Etiket: Binali Yıldırım

  • Ekrem İmamoğlu: Ülkenin aydınlık bir geleceğe yürümesini çok istiyorum

    Ekrem İmamoğlu: Ülkenin aydınlık bir geleceğe yürümesini çok istiyorum

    AA ve YSK’nin sonuçlarına göre İstanbul’da önde gözüken Millet İttifakı’nın İstanbul Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, açıklama yaptı. İmamoğlu, “Şu an itibariyle rakibimizle aramızdaki fark 25 bin 158’dir. 4 milyon 168 bin 546 bize verilen oy. 4 milyon 142 bin 791 rakibimize verilen oy. Aradaki fark belki de bizim sonuçlarımızla örtüşecektir” dedi.

    Ekrem İmamoğlu’nun açıklamasından öne çıkan kısımlar şu şekilde:

    Şu an itibariyle rakibimizle aramızdaki fark 25 bin 158’dir. 4 milyon 168 bin 546 bize verilen oy. 4 milyon 142 bin 791 rakibimize verilen oy. Aradaki fark belki de bizim sonuçlarımızla örtüşecektir.

    “TALEBİMİZ BİR AN ÖNCE SÜRECİN TAMAMLANMASI”

    AK Parti yetkililerinin geçersiz oy açıklaması var. 290 bin geçersiz oydan bahsedilmektedir. Bununla ilgili işlemden bahsedilmektedir. 2014’te geçersiz oy sayısı 472 bin 667’dir. Yüzde 3’ün biraz üzerinde olan geçersiz oy oranı 2014’te 4.7’dir. Bu da mümkündür. Bu süreci irdelemek dipsiz kuyuda süreç arayışına girer. Bu da süreci tekrardan baltalar. Bizim talebimiz bir an önce sürecin tamamlanması, toparlanması. Ülkemizin gerçek gündemine oturmasıdır. Bizi dünya takip ediyor. Türkiye’nin başta ekonomi olmak üzere birçok konusu vardır. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dün akşam söylediği gibi 2023 Haziran’ına kadar süren bir süreci vardır. Türkiye’nin bu gündemine odaklanıp süreci yönetmesi Türkiye’nin faydasına olacaktır. Özenle dinleyip şahsım adına takdirle karşıladığımı belirtmek isterim. İstanbul’a bir an önce hizmete başlamak istiyoruz.

    “ÜLKENİN AYDINLIK BİR GELECEĞE YÜRÜMESİNİ İSTİYORUM”

    İstanbul halkına teşekkür ediyorum. Bana sandıkta AK Partili seçmen de HDP’li, Saadet Partili, MHP’li seçmen de oy vermiştir. Bütün partilerin oy verdiği bir siyasetçi olarak bütün seçmenlere sahip çıkacağımı bildirerek bütün İstanbullulara teşekkürü borç bilirim.

    Şu ana kadar yürüttüğümüz süreç kriz yönetimi değil, süreç yönetimidir.

    Bu süreç artık toparlanmalıdır, toparlanmıştır. İnanıyorum ki İstanbul’un sonucu olgunlaşmıştır. Şu an itibariyle AA’nın verisinde nihayet İstanbul kırmızı renge boyanmıştır. Doğrular er ya da geç ortaya çıkar.

    Bu ülkenin aydınlık bir geleceğe ilimle irfanla yürümesini çok istiyorum. Her zaman ışığım olacak olan cumhuriyet ilkelerine bağlılığımı ilan ediyor, bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e de minnet duygularımı iletiyorum.

    Tabii ki herkesin sorumluluğu var. AA bizim vergilerimizle yayın yaptığı için ayrıca bir sorumluluğu var. Bunu hatırlattım. Karşılık görmek beni mutlu etti.

    Şimdilik tebrik almadım. Rakibim nazik bir insan. Devlet nezaketini bilen bir insan. Daha önce Birbirimizi tebrik ettiğimiz görüşmelerimiz oldu. Çok yakın zamanda ararlar diye düşünüyorum.

    HABER MERKEZİ

     

  • İBB adayı Binalı Yıldırım’dan Garip Dede Dergahı’na ziyaret

    İBB adayı Binalı Yıldırım’dan Garip Dede Dergahı’na ziyaret

    PİRHA- AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Garip Dede Dergahı ve Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarette konuşan Yıldırım, “Birbirimize çok yakınız, aramıza nifak tohumları sokmaya çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz” dedi.

    Birgün Gazetesi’nde yer alan habere göre AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Garip Dede Türbesi Cemevi’ni ziyaret etti. Hacı Bektaş-ı Veli’yi Alevilerin de Sünnilerin de sevdiğini söyleyen Yıldırım, çocukluğunun Alevi kültürünün içinde geçtiğini dile getirdi.

    “NİFAK TOHUMLARI SOKMAYA ÇALIŞANLARA FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

    Sünni ve Alevilerin birlikte yaşadığı Erzincan’da doğduğunu hatırlatan Yıldırım, “Birbirimize çok yakınız, aramıza nifak tohumları sokmaya çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz. İstiklal mücadelesinde beraber mücadele ettik, bağımsızlığımızı birlikte kazandık. Ülkemizin kalkınması ve refahı için beraber çalışacağız. Zor zamanda zorlukları paylaştık, sevinçli zamanlarda da sevinçlerimizi paylaşıp çoğaltacağız” diye konuştu.

    “BİRBİRİMİZİN KALBİNİ KIRMAYACAĞIZ”

    Osmanlı Devleti’nin 600 yıldan uzun bir süre, birçok milleti bir arada tuttuğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Ne dillerine ne dinlerine ne de kültürlerine karışmış. Böyle olmasaydı bu kadar yıl hüküm süremezdi. İnsanı yücelt ki devlet yücelsin prensibi ile yola çıktı Osmanlı. Biz de onun torunları olarak, Misak-ı Milli sınırları içinde birliğimize, kardeşliğimize gözümüzün bebeği gibi bakacağız. Birbirimizin gönlünü de kalbini de kırmayacağız. Biz de gönül belediyeciliği için şimdi İstanbul’dayız. Dost ve hemşehrilerimizle beraberiz, bu yolda da ilerlemeye devam edeceğiz.”

    HABER MERKEZİ

  • ‘TOKİ evlerimizi yıkacak diye huzursuzuz ve uyuyamıyoruz’-VİDEO

    ‘TOKİ evlerimizi yıkacak diye huzursuzuz ve uyuyamıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’un Tuzla ilçesi Aydınlı Mahallesi Konaşlı mevkinde yaşayan halk TOKİ’nin çıkardığı imar planına tepkili. Daha önceden Tuzla Belediyesi’nin Konaşlı’nın bir kısmına imar verip bir kısmına vermemesi yüzünden ikiye ayrılan mahallenin imarsız tarafında yaşayan insanlar, şimdi de evlerinin ellerinden gideceği korkusuyla yaşıyor. Yetkililere seslerini duyurmaya çalışan Konaşlı halkı bazı kesimler tarafından ‘bir grup insan’ diye nitelendirilerek manipüle edilmeye çalışıldıklarını ancak sadece haklarını aradıklarını kaydetti. 

    1980’li yıllarda deri sanayinin Kazlıçeşme’den Tuzla’ya taşınmasıyla beraber kurulan Konaşlı işçilerin mahallesi haline gelmiş. Sabiha Gökçen Havalimanına bir, organize deri sanayiine ise iki kilometre uzaklıkta bulunan Konaşlı’nın bir kısmına 2009 yerel seçimleri ve 2010 yılı Anayasa referandumunu takip eden dönemde Tuzla Belediyesi tarafından imar verilmiş. Ancak mahallenin bir kısmına imar verilmemesi ise mahalleyi imarlı-imarsız olarak ikiye bölmüş. İmarın kime neye göre verildiğinin de hiçbir gerekçesi yok. 

    TOKİ Başkanlığı ise 20 Şubat 2018 ile 20 Mart 2018 tarihleri arasında iki imar planı çıkarmış. TOKİ’nin çıkardığı imar planına göre Konaşlı mevkindeki imarsız alan gecekondu önleme bölgesi ilan edilmiş. Ancak bölgede hiç gecekondu bulunmaması ise bu imar planının sadece hukuki kılıfa uydurulmuş olduğunu gözler önüne seriyor. Şimdilerde de mahalleli TOKİ’nin çıkardığı imar planı yüzünden tedirgin.

    TOKİ’nin çıkardığı imar planına tepkili olan Konaşlı halkı ile konuştuk, halk tedirgin.

    MAHALLEYİ İŞÇİLER KURDU

    Yıllardır Konaşlı’da yaşayan Hüseyin Avseren, Konaşlı’ya geldiğinde sadece üç tane gecekondu varmış. elektrik ve su yokmuş. Mahalleye yerleşmeye başlayınca elektrik direklerini, kanalizasyon için künkleri kendi paralarıyla almışlar. 1 buçuk kilometre öteden Aydınlı’dan Konaşlı’ya traktörlerle kazarak hortumlarla mahalle çeşmeleri yapmışlar. Mahalleyi işçilerin dişiyle tırnağıyla kurduğunu söyleyen Avseren, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın kendilerine yakın olmasından dert yanıyor. Avseren, şöyle devam ediyor: “Maalesef hava alanı bize çok yakın. Maalesef diyorum aslında bizim sevinmemiz lazım hava alanı bize yakın olduğu için ama bizi şu anda mağdur ediyorlar. Çünkü burada bir rant olayı var. Hava alanına ve sanayi bölgesine çok yakın burası. Rayiç bedelleri çok yüksek buranın. Bu nedenle TOKİ denen kurum burada imar yapmaya çalışıyor. Yüzde 39,9 kesinti, yüzde 6 dok kesintisi, bu da yetmiyor bizim parsellerden 20’şer, 30’ar metre başka parsellere dağıtıp tamamen burada ev yapma olanağımızı ortadan kaldırıp 50 kişi 100 kişi paydaşlarla bir araya getirip ‘burada inşaatlarınızı, evlerinizi yıkacaksınız tamamen bize devredeceksiniz size 8 katlı bir yapı izni vereceğiz’ diyorlar. Arsalarımızın üzerinde 3’er, 4’er katlı binalar var. Burası genellikle gecekondu bölgesi olarak söyleniyor ama burası gecekondu bölgesi değil. Çünkü gecekondu bölgesi olması için buranın yeşil alan olması gerekiyor. Burası yeşil alan değil, herkesin tapulu mülkleri.”

    “25 YILDIR İMAR BEKLEYEN KONAŞLI BUNU HAK ETMİYOR”

    Daha önce verilen imarın mahalleyi imarlı-imarsız olarak ikiye böldüğünü belirten Hıdır Genç, Tuzla Belediyesi’nin daha önce vermiş olduğu imarda yüzde 25 kesinti yapılırken, TOKİ’nin verdiği imara göre yüzde 46 kesinti yapıldığını, 25 yıldır imar bekleyen Konaşlı halkının bu imarı hak etmediği ve bu imar çıkarılırken mahalleye gelip hiçbir çalışma yapılmadığını, mahalleliyle konuşulmadığını kaydetti. TOKİ’nin Konaşlı sakinlerine gönderdiği yazıda “Planlama sınırı içerisinde kalan yapılaşmış ve çok istediği parsellerin plansız yapılaşma ile edindikleri yapılarını daha kolay yenileyebilmeleri adına 11 parselin üzerindeki kalan tüm binaların yıkılarak tasfiye edilmesi şartıyla imar uygulaması sonucu oluşan parsellerde en çok 1,75 ve yine en çok 8 kat olarak uygulama yapılabilir” ibaresinin yer aldığını dile getiren Genç, TOKİ’nin bununla yetinmeyip, arsa sahiplerinin arsalarının kalan parsellerini dağıttığını ve bu dağıtılan parsellere bina yapılabilmesi için de paydaşların her birinin rızasının alınması gerektiğini belirtti.

    “SÖZLERİNİ TUTSUNLAR”

    Deri-İş Sendikası’nın bir sabah kahvaltısında AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın kendilerine “Halkın istemediği bir projeyi kesinlikle kabul etmiyorum” diyerek umutlandırdığını ve bunun ardından Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın “Bu proje durduruldu” diyerek Konaşlı halkına müjde verdiğini ifade eden Genç, kendilerine verilen sözün bir an önce yerine getirilmesini istedi. Genç, bu imar olayı çıktığından bu yana Konaşlı’da yaşayan 55-60 yaş üstü insanların büyük bir depresyon yaşadıklarını ekledi.

    “MARJİNAL BİR GRUPMUŞ GİBİ LANSE EDİYORLAR”

    Mahalle sakini Nevzat Muştu da semtin emekçi bir semt olduğunu hatırlatarak, burada büyük rantların döndüğünü söyledi. Meşru zeminde demokratik haklarını kullanacaklarını belirten Muştu, kendilerini ‘bir grup insan’ diye lanse ederek yalnızlaştırmaya ve ötekileştirmeye çalıştıklarını ifade ederek “Bu haklı davamızda bizi haksız duruma düşürüyorlar. Karşı taraf bu konuda çok tecrübelidir. Siyasi erk akıllıdır. Biz sıradan insanlarız, siyaset yapmaya zamanımız yok. Bunu yaparken bizi marjinal bir grupmuş gibi lanse ediyorlar, öyle bir algı oluşturuyorlar” dedi. Muştu, demokratik kamuoyuna Konaşlı’ya ses olma çağrısı yaptı.

    “BANA YAŞAM HAKKI YOK”

    23-24 yıldır Konaşlı’da yaşayan Mehmet Kişin, evinin bulunduğu arsayı iki kez ölçtüklerini ancak imarı ondan ileri tarafa kaydırdıklarını söyledi. Kendi arsasına verilen imara göre yüzde 50 kesinti yapıldığını belirten Kişin, tepkilerini şöyle dile getiriyor: “Bu kesintiyi hangi kanuna göre kesiyorlarsa benim aklım yetmiyor. Ne imar giriyor, ne bina giriyor ne inşaat giriyor. Zaten bizim aldığımız parseller ufacık bir şey. Onun için bazen uykum kaçıyor. Biz fakir halkız. Ben o evi yaparken kalp krizi geçirdim. Yüzde 65 engelli raporum var. Evi de alırlarsa ben temelli bitiyorum. 300 metre yerim var bana 150 metre yer veriyorlar. Ben mezarda yaşayacağım o zaman. Bana hiç yaşam hakkı yok. Ben de askerlik yaptım, vergi verdim her şeyi verdim. Bu bizim hakkımız, biz devletten fazla bir şey istemiyoruz.”

    “BELEDİYE 10 YILDIR İMAR SÖZÜ VERİYOR”

    18 yaşında Konaşlı’ya gelen Ekrem Sarıgül, bu mahallede büyümüş, evlenmiş ve çocukları olmuş. 9 nüfuslu bir ailenin en büyük çocuğu olan Sarıgül, mahallenin bin bir türlü emeklerle kurulduğunu hatırlatarak “Hiç kimsenin burada durumu kimseden üstün değil. Ancak bu mahalleyi bu insanlar o kadar çok zorluklarla kurdular ki ne yolumuz vardı, ne suyumuz ne elektriğimiz vardı. Bizler yürüyerek buradan İçmeler’e e5’e giderdik. Yaklaşık 10 kilometrelik bir alan. Biz o şekilde işe gelip gittik. Bizler bu memlekette vergisini veren, bir kuruş borcu olmayan, borcu olmaktan korkan insanlarız biz” dedi. TOKİ’nn verdiği imarı istemediklerini daha önceden Tuzla Belediyesi’nin verdiği imarı istediklerini kaydeden Sarıgül, “TOKİ ne için buraya girdi, TOKİ’yi ne için buraya koydular, ne için bu rantı oluşturdular burada?” diye sordu? Tuzla Belediye başkanının kendilerin 10 yıldır imar sözü verdiğini söyleyen Sarıgül, sözünde durmadığını sadece seçim vaadi olarak kullandığını belirtti.

    “SOSYAL YAŞANTIMIZ BİLE OLMADI”

    20 sene kirada oturan Gülten Hasaydın, Konaşlı’da parayla arsa satın alarak konteyner koymuş. Şu an konteynerde oturan Hasaydın, şimdi arsasının elinden alınması tehlikesiyle karşı karşıya. 5 oğlu olan Hasaydın, oğullarının kirada olduğunu ve imar istediğini kaydetti.

    4 çocuk annesi Fadime Bolat da evinin elinden gideceği endişesi içinde. Evlerini bin bir türlü emeklerle yaptıklarını hatırlatan Bolat’ın eşi deri fabrikasında çalışmış. Bolat, endişesini ve tepkilerini şöyle dile getiriyor: “Benim yerimin yarısını alıyor yarısını kesinti yapıyor, yarısıyla ben nereye gideceğim, ne yapacağım. Sıkıntımız çok yani mağduruz. Sosyal yaşantımız olmadı bir yemeğe gitmemişizdir, üçüncü bir çamaşırımız olmadı ev yaptırıyoruz diye.”

    “BURAYI VAR ETTİNİZ AMA BURADA YAŞAMA HAKKINIZ YOK”

    32 yıldır Konaşlı’da ikamet eden Cemal Aslan, Konaşlı mevkiinin gecekondu önleme bölgesi adı altında TOKİ’ye terk edildiğini söyledi. Kendilerine evlerinin yasal olmadığının söylendiğini belirten Aslan, “Mesela ben 4 sene önce izin alarak binamı güçlendirdim. Şimdi de ‘Senin binan yıkılacak, kaçak’ diyor. Bana izin vermeseydin o zaman. Birisi imarlı yerden almış aynı arsadan, müteahhide vermiş 4 daire almış. Burada TOKİ planı içerisinde bir tane daire bile ‘alacak mıyım alamayacak mıyım’ diyor insanlar. Çünkü adamın 200-300 metre arsası var ve arsa 3’e taksim edilmiş. Bu arsanın yüzde 50’sini kesiyorlar kalıyor 100 metre. 100 metreyi de 3 yere bölmüş hiçbir hak talep edemeyecek. Burada bir oyun var. Yani halkın üzerinde ‘Siz burayı var ettiniz ama bundan sonra burada yaşama hakkınız yok’ diye bir izlenim var.” diye özetliyor durumu.

    İsmet SEFER/Suay ABAK
    İSTANBUL

       

  • ‘Yıldırım istifa etmezse İstanbul’daki seçim iptal edilebilir’

    ‘Yıldırım istifa etmezse İstanbul’daki seçim iptal edilebilir’

    Yargıtay Onursal Daire Başkanı, Binali Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmemesi halinde ‘tam kanunsuzluk’ oluşacağını ve bunun İstanbul’daki belediye seçimlerinin iptaline yol açabileceğini söyledi.

