Etiket: dava

  • Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’ni dava etmişti: Duruşma yarın

    Cem Vakfı, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’ni dava etmişti: Duruşma yarın

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, Cem Vakfı tarafından beşinci kez dava edilmesi sonucu yarın yargı önüne çıkacak. Derneğin başkanı Ufuk Emre Bektaş, “Hukuki olarak hakkımızı aramaya devam ederken, örgütsel olarak da bu haksızlığın karşısında duracağız” dedi. Bektaş, Alevileri dayanışmaya çağırdı. 

    İstanbul’da bulunan Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği ile CEM Vakfı arasında kurum binalarının bulunduğu arazi nedeniyle yıllar önce başlayan sorun yargıda devam ediyor.

    CEM Vakfı, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği’nin bulunduğu alanı boşaltmasını isterken; dernek ise arazinin asıl sahibinin kendileri olduğunu belirtiyor.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği, Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın vekaletiyle Cem Vakfı tarafından beşinci kez dava edildi ve yarın duruşma var.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, sorunu ve dava sürecini PİRHA’ya anlattı.

    Cem Vakfı ve kurucu Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın uzun yıllardır derneğe yönelik açtığı davaların yalnızca bir arazi sorununa dayanmadığını söyleyen Ufuk Emre Bektaş, derneğe beşinci kez dava açılmasının sebebini son dönemde Türkiye ve Avrupa’daki Alevi hareketiyle birlikte hareket ediyor olmalarına ve bölgedeki etkin faaliyetlere bağladığını söyledi.

    “DERNEĞİMİZİN BULUNDUĞU YERİ ÜCRETLİ OTOPARK YAPMAK İSTİYORLAR”

    Bektaş, Cem Vakfı’nın derneği beşinci kez dava etmelerinin diğer sebeplerini ise şöyle anlattı:

    “Cem Vakfı henüz burada yokken kurulmuş olan bu derneğin bu kadar kıskaca alınmaya çalışılmasının diğer nedenlerinden biri de derneğimizin bulunduğu yeri ücretli otopark yapma istekleri. Davayı açmadan evvel bize düzenlenmiş sahte bir kira sözleşmesi gerekçe gösterilerek, kira talebinde bulunuldu. Reddetmemiz durumunda dava açacaklarını belirttiler ve derneğimiz beşinci kez Cem Vakfı tarafından dava edilmiş oldu. İzzettin Doğan ve Cem Vakfı kendilerine biçilen misyonu yerine getirmek için Alevi toplumunu kullanarak Alevilerle mücadele etmeye devam ediyor.”

    “BU HAKSIZLIĞIN KARŞISINDA DURACAĞIZ”

    “Yarın görülecek dava için herhangi bir karar çıkıp çıkmayacağına dair net bir şey söyleyemediğini belirten Bektaş, “Biz bu meselenin Alevi kurumları düzeyinde kalmasından yanaydık. Bunu çoğu kez davacı tarafa da ilettik. Kurumlarımızdan, dedelerimizden, toplumumuzun önde gelen isimlerinden bir meclis kuralım, orada muhakeme edelim ve tartışalım dedik. Kabul edilmedi ve tehdit edilmeye devam edildik. Bir Alevi kurumunun başka bir Alevi kurumunu bağımsızlığına kanaat getirmediğimiz yargının önüne atması kadar utanç verici bir durum yoktur. Sizin ibadethane olduğunu dahi kabul etmemiş bir sisteme bir başka Alevi kurumunu şikayet etmek tam da İzzettin Doğan ve Cem Vakfı’na yakışır bir tutumdur. Davaya dönük olarak, dernek avukatımız Efkan Bolaç ve hukuk sekreterimiz Av. Aslı Kavak gerekli çalışmaları yürütüyorlar. Hukuki olarak hakkımızı aramaya devam ederken, örgütsel olarak da bu haksızlığın karşısında duracağız” dedi.

    “TÜM CANLARIMIZI DAYANIŞMA İÇİNDE OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, dayanışma çağrısı yaparak şunları dile getirdi:

    “Bu dernek bir protokol usulüyle değil, Alevi toplumunun lokmasıyla, rızkıyla ve direnişiyle kurulmuş bir dernek. Harcında mücadele ve emek olan derneğimizi elbette korumaya devam edeceğiz. Hızır paşalar dün de vardı, yarın da var olmaya devam edecekler. Önemli olan durduğu yeri bilmek ve Yol’u doğru sürmek. Bu anlamda tüm canlarımızı, dostlarımızı, müsahip kurumlarımızı dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    > CEM Vakfı ile Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin arazi sorunu sürüyor- VİDEO

  • Yeter Gültekin, Madımak Katliamı hükümlüsününün affedilmesini yargıya taşıdı

    Yeter Gültekin, Madımak Katliamı hükümlüsününün affedilmesini yargıya taşıdı

    PİRHA – Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını affetmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce faşist-dinci kalabalık tarafından Madımak Oteli yakılarak 33 aydın ve sanatçı katledildi. Katliama ilişkin ana davanın haricinde 3 firari fail üzerinden yürütülen ikinci dava da zaman aşımı gerekçesiyle 14 Eylül’de düşürüldü.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını sürekli hastalık gerekçesiyle 6 Eylül’de affetti.

    Madımak Oteli’nde katledilen Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Gül’ün cezasının affedilmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

    Cumhuriyet’e konuşan Yeter Gültekin, “Yaşlı veya genç yüzlerce düşünce suçlusunun iddianamesi bile yazılmadan onlarca yıl cezaevinde tutuklu kaldığı bir dönemde, yaşları ve kronik ölümcül hastalıkları tutuklu yargılanmaları için gerekçe olamazken, Madımak Katliamı dosyasında suçu sabit ve belgeli olan, idam cezası kesinleşen, sonra cezası müebbet hapse çevrilen sanıkların ‘yaşlılık ve sürekli hastalık’ nedeniyle affedilmesi kabul edilemez, savunulamaz. Affetmek ancak gerçek sorumlular yargılandığında ve adalet sağlandığında mümkün olabilir” dedi.

    Yeter Gültekin, “Bu özel af, evlatları Madımak’ta katledilen annelerin yüreklerine atılan yeni bir ateştir” diye de ekledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pınar Aydınlar’a 13 yıl önce Dersim Festivali’nde okuduğu ağıtlardan dolayı dava açıldı

    Pınar Aydınlar’a 13 yıl önce Dersim Festivali’nde okuduğu ağıtlardan dolayı dava açıldı

    PİRHA – Sanatçı Pınar Aydınlar’a 13 yıl önce Dersim Hozat’ta festivalde okuduğu ezgiler “Oy Dere” ve “İbrahim’e Ağıt” nedeniyle açılan davanın duruşması bugün tekrar görülecek.

    Sanatçı Pınar Aydınlar’a 13 yıl önce Dersim Hozat’ta festivalde okuduğu “Oy Dere” ve “İbrahim’e Ağıt” eserleri için açılan davanın duruşması bugün Çağlayan Adliyesi 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Uğur Kurt davası yeniden görüldü: Mahkeme bilirkişi raporu istemeyi reddetti-VİDEO

    Uğur Kurt davası yeniden görüldü: Mahkeme bilirkişi raporu istemeyi reddetti-VİDEO

    PİRHA – Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü. 15 Aralık’a ertelenen ve bilirkişi inceleme talebinin reddedildiği duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    Uğur Kurt, 22 Mayıs 2014 tarihinde Okmeydanı Cemevi’nde bir yakınının cenazesi için cemevinin bahçesinde bulunduğu sırada polis tarafından başından vurularak hayatını kaybetmişti. Mahkeme Uğur Kurt’u katleden polise 25 Nisan 2017’de 1 yıl 8 ay hapis cezası vermişti ancak verilen ceza 12 bin 100 lira para cezasına çevrilmişti. Anayasa Mahkemesi kararıyla sanık polis Sezgin Korkmaz yeniden yargılanmaya başladı.

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü.

    Duruşmaya Uğur Kurt’un eşi ve ailesi, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Okmeydanı Cemevi Dedesi Eren Yıldırım, Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir, Yeşil Sol Parti Milletvekili Celal Fırat, İBB ve Beşiktaş Belediye Meclis üyesi İnan Güney, CHP Beyoğlu İlçe Başkanı Muharrem Bulut ve ilçe yönetimi, CHP Beyoğlu meclis üyeleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği( PSAKD) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yönetiminden İmam Balsever, CAN TV yayın kurulu üyesi Veli Büyükşahin, Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, İstanbul Tuncelililer Kültür ve Dayanışma Derneği Metin Yıldız ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

    Sanık polis Sezgin Korkmaz, savunmasında, “Araçtan indikten sonra bize doğru molotofla gelen şahsa ateş ettim. Ancak kurşun 75 metre mesafede olan Kurt’a isabet etti. Bundan dolayı üzgünüm. Verdiğiniz karara saygı duyuyorum” dedi.

    “BİLİRLİŞİ İNCELEMESİ GEREKİYOR”

    Uğur Kurt’un avukatı Serdar Laçin, bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiğini aktararak olay gününe ait kayıtlarda sanık polis Korkmaz’ın amirlerinin kayıtta “sıkma, sıkma” dediğini aktardı.

