PİRHA – Gazeteci Fırat Bulut, deprem bölgesinde yaptığı haberler nedeniyle ‘yalan bilgi yayma’ iddiasıyla 9 Mart gecesi gözaltına alınmıştı. Bulut’un adliyeye götürüldüğü öğrenildi.
Gazeteci Fırat Bulut, Malatya’dan Ankara’ya döndüğü sırada 9 Mart’ta Esenboğa Havalimanı’nda gözaltına alındı. Deprem haberleri gerekçe gösterilerek “yalan bilgi yayma” iddiasıyla gözaltına alınan Bulut, geceyi nezarethanede geçirdi.
Bingöl Sulh Ceza Hakimliği’nin, hakkında çıkardığı yakalama kararı gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Bulut’un an itibariyle Çubuk Adliyesi’ne götürüldüğü öğrenildi.
Sosyal medya hesabından gözaltına alınmasına dair açıklama yapan Bulut, “Bir aydır deprem bölgesinde haber yapıyorum. Bu akşam geldiğim Ankara Esenboğa’da gözaltına alındım. Bingöl Sulh Ceza Hakimliği hakkımda alanen yalan bilgi yaymaktan soruşturma açmış. Depremde yoktular, soruşturma ile susturmaya çalışıyorlar” demişti.
Sabah saatlerinde yeni bir mesaj paylaşan Bulut, “Geceyi nezarette geçirdim, şu an sağlık kontrolünden sonra Çubuk Adliyesine götürülüyorum. Bingöl Sulh Ceza Hakimliği ‘Alanen yalan bilgi yaymak’tan soruşturma başlatmış. Adresim belli olmasına rağmen herhangi bir tebligat yapılmadı. Deprem haberleri mi başka bir şey mi adliyede öğreneceğim. Basın örgütleri, avukatları, adliyede hukuki destek sunarsa iyi olur. Dayanışma gösteren herkese teşekkürler.” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Maraş’ta büyük yıkıma neden olan depremlerden hemen sonra Hatay için de uyarıda bulunan Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, 6.4 ve 5.8’lik sarsıntıdan sonra Adana ve Kıbrıs’ı işaret etti. Yer Bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise Palu ve Bingöl için uyardı.
Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Maraş’taki iki depremden sonra yaptığı değerlendirmede, “Hatay’ın ölü fay kesimlerinde bir stres transferinin olabileceğini, oralara bir yük geldiğini düşünüyorum. Oralarda özenli ve dikkatli olmak lazım” uyarısında bulunmuştu.
Hatay’da art arda meydana gelen depremlerden sonra gazeteci Canda Tolga Işık’a konuşan Görür, “Günlerdir uyardığımız Kahramanmaraş depremi sonrası Hatay ve Adana’da beklenen depremin Hatay bölümü bu akşam gerçekleşti. Bundan sonrası için sırada Adana ve Kıbrıs’ta da benzer büyüklükte bir deprem riski var” ifadelerini kullandı.
2 deprem sonrası açıklamalarda bulunan Yer Bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise, Palu ve Bingöl için uyardı.
Prof. Dr. Ercan sosyal medya hesabında şu paylaşımlarda bulundu:
“Samandağı 7 km derinde M6,4 oldu. Yıkılmayan yapıları da yıktı. Artçı depremler bu boyutta en az 4 ay sürecek. Yaralı evlere girmeyin.
*Samandağ M6,4’lük depremin süresi 16 saniyedir. Çıkardığı gerginlik (enerji) M7,9’luk depremin 176’da biridir. Kabaca 7 ton TNT bombası gücündedir. Kırık boyu 30-40 km’dır. Kırık Hatay’dan Suriye’ye uzanmıştır. Toplam kırık boyu 440 km’ye ulaştı.
*M6,4’lük depremde ağır hasarlılar göçtü, orta hasarlılar ağır hasarlı, az hasarlılar orta hasarlı, hasarsızlar az, orta hasarlı duruma dönüştü. Az hasarlı yapılar içinde olmak üzere tüm yapılar güvenlik için yıkılmalıdır. Yoksa kıyım olur.
*Dikkatimizi Hatay’a çevrilmişken, DAK’ın kuzeyinde Elazığ-Palu ile Bingöl’de M5’e varan depremler, Palu-Bingöl arasının gerilmekte olduğunu gösteriyor.
*Hatay’daki M6,4 ile M5,8’lık depremlerin her ikisi de Ölü Deniz kırığı üzerinde oluştu. Doğu Anadolu ile Ölü Deniz kırıkları kudurdu. Herkes kontainer evler ile arbalarında, çadırlarda yatsın. Bu tür artçı depremler ne yazık ki olmayı sürdürecek.
*Hatay’daki durum dayanılır bir durum değil. Lütfen kentinizi terk etmeyin. Güvenli barınaklara sığının.”
PİRHA-KAYY-DER, 2022 Gağan etkinliğini İstanbul Ümraniye’de kutladı. Program kapsamında kilamlar söylendi, tiyatro gösterisi yapıldı ve yöresel yemekler paylaşıldı.
1990 yılında kurulan ve sosyal-kültürel çalışmalarıyla dikkat çeken Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KAYY-DER) İstanbul Ümraniye’de Gağan gecesi düzenledi.
Fransa’nın Paris kentindeki Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda hayatını kaybeden üç kişinin anılarak başlandığı programa Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eş Başkanları İlknur Birol, Ferhat Encü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ümraniye İlçe Başkanı Zeynel Kızılkaya, Yeşil ve Sol Parti temsilcileri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, CAN TV ve PİRHA çalışanları da katıldı.
“HERKES SANDIKTA TOKADI ATACAKTIR”
Etkinlikte konuşan HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü Paris’te gerçekleştirilen saldırıya değinirken, “Kürtleri hedef gösterenler Fransa’da üç canımıza mal oldu. Her gün savaş politikalarından beslenen AKP/MHP faşizminin yaratmak istediği kaosu hep beraber mücadele ederek ortadan kaldıracağız. Tokadınız ancak korkaklığınızı göstermektedir. Özgürlüğü savunan herkes sandıkta o tokadı atacaktır” ifadelerini kullandı.
