Etiket: berkin elvan

  • Berkin Elvan mezarı başında anıldı: Gezi halktı, emekti, su ve adaletti

    Berkin Elvan mezarı başında anıldı: Gezi halktı, emekti, su ve adaletti

    Polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaralanan ve kaldırıldığı hastanede 269 gün sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan mezarı başında anıldı. Elvan ailesinin avukatı Can Atalay, “Biz bugün burada Eskişehir’de Ali Korkmaz’ın, Ümraniye’de 1 Mayıs Mahallesi’nde Mehmet’in, Ankara’da Ethem’in, Fırat’ın öte yanında Medeni’nin umudunu ve mücadelelerini yarına taşıyacağımızın sözünü veriyoruz” dedi.

    Gezi eylemleri sırasında 16 Haziran 2013’te polis tarafından atılan gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaralanan ve kaldırıldığı hastanede 269 gün sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan, ölümünün 5’inci yıl dönümünde Feriköy’de bulunan mezarı başında anıldı. Anmaya Elvan’ın ailesi, arkadaşları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekilleri Oya Ersoy ile Musa Piroğlu ve çok sayıda kişi katıldı.

    Anma öncesi Anne Gülsüm Elvan, oğlunun mezarını öperek, “Senin o dik duruşunu şimdi ben alıyorum” diyerek yarın dertleşmek için mezara geleceğini söyledi.

    Baba Sami Elvan da oğlunun mezarını öperek çiçek bıraktı.  Çiçeği Gezi’de yaşamını yitirenler için bıraktığını ifade eden Elvan, Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenler ile Uğur kaymaz ve Ceylan Önkol için de çiçek bıraktığını belirtti.

    “GEZİNİN YALANLA KİRLETİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Anmada daha sonra konuşan avukat Can Atalay, “Biz bu topraklarda emeğiyle geçinen tüm insanların, Gezi’de ayağa kalkan, boyun eğmeyen bütün milyonların umudunu bugünden yarına taşımak kararlığında olduğumuzun sözünü veriyoruz. Biz bugün burada Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz’ın, Ümraniye’de 1 Mayıs Mahallesi’nde Mehmet’in, Ankara’da Ethem’in, Fırat’ın öte yanında Medeni’nin umudunu ve mücadelelerini yarına taşıyacağımızın sözünü veriyoruz” dedi.

    Elvan ailesinin 6 yıldır bütün hırsızlığa, her türden ahlaksızlığa karşı direndiğini belirten Atalay, “Zaman zaman dudaklarını ısırarak, zaman zaman bağırarak direnen bu insanlar adalete açlar. Biz adalete açız. Hikaye dinlemek istemiyoruz. 6 yıl aradan sonra Gezi’nin bin bir türlü yalanla kirletilmesine izin vermeyeceğiz. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Biz Elvan ailesi, Korkmaz ailesi, tüm ailelerimizle birlikte adalete açız. Adalet istiyoruz ve adaleti alacağız” diye konuştu.

     “GEZİ HALKTI, EMEKTİ, SU VE ADALETTİ”

    Daha sonra söz alan baba Sami Elvan da, üstündeki Taksim Dayanışması formasını göstererek,  “Bu formayı onurla taşıyacağımı söyleyebilirim” dedi.  Elvan, “Gezi bir halktı, ekmekti, su ve adaletti. Ne ararsanız o vardı. Benim çocuğum ve onun gibileri bu yolda bedenlerini kaybetti. Ben burada bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Berkin Elvan sadece benim çocuğum değil, hepinizin çocuğudur” diye konuştu.

    Oğlu Berkin’in yaşadığını söyleyen baba Elvan, “Benim oğlum yaşamasaydı unuturduk ve bu insanların hepsi de unuturdu. Ben bugün her yerde herkesin Berkin Elvan’ı tanıdığını görüyorum. Verdiğimiz mücadeleden geri dönmeyeceğiz. Çocuklarımızın hak, adalet, ekmek mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğiz. Nerede bir hukuksuzluk ve adaletsizlik varsa karşı çıkacağız” ifadelerini kullandı.

    “5 YIL OLDU”

    Avukat Çiğdem Akbulut da, “5 sene oldu. Berkin’i bugün kaybettik. Geçen yıl itibarıyla anmaya geldiğimizde bizi aramaya başladılar. Daha önce böyle bir şey yaşamıyorduk. Berkin öldüğü günden beri hukuki mücadelesini veriyor ailesi. Çocuğu için hiçbir zaman adalet aramaktan vazgeçmediler. Hiçbir tehdit ve baskıdan da korkmadı. Bu ülkenin o zamanki başbakanı Gülsüm Elvan’ı meydanlarda yuhalattığında da Gülsüm Elvan geri durmadı. Kız kardeşi sokakta kaçırılarak gözaltına alınmaya çalışıldığında da ailesi bu mücadeleden kaçmadı. Bugün hala bu mezarın girişinde bize dayatılan arama, bu tacizin devamıdır. Bu da bizi korkutmayacak ve mücadeleden vazgeçmemizi sağlamayacak” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından anma sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan ölümünün 5. yılında mezarı başında anılacak

    Berkin Elvan ölümünün 5. yılında mezarı başında anılacak

    PİRHA- Gezi Direnişi sırasında polis tarafından başından vurularak öldürülen Berkin Elvan bugün Feriköy’de bulunan mezarı başında anılacak.

    Gezi Direnişi sırasında Okmeydanı’ndaki evinden ekmek almaya çıkarken 16 Haziran 2013’te polis tarafından başından vurularak komaya giren ve 269 gün sonra hastanede yaşamını yitiren Berkin Elvan, ölümünün 5. yılında bugün saat 14.00’te Şişli’de bulunan Feriköy Mezarlığı’nda anılacak.

    Elvan, 11 Mart 2014’te 16 kiloya düşerek yaşamını yitirmişti. Elvan’ın ölümünün ardından Okmeydanı’ndaki cemevinde, yüzbinlerce kişinin katıldığı bir cenaze töreni düzenlenmiş, yaklaşık beş saatlik bir yürüyüşün ardından Elvan Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verilmişti.

    Elvan ailesi ve Taksim Dayanışması, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Umudun çocuğu Berkin’imizi yitireli tam 5 yıl oldu. Berkin Elvan Ailesi ve Taksim Dayanışması olarak 11 Mart Pazartesi (bugün) günü saat 14.00’te Feriköy Mezarlığı’nda Berkin’imizi anıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bilirkişi heyeti belirledi: Berkin Elvan’ı vuran polis Fatih Dalgalı

    Bilirkişi heyeti belirledi: Berkin Elvan’ı vuran polis Fatih Dalgalı

    PİRHA -Berkin Elvan katillerinin yargılandığı davanın 10. duruşması bugün görüldü. Özel teknik bilirkişi heyetinin İstanbul 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği raporda, Berkin Elvan’ın vuran polis Fatih Dalgalı olduğu kesinleşti.

    Berkin Elvan, Gezi Direnişi’nin 20. gününde polisin attığı gaz fişeği ile katledilmişti. Elvan’ın katillerinin yargılandığı davanın 10. duruşması bugün görüldü.

    Adli Tıp Kurumu’nun ısrarla inceleme yapmaması üzerine Berkin Elvan’ın vurulma anına ait görüntüler özel teknik bilirkişi heyetine gönderildiği ortaya çıktı. Davanın bugün görülen 9’uncu duruşması öncesi İstanbul 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyasına gelen teknik bilirkişi raporuna göre sanık Fatih Dalgalı, Berkin’i vuran polis olduğu kesinleşti.

    Berkin Elvan dosyasında sanık polis Fatih Dalgalı’nın tutuklu yargılanması talebi yine reddedildi. Dava 27 Şubat’a ertelendi.

  • Berkin Elvan davasında tanık polisler: Tanımıyoruz, hatırlamıyoruz, bilmiyoruz-VİDEO

    Berkin Elvan davasında tanık polisler: Tanımıyoruz, hatırlamıyoruz, bilmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülen Berkin Elvan davasının görüldüğü 9. duruşmaya polislerin çelişkili ifadeleri damga vurdu. Elvan’ın avukatları, tanıkların yalan beyanda bulunduklarını belirterek, İçişleri Bakanlığı’nın delilleri kararttığını ifade etti. Duruşma 23 Ocak’a ertelendi.  

    Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin açtığı ateş sonucu vurulan ve 269 gün komada kalmasının ardından yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın davasının duruşması İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dava 23 Ocak 2019’a ertelendi.

    Çağlayan Adliyesi’nde görülen 9. duruşmaya HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Oya Ersoy, Dilşad Canbaz, Elvan ailesi, cumartesi anneleri, insan hakları savunucuları ile çok sayıda kişi katıldı.

    Geçtiğimiz duruşmada bilirkişi raporunun yenilenmesi talep edilmişti, fakat raporun yetişemediği ifade edildi.

    Toplamda 9 tanık polisin dinlendiği duruşmaya 5 tanık SEGBİS ile bağlandı.

    İlk olarak ifadesi alınan o dönemde çevik kuvvet polisi olarak görev yapan tanık polis Davut Arslan, o gün Taksim’de görev yaptığını söyledi. Arslan, “Gezi parkının boşaltılmasında olaylara müdahale ettik. O gün sabaha kadar oradaydık. O gün Okmeydanı tarafına kesinlikle geçmedim.” dedi.

    Sanık Fatih Dalgalı‘yı tanımadığını iddia eden tanık Davut Arslan’a olay günü görüntüleri izletildi.

    2013 yılında sanık polis Fatih Dalgalı’yla aynı birimde Çevik Kuvvet olarak görev yapan İsmail Saltuk da, Dalgalı’yı tanımadığını ve hiçbir şey hatırlamadığını söyledi.

    ANNE ELVAN SALONU TERK ETTİ

    Tanığın hatırlamadığını öne sürmesine öfkelenen Gülsüm Elvan, “Yalan söylüyorsunuz katiller” diyerek salonu terk etti.

    Baba Sami Elvan da “1986’da bir yıl tekstil firmasında çalıştım. Size en az 10 kişinin isimlerini sayabilirim. Hiçbiri ile karşılaşmadım. Bu kardeşimiz sizin yüzünüze bakarak milletin gözü önünde yalan söylüyor. Yanında çalışan arkadaşını tanımadığını söylüyor. İnsanları kandırmayalım 8. duruşmadır. Bizi bir kere daha mezara sokmayın. Görüntüler izletilerek bilinçli olarak yalan söylüyorlar. O zaman biz gelmeyelim mahkemeye. Sizin göreviniz adalet dağıtmak. Ben adalete açım aç” diyerek tepki gösterdi.

