Etiket: Barış Yıldırım

  • Varto’ya JES projesi yargıya taşındı

    Varto’ya JES projesi yargıya taşındı

    PİRHA-Varto’da yapılması planlanan JES projesine karşı köylüler ve Varto Ekoloji Platformu dava açtı. Projenin doğa, tarım ve su kaynakları üzerinde “telafisi güç zararlar” yaratacağı belirtilerek yürütmenin durdurulması talep edildi.

    Muş’un Varto (Gimgim) ilçesine bağlı Xwarik köyü sınırlarında planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi yargıya taşındı.

    Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş.’nin, Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı’ndan aldığı çalışma onayının ardından bölgede Mayıs ayında ilk sondajı başlatmaya hazırlandığı belirtildi. Projeye karşı çıkan Varto Ekoloji Platformu ve bölge köylüleri adına Avukat Barış Yıldırım, Bingöl İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması talebiyle başvurdu.

    “BÖLGE HALKI BİLGİLENDİRİLMEDİ”

    Dava dilekçesinde, projenin çevre ve yaşam alanları üzerinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağı vurgulandı. Ayrıca bölge halkına yeterli bilgilendirme yapılmadığına dikkat çekildi.

    Dilekçede, çevreyi doğrudan etkileyen bir projede bilgi saklanamayacağı belirtilerek, bu durumun hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

    Başvuruda, ruhsat sahasının yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak ve yaban domuzu gibi koruma altındaki türlerin yaşam alanı olduğu kaydedildi. Aynı zamanda bölgede yoğun şekilde arıcılık, hayvancılık ve tarım yapıldığına işaret edilerek, projenin bu faaliyetlere ciddi zarar vereceği belirtildi.

    Dilekçede, sondaj çalışmalarının yeraltı ve yüzey sularını kullanılamaz hale getirebileceği, ayrıca alanda arkeolojik sitler ve kültürel varlıkların bulunduğu da vurgulandı.

    “SONDAJ SİSMİK HAREKETLERİ TETİKLEYEBİLİR”

    Jeotermal sondaj faaliyetlerinde kullanılacak kimyasalların tehlikesine dikkat çekilen dilekçede, projenin Doğu Anadolu Fay Hattı ile Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kesişim bölgesinde yer aldığı hatırlatıldı.

    Bu nedenle sondaj çalışmalarının sismik hareketleri tetikleyebileceği ve deprem riskini artırabileceği ifade edildi.

    Başvuruda, “açıkça hukuka aykırı” olduğu belirtilen proje için yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali talep edildi.

    HABER MERKEZİ

  • Dersim Barosu: Tağar Çayı’ndaki HES projesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildi-VİDEO

    Dersim Barosu: Tağar Çayı’ndaki HES projesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde kaçak bir şekilde yapımına başlanan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dünya kültür mirasının listesini verilmesi gereken bir sahayı neden HES’ler ile tahrip etmek istiyorsunuz diye soran Dersim Barosu, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da bu projelerle sonuna kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

    Dersim Barosu, Dersim’in Çemişgezek İlçesi’nde kaçak bir şekilde yapımına başlanan Hidroelektrik Santrali (HES) inşaatına ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    Dersim Barosu, yürütmeyi durdurma kararının verilmesinin ardından basın toplantısı yaptı. Açıklamaya Munzur Çevre Derneği, Çemişgezek Çevre Platformu, İnsan Hakları Dersim Şubesi, Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BAROMUZUN GÜÇLÜ MÜCADELESİ SONUCU ELDE EDİLMİŞ BİR ZAFERDİR”

    Toplantıda açılış konuşmasını yapan Dersim Baro Başkanı Doğukan Kudat, “Erzincan İdare Mahkemesi, Tağar’daki HES projesine yönelik yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bilirkişi raporlarında doğrudan keşifte de icra ettiğimiz şekilde söz konusu tarihi Tağar Köprüsü’ne zarar vereceği gibi ekosisteme de zarar vereceğini önemle belirtmiştik. Buna ilişkin yürütmeyi durdurma kararı aldık. Bu karar baromuzun inanılmaz ve güçlü mücadelesi sonucu elde edilmiş bir zaferdir” diye konuştu.

    “BARAJ, HES VE MADEN ŞİRKETLERİNE GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    Baro başkanının konuşmasının ardından yapılan konuşmalarda Tağar’daki HES projesinde inşaat tamamlandıktan sonra ÇED olumlu kararı verilmesine tepki gösterilirken, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da bu tür projelere karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı: Doğamıza dokunamazsınız-VİDEO

    Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı: Doğamıza dokunamazsınız-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Geyiksuyu köyünde, madencilik projelerine karşı halk toplantısı düzenlendi. Maden şirketlerinin geldiği Sin bölgesindeki maden projesinin aynı zamanda Munzur havzasına yönelik bir maden projesi olduğunu belirten Avukat Barış Yıldırım, “Bizler ziyaretlerimizin olduğu toprakları sizlerin kâr hırsı uğruna yapmak istediğiniz madencilik projelerine teslim etmeyeceğiz, doğamıza dokunamazsınız” dedi.

    Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu tarafından, madencilik projelerine karşı Geyiksuyu Çevre Köyleri Cem ve Kültür Evi’nde halk toplantısı düzenlendi.

    Toplantıya DEM Parti Milletvekilleri Ayten Kordu ve Sinan Çiftyürek, Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya, Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Kerbela ve tüm özgürlük şehitleri için saygı duruşunda bulunulduktan sonra Geyiksuyu Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği Başkanı Nevin Aydın Yıldız, aşurenin önemine dair kısa bir konuşma yaptı.

    “TOPRAKLARIMIZ MADEN ŞİRKETLERİNE PEŞKEŞ ÇEKİLMEK ÜZERE RUHSATLANDIRILDI”

    Halk toplantısında ilk sözü alan Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Hıdır Yıldız, “Siyasal iktidar siyasal alanda olduğu gibi doğaya karşı da savaş halindedir. Dersim’de barajlar ve HES’lerden sonra topraklarımızın üçte ikisi maden şirketlerine peşkeş çekilmek üzere ruhsatlandırılmıştır. Doğamıza yapılan rant ve talan saldırılarını engelleyemezsek yaşam alanlarımız artık yaşanamaz hale gelecektir” diye belirtti.

    “TOPRAKLARIMIZI MADENCİLİK PROJELERİNE TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Maden şirketlerinin geldiği Sin bölgesindeki maden projesinin aynı zamanda Munzur havzasına yönelik bir maden projesi olduğunu belirten Avukat Barış Yıldırım, “Munzur havzası ekolojik öneme sahip bir alan. Bu havza ekolojik alan dışında aynı zamanda proje yerinde pek çok ziyaret alanı var. O yüzden maden projesinin iptal edilmesi gerekiyor. Dersim’in kültürel, ekolojik, doğal mirasını koruyacağız. Biz bu toprakları atalarımızdan devraldık, bizler ziyaretlerimizin olduğu toprakları sizlerin kâr hırsı uğruna yapmak istediğiniz madencilik projelerine teslim etmeyeceğiz, doğamıza dokunamazsınız” dedi.

    “DERSİM’İ İNSANSIZLAŞTIRMAK İÇİN MADENCİLİK PROJELERİ UYGULANMAK İSTENİYOR”

    Topraklarımızı zehirleme ve Dersim’i insansızlaştırma adı altında madencilik projelerinin uygulanmak istendiğine vurgu yapan Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Elbette siyasal ve yasal mücadelenin önemi vardır ama mücadelenin esasını halkın oluşturacağını bilmek zorundayız” diye ifade etti.

    “BİRLİK, MÜCADELE VE ZAFERDEN BAŞKA BİR YOLUMUZ YOK”

    Geçmişten günümüze kadar devletin Dersim üzerinde uyguladığı politikalara değinen Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “Geçmişte fiziki olarak yok etme ve göç ettirme politikaları uygulanmıştır. Bugüne geldiğimizde ise madencilik projeleriyle az sayıdaki Dersim’i yeniden insansızlaştırma politikası uygulamak istiyorlar. Bizim birlik, mücadele ve zaferden başka bir yolumuz yok” diye konuştu.

    “MADERNCİLİK PROJELERİNE KARŞI BAŞTAN BİR KARŞI KOYUŞ ORTAYA KOYMAMIZ GEREKİYOR”

    Neo-liberal politikalarla birlikte coğrafyamızda kültürel soykırım gerçekleştirilmek istendi’ diyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Ekolojik olarak yapılan her türlü müdahale dilimize, kültürümüze, yaşam biçimimize yapıldı. Madenlere parça parça mücadele ederken herkesi bir potada toplayan ekoloji hareketinin Dersim’de olması gerekiyor. Yereldeki kişiler madencilik projelerine karşı baştan bir karşı koyuş ortaya koymamız gerekiyor” dedi.

    Madencilik projelerine ilişkin yapılan halk toplantısının ardından aşure lokmaları pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu, barış ve adalet talebiyle Gaxan’ı kutladı-VİDEO

    Dersim Barosu, barış ve adalet talebiyle Gaxan’ı kutladı-VİDEO

    PİRHA – Dersim Barosu, Seyit Rıza Meydanı’nda Alevilerin yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettiği Gaxan’ı kutladıktan sonra Gola Çeto Ziyaretgâhı’nda da çerağlar uyandırılıp lokmalar pay edildi.

    Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Her yıl aralık ayının son haftasında başlayan Gaxan zamanı, kış günlerinde her evin kapısı çalınır, ev halkının yeni yılı kutlanarak, dut, ceviz, yağ, un gibi ürünler ortak pişirilmek için toplanır.

    Dersim Barosu, Seyit Rıza Meydanı’nda Alevilerin yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettiği Gaxan’ı kutladıktan sonra Gola Çeto Ziyaretgâhı’nda da çerağlar uyandırılıp lokmalar pay edildi.

    “GAXAN, DOĞAL KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINSIN”

    Gaxan’ın Dersim’de Alevi inancının kadim bir bayramı olduğunu belirten Avukat Barış Yıldırım, “Yılbaşından bir hafta önce ve yılbaşından bir hafta sonra insanlar komşularını ziyaret eder ve kendisinde olanı komşusuyla paylaşır. Biz de bu kültürel miras gününün ülkemizin de taraf olduğu Doğal Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması sözleşmesiyle, yine başka bir sözleşme olan Birleşmiş Milletler Somut Olmayan Kültürel Korunması Sözleşmesi’nce hükümlerine göre doğal kültür mirası listesine alınmasını talep ediyoruz” dedi.

     “YENİ YIL BARIŞ, ADALET VE EŞİTLİK GETİRSİN”

    Gaxan bayramının yüzyıllardır sürdürülen bir gelenekleri olduğunu ifade eden Dersim Baro Başkanı Doğukan Kudat, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Yeni yıl hepimizi heyecanlandırıyor. Yeni yıl her coğrafyada farklı ritüelleri içermektedir. Aralık ayı Aleviler açısından kutsal bir aydır Khal Gaxan ile birlikte eski yıl uğurlanır, yeni yıl karşılanır. Yeni yılın ülkemize barış, adalet, eşitlik getirmesi temennisinde bulunuyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Gözeleri’nde keşif yapıldı; Dersimlilerden tepki: Karar hukuka aykırı, iptali zorunludur -VİDEO

    Munzur Gözeleri’nde keşif yapıldı; Dersimlilerden tepki: Karar hukuka aykırı, iptali zorunludur -VİDEO

    PİRHA- Dersim Ovacık’taki Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünün düşürülmesine karşı TMMOB tarafından açılan dava kapsamında bugün yapılan keşif öncesi Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada karara tepki gösterilerek, bu kararla kutsal bir mekanın tahribatına izin verileceği belirtildi. Ayrıca Bakanlık kararının hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesinin zorunlu olduğu belirtildi. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescillenen Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri, 28 Temmuz 2023’te statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilmişti.

    Dersim Alevileri için kutsal sayılan en önemli yerlerden birisi olup son yıllarda doğal güzellikleri nedeniyle turizme de açılan Munzur Gözeleri’nin 1. Derece doğal Sit alanı olmaktan çıkarılıp, statüsünün 2’nci dereceye düşürülmesine karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının iptali yönünde Erzincan İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Davada tescil edilen alanlardan yalnızca Munzur Gözelerine ilişkin kısmın yürütmesinin durdurulması ve iptali istendi.

    Açılan bu dava kapsamında bugün mahkeme heyeti Munzur Gözelerinde keşif yaptı. Keşfin heyetinin gelişinden önce Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, gözelerin girişinde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama öncesinde çerağ uyandırıldı. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim Barosu, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası, TMMOB Dersim İl Koordinasyonu, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Dernekleri Federasyonu, Munzur Çevre Derneği, Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül, Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya ile siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Keşfin hemen öncesinde Gözelerin girişinde toplanan kalabalık, buradan göze alanına yürüdü. Yürüyüşten sonra Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan açıklamayı Erdal Kınaş okudu.

    “MUNZUR GÖZELERİ BÖLGE İNSANININ KİMLİĞİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”

    Dersim’in doğal ve kültürel zenginlikleri yalnızca yerel halk için değil, tüm insanlık için büyük bir değer taşıdığını belirten Kınaş, “Bu zenginlikler, özgün coğrafyası, eşsiz ekosistemi ve derin tarihi ile bölge insanının kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Dersim halkının sorumluluk bilinciyle koruduğu bu miras, 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsü sayesinde bugüne dek varlığını sürdürmüştür. Ancak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 18 Temmuz 2023 tarihli kararı, bu mirasa ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Munzur ve Pülümür Vadileri’nin ‘Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ve ‘Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescili, ekolojik değerlerimizi ve halkın iradesini hiçe sayarak bölgede yapılaşma ve doğal kaynakların talan edilmesine zemin hazırlamaktadır” dedi.

    “BU KARAR GERİ DÖNÜLMEZ BİR TAHRİBATA YOL AÇACAKTIR”

    Kınaş, bu alanın, ender bulunan özellikleri nedeniyle bilimsel çalışmalar dışında her türlü yapılaşmadan uzak tutulması gereken bir bölge olarak değerlendirildiğini ancak buna rağmen, Munzur Gözeleri’ni yapılaşmaya açmayı hedefleyen projelerin uzun yıllardır gündeme geldiğini vurguladı.

    Kınaş, şunları kaydetti:

    “Bakanlığın bu alana ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ statüsü vermesi, yalnızca koruma derecesini düşürmekle kalmamış, aynı zamanda bölgede gerçekleştirilebilecek faaliyetlerin kapsamını da genişletmiştir. Munzur Nehri’nin 65 kilometrelik sağ ve sol kıyılarının koruma statüsünden çıkarılmasıyla birlikte yöremiz balıkçılık, taş, kum ve çakıl ocakları gibi şantiye faaliyetlerine açılmaktadır. Bunun yanında yüzlerce maden şirketinin ruhsat sahibi olduğu ilimizde bu düzenleme, maden arama ve çıkarma faaliyetlerini, güneş enerjisi santrali kurulmasını ve turizm yatırımlarını kolaylaştırmaktadır. Tüm bu ticari faaliyetler, Munzur’un doğal dengesini bozarak geri dönülmez bir tahribata yol açacaktır.

    “KORUMA STATÜSÜNÜN KALDIRILMASI RANT UĞRUNA YOK EDİLMESİNE ZEMİN HAZIRLIYOR”

    Koruma statüsünün kaldırılması, Munzur’un doğasının rant uğruna yok edilmesine zemin hazırlayan bir karar niteliğindedir. Bu durum, korunması gereken alanların yapılaşmaya açılmasına, doğal dengenin bozulmasına ve kültürel ile ekolojik değerlerin zarar görmesine yol açacaktır. Koruma-kullanma dengesini, Anayasa’yı, uluslararası sözleşmeleri, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu hiçe sayan bu kararın kamu yararı ile hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Bakanlık kararı hukuka uygun değildir ve iptali zorunludur.

    “EKOLOJİK VE KÜLTÜREL YAPIYI TEHLİKEYE SOKAN BİR KARAR”

    Platformun ardından TMMOB üyesi Uğur Beycan, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Ovacık Belediyesi Başkanı Mustafa Sarıgül ve Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu da birer konuşma yaparak karara tepki gösterdiler.

    TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu üyesi (İKK) Uğur Beycan, Munzur Gözeleri gibi bölgelerin ‘hassas koruma alanı’ statüsünden çıkarılmasının ekolojik ve kültürel yapıyı tehlikeye sokabileceğine dikkat çekti. Beycan, özellikle maden ve inşaat faaliyetlerinin çevreye olası zararlarına vurgu yaparak, bu kararın Munzur Nehri’nin çevresine de olumsuz etkileri olabileceğini belirtti.

    “BURADA YAPILACAK BİR FAALİYETİN BÜTÜNLÜĞÜ BOZUCU ETKİSİ VAR”

    Konuşma ve protestolarından ardından Erzincan İdare Mahkemesi heyeti, aralarında çevre mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, jeomorfolog, ekolog ve peyzaj mühendisinin de bulunduğu uzman bilirkişiler ile birlikte, jandar ekipleri gözetiminde keşif yaptı. Keşifi kalabalık bir yurttaş topluluğu da izledi.

    Davayı açan TMMOB adına alanda bulunan TMMOB Hukuk Müşaviri Ferhat Çelepkolu keşif heyetine bir sunum yaptı. Bilimde sınırların keskin hatlarla çizilemeyeceğini, bir bölgede belli bir alanı kesin korunacak hassas alan ilan edip suyun çıktığı gözeleri farklı bir koruma statüsüyle korumanın mümkün olmayacağına vurgu yapan Çelepkolu, “Burada yapılacak bir faaliyetin bütünlüğü bozucu etkisini takdirinize bırakıyoruz. Hazırlayacağınız rapor iki şeyi tespit etmiş olacak; birincisi bu alanın özellikleri nelerdir? Bu alanın önemi nelerdir? Bunun tespitine yaramış olacak, ikincisi de bu alanda hangi faaliyetlere izin verilebilir; bunu görmüş olacağız. Söylemiş olduğumuz gibi kesin korunacak alanlar ile nitelikli doğal koruma alanlarında birtakım farklılıklar mevcut. Kesin korunacak alanlarda yapı yasağı bulunmakta ancak nitelikli doğal koruma alanı ilan edilmesiyle burada yapılaşma faaliyetleri söz konusu olacak” değerlendirmesinde bulundu.

    “HUKUK TOPLUMUN HASSASİYETLERİNE GÖRE KARAR VERMELİDİR”
    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de keşif heyetine, Munzur Gözeleri ve bu toprakların binlerce yıldır kutsalları olduğunun altını çizerek, “Bu topraklar Raya Haq diye tanımladığımız Alevi inancımızda adeta bizim genetik şifremizdir. Asırlardır burada insanlarımız ibadetlerini yerine getirmiştir. Büyüklerimiz burada sigara dahi içmezdi havası kirlenir diye. Bura bizim kimliğimizdir ve kendi doğal haliyle kalmalıdır. Hukukun da toplumumuzun hassasiyetini göz önüne alarak bir karar vermesi gerektiğine inanıyorum.”

