Etiket: çocuk istismarı

  • EŞİK: Çocukların siyasi, dini, maddi çıkarlar için kullanılmasına izin vermeyeceğiz

    EŞİK: Çocukların siyasi, dini, maddi çıkarlar için kullanılmasına izin vermeyeceğiz

    PİRHA – Eşitlik İçin Kadın Platformu, Diyanet’in evlat edinme hakkındaki açıklamaları ve çocukların devlet dışı tarikatların evlerine yerleştirilmelerinin “kabul edilemez” olduğunu vurgulayarak “Medeni Yasa’ya aykırı, Ceza Yasası’na göre suç!” ifadelerini kullandı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın depremden etkilenen çocukların evlat edinilip edinilemeyeceğine ilişkin bir soruya verdiği yanıt ardından tepkiler gelmeye devam ediyor. Diyanet faaliyetlerinin suç teşkil ettiğini ifade eden Eşitlik İçin Kadın Platformu, gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “DEVLET DIŞI KURUMLARA GÖNDERİLEN KAÇ ÇOCUK VAR?”

    “Depremden etkilenen çocukların siyasi, dini, maddi çıkarlar için kullanılmasına izin vermeyeceğiz” denilen açıklamada çocukların, tarikat evlerine yerleştirilmelerinin “kabul edilemez” olduğu belirtildi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “şeri hükümlerle yönetilen bir ülkedeymişiz gibi” açıklamalar yaptığını belirten Eşitlik İçin Kadın Platformu, şu paylaşımda bulundu:

    “Başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere devlet kurumlarının, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin ardından kaybolan, kimsesiz kalan veya yakınlarına henüz ulaşılamayan çocuklarla ilgili göz yumdukları, işledikleri ve teşvik ettikleri suçlara dair tüm sorumlular hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır.

    Depremlerin hemen ardından ortaya çıkan korkunç yıkımı gören herkes, bölgedeki çocukların güvenliğinden endişe etmeye başladı. Çocukların depremin süren yıkıcı etkisinden korunması için, koruyucu aile olmak da dahil kamuoyunda bazı sorular ortaya atıldı. Başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere hiçbir devlet kurumu, kamuoyunun bu sorularını hukuka uygun ve anlaşılır şekilde yanıtlamadı.

    Halen depremden etkilenen çocuklarla ilgili bir kayıt sistemi olup olmadığı, Bakanlığın refakatsiz çocuk tanımıyla ne kastettiği, bu durumda olan kaç çocuk olduğu, çocukların bulundukları yerler veya çıkarıldıkları enkazın adresi, yaş aralığı, sağlık durumu gibi bilgilerinin tutulup tutulmadığı bilinmiyor. Ancak durum bundan ibaret değil!

    Şeffaf olmayan bir şekilde devlet dışı kurumlara gönderilen kaç çocuk var? Bakanlık bu durumla ilgili ne yapacak?

    Bakanlık, çocukların devlet dışı kurumların evlerine, tarikatların yurtlarına yerleştirildiği iddialarına uzun süre yanıt vermedi. Bağımsız sivil toplum örgütleri, bu iddialara dair delilleriyle birlikte arka arkaya suç duyurusunda bulunmaya başladılar. Yapılan suç duyuruları ve toplumsal baskı sonucunda, İstanbul’da 20 ila 60 depremzede çocuğun bir vakıf tarafından ‘ayarlanan’ evlere yerleştirildiği iddiası, Bakanlığın 18 Şubat’ta yaptığı açıklamayla doğrulandı. Durum, çocukların yanında annelerinin olduğu ve Suriyeli oldukları gibi gerekçelerle açıklanmaya çalışıldı. Adı geçen kurum ise konuyu tamamen yalanladı.

    Çocuklara ilişkin yasal düzenlemelerin ve uygulamaların tümü, çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek yapılmak zorundadır. Hukuk dışına çıkılamaz. Refakatsiz, mülteci, yoksul çocukların yasal düzenlemelere aykırı şekilde devlet dışı kurumların, tarikatların evlerine yerleştirilmeleri kabul edilemez. Aile onayının olması veya çocuğun Suriye vatandaşı olması bu durumu değiştirmez. Bakanlık derhal görevini yerine getirerek bu ve benzer durumdaki çocukları devlet kurumlarına yerleştirmeli, tüm süreç kamuoyuyla paylaşılarak şeffaf ve hesap verebilir şekilde yürütülmelidir.”

    “SUÇ TEŞKİL ETMEKTEDİR”

    “Diyanet’in evlat edinme hakkındaki açıklamaları Anayasa’ya ve Medeni Yasa’ya aykırı, Ceza Yasası’na göre suç!

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın depremden etkilenen çocukların evlat edinilip edinilemeyeceğine ilişkin bir soruya sitesinden verdiği yanıt skandal olmasının ötesinde suç teşkil etmektedir.

    Diyanet’in evlatlık ile ilgili her iki açıklamasında da yer alan ifadeler başta laiklik, hukuk devleti ve eşitlik maddeleri olmak üzere Anayasa’ya, Medeni Yasa’ya ve Türkiye’nin de taraf olduğu çocuk hakları ile ilgili uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. Ceza Yasa’sı anlamında da suç oluşturmaktadır.

    • ‘Dinimizde evlatlık müessesi yoktur’ denerek evlat edinenlerin ve evlatlıkların durumu, dine aykırı ya da din dışı olarak nitelendirilmektedir. ‘Kimsesiz çocukları büyütmek üzere yanlarına alanların’ bunu ‘evlat edinme olarak algılamamaları’ söylenerek hem var olan böylesi aileler hem de yeni kurulacak evlatlık ilişkileri açısından ayrımcı ve önleyici bir propaganda yapılmaktadır.
    • Evlat edinenle evlatlık arasında bir evlenme engeli doğmadığı iddia edilmektedir.
    • Evlatlığın kendi öz anne babasının yerine, evlat edinenlerin nesebine (nüfusuna) kaydedilmesine itiraz edilmektedir.
    • Evlatlık olarak büyütülen çocukla, evlat edinenler arasında birbirlerine mirasçı olma hakkı da söz konusu değildir diyerek Medeni Yasa’daki miras hakkı yok sayılmakta; çocuklar arasında da ayrımcılık yapılmaktadır.

    Devletin sorumluluğu ve bireyler arasındaki ilişkileri düzenlemede tek referans norm hukuktur. Evlat edinmek de dahil toplumsal yaşama ilişkin konularda dini dayanak sunmak, Anayasa’ya ve laiklik ilkesine açıkça aykırıdır.

    Adeta paralel devlet yapılanmasına dönüşen Diyanet, ülkeyi ikili hukuk sistemine sürüklemeye çalışıyor

    6 Şubat’tan beri tanık olduğumuz ihmaller, açığa çıkan hukuksuzluklar, birebir yaşadığımız insani olmayan uygulamalarla toplum vicdanında açılan yaralara tuz basan böyle bir açıklama yapma cüretini bulan Diyanet depremin yaralarını saramaz. Yurtdışında toplanan deprem yardımlarının büyükelçilikler aracılığı ile Diyanet Vakfı’na yönlendirilmesi, bu kurumun hukuk dışı tavrına ve söylemine paye verilmesi anlamına gelir.

    Depremde kimsesiz kalan çocukların evlat edinilmesi konusunda Diyanet’in ilk konuştuğu konunun evlilik olması, ortaya çıkardığı anlayış bakımından çocukların cinsel istismarının ve zorla evlendirilmelerin neden önlenemediğini açıkça göstermektedir. Altı yaşından itibaren yıllarca cinsel istismara maruz kalan H.K.G’nin dosyası kamuoyuna yansıyalı henüz üç ay bile olmadı. Bu olay nedeniyle 3 Ocak 2023’te TBMM’de çocuk istismarının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun yapması gereken ilk iş, Diyanet’in bu ve benzeri açıklama ve söylemlerini ele almak olmalıdır.

