Etiket: baraj

  • Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki: Dersim’in tarihsel hafızasını silmek istiyorlar-VİDEO

    Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki: Dersim’in tarihsel hafızasını silmek istiyorlar-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu ve Munzur Çevre Derneği’nin öncülüğünde Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki gösterilerek Devlet Su İşleri önünde basın açıklaması yapıldı. Dersim’de talan ve yok etme politikalarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “Aliboğazı’na baraj yaparak Dersim’in belleğini, tarihsel hafızasını silmek istiyorlar” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Dersim’in doğası yıllardır baraj, HES ve maden projeleriyle yok edilmek isteniyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) köyü Gözeler Mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından, sondaj çalışması başlatıldı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Munzur Çevre Derneği’nin öncülüğünde Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki gösterilerek Devlet Su İşleri önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Dersim Barosu, Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu, Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu, Çemişgezek Çevre Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği temsilcileri katıldı.

    Basın açıklamasını Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu okudu. Açıklamada, ‘Aliboğazı’nda baraja; Sekasur’da, Geyiksuyu’nda, Cevizlidere’de madene geçit vermeyelim’ pankartı açıldı.

    “ALİBOĞAZI BARAJININ YAPIMINDAN VAZGEÇİN”

    Dersim’de talan ve yok etme politikalarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Yusuf Topçu, “Tamamen Dersim’in temeline dinamit koymaya çalışıyorlar. Barajlarla, maden faaliyetleriyle toplumsal belleğimizi ve kutsal mekanlarımızı yok sayarak sulara boğmak istiyorlar. Maden şirketlerine doğamızı, yaşam alanlarımızı talan etmek için her türlü desteği veriyorlar. Aliboğazı’na baraj yaparak Dersim’in belleğini, tarihsel hafızasını silmek istiyorlar. Aliboğazı bir tarih, bir kültür ve bir yaşanmışlık. Tarihsel boyutuyla ele aldığımızda direnenlerin, inancından vazgeçmeyenlerin sevdasının olduğu bir yer. Dersim’in kapısıdır, flora ve faunasıyla oldukça zengin bir vadi hemen tam tepesinde bölge halkının kutsal saydığı üzerine yeminler edip adak adadıkları Kırklar ziyareti bulunur. Onlarca mağaraların bulunduğu, kilisenin olduğu çok ünlü bir vadi.

    Bu vadi barajın yapılmasıyla birlikte yok olmakla yüz yüze kalacaktır. Burada egemenlerin temel amacı bir hafızayı belleği tarihsel olarak en belirgin bir biçimde kendisini direngen hatlarıyla ispatlamış olan maddi gerçekliği yok etmektir. 90’lı yıllarda yakıp yıkıp zorla sürgün ettikleri bu halkın köylerini yeniden imar etmeleri gerekirken buralara bir daha yerleşim olmasın diye baraj yapmak istiyorlar. Aliboğazı barajının yapımından vazgeçin, bu halkın kültürünü, inancını, tarihsel geçmişini sular altında bırakmayın” dedi.

    “BARAJ PROJESİNİN DERHAL İPTAL EDİLMESİ LAZIM”

    Munzur havzasının böyle bir baraj projesini taşıyamayacağını ifade eden Avukat Barış Yıldırım, “Kesin korunması gereken bu havzanın korunması yerine bu havzanın tahrip edilmesi hukuka aykırıdır. Baraj projesinin derhal iptal edilmesi lazım, eğer bu proje hayat geçirilirse Munzur, Aliboğazı ve Tağar ekosistemi yok olur” diye belirtti.

    “DEMOKRATİK HAKLARIMIZI SONUNA KADAR KULLANACAĞIZ”

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Aliboğazı’ndaki baraj projesi Dersim’i tahrip etme adına bir projedir. Dersim halkının yeniden sürgün edilmesine yol açacak bu tür projelerin halkın yararına olmadığını ifade ediyoruz. Biz Dersim halkı olarak bu tür projelere karşı demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.”

    Açıklama ‘Dersim’de baraj istemiyoruz’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

  • Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

    Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) Köyü Gözeler mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından sondaj çalışması başlatıldı. Baraj projesinin faaliyete geçmesi durumunda Aliboğazı’nın sular altında kalacağını belirten Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu, “Tüm çevre örgütlerini, inanç ocaklarını ve yaşam savunucularını Tağar Barajı’nın yapılmaması için mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Dersim’in doğası yıllardır baraj, HES ve maden projeleriyle yok edilmek isteniyor.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) köyü Gözeler Mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından, sondaj çalışması başlatıldı.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu, yapılması planlanan baraj projesine tepki gösterdi.

    “BARAJ YAPILIRSA ALİBOĞAZI’NIN TÜMÜ SULAR ALTINDA KALACAK”

    Baraj projesi için Devlet Su İşleri tarafından Tağar çayı üzerindeki sondaj çalışmasının devam ettiğine dikkat çeken Yusuf Topçu, “Yapılacak proje ekolojik olarak Çemişgezek, Hozat ve Ovacık köylerini ve sınır komşularımız Elazığ ve Malatya’yı da etkileyecektir. Aliboğazı tarihsel, inançsal ve kültürel açıdan Dersim için çok önemli bir bölge. Aliboğazı’nın hemen yanında Kırklar Ziyareti var. İnsanlar her sonbahar üç gün üç gece Kırklar Ziyareti’ne gidip kurbanlar kesip, cem tutardı. Kırklar adına yeminler edilir, dilekler dilenirdi. Eğer baraj projesi yapılırsa Aliboğazı’nın tümü sular altında kalacaktır. Tüm çevre örgütlerini, inanç ocaklarını ve yaşam savunucularını Tağar Barajı’nın yapılmaması için mücadeleye çağırıyoruz. Sesimizi birlikte yükseltelim” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Devrimci Sağlık-İş, yüzde 1’lik baraj davasını kazandı-VİDEO

    Devrimci Sağlık-İş, yüzde 1’lik baraj davasını kazandı-VİDEO

    PİRHA- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan Temmuz 2024 istatistiklerinde DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık-İş Sendikası’nın üye sayısının Kamu Uygulama Merkezi’ndeki kayıtlardan düşük gösterilmesinin ardından açılan dava kazanımla sonuçlandı.

    Devrimci Sağlık-İş Sendikası’nın 2 Ağustos’ta Ankara 4. İş Mahkemesi’nde açtığı davada bugün (26 Kasım Salı) sendikanın yüzde 1’lik sendika barajını aştığına karar verildi.

    İşçi statüsünde olmayan 4B’li ve üniversite hastanelerinde çalışan intern hekimler işkolu sayısına dahil edilerek işkolu barajı artırılmasıyla yüzde 0,99 oranıyla baraj altında bırakılmak istenmesine ilişkin açılan davanın sonuçlanmasının ardından DİSK ve Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Ankara Adliyesi’nin önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, Dev Sağlık-İş üyelerinin yanı sıra DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Birgül Kaya ile Avrupa Kamu Hizmetleri Federasyonu (EPSU) Yönetim Kurulu Üyesi Ian Dufour da katıldı.

    ARZU ÇERKEZOĞLU: BAKANLIĞIN YAPTIĞI HATADAN DÖNMESİNİ BEKLİYORUZ

    Sendikanın haksız ve hukuksuz bir şekilde baraj altında bırakılmasına dair davanın sonuçlandığını söyleyen Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

    “Açtığımız itiraz davasını kazandık. Mahkeme verdiği kararda sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda toplam işçi sayısının 738 bin kişi olduğunu, işkolumuzdaki baraj sayısının 7384 olduğunu ve sendikamızın üye sayısının da 7 bin 579 kişi olduğunu belirtti. Böylece sendikamız Devrimci Sağlık-İş, işkolunda toplu iş sözleşmesi yapma yeterliliğine sahip duruma gelmiştir. Sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin sendikamızın çatısı altında, DİSK’in çatısı altında özgür toplu sözleşme masalarını kurmasının önünde engelleri hep birlikte aşmış olduk. Gerçek ortaya çıkmış oldu. O gerçek de sendikamız Devrimci Sağlık-İş’in sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda toplu sözleşme yapma yetkisine sahip olduğu gerçeğidir. Çalışma Bakanı ile bir görüşme yapacağız. Bakanlığın mahkemenin bu kararına artık itiraz etmemesini, gerçeği kabullenmesini, yaptığı hatadan dönmesini bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı’nın Temmuz 2024 istatistiklerinde yapılan bu hatayı düzeltmesini ve derhal düzeltme yayınlayarak sendikamıza toplu sözleşme yapma yetkisini teslim etmesini bekliyoruz. Hep birlikte inandık, hep birlikte kazandık. Bu kazandığımız hakkımızla da sağlık ve sosyal hizmet işçileri DİSK’in çatısı altında özgür toplu sözleşme masalarıyla mücadelesine devam edecek.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İstanbul’daki barajların doluluk oranı yüzde 47’ye geriledi

    İstanbul’daki barajların doluluk oranı yüzde 47’ye geriledi

    PİRHA – İSKİ, İstanbul’daki barajların doluluk oranlarına dair son verileri paylaştı. İSKİ’nin verilerine göre, barajların genel doluluk oranında düşüş yaşanmaya devam ediyor.

    İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), kentte bulunan barajların doluluk oranlarına dair verileri paylaştı. İSKİ’nin verilerine göre, barajların genel doluluk oranında düşüş yaşanmaya devam ediyor.

    26 Ağustos’ta 48.31 olan doluluk yeni verilerde ise yüzde 47.94 olarak açıklandı. Barajlardaki en yüksek su miktarı yüzde 62.13 ile Terkos Barajı, en düşük su miktarı ise yüzde 15.31 ile Alibey Barajı oldu.

    İSKİ’nin verilerine göre, 27 Ağustos itibariyle İstanbul’da baraj doluluk oranları şöyle:

    – Alibey Barajı yüzde 15.31

    – Büyükçekmece Barajı yüzde 47.17

    – Darlık Barajı yüzde 52.82

    – Elmalı Barajı yüzde 57.24

    – Istrancalar Barajı yüzde 26.08

    – Kazandere Barajı yüzde 14.88

    – Pabuçdere Barajı yüzde 27.74

    – Sazlıdere Barajı yüzde 51.13

    – Terkos Barajı yüzde 62.13

    – Ömerli Barajı yüzde 47.62

    (HABER MERKEZİ)

  • Barajla bir köyü adeta yok ettiler: Su kaynakları kurudu, verimli topraklar su altında-VİDEO

    Barajla bir köyü adeta yok ettiler: Su kaynakları kurudu, verimli topraklar su altında-VİDEO

    PİRHA-1996-2003 yılları arasında inşa edilen Uzunçayır Barajı ve HES Projesi’nde Ağustos 2009’da da su tutulmaya başlandı. Baraj yapıldıktan sonra yaşadıkları sorunları anlatan Dersim’in Merkez ilçesinin Turuşmek köyünde yaşayan yurttaşlar, “Barajdan önce, bizim çok verimli topraklarımız vardı. Bütün verimli topraklarımız barajın altında kaldı. Sadece topraklarımız değil, yüzlerce yıldır üzerinde yaşadığımız yerleşim alanları ve mezarlarımız da suyun altında kaldı” dedi.

    Türkiye’de doğası en çok tahrip edilen illerin başında Dersim geliyor. Bölgede son 10 yılda altı baraj ve Hidroelektrik Santral (HES) projesi tamamlanarak enerji üretimine geçildi. Dersim’in doğal sınırlarını oluşturan Karasu ve Peri çayları üzerinde yapılan projelerle ilin etrafı göllerle çevrelendi. Dersim’de 80’li yılların başından bu yana 4 baraj ve 6 HES’in yapımı tamamlanarak, işletmeye açıldı. Mercan HES, Uzunçayır Barajı ve HES’i, Dinar HES, Tatar Barajı ve HES’i, Seyrantepe Barajı ve HES’i ile Pembelik Barajı ve HES’i.

    1996-2003 yılları arasında inşa edilen Uzunçayır Barajı ve HES Projesi’nde Ağustos 2009’da da su tutulmaya başlandı ve önceden uyarı yapılmadan su tutulması yüzünden nehir kıyısındaki ev, tarla, bahçeler, binlerce ağaç, ziyaretler ve mezarlıklar su altında kaldı.

    Dersim’in Merkez ilçesinin Turuşmek köyünde yaşayan yurttaşlar, baraj yapıldıktan sonra yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattılar.

    “SU KAYNAKLARIMIZ ARTIK KURUMAK ÜZERE”

    Baraj yapılmasından sonra su kaynaklarının kuruduğunu ifade eden Veli Demir, “Barajdan önce, bizim çok verimli topraklarımız vardı. Burada, Türkiye’de ender bulunan sebzelerden biri Turuşmek domatesi yetişirdi. Maalesef bütün verimli topraklarımız barajın altında kaldı. Sadece topraklarımız değil, yüzlerce yıldır üzerinde yaşadığımız yerleşim alanları ve mezarlarımız da suyun altında kaldı. Barajın iklimi değiştireceğini bilmiyorduk, yüzyıllardır karlarla beslenen yeraltı sularımız kurudu. Eskiden dağlarımızda 3-4 metre kar olurdu, su sorunumuz olmazdı ama artık üstümüzdeki köyde 10 gündür su yok. Barajların yapılmasıyla birlikte yağmur ve kar yeterince yağmıyor. Su kaynaklarımız artık kurumak üzere” dedi.

    “BARAJ YÜZÜNDEN EVİM SUYUN ALTINDA KALDI”

    Baraj yüzünden evinin su altında kaldığını belirten Medine Önal, “Barajdan sonra evimiz suyun altında kaldı, evimizi yeniden yapmamıza da izin vermiyorlar. O yüzden İstanbul’a gittik ama geçim sıkıntısı yaşadığımız için yeniden Dersim’e döndük. Eskiden tarlalarımız, fidanlarımız, yollarımız ve evlerimizin hepsi suyun altında kaldı. Eskiden memleketimizin havası temizdi, terleme yoktu ama baraj yapılmasında sonra her şey değişti” diye belirtti.

    “BARAJDAN SONRA MEYVELER DIŞARDAN GELMEYE BAŞLADI”

    Baraj yapılmadan önce bölgenin meyve ve sebze ihtiyacının kendi topraklarından karşıladıklarını söyleyen Zeki Göner, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Baraj yapılalı yaklaşık 15 yıl oldu. Barajın yapıldığı yer hep bahçeydi. Baraj yapılmadan önce köylerimiz doluydu, köylüler hayvancılık yapıp, tarımla uğraşıyorlardı. İnsanlar pekmez, pestil, yağ, çökelek, peynir yapıyordu, meyve kurutuyordu ancak baraj yapıldıktan sonra eski üretim kalmadı. Barajdan sonra, son yıllarda şehir merkezine meyve ve sebzeler dışardan gelmeye başladı.”

    Beritan AVCI/DERSİM

  • Pertek’te bir genç feribottan baraja atladı-VİDEO

    Pertek’te bir genç feribottan baraja atladı-VİDEO

    PİRHA-Elazığ-Pertek arası sefer yapan feribottan bir kişi Keban Baraj Gölü’ne atladı.

    Bir genç, Elazığ’dan Pertek yönüne hareket halinde olan feribottan Keban Baraj Gölü’ne atladı. Haber verilmesi üzerine olay yerine AFAD, UMKE, sağlık ve Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü Su Altı Grup Amirliğine bağlı dalgıçlar gönderildi.

    Feribotta can yeleği olmadığı ve baraja atlayan gencin boğılduğu bilgisine ulaşıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Uluslararası Kürecik Meclisi: Eğer Kürecik’e baraj yapılırsa göç olur-VİDEO

    Uluslararası Kürecik Meclisi: Eğer Kürecik’e baraj yapılırsa göç olur-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Akçadağ İlçesi Kürecik Mahallesi’nde yapılmak istenen baraja karşı protesto eylemi gerçekleştiren yurttaşlar ve sivil toplum örgütleri, Kürecik’in doğasının, kutsal alanlarının baraj altında bırakılmak istendiğini belirttiler. Bilirkişi heyeti, profesör ve avukatların keşif için gittiği sahada, ÇED raporu sonucuna göre baraj yapılamaz kararı verildi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı eşliğinde gelen profesör ve avukatlar saha incelemesinde bulunarak, “Bölgede baraj yapımına uygun değildir” kararı verdi.

    Geçen günlerde Malatya’nın Akçadağ ilçesi Kürecik Mahallesi’nde yapılmak istenen baraja karşı bir araya gelen Kürecikliler yaşam alanlarının yok edilmek istendiğini belirttiler.  Eyleme, Uluslararası Kürecik Meclisi (UMK), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Malatya Şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), ve Emeğin Partisi (EMEP) ve çok sayıda yurttaş katılarak tepki gösterdi.

    “DSİ, ‘ÇED RAPORUNA GEREK YOKTUR’ KARARI VERDİ”

    Baraj yapımına karşı olduklarını dile getiren Kürecikliler Derneği Başkanı Haci Çiçek, 5-10 senedir bu projeden bahsedildiğine ve son iki senedir de bölgede sondajla kuyu kazılmaya başlandığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Biz geçen sene su altında kalan köy sakinleriyle birlikte Devlet Su İşleri Müdürlüğü’ne bölgede kutsal yerlerimizin olduğunu, mezarlıklarımızın olduğu, bahçelerimizin olduğuna dair bir dilekçe verdik. Devlet Su İşleri burayı tekrar gündeme getirdi ‘ÇED raporuna gerek yoktur’ kararı verildi. Tekrar 2500 kişiyle birlikte ıslak imza toplayıp Malatya Çevre, Şehircilik İklim ve Şehircilik Müdürlüğü’ne teslim ettik. Tekrar ÇED raporuna gerek yok denilince biz avukatlar aracılığıyla dava açtık. Yürütmenin durması ve ‘bölgede ÇED raporuna gerek vardır’ diye dava açıldı. Bu dava için de bugün keşif geldi buraya. Şu anda bilirkişi heyetiyle birlikte keşife geldiler.”

    “KÜRECİKLİLER HEP GÖÇE ZORLANIYOR”

    Uluslararası Kürecik Meclisi (UMK) Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Aslan, barajın olası etkilerine değinerek, Kürecik’in insanlarının hep göç etmek zorunda kaldığını ifade etti.

    Aslan, “Biliyorsunuz burada bir baraj yapılmak isteniyor. Bu bölgenin insanları zaten birçoğu Avrupa’ya metropollere göç etmiş. Eğer baraj buralara gelirse kimse burada kalmayacak. Baraj yapılırsa bölgede 12 tane şantiye kurulacak böyle olursa tozdan dumandan durulmayacak. Biz diyoruz ki herkes bu baraja karşı yanımızda dursun. Bu alanın sulanacak bir yeri yok. Onların amacı baraj yapıp madenleri yıkamak, buraları talan edip insanları göçe zorlamak. Sulanacak bir tarlamız yok barajla” dedi.

    Kamber YILDIZ/MALATYA

  • Köy boşaltma hikayesini konu alan ‘Çiğdem’ filminin çekimleri Kars’ta devam ediyor

    Köy boşaltma hikayesini konu alan ‘Çiğdem’ filminin çekimleri Kars’ta devam ediyor

    PİRHA- Kurtuluş Baştimar’ın Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran köy boşaltmalara farklı bir bakış getirmeyi amaçladığı ilk filmi Çiğdem’in çekimleri Kars’ta devam ediyor. Kürtçe ve Türkçe çekilen filmin oyuncuları da yine yöre halkından oluşuyor.

    Filmde köylerine baraj yapıldığı için köylerini boşaltmak zorunda kalan köylüler başka bir yere inşa edilen köyleri için bu sefer okul yaptırma mücadelesine girişiyor. Köylüleri okul yapılması konusunda cesaretlendiren ise okuma azmi ile köydeki diğer çocuklara da örnek olan Çiğdem.

    YERİNDEN ZORLA EDİLENLERİN MÜCADELESİ İŞLENİYOR

    Kurtuluş Baştimar’ın yazıp yönettiği ve Baştimar’ın ilk uzun metraj filmi olan Çiğdem’in çekimlerine Kars’ta devam ediyor. Başrollerinde uzun yıllar köy öğretmenliği yapmış olan Yusuf Akar ve köy okulundan mezun olan ve eğitimine devam eden Hilal Baştimar yer aldı.  Baraj nedeniyle boşaltılmış köylerindeki okuluna öğretmen getirmek için dilekçeler yazan Çiğdem’in eğitim mücadelesini konu alıyor film.

    YÖRE HALKINDAN OYUNCULAR YER ALIYOR

    Filmin konusundaki gerçekliği olduğu gibi aktarabilmek için, oyuncuları ve öğrencileri yöre halkından seçen Baştimar, Mustafa Türkan ve Hasan Köse, Melike Aydın yöre halkından oyuncuların da filmde yer aldığını belirtti.

    AVRUPA VE TÜRKİYE’DEKİ FİLM FESTİVALLERİNE KATILACAK

    Bağımsız bir yapım olan Çiğdem filmi, minimalist bir yaklaşım ile çekiliyor. Filmin sponsorları Avrupa Birliğinden bağımsız medya kuruluşları arasından. Yapımcılığını EKD Film’in üstlendiği yapım, çekimlerinin bitmesi ile birlikte Avrupa Birliğindeki ve Türkiye’deki film festivallerine katılacak. Festivalleri gezdikten sonra ise Türkiye ve Avrupa birliğinde sinemalarda vizyona girmesi planlanıyor.

    75 DAKİKA OLARAK ÖNGÖRÜLÜYOR

    Filmin görüntü yönetmenliğini Juan Delgado üstlenirken, Yardımcı yönetmen koltuğunda ise Musa Türkan oturuyor. Film müziği olarak özgün müzik çalışmaları devam ediyor.

    Arpaçay ilçesinde çekimleri devam eden filmin süresinin 75 dakika olması öngörülüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kürecik’te yapılmak istenen baraj için gelen bilirkişi heyeti protesto edildi-VİDEO

    Kürecik’te yapılmak istenen baraj için gelen bilirkişi heyeti protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-Malatya Kürecik’te baraj inşaası projesine karşı bir araya gelen birçok sivil toplum kuruluşu, baraj keşfi için gelen bilirkişi  heyetini protesto etti.

    Uluslararası Kürecik Meclisi (UKM), Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik Kırsal Mahallesi’nde yapılmak istenen baraj yapımına karşı açıklama yaptı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Malatya Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Sevim Şimşek Bayram, Abdulvahap Ekim, çevre aktivistleri, Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şubesi ile bir çok kurum ve siyasi parti temsilcisi açıklamaya katıldı.

    Sabah saatlerinde barajın yapılacağı Kapaz Mahallesi’ne gelen kitle, “Ellerini toprağımdan, dağlarımdan, suyumdan çek”, “Suyuma, toprağıma, havama, yaşam alanlarıma dokunma”, “inancımıza, dilimize ve doğamıza müdahaleye hayır” pankartları ile ellerinde taşıdıkları dövizler ile barajın yapıldığı alana yürüdü.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba katılarak eyleme destek verdi. Ağbaba, 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlayarak, Kürecik halkının yanında olduklarını belirtti.

    Sık sık, “Jin, jiyan azadi, sermaye elini Kürecik’ten çek, havama, suyuma, toprağıma dokunma, kadın yaşam özgürlük” sloganı atan kitle Kepez’de baraj yapılmak istenmesini protesto etti. Basın açıklamasında konuşan UKM yöneticilerinden Hüsniye Kıllı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, Kepez’de yapılan doğa talanına karşı bir araya geldiklerini söyledi. Kıllı, doğa talanına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, Kepez’in doğasının yok edilmek istendiğini söyledi.

    “DOĞA TALANINA KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Ardından konuşan DEM Parti Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Sevim Şimşek Bayram, Malatya’daki doğa talanına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayarak, 8 Mart Dünya kadınlar günü vesilesiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı.

    Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ve diğer kurum temsilcileri de söz alarak doğa talanına tepki gösterdi.

    Açıklama sloganlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA-MALATYA

  • DAD, 8 Mart’ta Kürecik’te baraja karşı destek olmaya çağırdı-VİDEO

    DAD, 8 Mart’ta Kürecik’te baraja karşı destek olmaya çağırdı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri(DAD), Malatya Kürecik’te yapılması planlanan baraj yapımına karşı bütün demokratik ve sivil toplum kuruluşlarından destek isteyerek, 8 Mart’ta herkesi Kürecik’te protesto eylemine çağırdı.

    Malatya Kürecik’te birçok alanı etkileyecek olan baraj yapımına karşı 8 Mart’ta Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), bir duyuru paylaştı. Duyuru da baraj yapımına karşı Kürecik halkının yanında olacaklarını belirten DAD, bütün demokratik ve sivil toplum kuruluşlarından destek istedi ve 8 Mart’ta herkesi Kürecik’te protesto etmeye davet etti.

    DAD’ın yaptığı duyuru şu şekilde:

    Yapacağınız etkinliklerde Demokratik Alevi Dernekleri olarak Kürecik halkının ve kurumlarının yanında olacağımızı bildiriyoruz.8 mart saat 09.00’da Kürecik halkının tarafından yapılacak olan inancımıza, dilimize ve doğamıza, suyumuza dokunma Kürecikte baraja hayır protestosuna tüm halkımızı ve demokratik çevreleri ve kadın hareketlerini, ekolojist hareketleri katılmaya, Kürecik’e can vermeye çağırıyoruz. Aşk ile..

    PİRHA-MALATYA

  • ‘Kürecikte altın çıkarmak için baraj yapılıyor; halkı ortadan kaldırmak istiyorlar’ -VİDEO

    ‘Kürecikte altın çıkarmak için baraj yapılıyor; halkı ortadan kaldırmak istiyorlar’ -VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Kürecik Beldesi’nde kurulmak istenen baraj yapımına karşı çağrı yapan Malatya Çevre Platformu, 8 Mart’ta Kürecik’e keşif için gelen heyete karşı yurttaşları direnmeye çağırdı. Uluslararası Kürecik Meclisi Yönetim kurulu (UMK) üyesi Salih Çelik, “Bütün Küreciklileri tedirgin eden bir durum. Amaçları Kürecik halkını ortadan kaldırmaktır” dedi.

    Malatya’nın Kürecik Beldesi’nde baraj yapımına karşı açıklama yapan Malatya Çevre Platformu (MALÇEP), bazı sivil kuruluşlarla bir araya gelerek olası bir göletin yapımında doğabilecek sorunları anlattı. MALÇEP Dönemsel Başkanı Hasan Kaya, projenin yapılması durumunda yaşamsal alanların tehdit altına gireceğini söyledi.

    “Olası bir baraj projesinde çevredeki yaşam alanları yok olacaktır” diyen Kaya, 8 Mart’ta bölgeye keşif için gelecek olan Malatya Çevre Şehircilik Müdürlüğü yetkililerine tepki vermek için bütün sivil kuruluşlardan, partilerden ve halktan destek beklediklerini söyledi.

    “AMAÇLARI KÜRECİĞİ ORTADAN KALDIRMAK”

    Konuyla ilgili açıklama yapan Uluslararası Kürecik Meclisi Yönetim kurulu (UMK) üyesi İsmet Çelik, “Kaç bin dönüm arazi sulanacakmış ki? Sulanacak bir alan yok.  Tarıma elverişli alan olarak yapılmak isteniyor. Sulama niyetiyle değil, maden projelerinde madenleri ayırmak için böyle bir baraj yapılmak isteniyor. İlgili bakanlığın verdiği bilgilere göre yüzü aşkın projeleri var. Bütün Küreciklileri tedirgin eden bir durum. Amaçları Kürecik halkını ortadan kaldırmaktır” dedi.

    “BARAJLARIN YAPILMA NEDENİ ALTIN ÇIKARMAK”

    Ülkedeki kıyıma, ülkedeki talana karşı Malatya Çevre Platformu kurmaya ihtiyaç duyduklarını söyleyen Kaya, şöyle devam etti:

    “Burada 1200 metreye kadar kuyu açılıp kömür arandığı söylendi. Oysa aradıkları altın. Malatya’nın yedi ilçesinde var olan rüzgâr enerjisi, taş ocağı, maden ocağı, kum, çakıl ocağı adıyla doğa tahrip ediliyor. Kürecikte ise baraj adı altında kurulmak, yapılmak istenen altın çıkarmak. Bir gram altın için 10 ton su gerekiyor. Bu nedenle baraj yapmaktan çok altınları yıkamak için böyle bir proje yapılıyor. Bundan dolayı suya çok ihtiyaçları var. Birinci amaçları o bölgedeki doğayı, o bölgedeki ekolojiyi, canlıyı yok etmek. Hepimiz biliyoruz ki yerin üstü yerin altından daha zengindir.”

    PİRHA/MALATYA

     

  • İstanbul’un 2 aydan az suyu kaldı; İSKİ’den su tasarrufu önerisi

    İstanbul’un 2 aydan az suyu kaldı; İSKİ’den su tasarrufu önerisi

    PİRHA- İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranlarındaki azalma devam ediyor. Barajların doluluk oranı yüzde 29.78’e düştü. 

    İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranı yüzde 30’un altına düşerek yüzde 29.78’e geriledi.

    Bu veri, son 9 yılın aynı dönemine göre en düşük oran olarak kayıtlara geçti.

    İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, su miktarı Istrancalar’da yüzde 19,23, Terkos’ta yüzde 15,97, Sazlıdere’de yüzde 14,38, Alibey’de yüzde 12,64, Büyükçekmece’de yüzde 9,16, Ömerli’de yüzde 62,62, Darlık’ta yüzde 44,37, Elmalı’da yüzde 19,67, Pabuçdere’de yüzde 3,84 ve Kazandere’de yüzde 9,35 olarak ölçüldü.

    Azami 868 milyon 683 bin metreküp su biriktirme hacmine sahip kente su sağlayan baraj ve göletlerdeki su miktarı ise 258 milyon 68 bin metreküp seviyesinde kaldı.

    SON 9 YILIN DOLULUK ORANLARI

    İSKİ istatistiklerine göre, 29 Ağustos tarihli baraj doluluk oranları 2015’te yüzde 69,56, 2016’da yüzde 53,33, 2017’de yüzde 63,07, 2018’de yüzde 62,84, 2019’da yüzde 59,74, 2020’de yüzde 47,94, 2021’de yüzde 58,57, 2022’de yüzde 58,9 iken bugünkü oran yüzde 29,78 ölçüldü.

    İstanbul’a su sağlayan barajlarda doluluk en son 2 Kasım 2020 yılında yüzde 30’un altına düşmüştü. O dönemde barajlarda ölçülen su miktarı 29.79 olarak kayıtlara geçmişti.

    İSKİ’DEN TASARRUF UYARISI

    İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), barajlardaki doluluk oranının düşmesi nedeniyle tasarruf uyarısı yapıyor.

    Kentte uzun süredir olağanüstü kuraklık yaşandığı bildiren İSKİ, “Bu zor dönemi ancak bireysel su tasarrufu ile atlatabiliriz. Lütfen tasarrufu şimdi su varken yapalım; suyumuzu dikkatli kullanalım, susuz kalmayalım” çağrısını yaptı.

    İSKİ’DEN SU TASARRUFU ÖNERİLERİ

    İSKİ yurttaşlara su tasarrufu için şu önerilerde bulundu:

    *Mümkünse tuvalet rezervuarlarınızı daha küçük hacimlilerle değiştirin. Banyoda geçirdiğiniz süreyi 1 dakika kısaltın, yılda ortalama 16 ton suyu kurtarın.

    * Duş esnasında sabunlanırken suyu açık bırakmayın. El ve yüz yıkarken ya da tıraş olurken musluğu açık bırakmayın. Musluk sürekli açık bir şekilde elinizi yıkarsanız suyun 75’inin boşa gittiğini unutmayın.

    * Kombinin suyu ısıtmasını beklerken akan suyu bir kapta biriktirerek başka ihtiyaçlarınız için kullanın.

    * Çamaşır ve bulaşık makinelerini tam doldurmadan çalıştırmayın. Bulaşıklarınızı elde değil makinede yıkayın, her yıkamada 110 litre suyun boşa harcanmasına engel olun.

    *Çamaşırlarınızı elde değil makinede yıkayın, yılda ortalama 9 ton su tasarrufu sağlayın. Sebze ve meyveleri akan suda değil bir kap içinde yıkayın.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman Gomikanlılar, şimdi de baraj suyunun tehdidi altındalar: Nereye gidelim?-VİDEO

    Adıyaman Gomikanlılar, şimdi de baraj suyunun tehdidi altındalar: Nereye gidelim?-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’ın Gomikan (Çamyurdu) köylüleri, depremin yaralarını sarmamışken, barajdan kaynaklı yurtlarını terk etmek zorunda kalacak. Kürt Alevi oldukları için ayrımcılığa maruz kaldıklarını düşünen yurttaşlar yaşadıkları çaresizliği, “Vermiş yüz bin lira para. Yüz bin lira parayla ev mi yaparsın? Köy nereye kalkacak? Nereye gidecek? Neyle geçim sağlanacak? Yurdumuzu bırakmak istemiyoruz” diyerek üzüntülerini dile getiriyorlar.

    Depremin yaşandığı yerlerden biri olan Adıyaman’ın Gomikan (Çamyurdu) köylüleri, depremin yaralarını sarmamışken, barajdan kaynaklı yurtlarını terk etmek zorunda kalacak.

    “Deprem, ardından sel, şimdi de baraj tehdidi ile karşı karşıyayız. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Mecburen köyümüzü bırakmak zorunda kalacağız” diyerek yaşadıklarını özetleyen köylülerin çaresizce bekleyişi sürüyor.

    Uzun yıllar boyunca gündemde olan ancak yapımına 2019 yılında başlanan ve bu yılda bitmesi planlanan Adıyaman Gömükan Barajı, köylülerin yurtlarını terketmesine yol açacak.

    Adıyaman merkeze 25 kilometre uzaklıkta Çat ve Han Deresi üzerinde inşa edilen Gömükan Barajı, Gomıkan köyünün içerisinden geçiyor. Baraj yapım sürecinde yeterli bilgilerinin olmadığını ve birliği sağlayamadığını ifade eden yurttaşlar, arazilerinin dönüm başına 50 bin TL karşılığında kamulaştırıldığını, mecburen bu miktarı kabul etmek zorunda kaldıklarını aktardılar.

    Yurttaşlar, devletin kendi istedikleri parayı vermediğini, birlik olmadıkları için kabul etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek, şunları ifade ettiler:

    “Arazimiz zaten ya bir dönümdür, ya iki dönümdür, fazla yok. Vermiş yüz bin lira para. Yüz bin lira parayla ev mi yaparsın? Yani şu anki yüz bin lirayla ne yaparsın? Köy nereye kalkacak? Nereye gidecek? Neyle geçim sağlanacak? Bu devirde yüz elli, iki yüz bin lirayla üç yüz bin lira olsun. Nereye kadar gideceksin? Onu da geçtik. Deprem oldu, sel geldi. Herhangi bir resmi kurumdan bir yetkili buraya gelmedi. Herhangi bir konuşma yapıp, bir vaat vermedi. İnsanlar kendi çabalarıyla belki bir şeyler yapabilirlerdi. O da olmadı. Şu an yardım bekliyoruz, mağduruz.

    “ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN DESTEK YAPILMADI”

    Kürt Alevi olduğumuz için herhangi bir destek yapılmadı. 50 hanelik bir köy. Toplam küçükbaş hayvan sayısı 1600-1700’den fazla küçükbaş hayvan var. Ama deprem olduğundan beri herhangi bir yardım yapılmadı. Herhangi bir çalışma yapılmadı.

    Dediler ki size ev yapacağız, yer vereceğiz. Dediler ama önemli olan yapmak. Yapmadılar. Bizim davarlar depremde enkazın altında kaldı. Şimdi biz önümüzü görmüyoruz. Ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Mecbur göç edeceğiz. Göç edeceğiz de nereye göç edeceğiz? Buralarda bırakmak istemiyoruz. Ama nasıl olur bilemiyoruz. Bugün doksan yaşındaki adam nereye gidebilir? ”

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ADIYAMAN

  • ‘İttifaklar ortak listeyle girmezse oylar heba olacak’

    ‘İttifaklar ortak listeyle girmezse oylar heba olacak’

    PİRHA-Yazar Naci Koru, ittifakların ortak listeyle seçime girmesinin önemine dikkat çekerek, ittifakların en yüksek sayıda milletvekili çıkarabilmesi için olabildiğince en az sayıda listeyle seçime girmeleri gerektiğini vurguladı. Koru, “Bilinen sözdür, “Kaza ‘geliyorum’ demez.” Fakat, Türkiye’nin kader seçimi yaklaşırken, aklı başında, soğukkanlı ve sorumlu davranılmazsa, bu defa kaza ‘geliyorum’ diyebilir. Öyleyse, umarım bu önemli uyarı dikkate alınır” dedi.

    Türkiye bir taraftan deprem felaketinin ortaya çıkarmış olduğu sorunlarla boğuşurken, diğer taraftan 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda.

    4 Cumhurbaşkanı adayı seçime girmeye hak kazanırken, tüm partiler ve ittifaklar milletvekili seçimlerine hazırlanıyor.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve EMEP bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlıyor.

    TİP’li yetkililer, “Güçlü ve daha etkili olduğumuz illerde kendi amblemlerimizle seçime girelim” önerisinde bulunurken, HDP Yeşil Sol Parti ile ve her ilde seçimlere girme kararlılığında.

    Değişen seçim yasasıyla 14 Mayıs’ta yapılacak seçimde yüzde 7’ye inen baraj fiili olarak ortadan kalkarken, ittifak bileşeni partilerin oyları ittifak bileşenlerine yansımayacak.

    Sosyal, yazılı ve görsel medyada yoğun bir tartışma devam ederken, konuya dair Yazar Naci Koru, Yetkin Report‘ta analiz yazısı kaleme aldı.

    Siyasi partilerin seçim barajından etkilenmemek ve güç birliği yapmak için ittifaklar kurduğuna işaret eden Koru, 7 Nisan’dan sonra ittifak listelerinin kesinleşeceğini, seçim sonuçlarında ittifakların liste stratejilerinin belirleyici olacağını ve seçime az sayıda listeyle girecek ittifaklar yarışa önden başlayacağını belirtti.

    “OYLAR HEBA OLACAK”

    Geçtiğimiz yıl, seçim yasasında yapılan değişiklikle her partinin aldığı oyun, ait oldukları ittifaklardan bağımsız ve ayrı ayrı hesaplanacağının altını çizen Koru, “Uygulama basitçe şöyle işleyecek: Herhangi bir parti, illerde milletvekili çıkarabilecek kadar oy alabilirse, milletvekili kazanacak. Alamazsa, oyları ittifakın oy hanesine yazılmayacak, yani heba olacak. İttifaktaki partiler milletvekili çıkardıklarında, artacak fazla oyları olursa, bunlar da ittifak içindeki diğer partilerin işine yaramayacak” dedi.

    İttifakların en yüksek sayıda milletvekili çıkarabilmek için olabildiğince en az sayıda listeyle seçime girmeleri gerektiğini vurgulayan Koru, yazısında şu soru ve cevaplara yer verdi:

    “8 soru, 8 cevapta seçimler

    Soru 1: İttifak tarafından Cumhurbaşkanı adayı gösterilen bir parti liderine oy verirken, milletvekili seçimi için aynı ittifakın içindeki/dışındaki bir başka partiye oy verilebiliyor mu?
    Cevap: Elbette. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri birbirlerinden ayrı ve bağımsız. Bu nedenle seçimlerde iki farklı oy pusulası var ve bunları kullanarak iki defa oy kullanacağız.

    Soru 2: Cumhurbaşkanlığı seçimi için oy pusulasında partilere mi ittifaklara mı oy vereceğiz?
    Cevap: Cumhurbaşkanlığı seçimi basit ve kolay: İttifaklar sadece bir kişiyi aday gösterdikleri için, pusulada tercih edilen ittifakın adayına veya bağımsız adaylardan birine oy verilecek.

    Soru 3: Milletvekili seçimi için oy pusulasında partilere mi ittifaklara mı oy vereceğiz?
    Cevap: Milletvekili seçimi biraz karmaşık: Seçim pusulasında parti isimlerini ittifaklar itibarıyla gruplar halinde göreceğiz. Son seçimlerde de böyleydi. Seçmenler, pusulada tercih edecekleri partinin ismini bularak, o partinin kutusuna mührü basacaklar.
    İşin püf noktası şurada: Oy sayımı sonucunda bir parti ittifak içindeyse, ülke barajı sorunu yaşamayacak. Ama, bulunduğu ilde milletvekili çıkarmasına yetecek sayıda oy kazanması gerekecek. Eğer bu parti yeterli oyu alamazsa —geçen seçimden farklı olarak— o ilde kazandığı tüm oylar ittifak hanesine yazılmayacak, boşa gidecek.

    Karmaşık hesaplar

    Soru 4: İttifak içindeki bir parti kendi logosu ve listesiyle seçime katılırsa ve Türkiye genelinde yüzde 7’den daha az oy alırsa Meclise girebilir mi?
    Cevap: Bu partinin dahil olduğu ittifakın toplam oyu geçerli oyların yüzde 7’sini geçerse, baraj sorunu ortadan kalkıyor.
    Cumhur, Millet, Emek ve Özgürlük ittifaklarının alabilecekleri toplam oyların ülke barajını (yüzde 7) geçeceklerini varsayıyoruz. O halde, bu ittifaklardaki partiler sorun yaşamayacaklar. Bu ittifaklara dahil bir parti kendi listeleriyle seçime katılırsa ve ülke genelinde toplam yüzde 6,5 oy alırsa, aslında barajın altında kalsa bile, baraj engeline takılmayacak. Milletvekili çıkaracak kadar oy aldığı illerde milletvekili kazanacak.

    Soru 5: Milletvekili çıkarmak için her seçim çevresinde yaklaşık 100 bin oy almak gerekiyor. (*) İttifak içindeki bir parti bu sayının bir eksiğini alırsa veya bu sayının epeyce üstünde fakat ikinci milletvekili çıkarmaya yetmeyecek sayıda oy toplarsa ne olacak?
    Cevap: İşte bir başka sorun da burada. İki ihtimal var:
    1) Bir parti milletvekili çıkarmak için gerekli oyun bir eksiğini alırsa, kazandığı oyların tamamı boşa gidecek.
    2) Diyelim, bir milletvekilliği kazanıldı; ilave 60 bin oy daha kazanıldı. İlave 60 bin oy ikinci milletvekilliğine yetmiyorsa, bunlar da boşa gidecek. Her iki ihtimalde de boşa giden oylar, ittifakın oy hanesine yazılmayacak.

    İttifak politikaları

    Soru 6: İttifaktaki partilerin tümü kendi logolarıyla/listeleriyle milletvekili seçimine girmek zorunda mı?
    Cevap: Hayır, gerekmiyor. Bir parti, herhangi bir ilin seçim çevresinde ittifak içindeki bir başka partinin listesinden aday gösterebilir. Geçtiğimiz yıllarda da böyle olmuştu. Bu nedenle, aynı ittifak içinde olsalar da bazı partilerin isim ve logolarını oy pusulalarında görmeyeceğiz.
    Milletvekili seçimine hangi partilerin kendi ad ve logolarıyla katılacaklarını, aday listelerinin YSK’na teslim edileceği 9 Nisan tarihinde öğreneceğiz.

    Soru 7: O halde, bir parti ittifak içinde milletvekili seçimine giriyorsa ve kendi adı ve logosuyla seçmen pusulasında yer almak istiyorsa en az kaç ilde seçime katılmalıdır?
    Cevap: Bir partinin seçimlerde kendi ad ve logosunu kullanabilmesi için yasa gereği en az 41 ilde, yani 81 ilin yarısından fazlasında seçimlere girmesi gerekiyor. Bu zorunluluk, ittifak içindeki partilerle ittifaka katılmayıp müstakilen seçimlere girecek partiler için de geçerli. İttifaklarda bu konu ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor. Bazı partilerin kendi adları ve logolarıyla tüm illerde milletvekili seçimlerine girmeyeceklerini, en az 41 ilde aday gösterseler de aday göstermedikleri yerlerde ittifaktaki diğer partileri destekleyeceklerini tahmin ediyoruz.

    Soru 8: İttifak içindeki partilerin tümünün kendi adları ve logolarıyla seçime katılmaları veya ittifaklar içinde ortak listeler hazırlayarak, tek veya iki listeyle seçime katılmaları arasında fark var mı?
    Cevap: Evet, bu nokta çok önemli farklar yaratabilir. Ortak liste sayısının az olması büyük önem taşıyor.
    İttifaklar ne kadar çok listeyle seçime katılırlarsa seçim bölgelerinde çıkaracakları milletvekili sayısı aynı oranda azalacak. Buna karşılık, güç birliği yapan ve ortak listeyle seçime giren partiler, tek tek alacakları oylar birleştiğinde oy kaybı yaşamayacak ve daha fazla milletvekili çıkarabilecekler.

    Kaza geliyorum diyor

    Yeni seçim kanunu parti yöneticileri tarafından bilindiği için ittifak içindeki partiler arasında bu konuların görüşüldüğünü biliyoruz.

    Ancak, ittifaklar içinde görüş ayrılıkları devam ediyor. Bazı partiler, hiç değilse en az 41 ilde seçimlere kendi adları ve logolarıyla katılarak, oy pusulalarında görünmek istiyorlar. Ancak bu durumda milletvekili çıkaramazlarsa, alacakları oylar boşa gideceği için ittifak içi ortaklarının itirazlarıyla karşılaşıyorlar.

    Bu nedenle, ortak liste hazırlanmasının ne kadar önemli olacağını yeniden hatırlamamız gerekiyor. Siyasett web sitesinde bu konuda onlarca, yüzlerce farklı simülasyon yaparak, ayrı listeler ve ortak listelerle seçimlere katılmanın yaratacağı çok farklı sonuçları görmek mümkün.

    Özellikle Millet ittifakında, “ittifak içinde ittifak” yapmayı düşünen partiler (Örneğin, muhafazakâr çizgideki Saadet, Deva ve Gelecek partileri) bunu inceleyip, seçimlere ayrı ayrı girmekle 3 parti halinde girmenin ne kadar farklı olacağını gözlemleyebilirler.

    Önümüzde fazla zaman kalmadı; ittifaktaki partilerin bir an önce kararlarını vermeleri gerekiyor. Aksi takdirde, görünen o ki, bazı ittifakların içindeki partilerin hayal kırıklığı kaçınılmaz olabilir.

    Bilinen sözdür, “Kaza ‘geliyorum’ demez”. Fakat, Türkiye’nin kader seçimi yaklaşırken, aklı başında, soğukkanlı ve sorumlu davranılmazsa, bu defa kaza ‘geliyorum’ diyebilir. Öyleyse, umarım bu önemli uyarı dikkate alınır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Vadisi’ndeki son baraj projesi hakkında iptal kararı verildi

    Munzur Vadisi’ndeki son baraj projesi hakkında iptal kararı verildi

    PİRHA-Munzur Vadisi’ne yapımı düşünülen en büyük baraj projesi olan Konaktepe HES ve baraj projesine karşı yıllardır süren davada kararını açıklayan Ankara 10. İdare Mahkemesi, hukuken yürürlükte olan son baraj projesini iptal etti.

    Ankara 10. İdare Mahkemesi, Munzur Vadisi Konaktepe HES ve baraj projesine ilişkin kararını verdi. Mahkeme, hukuken yürürlükte olan son ve Munzur Vadisi’ne yapımı düşünülen en büyük baraj projesini iptal etti. Kararda şu ifadelere yer verildi:

    MAHKEME PROJESİ İPTAL ETTİ

    “Milli park sayılan yerlerde tabii kaynakların işletilmesinin ancak kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk doğması durumunda mümkün olabildiği ve Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Mutlak Koruma Zonu’nda inşa edilmesi planlanan Baraj ve HES Projelerinin yapılması hususunda ‘kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk’ bulunduğuna ilişkin 18/04/2011 tarihli Çevre ve Orman Bakanlığı işleminin iptal edildiği ve milli park alanında kalan dava konusu proje için alınması gereken ‘kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk’ kararı açısından tamamlanması gereken ÇED sürecinin tamamlanmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

    “MADENCİLİĞE KARŞI DA GEREKLİ GİRİŞİMLERİ YAPACAĞIZ”

    Ankara 10. İdare Mahkemesi’nin verdiği karar sonrası Dersim’de basın açıklaması yapılırken; Dersim Barosu Başkanı Avukat Fatma Kalsen, “Artık Dersim coğrafyası açısından HES ve baraj projeleri bir tehdit konusu değil ancak madencilik faaliyetleri noktasında ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Bu noktada ilerleyen süreçlerde hem baromuz hem de halkımızla birlikte gerekli hukuksal girişimleri yapacağız. Ve umuyoruz ki artık Dersim coğrafyası kendi doğallığı içerisinde varlığını sürdürecektir” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Şaroğlu’ndan baraj tepkisi: Yurttaş mağdur edilmeden projeler hazırlanmalı-VİDEO

    CHP’li Şaroğlu’ndan baraj tepkisi: Yurttaş mağdur edilmeden projeler hazırlanmalı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Segedik Köyü’nü tamamen su altında bırakacak olan Cevizlidere Baraj Projesi’ne köylüler tepki gösterirken, CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu da PİRHA’ya yaptığı açıklamada, yapılacak barajların mağduriyete yol açmadan, amacına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Dersim’in Hozat Segedik Köyü’nü tamamen su altında bırakacak olan Cevizlidere Baraj Projesi’nin ihalesi yapıldı. Proje kapsamında Segedik Köyü tamamen su altında kalacak.

    11 hanenin olduğu köyde çok sayıda verimli tarım arazisi ve yaban yaşamı bulunuyor. Barajın tamamlanmasıyla birlikte Peyk Köyü’ne ait tarım arazileri de su altında kalacak.

    Öte yandan Segedik Köyü’nde kaya mezarları da bulunuyor. Neolitik Çağ’dan kalma olduğu tahmin edilen kaya mezarlarının 17 bin yıllık geçmişi olduğu ifade ediliyor. 1915-1938 yılları arasında çok sayıda Ermeni de Segedik’te yaşamış. 1600’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen ve halen ayakta duran Şapel de su altında kalacak.

    Segedik köyünde Cevizlidere Baraj Projesi’ne tepki gösteren köylüler, “Cevizlidere burası değil, bizden 10-15 km uzaklıkta bir köy, baraj Cevizlidere adına yapıldı, köyümüzün baraj ile bir ilgisi yok” dedi.

    “NEREYE GİDELİM?”

    Köylüler, büyük emek vererek toprağı işlediklerini, hayvanlarına baktıklarını ve ambargolara rağmen köylerini terk etmediklerinin altını çizerek, “Köyümüzde hayvancılık, arıcılık, organik üretim yapıyoruz köyümüz suyun altında kaldığı zaman biz yok oluruz. Nereye gidelim?” şeklinde tepki gösteriyorlar.

    “YAPILAN YANLIŞ PROJELERİN DURDURULMASI GEREKİYOR”

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu da, proje sürecinin 2011 yılında başladığını ve yetkililerle görüştüklerini, tarihi alanların sular altında kalacağını belirttiklerini, yetkililerinde sürecin başladığını yapacak bir şey olmadığını söylediğini aktardı.

    Şaroğlu, hukuksal sürecin devam ettiğini vurgulayarak, “Yurttaşın haklarını korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Yapılan yanlış projelerin durdurulması gerektiğini söylüyoruz. Yurttaşı mağdur etmeden de projelerin yapılacağını her defasında yetkililere ifade ettik. Ciddi bir tarım alanı var. Köylü bunun yok olmasını istemiyor. Ancak belli alanlarında sulanması gerekiyor. Bunun için doğru projelere ihtiyaç var” dedi.

    Diren KESER-Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    1-Segediklilerden baraj tepkisi: Köy su altında kalacak, biz nereye gidelim?-VİDEO
    2-Segediklilerden ‘Baraj Projesi’ tepkisi: Hayvancılık, tarım yok olacak-VİDEO
    3-‘Köyü su altında bırakacak; Segedik Baraj Projesi hukuka aykırı’-VİDEO
    4-Hozat’ın Segedik Köyü su altında kalacak

  • Bilirkişi, Gülistan Doku raporunu açıkladı

    Bilirkişi, Gülistan Doku raporunu açıkladı

    Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku’dan 213 gündür haber alınamıyor. Soruşturma dosyasına giren bilirkişi raporunun ikinci kısmında Gülistan Doku’nun baraja atladığı iddiasının doğru olmadığı belirtildi.

