Etiket: çağlayan adliyesi

  • Gazeteci Çağdaş Kaplan gözaltına alındı

    Gazeteci Çağdaş Kaplan gözaltına alındı

    Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çağdaş Kaplan, akşam saatlerinde İstanbul’da gözaltına alındı.

    Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çağdaş Kaplan, ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla gözaltına alındı.

    Göztepe Polis Merkezi’ne götürülen Kaplan’ın Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilmesi bekleniyor.

  • ‘Gazetecileri düşman gören bir iktidar var’-VİDEO

    ‘Gazetecileri düşman gören bir iktidar var’-VİDEO

    PİRHA- KHK ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e verilen hapis cezasına tepki gösteren gazeteciler,”Bu manipülasyondur, bu gazetecilerin haber verme ve haber yapma görevini engellemektir” dedi. 

    Kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu’na aynı anda hem IŞİD, hem TAK, hem de PKK propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın karar duruşması görüldü. İzleyicilerin ve avukatların salona alınmasıyla başlayan duruşma avukatların savunmasıyla devam etti. Verilen aranının ardından kararını açıklayan mahkeme, Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verilmesine hükmetti. Duruşma sonrası açıklama yapan avukatlar ve basın meslek örgütü temsilcileri karara tepki gösterdi.

    “HAYATIN SESİ HER ZAMAN EMEKÇİNİN YANINDA OLMUŞTUR”

    İlk söz alan Avukat Devrim Avcı, “Mahkeme kararında şöyle bir gerekçe sundu: Suçun meydana gelen ağırlığı, sanıkların güttüğü amaç ve saik… Müvekkillerim kamuoyuna haber verdi, siyasi iktidarın gizlediği ne varsa haber yaptı. Biz zaten bu sebeple kapatıldık. Zaten siyasi iktidar kendisi gibi olmayanlara çok kolay terör propagandası yaftası yapıştırıyor. Cezaevine atıyor. Bu manipülasyondur, bu gazetecilerin haber verme ve haber yapma görevini engellemektir. Hayatın Sesi her zaman emekçinin, muhalifin yanında olmuştur. Bu karara karşı bütün itirazlarımızı kullanacağız” dedi.

    “GAZETECİLER YAZMAYA DEVAM EDECEK”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, verilen kararın hukukla bağdaştırılmayacağını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Zaten KHK ile kapatılmış bir televizyonun yöneticilerine hem de alakasız örgütleri yan yana koyarak ceza vermek hukuk sisteminin işlemediğinin belgesi. Bundan sonra da bu tarz kararlar çıkacak. Gazeteciler için adliye süreci başladı. Gazetecileri ve gerçekleri düşman gören bir iktidar var. Gazeteciler yılmayacak ve haber yapmaya devam edecek.”

    “HABER ALMA HAKKI ENGELLENİYOR”

    RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ise eleştirel haber yapan gazetecilerin sistemli bir şekilde hedef haline getirildiğini söyledi. Önderoğlu şöyle konuştu:

    “Hayatın Sesi Televizyonu 3’ncü cezasını aldı. RTÜK tarafından cezalandırılması, KHK ile kapatılması yetmedi ve 3 yetkilisi bugün 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Orantısızlığın ötesinde kamuoyunun haber alma hakkının engellendiğini görüyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Gerçekler asla karanlıkta kalmayacak, özgür basın susturulamayacak’-VİDEO

    ‘Gerçekler asla karanlıkta kalmayacak, özgür basın susturulamayacak’-VİDEO

    PİRHA – 8 Temmuz 2018’de çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile de kapatılan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 6’sı tutuklu, 14 çalışanının yargılandığı davanın ilk duruşması, İstanbul Çağlayan Adliyesi 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma öncesi Özgür Gazeteciler İnisiyatifi basın açıklaması yaptı.

    8 Temmuz 2018’de çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile de kapatılan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 6’sı tutuklu, 14 çalışanının yargılandığı davanın ilk duruşması, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

    Duruşma öncesi Özgür Gazeteciler İnisiyatifi basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve Züleyha Gülüm, PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin, Evrensel Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Fatih Polat, meslek örgütleri temsilcileri ve çok sayıda gazeteci katıldı.

    Yapılan basın açıklamasını Özgürlükçü Gazeteciler İnisiyatifi adına Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanı Hakkı Boltan yaptı.

    “Bugün bir kez daha bir adliye önünde tutuklu meslektaşlarımızla dayanışmak ve hukuksuz bir biçimde cezaevinde tutulan gazetecilerin özgürlüğünü talep etmek için toplandık” diyen Boltan, “Özgürlükçü Demokrasi gazetesine kayyum atanmasıyla birlikte başlatılan operasyonda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan arkadaşlarımız gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar, Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul, editörler Reyhan Hacıoğlu, Hicran Urun, Mehmet Ali Çelebi ve gazetenin idari işlerinde çalışan Pınar Tarlak tam 6 aydır mesleki faaliyetlerinden ötürü tutuklu” dedi.

    “GAZETECİLERİN HABER YAPMASI SUÇ SAYILDI”

    Toplam 14 gazetecinin yargılandığı davada özgürlüklerinden mahrum edilen meslektaşlarımız 6 ay aranın ardından ilk kez bugün hakim karşısına çıkıyor. Peki neydi bu gazete ve gazetecilerin suçları?” diyen Boltan şöyle devam etti:

    “Gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamede gazetede Türkiye’nin Afrin’e operasyon başlattığı Ocak ayından itibaren yayımlanan haberlerin tamamı yer aldı. Gazetede Afrin operasyonu ile ilgili yapılan haberler gazeteciler hakkında “suç delili” sayıldı. Yani 52 sayfasını haberlerin ve röportajların oluşturduğu 67 sayfalık bu iddianamede gazetecilerin haber yapması “suç” sayıldı. Gazetede editör, yazı işleri müdürü, imtiyaz sahibi, gazete dağıtımcısı, idari ve mali sorumlu olarak çalışmak suçlama konusu yapıldı. Bu iddianamede iddia makamı tarafından suçlamaya konu yapılan haberlerin başlarına “sözde” ibaresi konularak gazetecilik “sözde” ilan edildi.”

    “GERÇEKLER ASLA KARANLIKTA KALMAYACAK”

    Bu iddianamede haber notları ve haber kaynaklan ile görüşmeler “suç” delili olarak sunularak meslektaşlarının tutukluluğuna gerekçe olarak gösterildiğine dikkat çeken Boltan, “Yani bu iddianame gazetecilere “İktidarın söylemi haricinde haber yapamazsınız, gerçeği söyleyemezsiniz” diyor ve topyekûn gazetecilik mesleğini yargılamaya kalkıyor. Bizler de Ape Musa’nın öğrencileri olarak arkadaşlarımızı hukuksuz bir biçimde özgürlüklerinden yoksun bırakanlara adliye önünden şöyle sesleniyoruz: Gerçekler asla karanlıkta kalmayacak, özgür basın susturulamayacak” diye konuştu.

    “DOĞRU BİLGİ ULAŞTIRAN BİRÇOK BASINIMIZA KAYYUM ATADILAR”

    Basın açıklaması okunduktan sonra söz alan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Tek adam rejimini oluşturmak, yeni bir sistem kurmak, özgürlüklerin önünü kesmek, doğru bilgi alma yollarını kapatmak bunlar ülkede son üç yıldır yoğun olarak kullanılan bir yöntem. Bunların tarihimizin çeşitli dönemlerinde gazetecilerin faili meçhul cinayetlerle katledilmesi, saldırılara uğraması gazetelere bombaların atılması şeklinde çoğu zaman uygulandığını da biliyoruz. Bu süreçte doğru haber alma ve iktidarın yalanına karşı muhalefetin sesini duyuran, doğru bilgiye ulaştıran birçok basınımızı kapatarak, satın alarak ve tek adamın sesini duyuracak hale dönüştürdüğünü bunu red edenlerin ise kapatıldığını, kayyumlar atandığını ve gazetecilerin tutuklandığı bir süreçten geçiyoruz” diye konuştu.

    “BU ÜLKEDE HAKTAN HUKUKTAN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Eğer basın susturuluyorsa halkın doğru bilgi alma, doğru bilgiye ulaşma kaynaklarının araçları susturuluyorsa bu ülkede haktan, hukuktan, adaletten, özgürlükten, eşitlikten bahsetmek mümkün değildir” diyen Kenanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bütün faşizan yönetimler önce bu haber alma kaynaklarını susturmakla işe başlamıştır. Türkiye’de de aynen böyle oldu. Önce özgür basın susturuldu hepsi tekelleştirildi, hepsi tek adamın emrine verildi ve arkasından da bildiğiniz operasyonlar ve özgürlükleri kısıtlayan birçok girişim ile karşı karşıya kaldık. Bu süreç devam ediyor. Ancak bu süreç devam ederken bizler ve muhalif duruşu sergileyen halkın doğru bilgiye ulaşmasını amaçlayan gazeteci arkadaşlarımız ve emekçi arkadaşlarımızda diğer taraftan bu bilgileri ulaştırmak için ellerinden gelen her türlü gayreti sarf etmeye devam ediyorlar.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazetecilerden 10 ve 12 Eylül’deki davalara katılım çağrısı

    Gazetecilerden 10 ve 12 Eylül’deki davalara katılım çağrısı

    PİRHA-Gazeteciler, 10-12 Eylül tarihlerinde Çağlayan Adliyesi’nde görülecek olan ETHA çalışanları ile Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi çalışanlarının davalarına katılım çağrısı yapıldı. 

    Evlerine yapılan baskınla gözaltına alınan ve 19 Nisan’da tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Semiha Şahin ile muhabir Pınar Gayıp’ın ilk duruşmaları 10 Eylül’de İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Diğer taraftan Özgürlükçü Demokrasi gazetesine kayyum atanmasının ardından tutuklanan gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar, Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul, İdari İşleri Müdürü Pınar Tarlak, Editör Hicran Ürün, Editör Mehmet Ali Çelebi ve Editör Reyhan Hacıoğlu ve toplamda 14 gazetecinin yargılandığı dava ise 12 Eylül’de saat 10:00’da Çağlayan Adliyesinin 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Davalara dikkat çekmek amacıyla Bakırköy Kadın Cezaevi’nde balon uçurma eylemi yapacak olan Özgür Basın Platformu, tüm kamuoyunu ve basın emekçilerini düzenleyecekleri eyleme davet etti.

    Öte yandan Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ) de Özgürlükçü Gazetesi davasına katılım çağrısında bulundu. ÖGİ’nin basına ve kamuoyuna yaptığı çağrı şu şekilde: “Türkiye de önemli basın davalarından biri olan bu davada gazeteci ve dostlarının destek için hazır bulunmaları önemlidir. Bu önem davaya olacağı kadar basın özgürlüğüne de büyük bir destek olacaktır. Bu destekler çerçevesinde biz Özgür Gazeteciler İnisiyatifi (ÖGİ) basın camiasını, dostlarını ve özgür basın anlayışı içerisinde gönül bağıyla bağlı olan destekçilerini İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde davaya gözlemci sıfatıyla katılım sağlamaları çağrısında buluyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Adli yıl gazetecileri yargılayarak başlıyor!

    Adli yıl gazetecileri yargılayarak başlıyor!

    PİRHA- Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaası davası Eylül ayında Çağlayan Adliyesi’nde 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Eylül ayının ilki Türkiye tarihine en kalabalık gazeteci yargılaması olarak geçen ve kamuoyunda “KCK Basın Davası” olarak bilinen dava. 20 Aralık 2011 tarihinde Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem, Azadiya Welat, Demokratik Modernite ve Fırat Dağıtım gibi Kürt gazetecilerine yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan 46 gazetecinin yargılandığı davanın 15’inci duruşması 7 Eylül’de Çağlayan’da bulunan İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    20 Aralık 2011 tarihinde Kürt gazetecilerine yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan 46 gazeteciden 32’si 24 Aralık’ta tutuklanmıştı. 36 tutuklunun 17’si iki yıl süren yargılama boyunca tahliye edilirken, geriye kalan tutuklular ancak Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldıktan sonra tahliye edildi.

    ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ DAVASI 12 EYLÜL’DE

    Eylül ayının ikinci davası ise 12 Eylül’de İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan Özgürlükçü Demokrasi gazetesi davası. Özgürlükçü Demokrasi gazetesine 29 Mart’ta kayyum atanmasıyla birlikte aynı gün çalışanlarına dönük gözaltı operasyonu başlatılmış ve gözaltına alınan 14 çalışanından 6’sı tutuklanmıştı.

    Davada gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul’un da aralarında bulunduğu 14 gazeteci, “Örgüte üye olmak”, “Propagandası yapmak” ve “Örgüt yayınlarını basmak ve yayınlamak” iddialarıyla suçlanıyor.

    GÜN MATBAACILIK’IN DAVASI İSE 18 EYLÜL’DE

    Eylül ayının bir diğer davası ise Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’ni bastığı için kayyum atanan ve çalışanlarına operasyon yapılan Gün Matbaacılık’ın davası. 18 Eylül’de ilk duruşması görülecek davada matbaa sahibi Kasım Zengin’in de aralarında bulunduğu 21 kişi tutuklu yargılanıyor.

    Matbaa hakkında hazırlanan iddianamede kayyum atanmasının gerekçesi olarak, matbaanın bastığı 110 kadar yayın için toplatma kararı verilmesi ve gazete, kitap ve dergilerin yazar, genel yayın yönetmenleri ve eser sahipleri hakkında devam eden davalar gösterildi.

    Bir diğer gerekçe ise Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin TSK’nin Afrin’e operasyonunu eleştirel bir şekilde manşetine taşıması ve bu gazete nüshalarının Gün Matbaacılık tarafından basımının yapılması oldu. İddianamede, matbaada basılan “Zimanê Kurdi” isimli Kürtçe dilbilgisi kitabı için de “sözde Kürtçe dil bilgisi” ifadelerine yer verilerek suçlama konusu yapıldı. (HABER MERKEZİ)

  • EHB avukatları ve gazetecilerin yargılandığı davada 5 tahliye kararı

    EHB avukatları ve gazetecilerin yargılandığı davada 5 tahliye kararı

    EHB’li avukatlar, ESP üyeleri ve ETHA’dan gazetecilerin yargılandığı davada 5 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

    Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) avukatları Sezin Uçar, Özlem Gümüştaş ile Etkin Haber Ajansı Editörü İsminaz Temel ve muhabiri Havva Cuştan’ın da aralarında bulunduğu 13’ü tutuklu toplam 23 kişinin yargılandığı dava Çağlayan’da görüldü. Savunmalar sonrası mütalaasını veren savcı, mevcut delil durumu ve tutuklama gerekçelerinde değişiklik olmadığı gerekçesiyle tutuklu sanıkların hepsinin tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamını talep etti. Mahkeme, Havva Çuştan, İsmail Geçer, Meral Tatar, Onur Binbir ve Özgen Sadet’in tahliyesine; Coşkun Yiğit, Erkan Kakça, Hünkar Hüdayi Yurtsever, İlhan Aslan, İsminaz Temel, Mazlum Demirtaş, Özlem Gümüştaş ve Sezin Uçar’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Ayrıca tutuksuz sanıklar hakkındaki adli kontrol hükmü devam edecek. Bir sonraki duruşma 29 Kasım’a ertelendi.

    Aralarında avukatlar, gazeteciler, Suruç yaralıları ve aileleri ile ESP aktivistlerinin de bulunduğu 13’ü tutuklu 23 kişinin “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla yargılandığı davanın duruşmasına İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada tutuklu sanıklar Coşkun Yiğit, Erkan Kakça, Havva Çuştan, Hünkar Hüdayi Yurtsever, İlhan Aslan, İsmail Geçer, İsminaz Temel, Mazlum Demirtaş, Meral Tatar, Onur Binbir, Özgen Sadet, Özlem Gümüştaş, Sezin Uçar ile bir kısım tutuksuz sanık hazır bulundu. Duruşmayı Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), Özgürlükçü Demokrat Avukatlar (ÖDAV) gibi hukuk örgütlerinden çok sayıda avukat izledi.

    “KOVSALAR DA GİTMEM”

    Duruşma, tutuklu sanık İlhan Aslan’ın savunmasıyla başladı. 9 aydır haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu olduklarına dikkat çeken Aslan, tarafına yöneltilen suçlamaların tamamının Anayasal haklar çerçevesinde katıldığı basın açıklamalarından oluştuğunu vurguladı. Kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle hakkında verilen tutuklama kararına ilişkin de açıklamalarda bulunan Aslan, “Ben bu topraklarda yaşamak istiyorum. Gerekirse hapis yatacağım ama kovsalar da gitmeyeceğim. Ezilen halklar için mücadeleye devam edeceğim” diye konuştu. Aslan, ESP’nin silahlı mücadele ile hak kazanma gibi bir durumu olmadığını, kendi savunduğu görüşleri demokratik yollarla sürdüren bir parti olduğuna dikkat çekti.

    “SUÇLANDIĞIM EYLEMLER VALİLİKTEN İZİNLİ”

    Tutuklu sanıklardan İsmail Geçer savunmasında, daha evvel aynı suçlamalardan tutuksuz yargılanmasına rağmen bu dosyadan tutuklu yargılanıyor olmasını hukuksuz bulduğunu beyan etti. 10 Ekim’de Ankara Garı önünde yaşanan katliama şahit olduğunu ifade eden Geçer, “Bu katliamı gerçekleştiren örgüte karşı savaşan insanların taziyelerine katılmayı kendime bir borç bildim. Bu yüzden cenazelerde bulundum. Suçlandığım eylemler valilikten ve emniyetten alınan izinle yapılan eylemlerdir.” dedi. Tutuklu bulunduğu 9 aylık süre içerisinde çalıştığı işinden çıkarıldığı için kredi borcunu ödeyemediğini ve bakıma muhtaç annesine bakamadığını belirten Geçer, tahliye ve beraat talep etti.

    “IŞİD’E KARŞI SAVAŞTIKLARI İÇİN CENAZELERİNE KATILDIM”

    Suruç yaralısı olan tutuklu sanık Mazlum Demirtaş savunmasında, tarafına yöneltilen suçlamaları reddetti. Katıldığı cenaze törenleri suçlama unsuru sayılan Demirtaş, “Gittiğim cenaze törenlerinde ölen insanları birebir tanımıyordum. Örneğin Serkan Tosun’u tanımıyordum ama kendisinin dünyayı kana bulayan IŞİD örgütüne karşı savaşmış olmasından cenazesine gitmeyi kendime görev bildi. Herhangi bir örgütün çağrısıyla katılmadım.” dedi. ESP’nin yasal zeminde demokratik siyaset yapan yasal bir parti olduğunu savunan Demirtaş, ESP’nin herhangi bir yasadışı örgütün arka bahçesi olmadığını belirtti. Hakkındaki suçlamaların tutuklamaya yetmeyeceği için dosyaya gizli tanık ifadesi eklendiğini savunan Demirtaş, “Gizli tanık ifadesi diye hayal ürünü, gerçek dışı ifadeler konularak dosyayı kriminalize etmek amaçlanmıştır. Ben aynı zamanda Suruç yaralısıyım. En kanlı katliamın mağduruyken tutuklandım ve 9 aydır mahkemeye çıkmayı bekliyorum. Bu gerçek anlamda hukuksuzluk” ifadelerini kullandı. Tutukluluk hali sebebiyle eğitim hayatının aksadığını ifade eden Demirtaş, tahliyesini talep etti. .

    “6 AY ÖNCEKİ REFERANDUMDA SANSASYONEL EYLEM İDDİASI”

    Dosya kapsamında tutuksuz yargılanan avukat Gülhan Kaya da savunma yaptı. Kaya tutuklu sanıklarla aralarındaki tek farkın operasyonun olduğu gece kayıtlı adreslerinde bulunmamak olduğunu söyledi. Savunmasında iddianamedeki çelişkili suçlamalara da dikkat çeken Kaya, “Operasyondan 6 ay önce yapılan 16 Nisan referandumunda sansasyonel eylem yapacağımız suçlamasıyla gözaltına alındık. Fakat heyetiniz bu duruma dikkat etmedi. İddianame polis fezlekesinin aynısı. Cenazesine katıldığım Yeliz Erbay ve Şirin’in vücutlarındaki onlarca kurşunun hesabını sormayan yargı onların cenaze törenlerine katılmamızı soruyor.” dedi. Kaya, tutuklu yargılanan arkadaşlarının tahliyesini talep etti.

    “İDDİANAME HATALIDIR”

    Duruşmanın öğleden sonraki kısmında avukatların savunmalarına geçildi. İl olarak söz alan Avukat Several Ballıkaya, dosyaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İddianamede ve iddianameye dayanak olan polis fezlekesinde soruşturmanın hangi emirle ve hangi tarihte başladığının anlaşılmadığını belirten Ballıkaya, “İddianame 34. sayfaya kadar MLKP’nin tarihini anlatıyor. Soruşturmaya neden geçildiğine ilişkin açıklama yok. MLKP beşinci kongresi soruşturmaya konu olmuş ama beşinci kongrenin tarihi yer almıyor dosyada. Dolayısıyla iddianame hatalıdır. Atılı suçların hiçbiri ile ilgili bağlantılandırma söz konusu değil” dedi.

    Ballıkaya, tahliye talebinde bulundu.

    “TANIK MAHKEME HUZURUNDA DİNLENMELİDİR”

    Avukat Yıldız İmrek, 3 avukat sınırının usulsüzlüğüne dikkat çekti. CMK 149. maddede kovuşturma aşamasında herhangi bir sınırlandırma olmadığını, yalnızca soruşturma aşamasında sınırlandırma olduğunu belirten İmrek, KHK ile kovuşturma aşamasında da kısıtlılık getirilmesinin adil yargılama ve savunma hakkına aykırı olarak değerlendirdi.

    İmrek avukat sınırlandırmasının yapılamayacağı hususundaki Anayasa Mahkemesi (AYM) emsal kararlarını mahkemeye sundu. İmrek, “Temel kanundan kaynağını almayan Kanun Hükmünde Kararname oluşturulamaz” dedi.

    İmrek daha sonra tanık dinleme ve gizli tanık beyanlarına ilişikin savunma yaptı: “İfade tutanaklarının tanık beyanına dönüştürülmesi kabul edilemez. Tanık duruşmada mahkeme huzurunda dinlenmelidir.”

    SAVCI TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINI TALEP ETTİ

    EHB’li avukatlar ve ETHA çalışanlarının yargılandığı davada mütalaasını veren savcı, mevcut delil durumu ve tutuklama gerekçelerinde değişiklik olmadığı gerekçesiyle tutuklu sanıkların hepsinin tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamını talep etti.

    İDDİANAME ÇÖKMÜŞTÜR, MÜTALAA KABUL EDİLEMEZ

    Mütalaaya karşı tahliye taleplerini yineleyen avukatlar, çökmüş iddianamenin aynı olan mütalaanın kabul edilemez olduğunu savundu.

    “POLİSLER SALONDAN ÇIKARILSIN”

    Mahkeme ara karar için 15 dakika ara verdi. Heyet müzekkere yapılacağı için basın ve avukatları salondan çıkardı. Avukatlar içeride TEM Şube’den polis olduğunu söyleyerek polisin salondan çıkarılmasını istedi. Kapının açılmaması üzerine avukatlar, “TEM polisine mi soracak kimi bırakıp bırakmayacağını. Kararın bizim için bir hükmü yoktur artık” diye tepki gösterdi.

    Bunun üzerine kapı açıldığında polisin içeriden çıkmış olduğu görüldü.

    5 KİŞİ HAKKINDA TAHLİYE KARARI VERİLDİ

    Mahkeme, Havva Çuştan, İsmail Geçer, Meral Tatar, Onur Binbir ve Özgen Sadet’in tahliyesine; Coşkun Yiğit, Erkan Kakça, Hünkar Hüdayi Yurtsever, İlhan Aslan, İsminaz Temel, Mazlum Demirtaş, Özlem Gümüştaş ve Sezin Uçar’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Ayrıca tutuksuz sanıklar hakkındaki adli kontrol hükmü devam edecek. Bir sonraki duruşma 29 Kasım’a ertelendi.

  • Özgür Gündem davasında yargılanan 13 gazetecinin duruşması ertelendi

    Özgür Gündem davasında yargılanan 13 gazetecinin duruşması ertelendi

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin ‘Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ kampanyasına katılan gazetecilerin yargılandığı dava ertelendi.

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan 13 gazetecinin “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması 10 Ekim’e ertelendi.

    “Örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılanan 13 gazetecinin sekizinci duruşması Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanıkların katılmadığı duruşmada avukatları hazır bulundu. Geçtiğimiz duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan duruşma savcısı Ercan Gümüş, Hüseyin Aykol’un zincirleme şekilde örgüt propagandası yaptığını iddia ederek 13 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti. Savcı Gümüş, kampanyaya katılan DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, Evrensel yazarları İhsan Çaralan ve Fehim Işık, gazeteciler Ertuğrul Mavioğlu, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Öncü Akgül, Hüseyin Aykol, Ömer Ağın, Dilşah Kocakaya, Mehmet Şirin Taşdemir, Veysel Kemer ve Yüksel Oğuz’un da 7 buçuk yıla kadar cezalandırılmalarını talep etmişti.

    “DOSYADA ANAYASAYA AYKIRILIK SÖZ KONUSU”

    Hüseyin Aykol ve Fehim Işık’ın avukatı Özcan Kılıç söz alarak, Aykol ve Işık’ın eser sahibi gibi sorumlu tutulmasının hukuken ve usulen mütalaa ile çakıştığını söyledi. Işık’ın yalnızca 1 günlük nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptığına dikkat çeken Kılıç, suç tarihi itibariyle genel yayın yönetmeninin kim olduğu hususunun Basın Savcılığından sorulmasını istedi. “Taleplerimiz araştırıldıktan sonra karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olacağını düşünüyoruz” diyen Kılıç, Celalettin Can yönünden de esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep etti. Yazarımız İhsan Çaralan’ın avukatı Devrim Avcı, Çaralan’ın sorumlu müdürün bağlı olduğu amir sıfatıyla yargılandığını hatırlatarak, sorumlu müdürün bağlı olduğu amirin belirlenmesi için Basın Savcılığına yazı yazılmasını talep etti. Avcı, Çaralan’ın sorumlu müdürün bağlı olduğu amir sıfatıyla yargılanmasının cezaların şahsiliği ilkesinin ihlali olduğunu belirterek Anayasa’ya aykırılık itirazında bulundu. Celal Başlangıç’ın avukatı Fikret İlkiz de, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince Anayasaya aykırılık itirazında bulundu. İlkiz, dosyanın Anayasaya aykırı olduğundan iptalini istedi. Örgüt propagandası suçunun unsurlarının oluşmadığına dikkat çeken İlkiz, beraat talep etti.

    Ara kararını açıklayan mahkeme, avukatların Anayasaya aykırılık itirazlarını kovuşturmanın geldiği aşama ve dosya içeriğini dikkate alarak reddetti. Mahkeme esas hakkındaki savunmaların hazırlanması için bir sonraki duruşmayı 10 Ekim’e erteledi.

  • Gazeteciler: Hakikat yargılanamaz, arkadaşlarımızı serbest bırakın – VİDEO

    Gazeteciler: Hakikat yargılanamaz, arkadaşlarımızı serbest bırakın – VİDEO

    PİRHA – Özgür Basın Platformu üyeleri, Galatasaray Meydanı’nda Etkin Haber Ajansı editörü İsminaz Temel ve muhabiri Havva Cuştan’ın 16 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek davası için açıklama yaptı. Açıklamada, habercilik yapmanın suç olmadığı belirtilerek, davaya katılım çağrısında bulunuldu. 

    Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabirleri İsminaz Temel ve Havva Cuştan ile avukatlar Sezin Uçar ve Özlem Gümüştaş’ın da aralarında bulunduğu 13’ü tutuklu 23 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması Pazartesi günü İstanbul 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.

    Özgür Basın Platformu üyeleri İstanbul Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Eylemde Etkin Haber Ajansı editörü İsminaz Temel ve muhabiri Havva Cuştan’ın 16 Temmuz Pazartesi günü Çağlayan Adliyesi’nde görülecek davası için katılım çağrısı yapıldı.  Eyleme, HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Edebiyatçı Ayşegül Tözeren, Cumartesi Anneleri ve çok sayıda basın çalışanı destek verdi. Eylemde “Tutuklu gazetecilere özgürlük” pankartı açılırken sık sık ‘Özgür basın susturulamaz – Tutsak gazeteciler serbest bırakılsın – Havva çıkacak yine yazacak – İsminaz çıkacak yine yazacak’ sloganları atıldı.

    Açıklamada ilk olarak Jinnews muhabiri Evrim Kepenek konuştu. 16 Temmuz Pazartesi günü görülecek dava öncesi Türkiye’deki tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çekmek için bir araya geldiklerin söyleyen Kepenek, tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılmasını ve davaya katılım çağrısında bulundu.

    “BU DÜZENİN ADI OTOKRASİDİR”

    Eylemde ilk olarak söz alan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, neredeyse dünyadaki tüm tutuklu gazeteciler kadar Türkiye’de tutuklu gazetecinin olduğunu belirtti. Ülkede sürekli birileri tahliye olurken daha fazlasının tutuklandığını ifade eden Tanrıkulu, “Bu düzenin adı kesinlikle demokrasi, hukuk devleti değildir. Adı otokrasidir. Seçimle gelmiş bir lider var. Ülkede seçim, parlamento, yargı görünüşte var ve hızla otokrasiye doğru gidiliyor. Bunun da olması için tabiki de basının, özgür gazetecinin olmaması lazım, bunu da bir şekilde baskı ile yapmaya çalışıyorlar. Ama ne olursa olsun gazeteciler kendi yaratıcılığıyla, halkın haber alma hakkını saygı duyarak haberleri ulaştırmaya çalışıyor” dedi.

    “ÖZGÜR BASININ YANINDA OLACAĞIZ”

    Ardından söz alan HDP Milletvekili Oya Ersoy da özgür basının susturulmak istendiğini belirterek, “İktidarların kendi sömürü düzenlerini ve iktidarlarını sürdürebilmenin tek yolu yalan ve manipülasyonla bu ülkeyi yönetmek. Biz o yüzden bu yalan ve manipülasyon yönetime karşı mücadele edebilmek için halkın doğru haber alma hakkını yaşamın her alanında savunanlar olarak özgür basının yanında olmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Edebiyatçı Ayşegül Tözeren de, “Tabi ki herkes yargılanabilir ama bu yargılanma süreci uzun tutuklulukla birlikte olduğunda bir cezaya dönüşüyor. Havva ve İsminaz için de uzatılmış iddianame süreçleri buna dönüştü. Bizler burada onların masumiyetlerine inanıyoruz. Dileriz ki Pazartesi günü Havva ve İsminaz kadın gazeteci arkadaşlarının yanına ulaşırlar” diye belirtti.

    “CEZAEVİ YAZAN BİNA BİZİM İÇİN HABER MERKEZİDİR”

    Gazeteciler adına ortak açıklamayı gazeteci R.G yaptı. Tutuklu kadın gazeteci arkadaşları için bugün burada olduklarını ifade eden G, “Kapısında cezaevi yazan o bina bugün bizler için haber merkezidir. Gazeteci arkadaşlarımız Havva Cuştan ve İsminaz Temel, Pazartesi günü İstanbul 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısında çıkacak. Bu dava düşünce ve ifade özgürlüğü davasıdır, bu dava gazetecilik davasıdır. Herkesi Pazartesi günü davaya çağırıyoruz. İstiyoruz ki bizim tanık olduğumuz, dinleyeceğimiz hakikat savunmalarına siz de dahil olun. Pazartesi günü o mahkemede İsminaz gazeteciliği savunacak, gazetecilik yapmanın suç olmadığını anlatacak. Havva ise halkın haber alma hakkına vurgu yapacak. Her iki gazeteci arkadaşlarımızla gurur duyuyoruz” diye konuştu.

    “ARKADAŞLARIMIZI SERBEST BIRAKIN ÇÜNKÜ HAKİKAT YARGILANAMAZ”

    Açıklamada, “Gazeteciliğin gereği halka doğruyu söylemek ve halkı doğru bilgilendirmektir. Tutuklu iki arkadaşımız da bu gazetecilik ilkesinden dışarı çıkmamış hakikat emekçileridir. Gerçekten kamu yararını düşünüyorsanız, arkadaşlarımızı serbest bırakın. Çünkü hakikat yargılanamaz, gazetecilik suç değildir” denildi.

    Açıklama, “Özgür basın susturulamaz” sloganları ile son buldu.

     

     

     

     

  • TV10 kameramanı Kemal Demir’in dosyası Mersin’e gönderildi-VİDEO

    TV10 kameramanı Kemal Demir’in dosyası Mersin’e gönderildi-VİDEO

    PİRHA- Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in ilk duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Demir’in davasında hakim yetkisizlik kararı vererek dosyayı Mersin’e gönderdi. 

    7 aydır Silivri 5 No’lu Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in ilk duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Aynı dosya kapsamında yargılanan TV10 çalışanı Kemal Karagöz de duruşmada hazır bulundu. Mahkemeye sadece Demir’in ailesi dışında yakınları ve gazetecilerin içeri alınmaması tepkiyle karşılandı. Duruşmaya HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu, Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat ile Demir’in arkadaşlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Kemal Demir ifadesinde, bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi olduğunu ve uzun süredir tutuklu olduğu için tahliyesini istediğini belirtti. Tutuksuz yargılanan Kemal Karagöz ise adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

    Tutukluluk hali devam eden Kemal Demir’in davasıyla ilişkili İstanbul’un yetkisizliğine karar verilerek dava Mersin Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    Demir’in tutukluluk halinin devamına Karagöz’ün de adli kontrol tedbirinin devamına karar verildi.

    “DOSYA YILAN HİKAYESİNE DÖNDÜ”

    Duruşma sonrasında davayı değerlendiren Kemal Demir’in avukatı Seyit Demir, dosyanın bir yılan hikayesine dönüştüğünü kaydetti. Yetkisizlik kararı verilmeyip mahkemenin İstanbul’da da görülebileceğini söyleyen Avukat Demir, “Ancak mahkeme bu ateşten topu üzerinden atmayı tercih etti ve Mersin’e gönderdi. Mersin’e gönderirken de suçun vasıf ve mahiyetinde değişiklik olduğunu mütalaa verdi savcı. Savcı örgüt üyesi olmaksızın örgüte yardım noktasında mütalaa verdi” dedi. 7 aydır adil bir yargılama yapılmadığını söyleyen avukat Demir, “Bu durumda tahliye kararı vermesi gerekirken tutukluluğunun devamına karar vermesi adil bir karar olmadı” ifadelerini kullandı.

    “ÖZGÜR BASIN MÜCADELESİNDEN KORKUYORLAR”

    Mahkeme salonuna ailelerin dışında kimsenin alınmamasına tepki gösteren avukat Demir şunları söyledi: “Burada TV10’un, özgür basın mücadelesinin ve Alevilerin hak arama mücadelesinden ne kadar korkulduğunu, bu mücadelenin ne kadar bastırılmaya çalışılmış olduğunu gördük. Salonda boş koltuklar varken sayın yargıç içeride yer yetersizliği sebebiyle içeriye almadı. Demek ki halkımızdan korktuklarını anlamış olduk biz burada. Bu yargılamanın açıklığı ilkesine de aleniyeti ilkesine de kamuya açık olması ve herkesin izleyebilmesi ilkelerinin hepsini ezip geçmiş oldu.” (HABER MERKEZİ)

       

  • TV10 emekçisi Kemal Demir yarın hakim karşısına çıkartılacak-VİDEO

    TV10 emekçisi Kemal Demir yarın hakim karşısına çıkartılacak-VİDEO

    PİRHA- KHK ile kapatılan TV10’un tutuklu kameramanı Kemal Demir’in ilk duruşması yarın saat 10:00’da İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’nde. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Alevilerin sesi TV10’un kameramanı Kemal Demir ilk duruşması yarın saat 10:00’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    25 Aralık 2017 gecesi İstanbul’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınan Demir, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Silivri 5 No’lu cezaevine gönderilmişti. 7 aydır tutuklu bulunan Demir’in, yarın ilk duruşması görülecek.

    Demir’in eşi Sevim Demir, Kemal Demir’in mahkemesine çağrı yapmıştı. Ayrıca gazeteciler de hazırladıkları çağrı videosuyla tüm duyarlı insanları Demir’in mahkemesine çağırmıştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Kemal Demir’e özgürlük için 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ndeyiz’-VİDEO

    ‘Kemal Demir’e özgürlük için 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ndeyiz’-VİDEO

    PİRHA- Gazeteciler, 7 aydır tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek ilk duruşmasına katılım çağrısı yaptı. 

    KHK ile kapatılan TV10 kameramanı Kemal Demir, 25 Aralık 2017 gecesi evine yapılan bir baskınla gözaltına alındı. 7 aydır Silivri 5 No’lu cezaevinde tutuklu bulunan Demir’in iddianamesi hazırlandı. Gazeteciler, Demir’in 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek ilk duruşmasına katılım çağrısı yaptı.

    Demir’in duruşmasına çağrı için hazırlanan videoda basın özgürlüğüne ve adalete dikkat çekilirken, Demir’in tutuklanırken 5 aylık olan oğlu Roni’ye ve ailesine kavuşabilmesi için serbest bırakılması talep edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Ferhat Tunç’a ‘örgüt propagandası’ iddiasından ceza talebi

    Ferhat Tunç’a ‘örgüt propagandası’ iddiasından ceza talebi

    Sanatçı Ferhat Tunç’a 2 yıl önceki sosyal medya paylaşımlarından ötürü ‘zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak’ iddiasından ceza verilmesi talep edildi.

    Sanatçı Ferhat Tunç hakkında 2015 ve 2016 yıllarında sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Tunç ve avukatı hazır bulundu.

    Sanatçı Ferhat Tunç’un “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşmasında mütalaasını açıklayan savcı, “zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak” suçundan cezalandırılmasını istedi. Savcı, Tunç’un 1 yıl 10 aydan 9 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle cezalandırılmasını talep etti.

    Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Tunç’un “Zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak” suçundan cezalandırılmasını istedi. Tunç’un avukatı Ercan Kanar mahkemeden, esas hakkındaki savunma için süre talep etti. Daha sonra söz alan Tunç, “Suçlamalar iki yıl önceki paylaşımlarından oluşuyor. İyi niyetle hazırlanmış bir iddianame değil. Hukukta karşılığı ceza olmamalıydı. Gerçek bir hukuk devletinde bunlar bir ifade beyanıdır. Mevcut iktidarın hoşuna gitmeyebilir” dedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti esas hakkındaki savunmaların hazırlanabilmesi için duruşmayı 3 Mayıs’a erteledi. (HABER MERKEZİ)

  • Ferhat Tunç’un duruşmasında karar bekleniyor

    Ferhat Tunç’un duruşmasında karar bekleniyor

    PİRHA – Sanatçı Ferhat Tunç ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla duruşmaya çıkacak. Savunmasında “İnsan sevgim, siyasi iktidarın despotik politikalarına kurban edilmeyecek kadar büyük” diyen Tunç’a destek için çok sayıda kişi Çağlayan’a gidecek.

    Sanatçı Ferhat Tunç hakkında ‘örgüt propagandası yapma’ iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması görülecek. Çağlayan Adliyesi 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sabah saat 09.15’teki duruşmada, savcının davayla ilgili mütalaasını vermesi bekleniyor.

    Almanya’da yaşayan kız kardeşinin 8 Mart’ta ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesiyle zor günler geçiren Tunç, 6 yıla kadar hapis istemiyle açılan dava kapsamında ikinci kez hakim karşısına çıkacak. Geçen duruşmada sanatçının savunması alınmış ve savcının mütalaası için duruşma 27 Mart Salı gününe ertelenmişti.

    İKİ DAVA DAHA

    Tunç hakkında açılmış iki ayrı dava daha var. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek’ iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 18 Nisan’da Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek. ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ davası ise 11 Temmuz’da Büyükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinde başlayacak. Bu üç dava kapsamında sanatçı hakkında talep edilen hapis cezası toplamda 15 yılı buluyor.

    “SESSİZ KALMAM BEKLENMESİN”

    Sanatçı Ferhat Tunç, 14 Aralık 2017 tarihinde gerçekleşen ilk duruşmada yaptığı savunmasında, “Türkiye’de, bölgemizde ve dünyada yaşanan antidemokratik olaylara sessiz kalmamı kimse benden beklemesin. Ben, 72 millete bir nazarda bakan bir kültürün evladıyım. Ne insanlar arasında bir ayrılığı savunmam, ne de insanları şiddete sevk eden bir davranış pratiği sergilemem mümkün. Benim içimdeki insan sevgisi, siyasi iktidarın bu despotik politikalarına kurban edilmeyecek kadar büyüktür” demişti.

    FREMUSSE KAMPANYA BAŞLATTI

    Merkezi Danimarka’da bulunan Dünya Özgür Müzik Forumu (Freemuse), Ferhat Tunç hakkında açılan davaların düşürülmesi için uluslararası bir çalışma başlatmıştı. Bu kapsamda başlatılan imza kampanyası hâlâ devam ediyor.

    YARIN ÇAĞLAYAN’DA OLACAKLAR

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) üyeleri başta olmak üzere birçok kurum temsilcisi, aydın ve sanatçının, Ferhat Tunç’a destek için yarın Çağlayan Adliyesi’nde olacağı belirtildi.

  • Adalet Nöbeti 50’nci haftasında: Karanlığınıza teslim olmayacağız

    Adalet Nöbeti 50’nci haftasında: Karanlığınıza teslim olmayacağız

    Çağlayan Adliyesi’ndeki Adalet Nöbeti’ne geçen hafta tahliye olan Ahmet Şık ile Murat Sabuncu da katıldı. Adalet Nöbeti’nin 50’nci haftasında konuşan Şık, “Gazetecilik yaptığımız için hapsedilmemize karar verenlere daha önce söylediğimizi tekrarlayalım; karanlığınıza teslim olmayacağız. Boyun eğip diz çökmeyeceğiz” dedi. 

    Avukatların tutuklu meslektaşları için Çağlayan Adliyesi’nde başlattığı Adalet Nöbeti 50’nci haftasında devam etti. Tutuklu avukatların fotoğraflarının taşındığı nöbet eylemine tiyatrocu Genco Erkal, geçen Cuma günü görülen duruşmalarında tahliye edilen gazeteciler Ahmet Şık ve Murat Sabuncu ile çok sayıda avukat katıldı.

    Açıklamada konuşan Avukat Kemal Aytaç, yarın Silivri merkezde bulunan Alibey Duruşma Salonunda ve Cumhuriyet gazetesi yöneticilerinin Silivri Cezaevi Kampüsü’nde görülecek olan dava duruşmalarına katılım çağrısında bulundu.
    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu da Cumhuriyet gazetesinin hukuk mücadelesinin devam edeceğini dile getirerek, “İçeride bulunan gazeteciler, milletvekilleri, avukatlar özgür oluncaya kadar bu nöbet devam edecek” dedi.

    “SUSMAYACAĞIZ”

    Eylemde konuşan gazeteci Ahmet Şık ise 50 haftadır her türlü baskı ve engellemeye karşı “adalet” denildiğini dile getirdi.

    “Devletten hukuku çıkardığınızda elinizde kalanın adına devlet değil çete denir” diyen Şık, “İşte böyle bir faşizm döneminin simgesi haline dönüşen Silivri hapishanesindeyken sesiniz bize güç veriyordu. Hapisteyken de özgürdük ki şimdi sadece serbest bırakıldık. Bizi kapattıkları yerden çıktık. Sesimiz adalet arayışında olan, hukukun üstünlüğüne olan inancını yitirmeyen, umutla bekleyen bütün insanlara mücadele gücü versin diye buradayız. Adaletin varlığıyla değil yokluğuyla kendini gösterdiği bu karanlık dönemde, Akın Atalay kendisi gibi haksızlığa ve komploya uğrayan birçok kişiyle birlikte halen hapiste. Haksızlığa göz yummanın adaletsizliğe ve suça ortak olmak anlamına geldiğini bilen bizler dilsiz şeytan olmayı reddetmeye devam edeceğiz. Yalanlarınız üzerine kurulu saltanatınız hakikatin ağırlığına dayanamayacak. Haksızlıkla, komployla, demokrasiyi boğmaya çalışanlara itiraz ettiği için hapsedilen son kişiyi de aramıza katana kadar susmayacağız” diye konuştu.

    “KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Karanlığa teslim olmayacaklarını vurgulayan Şık, “Barıştan, demokrasiden, eşitlikten, ifade hürriyeti ve basın özgürlüğünden korktuğunuzu biliyoruz. Korkun! Yarınlarımızı barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlüklerle inşa edeceğiz. Gazetecilik yaptığımız için hapsedilmemize karar verenlere daha önce söylediğimizi tekrarlayalım. Karanlığınıza teslim olmayacağız. Boyun eğip diz çökmeyeceğiz. Görmeyenin gözü, duymayanın kulağı, konuşamayanın sesi olacağız. Güç odaklarına değil hakikate sırtımızı dayayarak gazetecilik yapmaya devam edeceğiz” ifadesinde bulundu. (Mezopotamya Ajansı)

  • Barış Akademisyenleri’nin duruşması 4 Ekim’e ertelendi

    Barış Akademisyenleri’nin duruşması 4 Ekim’e ertelendi

    Çatışmalı ortamın ve hak ihlallerinin durması talebiyle ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atan İstanbul Üniversitesi’nden 3 akademisyenin davası bugün Çağlayan Adliyesi, 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  Beraat taleplerinin bildirildiği duruşmalar ertelendi.

    Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için “Terör örgütü propagandası” ile suçlanan üç akademisyen Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmalarına çıktı.

    İstanbul Üniversitesi’nden araştırma görevlileri F.K.Ö. ile Egemen Kepekçi ve Yrd. Doç. Dr. Hediye Esra Arcan duruşma salonunda hazır bulundu.

    Duruşmalarda avukatların derhal beraat ve davaların birleştirilmesi talepleri reddedildi. Savunma için ek süre veren mahkeme heyeti üç duruşmanın da 4 Ekim’de devam etmesine karar verdi.

    Avukatlar ayrıca, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden dört akademisyenin yargılandığı dava dosyasının celbi talebinde bulundu. Mahkeme, dosyanın iddianamesinin, tutanaklarının ve TCK 301 konusunda Adalet Bakanlığı’na yazılan yazı ve gelen cevabın istenmesine karar verdi.

    Akademisyenlere “son kez süre verildiği” belirtilerek ikinci duruşmaya katılmazlarsa “yasal gereğinin yapılacağı” mahkemece ihtar edildi.

    İmzacı akademisyenlere yönelik davalar 5 Aralık 2017’de başladı. 1 Mart itibariyle 136 kişinin ilk duruşmaları, bu kişilerden 30’unun ikinci duruşmaları görülmüş oldu. Üç akademisyen hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi, cezalar ertelendi.

  • Berkin Elvan duruşmasının 5’incisi görülüyor-VİDEO

    Berkin Elvan duruşmasının 5’incisi görülüyor-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Okmeydanı’nda Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın 5’inci duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde görülüyor. 

    Gezi eylemleri sırasında Okmeydanı’nda gaz kapsülünün başına isabet etmesiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan, davasının 5. duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Dava öncesinde Elvan ailesi, adliye önünde açıklama yaptı. Açıklamaya ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş, CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da katıldı. Burada yapılan açıklamada, “Berkin Elvan’ın davası yalnızlaştırılmaya çalışılıyor. Gezi’de yitirdiğimiz tüm evlatlarımız için faillerinin yargı önünde hesap vermesini istiyoruz. Evlatlarımızı unutturmayacağız” denildi.

    “Muktedirlerin yıldırma politikalarına rağmen çocuklarımızı unutturmamak için mücadele edeceğiz” diyen aile, “Bizler hem tetiği çekenin hem de emri verenin hesap vermesini istiyoruz” ifadeleriyle açıklamayı sonlandırdı.

    “ADALET İSTİYORUZ”

    Elvan’ın babası Sami Elvan ise “Bugün SEGBİS yöntemiyle polislerin ifadesi alınacak. Bekleyip göreceğiz. İstiyoruz ki katiller karşımıza çıksın. İstediğimiz tek şey var, o da adalet.!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yönetmen Demirel’in duruşması 8 Şubat’a ertelendi: Sinema yargılanamaz

    Yönetmen Demirel’in duruşması 8 Şubat’a ertelendi: Sinema yargılanamaz

    ‘Bakur/Kuzey’ belgeseli sebebiyle ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Yönetmen Çayan Demirel’in duruşması ertelendi. Sinemacılar ise destek verdiği adliye önünde, ‘Sinema yargılanamaz’ dedi.

    ‘Bakur/Kuzey’ belgeselinin yönetmeni Çayan Demirel’e filmin gösterime girmesinden 2 yıl sonra “örgüt propagandası” suçlamasıyla Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yüzde 94 engelli raporu bulunan ve geçirdiği beyin kanaması sebebiyle ciddi sağlık sorunları yaşayan Demirel, sabah saatlerinde talimatla ifadesinin alınacağı Çağlayan’daki İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geldi. Ancak mahkeme heyetinin dün toplu olarak izne ayrıldığı öğrenildi. Bunun üzerine duruşma 8 Şubat 2018’e ertelendi.

    Talimatla ifadenin alınacağı Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen sinemacılar açıklama yaptı. Açıklamada Türkiye’de ilk kez bir sinema eserinin ağır ceza ile karşı karşıya kaldığı vurgulandı. “Sinema yargılanamaz” pankartının açıldığı eyleme sinema oyuncuları, gazeteciler ve HDP Milletvekili Garo Paylan destek verdi.

    “SANATSAL İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK BİR MÜDAHALE”

    Açıklamayı Bahçeşehir Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon Bölümü’nde görevli Profesör Zeynep Tül Akbal Süalp ve Sine-Sen Yönetim Kurulu üyesi Melih Biçer okudu. Biçer, ifade özgürlüğünün, kültürel, siyasi, sosyal bilgi ve fikirlerin değiş tokuşuna katılma fırsatı yaratan sanatsal ifade özgürlüğünü de içerdiği belirtti.

    Biçer sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şiddeti teşvik etmeyen, terör eylemlerini haklı göstermeyen ve nefret yerine barış duygusunun oluşmasını sağlamayı amaçlayan, konuyu eleştirel bir biçimde ele almaya çalışan bir sanat eseri olan ‘Bakur’ belgesel filminin yönetmenlerine açılan bu davanın sanatsal ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaledir. Bu tür müdahaleler yol açtığı korkuyla sanatçılar üzerinde caydırıcı bir etki yaratmakta ve otosansüre yol açmaktadır. Oto sansürün başladığı, sanatçının kendi özgürlüğünü kendisinin sınırlamak zorunda kaldığı bir yerde sanatsal çalışma yapma imkânı ortadan kalkar. Sanatsal ifade özgürlüğü, sanatçının özgürce çalışması ve eserini yaygınlaştırmasını ve bunun müdahaleye uğramamasını güvence altına alır. Aslında ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmesi gereken bu eserlerin suçmuşçasına değerlendirilip iddianame düzenlenmesi hukuka tamamen aykırıdır. O yüzden en başından bu davanın açılmaması gerekirdi. Bu özgürlüğün çiğnenmesine, sanatsal ifadenin, sinemanın karartılmasına karşı, tüm Türkiye ve dünya sinemacılarını, sanatçılarını, aydın ve demokratlarını tanıklığa çağırıyor, bu haksız ve hukuka aykırı yargılamaya bir an önce son verilmesini talep ediyoruz.”

    Açıklamanın ardından Demirel ve sinemacılar ifadenin alınacağı İstanbul 23 Ağır Ceza Mahkemesi salonunun önüne geçti. Ancak mahkeme heyetinin izinde olduğunun belirtilmesi üzerine avukatlar, duruşma için gün istedi. Duruşma 8 Şubat 2018’e ertelendi.

  • Ferhat Tunç’tan iddianame tepkisi-VİDEO

    Ferhat Tunç’tan iddianame tepkisi-VİDEO

    PİRHA – Sanatçı Ferhat Tunç’un sosyal medyada örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün Çağlayan Adliyesi 36. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma 27 Mart 2018’e ertelendi. PİRHA’ya konuşan Tunç, “İki yıl öncesine dair attığım Tweetleri bir araya getirerek bir iddianame hazırlamışlar. Attığım Tweetlerin çoğunda İŞİD barbarlarına karşı kendi topraklarını ve insanlarını savunanlara ilişkin görüşlerimi içeriyor” dedi. 

    Haberin Videosu

    Sanatçı Ferhat Tunç’a sosyal medyada örgüt propagandası yaptığı iddiası ile açılan davanın duruşması bugün Çağlayan Adliyesi Adliyesi 36. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya Ferhat Tunç katılırken, sanatçılar, Dersim Araştırmalar Merkezi yöneticileri ve sevenleri Çağlayan Adliyesi’ne geldiler.

    Tunç duruşmada savunmasını yaparken, duruşma 27 Mart 2018’e ertelendi.

    Adliyeden çıktıktan sonra Pir Haber Ajansı’na konuşan Sanatçı Ferhat Tunç, “Bugün beklentimiz açılan bu davanın son bulmasıydı. Ancak davanın savcısı izinli olduğu için, yerine atanan savcı duruma hakim olmadığı için dava 27 Mart 2018’e ertelendi” dedi.

    “GÖRÜŞLERİMİ BELİRTTİĞİM TWEETLER SUÇ HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ”

    Hukuki olmayan ve hukuka dayanmayan bir iddianame hazırlandığını belirten Sanatçı Ferhat Tunç şöyle devam etti:

    “Deyim yerindeyse düşman hukuku zihniyeti ile hazırlanmış bir iddianame. İki yıl öncesine dair attığım Tweetleri bir araya getirerek bir iddianame hazırlamışlar. Attığım Tweetlerin çoğunda Rojava ve Kobani’de İŞİD barbarlarına karşı kendi topraklarını ve insanlarını savunanlara ilişkin görüşlerimi içeriyor. Aynı dönemde Türkiye’de başbakanlık ve MİT düzeyinde devlet kurumları PYD temsilcileri ile görüşmeler yapıyordu. Bu dönemde ben de görüşlerimi paylaşmışım. Bu görüşler bugün suç haline dönüştürülmüş. Ve bizi bu temelde suçluyorlar. Böyle bir suçlamayı savunmamızda kabul etmediğimizi açıkladık. (HABER MERKEZİ)

     

  • Berkin Elvan davasının 4. duruşması başladı

    Berkin Elvan davasının 4. duruşması başladı

    PIRHA- Gezi direnişi sırasında İstanbul Okmeydanı’nda başına isabet eden gaz kapsülü nedeniyle hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 4. duruşması Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Gezi eylemleri sırasında Okmeydanı’nda gaz kapsülünün başına isabet etmesiyle hayatını kaybeden Berkin Elvan davasının 4. duruşması İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye devam ediyor.

    Davayı takip etmeye ailesinin yanı sıra ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, CHP Milletvekili Hilmi Yarayıcı, sanatçı Mehmet Ekici ve bir çok yurttaş adliyede hazır bulundu.

    14 YAŞINDA 15 KILOYLA HAYATINI KAYBETTİ

    269 gün hastanede yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan 14 yaşında 15 kiloda hayatını kaybetti.

  • KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Kemal Demir tutuklandı

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Kemal Demir tutuklandı

    İstanbul’da 25 Kasım sabahı yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan KHK ile kapatılan TV10’un iki çalışanı Çağlayan Adliyesi’ne çıkarıldı. TV10 kameramanı Kemal Demir tutuklandı. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10’un çalışanları Kemal Demir ve Kemal Karagöz 25 Kasım sabaha karşı evlerine yapılan baskın ile gözaltına alındılar.

    İstanbul’un Beyoğlu, Sarıyer, Kağıthane, Esenyurt, Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Sultanbeyli ve Ümraniye ilçelerinde sabah erken saatlerinde polis çok sayıda eve operasyon düzenledi. Yapılan ev baskınlarında 9 kişi gözaltına alınmıştı.

    Gözaltına alınanlar arasında bulunan kapatılan TV10’un çalışanları Kemal Demir ve Kemal Karagöz bugün Çağlayan Adliyesi’ne götürüldü. Kemal Karagöz adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Kemal Demir tutuklandı. (HABER MERKEZİ)