mekan alanlarını maden şirketlerine ihale etmesi, yangınların çoğunlukla bu bölgelerde yoğunlaşması tesadüf olamaz.
    Biz Aleviler cümle canı kutsal sayar, cana kıymayız. Biz Aleviler tarlalarımızda yere düşen başak tanesini kurdun kuşun hakkı olduğu için almayız. Biz, bu toprakların kurdunu, kuşunu, deresini, ırmağını, ağacını, ormanını, börtüsünü böceğini kutsal sayarız. Bugün ülkemizin dört bir yanında doğamız talan edilmektedir. En son Akbelen örneğinde olduğu gibi dağına taşına, ormanına ağacına sahip çıkanlar bütün dünyaya ders vermişlerdir. Bütün halkımızı aynı duyarlılıkla doğamıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.

    “ÇOCUKLARIMIZI BİLİM DIŞI HURAFELERLE UYUŞTURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ”

    Eğitimde dinselleşme ve yaşamın tüm alanlarına sirayet ettirilen gericilik aracılığıyla bugüne kadar uğruna nice bedeller ödenerek kazanılmış haklarımız ortadan kaldırmaya çalışılmış, okullarda okutulan zorunlu din dersleri yetmiyormuş gibi, sözde seçmeli olarak koyulan din dersleri de aslında zorunlu hale getirilmiştir. Buradan toplumun tüm kesimlerini yürüttüğü dinci, gerici, ırkçı politikalarla teslim almak isteyen siyasal iktidara sesleniyoruz. Yıllardır temel taleplerimizden birisi olan zorunlu din derslerinin kaldırılmasıyla ilgili mahkeme kararlarını uygulamadınız. Aksine başta eğitim olmak üzere kamusal alanların tamamını tarikatlara cemaatlere pay ettiniz.
    Okullarda devam eden karma eğitim uygulamasına ortadan kaldırıp eğitim kurumlarını harem selamlık hale getirmeye çalışmaktasınız. Çocuklarımızı aklın ve bilimin ışığından uzaklaştırıp tamamen bilim dışı hurafelerle uyuşturmaya çalışıyorsunuz. Hünkar, “Erkek dişi sorulmaz muhabbettin dilinde/ Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde / Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok / Eksiklikle noksanlık, senin görüşlerinde” derken, siz, gençlerimizi, kız ve erkek olarak ayırıp gençlik kampları organize ettiniz.

    “LAİK EĞİTİME YÖNELİK HER TÜRLÜ SALDIRININ KARŞISINDA BİZİ BULACAKLAR!”

    Kamuoyunda ÇEDES projesi olarak bilinen çalışmayla okullara imam atamaktasınız.
    Değerli canlar, buradan sizin huzurunuzda bir kez daha bütün dünyaya sesleniyoruz. Bu türlü ayak oyunlarını bozacağız. Bu proje başta olmak üzere laik eğitime yönelik her türlü saldırının karşısında bizi bulacaklar.

    16 EYLÜL’DE İZMİR’DE YAPILACAK MİTİNGE KATILIM İÇİN HALKA DAVET

    Bu şiarla 16 Eylül 2023 Cumartesi günü İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağımız ’’LAİK EĞİTİM, LAİK YAŞAM VE EŞİT YURTTAŞLIK MİTİNGİ’’ne bütün halkımızı çağırıyoruz. Biz Alevi kurumları olarak bu zor günlerde, her türlü hukuksuzluğun, zorbalığın karşısında duracak; emeğimizi, hakkımızı gasp eden zalimlerin ve onların zulmünün karşısında direnmeye devam edeceğiz.

    “DOĞA KATLİAMINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ, İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Emeğimizi hakkımızı gasp eden zalimlerin, zulmün karşısında duracağız. Bizleri yoksulluğa mahkûm eden, insanca yaşama hakkımızı elimizden alan ve bizleri açlıkla terbiye etmeye çalışan bu zihniyete ve saray dalkavuklarına karşı savunmasız olanların hakkını savunmak, sömürüye ve talana dur demek bizim mücadelemizin adıdır. Çünkü biz barış içinde, sevgiyle yaşayacağımız vatanımıza yani geleceğimize sahip çıkıyoruz. Aleviler her daim toplumsal barışa hizmet etmek için, laiklik, demokrasi, hukukun evrensel değerleri, ilkeleri ve sosyal hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet için mücadele etmiştir. Cumhuriyeti ileri taşımak ve demokratikleştirmek ve tam anlamıyla laikleştirmekten yana tutum almıştır. Adaletsiz, hürriyetsiz, eşitsiz, hukuksuz, ekmeksiz bir düzen tüm ülkeyi cendereye sokuyor. O cendere de ancak üzerine yürünerek, dokunularak ve kavrayarak kırılabilir. Bu zihniyet iktidara geldiği günden beri ahlaki değerleri, demokrasi, eşitlik, özgürlük kriterlerinin tümünü kirletti; doğayı kirletti. Kısaca insana ait ne varsa kirletti. Müslümanların inançsal değerlerini siyasallaştırarak halkları ayrıştırdı. Başta Suriye olmak üzere bölge halklarına karşı nefret ve savaş suçları da dahil, insanlığa karşı sayısız suça imza attı. Şimdi ise doğaya ve ekolojik dengeye nefretini kusuyor. Ne Akbelen’de ne de başka bir yerde doğa katliamına sessiz kalmayacak ve izin vermeyeceğiz.

    “HALKIN GÜNDEMİ AÇLIKLA MÜCADELEYKEN ONLARIN GÜNDEMİ RANT VE TALAN”

    AKP zihniyeti, kadınların, yoksulların, emekçilerin, Alevilerin, Sünnilerin, Kürtlerin, Suriyelilerin ve doğadaki tüm canlıların gördüğü 21 yıllık kabustur. AKP demek fatura soygunu demektir, açlık ve yoksulluk demektir. AKP işsizliktir, yalandır, talandır, soygun düzenidir. AKP alttakine din iman, üsttekine han hamam siyasetidir. Milyonlarca insanı açlığa mahkûm edip, bir avuç yandaşı lüks içinde yaşatan yüzsüzlüğün adıdır AKP. Cemaat yurtlarına mahkum edilen çocuklar; baskıdan, şiddetten ve dahi istismardan intihar ederken, insanlar ucuz ekmek kuyruklarında beklerken, esnaf kepenk kapatmışken, gençler akın akın ülkeyi terk ediyorken, Hükümetin derdi ülkeyi bir avuç uluslararası sermayeye peşkeş çekmektir. Halkın gündemi açlıkla mücadeleyken, onların gündemi her zaman olduğu gibi rant ve talandır.

    “ÜLKEMİZİN ŞERİATA TESLİM OLMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Milyonlarca yurttaş olarak, bir araya gelip bu kabusu bitireceğiz. Ülkemizin şeriata teslim olmasına, doğamızın katledilmesine asla izin vermeyeceğiz.
    Biz bu ülkede vergilerimizi siz şeriata yatırım yapın, çocukların geleceğini çalın diye vermiyoruz. Bizim tarihimiz 72 millete bir nazarla bakanların eşitlik, demokrasi ve özgürlük için verdiği mücadelelerle doludur. Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de yarattığınız karanlığa karşı hayatın her alanında ışık olacağız.
    Bugün milyonlarca insanı açlığa mahkum edenler, kadına yönelik şiddeti, çocuklara yönelik istismarı “hoş görenler”, bilime, sanata, laikliğe ve evrensel insan haklarına karşı olanlar, yüzleri dahi kızarmadan eşitlikten demokrasiden bahsediyor.

    Alevi Bektaşi kurumları olarak diyoruz ki; Çocuklarımızı şeriata teslim etmeyeceğiz! Doğayı talana teslim etmeyeceğiz!

    “ÜLKEMİZE, DOĞAMIZA, ÇOCUKLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE HIZIR OLACAĞIZ”
    Yaygınlaşan ultra milliyetçiliğe, siyasal İslamcılığa, Kürt, Alevi, mülteci düşmanlığına karşı toplumun direnen kesimleri ile demokrasi kavgasına omuz vermeye devam edeceğiz.”

    Sonuç bildirgesinde imzası olan Alevi kurumları şöyle:

    HÜNKAR AŞKINA.
    ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    ALEVİ DERNEKLER FEDERASYONU
    HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
    AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
    ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ
    PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
    AVUSTURALYA ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU
    ANADOLU ALEVİ CANLAR FEDERASYONU
    CEM VAKFI
    ABD PİR SULTAN ABDAL DERNEKLERİ

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Gültekin’in ‘Siyasal Alevicilik’ sözlerine AVF Başkanından sert tepki: Sığ, bilinçsiz!-VİDEO

    Gültekin’in ‘Siyasal Alevicilik’ sözlerine AVF Başkanından sert tepki: Sığ, bilinçsiz!-VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Levent Gültekin’in konuk olduğu Medyascope’de, “Siyasal Alevicilik yapılıyor” sözleri tepki çekti. Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Gültekin’e Twitter’dan verdiği yanıtta, “Çok sığ ve basit bir altyapınız ile yeni sosyolojik yaklaşımlar yapma hevesindesiniz. Alevilerin siyaset yapma hakkını elinden almaya yönelik bilinçsizce bir davranış içindesiniz” dedi. 

    Medyascope’den Ruşen Çakır’a konuk olan Gazeteci Levent Gültekin’in “Siyasal Alevicilik yapılıyor” sözleri tepki çekti.

    Gültekin, konuşmasında “Bu kurguyu dağıtmalıyız. Bir tarafta İslamcı otoriter lider, öbür tarafta ‘siyasal Alevicilik’, öbür tarafta milliyetçilik, öbür tarafta Kürtçülük… Türkiye bu dört ayak arasına sıkıştırılmak isteniyor” ifadelerini kullandı.

    Twitter’dan Levent Gültekin’e tepkiler geldi. Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Levent Gültekin’e sert tepki gösterdi.

    Doğan, “Alevi Federasyon başkanı olarak bu sözleri dinlerken sizin adınıza, ülkem ve insanlık adına utandım. Çok sığ ve basit bir altyapınız ile yeni sosyolojik yaklaşımlar yapma hevesindesiniz. Alevilerin siyaset yapma hakkını elinden almaya yönelik bilinçsizce bir davranış içindesiniz” dedi.

    Doğan ayrıca, “Dünyanın her yerinde ezilenler sol partilerde birleşmiş ve kendini korumaya almışlardır. Aleviler AKP’ye mi gitsin, MHP’ye mi yönelsin? Tabii ki bir Alevinin doğal olarak siyaset yapacağı yer merkez sol CHP olması son derece doğaldır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Cemevlerine saldıran failin tahliyesine AVF Başkanı Doğan’dan tepki: Kabul edilemez! VİDEO

    Cemevlerine saldıran failin tahliyesine AVF Başkanı Doğan’dan tepki: Kabul edilemez! VİDEO

    PİRHA – Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Ankara’da 4 Alevi kurumuna yönelik saldırı davasının karar duruşmasının ardından verilen tahliye ve beraat kararlarını değerlendirdi. Alevilerin açtığı davalara olumlu bakan hiçbir kararı görmediklerini belirten Doğan, “Bu dava da unutturulacak gibi gözüküyor. Bu kesinlikle kabul edilebilecek bir şey değil” dedi.

    Ankara’da 4 Alevi kurumuna yönelik saldırı davasının karar duruşması 7 Temmuz’da görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi. Mahkemenin kararına ilişkin Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, PİRHA‘ya konuştu.

    “BU DAVA DA UNUTTURULACAK GİBİ GÖZÜKÜYOR”

    Ankara’da 4 Alevi kurumuna yönelik saldırı davasından çıkan sonuçla Alevilere yönelik saldırıların davalarında bir sonuç alınamadığını belirten Doğan, “Sadece bu dava değil, Alevilerle ilgili, Alevilere yapılan katliamlar, haksızlıklar, Alevi öğrencilerin okullarda uğramış olduğu yanlış uygulamalar sonucu yapılan bütün davaların hepsinde Alevilerin açtığı davalara olumlu bakan hiçbir kararı görmedik. Dolayısıyla Ankara’daki cemevlerine yapılan saldırıdaki faillerle ilgili ana sanık tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Geriye kalan iki sanık vardı. Bu iki sanık hakkında bırakın tutuksuz olarak yargılanmasını tamamen beraat kararı verildi. Sonuçta bu saldırılarla ilgili bir kişinin davası devam ediyor. Tutuksuz olarak yargılanıyor. Sonuçta bu dava da unutturulacak gibi gözüküyor” dedi.

    Bu kararın kesinlikle kabul edilemeyeceğini belirten Doğan, “Çünkü o dönemde yapılan saldırılara baktığımız zaman hangi kuruma, derneğe, federasyona ait olursa olsun orada farklı cemevlerine yapılan saldırı söz konusuydu. Hatta ardından bizim federasyonumuza bağlı Kartal Cemevi Başkanı’na (Selami Sarıtaş) karşı da bir saldırı yapılmıştı. Bunların hepsi birbirinin arkasına yapılan o dönemde bir kargaşa bir kaos yaratmaya yönelik saldırılardı” diye konuştu.

    “ÜSTÜMÜZE DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIZ”

    Avukatların taleplerinin de kabul edilmediğini söyleyen Doğan, Alevi Vakıfları Federasyonu olarak üstlerine düşeni yapmaya hazır oldukları söyledi. Doğan konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Avukatların hiçbir talebi kabul edilmiyor. Dolayısıyla o olay da bir şekilde kapanacağa benziyor. Bu kapandıktan sonra da aklımıza gelen ilk şey de şu olacak: Demek ki bunların hepsi daha önce planlanmış, bir şekilde devlet içindeki bazı güçlerin o dönem kaos, kargaşa veya bazı olayları gündeme getirmek amacıyla yapmış olduğu saldırılardı. İstediklerini aldılar. Ve sonuçta kullandıkları kişiler de bu tetikçileri de bir şekilde ceza almadan beraat ettirme yoluna gidecekler. Bu her zaman gördüğümüz bir şey. Bununla ilgili de diğer kurumların olduğu gibi bizim de üstümüze düşeni yapmaya hazır olduğumuzu bildirmek istiyorum.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Alevi örgütleri, AİHM kararlarında gelinen süreci değerlendirdi-VİDEO

    Alevi örgütleri, AİHM kararlarında gelinen süreci değerlendirdi-VİDEO

    PİRHA – Alevi Vakıflar Federasyonu bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5-7 Haziran’da gerçekleştirdiği toplantının detaylarını değerlendirdi.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 5-7 Haziran’da yapılan toplantılarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) cemevi ve din dersi ile ilgili kararlarının Türkiye tarafından hala uygulanmamasını ele aldı.

    Gelişmelere dair Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) bileşenleri ve Alevi Düşünce Ocağı (ADO) da Kartal Cemevi’nde açıklama yaptı.

    “BİR ARAYA GELİP HÜKÜMETİN ÖNÜNDE DURAMADIK”

    Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Haydar Baki Doğan, devletin halen cemevlerini ibadethane olarak kabul etmediğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları Alevi toplumunda bir türlü yer bulamadı. En son 7-8 Haziran’da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne Türkiye’yi temsilen 15 avukat gidiyor. Fakat orada Alevi kurumlarını temsilen Avrupa’da bir canımız dahi yok. Biz de bir Alevi kurumu olarak kendimize eleştiri yapmak zorundayız.

    Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlar üzerinden biz gitmiş olsaydık bugün birçok sorunu hiç konuşuyor olmazdık. Zorunlu din dersi ile ilgili biz Alevi kurumları gerekli inisiyatifi, gerekli tepkiyi vermediğimiz için bugün ÇEDES projesini konuşuyoruz. Bugün İzmir’de 180 okula ‘manevi danışmanlık’ adı altında görevlendirme yapıldı. Sonuçta bu Türkiye’nin dinselleştirilme projesi. 1980’de getirilen zorunlu din derslerinden biz hala kurtulamadık. Bırakın kurtulmayı daha da yoğun bir şekilde okullarda din dersleri gösterilmekte. Bunlarla ilgili AİHM’in vermiş olduğu kararlarda devletin, dinlere karşı tarafsızlık ilkesini savunması bekleniyor ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi adı altında tamamı Sünni İslam’ın eğitildiği söyleniyor. Biz bu kararları bile Alevi kurumları ve diğer demokratik kurumlarla bir araya gelip, bir proje geliştirip, tepki gösterip bu hükümetin önünde duramadık. Hala hükümetten bir beklenti içerisindeyiz. Geçen sene bütün Alevi kurumları olarak bir araya gelip karşı çıkmamıza rağmen torba yasa ile Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kuruldu.”

    “DOLAYISIYLA DA BU DOSYAYI KAPATTIK”

    AVF kurucularından Doğan Bermek ise zorunlu din dersleri konusunda Türkiye’nin 2023 Eylül ayında yeni bir karar alabileceğini işaret etti. Bermek, şu bilgileri paylaştı:

    “2005 yılında başlayan süreç 2012 yılında sonuç vermeye başladı. Bizden önce 2007 yılında zorunlu din dersleri ile ilgili Hasan Zengin-Eylem Zengin davası sonuçlanmıştı. Bizim davalar da 2014’ten itibaren birer birer sonuç gördü. 2014 ile 2016 yılı arasında cemevlerinin elektrik meselesi, devlet ve inanç grupları arasındaki ilişkiler davamız ve zorunlu din dersleri davamız sonuçlandı. Ancak bunlar sonuçlanmasına rağmen Alevi kuruluşları konuya yeterince vakıf olamadılar diye düşünelim. Veyahut da Alevilerin geleneklerinde böyle yasa, hukuk, mahkeme olmadığı için Aleviler biraz bu işten geri durdular. Toplum, hükümetten bir duyarlılık göstermesini bekledi diyelim. Hükümet de fazla bir duyarlılık gösteremedi. 2010 yılında bir Alevi açılımı yapılmıştı ama bir sonuç alınamamıştı.

    Türkiye bu konuda tekrar mahkemeye gidilmesini istemediği için bir takım düzenlemeler yaptı. Bu düzenlemeleri de 2022 yılının Eylül ayında kamuoyuna açıkladı. Düzenleme dediğimiz şey de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı… Bunu kurarak da ‘Cemevlerinin elektrik parası sorununu aştım artık. Cemevlerinin elektrik parasını ödeyeceğim. Ayrıca cemevleri ile ilgili şu şu düzenlemeleri yapmaya çalışacağız’ niteliğinde bir savunma verdi. Cemevlerinin elektrik parası ile ilgili davamızın gelmiş olduğu nokta bu. Türkiye Cumhuriyeti, elektrik paralarını ödemeyi üstlendi. Dolayısıyla da bu dosyayı kapattık.

    Din derslerine ilişkin Türkiye 2024 Haziran’ına kadar doğru dürüst bir karar getirmeli. Türkiye’nin, 2023 Eylül ayı gibi din dersleri ile ilgili bir şeyler yapmasını bekleyebilirsiniz. Türkiye’de Sünni olmayan inanç gruplarının; Şafiler de dahil olmak üzere din adamı yetiştirme hakkı yok. Ama devlet, ‘medrese’ adı verilen yerlere göz yumuyor.

    Din dersleri ile ilgili iki tane sorunumuz var. Bir; bu din dersleri çoğulcu değil. Yani; dinler hakkında bilgi vermesi gereken bir şey Sünni İslam yetiştirme biçiminde veriliyor. Bir de bu dersin zorunlu olması… Halbuki bizim Medeni Kanun’umuzda ‘İnsanlar, inançlarında özgür bırakılmalı’ deniliyor. Ayrıca 2022 yılında Anayasa Mahkemesi bir başka davayı değerlendirirken 2 karar verdi. Bu kararlardan birisi bugünkü haliyle ‘zorunlu din dersleri anayasaya aykırıdır’ şeklindeydi. İkinci kararda ise bu ‘Din dersleri Medeni Kanuna da aykırıdır deniyor.”

    ORTAK MÜCADELE VURGUSU!

    İstanbul Cemevi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Gazi Arslan ise yaptığı değerlendirmede “Ortak olan sıkıntılarımızı ne hikmetse bir araya gelip gerçek anlamda Alevi yolunun ‘Yol cümleden uludur’ sözüne bianen çaresini aramıyoruz. Bu konuda Alevi kurumlarımızın artık kendi egolarını, kurumsal kimliklerini bir tarafa bırakarak ortak değerlere ve yaşam alanlarına sahip çıkıp ve bu bağlamda da kendi alanımızı yaratmamız lazım” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • Alevi Vakıfları Federasyonu 8. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    Alevi Vakıfları Federasyonu 8. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 8. Olağan Genel Kurulu’nu Kartal Cemevi’nde yaptı. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 8. Olağan Genel Kurulu’nu 10 Mayıs 2023 tarihinde Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı’nda gerçekleştirdi.

    Kurulda, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan geçen döneme ilişkin federasyon çalışmaları hakkında bilgi verirken, gelecek döneme dair de açıklamalarda bulundu. AVF faaliyet raporu genel sekreter Yavuz Olağan tarafından okunurken, denetim raporu ve mali tablo da, denetim kurulu başkanı Hıdır Uvaçin tarafından sunuldu.

    Faaliyet raporu, denetim raporu, gelir-gider ve tahmini bütçe genel kurul tarafından oy birliğiyle onaylandı.

    AVF yönetim kurulu asil listesi ise şu isimlerden oluşuyor:

    Haydar Baki Doğan, Yavuz Olağan, Özlem Der, Ali Ulu, Ali Diştaş, İlhan Eren, Celal Abbas Karaduman, Erdoğan Özdemir, Hıdır Uvaçin, Mehmet Ali Ayyıldız ile Medet Kaynak.

    Ergün Tuluk, Ergin Gül, Mustafa Menevşe, Ali Asker Koç ve Muharrem Odabaş yönetim kurulu yedek listesinde yer alıyor.

    Denetim kurulunun asil üyeleri Aziz Özer, Kemal Berk ve Mahmut Yerlikaya tarafından oluşurken, yedek üyeler de Hüseyin Koçlu, Hüseyin Çulha, Yaşar Duran olarak açıklandı.

    Disiplin kurulunun asil üyeleri ise Dursun Büdüş, Baki Demir, Kamer Ali Durur, Hıdır Delipınar ile Hürriyet Demirtaş; yedek üyeleri de Musa Kocaman, Mehmet Boy ve Yaşar Elbistanlıoğlu isimlerinden oluşuyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Doğan’dan Alevi kurumlarını hedef alan AVF saymanına cevap: Suçlamalarını kurum olarak kabul etmiyoruz

    Doğan’dan Alevi kurumlarını hedef alan AVF saymanına cevap: Suçlamalarını kurum olarak kabul etmiyoruz

    PİRHA – Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, AVF Saymanı Ali Ulu’nun bir gazeteye verdiği demeç üzerine açıklama yaptı. Doğan, “Bu açıklama Dr. Ali Ulu’nun şahsi açıklamalarıdır, Sayın Ulu’nun görüşleri vakfımızın görüşlerini yansıtmamaktadır” diye vurguladı.

    AVF Saymanı Ali Ulu’nun, birlikte eylem planı alan Alevi kurumlarına dönük sözlerine vakıf yönetiminden tepki geldi. AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Ulu’nun tepki çeken röportajı ardından yazılı açıklama yaptı.

    “KABUL ETMİYORUZ”

    “nefret söyleminin gelişmesine sebebiyet verecek açıklama ve çabaların yanında olmadık olmayız” diyen Haydar Baki Doğan, şu paylaşımda bulundu:

    “Aydınlık Gazetesi’nin bugünkü manşet haberinde vakfımızın ismi kullanılarak aslı olmayan bir haber yapılmıştır. AVF Saymanı Sayın Dr. Ali Ulu’nun açıklamaları doğrultuşunda, ‘HDP kuyrukçularıyla aynı çatıda olmayız.’ başlıklı bir yazıda, vakfımızın 25 Aralık pazar günü (yarın) 7 Alevi çatı örgütünün İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde yapacağı, Alevi Kurultayı’yla ilgili görüşlerine yer verilmiştir.

    Biz kurum olarak etkinliğe katılmama gerekçelerimizi 7 Aralık’ta, yayınladığımız bildiriyle kamuoyuyla paylaşmıştık.

    Saymanımız Olan Dr. Ali Ulu’nun yapmış olduğu açıklamaları ve kişileri isim vererek suçlamalarını biz kurum olarak kabul etmiyoruz. Bu açıklama Dr. Ali Ulu’nun şahsi açıklamalarıdır, Sayın Ulu’nun görüşleri vakfımızın görüşlerini yansıtmamaktadır.

    Demokrasinin bir ilkesi olarak herkes görüşlerini açıklama özgürlüğüne sahiptir. Alevi kurumları da bir arada bir etkinlik yapma, görüşlerini açıklama hakkına elbette sahiptirler.

    Alevi Vakıfları Federasyonu olarak, ülkemizin aydınlık yarınları için hoşgörü kültürünün hâkim olduğu, laik, bilimsel, demokratik, Alevi ve Bektaşi toplumunun beklentilerinin giderildiği, haklarının verildiği bir Türkiye’den yanayız.

    İnsanların siyasi görüşleri, çalışmaları, Aleviliği asimile etmemek üzerine olursa herkes toplanma, görüşlerini açıklama hakkına sahiptir.

    Bizler hiç kimsenin hedef gösterilmesi, nefret söyleminin gelişmesine sebebiyet verecek açıklama ve çabaların yanında olmadık olmayız da.

    Alevi ve Bektaşi Yolu’nda bu toplumun kazanımları için çalışma yapanlarla her daim işbirliğimiz devam edecektir.

    Toplum her daim sağduyusuyla gerçeği görecek, gerçek yol temsilcisi kurumlarını ve kişilerini seçecektir.

    Halkımıza saygı ve sevgilerimizle duyururuz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 44. yılında katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’nde açıklama yaparak, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Acılar yok sayılırsa bitmez. Bir hafta boyunca Maraş’ta vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 44’üncü yıl dönümü. 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta gerçekleşen katliamda onlarca yurttaş yaşamını yitirdi, yaralandı ve binlercesi de Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı.
    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAVK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) üye ve yöneticileri, katliamın 44. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri anmak için Maraş’taydı.

    Anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Tuğrul, parti temsilcileri Songül Tunçdemir ile Turgut Öker, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Orhan Sarıbal ve parti temsilcileri de katıldı.

    Maraş Valiliği’nin “Kamu düzeni” gerekçesiyle getirdiği yasağı reddeden Alevi kurumlarının çağrısıyla toplanan onlarca kişi katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’ne yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık “Maraş’ı unutma unutturma. Maraş’ın hesabı sorulacak. Katil devlet hesap verecek. Alevilik vardır, Alevilik haktır.” sloganları atıldı.

    Anmanın yapıldığı Yörük Selim Mahallesi yüzlerce polis tarafından ablukaya alındı. Anmaya katılanlar 3 farklı polis kontrol noktasından geçtikten sonra Erenler Cemevi’ne ulaşabildi.

    Erenler Cemevi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, katliamda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulundu. Anmanın açılış gülbengini Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz okudu. Ardından hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    “YÜZLEŞME YAPILMADIĞI İÇİN KATLİAMLAR SÜRÜYOR”

    Anmada söz alan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul “44 yıldır bu acıyı yaşıyoruz. 44 yıl önce burada bir darbenin alt yapısını oluşturmak için katliam yapıldı. Bugün hala bu katliamın arkasındaki güçler açığa çıkarılmadı. Yüzleşme sağlanamadığı için bugün hala katliamlar devam ediyor. Burada halen Kürtler, Aleviler yerinden edilmeye çalışılıyor. Pazarcık’ta tarım alanları yok ediliyor, Maraş’ın çöpü oraya dökülüyor, çimento fabrikası kuruluyor. Bunlar tesadüf değil. Göç ettirilmesi için yapılıyor. Dün Fransa’da yaşamını yitirenleri de anmak istiyorum. Hepimiz, kendimiz olarak bu topraklarda yaşamak istiyoruz. Ancak birileri hala bunları kabul etmiyor. Utanmadan inancımızı tarif etmeye çalışıyor. Devletin Aleviliği öğretmesine ihtiyacımız yok. Alevilik kültür değil, inançtır. İnancımızı inkar edip torba yasa içerisine koydular. Biz Aleviler kimsenin inancına karışmadık. Kimse de bize karışmasın. Rızalığımızı almadan yasa yaptılar. Hala kapılarımız çarpıyla işaretleniyor. Eşit, adil, özgür bir toplum istiyoruz. Sahipsiz değiliz. Örgütlü bir yapıdayız. Yan yana gelip Hüseyni duruşu sergilemeliyiz” diye konuştu.