    “ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI BÜTÜN YARGI ORGANLARINI BAĞLAR”

    Eski İstanbul Baro Başkanı Avukat Turgut Kazan “Karar veren heyetin de başka bir heyet olduğunu, bunun bile başlı başına sorun yaratacağını vurguluyorum. Suç sayılan eylemin cezalandırılması niçin önemlidir. Birincisi canı yanan tarafın devlet tarafından korunduğunu hissettirmek için. İkinci bir sebep de topluma mal olması ve caydırıcı bir sonuç yaratmak içindir. Anayasa Mahkemesi kararları yasamayı, yürütmeyi, bütün kesimleri bağladığı gibi bütün yargı organlarını da bağlar. Türkiye’yi cezasızlığın hüküm sürdüğü bir ülke olma izleminden kurtarınız” dedi.

    “SANIĞI BU DURUŞMA SALONUNDA HİÇ GÖRMEDEN İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULADILAR”

    Kurt’un avukatlarından Aslı Kazan ise “Sanık zırhlı araçta bulunduğunu ve üstüne molotof atıldığını söyledi. Zırhlı araç içinde çok sayıda gaz bombası olmasına rağmen yokuşun tepesinden kaçmakta olan şahsa hedefi isabet ettiremiyor. Sanığın kurşunu Uğur’a isabet ediyor. Atış yaptıktan sonra “Adam vuruldu ya” diyor. Yani maktülü o kadar net görmekte. Ekibin amiri 5 defa “sıkma” diyor ama sanık silahını ateşliyor. Sanığın babası olan Kağıthane Emniyet Müdürü ile spor salonuna giderek zırhlı aracı oraya çekip görüntüleri izleyerek elemelerde bulundular. Değişen heyet görüntüleri bile izlemedi. Sanığı bu duruşma salonunda hiç görmeden iyi hal indirimi uyguladılar. Olaya ilişkin görüntülerin bu salonda izlenmesini talep ediyorum” dedi.

    “DURUŞMA 15 ARALIK’A ERTELENDİ”

    Mahkeme heyeti verilen aranın ardından kararı açıkladı. Duruşmanın 15 Aralık 2023 tarihine ertelenmesine, bilirkişi raporu isteminin reddine ve esas hakkında mütala için savcılığa gönderilmesine hükmetti.

    Duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    “CEMEVLERİNDE ADAM ÖLDÜRMENİN BEDELİ 12.100 LİRADIR”

    Duruşmanın ardından basına açıklama yapan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin “9. yıla gireceğiz her gün aynı acıyla bu kararı bekliyorduk. Cemevlerinde adam öldürmenin bedeli 12.100 liradır. Bunu açıkça söylemiş oldular. Bu, Alevileri cezalandırmaktır. Bizim gayemiz intikam değil adalet istiyoruz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki eylemde, cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetti.  Polis Sezgin Korkmaz hakkında önce “taksirle ölüme neden olma” suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. İddianamenin gönderildiği 85. Asliye Ceza Mahkemesi, şüpheli polisin “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 ile 6 yıl arasında değişen hapis istemiyle değil “Olası kastla öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanması gerektiğini ifade ederek dava dosyasını Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Bu karara polis memurunun avukatı itiraz etti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 85. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, itirazı reddetti. Polis Sezgin Korkmaz’a “olası kastla insan öldürmeden” 20 yıldan 25 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Yapılan yargılamanın sonunda duruşma savcısı da sanık polis hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar değişen oranda hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Ancak Kurt davasında sanık polis “taksirden ölüme sebebiyet vermek”ten suçlu bulundu. 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan polisin cezası 12 bin 100 TL adli para cezasına çevrildi.

    Daha sonra Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştu. AYM de Kurt’un yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermişti. AYM’nin kararında, olayla ilgili görüntülerin mahkeme heyeti tarafından izlendiği ancak bu konuda bir bilirkişi incelemesi yapılmadığı aktarılmıştı. Davanın hükmünün de hâkim değişiklikleri nedeniyle başka bir mahkeme heyeti tarafından verildiği belirtilmişti.

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • İkizköylüler, yürüyüş yapacak: Siz de geliverin gari!-VİDEO

    İkizköylüler, yürüyüş yapacak: Siz de geliverin gari!-VİDEO

    PİRHA-Akbelen Ormanı’na yapılmak istenen kömür madenine karşı aylardır direnen İkizköylüler, 11 Ekim’de görülecek davaya, Akbelen Ormanı nöbet alanından başlatacakları yürüyüş ile katılacak. Köylüler, “Hadi yürüyün! Siz de geliverin gari” diyerek yürüyüşe katılım çağrısında bulundular.

    Muğla İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nda LİMAK’ın kömür maden sahasının genişletilmesi çalışmalarına karşı doğa nöbeti başlatan köylüler ve çevre aktivistlerinin direnişi aylardır sürüyor.

    Köylüler ve çevre aktivistleri tarafından açılan dava, 11 Ekim günü Muğla İdare Mahkemesi‘nde görülecek.

    Akbelen Ormanı’nın maden işletmeciliğine tahsisinin iptali ve maden işletme ruhsatı ile izninin iptali davalarının duruşmaları öncesi adalet yürüyüşü yapılacak.

    Köylüler ve çevre aktivistleri, sosyal medyada yürüyüşe katılım çağrısında bulunarak, şunları söyledi:

    “Doğduğumuz, büyüdüğümüz, ürettiğimiz, doyduğumuz bu topraklardan;köyümüzden vazgeçmiyoruz. Bir karış toprağımızı bir avuç kömüre değişmeyiz. Tüm baskılara karşı canımız pahasına bu toprakları savunuyoruz. Haydi, biz bitti demeden bitmez diyen herkes Akbelen Davasıyla dayanışmaya!

    Ey gidi dostlar, duymayan kalmasın! Duyanlar duymayanlara duyursun. 11 Ekim’de Akbelen’in davası var. Bu yüzden 11 Ekim’de mahkemeye yürüyeceğiz. Köylerimiz, vatanımız için yürüyeceğiz. Zeytinleriimiz, incirlerimiz, cevizlerimiz, ürettikelerimiz, suyumuz, havamız, ekmeğimiz, aşımız, yemeğimiz, geçmişimiz, bugünümüz, geleceğimiz, çocuklarımız, torunlarımız için yürüyeceğiz. Akbelen, Muğla, Bodrum, Milas, Türkiye, adalet için yürüyeceğiz. 11 Ekim’de Akbelen için adalet yürüyüşünde buluşalım. Hadi yürüyün! Siz de geliverin gari!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Vartinis Katliamı davası yarın; Sivas Katliamı gibi zaman aşımına mı uğratılacak?

    Vartinis Katliamı davası yarın; Sivas Katliamı gibi zaman aşımına mı uğratılacak?

    PİRHA- Zaman aşımına uğramasına bir hafta kalan Vartinis Katliamı Davası’nda mahkeme heyeti, avukatın talebi üzerine zaman aşımı riskini değerlendireceklerini belirterek, “Bu davada hukuku uygulayacağız” dedi.

    Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde evleri ateşe verilerek aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledilmesinin üzerinden 30 yıl geçti.

    Katliamdan kurtulan Aysel Öğüt, daha sonra katliama ilişkin suç duyurusunda bulundu. Yıllarca takipsizlik kararı verilen ve zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya kalınan dava sürecinde kritik gün yarın.

    Mahkemeler Musa Anter ve Sivas Madımak Katliamı Davası’nda zaman aşımı kararı verirken, Vartinis Katliam Davası da benzer bir akıbete uğrama tehdidiyle karşı karşıya.

    Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden başlayan Vartinis Davası’nın 19’uncu duruşması yarın Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Son duruşmada mahkeme heyeti, sanık dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında Kırmızı Bülten kararının yerine getirilmesi için yazı yazılmasına karar verdi. Yarın yapılacak duruşmada mahkeme heyeti “zaman aşımı” kararı verebilir.

    NE OLMUŞTU?

    Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis Beldesi (Altınova) kırsalında 2 Ekim 1993 tarafından yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı. Olaydan bir gün sonra, yani 3 Ekim 1993’te beldeye gelen askerler “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe verdi.

    Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocuklarıyla birlikte yaşamını yitirdi. Katliamdan kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt, daha sonra katliama ilişkin suç duyurusunda bulundu.

    DOSYA KAPATILDI

    Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı’na gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.

    2003’TE YENİDEN SUÇ DUYURUSU

    Öğüt, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte, 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekledi.

    7 YIL SONRA TAMAMLANDI

    2011 yılında Öğüt ailesinin avukatları yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üsteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan dava açıldı.

    BERAAT KARARI

    “Güvenlik” gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’ne alınan davanın 1 Mart 2016 tarihindeki karar duruşmasında, dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer 3 sanık hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi. Karara, “yargılamanın eksik yürütüldüğü” gerekçesiyle itirazda edildi.

    YARGITAY, KARARI 5 YIL SONRA BOZDU

    Dosya, 5 yıl Yargıtay’da bekletilmesinin ardından karar çıktı. Yargıtay, katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğunu belirterek yerel mahkemenin verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu. Daire, ayrıca dava sanıkları arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararını ise onadı. Kararın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2021 tarihinde görülen ilk duruşmada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklama kararı verildi. Ancak Karaoğlu Eylül 2021 tarihinden bu yana yakalanamadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: AK’layanları affetmiyoruz!

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: AK’layanları affetmiyoruz!

