Etiket: bingöl

  • Bingöl’de 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

    Bingöl’de 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

    PİRHA- Bingöl Yedisu merkezli 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem çevre illerden de hissedildi.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı(AFAD), Bingöl Yedisu fay hattında sabah saat 8.01’de 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. Yerin 7 kilometre derinliğinde gerçekleşen deprem, çevre illerden de hissedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bingöl’de AKP-CHP ortaklığı!

    Bingöl’de AKP-CHP ortaklığı!

    PİRHA- Bingöl’de İl Genel Meclis Başkanlığı seçimlerinde CHP’nin de oy verdiği mevcut başkan AKP’li Nihat Doğu yeniden başkan seçildi.

    Bugün Bingöl’de İl Genel Meclisi başkanlık seçimi yapıldı. AKP’nin 11, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) 6, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 3, Yeniden Refah Partisi’nin 2,  DEVA Partisi’nin 1 sandalye ile temsil edildiği Bingöl İl Genel Meclisi’nde, başkanlık için AKP’den Nihat Doğu, DEM Parti’den Suna Sarı, Yeniden Refah Partisinden Ahmet Demirçelik yarıştı.

    Yapılan oylama sonucunda mevcut başkan Nihat Doğu 15 oy alarak yeniden İl Genel Meclis Başkanlığı’na seçildi. Suna Sarı 6, Ahmet Demirçelik 2 oy aldı. CHP’nin 3, DEVA Partisi’nin 1 il genel meclis üyesi AKP adayı Doğu’ya oy verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şerefnaz Altınsoy: İlk kitabımdaki ilham kaynağım Peri Vadisi oldu-VİDEO

    Şerefnaz Altınsoy: İlk kitabımdaki ilham kaynağım Peri Vadisi oldu-VİDEO

    PİRHA – Yazar Şerefnaz Altınsoy, ‘Peri Vadisi Günlükleri’ adlı ilk eserini kitap okurlarının beğenisine sundu. Altınsoy, tüm hikayelerinin başlangıç noktasının Peri Vadisi olduğunu belirterek “Tekrar geçmişe, o vadiye dönmek istiyorum. Oradaki Alevi kültürümüzü, kadın dayanışmasını özlüyoruz” dedi.

    Şerefnaz Altınsoy imzalı ‘Peri Vadisi Günlükleri’ isimli öykü türündeki kitap, raflardaki yerini aldı. Babek yayınlarından çıkan eser, Altınsoy’un ilk edebi çalışması oldu.

    1980 Askeri Darbesi ardından Bingöl’den İstanbul’a göç ettiklerini anlatan Şerefnaz Altınsoy, doğup büyüdüğü coğrafya olan Peri Vadisi’nin, kitabının ana temasını oluşturduğunu ifade ediyor. Katliam, asimilasyon ve göç politikalarının yöre halkı üzerindeki yansımalarına ışık tutan Altınsoy, ‘Peri Vadisi Günlükleri’nde kendi tanıklığını da okuyucuyla paylaşıyor.

    1969 yılında Bingöl’ün Yayladere İlçesi Avtariç (Güneşlik) köyünde dünyaya geldiğini anlatan Şerefnaz Altınsoy, ilk öğrenimini köyde tamamladıktan sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşiyor. Babasının Almanya’ya ilk giden işçilerden olduğunu söyleyen Altınsoy, bu durumun kendilerinde bir avantaj oluşturduğuna da değinerek “Babam sayesinde Peri Vadisi dışında bir kültürden haberimiz vardı” dedi.

    Yayladere’den çıkıp Kadıköy ilçesine; Yeldeğirmeni Mahallesi’ndeki tarihi bir Rum evine yerleştiklerini anlatan Şerefnaz Altınsoy, sonraki yaşantısına dair şu bilgileri de paylaştı:

    “İstanbul’a geldiğimde 12 yaşındaydım. Fakat doğduğum yerden kopmadım. Daha sonra bir işe girdim. Ama eğitim hevesim hep vardı. Fakat içimde bir korku da vardı. Göçün verdiği  bir korku… En önemlisi de anadilimizde kendimizi ifade edememe korkumuz. Yani Kürtlerin temel sorunu. Aslında akademik başarım her zaman çok iyiydi. İşe girdim, çalışmaya başladım, fakat hep okumam gerektiğini düşündüm. Gündüz çalışarak gece okula giderek ortaokul ve lise eğitimimi tamamladım. Evimizde eğitime önem verilirdi, bu nedenle her zaman kalem, kitap, defter orta yerde dururdu. Ondan kaynaklı yazıya merakım aslında çok gençken başladı. 25’li yaşlardan sonra partiye de gidip geliyordum ve özellikle kadın mücadelesine olan bilincim o süreçte gelişti. O zamlarda düz yazı türünde bir şeyler yazıyordum. Çok realist bir bakış açısına sahibim. Doğrusu kurgu yazabileceğimi hiç tahmin etmezdim. Şu anda 56 yaşındayım ancak 55 yaşında bunu fark ettim.”

    KİTABIN OLUŞUM SÜRECİ…

    Şerefnaz Altınsoy, eşi Tevfik Tarhan ve kızının da yazarlık alanında deneyimli olduğunu söyleyerek ‘Peri Vadisi Günlükleri’ kitabının nasıl ortaya çıktığını şöyle özetledi:

    “Eşim de hikaye yazarı. Hatta kimi zaman yazarken bana da danışıyor. Bu şekilde bende de bir damar beslendi. Aynı zamanda kızım yazıyor. Hatta 9 yaşındayken yazdığı bir hikaye kitabını da bastık. Futbolcu olmak isteyen bir kız çocuğunun hikayesi…

    Ben ise bu kitap serüvenine şöyle başladım; bir gün ansızın taş evlerin olduğu bir köy gördüm. Taş evler yıkılmış, karşısında da yeni fabrikasyon evler yapılmış. Orada oturdum ve hikayemi oluşturdum. Zihnimdeki bu iki köyü kadınların gözünden anlatmayı düşündüm. Geçmiş ve şimdiki sorunlarının anlatıldığı bir kurgu ortaya çıktı. Bese Ana ile hikayeme başladım. Onu böyle bir taş eve benzeterek toprağa, kültüre bağlılığını, oradaki dramı yazmak istedim. Kitaptaki beş hikâyemi yaklaşık iki ayda yazdım. Yani öyle yıllara yayılmış bir şey yok.”

    “BİRÇOK YANIYLA PERİ VADİSİ BİZİM İLHAM KAYNAĞIMIZ”

    Peri Vadisi’nin ekolojik zenginliğine değinen Şerefnaz Altınsoy, bölgenin kültürel yapısına da dikkat çekti. Söz konusu coğrafyanın, kendisi için bir tür ilham kaynağı olduğunu söyleyen Altınsoy, sözlerini şu cümlelerle devam ettirdi:

    “Peri Vadisi aslında Dersim’den doğup Yayladere’den akan bir nehir. Bu vadi hem ekolojik yönden çok zengin, hem kültürel olarak çok farklı. Hem Dersim kültürü hem de Elazığ kültürü var. Yani bir harman yeri ve çok demokrat bir bölge. Halkı da çok eğitimlidir. Özellikle kadına bakış açısı çok özgürlükçü bir yerde. Yani birçok yanıyla Peri Vadisi bizim için bir ilham kaynağıdır. Doğal olarak benim için çok özel yere sahip.

    Peri Vadisi aynı zamanda bir Alevi coğrafyası denilebilir. Kitapta da bir vurgu var. ‘Ateşe Durmak’ adlı hikayemdeki Fatma, Peri Vadisi’nde yaşayıp eşini kaybettikten sonra Malatya’ya göçüyor. Malatya’da da gene ki emekçi, güçlü bir kadın rolünde… Malatya Katliamı’nda çocuklarıyla birlikte yakılıyor. Belirtmeliyim ki özellikle kadınlar, hikayelerimde ve hayatımda da her zaman çok güçlüdür. Silik bir kadın kişiliğine tahammül etmiyorum. Hayal alemimde de yoklar. Benim kadınlarım hep çok güçlü, adaletli, toprağına, kültürüne bağımlı. Dolayısıyla ‘Ateşe durmak’ hikayem de o türden bir Alevi hikayesi diyebilirim.”

    “KADINLAR OLARAK KORKMAMAK GEREK”

    “Peri Vadisi’nden uzakta bir yaşam sürmeseydim bu kitap ortaya çıkmazdı” diyen Şerefnaz Altınsoy, ailesindeki ilk kadın yazar olduğunu da aktardı. “Kendimi bu yola, edebiyata adadım” diyen Altınsoy, özellikle kadınların farklı alanlarda girişimci olmaları gerektiğini de söyleyerek şunları paylaştı:

    “Peri Vadisinden göçüp İstanbul’a geldiğimiz zaman sudan çıkmış balık gibiydik. Oradaki dayanışmamız, o sıcaklığımızı burada bulamadık. Bu bocalamanın sonucunda şu anda olgunluk yaşındayım ama ilk geldiğim zaman çok yalnız hissettim. Tekrar geçmişe, o vadiye dönmek, oradaki Alevi kültürümüzü, kadın dayanışmasını özlüyoruz. Kapitalizmin insanları yalnızlaştırdığı bu süreçte bir tür Peri Vadisine sığınma hali var aslında. Hiçbir zaman karamsar bir bakış açısı vermek istemem ama burası ile orayı karşılaştırdığım zaman çocuğumun da o kültürde büyümesini isterdim.

    Kadınlar her türlü yerde görev alsınlar. Kendilerini görünür yapsınlar. Güneşlik Köyü Derneği’nin (GÜN-DER) ilk kadın başkanı benim. Sürekli görev de aldım. Aldığım görevde her şeyi doğru yapmak istiyordum. Çünkü bir kadın başkan örneğisin! Kadınları da teşvik ediyorum. Muhakkak görev almak gerekiyor. Dernek faaliyetlerini geride bırakınca şimdi yazıyorum. Hata yeni bir de roman çalışmam var. Kadınlara da hep anlatıyor, her şeyi yapmamız gerektiğini, korkmamak gerektiğini belirtiyorum. Çünkü kaybedecek bir şeyimiz yok. Zaten kadınlar çok fazla her şeyini kaybettiler. Alevi kadını olarak bizim güçlü bir damarımız var. Onu asla yok etmememiz gerekiyor. Annem de babaannem de güçlü bir kadınmış. Yani bu bir gelenek ve ben bunun asla yok olmasını istemiyorum. Kitabımı da zaten anneme atfettim. Annem de o kültürün taşıyıcısıydı. Şimdi İstanbul’da gezerken bile o kadınları görünce tanırım. Çünkü o duruşu, kararlılığı, o gücü biliyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Bakırhan: Meclis Komisyonu artık dinleme işini bırakıp Abdullah Öcalan ile görüşmelidir-VİDEO

    Bakırhan: Meclis Komisyonu artık dinleme işini bırakıp Abdullah Öcalan ile görüşmelidir-VİDEO

    PİRHA-Bingöl’de yapılan halk toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bu süreci sadece biz götüremeyiz bu süreç Türkiye’de yaşayan bütün halkların sürecidir. Meclis Komisyonu artık dinleme işini bırakıp Abdullah Öcalan ile görüşmelidir. Bu yüzden bu süreç sadece Kürtleri değil 86 milyonu rahatlatacak” dedi.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan’ın katılımıyla Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları kapsamında Bingöl’de halk toplantısı gerçekleştirildi.

    Toplantıya DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, DEM Parti Kültür Komisyonu Eş Sözcüsü Cemile Turhallı ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BU SÜREÇ SADECE KÜRTLERİ DEĞİL 86 MİLYONU RAHATLATACAK”

    Türkiye’nin demokrasiye kavuşmasının DEM Parti ile olacağını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Yüzyıldır bu ülkede isyanlarla, katliamlarla, bu ülkenin ekonomisini emmiş bir meseleyi konuşuyoruz. Bin yıllardır bu topraklarda yaşayan ama bugün hak ettiği haklara sahip olmayan Kürtler bugün haklı mücadelesini sürdürüp mücadelesini sürdürüyor. Halkımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Eğer sizin direnişiniz olmasaydı ne masa olurdu ne de Kürt halkı konuşulurdu. Bizler de demokratik haklarımızın mücadelesi için masada konuşacağız. Kürt var ama hukuku yok. Eğer Kürt kimliği varsa Kürt’ün de hukuku da olmalı. Yeterince gözyaşı birikti şimdi artık hasretleri sona erdirip cumhuriyeti demokratikleştirip eşit yurttaş olmak zorundayız. Bu mesele çözülürse hem siyasi hem de ekonomik olarak daha iyi bir ülkeye dönüşeceğiz. Eğer başarabilirsek emin olun güzel günlere ulaşmak mümkündür. Bu mesele çözülmediği için Türkiye’de ciddi bir çürüme var. Bu süreci sadece biz götüremeyiz bu süreç Türkiye’de yaşayan bütün halkların sürecidir. Meclis Komisyonu artık dinleme işini bırakıp Abdullah Öcalan ile görüşmelidir. Bu yüzden bu süreç sadece Kürtleri değil 86 milyonu rahatlatacak” dedi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Peri Vadisi’nde fay hattına JES sondajı: Büyük bir fekaletin habercisi!-VİDEO

    Peri Vadisi’nde fay hattına JES sondajı: Büyük bir fekaletin habercisi!-VİDEO

    PİRHA- Karlıova’nın Kaynarpınar köyünde başlanan JES çalışmasının bölgede yeni bir göçü tetikleyeceğini kaydeden Karlıova Yedisi İlçeleri Yardımlaşma ve Dayanışma Başkanı Nilüfer Uygun, fay hattı üzerine inşa edilecek JES’in ise büyük felaketlerin habercisi olduğunu kaydetti.

    Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Licik (Kaynarpınar) köyünün yerleşim alanında Jeotermal su arama için 3 Ocak 2023’te yapılan başvuru kapsamında 30 Mart 2023 tarihinde Bingöl Valiliği tarafından “ÇED gerekli değildir” raporu verildi. Köy sakinleri, bu durumdan ancak köylerinin merkezinde sondaj çalışmasını başlatmasıyla haberdar oldu. Otelcilik, sebze ve meyve yetiştiriciliği için yapılan jeotermal su arama başvurusu yapan Kurban Madencilik ve İnşat Şirketi’nin çalışması, 90’larda zorla boşaltılan ve 2000’lerde yeniden köylerine dönen köy sakinlerinin tepkisini çekti.

    Jeotermal su arama çalışmasını yerinde inceleyen İzmir Karlıova Yedisu İlçeleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Nilüfer Uygun, projenin Peri Vadisi’nin doğal yapısını bozacağını kaydederek, fay hattı üzerinde inşa edilmek istenen JES’in yeni bir deprem felaketini tetikleyebileğini söyledi.

    “KÖYLÜLERİN İMZA VERDİĞİ İDDİASI GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

    JES projesinin uygulanacağı alanı yerinde inceleyen Nilüfer Uygun, ÇED raporu olmadan çalışmaların başlamasına tepki göstererek, “Bingöl’de halkın geçim kaynağı tarım, hayvancılık ve arıcılık. Köylülerle bir görüştüm ve JES’in yapılacağı alana da gittim. Madenciliğin sahibine de sorduğumuzda ise projenin valilik kararıyla oluştuğunu söyledi. Köylülerin bu JES için imza verdiği iddiası ise gerçeği yansıtmıyor. Bir sabah kalktıklarında makinelerin çalıştığını fark ediyorlar. Konuya dair dava açıldı ve bu sayede birçok evrağa ulaştık. Kurulan madencilik aldığı ruhsatı başka bir yabancı şirkete devrediyor. Ruhsatı devretmediğini söylediler, yalanladılar. Bunun valilik kararı ile yapıldığını ve yabancı bir şirkete devredildiğini aktardılar. ÇED raporu olmadan çalışmaya başlamışlar. Valilik izni ve onayı olmadan bu çalışmanın başlaması olamaz. Firmanın orada adı yok ve yetkili kişiler belli değil” diye aktardı.

    “PERİ VADİSİ YOK OLACAK”

    Biyolojik çeşitlilik ve kültürel miras açısından Bingöl’ün en önemli doğal alanlarından Peri Vadisi’nin zengin ekolojik çeşitliliğinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını kaydeden Nilüfer Uygun, “Peri Vadisi alabalığı ile meşhur bir vadi. Çok sayıda canlıyı besleyen, koruyan bir alan. Bu proje onların yok olmasına sebep olacak.  En başta da hayvancılık yok olacak. Bu insanları yeni bir göçe zorlayabilir. Babam 64 yaşında ve bu saatten sonra metropolde yaşayamaz. Kaynarpınar köyü ile aramızda 10 kilometre var ve sadece 3-5 köyü değil; Peri Vadisi’nin tamamını kapsayan bir sorun oluşturacak” dedi.

    “FAY HATTI ÜZERİNDEKİ DEPREME YOL AÇABİLİR”

    Araştırmacıların bu bölgedeki depremlerin sıklığının, enerji üretimi sırasında yeraltından çekilen ve yeraltına verilen suyun hacmine bağlı olarak değiştiği vurgusuna atıfta bulunan Nilüfer Uygun, Karlıova gibi fay hattı üzerinde bulunan bir alanda inşa edilecek JES’in ise büyük felaketlerin tetikleyebileceği tehlikesine işaret ederek, “Karlıova, ülkedeki en büyük fay hattına sahip yerlerden biri. En ufak bir titreşimin yeni bir depreme yol açma olasılığı var. İnsanlar bunun korkusunu yaşıyor. Yeni bir göç dalgası tehlikesi var ve insanlar evlerini bırakıp çıkabilir. Konuştuğumuz her kişi ‘biz nereye gideceğiz’ sorusunu soruyor. Tedirginlik içerisindeler. Yeraltı sularının kirlenmesi yeni hastalıklara yol açabilir” diye konuştu.

    “TOPLUMUN RIZALIĞININ ALINMADIĞI BİR PROJEYİ KABUL ETMİYORUZ”

    Toplumun rızasının alınmadığı bu projeyi kabul etmediklerini sözlerine ekleyen Nilüfer Uygun şöyle devam etti:

    “Kaynarpınar köyünün üst tarafındaki bir köyde maden arama çalışmasının başladığı biliniyor. Aldığımız duyumlara göre yaşadığım köyde de kameralarla ölçüm yapılyor. Köylüler bu projeyi istemiyor. Bazı köylülere ise ekonomik gelir olması için çalışma teklifinde bulunuyorlar. Orada çalışanların maaşlarını kimin veya hangi şirketin yatırdığı belli değil. Gizli kapaklı işler çevrildiğini düşünüyorum.

    Madencilik şirketinin adı Kurban Madencilik olarak geçiyor. Sahibi ise Mustafa Kurban ve kendisi de Kaynarpınar köyünden. 30 yıldır CHP’de siyaset yapmış ve bir dönem de Bingöl il başkanlığı görevini yürütmüş. 2007 yılında ise milletvekili olmuş. Kendisi Alevi ve dede-pir ocağından gelen biri. Kendi köyünün rızalığını almadan böyle bir işe kalkışmasını doğru bulmuyoruz. İnancımız kurttan, kuştan, ağaçtan rızalık almamızı söyler. Toplumun rızasının alınmadığı bu projeyi kabul etmiyoruz ve onların mücadelesinde yanlarındayız.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Bingöl’de aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    Bingöl’de aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Bingöl İl Örgütü ve TJA, aşure lokmalarını yurttaşlarla paylaştı.

    Muharrem (Yası Kerbela) orucunun sona ermesiyle birlikte birçok yerde aşure lokmaları paylaşılmaya devam ediyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Tevgera Jinên Azad (TJA) Bingöl’de aşure lokmalarını paylaştı.

    Bingöl merkezde bulunan il örgütü binasında hazırlanan aşure lokmaları ana cadde üzerinde yurttaşlara pay edildi.

    PİRHA/BİNGÖL 

     

     

     

     

     

  • Bingöl’de kadınlarla, sürece dair toplantı yapıldı

    Bingöl’de kadınlarla, sürece dair toplantı yapıldı

    PİRHA-Bingöl’ün Simani Mahallesi’nde sürece dair kadınlarla halk toplantısı yapıldı. Kadınlar toplantıda, silahların yakılmasına rağmen devletin halen adım atmaması nedeniyle kaygılarını dile getirdiler.

    27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ardından Türkiye’de yeni bir sürece girildi.

    Bingöl’ün Simani Mahallesi’nde sürece dair kadınlarla halk toplantısı yapıldı. Toplantıda; Silahların yakılmasına rağmen devletin halen adım atmaması nedeniyle kaygılarını ancak mücadelelerine olan güveni dile getirdiler.

    Konuşmaların ardından çekilen halayların ardından toplantı sona erdi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Bingöl’de yurttaşlar, su kesintisine karşı eylemde-VİDEO

    Bingöl’de yurttaşlar, su kesintisine karşı eylemde-VİDEO

    PİRHA-Bingöl Yeni Mahalle’de 4 gündür devam eden su kesintisini yurttaşlar protesto etti.

    Bingöl’ün Merkez ilçesinde yer alan Yeni Mahalle’de 4 gündür devam su kesintisini yurttaşlar ateş yakarak protesto etti.

    AKP’li Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan yurttaşların protestosunu ‘Ateş yakın size su yok’ derken, yurttaşlar hem belediye başkanını istifaya çağırdı hem de  ‘Mahalle burada, muhtar nerede’ sloganlarını attı.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Bingöl’de 4.4 büyüklüğünde deprem

    Bingöl’de 4.4 büyüklüğünde deprem

    PİRHA- AFAD, Bingöl’de 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

    AFAD verilerine göre, Bingöl’ün Kiğı ve Karakoçan ilçelerinde art arda iki deprem meydana geldi.

    İlk deprem saat 12.26’da, Karakoçan’daki Özlüce Barajı yakınlarında kaydedildi. 4.4 büyüklüğündeki depremin yerin 7.02 kilometre derinliğinde gerçekleştiği bildirildi.

    Yaklaşık 30 dakika sonra, saat 12.55’te bu kez Kiğı merkezli bir sarsıntı yaşandı. 3.6 büyüklüğündeki depremin derinliği 11.13 kilometre olarak ölçüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • İlhan Sami Çomak: Bundan sonraki süreçte hayatımın odağında şiir ve edebiyat olacak-VİDEO

    İlhan Sami Çomak: Bundan sonraki süreçte hayatımın odağında şiir ve edebiyat olacak-VİDEO

    PİRHA- 30 yıllık hapis cezasını doldurmasına rağmen tahliyesi uzun bir süre engellenen Şair İlhan Sami Çomak 26 Kasım günü özgürlüğüne kavuştu. Çomak PİRHA’ya verdiği röportajda, bundan sonraki yaşantısına dair planlamasını anlattı. Çomak, “Bundan sonraki süreçte de hayatımın odağında şiir, edebiyat olacak” dedi. 

    30 yıl hapislik sonrasında 26 Kasım’da özgürlüğüne kavuşan Şair İlhan Sami çomak, sevenleriyle bir araya geldi. Çomak için Ümraniye İlçesindeki Vartolular Derneği’nde 2 günlük karşılama töreni düzenlendi.

    Şair İlhan Sami Çomak, 30 yılın sonrasında cezaevi dışındaki ilk yaşantıya dair hissiyatını PİRHA’ya anlattı. Çomak, şunları söyledi:

    “Şu an itibarıyla açıkçası üşüyorum. Üşüten bir hava mevcut ama cezaevinin betondan kaynaklı soğukluğu ile ölçülmeyecek kadar da güzel açıkçası. Cezaevinin doymak bilmeyen bir soğukluğu var. Ama burada gerçek hayata dair bir soğukluk var. Bunun dışında elbette ki çok mutluyum. Uzun yıllardan sonra aileme, sevdiklerime kavuşabilmek büyük bir mutluluk benim açımdan. Hele 30 yıl gibi neredeyse bir ömür gibi süren haksız bir mahpusluktan sonra aileme kavuşmak büyük bir sevinç. Sanırım bu zorluklarla örülü bir sınavdı. Bana kalırsa hakkıyla bu sınava cevap verip geçtim. Artık bundan sonraki süreçte sanırım hayatı hakkıyla yaşamak için çabalamam gerekiyor. Öyle de yapacağım.”

    “CEZAEVİNDE YAŞAMIMLA ALEVİLİĞİ TEMSİL ETMEYE ÇALIŞTIM”

    Şair İlhan Sami çomak, bir bütün olarak Alevi mücadelesine ilişkin izlenimlerini de paylaştı. Çomak, Alevi kimliğini korumak adına cezaevinde verdiği mücadeleye ilişkin de şunları ifade etti:

    “Ben, Alevi bir aileden geliyorum ama doğrusu Alevi mücadele geleneğine katkıları olan biri değilim. Bana kalırsa asıl büyük yürütücüler medya ve dedeler. Annem ve babamdan öğrendiklerimi bir Alevi Kızılbaş olarak kendi yaşamımda temsil etmeye çalıştım. Ancak bunu çok iradi şekilde yaptığımı söyleyemem. Onların bana yedirdiği iyilikleri, güzellikleri az biraz hayatıma yedirerek temsil etmeye çalıştım. Bunun dışında sanırım daha bilinçli bir çaba gerekiyor. Nihayetinde Alevilik, hala ülkemizde resmi ideoloji tarafından tam anlamıyla kabul edilmemiş. Dolayısıyla bunun için yapılması gereken temel şey iradi bir çaba, iradi bir mücadele olması gerekiyor. Belki ileride daha iyi bir mücadele açısından kimi adımlar atılabilir, ben de bu açıdan kimi adımlar atabilirim. Dediğim gibi, cezaevindeyken esas olarak kendi yaşamımla Aleviliği temsil etmeye çalıştım. Annemin, babamın, bütün o toplumsal kültürün bana yedirdikleri ile ama bu sadece kendiliğinden olabilecek bir şey değil. Bir sorun varsa bilinçli, iradi bir çabayla yürütülmesi gerekiyor.”

    “HAYATIMIN ODAĞINDA ŞİİR, EDEBİYAT OLACAK”

    İlhan Sami Çomak bundan sonraki yaşantısına dair ise planlarını şu sözlerle anlattı:

    “Şair ve yazar kimliğimle biliniyorum. Elbette uzun süre mahpus olmanın getirdiği o mağduriyetin tanınmamda bir katkısı var ama esas olarak yazıp çizdiklerimle bir şair ve yazar olarak bilindim. Bundan sonraki süreçte de hayatımın odağında şiir, edebiyat olacak. Böyle devam etmeyi düşünüyorum.”

    Nuray ATMACA – Eren GÜVEN /İSTANBUL

  • DBP Eş Genel Başkanı Uçar: Özel savaş politikalarından en çok kadınlar etkileniyor-VİDEO

    DBP Eş Genel Başkanı Uçar: Özel savaş politikalarından en çok kadınlar etkileniyor-VİDEO

    PİRHA-DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, kadınların özgürlüğü için bir yol inşa etmek istediklerini vurgulayarak,  “Özel savaş politikalarından en çok kadınlar etkileniyor. Kürt kadını özel savaş politikalarına karşı hiçbir zaman yılmadı, özel savaş politikalarını teşhir edeceğiz” dedi.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi “Özel savaşa karşı kadın buluşmaları” atölyelerinin sonuç raporunu Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bingöl İl Örgütü binasında açıkladı.

    “ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARINI TEŞHİR EDECEĞİZ”

    Uzun süre kadınlarla çalıştıklarını ve fikir alışverişinde bulunduklarını söyleyerek, kadınların özgürlüğü için bir yol inşa etmek istediklerini belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürdistan’da uzun süredir özel savaş politikaları devam ediyor. Dağlarımız bombalandı, ağaçlarımız kesildi ve ırmaklarımız kirletildi. Doğa aynı zamanda bizim hafızamızdı. Doğamız üzerinde HES ve JES yaptılar. Suyun altında kalanlar aynı zamanda bizim hafızamızdır. Özel savaşın amacı Kürt halkını hafızasız ve sahipsiz bırakmaktır. Kürdistan’da açlık ve yoksulluk yüksektir. Bunun başlıca sebebi, devlet barış yerine savaş politikasın benimsedi. Özel savaş politikalarında en çok kadınlar etkileniyor. Devletin halkın ve kadınların sorununu çözmekle uğraşmak yerine, savaşı tırmandırıyor. Özel savaş politikalarının özellikle Kürdistan’daki kadınları fuhuşa sürükleniyor. Kürdistan’a gelen asker ve polisler sadece görevleri için değil, “sevgi” adı altında genç kadınları “düşürme” amacıyla geliyor. Gençler uyuşturucuya alıştırılıyor. Özel savaş politikalarını teşhir edeceğiz” dedi.

    “KADINLARIN 25 KASIM’DA ALANLARDA SESİNİ ÇIKARMASI GEREKİYOR”

    Kadınların 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda sesini çıkarması gerektiğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Devlete bakarsanız, ‘Ayrımcılık yok’ diyecek. Evet var. Devlet hiçbir zaman kadının özgürlüğünü istemez. Biliyor ki kadın uyanırsa çok şey değişecek. Kadın karar vermeli. Kadınlar ne karar verirse erkekler el koyuyor, ‘Biz karar vermişiz’ diyor. Onlarda biliyor ki; kadınlar uyanırsa o memleket aydınlanacaktır. Devlet ne yaptı? Her yerde İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. İstanbul Sözleşmesi kadını savundu. Siz de biliyorsunuz Türkiye’de kadınlar her zaman katlediliyor. Bu da AKP ve MHP’nin işine yarayan bir şey. Ceza kime kesiliyor? Kadınlara kesiyor. İstanbul Sözleşmesi’ni kadın haklarını isteyecek, diye iptal etti. Aslında nafakalar bizim hakkımız. Devlet kadınların nafaka almasını hiçbir zaman istemiyor. Onlar ‘Kadın erkeğin hizmetçisidir’ diyor. Kürdistan’da oluşturulan ittifak, Hizbul-kontrayla kadına yine bir şekilde yöneliyor. Herkes kendine göre kadını öldürüyor, kimi öyle diyor, kimi böyle diyor. Ama Kürt kadını her zaman kendi ayakları üzerinde durmayı bilmiştir. Kendi köyümüzden çıkmışız sürgün olmuşuz, dilimiz, evimizi almışlar. Ama ona rağmen Kürt kadını yılmamıştır.”

    PİRHA/BİNGÖL

  • Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’tan kadınlarla dayanışma-VİDEO

    Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’tan kadınlarla dayanışma-VİDEO

    PİRHA- Artan kadın katliamlarına karşı Bingöl’de Amedspor taraftar grubu Barikat’ın Bingöl Temsilciliği Olan Barikat Çewlig kadınlarla dayanışma adına Bingöl’de gül karanfil dağıttı.

    Bingöl’de Amedspor taraftar grubu, barikat artan kadın katliamlarına karşı, kadınlara dayanışma adına Bingöl’de Çarşı Mahallesi ve Üniversite kız öğrenci yurtları önünde gül karanfil dağıtıldı.

    Yapılan etkinlikte kadınlarla bir araya gelen taraftar grubu kadın cinayetlerine tepkilerini dile getirdi. Bingöl halkı ve üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, kadın öğrenciler Bingöl’de ve Bingöl Üniversitesi’nde karşılaştıkları problemleri ve endişelerini dile getirdi.
    Etkinlik sonrası üniversite çevresinde ‘Kadına ve çocuğa dokunma şiarıyla kampüslerdeyiz. Jin Jiyan Azadi’ broşürleri dağıtıldı.

    PİRHA/BİNGÖL

     

  • 7. Kürt Böreği Festivali 15 Eylül’de İstanbul’da yapılacak

    7. Kürt Böreği Festivali 15 Eylül’de İstanbul’da yapılacak

     PİRHA – Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER), Kürt Böreği Festivalinin 7’ncisini düzenliyor.

    KAYY-DER tarafından 7. Kürt Böreği Festivali, 15 Eylül Pazar günü İstanbul’da yapılacak. Beykoz Mimoza Park içerisinde düzenlenecek festival, saat 09:00 itibariyle başlayacak.

    Kürt Böreği ve çay servislerinin ücretsiz yapılacağı festivalde birçok sanatçı da sahne performansı sergileyecek.

    Festival programı dahilinde Dengbej Divanı, Koma Zaroken KAYY-DER, Koma Jînen KAYY-DER de yöresel ezgiler seslendirecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bingöl Karlıova için deprem uyarısı!

