Etiket: ceza

  • Mahkemeden, Ali İsmail Korkmaz davasında sanık polise ‘basit yaralamadan’ ceza!

    Mahkemeden, Ali İsmail Korkmaz davasında sanık polise ‘basit yaralamadan’ ceza!

    Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesiyle ilgili davada karar açıklandı. Buna göre polis Hüseyin Engin’e tekrar ‘kasten basit yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının da geri bırakılmaması kararını verdi.

    Eskişehir’de 2013 yılında Gezi Direnişi sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın ailesinin Anayasaya Mahkemesine (AYM) yaptığı başvuru sonucunda polis Hüseyin Engin, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Sanık polis Hüseyin Engin hakkında “kasten basit yaralama” suçunda 7 ay 15 gün hapis cezası verildi.

    Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesiyle ilgili davada karar açıklandı. Buna göre polis memuru Hüseyin Engin’e tekrar ‘kasten basit yaralama’ suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının da geri bırakılmaması kararını verdi.

    Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde sabah saatlerinde başlayan duruşmada, savcı mütalaasını sundu. Savcı, mütaalasında sanık polise kasten yaralama suçundan ceza verilmesini talep etti.

    AVUKATLAR ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇTAN’ CEZA TALEP ETTİ

    Avukat Ayhan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda eziyetin geniş yorumlanması ve sanığın insanlığa karşı suçtan cezalandırılmasını talep etti.

    Mahkeme insanlığa karşı işlenmiş suç talebini reddetti.

    BASİT YARALAMADAN CEZA

    Kararını açıklayan mahkeme, sanık polis Hüseyin Engin hakkında “kasten basit yaralama” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Ayrıca bu hüküm ertelenmeyerek sanık hakkında 5 ay süreyle hak yoksunluğu kararı verildi.

    Korkmaz ailesinin avukatları, Yargıtay yolu açık olan bu kararı temyiz edeceklerini bildirdi.

    “DAVA DEVAM EDECEK, FAİLLER CEZASIZ KALMAYACAK”

    Adliye çıkışında “basit yaralamadan” verilen cezaya tepkilerini dile getiren Anne Emel Korkmaz, “Dövülerek öldürülen bir gencin sanığına 7 ay 15 gün ceza verilmesi kabul edilebilir değil. Mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.

    Daha sonra Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi ve avukatları Kayseri Baro Başkanlığı önünde basın açıklaması yaptı.

    Aile avukatı Ayhan Erdoğan, “Bu dava halen devam etmektedir. Çünkü verilen cezalar hukuken sanıkların cezalandırılması gereken oran ve maddelere ters düşmektedir. Örneğin AYM’nin tespitine dayanan sanık Hüseyin Engin’in eziyet suçundan cezalandırılmasını uygulamak yerine mahkeme eski kararı uyguladı. Benim güvenlik güçlerine önerim anayasal haklarını kullanan insanların karşısından iktidarın anayasaya aykırı emirlerini uygulama konumunda kendilerini bırakmamalarıdır. Bu yargılama aynı zamanda güvenlik güçlerine bir uyarı niteliğindedir. Bugün bu davada hüküm kesinleşti. Bizim hukukumuzda buna yer olmamasına rağmen 10 yıl sonra siyasal iktidarın ağır ithamları ve ağıza alınmayacak dilleriyle Gezi sürecine katılanların suçlaması sonrasında yeniden yargılandı ve mahkum edildi. Bu hukukta bir skandaldır. Hiçbir fail cezasız kalmayacak ve biz bitti demeden bu dava bitmeyecek” dedi.

    “ADALETİ SAVUNMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Ali İsmail Korkmaz’ın abisi Gürkan Korkmaz ise adalet vurgusu yaparak, şunları kaydetti:

    “Ali İsmail toprağın altında ama düştüğü yerde çoğalarak mücadeleyi arttırıyor. Binlerce bedende binlerce isimde onun adını yaşatıyoruz. Biz de yaşadığımız sürece, nefes aldığımız sürece adaleti savunmak için mücadelemizi devam ettireceğiz. Hak ihlaline uğramış ve uğramaya muhtemel kişilerin hakkını savunmak için Ali İsmail davası simgeseldir ve toplumun davasıdır. Bu yüzden hakkımızı alana kadar mücadelemizi bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

    Ailenin geçtiğimiz süreçte AYM’ye yaptığı başvuru sonucunda ihlal kararı verilmiş, polis Hüseyin Engin’in de yargılanmasına ve Ali İsmail Korkmaz’ın ailesine 67 bin 500 lira tazminat ödenmesine oy birliği ile karar verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fincancı cezaevinden çıktı: Hakikati paylaşmak sorumluluğumuzdur

    Fincancı cezaevinden çıktı: Hakikati paylaşmak sorumluluğumuzdur

    Cezaevinden çıkan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, hakikat vurgusu yaparak “Her türden silahın önlenebilmesi, kullanımın yasaklanabilmesi ve ortadan kaldırılabilmesi için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Türkiye’ni kimyasal silah kullanımına dair değerlendirmeleri ile birlikte araştırma çağrısında bulunduğu için tutuklanıp ceza verilen ve tahliye edilen Türk Tabip Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden çıktı. Fincancı’yı hak ve hukuk örgütleri temsilcileri Barış Anneleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm ve pek çok kişi karşıladı. Alkış, sloganlarla karşılanan Fincancı daha sonra basın açıklaması yaptı.

    “HAKİKATİ PAYLAŞMAK SORUMLULUĞMUZDUR”

    Gazetecilerin ilgisine işaret eden Fincancı, “Haber yapmayanlar, sesini çıkarmayanları bir kenara koyuyoruz” dedi. Korkunun ecele faydasının olmadığını söyleyen Fincancı, “Ne gördükse, hakikat neyse onu paylaşmak biz insan hakları mücadelesi yürütenlerin ve hekimlerin sorumluğu olduğu gibi sizlerin de bunu kamuoyuna iletme sorumluğumuzdur. Bu günler geçtiğinde sorumluluğunu yerine getirmiş ve getirmemiş olanları hep birlikte göreceğiz” diye kaydetti.

    “ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ”

    Verilen cezaya da tepki gösteren Fincancı, “Bu çok anlamsız bir durum. Bir kanalın yayın politikasının suç olarak tanımlanmasının ve sonrada o ‘suçun’ bana atılması akıl alır gibi değil. Ben ancak kendi suçumdan sorumlu olabilirim. Bu suçta insanlığa karşı sorumluluk taşıma suçudur. Sonuç olarak biliyoruz. Daha önce  ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen hekim arkadaşlarımız var. Tabi ki biz insan hekimleri insan sağlığını önceleyeceğiz. Savaşlara karşı olacağız. Her türden silahın önlenebilmesi, kullanımın yasaklanabilmesi, ortadan kaldırılabilmesi için de elimizden geleni yapacağız. Çünkü yalnızca insanları ele almamak lazım. Üzerinde yaşadığımız bu yer küre ve evren için zararlı olan bu tür girişimlerin önünde durmak hepimizin sorumluğudur” diye konuştu.

    “MÜCADELEYE DEVAM”

    Mücadeleye devam edeceklerini belirten Fincancı, son olarak “Bu mücadelede yanımızda olan ve ne yazık ki hukuki ortadan kaldırılmış bir ülkede hukukta ve adalette ısrar eden avukatlarıma, mecliste bizimle yan yana duran, sesimizi orada da duyuranlara ve mücadele arkadaşlarıma teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Biz mücadeleye devam edeceğiz. Bu mücadele bitmeyecek” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Deniz Poyraz davasında sadece katil değil, devlet de suçüstü yakalandı’-VİDEO

    ‘Deniz Poyraz davasında sadece katil değil, devlet de suçüstü yakalandı’-VİDEO

    PİRHA- Deniz Poyraz’ın katleden Onur Gencer’e verilen cezayı değerlendiren dava avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, verilen cezanın yetersiz olduğunu, olayın siyasi sorumlularının da ceza alması için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davada kararın açıklanmasının ardından İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, sık sık “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Katiller halka hesap verecek” ve “Deniz’e sözümüz devrim olacak” sloganları atıldı. Açıklamaya Deniz Poyraz’ın ailesinin yanı sıra HDP milletvekilleri Pero Dündar, Serpil Kemalbay, Murat Çepni, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, siyasi parti, insan hakları, kadın örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamada konuşan dava avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, duruşma salona girerek, davanın esasına ilişkin sözlerini söyleyemediklerini belirtti. Soruşturma ve yargılama sürecinde katili azmettiren ve yardım edenlerin ortaya çıkarılmaması için çaba harcandığını aktaran Ağaç, “Bu dosyada bir yargılama yapılmadı. Yapılan sadece hüküm kurmak adına bir faaliyetten ibaret. Eğer bu siyasi partiye bir saldırı varsa burada toplumsal bir kaos yaratılmak, birlikte yaşama arzusuna bir saldırılmak istenmiştir. Anayasal düzenin ortadan kaldırılması hedeflendi. Fakat kurulan hükümde taleplerimizin göz ardı edildiğini görüyoruz. HDP’nin örgütlenme, siyaset yapma hakkına saldırı yapıldı. Bu da Türk Ceza Kanununun 110 ve 114 maddelerine göre yargılama yapılmalıyken bu da yapılmadı” dedi.

    İÇİŞLERİ BAKANININ YARGILANMASI TALEBİ

    Yargılamada ayrıca siyasi faillerin de görmezden gelindiğini ifade eden Ağaç, “Türkiye’de 2015 yılından beri HDP’yi ve HDP’lileri hedef haline getiren siyasal dil kullanılmakta. Bu nedenle saldırılar yaşanmaktadır. İçişleri bakanının görevi güvenliği sağlamakken her ağzını açtığında saldırıları meşru görmekte ve yeni saldırılara zemin yaratmaktadır. Bu nedenle İçişleri bakanı hakkında da ek iddianame düzenlenmesi talebinde bulunduk. Fakat bu da karşılık bulmadı. Verilen karar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olabilir ancak eksik bir karardır. Gerçek adalet sağlanması için gerçek yargılama faaliyeti yürütülüp devlet içine çöreklenmiş bütün kişilerin sanık sandalyesine oturması lazım. Bunu yapana kadar hukuk mücadelesini sürdüreceğiz” diye konuştu.

    “VİCDAN ORTAKLIĞI”

    Ardından konuşan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, katil Onur Gencer’e kahraman muamelesi yapıldığını söyledi.

    Tanrıkulu, yargının insan hakları ihlallerinin faili konumunda olduğunu sözlerine ekleyerek, “Burada olmayanlara da şunu söylemek istiyorum; Eğer bir siyasal zeminde buluşulacaksa bunun yolu vicdan ortaklığı yaratmaktır. Zalimlik karşısında asgari bir vicdan ortaklığı yaratamıyorsak alacak çok yolumuz var. Dava boyunca sanığın geçmişine dair hiç bir araştırma yapılmadı. Bir sosyal medya paylaşımında yedi ceddiniz araştırılıyor. Ancak bu katile kahraman muamelesi yapıldı. Şemdinli dosyasında dönemin emniyet istihbarat başkanı ‘hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz’ demişti. Bu olayın faili bu siyasal iktidar, onun kolluk güçleri ve onların gösterdi çerçevede yargılama yapan yargı mensuplarıdır. Yargı insan hakları ihlallerinin faili konumuna düşmüştür. Ama bu dosya kapanmayacak. Sizlere söz;  bunun siyasal ortaklarını ve vekil olarak bana ‘telefonla içeri giremezsin’ diyen heyet hafızamızda yerlerini aldı. Bu süreçte yer alanlar mutlaka yargı önüne çıkacaklar” ifadesini kullandı.

    “SADECE KATİL DEĞİL DEVLETTE SUÇÜSTÜ YAKALANDI”

    HDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren ise sadece katilin değil devletin suç üstü yakalandığına vurgu yaparak, şunları kaydetti:

    “Bugün sözde bir duruşma yapıldı. Duruşmada Kürdü katleden, katile ‘abicim’ diyenler, soruşturmanın başından itibaren arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasını istemeyen savcı, avukatların tüm taleplerini reddeden mahkeme heyeti vardı. Duruşmada öldürülen Kürdün avukatları, dostları yoktu. Duruşmada tek bir taraf vardı. Bu yargı pratiğini sadece bu duruşmadan bilmiyoruz. İktidarın bu yaklaşımını JİTEM dosyalarından, Tahir Elçi, Ape Musa’nın katledilmesinden biliriz. Ama burada sadece katil suçüstü yakalanmadı. Suçüstü yakalanan devlet içindeki yapılanmaydı. Suçüstü yakalanan derin devletin ortaya çıkarılması için mücadele ortaya koyduk. Bu nedenle içeri girmeniz istenmedi. Mücadelemizin adliye dışında da sürecek.”

    “NEDEN KATİLİ SAVUNUYORSUNUZ?”

    Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz ise, HDP İzmir il binası önünde kurulan nöbet çadırının hesabının verilmesini isteyerek, “O çadır oradan kalkacak. Çünkü kızım bir bedel verdi. Kaç senedir ben ayağımı atamıyorum. Kızımın kanı oraya döküldü. Bu devlet mahsus o çadırı oraya koydu. Benim kızım orada şehit oldu. Katili duruşmaya sokuyorlar. Neden katili savunuyorsunuz? Siz söylüyorsunuz, o intikam alıyor. Poligonda eğitim aldı, kim o an güç verdi? Devlet güç verdi. Gitti kızımı katletti, çıkınca polis sarılıyor ‘ismin nedir’ diye. Adalet böyle midir?” diye sordu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan faşist saldırının üzerinden 5 yıl geçti-VİDEO

    Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan faşist saldırının üzerinden 5 yıl geçti-VİDEO

    PİRHA-6 yılı aşkındır cezaevinde olan ve ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan ancak tahliyesi ATK tarafından engellenen Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un Hakk’a yürümesinin üzerinden 5 yıl geçti. Saldırganlardan 16 kişiye 10 ay 15 günden, 4 yıl 8 aya varan cezalar verildi.