    AVUKAT ATALAY: YALAN BEYANDA BULUNAN TANIKLAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMALI

    Tanık Sertaç Hardal, olaylar sırasında Okmeydanı’nda grup şefi olduğunu söyledi. Fatih Dalgalı’yı simayen tanıdığını söyleyen Hardal, “Grubumla o gün gezi parkı çevresine gittim. Ben akşam üzeri Halasgargazi caddesi üzerinde Merter bölgesine gittim. Gruptaki zetci polisi hatırlamıyorum.” dedi.

    Görüntülerin izletildiği Hardal, fotoğraftaki kişi net olmadığından çıkaramadığını iddia etti.

    Elvan ailesinin avukatı Can Atalay araya girerek, “Yemini tahtında soruyoruz. Ona uygun ifade vermesi gerekiyor tanığın. Bu tanık ile ilgili de suç duyurusunda bulunulması gerekir” diyerek tepki gösterdi.

    SANIK FATİH İÇİN ‘ABİ’ İFADESİ KULLANDI

    Tanık Taner Girik de şu an Mardin İl Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapıyor. Girik’in Fatih Dalgalı için sürekli ‘abi’ demesi dikkat çekti. Girik beyanında şu ifadelere yer verdi:

    “Birlikte çalıştığım için tanıyorum Dalgalı’yı. Bu olay ile ilgili çevik kuvvette ifadem alınmıştı. Abimiz hakkında ifade vermiş olabiliriz. Bu grupta 3 yıl çalıştım. Gezi olayları olduğunda birlikteydim. Gezi olaylarından sonra farklı gruplara dağıtıldık. Okmeydanı’nda sokakların içine pek girmedik. Olayın olduğu yerle 300 metre var. Genelde de grupla beraberdik. Grubun zetçisi Fatih abi idi. Grup amirimiz ise Yusuf Uyanık. Tek zetçi fatih abiydi. Ve grup dağılmıyordu. Fatih abi genelde bizim yanımızdaydı.”

    İzlediğinde görüntülerde ise ‘abi’ dediği Fatih Dalgalı’yı benzetemediğini söyleyen Girik, “Fatih abi genelde bizim yanımızdaydı.” dedi.

    ÇELİŞKİLİ İFADELER YER ALDI

    Murat Yavuz da, aynı grupta 1-2 ay çalıştığını söylediği Fatih Dalgalı’yı önce ‘tanımıyorum’ sonra ‘simayen görsem tanırım’ diyerek çelişkili ifadeler kullandı. Yavuz, “Dalgalı’yı hatırlamıyorum. Çevik kuvvete 2011’de başladım. 2013’de hatırlamıyorum. Kalkancıydım. Grubun gazcısını tanımıyorum” dedi. “Aynı grupta çalışmışsın hiç görmedin mi?” sorusuna Yavuz, “Görsem simayen tanıyabilirim. Onlar hemen çevik kuvvetten çıktılar” ifadelerini kullandı. Görüntüler izletildi. Üniforma ile daha farklıydı. Fotoğraflara bakan Yavuz, “Tanıdığıma emin değilim” dedi. SESGİS ile gösterilince de tanımadığını ifade etti.

    TANIK UYANIK, SORULARI YANITSIZ BIRAKTI

    SESBİG ile duruşmaya katılan tanık Yusuf Uyanık ise şu an Antep İslahiye de görev yapıyor.

    Konuyla ilgili ilk defa ifade veren Uyanık, Fatih Dalgalı ile 5-6 ay beraber çalıştığını söyledi. Olaylar sırasında grup şefi olarak çalışan Uyanık, “Grup komiserinden emir alıyorduk. Kimdi hatırlamıyorum. Dalgalı’nın grupta birlikte çalışıyorduk. Tam olarak görevini hatırlamıyorum. O tarihlerde aralıksız çalıştığımızı kimle nerede çalıştığımızı hatırlamıyorum. Okmeydanı bölgesinde de görev yapmış olabiliriz ama hatırlamıyorum.”

    Uyanık, avukatların tüm sorularına rağmen, o gün grubun zetçisi kimdi, o günün şartları neyi gerektirdi, verilen emir ve kimin verdiğine dair hiçbir şey hatırlamadığını söyledi.

    Görüntülerin izletilmediğini söyleyen Uyanık’ın sözleri üzerine Elvan’ın avukatı, yalan tanıklık edildiğini vurgulayarak tepki gösterdi.

    Tanık Ferdi Baykal, Ali Çiçek, Mehmet Akif Yıldız da beyanlarında, ‘Tanımıyorum’ ifadelerini kullandı.

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI DELİLERİ KARARTIYOR”

    Tanık beyanlarının ardından Berkin Elvan’ın avukatları savunma yaptı.

    Avukat Can Atalay, SEGBIS sistemiyle davanın yürütülemeyeceğini söyledi. İçişleri Başkanlığı’nın açık bir şekilde delil kararttığını belirten Atalay, “Tanık polislerden biri Fatih Dalgalı’nin 300 metre sokağın içine girdiğini itiraf etti. Demek ki Dalgalı çocuğu açık bir şekilde vurmuştur. Polisler Dalgalı’ya abi diye sesleniyor. Bunun için savcılık soruşturması açacak mı? Abi diye sesleniyor ama ifadesinde tanımadığını ve hatırlamadığını belirtiyor. İçişleri Bakanlığı, kapalı spor salonunda polislere görüntüleri izlettiriyor. Tanık polislerden Yusuf Uyanık  bunu beyan ediyor ancak bu dosya mahkemede yok yani İçişleri Bakanlığı bu dosyayı mahkemeye göndermedi ve delili gizledi. 5 senedir bir katil elini kolunu sallayarak geziyor. Bunu hukuken kabul etmemiz mümkün değil. Taş olsa böyle bir adaletsizliğe çatlar” ifadelerini kullandı.

    “TANIK POLİSLER BİRBİRLERİNİ DE YALANLIYORLAR”

    Avukat Çiğdem Akbulut şu ifadeleri kullandı:

    “Devletin katilleri koruduğunu bir kez daha gördük. Bütün duruşmaların başından bu yana ifade veren tanık polis memurları görüntüleri yalanlamaları dışında birbirlerini de yalanlıyorlar.

    Tanıklar saklıyor, çelişen ifadeler ile yalan söylüyorlar. Görüntülere güvenmek bilimsel rapor istiyoruz. ATK raporumuzu düzenlemiyor. Tübitak 5 yıl oldu göndermedi. Biz ne yapalım. Her celsede yalanlar söyleniyor. Bu kadar açıkken yalan söylediği bu sanığın tutuklanması talebinden vazgeçmeyeceğiz. Dosyanın ulusal kriminal büroya gönderilmesini istiyoruz.”

    Duruşma, dinlenmeyen tanıkların dinlenmesine, Adli Tıp Kurumu ve Ulusal Kriminal Bürodan rapor alınması taleplerinin incelenmesi üzere mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 23 Ocak 2019 saat 10,00’a erteledi.

    “ADALETE AÇIM”

    Duruşma sonrası Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapıldı. Burada konuşan baba Sami Elvan, tanıkların yalan ifade verdiklerini vurgulayarak “Bir kez daha yalan ifadelere tanık olduk. Birlikte çalıştıkları arkadaşlarını tanımıyorlar. Ben adalete açım. Benim gibi milyonlarca insan adalete aç. Ama ben yılmayacağım elimden ne geliyorsa yapacağım” dedi.

    Elvan’ın avukatlarından Can Atalay da siyasi iktidarın İçişleri Bakanlığı yoluyla delil karartmak için her türlü yola başvurduğunu bir kez daha gördüklerini kaydetti. Gezi direnişinin adalete aç olan milyonların kitlesel itirazı olduğunu ifade eden Atalay, bu itirazın aradan 5 yıl geçtikten sonra herhangi bir suç ile ilişkilendirilemeyeceğini vurguladı. İnsanların sadece söyledikleri sözler yüzünden ifadeye çağrıldığını ancak bir kat ve amirlerinin bir tek gün bile tutuklu kalmadığını kaydetti. Atalay, “Gezi bu ülkenin umududur, Berkin de Gezi’nin çocuğudur” dedi.

    “BİR KATİLİN TUTUKLANMAMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Elvan’ın avukatkarından olan Çiğdem Akbulut ise kendilerine getirmeleri için verilen sanık Fatih Dalgalı’nın her celsede tutuklanmasını talep ettiklerini ancak tutuklanmadığına dikkat çekti. Bugün dinlenen tanıkların beyanlarıyla birlikte bir kez daha nasıl yalan söylendiğini gördüklerini ifade eden Akbulut, avukatların karakollarda, adliyelerde davalarını takip ederken tutuklandıklarını dolayısıyla bir katilin tutuklanmamasının kabul edilebilir bir şey olmadığına işaret etti. Devletin amirleriyle, şefleriyle, polis memurlarıyla çizdiği birbirlerini koruyan bu resmin sona ermesini istediklerini belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Berkin Elvan davası başladı

    Berkin Elvan davası başladı

    PİRHA- İstanbul Okmeydanı’nda polisin açtığı ateş sonucu vurulan ve 269 gün komada kalmasının ardından yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın davası İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Anne Elvan tanıkların ifadelerine tepki göstererek salonu terk etti.

    Çağlayan Adliyesi’nde görülen 9. duruşmada HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Oya Ersoy, Dilşad Canbaz, Elvan ailesi ile avukatları, cumartesi anneleri, insan hakları savunucuları ve çok sayıda kişi hazır bulundu. Duruşma tanıkların dinlenmesi ile başladı. Tanıkların, olay gününe dair “Hatırlamıyorum” sözleri üzerine anne Gülsüm Elvan, bu sözleri üzerine, “Yeter ya katiller, yalan ifade veriyorlar. Bu kadar olmaz” diyerek salonu terketti.