    Yargıtay 18. Ceza Dairesi Onursal Başkanı Hamdi Yaver Aktan, AKP saflarından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı’na aday gösterilen Binali Yıldırım’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı görevinden istifa etmemesi durumunda ‘tam kanunsuzluk’ halinin oluşacağını, bunun İstanbul’daki seçimlerin iptaline yol açabileceğini söyledi.

    “SİYASİ FAALİYETTİR, ETİK BOYUTUN ÖTESİNDEDİR”

    TBMM Başkanlığı görevini sürdüren AKP’nin İBB Başkan Adayı Yıldırım’ın dün yaptığı,  “Seçim bir siyasi faaliyet değildir” açıklamasına eleştiriler devam ediyor. Yıldırım’ın sözlerini değerlendiren Yargıtay Onursal Daire Başkanı Aktan, “Belediye başkan adaylığı tamamen siyasi bir faaliyettir, burada hiçbir tereddüt yoktur, ‘siyasi faaliyet değildir’ demek mümkün değil. Olay etik boyutun ötesindedir” dedi.

    “İÇ HUKUK DA EVRENSEL HUKUK DA BÖYLE GÖRÜR”

    Cumhuriyet’ten Hüseyin Atasever‘e konuşan Aktan, anayasanın 94. maddesine göre Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmesi gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: “Anayasanın 94. maddesine göre Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmesi ve Meclis Başkanlığı’ndan kesinlikle çekilmesi gerekiyor. Belediye başkan adaylığının siyasi faaliyet olmadığını söylemek olanaksızdır. İç hukuk da evrensel hukuk da bunu siyasi faaliyet olarak görür.”

    Aktan, Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmemesi durumunda ‘tam kanunsuzluk’ halinin oluşacağını ve bunun, İstanbul’daki belediye seçimlerinin iptaline yol açabileceği uyarısında bulundu.

  • CHP’li Özel’den Binali Yıldırım hakkında soru önergesi

    CHP’li Özel’den Binali Yıldırım hakkında soru önergesi

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Meclis başkanlığından istifa etmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı ilan edilen Binali Yıldırım hakkında soru önergesi verdi. Önergede Anayasayı ihlal ettiği belirtilen Yıldırım’ın istifası istendi.

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM Başkanlığı görevinden istifa etmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak ilan edilerek Anayasa’nın 94’üncü maddesini çiğneyen Binali Yıldırım’a yönelttiği soru önergesinde, “Bu soru önergesindeki sorulara yanıt vermek yerine, derhal istifa ederek fiili anayasa ihlaline son vermeyi ve demokrasi tarihine sürdüğünüz kara lekeyi sonlandırmayı düşünüyor musunuz?” diye sordu.

    PARTİ FAALİYETİNE KATILDI

    Özel, Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Bilindiği üzere Anayasa’nın 94’üncü maddesinin 6’ncı fıkrası, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları, siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine, görevlerinin gereği olan haller dışında, meclis tartışmalarına katılamazlar, Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar’ hükmünü içermektedir” hatırlatmasında bulundu.

    Özel, “29 Aralık 2018 günü İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda yapılan ‘31 Mart Yerel Seçimleri AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayları Tanıtım Programı’na katılarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığınız ilan edildi. Yine 30 Aralık 2018 günü Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Teşkilatı’nın toplantısına katıldınız” ifadesini kullandı.

    “KOLTUK ELDEN GİTMESİN DİYE Mİ”

    Önergede Özel, Yıldırım’ın yanıtlaması talebiyle şu soruları sordu:

    “29 Aralık ve 30 Aralık günü katıldığınız toplantılar parti faaliyeti olduğuna göre ve 29 Aralık günü belediye başkan adaylığınız açıklandığına göre, bu iki toplantıya katılmanız, Anayasa’nın 94’üncü maddesini çiğnemek değil midir?

    Seçimlerin eşit, adil ve şeffaf bir şekilde yapılması ilkesine karşın, Meclis Başkanlığı unvanını ve bu makamın getirdiği olanakları kullanarak, bir yerel seçim yarışına katılmak, bu ilkeyle bağdaşmakta mıdır?

    TBMM Başkanlığı öncesi yürüttüğünüz Başbakanlık görevini tamamlarken, ‘Koltuk elimde kaldı’ ifadesini kullanmıştınız. Meclis Başkanlığı koltuğu elinizden gitmesin diye mi böyle bir tavır içindesiniz?

    Bu soru önergesindeki sorulara yanıt vermek yerine, derhal istifa ederek fiili anayasa ihlaline son vermeyi ve demokrasi tarihine sürdüğünüz kara lekeyi sonlandırmayı düşünüyor musunuz?”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Özen’den Binali Yıldırım’ın adaylığına tepki: Onurlu hukukçuları göreve çağırıyorum

    HDP’li Özen’den Binali Yıldırım’ın adaylığına tepki: Onurlu hukukçuları göreve çağırıyorum

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Binali Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmeden AKP’nin İstanbul adayı olmasına tepki gösterdi. Özen, açıklamasında “Bu ülkenin yetkili mercilerinde; sarayın emirlerini değil, adaleti kılavuz edinen, sorumluluğunun farkındaki onurlu hukukçuları göreve çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmeden AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmasına HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen tepki göstererek hukukçuları göreve çağırdı.

    Özen, “TBMM Başkanı Sayın Binali Yıldırım, Sarayın talimatıyla istifa etmeden bir siyasi partinin belediye başkan adayı olup, bu vasfıyla faaliyetlere katılarak, anayasanın 94. maddesine göre tarafsızlık ilkesini çiğneyerek çok açık ve net anayasal bir suç işlemektedir” dedi.

    Özen, “Bu ülkenin yetkili mercilerinde; sarayın emirlerini değil, adaleti kılavuz edinen, sorumluluğunun farkındaki onurlu hukukçuları göreve çağırıyoruz. Bu suça göz yumarak ortak olmayın” diyerek çağrıda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Muharrem İnce’den Binali Yıldırım’a çağrı: İstifa et delikanlı gibi aday ol

    Muharrem İnce’den Binali Yıldırım’a çağrı: İstifa et delikanlı gibi aday ol

    Binali Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifa etmeden AKP’nin İstanbul adayı olmasına bir tepki de Muharrem İnce’den geldi. İnce, Binali Yıldırım’a “Meclis Başkanlığı’ndan istifa et delikanlı gibi aday ol” diye seslendi.

    CHP’li Muharrem İnce, Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmeden AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmasına tepki gösterdi.

    Muharrem İnce yaptığı Twitter paylaşımında, “Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığından istifa etmeden aday olması ve “istifa tartışmaları benim dışımda” demesi açık bir Anayasa ihlalidir.

    Binali Yıldırım Meclis Başkanlığından istifa et delikanlı gibi aday ol, Saray’ın talimatlarına değil, Anayasa’ya uygun davran” ifadelerini kullandı.  (HABER MERKEZİ)

  • TBMM Başkanı Yıldırım’a tepki: Kadının köleleştirilmesi espri konusu değildir

    TBMM Başkanı Yıldırım’a tepki: Kadının köleleştirilmesi espri konusu değildir

    PİRHA- CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve eski Başbakan Binali Yıldırım, sosyal hizmetlerle ilgili yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. 

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve eski Başbakan Binali Yıldırım, sosyal hizmetlerle ilgili yaptığı açıklamada bir kişinin “Hanımlara para veriyorsunuz kimse yüzümüze bakmıyor, evlenemiyoruz” demesinin üzerine “Dolayısıyla sosyal devletin de ölçüsünü, ayarını yerinde tutmakta fayda var” demişti.

    CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Yıldırım’ın bu sözlerine tepki gösterdi.

    Gökçen, “Ekonomik kriz kadına karşı şiddet vakalarını artırmakta, kadınlar ekonomik hayattan dışlanmaktadır. Sadece Eylül ayında erkekler, 6 kadını ekonomik nedenlerle öldürdüğünü ifade etmiştir. Tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 32’lere dayanmışken, kadın emeği işte ve evde sömürülürken, kadınların sosyal hizmetlerden faydalanamaması şaka konusu bile olamaz. Tam tersine, kadının toplum içinde güçlendirilmesi için gerekli adımlar atılmalı, kadın işsizliğine bir an önce çözüm bulunmalıdır. TBMM Başkanı, bu ülkenin yarısının emeğini, sosyal haklarını ve yaşama hakkını ciddiye almamaktadır. Kadının köleleştirilmesi espri konusu değildir” açıklamasında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • TBMM’nin yeni başkanı Binali Yıldırım oldu

    TBMM’nin yeni başkanı Binali Yıldırım oldu

    PİRHA – TBMM başkanlık seçimi üçüncü turda tamamlandı. TBMM’nin yeni başkanı 335 oy alan Binali Yıldırım oldu.

    TBMM Genel Kurulu parlamentonun 28. başkanını seçmek üzere toplandı. TBMM başkanlık seçimi üçüncü turda tamamlandı. TBMM’nin yeni başkanı 335 oy alan Binali Yıldırım oldu.

    AKP İzmir Milletvekili Binali Yıldırım 335 oy, CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak 135 oy, HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş 63 oy, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu 40 oy, Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam 5 oy aldı. 6 oy da geçersiz sayıldı.

    Buna göre, Binali Yıldırım, üçüncü tur oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu olan 301’in üzerinde oy alarak, 28. TBMM Başkanı seçildi.

    Binali Yıldırım, seçilmesinin ardından bir teşekkür konuşması yaptı.