    Kandıra Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan ve demans teşhisi konulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor.

    Hastalığına neden olan ve travmaya yol açan annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırı, Aysel Tuğluk üzerinde büyük bir etki yarattı. 6 yılı aşkındır cezaevinde olan ve ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan ancak tahliyesi Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından engellenen Aysel Tuğluk’un annesinin Hakk’a yürümesinin üzerinden 5 yıl geçti.

    Hatun Tuğluk’un, Ankara’nın İncek semtindeki Hakk’a Uğurlama Erkanı törenine faşist gruplar tarafından saldırı gerçekleştirilmiş, saldırının ardından Hatun Tuğluk’un naaşı, Dersim’de toprağa sırlanmıştı.

    Saldıranların yargılandığı Gölbaşı 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında 16 kişiye 10 ay 15 günden, 4 yıl 8 aya varan cezalar verildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    >Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine Ankara’da ırkçı saldırı

    >Hatun Tuğluk’un mezarını basan saldırgan AKP’li bakan ve vekillerle yan yana

    >Hatun Tuğluk’un cenazesine saldırıya ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı

    >Hatun Tuğluk’un cenazesine saldıranların cezası belli oldu

  • Gazeteci Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser’e hapis cezası

    Gazeteci Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser’e hapis cezası

    Gazeteci Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser’e, duruşmalara hiç katılmayan tanığın beyanları esas alınarak “örgüt üyeliği” iddiasıyla 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi. 
    Gazeteci Sadık Topaloğlu ile Sadiye Eser’in “örgüte üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Topaloğlu ve Eser katılmazken, avukatları Ayşe Acinikli ve Özcan Kılıç hazır bulundu. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şube Başkanı Banu Tuna da takip etti.
    Duruşmada savunma yapan Av. Özcan Kılıç, iddia makamının iddiasını Özgür Baran’ın iddiaları üzerine kurduğunu ancak Baran’ın tek bir duruşmaya dahi gelmediğini belirterek, yüz yüze dinlenilmeyen tanığın iddialarının dikkate alınmayacağına dair Yargıtay kararlarına işaret etti. Kılıç, Eser’in 10 yıldır gazetecilik yaptığını vurguladı. Şu anda gazetecinin yargılandığı bir dava görüldüğünü dile getiren Kılıç, Eser’in telefonunda yer alan Kürtçe bir şarkının delil olarak dosyaya konulduğuna dikkat çekti. Mütalaanın temelsiz olduğunun altını çizen Kılıç, beraat talebinde bulundu.
    AVUKATTAN YARGITAY’IN KARARINI HATIRLATMA
    Topaloğlu’nun avukatı Acinikli ise, iddia makamı tarafından dosyanın incelenmediğini kaydederek, daha önce dosya kapsamında ifade veren bir tanığın müvekkilini tanımadığını söylediğini paylaştı. Acinikli, tanığın baştan beri müvekkili üzerinden duyumları olduğunu anlattığını ancak iddia makamının “beyan değişikliği” olarak değerlendirerek, ceza talep ettiğini dile getirdi. Dosyada beyanları bulunan Özgür Baran’ı iki yıl boyunca aradıklarını ancak tek bir duruşmaya dahi gelmediğini aktaran Acinikli, “Olayın delili tanık ifadesi ise dinlenmek zorundadır. Eğer dinlenmemişse hükme esas alınmaz. Söz konusu kişi etkin pişmanlık üzerinden yargılanıp serbest bırakılmış. Çıkarı için isimler tanıdığını söylemiştir. Bu yüzden ifadelerine güvenilmezdir. Yargıtay’ın ‘itirafçının’ beyanlarının hükme esas alınmayacağına dair kararı var” diye konuştu.
    Baran’ın müvekkilinin gazeteci yeğeni ile ilgili de beyanlar verdiğini paylaşan Acinikli, müvekkilinin yeğeninin beraat ettiğini kaydetti. Müvekkilinin 2014’de “örgüte” katıldığı iddia edildiğini ancak o tarihlerde müvekkilinin İstanbul Üniversitesi’nde okuduğunu ve üniversitenin de yoklama listesi ile bunu doğruladığını belirten Acinikli, ayrıca o dönemde yurt dışına giriş ve çıkışları olmadığına işaret etti. Müvekkilinin yaptığı haber ve fotolar üzerinden cezalandırılamayacağını belirten Acinikli, “Ortada somut bir delil yoktur. Delil olarak sunulan her şey çürütülmüştür” diye belirtti. Acinikli, beraat talebinde bulundu.
    GAZETECİLERE CEZA
    Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, Eser ve Topaloğlu’na “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 6 yıl 3’er ay hapis cezası verdi.


    (HABER MERKEZİ) 

  • Kemal Kurkut’un katledilme anını çekmişti; Gazeteci Gök’e hapis cezası

    Kemal Kurkut’un katledilme anını çekmişti; Gazeteci Gök’e hapis cezası

    Kemal Kurkut’un katledilme anını fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’e 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi. 
    Mezopotamya Haber Ajansı’nın haberine göre; Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un öldürülme anını fotoğraflayan Gazeteci Abdurrahman Gök hakkında “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın duruşması, Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gök’e, 1 yıl 6 ay 22 gün ceza verildi.
    (HABER MERKEZİ)
  • Yargıtay, Kaftancıoğlu’nun cezasını onadı-VİDEO

    Yargıtay, Kaftancıoğlu’nun cezasını onadı-VİDEO

    PİRHA-Yargıtay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 3 davadan aldığı cezaları onadı, 2 davayı ise düşürdü. Karara dair açıklama yapan Canan Kaftancıoğlu, “Asla durmak, yılmak, yorulmak yok!” dedi.

    Yargıtay, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında kararını açıkladı. Yargıtay’ın kararına göre, Kaftancıoğlu’nun 3 davadan aldığı ceza onanırken, yargılandığı 2 dava ise düşürüldü.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 5 ayrı suçtan verilen 9 yıl 8 ay 20 günlük hapis cezasının 4 yıl 11 ay 20 gün olan bölümünü onadı. Yargıtay, Kaftancıoğlu’na iki suçtan verilen 4 yıl 2 aylık hapis cezasını ise bozdu.

    Kaftancıoğlu da, Yargıtay’ın kararının ardından ilk açıklamasını kişisel Twitter hesabından paylaştığı video ile yaptı.

    Kaftancıoğlu, “Memleketime bahar gelmiş:) Asla durmak, yılmak, yorulmak yok! Nerede olursak olalım çalışacak, umudu örgütleyerek iktidardaki kötülüğü hep birlikte gönderecek, hukukun üstünlüğünü tesis ettiğimizde hep birlikte nefes alacağız… #AzKaldı” notunu düştü.

    Yargıtay’ın Canan Kaftancıoğlu kararının ardından CHP Lideri Kılıçdaroğlu ise yaptığı açıklamada “Partimizin tüm milletvekilleri, derhal İstanbul il başkanlığı binamıza doğru yola çıkın” çağrısında bulundu.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de Gezi protestosu: Yargılanacakları gün uzak değil-VİDEO

    İzmir’de Gezi protestosu: Yargılanacakları gün uzak değil-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de emek, meslek ve demokrasi güçleri, Gezi davasında verilen hapis cezalarını protesto etmek için bir araya geldi. Yapılan açıklamada Gezi direnişinin bu ülkenin en kitlesel hareketi olduğuna dikkat çekilirken “Bu ülkenin eşitlik, özgürlük ve adalet umudunu kirletmenize asla izin vermeyeceğiz” denildi.

    Gezi davasında çıkan karara ilişkin İzmir emek ve demokrasi güçleri, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Kongresi (HDK), HDP İzmir İl Örgütü, bileşenleri ve milletvekilleri de katıldı.

    Yapılan protestoda “Hepimiz Gezi’deydik, Gezi’yi savunuyoruz” yazılı pankartı açılırken “Gezi’de düşene, dövüşene bin selam. Yaşasın devrimci dayanışma. Gün gelecek, devran dönecek, AKP, halka hesap verecek. Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları atıldı

    Ortak açıklamayı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı okudu.

    “KARAR HUKUKSUZ VE DAYANAKSIZDIR”

    Açıklamada, AKP’nin iktidarını mutlaklaştırmak amacıyla Gezi direnişini karalamak istediği belirtilerek, “İki kez beraat kararı verilmiş olmasına rağmen kararların bozulması ve yeniden açılan davanın karara bağlanmasıyla Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, Mücella Yapıcı, Can Atalay, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’ye 18’er yıl hapis cezası ve tutuklama kararı çıktı. Bu haklı ve onurlu direnişi paylaştığımız arkadaşlarımız için verilen kararlar hukuksuz ve dayanaksızdır” denildi.

    “GEZİ KADINLARIN İSYANIYDI”

    Gezi’nin bir ekoloji mücadelesi olduğu vurgusu yapılırken “Sokaklarda özgür ve korkusuz dolaşmak isteyen, emeği görünmez kılınan, değersizleştirilen, ekonomik, fiziksel, cinsel, psikolojik her tür şiddete karşı yaşamına, emeğine, bedenine sahip çıkan kadınların isyanıydı Gezi. Hayatın her alanını iktidarın siyasal İslamcı ideolojisi doğrultusunda dizayn etme, dinselleştirme girişimlerine karşı yaşamı, laikliği savunmaktı Gezi. Etnik köken, inanç, cinsiyet, cinsel yönelim temelli her tür ayrımcılığa, nefret söylemine inat bir arada barış içinde yaşayabilmenin imkanıydı Gezi. Meclisler, forumlar aracılığıyla eşit özneler olmanın, kendimiz hakkındaki kararlara katılmanın, yurttaşlığın, eşit, özgür, dayanışmacı bir yaşamın deneyimlenmesiydi Gezi. Bu karar aynı zamanda demokrasi, eşitlik, özgürlük, laiklik, barış isteyen milyonlarca insana tam da seçim sathına girildiği bir dönemde verilen bir gözdağıdır aynı zamanda. Bir kez daha altını çiziyoruz; Gezi direnişi kimsenin talimatıyla olmadı; Gezi direnişi, emekten, eşitlikten, özgürlükten, laiklikten, barıştan, demokrasiden yana olanların bu tahayyülü deneyimlediği kendiliğinden bir halk hareketiydi” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada son olarak Gezi direnişinin ve yargılanan isimlerin arkasında olunduğu belirtildi.

    “YARGILANACAKLARI GÜN UZAK DEĞİL”

    İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel ise, davanın hukuksuz olduğunu, Cumhuriyet Savcılığının, gizli tanıkları ortaya koyamadığını dile getirdi. Yücel, AİHM’den tutuklulukların hukuksuz olduğuna dair kararlar verildiğini hatırlatarak, kararların görmezden gelinmesi için ise dosyaların birleştirildiğine işaret etti. Gezi’de katledilenlerin failleri yerine Gezi’ye katılanlara cezalar verildiğini ifade eden Özkan mahkeme kararlarıyla yurttaşın baskı altına alınmak istendiğine dikkat çekti. Özkan, “Devran dönecek siz de avukatlara adalete ihtiyaç duyacaksınız demiştik ama benzerleri yakalandıklarında ilk söyledikleri şey ‘avukatımı istiyorum’ oldu. Çok uzak değil. Bu dönemi yaşatanlar bir gün yargı karşısında hesap vermek zorunda kalacaklar. İşte o zaman savunma hakkının peşinde koşanlar onlar olacak” dedi.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Gezi davasında karar çıktı: Osman Kavala’ya müebbet hapis cezası verildi

    Gezi davasında karar çıktı: Osman Kavala’ya müebbet hapis cezası verildi

    PİRHA- 2013’teki Gezi eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davada karar çıktı. Mahkeme, Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi.

    Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararlarının bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlanan davaya İstanbul Adliyesi 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor.

    Davada duruşma savcısı celse arasında mütalaasını açıklamıştı. Açıklanan mütalaada, Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı’nın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep edilirken, 6 sanığın ise ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

    Dava öncesi Taksim Dayanışması adına Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapıldı. “Gezi, ülkemizin toplumsal tarihinin en onurlu ve parlak sayfasıdır. Gezi’nin tüm değerlerine sahip çıkıyoruz. Gezi Direnişi’nin anayasal zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla 2 kez tescil edilmesine rağmen hukuka ve gerçeğe aykırı tümüyle mesnetsiz iddialarla 3’üncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği karalanmak isteniyor” denilen açıklamada, “Gezi umuttur, umut yargılanamaz”ifadeleri yer aldı.

    Davada Osman Kavala’nın avukatlarından Evren İşler, mahkeme heyetinin üyelerinden Murat Bircan’la ilgili çarpıcı bilgiyi dile getirdi. İşler “Adil yargılanmanın görüntüde de topluma yansıtılması gerekir. Bir yurttaşın burada adil bir yargılama yapıldığını hissetmesi gerekir. Mahkeme heyetini oluşturan üyelerin ismini Google’a yazdığımızda üye hakim Murat Bircan’ın Bafra Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde çalışırken istifa edip hakim olduğunuzu görüyoruz. Murat Bircan aynı zamanda AKP’den milletvekili aday adayı da olmuş. güveniyor Bu dosyada Erdoğan ilk mağdur. Talimat vermeye gerek var mı? Üye hakim onu seviyor zaten” dedi.

    Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar da Bircan’la ilgili olarak “Mahkemenin bir karar vermesi lazım, bu karar davadan çekilme şeklinde veya üye hakimin çekilmesi şeklinde olabilir. Biz sizi reddediyoruz” dedi. Ancak mahkeme heyeti, üye hâkim Murat Bircan’ın davadan çekilmesi talebinin “davayı uzatmaya yönelik bir talep olduğuna” karar vererek talebi reddetti.

    Mahkeme Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi. Öte yandan mahkeme Kavala dışındakilerin de tutuklanmasına karar verdi.

    “HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ” 

    Karara salondakiler “Her yer Taksim her yer direniş” sloganlarıyla tepki gösterdi.

    Mücella Yapıcı kararın açıklanmasının ardından “8 çocuğun yanında benim 18 yıl yatmamın ne anlamı var. Vız gelir tırıs gider” dedi.

    Hakkında 18 yıl hapis ve tutuklama kararı verilen Can Atalay, ”Şunu bilin zulme boyun eğmeyeceğiz. Zulme karşı direneceğiz. Hiçbir hukuka aykırı işlemi kabul etmeyeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Sedef Kabaş’ın 11 yıl 8 aya kadar hapsi istendi

    Gazeteci Sedef Kabaş’ın 11 yıl 8 aya kadar hapsi istendi

    Gazeteci Sedef Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile bakanlar Süleyman Soylu ve Adil Karaismailoğlu’na hakaret ettiği suçlamasıyla toplam 11 yıl 8 aya kadar hapsi istendi.

    Katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği sözlerden “Cumhurbaşkanına hakaret” ettiği iddia edilerek geçtiğimiz ay tutuklanan gazeteci Sedef Kabaş hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Basın Bürosu’nca hazırlanan iddianamede, Sedef Kabaş “şüpheli”, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “müşteki”, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu “mağdur” sıfatıyla yer aldı.

    TOPLAM 11 YIL 8 AY CEZA İSTENDİ

    İddianamede Sedef hakkında “Zincirleme şekilde Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” gerekçesiyle 7 yıla kadar hapis talep edildi. Buna ek olarak Sedef hakkında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na yönelik sözleri nedeniyle “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla da 4 yıl 8 aya kadar hapsi istendi.

    RE’SEN SORUŞTURMA BAŞLATILDI

    İddianamede, Sedef hakkında savcılıkça re’sen soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatları tarafından da şikayet dilekçesi verildiği belirtilen iddianamede, CİMER aracılığıyla ve savcılığa dilekçe sunularak da “pek çok şikayette bulunulduğu, bu şikayetlerin aynı mahiyette olması nedeniyle birleştirildiği” anlatıldı. Sedef’in “televizyondaki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik tahkir içeren ifadelerini, Twitter hesabı üzerinden de yinelediği” belirtilip, “şüphelinin alenen müştekinin kişilik haklarına saldırmayı alışkanlık haline getirdiği, müştekinin şeref, onur ve haysiyetine yönelik ağır ifadeleri tekrar tekrar kullanarak suç işleme yönündeki iradesini yinelediği” belirtilerek, “yapılan suç duyurusuna karşılık açılan soruşturmanın da suçun aynı olması nedeniyle” birleştirildiği belirtildi.

    SUÇLAMALARI REDDETTİ

    Sedef Kabaş’ın programda yaptığı konuşmasının dökümüne yer verilen iddianamede, polis ifadesinde “hakaret kastının olmadığını, canlı yayında sarf etmiş olduğu bir atasözü olduğunu, bir durumu anlatmak için kullandığını, anlamı güçlendirmek için kullandığı bir metafor olduğunu, Cumhurbaşkanı dahil kimseyi kastetmediğini” diyerek suçlamayı reddettiği vurgulandı.

    İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame kabul edilirse Sedef önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kesilen cezalar canına tak etti, aracını yaktı-VİDEO

    Kesilen cezalar canına tak etti, aracını yaktı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Çeşmeli’de aracına astronomik rakamlarla ceza kesilen işçi servisi sahibi, aracını yaktı.

    Tarım işçilerini taşıyan servis araçlarına yönelik sık sık ceza kesilmesi servis aracı sahiplerini çileden çıkardı. 3 bin TL ile 12 bin TL arasında cezaların kesildiği ve aracın trafikten men edilmesine isyan eden araç sahibi aracını trafik memurlarının önünde ateşe verdi.

    Cezalara isyan eden araç sahibi, ‘Görün halimizi, devletimizin bizi düşürdüğü hali görün” diyerek isyan etti.

    Konuya dair PİRHA‘ya konuşan Güvencesiz İşçiler Derneği (GİŞ-DER) Başkanı Abdulselam Kutlu, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Ulaştırma Bakanlığı’nın sorunu giderme konusunda gerekli adımları atmadığını belirterek, şunları ifade etti:

    “Emekçilerin bu halini görmeyen ve yıllardır bu sıkıntıları bütün kamu kuruluşları başta olmak üzere Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ilettik. Buna rağmen alanımızda daha önceki büyükşehir belediye başkanlığının iki sefer değiştirdiği güzergah yönetmeliğinden dolayı tarım alanında büyük sıkıntılar var. Böyle felaketlerin olmaması için insanlar kendi canına ve malına zarar vermemesi için başta Mersin Büyükşehir Belediyesi olmak üzere Valilik ve Ulaştırma Bakanlığı, bütün mülki amirler bu insanların halini mutlaka görmelidir. Bir an evvel bu alandaki sorunlara çare olun. Bu insanlar artık rahat bir şekilde kendi alanlarında bir lokma ekmek yiyebilsinler. Yeter artık bu insanların sesini duyun.”

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Selahattin Demirtaş: Eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz, yenilmeyeceğiz

    Selahattin Demirtaş: Eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz, yenilmeyeceğiz

    PİRHA- Başak Demirtaş’a, sahte sağlık raporu alarak öğretmen olarak görev yaptığı okula gitmediği iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine tepki gösteren HDP’nin eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, “Ahlaksızlığın, dibe vurmanın sınırı varmış gibi düşünüyoruz bazen. Ancak bunlar için dibin sınırı yok” dedi.

    Başak Demirtaş hakkında sahte sağlık raporu alarak öğretmen olarak görev yaptığı okula gitmediği iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmesinin ardından Edirne F Tipi Cezaevi’nde 5 yıldır tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi.

    Demirtaş, paylaşımında şunlara yer verdi:

    “Ahlaksızlığın, dibe vurmanın sınırı varmış gibi düşünüyoruz bazen. Ancak bunlar için dibin sınırı yok.

    Allah insana, düşmanının bile merdini nasip etsin. Eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz, yenilmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka kazanacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    Başak Demirtaş’a 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi

     

     

  • Akdeniz Gençlik Festivaline büyük ilgi!

    Akdeniz Gençlik Festivaline büyük ilgi!

    PİRHA-Adana Türkiye Gastronomi Yeme İçme ve Eğlence İşletmecileri Derneği (TURİDER) tarafından ilki düzenlenen Akdeniz Gençlik Festivali büyük bir coşkuyla başladı.

    Geleneksel hale gelecek ve 4 Ekim gecesine dek sürecek festivalin ilk gününde dans workshopları, ödüllü yarışmalar, kamp organizasyonları ve spor turnuvaları gibi etkinlikler yapıldı.

    Ünlü sanatçılar Ceza, Can Bonomo ve Ceylan Ertem ile Khontkar, Can Gox ve Müzisyen Adam’ın sahne aldığı festivalin ilk gününde renkli anlar yaşandı. Festival alanına akın eden binlerce insan, gönüllerince eğlendi, festival coşkusunu doyasıya yaşadı.

    4 Ekim’e dek sürecek olan festivalin ilerleyen günlerinde Mor ve Ötesi, Gripin, Hayko Cepkin, Melek Mosso gibi isimler sahneye çıkacak. Sanatçı Haluk Levent de, Rus Kızılordu Korosu ile konser verecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Cem Şimşek’e hapis cezası

    Gazeteci Cem Şimşek’e hapis cezası

    PİRHA- Gazeteci Cem Şimşek’e 11 ay 20 gün hapis cezası verildi. 

    Evrensel gazetesi eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cem Şimşek hakkında “Alman karikatüristler Erdoğan’ı fena çizdi” başlıklı haber nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla açılan davanın karar duruşması görüldü.

    Bakırköy 27’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Cem Şimşek’in avukatı Devrim Avcı ve müşteki avukatı hazır bulundu. Av. Avcı, Şimşek için beraat isterken, mahkeme, “Cumhurbaşkanına hakaret etmek” iddiasıyla Şimşek’e 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Cezanın hükmünün infazı geriye bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Berkin Elvan’ı öldüren polise 16 yıl 8 ay hapis cezası-VİDEO

    Berkin Elvan’ı öldüren polise 16 yıl 8 ay hapis cezası-VİDEO

    PİRHA-Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu Okmeydanı’nda yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin sürdürülen davanın karar duruşması bugün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nin 17’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 

    Gezi direnişi sırasında Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin süren davanın 20’inci duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nin 17’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme, Fatih Dalgalı‘yı kasten öldürme suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 16 yıl 8 ay hapse çarptırdı. Dalgalı, tutuklama kararı verilmediği için cezası Yargıtay tarafından onanırsa cezaevine girecek.

    Duruşmayı, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve yakınlarının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Mahmut Tanal ve Türkiye İşçi Partisi (TİP)milletvekili Barış Atay ve çok sayıda insan hakları aktivisti takip etti.

    Duruşmada Elvan ailesinin avukatları hazır bulunurken, sanık polis Fatih Dalgalı ise Van’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)’yle duruşmaya katıldı. Duruşma kimlik tespitiyle başladı.

    Duruşmada konuşan mahkeme başkanı, davaya yeni atandığını ancak dosyayı incelediklerini söyledi. Başkan, “Adil bir yargılama yapmaktan başka bir işimiz yok. Sadece somut delillere, kanuna ve vicdana uygun karar vermeye çalışıyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın” dedi. Duruşma savcısı ise esas hakkındaki mütalaasında bir değişiklik olmadığını dile getirdi.

    “BERKİN, DEVLETİN RESMİ KOLLUĞU TARAFINDAN KASTEN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Ardından söz alan Elvan Ailesi avukatlarından Çiğdem Akbulut, Elvan dosyasının kamuoyuna mal olduğunu ve özel bir dosya olduğunu belirterek, “Berkin kaza ya da ihmal ile değil, devletin resmi kolluğu tarafından kasten öldürüldü. Dönemin ve bu günün yetkililerinin söylemleri nedeniyle bu dosya siyasi bir dosyadır. Polis, yıllarca yargıdan kaçtı. Katil ortaya çıksın diyen avukatları bu gün aramızda değiller. Ebru Timtik bunlardan yalnızca biri” diye belirtti.

    “CEZASIZLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Delillerin toplanmadığını söyleyen Akbulut, “Elvan’ın cebinde bulduğu maytapları sürekli medyaya taşıyarak cinayeti meşrulaştırma güdüsü amaçladı” dedi. Jandarma’nın yıllar sonra keşif yaptığını ve sonrasında “Biz bu konuda uzman değiliz” dediğini aktaran Akbulut, “Başından beri delil karartılmaya çalışıldı. Bu da bir tutuklama gerekçesidir. Cezasızlıkla karşı karşıyayız ve bunun son bulmasını istiyoruz” diye belirtti.

    “BERKİN KASTEN VURULDU”

    “Vereceğiniz karar bundan önce olan olaylara engel olamayacak” diyen Akbulut, “Ceylan Önkol katili çıkmadı, Polis tarafından öldürülen Uğur Kaymaz’ın katili bulunmadı. Vereceğiniz karar bundan sonra olacak olayları engelleyebilir. Ethem silahla vurulmuştu. Ali İsmail Korkmaz dövülerek katledildi. Kolluğa istediğinizi yapabilirsiniz mesajı veriliyor. Bundan dolayı Berkin’in kasten vurulduğunu söylüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KADİR HANBALOĞLU’NUN TEKRAR DOSYAYA DAHİL EDİLMESİNİ VE YARGILANMASINI İSTİYORUZ”

    SEGBİS’in etkisiz olacağı için bu duruma itiraz ettiklerinin altını çizen Akbulut, bu itirazlarının can güvenliği gerekçesiyle reddedildiğini söyledi.

    Akbulut, “Bu dosya da karar verilmesini ve Fatih Dalgalı’ya ceza verilmesini istiyoruz. Çünkü Berkin’i bilerek vurdu. Vereceğiniz kararın polis elini silaha attığında bin kere düşünmesine sebep olmasını istiyoruz. Bir önemli talebimiz daha var. Dalgalı tek değildi, ona talimat veren amiri de vardı. Gereksiz yere gaz atan ve Berkin’in yönünü değiştiren ve ölmesine neden olan kolluk da bu cinayete dahildir. Hakkında takipsizlik verilen kolluk Kadir Hanbaloğlu’un tekrardan dosyaya dahil edilmesini ve yargılanmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “BU HUSUMET TARİHSELDİR”

    Ardından söz alan avukat Akçay Taşçı ise sanık Fatih Dalgalı’nın Berkin’i vuran atışı kasten yaptığına dair görüntü tespitlerini paylaşarak Elvan’ın hedef gösterilerek vurulduğuna işaret etti. Taşçı, “Görüntülerde sanık polisin tavırlarında bir tereddüt görünmüyordu. Sanık polis doğrudan hedef alarak, nişan alarak 1, 55 boyundaki bir çocuğu başından vurarak öldürdü. Bu husumetin nerden geldiğini biliyoruz. En yukardan aşağıya kadar iktidar tarafından verildi. Bu husumet tarihseldir. Sanık, buna bakarak başına bir şey gelmeyeceğini bildiği için Berkin’i kasten öldürdü” diye belirtti.

    “TÜRKİYE’DE ADALET KRİZİ HİÇ BU KADAR DERİN OLMAMIŞTI”

    Söz alan avukat Can Atalay, “Taş atan çocuklara ceza veriyorsunuz, kolluğun silahını, atışını elverişiz buluyorsunuz. Sadece İstanbul’da polis 5 bin kişinin vücut bütünlüğüne zarar vermiş. Sanık, ilk önce Kadir Hanbaloğlu ile konuşuyor ondan sonra atış yapıyor. Görüyor, karar veriyor ve ilk çıkacak kişiyi vuruyor. Dalgalı ve amirleri, ekmek almaya çıkan bir çocuğu başından vurdu. O dönem de önemin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan ‘kararı ben verdim’ demişti. Kendisi hakkında ve dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Türkiye’de adalet krizi hiç bu kadar derin olmamıştı” ifadelerini kullandı.

    “BU DEVLET HEM ÇOCUĞUMU ÖLDÜRDÜ HEM ÜZERİNDEN PARA KAZANDI”

    Ardından söz alan Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, suçu devletin işlediğini ve işlemeye devam ettiğini belirterek, “Başka çocuk öldürülmesin, başka anne ağlamasın ama her gün bize bir anne katılıyor. Kesinlikle bunun sorumlusu devlettir. Bu devlet hem çocuğumu öldürdü hem de üzerinden para kazandı. Yeter artık. Olup bitenlerin sebebi yargıçlardır. Bu suçlara ortak olduğunuz için gün gün acımıza acı ekleniyor. Ben adalet istiyorum. Başka anneler aynı acıyı çekmesin. Katillere ceza verilene kadar ellerim yakalarında olacak. Siz ceza vermeseniz de ben bu işin peşinin bırakmayacağım. Siz ceza vermeyecekseniz o zaman bana çocuğumu verin” diye belirtti.

    “ADINI HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİM”

    “Övünün yasalarınızla” diyerek fenalaşan anne Gülsüm Elvan mahkeme salonundan dışarı çıkarıldı. Anne Elvan’dan sonra söz alan kız kardeşler Gamze Elvan ve Özge Elvan’da fenalaşmasına rağmen savunma yapmak istedi. En ağır cezanın verilmesini istediğini söyleyen Özge Elvan, “Bu bir nebze olsun annenin içini soğutabilir. Burada sanki biz yargılanıyormuşuz gibi bir hava var. Biz burada Berkin’in masum olduğunu kanıtlamaya çalışıyoruz” dedi. Gamze Elvan ise, “Katil ölme, seni vicdanın öldürsün, hiçbir ceza benim içimi soğutmayacak. Ne olursa olsun Berkin’in adını haykırmaya devam edeceğim” şeklinde konuştu.

    Duruşma sonunda mahkemenin, Fatih Dalgalı‘yı kasten öldürme suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 16 yıl 8 ay hapse çarptırdığı bildirildi. Dalgalı‘nın, tutuklama kararı verilmediği için cezası Yargıtay tarafından onanırsa cezaevine gireceği kaydedildi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • İzmir, Mersin ve Dersim’de Ali Haydar Ben’e destek: Cezalandırılan Dersimlilerdir-VİDEO

    İzmir, Mersin ve Dersim’de Ali Haydar Ben’e destek: Cezalandırılan Dersimlilerdir-VİDEO

    PİRHA- İzmir, Mersin ve Dersim Dernekleri ve kurum temsilcileri, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Haydar Ben’e 4 yıl 2 ay hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda, “DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben nezdinde cezalandırılmak istenen;  yıllardır yaşam alanlarını, inancını kültürünü, dilini ve doğasını savunma merkezi olarak görünen  Dersim halkıdır” denildi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Haydar Ben’e ‘yardım ve yataklık’ iddiasıyla verilen 4 yıl 2 ay hapis cezasına Mersin, Dersim ve İzmir Dersim Dernekleri’nden tepki geldi.

    İzmir Konak’ta bulunan dernek binasında İzmir Dersim Dernekleri adına açıklamayı okuyan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, son yıllarda sistematik olarak Dersim kurumlarına, sanatçılarına ve bireylerine yönelik baskı, yasaklama, gözaltı ve tutuklamaların hız kazandığını belirterek, “Bu yağmanın, yolsuzluğun, sömürünün, savaşın, doğanın talan edilmesi ve çürümüşlüğün odağı olmuş düzene karşı, Dersimliler ve Dersim dostları olarak inancımızı, kültürümüzü, doğamızı, dilimizi ve Dersimi korumaya devam edeceğiz” dedi.

    “DERSİM KURUMLARINA, SANATÇILARINA YÖNELİK TUTUKLAMALAR HIZ KAZANDI”

    Sultan, “Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar, sansür hepsi kendi korkusunu topluma yaymaya çalışan iktidarın güçsüzlüğünün göstergesidir. DEDEF Genel Başkanımız Ali Haydar Ben nezdinde cezalandırılmak istenen;  yıllardır yaşam alanlarını, inancını kültürünü, dilini ve doğasını savunma merkezi olarak görünen DEDEF ve Dersim halkıdır” şeklinde konuştu.

    “İNANCIMIZI, DOĞAMIZI VE DERSİMİ, KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Mersin Dersimliler Derneği de, İHD Mersin Şubesi’nde basın açıklaması yaparak Ben’e verilen cezayı kınadı.
    Dernek Başkanı Hasan Tanrıkut, şiddetin, baskının, hapis cezalarının sona erdirildiği, hiç kimsenin demokratik talepleri, düşünceleri nedeniyle cezalandırılmadığı bir ülke taleplerini ısrarla devam ettireceklerinin altını çizerek, “Bu yağmanın, yolsuzluğun, sömürünün, savaşın, doğanın talan edilmesi ve çürümüşlüğün odağı olmuş düzene karşı, Dersimliler ve Dersim dostları olarak inancımızı, kültürümüzü, doğamızı, dilimizi ve Dersim’i korumaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Dersim Dernekleri Federasyonu olarak şiddetin, baskının hapis cezalarının sona erdirildiği, hiç kimsenin demokratik talepleri, düşünceleri nedeniyle cezalandırılmadığı bir ülke talebini ısrarla yürüteceğiz. Ülkemizde yaratılmak istenen kuşatmaya, saldırılara karşı; doğa, emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN-İZMİR-DERSİM

  • Rahip Aho için imza kampanyası başlatıldı

    Rahip Aho için imza kampanyası başlatıldı

    Mor Yakup Manastırı Rahibi Sefer (Aho) Bileçen’e iki yıl bir ay hapis cezası verilmesi üzerine Avrupa’daki Süryani kurumları ve siyasetçiler, “Rahip Aho’ya özgürlük” başlıklı bir imza kampanyası başlattı.

    Mardin’in Nusaybin ilçesinde 10 Ocak 2020 tarihinde tutuklanan, 14 Ocak’ta tahliye edilen ve 16 Ocak’ta ise hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla iddianame hazırlanan Mor Yakup Manastırı Rahibi Sefer (Aho) Bileçen, yargılandığı davada iki yıl bir ay hapis cezası verildi.

    Avrupa’daki Süryani kurumları ve siyasetçiler “Rahip Aho’ya özgürlük” başlıklı bir imza kampanyası başlattı.

    Gazete Sabro’nun haberine göre, kampanyada “Sadece değerlerine göre hareket eden, isteyenlere ekmek ve su veren Rahip Aho hakkındaki tüm suçlamaların Türk hükümeti tarafından serbest bırakılması ve düşürülmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • KHK ile kapatılan Özgür Gündem davasında 21 yıl hapis

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem davasında 21 yıl hapis

    KHK’yle kapatılan Özgür Gündem gazetesinin ana davasının karar duruşmasında, gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’e 6 yıl 3 ay, Genel Yayın Yönetmeni Zana Kaya’ya ise 1 yıl 13 ay hapis cezası verildi. 

    Kanun Hükmünde Kararname(KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi ana davasının 4’üncü duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “Örgüt üyeliği”  ve “Örgüt propagandası” suçlamaları ile yargılanan gazeteyle dayanışma amacıyla bir gün Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni olan Eren Keskin ve gazetenin Sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya hazır bulunurken, gazetenin sahibi Kemal Sancılı ile Genel Yayın Yönetmeni Zana (Bilir) Kaya, duruşmaya katılmadı.

    Kimlik tespitiyle başlanan duruşmada Keskin ve Kızılkaya’nın son sözleri alındı. Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Sancılı, Kızılkaya ve Keskin’e “Örgüt üyeliği” suçlaması ile 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Kaya’ya ise “Örgüt propagandası” suçlamasıyla 1 yıl 13 ay hapis cezası verildi. (MA)

  • KHK’li akademisyen Yiğiter’e, Cumhurbaşkanına hakaret şüphesiyle ceza verildi

    KHK’li akademisyen Yiğiter’e, Cumhurbaşkanına hakaret şüphesiyle ceza verildi

    KHK’li akademisyen Yiğiter, içinde Erdoğan’ın makamı ve adı geçmeyen bir paylaşımından dolayı Cumhurbaşkanı’na hakaret cezası aldı. Karar hakkında konuşan Yiğiter, “Şüphe ile ceza verdiler” dedi.

    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Cenk Yiğiter, “Reis deyince eskiden aklıma Temel Reis gelirdi. Şimdi y… biri geliyor artık” sözleri nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı.

    Yargılama sonucu mahkeme, Yiğiter’e 1 yıl, 5 ay, 15 gün hapis cezası verdi. Ceza, bölge idare mahkemesince de onandı.

    Ankara 20’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, Cenk Yiğiter’e bu paylaşımında kimi kastettiği soruldu. Yiğiter, mahkemede savunmasında, kastedilenin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmadığını, zaten kendisinin isminin de paylaşımda geçmediğini kaydetti. Yiğiter ayrıca, “Reis” kelimesinin Türkiye’deki yaygın lakaplardan biri olduğunu vurguladı, demokratik bir ülkede böyle bir lakabın devlet başkanı ile özdeşleştiğini ve artık resmi bir unvana dönüştüğünü söylemenin mümkün olamayacağını belirtti. Mahkeme, Yiğiter’e 1 yıl, 5 ay, 15 gün hapis cezası verdi. Yiğiter’in avukatları, kararı istinaf mahkemesine taşıdı. Verilen hapis cezasını inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4’üncü Ceza Dairesi de Yiğiter’in itirazını reddederek, verilen cezayı onadı. (BirGün)

     

  • Kadınlar: Para cezaları mücadelemizi engelleyemeyecek-VİDEO

    Kadınlar: Para cezaları mücadelemizi engelleyemeyecek-VİDEO

    PİRHA-Mersin Kadın Platformu, 35 kadına kesilen idari para cezasının iptali için Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvurdu. Başvuru öncesi açıklama yapan kadınlar, kadın kazanımlarından ödün vermeyeceklerini ifade etti.

    Haberin videosu;

    Geçtiğimiz hafta Mersin Kadın Platformu üyesi 35 kadın hakkında katıldıkları eylemler gerekçesiyle Kabahatler Kanunu’nun 32. Maddesi (emre aykırı davranış) ve 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282. Maddesi’ne muhalefetten kesilen toplam 100 bin TL’ye yakın idari para cezasına Mersin Sulh Ceza Hâkimliği’ne başvurarak, itiraz ettiler.

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Mersin Kadın Platformu ve Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, yaptığı başvuru sonrasında Mersin Adliyesi önünde açıklama yaptı. Avukat Zelal Akgül tarafından yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddettin arttığı vurgulanarak, şunları ifade etti:

    “Şiddet sadece ülkemizde değil tüm dünyada dramatik boyutlara ulaşmış durumdadır ve hızla artmaktadır. Kadınlar ise şiddetin yükseldiği her tarihsel süreçte olduğu gibi saldırıların ilk hedefi olmaya devam etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme söylemleri ve tüm ülkede artarak işlenen kadın cinayetlerine yönelik tepkilerini göstermek için yapmış oldukları basın açıklaması ve etkinliklerinden dolayı birçok kadın arkadaşlarımız hakkında keyfi idari para cezaları uygulanmıştır. Verilen bu idari para cezalarının amacı, esasında kadın mücadelesini yıpratmak, ekonomik olarak zorda bırakmak ve toplum nezdinde kadın mücadelesi kıymetsiz kılmaya çalışmaktır.”

    “KAZANIMLARIMIZDAN ÖDÜN VERMEYECEĞİMİZ”

    Mersin Kadın Platformu üyeleri de, yaptıkları konuşmalarda, İstanbul Sözleşmesi’nin önemini vurgulamak için yaptıkları etkinliklerin yasal çerçevede ve hukuka uygun olduğunu belirterek, “Dünyada olduğu gibi Türkiye’ de de kadınlara yönelik işlenen cinayet ve şiddetin son bulması için İstanbul Sözleşmesi’nin tam ve eksiksiz bir biçimde uygulanmasını talep ediyoruz. Kazanımlarımızdan ödün vermeyeceğimizi, mücadelemizin devam edeceğini belirtiriz” dedi.

    PİRHA/MERSİN