    PİRHA- Sivas Katliamı davasının 30. yılında zaman aşımı gerekçesiyle düşürülmesine tepki gösteren Alevi kurumları ortak açıklama yaptı. Yapılan açıklamada,  “Madımak katliamı davası için “zaman aşımı” diyenler bilmelidir ki, bu acıyı zaman aşındıramaz” denilerek, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmayacağına dikkat çektiler.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu ( AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sivas Katliamı davasında zaman aşımı kararı verilmesine “AK’layanları Affetmiyoruz” başlıklı basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

    “MADIMAK KATLİAMI İNSANLIK DAVASIDIR”

    “Madımak katliamı davası için “zaman aşımı” diyenler bilmelidir ki, bu acıyı zaman aşındıramaz” denilen açıklamada, şunları ifade edildi:

    “14 Eylül günü Ankara’da görülen dava 30 yıldan bu yana, insanlığı savunanlarla barbarlığı savunanlar arasında görülmüştür. Bu dava bir kez daha gösterdi ki, o gün Madımak otelini kuşatanlar artık ülkeyi kuşatmış vaziyettedir.

    Anayasa’nın 138. maddesi, “Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak, vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz” derken, mahkeme heyetinin vermiş olduğu karar, kapkara bir leke olarak kalacak, hukuki bir utanç olarak hatırlanacaktır.

    Ülkemizde hukuka güven tükenmiştir. En önemli sorunumuz yargının bağımsız ve tarafsız olmamasıdır. Hâkimler ve Savcılar Kuruluna Adalet Bakanının başkanlık etmesi kuvvetler ayrılığı ilkesinin açık ihlali iken, Cumhurbaşkanı aleni şekilde katiller lehine mahkemeye dahil olmuştur.

    Bugün 1.517 hasta mahkûm cezaevlerinde tutulurken, Cumhurbaşkanı insanlığa karşı suç işleyenleri, elinde benzin bidonu taşıyanları, canlı yayında insan yakanları affederek, yalnızca tarafını belli etmemiş, aynı zaman da kendisinin Madımak Katliam davasında savcısı ve hâkimi olduğunu da ilan etmiştir.

    Davanın zamanaşımından düşmesi kararını bugün görev yapan mahkeme heyeti vermemiştir. Bu karar geçen hafta Cumhurbaşkanı tarafından bizzat verilmiş ve Hayrettin Gül’ün affedilmesi ile ilan edilmiştir. Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesinde oynanan tiyatroda mahkeme heyeti saraya biat ettiklerini ilan etmişlerdir.

    Biz Alevileri vicdanımızın her insanın içindeki tanrısı olduğunu bilir buna inanırız. Bu yüzden hem dua ederken hem de yemin ederken elimizi kalbimizin üzerine koyarız. Bugün gördük ki hakimler vicdanlarına göre değil sarayın aklına göre hareket etmektedir.

    Pirimiz Pir Sultan Abdal “KALSIN BENİM DAVAM, DİVANA KALSIN” derken divan bir mekân, divan bir mahkeme değildir. Divan bizim gönlümüzde aklımızda ve kalbimizdedir. Eğer vicdanınız kalbiniz ve aklınızda değilse katillerinizi bağışlarsınız. Katillerinizin sofrasında zamane Yezidleri ile lokma paylaşırsınız.

    Bizim yüreklerimizde ulu divan kurulmuş, katiller mahkeme edilmiştir. Bu katliamın sanıkları, bu katliamı gerçekleştirenler, katilleri gizleyenler ve kollayanlarla, katilleri affedenler mahkûm olmuştur.

    Katilleri serbest bırakan saray rejimine sesleniyoruz; Biz sizi Kerbela’dan bu yana tanıyoruz. Biz sizi Kerbela’da da affetmemiştik, Madımak’ta da affetmiyoruz ve asla affetmeyeceğiz. 30 yıldır duruşma salonlarında, adliye binalarında her türlü zorbalığı ve zulmü reva görenler, katliama alkış tutanlardır. Alevi hareketi olarak sizin bu kararınızı tanımıyoruz. Katilleri serbest bırakıp, davayı zamanaşımına uğratanlarla kol kola yürüyen hınzır paşalar, siz de Madımak’ın katilisiniz.

    Değerli canlar;
    Günler öncesinden duyurduğumuz ve 16 Eylül 2023 Cumartesi saat 17’de İzmir Gündoğdu Meydanında yapacağımız “LAİK YAŞAM, LAİK EĞİTİM ve EŞİT YURTTAŞLIK BÖLGE MİTİNGİ’ni ülke mitingine dönüştürdüğümüz bilgisini de paylaşmak istiyoruz. Bu bağlamda ülkedeki yüreği insanlıktan yana olan tüm canları İzmir’e bekliyoruz. Bizi yakanlar aynı zamanda milyonlarca insanı açlığa, sefalete mahkûm edenlerdir. Henüz 12 yaşındaki Koray’ımızı yakanlar bugün çocuklarımızı okullarda açlığa, yokluğa mahkûm edenlerdir.

    Canlar;
    Bu kötülük imparatorluğuna dur demek, bu yalan ve talan iktidarından kurtulmak için bir adım da sen at diyoruz.
    Gelin canlar bir olalım.
    Yoksulun hakkını alalım…
    16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanında haramilerin saltanatına karşı sesimize ses gücümüze güç katalım.

    İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmaz! Madımak Katliamı İnsanlık Davasıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO

    >Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

  • Tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök tahliye edilmedi-VİDEO

    Tutuklu gazeteci Abdurrahman Gök tahliye edilmedi-VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Abdurrahman Gök hakkındaki davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme, tutukluluğun devamına karar vererek duruşmayı 5 Aralık’a ertelendi. Mahkemede konuşan Gök, “İçeride de dışarıda da olsam gazetecilik yapmaya devam edeceğim” dedi. 

    Diyarbakır’da 25 Nisan’da yapılan ev baskında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma öncesi adliye binası önünde açıklama yapıldı. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) öncülüğünde yapılan açıklamaya, gazeteciler ve Gök’ün yakınlarının yanı sıra Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri Serhat Eren, Cengiz Çandar ve Meral Danış Beştaş, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    “GAZETECİLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİL”

    DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, bugün hem Abdurrahman Gök hem de tutuklu gazeteci Mehmet Şah Oruç’un duruşmasının olduğuna işaret ederek, “2 arkadaşımızın iddianamesine göz attığımızda gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklı yargılanıyor. Aslında yine burada gazetecilik yargılanıyor. Gazeteci arkadaşlarımızın işlediği suç olmadığını hepimiz biliyoruz. Bunu kabul etmiyoruz. Arkadaşlarımız bir an önce serbest bırakılmalılar. Onların yeri cezaevi değil. Onların burada haber takip etmesi gerekiyor. Gazeteciler susmayacak. Gazeteciler yazmaya devam edecek” dedi.

    MKGP: GAZETECİLİK YARGILANAMAZ

    Gazeteci Gök’ün Amed Newroz’un da polisler tarafından öldürülen Kemal Kurkut’un cinayeti nedeniyle hedef alındığını aktaran MKGP Sözcüsü Roza Metina, “Gazetecilik yargılanamaz. Gazetecilerin yargılanması uluslararası anlaşmalara göre de suçtur. Onlar hiçbir zaman işkence ve tutuklamalarla sesimizi kısamazlar” diye konuştu.

    “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TÜRKİYE’DE AYAKLAR ALTINDA

    Yeşil Sol Parti Amed Milletvekili Cengiz Çandar, “Basın özgürlüğü Türkiye’de ayaklar altında. İçerde yargılanan bir gazeteci ama burası polislerden, helikopterlerden geçilmiyor. Türkiye bu hali ile Avrupa Birliği’ne bir adım dahi atamaz. Bunlar sona ermeden asla Türkiye’ye demokrasi gelmeyecek. Herkes de biliyor Kemal Kurkut’un intikamı alınıyor Gök’ten. Bizim tek istediğimiz onun özgürlüğüdür” şeklinde konuştu.

    Çandar’ın ardından konuşan CHP Amed Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, “Bu coğrafyada Musa Anter’in çocukları, kardeşleri hakikat mücadelesinden hiç vazgeçmediler” dedi. Tanrıkulu, “Sizler olmasaydınız, Roboski ve Ceylan Önkol olayı bu kadar çıplaklığıyla ortada olmazdı. Yine 12 kurşunla öldürülen Uğur’un ölümü bu kadar çıplaklıkla gözümüzün önünde olmazdı. Bu bedel neyse hep beraber ödüyoruz, ödemeye de devam edeceğiz. Ama bunun sonunda bilin ki, özgürlük, barış ve adalete kavuşacağız” ifadelerine yer verdi.

    Ardından geçilen duruşmada söz alan Gök, “Bence bu davasın asıl motivasyon noktası üzeri açıkken öldürülen Kemal Kurkut’u çektiğim fotoğraflardır. Bu fotoğraflarla polislere açılan davanın baskısı var. Bunun dışında bir şey demiyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti Gök’ün tutukluluk halinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşmayı 5 Aralık 2023 olarka açıkladı.