    “MARAŞ’IN BELGELERİNİ AÇIKLAYIN”

    CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ise, “Acı bir katliam yaşandı” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Burada kamu görevlileri acımızı büyütmeye çalışıyor. Yasak getiriyor. Unutalım istiyorlar. Ama acımızı derinleştiriyorlar. Bugün bu yasakları koyanların vicdanı yoktur. İnsanlık çökmüş demektir. Biz ısrarla barış, özgürlük olsun katliamlar yaşanmasın istiyoruz. İnsanlık katledildi burada. Bir çürümüşlük var. İktidar korkuyor. Yan yana gelmemizi istemiyor. Maraş’ın bütün belgelerini açıklayın. O günün siyasileri, MİT, CIA, kimler var o katliamın içinde, ortaya çıksın. Hala insanlar bugün cenazelerine ulaşabilmiş değil. Yan yana gelirsek her şeyi çözeriz. Eşit yurttaşlığı birlikte getireceğiz. Organize kötülüğe karşı dayanışmaya ihtiyacımız var.

    “ALEVİLER OLARAK ASLA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat ise yaptığı konuşmada “Bu acı, hesabı sorulana kadar dinmez” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “44 yıl önce burada katledilenlerin yakınları görmek zorunda kaldılar. Avrupa’da örgütlendiler ve kazandılar. Almanya’da Aleviler kamu tüzel kişiliğini kazandılar. Kiliseler hangi haklara sahipse biz de aynı haklara sahibiz. Alevileri katletmekle bitirebildiniz mi? Hayır. Başka bir coğrafyada zuhur etti. Taleplerimizi tekrarlıyoruz yine. Biz inatçıyız, vazgeçmeyeceğiz. Maraş’ın, Dersim’in, Çorum’un hesabını verselerdi bugün bu noktada olmazdık. Almanya’da yine bir cemevimizin kapısına çarpı attılar. Dün Fransa’da bir katliam yaşandı. Biz herkes için eşitlik ve özgürlük istiyoruz. Asla teslim alamayacaksınız. Aleviler asla geri adım atmaz. Yarın Yenikapı’da buluşacağız. Seyit Rıza’nın da dediği gibi önünüzde asla diz çökmeyeceğiz. Avrupa’da olduğu gibi bu topraklarda da haklarımızı alacağız.”

    “MARAŞ’IN MERKEZİ’NE BİR ANIT YAPILMALI”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı AKD Genel Başkanı İsmet Kurt yaptı. Kurt şunları dile getirdi:

    “44 yıl önce sinsi bir planla katliam yapıldı. Emperyalizm ve işbirlikçileri bunu yaptı. 1 hafta boyunca vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz. Maraş’ta yaşananlar olay değil katliamdır. Her inanç kendi bahçesinde güzeldir. Arif Özzeybek isimli kişinin çalışmasıyla bir torba yasa çıkarıldı. Rızalığımız alınmadı cemevleri bizim ibadethanemizdir. Zorunlu din dersleri kaldırılsın. Hala Aleviler ayrımcılığa uğruyor. Bir öğretmen nefret söylemlerinde bulundu. Görevden alınmadı başka okula gönderildi. Meclis önünde bariyerleri yıktık. Direnenlere selam olsun. Din ve dil üzerinden siyaset yapılmaz. 44 yıl önce hakka yürüyen canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    “BU ACILARI BİR DAHA YAŞAMAMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Maraş Erenler Kültür Derneği Müslüm İbili de, anma Komitesi adına ortak açıklamayı okudu. İbili, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Hesabı sorulmadı. Acılar yok satılırsa bitmez. Katliamda kaç kişi öldü bilmiyoruz bile. Devlet belgeleri açılmalı. Burada Aleviler katledildi, kalanlar sürgün edildi. Bu acıları bir daha yaşamamak için bugün buradayız. Zulümler karşısında yolumuzdan dönmedik dönmeyeceğiz de. Birlik beraberlik sevgi barış huzur getirelim. Dayanışmayı büyütelim.”

    Konuşmaların ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Anma, yaşamını yitirenler anısına lokma dağıtılması ve cerağ sırlamasıyla sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • AVF Genel Başkanı Doğan: 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na katılmayacağız

    AVF Genel Başkanı Doğan: 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na katılmayacağız

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi kurumlarının yaptıkları bölgesel toplantılara ve 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na, federasyon olarak katılmayacaklarını açıkladı. Doğan gerekçe olarak ise Alevi kuruluşları arasında bazı görüş ayrılıklarının ortaya çıktığını kaydetti. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi kuruluşları arasında bazı görüş ayrılıklarının ortaya çıktığını belirterek, Alevi kurumlarının yaptıkları bölgesel toplantılara ve 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na, federasyon olarak katılmayacaklarını kamuoyuna duyurdu.

    Doğan’ın açıklaması şöyle:

    “Alevi Vakıfları Federasyonu olarak bizim temel amacımız; bin yıldır bu kadim uygarlıklar yurdunda barışın ve esenliğin de dayanak unsurlarından olan, ulu erenlerimizin kurduğu Alevi ve Bektaşî Yol ve Öğretisi’nin; geçmişten geleceğe inançsal çizgisinde var olmasını sağlamaktır.

    Devleti yönetenlerin asli amacı vatandaşları arasında hiçbir ayrım yapmaksızın inançla ilgili ihtiyaçlarının giderilmesinin yol ve yöntemlerini sağlaması bunu yaparken inançların özüne uygun sistemler kurmasıdır.

    Bizler, hiçbir siyasi-politik bir beklentimiz olmadan Alevi ve Bektaşî toplumunun ihtiyaçlarının giderilmesi, sorunlarının çözülmesi için her türlü çaba ve gayretin içinde ve yanında olduk.

    Son 3-4 aydır kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan cemevleri ziyaretleri sonucu Alevi toplumunun sözde talepleri adı altında cemevlerinin fiziki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bazı düzenlemeler gündemdeydi.

    “GÖRÜŞ AYRILIKLARI ORTAYA ÇIKTI”

    Alevi kurumları olarak bu yasal düzenlemelerin yer aldığı “Torba Yasası” ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik eleştirilerimizi gerek TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, gerekse siyasi parti liderleri, grup başkanvekilleri ve meclis önündeki basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştuk.

    Fakat zaman içerisinde; izlenen yol, yöntem ve söylemler bakımından federasyonumuzla diğer Alevi kuruluşları arasında bazı görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.

    Bizler bundan sonra da, Alevi ve Bektaşi inancıyla ilgili çalışmalar yapmaya, bu konudaki sorunların çözümü için gayret göstermeye tüm gücümüzle devam edeceğiz.

    Gelişen bu durumla ilgili olmak üzere; Alevi kurumlarının yapacakları bölgesel toplantılara ve 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na, Federasyon olarak katılmayacağımızı kamuoyu ile paylaşırız. Sevgi ve saygılarımızla.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Alevi başkanlar, Taksim’deki saldırıda hayatını kaybedenler için karanfil bıraktı

    Alevi başkanlar, Taksim’deki saldırıda hayatını kaybedenler için karanfil bıraktı

    PİRHA-Alevi çatı örgütleri başkanları, 13 Kasım günü Taksim’deki bombalı saldırıda yaşamını yitirenleri, İstiklal Caddesi’ne karanfil bırakarak andı. 

    Alevi çatı örgütleri başkanları, 13 Kasım günü İstanbul Taksim’de gerçekleştirilen bombalı saldırıda hayatını kaybedenleri andı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ile Baba Mansur Ocağı mensubu ve Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım, İstiklal Caddesi’nde patlamanın gerçekleştiği noktaya karanfil bırakarak, saldırıyı lanetlediler.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 8 Alevi çatı örgütü basın ile buluştu: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yok hükmündedir-VİDEO

    8 Alevi çatı örgütü basın ile buluştu: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yok hükmündedir-VİDEO

    PİRHA-AKP tarafından Alevilere yönelik yürütülen çalışmalara karşı İstanbul Taksim’de medya mensuplarıyla basın toplantısı yapan 8 Alevi çatı örgütü, sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Torba yasanın derhal geri çekilmesi gerektiğini belirten ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bizim için yok hükmündedir. 25 Aralık günü İstanbul’da Alevi kurultayı gerçekleştireceğiz. Tüm kesimleri davet edeceğiz” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), AKP’nin torba yasa içerisinde Meclis’e getirdiği Alevilere yönelik düzenlemeler ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ilişkin İstanbul Taksim’de basınla toplantı yaptı.

    Toplantıya ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, AKD Genel Başkanı İsmet Kurt, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanları Dilber Aslan, Ali Şeker, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi Üyesi Eren Erdem, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, gazeteci Necdet Saraç‘ın yanı sıra çok sayıda gazeteci katıldı.

    “TORBA YASA DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR”

    Kurumlar adına konuşmayı ise ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan yaptı. Alevilerin taleplerini yıllardır kamuoyu önünde dile getirdiğini belirten Aslan, şunları söyledi:

    “Mücadelemizi her yerde verdik. Türkiye’nin tam anlamda laik, demokratik bir ülke olması durumunda taleplerimizin karşılanacağını ifade ettik. Ama ülkeyi yönetenler, halkları kendilerine göre tanımlamaya devam etti. Hiçbir olumlu adım atılmadı. AİHM kararları tanınmadı. İktidar toplumun taleplerini duymuyor, görmüyor. Aleviler bu ülkenin güvenlik sorunu değil. Bu ülkede laiklik, eşit yurttaşlık istiyoruz. AKP son süreçte sözde Alevileri gezdiler, sözde taleplerini dinlediler. Yıllardır dile getirdiğimiz eşit yurttaşlık talebimizi yok sayan iktidar bizi yine görmezden geliyor. Devletin hiçbir inancı tanımlayamayacağını, tarif edemeyeceğini dile getirdik. Torba yasasının derhal geri çekilmesi gerekiyor. Yapılan hareketle sanki demokratik bir açılım yapıyorlarmış gibi bir hava yarattılar.”

    “CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Aslan, 8 Kasım günü Ankara’da yaptıkları yürüyüş ve basın açıklamasına da değinirken, “8 Kasım günü barışçıl taleplerimizi dile getirmek isterken güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirildik. Kurum başkanlarımız darp edildi. AKP hariç diğer tüm partiler ile görüştük. Yapılanın hakaret olduğunu söyledik. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bu ülkede inkar edilen, yok sayılan, katledilen inanç topluluğunun bir kez daha yok sayıldığını gördük. Buna karşı gerekli tüm siyasi ve hukuki sürece devam edeceğiz. İktidarın yanlış algısını kanıtlamak için bütün bölgelerde çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

    “25 ARALIK GÜNÜ İSTANBUL’DA ALEVİ KURULTAYI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

    25 Aralık günü İstanbul’da bir kurultay gerçekleştireceklerini de ifade eden Mustafa Aslan, “Tüm kesimleri davet edeceğiz. Aleviler sözünü bir kez daha İstanbul’dan haykıracak. Torba yasasını ve kararnameyi Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşımak için çalışmalarımız sürüyor. Bu ülkedeki herkes eşit yurttaş sayılana kadar mücadelemiz devam edecek. Kararname bizim için yok hükmündedir” diye konuştu.

    Aslan son olarak basın organlarına da çağrıda bulunarak,”Aleviler yeterince medyada kendisine yer bulamıyor. Alevilerin sesi olmanızı talep ediyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler, AKP’nin torba yasasına karşı yarın TBMM önünde olacak

    Aleviler, AKP’nin torba yasasına karşı yarın TBMM önünde olacak

    PİRHA-8 Alevi örgütü, AKP tarafından torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleri düzenlenmesine karşı 8 Kasım Salı günü saat 10.00’da TBMM Çankaya kapısında olacaklarını duyurdu. 

    AKP tarafından vergi kanunlarındaki düzenlemeleri de içeren torba yasa içerisinde Meclis’e getirilen cemevleriyle ilgili düzenleme Aleviler tarafından tepkiyle karşılandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yarın görüşülecek olan yasa tasarısı için bugün Ankara’da bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAVK) Genel Merkezi’nde bir araya gelen Alevi kurumları yarın saat 10.00’da Meclis önünde olacaklarını duyurdu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAVK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 8 Kasım Salı günü saat 10.00’da TBMM Çankaya kapısı önüne çağrıda bulundu.

    PİRHA /ANKARA

  • Alevi yurttaşın, zorunlu din dersine karşı açtığı dava görüldü: AYM’ye ve AİHM’ye de aykırı -VİDEO

    Alevi yurttaşın, zorunlu din dersine karşı açtığı dava görüldü: AYM’ye ve AİHM’ye de aykırı -VİDEO

    PİRHA-Esmeray Odabaş Yanmaz, kızının zorunlu din dersi almaması için hukuki mücadele başlattı. İlk duruşması görülen davada söz alan Esmeray Odabaş Yanmaz, “Alevi olduğumuz için her yerde dışlanıyoruz” dedi. Av. Seyit Sönmez de zorunlu din derslerinin anayasaya, AİHM’ye aykırı aykırı olduğunu hatırlattı. 

    Esmeray Odabaş Yanmaz, kızının zorunlu din dersi almasına karşı hukuki mücadele başlattı. Sancaktepe Kaymakamlığı’na karşı açılan davanın ilk duruşması İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, Yazar Mehmet Kabadayı ile Sadegül Çavuş katıldı.

    “TARAFSIZ VE EŞİT DEĞİL”

    Duruşmada ilk olarak söz alan Avukat Seyit Sönmez şunları söyledi:

    “Zorunlu din dersleri anayasaya, AİHM’ye aykırı. Devlet tüm inançlara eşit davranmak zorundadır. AİHM’nin Hırvatistan kararı önemlidir. Bu mesele laikliğe aykırıdır. Sadece Sünni Müslümanlığa dayalı bir ders var. Tek doğrunun Sünni Müslümanlık olduğu çocuklara anlatılıyor. Aleviliğin İslam’ın yan mezhebi olduğu ifade ediliyor. Hiçbir dine inanmayanların ahlaklı olmayacağı çocuklara anlatılıyor. Ahlaklı olanların sadece İslam inancına mensup kişilerin olduğu belirtiliyor. Tarafsız ve eşit değil. Kitapta ötekileştirme mevcut. Davamızın kabul edilmesi elzemdir. Yürütmenin durdurulması gerekir.”

    “ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN HER YERDE DIŞLANIYORUZ”

    Esmeray Odabaş Yanmaz da yaşanan süreci özetleyerek, şunları dile getirdi:

    “Kızım 4. sınıfta ders almaya başladı. Öğretmenin müfredatın dışına çıkıp, çocuklarımızı namaz kılmaya zorlaması, “abdest alın, dövme yapmayın, cehennemde yanarsınız” şeklindeki açıklamaları oldu. Sınıftaki diğer çocuklar da kızıma “Sen namaz, dua bilmiyorsun. Cehennemde yanacaksın” şeklinde sözler ifade etmiş. Bu tarz şeylerin yaşanmamasını istiyorum. Alevi olduğumuz için her yerde dışlanıyoruz. Çocuğumun ileriki yaşlarda kendi tercihiyle inancını seçip, yaşamasını istiyorum.”

    Sancaktepe Kaymakamı adına avukatları davanın reddini istedi.

    “DİN DERSİ ZORUNLU OLMAKTAN ÇIKARILSIN”

    Beyanların ardından mahkeme kararın tebliğ edileceğini bildirdi. Duruşmadan sonra adliye önünde açıklama yapıldı. Sadegül Çavuş tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “DİN DERSLERİ ZORUNLU OLMAKTAN ÇIKARILSIN !
    EMSAL MAHKEME KARARLARI UYGULANSIN !

    Yeni bir eğitim-öğretim yılına girdiğimiz bu günlerde, zorunlu din dersleriyle birlikte iktidarın baskıcı, otoriter, asimilasyoncu ve tek tipçi eğitimine karşı çıkan veliler olarak çocuklarımızın geleceğinden kaygı duyuyoruz.

    Bizler, çocuklarımıza zorla dayatılan din derslerine itiraz ediyoruz.

    Aleviler olarak, laik, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, bilimsel, parasız, ana dilinde ve nitelikli eğitim istiyoruz. Çocuklarımızın göz göre göre din dersi ile asimile edilmesini ve ayrımcılığa ya da nefret suçlarına maruz bırakılmasını asla kabul etmiyoruz.

    Anayasa Mahkemesi’nin “Zorunlu din derslerinin inanç özgürlüğünün ihlali” yönünde verdiği son karara rağmen, AKP hükümeti zorunlu din dersleri uygulamasına devam ediyor. Emsal kararları ise görmezden geliyor. AKP, iktidarı çok açık bir şekilde hukuku tanımıyor.

    Zorunlu din dersleri uygulaması, demokratik, laik eğitim ilkesi ile hiçbir şekilde bağdaşmayan bir uygulamadır.

    Bu nedenle zorunlu din derslerinin kaldırılması için demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz. Din dersi zorunlu olmaktan çıkarılıncaya kadar, çocuklarımız din derslerinden muaf tutuluncaya kadar hukuki mücadelemizi devam ettireceğiz.

    Bizi yeniden yeniden dava açmaya mecbur bırakan hükümeti, mahkeme kararlarını uygulamaya,
    AİHM’nin kararını yerine getirmeye ve hukuka saygıya davet ediyoruz. Kamuoyuna duyurulur!”

    PİRHA/İSTANBUL