PİRHA-Bingöl ve Elazığ’da da Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eş Başkanı Ali Yıldırım, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması ve devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi çağrısında bulundu.
15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza, Uşenê Seydi, Fındık Ağa, Resık Uşen (Seyit Rıza’nın oğlu), Aliye Mırzê Sıli, Hesenê İvraime Qıji ve Hesen Ağa’nın Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmelerinin üzerinden 84 yıl geçti.
Türkiye’nin bir çok kentinde gün boyunca anma ve açıklamalar yapılırken, Bingöl ve Elazığ’da Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı.
Elazığ’daki açıklama Hozat Garajı karşısında yapıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eş Başkanı Ali Yıldırım tarafından yapılan açıklamada, Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anılırken, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin 84 yıl geçmesine karşın açıklanmadığını ifade etti.
Yıldırım, çıkartılan yasalarla yapılacak olan 38 Dersim Katliamı’na dayanak oluşturulduğunu dile getirerek, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını ve devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi çağrısında bulundu.
Açıklamanın ardından HDP il binasında Yazar Metin Aktaş‘ın katılımıyla panel düzenlendi.
Bingöl’de de onlarca yurttaş HDP Bingöl İl Örgütü’nün çağrısıyla Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Songül BarcadurmuşSolmaz tarafından yapılan açıklamada, Dersim 38’in unutulmadığını ve unutulmayacağı aktarıldı.
Songül Barcadurmuş Solmaz, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesiyle Dersim halkının başsız bırakılmak istendiğine işaret ederek, “Bu katliamı gerçekleştiren tekçi zihniyettir” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Bingöl’ün merkez Ferxan (İçpınar), Qanyan (Ortaçanak) ve Cafran (Dallıtepe) köyleri üçgeni arasındaki ormanlık alanda yangın çıktı. Yangına henüz bir müdahale yapılmazken, her geçen dakikada onlarca ağacın yandığı bilgisi verildi.
Bingöl’ün merkez Ferxan (İçpınar) köyü ile Qanyan (Ortaçanak) ve Cafran (Dallıtepe)köyü üçgeni arasındaki ormanlık alanda yangın çıktı. Yangının nasıl çıktığı konusunda henüz bir açıklama yapılmazken, alevler her geçen dakika yayılıyor.
Bingöl’ün akciğeri olarak tarif edilen ormanın yanmasına henüz bir müdahale yapılmadı. Yoğun ormanlık bölgeye kısa sürede müdahale edilmemesi durumunda çok sayıda ağacın kül olacağı belirtiliyor. Bingöl Valiliği’nin ise henüz konuya ilişkin bir açıklaması bulunmuyor.
PİRHA-Karacehennem Ormanları’ndaki ağaç kesimine dikkat çekmek amacıyla, Bingöl’de bulunan 86 sivil toplum örgütü Karacehennem Orman’ında açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Ağaç kesimi ekolojik kırımdır ve kesim işleminin bir an önce durdurulması gerekir” denildi.
Bingöl’ün Karlıova İlçesi sınırlarında bulunan Karacehennem Ormanları’ndaki ağaç kesimi 6 Ekim’den beri devam ediyor.
Bingöl’ün Karlıova İlçesi sınırlarında bulunan Karacehennem Ormanları’ndaki ağaç kesimine dikkat çekmek amacıyla, Bingöl’de bulunan 86 sivil toplum örgütünün ortak imza ile Karacehennem Orman’ında açıklama yapıldı. Açıklamaya, imzacı sivil toplum örgütleri temsilcilerinin yanı sıra Hakların Demokratik Partisi (HDP) Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ve partinin il yöneticileriyle çok sayıda yurttaş katıldı.
“KÖYLÜLERİN KESİM YAPILAN ALANA GİRMESİNE İZİN VERİLMİYOR”
6 Ekim’den bu yana ağaç kesiminin devam ettiğini söyleyen Yiğitler (Sağnis) Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Abdulbaki Ayık, “Ağaç kesme ihalesinin Gökçeli Köyü Muhtarı Tayyip Bulak’ın aldığını ve ihalenin EKAP sisteminde ihale gününe kadar görülmedi. İhalenin 4 Ekim’de yapıldığı ve kesim işleminin ise 76 bin 803 liraya yapıldı ve ihaleye itiraz süresi olan 15 günlük zaman dilimi dikkate alınmadan ağaç kesimine başlanıldı. Bu ormanlık alan ekosistem içerisinde doğal olarak gelişmiştir. Bu tip ormanlarda gençleştirme yapılmayacağının bilinmesine rağmen, ağaçlar kesilmekte olup, ‘yasaklı bölge’ denilerek köylülerden oluşan bir gözlemci heyetin alana girmesi engelleniyor” dedi.
Kimden ne saklanmaya çalışılmaktadır diye soran Ayık, “Paris İklim Anlaşması’nın Meclis’te kabul edildiği günlerde Bingöl’ de “ekolojik kırım” yaşandı. Seçim havasına girilen son günlerde, şirin görünmek adına imzalanan bu anlaşma, yine bir gece yarısı kararnamesi ile tıpkı İstanbul Sözleşmesi’nde olduğu gibi geri çekilecektir. Yeraltı zenginliklerimiz olan madenler ile yer üstü zenginliklerimiz sularımız ve ormanlarımız ve hatta yaban hayvanlarımız av turizmiyle birilerini zenginleştirmek adına peşkeş çekilmeye devam edilmektedir” diye konuştu.
PİRHA-Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kızılağaç, Aynik (Meşeli) ve Çatak köylerindeki Karacehennem ormanlarındaki ağaç kesimi, 6 Ekim’den bu yana sürüyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Bingöl İl Eş Başkanı Hasan Soysal, “Karacehennem ormanları Bingöl’ün temiz su kaynaklarının merkezidir. O bölgede ki doğa katliamı ilerleyen zamanlarda Bingöl’ün su sorununa ve iklim değişikliğine sebep olacaktır” dedi.
Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kızılağaç ile Aynik (Meşeli) köyleri bölgesinde bulunan Karacehennem ormanlarında ağaç kesimi 6 Ekim’den bu yana devam ediyor. Bingöl’ün en sık ormanlık alanını oluşturan bölge, kentin oksijen deposu. “Yüzyıllık ormanlar” şeklinde tanımlanan ormanlık alanın talan edilmesini durdurmak isteyen yurttaşlar ise güvenlik gerekçesiyle engelleniyor. HDP Bingöl İl Eş Başkanı HasanSoysal, Karacehennem ormanlarında devam eden ağaç kesimine ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“KARACEHENNEM ORMANLARI BİNGÖL’ÜN CİĞERİDİR”
Karacehennem ormanlarının Bingöl’ün akciğeri olduğunu vurgulayan HDP Bingöl İl Eş Başkanı Hasan Soysal, “Karacehennem ormanları Bingöl’ün temiz su kaynaklarının merkezidir. O bölgede ki doğa katliamı ilerleyen zamanlarda Bingöl’ün su sorununa ve iklim değişikliğine sebep olacaktır. Karacehennem ormanları Bingöl’ün yağmur ormanlarıdır, orada ormanların katledilmesi bu halkın dolaylı olarak katledilmesidir o yüzden ağaç katliamının bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz” dedi.
“BU YANLIŞ TUTUMDAN BİR AN ÖNCE VAZGEÇİLMELİ”
Köylülerin Karacehennem ormanlarındaki ağaç kesimine tepki göstermesine rağmen ısrarla orman katliamı yapıldığını belirten Soysal şunları kaydetti:
“Güvenlik gerekçesi adı altında ormanların yok edilmesine parti olarak da halk olarak da karşıyız. Ege’de orman yangını olduğunda bütün ülke ayaklanmıştı, orası Ege’nin ciğeriyse bura da Bingöl’ün ciğeridir. Bu yanlış tutumdan devletin bir an önce vazgeçmesini talep ediyoruz.”
PİRHA-Bingöl’ün Karlıova ilçesinde bulunan Karacehennem ormanlarında 3 gündür ağaç kesimi devam ediyor. Güvenlik gerekçesi adı altında ormanın yok edilmesine tepkili gösteren yurttaşlar, “Bir taraftan ormanlarımızı keserken bir taraftan da yakıyorlar” dedi.
Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kızılağaç ile Aynik (Meşeli) köyleri bölgesinde bulunan Karacehennem ormanlarında ağaç kesimi 3 gündür devam ediyor. Bingöl’ün en sık ormanlık alanını oluşturan Karacehennem ormanları, kentin oksijen deposu. “Yüzyıllık ormanlar” şeklinde tanımlanan ormanlık alan, güvenlik gerekçesi ile kesiliyor. Yaşanan ağaç kıyımına tepki gösteren yurttaşlar PİRHA’ya konuştu.
“ORMANLARIMIZI ZATEN KESTİNİZ NEDEN YAKIYORSUNUZ?”
Ağaç kesiminin güvenlik ile ilgili olmadığını, rant meselesi olduğunu vurgulayan Mahmut Küllü, “Biz olmasak bu ormanı bir günde keserler, koruyoruz ormanı. Köylüler kendini yakar ormanı yakmaz. Her şeyimiz ormandır, bize açıklama yapsınlar” diye belirtti.
Bir yurttaş ise, “3 gündür kesiyorlar bizim hiç haberimiz yok. Biz ormanımızın kesilmesini istemiyoruz, zaten kestiniz neden yakıyorsunuz. Hem ormanı kesip, yakıp hem de suçu köylülerin üzerine atıyorlar. Biz burada bu orman için yaşıyoruz, bizim namusumuz, her şeyimiz” diyerek tepki gösterdi.
“ORMAN KESİMİNE SON VERİLSİN”
Köy sınırlarında bulunan ormanlık alandaki ağaç kesimine kendilerine sorulmadan başlandığını belirten Celal Erbil, “Önce bu köyün haberinin olması lazım. Bu ormanı biz yetiştirip emek verdik kesilmesine karşıyız. Karadeniz’de orman yanınca can yanıyor deniliyordu peki burada yanan orman can değil mi? Her fidan bir insana bedeldir” dedi.
Üç gündür ormanlarının kesildiğini hatırlatan Abdulsamet Bilgili, bir an önce kesimin durdurulması çağrısında bulunarak, “Bir taraftan ormanlarımızı keserken bir taraftan da yakıyorlar. Bizim haberimiz olmadan ormanlarımızı kesiyorlar biz köylüler olarak bunlara karşıyız en azından köylülere bir açıklama yapılması gerekiyor. En kısa sürede orman kesimine son verilmesini istiyoruz” diye konuştu.
PİRHA-Bingöl’ün Karlıova ilçesinde bulunan Karacehennem ormanlarında üç gündür ağaç kesimi devam ediyor. Engel olmak isteyen vatandaşlara ise güvenlik gerekçesi nedeniyle engel olunuyor. Duruma tepki gösteren yurttaşlar, “Bu ormanlarda milyonlarca canlı yaşamakta. Ormanın kesilmesinin hiçbir gerekçesi olamaz. Bu konuya bir çözümün bulunmasını istiyoruz” dedi.
Bingöl’ün Karlıova ilçesine bağlı Kızılağaç ile Aynik (Meşeli) köyleri bölgesinde bulunan Karacehennem ormanlarında ağaç kesimi üç gündür devam ediyor. Bingöl’ün en sık ormanlık alanını oluşturan bölge, kentin oksijen deposu. “Yüzyıllık ormanlar” şeklinde tanımlanan ormanlık alanın talan edilmesini durdurmak isteyen yurttaşlar ise güvenlik gerekçesiyle engelleniyor. Yaşanan ağaç kıyımına tepki gösteren vatandaşlar PİRHA’ya konuştu.
“ORMANLARIN KESİLMESİNİ İSTEMİYORUZ”
Karacehennem ormanlarında üç gündür ağaç kesiminin sürdüğünü belirten Kızılağaç köyünde yaşayan Hatip Kapur, “Ormanlık alanda ağaç kesimini durması için Bingöl Orman İl Müdürü ile görüştük ve bize “Ağaçları kesmiyoruz, sadece ormanın daha iyi yeşermesi için traşlama yapıyoruz” denildi. Askerler, ağaçlar “güvenlik gerekçesi ile kesiliyor” derken yetkili kurumlar yurttaşlara net bir bilgi aktarmadı.
Karacehennem ormanlarının yüzyıllardır var ve söz konusu ormanlar halk tarafından korunuyordu. Kesilme ihalesini alan kişi köye geldi. Çalışmak isteyenlerin çalışabileceğini söyledi. Ancak biz burada bulunan tüm köylüler olarak ormanların kesilmesini istemiyoruz. Bu ormanlar Bingöl’ün can damarı ve ekosistemidir. Bu ormanlarda milyonlarca canlı yaşamakta. Ormanın kesilmesinin hiçbir gerekçesi olamaz. O yüzden bu konuya bir çözümün bulunmasını istiyoruz.
Sabah saat 10.00 sularında ağaçların kesildiği alanda orman yangını çıktı. Orman yanıyor ancak orman müdürlüğü sorumluluk almak istemiyor. Orman müdürü, yangına müdahale etmeyeceğini söyledi. Köylüler güvenlik gerekçesi ile orman alanına giremediğine göre bu yangını kim çıkardı. Karadeniz’de ve Batı’da ağaçlar kesilince ses çıkarıyorlar tepki gösteriyorlar ama burada hukuksuz bir şekilde ormanlar ya yakılıyor ya da kesiliyor, kimseden ses yok. Biz bu ormanların kesilmesini kesinlikle istemiyoruz” dedi.
“HERKESİN SESİMİZİ DUYMASINI İSTİYORUZ”
Ormanın kesilmesine karşı olduklarını vurgulayan Meşeli köyünden Ferhat Çelikbilek ise, “Ormanlarımızı seviyoruz ve bugüne kadar koruduk. Ama üç gündür biri çıkıp hırsızlık yapar gibi gelip köylülerin bilgisi olmadan ormanımızı kesiyor. Herkesin sesimizi duymasını istiyoruz. Dün ormanın kesildiği alana gitmek istedik ancak askerler güvenlik gerekçesi ile izin vermeyeceklerini söyledi” diye konuştu.
PİRHA- Bingöl’de bulunan Karacehennem ormanlarına ait 35 hektarlık alan güvenlik gerekçesiyle kesilmeye başlandı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, “TBMM Genel Kurulu’nda Paris iklim anlaşması görüşmelerinin yapıldığı sırada Karacehennem ormanlarında ağaçların kesilmesi AKP’nin zihniyetini ortaya koymaktadır. Doğa düşmanı zihniyeti bu ağaç kesimi ile birlikte bir kez daha ortaya çıkmıştır” dedi.
Bingöl’de bulunan Karacehennem ormanlarına ait 35 hektarlık alanda bulunan ağaçlar güvenlik gerekçesiyle kesilmeye başlandı.
Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, “Bingöl’ün Karlıova ilçesinde bulunan Karacehennem ormanları olarak bilinen orman alanında güvenlik adı altında ağaç kesimi dün sabah başladı ve yaklaşık 35 hektarlık alanda ağaç kesimi yapılacaktır” diye belirtti.
“BİNGÖL’DE CİDDİ BİR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE SEBEP OLACAKTIR”
Karacehennem ormanlarına ait 35 hektarlık alan güvenlik gerekçesiyle kesilmeye başlanmasının yaklaşık 50 spor sahası büyüklüğünde ki bir alanın ağaçlardan traşlanması anlamına geleceğini vurgulayan HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, şunları kaydetti:
“İşin daha vahim durumu ise aldığımız bilgilerde, köylülerin ağaç kesiminden haberinin olmadığı yönünde olduğu ve hiçbir köylü söz konusu ormanların kesimine taraftar değildir. Bingöl merkez ilimizin içme suyu Karlıova ilçesinin Kürük köyünden temin edilmektedir. Söz konusu içme suyu kaynakları da bu ormanlardan alınmaktadır. Ayrıca bu ormanların kesilmesi lokal anlamda Bingöl’de ciddi iklim değişikliğine sebep olacaktır. O nedenle Bingöl’ün içme suyu çok ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır. TBMM Genel Kurulu’nda Paris iklim anlaşması görüşmelerinin yapıldığı sırada Karacehennem ormanlarında ağaçların kesilmesi AKP’nin zihniyetini ortaya koymaktadır. Doğa düşmanı zihniyeti bu ağaç kesimi ile birlikte bir kez daha ortaya çıkmıştır.”