“BİZ KAZANACAĞIZ”
HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol ise yaptığı konuşmada “Elimize de vursalar, kalbimizden de vursalar, kanımızı da akıtsalar, emin olun bunları İstanbul’a gömeceğiz. Sizler önümüzdeki günlerde karabasan gibi üstümüze çökmüş olan bu faşist zihniyeti kenara atacaksınızdır. Ve onların siyasi hayatları, mezarlıkta baş uçlarında yazacak ‘bizi Halkların Demokratik Partisi, devrimciler, Kürtler, kadınlar gömdü bu Mezara’ diyecekler. Emin olun gidecekler, biz kazanacağız” dedi.
Program, kilamların söylenmesi, tiyatro gösteriminin yapılmasıyla sona erdi.
PİRHA-11 Aralık’ta Hakk’a yürüyen Kürt araştırmacı-yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen), Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter köyünde toprağa sırlandı.
Kürt araştırmacı ve yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen) Almanya’nın Berlin kentinde 11 Aralık’ta Hakk’a yürüdü. Kürt yazar, araştırmacı ve derleyici, Zazakî-Kirmancki’nin standardize edilmesine büyük katkı sunan dilbilimci Munzur Çem, bir süredir kanser tedavisi görüyordu.
Kürt araştırmacı yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen), Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter köyünde toprağa sırlandı. Munzur Çem’in son yolculuğunda Vate Çalışma Grubu, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, HAKPAR Genel Başkanı Düzgün Kaplan, HDP PM Üyesi İbrahim Kasun, Düzgün Baba Cemevi yöneticileri ve çok sayıda arkadaşı yalnız bırakmadı.
“DERSİM’İN TARİHİ VE İNANCI ÜZERİNE ÇOK YOĞUN ÇALIŞMALAR YAPTI”
Munzur Çem ile çok yakın dostluklarının olduğunu ifade eden CAN TV Programcısı Süleyman Ateş, “Bana ‘şuanda kendimi iyi hissediyorum o yüzden son kez köyümü görmek istiyorum’ dedi. Bende kendisiyle beraber köyüne gelerek kendisiyle program çektim Munzur Çem orada hayatını, hatıralarını anlattı ve orada köylüleriyle de vedalaştı” diye belirtti.
Munzur Çem’in yaptığı eserlerin önemine dikkat çeken M. Malmisanıj, “Yalnızca Kırmancki değil aynı zamanda Dersim’in tarihi ve inancı üzerine de çok yoğun çalışmalar yaptı. Munzur Çem 42 yıllık arkadaşımdı, Vate grubunun hem kuruluşunda hem de Kırmancki dili üzerine çok önemli rol oynadı” dedi.
“MUNZUR ÇEM, SADECE HALKININ MENFAATLERİ DOĞRULTUSUNDA ÇALIŞMALAR YAPTI”
Munzur Çem’in her zaman kendi kültürü, inancı ve halkı için mücadele ettiğini belirten HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Munzur Çem bizim unuttuklarımızı bize hatırlattı, onun Dersim halkı üzerine çok emeği var bu yüzden asıl bizim ondan helallik istememiz gerekiyor o yüzden Munzur Çem hakkımızı helal et” diye ifade etti.
Munzur Çem’in hem Kürt edebiyatına hem de Kürt halkına büyük katkılarının olduğunu söyleyen HAKPAR Genel Başkanı Düzgün Kaplan, “Munzur çayının geçtiği yerden nasıl herkes faydalanıyorsa Munzur Çem’de öyle birisiydi. Bugünkü nesil olarak çok şanslıyız bütün kültürlere ve tarihe ulaşma şansımız var ama onların döneminde öyle değildi yaptıkları çalışmalarda zorluklar yaşadılar. Munzur Çem kendi menfaatleri için bir şey yapmadı sadece halkının menfaatleri doğrultusunda çalışmalar yaptı” diye konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından Munzur Çem, toprağa sırlandı.
PİRHA-HDP Bingöl İl Örgütü, Karlıova ilçe binasına dönük silahlı saldırıya tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Bu saldırı demokrasiye, insan haklarına, halkların kardeşliğine yapılan bir saldırıdır” denildi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bingöl İl Örgütü, ilçe örgütlerinin katılımıyla Karlıova ilçe binalarına dün gece Tanju Bingöl adlı kişi tarafından yapılan saldırıya ilişkin basın açıklaması yaptı. HDP Karlıova ilçe binası önünde yapılan açıklamaya il ve ilçe yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Türkiye’nin seçim sürecine girmesiyle birlikte partilerine yönelik büyük bir provokasyonunun yapılmaya çalışıldığını söyleyen HDP Karlıova İlçe Eşbaşkanı Yılmaz Bülbül, “Bu saldırı demokrasiye, insan haklarına, halkların kardeşliğine yapılan bir saldırıdır. Bu tür saldırılar partimizi şeffaf siyaset yapma ısrarından asla alıkoyamayacaktır. Bu yapılan alçakça saldırıyı ve provokasyonları lanetliyoruz ve kınıyoruz” dedi.
Açıklama “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla son buldu.
PİRHA- HDP Karlıova İlçe Örgütü binasına silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıyı düzenleyen Tanju Bingöl’ün gözaltına alındığı belirtildi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Karlıova İlçe Örgütü binasına silahlı saldırı yağıldı. Gece saat 02.00 sıralarında gerçekleşen saldırıda, binaya iki el ateş edildiği ve kurşunların ilçe örgütünün içerisine isabet ettiği belirtildi.
Sabah saatlerinde parti binasına gelen partililerin bekleyişi sürerken, polis saldırı yerinde inceleme yaptı. Saldırgan Tanju Bingöl’ün gözaltına alındığı kaydedildi.
PİRHA –Bingöl Üniversitesi yönetimi, Sanatçı Mikail Aslan’ın ardından Ali Doğan Gönültaş’ın da konserine engel getirdi. Üniversite yönetimi, daha önce 2 bin 500 TL olan salon ücretini 20 bin TL’ye çıkardığını duyurdu.
Vali, kaymakam ve AKP’li belediyeler tarafından engellenen konser ve festival yasaklarına üniversite yönetimleri de dahil oldu. 29 Eylül’de Sanatçı Mikail Aslan’ın konserini engelleyen Bingöl Üniversitesi, son olarak Ali Gönültaş’ın da sahne almasını engelleyecek karar aldı.
Ses sanatçısı ve CAN TV Programcısı Ali Gönültaş da Bingöl Üniversitesi’nin fahiş zam politikasının mağduru oldu. Üniversite yönetimi, Gönültaş’ın 26 Kasım’da yapmak istediği konserin daha önce 2 bin 500 TL olan salon ücretini 20 bin TL’ye çıkardı.
“MÜZİK YAPMA MOTİVASYONU GİTTİKÇE ZORLAŞIYOR”
Ali Doğan Gönültaş, sosyal medya hesabında konuya ilişkin açıklama yaptı. Sanatın sansürden daha güçlü olduğunu ifade eden Gönültaş, verilen kararı şu cümlelerle eleştirdi:
“26 Kasım’da Bingöl Üniversitesi rektörlük salonunda yapmak istediğimiz konserin salon ücreti 20.000 TL. Daha önce 2.500 TL olan salonda, konser yapamazsınız demenin başka bir yolu budur.
Sosyal medyada kişisel bir sorunumu paylaşmak tercih ettiğim bir durum değil; fakat müzik yapma motivasyonu gittikçe daha da zorlaşıyor bu memlekette. Bardağın dolu tarafına bakmak zor olsa buna mecburuz. Îfademiz (şiir, sinema, müzik…) bütün sansürlerden daha güçlü.”
Bingöl Üniversitesi, sanatçı Mikail Aslan’ın 15 Ekim’de yapacağı konsere ilişkin de daha önce 3 bin TL’ye kiraladığı salonu 20 bin TL’ye çıkarmıştı.
PİRHA-Bingöl’ün Genç ilçesinde Murat Nehri üzerinde bulunan dört kum ocağı doğayı ve insan yaşamını olumsuz etkiliyor. Kum ocakları mevzuatta belirtildiği gibi çalışmalar yürütmediği için doğaya zararlarının çok büyük olduğunu dile getiren Genç İçin Bir Saat Derneği Başkanı Anıl Korkut, “Eskiden nehir tek koldan akardı şimdi ise birden fazla kola bölündü, baraj ve kum ocaklarının sayısı arttıkça her yıl onlarca insan hayatını kaybetmeye başladı” dedi.
Bingöl’ün Genç ilçesinde faaliyette olan 4 kum ocağı, kentte yaşamı olumsuz etkiliyor. Murat Nehri üzerinden geçen Genç Köprüsü yanında kurulan kum ocakları nehrin akışını da bozuyor.
Kum ocaklarıyla birlikte Murat Nehri’nde boğulma vakaları artarken, son olarak 24 Temmuz’da akıntıya kapılan bir çocuğu kurtarmaya çalışan Aydın Tutkal ve Mücahit Keser akıntıya kapıldı. Bir süre sonra Aydın Tutkal’ın cenazesine ulaşıldı.
Yaşanan ölümlerin ardından Genç halkı imza kampanyası başlatarak kum ocaklarının kapatılmasını istedi. Halk, kum ocaklarının daha fazla çevreye zararı vermemesi ve kurulan firmaların kanuna aykırı faaliyet yürütmemesi için gerekli denetimlerin yapılması çağrısında bulundu.
Toplanan imzalar Genç İçin Bir Saat Derneği tarafından Bingöl İl Özel İdaresi’ne gönderildi. Bingöl İl Özel İdaresi bir ay sonra derneğe yazılı cevap verdi. Gönderilen yazıda Murat Nehri yatağında ruhsatlı 3 özel firma ve 1 kamu kurumundan oluşan 4 kum-çakıl maden ruhsatının bulunduğu belirtildi.
Kurumun verdiği ruhsatların mevzuata uygun olduğunun savunulduğu yazıda, kum ocaklarının denetlendiği iddia edildi. Bingöl İl Özel İdaresi, 2013-2022 yılları arası aykırı faaliyette bulunan firma, şahıs veya kurumlara 1 milyon 135 bin 691 TL idari para cezası kesildiğini de ekledi.
“KUM OCAKLARININ DOĞAYA ZARARI ÇOK BÜYÜK”
Bir kilometrelik mesafede dört tane kum ocağının olduğunu dile getiren Genç İçin Bir Saat Derneği Başkanı Anıl Korkut, “Kum ocakları mevzuatta belirtildiği gibi çalışmalar yürütmediği için doğaya zararları çok büyük. Son zamanlarda insan ölümleri ve doğa tahribatı artmaya başladı. Eskiden nehir tek koldan akardı şimdi ise birden fazla kola bölündü, son zamanlarda baraj ve kum ocaklarının sayısı arttıkça her yıl onlarca insan hayatını kaybetmeye başladı” dedi.
PİRHA-Bingöl’ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı köyünde yıkım ekipleri ve askerler tarafından evleri yıkılan köylülerin mağduriyetleri devam ediyor. Kendileri gibi birçok ailenin evleri yıkılarak mağdur edildiğini dile getiren yurttaşlar, devletin kendilerini mağdur ettiğini, bu kadar mağduriyeti hak etmediklerini belirttiler.
14 Haziran 2020 tarihinde Bingöl’de gerçekleşen, merkez üssü Karlıova olan 5.8 büyüklüğündeki depremin ardından 22 yapı yıkılmış, en az 214 yapıda ise ağır hasar oluşmuştu. Depremden en çok etkilenen Karlıova, Yedisu ve Çat ilçelerindeki depremzedeler, devlet tarafından verilen sözler tutulmadığı için 2 yılı aşan süredir hala konteynerlerde yaşamaya mecbur bırakıldı. Karlıova, Yedisu ve Adaklı ilçelerini ve köylerini etkileyen depremde 108 yerleşim yerinde toplam 31 bin 487 yurttaş etkilenmişti.
Bingöl’ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı köyünde 6 Eylül’de yıkım ekipleri ve askerler tarafından evleri yıkılan köylülerin mağduriyetleri devam ediyor.
“DEVLET İNSANLARI MAĞDUR ETTİ”
Kendileri gibi birçok ailenin evleri yıkılarak mağdur edildiğini dile getiren Sezai Şemci, “Ailem de köye gelecekti ancak evimiz yıkıldığı için köylerine geri gelemiyorlar. Şimdi evimizin yapılmasını bekliyoruz ama ne zaman yapılacağı da belli değil. 3 yıl oldu, bazı yerlerde sadece temel atıp gitmişler, bazı yerlerde de hiçbir şey yapmamışlar ama insanların evini yıkıp gittiler. Belki seçim yaklaşınca bir şeyler yaparlar. İnsanlara rakamların olmadığı kağıtlara imza attırıyorlar, deprem olduğu zaman kağıtları imzalattılar, şimdiki ekonomik şartlara göre fiyatlandıracaklar. Eskiden 80-100 bin TL’lik rakam konuşuluyordu şimdi ise insanları 400-500 bin TL borçlandıracaklar. Benim barınma hakkımı elimden aldılar, deprem insanları çok mağdur etmedi ama devlet yıkılan evleri yapmadığı için insanlar mağdur durumda” dedi.
“İnsanlar halen konteynerde, çadırda kalıyor. Evleri yıkıp insanları mağdur ettiler, evler yapıldıktan sonra, diğerlerinin yıkılması gerekiyordu. İnsanlar çocuklarını okula mı göndersin, kendi ihtiyaçlarını mı gidersinler, kendine ev mi yapsınlar? Devlet halkına hizmet etmesi gerekiyor, halk bu kadar mağduriyet yaşamayı hak etmiyor. Çünkü halk varsa devlet var. İnsanların köyde yaşayacağı evleri olmadığı için metropollerde ekonomik sıkıntılar içerisinde yaşamak zorunda kaldı.”
PİRHA-İktidarın ağaç katliamı hız kesmeden devam ediyor. Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Liçik (Kaynarpınar) köyünde 5 aydır ağaçlar kesilerek eko-sistem yok ediliyor.
AKP-MHP iktidarının doğa talanı bir çok alanda devam ederken, Bingöl, Dersim ve Şırnak’ta ağaç katliamı hız kesmeden sürüyor.
Şırnak’ın Besta Bölgesi ile Cudi ve Gabar dağlarında asker gözetiminde korucuların eliyle iki yıldır süren ağaç kıyımı artarak devam ediyor.
Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Şamoşi ve Zogar köyleri kırsalındaki ağaçlar geçen yıl ‘operasyon’ gerekçesiyle yakılan ormanlar bu sene de ‘yeniden yeşertme’ bahanesiyle 4 aydır kesiliyor.
Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Liçik (Kaynarpınar) köyünde 5 aydır ağaçları kesilerek ekolojik soykırım yapılıyor.
PİRHA-Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Çiftlik ve Çukurtepe köylerinde halk, kum ve taş kırma ocaklarının çalışmaları nedeniyle nefes alamıyor. Kurallara uygun çalışma yapılmadığı için bütün bölgenin toz içinde kaldığını belirten Çiftlik köyünde yaşayan Engin Zengin, “Ben KOAH hastasıyım dışarı çıkamıyorum, tozdan boğuluyorum, camlarımızı açamıyoruz. Taş ocağında dinamit patlatıldığı zaman duvarlarda çatlaklar oluşuyor” dedi.
Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Çiftlik ve Çukurtepe köylerinde halkın, kum ve taş kırma ocaklarının çalışmaları nedeniyle yaşadığı sorunlar, yetkililere yapılan bütün başvurulara rağmen yıllardır çözülmedi.
Köylüler, kum ocağı çalışması nedeniyle oluşan tozdan etkilenirken, taş ocağının çalışmalarında dinamit patlatılmasıyla da evlerde çatlaklar oluşuyor.
“KUM OCAĞI KAÇAK ÇALIŞIYOR”
İl Özel İdaresi’nin verdiği bilgiye göre kum ocağının kaçak çalıştığını belirten Engin Zengin, “Kum ocağı çalıştığından beri dereyi mahvetti. Eskiden derede bir sürü balık vardı şimdi derede balık arasan bir tane bulamazsın. Taş kırma ocağı da bizi toza boğuyor. Kurallara uygun çalışmadığı için bütün bölge toz içinde kalıyor” dedi.
Zengin, KOAH hastası olduğunu ve dışarı çıkamadığını belirterek, “Çıktığım zaman tozdan boğuluyorum, camlarımızı açamıyoruz. Her taraf toz, toprak içinde kalıyor. Taş ocağında dinamit patlatıldığı zaman yer sarsıntısı oluyor, deprem bölgesinde olduğumuz için duvarlarda çatlaklar oluşuyor. İl Özel İdaresi tarafından denetlenmesi lazım ama işletmeci AKP’li Karlıova Belediye Başkanı’nın kardeşi olduğu için hiç kimse sesini çıkarmıyor” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Kaynarpınar köyünde yaşayanların evleri yıkılmasına rağmen devlet tarafından verilen sözler tutulmadı ve zorlu kış şartlarının yaşandığı bölgede 2020 yılından beri konteynırlarda yaşamaya mecbur bırakıldı. Çok mağdur olduklarını dile getiren köylüler, “Kış geldi yine bizim evlerimiz yapılmadı. Evinizi yapacağız, elektrik faturanızı ödeyeceğiz dediler ama verdikleri hiçbir sözü tutmadılar bizi dağın başına attılar 2 yıldır bekliyoruz devlet bize hiçbir destek vermedi” diyerek tepki gösterdi.
14 Haziran 2020 tarihinde Bingöl’de gerçekleşen, merkez üssü Karlıova olan 5.8 büyüklüğündeki depremin ardından 22 yapı yıkılmış en az 214 yapıda ise ağır hasar oluşmuştu. Depremden en çok etkilenen Karlıova, Yedisu ve Çat ilçelerindeki depremzedelere devlet tarafından verilen sözler tutulmadığı için 2 yılı aşan süredir hala konteynırlarda yaşamaya mecbur bırakıldı. Karlıova, Yedisu ve Adaklı ilçelerini ve köylerini etkileyen depremde 108 yerleşim yerinde toplam 31 bin 487 yurttaş etkilenmişti.
Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Kaynarpınar köyünde yaşayanlar 2020 yılından beri yapılmayan evleri nedeniyle yaşadıkları zorlukları PİRHA’ya anlattı.
“DEVLET BİZE HİÇBİR DESTEK VERMEDİ”
Deprem olduktan sonra kimsenin kendilerine sahip çıkmadığını söyleyen Naciye Kahraman, “İzmir’de deprem olduğunda devlet elektrik ve kira desteği verdi ancak devlet bize hiçbir destekte bulunmadı. Biz çok mağdur durumdayız 2 yıldır konteynırda yaşıyoruz, devletin başındaki gelsin bir gün konteynırda yaşayabilir mi? Ben yapılacak eve 300-400 bin TL nasıl vereyim öyle bir gücüm olsaydı İzmir gibi bir yerde ev alıp yaşardım. Biz çok mağduruz kış geldi yine bizim evlerimiz yapılmadı. Evinizi yapacağız, elektrik faturanızı ödeyeceğiz dediler ama verdikleri hiçbir sözü tutmadılar bizi dağın başına attılar 2 yıldır bekliyoruz devlet bize hiçbir destek vermedi” dedi.
“YILLARDIR SÜRÜNÜYORUZ”
Yıkılan evleri yıllardır yapılmadığı için zorluklar yaşadığını belirten Çelebi Kahraman, “Devletten hiçbir destek görmedik. Kışın çok zor geçiyor soba olmadığı için elektrikle ısınıyoruz ancak faturalarda çok geldiği için ekonomik olarak gücümüz yetmiyor. Eşyalarımız konteynıra yerleşmediği için hepsi dışarıda kaldı. Sürekli eviniz bitecek diyorlar ama yıllardır sürünüyoruz” diye belirtti.
“DEVLETTEN BİR YARDIM GÖRMEDİK”
Evleri yapılmadığı için yıllardır çile çektiklerini dile getiren Kemal Tekin, “Bu sene de evlerimiz teslim edilmeyecek, kışında çok soğuk olduğu için mecburen çocuklarımızın yanına gidiyoruz. Eşyalarımız konteynıra sığmadığı için hepsi dışarıda kaldı. Biz çok mağdur durumdayız bir an önce evlerimizi bize teslim etmeleri gerekiyor. Şimdiye kadar devletten bir yardım görmedik” diye ifade etti.
Evleri ağır hasar gören yurttaşların evlerinin yapımının iki yıldır devam ettiğini söyleyen HDP Karlıova İlçe Eşbaşkanı Yılmaz Bülbül, “Evleri yıkıldığı için konteynırda yaşamak zorunda kalan yurttaşlar mağdur durumda. Zor geçen kış koşullarında yurttaşlarımız eziyet çekerek yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyor. Bir an önce yıkılan evlerin yapılarak yurttaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerekiyor” diye konuştu.
PİRHA-Bingöl’de faaliyet yürüten SÜTAŞ’ın geri geri dönüşüm fabrikası tesislerinin çalışmaya başlamasının ardından derelerde balık ölümlerinin olmaya başladığını vurgulayan Çeltiksuyu köyü muhtarı Yüksel Gürdeğir, “Deredeki balık ölümlerinin bilimsel olarak araştırılmasını istiyoruz. Çocuklarımız dereye yüzmeye ve balık tutmaya geliyor, eve geldiklerinde vücutlarında alerjik hastalıklar oluşup kaşıntılar başlıyor” dedi.
SÜTAŞ’ın geri dönüşüm fabrikası tesislerinin çalışmaya başlamasının ardından Bingöl merkezde bulunan Çeltiksuyu köyünde bulunan Göynük Çayı’nda balık ölümleri, çevre kirliliği, hayvanların hastalanması ve suya giren insanlarda alerjik hastalıklar başladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü balık ölümleri, derenin suyuna giren hayvan ve insanlarda ortaya çıkan hastalıkların SÜTAŞ’tan kaynaklı olmadığını Çeltiksuyu köyünün kanalizasyonundan kaynakladığını iddia etmesine rağmen köylüler ise daha önce böyle bir durum yaşanmazken SÜTAŞ’ın geri dönüşüm fabrikası tesislerinin çalışmaya başlamasının ardından bölgede balık ölümleri ve hastalıklar başladığını söylüyor.
“SÜTAŞ’IN ÇALIŞMAYA BAŞLAMASININ ARDINDAN BALIK ÖLÜMLERİ OLMAYA BAŞLADI”
SÜTAŞ’ın geri dönüşüm fabrikası tesislerinin çalışmaya başlamasının ardından derelerde balık ölümlerinin olmaya başladığını vurgulayan Çeltiksuyu köyü muhtarı Yüksel Gürdeğir, “Geçen sene İl Sağlık Müdürlüğü’ne dilekçe verdik balık ölümlerinin, çevre kirliliğinin olduğunu ve dereden su içen hayvanlarımızın hastalandığını belirttik. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından alanı incelemek için gönderilen ekibin raporlarında balık ölümlerini ve çevre kirliliğini gördüklerini ancak kaynağını göremediklerini söylediler. İl Sağlık Müdürlüğü’ne tekrardan itirazda bulunduk bize İl Özel İdaresi’ne, Çevre Şehircilik Müdürlüğü’ne ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne sorunu ilettiklerini söylediler ancak ilgili kurumlardan herhangi bir cevap alamadık ve bu konuda SÜTAŞ’a herhangi bir yaptırım da yapılmadı” diye belirtti.
“KAMU YETKİLİLERİNİN GÖREVİ ŞİRKETLERİ KORUMAK YERİNE VATANDAŞI KORUMAKTIR”
Son bir haftadır derede yeniden balık ölümlerinin yaşandığını belirten Gürdeğir, konuşmasının devamında şunları ifade etti:
“SÜTAŞ yetkilileriyle görüştüğümde atık sularının temiz olduğunu söylediler. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’yle görüştüm, yetkililer yerinde inceleme yaparak atığın geldiği yerden analiz alsınlar deredeki balık ölümlerinin bilimsel olarak araştırılmasını istiyoruz. Çocuklarımız dereye yüzmeye ve balık tutmaya geliyor, eve geldiklerinde vücutlarında alerjik hastalıklar oluşup kaşıntılar başlıyor. Kamu yetkililerinin görevi vatandaşı korumaktır şirketleri korumak değildir. Yaşadığımız sorun çözülmezse sadece köyümüzün değil Bingöl’ün sorunu haline gelecek.”
“KAMU KURUMLARI BİREYLERİN SERMAYESİNİ DEĞİL, HALKIN SAĞLIĞINI KORUMAYI GÖREV BİLMELİDİR”
Bingöl merkeze bağlı Çeltiksuyu köyünde geçen Göynük Çayı’nda yüzlerce balığın ölümüne tanıklık ettiğini söyleyen HDP Bingöl İl Genel Meclis Üyesi Sözcüsü İmdat Morsünbül ise şunları söyledi:
“Yüzyıllardır akan Göynük Çayı’nda şimdiye kadar suda yaşayan canlılara hiçbir şey olmazken her ne hikmetse son iki yılda SÜTAŞ’ın elektrik ve gaz üretimine başlamasıyla bu tür doğa katliamları meydana geliyor. Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün apar topar hazırladığı raporda balıkların ölümünün Çeltiksuyu köyünün kanalizasyonunun suya dökülmesinden kaynaklandığı için balıkların öldüğü yönünde açıklama yaptı. Yerinde inceleme yapılmış olsaydı balıkların öldüğü yerin iki veya üç km suyun akışının ters yönünde olduğu görülecekti. Kamu kurumları bireylerin sermayesini değil halkın sağlığını korumayı görev bilmelidir. Suyumuzu, doğamızı ve ormanımızı korumak her bireyin görev ve sorumluluğu olmalı, Bingöl’ün tapusunu SÜTAŞ’a vermeyelim.”
PİRHA-Bingöl’de Kardeşler, Beyaztoprak, Kantar, Sarıçiçek ve Kervansaray köyleri arasında bulunan çöp tesisinin yaşam alanlarından kaldırılması için köylüler 19 Eylül’de imza kampanyası başlattı. Köylüler, çöp tesisi nedeniyle özellikle çocukların hasta olduğunu belirttiler.
Eylül 2013 tarihlinde Bingöl İli Yerel Yönetimler Çevre Hizmetleri Birliği (BİNÇEVBİR) Başkanı ve dönemin Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi, Düzenli Çöp Depolama Alanı’na (Katı Atık Bertaraf Tesisi) dökülen çöplerin, ambalaj atıklarının ayrıştırılması ve tıbbi atıkların sterilizasyonu için 10 yıl süreyle tesis işletme ihalesinin yap-işlet-devret modeliyle yapılacağını söylemişti.
Bölge halkının rızası alınmadan kurulan çöp toplama alanına tepkiler büyüyor. Kardeşler, Beyaztoprak, Kantar, Sarıçiçek ve Kervansaray köylüleri, Bingöl Belediyesi tarafından sözleşmenin 29 yıl uzatılarak ITC-KA Enerji ŞTİ şirketine verilmesine tepki göstermek için şehir merkezinde imza standı kurdu. Köylüler şimdiye kadar 9 bin imza topladı. Köylüler çöp toplama tesisinin yerleşim yerinden uzak bölgeye taşınmasını talep ediyor.
“YETKİLİLER SORUNLARIMIZI CİDDİYE ALMIYOR”
Köyünde çöp tesisinin kurulmasından büyük bir rahatsızlık duyduğunu belirten Şirin Üzer, “Zaman geçtikçe çöp tesisinin köyümüze ne kadar zarar verdiğini fark ettik. Çöp tesisiyle ilgili sorunlarımızı belediyeye iletmemize rağmen ciddiye alınmadık. İnsanlar hasta oluyor, hayvanlar telef oluyor ve insanlar bahçelerinde rahatça çay içemiyor. Çöp tesisi nedeniyle Beyaztoprak’a kokudan dolayı kimse gitmiyor, çöp tesisinin kalkmasını istiyoruz. Çocuklarımız hasta oluyor. Geçen yaz doktor raporlarında çöpten dolayı çocuklarımızda beyaz kan enfeksiyonu tespit edildi. Yetkililer sorunlarımızı ciddiye almadığı için imza kampanyası başlattık” diye belirtti.
“PARA İNSAN YAŞAMINDAN DAHA MI KIYMETLİ?”
Bingöl’ün dışında çevre illerden de çöp geldiğini söyleyen Cemil Beliren de, “Belediye bize metan gazı üreterek ekonomik güç oluşturabilmek için Muş’tan da çöp talep ettiklerini söyledi. Sağlığımız tehlike altında, 40 gün içinde 35 çocuğumuz hastanelik oldu. Doktorlar beyaz kan enfeksiyonu kaptığını söyledi. Yetkililer vatandaşların duyduğu rahatsızlıklarla ilgilenmek zorundadır. Yerleşim alanlarının olduğu bir yere çöp tesisi kurmak hangi mantıkla halka hizmet etmektir. Belediye yetkilileri çöp tesisinin ayda 2,5 milyon TL getirisi olduğunu söylüyor, para insan yaşamından daha mı kıymetli? Çöp tesisinin şehir merkezine 7 kilometre yakınlıkta olması uluslararası sağlık raporlarına aykırı. Yerleşim alanlarına 22 kilometre uzaklıkta olması gerekirken şehir merkezine 7 kilometre uzaklıkta. İmza kampanyası için valilik izni almamıza rağmen, Bingöl Belediyesi zabıtaları göndererek standı kaldırmaya çalışıyor” dedi.
“YAŞAM ALANLARINI TAHRİP EDEN PROJELERİN KARŞISINDAYIZ”
İnsan sağlığına olumsuz etkisinden dolayı çöp tesisinin kaldırılması için kampanya başlatan köylülerin yanında olduğunu belirten HDP Bingöl İl Genel Meclis Üyesi Sözcüsü İmdat Morsünbül ise, şunları ifade etti:
“Doğanın ekolojik dengesiyle oynayan ve yaşam alanlarını tahrip eden anlayışların karşısında HDP İl Genel Meclisi ve HDP Bingöl İl Örgütü olarak, ilkesel tutumumuz olarak halkımızla birlikteyiz. Belediyenin uzun süre işlettiği çöp tesisinin 29 yıllığına kiralanması, bölge halkının sağlığıyla oynamaktır. Köylerinde yaşayan insanların yaşam hakları kutsaldır, doğanın yapısının bozulmasına seyirci kalmak doğru bir anlayış değildir. İmza kampanyası başlatan yurttaşların talepleri değerlidir. Kapitalist sistemin doğa üzerindeki tahribatları var. Halkın çıkarlarını hiçe sayarak, yaşam alanlarını tahrip eden bu tür projelerin karşısındayız.”
PİRHA-Tarım, hayvancılık ve arıcılığın yapıldığı Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Qurze köyü 1980 yılında boşaltılmıştı. 2021 yılında yasağın kalkmasından sonra köylüler tekrar hatıralarının olduğu köylerini ziyaret edebiliyor.
Tarım, hayvancılık ve arıcılığın yapıldığı Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Qurze köyü 1980 yılında boşaltıldı. 2021 yılında yasağın kalkmasından sonra köylüler tekrar hatıralarının olduğu köylerini ziyaret edebiliyor.
31 yıl boyunca yasak olan Qurze köyünde yıkık evler ve bozuk yolların dışında bir şey yok. 2021 yılından itibaren köye giriş çıkışların serbest olduğunu söyleyen devlet yetkililerinin ise insanların tekrar köyüne dönmesini sağlamak için bir çalışması yok.
Dersim de 90’lı yıllarda baskılar nedeniyle köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmişti.
PİRHA-HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ile beraberindeki partililer, Yedisu ilçesine bağlı Elmalı Köyü’nde yaşayan Hase ve Mustafa Adıbelli’nin gün içerisinde köye gelen asker ve korucular tarafından kelepçelenerek hakkında yıkım kararı bulunan evlerinden zorla dışarı çıkarılmasının ardından aileye destek ziyaretinde bulundu.
Jinnews’te yer alan habere göre Bingöl’ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı Köyü’nde yaşayan 75 yaşındaki alzheimer hastası Hase Adıbelli ile 85 yaşındaki Mustafa Adıbelli yaşadıkları ve yıkım kararı olan evlerinden kelepçelenerek çıkarıldı. Evin, 2019 yılında Bingöl’de gerçekleşen depremin ardından hasar gördüğü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yeniden yapılmak üzere yıkıldığı belirtildi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ile HDP Bingöl İl Örgütü, İl Genel Meclis üyeleri İmdat Morsümbül, Şahabettin Kartal ve Abdullah Erdem evi yıkılan Adıbelli ailesine bugün ziyarette bulundu.
NE OLMUŞTU?
Gün içerisinde köye gelen asker ve korucular, Hase ve Mustafa Adıbelli’nin ellerini kelepçeleyerek hakkında yıkım kararı bulunan evlerinden zorla dışarı çıkardı. Duruma tepki gösteren ve çekim yapan köylülerin de telefonlarına askerlerce el konuldu. Ekipler evin yarısını yıktıktan sonra Adıbelli çifti serbest bırakıldı.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK
Hase ve Mustafa Adıbelli’nin oğlu Miryekta Adıbelli, anne ve babasının olaydan etkilendiğini belirterek, “2019 yılında evlerimiz hasar gördüğünde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre Şehircilik Bakanlığı geldiler. Evlerimizi yeniden yapacaklarını söylediler. Ancak söylediklerini yapmadılar. Konuya dair suç duyurusunda bulunacağız. Annemlerin evinin bir tarafını yıkmışlar. Benim annem Alzheimer hastasıdır. Ev ona göre dizayn edilmişti. Ancak devlet eliyle evleri yıkıldı” dedi. Bu arada, Hase ve Mustafa Adıbelli, evleri yıkıldığı için köyde bulunan bir komşularının evinde kalıyor.
Bingöl’ün Yedisu ilçesinde bulunan Elmalı köyünde asker ve korucular, 75 yaşındaki Alzheimer hastası Hase Adıbelli ve 85 yaşındaki eşi Mustafa Adıbelli’nin ellerini kelepçeleyerek evlerinden zorla dışarı çıkardı, ardından ise evlerini yıktı.
Jinnews’in haberine göre, Bingöl’ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı köyünde yıkım ekiplerinin, asker ve korucular eşliğinde 75 yaşındaki Alzheimer hastası Hase Adıbelli ve 85 yaşındaki eşi Mustafa Adıbelli’nin evini bastığı öğrenildi. Asker ve korucular Adıbelli çiftinin ellerini kelepçeleyerek dışarı çıkarırken, ekipler ise evi yıktı.
KÖYLÜLERİNİN EVLERİNİ ONARDI
Elmalı köyünde bulunan evlerin 2019 yılında Bingöl’de gerçekleşen depremin ardından hasar gördüğü ve bu evlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yeniden yapılmak üzere yıkıldığı belirtildi. Ancak evlerin yapılmaması üzerine köylülerin kendi imkanları ile evlerini onardığı ve yeniden inşa ettiği öğrenildi.
TELEFONLARINA EL KONULDU
Gün içerisinde köye gelen asker ve korucular, Hase ve Mustafa Adıbelli’nin ellerini kelepçeleyerek hakkında yıkım kararı bulunan evlerinden zorla dışarı çıkardı. Duruma tepki gösteren ve çekim yapan köylülerin de telefonlarına askerlerce el konuldu. Ekipler evin yarısını yıktıktan sonra Adıbelli çifti serbest bırakıldı.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK
Hase ve Mustafa Adıbelli’nin oğlu Miryekta Adıbelli, anne ve babasının olaydan etkilendiğini belirterek, “2019 yılında evlerimiz hasar gördüğünde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre Şehircilik Bakanlığı geldiler. Evlerimizi yeniden yapacaklarını söylediler. Ancak söylediklerini yapmadılar. Konuya dair suç duyurusunda bulunacağız. Annemlerin evinin bir tarafını yıkmışlar. Benim annem Alzheimer hastasıdır. Ev ona göre dizayn edilmişti. Ancak devlet eliyle evleri yıkıldı” dedi.
Bu arada, Hase ve Mustafa Adıbelli, evleri yıkıldığı için köyde bulunan bir komşularının evinde kalıyor.
Bingöl Karlıova’nın Liçik (Kaynarpınar) köyündeki orman kıyımı, 38 gündür devam ediyor. Çekilen görüntülerde ağaç kıyımı kameralara yansıdı. Köylüler, Karlıova Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Bingöl’de Karlıoava ilçesi Kayapınar köyü Serince mezrasında mangal kömürü üretmek için 18 Temmuz’dan bu yana meşe ağaçları kesiliyor.
Dört bir yanı ormanlarla ve nehirlerle kaplı olan Bingöl, doğa katliamıyla karşı karşıya. “Güvenlik” gerekçesiyle çıkarılan orman yangınlarıyla, hemen hemen her ilçesinde başlatılan maden projeleri ve orman kıyımlarıyla, kentin ekolojik yapısı yıkıma uğruyor. Karlıova İlçesi Liçik (Kaynarpınar) köyü Serince mezrasında, 18 Temmuz’da başlatılan orman kıyımı, 38 gündür devam ediyor.
Köylüler, yaklaşık 300-500 hektarlık alanı kaplayan ormanlık alanda kesilen meşe ağaçlarının mangal kömürü için kullanılacağını söylüyor.
Köylüler, kesim yapılan bölgenin sarp, kayalık, yamaç ve yerleşim yerlerinin yakınında olduğu, kesimin sel, çığ, erozyon gibi doğal afetlere zemin hazırladığı gerekçesi ile imza toplayarak Bingöl Valiliği’ne ve Orman İşletme Müdürlüğü’ne başvurdu. Ayrıca köylüler, mangal kömürü üretmek için ÇED raporu alınmadığını, kesimin felaketlere yol açacağını belirterek, Karlıova Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
PİRHA-Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Gameşan (Soğukpınar) köyünde Göktekin Enerji tarafından Rüzgar Enerji Santrali (RES) tribünlerine önce ulaşım yolu şimdi de Yüksek Gerilim Hatları için kazılar başlattı. Uygun mera alanları olmasına rağmen yaşam alanlarının içerisinde çalışmaların yapılmasına tepki gösteren köylüler, “Kazı çalışmaları halen devam ediyor, arazi sahipleri olarak çalışmanın durdurulup farklı bir alanda yapılmasına yönelik Danıştay’a başvuruda bulunduk” dedi.
Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Gameşan (Soğukpınar) köyünde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle köyün birçok merası kamulaştırıldı. Göktekin Enerji dağlara üç yıldır yapmaya çalıştığı Rüzgar Enerji Santrali (RES) tribünlerine önce ulaşım yolu şimdi de Yüksek Gerilim Hatları için kazılar başlattı.
Köy meralarında tarım ve hayvancılık yapıldığından, bu hatların vereceği zararlar ortadayken, köylüler gerilim hatlarının, daha kısa ve düz alanlardan geçmesi gereken alanlar varken kendi mera alanlarından geçmesinden rahatsız. Köylüler yapılan çalışmanın bölgelerinden kaydırılmasını, daha müsait alanlara yönlendirilmesini talep ederek yürütmenin durdurulması talebiyle hukuki süreci başlattı.
“YAPILAN ÇALIŞMALARDAN ÇOK RAHATSIZIZ”
Yüksek gerilim hatlarının kazı işlemlerinin uygun mera alanları olmasına rağmen yaşam alanlarının içerisinde yapıldığını söyleyen Gameşan köyünden bir yurttaş, “Kazı çalışmaları halen devam ediyor, arazi sahipleri olarak çalışmanın durdurulup farklı bir alanda yapılmasına yönelik Danıştay’a başvuruda bulunduk. Daha uygun bir alan varken zikzaklar çizilerek bizim mera alanımıza giriliyor ve yaşam alanlarımıza, içme sularının geçtiği yerlere yani yaşamımızı tehlikeye sokacak alanda çalışma yapılıyor. Biz köylüler olarak yapılan çalışmalardan çok rahatsızız” diye belirtti.
PİRHA- Kiğı Eskikavak (Arek) köyünde yapılmak istenen maden ocağına karşı Peri Vadisi Çevre Platformu tarafından maden sahasında basın açıklaması yapılacak.
Bingöl’ün, Kiğı ve Adaklı ilçelerinde bulunan Eskikavak, Cevizli, Aysaklı, İlbey, Maltepe Köyleri ve mezraları ile Mirzîkan, Mexsîkan, Suznut, Kûsmur, Şorîk ve Bırîkan mezralarını kapsayan 464.149 hektarlık alanda, Bingöl Metal Madencilik San. Tic. A.Ş. tarafından yürütülmesi planlanan, “Kurşun-Çinko-Gümüş Kompleks Cevher Maden Ocağı” projesine, itirazlara karşın ÇED olumlu raporu verilmesine ilişkin Peri Vadisi Çevre Platformu yarın maden sahasında basın açıklaması yapacak.
Platform tarafından yapılan açıklamada, “Perşembe günü saat 16.00’da Kiğı-Eskikavak (Arek) Köyü maden sahasında doğamıza, çevremize, insan sağlığına onarılamaz zararlar verecek olan bu projeye karşı, maden sahasında buluşacağız. Hukuki sürecin de başlatıldığı bu projenin, yöremizde tahribatlar bırakacağı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Sesimize ses katmanızı, doğamıza sahip çıkmanızı bekliyoruz” denildi.