Etiket: avf

  • ‘Kültür Bakanlığı’na bağlı bir başkanlığın oluşturulması Alevi toplumunu rencide edici bir olay’-VİDEO

    ‘Kültür Bakanlığı’na bağlı bir başkanlığın oluşturulması Alevi toplumunu rencide edici bir olay’-VİDEO

    PİRHA-AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki açıklamalarına tepki göstererek, “Kültür Bakanlığı’nda bir daire başkanlığı gibi bölüm oluşturulacak. Bu Alevi toplumunu son derece rencide edici bir olay. Alevi inancı bir kültür değildir” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kadıköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’ndaki toplu açılış töreninde yapmış olduğu açıklama ile Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulacağını açıkladı. Erdoğan ayrıca talep edenlere kurum bünyesinde kadro verileceğini de duyurdu.

    Erdoğan’ın açıklamaları sonrası İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda bir araya gelen Alevi kurumları da, “Açıklanan paket ne demokratiktir, ne de müjdedir. Aksine bu paket Aleviliğin şimdiye kadar devlet gücüyle soluksuz bırakılmasının yeni bir aşamasıdır” diyerek tepkilerini ortaya koydu.

    Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan da konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR BEKLİYORDUK AMA DAĞ FARE DOĞURDU”

    AİHM kararlarını hatırlatan Doğan, “Erdoğan’ın ziyaretini ve yapacağı açıklamaları bir anlamda Alevi toplumu açısından olumlu bir adım olarak görmek istiyorduk. Dolayısıyla burada Erdoğan’ın gerçekten Alevi toplumuna yönelik önemli açıklamalar yapacağını düşünüyorduk ama bizim düşüncemize göre dağ fare doğurdu. Burada cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini, daha doğrusu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın, Türkiye’de yasalarda uygulanmasını düşünüyorduk. Böyle bir müjde vermesini bekliyorduk. Çünkü bize göre müjde ancak böyle olur” dedi.

    “KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA BAĞLANMASINI ALEVİ TOPLUMU ASLA KABUL ETMEYECEKTİR”

    2016 yılının Nisan ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı hatırlatan Doğan, “Alevilerin cemevleri ibadethanedir. Alevilere ayrımcılık yapılmaktadır. Türkiye’de Aleviler hak ihlaline uğramaktadır. Bundan dolayı hükümet altı seneden beri bu kararı çekmecesinde bekletiyor. Bunu bir türlü uygulamıyor. Dolayısıyla bizim Erdoğan’ın konuşmasında beklediğimiz müjde bu anlamdaydı. İbadethane olarak yasalarda yerini almasıydı. Ama onun yerine Kültür Bakanlığı’nda bir daire başkanlığı gibi bölüm oluşturması düşünüyor. Bu Alevi toplumunu son derece rencide edici bir olay. Alevi inancı bir kültür değildir. Alevi inancı, inanç olarak aynı diğer inançlar gibi olduğu gibi değerli bir inançtır. Bir kültür olarak görülmesi ve Kültür Bakanlığı’na bağlanması Alevi toplumu tarafından asla kabul edilecek bir şey değildir” ifadelerine yer verdi.

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Erdoğan’dan Alevi inancıyla bağdaşmayan ‘müjde’ler; Alevi hakları yine yok!
    > Alevi örgütlerinden Erdoğan’a: Açılım değil Alevilere darbedir!-VİDEO
    >Kulu:Devletin Alevilere biçtiği don asla kabulümüz olamaz-VİDEO

  • Alevi Yol evlatlarından İzzettin Doğan’a çağrı: Yanlıştan dönmesini bekliyoruz

    Alevi Yol evlatlarından İzzettin Doğan’a çağrı: Yanlıştan dönmesini bekliyoruz

    PİRHA-Alevi Yol evlatları yazılı bir açıklama yayımlayarak AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ı görevden aldığını duyuran AVF Onursal Başkanı İzzettin Doğan’a çağrıda bulundu. Açıklamada “AVF genel başkanını görevden almaya yönelik girişimi, Aleviliğin en büyük değeri olan rızalık esasını da yok sayması anlamına gelmektedir. Alevi Yol evlatları olarak bu yanlıştan dönmesini bekliyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Onursal Başkanı İzzettin Doğan tarafından görevinden alındığı bildirilen AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan “Yola devam” mesajı vermişti. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan Alevi Yol evlatları, aldığı kararı Alevi hukukuna uygun şekilde gözden geçirmesi talebiyle İzzettin Doğan’a çağrıda bulundu.

    “GÖREVDEN ALMA GİRİŞİMİ RIZALIK ESASINI YOK SAYMA ANLAMINA GELİR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Aleviliğin günümüzde yaşatılması ve ileriye aktarılmasında etkin rol alan derneklerimiz ve vakıflarımızın sadece yasa ve tüzüklerle değil Alevi öğretilerinin ve değerleri ile de yönetilmesi Yolumuz ve inancımız açısından önemlidir.

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın Alevilerin birliğine ve dirliğine yönelik hizmetlerinden dolayı rahatsız olan Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın onursal başkan olarak AVF genel başkanını görevden almaya yönelik girişimi, Aleviliğin en büyük değeri olan rızalık esasını da yok sayması anlamına gelmektedir. Seçilmiş bir şekilde göreve gelen ve Alevi hukukunda herhangi bir suça bulaşmamış olmasına rağmen bir kişinin keyfi inisiyatif göstermesi kabul edilebilir bir durum değildir.

    Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın aldığı kararı Alevi değerlerine ve Alevi hukukuna uygun bir şekilde gözden geçirmesini ve Alevi toplumuna örnek olmasını diliyor Alevi Yol evlatları olarak bu yanlıştan dönmesini bekliyoruz.”

    İzzettin Doğan’a çağrı yapan Yol evlatları ise şöyle:

    Ağuiçen Ocağı’ndan Ercan Kazım Özer, Mehmet Şahin, Hüseyin Elmas, Türkan Akbıyık, Rıza Kılıç; Baba Mansur Ocağı’ndan Ali Tekin, Ali Haydar Kurt, İbrahim Erenler, Hüseyin Sevin, Hüseyin Moğoltay, Eren Yıldırım; Kantarma Sinemilli Ocağı’ndan Tacim Bakır; Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe; Hubyar Sultan Ocağı’ndan Erdal Ahi, Ali Haydar Gökden; Cemal Abdal Ocağı’ndan Hasan Doğan; İmam Rıza Ocağı’ndan Hüseyin Doğan; Musa Kazım Ocağı’ndan Ahmet Ütebay; Üryan Hızır Ocağı’ndan Mustafa Mısır; Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Mahmut Yalıncakoğlu; Hıdır Abdal Ocağı’ndan Güroymak Bakır; Derviş Cemal Ocağı’ndan Ali Şanlı; Güvenç Abdal Ocağı’ndan Emrah Çolak; İlyas Baba Ocağı’ndan Cem Sultan Ermiş; Köse Süleyman Ocağı’ndan Mustafa Oğuz; Şah İbrahim Veli Ocağı’ndan Haydar Behlül Arkovan ile Topçu Baba Postnişi Mehmet Işık.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Abbas Tan’dan görevden alma tepkisi: İzzettin Doğan’ın yaptığı Alevice bir anlayış değil

    Abbas Tan’dan görevden alma tepkisi: İzzettin Doğan’ın yaptığı Alevice bir anlayış değil

    PİRHA- AVF Onursal Başkanı İzzettin Doğan’nın, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ı görevden alındığını duyurması tepki çekti. AVF’ye bağlı olan Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Abbas Tan, durumu eleştirerek, “Bu tüzük Alevilik inancına, anlayışına uymuyor ancak İzzettin Doğan’ın Alevi islam anlayışına uyuyor. Karar bizi etkilemeyecek” dedi.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Onursal Başkanı İzzettin Doğan imzasıyla yayınlanan 21 Eylül 2022 tarihli yazıda, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın görevden alındığı belirtildi. İzzettin Doğan, onursal başkanlık yetkilerine dayanarak görevden alma işlemini gerçekleştirdiğini kaydetti.

    AVF’nin bileşenlerinden Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Abbas Tan, söz konusu duruma ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ANTİDEMOKRATİK VE FAŞİZAN BİR ANLAYIŞLA HAZIRLANAN TÜZÜK VAR”

    Kayseri Hacı Bektaş Vakfı olarak kağıt üzerinde Alevi Vakıflar Federasyonu’nun bir bileşeni olarak göründüklerini söyleyen Tan, tüzükteki antidemokratik uygulamaların olması nedeniyle oradan geri çekildiklerini ifade etti.

    Ancak genel kurul kararı gerektiği için hala resmi olarak kağıt üzerinde oranın bir bileşeni olduklarını aktaran Tan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu antidemokratik bir uygulamadır. Faşizan bir anlayışla yönetilen Alevi kurum olmaz. Tüzükte bazı maddeler var. Mesela onursal genel başkan değişmez ve onursal genel başkan İzzettin Doğan istediği vakit tüm organları görevden alabilir. Bu tüzükteki değişmez bir maddedir. Biz bu tüzüğün Alevilik inancına, anlayışına uymadığını düşünüyoruz. Ama tabii bu anlayış İzzettin Doğan’a uyan bir anlayış. O yüzden kendi isteği doğrultusunda hazırladığı bir tüzükle ve o tüzükteki yetkileri ile federasyon başkanını görevden almış oldu. Seçimle, genel kurul kararı ile gelmiş bir yönetimi görevden alması Alevi anlayışına da, demokrasiye de, insan haklarına da uymuyor.”

    “ALTINDA BAŞKA NEDENLER VAR”

    Görevden alma durumunun altında başka nedenlerin olduğunu belirten Tan, “Vakıflar Federasyonu’nun mevcut genel başkanının 17 – 18 Eylül’de Hacıbektaş’taki Alevi kurumlarının yaptığı toplantıya katılıp, onlarla ortak sonuç bildirgesine imza atması, İzzettin Doğan’ın Alevi İslam anlayışına uymadığı için bu görevden almalar oldu. Çünkü bizler Aleviyiz diyoruz ama onlar Alevi İslam anlayışıyla hareket ediyorlar. O ayrı bir inançtır. Alevilik ile Alevi İslam anlayışı birbirinden farklı iki ayrı inançtır. Bu yüzden biz onlarla bir araya gelemiyoruz” diye konuştu.

    “KARAR TÜZÜĞE UYGUNDUR AMA ALEVİCE BİR ANLAYIŞ DEĞİLDİR”

    Alevilerin yaşanan antidemokratik bu duruma karşı tavır almaları gerektiğini dile getiren Tan, şunları kaydetti:

    “Bu antidemokratik uygulamayı asla kabullenmiyoruz. Tüzük gereği İzzettin Doğan genel başkanı görevden alabilir. Tüzüğe uygundur ama Alevice bir anlayış mıdır? Hayır, kesinlikle değildir. Biz zaten fiilen o grubun içerisinde değildik. Kağıt üstünde federasyonun bir bileşeniydik. Dolayısıyla karar bizi çok etkilemeyecek. Biz yönetim olarak genel kuruldan sonra bir karar almıştık. Tüzükteki birkaç madde değişmediği sürece biz kesinlikle Vakıflar Federasyonu ile birlikte hareket etmeyeceğiz, dedik. Görevden alma hareketi Alevice bir anlayış değildir. Alevi İslam anlayışına uyduğu için de bir şey diyemiyorum. Bu anlayışın bizimle alakası yoktur. Biz Aleviyiz, Alevi kurumlarıyız.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER
    > İzzettin Doğan, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın görevinden alındığını duyurdu

  • İzzettin Doğan, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın görevinden alındığını duyurdu

    İzzettin Doğan, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın görevinden alındığını duyurdu

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Onursal Başkanı İzzettin Doğan, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’nın başkanlık görevinden alındığını yazılı bir açıklamayla duyurdu. Doğan, onursal başkanlık yetkilerine dayanarak görevden alma işlemini gerçekleştirdiğini belirtti. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Onursal Başkanı İzzettin Doğan tarafından, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan‘nın başkanlık görevinden alınmasına dair yazılı bir açıklama yayınlandı.

    AVF Onursal Başkanı İzzettin Doğan imzasıyla 21 Eylül 2022 tarihli yazıda Haydar Baki Doğan’ın başkanlıktan alınması şu ifadeler ile duyuruldu:

    “Alevi İslam inancı ile öğretisini; din, dil, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın çağdaş bir dünya görüşüyle evrensel boyutta tanıtmayı ve yaşatmayı ilke edinmek; hak aşkına hizmet, toplumsal yardımlaşma ve dayanışma anlayışını sosyal yaşama geçirebilmek amacı ile kurulan Alevi Vakıfları Federasyonu’nun resmi senedinin 14. maddesi b fıkrası (….. Federasyonun Onursal Başkanı isterse, federasyonun herhangi bir organındaki görevlilerin bu senette yazılı kurallara uymaması ve kurulların görevini yerine getirmemeleri halinde söz konusu kurulların feshedilmesi için gerekli girişimleri başlatmaya ve sonuçlandırılmasını sağlamaya da yetkilidir) gereğince başkanlık görevinizden alındığınızı bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dilerim.”

    AVF YÖNETİM KURULU TOPLANIYOR

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, bugün saat 15.00’te vakfın yönetim kurulu üyeleriyle toplanıyor. Toplantıdan çıkacak karara göre Haydar Baki Doğan yazılı bir açıklama yapacak.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Hacıbektaş çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı!-VİDEO

    Hacıbektaş çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı!-VİDEO

    PİRHA – ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayının sonuç bildirgesinde “Her türden tek tipleştirmeye karşı ikinci yüzyıla ilişkin perspektifimiz, çok kimlikli, çok kültürlü bir Türkiye’nin gerçekleştirilmesi, başta bizler olmak üzere kimsenin kimliğinden dolayı mağduriyete uğramaması, eşit yurttaşlık hakkının herkes için sorgulanamaz bir hak haline getirilmesidir” denildi.

    Yedi Alevi kurumunun ortaklaşa düzenlediği ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayının sonuç bildirgesi kamuoyuna açıklandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde yapılan çalıştay sonuç bildirgesi, tüm katılımcıların sahneye davet edilmesinin ardından açıklandı. Bildirgeyi okuyan isim Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan oldu.

    Bildirgede öne çıkan satır başları şöyle:

    “17-18 Eylül 2022 tarihinde Serçeşme’de Hünkar’ın huzurunda, önümüzdeki dönemde birlikte davranış taahhüdünde bulunmak yanı sıra nasıl bir yol hattı izleyeceğimize dair irdelemelerde bulunduk. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Alevi kurumlarının asli muhataplığını yok sayarak, önce Hüseyin Gazi Cemevi’ni ardından da Hacıbektaş Veli Dergahı’nı ziyareti ve nihayet İstanbul konuşmasında kendi anlayışı dışındaki Alevileri “sapkınlıkla” ve “insan bile olmamakla” itham ederek hukuk öznesi olmaktan çıkarması, özetle düşmanlaştırması, Alevi toplumunun süregelen kaygılarını daha da arttırmıştır.

    Esasen bu düşmanlaştırıcı dile eşlik etmek üzere bir süredir; İçişleri ve Kültür bakanlıkları eliyle yürütülen devletin güvenlikçi ve dilencileştirici Alevi politikalarını değerlendiren kurumlarımız şu yaklaşımlarda birliktelik ve kararlılıklarını kamuoyuna ilan etmeye karar vermişlerdir:

    “ALEVİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK HER ADIMI OLUMLU KARŞILARIZ”

    1- Öncelikle Alevi sorununun çözümüne yönelik her adımı olumlu karşılayacağımızı, bu konuda üzerimize düşecek her türlü sorumluluğu göstereceğimizi ilan ederiz. Ancak şu ana kadar karşılaştığımız davranış ve değerlendirmeler, atılan adımların çözüme yönelik olmaktan tamamen uzak olduğunu göstermektedir. Gerek bu ziyaretlerde kullanılan dilin ötekileştirici ve ayrıştırıcı niteliği, gerekse de merkezi kurumlarımızı devre dışı bırakarak uygulanan dayatmacı yöntemler, bir çözüm süreciyle değil, bir diz çöktürme ve Alevilerin ağır bedellerle sağladıkları örgütlülüklerini dağıtma seferberliğinin karşısında olduğumuzu göstermektedir. Bu süreçte zaten Alevilerin hakkı olan ayni ve nakdi yardımlar, hem Alevilerin asli talep ve sorunlarının çözümü gibi sunulmakta, hem de bunların diyeti olarak Alevilere İslamcı politikalara biat dayatılmaktadır. Cumhuriyet tarihi boyunca inançsal kimlik hakları reddedilmiş olan Aleviler, bugün çok daha ağır bir İslamcı asimilasyon baskısı altına alınmış bulunmaktadır.

    2- Dilencileştirme ve sadaka politikaları Alevilerin tarih boyunca maruz bırakıldıkları eşitsizlik politikalarını telafi edemeyeceği gibi hiçbir sorunu da çözemez. Çözümün öncelikli yolu, başta Aleviler olmak üzere, inançsal, ulusal etnik, cinsel ve dilsel kimlikleri üzerinden düşmanlaştırılmış kesimlerin uğratıldıkları eşitsizlik, inkâr ve asimilasyon gibi mağduriyetlerin derhal sona erdirilmesidir. Alevi toplulukların ve kurumlarımızın üzerinde bir kez daha mutabakat tazelediği eşit yurttaşlık talebimizin gerekleri, bu çalıştayımızda bir kez daha teyit edilmiştir.

    “ÇÖZÜM İÇİN DOĞRUDAN MUHATAP ALEVİ KURUMLARIDIR”

    Bu kapsamda öncelikli taleplerimiz şöyle belirginleştirilmiştir:

    -Cemevlerinin ibadethane statüsünün kabul edilerek, bu statünün gerektirdiği tüm hakların tanınması ve el konulmuş dergahlarımızın bize iade edilmesi,

    -Toplumun tüm kesimlerine bir deli gömleği gibi giydirilen, zorunlu din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, toplumun tümüyle çağın gerisine savrulmasına neden olan eğitimin dinselleştirilmesinden vazgeçilmesi,

    -Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, toplumun tümünü domine etmeye yönelik girişimlerden bir an önce elini çekerek, temel siyasal sorunlarımız konusunda bir referans mercii olmaktan uzaklaştırılması ve nihayet tasfiyesine dönük adımların atılmaya başlanması,

    -Gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması, başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen tüm kesimler aleyhine sürdürülen negatif ayrımcılığa derhal son verilmesi,

    -Madımak’ın utanç müzesi yapılması ve rejimin tüm insanlığa karşı suçlarıyla yüzleşilmesi.

    3- Açıkça ilan ederiz ki öncelikle bu sorunların çözümü için adım atılmak isteniyorsa, bunun doğrudan muhatabı, Alevilerin on yıllara yayılan mücadeleleriyle oluşturdukları kurumlarıdır. Başta federasyonlarımız olmak üzere kurumlarımızı ve bu çalıştayda bir kez daha teyit ettiğimiz birleşik irademizi yok sayarak, doğrudan cemevlerine ve özellikle dedelere yönelik manipülatif çabalar, çözümün değil, çürütme ve parçalama iradesinin göstergeleridir. Aleviler, tüm renkleri ve kurumlarının birleşik iradesiyle bu beyhude ve anti demokratik çabaların karşısında duracaktır. Devlet, Alevi sorunun çözümüne yönelik gerçek bir adım atmak istiyorsa, öncelikle kurumlarımızın muhataplığını kabul etmek ve başta AİHM kararları olmak üzere evrensel hukukun gereklerini yapmaya başlamak zorundadır.

    LAİKLİK VE SOSYAL HUKUK DEVLETİ İÇİN BİRLİKTE MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ

    4- Buradan tüm ülke kamuoyuna ilan ederiz ki, iktidar Alevilerin sorunlarını, şimdiye kadar olduğu gibi görmezden gelmeye devam edemez. Kürt sorununda olduğu gibi Alevi sorununu da çözmek yerine çürütme inadı, sadece söz konusu bu kesimlere değil, Türkiye halkının bütününe de büyük bedeller ödetmektedir. Gerçeklik buyken Alevi kurumları, sadece kendilerine yaşatılan mağduriyetin çözümü için değil, bir bütün olarak Türkiye’nin sorunlarının çözümü için uğraş verdiğinin bilinciyle davranmaktadır. Alevi hareketinin her kanadını temsil eden ve Serçeşme huzurunda birlikte eşit yurttaşlık hak mücadelesi verme sözleşmesi gerçekleştiren bizler, Türkiye’nin her kimlikten halkına, vicdanını kaybetmemiş herkese gerçek bir demokrasi, gerçek bir laiklik ve sosyal hukuk devleti için birlikte mücadele etme çağrısı yapmaktayız.

    5- Hünkar’ın huzurunda dosta düşmana ilan etmek istediğimiz bir diğer hususta da, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına ilişkin kendi bağımsız tutumumuzun ilanıdır. Türkiye’nin bugünü ve tarihinde gericiliğe karşı hep ilerici safta yer tutmuş olan Aleviler, kendilerini salt bu saflaşmaya hapsetmek isteyenlere karşı da, yeni taleplerini yükseltme kararı almıştır. Her türden tek tipleştirmeye karşı ikinci yüzyıla ilişkin perspektifimiz, çok kimlikli çok kültürlü bir Türkiye’nin gerçekleştirilmesi, başta bizler olmak üzere kimsenin kimliğinden dolayı mağduriyete uğramaması, eşit yurttaşlık hakkının tüm herkes için sorgulanamaz bir hak haline getirilmesidir. Birinci yüzyılını mağduriyetle, asimilasyonla, katliamlarla geçirdiğimiz Cumhuriyetin ikinci yüzyılında artık Pirlerimizin belirttikleri çizginin, yani “72 millete bir nazarla bakma” düsturunun gerisinde kalan bir yedeklenmeyi kimse bizlerden beklemesin. Barış savunucusu, barışçıl bir topluluk olarak biz Aleviler, özellikle dış politikada kendini gösteren yayılmacı, savaşçı yaklaşımların, iç politikada eril şiddet diline dönüşerek kadınları ve farklı cinsel kimlikleri ezmesine her platformda karşı çıkacağımızı ilan ederiz.

    BİLDİRGEYİ İMZALAYAN KURUMLARIN LİSTESİ

    Bildirgeye imza atan kurumların listesi ise şöyle:

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve 36 bileşeni, Alevi Dernekler Federasyonu ve 38 şubesi, Alevi Vakıflar Federasyonu ve 10 bileşeni, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, 14 ülke federasyonu ve 280 cemevi, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Britanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Belçika Alevi Birlikleri Federasyonu, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu, İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu, İtalya Alevi Birlikleri Federasyonu, Norveç Alevi Birlikleri Federasyonu, Avusturalya Alevi Birlikleri Federasyonu, Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve 53 şubesi, Alevi Kültür Dernekleri ve 98 şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve 81 şubesi, Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, Sivas Kangal Kocayurt Cemevi, Varto Dernekler Federasyonu ve 8 bileşeni, Dersim Dernekler Federasyonu ve 28 bileşeni, Hatay-Asi-Der.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • AVF tarafından verilen bilim ve şiir ödülü sahiplerini buldu-VİDEO

    AVF tarafından verilen bilim ve şiir ödülü sahiplerini buldu-VİDEO

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 1. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülü ve 1. Uluslararası AVF Yunus Emre Şiir Ödülü’nde dereceye girenler ödüllerini Cemal Reşit Rey Salonu’nda düzenlenen program ile aldı. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 1. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülü ve 1. Uluslararası AVF Yunus Emre Şiir Ödülü Töreni İstanbul Harbiye’de bulunan Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirildi. Makale, şiir, yüksek lisans ve doktora alanlarında ilk üçe girenler ödüllerini aldı.

    Program, Kartal Cemevi dedesi Celal Özer’in gülbengiyle başladı. Ödül törenine AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol ile İstanbul’daki birçok cemevinin başkanı da katıldı.

    “ALEVİLİK VE BEKTAŞİLİK ALANINDA ÇALIŞMA YAPAN GENÇLERİ AKADEMİSYENLER İLE BİR ARAYA GETİRDİK”

    Törende konuşan AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan‘ın konuşmasından öne çıkan satır başları ise şöyle:

    “Federasyon olarak düzenlediğimiz bu etkinlik ile Alevi dünyasında eksikliğini her zaman hissettiğimiz fakat bir türlü hayata geçiremediğimiz önemli bir eşiği geçmiş bulunuyoruz. İlk amacımız uluslararası akademik alanda Alevilik ve Bektaşilik konusunda çalışmalar yapacak gençlerimizi dünyanın dört bir yanına yayılmış Alevi akademisyenlerle bir araya getirmek ve gençlerimize vizyon kazandırmaktı. Bu amaçla bu etkinliğimizi ödül töreni olmasının yanı sıra bu alanda uluslararası Alevi Akademi network oluşturmanın ilk adımı olarak görmeliyiz. Bilginin, eğitim ve akademik çalışma yoluyla Alevi toplumuna sunulması zorunlu ve artık kaçınılmaz tarihi bir sorumluluktur. Bu tarihsel görev ve sorumluluk Alevilerin akademik alanda kurumsallaşmasıyla mümkündür.

    Biz Aleviler için Yunus Emre’nin, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen hünkârımız Hacı Bektaş Veli’nin, tüm öğretilerini uymak boynumuzun borcudur. Hünkârımızın bir sözünü dahi yerine getirmek bizler için onur ve gurur kaynağıdır. Aynı zamanda, bu girişim sayesinde günümüz Türkiye akademik rejiminde Alevilik çalışmalarıyla ilgili bir kaç hususu da özenle not etmek isteriz.

    Biliyoruz ki bugün üniversitelerimizde eğer ilahiyat kökenli ya da ilahiyatçı değilseniz, ortodoks inançların gözlükleriyle Aleviliğe ve Alevilere yaklaşmıyorsanız, Alevilik üzerine çalışmayı göze almak adeta akademik intiharı, akademik sivil ölümü göze almak demektir. Alevi toplulukları Sünni ortodoks topluluklar gibi, kendi dünyalarının sınırlarına hapsedenler ve Alevileri oldukları gibi değil, olmasını istedikleri gibi görenler, Aleviliğe misyoner gözlükleriyle yaklaşanlar ne yazık ki bu alanda üniversite rejimi içinde etkin bir konumdadırlar. Eğer bu hakimiyet rejimini kabul etmiyorsanız, tez konunuz Alevilik ise baştan reddedilecektir. Yine de inat edip eğer çalışmayı başarıyla bitirirseniz, tez konunuz yüzünden akademi içinde mobbinge uğramanız, atama ve yükseltilmenizin engellenmesi, akademik kimliğinizin ve çalışmalarınızın deklare edilmesi, burs ve yurt dışı çalışma izin haklarının gaspı, üniversitede istihdam edilmenin önünün kesilmesi sıradan olaylar olarak yaşanacak demektir. Ancak sorun bunlarla sınırlı değildir.

    “LAİK DEVLETİN DİNİ OLMAZ”

    Alevi toplulukların güvenini kötüye kullanarak Alevilerin yazılı kaynaklarını yağmalayanlar, bu kaynakları nasıl kullandıklarının hesabını ilgili topluluklara verme sorumluluğunu duymayanlar, ne yazık ki yine, toplumun bütün hastalıklarıyla muzdarip akademisyenlerdir. Akademisyen, aydın ve entelektüel dostlarımızla el ele vererek hareket etmeliyiz. Toplumsal eğitim, Alevi inanç ve öğretisinin evrensel bir değeridir. Çünkü eğitim sadece bir “eğitim” değildir, üretimdir, hizmettir ve Alevi toplumsallaşmasını sağlayan bilinçli bir harekettir. Akademik ve eğitim alanında taleplerimizin başında ise  her alanda olduğu gibi akademik alanda da sözde ve yazıda değil özde eşit yurttaşlık istiyoruz. Ülkemizin aydınlanması, çağdaşlaşması ve gelişmesinden taraf olarak sürekli akıl ve mantığın ön plana alınmasını istiyoruz, laik bir eğitim sistemi istiyoruz. Laik devletin dini olmaz! Laik devlet, her inanca aynı (eşit) mesafede durarak, hiçbir dini kimliksel olarak sahiplenmez. Laik Devlet, yurttaşlarına eşit uzaklıkta (mesafede) yaklaşır ve adil davranır.”

    1.Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim ödülü kazananları:

    DOKTORA
    1. lik ödülü Hayal Hanoğlu (University of Kent- Remaking Alevism in Diaspora:The Socio-Spatial Dynamics of Migrant Alevism in The UK)
    2.lik ödülü Bülent Keleş (Cumhuriyet Üniversitesi- Almanya’da Alevilerin kurumsallaşma süreci)
    3.lük ödülü Emrah Tuncer (Yeditepe Üniversitesi- Social solidarity, religious beliefs and holy places: 7 Villages around The ohi river)

    YÜKSEK LİSANS
    1. lik ödülü Gaye Polat (İstanbul Üniversitesi-Kentli Alevilerde toplumsal cinsiyet algısı )
    2. lik ödülü Sercan Karlıdağ ( Bursa Uludağ Üniversitesi- Motivasyonel ilkelerden paylaşılan temsillerde benlik sınıflandırması olgusu:”İnsanlık kategorisi” kullanımının Aleviler örneğinde incelenmesi)
    3. lük ödülü Deniz Ali Gür (Central European University- -Ahmet Rıfkı (1884-1935): A Francophone Bektashi in The late ottoman empire)

    MAKALE
    1.lik ödülü Mehmet Emin Yılmaz ( Budapeşte’deki Gül baba türbesinin onarımları)
    2. lik ödülü Emrah Tuncer ( Ritüel, Liminal ve Dayanışma: Çori Bori Ziyaret evi örneği)
    3. lük ödülü Hakan Aykurt (Tahtacı Türkmenlerinde Semah: Müzikal Yapıya Dair Bir inceleme)

    1 Uluslararası AVF Yunus Emre Şiir ödülü kazananlar:

    ŞİİR
    1. lik ödülü Celalletin Kurt
    2. lik ödülü Yüksel Kılıç
    3. lük ödülü Ozan Sinemi

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Ödülü ve AVF Yunus Emre Şiir Ödül Töreni 3 Eylül’de

    Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Ödülü ve AVF Yunus Emre Şiir Ödül Töreni 3 Eylül’de

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), 1. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Ödülü ve 1. Uluslararası AVF Yunus Emre Şiir Ödülü için tören düzenleyecek. Ödül töreni 3 Eylül Cumartesi günü Harbiye’deki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), 1. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Ödülü ve 1. Uluslararası AVF Yunus Emre Şiir Ödülü için tören düzenleyecek.

    Ödül töreni 3 Eylül Cumartesi günü Harbiye’deki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak.

    Saat 19:00’da kokteyl verilmesiyle başlayacak olan tören, açılış ve konuşmalarla devam edecek. Konuşmaların ardından ödüller sahiplerine taktim edilecek.

    Ödüllerin verilmesinin ardından gece sanatçı Sercan Direk’in müzik dinletisiyle son bulacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kurumları: Alevi inancını ve değerlerini sadakalara peşkeş çektirmeyeceğiz!-VİDEO

    Alevi kurumları: Alevi inancını ve değerlerini sadakalara peşkeş çektirmeyeceğiz!-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları adına 59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde yapılan ortak açıklamada “Alevilerin AKP hükümetinden 8 bin 740 talebi yok! “Cemevi temeli atın” talebi de yok! Aleviler sadaka istemiyor. Hak istiyorlar. Kabul görmek istiyorlar. Tek bir ana talebimiz vardır; Eşit yurttaşlık ve eşit haklar!” denildi.

    Alevi kurumları, 59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde ortak açıklamalarını kamuoyu ile paylaştı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneleri (AKD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği adına ortak açıklamayı AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan okudu.

    “HÜNKÂR, İNSANI EN YÜCE MAKAMA KOYMUŞTUR”

    Sözlerine “Bugün Hünkar’ımızın huzurundayız. Hak Meydanında Cem olmaya, Akıl, Gönül ve Yol birlemeye geldik” diyerek başlayan Doğan, Hacı Bektaş Veli’nin felsefesine atıfta bulunarak şunları söyledi:

    “Sadece Anadolu topraklarına değil, dünyanın evrensel değerlerine ilham olan Bilge İnsan, Aydınlanmanın Çerağı, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ocağındayız. Ondan beslendik, feyz aldık, öğrendik, onun yolunda ve onun öğrettiklerini gelecek kuşaklara aktarıyoruz.

    Önce insan diyor Hünkarımız. Mutlu insan! Eşit insan! Tok insan! Eşit haklara sahip insan! Dört kapı kırk makamdan insani kamile yolculuk eden insan! Onun felsefesinde her şey önce insanla başlar ve insanla biter. Alevi-Bektaşi inancının güzelliği budur. Herkesi, insan, sevgi, muhabbet ve halka hizmet ile toplumsal barışa davet eden Hacı Bektaşi Veli “Okunacak en büyük kitap insandır”, “Benim Kabem İnsandır” diyerek insanı en yüce makama koymuştur.

    13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli gibi hümanist felsefeciler Anadolu’da karanlığa karşı aklın çerağını uyandıran aydınlanmanın öncüsü olmuştur. Hacı Bektaş Veli, insana hakikatin yolunu göstermek için “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyerek, ilim, irfan ve marifet sahibi olmayı öğütlemiştir.

    Hünkarımız, ceylanla aslanı dost kucağında birleyip, “Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız!” diyerek, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz toplumsal barış çağrısını ta 13. yüzyılda yapmıştır. Barış güvercini donunda savaşı ve şiddeti reddetmiş, barış düşüncesini savunmuştur.”

    “CEMEVLERİMİZE YAPILAN SALDIRILAR YENİ BİR DURUM DEĞİL”

    Alevilerin, Hacı Bektaş anma etkinliğine eşit yurttaşlık hakkından mahrum katıldığını belirten Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hünkarımızın huzurundayız. Asırlar, yıllar geçiyor. Ama Aleviler, yine bir Hacı Bektaş anma etkinliğine, eşit yurttaşlık hakkından mahrum başlıyor. Muharrem ayı içindeyiz. Ve geçtiğimiz günlerde Muharrem’de cemevlerimiz saldırılara maruz kaldı. Yaşamın her alanında uygulanan ayrımcılık, yok sayma ve inkardan kaynaklı mağduriyetlerimiz değişmedi ve her gün yaşıyoruz.

    Cemevlerine saldırılardan dolayı birkaç kişinin tutuklanmış olması, gerçek faillerin yakalandığı ve bizlerin korunduğu anlamına gelmez. Uğradığımız her saldırının ardından göstermelik “gönül almalar” ve önceden hazırlanmış mizansenlerle yapılan cemevleri ziyaretlerine, artık kanmıyoruz. Tarihsel hafızamız, muktedirlerin bu göstermelik ve acı hakikatlerin üstünü örtmeye yönelik geleneksel tavırlarına da yabancı değildir.

    Kerbela matemimizde cemevlerimize yapılan saldırılar yeni bir durum değildir.  Alevilere yönelik asırlardır süregelen inkar, ötekileştirme, dışlama, işsizleştirme, yoksullaştırma, asimilasyon ve sürgün politikalarının devamıdır. Bu saldırılar “birkaç meczup, kendini bilmez birkaç çocuk işi” diye geçiştirilemez. Çünkü Alevilere yönelik saldırı, linç, nefret söylemi ve ayrımcılık iklimini üreten, bizzat siyasi iktidarın ve devletin kendisidir.

    Alevileri hedef alan saldırılara karşı çözümün adresi birkaç piyon tutuklamak değil, Alevilere yönelik sistematik ötekileştirmeye ve asimilasyona son vermekten, Alevi haklarını tanımaktan, Alevilerin eşit yurttaşlık talebini karşılamaktan geçer!”

    “ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAMLAR İLE YÜZLEŞİLMELİDİR”

    Doğan, Alevilere yönelik katliamlar ile yüzleşilmesi gerektiğini vurgularken, şöyle konuştu:

    “Hünkarımızın dediği gibi toplumsal barış, ancak “Adalet her işte, Hakk’ı bilmek”ten geçer. Biz Aleviler, toplumsal barışın ve ülkemizde normalleşmenin ancak eşit yurttaşlık haklarını güvence altına almaktan geçtiğine, anti-demokratik ve anti-laik iklim ve mezhepçi rejimin kurumsallaşmasına bir an önce son verilmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz!

    Biz Alevi kurumları olarak, sadece kendimiz için değil, eşit yurttaşlık haklarından mahrum edilmiş tüm mağdur kimliklerin eşit yurttaşlık hakkına anayasal düzeyde kavuşmasını talep ediyoruz Bunu güvence altına almak için, Türkiye’nin laik, demokratik bir hukuk devleti haline gelebilmesi zorunludur.

    Ayrıca demokratikleşmenin ve toplumsal barışın yolu, Aleviler başta olmak üzere Türkiye’nin tüm mağdurlarından alenen özür dilenmesinden geçer. Alevilere yönelik katliamlarla yüzleşilmelidir. Bunun ilk adımı olarak Madımak oteli utanç müzesi olmalıdır. Artık demokratikleşme ve toplumsal barış için değişimden kaçış yok. Bundan ısrarla kaçanlara Alevilerin sandıkta gereken dersi vereceğinden kimsenin şüphesi olmasın!”

    “ALEVİLERİ SÜNNİLEŞTİRME MİSYONU TÜM HIZIYLA SÜRMEKTE”

    Alevilerin tarih boyunca saldırılara uğradığını hatırlatan Doğan, “Kuşkusuz ki yaşamakta olduğunuz sorunlar, bu 20 yıl içinde başlamış değil. Selçuklu ve Osmanlı dönemleri, bizi katledip sürerek Anadolu’nun Alevi çoğunluklu nüfus bileşimini ortadan kaldıran tam bir vahşet dönemleriydi.

    Aleviler her daim toplumsal barışa hizmet etmek için, laiklik, demokrasi, hukukun evrensel değerleri, ilkeleri ve sosyal hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet için mücadele etmiştir. Cumhuriyeti ileri taşımak, demokratikleştirmek ve tam anlamıyla laikleştirmekten yana tutum almıştır.

    Tarihte Alevilerden kaynaklanan hiçbir sorun yaşanmamış ama Aleviler kimliklerinden, inançlarından ve kültürlerinden dolayı katliamlara maruz kalmıştır. Huzurunda bulunduğumuz Hünkarımızın Serçeşmesi bu zihniyet sonucu yasaklandı. Dergâhlarımız kapatıldı ve devletçe işgal edildi!

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevileri Sünnileştirmek misyonunu tüm hızıyla sürdürmekte! Cemevlerimizin ibadet yeri olarak tanınması yerine, “cümbüş evi” denilerek aşağılanıyor ve Alevilere cami dayatılıyor. Devlet Alevilere ve Aleviliğe bir inanç ve kimlik olarak değil, güvenlik sorunu olarak bakıyor. Ne yazık ki Alevi nüfusunun yoğun olduğu Dersim, Ortaca, Malatya, Maraş, Erzincan, Çorum, Sivas ve Gazi’de katliamlara uğradık.

    Yani hiçbir dönemde bu ülkenin eşit yurttaşı kabul edilmedik! Asimilasyondan, nefret söyleminden ve ayrımcılıktan kurtulamadık! Aleviler bu ülkede her gece tedirgin yatıyor! Kendi ülkemizde güvenli yaşam hakkından yoksun bırakıldık. Her katliam devletin denetiminde ve gözü önünde yaşandı! Her katliamda gerçek suçlular açığa çıkarılmadı! Tutuklananlara cezasızlık ilkesi uygulandı! İnsanlığa yönelik suçlar Sivas katliamında olduğu gibi zaman aşımına uğratılıp, “hayırlı olsun” denildi! Alevilik asırlardır yasaklı bir inanç ve kimlik haline getirildi” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDARLAR, ALEVİLERİN TALEPLERİNE KULAK TIKIYOR

    “Özellikle belirtmek isteriz ki, iktidarlar Alevilerin haklarına ve taleplerine kulak tıkıyor” diyen Doğan, seçimlerin yaklaştığını söyledi. Doğan sözlerine şöyle devam etti:

    “Alevileri asimile etmeyi hedefleyen devletin tutumu hiç bir dönemde, bu dönem de olduğu kadar gözü kara ve ideolojik bir hal almadı! Son yirmi yıldır Diyanet İşleri Başkanlığı her alana müdahale eden dinci, mezhepçi ve siyasi bir kurum gibi çalıştı. Eğitim sistemi mezhepçilik ekseninde kurumsallaştı! Okullar adete mescit, öğretmenler imam, öğrenciler kul haline getirildi!

    Çünkü eğitim tümüyle laiklik, bilimsellik ve demokratik özelliklerinden arındırıldı! Ebussudların ve mezhepçi devletin ideolojik aklı haliyle, eğitim sistemi tümüyle dinselleştirildi! Seçimler yaklaşıyor ve Alevi oyları kıymete bindi. İktidar partisi cemevlerini dolaşıyor.

    Türkiye’de ve Avrupa’da Alevilerin tek temsilcisi Alevi kurumlarını muhatap kabul etmiyorlar. Acaba bu çatı kurumlarını devre dışı bırakıp, onlara bağlı kişiler üzerinden sadaka dağıtarak, Alevileri kazanabilir miyiz derdine mi düşmüşler?”

    “ALEVİLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜREMEYECEKLER”

    Doğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevi ziyaretine de değinerek, şunları söyledi:

    “Buradan sesleniyoruz! Sadaka karşılığı satılık oyumuz da yok! İnancımız da! Cumhurbaşkanının cumartesi günü Hacıbektaş’ta yaptığı konuşmada, ne yazık ki, Alevi toplumunu kendi içinde bölüp çatıştırmayı hedefledi.

    Bu yaklaşım Alevi çalıştaylarında da kullanılmış, ancak kabul görmemişti. Alevileri birbirine düşüremeyecekler! Biz Alevi Kurumları, binlerce cemevi, dedesi, anası, dede babası, piri, hak aşığı, aydını, akademisyeniyle milyonlarca Alevi can, eskisinden daha fazla iri, diri ve biriz!

    Size Alevileri böldürmeyeceğiz. “El ele el Hakka” düsturuyla haklarımız için, farklılıklarımızla bir arada yürüyeceğiz! “Yol bir sürek bin bir” şiarıyla Aleviliği tektipleştirmeyeceğiz!  Tüm kurumlarımızla Alevilerin hak ve talepleri için el ele, omuz omuza yürümeye, akıl ve gönül birlemeye ikrarlıyız! O nedenle Alevileri içten bölmeye çalışanlara ve buna içerden zemin sağlayanlara fırsat vermeyeceğiz. Alevi inancını ve değerlerini sadakalara peşkeş çektirmeyeceğiz!”

    “SİYASAL İSLAMCI POLİTİKALARA YAKINLAŞTIRMAYA ÇALIŞANLARA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Alevi kurumlarının ortak açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Alevi sorunu bir maddi yardım sorunu değildir! Maddi taleplerle Alevileri ve cemevlerini siyasal İslamcı politikalara yakınlaştırmaya çalışanlara izin vermeyeceğiz! Alevi toplumunun ulaştığı örgütlenme ve bilinç düzeyine ve milyonları kucaklayan çatı kurumlarına rağmen, Alevi taleplerinin üzerini sadakalarla örtmek artık beyhude bir çabadır.

    Alevi toplumunun hükümetten ve Cumhurbaşkanından beklentisi nettir; İçimize oynamak değil, farklı kanatlarımızın ortak mutabakatıyla oluşturulmuş olan ortak taleplerimizin karşılaması, 85 milyon insanıyla anayasal hak ve yurttaşlık eşitliğimizin sağlanmasıdır. Burada bir kez daha ilan ediyoruz ki, betonla, çimentoyla, içimizden ayartılacak olanlara sağlanan dünyalıklar uğruna inancımızla oynanmasına, taleplerimizin saptırılıp geçiştirilmesine izin vermeyeceğiz. Bilinmeli ki güdülen bu yol yol değil.

    Ayrıca AKP iktidarı ve devlet kurumları Aleviliği tanımlama sevdasından vazgeçmelidir. Anayasal, laik ve demokratik bir devlete düşen görev, yurttaşlarının inancını tanımlama, onlara kimlik dayatma, onları formatlamaya çalışmak değil, onların kendilerini tanımlama hakkına saygılı olmasıdır.

    Alevilerin sorunlarının çözümünün olmazsa olmaz adımı hak ve taleplerimizin karşılanmasından geçiyor. Alevilerin vergisiyle 100 bin camiye, 140 bin imama, 5 bin İmam Hatip okuluna, 20 bin Kuran Kursuna, 115 İlahiyat fakültesine, 70 bin kişilik Din Öğretim Genel Müdürlüğüne, kamu bütçesine milyarca dolar aktaran devlet, bin 585 cemevi ziyaret edilip, toplam 8 bin 740 talep belirlendiğini ve bunun 5 bin 600’ünün karşılandığını anlatması trajikomik bir durumdur

    “TEK BİR TALEBİMİZ VAR: EŞİT YURTTAŞLIK, EŞİT HAKLAR”

    Özetle ifade edecek olursak,

    Alevilerin AKP hükümetinden 8 bin 740 talebi yok! “Cemevi temeli atın” talebi de yok! Aleviler sadaka istemiyor. Hak istiyorlar. Kabul görmek istiyorlar. Çimento, tuğla, demir dilenmiyorlar. Biz 2009 yılında da AKP’nin 7 Alevi çalıştayında taleplerimiz dile getirmiştik! Tek bir ana talebimiz vardır; Eşit yurttaşlık ve eşit haklar!

    Ayrıca;

    • Cemevlerimizin ibadethane olarak tanınmasını,
    • AİHM kararlarının uygulanması, zorunlu din dersinin kaldırılmasını,
    • Alevilere ait Dergâhların bizlere iade edilmesini,
    • Madımak otelinin utanç müzesi olmasını,
    • Kamu hizmetlerine erişim ve kamu kurumlarına istihdam süreçlerinde Alevilere yönelik ayrımcılığa son verilmesini talep ediyoruz!

    Bu taleplerimizin özgürlükler ve demokrasiden yana olan tüm siyasi partilerin programlarında yer alması beklentimizi de yüksek sesle dillendirmek istiyoruz. Bu taleplerimizin kabul edilmesi 2. Yüzyılına girecek olan laik ve demokratik Cumhuriyete olan umutlarımızı arttıracaktır.”

    PİRHA / HACIBEKTAŞ

  • AVF, Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç işlemi başlattığını duyurdu

    AVF, Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç işlemi başlattığını duyurdu

    PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) yaptığı yazılı açıklamayla, bileşenleri olan Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç kararı aldıklarını duyurdu. AVF, “Vakıf yönetimi tarafından Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti hakkında tarafımıza en ufak bilgi dahi verilmemiştir. İnanç ritüellerimizin fütursuzca istismar edilmesine sessiz kalan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı yönetimini kınıyoruz” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muharrem’in 10’uncu gününde Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitmesi ve cemevinin dizayn edilmesine ilişkin tepkiler yükselirken, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) bir açıklama yaptı.

    AVF yaptığı yazılı açıklamayla, federasyonlarının bileşeni olan Hüseyin Gazi Vakfı hakkında ihraç kararı aldıklarını bildirdi.

    AVF yönetimi, federasyonlarının bileşeni olan Hüseyin Gazi Vakfı yöneticilerinin ziyaret hakkında kendilerine hiçbir bilgilendirme yapmadıklarını ve inanç ritüellerinin istismar edilmesine sessiz kaldıklarını belirterek, vakıf hakkında ihraç kararı aldıklarını açıkladı.

    “İNANÇ RİTÜELLERİMİZİN FÜTURSUZCA İSTİSMAR EDİLMESİNE SESSİZ KALAN VAKFI İHRAÇ EDİYORUZ”

    Yazılı açıklama şöyle:

    “Sayın Cumhurbaşkanımızın,

    20 yıllık iktidarı süresince ilk defa bir cemevini ziyaret etmesi, Alevilere saldırılarının yapıldığı bir dönemde son derece önemli olduğu gibi toplumu kucaklayıcı ve birleştirici bir ziyarettir. Bu anlamda bu ziyareti önemsiyoruz.

    Bu ziyaretin öncesi ve sırasınca yaşananlar ise bizleri ziyadesiyle üzmüştür.

    Öncelikle federasyonumuz bileşeni olduğu halde, başından itibaren vakıf yönetimi tarafından Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti hakkında tarafımıza en ufak bilgi dahi verilmemiştir.

    Alevi – Bektaşî toplumunun yüzyıllar boyunca geliştirdiği, yaşadığı zulüm ve baskılara rağmen bugünlere getirdiği yüce değerleri, basit çıkar hesaplarıyla ayaklar altına alan, Alevi – Bektaşî toplumunun en kutsal değerlerinden olan, ‘Muharrem / Matem’; ve inanç ritüellerimizin fütursuzca istismar edilmesine sessiz kalan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı yönetimini kınıyor ve Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı hakkında federasyonumuzun yönetim kurulunun aldığı karar gereği ihraç işlemlerine başladığımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kartal Cemevi Başkanı Sarıtaş’a saldırıyla ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı

    Kartal Cemevi Başkanı Sarıtaş’a saldırıyla ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a yönelik saldırıyla ilgili olarak 9 kişi gözaltına alındı.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş‘a yönelik saldırıyla ilgili 9 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu. Sarıtaş, 5 Ağustos günü evinin önünde saldırıya uğramıştı.

    Saldırıyı azmettiren kişinin Kartal Cemevi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Naki Demir’in olduğu belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

    >AVF 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a saldırı

  • Alevi kurumlarından saldırılara karşı ortak tepki: Saldırılar son bulsun

    Alevi kurumlarından saldırılara karşı ortak tepki: Saldırılar son bulsun

    PİRHA- Alevi kurumları Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a yapılan saldırıyı kınayarak, “Türkiye’de farklı düşünenlere  karşı geliştirilen linç girişimleri ve saldırıların takipçisi olup, bu saldırıların ve nefret suçların son bulması için çözüm üretelim! Bundan sonra herhangi bir cemevine veya yöneticilerimize karşı saldırılar son bulsun” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Karadeniz Platformu, Kartal Cemevi Başkanı yapılan saldırıya ilişkin ortak basın açıklaması düzenledi.

    Muharremin ilk günü Ankara’da eş zamanlı olarak Cemevlerine  yapılan saldırıdan sonra dün gece muharremin 7.günü Alevi Vakıfları Federasyonu 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a evinin önünde kimliği belirsiz motorlu, kasklı 2 kişi tarafından saldırı düzenlendi. Hastanede kontrolden geçen Sarıtaş’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

    Alevi kurumları ve yöre dernekleri adına yapılan ortak açıklamaya onlarca yurttaş katılırken, açıklamayı AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan okudu.

    Doğan, Sarıtaş’a yapılan saldırının faillerinin bir an evvel yakalanıp, yargıya teslim edilmesini beklediklerini ifade etti.

    “ALEVİ KURUMLARINI SİNDİRMEYE, KORKUTMAYA YÖNELİK BU TÜR SALDIRILARI KINIYORUZ”

    Doğan, açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

    “Ülkemizin son zamanlarda içine çekilmeye çalışıldığı bu bulanık ve karanlık  çağrıştırıcı dönemin farkındayız. Alevi kurumlarını sindirmeye, korkutmaya yönelik bu tür saldırıları kınıyoruz. Bu topraklarda tarih boyunca Aleviler hiçbir toplumun hiçbir kesimine karşı önyargı taşımamış ve zalim olmamış ve dayanışma, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularıyla eşit yurttaşlık temelinde ortak yaşam kurma için mücadele etmiştir.

    Kamuoyuna çağrımızdır; Türkiye’de farklı düşünenlere  karşı geliştirilen linç girişimleri ve saldırıların takipçisi olup, bu saldırıların ve nefret suçların son bulması için çözüm üretelim! Bundan sonra herhangi bir cemevine veya yöneticilerimize karşı saldırılar son bulsun. Muharrem oruçlarının tutulduğu bugünlerde ülkemizin içine çekilmeye çalışıldığı bu kaosa karşı birlik beraberlik içinde her canımızla lokmalarımızı pay etmeye devam edeceğiz. Pirimiz Pir Sultan’ın güzel deyimi ile gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım…”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    >AVF 2. Başkanı ve Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş’a saldırı

     

  • Alevi Federasyonları Hukuk Birimi: Cemevlerine saldırı organize, sessiz kalmayacağız!

    Alevi Federasyonları Hukuk Birimi: Cemevlerine saldırı organize, sessiz kalmayacağız!

    PİRHA-Alevi Federasyonları Hukuk Birimi üyeleri Av. Leyla Süren ile Av. Zeynel Öztürk, Ankara’da cemevlerine yapılan saldırılar ile ilgili olarak “Provokasyondur diye de sessiz kalmayacağız. Saldırının organize olduğunu düşünüyoruz. Yasal süreçleri takip edeceğiz. Sorumluların ortaya çıkarılması için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı. 

    Ankara’da cemevlerine düzenlenen saldırılara ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) tarafından oluşturulan Alevi Federasyonları Hukuk Birimi üyeleri Avukat Leyla Süren ile Avukat Zeynel Öztürk konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalar da bulundu. Yasal sürecin takipçisi olacaklarını belirten avukatlar, “Sorumluların ortaya çıkarılması için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    “SALDIRILARIN TÜM ALEVİLİĞİ HEDEF ALDIĞI GÖRÜLÜYOR”  

    Saldırılara karşı sessiz kalmayacaklarını belirten Av. Leyla Süren, “Belli bir kesimi değil tüm Aleviliği hedef aldığı görülüyor. Provokasyondur diye de sessiz kalmayacağız. Bizim üzerimizden bir şeyleri inşa etmenin tek düğmeden basılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “SALDILARIN ORGANİZE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

    Av. Zeynel Öztürk ise saldırıların organize olduğunu söyledi. Öztürk şunları kaydetti:

    “Saldırının organize olduğunu düşünüyorum. Tek bir kişinin yapabileceği bir şey değil. Matem ayında bunların yapılması bence bilinçli. Önümüzdeki sürece yönelik bir hazırlık olarak görüyorum. Yasal süreçleri takip edeceğiz. Gerekli başvuru ve şikayetleri yapacağız. Sorumluların ortaya çıkarılması için elimizden geleni yapacağız. Ekrem İmamoğlu’nun nerede nefes aldığını kontrol ediyorlarsa saldırganları da bulmaları çok kolay. Bu işin peşini bırakmayacağız.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Doğan: AYM’nin kararı önemli ama AİHM kararları ile sorunun çözülmesi gerekiyordu

    Doğan: AYM’nin kararı önemli ama AİHM kararları ile sorunun çözülmesi gerekiyordu

    PİRHA-Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili olarak hak ihlali kararını değerlendiren Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, AİHM’in geçmişte verdiği kararları hatırlattı. Doğan, “Önemli bir karar tabi. Fakat AİHM kararından sonra bütün yasa ve mevzuatların buna uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Ama yapılmıyor. Biz hala iki AİHM kararına rağmen Türkiye içerisinde idare mahkemesi, AYM kararlarıyla uğraşıyoruz” dedi. 

    Anayasa Mahkemesi (AYM) zorunlu din dersiyle ilgili olarak 2014 yılında yapılan bireysel başvuruyu 8 Nisan günü karara bağladı. Eskişehir’de yaşayan Hasan El isimli yurttaş 2009 yılında dördüncü sınıf öğrencisi olan kızının zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması talebiyle başlattığı hukuk mücadelesini 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. 8 yılın ardından dosya hakkında karar veren yüksek mahkeme hak ihlaline hükmetti. Gerekçeli kararın henüz açıklanmadığı dosyada AYM, “Anayasa’nın 24. Maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan ebeveynlerin eğitim ve öğretimin kendi dinî ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama hakkının ihlal edildiği” yönünde karar verdi.

    “BİZ HALA İDARE MAHKEMESİ VE AYM KARARLARI İLE UĞRAŞIYORUZ”

    Karar sonrası AKP’li bazı milletvekilleri ile gerici medya organları Anayasa Mahkemesi’ni hedef aldı.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan Anayasa Mahkemesi kararını PİRHA‘ya değerlendirdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) geçmiş dönemde verdiği kararları hatırlatan Doğan, “AİHM kararından sonra bütün yasa ve mevzuatların buna uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Ama yapılmıyor. Biz hala iki AİHM kararına rağmen Türkiye içerisinde idare mahkemesi, AYM kararlarıyla uğraşıyoruz” dedi.

    “AİHM KARARLARI DOĞRULTUSUNDA ÇÖZÜLMESİ GEREKİYORDU”

    AYM’nin 8 Nisan günü verdiği karar için “Önemli bir karar tabi” yorumunda bulunan Doğan, şunları söyledi:

    “Daha önce 2007 ile 2014’te bununla ilgili AİHM’in vermiş olduğu kararlar vardı. Anayasanın 90. maddesine göre AİHM, AYM’nin de Türkiye yasalarının da üzerinde. AİHM’in hem Eylem Zengin hem de Mansur Yalçın kararlarından sonra zaten Türkiye bunları uygulamak zorundaydı. Biz hala iki AİHM kararına rağmen Türkiye içerisinde idare mahkemesi, AYM kararlarıyla uğraşıyoruz. Bu tabi önemli ama AİHM kararından sonra bütün yasa ve mevzuatların buna uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Ama yapılmıyor.

    Hükümetin yapması gereken Alevi toplumunun ihtiyaçları ve yasalar üzerindeki haklarının bu kadar çok zorlanmaması, ülkenin, siyasetin, yargının, toplumun bu kadar gerilmemesidir. Artık davalar ile elektrik paraları olsun, din dersleri olsun, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi olsun bunların hepsinin artık yasalarda Cumhurbaşkanlığının vereceği bir kararname ile kökünden çözülmesi gerekiyor. Yoksa bütün cemevleri tek tek dava açacak. Neden Türkiye toplumuna, devletine, yargısına bunlar reva görülüyor? AİHM’in vermiş olduğu kararlar doğrultusunda bunların hepsi çözülmesi gerekiyor.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >AYM zorunlu din dersi ile ilgili ‘hak ihlali’ kararı verdi

  • AVF “1. Uluslararası Yunus Emre Şiir Ödülü” yarışması düzenliyor

    AVF “1. Uluslararası Yunus Emre Şiir Ödülü” yarışması düzenliyor

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) yaptığı bir açıklama ile “1. Uluslararası Yunus Emre Şiir Ödülü” yarışmasının duyurusunu yaptı. Yarışma ile Alevilik ve Bektaşilik inanç ve kültürüne yönelik sanatsal çalışmalar yapan insanları desteklemek ve gençlerin şiire olan ilgisinin arttırılması hedefleniyor.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), “1. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülü” yarışmasının ardından ödül töreninin aynı gece yapılacağı ikinci bir yarışma olan ‘1. Uluslararası Yunus Emre Şiir Ödülü’nün de duyurusunu yaptı.

    AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın da seçici kurulunda yer aldığı şiir yarışmasının Alevilik ve Bektaşilik inanç ve kültürüne yönelik sanatsal çalışmalar yapan insanları desteklemek ve gençlerin şiire olan ilgisinin arttırılması amacıyla düzenlendiği belirtildi. Yarışmanın ödül töreni ise 10 Eylül 2022 günü yapılacak.

    PİRHA / İSTANBUL 

  • AVF’den, Alevilik alanında çalışma yapan 8 yüksek lisans, 4 doktora öğrencisine burs

    AVF’den, Alevilik alanında çalışma yapan 8 yüksek lisans, 4 doktora öğrencisine burs

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Alevilik ve Bektaşilik alanında çalışmalar yapan 8 yüksek lisans, 4 doktora öğrencisi ve akademisyen adayına burs vermeye başladıklarını duyurdu. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Alevilik ve Bektaşilik alanında çalışmalar yapan yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs vereceğini duyurmuştu. AVF son olarak yaptığı açıklamada başvuru sonucu 8 yüksek lisans ile 4 doktora öğrencisi, akademisyen adayına burs vermeye başladıklarını bildirdi. AVF ilerleyen süreçte burs verilen kişi sayısı ile burs miktarını artırmayı hedeflediklerini de belirtti.

    AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’nın konuya ilişkin yayınladığı mesaj şöyle:

    “Geçen Aralık ayında açmış olduğumuz duyuru sonucu federasyonumuza başvuran ülkemizin farklı yerlerinden Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarına Alevilik ve Bektaşilik alanında devam eden 8 yüksek lisans ve 4 doktora öğrencisi, akademisyen adayına burs vermeye başladık. Amacımız Eylül döneminde Alevilik ve Bektaşilik alanında çalışma yapan akademisyen adaylarımıza desteğimizi hem sayı hem de verilen burs miktarı olarak arttırmak. Bu anlamda sizleri desteğe çağırırken, burslarımızın sadece Türkiye değil yurtdışında da geçerli olduğunun altını çiziyoruz ve çevrenize burslara ihtiyacı olan adaylarımıza, federasyonumuza www.avf.org.tr. adresinden ulaşmasını konusunda da desteklerinizi bekliyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Alevi Federasyonları Hukuk Birimi’ ilk toplantısını gerçekleştirdi-VİDEO

    ‘Alevi Federasyonları Hukuk Birimi’ ilk toplantısını gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-“Alevi Federasyonları Hukuk Birimi” adıyla ortak bir hukuk komisyonu kurma kararı alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ilk toplantısını gerçekleştirdi. 15 kişilik hukuk biriminde üç federasyon başkanının yanı sıra ADO Başkanı Doğan Bermek de yer alıyor. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ortak bir açıklama yaparak 22 Şubat 2022 tarihinde “Alevi Federasyonları Hukuk Birimi” adıyla ortak bir hukuk komisyonunun oluşturulduğunu duyurdu. İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde bir araya gelen üç federasyon başkanı ve avukatlar konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, ADFE Genel Başkanı Celal Fırat ile Alevi Düşünce Ocağı (ADO) Başkanı Doğan Bermek‘in de yer aldığı hukuk birimi 15 kişiden oluşuyor. Komisyonda yer alan avukatların isimleri ise şöyle:

    Zeynel Öztürk, Leyla Süren, Nebahat Bektaş, Muhterem Aktaş, Zeynel Çambel, Ulaş Çam, Cem Yılmaz, Nuran Aslaner, Namık Sofuoğlu, Seyit Sönmez ve Hüseyin Alkan.

    “ORTAKLAŞMA İLE YOL YÜRÜMEK ETKİLİ OLACAKTIR”

    Alevi Federasyonları Hukuk Birimi’nin duyurulduğu basın açıklamasını ise ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül okudu. Açıklama metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Uzun yıllardır örgütlü olarak devam eden Alevi hak mücadelesi, günümüzde yaşadığımız eşitsiz uygulamalar sebebiyle daha da önem kazanmıştır. Bu nedenle, ülkemizdeki Alevi kurumlarının büyük çoğunluğunun çatı örgütleri konumundaki Alevi Federasyonları olan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Dernekleri Federasyonu  (ADFE) olarak; Alevilerin hak mücadelesinde birlik ve ortaklaşma ile yol yürümenin daha faydalı ve etkili olacağı düşüncesi oluşmuştur.

    Demokratik hak ve ortak taleplerimizi gündeme taşırken hukuksal zeminde bizlere  yol gösterecek bir “Hukuk Biriminin” mutlak ihtiyaç olduğu görülmüş olup, Alevi Federasyonlarının,  bağlı kurumlarının,  bağımsız  Alevi kurumlarının yetkili temsilcilerinin  ve  Alevi hak mücadelesi aktivistlerinin  katıldığı 22.02.2022 tarihli toplantıda “Alevi Federasyonları Hukuk Birimi” kurulmasına karar verilmiştir. Alevi Kurumlarımızın hak mücadelelerinde geçmişten bugüne bizlerle birlikte hareket eden  Avukatlarımızla / Hukukçularımızla  başlayan bu çalışma, tüm kurumlarımızın bundan sonraki hak mücadelelerinde daha etkili sonuç alınmasını amaçlamaktadır. Alevi Federasyonları Hukuk Birimi’nin yapmış olduğu ilk toplantıda alınan öncelikli kararlar aşağıda belirtilmiştir.

    İLK TOPLANTIDA ALINAN KARARLAR

    1-) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM)  32093/10 sayılı kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2013/9711 sayılı kararı, İdari Yargı ve Adli Yargı mercilerinin  sair  kararları ile “Cemevlerimizin”  “İbadethane” olduğu hususu izahtan vareste olduğundan; Alevilerin İbadethaneleri olan “Cemevlerimize” bundan sonra gönderilecek olan elektrik faturalarının bedellerini ödemeyeceğimizin tüm Alevi kurumlarına duyurulmasına,

    2-) Cemevlerimize ve bünyesinde cemevi bulunan Alevi kurumlarına karşı  “Elektrik Bedeli”  ile  ilgili olarak  “icra takibi” başlatılması halinde; icra takibine ilişkin ödeme emrinin tebliğinden itibaren en geç 7 (yedi) gün içerisinde ilgili icra dosyalarına yazılı olarak itiraz edilmesine, (İlgili itiraz dilekçe örnekleri;  Alevi Federasyonları Hukuk Birimi tarafından hazırlanacak olup,  Federasyonlarımız tarafından talep eden kurumlarımıza derhal iletilecektir.)

    3-) Alevilerin talepleri ile ilgili olarak yasal mevzuatta yapılması gereken düzenlemeler hakkında  gerekli çalışmaların yapılmasına, bu çalışmalar sonucu hazırlanacak önerilerin Alevi Federasyonları  tarafından ilgili  kamu kurumlarına ve  siyasi partilere sunulmasına karar verilmiştir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi çatı örgütlerinin çağrısına DAD’ın ardından PSAKD yönetimi de cevap verdi!-VİDEO

    Alevi çatı örgütlerinin çağrısına DAD’ın ardından PSAKD yönetimi de cevap verdi!-VİDEO

    PİRHA- PSAKD ile DAD arasındaki sorunların giderilmesi için 6 Alevi çatı örgütünün çağrısına taraflardan olumlu yanıt geldi. PSAKD Genel Sekreteri Özgür Kaplan, yapılan çağrıların değerli olduğunu belirterek, “Genişlemenin, güçlenmenin kanallarını açmalıyız. Çünkü 20 yıldan beri mevcut bir siyasal İslamcı iktidar var. Özellikle Kürtlerin ve Alevilerin işsizliğe mahkum edildiği bir gerçeklik var” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) arasındaki sorunların çözümü için taraflardan olumlu yanıtlar geldi.

    6 Alevi çatı örgütünün, 3 Mart’ta “Gün ayrı düşme günü değildir” diyerek yaptığı çağrı, her iki dernek tarafından da değerli görüldü.

    BİR ARAYA GELMEK ÖNEMLİDİR, DEĞERLİDİR”

    PSAKD Genel Sekreteri Özgür Kaplan, sorunların çözümü ve bir araya gelme vurgusu yapılan mesajlara yanıt vererek “Yapılan çağrılar bizler için değerlidir” dedi. Kaplan, görüşmeler konusunda PSAKD Yönetim Kurulu’nun ortak karar aldığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

    “Yaklaşık 2 yıl geçti. Bizim de bağlı olduğumuz çatı örgütleri bir çağrı yaptı. Tabiri yerindeyse ‘Bu husumet bitsin, görüşmekte fayda vardır’ diye bir çağrıydı bu. Pir Sultan örgütlülüğü olarak biz bu açıklamayı değerli görüyoruz. Hem Demokratik Alevi Derneklerinin kadroları hem de bizim örgütlülüğümüzün bir masa etrafında toplanıp konuşabilecek olgunluğa sahip olduğunu düşünüyoruz. Tabiri yerindeyse biz kimseyle kan davalı, husumet içinde ya da düşmanca bir tavır içerisinde değiliz. Ortada bir problem vardı ve o probleme karşı tavır alındı, karşılıklı bir süreç gelişti. Bu noktada bizlerin örgüt olarak Madımak Katliamı’na bir hassasiyetimiz var. Ailelerin de rızalığını alarak tabii ki arkadaşlarla oturur görüşürüz. Hasret Gültekin heykeli ve bu problemle ilgili danışma kurulumuz olarak genel başkanımıza tam yetki verdik. Bizler husumeti devam ettirmek istemeyiz. Bir araya geliriz. Zaten duruşumuz, taleplerimiz belli. Örgütlerimizi mevcut kapasitelerine hapsetmeden, genişlemenin, güçlenmenin kanallarını açarak bu konuları da konuşarak gelişip güçlenmeliyiz. Çünkü 20 yıldan beri bizim dışımızda bir siyasal İslam partisi iktidarı var. İnsanlar ekmek kuyruklarında açlıkla mücadele ediyorlar. Özellikle gençlerin, muhalif olan insanların; Kürtlerin, Alevilerin işsizliğe mahkum edildiği de bir gerçek. Bu tür sınıfsal tespitlerin de ışığında oturup görüşmek, bu problemleri çözme noktasında yol almak önemlidir, değerlidir.”

    “ORTAKLAŞMA NOKTALARINI BULMAK GEREKİYOR”

    Özgür Kaplan, bir araya gelme konusunda yapılan çağrılara “Alevice yaklaşırız” diyerek şu detayları paylaştı:

    “Her şeyden önce bir araya gelmek daha anlamlı olur. Siyasal İslam’a karşı, ırkçı ve şeriatçılara karşı bir güç olmak çok değerli. Tabiri yerindeyse çeşitli inatlaşmaları bırakarak ortaklaşma noktalarını bulmak gerekiyor. Bu noktaları güçlendirmek ve üzerinde yürümek gerek. Alevice bir söylemle devam etmek lazım. Arkadaşlarımızın açıklamasını okudum, ‘Hasret canımızın özelinde Madımak şehitlerinin darındayız’ demişler. Dardayız demek bizler için, Alevi dilinde çok önemli. Bir insan darda ise tamamdır, artık yola teslim olmuş olarak algılarız. Biz ‘dardayız’ diyen bir örgüte Alevice yaklaşırız. Alevilik öğretisinin gereğini yerine getiririz. Biz Aleviyiz sonuçta, yan yana gelip sorunlarımızı çözeriz.”

    “KISA SÜREDE OTURUR KONUŞURUZ”

    Kaplan, görüşmeler konusunda henüz bir tarihin belli olmadığını da söyleyerek “Biz bu konuyu kendi içerimizde görüşüyoruz. Çatı örgütleri hemen açıklama yaptıktan sonra biz genel yönetim kurulumuzda bu konuyu konuştuk. DAD’ın açıklamasından sonra da kendi aramızda görüştük ama tarih konusunda henüz bir şey söyleyemeyeceğim. Ama kısa sürede oturur konuşuruz” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • AVF Başkanı Doğan: Bildirgelerinde Alevilere yer veren partileri desteklemeliyiz

    AVF Başkanı Doğan: Bildirgelerinde Alevilere yer veren partileri desteklemeliyiz

    PİRHA- Altı muhalif partinin “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” lansman toplantısına katılan AVF Başkanı Haydar Baki Doğan, toplantı izlenimlerini PİRHA’ya değerlendi. Doğan, “Sorun CHP, İYİ Parti, ittifaklar veya HDP değil. Hangisi Alevileri programına alıp iktidara geldiğinde bunu uygulanacağını söylüyorsa Aleviler olarak o partilere destek vermek gerekir” dedi. 

    CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi tarafından açıklanan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” içerisinde Aleviler ne derece yer aldı, Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Başkanı Haydar Baki Doğan ile konuştuk.

    Doğan, diğer dört Alevi çatı örgüt temsilcisiyle birlikte 28 Şubat’ta Ankara’da yapılan toplantıda yer almıştı. Haydar Baki Doğan öncelikle, altı partinin imzasını koyduğu mutabakat metninin Aleviler açısından yetersiz olduğunu ifade ederek “Bizim orada bulunmamızı mutlaka ‘destek’ veya başka bir yerde bulunmuyorsak oraya ‘destek değiliz’ anlamında yorumlamamak lazım” dedi. AVF Başkanı Doğan, “Diğer siyasi partiler de seçim beyannamesi açıklaması yapıp ve bir davette bulunurlarsa onlara da gideriz” diye ekledi.

    “BİZİMKİ SADECE BİR DAVETE İCABET ETMEK”

    Haydar Baki Doğan, “Bizimki sadece bir davete icabet etme anlamında oldu” diyerek altı partinin mutabakat metnine imza atmasını önemli gördüğünü de açıkladı. Siyasi iktidarın genel anlamda memnuniyetsizlik yarattığını söyleyen Doğan, “Son 20 seneden beri Türkiye toplumunu gerçekten büyük bir bunalıma, ekonomik, siyasi ve sosyal sıkıntılara sebep olan bu hükümetin hala neden küçük ortağı ile %40’larda kaldığını sorgulamak lazım. Burada da ciddi anlamda muhalefetin bir umut olarak toplumun karşısına çıkmaya çalışması açısından altı partinin bir arada mutabakat metni imzalamasını önemli görüyorum” dedi.

    “UMUT VAAD EDİYORLAR ANCAK…”

    “Altı parti bir araya gelerek bir umut vaat ediyor” diyen Haydar Baki Doğan, “ancak” diyerek şunları da ekliyor:
    “Eksik kalmışlar. Bizlerin 27 Şubat’ta yaptığı zorunlu din dersine ilişkin basın açıklaması var, lansman toplantısında onunla ilgili en ufak bir şey yoktu. Onun dışında ‘Alevi’ kelimesi dahi geçmedi.

    Mutabakat metninde ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulansın’ deniliyor ancak şu anki Anayasa da AİHM kararlarını işaret ediyor. Zaten şu anki Anayasa uygulansa Alevilerin sorunları çözülüyor. Yani altı partinin mutabakat metninde çok yeni bir ifade yok. Ama tabi çalışıp uğraşmışlar, destek de vermek gerekir. Ayrıca orada mutabakat metnini okuyan altı partinin genel başkan yardımcılarının erkek olması, bizim de Alevi toplumu olarak 27 Şubat’ta yapmış olduğumuz basın açıklamasında hep kadınlara söz vermemiz, Alevi toplumunun da Türkiye’nin genel toplumundan ne kadar ileride olduğunu gösteriyor.
    Bu altı parti uzun zamandan beri görüşme yapıyorlar. Mesela HDP’yi dışarıda tutma gibi bir karar almışlar. Bu aslında AK Parti zihniyetinin ne ölçüde başarılı olduğunu ortaya koyan bir mutabakat olmuş. Çünkü AK Parti’nin korktuğu hiçbir şeyi mutabakat metnine yazmamışlar. Böyle muhalefet de yapılmamalı bence. Muhalefetin daha cesur tavır alması gerekir.
    Şu anda AK Parti politikasında Alevi ve Kürtlere karşı ciddi anlamda bir rahatsızlık olsa da AK Parti çok kısa bir zaman içerisinde bunu tersine çevirebilecek bir parti. O bakımdan AK Parti mi başarılı olur yoksa altılı ittifak mı, bu konuda şu an çok da derin bir yorum yapamıyorum.”

    CHP-SAADET-GELECEK PARTİSİ BİRLİKTELİĞİNE DÖNÜK ELEŞTİRİLER! 

    Haydar Baki Doğan, altılı birlikteliğin bir koalisyon niteliğinde buluşma olmadığını da belirterek “Şu anda Türkiye’nin gelmiş olduğu durum açısından bu bir koalisyon değil. Ortak açıkladıkları bir hükümet programı da yok. Bu sadece mevcut Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin kaldırılıp yerine güçlendirilmiş parlamenter sistem getirilmesi mutabakatıdır” yorumunda bulundu.

    Doğan, CHP ile Saadet ve Gelecek Partisinin yan yana durması sebebiyle gelen eleştiriler konusunda “Çok da keskin olmamak lazım. Çünkü partiler bir araya gelip koalisyon yapmıyor, bakanlıkları paylaşmıyorlar. Sadece sisteminin değiştirilmesi söz konusu” şeklinde değerlendirdi.

    “SEÇİM BİLDİRGELERİNDE ALEVİLERE YER VEREN PARTİLERİ DESTEKLEMELİYİZ”  

    Haydar Baki Doğan, Alevi çatı kurumları olarak siyaseten nasıl tercih kılınması gerektiğine de değinerek son olarak şunları söyledi:

    “Öncelikle yapmamız gereken; ‘Hangi parti veya ittifak, Alevilerle ilgili ne diyor’ diye beklemek yerine kendimiz, bir program hazırlayıp bunu Türkiye’deki bütün demokratik siyasi partilerle görüşüp, seçim bildirgelerinde yer veren partilere destek vereceğimizi açıklamamız lazım. Yani sorun CHP, İYİ Parti, ittifaklar veya HDP değil. Hangisi Alevileri programına alıp iktidara geldiğinde bunu uygulanacağını söylüyorsa Aleviler olarak o partileri destek vermek gerekir.”

    EREN GÜVEN/PİRHA

  • ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nda binlerce kişi Kadıköy’de bir araya geldi-VİDEO

    ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’nda binlerce kişi Kadıköy’de bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-Aleviler ve demokrasi güçlerinin öncülüğünde binlerce kişi “Eşit yurttaşlık temelinde, demokratik ve laik bir ülke istiyoruz! Düşünceye özgürlük, inançlara eşitlik!” şiarıyla ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ için İstanbul Kadıköy’de bir araya geldi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile Demokrasi İçin Birlik Platformu’nun (DİB) çağrısıyla gerçekleştirilen ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’, İstanbul Kadıköy’de binlerce kişinin katılımıyla başladı.

    “Eşit yurttaşlık hakkı tanınsın”, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın”, “Diyanet lağvedilsin”, “Cemevleri ibadethanelerimizdir”, “Dergahlarımızı istiyoruz” talebini bir kez daha haykıran Aleviler, 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubundaki çocuklar için alınan ‘din eğitimi’ tavsiye kararını yüksek sesle protesto etti.

    “PARASIZ, BİLİMSEL, ANADİLDE EĞİTİM”

    Kadıköy’deki Beşiktaş İskelesi önünde bir araya gelenler “Parasız, bilimsel, anadilde eğitim”, “Aleviler vardır, Alevilik haktır”, “Diyanet elini eğitimden çek”, “Zorunlu din dersi istemiyoruz”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarını atarken; enflasyon altındaki zam ücretlerini kabul etmeyerek direnişe geçen işçileri selamladı.

    EĞİTİM SEN, KESK, EMEP, TİP, TÖP, Yeşil Sol, SODAP, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Devrimci Kızılbaş Hareketi, Anadolu Kadın Hareketi, 17+ Alevi Kadınlar, Yol Erenleri, AKA -DER (Anadolu Kültür Ve Araştırma Derneği), Kaldıraç, Alevi Kadınlar Birliği, VELİ -DER, Halkevleri, Sosyal Medya Platformu ile ADAM-DER katılımcı kurumlar olarak alandaki yerlerini aldılar.

    HALK MÜZİĞİ SANATÇILARI TÜRKÜLERİ İLE SAHNEDE

    ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ halk müziği sanatçılarının türküleriyle devam ederken daha sonra ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, AKD Genel Başkanı İsmet Kurt, DAD Eş Başkanları Kadriye Doğan ile Musa Kulu sahneye çıktı.

    20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi kararına karşı Aleviler öncülüğünde başlatılan kampanyanın yürütücüleri adına ortak basın açıklamasını ise gazeteci Nilgün Mete, ABF’den Dilek Güneş ile Ezgi Gürel okudu.

    “DEMOKRASİ, LAİKLİK, ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK İSTEYENLER OLARAK MEYDANLARDAYIZ”

    Açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “‘Çocuğun gördüğü düştür barış, Ananın gördüğü düştür barış, Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış’

    Sevgili Dostlar, Demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü, adalet ve eşitliği isteyenler olarak bugün ülkemizin dört bir yanında meydanlardayız!

    Ekonomi krizde, Siyaset krizde, Memleket krizde, Eğitimde, sağlıkta, hukukta çöküş var. Geçinemeyen milyonlar, ekmek, adalet ve özgürlük istiyor. AKP-MHP İktidarı, sorumlusu olduğu siyasal ve ekonomik krizin bedelini topluma fatura ediyor.

    Her geçen gün daha da derinleşen krizler cenderesinden çıkış için, bu gidişata hayır diyen tüm kesimlere karşı zam, zulüm, baskı, şiddet politikalarıyla güç göstererek, tehdit ederek, zor kullanarak, daha fazla iktidarda kalmaya, faşist bir rejimi tahkim etmeye çalışıyor. Bu politikaların yansıması ülkemizde ve Dünyada savaşa yol açmaktadır. Bunun en açık göstergesi bugün Ukrayna’da yaşanmaktadır.

    “ALEVİ İNANCINA YÖNELİK AYRIMCI POLİTİKALARA HER GÜN YENİSİ EKLENİYOR”

    İşçi ve emekçiler hakları gasp edilip güvencesizleştiriliyor. İnsanlarımız donarak ölüyor. Gençlerimiz intihara itiliyor. İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede geri çekilerek kadına yönelik erkek şiddetinin önü açılıyor. Çocuklar istismara maruz bırakılıyor. Göçmen ve mülteciler ırkçılık, milliyetçilik ve şovenizm körüklenerek hedef gösteriliyor. Doğamız talan ediliyor. Halklar ve inançlar kimlikleri, dilleri, kültürleri, inançları dolayısıyla asimilasyona uğruyor. Alevilerin bu ülkede maruz kaldığı zulmün fotoğrafı misali, devlet temsilcileri inançların kutsalına saldırarak, silahla fotoğraf vermekten geri durmuyor. Alevilerin inanç merkezleri olan cemevleri ibadethane değil, ticarethane ve konut statüsü kapsamında tutulup Alevi inancına yönelik asimilasyon ve ayrımcılık politikalarına her gün bir yenisi ekleniyor.

    Yaşadığımız çağda evrensel değerlerle kuşatılıp bilim yuvaları haline getirilmesi gereken okullarımız ise bütünüyle gerici bir kuşatma altında. Eğitimin amacı bireyin kendi yeteneklerini keşfedip bunu geliştirmesini sağlayıp, düşünmeyi, sorgulamayı öğretmek, kendine güvenen bireyler yetiştirmektir. Fakat, bugün eğitim kurumu tamamen tarikatlara, cemaatlere, Diyanet İşleri Başkanlığı’na teslim edilerek, dindar ve kindar bir nesil yetiştirmenin merkezi haline getirilmiştir. Biz bu ülkede vergilerimizi, siz şeriata yatırım yapın ve çocuklarımızın geleceğini çalın diye vermiyoruz.

    “MİLYONLARCA ÇOCUĞUN ASİMİLASYONUNU HEDEFLEYEN BİR KARAR”

    1950’lerden itibaren okullarda seçmeli olarak uygulanan din dersleri, ABD destekli 12 Eylül faşist darbesinin şefleri tarafından hazırlanan 1982 Anayasası ile zorunlu hale getirildi. Darbe sonrası kurulan sağ iktidarlar; tekçi, asimilasyoncu, inkarcı, cinsiyetçi eğitim sistemi inşa edip bunun üzerinden yükseldiler. Yine tarikatçı vakıfların isteğiyle seçmeli dersler adı altında 4 tane daha dinsel içerikli ders, müfredatta zorunlu hale getirildi. Hükümet bununla da yetinmedi!

    1-3 Aralık 2021’de Milli Eğitim Şura Toplantısında 4-6 yaşındaki anaokulu çocuklarına da din dersi verilmesi tavsiye edildi. Biz biliyoruz ki, karşı çıkmazsak bu sadece tavsiye karar olarak kalmayıp, 3 Mart’ta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kesinleşmiş olarak karşımıza çıkacak.

    Burada din eğitiminden kastedilen, ebeveynlerin inancına bakmadan belli bir din anlayışının kavram ve ritüellerinin çocuklarımıza dayatılmasıdır. Alınan bu karar, “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesine aykırı olduğu gibi, başta Aleviler olmak üzere farklı inançta veya dini inancı olmayan milyonlarca insanın çocuklarının asimilasyonunu hedefleyen, aynı zamanda pedagojik anlamda da çocuğun sağlıklı gelişimine ket vuran bir karardır.

    “MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI KARARINI GERİ ÇEKİN!”

    4-6 yaş çocuğuna din dersi vermek, somut düşünme aşamasında olan çocuğun dünyasını soyut kavramlar ile alt üst etmektir ve insan haklarına aykırıdır. Hiçbir inanç küçük çocuklara empoze edilemez. Bu tavsiye kararı, 4-6 yaş çocuğunun gelişim düzeyine, Evrensel Çocuk Hakları’na uygun olmadığı gibi laikliğe de aykırıdır. Çocuklar kimsenin siyasi malzemesi değildir. Çocuklar bu toplumun özneleridir.

    Millî Eğitim Şûrası Kararını Geri Çekin!

    İktidara sesleniyoruz: Çocuklara din dersi dayatamazsınız! Alevi çocuklarına hiç dayatamazsınız! Ciddiye alınamaz nitelikteki bir “tavsiye”ye dayandırılan bu karar, kesinlikle Kabul etmiyoruz!
    Bu kararda ısrar edilirse Alevi toplumu olarak sivil itaatsizlik de dahil olmak üzere itirazlarımızı dile getiren eylemliliklerimizi daha da büyüterek devam edeceğiz. Zorunlu din dersi, başta Alevi çocuklar olmak üzere farklı inançtaki çocuklar için bir zulüm haline gelmiştir. Tekçi, ayrımcı, dayatmacı uygulamalar, laiklik ve eşitlik ilkesinin ihlalidir. Aynı zamanda kamu eğitimi adı altında İslam dinciliğinin (Şeriatçılığın) devlet eliyle örgütlenmesidir.

    Bu dersler toplumda inanç eksenli ayrımcılıkları yeniden üretirken mevcut medeni hukukun ve ceza hukukunun da altını oymaktadır. Bu durum, toplumsal çoğulculuğu, halkların ve inançların bir arada barış içerisinde yaşamasını güçleştirmektedir. Devletin görevi her türlü inanca, inananlar ve inanmayanlara karşı aynı mesafede durmak; çok dilli, çok inançlı ve çok kültürlü olan coğrafyamızda, her toplumun ihtiyacına yönelik eğitimi ulaşılabilir hale getirmektir. Bu bağlamda eğitimin amacı tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırarak inanç ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almaktır.

    “BİLİMSEL, LAİK, ANADİLDE EĞİTİM”

    Tekçi, inkârcı, asimilasyoncu, cinsiyetçi eğitime karşı çocukların birer özne kabul edildiği, çocuk haklarının korunduğu, herkesin erişebildiği, her çocuk için eşit koşullarda bilimsel, laik, anadilinde ve kamusal eğitimin bütün koşulları bir an önce hazırlanmalıdır.

    Her seviyedeki zorunlu din dersleri, sözde seçmeli olanlar dâhil kaldırılmalı, din derslerini ana sınıfına kadar indiren tavsiye kararı yok sayılmalı, ayrıca altına imza atılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uyulmalı, AİHM’in Alevi çocukların zorunlu din derslerinden muafiyetiyle ilgili kararları bir an önce uygulanmalıdır. Eğitim sisteminin vakıflar üzerinden düzenlenmesine, gerici, dinci vakıflara kamu kaynakları aktarımına son verilmelidir. Daha da önemlisi, eğitim programları ve müfredatı bilimsel normlara göre yeniden düzenlenmelidir. Eğitimin ticarileştirilmesine son verilmelidir.

    Yoksul öğrenciler, tarikat yapılanmalarının içinde kültürel ve inançsal olarak eritilmeye çalışıldığından, barınma sorunu acil olarak çözüme kavuşturulmalıdır. Milli Eğitim Şuraları demokratik ve bağımsız bir danışma kuruluna dönüştürülmeli, bu kurullarda toplumun her kesimi temsil edilmelidir. Eğitim ile ilgili kararlar, bilim insanları ve pedagogların öncülüğünde, toplumun sosyolojik yapısını da dikkate alarak oluşan bağımsız kurullarca alınmalıdır. Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, insan onurunu, tüm hak ve özgürlükleri korumanın, çoğulcu demokrasinin ön koşuludur.

    “SESSİZ KALMIYORUZ, LAİK BİR ÜLKEDE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Tekçi, Cinsiyetçi, Ötekileştirici, Laik Olmayan, Bilimden Uzak ve Asimilasyoncu Eğitime Hayır!..

    Gücümüz birliğimizde! Susmuyoruz, sessiz ya da seyirci kalmıyoruz. AİHM kararları derhal uygulansın ve zorunlu din dersleri kaldırılsın! Okul öncesinde din dersi dayatmasını kabul etmiyoruz! Laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum olmamalıdır. Demokratik, özgürlükçü, halkçı, laik bir eğitim ve ülkeyi kurmak için bu yıkım kararını hep birlikte durduracağız! Bilimsel, demokratik, laik, anadilinde bir eğitim eğitim istiyoruz! Eşit yurttaşlık istiyoruz! Toplumsal cinsiyet eşitliği istiyoruz! Cemevleri ticarethane ya da konut değildir, Cemevleri Alevilerin ibadethanelerdir! Demokrasi ve Laiklik eşit ve özgür bir toplumun temelidir! Demokratik, halkçı, özgürlükçü, laik bir ülkede yaşamak istiyoruz!”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ için yarın birçok şehirde alanlara çıkılacak

    ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ için yarın birçok şehirde alanlara çıkılacak

    PİRHA-4-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi tavsiye kararına karşı Aleviler ve demokrasi güçleri 27 Şubat Pazar günü (yarın) saat 15.00’te Türkiye genelinde alanlara çıkacak. 

    “Zorunlu din dersleri kaldırılsın. Demokratik ülke, laik eğitim istiyoruz” şiarıyla İstanbul Kadıköy merkezli gerçekleştirilecek olan ‘Demokrasi ve Laiklik Buluşması’ Türkiye’nin birçok kentinde aynı anda başlayacak.

    Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için; demokratik, laik, bilimsel, anadilinde eğitim talebiyle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Derneği (DAD), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin öncülüğünde demokrasi güçlerinin de katılımıyla düzenlenecek buluşmalar ülke genelinde saat 15.00’te başlayacak.

    TÜRKİYE’NİN BİRÇOK İLİNDE ALANLARA ÇIKILIYOR

    İllerin buluşma mekanları ise şöyle:

    Adana-Merkez (İnönü Parkı), Adıyaman-Merkez (Demir Dede Ziyareti), Antalya-Merkez (Attolos Meydanı), Aydın-Didim (Cumhuriyet Meydanı), Balıkesir-Altınoluk (Cumhuriyet Meydanı), Balıkesir-Bandırma (AKD Bandırma Cemevi önü), Balıkesir-Burhaniye (Cumhuriyet Meydanı), Dersim-Merkez (Sanat Sokağı), Eskişehir-Merkez (Ulus Meydanı), İstanbul-Kadıköy (Beşiktaş İskelesi), İzmir-Alsancak (Türkan Saylan Kültür Merkezi), Kırklareli-Lüleburgaz (İş Bankası önü-Üçgen Park), Kırklareli-Merkez (Özgürlük Parkı), Kayseri-Merkez (Cumhuriyet Meydanı), Muğla-Merkez (Sınırsızlık Meydanı), Samsun-Merkez (Çobanlı İskelesi).

    PİRHA / İSTANBUL