Etiket: çevre

  • Malatya’da halk santral toplantısını protesto etti, yetkililer köyü terk etti

    Malatya’da halk santral toplantısını protesto etti, yetkililer köyü terk etti

    PİRHA-Malatya’nın Arapgir ilçesine bağlı Şağıluşağı Köyü’ne yapılmak istenen Rüzgar Enerji Santrali (RES) projesinin yanlış bölgede seçildiğini belirterek, karşı çıkan bölge halkı, şirket yetkililerinin katılacağı toplantıyı protesto etti. Tepkilerin ardından yetkililer köyden ayrıldı.

    Aşiyan Enerji tarafından Malatya’da yapılmak istenen rüzgar enerji santralına  bölge halkı karşı çıkıyor. Halkın katılım toplantısını (HKT) yaptırmayan yurttaşlar, toplantıyı protesto etti.

    Bölge halkı, Kemaliye, Arapgir, Divriği, Arguvan ilçeleri Sarıçiçek Yaylasında planlanan Şağıluşağı Rüzgar Enerji Santralı Projesi’nin yerinin yanlış seçildiğini belirtti. Toplantıdan önce köyde toplanan bölge halkı ve Malatya Çevre Platformu üyeleri şirket ile bakanlık yetkililerini karşıladı. Tarıma ve hayvancılığa elverişli alanların yok edileceğine dikkat çeken Malatyalılar bölgenin projede halk yararı olmadığını ifade etti.

    PROTESTOLARIN ARDINDAN YETKİLİLER KÖYÜ TERK ETTİ

    Bölgenin engebeli ve dağlık bir arazi olmasına rağmen rüzgar türbini yerleşim yerlerine uzaklığını 300-600 metre belirlendiğine dikkat çeken Malatya Çevre Platformu üyeleri, projenin yaratacağı olumsuz etkileri şöyle sıraladı:

    “Proje ömrünün 49 yıl olması geri dönüşü imkansız zararlar verecek. Gürültü etkisi, gürültüden kaynaklı rüzgar türbini sendromunun ciddi semptomlara yol açacak. İnsanlar evlerini terk etmek zorunda kalacak. Kuş göç yolları olumsuz etkilenecek. Bitki örtüsünün yok edilmesiyle birlikte doğal denge bozulacak.”

    Tarım ve hayvancılıkla geçinen bölge halkı rüzgar tribünlerinin en az 3 kilometre uzakta olması gerektiğine dikkat çekerken, yapılan itirazların ve protestoların ardından yetkililer köyü terk etmek zorunda kaldı.

    “BÖLGENİN SAHİPSİZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

    Malatya Çevre Platformu üyeleri gerçekleştirilmeyen toplantıya ilişkin şunları kaydetti:

    “Halkın katılımı toplantısının gerçekleştirilmemesi söz konusu toplantının tutanağının yöre halkı ve diğer katılımcılar tarafından imza edilmemesi her ne kadar süreci resmi olarak durdurmasa da şu açıdan önemlidir: Toplantı gününde sağlanan kamuoyu kalabalık ve gösterilen güçlü muhalefet şirket yetkilileri nezdinde hizaya çekici bir işlev görmektedir. Bu sayede en azından projenin gerçekleştirileceği bölgenin sahipsiz olmadığının, projenin takipçilerinin bulunduğunun altı bir kere daha çizilmiş olmaktadır.”

    PİRHA / MALATYA

  • Çambükü köylüleri OSB’ye karşı asfaltı sürerek, tohum ekti

    Çambükü köylüleri OSB’ye karşı asfaltı sürerek, tohum ekti

    PİRHA-Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Çambükü köyünde açtıkları davada bilirkişi raporu lehlerine çıkmasına rağmen OSB inşaatının sürmesine bölge halkı tepki gösterdi. Çambükü köyü halkı OSB inşaatının asfaltını sürerken, sürülen yere buğday attı. 

    Taşova Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulmak istendiği Amasya Taşova ilçesi Çambükü köyünde geçimini tarımla sağlayan bölge halkı OSB’ye karşı direniyor. OSB projenin iptali için açılan dava sürüyor. Samsun 2. İdare Mahkemesi’nde görülen mera alanının vasfına yönelik açılan dava kapsamında yapılan bilirkişi heyeti keşfinin sonuç raporu ise önceki gün açıklandı. Rapora rağmen iş makinaları köyde çalışmaya devam etti ve 20 yıllık ceviz ağaçlarını söktü. Raporun kendi lehlerine çıkmasına rağmen iş makinalarının çalışmasına tepki gösteren köylüler ve jandarma arasında arbede yaşandı.

    Köylüler, “Çambükü’nde rezaleti görün. Şu ceviz ağaçları 20 senede büyüdü. Sayın vali bir saatin içinde bu ağaçları kara toprağa gömdü. Biz toprağımızın derdindeyiz. Bu eziyetin sebebi ne? Bu adalet mi? Bizi niye görmüyorlar? Biz sadece toprağımızı istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Biz bu devlete oy veriyoruz. Karşılığı bu mu?” diyerek yaşananlara tepki gösterdi ve tohumlarına yola ekti.

    TARIM VE HAYVANCILIK OLUMSUZ ETKİLENECEK

    Bilirkişi raporunda OSB sebebiyle kaynaklanacak çevre kirliliğinin bölgede üretilen ürünlerin değerini düşünerek hem satışında zorluklara hem de tüketen insanların sağlıklarında olumsuzlara yol açma ihtimaline vurgu yapıldı. Raporda ayrıca, bölgede yaşayan insanların bir süre sonra tarım ve hayvancılıktan vazgeçebileceği bu nedenle tarım ve hayvancılığın olumsuz etkileneceği belirtildi.

    Raporda ayrıca şu ifadelere de yer verildi: “Organize sanayi bölgesi yapılacağı gerekçesiyle 4342 sayılı Mera Kanununun 14. Maddesinin (i) bendi hükmü gereği tahsis amacı değişikliğinin; çevreye, tarım ve hayvancılığa etkileri, uzun dönemli kamu yararı Çambükü Köyü’nün tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile mera ihtiyaçları, mevcut ve yeni tahsisi yapılan mera parsellerinin durumu ve yetersizliği değerlendirildiğinde, uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Çevre aktivistleri Cengiz Holding önünde gözaltına alındı-VİDEO

    Çevre aktivistleri Cengiz Holding önünde gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA-Cengiz Holding’in Kazdağı’nda işletmek istediği altın madeninin iptali için bugün Çanakkale’de görülecek davayla dayanışmak için holdingin İstanbul Üsküdar’daki binası önünde açıklama yapmak isteyen çevre aktivistleri polis tarafından gözaltına alındı. 

    Cengiz Holding’in Kazdağları’ndaki altın-bakır madeni projesinin iptali için açılan dava, bugün Çanakkale’de görülecek. İstanbul’daki çevre aktivistleri de Çanakkale’deki davaya destek için Cengiz Holding’in Üsküdar’daki binası önünde basın açıklaması yapmak için bir araya geldi. Polis tarafından izin verilmeyen açıklamada 7 çevre aktivisti gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Osman Akkuş, Sultan Torbacıoğlu, Hakan Tosun, Kadir Gölcü, Aslı Kerem, Doğasu Dilek Akın ile Deniz Kuzucular Üsküdar Emniyet Amirliğine götürüldü.

    3 KÖYÜ HARİTADAN SİLECEKLER

    Çevre aktivistlerinin “Kazdağları’nda Cengiz Holding’e geçit yok” başlığıyla okumak istediği fakat polisin izin vermediği basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:

    “Dünya üzerinde biyolojik çeşitliliği ile sayılı ekosistemlerden biri olan Kazdağları’nın ne yazık ki yüzde 79’u madenlere ruhsatlandırılmış durumda. Yörede yaşayan bizler bereketli yaşam alanlarımızı, her türlü meyve ve sebzenin yetiştiği tarım topraklarımızı, kurdu kuşu sincabıyla Kazdağları’nda yaşayan canlıların yaşam hakkını korumak için enerji ve maden şirketlerine karşı mücadele veriyoruz. Bu şirketlerden biri olan Cengiz Holding, Kazdağları ekosistemi içinde devasa bir alanda yıkıma sebep olacak, 200 metre derinliğinde ölüm çukurları açacak, 3 köyü haritadan silecek ve kimyasal zehirlerle yakınındaki diğer köyleri de yaşanmaz hale getirecek, su kaynaklarımıza el koyacak 87513 ruhsat nolu Halilağa Bakır Madeni projesindeki ısrarına devam ediyor. Halkın tüm itirazlarına, toplanan binlerce imzaya ve bilim insanlarının olumsuz görüşlerine rağmen projeye geçtiğimiz yıl bakanlık tarafından ÇED olumlu kararı verilmişti.

    CENGİZ HOLDİNG’E ÜÇ AYRI DAVA

    Proje ile ilgili üç ayrı dava açıldı. İlk dava, yörede yaşayan ve en doğal hakkı sağlıklı bir çevrede yaşamak olan 81 yurttaş ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Çanakkale Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi, Ayvalık Tabiat Derneği, Ege ve Marmara Çevreci Belediyeler Birliği, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği tarafından açılan dava. İkincisi Tema Vakfı ve Çan Çevre Derneği tarafından, üçüncüsü ise Çevre Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açılan davalar.

    Söz konusu davalarla ilgili bilirkişi keşfi, TEMA ve Çan Çevre Derneği davası üzerinden yürütüldü. Bilirkişilerin söz konusu alanda yapılacak projenin doğal ve kültürel varlıklar üzerinde geri dönüşsüz tahribata neden olacağı ve ÇED olumlu kararının hukuka aykırı oluşu yönünde verdikleri görüş sonucunda, Çanakkale 1. İdare Mahkemesi TEMA Davasında ve Oda’ların açtığı davada 17.06.2022 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    81 yurttaş ve 6 kurumun açtığı davada ise, daha önce mahkemeye sunulduğu halde tüzük, tapu vb isteme gibi nedenlerle süreç uzadı ve beklenen yürütmeyi durdurma kararı ancak 20.10.2022 tarihinde verildi. Ne yazık ki bu davada, halkın sağlıklı bir çevrede yaşaması için mücadele eden Tabip Odası ve İHD ile üç yurttaş hukuksuz yere dava açmaya ehliyetsiz sayıldı.

    Ancak şirket, 2009/7 sayılı genelgeden yararlanarak, yürütmeyi durdurma kararına mesnet olan bazı hususlarla ilgili ÇED Raporunda revizyon yaparak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yeniden başvurdu ve söz konusu proje için 13 Ekim 2022 tarihinde yeniden İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı yapıldı.

    KÜMÜLATİF ETKİ DEĞERLENDİRMESİ YOK!

    Bugün Cengiz Holding’in yıkım projesine karşı açılan üç davanın da duruşması yapılacak. İklim krizinin etkilerini gördüğümüz, kuraklık çekmeye başladığımız ve gıda güvenliğimizin tehlikeye girdiği bu dönemde sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, bir şirketin kazancı için feda edilemez. Kazdağları’nın korunması, gelecek kuşaklara, çocuklarımıza ve bu topraklarda yaşam hakkı olan tüm canlılara borcumuzdur. Şirketin ÇED Raporunda, bölgede yer alan sayısı metalik madencilik projelerinin sebep olacağı kümülatif etkilere değinilmemiştir.

    HALKIN SU KAYNAKLARINA, İÇME SULARINA EL KONULACAK!

    Ayrıca, ÇED Raporu içinde maden için su alması planlanan Hacıbekirler 1 ve 2 Göletlerinin projelerine ve çevre etkilerine yer verilmemiştir. Göletler için DSİ ile protokol hazırlığı içinde olduğu ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın da göletler için kapsam dışı kararı verdiği bilinmektedir. Oysa ÇED bir bütündür ve tüm projeyi kapsamalıdır.

    Ayrıca mahkemenin yürütme kararına rağmen şirketin söz konusu göletleri en kısa zamanda inşaa etme konusunda ısrarcı davrandığı görülmektedir. Yürütmeyi durdurma kararı, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından Çanakkale Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve DSİ’ye gönderilmiş olup söz konusu proje ile ilgili tüm işlemlerin durdurulması, protokollerin iptal edilmesi istenilmiştir.

    Bölgede ciddi bir su sıkıntısı yaşanmaktadır. Köylerin içme suyu kaynakları proje alanında kalmaktadır. Ayrıca, söz konusu göletlerin bölgenin tarım arazileri için kullanılması gerekmekte iken Cengiz Holding tarafından el konulmak istenmektedir.

    YÖREDE CİDDİ BİR KURAKLIK YARATILACAK

    Söz konusu göletler için su temin etmek amacıyla Kocabaş Çayı’ndan derivasyon kanalı ile su alınmasının planlandığı bilinmektedir. Kocabaş Çayı nesli tehlike altındaki su samurlarının yaşam alanı ve 55 köyün de su kaynağıdır. Halihazırda Odaş Çan 2 Termik Santrali de pompa kurarak Kocabaş Çayı’ndan suyu çekmektedir. Çekilen suyun miktarı çok fazladır ve yöre halkına su kalmamaktadır. Geçtiğimiz 2021 yılı yazında Çan İlçemiz büyük bir su krizi yaşamıştır. Kocabaş Çayı’na enerji ve maden şirketlerince el konulması kabul edilemez. Bilirkişilerin raporlarında belirttiği gibi projede kullanılacak su miktarı yörede ciddi bir kuraklık yaratacaktır.

    Umuyoruz ki mahkeme yaşamdan yana karar verecek ve bilirkişilerin de belirttiği gibi Kazdağları ekosisteminde doğal ve kültürel varlıklar üzerinde geri dönüşsüz yıkım yaratacak Halilağa Bakır Madeni Projesini iptal edecektir. Cengiz Holding’in karı uğruna yok etmeye çalıştığı yaşam alanlarımızdan, köylerimizden vazgeçmiyoruz. Kazdağları evimiz, maden projeleriyle delik deşik edilerek yok edilmesine izin vermeyeceğiz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Adıyaman’da 16 yaban keçisinin öldürülmesi için ihale düzenlenecek

    Adıyaman’da 16 yaban keçisinin öldürülmesi için ihale düzenlenecek

    PİRHA-Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Adıyaman’da 16 yaban keçisinin avlanması için ihale düzenleneceğini açıkladı. İhalede en düşük bedel 1 milyon 837 bin TL olarak belirlendi.

    Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, Adıyaman’da 16 yaban keçisini avlattırmak için 7 Aralık’ta ihale düzenleneceğini açıkladı. İhale için en düşük bedel 1 milyon 837 bin TL olarak belirlendi. İhale, 7 Aralık’ta saat 10.00’da kapalı teklif usulü ile valilik binasında gerçekleştirilecek.

    EN ÇOK YABAN DOMUZU AVLANDI

    DKMP Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2020-2021 av sezonunda 1835 hayvan öldürüldü. Hayvanların avlanmasından 26 milyon 857 bin TL gelir elde edildi. Av için izin verilen 891 avcıdan 558’i ise yurtdışından gelen avcılardan oluştu. Söz konusu az sezonunda 1532 yaban domuzu avlandı. Yaban domuzunu 211 ile yaban keçisi, 38 ile kızıl geyik, 27 ile karaca, 18 ile çengel boynuzlu dağ keçisi, 8 ile Anadolu yaban koyunu ve bir ile ceylan izledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç’te siyanür sızdıran maden şirketinin önünde protesto: Fırat siyanür akmasın-VİDEO

    İliç’te siyanür sızdıran maden şirketinin önünde protesto: Fırat siyanür akmasın-VİDEO

    PİRHA-Doğa severler, Erzincan İliç’te doğaya siyanür sızdıran maden şirketinin İstanbul’da bulunan binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada maden kapasite artışının gerçekleştirilmemesi ve ÇED olumlu kararının iptal edilmesi talep edildi. Polis, şirket binası önünde açıklama yapılmasına izin vermezken, basın metni sokağın başında okundu.

    Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikayetinin ardından 21 Haziran 2022’de faaliyetine son verilen altın madeni, 3 ay sonra yeniden açılmıştı. Madendeki kapasite artışının yapılmaması ve ÇED olumlu kararının iptal edilmesi için doğa severler bugün Çalık Holding’in İstanbul Zincirlikuyu’daki binası önünde bir araya gelerek açıklama yaptı.

    “BASRA KÖRFEZİ’NE KADAR BİR ALANI TEHDİT ETMEKTEDİR”

    Polis bina önünde açıklama yapılmasına izin vermezken, doğa severler açıklamayı binanın bulunduğu sokağın başında okudu. Aslı Kahraman Eren‘in okuduğu basın metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Erzincan İliç’te çöpler altın madeni alanının genişletilmesini istemiyoruz. Türkiye’nin ikinci en büyük altın madeni sahası olan Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren Çöpler Altın Madeni alanı 3 kat daha genişletilmek isteniyor. 66 milyon ton siyanürü buharlaştırarak atmosfere verecek olan, doğamızı ve sağlığımızı hiçe sayan bu kapasite artışını istemiyoruz. Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni 2010 yılından beri, Kanadalı Anagold Şirketi ve Türk ortağı Çalık Holding ile beraber yürüttüğü vahşi altın madenciliği faaliyetleri ile kadim coğrafyamızı yaşanmaz hale getirmektedir. Basra Körfezi’ne kadar etkisi olabilecek bir alanı tehdit etmektedir.

    Karadeniz sınırlarındaki tüm şehirleri etkisi altına alan ve kazanın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen etkilerinin devam ettiği, kanser oranlarının artışına sebep olan Çernobil vakasının ikinci versiyonu Fırat havzası üzerinde, yaşanan siyanür kazaları ve aktif siyanür kullanımı ile İliç’te de yaşanacaktır! Çöpler Altın Maden sahası Kaz Dağları’ndaki 350 bin ağacın katledildiği altın
    maden sahasının üç katı büyüklüğünde! 1.746,52 hektar gibi büyük bir alanı kaplayan Çöpler Altın Madeni Kompleksi, Ekim 2021’de onaylanan Çed (Çevre Etki Değerlendirme) raporu ile ikinci kez kapasite artırımı izni almıştır!

    “ÇED OLUMLU KARARI İPTAL EDİLMELİDİR”

    TMMOB’un ÇED Olumlu kararının iptali davasının 13 Nisan 2022’de keşif ve bilirkişi incelemesi olmuştu, bugün 30 Kasım 2022 saat 10.30’da şu anda bu iptal davasının duruşması görülüyor Erzincan İdari Mahkemesi’nde. Bizler doğa ve yaşam savunucuları olarak Çed olumlu kararının iptal edilmesini ve kapasite artışının asla gerçekleşmemesini istiyoruz ve bu talebimizi Anagold madenciliğin Türk ortağı Çalık grubunun Holding binası önünde de yüksek sesle bir kez daha konunun muhatabına haykırmak için bulunuyoruz!

    Anagold Şirketi’nin Ankara ana merkez ofisi binasında da benzer bir eylem bu saatler itibariyle yapılmaktadır. Bugün Erzincan’da Çed olumlu kararının iptal davası görülen kapasite artışı gerçekleşirse sülfürik asit kullanımının yıllık 9 bin tondan 122 bin tona, siyanür kullanımının ise yıllık 7 binden 11 bin tona çıkarılacaktır! Şu anda 197 futbol sahası büyüklüğündeki siyanür ve sülfürik asitli atık havuzu 600 futbol sahası büyüklüğüne ulaşacaktır!

    “KAPASİTE ARTIŞINA İZİN VERİLMEMELİDİR”

    Türkiye’nin en büyük su toplama havzasına sahip Fırat Nehri’ni besleyen Karasu’nun yanı başındaki maden hali hazırdaki büyüklüğü ile bile su kaynakları için açık bir tehdit unsuru iken daha da büyütülmesi düşünülmemelidir! On Binlerce insanın hayatını kaybettiği 1937 Erzincan depremini yaşayan bölgenin birinci dereceden deprem bölgesi iken, fay hattına bu kadar yakın bir alanda bu çaplı bir kapasite artışı olası bir depremi büyük bir felakete dönüştürmek demek olacaktır, bu kapasite artışına izin verilmemelidir!

    Geçtiğimiz yaz aylarında yaşanan siyanür sızıntılı kazalar da gösterdi ki Çöpler Altın Madeni tüm Fırat’ı ve dolayısıyla Fırat Nehri’nin ulaştığı sınırlarımız dışındaki tüm bölgeyi tehdit etmektedir! Uluslararası bir eko kırım suçu işlenen bu madenin değil kapasite artışına gitmesi, tamamen kapatılması, doğa ve yaşam için bir tehdit olmasının önüne geçilmesi gerektiğini buradan madenin Türk ortağı Çalık grubuna bir kez daha haykırıyoruz!

    Doğa ve yaşam savunucuları bu insan hakları ihlali sayılacak suçun durdurulması için sonuna kadar mücadele edecektir! Bugün Erzincan İdari Mahkemesi’nin de bu suça ortak olmamak için adaletli bir karar vermesini umuyoruz! Fırat siyanür akmasın, İliç madenin yuttuğu bir kasaba olmaktan kurtulsun, üzerinde kuş bile uçmayan siyanürlü atık havuzları sonsuza dek kapatılsın tüm mücadelemiz bunun içindir.”

    DOĞA DERNEKLERİNDEN DESTEK

    Açıklamaya destek veren kurumlar ise şöyle:

    “Ar-Çep, Ar-tur Çevre Platformu, Bakırtepe Çevre Platformu, Biga Ekoloji Ve Yaşam Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Burhaniye Ekoloji Gönüllüleri, Disder Doğa İçin Sanat Derneği, Divriği Yaşam ve Doğa Platformu, Doğanın Çocukları, Ekoloji Birliği, Ekoloji Birliği Kadın Meclisi, Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi, Ekoloji Derneği, İkizdere Dernekler Federasyonu, İklim Adalet Koalisyonu, İliç Doğa ve Çevre Platformu, Karakoçan Dayanışma İnisiyatifi, Kazdağları Ekploji Platformu, Kazdağları Kardeşliği, Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu, Malatya Çevre Platformu, Marmaris Ekolojik Mücadele, Munzur Çevre Derneği, Tarlabaşı Dayanışma, Türkiye Geneli Doğa ve Çevre Platformu, Validebağ Direnişi, Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği, Yaşam ve Dayanışma Yolcuları, Yeryüzü Ekoloji Kolektifi”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • İskenderun Akarca’da halk kalker ocağı istemiyor: Suyumuz içilemez halde-VİDEO

    İskenderun Akarca’da halk kalker ocağı istemiyor: Suyumuz içilemez halde-VİDEO

    PİRHA- Hatay’ın İskenderun ilçesine bağlı Akarca mahallesinde yapılmak istenen kalker maden ocağına ilişkin ÇED toplantısı bütün itirazlara karşın yapıldı. Toplantının korsan olduğunu belirten köylüler, yaşam alanlarını sonuna kadar koruyacaklarını söyledi.

    Yılda 6 milyon ton kalker madeni çıkarılması beklenen ve Hatay’ın İskenderun ilçesine bağlı Akarca mahallesinde yapılmak istenen maden ocağına köylüler tepkili. Ormanlık alanın yok edileceğini belirten köylüler ve çevre örgütlerinin, ÇED toplantısının yapılacağı alana girişi engellendi.

    Jandarmanın yığınak yaptığı ÇED toplantısına alınmayan yurttaşlar duruma tepki gösterdi. Köylerinde ve yaylalarında maden ocağı istemediklerini belirten yurttaşlar gerekli itirazları yapacaklarını ve ormanların ve yaşam alanlarının yok olmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.

    ÇED toplantısının korsan bir çekilde yapıldığını ve köylülerin itirazların dinlenmediğini söyleyen İskenderun Çevre Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, “Biz Akarca bölgesinde yaşayanlar, hali hazırda var olan maden ve taş ocaklarından, sanayi tesislerinden rahatsız olduğumuzdan, meyve bahçelerimiz, zeytin ağaçlarımız zarar gördüğü için, suyumuzun içilemez hale geldiğinden kalker ocağı açılmasını istemiyoruz. Mahallemizin içinden geçen ağır tonajlı kamyonlar çocuklarımız için tehlike arzetmekte, toz ve pisliğinden yaşayamaz hale gelmiş bulunuyoruz. Evlerimizin duvarlarında, kolonlarda geniş çaplı yarıklar oluştu. İskenderun Çevre Koruma Derneği olarak ÇED sürecine ilişkin itirazlarımızı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ileterek sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    PİRHA/HATAY

  • Arsuz halkı ÇED toplantısını yaptırmadı-VİDEO

    Arsuz halkı ÇED toplantısını yaptırmadı-VİDEO

    PİRHA- Hatay Arsuz’a bağlı Kurtbağı Mahallesi’nde yapılması planlanan krom zenginleştirme tesisinin ÇED toplantısı köylüler ve çevre örgütlerinin eylemi sonucu yapılmadı.

    Hatay’ın Arsuz ilçesine bağlı Kurtbağı Mahallesi’nde, Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) süreci kapsamında düzenlenmesi planlanan krom zenginleştirme tesisi halkın tepkisini çekiyor. Verimli toprakların yer aldığı ve “kayısı cenneti” olarak anılan bölgede açılması planlanan tesise karşı mahalle halkı protesto eylemi düzenledi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay, Arsuz Belediye Başkanı Ahsaf Güven, Kurtbağı Mahallesi Muhtar İhsan Kızıldağ, siyasi parti temsilcileri ve demokratik kitle örgütü üyelerinin de destek verdiği eylemde yurttaşlar doğanın talan edilemsine karşı mücadele edeceklerini dile gtirdiler.

    Kolluk güçlerinin yoğun önlem aldığı ÇED toplantısı, köylüler ve çevre örgütlerinin engellemesiyle yapılmadı.

    “PROJESİ İPTAL EDİLMELİDİR

    İskenderun Çevre Koruma Derneği de Hatay Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’ne yaptığı başvuruda projeye dair itirazlarını sıralayarak, “Kurtbağı Mahallesinin ekonomisi kayısı zeytin, domates, elma, lahana, erik gibi tarımsal ürünlere dayalı iken, özellikle kayısı için adına festivalle düzenleniyor ve ticari anlamda ihracata konu edilerek hem bölge hem ülkemiz açısından ekonomik katma değer yaratıyorken planlanan tesisin tarımın kalbinde yaratacağı olumsuz etki açıktır” denildi.

    Anayasanın 56.maddesi ile güvence altına alınmış olan “Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunun hatırlatıldığı değerlendirmede, “Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” ilkesini ihlal ettiğinden ve şirketlerin yaşam alanlarımıza saldırmasına neden olduğundan, Demircan Krom Madenciliği İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Krom Zenginleştirme Tesisi kurulması projesi iptal edilmelidir” denildi.

    PİRHA / HATAY

  • Hatay, Erzin’de polipropilen tesisi için bilirkişi keşfi yapıldı

    Hatay, Erzin’de polipropilen tesisi için bilirkişi keşfi yapıldı

    PİRHA- Hatay, Erzin’de Byport A.Ş. tarafından kurulmak istenen ve 23 milyar liraya mal olacak polipropilen tesisi için yürütmenin durdurulmasına ilişkin yapılan başvuruya dair bilirkişi keşfi yapıldı.

    Hatay İli Erzin İlçesi Aşağıburnaz mahallesi, Gaziçiftliği mevkiinde  BYPORT Petrol Ürünleri Terminal Hizmetleri Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan ‘Propandan Polipropilen Üretme Tesisi, Su Alma Yapısı ve Derin Deniz Deşarjı’ projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED raporuna yapılan itiraza ilişkin Hatay İdare mahkemesi yetkili heyeti tarafından davalı ve davacı avukatları ve kanuni temsilcileri huzurunda keşif yapıldı.

    Keşfe ilişkin bilgi veren İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, “Erzin Belediye Başkanı Sn.Ökkeş Elmasoğlu, Avukat Ümit Arif Özsoy, çevre dernekleri temsilcileri, muhtarlar, siyasi parti temsilcileri ve Körfez sitesi sakinlerinin katıldığı keşifte dilimiz döndüğünce bölgenin gerçekleri anlatılarak insan ve canlı yaşamı için son derece geri dönülmez sonuçlar doğuracağı ifade edilerek sürecin durdurulmasını yeniden yineledik” dedi.

    İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, sürecin takipçisi olacaklarını ve çevreyi korumaya devam edeceklerini belirtti.

    PİRHA/HATAY

  • ‘Doğamıza, inancımıza ve kültürümüze sahip çıkalım’-VİDEO

    ‘Doğamıza, inancımıza ve kültürümüze sahip çıkalım’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de devam eden doğa talanına karşı 8 Ekim’de Çevre Mitingi yapılacak. Mersin ve Adana Dersimliler Derneği yöneticileri Dersim’de yapılacak mitinge katılım çağrısı yaparak, “Doğamıza, inancımıza ve kültürümüze sahip çıkalım” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, kentte devam eden doğa talanına karşı 8 Ekim’de “Biz kazanacağız yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla Çevre Mitingi yapacak.

    Mersin ve Adana Dersimliler Derneği yöneticileri PİRHA’ya konuşarak, mitinge katılım çağrısında bulundu.

    “BİZ KAZANACAĞIZ”

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Dersim’de orman kesimlerinin ve yangınlarının, barajların ve maden ocaklarının doğa talanına yol açtığına işaret ederek, “Bu tür ‘projeleri’ kabul etmiyoruz. DEDEF’inde içinde yer aldığı Dersim Emek ve Demokrasi Platformunun çevre mitingini destekliyoruz. Yaşam alanlarımızı savunmaya ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Biz kazanacağız” diye konuştu.

    “DOĞAMIZA, SUYUMUZA, TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Adana Dersimliler Derneği Başkanı Yılmaz Zeroğlu da, Emevi zihniyetinin geçmişten günümüze Dersim coğrafyasını sömürmeye ve halkını da asimle etmeye çalıştığına dikkat çekerek, “Son çare olarak da, toprağını, doğasını ve insanını Dersim coğrafyasından silmek için maden ocakları açmayı amaçlıyor. Buna karşı birlik ve beraberlik içinde hareket edip, doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkmalıyız. Bizi büyüten, geliştiren değerlerimizin kapısını korumalıyız” dedi.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Mersin Dersimliler Derneği Genel Sekreteri Ersin Emire ise, Dersim’de düzenlenecek mitingi desteklediklerinin altını çizerek, “Dersim’deki doğa katliamına ilk defa tanık olmuyoruz. O zamanda şimdi de dik duruşumuzdan taviz vermedik, vermeyeceğiz. Planlı orman yangınlarını, HES’leri, maden ocaklarını istemiyoruz. Bu tür girişimlere karşı mücadelemiz sürecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ADANA-MERSİN

     

     

  • Hasan Şen: Dersim’de yaşam alanlarına dönük saldırılara izin vermeyeceğiz

    Hasan Şen: Dersim’de yaşam alanlarına dönük saldırılara izin vermeyeceğiz

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, doğa talanına karşı “Biz kazanacağız, yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla Dersim’de yapılacak mitinge çağrıda bulundu. Şen, “Dersim’de yaşam alanlarına dönük topyekun bir saldırı var. Bunun bize ulaşmaması için kendi bulunduğumuz cepheden barikat örmeyi, izin vermeyeceğimizi haykırmak için buluşacağız” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, kentte devam eden doğa talanına karşı 8 Ekim Cumartesi günü “Biz kazanacağız, yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapacak.

    Dersim Dernekleri Federasyonu’na (DEDEF) bağlı Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen de PİRHA‘ya yaptığı açıklamada mitinge çağrı yaptı.

    “DERSİM’DE YAŞAM ALANLARINA DÖNÜK TOPYEKUN SALDIRI VAR”

    Dersim’in ekolojik sorunlarını sıralayan Şen, düzenlenecek miting ile sorunlara karşı ortak mücadele edeceklerini haykıracaklarını söyledi.

    Şen, şöyle konuştu:

    “Dersim ağır ekolojik sorunlar ile karşı karşıya. Baraj, HES’ler, madenler, ormanların talan edilmesi, spor diye tabir edilen avcılık ile doğal yaşamı tehdit eden bir sorun var. Su kaynakları üzerinde yoğun bir insan baskısı var. İnanç yerlerini mesire alanına çevirme projeleri var. Dersim’de yaşam alanlarına dönük topyekun bir saldırı var. Miting her ne kadar sadece madenlere karşı yapılıyormuş gibi hissedilse de aslında katı atık projesi de dahil olmak üzere bütün bu sorunlara karşı gerçekleştiriliyor. En yakın tehlike en büyük tehlikedir.”

