Etiket: batman

  • CHP’den kayyum raporu: Uygulamadan nemalanan iktidarla, yeni anayasa müzakeresi mümkün değil

    CHP’den kayyum raporu: Uygulamadan nemalanan iktidarla, yeni anayasa müzakeresi mümkün değil

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından hazırlanan kayyım raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Raporda, kayyımların Anayasaya aykırı olduğu vurgulanırken “Kayyum uygulamasından nemalanan iktidarla hiçbir şekilde yeni anayasa müzakeresi mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından “İktidarın Kayyum Müdahalesi: Yerel Seçimlerde Demokrasi ve Anayasa Yönelik Tehditler” başlıklı rapor hazırlandı.

    15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) belediyelere kayyım atanmasının önü açıldı. DEM Partili belediyelerle ismi duyulan kayyımlar, artık CHP’li belediyelerin de öncelikli gündemlerinden oldu.

    Cumhuriyet Halk Partisi, kayyım atamalarına ilişkin değerlendirme raporunda, bugün kadar kayyum atanan büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinin listesini sıraladı.

    EN FAZLA KAYYUM ATAMASI DİYARBAKIR’A

    CHP’nin raporunda 674 Sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinin ardından iktidarın, yerel yönetimlere 154 kez kayyım atadığına vurgu yapıldı. Birçok belediyeye farklı tarihlerde birden çok kayyım atamasının gerçekleştiğinin belirtildiği raporda şu ifadelere yer verildi:

    “2016-2024 yılları arasında iktidarın kayyum ataması gerçekleştirdiği belde/ilçe/büyükşehir belediyelerindeki toplam seçmen sayısı 11 milyon 202 bin 496’dır. En fazla kayyum atanan kentler sıralamasında 26 kez kayyum atanan Diyarbakır birinci, 23 kez kayyum atanan Van ikinci sıradadır.”

    TAŞIMALI SEÇMEN USULSÜZLÜĞÜNE VURGU!

    Yıllara göre kayyum sayılarına da yer verilen raporda, 2016 yılı 60 kayyumla ilk sırada gelirken ikinci sırada 38 kayyumla 2019 yılının geldiği belirtildi.

    31 Mart 2024’te gerçekleştirilen yerel seçimlere kayyım yönetimiyle giden belediyelere ilişkin de bilgilerin verildiği raporda, 31 Mart öncesi 49 belediyenin kayyımla yönetildiğinin altı çizildi. Raporda şu ifadeler kullanıldı:

    “31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimi öncesinde kayyum tarafından yönetilen belediye sayısı 49’dur. Bu belediyelerin 9’u 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi sonucu AKP veya MHP tarafından yönetilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 3 bin 264 oy farkla kazandığı Kars Belediye seçimleri için de 3 bin 821 taşıma seçmen tespit edilmiş ve muhalefet partileri tarafından tüm yasal yollar kullanılarak gerekli itirazlar yapılmıştır. Ancak söz konusu usulsüzlüğe ilişkin yetkili makamlarca herhangi bir adım atılmamıştır.”

    ESENYURT VE ANAYASA VURGUSU

    Kayyım raporunda 30 Ekim 2024’te gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in sürecine de dikkat çekildi. Raporda, Özer’e isnat edilen suçlar, belediyeye kayyIm olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un icraatları ve Ahmet Özer döneminde Esenyurt’ta hayata geçirilen projeler hakkında da bilgi verildi. Kayyum Can Aksoy’a yönelik raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Kayyum Can Aksoy, Esenyurt halkının iradesine belediye meclisleri üzerinden de ipotek koydu ve gönderilen yazıda meclis üyelerinin görevleri de hukuksuzca memurlara devredildi. Bu yolla belediye meclisinin kayyumu denetleme yetkisi tamamen ortadan kaldırıldı. Daha önce kayyum atanan belediyelerde gördüğümüz israf, şatafat ve ihale usulsüzlüklerinin Esenyurt’ta yapılmasının önü de böylece açılmış oldu.” 

    İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİNDEN KAYYIMLARA YÖNELİK ELEŞTİRİ!

    Raporda kayyım uygulamasının mevcut anayasayla çeliştiği de belirtilerek, kayyumların anayasanın 2, 5, 123 ve 127’nci maddeleri ile çeliştiğinin altı çizilerek, “Anayasadaki bu düzenlemeler, yerel yönetimlerin bağımsız olarak işleyebilmesini sağlamayı hedeflemektedir” denildi.

    Kayyım uygulamasına yönelik uluslararası eleştirilere de yer verilen raporda; Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinin tespit ve yorumları da yer aldı.

    6 MADDELİK SONUÇ METNİ!

    Raporun 6 maddeden oluşan sonuç metninde ise şu ifadeler kullanıldı:

    -İktidar, sandıktan çıkan sonuca saygı göstermeli, sandıkta yenemediğini iktidar gücüyle ve hukuksuzca yenmeye çalışmaktan vazgeçmelidir.

    -İktidarın siyasi mühendislik alanı olarak tanımladığı kayyum uygulamaları bir an önce son bulmalıdır.

    -Parlamentoda temsil edilen 10 siyasal partinin ortak bir görüş doğrultusunda TBMM Başkanlığına sunduğu ve kayyum uygulamasının sona ermesini amaçlayan kanun teklifi bir an önce yasalaşmalıdır.

    -5393 Sayılı Belediye Kanununda yapılacak düzenlemeyle özü itibariyle anti demokratik olan kayyum uygulamasının önünü açan maddeler yürürlükten kaldırılmalıdır.

    -Hakkında kesin hüküm bulunmayan ve yerlerine kayyum atanan belediye başkanları bir an önce görevinde geri dönmeli, hakkında kesin hüküm bulunan ve yargı yolu tamamen tüketilmiş olması şartıyla hali hazırda görevinde bulunmayan belediye başkanlarının yerine belediye meclislerinde seçim yapılarak, belediye meclis üyeleri arasından yeni bir belediye başkanı seçilmelidir.

    -Anayasanın 2, 5, 123 ve 127’nci maddelerine açıkça aykırı olan kayyum uygulamasından nemalanan iktidarla hiçbir şekilde yeni anayasa müzakeresi mümkün değildir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yazar Balkız’dan kayyımlara tepki: Sandığı gereksiz hale getirmenin adımlarıdır-VİDEO

    Yazar Balkız’dan kayyımlara tepki: Sandığı gereksiz hale getirmenin adımlarıdır-VİDEO

    PİRHA-İktidarın kayyım politikalarını eleştiren Yazar Ali Balkız, “İktidar; Anayasa Mahkemesi’ni, Yargıtay’ı, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu, Yüksek Seçim Kurulu’nu kendisine tabi kılmış, emri altına almış” dedi.

    İstanbul Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti, Hakkari Belediyelerinin ardından Dersim ve Ovacık ve Bahçesaray Belediyelerine de kayyım atanması büyük tepki çekiyor.
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem Genel Başkanlarından yazar Ali Balkız, iktidarın belediyelere kayyım atamasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KAYYUM, AKP’NİN DİNİ ESASLARA DAYALI DEVLET KURMA PLANININ BİR AŞAMASIDIR”

    Geçtiğimiz dönemlerde de belediye başkanlıklarına kayyum atandığını hatırlatan Ali Balkız, “Bu yeni seçimden sonra da oldu ve daha da olacağa benziyor. Bu her şeyden önce AKP’nin bu bahsettiğim dini esaslara dayalı devlet kurma, laiklikten olabildiğince uzak ve sağlam bir biçimde kurtulma programının, planının bir aşamasıdır. Bu kadar aksak olmasına karşın, bu kadar hilebaz içerikler taşıyor olmasına karşın sandığı bile etkisiz hale getirmenin adımlarıdır” dedi.

    “’SEÇİMLERİN TÜMÜNE KAYYUM ATADIM’ DİYEBİLMENİN İLK AKLI”

    Başkanların seçilmesi için bir neden görmeyen Yüksek Seçim Kurulu’nun başkanlar seçildikten akla sığmayan gerekçeler bulunduğunu belirten Balkız, “Arkadaşları görevden alması o seçmenin iradesini yok sayması sonucudur. Buradan hareketle şu çıkartmada bulunabiliriz; AKP son belediye seçimlerinde birçok belediyeyi kaybetti. Gelecek milletvekili seçimlerinde, parlamento seçimlerinde ya da mevcut sisteme göre cumhurbaşkanlığı seçimlerinde arzu ettiği sonuç çıkmazsa ‘ben tümüne kayyum atadım’ da diyebilmenin belki de ilk aklıdır” diye ekledi.

    “HALKI, HALKIN VİCDANINI UNUTUYORLAR”

    Bu tür projelerin her dönemde var olduğunun altını çizen Ali Balkız, halkın gazabının her şeyi halleden tek ilaç olduğunu belirtti.

    Balkız şunları kaydetti:

    “Protesto ediyoruz, nöbet tutuyoruz, miting yapıyoruz eyvallah. Girebileceğimiz belediyemize bizi almıyorlar hadi ona da eyvallah ama yarın benzer seçimlerde de, büyük seçimlerde de bu tür işler yapmaya kalkışırsa bunun karşısında kim ne yapacak? Var mı bir savcı? Var mı bir yargıç? Var mı bir yayın kurumu? Görünen yok. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu, bütün bunların hepsini kendisine tabi kılmış, emri altına alınmış. Bir şeyi unutuyorlar ama halk, halkın vicdanı, halkın aklı, halkın sözü, halkın birleşme ve buluşma gücü… Bunu hep unutuyorlar. Bu topraklar benzerlerini çok gördü. Selçuklu’dan, Osmanlı’dan, Cumhuriyet’ten bu yana çok gördü. Sadece ülkemizde değil komşularımızda da, Avrupa’da da, kıtalarda da çok görüldü bu. Halkın gazabı çok keskindir ve her şeyi halleden tek ilaç.”

