Etiket: balıkesir

  • Yeşil Sol Parti adaylarından Bandırma Cemevi’ne ziyaret -VİDEO

    Yeşil Sol Parti adaylarından Bandırma Cemevi’ne ziyaret -VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti Balıkesir milletvekili adayları, bayramlaşma ziyareti ve yeni yönetime başarı dilemek amacıyla Bandırma Cemevini ziyaret etti.

    Yeşil Sol Parti Balıkesir Milletvekili adayları HDP ve Yeşil Sol Parti il ve İlçe yöneticileri Edremit’te Darsofa, İbrahimce, Kadıköy, Yolören, Altınkum ve Güre mahallelerine ziyaret gerçekleştirdi.

    Yeşil Sol Parti birinci sıra milletvekili adayı Şevin Coşkun Bandırma cemevine bayramlaşma ziyaretinde söz alarak  “bizler bugün cemevine hem bayramlaşma ziyaretine hem de yeni yönetime başarılar dilemek için geldik. Her ne kadar bayram vesilesiyle gelmiş olsak da sonuçta bir seçim arefesindeyiz ve kısa bir süre sonra seçime gideceğiz. O kapsamda da çalışmalarımızı yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/BALIKESİR

  • Yeşil Sol Parti Balıkesir milletvekili adaylarından PSAKD Ayvalık Şubesi’ne ziyaret VİDEO

    Yeşil Sol Parti Balıkesir milletvekili adaylarından PSAKD Ayvalık Şubesi’ne ziyaret VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Balıkesir milletvekili adayları, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Balıkesir Ayvalık Şubesi’ni ziyaret ederek destek istediler. 

    Yeşil Sol Parti Balıkesir milletvekili adayları, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Balıkesir Ayvalık Şubesi’ni ziyaret etti. Muş Milletvekili ve Yeşil sol parti Milletvekili 1. Sıra Adayı Şevin Çoşkun, 2. Sıra Adayı Gül Karaaslan ve il-ilce yönetimleri ile PM üyeleri dernek yöneticileri tarafından karşılandı.

    Ziyarette, Balıkesir’in Mecliste Yeşil Sol Parti ile temsil edilmesi, eşit yurttaşlık temelinde yeni yaşamın kurulması ve barış, demokrasinin tesisi için Yeşil Sol Parti’ye desteklerin verilmesi konuşuldu. Ardından Ayvalık’ta pazar esnafı ziyaret edildi.

    PİRHA/BALIKESİR

  • ‘2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’ 9-13 Ağustos’ta gerçekleştirilecek

    ‘2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’ 9-13 Ağustos’ta gerçekleştirilecek

    PİRHA-AKD Altınoluk Şubesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek olan ‘Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’ 9-13 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şubesi tarafından 23-27 Temmuz 2022 tarihlerinde ilk kez düzenlenen 1. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin ikincisi bu yıl 9-13 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek.

    AKD Altınoluk Şubesi tarafından yapılan açıklamada gerekli başvuruların yapıldığı ifade edilirken, “Evet, başlıyoruz. 9-13 Ağustos tarihlerinde kimseye söz vermeyin. 2.Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nde buluşmak üzere. Aşk ile” denildi.

    “FESTİVALİMİZ ANADOLU’NUN RENKLERİNİN BULUŞMASINA TANIKLIK EDECEK”

    Geçen yıl birincisi düzenlenen festivalin açılış konuşmasında festivale ilişkin şu ifadeler kullanılmıştı

    “Alevilik akılcılık, bilimselliktir, gerçekçilik, çağa uyumdur, sorgu sualdir, bu dünyanın nimetlerini bu dünyada paylaşmaktır, kadına saygıdır, korkulan değil sevilen tanrı fikrini savunur. İnsanı düşüncenin merkezine koyan onu Kâbe sayandır. İnsanı okunacak kitap sayandır, 72 millete aynı nazarla bakandır. Sosyal yardımlaşmadır, dayanışmadır, lokmasını cümle canlarla paylaşandır. Cem tutmaktır, semah dönmektir.

    Hak ve Hakikat aşkına gerçekleşecek olan festivalimiz Alevi kültürünün ve binlerce yıllık kadim “Alevi Yolu”nun özünde var olan; doğaya, insana, emeğe, sevgiye ve evrensel barışa olan aşkı anlatılacak.

    Festivalimiz Anadolu’nun renklerinin buluşmasına, ötekilerin-mazlumların bir araya gelişine tanıklık edecektir. Festivalimiz, biz Alevileri, Sünnilerle, Hristiyanlarla, Yahudilerle, Ermenilerle, Türklerle, Lazlarla, Kürtlerle, Süryanilerle, Keldanilerle, Asurilerle buluşturacak. Alevi inancının, felsefesinin ve kültürünün gereği olan; empati yapmak, paylaşarak çoğalmak için bir çağrı olacaktır. Bizim sevdamız 72 millete yeter diyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Tekten: Kurultay, kurumlarımızın birlikte hareket etme refleksini ileri noktaya götürecek-VİDEO

    Tekten: Kurultay, kurumlarımızın birlikte hareket etme refleksini ileri noktaya götürecek-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ayvalık Şubesi Başkanı ve Ağuçan Ocağı mensubu Vedat Tekten, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Büyük Alevi Kurultayı’nı değerlendirdi. Tekten, “İstanbul’daki kurultayın hafızalara kazınmış hali bana göre bugüne kadar bizi dağınık olmak ile suçlayanlara Alevilerin aslında birlikte hareket ettiklerini göstermek oldu” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ayvalık Şube Başkanı ve Ağuçan Ocağı evladı Pir Vedat Tekten, 25 Aralık günü İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    Alevilerin bir araya gelmesinin önemine değinen Tekten, “İstanbul’daki kurultayın hafızalara kazınmış hali bana göre bugüne kadar bizi dağınık olmak ile suçlayanlara Alevilerin aslında birlikte hareket ettiklerini göstermek oldu. Birlikte çok büyük bir enerji çıkartabildiklerini ve şartlar gerektirdiğinde kolaylıkla bir araya gelebileceklerinin en önemli göstergesiydi kurultay” dedi.

    “ALEVİLİĞİ BİR TORBAYA SIKIŞTIRMAK UTANÇ VERİCİDİR”

    Alevi tarihinin birkaç önemli kırılma noktası olduğunu belirten Tekten, şunları söyledi:

    “Torba yasa ile cemevlerimizin Kültür Bakanlığı’nın bir alt dairesine bağlanıyor olması bana göre en önemli kırılma noktalarından biridir. Bu devlet, imparatorluklar döneminden kendisine miras kalan bir bakış açısı ile toplumumuza bakıyor. Onu kontrol altında tutmak, bunu yaparken de aynı zamanda da asimile etmek, bu toplumu birbirine kırdırmak, ayrıştırmak ve kendine bağlı bir birim oluşturmak gibi bir niyeti var.

    Bu devreden akıl maalesef 21. yüzyılda da karşımıza çıkan bir akıldır. Aleviliği bir torbaya sıkıştırmak, doldurmak, tıkmak en azından bizim açımızdan utanç verici bir haldir. Böyle bir uygulama ile bunu uygun gören zihniyetle biz zaten hiç barışmadık. Bundan sonra da barışmaya hiç niyetimiz yok.”

    “DEVLET AKLI İLE BİZİ DİZAYN ETMEK KİMSENİN HADDİ DEĞİL”

    Tekten, “Alili, Alisiz Alevilik”, “İslam içi, İslam dışı Alevilik” konularıyla Alevilerin gündeminin meşgul edildiğini ve birbirlerine düşürüldüğünü söyledi. Tekten sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yol binlerce yıldır kendini var etmiş; kendi ilkeleri, doğruları üzerine inşa etiği sistemi ile bugünlere kadar gelmiş. Bundan sonra da yine ocaklarımızın, pirlerimizin, mürşitlerimizin öğretileri ile bu yol ileriye gidecek. Biz bir Alevi Diyanetinin oluşmasını reddeden zihniyetin sahibiyiz. Buna yol açacak her türden politikanın da karşısındayız. Umarız bu kurultaydan kendilerince bir ders çıkartırlar ve yolumuzu bize bırakırlar. Bizi böyle devlet aklı ile dizayn etmek kimsenin haddi değil. Alevi dedelerinin maaşa, cemevlerinin elektrik parasına ihtiyacı yok. Bizi bir torbayla devletle işbirliğine giren bir güruh olarak düşünmesinler. Sen beni önce eşit yurttaşlık temelinde tanıyacaksın. Önce cemevlerimize ibadethane statüsü vereceksin. Kurulduğumuz günden bugüne dile getirdiğimiz Madımak’ı utanç müzesi yapacaksın.”

    “KURULTAYI ÖNEMSİYORUZ”

    “Çare bizim elimizde” diyen Tekten, “Kurultayı önemsiyoruz. Bu kurumlarımızın birlikte hareket etme refleksi daha ileriki zamanlarda da vücut bulur; bu toplumu dağınıkmış gibi göstermekten uzak dururlar. Biraz da ortak akılla hareket edip toplumumuzun örgütlü yapılarının önünü açıp, daha geniş bir perspektifle hayatın içinde yer almalarını sağlarlar.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Erdek’te cenazelerimizi camilerden kaldırmak zorunda kalıyoruz’-VİDEO

    ‘Erdek’te cenazelerimizi camilerden kaldırmak zorunda kalıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- AKD Erdek Şubesi’nde saymanlık görevi yürüten Gültekin Koçer, yerelde ve genelde yaşadıkları sorunlara değinerek, “Cenazelerimizi camilerden kaldırmak zorunda kalıyoruz” dedi. Koçer, “Devlet bizi yok sayıyor, haklarımızı vermiyor. Ben kendi kültürümü yaşamak istiyorum ama devlet diyor ki hayır sen bu kültürü yaşayacaksın ve bana onu dayatıyor” diyerek tepki gösterdi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Erdek Şubesi’nde saymanlık görevi yürüten Gültekin Koçer, yerelde ve genelde yaşadıkları sorunları PİRHA‘ya anlattı.

    Derneklerinin konumunun merkezden uzak olduğunu, ulaşım sorunu yaşadıklarını belirten Koçer, kendilerine merkezde bir yer verilmemesinin bilinçli bir politika olduğunu söyledi. Muharrem ayının dışında derneğe çok fazla gelen gidenin olmadığını da kaydeden Koçer, ulaşım sorunundan kaynaklı çoğu yurttaşın cenazelerini merkezdeki camilerden kaldırmak zorunda olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanının cemevlerini ziyaretlerine değinen ve bu durumu samimi bulmadığını aktaran Koçer, 1960’dan sonra gelen tüm hükümetlerin Alevileri asimile etmeye çalıştığını vurguladı.

    “YAŞADIĞIMIZ TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN ALEVİ YURTTAŞLARI ÖRGÜTLEMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    En temel sorunlarının derneklerinin yeri ve konumu olduğunu ifade eden Koçer, izole ve merkeze uzak oldukları için çok fazla mağduriyet yaşadıklarını aktardı.

    Derneklerinin Erdek’in en son yerinde ve tepede bulunduğunu söyleyen Koçer, “Buraya ulaşımımız yok, yolumuz yok. Maddi açıdan da sıkıntılarımız var. Ekonominin genel durumu ortada. Dolayısıyla insanlarımızın ekonomik durumu da kötü. O yüzden biz de burada dernek olarak doğru düzgün bağış alamıyoruz. 10 lira aidatımız var, insanlarımız onu bile zor ödüyorlar. Yaşadığımız tüm zorluklara rağmen Alevi yurttaşları burada örgütlemeye ve birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “MUHARREM AYI BİTTİKTEN SONRA BURADA HAYAT DURUYOR”

    Belediyelerin veya hükümetin kendilerine daha farklı yaklaşmasını istediklerini dile getiren Koçer, sözlerine şöyle devam etti:

    “Buraya ulaşımımız çok zor olduğu için yaşlılarımız gelemiyor. Saat başı bir otobüs var. O da meydandan kalkıyor. Ücreti de 7,5 lira. Geliş gidiş 15 lira. Bunu her gün kim verebilir? Biz merkezde bir yer istiyoruz. Derneğimizin merkezde bir yerde olmasını istiyoruz. Derneğimiz merkezde olursa özellikle yaşlı insanlarımız daha rahat gelip gider. Kendimizi orada daha rahat ifade edebiliriz. Buraya kimse gelmiyor. Buraya gelen sayısı 5-6 kişiyi geçmiyor. Muharrem ayı bittikten sonra burada hayat duruyor. Derneği başkan açıyor, başkan kapatıyor. Ayda birkaç kez biz geliriz. Yağmurda, çamurda buraya gelmek daha da zorlaşıyor. Yaklaşık bir ay önce CHP ilçe başkanıyla da bir görüşme yaptık ancak sorunlarımızın giderilmesi konusunda hiçbir adım atılmadı. Yine görüşmelerimiz devam edecek.

    “YETKİLİLERE SORUNLARIMIZI DEFALARCA İLETTİK ANCAK HİÇBİR İLERLEME OLMADI”

    Burada ilk cem geçtiğimiz Muharrem ayında yapıldı. Buradaki devlet kurumlarının yetkilileri ile görüştük. Kaymakam da birkaç kez geldi, sorunlarımızı ilettik. Çözeceklerini söylüyorlar ama hiçbir ilerleme olmuyor. Burada henüz hiç cenaze kaldıramadık. Çünkü insanlarımızın buraya gelip gitmesi mümkün değil. Cenaze aracı gelebiliyor ve arabası olan birkaç kişi gelebiliyor. Onun dışında kimse gelemez buraya. Bizler Aleviyiz, Alevi Kültür Derneğimizde kaldırmamız gereken cenazemizi camiden kaldırmak zorunda kalıyoruz. Bundan dolayı bize burada inanılmaz bir baskı var. Bize burayı verdiler, her cenazemizde bize araç tahsis etmeleri gerekiyor ama yok, yapılmıyor. Ulaşımdan kaynaklı insanlar buraya cenazelerini getirmek istemiyorlar.”

    “CENAZELERİMİZİ CAMİLERDEN KALDIRMAK ZORUNDA KALIYORUZ”

    Bugüne kadar gelen bütün iktidarların Alevileri asimile etmeye çalıştığını vurgulayan Koçer, “Bizi kendi kültürümüzden kopartıp Sünni kültüre bağlamak istiyorlar. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Bize burayı verdiler, biz buraya morg da yaptık, yıkama yerimiz de var. Ama ulaşımımız yok. İnsanlar buraya ulaşamadıkları için cenazelerini merkezdeki camilerden kaldırmak zorunda kalıyor. Bu da bilinçli uygulanan bir politika diye düşünüyorum. Biz derneğimizin giderlerini bile çoğu zaman kendi cebimizden karşılıyoruz. Burada Muharrem ayında tam olarak yurttaşlar gelirler bir topluluk oluşur. Onun dışında 11 ay boyunca burada topladığımız 3 lira 5 lira ile buranın giderlerini karşılamaya çalışıyoruz. Burayı ayakta tutmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANI, ‘BEN İSTERSEM HAKKINIZI VERİRİM, İSTEMEZSEM VERMEM’ DİYOR”

    “Aleviler olarak bizler bu ülkenin vatandaşıyız ve vergi veriyoruz ama devlet bizi yok sayıyor, haklarımızı vermiyor” diyen Gültekin Koçer, “Ben kendi kültürümü yaşamak istiyorum ama devlet diyor ki hayır sen bu kültürü yaşayacaksın ve bana onu dayatıyor. Cumhurbaşkanının cemevlerini ziyaret etmesi bizi onure eder fakat cemevlerini, Alevileri sevdiği için gelmiyor. Cumhurbaşkanının söylemleri ortada, bu söylemlerle gittiği yerlerdeki dedeleri örgütlüyor. Cemevlerindeki fotoğrafları kaldırtıyor, kendi istediği fotoğrafları astırıyor. Sonra da ben cemevlerine yardım edeceğim diyor. Böyle bir yardım olmaz. Siz buraya derneğimize geldiniz, bizimle röportaj yapıyorsunuz. Buraya geldiğinizde duvardaki resimleri kaldırın dediniz mi? Buraya olduğu gibi geldiniz. Peki Cumhurbaşkanı neden böyle bir şey yapıyor ve dedeleri önce imtihana tabi tutuyor? Cumhurbaşkanı bir güç gösterisi yapmaya çalışıyor. Ben istersem haklarınızı veririm, istemezsem vermem diyor. Çok yardım edecekse gelsin buraya etsin. Şu an bizim ihtiyacımız var. Yolumuz yok, ulaşımımız yok, yemek vermek istiyoruz yemek verecek yerimiz yok. Açıkta, bahçede yemek veriyoruz. Geçen Muharrem ayında yemek verdiğimiz sırada yağmur yağdı, fırtına çıktı. Yemek tepsilerimiz uçtu, insanların üzerine döküldü. Rüzgarda dışarıda oturamıyoruz bile. Bunların hepsi ayrı bir sorun” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERDEN HER TÜRLÜ VERGİYİ ALIYORLAR AMA ALEVİLERİN HİÇBİR HAKKINI VERMİYORLAR”

    Cumhurbaşkanının cemevlerini ziyaretlerini samimi bulmadığını da kaydeden Koçer, şunları kaydetti:

    “Seçimlerle ilgili bir yatırım yapmayı da planlıyor olabilirler. Aleviler hiçbir iktidardan hiçbir dönem olumlu bir şey görmediler. Bu sadece AKP hükümeti için değil, tüm hükümetler için geçerli. 1960’dan sonra gelen tüm hükümetler, Alevileri asimile etmek için çalıştılar. Bunu çoğu zaman açıktan yapmıyorlar. ‘Biz sizin yanınızdayız’ diyorlar. Alevilerden her türlü vergiyi alıyorlar ama Alevilerin hiçbir hakkını vermiyorlar. Bizi yok sayıyorlar. Hepimiz insanız, eşitiz ama devlet kendi çıkarları doğrultusunda bizi birbirimizden ayırıyor. Biz devletten Alevilerin varlığını tanımasını istiyoruz. Bizim olduğumuzu kabul etsinler, eşit yurttaş gibi davransınlar bize. Erdek çok küçük bir yer. Burada 4-5 tane cami var ama bir tane cemevi yok. Ben de vergi veriyorsam, hizmet ediyorsam niye karşılığını alamıyorum? Bakın bir tane Alevi vali, kaymakam, polis, subay yok. Aleviler olarak kesinlikle eşit değiliz.”

    Melis CİDDİOĞLU/BALIKESİR

  • AKD Erdek Şubesi Başkanı Kılıç: Aleviler hiçbir imkandan eşit faydalanamıyor-VİDEO

    AKD Erdek Şubesi Başkanı Kılıç: Aleviler hiçbir imkandan eşit faydalanamıyor-VİDEO

    PİRHA- AKD Erdek Şubesi’nin ilk kadın başkanı Sevim Kılıç, göreve gelme sürecini ve o günden bugüne yaptıkları faaliyetleri anlatarak, “Erdek’te bir cemevi yok ve şimdiye kadar da kimse böyle bir girişimde bulunmamış. Ben uğraşacağım ve buraya bir cemevi yaptıracağım, dedim. İmkanlarımız çok kısıtlı. Tam donanımlı bir cemevimiz olsun istiyoruz” dedi. 

    Balıkesir’in Erdek ilçesindeki Alevi Kültür Derneği’nin (AKD) ilk kadın başkanı Sevim Kılıç, göreve gelme sürecini ve o günden bugüne yaptıkları faaliyetleri anlattı.

    Yaklaşık 2,5 yıl önce başkan seçildiğini belirten Kılıç, bu süre zarfında sıfırdan başlayarak derneklerini yeniden kurduklarını ve şimdi cemevi yaptırmak için çalıştıklarını aktardı.

    Alevilerin hiçbir imkandan eşit faydalanamadığını da dile getiren Kılıç, tek isteklerinin Erdek’e tam donanımlı bir cemevi inşa etmek olduğunu söyledi.

    “GÖNÜLLÜ OLARAK BAŞKAN OLDUM VE BURAYA BİR CEMEVİ YAPTIRMA SÖZÜ VERDİM”

    Erdek’teki AKD Şubesi’nin 2010 yılında açıldığını kaydeden Kılıç, şubelerinin 2010 yılından bu yana 5 erkek başkan tarafından yönetildiği bilgisini verdi.

    Erdek’teki Alevi Kültür Derneği’ne seçilen ilk kadın başkan olduğunu ifade eden Kılıç, “2,5 yıldır ben başkanlık yapıyorum. Evliyim, çocuklarım var. Benim 17 yaşında bir kızım vardı. Kalp krizi geçirdi ve hayatını kaybetti. Daha sonrasında ben dünyalığımı yaptım dedim ve buraya bir cemevi yaptırma sözü verdim kendime. Erdek’te bir cemevi yok ve şimdiye kadar da kimse böyle bir girişimde bulunmamış. Dedim ki, ben uğraşacağım ve buraya bir cemevi yaptıracağım. Gönüllü olarak başkanlığa aday oldum. Çevremde herkes başkan olmak istediğimde beni destekledi. Olumsuz bir durumla karşılaşmadım, olumsuz bir tepki de almadım” diye konuştu.

    “DERNEĞİMİZİN YANINDAKİ ARSAYA CEMEVİ YAPTIRMAK İSTİYORUZ”

    Dernek yönetimindeki arkadaşları ve yurttaşların desteğiyle birlikte AKD’nin şubesini kurduklarını söyleyen Kılıç sözlerine şöyle devam etti:

    “Ben başkan seçildiğimde burası bomboş bir araziydi. İki kişiyle şu anda gördüklerinizin temelini attık. Daha sonrasında yurttaşların yardımlarıyla da buraya bir dernek inşa ettik. Ardından buraya bir morg yaptık. Derneğimizin yapımında belediye başkanlarının da katkıları oldu. Derneğimizin yanındaki arsaya da cemevi yaptırmak istiyoruz. Bunun için de belediye başkanıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Burayı bize tahsis etmelerini bekliyoruz. Planımız, projemiz çıktığı zaman buraya cemevimizi inşa edeceğiz.

    “CEMEVİMİZİN YAPIMI KONUSUNDA HER TÜRLÜ DESTEĞİ BEKLİYORUZ” 

    Cemevimizin yapımı konusunda her türlü desteği bekliyoruz. Planımızın, projemizin çıkmasını ve bu yerin bize tahsis edilmesini istiyoruz. Kurumlardan ve yurttaşlarımızdan maddi manevi desteklerini bekliyoruz. Genel merkezimizle de sık sık görüşüyoruz. Fikir alışverişinde bulunuyoruz. Genel merkezimiz de bize her konuda destek oluyor.”

    “ALEVİLER DİĞER KESİMLERLE EŞİT DEĞİL”

    Aslında merkezi bir yerde cemevi yaptırmak istediklerini vurgulayan Sevim Kılıç, “Görüyorsunuz burası dağın başı. Ulaşım çok zor. Yolumuz yok, yurttaşlar buraya kolay gelip gidemiyorlar. Bu bizim en büyük sorunumuz” dedi.

    AKD Erdek Şubesi Başkanı Sevim Kılıç, son olarak şunları dile getirdi:

    “Aleviler diğer kesimlerle eşit değiller. Çünkü hiçbir imkandan biz eşit şekilde faydalanamıyoruz. Bir cami ile cemevi devletin imkanlarından aynı şekilde yararlanamıyor. Devlet camilerin her şeyini karşılıyor ama biz bir cemevi bile yaptıramıyoruz. Yaptırmak istediğimizde önümüze engeller çıkıyor. Niye biz bu rezillikleri çekiyoruz? Burada küçücük bir yer inşa ettik ve imkanlarımız çok kısıtlı. Yemekhanemiz bile yok. İstiyoruz ki tam donanımlı bir cemevimiz olsun. Kurbanlarımızı keselim, Muharrem’de lokmalarımızı paylaşalım, cenazelerimizi kaldıralım. Tek isteğimiz bunlar.”

    Melis CİDDİOĞLU/BALIKESİR

  • “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” sona erdi-VİDEO

    “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” sona erdi-VİDEO

    PİRHA-“Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” üçüncü gün programı ile sona erdi. Son gün konuşan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Bir tercih yapmak zorundayız. Bu tercih politik olabilir ama insanlıktan yana olmalıdır. Ekmek yoksa, açlık varsa orada siz vatandan, milletten, bayraktan, dinden, imandan bir şey söyleyemezsiniz. Açlık sofuluğu bozdurur” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından yapılan “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” üçüncü gün programı ile sona erdi. Etkinliklerin son gününde ilk olarak sahneye sanatçı Melda Duygulu çıktı. Ardından ise Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, gazeteci Ceyda Karan ile tarihçi-yazar Erdoğan Aydın‘ın katıldığı bir panel gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü ise Kemal Yadırgı yaptı.

    “İKTİDARIN DIŞ POLİTİKAYI İÇERİDE KULLANDIĞINI GÖRÜYORUZ”

    Gazeteci Ceyda Karan, “Yeni dünya düzeni demokrasiden uzaklaşıyor mu? Yakınlaşıyor mu?” başlıklı konuşmasında “Türkiye’de o emperyalizmin çok net bir resmi var. Maalesef kaynağı da çok ortada. Bütün tüketim ürünlerimiz, mali sistemimiz hepsi batı tarafından belirleniyor. Batının, siyasal İslamcılara desteği tarafından belirleniyor. Emperyalizm, bizim gibi ülkeleri etkiliyor. Bunun karşısında bizim içimizdeki yönetim de sanki antiemperyalistmiş gibi yapabiliyor. İktidarın, iç ve dış politikayı kullanış biçimine her gün tanıklık ediyorsunuz. Dış politikayı içeride kullanış biçimine hep beraber tanıklık ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AÇLIK, SOFULUĞU BOZDURUR”

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise “Liberalizm, açlık ve kıtlık” başlıklı sunumunda şunları söyledi:

    “Yeni dünya düzeninde işgal, silahla, topla, tüfekle çok olmuyor. Rusya, Ukrayna bunu devam ettiriyorlar. Başka yerlerde savaş var ama yeni dünya düzeninde işgal, ekonomik yöntemlerle oluyor. Geliyorlar sizin çiftçinizi teslim alıyorlar. Güneş, toprak, su, çiftçi, tüketici bizden ama tohum yabancıların. Bir tercih yapmak zorundayız. Bu tercih politik olabilir ama insanlıktan yana olmalıdır. Ekmek yoksa, açlık varsa orada siz vatandan, milletten, bayraktan, dinden, imandan bir şey söyleyemezsiniz. Açlık sofuluğu bozdurur.”

    “DEMOKRASİ VE LAİKLİK TAAHHÜDÜ VERMELİLER”

    Son olarak söz alan Erdoğan Aydın da “2. yüzyıla girerken nasıl bir demokrasi?” başlığıyla yaptığı  konuşmada, “Alevi çocuklarının bilim öğrenmeye gittikleri yuvalarda zorunlu din derslerinde koşullandırıldıkları bir sürecin de sonunu alenen dillendirmek zorundayız. Muhalefet partileri artık bu tarihsel yarığa dair söz kurmaktan imtina edemeyeceğini; bir demokrasi ve laiklik taahhüdü olarak teslim etmek zorundadır. Aynı şekilde Kürtler için de cumhuriyetin ikinci yüzyılı için Kürdün anadilinin yasaklandığı, kendi seçtiği belediyelere sürekli el koyulduğu bir atmosferi, adeta bir sömürge rejimini andıran davranış tarzını kabul etmememiz gerektiğini, mutlaka programlarımıza yazmak zorundayız” dedi.

    Panelin ardından sahneye sanatçı Pınar Aydınlar çıkarken, yapılan konser ile etkinlikler sona erdi.

    PİRHA / BALIKESİR

    İLGİLİ HABERLER:

    >‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO
    >‘Alevilik; devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kurdu, en az 500 yıl ayakta tuttu’-VİDEO

     

  • ‘Alevilik; devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kurdu, en az 500 yıl ayakta tuttu’-VİDEO

    ‘Alevilik; devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kurdu, en az 500 yıl ayakta tuttu’-VİDEO

    PİRHA-Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’nin ikinci gününde konuşan Prof. Dr. Çiğdem Boz, iktisatçıların Alevilik ile ilgilenmesi gerektiğini belirtti. Boz, “Devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kuruyor ve bunu en az 500 yıl kurumları ile birlikte ayakta tutuyor. Çünkü eşitlikçi, iktidar karşıtı, muhalif, doğaya, insana hatta tanrıya farklı bakışı olan bir inanç” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından yapılan “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” ikinci gününü geride bıraktı. Sanatçı Muharrem Temiz konseri ile başlayan ikinci günde Prof. Dr. Ali Yaman “Ocaklar, inançlar, tekkeler”, Prof. Dr. Çiğdem Boz “Bir iktisatçı gözü ile Alevilik”, Araştırmacı, Yazar Ayhan Aydın ise “Ocaklar, tekkeler, dergahlar, gelenekler kayıp mı oluyor?” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

    “ALEVİLİĞİN OCAK SİSTEMİNDEKİ HAZİNENİN SONUCU”

    Aleviliğin zengin bir inanç olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Yaman şunları söyledi:

    “Pir Sultan Abdal üniversiteye gitmedi. İnternet kullanmadı. Yıldızeli’nin Banaz Köyü’nde o güzellikleri söyledi. Kuzulara, koyunlara seslendi. “Hayvanlara eziyet etmeyin” dedi. İnsan, hayvan, çevre sevgisini söyleyebildi. Aşık Veysel, Sivrialan Köyü’nde o güzel şeyleri söyleyebildi. Toprağa, “Seni yırttım, sen bana gül verdin” dedi. Bunlar gerçekten çok önemli şeyler. Bunu bugün biz söyleyebiliriz. Yararlandığımız kaynaklar, okullar, inanılmaz imkanlar var. Ama onlar hiç okula gitmeden o günkü şartlarda büyüyüp, o gün bunları söyledilerse, bunlar çok önemlidir. Bunu söyleten inancımızın değerleridir. Bunu sağlayan, ocak sisteminin pir-talip ilişkileridir. Onun için önemlidir. “Kadınları okutunuz” demek 13. yüzyılda çok değerliydi. Hacı Bektaş Veli, ocak sistemi içerisinde “Emeği ile geçinmeyen bizden değildir” dedi. “Ayağa kalkacaksan, hizmet için kalk” dedi. Emeği yüce bir değer olarak 13. yüzyılda ortaya koydu. İşte bu Aleviliğin dergah sistemindeki hazinenin bir sonucudur.

    “ALEVİLİK; DEVLETSİZ, İKTİDARSIZ, SERMAYESİZ BİR DÜZEN KURDU”

    Prof. Dr. Çiğdem Boz ise sözlerine “Ben bir iktisatçıyım. Ekonomi demek istemiyorum alanıma. “Ekonomistim” demek ise hiç istemiyorum. Kendisine “ekonomistim” diyen kişinin bizi ne hale getirdiği ortada” diyerek başladı. Aleviliğin iktisat ile olan ilişkisini Boz, şöyle anlattı:

    “Modern iktisat bilimi aslında devletin, sermayenin ve ulusun bir bileşenidir. Tüm bunların Alevilik ile ilgisi ne? İktisatçılar neden Alevilik ile ilgilenmeli. Bir sosyal bilimcinin işi toplumu anlamak ise Aleviliğe eğilmek zorunda. Devletsiz, iktidarsız, sermayesiz bir düzen kuruyor ve bunu en az 500 yıl kurumları ile birlikte ayakta tutuyor. Ocak sistemi, dede-talip sistemi, cemlerimiz ve diğer tüm kurumlarımızla devlete ve piyasaya ihtiyaç olmadan ayakta durabilen bir topluluk. Bu mucizevi gibi bir şey gerçekten. Bu aslında pre-kapitalist bir olgu. Yani devletsiz, sermayesiz, piyasasız yaşanabiliyor. Dayanışma ile ayakta kalınabiliyor. İktisatçı neden Alevilik ile ilgilenmeli? Çünkü eşitlikçi, iktidar karşıtı, muhalif, doğaya, insana hatta tanrıya farklı bakışı olan bir inanç. Hiyerarşi tanımayan bir topluluk, öğreti ki, insan ile tanrı arasında bir hiyerarşi, dikey bağlantı yok. Kendini hakta, hakkı kendisinde gören insanlar topluluğundan bahsediyoruz.

    “ALEVİYİZ DİYORUZ AMA ALEVİ OLAMIYORUZ”

    Yazar Ayhan Aydın da, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaretine değinerek, şöyle konuştu:

    “Değiştirebiliyor muyuz yönetimleri? Temelden değiştirebiliyor muyuz örgütlerimizi? Davasına sahip çıkabilecek, siyasi iktidarlara satılmayacak insanları yönetime getirebiliyor muyuz? Gözlerimizin önünde Ankara’da yapılanlar, federasyonların bilgisi dışında neden Hüseyin Gazi Vakfı’nda bu oyunlar oynandı? Çünkü zemin hazırdı. 30 yıldır oraya çöken, çıkarcı, Aleviliği kullanan, yeri gelince Hz. Ali’ye küfreden bir zihniyet orada olduğu için belli çevreler tarafından Soylu’nun danışmanı gelip orada o zemini bulur, cumhurbaşkanını da orada getirip, posta oturtur. “Yol bir sürek bin bir” deniyor ama yola birlikte gidilir. Yol cümleden uludur. Yolumuz bedeller ödenerek günümüze kadar gelmiş bir yoldur. “Biz Aleviyiz, Bektaşiyiz, Alevi yazarı, dedesi, kurum başkanıyız” diyoruz ama Alevi olamıyoruz.”

    Etkinliklerin ikinci günü sanatçı Sabahat Aslan konseri ile sona erdi. “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” üçüncü gününde sona erecek.

    PİRHA / BALIKESİR

    >‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

  • ‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

    ‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

    PİRHA-“Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” başladı. Etkinliklerin ilk gününde konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevi ziyaretini eleştirerek, “Sen Madımak katilinden tarafsın. Tarafın belli. Cemevinde ne işin var o zaman? Alevi toplumu ve Aleviler sizin köleniz değildir. Haddinizi bilin” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından yapılan “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” Balıkesir’in Edremit ilçesinde başladı. Birsen Temir Saraç’ın sunuculuğunu yaptığı festivalin açılış konuşmasını PSAKD Edremit Şubesi Başkanı Hüseyin Simliova yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de festivale katıldı. Festivalin ilk gününde CHP eski Milletvekili Mehmet Tüm‘ün moderatörlüğünde Emek Partisi (EMEP) GYK Üyesi Levent Tüzel ile Yazar Necdet Saraç konuşma yaptı.

    “ALEVİ KURUMLARI PİR SULTAN’IN DURUŞUNU REHBER EDİNMELİ”

    Alevi kurumlarına çağrı da bulunan PSAKD Edremit Şubesi Başkanı Hüseyin Simliova şunları söyledi:

    “Tüm Alevi kurumları Pir Sultan’ın onurlu duruşunu rehber edinmek, saygınlığını korumak ve vazifelerini eksiksiz yerine getirmekle mükelleftir. Kurum başkanlığı lütuf makamı değil, hizmet makamıdır. Siyasete asla koltuk değnekliği yapamazlar. Hiçbir siyasi parti, örgüt, hareket ve ideolojik yapılanmaya bağlı olamazlar. Ancak hukukun evrensel ilkelerini, temel hak ve özgürlükleri, tam, demokratik ve laik Türkiye mücadelesini ise her koşulda savunacaklarını da herkesin bilmesini isterim. Bize ve bazı toplumlara reva görünen zulüm tarihinin hesabı için fitnenin değil hoşgörünün, cepheleşmenin değil dayanışmanın, ötekileşmenin değil birleşmenin hakimi için yılmadan mücadele edeceğimizden de kimsenin asla kuşkusu olmasın.”

    “SEN MADIMAK KATİLİNDEN TARAFSIN, CEMEVİNDE NE İŞİN VAR?”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaretine değinen Kemal Bülbül ise ziyarete tepki gösterdi. Bülbül, şöyle konuştu:

    “Bizim cemevimize, hanemize, derneğimize bizi kabul ederek, inancımızı, kültürümüzü, tarihimizi benimseyerek ve saygı duyarak gelen herkesin başımızın üzerinde yeri var. Lakin bir şart var. Eşitlerden biri olacak. Egemen olmayacak. Zulüm etmemiş olacak. Hak yememiş, kötülük yapmamış olacak. Zam, zulüm, işkence, işsizlik, pahalılık sebebi olmayacak; Roboski Anneleri, Cumartesi Anneleri, Ali İsmail Korkmaz’ın, Berkin Elvan’ın annesi ondan razı olacak ki o zaman gelebilir. Sen Madımak katilinden tarafsın. Tarafın belli. Cemevinde ne işin var o zaman? Cemevine gelin ulularımızın sözlerini, fotoğraflarını oradan indireceksiniz; kendinize göre bir mizansen yapacaksınız, buna da cemevi ziyareti diyeceksiniz. Bu efendi, köle ilişkisidir. Alevi toplumu ve Aleviler sizin köleniz değildir. Haddinizi bilin.”

    “KÜRT VE ALEVİ MESELESİNİ ÇÖZMEDEN DEMOKRATİKLEŞMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    “İktidar, Muhalefet ve Demokrasi” başlıklı bir konuşma yapan Levent Tüzel, “Bunların bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok. Hepsi iktidar oldular. Cumhuriyet rejimlerinde görev aldılar. Bizim gerçekten demokratik bir halk egemenliğine ihtiyacımız var. Bunu kuracak güçler de buradadır. Tabanda bir araya gelmektir. Birlikteliği her yerde örgütlü bir güce dönüştürmekten geçmektedir” dedi.

    Necdet Saraç ise “Alevilik, Kimlik ve Demokrasi” başlıklı konuşmasında “Sen Kürt meselesinde net tavır koymazsan, Türkiye’nin sorunlarını çözemezsin. Türkiye’de Kürt meselesini çözmeden demokratikleşmek mümkün değil. Türkiye’de Alevi meselesini çözmeden inanç özgürlüğünü sağlamak mümkün değil. Bunlar ülkenin temel sorunları. Bu noktada daha kararlı olacaksın. 1930’larda Avrupa faşizme doğru giderken eğer bu topraklarda Balkan Paktı, Sadabad Paktı kurulabiliyorsa, bugün bizim politikamız Ortadoğu’da, Suriye’de, Irak’ta yeni savaş arama değildir. Oralarda barış ve işbirliği teşkilatları kurmaktır. Bunu söyleyenler kazanır” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından sanatçı Hasan Ali sahneye çıkarken, konserin ardından ilk gün etkinlikleri sona erdi. Festival ikinci gününde devam edecek.

    PİRHA / BALIKESİR

  • Bülbül: Türkiye Kerbela’ya döndü-VİDEO

    Bülbül: Türkiye Kerbela’ya döndü-VİDEO

    PİRHA- “Aleviler için eşit yurttaşlık” kampanyası kapsamında Bandırma Cemevini ziyaret eden HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, dünyanın ve Türkiye’nin Kerbela’ya döndüğüne dikkat çekerek, “Türkiye’yi Kerbelaya çevirenlere karşı varlığımızı, birliğimizi, dirliğimizi sağlamak zorundayız” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 5 Mayıs itibari ile “Aleviler için eşit yurttaşlık” kampanyasını başlattı. Söz konusu çalışmayla birlikte Alevilerin taleplerinin yer aldığı bir de kitapçık hazırlayan HDP, bir çok kentte Alevi yurttaşlarla bir araya gelmeye devam ediyor.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, PM üyeleri Songül Tunçdemir, Gencer Uçar ve beraberindeki HDP il ve ilçe örgütü yöneticileriyle birlikte Balıkesir’de Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı kampanyası çalışmaları yürütüyor.

    Kampanya kapsamında HDP heyeti Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Bandırma Cemevi’nde verilen lokma paylaşımında Alevi yurttaşlarla buluştu.

    Burada bir konuşma yapan HDP Milletvekili Bülbül, dünyanın ve Türkiye’nin Kerbela’ya döndüğüne dikkat çekerek, “Türkiye neden Kerbeladır? Çünkü işsizlik, yoksulluk, açlık, kadına yönelik taciz ve tecavüz nedeniyle, Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz nedeniyle Türkiye Kerbela olmuştur. Türkiye’yi Kerbelaya çevirenlere karşı varlığımızı, birliğimizi, dirliğimizi sağlamak zorundayız” dedi.

    Yezit zihniyetine karşı Hüseyin, Zeynep olunması gerektiğini belirten Bülbül, “Hakikat bugün diyor ki; Aleviler kendinize, birlikte yaşadığınız insanlara, mazlumlara, masumlara sahip çıkın, birlik, dirlik sağlayın. Aklı ve cesareti büyütün ve dayanışma içerisinde olun” diye konuştu.

    PİRHA/BALIKESİR

  • Kemal Bülbül’den İçişleri Bakanına ‘Sarıkız Türkmen Şenlikleri’ sorusu

    Kemal Bülbül’den İçişleri Bakanına ‘Sarıkız Türkmen Şenlikleri’ sorusu

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Sarıkız Türkmen Şenlikleri”nin yasaklanmasını İçişleri Bakanına sordu.

    Hakların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Tahtacı, Çepni Türkmen Alevilerin, Yörüklerin ve göçle gelen Alevilerin 600 yıldır Balıkesir’in Edremit İlçesi’ndeki Milli Park sınırları içinde kalan Kaz Dağları’nda her yıl ağustos ayında düzenledikleri “Sarıkız Türkmen Şenlikleri”nin son iki yıl pandemi nedeniyle 2022’de de “Orman Yangını Tehlikesi’ gerekçe gösterilerek Balıkesir Valiliği tarafından engellenmesi veya ertelenmesini soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    Her yılın Ağustos ayının 3. haftasında yapılan Sarıkız Türkmen Şenlikleri’nin son üç yıl pandemi ve “orman yangını tehlikesi” gerekçesi ile ya iptal edilmiş ya da engellendiğine dikkat çeken Bülbül, İçişleri Bakanlığı’nın tarafından yanıt verilmesi istemiyle, “Bakanlığınız Alevi inancının bir gereği olarak ve Alevi toplulukların kutsal yas ve oruç günleri olan Yas-ı Kerbela’da Sarıkız’a gidiş ile ilgili etkinliğin ağustos ayının 3. haftasında düzenlenmesi için yerel halkın talebini karşılamak amacıyla herhangi bir girişimde bulunacak mıdır?” sorusunu sordu.

    PİRHA/ANKARA 

  • AKD Altınoluk Şubesi yöneticileri: AKP’nin kamp ve Kerbela projesi asimile etme provası-VİDEO

    AKD Altınoluk Şubesi yöneticileri: AKP’nin kamp ve Kerbela projesi asimile etme provası-VİDEO

    PİRHA-AKD Altınoluk Şubesi yöneticileri, AKP’nin finanse ettiği gençlik kampı ve Kerbela gezisine tepki göstererek, “Gençlerin, sorgulayan ve düşünen olmasını istiyoruz. Bu bir asimile etme provasıdır. Alevi felsefesi ne diyorsa ona uygun davranmaya gayret edeceğiz” dediler. 

    İçişleri, Gençlik ve Spor ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 400 Alevi genci için 19-23 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanan “Hacıbektaş Gençlik Kampı” ile 300 dedenin aralık ayında İçişleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından organize edilen programa tepkiler sürüyor.

    Alevi Kültür Derneği (AKD) Altınoluk Şubesi Yönetim Kurulu üyelerinden, gençlik kampı ve Kerbela gezisine tepki geldi. AKD Altınoluk Şubesi yöneticilerinden Hasan Kaya ile Hüseyin Önal, konuya dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “GENÇLERİN SORGULAYAN VE DÜŞÜNEN OLMASINI İSTİYORUZ”

    Kendilerine herhangi bir davet gelmediğini belirten Hasan Kaya, şunları söyledi:

    “Bize böyle bir çağrı gelmedi. Gelseydi kabul etmezdik. Bir basın açıklamasıyla bunu sevgili halkımıza duyururduk. Biz, gençlerin ve çocukların sorgulayan, düşünen olmasını istiyoruz. Bu anlamda da böyle bağnaz, muhafazakar, tutucu düşüncelerle gençlerin yetişmemesini, bilimin, aydınlığın ışığından bir şekilde kendilerine yol bulmalarını ve o yolda yürümelerini istiyoruz. Bir sürü bilim ve aydın insanımız var. Bunların gittiği yolda yeni gençlerimizin yetişmesini, bu kültürü, inancı yaşatmalarını istiyoruz. Diyanet ile iş birliği yapan dedelerin veyahut da gençlerin oralara gitmesi hoş bir şey değil. Bunların da bir şekilde durdurulması için çok çaba sarf etmemiz gerekiyor. Gençlerimizi, insanlarımızı, çocuklarımızı aydınlatmamız gerekiyor.”

    “ALEVİ FELSEFESİNE UYGUN DAVRANMAYA GAYRET EDECEĞİZ”

    Bakanlıklar tarafından finanse edilen programların asimilasyon amaçlı olduğunu savunan Hüseyin Önal ise “Bizim hem federasyonumuz, hem de kurum içindeki arkadaşlarımız bunu doğru görmüyor. Bu bir asimile etme provasıdır. Buna karşı duruyoruz. Bizim geleneğimizde hiç böyle bir şey yok ve olmamıştır şimdiye kadar. Dedelerimiz cemlerimizde yetişir. Görgü cemlerimiz, hukuk ve eğitimin olduğu alanlardır. Bu anlamda biz cemlerimizde yetiştiririz dedelerimizi. Biz Hacı Bektaş’ın dediği gibi yönümüzü diriye döneriz, ölüye değil. Bu anlamda Hacı Bektaş’ın söylemlerinin hepsi geçerli bizim nazarımızda. Alevi felsefesi ne diyorsa ona uygun davranmaya gayret edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • ‘Alevilik, iktidarın vereceği parayla yapılacak bir yol değil’-VİDEO

    ‘Alevilik, iktidarın vereceği parayla yapılacak bir yol değil’-VİDEO

    PİRHA-Baba Mansur Ocağı’ndan Hakan Erol Dede ile yazar Leyla Akgül, AKP tarafından yapılacağı duyurulan Hacıbektaş Gençlik Kampı ve Kerbela gezisine tepki gösterdi. Hakan Erol Dede, “Sizi tanımayan yapılarla birlikte hareket etmek doğru değil” derken; yazar Leyla Akgül “Alevilik, iktidarın vereceği haram parayla yapılacak bir yol değil” diye konuştu.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Hakan Erol Dede ile yazar Leyla Akgül, AKP tarafından organize edilen Hacıbektaş Gençlik Kampı ve Kerbela gezisine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “SİZİ TANIMAYANLARLA BİRLİKTE HAREKET ETMEK DOĞRU DEĞİL”

    Programlara katılacak kişilerin kendilerini düşünmesi gerektiğini belirten Hakan Erol Dede, “Bir kere bu yapının içerisinde bulunup da oralara gidenler demek ki, pirinden mürşidinden bir haberler. Çünkü pirimiz, hünkarımız ne diyor? “Her ne arar isen kendinde ara. Mekke’de Kudüs’te hacda değil”. İnsanın Kabe’si insanın gönlüdür aslında. Ve bu tür etkileşimler içerisinde bulunup da normalde sizi tanımayan yapılarla birlikte hareket etmek de doğru değil tabii ki. Olmaması gereken bir şey. Eğer kişi kendi imkanlarıyla gidiyorsa, eyvallah. Ama farklı bir şekilde gidiyorsa da bunu düşünmek lazım. Gidenlerin kendinin düşünmesi” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK, İKTİDARIN VERECEĞİ HARAM PARAYLA YAPILACAK BİR YOL DEĞİL”

    Yazar Leyla Akgül ise Alevilikteki dayanışma kültürüne değinerek, şunları söyledi:

    “Aslında bu çok komik bir şey. Neden komik? Aleviler yüzyıllardır her şeylerini kendileri yaptılar. Kerbela’ya, dergahlara gidenler oldu. Kendi imkanlarıyla gittiler. Aleviler cemlerini, yollarını kendi imkanlarıyla yürüttüler. Onun için bizim kültürümüzde “Alevinin fakiri olmaz” derler. Çünkü büyük bir dayanışma vardır. Şimdi gözümüze soktukları inanç bizi başka bir şeye çevirmek istiyor ki işte 300 dedeyi oraya götürecek. 400 genci başka bir yere götürecek. Bu çok komik bir şey. Buna itibar eden varsa onlar daha komik. Bizim yolumuz çok güzel bir yol. Bizim yolumuz kadını, çocuğu, doğayı, insanı, ağacı, hayvanı yücelten bir yol. Onun için de iktidarın vereceği haram parayla yapılacak bir yol değil.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • ‘Kerbela’ya götürülecek dedeler kimden rızalık aldı?’-VİDEO

    ‘Kerbela’ya götürülecek dedeler kimden rızalık aldı?’-VİDEO

    PİRHA-Yazar Piri Er, Hacıbektaş Gençlik Kampı ile Kerbela gezisine tepki göstererek, “Günümüzde Alevilerin katledilmesinden çok Aleviliğin katledilmesine çalışılıyor. Devletin dedesi olmaz. Kerbela’ya götürülecek bu dedeler kimden rızalık aldılar?” diye sordu.

    İçişleri, Kültür ve Turizm ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından finanse edilerek yapılacağı duyurulan Hacıbektaş Gençlik Kampı’na bir tepki de yazar Piri Er’den geldi. “Günümüzde Alevilerin katledilmesinden çok Aleviliğin katledilmesine çalışılıyor” diyen Er, ayrıca 300 dede için iki bakanlık tarafından planlanan Kerbela gezisine de karşı çıktı.

    “ALEVİLİK, TARİHSEL SÜREÇTE ASİMİLE EDİLMEYE ÇALIŞILAN KENDİ BAŞINA BİR İNANÇTIR”

    Sözlerine, “Alevilik tarihsel süreçte asimile edilmeye uğraşılan kendi başına bir inançtır” diyerek başlayan Er, şunları söyledi:

    “Alevilik herhangi bir inancın alt kolu, heteroksis, heterodoksisi falan değildir. Bunu çeşitli yöntemlerle yapmaya çalışırlar. 15-16. yüzyıldan itibaren “Katli vaciptir” fetvalarıyla birlikte başladı. Günümüzde de Alevilerin katledilmesinden çok Aleviliğin katline dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu amaçla da Alevilik üzerinde çeşitli tezgahlar kuruluyor. Yapılması planlanan bu iki program Kültür Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın koordinasyonunda gerçekleşen bir etkinliğin amacı “Alevilerden ne kadar şeyler koparır, farklılaştırır, dönüştürürüzün hesabıdır.”

    “DEVLETİN DEDESİ OLMAZ, KERBELA’YA GİDECEKLER KİMDEN RIZALIK ALDI?”

    Er, Kerbela programına dahil olacak dedelere de seslenerek, şöyle konuştu:

    “Biz yıllardır özellikle Avrupa’ya götürülen gri pasaportlu dedelerle mücadele ediyoruz. Çünkü devletin dedesi olmaz. Dede toplumun dedesidir. Onun ihtiyaçlarını da toplum karşılamalı. Yani rızalık almadan yapılan her iş Aleviliğe uymaz. Kerbela’ya götürülecek bu dedeler kimden rızalık aldılar? Eğer devlet imkanlarıyla gidiyorsa; devletin imkanları bu amaç için neden kullanılıyor? Ya da Hacıbektaş’ta toplanmaya çalışılan, ki toplayamayacaklarını düşünüyorum ben. Bu konuda bir duyum da aldım. Toplayamayacaklarını düşünüyorum. Ama birçok yere yazı gitmiş. Yani Ordu’dan bir ilçeninkini gördüm ben. Davet edilmiş öğrenciler.

    Niye şimdi bu yapılıyor? Bunları iyi niyetli girişimler olarak değerlendirmiyorum. Devletin Alevileri değiştirmesi, dönüştürmesi, farklılaştırması ve bir yere çekebilme çabası olarak görüyorum. Aleviler açısından çok bir şey ifade etmiyor. Oraya giden çocuklar bilmeden zaten giderse gider. Ama dedeler bu işi biliyorlar. Ya kendilerini orada hissediyorlar. Yani bu işi düzenleyenin yanında hissediyorlar. Ya da belli kaygılarla “Biz burada duralım” diye bu işi yapmaya çalışıyorlar. Baştan ayağa sakat bir düşünce diye düşünüyorum.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • HDP’li Bülbül, Burhaniye’de ‘Alevilere eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyasını anlattı -VİDEO

    HDP’li Bülbül, Burhaniye’de ‘Alevilere eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyasını anlattı -VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, ‘Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı’ kampanyası kapsamında Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Burhaniye Şubesi Cemevini ve PSAKD Ayvalık Şubesi’ni ziyaret etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası tarafından hazırlanan ‘Alevilere eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyasının içeriği topluma anlatılmaya devam ediliyor.

    Başlatılan kampanya kapsamında yurttaşlarla bir araya gelen partililer Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Balıkesir Burhaniye Şubesi ve PSAKD Ayvalık Şubesi’ni ziyaret etti.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve PM üyeleri Songül Tunçdemir, Fikret Çolakoğlu ile HDP il ve ilçe yöneticilerinden oluşan heyet, Balıkesir’e bağlı Burhaniye’de bulunan AKD Cemevini ziyaret etti. Ziyarette HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu-Alevi Masası öncülüğünde yürütülen ‘Eşit yurttaşlık hakkı’ kampanyasını anlatıldı.

    “YEZİD İLE AKP AYNI ZİHNİYETTEDİR”

    Bülbül, cemevi ziyareti sırasında yaptığı kısa konuşmada şunları dile getirdi:

    “Kerbela adalet ile faşizmin karşı karşıya geldiği yerdir. Kerbela sadece birilerinin iddia ettiği gibi basit bir iktidar savaşı değildir. Kerbela sadece erkeklerin mücadele ettiği bir yer de değildir. Kerbelanın insanlık tarihinde bilinmesini, anlatılmasını sağlayan destansı bir kadın vardır. O kadının adı Zeynep’tir. Biz Aleviler ona Zeynep Ana deriz. O ana ki birçok katliama tanık olmuş ve Yezid’e karşı büyük bir direniş sergilemiştir. İlginçtir ki Suriye’de Zeynep Ana adına yapılmış bir makam IŞİD’lilerin hedefi olmuştur. Neden? Çünkü IŞİD ile Yezid, Yezid ile AKP aynı zihniyettedir. Bu zihniyet bugün Ankara’da cemevlerimizi hedef almıştır. Bizler bu zihniyete karşı mücadele ediyoruz.”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve beraberindeki partililer, 5 gün boyunca Balıkesir’de ziyaretlerine devam edecek.

    PİRHA/BALIKESİR

  • AKP’nin gençlik kampı ve Kerbela projesine tepki: Bizi içten vurabilmenin projesi-VİDEO

    AKP’nin gençlik kampı ve Kerbela projesine tepki: Bizi içten vurabilmenin projesi-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümeti tarafından yapılacağı belirtilen Hacıbektaş Gençlik Kampı ile 300 dede için Kerbela gezisiyle ilgili olarak konuşan AKD Altınoluk Şubesi Ekoloji Meclisi Sözcüsü Zeynel Karahan, “Baktılar ki Aleviler örgütlenmeye, Alevi gençliği uyanmaya başladı. Bunu engellemek için böyle bir yönteme başvurdular. Bizi içten vurabilmenin bir projesidir bu” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şubesi Ekoloji Meclisi Sözcüsü Zeynel Karahan, üç bakanlık tarafından organize edilen Hacıbektaş Gençlik Kampına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Karahan ayrıca 300 dede için yine iki bakanlığın finanse edeceği belirtilen Kerbela gezisine dair konuştu. İki programa da tepki gösteren Karahan, “Bizi içten vurabilmenin bir projesidir bu” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN ÖRGÜTLENDİĞİNİ GÖRENLER ‘DUR’ DEMEK İSTİYOR”

    Sözlerine “Alevilere yönelik olarak yüzyıllardan beri asimile edebilmenin bütün silahlarını kullandılar. Ve kullanmaya devam ediyorlar” diyerek başlayan Karahan, Alevi örgütlülüğünün siyasi iktidar tarafından hedef alındığını söyledi. Karahan şöyle devam etti:

    “Bugüne kadar biz Alevi olduğumuzu dahi dile getiremiyorduk. Sonra baktılar ki Aleviler örgütlenmeye, toplanmaya başladılar. Alevi gençliği uyanmaya başladı. Alevi kadını, “kadın” olduğunu anlamaya başladı. Özgürlüklerin kadınların yaşantısından geçtiğini kavramaya başladı. Bu kavramadan dolayı da egemen sınıflar, yüzyıllardan beri olduğu gibi şimdiki iktidar da bu sefer ne yapmaya başladı? Dedi ki “Biz bunları engellemeliyiz. Biz bunları yollarından saptırmalıyız.” Onun için ne yaptılar? Cemevlerine ibadethane olmaktan çıkarıp yani Alevilerin ibadet edeceği bir yer değil; İslam ideolojisine uygun olarak Sünnileştirebilmenin, asimile edebilmenin bir yolu olarak böyle bir yönteme başvurdular.

    “ALEVİ GENÇLİĞİNİN DÜNYA ÇAPINDAKİ DUYARLI VE KARARLI ÖRGÜTLENMESİNİ GÖRDÜLER”

    Şimdi gençlik kampları kuruyorlar. Gençlik kampları neden? Çünkü gençlik uyandı. Uyanan gençlik, sorgulayıcı, savaşan bir gençliktir. Artık dünyayı değiştirebilecek kadar etkin ve başarılı bir gençliktir. O zaman “biz bu gençliği bundan koparmalıyız” dediler. İki türlü yöntemi var. Birincisi bunları susturabilmek, hapishanelere doldurmak. “Konuşma gençlik, sus” dediler. Ama ne sustular, ne de durdular. Ve hızlı bir şekilde yayılmaya başladılar. Örgütlenmeler, Türkiye çapında değil, dünya çapında da Alevi gençliğinin çok daha duyarlı, azimli, kararlı bir şekilde mücadeleye sahip olduğunu gördükleri için “dur” dediler. Şu anda da gençlik kamplarını oluşturdular.”

    “CEMEVLERİ ARACILIĞIYLA ALEVİ DERNEKLERİNİ PASİFİZE ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Karahan, tarihteki Alevi katliamlarını da hatırlatarak, şöyle konuştu:

    “Bu gençlik kampları esas itibariyle Sünnilerle birleştirilmeye çalışan, asimile edilmiş olan bir gençlik kısmını yakalamaya çalışıyorlar. Bunlar yeni bir örgütlenme biçimidir. Bizi içten vurabilmenin projesidir bu. Daha önce Maraş’ta, Sivas’ta yaktılar. Çorum’da, Malatya’da katlettiler. Ama dediler ki “Durmuyor bu gençlik. O zaman biz ne yapalım? Bunları asime edelim. Bunların saçlarını yanaklarını okşayalım. Bunlara güzel vaatlerde bulunalım. Öksü otu dediğimiz bir ot vardır. Öksü otunun içine sahte bir kuş koyarlar. Bütün kuşlar o sese gelir. Yapışıp kalır. Bir daha kurtulamaz. Çırpınarak ölürler. Dolayısıyla gençliğimizi böyle yapmak istiyorlar. Bunun için de bu birinci aşamaya “dur” demek, kabul etmemek lazım.

    İkinci olarak ise muhtarları vs. toplamaya çalışıyorlar. Veya ona benzer kanaat önderlerini etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. Bunlardan en iyisini ve başarılısını cemevleri aracılığıyla yapıyorlar. Alevi derneklerini pasifize etmeye çalışıyorlar. Alevi dernekleri pasifize olursa biliyorlar ki yarın bir gün herhangi bir saldırı yaptıklarında karşılarında durabilecek insan kalmayacak. Onlara hizmet etsin, kul olsunlar diye uğraşıyorlar. Biz kul olma politikasına karşıyız. Kul olmaya karşı insanları örgütlendirmek, bilinçlendirmek zorundayız.”

    “BU SORUN ALEVİ DEĞİL İNSANLIK SORUNUDUR”

    “Bu sorun Alevi sorunu değil” diyen Karahan, Alevi akademisi kurulması gerektiğini kaydetti. Karahan, “Bu bir insanlık sorunudur. Alevilik demek insanlık demektir. Doğanın ve yaşamın kendisi demektir. Dolayısıyla gençliğimizi bunlar eğer elimizden alırlarsa bilin ki yarın bir gün çok büyük karanlık günler bizi bekliyor demektir. Bunlara biz asla izin vermeyeceğiz. Vermemek gerekir. Bu da size düşüyor. Hayata hayat katan, hayatı anlamlaştıran medya ayaklarımızı gerçekten ön plana çıkarmak lazım. Onlarla programlar yapmak lazım. Yeni nesli anlatmak lazım.

    “ALEVİ AKADEMİSİ AÇILMALI”

    Mesela Alevi Akademisi açmak gerekiyor. Alevi akademisi açılabilirse buradaki yeni nesil daha bilinçli, daha donanımlı, daha felsefi olarak dünyayı yorumlama şansına sahip olur. Onun için de gençliğin örgütlenmesi gerekiyor. Tek çatı altında birleşmesi gerekiyor. Şu anda birkaç tane kendine “Alevi” diyen ve proje olan dernekler var. Bu projeler aracılığıyla etkisiz hale getirilmeye yönelik çalışmalar var. Biz buna izin vermeyeceğiz. Onun için Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği bu konuda örnek çalışmalar yapıyor. Siz de bunun en önemli yapı taşlarından birisiniz” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • Tunçdemir: Mesele, Alevileri asimile etmek, oyuna gelmemek lazım-VİDEO

    Tunçdemir: Mesele, Alevileri asimile etmek, oyuna gelmemek lazım-VİDEO

    PİRHA-Alevi aktivist Songül Tunçdemir, iktidarın organize ettiği Hacıbektaş Gençlik Kampı ile Kerbela gezisiyle ilgili olarak “Mesele Alevilik değil. “Alevileri nasıl asimile ederiz?” telaşındalar. Niyetleri belli. Bu oyuna gelmemek lazım” ifadelerini kullandı.

    İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 400 Alevi genci için ağustos ayında yapılacağı duyurulan “Hacıbektaş Gençlik Kampı” ile 300 dedenin aralık ayında Kerbela’ya götürülme programına ilişkin Alevi aktivist Songül Tunçdemir, PİRHA’ya konuştu. Alevilerin taleplerini hatırlatan Tunçdemir, “Niyetleri belli. Bu oyuna gelmemek lazım” dedi.

    “YOLUNU GERÇEKTEN DÜŞÜNEN ALEVİLERİN OYUNA GELMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    Sözlerine “Alevilerin talepleri apaçık ortada zaten” diyerek başlayan Tunçdemir, bakanlıklar tarafından finanse edilen iki programa tepki gösterdi. Tunçdemir şunları söyledi:

    “30-35 yıldır biz temel taleplerimizi söylüyoruz. Siyasi iktidarın da karşımıza her gün yeni bir asimilasyon politikasıyla çıktığını gözlemliyoruz. Bu duruma şaşırmadık. Alevileri düşündükleri bir şey yok. Yani mesele Alevilik değil. Hepimiz bu konuda hemfikiriz. “Alevileri nasıl asimile ederiz?” telaşındalar. Cemevlerinin ziyaret edilmesi, İçişleri Bakanlığı danışmanının bir kilo çimento gibi maddiyata dayalı şeylerle tavlamaya çalışması bunu gösteriyor.

    Yolunu gerçekten düşünen Alevilerin oyuna gelmeyeceğini düşünüyorum. Bu programlara dahil olup da kendisine “Alevi” diyenleri de kınıyorum. Gideceklerse de Alevi kimlikleriyle gitmemeliler. O dedeler de dahil artık onlar yoldan çıkmışlardır. Gençlerin zaten bir suçu yok. Bilinçlendirmek lazım aslında. Son derece samimiyetsiz ve kurnazca asimile etmek için kılı kırk yaran bir tutum içerisindeler. Gerçekten samimi olan dedeler gitmiyor zaten. Benim çocuğumu götürebilirler mi? Hayır. Kimi götürüyorlar? Gerçekten asimile olmuş Alevilerin çocuklarını götürüyorlar. Bunu da Alevilik adına yapıyorlar. Orada Alevi erkanını, felsefesini öğretecek halleri yok. Niyetleri belli. Bu oyuna gelmemek lazım.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • ‘Diyanet ve çevreleri hangi saikle 300 Alevi dedesi arıyor?’-VİDEO

    ‘Diyanet ve çevreleri hangi saikle 300 Alevi dedesi arıyor?’-VİDEO

    PİRHA-İktidar tarafından finanse edilen Hacıbektaş Gençlik Kampı ile 300 dede için Kerbela gezisine tepki gösteren yazar Turabi Saltık, “Diyanet ve çevreleri hangi saikle 300 Alevi dedesi arıyor? Oraya gidenler de dede değildir. O soydan gelmiş olabilirler. Dedeliğin öyle ucuz, kolay, ayağa düşülecek bir kurum olmadığını onlar da bilmelidir, diyanet de bilmelidir, devlet de bilmelidir” dedi.

    Yazar Turabi Saltık, 300 dedenin bakanlıklar tarafından aralık ayında Kerbela’ya götürülmesi programı ile 400 genç için yapılacağı duyurulan Hacıbektaş Gençlik Kampı’na dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. “Diyanet ve çevreleri hangi saikle 300 Alevi dedesi arıyor?” diye soran Saltık, programlara tepki gösterirken, “Oraya gidenler de dede değildir. O soydan gelmiş olabilirler. Dedeliğin öyle ucuz, kolay, ayağa düşülecek bir kurum olmadığını onlar da bilmelidir, Diyanet de bilmelidir, devlet de bilmelidir” diye konuştu.

    “ALEVİLER ÜZERİNDEKİ ASİMİLASYONCU POLİTİKALARI İLK DEĞİL” 

    Aleviler üzerindeki asimilasyon politikalarının ilk olmadığını belirten Saltık, şunları söyledi:

    “Aleviler üzerine devletin özellikle de diyanet ile çevrelerinin manipülasyonu ve asimilasyoncu politikaları ilk değil, son da olmayacak. Bu maksatlı politikalarını reddediyorum. En başta da diyanet ve çevrelerini kesinlikle protesto ediyorum. Oraya katılmak isteyen, giden kimlikleri, dede ya da gençlerimiz gider, katılırsa onları da protesto ediyor, kınıyorum. Gerek Osmanlı’da, gerek cumhuriyet hükümetleri döneminde Aleviler üzerinde oynanan bu oyunlar ilk değildi. İşte gördüğünüz gibi bugün de değildir.

    Henüz Alevilerin eşit yurttaşlık sorunları ortadayken c,emevlerinin ibadethane olmasını kabul etmeyen bir diyanet ve çevresi ve bir devlet anlayışı Alevileri hangi saikle bir gençlik kampına çekecek ve gençlerimize hangi eğitimi verecek? Şeriat eğitimini mi verecek? Aleviliğin konusunu işleyecek mi? Diyanet ve çevreleri binlerce kadro yetiştirdiler. Binlerce ilahiyat fakültelerinde öğretim görevlileri, profesörler oldu. Sünni ekol üzerine orada onlarca ders veriliyor. Diyanet ve çevreleri acaba bir tane Alevilik sempozyumu yapmış mı? Acaba bir tane Alevilik kitabı yayınlamış mı? Acaba Alevilerin gerçekten sorunlarına yönelik bir gün, bir programda cemevlerinin ibadethane olduğunu deklare eden bir açıklaması olmuş mu?”

    “ORAYA GİDENLER DEDE DEĞİLDİR”

    “Diyanet ve çevreleri hangi saikle 300 Alevi dedesi arıyor?” diye soran Saltık, “O 300 Alevi dedesini asla bulamaz. Oraya gidenler de dede değildir. O soydan gelmiş olabilirler. Dedeliğin öyle ucuz, kolay, ayağa düşülecek bir kurum olmadığını onlar da bilmelidir, Diyanet de bilmelidir, devlet de bilmelidir. Yıllarca Alevi ocaklarına saldırdılar. Bunu en başta dedeler üzerinde yapmaya çalışıyorlar. Biliyorlar ki Aleviliğin bugüne kadar gelişi özellikle pir, mürşit, talip, ocak sistemleri üzerinden Alevilik bugüne geldi. Alevilik hiçbir devletten destek almadı e,ngel olmasına rağmen son yüzyıldır Alevi pirlerine Alevi dedelerine, Alevi ocaklarına, Alevi cemevlerine, Alevi kurum ve kuruluşlarına devletin bir katkısı oldu mu? Zaten bizim bir talebimiz yok. Biz hani gölge etmeyin, ihsan istemem dediği gibi filozofun; biz kesinlikle diyanet ve çevrelerinin Alevilerin üzerinde bu oynadığı bir kötü asimilasyoncu politikasını şiddetle reddediyoruz” diye konuştu.

    “HİÇBİR ALEVİ ORAYA GİTMESİN”

    Saltık, Alevi kurumlarına da çağrı yaparak, “Hiçbir Alevi oraya gitmesin” dedi. Saltık, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Oraya katılan, katılmak isteyen dedeler, gençlerimizi de götürüp orada beyinlerini yıkamasınlar. Oraya da gitmesin. Bizim kurum ve kuruluşlarımız, Alevi örgütlülüğü artık on yıl, yirmi yıl, otuz yıl önceki Alevi örgütlülüğü değildir. Aleviler tabanında örgütlüdür. Federasyonlarıyla, konfederasyonlarıyla, kurum kuruluşlarıyla, Alevi entelijansiyası, Alevi yazarları, ocak pirlerimiz artık örgütlüler, bilinçliler. Buna dur demeliler. Buradan sesleniyorum. Tüm Alevi ocakzadelere, Alevi yazarlara, Alevi entelektüalizme, Alevi federasyon ve kuruluşlarına da çağrı yapıyorum. Kesinlikle bunu teşhir etsinler. Engellesinler, çağrılar yapsınlar. Konferanslar, basın açıklamaları yapsınlar. Hiçbir şart altında hiçbir gencimiz oraya gitmesin, katılmasın. Hiçbir Alevi dedesi de oraya gitmesin.

    Öyle geçmişte bunu yakın tarihte üç beş yıl önce grip pasaportlar adıyla yandı. Aldı götürdüler Avrupa’daki mevcut durumların içine soktular. Ne oldu? Sonuç aldılar mı? Bu da beyhudedir. Bu da sonuçsuzdur. Ama Aleviler bin yıldır kendi ocak, pir, müşrik ilişkileriyle kendi öğretisiyle, hak yoluyla, doğa insan merkezli ilişkisiyle Hakk’a niyetiyle, adaletiyle, lokması, niyazı, cemi ibadetiyle kendilerini var ettiler. Yarın da kendilerini var edecekler. Hiçbir Alevi oraya gitmesin. Burada ben de sesleniyorum. Kesinlikle onlar o 300 dedeyi de bulamayacaklar.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • Gülten Önal: Alevi kadınların sorunu, diğer kadınların sorunlarından farklı değil-VİDEO

    Gülten Önal: Alevi kadınların sorunu, diğer kadınların sorunlarından farklı değil-VİDEO

    PİRHA-Kadın, erkek eşitliğine dair Alevi toplumu ve kurumlarına eleştirilerde bulunan AKD Altınoluk Şubesi Genel Sekreteri Gülten Önal, “Aleviler “Bizde kadın, erkek değil, can vardır” diyor. Öyle olduğuna ben şahsen inanmıyorum” ifadesini kullandı. Önal, sistemin kadını hep ötelediğini ve bunun Alevileri de etkilediğini vurguladı. 

    Alevi örgütleri içinde kadın, erkek eşitliğinin sağlanamadığını belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şubesi Genel Sekreteri Gülten Önal “Alevilikte ‘Bizde kadın, erkek değil, can vardır’ denir. Öyle olduğuna ben şahsen inanmıyorum” dedi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN BU KONUDA DAHA DUYARLI OLMASI GEREKİYOR”

    Kadın sorununun topyekun ele alınmasını gerektiğini vurgulayan Önal, Alevi kurumlarına eleştiriler getirerek, şunları söyledi:

    “Kadın sorununu “Alevilikteki kadın” ile hiçbir zaman düşünmedim. Çünkü Alevi kadınlarının sorunu, diğer kadınların sorunlarından ayırabileceğimiz bir konu değil. Kadın sorunu aslında bir sistem sorunu. Bunu dünyadaki tüm kadınların sorunuyla birlikte eş değer olarak algılayamazsak zaten kadın sorununu da anlamamış oluruz. Alevi örgütlerinin de bu konuda daha duyarlı olması lazım. Alevilikte kadının daha iyi yerlerde olduğu söyleniyor. Alevilikte hep şöyle söylerler: Bizde kadın, erkek değil; can vardır. Öyle olduğuna ben şahsen inanmıyorum. Çünkü ne kadar olursa olsun artık sistem öyle bir yerleşmiş ki, kadını hep ötelemeyi, ikinci plana atmayı o kadar çok insanlara dikte ettirmiş ki; Aleviler istediği kadar desinler ‘Biz eşitiz, bizim kadınlarımız daha özgür.’

    “DERNEK YÖNETİMİNE GİRDİĞİMDEN BERİ MÜCADELE EDİYORUM”

    En basitinden geçen gün panelde gördük. Oradaki bütün arkadaşlarımızın içinde bir kadın yoktu. Yani Alevi kurumları, örgütleri kadın sorununu özellikle de Alevi kadınların sorunlarını dünyadaki bütün kadın sorunlarından ayrı düşünüp de böyle bir şey içine girerlerse bence çok yanlış yaparlar. Hepsini topyekun ele almakta fayda olduğunu düşünüyorum. Zaten bu derneğin yönetimine girdiğimden beri de bütün mücadelem en çok da kadın sorunları üzerineydi. Bir şeyler yapmaya çalıştık. Ne kadar başarılı olduk bilemiyorum. Onu tabii ki üyelerimiz değerlendirirler.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • Karakaya ve Poyraz’dan AKP projelerine tepki: Siyasi otorite Alevileri asimile etmek istiyor-VİDEO

    Karakaya ve Poyraz’dan AKP projelerine tepki: Siyasi otorite Alevileri asimile etmek istiyor-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümeti tarafından organize edilen “Hacıbektaş Gençlik Kampı” ile 300 dede için Kerbela gezisine tepki gösteren Doç. Dr. Ayfer Karakaya-Stump “Aleviliğin tarihine ve duruşuna aykırı bir durum. Devlet elini çekmelidir bu tip meselelerden” dedi. Prof. Dr. Bedriye Poyraz ise “Devletin varoluş nedenlerinden bir tanesi de Alevileri ve Aleviliği asimile etmek. Bu yüzden bu hiç şaşırtıcı bir şey değil” diye konuştu.

    İçişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 400 genç için Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapmayı planladığı “Hacıbektaş Gençlik Kampı” ile 300 dedenin Kerbela’ya götürülme programına yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Virginia William & Mary Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayfer Karakaya-Stump ile Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz da bakanlıkların programlarına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.  

    “PROGRAMIN DEVLET TARAFINDAN YAPILMASI ALEVİLİĞİN DURUŞUNA AYKIRI”

    Alevi kutsal mekanlarının gençler tarafından ziyaret edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Ayfer Karakaya-Stump “Ama bu hiçbir şekilde devlet eliyle olmamalı tabii ki. Yani bu hem Aleviliğin tarihine, hem duruşuna aykırı bir durum. Alevilik özerk hareket etmeli diye düşünüyorum. Bu konuda da zaten tabii ki yani aynı şekilde Alevi örgütleri bu tür gezileri kendileri düzenlemeli. Kendi anlatılarıyla, kendi tavırlarını gençlere anlatarak yapmalı” diye konuştu.

    “DEVLET BU TİP MESELELERDEN ELİNİ ÇEKMELİDİR”

    Karakaya, planlanan programı doğru bulmadığını ifade ederken, “Zaten laik bir ülkede bakanlığın işi de değil bu. Olmaması da gerekiyor. Biz sadece “eşit yurttaşlık” derken, bize de  Sünni Müslümanlara yaptığı gibi belli bir Alevilik empoze etsin demiyoruz. Bizim istediğimiz bu değil. Devlet elini çekmelidir bu tip meselelerden. Çünkü devletin müdahale ettiği yerde her zaman tabii ki siyaset vardır. Belli siyasi gündemler vardır. Dolayısıyla yapılmasını çok sağlıklı ve doğru bulmuyorum” dedi.

    “DEVLETİN VAR OLUŞ NEDENLERİNDEN BİRİ ALEVİLERİ VE ALEVİLİĞİ ASİMİLE ETMEK”

    Devletin var oluş nedenlerinden birinin de Alevileri ve Aleviliği asimile etmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bedriye Poyraz ise şöyle konuştu:

    “Devletin yaptığı etkinlikler bunlar. Zaten devletin varoluş nedenlerinden bir tanesi de Alevileri ve Aleviliği asimile etmek. Bu yüzden bu hiç şaşırtıcı bir şey değil. Tabii ki Alevi dedeler giderse onları Kerbela’ya da götürürler. Gençler giderse onları kampa da götürürler. Başka yere de götürürler. Birçok imkanlar da sunarlar. Dolayısıyla burada şunun altını çok çizmek istiyorum. Burada muhatabımız aslında Alevi toplumunun kendisi. Alevi toplumunun da temsilcileri olarak Alevi örgütleri.
    Eğer Alevi toplumu, Alevi örgütleri kendi gençlerine yeterince, etkili ve anlamlı bir şekilde sahip çıkarsa gençler Diyanetin ya da bakanlığın kampına gitmezler. Ya da Aleviler kendi içinde bu kadar sert bölünmeler yaşamazlarsa ya da birbirlerine karşı bu kadar kırıcı olmazlarsa o zaman Alevi toplumu içinde en azından dışarıya karşı daha bütünlüklü bir görüntü sergilenebilir. Ya da en azından ortak paydalarımızda buluşabiliriz.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ ETKİLİ, DOĞRU POLİTİKALAR ÜRETEMİYOR”

    Poyraz, Alevi örgütlerinin etkili ve doğru politikaları üretemediğini kaydederken, “Fakat burada ben daha önce de söylediğim gibi bütün bunların sorumlusunun Alevi toplumu ve Alevi örgütleri olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada yeterince etkili, doğru politikalar üretemiyorlar ve yürütemiyorlar. Dolayısıyla toplum çok parçalandı. Böyle bir parçalanmışlık içinde sadece devlet değil, herkes Alevi toplumunu etkilemek istiyor. Herkes Alevi gençlerini manipüle etmek ister. Erdoğan sanki kendisinin hiçbir suçu yokmuş gibi her şey için “dış mihrak” diyor ya. Her şey çok şahane ama dış mihraklar geliyor, ülkeyi bölüyor. Şimdi bu da ona benziyor. Oysa bu bizim bilmediğimiz bir şey değil ki. Bin yıldır devlet, siyasi otorite, sürekli Alevileri asimile ediyor. Ama bizim buna karşı ancak bütünlüklü, sağlam bir duruşumuz olursa “dış mihraklar” hiçbir şey yapmazlar, yapamazlar” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP – Berfin YILDIZ /PİRHA