PİRHA- Bingöl’de bulunan Karacehennem ormanlarına ait 35 hektarlık alanın güvenlik gerekçesiyle kesileceği belirtildi. Konuya ilişkin bilgilendirme yapan HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, “Ormanların kesilmesi halinde Bingöl gelecekte büyük bir su sıkıntısı yaşayacaktır” dedi.
Bingöl’de Karacehennem ormanlarında 35 hektarlık ormanlık alanın güvenlik gerekçesiyle kesileceğini belirtildi.
Bingöl merkez ve Genç ilçesinin içme suyu Kürük Suyu’nun beslemesi olan ormanların kesilmesi kararına dernekler ve siyasiler tepki gösterirken, kesiminin tamamen politik olduğu savunuldu.
AYDEMİR: BİNGÖL’ÜN İÇME SUYU KESİLECEK
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ormanların kesilmesi halinde Bingöl’ü gelecekte büyük bir su sıkıntısı beklediğini kaydederek, “Orman kesimleri zaten ülkemizde yaşanan ciddi sıkıntılardan birisi. Orada ‘güvenlik’ gerekçe gösterilerek Orman Bakanlığı’ndan kaynaklı bir kesim yapılacak. Kürük suyunun kaynağı olan Karacehennem ormanlarının kesimi için ihale hazırlıklarının yapıldığı bilgisini edindik. Ormanların kesilmesi halinde Bingöl gelecekte büyük bir su sıkıntısı yaşayacaktır. Hesler, barajlar derken şimdide suya hayat veren ormanlar. Bu yanlıştan dönün!” çağrısında bulundu.
KAYY-DER: ORMAN KESİMİ KARARI POLİTİKTİR
Kiği, Adaklı, Yayladere, Yedisu Derneği (KAYY-DER) ormanların kesilmesine karşı çıkarak yetkililere çağrıda bulundu. KAYY-DER yaptığı açıklamada, “Bingöl-Karlıova va-Kızılağaç Köyü, Meşeli Mezrası Karacehennem ormanlarının bir bölümü olan 35 hektar, yaklaşık 50 futbol sahası büyüklüğündeki ormanlık alan, güvenlik gerekçesiyle kesilme kararı alınmış. Yöre halkımız gelişmelerden çok tedirgin. Yöremizdeki orman yangını ve kesimi tamamen politiktir. Bölgeyi insansızlaştırma politikasıdır” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı Elmasırt Köyü’nde bulunan Gris Dağı’nda akşam saatlerinde orman yangını çıktı.
Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı Elmasırt Köyü kırsalında akşam saatlerinde orman yangınının başladığı belirtildi.
Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Elmasırt Köyü yakınlarında bulunan Gris Dağı’nda yangının çıktığı ve herhangi bir müdahalenin yapılmadığı öğrenildi.
Kiğı ilçesinde 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Bingöl’ün Kiğı ilçesinde 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 12 kilometre derinliğinde yaşanan deprem, Dersim ve Elazığ’da da hissedildi. Depremde can ve mal kaybının olmadığı belirtiliyor.
PİRHA- Bingöl Karer’e bağlı Pîrcan (Kabaçalı) Köyü’nde yaşayan ve evi ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılarak göç ettirilmek istenen Zelihan Başusta yaşanan duruma, “Bu benim toprağımdır, kesinlikle istemiyorum. Bütün sülalemiz, nerdeyse tüm ceddimiz bu topraklarda büyüdü. Kepçe gelirse kendimi onun önüne atacağım, isterse beni öldürsün” diyerek isyan ediyor.
Bingöl’ün Adaklı ilçesine bağlı Karer bölgesindeki köylerde yaşayan yurttaşların evleri ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılarak Adaklı’da yapılacak TOKİ binalarına taşınmak isteniyor. Köylerinde ev yapmalarına izin verilmediğini söyleyen yurttaşlar, sağlam olan evleri için ağır hasar kaydı tutulduğunu belirterek bu yolla göç ettirilerek köklerinden koparılmak istendiklerine işaret ediyorlar.
Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Bingöl Karer’deki köylerde geçen sene gerçekleşen deprem sonrasında hasar tespit komisyonunun, ağır hasar tutanağı tuttuğu onlarca ev yıkılarak Adaklı’da kurulacak TOKİ binalarına taşınmak isteniyor. Köylerinde ev yapmalarına izin verilmeyen yurttaşların bir an önce evlerini boşaltmaları diretiliyor. Çatlaklar oluşan evlerinden ağır hasar gördüğü gerekçesiyle çıkartılmak istenen yurttaşlar ayrıca büyük bir borç altına sokularak topraklarından çıkarılmak istenildiklerine vurgu yapıyorlar.
Evi yıkılarak Adaklı’da yapılacak TOKİ konutlarına taşınması diretilen mağdurlardan biri olan Zelihan Başusta, tarihi miras olan evinin yıkılmasına izin vermeyeceğini; gerekir ise kepçenin önün yatacağını dile getiriyor.
“MEZARLARIMIZ, ATALARIMIZ BU TOPRAKTA; TERK ETMEM”
Evinin yıkılarak Adaklı’ya taşınmak istendiğine vurgu yapan Zelihan Başusta, atalarının yaşadığı bu toprakları terk etmek istemediğini hüzünlü gözlerle anlatıyor. Başusta, “Biz buradan gitmek istemiyoruz. Elimizde ev yapmak için gerekli sermaye yok. Köylüler de yapsa hükümet de yapsa Hak şahidimdir ki elimizde para yok. Şimdi bu insanlar gelmiş, bunların aslında bir suçu yok. Bu insanlar sadece görevini yapıyor. Biz bu insanlara talimat verenlere tepki gösteriyoruz. Fakir fukarayı ezmesinler artık. Biz evimizi nereye götürelim. Dışarıda mı kalalım? Bu benim toprağımdır, kesinlikle istemiyorum. Bütün sülalemiz, nerdeyse tüm ceddimiz bu topraklarda büyüdü. Biz de burada yaşayacağız. Mezarlarımız burada, atalarımız bu topraklardadır” diyerek yaşatılmak istenen duruma tepki gösteriyor.
“KENDİMİ KEPÇENİN ÖNÜNE ATACAĞIM, İSTERSE ÖLDÜRSÜNLER”
Başusta, tarihi miras olan evinin yıkılmasına izin vermeyeceğini ve gerekirse kepçenin önüne yatacağını ifade ederek, “Bize, ‘Gelin Bingöl’de yaşayın’ diyorlar. Bunu asla kabul etmeyeceğiz. Böyle bir şeyi istemiyoruz. Doktora gidecek paramız dahi yok. Kim ne yaparsa yapsın eğer kepçe gelirse kendimi onun önüne atacağım. İsterse beni öldürsün. Kaçıncı kezdir ki bu memurlar buraya geliyor. Memurlar da emir kuludur. Ne emredilirse yapıyorlar. Bir şey doğru ise Hak kabul eder, değilse zaten kabul etmez. Biz ne yapalım, nereye gidelim? Oğlum isterse gelin istemez, kızım isterse damat istemez. Bizi götürün kurtların önüne atın o zaman” diye konuştu.
PİRHA- Bingöl’de meydana gelen depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen çadırlarda ve konteynırlarda kalan depremzedeler, verilen vaatlerin yerine getirilmediğini belirterek mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesi çağrısında bulundu.
14 Haziran 2020 tarihinde başta Bingöl’ü etkisi altına alan, merkez üssü Karlıova olan 5.8 büyüklüğündeki depremde birçok ev yıkılmış ve hasar görmüştü. Karlıova, Yedisu ve Adaklı ilçelerini ve köylerini etkileyen depremde 108 yerleşim yerinde toplam 31 bin 487 yurttaş etkilenmişti. Karlıova ile birlikte Yedisu ve Çat ilçelerini de etkileyen deprem sonucu 22 yapı yıkıldı, 214’ü aşkın yapı da ağır hasar gördü.
Depremden en çok etkilenen Karlıova ve Yedisu ilçelerine bağlı Kaynarpınar (Licik), Ilıpınar (Çerme), Elmalı (Almalı), Güzgülü (Arnes) köylüleri, yıkılan ya da hasar gören ev ve ahırlarının onarılması beklentisinde.
GEÇEN 1 SENEYE RAĞMEN KONTEYNERLERDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORLAR
Yurttaşlar boş araziye kurulan konteyner ve kamp çadırlarında kalıyor. Kendilerine yeni bir ev yapılmadan var olan evlerinin yıkıldığını belirten yurttaşlar konteyner ve kamp çadırlarda yaşamının imkansız hale geldiğini işaret ederek ne banyo ne de lavabo ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri imkanlara sahip. Depremin birinci yılı geçerken yurttaşlar ise halen çadır ve konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor.
KONTEYNERLER KIŞIN SOĞUK, YAZIN İSE ÇOK SICAK
Depremin birinci yılı üzerinden kısa bir hala yaralarının sarılmadığını anlatan depremzedeler, acil ihtiyaçlarının ev ve ahır olduğunu belirtti. Kışın eksi 20 derece soğukta ve yazın 40 derecede sıcakta konteynerlerde yaşamlarını sürdüren depremzedeler, kendilerine verilen çadırları da hayvanları için kullanıyor. Yıkılan birçok konutun enkazı kaldırılırken, depremzedeler yıkılan evlerinden ve ahırlarından sağlam kalan briketleri ve keresteleri ayıklayarak, konteynırların çevresini kapatmış durumda.
HAYVANLARI TELEF OLDU
Hayvan damları yıkılan yurttaşların kendi imkanları ile kurdukları çadır ve brandalar içerisinde beslemek zorunda kaldıkları hayvanların bir çoğu sıcaktan telef olmuş durumda. Birçok hayvanın ise brandalar ile birlikte sıcağın etkisi yüzünden gözleri kör olmuş durumda.
HER AY ELEKTRİK FATURASI
Son zamanlarda peş peşe meydana gelen depremler sonrasında deprem , yangın ve su baskını gibi afetler nedeniyle mağdur olan tüketicilerin ödemek zorunda kaldıkları elektrik ve doğal gaz faturalarının 1 yıl ertelenmesi kararına rağmen her ay kendilerine elektrik faturası gönderildiğini kaydeden yurttaşlar durumu ‘utanç’ olarak adlandırıyor.
Meclis Plan Bütçe Komisyonu’na gelen 39 maddelik Torba Yasa’da yer alan ilgili ek maddeye göre; deprem , yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetler nedeniyle mağdur olan tüketicilerin ödemek zorunda kaldıkları elektrik ve doğal gaz faturalarının 1 yıl ertelenmişti. Bingöl’deki depremzedeler için bu durum ise tam tersine dönmüş durumda.
“VERİLEN SÖZLER TUTULSUN”
Depremde evi hasar gören ve ahırı yıkılan Kaynarpınar (Çerme) Köyü’nde yaşayan depremzedelerden Bülent Çamak, bir yıl geçmesine rağmen devletin verdiği sözü tutmadığını ifade etti. Köylerinde 14 ağır hasarlı hayvan damı olduğunu söyleyen Çamak, “Kendi imkanlarım ile hayvan damı yaptı ve AFET Müdürlüğü bu masrafımı karşılamadım. TOKİ ödeneğini dahi vermediler. Kışın komşularımız mağdur oldu. Çadırda, branda da kalan hayvanlarımız telef oldu. 50-60 hayvanımız kör oldu. TOKİ’ye ne kadar borçluyuz bilmiyoruz. Boş bir kağıda imza attık. Sorularımız cevapsız kalıyor. Köylülerin evlerini kendilerinin yapmasına izin vermiyorlar. Hayvan damı olmadan kimsenin hayvancılık yapma şansı yok. Böyle giderse insanlar Karakoçan’a göçecek. Herkes verdiği sözü tutsun” diye konuştu.
“KOCA KIŞ GEÇTİ TEK BİR HİZMET YOK”
Kaynarpınar (Licik) köyünden 71 yaşındaki Çelebi Kahraman ise söz konusu geçici konteynerlerin yazın sıcak, kışın da soğuk olmasından şikayetçi. Küçük konteynerlere sığmak zorunda bırakıldıklarına değinen Kahraman, “Tam 1 yıldır bu konterneyde sürünüyoruz. Kendimde hastayım. Hiçbir hizmet yok. Geceleri çok soğuk, gündüz ise çok sıcak. Küçük bir konteynere sığmaya çalışıyoruz. Bakan gelip evimizi yapacağına söz verdi. Köyde kalan evlerimizi yıktılar. Onlar bile kalmadı. Kış ortasında hayvanlarımızı çadırlarda besledik. Koca bir kış geçti devletin tek bir hizmeti yok. Şimdi kış tekrardan geldi; ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bugüne kadar elektriğimi, suyumu, deprem vergimi ödedim. Bugün ise devlet bize sahip çıkmıyor. Mağduruz, perişanız” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Bir diğer Kaynarpınar (Licik) köyünden yurttaş Mehmet Sait Akçıra, TOKİ’nin inşa edeceği konutlar için imzaladıklarını mukaveledeki ödeme kısmının açık olduğunu sözlerine ekleyerek ne kadar borçlandırılacaklarını bilmediklerini kaydetti. Akçıra şöyle konuştu:
“Konterneyerin arkasında çadır kurdum ve eşyalarımın yarısı orada. Önce ev yapılıp sonra hasarlı evimiz yıkılacaktı. Şimdi tam tersi ev yapılmadan evimiz yıkıldı. Köyde bahçemiz vardı. Şimdi ise burada hiçbir üretim yapamıyoruz. Kendi köyümüzde muhacir olduk. Ellerimiz bağlı bugün, yarın gelecekler diye bekliyoruz. Elimizde imkan olmadığı için evimizi kendimizde yapamıyoruz.
Mukavameleye imza attık. Ama oradaki ödenme kısmı açıktır, rakam belli değil. Yetkililer bize sağlıklı bilgi vermediler. Sanki belli bir fiyata TOKİ ile anlaşmışız gibi bir durum var. TOKİ dışında kimsenin ev yapmaya imkanı yok. TOKİ yapılan evleri kabul da etmiyor, masrafları da iade etmiyor. İnsanlar hayvanlarını satıyor. Kış gelmeden bir an önce evlerimizi bize teslim etsinler.”
“KONTERNEYDE KALMAMIZA RAĞMEN HER AY ELEKTRİK FATURASI GELİYOR”
Naciye Kahraman ise depremin ardından kadınların yüklerinin arttığını belirtti. Konteynerlerde yaşamalarına rağmen kendilerine her ay elektrik faturası yollandığının altını çizen Kahraman, “İzmir’de çocuklarımızı evlendirerek köyümüze geri döndük. Geçen seneki depremde evlerimiz yıkıldığından beri çok zor durumdayız. Konteynerler çok sıcak. Bostanlarımıza gidemiyoruz. Konteynerde kalmama rağmen her elektrik faturası geliyor. 2 yıldan beri bugün, yarın ev yapacağız diyerek bizi kandırıyorlar. Bu konteynerler çok küçük, eşyalarım dahi sığmıyor. İçişleri Bakanı Soylu geldi evimizin, hayvan damlarımızın yapılacağına dair söz verdi. Ortada bir şey yok, zor durumdayız. Eşim rahatsız, çalışamıyor. Bizim bu mağduriyetimizi görsünler. Kış geldi halimizin ne olacağı belli değil” dedi.
“20’DEN FAZLA KOYUNUM SICAKTAN TELEF OLDU”
Yedisu’ya bağlı Elmalı (Almalı) köyünden Ekrem Aydıncı hayvan damı olmamasından kaynaklı çadırda kalan 20’den fazla hayvanının telef olduğunu dile getirerek, “Bize verilen sözler yerine getirilmedi. Evlerin, hayvan damlarının yapılacağını söylediler ama hiçbiri yapılmadı. Keşke o çadırları da vermeselerdi. Yağmur yağdığı zaman bütün yağmur içeriye giriyor. 20’den fazla hayvanım telef oldu. Söz verenler şimdi ortada. Hala konteynerlerde kalan insanlar var. Kalabalık aile 2 kişilik yere nasıl sığsın? Arada bir yetkililer gelip evlerin yapılacağı söyleyip gidiyorlar. Köyümüzün hali belli. Önümüzde kış var. Bir an önce evlerimiz, hayvan damlarımız yapılmalı” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.
“KADERİMİZLE BAŞ BAŞA BIRAKILDIK”
“Burası görmemezlikten gelinmemeli. Biz insanca yaşamak istiyoruz” diyen Yedisu’ya bağlı Elmalı (Almalı) köyünden bir diğer yurttaş Hakkı Adıbelli ise, “Depremden sonra yaralarımızı kendimiz sarmaya başladık. İçişleri Bakanı o dönem iki defa gelerek belli sözler taahhüt etti. İnsanlar kendi canından çok hayvanlarını düşündü. Halen hayvan damları ve evler yapılmadı. Bizlerde bu ülkenin vatandaşıyız. Burayı kendi kaderine terk edemeyiz, burada bir yaşam var. TOKİ’ye yüksek maliyetle burası devredilir ise kimse bu parayı ödeyemez. İnsanlar kendi arazilerinde ev yapmak istiyor. Başka bir yere nakledilmek istemiyor. Geçen sene birçok hayvan verilen çadırlarda telef oldu. İnsanlar imece usulü kendi emekleriyle hayvan damlarını yaptı. Biz bu ülkeye elektrik, su, çevre temizlik vergisi ödüyoruz. Devlet de bu anlamda bize sahip çıkmalı. Burası görmemezlikten gelinmemeli. Biz insanca yaşamak istiyoruz. Günde en az 2-3 defa elektriklerimiz kesiliyor. Şu şebekelerimiz arızalı, yollarımız stabilize yol. Birçok eksik var. Halk kendi kaderiyle baş başa bırakılmış durumda” şeklinde konuştu.
“MAHKEME KARARI BEKLENMEDEN EVİMİZİ YIKTILAR”
60 haneden 20’si yıkılmış durumda bulunan Yine Yedisu ilçesine bağlı Güzgülü (Arnes) köyünden Hüseyin Arıca evlerindeki sıva çatlakları için ağır hasar kaydı tutulduğunu ve evinden zorla çıkarıldığına vurguda bulundu. Arıca, “Evimde çatlaklar olmasına rağmen ağır hasar kaydı verildi. Sıva çatlakları ağır hasır sayıldı. Ahır ve samanlığa ise ağır hasar kaydı verilmedi. Biz ev, ahır ve samanlığın birlikte yapılması dile getirdik. Hayvanlarım sırf bu yüzden telef oldu. Yer tespiti, borçlandırma yapılmasına dair hiçbir bilgi verilmedi. Bu durumu mahkemeye verdim. Mahkeme sonucu beklemeden evimi yıktılar. Zorla çıkarmakla tehdit ettiler. Eşyalarım hep dışarda kaldı, ıslandı. Kimi kendi imkanı ile evlerini ve ahırlarını yaptı. Ama TOKİ yapılan ev ve ahırlar için belli bir ödeneği vermek istemiyor. Ciddi anlamda sorunlarımız, eksiklerimiz var. Birileri sesimizi duysun artık” diyerek isyan etti.
PİRHA- Toplumsal dayanışma ve lokmalarla 2017 yılında inşa edilen Bingöl merkeze bağlı Gözeler Cemevi eksikleri ve borçlarından kaynaklı halen faaliyete geçmiş değil. Eksiklerinin tamamlanması için Alevilerin lokmalarına ihtiyaç duyduklarını kaydeden İmdat Morsünbül, “Ciddi eksikliklerimiz var. Cemevi tam anlamıyla faaliyete geçmiş değil. Özellikle Alevilerin ve Alevi kurumlarının dayanışmasına ihtiyacımız var” dedi.
Bingöl merkeze bağlı 88 köy içerisinde tek Alevi olan Gözeler Köyü’nde cemevi temeli 2017 yılında atıldı. Toplumsal dayanışma ve kolektif emekle inşa edilen Gözeler Cemevi geçen 4 yıla rağmen eksikleri ve borçlardan kaynaklı tam olarak faaliyete geçmiş değil.
Büyük zorluklar ve maddi sıkıntılar sonrasında inşa edilen cemevinin her tuğlasında Alevilerin lokmalarının bulunduğunu söyleyen İmdat Morsünbül, cemevinin son halini alması için Alevi toplumun lokmalarına ihtiyaç olduğunu kaydetti.
2 yıl önce TEDAŞ tarafından elektriği kesilen Gözeler Cemevinin son hali Alevilerin vicdanını yaralayan durumda. Kesilen ve yerinden sökülen elektrik panosunu ‘yüz karası’ olarak adlandıran köylüler tepki olarak elektrik panosunu yerinden kaldırmamış.
Gözeler Cemevinin eksikleri dışında inşası sırasındaki bir bölüm borcu da ayrıca duruyor.
“ALEVİLERİN DAYANIŞMASINA İHTİYACIMIZ VAR”
Köylerinin Bingöl merkeze bağlı 88 köy içerisindeki tek Alevi köyü olduğunu hatırlatan Morsünbül, ihtiyaç doğrultusunda bir komisyon kurduklarını ve cemevi inşa ettiklerini dile getirdi. Çevre düzenlemesinden merdiven mermerlerine, sedirden mutfak aletlerine kadar bir çok eksikleri olduğunu söyleyen Morsünbül, “Dedelerimiz ilkin Nazimiye’den daha sonra 1943’te Karer bölgesinden buraya gelmişler. Taziye yerimiz olmamasından kaynaklı sürekli zorluklar çekiyorduk. Evlerimiz yeterli olmuyordu. 2017 yılında bir cemevi gereksinimiyle bir komisyon kurduk. Söz konusu Alevilerin ibadet yerleri olunca tabi ki yaklaşımlar farklı oluyor. Tamamıyla halkın dayanışmasıyla yapıldı. Ciddi eksikliklerimiz var. Halen çevre düzenlemesini yapabilmiş değiliz. Cemevi tam anlamıyla faaliyete geçmiş değil. Özellikle Alevilerin ve Alevi kurumlarının dayanışmasına ihtiyacımız var” diye konuştu.
“CEMEVİMİZİN ELEKTRİĞİ KESİLDİ; BU BİR YÜZ KARASIDIR”
2 yıl önce TEDAŞ tarafından elektriği kesilen Gözeler Cemevinin panosunun söküldüğünü dile getiren Morsünbül bu durumu, ‘yüz karası’ olarak tanımladı. Köylülerin tepki olarak elektrik panosunu yerinden kaldırmağının altını çizen Morsünbül, “Bundan 2 sene önce cemevimizi yaptığımızda TEDAŞ elektriğimizi keserek ceza kesti. Gelen ceza makbuzunda cemevimiz ile dalga geçer gibi ‘sayın cemevi’ ibaresini kullanmışlardı.
“CEMEVİMİZİN TAMAMLANMASI İÇİN HERKESİ EL VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Morsünbül, cemevlerinin tamamlanması için bu çalışmaları metropollere yaydıklarını fakat gerekli desteği görmediklerini kaydederek, şunları kaydetti:
“Bu dayanışma çalışmasını metropollere de yaydık. Birçok Alevi kurumuna gittik ama maalesef umduğumuzu bulamadık. Bu durum bizi üzdü. Gittiğimiz çoğu yerde bizi geri çevirmediler. Bir tuğla da benden olsun diyerek çok anlamlı dayanışma gösterdiler. Tabi bu cemevimizin tamamlanması için yeterli olmadı. Cemevimizin inşaatının hala ihtiyaçları var. Üç kat üzerine toplamda 900 metrekare bir cemevi inşa ettik. Bütün Alevi kurumlarını cemevimize son şeklini vermek için bize el vermeye çağırıyoruz.”
PİRHA- Bingöl’ün Adaklı ilçesine bağlı Karer bölgesindeki köylerde yaşayan yurttaşların evleri ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılarak Adaklı’da yapılacak TOKİ binalarına taşınmak isteniyor. Köylerinde ev yapmalarına izin verilmediğini söyleyen yurttaşlar, sağlam olan evleri için ağır hasar kaydı tutulduğunu belirterek bu yolla göç ettirilerek köklerinden koparılmak istendiklerine işaret ediyorlar.
14 Haziran 2020 tarihinde başta Bingöl’ü etkisi altına alan, merkez üssü Karlıova olan 5.8 büyüklüğündeki depremde birçok ev yıkılmış ve hasar görmüştü. Karlıova, Yedisu ve Adaklı ilçelerini ve köylerini etkileyen depremde 108 yerleşim yerinde toplam 31 bin 487 yurttaş etkilenmişti.
Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Bingöl Karer’deki köylerde geçen sene gerçekleşen deprem sonrasında hasar tespit komisyonunun, ağır hasar tutanağı tuttuğu onlarca ev yıkılarak Adaklı’da kurulacak TOKİ binalarına taşınmak isteniyor. Köylerinde ev yapmalarına izin verilmeyen yurttaşların bir an önce evlerini boşaltmaları diretiliyor. Çatlaklar oluşan evlerinden ağır hasar gördüğü gerekçesiyle çıkartılmak istenen yurttaşlar ayrıca büyük bir borç altına sokularak topraklarından çıkarılmak istenildiklerine vurgu yapıyorlar.
ÇATLAKLAR İÇİN ‘AĞIR HASAR KAYDI’ TUTULDU İDDİASI
14 Haziran 2020 tarihinde başta Bingöl’ü etkisi altına alan, merkez üssü Karlıova olan 5.8 büyüklüğündeki depremde birçok ev yıkılmış ve hasar görmüştü. Karer bölgesindeki Alevi-Sünni köylerinde yerinde inceleme yapan hasar tespit komisyonunun evlerindeki çatlakları ağır hasar kayıtlı yazarak tutanak tuttuğunu iddia eden köylüler, ayrıca kendilerine yeniden ev yapma sözü verilmediğini ifade ettiler.
AĞIR HASAR KAYDINA RAĞMEN OTURMALARINA İZİN VERİLDİ
Evlerindeki çatlaklar için yetkililerin ağır hasar tutanağı tuttuğunu söyleyen köylüler, “Madem evlerimiz ağır hasarlıydı neden oturmamıza izin verildi? Canımız bu kadar mı değersiz?” diyerek yaşanan çelişkiye tepki gösteriyor.
Aradan geçen bir senelik zamanda tek bir yetkilinin dahi durumlarını sormadığını söyleyen köylüler, yetkililerin kendilerine, ‘Ya çıkarsınız ya da biz evlerinizi jandarma eşliğinde yıkarız. Hazırlıklı olun’ dediklerini kaydederek göçe zorlandıklarını kaydediyorlar.
“YOLUNUZ YOK” DENİLEREK KÖYLERDE EV YAPILMASINA İZİN VERİLMİYOR
Depremden sonra arazileri üzerinde yeni evler inşa etmek isteyen köylülere arsalarının en az 300 metrekare olması şartı konulmuş. Onlarca dönüm arazileri olan köylülerin yer göstermeleri sonrasında İl Afet Müdürlüğü sözde belirtilen arazilere yol gitmemesi ve tarım arazisi olmasından kaynaklı ev yapmalarına izin vermeyeceklerini bildirmişler. İl Afet Müdürlüğü’nün gerekçesinin tam tersine ev yapılması için gösterilen arazilerin tümünün yolu olduğuna işaret eden köylüler, bu yolla İl Afet Müdürlüğü’nün masraftan kaçınmak istendiğine dikkat çekiyor.
“EVLER 70 METREKAREDEN BÜYÜK YAPILAMAYACAK” KOŞULU
Köylülere ayrıca yeni yapmak istedikleri evlerinin 65-70 metrekare olması şartı koşulmuş. Hayvan barınakları, kümes, tandır, samanlık gibi alanların bulunduğu evlerin yeni imar planında 70 metrekareye sığdırılmak istenmesine tepkili olan köylüler çeşitli ölçülerde evi ve arazisi olmalarına rağmen tek tip ve standart büyüklükte evlere hiçbir eşyalarının sığmayacağını ifade ediyor.
İHALE DAVET USULÜ TOKİYE VERİLDİ
Adaklı’ya taşınmak istenen köylüler TOKİ işlemleri gerçekleştirirken hukuk kuralları ve ihale mevzuatı açıkça ihlal edilerek davet usulü ile bu projelerin şirketlere verildiğini belirttiler.
Kimseye duyurulmadan özel olarak davet edilen şirketler arasında, kapalı kapılar arkasında yapılan ihalenin mevzuatı açıkça ihlal ettiğine değinen köylüler saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenilirlik, gizlilik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması gibi konularda açıkça suç işlendiğine işaret ederek yetkililer hakkında soruşturma başlatılması çağrısında bulunuyor.
ELEKTRİĞİ, ALT YAPISI OLMAYAN KONTEYNERLERDE YAŞAMAK İMKANSIZ HALDE
Yıkım kararının kendilerine iletilmesinin ardından tek gözlü, elektriği ve alt yapısı olmayan konteynerlere taşınmak istenildiklerini belirten köylüler, ‘Eşyalarımız dahi sığmıyor biz nasıl sığalım. Peki ya hayvanlarımızı nereye götüreceğiz’ diye sorarak mağduriyetlerine çözüm bulunulmasını bekliyor. Köylüler yaz aylarının sıcak, kış aylarının ise soğuk geçtiği bu konteynerlerde yaşamanın imkansız olduğunu belirtiyor.
“VATANDAŞ EVİNİ KÖYÜNDE YAPMAK İSTİYOR”
Karer’e bağlı Pîrcan (Kabaçalı) Köyü’nde arıcılık ile uğraşan Şevket Kalındamar, evlerinin önünden yol geçmemesinin gerekçe gösterilerek Adaklı’ya taşınmak istendiklerini söyledi. Çevre köylerdeki bir çok yurttaşın bu duruma tepki gösterdiğini dile getiren Kalındamar, “Geçen seneki depremin ardından alelacele gelip kontrol ettiler. Biz köylüler geçmiş depremler gibi evlerin yerinde yapılacağını düşündük. Son dönemde evleri yakıp konteynerlerde yaşayacağımızı bildirdiler. Bu konteynerlerin alt yapısı, suyu, elektriği dahi yok. Evlerimizin önünden yol geçmemesi gerekçe gösterilerek Adaklı’ya evlerin yapılacağını söylediler. Vatandaş evinin yıkıp yerlerinde yaşamak istiyor. Amaçları birilerine para kazandırmak mıdır ki böylesi aceleye getiriyorlar” diye sordu.
“BİRİLERİNE ÇIKAR SAĞLANMAYA ÇALIŞILIYOR”
Kalındamar, yerleştirilmek istendikleri konteynerlerde tek bir kişinin dahi ihtiyaçlarını karşılayamayacak olduğuna vurguda bulunarak, “Bu insanlar hayvan sahibi, onları nerede saklayacaklar? Yangından mal kaçırırcasına bu işlerin yapılması aklımıza birilerine çıkar sağlanmaya çalışıldığını akla getiriyor. İnsanlar bu konuda çok tepkili ve tutumları net. Barınma sağlanmadan evleri insanların başına yıkmak hiçbir yerde görülmemiştir. Evlerin toplu yapılması hizmet anlamında da devletin hizmetlerini kolaylaştırır. Ama böyle dağınık halde evler yapılması su ve elektrikte de problem yaşanacak. İnsanların bir arada yaşamayasını engelleyecek. Bütün bunlar planlı yapılıyor. Düşmanları arttıracak” diye konuştu.
“BU İNSANLARIN HALİ NE OLACAK?”
Yeni inşa edilecek evlerin yapımı için 210-250 bin TL arasında tutarların istendiğini söyleyen Kalındamar, “Çoğu insan yazları gelip kalıyor. Ekonomik krizden dolayı insanlar önünü göremiyor. Borçlanıp nasıl ödeyecek? Köylerdeki evler deprem sigortası kapsamına alınmıyor. Devlet de destek sunmuyor. Bu insanların hali ne olacak?” diyerek tepki gösterdi.
“KÖKLERİMİZDEN UZAKLAŞTIRMAK İSTİYORLAR”
Kalındamar, alelacele uygulanmak istenen bu projenin bir amacının da insanları topraklarından göç ettirme olduğuna işaret etti. İnsanları mağdur eden bu karardan bir an önce vazgeçilmesini isteyen Kalındamar, şunları kaydetti:
“Bu evlerin manevi değeri var. Herkes geçmişi yad ediyor. Tarihi kökten silerek insanları köksüzleştiriyorsun. Bu hesabın bir amacı da asimilasyonu ilerleterek insanları köklerinden uzaklaştırmaktır. Kenger, nasıl ki kuruduğu zaman rüzgar uçurup götürür ve kökü kurur ise; bizler de köksüzleştirilerek buradan savurulmak isteniyoruz. Bizim geçmişten beri Adaklı ile bir bağımız yok. Orada ne toprağımız, ne de yurdumuz var. TOKİ’lerde bizi dört duvara hapsedecekler. Dedelerimin dişle tırnakla emek verdiği bu toprakları değerlendirmek, üretir hale getirmek istiyorum. Bu karardan vazgeçmeliler. İnsanlar ile ortaklaşmalı, görüşlerini almalılar. Bizler betonlar arasına sıkışmak istemiyoruz. Bu projelerin başarı şansı yoktur” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
“EVİMİZDEKİ ÇATLAKLARA AĞIR HASAR TUTANAĞI TUTULDU”
Pîrcan (Kabaçalı) Köyü’ndeki bir diğer yurttaş Gülsüm Çalgıcı ise 70 metrekarelik evlere hapsedilmek istendiklerini söyleyerek, “Hayvanlarımız, katıklarımız var nereye sığdıracağız?” diye sordu. Evlerindeki çatlakların ağır hasar olmadığı halde yetkililerce ağır hasar tutanağı tutulduğunu kaydeden Çalgıcı şöyle konuştu:
“Bizler yeterli bilgilendirilmedik. İtiraz süreçlerinden haberimiz yoktu. Evlerimizi apar topar yıkmak yerine kredi ile evlerimizi yapardık. Gerekçe olarak buranın deprem bölgesi olmasından kaynaklı Adaklı’ya gönderilmek isteniyoruz. Evimizi yeniden yapmak istersek bayağı zorlanacağız. 70 metrekare bir alana sıkıştırılmak isteniyoruz. Hayvanlarımız, katıklarımız var nereye sığacağız? Bunu bizlere zorla dayatmaya çalışıyorlar. Verdikleri konteynerlere eşyalarımız dahi sığmıyor. Tutturmuşlar, ‘hazırlıklı olun gelip yıkacağız’ diyorlar. Neyin hazırlığını yapacağız? Çatlak olan evlerin hepsi ağır hasarlı yazılmış. Ağır hasarlık bir durum da yok, bu kabul edilemez. İzmir’deki depremde duvarları patlamış evlere oturulabilir raporu verdiler. Bizim evimizdeki çatlaklara ise ağır hasar kaydı yazmışlar. Hasar bile sayılmaz. Bu raporlar nasıl verildi? İnsanlarla konuşunlar, dertlerini dinlesinler.”
“KÖYÜMÜZDE EV YAPMAMIZA İZİN VERMİYORLAR, ADAKLI’YA GİTMEK İSTEMİYORUZ”
Bir diğer Pîrcan (Kabaçalı) köylü Zühriye Bütün adlı yurttaş da, köyde ev yapmaları için şart konulan 300 metrekarelik alanı göstermelerine rağmen yol olmadığı gerekçesiyle ev yapmalarının engellediğini belirtti. Bütün, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililere çağrı yaparak, “Evlerimizin yıkılması konusunda başta farklı bir açıklama yapılmıştı. Bize barınabilecek bir yer versinler, sonrasında yıkılabilir. Doldurduğumuz formlarda hiçbir açıklama yoktu. Evlerimizi İl Afet Müdürlüğü’nün yapacağı söylendi. Sonrasında TOKİ işin içine dahil edildi. Kimse Adaklı’daki TOKİ’de yaşamak istemiyor. Bize verdikleri konteynerde ne yerleşebilir, ne ısınabilirsin. Ev yapabilmemiz için en az 300 metrekare bir arazi göstermemizi istediler. Köyde geniş bir arazimizi göstermemize rağmen ev yapamayacaklarını söylediler. Kendi arazimizin üzerinde ev yapmak istiyoruz. Köyümüze yol açmamıza rağmen yolumuz olmadığı gerekçesiyle ev yapmak istemiyorlar. Mağduriyetimizin giderilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“BURADA ANILARIMIZ, MEZARLARIMIZ VAR; GÖÇ ETMEK İSTEMİYORUZ”
Antalya’da yaşayan ve yaşlı annesine bakmak için köyde bulunan Yekmal (Dolutekne) Köyü’nden Zeliha Erdem de hiçbir sosyal güvencesi olmayan köylülerin Adaklı’da inşa edilecek TOKİ konutlarına 200-250 bin TL arasında borçlandırılmaya çalışıldığını kaydetti.
Erdem, yaşam alanları olan köylerindeki mezarları, anılarını bırakmak istemediklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Evimizin yıkılması durumunda yeni bir ev yapılması için gösterilecek bir arsamız yok. Evlerimiz yıkılacak diye kardeşim elma ağaçlarını söküp başka bir yere aldı. Bu alanın ev yapmaya müsait olmadığını söyleyerek gittiler. Yaşayacak, gidecek bir yerimiz yok. Annem 94 yaşında ve evi yıkılması durumunda 70 metrekare bir eve hiçbir şeyi sığamayacak. Devlet evlerimizi yerinde yapsın. İnsanları 70 metrekare eve sığdırmak sosyal devletin işi olamaz. İnsanlar çalışmıyor, herhangi bir sosyal güvenceleri yok. İnsanlar hem yerinden yurdundan edilecek hem de borçlandırılacak. Sonrada ev yaptık diye propaganda yapacaklar. Burada mezarlarımız, anılarımız var. İnsanlar bırakmak istemiyor. Köyümüzden göç etmek etmek istiyoruz.”
PİRHA- Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, HDP Milletvekili Erdal Aydemir ve HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez’in aralarında bulunduğu heyet Bingöl’ün Genç ilçesinde 25 Haziran’da Sivan (Suvêran) bölgesinde başlayan ve kontrol altına alınan yangın bölgesinde incelemelerde bulundu.
Bingöl’ün Genç ilçesi Sivan alanındaki ormanlık alanında başlayan ve kontrol altına alınan orman yangını bölgesinde incelemede bulunan heyet basın açıklaması yaptı.
“SAVAŞTAN KAYNAKLI EKOLOJİK YIKIM VE TALANA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”
Yangın bölgesindeki incelemelerden sonra konuşan HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, yaşanan yangının Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşananlar ile farkı olmadığını belirtti. Kürt illerinde yaşanan doğa katliamlarının savaş ve çatışmaların devlet politikasının sonuçları olduğunu ifade eden Sönmez, “Bütün ekoloji hareketlerine Bingöl’den seslenmek istiyoruz. Ekoloji mücadelesi sadece çevreyi koruma mücadelesi değildir. Aynı zamanda ranta, kapitalizme ve özellikle de savaşa karşı tutum alarak sürdürülmesi gereken bir mücadeledir. Sadece çevrenin korunması ile ilgili bir mevzuyla burada değiliz. Sadece insanlığın geleceği açısından bir yaşam değil diğer canlılarında yaşamı olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Türkiye’nin batısındaki ekoloji mücadelesi ile Kürt kentlerindeki savaş kaynaklı bu ekolojik yıkım ve talan siyasetine karşı birlikte mücadele yürütemez isek asla başarılı olamayacağımızı biliyoruz” diye konuştu.
“DEMOKRASİYİ KAZANABİLMEK İÇİN KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ”
Sönmez, HDP’ye yönelik saldırıların halklara, doğaya ve ekolojik yaşama saldırı olduğunu belirtti. Demokrasi mücadelesini başarılı kılmak için doğa katliamlarının görülmesi gerektiğini söyleyen Sönmez, “Burayı görmeden ne savaşı ne de Kürt halkının yaşadığı kıyımı anlayabiliriz. Demokrasiyi kazanabilmemiz için Kürt sorununu çözmemiz gerekiyor. Bu sorunda bağlı hem doğa kıyımına hem de kapitalizmin emek kıyımına dur demek gerekiyor” şeklinde konuştu.
“KÜRT HALKINA DÜŞMANLIĞI BU YANGIN İLE GÖRÜYORUZ”
Görülen manzaranın iktidarların yıllardır Kürt halkına yönelik düşmanlığını gördüklerini ifade eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz, “Bingöl’e gelir gelmez iktidarın Kürt halkına olan düşmanlığını bu yangını görmekle başlamak istedik. Bugün heyet olarak biz de buradayız. Gördüğümüz manzara da devlet politikasının 100 yıldır Kürt halklarına nasıl bir düşmanlıkla yaklaştığını bir kez daha gördük. Burada gördüğümüz çok geniş bir alan günlerce bilinçli bir şekilde yakıldı” şeklinde konuştu.
“COĞRAFYA İNSAZSIZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”
Orman yangınları ile birlikte bölgenin insansızlaştırılmak istendiğine vurguda bulunan Aydeniz, “Yakılan bur ormanlık alanın Başur, Rojava, Gresipî, Serekani’de yakılan doğa talanından bir farkı olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Dicle ve Arıcak ilçelerinde onlarca yer yakıldı. Operasyon ismi altında Kürdistan coğrafyası bilinçli bir şekilde devlet tarafından yakılıyor. Çünkü burası insansızlaştırılması isteniyor. Dolayısıyla yöntemin katliamla, bitirme, yok etmekle olmayacağını görmek gerekiyor. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin önüne geçemeyeceklerini çok net ifade etmek gerekiyor. Kürt halkı kültürünü, statüsünü, dilini, doğasını korumaya devam edecektir” dedi.
PİRHA-HDP Bingöl İl Örgütü, Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Demirtaş köyündeki kaçak orman kesimi ve Bingöl’ün Kığı ilçesine bağlı Eski Kavak köyünde madencilik projelerini yerinde inceledi. Heyetin inceleme yapacağı yere çıkan yollar kazılan hendekler ile kapatıldı.
HDP heyeti Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Demirtaş köyündeki kaçak orman kesimi ve Bingöl’ün Kığı ilçesine bağlı Eski Kavak köyünde madencilik projelerini yerinde inceledi. Kaçak kesimin yapıldığı yere giden yola molozlar dökülerek heyetin gidişi engellenmek istendi.
Yapılan açıklamada, “Hiçbir şekilde hukuka uygun olmayan bu çalışmayı kabul etmediğimizi doğayla birlikte yaşamanın yolunu ve yöntemlerini bulmak zorundayız. Burada gördüğümüz ise doğayla uyumlu olmayan tamamen canlı yaşamını hiçe sayan tamamen kapitalist faydacılık üzerinden yapılmış projedir” denildi.
HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, HDP Bingöl İl Eş Başkanları Arzu Fırat ve Hasan Soysal, HDP Karakoçan İl Eş Başkanı Veysi Karakoçan, Yayladere İlçe Eş Başkanı Kemal Bilen Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Demirtaş köyü Pilavtepe mevkiinde kaçak orman kesimi için gidilmek isterken yola hendek kazılarak girilmesine engel olundu.
HDP heyeti daha sonra ise Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Eski Kavak köyünde madenciliğin ruhsatı iptal edilmesine rağmen kaçak olarak devam edilen madenciliğe ilişkin basın açıklaması yaptılar.
“KÜRESEL KAPİTALİST SİSTEM TAMAMEN DOĞAYI HEDEF ALIYOR”
Maden şirketinin mahkeme tarafından ÇED raporu iptal edilmesine rağmen iptal edilen raporun hukuki sonuçları maden şirketi tarafından dikkate alınmadığını belirten HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, “Hiçbir şekilde hukuka uygun olmayan bu çalışmayı kabul etmediğimizi doğayla birlikte yaşamanın yolunu ve yöntemlerini bulmak zorundayız” dedi.
Küresel Kapitalist sistem tamamen doğayı hedef aldığını vurgulayan HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, “Biz ekolojist bir parti olarak sadece insanın faydası üzerinden değil yaşamın korunması ve doğayla uyumlu projelerin olması gerektiğine inanıyoruz. Burada gördüğümüz ise doğayla uyumlu olmayan tamamen canlı yaşamını hiçe sayan tamamen kapitalist faydacılık üzerinden yapılmış projedir” diye konuştu.
PİRHA- Bingöl’de devam eden orman yangınına dikkat çeken KAYY-DER, sivil toplum örgütleri ve çevre gönüllülerini doğa kıyımına karşı ses çıkarmaya çağırırken, HDP Milletvekili Musa Piroğlu ise, “ateşi yakanlarla hesaplaşacağız ve diyoruz ki çıkan her yangından iktidar sorumludur” dedi.
Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Dernekleri (KAYY-DER), bölge kentlerindeki doğa talanına ve Bingöl’de devam eden orman yangınına ilişkin Kadıköy’de bulunan Rıhtım İskelesi’nde açıklama yaptı.
KAYY-DER Eşbaşkanı Yeliz Vergili, Bingöl’ün Genç ilçesindeki orman yangının karakolda yapılan atış talimleri sırasında başladığını söyleyenrek, 4 gün geçmesine rağmen yangının kontrol edilemediğini belirtti.
Yeliz Vegili, topyekün bir toplumsal duyarlılıkla konuya sahip çıkıp, bir an önce doğaya hak ettiği değeri verilmeli diyerek, “Marmaris’te yanan ciğerlerimiz için on helikopter gönderilirken, Bingöl yanarken, yanan yine bizim ciğerlerimiz değil mi?” diye sordu.
HDP Milletvekili Musa Piroğlu ise, savaşın sadece insan kaynaklarını değil ülkenin doğasını ve tarihselliğini de yok ettiğini dile getirerek, “Bugün Bingöl’de yaşanan savaş siyasetinin boyutunu gösteriyor. Marmaris yangınında hassaslaşan kamuoyu, Bingöl yangını için sessizliği tercih ediyor. Kanal İstanbul için İkizdere için ayağa kalkanlar Hasankeyf için Cudi için sessiz kalıyor. Sanıyorsunuz ki yaktığınız ateş yanınızda kalacak ama açık çağrımızdır, ateşi yakanlarla hesaplaşacağız ve diyoruz ki çıkan her yangından iktidar sorumludur” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Bingöl’de devam eden orman yangını hala kontrol altına alınmadı.
Bingöl Güzeldere köyünde 25 Haziran günü saat 13:00 sıralarında başlayan yangına hala müdahale edilmedi. Yangın Soğukpınar, Çamlıyurt, Dedebağ, Döşekkaya köylerinde de sürüyor.
Orman yangını hala kontrol altına alınmazken, yangın yerleşim bölgelerine de sıçradı.
Dört gündür devam eden yangının yerleşim yerlerine zarar vermemesi için köylüler kendi imkânlarıyla yangına müdahale ediyor.
PİRHA-Bingöl’ün Genç ilçesinde çıkan yangın üçüncü gününde söndürülemedi. Yangına yeterli müdahalenin olmadığı bölgede dumanlar kent merkezini kapladı.
Bingöl’ün Genç ilçesinde 25 Haziran’da saat 13.00 sıralarında çıkan yangın, Güzeldere, Derebağ ve Çamlıyurt, Soğukpınar köylerine yayıldı. Olayın orman ve itfaiye ekiplerine bildirilmesi ile yangına müdahale etti. Müdahalenin yetersiz olduğunu söyleyen yurttaşlar, yangının ilçe merkezine 3 kilometre uzaklıkta olduğunu aktardı. Şu ana kadar ormanlık alanın büyük bir bölümünün yandığını belirten yurttaşlar, şehir merkezinin de dumanlarla kaplandığını belirtti.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, yangının çıktığı alan söndürme araçlarının ulaşabileceği bir nokta olmamasından kaynaklı havadan müdahale edilmediği takdirde durdurulması mümkün değil.
Yangının söndürülmemesi durumunda Güzeldere köyünün tehlike altında olduğu belirtildi.
“YANGINLARLA BÖLGE ADETA YAŞANILAMAZ HALE GETİRİLMEKTEDİR”
Bingöl Barosu Çevre Komisyonu, Genç ilçesinde dün çıkan ve söndürülemediği için çevre köylere yayılan yangına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yangının bütün canlılar için risk taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, “Büyük bir afete dönüşen orman yangınları ülkemizin Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde maalesef büyük bir bölümünün imar, madencilik, yani özünde rant uğruna; Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz de ise güvenlik politikalarının olduğu aşikardır. Muktedirler şu hususu bilmeli; Ormanlar ne doğunun ne de batınındır. Ormanlar başta orada yaşam alanı olan tüm canlıların sonra ise yeryüzündeki tüm canlılarındır. Beka derdine düşüp sadece varlıklarını sürdürme politikası sürdürenler şu hususu bilmeliler ki asıl beka sorunu yaşam alanlarımızın ve yeşil alanların yok olmasıdır. İktidarların varlığından daha önemli olan doğanın varlığıdır. Dolayısıyla bu afet ve felaketin bir an önce son bulması için başta yerel yönetimler olmak üzere iktidarın daha samimi ve etkileyici tedbirler alması gerekir” çağrısı yapıldı.