Etiket: berkin elvan

  • Gülsüm Elvan: Çocuk katillerini affetmeyeceğiz-VİDEO

    Gülsüm Elvan: Çocuk katillerini affetmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Gezi direnişinde polis tarafından gaz fişeğiyle vurularak öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, infaz düzenlemesiyle ilgili Twitter’da #Affetmiyoruz etiketiyle bir video paylaştı. Elvan, “Çıkartacakları yasa ile yazarları, aydınları, avukatları, gazetecileri içeride tutarak, çocuk katillerinin, tecavüzcülerin, cinayet işleyenlerin serbest bırakılmasını kabul etmiyoruz. Biz bunları affetmiyoruz. Yargılansınlar” dedi. 

    Koronavirüs salgınına yönelik önlem olarak gündeme gelen ve sonrasında AKP ve MHP koalisyonu tarafından süzgeçten geçirilerek bugün tartışılan infaz düzenlemesinin içeriği de netleşiyor. Kadın katilleri, tecavüzcüleri tacizcileri, uyuşturucu satıcıları, kaçakçılar, vergi kaçakçıları gibi birçok yüz kızartıcı suç işleyen kişiler yasa kapsamında tahliye edilmek isteniyor. Düşüncelerindem dolayı tutuklanan birçok siyasetçi, aydın ve gazeteci de infaz düzenlemesinin dışında tutularak cezalandırılıyor.

    Gezi direnişinde polis tarafından gaz fişeğiyle vurularak öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan Twitter üzerinden başlatılan #Affetmiyoruz etiketiyle paylaştığı videosu ile tüm adalet, demokrasi, emek ve özgürlük savunucularına seslendi. Anne Gülsüm Elvan, “Ben Affetmeyeceğim” dedi.

    “BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ, AFFETMİYORUZ”

    Anne Gülsüm Elvan, “Çıkartacakları yasa ile özgürce kendini ifade edenleri, yazarları, aydınları, hak savunucularını, avukatları, gazetecileri içeride tutarak, çocuk katillerinin, tecavüzcülerin, cinayet işleyenlerin serbest bırakılmasını kabul etmiyoruz. Biz bunları affetmiyoruz. Yargılansınlar. Başka çocuklar ölmesin, katledilmesinler. Başka tecavüzler olmasın. Barış içinde yaşamak istiyoruz. Affetmiyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kenanoğlu, mecliste Berkin Elvan’ı andı

    Kenanoğlu, mecliste Berkin Elvan’ı andı

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’teki oturumda yaptığı konuşmayla 6 yıl önce yaşamını yitiren Berkin Elvan’ı andı.

    Ali Kenanoğlu “ Gezi direnişi sırasında 6 Haziran 2013’te Okmeydanı’nda polisin gaz fişeğiyle vurulan ve 11 Mart 2014’te Okmeydanı Hastanesi’nde yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın bugün ölüm yıl dönümü” diyerek şunları ifade etti:

    “Polislerin göstericiler üzerine hedef alarak attığı gaz fişeğinin başına gelmesiyle komaya giren ve 269 gün sonra 15 yaşında yaşama veda eden Berkin Elvan’ı buradan bir kez daha saygıyla anıyorum. Berkin Elvan’ı vuran polislerin yargılanması hala daha tamamlanmamış, 6 yıldır oyalanarak devam eden 16 duruşma sonunda 18 Mart’ta bir duruşma daha yapılacak. Umarız yargı bir kez olsun bizleri şaşırtır ve suçlular hak ettiği cezayı alırlar. Elbette yitirdiğimiz canların geri gelmeyeceğini biliyoruz. Ancak hiç olmazsa bir çocuğun canına kıyanların bu ülkede cezasız kalmamasını önemsiyoruz. Çünkü cezasızlık yeni katliamların önünü açıyor. Berkin Elvan ve Gezi’de kaybettiğimiz canları bir kez anıyor, onları unutmadığımızı belirtmek istiyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan mezarı başında anıldı-VİDEO

    Berkin Elvan mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA – Gezi Direnişi’nde polis Fatih Dalgalı’nın attığı gaz bombasıyla yaşamını yitiren Berkin Elvan, ölümünün 6. yılında mezarı başında anıldı. Baba Sami Elvan, “Berkin bizim çocuğumuz ama sizlerin de bir parçası” dedi.

    Gezi Direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurulmasının ardından henüz 15 yaşındayken yaşamını yitiren Berkin Elvan, mezarı başında anıldı. Feriköy Mezarlığı’ndaki anmada Berkin’in annesi Gülsüm Elvan, “İsyanım var! Bugün ağlamayacağım” diyerek oğlunun mezarına sarıldı.

    Oğlunun mezarı başında açıklama yapan baba Sami Elvan, “Berkin bizim çocuğumuz ama sizlerin de bir parçası olmuş. Ülkemiz adına, demokrasi adına, barış adına, özgürlük adına, kardeşlik adına simgesel bir çocuk.” dedi.

    “ADALET İSTİYORUZ”

    11 Mart’ın isyanı ve feryadı olduğunu söyleyen anne Gülsüm Elvan ise şu ifadeleri kullandı:

    “Umudumuzu uğurladığımız günkü gibi yine birlikte buradayız. Adalete açız. Elimizden aldıkları evlatlarımızın adaletine açız, adalet istiyoruz. Grup Yorum sanatını yapmak istedi ama yaptırmadılar. Aslında burada kendi güçsüzlüklerini koydular ortaya.”

    Ailenin avukatı Çiğdem Akbulut da yaptığı açıklamada “Adalete aç çok fazla insan var bu ülkede. Bugün İbrahim ve Helin, Grup Yorum üyesi sanatçı dostlarımız sabaha karşı polis baskınıyla hastaneye kaldırıldılar. Elvan ailesi olarak adalet kavgası veren bir ailenin parçasıyız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Berkin Elvan bugün anılıyor; Gülsüm Elvan’dan çağrı

    Berkin Elvan bugün anılıyor; Gülsüm Elvan’dan çağrı

    Berkin Elvan’ın 11 Mart ölüm yıl dönümü. Feriköy Mezarlığında yapılacak anma saat 14.00’te başlayacak. Berkin’in annesi Gülsüm Elvan, 11 Mart’ta oğlu için yapılacak anma ve 18 Mart’ta görülecek duruşma için dayanışma çağrısında bulundu.

    Gezi eylemlerinin 20. gününde, İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülü başına isabet ettiğinde Berkin Elvan 14 yaşındaydı. 269 gün yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan, 45 kilodan 16 kiloya düştü ve 11 Aralık 2014’te 15 yaşında hayatını kaybetti.

    Berkin’in öldürülmesine dair iddianame 20 Aralık 2016’da İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Dosyadaki tek sanık polis Fatih Dalgalı.

    Davanın ilk duruşması 6 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Yıllardır süren davada  16 duruşma geride kaldı. Hâlâ görev başında olan sanık polis Fatih Dalgalı, ‘olası kasıtla öldürme’ suçlamasıyla tutuksuz yargılanıyor.

    Son duruşmada mahkeme duruşmayı Berkin Elvan’ın ölüm yıl dönümümü olan 11 Mart’a ertelemişti. Yapılan itiraz üzerine tarih 18 Mart olarak değiştirildi.

    24 Ocak’ta dava dosyasına giren Jandarma Bilirkişi raporunda Berkin Elvan’ın ‘yasadışı eylemlerde bulunan gösterici grubun olduğu alanda bulunarak kendi güvenliği ile ilgili gerekli özeni göstermediği için’ tali kusurlu olduğu öne sürüldü.

    Tükenmez Haber’den Necmi Şahin’e konuşan anne Gülsüm Elvan, 11 Mart’ta oğlu için yapılacak anma ve 18 Mart’ta görülecek duruşma için dayanışma çağrısında bulundu:

    “Martın 18’inde mahkememiz var. Davanın karara bağlanmasını bekliyoruz. 11 Mart’ta Berkin’in anması var. Herkese çağrım, hastane sürecinde yavrumuzu hep birlikte bekledik. Umutla diren dedik, uyan dedik. Ama maalesef uyandıramadık. Hep birlikte yavrumuzu yıldızlara uğurladık. Yine birlikte 11 Mart’ta Berkin’i anmak, 18 Mart’ta da mahkemede birlikte adalet arayışı için Çağlayan’da yanımızda olmalarını bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Berkin Elvan dosyasında tek bir polis değil, bütün sorumlular yargılanmalıdır’

    ‘Berkin Elvan dosyasında tek bir polis değil, bütün sorumlular yargılanmalıdır’

    PİRHA- Berkin Elvan katledileli 2443 gün oldu. 18 Mart’da görülecek duruşma öncesinde Halkın Hukuk Bürosu, sosyal medyadaki sayfasında, “Berkin Elvan dosyasında tek bir polis değil bütün sorumlular yargılanmalıdır” diye yazdı. 

    Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurulan ve 269 günlük yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın katledilmesi davasında 16. duruşma 5 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde, 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü.

    Sanık polis Fatih Dalgalı, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlanırken; dinlenmesi gereken 3 tanıktan ikisi, haklarında “FETÖ”den işlem yapılması ve firari olmaları nedeniyle dinlenmemişti.

    Berkin Elvan’ın 17. duruşması ise 18 Mart’ta 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Halkın Hukuk Bürosu, sosyal medyadaki sayfasında, “Berkin vurulalı 2443 gün oldu. Berkin Elvan dosyasında tek bir polis değil bütün sorumlular yargılanmalıdır” diye yazdı. 

    Elvan ailesinin avukatı Can Atalay, “Biz kasıtla öldürme olduğunu düşünüyoruz. Fatih Dalgalı ve amirleri Berkin’i değil ama Okmeydanı’ndan birini öldürmek için ısrarlı ve hırslı bir şekilde hareket etmişler; sonunda da Berkin’i öldürmüşler. Nişan alınması, atış yapıldıktan sonra saldırıya devam edilmesi, yardım etmeye çalışanların gaza boğulması bunu gösteriyor. Fatih Dalgalı, Berkin’i şahsen tanımıyor ancak sanığın dünya görüşü ve o dönem İçişleri Bakanlığı tarafından verilen talimatlar; sanık polisin Okmeydanı’ndan birini öldürmek istemesi için yeterli” demişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Berkin’e, Ali İsmail’e, Ethem’e hepsine selam olsun’

    ‘Berkin’e, Ali İsmail’e, Ethem’e hepsine selam olsun’

    PİRHA – Gezi Davası’nın bugün Silivri’de görülen 6‘ncı duruşmasından yargılanan tüm isimler için beraat kararının verilmesi başta Silivri’de mahkemeyi izlemeye giden ‘Ben de Oradaydım, Gezi’de olmak suç değil! Gezi yargılanamaz’ diyen binlerce insan olmak üzere sevinç ve coşkuyla karşılandı.

    Gezi davasının görüldüğü mahkeme çıkışında ağırlaştırılmış müebbet cezası istemiyle yargılanan Taksim Dayanışması’ndan Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, “Demek ki neymiş? Gezi yargılanamazmış. Gezi yargılanamaz. Gezi onurdur. Gezi kirletilemez” dedi.

    Mücella Yapıcı ayrıca, “Berkin’e, Ali İsmail’e nerede o katil? Ethem’e, Abdullah’a, Ahmet’e, Medeni’ye, Hasan Ferit’e hepsine, hepsine selam olsun” diye konuştu.

    Silivri’de duruşmayı takip eden kitle, beraat kararının ardından ‘Her yer Taksim, her yer direniş, yaşasın devrimci dayanışma’ sloganları ve alkışlar eşliğinde yürüdü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan’ın duruşması 18 Mart’a ertelendi

    Berkin Elvan’ın duruşması 18 Mart’a ertelendi

    Berkin Elvan’ın katledilmesine ilişkin davanın 16’ncı duruşması Çağlayan Adliyesi’nde bugün görüldü. Elvan ailesinin avukatları, mahkemeye sunulan ek raporda Berkin Elvan’ın “tali kusurlu” sayılmasına sert tepki gösterdi. Duruşma 18 Mart’a ertelendi. 

    Haziran direnişi sırasında Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurulan ve 269 günlük yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın katledilmesi davasında 16. duruşma Çağlayan Adliyesi’nde, 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmayı Haziran Direnişi sırasında Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ve yine Haziran Direnişi sırasında Ankara’da polis tarafından başından vurulan Ethem Sarısülük’ün annesi Sayfi Sarısülük’ün yanı sıra çok sayıda gazeteci, avukat, yurttaş ve demokratik kitle örgütü temsilcisi izledi.

    Sanık polis Fatih Dalgalı, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlanırken; dinlenmesi gereken 3 tanıktan ikisi, haklarında “FETÖ”den işlem yapılması ve firari olmaları nedeniyle dinlenmedi.

    MAHKEME BAŞKANI: HİÇBİR RAPOR SONUNA KADAR GEÇERLİ DEĞİL 

    Mahkeme Başkanı duruşmaya, ek rapordan söz ederek “Bazı zorluklar da yaşanmadı değil, bilirkişi görevden çekildi. Biz mahkeme olarak bir an önce yargılamayı bitirmek için adımlar attık. Dosyanın yüzde 90’ı bitti gibi bir şey, artık sona yaklaştık” dedi. Mahkeme Başkanı, “Hiçbir bilirkişi raporu sonuna kadar kabul edilecek diye bir şey yok. Bizim vereceğimiz karar nihai bir karar değil” diyerek “kasten adam öldürme, bilinçli taksirle adam öldürme, taksirle öldürme, kastı aşan eylemde bulunma” gibi suçlamaları dosyaya eklemek için uğraştıklarını söyledi. Mahkeme Başkanı’nın sözlerinin ardından Elvan ailesinin avukatlarının beyanları alınmaya başlandı.

    İlk olarak sözü alan avukat Çiğdem Akbulut, bugüne dek dosyaya eklenen 5 Mayıs 2014 tarihli Ulusal Kriminal Büro Raporu’nu, 19 Ocak 2015 tarihli Jandarma Kriminal Raporu’nu, 10 Ocak 2019 tarihli özel bilirkişi raporunu tek tek hatırlatarak hepsinde olay anında bir eylem olmadığının açık olduğu ancak son eklenen Foça raporunda neredeyse Berkin’in kendi ölümünde asli kusurlu ilan edileceğini ifade etti ve “Bu rapor bizim için kabul edilemezdir” dedi. Akbulut, “Bu raporların tamamı bize olay anında bize bir çatışma olmadığını söylüyordu. dosyadaki görüntüleri çıplak gözle izlediğimizde biz de bunu rahatlıkla görebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Avukat Akbulut’un ardından beyanlarını sunan Elvan ailesi avukatı Can Atalay, dosyanın aslında tamamlandığını ve bu sebeple dosyaya yeni rapor alınmaması gerektiğini söylediklerini vurgulayarak “İçişleri Bakanlığı müdahale ediyor. Son gelen raporun bir önemi yok ancak dosyadaki delilleri karartmaya çalışıyor. Savcı esas hakkındaki mütalaasından önce bizim esas hakkındaki beyanlarımızı dinlesin. Esas hakkındaki savunmamızdan önce de ek süre talep ediyoruz” dedi.

    “SANIK POLİS VE AMİRLERİ OKMEYDANLI BİRİNİ ÖLDÜRMEK İÇİN HAREKET ETTİLER”

    Tüm görüntülerin o saatte orada bir gösteri olmadığını ortaya koyduğunu ifade eden avukat Atalay, beyanlarını şöyle sürdürdü:

    “Biz kasıtla öldürme olduğunu düşünüyoruz. Fatih Dalgalı ve amirleri Berkin’i değil ama Okmeydanı’ndan birini öldürmek için ısrarlı ve hırslı bir şekilde hareket etmişler; sonunda da Berkin’i öldürmüşler. Nişan alınması, atış yapıldıktan sonra saldırıya devam edilmesi, yardım etmeye çalışanların gaza boğulması bunu gösteriyor. Fatih Dalgalı, Berkin’i şahsen tanımıyor ancak sanığın dünya görüşü ve o dönem İçişleri Bakanlığı tarafından verilen talimatlar; sanık polisin Okmeydanı’ndan birini öldürmek istemesi için yeterli.”

    “BİR ÇOCUĞUN OKMEYDANI’NDA YAŞIYOR OLUŞU KUSUR DEĞİLDİR”

    Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir çocuğun Okmeydanı’nda yaşıyor oluşu bir kusur değildir. Bir çocuğun Ramallah’ta, Gazze’de, Diyarbakır’da, Bağlar’da, Armutlu’da yaşıyor oluşu da kusur değildir. Bu dosyaya bu raporu ekleyenlerin rezaleti, bu emri verenlerin rezaletidir”

    Mahkeme ilk olarak yazdığı karar tutanağında bir sonraki duruşmayı 11 Mart’a, yani Berkin’in ölüm yıldönümüne erteledi. Ailesinin ve avukatlarının itirazı üzerine karar değiştirildi ve duruşma 18 Mart’a ertelendi.

    BERKİN KENDİ ÖLÜMÜNDE ‘TALİ KUSURLU’YMUŞ

    Mahkemenin 16 Aralık 2019’da sanık Dalgalı’nın kusurunun tespit edilebilmesi için Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’ndan istediği ek bilirkişi raporu da geçtiğimiz gün dosyaya eklenmişti. Yaralandıktan sonra hastanede üzerinden 11 adet torpil çıktığı ve “yasadışı eylemlerde bulunan gösterici grubun olduğu alanda bulunarak kendi güvenliği ile ilgili gerekli özeni göstermediği” iddia edilen raporda, 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın kendi ölümünde “tali kusurlu olduğu” belirtilmişti. Öte yandan kolu dirseğinden sargılı zet polisinin yani daha önce yüzde 70 ihtimalle fail olduğu belirlenen sanık polis Fatih Dalgalı’nın olayın meydana gelmesinde hangi irade ile hareket ettiğine ilişkin dosyada bir belgenin ve beyanın olmadığı fakat ortaya çıkan sonuç itibarıyla kendisinin asli kusurlu olduğu söylenmişti.

  • Berkin Elvan 21 yaşında…

    Berkin Elvan 21 yaşında…

    PİRHA- Bugün, Gezi Parkı protestoları sırasında Okmeydanı’ndaki evinden ekmek almaya çıkarken 16 Haziran 2013’te polis tarafından başından vurularak komaya giren ve 269 gün sonra hastanede yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın doğum günü.

    Gezi Parkı döneminde Okmeydanı’ndaki protestolar sırasında evinden ekmek almaya çıkan Berkin Elvan’ın polisin attığı gaz fişeği ile başından vurulmuş 269 gün komada kalmıştı. Berkin yaşasaydı bugün 21 yaşında olacaktı.

    Eylemin 20’nci gününde 16 Haziran günü Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle Berkin Elvan başından vurulmuştu.

    Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Elvan, 269 gün komada kalmış ve 11 Mart 2014’te 15 yaşındayken 16 kiloda hayatını kaybetmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan duruşmasında tanık polis hiçbir şeyi hatırlamadı-VİDEO

    Berkin Elvan duruşmasında tanık polis hiçbir şeyi hatırlamadı-VİDEO

    PİRHA- Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili açılan davanın 15. duruşması görüldü. Duruşmada tanık olarak dinlenen polis Yalçın Şengör, bütün sorulara “hatırlamıyorum” diye cevap verdi. 

    Haberin videosu

    Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülüyle başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili açılan davanın 15. duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Berkin Elvan’ın ailesi, avukatları ve insan hakları savunucuları katıldı.

    Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada Bingöl Emniyeti Çocuk Şube Müdürlüğü’nde görev yapan polis Yalçın Şengör, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanarak duruşmada tanık olarak dinlendi.

    TÜM SORULARA ‘HATIRLAMIYORUM’ DİYE CEVAP VERDİ

    Mahkeme başkanının Şengör’e olay günü kimlerle nerelere gittiklerini sorması üzerine Şengör, “6 yıl geçti üzerinden hatırlamıyorum. O gün orada olduğumu bile hatırlamıyorum. Görev yaparken yanımda kim vardı kim yoktu hiç bilmiyorum” dedi. Başkanın, “Nerede görev yaptınız?”  sorusuna ise Şengör, “Hatırlamıyorum” diyerek cevap verdi. Mahkeme Başkanı, Şengör’ün önceki duruşmasında nerede görev yaptığını söylediğini hatırlatmasına rağmen Şengör, bunu da hatırlamadığını iddia etti. Başkanın, “Okmeydanı’nda görev yaptınız mı?” sorusuna ise Şengör, yine “Hatırlamıyorum” diyerek cevap verdi. “Gezi olayları sırasında ZET tüfek kullandınız mı” sorusuna Şengör şu şekilde çelişkili yanıt verdi: “Kullandım. Kullanmadım. Atıp atmadığımı bilmiyorum. Kullandıysam bile hatırlamıyorum.”

    ANNE VE BABA ELVAN DURUŞMA SALONUNU TERK ETTİ

    Tutuksuz yargılanan sanık polis Fatih Dalgalı’yı tanıyıp tanımadığı sorusuna ise Şengör, tanımadığını söyleyerek cevap verdi. Olay gününe ait görüntüleri ve orada olan kişilerin de olduğu görüntülerine ilişkin de Şengör görüntülerdeki kişilerin yüzlerinin net olmadığını ve oraya çok sayıda takviye polis geldiğini bu nedenle kimseyi hatırlamadığını ileri sürdü.

    Şengör dinlenirken Elvan ailesi duruşma salonunu terk etti.

    MAHKEME BAŞKANI: BİZ ELİMİZDEN GELENİ YAPTIK

    Mahkeme Başkanı, “Mahkeme tarafımızdan keşif yapıldı. Bizim asıl mahkememizin istediği rapor verilmemiş. Biz mahkeme olarak dosyayı aldığımızda yüzde 28’i oranındaydı. Şimdi yüzde 75’in üzerine geldi. Bir rapor alınması lazım. Biz mahkemenin bir an önce bitmesi için çalışıyoruz. Sizin taleplerinizle ilgili her yere yazı yazdık. Rapor eksikliği var. Rapor için yakın günler veriyoruz. Tahminen duruşmayı iki ay sonraya veriyoruz rapor gelir diye. Rapor şu an Adli Tıp Kurumu’nda. Oradan gelecek rapora göre esasa ilişkin süre vereceğiz taraflara. Sonra mütalaa isteyeceğiz. Dosya yüzde 80-90 bitmiş. Biz elimizden geleni yaptık” dedi.

    “KOLLUĞUN DOSYAYA MÜDAHALE ÇABASI”

    Avukat Can Atalay ise “Adli Tıp’tan gelecek rapordan sonra bilirkişi raporuyla ilgili değerlendirme yapacağız. Mahkemenizin yapmış olduğu keşfin boşa çıkarılmak istendiğini keşifte bulunan jandarma personeli arasında bir tartışma olduğuna şahit olduk. Jandarma personeli dosyaya rapor sunmadı. Bu dosyaya müdahale etmeye çalışmanın göstergesidir. Kolluğun polis kanadının gerçeğin açığa çıkmaması için yaptığı çabadır” dedi.

    “RAPOR SANIĞIN BERKİN ELVAN’I BİLİNÇLİ VURDUĞUNU GÖSTERİYOR”

    Atalay, “Son rapor sanığın çocuğu bilinçli vurduğunu ortaya koyuyor. Atışın yapıldığı yerle çocuğun vurulduğu yer arasında esaslı bir açı var. Bu rapor diyor ki atış paraleldir. Atışı yapan kişiyle çocuğun vurulduğu yer bayır aşağıdır. Atışı yapan hakim durumdadır. Aşağı doğru olduğu için eksi 30 derecelik bir açı vardır aralarında” diye ifade etti. “Çocuğun vurulduğu an itibariyle duvardaki yazılamaları bile yazan bir bilirkişi heyeti olay anında bir toplumsal gösteri olmadığını da bilerek rapora yazmamıştır” diyen Atalay, Elvan’ın vurulduğu andan itibaren toplumsal bir olayın olmadığının yazılmamasının rapora örtü olarak geçtiğini söyledi.

    “KASTIN NE BOYUTTA OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”

    Raporun 13 ve 14’üncü sayfasında kolluğun kullandığı silahların tarif edildiği ve resimlerinin konulduğunu dile getiren Atalay, “Rapor defaatle sanığın atışı yaparken kafasını sağa doğru eğdiğini söylüyor. Bu nişan almaktır. Ondan önce sivil atış yapmış insanların bu atışların bir aşamasında başını sağa eğerek muhtemelen atış ayarının yüksekliğine baktı. Başını sağa yatırarak Berkin ya da başka birini hedef alması gözler önündedir” dedi. Türk Tabipler Birliğinin gazların kullanımıyla ilgili bir genelgesi olduğunu belirten Atalay, “Nişan alarak ateş ediyor. Sadece Fatih Dalgalı değil yanındaki ve arkasındaki de çocuğun vurulduğunu görüyor ama ilk yardım müdahalesinde bulunmuyorlar. Bu da kastın ne boyutta olduğunu gösteriyor” dedi.

    Savunmaların ardından mahkeme başkanı duruşmayı 5 Şubat 2020’ye erteledi.

    5 ŞUBAT’TAKİ DURUŞMAYA KATILIM ÇAĞRISI

    Duruşma sonrası Elvan ailesi ve avukatları adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada ilk olarak konuşan avukat Çiğdem Akbulut, “Nisan ayında bir keşif gerçekleştirdi. Keşfe katılan kolluk kuvvetleri raporu hazırlayamadılar. Nisan ayından bu yana sürekli konu değiştiren bir ek var. Geçtiğimiz hafta bir rapor ulaştı elimize ve istediğimiz hususlara ilişkin değil, istemediğimiz hususlara ilişkin tespitler vardı raporda. Olaydan saatler sonra bölgede havai fişek patlatıldığı ve polisin de buna karşılık verdiği tespiti yapılmış. Bu tamamen çarpıtma. Biz sadece sabah saatlerini istedik. Polisin de arkası dönüktü tespit edemedik diyor” dedi. Mahkeme heyetinin dosyayı Adli Tıp’a gönderdiğini söyleyen Akbulut, “Bir sonraki duruşmada tarihte esasa ilişkin savunmamızı hazırlamış bir şekilde burada olacağız. Çok önemli bir duruşma. Hepinizi şimdiden o duruşmaya bekliyoruz” dedi.

    “BİRLİKTE MÜCADELE EDERSEK BAŞKA BERKİNLERİ ÖLDÜRTMEYEBİLİRİZ”

    Anne Gülsüm Elvan ise “Tüm çocukların katilleri yargılansın. Bu olmamalıydı. Adalet istiyoruz. Adalete açız” diye belirtti.

    Baba Sami Elvan da “Bu dava bizim davamız değil. Geziye gelen sokaklara çıkan herkesin davası. Berkin herkesin çocuğu. Bugüne kadar Elvan ailesi olarak mücadele ettik bundan sonra da mücadelemizi sonuna kadara devam ettireceğiz. Bizi yalnız bırakmamanızı rica ediyorum. Herkesin şöyle yastığa başını koyup düşünmesi gerekiyor. Gezi nasılsa, 5 Şubat’ta da öyle bir duruşma olması için herkesi duruşmaya bekliyoruz. Biliyorum ki gerçek bir adalet çıkmayacak davadan. Ceza alması ya da almaması benim için önemli değil. Benim çocuğumu bu geri getirmeyecek ama geleceğimiz için önemli. Birlikte mücadele ederek belki adaleti sağlayabiliriz. Başka Berkinleri öldürtmeyebiliriz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL
  • Bilirkişi raporu: Berkin Elvan’ı vuran sanık polis bilinçliydi

    Bilirkişi raporu: Berkin Elvan’ı vuran sanık polis bilinçliydi

    Berkin Elvan davasına sunulan Jandarma bilirkişi raporunda, Zet silahını ateşleyen sanık polisin, biber gazı kullanmada “bilinçli olduğu” sonucuna varıldı. Rapora göre olay yerinde ve saatinde çatışma ya da eylem yoktu.

    Bianet’ten Ayça Söylemez’in haberine göre, Berkin Elvan davasında mahkemeye İzmir, Foça’daki Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda hazırlanan bilirkişi raporu sunuldu.

    Raporda, polisin biber gazı silahı kullanmada eğitimli olduğu ve “bilinçli hareket ettiği”, nişan alıp almadığının da tespit edilemediği ve bu konudaki gerçeği “ancak polisin kendisinin bileceği” sonucuna varıldı.

    Elvan ailesinin avukatlarından Çiğdem Akbulut Bianet’e yaptığı açıklamada, raporun sonuç itibariyle hiçbir şey söylemediğini, zaten mahkemenin de raporu yetersiz görüp Adli Tıp Kurumu’na inceleme için gönderdiğini söyledi.

    Davanın görülmesine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, saat 10.00’da devam edilecek.

    “POLİSLERİN SIRTI KAMERAYA DÖNÜKTÜ”

    Mevzuata uygun kullanımda yere paralel atış yapılması gerektiğini ifade eden rapor, Elvan’ın vurulduğu caddede de biber gazı fişeklerinin “yere paralel –paralele yakın bir şekilde hareket ettiğinin” tespit edildiğini belirtti.

    Biber gazı silahı kullanan polislerden birinin yaptığı atışın açısıyla ilgili şu değerlendirme yer aldı:

    “13:46:55 zamanında 1. Zet [biber gazı silahı] polisinin gaz tüfeği ile atış pozisyonu incelendiğinde; Baran yazılı işyerinin tabelasının bitim noktasında duvara yaslandığı, sırtının kameraya dönük olduğu, kameranın arkadan görüntü alması sebebi ile gaz tüfeğinin gözükmediği, bu nedenle görüntü açısına göre söz konusu atışın açısının tespit edilmesinin mümkün olmadığı görülmüştür.”

    Raporda olay yerindeki diğer polisin de sırtının kameraya dönük olması sebebiyle atış açısının ve doğrudan eylemcilere nişan alıp almadığını tespit edilemediği ifade edildi.

    Jandarma raporunun sonuç bölümünde de polislerin eylemcilere nişan alıp almadığının tespit edilemediği yazıldı:

    “…görüntülerde gaz tüfeği ile atış yapan polislerin atışları incelendiğinde; atışların tamamının gösterici grubun bulunduğu değerlendirilen bölgelere doğru yapıldığı, atışların bazılarında polislerin başlarını hafif sağa doğru eğerek atış yaptıkları, bu atış pozisyonlarında nişan alıp almadıkları görüntülere göre tespit edilemediği, bazı atışların ise yere paralel-paralele yakın açılarda olduğu ve net atış açılarının tespit edilemediği, kolu sargılı 2. Zet polisinin yaptığı atışlarla diğer iki polisin yaptığı atışların birbirlerine benzerlik gösterdikleri görülmüştür.”

    “POLİS KANUNİ SINIRLARIN BİLİNCİNDE HAREKET ETTİ”

    Raporda ayrıca, Zet silahını ateşleyen sanık polisin, biber gazı kullanmada “kanuni sınırların bilincinde olarak” hareket ettiği sonucuna varıldı: “… sanık olduğu iddia edilen polisin ‘Göz Yaşartıcı Gazlar ve Gaz Maskelerinin Kullanımı Kursu’ eğitimi aldığı, gaz kullanımı ile ilgili kanuni sınırların bilincinde ve uygulamadan doğacak hukuki boyutları yorumlayacak seviyede personel olduğu anlaşılmaktadır.”

    “NİŞAN ALIP ALMADIĞINI SADECE KENDİSİ BİLİR”

    Jandarma raporunda, polisin nasıl atış yaptığını ancak kendisinin bilebileceği iddia edildi. Raporda şu ifadeler kullanıldı:

    “Olay anındaki görüntülerde gösterici grubun ve bölgenin net görülmediği, atışı yapan kolluk görevlisinin gaz fişeğini gösterici grubun sağına, soluna, önüne veya arkasına doğru atıp atmadığı, doğrudan göstericileri hedef alacak şekilde nişan alıp almadığı, nişan almış ise nereye nişan aldığı, bu hususu sadece kendisinin bildiği, dosya kapsamında bununla ilgili beyanının bulunmadığı ve mevcut görüntü kayıtlarının net olmadığından dolayı kusur oranının tespiti hususunda yetersiz kalındığından kusur oranının tespiti sayın mahkemenizin takdirindedir.”

    “ÇATIŞMA YOKTU”

    Avukat Çiğdem Akbulut, raporun değerlendirme bölümünde maddi gerçeklerin çarpıtılmak istendiğini söyledi. Akbulut, şöyle konuştu:

    “Bir yandan somut tespitler yapmaktan kaçınan bir yandan da maddi gerçekleri çarpıtma gayreti olan bir rapor ile karşı karşıyayız. Sırf polis müdahalesi uygundur diyebilmek için, Berkin’ in vurulmasından saatler sonrasına ait, molotof kokteyli ve havai fişek kullanılan görüntüler üzerinden değerlendirme yapılıp, polis müdahalesinin mevzuata uygun olduğunu söylemek, çarpıtmadan öte değildir. Oysa aynı rapor, Berkin’in vurulma anında, sabah saatlerinde herhangi bir çatışma halinin, polise karşı saldırının olmadığı tespitini de yapıyor ki bu konuda görüntüler de çok net. Müdahale için mevzuata uygundur tespiti yapabilen rapor, sanık F.D.’nin aldığı eğitimler sebebiyle, Zet silahı kullanımda tamamen yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu söylerken, bu tecrübedeki bir polisin, yere paralel – paralele yakın atış yaptığında canlıların vurulabileceği hususunu öngörebilir olması gerektiği tespitinden ise kaçınıyor.”

    Akbulut, raporun yeni bir bilgi vermediğini de belirterek, şunları kaydetti:

    “Yarınki duruşmada, bu rapor aslında bize yine bir şey söylemediği için bu kez Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek raporu beklemek üzere yeni bir duruşma günü alıp ayrılacağız. Berkin’in vurulduğu günden bu yana tam 6,5 sene olmak üzere. Sevgili meslektaşlarım, Berkin Elvan’ın Halkın Hukuk Bürosu’ndan avukatları, Berkin gibi, Dilek Doğan gibi polis tarafından katledilenlerin avukatlığını yaptıkları için yalnızca 9 ay içerisinde toplamda 159 yılı bulan hapis cezalarına çarptırıldılar. Berkin’ in katilinin ise 6,5 yıldır, hala elinde bir başka çocuğu daha vurabileceği yasal bir silahı var.”

  • Berkin Elvan davası: Bizler anne değil miyiz?-VİDEO

    Berkin Elvan davası: Bizler anne değil miyiz?-VİDEO

    PİRHA- Bugün 14. duruşması görülen Berkin Elvan davası 13 Kasım’a ertelendi. Duruşmada söz alan anne Gülsüm Elvan, “Önceden çocuklar terörist ilan ediliyordu şimdi anneler karşı karşıya getiriliyor. Onlar anne de biz anne değil miyiz?” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Gezi Direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülüyle başından yaralanarak hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın 14. duruşması bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Elvan ailesi ve avukatlarının hazır bulunduğu duruşmaya CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Cumartesi Annelerinden Hanife Yıldız ve birçok kişi katıldı.

    “BİZLER ANNE DEĞİL MİYİZ?”

    Duruşmada ilk sözü alan Anne Gülsüm Elvan, annelerin karşı karşıya getirildiğine vurgu yaparak şunları belirtti:

    “Bir türlü sonuçlanmayan bir duruşma. Nereye gönderiliyorsak reddediliyoruz. Neden reddediliyoruz? Önceden çocuklar terörist ilan ediliyordu şimdi anneler karşı karşıya getiriliyor. Onlar anne de biz anne değil miyiz? Ahmet Atakan’ın daha açılmamış duruşması var. Onun annesi anne değil mi? Ethem Sarısülük, Hasan Ferit Gedik, Dilek Doğan’ın anneleri anne değil mi? Cumartesi Annesi Hanife Anne tek çocuğunu verdi kemiklerini arıyor, o anne değil mi? Mahir Ünal diyor ki ‘acının gözyaşının rengi yok’. Alevisi, Sünnisi, Çerkezi yok. Gezi’de öldürülen çocukların hepsi Alevi değil mi? Neden bunların cevaplarını alamıyoruz? Rabia Naz’a ağladı o 17 yaşındaydı benim oğlum 14 yaşındaydı. Karşılaştırmaksa biz anne değil miyiz? Kaçıncı duruşma oldu bu. Katil orada belli. Panzer 6 yaşında bir çocuğu ezdi onun annesi anne değil mi? Neden yarıştırıyorlar annelerin acılarını. Biz artık yargı istiyoruz ceza verilmesini istiyoruz. Daha kaç evladımız gidecek, ne kadar kan dökülecek? Artık yeter. Başınızı yastığa koyarken rahat uyuyabiliyor musunuz? Benim oğlum daha çocuktu. Karnesini aldı daha diplomasını alamadı. Çocuklarınızın yüzüne bakarken benim çocuğumu hatırlayın. Varsa vicdanınız sizi onunla baş başa bırakıyorum.”

    Konuşmasının ardından anne Gülsüm Elvan ve baba Sami Elvan duruşma salonundan dışarı çıktı.

    “KATİL BELLİ YENİ BİR RAPORUN BEKLENMESİNE GEREK YOK”

    Avukat Çiğdem Akbulut da şu an yargılanan sanığın Berkin Elvan’ı öldüren polis olduğuna emin olduklarını kaydederek şunları söyledi:

    “Dosyanın şu anki haliyle yargılanan sanığın Berkin’i öldüren polis olduğuna eminiz. Yeni bir raporun beklenmesine gerek olmadığını düşünüyoruz. Soruşturmanın başından bu yana bu dosya gittiği her kurumda ret yedi geri döndü. Mevcut dosyalarda zaten katil belli. Beklemeye ihtiyaç olduğunu düşünmüyoruz. Katilin hak ettiği cezayı alması gerekiyor. Daha yargılanmasına hiç başlanmamış Ahmet Atakan var. Bir umut kırıntısı varsa belki buradan çıkacak karar diğer mahkemelere de umut olacak. İlla da raporu istiyorsanız elinizdeki hukuki gücü kullanarak ara kararlar oluşturmanızı ve yakın bir tarihe gün vermenizi istiyoruz.”

    Sanık avukatları dosyanın rapordan dönüşünü ve tanıkların beyanlarının alınmasını istedi.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 13 KASIM’DA

    Mahkeme başkanı “Biz de bir an önce karar çıksın diye uğraşıyoruz. Toplumsal olay olunca araştırması, rapor alması gibi bazı şeyler güç oluyor.” dedi. Dava 13 Kasım saat 10.00’a ertelendi.

    “‘EMRİ BEN VERDİM’ DİYENLERDEN SÖZ DAHİ ETMİYORUZ”

    Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapan avukat Can Atalay ise şunları kaydetti:

    “Bu dosyada tetiği kimin çektiği, bu ülkenin eşitlik, özgürlük, adalet umudunun çocuğunu kimin öldürdüğünü herkes biliyor. Tetiğin kimin tarafından çekildiğine ilişkin hiçbir kuşku yok. Tetiği çeken 2. zetçi, Fatih isimli polis memuru. Sadece tetiği çeken için ceza verilmesini konuşuyoruz bu dosyada. ‘Emri ben verdim’ diyenlerden söz dahi etmiyoruz henüz. Sadece tetiği çekene ceza vermek konusunda bu kadar tereddüt eden bir yargı, koruyan koskoca bir bürokrasi var. İç işleri bürokrasisi, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, Jandarma Genel Komutanlığı’na, TRT’den aklınıza gelebilecek bütün bürokratik mekanizmalara kadar.

    “GEZİ DİRENİŞİ’NİN EN ÖNEMLİ DOSYASI”

    Bu dosya Gezi Direnişi’nin en önemli dosyasıdır belki de. 14 yaşında bir çocuğun güpegündüz, sokak ortasından polis tarafından öldürülmesini konuşuyoruz. Katillerinin 6 yıldır korunmasından ve bu ülkedeki yaraların ne kadar derinleştirdiğinden söz ediyoruz. 13 Kasım’da da burada olacağız. Dosya ne kadar sürüncemede bırakılmaya çalışılırsa çalışılsın, davalarımızın peşinde olacağız.”

    “BENİM ÇOCUĞUMA NASIL HESAP VERECEKSİN”

    Atalay’dın ardından söz alan Gülsüm Elvan duruşma salonundaki sözlerini yineleyerek şunları ekledi:

    “Annelerin acılarını karşı karşıya getirmesinler. Altından kalkamazsınız. Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum. Erdoğan ‘Selahattin Demirtaş’ı bırakırsam şehitlere hesap veremem’ diyor. Benim çocuğuma nasıl hesap vereceksin. Bu çocuklara nasıl hesap verecek.

    “BİR ARAYA GELİRSEK BARIŞI GETİRİRİZ”

    Diyarbakır’da HDP önünde bekleyen annelere de seslenen Elvan “Oradaki annelere de sesleniyorum. Orası yeri değil. Gelin birleşelim. Birleşelim ki barışı getirelim. Daha da başka anneler ağlamasın, başka çocuklar ölmesin. Bizim derdimiz bu. Bizler bir araya gelirsek barışı da getiririz, silahları da sustururuz. Çocuklarımızı unutturmayacağız” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Berkin Elvan davasında olay yeri bilirkişisi bulunamıyor!

    Berkin Elvan davasında olay yeri bilirkişisi bulunamıyor!

    Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın davasında dosyayı inceleyecek olay yeri bilirkişisi bulunamıyor.

    2013 yılında Gezi Direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın faili polis Fatih Dalgalı’nın yargılandığı davada, 6 yıl sonra İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan keşfin raporu dosyaya girmişti.

    Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre raporda gaz tüfeği bilirkişilerinin sadece gaz tüfeği kullanıcısı olduklarından, olayda kusur oranlarının tespitinde yetersiz kaldıkları ifade edilmişti. Bilirkişiler, jandarma genelinde gaz tüfeği eğitimlerinin yapıldığı İzmir Foça Jandarma Okul Komutanlığı’ndaki usta öğrencilerin veya Adli Tıp Kurumu’nun kusur oranlarının tespiti için uygun oldukları belirtilmişti.

    Bunun üzerine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi Foça Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat yazarak Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nın emrindeki personelden iki kişilik gaz tüfeği eğitmeni ve bir kişi olay yeri inceleme personeli olmak üzere üç bilirkişilik heyet görevlendirilmesini talep etti.

    Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Foça Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda Erkan Karakaya ve Bülent Poyraz’ın gaz tüfeği eğitmeni olarak görevlendirildiğini belirterek “Bağlı birliklerinde olay yeri inceleme birimi kadrosu ve bu konuda aktif olarak görev yapan herhangi bir birim bulunmamakla birlikte, İbrahim Akçal’ın olay yeri inceleme kursu görmüş tek personel olması nedeniyle olay yeri inceleme bilirkişi olarak görevlendirilmek üzere bildirilmiştir ve olay yeri inceleme bilirkişisi olarak görevlendirilmiştir” dedi. Akçal’ın olay yeri inceleme kursu aldığı ve bu branşta 5 yıldan daha uzun süreli olarak görev yaptığı ifade edildi.

    Olay yeri bilirkişisi olarak görevlendirilen Akçal ise gönderdiği dilekçede “2010 yılından bu yana olay yeri inceleme birimlerinde görev yapmadığını, bu branşta meydana gelen bilimsel, teknolojik ve mevzuat alanındaki değişiklik ve yeniliklerden uzak olduğunu belirtti. Akçal dilekçesinde bilirkişi görevlendirilmesinden alınmasını talep etti.

    Komutanlık da söz konusu dava dosyasının kamuoyundaki hassasiyeti ve yargılamaya yapacağı etki ve katkı durumu değerlendirildiğinde personelin bu görevinde istenilen düzeyde katkı sağlayamayacağını kaydederek Komutanlığa bağlı birliklerde görevli personelden olay yeri inceleme bilirkişisi olarak değerlendirilebilecek yeterlilikte ve nitelikte başka bir personelin bulunmadığını ifade etti. Komutanlık, İzmir İl Jandarma Komutanlığı emrinde aktif olarak görevli bulunan olay yeri inceleme timlerinde görevli personelden, bilirkişi olarak görevlendirme şartlarına haiz bir personelin söz konusu dava dosyasına olay yeri inceleme bilirkişisi olarak görevlendirilmesinin uygun olacağını belirtti.

    Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili dava 25 Eylül tarihinde İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

  • Berkin Elvan davasında yeniden bilirkişi raporu alınacak

    Berkin Elvan davasında yeniden bilirkişi raporu alınacak

    Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın davasında dosyadaki raporların yeniden bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi.

    Gezi Parkı eylemleri sırasında başına gaz fişeği isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili polis memuru Fatih Dalgalı’nın tutuksuz yargılandığı davanın 13’nci duruşması İstanbul 17’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Sanık avukatının beyanları üzerine Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Sizin yüzünüzden dünyada çocuk kalmadı” diyerek duruşma salonunu terk etti.

    Sanık polis Fatih Dalgalı’nın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada taraf avukatları hazır bulundu.

    Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Serpil Kemalbay, CHP Milletvekilleri Ali Şeker, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ile çok sayıda kişi de duruşmaya katıldı.

    “ZET’Çİ POLİSLERİ TANIMIYORUM”

    Duruşma tanık polislerin dinlenmesi ile başladı. Olay günü Mecidiyeköy’ de görevli olduğunu kaydeden Tanık çevik kuvvet polisi Önder Demir, “Mecidiyeköy’ den Okmeydanı’na geçmemiz söylendi oraya geçtik. Ben kuleciydim. Çalıştığım bölgeyi tam bilmiyorum, olaylardan haberim yoktu. Olay yerine biz gitmedik. Zetçi polisleri tanımıyorum” dedi. Tanık Demir’e Berkin’in vurulduğu yerin görüntüleri gösterildi. Demir, “Olay sırasında burada değildim, olay sonrası buraya gelip gelmediğimizi hatırlamıyorum. Fatih Dalgalı’yı tanımıyorum. Fotoğraflarda gösterdiğiniz kimseyi tanımıyorum. Bu olayı haberlerden duydum” diye konuştu.

    DALGALI’YI FOTOĞRAFTAN ÇIKARAMADI

    İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce “olası kasıtla öldürmek” suçundan müebbet hapsi istenen sanık polis Fatih Dalgalı ile beraber çalışan ve daha önce ifade vermeyen ikinci tanık Bekir Koçak, duruşmaya Antalya’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) ile bağlandı. Gezi eylemleri sırasında görevli olan ve dokuzuncu birlikte bulunan Koçak şunları söyledi: “Ben yeni devrolduğum için araç koruma görevindeydim, aşağıya hiç inmedim. Olayın olduğu yere hiç gitmedim, arabadan ayrılamayız. Araba metrobüs durağında duruyordu. Fatih Dalgalı’yla 7-8 ay beraber çalıştık. İzletilen görüntülerdekileri tanımıyorum”

    Hakimin Fatih Dalgalı’nın fotoğrafını göstermesi üzerine tanık Koçak, Fatih Dalgalı’yı “fotoğraftan çıkartamadığını” söyledi.

    “KEŞİF DÜZGÜN YAPILMADI”

    Duruşma savcısı, tanık beyanlarının da tamamlanması ile bilirkişi raporunun da geldiğini belirterek, dosyada eksik kalmadığını ve esasa ilişkin değerlendirmelere geçilebileceğini söyledi.

    Berkin Elvan’ın avukatı Can Atalay bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunarak eksik hususların olduğuna dikkat çekti. Gelen bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunan Atalay şunları söyledi: “Bilir kişi raporunda atışı yapan kişinin hedef gözeterek atış yaptığı açıklığa kavuşmuş durumda. Atış noktasıyla vurulma noktası arasındaki mesafe konusunda bu rapor bizi haklı çıkarıyor. Raporda belirtilen 15-20 derecelik açı bizce doğru değildir. Kapsül ile çocuğun düşüşü eş zamanlı, Berkin 2 metreden uzun olmadığına göre rapordaki bu açı doğru değildir. Bilirkişi olay yerini keşfe geldiğinde, polislerle gelen ekip arasında tartışma çıktı. Bu sırada keşfin düzgün yapılmadığını düşünüyoruz. Raporun net olması gerekirken lafı fazlasıyla dolandırmışlar. 2. Zetçi’nin atış yaptığı açık. Çocuk ile kapsülün düşüşünün eş zamanlı olduğu açık. Dolayısıyla bu rapor eksiktir. ‘Emri ben verdim’ diyenleri dahil etmediği için, çevik kuvvet amirlerini dahil etmediği için bu dosya eksik. ”

    ANNE ELVAN: SİZİN YÜZÜNÜZDEN DÜNYADA ÇOCUK KALMADI

    Daha sonra Sanık Fatih Dalgalı’nın avukatı savunma yaparak şunları söyledi: “Bilirkişi raporu teknik bir rapor. Etraftan dolanma yok. Atış açısı tespit edilemedi. Sanık tam olarak teşhis edilmemiştir. Maddi gerçek hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmamıştır.”

    Sanık avukatının sözleri üzerine Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, “Sizin yüzünüzden dünyada çocuk kalmadı be! Tabii böyle rapor gelir, arkanızda İçişleri Bakanı var” diyerek salonu terk etti.

    DURUŞMA 25 EYLÜL’E ERTELENDİ

    Duruşmaya verilen aranın ardından dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporları, Jandarma Kriminal raporları, diğer bilirkişi raporları, olay anına ilişkin görüntülerin ve diğer delillerin üçlü bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi. Duruşma, 25 Eylül 2019 saat 10.00’a ertelendi.

    DURUŞMA SONRASI ELVAN AİLESİNDEN AÇIKLAMA

    Duruşma sonrası İstanbul Adliyesi önünde Berkin Elvan’ın ailesi ve avukatları basın açıklaması gerçekleştirdi.

    İlk olarak Elvan ailesinin avukatı Çiğdem Akbulut konuştu. Keşif raporunun hafta başında geldiğini anımsatan Akbulut, “Rapor bizim için önemliydi. Sunulan rapor bizim istediğimiz gibi sunulmadı. Atış açısı uygun olmasına rağmen raporda bu söylenmedi. 15-20 derecelik bir açıyla vurulabileceği söylenememiş raporda. Bu söylenmemesine rağmen diğer raporlar bizi bu sonuca götürüyordu. Bu süreci daha fazla uzatmak istemediğimizi söyledik. Savcılık makamı da bunu söyledi. Mahkeme heyeti bir rapor daha hazırlanmasına dair bir karar verdi. Olumlu ya da olumsuz bir şey söyleyemeyiz. Bu zamana kadar gelen raporlar hep birbirini doğruladı. Eylül’e kadar tekrar bekleyeceğiz. Rapor gelirse Berkin’in hedef alınarak atış yapıldığı görülecektir” dedi.

    “ADALET İSTİYORUM”

    Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan ise Adalet Bakanı’na şu sözlerle seslendi: “Çocuğumuz 5 yıldır aramızda değil. Niye Adalet Bakanısın? Neden dosyanın üzerinde elin var? Neden dosyaya müdahale ediyorsun. Olay yerine gelenlerin gerçekleri ortaya çıkarmak için geldiğini gördüm. Adalet Bakanı dosyadan elini çeksin ilerde belki kendi çocuklarının başına da bir şey gelebilir. Direk hedef alınarak vurulan bir çocuk. Mahkeme heyetini özgür bırakın, kendi şahsi özgür fikirleri ile karar versinler. Adalet neyse onu yapsınlar. Kendim için bir şey istemiyorum adalet istiyorum.”

    “VİCDANINIZI NEREYE SAKLADINIZ?”

    Gülsüm Elvan ise Adalet Bakanı’nın başını yastığa koyduğunda rahat uyuyup uyuyamadığını sordu. Anne Elvan, “Vicdanınızı nereye sakladınız? Adalet diyoruz, yine söyleyeceğiz. Adalet sarayına ne diyelim. Artık bu ülkede çocuk kalmadı, bu ülkede çocukların üzerinden elinizi çekin. Çocuk katilleri kendilerini belirlediler. Kimlerin katil olduğu belli.”

    Kaynak: Evrensel

  • Berkin Elvan davası: Kusur tespitinde yetersiz kalındı

    Berkin Elvan davası: Kusur tespitinde yetersiz kalındı

    Gezi direnişinde yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın vurulduğu yerle ilgili keşif raporunda bilirkişiler “yetersiz” kaldı.

    Gezi Parkı eylemlerinde polisin attığı gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan sanık polisin yargılandığı davada altı yıl sonra olay yeri keşif raporu dosyaya girdi. Raporu değerlendiren avukat Akbulut, “Dışarıdan müdahale edilerek raporun bu şekilde düzenleneceği şeklindeki şüphemiz bu raporla birlikte doğrulanmış oldu” dedi.

    Berkin Elvan, Gezi Parkı eylemleri sırasında 16 Haziran günü Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeği nedeniyle yaralanmış ve 269 gün yoğun bakımda tedavi görmesine rağmen hayatını kaybetmişti.

    Sanık polis F.D.’nin yargılandığı İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla, Berkin Elvan’ın ölümünden altı yıl sonra 10 Nisan’da İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü tarafından keşif yapılmıştı. Bilirkişilerden Berkin Elvan’ın bulunduğu Gaziler Sokak ile ZETçi (gaz tüfeği kullanan polis) polislerin bulunduğu mesafenin ölçülmesi ve atış yapan sanık polis hakkında kusur oranının belirlenmesi talep edildi.

    TANIK PARLAK: BERKİN’İN VURULDUĞU YERLE POLİS ARASI 50 METRE

    Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre; raporda keşif günü tanık olarak dinlenen Deniz Can Parlak’ın beyanına yer verildi.

    Parlak’ın verdiği beyan rapora şu ifadelerle geçti: “Berkin Elvan’ın yaralanmış olduğu (a) noktası ile ZETçi polislerin bulunduğu (b) noktası arasındaki mesafenin 50.30 m (50 metre 30 santimetre) olarak ölçülmüştür.”

  • Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı

    Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı

    PİRHA-Gezi Direnişi sırasında polis tarafından atılan gaz fişeğiyle vurulan Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı. Anmada konuşan baba Sami Elvan, “Bugün babalar günü, çocuğumun yanına giderken polis tarafından takip ediliyoruz. Benim güvenliğimi almak için gelmişler. Niye benim çocuğumun, Ethem’in, Ali İsmail’in güvenliğini almadınız?” dedi. 

    Gezi Direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’ndaki eylemlerde polis tarafından atılan gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Berkin Elvan vurulduğu yerde anıldı. Anmaya Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay ve HDP İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ve Ahmet Şık da katıldı.

    “NİYE BENİM ÇOCUĞUMUZ GÜVENLİĞİNİ ALMADINIZ?”

    Anmada konuşan baba Sami Elvan, “Bugün babalar günü, çocuğumun yanına giderken polis tarafından takip ediliyoruz. Bize görev yaptıklarını söylüyor. Peki emri kimden alıyorsunuz? Benim güvenliğimi almak için gelmişler. Niye benim çocuğumun, Ethem’in, Ali İsmail’in güvenliğini almadınız? Ahmet Atakan’ı neden öldürüp binadan aşağı attınız, Abdocan’ı öldürdünüz, Mehmet Ayvalıtaş’a kaza yaptırdınız? Bizi ne kadar taciz ederlerse etsinler, biz Gezi Direnişi’ni anmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BERKİN’İ YOK EDEMEZSİNİZ, BERKİN SİZİ YOK EDER”

    Anne Gülsüm Elvan ise, “Çocuğumu Vatan’a çağırdılar ve (İrfan diye bir çocuk vurulmuştu) ‘Sen de onun gibi vurulacaksın’ dediler. Bugün Hatay’da IŞİD’linin cenazesine katılım oldu. Onlara neden ceza vermiyorsunuz? Şunu unutmasınlar: Berkin ölmedi. İnsanlar çocuklarının adlarını Berkin koyuyor. Berkin’i yok edemezsiniz. Ama gün gelir, Berkin sizi yok eder” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

  • AYM’den Berkin Elvan başvurusuna ret

    AYM’den Berkin Elvan başvurusuna ret

    AYM, Berkin Elvan’ın ailesinin yaptığı bireysel başvuruyu reddetti. Baba Sami Elvan “Bütün haklarımızı aramaya devam edeceğiz” dedi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi Direnişi sırasında 16 Haziran 2013’te Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle vurulan ve 11 Mart 2014’te 15 yaşındayken hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ailesinin bireysel başvurusunu reddetti.

    Berkin Elvan’ın ailesi, 30 Mart 2015’te yaşam hakkının ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye başvurmuştu.

    Hürriyet’in aktardığı habere göre AYM kararında, “Bir bireysel başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesi’ni ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir. Buna göre aile bireylerinin kötü muamele yasağı bakımından mağdur statüsüne sahip olabilmeleri için ölüm olayı nedeni ile kaçınılmaz olarak yaşanılan üzüntüye farklı bir boyut ve şekil kazandırılmış olmalıdır” denildi.

    “BEN OLMASAM BİLE ÇOCUKLARIM BUNU PEŞİNİ BIRAKMAYACAK”

    BirGün’e konuşan Sami Elvan, “Bütün haklarımızı aramaya devam edeceğiz. Biz bunların kararını zaten tanımıyoruz, bugüne kadar da kendi adımıza olumlu bir karar verdiklerini hiç görmedik. Bu şu anlama geliyor, Berkin’in mahkemesinin sonucunun da bu doğrultuda olacağını gösteriyor. Umarım ülkemizde adil bir şekilde yargı olur, herkes hak ettiğini bulur. Biz elimizden gelen her şeyi yapıp bu davayı sürdüreceğiz, peşini bırakacak değiliz. Ben olmasam bile çocuklarım bunun peşini bırakmayacak ben bundan eminim. Sonuç ne olursa olsun, ülkemizde adaletin olmadığını ve insanların iki dudağının arasında olduğunu hepimiz biliyoruz.” dedi. AİHM’e başvurmayı planladıklarını aktaran Elvan, avukatların bu doğrultuda hazırlıklarını yaptığını belirtti.

  • Konserinde Denizleri ve Berkin’i anan Sanatçı Alpay’a soruşturma

    Konserinde Denizleri ve Berkin’i anan Sanatçı Alpay’a soruşturma

    Sanatçı Alpay, Zorlu PSM’de verdiği konserde Denizleri ve Berkin Elvan’ı kastederek “Şarkım, devlet tarafından zalimce katledilen bu güzel insanlara gelsin” dedi, hakkında soruşturma başlatıldı.

    Sanatçı Alpay bir konseri sırasında “Sıradaki şarkım, devlet tarafından zalimce katledilen insanlara gelsin” sözlerinin ardından dinleyicilerden biri tarafından ihbar edildi, hakkında soruşturma başlatıldı.

    Artı Gerçek’te yer alan habere göre, Sanatçı Alpay, 22 Mart’ta Zorlu PSM’de, kariyerinin 50’nci yılı sebebiyle verdiği konserde dinleyicilerle bir araya geldi.

    Konser sırasında, sahnede Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Berkin Elvan’ın fotoğrafları gösterildi.

    Bu sırada Alpay, “Sıradaki şarkım, devlet tarafından zalimce katledilen bu güzel insanlara gelsin” dedi. O gün konseri izleyen bir kişi, polis merkezine giderek Alpay’ın “terör örgütü üyelerini övdüğü ve devleti aşağıladığı” iddiasıyla sanatçıdan şikayetçi oldu.

    Seyircinin ihbarı sonrası, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    (Evrensel)

  • AYM’den Berkin Elvan başvurusuna ret

    AYM’den Berkin Elvan başvurusuna ret

    Anayasa Mahkemesi, Gezi direnişi sırasında biber gazı fişeğiyle vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ailesinin başvurusuyla ilgili karar verdi. Kararda, kamu görevlilerine soruşturma izni verilmemesi üzerine yapılan başvuru “dayanaktan yoksun” bulundu.

    Bianet’in haberine göre gerekçeli kararda, “Olayda güvenlik güçlerinin yanı sıra onlara müdahale emrini veren ve bu müdahaleyi kontrolsüz bırakan olayın gerçekleştiği tarihin valisi ve emniyet müdürünün de sorumlu olduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan incelemede, müdahale ile üst düzey kamu görevlilerinin talimatları arasında ceza hukuku kapsamında bir illiyet bağı bulunduğunu savunulabilir kılan bir bilgi veya belge ortaya konamadığı… değerlendirilmiştir” denildi.

    Aile, güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında meydana gelen olayda dönemin valisi ve Emniyet Müdürü hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle AYM’ye başvurmuştu.

    “Sağlık hizmetine ulaşmada güvenlik güçlerince yardım edilmemesinden dolayı yaşam hakkını ihlal edildiği” şikayetiyle yapılan başvuru da iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.

    “DEVLETİN SORUMLULUĞUNU RET EDEN BİR KARAR”

    Elvan ailesinin avukatlarından Çiğdem Akbulut, “Karar hiçbir açıdan kabul edilemez” dedi. “Başlangıç itibariyle suç duyurumuz dönemin başbakanı, içişleri bakanı, İstanbul valisi ve İstanbul il emniyet müdürü hakkındaydı. Soruşturma usulü farklılığı sebebi ile vali ve il emniyet müdürlüğü hakkındaki soruşturma ayrıldı ve onlar hakkındaki soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildi.

    Bu karara karşı yaptığımız Anayasa Mahkemesi başvurusunda, dönemin İstanbul valisi ve il emniyet müdürünün, polisin uyguladığı şiddette talimatı veren konumunda olmaları sebebi ile sorumlulukları oldukları, ölüm ve yaralamalar ile sonuçlanan polis saldırıları ile yaşam hakkını ihlal ettiklerini; tüm soruşturma sürecinde verilen demeçler ile Berkin’in ailesinin çocuklarının başında yoğun bakımda beklerken bile onur kırıcı muameleye maruz kaldıklarını belirtmiştik.

    “Yaşam hakkının ihlal edildiğine dair başvurumuza verilen ret kararında açıkça, ‘Polis orantısız güç kullandıysa da bundan talimat verenin sorumluluğu yok’ deniyor. Devletin idari yapısını, alt üst ilişkisini yok sayan bir değerlendirme. Fişeği ateşleyen polis kanunsuz emre uymaktan yargılanıyor ama kanunsuz emri verenle sorumluluk dışı bırakılıyor.”
    Avukat Akbulut kararın diğer yönlerini de şöyle değerlendirdi: “Elvan ailesinin devlet yetkilileri tarafından sürekli hedef gösterilmesi, tehdit edilmesine karşın yapılan başvuru da ‘kötü muameleye uğramadıklarına’ dair değerlendirmeye tabi tutulmuş. Gerekçe olarak açıkça ‘Çocukları gözlerinin önünde vurulmadı ya’ deniyor. Hukuki ve vicdani izahtan uzak bir kararla karşı karşıyayız. Bu hususta mahkeme başkanının karşı oy gerekçesi de çok kıymetli ve tam da derdimizi özetler şekilde. Süreci sonuna kadar takip etmeye devam edeceğiz.”

    AYM BAŞKAN VEKİLİ KARŞI OY KULLANDI

    Ailenin başvurusunda, Berkin Elvan’ın 269 gün komada kalması, ölüm şekli itibariyle eziyet çekmesi, aile olarak eleştirilere maruz kalmaları sebebiyle kendilerinin de onur kırıcı muameleye maruz kalmaları sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği şikayeti yer alıyordu.

    Mahkeme bu başvuruyu da oy çokluğuyla reddederken, AYM Başkanvekili Engin Yıldırım ret kararına karşı oy yazdı. Karşı oyda, “ailelerin bu tür olaylarda ruhsal çöküntü yaşamalarının kaçınılmaz olduğu” ifadesi yer aldı.

    Engin Yıldırım’ın karşı oyunda şu ifadeler yer aldı: “Çoğunluk görüşünün aksine başvurucular çocuklarının hangi koşullarda yaşamını yitirdiğine acı ve çaresizlik içinde tanık olmuşlardır. Berkin Elvan ailenin gözü önünde adeta erimiş ve trajik bir şekilde vefat etmiştir. Gerek koma sürecinde gerekse de vefatından sonra merhum çocuk üzerinden kamuoyunda birtakım siyasi tartışmalar yaşanmış ve durumuyla ilgili spekülatif değerlendirmelerde bulunulmuştur.

    Çocuklarının 269 gün boyunca komada ölümle pençeleşmesine ve 15 kiloya kadar düşmesine şahit olan başvurucular bunun getirdiği üzüntüyle elem ve ıstırap çekerken bir de çocukları üzerinden kendilerini kamusal bir tartışma içinde bulmuşlardır. Bu tartışma sırasında başvurucular çocuklarıyla ilgili ortaya atılan bazı itham ve iddialara da katlanmak zorunda kalmışlardır. Bütün bunların kötü muamele yasağı bakımından mağduriyetlerine neden olmadığı söylenemez. Komada can çekişen çocuklarının durumuna doğal olarak üzülen başvurucuların durumu merhum çocuk etrafında yapılan tartışmalardan dolayı salt üzüntünün de ötesine geçerek farklı bir hal almıştır.”

  • Gezi 6. yılında: Karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    Gezi 6. yılında: Karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    PİRHA- Gezi Parkı eylemlerinin altıncı yıldönümü nedeniyle çok sayıda kişi Taksim’de bir araya gelerek anma etkinliği düzenlemek istedi. Ancak polis yürüyüş yolunu geçen yılda olduğu gibi barikatlarla kapattı.

    Gezi direnişinin 6. yılında Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla çok sayıda kişi TMMOB önünde toplandı.

    Yürüyüşe, Gezi eylemlerinde hayatlarını kaybeden Berkin Elvan, Erhem Sarısülük ve Ali İsmail Korkmaz’ın anneleri ile CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Ali Haydar Hakverdi ve HDP milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Oya Ersoy, Ahmet Şık, Sedat Şenoğlu TİP milletvekilleri Barış Atay, Erkan Baş  ve Taksim Dayanışması bileşenleri katıldı.

    “Gezi umuttur umut bitmez, karanlık gider Gezi kalır” pankartı açıldı. “Gezi umuttur yargilanamaz”, “Her yer Gezi her yer direniş”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Direne direne kazanacağız”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganları atan kitle, “Karanlık gider Gezi kalır”, “Gezi şehitleri ölümsüzdür”, “Gezi Silivri’de sığmaz”, “Gezi’yi savunuyoruz” yazılı dövizler ve gezi şehitlerinin fotoğraflarını taşıdı.

    Meşelik Sokak’tan İstiklal Caddesi’ne çıkmak isteyen kitleye polis izin vermedi. Sokak polis tarafından kalkanlarla kapatıldı.

    Taksim meydanına çıkmalarına izin verilmemesine tepki gösteren kitle Meşelik Sokak’ta basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasından önce Gezi şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
    Basın metnini Taksim Dayanışması adına Esin Ceren okudu.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Gezi Umuttur, Umut Bitmez… Karanlık Gider Gezi Kalır!

    Taksim Gezi parkında başlayıp 80 ile yayılan, ülkemizin en kitlesel ve en barışçıl hareketinin, Haziran Direnişi’nin;

    Abdocan’ın, Mehmet’in, Ethem’in, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in ve Ahmet’in hayatları pahasına öne atıldıkları Gezi’nin üzerinden altı yıl geçmiş.

    Biber gazı ve polis şiddeti ile gözlerini kaybeden, büyük bedensel travmalar yaşayan arkadaşlarımızın yeni yeni iyileşip hayata dönebildikleri koskoca altı yıl.

    Ölümlere ve yaralanmalara yol açan polis şiddetinin açılmayan soruşturma dosyalarında, takipsizlik kararlarında, hafifletilen cezalandırmalarında yaşanan büyük adaletsizliklere rağmen; anıları hep taze, mücadeleye ve hayata dair azimleri hep omuz başımızda.

    Bugün Gezi direnişinin altıncı yıl dönümü. Çok kısa ve çok uzun bir altı yıl. Berkin’in ömrünün neredeyse yarısı kadar uzun! Ülkemizin yüzlerce yıllık özgürlük ve eşitlik mücadelesi için kısacık bir zaman dilimi…

    Geçen bu altı yıl en açık biçimiyle göstermiştir ki, Gezi direnişinde cisimleşen değerlerden ne kadar uzaklaşılıyorsa, ülkemiz o kadar karanlığa gömülüyor.

    Gezi’nin değerlerinden uzaklaşılan her an ve uzaklaştıran her tutum ülkedeki loşluğu zifiri karanlığa doğru evriltiyor.

    Kibir ile özverinin, şatafat ile sefaletin, öfke ile sevginin ülke aynasındaki yansıması büyük bir tezata doğru yol alıyor.

    Ekonomik kriz; sosyal, siyasal ve kültürel bir krize dönüşürken, ortaya çıkan yoksulluk; işçilerin, emekçilerin en çok da yoksul evlerindeki kadınların sırtına biniyor.

    Birkaç oy daha fazla almak için hukuku, adaleti, demokrasiyi, hatta vicdanı ayaklar altına almaktan çekinmeyen bir anlayış, toplumun dokusuna nüfuz etmeye devam ediyor.

    Ülkemiz Gezi direnişinin yaratıcılığından, enerjisinden, duygusundan ne kadar uzaklaşıyorsa o kadar karanlık dipsiz bir kuyuya doğru yol alıyor.

    Ölümcül biber gazı fişeklerinin ülkede yarattığı boğucu sisin dağılması için ne yazık ki sadece zamana değil büyük bir mücadeleye de ihtiyaç var.

    Bencillik, çıkarcılık, güçlüden yana olmak; sömürüye, hukuksuzluğa, adaletsizliğe sessiz kalmak meşru ve olağan hale getirildi. Ülkenin kaynaklarını talan etmek, geleceğine ipotek koymak, üretmemek, paylaşmamak ve talan düzeninden yana olmak doğal bir tutum olarak algılanır oldu.

    Anayasal haklarını, demokratik ve barışçıl gösteri haklarını kullanan binlerce insanı yargılamak, yüzlercesine ceza vermek yetmemiş Olacak ki, daha önce mahkeme kararı ile beraat etmiş olan Taksim Dayanışması’na bir kez daha ve bu defa müebbet hapis istemiyle dava açılmış durumda.

    Öncesindeki onlarca dava da olduğu gibi olmayan suçlar yaratılıp olmayan delillerle cezalandırma hazırlığı yapılıyor. Taksim Dayanışmasını, daha doğrusu bu ülkenin özgürlük umudu Gezi’yi suç kapsamına sokup, bundan sonra hiç kimsenin muhalefet etmeye cüret edememesi murat ediliyor.

    Oysa herkesin, hepimizin çok iyi bildiği gibi, Gezi Umuttur, Umut Bitmez!

    Şehir meydanındaki tek parkı AVM’li kışla yapmak isteyen doğa ve kent talancısı zihniyet gider. Sömürüye dayalı sermaye düzeni Kapitalizm gider…

    Yalancılık, çıkarcılık, riyakârlık gider. Hırsızlık ve uğursuzluk gider…

    Savaş çığırtkanları gider. Gericilik, mezhepçilik, ırkçılık gider. Kadın düşmanları, Göçmen karşıtları, homofobikler gider…

    Fetva veren şeyhler, hacamatçılar ve sülükçüler gider, karanlık sokaklardaki palalı, sopalı saldırganlar gider…

    Ankara’nın meydanında, Gülsuyumun, Uice’nin sokaklarında kurşun Sikan katiller gider. Otobanlarda arabaları öldüresiye kullananlar gider. Antakya’nın Armutlu’sunda biber fişekleri ile gençleri öldüren caniler gider…

    Emirleri uygulayan İçişleri Valiler, Emniyet Müdürleri gider ve herkes bilsin ki emri ben vecdim diyenler de gider, Ama GEZİ kalır!

    Tüm bu kötülüklerin, şiddetin ve hukuksuzluğun hesabım soracak, yargılanmalarını sağlayacak olan GEZİ kalır!

    Çünkü Gezi Umuttur, Umut Kalır!

    Dayanışma kalır. Paylaşma kalır, emek kalır.

    Paranın geçmediği komünler, bir günde oluşturulan kütüphaneler, özveriyle hasta bakan revirler kalın…

    Gençlerin enerjisinin, öfkesinin, coşkusunun yansıdığı konserler, tiyatrolar, şenlikler kalır…

    Doğrudan demokrasinin işletildiği forumlar, cinsiyet eşitsizliğini reddeden toplantılar kalır…

    Yeryüzü sofraları, alternatif medya kanalları kalır.

    Tribünlerden caddelere ” biber sesleri kalır…

    Duvar yatan gençten biz de varit diyen LGBTI bireyler kalır…

    Annelerin zinciri. Kürtlerin halayı, horonu, Trakya’nın karşılaması, Ege’nin zeybeği kalır…

    Duran kadınlar, piyano çalan müzisyenler, sokak çalgıcıları kalır…

    Laikliğin önemine ve ancak demokratik rejimlerde bulabileceğine dair bir miras kalır…

    Kadınlai’i(i, gençlerin, işçilerin, yoksulların, ötekileştirilenlerin taşıdığı meşaleler kalır…

    Gezi’de simgeleşen değerlerle özdeşleşen yitirdiğimiz canlar, ülkenin geleceğini aydınlatan birer deniz feneri olarak kalır…

    Her açıklamamızda ve her tekrarladığımız gibi:

    Bizler, Taksim Dayanışması ve Gezi Direnişi’nde demokratik ve barışçıl tepkisini gösteren milyonlarca yurttaş olarak;

    2012 yılının şubat ilk toplantımın yaptığımı: andaki taleplerimizin de,

    Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesildiği ve çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de,

    Gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca için direnen milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam ediyoruz,

    Bu taleplerimizi bir kere daha dillendirmek ve savunmak için herkesi 23-24 Haziran’da Silivri duruşma salonlarında görülecek GEZİ davasına bekliyoruz.

    Çünkü biliyor ve inanıyoruz ki, Gezi Umuttur, Umut Bitmez… Karanlık Gider, Gezi Kalır…”

    Açıklamanın ardından söz alan, Gezi Parkı davasının sanıkları arasında yer alan avukat Can Atalay, “27 Mayıs 2013’ten bu yana Türkiye’nin her yeri Taksim’dir, her yer direniş ­alanıdır. Gezi tüm yurttaşların, müşterek kamusal bir alanı korumak için kendi sebepleriyle sokağa çıkmasıdır. Gezi’nin karalanmasına izin vermedik vermeyeceğin. Adaletsizliğin, sarayı, zulmü çok uzun sürmez. Bu toprakların eşitlik, adalet, özgürlük talebi Gezi’dir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İsviçre’de Berkin Elvan ve Koray Kaya Parkı açıldı

    İsviçre’de Berkin Elvan ve Koray Kaya Parkı açıldı

    PİRHA- İsviçre’nin Winterthur kentinde Gezi eylemleri sırasında katledilen Berkin Elvan ve Sivas Madımak’ta 12 yaşında yakılarak katledilen Koray Kaya’nın adının verildiği bir park yapıldı. Winterthur Alevi Kültür Merkezi’nin yaptırdığı parkın açılışına Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da katıldı.

    İsviçre’nin winterthur kentinde Gezi eylemleri sırasında katledilen Berkin Elvan ve Sivas Madımak’ta 12 yaşında yakılarak katledilen Koray Kaya’nın adının verildiği bir park yapıldı.

    WAKM Başkanı Soner Avseren açılışta yaptığı konuşmasına, bu parkın yapılmasında emeği geçen ve katkı sunan herkese teşekkür ederek başladı. Avseren konuşmasında şunları söyledi:

    “Berkin Elvan ve Koray Kaya daha çocuk yaştayken katledildiler. Bu hem katledilenler hem de aileler için çok ağır bir durumdur. Bu ağır bedellerin unutulmaması için bizim de bir katkımız olsun istedik. Zira egemenler bu tür ağır bedellerin unutulmasını ve hafızalardan silinmesini istiyorlar. Ezilenlerin ortak mücadele hafızalarının canlı kalmasını istemiyorlar. Bizler burada bedel ödemiş olanların unutulmamasını hem gelecek açısından hem de mücadelemiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün açılışını yaptığımız Berkin Elvan ve Koray Kaya parkında burada bulunan her bir çocuğun adına üzerinde kendi isimleri yazılı olan bir fidan diktik. Bu fidanların bakımını çocuklar yapacaklar. Bundan amacımız çocuklar arasındaki iletişimin ve ortaklaşmanın gelişmesi, yoldaşlık ve Aleviliğin önemli bir kurumu olan musahipliğin çocuklar tarafından yaşanılarak öğrenilmesidir. Bu fidanlarla birlikte büyüyecek olan çocuklar yoldaşlığı ve emek vererek hayatı güzelleştirmenin pratiğini yaşayacaklar.”

    “MİLYONLARIN BERKİN’İ SAHİPLENMESİ GURUR VERİCİ”

    Daha sonra bir konuşma yapan Gülsüm Elvan, “BerkinEelvan’ı kaybetmiş olmamız bizim için çok üzücü ve katlanılması zor bir durum, ancak milyonların Berkin Elvan’ı sahiplenmiş olması gurur vericidir” dedi.

    Daha önce Türkiye’de Berkin Elvan adına park yapıldığını ancak daha sonra iktidar tarafından atanan kayyum tarafından tekrar kapatıldığını belirten Gülsüm Elvan “Devlet bütün imkanları ile Berkin Elvan adının ve fotoğraflarının her yerden silinmesi için elinden geleni yapıyor. Bütün bu baskılara rağmen Berkin Elvan’ı insanların kalbinden yüreğinden çıkarıp atamazlar. Benim çocuğum daha çok küçüktü ve çok masumdu Onun bu masumiyeti ve temizliği iktidar sahiplerinin itibarını sıfıra indirmiştir. Bugün Winterthur’da, Berkin Elvan adına böyle bir parkın açılışının yapılıyor olması bizim için gurur vericidir” diye konuştu.

    “BASKILARA RAĞMEN HALKI SUSTURAMIYORLAR”

    Elvan konuşmasına şöyle devam etti:

    “Tayyip Erdoğan, Berkin Elvan ve gezi sürecinde katledilen gençler için ’emri ben verdim’ demişti. Ben de, Allah Berkin’i bana verdi sen benden aldın demiştim. Bu sözüm üzerine meydanlarda beni yuhalatmıştı. Berkin Elvan için söylenen her söz ve yazılan yazılardan dolayı insanlar üzerinde adeta yoğun bir baskı kuruldu ve hapislere atıldılar. Bu konuda yapılan bütün baskılara rağmen halkı susturamıyorlar.”

    Cezaevlerinde açlık grevinde bulunan tutsakların annelerinin yaptıkları eylemlerden dolayı şiddete ve hakarete maruz kalmalarına da değinen Elvan, “Gerek Cumartesi Anneleri gerekse de çocukları cezaevlerinde bulunan annelerin eylemlerinden çok korkuyorlar. Annelerin eylemlerini şiddet uygulayarak ve onları aşağılayarak susturmaya çalışıyorlar. En çok korktukları da çocuklarına sahip çıkan her kesimden annenin bir araya gelmesidir. Ama korksunlar. Anneler evlatları cezaevlerinde ölmesin diye çırpınırken böyle bir muameleye maruz kalmalarından dolayı, annelerin bu ah’ı bir gün bunlardan çıkacaktır. Çok ağır olacaktır annelerin bu ah’ı” dedi.

    “GEZİ SÜRECİ YARGILANMAK İSTENİYOR”

    Konuşmasında Gezi sürecinin bugün yargılanmak istendiğini belirten Elvan, şunları ifade etti:

    “Son dönemlerde Gezi sürecini yargılamak istiyorlar. Gezi ekmektir, sudur, gezi masumdur. Teyzeler, anneler çocuklarıyla beraber Gezi’de yer aldılar. Gezi’yi yargılayamazlar. Bugün 16 kişi üzerinden Gezi’yi yargılamaya çalışıyorlar ve bu iddianamede Cumhurbaşkanı’nı mağdur göstererek farklı bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Aslında bu iddianame ile; Ethemler, Ali İsmailler, Medeniler, Berkinler ve genel olarak Gezi’de katledilen tüm gençlerimiz yargılanmak isteniyor. İstediğini yapsınlar, biz şuna inanıyoruz ki Gezi unutulmayacak. Çünkü biz haklıyız ve bütün bu haksızlıkların hesabının bir gün sorulacağına inanıyoruz. Ben, bu katiller yargılanırsa bundan sonra ellerini kollarını sallayarak gençlerimizi katledemesinler diye mücadele ediyorum ve direnmeye çalışıyorum. Berkin’in katledilmesi bir anne olarak benim hayatımda yeri doldurulamayacak büyük bir boşluk yarattı ancak milyonların katledilen çocuklarımıza sahip çıkması beni hiçbir zaman umutsuzluğa itmedi.
    Yapılan bütün teknik araştırmalar sonucu da göstermiştir ki; kasten bir öldürme söz konusudur. En son 10 Nisan’da yapılan keşif sonucu bu bütün delilleri ile ortaya konmuştur. Katiller şu anda ellerini kollarını sallayarak geziyorlar ve görevlerinin başındalar. Şu ana kadar tutuklanan hiç kimse yok. Her mahkemeye gittiğimde mahkeme heyetine ve savcılığa adeta haykırıyorum; bu katillerin daha kaç kişiyi öldürmesini bekliyorsunuz, diyorum. Türkiye’deki adalete hiçbir şekilde güvenim yoktur. Ancak bu benim mücadelemi devam ettirmenin önünde bir engel de değildir. ‘Emri ben verdim’ diyenler yargılanana kadar benim mücadelem hukuksal olarak devam edecek.”

    Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesilerek Berkin Elvan ve Koray Kaya Parkı hizmete sunuldu.

    Abidin ÇETİN/İSVİÇRE