Etiket: çocuk istismarı

  • Pertek’te 12 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismar davasında karar!-VİDEO

    Pertek’te 12 yaşındaki çocuğa yönelik cinsel istismar davasında karar!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesinde 12 yaşındaki bir çocuğa yönelik cinsel istismar davasının ikinci duruşması Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Suat Kamaç’a 24 yıl 9 ay hapis cezası verilirken, anne S.Ç. beraat etti.

    KAPALI DURUŞMADA MAĞDURUN İFADESİ ALINDI

    Dersim’in Pertek ilçesinde 12 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik istismar davasının ikinci duruşması, Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Sanıklardan Suat Kamaç, “çocuğa yönelik nitelikli cinsel istismar”, anne S.Ç. ise “cinsel istismara yardım” suçlamasıyla tutuklu yargılandı.

    Duruşmaya sanık avukatlarının yanı sıra, müdahil sıfatıyla Dersim Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu üyeleri katıldı. Kapalı olarak yürütülen duruşmada, mağdur çocuk pedagog eşliğinde ifade verdi. Adli Tıp Kurumu’nun önerisi doğrultusunda duruşmada sağlık tedbiri uygulanması kararı alındı.

    Olay, geçen yıl ocak ayında ortaya çıktı. İddialara göre, Suat Kamaç, anne S.Ç.’yi çocuğun görüntülerini yaymakla tehdit ederek istismarda bulundu. Olayın ortaya çıkmasına ise, komşuların duyarlılığı ve ihbarları vesile oldu.

    Duruşmada, söz konusu komşuların tanıklığına da başvuruldu.

    KARAR ÇIKTI: SANIĞA HAPİS, ANNEYE BERAAT

    İfadelerin alınmasının ardından mahkeme, kısa bir aradan sonra kararını açıkladı:

    Suat Kamaç: 24 yıl 9 ay hapis cezası

    Anne S.Ç.: Olayda sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle beraat etti

    “ÇOCUĞUN SUSTUĞU YERDE BİZ HER ZAMAN ONLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Davanın avukatlarından Av. Reyhan Helin Bulut, dava sonrası yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Pertek ilçemizde gerçekleşen 12 yaşındaki kız çocuğuna  yönelik cinsel istismar olayı kamuoyunda infiale sebebiyet vermişti. Küçük kız çocuğunun annesinin sevgilisi tarafından istismara uğradığı iddiasıyla görülen davada bugün karar verildi. Verilen kararda anne beraat etti. Fakat sanık Suat Kamaç 24 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Şöyle ki annenin tahliyesi ile alakalı çok görüş bildiremeyeceğim. Çünkü suça ortak olma hali var ve bir kız çocuğunu koruyamama hali var. Biz en başından itibaren bu dosyaları baromuzun Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu adına gönüllü olarak takip ediyoruz” dedi.
    Baro olarak davaya müdahil olduklarını söyleyen Bulut, “Suçtan zarar gören sıfatıyla davaya müdahil olduk. Bugünkü dosyada da gerekli savunmaları yaptık. Şöyle ki, her ne kadar iddia makamı mütalaasında annenin de cezalandırılması, yine erkek sanığın cezalandırılması noktasında mütalaa vermiş olsa da mahkeme annenin beraatine, Suat Kamaç’ın ise 24 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi” dedi ve son olarak şunları söyledi:

    “Sonuçta bir suçu görüp onun karşısında susmak dahi bizim için bir suçtur. Dolayısıyla bu hiç kimsenin masum olduğu anlamına gelmiyor. Çocuğun sustuğu yerde biz her zaman onun sesi olmaya devam edeceğiz ve bu dosyaların umarım olmamasını diliyoruz. Ama bu tür olayların yine olması durumunda baromuz adına gönüllülükle takip edeceğimizi de buradan bildirmek istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’de “Epstein” tepkisi: İddialar araştırılsın!-VİDEO

    Mersin’de “Epstein” tepkisi: İddialar araştırılsın!-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Jeffrey Epstein davasına ait belgelerde Türkiye’nin adının geçtiğine dair iddialar üzerine yetkililere çağrıda bulundu. Platform, söz konusu iddiaların Meclis ve yargı organlarınca şeffaf ve kapsamlı biçimde araştırılmasını talep etti.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, kamuoyunda “Epstein Dosyaları” olarak bilinen ve ABD’de görülen Jeffrey Epstein ile Ghislaine Maxwell davasına ilişkin belgelerde Türkiye’nin adının geçtiği iddialar üzerine Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

    “İDDİALAR ‘DEDİKODU’ OLAMAYACAK KADAR SOMUT”

    Basın metnini okuyan platform dönem sözcüsü İsmail Oğuz, iddiaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayarak; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde araştırma komisyonu kurulması, savcılıkların resen soruşturma başlatması ve geçmişteki kayıp çocuk dosyalarının yeniden incelenmesi çağrısında bulundu.

    Oğuz, “Dosyalarda yer alan tanık ifadelerinde ve uçuş kayıtlarında; Türkiye’den kaçırılan, yurt dışına götürülen veya bu ağın bir parçası haline getirilen çocuklardan ve genç kadınlardan bahsedilmektedir. İddialar arasında, 1999 Marmara Depremi sonrası kaybolan çocuklarımızla ilişkilendirilebilecek süreçlerden, Türkiye kökenli isimlerin bu ağdaki rollerine kadar son derece ciddi ve mutlaka aydınlatılması gereken hususlar bulunmaktadır. Bir pilotun ifadesinde ‘Türkiye’den çocukların alındığına’ dair beyanlar, bu konunun bir komplo teorisi olmaktan çıkıp, somut bir adli soruşturma konusu olması gerektiğini haykırmaktadır. Bu iddialar, birkaç dedikodu olarak geçiştirilemeyecek kadar somut, görmezden gelinemeyecek kadar ağırdır” diye konuştu.

    “SESSİZLİK SUÇA ORTAKLIKTIR”

    Söz konusu olanın çocukların, gençlerin, uluslararası bir suç örgütü tarafından birer “meta” gibi alınıp satılması, cinsel köleliğe zorlanması olduğunu vurgulayan Oğuz, “Eğer Epstein dosyalarında geçen Türkiye iddiaları doğruysa; bu çocuklar ülkemizden nasıl çıkarılmıştır, hangi gümrük kapıları, hangi havaalanları kullanılmıştır, bu transferlere içeriden kimler, hangi yetkililer veya hangi nüfuzlu kişiler göz yummuş ya da yardım etmiştir” sorularını sordu.

    Çocuk kaçırmaları ve çocuk ticaretinin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunun altını çizen Oğuz, “Bu suçta zaman aşımı, ‘bizden değil’ ayrımı veya siyasi koruma kalkanı olamaz. Bu iddiaların araştırılmaması, sadece mağdurlara değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve hukuk devleti ilkesine de yapılmış bir saldırıdır. Çocuklarımızın güvenliği, hiçbir diplomatik dengenin, hiçbir ticari ilişkinin veya hiçbir şahsın itibarının arkasına saklanamaz” dedi.

    ŞEFFAF VE TAVİZSİZ SORUŞTURMA TALEBİ

    Türkiye ile ilgili geçen her ismin ve her iddianın devletin en üst organlarınca ciddiyetle ele alınmasını talep eden Oğuz, yetkililere şu çağrıda bulundu:

    “-Meclis Araştırma Komisyonu Kurulmalıdır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, derhal partiler üstü bir anlayışla hareket ederek, Epstein dosyalarındaki Türkiye bağlantılarını araştırmak üzere özel yetkili bir komisyon kurmalıdır. Bu komisyonun çalışmaları halka açık ve şeffaf yürütülmelidir.
    -Cumhuriyet Savcıları Harekete Geçmelidir: Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet Savcıları, ABD makamları ile ivedilikle temasa geçmeli, dosyanın Türkiye’yi ilgilendiren kısımlarının onaylı örneklerini talep etmeli ve resen soruşturma başlatmalıdır. İddialarda adı geçen kişi veya kurumlar kim olursa olsun, yargı önünde hesap vermelidir.
    -Kayıp Çocuklar Dosyaları Yeniden Açılmalıdır: Özellikle deprem bölgeleri başta olmak üzere, geçmişten günümüze “kayıp” olarak kayıtlara geçen çocuk dosyaları, Epstein davasındaki tarihler ve yöntemler ışığında yeniden incelenmelidir.
    -Bu küresel ağın Türkiye ayağındaki finansörleri, toplayıcıları ve lojistik sağlayıcıları deşifre edilmelidir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Ümranı̇ye Çocuk Evlerı̇ Sı̇tesı̇’ndeki 5 çocuk, ı̇ntı̇har gı̇rı̇şı̇mı̇nde bulundu!

    Ümranı̇ye Çocuk Evlerı̇ Sı̇tesı̇’ndeki 5 çocuk, ı̇ntı̇har gı̇rı̇şı̇mı̇nde bulundu!

    PİRHA – DEM Parti İstanbul Milletvekilleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Çocuk Evleri Sitesi’nde koruma altındaki beş kız çocuğunun, “kurumdan kaçmak amacıyla çamaşır suyu içerek yaşamlarına son vermeye çalışması” yönündeki iddiaları Meclis gündemine taşıdı.

    DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu, Çiçek Otlu, Özgül Saki, Cengiz Çiçek ve Celal Fırat ile Çocuk Komisyonu Eş Sözcüsü Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Çocuk Evleri Sitesi’nde koruma altındaki beş kız çocuğun, kurumdan kaçmak amacıyla çamaşır suyu içerek yaşamlarına son vermeye çalışmalarını Meclis gündemine taşıdı.

    DEM Partili Milletvekilleri, Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin tarafı olduğuna işaret ederek, çocukların yaşam, gelişim, korunma ve katılım haklarını güvence altına almakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Milletvekilleri yaptıkları yazılı açıklamada, koruma altında olan beş kız çocuğunun, kurumdaki koşullar ve maruz bırakıldıkları durumlar nedeniyle kendi canlarına kast ettiğini ifade etti.

    “TRAVMALARIN DERİNLEŞTİĞİ MEKAN”

    DEM Partili milletvekilleri, ilgili bakanlığın, “çocukların kendilerine zarar verme niyetlerinin bulunmadığı” yönündeki açıklaması “olayın vahametini örtbas etme çabası” olarak yorumladı. Vekiller ayrıca konuya dair hazırladıkları soru önergesinde şu açıklamaya da yer verdi:

    “Türkiye genelinde çocuk yoksulluğu, eğitimden kopuşlar, çocukların işçileştirilmesi, evlilik adı altında cinsel istismarla karşı karşıya bırakılması ve adalet sistemiyle ilgili sorunlar gibi yaygın çocuk hakları ihlalleri, Ümraniye’de yaşanan bu vahim olayın münferit bir vaka olmadığını, aksine sistemik bir sorunun yansıması olduğunu göstermektedir. Çocuk Evleri Sitesi gibi kurumlar, çocukların güven içerisinde olacakları yerler olması gerekirken çoğu zaman travmaların derinleştiği, istismarın devam ettiği ve çocukların intiharı düşünecek kadar umutsuzluğa sürüklendiği mekanlar haline gelmiştir. Bu durum, ‘devlet koruması altındaki’ çocukların en temel insan haklarının dahi göz ardı edildiğini, çocuk koruma sisteminin psikolojik destekten, denetim mekanizmalarına kadar birçok alanda yetersiz kaldığını, yıllardır gündeme gelen çocuk evlerinde şiddet, istismar, ihmal ve kötü muamele iddialarının ciddi bir biçimde araştırılmadığını ve bu kurumların denetim mekanizmalarının etkinliği konusunda ciddi boşluklar olduğunu kanıtlamaktadır.”

    “KURUMSAL İHMALLER HAKKINDA NE GİBİ TESPİTLERDE BULUNULDU?”

    DEM Partili Milletvekilleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “Ümraniye Çocuk Evleri Sitesi’nde intihar girişiminde bulunan çocukların güncel sağlık durumu nedir? Bu çocuklar olaydan önce herhangi bir psikolojik destek almış mıdır?

    Çocukların ‘kurumdan kaçma amacıyla’ bu eylemi gerçekleştirdiği iddiaları Bakanlığınızca araştırılmış mıdır?

    Ümraniye Çocuk Evleri Sitesi’nde çocukların intihar girişimine sürüklenmelerine yol açan kurumsal ihmaller, kötü muamele iddiaları ve yaşam koşulları hakkında ne gibi tespitlerde bulunulmuştur?

    Bakanlığınız tarafından kurum yöneticileri, bakım personeli veya ilgili müdürlüklere yönelik herhangi bir idari veya adli soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldı ise başlatılan idari soruşturmanın kapsamı ve güncel durumu nedir? Soruşturma sonucunda herhangi bir ihmal veya kötü muamele tespit edilmiş midir? Tespit edildiyse, sorumlular hakkında hangi yasal ve idari işlemler başlatılmıştır?

    Çocuk Evleri Sitesi’ndeki yöneticiler ve personel hakkında herhangi bir önlem alınmış mıdır?

    Çocuklarla ve ilgili uzmanlarla yapılan görüşmelerde, çocukların çamaşır suyu içme eyleminin ‘kendilerine zarar verme niyeti taşımadığı’ sonucuna nasıl ulaşılmıştır? Bu değerlendirme hangi bilimsel ve psikolojik verilerle desteklenmektedir?

    Olayın kamuoyuna yansıması ve Bakanlığınızın ilk açıklaması arasındaki çelişki göz önüne alındığında, Bakanlığınızın bu tür hassas olaylarda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun hareket etme mekanizmaları nelerdir?

    Çocuk koruma kurumlarında çocuklara yönelik kötü muamele, ihmal ve istismar iddiaları hakkında şeffaf ve bağımsız bir denetim mekanizması bulunmakta mıdır? Bu iddialar nasıl soruşturulmakta ve sorumlular nasıl cezalandırılmaktadır?

    Türkiye genelinde son 10 yılda devlet koruması altındaki kurumlarda yaşamına son verme girişiminde bulunan çocuk sayısı kaçtır? Bu girişimlerin kaçı ölümle sonuçlanmıştır?

    Bakanlığınıza bağlı çocuk evleri, sevgi evleri, bakım yurtları ve benzeri kurumlarda çocukların maruz kaldığı şiddet, istismar, kötü muamele veya ihmale dair son 5 yılda kaç başvuru alınmıştır? Bu başvuruların kaçı hakkında işlem yapılmıştır?

    Devlet koruması altındaki çocukların kurum içinde yaşadıkları psikolojik sorunları güvenli bir şekilde ifade edebilecekleri, şikayetlerini iletebilecekleri ve destek alabilecekleri bağımsız ve etkili mekanizmalar bulunmakta mıdır? Bu mekanizmaların işleyişi nasıl denetlenmektedir?

    Bu kurumlar hangi sıklıkta ve kimler tarafından denetlenmektedir? Denetim raporları kamuoyuna açık mıdır?

    Bakanlığınız, devlet korumasındaki çocuklara yönelik travma sonrası destek, psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon süreçlerini hangi standartlara göre yürütmektedir?

    Bu kurumlarda görev yapan personelin eğitimi, liyakati ve çocuk hakları bilgisi hangi ölçütlere göre değerlendirilmektedir?

    Bakanlığınızın devlete bağlı çocuk koruma kurumlarının denetimini sağlamak üzere bağımsız ve sivil toplum kuruluşlarının katılımına açık bir denetim mekanizması kurulması yönünde bir çalışması bulunmakta mıdır?

    Çocuklara yönelik istismar ve kötü muamele iddialarının soruşturulmasında şeffaflığı ve adaleti sağlamak amacıyla baroların ve çocuk hakları örgütlerinin davalara müdahillik taleplerinin kabul edilmesi yönünde Bakanlığınızın bir girişimi olacak mıdır?”

    Bakanlığınızca Türkiye’de çocukların yaşam haklarını, fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini güvence altına almak için uluslararası sözleşmelere uygun olarak yasal ve idari düzenlemeler yapılması, çocuk koruma sisteminin hak odaklı, katılımcı ve çağdaş bir yapıya kavuşturulması amacıyla yapılan herhangi bir çalışma bulunmakta mıdır?

    Türkiye genelindeki Çocuk Evleri Sitesi ve benzeri koruma altındaki çocuklara yönelik kurumlarda, çocukların fiziksel ve psikolojik sağlığını tehdit eden benzer vakaların yaşanmaması adına Bakanlığınızın acil ve somut eylem planları var mıdır? Varsa bu planlar nelerdir?”

    PİRHA/ANKARA

  • DEDEF Kadın Meclisi: Yozlaşmaya tahammülümüz kalmadı-VİDEO

    DEDEF Kadın Meclisi: Yozlaşmaya tahammülümüz kalmadı-VİDEO

    PİRHA- DEDEF Kadın Meclisi’nin düzenlediği etkinlikte kadınlar bir araya geldi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda “Toplumsal eşitsizliklere ve yozlaşmaya karşı artık tahammülümüz kalmadı” denilerek mücadele çağrısı yapıldı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Kadın Meclisi, dernek genel merkezinde yaptıkları etkinlik ile kadınlarla bir araya geldi. Kartalkaya’daki otel yangınında hayatını kaybedenler adına durulan saygı duruşunun ardından Xızır lokmasının duasını Sarı Saltık evladı Fecire Dilekçi Ana verdi.
    Açılış konuşmasını DEDEF Kadın Meclisi Sözcüsü Hediye Zengin yaptı.

    “ARTIK TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”

    Zengin konuşmasından Türkiye’nin artık suç sarmalı merkezi haline geldiğine vurgu yaparak, “Önümüzde 6 Şubat var. 2 yıl önce çok ciddi bir deprem yaşadık. Özellikle bu depremde siz değerli kadın arkadaşlarımız kolektif bir çalışma yürüterek depremde yitirdiğmiz canlarımızı ve orada yaşamını idame ettiren canlarımıza bir damla su olmak adına çok ciddi emek verdiniz. Daha 10 gün önce Bolu Kartalkaya’da ihmal sonucu 78 tane canımızı kaybettik ve bunların 36’sı çocuk. Her gün uyandığımızda ya kayyum, ya gözaltılar, ya katliamlar, ya tutuklamalar, ya operasyonlar ile karşılaşıyoruz. Biz bunlara dur demek istiyoruz, tahammülümüz yok. İhmaller son bulsun. Bir canımızı daha kaybetmeye tahammülümüz yok. Çocuk istismarlarına ve kadın cinayetlerine tahammülümüz yok. Öncelikle İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkarak kadınlarımızı ve çocuklarımızı koruma altına alsınlar” dedi.

    “ATAERKİL DÜZENİN DEĞİŞMESİ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Geçtiğimiz günlerde Dersim’in Pertek ilçesine 12 yaşındaki bir kız çocuğunun istismara uğramasına ilişkin de konuşan DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gamze Yentür, şunları ifade etti:

    “Bu olayla ilgili S.K adlı erkek ve çocuğun annesi S.Ç tutuklanmış ve yargı süreci de devam etmektedir. Bu vahim olayın ardında Pertek halkı ve kadınlar sokağa çıkarak protesto düzenlemiş, çocuk istismarlarının örtbas edilmesine karşı mücadele edeceklerini vurgulamışlardır.

    Bu aslında kültürel olarak bir yozlaşmanın, kültürel olarak bir çürümenin de başka bir göstergesidir. Dersim Dernekleri Federasyonu Kadın Meclisi olarak tüm Dersim’deki halkımızı ve demokratik kitle örgütlerini bu davanın takipçisi olmaya, çocuk istismarına karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Toplumsal eşitsizliklere ve yozlaşmaya karşı artık tahammülümüz kalmamıştır. Çocuklarımızın, gençlerimizin, kadınlarımızın yozlaştırılmasına, katledilmesine, hayattan koparılmasına izin vermeyeceğiz.

    Bizler buradan kadın meclisi olarak tekrar şunu söyleyeceğiz; çocuklarımızın güvenliği ve hakları için birlikte hareket edeceğiz. Bu ataerkil düzenin değişmesi gerekiyor. Bunun değişmesi için de biz kadınlar mücadele edeceğiz.”

    Etkinlik lokmaların pay edilmesi ile sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Çocuk istismarı ve kadın cinayetlerinin failleri, cezasızlık politikasıyla cesaret buluyor’-VİDEO

    ‘Çocuk istismarı ve kadın cinayetlerinin failleri, cezasızlık politikasıyla cesaret buluyor’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de son zamanlarda çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet arttı. Konuya dair konuşan EMEP Dersim İl Örgütü Üyesi Çağla Yolaşan, “Çocuk istismarı ve kadın cinayetlerinin failleri örgütlü bir cezasızlık politikasıyla cesaret buluyor” derken, DEM Parti Dersim İl Örgütü Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin ise, “AKP iktidarı döneminden itibaren cezasızlık politikasıyla birlikte kadına yönelik şiddet de arttı” diye konuştu. 

    Devletin, Dersim’deki yozlaştırma politikaları inanç, dil, kimlik, kültür vb. birçok alanda yıllardır sürüyor. Dersim’de son zamanlarda çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Örgütü Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin, Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü Üyesi Çağla Yolaşan, çocuk istismarının artmasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “FAİLLER, CEZASIZLIK POLİTİKASIYLA CESARET BULUYOR”

    Dersim’de ve Türkiye’nin geri kalanında çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddetin arttığını belirten Çağla Yolaşan, “Bunun temel sebebinin 23 yıldır iktidar olan AKP’nin eğitim, kültür, siyaset ve kanunların yapımı ve uygulamasına kadar sirayet eden ve gittikçe muhafazakarlaşan politikalarıyla ilgili olduğunu söylemek mümkün. Maalesef çocuk istismarı, kadın cinayetlerinin failleri adeta örgütlü bir cezasızlık politikasıyla cesaret buluyor. Artık bir politikaya dönüşmüş olan cezasızlık durumunun ortadan kalkması için acil önlemler alınması sorunun çözülmesi için önemli bir yerde duruyor” diye belirtti.

    “DERSİM ÖZELİNDE UYGULANAN ÖZEL SAVAŞ POLİTİKASI VAR”

    AKP iktidarı döneminden itibaren cezasızlık politikasıyla birlikte kadına yönelik şiddetin arttığını ifade eden Hümeyra Tusun Yeğin, “Kadına yönelik şiddet önemsiz bir durummuş gibi gösteriliyor. Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz olaylarını bitirecek siyasi bir irade yok. Pertek özelinde olaya baktığımız zaman Dersim özelinde uygulanan özel savaş politikası var ve bunun sonucunda toplumda bir yozlaşma da var. Siyasi parti ve sivil toplum örgütleri olarak daha güçlü duruşlar sergilememiz gerekiyor ki bu politikaların karşısına geçebilelim” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Pertek’te 12 yaşında bir çocuk istismara uğradı, kadınlar sokağa çıktı-VİDEO

    Pertek’te 12 yaşında bir çocuk istismara uğradı, kadınlar sokağa çıktı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’nin Pertek ilçesinde 12 yaşındaki kız çocuğuna istismarda bulunduğu öne sürülen S.K. ile anne S.Ç tutuklandı, 12 yaşındaki çocuk ve kardeşi koruma altına alındı. Pertekli kadınlar da sokağa çıkarak, çocuk istismarına tepki gösterdi.

    Dersim’in Pertek ilçesinde S.K. isimli erkek, iki çocuk annesi S.Ç. ile ilişki yaşamaya başladı. Yakınlaşmalarını kayda alan S.K., daha sonra 12 yaşındaki kız çocuğuyla da ilişkiye girmek istediğini söyleyerek, kabul etmemesi halinde görüntüleri sosyal medyada da yayarak, ilçedeki herkese göstermekle tehdit etti. Bir süre sonra anne S.Ç., İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak S.K. hakkında şikayetçi oldu. Savcılık talimatıyla S.K., ardından da S.Ç. gözaltına alınarak tutuklandı.

    Olayın duyulmasının ardından Pertek’te, yürüyüş yapıldı. Yürüyüşün ardından yapılan açıklamada konuşan Aysel Kayış, çocukları korumaya yönelik politikalar geliştirilmeyip etkin uygulanmadıkça aile içinde yaşanan istismar olaylarının cezasızlıkla sonuçlanacağına dikkat çekti.

    “İSTİSMAR OLAYLARI CEZASIZLIKLA SONUÇLANMAKTADIR”

    Aysel Kayış, katillere, taciz ve tecavüzcülere yönelik etkin uygulanmayan poltikaların ve cezasızlık ile her geçen gün kadınların ve kız çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini belirterek,  “Son zamanlarda artan çocuk tecavüzleri ve katliamları devletin çocukları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve çocukların hayatının hiçe sayıldığını göstermektedir. 2025’in aile yılı ilan edilmesi, iktidarın çocuk ve kadınları koruyucu ve şiddeti önleyici politikalarla eşitlikçi bir anlayış oluşturmaktan ziyade kadın cinayetlerini ve çocuk istismarını örtbas etmeye çalışılıyor. Çocukları korumaya yönelik politikalar geliştirilmeyip etkin uygulanmadıkça aile içinde yaşanan istismar olayları cezasızlıkla sonuçlanmaktadır” dedi.

    “MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Kayış, son olarak, “Bizler çocuk istismarının, taciz ve tecavüzün örtbas edilmemesi şiddeti büyüten ailenin kutsallaştırılmaması gerektiğini ve buna karşı her zaman mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    PİRHA- Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarı davasında yeniden yargılanan sanıkların cezası belli oldu. Baba Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin 6 yaşındayken 29 yaşındaki ‘müridi’ Kadir İstekli ile ‘evlilik’ adı altında cinsel saldırıya maruz bırakılmasına ilişkin yürütülen davanın karar duruşması bugün görüldü.

    Davada daha önce verilen kararlar bozulmuş ve dava yeniden görülmüştü.

    6 yaşında evlendirilen kız çocuğunun babası Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, çocuğu yıllarca istismar eden Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Elazığ’daki istismar davasında tutuksuz yargılama kararı verildi- VİDEO

    Elazığ’daki istismar davasında tutuksuz yargılama kararı verildi- VİDEO

    PİRHA- Elazığ’da 4 kız öğrenciyi taciz eden Elazığ Sosyal Yardımlaşma Spor Kulübü antrenörü İsmail Bayraktar’ın tutuksuz yargılanmasına karar verildi.

    Elazığ’da 4 kız öğrenci, Elazığ Sosyal Yardımlaşma Spor Kulübü antrenörü ve bir lisede de öğretmen olarak görev yapan İsmail Bayraktar, hakkında kendilerine tacizde bulunduğu iddiasıyla savcılığa şikayette bulundu.

    Başlatılan soruşturma kapsamında Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından açığa alınan İsmail Bayraktar, tutuklandı. Bugün görülen duruşmada yurt dışına çıkma yasağı verilerek tutuksuz yargılanmasına karar verildi.

    Konuya dair konuşan avukat Çisel Demirkan Sakallı, “Maalesef ki bütün tanıklara, beyanlara, kanıtlara, ifadelere rağmen sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Çok üzgünüz ama bu mücadelemizi sonlandıracağımız anlamına gelmiyor. Narin’de olduğu gibi, bu kızlarımızda olduğu gibi Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Elbet cezalardaki ve kanundaki yetersizlikler bir gün son bulacak. Biz biliyoruz ki bu düzen içerisinde kadınlar ve çocuklara bir yaşam hakkı yok. Ama elimizden geldiğince mücadeleyi bırakmayacağız” diye konuştu.

    PİRHA/ ELAZIĞ

  • ‘Çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadele edeceğiz’

    ‘Çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadele edeceğiz’

    PİRHA-Kadınlar Birlikte Güçlü Platfotmu, son zamanlarda artan çocuk istismarı vakalarına ilişkin Hatay’da açıklama yaptı. Okunan basın metninde “Bir çocuğun daha kaybedilmemesi için, çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” denildi.

    Hatay’da Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu, çocuk istismarı vakalarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu adına Sezen Ezer okudu. Açıklamada, “Çocukların yaşamını karartan politikalara dur diyoruz” pankartı açıldı.

    “İSTİSMARIN AFFEDİLDİĞİ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ”

    İstismarın affedildiği ve faillerin aklandığı bir ülkede yaşadıklarını söyleyen Sezen Ezer, şu açıklamayı yaptı:

    “21 Ağustos’tan beri kayıp olan Narin Güran’a ne olduğunu bilmiyoruz. Amca tutuklanıyor, haberlere  yayın yasağı getiriliyor. Narin Güran hala bulunamadı. Soruyoruz Narine ne oldu? AKP-MHP iktidarı boyunca kayıp çocukların akıbetinin bilinmediği, istismarcıların affedildiği, aklandığı bir düzende ailelerin öncelendiği politikalar çocukların yaşamını karartıyor.

    Geçtiğimiz günlerde Antakya’da akrabasının üç (3) yıldır sistematik istismarına maruz kalan S.Y. durumu ailesine anlattıktan sonra fail Mustafa Şenol gözaltına alınmış, savcının tutuklanma talebi ile mahkemeye sevk ettiği Mustafa Şenol Sulh Ceza Mahkemesi’nin tutuklanmasını reddetmesi ile serbest kalmıştır. Soruyoruz sadece çocuğun beyanı esas alınarak sürecin yürütülmesi gerekirken ve bununla beraber somut delillerle de desteklenmişken Mustafa Şenol neden serbest bırakıldı?

    “İSTİSMAR VAKALARINA DAİR HİÇBİR POLİTİKA YOK”

    Failleri koruyan, istismarcıları aklayan, kadınları ve çocukları güvensizliğe sürükleyen politikalara dur diyeceklerini ifade eden Sezer, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Geçtiğimiz günlerde İskenderun’da bir konteyner kentte 4 yaşında bir çocuk komşusunun istismarına maruz kalmış ve durum ifşa edilince aile tehdit edilmiştir. Son zamanlarda artan bu istismar vakalarına dair hiçbir politika yok. Soruyoruz konteyner kentlerde çocukların ve kadınların güvenliğini sağlamak için neden bir adım atılmıyor?

    Narin’e ne olduğunu, neyin üstünün örtüldüğünü soruyoruz. Her yerde aile vurgusu yapıp aile politikalarına öncelerken çocuktan yana, çocuğun üstün yararını gözeten politika neden uygulanmıyor? Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü olarak bu soruların takipçisi olacağız, ve bir çocuğun daha kaybedilmemesi için, çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/HATAY

  • DEM Partili tüm vekiller, Diyarbakır’da yaşanan çocuk istismarına ilişkin önerge verdi!

    DEM Partili tüm vekiller, Diyarbakır’da yaşanan çocuk istismarına ilişkin önerge verdi!

    PİRHA – DEM Parti milletvekilleri, Diyarbakır’da yaşayan 14 yaşındaki zihinsel engelli bir çocuğun, aralarında kamu görevlilerinin de olduğu 21 kişi tarafından cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti milletvekilleri, 14 Yaşındaki zihinsel engelli çocuk F.B’nin, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 21 kişi tarafından sistematik biçimde cinsel istismara maruz bırakılmasını parlamento gündemine getirdi. Konuya ilişkin ilişkin DEM Partili tüm milletvekilleri Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “HESAP VERMEKTEN UZAK KALDIKLARININ İSPATI!”

    DEM Parti Milletvekilleri, çocuğa yönelik cinsel şiddet ve istismar suçlarına karşı mevcut siyasi karar alıcıların, gerekli politikalar geliştirilmediğine vurgu yaparak şu ifadelere yer verdi:

    “Resmi ve bağımsız kurumlarca yapılan istatistikler, Türkiye’de özellikle son on yılda çocuğa yönelik şiddet ve cinsel istismar vakalarının üç kat arttığını söylemektedir.

    Sadece 2023 yılında, çocuğa yönelik cinsel istismar suçundan 7.088 kişi cezaevine girmiş ve öte yandan 7.108 kişi de beraat ettirilmiştir. Son dönemde özellikle Diyarbakır’da vuku bulan vakalar, Türkiye’de çocukların fiili ve hukuki anlamda şiddetten korunamadığının, hukuki ve fiziki güvenliklerinin sağlanamadığının ve bilhassa çocuklara yönelik cinsel şiddet ve istismar vakalarında faillerin bir tür cezasızlık ile hesap vermekten uzak kaldıklarının ispatı olarak karşımızda durmaktadır.

    Bundan 8 yıl önce Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde zihinsel engelli bir kız çocuğunu istismar eden failler hakkında verilen karar da bu gerçekliği ortaya koymaktadır.

    Diyarbakır’da yaşayan 14 yaşındaki zihinsel engelli çocuk F.B, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 21 kişi tarafından sistematik biçimde cinsel istismara maruz bırakılmıştır. 14 yaşındaki zihinsel engelli çocuk, pedagoglar eşliğinde kendisini istismar edenleri isim isim teşhis etmiş ve her bir sanık hakkında açık biçimde cinsel istismar beyanında bulunmuş, yapılanları anlatmıştır. Cinsel istismarın varlığı, çocuğun vücudundaki görünür izler nedeniyle öğretmenleri tarafından da beyan edilmiştir. Dava süresince, sanıklar cinsel istismar mağduru çocuğu ve ailesini ölümle tehdit etmiş ve bu durum kovuşturma süreci sonucunda ispatlanmıştır. Çocuğun cinsel istismara uğradığını kanıtlayan Adli Tıp Raporu da dahil olmak üzere tüm somut delillere ve ispatlanabilen beyanlara rağmen, ceza davası 8 yıl sürmüştür.

    Mahkeme mağdurun birden fazla istismara uğradığı tarihteki yaşı göz önüne alındığında olayın uzun zaman sonra adli makamlara intikal etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulayarak 21 fail hakkında beraat kararı vermiştir.”

    “ACİL EYLEM PLANINIZ BULUNMAKTA MIDIR?”

    DEM Partili Milletvekilleri, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    Bakanlığınız yaşanan istismar olayından ve faillerin beraat aldığı bilgisinden haberdar mıdır?

    ‘Somut delil yok’ diyerek ne kastedilmek istenmektedir? Çocuğun istismar edildiğine dair tanık beyanı, ATK raporu, çocuğun vücudunda ki darp izleri somut delil değil midir?

    İstismar olayının uzun zaman sonra adli makamlara yansıması nedeniyle söz konusunu faillere cezai yaptırımın hayatın olağan akışına aykırı olacağı gerekçesi istismarın üzerini örtmek değil midir? Ortada tanık, delil, rapor olmasına rağmen faillere beraat kararı verilmesi hayatın olağan akışına uygun mudur?

    Sanıkların cinsel istismar mağduru çocuğu ve ailesini ölümle tehdit ettiği kovuşturma süreciyle ispatlanmasına rağmen bakanlığınız mağduru ve aileyi korumak için hangi girişimlerde bulunmuştur?

    Aile hangi isimler tarafından tehdit edilmiştir? Bu kişiler hakkında ayrıca yasal bir süreç işletilmiş midir?

    Mahkeme kararının bozulması ve faillerin hakkettikleri cezayı almaları için Bakanlığınızın bir girişimi olacak mıdır?

    Son bir yılda çocuğa cinsel istismarı suçuna karışan kamu görevlilerinin sayısı kaçtır? Bu kamu görevlilerinin cezalandırılması hakkında yürütülen dava süreçleri hangi aşamadadır?

    Çocuklara yönelik her tür şiddetin önlenmesi ve bu suçlardaki cezasızlığın ortadan kaldırılması adına bir acil eylem planınız bulunmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Çocuk istismarı’ suçundan 31 binden fazla dosya açıldı 

    ‘Çocuk istismarı’ suçundan 31 binden fazla dosya açıldı 

    PİRHA – Çocuklara yönelik her türlü şiddet günden güne artıyor. Resmi rakamlara göre 2022 yılından devredilenlerle birlikte 2023 yılında çocuk istismarına ilişkin açılan dosya sayısı 31 bini aştı. 2023 yılında 7 bin 88 kişi istismar suçundan tutuklandı. 

    Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 2022 yılında güvenlik birimine gelen veya getirilen çocuk sayısı 2021 yılına göre yüzde 20,5 artarak 601 bin 754 oldu. Suça maruz kalan çocukların yüzde 13,7’sini ise cinsel şiddete maruz kalan çocuklar oluşturdu. 2022 yılında 31 bin 890 çocuğa karşı cinsel suç işlendi, bu sayı son dokuz yılın en yüksek sayısı oldu.

    31 BİNİ AŞKIN DOSYA AÇILDI

    2022 yılından devredenlerle birlikte ceza mahkemelerindeki toplam dosya sayısı ise 30 bini aştı. 2023 yılında çocukların istismarı suçu kapsamında ceza mahkemelerinde toplam 14 bin 919 dosya karara bağlandı. Dosyalardaki sanık sayısının 16 bin 472, isnat edilen suç sayısının ise 18 bin 739 olduğu bildirildi.

    İSTİSMAR SUÇUNDAN 7 BİN 88 KİŞİ TUTUKLANDI

    Çocuğa cinsel istismar suçundan 2023 yılında 7 bin 88 kişi tutuklandı. Ceza mahkemelerinde çocuk istismarından yargılanan 344 kişinin cezası ise “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” uygulaması ile ertelendi. Çocuğa istismardan beraat edenlerin sayısı ise istatistiklere, 7 bin 108 olarak yansıdı. Ceza mahkemelerinde, “çocukların cinsel istismarı” kapsamındaki toplam dosya sayısının 31 bin 216 olduğu bildirildi. Çocukların cinsel istismarı suçundan açılan dosyaların ortalama görülme süreleri de verilerde paylaşıldı. Buna göre, 2019 yılında 299 gün olan çocukların istismarı dosyalarının karara bağlanma süresi 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında sırasıyla 426 gün, 304 gün, 311 gün ve 321 gün olarak gerçekleşti.

    (HABER MERKEZİ)

  • “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

     

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu. Burada konuşan Platform sekreteri Fidan Ataselim, “çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu.

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız mesajı verilen buluşmada, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim bir konuşma yaptı.

    “ÇOCUKLAR SUSMAZ SEN DE SUSMA!”

    Yıllardır çocukların istismardan uzak gülüp oynadıkları aydınlık bir gelecek için mücadele ettiklerini belirten Ataselim, “Kadınlar yaşasın, kadın cinayetleri önlenebilir diyerek mücadele ediyoruz. Hayvanlar eziyet çekmeyebilir, bizler gibi eşit özgür yaşayabilir diyoruz. Bunun için bütünsel politikalar ileri sürülmesi gerekir” dedi.

    Bağcılar halkına geçmiş olsun dileklerini ileten Ataselim, yaşanan istismar olayıyla ilgili tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, yargıtaydan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın?

    “ÇOCUKLARI DUYALIM, ÇIKARTTIKLARI SESİ DUYALIM”

    Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.

    “KONUNUN ÜZERİNE GİDİLSEYDİ BU KADAR ÇOCUK İSTİRMARA UĞRAMAYACAKTI”

    Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! Ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.”

     

    “İHTİYACIMIZ OLAN TEK ŞEY YETKİLİLERİN YÜKÜMLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESİ”

    İstismara uğramış çok sayıda çocuk bulunduğunu ve bunların sayılarının bilinmediğini ifade eden Ataselim, “Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. Ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak” değerlendirmesinde bulundu.

    “MÜDAHİL OLMAK DEMEK TARAF OLMAK DEMEKTİR”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz! Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var! Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nice kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz.  Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! Ve sizler de yargılanacaksınız! Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız. “

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Eğitim Sen’den okulda tacize tepki: Çocuklar konuşsun, büyükler onları korusun- VİDEO

    Eğitim Sen’den okulda tacize tepki: Çocuklar konuşsun, büyükler onları korusun- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de bir okulda müdür yardımcısının 6 çocuğa cinsel tacizde bulunmasıyla ilgili konuşan Eğitim-Sen Mersin Şube Kadın Sekreteri Nermin Karasu, susturulmak istenen bir ortamda çocukların taciz olayını anlatmasının önemli olduğunu vurgulayarak, “Çocuk susar deniliyor hep ama çocuk susmaz, konuşur. Yetişkinler de çocukları korumalı” dedi.

    Mersin’in Toroslar ilçesinde bulunan Candan Merzeci Ortaokulu’nda yaşları 13 olan 3 kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen müdür yardımcısı Erdem Ökdemir, “Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı” ve “cinsel taciz” suçlamalarıyla tutuklandı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Eğitim-Sen Mersin Şube Kadın Sekreteri Nermin Karasu, olayın takipçisi olacaklarını belirtti. Karasu, bu tür olayların eğitimcilere karşı şiddet ve linç kültürüne zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

    “ÇOCUKLARIN TACİZİ ANLATMASI ÇOK ÖNEMLİ”

    Nermin Karasu, çocukların ailelerine taciz olayını anlatmaları üzerine sürecin başlatıldığını, susturulmak istenen bir ortamda çocukların bunu anlatmasının önemli olduğunu vurguladı.

    Yetişkinlerin, eğitimcilerin ve devlet kurumlarının çocukları koruma yükümlülüğünde olduğunu söyleyen Karasu, “Savunmasız çocukların taciz, tecavüz ve her türlü şiddetle karşı karşıya kaldıkları vahametiyle; sokakta, çok sayıda çocuğun çalıştırıldığı yerlerde, evde, okulda ve çocukların tüm yaşam alanlarında bu olayla bir kez daha açığa çıktı. Çocuklarda yarattığı travma, tahribat ile ağır yaralı bir sosyal yaşam içerisinde ve geleceği çalınmış bir yaşama mahkum bırakmak en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Bu tür olaylarda yetişkinlerin çocukları dinleyerek korumak adına her şeyi yapması gerekir” diye konuştu.

    ÇEDES’İN ÇOCUKLAR ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİSİ

    Okullarda çocuklara dönük hak ihlallerinin ve suç oranlarının arttığına dikkat çeken Karasu, Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) uygulamasının çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine değindi:

    “Bu oluşan geniş bataklıkta suç ve suçlular artarak gelmektedir. En ağır biçimde cezalandırma talebimizle birlikte, yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sisteminin ÇEDES projesi ile yoksulluğun, açlığın, işsizliğin, ötekileştirmenin yaşandığı bu toplumsal süreçte cevap olamayacağını, eğitimin ve pedagojik bilimsel gerçeğin dışında tutularak değerler eğitim adı altında ve “manevi danışmanlar” diye 81 ilde devreye soktukları proje ile ortadan kaldıramayacakları bir gerçektir. Bu tür sorunların arttığı ortamlarda ‘manevi danışmalık ’adı altında pedagojik bilgisi ve uzmanlığı olmayan kişilerin olması sebebiyle konuşmayan çocuklarına artacağı gerçeği apaçık ortadadır.”

    “İSTİSMARA GÖZ YUMULMAMALI”

    Ensar Vakfı’ndaki istismar olayından sonra geçmişte Aile Bakanı’nın ‘Bir kereden bir şey olmaz’ sözünü hatırlatan Karasu, “Bir defadan bir şey olmaz mantığını açtı derin yara ortadadır. Çocuk istismarına göz yummak bu tür suçlara zemin hazırlıyor. Eğitime ayrılan pay azaldı. Ağırlıkla yoksul çocukların okullarındaki manevi danışman çabası, şiddetin kadına, çocuğa görünür şekilde arttığı gerçeği ile bu ve bundan sonra  oluşabilecek acı sonuçların olmaması için, eğitimin demokratik ile bilimsel ışığında yapılandırılması acildir. Eğitim Sen olarak olayın takipçisiyiz” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

  • Okulda 6 çocuğa cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla müdür yardımcısı tutuklandı

    Okulda 6 çocuğa cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla müdür yardımcısı tutuklandı

    PİRHA- Mersin’de Toroslar Candan Merzeci Ortaokulu’nda müdür yardımcısı olan Erdem Ökdemir, 6 çocuğa cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı.

    Mersin’in Toroslar ilçesinde bulunan Candan Merzeci Ortaokulu’nda yaşları 13 olan 3 kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen müdür yardımcısı Erdem Ökdemir’in Mersin İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma sonucunda toplam 6 kız çocuğunu istismar ettiği ortaya çıktı.

    Emniyetteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilen Ökdemir, çıkarıldığı hakimlikçe “sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı” ve “cinsel taciz” suçlamalarıyla tutuklandı.

    NE OLMUŞTU?

    Mersin’in Toroslar ilçesinde Candan Merzeci Ortaokulu’nda 13 yaşında olan 3 kız çocuğu, müdür yardımcısı Erdem Ökdemir’in cinsel tacizine maruz kalmış, yaklaşık bir buçuk yıl taciz edilen çocukların yaşadıklarını ailelerine ve rehber öğretmenlerine anlatmasıyla olay ortaya çıkmıştı. Mesajlaşmalarda Ökdemir’in çocuklarla öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmaya çalıştığı, daha sonraki mesajlarında ise cinsel içerikli sorular sorup, müstehcen görüntüler paylaştığı görülmüştü.

  • Antep’te 15 yaşındaki Suriyeli çocuk işkenceye ve cinsel istismara maruz kaldı

    Antep’te 15 yaşındaki Suriyeli çocuk işkenceye ve cinsel istismara maruz kaldı

    PİRHA – Antep’te 15 yaşındaki Suriyeli çocuk, oyun sırasında arkadaşını yere düşürdüğü gerekçesiyle arkadaşının ailesi tarafından öldüresiye darp edilip cinsel istismara maruz kaldı. Saldırganlar tutuklandı.

    Antep’te oyun oynadıkları sırada arkadaşını yere düşürdüğü iddia edilen 15 yaşındaki Suriyeli A.Z., arkadaşının babası H.Ö ve amcası M.F.K tarafından öldüresiye dövüldü, cinsel istismara uğradı, ölüme terk edildi. Olay 9 Ocak 2014 günü Şahinbey ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesinde yaşandı.

    Uğradığı saldırı sonucu ağır yaralanan A.Z., çevredeki yurttaşlar tarafından fark edildi. A.Z., olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılırken, ailenin şikayeti üzerine saldırganlar H.Ö. ve M.F.K. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye çıkarılan bu kişiler tutuklanarak cezaevine götürüldü. Tutuklanan H.Ö.’nün taksirle yaralama nedeniyle 3 ayrı suç kaydının da bulunduğu belirlendi.

    İşkenceye maruz kalan çocuğun ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

    VALİLİK AÇIKLAMASI

    Gaziantep Valiliğinden yaşananlara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İlimizde 9 Ocak 2024 tarihinde meydana gelen 2009 doğumlu (A.Z)’nin darp edilmesi olayının aydınlatılması için İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerimizce ivedilikle yapılan çalışmalar neticesinde; Olayın failleri olduğu tespit edilen (H.Ö) ve (M.F.K) adlı şahıslar yakalanmış olup, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştır. Şahısların arşiv kayıtlarının incelenmesinde (H.Ö) adlı şahsın taksirle yaralama nedeniyle 3 ayrı suç kaydı bulunduğu anlaşılmıştır. Hastanede tedavi altına alınan mağdura acil şifalar diliyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hozat’ta iki çocuğa cinsel istismara tahliye kararı verildi

    Hozat’ta iki çocuğa cinsel istismara tahliye kararı verildi

    PİRHA- Dersim’in Hozat ilçesinde, iki çocuğu istismar ettiği suçlamasıyla tutuklanan ve yargılanan Serdar Yalçınoğlu’nun duruşması görüldü. Sanığın yurt dışına çıkış yasağı ile tahliyesine karar veren Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşmayı 12 Mart 2024 tarihine erteledi.

    Dersim’in Hozat ilçesinde, 4 yıl önce iki çocuğu istismar ettiği suçlamasıyla tutuklanan ve yargılanan Serdar Yalçınoğlu, üçüncü duruşmada tahliye edildi.

    UZUN TUTUKLULUK HALİNDEN DOLAYI TAHLİYE KARARI

    İddiaya göre, 9 yaşındaki bir çocuğun aile yakını olan Yalçınoğlu’nun, 4 yıl önce çocuğu istismar ettiği iddia edilmiş, çocuğun durumu okuldaki rehber öğretmene anlatmasıyla aile, Yalçınoğlu hakkında şikayetçi olmuştu. Bunun üzerine Yalçınoğlu gözaltına alınmış, çıkarıldığı mahkemece, çocuğa cinsel istismar’ suçundan tutuklanmış ve soruşturma sürerken, şüphelinin aynı yıl çocuğun 7 yaşındaki kuzenine de istismarda bulunduğu iddiası ortaya çıkmıştı.

    Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Serdar Yalçınoğlu’nun bugün üçüncü duruşması görüldü. Mahkeme salonunda iki tarafın avukatları hazır bulunurken, tutuklu yargılanan sanık Yalçınoğlu uzun tutukluluk halinden dolayı yurt dışına çıkış yasağı verilerek tahliye edildi.

    SANIK AVUKATI: MAĞDURLARIN İDDİALARINI DESTEKLEYECEK TEK DELİL YOKTUR

    Müvekkilinin uzun tutukluluk sebebiyle tahliyesini talep eden sanık Yalçınoğlu’nun avukatı Mehmet Sıddık Aydın, dava dosyasında mağdurların ifadelerini destekleyecek tek delil olmadığını iddia etti. Başka bir davada baba tarafından istismar edildiği iddia edilen bir çocuğun, aynı evde istismarının mümkün olamayacağı kararını mahkeme heyetine sunan Aydın, müvekkilinin başkalarının olduğu bir ortamda çocuk istismar ettiği beyanlarının akılla izah edilebilir olmadığını vurgulayarak, “İddialar hayatın olağan akışına aykırıdır” dedi.

    ‘ÇOCUK, İSTİSMARI OYUNCAK BEBEK ÜZERİNDEN ANLATMAYA ÇALIŞTI AMA ANLATAMADI”

    Sanığın telefonunda küçük yaştaki kız çocuklarına yönelik cinsel içerikli imaj görüntülerinin ortaya çıktığını söyleyen mağdur avukatı Reyhan Helin Bulut, “Mağdurlardan biri Çocuk İzleme Merkezi’ndeki ifadesi sırasında istismarı oyuncak bebek üzerinden göstermeye çalıştığını ama anlatamadığını söylüyor. Mağdurlardan diğeri ailesi ve sanık aynı evdeyken istismar edildiğini söyledi” diyerek, sanığın en yüksek halden ceza almasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti

    Sanığın yurt dışına çıkış yasağı ile tahliyesine karar veren Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşmayı 12 Mart 2024 tarihine erteledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Tarikata bağlı erkek yurdunda bir çocuk cinsel saldırıya uğradı

    Tarikata bağlı erkek yurdunda bir çocuk cinsel saldırıya uğradı

    PİRHA –  Süleymancılara bağlı Özel Osmangazi Arifiye Ortaokul Erkek Öğrenci Yurdu’nda 11 yaşındaki bir çocuk cinsel istismara maruz kaldı.

    Tarikat örgütü Süleymancılara bağlı Özel Osmangazi Arifiye Ortaokul Erkek Öğrenci Yurdu’nda 11 yaşındaki bir çocuk cinsel istismara maruz kaldı.

    İddiaya göre yargıya taşınan olayda öğrenci Y., “Hoca beni yataktan kaldırıp odasına götürüp tecavüz ediyordu. Bu eylemi ilk olarak yaz tatilinden 6-7 ay önce başladı. Bana arkadan yaklaştı ve tecavüz etti. Eylemleri çok kez yaptı. Ne kadar yaptı, hatırlamıyorum” ifadesinde bulundu. Cinsel istismara maruz kalan çocuğun annesi G. ise, “İmamın tutuklanması yetmez, o Süleymancı yurdu kapanmalı” diye konuştu.

    TECAVÜZCÜ İMAM TUTUKLANDI

    Öte yandan yurdun avukatları tarafından, “Bir çürük elma için kurumu mu harcayacaksınız” denildiğini ifade eden G., hâlâ velilere haber verilmediğini belirtti. Saymaz’ın aktardığına göre, Y.’nin ifadeleri üzerine 22 yaşındaki imam İ.S. gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avukat Derya Demir: Yargıtay kararları cinsel istismar faillerine yol gösteriyor- VİDEO

    Avukat Derya Demir: Yargıtay kararları cinsel istismar faillerine yol gösteriyor- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de bir lisede öğretmenlik yapan G.S. adlı erkeğin, öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davanın 2. duruşması görüldü. Tutuklu yargılanan G.S.’nin diğer cinsel istismar failleriyle aynı savunmayı yaptığını belirten Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Derya Demir, “Cinsel istismar faillerinin neredeyse hepsi aynı savunmayı yapıyor ve tüylerimiz diken diken oluyor. Çünkü yargıtay kararları var, mahkemeler yol gösteriyor” dedi.

    Mersin’de bir lisede yaşları 15 ve 16 olan dört öğrenciyi istismar ettiği gerekçesiyle tutuklanan G.S. adlı öğretmen, ikinci kez hakim karşısına çıktı. Yöneltilen suçlamaları kabul etmeyen G.S. kendisine iftira atıldığını ileri sürdü.

    Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 28 Kasım Salı gününe erteledi.

    “MAĞDURU SUÇLAMA YENİ MAĞDURİYETLERE SEBEP OLUYOR”

    Şikayetçi çocukların avukatlığını üstlenen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği‘nden Derya Demir, suçlanma korkusuyla çocukların bir süre kimseye istismarı anlatamadığını söyledi.

    Kadına yönelik cinsel saldırı ve çocuk istismarı gibi olaylarda mağdur kişilerin suçlandığına ve bu durumun yeni mağduriyetlere yol açtığına dikkat çeken Demir, “Çocuklara ‘neden daha önce anlatmadınız’ soruları yöneltildi ve bu yüzden çocuklarda inanılmaz bir geri çekilme yaşandı. Psikolog desteğiyle bu suçluluk duygusunu büyük ölçüde attılar ama bu olay bize bir kez daha mağdur suçlamanın ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Bu çocuklar en başından bu yana destekleneceklerini, yalnız kalmayacaklarını bilselerdi belki de daha travma boyutuna varmadan bunu ifade edeceklerdi” dedi.

    “15 YAŞ SINIRI ÇOCUK İSTİSMARININ ÖNÜNÜ AÇIYOR”

    Aralık 2016’da çocuklara yönelik cinsel suçları düzenleyen TCK’nin 103. ve 104. maddelerinde yapılan değişiklik sonrası rıza yaşı fiili olarak 12’ye indirilmişti. Bu durum 12 yaşından büyük çocuklara cinsel istismarda cezasızlık için ‘rıza’ kavramına başvurulabilmesinin yolunu açmıştı.

    Söz konusu davada da sanığın avukatı bu maddelerde yapılan değişikliklere başvurarak cinsel istismarın olmadığını ileri sürdü. Derya Demir, 18 yaşın altındaki herkesin çocuk olduğu vurgusunu yaparak şunları söyledi:

    “Çocuklara gönderilen mesajlar bariz bir istismarın olduğunu gösteriyor. Çocuklar 15 yaşından büyük, dolayısıyla cinsel istismar suçu olmaz üzerinden savunma yapıldı. Ama bu çocuklar istismar başladığında 15 yaşındaydılar. Tarikat ve cemaat bağlantılı yerlerde çocuklara yönelik istismar çok fazla olunca 15 yaşından büyük çocukların istismarını bu şekilde azaltmayı hedeflemişlerdi. Bu düzenleme çocuk evliliklerinin önünü açmayı hedefliyordu esasen. Bu karar 15 yaşını doldurduktan sonra bu çocukları istismar edebilirsiniz anlamına geliyor.”

    “EN AĞIR CEZA İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Cinsel istismar faillerinin neredeyse hepsinin aynı savunmayı yaptığını dile getiren Derya Demir, bu konuda mahkemelerin ve yargıtay kararlarının yol gösterdiği görüşünde.

    “Hiçbir çocuk bunları yaşamamalı” diyen Demir, “Toplumsal mücadele bu noktada da çok önem arz ediyor. Daha çok avukatın bu tür dosyalara gönüllü olarak bakması gerekiyor. Kadın mücadelesi zaten elinden geleni yapıyor. Mahkemeler yol göstermezse, cezasızlık politikalarına son verilirse, mağdurlar suçlanmazsa bu tür olayların önüne geçilebilir. Bu davanın da takipçisi olacağız ve en ağır cezayı alana kadar uğraşacağız” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Eğitim Sen’den, tacizci müdürün halen görevde olmasına itiraz!

    Eğitim Sen’den, tacizci müdürün halen görevde olmasına itiraz!

    PİRHA – Eğitim Sen, Muratpaşa Anadolu Lisesi’nde bir kız çocuğunu istismar eden okul müdürünün halen görevde olmasını kınayarak “İstismarı Meşrulaştırmanıza İzin Vermeyeceğiz! Failin halen çalışmaya devam ettirilmesi açıkça suç teşkil etmektedir.” diye belirtti.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Antalya Muratpaşa Anadolu Lisesi’nde yaşanan çocuğa yönelik taciz ve istismara ilişkin açıklama yaptı.

    10. sınıf öğrencisi bir kız çocuğunun, müdür yardımcısı tarafından sözlü ve fiziksel olarak taciz edildiğini belirten Eğitim Sen, şikâyette bulunulmasına ve soruşturmanın üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen müdür yardımcısının hala aynı okulda görev yapmaya devam ettiğini belirtti.

    “FAİLİN ÇALIŞMAYA DEVAM ETTİRİLMESİ SUÇ TEŞKİL ETMEKTEDİR”

    Eğitim Sen, yazılı yaptığı açıklamada “İstismarı Meşrulaştırmanıza İzin Vermeyeceğiz!” vurgusunu yaparak şu açıklamayı paylaştı:

    “Kadına ve çocuğa yönelik şiddet, baskı ve istismarın hiç olmadığı kadar arttığı, şiddetle mücadele mekanizmalarının çalışmadığı, kadın ve çocukların kazanılmış haklarının ise gasp edilmeye çalışıldığı ülkemizde, okullarda, devlet ve tarikat yurtlarında neredeyse her gün yeni bir istismar olayı yaşanmaya devam ediyor.

    Oysaki Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde ‘Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.’ denilmektedir. Yine Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan Lanzarote Sözleşmesi’nde çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumak amacıyla gerekli yasal tedbirler ve önlemler tanımlanmış ve taraf devletlere yükümlülükler getirilmiştir.

    Anayasa’nın 41. maddesi ‘Devlet, çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruyucu tedbirleri alır.’ hükmüyle devlete yükümlülük getirmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da ise ‘Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil ve belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokacak şekilde geciktirilemez.’ hükmü getirilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesinde ise çocuklara yönelik cinsel istismar, ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kapsamında değerlendirilmiştir.

    Tüm bu yasal düzenlemelere karşın soruşturma sürecinin etkin bir biçimde yürütülmeyerek failin halen çalışmaya devam ettirilmesi açıkça suç teşkil etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı şiddet ve ayrımcılığı kurumsallaştıran, failleri cesaretlendiren, mağduriyetleri derinleştiren politika ve uygulamalardan vazgeçmeli, çocukların sağlıklı, güvenli koşullarda eğitim alma hakkını sağlamalıdır. Kadını ve çocuğu her türlü şiddete karşı korumayı hükmeden uluslararası sözleşmelerde tanımlanmış tedbir, önlem ve sorumluluklar ile Türk Ceza Kanunu’nun kadını ve çocuğu koruyan yasa hükümleri derhal uygulanmalıdır.

    Eğitim Sen olarak soruşturma sürecinin takipçisiyiz. Çocuk istismarının meşrulaştırılması anlamına gelecek tüm uygulamaların karşısında olacağımız bilinmelidir. Siyasi iktidarın mevcut gerici politika ve uygulamaları ile çocuk ve kadına yönelik şiddet ve istismarın önünü açan söylemlerinin ve çocuk istismarının erken evlilik adıyla meşrulaştırma girişimlerinin arttığı, kadına ve çocuğa karşı baskı, şiddet ve istismarın yoğun biçimde yaşandığı bu dönemde, kadınların ve çocukların haklarına yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • İHD’den çocuklara dönük tecavüz tepkisi: Failler gücünü cezasızlıktan alıyor-VİDEO

    İHD’den çocuklara dönük tecavüz tepkisi: Failler gücünü cezasızlıktan alıyor-VİDEO

    PİRHA- İHD Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu, Zonguldak’ta 2 yaşındaki bir çocuğun 25 yaşındaki bir erkek tarafından cinsel istismara maruz kalarak yaşamını yitirmesine ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. İHD Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Sevinç Koçak, “Failler cezasızlıktan, siyasal iktidarın söylem ve eylemlerinden güç alıyor” dedi.

    .Açıklama yapan İHD Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Sevinç Koçak, çocuk istismarı vakalarını büyük bir öfke ve endişeyle takip ettiklerini belirterek, “Yıllardır ısrarla, bu vakaların münferit olmadığını söylüyoruz. 20 yılda 4,5 kat artış gösteren bir suçun münferit olduğunu söylemek, üzerini örtmekten başka bir anlam taşımıyor. Çocuk istismarının yükselmesinde; etkin yargılama yapılmaması, failin kim olduğunun yargılamaya etki etmesi, koruyucu ve önleyici politikaların eksikliği büyük rol oynuyor. Çok sayıda davada da somut olarak gördük ki failler cezasızlıktan, siyasal iktidarın söylem ve eylemlerinden güç alıyor” dedi.

    “FAİLLERİN GÜCÜ ALDIĞI YER BELLİ”

    Devletin, çocukların insan haklarını tanımak, ihlal etmemek, korumak ve gereğini yerine getirmekle yükümlü olduğunun altını çizen Koçak, “Yasalarını, uygulamalarını, fiillerini yani her türlü politikasını çocuğun yüksek yararı ilkesine göre yapmak zorundadır. Ancak Türkiye’de çocuğun değil, kurumların, kişilerin ‘itibarı’ ve ‘üstün yararı’ ön planda tutuluyor. Kamuoyunun da takip ettiği en bilinen çocuk istismarı davalarının süreçlerine, sonuçlarına ve politik sorumluluğu olanların söylemlerine bakmak, faillerin gücünü nerden aldığını, istismar oranların neden ve nasıl yükseldiğini net olarak gösteriyor.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE GERİ DÖNÜLSÜN”

    Koçak, çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenebilmesi için talepleri şu şekilde sıraladı:

    “* Cinsel istismar fiilinin ortaya çıkması durumunda etkin soruşturma ve cezai yaptırım süreci hızlı bir biçimde işletilmeli ve kısa sürede sonuçlandırılmalıdır. Faillerin, kurumların ‘itibarı’ değil, ‘ama’sız ‘fakat’sız çocuğun üstün yararı gözetilmelidir.

    * İstismara maruz bırakılan çocukların psikososyal destek sürecini de içeren acil ve etkili sağlık tedbirleri alınmalıdır.

    * Cinsel istismar fiili ortaya çıkmadan önce etkin koruyucu, önleyici politikalar üretilmeli ve bu politikaların yaygın uygulanabilmesi için gerekli mekanizmalar acilen oluşturulmalıdır.

    * Çocukların doğrudan ulaşabilecekleri şikâyet/başvuru mekanizmaları yerel ve yaygın olarak yaratılmalı, bu mekanizmaları nasıl kullanabilecekleri konusunda çocuklar bilgilendirilmelidir.

    * Çocukları güçlendirmek için cinsel sağlık ve bedensel söz hakkı eğitimleri verilmelidir.  Bu eğitimleri oluşturacak olan kurullar, bağımsız uzmanlar ve çocuk hakları savunucuları ile birlikte çalışmalıdır.

    * Çocuklarla ilgili alanlarda çalışan meslek gruplarına (öğretmen, polis, hâkim, sağlık personeli…) personeller, tüm yetişkinler düzenli olarak çocuk odaklı yaklaşım, çocukların bedensel söz hakkı eğitimleri verilmeli ve bu eğitimler periyodik olarak tekrarlanmalıdır.

    * Çocuklar için önemli bir koruyucu/önleyici belge olan İstanbul Sözleşmesi’ne acilen geri dönülmelidir.”

    PİRHA/ANKARA