    PİRHA/DİYARBAKIR
  • Sivas Katliamı Davası saat 14.00’de başlayacak

    Sivas Katliamı Davası saat 14.00’de başlayacak

    PİRHA- Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nde 33 sanatçının yakılarak katledilmesine ilişkin görülen dava zaman aşımı sınırına geldi. Bugün saat 14.00’de Ankara’da görülecek olan davada karar verilmesi bekleniyor.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’taki Madımak Oteli’nde 33 sanatçının yakılarak katledilmesinin üzerinden 30 yıl geçti. 30 yıldır süren davalarda adalet yerini bulmazken, katliamda yer almış  hükümlüler cumhurbaşkanı tarafından af edilmeye devam ediyor.

    Sivas Katliamı Davası’nda kritik aşamaya geçildi. İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz diyen katliamda yakınlarını kaybedenler, Aleviler ve dostları, bugün saat 14.00’de Ankara Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılacak.

    Sivas Katliamı’nda firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması bugün zamanaşımı gündemiyle görülecek.

    NE OLMUŞTU ?

    2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında  Sivas’a gelen yazar, aydın ve sanatçılar Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi. Polis kayıtlarına göre Madımak Oteli önündeki kalabalık 15 bin kişiyi bulmuştu ancak 170 kişi hakkında dava açıldı. Dava Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) görüldü. Fakat haklarında idam cezası verilen ve sonradan ağırlaştırılmış müebbet cezasına çevrilen sanıkların çoğu yurt dışına kaçtı ya da ‘sistemli bir biçimde’ kaçırıldı. Madımak’ın 1 numaralı sanığı olarak tarif edilen dönemin Refah Partili Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak ve arkadaşlarının davası ayrıldı, bu sanıkların da kaçak olduğu biliniyordu.

    Erçakmak 18 yıldır Avrupa’da aranırken, cenazesi 2011 yılında Sivas’taki evinden çıktı. Geçtiğimiz günlerde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Madımak Katliamı’nın asli faillerinden Hayrettin Gül’ün kalan cezasını’ hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı. Erdoğan, üç yıl önce de af yetkisini, Madımak Katliamı’ndan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen Ahmet Turan Kılıç için kullanmıştı.

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul Barosu, valiliğin içki genelgesine karşı dava açtı

    İstanbul Barosu, valiliğin içki genelgesine karşı dava açtı

    İstanbul Barosu, valiliğin ‘içki genelgesi’nin iptali ile yürütmesinin durdurulması için dava açtı. Baro, genelge ile özel yaşamın gizliliğine müdahale edildiğini vurguladı.

    İstanbul Valiliği’nin, yurttaşların park, piknik yeri, mesire alanı ve plaj gibi halka açık alanlarda içki tüketmelerini hedef alan genelgesine karşı tepkiler artıyor.

    Son olarak İstanbul Barosu, Valiliğin alkol genelgesinin iptali ile yürütmesinin durdurulması için dava açtı.

    İstanbul Barosu’ndan yapılan açıklamada, “İstanbul Valiliği tarafından alkol yasağı genelgesi olarak basın ve kamuoyunda yer alan ‘Alkol Satışı Ve Alkollü İçeceklerin Tüketimi’ konulu 17 Ağustos 2023 tarihli genelge ile Anayasa’nın 20’nci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8’inci maddesi ile güvence altına alınmış olan özel yaşamın gizliliğine müdahale edilmektedir” denildi.

    Açıklamada, “İstanbul Barosu olarak kişilerin yaşam biçimlerine müdahale eden bu genelgenin iptali ile yürütmesinin durdurulması istemli olarak İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde 2023/1991 Esas numarası ile dava açılmıştır” ifadelerini kullandı.

    GENELGE TEPKİ ÇEKMİŞTİ

    İstanbul Valiliği’nin yurttaşların park, piknik yeri, mesire alanı ve plaj gibi halka açık alanlarda içki tüketmelerini hedef alan genelgesi büyük tepki çekmişti.

    Gazeteci Nevşin Mengü’ye konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, konuya ilişkin, ilçe ve muhtar ziyaretlerinde bazı kişi ve grupların yüksek düzeyde alkol alarak çevreye rahatsızlık verdiğinin çokça iletildiğini belirtmişti.

    Kadınların İstanbul’da korkmadan gece geç saatlerde dahi park ve sahillerde rahatsız edilmeden vakit geçirmesinin hakkı olduğunu belirten Gül, bu genelge ile buna da dikkat çekmek istediklerini ifade etmişti.

    İstanbul Valiliği ise yaptığı yazılı açıklamada, “Valiliğimizce alınan alkol kullanım ve satışına ilişkin yeni bir uygulama kararı bulunmamaktadır” denilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Av. Akkal: Cemevleri saldırı davasında İstinafa başvurmak için gerekçeli kararı bekliyoruz

    Av. Akkal: Cemevleri saldırı davasında İstinafa başvurmak için gerekçeli kararı bekliyoruz

    PİRHA – Cemevlerine yönelik saldırı davasında üç sanığa verilen beraat ve tahliye kararının ardından Aleviler, itiraz etmek için İstinaf Mahkemesi’ne başvuracak. Davanın avukatlarından Ebru Akkal, mahkemenin, sanıkları yönlendirenlerin ortaya çıkmasını engellediğini söyledi ancak cemevlerinin ibadethane olduğuna dair karar verilen ilk dosya olduğuna da işaret etti. 

    Ankara’daki Alevi kurumlarına yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırılara ilişkin biri tutuklu üç sanığın yargılandığı davada karar 7 Temmuz’da açıklandı. Tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tahliyesine karar verildi.

    Mahkeme, sanık Karaca hakkında, “İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarından hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmetti. Hâkim, diğer iki sanık Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül hakkında, “Eylemlerin sanıklar tarafından işlediğinin sabit olmadığı” gerekçesiyle beraatlarına karar verdi.

    Alevi kurumlarının avukatları, kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacaklarını belirtti.

    “GEREKÇELİ KARAR BEKLENİYOR”

    Demokratik Alevi Derneği’nin (DAD) avukatlığını yapan Ebru Akkal, itiraz dilekçelerini, gerekçeli karar tebliğ edildikten sonra sunacaklarını belirterek, “Karar açıklandıktan sonra istinaf süresi başlıyor. Henüz gerekçeli karar ise gelmedi. Normalde yasaya göre bir ay içinde yazılması gerekiyor ama hiçbir mahkeme bir ay içinde yazmıyor. Muhtemelen adli tatil bitmeden, bir iki hafta içinde gelir” dedi.

    “SANIKLARI YÖNLENDİRENLERİN ORTAYA ÇIKMASI ENGELLENMİŞ OLDU”

    Av. Ebru Akkal, mahkeme heyetinin birçok eksiklikte bulunduğunun ise altını çizdi. Akkal, adil bir yargılama yapılmadığı konusunda itirazda bulunacaklarını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Duruşmada çok sayıda tevsii tahkikat (kovuşturmanın genişletilmesi) talebinde bulunduk. O taleplerin kabul edilmesi dosyanın aslında bu olayı kimlerin, nasıl bir organizasyon ile gerçekleştirildiğinin açığa çıkması için önemliydi. Mahkeme bu talepleri reddederek aslında bu olayın arkasında olup olayı gerçekleştiren Ahmet Ozan’ı, Baver’i ya da Çağdaş’ı yönlendiren kişi ya da kişilerin ortaya çıkmasını engellemiş oldu. Ceza hukukunun amacı, maddi gerçeği açığa çıkarmaktır. Ülkemizdeki Ceza Mevzuatında da, Evrensel Ceza Hukuku’nda da bu şekildedir. Dolayısıyla bu dosya maddi gerçeği, hakikati ortaya çıkarmadan, olayı gerçekleştirdiği görünen kişilerin cezalandırılmasında suçlar bakımından yetersiz ve geçiştirilmiş oldu.

    “ADİL BİR YARGILANMA YOK!”

    İlk itiraz gerekçelerimizden bir tanesi, dosyada mevcut olan HTS kayıtları, araştırma raporları, tanık beyanları doğrultusunda dinlenmesi gereken tanıkların huzurda dinlenmemesi olacak. Çünkü bazı tanıkların olayla ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bu tanıkların dinlenmesinin reddedilmesi, bizim o tanıkları sorguya çekme hakkımızı elimizden almış oldu. Öncelikle buna itiraz edeceğiz. Yine aynı şekilde Ahmet Ozan’ın, delillere baktığımızda görünen ama detaylı olarak araştırıldığı halde ortaya çıkabilecek olan bazı ilişkilerinin ortaya çıkarılmasına dair taleplerimizin reddine ve bu kararlarının bizim açımızdan adil bir yargılanma oluşturmadığına dair bir itirazımız olacak. İddianamede ve mütalaada savcının istediği farklı suçlardan da cezalar vardı. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, ibadethanelere zarar, din ve inanç hürriyetini engelleme’ suçları yer alıyordu. Mahkeme sadece ibadethanelere zarar vermek suçundan ceza verdi. Diğer iki suçtan karar verilmesinde yer olmadığına karar verdi. Diğer suçlardan da cezalandırılmasının gerektiğini düşünüyoruz, çünkü orada din ve inanç hürriyetini engelleme durumu söz konusu. Sanıkların saldırısının gerçekleştiği gün Muharrem ayının ilk günüydü ve orada bir cem yapılıyordu, dolayısıyla cem yarım kalmış oldu. En basit haline baktığımızda bile suçun gerçekleştirilmiş olduğu ortada.

