Sakarya Akyazı’da 12 yaşındaki çocuğa cinsel istismardan tutuklanan Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah hakkında 42 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.
Müridinin 12 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle bir hafta önce tutuklanan Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah (gerçek adı Eyüp Fatih Şağban), hakkında 6 gün içinde iddianame hazırlandı. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, Nurullah hakkında ‘çocuğun zincirleme olarak cinsel istismarı’ ve ‘çocuğu cinsel amaçlı olarak hürriyetinden yoksun bırakma’ suçlarından toplam 42 yıl hapis cezası istendi.
Hürriyet’ten Musa Kesler’in haberine göre 4 sayfalık iddianamade ses kayıtları, tanık ifadeleri ve mağdur çocuğun ifadeleri de yer aldı. Soruşturma dosyasına göre Fatih Nurullah, istismar ettiği kızın babasını şikâyetçi olmamaları ve olayın duyulmaması amacıyla ikna etmek için birçok kez aradı. Bu görüşmeler de baba tarafından kaydedilerek soruşturmayı yürüten jandarmaya teslim edildi. Görüşmelerin çözümleri yapılarak soruşturma dosyasına eklendi. Bu görüşmelerden birinde Şağban, “21 yıldır birlikteyiz” dediği mağdur kızın babasına para teklif ederek olayı kapatmaya çalışıyor. Ayrıca babadan mağdur kızı telefona vermesini, onunla da görüşmek istediğini söylüyor. Ancak baba bu talebi kabul etmiyor. Nurullah, çocuğun babasına “Bir hesap, IBAN ver de bana bir şeyler atayım sana. Sen gönlünü ferah tut. Biz ırz namus düşmanı mıyız? 21 senedir burada irşat yapmışız. Olmamış da şimdi mi olmuş yani? Belki de senin kızına piyango vurmuş oğlum. Aklını başına topla bakalım. Olacak bir şey yok. Yaşı ufak daha. Büyüsün, biz de büyüyelim. Şöyle bakalım, hizmetlerimizi yapalım. Sırt sırta verelim oğlum, ne var yani?” diyor. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Dersim Kadın Platformu, Hozat’ta 26 Temmuz’da genç bir kadına cinsel saldırıda bulunan Fırat Yıldız isimli erkeğin üç kişiyle birlikte adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına tepki gösterdi. Platform, şiddet ve cinsel suçların saklanıp, meşrulaştırılmasına izin vermeyeceklerini belirtti.
Dersim’in Hozat ilçesinde Dersim Kadın Platformu öncülüğünde bir araya gelen kadınlar artan cinsel saldırılara yönelik basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Dersim Kadın Platformu adına Gönül Sonbahar okudu.
“Cinsel saldırı faillerine ve istismarcılara karşı susma, tecavüz ve istismar suçuna ortak olma” diyen Sonbahar, kadınlara yönelik saldırıların erkeği koruyan yasalardan alınan güçle attığına dikkat çekerek, kadınların kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye çalışıldığını söyledi. Sonbahar, yasaların caydırıcılığı olmadıkça kadına yönelik saldırıların ve şiddetin de artacağına işaret etti.
“KADINLAR ERKEK EGEMEN SİSTEME KARŞI MÜCADELE EDİYOR”
Kadınların birlikteliğine ve örgütlü mücadelesine değinen Sonbahar, “Dünden bugüne sokaklarda bütün gücümüzle haykırdığımız gibi diyoruz ki “Kadınlar artık susmayacaklar susmayacaklar susmayacaklar!”. Şiddetinize , cinsel saldırılarınıza ve sömürücülüğünüze karşı yalnız değiliz, susmuyoruz, birlikteliğimizden aldığımız güçle karşı koyuyoruz. Erkek dayanışmasıyla koruyup kolladığınız tecavüzcülerinizi, tacizcilerinizi, şiddet faillerini teşhir ediyoruz. Kadınlara saldırıda bulunup bu şehirde elini kolunu sallayarak yaşayabileceğini zannedenler yanılıyor! Kadınlar güçlü, örgütlü ve birlikte ve her geçen gün daha güçlü bir şekilde erkek egemen sisteme karşı mücadele ediyor!” diye konuştu.
“FAİLLER ADLİ KONTROL ŞARTIYLA BIRAKILDI”
Hozat’ta 26 Temmuz 2020’de Fırat Yıldız isimli bir erkeğin genç bir kadına cinsel saldırıda bulunduğunu dile getiren Sonbahar, şöyle devam etti:
“3 kişinin işbirliğiyle gerçekleşen bu saldırı sonrasında mağdurun suç duyurusunda bulunmasına karşı hukuk, mağduru korumadı ve fail ve işbirlikçileri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ülkenin dört bir yanında kadınların yaşamının bir rutinine dönen şiddet ve cinsel saldırılar ülkenin ve dünyanın her yerinde olduğu gibi Dersim’de ve Hozat’ta da mevcut. Bilinsin ki kendi içerisindeki suçlarla yüzleşemeyen, teşhir edemeyen, tavır sergileyemeyen, karşı koyamayan her toplum aydın ve devrimci olmaktan ve demokratik değerleri taşımaktan uzaklaşır, bu suçlara ortak olur. Tecavüze karşı ‘görmedik, duymadık, bilmiyoruz’ diyerek üç maymunu oynamak, bu suçla yüzleşmek ve suçluyu teşhir etmek yerine geri ilişkiler ve dedikodularla yalan bilgiler yayarak kadınları suçlamaya ve karalamaya çalışmak erkek şiddetini ve saldırılarını güçlendirmekten ve işlenen bu suçlara ortak olmaktan başka hiç bir şeye yaramaz.”
“YENİ İSTİSMAR BİLDİRİMLERİ ALIYORUZ”
Geçmiş dönemde Hozat’da yaşanan çocuk istismarının hatırlatıldığı açıklamada, bu çocuk istismarına karşı toplumsal bir bilincin geliştirilemediğine dikkat çekilerek, “Bugün hala çocuk istismarı bildirimleri alıyoruz ve biliyoruz ki toplumsal baskılardan dolayı bildirilmeyen sayısız istismar vakaları mevcut. Yakın zamanda Xozat’ın bir köyüne bağlı yaylada çobanlık yapan bir erkeğin bir çocuğa cinsel istismarda bulunduğu ve bu istismar vakasını bildiren ve suç duyurusunda bulunan kişinin toplum tarafından baskı altına alındığını, suç duyurusundan vazgeçmesinin istendiğini, tehdit edildiğini, yaşanan istismarın çocukların cinsel organlarına ve bedenine dokunmanın ‘normal’ olduğu gibi akıl almaz iddialarla meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve istismarcının ekonomik çıkarlardan dolayı korunduğu bildirimini aldık” denildi.
“ÇOCUK İSTİSMARI SUÇTUR”
Çocuk istismarının suç olduğunun vurgulandığı açıklamada şunlar kaydedildi:
“Ülkemizde çocuk istismarı türlü kılıflarla örtülmeye ve meşrulaştırılmaya çalışılırken yaşadığımız coğrafyada da çıkar ilişkisi, geleneksel bakış açısı ve geri yaklaşımlarla çocuk istismarının aklanmaya ve meşrulaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Dersim’de yaşanan her cinsel saldırı, şiddet ve istismar davasının takipçisiyiz. Kadınlara ve çocuklara yönelik suçların aklanması, meşrulaştırılması ve saklanmasına izin vermeyeceğiz. Birlikteliğimizden ve örgütlülüğümüzden aldığımız güçle kadın mücadelesi ve dayanışmasını yükselteceğiz.”
PİRHA – Alevi kadınlar, ortak basın açıklaması ile Meclis’e getirileceği gündemde olan çocuk istismarına evlilik yoluyla affı içeren yasa tasarısına karşı ses çıkarılması için çağrıda bulundu. Açıklamada, Devletin görevinin çocukları yasalar ile mağdur etmek değil, çocukları güvene alacak şekilde yasal düzenlemeler yapmak olduğu hatırlatıldı.
Haberin Videosu
Alevi kadınlar İzmir, Ankara, Dersim, Adana ve İstanbul’da eşzamanlı olarak çocuklara yönelik cinsel istismar yasa tasarısının Meclis gündemine gelmesine yönelik basın toplantısı düzenledi.
Açıklamada ‘Masumu paklardan elinizi çekin, istismar suçtur aklanamaz, aklama yargıla’ dövizleri taşıyan kadınlar, toplumun tüm kesimlerine yasaya karşı çıkma çağrısı yaptı.
“7 YILDA 704 BİN 831 ÇOCUK EVLİLİK YOLUYLA İSTİSMAR EDİLDİ”
İzmir’de Yamanlar Cemevinde düzenlenen basın açıklamasını Alevi kadınlar adına Nebahat Çelik okudu.
İnsan hak ve özgürlüklerinin demokrasinin olmadığı ülkelerde toplumsal cinsiyetçilik ve özellikle de dini referanslarla bertaraf edildiğini söyleyen Çelik, kadınların cins kırımına uğratıldığı, çocukların da cinsiyetçi eril kodlardan kaynaklı cinsel obje olarak görülerek her türlü istismara maruz bırakıldığını söyledi.
