Etiket: aydın

  • 33. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde!-VİDEO

    33. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde!-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı anmasında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Oteli’ne “Utanç Müzesi” tabelası astıklarını belirterek, “O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi. Erçe, Sivas Katliamı’yla yüzleşilmeden Türkiye’de barış ve demokrasinin sağlanamayacağını söyledi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği öncülüğünde “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla düzenlenen yürüyüşün ardından binlerce yurttaş Madımak Oteli önünde bir araya geldi. Ardından semaha duruldu.

    “UTANÇ MÜZESİ TABELASINI ORADAN İNDİRMEYECEĞİZ”

    Madımak Oteli önünde düzenlenen anma programında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, geçen yıl yaptıkları çağrıyı hatırlatarak, Madımak Oteli’nin bir “Utanç Müzesi” olduğunu söyledi. Erçe, “Geçen yıl burada yaptığım konuşmada burası utanç müzesidir dedik. Bugün burada ‘Utanç Müzesi’ tabelasını astık. O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi.

    SİVAS İÇİN ADALET SAĞLANMADIKÇA BU ÜLKEYE BARIŞ GELMEYECEK”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan Erçe, dava sürecinde verilen kararların adalet duygusunu karşılamadığını belirtti. “33 yıldır sabırla ve inatla adalet kavgamızı sürdürüyoruz” diyen Erçe, “Gördük ki Sivas için adalet sağlanmadıkça, Koçgiri, Dersim, Maraş, Malatya ve Gazi katliamlarıyla yüzleşilmedikçe bu ülkeye barış da demokrasi de gelmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “BU KATLİAMIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, emekçilerin ve kadınların ortak mücadele edeceğini belirten Erçe, “72 milletle el ele bu katliamın hesabını soracağız” dedi. Katliamın sorumluluğuna ilişkin de konuşan Erçe, “Bu katliamın arkasında da önünde de perdenin gerisinde de devlet var, siyasal iktidar var” ifadelerini kullandı.

    NATO TEPKİSİ

    Konuşmasında NATO’ya da tepki gösteren Erçe, Ankara’da yapılacak NATO toplantısını hatırlatarak, yeni savaş planlarının Türkiye’de hazırlanacağını savundu. NATO karşıtı eylemler nedeniyle çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını söyleyen Erçe, alandakilere “Hep birlikte haykıralım: NATO’ya hayır” çağrısında bulundu.

    “BURASI BİZİM NÖBET ALANIMIZ”

    Katliam davasına da değinen Erçe, Madımak Katliamı’nda sorumluluğu bulunan kişilerin yargılanma sürecini eleştirdi. Katliamda görev alan kişilerin bir bölümünün içeride, bir bölümünün ise dışarıda olduğunu söyleyen Erçe, “Dışarıdakileri içeri almak yerine içeridekileri bıraktılar” dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduklarını hatırlatan Erçe, “Mücadeleyi ulusal alanda da sürdürüyoruz ama burayı bırakmıyoruz. Burası bizim nöbet alanımız” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN ALEVİLERİ OLMAYACAĞIZ”

    Hak mücadelesi veren tüm toplumsal kesimlerle dayanışma içinde olduklarını belirten Erçe, “Biz haklarını arayan öğretmenlerin, maden işçilerinin de yanındayız. Dağına taşına sahip çıkan canlarımızın yanındayız. Çünkü onlar biziz, onlar hepimiziz” dedi.

    İktidarın dini politikalarını da eleştiren Erçe, her geçen gün şeriat anlayışının yaygınlaştırıldığını savunarak, Alevilere yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Alevi çocuklarının “devletin Aleviliği” anlayışıyla yetiştirilmek istendiğini söyleyen Erçe, “Hangi Aleviler? Devletin Alevileri. Biz devletin Alevileri olmayacağız” dedi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da eleştiren Erçe, “Ucube bir başkanlık kurdular. Tanımıyoruz, bundan sonra da tanımayacağız” ifadelerini kullandı. Erçe, konuşmasını “33 canımızın hatıralarını sonsuza kadar yaşatmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

    PİRHA/SİVAS

  • Kürt aydını Musa Anter’in katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti

    Kürt aydını Musa Anter’in katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti

    PİRHA- Kürt aydını, gazeteci-yazar Musa Anter’in (Apê Musa), aramızdan ayrılışının üzerinden 33 yıl geçti. Anter, 20 Eylül 1992 yılında bir Kültür-Sanat Festivali’ne katılmak için geldiği Diyarbakır’da JİTEM elemanları tarafından Seyrantepe Semtinde katledildi. Cinayetle ilgili başlatılan soruşturma ve kovuşturmada zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. 

    20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’da gerçekleşen Kültür-Sanat Festivali’ne katılarak kitaplarını imzalayan Musa Anter, akşam saatlerinde Seyrantepe Mahallesi’nde uğradığı silahlı saldırı sonucu 72 yaşında hayatını kaybetmişti. Cinayetin üzerinden 33 yıl geçti, ancak bugüne kadar failler tek tek, isim isim bilinmesine rağmen yakalanmadı.

    Hayatı cezaevi ve sürgünlerle geçen Musa Anter, 1920 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Ziwinge  (Eskimağara) köyünde dünyaya geldi. 1944 yılında Ayşe Hale ile evlenen Ape Musa, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki eğitimi yarım bıraktı.

    KÜRT DİLİNE KATKILARI

    Üniversiteden ayrıldıktan sonra Şark Postası ve Dicle Kaynağı’nda yazmaya başlayan Anter, İleri Yurt gazetesindeki Kürtçe şiiri “Qimil/Kımıl” sebebiyle 1959 yılında tutuklandı, idamla yargılandı. 1960 darbesinden sonra serbest kalan Anter, cezaevinden çıktıktan sonra Deng, Barış Dünyası ve Yön dergilerinde yazdı. Ape Musa, çeşitli tariflerde Dicle-Fırat, Azadiya Welat, Yeni Ülke, Özgür Gündem, Rewşen ve Tewlo’da yazdı. Bununla birlikte yedi kitap ve bir de Kürtçe-Türkçe Sözlük yayımladı.

    11 YIL CEZAEVİNDE GEÇTİ

    Daha sonra Türkiye İşçi Partisi’nde (TİP) aktif siyasete atılan Anter, 1965 seçimlerinde Mardin’den aday oldu. Ancak son anda gerçekleşen aday değişikliği yüzünden bağımsız olarak seçimlere giren Anter, 12 Mart 1971’de tekrar tutuklandı ve Seyrantepe Askeri Cezaevi’nde 3 yıl kaldı. 12 Eylül 1980’de ise “Kürtçülük” propagandası yapmaktan tutuklanıp Nusaybin Cezaevine konulan ve 1 yıl sonra tahliye edilen Anter’in, toplamda 11 yılı cezaevinde geçti.

    JİTEM TETİKÇİSİ CİNAYETİ İTİRAF ETTİ

    Kürt aydını Anter, 20 Eylül 1992 yılında bir Kültür-Sanat Festivali’ne katılmak için geldiği Diyarbakır’da JİTEM elemanları tarafından Seyrantepe Semtinde katledildi. Cinayetle ilgili başlatılan soruşturma ve kovuşturmada bugüne kadar bir gelişme sağlanamazken, JİTEM tetikçisi Abdulkadir Aygan 2004 yılında Apê Musa cinayetine ilişkin itiraflarda bulundu. Apê Musa cinayetini JİTEM’in planladığını itiraf eden Aygan, JİTEM kurucusu Binbaşı Ahmet Cem Ersever, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, JİTEM elemanları Mustafa Deniz, Savaş Gevrekçi, Ali Ozansoy, itirafçı Cemil Işık (Hogir) ve Hamit Yıldırım’ın cinayetten sorumlu olduğunu söyledi.

    TÜRKİYE MAHKUM EDİLDİ

    Anter Ailesi, aradan geçen yıllara rağmen sonuç alınamayan cinayetin soruşturmasını 2000’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Mahkeme ön kabulden sonra 2005’te tarafları uzlaştırmak istedi ve aileye 15 bin Euro önerdi. Aile maddi tazminat yerine ihlal kararı çıkmasını istedi ve öneriyi reddetti. AİHM 19 Aralık 2006’da Musa Anter’in yaşam hakkının ihlal edildiği ve cinayet hakkında yeterli soruşturma yürütülmediği için, ailesinin mahkemeye “etkin başvuru hakkının elinden aldığı” gerekçesiyle Türkiye’yi 28 bin 500 Euro ödemeye mahkum etti.

    2013’TE DAVA AÇILDI

    Cinayet uzun süre “faili meçhul” kaldıktan sonra 29 Haziran 2012’de tetikçi zanlısı Hamit Yıldırım Şırnak’ta yakalandı. Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zamanaşımından kurtulmuş ve soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame, 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    JİTEM DAVASI İLE BİRLEŞTİRİLDİ

    Musa Anter davası 23 Aralık 2014 tarihinde JİTEM Ana Davası ile birleştirilerek, 16 Ocak 2015 tarihinde “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı. Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, birleştirme kararına itiraz etti, ancak itirazı değerlendiren Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli kararıyla iki davanın birleşmesi kesinleşti.

    Musa Anter cinayeti ile ilgili tanık ifadelerine ve delillere rağmen davada tek tutuklu sanık olan Hamit Yıldırım serbest bıraktı. Cinayette adı geçenlerden Cem Ersever ve Mustafa Deniz öldürülürken, Abdulkadir Aygan, İsveç’te yaşıyor, Yeşil’in akıbeti ise bilinmiyor.

    DAVA SÜRECİ

    1999 yılında düzenlenen iddianamelerle 11 sanığın ve 2005 tarihli iddianameyle yargılanan 5 sanığın yargılandığı JİTEM örgütüne ilişkin davalar 2010 yılında birleştirildi ve dava “JİTEM Ana Davası” olarak anılmaya başlandı.

    Bu sırada gazeteci yazar Musa Anter’in 20 Eylül 1992’de öldürülmesiyle ilgili 1992 yılında açılan soruşturma kapsamında, eski JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın fail olarak işaret ettiği Hamit Yıldırım 29 Haziran 2012’de gözaltına alındı.

    Hamit Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zamanaşımından kurtuldu ve soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmedi.

    Musa Anter Davası 23 Aralık 2014 tarihinde JİTEM Ana Davası ile birleştirildi ve 16 Ocak 2015 tarihinde “güvenlik gerekçesiyle” Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, birleştirme kararına itiraz etti ancak, itirazı değerlendiren Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli kararıyla iki davanın birleşmesi kesinleşti.

    JİTEM Ana Davası ile 1993 yılında “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından öldürülen Ayten Öztürk davasıyla birleştirilen davanın karar duruşması, 21 Eylül 2022’de Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Anter Davası, JİTEM Ana Davası’nda tefrik edilerek, zamanaşımından düşürülmesine karar verildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez’-VİDEO

    ‘Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Sivas Madımak Katliamında yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, insan yakmanın zaman aşımı olamayacağına dikkat çekerek, “Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için 32’nci yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğe platform bileşenleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyen yurttaşlar, sık sık “Sivas’ı unutma, unutturma” sloganları attı.

    Basın metnini DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan okudu.

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 32 yıl önce 2 Temmuz 1993’de Madımak katliamı ile geçmişle yüzleşmek, yaralarının sağaltılması yerine, Alevileri katliam kıskacında tutma zihniyetinin açık edilerek devam ettirildiğinin söyledi.

    “MÜNFERİT BİR OLAY DEĞİLDİR”

    Katliam zihniyetinin Suriye’deki Alevi katliamı ile devam ettiğini vurgulayan Kadriye Doğan, şunları ifade etti:

    “1993 Sivas’ında; birkaç yıldır Banaz’da ‘”Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’’ diyen Pir Sultan’ı anma yaşatma Alevi inancını görünür kılma, o yıl ‘’Ölümsüz Ozan Anıtı’’ ile de varlık mücadelelerine bir taş daha koymaya karar vermişlerdi. Rea Hak Alevilere, Kürtlere, farklı inanç ve etnik kimliğe, farklı dile yaşam olanağı tanımayan sistem, bu varlık mücadelesine tahammülsüzlüğün en ağır biçimini Alevilere reva gördü. Birlikte yaşam semahı yerine ateşle semaha durdurdular. 32 yıldır geçen bu sürede açıkça ortaya çıktı ki; Madımak aleni bir şekilde planlı örgütlü ve devlet aklından icazetli gelişen büyük bir katliamdır. Alevilere ve tüm farklılıklara, hak talebinde bulunanlara karşı nefretin, kinin dışa vurumudur. Farklılıklara uygulanan sistematik ayrımcılığın, inkâr ve cezasızlığın sonucu ortaya çıkan bir katliamdır. Münferit bir olay değildir.”

    “İNSAN YAKMANIN ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Kadriye Doğan, 1921 Koçgiri,1937-38 Dersim,1978 Maraş, 1980 Çorum,1995 Gazi, ve zihnimizde yer eden katliamlar silsilesinin, Rea Hak Alevi toplumunun, Kürtlerin, sol, sosyalistlerin maruz kaldığı “şiddet zincirinin” sadece bir dönemin karanlık yüzünü değil, devlet aklının açığa çıkması olarak değerlendirerek, “Sonuç; bu coğrafyalarda demografik yapının tümden değişmesi, kadim halkların yerinden edilmesidir. 1993 den bu yana Adalet arayışları katliam mağdurlarının acılarını katlarken, katillerin çoğu cezasızlıkla ödüllendirilmiş, yurtdışına kaçırılmış, sürdürülen davalar zaman aşımına uğratılmış, olayın asıl sorumluları ve perde arkası bugüne kadar aydınlatılmamış yargı önüne çıkarılmamıştır. Suçluların savunma avukatları ve olayın failleri parlamentolara taşınmış, devlet kademelerinde en üst düzeyde görevlendirilerek ödüllendirilmişlerdir. Böyle gitmez, gitmemeli. Türkiye toplumu sağaltılması, rejimin demokratikleşmesi, toplumsal barışın inşa edilmesi elzemdir. İnsan yakmanın zaman aşımı olmaz. Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez” şeklinde konuştu.