    Bingöl Karlıova için deprem uyarısı!

    PİRHA- Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, dün yaşanan deprem üzerine “Erzincan-Karlıova arasında 7’nin üzerinde deprem bekleniyor” uyarısında bulundu.

    Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, dün Bingöl’e bağlı Karlıova ilçesinde meydana gelen 4,2 büyüklüğündeki depremi yorumladı. Bir televizyon programına katılan Görür, “Son damla” diyerek, 7 üzeri deprem uyarısı yaptı.

    Görür, bölgedeki Kuzey Anadolu Fay ve Doğu Anadolu Fay hatları nedeniyle depremin “can sıkıcı” olduğunu söyledi. Kanîreş’in 2 fay hattının kesişim noktası olduğu bilgisini veren Görür, “Erzincan-Karlıova arasında 7’nin üzerinde deprem bekleniyor” uyarısında bulundu.

    “4 ÜZERİ OLMASI CANIMIZI SIKIYOR”

    Görür, şunları kaydetti:

    “Depremin herhangi bir şeyin habercisi olarak söylemek güç. Esrarengiz olarak algılamamak lazım. Bu depremlerin oluş mekanizması çok belirli, basit. Bir fay içerisinde belirli miktarda enerji birikirse blokların hareketini engelleyen varsa orayı kırıyor deprem üretiyor. Her deprem önemli ama halk nezdinde 5 ve 5’in üstü olmadıkça pek ilgi çekmiyor. Bir yıkıntı falan da olmaz. Hasar görülebilir. 4.1, 4.2 gibi bir depremin Karlıova’da olması canımızı sıkıyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kürt Araştırmacı-Yazar Munzur Çem, mezarı başında anıldı-VİDEO

    Kürt Araştırmacı-Yazar Munzur Çem, mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-11 Aralık 2022 tarihinde Hakk’a yürüyen Kürt araştırmacı-yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen), Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter köyündeki mezarı başında anıldı. Munzur Çem’in ablası Dilber Beysülen, “Munzur Çem, sürgünde olmasına rağmen mücadelesini devam ettirdi. Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve dil üzerine çok ciddi emekleri oldu. Onun mücadelesini yaşatacağız” dedi.

    Almanya’nın Berlin kentinde 11 Aralık 2022 tarihinde Hakk’a yürüyen Kürt araştırmacı ve yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen), Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter köyünde toprağa sırlanmıştı.

    Kürt yazar, araştırmacı ve derleyici, Zazakî-Kirmancki’nin standardize edilmesine büyük katkı sunan dilbilimci Munzur Çem, sürgünde olmasına rağmen Kürtlerin dili, kültürü ve inancı için çok önemli çalışmalar yürüttü.

    Munzur Çem, Hakk’a yürümesinin 2. yılında mezarı başında anıldı. Anmaya Munzur Çem’in ailesi, dostları, Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak ve 27. dönem HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü katıldı.

    “MUNZUR ÇEM, DİLİ, KÜLTÜRÜ VE TARİHİ İÇİN MÜCADELE ETTİ”

    CAN TV Programcısı Süleyman Ateş, “Munzur Çem dili, kültürü ve tarihi için mücadele veren birisiydi” diye belirtti.

    Munzur Çem’in kardeşi Veli Beysülen, “Sürgünde olduğunda da halkının dili, kültürü ve inancı için mücadele etti” dedi.

    “MUNZUR ÇEM, DERSİM TOPRAKLARININ SESİ OLDU”

    Munzur Çem’in 100 yıllık cumhuriyet döneminde Kürdistan coğrafyasında sürgünün adı olduğunu ifade eden Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Munzur Çem, Kürt halkının dili ve kültürü için büyük emekler verdi. Munzur Çem, sürgün yaşamında da Dersim topraklarının sesi oldu. Bizlerde verilen mücadeleyi daha da büyüterek bu topraklarda özgürlüğü ve barışı inşa edene kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    “MUNZUR ÇEM’İN BIRAKTIĞI MİRASI DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    Munzur Çem’i saygıyla anarak sözlerine başlayan Alican Önlü, “Bir halkın üç temel değeri vardır dili, kültürü ve inancı. Eğer bu değerleri kaybederse o halk yaşayamaz. Devlet, Kürt halkını yok etmek için dili, kültürü ve inancı üzerinde asimilasyon politikası uyguladı. Asimilasyon politikasına karşı direnenler de vardı ve direnenlerin en başında da Munzur Çem geliyor. Munzur Çem’in bıraktığı mirasın devamcısı olacağız” dedi.

    “KÜRT HALKININ MÜCADELESİ İÇİN CİDDİ EMEKLER VERDİ”

    Dersim Araştırmaları Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Selman Yeşilgöz, “Dilimize, kültürümüze ve inancımıza verdiği emeklerden dolayı Munzur Çem’e teşekkür ediyoruz. Onun verdiği emeği kendisinden sonra gelenler sürdürecektir” diye ifade etti.

    Munzur Çem’in sürgünde olduğu için ailesine ve topraklarına hasret kaldığını belirten Munzur Çem’in ablası Dilber Beysülen, “Sürgünde olmasına rağmen mücadelesini devam ettirdi. Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve dilleri üzerine çok ciddi emekleri oldu, biz onun mücadelesini yaşatacağız” diye belirtti.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Devletten hizmet alamayan Bingöl Çomak köylüleri yollarını kendi imkanlarıyla açıyor-VİDEO

    Devletten hizmet alamayan Bingöl Çomak köylüleri yollarını kendi imkanlarıyla açıyor-VİDEO

    PİRHA- Bingöl’ün Alevi köylerinin neredeyse tamamı topraklı yol. Asfalt çalışmalarının hiçbir şekilde gerçekleşmediği Çomak Köyü’nde yola kayaların düşmesinden kaynaklı köylüler kendi imkanları yolları açmaya çalışıyor. Yola düşen büyük kayaları çekiçlerle kırarak yolu açmak isteyen köylüler yol probleminin seçimlerden sonra ise hiçbir karşılık bulmadığını ifade ediyorlar.

    Türkiye’de birçok Alevi köyüne gittiğimizde hepsinin ortak şikayeti devlet tarafından hizmet alamamaları. Bunlardan biri de Bingöl Kığı’ya bağlı Çomak (Zavuk) Köyü.

    1994’te çatışmalar sebebiyle boşaltılan Çomak Köyü sakinleri, yıllar sonra köylerine geri dönse de halen temel hizmetlerden faydalanamıyor. Kışın aylarca kapalı kalan yollar açılmazken, yazın ise toprak yola düşen kayaların araçlara geçit vermemesinden kaynaklı yaşam çileye dönüşüyor.

    1994 yılında güvenlik gerekçesiyle boşaltılan köy, gerekli girişimler sonrasında 2015 yılında tekrar yerleşime açıldı.

    Köylerine geri dönme çabası içerisindeki Çomaklılar ise bin bir çile ile köylerine ulaşmanın yolunu arıyor. Yeni çekilen görüntülerde köy yoluna kayaların düştüğü ve araçların geçemediği görünüyor. Araçlarını geride bırakan köylüler ise ellerindeki çekiçlerle yola düşen kayaları kırarak yolu açmaya çalışıyor.

    Köylerine geri dönüşü hızlandıran Çomak (Zavuk) köylüleri sorunlarına çözüm bekliyor.

    PİRHA/BİNGÖL

  • PİRHA kurucularından Turabi Kişin’in babası Selim Kişin toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA kurucularından Turabi Kişin’in babası Selim Kişin toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA- Ajansımız PİRHA’nın eski haber müdürü Turabi Kişin’in Hakk’a yürüyen babası Selim Kişin, Bingöl’ün Cafran (Dallıtepe) Köyü’nde toprağa sırlandı.

    Pir Haber Ajansı’nın kurucularından, ajansımızın eski haber müdürü Turabi Kişin’in babası Selim Kişin gece saatlerinde Hakk’a yürüdü. Kişin hastalığı sebebiyle uzun süredir tedavi görüyordu.

    Selim Kişin, bugün saat 14.00’te Bingöl’ün Cafran (Dallıtepe) Köyü’nde çok sayıda kişinin katıldığı Hakk’a uğurlama erkanı sonrasında toprağa sırlandı. Kişin için taziyeler 3 gün boyunca Cafran Köyü’nde kabul edilecek.

    PİRHA/BİNGÖL

     

  • PİRHA’nın emektarı Turabi Kişin’in babası Selim Kişin Hakk’a yürüdü

    PİRHA’nın emektarı Turabi Kişin’in babası Selim Kişin Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Pir Haber Ajansı’nın eski haber müdürü Turabi Kişin’in babası Selim Kişin gece saatlerinde Hakk’a yürüdü. Selim Kişin, bugün saat 14.00’te Bingöl’ün Cafran (Dallıtepe) Köyü’nde toprağa sırlanacak. 

    Pir Haber Ajansı’nın kurucularından, ajansın eski haber müdürü Turabi Kişin’in babası Selim Kişin gece saatlerinde Hakk’a yürüdü. Kişin hastalığı sebebiyle uzun süredir tedavi görüyordu.

    Selim Kişin, bugün saat 14.00’te Bingöl’ün Cafran (Dallıtepe) Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Bingöl Cafran’da ağaç katliamı devam ediyor, köylülerden suç duyurusu-VİDEO

    Bingöl Cafran’da ağaç katliamı devam ediyor, köylülerden suç duyurusu-VİDEO

    PİRHA-Bingöl merkeze bağlı Cafran (Dallıtepe) köyündeki ormanda ağaç kıyımı, 1 yıldır devam ediyor. Çekilen görüntülerde ağaç kıyımı gözler önüne serildi. 

    AKP-MHP iktidarının ağaç katliamı hız kesmeden devam ediyor. Bingöl merkeze bağlı Cafran (Dallıtepe) köyündeki orman kıyımı, 1 yıldır devam ediyor.

    50 futbol sahası büyüklüğündeki ağaç kıyımının yapıldığı alan 2023 yılı ağustos ayında köylülere haber verilmeden ihaleye çıkartıldı. Bilirkişi raporuna göre kesimin yapılmaması gereken alanda kıyıma devam ediliyor. Köylüler ağaç kıyımına ilişkin suç duyurusunda bulundu.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi

    Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi

    PİRHA-Dicle Havzası’nın son özgür kolu olan Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi.

    Bingöl’ün Genç ilçesi ve Diyarbakır’ın Lice ilçesi arasında Sarım Çayı ve Yan Kolları üzerinde yapımı kararlaştırılan Birsu Hidroelektrik Santrali (HES) için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararı mahkemece iptal edildi.

    Mahkeme kararını bölgede yaşayan yurttaşların ana geçim kaynaklarından arıcılığın HES’den zarar göreceği ve çığ tehlikesine karşı ÇED raporunda gerekli önlemlere yer verilmediği gerekçelerine dayandırdı.

    (HABER MERKEZİ)