    Diğer yönüyle halkı kin ve düşmanlığa tahrik açısından da olayın gerçekleştirilme şekli, aynı anda birden fazla cemevine aynı gün içerisinde saldırı düzenlenmesi, eğer başarabilseydi başka kişilere de fiziki yaralanmalı saldırı yapabileceğinin ortada olması, olayın sonrasında gelişebilecek olaylar ve en azından Aleviler açısından bu toplumda daha önceden yaşanan travmalar, katliamlar, saldırılar gözetildiğinde mümkün.

    “CEMEVLERİNİN İBADETHANE OLDUĞUNA DAİR KARAR VEREN İLK DOSYA OLDU”

    Halkı kin ve düşmanlığa tahrik bağlamında da ceza verilmesi gerekiyordu. Tek eylem söz konusu olabilir ama bir eylemde birden fazla suç işlenmiş oldu. Mahkeme sadece ibadethanelere zarar verme yönünden ceza tesis ederek bunu göz ardı etmiş oldu. Ama bir yönüyle de bu zamana kadar cemevleri ile ilgili olarak ‘ibadethane’ tartışmasına neden olan bütün yargılamalar hukuk dosyalarıyla ilgiliydi, özel hukuk bağlamındaydı. Ceza Hukuku anlamında, cemevlerinin ibadethane olduğuna dair karar veren ilk dosya bu oldu. Bu anlamıyla da önemli olduğunu düşünüyoruz.”

    “MAHKEMEDE EKSİKLİKLER OLDU”

    İstinaf Mahkemesi’nin, gerçeği makul bir sürede açığa çıkarması gerektiğine vurgu yapan Av. Ebru Akkal, “Normalde İstinaf Mahkemesi’nin çok uzun bir zaman geçirmemesi gerekir. Yani 6 ile 8 ay içerisinde İstinaf Mahkemesi’nden bir karar çıkması gerekir. Hukuki anlamda baktığımızda mahkemede bazı eksiklikler oldu. İstinafın, önceki mahkemenin yapmadığı araştırmaları açarak kendisinin yapması gerekir. Amacımız çok kısa bir sürede sonuçlanması değil, gerçeğin açığa çıkarılması olmalı. Bu anlamıyla da makul bir süre olmasını istiyoruz ve talep ediyoruz.” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Şenyaşar davası Malatya’da görüldü; Adalet Nöbeti TBMM önüne taşınıyor-VİDEO

    Şenyaşar davası Malatya’da görüldü; Adalet Nöbeti TBMM önüne taşınıyor-VİDEO

    PİRHA- Şenyaşar ailesine dönük saldırıya dair açılan davada, 5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Fadıl Şenyaşar tahliye edilmedi. Şenyaşar ailesinin, Adalet Nöbeti eylemini Ankara’ya taşıması bekleniyor.

    Urfa’nın Suruç ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde eski AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruması ve yakınları tarafından Şenyaşar ailesine yönelik katliama dair, işyeri ve hastane dosyalarının birleştirildiği davanın ikinci duruşması Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Deprem nedeniyle Çirmik (Yeşilyurt) ilçesine bağlı Cafana Mahallesi’ndeki ağır ceza mahkemeleri ek hizmet binasında görülen duruşmaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Urfa ve Antep şubesi üyesi avukatlar, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti ) Urfa milletvekilleri Ferit Şenyaşar, Ömer Öcalan, Dilan Kunt Ayan, Urfa Baro Başkanı Abdullah Öncel ve bölge baro temsilcileri katıldı.

    Yıldız ve Şimşek ailelerinin yakınları, duruşma salonunda Emine Şenyaşar’a saldırmaya yeltendi. Mahkeme salonunda bulunan jandarmalar araya girerek saldırıyı engelledi. Salonun girişinde bulunan Jandarmalar basının da içinde olduğu çok sayıda katılımcının listede adları olmadığı gerekçesi ile salona girmesine izin vermedi.

    Şenyaşar Ailesi ve avukatları, Yıldız ve Şimşek ailesi ve avukatları duruşma salonunda hazır bulunurken, Elazığ Cezaevi’nde 5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Fadıl Şenyaşar ile tutuklu sanıklar Enver Yıldız, Mekail Şimşek ve Celal Yıldız, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden tutuldukları cezaevlerinden duruşmaya katıldı.

    HAKİMİN TAYİNİ ÇIKTI

    Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada mahkeme başkanı, tayininin çıktığını belirterek “Muhtemelen heyet değişecek. Çünkü benim gibi heyette bulunan bir kaç arkadaşımın tayinleri çıktı. Yeni heyet tanıkları yeniden dinlemek isteyecek. Dosya birleşme ile geldi, onun için delil tartışması yapmam çok uygun olmaz. Tanık beyanlarından vazgeçiyoruz” dedi.

    Duruşma dosyaya eklenen evrakların okunması ile devam etti. Ağrı Barosu’ndan avukatlar, Şenyaşar Ailesi lehine dosyaya müdahillik talebinde bulundu. Yıldız ve Şimşek ailelerinin avukatları, müdahillik talebine tepki göstererek, usule uygun olmamasına rağmen karşı söz alarak konuştu.

    Şenyaşar Ailesi avukatları da, sanık avukatlarına itiraz için söz verilmesinin usule uygun olmadığını belirterek, mahkeme heyetine tepki gösterdi. Ağrı Barosu’nun müdahillik talebi heyet tarafından ret edildi.

    Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devam yönünde mütalaa verdi. Mütalaa okunmadan ‘kopyala yapıştır’ yöntemiyle tutanağa eklendi. Şenyaşar Ailesi’nin tepki göstermesi üzerine mütalaa okundu.

    “SİLAH BULUNSA SUÇSUZ OLDUĞUM ORTAYA ÇIKAR”

    Mütalaaya karşı söz alan Elazığ Cezaevi’nde tek kişilik hücrede 5 yılı aşkındır tutuklu bulunan Fadıl Şenyaşar, “5 yıldır tutukluyum, bunu kabul etmiyorum. İftira ile burada tutuluyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ortada silah yok ama ben tutukluyum. Silah bulunsa benim ateş etmediğim ortaya çıkacaktı. Suçu ben işlemediğim için silahı saklıyorlar. Önceki savunmalarımı tekrarlıyorum ve tutuksuz yargılama talep ediyorum” dedi.

    EMİNE ŞENYAŞAR’I SALONDAN ÇIKARMA GİRİŞİMİ 

    Tutuklu sanıklar Enver Yıldız, Celal Yıldız ve Mekail Şimşek suçlamaları ret ederek tahliye talebinde bulundu. Sanıkların Şenyaşar Ailesi’ni terörist olarak tanımlamasına tepki gösteren Emine Şenyaşar, “Çocuklarımı hem katlettiler, hem de bize terörist diyorlar. Terörist hastanede insanları katledenlerdir. Benim çocuklarım suçsuz yere tutuklandı” dedi. Mahkeme heyeti, Emine Şenyaşar’ın salondan çıkarılmasına karar verdi. Karara ailenin avukatları tepki göstererek, Emine Şenyaşar’ın dışarı çıkarılmasını engelledi.

    “AKP’Lİ YILDIZ TUTUKLANSIN”

    Ardından söz alan Ferit Şenyaşar, “Nöbetimizi sürdürürken 8 savcı değişti. 4 yıl sonra bu dava Malatya’ya geldi. Annem mücadele etmeseydi belki dava açılmazdı. Hastanede katliam yapıldı, 5 yıl sonra olay yeri inceleme görüntüleri elimize geçti. Adalet Bakanı ‘geç gelen adalet adalet değildir’ dedi. Hastanede bakan, vali, kaymakam vardı. Katliam yapıldığında dönemin AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız elini kolunu sallayarak hastaneden çıkıyor. Dokunulmazlığı bitti, yargılanıp tutuklanması gerek. Katliamın tanığı olan emniyet müdürünün dinlenmesini istiyoruz. Önceki dönem Urfa Valisi olan Abdullah Erin ile görüştük, hastane kamera kayıtlarının devletin arşivinde olduğunu söyledi. Bir insanlık suçu işlendi. Hiçbir terör örgütü hastanede sedye üstünde insan katletmedi. Kardeşim 5 yıldır suçsuz yere tutuklu, beraatini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MÜDAHALE ETMEYEN POLİSLER SANIKTIR”

    Şenyaşar Ailesi’nin avukatı Sevda Çelik Özbingöl, Şenyaşar Ailesi’nin kendilerine dönük saldırıya karşı meşru müdafaa kapsamında kendini savunduğunu belirterek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini ve Fadıl Şenyaşar’ın tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurularak serbest bırakılmasını talep etti. Ailenin bir diğer avukatı Bülent Duran da, dosyadaki eksikliklere dikkat çekerek, siyasi bir elin dosyaya müdahale ettiğini vurguladı. Katliam gerçekleştiği anda müdahale etmeyen polislerin sanık olması gerektiğini belirten Duran, “Bütün sanıklar yargılanacak. Bizim amacımız bir kaç kişiyi yargılamak değil, bütün sorumluların yargılanması. Esvet, Adil ve Celal’i katledenler sadece tetiği çekenler değil yardım eden, göz yumanlardır. Fadıl Şenyaşar, 5 yılı aşkındır tutuklu ve makul tutukluluk süresini aştı. Artık özgürlük hakkı ihlali son bulmalı ve Fadıl Şenyaşar serbest bırakılmalı” dedi.

    Yıldız ve Şimşek ailelerinden yargılanan sanıkların avukatı Bünyamin Çelik, Urfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel ile salonda bulunan diğer Şenyaşar Ailesi avukatlarına hakarette bulunmaya başlaması üzerine avukatlar müdahalede bulundu. Mahkeme heyeti de, hakarete devam etmesi halinde Çelik’e salondan çıkarılacağını bildirdi.

    Verilen aradan sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuksuz yargılananların tutuklanmasına yönelik talebin reddine, dönemin Gıda ve Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın dinlenmesi talebinin bir sonraki duruşmada değerlendirilmesine, tutuklu bulunan Fadıl Şenyaşar ve Enver Yıldız için “kuvvetli suç şüphesi”, Celal Yıldız ve Mekail Şimşek için ise “delillerinin toplanmaması” gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

    ŞENYAŞAR’DAN TEPKİ

    Mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmanın 6 Ekim’e ertelenmesine karar verirken, Emine Şenyaşar, karara, “Bu nasıl adalet, devlet, adalet yok” diyerek tepki gösterdi.

    EYLEMİN ANKARA’YA TAŞINMASI BEKLENİYOR

    16 Temmuz’da Urfa Adliyesi önündeki Adalet Nöbeti’nde açıklama yapan Ferit Şenyaşar, Malatya’daki davanın duruşmasından vicdanları rahatlatacak bir karar çıkmadığı halde Adalet Nöbeti eylemini Ankara’da Adalet Bakanlığı önüne taşıyacaklarını belirtmişti.

    PİRHA/MALATYA 

  • Kulu: Cemevlerine saldıranların tahliye ve beraat ettirilmelerini kabul etmiyoruz -VİDEO

    Kulu: Cemevlerine saldıranların tahliye ve beraat ettirilmelerini kabul etmiyoruz -VİDEO

    PİRHA-Ankara’da cemevlerine saldırı davasında saldırganların tahliye ve beraat ettirilmesine tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Saldırı planlı ve programlı bir saldırıydı. Saldırıyı bireysel bir refleks diye adlandırmak aslında işin ciddiyetini görmemektir. Bir sene önce yapılan bu saldırıda yeniden Muharrem ayına geldiğimizde şimdi de cezasızlık politikasının uygulanması aslında bu toplumun refleksini ölçmektir” dedi.

    Ankara’da 4 Alevi kurumuna/Cemevlerine yönelik saldırı davasının karar duruşması 7 Temmuz’da görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi. Mahkemenin kararı tepki çekti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, mahkemenin kararına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “EN KUTSAL AYINIZDA BİLE HEDEFSİNİZ MESAJI VERİLDİ”

    Cemevlerine yapılan saldırının sistematik bir saldırı olduğunu vurgulayan Musa Kulu, “Saldırıyı bireysel bir refleks diye adlandırmak aslında işin ciddiyetini görmemektir. Bir sene önce yapılan bu saldırıda yeniden Muharrem ayına geldiğimizde şimdi de cezasızlık politikası uygulanması aslında bu toplumun refleksini ölçmektir. Yapılan saldırının Muharrem ayına denk getirilmesiyle bize siz en kutsal ayınızda bile hedefsiniz mesajı verildi. 7 Temmuz’da alınan kararla cezasızlık politikası uygulandı. Bu karar bu tür saldırıları yapanlara cesaret vermektir, siz ne yaparsanız yapın ceza almazsınız demektir. Cezasızlık politikasından dolayı önümüzdeki dönemlerde de bu saldırılar devam edecektir” dedi.

    “BU SUÇU ASLINDA DEVLET İŞLEMİŞTİR”

    ‘Alevilerin bu tür olaylara sessiz kalması gelecekteki zulmü de kabul etmesi anlamına gelir’ diyen Kulu, şöyle devam etti:

    “İstediğimiz tek şey inancımıza, itikatımıza, ibadetimize ve düşüncemize saygılı olmalarıdır. Devletin bir görevi de tek bir birey de olsa farklı olanın hakkını, hukukunu ve inancını korumaktır, çünkü bu anayasada var. Anayasasında var olan bu hakkı gerçekleştirmemek devletin suçlu olduğunu gösterir. Bu suçu aslında devlet işlemiştir, bireylere indirgenerek bu iş hafifletilemez. Bu kararı asla kabul etmediğimizi ve hukuki olarak da bu işin takipçisi olacağımızı bütün kamuoyuna duyurmak istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cemevlerine saldıran Ahmet Ozan Karaca tahliye edildi-VİDEO
    -Alevi kurumlarına saldırı davasında tahliye kararına itiraz edilecek-VİDEO
    -Cemevlerine saldıran failin tahliyesine AVF Başkanı Doğan’dan tepki: Kabul edilemez! VİDEO

  • ‘Yılın 365 günü Sivas’ın hesabını soracak arayış ile mücadele etmeliyiz’-VİDEO

    ‘Yılın 365 günü Sivas’ın hesabını soracak arayış ile mücadele etmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- Devletin Madımak Katliamı ile yüzleşmekten kaçtığını ve hesap sormaktan uzak olduğunu belirten Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, ” Devlet, yüzleşmekten de, özeleştiriden de çok uzakta. Yılın 365 günü Sivas’ın hesabını soracak arayış ile mücadele etmeliyiz” dedi.

    1993 yılında 33 kişinin faşist kalabalık tarafından yakılarak öldürüldüğü “Sivas Katliamı Davası”, mahkemenin ‘zaman aşımı’ nedeniyle 2012 yılında davayı düşürmesiyle kapandı. Benzer bir durum şimdi üç firari sanık üzerinden yürütülen dava için de geçerli.

    Alevi toplumu, 14 Eylül’de görülecek davanın da zaman aşımına uğratılmaması için itirazlarını dile getiriyor.

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt Sivas Katliamı’nın 30. yılına dair PİRHA’ya konuştu.

    “KATLİAMIN ARKASINDAKİ GÜÇLER KORUNUYOR”

    Katliamın üzerinden geçen 30 yılda devletin hesap sorabilecek yerde olmadığına değinen Bozkurt, “30 yıldır Sivas yollarını aşındırıyoruz. Defalarca binlerce canla Madımak önünde açıklama yaparak devlete bu katliamla yüzleşme çağrısı yapıyoruz. 30 yıldır kanayan bu yaramıza bir nebzede olsa özeleştiri verecek, katliamın hesabını soracak devlet işleyişini görmedik. Bu sene yine Sivas’ta olacağız. Taleplerimize sağır olan, duymayan bir devlet var. Sivas’ın hesabı sorulmuş, katiller korunmamış olsaydı bu katliam çok hızlı aydınlatılabilirdi. Katilleri savunanlar iktidarlardan bakanlık alarak terfi ettirildiler. Demektir ki korunuyorlar ve bunları yönlendiren bir güç var” dedi.

    “YÜZLEŞME VE ÖZELEŞTİRİ ŞART”

    Bozkurt, 29 Mayıs 1993 tarihinde Almanya’nın Solingen şehrinde Neonazilerin bir evi ateşe verdiği ve Türk bir aileden beş kişinin yaşamını yitirdiği katliamda devletin bununla yüzleşerek o evi müzeye çevirdiğini hatırlatarak şöyle devam etti:

    “Almanya’da bir Türk aile yakılmıştı. O ev müzeye çevrildi ve devlet düzeyinde anmalar yapılıyor. Devlet ailelerden özrü dileyerek katliamla yüzleşebildi. Devlet bu katliamı onaylamadığını, bunun insanlık suçu olduğunu belirtti.  İşte devlette Sivas katillerini cezalandırıp katliam ile yüzleşşeydi bizler 30 yıldır yüzleşme çağrısı yapmazdık. Resmi devlet politikasının üstünde bir derin güç var. Alevilere yönelik sistematik bir katliam projesi var. Katliamla yüzleşilmeden adaletten, şeffaklıktan yada yeni bir anayasadan bahsedilmez. Bunların hesabı sorulmamışken geleceğe güvenli bakamayız. Hala Alevilere yönelik asimilasyon, sürgün devam ediyor. Cemevlerimiz yasal statüye kavuşmuş değil. Bu sesi duymak istemiyorlar.”

    “ANILARINA BAĞLI KALMAK ÖRGÜTLENMEKLE OLUR”

    Bozkurt, Alevi örgütlenmesinin Madımak’ın hesabını soracak mücadele ortaklığını yaratmada eksik kaldığı eleştirisinde bulundu. Bozkurt, “Geçmiş örgütlülüğümüz ile güncel örgütlülüğümüzü kıyaslar isek, mücadelede gerileme var diyebilirim. Halen bir bütün örgütlenmeyi başaramamış isek davamızda zayıflamış oluruz. Susmuş, kendi iç sorunları ile cebelleşen örgütü devlet dikkate almaz. Evet her yıl alanlara çıkarak Sivas’ı analım ve unutturmayalım. Ama yılın 365 günü Sivas’ın hesabını soracak arayış ve mücadele bilinciyle yaşayalım. Bu ülkede eşit yurttaşlık talebimizi daha diri tutmak, katledilen canlarımızın anısına bağlı kalmak için bu mücadeleye katılarak ses vermesi gerekiyor. Kimsenin birbirinden ayrı durma lüksü yok” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Gezi’de yaralanan Aydın Aydoğan hakkında yeniden dava açıldı

    Gezi’de yaralanan Aydın Aydoğan hakkında yeniden dava açıldı

    PİRHA- Gezi eylemleri sırasında sağ ayağından yaralanması sonucu engelli olan Aydın Aydoğan hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla yeniden dava açıldı. 

    Gezi eylemleri sırasında gaz fişeğiyle sağ ayağından yaralanan ve yüzde 43 engelli kalan Aydın Aydoğan hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla geçen yıl soruşturma başlatılmıştı. Aydoğan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin “darbeyi eniştemden öğrendim” ifadelerine yönelik eleştirileri ve ‘Sansür Yasası’na yönelik yaptığı bazı açıklamaları soruşturma konusu olmuştu. Suç duyurusunun ardından Aydoğan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdikten sonra soruşturma 27 Şubat’ta Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapatılmıştı. Ancak yaklaşık 4 ay sonra, aynı savcılık tarafından soruşturmanın yeniden başlatılması için Adalet Bakanlığı’na fezleke sunuldu.

    İktidarın ‘baskı uygulamalarını’ giderek arttığını ifade eden Aydoğan, “Ben Anayasa’nın 26. maddesi çerçevesinde eleştiri hakkımı kullandım. Bu dava dosyaları Türkiye’deki adalet sisteminin ne hale getirildiğinin birer örneğidir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Emsal karar: Cemevinden ecrimisil talep edilemez!

    Emsal karar: Cemevinden ecrimisil talep edilemez!

    PİRHA-PSAKD Gaziosmanpaşa Şubesi Karayolları Cemevi’nin, İstanbul Valiliği’nin “haksız işgal tazminatı” talebine karşı açtığı davada mahkeme cemevi lehine karar vermişti. İstinafa giden kararda yeniden cemevi haklı bulundu, “Ecrimisil talep edilemez” denildi.

    İstanbul’da 1994’te kurulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Gaziosmanpaşa(GOP) Karayolları Cemevi, İstanbul Valiliği ile bir süredir davalıktı. Dava gerekçesi cemevinin ‘ticarethane’ statüsüyle araziyi ‘işgal’ ettiği iddiasıydı.İdari Mahkeme’nin cemevi lehine verdiği karara rağmen, 2011-2016 yılları arasındaki süreç için belirlenen 118 bin TL ecrimisil bedeli talebi istinafa taşındı. Davadan red kararı çıktı.

    Cemevlerinin kamu yararına kültür ve inanç hizmeti verdiğine hükmeden mahkeme, cemevinden ecrimisil talep edilmesini reddetti.

    Mahkeme kararının ardından PİRHA’ya konuşan PSAKD Sultangazi Şube Başkanı Ferhat Aktaş, GOP Karayolları Cemevi’nin özellikle hedef alınmasında Gazi Mahallesi’ne olan yakınlığı dolayısıyla bölgedeki yurttaşlar için temsil ettiği değerler olduğunu söyledi.

    Demokratik Alevi güçleri ile yıllardır sürdürdükleri mücadelede “cemevleri ibadethanemizdir” dediklerini ve bugün alınan kararla da cemevlerinin inanç merkezi olduğunun kabul edildiğine vurgu yapan Aktaş, şöyle devam etti:

    “Yargılanan tüm cemevleri adına emsal bir karar. Bizler, demokratik Alevi güçleri ile yıllardır sürdürdüğümüz mücadele cemevleri ibadethanemizdir, dedik. Bugün gelinen noktada bunun kabul edildiğini görüyoruz” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

     

     

  • Tarikatta 6 yaşındaki çocuğa istismar davasında bugün karar bekleniyor

    Tarikatta 6 yaşındaki çocuğa istismar davasında bugün karar bekleniyor

    Tarikatçı Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli ile dini nikâhla evlendirmesi ve H.K.G’nin cinsel istismara maruz kalmasına ilişkin davada, bugün karar çıkması bekleniyor.

    Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli adlı şahısla dini nikâhla evlendirmesi ve H.K.G’nin cinsel istismara maruz kalmasına ilişkin davada bugün karar bekleniyor.

    Davada, Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel yargılanıyor.

    30 Ocak’ta görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti yayın yasağı ve gizlilik kararı getirilmesine karar verdi. 27 Şubat’ta görülen ikinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıkların cezalandırılmasını istedi.

    Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel, geçen yıl 15 Aralık’ta tutuklanmıştı.

    Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’nin tutuklu, anne Fatıma Gümüşel’in tutuksuz yargılandığı davanın 4. Celsesi bugün saat 9.30’da başlayacak. Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada bugün karar çıkması bekleniyor.

    NE OLMUŞTU?

    Gümüşel’in, kızı H.K.G’yi 6 yaşındayken Kadir İstekli’yle evlendirdiğine dair haber ilk olarak 3 Aralık’ta BirGün gazetesinde Timur Soykan’un imzasıyla yayımlanmıştı.

    Haberde, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin, 6 yaşından itibaren bir cemaat mensubu ve aynı zamanda komşuları olan bir yetişkin erkek tarafından cinsel istismara uğradığı; 13 yaşında bu kişiyle nişanlanıp 14 yaşında evlendirildiği; 17 yaşında anne olduğu; 18 yaşında ise resmi nikahının kıyıldığı anlatılıyordu.

    H.K.G’nin 2021 yılında boşandıktan sonra mahkemeye giderek cinsel istismar davası açması ve hem cinsel istismara göz yummakla suçlanan ailesinin, hem de iddia edilen suçun failinin iddiaları yalanlaması üzerine H.K.G, mahkemeye 6 ve 13 yaşlarında bu kişilerle çekilen nişan fotoğraflarını delil olarak sundu. Soykan’ın konuyla ilgili yaptığı devam niteliğindeki haberde, bu kez bu fotoğraflar yayımlandı.

    Haberin ardından olayla ilgili Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı.

    Soruşturma sonucunda hazırlanan ve Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Kadir İstekli’nin “nitelikli cinsel saldırı” ve “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından 30 yıldan az olmamak üzere, diğer sanıklar Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel’in de “çocuğun nitelikli cinsel istismara iştirak” suçundan 18 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması isteniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • 9 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi

    9 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi

    PİRHA-12 gazetecinin yargılandığı davada mahkeme, tutuklu yargılanan 9 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi.

    Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever’in de aralarında bulunduğu 12 gazetecinin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren yargılanmasına, mahkeme Hamdullah Bayram’ın tutukluluk halinin devamına karar verirken, tutuklu yargılanan Diren Yurtsever, Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Emrullah Acar, Hakan Yalçın, Selman Güzelyüz, Habibe Eren ve Öznur Değer hakkında ise tahliye kararı verdi.

    Mahkeme, dinlenmeyen gizli ve açık tanıkların yanı sıra MA İmtiyaz Sahibi Ferhat Çelik’in de tanık sıfatıyla gelecek celsede dinlenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 5 Temmuz 2023’e ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -12 gazetecinin yargılandığı davanın ilk duruşması sürüyor

  • Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    Cemevlerine saldırı davasının duruşması 12 Haziran’a ertelendi

    PİRHA- 4 Alevi kurumuna 2022 yılında yapılan saldırıya ilişkin davanın 5. duruşması Ankara’da yapıldı. Avukatlar esasa ilişkin beyan için hazır olmadıklarını belirterek ek süre istedi. Duruşma 12 Haziran’a ertelendi. 

    Ankara’da 3 Alevi kurumu ve bir de yöre derneğine 30 Temmuz 2022’de yapı lan saldırının 5. duruşması görüldü.
    3 saldırgandan 2’sinin tutuksuz, birinin ise tutuklu yargılandığı davanın duruşması Ankara 63’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti.
    Tutuksuz sanıklar Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül, duruşmaya katılmazken, tutuklu sanık Ahmet Ozan Karaca, Sincan Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.

    Avukat Ebru Akkal, duruşmada ilk söz alan isim oldu. Akkal, seçimler nedeniyle tüm avukatların yorgunluk yaşadıklarını belirterek “Birçok arkadaşımız seçim nedeniyle geç saatlere kadar çalıştı. Bu nedenle sağlıklı bir yargılama ve esasa ilişkin beyanda bulunma durumunda değiliz. Bu durumda sanığın tutukluluk halinin devam etmesi ve eksik belgeler için taleplerimizi yeniden belirtiyoruz.” dedi.

    “DOSYAYA GELEN RAPORLAR BİLİMSEL DEĞİL” İDDİASI

    Sanığın avukatı Yusuf Ziya Ünsal ise dosyaya gelen belgeleri kabul etmediklerini belirterek “ATK’den gelen rapor her ne kadar aleyhte gelse de, alınan 2 raporun sonuçları çok bilimsel değil. 21 gün müşade altında tutulan, hangi davranışa nasıl tepki verdiği ölçülen bir durumdan bugüne geldik. Dolayısıyla bu rapor bilimsel ve hukuki anlamda da bir kıymete sahip değil. Bu nedenle ilk raporu göz önünde bulundurmanızı talep ederiz. Biliyoruz ki tutuklamanın bir sebebi var, olası şekilde kaçmasına karşılık bir tedbir… Yargılama sonucunda olası ceza miktarları düşünüldüğünde sanığın tutukluluğuna bir sebep kalmamıştır. Sanığın hürriyetine dönük bir engel söz konusu. Tutukluluk halinin sonlandırılması zorunludur. Tahliyesine karar verilmesi ya da adli kontrol tedbirlerinin yürütülmesini talep ederiz. Müvekkilim uzun süredir tutukludur. Sırf bir insan potansiyel taşıyor ise tutuklu yapılamaz.”

    “SANIK İLE HİÇBİR İRTİBATI YOK”

    Avukat Kemal Binici ise müvekkili Çağdaş Can Bardakçı’nın KPSS sınavına girip atamasının yapıldığını belirterek “Her iki müvekkilin HTS kayıtları, savunmalarını doğrulamaktadır. Raporu inceledik. Hem Baver hem de Çağdaş açısından HTS kayıtlarını inceledik. Çağdaş’ın, sanık ile hiçbir irtibatı yoktur. Baver’in ise saldırıdan bir gün önce sadece irtibatı olmuştur. Sanık ile uzun süre iletişimlerinin olmadığını gördük” iddiasında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube avukatlarından Ümran Hakverdi ise yaptığı savunmada sanık avukatının Adli Tıp Kurumu hakkında olumsuz yorumunu eleştirerek, “Şehir hastanesi raporu ehil değildir. Sonrasında alınan raporla durum açıkça belirtilmiştir. Sanık, suçu bilinçli, planlayarak işlemiştir. Ailesinin dahi ulaşamadığı, sürekli şehir değiştiren biridir. Sanığın salıverilmesi, Alevi toplumu için bir tehlike barındırıyor. Tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” İfadelerini kullandı.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca ise tahliyesini talep ederek, “Yaklaşık 11 aydır cezaevindeyim ve hastalıklar oluşmaya başladı. Vücudumda deri hastalıkları oluştu. Her ne kadar hayata tutunmaya çalışsam da hücrede kalmak sağlığımı kötü etkiliyor. Burası benim için iyi değil. Davanın sağlıklı yürümesinden bahsediliyor ancak sağlığım kötüye gidiyor. Tahliyemi talep ederim” dedi.

    Mahkeme, Sanık Ahmet Ozan Karaca’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek, beyanda bulunmak için taraflara süre verilmesine karar verdi ve  duruşmayı 12 Haziran 2023’e erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı duruşması 11 Mayıs’ta, Özgür Kaplan’dan, davaya sahip çıkma çağrısı-VİDEO

    Sivas Katliamı duruşması 11 Mayıs’ta, Özgür Kaplan’dan, davaya sahip çıkma çağrısı-VİDEO

    PİRHA – ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 11 Mayıs’ta görülecek Sivas Katliamı davasının duruşmasına katılmaları için Alevi toplumuna ve tüm demokrat kesime çağrı yaptı. Kaplan, “11 Mayıs’taki duruşma zaman aşımına uğratılmak istenen adli bir vaka değildir. Bir halkın inkar edilip edilmemesi ile ilgili bir durumdur” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde organize edilen etkinlikler sırasında Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yurttaş ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirmesinin üzerinden 29 yıl geçti.

    2012 yılında zaman aşımına uğratılan Sivas’ta Madımak Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın duruşmasına 11 Mayıs’ta Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, 11 Mayıs’ta görülecek Sivas Katliamı davasına ilişkin konuştu. Duruşmaya katılım çağrısı yapan Kaplan, Alevi toplumu nezdinde Sivas Katliamı davasının ne anlam ifade ettiğini anlattı.

    DAVADA ZAMAN AŞIMI TEHLİKESİ!

    Özgür Kaplan, “Madımak davası aslında sistem ile Aleviler arasındaki bir samimiyet ölçütü haline geldi” diyerek bütün duyarlı yurttaşlara çağrı yaptı. Kaplan, “11 Mayıs’taki duruşma zaman aşımına uğratılmak istenen bir adli vaka değildir” diyerek şunları söyledi:

    “Sivas Katliamı, Cumhuriyetin 1. yüzyılının sonlarına doğru bize yaşatılan katliamlardan biriydi. Birçok katliam, sürgün yaşadık, hakaretlere maruz kaldık. Aleviler olarak 2. yüzyılın sonlarına doğru bize bu yaşatılan katliamın zaman aşımına uğramaması için bir taraftan bu mücadeleyi verirken diğer taraftan da gerçek suçluların ve katliamın arkasında olan karanlık güçlerin açığa çıkartılmasını ve arşivlerin bir şekilde açıklanmasını istedik.

    Madımak duruşmasından birkaç gün sonra da seçimler olacak. Bu 30 yılın 21 yılı AKP iktidarıyla geçti. Bütün referansını siyasal İslam söyleminden alan bir siyasettir AKP. Ahmet Turan Kılıç’ı serbest bırakan zat şu anda ülkenin Cumhurbaşkanı. Dolayısıyla Madımak Katliamının zaman aşımı riskine girmesine ‘Hayırlı olsun’ diyen bir zihniyet. Biz bu zihniyeti de seçimlerde bir an önce iktidardan uzaklaştırmak istiyoruz. Demokratik, laik, bir arada yaşamı savunmamıza dahi ihtiyaç olmayan günleri görmek istiyoruz. Bu duruşma da zaman aşımına uğratılmak isteniyor.

    “TÜM DOSTLARI DURUŞMAYA BEKLİYORUZ”

    Ülkenin geleceğinin daha fazla karartılmaması bilinciyle de bütün Alevilere, devrimci demokratlara çağrı yapıyoruz; 11 Mayıs’taki duruşma zaman aşımına uğratılmak istenen adli bir vaka değildir. Bir halkın inkar edilip edilmemesi ile ilgili bir durumdur aslında. Alevilerin inkar edilmesini istemeyen, Alevilerin varlığını kabul eden bütün dostları o gün duruşmaya davet ediyoruz. Saat 14.00’te Ankara Adliyesi’nde tüm dostları bekliyoruz.”

    “MADIMAK OTELİNİ KUŞATAN ZİHNİYET, ÜLKEYİ KUŞATMIŞ DURUMDA”

    Özgür Kaplan, AKP iktidarıyla birlikte siyasal İslam’ın tırmanışa geçtiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Hüda Par ile seçim işbirliğine giren bir partiden bahsediyoruz. Hüda Par’ın kendi parti programındaki söylemlere baktığımızda Hizbullah örgütünün bir uzantısı olduklarını açıkça ifade etmişlerdir. AKP’nin ilk iktidar yıllarını hatırlayalım, Hizbullah’ın mezar evleri çıkmıştı. Ülke bu şoku yaşamıştı. Adalet ve Kalkınma Partisi ilk iktidar yıllarında bir af çıkartarak birçok militanı salıvermişti. Biz bunu şöyle ifade ediyoruz; o gün Madımak Oteli’ni kuşatan zihniyet, artık ülkeyi kuşatmış durumda. Bu bağlamda emeği ile geçinen, sistemin ötekileştirdiği tüm çevrelerin bu davaya sahip çıkması gerekiyor. 33 canımız Madımak Oteli’nde katledildi ama milyonlarca insan katledilme tehdidiyle karşı karşıya bırakıldı. Bütün devrimcilere, demokratlara, bir arada yaşam bilinciyle davaya sahip çıkmak için çağrı yapıyoruz.”

    “6 TEMMUZDA DA ANMA YAPIYORUZ”

    Özgür Kaplan, son olarak “Devrimcilerin, Alevilerin gerçek dostları olduğunu” belirterek, “Yusuf Aslan Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972 yılında idam edildiler. Aslında çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir değer var ki o da 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece; Alevilerin Hıdırellez gecesidir. Yani Alevilerin kutsalı ve bayramıdır. Hızır ile İlyas’ın buluştuğu güne tekabül eder. Bu, doğanın yeniden doğduğu güne de işarettir. Bu bağlamda da Deniz, Yusuf, Hüseyin aslında ölümsüzlerdir, inancımızda böyle ifade edebiliriz. Alevi kurumları olarak bir süreden beri dikkatimizi çeken başka bir şey var ki o da örneğin biz her zaman devrimcilerin, Alevilerin gerçek dostları olduğunu savunan örgütlenmeyiz. Devrimcilerin mezarlarını ziyaret ettikten sonra 2 Temmuz Anıt Mezarı‘na giderdik. 6 Temmuz’da Madımak Şehitlerini Karşıyaka’ya sırladığımız gündü. Bu nedenle 6 Temmuz’da da anma yapıyoruz. 6 Temmuz’dan sonra Ulaş’ın, Mahir’in, Deniz’in mezarlarını ziyaret ederdik. Fakat aynı duyarlılığı genel anlamda arkadaşlardan maalesef göremezdik.

    “SANCAR 2 TEMMUZ ANIT MEZARI’NI ZİYARET ETTİ, ÇOK DUYGULANDIK”

    Bu 6 Mayıs’ta beni çok duygulandıran bir şey oldu, Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, anıt mezara gelip ziyarette bulundu, bizlerle birlikte oldu, acımızı paylaştı. Sembolik olarak da Koray Kaya ve Menekşe Kaya’nın mezarına Karanfil bıraktı. Bu bizi çok duygulandırdı ve bizim açımızdan çok önemliydi” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > 30 yılın ardından PSAKD’nin Sivas Katliamı davasına katılma talebi kabul edildi