    “YÜZLEŞME VE ADALET’’ KOMİSYONLARI KURULMALI”

    Sivas Madımak Katliamının gerçek faillerinin açığa çıkarılması, yargılanması, otelin utanç müzesine dönüştürülmesi, Alevi toplumunun tarihsel belleğindeki tüm katliam ve travmalarla yüzleşilmesi çağrısında bulunan Kadriye Doğan, şunları dile getirdi:

    “Bu acıları dindirirken ortak yaşamı benimseyen sağaltılmış bir toplum olmamızı sağlayacaktır. Bugüne kadar yaşadığımız ayrıştırıcı, ötekileştirici, kutuplaştıran, çatıştıran zihniyet dünyasından uzaklaşmanın yegâne yolu yüzleşmedir. Yüzleşme Adaleti sağlar, Adalet toplumsal barışı önünü açar. İçinden geçtiğimiz günlerde Kürt sorununun demokratik çözümü için Meclis’te oluşturulacak komisyonun içinde‘ “Yüzleşme ve Adalet’’ komisyonlarının da kurulması sağlanmalıdır. Madımak katliamı ve diğer katliamları, hakikatlerin ve tarihsel gerçeklerin, bu komisyonlar aracılığı ile gün yüzüne çıkarılmaları sağlanmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Didim ve Kuşadası’nda, Alevi katliamı protesto edildi!

    Didim ve Kuşadası’nda, Alevi katliamı protesto edildi!

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Aydın’ın Didim ve Kuşadası ilçelerinde protesto edildi. Alevi kurumlarının ortak açıklamalarında, “Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Katledilen insanların sesi olun” çağrısı yapıldı.

    Aydın’ın Didim ve Kuşadası ilçelerinde bulunan Alevi kurumları ve cemevleri öncülüğünde  Suriye’de Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamı kınamak için eylem gerçekleştirildi.

    Didim Cemevi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (Cemevi) Kuşadası Cemevi’nin çağrısıyla çok sayıda yurttaşın ve destek verdiği eylemde, ‘Katil Colani, işbirlikçi AKP’, ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ sloganları atıldı.

    Eş zamanlı gerçekleşen basın açıklamalarını Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Cemevi Başkanı Erdal Kılınç okudu.

    “TÜM DEVLETLER SORUMLUDUR”

    Suriye’deki katliamın görmezden gelindiği belirtilen açıklamalarda, Alevilere yönelik sistematik ve bilinçli bir katliam olduğunun altı çizilerek, “Camilerden yapılan anonslarla özellikle Alevi halkı hedef gösterilirken, saldırılar doruk noktasına ulaşmış durumdadır. Kaçırılan kadınlar tecavüz tehdidiyle sindirilmekte, gençler işkence edilerek kaybedilmekte, köyler yakılıp yıkılmakta ve faili meçhul cinayetler sıradanlık kazanmıştır. Bu bir soykırımdır. Bu zulmün failleri bellidir. Buradan yüksek sesle haykırıyoruz. Geçici hükümet, onun lideri Colani ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) başta olmak üzere El Kaide bağlantılı cihatçı çeteler, yıllardır Alevilere, Hristiyanlara ve farklı inanç gruplarına yönelik katliamlar düzenlemektedir. Suriye’de kurulan geçici hükümet, onun sözde lideri Colani ve bu çeteler, Batılı emperyalist güçlerin desteğiyle büyütülmüş, silahlandırılmış ve eğitilmiştir. Bugün Suriye’de, Alevi köylerinde, sadece bu çetelerin eli kanlı militanları değil, onları besleyen, onlara lojistik sağlayan, siyasi zemin açan tüm devletler de sorumludur” denildi.

    “KATLEDİLEN İNSANLARIN SESİ OLUN”

    “Başından beri Türkiye ve emperyalist güçlerin bölgedeki işbirlikçilerinin desteklediği HTŞ iktidarının katliamına göz yumdukları belirtilen açıklamaların devamında şunlar kaydedildi:

    “Medya ve uluslararası kurumlar, bu katliamları görmezden geliyor, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıtıyorlar. Alevi halkının yaşadığı zulümden bahsedenler ya susturuluyor ya da kara propagandayla itibarsızlaştırılıyor. Bugün bile, bu katil sürülerini ‘ılımlı muhalif’ gibi göstermeye devam ediyorlar. Haykırıyoruz Colani ve yönetimi ve onları destekleyenler bu katliamların doğrudan sorumlusudur. Aleviler Susmayacak. Buradan herkese çağrımız! Yaşanan bu zulmü herhangi bir nedenle onaylamayın. Şiddeti ve masum insanların ölümlerini görmezden gelmeyin. Katledilen insanların sesi olun. Uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini, vicdan sahibi herkesi Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Zalimin karşısında, mazlumun yanında; Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.”

    Açıklamalar alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/AYDIN

  • Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Aydın’ın Bozdoğan ilçesine bağlı Alamut Mahallesi ve çevre köylerde kurulmak istenen JES projesine dair bugün bilirkişi keşfi yapıldı. Köylüler ve çevreciler yaptıkları yürüyüşle ekolojik yıkımı protesto ederek, “JES istemiyoruz” dedi. 

    Aydın’ın Jeotermal Enerji Santrali (JES) çilesi bitmiyor. Zorlu Holding’e ait Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi tarafından Bozdoğan’ın Alamut Mahallesi’nde JES yapılmak isteniyor.

    Zorlu Holding’in Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde kurmayı planladığı jeotermal elektrik santralinin ruhsat iznine karşı Alamut köylülerinin açmış olduğu davada bugün bilirkişi keşfi yapıldı.

    Dosya için atanan bilirkişilerin bazılarının ise başka bir dosyada JES’leri savunmuş olması da dikkat çekti.

    Sabah saatlerinde başlayan keşfe Alamut köylüleri, çevre dernekleri ve yaşam savunucuları yoğun bir katılım gösterdi. Akçay Havzası ve Madran Dağı Koruma Derneği, Aydın Çevre Koruma ve Kültür Derneği, Latmos Platformu, Akbelen Köyü ve Muğla Yeşil Yaşam Derneği gibi birçok ekoloji örgütleri alanda hazır bulundu.

    Alamut ve çevre köylerden gelen yurttaşlar ve ekolojistler keşfin yapıldığı saatte köy meydanından başlayarak  keşif alanına yürüdü. “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganları keşif alanına yürüyen yüzlerce kişi ekolojik yıkımına sebep olacak JES projesinin iptal edilmesi çağrısında bulundu.

    JES PROJESİNİN ÖMRÜ EN AZ 49 YIL

    Zorlu Holding bünyesinde yer alan Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi Şirketi, geçtiğimiz yıl Aydın’da çeşitli bölgelerde jeotermal kaynak aramak için 49 yıl geçerli işletme ruhsatı almıştı.  Aydın Valiliği YİKOB, Zorlu Jeotermal’in ruhsat talebini onayladı. Kararın ardından harekete geçen Zorlu Jeotermal, JES’ler kurmak için ÇED başvurularında bulundu. ÇED başvurularından bir tanesi de Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarında kalıyor.

    Proje tanıtım dosyasında yer alan bilgilere göre; şirket 948 milyonluk yatırımla yılda 160 milyon kWh elektrik üretmeyi hedefliyor. Proje kapsamında Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarındaki 148 Ada 14- 15-16 nolu parseller ve 149 Ada 4-5 nolu parsellerde, 10 adeti üretim, 9 adet reenjeksiyon kuyusu ve 1 adet alternatif olmak üzere 20 adet kuyu açılması planlanıyor.

    ZEYTİN VE İNCİR BAHÇELERİ İLE ÇEVRİLİ

    Kuyu lokasyonlarının tamamı Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli onaylı Çevre Düzeni Planı’nda ‘Sulama Alanı ve Tarım Arazisi’ olarak işaretlenmiş alanlar içerisinde kalıyor. Etrafında incir bahçelerinin ve zeytinliklerin de olduğu proje sahasının Alamut Köyü’ne olan uzaklığı ise 700 metre olacak.

    Projenin ÇED süreci devam ederken Alamutlular, Zorlu Jeotermal’e verilen ruhsat izninin iptali için  dava açtı. Dava dilekçesinde bölgeye inşa edilecek JES’lerin tarım alanlarına, yer altı ve yer üstü sularına ve yaşam alanlarına vereceği zarara dikkat çekildi.

     BİLİRKİŞİLERİN JES’İ SAVUNANLARDAN SEÇİLMESİ DİKKAT ÇEKTİ

    Dosya için atanan bilirkişi heyetinde yer alan isimler ise dikkat çekti. Mezeköylülerin JES projesine karşı açmış olduğu davada atanan Jeoloji Mühendisi Doç. Dr. Mehmet Özçelik açılacak sondaj kuyularının yüzey ve yeraltı sularını kirletme tehlikesi olmadığını ileri sürmüştü. Dava dosyasında yer alan Çevre Mühendisi Prof. Dr. İsmail Tosun da JES için dosyada belirtilen önlemlerin alınması durumda çevreye zarar vermeyeceğini iddia etmişti.

    KÖYLÜLERDEN BİLİRKİŞİYE KARŞI İTİRAZ 

    Öte yandan köylülerin bilirkişine karşı mahkemeye itiraz dilekçesi verdiği öğrenildi. Dava dilekçesinde “Tüm bu hususların yanında keşif incelemesi için görevlendirilen heyetin tümünün Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde faaliyet gösteriyor olmaları ve yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden belirlenen içerisinde eldeki davamızda yapılacak keşif için görevlendirilen bazı bilirkişilerin de bulunduğu bir heyetin son olarak Aydın’ın Köşk İlçesi Mezeköy’de yapılması planlanan jeotermal elektrik santrali için verilen ÇED gerekli değildir kararının iptali için açılan davada heyet olarak bütün halde İdarenin ÇED gerekli değildir kararının “uygun” olduğu yönünde rapor verdikleri de göz önüne alındığında, aynı konu çerçevesinde eldeki davamız için görevlendirilen bilirkişi heyetinin yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden seçilmiş olmasını genel yaşam deneyimine aykırı olduğunu görüyor, belirlenecek bilirkişi heyetinin farklı üniversitelerin ilgili uzman kişileri arasından da oluşturulabileceği kanaatiyle bilirkişilerin belirlenme yönteminin tarafsızlık ilkesine kamu vicdanında gölge düşüreceğine de ayrıca dikkat çekmek istiyoruz” denildi.

    PİRHA/AYDIN

    İLGİLİ HABERLER:

    Zorlu, Alevi köyü Aydın Alamut’a JES kurmak istiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi ÇED toplantısını protesto ederek engelledi-VİDEO

     

  • Bin 43 isimden ‘Barış’ çağrısı!

    Bin 43 isimden ‘Barış’ çağrısı!

    PİRHA- Aydın, yazar ve siyasetçilerin de aralarında olduğu bin 43 isim, “barış ve demokrasi sürecinin” başlaması için acilen adım atılması çağrısı yapılarak, “Kalıcı bir barışın toplum nezdinde inşa edilebilmesi için özgür, eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal yaşantının da sağlanması gerekir. Bunun için de ekonomide bölüşümün yoksullar ve çalışanlar lehine yeniden düzenlenmesine, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, kadın katliamlarının, iş cinayetlerinin, bebek istismarlarının, eğitim, sağlık ve barınma sorununun yaşanmadığı bir ülkenin inşa edilmesine gereksinimimiz var” denildi.

    Aydın, yazar, siyasetçi ve avukatların aralarında olduğu bin 43 isim, Kürt sorunu için çözüm çağrısı yaptı. “Barış ve Demokrasi Hepimiz İçin” başlıklı bildiri yayınlayan bin 43 isim, Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulundu.

    Bildiride şunlar dile getirildi:

    “Türkiye güç bir dönemden geçmektedir. Bir yanda artan yoksulluk ve hukuksuzlukla birlikte, halktan gördüğü destek zayıfladıkça sorunlarını şiddete başvurarak çözmeye çalışan bir iktidar var. Seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine devlet memurlarını kayyım atamak, her türlü barışçı gösteriye polis şiddetiyle karşılık vermek, en ufak bir eleştiride bulunanları cezaevine göndermek, Kürt sorununu şiddet yoluyla çözmeye çalışmak şiddet siyasetinin değişik yönleri. Öbür yanda Türkiye bir savaş çemberiyle sarılmış durumda. Bunun en büyük acısını sivil halk, kadınlar ve çocuklar çekiyor.

    Türkiye’yi bu şiddet ortamından çıkaracak bir barış hareketine her zamandan fazla ihtiyacımız var. Barış sadece silahlı çatışmaların sona erdirilmesi değil, aynı zamanda savaşa yol açan uyuşmazlıklara çözüm bularak çatışma nedeninin ortadan kaldırılması demektir. Kürt sorununun barışçı yollardan çözümü toplumsal ve siyasal barışın vazgeçilmez bir öğesidir. Barışın silahla sağlanamayacağına inanıyoruz.

    Öte yandan Kürt sorununu sadece Türkiye’nin sınırları içindeki bir sorun olarak görmek yanıltıcı olur. Suriye’de savaş ve çatışma ortamı ile Kürt sorunu konusunda Türkiye, bölgedeki bütün halkların yararına olacak barışçı bir siyaset izlemediği sürece Türkiye’de Kürt sorunuyla ilgili gerçek bir barışın sağlanması da güçtür.

    Ekim başından itibaren ortaya çıkan gelişmeler barış beklentisi yaratmakla birlikte, iktidarın Kürt sorununda barışçıl ve demokratik bir çözüm arayışı olduğuna dair belirti yoktur.

    O nedenle biz, aşağıda imzası bulunanlar, bir barış sürecinin başlaması için çağrıda bulunmak istiyoruz. Bu aynı zamanda bir demokrasi, ekmek, adalet, özgürlük, insan hakları ve hukuk devleti çağrısıdır. Yaşadığımız deneyimlerden biliyoruz ki, Kürt sorunu ancak demokrasi çerçevesinde ve insan hakları temelinde çözülebilir. Kürtlerin hakları ancak Türkiye’de yaşayan her bireyin temel hak ve özgürlüklerinin hukuk devletiyle güvence altına alınmasıyla korunabilir. Katılımcı bir demokrasi ancak yerel yönetimleri boğan katı merkeziyetçiliğin gevşetilmesiyle sağlanabilir. Eşit yurttaşlık ancak bütün kimliklere saygı gösteren çoğulcu bir demokrasiyle gerçekleşebilir.

    Barış savaşın bitmesiyle gerçekleşmez. Barışın inşa edilmesi, üzerinde duracağı yapıların oluşturulması gerekir. Bu bağlamda barışı her şeyden önce hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası hukuk standartları eksenine oturtmanın önem taşıdığı düşüncesindeyiz.

    Sürekli, kalıcı bir barışın inşa edilmesinde demokratik toplum-kitle örgütlerinin önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Şimdiye dek Kürt sorununa ilişkin bütün girişimler devlet ya da siyasal aktörler tarafından yapıldı. Oysa toplumun demokratik birey ve örgütlerinin ön ayak olarak halkla birlikte başlatacağı bir barış süreci barışın toplumsallaşmasına, barış sürecine toplumsal destek sağlanmasına, toplumdaki şiddet kültürü yerine barış kültürünün yerleşmesine yol açacaktır. Barış sadece savaşan tarafları kapsayan bir kavram değildir. Bütün toplumu içine alan toplumsal bir kavramdır. O nedenle barış sürecinin başarısı toplumsal desteğe bağlıdır.

    Kalıcı bir barışın toplum nezdinde inşa edilebilmesi için özgür, eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal yaşantının da sağlanması gerekir. Bunun için de ekonomide bölüşümün yoksullar ve çalışanlar lehine yeniden düzenlenmesine, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, kadın katliamlarının, iş cinayetlerinin, bebek istismarlarının, eğitim, sağlık ve barınma sorununun yaşanmadığı bir ülkenin inşa edilmesine gereksinimimiz var.

    Barış içinde yaşama hakkı bir temel insan hakkıdır. Nuremberg Mahkemesi’nde savaşın barışa karşı işlenmiş bir suç olduğu kabul edilmiştir. 12 Kasım 1984 tarihli BM Genel Kurul kararında ‘tüm insanların kutsal bir hak olan barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu’ ifade edilmektedir.

    10 Aralık 2010 tarihinde İspanya’nın Santiago de Compostela kentinde düzenlenen Barış İçinde Yaşama Hakkı Kongresi’nde kabul edilen bildiride bireylerin, grupların, halkların adil, sürdürebilir, kalıcı barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmekte ve bu hakkın sağlanması ve korunması sorumluluğunun devlete ait olduğunun altı çizilmektedir. Bildiride ayrıca halkların ve bireylerin devlet tarafından ‘düşman olarak görülmeme hakkı’ndan söz edilmekte.

    Bu düşüncelerden hareketle, aşağıda imzası bulunan bizler, barış içinde yaşama hakkımızı kullanıyor, Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulunuyoruz.

    “Barış ve Demokrasi Hepimiz İçin” çağrısında imzası bulunan isimler şu şekilde:

    Ahmet Telli, Ali Bayramoğlu, Ali Haydar Konca, Ahmet Faruk Ünsal, Akın Birdal,  Nüsret Doğruak, Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, A. Ertan Mısırlı, A. Gülsün Sop, A. Ömer Türkeş, Abdo Yılmaz, Abdulbaki Erdoğmuş, Abdulgafur Doğru, Abdulgani Poyraz, Abdulhakim Daş, Abdulkadir Güleç, Abdullah Aktaş, Abdullah Aren Çelik, Abdullah Babacan, Abdullah Çağer, Abdullah Demirbaş, Abdullah Göllü, Abdullah Keskin, Abdurrahim Doğan, Abdurrahim Şişman, Abdülaziz Akyol, Abdülkerim Yakut, Abdülselam Suvakçı, Adalet Dinamit, Adalet Ünlü, Adil Demirci, Adil Güler, Adil Okay, Adnan Ekşigil, Adnan Kaya, Adnan Özyalçiner, Adnan Şahin, Afşin Kum, Ahmet Aksoy, Ahmet Avşar, Ahmet Aydoğan, Ahmet Aykaç, Ahmet Çakmak, Ahmet Dağ, Ahmet Dindar, Ahmet Doğan, Ahmet Ergin, Ahmet Erkan, Ahmet Haşim Köse, Ahmet Işık, Ahmet İnam, Ahmet İnsel, Ahmet Karagöz, Ahmet Kardam, Ahmet Malkoçoğlu, Ahmet Özdemir Aktan, Ahmet Özmen, Ahmet Tüzün, Ahmet Ümit, Ahmet Yıldırım, Ahmet Zirek, Akın Atalay, Akın Atauz, Akın Yanardağ, Akif Bayrak, Akif Kurtuluş, Albert Ali Salah, Alev Özgüner, Algan Sezgintüredi, Ali Atalan, Ali Bilge, Ali Bulaç, Ali Demir, Ali F. Bilir, Ali Fikri Işık, Ali Galip Yıldız, Ali Karakoç, Ali Karapınar, Ali Nesin, Ali Şimşek, Ali Yalçın, Ali Yıldırım, Aliye Özlü, Alpar Sevgen, Altay Öktem, Anıl Mert Özsoy, Arif Ali Cangı, Arif Altunkalem, Arif İsmet Yılmaz, Arzu Filiz Güngör, Arzu Şahin, Askeri Tanrıkulu, Aslı Bahar Özbilen, Aslı Telli, Asuman Bayrak, Asuman Susam, Ata Yazıcıoğlu, Ataol Behramoğlu, Atilla Birkiye, Atilla Coşkun, Atilla Durak, Aycan İrmez, Aydın Bodur, Aydın Çetinkaya, Aydın Deniz, Aydın Erdoğan, Aydın Gelmez, Aydın Gümüş, Aydoğan Kars, Ayfer Koçak, Ayfer Tunç, Aygül Demirtaş, Ayhan Baran, Ayhan Çelik, Ayhan Erensoy, Ayhan Ergenç, Aykut Erdoğan, Ayla Akat, Aysel Hoşgit, Ayşe Acar Başaran, Ayşe Arat, Ayşe Ayben Altunç, Ayşe Bakkalcı, Ayşe Gözen, Ayşe Güngör, Ayşe Özdemir, Ayşe Sarısayın, Ayşe Sözeri Cemal, Ayşe Şehriban Demirel, Ayşe Yolageldili, Ayşen Şahin, Ayşenur İğdem, Aytekin Sağlam, Ayten Sezgin, Azad Yıldırım, Aziz Tunç, Bahadır Altan, Bahri Belen, Bahri Gedik, Banu Çukadar, Barış Işık, Barış İnce, Barış Yavuz, Berrin Sönmez, Bayram Bozyel, Bedia Özgökçe Ertan, Bediz Yılmaz, Bedrattin Karaboğa, Bekir Benek, Belgin Bıyıkoğlu, Belma Fırat, Beral Madra, Beril Eyüpoğlu, Berna Kılınç, Berrin Oyur, Besime Konca, Beşir Biçer, Beşir Demirkanoğlu, Betül Tanbay, Beyza Diler, Bışar İçli, Bilal Karabay, Binnaz Toprak, Birgül Oğuz, Birsen Atakan, Burhan İşiyok, Bülend Tuna, Bülent Atamer, Bülent Ateş, Bülent Tekin, Bülent Türkmen, Bülent Yarbaşı, Cabbar Barış, Cafer Solgun, Cahit Kırkkazak, Cahit Mete, Can Candan, Can Dündar, Canan Aydın Bıçak, Celal İnal, Celalettin Can, Cemal Özen, Cemil Çoban, Cengiz Arın, Cengiz Babalık, Cengiz Bayıldıran, Cengiz Güngör, Cengiz İvdil, Cengiz Kaplan, Ceren Cansu Akkaya, Ceren Gündoğan, Ceren Vardar Acar , Cesari Mercan, Cevahir Bedel, Cevat Aktaş, Cevat Demir, Cevdet Bozkurt, Cevriye Aydın, Cigerxun Polat, Cihan Aydın, Cihan Roj, Cihan Şenoğuz, Cihan Vesek, Cihangir İslam, Coşkun Üsterci, Cuma Boynukara, Cuma Coşan, Cuma Erçe, Cuma Kolukısa, Cüneyt Ozansoy, Çağatay Anadol, Çetin Ali Nergis, Çetin Kulu, Çiğdem Koç, Çiğdem Kozan , Davut Güler, Defne Suman, Demir Çelik , Demir Topçuoğlu, Deniz Durukan, Deniz Galip, Deniz Mukan, Deniz Subaşı, Deniz Türkali, Deniz Yıldırım, Deniz Yonucu, Derya Tolgay, Devrim Avcı, Dicle Akar, Dilek Aykan, Dilek Hattatoğlu, Dilek Öcalan, Dilşa Deniz, Dodan Özer, Doğan Bermek, Doğan Çakmak, Doğan Özgüden, Doğan Özkan, Doğu Yücel, Döne Gevher, Dursun Öztürk, Edip Polat, Edip Yaşar, Efkan Bolaç, Ekrem Baran, Ekrem Kutlu, Elif Akgül Ateş, Elif Keleş O, Elif Sofya, Emel Kaya, Emel Kurma, Emel Uzman, Emin Ekinci, Emine Özhasar, Emine Uşaklıgil, Emrah Kırımsoy, Emrah Taşar, Emre Kutlu, Enes Atila Pay, Engin Çörüşlü, Engin Deniz Akarlı, Engin Deniz Ergin, Engin Turgut, Enis Güngör, Enver Akan, Ercan Bingöl, Ercan İpekçi, Ercan Jan Aktaş, Ercan Y. Yılmaz, Ercüment Akdeniz, Erdal Doğan, Erdal Karakuş, Erdoğan Aydın, Eren Baskın, Eren Keskin, Ergin Cinmen, Ergin Türsoy, Ergün Özgür, Erhan Altunel, Erhan Araz, Erhan Ceylan, Erkan Şenses, Erol Kızılelma, Erol Köroğlu, Erol Memiş, Ertan Meyan, Ertan Zerayak, Ertuğrul Günay, Ertuğrul Kürkçü, Esat Şenyuva, Esen Ulubay, Esha Aktaş, Esin Şenol, Esra Debağcı, Esra Koç, Esra Mungan, Eşber Yağmurdereli, Evren Altınel, Eylem Arzu Kayaoğlu, Eylem Ata, Eylem Gencer, Eyüp Çakır, Eyüp Yılmaz, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Fahrettin Ülgün, Faik Bulut, Faik Elmas, Faruk Balıkçı, Fatih Aydın, Fatin Kanat, Fatma Akdokur, Fatma Ayparçası, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Erden, Fatma Gök, Fatma Hoşgör, Fatma Kurtulan, Fatma Nevin Vargün, Fatma Taşar Tüfekçi, Fatma Yücel, Fatoş İrven, Faysal Mahmutoğlu, Faysal Özdemir, Faysal Sarıyıldız, Fehmi Tek, Feleknas Uca, Ferat Mehmetoğlu, Ferdağ Ergin Öztürk, Ferdi Yamar, Fergun Özelli, Ferhat Kentel, Ferhat Tunç, Feride Çetin, Feride Çiçekoğlu, Feridun Andaç, Ferman Özgün, Feryal Saygılıgil, Fethi Gümüş, Fethiye Çetin, Fevzi Saygılı, Fevzi Ünal, Feyza Hepçilingirler, Feyzi Kömürcü, Fırat Acar, Fırat Can, Fırat Ceweri, Fırat Epözdemir, Fırat Sandalcı, Fırat Sönmez, Figen Alkaç, Figen Ertem, Fikret Aktaş, Fikret Başkaya, Filiz Aydın, Filiz Kardam, Filiz Kerestecioğlu, Filiz Koçali, Fuat Ay, Fuat Coşacak, Funda Akbulut, Furkan Yer, Füsun Ertuğ, Gaffar Karadoğan, Galip Deniz Altınay, Garo Paylan, Gaye Boralıoğlu, Gençay Gürsoy, Gonca Özmen, Gökay Erol, Gökçe Bilgin, Gökhan Biçici, Gökhan Dayık, Gönen Orhan, Gönül Erterzi, Gül Büyükbeşe, Gülay Bilici, Gülay Koca, Gülayşe Koçak, Güler Fişek, Güliz Sağlam, Gülnur Acar Savran, Gülser Kayır, Gülseren Onanç, Gülseren Pusat, Gülşen Özbek, Gültan Kışanak, Günal Kurşun, Günay Polat, Gündüz Vassaf, Güngör Erçil, Güngör Şenkal, Günseli Baki, Güray Dağ, Gürhan Ertür, Gürkan Develi, Güven Güzeldere, Güvenç Aydoğan, Habibe Danışman, Hacer Ansal, Hacer Özdemir, Hadi Cin, Hadi Polat, Hakan Akçura, Hakan Altun, Hakan Bozyurt, Hakan Etenoğlu, Hakan Subaşı, Hakan Türkmen, Hakim Tokmak, Hakkı Çetin Özdemir, Halide Güneş, Halide Yıldırım, Halil Ergün, Halil Savda, Halim Bulutoğlu, Halis Ertaş, Haluk Özsaraç, Hamdullah Arvas, Hanife Altun, Hanifi Kandemir, Harun Toptan, Hasan Cemal, Hasan Cevat Özdil, Hasan Demirel, Hasan Hayri Ateş, Hasan Kara, Hasan Ortaç, Hasan Öztoprak, Hasan Seçkin, Hasan Ürel, Hasip Kaplan, Hatice Aslan, Hatice Demir, Hatice Doğan, Hatice Göz, Hatice Kavran, Hatice Kocaman, Hatice Seçkin Akuğur, Hatice Zümrüt, Hatip Dicle, Havin Ölmez, Haydar Akgül, Haydar Çetin, Haydar Ergülen, Hayko Bağdat, Hayrettin Güzel, Hayri Yetik, Hıdır Işık, Hicri İzgören, Hidayet Şefkatli Tuksal, Hilmi Aydoğdu, Hülya Akdeniz, Hülya Ceylan, Hülya Ekşigil, Hülya Uygun, Hülya Yalçın, Hürriyet Karadeniz, Hüsamettin Akışlı, Hüsamettin Zenderlioğlu, Hüseyin Aslan, Hüseyin Bektaşoğlu, Hüseyin Çağlar, Hüseyin Esentürk, Hüseyin Kalkan, Hüseyin Küçükbalaban, Hüseyin Mat, Hüseyin Sarıbaş, Hüseyin Sarıgül, Hüseyin Sarısayın, Hüseyin Sevim, Işıl Ünal, İ Hakkı Zariç, İ Kuban Altınel, İbrahim Aksoy, İbrahim Betil, İbrahim Ekinci, İbrahim Halil Subaşı, İbrahim Kaçmaz, İbrahim Karakaya, İbrahim Sinemillioğlu, İdris Baluken, İhsan Berkhan, İlhami Akay, İlhami Sidar, İlkay Alptekin Demir, İlkay Geyik, İlke Çandırbay, İlknur Alcan, İlyas Danyeli, İmam Taşçıer, İnan Demirkan, İnci Hekimoğlu, İnci İşbulur, İnci Özkan Kerestecioğlu, İnci Tuğsavul, İpek Yürekli, İrem Cennet Doğdu, İrfan Aktan, İrfan Keskin, İrfan Oğur, İrfan Uğur, İshak Karakaş, İslam  Arpat, İslam Özkan, İsmail Beşikçi, İsmail Demirci, İsmail Güzelsoy, İsmail Tarhan, İsmail Tekin, İsmihan Okyay Çoban, İz Öztat, İzzet Kılıç, K. Sevim Güngör, Kadir Akın, Kadri Salaz, Kağan Önal, Kamil Ateşoğoğulları, Kamil Tekin Sürek, Kazım Altun, Keleş Öztürk, Kemal Aktaş , Kemal Çınar, Kemal Deniz Çiftçi, Kemal Karanfil, Kemal Ulaş, Kerem Duruk, Kerem Karakuş, Kıvılcım Ünal, Koçer, Koray Feyiz, Korhan Gümüş, Korkut Akın, Kudbettin Ulubay, Kudret Ünal, Kumru Toktamış, Kutsal Utku Tatar, Kuvvet Lordoğlu, Lal Laleş, Latife Akyüz, Levent Akçasu, Levent Köker, Levent Tüzel, Leyla Birlik, Leyla İmret, Lezgin Botan, Lisa Çalan, Ludmilla Denisenko, M. Ali Ateş, M. İhsan Çevik, M. Sezgin Tanrıkulu, M. Şerif Camcı, M. Ufuk Tekin, Mahmut Alikaşifoğlu, Mahmut Balpetek, Mahmut Memduh Uyan, Mahmut Temizyürek, Mahmut Vefa, Mahsum Batı, Mahsum Oral, Mashar Demirkan, Mazhar Zümrüt, Mazlum Çetinkaya, Mehmet A. Oturan, Mehmet Akboya , Mehmet Aker, Mehmet Ali Aslan, Mehmet Bayram, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Bilal Dede, Mehmet Cemil Çoğaltay, Mehmet Cihan Kıran, Mehmet Dicle, Mehmet Doğan, Mehmet Dursun, Mehmet Emin Adıyaman, Mehmet Emin Aktar, Mehmet Emin Aslan, Mehmet Hanifi Yangın, Mehmet İnal, Mehmet Kutlu, Mehmet Merhametsiz, Mehmet Necati Besler, Mehmet Nur, Mehmet Onur Yılmaz, Mehmet Özer, Mehmet Rauf Kesici, Mehmet Said Aydın, Mehmet Soydan, Mehmet Taşdemir, Mehmet Taşkıran, Mehmet Toker, Mehmet Türk, Mehmet Türkay, Mehmet Ural, Mehmet Uysal, Mehmet Vural, Mehtap Tosun, Melek Göregenli, Melek Özman, Melek Taylan Ulagay, Melih Sağıroğlu, Meltem Düzgün, Memet Kara, Menekşe Toprak, Menice Rümeysa Gülmez, Meral Atasoy, Meral Camcı, Mervan Eren Gül, Meryem Koray, Mesut Alp, Mesut Balcan, Mesut Beştaş, Mesut Coşkun, Metin Cengiz, Metin Ersoy, Metin Kılavuz, Metin Temiz, Metin V. Bayrak, Mevsim Yenice, Mihail Vasiliadis, Mine Soysal, Mualla Kavuncu, Muammer Nadir Kaya, Muazzez Uslu Avcı, Muharrem Erbey, Muhsin Çolak, Muhtullah Çoban, Mukri Vakar, Murat Alabey, Murat Büyükyılmaz, Murat Çelikkan, Murat Dinçer, Murat Gülsoy, Murat Gümrükçüoğlu, Murat Güven, Murat Karahan, Murat Karayalçın, Murat Özünay, Murat Özyaşar, Murat Tayyar Sarıkaya, Murat Uyurkulak, Murat Yalçın, Murathan Mungan, Mustafa Aslan, Mustafa Çinkılıç, Mustafa Elveren, Mustafa Eraslan, Mustafa Huzeyfe Okuyucu, Mustafa Kemal Güngör, Mustafa Peköz, Mustafa Şener, Mustafa Taylan Savran, Mustafa Yelkenli, Mustafa Yeşilbağdan, Muzaffer Asma, Muzaffer Kaya, Muzaffer Kutay, Müfit Özdeş, Müge Boztepe, Müge İplikçi, Münir Korkmaz, Münire Dağ, Mürsel Önder, Müslüm Yücel, Müzeyyen Şen, Naci Akıncı, Naci Binay, Naci Sönmez, Nadir Bingöl, Nafiz Sağ, Nafiz Toprak, Nagehan Tokdoğan, Naif Alibeyoğlu, Nalan Barbarosoğlu, Namık Kuyumcu, Nazan Aksoy, Nazan Üstündağ, Nazım Tural, Nazım Turan, Nazik Işık, Nazlı Andan, Necibe İnci Serdar, Necla Kanbur, Necmi Demir, Necmiye Alpay, Nedim Taş, Nergiz Savran Ovacık, Nermin Mollaoğlu, Nesim Ovadya İzrail, Nesimi Aday, Nesli Çetinkaya, Neslihan Yalman, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Özgen, Neşe Yaşın, Nevay Samer, Nevin Güney İnce, Nevin Kamilağaoğlu, Nevin Soyukaya, Nevzat Süer Sezgin, Nevzat Çağlar Tüfekçi, Nevzat Onaran, Nihat Akdoğan, Nihat Gençosman, Nihat Öcal, Nihat Özcan, Nihat Tepe, Nihat Türk, Nil Mutluer, Nilgün Doğançay, Nilgün Öneş, Nilgün Yurdalan, Nimetulla Güneş, Nimetullah Erdoğmuş, Nizamettin Toğuç, Nur Bekata, Nur Deriş, Nur Sürer, Nuran İmir, Nuray Aslan, Nuray Özdoğan, Nurdan Gürbilek, Nure Basar, Nurettin Çivi, Nurhan Davudyan, Nurhan Demirhan, Nurhan Suerdem, Nuri Demirci, Nuri Ödemiş, Nursel Aydoğan, Nurşen Sönmez, Nurten Ertuğrul, Nusret Doğruak, Nusret Gürgöz, Nusrettin Yaşar, Nuşirervan Elçi, Nüket Esen, O. Meriç Eyüboğlu, Olcay Şimşek, Onur Hamzaoğlu, Orhan Akbay, Orhan Alkaya, Orhan Doğançay, Orhan Gazi Ertekin, Orhan Kaya, Orhan Kemal Cengiz, Orhan Kılıç, Orhan Koçak, Orhan Pamuk, Orhan Sarıbal, Orhan Silier, Osman Baydemir, Osman Çokur, Osman Ergin, Osman Okkan, Osman Şenkul, Oya Baydar, Oya Özgüven, Öget Öktem Tanör, Ömer Faruk, Ömer Faruk Kırnıç, Ömer Güven, Ömer Madra, Önder Birol Bıyık, Özcan Çine, Özcan Gülhan, Özcan İntaş, Özcan Yaman, Özden Özdemir, Özdeş Özbay, Özgür Müftüoğlu, Özgür Zeybek, Özkan Avcı, Özkan Mert, Özlem Cebe, Özlem İşbilir, Özlem Özkan, Özlem Şekercioğlu, Öznur Bayoğlu, Özüm Vurgun, Pakrat Estukyan, Paluri Arzu Kal, Pelda Vesek Sandalcı, Peral Beyaz, Perihan Yoğurtçu, Pınar Ercan, Pınar Öğünç, Polat Özlüoğlu, Rabia Gündoğmuş, Rahim Arslan, Rahmi Akdaş, Rahmi Emeç, Rakel Dink, Ramazan Kurt, Rebia Dirim, Recep Sancaktar, Refika Çakıllık, Reis Çelik, Remzi Çelik, Remzi Karabulut, Remzi Tanrıverdi, Resul Sever, Reşat Kaymaz, Reşo Son, Reyan Tuvi, Rezan Tuncay, Rıdvan Hatun, Rıza Türmen, Rober Koptaş, Rojhat Tunç, Ruken Akça, Ruken Yetişkin, Rukiye Yıldırım, Ruşen Işık, Rüksan Tuna, Rümeysa Çamdereli, S. Kemal Çakıroğlu, Saadet Becerikli, Saadet Erkuş, Saadet Sorgunlu, Sabahat Tuncel, Sabahattin Diril, Sabriye Akkul, Sadullah Sayın, Said Şaşmaz, Saime Tuğrul, Sait Çetinoğlu, Sakin Günel, Sami Evren, Saniye Seçkin, Sarya Can, Savaş Işık, Seçil Ege Işık, Seçkin Özsoy, Sedat Taş, Sedat Vefa Bostan, Sedat Yurtdaş, Selahattin Nesipoğlu, Selçuk Erez, Selim Ölçer, Selim Sadak, Selma Esen, Selma Irmak, Selma Koçiva, Sema Gülez, Sema Kaygusuz, Semih Bilgen, Semih Gümüş, Semih Oktay, Semir Özmen, Semire Nergiz, Semra Karadağ, Semrin Şahin, Sena Kaleli, Sepin Sinanoğlu, Serdar Arat, Serdar Günakın, Serdar Keskin, Serdar Koçol, Serdar M. Değirmencioğlu, Serdar Talay, Serdar Tüm, Sergen Sucu, Serhat Aktan, Serhat Alan, Serhat Eren, Serhat Kaya, Serpil Akyar, Serpil Kemalbay, Sevda Çelik Özbingöl, Sevengül Sönmez, Several Ballıkaya, Sevgi Sümer, Sevgi Yılmaz, Sevim Çelikcan, Sevim Erdoğan, Sevim Korkmaz Dinç, Sevinç Koçak, Seyda Selek, Seydi Fırat, Seyithan Elmas, Seywan Seidian, Sezer Ateş Ayvaz, Sıla Talay, Sidar Gümüş, Sidar Jir, Simten Çoşar, Sinan Özaraz, Sinan Tutal, Sinan Zincir, Sipan Aslan, Songül Beydilli, Songül Çalık, Songül Erol Abdil, Songül Tunçdemir, Suat Bakır, Suzan İşbilen, Suzan Samancı, Suzan Yazıcı, Süheyla İnal, Süleyman Eryılmaz, Süleyman Gökalp, Süleyman Özkaplan, Süleyman Yılmaz, Süreyya Evren, Süreyya Karacabey, Şaban Aslan, Şahide Ağaoğlu, Şahika Yüksel, Şahin Koçan, Şanar Yurdatapan, Şebnem İşigüzel, Şebnem Korur Fincancı, Şebnem Oğuz, Şehbal Şenyurt Arınlı, Şemsettin Bozkurt, Şenay Çöte, Şengün Kılıç, Şerafettin Yarız, Şeref Turgut, Şevin Kaya, Şeyhmus Bayhan, Şivan Cemil Özen, Şule Aytaç, Şükran Şakir, Şükran Yücel, Şükrü Alpsoy, Şükrü Aslan, Şükrü Erbaş, Tahir Kemal Bozkır, Tahir Sargın, Tahsin Yeşildere, Talat Büyük, Talat Kara, Taner Akçam, Taner Kargı, Tansu Açık, Tarık Günersel, Taylan Çelik, Tayyip Korkmaz, Telli Işık, Temel İskit, Tenziye Acar, Tevfik Karahan, Tora Pekin, Toros Korkmaz, Tufan Akgül, Tuğba Hezer, Tuğrul Eryılmaz, Tuna Altınel, Tunç Soyer, Turgut Haskan, Tülay Özdeş, Türkan Demir, Türkan Uzan Avşin, Ubeydullah Kılıç, Ufuk Uras, Uğur Altınarık, Uğur Can Demirci, Uğur Canbilen, Uğur Çıkrıkçılı, Uğur Gökmen, Uğur Sümer, Ülkü Gülşen, Ülkü Sağır, Ümit Aktaş, Ümit Biçer, Üstün Güvener, Vecdi Erbay, Vecdi Sayar, Vedat Altıntaş, Vedat Yıldırım, Vedia Yeşim Bayanoğlu, Vesile Özdem Yükselen, Veysel Demirkaya, Veysi Eski, Viki Çiprut, Yakın Ertürk, Yakup Tilermeni, Yakup Uygun, Yalçın Çelikay, Yalçın Çıdamlı, Yasemin Çargıt, Yasemin Gülbol, Yasemin Özgün, Yasemin Sert, Yasemin Yazıcı , Yaşar Gökoğlu, Yaşar Okur, Yavuz Ekinci, Yavuz Kaya, Yavuz Tüzün, Yeşim Dorman, Yeşinil Yeşilyurt, Yıldız Bayazıt, Yıldız İmrek, Yıldız Önen, Yıldız Tar, Yiğit Gülöksüz, Yunus Muratakan, Yurdusev Özsökmenler, Yusuf Alataş, Yusuf Nazım, Yusuf Ziya Can, Yücel Göktürk, Yücel Kayıran, Yücel Tunca, Yücelay Sal, Yüksel Genç, Zafer Doruk, Zafer Kıraç, Zafer Yıldırım, Zarife Atik, Zehra Arat, Zehra Çelenk, Zehra Şenoğuz, Zeki Işıl, Zekiye Kürkçüoğlu, Zeliha Altuntaş, Zeynel Öztürk, Zeynep Altıok, Zeynep Atikkan, Zeynep Duygu Ağbayır, Zeynep Kaya Akdeniz, Zeynep Kıvılcım, Zeynep Köylü, Zeynep Selimoğlu Akıncı, Zeynep Şaner, Zeynep Tanbay, Zeynep Tozduman, Zeynep Uzunbay, Zihni Karaçay, Ziya Halis, Ziya Pir, Ziya Yavuzeş, Zozan Uzun, Zozan Vargün, Zübeyir Gülabi, Zülal Koç, Züleyha Gülüm, Züleyha Nur.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın, yazar ve siyasetçilerden Kürt sorununa çözüm çağrısı – VİDEO

    Aydın, yazar ve siyasetçilerden Kürt sorununa çözüm çağrısı – VİDEO

    PİRHA – Kürt sorununun çözümü için çok sayıda aydın, yazar ve siyasetçi bir araya geldi. Taksim Hill Otel’de yapılan basın açıklamasında barış sürecinin başarısının toplumsal desteğe bağlı olduğu belirten Rıza Türmen,  “Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

    Çok sayıda aydın, yazar ve siyasetçinin katılımıyla İstanbul Taksim Hill Otel’de yapılan basın toplantısıyla iktidara, Kürt sorununda barışçı ve demokratik bir çözüm arayışı için çağrı yapıldı. Salona, ‘Barış ve Demokrasi hepimiz için’ yazılı pankart asıldı.

    Ortak basın açıklamasını Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen okudu.

    “İKTİDAR, SORUNLARINI ŞİDDETE BAŞVURARAK ÇÖZMEYE ÇALIŞIYOR”

    Türmen, Türkiye’nin güç bir dönemden geçtiğini belirterek sorunlarını şiddete başvurarak çözmeye çalışan bir iktidarın var olduğuna dikkat çekti. Türmen, belediyelere kayyım atanmasına da değinerek “Seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine devlet memurlarını kayyım atamak, her türlü barışçı gösteriye polis şiddetiyle karşılık vermek, en ufak bir eleştiride bulunanları cezaevine göndermek, Kürt sorununu şiddet yoluyla çözmeye çalışmak şiddet siyasetinin değişik yönleri. Öbür yanda Türkiye bir savaş çemberiyle sarılmış durumda. Bunun en büyük acısını sivil halk, kadınlar ve çocuklar çekiyor” dedi.

    “BARIŞ HAREKETİNE HER ZAMANKİNDEN FAZLA İHTİYAÇ VAR”

    Türkiye’yi şiddet ortamından çıkaracak bir barış hareketine her zamandan fazla ihtiyaç olduğunu söyleyen Türmen, “Barış sadece silahlı çatışmaların sona erdirilmesi değil, aynı zamanda savaşa yol açan uyuşmazlıklara çözüm bularak çatışma nedeninin ortadan kaldırılması demektir. Kürt sorununun barışçı yollardan çözümü toplumsal ve siyasal barışın vazgeçilmez bir öğesidir. Barışın silahla sağlanamayacağına inanıyoruz. Öte yandan Kürt sorununu sadece Türkiye’nin sınırları içindeki bir sorun olarak görmek yanıltıcı olur. Suriye’de savaş ve çatışma ortamı ile Kürt sorunu konusunda Türkiye, bölgedeki bütün halkların yararına olacak barışçı bir siyaset izlemediği sürece Türkiye’de Kürt sorunuyla ilgili gerçek bir barışın sağlanması da güçtür. Ekim başından itibaren ortaya çıkan gelişmeler barış beklentisi yaratmakla birlikte, iktidarın Kürt sorununda barışçı ve demokratik bir çözüm arayışı olduğuna dair belirti yoktur” diye konuştu.

    “BARIŞ, SAVAŞIN BİTMESİYLE GERÇEKLEŞMEZ”

    Türmen, konuşmanın devamında şunlara yer verdi:

    “Biz, aşağıda imzası bulunanlar, bir barış sürecinin başlaması için çağrıda bulunmak istiyoruz. Bu aynı zamanda bir demokrasi, ekmek, adalet, özgürlük, insan hakları ve hukuk devleti çağrısıdır. Yaşadığımız deneyimlerden biliyoruz ki, Kürt sorunu ancak demokrasi çerçevesinde ve insan hakları temelinde çözümlenebilir. Kürtlerin hakları ancak Türkiye’de yaşayan her bireyin temel hak ve özgürlüklerinin hukuk devletiyle güvence altına alınmasıyla korunabilir. Katılımcı bir demokrasi ancak yerel yönetimleri boğan katı merkeziyetçiliğin gevşetilmesiyle sağlanabilir. Eşit yurttaşlık ancak bütün kimliklere saygı gösteren çoğulcu bir demokrasiyle gerçekleşebilir. Barış savaşın bitmesiyle gerçekleşmez. Barışın inşa edilmesi, üzerinde duracağı yapıların oluşturulması gerekir. Bu bağlamda barışı her şeyden önce hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası hukuk standartları eksenine oturtmanın önem taşıdığı düşüncesindeyiz.

    BARIŞ SÜRECİNİN BAŞARISI TOPLUMSAL DESTEĞE BAĞLIDIR

    Sürekli, kalıcı bir barışın inşa edilmesinde demokratik toplum-kitle örgütlerinin önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Şimdiye dek Kürt sorununa ilişkin bütün girişimler devlet ya da siyasal aktörler tarafından yapıldı. Oysa toplumun demokratik birey ve örgütlerinin ön ayak olarak halkla birlikte başlatacağı bir barış süreci barışın toplumsallaştırılmasına, barış sürecine toplumsal destek sağlanmasına, toplumdaki şiddet kültürü yerine barış kültürünün yerleşmesine yol açacaktır. Barış sadece savaşan tarafları kapsayan bir kavram değildir. Bütün toplumu içine alan toplumsal bir kavramdır. O nedenle barış sürecinin başarısı toplumsal desteğe bağlıdır. Kalıcı bir barışın toplum nezdinde inşa edilebilmesi için özgür, eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal yaşantının da sağlanması gerekir. Bunun için de ekonomide bölüşümün yoksullar ve çalışanlar lehine yeniden düzenlenmesine, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, kadın katliamlarının, iş cinayetlerinin, bebek istismarlarının, eğitim, sağlık ve barınma sorununun yaşanmadığı bir ülkenin inşa edilmesine gereksinimimiz var.

    BARIŞ VE DEMOKRASİ SÜRECİNİN BAŞLAMASI İÇİN ÇAĞRI

    Barış içinde yaşama hakkı bir temel insan hakkıdır. Nuremberg Mahkemesi’nde savaşın barışa karşı işlenmiş bir suç olduğu kabul edilmiştir. 12 Kasım 1984 tarihli B.M. Genel Kurul kararında “tüm insanların kutsal bir hak olan barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu” ifade edilmektedir. 10 Aralık 2010 tarihinde İspanya’nın Santiago de Compostela kentinde düzenlenen Barış İçinde Yaşama Hakkı Kongresi’nde kabul edilen bildiride bireylerin, grupların, halkların adil, sürdürebilir, kalıcı barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmekte ve bu hakkın sağlanması ve korunması sorumluluğunun devlete ait olduğunun altı çizilmektedir. Bildiride ayrıca halkların ve bireylerin devlet tarafından “düşman olarak görülmeme hakkı”ndan söz edilmekte. Bu düşüncelerden hareketle, aşağıda imzası bulunan bizler, barış içinde yaşama hakkımızı kullanıyor, Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulunuyoruz.”

    Rıza Türmen, son olarak şu ifadeleri dile getirdi: “Kürt sorunu Türkiye’de yaşayanların birlikte yaşamı sorunudur. Bu toplantı çabalarımızın ilk adımı bunun sonrası gelecek. Bir süreç olsun barış süreci başlasın istiyoruz. Bundan sonra imzalamak isteyen herkese imza listemiz açıktır.”

    Basın toplantısı, yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

    İMZACI LİSTESİ:

    Ahmet Telli, Ali Bayramoğlu, Ali Haydar Konca, Ahmet Faruk Ünsal, Akın Birdal, Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, Berrin Sönmez, Binnaz Toprak, Cengiz Arın, Cihangir İslam, Coşkun Üsterci, Eşber Yağmurdereli, Esra Mungan, Erdoğan Aydın, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Gök, Filiz Kerestecioğlu, Fikret Başkaya, Gençay Gürsoy, Hacer Ansal, Levent Köker, Mehmet Bekaroğlu, Melek Taylan Ulagay, Murat Karayalçın, Murathan Mungan, Necmiye Alpay, Nesrin Nas, Nurten Ertuğrul, Orhan Alkaya, Orhan Gazi Ertekin, Orhan Silier, Oya Baydar, Pakrat Estukyan, Rıza Türmen, Şebnem Korur Fincancı, Şebnem Oğuz, Tunç Soyer, Ümit Biçer, Ziya Halis

    PİRHA/İSTANBUL

  • İzmir, Manisa, Aydın ve Uşak’taki yangınlar devam ediyor

    İzmir, Manisa, Aydın ve Uşak’taki yangınlar devam ediyor

    PİRHA-İzmir, Manisa, Aydın ve Uşak’taki yangınlar yayılarak devam ediyor. Yangınları söndürmek için yapılan çalışmalar yetersiz. 

    İzmir Karşıyaka ilçesi Yamanlar Karatepe mevkisinde 15 Ağustos’ta başlayan orman yangını 4’üncü gününde sürüyor. İzmir Valisi Süleyman Erban yangının enerjisinin düşürüldüğünü ve yerleşim yerlerini tehdit etmediğini açıkladı. Öte yandan İzmir’in Urla, Çeşme, Bayındır, Tire ve Menderes ilçelerinde de yangınlar sürüyor. İzmir Valisi Süleyman Elban, Urla ilçesinin Balıklıova Mahallesi yakınlarında makilik alanda çıkan yangın nedeniyle bölgedeki bir sitenin tahliye edildiğini söyledi.

    Çeşme’nin Ildır Mahallesi’nde dün başlayan yangın, rüzgârın etkisiyle büyüyerek Gerence Körfezi’ne kadar ulaştı. Yerleşim bölgelerini tehdit eden alevler nedeniyle tahliyelere devam ediliyor. Ekipler, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürürken, yurttaşlar güvenli alanlara yönlendiriliyor. Menderes’in Şaşal Mahallesi’nde çıkan yangın devam ediyor. Yangın Tahtalı Barajı’nın bulunduğu bölgeye sıçrarken, söndürme çalışmaları sürüyor. Tire’nin Karateke Mahallesi’nde de çıkan yangını söndürme çalışmaları devam ediyor.

    Bayındır ilçesi Elifli Mahallesi’nde 16 Ağustos gecesi kontrol altına alınan yangın, rüzgarın etkisiyle dün akşam yeniden başladı. Aynı zamanda, Bayındır’ın Söğütören Mahallesi’nde de yangın hızla büyürken, köy halkı, kendi imkanlarıyla yangını söndürmeye çalışıyor. Yangının İzmir-Bayındır yoluna sıçraması sonucu, Tire-Bayındır yolu güvenlik amacıyla geçici olarak trafiğe kapatıldı. İlçedeki her iki yangına da müdahale sürüyor.

    MANİSA

    Manisa’nın Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi’nde 14 Ağustos’ta çıkan ve Cuma günü Salihli ilçesine sıçrayan yangını söndürme çalışmaları havadan ve karadan devam ediyor. Gördes’in Boyalı, Karayakup, Çağlayan, Yeniköy, Malkoca ve Dalkara, Mahalleleri ile Salihli’nin Kale, Kemer, Kurttutan ve Hacıhıdır, Gölmarmara’nın Yunuslar ve Çamköy Mahallelerini etkileyen yangında, ormanlık alanların yanı sıra tarım alanları da zarar gördü.

    AYDIN 

    Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle Muğla Kavaklıdere’ye ulaşan yangına kontrol altına alınamadı.

    UŞAK

    Öte yandan Uşak’ın Eşme ilçesine bağlı Dereli Mahallesi’nde otluk alanda yangın çıktı. Ormanlık alana sıçrayan yangına havadan ve karadan müdahale devam ediyor. Yayılarak süren yangın Manisa sınırını aşarken, Uşak sınırındaki Sarıgöl ilçesinin Şeyhdavutlar köyü ve köye bağlı Demirciler’in tedbir amaçlı boşaltıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alamut’ta yüzlerce kişi ÇED toplantısını protesto ederek engelledi-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi ÇED toplantısını protesto ederek engelledi-VİDEO

    PİRHA- Bozdoğan ilçesine bağlı Alamut Mahallesi ve çevre köylerde kurulmak istenen JES projesine dair ÇED toplantısı yapmak isteyen Zorlu Holding yetkilileri, protestolar sonrasında köyden ayrıldı. Yurttaşlar, “JES istemiyoruz. Toplantıyı yaptırmayacağız” dedi.

    Aydın’ın jeotermal enerji santrali (JES) çilesi bitmiyor. Zorlu Holding’e ait Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi tarafından Bozdoğan’ın Alamut Mahallesi’nde JES yapılmak isteniyor.

    Şirket, Nazilli Diracık (50 MWm/50 MWe) JES projesi için 13 Şubat 2024 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulundu.

    Bakanlık, projeyle ilgili ÇED süreci kapsamında halkın katılım toplantısının (HKT) 31 Temmuz (bugün) tarihinde yapılacağını duyurmuştu.

    PROTESTOLARLA TOPLANTI ALANINA YÜRÜDÜLER

    Alamut ve çevre köylerden yurttaşlar, sabah saatlerinde “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganını atarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Zorlu Holding yetkililerinin, ÇED süreci için toplantı düzenlemek istediği alana yürüdü.

    Kolluk kuvvetlerinin yoğun güvenlik önlemi aldığı alanı dolduran yüzlerce köylü, jeotermal kuyusu ve işletmesi açılmasına izin vermeyeceklerini dile getirdiler. Yapılan eyleme, kadın yurttaşlar öncülük etti.

    BAKANLIK VE ZORLU HOLDİNG YETKİLİLERİ KÖYDEN AYRILDI

    Zorlu Enerji şirketinin, yerleşim yerine yakın, verimli tarlaların üzerine yapmak istediği JES’e karşı “Havama, suyuma, toprağıma dokunma!” sloganları atılırken, sorumlular ıslıklarla da protesto edildi. Yaşananlar üzerine bakanlık ve Zorlu Holding yetkilileri, köyden ayrılmak zorunda kaldı.

    Alamut ve çevre köylüler, ÇED toplantısını yaptırmayacaklarını, doğa ve yaşam alanlarını koruyacaklarını belirttiler.

    PİRHA/AYDIN

  • Balıkesir ve Manisa’daki yangınlar yayıldı; Manisa’da 145 ev boşaltıldı

    Balıkesir ve Manisa’daki yangınlar yayıldı; Manisa’da 145 ev boşaltıldı

    PİRHA- Balıkesir ve Manisa’daki yangınlar etkili rüzgar nedeniyle kısa sürede yayıldı. Manisa’nın 2 mahallesindeki 145 ev tedbir amacıyla boşaltıldı.

    Gün boyu Ege’nin 4 ilinde çıkan orman yangınları Aydın ve İzmir’de kontrol altına alınırken, Balıkesir ve Manisa’da müdahale sürüyor. Etkili rüzgar nedeniyle yapılan müdahaleler sonuç vermiyor.

    Balıkesir‘in Kepsut ilçesi Eşeler Mahallesi yakınındaki ziraat alanında henüz bilinmeyen bir nedenden yangın çıktı. Rüzgarın etkisiyle kısa sürede yayılan yangına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

    MANİSA’DA 2 MAHALLE BOŞALTILDI

    Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Yağbasan ve Karasavcı Mahallerinde öğlen saatlerinde başlayan orman yangınına havadan ve karadan müdahale sürüyor. Aşırı sıcak hava ve etkili rüzgar nedeniyle yangına müdahale zorlaşıyor.

    65 ev 200 kişinin yaşadığı Karasavcı Mahallesi ile 80 hanede 230 kişinin yaşadığı Yağbasan Mahallesi tedbir amacıyla tahliye edildi. Ayrıca yangına müdahale eden orman personeli E.Y. (21) ve O.E. (42) dumandan etkilendi. Yangın bölgesinde ilk müdahalesi yapılan ve hastaneye kaldırılan 2 orman personelinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

    Aydın‘ın Koçarlı ilçesi Satılar Mahallesi’ndeki bir evde bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Alevler bitişikteki evlere de sıçradı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve orman ekipleri sevk edildi. Ekipler yangına karadan müdahale etti. Yangında bir ev tamamen yanarak kullanılmaz hale gelirken, 3 ev ise kısmen zarar gördü. Yangın bölgesinde soğutma ve söndürme çalışmaları devam ediyor.

    Aynı saatlerde Aydın’ın Bozdoğan ilçesi Pınarlı Mahallesi’nde de yangın çıktı. Bölgeye itfaiye ve orman ekipleri sevk edilirken, 11’i metruk 13 evin kullanılamaz hale geldiği öğrenildi. Müdahale sonucu yangın kontrol altına alındı.

    İzmir’in Torbalı ilçesi Karakızlar Mahallesi’nde ormanlık alanda saat 15.00 civarında çıkan yangın yapılan müdahaleler sonucu kontrol altına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Zafer mücadele eden işçinin oldu’; maaşları ve mesai ücretleri ödendi

    ‘Zafer mücadele eden işçinin oldu’; maaşları ve mesai ücretleri ödendi

    PİRHA- İnşaat işçilerinin maaşlarını alamadıkları için başlattığı iş bırakma eyleminin 12’nci gününde kazanımla sonuçlandı.

    Aydın-Denizli otoyol şantiyesinde Farnas ve İnceoğulları inşaatında çalışan 51 işçi, maaşları ve fazla mesai ücretlerini alamadıkları için başlattıkları iş bırakma eyleminin 12’nci gününde kazanımla sonuçlandı. Barınma ve kötü beslenme koşullarına rağmen kararlılıkla mücadele eden işçilerin maaşları ve fazla mesai ücretleri dün hesaplarına yatırıldı.

    İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası (İYİ-SEN), sanal medya hesabından işçilerin kazanımla sonuçlanan eylemine dair şu açıklamayı yaptı:

    “Zafer mücadele eden işçinin oldu. Aydın – Denizli otoyol şantiyesinde Farnas ve İnceoğulları inşaat çalışanı 51 işçi arkadaşımızın verilmeyen hakları için başlattığımız eylem 12. gününde kazanımla sonuçlandı. Bu süreçte her türlü olumsuz barınma ve beslenme koşuluna rağmen sendikasına güvenerek kararlılıkla mücadele eden işçi arkadaşlarımızı kutluyoruz. Sendikamız memleketin neresinde olursa olsun inşaat işçisinin hak mücadelesinin içinde olacaktır. Kurulurken dediğimiz gibi sömürü düzeni yıkılacak işçiler eşit ve özgür yaşayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın’da Newroz kutlandı: Barış için mücadele ediyoruz-VİDEO

    Aydın’da Newroz kutlandı: Barış için mücadele ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Aydın’da Newroz coşkuya kutlandı. DEM Parti Aydın Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Zozan Koç, Newroz’un mezopotamya halklarının direniş sembolu olduğunu belirterek, Kürt halkının bu direnişi büyüttüğünü söyledi. 

    Aydın’da Efeler ilçesi Osman Yozgatlı Mahallesi’nde yapılan Newroz kutlamasına yüzlerce kişi katıldı.
    Kadınlar yöresel kıyafetleriyle alanda yerini alırken, yaşlılar sahnenin en önünde zafer işaretleriyle renk kattı. Gençlerin coşkusu ise Newroz bitimine kadar hiç dinmedi. Kitle, Newroz öncesi halaya durarak, sık sık, “Jin jiyan azadi” sloganları attı.
    Newroz sahnesine Kürtçe Türkçe yazılı “Newroz piroz be Rabe dema azadi u serkeftine ye”, “Jin jiyan azadi ile kadın katliamlarını durduralım”, Deniz Poyraz fotoğrafının basılı olduğu “Erkek devlet şiddetine, savaşa, yoksulluğa karşı her yerdeyiz” ve jina Emini’nin fotoğrafının bulunduğu “İsyanımızdır” pankartları asıldı.
    Newroz programı saygı duruşunun ardından başladı. DEM Parti Aydın Büyükşehir ve ilçe Belediye Eş Başkan adayları halkı selamladıktan sonra ise DEM Parti İl Eş Başkanı Neslihan Avşar da halkın Newroz Bayramı’nı kutladı.

    “EŞ BAŞKANLIKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    DEM Parti Aydın Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Zozan Koç, Newroz’un mezopotamya halklarının direniş sembolu olduğunu belirterek, Kürt halkının bu direnişi büyüttüğünü söyledi.

    Koç, “Jin jiyaz azadi’ felsefemizi nasıl ki dünyanın şiarı haline getirdiysek bu felsefe ile 31 Mart’ta pusuladaki tek ağacın etrafında buluşarak, kendimizi ve kentimizi yöneteceğimizi göstereceğiz. Kazanacağız” dedi.

    DEM Parti PM üyesi Aysel Batyar Önsel de tutuklu bulunan kadın siyasetçilere selam göndererek, tutsak edilen kadınların Newroz alanlarında olduğunu söyledi. Kobane kumpas davasında tutuklu bulunan siyasetçilerin savunmalarıyla tarih yazdığını söyleyen Önsel, bu savunların ilerde hukuk fakültelerinde ders olarak verileceğini aktardı.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    Son olarak konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise Kürdistan kentlerinde Türkiye illerine selam getirdiğini söyleyerek, Newroz’un yeniden diriliş, mücadele bayramı ve zalimlere karşı başkaldırı olduğunu vurguladı. Oluç, Newroz kutlamalarında her zaman Kürt sorunun çözümü, barış, eşitlik ve demokrasi mesajları verdiklerini ifade ederek, “2013’te Amed Newrozu’na gönderilen barış deklarasyonu arkasındayız. Deklarasyonda ifade edilen mesajların hayat bulması için mücadele ediyoruz” dedi.

    HAREKETLİ SEÇMENE ÇAĞRI

    Seçimlere dikkati çeken Oluç, parti olarak hareketli seçmeni taşıdıklarını söyleyerek, şöyle devam etti:

    “Çevrenizde varsa hareketli seçmene partiye başvurması için ikna edelim. Neden önemli hareketli seçmen* İktidar Kürdistan coğrafyasına seçmen adıyla insan taşıdı. Bizim tespit edebildiğimiz 54 bin kişiyi küçük ilçelere oy kullanmaları için taşımışlar. Kazanamadıkları belediyeleri bu hileyle elimizden almak istiyorlar. Biz bunlara haram seçmen diyoruz. Bu haram seçmene karşı her birimiz 2 helal seçmeni taşıyalım. Sizlerden halktan ve helal seçmenleri taşımamıza imkan sağlamanızı istiyorum.”

    Konuşmaların ardından Newroz ateşi yakılarak, etrafında halaylar çekildi. Newroz kutlaması, sanatçı Stêra Müzik Topluluğu ve Özlem Taner’in sahneye çıkmasıyla son buldu.

    PİRHA/AYDIN

  • Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Aydın Bozdoğan’a bağlı Alamut köyündeki kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş yaptı. Köylerinde yapılmak istenen JES projesine tepki gösteren kadınlar, bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısını yinelediler.

    Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi A.Ş., Bozdoğan’a bağlı Alamut Mahallesi, Boykesiği ve Bozdoğan-Aydın karayolu kenarındaki 48 dönümlük sahada 50 MWe kurulu gücünde Nazilli Diracık JES projesinin tesis edilmesi ve işletilmesi için çalışmalara başladı.

    Projeyle ilgili olarak firmanın başvurusu üzerine Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişik Müdürlüğü tarafından ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi’ (ÇED) süreci başlatıldı.

    48 dönüm üzerine kurulmak istenen JES santralinin tamamı ise Alamut köyündeki tarım arazileri, ekili tarlalar, yüzlerce yıllık zeytinlikler ve su havzalarını içerisine alıyor.

    KADINLAR DOĞA TALANINA KARŞI YÜRÜDÜ

    İktidarın özellikle hedef aldığı kadınlar, yaşamın her alanında mücadelesini en üst düzeyde yürütüyor. İktidarın kadınlara ve doğaya karşı açtığı savaş paralellik gösterirken, doğa talanına karşı kadınların öncülük etmesi de tesadüf olarak görülmüyor.

    Dünyanın dört bir yanında kimliği, bedeni ve emeği için yüzyıllardır mücadele veren kadınlar, doğa talanına karşı da mücadelesini yürütüyor. Alamut köyündeki kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, doğa ve yaşam alanları için yürüyüş gerçekleştirerek, doğa talanına karşı verilen mücadelenin öncüsü olacaklarını kaydettiler.

    ‘Kadın Hayattır, Doğa Hayattır, Su Hayattır. Kadına, Doğaya, Suya Dokunma’ pankartı ile yürüyen kadınlar doğalarını korumak içinde sokağa çıkmaktan çekinmeyeceklerini belirttiler.

    Meşaleli yürüyüş, ‘Ovama, Suyuma, Toprağıma Dokunma’ sloganları ile son buldu.

    PİRHA/AYDIN

  • Zorlu, Alevi köyü Aydın Alamut’a JES kurmak istiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    Zorlu, Alevi köyü Aydın Alamut’a JES kurmak istiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    PİRHA- Aydın’ın Bozdoğan ilçesindeki Tahtacı köyü Alamut’ta JES projesi yapılmak isteniyor. Alamutlular, “Yaşam alanımız yok edilmek isteniyor. Bu köyü haritadan silmek istiyorlar. Biz bunları Akbelen’den, Bergama’dan, Kaz Dağları’ndan, Cerattepe’den ve en son Erzincan İliç’ten tanıyoruz” diyerek projeye tepki gösterdi.

    Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi A.Ş., Bozdoğan’a bağlı Alamut Mahallesi, Boykesiği ve Bozdoğan-Aydın karayolu kenarındaki 48 dönümlük sahada 50 MWe kurulu gücünde Nazilli Diracık JES projesinin tesis edilmesi ve işletilmesi için çalışmalara başladı.

    Projeyle ilgili olarak firmanın başvurusu üzerine Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişik Müdürlüğü tarafından ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi’ (ÇED) süreci başlatıldı.

    48 dönüm üzerine kurulmak istenen JES santralinin tamamı ise Alamut köyündeki tarım arazileri, ekili tarlalar, yüzlerce yıllık zeytinlikler ve su havzalarını içerisine alıyor.

    KURULMASI İSTENEN SANTRAL KÖYE 1 KİLOMETRE UZAKLIKTA

    Aydın-Muğla-Denizli planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli onaylı çevre düzeni planında “sulama alanı ve tarım arazisi” olarak işaretlenmiş alanlarda yapılmak istenen JES tesisleri, Alamut köyü merkezine yaklaşık 1 kilometrelik mesafede bulunuyor.

    SAATTE 2 BİN TON!

    50 MW kurulu gücünde kurulacak olan jeotermal enerji santralinde planlanan jeotermal akışkan miktarı 2.000 ton/saat olması dikkat çekici. Diğer yandan yine Aydın’da Kuyucak ilçesinde 50 MW kurulu gücünde Kuyucak Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurulmak için girişimde bulunulduğu duyurulmuştu.

    20 KUYU AÇILACAK

    Projeye göre, santral alanı ile alternatif santral alanına ilave olarak 10 tanesi üretim, 9 tanesi reenjeksiyon kuyusu ve 1 tane alternatif olmak üzere toplam 20 kuyu açılacak.

    JES PROJESİNİN ÖMRÜ EN AZ 49 YIL

    ÇED kararı alınması sonrasında izin süreçlerinin tamamlanmasıyla birlikte sondaj ve santral alanındaki çalışmaların yaklaşık 2 yıl sürede tamamlanması ve tesisin tam kapasite ile işletmeye alınması öngörülüyor. Planlanan projenin ekonomik ömrünün 49 yıl olacağı hesaplanırken, 49 yıl sonra ise gerekli revizyonların yapılmasıyla birlikte bu sürenin uzatılması söz konusu olabilecek.

    PROJEDE GERÇEKLER GİZLENDİ

    Proje tanıtım dosyasında (PTD) JES alanı ile ilgili paylaşılan fotoğraflarda alanların ekili tarım arazisi olduğu ve çevresinde zeytinliklerin bulunduğu görülmesine rağmen proje alanının “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’da belirtilen alanlar içerisinde yer almadığı” ileri sürülüyor. Yine çevre düzeni planında “sulama alanı ve tarım arazisi” olarak işaretlenmiş JES alanları için PTD’de “Tarım alanları: Tarımsal kalkınma alanları, sulanan, sulanması mümkün ve arazi kullanma kabiliyet sınıfları I, II, III ve IV olan alanlar, yağışa bağlı tarımda kullanılan I. ve II. sınıf ile özel mahsul plantasyon alanları içerisinde yer almamaktadır” yazıldığı görülüyor.

    KÖYLÜLER JES’E KARŞI TOPLANTI GERÇEKLEŞTİRDİ

    Aydın Bozdoğan’a bağlı Alamut köyü yakınlarında işletilmek istenen JES’e karşı köylüler ayağa kalktı. Köyde yapılan bilgilendirme toplantısında yüzlerce köylü tarlalarında jeotermal kuyusu ve işletmesi açılmasına izin vermeyeceklerini dile getirdiler. Zorlu Holdinge bağlı Zorlu Enerji şirketinin yerleşim yerine yakın, verimli tarlaların üzerine yapmak istediği JES’e karşı “Havama, suyuma, toprağıma dokunma!” pankartlarının asıldığı köy meydanında yapılan toplantıda Aydın Tabip Odası’ndan doktorlar ve hukukçular köylüleri JES’lerin sağlık ve çevresel etkileri konusunda bilgilendirdi.

    “‘ZORLU’ ÇEKİP GİTSİN!”

    Çiftçilik yapan Cansu Kahyaoğulları, projenin uygulanmasıyla ekili alanların ve zeytinliklerin kalmayacağını belirterek, “Çiftçiyiz ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Köyümüz güzel ve biz zehirlenmek istemiyoruz. Bu ZORLU başımıza nerden geldiyse çeksin gitsin. Hiçbir köylümüz bunu istemiyor. Çocuklarımız var ve üstümüze kükürt yağacak, kokudan geçilmeyecek. ZORLU köyümüzden çıkıp gitsin. Ağaçlar, zeytinler kuruyacak, topraklarımız susuz kalacak. 30 kuyunun açılmasından bahsediyorlar, bir kuyu bile insanı kanser ediyor. Köylünün dağda zeytini, ovada ekini var. Bu proje gelirse hiçbir şeyimiz kalmayacak” diye konuştu.

    “YALNIZ BIRAKILMAYALIM”

    Köy sakinlerinden Sultan Kahyaoğulları, Alamut’un Alevi köyü olmasından kaynaklı yalnız bırakıldığına vurgu yaptı. Alamut köyünün mücadelesine ses verilmesi çağrısında bulunan Kahyaoğulları, “Alamut köylüleri olarak hiçbir şekilde çocukların, doğanın ve arazilerin kanser alanı olmasını istemiyoruz. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz ve bu zorbalara köyümüzü teslim etmeyeceğiz. Bizim seçtiğimiz belediye başkanının yanımızda olmasını istiyoruz. Bu köyü sahipsiz ve yalnız bırakmasınlar. Alamut Alevi köyü ve yalnız bırakıldık. Bir dayanışma ile köyümüze yardım edilmeli. Bu köy ilk defa böyle bir şey ile karşılaşıyor. Bununla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bizim için çok değerli olan ağaçlarımızın, doğamızın katledilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    “ÖMRÜMÜZÜ SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE KAYBETMEYECEĞİZ!”

    Yine Alamut köyünden serbest Veteriner Hekim İsa Kıvrak ise “Akçay ve Büyük Menderes havzası için yapılabilecek en büyük kötülük” diye tariflediği projenin büyük bir tehlike olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

    “İnsanlar doğayı nasıl katlederiz diyerek buraya jeotermik kurmaya karar vermişler. Akçay ve Büyük Menderes havzası için yapılabilecek en büyük kötülük. Milyon doları olan insanlar, birkaç milyon dolar daha kazanmak için çocuklarımızın ve bizlerin canını yok sayarak bu projeyi başlattı. Bizim için çok tehlikeli. Hiçbir zaman ömrümüzü sağlıklı bir şekilde kaybedeceğimizi düşünmüyorum. Bu proje gerçekleşirse bizler kanser, çocuklarımız ise engelli olacak. Geleceğimizi kaybedeceğiz. Hayvansal ürünleri sağlıklı olarak tüketemeyeceğiz. Bu konuda Alamut köyü olarak yalnız kaldığımızı, sesimizi duyuramadığımızı düşünüyoruz. Yaşamak istiyorsun ama yaşayabilecek bir alanın yok. Mutlu olmak istiyorsun ama mutlu olabilecek bir sebebimiz yok.”

    “BUNLARI AKBELEN’DEN, İLİÇ’TEN TANIYORUZ!”

    37 yıl çalıştıktan sonra emekli olan ve 2017 yılında köyüne yerleşen Birtan Kulakoğlu da JES projesine dair 15 Ağustos tarihinde kimsenin haberi olmadan keşif yapıldığını kaydederek, “Proje başlamadan, şantiye kurulmadan köylüler olarak buna müdahale ettik. Biz bunları Akbelen’den, Bergama’dan, Kaz Dağları’ndan, Cerratepe’den ve en son Erzincan İliç’ten tanıyoruz. Köyümüzde birlik daha da ileriye ortak bir tavra götürülerek projeyi istemediğimizin mesajını verdik. Köyümüz buna dair bir toplantı yaptı ve elini taşın altına koymaya karar verildi. Projeye dair hiçbir ikaz yok ve 15 Ağustos’ta kimsenin haberi olmadan keşif yapmışlar. 27 Aralık’ta Aydın Çevre İl Müdürlüğü’ne fizibilite raporları sunulmuş. Biz projeye başlandıktan sonraki mahkemenin durdurma kararını beklemeyeceğiz. Geç gelen adalet adalet değildir” şeklinde konuştu.

    “40 YIL SONRA DÖNDÜM VE ENDİŞELİYİM”

    Almanya’da kaldıktan 40 yıl sonra köye kesin dönüş yapan Veli Öztürk ise “Çalışıp emekli olduktan sonra tek hayalimiz köyümüzde huzur içerisinde yaşamaktı. Bu manzarayla karşılaşmak beni gerçekten üzdü. Yaşam alanlarımızı yok etmek istiyorlar ve buna karşı direnmemiz lazım. Huzur ile yaşayabilecek bir köyümüz kalmadı. Endişe içerisindeyiz. Bu projeyi istemiyoruz, gerçekleşmesine müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “BU KÖYÜ HARİTADAN SİLMEK İSTİYORLAR”

    ‘Bu köyü haritadan silmek istiyorlar’ diyen 75 yaşındaki İsmail Atilla, “İkinci bir İliç olmak istemiyoruz. Bu köyü haritadan silmek istiyorlar. Mevcut yönetimin düşüncesine karşı yoğunlukta olduğu için bu köyü haritadan silmek istiyorlar. Baraj suyu dibimize kadar geldi ama hala bizim zeytinliklerimize su vermiyorlar. Oysaki bütün köyler baraj suyundan faydalanıyor. Toplumsal olaylara duyarlılığı olan herkes gelip buraya sahip çıksın” çağrısında bulundu.

    Ersin ÖZGÜL/AYDIN

     

     

     

  • Aydın’da KYK yurdunda kalan öğrencinin intihar ettiği iddiası

    Aydın’da KYK yurdunda kalan öğrencinin intihar ettiği iddiası

    PİRHA- Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda Ceysu Sıla Alkaya adlı öğrencinin intihar ettiği iddia edildi.

    Aydın’ın Efeler ilçesi Işıklı Mahallesi’nde bulunan Güzelhisar Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda bulunan Ceysu Sıla Alkaya adlı öğrencinin intihar ettiği iddia edildi.

    Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi olan Ceysu Sıla Alkaya’nın ailesiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle intihar ettiği iddia edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın Alevi Güçbirliği’nden açıklama: Aleviler çözümsüz değildir!

    Aydın Alevi Güçbirliği’nden açıklama: Aleviler çözümsüz değildir!

    PİRHA- Aydın Alevi Güçbirliği, yaptığı yazılı açıklamada, 10 Aralık Mitingi için araç tahsisi için başvurdukları Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine cevap vermediğini belirterek, “Alevileri yok sayanlar haklı ve meşru taleplerimizi kabul etmeyenler bilsinler ki Aleviler çözümsüz değildir. Kimsenin de arka bahçesi değildir” dedi.

    Alevi Küitür Dernekleri (AKD) Nazilli, Köşk, Aydın, Söke, Koçarlı Şubeleri, Hacı Bektaş Veli Anadulu Kültür Vakfı (HBVAKV) Aydın, Kuşadası, Akbük Şubeleri, Ege Tahtacı Kültür Dernekleri Söke, Efeler Şubeleri, Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi Cemevi, Bozdoğan Alamut Cemevi Kültür Dayanışma Derneği, Davutlar Alevi Kültür Derneği, Çine Tahtacı Kültür eğitim Kalkınma Ve Yardımlaşma Derneği, Eğrek Alevi Bektaşi Kültür Ve Cemevi Derneği, Sarıcaova Geliştirme Güçlendirme Derneği’nin içinde bulunduğu Aydın Alevi Güçbirliği, 10 Aralık Mitingi’ne dair açıklama yaptı.

    Alevi kurumları olarak yine tarihi bir karara imza attıkları ifade edilen açıklamada, “Eğitim başta olmak üzere yaşamın her alanının dinselleştirildiği, gerici, ırkçı, asimilasyoncu, şeriatçı ve kutuplaştırıcı programların hızla hayata geçirildiği, derin bir ekonomik krizin etkileri ile insanca yaşam olanağının kalmadığı, gençlerin eğitim ve barınma haklarının ellerinden alındığı, güvencesiz gelecek kaygısı ile intihara sürüklendiği, kadın haklarına yönelik kapsamlı saldırı planlarının tartışmaya açıldığı, doğanın bir avuç sermayeye peşkeş çekildiği, savaşın gittikçe yaygınlaştığı, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün tümden kalktığı, ağzını açanın kendisini hapishanede bulduğu, seçilmişlerin, siyasetçilerin, devrimcilerin uyduruk gerekçelerle içeride tutulduğu bir dönemde Alevi kurumları olarak İstanbul’da mitingi örgütleme ve bu mitingin çağrıcısı olma kararı aldı” denildi.

    Türkiye’de adım adım şeriate gidecek hamleler yapıldığının vurgulandığı açıklamada, “Yılın başında ÇEDES projesiyle birlikte son noktayı koymak istemektedir. Ülke şeriat bataklığına battığında zararı görecek olanlar maalesef sadece Aleviler olmayacaktır. Seküler yaşamaya alışmış bireyler,  hangi dinden olduğu fark etmeksizin kendi vicdanlarında inancını yaşayanlar en çok da kadınlar görecektir” ifadelerine yer verildi.

    “ALEVİLER ÇÖZÜMSÜZ DEĞİLDİR

    Alevi örgütlerinin çağrıcı olduğu Kadıköy’deki mitinge  gitmek için Aydın Büyükşehir Belediyesi’nden yazılı olarak otobüs istediklerini ancak  Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine ototbüs tahsis etmediğine işaret edilen açıklamanın devmaında şunlar aktarıldı:

    “Yazılı cevap vermek zahmetine katlanmayan ve önce aranarak otobüsün verilmeyeceği bizlere söylendi. Son gün, gece saat 11.00 civarlarında araya giren siyasilerle yaklaşan yerel seçimin hatırına gönülsüz ve kerhen verilen yardımı o saatten sonra kendilerinin de bildiği gibi mitinge gitmeyi örgütlemenin mümkün olmadığından  kabul etmedik.

    Talebimize zamanında karşılık veren Kuşadası Belediyesi ve Didim Belediye’sinin otobüsleri ve kendi imkanlarımızla karşıladığımız otobüslerle mitinge katılım sağladık. Yazılı cevap verme zahmetine katlanmayanlar, Alevileri çözümsüz sanarak ince siyasi ve idari manevra yapmaktadır. Sahte bir özgüvenle gidecek yerleri olmadığını düşündükleri Alevilerin sorunları ve talepleriyle ilgili hükümran bir şekilde cülus dağıtıyor havasındalar.

    Alevileri yok sayanlar haklı ve meşru taleplerimizi kabul etmeyenler bilsinler ki Aleviler çözümsüz değildir. Kimsenin de arka bahçesi değildir. Haklı ve meşru taleplerimiz için mücadele ettik mücadele etmeye devam edeceğiz. Bugüne kadar  bir korku iklimiyle kendine mahkum ettirdiklerini zannettikleri Alevileri  artık kendilerine oy vermek için ikna edilmesi gereken bir topluluk olduğunu artık bilmeleri gerekiyor. Yüzyıllardır ezilen, horlanan, katledilen, yok sayılan Aleviler böyle yaşamaya alışkındır. Biz düştüğümüz yerden bir avuç toprak alıp yine dimdik ayağa kalkarız ama sizler düştüğünüzde o toprakla hemhal olursunuz.

    Alevileri yok sayan tavırlarınıza devam ederseniz çözümsüz olmadığımızı gerekeni yapacağımızdan zerre kadar kuşkunuz olmasın.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Zeren Ertaş’ın öldüğü asansörün güvenlik ekipmanı devre dışı bırakılmış

    Zeren Ertaş’ın öldüğü asansörün güvenlik ekipmanı devre dışı bırakılmış

    Aydın’da üniversite öğrencisi Zeren Ertaş’ın ölümüne ilişkin bilirkişi raporuyla asansörün güvenlik ekipmanı devre dışı bırakıldığı ortaya çıktı. Raporda asansörlerin yetersiz kaldığı belirtildi.

    Aydın’daki Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda ihmallerin neden olduğu asansör kazası sonucu üniversite öğrencisi Zeren Ertaş‘ın ölümüne ilişkin Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişilerin hazırladığı rapor, savcılığa teslim edildi.

    Raporda, olaydan bir gün sonra yapılan incelemelerde, üzerinde mavi etiket bulunan asansörün kabinini raylara kenetleyerek hızla düşmesini engelleyen ekipmanın devreye girmediği, kabinin kontrolsüz bir şekilde hareket etmesini engelleyen düzeneğin (UCM) hem kumanda kartı üzerinden yazılımsal olarak hem de hız regülatörü üzerinden mekanik olarak iptal edildiğinin görüldüğü aktarıldı.

    Yapılan detaylı inceleme ve asansörün test edilmesi sonucu kazanın hangi sebeplerle meydana geldiğine ilişkin kesin ve net bir sonuca ulaşılamadığının belirtildiği raporda, şu ifadelere yer verildi:

    “Asansör makinesi üzerindeki, kabinin katlarda hareketsiz kalmasını sağlayan elektromekanik frene ait bobinin gücünün yetersiz kalması sonucu fren balatalarından bir tanesinin görevini yerine getiremeyecek kadar aşınması, yarı yük dengesinin uygun olmamasının makine ve frene fazladan yük getirdiği, kabin zemin katta duruyorken kabin içerisine 16 kişi bindiği sırada frenin yükü taşıyamadığı için kabinin aşağıya doğru kaydığı, UCM sisteminin de öncesinde iptal edilmesi sonucu bir kişinin kabin ile asansör kuyusu arasında sıkışarak hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.

    İptal edilen UCM sistemi kabin kapıları açıkken kabinin kontrolsüz bir şekilde hareket etmesini engelleyen başlı başına bir güvenlik ekipmanı olup asansörde bulunan herhangi bir başka güvenlik ekipmanı UCM’nin görevini yerine getirmemektedir.

    Kazanın oluşmasına neden olan arızalara rağmen UCM tertibatı çalışıyor olsaydı asansör bir miktar hareket ettiğinde kabin raylarda sabitlenecek ve hareket etmesi engellenerek kabin ile kat kapısı veya duvar arasına bir kişinin sıkışamayacağı kadar genişlikte bir boşluk kalmış olacaktı.”

    BAKIM YAPAN FİRMAYA ASLİ KUSUR SUÇLAMASI

    Asansör bakım formları ve parça değişimi kayıt defterlerinin düzenli tutulmadığının belirtildiği raporda, “Kazanın yaşandığı asansörde bakım faaliyetlerini gerçekleştiren firmanın UCM düzeneğini iptal ederek, elektromekanik fren bakım ve ayarlarını yapmayarak, ilgili mevzuatlara uygun olarak bakım faaliyetleri gerçekleştirmeyerek asansörde ölümlü kazanın yaşanmasında asli kusurlu olduğu kanaatindeyiz.” ifadeleri kullanıldı.

    ASANSÖRLER YETERSİZ

    Toplam 584 öğrenci için projelendirilen yurt binası için asansör trafik hesabı yapıldığında 16 kişilik iki asansörün yetersiz olduğunun değerlendirildiği raporda asansörün tasarım, montaj ve piyasaya arzını gerçekleştiren firma hakkında ise “tasarım hesaplarını hatalı hesaplayarak, asansörün karşı ağırlık yarı yük dengesini hatalı yaparak makine frenine fazla yük binmesine sebep olduğu için asansörde ölümlü kazanın yaşanmasında tali kusurlu olduğu kanaatindeyiz” değerlendirilmesinde bulunuldu.

    Raporda Güzelhisar Kız Öğrenci Yurt Müdürlüğünün de çalışan personellere temel iş güvenliği ve sağlığı eğitimi vermediği, kapasitesi artan yurdun teknik gereksinimlerine ilişkin tadilat projesini yapmadığı, asansöre ait bakım defterini muhafaza etmediği, (kaza sonrası alınan ifadelerde asansörün sık sık arızalandığı ve kabinde kalmaların meydana geldiği ancak) idarenin tekrar eden arıza bildirimlerine rağmen herhangi bir faaliyette bulunmaması sebebiyle kaza risk olasılığını artırdığından dolayı tali kusurlu olduğu belirtildi.

    NE OLMUŞTU?

    Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda 25 Ekim’de asansörün düşmesi sonucu Adnan Menderes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bölümler Fakültesi öğrencisi 22 yaşındaki Zeren Ertaş ölmüştü.

    Soruşturmada asansör bakım firması yetkilisi M.B. ve asansörü monte eden firmanın sahibi H.T. ile 2 mühendis tutuklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir kitabının tanıtımı yapıldı – VİDEO

    Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir kitabının tanıtımı yapıldı – VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına yazılan Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir isimli kitabın tanıtımını yaptı. Program dahilinde ozanlarla söyleşi de gerçekleştirildi.

    Aşık Veysel Kültür Derneği, Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN DER), Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği (AN DER), Çığ Kültür Sanat Tüm Ozanlar Yorumcular Derneği (TOY DER) tarafından Sivas’ta katledilen 33 sanatçı adına Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir kitabı hazırlandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), kitabın tanıtımı için Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bir program düzenledi.

    Programın açılışında ilk olarak Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin isimleri okundu.

    PSAKD MYK Üyesi Önder Günaltay, gecenin açılış konuşmasını yaparak, “Unutmamak adına yazılı bir kaynak oluşturduk. Bu katliamda yakınlarımız, canlarımız vardı. En büyük işlerimizden biri olarak bu şiir kitabını çıkarttık. Bunlardan da önemlisi unutmamak, unutturmamak adına bir hukuk mücadelesine, Pir Sultan Abdal yoluna girdik. Unutturmamak adına söz verdik. Bu katliamı unutturmamak için mücadele veriyoruz. Bu yolda yürüdüğümüz sürece, bu yolu bozmaya, asimile etmeye çalışanlara karşı çok sert cevabımız olacaktır” dedi.

    “BU FAŞİST DÜZENİN KARŞISINDA DURACAĞIZ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise konuşmasına 30. Yıl Komisyonu’na teşekkürlerini sunarak başladı. Erçe, katliamları unutturmayacaklarını belirterek, “Gözümüze soka soka katilleri serbest bırakıyorlar. Madımak katillerini tek tek salıyorlar. Bununla da kalmayıp kardeşimiz Hrant’ın katilini de serbest bıraktılar. Bu meydan okumadır. ‘Biz mafya liderlerini, tecavüzcüleri serbest bırakırız, siyasileri tutsak ederiz’ diyorlar. Biz de bu faşist düzenin karşısında duracağımızın sözünü veriyoruz. Onların safı oradaysa bizim de safımız burasıdır” diye konuştu.

    “BİZ 12 BİN YILDIR ANADOLU’NUN KENDİSİYİZ”

    Madımak Katliamı 30. Yıl Komisyonu’nda yer alan Şair Mehmet Özer ise yaptığı konuşmada, “Daha yenilmez olmak için 10 Aralık’ta İstanbul mitinginde olmalıyız” diye belirtti. Özer, konuşmasının devamında, “Biz 12 bin yıldır Anadolu’nun kendisiyiz” diyerek Madımak’ta katledilenler için kaleme aldığı şiiri okudu.

    “KARANLIĞI ÖRGÜTLÜ OLARAK YIKALIM”

    PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara da yaptığı konuşmada 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için çağrı yaparak şunları söyledi:

    “Yarın 25 Kasım. Sivas’ta yakılan 33 candan 17 canımız kadındı. Bu ülkede katledilen kadınlar için yarın alanlarda olacağız. AKP’nin gericiliğine karşı bir olalım, yarınlarımız aydınlık olsun. O karanlığı örgütlü olarak yıkalım. Kadıncık Analardan feyz alarak bugünlere geldik. Bu ülkede katledilen kadınları unutmayacağımızı belirtmek istiyorum.”

    Yapılan konuşmalar ardından ozanlar, katledilenler anısına ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri: Bizi öldüren sistemin sorumlularından hesap soracağız-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri: Bizi öldüren sistemin sorumlularından hesap soracağız-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencileri, Aydın Efeler ilçesindeki Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda asansörün düşmesi sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş için basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Yurt öğrencilerinin defalarca kez şikâyet ettiği, tamir edilmesini talep ettiği yurt asansörünün düşmesi nedeniyle arkadaşımız yaşamını yitirdi. Öğrenci düşmanı sistem kurumlarının hiçbiri bu ihmalin sorumluluğunu almadı” denildi.

    Aydın’ın Efeler ilçesindeki KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda bir süredir arızalı olan ve şikayetlere rağmen onarılmayan asansörün düşmesi sonucu 22 yaşındaki Zeren Ertaş isimli öğrenci hayatını kaybetti. Ertaş’ın hayatını kaybetmesi büyük bir protesto dalgası yarattı. Türkiye’nin dört bir yanında yaşananlara tepki yükseliyor.

    Munzur Üniversitesi öğrencileri, Aydın Efeler ilçesindeki Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda asansörün düşmesi sonucu yaşamını yitiren Zeren Ertaş için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı öğrenciler adına Eylül Yantemur okudu. Açıklamada, ‘Kaza değil cinayet, sorumlular hesap versin’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de destek verdi.

    “YAŞANAN KAZA DEĞİL”

    2 gün önce KYK’ya bağlı Aydın Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda cinayet işlendiğini söyleyen Eylül Yantemur, “Yurt öğrencilerinin defalarca kez şikâyet ettiği, tamir edilmesini talep ettiği yurt asansörünün düşmesi nedeniyle arkadaşımız yaşamını yitirdi. Öğrenci düşmanı sistem kurumlarının hiçbiri bu ihmalin sorumluluğunu almadı. Öğrencilerin uyarılarını dikkate almayan, verdikleri yurtları ve yemekleri dahi bir lütuf olarak gören insanca yaşayabilmemiz için gerekli sorumluluğu almayanlar bu facianın sorumlusudur. Yaşananların kaza olmadığını biliyor, ihmallerin önüne geçmek yerine cinayetin üstünün kapatıldığını görebiliyoruz” diye belirtti.

    “ÖĞRENCİLERİN YAŞAMLARINI KAYBETMESİ TESADÜF DEĞİL”

    Son bir haftada farklı nedenlerle öğrencilerin yaşamlarını kaybetmesinin tesadüf olmadığını ifade eden Yantemur, şunları ifade etti:

    “Öğrencilerin barınma, beslenme gibi en temel ihtiyaçları gasp ediliyor, talep eden öğrenciler psikolojik desteğe ulaşamıyor. Zaten bilimsel olmayan Üniversitelerde eğitim almak temel bir hak olmaktan uzaklaşıyor. Öğrencilerin ihtiyaçları için ayrılmayan bütçe, tarikatlara, sermaye çetelerine ve savaşa ayrılıyor. Öğrencilerin yaşamlarından çalınanlar, saray giderlerine, iktidarın kendi mega projelerine veriliyor. Öğrenci ölümlerinin sorumluları her türlü temel hakkımızı gasp edenlerdir. Munzur Üniversitesi öğrencileri olarak gücümüzü birbirimizden, kol kola verdiğimizde değiştirebildiklerimizden alıyoruz. Bugün ülkenin dört bir yanında üniversite öğrencileri birbirlerinden aldıkları bu güçle buluşuyor, direngen ruhuyla öldürülen arkadaşlarının hesaplarını soruyorlar. Tüm üniversite gençliğini, gücünü gücümüze katmaya çağırıyoruz. Bizleri öldüren bu sistemin sorumlularından hesap soracağız.”

    Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Kız yurdunda asansörün bakımını yapan firma yetkilisi gözaltına alındı

    Kız yurdunda asansörün bakımını yapan firma yetkilisi gözaltına alındı

    Aydın’da KYK Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda asansörün düşmesi sonucu Zeren Ertaş’ın yaşamını yitirmesiyle ilgili asansörün bakımını yapan firmanın yetkilisi gözaltına alındı.

    Aydın’ın Efeler ilçesinde KYK’ye bağlı Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda asansörün düşmesi sonucu Zeren Ertaş isimli öğrencinin hayatını kaybetmesiyle ilgili Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında asansörün bakımını yapan firmanın yetkilisi M.B. gözaltına alındı.

    M.B.’nin İl Jandarma Komutanlığı’nda ifade işlemleri sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Zeren Ertaş’ın babası isyan etti: Devlet çocuğuma 20 gün bakamadı- VİDEO