    Keşifte ayrıca Türkiye Barolar Birliği Kent ve Hukuk Komisyonu Üyesi avukat Barış Yıldırım da söz alarak heyete sunum yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • Avukatlar Dersim’de cübbeleriyle yürüdü-VİDEO

    Avukatlar Dersim’de cübbeleriyle yürüdü-VİDEO

    PİRHA-Dersim Barosu’na bağlı avukatlar Çemişgezek ilçesinde yapımı devam eden Tağar Çayı’ndaki Hidroelektrik Santrali (HES) ve regülatör çalışmalarına, cübbeleriyle yürüyüş yaparak tepki gösterdi. Avukat Barış Yıldırım, İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin inşaatının, yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinde bulunduklarını ancak inşaatın devam ettiğini belirterek, “Hukuksuzluktan vazgeçin” çağrısında bulundu.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başladı.

    26 Ağustos tarihinde Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Hukukçular tarafından suç duyurusunda bulunulurken, inşaat çalışması devam ediyor.

    Dersim Barosu, yaşanan durumun hukuksuz olduğunu belirterek, baro binasında açıklama yaptı. Açıklamaya, Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu üyeleri, baro üyesi avukatlar, çevreciler, STK’ler, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve siyasi parti yöneticileri destek verdi.

    “TAĞAR NEHRİNDE KAÇAK BİR HES İNŞAATI SÜRDÜRÜLÜYOR

    Dersim Barosu Başkanı Avukat Doğukan Kudat, baro olarak hukuksuzluğun karşısında olacaklarını ifade etti.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım da, projenin hukuksuz olduğunu belirterek, “Çemişgezek ilçesindeki Tağar nehrinde kaçak bir HES inşaatı sürdürülüyor. Şimdi regülatörü ve HES projesinin regülatörü yani su alma yapısı, iletim tüneli, yükleme havuzu ve santral binası, 2872 sayılı çevre kanununun 10. maddeye aykırı şekilde yapılıyor. Çevre Kanunu çevresel etki değerlendirilmesi süreci tamamlanmadan yapının ihalesi yapıldı ve çalışma başlatıldı” dedi.

    “İNŞAAT DERHAL DURDURULSUN”

    İdare Mahkemesi’ne başvurarak projenin inşaatının, yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinde bulunduklarını aktaran Yıldırım, şunları dile getirdi:

    “Yargılama süreci devam ediyor. Anayasanın 56. maddesi devletin çevreyi korumakla yükümlü olduğunu söyler. Anayasanın 63. maddesi devletin kültür ve tabiat varlıklarını korumakla yükümlü olduğunu söyler ki dünyada bir ilçe merkezinde en fazla yaban keçilerinin popülasyon bulduğu yer. Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu hükümlerine göre taşınmaz kültür varlığı olarak teşkil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü bulunuyor. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümlerine göre tescil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü ve Urartu İn Delikleri Derviş hücreleri bulunmakta ve buralar birinci derece arkeolojik sit alanı ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yani ülkemizin tarafı olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarını Koruma Sözleşmesi hükümlerine göre kesin koruma altında bulunan, yaban keçisi su samuru gibi türlerin yaşam alanıdır. Bu proje sahası aynı zamanda korunma sahasında. Buradan derhal çevre kanunu onuncu madde, çevresel etki değerlendirilmesi yönetmeliği, on dokuzuncu madde çerçevesinde bu inşaat faaliyetinin derhal durdurulması gerekiyor.”

    Açıklamanın ardından avukatlar cübbelerini giyinerek ‘Tağar özgürdür, özgür akacak’ sloganlarıyla Sanat Sokağı’na yürüdü ve oturma eylemi gerçekleştirdi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Av. Barış Yıldırım: Tağar Çayı üzerindeki hukuksuz HES inşaatı derhal mühürlenmeli-VİDEO

    >Tağar Çayı’ndaki HES projesine tepki: Kutsallarımız sermaye ve devlet eliyle yok ediliyor-VİDEO

    >‘Tagar Çayı Çemişgezek’te can suyumuzdur, HES yapımına karşıyız’-VİDEO

  • Av. Barış Yıldırım: Tağar Çayı üzerindeki hukuksuz HES inşaatı derhal mühürlenmeli-VİDEO

    Av. Barış Yıldırım: Tağar Çayı üzerindeki hukuksuz HES inşaatı derhal mühürlenmeli-VİDEO

    PİRHA- Çemişgezek ilçesinde Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatına başlanmasına tepki gösteren Avukat Barış Yıldırım, “İdare Mahkemesi’ne inşaat faaliyetleri durdurulması için yürütmenin durdurulması ve iptal talepli dava açtık. Burada yapılması gereken hızlı bir şekilde projenin inşaat faaliyetlerinin durdurulması, çünkü kanun ve yönetmelik son derece açık. Bu kadar hukuksuz bir HES inşaatı Türkiye’de yok” dedi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başladı.

    26 Ağustos tarihinde Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla Tağar Köprüsü’nde bir araya gelen yüzlerce kişi, inşaat çalışmasına tepki göstermişti.

    Avukat Barış Yıldırım, Çemişgezek ilçesinde Tağar çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatına başlanmasına ilişkin hukuki sürece dair PİRHA’ya konuştu.

    “İNŞAAT FAALİYETLERİNİN BAKANLIK TARAFINDAN DURDURULMASI GEREKİYOR”

    Tağar Çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatı faaliyetlerinin hukuksuz olduğunu vurgulayan Barış Yıldırım, “2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde ÇED olumlu kararı alınmadan projelere ilişkin ihale yapılamayacağı, projelere izin verilemeyeceği ve inşaata başlanamayacağı açıkça belirtiliyor. ÇED Yönetmeliği’nin 19. maddesinde ÇED olumlu kararı alınmadan başlanan projenin inşaat faaliyetlerinin ilgili bakanlık tarafından derhal durdurulması gerektiğini söylüyor. Anayasa’nın 6. ve 63. maddelerinde devletin çevreyi, kültür ve tabiat varlıklarını korumakla yükümlü olduğu ifade ediliyor. Şimdi inşaat çalışmalarının yürütüldüğü saha ülkemizin tarafı olduğu, Bern Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altında bulunan yaban keçisi ve su samuru gibi türlerin yüksek miktarda habitat bulduğu bir yer. Yine bölgede 2863 sayılı Kültür ve Tabiatlarını Koruma Kanunu’na göre tescillenmiş ve koruma altına alınmış Urartu Kaya Mağaraları, İn Delikleri, Derviş Hücreleri ve tarihi Tağar Köprüsü bulunmakta” dedi.

    “BU KADAR HUKUKSUZ BİR HES İNŞAATI TÜRKİYE’DE YOK”

    İnşaat çalışmalarının başlamasının ardından 22 Temmuz’da Tunceli Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunarak çalışmaların derhal durdurulmasını talep ettiklerini söyleyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çalışmalar durdurulmadığı için biz de kanuni olarak İdare Mahkemesi’ne inşaat faaliyetleri durdurulması için yürütmenin durdurulması ve iptal talepli dava açtık. Burada yapılması gereken hızlı bir şekilde projenin inşaat faaliyetlerinin durdurulması, çünkü kanun ve yönetmelik son derece açık. Bu kadar hukuksuz bir HES inşaatı Türkiye’de yok. Biz tüm hukuksal girişimleri sonuna kadar yapacağız. HES inşaatı hukuksuzdur ve derhal mühürlenerek inşaatın durdurulması gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Çemişgezek’te ÇED raporu olmadan inşaata başlandı- VİDEO
    -Çemişgezek’te HES’e büyük tepki: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz -VİDEO
    -Tağar Çayı’ndaki HES projesine tepki: Kutsallarımız sermaye ve devlet eliyle yok ediliyor-VİDEO

  • Çemişgezek’te HES’e büyük tepki: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz -VİDEO

    Çemişgezek’te HES’e büyük tepki: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Çemişgezek ilçesinde Tağar çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör inşaatına başlanmasına tepki gösteren kent ile ilçe sakinleri ile çevreciler, hukukçular, STK’lar ve siyasi parti temsilcileri tabut ve pankartlarla yürüyüş yaptı. Yapılan açıklamada, “Çemişgezek’te kaçak HES yapılıyor. İnşaat derhal durdulamalı iptal edilmelidir. Bu hukukluğu asla kabul etmiyoruz” denildi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde bulunan ve birçok yaban hayvanı ile endemik türe hayat veren Tağar çayı üzerinde ÇED raporu olmadan HES ve regülatör için inşaat çalışması başladı. Kent ile ilçe sakinleri, çevreciler, hukukçular, STK’lar ve Siyasi parti temsilcileri tabutlarla ve pankartlarla yürüyüş yaparak, HES’e tepki gösterdi. Tepkinin sonunda taşınan tabut ise HES inşaatının önünde suya atıldı.

    İlçede yer alan Tağar vadisi birçok yaban hayvanına ve endemik türe ev sahipliği yapıyor. Vadinin içerisinde bulunan ve Ali Boğazı’ndan doğup birçok derenin suyuyla birleşen Tağar Çayı’nda dünyada nesli tükenen su samuru, alabalık hayat buluyor. Ayrıca Tağar Çayı ilçede yaygın bulunan yaban keçilerinin su ihtiyacını karşılıyor.