    Emniyetin MOBESE kameralarından elde ettiği görüntüleri izleyen bilirkişi, raporunda “Köprü ayağındaki efekt bir piksel artığı alop, kesinlikle yukarıdan suya düşen bir insan veya eşyanın suda yükselttiği su sütunu değildir” denildi.

    Bu gelişmeyle Emniyet’in soruşturma raporunda dile getirdiği “baraja atlayarak intihar ettiği” iddiası çürütüldü.

    Kübra Köklü’nin Cumhuriyet’te yer alan haberine göre, Doku ailesinin avukatı Ali Çimen “Gülistan’ın 05.01.2020 günü saat 12.25’te baraj gölüne atladığına dair Emniyet tutanağının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Emniyetin hazırladığı bu rapor sonrasında savcılık karada olan çalışmaları sınırlandırmıştı. Bu rapor ile Gülistan’ın intihar ettiğine ilişkin tez çökmüş oldu. Soruşturma insan öldürme olayının araştırılmasına yönelik devam etmeli” diye konuştu.

    Doku’nun baraja atladığı iddiası üzerine Uzunçayır Baraj Gölü boşaltılarak arama çalışması yapıldı. Ancak tüm arama çalışmalarına rağmen Doku’nun izine rastlanmadı.

  • Gülistan Doku’nun bulunması için Uzunçayır Barajı’nın tahliyesine başlandı

    Gülistan Doku’nun bulunması için Uzunçayır Barajı’nın tahliyesine başlandı

    5 Ocak’tan bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’nun bulunabilmesi için Uzunçayır Baraj Gölü boşaltılıyor. 15 gün sürmesi beklenen tahliye işlemleri başladı.

    İçişleri Bakan Yardımcısı ve Bakanlık Sözcüsü İsmail Çataklı, Tunceli Valiliği’nde yaptığı açıklamada, 5 Ocak’tan bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun bulunması için Uzunçayır Baraj Gölü’deki suyun tahliye edilmesine başlandığını söyledi.

    Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, kaldığı yurttan 5 Ocak sabahı ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Diyarbakır’da yaşayan ailesi, kaybolduğu gün Dersim’e gelerek, güvenlik güçlerine ihbarda bulundu.

    Ailenin ihbarı üzerine arama çalışmaları başlatıldı. Yapılan araştırmalar sonunda Gülistan Doku’nun cep telefonunun en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Görgü tanıkları da ifadelerinde, Gülistan’ı en son viyadükte gördüklerini belirtince, bölgede arama çalışmaları başlatıldı.

    SUYUN KURUTULMASI 15 GÜN SÜRECEK

    Gülistan Doku için, Uzunçayır Baraj Gölü ve Sarısaltuk Viyadüğü bölgesinde ekiplerin su yüzeyinde ve kıyı kesimlerinde botla arama çalışmaları sürerken, 6 Temmuz günü sualtı arama çalışmaları sonlandırıldı.

    Gülistan’dan gelecek haberi bekleyen Doku ailesini, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ankara’ya davet ederek, bir görüşme yaptı. Perşembe günü Gülistan’ın ailesiyle bir araya gelen Bakan Soylu, genç kadın için arama çalışmalarının sürdürüldüğü Uzunçayır Baraj Gölü’nün boşatılacağını aileye aktardı. Bakan Soylu ile yaptıkları görüşmeye ilişkin açıklamada bulunan Gülistan’ın ablası Aygül Doku, “Bakan Soylu, Dinar Köprüsü çevresindeki bütün suyun kurutulacağını ve bu sürecin 15 gün içinde tamamlanacağını bize söyledi” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Çankırı’daki ‘kayıp baraj’ Meclis gündeminde

    Çankırı’daki ‘kayıp baraj’ Meclis gündeminde

     PİRHA – 17 Aralık 2017’de dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu katılımıyla törenle temeli atılan ve 450 milyon liraya mal olacağı belirtilen Çankırı’daki Devrez Kızlaryolu Barajı’nın varlığına dair herhangi bir iz bulunmuyor. Konuyu Meclis gündemine taşıyan HDP Milletvekili Zeynel Özen, “Barajın varlığına dair neden halen herhangi bir iz bulunmamaktadır?  diye sordu. 

    Çankırı’daki Devrez Kızlaryolu Barajı’nın temeli 17 Aralık 2017’de törenle atıldı. Törene dönemin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yanısıra AKP milletvekilleri ve vali de katıldı.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, konuyu Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir Pakdemirli’ye verdiği önerge ile Meclis gündemine getirdi.

    “SEÇİM DÖNEMLERİNDE BİR ÇOK KEZ İCRAATLAR ARASINDA GÖSTERİLDİ”

    17 Aralık 2017’de dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu katılımıyla törenle temeli atılan ve 450 milyon liraya mal olacağı belirtilen Çankırı’daki Devrez Kızlaryolu Barajı’nın varlığına dair herhangi bir iz bulunmadığını belirten Özen, “Bununla ilgili inceleme yapan bazı heyetler aradan geçen 3 yıla rağmen baraj yapılacağı belirtilen bölgede herhangi bir temel olmadığı gibi buna dair bir çalışma, şantiye veya iş makinelerinin de bulunmadığını ifade etmekteler. Barajın yapılacağı söylenen yerdeki bölge halkı da şimdiye kadar bununla ilgili bir çalışmaya şahit olmadıklarını dile getirmekteler. Buna karşın iktidar yetkilileri bu temel atma töreninden itibaren gerçekleşen tüm seçim dönemlerinde de bu henüz olmayan barajı birçok kez icraatları arasında belirttikleri görülmektedir” ifadelerini kullandı.

    156 bin dekar araziyi sulayacağı açıklanan ve fiziken varlığı henüz tespit edilemeyen bu barajın temel atma töreninde konuşan dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun sözlerini hatırlatan Özen, “‘Devrez Barajı Çankırı’nın yıllardır hasretle beklediği bir barajdır. Su biriktirme hacmi 103 milyon metreküp olacak’ diyerek bölgede yaşayan halkı umutlandıran müjdesinin ardından buna dair herhangi icraatın gerçekleşmemesi ciddi soru işaretlerine neden olduğunu söyledi.

    Milletvekili Zeynel Özen, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

    *17 Aralık 2017’de dönemin ilgili bakanı tarafından temeli atılmasına rağmen Çankırı’daki Devrez Kızlaryolu Barajı’nın varlığına dair neden halen herhangi bir iz bulunmamaktadır?

    *Çankırı Devrez Kızlaryolu Barajı’nın fiilen hayata geçirilmesi için herhangi bir planınız var mıdır?

    *Bu baraj için herhangi bir ödenek alınmış mıdır? Alındıysa nerelere harcanmıştır?

    *Bu baraj hayata geçirilmemesine rağmen kamuoyu neden bugüne kadar yanlış bilgilendirilmiştir?

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Dersim’de Uzunçayır Barajı’ndan bir çocuğun cansız bedeni çıkartıldı – VİDEO

    Dersim’de Uzunçayır Barajı’ndan bir çocuğun cansız bedeni çıkartıldı – VİDEO

    PİRHA – Dersim’de Uzunçayır Baraj Gölü’nden bugün 13 yaşındaki Abdullah Nacar’ın cansız bedeni çıkartıldı. 

    Dersim’de rehabilitasyon merkezinden kaçıp suya gittiği söylenen 13 yaşındaki Abdullah Nacar’ın cansız bedeni çıkartıldı. Uzunçayır Baraj Gölü’nden çıkartılan Nacar’a kalp masajı yapılarak kurtarılmaya çalışıldı ancak Nacar kurtarılamadı.

    PİRHA/DERSİM