Etiket: Barış Yıldırım

  • ‘Mücadeleler sonucunda Munzur Vadisi’ndeki tüm baraj projeleri iptal edildi’ – VİDEO

    ‘Mücadeleler sonucunda Munzur Vadisi’ndeki tüm baraj projeleri iptal edildi’ – VİDEO

    PİRHA – Munzur Özgür Aksın Meclisi, Munzur Vadisi üzerindeki baraj ve HES projelerinin iptaline ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Munzur Vadisi üzerinde planlanan baraj projelerine karşı yürüttüğümüz meşru ve fiili mücadele günümüze kadar devam etmiş, geldiğimiz aşamada da hukuksal mücadele ile baraj projeleri iptal edilmiştir” denildi. 

    Munzur Özgür Aksın Meclisi, Munzur Vadisi üzerindeki baraj ve HES projelerinin iptaline ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Dersim Belediyesi’nde yapılan açıklamaya ilçe belediye başkanları, siyasi parti ve kurum temsilcileri, hukukçular ile meclis bileşenleri katılım gösterdi.

    Açıklamayı okuyan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Gelinen aşama itibariyle Ankara 10. İdare Mahkemesi, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I- Konaktepe HES II Projesine dair açılan başka bir davada Munzur Özgür Aksın Meclisinin açıklamalarını teyit eder mahiyette kararını vermiş ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projeleri için yeniden keşif yapılamayacağını ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projelerinin yeniden dava konusu edilemeyeceğini teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

    “HUKUKSAL MÜCADELE İLE BARAJ PROJELERİ İPTAL EDİLDİ”

    “Munzur vadisi üzerinde devlet kurumlarının öteden beri planladığı ve uygulamak istediği baraj projelerine karşı Dersim halkı ve Dersim Emek ve Demokrasi güçleri olarak yürüttüğümüz meşru ve fiili mücadele günümüze kadar devam etmiş, geldiğimiz aşamada da hukuksal mücadele ile baraj projeleri iptal edilmiştir” diye konuşan Sarıgül, şöyle devam etti:

    “Bilindiği üzere, 15.10.2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Kaletepe Barajı ve HES’in İdare Mahkemesi’nce İptal edildiği ve anılan kararın Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan diğer Baraj ve HES Projeleri için emsal teşkil edeceği şeklinde tespitlerde bulunulmuştu. Keza 23/10/2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi için Mahkemece Keşif kararı alındığı belirtilmişti.”

    “İPTAL EDİLMİŞ PROJELERDE KEŞİF İCRA EDİLEMEZ”

    Anılan haber ve açıklamalar üzerine Munzur Özgür Aksın Meclisi’nce 14.11.2019 tarihinde yazılı basın açıklaması yapılarak: Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 18.04.2011 tarihli Üstün Kamu Yararı kararının Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından açılan dava kapsamında Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 02.11.2018 tarihli ve 2018/1679 E. – 2018/2166 K. sayılı kararı ile İptal edildiğinden yeni bir hukuksal durumun bulunmadığı, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi’ne dair yapılan Keşif açıklaması için ise Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES yapımına onay veren Üstün Kamu Yararı Kararı Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş.’nin de bizzat müdahil olduğu davada Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından İptal edildiğinden anılan Proje için yeniden Keşif kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmişti.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’na yönelik Baraj ve HES Projeleri iptal edildiğinden anılan projeler için yeniden Keşif yapılamayacağına ve açılan davaların yeniden incelenemeyeceğine dair karar alındı.

    Ankara 10. İdare Mahkemesi, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Üstün Kamu Yararı kararı, Munzur Özgür Aksın Meclisi’nin 17/12/2018 tarihinde yaptığı Basın Açıklaması ile duyurduğu Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiğinden, İptal edilmiş Baraj Projeleri için yeniden Keşif yapılamayacağını ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projelerinin yeniden dava konusu edilemeyeceğine dair karar verdi.

    Gelinen aşama itibariyle Ankara 10. İdare Mahkemesi, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I- Konaktepe HES II Projesine dair açılan başka bir davada Munzur Özgür Aksın Meclisinin açıklamalarını teyit eder mahiyette kararını vermiş ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projeleri için yeniden Keşif yapılamayacağını ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projelerinin yeniden dava konusu edilemeyeceğini teyit etmiştir.”

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Sarıgül, Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Dersim doğası ve Munzur için çalışma yürütmeye devam edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Dünya Kültür Mirası Listesi’ne yer alması gereken ve kültürel / doğal mirasımızın temellerinden Munzur’u Maden Projeleri’ne, insan baskısına ve atıklara karşı korumaya fiili ve meşru mücadeleye devam edeceğiz.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Dersim doğası ve Munzur için çalışma yürüten bütün arkadaşlarımıza kurumlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

    Dersim’de ekoloji mücadelesi yürüten ve Dersim’in tarihine, kültürüne ve inancına sahip çıkan tüm kurum ve aktivistleri ‘Munzur Özgür Aksın’ meclisi çatısı altında mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Ovacık’ta atık su arıtma tesisi projesi

    Ovacık’ta atık su arıtma tesisi projesi

    PİRHA – Dersim’in Ovacık ilçesinde atık su arıtma tesisi için adımlar atıldı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, projenin önemine değinerek yürütülecek kampanyalar neticesinde projenin tamamlanacağını belirtti. 

    Bu sorunun çözümü noktasında Eylül ayında birçok sivil toplum örgütü, siyasi parti ve kurumların yer aldığı Munzur Özgür Aksın Meclisi toplantı yapmış, atık su arıtma tesisi konusunda adımlar atılması gerektiği belirtilmişti.

    “ÇEVRENİN KORUNMASI KAPSAMINDA ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Nüfusu 10 binin altında olan ilçelerde İller Bankasının yüzde elli hibe programları var. Bu programı Ovacık ilçemize dahil ettik. İhale aşamasına geldi. Çok uzun yıllardan beri süren bir süreç bu. Kanalizasyonumuz var ama arıtma tesisi şarttı” ifadelerini kullandı.

    Atık su arıtma tesisinin ekoloji ve Alevilerin bir bütün kutsalları açısından önemine değinen Sarıgül, “Çevrenin korunması, kültürel varlıkların korunması kapsamında çalışmalarımızı sürdüreceğiz, kampanyalar gerçekleştireceğiz” dedi.

    Sarıgül, “Bir heyetle yurtdışına giderek Avrupa Konseyi’nin Milli Parkları Koruma yönetmeliği var oraya Türkiye de üyedir. Orada parlamenterlerden, sivil toplum kuruluşları, siyasi partileri bir araya getirip bir kampanya da düzenleyeceğiz. Bu, genel anlamda doğamızın korunması yönünde olacaktır” diyerek kurumlara çağrıda bulundu.

    “İLİMİZDE TÜM SU KAYNAKLARINDA BU TÜR PROJELERİN OLMASI GEREKİYOR”

    Ovacık’ta yapılacak olan arıtma tesisi projesi, dört tarafı kaynak sularla çevrili Dersim coğrafyasında birçok yerleşkeye örnek olacak nitelikte olacağı belirtiliyor.

    PİRHA’ya konuşan Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun da bu konuda çalışmalarının olduğunu belirterek “Bizim paket arıtmayla ilgili başvurumuz vardı. Bu projeye ilişkin bir yer tahsisi gerekiyor. Böyle bir girişimimiz var. Pülümür ilçe merkezinde de ilimizin tüm su kaynaklarında da böyle bir projenin olması gerekiyor. Konuya ilişkin genel başkanımızla da görüşmelerimiz oldu” dedi.

    Tosun, “Vadilerimizle ilgili bu çalışmalarımızın yoğunlukla devam etmesi doğamız açısında çok önemli. Bu yönde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    “ATIKLAR MUNZUR NEHRİNE AKITILIYOR’

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi sözcüsü Avukat Barış Yıldırım ise 1971 yılında milli park olarak ilan edilen Munzur Vadisi’nin en önemli kaynak değerinin Munzur Nehri olduğunu dile getirdi.

    Yıldırım, “Munzur Nehri Ovacık sınırları içerisinde Ziyaret Köyü mevkiinde Munzur gözelerinde kaynak bulunur. Ovacık Tunceli karayolu takiben akar. Nehrin ilçe merkezinden geçtiği Ovacık ilçesinin biyolojik atık su artıma tesisi bulunmuyor. Bu yüzden tüm atıklar, insan kaynakları atıkları kanalizasyon yoluyla Munzur Nehrine akıtılıyor” dedi. 

    “BİRÇOK CANLI SUDAN YARARLANIYOR”

    Su parametrelerinin bozulması, sudaki oksijen seviyesinin azalmasına sebep olduğunu vurgulayan Yıldırım, başta Munzur alabalığı olmak üzere sucul eko sistemi olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Alabalıkların temiz su kaynaklarında yaşam bulan bir balık türü olduğunu dile getiren Yıldırım, “ Yine şu samurları temiz akarsularda belirleyicisidir.  Yanı su samuru bir akarsuda varsa bu su temizdir. Kanalizasyon atıkları doğrudan karışmaya devam ederse ki şunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Son birkaç yıldır Ovacık’a çok sayıda insan geliyor. Ovacık alt yapısı bunu karşılamaya elverişli değil. Dolayısıyla bu su yüksek miktarda kirlenecek. Sudan yararlanan sadece sudaki canlılar değil. Yaban keçisi, vaşak bölgedeki tilki gibi pek çok yaban hayatı canlısı da bu sudan yararlanıyor” şeklinde konuştu.

     “ATIK SULAR NEDENİYLE CANLILAR YAŞAMINI YİTİRİYOR”

    2017 yılında Pülümür çayının yan kollarına hayvansal gübrelerinin döküldüğünü ifade eden Yıldırım, “Bundan kaynaklı hastalığa yakalanan yüksek miktarda dağ keçisi telef oldu. Aynı durum burası için de geçerli sadece belediye sınırları içerisinde değil. Ovacık köylerinin de biyolojik atık su arıtma tesisi yok. Maalesef adım atılmamıştı. Yeni adımlar atıldı. Munzur Vadisi havzası Türkiye’nin en önemli havzasıdır. 1900 aşkın bitki türü içeriyor. Yapılacak çalışmalarla birlikte bu sayı 2 bini dahi geçebilir. Bern sözleşmesine göre yaban hayatı ve klora çeşitleri koruma altında. Avrupa konseylerinin en önemli sözleşmesi Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşam ortamlarını koruma sözleşmesidir. Bu sözleşmenin ek bir ve ek iki listesinde bulunan canlı türlerinin yaşam alanları ki Munzur Vadisinin yeri öyledir. Koruma altındadır. Bırakın atığı insan etkileşimine tamamen kapatılması gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • Erzincan Tercan’daki maden projesinin iptali istendi-VİDEO

    Erzincan Tercan’daki maden projesinin iptali istendi-VİDEO

    PİRHA – Erzincan Tercan ilçesinde yapılması istenen krom maden projesi için hazırlanan bilirkişi raporunda, çevre ve insan sağlığı üzerinde etki yaratabileceği ön görülerek projenin iptal edilmesi istendi.

    Haberin videosu

    Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Konarlı Köyü’nde yürütülmek istenen krom madeni projesine karşı açılan dava kapsamında bilirkişi heyeti tarafında keşif yapıldı. Keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda maden projesinin yer altı ve içme sularını olumsuz etkilerini sıralanarak projenin iptal edilmesi istendi.

    Avukat Barış Yıldırım iptal kararı istenilen bölge ve Dersim bölgesindeki maden ile HES projelerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI”

    Yıldırım, bilirkişi raporunda projenin yürütülmek istendiği Konarlı köyünde bilirkişi heyeti tarafından keşfi yapılan projenin iptalinin istendiğini belirtti.

    Yıldırım, “25 sayfalık raporun sonuç bölümünde çevre ve mevzuat uyarınca getirilen kriterleri taşımadığı, çevre ve insan sağlığı üzerinde etki yaratabileceği gerekçesiyle projenin iptal edilmesi gerektiğini bilirkişi kanat olarak bildirmiş” dedi.

    “KORUMA ALTINDA OLAN FLORA VE FAUNA TÜRLERİNİ BARINDIRIYOR”

    Konarlı bölgesinin doğa zenliğine ve endemik türlerine değinen Av. Yıldırım, “Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamının Korunması” sözleşmesinin ek bir ve ek iki listesinde tanımlanan ve kesin koruma altına da olan flora ve fauna türlerini barındırıyor. Akarsu havzasında yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak, su samuru gibi türler bulunduğu gibi florası çok güçlüdür. Zaten Tercan bölgesinin Munzur florasının bir parçası olarak değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “BÖLGE, ORTADOĞU’YU İLGİLENDİREN HAVZADIR”

    Erzincan’ın Kemah ve Kemaliye bölgelerinde de ekolojik yıkım son süreçte oldukça yoğunlaştı. Maden projeleri, köylülerin yaşamını bitirmeye yönelik politikalardan en büyüğü olarak görülüyor.

    Yıldırım, “Özelikle Erzincan bölgesi korunması gerekiyor. Fırat havzası sadece Erzincan Tunceli Elazığ hattında değil, Güneydoğu Anadolu hatta Ortadoğu’nun tamamını ilgilendiren bir havza. Bu havzanın su kaynaklarının kirlenmesi milyonlarca insanın ve sayısız miktarda canlının bundan zarar görmesi anlamına gelir” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de ‘Munzur Projeleri: Ekoloji ve Kültür Konferansı’ gerçekleşti-VİDEO

    Dersim’de ‘Munzur Projeleri: Ekoloji ve Kültür Konferansı’ gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki ekoloji ve kültür konferansında, ‘Birinci doğa ve yedinci kıta, Doğu Karadeniz’de ekolojik yıkım ve kültürel etkiler, Dersim inanç sisteminin ekoloji mücadelesindeki yeri, Dersim kültürel ve doğal mirası sorunları, çözümler ve mücadele’ konuları ele alındı.

    Haberin Videosu

    Dersim’de ‘Munzur Projeleri: Ekoloji ve Kültür Konferansı’ gerçekleşti. Belediye konferans salonunda gerçekleşen etkinliğe akademisyen Tayfun Atay, HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Cemil Aksu, avukatlar Ümit Altaş ve Barış Yıldırım konuşmacı olarak katıldı. Konferansın moderatörlüğünü ise Av. Sennur Bayboğa ve Akademisyen Bülent Bilmez yaptı.

    Munzur Akademi Kültür Sanat Derneği’nin düzenlediği konferansa izleyici olarak siyasi parti ve kurum temsilcileri, sanatçılar, Alevi pir ve anaları, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu ve çok sayıda yurttaş katılım gösterdi.

    DOĞU KARADENİZ’DE EKOLOJİK YIKIM VE DİRENİŞ

    Akademisyen Tayfun Atay, ‘Birinci doğa ve yedinci kıta’ sunumunu gerçekleştirdi. Atay, ekoloji alanında verilen mücadelelerden örnekler vererek toplumun umudu öldürmediği noktada olduğunu belirtti. Atay, kültürel pratiği ortaya koyacak insanların her daim var olacağını söyledi.

    HDP Ekoloji Komisyonu üyesi Cemil Aksu ise Doğu Karadeniz’de yaşanan ekolojik yıkımları ve bu yıkıma karşı verilen mücadeleyi aktardı. Dersim’de de ekolojik yıkımın etkisine değinen Aksu, ekoloji alanındaki mücadeleye ilişkin şunları kaydetti:

    “Karadeniz için öngörülen enerji ve turizm cenneti planları vardı. Enerji sektörünün özel şirketlere açılmasıyla beraber Karadeniz’in her vadisinde onlarca HES projelerine başlandı ve buna karşı önemli çevre direnişi gelişti. 2005’ten 2012’lere kadar vadilerin tarumar edilmesine karşı direniş gelişti. Enerji cenneti yapma planı çerçevesinde Çoruh vadisi üzerinde 15 dev baraj ve kolları üzerine de 154 HES projesi yapıldı. Sonuçta Çoruh vadisi ve bu vadideki birçok endemik sebze,meyve türü ve yerleşim alanı sulara gömüldü. Artvin’de kalkınma yoksulluk getirdi.
    Turizm cenneti yapma planı da Ayder’in, Uzungöl’ün, yaylaların aşırı yapılaşması ile tanınmaz hale getirdi. İktidarın başındaki bile bunu itiraf etti. projeleri yapıldı. İktidarın Karadeniz’i enerji ve turizm cenneti yapma planları Karadenizi cehennemi yaşattı ve hiçbir ekonomik gelişme sağladı.
    Dolayısıyla Kalkınma-ekoloji dengesi açısından başka türlü bir modelin geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

    “ALEVİLER İÇİN DAĞ, TAŞ, SU KUTSALDIR”

    ‘Dersim inanç sisteminin ekoloji mücadelesindeki yeri’ konusunda aktarımlarda bulunan Av. Ümit Altaş, Dersim’de ekoloji alanındaki mücadeleyi inançtan ayrı tutmamak gerektiğinin altını çizerek doğaya sadece hukuksal yönden değil inanç sistemine uygun yaklaşıldığını belirtti. Altaş, Dersim coğrafyasında her şeyden önce dağın, taşın, suyun kutsal olmasıyla ekolojik yıkıma karşı mücadelenin sürmesi gerektiğini savundu.

    “OVACIK’TA SU ANALİZİNDE ÖLDÜRÜCÜ BAKTERİ SAPTANDI”

    ‘Dersim kültürel ve doğal mirası sorunları, çözümler ve mücadele’ konusunda aktarımlarda bulunan Av. Barış Yıldırım, Dersim’de gelişen baraj ve HES projeleri ve buna karşı açılan davalara örnekler verdi.

    Yıldırım, atık su arıtma ve katı atık bertaraf tesisinin önemine değinerek “Ovacık’ta 3 köyde yapılan su analizinde bakteri saptanmış; menenjit, veba, kolera gibi hastalıklara yol açabilen öldürücü bir bakteri. Geçtiğimiz yıllarda Pülümür Çayı’na hayvansal gübreler akıtılmış, yüzlerce dağ keçisi telef oldu. Dersim önemli bir saha. Bizim burayı korumamız için; hukuk bizim için sıçramaktır, Anayasa çevreyi koruma yükümlülüğü veriyor. Hukukla demokratik mücadele birbirlerini tamamlayan olgular” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’nın ekolojik değerlerini aktararak yasal mevzuatlara göre işleyiş için bilgiler verdi.

    Konferans, katılımcılarla yapılan soru cevap ile sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Jeopark, hukuksal açıdan bir doğa koruma statüsü değildir’-VİDEO

    ‘Jeopark, hukuksal açıdan bir doğa koruma statüsü değildir’-VİDEO

    PİRHA – Munzur Vadisi Jeopark Çalıştayı’nda konuşan Av. Barış Yıldırım, “Jeopark hukuksal açıdan bir doğa koruma statüsü değildir. Aksine ender bulunan ve insan baskısından korunması gereken doğal ortamları insan etkileşimine açan bir yaklaşımdır” dedi.  

    Haberin videosu

    Munzur Vadisi Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm Çalıştayı, Dersim’de gerçekleşti. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, belediye başkanları, ekolojistlerin katıldığı çalıştayda Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan mühendislerin sunumları gerçekleşirken birçok kurum araştırma yaparak çalıştaya dahil oldu.

    Dersim’de barajlara, HES projelerine, madenlere ve bir bütün doğa katliamlarına karşı mücadele eden kişi ve kurumlar, Munzur Vadisi’nin turizme açılmasına karşı olduklarını belirterek bu coğrafyanın kültürüne, inancına, doğasına, yaşam tarzına uygun projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ettiler.

    En büyük eleştiri ise; çalıştayı düzenleyen kurumların Dersim’de kültür envanterinin bulunmadığı iddiası ve turizmin bu yöreye uygun tek bir tarz olması gerektiği ve çevre mücadelesinin görülmemesi oldu.

    “MUNZUR VADİSİNİN İNSAN BASKISINDAN ARINDIRILMASI GEREKİYOR”

    Çalıştayda konuşma yapan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, Milli Park statüsü ve hukuksal anlamda çevre mücadelesini aktararak Jeopark modelinin Munzur Vadisi Milli Parkı’nı korumak yerine insan baskısını daha da arttırarak endemik flora ve fauna türlerinin zarar görmesine, çevre kirliliğinin artmasına yol açacağına dikkat çekti. Ovacık İlçesi’nin halihazırda tüm atıklarının Munzur Nehrine karıştığına dikkat çeken Yıldırım bir an evvel arıtma tesisi inşa edilmesini ve Munzur Milli Parkı’nın insan baskısından arındırılması gerektiğini belirtti.

    Endemik bitki türlerinden yaban hayatına, Anayasal düzenlemelerden baraj, HES projelerine değinen Yıldırım, Dersim bölgesini kapsayacak bir çalıştayın yine Dersim’de yıllarca faaliyet göstermiş, çevre mücadelesinde sonuçlar alabilmiş olan kişi ve kurumların dahilinde olabileceğini ifade etti.

    Çalıştay; kurumların, aktivistlerin, hukukçuların, inanç önderlerinin katılımıyla gerçekleşen teknik gezinin ardından değerlendirme toplantısı yapılarak sonuç bildirgesinin oluşturulması için öneriler alınarak noktalandı.

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

  • Dersim’de koruma altında olan vaşağa araç çarptı

    Dersim’de koruma altında olan vaşağa araç çarptı

    PİRHA – Koruma altında bulunan türlerden olan vaşak, dün gece Dersim-Ovacık Karayolu’nda araç çarpması sonucu yaşamını yitirdi. 

    Bern Sözleşmesi’ne ve ulusal mevzuata göre kesin koruma altında olan vaşak ile diğer yaban hayvanlarının yaşam alanlarının korunmaması dün gece bir vaşağın ölümüne sebebiyet verdi.

    Dersim’de yaban hayatının korunmasına yönelik hiçbir önlem alınmazken bölgede avcılık faaliyeti ile yaban hayatına insan etkileşimi canlıların yaşam alanlarını yok ediyor.

    Dün gece saatlerinde de Dersim-Ovacık Karayolunda seyir halinde bir araç vaşağa çarptı. Vaşağa hiçbir şekilde müdahale edilmezken yetkililerden konuya ilişkin bir açıklama gelmiş değil.

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ise yaban hayatının korunması noktasında çalışmalar geliştirmiyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Av. Barış Yıldırım, “Dün gece Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Ovacık Karayolu üzerinde bir araç fotoğraftaki vaşağa çarparak ölümüne sebebiyet vermiş… Bern Sözleşmesi’ne ve ulusal mevzuata göre kesin koruma altında olan vaşağın ve yaban canlılarının yaşama ortamlarına dair tedbir almayanlar da bu canlının ölümünden sorumludur… Munzur Vadisi Milli Parkı’na dair mevzuatta belirtilen hiçbir önlem alınmıyor” dedi.

    Yıldırım, vaşağın ölümüne sebebiyet verenler ve yetkililerin görevlerini yerine getirme noktasında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur’da ticarileşme: İş makinasıyla nehre girdiler

    Munzur’da ticarileşme: İş makinasıyla nehre girdiler

    PİRHA – Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan Eski Hozat Köprüsü mevkinde iş makinalarıyla Munzur Suyu’na girildi. Kayaların doldurulması beklenen kıyıda büyük bir tahribat oluştu. 

    Dersim’de Munzur Gözeleri başta olmak üzere tüm kıyı kesminde ticarileşme son dönem büyük artış gösterdi. Dersim merkezden Ovacık’a kadar onlarca işletme, kıyıları taşlarla doldurarak plaj haline getirdi.

    Kurumların açıklamalarına, toplumun tepki göstermesine karşın turizmi amaçlayan bu işletmeler, Munzur havzasında maden sahaları ve barajlardan sonra en çok zarar veren etkenlerden. Nedeni ise, Munzur’da yaşayan canlıların yaşamlarını engelleyişi ve ekolojik sisteme uygun olmaması.

    Suyun debisine ve yüksekliğine de olumsuz etki etmesi kaçınılmaz olan bu çalışmalar, ekolojistler tarafından da tepki çekmekte.

    ÇEVRE KANUNU

    Çevre Kanunu’nun 9. Maddesi’nde ‘ Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır. Sulak alanların doldurulması ve kurutulması yolu ile arazi kazanılamaz. Bu hükme aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alan faaliyet sahibince eski haline getirilir. Sulak alanların korunması ve yönetimine ilişkin usûl ve esaslar ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir” ifadeleri yer alıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Munzur’dan Cerattepe’ye, Ovacık’tan Kaz Dağları’na mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    ‘Munzur’dan Cerattepe’ye, Ovacık’tan Kaz Dağları’na mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    PİRHA – Munzur Dağları’nn tamamının maden sahası ilan edilmesi ve Munzur Vadisi Milli Parkı’nın bir bölümünde bir şirkete maden arama ruhsatı verilmesi üzerine PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, “Milli parklara, doğaya zarar verecek her projeye, Cerattepe’den Ovacık’a Kaz Dağları’na dayanışma içerisinde hukuksal mücadelemiz sürecek” ifadelerini kullandı.

    Dersim’in Ovacık ilçesi ve Erzincan sınırları arasında yer alan Munzur Dağları silsilesinin maden sahası ilan edilmesi ve şirketlere ruhsat verilmesine ilişkin Avukat Barış Yıldırım, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Munzur havzasının ekolojik açıdan çok güçlü bir havza olduğunu ifade eden Yıldırım, Dersim’de 145 maden arama ruhsatı verildiğini belirtti.

    43 BİN HEKTARLIK ALANDA RUHSAT

    Ruhsatların Munzur Gözeleri, Mercan Vadisi, Kırk Merdiven Şelaleleri, Tülin Tepe, Tepecik ve Pulur höyüklerinde 43 bin hektarlık alanda verildiğini belirten Yıldırım, Cevizlidere ve Geyiksuyu’ndaki Sin mezrasında madencilik projelerinin iptal edilmesi için hukuki girişimlerde bulunduklarını belirterek hazırlanan ÇED raporunda “Bölgede bitki çeşitliği örneğin Hollanda’dan fazladır. Munzur havzası tek başına bir ülkenin bitki çeşitliliğinden çok daha fazla çeşitlilik içeriyor. Raporda çok sayıda nadir hayvan türlerinin de bulunulduğu kaydediliyor” dedi.

    “ARTVİN’DEN İZMİR’E, DERSİM’E MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Basının bu konuda önemli rol oynadığını belirten Yıldırım, Dersim’deki kurumlara ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Yıldırım, “Artvin’den İzmir Bergama’ya, Dersim’den Kaz Dağları’na ekolojik hayatı tahribata uğratacak her türlü projeye karşı hukuksal mücadele içerisinde olacağız” diyerek çağrıda bulundu.

    “MUNZUR VADİSİ, DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINMALIDIR”

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yaban hayatı ekolojisinin tahribata uğramaması ve bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için çağrısını yineledi:

    “İnsanlığın evrensel, kültürel ve doğal mirası olan bu sahanın korunması çağrısı yapıyoruz. Çünkü Munzur Vadisi’ne yönelik etkileşim bu şekilde devam ederse buradaki ekosistem değerleri bozulacak. Bizim en büyük çağrımız şu; Munzur Vadisi Milli Parkı, Dünya Kültür Mirası listesine alınmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim Belediyesi, Munzur Vadisi’nde temizlik kampanyası başlattı

    Dersim Belediyesi, Munzur Vadisi’nde temizlik kampanyası başlattı

    PİRHA – Dersim Belediyesi öncülüğünde Öğrenci ve Gençlik Meclisi, ‘Haydi sen de bir el ver, doğa varsa sen de varsın’ çağrısıyla Munzur Vadisi’nde temizlik kampanyası düzenledi.

    Dersim Belediyesi öncülüğünde Öğrenci ve Gençlik Meclisi, ‘Haydi sen de bir el ver, doğa varsa sen de varsın’ çağrısıyla Munzur Vadisi’nde temizlik kampanyası düzenledi.

    Belediye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve Av. Barış Yıldırım’ın katılımıyla vadide temizlik yapan gençlik meclisi, yurttaşlara duyarlılık çağrısında bulundular.

    Belediye önünde toplanan kitle, Dersim-Ovacık Karayolu’nda bulunan Ana Fatma Ziyaretgahı bölgesine kadar olan çöpleri topladılar.

    “EKOLOJİK PARAMETRENİN KORUNMASI LAZIM”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Av. Barış Yıldırım, “Tunceli ili mülki sınırları içerisinde en güçlü ekolojik sahalardan birisi burası. İlk defa diyebileceğimiz geniş bir kampanya burada başlatıldı. Bundan böyle bu sahalardaki çöpün başta belediye, sivil toplum kuruluşları ve halk tarafından toplanması süreci başlatıldı. Bizler de bu çağrıya iştirak ettik. Burası dünya kültür mirası listesinde yer alması gereken bir saha. Bu listede yer alabilmesi için ekolojik parametrelerinin korunması lazım. Bundan sonra da bu süreçlerin takipçisi olacağız” dedi.

    Yapılan temizlik kampanyasının belirli aralıklarla sürdürüleceği belirtildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Munzur’un gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur’-VİDEO

    ‘Munzur’un gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in kutsalı olan Munzur Nehri’ndeki yapılaşmaya ve çevre kirliliğine ilişkin PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için Munzur’un özellikle atıklara karşı korunması gerektiğini ve yapılaşma faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. 

    Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yapılaşma faaliyetlerine ve diğer insan etkileşimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, Havaçor Deresi ve Mercan Suyu’ndan da kaynak bulan Munzur Nehri’nin özellikle atıklara karşı korunması gerektiğini belirterek “Munzur Nehri aynı zamanda milli park olan bir sahaya yaşam veriyor. Bu bölgede doğrudan atıkların Munzur Nehri’ne akıtılmasını engellemek lazım. Onun için öncelikle burada yerleşim yerlerinde, Ovacık ilçesinde ve Munzur Nehri’ne su taşıyan sahaları içeren köylerde atık su arıtma tesisleri zorunlu. Fakat bugüne kadar biyolojik atık su arıtma tesisleri maalesef inşa edilememiş. Yine katı atıklar da bertaraf edilemeden, gelişigüzel olarak coğrafi ortamlara bırakılıyor. Bu da bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmasına sebep oluyor” ifadelerini kullandı.

    “MUNZUR’DAKİ YAPILAŞMA HUKUKA AYKIRIDIR”

    Yapılaşma faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde çeşitli yapılaşma faaliyetleri mevcut; bulunduğumuz Ana Fatma Ziyareti mevkiinde de görülüyor. Milli park sınırları içerisinde 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ile 1985 yılında yürürlüğe giren Milli Parklar Yönetmeliği’ne göre Milli Park Uzun Devreli Gelişme Planı’nda yer verilmeyen hiçbir yapı inşa edilemez. Şu an Munzur Vadisi Uzun Devreli Gelişme Planı, Ankara 3. İdare Mahkemesi’nde açtığımız davada verilen karar ile iptal edildi. Zira 18 Nisan 2011 tarihinde Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan baraj ve HES projeleri için bakanlık üstün kamu yararı alarak yine 2012 yılının Temmuz’unun 6’sında da üstün kamu yararı doğrultusunda uzun devreli gelişme planını uygulamıştı. Şuan için burada gördüğümüz Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan yapı yerleşkesi hukuka aykırı hale gelmiş durumda. Yine görüyoruz; Dersim halkının kutsal bildiği Ana Fatma bölgesinde çeşitli yapılar var. Bu yapıların bulunması hukuka aykırıdır.”

    “VADİDE BULUNAN CANLILARIN ORTAMINA KOLAYCA ETKİ EDİLİYOR”

    Bölgedeki insan etkileşimine dikkat çeken Yıldırım, “Son dönemlerde özellikle ilin tanıtımından kaynaklı yüksek miktarda turist diyebileceğimiz insanlar bölgeye geliyorlar. Fakat gördüğümüz kadarıyla maalesef milli park sınırları içerisinde Doğa Koruma Mevzuatı uyarınca alınması gereken tedbirler alınmadığı için gelişigüzel atıklar bırakıldığı gibi, bu sahada yaşayan başta dağ keçileri olmak üzere, vaşak, su samuru, Avrupa’nın yaban hayatını koruyan sözleşmeye göre koruma altında olan pek çok canlının habitat ortamına kolayca etki ediliyor. Bu canlıların habitat ortamlarına kolayca, izin alınmadan girilip çıkılması açıkçası doğal yaşam ortamlarına ciddi zarar veriyor. Su kaynaklarının azaldığı dönemlerde yoğun şekilde Munzur Vadisi boyunca Ovacık-Tunceli Karayolu boyunca yapılan piknik faaliyetlerinden kaynaklı dağ keçileri su kenarına inip su içemiyorlar. Bu doğal döngüyü sekteye uğratabilecek bir durum” dedi.

    “MUNZUR; DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINMALIDIR”

    “Munzur Gözeleri, Munzur Nehri’nin en önemli kaynaklarından bir tanesi. Birinci derece doğal sit alanı olmasına rağmen; maalesef insan etkileşimine çok açılmış durumda. Hatta orada Fırat Kalkınma Ajansı’nın projesi söz konusuydu. Biz projenin hukuka aykırı olduğunu yetkililere de belirttik. Proje sahası değiştirildi. İnsanlığın evrensel mirası; Munzur Vadisi Milli Parkı Dünya Kültür Mirası listesinde yer alması gereken bir saha. Bu listede yer alabilmek için belirlenmiş on tane kriter vardır, bir tanesi olduğunda bu listeye girilebiliyor” diye konuşan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Munzur Vadisi bu kriterlerden altısını birden karşılıyor. Dünyadaki örnekleri gibi, Afrika, Avrupa ve Amerika’da yer alan çeşitli milli parklar Dünya Kültür Mirası Listesi’nde. Munzur, bu listede olmayı hak ediyor. Bizler, buradaki ilgililerin Munzur Vadisi’nin Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması için girişimlerde bulunmasını istiyoruz.”

    “TİCARİ YAKLAŞIMLAR; DERSİM HALKININ VİCDANINI ZEDELİYOR”

    “Bölge, Alevilik açısından önemli kültür mirası alanlarından. Ana Fatma, Munzur Gözeleri, Halvori Gözeleri gibi önemli ziyaretgah alanlarını barındırıyor. Alevilik açısından kutsi yer barındıran ve ibadet sahası durumunda olan bu bölgelerin ticari yaklaşımlarla ele alınması da Dersim halkının vicdanını zedeleyen bir durum” diyen Yıldırım, şunları belirtti:

    “Maalesef ülkemizde şöyle bir yaklaşım var; yatırım denilince akla beton, demir, inşaat geliyor. Munzur Gözeleri’nden başlayarak sit alanının bitiminden sonra da milli park statüsüne sahip bir sahanın yapılaşmaya tamamen kapatılması lazım. Ekolojik parametreleri korumazsanız; o bölgenin doğa koruma statüsüne sahip olmasının anlamı kalmaz. Buranın milli park ilan edilme sebebi; tabiat açısından olağanüstü evrensel kriterlere sahip olması. Bu sahayı yapılaşmaya açtığınız takdirde bölgenin ekosistemi değişir.”

    “İNSAN ETKİLEŞİMİNE AÇIK ALANLARDA YABAN HAYATI EKOLOJİSİ YOK OLUR”

    Munzur’daki canlı çeşitliliğine değinen Yıldırım, “Munzur’un halihazırdaki parametreleri değişip su kirlenirse buradaki endemik tür olan Munzur alabalığı yok olur. Munzuır alabalığı temiz ve soğuk akarsularda yaşayan bir tür. Su samurları da sadece temiz akarsularda yaşarlar. Arıtması olmayan bir bölgede yapılaşma artarsa netice itibarıyla bu suyun parametreleri kirlenirse o canlılar burada yaşamaz. Örneğin çengel boynuzlu dağ keçileri; geçen yıl Pülümür ilçemizde akan çaya Hasangazi bölgesinden döküldüğü ifade edilen insan kaynaklı atıklardan dolayı yüzlerce dağ keçisi telef oldu. Bu bizler için başlı başına bir gösterge. Su, toprak ve hava kirlenirse buradaki endemik canlılardan başlamak üzere yaban hayatı ekolojisi iflas eder. Dolayısıyla insan etkileşimine kapalı olması lazım. Nasıl ki ayıları, kurtları şehirde görmek doğal olarak karşılanmıyorsa insanları da yaban hayatı ortamında görmek makul karşılanmamalı. İnsan etkileşimine açık olan akarsularda, topraklarda yaban hayatı ekolojisi yok olur” diye konuştu.

    Yıldırım, milli parktaki kontrolsüz insan etkileşimine ilişkin ise şunları söyledi:

    “Bahar aylarıyla birlikte Munzur coşkun akıyor. Şehir merkezinde, geçmişte kaçak bir şekilde inşa edilen Uzunçayır Barajı’nın yüzeyi olduğu gibi çöp. Bu çöpler, Munzur’un debisinin artmasıyla götürülüyor. İnsanların, buranın korunmamasından kaynaklı bıraktığı çöpler. Milli parkta kontrolsüz insan etkileşiminin olduğunun göstergesidir bu.”

    “MİLLİ PARKLARDA GÖREVLİ BULUNDURULMASI ZORUNLUDUR”

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yetkililerce yapılması gerekenleri aktaran Yıldırım, “Çevre sağlığının korunması zorunlu. Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır. Devletin çok önemli bir kanunu var; tabiat varlıklarını koruma kanunu. Bu kanuna göre doğal yaşam korunmalı, aksi takdirde cezai işlem yapmak zorunlu. Milli parklarda yapılmaması gerekenlere ilişkin insanların bilinçlendirilmesi söz konusu. Bu kanuna muhalefet edenlere adli süreçlerin işletilmesi söz konusudur. Milli parkta görevli bulundurulması zorunludur. Belirli olan mesire alanları dışında piknik yapmak suçtur. Endemik türlerin olduğu coğrafyaya beşeri faktörlerle müdahale edilirse doğa yok olur. Devletin tüm kurumlarının Valilik koordinasyonuyla kanun çerçevesinde bir araya gelerek Munzur Vadisi Milli Parkı’nda alınması gereken tedbirleri noktasında iş birliği yapması lazım. Yerel yönetimlerle birlikte. Belediyelerimiz, il genel meclisimiz, devletin ilgili bakanlıkların taşra teşkilatları. Türkiye,’de toplamda 45 milli park var. En güçlü ekosisteme sahip milli park Munzur Vadisi Milli Parkı’dır. En son tespitlere göre 1900 bitki saptanmış. Bu miktar artacak. Bu kadar küçük bir sahada neredeyse Avrupa ülkelerinin birçoğunu geride bırakacak bitki var” diye belirtti.

    “BÖLGEDEKİ KÜLTÜREL MİRAS KORUMA ALGISI RESMİ DÜZEYDE ÇOK ZAYIF”

    “Turizm, bir kalkınma modeli olarak elbette değerlendirilebilir. Munzur Gözeleri’nin, milli parkın tahrip edildiği, akarsuyun kirletildiği turizm yaklaşımına karşıyız. Hukuksal olarak karşısında durmaya devam edeceğiz. Munzur’un kirletilmesine göz yumulmasını kimse beklemesin. Bunu en başta vicdan ve hukuk yasaklıyor. Biz bu faaliyetlerin mevzuat hükümlerin içerisinde idame ettirilmesini, insan etkisinin minimum düzeyine inmesine ilişkin hukuksal mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullanan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Munzur Vadisi’nin farklı mevkiilerinde milli park binaları inşa edilmiş ve binalarda kalan muhafaza memurları milli parkın korunması noktasında faaliyetler yürütmüşler. Fakat şimdi milli parkın hiçbir yerinde personel yok. Buradan yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Bu milli park evrensel ölçekte bir sahadır. Buranın korunması lazım. Bölgedeki kültürel miras koruma algısı resmi düzeyde çok zayıf.

    Milli parklarda hangi fiiller sergilenemez noktasında maalesef yetkili uyarıları yok. Herhangi bir ziyaretçi bu vadide nelerin yasak olduğunu, nelerin serbest olduğunu bilecek durumda değil. Bunun için öncelikle milli parkın girişine birçok örnekten esinlenerek giriş bölümü oluşturulmalı. Milli parka gelen kişilere bilgilendirme yapılmalıdır.”

    “MUNZUR’UN GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI ZORUNLULUKTUR”

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yaban hayatı ekolojisinin tahribata uğramaması ve bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için şöyle çağrı yaptı:

    “Biz gerek ulusal düzeyde gerekse uluslararası düzeyde insanlığın evrensel, kültürel ve doğal mirası olan bu sahanın korunması çağrısı yapıyoruz. Çünkü Munzur Vadisi’ne yönelik insan etkileşimi bu şekilde devam ederse buradaki ekosistem değerlerinin bozulacağı çok açık. Bizim en büyük çağrımız şu; Munzur Vadisi Milli Parkı, Dünya Kültür Mirası listesine alınmalıdır. Bizim en büyük çalışmamız da buna odaklanmış durumda.

    Güçlü bir florastik ve faunastik bir zenginliğe sahip olan Munzur Vadisi Milli Parkı’nın korunması, gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur.

    Buraya gelen her bireyin şunu özellikle nazara alması gerekiyor; burası insanlara ait değil, burası insanın da bir parçası olduğu ekosisteme ait. Dünyada hiçbir canlı ekosisteme zarar vermez. Fakat insan evladı bunu yapıyor. Bu bilinçle hareket etmek gerekiyor. Kısa vadede buradaki bu yapılaşma olgusuna, kirlilik olgusuna dikkat çekmezsek, bu noktada gerekli hassasiyeti üretmezsek buradaki parametreler tamamen bozulur. Milli parkı milli park yapan özellikler ortadan kalkarsa milli park da ortadan kalkar.

    Dersim’in kurumlarıyla, halkıyla, basınıyla birlikte yan yana yürüyerek bu süreci, Dersim’in doğal ve kültürel mirasının korunarak gelecek kuşaklara aktarıldığı olgu döngüsüne evrilmeyi arzuluyoruz.”

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

  • Dersim’e gelen avcılar hakkında suç duyurusunda bulunuldu

    Dersim’e gelen avcılar hakkında suç duyurusunda bulunuldu

    PİRHA – Dersim’de son zamanlarda kaçak avlanmanın yanı sıra birde diğer illerden özel av için yaklaşık 14 kişilik grubun Dersim’e geldiği belirtilmişti. Avcılık faaliyetleri şuan Dersim merkeze bağlı Kocakoç bölgesinde sürmekte. Konuya ilişkin Av. Barış Yıldırım, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. 

    Dersim’de aylardır kaçak avlanma sürüyor ve onlarca dağ keçisi katledildi. Geçtiğimiz günlerde ise yaban domuzu avı için diğer illerden Dersim’e avcılar gelmiş ve yaban hayatını katletmeye başladı.

    Konuya ilişkin Av. Barış Yıldırım, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    “YABAN DOMUZU AVI HUKUKA AYKIRI VE SUÇ TEŞKİL ETMEKTEDİR”

    Yıldırım’ın bulunduğu suç duyurusunda şu ifadeler yer aldı:

    “Yerel medyaya yansıyan haberlerden Tunceli İli’nde “Yaban domuzu” avı için bir karar alındığı ve anılan maksatla avlanma faaliyetine matufen kimlikleri belirsiz bir kısım avcının ilimize geldiği belirtilmektedir.

    “Yaban domuzu” canlı türünün avlanması hukuka aykırı olup suç teşkil etmektedir. Zira, “Yaban domuzu” avı ülkemizin de taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (Bern Sözleşmesi) ile diğer uluslararası doğa koruma sözleşmelerine muhalefet teşkil etmektedir. Şöyle ki; Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’nin 8. maddesinde: “III no’lu ek listede belirlenen ve II no’lu ek listede belirlenmiş olup, 9 uncu Madde uyarınca istisnalar uygulanması söz konusu olan yabani fauna türlerinin yakalanması ve öldürülmesi konusunda ise, Akit Taraflar, bu türlerin popülasyonlarının yerel olarak yok olmasına veya ciddi şekilde tedirgin edilmesine neden olacak her türlü ve özellikle IV no’lu ek listede belirlenen yakalama ve öldürme yollarının ve araçlarının kullanılmasını yasaklayacaklardır” hükmü bulunmaktadır.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Mahkemeden tarihi karar: Munzur’daki tüm baraj ve HES projeleri iptal edildi-VİDEO

    Mahkemeden tarihi karar: Munzur’daki tüm baraj ve HES projeleri iptal edildi-VİDEO

    PİRHA – Munzur Özgür Aksın Meclisi, Munzur Millî Parkı’nda planlanan tüm baraj ve HES Projeleri ile 2003 yılında işletmeye alınan Mercan HES Projesi’nin iptal edilmesine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Karar, dünyanın en nadide Millî Parkı durumundaki Munzur Vadisi Millî Parkı’na hayırlı olsun” denildi. 

    Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin Munzur Millî Parkı’nda planlanan tüm baraj ve HES Projeleri ile 2003 yılında işletmeye alınan Mercan HES Projesi’ni iptal etti.

    Konuya ilişkin Munzur Özgür Aksın Meclisi, Ana Fatma Ziyaretgahı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Munzur Özgür Aksın Meclisi Bileşenleri ve sanatçı Erdoğan Emir katılım gösterdi.

    Meclis adına açıklamayı yapan Av. Barış Yıldırım, yıllardır devam eden dava süreci hakkında bilgi vererek, şöyle konuştu:

    “Munzur Vadisi Millî Parkı sınırları içerisindeki tüm baraj ve HES Projeleri’ne izin veren Bakanlık kararının iptali amacıyla tarafımca 19/12/2011 tarihinde dava açılmıştı. Açılan davaya Munzur Suyu üzerinde inşası planlanan Konaktepe Barajı ve HES I ile Konaktepe HES II Projesini gerçekleştirmek isteyen Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş. ile Mercan Suyu üzerinde 1985 yılında tamamen kaçak inşa edilen Mercan HES’i işleten Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş. davalı (Mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı yanında müdahil olmuşlardı. Neticeten açtığımız dava 10/10/2013 tarihinde Ankara 3. İdare Mahkemesi’nce Üniversite raporları baz alınarak red edilmişti. Red kararının bozulması amacıyla yaptığımız temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay 10. Dairesi’nce 06/11/2014 tarihinde Ankara 3. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmişti. Bozma kararında tüm Projelerin birlikte Çevresel Etki Değerlendirilmesi sürecine tabi tutulması gerektiği belirtilmişti. Müteakiben, Danıştay 10. Dairesi’nin Kararı’nın kaldırılması maksadıyla davalı (Mülga) Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş. ile Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş.’nin yaptığı Karar Düzeltme başvurusu Danıştay tarafından reddedilmişti. Davalı taraf ile HES şirketleri Munzur Vadisi Millî Parkı’ndaki tüm Baraj ve HES Projeleri’nin ÇED’den muaf bulunduğunu aksi halde ise tüm Projeler için tek ÇED süreci işletilemeyeceğini iddia etmekteydiler.”

    ÜSTÜN KAMU YARARI İPTALİ 

    Yıldırım, “Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Millî Park olarak ilan edilen sahalarda Baraj ve HES dahil tesis inşasının ön şartı Bakanlığın iznidir. Karar Millî Parklar ve Planlama Mevzuatı bakımından emsal niteliktedir. Zira, Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde bir Millî Parkta kamu yararı açısından tesis inşasına izin verilebilmesi için öncelikle Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci işletilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, Munzur Vadisi Millî Parkı’na projelendirilmiş Baraj ve HES’lere izin verilebilmesi için ayrı ayrı proje bazında değil tüm projeler için toptan bir ÇED süreci işletilmesi gerekliliği belirtmektedir. Karar bu yönüyle ilk niteliktedir” diye konuştu.

    Av. Barış Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Karar ile birlikte Munzur Vadisi Millî Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı da hükümsüz hale gelmiştir. Zira, Munzur Vadisi Millî Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’nın Giriş Bölümü’nde Plan’ın Bakanlığın 18/04/2011 tarihli “Üstün Kamu Yararı” kararı gereğince oluşturulduğu belirtilmektedir.

    Bu sebeplerle Munzur Vadisi Millî Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’nda öngörülen tüm yapı ve faaliyetler hukuka aykırı hale gelmiştir. Belirtmek gerekir ki; karar halihazırda faaliyette bulunan Mercan HES Projesi için de bağlayıcıdır. Nitekim, Mercan HES’in faaliyetlerinin durdurulması maksadıyla 12/07/2013 tarihinde TBMM Dilekçe Komisyonu’na yaptığımız  başvuruya verilen yanıtta:

    “Mercan HES ve Munzur Çayı üzerinde projelendirilen diğer baraj ve HES’lerin kamu yararı ve zorunluluklar yönüyle değerlendirilmesi maksadıyla beş ayrı bilimsel rapor ve bu raporların birlikte ele alındığı bir sentez raporu hazırlattırılmış ve akabinde de 18.04.2011 tarihinde (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Olur’u ile “Üstün Kamu Yararı” kararının alındığı, bu karar kapsamında Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme…Planın onaylanarak yürürlüğe girdiği, Uzun Devreli Gelişme Planı revizyonun dayanağı olan “Üstün Kamu Yararı” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davanın halen devam ettiği…” denilmek suretiyle açtığımız dava sonucu verilecek karara göre işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmişti. İş bu davada da “Üstün Kamu Yararı” kararı iptal edildiğinden derhal Mercan HES’in faaliyetleri durdurulmalıdır.

    “KARAR, DÜNYANIN EN NADİDE DURUMUNDAKİ MUNZUR’A HAYIRLI OLSUN”

    Karar, takriben %20’si endemik 1900’ü aşkın bitki çeşidine; Bern Sözleşmesi’ne göre koruma altında bulunan pek çok fauna türüne; güçlü bir yaban hayatı ekolojisine sahip bulunan ve Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alması lazım gelen ülkemizin ve hatta dünyanın en nadide Millî Parkı durumundaki Munzur Vadisi Millî Parkı’na hayırlı olsun…

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk defa, “Üstün Kamu Yararı” kararı bir mahkemece iptal edilmiştir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Pülümür Karasu üzerinde yapılmak istenen HES Projesi’nde keşif yapıldı

    Pülümür Karasu üzerinde yapılmak istenen HES Projesi’nde keşif yapıldı

    PİRHA – Dersim’in Pülümür ilçesinde Karasu (Fırat) üzerinde planlanan Armağan HES Projesi’ne karşı açılan davada İdare Mahkemesi’nce keşif yapıldı. 

    Pülümür İlçesi’nde Karasu (Fırat) üzerinde planlanan Armağan Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali Projesi’ne karşı açılan davada bugün İdare Mahkemesi’nce Keşif gerçekleştirildi.

    Keşifte Pülümür Belediye Başkanı, Pülümür İl Genel Meclisi üyeleri, yöre muhtarları da bulundu.

    PROJENİN İPTALİ TALEP EDİLDİ 

    Davacı avukatı Barış Yıldırım; projenin Kuzey Anadolu Fay zonu üzerinde bulunduğunu; projenin gerçekleştirilmesi halinde yöredeki içme ve kullanma sularının İletim Tünelinden kaynaklı zarar göreceğini; yörede bulunan ve Bern Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altında bulunan Su Samuru, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi gibi türlerin habitatlarının geri dönüşümsüz zarar göreceğini; Fırat üzerinde inşa edilen ve edilmek istenen Baraj/ HES Projelerinden kaynaklı Kümülatif Etki Değerlendirmesi yapılmadığını belirterek projenin iptalini talep etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Tercan Konarlı Köyü’nde yürütülmek istenen maden projesinde keşif yapıldı

    Tercan Konarlı Köyü’nde yürütülmek istenen maden projesinde keşif yapıldı

    PİRHA – Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Konarlı Köyü’nde yürütülmek istenen maden projesine ilişkin bölgede bilirkişi heyetince keşif yapıldı. 

    Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Konarlı Köyü’nde (Şıh Köy) yürütülmek istenen maden projesine karşı açılan dava kapsamında bilirkişi heyeti tarafında keşif yapıldı.

    Keşfe, davanın takipçisi olan yöre halkı, Konarlı köylüleri, Av. Barış Yıldırım katıldı. Keşif sırasında konuşma yapan Av. Barış Yıldırım, Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) yönetmeliği kararlarından, ÇED gerekliliği kararından söz ederek şunları belirtti:

    “ÇED yönetmeliğinde rapor hazırlanması gereken projeler tek tek sayılmış tutanakta. Bu projelerden bir tanesi de madencilik projelerinin alt başlığında kazı ve döküm alanı itibarıyla 25 hektar ve üstü çalışma sahasına sahip alanlar deniliyor. Danıştayımız da, 14. Daire de artık istikrar kazanmış Danıştay İdari Kurul Kararı ile teşhirlendiği şekilde iştihat haline gelmiş tüm kararlarında şirketlerin beyan ettiği sahanın değil, arama ve işletme ruhsatı olan sahaların ÇED sürecinde nazara alınması gerektiğini açıkça belirtiyor. Bizim hadisemizde de projenin ruhsat sahası 552.86 hektar devasa bir saha olmasına rağmen şirket 25 hektar eşik sınırına yakın 24.84 hektarın eşik sınırının altında beyan etmek suretiyle ÇED raporu hazırlama suretinden kaçınmıştır” ifadelerini kullandı.

    Birçok endemik bitki türü, yaban hayatı ve şelalesiyle tanınan Konarlı Köyü’nde geçtiğimiz yıllarda HES projesi de yürütülmek istenmiş ancak köylülerin ortak mücadelesi sonucunda durdurulmuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Erzincan’ın İliç ilçesinde sülfürik asit yüklü tır kaza yaptı; Halk tedirgin

    Erzincan’ın İliç ilçesinde sülfürik asit yüklü tır kaza yaptı; Halk tedirgin

    PİRHA – Erzincan’ın İliç ilçesinde sülfürik asit yüklü tırın kaza yapması sonucu çevreye madde yayıldı. Konuya ilişkin açıklama yapan Av. Barış Yıldırım, halkın tedirgin olduğunu belirterek “Munzur Havzası’na yönelik hukuksuzluğa karşı gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanürle ayrıştırma yöntemi kullanılarak Altın Madeni İşletmeciliği yürütülüyor. Bölgede sülfürik asit ile de proje geliştirilmek istendiği de konuşulurken bugün öğle saatlerinde ilçede sülfürik asit yüklü ağır tonajlı araç kaza yaptı. Bölgeye yayılan sülfürik asit maddesi halkta tedirginlik yaratmakta.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Av. Barış Yıldırım, “Bilindiği üzere Erzincan İliç İlçesi’nde Siyanürle ayrıştırma yöntemi kullanılarak Altın Madenciliği Projesi yürütülmektedir…Altın Madenciliği Projesi’nin Munzur Dağlarına yönelik kapasite arttırımına karşı açtığımız davada İdare Mahkemesi’nce İptal kararı verilmişti…Keza; Bölgede Sülfürik Asit yöntemiyle Altın işletmeciliği Projesi’nin gerçekleştirilmek istendiğini anılan projenin de hukuka aykırı olduğunu belirtmiştik…İliç’te bugün Asit yüklü bir araç maalesef sokaklarında kaza yapmış…Halk tedirgin” ifadelerini kullandı.

    Av. Yıldırım, “Munzur Dağlar havzası içerdiği flora ve fauna türleri ile dünyanın en zengin biyoçeşitliliğine sahiptir…Munzur Havzası’na yönelik hukuksuzluğa karşı gerekli tedbirler alınmalıdır” diyerek çağrıda bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi: Kutsallarımızı yok edecek projelere yaşam hakkı tanımayacağız-VİDEO

    Munzur Özgür Aksın Meclisi: Kutsallarımızı yok edecek projelere yaşam hakkı tanımayacağız-VİDEO

    PİRHA- Munzur Özgür Aksın Meclisi Bileşenleri, Ovacık Gözeler’de inşa edilmek istenen cemevine ilişkin yaptığı açıklamada, Munzur’da cemevi yapılması halinde, yapılaşmanın önünün açılacağı belirtilerek bir an önce bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi Bileşenleri, Munzur Gözeleri’nde yapılması planlanan cemevine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı okuyan Ovacık Belediye Başkanvekili Hasan Geçgil, “Munzur Gözeleri ve Munzur Milli Parkı başta olmak üzere vadilerimiz ve bir bütün olarak Dersim coğrafyası her geçen gün ekolojik tahribata maruz kalmaktadır. Yıllardır her yaz mevsiminde vadilerimizde çıkartılan orman yangınları, HES’lerle vadilerimizin sular altında bırakılmaya çalışılması, inancımızın doğayı kutsayan anlayışı görmezden gelinerek hazırlanan projelerle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “Fırat Kalkınma Ajansı’nın hazırladığı Munzur Gözeleri Peyzaj Projesi, Munzur Gözeleri’nde meydana gelecek ekolojik tahribat görmezden gelinerek topluma danışılmadan ve inancımız dikkate alınmadan hazırlanan bir projedir” diye konuşan Geçgil, “Devletin istediği isimle mi inancımızı yaşayacağız, yoksa bin yıllardır kutsalımız olan Munzur Babayı mı koruyacak mıyız? Ocak ve ziyaretlerden başka kutsal saydığımız bir yer yoktur. Dersimliler olarak suyuna, toprağına ve yaşam alanlarına, tarihi kültürel ve sosyal değerlerimize sahip çıkacağız” diye belirtti.

    “KUTSALLARIMIZI RANT ALANI GİBİ KULLANAN ZİHNİYETİ İSTEMİYORUZ”

    DAD Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu ise “Her ne sebeple olursa olsun kutsallarımız olan ocak ve ziyaretgahlarımızın doğallığını bozan, rant alanı gibi kullanan zihniyeti kabul etmiyoruz. Hiçbir cemevi Munzur Baba’dan daha kutsal değildir. Cemevine karşı değiliz, yok edilmek istenen dilimiz, kültürümüz, inancımızdır. Dersim coğrafyasının dağı, ormanı, suyu bir bütün varlıkların hak olduğunu, hakkın yansıması olduğunu bilerek insan eliyle değiştirilip anlamında koparılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

    Tunceli Baro Başkanı Barış Yıldırım da kültür ve tabiat kanunlarına ve Anayasa’ya dikkat çekerek “Burada yapılaşmaya gidilmesi mümkün değil. Sit alanları bilimsel araştırmalar dışında insan etkileşimine kapalıdır. Burada insan etkileşimi olmaması için mevzuatta belirtilen önlemlerin alınması gerekiyor. Buranın dünya kültür mirası listesine kazandırılması için korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak gerek. Dünya kültür mirası listesine alınması için bu suyun korunması lazım. Çünkü bu su milli parkın temel kaynağı olduğu gibi, bu su kirletilirse yaban hayatı bütün olarak yok olur. Biz tüm kurumlarımızla birlikte bu süreci takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ZİYARETGAHLARIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Dersim Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Ali Haydar Ben, “Burada bulunan hiçbir kurum cemevine karşı değil. Munzur Gözeleri’ni etkilemeyecek bir alanda yapılmasına kimse karşı değil. Buraya dair hazırladığımız raporu paylaşacağız. Yaşam alanlarımızdan, ziyaretlerimizden elinizi çekin” dedi.

    Son olarak söz alan Emek Partisi İl Yöneticisi Hıdır Demir, “Suyun ticarileştirilip, kirletilmesi, inanca yönelik yürütülen bu politika ile inancımız devşirilmek istemektedir. Kapitalist mantığın ürünüdür. Halkımızın bundan arınması gerekiyor. Bizim kültürümüz, geçmişimiz ve geleneksel olarak ziyaretlerimizin kutsallığı bugüne kadar korunarak bizlere bırakılmıştır. Bizlerin de gelecek kuşaklara bu kültürel değerlerimizi aktarmamız gerekiyor” diye belirtti.

    DERSİM/PİRHA

  • Tunceli Barosu’ndan yangına havadan müdahale edilmesi için başvuru

    Tunceli Barosu’ndan yangına havadan müdahale edilmesi için başvuru

    PİRHA – Tunceli Barosu, Dersim Geyiksuyu bölgesindeki yangına ilişkin Orman Genel Müdürlüğü’ne yangına havadan müdahale edilmesi talebinde bulundu. Başvuru yazısında, “Orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapar veya yaptırır…” hükmü bulunmaktadır” ifadeleri yer aldı.

    Tunceli Barosu, Dersim Geyiksuyu bölgesinde günlerdir süren yangına havadan müdahale edilmesi için Orman Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    Anayasa’nın “A. Ormanların korunması ve geliştirilmesi” kenar başlıklı 169. maddesinde:

    “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

    Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.”

    “ORMAN İDARESİ, ORMAN YANGINLARINI SÖNDÜRMEK MAKSADIYLA HER TÜRLÜ HİZMETİ YAPAR”

    “Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.” hükmü bulunmaktadır.

    6831 sayılı Orman Kanunu’nun 69. maddesinde:

    “Madde 69 – (Değişik: 19/4/2018-7139/14 md.) Orman idaresi, orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapar veya yaptırır…” hükmü bulunmaktadır.

    Ülkemizin de taraf olduğu Avrupanın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre korunan flora ve fauna türlerinin bulduğu sahalar tahrip edilemez.

    Bu kapsamda halihazırda Tunceli İli Eğriyamaç Köyü ile Dikenli Köyü kırsal alanlarında devam etmekte olan orman yangınlarının söndürülmesi için ivedi olarak gerekli iş ve işlemlerin icrasını bu kapsamda yangına havadan müdahale edilmesini Tunceli Barosu olarak talep ederiz.”

    DERSİM/PİRHA

  • ‘Danıştay, Munzur Vadisi’nde planlanan barajlarla ilgili tarihi karar verdi’-VİDEO

    ‘Danıştay, Munzur Vadisi’nde planlanan barajlarla ilgili tarihi karar verdi’-VİDEO

    PİRHA – Danıştay 10. Dairesi’nin, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan tüm baraj ve HES’lerin hukuka aykırı olduğunu belirten karar vermesi üzerine Tunceli Barosu, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Munzur Vadisi ve milli parklar hukuku bakımından tarihi karar verildiği belirtildi. 

    Munzur Vadisi Milli Parkı içerisinde yapımı planlanan baraj ve HES projelerinin hukuka aykırı olduğunu bildirmesi üzerine Tunceli Barosu basın toplantısı düzenledi. Açıklamaya emek ve meslek örgütleri, siyasi parti ve sendika temsilcileri katıldı.

    Açıklamayı yapan Baro Başkanı Barış Yıldırım, şöyle bilgilendirme yaptı:

    Munzur Vadisi Millî Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan 4 Baraj ve 5 HES projesi ile yapımına 1985 yılında kaçak başlanan ve 2003 yılında enerji üretimine alınan Mercan Reg. ve HES’e, Çevre ve Orman Bakanlığı 10 ayrı üniversite tarafından hazırlanmış 9 ayrı rapora dayalı olarak Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde 18.04.2011 tarihinde ÜSTÜN KAMU YARARI KARARI alarak izin vermişti.

    İzin kararı sonrası, izin kararı dayanak yapılarak Bozkaya Barajı ve HES, Kaletepe Barajı ve HES, Konaktepe Barajı ve HES I- Konaktepe HES II, Akyayık Barajı ve HES, Mercan Reg. ve HES Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’na işlenmiş ve anılan plan 06.07.2012 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca onaylanarak yürürlüğe girmişti.

     Munzur Vadisi Millî Parkı sınırları içerisinde toplam 4 Baraj ve 6 HES projesine izin veren Bakanlık kararının iptali amacıyla tarafımızca 19.12.2011 tarihinde dava açılmıştı.”

    “ÇED RAPORUNUN DA ARANMASI GEREKTİĞİ BELİRTİLMİŞTİR” 

    “Açılan davaya Munzur Suyu üzerinde inşaası planlanan Konaktepe Barajı ve HES I ile Konaktepe HES II Projesini gerçekleştirmek isteyen Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş. ile Mercan Suyu üzerinde 1985 yılında tamamen kaçak inşa edilen Mercan Reg. ve HES’i işleten Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş. davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığı yanında müdahil olmuşlardı. Neticeten açtığımız dava 10.10.2013 tarihinde Ankara 3. İdare Mahkemesi’nce red edilmişti. Red kararının bozulması amacıyla yaptığımız temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay 10. Dairesi’nce Ankara 3. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmişti” diye konuşan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Danıştay 10. Dairesi karar gerekçesinde daha evvelden açtığımız başka bir dava kapsamında verilen Danıştay 13. Dairesi ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarına da yer vermek suretiyle: ‘Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş’ne Konaktepe I ve II HES için 28.01.2010 tarihinden itibaren 49 yıllığına elektrik üretim lisansı verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna karşı açılan ve Danıştay 13. Dairesinin E:2010/995 sayılı dosyasında görülen davada verilen 11.10.2010 tarihli kararda;
    “Konaktepe Elektrik Üretim A Ş. tarafından yapılacak Konaktepe Barajı-Konaktepe HES I ile Konaktepe HES II için 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, Milli Parklar Yönetmeliği ve Orman Sayılan Alanlarda Verilecek izinler Hakkında Yönetmelik kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığı’nca verilmiş bir izin ve yapılmış herhangi bir tahsis bulunmadığı; Munzur Vadisi Milli Park Uzun Devreli Gelişme Planı’nın onaylanmadığı, Maliye Bakanlığı’nca söz konusu proje için herhangi bir tahsis yapılmadığı, yine üretim lisansı sahibi şirket ile su kullanım hakkı imzalayan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne de 2873 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliği uyarınca herhangi bir izin verilmediğinin dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda, milli park niteliğini taşıyan “Munzur Vadisi”nde su kaynaklarının kullanımı ve işletilmesinin, Milli Parklar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca, ancak, “kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk” koşullarının gerçekleştiğinin ilgili Bakanlıkça ortaya konulmasına bağlı olduğu, dolayısıyla milli park sınırları içerisinde kalan dava konusu HES projelerine üretim lisansı verilebilmesi için, öncelikle yukarıda belirtilen koşulların yerine getirilmesinin gerektiği; bu bağlamda, dava konusu işlemin, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1. maddesinde öngörülen amaçlarla uyumlu olmadığı gibi, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine de aykırı olduğu” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, yürütmenin durdurulmasına ilişkin karara karşı yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26.05.2011 tarih ve YD İtiraz No:2010/1147 sayılı kararında, Dairenin yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin gerekçesine katılmakla birlikte, elektrik üretim lisansının verilebilmesi için ÇED Raporunun da aranması gerektiği hususu belirtilmiştir.”

    “BARAJ VE HES İPTAL İZNİNİN İPTAL EDİLME GEREĞİNİN ORTAYA KONULMASI ÖNEMLİ”

    Yıldırım, açıklamaya şöyle devam etti:

    “Bu kararın uygulanması bakımından, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı öngörülen bütün baraj ve HES Projelerinin uygulanması halinde ortaya çıkacak tablonun kamu yararı ve zorunluluk koşulları açısından değerlendirilmesi amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi, Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ve Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü, Iğdır Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi Biyoloji Bölümü, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Orman Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü ve Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri tarafından 5 (Beş) ayrı bilimsel rapor hazırlatıldığı, davalı idarenin 7/2/2011 tarihli ve 9514 sayılı yazısı ile söz konusu 5 (Beş) adet raporun değerlendirilerek görüş alınmak üzere İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne gönderildiği, bahsi geçen 5 (Beş) adet raporun öğretim üyeleri tarafından değerlendirilerek hazırlanan Munzur Vadisi’nde Planlanan Baraj ve HES Projeleri ile İlgili Daha Önceki Özel Raporlar Çerçevesinde Hazırlanan Bütünleşik Sentez Raporunun sonuç kısmında;

    “…Munzur Havzası’nda DSİ’ce yapımı planlanan Baraj ve HES projeleri ile ilgili çevresel riskleri azaltıcı öneri ve değerlendirmelerin sonucu olarak, enerji üretimi açısında vazgeçilmez olan kullanma dengesi ile sürdürülebilir yönetimi ilkesine göre, içinde bulundukları Milli Park sınırları dahilinde yapılmalarında “kesin zorunluluk” bulunduğu; anılan projelerin ülkemizin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü ile taahhüt ettiği sera gazı emisyonlarının azaltımı ve ulusal enerji tüketimindeki yenilenebilir enerji payını arttırma hedef ve politikalarıyla da uyumlu, kamu yararına bir stratejiyi destekler durumda olduğu görüş ve kanaatine ulaşılmıştır.” görüşlerine yer verildiği, böylece “Bütünleşik Sentez Raporu” uyarınca Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı öngörülen HES Projelerinin uygulanmasında “kesin zorunluluk” ve “üstün kamu yararı” şartlarının oluştuğu bilimsel olarak ortaya konduğundan bahisle, Munzur Vadisi Milli Parkında Planlanan tüm Baraj ve HES Projelerinin yapılmasında üstün kamu yararının bulunduğu, enerji ihtiyacının yerli başka kaynaklardan karşılanmasının mümkün olamadığı açısından vazgeçilmezlik ve kesin zorunluluk şartlarının oluştuğu hususunda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce, Çevre ve Orman Bakanlığı Bakanlık Makamından 18/4/2011 tarihli ve B.18.0.DMP.0.02.05 sayılı Olur alınması üzerine, davacı tarafından anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.”

    Yukarıda anılan Anayasa hükmü ve yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının bulunduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu tartışmasızdır. Bu itibarla, öncelikle, davaya konu projelerle ile ilgili olarak hazırlanan fizibilite raporları çerçevesinde, projelerin, ‘çevreye uyumlu’ olup olmadığının tespiti bakımından, çevre mevzuatı açısından zorunlu olan “ÇED” sürecinin tamamlanması gerekmektedir. Aksi taktirde 2872 sayılı Yasanın 10. maddesinde belirtildiği üzere, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça projelerle ilgili onay ve izin verilemez.

    Bu durumda, İdare Mahkemesi’nce, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.” diyerek  Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan 4 Baraj ve 5 HES Projesi ile Mercan Reg. HES Projesine Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde verdiği izin kararının iptal edilmesi gerektiğini belirtmişti. Milli Parklar Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Millî Park olarak ilan edilen sahalarda Baraj ve HES dahil tesis inşasının ön şartı Bakanlığın iznidir. Dolayısıyla Bakanlığın Munzur Millî Parkı’na dair verdiği Baraj ve HES izninin iptal edilmesi gerektiğinin ortaya konulması son derece önemliydi.

    “MUNZUR VADİSİ İÇİN TARİHİ KARAR VERİLDİ”

    Kararın Millî Parklar ve Planlama Mevzuatı bakımından emsal nitelikte olduğunu dile getiren Yıldırım, “Zira, Danıştay ilk defa bir kararında Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde bir Millî Parkta kamu yararı açısından tesis inşasına izin verilebilmesi için öncelikle Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci işletilmesi gerektiğini belirtmişti. Ayrıca Danıştay 10. Dairesi Munzur Vadisi Millî Parkı’na projelendirilmiş Baraj ve HES’lere izin verilebilmesi için ayrı ayrı proje bazında değil tüm projeler için toptan bir ÇED süreci işletilmesi gerekliliğini belirtmekteydi. Karar bu yönüyle ilk nitelikteydi” dedi.

    Yıldırım, “Üzerinde önemle durulması gereken diğer husus ise Milli Park Uzun Devreli Gelişme Planı ve ÇED ilişkisidir” dedi ve şöyle devam etti:

    “Danıştay kararı analiz edildiğinde Milli Park gibi doğa koruma statülerine sahip alanlara dair Uzun Devreli Gelişme Planları oluşturulmadan önce mutlaka ÇED sürecinin tamamlanması ve sonucuna göre planlama yapılması gerektiği de ortaya konulmuştu. Bu durum bugüne kadarki idari yaklaşımı da değiştirecek nitelikteydi. Zira mevcut uygulamada önce Uzun Devreli Gelişme Planı, Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmakta sonrasında ise söz konusu alanlara dönük Baraj ve HES gibi projeler var ise proje bazında ÇED süreci işletilmekteydi. Mevcut kararda ise “önce tüm projeler için toptan ÇED; sonra plan, proje” denilmişti.

    Gelinen aşamada, Danıştay 10. Dairesi’nin Kararı’nın kaldırılması maksadıyla davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş. ile Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş.’nin yaptığı Karar Düzeltme başvurusu Danıştay tarafından reddedilmiştir. Böylelikle gerek Munzur Vadisi Millî Parkı bakımından ve gerekse de Millî Parklar hukuku bakımından tarihi bir karar verilmiştir.”

    DERSİM/PİRHA

  • Munzur Gözeleri’ne cemevi yapılmasında görüş ayrılığı-VİDEO

    Munzur Gözeleri’ne cemevi yapılmasında görüş ayrılığı-VİDEO

    PİRHA – Dersim Ovacık’ta bulunan Munzur Gözeleri’nde cemevi inşaatı başlaması üzerine Tunceli Barosu, inşaatın olduğu alanda inceleme gerçekleştirdi. Köylülerin ve cemevi inşaatını yapan Ziyaret Köyü Derneği yönetim kurulunun bulunduğu alanda karşılıklı görüşler belirtildi. 

    Geçtiğimiz günlerde Tunceli Baro Başkanı Barış Yıldırım’ın duyurduğu Gözeler’deki cemevi inşaatına ilişkin baro avukatları, pirler ve bazı kurum temsilcileri alana giderek incelemelerde bulundu.

    Ziyaret Köyü Derneği Başkanı Ateş Çelik ve Pir Hayri Şanlı cemevinin yapılması gerektiğini aktarırken, Baro Başkanı Barış Yıldırım ise Munzur Gözeleri’ndeki her türlü yapılaşmanın Munzur suyunun kaynağına zararlı olacağını ve SİT alanından uzak bir yere yapılması gerektiğini savundu.

    “MUNZUR’UN KORUNMASI VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI GEREKİYOR”

    Yıldırım’ın yaptığı açıklama şöyle:

    “1971 yılında milli park olarak ilan edilen Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri Munzur suyunun doğduğu yer olan Munzur Gözeleri’ndeyiz. Burası 2003 yılında Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından birinci derece doğal SİT alanı olarak ilan edildi. Birinci derece doğal SİT alanları ilginç özellik ve güzelliklere sahiptir ve ender tabiat özelliklerini barındırır.

    Birinci derece SİT alanlarında turizm dahil hiçbir faaliyete müsaade edilmiyor. Yani buralarda bilimsel anlamda çalışmalar dışında hiçbir beşeri faaliyete izin verilmemesi gerekir. Fakat buranın birinci derece SİT alanı olduğunu gösteren bir tabela dahi yok. Mevzuata göre bu tabelanın buraya konulması gerekiyor.”

    Gözeler’de yemek yenilmesi, suya girilmesi dahil her türlü beşeri faaliyetin kolayca icra edilmesine değinen Yıldırım, “Burası bir rekreasyon alanı, bir eğlence, park alanı olarak değerlendiriliyor. Mevzuata göre buranın yasak olmasına rağmen yetkililer buna müdahale etmiyor. Bunun sonucunda kirlilik meydana gelmiş ve peyzajı bozulmuş durumda. Kanunlara göre bu suç teşkil ediyor” diye konuştu.

    Yıldırım, Munzur’daki ekosistem parametrelerinin de değiştiğini ve birçok canlı türünün bölgede yaşayamadığını belirtti.

    Munzur’un Alevilik açısından da önemine değinen Yıldırım, bu ibadet alanının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasınının zorunluluk olduğunu dile getirdi.

    “İNSAN ESERİ YAPIYA MÜSAADE EDİLMEMESİ GEREKİYOR”

    Yıldırım, “Burada insan eseri bir yapıya müsaade edilmemesi gerekiyor. Yine buranın peyzajını bozacak herhangi bir yapıya müsaade edilmemesi gerekiyor” diyerek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bizler Tunceli Barosu olarak kültür ve tabiatı korumak için iş ve işlemlerde bulunduk bundan sonra da bulunmaya devam edeceğiz. Buranın dünya kültür mirası listesine önerilmesi için de dava açtık, devam ediyor.”

    MUNZUR’UN KUTSALLIĞI

    Konuya ilişkin açıklama yapan Baba Mansur Ocağı Piri Nesimi Genlik ise Alevilerin ziyaretgahı olan Munzur’un kutsallığına değinerek şunları dile getirdi:

    “Munzur’un 1 km içerisinde akan kırk narın yani gözenin bembeyaz süt gibi akması; bir su değil Ana Fatma’nın sütü gözüyle bakılıyor. Bu kırk gözenin aynı alanda cem olup yani birleşip bir mecrada akıyor olması kutsiyet arz etmektedir. Bu kutsal çeşmeye bundan ötürü serçeşme deniliyor ve o nedenle bu inancın serçeşmesi gözüyle bakılıyor.

    Kırk gözenin aktığı yerde ulu pirlerimiz, talipleriyle, yol eren ve erleriyle cem tutmuşlardır. Son cemlerde yaradılış, Hak ve hakikat, olgunlaşma, özgür insan olma öğretisi öncelikli olup keza bu makamda küsler barıştırılmış, kivralık, musahiplik erkanları olmuş, ikrar verilmiştir. Bu nedenle bu mekan ve makam bölgede yaşayanlar tarafından kutsal sayılmış ve inanılmıştır. Yeni doğan çocuklar bu suda yıkanmışlar. Bu suya bu kutsallıkta bakmışlar. Tıpkı Hintlilerin Ganj Nehri’ne olan inançları gibi.

    Ama günümüzde bu kutsal alan, rant amaçlı kullanılmakta ve kirletilmektedir. Bu insanlık ayıbı görüntü ve kirlilikler inancımıza ters olup zarar vermektedir. Kısa sürede yöre halkı ve yetkililerin buna müdahale etmesi insanlık görevi ve gururudur.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

     

     

  • Munzur Gözeleri’nde cemevi inşa çalışmalarına başlandı

    Munzur Gözeleri’nde cemevi inşa çalışmalarına başlandı

    PİRHA – Dersim Ovacık’ta bulunan Munzur Gözeleri’nde cemevi inşası için çalışmaya başlandığı öğrenildi. Konuya ilişkin sosyal medya hesabından bilgi veren Av. Barış Yıldırım, Gözeler’de insan eseri yapılaşmaya karşı olduklarını belirtti. Ziyaret köylüleri ise bu bizim ortak kararımız ve amacımız da çevre kirlenmesinin önüne geçmektir dedi.

    Dersim Ovacık’ta bulunan Alevilerin önemli inanç merkezlerinden biri olan Munzur Gözeleri’nde cemevi inşaatı çalışmaları başladı. Çalışmaların başladığını Avukat Barış Yıldırım sosyal medya hesabından duyurdu.

    Munzur Gözeleri’nde Ccmevi inşası için çalışma başlatıldığını Avukat Eda Erdoğan’ın haber vermesi ile öğrendiklerini belirten Yıldırım, Munzur Gözeleri’nin Dersim’de kadim bir ibadet alanı olduğunu kaydetti.

    “GÖZELER’DE İNSAN ESERİ YAPILAŞMAYA KARŞIYIZ”

    Munzur Gözeleri’nde insan eseri yapılaşmaya karşı olduklarını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Munzur Suyu’nun kaynağı Munzur Gözeleri Dersim halkının inancı ile bugüne kadar tertemiz korundu… Ana Fatma’da duvar inşa edildi, tonlarca ağırlıktaki taş duvar hem peyzajı bozdu hem jeolojik baskı sebebiyle suyun çekilmesine sebebiyet verdi… Şimdi orada bina inşa edilince ne olacak? Bu sorunun cevabını Alevilik’in Serçeşmesi Dersim’in Ocaklarına bırakalım…”

    ZİYARET KÖYLÜLERİ: BU BİZİM KARARIMIZ

    Cemevi Munzur gözelerinin bitişiğinde bulunan Ziyaret köylüleri tarafından yapılıyor. Munzur Baba Cemevi Dergahı adı altında bir araya gelen Ziyaret köylüleri yıllardır Munzur suyu ve vadisinin kirletilmesine karşı mücadele yürütüyor.

    Görüşlerine başvurduğumuz Munzur Baba Cemevi Dergahı çatısı altından cemevi çalışmasını yürüten köyüler. “Bu bizim ortak kararımızdır. Zaten yapacağımız Cemevi ile esas amacımız buradaki çevre kirliliğinin önüne geçmektir” dediler.

    “AMACIMIZ EKOLOJİK DENGEYE ZARARI AZALTMAK”

    “Yıllardır buraya gelip sağda solda kurban kesenler kurban artıklarını orta yerde bırakıyorlar. Kurban sonrası kullandıkları malzemeleri zehirli deterjanlarla Munzur suyunda yıkıyorlar. Bu ve benzeri şeyler balık çeşitlerinin yok olmasına, çevrenin kirlenmesine, salgın hastalıklara yol açıyor. Amacımız bunun önüne geçmektir” dediler.

    Bir köylü “Cemevi için aldığımız yer hazine arazisidir ve Munzur suyuna uzaktır. Amacımız da ekolojik dengeye zarar veren, kirlenmeye yol açan şeylerin önüne geçmektir” dedi.