Çelik, “Ülkemizde sırf 2002-2019 yılları arasında 704 bin 831 çocuk zorla evlendirilerek istismar edilmiştir. Her 4 çocuktan 1’i aile içinde istismar edilmektedir. Çocuklara yönelik her geçen gün daha da artan cinsel istismar vakaları, her seferinde istismarcıları aklama politikaları sonucunda korkunç rakamlara ulaşmıştır” dedi.
“BU YASA ÇOCUKLARI GELECEKSİZLEŞTİRMEK DEMEKTİR”
Çocuk istismarı faillerinin evlilik yoluyla affın Meclis açıldığında gündeme geleceğinin konuşulduğunu söyleyen Çelik, şunları ifade etti.
“İnfaz yasasının geçirildiği gece yarısı ortaya çıkan taslak, 14 yaşını tamamlamamış kız çocuklarına karşı cinsel istismar suçu işlemiş, onlardan 15 yaş büyük erkeklerin ve suçu azmettiren ailelerin cezalarının sonradan evlenildiği durumda ertelenmesini – yani affedilmesini öngörüyordu. ‘Bir kerelik af’ diye sunulan bu düzenlemelerin sonucu imam nikâhıyla evlilik yaşını 13’e indirmek, 13 yaşında kız çocuklarıyla 28 yaşında yetişkin erkeklerin evlendirilmesini yasallaştırmak, bu ülkede kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmak, yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olacaktır. Bu durum, çocuk istismarının önünü tamamen açmanın yanında istismarcıların cezasız kalması anlamına gelmektedir.”
“TÜRKİYE SÖZLEŞMELERE SADIK KALMALI”
Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Ekim’i ‘’Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak ilan eden sözleşmesine imza attığını hatırlatan Nebahat Çelik, Türkiye’nin imza attığı sözleşmelere sadık olması gerektiğinin altını çizdi. Devletin görevinin çocukları yasalar ile mağdur etmek değil, çocukları güvene alacak şekilde yasal düzenlemeler yapmak olduğunu söyleyen Çelik, Alevi kadınların istismara karşı kadın örgütleriyle dayanışacaklarını ve toplumun bütün kesimlerini istismar yasasına karşı çıkmaya davet etti.
PİRHA – Alevi kadınlar, çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı Dersim’de açıklama yaptı. Açıklamada, “Çocuklara Güneşli Güzel Günleri Getirme’’ sözümüz var, bu sözümüzü unutmuyoruz. İstismar, şiddet ve tecavüze karşı gücümüzü tüm kadın örgütleri ile birleştireceğimizi beyan ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.
2016’dan bu yana sık sık çocuk istismarı faillerine evlilik yoluyla af gündeme geliyor. Geçtiğimiz günlerde AKP Milletvekili Said Yüce twitter hesabından yaptığı paylaşımla gerek kadın örgütlerinin, gerekse sivil toplum kuruluşlarının tepkisiyle geri çekilen yasa tasarısının bayram sonrası tekrar meclis gündemine geleceği sinyalini verdi.
Konuya ilişkin kadınların tepkisi giderek artıyor. Alevi kadınlar da çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı birçok kentte eş zamanlı basın açıklaması yaptı.
Dersim’de Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Genel Merkezi’nde bir araya gelen Alevi kadınlar, “Çocuklarımızın hayallerinin gerçek olacağı bir dünyanın mümkün olduğu ve bunun da mücadele ile gerçekleşeceği bilinciyle toplumun bütün kesimlerini istismar yasasına karşı çıkmaya davet ediyoruz” açıklamalarında bulundular.
Açıklamaya Alevi dernekleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.
Alevi kadınlar adına açıklamayı okuyan DAD Örgütlenmeden Sorumlu Genel Sekreteri Reyhan Kumru, “Çocuklar, yetişkinlerden farklıdır, özel bir biyolojik kategori oluştururlar. Çocukların yetişkinliğe hazırlanması-yetiştirilmesi gerekir ve bu sorumluluk yetişkinlere aittir. Yani çocukluk dönemi, sadece doğum ve gençlik arasında olan sıradan bir dönem değildir. Bu dönem, insan hayatının bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişiminin tamamlanmadığı ve yaşanılan her olayın daha sonraki yaşamı büyük ölçüde etkilediği bir dönemdir. Çocuklar ile yetişkinler arasındaki fark çok net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bizler için eşikteki de beşikteki de birdir. Eşitlikte esas olan insan hayatının her evresinde bireyin ihtiyaçlarının karşılanması ve kendini özgürce ifade edecek şekilde toplumla bütünleşmesidir” ifadelerini kullandı.
“CİNSEL SUÇLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR, FAİLLER AKLANIYOR”
İnsan hak ve özgürlükleri ile demokrasinin olmadığı ülkelerde toplumsal cinsiyetçilik ve özellikle de dini referanslar ile bertaraf edildiğini belirten Kumru, “Kadınlar, cins kırımına uğratılmakta, çocuklar ise çocuk olduklarından dolayı bin bir türlü istismara maruz bırakılmaktadır. Her gün kara bir tablo olarak önümüze çıkan cinsel suçlar her seferinde üstü örtülerek, failleri erkek egemen mahkemeler tarafından aklanarak meşru hale getiriliyor. Buna gücünün yetmediği yerde ise yeni yasa tasarıları ile cinsel istismar yasal hale getirilmeye çalışılıyor. Tüm bunları toplumun gözünde normalleştirmek için de yandaş medya aracılığıyla toplumun algısını değiştirme seferberliği başlatılıyor. Bu duruma itiraz edenlerin sesinin kısıldığı dönemlerde bilim insanı olarak nitelendirdikleri erkekler ile ‘12-17 yaş arası çocukların süper kadın, doğurganlık için en ideal yaş ‘ olduğu konusunda toplum ikna edilmeye çalışılıyor” diye konuştu.
“BİR KERELİK AF DİYE SUNULAN DÜZENLEME, KIZ ÇOCUKLARINI GELECEKSİZLEŞTİRMEK OLACAKTIR”
“İnfaz yasasının geçirildiği gece yarısı ortaya çıkan taslak, 14 yaşını tamamlamamış kız çocuklarına karşı cinsel istismar suçu işlemiş, onlardan 15 yaş büyük erkeklerin ve suçu azmettiren ailelerin cezalarının sonradan evlenildiği durumda ertelenmesini – yani affedilmesini öngörüyordu. “Bir kerelik af” diye sunulan bu düzenlemelerin sonucu imam nikâhıyla evlilik yaşını 13’e indirmek, 13 yaşında kız çocuklarıyla 28 yaşında yetişkin erkeklerin evlendirilmesini yasallaştırmak, bu ülkede kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmak, yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olacaktır. Aynı zamanda çocukların yaşamları boyunca büyük bir mağduriyet ve travmaya maruz kalmalarına; sağlık problemlerine, katledilmelerine, intihara sürüklenmelerine neden olacaktır. Bu aynı zamanda, çocuk istismarının önünü tamamen açmanın yanında istismarcıların cezasız kalması anlamına gelmektedir” diye konuşan Kumru, şöyle devam etti:
“Türkiye, Uluslararası birçok sözleşmeye imza atmıştır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde 18 yaşını doldurmamış her birey çocuktur ve çocuğu istismardan koruma konusunda devlete; önleme, tespit etme, müdahale etme, iyileştirme ve zararı giderme, sosyal destek sağlama ve failleri cezalandırma yükümlülükleri verir.
Bireyler ve kurumlar, herhangi bir gerekçe ile istismarın üstünü örtmeksizin ve çocukların haklarını koruyarak yeni istismarların önünü açmayacak biçimde sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Ekim’i ‘’Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak ilan eden sözleşmesine imza atmıştır. 2012 yılından bu yana kutlanan Uluslararası Dünya Kız Çocukları Günü her yıl, kız çocukları için erken ve zorla evlilikleri önleme ve bununla mücadele etme, cinsiyet temelli eşitsizliklerin önüne geçmek, sosyal hayatta karşılaştıkları haksızlıklar hakkında farkındalık yaratmak için mücadele etmektedir.”
“ÇOCUKLARIMIZA VERDİĞİMİZ ‘GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLERİ GETİRME’ SÖZÜMÜZÜ UNUTMUYORUZ”
Türkiye’nin altına imza atmış olduğu uluslararası sözleşmelere sadık kalması gerektiğinin altını çizen Kumru, “Biz kadınlar, kadınlara yönelik şiddet, taciz ve katliamlara itiraz ettiğimiz gibi her türlü çocuk istismarlarına da, çocuk istismarını aklayan yasa taslağına da itiraz ediyoruz. Çocuklarımızın da geleceğimizin de karanlığa gömülmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü bizlerin onlara ‘’Güneşli Güzel Günleri Getirme’’ sözümüz var, bu sözümüzü unutmuyoruz. İstismar, şiddet ve tecavüze karşı gücümüzü tüm kadın örgütleri ile birleştireceğimizi beyan ediyoruz. Alevi kadınlar olarak, çocuklarımızın hayallerinin gerçek olacağı bir dünyanın mümkün olduğu ve bunun da mücadele ile gerçekleşeceği bilinciyle toplumun bütün kesimlerini istismar yasasına karşı çıkmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Alevi kadınlar Kartal’da istismar yasasının kabul edilmemesi için bir araya gelerek, “İstismar ile kurulan aile anlayışınızı kabul etmiyoruz” dedi. Yapılan açıklamada, “Bir kerelik af” diye sunulan bu düzenlemelerin sonucu imam nikâhıyla evlilik yaşını 13’e indirmek, 13 yaşında kız çocuklarıyla 28 yaşında yetişkin erkeklerin evlendirilmesini yasallaştırmak, bu ülkede kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmak, yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olacaktır” denildi.
Alevi kadınlar, çocukların zorla evlendirilmesine, tecavüzcüyle evlendirilmesine, istismarına karşı Kartal’da biraya geldi.
Songül Tunçdemir’in okuduğu ‘İstismar ile kurulan aile anlayışınızı kabul etmiyoruz’ başlıklı açıklamada, çocukların yetişkinlerden farklı olduğu, çocukluk döneminin sadece doğum ve gençlik arasında olan sıradan bir dönem olmadığı belirtildi.
“Bizler için eşikteki de beşikteki de birdir” diyen Tunçdemir, “Ne yazık ki eşit olma gerçekliği, insan hak ve özgürlükleri ile demokrasinin olmadığı ülkelerde toplumsal cinsiyetçilik ve özellikle de dini referanslar ile bertaraf edilmekte; kadınlar, cins kırımına uğratılmakta, çocuklar da cinsiyetçi eril kodlardan kaynaklı cinsel obje olarak görüldükleri için her türlü istismara maruz kalmaktadır” dedi.
Türkiye’de cinsel suçların üstünün örtülerek, faillerinin erkek egemen mahkemeler tarafından aklanarak meşrulaştırıldığı belirtilen açıklamada, “Buna gücünün yetmediği yerde ise yeni yasa tasarıları ile cinsel istismar yasal hale getirilmeye çalışılıyor. Tüm bunları toplumun gözünde normalleştirmek için de medya aracılığıyla toplumun algısını değiştirme seferberliği başlatılıyor. Yandaş medyada, bilim insanı olarak nitelendirdikleri erkekler ile ‘12-17 yaş arası çocukların süper kadınlık için en ideal yaş’ olduğu konusunda toplum ikna edilmeye çalışılıyor” denildi.
“Ülkemizde sırf 2002-2019 yılları arasında 704 bin 831 çocuk zorla evlendirilerek istismar edilmiştir. Her 4 çocuktan 1 i aile içinde istismar edilmektedir. Çocuklara yönelik her geçen gün daha da artan cinsel istismar vakaları, her seferinde istismarcıları aklama politikaları sonucunda korkunç rakamlara ulaşmıştır.
Şimdi ise 2016’dan bu yana sürekli gündeme getirilen, çocuk istismarcılarına evlilik yoluyla affın, bayram sonrası meclis açıldığında ilk gündeme gelecek konulardan olduğu konuşuluyor.
İnfaz yasasının geçirildiği gece yarısı ortaya çıkan taslak, 14 yaşını tamamlamamış kız çocuklarına karşı cinsel istismar suçu işlemiş, onlardan 15 yaş büyük erkeklerin ve suçu azmettiren ailelerin cezalarının sonradan evlenildiği durumda ertelenmesini – yani affedilmesini öngörüyordu.
“Bir kerelik af” diye sunulan bu düzenlemelerin sonucu imam nikâhıyla evlilik yaşını 13’e indirmek, 13 yaşında kız çocuklarıyla 28 yaşında yetişkin erkeklerin evlendirilmesini yasallaştırmak, bu ülkede kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmak, yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olacaktır. Aynı zamanda çocukların yaşamları boyunca büyük bir mağduriyet ve travmaya maruz kalmalarına; sağlık problemlerine, katledilmelerine, intihara sürüklenmelerine neden olacaktır. Bu durum, çocuk istismarının önünü tamamen açmanın yanında istismarcıların cezasız kalması anlamına gelmektedir.
Türkiye, Uluslararası birçok sözleşmeye imza atmıştır.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Ekim’i ‘’Dünya Kız Çocukları Günü’ olarak ilan eden sözleşmesine imza atmıştır. 2012 yılından bu yana kutlanan Uluslararası Dünya Kız Çocukları Günü her yıl, kız çocukları için erken ve zorla evlilikleri önleme ve bununla mücadele etme, cinsiyet temelli eşitsizliklerin önüne geçmek, sosyal hayatta karşılaştıkları haksızlıklar hakkında farkındalık yaratmak için mücadele etmektedir.
Taraf olunan İstanbul Sözleşmesi’nde ise açıkça belirtilmiştir ki; çocukların evlilik yoluyla cinsel istismarı kültürel kodlarla topluma onanmışsa dahi, devletin yükümlülüğü, bu evliliklerin önünü açacak örf ve adetlerin yasalarda suç olarak düzenlenmesidir.
Türkiye, daha önce altına imza atılmış olduğu uluslararası sözleşmelere sadık kalmalıdır..!
“DEVLETİN GÖREVİ ÇOCUKLARI YASALARLA MAĞDUR ETMEK DEĞİL”
Devletin görevi çocukları yasalar ile mağdur etmek değil, aksine daha önce imza atmış olduğu uluslararası sözleşmelere de uyarak çocukları güvene alacak şekilde yasal düzenlemeler yapmaktır.
Biz kadınlar, kadınlara yönelik şiddet, taciz ve katliamlara itiraz ettiğimiz gibi her türlü çocuk istismarlarına da, çocuk istismarını aklayan yasa taslağına da itiraz ediyoruz.
Çocuklarımızın da geleceğimizin de karanlığa gömülmesine asla izin vermeyeceğiz. Çünkü bizim, çocuklarımıza ‘’Güneşli Güzel Günleri Getirme’’ sözümüz var, bu sözümüzü asla unutmayacağız.
Alevi kadınlar olarak İstismar, şiddet ve tecavüze karşı gücümüzü tüm kadın örgütleri ile birleştireceğimizi beyan ediyor, çocuklarımızın hayallerinin gerçek olacağı bir dünyanın mümkün olduğu ve bunun da mücadele ile gerçekleşeceği bilinciyle toplumun bütün kesimlerini istismar yasasına karşı çıkmaya davet ediyoruz.
PİRHA – Alevi kadınlar, çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı sosyal medyadan çağrıda bulundu. Kadınların ve çocukların güvenli bir gelecekte yaşaması için mücadele çağrısı yapan kadınlar, “Çocuk istismarına af” tasarısının suç olduğunu belirterek bu tasarıya asla izin vermeyeceklerini söyledi.
Haberin Videosu
2016’dan bu yana sık sık çocuk istismarı faillerine evlilik yoluyla af gündeme geliyor. Geçtiğimiz günlerde AKP Milletvekili Said Yüce twitter hesabından yaptığı paylaşımla gerek kadın örgütlerinin, gerekse sivil toplum kuruluşlarının tepkisiyle geri çekilen yasa tasarısının bayram sonrası tekrar meclis gündemine geleceği sinyalini verdi.
Konuya ilişkin kadınların tepkisi giderek artıyor. Alevi kadınlar da çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı sosyal medyadan çağrıda bulundu.
“İSTİSMAR İNSANLIK SUÇUDUR”
Kadınların ve çocukların güvenli bir gelecekte yaşaması için mücadele çağrısı yapan kadınlar, “Çocuk istismarına af” tasarısının suç olduğunu belirterek bu tasarıya asla izin vermeyeceklerini söyledi.
İstismarın bir insanlık suçu olduğunu belirten kadınlar, “İstismar insanlık suçudur. Cezalandır, aklama” diye çağrı yaptı. Çocuk istismarında Türkiye’nin üçüncü sırada olduğunu hatırlatan Alevi kadınlar, “Çocuklarımızın gülüşlerini karanlığa teslim etmeyeceğiz” dedi.
PİRHA – Kadınlar Birlikte Güçlü İnisiyatifi, çocuk istismarının meşrulaştırılmasına karşı İzmir’den seslendi. Kadınların ve çocukların güvenli bir gelecekte yaşaması için mücadele çağrısı yapan kadınlar, çocuk istismarında af tasarısına asla izin vermeyeceklerini söyledi.
Haberin Videosu
Kadınlar Birlikte Güçlü İnsiyatifi, “İstismarın affı olmaz!” diyerek, İzmir’de Karşıyaka iskelesi önünde basın açıklaması yaptı. Koronavirüs salgını sebebiyle sosyal mesafe kuralına uyan kadınlar, mor kurdelelerle 1,5 metre mesafeyle yan yana durarak açıklamalarını yaptı. Açıklamaya HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ve CHP İzmir Milletvekili Sevda Eren Kılıç katılarak destek verdi.