    Cebrail ARSLAN-Buse Nehir DEMİR/PİRHA

  • Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nden kayyımlara tepki: Susmuyoruz, susmayacağız! -VİDEO

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nden kayyımlara tepki: Susmuyoruz, susmayacağız! -VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, iktidarın kayyım politikalarını protesto etmek için eylem yaptı. Yapılan açıklamada, ” Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti belediye başkanlarının uğradıkları hukuksuzluğa karşı yanlarındayız. Ataması yapılan belediyelerdeki kayyum atamasına derhal son verilsin” denildi.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri; Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti, Hakkari Belediyelerinin ardından Dersim ve Ovacık Belediyelerine de kayyım atanmasını protesto etmek için Çankaya Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Ortak açıklamayı kurumlar adına Dersimliler Derneği Eş Başkanı Hüseyin Arat okudu.

    “AKP MUHALEFET KESİMLERİNE KARŞI YARGI SOPASINI KULLANMAKTAN ÇEKİNMİYOR”

    Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkâri ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasının ardından, on yıl önce açılan bir dava gerekçe gösterilerek Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, yargılandıkları davanın ardından hukuksuz bir şekilde görevlerinden uzaklaştırıldığını belirten Arat, şunları söyledi:

    “Halkın iradesiyle seçilen başkanlara verilen bu ceza evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırıdır. Dava avukatlarının yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı üzere, evrensel hukuk kuralları bir yana, iç hukuk ve yasalar hiçe sayılarak, savunmaları dahi alınmadan alelacele belediye başkanlarına ceza verilmiş ve görevlerinden alınmıştır.

    AKP’nin kurduğu iktidarının, gerici, faşist rejimini tesis etmek için iktidara geldiği günden bu yana önünde engel olarak gördüğü tüm muhalefet kesimlerine karşı yargı sopasını kullanmaktan çekinmediği bilinmektedir.”

    “DEMOKRASİNİN VARLIĞININ TEMEL KOŞULU HALK İRADESİNE SAYGI DUYMAKTIR “

    Demokrasinin varlığının temel koşulunun halk iradesine saygı duymak olduğunu belirten Hüseyin Arat, “Uzunca bir zamandır emekten demokrasiden ve barıştan yana sendika, kitle örgütü ve siyasi partiler üzerinde AKP yargısının hukuksuz uygulama ve kararları demoklesin kılıcı gibi sallanmaktadır. Dünde bu kılıç Dersim ve Ovacık Belediye başkanlarımızın görevden alarak kayyum atamıştır.

    2024 yerel seçimlerinde halklarımızın tek Adam rejimini, Baskı politikalarını, İnançlarına ve etnik kökenlerine göre insanları ayırıp birbirine kırdıracak her türlü uygulamayı, tüm şoven yaklaşımları, Ekonomik krize yol açan neo liberal politikaları, Kayyum uygulamalarıyla sandığa yansıyan iradesinin gasp edilmesini, ret ettiğini, onaylamadığını hatırlatmak istiyoruz. Aksi her türlü karar veya müdahale halkın demokratik iradesinin gasp edilmesi anlamına gelmektedir” dedi.

    “HUKUKSUZLUKLARA KARŞI TUTUMUMUZ NETTİR”

    Kayyım uygulamalarını kabul etmediklerini belirten Arat, “Seçilmiş milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hala cezaevinde tutulduğu, belediye başkanlarının tutuklandığı yerlerine kayyum atandığı, uyduruk davalar ile belediye başkanlarına ceza verilen bir ülkede demokrasiden, adaletten, hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Herkes bilmelidir ki yaşanan bu hukuksuzluklara karşı tutumumuz nettir.

    Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti başkanlarının özgürlükleri kısıtlayacak ve onları halklarında mahrum edecek herhangi bir durumu, yargı yoluyla halkın iradesine vurulmuş bir darbe olarak göreceğiz. Bizim bu duruma karşı tavrımız nettir. Dersim halkının iradesine sahip çıkmaya ve belediye başkanlarımızın yanında yer almaya, onlarla birlikte bu adaletsizliğe karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “BELEDİYE BAŞKANLARI GÖREVLERİNE İADE EDİLSİN “

    “Anti demokratik yollarla dersimde ve diğer illerimizde belediyeler üzerinden hak gaspı yapılıyor” diyen Arat, “Açık bir şekilde halkın iradesini yansıtan belediye başkanları hukuka aykırı görevlerinden el çektiriliyor. İrademe ve doğama dokunma. Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti belediye başkanlarının uğradıkları hukuksuzluğa karşı yanlarındayız. Ataması yapılan belediyelerdeki kayyum atamasına derhal son verilsin. Halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilsin. Susmuyoruz, susmayacağız” diye ekledi.

    Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Biz çözümü Türkiye’de arıyoruz-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Biz çözümü Türkiye’de arıyoruz-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti bu hafta kadın grup toplantısı yaptı. Grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Biz çözümü içerde arıyoruz. Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da, Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit ve özgür bir ortamda Türkiye’de ortak bir yaşamda görüyoruz çözümü” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin kadın grup toplantısında gündemdeki konulara dair konuştu.

    Kadınların zılgıtları eşliğinde ve “Kayyımlar gidecek, biz kalacağız” ve “Jin, jiyani azadî” sloganları sonrası konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne dikkat çekerek, “Dominik’ten Rojava’ya, İran’dan Hindistan’a, Şili’den Filisti’ne ve dünyanın dört bir yanında biz kadınlar erkek egemen kapitalist sisteme karşı özgürlük mücadelesi veriyoruz, vermeye devam ediyoruz” dedi.

    “EKİM AYINDA 48 KADIN KATLEDİLDİ, 23 KADININ ÖLÜMÜ İSE ŞÜPHELİ!

    Türkiye’de artan kadın katliamlarına işaret eden Hatimoğulları, “Bizler her gün katlediliyoruz. Sadece 2024 yılında 395 kadın erkekler tarafından katledildi. Ekim ayında 48 kadın katledildi. 23 kadının ölümü ise şüpheli. Oysa bu ölümlerin failleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde erkek egemen düzenin ta kendisidir. Erkek düzeni çetelesi son 14 yılın en yüksek oranını gösteriyor. Rojin Kabaiş şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Dosyaya gizlilik kararı aldırdılar. Otopsi raporu avukatları ve ailesiyle paylaşılmadı. Yandaş medya tarafından servis edildi” diye konuştu.

    “BİZ BİRKİŞİ DAHA EKSİLMEK İSTEMİYORUZ

    Rojin Kabaiş’in, şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizden Rojin’in ölümünün şüpheli olmadığına inanmamızı bekliyorlarsa yanılıyorlar. Rojin’in annesi ve ablası aramızda. Asla bu mücadeleyi yalnız vermeyeceksiniz, yanınızda olacağız. Dersim’de Gülistan Doku kaybedildi. Akıbeti bilinmiyor. Gülistan Doku nerede, demeye devam edeceğiz. Biz bir kişi daha eksilmek istemiyoruz. Örgütlenerek mücadele ederek bunlarla baş edebiliriz. bunun dışında bir seçeneğimiz yoktur” şeklinde konuştu.

    “EVDE ÇOCUĞUNA BİR BARDAK SÜT VEREMEYEN ANNENİN ÖFKESİNDEN KURTULMAYACAKSINIZ”

    Esenyurt, Mardin, Hakkari, Batman ve Halfeti’ye atanan kayyımlara dikkat çeken Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Kayyım anayasaya ve Avrupa Özerlik Şartı’na aykırıdır, yurttaşın seçme ve seçilme hakkının gaspı demektir, bir siyasi darbedir kayyım. Kayyım, Kürt düşmanıdır, kadın düşmanıdır, muhalif olan her kesimin düşmanıdır. Eş başkanlık sistemimize de bir saldırıdır da aynı zamanda. Belediyelerimizde kadın kenti olmak için attığımız adımları ortadan kaldırmak istiyorlar. İlk icraatları kadın merkezlerimizi ve daire başkanlıklarımızı kapatmak oldu. En son atanan kayyımların bir kaç icraatından bahsedeceğim. Mardin’deki ücretsiz ulaşım için “Jin kart” uygulamasının tamamını durdurdu. 25 Kasım programlarını iptal etti. Biz kadınlar ne yaparlarsa yapsın, eşbaşkanlık, eşit temsiliyet mor çizgimizdir demeye devam edeceğiz. İktidar merkezi bütçede toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor. 2025 bütçesinde her kadın için düşen pay 139.3 TL. Bunun neyiyle kadına karşı şiddetle mücadele edeceğiz?

    Yoksullukla yüzleşmekten özel olarak kaçıyorlar. Bunlar sanki kendi sorunları değilmiş gibi davranıyorlar. Bu ne rahatlık ya, bu ne rahatlık? Bu ülkeyi kim yönetiyor? Bu yoksulluktan siz sorumlu değil misiniz? Yoksul için bütçe yapmak sorumluluğunu üzerinizden savarak kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Yoksulun elinden kurtulamazsınız, açın elinden kurtulamazsınız. Evde çocuğuna bir bardak süt veremeyen annenin öfkesinden kurtulmayacaksınız.

    İzmir’de 5 çocuk yanarak yaşamını kaybetti. Bu iktidar kendi sorumluluğu yokmuş gibi konuştu. Bunu magazin haberi gibi değerlendirdiler. Duygu kalmamış, vicdan kalmamış iktidarda. Kadının yaşam tarzı diyecek kadar ileriye gidebiliyor. Bu ekonomiyle açıklanamaz, neyle açıklanırmış, kadının yaşam tarzıyla. Yuh size, yuh size.

    Bu ülkede ve bölgede Kürt sorunu vardır. Kürt sorunu yoktur diyenlere altını kalın kalın çizerek ifade ediyorum. Son günlerde devam eden tartışmalarda bizler bu konudaki sözümüzü her fırsatta ifade ettik. Biz DEM Parti olarak demokratik zeminde, onurlu bir barıştan yanayız. Bunun için de İmralı tecridi derhal kalkmalıdır, Sayın Öcalan özgürlüğüne kavuşmalıdır. Hem ülkemiz hem bölgemizin barışı için yapacak çok şeyi olduğunun altını ısrarla çizdik, bunu on yıllardır söylüyoruz. Son dört senedir devam eden ağırlaştırılmış tecride karşı mücadeleyi her yerde verdik, vermeye de devam edeceğiz.

    Sarayda kulağına üfürüleni mürekkebiyle yazan, Sayın Öcalan’ın çözüm gücü ve iradesine dair fitne üretmeye çalışanlar var. DEM Parti’nin çözümden yana olmadığını söyleyenler var. Bu bize atılmış bir iftiradır. Bu fitne çabasıyla neyi amaçlıyorsunuz, kimin kelimelerini yazıyorsunuz? Bu dil nefret dilidir, bu dil Ezop’un lanetli dilidir. ‘Kan var büyük kelimelerinin altında’ der Cemal Süreya. Her kelimenin altından barışın fışkırmasını istiyoruz. Bu dil çözümsüzlüğün dilidir. Çözümsüzlüğün faturasını kimse DEM Parti’ye kesemez.

    MHP Genel Başkanı bugün yine bu kürsüde bu konuyla ilgili değerlendirmeler yaptı. Herkesin bilmesi gerekir ki Kürtler de bizler de Washington’da, Moskova’da sınır ötesinde askeri operasyon için vize aramaya çıkmadık. Halkın iradesine kayyım atamadık, dilini kültürünü yasaklamadık. Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Tam tersine bu kalemşörler ve kimi siyasetçiler yapıyor. Biz çözümü içeride Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit adil ve demokratik bir ortamda ve ortak bir yaşamda görüyoruz. Onurlu barış mücadelemize hiç kimse çamur atmaya kalkmasın. O çamur döner size bulaşır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Batman’da 195 gözaltı 25 tutuklama 5 ev hapsi

    Batman’da 195 gözaltı 25 tutuklama 5 ev hapsi

    PİRHA – Kayyım gaspına karşı çıkan 195 kişi gözaltına alındı, 25’i tutuklanırken 5 kişiye ise ev hapsi verildi.

    Batman Belediyesi’ne 4 Kasım’da kayyım atanmasına karşı başlatılan protesto eylemlerinde toplamda 195 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 195 kişiden 25’i tutuklanırken 5 kişiye ise ev hapsi verildi. Diğerleri ise serbest bırakıldı. Tutuklanan kimi isimler şunlar: “Hatice Taş, Mizgin Sönük, Yusuf Kaya, Özdemir Çelik, Fikret Soysal, Vedat Özer, Esma Özmen, Serhat Ayar, Rıdvan İlhan, Feyzullah Mebiş, Muhammed Ekinci, Argeş Toparli, Mesut Aydın, Mahsup Salim, Semih Ocakhan, Adnan Vural, Yoldaş Eker.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 8 Yaşındaki çocuğa yönelik istismarda bulgu var ancak suçlu yok!

    8 Yaşındaki çocuğa yönelik istismarda bulgu var ancak suçlu yok!

    PİRHA – CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Batman’da cinsel istismara uğradığı iddia edilen 8 yaşındaki kız çocuğunun yaşadıklarını TBMM gündemine taşıdı. Adli tıp raporundaki somut deliller ve çocuğun ailesinin hükümet ile olan ilişkilerinin altını çizen Aysu Bankoğlu, ilgili üç bakana “Dosyanın kapatılma gerekçesi olarak sunulan ek adli tıp raporunun içeriği nedir?” sorusunu yöneltti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Batman’da evinin önünde asılı bulunan ve cinsel istismara uğradığı iddia edilen 8 yaşındaki kız çocuğuyla ilgili üç bakana soru önergesi yöneltti.

    Verilen takipsizlik kararı sonrası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın itirazı üzerine soruşturması yeniden başlanarak bakanlık gözetimine alınan kız çocuğu, TBMM gündemine taşındı.

    Adli tıp raporundaki somut deliller ve çocuğun ailesinin hükümet ile olan ilişkilerinin altını çizen Milletvekili Aysu Bankoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, Adalet Bakanı ve Sağlık Bakanına soru önergesi yöneltti.

    “NE AKLA NE DE VİCDANA SIĞMAZ”

    Konuyla ilgili açıklama yapan Bankoğlu, “Batman’ın Kozluk ilçesinde 8 yaşındaki bir kız çocuğu Ş. S., 7 Ocak günü evinin önünde asılı bulunmuştur. Olayla ilgili cinsel istismar şüphesiyle soruşturma başlatılmış ancak “somut delil olmadığı gerekçesiyle” takipsizlik kararı verilerek dosya kapatılmıştır. Ş. S.’nin hastaneye kaldırıldığı gün tutulan hasta kayıt formunda; çocuğun kalbi durmuş şekilde hastaneye annesi tarafından getirildiği, kalp masajı yapıldığı tekrar hayata döndürüldüğü, boyun çevresinde 1 santim eninde ası izi olduğu ve entübe edildiği belirtilmiştir. 27.03.2024 tarihli adli tıp raporuna göre, olay yerinden alınan ve biri çocuk olmak üzere 3 erkek şahsın kıyafetleri incelenmiş hem kıyafetlerde hem de çocuğun, iç genital bölgesinde sperm saptandığı ancak rapordaki önemli bulgulara rağmen, 26 Nisan 2024’te alınan ek bir raporla “somut delil yoktur” denilerek soruşturma dosyasının kapatıldığı görülmüştür. 8 yaşındaki bir kız çocuğunun iç genital bölgesinde sperm bulunmasına rağmen somut delil yok diyerek dosyayı kapatmak ne akla ne de vicdana sığmaz.” dedi.

    “DOSYANIN KATILMASININ NEDENİ NEDİR?”

    Soruşturmanın kapatılmasının arkasında karanlık bir elin olduğu şüphesinin altını çizen CHP’li Bankoğlu, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Kozluk Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararında; ‘Olay günü mağdur ile aynı ikamette bulunan annesinin ve kardeşlerinin beyanları ile olayın meydana geldiği yerin özellikleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, mağdurun oyun oynarken bahçelerindeki direkte asılı halde bulunan ipi oyun maksadıyla boynuna dolaması sonucunda olayın gerçekleştiği değerlendirilmiştir’ ifadelerine yer verilmiştir. 8 yaşındaki bir çocuğun oyun oynarken kendini boynundan ağaca asması hayatın olağan akışına aykırı bir davranıştır. 27.03.2024 tarihli adli tıp raporuna göre çocuğun üzerinde 3 ayrı erkeğe ait DNA ile iç genital bölgede 1 erkeğe ait sperm bulgusuna rastlandığı belirlenmiştir. Bulgular ve adli tıp raporuna göre savcılık, aile üyelerinden kan örneği alınmasını istenmiş ancak sonrasında ek adli tıp raporu düzenlendi ve ‘somut delil yoktur’ denilerek soruşturmaya takipsizlik kararı verilmiştir. Bu ek rapor neden istenmiştir, savcılık ailedeki erkeklerden kan örneği istemesine rağmen alel acele dosyanın katılmasının nedeni nedir? Çocuğun ailesinin AKP’nin üst düzey yöneticileri ile olan ilişkileri kamuoyunda tepkilere neden olmakta ve gizli bir elin dosyaya müdahale ederek konunun karartılmaya çalışıldığı şüphesini doğurmaktadır.”

    AİLE, SİYASİLER İLE YAKIN İLİŞKİ İÇERİSİNDE Mİ?

    8 yaşındaki kız çocuğu Ş. S. ile ilgili takipsizlik kararı verilen soruşturmanın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın itirazı üzerine yeniden başlatıldığı, 8 yaşındaki Ş. S.’nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gözetimine alındığını 18.10.2024 tarihinde basına yansımıştı.

    Konuyla ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına sorular soran Bankoğlu, Adli Tıp raporundaki bulgulara rağmen Ş. S’nin neden ailesine teslim edildiğini, bakanlığın neden sürece zamanında itiraz etmediğini sordu.

    Milletvekili Bankoğlu, ailenin akrabalarından Kozluk Muhtarlar Derneği Başkanı Muhittin Serikli’nin siyasi bağlantılarının güçlü olduğunun sosyal medya paylaşımlarından görüldüğü, hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı 2 Ocak 2024 tarihinde Batman’da resmi bir ziyarette karşıladığı ve protokolde yer aldığını belirtti. Bankoğlu, Bakan Göktaş’ın, Serikli ailesinden ve Muhittin Serikli’nin siyasi bağlantılarından haberdar olup olmadığı, olay gününden sonra aile ile Bakan Göktaş’ın konuyla ilgili dolaylı ya da direkt bir görüşmesi olup olmadığı sorusunu da yöneltti.

    Milletvekili Aysu Bankoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın görevlerini yapmayıp “ihmaller zincirini oluşturup” dosyanın kapanmasına zemin hazırladığını da söyledi.

    EK ADLİ TIP RAPORU İLE KONU KARARTILDI

    Ocak ayında cinsel istismar iddiasıyla başlatılan soruşturmada müşteki olarak küçük kızın annesi ve Batman İl Sağlık Müdürlüğü’nün yer aldığı görüldü. Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’ndan alınan ilk ATK raporunda cinsel istismar bulgusu somut bir şekilde yer almasına rağmen bu dosyanın nasıl ve hangi gerekçeyle kapatıldığının peşini bırakmayacaklarını belirten Aysu Bankoğlu, “Dosyanın kapatılma gerekçesi olarak sunulan ek adli tıp raporunun içeriği nedir, ilk adli tıp raporuna rağmen neden ikinci bir rapor alınma ihtiyacı duyulmuştur? Bu soruları Adalet Bakanı yanıtlamalıdır. Olayı kamuoyuna duyuran gazeteci Canan Kaya’nın haber kaynağı, Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda ilk adli tıp raporuna ulaşmak isterken bilinmeyen bir numaradan aranıp tehdit ediliyor. Tehdit eden kişi ya da kişiler devletin kurumu içerisindeki bu durumdan nasıl haberdar oluyor da konunun araştırılmasını engellemek istiyor? Kim ya da kimler bu kişilere bilgi veriyor, tüm bu sorular yanıt bekliyor” dedi.

    SAVCILIĞIN İSTEDİĞİ KAN ÖRNEKLERİ NEREDE?

    Milletvekili Bankoğlu, “Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nun ilk raporunda belirtilen sperm hücresi ve erkek DNA’sı örneklerinin kime ait olduğunu tespit etmek amacıyla savcılığın istediği kan örnekleri kuruma teslim edilmiş midir? Sonuçları nedir? Raporda geçen DNA’lar kim ya da kimlere aittir? Bu soruların cevabını bulamıyoruz. Konunun kapanması ve küçük kızın kaderine terk edilmesi için dosyanın üzerinde maalesef karanlık bir el dolanıyor, Adalet Bakanlığı’nın soruşturmanın hangi aşamada olduğuyla ilgili kamuoyunun vicdanını rahatlatacak bir açıklamayı derhal yapması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • DEM Parti, kayyım protestolarındaki polis şiddetine dikkat çekti!

    DEM Parti, kayyım protestolarındaki polis şiddetine dikkat çekti!

    PİRHA – DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, kayyım protestolarında yaşanan hak ihlallerinin araştırılması için Meclise araştırma önergesi verdi. Protestolar karşısında ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığını belirten Koçyiğit ve Temelli, “İşkence ve şiddeti denetimsiz bırakarak, normalleştirmek, yurttaşları temel insan hakları korumasından yoksun bırakmak demektir” ifadelerine yer verdi.

    DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, belediyelere kayyım atanması ardından yapılan protestolarda kolluk kuvvetlerinin uygulamalarına dikkat çekti.

    Kayyımlara karşı yapılan protestolar sırasında polislerin şiddet uyguladığını ifade eden Koçyiğit ve Temelli, yaşanan hak ihlallerinin araştırılması için TBMM Başkanlığına araştırma önergesi verdi.

    “DEMOKRATİK TALEPLERE KARŞILIK ŞİDDET VE İŞKENCE”

    Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, yapılan protestoların, kolluk şiddetiyle bastırılmak istendiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

    “Batman, Mardin ve Halfeti’de kayyım karşıtı protestolara katılanlar kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddetiyle karşı karşıya kalmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmış ve işkenceye tabi tutulmuştur. Özellikle Batman’da sivil polislerin hukuksuz şekilde gözaltı işlemleri gerçekleştirdiği, basın mensuplarının hedef alındığı, halka şiddet uygulandığı bilinmektedir. Halkın yerel yönetim iradesine sahip çıkarak gerçekleştirdiği gösteri ve protestolar karşısında ağır insan hakları ihlalleri içeren uygulamaların açığa çıkması, demokratik hak ve taleplerin karşısına şiddeti ve işkenceyi yerleştirmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle, kayyım atamaları sonrasında yaşanan hak ihlallerinin boyutlarının tespit edilmesi, sorumluların belirlenmesi ve mağdurlara adil bir çözüm sunulması amacıyla Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.”

    “İŞKENCE UYGULADIĞI BİLİNMEKTEDİR”

    DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, araştırma önergesinin ‘Gerekçe’ bölümünde “halk iradesinin hiçe sayıldığı, demokrasiye karşı darbe anlayışının hakim olduğu” vurgusunu yaptı.

    Kılıç Koçyiğit ve Temelli, AKP-MHP hükümetinin, seçme ve seçilme hakkını yok saymayı alışkanlık haline getirdiğini de kaleme alarak şu gerekçeyi sundu:

    “Mevcut siyasi akıl, halkın irade beyanında bulunarak seçtiği kişileri farazi gerekçelerle görevlerinden almış, yerlerine memur atayarak demokratik teammülleri rafa kaldırılmıştır.

    Belediyelere ulaşmak isteyen yurttaşlar, kolluğun şiddetiyle, biber gazıyla, plastik mermisiyle karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Batman’da 12 Eylül darbe günlerini aratmayan şiddet ve işkence görüntüleri açığa çıkmış, avukat ve gazetecilerin de içinde olduğu yüzlerce yurttaş kolluk tarafından işkenceye maruz bırakılmıştır. Belediye duvarının dibinde, yüzleri duvara dönük bir şekilde, ters kelepçeyle bekletilen ve tek tek işkence ile o duvar dibine getirilen bir sürü yurttaşın görüntüsü basına yansımıştır. Basın çalışanı olduğu bilindiği halde özellikle kadın gazeteciler işkence ile yerlerle sürüklenerek gözaltına alınmıştır. Elinde bir torba ekmekle sokaktan geçen birinin ve 10 yaşlarında bir çocuğun da işkenceye maruz kalarak zırhlı araca bindirildiği kameralara yansımıştır.

    Yine özellikle Batman’da, sivil polis olduğu bilinen kişilerce, keyfi bir şekilde, gece, kentin belli noktalarında, sivil araçlarla, kimlik ve gerekçe ibraz etmeksizin gözaltı işlemleri gerçekleştirmek istenmiş, halkın duyarlılığı sayesinde bu tür hukuksuzluğa geçit verilmemiştir. Söz konusu sivil polislerin, hukuki dayanağı olmadan gözaltına aldığı kişilere işkence uyguladığı bilinmektedir. Gri ve turuncu şapkalar giyen, siyah cerrahi maske takarak sokaklarda şiddet saçan ve halka işkence uygulayan bu sivil polislerin olduğu videolar basında yer almaktadır. Sivil vurgusunu yönetim anlayışının her alanına yaydığını iddia eden iktidarın sivilden anladığı, kayıt altına alınmaksızın, denetim mekanizmalarından ve hesap verilebilirlikten azade edilen sivil polis şiddeti ve uygulamaya konulan sivil darbedir.

    İçişleri Bakanlığı’nın aktarımıyla, 47 şehirde 253 kişi gözaltına alınmıştır. Bu kişilerden 33’ü tutuklanmış, 37’si hakkında adli kontrol kararı ve 3’ü hakkında ev hapsi kararı verilmiştir. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 217 kişi tespit edilmiş, haklarında yasal işlem başlatılmıştır.

    Halkın yerel yönetim iradesine sahip çıkarak gerçekleştirdiği gösteri ve protestolar karşısında ağır insan hakları ihlalleri içeren uygulamaların açığa çıkması, demokratik hak ve taleplerin karşısına şiddeti ve işkenceyi yerleştirmek anlamına gelmektedir. İşkence ve şiddeti denetimsiz bırakarak, normalleştirmek, yurttaşları temel insan hakları korumasından yoksun bırakmak demektir. Bu bağlamda, Batman, Mardin ve Halfeti başta olmak üzere, kayyım karşıtı barışçıl gösterilerin şiddet ve işkence ile bastırılmasının ve buna bağlı olarak yaşanan hak ihlallerinin boyutlarının ve sorumlulularının belirlenmesi elzemdir. Bu çerçevede gerekli yasal incelemelerin yapılması, mağdur edilen yurttaşlara karşı adil çözüm üretilmesi ve gerekli önlemlerin alınması için bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Adıyaman DEM Parti: Kayyım politikaları siyasi tükenmişliğin göstergesidir -VİDEO

    Adıyaman DEM Parti: Kayyım politikaları siyasi tükenmişliğin göstergesidir -VİDEO

    PİRHA-Yerine kayyım  atanan Mardin, Batman, Halfeti ve Esenyurt belediyelerinin bu durumunu protesto etmek amacıyla Kahta ve Pınarbaşı’nda basın açıklaması düzenlendi. Yapılan açıklamada, “Kayyım politikası 85 milyon için demokrasi ve özgürlük sorunudur ve önü alınmazsa ne sadece Kürt illeriyle ne de şimdiye kadar gasp edilen belediyelerle sınırlı kalacaktır” denildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) belediyelerine yönelik yapılan kayyım atanmasına karşı Adıyaman’ın Kahta ilçesi ve Pınarbaşı Beldelerinde basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı okuyan Adıyaman DEM Parti İl Başkanlığı Parti Meclis Üyesi Hacı Kavak, AKP-MHP iktidarı, seçimde kazanamadığı yerleri kayyım politikası uygulayarak gasp etmeye çalıştığını söyledi. Kavak, iktidarın yaptığı bu uygulamanın siyasi tükenmişliğin bir göstergesi olduğunu ifade etti.

    “KAYYIM DARBESİNDE ISRAR ETMEK SİYASİ TÜKENMİŞLİĞİN GÖSTERGESİDİR”

    Pınarbaşı Beldesi, DEM Parti binası önünde açıklamayı okuyan DEM Parti Pınarbaşı ilçe Başkanı Kenan Çalgan, daha önce de kayyım atanmasına rağmen halkın iradesinin yok sayıldığını belirterek, Kürt halkının seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı: “4 Kasım 2016’da Kürt halkının iradesine yönelik gerçekleştirilen operasyonun yıl dönümünde gerçekleşmiş olması manidardır. Kürt halkını demokratik siyasette tasfiye etme saldırılarının 1994’ten beri devam eden iflas etmiş 30 yıllık politikalarının tekrarıdır. Bir kez daha ifade edelim ki bu saldırı halk iradesine yönelik gerçekleştirilmiş açık bir gasptır. Daha önce gerçekleştirilen kayyım politikaları halk tarafından reddedilmiş, kayyım pratiği seçimlerde büyük bir yenilgiye uğramış ve halk kendi iradesini partimizden yana kullanmıştır. Her seçimde yenilgiye uğrayan kayyım gaspında ısrar etmek, siyasi tükenmişliğin göstergesidir. AKP-MHP iktidarı, seçimle kazanamadığını yargı ve kolluk marifetiyle ele geçirme alışkanlığını ve kayyım gaspını bir rejime dönüştürmüştür. Bu saldırı, aynı zamanda Kürt halkının seçme ve seçilme hakkına büyük bir saldırıdır. Halkın doğrudan katılımının olduğu yerel yönetimlerin, belediyelerin ablukaya alınması ve adeta karakola çevrilmesi, mevcut siyasi rejimin demokratik meşruiyetinin bittiğinin açık ilanıdır. Bu topraklarda zorbalık ve zulümle hiçbir iktidar abat olmamıştır, olmayacaktır da. Türkiye halkları bu zorbalığa asla boyun eğmeyecektir” dedi.

    “KAYYIM POLİTİKASI 85 MİLYONUN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK SORUNUDUR”

    Kayyım politikalarının bütün ülkenin demokratik haklarına saldırı olduğunun altını çizen Hacı Kavak, halkın her şekilde belediyelerine sahip çıkacağını söyledi. Kavak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Son yerel seçimlerde, iktidar bu pratikleri nedeniyle büyük kaybetmiştir ve bu yöntemde ısrar ettikçe de daha büyük kaybedecektir. Kayyım politikası 85 milyon için demokrasi ve özgürlük sorunudur ve önü alınmazsa ne sadece Kürt illeriyle ne de şimdiye kadar gasp edilen belediyelerle sınırlı kalacaktır. Hangi partiden ve düşünceden olursa olsun, bu kayyımlar artık bütün Türkiye halklarının seçme ve seçilme hakkına, siyasi iradesine yönelmiş açık bir tehdittir. Bu vesileyle bütün demokratik kamuoyuna çağrımızdır: Bu gayrimeşru darbeci anlayışa karşı herkes en yüksek düzeyde sesini ve itirazını yükseltmelidir. Her koşulda halkın iradesini savunmak ve halkın yerel yönetimlerine sahip çıkmak partimizin varlık gerekçesidir. Bu yöntem ve saldırılar, her türlü çözüm arayışını ve yaklaşımını zehirlediği gibi, iktidarın samimiyeti konusunda da daha büyük şüpheler doğurmuştur. Biz çözüm ve barış için el uzatılmasını beklerken, halkın iradesine el uzatılmıştır. Biz sorunların diyalog ve müzakereyle çözülmesini beklerken, halkın çözüm beklentilerine tuzak kurulmuştur. Asla boyun eğmeyeceğiz, asla mücadeleden geri durmayacağız. Eğer iktidar iflas etmiş bu yöntemlerle başarılı olacağını düşünüyorsa çok büyük yanılacaktır. Halkımız da her şart ve koşulda kendi iradesine sahip çıkacaktır” ifadesinde bulundu.

    Yapılan açıklama sloganlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Ankara’da kayyım açıklaması: Bizi toplumsal itirazımız kurtuluşa götürecektir-VİDEO

    Ankara’da kayyım açıklaması: Bizi toplumsal itirazımız kurtuluşa götürecektir-VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Kayyum değil, demokrasi” şiarıyla Sakarya Meydanı’nda açıklama yaptı. “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız” pankartının açıldığı açıklamaya çok sayıda siyasi parti ve kurum temsilcisi katıldı. 

    DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, 4 Kasım siyasi darbesinin olduğu tarihte kayyım atandığını hatırlatan Koçyiğit, “Bugün güncellenmiş bir Şark Islahat Planıyla karşı karşıyayız. Gün ezilenler olarak, halklar olarak, inançlar olarak zalime karşı direnme günüdür. Pusulamız nettir, bizi ancak ve ancak yan yana birlikte ördüğümüz toplumsal itirazımız kurtuluşa götürecektir” dedi.

    SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Kürt kentlerindeki kayyım eylemlerine katıldıklarını ve halkların Türkiye’ye bir çağırısı olduğunu söyleyerek, “Kürt halkı direnmekte kararlı, kendi iradesine sahip çıkmakta kararlı. muhalefetin tüm güçleri bir arada durursak kazanırız. Muhalefetin tüm güçlerini yan yana getirmek başlıca görevimizdir” diye belirtti.

    10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, “Bu haksızlığı, adaletsizliği, savaş çığırtkanlığını, zulmü ve kayyumu kural haline getirmeye çalışan bu zalim iktidara karşı diyoruz ki; Siz kayyum dedikçe biz halkın iradesi diyeceğiz, siz baskı dedikçe biz demokrasi diyeceğiz, siz savaş dedikçe barış isteyeceğiz. Sizin faşist uygulamalarınıza asla biat etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Devrimci Parti Ankara İl Başkanı Mustafa Uğur Akkaya ise şunları söyledi: “Bu topraklardaki hiçbir halk faşizme boyun eğmedi ve eğmeyecektir. Sermayenin başkenti Ankara’dan faşizme ve temsilcilerine sesleniyoruz; Eninde sonunda birleşik mücadelemizle gönüllülüğün ortak vatanını kuracağız.”

    Açıklama alkışlar ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • İzmir’de kayyım tepkisi: Derhal son verin!-VİDEO

    İzmir’de kayyım tepkisi: Derhal son verin!-VİDEO

    PİRHA- Kayyım atamalarına karşı açıklama yapan İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İktidarın kayyım atamalarını bir gelenek haline getirdiği ve iktidarın ülkeyi yönetemediği vurgulandı. Eylemde, yaratılan çoklu krizlerden kurtulmanın dayanışma ile sağlanacağının altı çizildi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki üç belediyeye kayyım atanmasını, gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla protesto etti.

    Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında “İrademe dokunma kayyıma geçit yok” yazılı pankart ve “Kayyım halk iradesine darbedir”, “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız”, “Kayyım darbedir darbeye hayır” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Eyleme DEM Parti İzmir Milletvekilleri İbrahim Akın ve Burcugül Çubuk, CHP’li belediye başkanları, çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve yurttaş katıldı. Basın metnini İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Zöhre Dalkıran okudu.

    “KAYYIM ATAMALARI GELENEK HALİNE GELDİ”

    İktidar kayyım atamalarını bir gelenek haline getirdiğini belirten Dalkıran, “Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in hiçbir temel hukuk kuralına uymaksızın gözaltına alınıp tutuklanarak cezaevine konulmasının ardından halkın oylarıyla seçilmiş olan belediye başkanının yerine kayyım atandı. Hemen akabinde Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyelerinin seçilmiş başkanlarının yerine de kayyım atandı. Kayyım atanan bazı belediye önlerinde bu demokrasi karşıtı uygulamayı protesto eden insanlar ters kelepçe ile işkenceye maruz bırakıldı. Belediye önlerinde toplanan halk ve belediye meclis üyeleri belediyeye sokulmadı, arbedenin ortasında kaldı. Bunlar açıkça ülkede seçme ve seçilme özgürlüğü fiilen ortadan kaldırılmış olduğunu bize gösterdi” diye konuştu.

    “İKTİDAR ÜLKEYİ YÖNETEMİYOR”

    Kayyım atamalarının demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine büyük hasar verdiğini ifade eden Dalkıran, Kürt illerindeki belediyelere karşı girişilen kayyım atamalarının, demokraside açtığı gedikler kapatılmadan bu eylemlere yenilerinin eklendiğini sözlerine ekledi. Dalkıran, “Sadece iç hukukta değil, uluslararası hukuk alanında da karşılığı olan kayyım atamalarına karşı Avrupa Konseyi bu atamaların Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırı olduğu noktasında Türkiye’yi uyardığı gibi AİHM de kayyım atamalarının demokratik temsil hakkına zarar verdiği yönünde görüş bildirmiştir. İktidar ülkeyi yönetememektedir. Yoksulluğu, açlığı, geleceksizliği, eğitimsizliği, çaresizliği halka bir erdem olarak dayatmaya çalışsa da halkın kaynamayan tenceresi, okuyamayan çocuğu, tedavi olamayan annesi-babası bu yarı mistik propagandaları tersyüz etmekte, hayat kendi gerçekliğini yönetenlerin halka fısıldadığı masalların önüne çok sert bir şekilde koymaktadır” ifadelerini kullandı.

    KAYYIM ATAMALARINA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI

    Dalkıran, ülkedeki çoklu krizlerden çıkmanın dayanışma ile mümkün olacağını vurgulayarak “Her yerde demokrasi, insan hakları ve özgürlük diye haykıracağız. Ve inanın bunu elde edeceğiz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; kayyım atamalarına derhal son verin. Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’i derhal serbest bırakın ve görevine iade edin. Mardin, Batman, Halfeti Belediyelerine yapılan kayyım atamalarını iptal edin, seçilmiş başkanları demokrasiye uygun bir şekilde görevlerine iade edin. Demokrasiyi ayaklar altında çiğnemekten derhal vazgeçin” şeklinde konuştu.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    Britanya Alevi Federasyonu: Kayyum hırsızlıktır, darbedir!

    PİRHA- Kayyım atamalarına tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu, “Kayyum hırsızlıktır, kayyum gasptır, kayyum halkın iradesine yapılmış bir darbedir; kabul etmiyoruz” dedi. BAF ayrıca Dervişoğlu’nun Seyit Rıza’yı hedef alan sözlerine karşı da direniş mirasının devam edeceğini vurguladı.

    İçişleri Bakanlığı kararı ile Esenyurt Belediyesinin ardından DEM Parti yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Belediyesi’ne ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Kayyım atamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu, OHAL yasaları ile belediyelere kayyım atanmasının halk iradesine darbe olduğunu belirterek, “Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu ayrıca İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerine de tepki göstererek Seyit Rıza’nın yarattığı direniş mirasının ayakta olduğuna vurgu yaptı.

    “İKTİDARDA KALMA HAYALLERİ ALICI BULAMADI”

    Britanya Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    “OHAL’de kayyum çare olmayacak. Zoraki ayakta kalmaya çalışan Saray rejimi kayyum kartını çıkardı. Baskıları artıran Saray rejimi, CHP’li Esenyurt Belediyesi’nin ardından bu kez de DEM Partili Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atadı. İradesine sahip çıkan on binler, Esenyurt’tan Mardin’e, Batman’dan Dersim’e sokaklara döküldü. Saray’ın kayyum politikalarına direnen halk, “faşizme karşı omuz omuza” mesajı veriyor.

    Her alanda köşeye sıkışmış ve emekçi halkları yedeklemek için hiçbir şeyi kalmamış olan saray rejimi, ‘devletin bekası ve bölücü terör’ demagojisine sarılarak, halkların ortak birleşik bir mücadele içinde olmasını engellemeyi hedeflemiştir. Devlet Bahçeli’nin günlerdir yaptığı çağrılar, Erdoğan-Bahçeli kliğinin sürekli iktidarda kalma hayalleri alıcı bulamamıştır.

    DERVİŞOĞLU’NUN TEHDİTLERİNE TEPKİ

    Ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda, “Cumhuriyet devleti Seyit Rızalara ne yaptıysa, aynı muameleyi göreceksiniz” diyerek gözdağı vermiştir. Ancak bu gözdağı, bizi yıldıramaz. Bu devleti ve ardıllarını Aleviler olarak çok iyi tanıyoruz. Katliamlardan, zulümlerden, baskılardan ve kronikleşmiş halk düşmanı hastalıklarından biliyoruz. Seyit Rıza nasıl boyun eğmediyse, bir direniş mirası ve geleneği yarattıysa, direniş ruhu dimdik ayakta! Zalimler yenilecek, direnenler ve mücadele edenler kazanacak!

    “KAYYUM HIRSIZLIKTIR, DARBEDİR”

    Demokrasi adına faşizmi uygulayarak, emekçi halkların belediyelerdeki iradesine bile tahammül edemeyen iktidar, önce İstanbul Esenyurt’ta, ardından Mardin, Batman ve Halfeti’de halkın yüzde 60-70 iradesiyle seçilenleri, yalanlarla ve OHAL yasalarıyla belediyelere kayyum atayarak halkın iradesini gasp ediyor. Sandıkta alamadıkları sonucu, uydurma yasalar ve kayyum uygulamalarıyla bugüne kadar onlarca belediye başkanını görevinden aldılar. Fakat baskı, saldırı ve yönetimi gasp etme çabası, gözaltına alıp zindana atıp ağır hapis cezalarına çarptırarak korku yaymak, halkların iradesini kıramamıştır.

    Darbeci anlayışa karşı, halkını yok sayanlara, halkların iradesini hiçe sayan zalimlere karşı gün direnme günüdür, mücadele günüdür. Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz. “Kayyum siyasetini kabul etmiyoruz.

    “CANLARIMIZI HALKIN İRADESİNİ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Canlar, OHAL rejimini işlemez hale getirmenin tek yolu, kayyum atamalarına karşı eşitlik ve özgürlük temelinde birleşip örgütlenip, güçlerimizi birleştirmekten geçiyor. Britanya Alevi Federasyonu olarak bu darbeci uygulamalara karşı canlarımızı demokratik hakkını kullanmaya ve halkın iradesini savunmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/İNGİLTERE

     

  • BAF Eşit Başkanı İncedal: Kayyım darbesine karşıyız, halkın iradesi asla çiğnenemez-VİDEO

    BAF Eşit Başkanı İncedal: Kayyım darbesine karşıyız, halkın iradesi asla çiğnenemez-VİDEO

    PİRHA- Kayyım atamalarının halk iradesine bir darbe olduğunu söyleyen Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Dilek İncedal, “Sandıktan çıkan sonucu tanımayan, halkın iradesine tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Halklar kazanacak, bu iktidar devamlılığını sürdüremeyecek” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi yönetimindeki Esenyurt Belediyesi ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Batman, Halfeti belediyelerine, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı protesto eylemleri sürüyor. Kayyıma karşı Esenyurt ve Mardin Büyükşehir Belediye binaları önünde başlatılan ‘nöbet eylemi’ de devam ediyor.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanı Dilek İncedal, kayyım atamalarına dair PİRHA‘ya konuştu.

    “HALK İRADESİ TANINMIYOR”

    İncedal, kayyım atamalarına karşı olduklarını ifade ederek, halkın iradesine tahammül edilmediğine vurgu yaptı.

    “Yıllardır süren devlet politikalarını ve neler yapabilecekleri çok iyi biliyoruz. Terör gibi propagandaları sıkça yaptılar” diyen İncedal şunları kaydetti:

    “Barış çok anlamlı bir cümle ama dillerine yakışmayan bir yerde aslında. Saray rejimini ayakta tutma, devamlılığını sürdürme üzerine kurulu bir hamle olarak okuyoruz bunu. Saray rejimi kendi iktidarını devam ettirmek için kayyımları atıyor. Kayyım darbesine karşıyız, halkın iradesi asla çiğnenemez. Zoraki ayakta kalmaya çalışan bu iktidar birçok kesime baskı uyguluyor, kayyıma karşı çıkanları ise saldırarak gözaltına alıyor. Çokça övünülen Cumhuriyetin 101. yılında seçme ve seçilme hakkından insanlar yoksun. Sandıktan çıkan sonucu tanımayan, halkın iradesine tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Halklar kazanacak, bu iktidar devamlılığını sürdüremeyecek. Elbet bu zulüm bitecek.”

    Elif TABAK/İNGİLTERE

     

     

  • ABF Genel Başkanı Aslan: Kayyımcı zihniyeti inanç yerlerimize atanan kayyımlardan biliyoruz-VİDEO

    ABF Genel Başkanı Aslan: Kayyımcı zihniyeti inanç yerlerimize atanan kayyımlardan biliyoruz-VİDEO

    PİRHA – Belediyelere atanan kayyımlara tepki gösteren ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine de kayyım atanması toplumun büyük tepkisine neden oldu. Alevi kurum temsilcileri de kayyımlara karşı olduğunu dile getirdi.

    Batman ve Mardin’de süren eylemlere Alevi Bektaşi Federasyonu Mustafa Aslan, Alevi kurumları adına destek verdi.

    “İNKÂRCI, YOK SAYICI BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ

    Batman’daki eylemde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “O zihniyet bugün bu ülkede halkın iradesine kayyım atıyor. İnkârcı, yok sayıcı bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Yerine kayyım atanan Batman Belediye Eşbaşkanı Yeşil Işık da, Batman üzerinden yürütülen politikalara dikkat çekerek, “Bu halk 90’larda faili meçhullerde de ve bugün de kayyıma karşı direniyor, boyun eğmiyor. Bugün de 3’üncü defadır belediyemize kayyım atanıyor. Sizin de bildiğiniz gibi kayyım talandır, zulümdür, Kürt diline, kimliğine düşmandır. Kayyım hırsızlıktır. Hiçbir zaman bu politikalara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Sokaklarda, alanlarca direneceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/BATMAN

     

  • Alevi kurum başkanları: Kayyum demokrasiye darbedir; seçilmişleri reddetmek en ağır terördür

    Alevi kurum başkanları: Kayyum demokrasiye darbedir; seçilmişleri reddetmek en ağır terördür

    PİRHA – Belediyelere atanan kayyımlara tepki gösteren DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan ve AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, yapılan uygulamanın “demokrasiye darbe, savaşta ısrar” olduğunu ifade ettiler. Kurum başkanları, kayyumlara karşı “ortak mücadele” çağrısı da yaptı.

    Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine de kayyım atanması toplumun büyük tepkisine neden oldu. Alevi kurum temsilcileri de kayyımlara karşı olduğunu dile getirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, hükümet tarafından belediyelere kayyım atanmasını değerlendirdiler.

    “KAYYUMDA ISRAR SAVAŞTA ISRARDIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, kayyımda ısrarın “Kürt halkını ve toplumun belli bir kesimini tanımamak” olduğunu söyledi.

    Kadriye Doğan, “Seçilmişleri reddetmek en ağır terördür” diyerek tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

    “Yani diyor ki yaşayabilirsiniz ama biat ederek. Yaşama hakkınız var fakat seçme seçilme ve kimlik olarak varlığınızı kabul etmiyorum. Kayyumda ısrar tam da bunun teyidini yapıyor. Türkiye’de Türk olarak seçim yapabilirsin, seçilebilirsin ama başka kimseye yaşam hakkı tanınmıyor, kimliği, varlığı kabul edilmiyor. Kayyumda ısrar savaşta ısrarlıdır, faşizmde ısrardır, kaosta ısrardır, yoklukta ısrardır, her türlü yoksunlukta ısrardır.

    Kayyumu atarken de insanlara ‘terörist’ ya da ‘teröriste yardım’ yaftasını kullanıyor. Bence en büyük terör, bir toplumun, bireyin kabul edilmemesidir. Bunu reddetmek en ağır terördür. Mağdur olan insanlara ‘terörist’ diyerek kendilerine haklılık gerekçesi gösteriyor. Tümden bu anlayışı reddediyoruz. Bizler varız, bizler var olduğumuz için hak sahibiyiz ve hakkımızı da sonuna kadar kullanmak durumundayız. Bundan vazgeçmeyeceğiz. Alevi halkı olarak da haklarımızı talep etmekten, yaşamaktan, Kürtlerin de haklarını sonuna kadar talep etmekten, seçmekten, seçilmekten, hak taleplerinden asla ve asla geri adım atmak durumunda değiliz. Bunun reddiyesi, toplumun, barışın, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, insani değerlerin hepsini reddetmek anlamındadır. Kayyumları reddediyoruz, kabul etmiyoruz. Kayyumda ısrar savaşta ısrardır diye tekrar söylemek isterim.”

    “DAHA ÇOK BİRLİK İÇERİSİNDE OLMALIYIZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, antidemokratik uygulamalara karşı “Ortak mücadele” konusunda çağrı yaparak şöyle devam etti:

    “Aleviler de kendileri açısından zaten ciddi bir mağduriyet yaşıyor. Kürt toplumu kadar Alevi toplumu da bu ülkenin asimilasyon baskısı altındadır. Ama Alevi kurumlarının şu konuda bir eksikliği var; mağduriyet yaşayan tüm toplumsal kesimlerle buluşmakta bir eksiklik yaşanıyor. Bunun için de önümüzdeki süreçte daha çok çaba sarf etmek gerekiyor. Demokrasiden yana olan tüm kesimlerin ortaklaşması konusunda Alevi örgütlerinin öncülük etmekte biraz eksik kaldığını ama mücadele etmek gayretinde olduklarının da farkındayız. Biz Alevi örgütleri, bu anlamıyla demokrasi mücadelesinde biraz daha öncü ve gayretli olmak zorundayız. Belki de yeteri kadar destek göremediğimizden diyelim. Örneğin Diyanet. Alevilerin asimilasyonu ile ilgili toplumsal kesimlerde yeteri destek görememenin vermiş olduğu bir tedirginlik de olabilir. Bu anlamıyla tüm toplumsal kesimler, Alevi mağduriyetine de hassasiyet göstermeli. Aleviler de tüm toplumsal kesimlerin, özellikle bu kayyum atamalara karşı genel anlamda bir ortak mücadelenin elzem olduğunu söylemek isterim. Mücadele diriliyor fakat mevcut sisteme henüz geriletme veyahut da demokrasiye evrilmede başarılı olmuş değiliz. Onun için çok daha fazla çaba sarf etmeli ve birlik içerisinde olmalıyız.”

    “BU İKTİDARDAN KURTULMADIKÇA SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise “Kayyım, demokrasiye darbedir!” diyerek tepki gösterdi. Yılmaz, demokratik bir ülke için “iktidar değişimini” işaret ederek şunları kaydetti:

    “ ‘Şahsım devleti’ rejiminin son icraatı Esenyurt, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine atanan kayyımlardır. Toplumsal barışı ayaklarının altında çiğneyenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapanlardır. Toplum, halkın iradesini gasp eden bu iktidardan kurtulmadıkça, bu rejim yeniden demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti yapısına geri çevrilmedikçe, ülkenin hiçbir sorununun çözülmesi olanaklı değildir!

    Alevi örgütleri, öğretisi gereği haktan, hukuktan, barıştan ve hoşgörüden yanadır. Haksızlık karşısında mazlumdan ve doğrudan yanadır. Vicdan sahibi her bireyin göstermesi gereken refleks elbette hukuksuzluğa karşı dik durmaktır.

    Bir Alevi bir Sünninin, bir Sünni bir Alevinin hakkını savunmadıkça bu topraklara gerçek bir demokrasinin gelmesi mümkün değildir. Bu bilinçle irade gaspını, kayyım darbesini şiddetle kınıyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Batman’da darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakıldı- VİDEO

    Batman’da darp edilerek gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakıldı- VİDEO

    PİRHA- Batman’da darp edilerek gözaltına alınan Jinnews muhabiri Pelşin Çetinkaya ile Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören serbest bırakıldı.

    İçişleri Bakanlığı talimatıyla Mardin, Batman ve Halfeti’de kayyım atanmasının ardından yurttaşların direnişi ikinci gününde de devam ediyor. Kürt siyasetçi kadınlar ve feminist kadınların yaptığı açıklamasından sonra polis kitleye biber gazı ve tazyikli su ile saldırdı.

    Haber takibi yaptığı sırada darp edilerek gözaltına alınan Jinnews muhabiri Pelşin Çetinkaya ve Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Veysi Akören’i de gözaltına alınmıştı.

    Gazeteciler, emniyet işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İmamoğlu Ankara’da konuştu: Yaşananlar darbe dönemlerini hatırlatıyor-VİDEO

    İmamoğlu Ankara’da konuştu: Yaşananlar darbe dönemlerini hatırlatıyor-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Başkanı Ekrem İmamoğlu, ardı ardına belediyelere atanan kayyım kararlarına ilişkin konuştu. İmamoğlu, “Yaşananlar demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerini hatırlatmaktadır. Sistematik hale gelen uygulamalarla demokrasinin en temel unsuru olan seçme ve seçilme hürriyeti yok edilmiştir” dedi.

    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kayyıma karşı karar aldıkları olağanüstü toplantı sonrasında TBB önünde açıklama yaptı. Kayyım atamalarına dikkat çeken İmamoğlu, “Bugün demokrasimiz bir kez daha derin bir yara almıştır” dedi.

    İçişleri Bakanlığı’nın yerel yöneticilerin görevleri ile ilgili bir suç işlemesi halinde işlem yapabileceğine dikkat çeken İmamoğlu, “Belediye Kanunu’nda da kayyım atamasına dayanak yapılan hükümde İçişleri Bakanına görevden alma yetkisi tanınmamıştır” diye belirtti.

    “HAREKETE GEÇİYORUZ”

    İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kararlara imza atan iktidar yüzünden Türkiye muasır medeniyet düzeninden kopmakta, totaliter rejimler ligine taşınmaktadır. Hukuktan uzaklaşarak atılan bu adımlar ülkemizi seçimli demokrasi olmaktan çıkarmaktadır. Ülkeyi yönetenler, seçilebiliyorlarsa bunu millet iradesi saymakta; seçilemiyorlarsa kayyımları devreye sokmaktadır. Yaşananlar demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerini hatırlatmaktadır. Bu kararların sonuçları salt siyasi değildir. Demokrasiden uzaklaşmak, dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri olmamıza yol açmaktadır. İşte bu yüzden emeklisinden öğrencisine herkes ağır bir geçim sıkıntısı içindedir. Gençlerimiz o yüzden umudu başka ülkelerde arıyor. Söz verildiği halde kaldırılmayan mülakat sistemi nedeniyle gençlerin alın teri emeği yok sayılıyor.

    Sistematik hale gelen uygulamalarla demokrasinin en temel unsuru olan seçme ve seçilme hürriyeti yok edilmiştir. Tüm modern çağdaş devlet düzenlerinin kabul ettiği yerinden yönetim modelinin altının merkezi idare tarafından dinamitlendiği, Türkiye demokrasinin yok edilmeye çalışıldığı bir süreci yaşıyoruz.

    “YAPILAN UYGULAMALAR KEYFİ VESAYET YÖNETİMİNİ AÇIĞA ÇIKARMIŞTIR”

    Kayyım uygulamasıyla yerel halkın vergi ve katkılarıyla oluşturulan bütçe, bu yetkinin meşru kullanıcısı yerel yönetici yerine, İçişleri Bakanlığı’nın bir memuruna teslim edilmiştir. Merkezi idare, belediyelerin hiyerarşik amirine dönüştürülmüştür. Son 8 yıldır alınan kararlar, yapılan uygulamalar ülkemizde keyfi vesayet yönetimini açığa çıkarmıştır.

    Bilinmelidir ki, bizler seçimle iş başına gelmiş yerel yöneticiler olarak belediye başkanlarına yönelik şafak operasyonlarının itibarsızlaştırma aracı olarak kullanması uygulanmasının kime yapılırsa yapılsın karşısında olacağız.

    Belediye başkanlığının sona ermesi, meclis feshi, görevden alma gibi konulardaki usuller Anayasa ve Belediye Kanunu’nda bellidir. Daha sonra Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen istisna hükümlerine ihtiyaç bulunmamaktadır. Olağanüstü koşullarda getirilmiş kayyım düzenlemesinin olağan dönemlerde de kullanılması uygulamasına son verilmelidir. Belediye başkanlığının boşalması halinde, kayyım uygulaması dahil meclisin kendi üyeleri arasından başkan veya başkan vekili seçme uygulamasının kanunda belirtilen temel ilkeler çerçevesinde istisnasız sürdürülmesi gerekmektedir.”

    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) olarak bu antidemokratik uygulamaların sona erdirilmesi amacıyla siyasi partilerle en güçlü şekilde istişareler yapılması için bugün itibariyle harekete geçeceklerini vurgulayan İmamoğlu, “Ulusal ve uluslararası platformlarda izah edilemeyen uygulamalara meydan verilmemesi bakımdan kayyım düzenlemesinin kaldırılması ve seçim kanunlarının gözden geçirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinin harekete geçmesi, gerekmektedir. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Fırat: Alevilerin kayyıma karşı net bir tavır alması lazım – VİDEO

    Fırat: Alevilerin kayyıma karşı net bir tavır alması lazım – VİDEO

    PİRHA – Ardı ardına belediyelere atanan kayyımlara ilişkin konuşan DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, “Özellikle biz Alevilerin bu konuyla ilgili net bir çerçevede tavır takınması lazım. Birbirimizin Hızır’ı olarak bu firavunları geldikleri yerlere geri göndereceğiz” dedi.

    İçişleri Bakanlığı, İstanbul’da CHP’li Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atadıktan sonra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi’ne kayyım atadı. Kayyım atanmasına karşı bir çok kentte halk sokağa çıkarak kayyımları kabul etmeyeceklerini söylediler.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kayyım darbesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AKP, HER TOPLUMU MAĞDUR EDECEK POLİTİK ARENA YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Celal Fırat, kayyımların insanlık suçu olduğunu belirterek, “Çok kindar bir tutum bu. Halkın iradesine saygı göstermek gerekiyor. Recep Tayyip Erdoğan bu ülkeye ilk aday olduğu süreçlerde ilk AKP’yi kurduklarında ‘biz mağduruz’ diyordu. Ama şu an her toplumu mağdur edecek bir politik arena yaratmaya çalışıyor. Kendi gibi düşünmeyen herkesi terörize eden bir mantıkla bakıyor. İnsanları toplumları ayrıştırıyor kesinlikle bunu kabul etmemek lazım” dedi.

    Halkın kayyımları kabul etmediğini vurgulayan Fırat, “Bir tarafta barış deniliyor, demokrasi koşullarını yaratalım deniliyor uzattığımız eli gelin tutun diyorlar ama bir taraftan da tamamen kindar bir söylem ile tehditkar bir şekilde ‘bu eli tutmazsanız elinizi kırarız’ diyorlar. Bu gerçekten bu toprakların dili olmamalı” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN SESİNİ ÇIKARMASI LAZIM”

    Alevilerin kayyıma karşı net bir tavır sergilemesi gerektiğine de vurgu yapan Fırat, devamında şöyle konuştu:
    “Halfeti Belediye eş başkanlarımız Batman eş başkanlarımız Mardin eş başkanlarımıza yapılanı kendimize yapılmış gibi görüyoruz. Özellikle biz Alevilerin Alevi örgütlerinin Alevi halkının Alevi toplumunun da bu konuyla ilgili net bir çerçevede tavır takınması lazım. Evet biz barışsever insanlarız, toplumuz ama Şahı Merdan Ali’nin çok güzel bir lafı var ‘bir yerde zulüm varsa zulüm yapanları engelleyemiyorsanız teşhir edin’ buradan yola çıkarak Alevilerin sesini çıkarması lazım. Burada alanlarda olması lazım mücadele etmeleri lazım.

    BU FİRAVUNLARI GELDİKLERİ YERE GÖNDERECEĞİZ

    Gerçekten hepimizin vicdanını sorgulamamız lazım niye AKP bu kadar alan yarattı kendine? Bu da bizim yan yana gelmememizden kaynaklanıyor. Umut ediyorum ki bu topraklara gerçekten sevgi gelecek sevgi de tepeden gelmez, biz ancak birbirimizin Hızır’ı olursak bu topraklara demokrasi gelecek. İnanıyoruz ki AKP bir gün hesap verecek. Birbirimizin Hızır’ı olarak bu firavunları geldikleri yerlere geri göndereceğiz. Ben buna inanıyorum.”

    Devrim FINDIK-Dilan MORSÜMBÜL/İSTANBUL

  • ADFE ve PSAKD’den kayyım tepkisi: Halkın iradesine saygı gösterin

    ADFE ve PSAKD’den kayyım tepkisi: Halkın iradesine saygı gösterin

    PİRHA- ADFE ve PSAKD yapıkları yazılı açıklamada, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine atanan kayyıma tepki göstererek, “halkın iradesine yapılan bu müdahaleleri kınıyor; demokratik, şeffaf ve adil yönetim anlayışının temel değer olarak korunması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz” denildi.

    İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atanmasına dair Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) açıklama yaptı.

    “ANTİ-DEMOKRATİK BU UYGULAMADIR

    ADFE, yaptığı yazılı açıklamada şunlar ifade etti:

    “Bugün bir kez daha, seçilmiş belediyelere kayyum atanarak halk iradesi yok sayılmıştır. Mardin Büyükşehir, Batman ve Halfeti belediyelerine yapılan bu müdahale, geçtiğimiz günlerde Esenyurt Belediyesi’ne atanan kayyum kararının devamı niteliğindedir. Anti-demokratik bu uygulamaları kaygı ve üzüntü ile izliyoruz.

    Toplum olarak demokrasiyi güçlendirmek, halk iradesine saygıyı tesis etmek zorundayız. Kayyum atamaları, demokratik süreçlerin ihlal edildiği, seçmen iradesinin yok sayıldığı bir yaklaşımdır. Sessiz kalmak, bu tür uygulamaların daha da yaygınlaşmasına ve halkın özgür iradesinin daha da zedelenmesine neden olacaktır. Geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasiye sahip çıkmazsak, daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, halkın iradesine yapılan bu müdahaleleri kınıyor; demokratik, şeffaf ve adil yönetim anlayışının temel değer olarak korunması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    “HALK İRADESİ KAZANACAK!”

    PSAKD de yaptığı açıklamada, “Halk İradesine yapılan darbeyi kabul etmiyoruz! Bu sabah Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine açıkça darbe yapılmıştır. Halkın iradesiyle seçilen belediye başkanları hukuksuz bir biçimde görevden alınarak kayyum atanmasını asla kabul etmiyoruz. İktidarın kayyumcu, darbeci anlayışı yenilecek! Halk iradesi kazanacak!” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de kayyım protestosu: Darbelere alışmayacağız-VİDEO

    İzmir’de kayyım protestosu: Darbelere alışmayacağız-VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 3 kente kayyım atanmasını protesto ederek, hukuk dışı yollarla halk iradesinin gasp edilmesinin darbe olduğunu vurguladı.

    İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atanması İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından protesto edildi.

    Kayyım atamalarını protesto etmek amacıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen kitle basın açıklaması gerçekleştirdi. “İrademe dokunma. Kayyıma geçit yok” yazılı pankartın ve “Kayyımlar gidecek biz kalacağız”, “Halkın iradesi gasp edilemez”, “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız” yazılı dövizlerin taşındığı açıklamada sık sık , “Kayyımlar gidecek biz kalacağız” sloganları atıldı. Basın metnini kitle adına Eğitim-Sen 1 No’lu Şube Başkanı Nafiz Ceylan okudu.

    “KAYYIM DARBELERİ OLAĞAN OLAĞAN HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR”

    Ceylan, kayyım darbelerinin olağan hale getirilmesinin olağan hale getirilmeye çalışıldığını kaydederek, “Son beş ayda arka arkaya Hakkâri, Esenyurt Mardin, Batman ve Halfeti halkının iradesini gasp etmeye dönük saldırılar AKP-MHP iktidarının 31 Mart yerel seçimlerini ezici bir şekilde kaybettiği belediyelere kayyum darbesi ile adeta çökmeyi hedeflediğini tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır. Hedef açıktır. Tüm toplum iradesinin gasp edilmesine alıştırılmak, kayyum darbeleri olağan hale getirilmek istenmektedir” dedi.

    ALIŞMAYACAĞIZ!

    Belediye başkanlarının tutuklandığı, yerlerine kayyım atandığı bir ülkede demokrasiden, adaletten, hukuktan bahsetmenin mümkün olmadığını vurgulayan Ceylan, bu hukuksuzluklara karşı parti, siyasi görüş ayrımı yapmadan tepki yaratılmaması halinde kayyım darbesinin yeni belediyeler ile süreceğini dile getirdi. Ceylan,  “Halkın iradesine, demokrasiye, emeğe, barışa darbe niteliğindeki kayyum politikalarını hiçbir dönem kabul etmedik, alışmadık. Bugün de kayyum darbesini kabul etmiyoruz! Anti demokratik uygulamalarla haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız! Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Belediye Başkanları derhal görevine iade edilmelidir” diye belirtti.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir!’ – VİDEO

    ‘Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir!’ – VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Esenyurt Meydan’da kayyım darbesine karşı yaptığı açıklamada “Anti demokratik uygulamalarla haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız! Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir” denildi.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Platformu, “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir, kayyımlar gidecek biz kalacağız!” şiarıyla Esenyurt Meydanı’nda açıklama yaptı. Açıklama öncesi söz alan DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, “Ülke ikiye bölünmüştür. Bir tarafta darbeciler, öbür tarafta darbeye karşı direnen bizler” dedi.

    Basın metnini KESK İstanbul Şubeler Platformu dönem sözcüsü Eren Ertin okudu.

    “KAYYIM DARBELERİ OLAĞAN HALE GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR”
    Ertin ülke olarak güne yine bir kayyum darbesi ile uyandıklarını belirterek şunlara yer verdi:
    “Esenyurt Belediye başkanı Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyum atanmasının üzerinden daha beş gün geçmişken bugün de bir kez daha en demokratik haklardan olan seçme seçilme hakkı gasp edilmiştir. Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi başkanları görevden alınmış ve yerlerine kayyum atanmıştır. Son beş ayda arka arkaya Hakkâri, Esenyurt Mardin, Batman ve Halfeti halkının iradesini gasp etmeye dönük saldırılar AKP-MHP iktidarının 31 Mart yerel seçimlerini ezici bir şekilde kaybettiği belediyelere kayyum darbesi ile adeta çökmeyi hedeflediğini tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır. Hedef açıktır. Tüm toplum iradesinin gasp edilmesine alıştırılmak, kayyum darbeleri olağan hale getirilmek istenmektedir.
    “KAYYIM HERKESE VERİLMİŞ BİR GÖZDAĞIDIR”
    Kayyum halk iradesine darbedir. Kayyum emeğe darbedir. Kayyum; yerel yönetim emekçilerini işinden, ekmeğinden eden, toplu sözleşmelerini iptal eden, sürgünü, sendikal ayrımcılığı, angarya çalıştırmayı rutin hale getiren bir emek düşmanlığının adıdır. Kayyum:  Yolsuzluktur, boşaltılan kasalardır. Kayyum: Şatafattır. Belediye binalarına eklenen jakuzili odalardır. Kayyum: Yandaşlara belediyelerde kadro açmak, ihale dağıtmaktır.  Dolayısıyla halkın omuzlarına katmerli borçlar yüklemektir.
    Kayyum: İktidarın insan ve doğa karşıtı rantçı belediyecilik anlayışı karşısında olan herkese verilmiş bir gözdağıdır.
    “DEMOKRASİNİN TEMEL KOŞULU HALK İRADESİNE SAYGI DUYMAKTIR”
    Bir kez daha altını çiziyoruz. Demokrasinin varlığının temel koşulu halk iradesine saygı duymaktır, aksi her türlü karar veya müdahale halkın demokratik iradesinin gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Seçilmiş milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hala cezaevinde tutulduğu, belediye başkanlarının tutuklandığı yerlerine kayyum atandığı bir ülkede demokrasiden, adaletten, hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Herkes bilmelidir ki yaşanan bu hukuksuzluklara karşı parti, siyasi görüş ayrımı yapmadan ülke genelinde yeterli düzeyde tepki yaratılmaması halinde kayyum darbesi yeni belediyeler ile sürecektir.
    “SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANLARI DERHAL GÖREVİNE İADE EDİLMELİDİR”
    Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak halkın iradesine, demokrasiye, emeğe, barışa darbe niteliğindeki kayyum politikalarını hiçbir dönem kabul etmedik, alışmadık. Bugün de kayyum darbesini kabul etmiyoruz! Anti demokratik uygulamalarla haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız!
    Duymak istemeyen kulaklara, görmek istemeyen gözlere inat bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Belediye Başkanları derhal görevine iade edilmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL