Etiket: ceza

  • HDP Milletvekili Remziye Tosun’a 10 yıl hapis cezası

    HDP Milletvekili Remziye Tosun’a 10 yıl hapis cezası

    HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun’a, hakkında açılan davanın duruşmasında  “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası verildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Remziye Tosun hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın duruşması görüldü. Duruşmada Tosun’a, 10 yıl hapis cezası verildi.

    Hakkında Trabzon’da Eren Bülbül cinayetini işlediği açıklanan Mehmet Yakışır’ın Diyarbakır’daki cenaze törenine katıldığı için de ayrıca bir soruşturma dosyası daha bulunan Remziye Tosun, ceza aldığı davada 1,5 yıl tutuklu yargılandıktan sonra 24 Haziran seçimlerinde milletvekili seçilerek cezaevinden çıkmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şule İdil Dere davasında karar çıktı

    Şule İdil Dere davasında karar çıktı

    İstanbul’da hafriyat kamyonunun altında kalarak yaşamını yitiren Şule İdil Dere’nin davasında kamyon şoförü dahil 3 kişiye caza verilirken 4 kişi de beraat etti. 
    İstanbul’un Kadıköy İlçesinde 12 Mayıs 2016 tarihinde parkta yürüdüğü sırada yaya-bisiklet yolunda çalışma yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ait bir hafriyat kamyonunun çarpması sonucu hayatını kaybeden İstanbul Üniversitesi (İÜ) İktisat Fakültesi öğrencisi Şule İdil Dere’nin (23) ölümüne ilişkin açılan davanın karar duruşması görüldü. İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada avukatlar hazır bulundu. Dere’nin annesi Nesrin Aslan da duruşmaya katıldı.
    İBB ve İSTAÇ çalışanı şoför Mümin Kılıç’a 3 yıl 10 ay, diğer çalışanlar İbrahim Ruhi Kelleci’ ye 2 yıl 11 ay, Zafer Karasaçlı’ya 2 yıl 1 ay hapis cezası verilirken Teyfur Bingöl, Saffet Altındağ, Ergün Ata ve Kamil Celal Yıldırım’ın ayrı ayrı beraatlarına karar verildi.
    Kararın ardından gözyaşlarına boğulan anne Nesrin Aslan, “Adalete olan güvenimi yitirdim. Asıl sorumlular yargılanmadı” dedi.
    (HABER MERKEZİ)
  • RTÜK Evrensel’in reklamını yayınlayan TELE 1’e en üst sınırdan ceza verdi

    RTÜK Evrensel’in reklamını yayınlayan TELE 1’e en üst sınırdan ceza verdi

    RTÜK, TELE 1 kanalına Evrensel gazetesinin reklamını yayınlamasını gerekçe göstererek ceza kesti.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), TELE 1 kanalına, yayınlanan Evrensel gazetesi reklamında terör örgütü propagandası yapıldığı iddiasıyla en üst sınırdan para cezası kesti.

    RTÜK’ten yayınlanan yazılı açıklamada, İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın hazırladığı ilgili raporun Üst Kurul’da görüşüldüğü belirtildi ve rapordan bahsedildi. Raporda Evrensel’in terör unsurları içerdiği iddia edilen reklam filminin TELE 1’de yayınlandığı, bunun için kanala ceza verilmesi gerektiği ifade edildi.

    ‘Bir kız çocuğunun kırmızı, sarı ve yeşil renklerindeki bir bez parçasını tuttuğu’nun belirtildiği raporda, ‘bölücü terör örgütüne ait bez parçaları ile terör örgütünün propagandasının yapılmasına aracılık edildiği, bu yapılırken de kardeşlik mesajları kullanılarak masum bir kız çocuğuyla şirin gösterilmeye çalışıldığı’ savunuldu.

    EN ÜST SINIRDAN PARA CEZASI VERİLDİ

    Açıklamada, RTÜK’ün 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde yer alan ‘terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez’ yayın ilkesinin ihlal edildiği öne sürülerek TELE 1’e en üst sınırdan idari para cezası cezası verildiğinin kararlaştırıldığı aktarıldı.

  • Munzur Gözeleri’ne peyzaj projesine karşı açıklama yapanlara ceza

    Munzur Gözeleri’ne peyzaj projesine karşı açıklama yapanlara ceza

    PİRHA- Munzur Gözeleri peyzaj projesine karşı, Ovacık’ta yapılan basın açıklamasına katılan yurttaşlara “pandemi tedbirlerine uymamaktan” 3 bin 150 TL para cezası kesildi. 

    Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan ve Alevilerin kutsal mekânlarından olan Munzur Gözeleri için bölge halkına ve sivil toplum kuruluşlarına danışılmadan hazırlanan peyzaj projesine karşı çıkan yurttaşlar, bölgede eylem ve açıklama yaparak seslerini duyurmak istedi.

    Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde yapılan basın açıklamasına katılan yurttaşlara, “1593 Sayılı Kanunun 282. Maddesi’ne göre alınan pandemi tedbirlerine uymamaktan” 3 bin 150 TL para cezası kesildi. (HABER MERKEZİ)

  • Halk TV’ye verilen ekran karartma cezası durduruldu

    Halk TV’ye verilen ekran karartma cezası durduruldu

    RTÜK’ün CHP’li üyesi İlhan Taşcı, HALK TV’ye verilen cezanın yürütmesinin Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından durdurulduğunu açıkladı.

    RTÜK’ün CHP’li üyesi İlhan Taşcı, HALK TV’ye verilen cezanın yürütmesinin Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından durdurulduğunu açıkladı.

    Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan İlhan Taşcı, RTÜK’ün HALK TV’ye verdiği 5 günlük ekran karatma cezasına ilişkin açtıkları davada, cezanın doğrudan basın özgürlüğü ve yurttaşların haber alma hakkına müdahale olduğuna karar verildiğini ifade etti.

    İlhan Taşcı’nın açıklaması şöyle:

    “RTÜK’ün Halk TV’ye verdiği 5 günlük ekran karartma cezasına ilişkin açtığımız davada Ankara 3. İdare Mahkemesi, cezanın yürütmesinin durdurulmasına oy birliğiyle karar verdi…”

    Daha önce de Ankara 4. İdare Mahkemesi TELE1 hakkında verilen 5 günlük ekran karartma cezasına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.

  • ‘Polisin kestiği koronavirüs cezaları geçersiz’

    ‘Polisin kestiği koronavirüs cezaları geçersiz’

    Koronavirüs salgını sürecinde takılması zorunlu olan maskenin takılmaması halinde uygulanan cezalara ilişkin Avukat Remzi Kazmaz’dan bir açıklama geldi. Kazmaz, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na göre yurttaşlara uygulanacak idari yaptırımlarla ilgili olarak karar verici mercinin mülki amir olduğunu belirterek, polisin, jandarmanın kestiği koronavirüs cezaları geçersiz olabileceğini, 15 gün içinde iptal edilebileceğini belirtti. 

    Koronavirüs sürecinde ağır para cezalarına maruz kalan vatandaşlarla ilgili bir açıklama yapan Av. Remzi Kazmaz’dan geldi. Av. Kazmaz’a göre; polisin, jandarmanın kestiği koronavirüs cezaları geçersiz; 15 gün içinde iptal edilebilir.
    Av. Kazmaz, kolluk kuvvetlerinin kestiği cezaların neden geçersiz olduğu ve nasıl iptal edilebileceği konusunda şu bilgileri verdi:

    GENELGE İLE KİŞİSEL HAK VE HÜRRİYETLER YASAKLANAMAZ

    “5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na göre karar verme yetkisini kullanacak organlar tahdidi olarak sayılmıştır. Salgın döneminde İçişleri Bakanlığı genelge ile kişisel hak ve hürriyetleri yasaklayamayacağı gibi, bu yönde düzenleme de yapamayacaktır. Buna rağmen yasa ile düzenlenen ve dayanağını Anayasa’dan alan kabahat niteliğindeki fiiller ile ilgili idari yaptırımları ancak kanunda tahdidi olarak sayılan organlar alabilecektir.

    MÜLKİ AMİR ONAYLAMADAN VATANDAŞA CEZA TEBLİĞ EDİLEMEZ

    Bu kapsamda, yurttaşlara uygulanacak idari yaptırımlarla ilgili olarak karar verici mercii mülki amirdir. Mülki amir olarak illerde vali, ilçelerde ise kaymakam devleti temsil eden en yüksek kamu görevlileri olarak görev yapmaktadır.
    Polis veya diğer kolluk kuvvetleri yurttaşlara ceza yazıp mülki amirin onayını almadan ilgilisine tebliğ edemez. Polisin görevi yapılan ihlal ile ilgili olarak tutanak tutarak tespitlerini mülki amire iletmektir. Ancak ve ancak, mülki amirin, polisin tuttuğu tutanağa istinaden para cezası veya diğer idari yaptırımlar hususunda onay vermesi halinde ilgilisine ceza tebliğ edilebilecektir.”

    EMSAL KARAR ADANA’DAN

    Av. Remzi Kazmaz, Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararının çok çarpıcı ve salgın döneminde kesilen ve mülki amirce onaylamadan tebliğ edilen tüm cezalar bakımından emsal oluşturabilecek bir karar olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:

    “Umumi Hıfzısıhha Kanunu doğrultusunda polis tarafından idari para cezası uygulanan bir yurttaş, “Sulh Ceza Mahkemesi”nde itiraz ederek para cezasının iptalini talep etmiştir.
    İptal talebi üzerine yargılamayı yapan Sulh Ceza Mahkemesi kararında özetle, “Bu kanunun ihlali durumunda idari yaptırım kararının ancak mülki amir tarafından verilebileceği, polis tarafından sadece ihlale ilişkin ‘ihlal tespit tutanağı’ tutulabileceği, itiraz konusu yaptırım kararının ise kolluk tarafından verildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle yaptırım kararının hukuka aykırı olduğu” yönünde karar vermiştir.

    MASKE CEZALARI DA AYNI KAPSAMDA

    Adana’daki olay, kolluk kuvvetlerinin kestiği maske cezaları için de emsal teşkil eder. Dolayısıyla polisin, jandarmanın kestiği maske cezaları da geçersizdir.

    15 GÜN İÇİNDE MAHKEMEYE BAŞVURULMALI

    Cezaların polis veya diğer kolluk kuvvetleri tarafından kesilerek ilgilisine tebliği halinde; idari para cezası kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde, Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurularak idari para cezasının iptalinin talep edilmesi gerekmektedir.
    Anayasaya aykırı şekilde vatandaşlara idari para cezası verilmesinin; suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden “idari para cezasına itiraz doğrultusunda iptaline” imkân verecektir.” (HABER MERKEZİ)

  • Evrensel’e 45 gün ilan kesme cezası

    Evrensel’e 45 gün ilan kesme cezası

    Basın İlan Kurumu (BİK), Ragıp Zarakolu’nun “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığı taşıyan köşe yazısı gerekçesiyle Evrensel’e 45 gün süreyle resmi ilan ve reklamların kesilmesi cezası verdi. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, BİK’e “Elinden başka kötülük gelse onu da yapacak” diyerek tepki gösterdi.

    Aldığı kararlarla muhalif basına yönelik “Demokles Kılıcı”na dönüşen Basın İlan Kurumu (BİK), Evrensel Gazetesi’ne yazar Ragıp Zarakolu’nun “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığıyla yayımlanan yazısı nedeniyle basın tarihine geçecek rekor ceza verdi. BİK, yazı nedeniyle gazete ve internet sitesi “evrensel.net”e 45 gün süreyle resmi ilan ve reklamların kesilmesi kararı aldı.

    Evrensel ile Artı Gerçek adlı internet sitesinde 5 Mayıs 2020 tarihinde “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığıyla yayımlanan yazısı nedeniyle Ragıp Zarakolu’ya yönelik sosyal medyada linç kampanyası başlatılmıştı.

    Akabinde de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un suç duyuruları ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından Zarakolu hakkında soruşturma başlatıldı.

    “Darbe mesajı vererek anayasal düzeni hedef almak” suçlaması ile yürütülen soruşturma kapsamında Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Görkem Kınacı, 14 Mayıs 2010 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne giderek ifade verdi.

    13 Mayıs 2020 toplanan Basın İlan Kurumu da aynı yazı ile ilgili soruşturma başlattı. Basın Ahlak Yasası’nın 129 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 1. maddesi ile aynı maddenin (a), (ç), (d) ve (ı) bentlerinin ihlal edildiği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gazeteden savunma talep edildi.

    27 Mayıs 2020 tarihinde gazete tarafından gönderilen savunmada, yayımlanan yazıda Türkiye siyasi tarihinin kısa bir özeti yapılarak siyasi iktidarların iktidara gelme ve gitmesi, seçilmesi ve seçimi kaybetmesi, iktidarı alabilmek ve iktidarda kalabilmek için yaptıkları koalisyonlar, birlikteliklerinin açıklandığına vurgu yapıldı. Birçok yerleşik Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM karar örneklerinin de yer aldığı savunmada söz konusu yazının hukuka uygunluk sınırları içinde eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu belirtildi.

    45 GÜNLÜK REKOR CEZA

    Gönderilen bu savunma sonrası kararını veren BİK, “Söz konusu köşe yazısının içeriğinde rahmetli Adnan Menderes’in ihtilal neticesinde idamına atıfta bulunmak başlığında ve yazının sonunda benzer kaderden Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaçışının olmayacağını belirtmek suretiyle Cumhurbaşkanımızın insan haklarına dayalı demokratik ve hukuk devleti niteliğinin günümüzde de ortadan kalkabileceğini kastettiği yani bir diğer ifade ile darbe imasında bulunduğu anlaşıldığından” sonucu çıkarılarak haber verme ve ifade özgürlüğünün sınırlarının aşıldığını iddia etti.

    ‘Haberlerde ve olayların yorumunda gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak ayrılamaz’. ‘Cumhuriyetin insan haklarına dayalı, demokratik…hukuk devleti niteliği… aleyhine yayın yapılamaz’ ve ‘Kişilere yönelik yayınlarda… iftira ve haksız isnat yapılamaz’ şeklindeki basın ahlak esasları hakkında 129 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 1. maddesi ile bu maddenin (a) ve (ı) bentlerinin ihlal edildiğine hükmeden BİK, Evrensel’e 45 günlük rekor bir ilan kesme cezası verdi.

    KARARA İTİRAZ EDİLECEK

    Evrensel Gazeteci avukatı Devrim Avcı, verilen cezaya ilişkin şunları söyledi:

    “Yazı darbeyi savunan değil, aksine eleştiren bir yazıdır. Yazarın kendisi de daha sonra yaptığı açıklamada darbelerden mağdur olmuş birisi olduğunu ve darbeyi savunmasının mümkün olamayacağını açıklamıştır. Biz de gönderdiğimiz ayrıntılı savunmada bunu anlattık. Bu konuda verilmiş kararlara atıf yaparak yazının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu anlattık. Ve sonuçta verilen 45 günlük ilan kesme cezası şimdiye kadar verilmiş en uzun ilan kesme cezası. İfade özgürlüğü kapsamında bir köşe yazarının kendi kanaati doğrultusunda yazdığı bir makaleye böyle bir ceza verilmesi hukuk ile açıklanabilir değil.”

    Evrensel’in uzun süredir bu tür cezalar ve daha pek çok uygulama ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Avcı, “Yani Basın İlan Kurumu için başvuru yapılıyor, ilan kesme cezası veriliyor, yetmiyor, savcılığa suç duyurusunda bulunuluyor. Yetmiyor erişim engelli, tekzipti vs. Tüm bunlar artık gazetenin topyekün hasmane bir tutum ile karşı karşıya olduğunu düşündürtüyor. Tüm bunları düşününce ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, kişilerin kanaat özgürlüğünün de artık bu ülkede tanınmadığının da açık bir ilanı olduğunu düşünüyoruz. Bu uygulamalara karşı tüm hukuki yollara da başvurumuzu yapacağız” diye konuştu.

    POLAT: ELİNDEN BAŞKA KÖTÜLÜK GELSE ONU DA YAPACAK

    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, BİK’in verdiği cezaya sosyal medya hesabından tepkisini gösterdi. Verilen cezaya dair haberi alıntılayan Polat, şunları yazdı:

    “Basın İlan Kurumu’ndan rekor ceza. BİK, Evrensel’e, Ragıp Zarakolu’nun “Makus Kaderden Kaçış Yok” başlığıyla yayımlanan yazısını gerekçe göstererek 45 gün resmi ilan ve reklamların kesilmesi cezası verdi. Elinden başka kötülük gelse onu da yapacak!”  (HABER MERKEZİ)

     

  • Kenanoğlu, JES’e direnen köylülere kesilen para cezasını Meclis gündemine taşıdı

    Kenanoğlu, JES’e direnen köylülere kesilen para cezasını Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aydın’ın Köşk ilçesinde Beyköy ve Kuyucular köylerinde Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı direnen köylülerden 35’ne “Sosyal mesafe kurallarına uymama” gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesilmesini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, yanıtlaması istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e soru önergesi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aydın’ın Köşk ilçesinde Beyköy ve Kuyucular köylerinde jeotermal enerji santraline (JES) karşı direnen 35 köylüye “Sosyal mesafe kurallarına uymama” gerekçesi ile kesilen 3 bin 150’şer lira para cezasını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e sordu. Kenanoğlu, köylülerin bu cezanın virüsle ilgisi olmadığını, JES’e karşı direnişlerini sindirme amacını taşıdığını söylediğini belirtti.

    Karadeniz Elektrik Üretim A.Ş (KARKEY) tarafından açılmak istenen Jeotermal Santrali’ne (JES) karşı bölge halkının mücadeleye devam ettiğini kaydeden Kenanoğlu, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci tamamlanmadan, yapılan tüm çalışmalar bölge halkı ve Efeler Belediyesi tarafından tepki gösterilerek engellendiğini belirtti.

    “JES’İN TARIM ALANINI ZEHİRLEME TEHLİKESİ VAR”

    17 Nisan tarihinde JES’lere karşı direnen yaklaşık 35 köylüye ‘sosyal mesafe kurallarına uymama’ gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesildiğine belirten Kenanoğlu, cezanın tebliğ tarihinin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yapılmasına dikkat çekti.

    JES kurulması istenilen ovanın birinci sınıf tarım arazisi olduğunu söyleyen Kenanoğlu, “Her taraf tarla ve zeytinlik, incir bahçeleri ile doludur. Buraya kurulmak istenen JES bütün tarımsal alanı zehirleme tehlikesi taşımaktadır. Maske, sosyal mesafe kurallarının hepsine dikkat eden köylüler, kesilen bu cezanın, kurallara uyulmaması nedeniyle değil, direnişlerinin kırılması için kesildiğini ifade etmektedirler. Cezanın kesildiği tarihte orada olmayan köylüler dahi vardır. Haklarını korumaya çalışan köylülere şirket elemanları şiddet uygulamaktan bile geri durmamışlardır” dedi.

    Koronavirüs vakası çıkana kadar köylülerin mücadelesini sürdürdüğünü, salgın nedeniyle evlerinden çıkamadıkları günlerde, bunu fırsat bilen şirket, sondaj kulesini faaliyete geçirmeye çalıştığına dikkat çeken Kenanoğlu, Bakan Dönmez’e şu soruları yöneltti:

    • Bu alanda ÇED süreci tamamlanmadan çalışma yapılmasına kim izin vermektedir?
    • Köylülerin açtıkları dava sürerken şirketin kuyu kazması yasal mıdır?
    • Cezanın kesildiği tarihte orada olmayan köylülere hangi gerekçe ile para cezası uygulanmıştır?
    • Sosyal mesafe kuralı sadece köylüler için mi geçerlidir? Onlara müdahale eden güvenlik güçleri için geçerli değil midir?
    • Bu para cezaları iptal edilecek midir?
  • İçişleri Bakanlığı’ndan valiliklere maske talimatı

    İçişleri Bakanlığı’ndan valiliklere maske talimatı

    İçişleri Bakanlığı 81 ilin valiliklerine yeni talimatlar gönderdi. Buna göre maske takma zorunluluğuna uymayanlara yarından itibaren 900 lira ceza kesilecek.

    Yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirlerinden maske kullanımı zorunluluğuna ilişkin 81 il valiliğine 18 Haziran’da talimat gönderen Bakanlık, 22 Haziran Pazartesi gününe kadar bu kuralı ihlal edenlerin uyarılıp bilgilendirilmesini, o tarihten itibaren de 900 lira idari para cezası uygulanmasını istemişti.

    Bu kapsamda, kolluk kuvvetleri 4 gün boyunca ülke genelinde yaptıkları denetimlerde maske takmayanları uyarıp bilgilendirdi.

    Yarın itibarıyla maske takma zorunluluğuna uymayanlara ülke genelinde uygulama birliği olacak şekilde Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282’nci maddesi uyarınca 900 lira idari para cezası kesilecek.

    Maskenin, 48 ilde hayatın tüm alanlarında, 33 ilde ise alışveriş merkezi, market, restoran, kafe ve kuaför gibi insanların toplu halde bulunduğu iş yerlerinde takılması zorunluluğu bulunuyor.

  • ‘Ölüm listesi’ hazırlayan Sevda Noyan için 6 yıla kadar hapis istemi

    ‘Ölüm listesi’ hazırlayan Sevda Noyan için 6 yıla kadar hapis istemi

    Katıldığı bir TV programında sarf ettiği sözler nedeniyle Sevda Noyan hakkında “Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçundan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi.

    AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen Ülke TV’de katıldığı bir programda kullandığı ifadeler nedeniyle kendisiyle ilgili suç duyurusunda bulunulan Sevda Noyan hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu tarafından soruşturma başlatılmıştı.

    Sevda Noyan hakkında savcılık, “Halk arasında korku ve panik yaratmak aracıyla tehdit” suçundan iddianame düzenledi. Noyan’ın 3 yıldan 6 yıla kadar hapsi istendi.

    Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi halinde Noyan’ın yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

    NE OLMUŞTU?

    Sevda Noyan, yandaş Ülke TV’de Haber 7 yazarı Esra Elönü’nün sunduğu televizyon programında “15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Boş bulunduk. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede hâlâ 3-5 var, benim listem hazır” demişti.

    Noyan, “15 Temmuz kursağımızda kaldı” diyerek şunları söylemişti:

    “15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Boş bulunduk… Yanlış anlaşılmasın, doğru anlaşılsın; bizim aile 50 kişiyi götürür. Bu konuda çok donanımlıyız maddi ve manevi olarak. Liderimizin yanındayız ve asla yedirmeyiz bu ülkede, onu söyleyeyim. Ayaklarını denk alsınlar. Bizim sitede hâlâ 3-5 var, benim listem hazır.”

    Tepkiler üzerine açıklama yapan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Ülke TV’de komşularına yönelik tehdit savuran ve ölüm listesi hazırladığını söyleyen Sevda Noyan için kanala ceza verilmemesi gerektiğini söyleyerek, tehdit açıklamasının ‘büyütülecek’ bir konu olmadığını söyledi. Şahin, “Darbeyi övenlerin karşısında söylenenleri biz cezalandırmak gibi bir pozisyonda değiliz” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hrant Dink Vakfı’na yönelik tehdide 26 yıl hapis istemi!

    Hrant Dink Vakfı’na yönelik tehdide 26 yıl hapis istemi!

    Hrant Dink Vakfı ve Rakel Dink’e yönelik tehditlerde bulundukları suçlamasıyla haklarında iddianame hazırlanan Hüseyin A. hakkında 26 yıl 3 aya kadar, Ersin B. için de 8 yıl 9 aya kadar hapis istendi.

    Hrant Dink Vakfı’na tehdit soruşturmasında iddianame hazırlandı. Hüseyin A. hakkında tehdit suçundan 26 yıl 3 aya kadar, Ersin B. hakkında ise 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası istendi.

    İki şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. Savcılık, şüpheli Hüseyin A., hakkında imzasız mektupla tehdit suçundan 26 yıla kadar hapis talep etti. Aynı iddianamede şüpheli olarak yer alan Ersin B. hakkında da imzasız mektupla tehdit suçundan 8 yıl 9 ay hapis talep edildi.

    Hrant Dink Vakfı, Twitter hesabından yapılan “27-28 Mayıs’ta Hrant Dink Vakfına e-mail ile ölüm tehdidi ulaştığını kamuoyuyla paylaşıyoruz. Son dönemde yükselen nefret dili ve oluşturulan iklimin ciddiyetini vurgulamak, yetkililere sorumluluklarını hatırlatmak için bu duyuruyu yapmanın görevimiz olduğu kanaatindeyiz” paylaşımıyla tehdit mesajları aldığını duyurmuştu.

  • Aydın’da jeotermallere karşı direnen köylülere 3 bin 150 lira para cezası

    Aydın’da jeotermallere karşı direnen köylülere 3 bin 150 lira para cezası

    Aydın’ın Beyköy ve Kuyucular köylerinde JES’lere karşı direnen yaklaşık 35 köylüye ‘sosyal mesafe kurallarına uymama’ gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesildi.

    Aydın’ın Beyköy ve Kuyucular mahallelerinde Karadeniz Elektrik Üretim A.Ş (KARKEY) tarafından açılmak istenen jeotermal santraline (JES) karşı bölge halkının mücadelesi sürüyor. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci tamamlanmadan, yaptığı tüm çalışmaları bölge halkı ve Efeler Belediyesi tarafından tepki göstererek engellenmişti.

    Birgün’den Aycan Karadağ’ın haberine göre 17 Nisan tarihinde JES’lere karşı direnen yaklaşık 35 köylüye ‘sosyal mesafe kurallarına uymama’ gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesildi.
    Köylülere ise tebliğin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yapılması ise dikkat çekti.

    “HAKKIMIZI KORUMAYA ÇALIŞTIK”

    Ceza yiyen Kuyucular köyünde yaşayan Mustafa Yılmaz, “Çiftçiyim ben. Bizim ova birinci sınıf tarım arazisi. Her taraf tarla, zeytinlik ve incir bahçeleri ile dolu. Koçak Çayı’nın kenarındayız. Bu JES’ciler hiçbir şekilde kurallara uygun çalışamadığı için tarımı, yaşamı zehirliyorlar. Öldürmeye tam teşebbüs bunların yaptığı işler. Aydın zaten bu JES’lerin zararlarını yıllardır yaşıyor. Bu nedenle tarlalarımızın ortasına yapılmak istenen JES’e karşı çıktık. Maske, sosyal mesafe hepsine dikkat ettik” diye konuştu.

    Ceza yiyen Beyköy’de yaşayan Atilla Karabut ise, “Cezanın yazıldığı tarihte ben zaten o gün orada bile değildim. Öncesinde suyumuza havamıza dokunmayın diye köylülerimizle, yöredeki insanlarla şirketin çalışmalarını protesto etmek için oradaydık. Hakkımızı korumaya çalıştık. Biz şiddet yapmadık ama şirket elemanları köyden arkadaşımızın kafasını kırdılar. Şiddeti onlar uyguladı. Biz şiddete başvurmadan yaşam hakkımızı savunduk. Ama onlar şiddet uyguladılar” şeklinde konuştu.

    Ceza yiyen Aydın Çevre ve Kültür Platformu Başkanı Mehmet Vergili de, “6 aydır Kuyucalar ve Beyköy halkı jeotermale karşı çevre nöbetini sürdürüyorlar. Bundan yaklaşık 2 ay öncesine kadar jeotermal şirket her türlü zorbalığa karşı halkın haklı anayasanın vermiş olduğu anayasanın 56. Maddesi’ne göre direndi. Yıkılmış olan sondaj kulesine izin vermedi. Son dönemde koronavirüs çıkana kadar mücadelesini sürdürdü. Salgını fırsat bilen şirket, kuleyi dikerek sondaj kulesini faaliyete geçirdi ama halk bir kez daha izin vermedi. Bu arada arbede yasandı. Şirket çalışanları köylüleri darp etti. 35 köylüye çevresini korudukları için ceza verdiler. Buna da sosyal mesafe kılıfı uydurdular. Davamız sürerken şirketin kuyu kazması yasal değil. Jeotermal şirketlerin yasadışı uygulamalarına ses çıkarmayanlar, Kuyucular Beyköylü ve biz çevre hakları savunucularına sosyal mesafeye uymadığımız için ceza yağdırdılar. Yazılan cezalarınız baskılarınız bizlerin vermiş olduğu haklı mücadelemizi engelleyemeyecektir” ifadelerine yer verdi.

  • Bingöl’de esnaf cezalara isyan etti – VİDEO

    Bingöl’de esnaf cezalara isyan etti – VİDEO

    PİRHA – Bingöl kent merkezinde zabıtanın keyfi ceza kestiğini iddia eden yurttaşlar belediyeye tepki gösterdi. Yurttaşlar, “Bizler evimize ekmek götüremiyoruz bütün destekleri yatırımları büyük marketlere çarşı esnafı perişandır. Ceza ile tehdit etmeye son verilmelidir” dedi. 

    Haberin Videosu

    Bingöl kent merkezinde zabıtanın keyfi ceza kestiğini iddia eden yurttaşlar belediyeye tepki gösterdi. Sancak köy durağında park eden köy minübüslerinin fotoğrafını çeken zabıta ekipleri minübüslerin sokaktan ayrılmalarını istemesi üzerine cadde üzerindeki esnaf zabıta ekiplerine tepki gösterdi.

    Esnaflar üç ayı aşkın süredir iş yapamadıklarını ifade ederek “Belediye başkanı anamızı ağlattı. Üç aydır iş yapamıyoruz belediye başkanı sadece ceza kesmek için zabıta gönderiyor, peki bu esnaf dükkanlarını kapatsın mı” diyerek belediye başkanının gelmesini istedi.

    “HALKA TEHDİT YAĞDIRDI”

    Zabıtanın kendilerine küfür ettiğini ve saldırdığını iddia eden esnaflar zabıtalara karşılık verdi. Olay yerine gelen zabıta müdürü olduğu söylenen takım elbiseli kişi ise esnafa ve halka tehditler savurarak, “Siz ancak polisten anlarsınız istiyorsunuz polis gelsin” dedi. Gerginlik zabıtanın olay yerinden ayrılmasıyla sona erdi.

    Bingöl Belediyesi geçtiğimiz aylarda aldığı kararla köy minübüslerinin şehir merkezine girmesine yasak getirmişti. Aylardır belediyenin bu kararına itiraz eden çarşı esnafı ise minübüslere çarşı yasağı getirilmesi ile köylünün alışveriş yaptığı esnafların kepenk indirmekle karşı karşıya kaldığını bunun karşısında hiçbir şekilde hükümetten, belediyeden destek alamadıklarını yaşadıkları ekonomik sorunlara bir çözüm bulunmasını istiyor.

    “KÜÇÜK ESNAFI BİTİRDİLER”

    Olay sonrası sohbet ettiğimiz esnaflar ise şunları söyledi:

    “Çarşı esnafı olarak tek geçim kaynağımız köylülerin alışverişidir, belediye köy minübüslerinin sokağa girmesine izin vermiyor. Peki bu esnaf ne yapacak, sürekli marketler zincirine ruhsat verilirken zaten küçük esnafı bitirdiler. Şimdi de her gün zabıta sokakta ceza keserek adeta bize kepenk kapatın diyor. Belediye başkanı daha bu sokağa gelmiş değildir. Sadece ceza kesmek için zabıta ekiplerini gönderiyorlar. Belediye Başkanı ceza kestirmek yerine bu işe bir çözüm bulsun. Bizler evimize ekmek götüremiyoruz bütün destekleri yatırımları büyük marketlere çarşı esnafı perişandır. Ceza ile tehdit etmeye son verilmelidir.” PİRHA/BİNGÖL

  • Change.org’da, ‘Yargı paketinde ayrımcılığa yer yok’ imza kampanyası başlatıldı

    Change.org’da, ‘Yargı paketinde ayrımcılığa yer yok’ imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA – Change.org’da ‘Yargı paketinde ayrımcılığa yer yok; siyasi mahpusa da eşit indirim’ talebiyle imza kampanyası başlatıldı. 

    Change.org’daYargı paketinde ayrımcılığa yer yok; siyasi mahpusa da eşit indirim’ talebiyle imza kampanyası başlatıldı.

    İmza kampanyası için paylaşılan metinde şunlar kaydedildi:

    “Ülkemiz ve dünya olağanüstü bir dönem yaşıyor. Çok hızlı yayılan koronavirüs kitlesel ölümlere neden olduğu için hükümetler kamu sağlığını korumak ve can kaybını en aza indirmek için ciddi tedbirler alıyor. Bundan dolayı, insani olmayan şartlarda 300 binden fazla tutuklu ve hükümlünün yaşadığı ve 150 bin kamu çalışanının her gün infaz kurumlarına gitmek zorunda olduğu Türkiye cezaevlerinde alınacak tedbirler aciliyet arz ediyor.

    Kapasitesinin 100 bin üzerindeki cezaevlerinde, yeterli izolasyon, hijyen, gıda desteği sağlanamadığı gibi tedavi imkanları da yetersiz. Sağlık, tedavi ve yaşam hakları devletin temel anayasal sorumluluğunda bulunan tüm tutuklu ve hükümlülerin hayatları ciddi tehdit altında.

    “MECLİSE GELEN YARGI PAKETİ EŞİTLİK İLKESİNE UYGUN OLMALI”

    Öncelikli tedbir olarak başta hasta, yaşlı, kadın ve çocuk olmak üzere tüm tutuklular salıverilmeli, bugünlerde Meclis gündemine gelmesi beklenen yargı paketi ve infaz düzenlemeleri de, anayasanın eşitlik ilkesine uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

    Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarını korumak için salıverilmesi gerektiği bir ortamda, ifade hürriyeti kapsamındaki bir tweet, yazı ya da müzik eserinden dolayı ‘terör’ suçlamasıyla hapse atılan aydın, siyasi ve sanatçıların cezaevlerinde tutulacağı bir düzenleme, kamu vicdanında yeni yaralar açılmasına neden olacaktır.

    Uluslararası kuruluşların da istisnasız uyardığı gibi, bugün on binlerce insan; hukukilik, öngörülebilirlik, kanunilik, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkelerinin ihlali ve yok sayılması yoluyla ‘terör örgütü’ suçlamasına maruz kalmaya devam etmekte.

    “50 BİN’İN ÜZERİNDE GAZETECİ, DOKTOR, SİYASETÇİ CEZAEVİNDE”

    Teröre bulaşmamış, silah kullanmamış on binlerce kişi terör örgütü yöneticisi, üyesi ya da destekçisi olarak suçlanmakta ve cezalandırılmakta. Suç ve cezaların şahsiliği prensibi yok sayılarak, isnat edilen suçlamalarla ilgisi olmayan on binlerce insan sırf siyasi görüşlerinden dolayı adli takibata uğramış ve terör suçlusu ilan edilmiştir.

    Yaşanan bu hukuksuzluklara son vermek için “Terör Örgütü” suçlaması muğlaklıktan kurtarılmalı, silah kullanmamış hiç kimse terör örgütü suçlamasına maruz bırakılmamalı. Bir öğretmen, “Çocuklar ölmesin!” dediği için terör örgütü propagandası yapmaktan hapse atıldı. ‘Barış Akademisyenleri’ olarak bilinen bilim insanları ‘Bu suça ortak olmayacağız’ dedikleri için tutuklandı ve hapis cezalarına çarptırıldı. Halen cezaevlerinde binlerce kişi sadece düşüncelerini ifade ettiği için tutulmakta.

    Şu anda 50 bin’in üzerinde gazeteci, yazar, siyasetçi, müzisyen, akademisyen, insan hakları savunucusu, öğretmen, doktor, avukat, üniversite öğrencisi, iş adamı ve ev hanımı ‘terör’ suçlamasıyla cezaevlerinde bulunmakta.

    Görüşülmeye başlanacak yargı paketiyle ya da bizzat mahkemeler tarafından, bu suçlamayla tutuklanan kişilerin yaşam haklarının korunması için tahliye edilmeleri, hükümlülerin ise yapılacak düzenlemeden faydalanmasının sağlanması ve tüm bu haksızlıkların temel nedeni olan Terörle Mücadele yasasından kaynaklanan sorunların çözülmesini ivedilikle talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Anadilde eğitim istediği için 5 ay ceza aldı: Daha çok dillendirmeliyiz

    Anadilde eğitim istediği için 5 ay ceza aldı: Daha çok dillendirmeliyiz

    PİRHA – İzmir’de 2015’te anadilde eğitim talebiyle gösteri yapan 90 kişiye 5’er ay hapis cezası verildi. Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği Başkanı Mustafa Aslan, verilen cezanın hukuki olmadığını belirterek, 17 yıllık eğitim sistemine bakıldığında eğitimin tamamen dinselleştiğine dikkat çekerek, laik, bilimsel ve anadilde eğitim talebinin daha çok dillendirilmesi gerektiğini söyledi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) İzmir şubeleri ve kimi Alevi derneklerinin çağrısıyla 2015 yılında anadilde eğitim talebiyle eylem yapılmıştı. Polis gösteriye müdahale etmiş ve 90 kişiyi gözaltına almıştı.

    İzmir 2’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 15’inci duruşmasında karar çıktı. Mahkeme, 90 kişiye 5’er ay hapis cezası verildi.

    “CEZANIN AMACI TOPLUMU SİNDİRMEK”

    Ceza alanlar arasında olan Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği Başkanı Mustafa Aslan, kararın hukuki olmadığını belirterek, “Verilen ceza hukuki değil. Yani 2911 sayılı gösteri ve yürüyüş hakkına göre demokratik hakkımızı kullandık. Bizim için verilen cezanın bir anlamı yoktur. Amaç toplumu sindirme, korkutmak” dedi.

    Laik, bilimsel ve anadilde eğitim ile ilgili bir eylem yaptıkları için bu cezaları aldığını söyleyen Aslan, laik, demokratik bir ülkede olması gereken eğitim sistemi ile ilgili düşüncelerini haykırdıklarını vurguladı. Aslan, “Bu anlayış laik, bilimsel ve anadilde eğitim hakkının olmadığını savunuyor ki bize bu cezaları veriyor. Bu şu anlama geliyor; toplumsal bir baskı oluşturmak, korkutmak” diye konuştu.

    “LAİK, BİLİMSEL VE ANADİLDE EĞİTİM DAHA ÇOK DİLENDİRİLMELİ”

    Geçmişte olduğu gibi bugün de bu ülkede laik, bilimsel ana dilde eğitimi savunmaya devam edeceklerini söyleyen Mustafa Aslan, eğitimde gelinen noktaya işaret ederek şunları belirtti:

    “Laik, bilimsel ve anadil talebimizi durduk yere dillendirmedik. Bu ülkede 1980 sonrası zorunlu hale gelen din dersine karşı mücadele verirken 16 yıldır her geçen gün bırakın din dersi ve ahlak bilgisi dersini, eğitim tümüyle dinselleştirildi. Gerici, ırkçı, faşist bir eğitim sistemi istemiyoruz. Laik, bilimsel, anadilde eğitim talep ediyoruz ve mevcut eğitim sisteminin geldiği nokta, bizim haklı olduğumuzu kanıtlıyor. Ama iktidar bunun bir suç olduğunu topluma kabullendirmeye çalışıyor ama biz de bunun bir hak olduğunu ve bu söyleminin daha çok dillendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Kartal’a verilen hapis cezası onandı

    Gazeteci Kartal’a verilen hapis cezası onandı

    PİRHA – Gazeteci Sezgin Kartal’a ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten verilen 11 buçuk aylık hapis cezası istinaf mahkemesi tarafından onandı.

    Can TV programcısı ve Karşı Mahalle muhabiri Sezgin Kartal hakkında 2016 yılında HDP’ye yönelik operasyonları protesto etmek amacıyla Hatay’da düzenlenen basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan davanın üçüncü duruşması görüldü.

    12 Kişinin yargılandığı davada Karşı Mahalle muhabiri Sezgin Kartal’ın da aralarında bulunduğu 3 kişinin hapis cezaları onandı. Sezgin Kartal, Hatay 1. Asliye Caza Mahkemesi’nin verdiği, Adana Bölge İstinaf Mahkemesi’nin de onadığı kararı haksız bularak yargıtaya itirazda bulunacak. (HABER MERKEZİ)

  • Ceren Özdemir’in katiline ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

    Ceren Özdemir’in katiline ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

    Ceren Özdemir’in katil zanlısı Özgür Arduç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları 3’üncü sınıf öğrencisi Ceren Özdemir’i (20), evinin önünde bıçaklayarak öldüren, yakalandığı anda da 2 polis memurunu bıçaklayarak yaralayan katil Özgür Arduç’un (36) yargılanmasına devam edildi.

    Hakkında 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen ve ceza indirimi uygulanmaması talep edilen Arduç, davanın 2’nci duruşmasına tutuklu bulunduğu cezaevinden, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

    BAROLARIN DAVAYA MÜDAHİL OLMA TALEBİ REDDEDİLDİ

    Ordu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, baroların davaya müdahil olma talebi reddedildi.

    Mahkeme hâkimi ara verdiği duruşmada, sanığa son sözü olup olmadığını sordu. Sanık Arduç, “Yok” yanıtını verdi.

    AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI VERİLDİ

    Mahkeme heyeti, daha sonra kararını açıkladı. Özgür Arduç, ‘canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin cezada indirime gitmediği karar, duruşma salonunda alkışlandı.

    “GEREKLİ ÖNLEMLER ALINSAYDI CEREN YANIMIZDA OLACAKTI”

    Ceren Özdemir cinayeti davasının görüldüğü Ordu Adliyesi önünde toplanan Ordu Kadın Platformu, Kadın Savunma Ağı ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri duruşma öncesi açıklamalarda bulundu. Ordu Kadın Platformu adına konuşan Meryem Külcü, cinayetin sorumluluğunun tek başına katil zanlısına yüklenmesinin yeterli olmadığını belirterek, “Gerekli önlemler alınmış olsaydı Ceren, bugün yanımızda olacaktı. Bu suçun sorumluluğunu tek başına azılı bir suçluya yüklemek yeterli değildir. Azılı suçluyu açık cezaevine çıkaran, onun açık cezaevinden kaçmasını engellemeye yönelik hiçbir tedbir almayan ve firar olayını kamuoyuna duyurmayan kurum ve görevlilerin de soruşturulmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz. Bu bağlamda tek başına katile lanetler yağdırmanın yeterli olmayacağını, ceza infaz rejiminin ve ilgili kurum görevlilerinin sorumluluklarının mutlaka tartışılması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

    “ADALET SAĞLANANA KADAR DAVALARIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Aşkın Koç ise “Kadınlar her gün evlerine giderken, hayatlarına dair kararlar almak için boşanmak için çalışmak için kendi kararlarını almak için yaşamak için mücadele ederken, erkekler tarafından öldürülüyorlar. Kadınlar öldürülmeye devam edilirken, koruma kanunlarının uygulanması için mücadele veriyoruz. Bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Mücadelenin peşindeyiz. Ceren Özdemir için tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar adliye önlerinde davaların takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Kadın Savunma Ağı Temsilcisi Damla Kenanoğlu da “Bugün kadınlar ne giydikleri yüzünden yürüyüşlerinden, kıyafetlerinden tutun da sırf yolda tanımadığı birisi canı birini öldürmek istiyor diye öldürülüyorlar” dedi.

  • Grup Munzur’a 5 yıl şarkı söyleme yasağı

    Grup Munzur’a 5 yıl şarkı söyleme yasağı

    2017 Newroz’unda  Van ‘da söyledikleri ‘Zindana Diyarbekir ve Serhildan Jiyane’ şarkıları grup üyelerine yasaklandı.

    İzmir’de 1992 yılında kurulan çok dilli protest şarkı ve türküleriyle bilinen Grup Munzur’a şarkı söyleme yasağı geldi. Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi bünyesinde çalışmalarını yürüten gruba, 2017 yılında Van Newroz’unda söyledikleri ‘Zindana Diyarbekir ve Serhildan Jiyane’ şarkılarından ötürü yargılanan grup üyelerine örgüt propagandası gerekçesiyle beş yıl boyunca aynı suçu işlemeleri halinde hapis cezası verilecek. Bir diğer anlamıyla beş yıl boyunca grup Muzur’un şarkı söylememesi istendi.

    Grup Munzur son dönemde grubun eski solistlerinden Şenol Akdağ ve birlikte çalışmada bulundukları Yılmaz Çelik gibi sanatçıların tutuklandığına dikkat çekti. Munzur’dan yapılan açıklamada, “Grup Yorum, Yılmaz Çelik, Şenol Akdağ gibi halkın ilerici ve saygın gördüğü sanatçılar terörize edilerek halkla bağları koparılmak isteniliyor” denildi.

    “KÜRTÇE SÖYLEDİĞİMİZDEN DOLAYI İFADEYE ÇAĞIRILDIK”

    Grup Munzur yaşadıkları baskıları, “Grup Munzur’a üye olmamız, Grup Munzur’a eşlik etmemiz, albümlerde yer alan bandrollü eserleri seslendirmemiz, sahnede yaptığımız konuşmalar, 1 Mayıs ve İç Güvenlik Yasası basın açıklamalarına katılmamız gibi nedenler gerekçe gösterilerek hakkımızda davalar açılıyor, tutuklanıyor veya ifadeye çağırılıyoruz. Bu gerekçelerle hakkında dava açılan Grup Munzur Kolektifi üyelerimiz Onur Yanardağ, Berivan Gülen, Erçin Demir’in davaları devam etmekte. Yıllarca grup kolektifimizde yer alan ve emeğini her daim bizimle paylaşan Şenol Akdağ’ın tutukluluğu yine devam etmekte. 2019 Yerel Seçim çalışmalarında sahnede bize eşlik eden müzisyen dostumuz Haydar Cemsu Grup Munzur’a eşlik etmesi, İsyan Ateşin’ini seslendirmesi ve grup üyeleriyle tanışıklığı olup olmadığı sebebiyle sorgulanmak üzere ifadeye çağrıldı” ifadeleri ile açıkladı.

    “Yine 2017 yılında sahnede seslendirdiğimiz Kürtçe bir eserden kaynaklı hakkımızda dava açılmış, 21 Mart 2017 Newroz Van sahnesinde seslendirdiğimiz “Zindana Diyarbekir ve Serhildan Jiyane” eserlerinden ve sahnede yaptığımız konuşmalardan kaynaklı kolektif üyelerimiz Buket Şimşek, Burak İkiz ve Selçuk Çelik hakkında örgüt propagandası yapmak iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı. Geçtiğimiz 25 Aralık 2019 ve 9 Ocak 2020 tarihlerinde grup üyelerinin yargılanma süreci devam etti. Bu sürecin sonucunda kolektif üyelerine yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildi”

    “SANATA VE SANATÇIYA SALDIRILAR DEVAM EDİYOR”

    Grup Kültür Bakanlığı onaylı seslendirdiği şarkılarının olduğunu söyleyerek, “Egemenler ve onların adaleti, Kültür Bakanlığı onaylı şarkıları sahnede seslendirdiğimiz için bizi yargılayarak; kendi hukukunu tanımıyor!Toplumun tüm “öteki” kesimlerine olduğu gibi sanata ve sanatçıya karşı da sınır tanımaksızın sürdürülen bu saldırılar, egemen güçlerin yönetememe krizinin yalnızca bir reaksiyonudur” dedi.

    Grup Munzur; İsyan Ateşi, Ape Musa, Bırakın Yakınmayı, Kaypakkaya Marşı, Tutuşturun Geceleri, Özge Fidan ve Hrant Dink için yazdıkları Namag şarkıları ile biliniyor. Grup Munzur son süreçte Rapzan Belagat ile ‘Kaypakkaya Şiarıyla’ çalışmasında bir araya gelmişti.

  • Dersim’de dağ keçisi avına ceza

    Dersim’de dağ keçisi avına ceza

    PİRHA – Dersim’de kaçak avcılık yapan 3 kişiye öldürdükleri bir dağ keçisi ve iki tavşan için 30 bin TL para cezası kesildiği öğrenildi. 

    Tunceli Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi ekipleri, rutin kontrol ve koruma faaliyetleri kapsamında Nazımiye ilçesi Büyükyurt köyü Dokuzkaya mevkiinde kaçak şekilde avladıkları bir dağ keçisi ile iki tavşanın etlerini derisinden ayıran 3 kişi tespit etti. Doğa koruma ekiplerini gören şahıslar, Pülümür Çayı’na geçerek ormanlık alana kaçtı. Bunun üzerine ekipler, durumu jandarmaya bildirdi.

    Nazımiye İlçesi Jandarma Komutanlığı’ndan gelen ekipler şahısları yakalarken, üç kişiye 30 bin TL para cezası kestiği öğrenildi. DERSİM/PİRHA 

  • Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği gerekçesiyle Mehmet Tüm’e ceza verildi

    Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği gerekçesiyle Mehmet Tüm’e ceza verildi

    CHP 25. ve 26. Dönem Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’ün, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu eleştirdiği, Deniz Gezmiş’in şahsında suçu ve suçluyu övdüğü iddiasıyla yargılandığı davada 16 Aralık Pazartesi günü karar çıktı.

    Balıkesir 4. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada mahkeme heyeti, Deniz Gezmiş’in şahsında suçu ve suçluyu övdüğü ve Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği gerekçesi ile açılan davalardan beraat verdi. Mehmet Tüm’ün Devlet Bahçeli’ye dair sarf ettiği sözlerin siyasi bir eleştiri olduğuna hükmederek beraat kararı veren mahkeme Tüm’ün, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik eleştirilerin ağır olduğu yargısına vararak 354 gün karşılığı olarak 10.600 lira para cezasına dönüştürülmesine karar verdi.

    Dava sonucuna ilişkin açıklamada bulunan Mehmet Tüm, hak etmediğini düşündüğü bu ceza için İstinaf Mahkemesine başvuruda bulunacağını ifade etti.

    “TARİHE NOT DÜŞÜLDÜ”

    Mehmet Tüm duruşma sonrası açıklamalarda bulundu. “Bu dava ile tarihe not düşülmüştür. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesini övmek suç sayılmamıştır” diyen Tüm, Deniz Gezmiş’in ülkenin bağımsızlığı ve demokratik bir Türkiye için emperyalizme karşı idam sehpasına gittiğini söyledi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik eleştirileri nedeniyle cezalandırıldığını söyleyen Tüm, “Bu durum hep konuşulan yargıya güven konusunu bir kez daha gündeme getirmiştir. Çağdaş bir demokrasinin ve siyasal yaşamın garantisi sayılan eleştiri hakkı maalesef ülkemizde suç olarak algılanmıştır. Gelecek nesiller bugünün mahkeme tutanaklarına baktığında siyasetin yargıyı nasıl ağına aldığını görecektir. Araştırmacılar için de bu dava mahkemeleri boş yere oyalamak, etki altına almak ve yönlendirmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Bu davanın kazananı Süleyman Soylu olarak görülebilir lakin kaybedeni demokrasidir, insan haklarıdır, siyasettir ve hukuktur” ifadelerini kullandı.