Etiket: batman

  • ‘Medeniyetler başkenti Hasankeyf’e sahip çıkalım’-VİDEO

    ‘Medeniyetler başkenti Hasankeyf’e sahip çıkalım’-VİDEO

    PİRHA – Ankara Hasankeyf Koordinasyonu, 11 bin 500 yıllık geçmişe sahip Hasankeyf’i sular altında bırakacak Ilısu Barajı inşasına dair açıklama yaparak “Hasankeyf için geç değil” dedi.

    Aralarında siyasi partiler, inanç ve meslek örgütlerinin de bulunduğu Ankara Hasankeyf Koordinasyonu, Batman’da yapımı süren Ilısu Baraj inşasının son bulması için basın açıklaması yaptı.

    Koordinasyon adına hazırlanan ortak basın metnini hazırlayan Fatma Kılıçarslan, “Hasankeyf için geç değil” diyerek Hasankeyf’in birçok kültürün izlerini taşıdığını söyledi.

    550 KÜLTÜREL VE TARİHİ VARLIK SUYA GÖMÜLECEK

    Kılıçarslan’ın okuduğu metinde şunlara değinildi:

    “Hellenistik dönemden Büyük Selçuklulara kadar Roma, Bizans, Eyyubi ve Akkoyunlular gibi farklı kültürlerden çok katmanlı kültürel mirası ve doğal çevre ilişkisi ile özgün bir doğal ve arkeolojik sit alanıdır. İnsanlık tarihinin önemli olaylarına tanıklık etmiş bu yerleşim UNESCO Dünya Mirası kriterlerinin onda dokuzunu karşılayan nadir alanlardan biridir. Ancak, Türkiye, Hasankeyf’in Dünya Mirası Listesi’ne alınması için UNESCO’ya resmî bir başvuru yapmamış, UNESCO da tüm sivil toplum çağrılarına rağmen Hasankeyf’e ilgisiz kalmıştır. Ayrıca, baraj göl alanı sınırları içerisinde tarih öncesi dönemlerden Ortaçağ’a kadar izler taşıyan ve büyük bir çoğunluğu kazılmamış 289 höyük de Hasankeyf ile birlikte risk altındadır.

    Hasankeyf, sivil toplum kuruluşların Europa Nostra’ya başvurusu üzerine 2016 yılında ‘En Tehlike Altındaki 7 Kültür Mirası’ listesine girdi. Hasankeyf’te günümüze kadar keşfedilen 550 kültürel ve tarihi varlık bulunuyor. Hasankeyf 1978 yılında Arkeolojik sit alanı ilan edilmesine rağmen, korunması ve sonraki nesillere bırakılması için gerekli hiçbir çalışma yapılmamıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi’nin eski müdürü Prof Adolf Hoffman’a göre, 1986 yılından beri kazılar yapılmasına rağmen kazılması gereken yerlerin en fazla %10’u kazılabildi.

    Baraj gölü oluşursa büyük bir bölgede iklimin değişmesi ve daha dengesiz bir yağış rejimi olması bekleniyor. Bu değişimden dolayı sağlık sorunları da artacaktır. Baraj kapakları kapanır ve Ilısu Barajı ile HES projesi su tutarsa yaklaşık 80 bin insan evlerinden ayrılmak zorunda kalacak. Bir kısmı da ‘yeni Hasankeyf’e yerleştirilerek geçmişinden ve geleceğinden koparılacak.

    Ilısu Barajı’nın akış aşağı bölge üzerinde çok olumsuz etkileri olacaktır; özellikle Bağdat ve Musul gibi çok sayıda Irak şehrinin içme suyu temininde ciddi sorunlar çıkacak ve büyük oranda nehirlerden sulamaya dayalı Irak tarımı büyük risk altına girecektir.”

    50 YILLIK BARAJ İÇİN MEDENİYETLER BAŞKENTİ SULAR ALTINDA

    Ekonomik ömrünün 50 ile 75 yıl arasında olacağı öngörülen Ilısu Barajı projesi 1997’de yatırım programına alınsa da 2002 yılında durduruldu. Ilısu Baraj ve HES projesinin resmî temel atma töreni 5 Ağustos 2006’da gerçekleştirilse de barajın vereceği zararları ve protestoları göz önünde bulunduran uluslararası destekçiler 2009’da geri çekildi. Daha sonra Halkbank, Akbank ve Garanti Bankası’nın verdiği krediyle 2010 yılında inşaata başlandı. Bitme aşamasına gelmiş Ilısu Projesi yapılırken ulusal ve uluslararası birçok sözleşme ve yasa dikkate alınmamıştır. En basitinden projenin bilimsel bir Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu dahi bulunmamaktadır. Ilısu Projesi, 2013 yılında ilgili idari mahkeme tarafından ÇED hazırlanmadığı için durduruldu, ancak yasalar ve mevzuat değiştirilerek inşaata devam edildi.

    Yedi anıt yüzyıllardır bulundukları bağlamdan koparılarak 2017’den itibaren ‘Yeni Hasankeyf’ ilçesine bitişik ‘Kültür Parkı’na taşındı.

    Dünyada benzeri olmayan bir evrensel miras alanı olan Hasankeyf için geç değil. Bazı eserleri taşınmış ve kale etrafında devasa set örülmüş olsa bile Hasankeyf için geç değil. Baraj kapakları kapatılsa da geç değil. Baraj gölü dolsa da geç değil.

    Unutmayın, Hasankeyf sadece taşınan o 7 eser değil. Umudumuz, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’ni suları altında bırakarak doğa, yaşam, tarih, kültür ve hafızayı yok edecek Ilısu barajını durdurmak. Umudumuzu asla kaybetmeyeceğimizi burada bir kere daha ilan ediyoruz! Ve biliyoruz, bir gün bu projeyi durduracağız ve taşınan 7 eseri tekrar eski yerine taşıyacağız! Hayalperest değiliz. Hasankeyf ve Dicle Vadisi kadar gerçeğiz!”

     PİRHA / ANKARA

  • Bakur/Kuzey Belgeseli Yönetmeni Çayan Demirel’in duruşması ertelendi

    Bakur/Kuzey Belgeseli Yönetmeni Çayan Demirel’in duruşması ertelendi

    PİRHA – ‘Bakur/Kuzey’ belgeselinin yönetmeni Çayan Demirel, hakkında açılan davanın duruşmasına sağlık sorunu nedeniyle katılamadı. İfadesini Batman’da verecek olan Demirel’in duruşması ertelendi.

    ‘Bakur/Kuzey’ belgeselinin Yönetmeni Çayan Demirel bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülen  duruşmasına sağlık sorunu nedeniyle katılamadı. Çayan ifadesini Batman’da verecek.

    ‘Bakur/Kuzey’ belgeselinin yönetmeni Çayan Demirel hakkında “örgüt propagandası” suçlamasıyla Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın talimatlı dosyası İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sağlık sorunları sebebiyle duruşmaya katılamayan Demirel, ifadesini 29 Mayıs’ta Batman’da görülecek duruşmada verecek.

    ‘Bakur/Kuzey’ belgeselinin gösterime girmesinden 2 yıl sonra yönetmen Çayan Demirel hakkında “örgüt propagandası” suçlamasıyla Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı. Demirel’in dava kapsamında talimatla ifadesinin alınması için dosya İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. 28 Aralık tarihli ilk duruşma, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti toplu olarak izne ayrıldığı için 8 Şubat’a ertelenmişti.

    Çağlayan’daki İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde  görülen duruşmaya yönetmen Çayan Demirel sağlık sorunları sebebiyle katılamadı. Demirel’in avukatı Meral Hanbayat Yeşil, müvekkilinin geçirdiği kalp krizi nedeniyle beyninde, görme ve konuşma merkezinde hasar meydana geldiğini ve tedavisinin halen sürmekte olduğunu belirtti. Yeşil Demirel’in, tedavi sürecinin  göz önünde bulundurularak Batman’daki esas mahkemesinde ifade vermek istediğini beyan etti. Mahkeme, Demirel’in ifadesinin esas mahkemesinde alınmasına karar vererek, dosyanın Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti. (HABER MERKEZİ)

  • 10 Ekim Ankara Katliamı unutulmadı!-VİDEO

    10 Ekim Ankara Katliamı unutulmadı!-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına birçok kentte anma gerçekleştirildi. Anmalarda devam eden davanın daha fazla sahiplenilmesi gerektiği belirtilerek “Onların hayali olan barışı daha da yükseltmeye, demokrasi ve özgürlük sözümüzü bir kez daha veriyoruz. Hayaliniz olan ve sizden çalınan barışı ve özgürlüğü bu ülkeye hakim kılana dek mücadelemiz sürecektir” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye tarihinin en büyük katliamlarından biri olan 10 Ekim Ankara Katliamı iki yılını geride bıraktı. Birçok kentte yapılan açıklama ile katliamda yaşamını yitiren 102 yurttaş anıldı. İstanbul’da öğrencilerin yapmak istediği açıklamaya polis müdahale ederken bir çok öğrenciyi gözaltına alındı.

    İSTANBUL

    Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) İstanbul 1 No’lu Şubesi de, katliamda yaşamını yitirenleri, Haydarpaşa Garı’nda yaptıkları açıklama ile andı. Anmada konuşan Şube Başkanı Ersin Albuz, sadece barış isteyen 102 kişinin katledildiğini belirterek, katillerin hâlâ hesap vermediğini söyledi.

    Saldırıda yaşamını yitiren Kübra Meltem Mollaoğlu ve Gülşen Ülker Birdal ise Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda bulunan mezarları başında anıldı. Anmada açıklama yapan Muhsine Seçen “Buraya onların ardından ağlamak için gelmedik. Onların bıraktığı barış mücadelesini sahiplenmek için buradayız. Onların bıraktığı mücadele bayrağı şimdi bizim omuzlarımızda bize düşen o bayrağı düşürmemek” dedi.

    Patlamada yaşamını yitiren Dicle Deli ise Zeytinburnu’nda bulunan Silivrikapı’daki mezarı başında anıldı. Anmada konuşan Deli’nin babası Faik Deli, bu ülkede akan kana sessiz kalıp, göz ve kulaklarımızı kapatamayacaklarını belirterek, daha önce devletin yüzünü Suruç, Diyarbakır, Mersin’de gördüklerini söyledi.  Sultangazi’de bulunan Gazi Mezarlığı’nda da patlamada yaşamını yitiren Serdar Ben anıldı.

    HDP Ümraniye İlçe Örgütü de, 10 Ekim’de yaşamını yitirenleri ilçe binasında katliamda yaşamını yitiren Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan ve Vahdettin Özgal’ın ailesinin katılımya andı.

    BATMAN

    Saldırıda yaşamını yitiren Halil İbrahim Atılgan ve katliamın en küçük kurbanı olan 9 yaşındaki oğlu Muhammed Veysel Atılgan, Batman’ın Gercüş ilçesinde bulunan mezarı başında anıldı. KESK Dönem Sözcüsü Deniz Toptan, katliamda yaşamını yitiren 102 canı Muhammed Veysel şahsında andıklarını ifade ederek, acılarını unutmadıklarını, hesabını sorana kadar da mücadele edeceklerini vurguladı.

    ADANA

    KESK, DİSK, TMMOB ve Adana Tabip Odası katliamının ikinci yıldönümü nedeniyle Adana Garı önünde anma etkinliği düzenlendi. Anmada söz alan KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tonguç Özkan, “Katliamın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen ne acılarımız azaldı nede öfkemiz. Hala arkadaşlarımızı ve yoldaşlarımızı çok özlüyoruz. 10 Ekim Katliamında kaybettiğimiz barış şehitlerimize verdiğimiz sözü burada bir kere daha yineliyoruz. 10 Ekim Ankara Katliamı’nda gerçekleştiren ve arkasındaki güçlerin açığa çıkartılması ve hak ettikleri cezaları almalarını sağlayana kadar mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi

    .

     İZMİR 

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısı ve yüzlerce yurttaşın katılımı ile anma, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapıldı. Katliamın yapıldığı saat olan 10.04’te yapılan saygı duruşu sırasında duygusal anlar yaşandı. Emek ve Demokrasi Güçleri adına dönem Sözcüsü Mustafa Güven açıklama yaptı. Katliamda 102 yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 500’ü aşkın insanın yaralandığını hatırlatan Güven, katliam öncesi ve sonrasından bugüne kadar siyasi iktidarın takındığı tavrın öfke ve acılarını büyüttüğünü belirtti.  Ardından yakınlarını kaybeden aileler söz aldı. Yaşamını yitiren Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak, katillerden hesap sorulmayana, bu ülkede barış tesisi edilmeyene kadar gerçek manada bir anma olmayacağını söyledi. Mak, mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, “Barış güvercinlerinin hayallerini gerçekleştireceğiz” dedi. Ardından Katledilen Kasım Otur’un ablası Havva Otur da, barış talebini dillendirmeye devam edeceklerini ve adalet istediklerini hatırlattı. Anma programı gün içinde mezarlık ziyaretleri ile sürecek.

    Van, Hakkari, Antep’inde aralarında olduğu birçok merkezde yapılan açıklamalarda “10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleşen katliamın ikinci yıl dönümündeyiz. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Sokağa çıkma yasağının dünya rekoru SUR’da

    Sokağa çıkma yasağının dünya rekoru SUR’da

    PİRHA – Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre son 2 yılda 11 il ve 45 ilçede 252 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi. TİHV raporuna göre Sur yasağı bir yılı geçti. Bu bir dünya rekoru olarak niteleniyor.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre son 2 yılda 11 il ve 45 ilçede 252 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Diyarbakır’ın merkezindeki Sur ilçesinde ilk yasak, 6 Eylül 2015’te ilan edildi. Yasak defalarca birer gün süreyle uzatıldı. 11 Aralık 2015’te surların çevresindeki mahallelerde yeniden ilan edildi. TİHV raporuna göre Sur yasağı bir yılı geçti. Bu bir dünya rekoru olarak niteleniyor.

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre; son 2 yıllık süreçte 11 il ve 45 ilçede 252 süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve nüfus sayımına göre; en az 1 milyon 809 bin kişi bu yasaklardan etkilendi. Diyarbakır Sur’da ilk yasak 6 Eylül 2015’te ilan edildi. Surların çevresinde yasak bu tarihten bu yana devam ediyor.

    TEMEL SEBEP ÇÖZÜMSÜZLÜK

    TİHV, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollardan çözümüne ilişkin bütünlüklü bir program uygulamayan Türkiye’nin yeniden çatışmalı bir ortama girdiği 2015 Ağustos’undan günümüze kadar geçen 2 yıllık süreçte neler olup bittiğini gözler önüne seren bir rapor yayımladı. Rapora göre; süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağının ilk ilan ediliş tarihi olan 16 Ağustos 2015’ten günümüze devam eden 2 yıllık süreçte toplam 11 il ve 45 ilçede 252 süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    EN AZ 1 MİLYON 809 BİN KİŞİ ETKİLENDİ

    Rapora göre; 2014 nüfus sayımı verilerin esas alındığında en az 1 milyon 809 bin kişi; özgürlük, özgürlük ve güvenlik hakkı, özel ve aile hayatına saygı hakkı, toplanma özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, din özgürlüğü, bilgi alma ve verme özgürlüğü, mülkiyetin korunması hakkı, eğitim hakkı, işkence ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı, yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü hakkı olmak üzere en temel hakları ihlal edilerek yasaklardan etkilendi.

    Süresiz veya gün boyu olmak üzere Diyarbakır’da 136, Mardin’de 42, Hakkâri’de 21, Şırnak’ta 13, Bitlis’te 12, Bingöl’de 7, Muş’ta 7, Tunceli’de 6, Batman’da 5, Elazığ’da 2, Siirt’te 1 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    YASAK BİTMİŞ DEĞİL

    Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde de dün gece itibarıyla 22.00 ile 05.00 arasında 5 günlük sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Diyarbakır’ın Kulp ilçesi, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesi ve Muş Merkez ile Varto ilçesinde ise operasyonların sona ermesiyle yasak fiilen sonlandırıldı ancak yasağın kalktığına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

    RAPORA GÖRE DÜNYA REKORU SUR’DA

    Diyarbakır’un Sur ilçesinin 6 mahallesinde sokağa çıkma yasağı tam 1 yıl 8 ay 23 gündür sürüyor. Sur’da 28 Kasım 2015 tarihinde Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” hâlâ devam ediyor. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde vurulmasıyla başlayan yasak, dünya tarihinin en uzun süren sokağa çıkma yasağı özelliği taşıyor. Yasak ilanından sonra ilçe, 98 gün süren çatışmalı bir dönem geçirmişti. Resmi Gazete’de yayımlanan “acele kamulaştırma” kararına göre Sur’un 6 bin 300 parseli kamulaştırılmış ve kentte yıkım başlamıştı. Uluslararası Af Örgütü’nün hazırladığı rapora göre, yaklaşık 40 bin insanın Sur’dan göç ettiği belirtilmişti.

    HABER MERKEZİ