Etiket: Barış Yıldırım

  • Pülümür’de maden projesine iptal kararı!

    Pülümür’de maden projesine iptal kararı!

    PİRHA – Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesi iptal edildi.

    Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesine karşı açılan davada mahkeme kararını verdi. Mahkeme, projeyi “çevre mevzuatına aykırı” olduğu gerekçesiyle iptal etti. İptal kararını Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım, Twitter’dan duyurdu.

    Yıldırım, “Pülümür Vadisi Marçik restoran mevkiinde yürütülmek istenen madencilik projesine karşı açtığımız davada iptal kararı verildi. Yöre halkına hayırlı olsun” dedi. Baro Başkanı, kararla ilgili açıklamanın daha sonra yapılacağını da ifade etti. (HABER MERKEZİ)

  • İç hukuk yolları tükendi, Dersim Katliamı AİHM’de

    İç hukuk yolları tükendi, Dersim Katliamı AİHM’de

    Dersim Katliamı sırasında annesi, iki kardeşi, dedesi ve amcasının yanı sıra 15 köylüsü öldürülen, kendisi de yaralı kurtulan Ali Doğan, iç yargı yollarının tükenmesi üzerine davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıdı. Avukat Barış Yıldırım, Dersim Katliamı’nda zaman aşımının olmayacağına dikkat çekerek, “Bu taleplerle AİHM’ye açılmış ilk dava” dedi.

    Evrensel Gazetesi’nde Şerif KARATAŞ’ın haberine göre; Dersim Katliamı’ndan yaralı kurtulan Ali Doğan, iç hukuk yolları tükenince AİHM’ye başvuruda bulundu.

    AİLESİNİ KAYBETTİ, KENDİSİ YARALI KURTULDU

    25 Aralık 1935’te Mecliste çıkarılan “Tunçeli Vilayetinin İdaresi hakkında kanun” sonrası 4 Mayıs 1937’de Dersim’e askeri hareket kararı alınmıştı. 1938 Dersim’e gerçekleştirilen ve katliama dönüşen askeri harekat sırasında 8 yaşında olan Ali Doğan; annesi Fayime, 4 ve 2 yaşındaki kardeşleri Şıh Hasan ile Ali Rıza, dedesi Seyit Ali ile amcası Haydar’ın da aralarında olduğu 20 kişiyle birlikte, yeni adı Buzlupınar, eski adı Kırnık olan mevkide süngülendi. Ali Doğan olaydan yaralı kurtuldu.

    ERDOĞAN’IN SÖZLERİ ÜZERİNE HUKUKİ SÜREÇ BAŞLADI

    Yıllarca ailesini kaybetmenin travmasıyla yaşayan Ali Doğan, 23 Kasım 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dersim askeri harekatına ilişkin sözleri üzerine 20 Haziran 2012’de Avukatı Barış Yıldırım aracılığıyla hukuki süreç başlattı. Türkiye’deki hukuki süreçten bir sonuç alamayan Doğan, 10 Mayıs’ta avukatı aracılığıyla AİHM’e başvuru yaptı.

    NELER TALEP EDİLDİ?

    Avukat Barış Yıldırım, Bakanlar Kuruluna yaptıkları başvuruda şu talepleri dile getirdiklerini söyledi:

    “Ali Doğan’dan özür dilenmesine ve kamuoyuyla paylaşılmasına, Dersim 1937-38 sürecine dair hakikatin tamamının kamuoyuyla paylaşılmasına, başvurucu ve başvurucunun öldürülen yakınlarının onurlarını itibarlarını ve haklarını iade eden resmi bir açıklama yapılmasına, Dersim 1937-38 süreci ve sonrasında meydana gelen hadiselerle ilgili olarak sorumlulukların kabulünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde kamuoyundan özür dilenmesine, başvurucunun öldürülen yakınları için anma törenleri düzenlenmesine, Dersim 1937-38 süreci ve sonrasında meydana gelen ihlallerinin doğru bir anlatımın uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk eğitim çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmesine, söz konusu ihlallerin bir daha tekrar edilmeyeceğine dair garanti verilmesine karar verilmesini talep ettik.

    Taleplerine Bakanlar Kurulunun yanıt vermemesi üzerine Danıştay’a dava açtıklarını anlatan Yıldırım, Danıştay’ın dosyayı gönderdiği Ankara İdare Mahkemesi’nin özür ve dile getirilen taleplerin davaya konu edilemeyeceğini gerekçe gösterdiğini ve dosyanın reddedildiğini belirtti. Yıldırım, Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel başvurunun ise zaman bakımdan yetkisiz bulunduğunu ve başvurunun kabul edilmediğini söyledi.

    İÇ HUKUK YOLLARI TÜKENDİ, AİHM’E BAŞVURULDU

    İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine 10 Mayıs’ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yaptıklarını belirten Avukat Yıldırım, taleplerin zaman aşımına uğrayacak talepler olmadığına vurgu yaptı. Taleplerin Birleşmiş Milletlerin buna benzer devletler tarafından gerçekleştirilen ağır insan hakları mağdurları için öngördüğü çözüm hakkını işaret ettiğini anlatan Yıldırım, davanın “Bu taleplerle AİHM’e açılmış ilk dava” özelliği taşıdığını da ifade etti.

    ALİ DOĞAN KATLİAMI ANLATTI: ÜÇ GÜN ÜÇ GECE AÇ SUSUZ KALDIM

    Katliamda öldüğü sanılarak bırakılan Ali Doğan o gün yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Üç gün üç gece ben orada kaldım aç susuz. Birkaç sefer birkaç kişi geldi. Bakıyorum ki ses geliyor sesimi kesiyorum. Geliyorlar geçiyorlar. ‘Buradan ses geliyordu kesildi, neyin nesi’ deyip geçiyorlar. O, üçüncü gün ben yine baktım ki birkaç kişi geldi. Geldiler konuşuyorlar. Onlar geldi çağırdı. Ben, onları tanıyınca ‘buradayım’ dedim. Onlar geldiler beni sırtlayıp köye götürdüler. Köyde çeşmenin başında elimi yüzümü yıkadılar su attılar yüzüme. Bir de birisinde biraz kömbe vardı, bir parça kömbe ufalayarak ağzıma verdi. Öyle bir acıkmışım ki bugün gibi hatırlıyorum. Eve gittiler. Orada bir yağlı ekmek yaptılar, yedim. Orada bir hafta kaldım. Bizim nahiyede 1938 yılında kışla yapılıyor. Babam da orada idi. O gün müteahhit bırakmamış. İş varmış. Yarın gidersin demiş. Babam da öyle kurtulmuş.”

  • Çemişgezek Tagar Çayı’na HES Projesi keşfi gerçekleşti-VİDEO

    Çemişgezek Tagar Çayı’na HES Projesi keşfi gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de Çemişgezek’te bulunan Tagar Çayı üzerinde kurulması planlanan HES Projesi kapsamında Tunceli Barosu’nun açtığı 5 davanın birinin keşfi yapıldı. Keşif yapılmadan önce konuşma yapan Baro Başkanı Barış Yıldırım, bölgenin doğal zenginlikleri ve yaban hayatından söz ederek HES Projesi yapılması durumunda oluşacak zararları anlattı. 

    Dersim Çemişgezek’te bulunan ilçenin can suyu haline gelmiş olan Tagar Çayı üzerinde HES yapılması planlanıyor.

    Tunceli Barosu HES Projesi’ne karşı 5 dava açmıştı, bunlardan birinin keşfi gerçekleşti. Keşif öncesi konuşma yapan Tunceli Barosu Başkanı Barış Yıldırım, bölgenin doğal zenginliklerinden söz ederek HES Projesi yapılması halinde bu zenginliklerin kaybolmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

    BÖLGEDEKİ YABAN HAYATI VE BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ

    Yıldırım, Anayasamızın 56. Maddesi’ne göre devletin çevre sağlığını ve doğal kültürel mirası koruması gerektiğini belirten Yıldırım, “Çemişgezek ilçesindeki bitki türlerinden ve yaban hayatından da söz etti. Yıldırım, “Bölgede 1600 çeşit bitki türü saptandı. Bunların yüzde 18’i endemik. Bunlar lokalite habitat olan bitkiler. Bölgenin yaban hayatı ekolojisi de çok güçlü, ülkemizde nesli tükendiği sanılan Anadolu Parsı başta olmak üzere, vaşak, ur kekliği, alabalık ve çeşitli canlı türleri bulunuyor” diye konuştu.

    “ÇEMİŞGEZEK’İN DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS OLMASI”

    “HES projesinin suyun aktarılmasında kullanılacak iletim tünelinin inşası aşamasında yapılacak olan dinamitle patlatma metodundan kaynaklı bölgedeki kireç taşı unsurunun etkilenmesi kuvvetle muhtemel” diye konuşan Yıldırım, projenin hayata geçirilmesi halinde ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerinin ihlal edileceğine vurgu yaptı ve Çemişgezek’in Türkiye’de en ayırıcı karakterlere sahip olduğunu belirtti.

    Çemişgezek ilçesinin doğal yapısından söz eden Yıldırım, “ Çemişgezek, çengelli dağ keçilerinin ilçe merkezinde habitat bulduğu tek yerdir. Ayrıca Urartu kaya mezarları bulunmaktadır. Su samurlarının en fazla yaşam alanı bulduğu yerlerden biri Tagar Çayı’dır. Su samurları temiz akarsulara gelirler” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım, projenin iptal edilmesinin kamu yararı açısından elzem olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

    Bilirkişilerin keşfine halktan yoğun katılım olurken siyasi parti ve kurum temsilcileri de katılım gösterdi. Keşfin 30 gün içerisinde sonuçlanacağı belirtiliyor.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

      

  • Dersim’de ihraçlarla ilgili kayyuma ziyaret sonucu açıklama-VİDEO

    Dersim’de ihraçlarla ilgili kayyuma ziyaret sonucu açıklama-VİDEO

    PİRHA – Tunceli Barosu, Hozat Belediyesi ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının Dersim Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Vali Tuncay Sonel’i ihraçlar konusunda ziyaret etmesinin ardından açıklama yapıldı. Açıklamada Hozat Belediye Başkanı Celaleddin Polat, “Sayın valimiz en detaya indik, iniyoruz, günlerce toplantı yapıyoruz, dosyaları yavaş yavaş Ankara’ya gönderdik dedi, biz de umutlandık” ifadelerini kullandı. 

    15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra ilan edilen OHAL ile birlikte yayımlanan KHK’ler sonucu en fazla ihracın yaşandığı Dersim’de; bu ihraçlarla ilgili Tunceli Barosu, Hozat Belediyesi, KESK Tunceli, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve çeşitli sivil toplum kuruluşları Dersim Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Vali Tuncay Sonel ile görüştüklerini belirttiler.

    “GÖREVE İADELER HAKKINDA TALEPLERİMİZİ BELİRTTİK”

    Tunceli Baro Başkanı Barış Yıldırım, “Bilindiği üzere 23 Temmuz 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve müteakip sayılarla çıkarılan KHK’lerle kamu görevinden çıkarılan bugün Tunceli Barosu, Hozat Belediyesi, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, KESK Tunceli ve tüm ilgili STK’lar ile birlikte heyet oluşturarak sayın valimiz Tuncay Sonel’i ziyaret ettik” dedi.

    Yıldırım, ziyareti şöyle değerlendirdi:

    “Kamu görevlilerinin yaşadıkları mağduriyetleri ifade ederek bir an önce kendilerinin görevlerine iadeleri noktasındaki taleplerimizi belirttik. Tunceli Barosu olarak Anayasa’mızın 15. Maddesi’nde düzenlenen masumiyet hakkının özellikle nazara alınmasını talep ediyoruz. Hakkında herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturması bulunmayan, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan kişilerin derhal masumiyet hakkı ve hakkaniyet gereği görevlerine iade edilmelerini kendilerine arz ettik. Bu konuda duyarlılık göstereceklerini ifade ettiler, şu an süreç devam ediyor, dediler.”

    “VALİ DOSYALARI GÖNDERDİĞİNİ SÖYLEDİ, BİZ DE UMUTLANDIK”

    Hozat Belediye Başkanı Celaleddin Polat ise, “Yer değiştirmeye maruz bırakılan arkadaşlarımızla ilgili görüşmemizde sayın valimizin o duyarlılığı sonuç verdi. O gün o görüşmede sayın valimize görevlerinden ihraç edilen arkadaşlarımızın dosyalarının da tekrar ele alınmasını talep etmiştik. Aynı duyarlılıkla o çalışmaya başladı” ifadelerini kullandı.

    Polat, “Sayın Valimiz, birkaç kere de görüşmemizde bunu dile getirdi. “Hukuksuzluk varsa; bununla ilgili gerekli çalışmaları biz yaptık. En detaya indik, iniyoruz, günlerce toplantı yapıyoruz” dedi. Dosyaları yavaş yavaş Ankara’ya gönderdik dediler. Sonuç bu. Biz de umutlandık. Bir hukuksuzluk varsa; bunların ortadan kaldırılması gerekir. Taleplerini bizimle paylaştığı için sayın valimize, hem yer değiştirmelerle ilgili olumlu aldığımız sonuç hem de bununla ilgili gösterdiği duyarlılıktan ötürü kendilerine teşekkür ettik. Umarız en kısa zamanda bu arkadaşlarımızın tekrar görevlerine iadesi olur. Bizim talebimiz bu” diyerek sözlerini tamamladı.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM 

  • Özüne uygun restore edilmeyen Hanım Köprüsü’ne keşif kararı

    Özüne uygun restore edilmeyen Hanım Köprüsü’ne keşif kararı

    PİRHA – Dersim’in Pülümür ilçesinde bulunan tarihi Hanım Köprüsü, aslına uygun restore edilmediği için Tunceli Barosu, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Tunceli Baro Başkanı Yıldırım, suç duyurusu kapsamında iki uzman bilirkişi refakati ile keşif yapılması kararı alındığını duyurdu.

    Dersim’in Pülümür ilçesinde bulunan tarihi Hanım Köprüsü aslına uygun restore edilmediği için Tunceli Barosu, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunarak, kamu davasının açılmasını talep etmişti. Köprünün özgünlüğü korunmayarak restore edildiğini belirten Tunceli Baro Başkanı Barış Yıldırım, Pülümür Cumhuriyet Başsavcılığına sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Avukat Yıldırım, Cumhuriyet Başsavcılığı’nca keşif kararını şöyle duyurdu:

    “İlimiz Pülümür İlçesi’nde bulunan tarihi ‘Hanım Köprüsü’nün aslına uygun restore edilmediği gerekçesiyle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu’na muhalefet etmek fiilinden, Tunceli Barosu olarak yaptığımız suç duyurusu kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığınca iki uzman bilirkişi refakati ile keşif yapılması kararı alındı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Efsanesi’nin sonu mu?

    Munzur Efsanesi’nin sonu mu?

    PİRHA – Tunceli Baro Başkanı Barış Yıldırım, Munzur Gözeleri’nin korunması çağrısında bulundu. Yıldırım, gözelerin ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ durumunda bulunup bulunmadığına dair ekolojik temelli araştırma raporu hazırlanacağına ve Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü yeniden değerlendirileceğine dair araştırma raporu hazırlanacağını belirtti. 

    “Munzur Efsanesi’nin Sonu mu?” başlıklı yazısında Tunceli Baro Başkanı Barış Yıldırım şu ifadeleri kullandı:

    “Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Bölge Kurulu’nca 2003 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tespit ve tescil edilen Munzur Gözeleri’nin ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ durumunda bulunup bulunmadığına dair ekolojik temelli araştırma raporu hazırlanacak ve Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü yeniden değerlendirilecek.
    Munzur Gözeleri 1. Derece Doğal Sit Alanı olup 2863 sayılı Kanun kapsamında koruma altındadır. Bölge ‘Taşınmaz kültür ve tabiat varlığı’ statüsüne de sahiptir. Bölgeye dönük ticari ve turistik yaklaşımları mevzuat çerçevesinde engellemesi gereken Erzurum Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu Türkiye’nin en hassas ekosistemlerine sahip Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri Munzur Gözeleri için duyarlı davranmaya davet ediyoruz.”

    “PROJE ARTIŞLARININ SEBEBİ ANLAŞILMIŞ OLDU”

    Yıldırım. “Munzur Gözeleri Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aday olarak önerilmesi gereken bir alan iken koruma statüsünü tartışmaya açmak doğru değildir. Kaldı ki alan inançsal açıdan da ibadet yeridir…” dedi.

    “Son günlerde Munzur Gözeleri’ne dönük Proje artışlarının sebebi de anlaşılmış oldu” diyen Barış Yıldırım, “Tam da şimdi duyarlı her kesimi Munzur Gözeleri’nin doğal yapısını korumaya çağırıyoruz. Tunceli Barosu olarak Munzur Gözeleri’nin korunma statüsüne sahip çıkacağız” açıklamalarında bulundu. 

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

     

  • Munzur Dergisi panelinde ‘Dersim kültürü tehlike altında’ mesajı

    Munzur Dergisi panelinde ‘Dersim kültürü tehlike altında’ mesajı

     PİRHA – Munzur Dersim Etnografya Dergisi, ‘Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Işığında Tunceli’de Bazı Dini Yapılar, toplumsal yapı ve inanç bağlamında Dersim Aleviliği, Dersim’de Raa Haqi İnanç Sistemi ve Hukuk ile Raa Haqi İnancında Doğa ve Yaşam’ konulu panel düzenledi.

    Dersim’de düzenlenen panele konuşmacı olarak Serkan Erdoğan, Hüseyin Çakmak, Nesimi Genlik ve Doğan Munzuroğlu katıldı. Moderatörlüğü ise Munzur Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mesut Özcan yaptı. Panele Demokratik Alevi Derneği Eş Genel Başkanı Dursun Demirtaş, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Cengiz, Tunceli Barosu Başkanı Barış Yıldırım ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Panelin açılışında dar duruşunda bulunuldu ardından çıra yakılarak panele geçildi.

    DERSİM’İN KÜLTÜRÜ CİDDİ TEHLİKE ALTINDA

    Moderatör Özcan, Ankara’da kurulan Munzur Dergisi’nin merkezinin Dersim’e taşınmasının nedenini şöyle açıkladı:

    “Dergi, 2015 yılında kuruldu ve uzun süre yayın yaptığı yer olan Ankara’dan merkezini Dersim’e taşıdı. Son üç yıldır buradan yayınlanmaktadır. Dersim’in dışında bulunarak, Dersim adına aklınıza geleni söylemek kolay. Dersim dışında bulunarak Dersim’in kültürü konusunda bir sürü şey söyleyebilirsiniz. Ama işte bu uzaktan söylediğiniz yer Dersim… Merkezi Dersim… Dışarıdan neyi ne kadar görebilirsiniz, neyi ne kadar söyleyebilirsiniz. Biz böyle yapmadık. Bildiğiniz üzere Dersim’in kültürü ciddi bir tehlike altında. Bu, öyle bize bir şey olmaz diyerek geçiştirilecek bir durum değil.
    Bize bir şeyler oldu. Çok şey oldu. Bize bir şeyler olacak, çok şeyler olacak.  Her şeyden önce dilimiz, inancımız, kültürümüz yok oluyor. Bunu anlamak için üniversiteye, cemevine, sokağa bakmak yeterli bence. Üniversite, Kenan Güven’in kaldığı yerden, üstüne koyarak çalışıyor.”

    CEMEVİ SİYASET YAPMAMALIDIR

    Özcan, “Cemevi, Alevilerin ibadet alanı olmasına rağmen, ki Aleviler ibadetlerini gizli yaparlar aslında, dışarıya, herkese açık yapmazlar, her gelenin girdiği, politik amaçlarla kullandığı bir yer olmuştur” diyerek cemevi ve üniversiteye yönelik eleştirilerini şöyle dile getirdi:

    “Pirlerimiz, 1980 öncesinde ibadetlerini, cemlerini köylerde jandarma korkusuyla gizli yaparlardı. Herhangi bir evde yaparlardı bunu.
    Şimdi, cemevleri ortaya çıktı ve ne yazık ki bizim gizli olan ibadetimiz seyirlik oyunlar gibi her kese açık hale geldi. Bizim cemlerde haksız olan, suç işleyen, adaletli olmayan, adaleti savunmayan giremezdi. Şimdiki cemevlerinde, neredeyse suçsuz olanlar girmiyor, haklı olanlar gitmiyor, adaletli olanlar girmiyor. Hele kim küs, kim barışık kimsenin umurunda değil zaten.
    Düşünün ki, bir cemevi yöneticisi, yani Dersim’deki cemevinin bir yöneticisi, anadili Kırmancki, Kurmanci olan insanları asimile etmekten söz ediyor.
    Düşünün ki bir üniversite, kendi sosyoloji topluluğunun yıllar önce dergimiz ile birlikte yapmak istediği bir panele, “bütün salonlarımız doludur” diyerek ver vermiyor. Oysa hiçbir salonu da dolu değildi.
    Bu üniversite daha bir iki yıl önce, Alevilik için kesin bir dil kullanarak, kendisi gibi düşünmeyeni başkalarının maşası olarak niteleyebiliyor.

    Ama düşünün ki aynı üniversite, kendi görüşünü savunan taaa İstanbul’daki bir sempozyuma, bir iddiaya göre 100’e yakın öğrencinin uçak gidiş dönüş biletini ve konaklama giderlerini karşılayarak göndermeye teşebbüs ediyor.

    Burada bulunan ne bu cemevi, gerçek anlamda bir cemevi, ne de bu üniversite gerçek anlamda bir üniversite.
    Bir üniversite de tıpkı ibadet yerleri gibi, bir kişinin inancına, diline, kültürüne, etnik kimliğine bakmadan ona bilimi öğretmelidir. Bilimsel çalışmalar yaptırmalıdır, yapmayı öğretmelidir.  Siyasete alet olmamalıdır.”

    Panelde “arkeolojik yüzey araştırmaları ışığında Tunceli’de bazı dini yapılar konusunu ele alan Serkan Erdoğan “Demir Çağı ve Helenistik Dönem Tunceli” yüzey araştırmaları hakkında yaptığı çalışmalar doğrultusunda Şah Hüseyin Beyler Türbesi, Çemişgezek Köy Kiliseleri (Mırnahi ve Sekrek Kiliseleri), Hozat Segedik Kilisesi ve Segedik Kaya Mezarları, Pertek Zeve Üryan Hızır Türbesi, Düzgün Baba, Hozat Ergen Manastırı’nın tarihi ve yapısı hakkında görseller paylaştı.

    DERSİM İNANÇ GELENEĞİNDE ULU OLAN TABİATTIR

    Ardından toplumsal yapı ve inanç bağlamında Dersim Aleviliği konusunda konuşma yapan Doğan Munzuroğlu, şunları söyledi:

    “Aleviliğe genel anlamda baktığımızda insan yücedir. Hak insanın suretinde ortaya çıkar. Vahdeti vücut felsefesi de buna bağlıdır. Fakat Dersim’de doğa yücedir. İnanç evrimleşmesinde insanın üstünlüğüne dayalı bir aşamaya geçilmemiş zannedersem. Çünkü insanlar öncelikle nesneleri kutsadılar. Güneşi, ayı vb. daha sonra insanı ve insanın kerametini kavramaya başladılar. Kendilerine dönüp özlerini sorgulamaya başladılar. Dersim inanç geleneğinde ulu olan tabiattır. İnsan doğayla barışıksa onu çözebilmişse ulu olabiliyor. Bizdeki bawa ve dervişler doğayı anladıkları için, doğanın sırrına erdikleri için uludur.”

    DAĞDAN TAŞTAN CANLILARDAN RIZALIK ALINIR

    Paneldeki diğer konuşmacılardan Nesimi Genlik ise doğanın Alevilik inancındaki yerini şöyle ifade etti:

    “Ağaçların, suyun kaynağı, dağın taşın kaynağı bunların insanların solunumunda, hayvanların beslenmesinde, doğanın yeşilliğinde suyun göğe çıkıp yere inmesi tabiatın dengesidir. Biz Aleviler bunlara inanıyoruz. Sadece 72 millet değil bizim inancımız. Şekli tabiat veriyor insana. Suda çeşit çeşit balık var. Semada çeşit çeşit kuş var. İnsanlar bir şey keşfetmiyor. Doğada her şey var. Aklı çalışan insanlar yeni şeyler yeni yeni doğaya hakim olmak istiyorlar. Uçan kuşun dışkısı toprağa bereket olarak iniyor. Kin ve nefret beslemeyiz. Bizim inancımızda en önemli şey ruh temizliğidir.

    Eskiden bir yere gidildiği zaman dağdan, taştan orada yaşayan canlılardan rızalık istenirdi. Biz buraya geldik siz su kullanıyorsunuz. Bazı hayvanlar otlanacak denirdi. Ortak yaşayanlar için biz de geldik denilip rızalık alınırdı. Ama o söyleyen insana kimse demiyor ki böyle bir şey yap. Dağa, taşa, doğaya, aziz suya olan ruhen isteğidir. Bu ortak yaşamda dağdan, taştan, canlılardan rızalık isteyen birisi doğanın verdiği birikimle bunu söylüyor.”

    Konuşmacı Hüseyin Çakmak da Alevilik’te hukuk sisteminden ve bunun kavramlarından bilgiler aktardı.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Dersim’in ünlü Pülümür Vadisi için Milli Park başvurusu

    Dersim’in ünlü Pülümür Vadisi için Milli Park başvurusu

    PİRHA- Dersim Barosu, Pülümür’den Dersim’e kadar uzanan ve tüm kriterlerini fazlasıyla kendinde barındıran ünlü Pülümür Vadisi’nin “Milli Park’ olarak tescil edilmesi için başvuruda bulundu.

    Dersim Barosu adına Baro Başkanı Avukat Barış Yıldırım imzasıyla Başbakanlığa gönderilen dilekçede milli parklara ilişkin kriterler sıralandı. Bu vadinin fazlasıyla bu kriterleri barındırdığı belirtildi.

    MİLLİ PARKI BELİRLEYEN KRİTERLER

    Milli park için istenen,“Tabii ve kültürel kaynak değerleri, dinlenme ve turizm alanı olması, bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip olması, bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlikeye maruz veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabii olayların meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup sadece bilim ve eğitim amaçlarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçalarını, ifade eder” hükmünün hatırlatıldığı dilekçede, Pülümür Vadisi’nin şu özellikleri içerdiği ifade edildi;

    PÜLÜMÜR VADİSİNİN ÖZELLİKLERİ

    -Bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerlerini barındırdığı gibi ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarını da içermektedir. Zira:

    Pülümür Vadisi, başta Pülümür Çayı olmak üzere Haskar Deresi, Hakis Deresi gibi önemli kaynak değerlerine sahiptir.

    Bölge Munzur Dağları silsilesi içerisinde bulunan Bağır Dağı’ndan başlayarak önemli ekosistemleri barındırmaktadır. Bu ekosistemler akarsu ekosistemi, orman ekosistemi, mera ekosistemi, step ekosistemi, kaya ekosistemi olarak belirtilebilir. Bölgede ekosistem çeşitliliği sebebiyle endemizm oranı son derece yüksektir.

    Bölgede, Avrupanın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (BERN SÖZLEŞMESİ) göre kesin koruma altında olan flora ve fauna türleri ve habitatları bulunmaktadır.

    Belirtmek gerekir ki ülkemizde neslinin tükendiği sanılan Anadolu Parsı’nın bölgede yaşadığına dair bilimsel işaretler bulunmaktadır.

    Pülümür Vadisi sınırları dahilinde Alacık Köyü Karagöl Mezrası mevkiinde Muhafaza Ormanı olarak tefrik edilen Ağaç kümeleri de bulunmaktadır.

    Yörede Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme hükümlerine göre korunması gereken sahalar bulunmaktadır.

    Birleşmiş Milletler Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme hükümleri uyarınca da korunması gereken kültürel pratiklerin ifa edildiği alanlar da yörede mevcuttur.

    Avrupa Peyzaj Sözleşmesi hükümleri uyarınca da havzanın peyzajının korunması gerekmektedir.

    Pülümür Vadisi Havzası bir bütün olarak ilginç özelliklere ve güzelliklere sahip olup topoğrafya ve silüet açısından eşsizdir

    Baro Başkanı Avukat Barış Yıldırım, yukarıdaki bilgilerin ışığında son olarak  “Bu özelliklere istinaden Pülümür Vadisi’nin Bakanlar Kurulu’nca gerekli işlemlerin yapılmasını ve Milli Park olarak tescil edilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Ahmet BAKIR

    DERSİM