    BABA ELVAN: BEN ADALETE AÇIM

    Baba Sami Elvan da, tanıkların ifadelerine tepki göstererek, “86 da bir yıl çalıştım tekstil firmasında. Size en az 10 kişinin isimlerini sayabilirim. Hiçbiri ile karşılaşmadım. Bu kardeşimiz sizin yüzünüze bakarak milletin gözü önünde yalan söylüyorum. Yanında çalışan arkadaşını tanımadığını söylüyor. İnsanları kandırmayalım. 8. duruşmadır. Bizi bir kere bir kere daha mezara sokmayın. Görüntüler izletilerek bilinçli olarak yalan söylüyorlar. O zaman biz gelmeyelim mahkemeye. Sizin göreviniz adalet dağıtmak. Ben adalete açım aç.” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Haziran direnişi günlerinde (16 Haziran 2013) İstanbul Okmeydanı’nda polisin gaz bombası fişeğiyle vurduğu Berkin Elvan 269 gün direndi, 11 Mart 2014 yılında hayatını kaybetti. 12 Mart 2014’te yüz binlerce kişi Berkin’i uğurladı. Berkin Elvan’ın ölümünün üzerinden 4 yıl geçti.

    Katilleri belli olmasına rağmen henüz dava sonuçlanmadı. 4 yıl boyunca başta Berkin Elvan’ın ailesi olmak üzere, avukatların ve toplumsal muhalefetin hukuk mücadelesi sürüyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sami Elvan: Bizim beklediğimiz tek şey katilin tutuklanması-VİDEO

    Sami Elvan: Bizim beklediğimiz tek şey katilin tutuklanması-VİDEO

    PİRHA- Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşma sonrası yaptığı açıklamada bu davadan hiç bir şey beklemediklerini, tek isteklerinin katilin tutuklanması olduğunu söyledi.

    Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan davanın duruşması bugün İstanbul Adliyesi’nde görüldü. Tanık polislerin ifadelerinde olay gününü ‘hatırlamadıklarını’ söylemesi dikkat çekti.

    Polis Mehmet Çelik savunmasında “Şişli emniyetin üst katında çalışıyordum. Olay yerine hiç gitmedim. Orada değildim” dedi. Çelik, duruşmada kendisine izlettirilen kamera görüntülerindeki hiçbir polisi tanımadığını söyledi.

    Tanık polis Ömer Koç ise “O dönem yoğun bir çalışma temposu altındaydık. Hiç istirahat etmeden görevimizi yürüttük. Sürekli mobil halindeydik. Gaz tüfeği kullandığımı hatırlamıyorum” dedi.

    Duruşma, 28 Kasım’a ertelendi.

    Duruşma sonrası adliye dışında basın açıklaması yapıldı. Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, bu davadan hiç bir şey beklemediklerini, tek isteklerinin katilin tutuklanması olduğunu söyledi.

    Elvan, “Bizim beklediğimiz tek şey katilin tutuklanması. Mahkeme bunu reddetti. Biz inanıyoruz bu halk, bizim gibi düşünen insanlar olduğu müddetçe onlar yaptıkları cezayla boğulacak. Sonucu merakla bekliyorum ama ne bekliyorsunuz derseniz hiçbir şey beklemiyorum” dedi.

    “BİZ BERKİN ELVAN’I VURAN FATİH DALGALIYI TEŞHİR ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Avukat Çiğdem Akbulut da Berkin’i vuran polisin Fatih Dalgalı olduğunu söyleyerek, “Her geçen celsede ortaya bir şey çıkıyor. Başından beri Fatih Dalgalı gerçekten Berkin’i vuran polisin kendisi. Her celsede başka bir şey söylüyor. Hiç Okmeydanı’nın ara sokaklarına girmedim diyor. Ama telefon kayıtları ve görüntüler bize öyle söylemiyor. Jandarma kriminal raporunun söylediği gibi Berkin Elvan’ı vuran Fatih Dalgalı‘nın kendisi. Belki de kendisini hiç tutuklamayacaklar. Ama biz teşhir etmeye devam edeceğiz. Talimatı devletten aldığını ve devletin onu koruduğunu teşhis etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL   

  • Berkin Elvan davası ertelendi; tanık polisler yine hiç bir şey hatırlamadı

    Berkin Elvan davası ertelendi; tanık polisler yine hiç bir şey hatırlamadı

    Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan davanın duruşması bugün İstanbul Adliyesi’nde görüldü. Tanık polislerin ifadelerinde olay gününü ‘hatırlamadıklarını’ söylemesi dikkat çekti.

    Gezi eylemleri sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı biber gazı fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın davası İstanbul Adliyesi’nde bugün devam etti.  Duruşmada olay günü Okmeydanı’nda görev yapan ZET denilen gaz kapsülü atan tüfeği kullanan polisler tanık olarak dinlendi.

    Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre tanık olarak ifadeleri alınan polis memurları olay günüyle ilgili ‘hiçbir şey’ hatırlamadıklarını belirtti.

    Polis Mehmet Çelik savunmasında “Şişli emniyetin üst katında çalışıyordum. Olay yerine hiç gitmedim. Orada değildim” dedi. Çelik, duruşmada kendisine izlettirilen kamera görüntülerindeki hiçbir polisi tanımadığını söyledi.

    Tanık polis Ömer Koç ise “O dönem yoğun bir çalışma temposu altındaydık. Hiç istirahat etmeden görevimizi yürüttük. Sürekli mobil halindeydik. Gaz tüfeği kullandığımı hatırlamıyorum” dedi.

    Duruşma, 28 Kasım’a ertelendi.

    NE OLMUŞTU?

    10 Mayıs’ta görülen duruşmada tanıklar dinlenmiş, olay anındaki ve sonrasındaki görüntülerin incelenmesi için görüntüler İstanbul Jandarma Kriminal’e gönderilmişti. Görüntülerdeki kişinin yüzde 70’in üzerinde Polis Fatih Dalgalı olduğunun tespit edildiği duruşmada sanık hakkındaki tutuklama talebini mahkeme reddetmişti.

    Gezi Parkı eylemlerinin sürdüğü günlerde Okmeydanı’ndaki evinden ekmek almak için dışarı çıktığı sırada polisin attığı gaz fişeğiyle başından yaralanan Berkin Elvan, 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybetmişti. (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan davasının duruşmasına bugün Çağlayan Adliyesi’nde devam edilecek

    Berkin Elvan davasının duruşmasına bugün Çağlayan Adliyesi’nde devam edilecek

    PİRHA- Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin davanın duruşması görülecek. Olay günü Okmeydanı’nda görev yapan ZET’çi polislerin tanık olarak dinlenmesi bekleniyor. Duruşma Çağlayan Adliyesi’nde saat 10.00’da başlayacak. 

    Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan davanın duruşmasına bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    10 Mayıs 2018’de görülen duruşmada, tanıklar dinlenmişti. Duruşma 19 Eylül’e ertelenirken yüzde 70’in üzerinde suçlu olan Polis Fatih Dalgalı hakkındaki tutuklama talebini mahkeme reddetmişti.

    Dava kapsamında “Olası kastla öldürmek” suçundan yargılanan ve halen Van İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olan sanık polis Fatih Dalgalı duruşmaya, Van 2. Sulh Ceza Hakimliği’nden SEGBİS ile katılmıştı.

    Duruşmada tanık ifadeleri alınmıştı. Tanık olarak dinlenen ilk isim Okmeydanı Hastanesi’nde memur olan Cahit Turan’dı. Turan, hastanede emanet bölümünde çalıştığını, Berkin Elvan’ı görmediğini, hemşireden eşyalarını teslim aldığını ve teslim aldığı eşyalar arasında 4 adet torpil bulunduğunu beyan etmişti.

    Gezi eylemleri sırasında TOMA şoförü olan polis memuru Eray Yıldırım ile Van Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru Mehmet Yaşamış da tanık olarak dinlenmişti. Her iki tanık da olay günü orada olmadıklarını ve görüntüler net olmadığı için sanık Fatih Dalgalı’yı teşhis edemediklerini ifade etmişlerdi.

    Gezi eylemleri sırasında ZET tüfeği kullanan polis memuru Ali Keleş ise olayın olduğu gün Okmeydanı’nda olduğunu ve Gezi eylemleri süresince ZET tüfeği kullandığını anlatmıştı. Keleş de sanık Dalgalı’yı tanımadığını öne sürmüştü. Tanık olarak dinlenen Keleş olay günü Okmeydanı’da olmasına rağmen, Berkin Elvan’ın vurulduğunu haberlerden öğrendiğini belirtmişti.

    Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapan Emin Yıldız da SEGBİS ile bağlandığı duruşmada tanık olarak dinlenmişti.

    Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin davada olay anındaki ve sonrasındaki görüntülerin incelenmesi için görüntüler İstanbul Jandarma Kriminal’e gönderilmişti. Raporda, görüntülerde kişinin yüzde 70’in üzerinde Fatih Dalgalı olduğunun tespit edildiği belirtildi.

    Tanık ifadelerinin ardından Elvan ailesi avukatları, sanık polis Fatih Dalgalı’nın tutuklanmasını talep etmişti ancak mahkeme, sanığın yaptığı görev itibarıyla kaçma şüphesinin bulunmadığını göz önünde bulundurarak tutuklama talebinin reddine karar vermişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Taksim Dayanışması: Gezi’den umut doğdu, karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    Taksim Dayanışması: Gezi’den umut doğdu, karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    PİRHA-Gezi direnişinin 5. yıl dönümünde açıklama yapan Taksim Dayanışması, “Gezi’den umut, dayanışma, bir arada yaşama arzusu, kardeşlik, paylaşmak, kararlılık, irade ve sevgi doğdu… Gezi 5 yaşında. Karanlık gider, Gezi kalır” denildi.

    Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’nı yıkıp yerine Topçu Kışlası yapmak isteyen AKP hükümetine karşı 15 Şubat 2012’de 68 bileşenin bir araya gelerek oluşturduğu Taksim Dayanışması, Gezi Parkı eylemlerinin beşinci yılında açıklama yaptı.

    “Gezi 5 yaşında! Karanlık gider #Gezi Kalır!” şiarıyla gerçekleşen açıklamada, 31 Haziran saat 19.00’da Gezi Parkı’ndaki anma etkinliğine çağrı yapıldı. Açıklamaya Taksim Dayanışması ve bileşenlerinin yanı sıra HDP İstanbul Milletvekili Adayı Ahmet Şık, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı biber gazı fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, EMEP İl Başkanı Sema Barbaros da katıldı.