Sık sık ‘Devlet elini çocuklarden çek, Çocuk istismarını aklatmayacağız, Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun’ sloganları atan kadınlar, çocuk istismarının meşrulaştırılmasına tepki gösterdi.
Basın açıklamasını Kadınlar Birlikte Güçlü İnisiyatifi adına Üyesi Deniz Uslu, 2016’dan bu yana sık sık çocuk istismarı faillerine evlilik yoluyla affın gündeme geldiğine dikkat çekilerek, bayram sonrası meclisin açıklamasıyla birlikte ilk gündeme gelecek konulardan olduğunun altı çizildi.
“15 YAŞ ALTI HER ÇOCUĞA YÖNELİK CİNSEL DAVRANIŞ SUÇTUR, AFFEDİLEMEZ!”
İnfaz yasasında muhalefetin tepkisiyle meclis gündemine getirilmediğini kaydeden Uslu, geçtiğimiz günlerde AKP Milletvekili Said Yüce’nin Twitter hesabından yaptığı paylaşımda tasarının bayram sonrası tekrar meclis gündemine geleceği sinyali verildiği söyledi.
“Koronavirüs salgınına rağmen erkek egemenliğinin çocuk düşmanı politikalarına geçit vermeyeceğiz” diyen Uslu, şunlar belirti:
““Erken yaşta evlilik” adıyla gizlemeye çalıştıklarının, 13 yaşında kız çocuklarını 28 yaşındaki erkeklerle evlendirmeyi meşrulaştırmak, kız çocuklarının eğitim hakkını elinden almak, onları yoksullaştırmak, geleceksizleştirmek olduğunu biliyoruz. “Bir kerelik af” diyerek bunu alelacele geçirmek sorunu çözmeyecek, ileride yeniden bu tip aflara ihtiyaç olduğunun iddia edilmesine sebep olacak. Aralanan bu kapı kız çocuklarının çocukluğunu ellerinden alacak, evlilik yaşını fiilen 13’e indirecek. Hatırlatırız ki TCK’nın 104. Maddesine göre 15 yaş üstündekilerin rızaları dahilinde cinsel ilişkide bulunmasının önünde bir engel yok. Yani geçirilmek istenen yasa tasarısı, 13-14 yaşındaki kız çocuklarıyla yasal olmayan bir şekilde dini nikahla evlenen erkeklere af niteliğinde. Buradan bir kez daha söylüyoruz 15 yaş altındaki hiçbir çocuğun rızasından bahsedemeyiz. 15 yaş altı her çocuğa yönelik cinsel davranış cinsel istismardır! Suçtur! Affedilemez!”
“ÇOCUK İSTİSMARINI AKLATMAYACAĞIZ, DEVLET ELİNİ ÇOCUKLARDAN ÇEK”
Kadınların endişeli olduklarını söyleyen Uslu, 13 yaşındaki kız çocuklarını istismar eden erkeklerin affedilmeye çalışıldığına dikkat çekilerek, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırıların da gün geçtikçe arttığına dikkat çekti.
Uslu, “Kadına yönelik erkek şiddetinin önlenmesini, kadın ve çocukların şiddetten korunmasını ve şiddetin soruşturulmasını amaçlayan sözleşme şiddet uygulayan erkekleri rahatsız ediyor”ifadelerini kullandı.
Kadına yönelik şiddetle mücadele ettiğini söyleyen hükümetin ise erkekleri sessizliğiyle desteklediğini kaydeden Deniz Uslu, bu sessizliğin cinsiyetçi, istismarcı, şiddet uygulayan erkeklerin TV programlarında, gazete köşelerinde sesini yükseltmesine sebep olduğun ifade etti.
“BAĞIR HERKES DUYSUN, ERKEK ŞİDDETİ SON BULSUN”
Kadınların güvende olmadığına, ev içinde şiddete maruz kaldıklarını belirten Uslu, iktidarın kadınların ev içinde maruz kaldığı şiddete yönelik önlem almadığına dikkat çekti.
Uslu, sığınma evlerine kabullerin durdurulduğu ve kadına yönelik şiddetle mücadele kanununun uygulanmasını sınırlandırmaya çalıştıkları ifadelerine yer verildi.
Son olarak Uslu, kadınların ve çocukların güveli bir gelecekte yaşaması için mücadele çağrısı yapılarak, Çocuk istismarında af tasarısına asla izin vermeyecekleri kaydetti.
Açıklama sonrası kısa birer konuşma yapan vekillerde çocuk istismar yasaının meşrulaştırılmasına tepki göstererek İstanbul Sözleşme’sinin uygulanması çağrısı yaptı. Vekiller, bu yasanın gündeme getirilmemesi için gerekli mücadelenin verileceğini söyledi.
PİRHA – 14 çocuk hakları örgütü, “Çocuk istismarının affı olmaz” diyerek Ocak ayında Meclis Adalet Komisyonu’na sundukları raporun dikkate alınmasını talep etti.
Ceza infaz düzenlemesine tepki gösteren çocuk hakları savunucuları, “Çocuk istismarının affı olmaz” diyerek, Ocak ayında Meclis Adalet Komisyonu’na sundukları raporun dikkate alınmasını istedi.
Aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı, Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği’nin de bulunduğu 14 çocuk hakları örgütü, infaz indirimiyle ilgili düzenlemeleri içeren 3’üncü Yargı Paketi ile çocuklara yönelik cinsel istismar suçu işlemiş faillerin infaz yasasıyla serbest bırakılmasından endişe duyduklarını açıkladı.
Çocuk hakları örgütleri, Ocak ayında Meclis Adalet Komisyonu’nda görev alan milletvekilleriyle yaptıkları görüşmelerde ilettikleri raporun dikkate alınması çağrısında bulundular. “Çocuk istismarının affı olmaz” diyen çocuk hakları örgütleri, çocuğun cinsel istismarı ve erken yaşta evliliklere ilişkin yasal düzenleme hakkında hazırladıkları raporda şu ifadelere yer verdiler:
“Cinsel dokunulmazlığa karşı suçun failinin çocuk olması durumunda, ilişkinin akranlar arası sayılabilmesi için, mağdur ile fail arasında bir yaş farkı benimsenmesi gereklidir. Çocukların akran olarak kabul edilebilmeleri için benzer yaş grubunda benzer gelişimsel özelliklere sahip olmaları gerekmektedir. Uzmanların görüşleri doğrultusunda; iki çocuğun ‘akran’ kabul edilebilmesi için aralarındaki yaş farkının en fazla üç olması gerekir.
Ensest; aralarında evlenme yasağı olan iki yetişkin arasında, iradeye dayalı cinsel ilişkidir. Bu anlamda, bir yetişkinin yakın aile bireyi olan bir çocuğa yönelik cinsel eylemleri ensest değil, çocuğun cinsel istismarının ağır ve nitelikli halidir.
Türk Ceza Kanunu’nda bir suçu görerek haber vermemek de suçtur. Örneğin bireylerin çocuk yaşta evliğin olduğu bir düğününe iştirak etmesi, gelin ya da damadın küçük yaşta olduğuna şahit olması ama söylememesi, güvenlik makamlarına iletmemesi durumu bir suçtur. Bu fiile iştirak edenlerin de cezalandırılması gerekir. Bu nedenle ailelerin çocuğun cinsel istismarına izin verecek şekilde tutum ve davranışlarda bulunmaları, dini nikâh kıydırarak çocuk yaşta evliliğin önünü açmaları ve yasaların vermediği izni kendi başlarına vermeleri veya çocuğu bir evliliğe zorlamaları da bir suçtur. Çocuk yaşta evliliğe zorlayan veya göz yuman velilere veya vasilere yaptırım öngören bir düzenleme yapılmalıdır.
Çocukların cinsel istismarı başlıklı TCK 103. maddenin ikinci fıkrasında ‘Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda’ denerek, cinsel istismarın nitelikli hali düzenlenmiştir. Bu suç tipinde kız çocukları kadar erkek çocukları da mağdur sıfatıyla yer alabileceğinden, cinsel ilişkiye zorlanan erkek çocuklarının da gözetilecek biçimde düzenlenmesi gerekmektedir.
2018 yılında Kocaeli Barosu ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği önderliğinde, toplam 12 sivil toplum kuruluşu tarafından hazırlanan ‘Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu ve Bu Suçun Yargılanması ile Çocuk Koruma Sistemine İlişkin Değişiklik Önerileri’ başlığıyla yayınlanan raporun, çocuk istismarı ve çocuk koruma sistemi hakkındaki mevcut 4 kanun içerisinde bulunan 18 maddenin neden yeniden düzenlenmesi ve nasıl olması gerektiği konusunda oldukça kapsamlı olduğu düşüncesindeyiz. Bu konuda yapılacak olan her türlü düzenlemede, konunun uzmanları tarafından titizlikle yapılmış olan çalışmaların gözetilmesini umuyoruz.”
PİRHA – Urfa’da 2019 yılında 894 çocuğun istismara uğramasını değerlendiren Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş, yaşananların sadece istismara uğrayan çocukların sorunu olmadığını toplumsal bir sorun olduğunun altını çizerek bu meselelerde mağdur olanın faille evlendirilmesinin çözüm olmadığına dikkat çekti.
Haberin Videosu
Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, 2019 yılı içerisinde kentte 782 tecavüz ve istismar vakası nedeniyle müdafi avukat ataması yapıldığını, bunların 733’ünün 4 ile 18 yaş aralığında çocuk olduğunu kaydetti. Tecavüz ve istismara maruz kalanların 570’inin kız çocuğu, 163’ünün ise erkek çocuğu olduğunu belirten komisyon, aynı dönemde 18 ile 25 yaş aralığında 44 kadın ve 2 erkeğin, 25 yaş üstü ise 3 kişinin tecavüze maruz kaldığını aktardı.
Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş konuyu CAN TV’de Gündem Özel programına katılarak değerlendirdi.
“ÇOCUK İSTİSMARI TOPLUMSAL BİR SORUNDUR”
Güneş, baronun Urfa’da yaşanan çocuk istismar olaylarında verdiği sayının dehşet verici olduğunu söyledi. 2019 yılında Urfa genelinde 894 çocuğun istismar edildiğini belirten Güneş, muhafazakar bir yerde bunların yaşanmasının hayret edici olduğunu söyledi.
Türkiye’de istismar cezalarının 8 yıldan başlayıp 15-18 yıla kadar olduğunun altını çizen Güneş, “Bu kadar cezaların ağır olmasına rağmen bu kadar vaka meydana çıkıyorsa toplum olarak durup düşünmemiz gerekiyor. Bunu eğitim kurumları düşünmesi gerekiyor sağlık kurumların bunu düşünmesi gerekiyor hele devletin tüm organizmaların bunu düşünmesi gerekiyor. Kanunlar bu kadar çok ve katı iken bu olayların meydana gelmesinde buna neden olan hangi birim var. Bunun üzerinde düşünmemiz gerekiyor ülkede. Bu sadece istismara uğrayan çocukların sorun değil bu toplumsal bir sorundur, toplumun kanayan bir yarasıdır” dedi.
“BEN MÜSLÜMANIN DİYEN İNDİRİM ALIYOR”
Güneş, çocuk istismar olayında sayı için Emniyet Müdürlüğü’nden istediklerini ancak taleplerinin reddedildiğini belirterek bilgilere kendi çabalarıyla ulaştıklarını söyledi.
Olayın faillerinin ‘Ben Müslümanım’ diyerek serbest bırakıldıkları iddialarını da yorumlayan Güneş, “Aslında buradaki iddia Çocuk Hakları Komisyonu Üyesi Güneş hanım iddiasıdır. Günümüzde kadın ve çocuk davalarına baktığımızda failler yada sanıklar bir takım elbise giydiklerinde direkt indirim alıyorlar. Öyle bir noktaya gelmiş ki artık ‘Müslümanım’ diyen indirim alıyor. Buradaki trajedi gözler önüne sermek de Müslümanlıktır. Toplumun kadınlara ve çocuklara nasıl yaklaştığında biliyoruz. İstanbul sözleşmesine göre Birleşmiş Milletler çocuk hakları sözleşmesine göre bir sürü kurallarını kurallara göre çocuk ve kadın pozitif ayrımcılık uygulanması gerekirken bunlara ilişkin yargı da her zaman üstün yarar gösterilmelidir” dedi.
“MAĞDURUN EVLENDİRİLMESİ ÇÖZÜM DEĞİL”
Türkiye’de yargılama sürecini değerlendiren Halil Güneş, ‘Bir şekilde STK’ları, avukatları ve hak savunucularını mahkeme salonlarından uzak tutup üstü kapalı bir şekilde yargılama yapıp bir şekilde cezasızlık politikasını uygulama peşindeler” dedi.
Türkiye toplumunun normalde uzlaşmacı bir toplum olmadığını ancak cinsel istismar davalarında uzlaşmacı olduğuna tepki göstererek, “Suçu işleyen ve suça uğrayan mağdur ile araya girerek evlendiriyorlar. Bizde diyoruz ki evlendirmek çözüm değildir. Bu olaylar böyle bitmeyecek. Bu toplumların kötü bir şekilde ilerlemesine neden olacak. Devletin buna el atması gerekir” ifadelerini kullandı.
İSTİSMAR VAKALARININ ARAŞTIRILMASI İÇİN ÖNERGE
Urfa ilindeki tecavüz ve istismar vakalarının araştırılması, incelenmesi ve sorunların tespit edilmesi için HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın Meclis Araştırması açılmasını talep eden araştırma önergesi ile Adalet ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarına yöneltmiş olduğu soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:
1- “2019 yılı ile birlikte son 10 yılda Urfa ilinde kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır?
2- 2019 yılında Urfa ilinde yaşanan çocuk istismarı ve tecavüz vakalarında kaç kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmıştır? Bu soruşturma ve kovuşturmalar sonucunda kaç kişi ceza almıştır?
3- Urfa ilinde yaşanan çocuk istismarı ve tecavüz vakalarında şüpheli kaç kamu görevlisi vardır? Bunlardan kaçı hakkında kovuşturma yapılmıştır?
4- Son 10 yılda Türkiye’de kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır?
5- Tecavüze veya istismara uğrayan çocukların rehabilitasyonu için herhangi bir çalışma yapılmak mıdır, yapılıyorsa nelerdir?
6- Tecavüze veya istismara uğrayan çocuklardan kaçı devlet korumasına altına alınmıştı?”
Urfa’da dört öğrenciyi cinsel istismar eden Mehmet Emin isimli erkek ve işyerinde bir çocuğu cinsel istismara maruz bırakan 72 yaşındaki erkek tutuklandı.
Urfa’da özel bir okulda müzik öğretmeni olarak çalışan Mehmet Emin K., okuldaki dört kız çocuğunu cinsel istismara maruz bıraktı.
Hakkında başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan erkek, tutuklanarak Urfa T Tipi Cezaevi’ne gönderildi.
Viranşehir ilçesinde de bir cinsel istismar vakası yaşandı.
72 yaşındaki Ramazan A. isimli erkek, çalıştırdığı berber dükkanında bir çocuğu cinsel istismara maruz bıraktı.
Gözaltına alınıp savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen Ramazan A., ‘çocuğa karşı cinsel istismar’ ve ‘hürriyetinden yoksun kılmak’ suçlarından tutuklandı.
Fıkıh-Der’e bağlı kaçak Kuran kursunda yatılı kalan çocukları istismar etmekten suçlu bulunan üç kişi, iyi hal indirimi verilerek hapis cezasına çarptırıldı.
Ümraniye’de Fıkıh-Der’e bağlı kaçak Kuran kursunda yatılı kalan çocukları istismar ettikleri gerekçesiyle kurs sorumlusu Ömer Işıktekin’in ve eğitmenler Hacı Serkan Bektaş ile Tarık Bektaş’ın “çocuğun cinsel istismarı” ve “eziyet” suçlarından yargılandıkları davada karar çıktı. Mahkeme heyeti, iyi hal indirimi uygulayarak Ömer Işıktekin’e 76 yıl 11 ay, Tarık Bektaş’a 25 yıl, Hacı Serkan Bektaş’ ise 37 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar cezaevinden getirilirken, mağdur çocuklar ile taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Mağdurlar, sanıklardan şikayetçi olduklarını söyledi. Sanık avukatları son yıllarda Kuran kurslarında yaşanan olayların bir önyargı oluşturduğunu öne sürerek Kuran kursunun fiziki yapısının istismar olayı için uygun olmadığını iddia etti.
Son sözleri sorulan sanık Tarık Bektaş, “Böyle bir iftiradan dolayı karşınıza geçtiğim için sizden ve heyetten özür dilerim. 12 yaşından beri 5 vakit namaz kılan bir insanım. Ben işletme okudum, kendi dini dürtülerimi tatmin etmek için hocamın dizinin dibine çöktüm. Ben öğretmenim, beraatimi istiyorum. Bir öğretmen kolay yetişmiyor. Benim hayatım ve mesleğim yanacak. Yuva kurmak, çoluk çocuğa karışmak istiyorum” dedi.
“EŞCİNSEL DEĞİLİM, DİNİ YOLU SEÇTİM”
Sanık Hacı Serkan Bektaş ise kimseye karşı cinsel istismar suçunu işlemediğini öne sürerek, “eşcinsel bir insan değilim. Dini yolu seçtim. Üniversite bitirdiğim halde imam olmak istedim. Suçsuzum. Beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
“CEMAATİ ÇÖKERTME DERDİNDELER”
Sanık Ömer Işıktekin ise şikâyetçilerle Allah huzurunda hesaplaşacağını söyleyerek, “Bu adam malımı çaldı, gasp etti diyemezsiniz. Tek iftira atacağınız konu bu. Cemaati çökertme derdindeler. Allah huzurunda da bu insanlar benimle hesaplaşacak” dedi.
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, iyi hal indirimi uygulayarak sanık Ömer Işıktekin’in beş çocuğa yönelik “çocuğun zincirleme cinsel istismarı”, üç çocuğa yönelik ise “eziyet” suçlarından toplamda 76 yıl 11 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanık Hacı Serkan Bektaş’ın ise iki çocuğa yönelik “çocuğun zincirleme cinsel istismarı” suçundan toplamda 37 yıl 6 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti diğer sanık Tarık Bektaş’a ise bir çocuğa yönelik “çocuğun zincirleme cinsel istismarı” suçundan 25 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti.
PİRHA- Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, Dersim’de son dönem yaşanan çocuk istismarları ve kadına yönelik şiddete ilişkin yaptığı açıklamada, “Çocuklarımıza yönelik istismar vakaları, istismarcılara af getirme anlayışının ve cezasızlık politikalarının bir sonucudur” dedi.
Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, Dersim’de son dönem yaşanan çocuk istismarları ve kadına yönelik şiddete ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Dersim’in Ovacık, Pertek ve Hozat ilçelerinde birbiri ardına açığa çıkan çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet vakalarında kent tarihinde görülmemiş bir düzeyde artışla karşı karşıya kalındığına dikkat çekilen açıklamada, bu vakaların istismarcılara af getirme anlayışının ve cezasızlık politikalarının bir sonucu olduğu ifade edildi.
Açıklamada, kadınlara ve çocuklara yönelik işlenen her türlü suçun önüne geçebilme yolunda cezalarda caydırıcılığın çok önemli olduğuna vurgu yapılarak, yargı mercilerine istismar olaylarını titizlikte araştırma ve sanıkları en üst hadden cezalandırma çağrısında bulunuldu.
Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
“CİNSEL İSTİSMAR VE KADINA ŞİDDETTE ARTIŞ VAR “
Ovacık, Pertek ve Hozat ilçelerinde birbiri ardına çocuk istismarı vakaları açığa çıktı. Munzur Üniversitesi öğrencisi henüz 21 yaşındaki gencecik kız kardeşimiz Gülistan Doku’dan 4 gündür haber alamıyoruz. Kadınlara yönelik şiddet vakalarında kent tarihimizde görülmemiş düzeyde bir artışla karşı karşıyayız.
Kadınlara, kız ve erkek çocuklarına yönelik özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen bu korkunç suçların bu derecede artmış olması tesadüf değildir. Çocuk istismarcılarına af niteliğinde olan ve meclis açılır açılmaz gündeme geleceği beklenen yasa tasarısının tartışıldığı ve kadınların “çocuk istismarının affı olmaz” deyip ülkenin dört bir yanında eylemler ile sokakları doldurduğu bu günlerde çocuk istismarı konusunda kara bir tablo karşımızda durmaktadır. Türkiye de her geçen gün artan çocuklarımıza yönelik istismar vakaları, istismarcılara af getirme anlayışının ve cezasızlık politikalarının bir sonucudur.
İlimizde ise son beş ayda açığa çıkan 4 ayrı istismar vakası da bu kara tablonun bir özetidir. Geçtiğimiz Ağustos ayında yaşanan istismar vakasının faili maalesef ki yine bu cezasızlık politikasının bir sonucu olarak ilk duruşmada tahliye edilmiştir. Ve bu sonuçlar, bu istismar vakalarına münferit olmaktan çıkarıp sistematik hale getirmekte, failleri cesaretlendirmektedir. Bu durumun en somut örneğini bugün yine Pertek’te yaşamaktayız. Geçtiğimiz günlerde Pertek’te açığa çıkan ve mağdur sayısının 15’i bulabileceği iddia edilen nitelikli cinsel istismar olayını öfkeyle takip ediyoruz. İstismar olayı ile ilgili iddialar maalesef yaşadığımız durumun vahametini göstermektedir.
“DAVALAR KAPALI KAPILAR ARDINDA GÖRÜLMEMELİ”
Biz Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği olarak bu olayların sistematik olduğunu bilerek kadınlara ve çocuklara yönelik işlenen her türlü suçun önüne geçebilme yolunda cezalarda caydırıcılığın çok önemli olduğunu, bunun yolunu da kadın dayanışmasının açabileceğinin altını çiziyoruz.
Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların yargılamalarının mağduru koruyacak şekilde ve suçluları halktan ve kadınlardan kaçırmayacak, gizlemeyecek özellikte yapılmasını ve yargılamanın kadın ve çocuk hakları örgütlerine açılmasını talep ediyoruz. Yargı mercilerini istismar olaylarını titizlikte araştırmaya ve en üst hadden cezalandırmaya davet ediyor ve takipçisi olacağımızı yineliyoruz. Pertek’te gizlilik kararı konunan istismar vakasının da kadın ve çocuk örgütlerine açılmasını talep ediyoruz. Bu davanın bizlerden habersiz kapalı kapılar ardında görülmesini kabul etmiyoruz.Tüm kadınları, kadınlara ve çocuklara yönelik istismara karşı mücadele etmeye çağırıyoruz!
PİRHA- İzmir Kadın Platformu, çocuk istismarına karşı Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, çocuk istismarının affının olamayacağı belirtildi.
Haberin videosu
İzmir’de Kadın Platformu, çocuk istismarına karşı Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.
Açıklamada, iktidarın, küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenen erkeklerin istismar suçundan affedilmesine yönelik hazırladığı tasarıya tepki gösterildi.
Açıklamada şunlar dile getirildi:
“Son çıkan haberlere göre AKP tarafından 15 yaş farkının bir kriter olarak benimsenmiş olduğu ve çocuk istismarını meşrulaştıracak bu affın bütçe görüşmeleri tamamlandıktan sonra, Ocak 2020 gibi meclise getirileceği söylenmekte. AKP 2016 yılından beri sistematik olarak çocuk yaşta, zorla ve erken evlendirmelerin önünü açacak, çocuk istismarını meşrulaştıracak bu af da dahil, birtakım yasa değişiklikleri ve uygulamaları gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu çerçevede, kadın örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen 2016 yılında Torba Kanun ile çocukların cinsel istismarına ilişkin cezayı düzenleyen TCK 103. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına 12 yaş ayrımı getirilmiş, 12 yaş altındaki cinsel istismar suçlarına ağırlaştırılmış cezalar getirilmiş, 12 yaş sınırının neye göre belirlendiği ise kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Şu anda getirilmek istenen af, 15 yaş altı kız çocuklarına karşı işlenen cinsel istismar suçundan hüküm giyen failleri de kapsayacaktır. Ayrıca böyle bir af, 2005 yılında kanundan çıkarılan “tecavüzcü ile evlilik durumunda cezasızlık sağlayan” maddenin geri getirilmeye çalışıldığını göstermektedir.
“‘BİR KEREDEN BİR BİR ŞEY OLMAZ ZİHNİYETİ’ DEVAM EDİYOR”
İstismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile aklamak çocukların tekrar istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. AKP’nin “Affı bir defaya mahsus yapacağız” açıklaması, “Bir kereden bir şey olmaz” zihniyetinin devam ettiğini göstermektedir. Bu düzenlemeyi yapma gerekçesi olarak, küçük yaşta istismar edilmiş ve evlendirilmiş kız çocuklarının, suç olan bu eylemi gerçekleştiren erkeklerin hapse girmesi sonucunda çocuklarıyla birlikte ortada kalmaları ve mağdur olmaları gösterilmektedir. Çocukları korumakla yükümlü devletin veri dahi paylaşmadan böyle bir gerekçeyle çocukların cinsel istismarını meşrulaştırmaya çalışmasını akıl ve vicdan dışı buluyoruz. Ülkemizin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme der ki; ‘Taraf devletler çocuğu her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. ‘Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ilgili mevzuatının belirtiği gibi bakanlığın temel görevi çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunmasıdır. Bütün bunlar çocukları her türlü istismara karşı koruma görevi öncelikle devletin ve kurumlarının sorumluluğundadır.
“İSTİSMARA GÖZ YUMANLAR CEZALANDIRILMALI”
Evlenme ehliyeti olmayan çocuklara imam nikahını kıyan din görevlilerinin, kız çocuklarını çocuk yaşta evlendiren ailelerin ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek buna göz yuman kişi ve resmi otoritelerin cezalandırılması, Türk Ceza Kanunu’nda 15 yaş altı çocukların cinsel davranışa rızasının söz konusu olamayacağının açıkça belirtilmesi, erken yaşta ve zorla evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi, evlilik yaşının her koşulda 18’e çıkartılması ve bunların hiçbir boşluk ve yorum farkına yer bırakmayacak şekilde yasalara dahil edilmesi gerekmektedir.
VEKİLLERE, KADINLARA, BASINA ÇAĞRI
Tüm milletvekillerini tasarının yasalaşmaması için gerekeni yapmaya, başta tüm kadınlar olmak üzere basın ve medya kuruluşlarını ve kamuoyunu bu konunun takipçisi olmaya çağırıyoruz! Çocuklara karşı işlenen istismar suçu affedilemez, cezasız bırakılamaz. Bu, suça ortak olmak, çocuklara karşı işlenecek yeni suçlara zemin hazırlamaktır. Cezasız bırakılan her suç istismarı meşru kılmakta ve erkek yargı suçluyu cesaretlendirmektedir. Çocuğa yönelik istismarın üzerinde yükseldiği başta erkek egemenlik, dinsel gericilik ve çocuğu nesneleştiren, istismara açık hale getiren her tür yaklaşıma karşı mücadele edeceğiz.
PİRHA- Mersin Kadın Platformu, çocuk istismarına karşı İHD Mersin Şubesi’nde yaptığı basın açıklamasında çocuk istismarının affının olamayacağını belirterek, tüm milletvekillerini tasarının yasalaşmaması için gerekeni yapmaya, tüm kadınları, basın ve medya kuruluşlarını ve kamuoyunu bu konunun takipçisi olmaya çağırdı.
Haberin videosu
Mersin Kadın Platformu, çocuk istismarına karşı İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi’nde bir basın açıklaması yaptı.
Zübeyde Akpınar’ın okuduğu açıklamada, İktidarın, küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenen erkeklerin istismar suçundan affedilmesine yönelik bir tasarı hazırladığı belirtilerek, buna tepki gösterildi.
Açıklamada şunlar dile getirildi:
“Son çıkan haberlere göre AKP tarafından 15 yaş farkının bir kriter olarak benimsenmiş olduğu ve çocuk istismarını meşrulaştıracak bu affın bütçe görüşmeleri tamamlandıktan sonra, Ocak 2020 gibi meclise getirileceği söylenmekte. AKP 2016 yılından beri sistematik olarak çocuk yaşta, zorla ve erken evlendirmelerin önünü açacak, çocuk istismarını meşrulaştıracak bu af da dahil, birtakım yasa değişiklikleri ve uygulamaları gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu çerçevede, kadın örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen 2016 yılında Torba Kanun ile çocukların cinsel istismarına ilişkin cezayı düzenleyen TCK 103. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına 12 yaş ayrımı getirilmiş, 12 yaş altındaki cinsel istismar suçlarına ağırlaştırılmış cezalar getirilmiş, 12 yaş sınırının neye göre belirlendiği ise kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Şu anda getirilmek istenen af, 15 yaş altı kız çocuklarına karşı işlenen cinsel istismar suçundan hüküm giyen failleri de kapsayacaktır. Ayrıca böyle bir af, 2005 yılında kanundan çıkarılan “tecavüzcü ile evlilik durumunda cezasızlık sağlayan” maddenin geri getirilmeye çalışıldığını göstermektedir.
“‘BİR KEREDEN BİR BİR ŞEY OLMAZ ZİHNİYETİ’ DEVAM EDİYOR”
İstismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile aklamak çocukların tekrar istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. AKP’nin “Affı bir defaya mahsus yapacağız” açıklaması, “Bir kereden bir şey olmaz” zihniyetinin devam ettiğini göstermektedir. Bu düzenlemeyi yapma gerekçesi olarak, küçük yaşta istismar edilmiş ve evlendirilmiş kız çocuklarının, suç olan bu eylemi gerçekleştiren erkeklerin hapse girmesi sonucunda çocuklarıyla birlikte ortada kalmaları ve mağdur olmaları gösterilmektedir. Çocukları korumakla yükümlü devletin veri dahi paylaşmadan böyle bir gerekçeyle çocukların cinsel istismarını meşrulaştırmaya çalışmasını akıl ve vicdan dışı buluyoruz. Ülkemizin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme der ki; ‘Taraf devletler çocuğu her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. ‘Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ilgili mevzuatının belirtiği gibi bakanlığın temel görevi çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunmasıdır. Bütün bunlar çocukları her türlü istismara karşı koruma görevi öncelikle devletin ve kurumlarının sorumluluğundadır.
“GÖZ YUMANLAR CEZALANDIRILMALI”
Evlenme ehliyeti olmayan çocuklara imam nikahını kıyan din görevlilerinin, kız çocuklarını çocuk yaşta evlendiren ailelerin ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek buna göz yuman kişi ve resmi otoritelerin cezalandırılması, Türk Ceza Kanunu’nda 15 yaş altı çocukların cinsel davranışa rızasının söz konusu olamayacağının açıkça belirtilmesi, erken yaşta ve zorla evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi, evlilik yaşının her koşulda 18’e çıkartılması ve bunların hiçbir boşluk ve yorum farkına yer bırakmayacak şekilde yasalara dahil edilmesi gerekmektedir.
VEKİLLERE ÇAĞRI
Tüm milletvekillerini tasarının yasalaşmaması için gerekeni yapmaya, başta tüm kadınlar olmak üzere basın ve medya kuruluşlarını ve kamuoyunu bu konunun takipçisi olmaya çağırıyoruz! Çocuklara karşı işlenen istismar suçu affedilemez, cezasız bırakılamaz. Bu, suça ortak olmak, çocuklara karşı işlenecek yeni suçlara zemin hazırlamaktır. Cezasız bırakılan her suç istismarı meşru kılmakta ve erkek yargı suçluyu cesaretlendirmektedir. Çocuğa yönelik istismarın üzerinde yükseldiği başta erkek egemenlik, dinsel gericilik ve çocuğu nesneleştiren, istismara açık hale getiren her tür yaklaşıma karşı mücadele edeceğiz.”
PİRHA – Dersim Ovacık’ta 12 yaşında bir kız çocuğunu istismar eden Hakan Perk isimli erkek, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Dersim’in Ovacık İlçesi’nde 12 yaşındaki kız çocuğuna istismar eden Hakan Perk isimli erkek, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Perk’in daha öncede bir çok kız çocuğuna yönelik istismarda bulunduğu belirtildi.
Dersim Ovacık ilçesinde esnaflık yapan Hakan Perk (47) isimli erkeğin bir süredir 12 yaşındaki kız çocuğuna istismarda bulunduğu ortaya çıktı. Perk’in bir pasaj içerisinde kız çocuğunu taciz ettiğine dair iddialar çocuğun ailesiyle paylaşıldı. Bunun üzerine aile polise haber vererek pasajdaki kameraların incelenmesini istedi.
Kameraların incelenmesi sonucu istismar ortaya çıktı. Bunun üzerine Perk dün gözaltına alındı. Savcılık ifadesi alınan Perk, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Perk, tutuklanarak cezaevine gönderildi. PİRHA/DERSİM
İstanbul’da kendi kızı ile birlikte iki küçük çocuğa cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle yargılandığı davada sanık Fırat Altuntaş’a 66 yıl hapis cezası verildi.
İstanbul Üsküdar’da yaşayan ve kendi kızı H.A. ile birlikte M.Ö.E. ve M.E. isimli iki küçük çocuğa daha cinsel istismarda bulunması nedeniyle “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı,” “Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanan Fırat Altuntaş’ın yargılandığı davanın karar duruşması Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
İstismara maruz kalan çocukların getirilmediği duruşmada, sanık Fırat Altuntaş ve taraf avukatları hazır bulunurken, istismar edilen çocukların yakınları da duruşmaya katıldı.
Kimlik tespiti yapılmasıyla başlayan duruşmada mahkeme heyeti sanık Fırat Altuntaş’ın savunmasını dinledi. Ardından savcı, hazırladığı mütalaayı mahkeme heyetine sundu.
BERAATINI İSTEDİ
Sunulan mütalaa doğrultusunda heyet, sanık avukatlardan son savunmalarını istedi. Sanık avukatları Abdullah Arpacıoğlu ve Hayati Şahin, yaptıkları savunmalarında “Müvekkil bütün aşamalarda istikrarlı ve tutarlı beyanlarda bulunmuştur. Beyanları soyut kalmamıştır. Müşteki ve mağdur beyanları çelişkilidir. Aralarında tutarsızlık vardır” diyerek müvekkillerinin beraatına, aksi kanaat halinde tahliyesine karar verilmesini talep etti.
Avukatlarının ardından sanık Altuntaş’a mütalaaya karşı bir diyeceği olup olmadığı soruldu.
Altuntaş, “Kızım baştan bu yana iddia edilen eylemi yapmadığımı ifade etmiştir. Çocuklardan biri de yine kızıma yaptığım iddia edilen eylemi görmediğini belirterek, çelişkili anlatıma düşmüştür. Pedagogların bu ifadedeki yorumlarını kabul etmiyorum, beratımı istiyorum” dedi.
CEZADA İNDİRİM UYGULANMADI
Alınan son savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Altuntaş’a “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından 66 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme verdiği cezada indirime gitmedi.
PİRHA- İstanbul Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’ndaki 12 yaşında bir kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeni beraat etti. İlaç ile ayakta durduğu belirtilen 12 yaşındaki kız, tüm itirazlara rağmen verilen “zorla getirilme kararıyla” duruşmaya katılmak zorunda kaldı.
HABERİN VİDEOSU
İstanbul’da Tuzla Aydınlı Mahallesi Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’nda, 15 Mayıs 2018 tarihinde nöbetçi olan 12 yaşındaki kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan sınıf öğretmeni G.E’nin yargılandığı davanın üçüncü duruşması bugün Anadolu Adliyesi’nde görüldü.
Tuzla’da cinsel tacize uğrayan kızın geçtiğimiz duruşmasında tüm itirazlara rağmen zorla getirilme kararı verilmişti.
KAYY-DER, kıza ve ailesine destek olmak ve kamuoyu oluşturmak için duruşma öncesi adliye önünde açıklama yaparak, istismarcının en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.
İSTİSMARCI ÖĞRETMENE BERAAT
Açıklamanın ardından 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık öğretmen beraat etti.
Geçen celse lise giriş sınavına az süre kaldığından bahisle psikolojisinin de etkilendiği belirtilerek önümüzdeki celse hazır edileceği söylenmişse de heyetçe mağdur hakkında ‘zorla getirme müzekkeresi’ yazılmasına karar verilmişti. Mağdurun işlenen suçtan etkilenmesi sebebiyle görmüş olduğu tedaviye ilişkin dosyanın celp edilmesi talebi heyetçe reddedildi. Savcılık makamınca hukuka aykırı olan sanığın beraat etmesi yönündeki mütalaa bu celse sunuldu. Mağdur avukatlarına savcılık mütalaasına beyanda bulunmak için süre verilmedi ve bu husustaki talepleri reddedildi. Heyet savcı mütalaası yönünde sanık hakkında beraat kararı verdi.
Kararın hukuka aykırı olduğunu belirten mağdur avukatları, bu karar için istinaf mahkemesine başvuracaklarını ve adaletin sağlanması için olayın takipçisi olacaklarını belirttiler.
Cezai indirim getirmesi beklenen ikinci yargı paketinde çocukların, kendilerini istismar eden şahıslarla “belirli şartlarda” evlenmeleri durumunda cezanın erteleneceğine yönelik hüküm bulunduğu iddia edildi. CHP, İyi Parti ve HDP, öne sürülen düzenlemeye tepki gösterdi.
Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında getirilen ilk torba Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam ederken AKP’nin ikinci yargı paketinin hazırlıklarında sona geldiği ifade edildi.
İlk yargı paketinde yer alan çok sayıda düzenlemenin ardından ceza infaz sürelerinde indirime gidecek ikinci yargı paketinin hazırlıklarında da sona gelindi.
AKP kulislerinden edinilen bilgiye göre, ikinci yargı paketinde birçok suç grubundan cezaevine giren vatandaşların hapis yatacağı sürede indirime gidilecek. Paketin içerisinde daha önce gündeme gelen ancak kamuoyundan yükselen tepkilerin ardından geri adım atılan, “çocuğun istismarcıyla evlenmesi durumunda cezanın ertelenmesi” hükmünün de yer alacağı öne sürüldü.
Birgün’ün yaptığı habere göre yargı paketine gireceği öne sürülen yeni düzenleme ile çocuğun “birlikte olduğu” kişi ile arasındaki yaş farkının 10’un üzerinde olmaması durumunda ve evlilik halinde hükmün ertelenebileceği iddia edildi. Muhalefet ise bu düzenlemenin istismarı meşrulaştıracağını ifade etti
“BİRÇOK ÇOCUK İÇİN ACI SONUÇLAR DOĞURABİLİR”
TBMM Kadın, Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Gamze Taşçıer, “Israrla bu düzenlemeyi getirmeye çalışıyorlar. Bizler karşı çıkmaya devam edeceğiz” dedi.
Sınırlı sayıda da olsa erken evlilik mağduriyetinin yaşandığını ancak istisnalar nedeniyle Kanunun geneli üzerinde değişiklik yapılamayacağını bildiren Taşçıer, “Bu düzenlemeyi yasalaştırırsak Kanunu suistimale açık hale getiririz. Zaten 16 yaşından sonra kişi aile rızasıyla evlenme iznine sahip oluyor. Bu yaşın altındakilerin ise rızası aranamaz. Bu suçun cezasız kalması mümkün değildir” diye konuştu. Gelenek ve göreneklerin yaygınlığını hatırlatan Taşçıer, “Türkiye gibi hâlâ örf ve adetlerine bağlı bir ülkede bu düzenleme birçok çocuk için acı sonuçlar doğurabilir. Erken evliliklerin önünü açamayız” ifadelerini kullandı.
TBMM Kadın, Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun İyi Partili üyesi Tuba Vural Çokal da olası düzenlemeye karşı çıktı. Çocuk yaşta evliliklerin önünün hiçbir koşulda açılmaması gerektiğini vurgulayan Çokal, “İkinci yargı paketine ilişkin taslak çalışma henüz elimize ulaşmadı ve dolayısıyla bir grup kararımız bulunmuyor fakat kişisel olarak söyleyebilirim ki böyle bir düzenleme olamaz. Çocukların istismarcısıyla evlenmesi durumunun istismara cezai indirim getirmesi kabul edilemez. Karşı çıkacağım” diye konuştu.
“İSTİSMARCIYI AKLAR”
HDP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ayşe Acar Başaran da partilerinin bu düzenlemenin karşısında yer aldığını ifade etti. AKP’nin daha önce de bu düzenlemeyi hayata geçirmeye çalıştığını ancak o gün de karşı çıktıklarını hatırlatan Başaran, “Bu düzenleme, bir şekilde çocuk istismarcısının aklanması anlamına gelir. Hiçbir rıza durumu, istismarcının affa uğraması için gerekçe olamaz” dedi.
“İSTİSMAR MEŞRULAŞTIRILAMAZ”
Yeni Yargı Paketi’nde olacağı öne sürülen düzenlemeye kadın örgütleri de tepkili. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Nar Kadın Dayanışması, istismara imkân sağlayacak düzenlemeye karşı mücadele edeceklerini bildirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Çocuğa yönelik cinsel istismar, bireysel bir sapkınlık ya da hastalık değildir; toplumdaki erkek egemen kavrayış ve uygulamaların sebep olduğu ve meşrulaştırdığı bir şiddet suçudur. Şimdi bu şiddet suçunu çocukların istismarcısıyla evlenmesi halinde cezai indirim önerisiyle meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Ensar’daki toplu istismar olayına bir kereden bir şey olmaz anlayışıyla yaklaşanlar, 9 yaşına basmış kız çocuklarının, 12 yaşına basmış erkek çocuklarının evlenebileceğini ifade edenler, toplumsal yaşamı dini kurallara göre belirlemek isteyenler, laik medeni hukuku hiçe sayarak şer’i hukuku yerleştirmeye çalışanlar çocukları istismarcılarıyla evlendirerek geleceğimizi karartmaya çalışıyorlar. Çocukları korumak, istismara uğradığı şartları ortadan kaldırmak ve koruyucu-önleyici hizmeti verme görevlerini yerine getirmeyen devlet şimdi de çocukların istismarcılarıyla evlenmeleri halinde cezai indirim uygulamasını yürürlüğe sokmaya çalışmakta. Hiçbir neden, hiçbir hareket istismarcının affedilmesi için bahane olamaz. Çocuk istismarı meşrulaştırılamaz.”
Bismil’de 18 yaşındaki bir esnaf, markette alışveriş yapan E.A isimli 9 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulundu.
Diyarbakır Bismil’de Akpınar Mahallesi’nin Akpınar Caddesi üzerinde bulunan bir esnaf, markette 9 yaşındaki E.A isimli çocuğa cinsel istismarda bulundu. Markette alışveriş yaparken, market sahibi ismi öğrenilemeyen 18 yaşındaki erkek tarafından cinsel istismara uğrayan E.A’nın ailesi, durumu öğrenmesinin ardından marketi bastı. Mahallelilerin ve esnafların da tepki göstermesi üzerine linç edilmek istenen erkek ve babası gözaltına alındı.
Ayrıca cinsel istismara uğrayan E.A’nın iki amcasının da istismarcı erkeğe saldırdığı gerekçesiyle gözaltına alındığı öğrenildi. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 274 çocuğun doğum yaptığı ortaya çıkan Kepez Devlet Hastanesi skandalını meclis gündemine taşıdı.
Antalya Kepez Devlet Hastanesi’nde son iki yılda yaşları 14-17 arasında değişen 274 çocuğun doğum yapması meclis gündemine taşındı. İstismara uğrayan yerli ve yabancı çocukların yaşadıklarını Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle yazılı önerge veren HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Bakanlığınız çocuk istismarının engellenmesi amacıyla ne tür önleyici girişimlerde bulunmuştur? Bakanlığınız tarafından çocuk istismarının önlenmesine yönelik farkındalığın yaratılması amacıyla ne tür çalışmalar gerçekleştirilmektedir? Çocuk istismarının önlenmesi amacıyla konu ile ilgili bütün paydaşların buluşturulduğu yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde ne tür işbirlikleri öngörüyorsunuz?” diye sordu. (HABER MERKEZİ)