Etiket: avf

  • Alevi kurumları, ‘Cemevlerine konut statüsü’ne ilişkin 22 Şubat’ta bir araya geliyor

    Alevi kurumları, ‘Cemevlerine konut statüsü’ne ilişkin 22 Şubat’ta bir araya geliyor

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi yerine konut statüsü verileceğini açıklamasına tepki gösteren Alevi kurumları, 22 Şubat Salı günü saat 12:00’da Kartal Cemevi Vakfı’nda basın açıklaması yapacak.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, sivil toplum kuruluşlarının, dernekler, vakıflar, cemevleri de dahil olmak üzere bu tür kurumların elektrik aboneliğinin ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürüleceğini söyledi.

    Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi yerine konut statüsü verileceğini açıklamasına tepki gösteren Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ortak basın açıklaması gerçekleştireceklerini duyurdu.

    “CEMEVLERİ İBADETHANEMİZDİR”

    Alevi kurumları, 22 Şubat Salı günü saat 12:00’de İstanbul Kartal Cemevi Vakfı’nda bir araya gelereki cemevlerine hükümet tarafından konut statüsü verilmesine ilişkin basın açıklaması  yapacaklar.

    “Cemevleri ibadethanemizdir. Cemevlerimizin statüsü kimsenin vicdanına ya da yorumuna açtığımız bir konu değildir” sloganıyla yapılacak basın açıklamasına katılım çağrısı yapan Alevi kurumları, duyarlı tüm yurttaşları açıklamaya davet etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi Vakıfları Federasyonu’nun burs başvuruları 1 Mart’ta son bulacak

    Alevi Vakıfları Federasyonu’nun burs başvuruları 1 Mart’ta son bulacak

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu’nun Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan yüksek lisans ve doktora düzeyindeki akademisyen adaylarına vereceğini duyurduğu burs başvuruları 1 Mart 2022 tarihinde sona erecek. 

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından yüksek lisans ve doktora düzeyinde Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan akademisyen adaylarını desteklemek ve gençleri bilime özendirmek amacıyla yılda 8 ay verileceğini duyurduğu burs başvuruları 1 Mart 2022 tarihine kadar devam ediyor.

    Konuya ilişkin bir paylaşım yapan AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, “Alanında çok önemli bir boşluğu doldurduğunu düşündüğümüz bursumuzu duyurmaktan gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Burs başvuru formu ile gerekli bilgilere AVF’nin internet sitesinden erişmek mümkün. Mart 2022’den itibaren de burs almaya hak kazananlara ödemeler başlayacak.

    PİRHA / İSTANBUL

  • AVF Başkanı Doğan: Anaokulunda din dersi olmaması için Aleviler olarak her şeyi yapmalıyız

    AVF Başkanı Doğan: Anaokulunda din dersi olmaması için Aleviler olarak her şeyi yapmalıyız

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, CAN TV’de katıldığı programda, “Zorunlu din dersleri kaldırılmak bir yana okul öncesi çocuklara indirilmek isteniyor. Alevi kurumlarının bir araya gelerek bu konuda çalışma yürütmesinden yanayım, fakat Alevi kurumları olarak son 30 sene içerisinde AİHM kararları dışında neler yaptık? Ne ölçüde farkındalık yarattık? Kendi iç muhasebemizi de yapmamız gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    CAN TV’de yayınlanan Dilek Odabaş Bakır’ın sunduğu ‘Can’da Bu Sabah’ programına katılan Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, okul öncesi çocuklar için verilen din dersi tavsiye kararına karşı Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyasını desteklediklerini söyledi.

    “O YAŞTAKİ ÇOCUKLARA DİN EĞİTİMİ VERİLMESİ UYGUN DEĞİL”

    Doğan, “Zorunlu din dersleri kaldırılmak bir yana okul öncesi çocuklara indirilmek isteniyor. Alevi kurumlarının bir araya gelerek bu konuda çalışma yürütmesinden yanayım, fakat Alevi kurumları olarak son 30 sene içerisinde AİHM kararları dışında neler yaptık? Ne ölçüde farkındalık yarattık? Kendi iç muhasebemizi de yapmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    4-6 yaş grubu çocuklar için 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan din eğitimi verilmesi yönündeki tavsiye kararını “Bu uygulama laik devlet ilkesine aykırıdır” şeklinde değerlendiren Doğan, o yaştaki çocuklara din eğitimi verilmesinin uygun olmadığını söyledi. Doğan şöyle konuştu:

    “Laik devletin doğası gereği resmi bir dininin bulunmaması gerekiyor. Laik devletin, belli bir dinin eğitim ve öğretimini zorunlu hale getirmemesi gerçeği var. Diğer yandan çocuğun pedagojik açıdan yararına olmadığını da görüyoruz. 4-6 yaştaki çocuklara din eğitimi verilmesi uygun değil. Çocukları kaygı ve korkular ile baş başa bırakabilecek bir uygulama.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK NE ÖLÇÜDE FARKINDALIK YARATTIK?”

    Zorunlu din derslerini insan hakları meselesi olarak da ele almalıyız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) aldığı kararlarda Alevilerin hak ihlaline uğradığını görüyoruz.
    Zorunlu din dersleri kaldırılmak bir yana okul öncesi çocuklara indirilmek isteniyor. Alevi kurumlarının bir araya gelerek bu konuda çalışma yürütmesinden yanayım, fakat Alevi kurumları olarak son 30 sene içerisinde AİHM kararları dışında neler yaptık? Ne ölçüde farkındalık yarattık? Kendi iç muhasebemizi de yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Alevi Vakıfları Federasyonu olarak başlatılan imza kampanyasını destekliyoruz. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan tavsiye kararının uygulanmaması için Aleviler olarak her şeyi yapmalıyız.
    Bunun başlangıcı kim, kim inisiyatif alıyor, kim yapıyor, kim geldi, kim sonra destek verdi, kim başında vardı, kim sonda vardı gibi şeylere takılmadan doğru olan her şeyin yanında olmak gerekiyor.”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABER
    AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO

     

  • Alevi kurum başkanları: Eşit, özgür ve barış içinde bir yıl olsun-VİDEO

    Alevi kurum başkanları: Eşit, özgür ve barış içinde bir yıl olsun-VİDEO

    PİRHA- 2021 yılı geride kalırken, Alevi kurum temsilcileri 2022 yılına dair verdikleri mesajlarda, ötekileştirmenin olmadığı, Alevi haklarının tanındığı, eşit yurttaşlığın hayat bulduğu bir yılın olmasını ifade ettiler.

     

    2021 yılı geride kalırken, yıl boyunca hem dünya hem de Türkiye çalkantılı bir süreç yaşadı. Koronavirüs salgınının da eklenmesiyle kapitalist modernite krizi yaşandı. Türkiye ise ekonomik krizin yanında siyasal krizin de etkisiyle derin bir ekonomik buhran yaşadı, yaşıyor. Yüzyıllar boyunca olduğu gibi bu yılda Alevi toplumunun inançsal ve kültürel varlığı inkar edilirken, kamusal alandaki eşit yurttaşlık hakları tanınmadı.

    2021 yılında Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi, çeşitli adlar altında işgal edilen inanç merkezleri ve kutsal mekanlarının tahrip edilmeyip, Alevi toplumuna bırakılması gibi temel talepleri bu yıl da karşılık bulmazken, uluslararası mahkemelerin vermiş olduğu kararlar bu yıl da uygulanmadı.

    2022 yılına dair değerlendirmede bulunan Alevi kurum temsilcileri, ötekileştirmenin olmadığı, Alevi haklarının tanındığı, eşit yurttaşlığın hayat bulduğu bir yılın olmasını ifade ederek, PİRHA’ya şu mesajları paylaştılar:

     

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Alevi Vakıfları Federasyonu, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs verecek

    Alevi Vakıfları Federasyonu, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs verecek

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burs vereceğini duyurdu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) yüksek lisans ve doktora düzeyinde Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan akademisyen adaylarını desteklemek amacıyla 8 ay burs vereceğini duyurdu. İnternet sitesinden açıklama yapan AVF, burs başvurusunda bulunmak isteyen öğrencilerin gerekli evrakları doldurarak işlem yapabileceğini belirtti.

    AVF, burs duyurusunda şunları belirtti:

    “Yüksek lisans ve doktora düzeyinde Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne yönelik bilimsel çalışma yapan akademisyen adaylarımızı desteklemek ve gençlerimizi bilime olan inancımız doğrultusunda özendirmek amacıyla yılda 8 ay olmak üzere burs verilecektir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Demir: Keçecibaba Dergâhı gasp edilmekle kalmadı, Aleviliğe de saldırıldı-VİDEO

    Demir: Keçecibaba Dergâhı gasp edilmekle kalmadı, Aleviliğe de saldırıldı-VİDEO

    PİRHA-Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmesine yönelik 2014 yılında yazdığı yazı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Genel Başkanı Murtaza Demir’in bugün üçüncü duruşması görüldü. “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davada Demir, “Alevi Dergâhını camiye çevirerek dergâhı gasp etmekle kalmadılar. Aynı zamanda dergâha, inanca, Aleviliğe ve ibadethanelerimize saldırmışlardır” diye konuştu.

    Tokat Erbaa Keçeci Köyü’de bulunan Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmesine tepki gösteren yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yargılanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Genel Başkanı Murtaza Demir‘in, üçüncü duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “DEVLET, DERGÂHI DAYATMAYLA CAMİYE ÇEVİRDİ”

    Duruşmada, Tokat’ın Erbaa ilçesi Keçeci Köyü’nden tanıklar dinlendi. Keçeci Baba Dergâhı’nın Aleviler için önemli olduğunu belirten tanıklar, dergâh içerisinde bulunan tekkenin 1995 yılında yandığını hatırlattı. 2014 yılında ise başta Erbaa Kaymakamı olmak üzere devlet yetkililerinin köylülere, “Tadilat yapıldıktan sonra aslına uygun olarak açılacağını” söylediği ifade edildi. Alevi dergâhının dayatmayla camiye çevrildiğini, imam atandığını, hoparlör bağlanarak ezan okunduğunu belirten tanıklar; duruma tepki gösterdiklerini; konuyla ilgili olarak 2014 yılında yazı yazan Murtaza Demir’e de destek olduklarını beyan ettiler.

    Murtaza Demir’de dava sürecinde yaşananlara değinirken; Aleviler için kutsal olan bir mekanın, devlet eliyle zorla camiye çevrildiğini, bu tutumun Alevi inancına saldırı olduğunu söyledi. Demir’in avukatları da iddianamenin sorunlu olduğunu söyledi.

    Demir için iddia edilen ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasına konu olan söylem ya da fiilin olmadığını belirten avukatlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’yi tazminata mahkum eden kararlarına atıfta bulundu.

    Mahkeme ise savcılığın mütalaasını hazırlaması için davayı 10 Mayıs 2022 günü saat 12.00’ye erteledi.

    “KEÇECİBABA’DA İNANCIMIZA, ALEVİLİĞE SALDIRILMIŞTIR”

    Duruşmanın ardından adliye önünde bir basın açıklaması yapan Demir şunları söyledi:

    “Keçeci Baba Dergâhına yapılan devlet kaynaklı saldırının duruşması görüldü. Duruşmada Alevilere yapılan zulümleri özetledim. Alevi Dergâhını camiye çevirerek dergâhı gasp etmekle kalmadılar. Alevilere de şunu demeye çalıştılar: Siz yurttaş değilsiniz. Alevilik inanç değil. Cemevi ibadethane değil. Siz insan değilsiniz. Sizin üzerinizde her türlü tasarrufu yapma hakkına sahibiz. Çünkü biz ve bu devlet Sünni’dir. Devletin anayasasında laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti yazıyor. Benim hakkımda dava açanlar, Keçeci Baba’da bu işlemleri yapanlar hakkında dava açmalıydı. Keçeci Baba’daki işlemle birlikte dergâha, inanca, Aleviliğe ve ibadethanelerimize saldırmışlardır. Adalet ve yargının işleyişine yüz karası bir örnektir bu.”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    -Murtaza Demir ‘Biz Alevi’yiz, cami istemeyiz’ dediği için yargılanacak

    -‘Keçeci Baba Alevi dergahıdır, imamınızı alın gidin’ diyen Demir, yine hakim karşısında!

    -Demir: Alevi dergahının gasp edilmesini yazdığım için dava açılması hazin!-VİDEO

  • AVF Başkanı Doğan: Alevilere yönelik aşağılayıcı dili devletin üst kademeleri de kullanıyor!

    AVF Başkanı Doğan: Alevilere yönelik aşağılayıcı dili devletin üst kademeleri de kullanıyor!

    PİRHA- İlahiyatçı Hayrettin Karaman’ın skandal sözleri hakkında suç duyurusunda bulunan Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevilere yönelik aşağılayıcı dilin devletin üst kademeleri tarafından da kullanıldığını belirtti. Doğan, “Esas sorun, din adına konuştuklarını iddia edenlerin kul hakkının yenmemesi, hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk ve adaletsizlik yapılmaması yönünde görüşleri dile getirmemesidir” dedi.

    Yeni Şafak yazarı ve ilahiyatçı Hayrettin Karaman’ın, “Alevi genç ile Sünni bir kadın evlenemez” sözlerine yönelik tepkiler sürerken; Karaman hakkında peş peşe suç duyurularında bulunuluyor.

    Karaman hakkında ilk suç duyurusu geçen günlerde Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ile AVF Yönetim Kurulu üyeleri Ali Ulu ve Mehmet Boy tarafından bulunuldu.

    Alevi Vakıflar Federasyonu yöneticileri bir inancın aşağılanması ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu işlediği gerekçesiyle Karaman hakkında kamu davası açılarak cezalandırılması talebiyle İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Dünyanın dört bir yanında insan ilişkilerinin gerildiğini, toplumsal hayatın da çatışmalı bir hal aldığını belirten AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, gerginliğin ilahiyatçılar tarafından yükseltilmesinin ayrı bir sorun olduğunu dile getirdi.

    “DEVLETİN EN ÜST KADEMESİ DE ALEVİLERE YÖNELİK AŞAĞILAYICI DİLİ KULLANIYOR”

    “Esas sorun, din adına konuştuklarını iddia edenlerin kimin kimle evleneceği, 12 yaşında mı 15 yaşında mı, kimin kimle evlenmesi caizdir gibi boş konular ile uğraşması yerine, kul hakkının yenmemesi, hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk ve adaletsizlik yapılmaması yönünde görüşleri dile getirmemesidir” diyen Doğan, Alevilere yönelik kullanılan aşağılayıcı dilin, devletin en üst kademeleri tarafından da sarf edildiğini söyledi. Doğan şöyle konuştu:

    “Alevilere karşı kullanılan bu aşağılayıcı dil, bugün sadece kendisine akademisyen ilahiyatçı denen şahıs tarafından değil, daha önce de devletin en üst kademelerindekiler tarafından kullanılmıştı. Bugün biz buraya bu suç duyurusunda bulunarak artık karanlığına kızacağımıza, bir mum yakmalıyız düşüncesiyle geldik.

    Bu anlamda Türkiye’nin son derece ciddi bir toplumsal gerginliğe sürüklendiği bir ortamda, tüm toplum kesimlerine ve özellikle hükümete şu çağrıda bulunmak istiyoruz.

    Türkiye cumhuriyeti Anayasası’nın maddelerinin uygulanması; Anayasanın 1. maddesi 10. maddesi 24. 90. 138. maddelerinin işletilmesini  talep ediyoruz. Anayasanın 90. maddesi Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyma zorunluluğunu getirmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 47 devletin yargıçlarının bulunduğu Avrupa insan hakları Mahkemesi’nin 2016’da yılında vermiş olduğu karar ile Alevilere karşı ayrımcılık yapıldığı tescillenmiştir. Bu kararda Alevilerin cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi,  Alevilerin inanç önderlerinin çalışmalarının kamu hizmeti olarak kabul edilmesi ve Alevilere devletin genel bütçesinden pay ayrılması yönünde karar vermiştir.

    Her ne kadar, Uluslararası Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 127 ülke arasından 105. sıraya düşmüş ise de, Türkiye yargısından umudumuz var.

    Bu kararların uygulamaya koyulması ile hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulayarak Türkiye’de Alevilere karşı bir haksızlığı ortadan kaldırmış olmanın yanı sıra, aynı zamanda Alevilere karşı kullanılan bu çirkin dilin önüne geçip eşitlik ve inanç özgürlüğü temelinde, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine katkıda bulunmuş olacaktır.”

    KARAMAN AYRICA VAKIF KATILIM DANIŞMA KOMİTESİ BAŞKANI

    İktidara yakınlığıyla bilinen ilahiyatçı yazar Hayrettin Karaman’ın ayrıca kamuya ait Vakıf Katılım Danışma Komitesi Başkanı olduğu ortaya çıktı. Karaman, kendisine ait internet sitesinde, kendisini Sünni olarak ifade eden bir kadının, “Alevi ile evlenilir mi?” yönündeki sorusuna “Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile Sünni bir kadın evlenemez” yanıtını vermişti.

    Bu arada dün de Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu adına Celal Fırat, Hayrettin Karaman hakkında suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Barınma sorunu olan öğrencilere bir destek de Alevi Vakıfları Federasyonu’ndan

    Barınma sorunu olan öğrencilere bir destek de Alevi Vakıfları Federasyonu’ndan

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), bünyesindeki tüm cemevlerinin barınma sorunu yaşayan öğrenciler için hizmet vereceğini duyurdu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu, kendisine bağlı tüm cemevlerinde öğrencilere hizmet verebileceğini duyurdu.

    AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Her cemevimizde misafirhanemiz mevcut. Öğrenciler hem barınma ihtiyaçlarını karşılayabilir hem de her öğlen aşevlerimizde lokma olarak dağıtılan yemeklerden faydalanabilirler” dedi.

    Doğan, “Edirne’den Erzincan’a yetmiş üzerinde cemevi misafirhanemiz var” diyerek barınma sorunu yaşayan öğrenciler için hizmet verebileceklerini söyledi.

    Haydar Baki Doğan, Alevi Vakıfları Federasyonu’na bağlı cemevlerinden barınma hizmeti almak için şu iletişim bilgilerini paylaştı:

    Telefon: +90 (216) 517 10 80

    E-Posta: info@avf.org.tr

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 7 Alevi kurumundan ortak Hacı Bektaş anması açıklaması

    7 Alevi kurumundan ortak Hacı Bektaş anması açıklaması

    PİRHA- 7 Alevi kurumu yaptıkları ortak açıklama ile 16-22 Ağustos tarihinde Hacı Bektaş Veli Dergahında, orman yangınları nedeniyle ertelenen İstanbul’daki festivalin ise 27-29 Ağustos tarihleri arasında yapılacağını duyurdu. Alevi kurumları, gelecek yıllardaki anma etkinliklerinde de Pir Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” şiarıyla güçlü bir şekilde bir arada olacaklarını kaydetti. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıflar Federasyonu(AVF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ortak yazılı bir açıklama yaparak, daha önce ülkenin dört bir yanında çıkan yangınlar nedeniyle ertelenen İstanbul’daki festivale ve Hacıbektaş’ta yapılacak olan şenliklere ortak katılım göstereceklerini duyurdular.

    Alevi kurumları yapmış olduğu ortak açıklamada, 16-22 Ağustos 2021 tarihinde Hacı Bektaş Veli Dergahında, 27-28-29 Ağustos 2021 tarihinde İstanbul Yenikapı’da yapılacak etkinliklerde bir arada olacaklarını belirttiler.

    Alevi kurumları ayrıca açıklamalarında herkesi yapılacak etkinliklere davet ederek birleşme çağrısında bulundular.

    “İSTANBUL’DA ERTELENEN FESTİVAL 27-28-29 AĞUSTOS TARİHLERİ ARASINDA YAPILACAK”

    ‘Gün bir olma, güçlerimizi birleştirme günüdür’ vurgusu yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Hepimizin bildiği gibi, hoşgörü ve adaleti insanın yaşam merkezine alarak tüm canlılarla çıkarsız bağ kurmayı öğreten Pir Hacı Bektaş Veli Felsefesi’nin Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü olan  ‘UNESCO’ tarafından tescillenmesi ve 2021 yılının Hacı Bektaş Veli yılı olarak ilan edilmesi hepimizi onurlandırmıştır. Bu vesile ile Alevi kurumları ve bileşenlerinin işbirliği ile birçok etkinlik planlanmıştır.

    Bu etkinlikler çerçevesinde;

    -29-30 Temmuz ve 1 Ağustos tarihlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Yenikapı Etkinlik Alanı’nda ‘Kardeşliğin, İnsanlığın ve Adaletin Buluşması’ adı altında planlanan Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali,

    -16-22 Ağustos tarihleri arasında tüm Alevi kurumlarının katılımıyla ve Hacı Bektaş Belediyesi’nin birlikteliği ile Hacı Bektaş Anma Törenleri,

    -27-28 Ağustos 2021 tarihinde Hacıbektaş ilçesinde Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Hacı Bektaş Veli’nin Hakka yürümesinin 750. yılı nedeniyle Alevi kurumları ve Hacı Bektaş Belediyesi’nin katılımıyla organize edilen etkinlikler siz canlarımıza duyurulmuştur.

    Ancak ülkemizin birçok ilinde eş zamanlı yangınların meydana gelmesi hepimizi üzmüş ve yukarıda planlanan etkinlikler dâhil, birçok kültür sanat etkinlikleri de ileri bir tarihe ertelenmek durumunda kalmıştır.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Alevi kurumlarının görüş ve rızalığını alarak ertelediği Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali’ni Muharrem ayının bitmesini takiben 27-28-29 Ağustos tarihleri arasında yapmayı planlaması üzerine, Alevi kurumları özellikle kamusal alanda yok sayılan Alevilerin bireysel inanç özgürlük hakkına vurgu yaparak, Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir büyük kamu kuruluşu tarafından organize edilen böylesine anlamlı ve önemli bir etkinliğe katılmayı önemsemiş ve 27-28 Ağustos 2021 tarihleri arasında yapacağı etkinliği ileri bir tarihe ertelemiştir.”

    “BİR OLALIM, İRİ OLALIM ŞİARIYLA TÜM ETKİNLİKLERE KATILACAĞIZ”

    Alevi kurumları olarak inançları ve öğretileri gereği demokrasi, barış ve kardeşlikten yana olacaklarının belirtildiği açıklamada, “Alevi toplumu adına barış ve uzlaşıyı esas alarak, anma ve diğer etkinlikleri en güçlü bir biçimde organize eden, tüm kurumlarıyla ortak duyarlılığı inşa eden Alevi inanç kurumları ve bileşenleri, gelecek yıllardaki anma etkinliklerinde de Pir Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi “Bir olalım, iri olalım, diri olalım”  şiarıyla güçlü bir şekilde bir arada olacaklardır.

    Alevi kurumları olarak; 16-22 Ağustos 2021 tarihinde Hacı Bektaş Veli Dergahımızda, 27-28-29 Ağustos 2021 tarihinde İstanbul Yenikapı’da yapılacak etkinliklerde bir arada olacağız.”

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

  • AVF 7. Olağan Genel Kurulunu yaptı!

    AVF 7. Olağan Genel Kurulunu yaptı!

    PİRHA- Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) 7. Olağan Genel Kurulunu yaptı. Üç dönem genel başkanlık görevinde bulunan Remzi Akbulut, kurulda aday olmadığını açıkladı. Yeni seçilen yönetim kadrosu, önümüzdeki günlerde genel başkanın kim olacağına karar verecek.

    AVF 7. Olağan Genel Kurulu İstanbul’da toplandı. Kartal Cemevinde yapılan Kurul sonucu 9 kişilik Yönetim Kurulu (Asil) listesinde Yavuz Olağan, Selami Sarıtaş, İlhan Eren, Zeki Kaya, Haydar Baki Doğan, Celal Abbas Karaduman, Ali Ulu, Zeki Çetin, Mehmet Boy yer aldı.

    Vakfın Genel Başkanı Remzi Akbulut, tekrar aday olmayacağını belirterek “Üç dönem Genel Başkanlığını yaptığım Alevi Vakıflar Federasyonumuzun 7. olağan genel kurulunu gerçekleştirdik. Daha önce de deklere ettiğim gibi bu dönem aday olmadım. Yeni yönetime seçilen arkadaşlarıma başarılar diliyorum” dedi.

    Remzi Akbulut, AVF içerisindeki görevine 10 ismin yer aldığı Danışma Kurulu listesinden devam edecek.

    Yeni seçilen yönetim kurulu, önümüzdeki günlerde kendi içerisinden genel başkanın kim olduğuna karar verecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • AVF Başkanı, bazı cemevlerinde Kur’an kursu verilmesini, Fatiha okunmasını yorumladı

    AVF Başkanı, bazı cemevlerinde Kur’an kursu verilmesini, Fatiha okunmasını yorumladı

    PİRHA-Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, Alevi Hakk’a uğurlama erkanlarında Fatiha okutulup cemevlerinde Kur’an kursu verilmesini savundu. Aksi halde halkın tepkisi ile karşılaşıyoruz ve insanlar elini ayağını cemevinden çekiyor” diyen Akbulut, cenaze erkanı yürüten kişilerin kafalarına taktığı takkenin ise Hacı Bektaş Veli’den esinlenildiğini söyledi.

    Alevi Hakk’a uğurlama erkanlarında Alevi inancına aykırı uygulamalar üzerine yaşanan tartışma sürüyor.

    Yol önderleri, “Erkanlarda Kur’andan atıf yapılmaz, tabut üzerine Arapça yazılı örtüler serilmez, dedeler takke ve cübbe giyinemez” dese de karşı uygulamalar ve görüşler devam ediyor.

    İstanbul Kartal Cemevi Vakfı’nda yapılan erkanlarda Alevi inancına aykırı usüllerin olması üzerine yaşanan tartışma üzerine Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, PİRHA‘ya konuştu. Akbulut, söz konusu cemevi icraatlarının birçoğunu olumlu karşıladığını ifade etti.

    ‘CENAZEM DUASIZ, FATİHASIZ, KUR’ANSIZ GİTTİ’ KAYGISI!

    Remzi Akbulut, dedelerin başlarına taktığı takkenin Hacı Bektaş Veli geleneği olduğunu iddia ederek cenaze erkanlarında Fatiha okunmasını ise savundu. Akbulut, şunları söyledi:

    “Kartal Cemevi, Alevi Vakıfları Federasyonu’na bağlı bir cemevidir. Cenaze erkanları konusunda yaklaşık 2 sene boyunca 26 toplantı yaptık. Tüm kurumlarla ortaklaşa bir cenaze erkanı çıkartarak toplumun önüne koyduk ve kabul de gördü. Fakat bizim buna Kartal’da gücümüz yetmedi. Kartal ilçesinde bir buçuk milyon Alevi var. İnsanların çoğu Erzincan, Sivas ve Dersimlidir. Kartal Cemevinde cenaze erkanı yürüten hocalar, taç gibi bir şey giyiniyorlar, o Hacı Bektaş’ın tacıdır. Yani 12 dilimden oluşan, 12 imamları sembolize eden bir taçdır. O bir fes değil yani. Hocaların üstündeki o cübbeyi ise biz atamadık, daha doğrusu attıramadık.

    Bir gün Kartal Cemevinde bir kadın gelip yakama yapıştı. ‘Benim cenazem duasız, Fatihasız, Kur’ansız gitti’ dedi. Ve hesap sormaya başladı. Biz bunları kademe kademe aşarak gidiyoruz. Aksi halde davrandığınızda halkın tepkisi ile karşılaşıyoruz ve insanlar elini ayağını çekiyor. Bir de toplumun gerçekleri var. Fatiha’yı ise Türkçeleştirdik. O sorunların üstüne yanlış giderseniz tam aksine bunları kronikleştirir ve çözemezsiniz. Bu sorunların yüzde seksenini çözdük.”

    “SİZİN KUR’AN İLE NE SIKINTINIZ VAR?” 

    AVF Başkanı Remzi Akbulut, açıklamasında 2015’ten bu yana 3 federasyon arasında birliği sağlayıp en büyük Alevi mitingini yaptığını söyledi. Akbulut, “İbrahim Kaboğlu, İzzettin Doğan ve Ali Yaman’ı bir araya getiren, Veliyettin Ulusoy’u da oraya getiren, yani birliği sağlayan bir kişiyim” dedi.

    Remzi Akbulut, “Cemevlerinde Kur’an kursu veriliyor” şeklinde yazılan haberlere ilişkin de “Sizin Kur’an’la ne sıkıntınız var?” yanıtını verdi.

    CEMEVİNDE KUR’AN KURSLARI DEVAM EDECEK!

    Pandemi nedeniyle 1,5 yıldır bütün kurumların kapalı olduğunu ifade eden Akbulut, “Cemevinde Kur’an kursu verilmesini doğru buluyor musunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Benim doğru bulup bulmamamın ötesinde toplumun değer yargıları var. Ben, toplumun görüş ve düşüncelerini taşımak zorundayım. Şahsım olarak sorarsanız ben buna bir cevap veririm ama cevap verilmesini de bir yandan doğru bulmuyorum. Çünkü bu provoke ediliyor.”

    “DEVLETTEN TEK KURUŞ DESTEK ALMIYORUZ”

    Remzi Akbulut, kamuoyunda ‘devletten maddi destek alıyorlar’ şeklindeki söylentilere de cevap verdi. Akbulut, “Bu konudan ötürü çok rahatsızız” diyen Akbulut, “Kartal Cemevi adına da konuşuyorum, devletten aldığımız tek kuruş destek yoktur. Biz askerliğimizi yapıp vergimizi veriyoruz. Biz, devletin karşısında her türlü sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz ama devlet bize karşı olan görevini yerine getirmiyor. Zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane olması ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları var. 2015 yılında bu konularla ilgili kazanmış olduğumuz 3 tane dava hükümetin masasında bekliyor. Cemevi ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırsa dedeler, başkanlar, belediyelerden maaş almaktan kurtulur” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Akbulut ve Geçmez’den o müdüre tepki: Alevilere saldıranlar terfi alıyor

    Akbulut ve Geçmez’den o müdüre tepki: Alevilere saldıranlar terfi alıyor

    PİRHA-Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’nde bulunan bir köy okulunun ihaleye gidilmesine rağmen yeniden yapımının Milli Eğitim Müdürü tarafından ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ denilerek engellendiği iddiasına tepkiler gelmeye devam ediyor. AVF Genel Başkanı Remzi Akbulut ve HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez yaşanan olaya ilişkin PİRHA’ya konuşarak; “Bu yapılan ırkçılıktır, nefret suçudur. O müdür derhal görevden alınmalıdır” dedi.

    Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’nde bulunan bir köy okulu, 2020 yılında yatırım programına girdi. Ancak kentte meydana gelen depremin ardından okulun ağır hasar aldığı söylenerek yıkımına karar verildi. Okulunun tekrar yapımı için TOKİ tarafından ihalesi yapıldı. Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk tarafından okulun yapımın engellenmeye çalışıldığı öne sürüldü. Uzuntarla köyü muhtarı Ali Özarslan Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk’ün ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ dediğini iddia etti.

    Yaşanan bu olaya tepkiler çığ gibi büyürken bir itiraz da Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez’den geldi. PİRHA’ya konuşan Akbulut ve Geçmez müdürün görevden alınarak nefret suçu işlediği için yargılanması gerektiğini ifade etti.

    “BENZER OLAYA BENDE ŞAHİT OLDUM”

    Yaşanan bu olayın yeni bir durum olmadığını ve kendisinin de daha önce böyle bir olaya şahit olduğunu belirten AVF Genel Başkanı Remzi Akbulut, “10-15 sene önce aynı örneği ben Kayseri’de yaşadım. Orada Alevi derneklerinin başkanıydım. Karaözü köyünde bir gün muhtar aradı bizi, gittik oraya. Muhtar köye okul ve yol yapılmasını istiyordu. Kaymakamla da görüşmüş. Kaymakam da bu taleplerin karşısında o köye cami yapılmasını istemiş. Yoksa hizmet gitmeyeceğini söylemiş. Bunu öğrenince bir heyet halinde Kaymakamlığa gidip kaymakamla görüştük. Kaymakam da dedi ki ‘O köyde Alevi olmayanlar da var’ biz onun için istedik cami yapılmasını. O köyde Sünnilerin de olduğunu söyledi. Ancak biz biliyoruz ki o köyde Sünni yok. Kim olduğunu sorduk kendisi cevap veremedi. Oraya bakan Diyanete bağlı müftüyü çağırdı. Ona sordu, o da o köydeki bir çobanın Sünni olduğunu söyledi. Biz o çobanı çok iyi tanıyoruz, o da Alevi. Müftü doğruyu söylemedi orada. Bunu kendilerine söyledik. Bunların zihniyeti bu işte. Zihniyetleri bozuk. Ama biz bu zihniyetlere karşı elimizden geldiğince dik duruyoruz, karşı çıkıyoruz” diye konuştu.

    “YARGIYA BAŞVURACAĞIZ”

    Akbulut, konuyu yargıya taşıyacaklarını kaydederek, “Bu Milli Eğitim Müdürü de acaba terfi alır mıyım, birilerine yaranır mıyım diyerek böyle yaptı bence. Vitrine oynuyor. Ahlak dışı bir davranış bu. İlimden, bilimden uzak bir Milli Eğitim Müdürü’dür. Aslında bu kişiye Milli Eğitim Müdürü de demek istemiyorum. Bu konuyu araştıracağız, bakacağız. Gerekirse yargıya başvuracağız, tüm yasal haklarımızı kullanacağız. Gerekirse sivil itaatsizliğimizi de yapacağız. Demokratik yollarla bu zihniyetten önünde sonunda kurtulacağız. Bu zihniyeti hep birlikte yok edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “BU AYRIMCILIK VE IRKÇILIKTIR”

    Müdürün ırkçılık yaparak nefret suçu işlediğini ve yargılanması gerektiğini ifade eden HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ise şunları dile getirdi:

    “Derhal bu devlet görevlisi görevinden alınmalıdır. Bu çok çirkin bir şey. Bu bir ayrımcılık ve ırkçılık. Asla kabul edilebilir bir şey değil. Bunu yapanın siyasi kimliği, dini kimliği, etnik kimliği ne olursa olsun bu şahsın ırkçı olduğu, bir terörist olduğu görülmelidir. Hemen iş akdini sonlandırmaları gerekir. Bu sadece Alevilere yönelik bir durum diye karşı çıkılmamalı, kim olursa olsun, kime yapılırsa yapılsın karşısında durulmalıdır.

    Böyle ayrımcılık yapan, nefret dili kullanan, ırkçılık yapan birisinin devletin hiçbir kademesinde yer almaması gerekir. Ama maalesef öyle olmuyor. Benim korkum şu ki, o kişi bu yaptığından sonra terfi alabilir. Daha önce bunun örneklerini gördük. Alevilere saldıranlar, Alevi çocuklarına baskı yapanlar, asimile etmeye çalışanlar devlette kademe olarak yükseldiler. Dilerim böyle olmaz ve bu kişi görevinden bir an önce alınıp, yargılanır.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

    İlgili Haberler

    Alevi kurum başkanlarından, ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ diyen müdüre tepki
    Özen: ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ diyen Feyzi Gürtürk’ü görevden alacak mısınız?
    Kenanoğlu’ndan önerge: Alevi köyüne okul yapımını Milli Eğitim Müdürü neden engelliyor?
    ‘Elazığ Milli Eğitim Müdürü, Alevilere yönelik nefret suçu işlemiştir görevden alınmalı!’
    CHP’li vekillerden ‘Alevi köyüne okul yaptırmam’ diyen müdüre tepki

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama:  Küresel saldırıya karşı direnmek için ikrar veriyoruz

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Küresel saldırıya karşı direnmek için ikrar veriyoruz

    PİRHA – Asimilasyon politikaları ve Alevilere yönelik saldırılara karşı, Alevi kurumları ortak bir açıklama yaparak birlikte mücadele kararını duyurdu. Açıklamada, “Çağrımız, Aleviliğin yok olacağı kaygısıyla değil; ama çocuklarımızın çektiği acılar bitsin;  bu ülkeyi ayrıştıran, nefret dilinin hepimizi içine çektiği bataklık kurusun ve bu zulümler son bulsun istiyoruz” ifadeleri yer aldı.

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) yaptıkları ortak açıklamayla Hacı Bektaş Veli’nin ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ özdeyişi doğrultusunda ortak mücadele etme kararı aldıklarını belirttiler.

    Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda yapılan açıklamayı ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül okudu.

    “Kadim bir inanç olan Alevilik/Aleviler yüzyıllardır, fiili ve ideolojik saldırılar altında can/yaşam mücadelesi veriyor” vurgusunu yapan Güzelgül, “Bununla birlikte onca saldırıya rağmen; hem kendi içinde, hem de yaşadığı coğrafyadaki tüm kimlik, inanç ve dillerle birlikte; barışı savunmak; bir ve eşit, özgür yaşamı/rıza şehrini kurmak; haktan, hukuktan yana olmak; incinmeden ve incitmeden yaşamak Alevilerin inanç ve yaşam biçimi olmayı sürdürüyor” dedi.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARI GÜNÜMÜZDE DE DEVAM EDİYOR”

    Kerbela’dan günümüze onlarca katliam yaşayan Alevilerin günümüzde de yöntem, güç ve teknikleri çoğalan, devasa bir saldırı ile daha karşı karşıya olduklarını belirten Güzelgül, ” Alevileri katletmekle işi çözemeyeceğini düşünen küresel Sünni İslam güçleri Aleviliği yok etmeye çalışıyor. İran’dan, Katar’a, Suudi Arabistan’a kadar pek çok devlet ve tarikat yerli taşeronları ve devşirilmiş piyonlarla birlikte; tek tek ve toplu olarak Aleviler, Alevilerin mekânlarına, Alevilerin sözlü, yazılı kaynaklarına saldırıyor. Üstelik bugün Alevilerin sığınabileceği dağ köyleri, kuytuluk köyler de kalmadı. Üstelik bu saldırı dünyanın her yerindeki Alevilere yönelik hale geldi” ifadelerini kullandı.

    “Osmanlının Hıristiyan, Ermeni çocukları ile başlattığı devşirme siyaseti; bugün Alevilerle genişletilerek devam ediyor” hatırlatmasını yapan Güzelgül,  “Devşirme Aleviler Alevileri asimile etmeye çalışıyor. Yavuz’dan, Kanuni’den, II. Mahmut’a kadar süren;  Alevi Dergâhlarına farklı tarikatlardan “kayyum” atama siyaseti, devlet için çare olmayınca; 2. Abdülhamit döneminde farklı bir asimilasyon yöntemi olarak;  Alevi dedelerinin, dede olabilecek iki çocuğunu alıp medreselerde eğitmek ve onlardan birini tekrar köyüne göndermek; diğerini de başka bölgelerde istihdam etmek şeklinde uygulanmıştır. Bu ve benzeri devşirme siyasetleri, Alevilerin tüm desteğine rağmen, Cumhuriyet döneminde de uygulanmıştır” dedi.

    “KÜRESEL SALDIRIYA KARŞI DİRENİŞLE YANIT VERMEK İÇİN İKRAR VERİYORUZ”

    Güzelgül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son yıllarda artarak yeni bir saldırı ve asimilasyon dalgası küresel bir saldırı halinde Alevilerin üzerine doğru gelmektedir.

    Biz Alevi örgütleri, “Hünkâr’ın “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturundan yola çıkarak; Bu küresel saldırıya karşı küresel bir direnişle yanıt vermek için ikrar veriyoruz.

    Sözümüzün iddiası, gönlümüzün ikrarıdır. Gönlümüz bağlıdır bir ‘sultan’a ve gönlümüz sözümüzden daha güçlü sürdürmektedir ikrarını.

    Biz Alevi örgütleri olarak, bir kez daha kayıtlara geçilsin istiyoruz ki; o son çerağ sönmeden, kandilden kandile nur olmaya devam edeceğiz. Biz bunun bilincindeyiz.

    Çağrımız, Aleviliğin yok olacağı kaygısıyla değil; ama çocuklarımızın çektiği acılar bitsin;  bu ülkeyi ayrıştıran, nefret dilinin hepimizi içine çektiği bataklık kurusun ve bu zulümler son bulsun istiyoruz.”

    “BAĞNAZ, GERİCİ ALEVİLİK YARATMAK KİMSENİN HADDİNE DEĞİL”

    “Bugüne kadar Sünni İslam bizi din dışı, inançsız, allahsız göstermek için türlü iftiraları bulmaya, yakıştırmaya çalıştı. Mervan oyunları bitmedi” vurgusunu yapan Güzelgül, “Bugün de kendisine benzemeyenleri , “kendi kubbesine” uğramayanları, Aleviliğin kimliği ve inancı için mücadele edenleri “Alisiz Alevi” tanımlamasıyla, “din dışı”, “sapkın” göstermeye devam etmektedir. Türlü alanlarda, mekânlarda Diyanet ve siyaset tarafından bu saldırı ve nefret dili yakıcı/yıkıcı bir halde sürdürülmektedir” dedi.

    Alevileri yaralayanların içlerindeki devşirmeler olduğunu kaydeden Güzelgül, “Konu başka inançlar olduğunda; ‘Alevilik eşitlikçidir, inanç özgürlüğüne saygılıdır.’ diye nara atanlar; bugün kendisi gibi düşünmeyen Alevileri inançsız sayarak, Alevi kimliğine saldırarak İŞİD kafasından farkı olmayan bir yobazlığa hizmet etmektedir.  Alevi inancı evrensel bir inançtır. Hiç bir Alevi, tek tip düşünmeye, tek tip inanmaya zorlanamaz. Aleviliğin en temel ilkesi yol bir sürek bin birdir. Bağnaz, gerici bir Alevilik yaratmak kimsenin haddine değildir. İnanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü Alevilerin temel değerlerindendir” diye konuştu.

    “TÜM DÜNYADA ALEVİLER VARDIR”

    Aleviliğin var olduğunu ve hak olduğunu hatırlatan Güzelgül, şunları belirtti:

    “Orta Asya’dan, İran’a; Yemen’den, Mezopotamya’ya; Anadolu’da, Avrupa’ya; Amerika’ya, Avustralya’ya; tüm dünyada Aleviler vardır. Aleviler bir Hak inancına sahiptir. Hak birdir.

    Aleviler cümle dinlere saygılıdır. Lakin kendi yolu vardır. Bunu kalıplara sokmaz. ‘Mezhep’, ‘din’, ‘içinde’, ‘dışında’ kavramları ve tartışmaları Aleviliği anlamak için yeterli değildir. Alevilik üç cümle söylenilerek, birkaç ritüel yapılarak girilebilen bir inanç değildir. Yunus misali kırk yıl odun taşımakla olur. O taşınan odunlarla pişer canlar.

    Aleviler cem yapar. Aleviler semah döner. Aleviler deyiş nefes okur. İbadethanesi cemevidir.

    Tüm ibadet ve ibadethanelere saygılıdır. Cümlesini Hak bilir.

    Hak, Muhammed, Ali, üçler – beşler – yediler – onikiler ve kırklar olmazsa olmazımızdır.

    Lakin Aleviliği yok sayan, kendi kubbesine hapsetmeye çalışan; değiştirmeyi, dönüştürmeyi amaç edinen inanç ve süreklerle arasındaki mesafeyi korumayı da bilir.”

    “BİRLİK BİZİM EN TEMEL YOLUMUZDUR”

    Güzelgül ayrıca “Selçukludan Osmanlıya ve Cumhuriyete kadar, her darda kalındığında; birlikten beraberlikten, barıştan, kardeşlikten yana tavır koyan Aleviler; o “zor dönemler” geçtiğinde, “güç devşirildiğinde” öteki olmaktan kurtulamamıştır” ifadelerini kullandı.

    Aleviler bundan ders çıkarmıyor mu?  sorusunu da yönelten Güzelgül, “Ders çıkarmak dediğiniz, komşusunun hakkına girmekse, ders çıkarmak dediğiniz komşusunu katletmekse, insan hakkı yemekse, başkalarını yok saymaksa, savaşmaksa; Aleviler olarak biz bu dersi buradan okumayacağız. Bununla birlikte çıkardığımız bir derste var ki, yalanlarınıza, oyunlarınıza boyun eğmeden, kendi yolumuzu, inancımızı sürdürecek, semahımızı dönecek, deyiş ve nefeslerimizi söyleyeceğiz. Alevileri temel talepli yönünden kimse ayıramayacaktır. Birlik bizim en temel yolumuzdur” dedi.

    TALEPLER…

    Güzelgül birlik çağrısında bulunan Aleviler olarak taleplerini şöyle sıraladı:

    “Alevileri dönüştürmekten vazgeçin;

    AHİM kararları uygulansın;

    Alevi kimliğini, inancını, ibadetini ve ibadethanesini tanıyın; Cemevlerine yasal statü kazandırılsın;

    Alevilerin inanç merkezlerini,-tekkeleri,, dergahları- geri iade edin;

    Alevilerin yaşadıkları katliamlardaki devletin kusuru nedeni ile özür dileyin;

    Alevilerin eşit yurttaşlık statüsünü kabul edin;

    Alevilerin uğradığı ayrımcılığa son verin;

    Alevi çocuklarına zorunlu din dersi uygulamasına son verin;

    Okullarda, kurumlarda karşılaşılan nefret diline son verin. Müfredatlardan bu ayrımcı dili çıkarın.

    Bunlarla birlikte;

    Bu ülkedeki ayrımcılığın, ayrıştırılmanın, kin ve nefret dilinin son bulması, gerçek anlamda barış, gerçek anlamda kardeşlik ortamının sağlanması için; tüm dinlere, kimliklere eşit yaklaşan, barış ve eşitliği hedefleyen, adaleti sağlayan bir siyasal yönetimi olmazsa olmaz görüyoruz.”

    “CEZAEVİNDE DEDE İSTEĞİ BİREYSEL HAKTIR”

    Cezaevlerindeki Alevi yurttaşların sorunlarına da değinen Güzelgül, “Alevilerin en önemli ve insani sorunlarından birisini de cezaevlerinde yatan Alevi mahkûmlar yaşamaktadır. Her türlü inanç mensubu mahkûmlar kendi inançları yaşama, ibadetlerini yerine getirme ve ruhani olarak zor zamanlarında kendi inanç önderleri ile görüşebilirken, Alevi mahkumların bu istek ve ihtiyaçları görmezden gelinmektedir. Cezaevlerinde yatan yüzlerce Alevi Mahkum canımız inançsal hizmetleri yerine getirilmemektedir. Dede, pir ve inanç önderleri ile yapmak istedikleri görüşmeler cezaevi prosedürü bahane edilerek engellenmektedir” diye belirtti.

    Güzelgül, “Tüm dünya ülkelerinin adalet sistemi, farklı din ve inanca sahip kişilerin korunmasını sağlar mahkûm edilen kişi manevi   “Nihai Kaygılarını ”  kendi inancı gereği içtenlikle yaptığına inanılır ve bu hak bireysel inanç hakkı olarak görülür gözetilir” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDAR BU KONUDA ÇÖZÜM ÜRETMELİDİR”

    Güzelgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ülkemizde de Din ve Vicdan Özgürlüğü kapsamında

    Hükümlü haklarının 70.madde (1)

    “Hükümlü, ceza infaz kurumlarında, mensup bulunduğu dinin ibadetlerini düzeni bozmayacak ve çalışmayı engellemeyecek şekilde serbest yerine getirebilir ve ibadette kullanılan eşyayı, dini yaşamı bakımından zorunlu olan kitap ve eserleri temin ve bulunduğu yerden muhafaza edebilir”.

    Hükümlü haklarının 70.madde (2)

    “Hükümlünün, mensup bulunduğu dinin görevlilerince ziyaret edilmesine ve onlarla iletişim kurmasına, kurum güvenliğini tehlikeye düşürmemek koşuluyla izin verilir.(5275 SAYILI KANUN)”

    Yukarıdaki maddelere baktığımızda inanç yerine kullanılan Din sadece Sünni ve Şia mezheplere mensup mahkûmlara ve diğer üç büyük dine mensup mahkûmlara sağlanmaktadır.

    Cezaevlerinde yatan Alevi mahkûm ve tutuklular, Alevi örgütlerinden ve kendi pirlerinden inanç hizmeti talebinde bulunmaktadır. Alevilerin her alanda yok sayıldıkları gibi bu kadar insani bir konuda bile yok sayılmaktadır.

    Alevi kurumları olarak siyasi iktidarın, bir an önce bu konuya çözüm üretmesini talep ediyoruz.”

    “CANLARIMIZI BİRLİĞE DAVET EDİYORUZ”

    Son olarak Alevilere çağrı yapan Güzelgül, şunları belirtti:

    “Tüm bu tartışmaların, Alevilere yönelik saldırıların, birbirine düşürmenin türlü oyunlarla sürdürüldüğü şu günlerde; cümle canlarımızı ‘dillerine sahip’ çıkmaya, hırslarını terbiye etmeye çağırıyoruz.

    Aramızdaki bu barış dilini kurmadan, 72 millete bir bakan, doğayı evreni, canlı cansız cümle mahlûkatı bir gören anlayışımızı yeniden yeşertmeden bizler Alevilerin eşit hak talepleri ile ilgili bir kazanım elde edemeyiz.

    Eğer bir olmazsak, cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesini, istediğimiz şekliyle elde edemeyiz.

    Eğer bir olmazsak, çocuklarımızı imam hatiplere göndermek zorunda kalırız.

    Eğer bir olmazsak, Alevi gençlerinin hâkim, savcı, yönetici, doktor ve benzeri meslekleri elde etmeleri imkânsız olur.

    Eğer bir olmazsak, Alevileri, o’cu, bu’cu Alevi olarak parça parça böler atarlar.

    Eğer bir olmazsak, kendi dergâhlarımızda kiracı olarak yaşamaya devam ederiz.

    Eğer bir olmazsak, biz bu ülkede ikinci sınıf bir vatandaş olarak yaşamaya devam ederiz

    Onun için o içimizdeki, kini, gıybeti atıp; dostlukla, yoldaşlık hukuku ile yan yana gelmek zorundayız.

    Her ne yaparsak yapalım, ortak aklımızı çalıştırıp, bir ve birlik olup; yezit düzeni, mervan oyunlarını alt etmek zorundayız.

    Birliğimiz, dirliğimiz daim olsun. Hızır yar yardımcımız olsun. Aşk ile…”

    Ortak metin okunduktan sonra bütün kurum başkanları kısa konuşmalar yaparak birlik vurgusu ve çağrısında bulundular.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kurumları, ortak mücadele kararı aldıklarını açıkladılar

    Alevi kurumları, ortak mücadele kararı aldıklarını açıkladılar

    PİRHA – Alevi örgütleri, Hacı Bektaş Veli’nin ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ özdeyişi doğrultusunda ortak mücadele etme kararı aldıklarını ve ikrar verdiklerini açıkladılar. 

    Alevi Dernekler Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri ve Demokratik Alevi Dernekleri, yaptıkları yazılı açıklamayla Hacı Bektaş Veli’nin ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ özdeyişi doğrultusunda ortak mücadele etme kararı aldıklarını belirttiler.

    Yapılan açıklamada, “Alevi örgütlerinin-kurumlarının üyesi olan federasyon temsilcileri(başkanları) gerek üye kurumların görüşleri gerekse Hünkar’ın ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ özdeyişi doğrultusunda (Bektaşi) Aleviliğin ve Alevilerin bugüne kadar çözüm bekleyen sorunlarının çözüm noktasında ve eşit yurttaşlık hakkı konusunda birlikte davranma, ortak etkinlikler yapma ve ortak mücadele etme kararı almış ve bu konuda ikrar vermiş bulunmaktayız” ifadeleri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • AVF Başkanı Akbulut: Din ve vicdan özgürlüğü herkes için var ama Aleviler için yok – VİDEO

    AVF Başkanı Akbulut: Din ve vicdan özgürlüğü herkes için var ama Aleviler için yok – VİDEO

    PİRHA- Cezaevinde bulunan Alevilerin dede taleplerinin karşılanması için gerekli girişimleri sağlayacaklarını belirten Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, Anayasanın 2. ve 24. maddelerinin hatırlatarak bu maddelerin uygulanmadığını kaydetti. 

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı ve Üryan Xızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Alevi kurum başkanlarına mektup gönderdi. Yaklaşık bir yıldır Silivri Cezaevi’nde bulunan TV10 çalışanları gibi birçok Alevi yurttaşın dede talebi karşılanmıyor.

    Konuyu TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na bildiren tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Alevi kurum başkanlarına gönderdiği mektupla bu sorunlara ilişkin dışarıdaki sesler olmalarını istemişti.

    PİRHA’ya konuşan Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remi Akbulut, uzun süredir kurum olarak bu konu üzerinde çalıştıklarını belirtti.

    Bu konuya ilişkin TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunduklarını ancak cevap alamadıklarını kaydeden Akbulut, “Veli Büyükşahin, Eren Erdem, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir’in cezaevlerinde Hızır ve Muharrem oruçlarında dede taleplerinin olduğunu ancak bu zamana kadar bu talebin karşılanmadığını kaydetti.

    “Ülkede din ve vicdan özgürlüğü var diyorlar” diyen Akbulut, o din ve vicdan özgürlüğünün herkes için var olduğunu ama Aleviler için olmadığını kaydetti.

    Cezaevinde olanların özel günlerinde, oruçlarda dedelerin yanlarında olması gerektiğinin altını çizen Remzi Akbulut, dede taleplerinin karşılanmamasının üzücü olduğunu söyledi.

    “ALEVİ KURUMLARIYLA BİRLİKTE ADALET BAKANLIĞI’NA BAŞVURU YAPACAĞIZ”

    Dede talebi konusunda CHP, HDP’den vekillerle görüştüğünü ve gerekli girişimlerin de yapıldığını ancak herhangi bir cevap alamadıklarını belirten Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut şöyle devam etti:

    “Bu ülkede yaşayan Alevisi, Sünnisi, Süryanisi, Ermenisi, Rum’u kim nasıl düşünüyorsa öyle yaşasın.Bu çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye’deki diğer iki federasyonla görüşme içindeyiz. Bu konuyla ilgili  Alevi kurumları bir araya gelip toptan Adalet Bakanlığı’na müracaatlarımızı yapacağız. Konuyu ilişkin ortak basın açıklaması yapacağız”

    “ANAYASANIN 2. VE 24. MADDELERİ UYGULAMADA YOK”

    Veli Büyükşahin’in talebinin haklı olduğunu ve mektubunda kendi için değil cezaevinde bulunan Alevilerin inancını yaşamak için bu ritüellerden faydalanmak istediğini belirten Akbulut, yaklaşık bir yıldır cezaevinde olan Büyükşahin’in hala mahkemeye çıkarılmadıklarını ve dosyalarının elden ele gezdirildiğini belirtti.

    Veli Büyükşahin’in talebinin hayata geçirilmesi için en kısa sürede Adalet Bakanlığı’na girişimlerde bulunacaklarını  söyleyen Remzi Akbulut, Anayasanın 2. ve 24. maddelerini hatırlatarak, “Bu maddeler uygulamada yok. Bunları bir kez daha hatırlatacağız. Umarım Veli Büyükşahin dedemizin talebi onun nezdinde cezaevinde bulunan tüm Alevilerin taleplerini sağlamış oluruz.” dedi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Tutuklu TV10 yöneticisi Büyükşahin’den Alevi kurum başkanlarına çağrı

    Tutuklu TV10 yöneticisi Büyükşahin’den Alevi kurum başkanlarına çağrı

    PİRHA- KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı ve Üryan Xızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Alevi kurum başkanlarına mektup gönderdi. Mektubunda Alevilere yönelik ayrımcı uygulamalardan bahseden Büyükşahin, Alevi kurum başkanlarına cezaevinde inançlarından dolayı yaşadıkları hak ihlallerini gündemde tutmalarını ve kamuoyu yaratmalarını istedi. 

    Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile Kameraman Kemal Demir cezaevinde inançlarını sürdürebilmek için bir Alevi dedesi ile görüşme talebinde bulunmuşlardı. Ancak Alevi tutukluların bu talepleri reddedildi. Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Büyükşahin, Alevi tutukluların dede taleplerinin karşılanması istemiyle de Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na bir dilekçe gönderdi.

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı ve Üryan Xızır Ocağı evlatlarından Veli Büyükşahin şimdi de konuya ilişkin Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı (PSAKD) Gani Kaplan, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Musa Kullu ve Selda Güneş’e birer mektup gönderdi.

    “DOSYAMIZ FETÖ’CÜLER TARAFINDAN HAZIRLANMIŞ”

    Mektubunda dosyalarının hala sürüncemede olduğuna ve iddianamelerinin bir yıl geçmesine rağmen hala hazırlanmadığına değinen Büyükşahin, “Dosyamız mahkemeye gidip geliyor ama bir türlü yargının karşısına çıkamıyoruz. Dosyamız FETÖ’cüler tarafından hazırlanmış. İçeriği de demokrasi, çoğulculuk, laiklik gibi konularda benim yaptığım bir sunum. Buradan bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar o yüzden de gecikiyor.” dedi.

    ALEVİ PİR’İ İLE GÖRÜŞME TALEBİ

    “Gözaltında IŞİD’lilerle bir arada tutulmamız, dosyamızda Alevi olduğumuzun özel olarak yazılması bir yana ayrıca hapishanede yaşadıklarımız var.” diyen Büyükşahin, hapishanedeki ayrımcı, mezhepçi tutumları da şöyle anlattı:
    “Her Alevinin yapması gerektiği gibi biz de burada Hızır ve 12 İmam Orucu tuttuk. Sünni inancına sahip olanlara yapıldığı gibi bize de gerekli kolaylıkların sağlanacağını düşündük. Ama öyle olmadı. İhtiyaç ve taleplerimiz karşılanmadı. Sözlü ve yazılı olarak gerek cezaevi idaresi gerekse Adalet Bakanlığı’na yaptığımız başvurularda bir sonuç alamadım. Esas talebim inancım gereği bir Alevi Piri ile görüşme isteğimdi. Fakat resmi olmadığı gerekçesiyle isteğimiz karşılanmadı. Bakanlığa dilekçelerde ‘bu yasal hakkımın neden karşılanmadığını’ yazılı olarak yanıtlanmasını istedim. Verecek cevapları. Yok saymaya görmezlikten gelmeye devam ediyorlar ama kurumun resmi vaiz imamları varmış. Onlarla istediğimiz de görüşebilir hatta cuma namazı için gidip arkasında namaz kılabilirsiniz. Hristiyan iseniz Papaz ile de görüş de görüşebilirsiniz’ denildi.”

    TBMM İNSAN HAKLARI KOMİSYONU’NA BAŞVURDU

    Büyükşahin, bu sorunu sürekli gündeme getirmekteki nedeninin farkındalık yaratmak ve ayrımcı mezhepçi uygulamaları teşhir edip ‘Alevilik haktır Alevilik vardır’ı göstermek olduğunu söyledi.

    En son geçtiğimiz hafta önce konu ile ilgili Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na dilekçe ile başvurduğunu dile getiren Büyükşahin, “Kanunun araştırılmasını ve sorunun giderilmesini talep ettim. Önümüzdeki günlerde bu konuya ilişkin bir dava açma hazırlığımız da devam ediyor.” dedi.

    Türkiye’nin dahil olduğu uluslararası hukuk altına imza attığı sözleşmelerin ihlal edildiğini söyleyen Büyükşahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hapishanelerde binlerce Alevi yurttaş ya baskıdan dolayı sessiz kaldı ya bu haklarını bilmiyorlar ya da bu konudaki talepleri keyfi gerekçelerle sürüncemede bırakılarak cevapsız kalıyor. Böylece Aleviler kendisini yalnız hissediyor ve bu haklarını kullanamıyorlar. Bu durum aslında hiç bitmeyen asimilasyonun ve cezalandırmanın bir başka biçimi oluyor.”

    ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI

    Tüm bu baskıcı uygulamalara karşı Alevi kurumlarına çağrı yapan Büyükşahin, hapishanelerle ilgili hak ihlallerini gündemde tutmalarını istedi.

    Büyükşahin Alevi kurumlarında bu noktada destek beklediğini şu sözlerle ifade etti:

    “Sizlerden ve Alevi kurumlarımızdan kendim için özel bir talebim yok. Ancak bu konuyla ilgili cezaevi idaresi, Adalet Bakanlığı ve meclis insan hakları komisyonu’na yaptığım başvuruları izlemenizi, onlarla iletişime geçmenizi ve kamuoyu oluşturma noktasında desteğinizi istiyorum. Yine önümüzdeki zamanda konu ile ilgili bir dava açma hazırlığımız var. Dava sürecinde hukuki yardımın yanında sahiplenilmesini bekliyorum.

    Hapishaneler ile ilgili hak ihlallerini gündeminize alabilirsiniz. Buradan kazanımla çıkma şansımız var. Zor sıkıntılı zamanlardan geçiyoruz. Ama bunun da bir sonu var. Bu zamanlarda attığımız adımların halkımızın ve tarihin belleğinde yer edeceğine hiç kuşku yok. Çabalarınız, hizmetleriniz ve duyarlılığınız için şimdiden hak razı olsun diyorum.”

    NE OLMUŞTU?

    Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) siyaset akademilerine yönelik 2014 yılında başlatılan soruşturma kapsamında 15 kişi ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla 18 Ocak 2018’de tutuklanmıştı. Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ile TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç de bahsi geçen soruşturma kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.

    Tutuklanmalarına gerekçe ise sosyal medya paylaşımlarıydı. Ancak aradan geçen 1 yıla rağmen savcılık halen iddianameyi hazırlamış değil. Haksız tutukluluğun son bulması için defalarca yapılan başvurular da sonuçsuz kaldı.
    Öte yandan TV10’un kameramanı Kemal Demir ise 1 Aralık 2017’den beri tutuklu. Demir’in yargılandığı davanın ilk duruşması Temmuz 2018’de görülmüş, davaya bakan hakim yetkisizlik kararı vererek dosyayı Mersin’e göndermişti.
    Televizyon emekçilerinin derhal serbest bırakılması talebiyle aylardır kimi eylemler de düzenleniyor.

    TV10 çalışanları ve gazeteciler, Nisan 2018’e kadar, 82 hafta boyunca Galatasaray Meydanı’nda televizyonlarının açılması ve tutukluların serbest bırakılması için eylemler düzenlemişti. Yine Pir Sultan Abdal Kültür Derneği öncülüğünde, Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Kemal Demir ve PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın serbest bırakılması için 26 Aralık’ta Silivri Cezaevi önünde tüm engellemelere rağmen basın açıklaması yapıldı. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Maraş Katliamı failler yargılanmadığı gibi ödüllendirildi’

    ‘Maraş Katliamı failler yargılanmadığı gibi ödüllendirildi’

    PİRHA – Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Başkanı Remzi Akbulut, Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıldönümüne ilişkin açıklama yaptı. Akbulut, katliamın üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, acıları halen yüreğimizde dün gibi tazeliğini korumaktadır. Her Aralık ayında sanki annelerimizin karınları eşiliyor, göğüsleri kesiliyor, yaşlı dedelerimize ninelerimize baltayla saldırılıyor, bedenlerine kurşun sıkılıyor gibi hissetmekteyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıldönümüne ilişkin açıklama yapan Maraş AVF Başkanı Remzi Akbulut, “1978 yılında 19/26 Aralık tarihleri arasında derin Devletin Maraş’ta gerçekleştirdiği bir katliamdır. Katliamın üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, acıları halen yüreğimizde dün gibi tazeliğini korumaktadır. Her Aralık ayında sanki annelerimizin karınları eşiliyor, göğüsleri kesiliyor, yaşlı dedelerimiz, ninelerimize baltayla saldırılıyor, bedenlerine kurşun sıkılıyor gibi hissetmekteyiz” diye konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU HER TÜR DARBE VE KATLİAMA KARŞIDIR”

    “Biz Aleviler kaç yıl geçerse geçsin Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Başbağlar’da katledilen canlar için, bu karanlık aydınlanıncaya kadar çaba harcayacağız” diyen Akbulut şunları kaydetti:

    “Canlarımız için adalet arayacağız. Alevi toplumu her türlü darbe ve katliamlara karşıdır! Onun içindir ki 40.yılında, Maraş katliamını lanetliyoruz. Çünkü bu bir insanlık suçudur! Bizler istiyoruz ki bizimle beraber tüm Maraş halkı ve tüm Sünni kardeşlerimiz bu günü şiddetle kınamalıdır. Çünkü acının, kanın, gözyaşının, dili, dini, ırkı, rengi, mezhebi olmaz. Annelerin gözlerinin rengi farklı olabilir fakat akan gözyaşları hep aynıdır.”

    “ALEVİLER BU ÜLKEDE YOK SAYILDI”

    Gelinen noktada Alevilerin bu ülkede yine yok sayıldığına dikkat çeken Akbulut, “Bunun en bariz örneği de AİHM de Aleviler lehine kazanılan davalardır. Türkiye’de Danıştay, Yargıtay ve yerel mahkemelerin Aleviler lehine verdikleri kararlar halen uygulanmamaktadır. Daha da ötesi bu ülkede sadece Sünni İslam kesimine hizmet eden Diyanet işleri Başkanlığının, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının üç misli olan bütçesi 2019 yılında onaylanmıştır” dedi.

    “FAİLLER ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Maraş Katlimı’nda faillerin yargılanmayarak ödüllenriliğini dile getiren AVF Başkanı Remzi Akbulut şunları ifade etti:

    “Ne var ki onların 40 yıl önce Maraş’ta 111 canın vahşice cinayete kurban gittiği,100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliam da 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yerinin yandığını ancak faillerin yargılanmadığı gibi önemli görevlere getirilerek ödüllendirildiler. Dilerim, önümüzde ki yıllarda geçtiğimiz 40 yılın aksine bu coğrafya da hiç bir cana kıyılmaz, karıncalar incitilmez. Kaybettiğimiz 111 canı saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL