Etiket: avrupa

  • Kasım ayı ihracat ve ithalat rakamları açıklandı

    Kasım ayı ihracat ve ithalat rakamları açıklandı

    Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2018 yılı Kasım ayında, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 9,4 artarak 15 milyar 529 milyon dolar, ithalat yüzde 21,3 azalarak 16 milyar 180 milyon dolar olarak gerçekleşti.

    Kasım ayında dış ticaret açığı %89,8 azalarak 651 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2017 Kasım ayında %69,1 iken, 2018 Kasım ayında yüzde 96’ya yükseldi.

    Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat yüzde 0,8 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2018 Kasım ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,8, ithalat yüzde 0,6 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2018 yılı Kasım ayında önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 9,4 arttı, ithalat yüzde 21,2 azaldı.

    AVRUPA BİRLİĞİ’NE İHRACAT YÜZDE 10,9 ARTTI

    Avrupa Birliği’ne (AB-28) yapılan ihracat, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 10,9 artarak 7 milyar 730 milyon dolar olarak gerçekleşti. AB’nin ihracattaki payı 2017 Kasım ayında yüzde 49,1 iken, 2018 Kasım ayında yüzde 49,8 oldu.

    EN FAZLA İHRACAT ALMANYA’YA

    Almanya’ya yapılan ihracat 2018 Kasım ayında 1 milyar 430 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla 983 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 871 milyon dolar ile İtalya ve 855 milyon dolar ile Irak takip etti.

    İTHALATTA İLK SIRAYI RUSYA ALDI

    Rusya’dan yapılan ithalat, 2018 yılı Kasım ayında 1 milyar 756 milyon dolar oldu. Bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 566 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 391 milyon dolar ile Çin ve 1 milyar 107 milyon dolar ile ABD izledi.

  • Pir Ali İnan: Alevilerin Avrupa’da edindiği hakları sindiremiyorlar-VİDEO

    Pir Ali İnan: Alevilerin Avrupa’da edindiği hakları sindiremiyorlar-VİDEO

    PİRHA-Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in bir televizyon kanalında Almanya’da Alevi hareketinin Almanya istihbaratının güdümünde olduğu iddialarına Babamansur Ocağı pirlerinden Ali İnan tepki gösterdi. İnan, devletin Avrupa’daki Alevilerin edindiği hakları sindiremediğini söyledi.

    Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, bir televizyon kanalında Almanya’da Alevi hareketinin Almanya istihbaratının güdümünde olduğunu iddia etmişti. Bu iddialara Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan (AABK) tepkiler gelmeye devam ediyor.

    “DEVLET AVRUPA’DAKİ ALEVİLERİN EDİNDİĞİ HAKLARI SİNDİREMİYOR”

    Krefeld Alevi Kültür Merkezi İnanç Kurulu Üyesi Babamansur Ocağı pirlerinden Ali İnan, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede devletin Avrupa’daki Alevilerin edindiği hakları sindiremediğini söyledi.
    Pir İnan, Pekin’in iddialarına yönelik, “Demokrasinin gelişmediği ülkelerde böyle yakıştırmalar, böyle iddialar doğal. Çünkü milli istihbaratta çalışan bir generalin, hiç bir şey sorulmadan kendiliğinden böyle bir şey ortaya atması söylemesi beklenmez” dedi.

    “DEVLETİN MÜSADE ETTİĞİ KADAR CEMEVLERİMİZİ YAPABİLİYORUZ”

    Almanya’daki Alevilere yönelik bu saldırıların bir kaç nedeni olduğuna vurgu yapan İnan, ” ebeplerden bir tanesi Erdoğan‘ı protesto etmemiz veya buna benzer çalışmalar yapmamız. Türkiye’de yaptıkları yanlarına kar kalıyor. Fakat biz burada onların yaptıklarını deşifre ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    ALEVİLERE YÖNELİK ÖTEKİLEŞTİRİCİ POLİTİKALAR

    Devletin Alevilere yönelik ötekileştirici politikalar sergilediklerine dikkat çeken İnan, “Kendi ülkemizde eşit yurttaşlık hakkımız yok. Mesela bizim hangi ziyaretimize, dergahımıza, tekkemize giderken devlet önlem alıyor, sağlık sorununda yardımcı oluyor? Hacca gidenlere seyyar hastane tahsis ediliyor. Dikkat edin. Mahallenin yolu yapılmadan önce, caminin yolu yapılıyor. Devletin müsade ettiği kadar, belediyenin müsade ettiği kadar, kaçak göçek cemevlerimizi yapıyoruz. Hiçbirinin mülkiyeti bize ait değil” diye konuştu.

    “BİZİ TÜRKLEŞTİRMEK, İSLAMLAŞTIRMAK İSTİYORLAR”

    “Osmanlı’ya dönerken bizi Türkleştirmek ve doğrudan doğruya şerri İslam’a bağlamak istiyorlar” diyen İnan, “Biz kendimize özgü, kendimize has inanç ve itikatla yaşama bağlılıkla hayatı sürdürüyoruz” dedi.

    Pir İnan sözlerini şöyle devam ettirdi:

    “Bir generalin kalkıp böyle bir yakıştırmada bulunmasını kınıyorum. Bizim Alman istihbarat teşkilatı veya Alman devleti tarafından beslendiğimiz yok. Biz burada kendi yağımızla zor kavruluyoruz. Derneklerimizi nasıl yaşattığımızı, hangi fedakarlıklarla yaşattığımız ortada.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, yarın Köln’de Erdoğan’ı protesto mitingi yapacak

    Aleviler, yarın Köln’de Erdoğan’ı protesto mitingi yapacak

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, 29 Eylül’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Türkiye’de uygulanan hukuksuzluklara tepki olarak kitlesel protesto edecekler. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, 28-29 Eylül’de Almanya’da olacak. AABK, Türkiye’de uygulanan insan ve hak ihlallerine, hukuksuzluklara, baskılara, tutuklamalara ve yok sayma politikalarına dur demek için eyleme hazırlanıyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu üyesi Aleviler, “Adaletsizliğe, baskılara dur diyoruz. Demokrasi, özgürlük, barış, adalet” istiyoruz diyerek 29 Eylül’de saat 12.00’de Köln-Eberplatz’da bir araya geliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şort giyen öğrenciye soruşturma açıldı!

    Şort giyen öğrenciye soruşturma açıldı!

    Arif Nihat Asya Yurdu’nda kalan Betül Ceylan hakkında şort giydiği gerekçesiyle soruşturma açıldı. Ceylan, “Bu olay beni psikolojik olarak çökertti. Peşini bırakmayacağım” dedi.

    Sakarya Üniversitesi’nde öğrenim gören 20 yaşındaki Betül Ceylan hakkında Kredi Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı Arif Nihat Asya Yurdu’nda şort giydiği için soruşturma açıldı.

    Soruşturmayı sosyal medya hesabından paylaşan Mühendislik Fakültesi metalurji mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Ceylan, kurallara uygun davranmadığı iddiasıyla hakkında soruşturma açılarak ifadesinin alınmasına tepki gösterdi. Yurt tarafından tutulan tutanakta Ceylan’ın 4 Haziran’da yurt kurallarına uygun davranmadığı ve bu konuda yapılan uyarılara karşı idareye saygısız davranışlarda bulunduğu iddia edildi. Ceylan ise yaşadıklarını, ifade formunu ve verdiği savunmayı Twitter hesabından paylaşarak yurt idaresinin iddialarını reddetti.

    YURT MÜDÜRÜ: ÖZGÜRLÜK SINIRLIDIR

    Ceylan, olayla ilgili şu açıklamada bulundu:

    “Saat 11.00 gibi kalktım. Üzerimde gömlek ve şortla yurtta kahvaltı yapıp derse gidecektim. Üst blokta veriliyor yemek. Müdür beni gördü, ‘Sen buranın öğrencisi misin?’ dedi. Ben de ‘Hayır misafir olarak kalıyorum’ dedim. ‘Gel bakayım şöyle’ deyip odasına çağırdı. Beni neden çağırdığını sordum. Örf ve adetten başlayarak, şort giymemi doğru bulmadığını söyledi. Ben ‘Şortumu giymeye devam edeceğim ve bu kimseyi ilgilendirmez’ dedim. ‘Hayır ilgilendirir, özgürlük sınırsız bir şey değildir’ dedi. ‘Avrupa’da bile kiliselerin üzerinde don ve atletle girilmez, diye uyarı var’ dedi. Ben bunu duyduktan sonra şok içerisinde konuşmaya devam ettim. ‘Kilise nedir…’ dedim veya ‘Burası cami mi?’ dedim. Cami olsa camiye nasıl gidilmesi gerektiğini biliyorum çok şükür. Gitmediğim bir yer değil dedim. Ama ‘Camiye de böyle giden var’ dedi. Bunun muhatabının ben olmadığımı söyledim. ‘Peki bu uyarıyı bana kapalı olduğunuz için mi yapıyorsunuz?’ dedim. ‘Yanlış anlayacağını biliyordum’ dedi ki, ardından şöyle bir konuşma geçti. Benden rahatsız olduğunu söyledi. Ben de ‘Ne yapayım, kapanayım mı?’ dedim. ‘İnancını bilmem ama Müslümansan kapanmak zorundasın’ dedi bana. Onu da benim vicdanıma bırakın. ‘Hayır, özgürlük sınırlıdır’ diyerek konuşmayı bitirdi. ‘Ben senle iletişim kuramıyorum ama hep başka yerlere çekiyorsun’ dedi. ‘Şehitlerimizin kanı yerde kalıyor bu yüzden’ dedi. ‘Bizim örf, adet şeref, namusumuz, haysiyetimiz var’ dedi. ‘Ben namussuz muyum bunu giydiğim için?’ dedim.”

    “ANKARA’YA GİDİP İŞLEMLERİ BAŞLATACAĞIM”

    BirGün’e konuşan yaşanan olayın kendisini psikolojik olarak çökerttiğini vurgulayan Ceylan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Gerçekten kimse beni ağlarken görsün istemezdim. Ama yıldım ve bu düzenin değişmesi gerektiğini anladım. Nalan Uysal, şortumdan rahatsız olduğu için beni odaya çağırdı birtakım konuşmalara geçti, ben daha fazla konuşmak istemediğimi söylediğimde ise tutanak tuttu ve yurtla ilişiğimi kesti. Ben de bunun üzerine sesimi duyurmaya çalıştım. Şu an Hendek’teyim. Bugün (dün) Ankara’ya gideceğim ve gerekli işlemleri başlatacağım. Bu işin peşini bırakmayacağım.”

    “SAPIK DÜŞÜNCENİZ SİZİNLE KALSIN”

    Ceylan ifadesinde şunları söyledi:

    “Öncelikle sonuna kadar saygımı koruduğumu belirtmek isterim. Şort giydiğim için çağrıldığım odada bile N.U.’nun söylemek istediklerini sabırla dinledim. Lakin kendisi saygısızca benim şort giymemi askerlerimizin kanına, şerefe, namusa, haysiyete bağladı. Kendisi kapalı bir bayan. Ben ona saygı duyuyorum, saygı duymama gibi bir lüksüm yok. Benim için bu terbiyesizliktir. Ancak kendisi benden rahatsız olduğunu ve özgürlüğümün sınırlı olduğunu söyledi. Kesinlikle katılmıyorum. Ben kimsenin özgürlüğünü kısıtlayacak bir harekette bulunmadım. Asla da bulunmam. Bana yazılan tutanağı asla kabul etmiyorum. İlgili kişilerle görüşeceğimi bilmelerini isterim. Umarım kılık kıyafetten daha önemli konuların konuşulduğu bir dünya olur. Sapık düşünceniz sizinle kalsın.”

    KYK: DİSİPLİN İŞLEMİ YÜRÜTÜLÜYOR

    Ceylan’ın paylaşımına Kredi Yurtlar Kurumu’nun resmi Twitter hesabından verilen yanıtta ise şöyle denildi: “Yurt kurallarına aykırı hareket etmeniz disiplin işlemi gerektirmektedir. Hakkınızda başlatılan disiplin işlemi ile ilgili süreç Yurt Müdürlüğünce yürütülmekte olup detaylı bilgilendirme için lütfen idarenize başvurunuz.”

    Kaynak: BirGün

  • Dünya Çingeneler Günü; Dünya kültürünün taşıyıcılığını yapan sanatsal topluluk

    Dünya Çingeneler Günü; Dünya kültürünün taşıyıcılığını yapan sanatsal topluluk

    PİRHA- Bugün Dünya Çingeneler Günü. Yeryüzünün kadim halklarından biri olan çingeneler, yüzlerce yıldır göçebelikle, yarı göçebelik arasında farklı yaşam tarzlarına sahip olarak dünyanın neredeyse her ülkesinde yaşadı. 

    Tarihsel kaynaklar çingenelerin anavatanları olan Hindistan’dan savaşlar, çeşitli sebepler nedeniyle dağıldıklarını gösterdi ve bu milletin bitmeyecek göç olgusu başladı.

    Yola çıkış tarihleri, göç yolları, sınıfsal ve kastsal farklılıkları Çingene kavimlerinin bugün de adlarını oluşturur. Rom (Roman), Dom, Lom, Abdal, Ashkal, Mugat ve daha nice kavimler dünyanın dört bir yanına dağılmış, büyük bir ihtimalle Çingene olmayan “gadjolar” tarafından verilen Çingene ismiyle adlandırılmışlar. Yüzyıllarca bu kelime, bu halkı aşağılamak için sıfat olarak kullanıldı, kullanıyor… Son olarak nefret söylemini, ırkçılığı, ayrımcılığı ortadan kaldırmak amacıyla lügata ‘roman’ kelimesi eklendi. Dünya kültürünün taşıyıcılığını yapan bu sanatsal topluluklar günümüzde romanlar olarak anılmaya başlandı. Balkan Savaşı’ndan, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’na ve sonrası dönemlerde milyonlarca Çingene göç yollarını değiştirip farklı coğrafyalara yönelmek zorunda kaldı. Irkçılık ve ayrımcılık, özellikle Nazi Almanya’sında doruğa ulaştı.

    NAZİLERİN ÇİNGENE KATLİAMI

    Nazilerin ölüm kamplarında 500 bine yakın Roman, can verdi, kurtulanlar Avrupa’nın dört bir yanına dağıldı. Bu büyük felaketten sonra Romanlar pek çok platformda bir araya geldi. 8 Nisan 1971 tarihinde Londra’da toplanan Birinci Uluslararası Roman Kongresi, bu tarihin Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmasına karar verdi.

    8 Nisan bütün dünyada, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman’ın anısını yaşatmak adına Dünya Romanlar Günü olarak kabul edilmiştir. Bu kongrede, Romanların kullandığı bayrak, gökleri ve yeri temsil eden maviyeşil arka planın üzerine kırmızı chakra (tekerlek) olarak tanımlandı. Tekerlek, hem göçebeliği hem de Hindistan’ın tarihî simgelerinden biri olarak Roman göçünün başlangıç noktasını işaret eder. Ardından gelen yıllar boyunca, dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde, Roman toplumu sürekli ayrımcılığa uğradı. İki kutuplu dünyada dağılan Doğu Bloğu sonrasında yükselen milliyetçilik olgusunda, Balkanlar’daki çatışmalı dönem boyunca on binlerce Roman evlerinden edildi. Bu zanaatkar toplum yaşadıkları ülkelerden başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Bugün de Roman halkına yönelik nefret söyleminin, ırkçılığın, ayrımcılığın ve tahammülsüzlüğün işaretleri hâlâ her yerde görülebiliyor.

    KILIÇDAROĞLU: EĞİTİM HARCAMALARI DEVLET TARAFINDAN KARŞILANMALI

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da İstanbul’daki ‘Dünya Romanlar Günü’ programında konuştu. Kılıçdaroğlu, ”Eğitim harcamaları kesinlikle aileye yük olmamalıdır ve bütün eğitim harcamaları defter kalem kitap servis tamamı devlet tarafından karşılanmalıdır” dedi.

    Kılıçdaroğlu’nun açıklamasında şu sözlere yer verdi:

    ”2019’da önümüzde iki seçenek var. Roman kardeşimiz der ki bana iş bulacaksın demokrasi içinde düşüncelerini ifade edecek. İkinci seçenek tek adam rejimi. Konuşmayacaksın. Demokrasi mi, dikta yönetimi mi? Bu iş demokrasi işidir. Demokraside herkes düşüncelerini açıkça ifade edebilmeli. Suriyelilere baktığın kadar bana bakmıyorsun. Onlar birinci sınıf vatandaş ben Fatih’ten beri buradayım hala 3. sınıf vatandaş… Biz ayrımcılık istemiyoruz. Hepimiz al bayrağın altında büyük Türk milletinin bir parçasıyız. İlk 3 yıl içinde hiçbir evde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecektir sözünü veriyorum. Haram yemeyen herkes bunu yapar. CHP ezilenlerin partisidir, kul hakkı yiyenlerin partisi değildir. Bütün dünyadaki Romanların Romanlar Günü’nü kutluyorum. 2019 demokrasi yılı olsun.” (HABER MERKEZ)

  • Diyanet’ten Dersim’deki 13 dedeye Hıdırellez ve Nevruz görevlendirmesi

    Diyanet’ten Dersim’deki 13 dedeye Hıdırellez ve Nevruz görevlendirmesi

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanlığı, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı göndererek “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 kişiyi Avrupa’ya gönderdiği iddia edildi. Listede adı bulunan Tunceli Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma Ve Yaygınlaştırma Derneği Başkanı Ali Ekber Yurt’un bazı iç hesaplardan dolayı gitmediği ancak diğer ismi yazılan 12 kişinin Avrupa’ya gittiği belirtildi. 

    Araştırmacı – Yazar Mesut Özcan’ın ulaştığı bilgilere göre; Diyanet İşleri Başkanlığı Dersim’deki Alevi Dedelerini Avrupa’ya “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” yazısıyla gönderdi.

    8 KİŞİNİN ADININ GEÇTİĞİ LİSTE

    9 Şubat tarihli belgelerde iki ayrı liste oluşturulmuş ve toplamda 13 kişinin görevlendirildiği yazıda Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Başkan Vekili Abdullah Gümüşsoy’un imzası bulunurken 8 kişinin adının geçtiği metin içeriğinde şu ifadeler yer aldı:

    “Başkanlık Makamının 09.02.2018 tarihli onayı ile ek listede bilgileri yazılı alanı uzmanlarının yurtdışında görevlendirmeleri ilgi olurla uygun görülmüş olup kendilerine hizmet pasaportu tanzim ettirilmesi hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim.”

    Görevlendirme Listesi ise şu şekilde:

    “Nesimi Öz-Münih, Veysel Kızıl-Düsseldorf, Ali Önal-Düsseldorf, Hasan Çiçek-Almanya, Mehmet Ocak-Berlin, Mehmet Halis-Düsseldorf, Turgay Genç-Düsseldorf, Ali Ekber Yurt-Düsseldorf.”

    Yazıda görüldüğü gibi görevlendirme tarihleri 12.02.2018 ve 12.03.2018…

    Diyanet’in Tunceli İl Müftülüğü’ne gönderdiği diğer yazıda ise “Başkanlık Makamının 09.02.2018 tarihli onayı isteniyor ve şöyle yazıyor:

    “Aşağıdaki bilgileri yazılı alan uzmanlarının yurtdışında görevlendirilmeleri ilgi olurla uygun görülmüş olup kendilerine hizmet pasaportu tanzim ettirilmesi hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim.”

    İsmail Topaloğlu-Avusturya/Viyana

    Mutlu Tunç-Almanya/Stuttgart

    Direnç Gül-Almanya/Stuttgart

    Ali Düzgün Çelik-Fransa/Paris

    Ceyhan Uğurcan Aşkın-Hollanda” ifadeleri yer alırken görevlendirme tarihleri ise 14 Şubat ile 13 Mart arasında belirtilmiştir.

    MÜLAKAT VE SALAVAT SORULARI

    Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, görevlendirmeler için liste hazırlayıp gönderildiği ve Vali Yardımcısı Akın Zor ile birlikte liste hazırlandığı iddia edildi.

    Görevlendirme için sınava tabi tutuldukları iddia edilirken hazırlanan mülakatta ise şu sorular yöneltildi denildi.

    “-Salavat nedir, nasıl getirilir?

    -Kaç tür cem vardır?

    -Ehlibeyt kimdir?”

    Gönderilen isimlerden Nesimi Öz ve Mehmet Halis Almanya’da TV programına katılıyorlar. Tv programını sunan isim ise Hüseyin Yıldız; Tunceli Cemevi 2. Başkanı. Alişan Hızlı’nın Almanya Alevi İslam Birliği çalışmalarına katılan Hüseyin Yıldız’ın aynı zamanda Dersim Ovacık Arel Köyü’nde Vali Osman Kaymak döneminde kayyum olarak muhtarlığa atandığı iddia edildi.

    ALMANYA ALEVİ İSLAM BİRLİĞİ NEDİR?

    Almanya’da kurulmuş olan birlik şu açıklama ile kendisini tanıtıyor:

    “Alevi toplumunu İslam’ın ve Türklük’ün dışında görmek, göstermek, parçalamak isteyen ve başta Alman Devleti olmak üzere Kürtçüler, Marksistler, Hristiyan kuruluşları ve Ermeni, Süryani gibi azınlıkların desteğini arkalarına alanlara bir cevabımız var. Türk milleti de bizim arkamızdadır.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Avrupa’da 55 kurumdan savaşa karşı barış için mücadele çağrısı

    Avrupa’da 55 kurumdan savaşa karşı barış için mücadele çağrısı

    PİRHA- Avrupa’da Alevilerinde içinde olduğu 55 kurum bir araya gelerek Afrin operasyonuyla ilgili açıklama yaptı. Kurumlar, savaşa karşı barış için mücadele çağrısında bulundu. 

     Avrupa’nın değişik ülkelerinde bulunan 55 kurum  temsilcisi Afrin’e yönelik askeri operasyona karşı yazılı ortak bir açıklama yaptı. Aralarında siyasi partilerinin yanı sıra, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Halkların Demokratik Kongresi – Avrupa (HDK-A), Avrupa Ezidi Dernekleri (NAV-YEK), Avrupa Ezilen Göçmeler Konfederasyonu (AvEG-KON), Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATIK)’ın da olduğu 55 örgüt ve kurum tarafından yapılan açıklamada, operasyonun sona erdirilmesi istendi.
    “SAVAŞA KARŞI BARIŞ İÇİN MÜCADELE”
    ABD, Rusya ve Avrupa ülkelerinin tutumunun eleştirildiği açıklamada, “Emperyalist devletler, halklarımızın geleceği üzerindeki hesaplarına, taktik oyunlarına, kirli siyasetlerine derhal son vermelidir” denilerek, tüm ilerici güçlere “Savaşa karşı barış için mücadele” çağrısı yapıldı.

    KÖLN’DE EYLEM KARARI

    Öte yandan Salı akşamı Köln’de bir araya gelen imzacı örgütlerin temsilcileri, 27 Ocak Cumartesi günü Almanya’nın Köln kentinde büyük bir yürüyüş ve miting yapılacağını açıkladı. Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) tarafından çağrısı yapılan eylem için kurumlar, savaşa karşı çıkan bütün güçleri gösteriye katılmaya çağırdılar. Yürüyüş saat 10.00’da Ebertplatz’da başlayacak. Aynı gün Avrupa’nın diğer ülkelerinde de benzer merkezi  gösteriler yapılacak. 

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı: AKP gerici zihniyeti topluma dayatıyor-VİDEO

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı: AKP gerici zihniyeti topluma dayatıyor-VİDEO

    PİRHA – Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Avrupa’da yaptığı projeleri anlattı. Kamilağaoğlu, son dönemde Diyanet’in yaptığı açıklamaları da değinerek, “Eğitimde 4+4+4 sistemiyle kız çocuklarını okuldan uzaklaştırdılar. 181  bin geç kızın okuldan alınıp erken yaşta evliliğe zorlandığını biliyoruz” dedi.

    HaberinVideosu

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı ve İsveç Alevi Federasyonu Eş Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Avrupa’da yaptıkları projeleri anlattı. 2000 yılından bu yana Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanlığı’nı sürdüren Kamilağaoğlu, Avrupa’nın dokuz ülkesinde örgütlü olduğunu ve  her ülkede ciddi kadın çalışmaları sürdürdüğünü söyledi.

    BİR ÇOK KAMPANYA YÜRÜTÜLÜYOR

    Avrupa’yı kapsayan özel çalışmalarının olduğunu ifade eden Kamilağaoğlu, bu çalışmaların en başında ‘Kadından kadına bir elde sen ver’ kampanyasının yer aldığını ve diğer taraftan Türkiye’de Ortadoğu’daki hukuksuzluklara ve katliamlara karşı ‘Barışa turna uçur’ kampanyasını da organize ettiklerini söyledi.

    Dersim’deki  orman yangınlarına karşı, ‘Dersim’e bir ağaçta sen dik’ kampanyasının devam ettiğini söyleyen Nevin Kamilağaoğlu, Avrupa Alevi Kadın Birliği olarak ciddi kampanyalara imza attıklarını söyledi.

    Sadece Avrupa’daki gelişmelerle ilgili değil Türkiye’deki gelişmeleri de çok yakından takip ettiklerini söyleyen Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, özellikle imamların nikah kıyma yetkisinin verilmesine tepki gösterdiklerini ve son günlerde kız çocuklarıyla ilgili son gelişmelerinde kendilerini şaşırtmadığını vurguladı.

    “RADİKAL İSLAM ALT YAPISINI HAZIRLIYOR”

    Kamilağaoğlu, Radikal İslam’ın özellikle kendi alt yapısını hazırladığını ve AKP hükümeti aracılığıyla da bir sistem değişikliğinin alt yapısının hazırlandığını belirterek şunları kaydetti:

    “Bu alt yapısı içerisinde en büyük dönüşümü eğitimde yaptılar. Eğitimde 4+4+4 sistemiyle kız çocuklarını okuldan uzaklaştırdılar. 181 bin geç kızın okuldan alınıp erken yaşta evliliğe zorlandığını biliyoruz. Yani İslami bir toplumsal dönüşüm sağlamak için AKP hükumeti bu sistem değişikliğine tamda istediği şeyleri yani gerici ve faşist zihniyeti topluma dayatıyor. 9 yaşındaki bir çocuğun anne olabileceğini fetvalarla topluma dayatıyorlar. Hep biz Avrupa’da ciddi bir tepki verdik hem de Türkiye’deki kadın kuruluşları çok ciddi tepkiler göstererek atmış oldukları bu adımı tekrar geriye çekti gibi gözüktüler. Bunlar İslam dönüşüm denilen bir sistemi hayata geçirmek için onun yapı taşlarını döşüyorlar. En önce önlerine koydukları kadın yaşamını dizayn etmek, zaten kadınla işe başlıyorlar. O gerici zihniyetin hayata geçirilmemesi için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • Gazi Metin Dede’den ‘Vakit varken televizyon kurulmalı’ çağrısı-VİDEO

    Gazi Metin Dede’den ‘Vakit varken televizyon kurulmalı’ çağrısı-VİDEO

    PİRHA – KHK ile ve RTÜK ile Alevi kanallarının kapatılmasına tepki gösteren Hüseyin Abdal Ocağı Dedesi Hüseyin Gazi Metin “Televizyonlarımızı kapattılar. Dilimiz duruyor ama seslenecek yerimiz kalmadı” dedi. Metin, vakit varken bir televizyon kurulması gerektiğini belirterek, “Sazımızı özgürce çalmalıyız” diye konuştu. 

    Haberin Videosu

    Geçtiğimiz yıl 15 Temmuz darbe girişimi gerekçe gösterilerek çıkarılan KHK ile birçok basın yayın kuruluşu hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatılmıştı. Bu kanallar içerisinde Alevilerin sesi TV10 da yer alıyordu. Yol TV ise RTÜK tarafından yayını durduruldu.

    Tv10, birçok Alevi köyüne ulaşıp, onların sorunlarını, inançlarını, kültürünü ve dilini ekranlara taşıyarak milyonlara ulaşmasını sağlıyordu. Ayrıca birçok sanatçı, dede, Alevi kurumu ve ötekileştirilen, ezilen herkesi ekranlarına çıkararak sesini duyurmalarını sağlamış bir kanaldı. Ancak Alevilerin sesi TV10 kapatılarak Alevi toplumu bir kez daha yok sayıldı. Ve buna birçok Alevi kurumu, sanatçısı, izleyicisi ve pirlerinden, dedelerinden tepkiler geldi. Kendi lokmaları ile kurdukları TV’10’nun haksız hukuksuz bir şekilde kapatılmasına sert tepkiler göstererek, yapılan bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini talep ediyorlar.

    Alevi televizyon kanallarının kapatılmasının eksikliğini duyan Hüseyin Abdal Ocağı Dedesi Hüseyin Gazi Metin, Alevilerin yeniden bir televizyon kanalı kurması gerektiğini Pir Haber Ajansına anlattı.

    “VAKİT VARKEN TELEVİZYON KURULMALI”

    Alevi televizyonlarının kapatılmasına sert tepki gösteren Gazi Metin Dede, “Dilimiz duruyor ama seslenecek yerimiz kalmadı. Parayla adamı gömmezler. Vakit varken televizyon kurulmalıdır. Ve Gazi Metin Dedeler burada sazını özgürce çalmalıdır” diye konuştu.

    Gazi Metin Dede, “Avrupa’da hep ben şunu sordum. Avrupa’ya geldin ne yaptın? Bana ‘Atınoluk’ta yazlığım, Marmaris’te kışlığım, falan yerde şuyum filan yerde buyum var’ diyorlar. Hep kıyılarda dolanıyorlar. Ancak evde çocuğunu kazanabildin mi? Anadolu kimliğini Anadolu yaşantısını çocuğuna verebildin mi? Veremediysen senden daha fakir adam yoktur” ifadelerini kullandı.

    “KANALLARI KENDİLERİNE YALVARTMASINLAR”

    “İnsanın parası, pulu olabilir” diyen Hüseyin Abdal Ocağı Dedesi Hüseyin Gazi Metin, son olarak şunları kaydetti:

    “İnsanı para ve pulla gömmüyorlar. Bu kanalları kendilerine yalvartmasınlar. Bu kanallara yalvarsınlar ve ellerini vicdanlarına koysunlar.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Alevi Gençler Birliği Başkanı Sarı: Endişemiz ve korkumuz yok-VİDEO

    Avrupa Alevi Gençler Birliği Başkanı Sarı: Endişemiz ve korkumuz yok-VİDEO

    PİRHA – Avrupa Alevi Gençler Birliği Başkanı Ümit Sarı, Avrupa’da Alevilere ve Ermenilere yönelik suikast girişimi iddialarına yönelik PİRHA’ya konuştu. Sarı, “Avrupa’da özellikle Almanya ve Avusturya’da AKP hükümeti Osmanlı Germani diye bir örgüt oluşturdu. Bu örgütlerin birçok muhalif kesime Kürtlere, Alevilere, Ermenilere yönelik katliam girişimlerinin olduğunu ve Avrupa’daki yetkilerinin bunu bildiklerini, tedbir aldıklarını söylediler” dedi. 

    Haberin Videosu

    Avrupa Alevi Gençler Birliği Başkanı Ümit Sarı Avrupa’da yaşayan Alevi ve Ermenilere, yine Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan gazeteci, yazar ve akademisyenlere yönelik suikast girişiminde bulunulacağına dair haberlere ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Almanya İçişleri Bakanı’nın bu konudan haberdar olduğunu ve çeşitli önlemler aldığını belirten Sarı, “Avrupa’da özellikle Almanya ve Avusturya’da AKP hükümeti Osmanlı Germani diye bir örgüt oluşturdu. Bunlarda birçok muhalif kesime Kürtlere, Alevilere, Ermenilere yönelik katliam girişimlerinin olduklarını Avrupa ve Alman yetkilerinin bunu bildiklerini ve tedbir aldıklarını söylediler” dedi.

    “BİZ BU AYAK SESLERİNİ DUYMUŞTUK”

    Biz bunun ayak seslerini görmüş ve duymuştuk diyen Sarı şöyle devam etti:

    “Birçok cemevimizin kapılarında işaretlenmeler oldu. Bize Türkiye’de yaşayanların hep bir eleştirisi oluyor. Sizler Avrupa’da çok rahatsınız deniliyor. Ancak biz de çok rahat değiliz. Bizim de endişelerimiz var. Cemevlerine yönelik saldırılar oldu. Almanya’da İçişleri Bakanı’nın bunu teyit etmesi bizim öngörümüzü doğru ve haklı çıkarttı.”

    Bakanlıkların kendileri ile görüştüğünü belirten Sarı, “Bazı ülkelerde yaptığımız etkinlikleri emniyet birimleri bildirmemizi istiyorlar. Ancak bire bir böyle bir fiili uygulama olmadı. Sadece dediğim gibi cemevlerine yönelik kapıların işaretlenmesi ve hasar vermeler oldu. Avrupa ve Almanya’da cemevlerine yönelik bu saldılar gerçekleşti” dedi.

    “ALEVİLİK HALEN KENDİ TOPRAKLARINDA KABUL GÖRMEDİ”

    Sarı, “Avrupa’nın birçok ülkesinde Alevilik kendine özgü bir inanç olarak tanınıyor” diyerek şunları dile getirdi:

    “Bu tanınma sürecinde hiçbir bakan ve yetkili bize Aleviliği tarif edin konusuna girmediler. Sen Aleviliği nasıl algılıyorsan nasıl biliyorsan devlette bunu böyle kabul ediyor. Ancak Alevilik henüz kendi topraklarında ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından pek kabul görmediği gibi pozitif yansımasınıda devletin içine sindiremediği kanısındayım. Bu noktada Türkiye’deki Aleviler’in de böyle bir talebi olursa ve Avrupa Birliğine girmek isteyen Türkiye’ye da böyle bir şart koyarsa o zaman ben ne yapacağım gibisinden bir kaygı oluştu Türkiye Cumhuriyeti Devletinde. Bu nedenle onları da susturursak, gözdağı verirsek, korkutursak belki biz bu işten bir başarı elde edebiliriz diye bir düşünceleri vardır.”

    “Biz korkuyu Kerbela’da yendik” diyen Avrupa Alevi Gençler Birliği Başkanı Ümit Sarı, “Endişemiz ve korkumuz yok. Avrupa Alevi örgütlenmesi olarak yolumuza kaldığımız yerde devam edeceğiz” dedi.  (HABER MERKEZİ)

     

  • Turgut Öker: Yeni bir Sakine Cansız durumu ile karşı karşıya kalınmamalı-VİDEO

    Turgut Öker: Yeni bir Sakine Cansız durumu ile karşı karşıya kalınmamalı-VİDEO

    PİRHA – Avrupa’daki muhalif Türkiyelilere suikast hazırlığı iddialarına ilişkin konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker,”Türkiye devletinin yurt dışında muhalif güçlere yönelik operasyonel yaklaşımları yeni değil. Özellikle 80 askeri diktatörlüğünden bu yana yer yer imamları, yer yer öğretmenleri, yer yer fabrikada çalışan insanları görevlendirdiler” dedi.

    Haberin Videosu

    Avrupa’da yaşayan Alevi ve Ermenilere, yine Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan gazeteci, yazar ve akademisyenlere yönelik suikast girişiminde bulunulacağına dair haberlere ilişkin Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker PİRHA’ya konuştu.

    Avrupada demokrasi mücadelesi içerisinde yer alan ve Türkiye ile de yüreği birlikte çarpan insanları ihbar ederek binlercesinin yıllarca ülkesine gelişini engellediklerini belirten Öker, “Yer yer  fiziki saldırılar organize ettiler. O anlamda bu haber ilk defa bizim şahit olduğumuz, ilk defa gündeme gelen bir olay değil. Yaklaşık 35 yıl Avrupa’da yaşayan bir insan olarak da ben bunu yıllarca birçok alanda takip ettim” diye konuştu.

    “TEDBİR ALINMALI ÜZERİNE GİDİLMELİ”

    Öker, “Bazen fiziki saldırılar yaptılar, bazen kendi propagandaları üzerinden bizlere saldırdılar. Garo Paylan’ın açıklamasından sonra da Alman istihbaratı bunu teyit etti. Yani bu gelişmeler bilgimizin dahilindedir, dedi. Demek ki temelde bir olay sadece bir iddia değil. Almanya istihbaratı bunu teyit ettiğine göre ciddi bir tehlike var demektir. O kapsamda Avrupa’daki bütün muhalif güçler bunu teşhir etmeli, bunun üzerine gitmeli. Yeni bir Sakine Cansız  gibi şok edici bir durum ve sonuçla karşı karşıya kalınmamalı. Tedbir alınmalı, üzerine gidilmeli, muhalif güçlerin sindirilmesine, imha edilmesine yönelik bu faşizan yaklaşımın ortadan kaldırılması gerekir. Buralardan IŞİD militanları, doğrudan infaz eden tiplerin Avrupa’nın göbeğinde de ellerini kollarını sallayarak dolaşmaları ve herhangi bir suikast, katliam yaptıktan sonra durumun gündeme gelişi beklenmemelidir. Şimdiden üzerine gidilmeli ve bu çağ dışı faşizan yaklaşım teşhir edilmelidir” şeklinde konuştu.

    “DİRENEN İNSANLAR POTANSİYEL TEHDİTTİR”

    Fiziki olarak herhangi bir yerde adımız geçmese bile ben biliyorum bu zihniyet karşısında direnen insanlar potansiyel tehdittir diyen Öker şöyle devam etti:

    “Yani Ali olur, Veli olur o önemli değil. Yıllarca Avrupa’da Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun genel başkanlığını yapan bir insan olarak ben bunu birçok alanda hissettim. Bu dediğim gibi birisinin doğrudan sizi saldırıyla hedef almasının ötesinde her alanda yaptığımız çalışmaların engellenmeye çalışılması ve örgütlü yapımıza yönelik her tür gerçeklerle bağdaşmayan bir saldırıdır. Bu ülkenin cumhurbaşkanı her fırsatta ağzını açtığında Avrupa dediği an Aleviler dediği an Ali’siz Aleviler diye doğrudan örgütümüzü şahsımızı hedef almakta. Bu nedenle ülkeyi yönetenler hedef gösterdikçe tetikçiler de görevlerini yapıyorlar.”

    “SALDIRILAR DOĞRUDAN TEŞHİR EDİLDİ”

    Avrupa’da son 30 yıl içerisinde olması gereken şeyin olduğunu ve Alevi örgütlenmesinin oluştuğunu belirten Öker, “Devletin her alandaki faşizan politikaları sadece Alevilere değil bu ülkedeki bütün mazlumlara yönelik. Devletin saldırıları doğrudan teşhir edildi, her fırsatta Türkiye’deki mazlum halklar bir araya geldi, güç birliği yaptı ve birlikte sokaklarda mücadele edildi. Siyasi olarak birlikte tavır alındı” diye konuştu.

    “ÜLKEYİ YÖNETENLER FARKLILIKLARI YOK ETMEK İSTİYOR”

    “Bu ülkeyi yöneten zihniyetin hiçbir koşulda görmek istemediği durum, onlar dağıtmak isterken bizler birleştiriyoruz” diyen AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, son olarak şunları kaydetti:

    “Ülkeyi yönetenler halkları, farklılıkları yok etmek isterken biz farklılıkları zenginlik olarak görüyoruz. O kapsamda bu ülkeyi yöneten zihniyetin yürüttüğümüz mücadeleyi kendi geleceği açısından tehdit gördüğü için bizlere saldırmakta.”    (HABER MERKEZİ)

  • AABK Yöneticisi Zeynel Özer: Türkiye hayal etmediğimiz noktada-VİDEO

    AABK Yöneticisi Zeynel Özer: Türkiye hayal etmediğimiz noktada-VİDEO

    PİRHA- Avrupa’da yaşayan Alevilerin bir yılını değerlendiren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) yöneticilerinden Zeynel Özer, şu anda Avrupa’da Aleviliğin resmi olarak tanındığını kaydetti. Özer, Avrupa’da bugün görünen Türkiye resmi bizim de hayal etmediğimiz bir noktada” dedi.

    Haberin Videosu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) yöneticilerinden Zeynel Özer,Avrupa’dan bakıldığında Türkiye’nin nasıl göründüğünü PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLER TOPLUMUN BİRLEŞTİRİCİ VE DİNAMİK GÜCÜ”

    Avrupa’da 68 kuşağının biraraya geldiği Demokratik Güç Birliği’ni daha sonra da Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi’ni kurduklarını söyleyen Özer, Alevilerin toplumun birleştirici ve dinamik gücü olduğunu bunun için de Demokrasi İçin Birlik’i (DİB) Avrupa’da kurmak istediklerini vurguladı.

    “TÜM DEMOKRASİ GÜÇLERİ AMASIZ BİR ARAYA GELMELİ”

    “Faşist diktatörlüğün bu kadar azgın olduğu bir dönemde ötekilerin bir araya gelmesinden başka bir çare yok” diyen Özer, özellikle 2019 seçimlerine yönelik bir mücadele yürüttüklerini belirtti. Tüm demokrasi güçlerinin amasız, fakatsız mutlaka bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Özer, bunu da bileşenler içinde en büyük paya sahip olan Alevilerin yapabileceğine olan inancını dile getirerek bu konuda çalışmalarının devam ettiğini ekledi.

    “GÖRÜNEN BUZ DAĞININ BİR PARÇASI”

    Avrupa’dan Türkiye’ye baktıklarında görünen resmin hayal edemedikleri derecede olduğunu belirten Özer, “Bu görünen buz dağının bir parçası. Bir ülkede hukuk yoksa, devlet hukuk devleti değilse yaşananların hepsi bunun bir parçası. O anlamda Avrupa’da bugün görünen Türkiye resmi bizim de hayal etmediğimiz bir noktada” dedi.

    Avrupa’dan Türkiye’yi sürekli takip ettiklerini söyleyen Özer, ne söylenirse söylensin arka planının bilindiğini belirtti. Ayrıca Özer, Alevi hareketi olarak her zaman Avrupa’nın Türkiye ile ilişkileri kesmeyerek Türkiye’yi etkilemesi gerektiğini ifade etti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Britanya’da bulunan Kürecikliler örgütlenmesini sürdürüyor

    Britanya’da bulunan Kürecikliler örgütlenmesini sürdürüyor

    PİRHA- Türkiye’den Avrupa’nın çeşitli ülkelerine göç eden Aleviler biraraya gelmeye ve örgütlenmeye devam ediyor. Malatya Kürecik’ten İngiltere’nin Başkenti Londra’ya göç eden Aleviler burada Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği adıyla bir dernek kurdu. Dernek,  24 Aralık’ta 4. dayanışma gecesini gerçekleştirecek. 

    1980 askeri darbesinden sonra Malatya’da bulunan Aleviler önce Türkiye’nin metropollerine oradan da Avrupa’nın birçok ülkesine göç ettiler. Malatya’nın Kürecik ilçesine bağlı Harun Uşağı, Bekir Uşağı, Kepez, Kasım Uşağı köylerinden Britanya’ya büyük göç yaşandığı ve burada yaklaşık 700 ailenin olduğu tahmin ediliyor.

    “KÜRECİK’E BAĞLI BÜTÜN KÖYLERİ BİR ÇATI ALTINDA TOPLUYOR”

    Büyük bir bölümü Kuzey Londra’da ikamet eden ve çeşitli meslek dallarında çalışan Küreciklilerin büyük bir bölümü ticaretle uğraşıyor. Britanya’da bulunan birçok yöre derneği değerli çalışmalara imza atıyorlar. Küreciğe bağlı bütün köyleri bir çatı altında toplayan Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Britanya’daki toplumsal ihtiyaçlara cevap olmak için çalışmalarına yürütüyor.

    Geçtiğimiz gün derneğin ofis açılışında verilen kahvaltıdan sonra bir de 24 Aralık’ta 4. dayanışma gecesini gerçekleştirecek. Şu an Britanya Alevi Federasyonu’nun (BAF) Edminton’daki yerinde bir odada faaliyetlerini sürdüren dernek 1. kongresini gerçekleştirmek için de çalışmalarına devam ediyor.

    Elif TABAK/LONRA

  • Aydınlar ve sanatçılar: Özakça ve Gülmen’in taleplerine hükümet kulak tıkamamalı

    Aydınlar ve sanatçılar: Özakça ve Gülmen’in taleplerine hükümet kulak tıkamamalı

    PİRHA- TİHV, 104 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekmek amacıyla oluşturulan sanatçı ve aydınlardan oluşturulan heyet ile birlikte düzenlenen basın toplantısında iktidarın yaşanan olaylara göz yumup kulak tıkamasını eleştirdi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) açlık grevinde iken tutuklanan ve açlık grevlerinin 104’üncü gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı düzenledi. Türk Tabip Odası toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısına Esra Özakça, Sultan Özakça, Fatoş Güney, Akın Birdal, Sanatçı Edip Akbayram, Metin Lokumcu, Gülmen ve Özakça için açlık grevinde bulunan İsmail Erdoğan, oyuncu İlyas Salman, tiyatrocu Orhan Aydın, Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Levent Tüzel, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Grup Yorum, sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, sanatçı ve oyuncu Deniz Türkali’nin yanı sıra çok sayıda insan hakları savunucusu ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Toplantı salonuna “Açlık grevi 104. gününde” yazılı pankartı asılırken Gülmen ve Özakça’nın fotoğrafları da yer aldı.

    ‘YAŞANILANLARIN SORUMLUSU HÜKUMETTİR’

    Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’e dayanışmak amacıyla oluşturulan heyetinde katıldığı basın toplantısını TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı moderatörlüğünde yapıldı. Bakkalcı Gülmen ve Özakça’nın taleplerini insani olduğunu ve ‘işimizi geri istiyoruz’ diye masum üç sözcük ile mücadele ettiklerini belirterek konuşmacılara söz verdi.

    Özakça ve Gülmen için oluşturulan heyette bulunan ve ilk sözü alan insan hakları savunucusu Akın Birdal, Gülmen ve Özakça’nın onurlarıyla direndiklerini ve yaşamayı istediklerinin altını çizdi.

    “ONLARI YAŞATMAK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    Gülmen ve Özakça’yı yaşatmak için heyeti oluşturduklarını ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un özel kaleminden randevu talep ettiklerini ifade eden Birdal, “Hükümeti temsil eden heyetler ile çözüm yapılması için girişimlerde bulunduk. Herkesin bildiği bu olayda ses bile vermediler. Biz ise ısrarcı olmaya devam edeceğiz. Onları yaşatmak için elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu. 19 Aralık ölüm orucu süresinde ve sonrasında karşılarında muhatap bulabildiklerini belirten Birdal, bugün ise karşılarında konuşabilecek kimsenin dahi olmadığını vurguladı. Gülmen ve Özakaça’ya ‘arkadaşlarımız’ diye hitap eden Birdal, arkadaşlarımızın ölmesini istemiyoruz, hükümet de ölmesini istemiyor ise bugün arkadaşlarımızı işe geri almalı ve sorunu çözmelidir. Bugün yaşamalarda birinci sorumlu hükümettir, ikinci sorunlu sessiz kalan herkestir üçüncü sorunlu ise uluslararası yetkililerdir” dedi.

    “İKTİDARIN BU OLAYA KULAKLARINI TIKAMASI VİCDANSIZLIKTIR”

    Birdal’ın ardından söz alan sanatçı ve oyuncu Deniz Türkali ise Gülmen ve Özakça’nın yaşadıklarının sorumlusu olanlara “sadece vicdanları yok mu diye sormak istiyorum?  Yaşananlara karşı kulaklarını tıkayan iktidarın kulaklarını tıkamasını vicdansızlık olarak görüyorum. Ve Gülmen ile Özakça’nın taleplerinin derhal yerine getirilmesini istiyoruz” dedi.

    “ADALET BİR GÜN SİZE DE LAZIM OLACAK”

    Türkali’nin ardından ise sanatçı Edip Akbayram, yaşananlar karşısında üzgün olduğunu belirterek bir an önce acil müdahalenin yapılması gerektiğini işlerine geri dönmesi gerektiğini yineledi. Akbayram adaletsiz adaleti yönetenlere seslendiğini ifade ederek “adalet bir gün size de lazım olacak” dedi.

    “BİR FİLM GİBİ ONLARIN ÖLMESİNİ İZLİYORUZ”

    Sanatçı ve sinemacı Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney ise “Biz ne yapıyoruz yaşananlar karşısında tıpkı bir sinema seyircisi gibi onların ölmesini izliyor ve seyirci kalıyoruz. Bu zulme ve mum gibi eriyip gitmelerine seyirci kalmamalıyız. Onları Azrail’in pençesinde kurtarmak zorundayız” dedi.

    “BUGÜNKÜ GİBİ BİR ZULM YAŞANMADI”

    Güney’in ardından ise Sinema Eleştirmeni Atilla Dorsay da taleplerin derhal yerine getirilmesini talep etti. Ve daha önceki diktatörler döneminde bile bugün ki gibi bir zulmün yaşanmadığının altını çizdi.

    ‘TIRNAKLARINA DAHİ ZARAR GELSE TÜRKİYE AYAĞA KALKACAK’

    Aydınlar ve sanatçıların ardından ise Özakça ve Gülmen için açlık grevinde bulunan Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça, direnişin başladığı Yüksel Caddesi’nde çocuklarının defalarca gözaltına alındığı ve işkenceye maruz kaldıklarını ifade etti.  Anne Özakça çocuklarının seslerinin ilk 120 gün duyulmadığını belirterek kendilerinin de 29 gündür açlık grevinde olduklarını söyledi. Çocuklarının tırnaklarına dahil zarar geldiğinde Türkiye’nin ayağa kalkacağının altını çizen Anne Özakça, tüm sorumluluğun hükümette olduğunu ve taleplerin derhal yerine getirilmesini istediklerini yineledi.

    “TÜM KAPILAR BİZE KAPATILSA DA KAZANACAĞIZ”

    Basın açıklamasında söz alan Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça ise konuşmasına başlamadan önce eşi Semih Özakça ile toplantı öncesi yaptığı konuşmanın ses kaydını basınla paylaştı. Özakaça telefonda: “Yüksel caddesi’nde ki direnişin büyümesinden korkuyorlar. Yüksel caddesi kazanılır ise ihraç edilen emekçiler kazanmış olacak” dedi. Ses kaydının ardından söz hakkını kullanan Esra Özakça ise oluşturulan heyetten ve tüm kamuoyundan ısrarcı olmalarını istedi. Kapılar ne kadar kapanırsa kapansın sonunda muhakkak kazanacaklarını vurgulayan Özakça, “Aslında onlar kazandı şimdi sadece taleplerinin yerine getirilmesini istiyorlar” diyerek konuşmasına son verdi.

    ‘BU GÜLÜŞLER HEPİMİZİN GELECEĞİNE IŞIK TUTACAK’

    Konuşmacıların ardından ise HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, siyasetin çürüdüğünü, çürüyen bir siyasetten taleplerin karşılık bulmasının zor olduğunu ve bugün yaşananların sadece Türkiye’deki iktidarın değil Avrupa’lı parlamenterlerin de sorumlu olduğunu söyledi.

     

    “VİCDANLAR YERDE SÜRÜKLENİYOR”

    Prof. Dr. Gencay Gürsoy ise vicdanların yerlerde sürüklendiğini ve bir ülkede gülümseterek bu vicdana bakan insanların tarih yazdıklarını, bu gülüşlerin de hepimizin geleceğine ışık tutacağını anlattı. Son olarak Metin Lokumcu’da tıpın amacının insanları yaşatmak olduğunu zorla müdahalenin ise ölüm olduğunu vurguladı.

    Yapılan konuşmaların ardından salondaki katılımcılara da söz verildi. Yapılan konuşmaların ardından ise basın toplantısı sona erdi. (HABER MERKEZİ)