    ÇED RAPORU OLMADAN İNŞAATA BAŞLANDI

    Er İdare Turizm İnş. Gıda Temizlik Hizmetleri Alımı Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından İşletilmekte olan Çemişgezek HES güç artışı ile ilgili ÇED Başvuru dosyası 4 Haziran 2024 tarihi itibariyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayınlandı. Şirket tarafından yapılan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvuru dosyasındaki teknik bilgilerde 18 kat güç artışı olacağı belirtildi. 1807 yılında yaptırılan Osmanlı eseri Tağar Köprüsü kenarında, ilgili şirket tarafından ÇED kararı olmadan HES için inşaat çalışması başlatıldı. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım, geçtiğimiz günlerde ÇED süreci devam ederken inşaat sürecinin başlatıldığı gerekçesiyle, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne inşaat faaliyetlerinin durdurulması için dilekçe verdi ayrıca savcılığa da suç duyurusunda bulunmuştu.

    İlçede Tağar Çayı Koruma ve Yaşatma Platformu’nun çağrısıyla kent merkezi ve ilçelerden birçok vatandaş, hukukçu, belediye başkanları, Siyasi Parti ile STK temsilcileri Tağar Çayı’nın üstünde bulunan tarihi Tağar Köprüsü üzerinde bir araya geldi. Kalabalık sık sık ‘Tağar’a uzanan eller kırılsın, doğamızı kimseye kurban etmeyiz’ sloganları attı. Ayrıca bazı çevreci vatandaşlar üzerinde ‘Mevta 2872 sayılı çevre kanunun 10. Maddesi’ yazan mezar taşını taşıyarak Tağar Çayı’na attı.

    “BU HUKUKSUZLUĞU ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Katılımcılar adına basın açıklamasını Çemişgezek Tağar Çayı Dayanışma Platformu dönem sözcüsü Hakan Gökalp okudu. ÇED olumlu kararı dahi alınmadan hukuksuzca HES inşaatına başlandığını belirten Gökalp doğaya ve tarihe yapılan bu hakareti kabul etmeyeceklerini belirterek, “Çemişgezek’te tam üç aydır Cumhuriyet tarihinde eşi ve benzerine rastlanmamış bir hukuksuzluk ve vahşet tüm hızıyla devam etmekte ve bu hukuksuzluğun acilen durdurulması gerekmektedir. Milli Park olma kriterlerini fazlasıyla taşıyan Tağar Çayı vadisi milli park ilan edilmesi gerekirken ilçemizin el değmemiş kaynakları iş makineleri tarafından yerle bir ediliyor. Elimizde Tarihi Tağar Çayı üzerine daha önce yapımı planlanan projenin mahkeme iptali kararı bulunuyor. Emsal olan mahkeme iptal kararı varken, bölgeye ‘HES inşa edilemez’ denilmişken Çemişgezek’te kaçak HES yapılıyor. İnşaat derhal durdurulmalı iptal edilmelidir. Bu hukukluğu asla kabul etmiyoruz” dedi.

    “BU PROJE HAYATA GEÇİRİLEMEZ”

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyesi Avukat Barış Yıldırım, projenin hukuksuz olduğunu belirterek, “Çevresel Etki Değerlendirilmesi yönetmeliği beşinci maddeye göre bu proje hukuksuzdur ve bu projenin ÇED süreci derhal sonlandırılmalıdır. 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu hükümlerine göre tescil edilmiş tarihi Tağar Köprüsü ve Urartu İn Delikleri, Derviş hücreleri bulunmakta ve buralar birinci derece arkeolojik sit alanı ve yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarafı olduğu Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşam ortamlarını koruma sözleşmesi hükümlerine göre kesin koruma altında bulunan yaban keçisi, su samuru gibi türlerin yaşam alanı. Dolayısıyla bu proje burada hayata geçirilemez dedik. Burada ÇED süreci devam ederken şirket aşağıda inşaat faaliyetlerini başlatmış durumda. Buradan derhal çevre kanunu onuncu madde, çevresel etki değerlendirilmesi yönetmeliği, on dokuzuncu madde çerçevesinde bu inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulması gerekiyor dedik. Aradan bir ay geçti. Yetkililere yaptığımız o başvuruya ve sonrasında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığımız yazılı başvuruya ve onlarca başvuruya rağmen faaliyet durdurulmadı” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Maden ocağı toplantısı yapılamadı; Dersimliler’den çağrı: Bakanlık bizi dikkate almalı -VİDEO

    Maden ocağı toplantısı yapılamadı; Dersimliler’den çağrı: Bakanlık bizi dikkate almalı -VİDEO

    PİRHA- Pülümür İlçesine bağlı Karagöz köyü mevkiinde Dimin Madencilik tarafından yapılması planlanan Krom Ocağı arama ve üretim projesi ile ilgili toplantı, katılım olmadığı için yapılamadı. Dersim sivil toplum örgütleri, köylüler ve muhtarlar tarafından proje protesto edildi. Köylüler, “Bu alanlar bizim hali hazırda üretim yaptığımız alanlar. Her yıl binlerce hayvanın otladığı, tonlarca süt, peynir üretilen, yoğun bir arıcılık faaliyetinin yapıldığı, yüzlerce çeşit bitkiye sahip alanlar” dedi. 

    Pülümür İlçesi Karagöz köyü mevkiinde Dimin Madencilik tarafından yapılması planlanan Krom Ocağı arama ve üretim projesi ile ilgili toplantı, katılım olmadığı için yapılamadı.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda şunlar belirtilmişti:

    “Pülümür İlçesi, Karagöz Köyü mevkiinde Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan) Krom Ocağı (arama+ üretim) projesi ile ilgili olarak, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ÇED Genel Formatı çerçevesinde hazırlanan ÇED Başvuru dosyasının Bakanlığımıza sunulduğu, ÇED sürecinin 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği’nin 8. maddesi gereğince  başlatıldığı ve ÇED Yönetmeliğinin 9.maddesi gereğince de ÇED sürecine halkın katılımını sağlamak, halkı proje hakkında bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak amacıyla 27/06/2024 tarihinde Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısının gerçekleştirileceği bildirilmektedir.”

    KİMSE KATILMADIĞI İÇİN TOPLANTI YAPILAMADI

    Yapılamayan toplantı öncesi Dersim’deki sivil toplum örgütleri ile Pülümür köylüleri ve muhtarlar, toplantı saatinde salona girip ilgilerle görüşmek istedi ancak bir muhatap bulamadılar.

    “BURALAR BİZİM YAŞAM ALANLARIMIZ”

    Pülümür Karagöz ve çevre köylüleri ile muhtarlar toplantı öncesi bir açıklama yaparak, bölgenin krom madenciliğine açılmasına karşı olduklarını belirttiler. Yaşam ve üretim alanları ile kültürün ve tarihin şekillendiği alanlara yönelik yeni bir saldırıyla karşı karşıya olduklarını ifade eden bir köylü, “ÇED toplantısı organizasyonuyla bir madencilik faaliyetine resmiyet kazandırılıp süreç ilerletilmek isteniyor. Bu alanlar bizim hali hazırda üretim yaptığımız alanlar. Her yıl binlerce hayvanın otladığı, tonlarca süt, peynir üretilen, yoğun bir arıcılık faaliyetinin yapıldığı, yüzlerce çeşit bitkiye sahip alanlar” değerlendirmesinde bulundu.

    “BÖLGE BALLARINDA 35 BİN POLEN TÜRÜ VAR”

    6 yıldır Karagöz köyünde yaşayan ve bal üretimi yapan Onur Kaya, şunları kaydetti:

    “Her sene balımızı analize gönderiyoruz Ege Üniversitesi’ne. Geçen sene de ekstradan polen türü analizi yaptık. 34.851 adet polen türü keşfedildi ve bunların yüzde 13’ü henüz literatüre girmemiş, laboratuvar ortamında daha önce keşfedilmemiş. Yani endemik bitkilerin de yoğunlukta olduğu bir bölge. Bu analiz daha sonra haber de yapıldı ve daha sonra da coğrafi işaret almasında bölgemize yarar sağladı. Böyle çeşitliliğinin yüksek olduğu bölgeden bahsediyoruz.

    “GÖÇÜ ENGELLEMEK YERİNE BURANIN EKOSİSTEMİ BOZULMAK İSTENİYOR”

    56 bin hektar alanın maden sahaları için açıldığını söyleyen Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Başkanı Ali Rıza Bilir de “Dersim’de alabildiğine bir göç var. Bu göçü engellemek için üretimin arttırılması gerekirken, tüketime dayalı, toprakları zehirleyen, toprakları eşeleyen maden çalışmasıyla buranın ekosistemi bozulmak isteniyor” dedi.

    “BAKANLIK KÖYLÜLERİN GÖRÜŞLERİNİ DİKKATE ALMALIDIR”

    Köylüler ve muhtarlarla birlikte projeye dair gözlemlerini aktarmak için toplantı salonuna girdiklerinde, yetkililerin orada olmadığını vurgulayan Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen ise “Köylüler ve muhtarlar biyolojik çeşitlilik açısından yaşam alanlarının, endemik bitki türlerinin olduğu bir coğrafyanın böylesine bir madencilik projesiyle birlikte yok edilmesine, talan edilmesine karşı olduklarını ifade ettiler. Bakanlık ve valilik eğer halkın görüşünü merak ediyorsa, değer veriyorsa köylülerin, muhtarlarımızın ve kurumlarımızın bu projeye dair görüşlerini mutlak şekilde dikkate almaları gerektiğini düşünüyoruz ve ÇED sürecinin bir an önce sonlandırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    “2 BİNDEN FAZLA BİTKİ TÜRÜ VAR, BUNLARIN BEŞTE BİRİ ENDEMİK”

    Bölgenin mevzuatsal açılan öneminin son derece büyük olduğunu ifade eden Avukat Barış Yıldırım da şu değerlendirmede bulundu:

    “Anadolu parsının orada yaşadığına ilişkin işaretler var. Yine yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak, ayı, kurt, tilki, kaya kartalı gibi koruma altına alınan pek çok tür orada, habitat buluyor. Yakın zamanda akademisyenler açıkladı. Munzur Havzası’nda 2.250’nin üzerinde bitki saptanmış durumda. Bunların beşte biri endemik. Projenin yürütülmek istenildiği saha yakın zamanda nitelikli doğal koruma alanı ilan edilen Pülümür Çayı’nın su kaynaklarını barındıran Haskar Deresi havzasında bulunuyor. Orada zehirli kimyasal atıkların kullanılması halinde ortaya çıkacak netice, Haskar Deresi’ne, oradan da Pülümür Çayı’na karışacak. Bu bakımdan derhal projenin ÇED sürecinin sonlandırılması gerekiyor. Buradan çok kararlı bir şekilde şunu ifade etmek isteriz ki projeye net olarak geçit vermeyeceğiz. Şirket yetkilileri de kamu kurum ve kuruluşlarına da bunu böyle bilsin.”

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu ise “Kesinlikle örgütlü bir mücadeleyle maden şirketlerine geçit vermeyeceğimizi bir kez daha buradan haykırıyoruz. Sakın ola ki maden şirketleri Dersim topraklarına girmesin” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Yıldırım: Derviş Cemal Köyü’nde yapılmak istenen maden ocağı derhal iptal edilmeli-VİDEO

    Yıldırım: Derviş Cemal Köyü’nde yapılmak istenen maden ocağı derhal iptal edilmeli-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesine bağlı olan ve Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyü’nde maden ocağı yapılmak isteniyor. Avukat Barış Yıldırım, “Maden projesinin yapılmak istendiği alan ekolojik, kültürel ve inançsal miras sahası olmasından kaynaklı projenin iptal edilmesi gerekiyor” dedi. 

    Dersim’in Hozat ilçesine bağlı, Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyüne 800 metre yakın bir alanda mermer ocağı yapılmak isteniyor.

    Nama Grup Metal A.Ş., mermer ocağı yapımı için Erzincan İdare Mahkemesi’ne ÇED başvurusunda bulundu. Bilirkişi raporunda; ocağın yapılmak istendiği alanın Derviş Cemal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne yakın olduğu belirtildi.

    Ayrıca ocağın su, enerji ve ulaşım yerine yakın olduğu, arıcılık ve hayvancılığın maden ocağından olumsuz etkileneceği uyarısı yapıldı. Raporda, Derviş Cemal Ocağı’nın Aleviler için önemli bir inanç merkezi olduğuna işaret edilerek, mermer ocağının buranın manevi ortamına zarar vereceği görüşü bildirildi.

    Avukat Barış Yıldırım, Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyü’nde yapılması planlanan maden ocağı projesine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “PROJENİN İPTAL EDİLMESİ GEREKİYOR”

    Maden projesinin, yapılması planlanan yerde yürütülmemesi gerektiğini belirten Barış Yıldırım, “Proje yapılması planlanan yerde yapılırsa çevresel etkileri son derece olumsuz bir sürece yol açacak. Bölgede tarım ve hayvancılık temel geçim kaynağı. Mermer ocağı faaliyete geçerse gürültü ve oluşacak tozdan kaynaklı bölgedeki faaliyetler sekteye uğrayacak. Hozat Alevi ocaklarının kültürel olarak kendini çok fazla hissettirdiği bir bölge. Bu ocaklardan bir tanesi de Derviş Cemal Ocağı. Derviş Cemal Ocağının bulunması sebebiyle her yıl on binlerce insan orayı ziyaret ediyor. Orada mermer ocağı projesi yürütüldüğünde oraya gidecek ziyaretçileri hem kültürel hem de manevi açıdan oldukça rahatsız edecek. Maden projesinin yapılmak istendiği alan ekolojik, kültürel ve inançsal miras sahası olmasından kaynaklı projenin iptal edilmesi gerekiyor” dedi.

    “PROJE, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMELERİNE AYKIRI”

    Derviş Cemal Ocağı’nın inançsal ritüeller nedeniyle Birleşmiş Milletler’in somut olmayan mirasın korunması sözleşmesi kapsamında koruma altında olduğunu vurgulayan Yıldırım, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Mermer ocağı projesi Birleşmiş Milletler sözleşmelerine, anayasaya ve kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu, çevre kanunu, toprak koruma ve arazi kullanma kanununa da aykırı. Dolayısıyla yapılması planlanan proje birçok mevzuat hükmüne ve düzenleyici işleme aykırı. O yüzden bu projenin derhal idari işlemlerinin tümünün iptal edilmesini bekliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Derviş Cemal Köylüleri: 800 metre mesafede maden ocağı olur mu, ziyaretimiz var-VİDEO

  • Munzur Çevre Derneği, Hozat-Çiçekli yolundaki orman kıyımını protesto etti-VİDEO

    Munzur Çevre Derneği, Hozat-Çiçekli yolundaki orman kıyımını protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, Hozat-Çiçekli yolundaki orman kıyımını protesto etti. Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada, “Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keserek paraya dönüştürüyor. Bugün burada bu zihniyeti teşhir ediyoruz. Doğayı talan eden, kâr hırsı uğruna gerçekleştirilen kesim ihaleleri durdurulsun” denildi.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaparak Hozat-Çiçekli yolundaki orman kıyımına tepki gösterdi.

    ‘Dersim’de orman katliamına dur diyelim’ pankartı açılırken, basın açıklamasını Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği adına Yusuf Topçu okudu.

    “RANT UĞRUNA DOĞAMIZ TALAN EDİLİYOR”

    Dersim’de uzun süredir orman kıyımının sürdüğünü belirten Yusuf Topçu, “Rant ve kâr hırsı uğruna şirketler aracılığıyla doğamız talan edilmektedir. Dersim’deki orman kıyımına ormandan sorumlu kurumlar ve devlet organları da sessiz kalmaktadır. Ormanı ve ağacı sadece bir odun olarak gören, rant ve para uğruna doğayı katleden, bu orman kıyımını gerçekleştiren ve bu kıyıma izin veren zihniyeti biz çok iyi tanıyoruz ve biliyoruz. Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keserek paraya dönüştürüyor, bugün burada bu zihniyeti teşhir ediyoruz. Dersim Hozat yolu arasındaki Çiçekli bölgesinde müteahhit Mehmet Turan tarafından genç filiz meşe ağaçlarının bulunduğu orman arazisi tıraşlanmaktadır. Biz Munzur Çevre Derneği olarak doğayı paradan ibaret gören bu kıyıma sessiz kalmıyoruz. Doğayı talan eden, kâr hırsı uğruna gerçekleştirilen kesim ihaleleri durdurulsun” dedi.

    “KESİM HUKUKA AYKIRIDIR, DERHAL DURDURULMALIDIR”

    Avukat Barış Yıldırım ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman alanlarının hiçbir şekilde tahrip edilmesi mümkün değil. Türkiye’nin imzaladığı sözleşmelere göre korunan türleri barındıran alanlarda habitatlara zarar verilemez. Bu tür kesimler hukuka aykırıdır ve derhal durdurulmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Çevreciler, Çemişgezek’te köylülerle bir araya gelerek mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    Çevreciler, Çemişgezek’te köylülerle bir araya gelerek mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA-Madenciliğe karşı çevreciler ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Ekirek ve Paşacık köylerinde yapılacak madencilik ile gölet ve sulama projelerine ilişkin köylülerle buluştu.

    Dersim’de çevre örgütleri, maden, baraj, avcılık ve HES’lerle yapılmaya çalışılan çevre talanına karşı Çemişgezek köylerine giderek halka duyarlılık çağrısında bulundu.

     

    Dersim’de Munzur Çevre Derneği’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda çevre örgütü ile avukat Barış Yıldırım, Çemişgezek ilçesine bağlı Paşacık ve Ekirek köylerine giderek, sulama göletleri ve maden ocaklarına karşı köylüleri bilgilendirdi.

    “Dersim’de Maden şirketlerinin talanına, rant projelerine, orman yangınlarına ve avcılık adı altında süren katliama karşı birleşiyor. Mücadele ediyoruz” yazılı bildirileri köylülere dağıtan çevreciler, halkı yapılmak istenen projelere ilişkin bilgilendirdi. Paşacık köy meydanında halk ile bir araya gelen çevreciler, basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Yaşam alanlarını tahrip eden her türlü çevre katliamına karşı mücadele edeceklerini söyleyen Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, “Her şeye rağmen biz kurumlar olarak köylülerimizin yaşam alanlarına yönelik mücadelemizi büyüteceğiz” diye belirtti.

    “PROJE KÖYÜN YIKIMINA SEBEBİYET VERECEK”

    Paşacık bölgesinde Çemişgezek sulaması ve göleti adı altında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmek istenen bir proje olduğunu söyleyen Avukat Barış Yıldırım, “Yapılmak istenen proje yasadışı, hukuka aykırı bir proje. Nedeni ise ilimizin de bir çevre düzeni planı var. Çevre planı düzenine göre Paşacık köyü tarım alanı olarak ayrılmış. Buradaki tarım alanlarının sular altında bırakılmak istenmesi ekonomik olarak koyun yıkımına sebebiyet verecektir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Gözeleri Rekreasyon Projesi iptal edildi

    Munzur Gözeleri Rekreasyon Projesi iptal edildi

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözelerine yöre halkının tepkisine rağmen yapımına başlanan proje, Danıştay 13. Dairesi’nde açılan dava sonucu iptal edildi. Avukat Barış Yıldırım, “Danıştay 13. Dairesi açtığımız davada Munzur Gözeleri Rekreasyon Projesi ihalesinin iptaline karar verdi” dedi. 

    Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan ve yöre halkı tarafından kutsal kabul edilen Munzur Gözeleri, tepkilere rağmen Munzur Gözeleri Rekreasyon Projesi, 10 Ağustos’ta başlatılmıştı.

    Bölgedeki “görüntü kirliliğini gidermek” gerekçesiyle Tunceli Valiliği koordinesinde Fırat Kalkınma Ajansı (FKA) tarafından hazırlanan proje, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca Haziran 2019’da onaylanmıştı.

    Kent halkı, belediyeler ve sivil toplum örgütlerine danışılmadan hazırlanan 8 milyon liralık proje, ahşap yoğunluklu planlansa da, Munzur’un üzerine çelikten köprüler inşa edildi, iki otoparktan biri hemen gözelerin yanı başında, diğeri ise Gözeler köyü yakınında inşa edildi. Camping stant üniteleri, kurban kesme ve piknik yerlerinin de köyü yakınlarında yapılması planlanıyordu. Projenin tamamlanmasının ardından ise gözelere girişlerin ücretli hale getirileceği belirtilmişti.

    PROJEYE İPTAL KARARI

    Halkın tepkisine rağmen Munzur Gözelerinde iş makineleri kullanılırken, başlatılan çalışmalar kapsamında Munzur Çayı üzerine köprüler inşa edildi.

    Ağustos 2020’de Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na projenin durdurulması için başvuru yapan Dersim’deki avukatlar,  projenin iptali için de Danıştay 13’üncü Dairesi’nde dava açtı.

    Avukat Barış Yıldırım, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, ““Danıştay 13. Dairesi açtığımız davada Munzur Gözeleri Rekreasyon Projesi ihalesinin iptaline karar verdi” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’deki Milli Park’ın kirletilmesine tepki

    Dersim’deki Milli Park’ın kirletilmesine tepki

    Dersim Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Girişimi, Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisindeki çevre tahribatına tepki gösterdi. 

    Dersim Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Girişimi, Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisindeki çevre tahribatına ilişkin açıklama yaptı. Milli Park girişinde yapılan açıklamaya çok sayıda çevre örgütü temsilcisi katıldı.

    Dersim Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Girişimi Sözcüsü Barış Yıldırım, Munzur Vadisi’nin 1971 yılından bu yana tahrip edildiğini söyledi. Yıldırım, çevre tahribatına karşı hukuki mücadelenin sürdüğünü belirterek, “Ateşli piknikten, balık tutmak ve yapılaşmaya kadar birçok tahribat doğamızda yaratıldı. Milli Parklar Müdürlüğü ve yetkili kurumlara her defasında çağrıda bulunuyoruz. Milli Park kanununda yazanlar bir şekilde uygulanması gerekiyor. Hiçbir kanun uygulanmıyor, bu çevre tahribatına engel olunmuyor. Biz bu tahribata karşı hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. (HABER MERKEZİ) 

     

  • Dersim’deki yaban keçilerinin avlanması ihalesinin iptal edilmesi için dava açıldı

    Dersim’deki yaban keçilerinin avlanması ihalesinin iptal edilmesi için dava açıldı

    PİRHA – Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi, Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü’nün Dersim’de 17 dağ keçisinin avlanmasının ihale edilmesine dair kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle  dava açtı. 

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü’nün Dersim’de 17 dağ keçisinin avlanmasının ihale edilmesine dair kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle  dava açtı.

    Yaban Keçisi ve Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi türlerinin avlattırılması için ihale açılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunun altını çizen Yıldırım, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (Bern Sözleşmesi) muhalefet teşkil ettiğini belirterek, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’nin 6. maddesini hatırlattı:

    “Her Akit Taraf, II No’lu ek listede belirtilen yabani fauna türlerinin özel olarak korunmasını güvence altına alacak uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacaktır. Bu türler için özellikle aşağıdaki hususlar yasaklanacaktır.

    a) Her türlü kasıtlı yakalama ve alıkoyma, kasıtlı öldürme şekilleri;

    b) Üreme veya dinlenme yerlerine kasıtlı olarak zarar vermek veya buraları tahrip etmek;

    c) Yabani faunayı, bu Sözleşmenin amacına ters düşecek şekilde, özellikle üreme, geliştirme ve kış
    uykusu dönemlerinde kasıtlı olarak rahatsız etmek;

    d) Yabani çevreden yumurta toplamak veya kasten tahrip etmek veya boş dahi olsa bu yumurtaları
    alıkoymak;

    e) Bu madde hükümlerinin etkinliğine katkı sağlayacak hallerde, tahnit edilmiş hayvanlar ve
    hayvanlardan elde edilmiş kolayca tanınabilir herhangi bir kısım veya bunun kullanıldığı malzeme dahil, bu hayvanların canlı veya cansız olarak elde bulundurulması ve iç ticareti.” hükmü bulunmaktadır.

    “DAĞ KEÇİSİNİN ÖLDÜRÜLMESİ YASAK”

    Yaban Keçisi ve Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’nin EK LİSTE II Kesin Koruma Altına Alınan Fauna Türleri kategorisinde bulunduğunu kaydeden Yıldırım, Yaban Keçisi ve Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi’nin öldürülmesinin yasak olduğunu belirtti.

    Yıldırım, Yaban Keçisi ve Çengel Boynuzlu Dağ Keçisinin yöre mitolojisinde ve inancında önemli yer tutan kutsiyet taşıyan canlılar olduğunu ve anılan canlı türlerinin öldürülmesinin inanç özgürlüğünü ihlâl ettiğinin altını çizdi.

    Dersim’de 17 dağ keçisinin avlattırılmasının ihale edilmesine dair kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Malatya İdare Mahkemesi’nde  dava açıldı.

    ALİCAN ÖNLÜ: İHALE İPTAL EDİLSİN

    Öte yandan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü de Tarım ve Orman Bakanlığı’na dilekçe vererek, ihalenin iptal edilmesini istedi.

    Önlü, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ni hatırlatarak, “İlimizin coğrafyasında bulunan çengelli boynuzlu dağ keçileri ve
    Bezuvarlar nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan ve kesin olarak koruma altına alınması gereken hayvan türleri arasında belirlenmiştir.
    Gerek Bern Sözleşmesi gerek ise Tunceli halkının kutsal olarak gördüğü hayvanların öldürülmesine ilişkin yapılacak olan ihalenin iptal edilmesini istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Avukat Yıldırım: Munzur Gözeleri peyzaj projesi hukuka ve vicdana aykırıdır-VİDEO

    Avukat Yıldırım: Munzur Gözeleri peyzaj projesi hukuka ve vicdana aykırıdır-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözeleri’nin yapılaşmasına ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, “Munzur Gözeleri peyzaj projesi hukuka ve vicdana aykırıdır” dedi. Yıldırım, “Bu bölgelerde herhangi bir şekilde insan etkileşimine dönük faaliyetler yürütülmesi yasak” uyarısında bulundu. 

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, Ovacık’ta bulunan Munzur Gözeleri’nin yapılaşma durumuna ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Yıldırım, “Munzur Gözeleri bilindiği üzere Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri Munzur Nehri’nin kaynaklarından bir tanesi. Bulunduğumuz bu saha 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunları Hükümlerine göre 2003 yılında Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından birinci derecede doğal SİT alanı ilan edildi. Şimdi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlarına göre birinci derecede doğal sit alanları bilimsel amaçlı çalışmaları dışında aynen muhafaza edilecek alanlar” ifadelerini kullandı.

    “İBADET DIŞINDA İNSAN ETKİLEŞİMİNE KAPATILMALI”

    Bu bölgelerde herhangi bir şekilde insan etkileşimine dönük faaliyetler yürütülmesi, piknik yapılması, suya girilmesi, peyzajına etki edilmesi, jeolojisine, topografyasına etki edilmesinin yasak olduğunun altını çizen Yıldırım, “Buna karşı burası birinci derece doğal SİT alanı olduktan sonra SİT alanı girişine herhangi bir uyarıcı tabela bugüne kadar konulmadı. 17 yıldır burası korunaksız halde. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun ilke kararına göre uyarıcı levhanın konulması, alan kılavuzu konulması, alana ilişkin bilgilendirme içeren yaklaşımların gerçekleştirilmesi ve buranın insan etkileşimine ibadet dışında kapatılması gerektiği halde bu yapılmadı” dedi.

    “PROJE HUKUKA AYKIRI”

    Munzur Gözeleri’nin ibadet alanı olmasına dikkat çeken Yıldırım, “Buranın Jeolojisi, peyzajına etki edilmeden insanlar geçmişten beri büyük bir saygıyla, sükûnetle giriş bölgede büyük asırlık meşe ağacının olduğu yerde ibadetlerini yapıyordu. Mum yakıyorlardı, dua edip lokmalarını dağıtıyorlardı. Gelinen aşama itibariyle burada maalesef Fırat Kalkınma Ajansı’nın bir projesi söz konusudur. Peyzaj deniliyor ama maalesef SİT alanı sınırları içerisinde yapılar ön görülüyor. Hukuken yasak” diye konuştu.

    “BİYOLOJİK ATIK SU TESİSİ YAPILMALI”

    Bölgede biyolojik atık su tesisinin gerekliliğine değinen Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Ziyaret Köyü ve diğer köylerin buradaki beşeri faaliyetler sonucu oluşan atıkların her hangi bir arıtmaya tabi tutulmadan Munzur’a karıştığını biliyoruz. Burada peyzaj düzenlemesi yapılacağına Ovacıkta biyolojik atık su tesisi yapılmalıdır. Aksi taktirde Munzur Nehri’nin suyun temel eko sistemi bozulur. Bu akarsu içerisinde yaşayan endemik bir alabalık türü var. Yine bölgede su samurları var. Bu suyun eko sistemi bozulursa bunlardan zarar görür. Munzur Vadisi Milli Parkındaki yaban hayatı faunası da bu sudan içiyor. Bu suyun kirlenmesi halinde onlar da ağır şekilde zarar görür.”

    “DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINMALI”

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın, Gözelerden itibaren Dünya Kültür Mirası listesine alınmasını isteyen Avukat Barış Yıldırım, “Bizler bu konuda geçmişte bir dava da açtık. Dava hala devam ediyor. Buranın korunarak gelecek kuşaklara aktarılması yerine, burada çok sayıda tesis öngörülmesi, proje yapılması hem hukuka aykırı, hem de insanlık vicdanına aykırı. Dünya Kültürel ve Doğal Mirası korunması sözleşmesinin de ihlalidir” diyerek sözlerini tamamladı.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Dersim’de endemik tür olduğu düşünülen bitki fotoğraflandı-VİDEO

    Dersim’de endemik tür olduğu düşünülen bitki fotoğraflandı-VİDEO

    PİRHA – 150 yıldır arazide görülmeyen endemik tür Sarı Dağ Gülü ‘Adonis cyllenea varyete paryadrica’ son olarak 2018’de Giresun’da tespit edilmişti. Aynı bitki olduğu düşünülen çiçekler Dersim’de de fotoğraflandı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım ve Doğa Fotoğrafçısı Kemal Özer, DKMP Tunceli Şube Müdürlüğü’ne yazılı başvuruda bulunduklarını belirterek, bölgenin koruma altına alınması gerektiğinin altını çizdiler.

    Türkiye’ye ait endemik bir bitki türü olan Sarı Dağ Gülü (Adonis cyllenea varyete paryadrica) isimli bitki türünün Dersim’in Ovacık İlçesi Yalmanlar Köyü sahasından başlayarak Pülümür Sarıgül, Kocatepe, Karagöz bölgelerini takiben Hel Dağı boyunca Avcı Dağları’na kadar geniş bir bölge ile Aziz Abdal Dağını takiben Zel Dağı, Hengirvan yörelerinde de geniş bir habitat bulduğu tespit edildi.

    Fotoğrafçı Kemal Özer tarafından tespit edilen bu bitki türüne ilişkin Avukat Barış Yıldırım tarafından Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) Dersim Şube Müdürlüğü’ne başvuruda bulunuldu.

    27 Mayıs 2020 tarihinde yazılı olarak yapılan başvuruda endemik olduğu düşünülen bitki türünün bulunduğu alanların sürü sahiplerine kiralandığı belirtilerek, “Bu durum endemik bitki türlerinin yok olmasına sebebiyet verebilecektir” denildi.

    150 YILDIR ARAZİDE TESPİT EDİLMEMİŞTİ

    Endemik tür olan Sarı Dağ Gülü, bilimsel adıyla Adonis cyllenea varyete paryadrica (kan damlası, horoz gülü), Doğa Tarihçisi ve Yer Bilimcisi Piyotr A. Chikhachov tarafından 1867 yılında Giresun ili Şebinkarahisar ilçesinde ve kısmen de Gümüşhane ilinde tespit edildi. Makalelerde yayınlanarak Türkiye endemiği olarak literatürlere girdi.

    Sarı Dağ Gülü’nün izine 150 yıldır rastlanmamıştı. Bitkiye yıllar sonra ilk kez 2017’de Giresun’da rastlanmış ve bitki DKMP Genel Müdürlüğü yetkilileri tarafından televizyon kanallarında gösterilmişti.

    Duruma ilişkin yazılı açıklama yapana Dersim Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Girişimi, bu bitki türünün 150 yıl önce neslinin tükendiğini ancak anılan bitki türünün Ulusal Biyolojik Çeşitlilik ve Envanter İzleme Projesi (UBENİS) çalışmaları kapsamında Giresun ilinde çok dar bir alanda tespit edilerek koruma altına alındığını 22 Mayıs Dünya Biyo Çeşitlilik Günü’nde duyurulduğunu belirtti.

    “İNSAN BASKISI KONTROL ALTINA ALINSIN”

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım ve Doğa Fotoğrafçılığı yapan Gazeteci Kemal Özer,  DKMP Tunceli Şube Müdürlüğüne dilekçe sunduklarını belirterek şunları kaydettiler:

    “Anılan fotoğrafların tarafımızca analiz edilmesi sonucu fotoğraftaki bitkinin Türkiye’ye endemik bir tür olan “Adonis cyllenea varyete paryadrica” isimli tür olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Belirtmekte fayda vardır ki, anılan bitki türünün resminin çekildiği Pülümür Yaylalarında Bern Sözleşmesine ve Uluslararası Doğa Koruma sözleşmelerine göre kesin koruma altında bulunan flora türleri bulunmasına karşın hukuka aykırı olarak Sarıgül, Kocatepe, Karagöz hattından başlayarak Hel Dağı güzergahını takiben Avcı Dağları’na kadar olan bölümler Mera Komisyonu tarafından sürü sahiplerine ihale ile kiralanmaktadır. Halihazırda da anılan yöreler sürü sahiplerine kiralanmıştır. Bu durum endemik bitki türlerinin yok olmasına sebebiyet verebilecektir. Bölgeye dönük insan baskısının kontrol altına alınması gerekmektedir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Halvori Gözeleri’ne otel projesi: Hukuksuzluktur, vicdana aykırıdır

    Halvori Gözeleri’ne otel projesi: Hukuksuzluktur, vicdana aykırıdır

    PİRHA – Dersim’in kutsal mekanlarından Halvori Gözeleri’nde otel yapımı olacağı duyuruldu. Duruma tepki gösteren Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Barış Yıldırım, “Doğamıza ve kültürel mirasımıza ticarileştirmeye karşı sahip çıkacağımızı belirtmek istiyoruz” dedi. 

    Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde bulunan, Dersim’in kutsallarından olan Halvori Gözeleri’nde Bungalow Ev Tip Otel işletmeciiliği için resmi süreç başlatılmış olduğu öğrenildi.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, “Millî Park’ın temel kaynak değerlerinden biri de Halvori Gözeleri’dir. Halvori Gözeleri, ilginç özelliklere ve güzelliklere sahip olduğu gibi bilimsel ve estetik bakımından da muhteşem bir tabiat alanıdır. Gözelerde çok sayıda noktadan çıkan su kaynakları bulunmaktadır. 2872 sayılı Millî Parklar Kanunu ile Millî Parklar Yönetmeliği’ne göre Halvori Gözeleri Millî Parkın “Mutlak Koruma Zonu”nda bulunmaktadır. Gözeler, aynı zamanda kültürel ve inançsal bakımdan da kültürel miras alanıdır. Hal böyleyken Doğa koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü XV. Bölge Müdürlüğü tarafından Halvori Gözeleri’nde, Bungalow Ev Tip Otel işletmeciiliği için resmî süreç başlatılmış olduğunu bugün öğrendik. Bu kapsamda önümüzdeki süreçte inşaat için ihale gerçekleştirileceğini de öğrendik” diyerek duruma tepki gösterdi.

    “HALVORİ GÖZELERİ’NDE OTEL İNŞA ETMEK HUKUKSUZLUKTUR, VİCDANA AYKIRIDIR”

    Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Halvori Gözeleri’nde Otel inşa edilmesi hukuka, akla ve vicdana aykırıdır.

    Neden mi?

    1.Bölge Munzur Vadisi Millî Parkı’nın Mutlak Koruma Zonu’ndadır. Bu sahalarda insan kaynaklı hiçbir faaliyete izin verilmez.

    2.Bölge Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’nin EK-II Listesi’ne göre koruma altında bulunan Yaban Keçileri’nin habitat alanıdır. Bu alanlarda insan etkileşimi kesinlikle yasaktır.

    3.Bölge Birleşmiş Milletler Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi hükümlerine göre koruma altındadır.

    4.Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’ne göre de bölgenin doğal peyzajının korunması esastır.

    5.Bölgede Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi bulunmadığından insan kaynaklı atıklar 2872 sayılı Çevre kanunu’na aykırı şekilde toprak ve suya karışacaktır. Bu durum ise başta su kaynağı durumundaki Halvori Gözeleri’nde ve Munzur NEHRİ’NDE GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLMAYACAK kirlenmeye sebebiyet verecektir. Bu durum ise sucul ekosistemin bozulmasına sebebiyet verecektir.

    6.Gözeler Aleviler açısından ziyaretgâh yeri olup “Kavl-u karar” mekanıdır.

    “OTEL PROJESİNDEN VAZGEÇİLMELİDİR, HUKUKSAL YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”

    Dünya’da ve Türkiye’de doğal yaşam ortamlarının insan baskısı ile tahrip edilmesinin virüs salgını gibi hangi olumsuzluklara sebebiyet verdiğinin son derece açıkça anlaşıldığı bugünlerde Halvori Gözeleri gibi ender bulunan bir tabiat sahasında Otel inşa edilmesinin anlaşılır bir yanı da yoktur.

    Doğamıza ve kültürel mirasımıza ticarileştirmeye karşı sahip çıkacağımızı belirtmek istiyoruz.

    Yukarıda açıklanan tüm gerekçelerle derhal Otel Projesi’nden vazgeçilmelidir.

    Aksi durumda tüm hukuksal yollara başvuracağımızı belirtmek isteriz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Av. Yıldırım: Pülümür Vadisi korunmalıdır-VİDEO

    Av. Yıldırım: Pülümür Vadisi korunmalıdır-VİDEO

    PİRHA – Pülümür Vadisi başta olmak üzere Dersim coğrafyasına ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, vadi havzası ve tüm coğrafyanın korunması için çağrıda bulunarak, çevreye zarar veren tüm faaliyetlerin sonlanmasını ve gelecek kuşaklara aktarılması adına çalışma yürütülmesi gerekliliğinin altını çizdi. 

    Haberin videosu;

    Pülümür Vadisi başta olmak üzere Dersim ekolojisine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, “Pülümür Vadisi, Munzur Havzası içerisinde yer alan önemli bir ekosistem alanıdır. Bilindiği üzere Munzur Havzası, Erzincan İli Kemaliye İlçesi’nden başlayarak Tunceli İli’nin kuzey sınırlarını takiben ilimizin kuzeydoğusunda Bingöl Yedisu ilçesi sınırlarında son bulmaktadır. Güçlü bir akarsu ekosistemine sahip Pülümür Vadisi’nin temel kaynak değeri durumundaki Pülümür Çayı, Tunceli’nin mülki sınırları içerisindeki en yüksek dağı durumunda bulunan Bağır Dağı’ndan kaynak bulur” diyerek vadiye ilişkin bilgiler sundu.

     “PÜLÜMÜR, TÜRKİYE EKOSİSTEMİNİN DOĞAL BİR KORİDORUDUR”

    Yıldırım, “Vadi boyunca Haskar Deresi, Margasor Deresi, Hakis Deresi, Roj Deresi, Kocakoç Deresi gibi derelerden akan sular ile güçlü bir sucul yaşam alanı oluşturur. Vadide, Avrupa’nın Yaban Hayatı Ortamı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (Bern Sözleşmesi) göre (EK-I-II-III LİSTE) kesin koruma altında bulunan flora ve fauna türleri habitat bulur. Vadi, aynı zamanda Türkiye ekosisteminin doğal bir koridorudur. (Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz bitki coğrafyalarının kesiştiği noktadır.) Bölge önemli Bitki Alanı durumunda bulunduğu gibi bölgede Bozayı, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi, Kaya Kartalı, Kurt, Su Samuru, Tilki, Vaşak, Yaban Keçisi, Yaban Domuzu gibi yaban canlıları habitat bulmaktadır. Hatta bölgede Türkiye’de neslinin tükendiği sanılan Anadolu Parsı’nın yaşam bulduğuna dair işaretler de vardır” ifadelerini kullandı.

    “MİLLİ PARK İÇİN HUKUKSAL SÜREÇ DEVAM EDİYOR”

    Yıldırım’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

    “Pülümür Vadisi’nde aynı zamanda 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre “Muhafaza Ormanı” olarak tefrik edilmiş bir saha da bulunmaktadır. Bu bakımdan, Pülümür Vadisi’nin Millî Park olarak ilan edilmesi için Pülümür Belediyesi ile birlikte 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu hükümlerine göre Bakanlar Kurulu’na başvuruda bulunarak hukuksal süreç başlatmıştık. Zira, Pülümür Vadisi “bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletler arası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri” barındıran bir sahadır.

    MADENCİLİK PROJELERİ

    Pülümür Havzası’nın korunması adına Pülümür Vadisi’nin temel kaynak değeri durumundaki Pülümür Çayı bölgesinde yürütülmek istenilen Madencilik Projeleri’nin 2872 sayılı Çevre Kanunu’na aykırılığını tespit ederek hukuksal süreçler yürüttük.

    TAŞ VE KUM OCAKLARI

    Bu kapsamda, Pülümür Gökçekonak Köyü’nde (Tasni) yürütülen Alçıtaşı Ocağı Projesi’ne karşı yöre halkı ile birlikte açtığımız davada İdare Mahkemesi iptal kararı verdi. Belirtmek gerekir ki Alçı Taşı projelerinin yürütüldüğü sahalarda sucul ekosistem geri dönüşümsüz olarak yok olmaktadır.

    Yine, Sinan Köyü’nde yürütülmek istenilen Taş Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi’ne yöre halkı ile birlikte 2015 yılında dava açtık. Keza, Sinan Köyü Kalesi’nin bulunduğu bölgenin 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tespit edilmesi için hukuksal süreç yürüttük.

    Güleç Köyü’nde (Marçik Bölgesi) yürütülmek istenilen Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi’ne karşı 2017 yılında yöre halkı ile açtığımız davada Proje için iptal kararı verildi.

    Taş ocakları, madencilik projeleri, çöp toplama alanının bölgedeki doğal ve kültürel mirasına olumsuz etkileri bulunmaktadır.  ve yapımı gerçekleştirilmek istenen katı atık depolama tesisi bölgenin korunabilmesi için bölgede biyolojik atık su arıtma tesisi inşa edilmesi gerekiyor. Atıklar, 70 KM’lik vadi havzasında hiçbir arıtma olmadan Pülümür Çayı’na akıtılıyor. Bölgede yapılmak istenen katı atık depolama tesisi var. Tesis buraya yapılırsa doğal yaşam menfi şekilde etkilenir. Ekosistem açısından daha uygun yerlerde yapılmasından yanayım.

    “AKARSU, BOZKIR, KAYA, MERA, ORMAN EKOSİSTEMİNİ BARINDIRIYOR”

    Pülümür Havzası; Akarsu Ekosistemi, Bozkır Ekosistemi, Kaya Ekosistemi, Mera Ekosistemi, Orman Ekosistemini barındıran ender bir sahadır.

    Gelinen aşamada Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi ile Birleşmiş Milletler Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerine göre koruma altında bulunan Pülümür Vadisi’nde; 1960’lı yıllardan beridir Pülümür İlçesi Karagöl Köyü, Kırklar köyü, Hasangazi Köyü (Bağır Dağı Eteklerinde) yürütülen Krom Madeni Ocağı Projesi başta olmak üzere Vadi Havzası’nda 20 yıldan fazla bir süreden beridir faaliyette bulunan 4 adet Taş ve Kum Ocağının faaliyetlerine derhal son verilmelidir. Zira, başta Bağır Dağı eteklerinde işletmede bulunan proje olmak üzere tüm projeler Pülümür Çayı’nın sucul parametrelerine ve yörenin kültürel miras alanlarına menfi etki etmektedir.

    Yapılan akademik araştırmalarda Pülümür Çayı’nda insan ve doğa yaşamı açısından son derece tehlikeli ağır metallere rastlandığı da bir gerçektir.

    “VADİ HAVZASI KORUNMALI, GELECEK KUŞAKLARA MİRAS BIRAKILMALIDIR”

    Keza, Vadi havzası boyunca işletmeye alınan Plaj ve işletmelerin de çevre mevzuatı uyarınca denetim altına alınması gerekmektedir. Zira, bilindiği üzere vadi havzası boyunca çok sayıda işletme bulunup anılan işletmelerin biyolojik atıklarının doğrudan Pülümür Çayı’na karıştığı da bilinmektedir. Pülümür Vadisi aynı zamanda Türkiye’nin kalori bakımından en mükemmel balını üreten arıcılara da ev sahipliği yapmaktadır.

    Yukarıda açıkladığımız tüm gerekçelerle Vadi havzası korunmalı ve gelecek kuşaklara, canlılara miras bırakılmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Pülümür Hel Yaylası’nda meralara ilişkin yargı süreci başlatılacak-VİDEO

    Pülümür Hel Yaylası’nda meralara ilişkin yargı süreci başlatılacak-VİDEO

    PİRHA – Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, Pülümür kırsalında yer alan Hel Yaylası’ndaki alanların meraya açılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Yıldırım, Mayıs ayı itibarıyla gelen kontrolsüz sürülerin bölgenin flora yapısına verdiği etkiye karşı hukuksal süreç başlatacaklarını söyledi. 

    Dersim’in Pülümür ilçesinde bulunan Hel Yaylası’nda sürüler, kontrolsüz bir şekilde yörenin florasına ciddi bir şekilde zarar veriyor.

    Bilindiği üzere Mayıs aylarında Pülümür ilçesinin birçok bölgesine getirilen sürülerin kontrolsüz bir şekilde kiralanmasına yerel yönetimler karşı çıkıp buna bir çözüm getirilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

    “YAŞANAN DURUM, BÖLGE FLORASININ YOK OLMASINA SEBEBİYET VEREBİLİR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, yargı sürecine gideceklerini belirtti.

    Yıldırım, “Ekosistem konusunda hassas olan Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Pülümür Arıcılar Kooperatifi Başkanı Hatayi Demir, bölgede bulunan Kırkmeşe Köyü Muhtarı Hıdır Eren başta olmak üzere Hel Yaylası mevkiinde bulunan köy muhtarları özellikle Mayıs aylarında bölgelerine getirilen kontrolsüz sürülerinden kaynaklı flora yapısının ciddi şekilde zarar gördüğünü ifade ediyorlar” diye konuştu.

    Çiçekler daha tohumlarını dökmeden sürüler tarafından zarar biçildiğini, dolayısıyla bölge florasının bu durumdan ciddi zarar gördüğünü ifade eden Yıldırım, “Bu durum florastik zenginliğin yok olmasına dahi sebebiyet verebilir. Hel Yaylası bölgesindeki önemli bitki alanlarının kiralanmasına karşı idari yargıda süreç başlatacağız önümüzdeki günlerde” dedi.

    PİRHA/DERSİM