    Diyanet, yıllardır başta kadın ve çocukların hayatları olmak üzere birçok konuda Anayasa’yı ve yasaları yok sayan, bunlar yerine kimi şeriat yorumlarını geçirmeye çalışan bir politika izlemektedir. Son yıllarda devasa bir bütçe ve örgütlenmeyle ve neredeyse tüm bakanlıklarla yapılan protokoller yoluyla adeta paralel bir devlet yapılanmasına dönüşen Diyanet, açıkladığı fetvalar ile de fiili olarak paralel bir hukuk inşa etmeye çalışmaktadır. Yaptığı propagandalar ve örneğin 4-6 yaş çocuklarını Kuran kurslarına gönderen ailelere çocuk başına yapılan 150 TL.’lik para yardımı gibi politikalarla bir kısım vatandaşı ülkenin laik hukukuna değil, kendi belirlediği bir çeşit şer’i hukuka uygun yaşamaya teşvik etmekte ve fiili olarak ülkeyi ikili hukuk sistemine doğru götürmeye çalışmaktadır.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu olarak herkese sesleniyoruz;

    Deprem sadece bazı illeri, bazı vatandaşları, bazı çocukları etkilemedi. Deprem yirmi yıldır devletin içini boşaltan iktidarın tüm ülkenin üzerine yıkılmasına neden oldu. Çocukları, hepimizin güvencesi olan laiklik ve hukuk güvenliği ilkelerini, seçim güvenliğini, eşit ve şiddetsiz bir ülkede yaşama umudumuzu iktidarın hukuk tanımaz tavrına teslim edemeyiz. Hukuka sahip çıkmaktan, toplumsal dayanışmayı büyütmekten ve birlikte mücadele etmekten başka yolumuz yok.

    Katliamı bize kader diye sunamaz, bu yıkımın siyasi sorumluluğunu üzerinizden atamazsınız. Toplumsal dayanışmayı baskıyla yok edemezsiniz!”

    (HABER MERKEZİ)

  • H.K.G davası öncesi EHP’den Açıklama: Çocuk İstismarcılarını Göndereceğiz -VİDEO

    H.K.G davası öncesi EHP’den Açıklama: Çocuk İstismarcılarını Göndereceğiz -VİDEO

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi, istismara uğrayan ve seneler sonra bunu açığa çıkaran H.KG.’nin davasından önce ‘İstismarcıları, göz yumanları, çocuk istismarını meşrulaştıranları göndereceğiz!’ diyerek İstanbul Anadolu Adliyesi önünde açıklama yaptı.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin, 6 yaşında ‘evlendirilerek’ cinsel istismara maruz bırakılmasının ortaya çıkmasının ardından açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme heyeti yayın yasağı ve kapalı duruşma kararı vererek duruşmayı 27 Şubat’a erteledi.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP), istismara uğrayan ve seneler sonra bunu açığa çıkaran H.KG.’nin davasından önce ‘İstismarcıları, göz yumanları, çocuk istismarını meşrulaştıranları göndereceğiz!’ diyerek İstanbul Anadolu Adliyesi önünde açıklama yaptı.  Açıklamayı, Merkez Komitesi Üyesi Özge Akman okudu.

    Özge Akman,  “Bu istismarın arkasında her kim varsa her birini yargılatacağız, her birini tek tek göndereceğiz. Bu istismarın hesabını da verecekler.” diyerek davanın takipçisi olacaklarını belirtti.

    “ÇOCUK İSTİSMARINI AKLATMAYACAĞIZ”

    Akman açıklamasında, başka çocuklar istismara uğramasın, başka kadınlar şiddetle yaşamasın diye adliye önünde büyük bir kamuoyu oluşturulduğunu belirtti. İstismar düzenini, kadınları, çocukları eşitsizliğe maruz bırakan bu düzeni ortadan kaldırmak için mücadele ederken kamu kuvvetlerinin sürekli etraflarında toplandığını vurgulayan Akman, aynı kamu kuvvetlerinin H.KG.’nin maruz kaldığı aklatmaya çalıştığını belirtti.

    Akman açıklamasının devamında, “H.K.G. kamu kuruluşlarına başvurduğunda ben 6 yaşımdan itibaren istismara uğradım dediğinde, bana 6 yaşımda gelinlik giydirdiler dediğinde, ailesinin buna ortak olduğunu ortaya çıkardığında, gidip hastaneden rapor almaya çalıştığında, istismarı aklatmaya çalışanlarla karşı karşıya kaldı. Bir kadının yaşadığı haksızlığı açığa çıkarması için daha ne yapması gerekirdi? Kolluk güçleri, kamu görevlileri mücadele eden bizimle değil istismar düzenini var edenlerle uğraşacak.” dedi. Bugün sadece istismarcılarla mücadele etmediklerini vurgulayan Akman, “İstismarı her gün aklayanlarla da mücadele ediyoruz.” diyerek sözlerini sürdürdü.

    “ÇOCUKLAR GÜLECEK, İSTİSMARSIZ YAŞAYACAK”

    Akman açıklamasını “Biz çocuklar istismar edilmesin, kadınlar öldürülmesin diye mücadele ederken; o tarikatların, cemaatlerin sözüyle İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çekenleri de göndereceğiz. Kadınların, çocukların eşit ve özgür yaşadığı yarınları kurmak için söz veriyoruz. Başka çocuklar, başka kadınlar, başka haksızlıklar için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ama bilsinler ki ne bu yaptıkları yanlarına kar kalacak ne de bu davanın üstü kapatılacak. Eşit, özgür, istismarsız; çocukların güldüğü ve eşitçe yaşadığı yarınları mücadelemizle kazanacağız.” sözleriyle sonlandırdı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • Veli-Der İzmir: Tarikat ve cemaatler kapatılsın-VİDEO

    Veli-Der İzmir: Tarikat ve cemaatler kapatılsın-VİDEO

    PİRHA-Cemaatlerdeki cinsel istismar vakalarının buz dağının görünen yüzü olduğunu belirten Veli-Der üyeleri, “Tarikat ve cemaatler kapatılsın” dedi.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İzmir 2 Nolu Şubesi, İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’yi 6 yaşındayken 29 yaşındaki müridiyle imam nikahıyla ‘evlendirmesi’ ile ilgili Karşıyaka Çarşı girişinde basın açıklaması yaptı.

    “Çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekin”, “Çocukta Rıza arama, İstismarı meşrulaştırma” ve “Kahrolsun şeriat kahrolsun tarikat laiklik şart” yazılı dövizleri taşınan açıklamada “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Laikliğe değil tarikata barikat” ve “Kahrolsun şeriat kahrolsun tarikat” sloganları attı.

    Dernek adına açıklama yapan Şube Başkanı Turgut Aydın, bundan ve daha önceki benzer olaylardan bu tip olayların, tarikatlar ve cemaatler içerisinde olağan hale geldiğini ortaya koyduğunu kaydetti. Kamuoyuna yansıyanların buz dağının görünen yüzü olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu olayla ilgili olarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Derya Yanık’ın “Çocuk istismarı, çocuğa yönelik istismar vakaları siyasetin konusu değildir. Bunlar son derece insani ve her zeminde, her toplumda karşılaşılabilecek meselelerdir” dedi.

    ‘SİYASİ SORUMLULUKTAN KAÇILIYOR’

    Olayın olağanlaştırılarak siyasi sorumluluktan sıyrılmaya çalışıldığını belirten Aydın, “Asıl suçlular ‘Yaşın hiçbir önemi yoktur, çocuk yaşta evlilik yapılır!’ diyen, çocukları ve kadınları birer cinsel nesne olarak gören/gösteren zihniyettir. Asıl suçlular ‘Bir babanın kızına şehvetle sarılması, karısıyla arasındaki nikahı bozmaz!’ diyerek fetvalar veren, kendilerini ‘hoca, din alimi’ diye nitelendiren sapık zihniyetli din bezirganları ve onları hoş görenlerdir. Bu fetvaları alan besleme tarikat ve cemaat mensupları, kadınlara ve çocuklarımıza yönelik her türlü saldırılarla onların yaşamlarını karartmaktadırlar. Ülkemizin içine düştüğü bu karanlık çukurdan çıkmanın yolu, laikliği yeniden inşa etmek ve laikliğe sahip çıkmak, seküler yaşamı egemen kılmaktır. Tarikat ve cemaatler yasadışıdır ve yasadışı örgüt muamelesi yapılıp dağıtılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Mahmut Toğrul Meclis gündemine getirdi; yine bir tarikat yine bir çocuk istismarı suçu!

    Mahmut Toğrul Meclis gündemine getirdi; yine bir tarikat yine bir çocuk istismarı suçu!

    PİRHA – Milletvekili Mahmut Toğrul, Kadiri tarikatı mensubu bir şahsın işlediği cinsel istismar suçlarını meclis gündemine taşıdı. Çocuk istismarcısı şahsın, yargılama sonucu iyi hal indiriminden yararlandığını belirten Toğrul, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’a “Bakanlık olarak vicdani ve hukuki sorumluluk hissediyor musunuz?” diye sordu.

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Kadiri tarikatının Nadiri kolu şeyhinin oğlunun işlediği cinsel istismar suçlarını meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Toğrul, şeyhin oğluna dönük yargılamada iyi hal indiriminin uygulanmasını eleştirerek konuya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi sundu.

    Milletvekili Mahmut Toğrul, Antep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlunun ilk olarak 2015 yılında, daha sonra ise 2016’da yıllarında cinsel istismar suçunda bulunduğunu aktardı. Toğrul, akabinde devam eden yargılamada “iyi hal indirimi” uygulandığını belirtti.

    Prof. Dr. Mahmut Toğrul, açığa çıkan her çocuk istismarı vakasında iktidarın, farklı bir gündem yaratma çabasına girdiğini ifade ederek şu bilgileri paylaştı:

    “Yaşanan her çocuk istismarı ideolojiktir, politiktir, siyasaldır. Ülkede son zamanlarda yaşanan istismar olaylarından bir benzerinin de vekili olduğum Gaziantep’te yaşandığı iddia edilmektedir.

    Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlu ilk olarak 2015 daha sonra ise 2016 yıllarında cinsel istismar suçunda bulunduğu iddia ediliyor. İddiaya göre 2015’te Nadiri Şeyhi’nin oğlu Cemalettin Kutlubay’ın eşinin akrabasının evinde 17 yaşındaki bir kızı istismar ediyor. ‘Namaz kılacağım bana seccade getirin’ diyor. Evin kızı seccade getiriyor. Seccadeyi aldıktan sonra kıza sarılıyor. Kızın bağırmasıyla taciz etmeye başlıyor. Ailesi bunu öğrendiği zamansa tarikata zarar gelmesin aile bağımız var bir zarar gelmesin diye şikayetçi olmuyorlar. Yine aynı şahsın başka bir akrabasının evinde kuzenleriyle oynayan 5 yaşındaki kız çocuğunu tuvalete götürerek istismar ettiği ifade ediliyor. Bu olayın da üstü kapatılmaya çalışılıyor.

    Cemalettin Kutlubay’ın oğlu 2016 yılında yine bir başka kız çocuğunu istismar ettiği söyleniyor. Öz amcasının kızına cinsel istismarda bulunuyor. Kız ses çıkaramıyor. 20-25 gün sonra yeniden başka bir kuzenini de alarak ‘sizi gezdireceğim’ diyor. Diğer kuzenini ‘sen burada bekle’ diyor. Küçük kızı alıyor ormanın derinliklerine gidiyor ve tekrar cinsel istismarda bulunuyor. Kız çocuğu okula gittiği zaman rahatsızlanıyor. Okulun psikoloğuna gidiyor ve her şeyi anlatıyor. Psikolog suç duyurusunda bulunuyor ve aile de şikayetçi oluyor. Savcı bunun üzerine soruşturmayı başlatıyor ve şahsı tutukluyor. Savcı iddianameyi hazırlıyor. İlk başta 8 yıl olarak ceza veriyor. Sonra çocuk olduğu ve hürriyetten yoksun olduğu için cezayı artırıyor. 16 yıl ceza veriyor. Son olarak ise cezaya iyi halden indirim uygulanıyor.

    “İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULANMASININ GEREKÇESİ NEDİR?”

    Milletvekili Mahmut Toğrul, konuya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Basına yansıyan bu insanlık dışı olay dışında söz konusu tarikatın benzer vukuatları var mıdır? Bu durumun tespiti için etkili bir soruşturma yapacak mısınız? Ya da yürüttüğünüz bir soruşturma var mıdır? Var ise ne aşamadadır?

    *Bu olayların çok sıkça ülkemizde yaşanıyor olması yeterince önlem alınmadığını gösteriyor. Bundan dolayı bakanlık olarak vicdani ve hukuki sorumluluk hissediyor musunuz?

    *Bakanlığınız Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlu davasına müdahil olacak mıdır?

    *Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Kadiri tarikatının Nadiri koluna ait şeyhinin oğlu davasında iyi hal indirimi uygulanmasının gerekçesi nedir? Cinsel istismar davalarında iyi hal indirimi uygulanmaması konusunda bir çalışmanız olacak mıdır?

    *Tarikat ve cemaatlere mensup kişilerin sürekli cinsel istismar uygulamalarıyla gündeme gelmelerinin temel nedeni bakanlığınıza göre nedir?

    *Tarikat ve cemaatlerin sürekli cinsel istismar olaylarıyla gündeme gelmesi ve olayların üzerine iktidarınız tarafından yeterince gidilmemesi bu yapıların dokunulmaz olduklarını ve yargının müdahale edemediği alanlar kanısı oluşturmaktadır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    *Bakanlık olarak ülkede yaşanan cinsel istismar olaylarını engellemek için neden çalışmalar yürütmüyorsunuz?”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de kadınlar, tarikatta çocuğa tecavüze tepki gösterdi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, tarikatta çocuğa tecavüze tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar çocuk istismarına karşı Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek açıklama yaptı. Açıklamada, “6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, eril zihniyetinizi kabul etmiyoruz. Çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz” denildi.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının, babası tarafından 6 yaşındayken evlendirilmesi ve çocukluğu boyunca istismar ve tecavüze maruz bırakılmasına ilişkin Sanat Sokağı’nda bir araya gelen Dersim Kadın Platformu, Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada ‘İstismarı aklama, saklama yargıla’ yazılı pankart açılırken sık sık ‘Susma, suça ortak olma’, ‘Tarikatlar kapatılsın’ sloganları atıldı. ‘Karanlığa teslim olmayacağız’, ‘Çocuk istismarına hayır’ dövizleri taşıyan kadınlar adına açıklamayı Nurşat Yeşil okudu.

    “KADINI VE ÇOCUĞU KORUMAKLA YÜKÜMLÜ KURUMLAR GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTE”

    Eğitim sisteminin AKP iktidarı döneminde, siyasi iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki politikalarının bir sonucu olarak, dini faaliyetlerin, MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirildiğini söyleyen Nurşat Yeşil, “Bu zihniyetin kadınlara ve özellikle kız çocuklarına reva gördüğü yaşam tarzı ise eğitim sisteminden ve toplumsal hayattan dışlayarak, kadını, yok sayıldığı bir yaşama hapsetmektir. Yaşadığı bu istismar ve travmalar karşısında kadını ve çocuğu korumakla yükümlü olan kurumlar görevini yerine getirmediği için şiddet vakaları artmakta ve ölümle sonuçlanmaktadır. Şiddete uğrayanı değil şiddet failini koruyan kurumlar kadın ve çocukların istismarında ve ölümünden sorumludur. AKP-MHP iktidar bloğu eliyle eğitimin dinselleştirildiği bu süreçte, dini tarikat ve cemaatlerin çocuklara ve topluma karşı işlediği suçlar ise siyasi iktidar ve yargı tarafından sürekli hasıraltı yapılmakta, bu suçların üstü örtülmeye çalışılmaktadır” dedi.

    “İSTİSMARI MEŞRULAŞTIRAN GERİCİ ZİHNİYETİNİZİ KABUL ETMİYORUZ”

    Çocukları karanlığa teslim etmemek için gerçeği ısrarla söylemeye devam edeceklerini belirten Yeşil, şunları ifade etti:

    “Çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarında ısrar eden yargı, çocukları korumayan kolluk kuvvetleri, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı, tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde bir toplum inşasını hedefleyen siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır. 6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, eril zihniyetinizi kabul etmiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Torbalı Aşık Mahzuni Şerif Cemevi’nden cemaatteki çocuk istismarına tepki

    Torbalı Aşık Mahzuni Şerif Cemevi’nden cemaatteki çocuk istismarına tepki

    PİRHA- Hiranur Vakfında H.K.G’nin istismara maruz kalmasına ilişkin açıklama yapan Torbalı Aşık Mahzuni Şerif Cemevi, “Bu düzeni çocuklarımızla baştan yazacağız” dedi.

    Radikal dinci İsmailağa Cemaatine bağlı Hiranur Vakfında H.K.G’nin ailesinin kontrolünde 6 yaşından beri yıllarca sistematik cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin İzmir’de Torbalı Aşık Mahzuni Şerif Cemevi basın açıklaması yaptı.

    Torbalı Aşık Mahzuni Şerif Cemevi önünde yapılan açıklamayı Cemevi Gençlik Kolu Başkanı Volkan Kahraman okudu.

    Kahraman, “Biz Kerbelâ’dan beri zulümle cehaletle savaşıyoruz. Ülke olarak her gün yeni bir felakete uyanıyoruz. Bu karanlık bir son bulsun artık. Konuşanın konuşuyor diye hapse atıldığı, ifade özgürlüğünün ortadan kalktığı, korku egemenliğinin hakim olduğu bu düzeni biz, çocukluğunu yaşatmadıkları çocuklarımızla baştan yazacağız” dedi.

    “KORKAN, BASKILANAN HERKESİN SESİ OLACAĞIZ”

    Çocukların tarikatların, cemaatlerin elinde karanlığa gömüldüğünü belirten Kahraman, “Bu kendini bilmezler her gün tacizlerine tecavüzlerine devlet eliyle bir yenisini ekliyor çünkü ceza almıyorlar, çünkü korkmuyorlar, çünkü onlar tecavüz ederken suçlanmıyor, hayatı elinden alınanı suçluyorlar. Biz yılmadık, susmadık, korkmadık” diye konuştu.

    Kahraman son olarak şunları kaydetti:

    “Biz kim miyiz? Biz kadınız, biz çocuğuz, biz 6 yaşında bir çocuğun çıkaramadığı sesiz. Yıllarca istismar ettikleri çocuğu suçlu ilan ettikleri malum siyasi partilerden aldıkları güçle bu rezilliği örtbas etmelerine biz daha fazla izin vermeyeceğiz. Bizler susmak zorunda kalan, korkan, baskılanan, sindirilen herkesin sesi olacağız. Korkmayın biz yanınızdayız, umutsuzluğa yer yok.”

    PİRHA/İZMİR

  • Gazeteci Timur Soykan’dan iktidara: Tarikatlarda cinsel istismara uğrayan kaç çocuk var?

    Gazeteci Timur Soykan’dan iktidara: Tarikatlarda cinsel istismara uğrayan kaç çocuk var?

    PİRHA- İsmailağa cemaati bağlantılı Hiranur Vakfı’nda senelerce süren çocuk istismarını ortaya çıkaran gazeteci Timur Soykan, kendisini hedef gösterenlere BirGün gazetesinde bugün yayımlanan köşesinde istismara dair yanıtsız kalan soruları yazdı. Soykan, “İddianamedeki bunca delile, detaylı ifadelere, ses kaydına, fotoğraflara karşın Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel neden tutuklanmadı? Tutuklanmamaları için yargıya baskı yapıldı mı?’ diye sordu.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı kurucu Başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının altı yaşından itibaren ‘evlilik’ adı altında cinsel saldırıya uğramasını ortaya çıkaran Timur Soykan, BirGün gazetesinde bugün yayımlanan köşesinde senelerce devam eden istismara dair yanıtsız kalan soruları yazdı. Soykan, “Devletin sorumluluğunu ortaya koymanın zamanı” ifadelerini kullanarak iktidara 11 soru yöneltti.

    “AMAÇLARI TARİKATLARDA ÇOCUK YAŞTA HARCANAN HAYATLARI GİZLEMEKTİ”

    Soykan, Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarını ortaya çıkarması sonrası kendisini hedef gösterenlere, “Sadece azgın bir azınlıklar. 6 yaşından itibaren cinsel istismara uğradığını anlatan bir kadının karşısına çıkıp tarikatı savunacak kadar alçalanları gördük. İnsani hiçbir değerleri yoktu. Cinsel istismarın şiddetine yalanlarıyla ortak oldular. Haberi yaptığımız için bizi de hedef aldılar, günlerce sosyal medyada kampanyalar düzenlediler. Amaçları tarikatlarda çocuk yaşta harcanan hayatları gizlemekti. Karanlık yüzlerini ‘dine saldırı’, ’28 Şubat’ sloganlarıyla gizlemek istediler. Dini, bol akçeli bataklıkları örtmek için kullandılar. Sadece azgın bir azınlıklar. Bunu bize verilen muhteşem destekle bir kez daha gördük. Evet yalnız değildik. Ama bu mücadelenin kahramanı ve asıl yalnız bırakılmaması gereken H.K.G.” dedi.

    “BU SORUŞTURMAYI ÖRTEN KARANLIK ELLER AYDINLATILACAK MI”

    Soykan’ın iktidara ilişkin yönelttiği sorular ise şöyle:

    -İddianamedeki bunca delile, detaylı ifadelere, ses kaydına, fotoğraflara karşın Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel neden tutuklanmadı? Tutuklanmamaları için yargıya baskı yapıldı mı? İsmailağa Cemaati’nden olmasalar serbest bırakılırlar mıydı?

    -H.K.G. 30 Kasım 2020’de şikayetçi oldu ve bütün delilleri savcılığa sundu. Ancak dava 30 Ekim 2022’de açıldı. Davanın açılması neden 2 yıl sürdü?

    -Kadir İstekli, tarikatta başka çocuklara cinsel istismarda bulundu mu? Ses kaydında H.G.K.’nin istismarı kimseye söylemediğini anlatırken “Bunun gibi değildin yani. Bu hemen zırtlıyo. Sen öyle değildin. Ya sen farklıydın” derken ‘Hemen zırtlıyo’ dediği kim?

    -Kız çocuğu eğitimden mahrum bırakılırken devlet bunu nasıl belirlemedi? Tarikatlar tarafından eğitim hakkı engellenen kaç çocuk var ve bunun için ne yapılıyor?

    -H.K.G.’nin Hiranur Vakfı Külliyesi’nde 13 yaşında nişan, 14 yaşında düğünü yapılırken güvenlik güçleri bunu neden tespit etmedi?

    -H.K.G.’nin 14 yaşında hastaneye götürülmesiyle istismar ortaya çıkmıştı. Savcı neden doğum kağıdı istemedi?

    -Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde kemik yaşı testine 21 yaşında bir kadının sokulmasına kim göz yumdu? Bunun için kimler devreye girdi? Mehmet Emin Marankoz’un kimlerle bağlantısı vardı?

    -14 yaşındaki çocuğun kemik yaşı testinde 21 çıkmasına karşın soruşturmayı savcı neden ve nasıl kapattı? Bunun için devreye girenler oldu mu? Savcının tarikatla bağlantısı var mı? Bu soruşturmayı örten karanlık eller aydınlatılacak mı?

    -H.K.G. 17 yaşında doğum yaptı. Çocuk yaşta anne olması nasıl bir soruşturmaya konu olmadı?

    -H.K.G. şikayetçi olduktan sonra devlet korumasına alındı. Yani Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu korkunç olaydan iki yıl önce haberdardı. Bakanlık bu olay ortaya çıkana kadar neden davaya müdahil olmadı? Kamuoyu bu olayı duymasa müdahil olmayacak mıydı?

    -Tarikatlarda cinsel istismara uğrayan H.K.G. gibi kaç çocuk var?

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu’ndan tarikatta çocuk istismarına sert tepki: Bunu yapan haysiyetsizdir!

    Kılıçdaroğlu’ndan tarikatta çocuk istismarına sert tepki: Bunu yapan haysiyetsizdir!

    PİRHA- İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur vakfında 6 yaşındaki çocuğa cinsel istismar skandalına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “6 yaşında çocuk! Bunu yapan, buna göz yuman, bunun sistemini kuran şerefsizdir ve haysiyetsizdir” dedi. 

    BirGün’ün ortaya çıkardığı tarikatta 6 yaşındaki çocuğa cinsel istismar skandalına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “6 yaşında çocuk! Bunu yapan, buna göz yuman, bunun sistemini kuran şerefsizdir ve haysiyetsizdir! Şerefsiz ve haysiyetsiz muamelesi de görecektir!” tepkisini gösterdi.

    Twitter hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “6 yaşında çocuk! Bunu yapan, buna göz yuman, bunun sistemini kuran şerefsizdir ve haysiyetsizdir!” dedi.

    Kılıçdaroğlu, “Şerefsiz ve haysiyetsiz muamelesi de görecektir! Hak ettiğinizi bulacaksınız!” ifadelerini kullandı.

    Kılıçdaroğlu, açıklamasında 2018 yılındaki bir paylaşımını da hatırlattı. Söz konusu paylaşımda, ““6 yaşındaki çocukla evlenilebilir” diye fetva veren ve bu fetvayı verenleri destekleyen iktidara oy vermek, evlatlarımızı karanlık bir geleceğe mahkum etmek demektir. Çocuklarımız için, gelin Türkiye’yi birlikte aydınlığa çıkaralım!” ifadeleri yer alıyor.

    NE OLMUŞTU?

    BirGün yazarı Timur Soykan, 3 Aralık’taki “Karanlık dünya bir çocuğu yuttu: Tarikat karanlığında henüz 6 yaşında…” başlıklı yazısında, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 2002’de altı yaşındayken imam nikahıyla ‘evlendirdiğini’, kadının çocukluğu boyunca cinsel istismara uğradığını yazmıştı. Yaşananlar, H.K.G.’nin şikayetiyle ortaya çıkmıştı.

    Soykan, “Utancın fotoğrafları” başlıklı yazısında da H.K.G.’nin çocuk yaşta gelinlik giydirildiği ve ‘nişan’ına ait fotoğrafları yayımladı.

    Sosyal medyada tepki yağan olaya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açıklama yapmış ve davaya müdahil olunduğunu bildirmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • 2 yaşındaki çocuk cinsel istismar nedeniyle öldü ancak gerçekler otopside yer almadı!

    2 yaşındaki çocuk cinsel istismar nedeniyle öldü ancak gerçekler otopside yer almadı!

    PİRHA – Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İstanbul’da 2 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismar sonucu ölmesinin ardından aile ve hastane çalışanlarınca otopsi raporunun değiştirildiği iddiasını mi meclis gündemine getirdi. Başaran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “2. kattan düştüğü iddiasıyla hastaneye getirilen 2 yaşındaki çocuğun otopsisinde cinsel istismar bulgularının olduğundan haberdar mısınız?” diye sordu. 

    Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İstanbul’da 2 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunulmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sordu. HDP’li Başaran, 6 Eylül 2022’de Beylikdüzü Hastanesi’nde 2 yaşında bir çocuğun 2’nci kattan düştüğü beyanıyla getirildiği, uzmanlar tarafından yapılmak istenen otopsinin ise engellenmeye çalışıldığını belirtti.

    TECAVÜZ BULGULARINA RAĞMEN FARKLI OTOPSİ HAZIRLANDI!

    Otopsi sonucunda çocuğa yönelik cinsel istismar bulgularının ortaya çıktığı ve bu bulguların otopsi raporuna yazılmasının engellenmesinde bazı siyasi partilerin adının geçtiğine dair iddialar olduğunu aktaran Başaran, şu bilgileri paylaştı:

    “2 yaşındaki çocuğun hastaneye getirildiği sırada nabzının atmadığı ve yaşamını yitirdiği belirlenmiştir. Hayatını kaybeden çocuğun genel adli muayene raporunda ise cinsel istismara uğradığına yönelik ciddi bulguların tespit edildiği ifade edilmiştir. Basının hastane çalışanlarından edindiğini belirttiği bilgilere göre, çocuğun ailesinin suçun üstünü örtmeye çalıştığı, raporda ‘çocuğun düşme sonucu hayatını kaybettiği’ yazması yönünde baskıda bulunduğu ifade edilmiştir.

    İddiaya göre bebeğin birden fazla kere cinsel istismara uğradığına dair kuvvetli emarelerin olduğunun doktorlar tarafından tespit edilmesi üzerine; aile otopsi gerçekleşmeden cenazeyi alıp gitmek için hastanede kargaşa çıkarmıştır. Kargaşayı, hastane polisinin güçlükle kontrol altına aldığına ilişkin tanıklar bulunmaktadır.

    İstismara ilişkin emarelerin tespitini yapan doktorların otopsi için karar almasının ardından aile tarafından ‘bebeğin balkondan fasulye sırıkları içine düştüğü’ iddia edilmiş, ön otopsi raporunda ‘çocuğa tecavüz edildiği yönünde kuvvetli bulgular’ tespit edilmesine karşın; otopsi raporunda ‘çocuğun balkondan düşme sonucu’ öldüğü bilgisine yer verilmiştir.

    Gazeteci Hakan Gülseven Twitter hesabından 8 Eylül 2022 tarihinde konuya dair yaptığı açıklamada ‘siyasi partilerin normal defin ibaresi düşülmesi için aradığı’ iddiasında bulunmuştur.”

    “DOKTORLARA BASKI YAPILDIĞI DOĞRU MUDUR?”

    Milletvekili Ayşe Acar Başaran, konuyu meclis gündemine taşıyarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

    “İstanbul Beylikdüzü Hastanesi’ne 2. kattan düştüğü iddiasıyla hastaneye getirilen 2 yaşındaki çocuğun otopsisinde cinsel istismar bulgularının olduğundan haberdar mısınız?

    *Doktorların otopsi yapmasının engellenmek istendiği ve istismar bulgularının rapora geçmemesi adına doktorlara baskı yapıldığı doğru mudur? Bu iddiaların gerçek olup olmadıklarına dair bir soruşturma başlatılacak mıdır?

    *Hastaneyi ve ilgili doktorları arayarak 2 yaşındaki çocuğa “istismar” suçunun üstünü örtmek amaçlı baskı kurduğu iddia edilen “siyasi partiler” ile kastedilen kimlerdir? Siyasi parti ismini tehdit olarak kullanmak suretiyle çocuğa yönelik istismar suçuna dair otopsi raporu manipüle mi edilmektedir?

    *Bebeğin cenazesinin otopsi işlemine girmesini engellemek için kargaşa çıkaran ve TCK m. 265’de düzenlenen “Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu”nu açıkça işleyen şahıslar hakkında herhangi bir adli işlem yapılmış mıdır? Gözaltına alınan kaç kişi vardır?

    *Beylikdüzü Devlet Hastanesi’nde istismara uğradığına ilişkin kesin emarelerin tespit edilmesinin ardından ailesinin otopsinin yapılmasını önlemeye çalıştığı bebek hakkında, yaşanan olaydan ve ölümünden önce herhangi bir şikayette bulunulmuş mudur?

    *Bebeğin 5 yaşında olduğu bilinen kız kardeşinin ve varsa diğer çocukların koruma altına alınması için herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Elmalı’da çocuk istismarı davasında 3 sanık hakkında beraat kararı

    Elmalı’da çocuk istismarı davasında 3 sanık hakkında beraat kararı

    Antalya’da kız çocuğu G.E.G. ile ağabeyi İ.E.G.’ye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle yargılanan anne Merve A., üvey baba Rahmi A. ile çocukların dayısı S.C.G. hakkında beraat kararı verildi.

    Antalya Elmalı’da kız çocuğu G.E.G. ile ağabeyi İ.E.G.’ye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle tutuksuz yargılanan sanıklar anne Merve A., üvey baba Rahmi A. ile çocukların dayısı S.C.G. hakkında beraat kararı verildi. Sanıklar, “cinsel istismar” ve “eziyet” suçlarından yargılanıyordu.

    Elmalı Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada çocukların tutuksuz yargılanan annesi M.A, üvey babası R.A. ve dayısı S.C.G. hazır bulundu. Çocukların babası G.G. ve babaannesi G.S, taraf avukatları ile farklı illerden gelen baro avukatı ve dernek temsilcileri de salonda yer aldı. Duruşmada son sözleri sorulan sanıklardan M.A., önceki ifadelerini tekrarlayarak, kendisine iftira atıldığını ve konuşamadığını öne sürdü.

    Sanık avukatı İbrahim Şimşek’in savunma yaptığı sırada mağdur çocukların avukatı Yusuf Tuğbay’ın karşı çıkması üzerine tartışma yaşandı. Sanık müdafiinin, mağdur avukatına bağırarak konuşması üzerine mahkeme başkanı, tarafları bir daha tartışmamaları ve savunmaya müdahale edilmemesi konusunda uyardı.

    ÇOCUKLAR TRAVMA ALTINDA

    Baba G.G, çocukların hem bedenen hem de ruhen travma altında olduklarını, çocuklarına kavuşacağı günü sabırsızlıkla beklediğini belirterek, “Sanıkların cezalandırılmasını istiyorum. Bu sanıklar dışarıda olduğu her gün başka çocuklar da tehlike altındadır” dedi. Babaanne G.S. de 6 yaşındaki çocuğun bütün detaylarıyla istismarı anlattığını, çocukların anneyle görüşmek istemediklerini söyledi ve sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep etti.

    Müşteki ve baro avukatları, çocukların istismara uğradığını vurgulayarak sanıkların cezalandırılmalarını istedi.

    BERAAT KARARI

    Verdiği aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “Çocuğa yönelik cinsel istismar” ve “eziyet” suçlarından yargılanan anne M.A, üvey baba R.A. ve S.C.G için beraat dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş’ta Kur’an kursunda çocuklara cinsel istismar

    Maraş’ta Kur’an kursunda çocuklara cinsel istismar

    PİRHA -Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, Maraş’taki Arınç Kuran Kursu’nda çocuklara cinsel istismarı kaleme aldığı bugünkü yazısında, “Çocukların yaşadıklarını okurken düştüm, yazarken boğuldum” dedi. Pehlivan, istismarcının çocuğu önce istismar ettiğini sonra Diriliş Ertuğrul’u izlettiğini yazdı. 

    Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan Maraş’ta yaşanan bir cinsel istismarı köşe yazısı içerisinde duyurdu. Pehlivan’ın haberinde istismara maruz kalan çocuklar konuştu. Çocukların ve velilerin savcılığa verdiği ifade belgeleriyle haber yapan Pehlivan çocukların ifadelerine de aynen yer verdi.

    B.T isimli çocuk ifadesinde yatılı kaldığı Arınç Kuran Kursu’ndaki hocası Ruhullah Çelik’ten cinsel istismar gördüğünü anlatmış. Pehlivan’ın zor ve keserek aktarıyorum dediği ifadelerin bir kısmı şu şekilde:

    Zorla pantolonumu indirdi. Haftada 3-4 kez bu şekilde yanına çağırırdı. Yaşanan bu olayları birine anlatmam halinde dövmekle ve benim hakkımda tutanak tutmakla tehdit etti.”

    Soruşturma derinleştikçe başka mağdur çocukların da olduğu ortaya çıktı. Bir başka mağdur çocuk M.E.H de,  Ruhullah’ın istismarına uğradı. İstismarcı pedofili Ruhullah Çelik istismar sonrası çocukla Diriliş Ertuğrul isimli diziyi izlemiş ve çocuğa yaşananları kimseye anlatmamasını söylemiş.

    Yaşananları kimseye anlatmayan çocuklara rağmen kurstaki diğer çocuklar olayları anlamış. Pehlivan’ın da aktardığına göre savcılık, dört çocuğun tanık ifadesiyle Kuran kursundaki istismarı doğruladı. Uzmanlar da mağdur çocukların ifadelerinin tutarlı ve güvenilir olduğunu raporlaştırdı.

    Ruhullah Çelik, Kahramanmaraş İl Müftülüğü’nün “Toplum Yararına Çalışma Projesi” kapsamında Arınç Kuran Kursu’nda çalışmaya başlamış. Kursta 2017’de temizlik görevlisiyken 2019’da hoca olmuş. Soruşturma dosyasına giren istismarları da o dönemler arasında gerçekleştirmiş.

    Pehlivan “Ne garip, daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imam hatip olarak Antalya’da görevlendirildi. İnanmak istiyorum; Diyanet başlattığı idari soruşturma sonucunda istismarcı hocayla ilişkiyi kesti.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti, 12 yaşındaki çocuğun Kur’an kursundaki ölümüne işaret etti: Gizlilik kararı neden?

    Yeşil Sol Parti, 12 yaşındaki çocuğun Kur’an kursundaki ölümüne işaret etti: Gizlilik kararı neden?

    PİRHA-Yeşil Sol Parti, 12 yaşındaki Mehmet Halit Yavuz’un, Muş’ta Kur’an kursunun tuvaletinin kapısına kemerle asılı halde bulunmasına ilişkin açıklama yaptı. Şüpheli ölüme dair “Valilik, emniyet ve savcılıktan konuyla ilgili açıklama yapılmamıştır. Müftülük tedbir olarak kuran kursunun faaliyetlerini durdurması gerekirken bunu yapmamıştır. Kuran kursu hala faal durumdadır” ifadeleri kullanıldı

    Muş’ta Karşıyaka Kur’an kursunda yaşanan şüpheli çocuk ölümü Yeşil Sol Parti’nin de gündeminde.

    Diyarbakır’da yaşayan Yavuz ailesi, 12 yaşındaki çocukları Mehmet Halit Yavuz’u Muş’taki Karşıyaka Kuran Kursu’na göndermiş ve 3 Temmuz’da kursun tuvaletinin kapısına kemerle asılı halde bulunduğu söylenmişti. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Mehmet Halit Yavuz 14 Temmuz’da yaşamını yitirmişti.

    “NEDEN GİZLİLİK KARARI VERİLMİŞTİR”

    Mehmet Halit Yavuz’un kurs tuvaletinde intihar ettiği iddialarına ailenin itirazı sürüyor. Şüpheli ölüme dair kamuoyunun bilgi alması da sınırlandırılırken Yeşil Sol Parti, “İntihar” denilen olayın üzerine gitti. Yazılı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kapı kolunun yerden yüksekliği bir metre Mehmet Halit’in intihar ettiği açıklaması, çocuğun yaş dönemi özelliği, olay yeri bilgileri ve şüpheli intihar şekli ailenin iddialarını doğrular şekildedir. Resmi açıklamalarda ‘Kur’an kursunun tuvaletinin kapısına kemerle asılı halde’ bulunduğu açıklamasında yer alan tuvalet kapı kolunun yerden yüksekliği 1 metredir. 12 yaşındaki bir çocuğun 1 metre yükseklikten ası yolu ile intihar ettiği açıklaması üzücü olayla ilgili şüphe ve kaygıları artırmaktadır. Sağlıklı bir soruşturma ve bilimsel kurallara uygun bir otopsi raporu gerçeği ortaya çıkarabilecektir. Ailenin ve kamuoyunun beklentisi etkin bir soruşturmanın yürütülerek hakikatin ortaya çıkarılması iken; dosyaya gizlilik kararı verilmesi kamuoyu ve bizler de endişe yaratmıştır. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi ve Muş Barosu Çocuk Hakları Komisyonu’nun olayın takipçisi olacağı açıklaması biz çocuk hakları savunucuları tarafından memnuniyetle karşılanmıştır.

    Valilik, emniyet ve savcılıktan konuyla ilgili açıklama yapılmamıştır. Müftülük tedbir olarak kuran kursunun faaliyetlerini durdurması gerekirken bunu yapmamıştır. Kuran kursu hala faal durumdadır. Daha da üzücü ve kaygı verici olan, Muş Müftüsü Lütfü İmamoğlu’nun hiçbir şey olmamış gibi Muş Valisi İlker Gündüz Öz’ü makamında ziyaret ederek kurban bağışı aldıklarını açıklamasıdır. Bu açıklama ve ziyaret her şeyin olağan seyrinde gittiğini gösterme çabası olarak değerlendirilmekte, olayın üstünün örtüleceği ve etkin bir soruşturma ve yargılama yürütülmeyeceği yönündeki şüphe ve kaygıları artırmaktadır.

    Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre;

    Her çocuk temel yaşama hakkına sahiptir.

    Çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne dokunulamayacağı ilkesi ile yaşama hakkı birbirini tamamlayan temel ilkelerdendir. Bu bağlamda çocuğun yaşam hakkı ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunması devletin gözetim ve sorumluluğundadır. Kuran kursunun bağlı bulunduğu müftülük ve kuran kursu yönetiminin kursta bulunan çocukların yaşam hakkı ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü koruma sorumluluğu bulunmaktadır.

    Tüm çocuklar ihmal, istismar ve her türlü riskten korunma hakkına sahiptir. Devlet, çocukların her türlü riskten korunması için gereken tüm tedbirleri almakla yükümlüdür.

    Şimdi soruyoruz;

    Bu dosyada bilgilere ulaşımda neden kısıtlama getirilmiş, neden gizlilik kararı verilmiştir?

    İntihar deneyimi ve şekli çocuğun yaşı (12 yaş) ve gelişim süreci ile ne kadar uyumludur ? Bu yöndeki açıklamalar bilimsel veriler ile ne kadar örtüşmektedir?

    Valilik, emniyet, savcılık ve müftülükten konuyla ilgili açıklama yapılmaması, kuran kursunun bu sarsıcı ve travmatik deneyime rağmen faaliyette olması nasıl açıklanmaktadır?

    Kuran Kursu geçici olarak da olsa neden kapatılmamaktadır?

    Yeter diyoruz! Yeter!

    Halit Yavuz adlı çocuğun başına gelenler ve birçok çocuğun başına gelen buna benzer olayların son bulması, faillerinin bulunması ve cezalandırılmasının şart olduğunu bir kez daha vurguluyor; bu olayın benzer olaylar da olduğu gibi kapatılmamasını istiyor, takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.

    Aileleri ve halkımızı çocukların ruhsal ve bedensel sağlığı ve gelişimine uygun olmayan, ihmal ve istismara açık hale getiren kurumlara çocuklarını göndermemeleri konusunda uyarıyor, iktidarı da benzer olaylarda olduğu gibi çocuk ihmal ve istismarı üreten kurumları değil çocuk ve mağduru korumaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Elmalı Davası’nda 2 çocuk devlet koruması altına alındı

    ‘Elmalı Davası’nda 2 çocuk devlet koruması altına alındı

     Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Antalya’nın Elmalı ilçesinde cinsel istismara maruz kalan iki çocuğun “devlet” koruması altına alındığını duyurdu. 

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Antalya’nın Elmalı ilçesinde 7 ve 10 yaşındaki iki kardeşin anne ve üvey baba ile annenin ailesi ve arkadaşları tarafından maruz kaldığı cinsel istismara ve sanıkların tahliye edilmesine tepkiler yükselirken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı konuya ilişkin yeni bir açıklama yaptı.

    Bakanlık tarafından yapılan açıklamada çocukların koruma altına alındığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

    “Antalya Elmalı’da yargılama süreci devam eden istismar vakasında, mağdur iki çocuğumuz hakkında mahkemeye yaptığımız devlet korumasına alınma talebi kabul edilmiştir. Çocuklarımıza, Bakanlığımıza bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlayacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yine Ensar Vakfı, yine tecavüz saldırısı

    Yine Ensar Vakfı, yine tecavüz saldırısı

    Ensar’da yaşanan çocuğa yönelik istismarın üzerinden geçen altı yıla rağmen olayın üstünü örtmeye çalışanlar yargılanmazken bu kez de Bitlis Ensar Vakfı’nda Din Kültürü öğretmeni olarak atanan O.S ve M.Ö.’nün Vakfa ait evlerde kalan kadınlara şantaj ile tecavüz ettiği ortaya çıktı. 

    Karaman Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne (KAİMDER) ait evlerde kalan çocukların cinsel istismara maruz kalmasının ortaya çıktığı 2015 yılından bu yana failler hakkında herhangi bir yargı süreci yürütülmüyor.

    SORUMLULUK TEK KİŞİYE YIKILDI

    2012-2015 yılları arasında yaşları 9-10 arasında değişen çok sayıda çocuğun istismara uğradığı raporla belgelenmiş, öğretmen Muharrem Büyüktürk hakkında “çocuğa nitelikli cinsel istismar, hürriyet tahdit, kasten yaralama ve müstehcen görüntüleri izletme” suçlarından dava açılmış ve tutuklanmıştı. Kamuoyunda oluşan tepkiler sonrası Büyüktürk, Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış ve 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış ve olayın üstü örtülmek istenerek meslekten ihraç edilmişti.

    “Bir kereden bir şey olmaz” sözleriyle istismarı aklamaya çalışan dönemin Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu başta olmak üzere olayın üstünü örtmeye çalışanlar cezasız bırakılmıştı. Tıpkı o dönem Karaman İl Milli Eğitim Müdürü olan Asım Sultaoğlu’nun Büyüktürk ile ortaya çıkan fotoğraflarına rağmen MEB Eğitim Müşavirliğine “ödül” verilerek terfi ettirilmesi gibi.

    ‘ÖDÜL’ GİBİ TERFİ
    Olayın açığa çıkmasını üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen, Bitlis Ensar Vakfı’na Din Kültürü öğretmeni olarak atanan O.S. ve M.Ö. Ensar Vakfı’na ait evlerde kalan 9 kadına baskı ve şantaj ile tecavüz ettiği belirtildi.

    ‘ENSAR VAKFI EVLERİNDE KALAN KADINLARA ŞANTAJLA TECAVÜZ EDİLİYOR’
    Mor Dayanışma sosyal medyadan yaptığı paylaşımla olayı kamuoyuna duyurdu. Mor Dayanışma paylaşımında, “45 çocuğa tecavüz eden, haklarında hiçbir yargı süreci yürütülmeyen Ensar Vakfı bu kez de kadınlara şantaj yaparak tecavüz ediyor. Bitlis Ensar Vakfı’na Din Kültürü öğretmeni olarak atanan O.S. ve M.Ö. Ensar Vakfı’na ait evlerde kalan 9 kadına baskı ve şantaj ile tecavüz ediyor. Valilik, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Güvenlik birimlerine, Hersan Karakolu ve Mustafa Yeter Karakoluna yapılan şikayetler ve ihbarları görmezlikten gelen, hasır altı eden görevliler hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • 11 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunan erkek tutuklandı

    11 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunan erkek tutuklandı

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinde 11 yaşındaki kız çocuğa cinsel istismar ve tacizde bulunduğu iddia edilen Hüseyin Ö. tutuklandı.

    Dersim’in Ovacık ilçesinde 11 yaşındaki çocuğa cinsel istismar ve tacizde bulunduğu belirtilen Hüseyin Ö. tutuklandı.

    Aile, Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan emniyet şubede suç duyurusunda bulundu. 11 yaşındaki çocuğun ifadesi alınmak üzere karakola getirildiği, ifadesi doğrultusunda çocuğa taciz ve cinsel istismar yapıldığı, olayın gerçekliğinin savcı tarafından da raporlandırıldığı kaydedildi. Hüseyin Ö’nün tutuklandığı bildirildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Cinsel istismara maruz bırakılan 2 yaşındaki çocuk yoğun bakımda

    Cinsel istismara maruz bırakılan 2 yaşındaki çocuk yoğun bakımda

    PİRHA-Y. Ercan isimli şahsın cinsel istismara maruz bırakıp, şiddet uyguladığı 2 yaşındaki çocuk yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.

    Uşak’ta Y. Ercan adlı şahsın, şiddet uygulayıp cinsel istismarda bulunduğu 2 yaşındaki çocuk, yaşadığı travma nedeniyle kaldırıldığı devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Hastanede istismar bulguları saptanan çocuğun maruz kaldığı şiddet nedeniyle beyin kanaması geçirdiği belirtildi.

    Telefonla ulaşılan çocuğun annesinin dayısı Timur Ç., yaşananları Mezopotamya Ajansına (MA) anlattı.

    İSTİSMARI DOKTORLAR FARK ETTİ

    Çocuğun annesinin bir ay önce sosyal medya üzerinden Y. Ercan ile tanıştığını belirten Timur Ç., “Olay cuma günü yaşanmış. Çocuğu evde istismar etmiş hem de şiddet uygulamış. Beyin kanaması geçirince annesi doktora getirmiş. Doktorlar genel kontrol yaparken, istismar bulgularını görüyorlar. Biz istismarı hastanede öğrendik. Sürekli şiddet gördüğünü ise vücudundaki yara izlerinden öğrendik” dedi.

    FAİL TUTUKLANDI

    Anne C.T.’nin hastanede olduğunu söyleyen dayı, şüpheli Y. Ercan’ın ise cumartesi günü gözaltına alınarak, “öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandığını aktararak, yeğeninin başına gelenler için adalet talebinde bulundu.

    (MA/UŞAK)

     

  • İstinafın cezasını bozduğu istismar sanığının duruşması ertelendi

    İstinafın cezasını bozduğu istismar sanığının duruşması ertelendi

    Adana’da iki çocuğunu istismar eden ve “tanık yok” denilerek verilen hapis cezası bozulan istismar sanığı M.A.K.’nin duruşması ertelendi.

    Adana’da 5 ve 6 yaşlarındaki çocuklarına cinsel istismarda bulunmak suçundan yargılanan M.A.K.’ye verilen 35 yıl hapis cezasının Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12’nci Ceza Dairesi’nce bozulması üzerine tekrar başlayan yargılamanın ilk duruşması Adana 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “Nitelikli cinsel istismar” suçundan açılan davanın karar duruşması 1 Ekim 2020 tarihinde görüldü. Hakkında “çocuğun cinsel istismarı” suçundan 30 yıl, “müstehcen içerik üretmekte çocukların kullanılması” suçundan 5 yıl ve “çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verilen M.A.K.’nin avukatı, karara itiraz ederek, istinafa başvurdu. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12’nci Ceza Dairesi’ne götürülen dosya, 20 Ocak’ta karara bağlandı. “İstismarın tanığı olmadığı” ve “suçlamaların ispatlanmadığı” gerekçeleriyle kararı bozan mahkeme, dosyayı tekrar Adana 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

    Duruşmaya, sanık M.A.K. ile avukatları, çocukların annesi ve avukatları katıldı. Sanık vekillerinin duruşma başlamadan dosya hakkında gizlilik kararı ve yayın yasağı getirilmesi talebi mahkeme tarafından reddedildi.

    YAŞADIKLARI YAZILI SUNULDU 

    Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, sanık M.A.K., önceki duruşmalarda verdiği beyanları yineleyerek, suçsuz olduğunu ileri sürüp, beraatını istedi. Çocuklar ise, adli görüş odasında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) aracılığıyla uzman nezaretinde daha önceki ifadelerini tekrarlayarak, yaşadıklarını anlattı.

    İstismara uğrayan 6 yaşındaki çocuk, kapalı bir zarf içindeki mektubu mahkemeye sunarak, “Babamın bütün yaptıkları bu mektupta yazıyor” dedi. Çocukların annesi de sanıktan şikayetçi oldu ve cezalandırılmasını istedi.

    TUTUKLAMA TALEBİNE RET 

    Çocukların avukatları, istinafın kararını eleştirerek, sanığın tutuklanmasını talep etti. Mahkeme, tutuklama talebini istinafın kararını öne sürerek reddetti. Sanığın, mağdurları ve tanıkları korkuttuğu, sosyal medya üzerinden sürekli paylaşım yaparak rahatsız ettiğini belirten avukatlar, çocukların tedavi gördüğü Ruh Sağlığı Hastanesi’ndeki uzman psikiyatristlerin, Kozan’da görev yapan sosyal hizmet görevlilerinin ve çocukların kreş öğretmenlerinin tanık ile bilirkişi olarak dinlenilmesini talep etti. Ancak bu talep de mahkeme tarafından kabul edilmedi.

    Sanık avukatları ise, çocukların beyanlarının çelişkili olduğunu ileri sürerek, beraat kararı verilmesi gerektiğini savundu.

    Mahkeme heyeti, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için bir sonraki duruşmayı 27 Mayıs’a erteledi.

    ‘TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

    Duruşmanın ardından Adana Kadın Platformu yazılı bir açıklama yaparak, sanığın hak ettiği cezayı alıncaya kadar pes etmeyeceklerini ifade ederek, “Bu dosyanın kapatılıp zanlının cezasız bırakılmasına, istismar mağduru çocukların sesinin kısılmasına, istismarı ortaya çıkarmak için mücadeleye atılan kadınların umudunun, cesaretinin kırılmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Çocuk istismarcısı serbest bırakıldı

    Çocuk istismarcısı serbest bırakıldı

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinde 9 yaşındaki çocuğu istismara maruz bırakan çoban Seyfullah T., tahliye edildi.

    Dersim’in Hozat ilçesi Sümülke köyünde 14 Haziran’da 2020’de 9 yaşındaki çocuğu istismara maruz bırakan Afgan uyruklu Seyfullah T. (30), 6 aylık tutukluluğunun ardından tahliye edildi. İstismara uğrayan çocuğun ailesine durumu anlatması ardından yapılan suç duyurusuyla Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Seyfullah T. hakkında “12 yaşından küçük mağdurların sarkıntılık düzeyinde cinsel istismardan bulunmak” suçundan soruşturma başlattı.

    Soruşturmasını tamamlayan savcılık, Seyfullah T. hakkında “12 yaşından küçük mağdurların sarkıntılık düzeyinde cinsel istismarı” suçlamasıyla 3 yıldan 8 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı. Soruşturma sürecinde tutuklanan Seyfullah T. hakkında hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle dosya davaya dönüştü.

    Hozat Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülen davada, 6 aylık tutukluluk değerlendirmesi sonucu Seyfullah T., delillerin toplandığı ve tanık beyanları göz önüne alındığında tutuklama tedbirinin yasal şartları oluşmadığı gerekçesiyle tahliyesine karar verdi. Mahkeme, Seyfullah T.’ye yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Seyfullah T.’nin yargılandığı davanın duruşması yarın görülecek.

    PİRHA/DERSİM

  • 5 çocuğa cinsel şiddette bulunan imama 37.5 yıl hapis cezası

    5 çocuğa cinsel şiddette bulunan imama 37.5 yıl hapis cezası

    PİRHA-Van’ın Özalp ilçesinde 2019 yılında beş çocuğa cinsel şiddet uygulayan köy imamın yargılandığı davanın karar duruşması Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Van’ın Özalp ilçesinde 2019 yılında beş çocuğa cinsel şiddet uygulayan köy imamın yargılandığı davanın karar duruşması Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu olan imam duruşmaya bulunduğu hapishaneden SEGBİS ile katılırken, müşteki avukatı Erkan Sayyiğit ve sanık avukatı da duruşmada hazır bulundu.

    Mahkeme heyeti sanık avukatının taleplerini reddederek, sanık M. Ş. G. hakkında “çocuğun cinsel istismarı” ve “istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması” suçlarından, istismara maruz kalan üç çocuk için ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası, istismara maruz kalan bir çocuk için 5 yıl, istismara maruz kalan diğer çocuk için 2 buçuk yıl ceza verdi. Mahkeme heyeti sanığa toplam 37 buçuk yıl hapis cezası verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstismar sanığından ‘AKP üyesiyim’ savunması

    İstismar sanığından ‘AKP üyesiyim’ savunması

    PİRHA-Hozat’ta 10 yaşındaki çocuğa tecavüzden 16 yıl ceza alan sanık AKP üyesi olduğunu söyleyerek, çocuk ve ailesini ‘vatan hainliği’ ile suçladı.

    Dersim’in Hozat ilçesinde 10 yaşındaki çocuğu istismar suçlaması ile tutuklu yargılanan Müslüm Akmeşe’ye (70) toplam 16 yıl ceza verildi. Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmada “Ben 18 yıldır AKP üyesiyim” diyen fail, istismar ettiği çocuğun ailesini ‘vatan hainliğiyle’ suçladı. Müslüm  Akmeşe’ye hiçbir cezai indirim uygulanmazken “çocuğun basit cinsel istismarı” suçundan 10 yıl, “cinsel amaçla hürriyetten yoksun bırakma” suçundan da 6 yıl olmak üzere toplamda 16 yıl ceza verildi.

    Ne olmuştu?

    Müslüm Akmeşe’nin, Dersim’in Hozat ilçesinde komşusunun 10 yaşındaki çocuğunu istismar ettiği ortaya çıkmıştı. Çocuğun yaşadıklarını arkadaşına anlatması ve bu arkadaşının olayı kendi öğretmenine anlatmasından sonra ortaya çıkan olay sonrası öğretmen ve aile Müslüm Akmeşe’den şikayetçi olmuştu. Şikayet sonrası 22 Şubat günü gözaltına alınan Müslüm Akmeşe ardından tutuklanmıştı.

    PİRHA/DERSİM