    Hasan Şen, Dersim’de çevre örgütleri, siyasi partiler, yerel yönetimler, muhtarlar ve odalar ile ortak bir açıklama yapılacağını belirterek, “20 yıldan fazladır baraj ve HES’lere karşı büyük bir direniş var. Özellikle Munzur ve Pülümür Vadisi’nde herhangi bir çalışmaya izin vermedi Dersim halkı. Cumartesi günü yapılacak mitingde de madenciliğe karşı topyekun seferber halinde olduğumuzu göstermek için bir araya geleceğiz. Madencilik sadece ilimizde değil, ülkemizde her yeri sarmış durumda. Büyük bir saldırı var. Bunun bize ulaşmaması için kendi bulunduğumuz cepheden barikat örmeyi, izin vermeyeceğimizi haykırmak için buluşacağız” dedi.

    Barış KOP/ İSTANBUL

  • Fırat Nehri’ne siyanür sızdıran maden şirketi faaliyetlerine yeniden başladı

    Fırat Nehri’ne siyanür sızdıran maden şirketi faaliyetlerine yeniden başladı

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren ve havuzundan sızan siyanürün Fırat Nehri’ne karıştığı belirtilerek  3 ay önce faaliyetine son verilen Anagold firması faaliyetlerine yeniden başladıklarını duyurdu.

    Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler bölgesinde, atık havuzundan siyanür sızdığı şikayetinin ardından 21 Haziran 2022 tarihinde faaliyetine son verilen altın madeni 3 ay aranın ardından yeniden açıldı. Havuzdan sızan siyanürün Fırat Nehri’ne karıştığı iddia edilirken, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 16,4 milyon lira ceza kestiği madeni işleten Anagold firması gerekli iyileştirmeleri yaptıklarını belirterek, yeniden faaliyete başlamak için onay aldıklarını duyurdu.

    ŞİRKET, FAALİYETLERİNE DEVAM ETTİĞİNİ DUYURDU

    Anagold Madencilik’ten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Çöpler Madeni, ilgili bakanlıklar ve kamu kurumları tarafından belirlenen gerekli iyileştirme girişimlerini tamamladığına dair resmi onayları aldı. Bu iyileştirmeler, 21 Haziran’da meydana gelen olayın olası tekrarlamasını önlemek için ek koruma sağlamak üzere tasarlandı. İstenilen iyileştirilmelerin tamamlanmasıyla Anagold Madencilik, 21 Haziran’daki döküntüye yol açan koşulları ele aldı. Çöpler Madeni’ne 23 Eylül 2022 itibariyle yeniden faaliyete başlaması için onay verildi. Çöpler maden ekibi, yeniden faaliyete başlama döneminde ilgili Bakanlıklar ve Kamu Kurumları ile yakın temasta bulunmaya devam edecek.

    Çöpler Madeni, madenciliğin zirve noktası olarak kabul edilen ulusal ve uluslararası standartlara sahip üretim teknikleriyle 12 yıldır faaliyet gösteriyor. Madenimiz, açıldığı günden bu yana dünya standartlarındaki en üst seviye yönetmelikler ve yönergelere uyumlu bir şekilde çalışıyor. Aynı zamanda halihazırda üst seviyede olan çalışma sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerimiz; yaşanan olay sonucunda insan ve çevre sağlığı açısından daha da iyileştirildi. Bu kapsamda tüm kontrol sistemimiz, olaydan önceki sisteme kıyasla daha da hassas hale getirildi. Ayrıca şiddetli yağış gibi olağandışı durumlarda yüzeydeki suyu toplamak için 2.100 m3’lük yağmur suyu (yüzey suyu) toplama havuzu inşa edildi. Tüm girişimler, Bakanlık temsilcilerinin gözetimiyle ve görüşleriyle tamamlandı. Anagold Madencilik, diğer ülkelerdeki maden sahalarında olduğu gibi Çöpler bölgesinde de Türkiye ve uluslararası mevzuatlar ve standartlar çerçevesinde, insan sağlığına ve çevresel sürdürülebilirliğe uygun şekilde faaliyetlerini sürdürüyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Nermin Yıldırım Kara: İskenderun körfezi ciddi bir çevresel tehdit altında

    Nermin Yıldırım Kara: İskenderun körfezi ciddi bir çevresel tehdit altında

    PİRHA-İskenderun körfezinin ciddi bir çevresel tehdit altında olduğuna dikkat çeken Nermin Yıldırım Kara, Doğu Akdeniz Petro Kimya Tesisi projesinin toplumun haklı ve kaygılı talepleri, insan ve toplum sağlığı açısından yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

    Hatay ili, Dörtyol ilçesi, Yeniyurt ve Yeşilköy Mahalleleri mevkiinde kurulması planlanan ve kıyı yapıları, Derin Deniz Deşarjı ve Enerji Üretim Tesisi dahil olmak üzere Doğu Akdeniz Petro Kimya Tesisi projesinin planlandığı alana ilişkin ÇED süreci başlatıldı.

    Toplantıya katılan ve itirazlarını dile getiren İskenderun Çevre Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, halkın toplantıya katılımının az, bölgede yaşayanların neler olup bittiğinden habersiz ve kaygılı olduğunu belirterek, “ÇED ön dosyası derinlikten uzak, içerisinde pek fazla bilgi barındırmayan, gelen yetkililerin de talihsiz diyeceğim şekilde argümanlar ile biz toplantıya katılanlara savunma yapması şaşırtıcı, bir o kadar da yaşadığımız bölgenin ne kadar önemsizleştirildiğinin ispatıydı” dedi.

    Nermin Yıldırım Kara, belirlenen koordinatlarda tarım arazilerinin varlığı, sit alanları, tatlı su kaynakları, deniz ve tatlı su kaplumbağaları, deniz kumulları, İskenderun kertenkelesi ve narenciye bahçelerinin varlığının sürdürülebilir bir yaşam ve gelecek kuşaklara aktarılacak kültürel miras olma gerçeğini asla değiştirmeyeceğini ifade etti.

    İskenderun körfezinin ciddi bir çevresel tehdit altında olduğuna dikkat çeken Nermin Yıldırım Kara, toplumun haklı ve kaygılı talepleri, insan ve toplum sağlığı açısından yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Kara şunları kaydetti:

    “Bölgemizin en önemli sorunu zaten fosil yakıt kullanımı sonucunda salınan gazlar ve oluşturdukları seragazı etkisiyle meydana gelen çevre sorunlarıdır. İskenderun Körfezi hali hazırda çeşitli kirleticilerin etkisi altında olup ayrıca açık denizlerden gelen kirliliğin yanısıra körfezde yapılacak yeni bir yatırımın kümülatif olarak ek katkı koyacağı  kirliliği de kaldıracak durumda değildir.”

    PİRHA/İSKENDERUN

  • Çekmeköylüler, AKP’li belediyenin park talanına karşı direnişi sürdürüyor-VİDEO

    Çekmeköylüler, AKP’li belediyenin park talanına karşı direnişi sürdürüyor-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Çekmeköy Belediyesi’nin, Mehmet Akif Mahallesi’nin deprem toplanma alanı da olan parkı kapalı pazar ve otopark alanına dönüştürmek istemesine karşı mahalle halkının eylemleri sürüyor. Yasal sürecin devam ettiğini belirten halk, “Parkın, park olarak kalması için elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz” diyor.

    İstanbul’un AKP’li Çekmeköy Belediyesi’nin Mehmet Akif Mahallesi’ndeki aynı zamanda deprem toplanma alanı da olan parkı yapılaşmaya açmak istemesiyle başlayan eylemler ikinci ayını geride bıraktı. Mahallede 5 katlı pazar yeri olmasına rağmen belediye söz konusu park alanı içerisine kapalı pazar ve otopark alanı yapmak istiyor. Projeye karşı mahallelinin nöbeti ise sürüyor.

    “BELEDİYE YANLIŞTAN DÖNENE KADAR DİRENİŞE DEVAM EDECEĞİZ”

    Projenin iptal edilmesi talebiyle başlattıkları eylemler kapsamında bir araya gelen mahalle halkı “Parkın, park olarak kalması için elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz. Çekmeköy Belediyesi’ni bu yanlışından vazgeçmeye çağırıyoruz. Vazgeçmediği sürece direnişimize devam edeceğiz. İş yargıya intikal etmesine rağmen belediye hala geri adım atmamakla birlikte, ağaç söküm işlemine devam edeceğini söylüyor. Nöbetimize her gün devam edeceğiz. Parkımızı kurtarabiliriz. Nefes alabilir, deprem toplanma alanımıza sahip çıkabiliriz” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Ekolojik yıkıma karşı halkın direnişi her zaman kazanacaktır’-VİDEO

    ‘Ekolojik yıkıma karşı halkın direnişi her zaman kazanacaktır’-VİDEO

    PİRHA- İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, verimli toprakların ve doğal güzelliklerin bulunduğu bölgenin, yaşanan kirlilikten ve talan projelerinden kaynaklı yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduklarını vurgularken, Akçay Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Bebek de, “şu an sadece yaşam alanlarımızı korumaya çalışıyoruz. Biz yaşamak istiyoruz. Bir avuç insan kar edecek diye biz yaşam alanlarımızdan nasıl vazgeçeriz” dedi.

    Hatay’ın Erzin ilçesinden Arsuz’a kadar eko-sistemi tahrip eden ve edecek olan faaliyetler yapılıyor. Maden ocaklarından, çevreyi kirleten fabrika atıklarına kadar, doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden talan projelerine karşı çevre örgütleri ve yurttaşlar tepkili.

    Höyük’ten Akçay’a kadar bir çok alanda mücadele eden ekolojistler eko-sistemi yok edecek olan projelere karşı kesintisiz direniyor.

    İskenderun’da ekoloji mücadelesi veren İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara ve Akçay Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Bebek İskenderun’da yaşanan çevre sorunlarını ve mücadele süreçlerini aktardı.

    “DİRENİŞİ KENDİ BÖLGENİZDE BAŞLATTIĞINIZ ZAMAN KAZANIM MUTLAKA OLACAKTIR”

    İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, İskenderun Körfezi’nin Aliağa ve Dilovası’ndan sonra hava kirliliğinden kaynaklı kırmızı alarm veren yerlerin başında geldiğini belirterek, “Birden fazla çalışan termik santrallerinden maden ve taş ocaklarının varlığı halk sağlığını ve doğayı ciddi tehdit etmekte” dedi.

    Nermin Yıldırım Kara, verimli toprakların ve doğal güzelliklerin bulunduğu bölgenin, yaşanan kirlilikten ve talan projelerinden kaynaklı yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduklarını vurgulayarak, “Bu siyasal bir tercih. Bizler bun tercihe karşı mücadele ediyoruz. Direnişi kendi bölgenizde başlattığınız zaman kazanım mutlaka olacaktır. Çünkü halk zeytinin, toprağını, ağacını korumak istiyor. Dolayısıyla hem Türkiye’de hem de bölgemizde yurttaşlar mücadele ediyor” diye konuştu.

    “BİZ YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Akçay Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Bebek ise, Akçayların geçmişten bugüne tarımla uğraştığını aktararak, “Bizler bunlarla geçimizi sağladık. Ama bugün bunların hiçbirini yapamıyoruz. Tarımdan da vazgeçirildik, şu an sadece yaşam alanlarımızı korumaya çalışıyoruz. Biz yaşamak istiyoruz. Bir avuç insan kar edecek diye biz yaşam alanlarımızdan nasıl vazgeçeriz”

    Yapılan talan çalışmalarından kaynaklı nefes alamadıklarını vurgulayan Mehmet Bebek, “Yaşam alanlarımızı savunduğumuz, anayasa ve yasaları hatırlattığımız için bize provokatör diyorlar. Eğer doğamızı, yaşamımızı savunmak provokatörlükse evet ‘provokatörüz” ve kazanana kadar vazgeçmeyeceğiz, mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/HATAY

  • ‘Çevreyi, halkın mücadelesi ve direnci kurtaracaktır’-VİDEO

    ‘Çevreyi, halkın mücadelesi ve direnci kurtaracaktır’-VİDEO

    PİRHA-22’nci Evvel Temmuz Festivali kapsamında, Arsuz’un Höyük Köyü’nde Prof. Dr. Mehmet Zencir ve Av. Mehmet Horuş’un katılımıyla “Çevresel Etkiler Açısından Madencilik” paneli düzenlendi.

    Bu yıl 22’ncisi düzenlenen Geleneksel Samandağ Evvel Temmuz Festivali programında toplumsal mücadelelerin farklı farklı yanları ele alınıyor.

    Evvel Temmuz Festivali kapsamında, Hatay’ın Arsuz İlçesi’nin Höyük Köyü’nde Prof. Dr. Mehmet Zencir ve Av. Mehmet Horuş’un katılımıyla Mutlu Parlar’ın moderatörlüğünde “Çevresel Etkiler Açısından Madencilik” paneli gerçekleştirildi.

    Hatay’ın Arsuz ilçesinin Höyük Köyü’nde “Çevresel Etkiler Açısından Madencilik” panelinin gerçekleştiriliyor olması ise ayrı bir öneme sahip. Yaklaşık iki yıldır yapılmak istenilen maden ocağı, hem köy halkının hem de ekoloji örgütlerinin ve yaşam savunucularının direnişiyle durdurulmuştu.

    “KADINLAR EKOLOJİ MÜCADELESİNİN EN ÖNÜNDE YER ALIYOR”

    Panelde Av. Mehmet Horuş, yapılmak istenilen krom maden ocağına ilişkin hukuksal olarak değerlendirmelerde bulunarak, “Bu iki saha ile ilgili yürütülmüş ve iptal edilmiş ÇED süreci var. Bu iptal edildikten sonra yeni bir ÇED süreci başladı. Bu süreç hala devam ediyor. ÇED süreci devam ediyor. Dikkatli olmak gerekiyor. Türkiye verilen çevre koruma mücadelesinin bir parçası ve bu mücadele diğer yerlerde devam eden mücadeleleri etkileyecek. Bu doğanın korunması gereken bir alan. Dolayısıyla burada ÇED başvurusunun bile yapılmaması gerekiyor. Bakanlık bunu yapmalıydı. Şirketler küçük ölçekli çalışmalarla alanın tamamını süreç içerisinde çalışma sahasına dönüşüyor. Her iki ruhsat sahasında da benzer bir işlem yapılmak isteniyor. Böyle işleterek eko sisteme olan etkisini küçük gösteriyorlar. Tıpkı İkizdere’de olduğu gibi yapmak istiyorlar. Bakanlığın ÇED olumlu kararını beklemeden itiraz dilekçelerini bakanlığa sunulmalıdır. Kadınlar ekoloji mücadelesinin en önünde yer alıyor ve kazanımlarla sonuçlanıyor” şeklinde konuştu.

    “HALKIN MÜCADELESİ VE DİRENCİ OLUMSUZ SÜRECİ DEĞİŞTİREBİLİR”

    Prof. Dr. Mehmet Zencir ise, madenin insan hayatını açısından zararlarına ilişkin sunum yaptı. Zencir, sunumunda şunları dile getirdi.

    “Maden arama ve çıkartma süreçlerin tamamında sıkıntılar yaşanıyor. Kullanılan kimyasallar nedeniyle toprakta ağır metaller oluşuyor ve halk sağlığı üzerinde ciddi sonuçlar ortaya çıkıyor. En son Erzincan İliç’te bunun en acı örneğini gördük. Madenler ile ilgili olumsuz tahribatı yetkililer göstermiyor veya incelemiyor. Ekosistemdeki tahribat geçim sıkıntısına da yol açıyor. İnsanlar kendi mekanını terk ettiği zaman yoksullaşıyor. İkincisi de afetlerin artmasına yol açıyor. Bir üçüncüsü de hastalıklar artıyor. Yeni pandemilere alan açıyor. Bu kararlar merkezden alınıyor. Ve Höyük halkının haberi olmadan yapılıyor her şey. Dayatılan bir durum var ve bunun önünü kesmemiz lazım. Akademi gerçeği söylemekte korkuyor. Halkın mücadelesi ve direnci süreci değiştirecek tek faktördür. Ekoloji mücadelesi verenler partilerden, ekolojik kırıma karşı beyannamelerinde yer vermelerini istemeliyiz.”

    PİRHA/HATAY

  • Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nden, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne mobbing uyarısı!-VİDEO

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nden, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne mobbing uyarısı!-VİDEO

    PİRHA-DAÇE, Mersin Çevre Derneği’ne uygulanan mobbing ve yalnızlaştırma politikalarına ilişkin açıklama yaparak, “Atatürk Parkı bütün kentin ortak değeridir, korunması için kurumların ortak hareket etmesi gerekmektedir. Mücadeleyi zayıflatmak projeyi uygulayanların işine yarayacaktır. Mücadele kaybedilirse bunun sorumlusu Mersin Büyükşehir Belediyesi olacaktır” dedi.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE ) Mersin Çevre Derneği’ne (MERÇED) uygulanan mobbing ve yalnızlaştırma politikalarına ilişkin Mersin Gazeteciler Cemiyetinde basın açıklaması yaptı.

    “ÜLKEMİZ, SÖZDE GELİŞMİŞ ÜLKELERİN ÇÖPLÜĞÜ HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞTÜR”

    DAÇE adına açıklamayı okuyan derneğin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, dünyanın, büyük felaketlerin yaşandığı küresel iklim krizi tehdidi ile karşı karşıya olduğuna işaret ederek, “Dünyada uygulanan bu politikalardan ülkemiz de çok etkilenmiştir. Ülkemiz, sözde gelişmiş ülkelerin sanayi, plastik ve nükleer çöplüğü haline dönüştürülmüştür. Sularımız HES projeleriyle ticarileştirilmiştir. Dağlarımız taş ve maden ocakları ile tahrip edilmiştir. GDO’lu ve hibrit tohumlarla gıda politikamız tamamen dışa bağımlı hale getirilmiştir. Tarım topraklarımız tarım zehirleriyle kirletilmiş, halk ithalata dayalı güvensiz gıda tüketimine mahkûm bırakılmıştır. Bu politikalar ülkemizde iklim krizi sorununu derinleştirmiştir” dedi.

    “MOBİNG VE YALNIZLAŞTIRMA POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”

    DAÇE olarak, Akdeniz bölgesinde derinleşen ekolojik sorunlarla ilgili ciddi hukuksal ve demokratik mücadeleler verdiklerini aktaran İsmail Hakkı Atal, “Bu sorunların çözümüne ilişkin yıllarca bölgemizdeki bütün yerel yönetimlerle ortak ve güçlü bir şekilde mücadele etmekteyiz. Ama ne yazık ki son zamanlarda ortak sekretaryamızı yürüten Mersin Çevre ve Doğa Derneğimize, haksız ve hukuksuz bir şekilde Mersin Büyükşehir Belediyesi aracılığı uygulanan mobing ve yalnızlaştırma politikaları ile birçok STK, Meslek Odası ve partilerin eylem ve etkinliklerimize ve toplantılarımıza katılmamalarını hayretle karşılıyoruz” diye konuştu.

    “SABAHAT ASLAN’A YAPILAN HAKSIZLIĞIN DÜZELTİLMESİ BEKLENTİMİZDİR”

    Atatürk Parkı’nda liman genişleme projesine karşı verilen mücadelede başta etkinlikler olmak üzere her türlü desteği veren Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin, son zamanlarda mücadeleden vazgeçtiği gibi birçok kuruma baskı uyguladığını ve birlikte mücadele etmelerinin engellendiğini belirten İsmail Hakkı Atal, şunları ifade etti:

    “Atatürk Parkı bütün kentin ortak değeridir, korunması için kurumların ortak hareket etmesi gerekmektedir. Mücadeleyi zayıflatmak projeyi uygulayanların işine yarayacaktır. Mücadele kaybedilirse bunun sorumlusu Mersin Büyükşehir Belediyesi olacaktır.

    Ayrıca Sabahat Aslan’ın kadın kimliğine ve namusuna hakaret edenleri ve küfür edenleri ilgili makamlara ve Sayın Vahap Seçer’e bildirmemize rağmen bu şahısların hakkında bu zamana kadar hiçbir işlem yapılmamış olması ve halen görevde olmaları ve ortak sekreterimiz Sabahat Aslan’a 10 aydır sistematik mobing uygulanması kabul edilemez bir durumdur. Bize uygulanan haksız hukuksuz mobinglerin çözümü için yerel mücadelemizden şimdiye kadar bir sonuç alamadık. Siyasi iktidarın hukuk tanımayan hak ihlallerine karşı mücadele ve demokrasi sözü veren CHP genel merkezinin; Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin hukuk tanımayan hak ihlallerine müdahale etmesini ve çevre, ekoloji, yaşam hakkı mücadelesi veren DAÇE’nin ana direklerinden DAÇE ortak sekreteri Sabahat Aslan’a yapılan haksızlığın düzeltilmesi beklentimizdir.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

     

  • TTB: Siyanür liçi yöntemi ile yapılan madencilik yasaklansın

    TTB: Siyanür liçi yöntemi ile yapılan madencilik yasaklansın

    PİRHA- TTB, Erzincan İliç’te siyanür liçi yöntemi ile üretim yapılan altın madeninde yaşanan faciaya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de işlenen çevre suçlarının bir insanlık suçu boyutuna geldiğine dikkat çekti. 

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Erzincan İliç’te siyanür liçi yöntemi ile üretim yapılan altın madeninde 21 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen siyanür sızıntısı ve Manisa’nın Yunusemre ilçesinde üç fabrikanın siyanür ve sülfürik asit atıklarını bölgedeki sulama kanallarına boşaltmasına dair açıklama yaptı.

    Altın madeninde yaşanan faciaya ilişkin yapılan açıklamada, “Madenin tüm bu aşamalarının doğa ve insan sağlığı için farklı tehditler içerir. Biyolojik çeşitlilik, tatlı su varlığı ve insan sağlığını tehdit edecek derecede toksik bir kimyasal olan ‘siyanürlü liçleme’ kesinlikle yasaklanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

    Türkiye’de işlenen çevre suçlarının bir insanlık suçu boyutuna geldiğini gösterdiğinin altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Ülkemizde, 1990’lardan bu yana her yıl, artan sayılarda düşük tenörlü altın madeni, “siyanür liçi” yöntemi ile çalıştırılmaktadır. Bu madenler sadece cevherin çıkarıldığı maden işletmeleri değil; çıkarılan ve kırma işlemine tutulan cevherin siyanür liçi yöntemi ile işlendiği, elde edilen eriyikteki altın ve gümüşün kazanıldığı ve geride kalan ağır metallerden zengin tehlikeli atıkların depolandığı birer endüstriyel tesistir. Çıkarılan cevher, kırma işleminden sonra kapalı tank içinde veya açık alanda yığın liçi olmak üzere iki temel yöntem kullanılarak siyanür ile işlemden geçirilmektedir. Başta Erzincan İliç ilçesindeki altın madeninde olmak üzere yığın liçi uygulanan altın madeni işletmelerinde, cevher 3 ile 15 metre kalınlıkta hazırlanarak üzerine %0,05-0,1’lik NaCN çözeltisi verilmektedir. Yığının dibinden toplanan çözeltideki altın ve gümüş rafine edilerek kazanılırken, bölgenin mineralojik yapısına bağlı olarak cevherde bulunan bakır (Cu), çinko (Zn), nikel (Ni), demir (Fe) ve kobalt (Co) gibi metalleri içeren mineraller de çözünerek, çeşitli siyanür-metal komplekslerini oluşturmaktadır. Oluşan bu kompleksleri içeren atık siyanür çözeltileri ise bu işlemin sonunda atık havuzlarında toplanmaktadır. Bu atıklar çevre açısından çok tehlikelidir. Atık havuzunda oluşabilecek herhangi bir yıkılma, deprem gibi afetlerle zarar görme veya atık havuzu altında geçirgenliği ortadan kaldırmak için kullanılan geomembran tabakanın delinmesi veya yırtılması sonucu doğaya karışması ile yer altı ve yer üstü su kaynakları, toprak ve hava kirlenmektedir.

    11 ÇEVRE FELAKETİ

    Dünyada; 1971-2015 yılları arasında siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu 11 büyük çevre felaketi yaşanmıştır. Bu felaketler sonucu siyanürlü atıkların karıştığı göl ve nehirlerde yaygın balık ölümleri gerçekleşmiş, tarım alanları ise siyanür bileşikleri ve ağır metallerle kirlenmiştir. Atık havuzlarından sızıntı, başlangıçta yüksek siyanür derişimleri bozuluncaya kadar, akarsu ve göllerde balıkların, kuşların ve diğer canlıların ölümlerine neden olurken; yayılan ve yeraltı, yerüstü su kaynaklarını kirleten ağır metal bileşikleri de tarım ve hayvancılık yolu ile besin zincirine girerek insanlara ulaşmakta ve zaman içinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ağır metaller; düşük derişimlerde bile toksik etki gösterebilen elementlerdir. Ağır metaller insanlar tarafından ağız, solunum ve deri yolu ile alınır ve çoğu boşaltım yolları ile (böbrek, karaciğer, barsak, akciğer, deri) atılamazlar. Bu nedenle ağır metallerin büyük bir bölümü, organizmada birikirler. Birikim sonucu, yoğunlaşan bu metaller, etkili dozlara ulaştıklarında; endokrin hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kanserler, otizm gibi ciddi hastalıklara neden olabilirler.

    Bugün Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan altın madeninde yaşananlar ülkemiz için bir ilk değildir. 2011 yılında Kütahya’da; geçtiğimiz yıl Giresun Şebinkarahisar’da, Gördes’te yaşanan, birkaç gün önce Manisa’nın Yunusemre ilçesinde meydana gelen ve “kaza” diye nitelenen olaylarda; ağır metallerden zengin büyük miktarda atığın, atık havuzlarından çevreye yayıldığı unutulmamıştır.

    “YÜKSEK KAR İÇİN CANLI YAŞAMI HİÇE SAYILIYOR”

    Üst üste gelen bu olaylar kapitalist sistemin doğayı daha yüksek kâr için sömürüsünün ve canlı yaşamını hiçe saymasının sonucudur. Ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu ekosistem yıkımları, bu yönüyle de değerlendirilmelidir.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde, 21 Haziran 2022 gecesi liç yığınlarına siyanür taşıyan borunun kırılarak (veya başka bir şekilde), toprağa en az üç saat süren siyanür akışının da eğim nedeniyle akarsuya erişme olasılığı çok yüksektir. Basına yansıdığı kadarıyla kolluk güçleri tarafından yerinde yapılan değerlendirmede, 20 ton siyanür içeren sıvının taşıma borusundan dışarı aktığının raporlara yansıdığı anlaşılmaktadır. Siyanür toprakta bileşik halde bulunan ağır metallerin yapısını bozarak element formuna dönüştürüp ve yeni siyanür bileşikleri oluşturacak ve bunlar da akarsuya taşınacaktır. Sürecin sonrasındaki olay ise bu toksik kimyasalların Fırat nehri tarafından taşınarak etkinin yaygınlaştırılmasıdır. Bu olayın boyutları, yayılımın nerelere ulaştığı bağımsız kurumlar tarafından alınacak örneklerin analizi ile ortaya konabilecektir. Akarsuya karışan toksik kimyasalların akarsu ekosisteminde çok büyük tahribata neden olacağı, yörenin yüzey ve yer altı su kaynaklarının kirlenmesine neden olacağı, yörede besin döngüsüne katılacağı (tatlı su balıklarının, sulama nedeniyle tarımsal ürünlerin yapısına girerek), bunun da yörede halk sağlığını olumsuz etkileyeceği açıktır.

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yaptığı açıklama ile Erzincan İliç’teki altın madeninin faaliyetlerini “bölgede yapılan analiz sonuçları” çıkıncaya kadar durdurulduğunu açıklamıştır. Bugüne kadar bakanlığın bu izlemleri yapmaması ve yaşanan olaydan sonra kamuoyu tepkisi ortaya çıkıncaya kadar sessiz kalması büyük bir yanlıştır. Bölgede gerçek durumun kamuoyu ile paylaşılabilmesi açısından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalara, ilgili meslek odaları temsilcilerinin de katılması şarttır.

    Çöpler Altın Madeni İşletmesi’nin acilen kapatılması, atık baraj gölünde biriken binlerce ton tehlikeli atığın, liç yığınlarının, pasa dağlarının bilimsel yöntemlerle zararsız hale getirilmesinin en kısa zamanda sağlanması gereklidir.

    Kuşkusuz ülkemizde aynı tehlikeleri içeren diğer altın madeni işletmelerinde de benzer önlemlerin alınarak olası ekosistem yıkımlarının önlenmesi gereklidir.

    Ülkemizi yönetenleri; tüm canlıların yaşamına ve ekosistemlere saygılı olmaya, ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile madenciliği yasaklamaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Siyanür borusu patlayan altın madeninin faaliyetleri durduruldu

    Siyanür borusu patlayan altın madeninin faaliyetleri durduruldu

    PİRHA-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan altın madeni işletmesinin faaliyeti geçici süreyle durduruldu.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan altın madeni işletmesinin faaliyetini çevreye sızan siyanür nedeniyle durdurdu.

    Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Erzincan İliç’te boru hatlarındaki arıza nedeniyle çevre kirliliğine neden olan altın madeninin faaliyetini durduruyoruz. İlave çevresel iyileştirme çalışmalarının tamamlandığı Bakanlığımız denetim ekiplerince tespit edilene kadar tesisin çalışmasına izin verilmeyecek” denildi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Erzincan İliç’teki altın madeninin siyanür borusu patladı: 20 ton siyanür çevreye yayıldı

    Erzincan İliç’teki altın madeninin siyanür borusu patladı: 20 ton siyanür çevreye yayıldı

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesi Çöpler köyünde bulunan altın madeninde siyanür borularından birisinin kırıldığı belirtilirken, yaklaşık 20 ton siyanürün çevreye yayıldığı inceleme tutanaklarına kaydedildi. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Amerika ve Kanadalı Anagold Madencilik ile Çalık Holding’in ortağı olduğu Çöpler Altın Madeninde kullanılan siyanür borularından birisinin kırıldığı ve çevreye siyanürün yayıldığı ortaya çıktı. İliç Cumhuriyet Başsavcılığı konuyu araştırmak üzere TCK’nin “çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesi” hükmünü içeren 182’nci maddesinde düzenlenen “çevrenin taksirle kirletilmesi” suçundan soruşturma açtı.

    Jandarma ekipleri de soruşturma kapsamında bölgede inceleme yaparken, borulardan birisinin kırıldığı ve 20 ton civarında siyanürün çevreye yayıldığı tutanağa yansıdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP’li Çekmeköy Belediyesi ilçenin en büyük ikinci parkını yıkıyor-VİDEO

    AKP’li Çekmeköy Belediyesi ilçenin en büyük ikinci parkını yıkıyor-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Çekmeköy Belediyesi ilçenin en büyük ikinci parkı ve deprem toplanma alanı olan parka yönelik yıkım kararı başlattı. Duruma tepki gösteren yurttaşlar, kendilerine engel olmak isteyen polislere de seslenerek, “Hırsızları koruyorsunuz. Senin çocuğun da oynamayacak mı bu parkta?” diye sordu. 

    İstanbul’un AKP’li Çekmeköy Belediyesi Mehmet Akif Mahallesi’nde bulunan ve ilçenin en büyük ikinci parkı olduğu belirtilen Mehmet Durul Parkı’nı yapılaşmaya açtı. Anı zamanda bölgenin deprem toplanma alanı olan parka otopark yapılması için dün iş makinaları yıkım işlemine başladı. Halkın duruma tepki göstermesi üzerine parka girişi engellemek amacıyla yapılan metal kapı açılmıştı.

    İş makinaları bu sabah saat 05.00’te parka tekrar girdi. Yaşananlara tepki gösteren yurttaşlar, kendilerine engel olan polislere de seslenirken, “Hırsızları koruyorsunuz. Senin çocuğun da oynamayacak mı bu parkta?” diye sordu.

    KAFTANCIOĞLU DA DURUMA TEPKİ GÖSTERDİ: RANTA ÇEVİRMEYE KALKIYORLAR

    Park alanında yaşananlara bir tepki de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ndan geldi. Kaftancıoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bu parka iş makinalarını soktular bugün! Giderayak park dahil kalmış bütün yeşil alanları ranta çevirmeye kalkıyorlar. Hala parka o akaryakıt istasyonunu inatla yapmaya kalkarsanız eğer, gittiğiniz gün o istasyonu oradan kaldırıp yeniden park yapmazsak eğer sizin gibi olalım!” ifadelerine yer verildi.

    BirGün Gazetesi’nde yer alan habere göre ise AKP’li Çekmeköy Belediyesi’nin Belediye Başkan Yardımcısı Şahmettin Yüksel, yurttaşların itirazına rağmen parkta iş makinelerinin çalışmaya devam edeceğini belirterek, “Söz konusu alana kapalı pazar yeri yapıyoruz. Mahalle aralarındaki pazarları kaldırıyoruz. İşin ihalesini yaptık. Firmaya yer teslimini yaptık” dedi.

    (HABER MERKEZİ)