Etiket: baraj

  • Hozat Belediye Başkanı: Dersim el birliğiyle yok edilmek isteniyor

    Hozat Belediye Başkanı: Dersim el birliğiyle yok edilmek isteniyor

    PİRHA- Dersim’de barajlar ile su altında kalan ziyaretler ve yaşanan çatışmalar sonucu çıkan yangınlar coğrafyaya büyük bir tahribat bırakıyor. 

    PİRHA’ya konuşan Hozat Belediye Başkanı Celaleddin Polat, yangınlara müdahale ettirilmemesinin Dersim’e büyük bir ekolojik zarar verdiğini belirtti. Polat, “Dersim’i herkes yok etme peşinde artık Dersim’i artık rahat bıraksınlar” dedi.

    “DERSİM ERKLERİN KURBANI OLMUŞTUR”

    Dersim’in devleti yöneten erklerin ve yanlış yönetimlerin kurbanı olduğunu belirten Polat şöyle konuştu;

    “Dersim devleti yöneten erklerin ve yanlış yönetimlerin kurbanı olmuştur Dersim. Dersim kendi kültürünü bugüne kadar yaşayamadı. Herkes Dersim’in kültürünü Dersim’de yaşayan insan biçmeye kalkıştı. Aslında yaşlılarımızdan, pirlerimizden, rehberlerimizden ve mürşitlerimizden nasıl yaşayacağımızı öğrenmiştik. Dersim bu konuda çok bedel ödedi. İbadathaneleri olan cemevlerinde doğru öğreti kavratılarak, kendi kültürleri çevresinde insanları birleştirip onu dolu dolu yaşamaları Dersim’i kendine getirecektir. Toplumumuzun bunu yürütecek pirlere ve mürşitlere ihtiyaç var.”

    “DERSİM HALKI ZİYARETLERİNE GİDEMİYOR”

    Coğrafyanın ekolojik ve yasaklanan bölgeler ile ziyaretlerine gidemeyen Dersim halkının manevi zarara uğradığını belirten Polat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son dönemlerde operasyon sonucu çıkan yangınlara müdahale ettirilmemesi Dersim’e çok büyük ekolojik zarar verdi. Bugünlerde 30 bölge özel güvenlik bölgesi ilan edildi ve yasak getirildi. O bölgelerde ziyarete gidilememesi topluma büyük bir manevi zarar vermekte. Barajların ziyaretleri sular  altında bırakması da toplumun inanç değerlerini bitirmek içindir. Kısacası Dersim’i el birliğiyle herkes yok etme peşinde. Dersim halkını yalnız bıraksınlar, rahat bıraksınlar.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • Baraj mağduru köylüler: Biz direnmedik, siz sahip çıkın doğanıza -VİDEO

    Baraj mağduru köylüler: Biz direnmedik, siz sahip çıkın doğanıza -VİDEO

    PİRHA-Erzurum Hınıs’a bağlı üç köyü kapsayan Başköy Sulama Barajı tamamlanmak üzere. Köylüler baraja karşı mücadelede geç kaldıklarını belirterek, “Biz bu mücadeleyi yürütemedik. Baraj yapılmak istenen yerlerde insanlar ses çıkarsın” diye çağrıda bulundular.

    HABERİN VİDEOSU

    1985 yılında projelendirilen Erzurum’daki Başköy Sulama Barajı’nın yapımına 2015’de başlandı. Hınıs İlçesi’nin 6 km kuzeybatısı Başköy Deresi üzerinde yer alan barajın tamamlanması durumunda ise tarım alanları ve yerleşim yerleri sular altında kalacak. Arazi sahiplerine 2016 yılına kadar evleri ve arazilerini boşaltmaları için tebligat gönderilmişti. Arazilerine son fasulyelerini eken, mezarlarını ve yaşam alanlarını son kez ziyaret eden köylüler, “Biz bu mücadeleyi yürütemedik” diyerek insanlara yaşadıkları bölgedeki doğa talanlarına karşı sessiz kalmamalarını istedi.

    500 yıllık tarihi bir köy olan Başköy’ün tam ortasından dere geçiyor. Doğası ve tarihi dokusuyla tüm güzellikleri bünyesinde barındırıyor. Derede yaşayan kırmızı alabalık da başka bir geçim kaynağı olan Başköy’de, Erzurum Hınıs’ta bile okul ve sağlık ocağı bile yokken tüm bunları bünyesinde barındırıyordu. Tüm bu tarihi doku barajın ardında yok olacak.

    “TARİHİ GÜZELLİKLER BİR BİR YOK OLACAK”

    Başköy’de yaşayan Ali Ekber Setacı, “Dedelerimiz atalarımız burada yaşadı. Ama maalesef baraj dolayısıyla yakın bir tarihte köyümüz sular altında kalacak. Köyümüz en güzel köylerden biriydi tarihi ve doğal güzelliğiyle. Köyümüzü oba köylere feda ettik” dedi.

    “30 yıl önce etüt çalışmaları için geldiler ve Ortaköylüler bizim baraja daha yakın, orada arazileri vardı direnmediler. Para vermeden dozerler koyamayız dediler ve parasını aldılar’’ diyen Setacı, barajın böylece projelendirildiğini söyledi. Setacı, “Kimse direnmedi ve bugün bu duruma geldi” diyerek yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

    Bir yandan geç kaldıklarını düşünen Setacı pişmanlığını şu sözlerle ifade etti:

    “Devletten şuana kadar 2 bin 500 para aldım. Devlet dese ‘gel Ali Ekber ben seni 100 bin lira borçlandırırım, bu barajdan vazgeçeriz’ ben seve seve feda ederim.”

    Setacı dedelerinden kalan topraklarının su altında kalacağını söyleyerek şu çağrıda bulundu:

    “Halk dirensin. Biz tepkiliyiz ama elden bir şey gelmiyor. Ortaköylüler çevre köyler direnseydik belki baraj yapılmazdı. Tunceli’de, Karadeniz’de örneği gördük. Burası Alevi köyü, kutsal mekanlarımızın bir kaçı ile verimli topraklarımız hep sular altında kalacak.”

    “BARAJA KARŞI MÜCADELE EDEMEDİK”

    Hatun Setacı de köylerinin baraj altında kalacağı için tepkili. Setacı, “Bizim millet de destek çıkmadı kimse dilekçe vermedi kimse direnmedi. Biz mağduruz mezarlarımız sular altında kalacak şaşırdık kaldık ne yapacağımızı bilmiyoruz” dedi.

    Melih Berşe de yaşadıklarını biraz da ‘kader’ diye nitelendirerek baraja karşı direnç gösterememiş olmaktan dolayı pişmanlık duyuyor. Berşe şöyle konuştu:

    “Köyümüzün kaderi çizilmiş, yapabileceğimiz bir şey yok devlet yatırım yapmış. Bu karar verilirken burada değildik ekmek kavgası ekmek davası emekçi insanlar. Bitmiş, bu saatten sonra yapılacak bir şey yok. Şu gördüğünüz ilköğretim okulumuz 1919’da Horasan’da bir de burada Başköy de var. Buranın mazisi Ermenilere dayanıyor. Ziyaretlerimiz var ama yapılacak bir şey yok. Burada olsaydık eylem düzenleyebilirdik Trabzon’da olduğu gibi. Halkımızın sahip çıkmasını istiyorum. Ben 2 senedir burada yaşıyorum.”

    50 yıldır köyde yaşayan Şefika Halat ise baraj yapımından dolayı burayı terk edeceğini söyleyip, ellerinden bir şey gelmediğini söyledi. Halat, konutları sevmediğini, burada köyde yaşamak istediğini de ekledi.

    SON FASULYELER EKİLDİ

    Öte yandan Başköy’ün tarım arazileri de oldukça verimli. Fasulye ekerek geçimini sağlayan köylüler bu sene son hasadını toplayacak.

    Karadeniz ailesinin son defa ektikleri tarla, gelecek yıl yapılacak baraj nedeniyle su altında kalacak. Bu sene ektikleri ürünlerin hasadını alıp şehre göç edecek olan Abdülhakim Karadeniz, “Bizim işimizde bu sene sondur. Yıllarca bu topraklarda yaşadık. Evlerimiz, mezarlarımız su altında kalacak” dedi.

    Fasulyelerini 3 dönüm arazilerine ekerken rastladığımız Leyla ve Cemal Bulut çifti de toprağı çapalıyorlar. 47 sene sonra emekli olup köylerine dönen Bulut çifti zahmeti çok fasulyeleri Eylül’de toplamaya başlayacak. Bulut çifti, “Buralarda kendimizi iyi hissediyoruz. İstanbul’da yaşanmaz. Buranın havası bize yarıyor” diyor. Hem geçim kaynağı hem de sofralarının vazgeçilmezi fasulyeler tarlalarında. Son kez belki de türkü söyleyip çaba yapmaya devam ediyorlar.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    ERZURUM

    Haberin Videosu

     

     

  • Munzur Festival Tertip Komitesi: Dersimin dostlarını, Dersim halkıyla buluşmaya çağırıyoruz

    Munzur Festival Tertip Komitesi: Dersimin dostlarını, Dersim halkıyla buluşmaya çağırıyoruz

    PİRHA- “Festival halkındır halkın kalacak, OHAL ve Barajlara Hayır” şiarıyla gerçekleştirilmek istenen Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ni 17’ncisi Tunceli Valiliğinin yasaklanmasının ardından ilçelerde yapılması planlanan etkinlikler de yasaklandı. Yasaklara tepki gösteren Festival Tertip Komitesi, “Dersim halkı yaşamı, kendi kültürü, inancı ve doğasıyla ilişki bütünlüğünde içselleştirmiş bir halktır” diyerek, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yasaklanmasına karşı; Dersimin dostlarını, Dersim halkıyla buluşmaya çağırdı.

    Munzur Doğa ve Kültür Festivali, Tunceli Valiliği tarafından OHAL gerekçe gösterilerek yasaklandı. İlçe merkezlerinde yapılacak olan etkinlikler de OHAL engeline takıldı. Munzur Doğa ve Kültür Festivali Tertip Komitesi yaptığı açıklamada Tunceli Valiliği’nin yasakçı zihniyetine karşı festivali hem il merkezinde hem de ilçelerde yapamaz duruma getirmiştir denilerek şunlar belirtildi:

    “Festival yasağının ilçeleri de kapsadığını söylediği gün, Malatya, Elazığ, Bingöl gibi illerden araçlarla Dersim merkeze getirilen gruplarla “teröre karşı” bir gösteri yapılmıştır. Dışarıdan getirilip gösteri yaptırılanın güvenliğini almakta hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan devlet, il ve ilçelerimizde yapılacak olan festivallere risk tanımını nerede yaptığı belli olmayan bir güvenlik gerekçesi söylemiyle yasaklamıştır. Bizler Dersim halkı olarak ilimiz ve bölgemizde yaşanan çatışmaların nedenini ortaya koymadan, çözüm önerileri sunmadan bu ölümlerin önüne geçilemeyeceğini biliyoruz. Festivalimiz tamda bu nedenle Halklarımızın bir arada, eşit ve özgür koşullarda yaşaması için yapılan bir organizasyondur.”

    “DEVLET, DERSİM’İ İNSANSIZ GÖRMEK İSTİYOR”

    Dersim halkı yaşamı, kendi kültürü, inancı ve doğasıyla ilişki bütünlüğünde içselleştirmiş bir halktır denilen açıklamada şunlar ifade edildi;

    “Dersimliler suyuna baraj yapılmasını ayak bileklerine vurulmuş pranga; ormanlarının yakılmasını evine, tenine düşürülmüş ateş; doğasındaki herhangi bir canlının avlanmasını kutsalına karşı girişilmiş suikast ve kültürel-sosyal ilişkilerine getirilen baskı ve yasağı “insan-ı kamil”de yücelttiği varlığına uygulanan zulüm olarak görür. Devletin görmek istemediği bu gerçek, onun Dersim’i insansız görme hülyasının sonucudur. Okumaya, araştırmaya, incelemeye yatkınlığı buradan gelen halkımızın kültürel sosyal faaliyetler, şenlikler festivaller tertiplemesinin temeli budur. Bunun için de suyunun bent, canlı yaşamının bomba kurşun ve ateş yemesini istememektedir. Dersim budur ve devletin ona uyguladığı zulmün nedeni de budur.”
    Festival Tertip Komitesi, “16 yıldır sanatsal ve sosyal bir şölen olarak gerçekleştirilen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yasaklanmasına karşı; Dersimin dostlarını, Dersim halkıyla buluşmaya, Dersim halkının misafirleri olarak baş göz üstünde kabul edilmeye çağırıyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)