    “OY VEREN VERMEYEN BÜTÜN MİLLETVEKİLLERİNİN BAŞKANI OLACAĞIM”

    Binali Yıldırım çalışmalarında rehberlerinin, milletin iradesi, Anayasa ve İçtüzük olacağını ifade ederek, “Oy veren ya da vermeyen bütün milletvekillerinin başkanı olacağımın bilinmesini isterim.” dedi.

    CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın tutuklu milletvekillerini anımsatması üzerine Yıldırım, “Biraz sabredersen Tanal… Daha Bismillah dedik, başladın dalmaya…” diye karşılık verdi.

    Konuşmasının ardından Yıldırım, Genel Kurulda ön sıralarda oturan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HDP Eş Genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, CHP Grup başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç, İYİ Parti Grup Başkanı Ahad Andican ile tokalaştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Başbakan Yıldırım’ın bayram yemeğine katılan cemevi yöneticilerine tepki

    Başbakan Yıldırım’ın bayram yemeğine katılan cemevi yöneticilerine tepki

    PİRHA- Başbakan Binali Yıldırım’ın düzenlediği bayram yemeğine Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş, Halkalı Cemevi Başkanı Gazi Arslan ile Adalar Cemevi Başkanı ve Sancaktepe Cemevleri çatısı altındaki Sarı Saltık Cemevi Başkanı Necati Erkek’in katıldığı öğrenildi. Sözkonusu başkanlara Alevi yurttaşlar sosyal medyadan tepki gösterdi. 

    Başbakan Binali Yıldırım, bayram yemeğine Alevileri de davet etti. Davete, Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri katılmazken, Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş, Halkalı Cemevi Başkanı Gazi Arslan ile Adalar Cemevi ve Sarı Saltık Cemevi Başkanı Necati Erkek’in katıldığı öğrenildi.

    BAŞBAKAN SEÇİM ÖNCESİ DERSİM 38’İ HATIRLADI

    Programın başında “Haydar Haydar” türküsü seslendirildi.

    16 yıldır iktidarda olan ve Dersim 38 ile ilgili taleplere kulak tıkayan iktidara tepkiler sürerken, Başbakan Yıldırım burada yaptığı konuşmada, “1938 Dersim büyük bir acıdır. Bu ülke Dersim’le yüzleşmelidir. Hiç bir yanlışın arkasında durmak gibi bir lüksümüz yok. O dönem Dersim’i yapanların bugün bunun bir şekilde özeleştirisini yapmalı, hesabını vermelidir. Devlet yanlış yapabilir. Yapmaması gerekir ama yanlış yapılmıştır. Bir daha bu yanlışların olamaması için bu meselenin de ele alınıp, açık, samimi bir şekilde toplumla paylaşılması gerekir. İdam etmek için yaşını büyütüp, öldürdüğünüz o insanların zihinlerindeki acıları küllendirmenin, bir daha yaşanmaması için açık kalplilikle konuşulması gerekir” dedi.

    Sözkonusu cemevlerinin yöneticilerinin Başbakanın yemeğine katılmasına ise sosyal medyadan Alevi yurttaşlar tepki gösterdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş,Mevcut iktidarın masasına oturup, Alevi toplumunu temsil ettiğini dile getiren yol düşkünleri bizden değildir. Bizden olamaz. Yol cümleden uludur” dedi.

    Bazı yurttaşlar ise “Kartal halkı bunu nasıl kabul eder. Solcuların ve Alevilerin yoğun yaşadığı bir ilçede bulunan bir cemevi başkanı seçim öncesi AKP’nin yemeğinde ne işi var. Gizli bir pazarlık mı var” sorularını yönelttiler.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

  • HDP’li vekil Önlü, Dersim Tertelesi’ni meclise taşıdı: Devlet arşivlerini açacak mı?

    HDP’li vekil Önlü, Dersim Tertelesi’ni meclise taşıdı: Devlet arşivlerini açacak mı?

    PİRHA – HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim 1937-38 Katliamı ile yüzleşilmesi ve soykırımın tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. 

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ne soru önergesi verdi. Önlü, Toplumsal barışın sağlandığı bir geleceğin inşası amacına dayanan, tanıkları ve mağduriyetleri açığa çıkaran, tarihsel acıların onarımı sağlayacak bir anlayışla Dersim 1937-38 Katliamı ile yüzleşilmesi amacıyla meclis araştırması istedi.

    “DERSİM KÜLTÜREL ZENGİNLİĞİNDEN KAYNAKLI SÜRGÜNLER YAŞADI”

    Geçmişte Kürt, Ermeni, Süryani gibi etnik toplulukların oluşturduğu Dersim’in bu kültürel zenginliğinden kaynaklı büyük katliamlar ve sürgünler yaşadığını belirten Önlü, “1800’lü yıllardan başlamak üzere yazılan çok sayıda gizli-açık raporlarda Dersim’in sosyal yapısının dağıtılması önerilmiş ve köylerin birbirleriyle olan bağları koparılmak maksadıyla blok havuzlar yani barajların yapılması önerilmiştir” dedi.

    “DERSİM’İN İMHASI HEDEFLENDİ”

    Önlü, gerekçede şu ifadelere  yer verdi;

    “Dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK, 18 Eylül 1930 tarihinde Başbakanlığa sunduğu Dersim raporunda, bir an önce Dersim’e “askeri harekât” düzenlenmesi gerektiğini belirtmiş ve en önemli gerekçe olarak da  halkın Kürtçe konuşması ve Kürt dilinin bölgede yayılma eğilimi gösterilmiştir. 4 Haziran 1934’te Tunceli İskân Kanunu çıkarılmış, kanunla Türk kültürüne benzetilmek istenen nüfusun nakli istenmiştir.

    14 Haziran 1934 İskân Kanunu ve 25 Aralık 1934 Tunceli Kanunu başta olmak üzere Dersim’e ilişkin hazırlanan tüm raporlar, genelgeler ve kanunlar 1937-38 Dersim Soykırımı için gerekli talimatları ve yasal düzenlemeleri içermekte olup, Dersim’in imhası hedeflenmiştir.”

    “DEVLET ARŞİVLERİNİ AÇACAK MI?”

    Önlü, bu bağlamda Başbakan Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti;

    • İnsanlığa karşı soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması ile ilgili BM sözleşmesine taraf olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1937-38 Dersim katliamını, insanlığa karşı işlenmiş bir suç ve soykırım olarak kabul edecek midir?
    • Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 4 Mayıs tarihini Dersim Soykırım Günü olarak tanıyacak mıdır?
    • 1937- 38 Dersim Soykırımı’nda ne kadar yurttaşımız katledilmiştir?
    • 1937-38 Soykırımı’nda yerinden zorla göç ettirenler kimlerdir, nereye yollanmış, sürgün ettirilenlerden ne kadarı geri gelmiş ve ne kadarı sürüldükleri yerlerde kalmışlardır?
    • 1937-38 Soykırımı’nda ailelerinden zorla kopartılarak Türk ailelerine evlatlık olarak verilen “Dersim’in kayıp kızlarının” kimlik bilgileri devlet arşivlerinde mevcut mudur? Mevcutsa kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyor musunuz?
    • Dersim önderlerinden Seyid Rıza, oğlu ve arkadaşlarının mezar yerleri nerededir?
    • Dersim’de isyan ettiği iddiasıyla tutuklanan 58 kişilerden 7’si idama çarptırılırken, diğer 51 kişinin akıbeti ne olmuştur? Bu kişilerin kimlik bilgileri devlet arşivlerinde mevcut mudur?
    • Dersimlilere soykırımı anımsatan “Tunceli” adını değiştirerek ‘’Dersim’’ adının iadesini düşünüyor musunuz?
    • İhsan Sabri Çağlayangil’in medyaya yansıyan röportajında 1937-38 soykırımında, Dersim’de kimyasal gaz kullanıldığını itiraf etmiştir. Bu itiraf doğrultusunda kimyasal gaz kullanıldığı doğru mudur? Bu gazlar Türkiye’de mi üretilmiş, yoksa başka bir devletten mi temin edilmiştir?
    • Dersim Soykırımı ile ilgili devlet arşivlerinde bulunan ve üzerinde gizlilik kararı konulan belgeleri kamuoyuna açılacak mıdır? (HABER MERKEZİ)

     

  • Başbakan Yıldırım’dan Almanya ziyareti öncesi ilişkilerin normalleşmesi mesajı

    Başbakan Yıldırım’dan Almanya ziyareti öncesi ilişkilerin normalleşmesi mesajı

    Başbakan Binali Yıldırım, Belarus ziyaretinin ardından Almanya’ya geçti. Yıldırım, Berlin’e hareketi sırasında uçaktaki gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

    ALMANYA İLE YENİ BİR SAYFA

    İlk olarak Berlin’de Merkel ile görüşeceğini söyleyen Yıldırım, “Geçen sene seçim senesiydi, orada da bizde de, dolayısıyla biraz havalar sert geçti. Şimdi artık orada da hükümet uzunca bir aradan sonra kurulma aşamasına geldi. Bizim zaten referandum gündemimizden tamamen düştü. Artık normal hayata Almanya ile Türkiye’nin dönme vakti geldi diye düşünüyoruz. Şansölye Merkel ile ikili ilişkilerimizi, bölgesel konuları, AB konularını kapsamlı bir şekilde ele alacağız. Ümit ederim ki geçmişte karşı karşıya kaldığımız sorunlar aşılmış olur, yeni bir sayfa yeni bir gün başlatmış oluruz” diye konuştu.

    “KÜRTLERİN GÖSTERİLERİNİN YASAKLANMASI ÖNEMLİ ADIMLAR”

    Yıldırım, Kürtlerin protesto gösterilerinin Almanya’da yasaklanması sorusuna “Bunlar önemli adımlar. İki ülke arasındaki ilişkilerin tamir edilmesi için güzel adımlar. Almanya’yı tek başına Almanya olarak görmeyelim. Avrupa Birliği’nin bel kemiğini oluşturuyor. Avrupa Birliği içinde Türkiye’nin en büyük ticari ortağı, dört milyona yakın soydaşımız, vatandaşımız iki ülke arasında ciddi bir köprü oluşturuyor. O yüzden de Almanya-Türkiye ilişkilerinin eski iyi günlerine dönmemesi akla ziyan iştir. Hem Almanya için hem Türkiye için” yanıtını verdi.

    DENİZ YÜCEL AÇIKLAMASI: HER MAHKEMEYE ÇIKIŞ BİR UMUTTUR

    Bir yılı aşkın süredir tutuklu olan Die Welt’in Türkiye Temsilcisi Deniz Yücel ile ilgili “Kısa süre içinde serbest kalacağını umuyorum” açıklaması hatırlatılan Yıldırım, “Türkiye hukuk devleti, yargının işi ayrı, siyasetin işi ayrı. Üzerine atılan suçlar var, bunlarla ilgili hakim karşısına çıkacak, oradan da bir sonuç çıkacak. Her mahkemeye çıkış bir umuttur. Bir an önce hakim karşısına çıkmasını telkin ediyoruz. Zannediyorum, yakın zamanda böyle bir gelişme olur. Bu konu da Türkiye-Almanya arasında ilişkilerimizi bloke eden bir husus olmaktan çıkar” dedi.

    YILDIRIM ZİYARETİ ÖNCESİ SİYASİLERDEN TEPKİLER

    Yıldırım’ın ziyaretine yönelik Alman haber ajansı dpa’ya konuşan Sol Parti Federal Meclis Grup Başkanı Sahra Wagenknecht, Türkiye’ye yapılan silah ihracatının derhal sonlandırılmasını ve Türkiye’nin AB tam üyelik müzakerelerinin dondurulmasını talep etti.

    Wagenknecht, “İslamcı bir diktatörlükle AB müzakerelerini sürdürenler, Avrupa fikrini ayaklar altına almış olur” ifadesini kullandı. Wagenknecht Merkel’in Yıldırım ile görüşmesinde, “ilişkileri dikkatlice ve düşünceli şekilde yürütmekten vazgeçmesi gerektiğini” belirtti.

    Yeşiller Partisi milletvekili Cem Özdemir de Merkel’in Yıldırım ile görüşmesinde Türk hükümetinin Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’de yürüttüğü harekatı da görüşmesi gerektiğini belirterek, “Bir NATO üyesi ülke sivilleri bombalıyor, binlerce insanın kaçmak zorunda kalmasına neden oluyor ve bir diğer NATO üyesini tehdit ediyorsa, bu duruma gözlerimizi kapatıp yokmuş gibi davranamayız” dedi.

  • HDP’li Önlü’nün Avrupa’daki suikast iddialarına ilişkin soru önergesi iade edildi

    HDP’li Önlü’nün Avrupa’daki suikast iddialarına ilişkin soru önergesi iade edildi

    PİRHA – HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü’nün, Avrupa’da yaşayan AKP muhaliflerine yönelik suikast girişiminde bulunulacağına dair haberlerle ilgili Başbakan Binali Yıldırım’ın cevaplandırması için meclise verdiği soru önergesi iade edildi.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, 21 Aralık 2017’de Avrupa’daki AKP muhaliflerine suikast iddilarına ilişkin Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması üzerine TBMM’ye soru önergesi verdi.

    Önerge, açık ve belli konular üzerine bilgi istemek ve tüm soruların iç tüzük hükümlerine uygun olmadığı ileri sürülerek iade edildi.

    Önlü’nün, Başbakan Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle sunduğu önergede şu maddeler yer alıyordu:

    -“Avrupa’da yaşayan AKP muhaliflerine, Alevi, Ermeni, Kürt temsilcilerine, Türkiyeli gazeteci, yazar, akademisyen ve siyasetçilere yönelik Türkiye’nin desteği ile suikast girişiminde bulunacağına ilişkin iddialara, AKP Hükümeti’nin bir açıklaması olacak mıdır?

    -MİT’in daha önceki yıllarda Avrupa’daki Kürt siyasetçilerine, gazetecilerine, yazarlarına ve kurum temsilcilerine, yönelik suikastlar düzenleneceği yönünde basında çok sayıda haber yer almıştı. Son günlerde AKP muhaliflerine, Alevi, Ermeni, Kürt temsilcilerine, Türkiyeli gazeteci, yazar, akademisyen ve siyasetçilere yönelik suikast iddialarıyla da MİT’in bir bağlantısı var mıdır?

    -Almanya’nın Baden Württemberg Eyaleti Emniyet Müdürü KlausZiwey, “Almanyalı Osmanlılar” adlı suç örgütünün, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) ile bağlantılarının olduğunu iddia etmektedir. Bu iddia doğru mudur?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Afrin’e başlatılan hava saldırısında ikinci gün

    Afrin’e başlatılan hava saldırısında ikinci gün

    PİRHA – TSK’nin Afrin’e başlattığı hava saldırıları bugün de devam etti. Kara saldırılarının başladığı ve Mabata ve Bilbile ilçelerinin bombalandığı belirtilirken, savaş uçaklarının kent merkezi çevresini de hedef aldığı gelen bilgiler arasında.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrin’e yönelik fiili saldırının başladığını açıklamasının ardından başlayan hava saldırısı ikinci gününde de devam ediyor. Dün Hatay’ın Reyhanlı ve Kırıkhan ilçeleri arasında sınır hattında uçak sesleri duyulduğu bildirildi. Yapılan bombardımanda Cindirese, Reco, Şera, Şerawa ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Mabeta bölgelerinin bombalandığı öğrenilmişti.

    Afrin’e başlatılan hava saldırılarına ilişkin önemli gelişmeler şöyle:

    ŞENGAL KÖYÜ’NÜN KONTROLÜ ÖSO’YA GEÇTİ

    Afrin bölgesine bağlı Cindires kasabası çevresinde ÖSO ile YPG arasında şiddetli çatışmalar yaşanırken, Afrin’in kuzeyindeki Şengal köyü YPG’den alındı. TSK ve ÖSO güçleri Afrin batısındaki Raco kasabasına doğru ilerleme kaydediyor.

    NATO AFRİN HAREKATINA İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPTI

    NATO’nun “Türkiye’nin istikrarsız bir bölgede bulunduğuna ve terörden belirgin şekilde acı çektiğine” dikkat çekilen açıklamasında, “kendini savunma hakkı” ön plana çıkarılırken “orantılılığa ve ölçülülüğe dikkat edilmesi” istendi.

    Yapılan açıklamada, Türkiye’nin operasyon konusunda NATO üyesi ülkeleri bilgilendirdiği belirtildi. NATO yetkilisi, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de Türk yetkililerle düzenli temas halinde olduğuna dikkat çekti.

    KİLİS’TE 15 GÜN ÖZEL GÜVENLİK BÖLGESİ İLANI

    Suriye tarafından atılan 4 roket mermisi, Kilis’e düştü. Mermiler, 2 ev 2 işyerine isabet ederken Vali Mehmet Tekinarslan, 1 kişinin hafif yaralandığını söyledi. Öte yandan düşen mermi nedeniyle iki katlı bir evde çıkan yangın maddi hasara neden oldu. Kilis Valiliği, “Zeytin Dalı Harekatı”nın sürdüğü Suriye sınırındaki bazı bölgeleri, 15 gün süreyle 15 gün özel güvenlik bölgesi ilan edilmiştir” dedi.

    FRANSA’DAN AFRİN İÇİN ACİL TOPLANTI ÇAĞRISI

    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Türkiye’ye Afrin operasyonunu sonlandırma çağrısı yaptı ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağırdıklarını açıkladı.

    Le Drian gazetecilere yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi toplantısında Suriye’deki harekatın “insani durum üzerinde yaratacağı” risklerin değerlendirileceğini söyledi. Le Drian, Afrin operasyonunun yaratacağı riskleri “çok ciddi” olarak nitelendirdi. Le Drian, resmi Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda “tarafların çatışmaya bir son vermeleri ve bölgeye insani yardım ulaşımı sağlamaları gerektiğini” söyledi.

    MEDYA İÇİN 15 MADDELİK AFRİN LİSTESİ

    Afrin’de başlayan operasyon sonrası Başbakan Binali Yıldırım, bugün medya temsilcileriyle bir araya geldi.

    Başbakan Binali Yıldırım, medyanın operasyona ilişkin haberlerinde “milli menfaatleri ön plana koyması gerektiğini” söylerken, medyadan beklentilerini şöyle sıraladı:

    – Haber ve yorumlarda bu harekatın tamamen terör örgütlerine yönelik olduğu ve terör örgütlerini etkisiz hale getirmeyi amaçlayıp sivil halkı koruduğunun ön plana çıkarılması

    – Yabancı haber kaynaklarının özellikle PKK, PYD, YPG, DEAŞ kaynakları üzerinden Türkiye aleyhine yapacağı haberler konusunda dikkatli olunması (Başbakan buna örnek olarak, sosyal medyada geçmiş dönemde Musul’da olan bir fotoğrafın sanki Afrin’de olmuş gibi paylaşıldığını gösterdi)

    – Uluslar arası haber kaynaklarının Türkiye aleyhine yapacağı haberleri yansıtırken Türkiye’nin milli menfaatlerinin gözetilmesi

    – Siviller yönelik saldırı olduğuna dair bilgi kirliliği yaratan ve teyit edilemeyen görüntü ve açıklamalara itibar edilmemesi, sivillere zarar verilmemesi konusunda silahlı kuvvetlerin gösterdiği hassasiyetin hatırlatılması

    ‘MEYDANA ÇIKMA YANLIŞINI YAPAN OLURSA BEDELİNİ ÇOK AĞIR ÖDER’

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bursa il kongresinde konuştu. Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Afrin operasyonuna yönelik sokağa çıkma çağrılarına değindi.

    Erdoğan, HDP’yi hedef alarak sarf ettiği sözlerinde, “Benim Kürt kardeşlerimi sokağa çağırıyorlar. Sakın ha bu çağrıya uyup da meydanlara çıkma yanlışını yapanlar olursa, bedelini çok ağır öderler. Bu milli mücadeledir. Sakın ha, bu çağrıya uyup da meydanlara çıkma yanlışına düşenler olursa bedelini çok ağır öderler bunu da böyle söylüyorum. Karşımıza kim çıkarsa çıksın bedelini öderler” dedi.

    SOSYAL MEDYAYA AFRİN SORUŞTURMASI

    TSK’nın Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde başlattığı Zeytin Dalı Harekatı’nın ardından, sosyal medya hesaplarından propaganda yapanlar takibe alındı. Ankara, Van, Diyarbakır, Mardin ve Muş Cumhuriyet Başsavcılıkları’nın yaptığı çalışmaların ardından harekatla ilgili gerçek dışı bilgileri aktaranlara yönelik soruşturma başlatıldı. HDP’li vekiller Ayhan Bilgen ve Nadir Yıldırım hakkında da sosyal medyadan Afrin paylaşımı hakkında inceleme başladığı belirtildi.

    CHP’DEN DESTEK AÇIKLAMALARI

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Afrin’e yönelik operasyonu “gereken bir adım ve doğru bir harekat” olarak değerlendirdi.

    Tezcan, “Bu harekata desteğimiz tamdır. Allah milletimize, askerimize yardımcı olsun” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

     

  • TDK’nin hakareti meclise taşındı: Alevilerden özür dileyin ve o tanımı kaldırın

    TDK’nin hakareti meclise taşındı: Alevilerden özür dileyin ve o tanımı kaldırın

    PİRHA – CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Başbakan Binali Yıldırım’a Türk Dil Kurumu sözlüğünde yer alan skandal tanımlamayı sordu. Tüm, “Bahsi geçen skandal tanım sonrası ilgili kurul veya kişiler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılacak mıdır?” diye sordu. 

    Türk Dil Kurumu (TDK) yeni bir skandala imza attı. TDK’nin internet sitesinde yer alan Büyük Sözlük’te “vazalak” kelimesinin anlamı hem “aptal, serseri” hem de “Alevi” olarak verildi. Bu ifadeler sonrasında yoğun tepkiler alan TDK’ya bir tepki de CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’den geldi.

    “ ALEVİLERE YÖNELİK AYRIMCI VE MEZHEPÇİ TUTUMUN DIŞAVURUMUDUR!”

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, TDK’nin sitesinde yer alan tanımın AKP iktidarının Alevilere yönelik ayrımcı tutumunun dışa vurumu olduğunu ifade etti.

    Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması için skandala ilişkin yazılı soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, TDK sözlük skandalının peşini bırakmayacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Cumhuriyetimizin aydınlanmacı kurumları, bugün ne yazık ki, çağdışı ve insanlık dışı bir anlayışın kurumlarına dönüşmüş durumdalar. Diyanet İşleri Başkanlığının fetvaları ve sözlüğünde yer alan skandal tanımlardan sonra, bugün de Türk Dil Kurumu’nun sitesinde büyük bir rezaletle karşılaştık.

    “ALEVİLERE HAKARET EDEN ZİHNİYET GÜCÜNÜ İKTİDARDAN ALIYOR” 

    Alevi yurttaşlarımızı ‘aptal ve serseri’ gibi tanımlarla yan yana koyan bu zihniyet, gücünü Alevileri ötekileştiren, yurttaş görmeyen iktidar anlayışından almaktadır. Alevilerin ibadethanesi olarak cemevlerine yasal statü verilmiyor, zorunlu din dersleriyle asimilasyon uygulanıyor, Alevi yurttaşların evleri işaretleniyor, en insani talepleri bile sürekli yok sayılıyor. Böyle bir yönetim zihniyetinin kuşattığı kurumlarda da ne yazık ki ‘Alevi’ kelimesi, hakaretlerle yan yana tanımlanıyor.

    “BÜYÜK İNSANLIK AYIBIDIR, UTANÇTIR”

    Bu büyük bir insanlık ayıbıdır, büyük bir utançtır. O sözlükte yer alan tanım bir an önce kaldırılmalı, sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmalı ve Alevi yurttaşlardan özür dilenmelidir. Biz, CHP olarak, bu skandalın peşini asla bırakmayacağız. Bu çağ dışı ve insanlık dışı karanlık anlayışın, toplumu bu şekilde ayrıştırmasına müsaade etmeyeceğiz.”

    Başbakan Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle skandala dair yazılı soru önergesi veren CHP’li Tüm, şu soruları yöneltti:

    • Türk Dil Kurumu (TDK)’nin Büyük Sözlüğü’nde yer alan bahsi geçen tanım hangi kurul ve kişiler tarafından hazırlanmıştır? Bu skandalın sorumlusu kimlerdir?
    • Sözlükte yer alan tanım, iktidarınızın Alevilere yönelik ayrımcı ve ötekileştirici tutumunun bir dışavurumu mudur?
    • Bahsi geçen skandal tanım sonrası ilgili kurul veya kişiler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılacak mıdır?
    • TDK’nin internet sitesinde yer alan sözlükler hangi aralıklarla güncellenmektedir? Büyük Sözlük en son ne zaman güncellenmiştir?
    • Alevi yurttaşlarımıza yönelik bu ayrımcı, ötekileştirici ve mezhepçi tanım sonrası herhangi bir görevden alma söz konusu olacak mıdır?
    • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan sözlükte “baliğ ve bülûğ” kelimelerine ilişkin yapılan skandal tanım sonrası herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? (HABER MERKEZİ)
  • ‘Kişilerin göreve iade edilmelerinde savcılık kararları neden dikkate alınmıyor?’

    ‘Kişilerin göreve iade edilmelerinde savcılık kararları neden dikkate alınmıyor?’

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, son yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerine iade edilen kişiler arasında ayrımcılık yapıldığını ve yargı kararlarının dikkate alınmadığını ifade etti.

    24 Aralık 2017 tarihli Kanun Hük​münde Kararname (KHK) ile birlikte 115 kişinin görevlerine iade edildiğini belirten CHP’li Mehmet Tüm, Eğitim-Sen’li öğretmenlerin haklarında yargı kararları olmasına rağmen görevlerine iade edilmediklerini ve mağdur edildiklerini belirtti.

    Hükûmetin son KHK ile yargı kararlarını da hiçe saydığını ifade eden CHP’li Tüm, konuya ilişkin “Bugüne dek 18 KHK yayınlandı ve her birinde on binlerce insan mağdur edildi, akla mantığa sığmayan kararlara imza atıldı ve hukuksuzluk meşrulaştırılmaya çalışıldı. Özellikle ihraçlar konusunda tarihe geçecek derecede hukuk garabeti kararlar alındı. Son KHK’da yer alan ihraçlar ve iadelerle ilgili de yine artık alışık olduğumuz bir hukuk skandalına daha tanık olduk. Birçok kişi hakkında olumlu yargı kararı olmasına rağmen, işine iade edilmedi. Eğitim-Sen’li iki öğretmen İsmet Akyol ve Şahin Yücel, savcılığın haklarında ‘FETÖ ile irtibatı yoktur’ kararına rağmen hâlâ hukuksuz ve gerekçesiz bir şekilde mağdur ediliyorlar. İnsanlar yargıya başvuruyorlar, OHAL Komisyonu’na başvuruyorlar, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, bakanlıklara başvuruyorlar, tüm bu yargı kararlarına rağmen işe iade yine de edilmiyorlar. Hükûmet, muhatapları muhalif olunca Anayasa, hukuk, yargı kararı vs. dinlemiyor. İnsanlar ne yapacaklarını, nereye başvuracaklarını bilmiyorlar. Nuriye ve Semih’in durumu da bundan farklı değil. İşte OHAL Türkiyesi’nin özeti budur.” dedi.

    “SAVCILIK KARARLARI NEDEN DİKKATE ALINMIYOR”   

    Başbakan Binali Yıldırım’a soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Zonguldak Şube Sekreteri İsmet Akyol ve Mersin Tarsus Eğitim-Sen Şube Sekreteri Şahin Yücel’in hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ‘kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karara rağmen, görevlerine iade edilmemesinin gerekçesini sordu.

    CHP’li Mehmet Tüm’ün önergesinde şu sorular yer aldı:​

    1. 24 Aralık 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerine iade edilen özelde 33 MEB personeli genelde ise 115 kişi hangi kriterlere göre görevlerine iade edilmiştir?​
    2. Görevlerine iade edilen kişiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair’ kararlar verilmiş midir? Verildiyse söz konusu kişilerin göreve iade edilmelerinde savcılık kararları dikkate alınmış mıdır?
    3. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından haklarında ‘Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karar verilen Eğitim-Sen yöneticileri İsmet Akyol ve Şahin Yücel’in KHK ile göreve iade edilme talepli dilekçelerine Başbakanlık tarafından ‘OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurunuz’ cevabı verilmesi savcılık kararıyla çelişki arz etmekte midir?
    4. Savcılık kararları, Eğitim-Sen yönetici ve üyelerinin KHK ile göreve iade edilmesinde hangi gerekçeyle uygulanmamaktadır?
    5. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından ihraç edilen kaç kamu çalışanı hakkında ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair’ kararlar verilmiştir?
    6. İsmet Akyol ve Şahin Yücel ile Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından haklarında ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karar verilen diğer kişilerin KHK ile göreve dönmeleri için çalışma yapılacak mıdır?
    7. KHK ile göreve iade edilmeyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla göreve iade edilme arasında bir fark var mıdır?
    8. KHK ile göreve iade olduğunda, göreve iade edilenler, ihraç edilmeden önceki görev yerlerine aynı statüde verilirken ve geçmişe dönük hak kayıplarını alırken; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla göreve iade edilenler de önceki görev yerlerine aynı statüde verilecek midir ve geçmişe dönük hak kayıplarını alacaklar mıdır? (HABER MERKEZİ)
  • HDP’li Önlü’den soru önergesi: Avrupa’daki suikast iddialarıyla MİT’in bağlantısı var mıdır?

    HDP’li Önlü’den soru önergesi: Avrupa’daki suikast iddialarıyla MİT’in bağlantısı var mıdır?

    PİRHA –  HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü Avrupa’da yaşayan AKP muhaliflerine, Alevi, Ermeni, Kürt temsilcilerine, Türkiyeli gazeteci, yazar, akademisyen ve siyasetçilere yönelik suikast girişiminde bulunulacağına dair haberlerle ilgili Başbakan Binali Yıldırım’ın cevaplandırması için TBMM’ne soru önergesi verdi. 

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Avrupa’da yaşayan AKP muhaliflerine, Alevi, Ermeni, Kürt temsilcilerine, Türkiyeli gazeteci, yazar, akademisyen ve siyasetçilere yönelik suikast girişiminde bulunulacağına dair haberlerle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verdi.

    Önlü, önergede “Ankara’nın, “Almanyalı Osmanlılar” adlı suç örgütü ile ilişkide olduğu iddiaları gündeme geldi. Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya İçişleri Bakanı, İçişleri Komisyonu için hazırladığı raporda, “Almanyalı Osmanlılar” (Osmanen Germania) adlı suç örgütünün Ankara tarafından desteklendiğini ve Türk devletiyle bağlantılı olduğunu belirtti.” ifadelerini kullandı.

    HDP’li Önlü, Başbakan Binali Yıldırım’dan şu soruları yanıtlamasını istedi:

    -Avrupa’da yaşayan AKP muhaliflerine, Alevi, Ermeni, Kürt temsilcilerine, Türkiyeli gazeteci, yazar, akademisyen ve siyasetçilere yönelik Türkiye’nin desteği ile suikast girişiminde bulunacağına ilişkin iddialara, AKP Hükümeti’nin bir açıklaması olacak mıdır?

    -MİT’in daha önceki yıllarda Avrupa’daki Kürt siyasetçilerine, gazetecilerine, yazarlarına ve kurum temsilcilerine, yönelik suikastlar düzenleneceği yönünde basında çok sayıda haber yer almıştı. Son günlerde AKP muhaliflerine, Alevi, Ermeni, Kürt temsilcilerine, Türkiyeli gazeteci, yazar, akademisyen ve siyasetçilere yönelik suikast iddialarıyla da MİT’in bir bağlantısı var mıdır?

    AVRUPALI TÜRK DEMOKRATLAR BİRLİĞİ İLE AKP’NİN İLİŞKİSİ VAR MIDIR?

    -UETD’nin Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından AKP’nin resmi olmayan yurt dışı organizasyonu olarak kabul edildiği iddia edilmektedir.  Avrupalı Türk Demokratlar Birliği ile AKP’nin ilişkisi var mıdır?

    -Hür Demokrat Parti’nin (FDP) Baden Würrtemberg eyalet meclisi grup başkanı Hans-UlrichRülke, StuttgarterNachrichten gazetesine yaptığı açıklamada, “Benin izlenimim, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi hedeflerine ulaşmak için Almanya’da paramiliter bir destek birliği kurduğu yönünde olduğunu” belirtti. Bu iddialara ilişkin bir açıklama yapılmış mıdır?

    -Alman devlet televizyonu ZDF’de yayınlanan “Frontal 21” programı ve Stuttgarter Nachrichten gazetesinde yer alan haberlerde, AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve AKP İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün “Almanyalı Osmanlılar” çetesiyle yakın bağlantısının olduğu iddia edildi. Bu iddialar doğru mudur?

    -Kuzey Ren-Vestfalya İçişleri Bakanı HerbertReul’un komisyona sunulan raporunda ayrıca “Almanyalı Osmanlılar” adlı suç örgütünün başkanının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı İlnur Çevik tarafından 2016 yılı Ekim ayında Ankara’da kabul edildiği de belirtilmekte. Bu iddia doğru mudur?

    ALMANYALI OSMANLILAR SUÇ ÖRGÜTÜ MİT İLE BAĞLANTILI MIDIR?

    -“Almanyalı Osmanlılar” adlı suç örgütünün, Türk İstihbarat Teşkilatı( MİT) ile bağlantıları olduğu iddiaları doğru mudur?

    -Avrupa Ülkelerinin; imamların casusluk-ajanlık yaptığı, MİT’in Kürt siyasetçilerine, temsilcilerine, gazetecilerine, suikast planladığı, “Almanyalı Osmanlılar” adlı suç örgütünün muhaliflere, Kürtlere, sol sosyalistlere karşı kullandığı ve silahlandırıldığı, son olarak ise AKP muhaliflerine, Alevi, Ermeni, Kürt temsilcilerine, Türkiyeli gazeteci, yazar, akademisyen ve siyasetçilerine yönelik Türkiye’nin desteği ile suikast girişiminde bulunacağı yönünde diplomasi alanında kriz çıkaracak iddialarına ilişkin hükümetiniz tarafından resmi açıklama yapılacak mıdır? Suskunluğunuzun nedeni nedir?

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • İbadi Çarşamba günü Ankara’ya geliyor

    İbadi Çarşamba günü Ankara’ya geliyor

    PİRHA-Irak Başbakanı’nın Çarşamba günü Türkiye’ye geleceği bildirildi

    Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin 25 Ekim Çarşamba günü Ankara’ya geleceği bildirildi.

    İbadi, ziyareti kapsamında, Çankaya Köşkü’nde Başbakan Binali Yıldırım ile görüşecek.

    Yıldırım ve İbadi görüşmesinde özellikle Kürdistan referandumu sonrasında yaşanan gelişmelerin ele alınması bekleniyor.

    Başbakan Binali Yıldırım 15 Ekim’de Bağdat’ı ziyaret etmesi planlanıyordu. Ancak söz konusu ziyaret yapılmamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’li Önlü Başbakan’a sordu: Soylu’nun ‘Yepyeni bir süreç başlattık’ ifadesindeki kasıt nedir?

    HDP’li Önlü Başbakan’a sordu: Soylu’nun ‘Yepyeni bir süreç başlattık’ ifadesindeki kasıt nedir?

     PİRHA- HDP Milletvekili Alican Önlü meclise verdiği soru önergesinde savaş politikalarını eleştirerek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Yepyeni bir süreç başlattık” ifadesinin açıklanmasını istedi.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. 31 Ağustos 2016 tarihinde görevi devralan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Yepyeni bir süreç başlattık” ifadesinin açıklanmasını isteyen Önlü, özellikler 15 Temmuz darbe girişiminin, Çöktürme Eylem Planının eksik kalan yönlerini tam anlamıyla hayata getirebileceği zemin olarak değerlendirildiğini belirtti. Önlü, OHAL uygulamaları ve çıkarılan KHK’ler ile her alanda baskı ve tutuklanmaların arttığına dikkat çekti.

    “ÇÖKTÜRME PLANININ DEVAMI, ÜÇ HİLAL OPERASYONU”

    Üç Hilal Operasyon genelgesine de değinen Önlü, “Çöktürme Eylem Planı’nın devamı niteliğinde olan ve Diyarbakır, Dersim, Bingöl, Elazığ, Erzurum, Ağrı, Şırnak, Muş, Bitlis, Siirt, Hakkâri, Van, Mardin, Urfa Adıyaman, Maraş valililerine Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nın imzasını taşıyan Üç Hilal Operasyon genelgesi gönderilmiştir. Genelgenin  “güvenlik ve asayişin sağlanmasına yönelik tedbirler” kısmında  “hiç kimseye merhamet duygusuyla yaklaşılmaması”,“istihbari çalışmalara yerel halkın katılmasının sağlanması”, “önceden belirlenen hedeflerin ayırım yapılmaksızın imha edileceği” ve “operasyon güçlerine yardımda isteksiz davranan unsurların gözetim altına alınacağı”, “psikolojik üstünlüğün sağlanması için bütün imkânların kullanılacağı” gibi talimatlar yer almaktaydı” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN BU UYGULAMALARDAN SORUMLU KURUMLARIN BAŞINDA GELMESİ MANİDAR”

    “15 Şubat 2017 tarihinden itibaren Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Koruköy’de, sokağa çıkma yasağı sonrası yaşanan insanlık dışı uygulamalar ve sonrasında Diyarbakır’ın Lice, Dersim, Bingöl ve genelgenin gönderildiği iddia edilen diğer illerde ki uygulamalar bu genelgenin varlığının kanıtını teşkil etmekteydi” denilen soru önergesinde, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere, hukuka, insan hakları ihlallerine yol açan tüm bu uygulamaların birinci dereceden sorumlu kurumların başında gelmesi manidardır” diye belirtildi.

    “3 HİLAL OPERASYON GENELGESİ DIŞINDA YENİ BİR SAVAŞ KONSEPTİ Mİ DEVREYE KONULDU”

    Önlü, Başbakan Yıldırım’dan şu soruların yanıtlanmasını istedi:

    • 31 Ağustos 2016 tarihinde görevi devralan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bölge için ‘güvenlik’ politikasından başka söz etmezken, Soylu’nun göreve geldiği günden itibaren devreye konulan ‘güvenlik’ politikaları sonucu kaç sivil yurttaşımız yaşamını yitirmiştir?
    • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, göreve geldiği ilk günden beri yaptığı tüm açıklamalarda, ‘PKK’nin adını’ bir daha kimse ağzına alamayacak ifadesini kullanmış, son olarak AKP Hayrat İlçe Başkanlığı 6. Olağan Kongresinde yaptığı konuşmada ise,  ‘Eylül ayı itibariyle yepyeni bir süreci başlattık, dağ, taş, tepe,  bırakmadan bu PKK’nin canına okumaya devam edeceğiz’ demiştir. İçişleri Bakanı’nın “Yepyeni bir süreç başlattık” ifadesinden kasıt, bölge illerinde orman yangınlarının hız kesmeden devam etmesi, SİHA’larla sivil yurttaşların vurulması mıdır?
    • Yine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Eylül ayı itibari ile yepyeni bir süreç başlattık’ ifadesinden kasıt, ‘Çöktürme Eylem Planı,’ ‘3 Hilal Operasyon Genelgesi’ dışında yeni bir savaş konseptinin devreye konulduğu mudur?
    • Çatışmalarda hayatını kaybeden örgüt mensuplarına belediyelere atanan kayyumlar tarafından cenaze aracı verilmemesi, Soylu’nun ifadesiyle yeni sürecin uygulamalarından biri midir? Bu durumun hukuksal dayanağı var mıdır
    • Tunceli Valiliği’nin resmi web sayfasında protokol listesinde TBMM’de 3. büyük parti olan Halkların Demokratik Partisinin yer almamasının gerekçesi nedir? İçişleri bakanlığı HDP’nin listede yer almamasına ilişkin Valiliğe talimat vermiş midir?
    • Yine her konuşmasında Partimizi, seçilmişleri hedef gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, göreve geldiği 31 Ağustos 2016 tarihinden bu güne kadar olan süreçte kaç HDP İl, ilçe yöneticisi ve üyesi tutuklanmıştır?
    • Hakkâri’nin Talê, Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Han köyü, Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Bağlan köyünde, silahlı insansız hava araçlarınca öldürülen ve yaralanan sivillere ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Diyarbakır ve Hakkâri Valilikleri sivilleri ‘işbirlikçi’ Tunceli Valiliği ise ‘terörist’ olarak lanse etmiştir. Valilikler, sivillerin ‘işbirlikçi’ veya ‘terörist’ olduklarını neye dayandırmaktadırlar? Valiliklerin hukuk, yargı makamı gibi karar alma ve uygulama yetkileri var mıdır? İçişleri Bakanlığı Valiliklere yargı makamı gibi karar alma yetkisi mi tanımıştır?
    • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İHA’lar ile vurulan sivillere ilişkin yapmış olduğu açıklamada ‘Birtakım hatalar olabilir’ ifadesini kullanmıştı. İçişleri Bakanı’nın ifadesiyle ‘Bir takım hatalardan’ kimler sorumludur? Sorumlu olarak SİHA’ araçlarını mı gösterecek?
    • Kişi suçlu dahi olsa, devletin görevi kişileri sağ yakalamak, kanun önüne çıkarmak iken, bir eylem içerisinde olmayan açık arazide tespit edilen kişilerin, Silahlı İnsansız Hava Aracı ile bombalanmasının, insani ve hukuki dayanağı nedir? Bu durumun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde karşılığı nedir?
    • Son iki yılda İnsansız Hava Araçlarının bombardımanı sonucu kaç kişi hayatını kaybetmiştir? Kaç kişi yaralanmıştır?
    • Baykar Makine Şirketinin üretmiş olduğu, Silahlı İnsansız Hava araçlarının Devlete, Türk Silahlı Kuvvetlerine maliyeti ne kadardır?

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: ‘Yeni bir devlet kuruyoruz’ söyleminin altı boş değil-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: ‘Yeni bir devlet kuruyoruz’ söyleminin altı boş değil-VİDEO

    PİRHA – AKP MKYK üyesi Ayhan Oğan bir televizyon programında ‘Yeni bir devlet kuruyoruz. Kurucu lideri de Tayyip Erdoğan’dır’ demesi kamuoyunda sert tepkilere neden oldu. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Ayhan Oğan’ın yeni devlet inşa ediyoruz söyleminin altının çok boş ve gerçek dışı olmadığını, biz bu 15 yıllık AKP İktidarı döneminde gördük” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Bir televizyon programında AKP MKYK üyesi Ayhan Ogan, ‘Yeni bir Devlet kuruyoruz. Kurucusu da Erdoğan’dır’ söylemine ilişkin KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik Pir Haber ajansına konuştu.

    “ALGI OPERASYONU YÜRÜTÜYORLAR”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım’ın Ayhan Oğan’ın , “Yeni devlet kuruyoruz” söylemine ilişkin olarak onun  bireysel düşüncesidir şeklinde açıklama yaptıklarını hatırlatan Bozgeyik, “AKP iktidarının 15 yıldır yürütmüş olduğu politikalara baktığımızda eğitime, demokrasiye, anayasa ve farklı konulara ilişkin bir AKP milletvekili ya da bir AKP’li danışman çıkıp açıklama yaparak bir algı operasyonu yürütüyorlar” diye konuştu.

    “SADAT YÖNETİMİ GİBİ BİR YAPILANMA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    “‘Yeni devlet inşa ediyoruz’ söyleminin altının çok boş olmadığını, çokta gerçek dışı olmadığını, biz bu 15 yıllık AKP İktidarı döneminde gördük” diyen KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik şunları ifade etti:

    “15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ve KHK rejimi ile birlikte başta askeri okullar  olmak üzere askeri alanda SADAT gibi yeni bir yapılanmayla Türkiye karşı karşıya. Asker ve polis okullarında da tasfiye ve yeniden yapılandırma var. Özellikle öğrencilerin buraya seçilme sürecine baktığımızda gerçekten AKP gibi düşünmeyen, muhafazakâr olmayan, kesimlerin çocuklarının bundan sonra polis ve askeri okullara alınmayacağını, yapılan sınav ve mülakat sisteminde açıkça görüyoruz.”

    “BÜROKRASİ ALANINDA YOĞUN BİR ŞEKİLDE KADROLAŞIYORLAR”

    Bozgeyik, KHK’lerle yapılan değişiklikleri ve kadrolaşmayı da şöyle dile  getirdi:

    “KHK ile yapılan değişikliklerle HSK’da yoğun bir tasfiye yapıldı. Sosyal demokrat, demokrat gerçekten de anayasaya uluslararası sözleşmelere uyan hukuksal bir süreci işletmeden yana olan tüm hâkim ve savcılar da bu darbe girişimi bahanesiyle yüzde 90 tasfiye edildi. Buralarda da AKP’ye  yakın hâkim ve savcılar görevlendirilerek yeni bir yargı sistemi oluşturuldu. Yine eğitim alanına,  sağlık alanına, kamudaki bürokratik alanların hepsine baktığımızda,  bir tasfiye var. Buralarda yeniden AKP’nin politikalarını hayata geçirecek onun ekonomik, sosyal politikalarını uygulayacak, biat edecek, düşünce ve ifade özgürlüğüne,  tahammülü olmayan birçok kesimin bürokrasi alanında yoğun bir şekilde  kadrolaştığını görüyoruz. Doğal olarak tüm bunları değerlendirdiğimizde yeni bir devlet inşa ediyoruz söyleminin altının boş olmadığını görüyoruz.”

    “GİDEREK OTORİTELEŞEN VE TEKLEŞEN BİR SİSTEME GİDİYORUZ”

    Türkiye’nin eşitlikçi, özgürlükçü, barış içerisinde bir arada yaşayan ve Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı yapısını koruyan bir  sürecin devam ettirilmesi noktasında KESK olarak mücadelelerini yükselteceklerini ifade eden Bozgeyik, “Kürt sorununun demokratik çözümünden gittikçe uzaklaşma, yeniden güvenlikçi bir siyasetin Türkiye’de egemen hale gelmesi,  giderek otoriteleşen, tekleşen bir sisteme doğru gidiyoruz” diye konuştu.

    Yeni kodlarla Türkiye’nin dizayn edilmesinin gündemde olduğunu ifade eden KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, buna karşı da herkesin ortak bir mücadele yürütmesi ve demokratik eşitlikçi özgürlükçü bir Türkiye’nin yaratılması noktasında da görev ve sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA