Etiket: avrupa

  • FEDA Eş Başkanı Çelik’ten Avrupa’daki eylemlere katılım çağrısı: Gelin HDP’ye nefes olalım!

    FEDA Eş Başkanı Çelik’ten Avrupa’daki eylemlere katılım çağrısı: Gelin HDP’ye nefes olalım!

    PİRHA- FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, hafta sonu Avrupa genelinde yapılacak olan HDP’ye destek mitinglerine katılım çağrısı yaparak, “HDP’ye nefes olalım” dedi. 

    Avrupa genelinde Demokratik Güç Birliği (DGB) tarafından HDP’ye destek eylemleri yapılacak.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, eylemlere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Çelik, Türkiye’de toplumun farklı kesimlerinden yurttaşların, zulme karşı hakkı, hukuksuzluğa karşı adaleti, savaşa karşı barışı savunanların, HDP’ye karşı yürütülen anti demokratik uygulamalara ve baskılara karşı olduğunu belirterek, özgürlüğü savunanlara karşı büyük bir saldırının olduğunu hatırlattı.

    Çelik, belediyelere kayyım atanmasına ve on binlerce HDP’liyi tutuklamaya varan bir sürecin yaşandığını ifade ederek, “İktidar, HDP’nin alternatif siyasetinden kaynaklı HDP’yi kriminalize etmeye ve kolunu, kanadını kırmaya çalışıyor. Son olarakta HDP’ye kapatma davası açtılar” dedi.

    Yaşanan sürecin kabul edilemez olduğunun altını çizen Çelik, “Bu hukuk dışı uygulamalar karşısında olmak vicdani bir sorumluluktur. Demokratlar, yoksullar, ezilenler, Aleviler, ekolojistler olarak, karanlığa sürüklenen yarınlarımıza ışık olmak için bir araya geliyoruz” diye konuştu.

    HDP’nin yürüttüğü ‘HDP’liyiz, her yerdeyiz’ kampanyasına dünyanın bir çok merkezinde 18 Eylül’de yapacakları yürüyüş ve mitinglerle destek olacaklarını vurgulayan Çelik, HDP’ye nefes olacaklarını ve HDP’yi kapattırmayacaklarına dikkat çekerek, başta Avrupa olmak üzere yapılacak, mitinglere katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Tunç: Ölüm tehdidi bize geri adım attıramaz-VİDEO

    Tunç: Ölüm tehdidi bize geri adım attıramaz-VİDEO

    Avrupa’da 55 kişilik infaz listesinde ismi bulunan sanatçı Ferhat Tunç, “Bu gidişatı durdurmamız lazım. Bizi alıştırmak istedikleri şeyin önüne geçmemiz lazım” dedi.

    Avrupa’da 55 kişilik infaz listesinde ismi bulunduğu belirtilen sanatçı Ferhat Tunç, Youtube kanalı üzerinden konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    POLİSLER UYARDI
    Tunç, Almanya’nın Darmstadt polis merkezinden özel görevli polisler tarafından, ölüm listelerinde adının geçmesi nedeniyle bilgilendirildiğini ifade ederek, “Görevli polisler, can güvenliğimin tehdit altında olduğu ve konuyla ilgili diyalogda olacaklarını belirttiler” dedi.

    ‘ÖLÜMLE ANILIYORUZ’
    Kendisinin sanatçı olduğunu ve 40 yıldır sanat için mücadele ettiğini hatırlatan Tunç, “Aynı zamanda insan hakları ihlallerine karşı sesimi nasıl çıkarabiliyorsam çıkarıyorum. Hakkını aradığım insanlar arasında asla bir ayrım yapmam. Listedeki gazeteciler de gerçeğin peşinde. Ülkemizde yaşamamıza, üretmemize, konuşmamıza engel oldular ancak bugünlerin geçeceğini biliyoruz ve bu nedenle her saniyemiz ülkemize dönüşün hayaliyle geçiyor. Çünkü o ülke bizim” diye konuştu.

    Tunç, bu aralar yeni bir albüm çalışması yürüttüğünü belirterek, “Albüme yoğunlaşmışken, mümkün olduğunca bu tür tartışmaların da dışında kalmaya gayret ediyordum. Ancak öyle bir atmosfer yarattılar ki adımız şarkılarımızdan önce ölümle, tehditle gündem oluyor. Buna izin vermememiz lazım” dedi.

    ‘BU GİDİŞATI DURDURMALIYIZ’
    Tehditlerle asla geri adım atmayacak, korkacak insanlar olmadıklarını vurgulayan Tunç, “Ancak bu bireysel bir mesele de değil. ‘Ecelsiz ölümü’ normalleştiren bir ortam yaratılıyor. Artık ’90’lar mukayesesi bile çoktan anlamını yitirdi. Bu gidişatı durdurmamız lazım. Bizi alıştırmak istedikleri şeyin önüne geçmemiz lazım” diye belirtti.

    İKTİDARA ÇAĞRI
    Tunç, AKP iktidarına şöyle seslendi: “İktidar, eğer tehditlerin kendisiyle ilgisi olmadığını ileri sürüyorsa, kimlerin bizi öldürmek istediğini ortaya çıkarmalıdır. Ortaya çıkarırsa öğreniriz potansiyel katillerin kim olduğunu. Ortaya çıkarmazsa da ölüm fermanımızı kimin verdiğini anlamış oluruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 55 kişilik ‘infaz listesi’ ile ilgili İngiliz polisi de çalışma başlattı

    55 kişilik ‘infaz listesi’ ile ilgili İngiliz polisi de çalışma başlattı

    PİRHA- 55 kişilik infaz listesinde ismi geçen Yazar Gökhan Yavuzel, İngiliz polisinin gelişmeler haberdar olduğunu ve gerekli çalışmaları yaptığını ifade etti.

    Alman polisi, yakın zamanda gündem olan “infaz listesi”nin varlığını doğrulamasının ardından listede adı geçen isimlere dair güvenlik endişesi de devam ediyor.

    AKP hükümetine muhalif 55 kişilik bir liste bulunduğunu ve bu listede adı geçen kişilere suikast yapılacağı uyarısı yapan Alman polisi, söz konusu kişilerin can güvenliklerinin tehlikede olduğunu söyledi.

    Listede adı geçen isimlerden Yazar Gökhan Yavuzel, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, infaz listesinde adı geçen biri olarak İngiliz polisine gittiğini belirterek, “Durumu etraflıca anlattım. Alman Polisinin, can güvenlikleri konusunda arkadaşlarımızı uyardığını söyledim. Yardımcı olup olamayacaklarını sordum. ”Durumdan haberdar olduklarını ve konunun araştırıldığını” bildirdiler. Ayrıca dikkatli olmam hususunda uyarı verdiler, en ufak bir telaş anında kendilerini aramamı söylediler” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

    https://cp-test.pirhaberajansi.com/infaz-listesinde-ismi-gecen-celal-baslangica-alman-polisinden-uyari-279109.html/21/07/2021/

  • Avrupa’da sel baskını: En az 100 kişi yaşamını yitirdi

    Avrupa’da sel baskını: En az 100 kişi yaşamını yitirdi

    Almanya, Belçika ve Hollanda’da etkili olan sağanak yağış nedeniyle en az 110 kişi yaşamını yitirdi ve onlarca kişiden haber alınamıyor. Sel nedeniyle çok sayıda yerleşim yeri tahliye edildi.

    Avrupa ülkelerinde etkili olan şiddetli yağış sonrası meydana gelen selde onlarca kişi yaşamını yitirdi. BBC’nin aktardığına göre, Almanya’da selde en az 110 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişiden haber alınamıyor. Yağışlardan en çok Rheinland-Pfalz ve Kuzey Ren-Vestfalya eyaletleri etkilendi. Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı ve Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin Genel Başkanı Armin Laschet, selin iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu belirtti.

    Laschet, “Bu gibi olaylarla daha sık karşılaşıyor olacağız, bu iklim koruma önlemlerini hızlandırmamız gerektiği anlamına geliyor. Çünkü iklim değişikliği tek bir bölgeyle sınırlı değil” dedi.

    Almanya’nın Bonn kenti yakınlarındaki Rheinbach kasabasının bir kısmı, bir barajın yıkılma tehlikesi nedeniyle tahliye edildi. Tedbir amaçlı tahliye için Alman ordusuna ait kamyonlar kullanılıyor. Kasaba sakinleri akraba ve tanıdıkların yanına ya da belediye binasına yerleştirildi. Yüzlerce asker ve 2 bin 500 arama kurtarma görevlisi Almanya’da çalışmalar için polise yardım ediyor.

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, “Selin yaşandığı yerlerde insanların üstesinden gelmek zorunda kaldığı felaketten ötürü şoke oldum. Hayatını kaybedenlerin ve kaybolanların aileleri için derin bir üzüntü duyuyorum” dedi.

    200 BİN EV ELEKTRİKSİZ

    Almanya’da 200 bin evin elektriksiz kaldığı tahmin ediliyor. Santrallerin sel suyu altında kalması nedeniyle arıza giderme çalışmaları yapılamıyor. Şiddetli sağanak yağış ve selden etkilenen kişileri kurtarmak için silahlı kuvvetlerin yanı sıra Avrupa Sivil Koruma Destek Ekipleri de göreve çağrıldı.

    BELÇİKA

    Belçika’da en az 11 kişi hayatını kaybetti. Sağanak yağış nedeniyle Belçika’da arama kurtarma çalışmaları yavaş ilerliyor. Liege Belediyesi yetkilileri, Maas nehrinde yüksek su seviyesi nedeniyle bölgede durumun hala kritik olduğunu söyledi.

    Liège ve Namur kentlerinde alçak bölgelerdeki kent sakinlerine evlerini tahliye etmeleri çağrısı yapıldı. Maas Mechelen kentinde 3 köy, su baskını tehdidi nedeniyle boşaltıldı. Verviers bölgesinde bu gece sokağa çıkma yasağı uygulanacak.

    HOLLANDA

    Hollanda’da Maas nehri en yüksek su seviyesine ulaştı. Ölçümlere göre nehirden saniyede 3,1 milyon litreden fazla su akıyor. Bu nedenle Maastricht kentindeki iki mahallede yaşayan yaklaşık 10 bin kişiye, olası baskın nedeniyle evlerini boşaltma çağrısı yapıldı.

    Hollanda’nın Venlo kentindeki VieCuri Hastanesi de, diğer hastaları tahliye ederek, olası su baskınları için kurtarma çalışmalarına hazırlık yapıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • FUAF 2021/22 Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali sonuçları açıklandı

    FUAF 2021/22 Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali sonuçları açıklandı

    PİRHA-FUAF’ın AABK ile birlikte gerçekleştirdiği, UNESCO 2021 Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre Yılı kapsamında, 2021/22 Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali’nin sonuçları açıklandı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Kültür Sanat Komisyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile birlikte gerçekleştirdikleri, UNESCO 2021 Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre Yılı kapsamında 1 Mart 2021’de Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali başlatılmıştı. 7 Mayıs 2021’de ise başlatılan festivalin sonuçları açıklandı.

    İki bölümden oluşan Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali’nin ilk bölümü, Covid-19 pandemisi sebebiyle çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Düzenlenmiş olan Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali, Federasyon yarışmalarından da Avrupa Genel Yarışması’na evirilecek şekilde kurgulanarak çeşitli etkinliklerle sonlandırılacak.

    Şenlik, temelde kültürlerin, fikirlerin, inançların ve yaşam tarzlarının panayırını açma misyonuna hizmet etmeyi öngörüyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na bağlı olan federasyon bünyesinde başlatılan ilk etap yarışmalarda edebiyat (kompozisyon, şiir, mektup), resim ve fotoğraf alanında dereceye giren sanat ürünleri, Avrupa bünyesinde ikinci etapta değerlendirilmeye tabii tutulacak.

    (HABER MERKEZİ)

  •  ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

     ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

    PİRHA- Diyanet’in dört Alevi kurumu ile imzaladığı protokol kapsamında aralarında 15 yaşındaki çocukların da bulunduğu şahısları “Alevi uzmanı” diye Avrupa’ya gönderdiği ortaya çıktı. Diyanet’e yakın isimlerden Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, bu dört Alevi kurumunun ismini PİRHA’ya açıkladı. Yurt, Diyanet’in bu kurumların önerdiği isimleri yurt dışına gönderdiğini ve karşılığında para alındığını söyledi. 

    Geçen hafta, Malatya Yeşilyurt’ta, belediye aracılığıyla, “hizmete özel” pasaportla yurtdışına gidenlerin bir daha Türkiye’ye dönmediği anlaşıldı. Elazığ Akçakiraz, Urfa Ceylanpınar’da da devletin kurumlarının insan kaçakçılığı için kullanıldığı gözler önüne serildi.

    Cemevlerini kırmızı çizgisi olarak gören Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisine yakın duran İslamcı Alevi kurumlarının önerdiği “dedeleri” gri pasaportla Avrupa’ya gönderdiği biliniyor.

    Diyanet aracılığıyla kaçak olarak yurt dışına gidenler arasında çocuklar da var. Peki bu çocuklar kimler, hangi kurumlar aracılığıyla Diyanet’e ulaştılar?

    15 yaşında bir çocuğun bile ‘Alevi uzmanı’ sıfatıyla yurt dışına kaçırılmasının arkasında kimler var?

    Bugün (19 Nisan 2021) Cumhuriyet’te sürmanşetten Barış Terkoğlu imzasıyla çıkan “Diyanet pasaportlu 15 yaşındaki dede” başlıklı yazıda yer alan bilgiler doğrultusunda Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’u aradık.

    Kendi adı da gri pasaportlu dede olarak anılan ancak bunu reddeden Tunceli Cemevi Başkanı Yurt, Diyanet aracılığıyla giden Alevilerin kim oldukları ve nasıl gittikleri, hangi kurumlara bağlı oldukaları konularında PİRHA’ya bilgiler verdi.

    15 yaşında bir çocuğa nasıl dede sıfatı verildiğini sorduğumuz Yurt, çocuğun dede olarak değil ‘Alevi uzmanı’ olarak gönderildiğini söyledi.

    Ali Ekber Yurt, 2018 yılında, yurt dışına gitmek isteyenlerin kendisine para vermeyi teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini sonrasında ise Diyanet’e para vererek yurt dışına çıktıklarını öğrenince de Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Yurt, ancak savcılığın olayı kapattığını, kovuşturmaya gerek görmediğini kaydetti.

    Diyanet aracılığıyla yurt dışına kaçırılan bu kişilerin hangi Alevi kurumlarına mensup olduklarını sorduğumuz Yurt, dört tane Alevi kurumu olduğunu ifade etti.

    İşte Ali Ekber Yurt’un sorularımıza verdiği yanıtlar:

    HANGİ ALEVİ KURUMLARI DİYANET İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE?

    PİRHA: Aralarında çocukların da olduğu insanları Diyanet aracılığıyla yasa dışı Avrupa’ya gönderen dört Alevi derneği hangileri?

    ALİ EKBER YURT:  Biri yurt dışı kaynaklı. Üçü de yurt içinde. Yurt dışında olan Avrasya Alevi İslam Birliği. Yurt içinde ise Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Ben 2018’de yargıya taşıdım. Burada amacın dışında işler yapıldığını, amacın istismar edildiğine dair ihbarda bulunmuştum.

    Kimin hakkında suç duyurusunda bulunmuştunuz?

    Bana karşı tehditler oldu. Hem de bu insanları gönderenler hakkında. Bu insanlara bu belgeleri düzenleyenler, bunları görevlendirenler hakkında suç duyurusunda bulundum.

    Peki dava sürüyor mu?

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair 3 yıl sonra bir karar geldi. Eski Başsavcı dosyayı tamamen kapatmış galiba. Yeni gelen Başsavcı da mecburen cevap vermek zorunda kalmış.

    Ama Diyanet her zaman gri dedeler gönderiyor yurt dışına zaten. Hatta sizin adınız da geçiyor gri dede olarak. 

    Evet. Avrasya Alevi İslam Birliği beni Avrupa’ya davet etti. Ben gri değil yeşil pasaportluyum. Ama gitmedim.

    Aynı Diyanet sizleri gönderiyor fakat bu tarz insan kaçakçılığı da yapmış demek ki!

    Ben o yüzden gitmedim. ‘Bu hoş bir şey değil, ben buna alet olamam’ dedim ve gitmedim.

    Aleviler Diyanet’e bulaşırsa böyle şeyler yaşanıyor ne dersiniz? Hala Diyanet ile ilişki içinde misiniz?

    Her zaman her kurumda yasa dışı, ahlak dışı şeyler yaşanabilir. Bu geneli bağlamaz. Burada sorumlu olan kamu görevlisi kimse hukuk önünde hesap vermesi gerekir. Bir iki olayla bütün bir kurumu imha etmek doğru değil.

    Ancak suç duyurunuzda kovuşturmaya gerek görülmemiş. Diyanet’e ve bu yapılan insan kaçakçığılığına sahip çıkılmış. 

    Ben Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderdim. Başkanlık bu olayı bitirdi. Beni dikkate aldılar. Üç beş tane bürokratın bu işi istismar etme olayıdır. Bütün bir Diyanet’i kötülemeye yetmez.

    “HAKSIZ KAZANÇ VAR İHBAR ETTİM”

    Diyanet bu yasa dışı işi yapanlara ses çıkarmamış, hem de hukuk bir şey yapmamış. Burada bir çelişki yok mu?

    Şu anda soruşturmalar yürüyecek. Belki zaman içinde bahsedilmiştir. Belki gelip geçicidir.

    Bu çok önemli değil mi? Bir suç değil mi? 

    Önemli olduğu için gidip ihbar ettim. Çünkü çok haksız kazançlar var bu işte.

    Hala devam ediyor mu bu yasa dışılık?

    Avrupa’ya dede gönderme olayı Diyanet’ten alındı, şu anda Avrupa Türk Toplulukları Birliği yürütüyor.

    Hala insan kaçakçılığı var mı, biliyor musunuz?

    Benim burada taraf olmamın sebebi şu: İnsanlar gelip bana paralar teklif ettiler. Bizi de gönderin, dediler.

    Yurt dışına gitmek isteyenler neden size geldiler?

    Benim alakam yok dedim. Ben yurt dışına kimseyi göndermiyorum, dedim. Ben de bu merak uyandırdı. Konuyu araştırdım. Dede olmayanların da dede olarak gönderildiğini, bunun karşılığında ciddi paralar alındığını öğrendim. Sonra da suç duyurusunda bulundum. Çünkü bildim ki gün gelir bu iş benim başıma patlar. Tunceli’de herkes “cemevinden yurt dışına dede gönderiliyor” diyordu.

    Siz kendinizi aklamak için mi suç duyurusunda bulundunuz?

    Kendimi aklamak değil. Benim bu işle alakam olmadığını söyledim. Ne söylesen farklı algılanıyor. Benim devlete sadakatım noktasında zerre çekincem yok. Devletin, Diyanet’in içinden bir kaç bürokratın bulaştığı bir iştir.

     Üç beş bürokrat dediklerinize dokunulmamış, görevlerine devam ediyorlar. 

    Nereden biliyorsunuz. Suçlular belki cezasını alır.

    Siz takip ediyorsunuz. O bürokratlara ne zaman, nasıl dokunulacak?

    Ayrıntılara girmek istemiyorum.

    15 YAŞINDA ÇOCUK NASIL GÖNDERİLDİ?

    15 yaşında gönderilen çocuk dede olarak mı gönderildi?

    Çocuk dede olarak değil uzman olarak gönderilmiş. Dede kelimesi yasak Tekke ve Zaviyeler Kanunu sebebiyle. Bunlar Aleviliği Avrupa’da anlatmaları için uzman olarak gönderiliyorlar.

    Peki bu çocuklar da dahil gönderilen şahıslar kim? Hangi kuruma üyeler ya da mensuplar?

    Diyanet, dört Alevi kurumuyla protokol yapmış. Avrasya Alevi İslam Birliği, Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Bu kişilerin isimlerini bu dernekler veriyor. Diyanet de bunların pasaportlarını hazırlıyor, resmi işlemlerini hallediyor. Diyanet’in de bunları soruşturması lazım. 15 yaşında reşit olmayan bir çocuğu nasıl gönderirsiniz. Ama ben o zaman anlatamadım.

    Görüyorum ki Diyanet’e yakın bir isim olarak siz de isyan etmişsiniz. Demek ki o kadar vahim durum. 

    Ben her konunun diyalogla çözülmesinden yanayım. Diyanet’e bir bütün olarak karşı değilim. Bazı kurumlara bakış açım farklı.

    Bu sözünü ettiğiniz 4 kurum da İslamın özü olduklarını iddia eden kurumlar öyle değil mi? 

    Zaten İslam dışıyız diyen derneğin Diyanet ile ne işi var.

    Yani Diyanet ile ilişkileri sıkı bunların. Acaba sizin bu dört dernekle yakınlığınız, ilişkiniz nasıl?

    Cem Vakfı ile özellikle Malatya temsilcileriyle görüşürüm. İzzettin Doğan dede ile görüşürüm ara ara. Severim de kendisini.

    Cumhuriyet’e verdiğiniz bilgilerde diyorsunuz ki “İnceledik, giden birçok kişinin dedelikle, Alevilik uzmanlığıyla alakası yok. Devletin pasaportuyla gitmişler ve orada kalmışlar, dönmemişler. Mesela birinin PKK davasında 24 yılla yargılandığını gördük ve mahkemesi sonuçlanmak üzereydi.” Elinizde belgeniz yok ama kesin bilgi gibi konuşmuşsunuz? Peki bu kişi bu saydığınız derneklerden hangisine mensup?

    Bu kişi hiç bir derneğe mensup değil. Tunceli’nin bir köyünde yaşıyor. Bizim yönetimde olan birinin amcasının oğlu. ‘Örgüt üyeliğinden yargılanıyor’ dedi.

    Hiç bir kanıt olmadan, birinin söylemi üzerinden söylüyorsunuz. 

    Ceza almış. Mahkemesi temyizdeymiş.

    Ancak hala suçlu değil, tutuklu da değil. Temyizde. 

    Bu adam dedelik vasfı da taşımıyor.

    Aynı diğerleri gibi, 15 yaşındaki çocuk gibi dedelik vasfı taşımıyor demek ki. Dışarıda bu kişi. 

    Madde bağımlıları var gönderilenler arasında. Bunlar Alevi dedesi, uzman diye gönderiliyor.

    Diyanet’in bu yaptığı korkunç, suç. Diyanet’e tepki vermeniz gerekmez mi?

    Mahkemeye verdim.

    Hani sonuç nedir? Kovuşturmaya bile gerek görülmemiş. Bu karara neden itiraz etmediniz? 

    Toplumun vicdanına bıraktık.

    Nilgün METE/ PİRHA 

     

  • Avrupa’da 18 binin üzerinde mülteci çocuk kayıp

    Avrupa’da 18 binin üzerinde mülteci çocuk kayıp

    Yanında ebeveyni ya da herhangi bir yetişkin olmadan Avrupa ülkelerine gelen 18 binden fazla mülteci çocuk kayıp.

    Avrupa’da resmi rakamlara göre 2018-2020 yılları arasında ‘devlet koruması’ altında olan 18 bin 292 mülteci çocuk kayboldu.

    Bu sayı, farklı ülkelerden gazetecilerin içinde yer aldığı Lost in Europe adlı data analiz grubu tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

    Avrupa ülkelerinde kaybolan mülteci çocukların büyük çoğunluğunun Fas, Cezayir ve Eritreli olduğu belirtildi.

    Lost in Europe’un aktardığı verilere göre, İtalya’da 5 bin 775, Belçika’da 2 bin 642, Yunanistan’da 2 bin 118, İspanya’da bin 889, İsviçre’de 944 kayıp mülteci çocuk bulunuyor.

    DW Türkçe’nin haberine göre Almanya’da, 2018-2020 yılları arasında bir yetişkinin refakatinde olmayan 7 bin 806 çocuk kayıp olarak bildirildi.

    Kayıp olarak bildirilen çocukların çoğu Afganistan, Fas ve Cezayirli. Bu çocuklardan 7 bin 82’sinin bulunduğu ancak 724’ünün hala arandığı öğrenildi.

    Fransa, Danimarka ve Romanya’da refakatçisi bulunmayan mülteci çocuklara ilişkin herhangi bir kayıt tutulmazken, Bulgaristan’da ise refakatçisi olan ve olmayan çocukların sayısı ayrı olarak kaydedilmiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • AABK’den CHP’ye mesaj: Katillere methiyeler düzmek vicdansızlıktır!

    AABK’den CHP’ye mesaj: Katillere methiyeler düzmek vicdansızlıktır!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), CHP’li yöneticilerin, Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini kınayarak, “Katliamlara adı karışmış kişi, örgüt ve partilerle yan yana duranları, aklamaya kalkanları, en az o katiller kadar sorumlu tutuyoruz” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), CHP’li yöneticilerin, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıldönümünde mezarını ziyaret edip mesaj paylaşmasını kınadı.

    “KATİLLERİ KAHRAMAN İLAN ETMEK VİCDANSIZLIKTIR”

    Yazılı açıklama yapan AABK, “Elinde yüzlerce canın kanı olan katillere methiyeler düzmek, buradan da siyasi rant elde edilebileceğini düşünmek, en hafif deyimle; vicdansızlıktır” diyerek, şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye’de, Alevi köylerinde karakoldan ezan okutulurken, partiler kapatılırken, vekiller Meclis’te tutuklanırken, bir imza ile İstanbul Sözleşmesi iptal edilirken, ülkenin en yüksek puanı ile girilebilinen Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri terörist ilan edilirken, Corona ile mücadele ve aşılamada sınıfta kalınırken, öğrencilerin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin evleri basılırken, biraz itiraz edenin hayatı mahvedilirken, gazeteciler, siyasetçiler dövülürken, AİHM kararları uygulanmazken, kadınlara adeta orta çağ kuralları dayatılırken, Alevilere, Kürtlere, Ermenilere, Romanlara, LGBTİ’lere, İnsan Hakları Savunucularına, aydınlara, ülkenin ötekilerine vebalı muamelesi yapılırken, memleketin bu hale gelmesinden, kaos ve katliamlardan sorumlu olan faşist, ırkçı, Türk-İslam ideolojisi ve zihniyetinden beslenen bir çok isimden övgü ile söz ederek, basına ve kamuoyuna açıklama yapılmasına, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak itirazımız var.”

    “ALEVİLERİN KATİLLERİNİ, SAYGIN KİŞİLER OLARAK TOPLUMA TEKRAR PAZARLAMAK VİCDANSIZLIKTIR”

    Toplumda umut, direnç, aydınlanma damarını güçlendirmek yerine, ülkenin koşar adım totaliter rejime gittiğinin ifade edildiği açıklamanın devamında, “Demokrasinin tabutuna son çivinin çakıldığı şu günlerde, geçmişten günümüze ülkeye yayılan dalga dalga kötülüğün sorumlularına, elinde yüzlerce Canın kanı olan katillere methiyeler düzmek, Alevilerin katillerini, Maraş’ın, Çorum’un, Sivas’ın, Gazi’nin sorumlularını kahraman ilan etmek, saygın kişiler olarak topluma tekrar pazarlamak, buradan da siyasi rant elde edilebileceğini düşünmek, en hafif deyimle; vicdansızlıktır” cümlelerine yer verildi.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK, KİRLİ İLİŞKİLERE ONAY VERMİYOR VE SESSİZ KALMIYORUZ”

    Açıklamada, “Tüm ötekilerin oylarıyla seçilen, belediye başkanları ve parti yöneticileri boy boy resim vererek, kamuoyunda Alevilerin, Kürtlerin, devrimcilerin, sol-sosyalistlerin, kısacası tüm ötekilerin katliamlarından sorumlu bu şahıslardan övgü ile söz etmesi, başta kayıp yakınları olmak üzere, vicdanı olan herkesin kanayan yarasına tuz basmaktır” vurgusuna yer verilerek, “Bundan dolayı, akrabalarımızın, arkadaşlarımızın, bu ülkenin aydınlık yüzlü insanlarının katillerini aklamanızdan, demokrasinin yılmaz bekçileri gibi göstermenizden endişe duyuyoruz. Alevi kurumları olarak, asla kabul edilemeyecek bu tür politik varyasyonlara, kirli ilişkilere onay vermiyor ve sessiz kalmıyoruz. Katliamlara adı karışmış kişi, örgüt ve partilerle yan yana duranları, onları işledikleri suçlardan aklamaya kalkanları, en az o katiller kadar sorumlu tutuyoruz. Herkesten vicdan terazisini bozmadan, sorumluluklarının gereğini yerine getirmesini bekliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ötekilerin Sesi dergisinin gelirleri Erenler Cemevinin yapımı için kullanılacak

    Ötekilerin Sesi dergisinin gelirleri Erenler Cemevinin yapımı için kullanılacak

    PİRHA-Yörük Selimliler Platformu tarafından çıkarılan Ötekilerin Sesi adlı derginin ikinci sayısı çıktı. Derginin bu sayısından sağlanacak tüm gelirler Maraş’ta yapılan Erenler Cemevi’nin yarım kalan bölümleri için kullanılacak.

    Avrupa’da kurulan Yörük Selimliler Platformu tarafından çıkarılan Ötekilerin Sesi adlı derginin ikinci sayısı okuyucuya ulaştı. Derginin bu sayısından sağlanacak tüm gelirlerin Maraş’ta 2015 yılında yapımına başlanan Erenler Cemevi’nin yarım kalan işleri için kullanılacak.

    Yürütülen kampanya hakkında konuşan Erenler Cemevi Başkanı Müslüm İbili, yardımlaşma fikrinin İstanbul’daki Yörük Selimliler Derneği ile Avrupa’da yaşayan Yörük Selimliler tarafından oluştuğunu belirtti.

    “Kendisini mazlum, ötekileştirilmiş hissedenlerle ilgili yazı ve düşünceleri anlatan bir dergi” diyen İbili, şiirden, sanata birçok türün de dergide yer aldığını aktardı.

    Alevi inancına yönelik de yazıların dergide yer bulduğunu söyleyen İbili, ikinci sayıya ulaşmak isteyenler için kargo ile ulaşımın sağlanabildiği bilgisini de verdi. İbili, dergi için bir fiyat biçilmediğini de vurgulayarak “Bu çalışma maddi değil; cemevine yardım olması dolayısıyla kim ne kadar lokma verirse kabulümüzdür” dedi.

    7 YILLIK İNŞA SÜRECİ

    İbili, cemevinin ısınma sisteminin yapımı için maddi desteğe ihtiyaçları olduğunu da belirtti. İbili, “Cemevimizi bir an önce faaliyete geçirmek istiyoruz. Binanın tavan kısımları ve ısınma sisteminin bir an evvel yapılması gerekiyor. Bu zamana kadar cemevinin inşası için hep lokmalar topladık. Erenler Cemevi imece usulüyle yapılan bir cemevidir” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • St. Pölten Cemevi’nin satış tarihi netleşti

    St. Pölten Cemevi’nin satış tarihi netleşti

    PİRHA-Avusturya’daki St. Pölten Cemevi  borç nedeniyle 10 Mart 2021’de açık artırma ile satışa çıkarılacak.

    St. Pölten Cemevi’nin borçları sebebiyle satışa çıkarılacağı tarih belli oldu. Cemevi Başkanı Mehmet Mercan ve Yönetim Kurulunun, işletim hataları sonucu cemevinin 10.03.2021 tarihinde saat 09:00’da St. Pölten Adliyesi’nde açık artırma ile satılacağı duyuruldu. Açık artırma ilanı devletin resmi internet sitesinde de yayımlandı.

    welgmedya.com sitesinde konuya dair paylaşılan bilgilerde ise asıl sorumluların cemevi başkanı Mehmet Mercan ve cemevi yönetiminin olduğu vurgulandı.

    “St.Pölten Cemevinin icra yolu ile satışa çıkarılmasına neden olan şahıslar Alevi toplumuna en büyük ihaneti yapmışlardır” denilen açıklamanın devamında şu bilgiler paylaşıldı:

    “Mehmet Mercan, banka ödemlerinin sorunsuz yapıldığını söylemişti. Daha sonra mahkeme kararı ortaya çıkınca; AABF’nin Mehmet Mercan ile yaptığı görüşmede, AABF’nin parasal sorunu çözdüğünü ‘eğer siz alamıyorsanız bırakın biz alalım’ demişti. ‘Dergahımızın yarın icra yolu ile başka birilerine satılmasının sorumluluğunu AABF kabul etmiyeceği’ belirtilmişti. Buna karşın Mehmet Mercan, toplantıda kredi sorunun çözüldüğünü yakında krediyi ödeyeceklerini söylemişti.”

    “AVRUPA’NIN İLK RESMİ CEMEVİ”

    Avrupa’nın ilk resmi cemevi binası olan St. Pölten Cemevi bahçesinde Hünkar Pir Sultan ve Yunus Emre’nin heykelleri bulunuyor.

    St.Pölten Cemevi’nin 10 Mart’ta icra yolu ile açık artırmaya sunulacak olması ‘Aleviler için büyük bir acıdır!’ şeklinde yorumlanırken, yapılan açıklamada “Cemevini Alevi toplumunu bölerek bu duruma getiren St. Polten Cemevi Başkanı Mehmet Mercan ve yönetimi Alevi topluma hesap vermelidir” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Türkiye’deki Alevi örgütlerinde kadın yok sayılıyor’-VİDEO

    ‘Türkiye’deki Alevi örgütlerinde kadın yok sayılıyor’-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadın hareketinin Türkiye’de güçlenememesini değerlendiren Aysel Kılavuz ve Aysel Demir, Alevi inancında kadının yeri belliyken, örgütlenmede yok sayıldığını belirttiler. Kılavuz ve Demir, “Cinsler arasındaki ayrımcılık konusunda Alevi örgütlenmesinin ciddi bir şekilde eğitim çalışmalarına yönelmesi gerekiyor” diye konuştular.

    Alevi inancının bugünlere taşınmasında başat rol oynayan kadın gerçekliği kentleşen Alevilik içerisinde görünür düzeyde azalmış durumda. Kadınları mutfakla sınırlayan anlayış, kadının Alevi inancındaki yerini de sarsmış durumda.

    Aleviliğin anayurdu olan Mezopotamya ve Anadolu’da durum böyleyken, yoğunluklu olarak 70’li yıllarla başlayan göçle Avrupa’ya yerleşen Alevi kadınlar geldiğimiz dönemde bir çok ülkede kendi öz örgütlülüğünü oluşturmuş durumda. Eşit başkanlık sistemiyle de, Avrupa Alevi örgütlenmesinde yer alan Alevi kadınlar, Avrupa ve Türkiye’de bir çok çalışmada öncülük yapıyor.

    Türkiye’de ise Alevi örgütlenmesinde kadının adı okunmayacak düzeyde. Bir çok Alevi kurumunda yerelden merkeze kadar Alevi kadınlar sınırlı sayılarda kalırken, Genel merkezlerde kadın yönetici yok denecek kadar az. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanlıkla yönetilirken, diğer kurumların genel başkanları kurulduğu günden bu yana erkekler tarafından yönetiliyor.

    “ALEVİLİKTE ÇIRAYI YAKAN, LOKMAYI PİŞİREN, DUAYI VEREN KADINDIR”

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan ve uzun yıllar Avrupa’da Alevi çalışmalarında yer almış Aysel Kılavuz, Avrupa’daki örgütlenmenin uzun bir emek sonucu bu düzeye geldiğini belirterek, “Anaerkilden gelen bu inancı, kültürü bu kadim topraklara tohumu atan kadındır. Yani bu çırayı yakan kadın, lokmayı pişiren kadın, duayı veren kadındır. Her perşembe günü çırayı yakan kadındır. Geçmişte de öyleydi bugün de öyle. Kadınlar birbirine destek olmalı. Ancak öyle güçleniriz” dedi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLENMESİNDE KARAR VERİCİ MEKANİZMALAR ERKEKLERDEN OLUŞUYOR”

    Aysel Demir ise, Alevi örgütlenmesinde karar verici mekanizmaların erkeklerden oluştuğunun altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu sistemde belki normal karşılanıyor ama inancımızın özüne baktığımızda inanç bunu böyle söylemiyor. Can kadını ve erkeği ayrı değerlendirmiyor. Demek ki pratikte yanlışlar yapılıyor ve gerçekten de yaklaşım çok önemli. Avrupa boyutunda uzun mücadeleler sonucu erişilen bir başarı Türkiye’de olur mu? Ben Türkiye’den yana çok da umutlu değilim. Çünkü Türkiye’de Alevilerin de ulaşmak istedikleri elde etmek istedikleri haklar, demokratik haklardan bağımsız değil. Burada demokrasi mücadelesi yükseldiği oranda kadın mücadelesi de yükselecektir. Dolayısıyla da Alevi mücadelesini bütün bu mücadele boyutlarından ayrı düşürmek hata olur.”

    Alevi kadın hareketinin önünde en büyük engelin erkek eril zihniyetin olduğunu vurgulayan Demir, “Şimdi buna dokunduğunuzda bir panik oluşuyor. Cinsler arasındaki ayrımcılık konusunda Alevi örgütlenmesinin ciddi bir şekilde eğitim çalışmalara yönelmesi gerekiyor. Bunun başka reçetesi yok” diyerek sözlerini tamamladı.

    Diren KESER/MERSİN 

     

  • Özen’den Aydınlık’a tepki: Güneşin doğmasını engellemek için çırpınan karanlık sevdalıları

    Özen’den Aydınlık’a tepki: Güneşin doğmasını engellemek için çırpınan karanlık sevdalıları

    PİRHA- Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nda Alevilerin bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesinin ardından Aydınlık gazetesi nefret dili kullanarak, “Almanya’nın Aleviler üzerinden bölücülük planı” manşetiyle haber yaptı. Aydınlık’a tepki gösteren HDP Milletvekili Zeynel Özen, “Bugün Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde doğan güneş, yarın bir gün elbet Alevilerin kendi kadim topraklarında da doğacaktır. Güneşin doğmasını engellemek için çırpınan karanlık sevdalısı tüm gerici faşist güruhlar her daim kaybetmeye mahkumdur” dedi.

    Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nda 10 Aralık 2020’de Alevileri bir inanç topluluğu olarak tanıma kararı alındı. Alevi kurumları ve yurttaşlar tarafından büyük bir sevinçle karşılanan tanıma kararı bazı kesimleri de rahatsız etmiş durumda.

    Aydınlık gazetesi, ‘‘Almanya’nın Aleviler üzerinden bölücülük planı: PKK bitiyor AABF verelim‘‘ başlığı ve yorumlarıyla nefret dilini öne çıkardı.

    “TÜRK-İSLAMCI EGEMEN AKILDA İNFİAL ETKİSİ YARATTI”

    Bu duruma tepki gösteren ve uzun yıllar Avrupa Alevi Hareketi içinde emek vermiş olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, AABF’nin 30 yıllık örgütlü mücadelesinin bir sonucu olarak, Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nun Alevileri kamu yararına bir inanç topluluğu olarak tanıma kararı almasının, Türk-İslamcı egemen akılda infial etkisi yarattığını belirtti.

    “GÜNEŞ, BİR GÜN ELBET ALEVİLERİN KENDİ KADİM TOPRAKLARINDA DA DOĞACAKTIR”

    “Almanya’da yaşayan Alevilerin yurttaşlık hakkı olan bu kazanımlarını kriminalize etmeye çalışan, bu egemen aklın kontra artıkları yaptıkları tetikçi haberlerle her dönemki karanlık misyonlarını yerine getirmekteler” diyen Özen, şunları dile getirdi:

    “Türk-İslamcı egemen devlet aklının fırıldak piyonları, Alevilerin ana vatanında tanınmayan en temel yurttaşlık haklarının başka bir ülkede tanınmasını, tekçi faşist statükolarını sarsacak bir tehlike olarak görmekteler. Dünya’nın her yerinde kaybeden ve kaybetmeye mahkum olan faşistler, bugüne kadar tüm haklarını gasp ettikleri tüm mazlum halklardan korkmaktalar. Tabi ki itler istedi diye güneş doğmaktan vazgeçmez. Bugün Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde doğan güneş, yarın bir gün elbet Alevilerin kendi kadim topraklarında da doğacaktır. Güneşin doğmasını engellemek için çırpınan karanlık sevdalısı tüm gerici faşist güruhlar her daim kaybetmeye mahkumdur.”

    Özen son olarak, “Geçmişten günümüze değin 30 yıldır yapılan hizmetlerle Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu’nda Alevilerin bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesini sağlayıp, ceberut iktidarın yardakçılarını oturdukları yerlerden zıplatan, tüm can yoldaşlarımı tebrik eder, hizmetlerinin hak katına yazılmasını dilerim” diye belirtti.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Türkiye, Avrupa’nın en büyük plastik atık çöplüğü

    Türkiye, Avrupa’nın en büyük plastik atık çöplüğü

    PİRHA-Avrupa’dan Türkiye’ye geri dönüşüm için getirilen tonlarca plastik atık, yasa dışı dökümler nedeniyle doğada çöp dağları oluşturuyor. Çöp yığınları arasında Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerine ait pek çok markanın ambalajlarını görmek mümkün.

    Avrupa ülkeleri, yeşil politikalarına rağmen hala plastik atıkların üçte birinden daha azını geri dönüştürebiliyor. Geride kalan plastikler ise ya yakılıyor ya da gömülüyor. Geri dönüştürülebilen atıkların ancak yarısı üye ülkeler tarafından dönüştürülebiliyor. Diğer yarısı ise geri dönüşüm için farklı ülkelere gönderiliyor.

    Çin, Ocak 2018’den itibaren yurt dışından plastik atık alımını durdururken, Türkiye, Avrupa’nın çöplerinin toplandığı ülke konumuna geldi.

    Eurostat verilerine göre, Türkiye’nin Avrupa’dan aylık plastik atık ithalatı, 2016-2019 yılları arasında on kat artış gösterdi. Geçtiğimiz yıl ise Türkiye, Avrupa’nın ihraç ettiği plastik atıkların yaklaşık dörtte birini aldı.

    Geri dönüşüm firmaları, plastik çöp ithalat hacminin daha da artması gerektiğini savunsa da atıkların çevreye verdiği zararı görmezden gelmek zor. Yasa dışı dökülen çöpler, özellikle Türkiye’nin güney bölgelerinde pek çok çöp dağı yaratmış durumda.

    Avrupa ülkelerinin çöplerinin toplanması için ödediği para düşünüldüğünde, Türkiye firmaları için atıkları geri dönüştürmektense, doğaya boşaltmak finansal anlamda cazip bir hamle olarak öne çıkıyor.

    Interpol, geçtiğimiz ağustos ayında uluslarası yasa dışı plastik atık ticaretinin artması konusunda uyarıda bulunmuştu. Çevre aktivistleri ise bu plastik atıkların doğaya dökülmesi veya yakılmasının gezegene verdiği zarara dikkat çekiyor.

    Kaynak: Euronews

  • Mat: Sadece yönetilen değil, yönetmeye de talip olan bir toplum olmak istiyoruz

    Mat: Sadece yönetilen değil, yönetmeye de talip olan bir toplum olmak istiyoruz

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Anayasal olarak tanınmak istiyorsanız, bunun adı siyasettir. Çünkü bu bir siyasi taleptir” dedi. Alevilerin artık sadece yönetilen değil, yönetmeye de talip olan bir toplum olmak istediklerini belirten Mat, 0tuz yıllık mücadelede çok büyük kazanımlar elde ettiklerini kaydetti. Mat, “Büyük emeklerle elde ettiğimiz kazanımlarımıza, başarılarımıza ve birliğimize zarar verecek tek bir adım bile atamayız” ifadesini kullandı. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medyadan paylaştığı “Aleviler, Güçbirliği, Demokrasi Platformu ve Siyaset Üzerine” başlıklı yazısında, “Anayasal olarak tanınmak istiyorsanız, bunun adı siyasettir. Çünkü bu bir siyasi taleptir. Siyasi kararlar ise parlamentoların onayı ile alınır” dedi.

    Mat, bunu şöyle açıkladı:

    “Siz; hak, hukuk, adalet mücadelesi veriyorsanız, talepleriniz varsa, doğal olarak muhatabınız anayasada belirtilen kurallar ve kuralları uygulamakla yükümlü olan karar vericilerdir. Yani anayasaya göre; devletin kurumlarını yönetmek amacıyla seçilen siyasetçiler ve atanan bürokratlardır. Bu da sizin bağımsızlık çizginize zarar vermeden, ilkelerinizle bağdaşan ve kendi siyasetinizi yapmak koşuluyla; hem hukuksal, hem de siyasal bir mücadele vermeniz anlamına geliyor. Aynen Pir Sultan Abdal, Hace Bektaş Veli, Baba İshak, Baba İlyas, Şeyh Bedrettin, Seyit Rıza’nın kendi dönemlerinde devleti yönetenlerden siyasi talepleri olduğu gibi.”

    “Avrupa’da taleplerimizi devleti yöneten siyasi muhataplarımıza ve yetkili kurumlara doğal olarak iletiyoruz. Parlementoların verdikleri kararlarla haklarımızı elde ediyoruz.” diyen Mat, “Bu amaçla etkinliklerimize bakanları, milletvekillerini, belediye başkanlarını, parti meclis üyelerini davet ediyoruz. Sonuç itibariyle, ‘siyaset sonuç alma sanatıdır.’ Bize siyasete sırtını dönmüş, hiç ilişkisi olmamış bir inanç toplumu ya da sivil toplum kuruluşu gösterebilir misiniz? Avrupa siyasetinde en etkili olan sivil toplum kuruluşlarının başında kiliseler gelir. Varolan bu gerçekliğe sırtını dönmek hem kendini, hem de geçmişini inkâr etmek ve hep başkaları tarafından yönetilmeyi kabul etmektir. Kaderinizi, geleceğinizi başkalarının inisiyatifine terk etmektir. Bu kabul edilebilecek bir bakış açısı asla alamaz” ifadelerini kullandı.

    “ARTIK SADECE YÖNETİLEN DEĞİL, YÖNETMEYE DE TALİP OLAN BİR TOPLUM OLMAK İSTİYORUZ”

    Mat, “Oysa biz kaderimizi de, geleceğimizi de, tarihimizi de kendimiz yazmak istiyor ve hedefliyoruz. Geçmişte yaşadığımız katliamlar, acılar, hakaretler, dışlanmalar bizim kaderimiz, alın yazımız asla olamaz. Artık sadece yönetilen bir toplum değil, yönetmeye de eşit koşullarda talip olan bir toplum olmak istiyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu gerçekler ortada dururken Alevi kurumları siyaset yapamaz yaklaşımı kabul edilir bir gerçeklik olamaz. Sürecin ve gerçekliğin doğasına da aykırıdır. Tabii ki siyaset yapacağız. Ama kendi siyasetimizi. Bağımsız çizgimizden asla taviz vermeden siyaset yapacağız. Hiç bir siyasi partinin, toplumun, kişinin gölgesinde, arka bahçesinde, etkisinde kalmadan, hiçbir fraksiyonel iç çatışmalara malzeme olmadan siyaset yapacağız. Hak ve hakikat aşkına, hak, hukuk, adalet aşkına, insan, doğa ve çevre aşkına, Yol rehberlerimiz olan; ulularımızın, pirlerimizin, erenlerimizin, âşıklarımızın, ozanlarımızın yürüdüğü yolda, bizler de ikrar vererek yürümeye devam edeceğiz.”

    “AVRUPA’DA DA YAŞAM HAKKIMIZ TEHDİT VE TEHLİKE ALTINDA”

    “Diasporada yaşayan Aleviler olarak, yaşadığımız ülkelerde de birçok sorun yaşıyoruz” diyen Mat şunları ifade etti.

    “Son dönemlerde göçmen olmaktan kaynaklı uyum politikaları ve siyasete malzeme edilmesi, mülteci sorunları, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, yabancıların meslek ve iş sorunu gibi can alıcı sorunlar her geçen gün daha da artıyor ve karşımıza çıkıyor. Bu olumsuz gelişmeler tehlikeli bir hal almaya başladı. Ayrıca, Avrupa’da sağ partilerin yükselişte olması ve güçlü bir şekilde parlamentolarda yer almaları oldukça düşündürücü ve kaygı verici bir duruma geldi.

    Bizim Avrupa ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelmek ve bu sorunlar karşısında ortak tutum sergilemek gibi son derece önemli görevlerimiz ve sorumluluklarımız var. Daha bu yıl Hanau şehrinde yabancılara yönelik yapılan katliam ortada. Birçok masum insan katledildi. Avrupa’nın ortasında yaşanan bu katliam ilk olmadığı gibi son da olmayacak. Avrupa’da da yaşam hakkımız tehdit ve tehlike altında. Artık bu gerçeği görmek zorundayız.

    “TÜRKİYE’Yİ KURTARALIM DERKEN AVRUPA’DAKİ MEVZİLERİ KAYBEDEBİLİRİZ”

    Bu can alıcı gerçeklikten yola çıkarak ittifak, güçbirliği ya da demokrasi platformu denildiğinde sadece akla Türkiye gelmemeli. Türkiye endeksli ve yönünü cemalini sadece Türkiye’ye çeviren bir bakış açısı eksik kalmakla birlikte, kendi içinde de ciddi sorunlara neden oluyor. Türkiye’yi kurtaralım derken, Avrupa’da elde ettiğimiz mevzileri kaybedebiliriz. Böyle bir sonucun yaşanması tarihimize ve son otuz yıllık mücadelemize yapılacak en büyük haksızlık olur. Bu nedenle Avrupa koşullarına, gerçekliğine ve ihtiyacına uygun, demokrasi paydasında sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları, siyasi partileri, kiliseleri ve diğer toplumsal kurumların bir araya gelmesi, daha geniş tabanlı ve yelpazenin daha kapsayıcı bir güçbirliğine, demokrasi platformuna daha çok ihtiyaç duyulduğunu söyleyebiliriz. Bu perspektifle oluşturulacak güçbirliği, demokrasi platformu hem Avrupa’da, hem de Türkiye’de yaşanan haksızlıklar karşısında daha güçlü bir yapı oluşturacaktır. Bu yönde girişimlerimizi önümüzdeki dönemlerde daha da yoğunlaştırmamız gerekiyor.

    “AVRUPA’DA OTUZ YILLIK MÜCADELEDE ÇOK BÜYÜK KAZANIMLARA VE BAŞARILARA İMZA ATTIK”

    Ayrıca, güçbirliği, demokrasi platformu gibi çalışmalar yürütülürken, bizim açımızdan şunun da açıkça bilinmesi gerekiyor. Avrupa’da otuz yıllık hak temelli mücadelemizde çok büyük kazanımlara ve başarılara imza artık. Cemevlerimiz çok büyük emek ve fedakârlıklarla satın alındı. Aleviliğin tanınması, Alevilik Dersleri, Hak Eşitliği Anlaşmaları, Üniversitelerde kürsüler gibi tarihimizde hiç bir dönem, dünyanın hiç bir ülkesinde elde edemediğimiz kazanımlarımızı elde etmeyi başardık. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar düzeyinde organize edilen tüm zirvelerde temsil ediliyoruz. Avrupa’da prestiji yüksek, saygınlığı ve imajıyla en önemli sivil toplum kuruluşları arasında gösteriliyoruz. Birinci görevimiz ve sorumluluğumuz elde ettiğimiz kurumsal resmi statümüzü korumak ve buna paralel olarak değerlerimize, ilkelerimize ve de kazanımlarımıza dört elle sarılmak, göz bebeğimiz gibi bakmak, korumak ve geleceğimiz olan yeni kuşaklara aktarmaktır.

    “KAZANIMLARIMIZA, BAŞARILARIMIZA, BİRLİĞİMİZE ZARAR VERECEK TEK BİR ADIM BİLE ATAMAYIZ”

    Otuz yıllık haklı ve onurlu mücadelemiz sonucunda büyük emeklerle elde ettiğimiz kazanımlarımıza, başarılarımıza ve birliğimize zarar verecek tek bir adım bile atamayız. Kurumumuzu bilinmez maceralara sürüklemeyiz. Birileri istiyor, mutlu olacak diye, birileri meclise gidecek diye hareket edemeyiz. “Kendisine faydası olmayanın, başka birine de faydası olamaz” gerçekliğinden yola çıkarak, önceliğimiz ayakta kalmak, gücümüzü, birliğimizi ve beraberliğimizi her koşulda korumak ve yaşatmak olacaktır. Bu tarafsız olacağımız anlamına gelmiyor.
    Uçan bir kuşun kanadı kırılsa yere düşse kendimize dert edinir, bir tutum ortaya koyarız. Hızır misali el uzatırız. Özellikle AKP’nin iktidar olmasıyla birlikte artan haksızlığın, hukuksuzluğun, faşizmin karşısında tarafımızı, tavırımızı ve tutumumuzu her koşulda ve her yerde çok net bir şekilde ortaya koyduk.
    Bundan böyle de tarihimizin her döneminde, pirlerimiz ve taliplerimiz nasıl haksızlığa uğrayan mazlumların yanında, haksızlık yapan zalimlere karşı mücadele ettiyse, biz de bu tarihin mirasçıları olarak tarihsel duruşumuza ve mücadelemize sahip çıkılarak yolumuza devam edeceğiz. Bozatlı Hızır hak ve yaşam mücadelesi veren tüm mazlum halkların yanında olsun.
    Hak ve hakikat yolu bizi doğruluktan ve vicdanlı davranmaktan alıkoymasın.”

    PİRHA/ İSTANBUL
  • Avrupa’dan da sert tepki: Aleviliği Şiilikle özdeşleştiren bir anlayışa Pirimizin adına ödül verilemez!

    Avrupa’dan da sert tepki: Aleviliği Şiilikle özdeşleştiren bir anlayışa Pirimizin adına ödül verilemez!

    PİRHA- Türkiye’nin ardından Avrupa’dan çok sayıda Alevi kurumu, 27. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün İslam Alevi Teşkilatı’nın kuruluşu olan Hızır Avusturya’ya verilmesine sert tepki gösterdi. Yapılan ortak açıklamada, “Son dört yıldır Alevilerin asimilasyonuna neden olacak, Irak ve İran gezilerini Alevi kadınlarına kara çarşafı giydirme pahasına düzenleyen İslam Alevi kuruluşuna, 27. Hacı Bektaşı Veli Barış ve Dostluk Ödülü’nün verilmesini Alevilik adına zul addediyoruz” denildi. 

    Türkiye’deki büyük 6 Alevi federasyonu ve vakfının tepki göstermesinin ardından Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na bağlı Kıbrıs Alevi Dernekleri ve Avrupa’dan da 15 Alevi kurumu ortak yazılı açıklama yaptı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Avrupa Alevi Gençler Birliği, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Belçika Alevi Birlikleri Federasyonu, Britanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu, İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu, Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu, İtalya Alevi Dernekleri, Kıbrıs Alevi Dernekleri, Romanya Alevi Dernekleri ve Norveç Alevi Dernekleri ortak yazı açıklamayla, “Bu sene 27’ncisi verilecek olan Hacı Bektaş-ı Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün, Avusturya İslam Alevi Teşkilatı’na bağlı “Hızır Avusturya” isimli kuruma verileceğini duymamız bizi derinden yaralamıştır. Çünkü burada adına atıfta bulunulan “Hızır” bizim inancımızın kutsalı Bozatlı Hızır’ımız değil, Yol’dan çıkıp pirini idama yollamaktan çekinmeyen egemenin Hızır Paşa’sıdır” dedi.

    “BİZİ DERİNDEN YARALADI ÇÜNKÜ…” 

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bu sene 57. Ulusal ve 31. Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Ekinlikleri’nin heryıl olduğu gibi geleneksel olarak 15-18 Ağustos Tarihleri arasında yapılıyor olması ve etkinliğin Alevi Bektaşi kurumları ile pandemi sürecine rağmen gerçekleştiriliyor olması bizleri mutlu kılmaktadır.

    Ancak, bu sene 27’ncisi verilecek olan Hacı Bektaş-ı Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün, Avusturya İslam Alevi Teşkilatı’na bağlı “Hızır Avusturya” isimli kuruma verileceğini duymamız bizi derinden yaralamıştır. Çünkü burada adına atıfta bulunulan “Hızır” bizim inancımızın kutsalı Bozatlı Hızır’ımız değil, Yol’dan çıkıp pirini idama yollamaktan çekinmeyen egemenin Hızır Paşa’sıdır.

    Avrupa’da Aleviliğe Türk-İslam sentezini dayatan, özellikle kayıtlı olduğu Avusturya’da Alevi Kültür Merkezleri’nin kapatılması için birçok başvuruda bulunan, nitekim ilgili Bakanlıklara, 22’den fazla örgütlenmesi olan Avusturya Federasyonu’muzun kapatılması ve bu kurumlarda Alevi ritüellerin derhal durdurulmasına yönelik başvurularda bulunan ve Alevi ismini patentleyerek kendisinden başkasının bu ismi kullanmasını yasaklayan ve Alevi ismi kulanan kurumlara şantaj uygulayan bir kuruluşa verilemez.

    “ALEVİLİĞİ ŞİİLİKLE ÖZDEŞLEŞTİREN BİR ANLAYIŞA PİRİMİZİN ADINA ÖDÜL VERİLEMEZ!”

    Aleviliği Şiilikle özdeşleştiren bir anlayışa, başta Avusturya ABF olmak üzere, AABK’ya bağlı kurumlarımızı ve yöneticilerini bulundukları ülkelerde “terörist yapılardır” diye ihbarlarla kapatılması için şikayet eden bir kuruluşa pirimizin adına ödül verilemez.

    “ALEVİLİK ADINA ZUL SAYARIZ”

    Hünkâr’ın “Her ne arar isen kendinde ara, Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir” sözünden bir ders çıkarmayarak son dört yıldır Alevilerin asimilasyonuna neden olacak, Irak ve İran gezilerini Alevi kadınlarına kara çarşafı giydirme pahasına düzenleyen islam Alevi kuruluşuna, 27. Hacı Bektaşı Veli Barış ve Dostluk Ödülü’nün verilmesini Alevilik adına zul addediyoruz.

    “BELEDİYE BAŞKANINA UYARILARDA BULUNUP, TÜM YAZILI BELGELERİ İLETTİK”

    Hünkarın ismini taşıyan Barış ve Dostluk Ödülü’nün, özellikle içinden geçtiğimiz bu çok ağır koşullarda, onun geleneğine uygun bir çizgide verilmesinin sorumluluğu, bugün her zamankinden çok daha büyüktür ve son 30 yıldaki Alevi mücadelesini temsil eden bizler, Hacıbektaş Belediyesi’nden bu duyarlılığı beklediğimizden dolayı Belediye Başkanına tüm uyarılarda bulunup, gerekli tüm yazılı belgeleri ilettik.

    “ALTIOK’UN BU KARARINDAN DÖNMEMESİ TÜM CANLAR İÇİN HAYAL KIRIKLIĞIDIR”

    Alevi kurumları, kanaat önderleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının uyarılarına rağmen Hacıbektaş Belediye Başkanı Sayın Arif Yoldaş Altıok’un bu kararından dönmemesi ise duyarlı tüm canlar için tam bir hayal kırıklığıdır.

    Konuya dair müsahip Alevi kurumlarımız ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU, ALEVİ DERNEKLERİ FEDERASYONU, ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU, HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI, ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEKLERİ’nin doğrudan yana almış oldukları tavrı selamlıyoruz. Birliğimiz daim olsun.

    Serçeşme’mizin adına verilecek ödül, park parası karşılığı satılacak veya Hızır Paşa’ların yolundan gidenlerin sırtının sıvazlanacağı bir araç derecesine indirgenemez. Aşk ile.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Aleviler, Avrupa’da Turgut Öker için ‘Adalet Nöbeti’ndeydi – VİDEO

    Aleviler, Avrupa’da Turgut Öker için ‘Adalet Nöbeti’ndeydi – VİDEO

    PİRHA – Aleviler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde hakkında yurtdışına çıkış yasağı olan AABK Onursal Başkanı Turgut Öker’in 18 Haziran’da görülecek duruşmasına dikkat çekmek için ‘Adalet Nöbeti’ndeydi. Türkiye’deki adaletsizliğie dikkat çekilen açıklamada, mücadele vurgusu yapıldı. 

    Haberin Videosu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker’in, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı olduğu dönemde yaptığı konuşma ve açıklamalardan dolayı, hakkında açılan birden fazla dava var. Tüm duruşmalarına katılmasına rağmen, Öker‘e yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

    Öker’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği ve örgüt üyeliği iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması 18 Haziran’da Kartal Anadolu Adliyesi’nde görülecek.

    Duruşma öncesi davaya dikkat çekmek amacıyla Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB ) ve Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB ) Avrupanın çeşitli ülkelerinde bir araya gelerek ‘Adalet nöbeti’ tuttu.

    “TÜRKİYE’DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YOK”

    Almanya’nın Köln kentinde bir araya gelen Aleviler, Turgüt Öker’in dövizlerini taşınarak, ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’ sloganı atıldı.

    Yapılan konuşmalarda Türkiye’deki adaletsizliğe dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’deki demokratik hakların gasp edilmesini kınandı. Hukuk ve demokrasinin ayaklar altına alındığı belirten konuşmacılar, “Erdoğan rejiminin emirlerine ve çıkarlarına karşı çıkan insanlara nefes alma hakkı yok. Fikir özgürlüğü, basın özgürlüğü, çoğulcu yaşam özgürlüğü ve din özgürlüğü yok. Türkiye’de yasakların tamamı keyfidir” ifadeleri kullanıldı.

     

     

  • Aleviler, Avrupa ülkelerinde ‘Adalet Nöbeti’ tutuyor

    Aleviler, Avrupa ülkelerinde ‘Adalet Nöbeti’ tutuyor

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB ) ve Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB) üyesi Aleviler, hakkında yurtdışına çıkış yasağı olan AABK Onursal Başkanı Turgut Öker’in 18 Haziran’da görülecek duruşması öncesinde 13 Haziran’da Avrupa’nın her yerinde  ‘Adalet nöbeti’ tutacak. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker’in, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı olduğu dönemde yaptığı konuşma ve açıklamalardan dolayı, hakkında açılan birden fazla dava var. Tüm duruşmalarına katılmasına rağmen, Öker‘e yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

    Öker’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği ve örgüt üyeliği iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması 18 Haziran’da Kartal Anadolu Adliyesi’nde görülecek.

    Duruşma öncesi davaya dikkat çekmek amacıyla Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AAKB ) ve Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB ) Avrupanın tüm kentlerinde ‘Adalet nöbeti’ tutacak.

    Adalet nöbeti, 13 Haziran Cumartesi günü saat 14:00 – 16:00 arasında tutulacak.

    “ÖKER’E AÇILAN DAVALARLA ALEVİLER YARGILANIYOR”

    Alevilere yapılan haksızlıklara ve Öker’in duruşmasına dikkat çekilen açıklamada şunlar belirtildi:

    Turgut Öker, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanlığı döneminde yaptığı konuşma ve açıklamalardan dolayı hakkında davalar açılıyor. Alevilerin haklı taleplerini dile getiren, hak ihlallerine karşı mücadele eden onursal başkanımıza yönelik açılan davalar ile Aleviler ve kurumlarımız yargılanıyor.”

    Şu ülke ve şehirlerde Adalet Nöbeti tutulacak yerler:

    ALMANYA

    Köln – Hauptbahnhof

    Hannover – Opernplatz

    Frankfurt – Pauluskirche

    Ludwigsburg – Marktplatz

    Mannheim – Paradeplatz

    Giessen – Kirchplatz

    Bremen – Hauptbahnhof

    Hamburg – Goethestr – Grosse Bergstr

    Ulm – Ulmer Marktplatz

    Mainz – Schillerplatz

    AVUSTURYA

    Viyana – Platz der Menschenrehte 7. Bezirk, Wien Museumsquatier

    Inssbruck – Oberösterreich Landesmuseum Inssbruck Museum strasse 15

    Linz – Oberösterreich

    FRANSA

    Strasbourg – Place Kleber

    Lyon – Place Bellecour

    Esonne – Place des droits de l’homme et du citoyen

    Bordeaux – Places dela victoire

    Nantes – Places du Comerce

    Paris – Pak Merkez

    Morbihan – Lorient AKM

    DANİMARKA

    Ringsted – Torvet

    İSVİÇRE

    Zürih – Stauffacherplatz

    BRİTANYA

    Londra – BAF Yerleşkesi

     

  • Avrupa’da 30 milyon kişinin işsiz kalması gündemde

    Avrupa’da 30 milyon kişinin işsiz kalması gündemde

    Avrupa’da 30 milyon kişinin işsiz kalması gündeme geldi. Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde işsizlik sayısının şubat ayı sayılarına kıyasla üç kattan fazla artması öngörülüyor.

    Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde salgın nedeniyle işsizlik artarken bu sayının 30 milyonu bulması bekleniyor. AB İstihdam ve Sosyal Haklardan Sorumlu Komiseri Nicolas Schmit, 27 AB ülkesinde on milyonlarca kişinin yarı zamanlı çalıştığını, bu kişilerin önümüzdeki aylarda işsiz kalabileceğini belirtti.

    AVRUPA’DA 14.1 MİLYON KAYIT ALTINDA İŞSİZ VAR

    Brüksel’de video konferans yoluyla gerçekleşen basın açıklamasında konuşan Schmit, Avrupa’da 14.1 milyon kayıt altında işsiz olduğunu hatırlattı. Gençlerin istihdamıyla ilgili işsizlik oranının bazı ülkelerde yüzde 50’lere ulaştığını belirten Schmit, Avrupa Komisyonu’nun 100 milyar avro tutarında kredi bulmaya yönelik bir programı 1 Haziran’dan itibaren devreye almayı planladığını kaydetti.

    Buna göre, program kapsamında elde edilecek paralar, işverenlerin çalışanları işten çıkarmamaya motive edilmesi için imtiyazlı kredi şeklinde dağıtılacak. AB Komisyonu geçen ay sonu salgının ekonomik sonuçlarıyla mücadele için 2 trilyon euroluk plan hazırlamıştı. Ayrıca Almanya ve Fransa da Avrupa’nın salgının ekonomik sonuçlarından kurtarılmasını amaçlayan 500 milyar avroluk kurtarma programı önermişti.

  • NRW Alevi Kadınlar Birliği, maske üretimine başladı

    NRW Alevi Kadınlar Birliği, maske üretimine başladı

    PİRHA – Dünyada yaşanan koronavirüs salgını nedeniyle birçok kişi maskeye ulaşamazken NRW Alevi Kadınlar Birliği, önemli bir adım atarak maske dikimine başladı. 

    Dünyada ve Türkiye’de yaşanan koronavirüs salgını nedeniyle binlerce insan hayatını kaybederken 1 milyona yakın kişiye ise koronavirüs tanısı konuldu. Kuşkusuz koronavirüsten  korunmanın en önemli adımlarından biri olan sosyal mesafe kuralına dikkat çekilirken maske kullanımının da önemli olduğu olduğu sık sık dile getiriliyor.

    Almanya’da bulunan NRW Alevi Kadınlar Birliği, önemli bir çalışmaya adım atarak, maske üretimine başladı.

    NRW Alevi Kadınlar Birliği, yaptığı açıklamada, tarihin her döneminde insanlığın zor günlerin içinden geçtiği, bu zor günlerin aşılmasında kadınların hep erkeğin bir adım önünde olduğuna dikkat çekildi.

    Bu koronavirüs salgın sürecinde önemli bir görevi Alevi kadınların üstlendiği belirtilen açıklamada, “Bu vurgulama, pratikten kopuk olan kuru bir teorik söylemden ibaret değildir. NRW Alevi Kadınları Birliği’nin, Ratingen Alevi Kültür Merkezi ile birlikte başlattığı maske üretim, bu söylemimizin pratikte ete kemiğe büründüğünün sadece tekil bir örneğidir” denildi.

    “KADINLAR HER ALANDA HER KOŞULDA ÜRETMELİ”

    NRW Alevi Kadınlar Birliği’nin, maske üretimine başlamalarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Değerli canlar biz NRW Kadın Birliği olarak başlattığımız çevre ve kese dostu maske yapımına başladık. Bölge kadınlarımıza bu fikri taşıdık. Başlayan kadın birliklerimiz var, umuyoruz sayı daha da artar. Nitekim bu süreç sürecek. Tek kullanımlık maskeler hem çevreye hem de kesemize zarar. Yoğunlukta evde olduğumuz bu zaman zarfında, kadınlarımızı üretime dahil edip, aktif hale getirmek ilk hedefimiz. Kaldı ki maddi anlamda da cemevlerimize bu süreçte katkımız olacaktır. Bugün kendi belediyemizin kiriz masasıyla konuştuk ve ihtiyaçlarının çok olduğunu söylediler. Umuyorum sizlerde bu çalışmaya katılırsınız. Kumaşlarımız %100 pamuktan, 60° ve 90° yıkanabilir. Üç farklı büyüklükte dikilmektedir. İhtiyaç dahilinde, gerekli bilgileri sizlere de gönderebiliriz. Maskelerimiz kronik hastalara ve yaşlılarımıza ücretsiz verilecektir. Bugün ilk 60 siparişimizi aldık. Kolları sıvayalım. Kadınlarımız her koşulda ve her alanda üretmeli, var olmalı. Bugün ki ürünler, Ratingen Alevi Derneği’nin değerli kadınlarının emeğidir. Ellerine, kollarına, emeklerine sağlık. Diğer cemevlerimizden gelen çalışmaları da sizlerle paylaşacağız. Sağlıklı günlerin umuduyla…” (HABER MERKEZİ)

  • Günlük vaka sayısında Türkiye salgında ilk üçte

    Günlük vaka sayısında Türkiye salgında ilk üçte

    DSÖ’nün verilerine göre raporlar hazırlayan Polimetre, günlük vaka sayısında ABD, İngiltere ve Türkiye’nin ilk üçte olduğunu belirtti.

    Polimetre, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerinden yola çıkarak koronavirüsün karşılaştırmalı istatistiki tablosunu raporlaştırdı. 21 Nisan 2020 raporuna göre, Türkiye günlük vaka sayısında ABD ve İngiltere’den sonra 3. sıraya kadar yükseldi.

    Ortaya çıkan son tablo için “Ciddi bir uyarı” notu düşülen raporu yorumlayan Polimetre’nin sahibi Mehmet Günal Ölçer, “Ben matematik mühendisiyim, rakamları yorumlayarak bakıyorum. Salgının 2 ay içinde Avrupa’da birçok ülkede sona ereceğini hesaplayabiliyoruz. İki ay sonra Avrupa’da biterse üç ay sonra da Türkiye’de biter” tahmininde bulundu.

    ÖLÜM YOĞUNLUKLARI

    Ölçer, koronavirüs rakamlarını raporlaştırma yöntemlerini şöyle anlattı:

    “DSÖ her gün saat 12.00’de verileri açıklıyor. Biz yeni verileri eski verilerin üzerine ekleyerek günlük rapor oluşturuyoruz. İlk günden bu yana her ülke için milat tanımlıyoruz, her ülkenin miladı olarak da o ülkede ilk korona ölümünün gerçekleştiği günü kabul ediyoruz. Türkiye’de 33. gündeyiz. 33. günde İtalya, İsviçre, İspanya neredeydi bunlara bakıyoruz. Bunlara bakarken salt olay ve ölüm sayılarına değil ayrıca olay ve ölüm yoğunluklarına da bakıyoruz. Olay/ölüm yoğunluğu tanımlarından anlaşılması gereken 1 milyon nüfus başına düşen olay/ölüm sayılarıdır. Örnek vermek gerekirse 21 Nisan tarihinde Brezilya’da 113, Kanada’da 110 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Sayılar birbirine yakın gibi gözükmektedir. Ancak Kanada’nın nüfusunun 37 milyon olmasına karşılık Brezilya’nın nüfusunun 210 milyon olması bu 2 ülkenin ölüm yoğunlukları arasında yaklaşık 5.5 misli fark yaratıyor.”

    TÜRKİYE’NİN 3. SIRAYA YÜKSELMESİ ÇOK CİDDİ BİR UYARI

    Polimetre’nin Korona Günlük Raporu, WHO’nun her gün Türkiye saatiyle 12.00 sıralarında yayımlanan istatistiki bilgileri esas alınarak hazırlanmış.

    Türkiye’nin toplam vaka sayılarında 7. sırada, toplam ölüm sayılarında 12. sırada olduğu belirtilen raporda şu değerlendirmelerde bulunuluyor:

    “Günlük olay sayısında Türkiye dünyada ABD ve İngiltere’den sonra 3. sıraya yükseldi. Bu çok ciddi bir uyarıdır. Türkiye’nin günlük olay sayıları sıralamasında, günlük ölüm sayıları sıralamasından daha yukarıda yer alması, önümüzdeki günlerde ölüm sıralamasındaki yerimizin daha yukarılara çıkacağına işaret etmektedir. Bugünkü verilere göre olay sayısında 3. sıraya çıkmış olmamız vahim bir durumdur.”

    3 AY SONRA BİTER

    Türkiye’yi demokrasi endeksindeki ülkelerle karşılaştırmalı olarak değerlendirdiklerini anlatan Mehmet Günal Ölçer, ortaya çıkan tabloyu şöyle değerlendirdi:

    “İspanya’nın ölüm ivmesine baktığımızda, ivmenin negatif olduğu ve süreklilik arz ettiği görülmektedir. İspanya’nın ortalama ölüm hızının, ortalama ivmeye bölünmesi halinde İspanya’da ölümlerin ne zaman sona ereceğini hesaplamak mümkün olur. Kabaca rakamlarla konuşacak olursak bu 800/20=40 günü işaret etmektedir. Ben matematik mühendisiyim rakamları yorumlayarak bakıyorum. İki ay sonra bu gidişi sürdürürse adını andığım ülkelerde sevindirici haberleri görürüz. İki ay sonra Avrupa’da biterse üç ay sonra da Türkiye’de biter.”

    (HABER MERKEZİ)