    “ETKİN BİR YARGILAMA GERÇEKLEŞTİRİLEMEDİ”

    Gezi davalarıyla ilgili bilgi veren Avukat Yalçın Deniz Özen, Gezi’de yaşanan polis şiddetinin sorumlularından hesap sorulmadığını ve etkin bir yargılama gerçekleştirilmediğini kaydetti.

    Özen şunları belirtti:

    “Antakya’da öldürülen Ahmet Atakan için henüz bir dava bile açılmadı. Ahmet Atakan’ın ölüm nedeni hukuken belirlenemedi ve soruşturma dosyası hala bir davaya dönüşmüş değil.

    Mehmet Ayvalıtaş‘ın ölümü sanki basit bir trafik kazasıymış gibi geçiştirilmek isteniyor ve ‘Maktul kendi ölümünden kendisi sorumludur’ diyen bilirkişi raporuna inanmamız bekleniyor.

     Ali İsmail Korkmaz davasında cezalandırılan sanıklar bile takribi indirim nedenleri uygulanarak cezaları hafifletildi ve bir çoğu hala serbest.

    Ethem Sarısülük dosyasında, Ethem Sarısülük’ü silahla vuran polis memuru yalnızca 10 bin yüz lira para cezası aldı.

    Medeni Yıldırım‘ı vuran asker merminin hangi silahtan çıktığı belirlenmediği gerekçesiyle beraat etti. Emri verdiği düşünülen karakol komutanı ve jandarma özel harekat tim komutanı hakkında henüz bir dava açılmadı, takipsizlik kararları verildi.

    Abdullah Cömert’i vuran sanık polis hakkında olası kast ile öldürmeden 13 yıl ceza verilmişti ancak buna rağmen sanık tutuklanmamıştı. Yeni bir gelişmeyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından cezanın fazla bulunduğu, olası kast ile değil taksirle öldürmeden ceza verilmesi gerektiğine dair bir talep geldi.

    Berkin Elvan dosyası Berkin’in vurulmasından üç buçuk yıl sonra ancak açılabildi ve davanın tek bir sanığı var Berkin’i vuran polis memuru. Bu sanığa talimat veren amirler hakkında takipsizlik kararı verildi. Bu sanığın birlikte hareket ettiği polis memurları hakkında takipsizlik kararları verilmiş, yalnızca tanık olarak dosyada dinlenebiliyorlar ve tanıklıklarını da gördük; bütün tanıklıklar ‘Bilmiyorum, görmedim, hatırlamıyorum’ üzerine kurulmuş durumda. Bu da dosyadaki delil karartma çabasını yoğun bir biçimde baskın olduğunu ortaya koyuyor. Öte yandan sanığın avukatlarının Emniyet Genel Müdürülüğü tarafından görevlendirildiğini kendilerinde biliyoruz. Bu da delil karartma çabasının bir başka sonucu olarak karşımızda.”

    “DAVALARI TAKİP EDENLER HER ŞEHİRDE SIKINTILARLA KARŞILAŞTILAR”

    Gezi Şehitleri ve Gazileri Platformu adına Gezi direnişi sırasında gözünden vurulan Volkan Kesanbilici konuştu.

    Aileler ve davayı takip eden gönüllülerin yargılama sürecinde yaşadıkları zorlukları anlatan Kesanbilici, birçok davanın güvenlik gerekçesiyle başka şehirlere taşındığına dikkat çekerek “Her bir kaçırılan dava için aileler yüzlerce kilometre yol yaparken, sanıklar duruşmalara oldukları yerden SEGBİS ile bağlandı. Davaları takip eden gönüllüler her şehirde ayrı sıkıntılarla karşılaştılar kimi zaman mahkeme salonlarına dahi giremediğimiz duruşmalar oldu” dedi.

    “GÖRÜNTÜ YOKSA DAVAYA DÖNÜŞEMEZ MANTIĞINI KABUL ETMİYORUZ”

    Gezi direnişi sırasında yaralananların ceza davalarının açılmadığını vurgulayan Kesanbilici, “Kendi davamdan örnek verecek olursam, gözümden vurulduktan sonra CHP Milletvekili İlhan Cihaner, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’e cevaplaması için soru önergesi vermişti. Bakan, envanterlerinde böyle bir plastik mermi olmadığını söylemişti. İçişleri Bakanı envanterinde ne olduğunu bilmiyor. Soruşturma dosyalarımızın davaya dönüşmesi için sanıklara ihtiyaç vardı ama İçişleri Bakanlığı, Emniyet ve devlet hangi saatte, nerede, hangi polis, TOMA görevli bilmiyor. Avukatlar 5 yıl boyunca buna cevap bulamadı. Polislerin durumu daha fena. Biz sabah ne yediğini unutanları ayıplarken polisler yedikleri en büyük haltı, yanlarındaki arkadaşlarının, hangi silahı kullandıklarını hatırlamıyor. En ufak bir suçta işe yarayan MOBESE kameraları bizler için çalışmıyor. TOMA ve akreplerin de görüntüsünü alamadık. Adaletin tarihi görüntü kaydedici cihazlardan eski. Görüntü yoksa davaya dönüşemez mantığını kabul etmiyoruz. Görüntü yokken de adalet, hukuk vardı” şeklinde konuştu.

    TAZMİNAT DAVALARINDAKİ CEZASIZLIK

    Kesanbilici tazminat davalarında da aynı cezasızlık örneklerinin yaşandığına dikkat çekerek, “Tazminat davası açabilmek için harç yatırmak gerekiyordu. Hakan Barış Yaman ve Mustafa Halit Tombul bu yüzden tazminat davası açamamış. Açılan davalarda ise yargı, iktidarın tutumunu bekledi, karar vermekten kaçındı. Benim davamda alınan 2 olumlu karardan sonra heyet sürüldü. Daha sonra gelen heyet de tazminat davasını reddetti. Gerekçe ise yasadışı protestolara katılmaktı. Yasa dışı kısmını kabul etmiyoruz. Hukukun ve adaletin üstünlüğünü savunan insanlardı Gezi direnişçileri. Protestoların yasa dışı olmadığı tescillenmiştir hukuktan böyle bir karar çıkmamıştır. Buna rağmen böyle bir gerekçe gösterilmesi yargının gerçeği saptırmasıdır. İktidar baskısının ardına saklanma lüksü olmayan yargıya, simit satın onurlu yaşayın diyoruz.” diye konuştu.

    Direnişlerde bedel ödeyen insanlara sahip çıkılması gerektiğinin önemine vurgu yapan Kesanbilici, “Gezi anmaları yenilgi gibi geçsin istemiyoruz. Yenilgi bize ait değil. Coşku, dayanışma ve umuttur ortada olan. Yıl dönümlerini bu şekilde yaşayıp coşkuyu gelecek nesillere taşıyalım.” dedi.

    “İKTİDARIN EN BÜYÜK KABUSU OLMAYI SÜRDÜRÜYOR”

    “Karanlık gider, Gezi kalır!” başlıklı açıklamayı Taksim Dayanışması adına Mimar Mücella Yapıcı okudu. 27 Mayıs 2013’te yıkım için Gezi Parkı’na girilmesi ile ülkenin dört bir yanında direniş başladığını hatırlatan Yapıcı, “Milyonlarca yurttaşın güzel bir geleceğe dair umudunu yeşerten Gezi Direnişi, en zor zamanlarımızda dahi bizlere yaşam enerjisi olurken iktidarının devamı uğruna bütün insani değerleri yok etmeye çalışan siyasi iktidarın bir türlü unutamadığı en büyük kabusu olmayı sürdürüyor” dedi. 70 binden fazla öğrencinin, 140’tan fazla gazetecinin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve on binlerce siyasinin tutuklu olduğunu anımsatan Yapıcı, “Demokrasiden, hukuktan, adaletten, insanlıktan, barıştan ve doğadan yana her türlü sesin giderek artan baskı ve şiddetle kısılmaya çalışıldığı 2018 yılının Mayıs ayında her şeye rağmen yaşamın sesi gürleşmeye başlıyor ve bir umut iklimi ülkemizi sarıyorsa bu dayanışmamızın ve direnişimizin gücünden ve haklılığındandır” diye konuştu.

    “KARANLIK GİDER GEZİ KALIR”

    Gezi eylemleri sırasında 36 kişinin gözlerini yitirdiğini, binlerce insanın yaralandığını ve onlarca kişinin sonsuzluğa uğurlandığını anımsatan Yapıcı şöyle devam etti:

    “Onlar bize Gezi’yi emanet ettiler. Gezi’den umut, dayanışma, bir arada yaşama arzusu, kardeşlik, paylaşmak, kararlılık, irade ve sevgi doğdu” dedi. Gezi’nin taleplerine sahip çıkmak için 31 Mayıs saat 19.00’da Gezi Parkı’na çağrı yapan Yapıcı, “Bulunduğunuz her yerde bir slogan söyleyin, bir döviz yazıp resmini çekin, paylaşın; bir ağaca çaput bağlayın; parklara çıkın, forum yapın, sohbet edin, şarkılarımızı söyleyin. Gezi bulunduğumuz her yerde. Çünkü biliyoruz ki, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım, Ahmet Atakan, Hasan Ferit Gedik, Ethem Sarısülük, Berkin Elvan ve Mehmet İstif hala bize bakıyor. Karanlık gider, Gezi kalır!” (HABER MERKEZİ)

  • Muharrem İnce: Roboski’de emri vereni bulacağım

    Muharrem İnce: Roboski’de emri vereni bulacağım

    CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, atanamayan öğretmenler ve Hakkari’deki mitingine ilişkin açıklamalarda bulundu. Roboski’de 34 köylünün öldürülmesine ilişkin de konuşan İnce, “Kürt çocuklarına kaçakçı dediniz. Cumhurbaşkanı olunca o bombayı atma emrini kimin verdiğini bulamayacağımı mı sanıyorsunuz?” dedi.

    CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Roboski’de 34 köylünün savaş uçakları bombalanmasına ilişkin ’emri veren kişiyi bulacağını’ söyledi. İnce, “Cumhurbaşkanı olunca o bombayı atma emrini kimin verdiğini bulamayacağımı mı sanıyorsunuz” dedi.

    “BOMBALARLA VURULMUŞ KÜRT ÇOCUKLARINA KAÇAKÇI DEDİNİZ”

    Muharrem İnce dün akşam Halk Tv’de açıklamalarda bulundu. Atanamayan öğretmenler, Gezi eylemleri sırasında hayatını kaybedenler ve Hakkari’deki mitingi hakkında konuşan İnce, 28 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı sınır Roboski köyünde 34 kişinin savaş uçakları tarafından bombalanmasıyla ilgili, “12 yaşında bombalarla vurulmuş Kürt çocuklarına kaçakçı dediniz. Cumhurbaşkanı olunca o bombayı atma emrini kimin verdiğini bulamayacağımı mı sanıyorsunuz?” dedi.

    “ALEVİ DİYE YUHALATAMAYACAKSIN”

    İstanbul’da Gezi eylemleri sırasında yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın annesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yuhalatılmasını da hatırlatan İnce, “15 yaşında toprağa girmiş çocuğun annesini Alevi diye yuhalatamayacaksın” diye konuştu.

    İnce, geçtiğimiz günlerde Hakkari’de yapmış olduğu mitingin de kendisini çok etkilediğini söyledi. İnce şöyle devam etti: “Şehir turu yaparken el sallamalarına baktım. Yalova’da miting yaptık 10 kişi el sallamadı. Hakkari’de herkes bana el salladı. Bir de bana şunu dediler: Bugün Rize’de yaşayanların söylediği şey şu; 1977’deki Ecevit havası hissediyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı adayı olarak, ‘pislik, tezek’ gibi şeylerin konuşulmasını istemediğini söyleyen İnce, “Gelsinler projelerimizi konuşalım. Adama şunu söylerler: Testinin içinde ne varsa ağzından o çıkar” diyerek atanamayan öğretmenler ile ilgili olarak da, “350 bin atanamayan öğretmen var. Hâlâ daha birleştirilmiş sınıflar var Türkiye’de. Sabahçı-öğlenci öğrenciler var. Öğretmenlerimiz işsiz, öğrencilerimiz öğretmensiz. Türkiye eğitimini halletmeden hiçbir şeyi halledemez. Terörü bitiremez, fakirleşir” açıklamasında bulundu.

    İnce, cumhurbaşkanı olması halinde bir öğretmen cumhurbaşkanı olarak sözleşmeli öğretmenliğin ve performans değerlendirmesinin kaldırılacağını kaydetti: “24 Haziran’da meslektaşlarım bir performans değerlendirmesi yapsın.” (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan duruşmasında sanık avukatından Anne Gülsüm Elvan’a hakaret

    Berkin Elvan duruşmasında sanık avukatından Anne Gülsüm Elvan’a hakaret

    Gezi eylemlerinde polisin attığı gaz fişeğiyle yaşamını yitiren Berkin Elvan davasında sanık polisin avukatları Anne Gülsüm Elvan’a hakaret etti.

    Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan dava görüldü. Duruşmada tanıklar dinlendi. Tanıkların dinlenmesinden sonra “Çocuk katilleri” diye bağıran anne Gülsüm Elvan’a sanık polisin avukatları, “Her seferinde bunu mu dinleyeceğiz” diye çıkıştı.

    Gezi eylemleri sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polisin attığı biber gazı fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan davanın duruşması, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dava kapsamında “Olası kastla öldürmek” suçundan yargılanan ve halen Van İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olan sanık polis Fatih Dalgalı duruşmaya, Van 2. Sulh Ceza Hakimliği’nden SEGBİS ile katıldı. Elvan ailesi ve avukatlarının hazır bulunduğu duruşmayı Gezi Şehit, Gazi ve Aileleri Platformu, Taksim Dayanışması ve Cumartesi Anneleri gibi demokratik kitle örgütü temsilcileri ile HDP Milletvekili Hüda Kaya, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve Ethem Sarısülük’ün abisi İkrar Sarısülük’ün de aralarında olduğu çok sayıda kişi izledi.

    TANIKLAR GÖRMEMİŞ, DUYMAMIŞ, BİLMİYOR

    Duruşma tanık ifadeleri ile başladı. Tanık olarak dinlenen ilk isim Okmeydanı Hastanesi’nde memur olan Cahit Turan’dı. Turan, hastanede emanet bölümünde çalıştığını, Berkin Elvan’ı görmediğini, hemşireden eşyalarını teslim aldığını ve teslim aldığı eşyalar arasında 4 adet torpil bulunduğunu beyan etti. Gezi eylemleri sırasında TOMA şoförü olan polis memuru Eray Yıldırım ile Van Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru Mehmet Yaşamış da tanık olarak dinlendi. Her iki tanık da olay günü orada olmadıklarını ve görüntüler net olmadığı için sanık Fatih Dalgalı’yı teşhis edemediklerini ifade ettiler.

    Daha sonra Gezi eylemleri sırasında ZET tüfeği kullanan polis memuru Ali Keleş’in tanık ifadesine geçildi. Olayın olduğu gün Okmeydanı’nda olduğunu ve Gezi eylemleri süresince ZET tüfeği kullandığını anlatan Keleş de sanık Dalgalı’yı tanımadığını öne sürdü. Tanık olarak dinlenen Keleş olay günü Okmeydanı’da olmasına rağmen, Berkin Elvan’ın vurulduğunu haberlerden öğrendiğini söyledi. Elvan ailesinin avukatlarından Can Atalay tanığa, “Olay gününden 1 gün önce ya da sonra ZET silahı taşıdığınız doğru mu?” diye sordu. Tanık doğru olduğunu söyledi. Atalay tanığa ZET ile nasıl ateş ettiklerini sordu. Tanık polis Keleş, “45 derece açıyla atıyoruz yerden ya da havadan mesafeye göre değişir” cevabını verdi. Tanığın sorgusu sırasında baba Sami Elvan elindeki su şişesini yere atarak duruşma salonundan dışarı çıktı.

    AYNI EKİPTE ÇALIŞMIŞ AMA GÖREVİNİ BİLMİYOR

    Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapan Emin Yıldız da SEGBİS ile bağlandığı duruşmada tanık olarak dinlendi. Yıldız, Gezi eylemleri sırasında kalkan personeli olduğunu ve ZET kullanma sertifikası olmadığını kaydetti. Yıldız, sanık Fatih Dalgalı ile aynı ekipte çalıştığını ancak ne görev yaptığını bilmediğini anlattı. Mahkeme başkanı Canel Rüzgar olay anına ilişkin görüntüleri izleyen tanığa, “Dalgalı’yı teşhis ettin mi? Kolu sargılı kişi o mu?” diye sordu. Görüntülerin net olmadığını savunan Yıldız, sargılı kolu göremedi ama ten rengini gördü. Yıldız, “Görüntüler net değil. Dalgalı olduğu söylenen kişi beyaz tenli ama Dalgalı esmer” dedi. Duruşma savcısı tanığa, Fatih Dalgalı’yı olaydan sonra görüp görmediğini sordu. Tanık Yıldız, görüp görmediğini hatırlamadığını ve aynı grupta çalışmaların rağmen olayı çok sonradan öğrendiğini öne sürdü.

    GÜLSÜM ELVAN, “ÇOCUK KATİLLERİ” DİYE BAĞIRDI

    Tanığın ifadesinin ardından anne Gülsüm Elvan, “Pazar günü anneler günü. Annelerinizi ararken Berkin’i hatırlayın. Yürüyüş yokken niye ateş ettiniz? Benim çocuğumun suçu yoktu. 14 yaşında bir çocuktu. Çocuk katilleri” diyerek ağlamaya başladı. Anne Elvan salondan çıktıktan sonra sanık polisin avukatları, “Her duruşma aynı şey yaşanıyor. Her seferinde bunu mu dinleyeceğiz” diye bağırdı. Elvan ailesinin avukatları ise “Yaptığınız terbiyesizlik ve şımarıklıktır” diyerek tepki gösterdi. Duruşmaya ara verildi.   (Evrensel)

     

     

  • Berkin Elvan’ın 6. duruşması bugün

    Berkin Elvan’ın 6. duruşması bugün

    Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan davanın 6. duruşması bugün görülecek. 

    İstanbul Okmeydanı’nda Gezi Direnişi sırasında polisin attığı biber gazı fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesinde ilişkin açılan davanın 5’inci duruşması 27 Şubat’ta görülmüştü. Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, “Olası kastla öldürmek” suçundan yargılanan ve halen Van İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olan sanık polis Fatih Dalgalı SEGBİS ile katılmıştı.

    Duruşmada ilk olarak Avukat Sinan Zincir dinlenmişti. Olay günü gazete almak için evden çıktığını anlatan Zincir, olaya yakın bölgede 3-4 kişilik polis grubu ile birkaç gencin olduğunu, polisin gençlere gaz attığını, o sırada gaz kapsülü başına isabet eden Elvan’ın başını tutup ‘anne’ diye bağırdıktan sonra koşmaya başladığını söylemişti.

    TANIK AVUKATLAR YAŞANANLARI ANLATMIŞTI

    Ardından Avukat Kaan Kıvılcımer tanık olarak dinlenmişti. Kıvılcımer, yaşananları şöyle anlatmıştı:

    “Sabah saat 07.00 sularında Berkin hastaneye getirildi. Berkin’i ilk olarak acil serviste sedyede gördüm. Geldiğinde şuuru kapalıydı. Şuuru yerine gelsin diye ellerini tuttum ve seslendim. Ellerini tuttuğumda ceplerinde elime değen sert bir cisim yoktu. Aradan 1 buçuk saat geçti ve ‘Berkin’in cebinde patlayıcı olduğu’ söylendi. Hastane polisine gittik ve patlayıcıları görmek istediğimizi, resim çekip tutanağa ekleyeceğimizi söyledik. Ancak bize herhangi bir şey göstermediler.”

    Tanık olarak dinlenen bir diğer Avukat Fatih Onur Lengerli ise şunları söylemişti:

    “Hastane polisi, ‘Berkin’in cebinde patlayıcı olduğunu’ söyledi. Görevli avukat olduğumuzu ve var denilen patlayıcıları görmek, tutanağa almak istediğimizi söyledik. Polis de ‘Öyle bir zorunluluğumuz yok’ dedi. Polis o kanıt neyse göstermemekte ısrar etti.”

    Olay günü hastanede acil servisinde görevli memur olarak çalışan Cemal Aksoy ise, “Elbiselerinden başka 9-10 tane maytap vardı. Tam hatırlamıyorum. Elbiselerinde kan vardı. Hastane polisine teslim ettim” demişti.

    Bunun üzerine söz alan Sami Elvan ise, “İzin olmadan veremem diyor, 5 dakika sonra bize kıyafetleri verdiler. Neden? 5 dakikada ne değişti?” diye sordu. Aksoy ise, “Torpiller hariç elbiseleri verin demiş savcı. Kurşun deliği yoksa verin dediler” diye cevap vermişti.

    Mahkeme, sanığın tutuklanması talebinin reddine karar verip, duruşmayı 10 Mayıs’a ertelemişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Beyazıt ve Halepçe katliamlarını lanetledi

    İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Beyazıt ve Halepçe katliamlarını lanetledi

    PİRHA – İstanbul Üniversitesi öğrenileri 16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andılar. “16 Mart’ta diz çökmedik, bugün de haykırıyoruz: üniversiteler bizimdir” çağrısıyla yapılan açıklamada Halepçe Katliamı’na değinilerek emperyalizm ne doğa tanır, ne çocuk, ne de insan; saldırır, sömürür, öldürür” ifadeleri kullanıldı.

    16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Merkez Binası’ndan toplu halde çıkan öğrencilerin üzerine atılan bomba ve ardından gerçekleşen silahlı saldırı sonucunda 7 devrimci öğrencinin ölümünün ve onlarca öğrencinin yaralanmasının üzerinden 40 yıl geçti.

    İstanbul Üniversitesi öğrencileri, “16 Mart’ta diz çökmedik, bugün de haykırıyoruz: Üniversiteler bizimdir” çağrısıyla her yıl olduğu gibi bu yıl da katliamın yaşandığı yerde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “MART AYI: BEYAZIT, HALEPÇE, BERKİN ELVAN, KIZILDERE”

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Beyazıt Katliamı’nda olduğu gibi Mart ayı, başta Berkin Elvan ve Kızıldere Katliamı olmak üzere birçok devrimcinin katledilmesine şahit olmuştur. Beyazıt Katliamı’ndan 10 yıl sonra Halepçe’ye atılan kimyasal bombalarla 5 bin kişi ölmüş, 10 binden fazlası da yaralanmıştır. Ne Beyazıt ilk katliamdı ne de Halepçe son oldu. Emperyalizm ve sermaye ne doğa tanır, ne çocuk, ne de insan; saldırır, sömürür, öldürür. Bunu en iyi yaşadığımız coğrafyadaki halklar bilir, tanır ve yaşar. Emperyalizme karşı verdiği savaşta direngenliğini ve inancını her daim gösteren halklar, direnen bir halka hiçbir gücün boyun eğdiremeyeceğini göstermiş ve hala göstermektedir. Bugün Ortadoğu’da cihadçı ve barbar çetelere karşı süren mücadele ve halkların top yekun direnişi bunun göstergesidir.”

    “İSYANIMIZ; ÖFKEMİZ VE ACIMIZ KADAR BÜYÜK OLACAKTIR”

    “Beyazıt katliamı, sınıf mücadelesinin ve devrimci gençlik hareketinin yükseldiği, emperyalizme karşı mücadelenin güçlendiği bir tarihsel uğrakta gerçekleşmiştir. Sermaye sınıfı tüm saldırı mekanizmalarını devreye sokmuştur. Katliamlar düzenleyerek gençliği, sınıf mücadelesini, emekçi halkı, devrimcileri hedef almış ve sürdürülen mücadelenin önüne set çekmeye çalışmıştır” diyen üniversite öğrencileri şöyle devam etti:

    “Hıncımızın ve öfkemizin bilendiği günlerden olan 16 Mart Beyazıt Katliamı’ndan tam 40 yıl sonra, tam da burada, Beyazıt’ta, yitirdiklerimizi anarken onların mücadelelerini sürdürmekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. İsyanımız; öfkemiz ve acımız kadar büyük olacaktır. Yaşasın mücadelemiz. Yaşasın devrimci dayanışma.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Berkin Elvan ölümünün 4. yıl dönümünde anıldı

    Berkin Elvan ölümünün 4. yıl dönümünde anıldı

    PİRHA – Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurularak katledilen Berkin Elvan, ölümünün 4. yıl dönümünde mezarı başında anıldı.

    Gezi Direnişi döneminde, Okmeydanı’nda evinden ekmek almaya çıkıp polisin attığı gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan ve Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 269 gün süren yaşam mücadelesini kaybeden Berkin Elvan, ölümünün 4’üncü yılında mezarı başında anıldı. Berkin Elvan’ın naaşının bulunduğu Feriköy Mezarlığı’nda polisin geniş güvenlik önlemi aldığı görüldü.

    Çok sayıda sivil toplum kuruluşu, siyasi parti ve derneğin katılımıyla yapılan anma İstanbul’daki Feriköy Mezarlığı’nda saat 14.00’te başladı.

    Anma öncesi mezarlık polis tarafından abluka altına alındı. Anne Gülsüm Elvan ve baba Sami Elvan aranmak istendi. Anma sırasında bir yurttaş elindeki dövizler gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.

    “EN BÜYÜK KATİL, EN BÜYÜK KOLTUKTA”

    Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan adalet talebini şu ifadelerle dile getirdi:

    “Ben 4 yıldır buraya niçin geliyorum? Benim çocuğum neden aramızda değil? Buradan boş koltuklara sesleniyorum. Diyorlar ki bizim ülkemizde adalet var. Hem çocuğumuzu toprağa verdiler, hem evimin önünden geçerek beni tahrik ediyorlar hem de mezarlığımızın önüne barikat kurmuşlar. Bu ülkede bedel ödedik. Biz istiyoruz ki başka Berkinler olmasın. Adalet Sarayı’na gidiyorum. Herkes kendi yerinde oturmasını biliyor. Kendi şeylerini yerine getirsinler. Bugün ben adalet sarayına gidiyorum. Bom boş bir saray. Hergün geri dönüyorum. 5’inci duruşmayı yaşadık. Herkes biliyor, herkes görüyor. Katilin net olduğu belli. En büyük katil, en büyük koltukta. Üstüne basarak söylüyorum. ‘Emri ben verdim’ dedi. ‘Benim polisim destan yazdı’ dedi. Benim çocuğumun katili budur. Emri sen verdiysen sensin katil. Ne zaman yargılanacak bu kişiler? Yeter benim çektiğim acı. Artık dayanacak gücüm kalmadı. O bakımdan biz diyoruz ki: Çocuklar büyüsün, çocuklar ölmesin, çocuklar şeker de yiyebilsinler.”

    “ÇOCUĞUMUN KATİLİNİN YARGILANMASINI İSTİYORUM”

    Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ise şu ifadeleri kullandı:

    “Ağzı açıldığında Avrupa’ya diyor ki: ‘Sivilleri siz öldürdünüz.’ Bizim ülkede öldürülen çocukların artık sayısı söylenemiyor. Ben sadece çocuğumun katilinin yargılanmasını istiyorum. Başka çocuklar öldürülmesin. Şunu unutmasın. 14 yaşında bir çocuk, 15 yaşına basarak, 16 kiloya düşürerek onların omuzlarına öyle bir ağırlık koydu ki o ağırlığı tartamazlar. Etme bulma dünyası. Bir gün o vebali ödeyecekler.”

    “DÖKÜLEN KANIN HESABI SORULACAK”

    Anma programına katılan şair Ataol Behramoğlu, ise “Dökülen kanın hesabı sorulacak. Kiralık katillere, satılık memurlara öldürttüler çocuğumuzu. İlk defa bir mezarlık girişinde insanların arandığını gördüm.” dedi.

    İstanbul’daki anma programı Behramoğlu’nun okuduğu şiirin ardından sona erdi.

    Berkin Elvan için Ankara Yüksel Caddesi’nde yapılan eylemde ise polis müdahalesi yaşandı ve Fulya Demir, Sefer Bektaş, Selma Tokaç ve Yiğit Oymak gözaltına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi çalıştayında Berkin Elvan, Gazi Katliamı, Afrin açıklaması

    Alevi çalıştayında Berkin Elvan, Gazi Katliamı, Afrin açıklaması

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun 3 gün boyunca Balıkesir Edremit’te yaptığı ‘Alevi program taslak çalıştayı’nda gezi direnişinde yaşamını yitiren Berkin Elvan ile 22 kişinin katledildiği Gazi Katliam’nda yaşamını yitirenler anıldı. Açıklamada, Afrin Mabata Alevi kasabasındakilerin katliamla karşı karşıya kalma tehlikesinin devam ettiği vurgulandı.  

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun 3 gün boyunca Balıkesir Edremit’te yaptığı ‘Alevi program taslak çalıştayı’ sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi. Çalıştay sonuç bildirgesini açıklayan ABF Başkanı Muhittin Yıldız, gezi direnişinde yaşamını yitiren Berkin Elvan ile 22 kişinin katledildiği Gazi Katliam’nda yaşamını yitirenleri anarak başladı.

    Dünyada bulunan başta Türkiye, Ortadoğu ve balkanlarda yaşayan Alevilerin önemli oranda tehdit altında olduğunu söyleyen Yıldız, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle Dersim ve Maraş Katliamları’nda göç etmek zorunda kalan 30-40 bin nüfuslu olan Afrin Mabata Alevi kasabasındakilerin katliamla karşı karşıya kalma tehlikesinin devam ettiğini vurguladı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Berkin Elvan ölümünün 4’üncü yılında mezarı başında anılacak

    Berkin Elvan ölümünün 4’üncü yılında mezarı başında anılacak

    PİRHA-Gezi eylemeleri sırasında başına gaz kapsülünün isabet etmesiyle öldürülen Berkin Elvan, ölümünün dördüncü yılında Feriköy’de bulunan mezarı başında anılacak.

    İstanbul’da Gezi eylemleri sırasında başına polisin attığı gaz fişeğinin isabet etmesiyle birlikte hayatını kaybeden Berkin Elvan, mezarı başında anılacak.

    269 gün komada direnen Berkin, 11 Mart 2014’de 14 yaşında, 16 kilo hayata gözlerini kapamıştı. Ölümünün dördüncü yılında Elvan ailesinin çağrısıyla Berkin Feriköy’de bulunan mezarı başında saat 14.00’da anılacak.

    Sosyal medya hesabından açıklama yapan Elvan ailesi anmaya katılım çağrısı yaptı.

  • Berkin Elvan davası 10 Mayıs’a ertelendi

    Berkin Elvan davası 10 Mayıs’a ertelendi

    Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin açılan davanın 5. duruşmasında tanıklar sanık polis Fatih Dalgalı’yı teşhis etti. Mahkeme duruşmayı erteledi.

    İstanbul Okmeydanı’nda Gezi Direnişi sırasında polisin attığı biber gazı fişeğinin başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesinde ilişkin açılan davanın 5’inci duruşması dün görüldü. Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaya, “Olası kastla öldürmek” suçundan yargılanan ve halen Van İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olan sanık polis Fatih Dalgalı SEGBİS ile katıldı.

    Duruşmada ilk olarak Avukat Sinan Zincir dinlendi. Olay günü gazete almak için evden çıktığını anlatan Zincir, olaya yakın bölgede 3-4 kişilik polis grubu ile birkaç gencin olduğunu, polisin gençlere gaz attığını, o sırada gaz kapsülü başına isabet eden Elvan’ın başını tutup ‘anne’ diye bağırdıktan sonra koşmaya başladığını söyledi.

    “CEBİNDE HİÇBİR ŞEY YOKTU”

    Ardından Avukat Kaan Kıvılcımer tanık olarak dinlendi. Kıvılcımer, yaşananları şöyle anlattı: “Sabah saat 07.00 sularında Berkin hastaneye getirildi. Berkin’i ilk olarak acil serviste sedyede gördüm. Geldiğinde şuuru kapalıydı. Şuuru yerine gelsin diye ellerini tuttum ve seslendim. Ellerini tuttuğumda ceplerinde elime değen sert bir cisim yoktu. Aradan 1 buçuk saat geçti ve ‘Berkin’in cebinde patlayıcı olduğu’ söylendi. Hastane polisine gittik ve patlayıcıları görmek istediğimizi, resim çekip tutanağa ekleyeceğimizi söyledik. Ancak bize herhangi bir şey göstermediler.”

    “ISRARLA GÖSTERMEDİLER”

    Tanık olarak dinlenen bir diğer Avukat Fatih Onur Lengerli ise şunları söyledi:

    “Hastane polisi, ‘Berkin’in cebinde patlayıcı olduğunu’ söyledi. Görevli avukat olduğumuzu ve var denilen patlayıcıları görmek, tutanağa almak istediğimizi söyledik. Polis de ‘Öyle bir zorunluluğumuz yok’ dedi. Polis o kanıt neyse göstermemekte ısrar etti.”
    Olay günü hastanede acil servisinde görevli memur olarak çalışan Cemal Aksoy ise, “Elbiselerinden başka 9-10 tane maytap vardı. Tam hatırlamıyorum. Elbiselerinde kan vardı. Hastane polisine teslim ettim” dedi. Bunun üzerine söz alan Sami Elvan, “İzin olmadan veremem diyor, 5 dakika sonra bize kıyafetleri verdiler. Neden? 5 dakikada ne değişti?” diye sordu. Aksoy ise, “Torpiller hariç elbiseleri verin demiş savcı. Kurşun deliği yoksa verin dediler” diye cevap verdi.

    Anne Gülsüm Elvan’ın “Bir çocuğun cebine kaç tehlikeli madde sığabilir?” sorusu üzerine Aksoy, “Ben cebinden çıkarken görmedim, bana teslim edildi” dedi.

    Elvan Ailesi avukatlarından Can Atalay, Aksoy’dan o gün hastanedeki görevli avukatları teşhis etmesini istedi. Aksoy, duruşma salonunda bulunan avukatları teşhis edemedi.

    GÖZ RENGİNİ SORDU

    Ardından tanık Asaf Eşgünoğlu’na olay anının görüntüleri izletildi. Görüntüleri izledikten sonra ateş eden kişinin sanık polis Fatih Dalgalı olduğunu söyleyen Eşgünoğlu’na Dalgalı’nın avukatı “Ateş eden polisin göz rengini hatırlıyor musun” diye sordu. Avukatın bu sorusu salonda gülüşmelere neden oldu. Tanık Denizcan Parlak da olay anına ilişkin izletilen görüntülerden sanık polis Fatih Dalgalı’yı teşhis etti. Bu sırada fenalaşan anne Elvan, “4 yıl oldu hâlâ oğlumun katili kim bulunamıyor” diyerek tepki gösterdi. Gözyaşları içinde salondan bir süreliğine dışarı çıkan Elvan, “Katilsiniz, katil” diye bağırdı.

    KİMSE TANIMIYOR!

    Olay sırasında sanık polis Fatih Dalgalı ile aynı grupta çalışan polisler tanık olarak dinlendi. SEGBİS ile duruşmaya katılan polis Mesut Çiftçi, görüntülerin izletilmesi üzerine kolu sargılı kişinin Fatih Dalgalı’ya benzediğini söyledi. Çiftçi haricinde dinlenen tüm polisler izletilen görüntülerin seçilemediğini savunarak, kişileri tespit edemedi. Erzurum’dan SEGBİS yoluyla bağlanan Yahya Taş ise, basında çıkan haberlerdeki görüntülerdeki bir kişinin Fatih Dalgalı’ya benzettiğini söyledi. Bu sırada Av. Can Atalay, tanığın sözünü ettiği görüntünün Ulusal Kriminal Büro’nun üzerinde iyileştirme çalışması yaptığı görüntüler olduğunu söyledi. Bu esnada sanık avukatları Atalay’a tepki gösterirken, tanığın 1 ay önce davada tanıklık yapacaklarına ilişkin tebligat geldikten sonra grupta görevli kişilerin fotoğraflarının gösterildiğini söylediği duyuldu.

    Ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklama talebinin reddine karar verdi, duruşmayı 10 Mayıs’a erteledi.

  • Berkin Elvan duruşması görüldü: ‘Halkın parmağı bu davada olmalı’

    Berkin Elvan duruşması görüldü: ‘Halkın parmağı bu davada olmalı’

    PİRHA – Gezi eylemleri döneminde polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan ile ilgili açılan ve bugün dördüncüsü görülen duruşma 27 Şubat 2018’ ertelendi. Duruşmaya pet şişe kapakları alınmazken, görüntüleri izleyen Anne Gülsüm Elvan fenalık geçirdi.  

    İstanbul Okmeydanı’nda Gezi eylemleri sırasında 16 Haziran 2013’te polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu 269 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin bugün İstanbul 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4. Duruşması 27 Şubat 2018 tarihine ertelendi.

    Duruşmayı izlemek için adliyeye gelmek isteyen yurttaşlar, adliye çevresinde GBT kontrolünden geçirildi. Duruşmayı, CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Hilmi Yarıyıcı, ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş, Şair Ataol Behramoğlu ile çok sayıda kişi izledi.

    “KATİL HALA DIŞARIDA”

    Duruşmanın ardından adliye önünde basın mensuplarına açıklama yapan baba Sami Elvan, “Katil hala dışarıda. Biz istiyoruz ki; bir an önce bunun tutuklanması gerekiyor. Bizim için olumsuz bir duruşma geçti. Umarım ilerde adalet yerini bulur. Ama biz istiyoruz ki bir an önce bu katilin bizim karşımıza çıkıp kendini savunsun. Daha önce defalarca söyledik. Biz insan yemiyoruz. Kimseyi öldürmüyoruz. O bakımdan bizim karşımızda kendisini ifade etmesini kendisini, kendisinin suçsuz olduğunu ispatlamasını istiyoruz. Ayrıca bir an önce iddia makamının bunu tutuklamasını talep ettik” dedi.

    “HERKESİN BU DAVAYA EL ATMASI GEREKİYOR”

    Bu davanın sadece Berkin Elvan’ın ailesinin davası olmadığını belirten Elvan, “Türkiye kamuoyuna sesleniyorum. Yürekten sesleniyorum. Benim oğlum geri gelmeyecek bunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Ben de biliyorum. Yaptığım mücadele bütün çocuklara ait mücadeledir. Herkesin bu davaya el atması gerekiyor. Herkesin bu davada parmağının olması gerekiyor. Siyasi parmağı nasıl üstündeyse, halkın parmağının da bu davanın üstünde olması gerekiyor. Herkesin desteğine ihtiyacımız var. Bunu kimse unutmasın. 27 Şubat’ta biz buradayız demeliyiz. 27 Şubat’ta biz katili içeri tıkmalıyız. O bakımdan hepinizi o duruşmaya bekliyorum” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIMIZ ÖLDÜRÜLMESİN DİYE MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Anne Gülsüm Elvan ise Filistin’deki 14 yaşındaki bir çocuğun İsrail askerleri arasında gözü kapalı olarak götürüldüğü fotoğrafı hatırlatarak, “Biz de böyle şeylere karşıyız. Benim çocuğum da 14 yaşındaydı. Kendi ülkesinde katledilen çocukları bir dönüp görsün. Ondan sonra da buraya oraya söylensinler. Bugün ayrıca Erdal Eren’in ölüm yıldönümü. Evet biz başından beri bunu diyoruz. Devlet katildir. Geçmişimize baktığımız zaman o katilliği görüyoruz. Hiçbir zaman yargı yok. Yargı olmadığı sürece daha çok çocuklarımız ölecek. Biz çocuklarımızın öldürülmemesi adına mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    DURUŞMADA TANIKLAR DİNLENDİ

    Duruşmada ilk olarak Okmeydanı Eğitim-Araştırma Hastanesi acil bölümünde çalışanı Cihan Gençoğlu, tanık olarak dinlendi. Gençoğlu, “Sabah 07.00-08.00 gibi sedye ile birini getirdiler acile. Sedyenin üzerinde torpiller vardı. İmha edilir korkusu ile polis odasına teslim ettim. Sonradan öğrendim torpil olduğunu. 5 dakikalık bir işlemim bile olmadı. Polise verdiğime dair tutanak tutuldu” dedi.

    Tanık olarak dinlenen Eğitim-Araştırma Hastanesi ameliyathane görevlisi Dilek Öztürk de, “Ben geldiğimde şahsın ameliyatı başlamamıştı. Hastaya ait eşyaları forma yazmam söylendi. Bende bu eşyaları forma kaydettim. 7 numaradaki düzeltmeyi ben yaptım. İlk olarak 4 yazdım sonra 3 tane daha çıkınca 7 diye düzelttim” diye konuştu.

    DURUŞMADA ANNE ELVAN FENALIK GEÇİRDİ

    Duruşma dosyaya gelen görüntülerin incelenmesi ile devam etti. Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Berkin Elvan’ın vurulduğu anın görüntülerin izletildiği sırada “Kolun kopsaydı katil” diyerek fenalık geçirdi. Anne Elvan, avukatların yardımıyla salondan çıkarıldı.

     6 SAVCI DEĞİŞTİ 2017’DE BAŞLADI

    14 yaşındaki Berkin Elvan, Okmeydanı’nda Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi nedeniyle 269 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 11 Mart 2014’te hayatını kaybetmişti. Yaklaşık 3 buçuk yıl süren soruşturma sonrasında sanık polis yüz eşleştirme programlarından teknik yollarla tespit edilmiş ve hakkında “kasten adam öldürme” suçlaması ile dava açılmıştı. Soruşturma süresince 6 savcısı değişen davanın ilk duruşması 6 Nisan 2017’de İstanbul 17’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştü. Çok sayıda baronun ve sivil toplum örgütünün yakından takip ettiği ilk davada sanık polis için tutuklama kararı çıkmamasına tepki gösterilmişti. 6 Temmuz 2017’de görülen ikinci davada da sanık polis Fatih Dalgalı görevli olarak bulunduğu Van’dan SEGBİS aracılığı ile davaya katılmış ve ifade vermişti. Elvan Ailesi’nin avukatlarının tüm ısrarına rağmen sanık Fatih Dalgalı’nın tutuklu yargılanması yönünde karar verilmemişti. (HABER MERKEZİ) 

  • Berkin Elvan davasının 4. duruşması başladı

    Berkin Elvan davasının 4. duruşması başladı

    PIRHA- Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda başına isabet eden gaz kapsülü nedeniyle hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 4. duruşması Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Gezi eylemleri sırasında Okmeydanı’nda gaz kapsülünün başına isabet etmesiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 4. duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Davayı takip etmeye ailesinin yanı sıra ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, CHP Milletvekili Hilmi Yarayıcı, sanatçı Mehmet Ekici ve bir çok yurttaş adliyede hazır bulundu.

    14 YAŞINDA 15 KILOYLA HAYATINI KAYBETTİ

    269 gün hastanede yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan 14 yaşında 15 kiloda hayatını kaybetti.

  • ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    PİRHA- Anne Gülsüm Elvan, “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecekler. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’in de ekmeğini elinden aldılar” dedi.

    Haberin Videosu

    3 çocuk annesi Gülsüm Elvan’ın Okmeydanı’ndaki evine konuk olduk. Elvan, “Her pazar sofra kurduğumda halen Berkin’in ekmek alıp geleceğini düşünüyorum. Onsuz bir hayatım yok benim” diyor. Bir sabah ekmek almak için evden çıkan ve 269 gün boyunca hastanede yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan’ın ardından iki kızına tutunan anne Elvan onlar için de endişe duyuyor.

    Elvan, oğlunun resimleri, yaşamı boyunca var olan eşyalarını topladığı odasına her girişinde yaşadığı acıyı anlattı. Yarın ki duruşmaya da çağrıda bulunan Anne Elvan, “Bizim tek çabamız başka, analar ağlamasın ve çocuklar ölmesin. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması” dedi.

    BERKİN’İN HAYALİ FUTBOLCU OLMAKTI

    Berkin Elvan’ı anlatırken, “Her çocuk gibi hep evdeydi. Çünkü daha oyun çağında bir çocuktu ve top oynamayı çok severdi. Tek hayali hep bir futbolcu olmaktı” diyor.

    Sonra o hayallerin yerini gerçekler alıyor. Hala oğlunun böyle öldürülmesine inanamayan Elvan, duygularını, yaşanan adaletsizliği ve mücadelesini şöyle anlatıyor:

    “Nasıl böyle bir şey olur. Ben çocuğumu ekmeğe gönderdim ve çocuğum yok. Bu çok kötü bir şey. Diyorlardı ‘ne işi var Taksim’de?’ İyice araştırdınız mı nerede olduğunu? Ben de şunu soruyorum bir şey yoktu niye sıktınız? Gerçekten bir olay bile olsa bir insanı bu şekilde vurma hakları yok. Bir olay yokken neden sıktı? Taksim’de de olabilir çünkü arkadaşı ile buluşup bir yerlere gitmiş olabilir. Öldürme hakkın yok. Sorgulayamassın niye burada, orada diye. Çünkü herkesin gezme hakkı var.

    “ÜLKEMİZDE ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ YOK”

    Herkes Berkin’i sahiplendi onların utancı bu. Ve bu utancını örtbast etmek istediler. Ama örtbast edemezler. Gazetecilere, 18 yaşından küçük vurulan bir çocuğun ismini açıkça yazdıkları için on milyar gibi bir para cezası kesiyorlar. Burada 18 yaşında küçük oluyor da vurulduğu ve terörist ilan edildiği zaman neden 18 yaşında küçük olamıyor. Berkin’in mahkemesinden 5 gün sonra dünya çocuk hakları günü kutlandı. Dünyada kutlayabilirsin ama Türkiye’de kutlayamazsın. Çünkü çocuk hakları yok ülkemizde. Başlarında şapkaları yok ki diyeyim şapkaları bir gözünüzün önüne getirin öyle düşünün ve çuvaldızı önce kendilerine batırsınlar sonra başkasına batırsınlar.

    “ÇOCUĞUMUN HAYALLERİNİ YOK ETTİLER”

    Ben devlet tarafından 1994’te Dersim’den zorla göç ettirilen bir insanım. Çünkü ben köyümden kendi isteğim ile gelmedim. Benim çocuklarım küçük ve ben kendimi çocuklarıma adamışım. Kürt illerinde yaşanan çocuk ölümlerine kimse beni inandırmadı çünkü ben gördüm ve yaşadım. Televizyonlarda bu konuda yapılan yalan yanlış haberlere inanmıyorum. Bu olay başıma geldiğinde de durmadım ve durmam da. Haksız yere benim çocuğum katledildi. Ben bu çocuğu fazla büyütemedim. Çünkü 14 yaşına kadar getirdim ve elimden aldılar. Ve benim çocuğumun hayalleri vardı yok ettiler. Canına kast edip hayattan kopardılar. Bu yüzden sonuna kadar nerede haksızlık ve adaletsizlik varsa orada olacağım.”

    ARAMALARDAKİ HUKUKSUZLUK

    Elvan, oğlunun 3. duruşmasında polislerin arama noktasındaki tutumunu, kırık kolu ile yaşadığı zorluğu ise şöyle anlatıyor:

    “Polis herkesi aradı ama beni ayaklarımın dibine kadar aradılar. Ayrıca kolum kırık ve askıda olmasına rağmen kırık kolumu askıdan çıkararak havaya kaldırmamı istediler. Kırık bir kolu ben nasıl havaya kaldırabilirim. Ben ilk defa böyle bir durumla karşılaştım. En sonunda siz ne yapıyorsunuz ve ne arıyorsunuz söyleyin varsa vereyim size dedim. Ben oraya çocuğun mahkemesi ve adalet aramak için gidiyorum. Ancak farklı şeylerle karşılaşıyorum.”

    Sol kolundaki kırık ise açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eyleminde gözaltına alınırken oluştu. 3 ay boyunca kırık kolundan dolayı hiçbir iş yapamayan Elvan’ın hakkında bir de üstüne eyleme destek verdiği için dava açıldı.

    “NURİYE VE SEMİH’İN DE EKMEĞİNİ ALDILAR, SADECE ÖLDÜRMEDİLER”

    Elvan, Nuriye ve Semih’in eyleminin kendisi için önemini şu sözlerle vurguluyor:

    “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’inde ekmeğini elinden aldılar. Sadece öldürmediler öyle aldılar. Sadece ekmeğimizi ve işimizi istiyoruz diyorlar. Bu nedenle Nuriye ile Semih’e elimden geldikçe desteğe gidiyordum. Bu konuda bana açılan en son davanın iddianamesinde ise eylemlere katıldığım ve pankart açtığım yazılıyor. Ben o ara gözaltına alınan çocuklara yapılan müdahale dayanmadığım için öne çıkıp gözaltına almanın da bir üslubu var diyecektim. Çünkü çocukların polisler tarafından o şekilde gözaltına alınmasına dayanamadım. Böyle durumları görünce çocuğum hemen aklıma geliyor. Acaba onlara da mı bir şey yapacaklar diye korkuyorum. Bugün iki kızım var ve halen tedirginim. Son gözaltına alındığımda kızımı da gözaltına aldılar. Ve bağırdım onlara benden bir tane aldınız bir tane daha veremem size. Ben bugün yaralı bir ceylanım ve yaralı bir kaplana dönüşebilirim.”

    “BAŞKA ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN”

    Artık anaların gözyaşlarının dökülmemesini ve çocukların ölmemesini isteyen anne Elvan, “Biz şunu diyoruz. Yeter artık analar ağlamasın. Biz ağladık özlem çekiyoruz, hasret çekiyoruz başka analar gözyaşı dökmesin ve başka çocuklarımız ölmesin. Bizim tek çabamız herkesin gözü önünde diri diri iki kişinin ölmemesidir. Onların her gün kilo kaybettiğini görünce yavrum gözümün önüne geliyor ve dayanamıyorum. Çünkü aklımda Nuriye ve Semih’in annesi var. Onları kendi yerime koyuyorum” diyor.

    DAVAYA ÇAĞRI

    Eninde sonunda adaleti kazanacağını belirten Anne Elvan şu çağrıda bulundu:

    “Ben acımı içime gömdüm ve üstüne fermuar çektim. Mücadele etmeye başladım. Çünkü eninde sonunda ben bu adaleti kazanacağım. Benim çocuğum hırsızlık yapmadı, kimsenin ırzına geçmedi, benim çocuğum kimseye bir şey yapmadı. Burada masum bir çocuğu katlettiler. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması. Burada çağrım şu: Berkin’i ilk günkü gibi sahiplendikleri gibi 13 Aralıktaki duruşmada da sahiplensinler. Biz bu mahkemeyi kazanırsak, bu polisi yargılarsak başka çocuklar ölmeyecek. Gelecek olan herkes benim çocuğumu Berkin’i değil kendi çocuklarını düşünüp gelsinler. Özellikle annelere sesleniyorum. Çocuklarını ve geleceğini düşünüyorlarsa lütfen bu davayı sahiplensinler.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL