Etiket: avrupa

  • Avrupa’dan Deniz Göktaş için ortak çağrı: Derhal serbest bırakılsın!

    Avrupa’dan Deniz Göktaş için ortak çağrı: Derhal serbest bırakılsın!

    PİRHA- Avrupa’nın dokuz ülkesinden 118 yazar, gazeteci, sanatçı ve mizahçı, tutuklu komedyen Deniz Göktaş’ın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Açıklamada ifade özgürlüğü ve mizahın demokratik toplumların vazgeçilmez unsurları olduğu vurgulandı.

    Stand-up gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş için Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan 118 yazar, gazeteci, sanatçı, tiyatrocu, karikatürist ve müzisyen ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Göktaş’ın temel hak ve özgürlükler çerçevesinde derhal serbest bırakılması istendi.

    Almanya, Belçika, Hollanda, Avusturya, İsveç, Fransa, İngiltere, İrlanda ve İsviçre’den imzacıların yer aldığı açıklamada, düşünce ve ifade özgürlüğü ile mizahın demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğu belirtildi.

    Açıklamada, sanatçıların eleştirel ve mizahi ifadeleri nedeniyle cezalandırılmasının hukukun evrensel ilkeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesiyle bağdaşmadığı vurgulandı.

    Ortak metinde, “Bir düşünceye katılmamak onu cezai yaptırımla susturmanın gerekçesi olamaz. Masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve ölçülülük ilkesi her koşulda gözetilmelidir” ifadelerine yer verildi.

    İfade özgürlüğünün yalnızca toplumun benimsediği düşünceleri değil, rahatsız edici, eleştirel ve mizahi ifadeleri de koruduğunun altı çizilen açıklamada, hicvin demokratik toplumlarda meşru bir ifade biçimi olduğu, cezalandırılmasının ise kamusal tartışma ortamı üzerinde caydırıcı etki yaratacağı belirtildi.

    Açıklamada, Anadolu’nun Nasreddin Hoca, Bektaşi fıkraları ve Karagöz-Hacivat geleneğiyle şekillenen güçlü mizah kültürüne dikkat çekilerek, sanatçıların cezai yaptırım tehdidi olmaksızın özgürce üretim yapabilmesi gerektiği ifade edildi.

    Son gösterisindeki bazı ifadeler gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla tutuklanan Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılması çağrısı yapılan açıklamaya gazeteci, tiyatrocu, müzisyen, karikatürist ve yazarların da aralarında bulunduğu 118 isim imza attı.

    “KEYFİM ÇOK YERİNDE”

    Öte yandan Deniz Göktaş’ı cezaevinde ziyaret eden avukat Cenk Yiğiter, görüşmenin ardından Göktaş’ın mesajını paylaştı.

    Yiğiter’in aktardığına göre Göktaş, sağlık durumunun ve moralinin iyi olduğunu belirterek, “Keyfim çok yerinde, tahmin ettiğimden de iyiyim. Dünya Kupası’nı izliyorum. Burada en büyük problemim turnuvanın az gollü geçmesi.” ifadelerini kullandı.

    HABER MERKEZİ

  • Avrupa’daki kurumlardan Rojava açıklaması: Uluslararası dayanışmayı büyütelim!

    Avrupa’daki kurumlardan Rojava açıklaması: Uluslararası dayanışmayı büyütelim!

    PİRHA- Avrupa’da 72 kurum, ortak bir açıklaması yaparak, “Rojava’ya sahip çıkmaya, uluslararası dayanışmayı büyütmeye ve bu kirli saldırganlığa karşı ses yükseltmeye” çağırdı.

    Avrupa’da 72 kurum ortak bir açıklama ile Rojava’ya yönelik saldırıları kınayarak, “Rojava’ya sahip çıkmaya, uluslararası dayanışmayı büyütmeye ve bu kirli saldırganlığa karşı ses yükseltmeye” çağırdı. Aralarında Aleviler, Êzidîler, sosyalistler, göçmenler ve kadınları savunan kurumlar ile barış yanlısı ve savaş karşıtı kurumların olduğu 70’i aşkın kurum, ortak bir açıklamada bulundu.

    Açıklama şu ifadeler kullanıldı: “6 Ocak’tan bu yana, çoğunluğunu IŞİD ve benzeri cihatçı çetelerin oluşturduğu, Al Şara’ya bağlı Suriye Ulusal Ordusu; daha önce yapılan tüm anlaşmaları yok sayarak ve Rojava Özerk Yönetimi’nin sorunları diyalogla çözme yönündeki tutumuna sırtını dönerek, Halep’ten başlayıp Rojava Özerk Bölgesi’ni hedef alan kapsamlı, sistematik ve insanlık dışı bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırılar sonucunda çok sayıda sivil yaşamını yitirmiş, binlerce insan yerinden edilmiştir. Kürt kadınları esir alınarak köleleştirilmek istenmiş; QSD’ye bağlı savaşçılar ağır işkencelere maruz bırakılarak, açıkça savaş suçu kapsamına giren yöntemlerle katledilmiştir. Bu saldırılar, yalnızca askeri değil, aynı zamanda Rojava’da yeşermekte olan sisteme, halklara ve kadınlara yönelik ideolojik bir yok etme girişimidir.

    TÜM DÜNYA İŞİD TEHDİDİ ALTINDADIR

    Bu cihatçı çeteler yalnızca Kürtlere değil; Suriye’deki Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara ve seküler Müslümanlara karşı da yıllardır sayısız katliam gerçekleştirmiştir. İnançları, kimlikleri ve yaşam tarzları nedeniyle ‘makbul’ saymadıkları tüm halkları hedef alan bu cihatçı yapı, Suriye’yi karanlık bir barbarlığa sürüklemektedir. Oysa başta Kürt kadınları olmak üzere Rojava halkları, IŞİD barbarlığına karşı yalnızca kendi varlıklarını değil, tüm dünya insanlığının onurunu savunan tarihsel bir direniş sergilemiş ve bölgede IŞİD’i yenilgiye uğratmıştır. Bugün Kürt kadınlarının IŞİD’e karşı direnişini simgeleyen Özgür Kadın Heykeli’ni yıkan bu cihatçı çeteler, aynı zamanda QSD denetimindeki IŞİD hapishanelerini ele geçirerek binlerce katili serbest bırakmış, böylece Rojava’yı olduğu kadar tüm dünyayı da büyük bir tehdit altına sokmuştur. Şimdi ise aileleriyle birlikte yaklaşık 50 bin IŞİD’linin tutulduğu El-Hol Kampı’nı ele geçirmeye çalışarak bölgeyi tam bir kaosa sürüklemeyi hedeflemektedirler.

    SALDIRILARIN ARKASINDA ABD EMPERYALİZMİ VAR

    Bu saldırıların arkasında; ABD, İngiltere ve AB emperyalizmi, İsrail Siyonizmi ve Türkiye sömürgeciliğinin yer aldığı gerici bir ittifak bulunmaktadır. Bu güçler, bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek, Rojava’da halkların eşitliği, kadın özgürlüğü ve demokratik yaşam temelinde filizlenen barış umudunu boğmaya çalışmaktadırlar. Oysa Rojava’nın yaşaması yalnızca Rojava halkları için değil; Ortadoğu’nun ve tüm dünya halklarının barış, özgürlük ve birlikte yaşam mücadelesi açısından tarihsel bir kazanım olacaktır.

    ROJAVA’YI SAVUNACAĞIZ

    Bu nedenle tüm ilerici, demokratik, özgürlükçü güçleri; barıştan, eşitlikten ve halkların kardeşliğinden yana olan herkesi Rojava’ya sahip çıkmaya, uluslararası dayanışmayı büyütmeye ve bu kirli saldırganlığa karşı ses yükseltmeye çağırıyoruz. Bizler, bu metni imzalayan kurumlar olarak; demokratik bir Suriye kuruluncaya kadar Rojava’yı savunacağımızı, Suriye halklarının yanında olmaktan asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.”

    İMZACI KURUMLAR

    Metinde imzası olan kurumlar şöye:

    “*Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK)

    *Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF)

    *Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)

    *Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH)

    *Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E)

    *Avrupa Devrimci Demokratik Komün İnisiyatifi (ADDKİ)

    *Avrupa Devrimci Komün Meclisleri (ADKM)

    *Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-KON)

    *Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği (AGEB)

    *Avrupa Karakoçan Dep Dayanışma Platformu (AVKARDEP)

    * Avrupa Koçgiri Kültür Merkezi

    *Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJKE)

    *Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP)

    *Avrupa Sosyalist Kadınlar Birliği

    *Avrupa Sürgünler Meclisi (ASM)

    *Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK)

    *Alternatif Karadeniz İnisiyatifi

    *Bad Homburg Alevi Kültür Merkezi

    *Bern Alevi Dergahı

    *Bielefeld ve Çevresi Dersimle Dayanışma Derneği

    *Cenevre Alevi Derneği (AAG)

    *Cênî – kurdisches Frauenbüro für Frieden e.V / Berlin

    *Cıvrak Avrupa e.V

    *Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)

    *Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF)

    *Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği

    *Dersim İnşa Kongresi (DİK)

    *Doğu İsviçre Doğu İsviçre Halkevi Kültür ve Dayanışma Derneği

    *Enternasyonal Kültür ve Dayanışma Derneği -Almanya

    *Ezidi Koordinasyonu

    *Gustavsburg Alevi Kültür Merkezi

    *Hamburg Barış İnisiyatifi/ Insiyatîfa Aştiyê ya Hamburgê

    *Hochtauns Alevi Kültür Merkezi

    *İç Anadolu Kürtleri Platformu (PKAN)

    *İsviçre Tilkiler Sosyal ve Dayanışma Derneği

    *İnsan Hakları ve Dayanışma Derneği – İsviçre

    *Kadın Gözüyle

    *Kızılırmak kültür derneği

    *Kiğı Almanya İnisiyatifi

    *Kürdistan Göçmenler Derneği (KURDKOM) – İsviçre

    *Kürmeş Derneği

    *KUTÜSCH – İsviçre

    *Mainz Pazarcıklılar derneği

    *Mainz ve Çevresi Dersim Kültür Derneği

    *Maraş Dernekleri Federasyonu (MARDEF)

    *Mezopotamya Halk Kongresi,

    *Mezopotamya Özgürlük Partisi (MÖP)

    *Nor Zartonk – Avrupa

    *PangeaKolektif Göçmen Öz Örgütlenmesi – İsviçre

    *Partiya Komunîst a Kurdistan-Avrupa (KKP-Avrupa)

    *People’s Bridge

    *Pir Sultan Abdal Cemevi-Alzey

    *Pride Rebellion

    *Pontos Gerçeği

    *Qad-Verein für Friedensforschung e.V.

    *Socialist Youth Movement (SYM)

    *Soli-Dem

    *Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP Avrupa)

    *Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP Avrupa)

    *Tutsakların Sesi Platformu (TSP)

    *Uluslararası Kürecik Meclisi

    *Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi (UPOTUDAK )

    *United Front

    *Varto Der Reihn-Main e.V

    *Wenge Dersim-Hanover

    *Xeta Sor

    *Yaşanacak Dünya

    *Yeni Demokratik Gençlik (YDG)

    *Yeni Kadın

    *Yeşil Sol Parti – Avrupa

    *Young Struggle

    *ZORA”

     

  • Kuzey Doğu Suriye’de bir taraftan çatışma, diğer tarafta diplomasi sürüyor!

    Kuzey Doğu Suriye’de bir taraftan çatışma, diğer tarafta diplomasi sürüyor!

    PİRHA-HTŞ’ye bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları ateşkese rağmen sürüyor. Türkiye, Federal Kürdistan Bölgesi ve Avrupa’da onbinlerce yurttaş sokağa çıkarak, saldırıları protesto etti.

    Son gelen bilgilere göre SDG, binlerce DAİŞ’linin bulunduğu Rakka’daki Eqtan Cezaevi’nden çekildiğini duyurdu. Ayrıca HTŞ’ye bağlı grupların, Kobani’nin kuzeydoğu kırsalındaki Kork köyünden olan 5 kişilik Kürt bir aileyi Rakka kentinden çıkmaya çalıştıkları sırada katlettiği bildirildi.

    DİPLOMATİK GİRİŞİMLER SÜRÜYOR!

    Bölgede ateşkese rağmen çatışmalar sürerken, diplomatik görüşmeler de devam ediyor. Dün (22 Ocak) Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlûm Ebdî ile Kuzey ve Doğu Suriye Dış İişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Hewlêr’de Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ve ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Suriye’deki gelişmelere dair bir görüşme gerçekleştirdiklerini duyurdu. Ebdî, yine dün akşam saatlerinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan bir telefon aldıklarını söyledi.

    Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Franca Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile telefonla görüştüğünü duyurdu. Ebdî, “Kendisi, Suriye’de ateşkesin sağlanması ve diyalog ile müzakere yoluna geri dönülmesi için çalışan tarafların ve bizim yaptığımız çabalara desteğini ifade etti. Amaç, tüm bölgenin genel çıkarlarına hizmet eden kalıcı bir çözüme ulaşmaktır. Görüşmede ayrıca, biz ve Suriye hükümeti arasında daha önce varılan anlaşmaların yakın zamanda uygulanması ve çeşitli grupların haklarının korunması gerekliliği konularına da değinildi” diye konuştu.

    Ebdî, Federe Kürdistan Bölgesi’nde de ABD Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile de görüşme gerçekleştirdiklerini belirtti. Ebdî, görüşmeye dair, “Irak Kürdistan Bölgesi’nde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile yapıcı ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Amerika Birleşik Devletleri’nin desteği ve ABD Başkanı Trump’ın ateşkes sürecine yönelik politikası, Büyükelçi Barak’ın bizimle Suriye hükümeti arasında diyaloğa ve müzakerelere geri dönme çabalarına ek olarak, bizim için ciddi, önemli ve memnuniyet vericidir. Mevcut ateşkesi sürdürmek ve gerçek bir entegrasyon sağlamak için tüm imkanlarımızı kullanarak ve ciddiyetle çalışacağız” ifadelerini kullandı.

    DÜNYAYA YANSIMASI!

    Avrupa’nın birçok kentinde HTŞ-DAİŞ’in Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları protesto edilmeye devam ediyor. Avrupa’Nın bir çok merkezinde sokağa çıkan onbinler, saldırıları kınayarak, uluslararası güçlerin tutumunu protesto etti.

    BM Güvenlik Konseyi Rojava’ya dönük saldırılar gündemiyle toplandı. BM Ortadoğu, Asya ve Pasifik’ten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mohamed Khaled Khlari Hesekê ve Kobanê’de endişe verici bir insani kriz yaşandığını belirtti.

    ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi Brett McGurk, Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin sanal medya hesabından açıklama yaptı. Kuzey ve Doğu Suriye’deki durumun son derece endişe verici olduğunu belirten McGurk, “Ateşkesin sürdürülmesi şart. Herhangi bir güvenlik açığı, özellikle IŞİD’in gözaltı merkezlerinde, uluslararası sonuçlar doğurma riski taşıyor. Irak ve Suriye genelindeki Kürtler sadık ortaklardır ve öyle muamele görmelidirler. Onlar sayesinde dünya çok daha güvenli” ifadelerini kullandı.

    İsrail’in Almanya Büyükelçisi Ron Prosor, “Suriye’nin Kürt bölgelerinden bize ulaşan görüntüler insanın kanını donduruyor. Avrupa’dan gelen sessizlik ise kulakları sağır ediyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Katliamlar unutulmadı: Avrupa kentlerinde Maraş, 19 Aralık ve Roboski anmaları!

    Katliamlar unutulmadı: Avrupa kentlerinde Maraş, 19 Aralık ve Roboski anmaları!

    PİRHA – Maraş Katliamı, 19 Aralık Cezaevleri Katliamı ve Roboski Katliamı’nın yıldönümleri dolayısıyla Avrupa’nın birçok kentinde panel, anma ve eylemler düzenleniyor. Avrupa Demokratik Güç Birliği ile Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) çağrısıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, katliamlarla yüzleşme, hakikat ve adalet mücadelesi öne çıkıyor.

    Düzenleyici kurumlar, katliamların unutturulmasına karşı toplumsal hafızayı diri tutmayı, barış, demokrasi ve adalet mücadelesini büyütmeyi amaçladıklarını vurguluyor.

    CENEVRE

    Avrupa Demokratik Güç Birliği Cenevre çağrısıyla 26 Aralık 2025’te saat 15.00’te Birleşmiş Milletler önünde “Maraş, 19 Aralık, Roboski: Katliamlara Karşı Eylemdeyiz” başlıklı eylem gerçekleştirilecek.
    27 Aralık’ta ise Rue des Savoises 15, Salle Gandhi’de saat 14.00’te yapılacak panelde, Songül Aslan moderatörlüğünde Çilem Küçükkeleş, Ferhat Encü ve Hasan Sevim konuşmacı olacak.

    BASEL

    Avrupa Demokratik Güç Birliği Basel, 27 Aralık 2025’te saat 14.00’te Elsässerstrasse 215 adresinde panel düzenleyecek. Mine Nazari’nin moderatörlüğündeki etkinlikte Münevver Kızılca, Esra Asiye Güden ve Dilan Dirayet Taşdemir katliamların toplumsal boyutlarını ele alacak.

    BERN

    Avrupa Demokratik Güç Birliği Bern, 28 Aralık 2025’te saat 14.00’te Seidenweg 63 adresinde “Maraş, 19 Aralık, Roboski: Katliamlar Kıskacından Nasıl Kurtuluruz?” başlıklı panel gerçekleştirecek. Panelde Ferhat Encü ve Hüseyin Torun konuşmacı olarak yer alacak.

    ZÜRİH (DÜBENDORF)

    Avrupa Demokratik Güç Birliği Zürih tarafından 20 Aralık 2025’te saat 14.00’te Bahnhofstrasse 26, 8600 Dübendorf adresinde düzenlenecek panelde Ayşe Acar Başaran, Hüseyin Torun, Ali Köylüce ve Muzaffer Acunbay katliamların tarihsel ve siyasal arka planını değerlendirecek.

    LEVERKUSEN

    Leverkusen’de 19 Aralık 2025 Cuma günü saat 18.30’da Overfeldweg 34a adresinde anma etkinliği yapılacak. Etkinlikte Haydar Munzur panelist olarak yer alırken, Zeynep Enhas ağıtlarıyla anmaya katılacak. Program kapsamında sinevizyon gösterimi de gerçekleştirilecek.

    DRESDEN

    Dresden’de 20 Aralık 2025 Cumartesi günü saat 14.00’te Oschatzer Str. 26 adresinde “Maraş 1978: Hakikat ve Adalet Arayışında Israr” başlıklı panel düzenlenecek. Yazar Aziz Tunç etkinliğin konuşmacısı olacak.

    FREIBURG

    Freiburg Alevi Kültür Dergâhı’nda 21 Aralık 2025 Pazar günü saat 14.00’te “Maraş 19–26 Aralık 1978: Unutmadık, Unutturmayacağız” başlığıyla sinevizyon ve panel gerçekleştirilecek. Panelde Fatoş Göksungur konuşacak.

    BERLİN VE PARİS

    Berlin’de 19 Aralık 2025’te saat 18.00’de “Maraş’tan Roboski’ye, Cezaevlerinden Rojava’ya” başlıklı panel yapılacak. Aziz Tunç, Menekşe Kızıldere ve Tevfik Kalkan’ın konuşmacı olduğu etkinlikte zakir Erdem Maho da yer alacak.

    Paris Pir Sultan Abdal Dergâhı’nda ise 19 Aralık 2025’te saat 19.00’da “Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız” başlığıyla anma gerçekleştirilecek. Etkinlikte Çilem Küçükkeleş konuşmacı olurken, gulbang Pir Rıza Yağmur tarafından okunacak, deyişler ise Zeynel Eren tarafından seslendirilecek.

    Avrupa’nın birçok kentinde yapılacak etkinliklerle, Maraş’tan Roboski’ye uzanan katliamlar zinciriyle yüzleşme, cezasızlığa karşı hakikat ve adalet mücadelesini büyütme çağrısı yineleniyor.

    HABER MERKEZİ

  • Cemevi Başkanlığı ‘gri pasaportlu dede’ arayışına girdi!

    Cemevi Başkanlığı ‘gri pasaportlu dede’ arayışına girdi!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Hızır ve Muharrem Oruçlarında yurt dışına gönderilmek üzere ‘gri pasaportlu dedeler’ arayışına girerek, sanal medya hesabından ilan paylaştı.

    Bir dönem Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Alevi pirleri/dedelerinin Avrupa’nın çeşitli yerlerine ‘hizmet’ için gri pasaport verilerek görevlendirilmesi işini şimdilerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üstlenmiş durumda.

    Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın sanal medya hesabında yayımlanan yeni ilanda 2026 yılı Hızır ve Muharrem oruçlarında yurtdışına gönderilmek üzere “inanç önderi” aradığı duyuruldu.

    Duyuruda ilgililere gri pasaport, ödeme kolaylıkları ve Avrupa görevlendirmeleri vaat edilirken, sözde talebin Avrupa’daki Alevilerden geldiğini savundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa ve Kanada’da Seyid Rıza anmaları başlıyor

    Avrupa ve Kanada’da Seyid Rıza anmaları başlıyor

    PİRHA – Dersim 1937–38 Soykırımı’nda idam edilen Seyid Rıza ve yol arkadaşları, katledilişlerinin 88. yılında Avrupa ve Kanada’nın birçok kentinde düzenlenecek etkinliklerle anılacak. Dersim halkının belleğini yaşatmak, adalet ve hakikat talebini diri tutmak amacıyla yapılacak anmalarda paneller, sinevizyon gösterimleri, ağıtlar ve halk ozanlarının deyişleri yer alacak.

    Almanya’da başlayan anma programlarının ilki 14 Kasım’da Stuttgart’ta88 Yıl Sonra Tekrar Soruyoruz!” başlığıyla gerçekleştirilecek. Soykırımlara Karşı Mücadele Platformu’nun düzenlediği etkinlik Christoph-Herzog (Kobanêplatz)’ta yapılacak. Programda gülbang, sinevizyon gösterimi, konuşmalar ve tertele ağıtları yer alacak.

    15 Kasım’da Mainz’de, “Dersim 1937/38 Soykırımı” temalı anma Rhein Main Dernekler Birliği ve bölgedeki Alevi kurumlarının ortak organizasyonuyla Kardinal-Volk-Platz Römerpassage önünde saat 14.00’te başlayacak. Etkinlikte Narin Ana ve Pir Hüseyin Bildik deyişleriyle yer alacak. Aynı gün bir diğer anma Hürth’te, “88. Yılında Tertele Dersim ve Seyid Rıza Anması” başlığıyla düzenlenecek. AKM Hürth’te yapılacak etkinliğe Kazım Arık, M. Ali Ateş ve Hozan Cömert katılacak.

    16 Kasım Pazar günü birden fazla kentte eş zamanlı anmalar yapılacak.
    Mannheim’daki Mezopotamya Kültür Merkezi’nde yazar Mehmet Bayrak, moderatör Hasan Hayri Ateş ve ADEF Başkanı Muharrem Erdoğan konuşmacı olacak.
    Dortmund’daki Dakme Kültür Merkezi’nde Hüseyin Yamaç konuşacak, moderatörlüğü Xece Akbaba üstlenecek, Dakme Müzik Topluluğu ağıtlar seslendirecek.
    Leverkusen Alevi Dergahı’ndaki etkinlikte ise gazeteci Ali Güler ve sanatçı Hozan Cömert yer alacak, programın moderatörlüğünü Evin Çağlı yapacak.

    Aynı gün Bern’deDersim’in Hafızası ve Bugünü: Soykırım, Asimilasyon ve Barış Arayışı” başlıklı panel düzenlenecek. Bern Alevi Dergahı’nda yapılacak etkinlikte DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu konuşacak, Pir Ali Matur duaz ve deyişlerle anmaya katılacak.

    16 Kasım akşamında Gustavsburg’taXo Vira Meke” başlıklı panelde Hüseyin Çatal, Kadir Karagöz, Haydar Beltan ve Hüseyin Çelik söz alacak. Etkinlik, Rhein Main Dernekler Birliği ve Alevitische Gemeinde und Cem Evi e.V. tarafından düzenleniyor.

    Avrupa’daki etkinliklerin ardından 22 Kasım’da Londra’daDersim 1937/38 Soykırımı – Seyid Rıza ve Yol Arkadaşlarını Anıyoruz” başlıklı anma yapılacak. Hornsey’deki programda gazeteci Ali Güler ve yazar Hüseyin Çatal konuşacak, Dersim Ağıtları seslendirilecek.

    Avrupa dışında bir diğer anma ise Kanada’nın Toronto kentinde gerçekleştirilecek. 16 Kasım’da Canadian Kurdish Community Centre tarafından düzenlenecek etkinlikte  gazeteci Ali Güler konuşacak, sanatçı Mervan Tan ağıtlarıyla yer alacak.

    Bu yılki anmalarda da değişmeyen talep bir kez daha dile getirilecek:
    Katılımcılar, “Seyid Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın” çağrısını yineleyecek. Etkinliklerde, Dersim halkının direniş mirası, hakikat arayışı ve barış mesajı ön planda olacak.

    HABER MERKEZİ

     

  • Dersim Çalıştayı’nın ikinci gününde sorunlar ve çözümleri konuşuldu-VİDEO

    Dersim Çalıştayı’nın ikinci gününde sorunlar ve çözümleri konuşuldu-VİDEO

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi tarafından Almanya’nın Oberursel kentinde yapılan Dersim Çalıştayı’nın ikinci gününde dil, inanç, doğa, kültür, gençlik, kadın sorunlarına dikkat çekilerek, çözüm önerileri sunuldu.

    Almanya’nın Oberursel kentinde Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından gerçekleştirilen Dersim Çalıştayı‘nın ikinci gününde Avrupa’daki Dersim kurumları ve Dersim’deki seçilmişler konuştu. Devam eden çalıştaya, MARDEF, FEDA, ADEF yöneticisi Kasım Koç, Cıvrak Avrupa, Dik, Leverkusen Alevi Dergahı yöneticileri, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ile Cevdet Konak, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAM yöneticisi Sabri Aslan, yazarlar Ergin Doğru ve Hüseyin Ayrılmaz katıldı.

    Katılımcılar tarafından yapılan konuşmalarda, Dersim ana sorunları olarak, dil, inanç, doğa, kültür, gençlik, kadın boyutu geldiği boyuta dikkat çekilerek, Avrupa’daki Dersimli güçlerin ortak hareket etmenin çabasını yükseltmeli ve arayışların güçlendirmesi dile getirildi.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • Kürt Alevi bir kadının gözünden Avrupa’da yaşam: Kimliğimi kaybedersem ruhumu kaybederim-VİDEO

    Kürt Alevi bir kadının gözünden Avrupa’da yaşam: Kimliğimi kaybedersem ruhumu kaybederim-VİDEO

    PİRHA – Huriye Kabayel, Maraş’tan Antep’e, Antep’ten ise Avrupa’ya uzanan sürgün hikayesini anlattı. Kürt, Alevi ve kadın kimliği taşıyıp Avrupa’da yaşam mücadelesi vermenin zorluklarına değinen Kabayel, “Asimilasyon burada da devam ediyor” diye ifade etti. Kabayel, Alevi dergah ve dernekleri altında örgütlenmenin önemine değinerek “Kimliğimi yaşamak bir tercih değil, bir zorunluluk. Çünkü kimliğimi kaybedersem ruhumu kaybederim” dedi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Huriye Kabayel, Avrupa’daki Alevi Kürt kadınlarının yaşam zorluklarını PİRHA’ya anlattı.

    Henüz 6 yaşındayken ailece Maraş’tan Antep’e göç etmek zorunda kaldıklarını belirten Kabayel, Pazarcık İlçesinde başlayan mücadele hikayesinin Avrupa’da nasıl şekillendiğini anlattı.

    “HER GÖÇ ETTİĞİN YER, BİRÇOK ŞEYİ SENDEN ALIYOR”

    “Çocukluk yaşta göçle tanıştım” diyen FEDA Başkanı Kabayel, ilk olarak büyüdüğü topraklarda maruz kaldığı baskıya işaret etti. Kabayel, hem Alevi hem de Kürt kimliği sebebiyle yaşadıklarını şu cümlelerle paylaştı.

    “Köydeki doğal yaşamdan, yani dağlardan, akrabalık ilişkilerinden kopup büyük bir şehre yerleşmek bir çocuk için zor bir değişimdi. Yani hem arkadaşından, hem akrabandan kopuyorsun. Bu bir çocuk için başlı başına travma. Ama maalesef ki biz Aleviler her zaman bu travmalara maruz kalmışız.

    Antep’e yerleştiğimizde ilkokula kadar okudum. Büyükşehire yerleştiğimizde tabii ki kimliğimizi ve inancımızı saklamak zorunda kaldık ama aile içerisinde her zaman dilimizi konuştuk, inancımızı yaşadık. Ancak evde Alevisin, Kürtsün ama dışarıda kimliğini saklamak zorunda kalan bir cansın! Bunları o çocukluk yaşta taşımak çok ağır yüktü. İlkokuldan sonra ise üretime dahil oldum; yani okuma fırsatım olmadı. Ekonomik boyutta ailemize yardımcı olmak zorunda kaldık. Şehre adapte olmak, kendi yaşamını idam ettirmek başlı başına zorluktu. Her göç ettiğin yer hem ekonomik, hem kültürel, hem fiziksel boyutta birçok şeyi senden alıyor.

    Yani bu süreçte okulda kendimizi saklamak zorunda kaldık. Kimi insanlardan ‘Aleviliği bilmiyoruz’ diye duyuyorum, ancak ailemiz, bu göçlerle beraber yasak olmasına Aleviliğimizi bize yaşattı. Bir şey konuşulmadı ama Alevice yaşadık.

    Üretime dahil olup çalışırken de bu sıkıntıları yaşadık. Bir kız çocuğunun çalışması başlı başına bir sorun. Ayrıca hem kendini koruyacaksın, hem çalışacaksın, hem dilini, kültürünü yaşatacaksın… Tabii bu çalışma sürecinde bize sürekli Avrupa’nın ‘kurtuluş’ olduğunu; inançların özgür, kadın haklarının daha çok olduğunu anlatıyorlardı. Çünkü 1980’li yıllardan sonra Maraş’ta fazla kimse kalmadı. Hep Avrupa’ya göç edildi. Tabii ki bu durum halk arasında çok güzel bir şeymiş gibi yansıtmaya çalışıldı. Ben de bu durumdan etkilendim ve Avrupa’ya geldim.”

    “AVRUPA’DA KENDİMİZİ NE KADAR KORUDUK, TARTIŞILIR”

    1990’lı yıllarda Avrupa’ya göç ettiğini anlatan Huriye Kabayel, “Burası için ‘hayatın başlangıcı mı?’ desem emin değilim. Bunca yıldır adını koyamadım” diye de ekledi. Kabayel, taşıdığı kimliklerle beraber Avrupa’da karşılaştıklarına dair şunları paylaştı:

    “Avrupa için hani ‘batı sıcaktır’ denilir ama bana göre batı buz gibi. Avrupa’ya gelip kadın olarak yaşamı idame etmek zor. Hiç dilini, kültürünü bilmediğin, kendi toplumundan çok az tanıdığın insanların içine geliyorsun. Biz Antep’teyken Kürt Alevi topluluğunun yaşadığı bir mahallede oturuyorduk. Yani kimlikler her ne kadar yasaklı da olsa insanlar bir aradaydı, köklerini; inancını, dilini koruyordu. Ama Avrupa gibi bir yerde inancından, kültüründen insanları bulmak ve bu inancı yaşatmak bir nevi çok zor. Benim geldiğim yıllarda dernekler ve cemiyetler vardı. Buralarda çalışıp kendimi korumanın güzel yanlarını gördüm. Ama buna rağmen ne kadar kendimizi koruduk, halen bu tartışılır. Yani şunu gördük; ne Avrupalı olabilmişiz ne de kendi köklerimize dönebilmişiz.”

    ÖZGÜRLÜK VAR ANCAK, BİREYLER YALNIZ!

    Huriye Kabayel, Türkiye’deki Kürt ve Alevi toplumunun, her alanda asimilasyona maruz kaldığının altını çizerek şöyle devam etti:

    “Türkiye’de ne inancımızı yaşayabiliyorduk ne de dilimizi konuşabiliyorduk. Okullar Türkçeydi. Kürtçe okul vardı da biz mi gitmedik? Onun için her ne kadar kendini de korumaya çalışsan da asimilasyon oluyorsun. Şimdi tabii ki şöyle annemin ve babamın kendini koruduğu kadar ben kendimi koruyamadım. Annem bir kelime Türkçe bilmezken ben şimdi kendi dilimden daha çok Türkçeyi kullanıyorum. Bu demek değildir ki ben kendi dilimi bilmiyorum, konuşmuyorum ama otomatikman öğreniyorsun. Çünkü Türkçe okumuşsun. Her yer Türkçe… Hatta deyişlerimiz ve ibadet şeklimiz bile hep Türkçe. Ama şu bir gerçek ki anne ve babalarımızın döneminde ibadetimiz, deyişlerimiz hep Kürtçeydi. Yani mecburiyetten asimile oluyoruz Türkiye’de.”

    “YAŞAM ŞARTLARI BİZİM MEMLEKETTEN DAHA AĞIR”

    FEDA Eşbaşkanı Huriye Kabayel, Avrupa’da da asimilasyon dayatmasının olduğuna dikkat çekti. Kabayel, özellikle iş yaşamındaki ayrımcılığa değinerek şunları söyledi:

    “Buraya geldiğinde Almanca bilmek zorundasın. Yani nasıl ki Türkiye’de Türkçeyi öğreniyor, konuşuyorsun, Avrupa’da da öyle bir asimilasyon var. Yani ‘entegre’ diyorlar! Buraya iltica olarak gelen insanlar için başlı başına bir sorun. Hani her ne kadar deseler ki ‘burada Alevlik serbesttir, özgürdür’ o da tartışılır. Hangi kurumumuz kendi dilinde ibadet etmiş? Çünkü Almanca olması gerekiyor! Çocuklarımızı ve kendimizi burada ne kadar koruyabilmişiz? Kürtçe ile beraber, birçok şeyi de yıkmış oluyoruz. Bunları, korumak gerçekten Avrupa gibi yerde daha da zor. Yani Avrupa’da hem Kürt olmak, hem Alevi olmak, hem kadın olmak kat be kat daha da artıyor. Bunlara bir de ekonomik boyutu da katarsan daha da zorlaşıyor. Avrupa’da kadın haklarından bahsediliyor ancak öyle bir kadın hakkı yok. Her ne kadar kadın aynı diplomayı da alsa ücrete gelince durum farklıdır. Onun için hiç ‘Avrupa’da eşitlik vardır’ denmemeli. Yani Avrupa’ya geldiğin zaman hem dilini bilmiyorsun, hem mesleğin yok, hem de kadınsın; yani bu kadın üçünün birleşiminde yaşamını idame ettirmek çok zor oluyor. En ağır işlerde çalışıyor, en düşük aylığı alıyorsun! Yani artık bu nasıl bir özgürlük oluyor? Bu nasıl bir eşitlik oluyor?

    Kendi dilini korumak, buranın dilini bilmemek, mesleğin ve diplomanın olmaması, bununla beraber kendi yaşamını idam ettirmek başlı başına zorluk. Bu çerçevede insanın psikolojisini ayakta tutması bile zor.”

    KADIN CİNAYETLERİ AVRUPA’DA DA VAR!

    Huriye Kabayel, “Türkiye, kadın cinayetleriyle anılırken Avrupa, kadınlara nasıl bir yaşam sunuyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Kadınlar gerçekten Avrupa’da da özgür değil. Bunun gerçekten tartışılması gerekiyor. Avrupa, kendine her ne kadar ‘kadın hakları ve özgürlükleri var’ da dese de o kadar hakların olmadığı düpedüz ortada. Kadın cinayetleri burada da oluyor. Bir sayı veremeyeceğim ama yakın zamanda 3-4 kadın, eşleri tarafından öldürüldü. Hem de bizim Kürt ve Alevi kadınları, kendi eşleri tarafından öldürüldü!

    Avrupa’daki kadın özgürlüğü, kadın mücadelesiyle kazanıldı. Ama biz kadınlar olarak bu mücadeleye ne kadar bağlıyız? Kadının verdiği zorluklar da çok çok fazla. Kadın bir de anne olunca yükü daha da fazlalaşıyor; hem çocuğunu koruyabilmek, hem insanca yetiştirebilmek… Kadın, bir çok kültürün içinde çocuğunu ne kadar koruyabilir, dilini, inancını ne kadar aktarabilir?”

    Avrupa’da yaşama tutunma çabasıyla birlikte insani bağların da yok olduğunu söyleyen Huriye Kabayel, bireylerin yabancılaşma haline işaret etti. Avrupa ülkelerinde maddi ve manevi anlamda yaşama tutunmanın çok zor olduğunu söyleyen Kabayel, “Aile olarak yaşama tutunmak gerçekten zor oluyor. Bunları koruyabilmemiz için dergâh ve derneklerimizi sahiplenmek gerekiyor. Eğer dergâh ve dernekler çerçevesinde toparlanmazsak burada kaybolmayla yüz yüze kalıyoruz. Bir sürü yaşanmış olanları da görüyor, duyuyoruz. Onun için tutunabilmek ve birbirimizi anlayabilmek için dergâh ve derneklerimizin etrafında örgütlemek zorundayız” diye belirtti.

    “BİZ ALEVİLER DİASPORAYA ÖYLE BİR SÜRGÜN EDİLMİŞİZ Kİ”

    Avrupa’da Kürt, Alevi kadın olmayı “bir köprüyü dengelemek” sözleriyle açıklayan Kabayel, “Hem geçmişin yükünü hem de gelecek nesile kendi kültürünü, dilini, yaşamını aktarmak söz konusu. Sadece ana olmak değil de aynı zamanda dilinin, inancının, kültürün taşıyıcısı da olmak gerekiyor. Biz Aleviler diasporaya öyle bir sürgün edilmişiz ki insanların neredeyse aynı mahallede oturmaya bile izinleri olmayabiliyor. Bir yanda kapitalizmin sunduğu şatafatlı koşullar verilirken bir yandan da toplumsal hafızanı siliyor! Bunun için tanıdıklar ile aynı şehirde oturmana izin verilmiyor.

    Burada birbirimizin evlerini çok fazla bilmiyoruz ama dergahlarımız, derneklerimiz altında etkinlikler oluyor. Bu etkinlikler düzeyinde insanlar birbirleriyle haberleşiyor. Bu çerçeve altında bir araya gelip kendimizi yaşatmalıyız. Anca böyle kendimizi koruyabiliriz. Aksi halde yok olmayla yüz yüzeyiz.

    Benim hikayem Maraş’tan Antep’e, Antep’ten Avrupa’ya kadar uzanan bir yolculuk. Bu yolculuk bana şunu öğretti; kimliğimi yaşamak, bir tercih değil, bir zorunluluk. Çünkü kimliğimi kaybedersem ruhumu kaybederim.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • 15. Avrupa Dersim Kültür Festivali-CANLI

    15. Avrupa Dersim Kültür Festivali-CANLI

    15. Avrupa Dersim Kültür Festivali Frankfurt’ta devam ediyor.

  • ‘Kadın Sorununda Cins ve İnanç Kırımı’ Paneli-CANLI

    ‘Kadın Sorununda Cins ve İnanç Kırımı’ Paneli-CANLI

    15. Avrupa Dersim Kültür Festivali kapsamında ‘Kadın Sorununda Cins ve İnanç Kırımı’ konulu panel düzenleniyor.

  • DAKB Suriye açıklaması: Özgürlük alanlarını korumak için hep birlikte ayağa kalkalım!

    DAKB Suriye açıklaması: Özgürlük alanlarını korumak için hep birlikte ayağa kalkalım!

    PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Suriye’de süren savaşta kadınlar, halklar, inanç toplulukları, çocuklar ve yaşlıların, göç yollarına zorlanarak, tecavüz, katliam ve zorla boyun eğdirme politikalarıyla susturulmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Bu baskıcı, gerici ve sömürüye dayalı yaklaşımı kesinlikle reddediyoruz. Mücadeleyi büyütmek ve özgürlük alanlarını korumak için hep birlikte ayağa kalkalım!” çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) Suriye’deki gelişmelere dair yazılı açıklama yaptı. 3. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini ve kapitalist güçlerin çıkarları doğrultusunda savaşı yönlendirildiğinin aktarıldığı açıklamada, “Kuzey Dogu Suriye’de, kadınların öncülüğünde gerçeklesen devrim tüm dünyada büyük bir yankı uyandırmış; yüzlerce genç kadın canlarını feda ederek bu topraklar özgürleştirmiştir. Ancak, kapitalist sistem, bu kazanımları baltalamak ve kendi çıkarlarını genişletmek için barbar ve dinci-gerici güçleri yeniden sahneye sürmektedir” denildi.

    “HEP BİRLİKTE AYAĞA KALKALIM!”

    DAKB’ın, açıklamasının devamında şunlara yer verildi:

    “DAİŞ ve benzeri yapılardan türetilen, maskelenmiş cihatçı örgütler, ulus devletlerin işbirliğiyle yeni bir düzen inşa edilmeye çalışılmaktadır. Öte yandan, 10 yılı aşkın bir süredir Demokratik Suriye ve demokratik bir yaşam iddiasıyla mücadele eden kadınlar, halklar, inanç toplulukları, çocuklar ve yaşlılar, göç yollarına zorlanarak, tecavüz, katliam ve zorla boyun eğdirme politikalarıyla susturulmaya çalışılmaktadır.

    Demokratik Alevi Kadin Birliği (DAKB) olarak bu baskıcı, gerici ve sömürüye dayalı yaklaşımı kesinlikle reddediyoruz. Kuzey Doğu Suriye’de inşa edilen özgürlük alanlarını, halklar ve inançlarla ittifakı kararlılıkla destekliyoruz. Bu nedenle, dayanışmayı büyütmek, mücadeleye omuz vermek ve bu özgürlük alanlarının korunmasını saglamak için tüm üyelerimizi, dostlarımızı ve kadınları harekete geçmeye davet ediyoruz. Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin aldığı eylem kararlarını destekliyor, ortaya konulan mücadeleyi Kerbela’da direnenlerin ruhu ile sahipleniyor, dayanışmanın bir sembolü olarak lokmalarımızı paylaşmaya çağırıyoruz. Mücadeleyi büyütmek ve özgürlük alanlarını korumak için hep birlikte ayağa kalkalım!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Seyit Rıza ve arkadaşları için Avrupa’da anma etkinlikleri

    Seyit Rıza ve arkadaşları için Avrupa’da anma etkinlikleri

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin 87.  yılında Avrupa’nın farklı kentlerinde kitlesel olarak anılacak. 

    87 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyid Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşları için Avrupa’nın birçok kentinde anmalar ve paneller düzenlenecek.

    İsviçre’nin Cenevre, Fransa’nin Saint-Louis, Almanya’nın Stuttgart, Mainz ve Nürnberg kentlerinde 15 Kasım’da anma etkinlikleri düzenlenecek. Etkinlikler Dersim İnşa Kongresi, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu, Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, St.Louis ve Weil am Rhein Alevi dernekleri, Rhein Main Dernekler Birliği, Stuttgart Dersim Soykırım Mağdurları İnisiyatifi öncülüğünde düzenlenecek.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • AABK Eşit Başkanı Mat’tan çağrı: Herkes Madımak Katliamı Belgeselini izlemeli

    AABK Eşit Başkanı Mat’tan çağrı: Herkes Madımak Katliamı Belgeselini izlemeli

    PİRHA- Madımak Katliamı’nı anlatan ‘Çok Kötü Bir Şey Oldu’ belgeselini izlemeye dair duyarlılık çağrısında bulunan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Bu belgesel, katliamın nasıl geliştiğini, kimlerin sorumlu olduğunu ve yaşanan trajediyi gözler önüne seriyor. Hep birlikte izleyerek hem geçmişin karanlık yüzüyle yüzleşmeli, hem de gelecekte benzer acıların yaşanmaması için ders almalıyız” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi çalışmalarının beşinci ayağı olan belgesel filmi Avrupa’da da gösterilmeye başlıyor.

    Madımak Katliamı Belgesel Film’in Avrupa’daki sinemalarda ve cemevlerinde gösterilmesine sayılı günler kala Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşi Başkanı Hüseyin Mat, tarihsel bir hafızayı taşıyan belgeselin izlenmesine dair çağrıda bulundu. Mat, “Hastalık ve ölüm dışında hiçbir gerekçe, bir sandalyenin boş kalması için neden olamaz. Unutturmamak ve hatırlatmak için birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

    “GEÇMİŞİN KARANLIK YÜZÜYLE YÜZLEŞMEK İÇİN İZLEMELİYİZ”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın, Avrupa’da yayına girecek ‘Çok Kötü Bir Şey Oldu’ belgeseline dair duyarlılık çağrısı şöyle:

    “Unutturmak istemiyorsan… Madımak Katliamı’nda çocuğunu kaybeden bir anne, “Çok Kötü Bir Şey Oldu” diyerek içindeki acısını paylaşıyor. O kadar büyük ve derin bir acı ki, söyleyecek söz bulamıyor.

    Bu acıyı unutturmamak ve bu acıya neden olanlardan hesap sormak istiyorsan, gün sadece üzülmekle geçiştirilecek bir gün değil. Katliamın öncesini, katliam esnasında ve sonrasında yaşananları anlatan belgesel filmi birlikte izlemek için aileni, komşunu, iş arkadaşını, okul arkadaşını alıp gitmelisin. Herkes bu katliamı ve ortaya çıkan acıyı bilsin, unutmasın ve unutturulmasın. Bu belgesel, katliamın nasıl geliştiğini, kimlerin sorumlu olduğunu ve yaşanan trajediyi gözler önüne seriyor. Hep birlikte izleyerek hem geçmişin karanlık yüzüyle yüzleşmeli, hem de gelecekte benzer acıların yaşanmaması için ders almalıyız.”

    “YA BUGÜN VARSINIZ YA DA YOKSUNUZ!”

    Unutturmamak için ya sahip çıkacağız, mücadeleyi büyüteceğiz ya da susacağız. Biz susmak istemiyoruz. Madımak Katliamı’nı unutmamak ve unutturmamak için ne gerekiyorsa yapmayı bir onur meselesi ve tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Belgesel Filmi tam da bu amacımızın ve hedefimizin önemli bir parçasıdır. ‘Zamanım yok, misafirim geldi, işlerim çıktı’ gibi gerekçeler, hastalık ve ölüm dışında hiçbir gerekçe, bir sandalyenin boş kalması için neden olamaz. Ya bugün varsınız ya da yoksunuz. Unutturmamak ve hatırlatmak için birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avrupa’daki ve Türkiye’deki Alevi gençler buluşuyor, detaylar açıklandı

    Avrupa’daki ve Türkiye’deki Alevi gençler buluşuyor, detaylar açıklandı

    PİRHA – Avrupa’daki ve Türkiye’deki Alevi gençler “Gençlik Buluşması” projesi kapsamında bir araya gelecek. Sivas ve Çorum’da yapılacak anmaya katılacak gençler, sonrasında Hacı Bektaş Veli Dergahına giderek cem yapacak.

    Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB) Yönetim Kurulu, Sivas ve Çorum’da faşistlerin/radikal dincilerin gerçekleştirdiği katliamlarda yaşamını yitiren Aleviler için yapılacak anmalarda yer alacaklarını duyurdu. AAGB üyeleri, Sivas ve Çorum’daki anmaların haricinde 4 Temmuz’da ise Hacıbektaş’ta olacak.

    Anma ve Gençlik Buluşması’nın programını paylaşan AAGB üyeleri, 1 Temmuz’da Ankara’da buluşup Sivas’a hareket edeceklerini açıkladı.

    Programın detaylarında “2 Temmuz Sivas’ta, 3 Temmuz’da Çorum’da, 4 Temmuz’da Hünkar Hace Bektaş Veli Dergahı’nda ‘Alevi Gençlik Buluşması’ndayız!” denildi.

    2 Temmuz akşamı Çorum’a hareket edeceklerini duyuran AAGB, 3 Temmuz’da Çorum’da yapılacak anma sonrasında ise Hacıbektaş’a gidileceğini açıkladı.

    Program detayında 4 Temmuz sabahı Türkiye Alevi kurum bileşenleriyle kahvaltı da yer alıyor. Türkiye ve Avrupa gençliğinin organize ettiği “Gençlik Buluşması” sonrasında birlik cemi yapılarak program son bulacak.

    GENÇLİK SEKRETERYASI PROJESİ!

    AAGB Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada “Bu sene Avrupalı Alevi Gençliğin ve Türkiyeli Alevi Gençliği’nin beraber gerçekleştireceği gençlik buluşmasında TR-EU gençliği ortak sekreteryasını oluşturmayı hedefliyoruz. Oluşturulacak olan bu sekreterya, gençlik arasında bir köprü görevi görecek ve bilgi ve deneyim aktarımı, ortak çalışma kültürü ve uluslararası projeler için iyi bir altyapının başlangıcı olacaktır. Sekreterya, aynı zamanda ‘Alevi Gençlik Çalıştayı’nın yapılabilmesi için iyi bir fırsat olacaktır. Alevi gençliğinin sorunlarını gündemine alan ve bunlara çözüm üretecek olan bu oluşum için hepinizin desteğine ihtiyacı var. Cümle canların gül cemallerine aşkı niyazlarımızla…” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa Alevi Gençler Birliği Köln’de eğitim kampı yaptı

    Avrupa Alevi Gençler Birliği Köln’de eğitim kampı yaptı

    PİRHA- 29 Mart- 1 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen Avrupa Alevi Gençler Birliği kampı ve 6. olağan genel kurulun sonuç bildirisi paylaşıldı.

    Avrupa Alevi Gençler Birliği  6. Olağan Genel Kurulu öncesinde düzenlediği kampta inanç değerleri ve kültürü ağırlıklı ele alarak 4 günlük bir program düzenlemişti.

    İsviçre, Avusturya, Almanya, Belçika, Fransa, İsveç, Britanya, Hollanda, ve İtalya’yı temsil eden ve kendi ülkelerinde aktif çalışma yürüten Alevi gençlerin bir araya geldiği kampta, son yılarda yapılan çalışmalar dile getirilerek, bilgi, fikir, ihtiyaç ve çözüm alışverişinde bulunuldu.

    “İHTİYAÇ, FİKİR VE ÇÖZÜM ALIŞVERİŞİNDE BULUNULDU”

    4 gün süren kamp ve olağan genel kurul sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesi şöyle:

    29 Mart – 1 Nisan tarihleri arasında, Avrupa’nın dört bir yanından Avrupalı Alevi Gençler; Köln’de AAGB kampında bir araya geldi.

    Birinci gün 1. Avrupa Alevi Gençlik Meclisi’nde son yılarda yapılan çalışmalar dile getirilerek, bilgi, fikir, ihtiyaç ve çözüm alışverişinde bulunuldu. Avrupa ülkelerinin farklı devlet yapılanmaları, eğitim sistemleri, demografileri ve Alevilerin ülkelere göç tarihi, Alevi gençliğin üzerinde farklı etkiler bıraksa da temelde kimlik krizi, kültür zenginliği ve nesiller arası diyalog ve çatışması gibi konularda yapılan çalışmalar ele alındı. Ülkelere göre değişiklik gösteren bu çalışmalarla ilgili paylaşımlarda bulunuldu ve deneyim aktarımı sağlandı. Alevi gençlerinin temel bir sorunu olan eğitim konusu üzerinde duruldu. Eğitim sorunu ile ilgili olarak; ortak bir çözüm arayışına girildi. Bir çok Alevi gencinin tarihimizle, inancımızla ve ritüellerimizle ilgili temel konulara basit cevap arayışında olduğu vurgulandı. Meclis’te söz alan gençlik kurum temsilcileri, eğitime olan ihtiyaç için ilk adımın merak ve sorgulama olduğunu ve biz gençlerin sorgulamaktan korkmamaları gerektiği vurgulandı. Çözüme ulaşmanın yolunun sorgulamaktan geçtiği belirtildi.

    ATÖLYELER

    İkinci gün edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda, gelecekte Alevi hareketi olarak nelere karşı kriz masaları kurulmalı ve hangi yöntemlerle çalışması gerektiğine dair çeşitli senaryolar yazıldı. Bu zorlu süreçlerin atlatılması konusunda gruplar halinde farklı senaryolar ve çözümler konuşuldu. Bizler, bu çalışmayla sadece var olan yangını söndürme değil; gelecekte çıkabilecek sorunlara da şimdiden önlem almayı ve hazırlıklı olmayı hedefledik.

    Bir diğer atölye çalışması da, Alevi gençliğinin nasıl maddi bağımsızlığa ulaşarak daha uzun vadeli çalışmalar yapılabileceği konusuydu. Gençlik fonlarının yanı sıra, kendi gençlik kurumlarımız ile nasıl Alevice ekonomik faaliyetler yürütüleceği konuşuldu. Bu hizmetlerin hem Yol’a hem de gençlik kurumlarımıza hangi olanakları sağlayabileceği üzerine fikir alışverişi yapıldı.

    6. GENEL KURUL GERÇEKLEŞTİ

    Köln Cemevi’nde AAGB’nin 6. Genel Kurulu gerçekleştirildi. Önceki günlerin yaratmış olduğu samimi ortam, genel kurulun gençliğe ve tabi Yol’umuza yakışır şekilde gerçekleşmesine sebep oldu. 2022’de gerçekleşmesi gereken genel kurul pandemiden dolayı iki yıllık bir gecikmeyle gerçekleşti. Pandemiden dolayı bir çok proje ve hedeflenen çalışma teoride kalmış olsada, bazıları başarıyla tamamlanmıştı. Bu olumsuzluklara rağmen AAGB, yeni yönetimini ve denetleme kurulunu Avrupa’nın birçok ülkesinden gelen delegelerle ve yüksek bir katılımla seçti. Avrupa Alevi Gençler Birliği’nin Genel Kurulu’na katılamayan bazı kurum temsilcilerimiz, yazılı ve telefon aracılığıyla bize ulaşarak genel kurulumuzu selamladılar.

    AAGB YÖNETİM KURULU ÜYELERİ SEÇİLDİ

    Melanie Sınırtaş (Avusturya, Wels AKM)

    Eren Kılıç (Hollanda, Amersfoort AKM)

    Veliyettin (İtalya, Alevi Bektaşi Kültür Birliği)

    Umut Aktaş (Fransa, St. Louis AKM)

    Barış Şanlı (Almanya, Weil am Rhein AKM)

    Haşim Arslan (İsveç, İsveç Alevi Gençler Birliği)

    İsviçre – Delege gönderecek

    Belçika – Delege gönderecek

    Britanya – Delege gönderecek

    6.⁠ ⁠Avrupa Alevi Gençler Birliği Denetim Kurulu üyeleri

    Can Özdemir (Belçika, Brüksel AKM)

    Önder Çömert (Fransa, Mulhouse AKM)

    Ali Göktaş (Avusturya, Jenbach AKM)

    Yedekler:

    Ada Yılmaz(İsveç, İsveç Alevi Gençler Birliği)

    Elvan Çadır(Fransa, Nancy AKM)

    Görev dağılımı yapıldıktan sonra ayır bir açıklamayla kamuoyuna bildirilecektir.

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Kılıçkaya ırkçılığa dikkat çekti: Örgütlü mücadelenin hayati olduğunu biliyoruz

    Kılıçkaya ırkçılığa dikkat çekti: Örgütlü mücadelenin hayati olduğunu biliyoruz

    PİRHA- Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, en büyük suçun ırkçılık olduğunu belirterek, “Avrupa’da tarih tekerrür mü ediyor?” sorusunu sordu. Kılıçkaya, Almanya’da milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘bir daha asla’ dediğini hatırlattı ve “Çünkü, meydanlar vicdana, yüzleşmelere, sorgulamalara çağırıyor herkesi” dedi.

    Avrupa’da yükselen ırkçılık dalgasının artık korkusuz, kompleksiz bir şekilde Nazi dönemi söylem ve eylemlerle demokrasinin evrensel değerlerine saldırdığını belirten Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, son donemde göçmenlerin onurunun fütursuzca çiğnenmeye gidildiğine vurgu yaptı.

    Kılıçkaya, mevcut siyasi konjektürün en mağdur toplumsal katmanlarından sadece biri olan Alevilerin ortak gelecek ve hakikati savunmak adına, demokratik-laik bir sistemde amasız-fakatsız eşit vatandaşlar olarak yaşamak istediğini sokağa çıkarak, yüksek telden dillendirerek gösterdiğini ifade etti.

    GÖÇMENLERE YÖNELİK IRKÇILIK VE AŞIRI SAĞ PARTİLER

    Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya’nın yazısı şöyle:

    “Savaşların, yoksulluğun, gericiliğin ve toplumsal tahribatların arttığı bir süreçte, barışı, özgürlüğü, eşitliği ve farklı kültürlerin bir arada, eşit koşullarda, eşit haklarla yaşaması için çabaladığımız bir dönemde, Avrupa ülkelerinde aşırı sağ partilerin önemli derecede güç kazandığı su götürmez bir gerçektir. Bulunduğu toplum nazarında yükselişe geçmiş, farklı yöntemlerle örgütlenmiş, yayılmış ve ana akımlaşmıştır. Birçok ana akım parti politik çizgilerinden tavizler vererek, hatta vaz geçerek, güçlenen aşırı sağ partiler karşısında daha fazla seçmen kaybı yaşamamak amacıyla bu partilerin özellikle göçmenler konusundaki propagandalarını çalmıştır. Böylece, göçmenlere yönelik ırkçı propaganda Almanya, Avusturya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya ve İtalya’daki aşırı sağ partilere meşruiyet kazandırmıştır.

    Bu durumda, hepimiz şunu açıkça görüyoruz ki; artık ne Almanya Willy Brandt dönemi Almanya’sı, ne İsveç Olof Palme dönemi İsveç’i ne de Fransa Fransua Mitterrand dönemi Fransa’sıdır. Bu haliyle Avrupa, doğmaya karşı aklın, dinsel tutuculuğa karşı laikliğin, köleliğe karşı eşitliğin, insan haklarının, hayvan haklarının, çocuk haklarının, erkek-kadın eşitliğinin, doğa korumacılığın, çevreciliğin, toplumsalcılığın, kişisel özgürlükçülüğün Batı’sı olmaktan hızla uzaklaşarak, yükselen popülist aşırı sağ partilerin adeta oy patlaması yasadığı bir kıta olmaya başlamıştır.

    “NAZİ DÖNEMİ SÖYLEMLERLE GÖÇMEN ONURUNA FÜTURSUZCA SALDIRIYORLAR”

    Dahası, Avrupa ülkelerindeki popülist aşırı sağ partilerin birbirleriyle işbirliği içerisinde hareket ettiklerine de tanık olmuşuzdur. Temel ortak özelliklerinden biri ülkelerinin AB’den ayrılmasını savunmak olan bu partiler, Avrupa Parlamentosu’nda (AP) bir siyasi grup kurmayı da başarmıştır.

    Avrupa vatandaşlarının geleneksel ortak değerleri artık paylaşmadıklarını, sert kültür savaşlarına yöneldiklerini görerek, Avrupa’da güçlerini arttırmaya başlayan aşırı sağcı partileri ortaya çıkaran ve onların oy kazanmalarına neden olan faktörleri incelemek ve bu partileri klasik faşist partilerden ayıran yönlerini araştırmak zorundayız.

    Zira, artık korkusuz, kompleksiz bir şekilde Nazi dönemi söylem ve eylemlerle demokrasinin evrensel değerlerine saldırıyor, göçmenlerin onurunu fütursuzca çiğniyorlar. Bundan dolayı, mevcut siyasi konjektürün en mağdur toplumsal katmanlarından sadece biri olan Aleviler olarak, ortak geleceğimiz ve hakikati savunmak adına, demokratik-laik bir sistemde, amasız-fakatsız eşit vatandaşlar olarak yaşamak istediğimizi sokağa çıkarak, yüksek telden dillendirerek gösteriyoruz. Örgütlü bir mücadelenin ne kadar hayati olduğunu biliyoruz.

    “MEYDANLAR YÜZLEŞMEYE, VİCADANA ÇAĞIRIYOR HERKESİ”

    Batı’nın siyasal örgütleri, kurumları, partileri, sendikaları, ülke içi haksızlıklara karşı ses ve eylem yükseltme becerilerini henüz yitirmemiş olduğunu bir fiil yaşayarak görüyoruz.

    Almanya genelinde milyonlarca insanın sokağa çıkması, «Nie wieder 1933» (Bir daha asla : 1933) diye haykırması, geleceğe dair çok umutlu. Artık kaybedecek şeylerin sınırına gelmiş ve güzel yaşamak isteyen bir kalabalığın varlığını görmek, bu onurlu direnişi yüreğimizin derinliklerinde hissediyor, dayanışmanın öneminden doğan bu umut ışığını heyecan verici buluyoruz. Çünkü, meydanlar vicdana, yüzleşmelere, sorgulamalara çağırıyor herkesi.

    Artık, insanın insanlaşması doğrultusunda verdiğimiz savaşım milyonların ortak sesidir. Bundan dolayı, bu ırkçı zihniyet karşısında milim geri durmayız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Fırat: Cemevlerimizin ibadethane olarak kabul görmemesi Türkiyenin utancıdıdır

    Fırat: Cemevlerimizin ibadethane olarak kabul görmemesi Türkiyenin utancıdıdır

    PİRHA- Almanya’da Koblenz Alevi Kültür Merkezi/Cemevi’nin 30. yıl kutlamasına katılan HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “”Avrupa’nın çeşitli kentlerinde cemevlerimiz ibadethane olarak kabul edilirken, Türkiye’de halen cemevlerimizin ibadethane olarak kabul görmemesi Türkiyenin utancıdır” dedi. 

    Almanya’da bulunan Koblenz Alevi Kültür Merkezi/Cemevi’nin 30. yıl kutlaması yapıldı. Kutlamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) İstanbul Milletvekili Celal Fırat da katıldı.

    Fırat soysal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, “Avrupa’nın çeşitli kentlerinde cemevlerimiz ibadethane olarak kabul edilirken, Türkiye’de halen cemevlerimizin ibadethane olarak kabul görmemesi Türkiyenin utancıdır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Öker: Bize Madımak Katliamını yaşatanlar, Alevilerin oylarıyla meclise taşındı-VİDEO

    Öker: Bize Madımak Katliamını yaşatanlar, Alevilerin oylarıyla meclise taşındı-VİDEO

    PİRHA -AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini yorumladı. Öker, “Bize Madımak Katliamını yaşatan zihniyet, bugün Alevilerin oylarıyla Meclis’e taşındı” dedi. Öker şu an Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi kurumlarında uzun süre başkanlık yapılmasını da eleştirerek, “Kurumlarımız sanki özel bir şirketmiş gibi” ifadesini kullandı. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, muhalefet cephesinden Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hedeflenen oranlara neden ulaşılamadığı konusunu değerlendirdi.

    Yeşil Sol Parti İstanbul 1. Bölge 4. Sıra Milletvekili Adayı olan Turgut Öker, seçim sürecinde nasıl bir çalışma yürüttüğünü PİRHA’ya anlattı. Öker, 3 aylık çalışma sürecinin iki ayını Avrupa’da, son bir ayını ise İstanbul’da geçirdiğini belirtti.

    “BU KRİTİK SEÇİMİ AVRUPA’YA YETERİNCE AKTARAMADIK”

    Turgut Öker, Avrupa’daki seçmenlerin, 14 Mayıs seçimini “Belki de son seçim” olarak değerlendirdiğinin altını çizerek yapılan çalışmaları şu sözlerle anlattı:

    “Gittiğimiz her yerde ciddi bir güvensizlik vardı. ‘Dünyanın hiçbir yerinde diktatörler normal bir seçimle gitmez. Biz ne yaparsak yapalım bunlar hile, hırsızlık yapacaklar ve sandığa atılan oy Yüksek Seçim Kurulu bilgisayarlarına olduğu gibi yansımayacak’ güvensizliği tavan yapmış durumdaydı. Bütün dolaştığımız yerlerde bu algıyı kırmaya çalıştık. Çünkü o algı peşinen her şeyin kaybedilmesi anlamına geliyordu. Kaygılardan yola çıkacak olursak o zaman mücadele etmememiz, peşinen teslim olmamız gerekiyordu. O açıdan bütün gücümüzle insanları Avrupa’da bu seçimlere aktif katılmaları konusunda mobilize etmeye çalıştık. Bu algıyı kırmak için de CHP ve Yeşil Sol Parti olarak Avrupa’da ortak paneller düzenledik.

    Bundan önceki seçimlerde Avrupa’da %48’lerde seçimlere katılım oranı vardı. Bir önceki seçimlerle kıyaslandığında Avrupa cephesinden büyük bir patlama yapamadık tabii ki. Ama en azından %55 katılım oranını bulduk. Ama bu sonucu çok değiştirmedi. Avrupa’da %60 Erdoğan %40 ise Kılıçdaroğlu oy aldı. Bütün çabalarımıza rağmen Avrupa’da doğup büyümüş gençlere, Türkiye’nin bu kritik seçimini yeterince aktaramadık. Araştırmalarda da görülüyor ki sandığa gitmeyenlerin büyük bir çoğunluğunu orada doğup büyümüş, yaşı 18 ve 35 arasında olan gençler oluşturuyor.

    Son 60 yılda Avrupa’ya giden insanlarımız kısa süre içerisinde entegre olup birçok ülkenin vatandaşlığını aldı. Dolayısıyla bizim dünyanın insanlarında Türk vatandaşlığı oranı az. Daha çok muhafazakar İslamcı potansiyel ‘gavurun ülkesinde’ çok fazla entegre olup vatandaşlık alma gibi bir dünyaları olmadığı için onlardaki Türk vatandaşlığı statüsü ve sandığa gitme oranı bizim insanlardan kat kat daha fazla. Ondan dolayı %60’a %40 olarak sonuçlanıyor.

    “İSLAMCI YAPILARI, DEVLET KAYNAKLARIYLA SANDIĞA TAŞIDILAR”

    Bir başka gerçeklik, sonuçta oradaki milli görüşü örgütleyen zihniyet, Türkiye’de iktidarda. Bütün camileri, sağcı, İslamcı yapıları, devlet kaynaklarıyla sandığa taşıdılar. Otobüslerle cami önlerinden insanlar konsolosluklara oy kullanmaya taşınıyordu. İnanılmaz bir organizasyon vardı. Devlet bu noktada bütün olanaklarını seferber etti. Devletin maaşını ödediği din ateşeleri, Türkçe öğretmenleri, cami imamları, seçim sürecinde bu çaba içerisinde yer aldılar. Bizim dünyanın içerisinde ise toplasan tüm Avrupa’da bütün işi gücü bu olan 10 kişi bulamazsın. O kapsamda Avrupa’da amaçladığımız hedeflere ulaşamadık.”

    “ALEVİLERİN OYLARIYLA MECLİSE TAŞINDILAR”

    Turgut Öker yeni oluşan parlamentoyu da değerlendirdi. Siyasal İslamcıların ağırlıkta olduğu bir Meclis profilini işaret eden Öker, şöyle devam etti:

    “Avrupa’daki siyasal İslamcı, milli görüşçü; Alevilere, Kürtlere, devrimcilere karşı ne kadar olumsuz faaliyetlerin başında bulunan lider konumdaki insanlar varsa şu anda parlamentoya taşındılar. Daha Hizbullah’ı anlatmama gerek yok. Avrupa’da ‘Milli görüşün şeyhülislamı’ diye bilinen Ali Yüksel diye bir kişi 4. evliliğinden dolayı Almanya’da görevi bırakmak zorunda kalmıştı. Onun ötesinde Oğuz Üçüncü, yine milli görüşün Genel Sekreteriydi… Diğer taraftan benim de aday olduğum İstanbul Anadolu yakasından; ifade ederken bile rahatsızlık duyuyorum, son 30 yıldır Alevilerin eşit haklara kavuşması için mücadele yürütürken bu mücadelemize düşmanca yaklaşanlar, en önemlisi de bize Madımak Katliamı’nı yaşatan zihniyet, bugün Alevilerin oylarıyla meclise taşındı. Millet İttifakı içerisinden hemen hemen İstanbul’da, Ankara’da her bölgede… 2 Temmuz geldiğinde yüreğimiz parçalanırken, Madımak önünde olmayı bir insanlık görevi olarak hissedip ona uygun davranırken, bugün bize Madımağı yaşatan zihniyetin temsilcileri, yani Saadet Partisi’nin temsilcileri, Alevilerin oyuyla meclise taşındılar. Kendisini ‘Şeyhülislam’ olarak tanıtan Ali Yüksel’in parlamentoda olması yetmiyormuş gibi bir de buradan Ensar Vakfı’nın kurucu başkanlığını yapan kişiler de CHP listesinden parlamentoya taşındılar. Genel tabloya baktığınız zaman bu ülkede ne kadar elinde demokrasi güçlerine karşı işlenmiş kan izi olan, veya bu katliamları yapanları avukat olarak savunup, lojistik destekleyenler, koruyanlar varsa bugün hepsi parlamentoda.”

    “ALEVİLERE UYGUN BİR TEMSİLİYET YOK”

    Parlamentoda artık Alevi mücadelesinin çok kolay olmayacağını da vurgulayan Turgut Öker, “Sonuçta onlar kendi liderlerini parlamentoya taşıdılar. 60 yıldır Avrupa’da Siyasal İslam’ı örgütleyen; Erbakan Almanya’da okuyup sonrasında Türkiye’ye gelen bir isim. Adil düzen altında milli görüşü Türkiye’de örgütleyenlerden birisi. Onlar Avrupa’daki bütün kadrolarını parlamentoya taşıdılar Türkiye’de ise şu an bu mevcut durum karşısında Alevi hak mücadelesinde fiilen görev almış, mücadele etmiş ve bu mücadelede ortaya somut kazanımlar çıkarmış insanlar ne yazık ki parlamentoda yer alamıyorlar” dedi.

    “Bu durumda nasıl bir denge oluşacak?” diye soran Öker şunları kaydetti:

    “Demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe, Aleviliğe karşı olanlar, en güçlü şekilde parlamentoda temsil edilirken onun karşısında Aleviler cephesinde şu an böyle bir durum ne yazık ki söz konusu değil. Geçen dönemde olduğu gibi gümbür gümbür Alevilerin sorunlarını parlamento kürsüsünde ifade edecek, mevcut sorunlarımızın çözümünde somut açılım sunacak, Alevi kamuoyuyla bağlantı kurarak Alevilerin temel sorunlarını görünür olarak gündeme getirilmesinde aktif rol oynayacak bir atmosferin ne yazık ki olamayacağına inanıyorum. Buna uygun bir temsiliyet yok. Büyük oranda önümüzdeki dönemde hepimizin bildiği temel şeylere sarılacaklar ve ‘Ayrımız, gayrımız mı var? Niye özellikle Alevi vurgusu?’ gibi şu anki egemen zihniyete dokunmayan bir tablo ortaya çıkacak diye düşünüyorum.”

    “BİRÇOK ALEVİ YÖNETİCİ BİLMİYOR”

    Turgut Öker, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri konusunda vermiş olduğu kararların Haziran ayı içerisinde yeniden gündeme gelecek olmasını da değerlendirdi.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, Türkiye’ye’de konuda ne gibi ilerleme sağlanıp sağlanmadığını sorabileceğini belirten Öker, şunları söyledi:

    “Bu konuda örgütlerin hiçbir hazırlığının olduğunu maalesef göremiyorum. Din derslerine karşı açılan Eylem Zengin davasını 2007 yılında Avrupa Mahkemesi’ne götürmüştük. O duruşmalarda Alevileri temsilen bilirkişi olarak yer aldım. Bütün hazırlıkları örgütlü bir yapı olarak yaptık. O zaman Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kazım Genç, avukat olarak katılmıştı. Yüzlerce insan ile o dava görüldü ve bu konu bizim gündemimizdi. Alevi çocuklarına yönelik bu işkencenin son bulması bizim gündemimizdi. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunlarını çözmeye yönelik bir mücadele, özgüvenimiz vardı. Şu an ne yazık ki ne Avrupa’da ne de burada açıkça söylemek gerekir ki Alevi hareketinin somut gündem hedefiyle ona yönelik mücadelesini göremiyoruz. Belki bu sorunu şu anda birçok Alevi yöneticisi bilmiyor bile. Böyle bir kararın görüşmenin olacağından dahi haberdar değillerdir. Şu an Alevi hareketi tamamen kendi dünyamızın dışındaki güncel şeylere endekslenmiş.”

    “CİDDİ BİR ALEVİ HAREKETİNİ GÖREMEDİK”

    Mücadele yöntemleri konusunda önerilerini de sunan Turgut Öker, “Bu örgütlenme modelleri ile bir yere varamayacağımız açık. Eleştirdiğimiz sistemin, zihniyetin aynısını biz kendimiz bugün hayata geçiriyoruz. Şu an Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi kurumlarına bakın, büyük oranda en az 15-20 yıldır kurum başkanlığı yaşam biçimine dönüştü. Kurumlarımız sanki özel bir şirketmiş gibi” diye konuştu.

    “Kurumlarda demokrasi, gençler, kadınlar, yeni yüzler yok” diyen Öker, Sadece adı ‘Sivil toplum örgütü’ ama işleyişi özel mülkiyet gibi. Bu kapsamda mevcut modelle bir yere varılacağına inanmıyorum. Daha da halktan kopacaktır ve korku egemen olacak. Böylelikle insanlarımız daha fazla sindirilecek. Seçim sürecinde de Avrupa’da ve Türkiye’de ciddi bir Alevi hareketini göremedik. Sosyal medyada sadece 1-2 paylaşımla süreç geçiştirildi. O açıdan doğrudan demokrasi diyebileceğimiz yeniden meclisler üzerinden bir örgütlenme, yeni yüzleri bu sürece katabilir. Mevcut örgütler maaşlı bir yöneticiliğe dönüşünce oralar ‘Ekmek teknesi’ olarak görülüyor. Nasıl ki 20 yıldır bu zihniyet koltuğunu bırakmıyorsa Alevi kurumlarında da aynı şey söz konusu” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ HAREKETİ BÖYLE GİDERSE DİBE VURACAKTIR”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, “Sadece cenaze hizmetleri ile sınırlı olmayan cemevlerinin gençliğe, çocuklara, kadınlara, yoksul insanlara yönelik hizmet vermesi gerekir” diyerek ne yapılması gerektiğine işaret etti.

    Öker, “Önümüzdeki süreçte Alevi hareketi böyle giderse daha da dibe vuracaktır. Alevilerin temel sorunları hiçbir şey uğruna feda edilmemesi gerekir. Mesela ben seçim sürecinde Alevi merkezli bir kampanya yürüttüğüm için birçok insan rahatsız oldu. ‘Mezhepçilik yapılıyor’ diye değerlendirildi. Bu ülkenin geleceğinde kendi renginizle, kendi sorunlarınızla yer almayacaksanız içinden çıktığınız toplumu özgürleştiremeyecekseniz o zaman kendi adınızla niye bu ülkede örgütleniyorsunuz? O zaman neden Alevi dernekleriniz federasyonlarınız, cemevleriniz var? Hiçbir gündemin, Alevileri Alevi yapan temel sorunların görmezlikten gelinmesine hizmet etmemesi lazım” diye belirtti.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Yurt dışı ve gümrüklerde oy kullanma işlemi başladı-VİDEO

    Yurt dışı ve gümrüklerde oy kullanma işlemi başladı-VİDEO

    PİRHA-Salt çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yurt dışı ve gümrüklerde oy kullanma işlemi başladı. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, 2. tur seçimlerinde sosyal medya hesaplarından sandığa gidilmesi için duyurular ve çağrılar yaptı.

    14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanı seçiminde adayların salt çoğunluğu alamaması nedeniyle seçimler ikinci tura kalırken, 28 Mayıs Pazar günü yapılacak ikinci tur oylaması için yurt dışı temsilcilikler ve gümrük kapılarında oy verme işlemi başladı. Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) 28 Mayıs seçimi için Türkiye’nin 73 ülkedeki 151 temsilciliğinde 167 noktada sandık kuruldu. Seçmenler, ilk turda en yüksek oyu alan Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu arasında tercih yapacak.

    Yurt dışı temsilciliklerde oy verme işlemi 24 Mayıs tarihine kadar sürecek. Temsilcilikler dışında oy kullanmak isteyenler ise gümrüklerde 28 Mayıs saat 17.00’ye kadar oy verebilecek. Dış temsilciliklerde oy verme işlemi, o temsilcilik için ilan edilen tarih aralığında hafta içi ve hafta sonu yerel saatle 09.00 ile 21.00 arasında, başkonsolosluklara bağlı şehirlerde ise yerel saatle 09.00 ile 18.00 arasında yapılabilecek. Yurt dışı seçmenler, belirlenen temsilciliklerin herhangi birinde veya sandık kurulan herhangi bir gümrük kapısında oy kullanabilecek, bu işlem için randevu alınmasına gerek olmayacak.

    Yurt dışından edinilen bilgilere göre; İlk turda kararsız olan yurttaşlar, oyların çalınıp başka partilere yazılması, kadınlar üzerinde iktidarın kurduğu söyleme, çocuk istismarlarının son bulması ve ekonomik krizine yoksullaşan Türkiye’de insanların en azından bu değerlere yeniden sahip olması için yoğun bir şekilde ikinci turdaki seçimlere sabahın ilk saatlerinden itibaren oy verme işlemine yoğun katılımı vardı.

    AVUSTRALYA ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU’NUN, 2. TUR SEÇİMLERİ İÇİN YAPTIĞI ÇALIŞMALAR

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), 2. tur seçimlerinde sosyal medya hesaplarından sandığa gidilmesi için duyurular ve çağrılar yaptı. AFA ve üye kurumları Melbourne, Dandenong ve Mildura da aktif olarak oy vermeye çağrı ve bilgilendirme yaparak konsolosluklara ulaşım konusunda organize oldu. Ayrıca Sydney’de ki üye olmayan diğer Alevi kurumları da aktif rol aldı.

    AFA, Türkiye’deki çatı Alevi kurumları ve AABK’nın da imzalısı olduğu sandığa gitme çağrısı olan“Ülkemize, çocuklarımıza ve geleceğimize Hızır olacağız” metnine ortak imzacılarından biridir. Melbourne’da 2. tur seçimlerinin ilk gününde hava soğuk ve yağmurlu olmasına rağmen ilgi ve katılım çok yüksek.

    Avustralya’da seçimler 20-24 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Bugün saat 08.00’de başladı, akşam 22.00’de bitecek 20-24 Mayıs arası.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • Yurt dışında oy kullanma süresi yarın doluyor

    Yurt dışında oy kullanma süresi yarın doluyor

    PİRHA- 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere, yurt dışı seçmeninden yoğun ilgi. Katılımının yüksek olduğu Avrupa’da kurulan sandıklar yarın kapanacak, gümrük kapılarında ise 14 Mayıs’a kadar oy verme işlemi devam edecek.

    14 Mayıs‘ta yapılacak seçimlerine sayılı günler kaldı. Cumhurbaşkanlığı ve 28’nci Dönem Milletvekili Genel Seçimi için 4 bin 969 sandık kurulduğu yurt dışında bulunan temsilcilikler, konsolosluklar, hava limanları ile gümrük kapılarında yurttaşların katılımı bir önceki seçimlere göre yüksek oldu.

    27 Nisan’dan bu yana oyun kullanıldığı sandıklarda, 3 milyon 286 bin 786 seçmen kaydı bulunuyor. Yarın sona erecek oy verme işlemleri, gümrük kapılarında 14 Mayıs’a kadar sürecek.

    Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) son açıklamasına göre 73 ülke ve 156 yerdeki yurt dışı temsilcilikleri ve gümrüklerde şimdiye kadar toplam 1 milyon 404 bin 381 seçmen oy kullandı.

    (HABER MERKEZİ)