Etiket: disk

  • DİSK-Türk-İş-Hak-İş’ten ortak bildiri: Vergide adalet olsun, asgari ücrete zam yapılsın

    DİSK-Türk-İş-Hak-İş’ten ortak bildiri: Vergide adalet olsun, asgari ücrete zam yapılsın

    PİRHA- DİSK, Türk-İş ve Hak-İş imzaladıkları ortak bildiride, adil vergi ve gelir paylaşımı çağrısı yaparak, asgari ücrete zam yapılmasını istedi. Bildiri 10 maddeden oluşuyor. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk-İş ve Hak-İş emekçilerin ve çalışma hayatının temel sorunlarına çözüm önerileri sunmak üzere Türk-İş’te bir araya geldi. Toplantının ardından ortak bir bildiri yayınlandı. Taleplerin 10 maddede sıralandığı ortak bildiride vergide adalet, adil gelir dağılımı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam standardı vurgusu yapıldı. Türk-İş’teki toplantıya DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan katıldı.

    ATALAY: 1 HAFTA GEÇİNME ŞANSINIZ YOK

    Ortak bildiri öncesi ilk olarak konuşan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, “Şu an bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Bu kriz ne 94 krizine, ne 2001 krizine, ne de 2008 krizine benziyor. Yaşanan ekonomik kriz öncekilere benzemiyor, asgari ücretle 1 ay değil 1 hafta geçinme şansınız yok, dayanma gücümüz kalmadı. TÜİK’in açıkladığı rakamları kamuoyu gerçekçi bulmuyor ve rakamlar piyasayla özdeşmiyor. Ülkemizde yüzde 20’lik kesim refah içinde yaşıyor, bedelini yüzde 80 ödüyor. Geçmişte kamuda ücretler yüksekti, normal bir ücret alıyordu. Şimdi kamu en düşük duruma düştü. Ama maalesef özel sektördeki patronlar, kazandıkları para ve kârları ortada. Ona rağmen 10 yıllık 20 yıllık bir işçiye 10-15-20 bin lira parayı çok görüyorlar. Bunlar bizi köle sanıyorlar. İşçiyi maraba zannediyor. Bizim üzerimizden ekonominin düzelmesinin şansı yok. Bizim üzerimizden ellerini çeksinler” dedi.

    ARSLAN: EMEKÇİLERİN MİLLİ GELİRDEN ALDIĞI PAY AZALIYOR

    Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ise iş güvencesine ve sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Biz rekabet ediyoruz ama temel sorunlarda bir araya gelme mecburiyetimiz var. Belli konularda birleşmiş olmamız çok kıymetli. Makroekonomi göstergelerine bakarsak olumlu bir seyir var. Üretim çarkları devam ediyor. Özel sektörde pek çok şirket üç vardiya çalışıyor. İşsizlik azalıyor. Peki emek hareketinin tablosu ne? Büyümeye rağmen emekçilerin milli gelirden aldığı pay azalıyor. Maalesef en kolay iş, işten çıkarmalar. Muhalefet partilerindeki belediyelerden işten çıkarmalara son vermelerini istiyoruz. Refahın adil dağılımını gerçekleştirmek için yapılacak ilk iş sendikal örgütlenme önündeki engellerin kaldırılmasıdır.”

    ÇERKEZOĞLU: BU TABLOYU İŞÇİLER YARATMADI

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da tüm emek güçlerini ortak mücadeleye çağırdı.

    Enflasyonda hiçbir sorumlulukları olmadığı halde ekonomik krizin tüm yükünün emekçilerin sırtına yüklendiğini ifade eden Çerkezoğlu, “Hepimizin yarattığı değer bu ülkede yaşayan 85 milyon rahatça yaşamasına yeter. Yeter ki kaynaklar adil dağıtılsın, gelir ve vergi dağılımı adaletli olsun. Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakkı olmaz. İşçi sınıfı başta olmak üzere bütün toplumsal kesimlerin seçimden seçime değil hayatın her alanında söz hakkına sahip olduğu bir ülkede bu sorunu çözebiliriz. Emekten yana bütün siyasi partileri omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz ve insan onuruna yakışan bir zam istiyoruz”dedi.

    Çerkezoğlu, şöyle devam etti:

    “Ortak açıklama metninde, asgari ücretten vergiye çalışmaya hayatına dair 10 başlık altında topladığımız konular yer alıyor. Yaşadığımız bu tablo tesadüfen ortaya çıkmış değil. Ülkeyi yöneten siyasi iktidarın siyasal ve sınıfsal tercihlerinin bir sonucudur. Gerçek bir demokrasiyle bu sorunların üstesinden gelinebilir. Emeğine ekmeğine sahip çıkan herkesin, bütün sendikaları, emeğin yanında olan bütün siyasi partileri memlekete sahip çıkmak için herkesi yan yana omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz.”

    10 MADDELİK BİLDİRİ

    DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, daha sonra 10 maddelik bildiriyi okudu:

    “* Vergide adalet: Ücretliler için gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 110 bin TL olarak belirlenmiştir. 2002 yılında brüt asgari ücret asgari ücretin 17 katıydı. Günümüzde 5 katına kadar gerilemiştir. Yılda 1,5 aylık ücretini vergi olarak ödemektedir. İşçinin eline geçen net tutar azalmaktadır ve refahının düşmesine neden olmaktadır. Vergi sistemi gelir adaleti göz önünde bulundurularak yeniden tasarlanmalıdır.

    * Enflasyonla mücadele: Ücretleri düşük tutarak bunu sağlayamazsınız. İşçi, memur ve emekli maaşları TÜİK’in hesaplamalarına göre artırılıyor. Yaşanan enflasyonla yaşanan enflasyon arasında büyük bir fark var. Henüz zamlar ücretlere yansımadan elektriğe yüzde 38 zam yapıldı.

    * Asgari Ücret: Acilen artırılmalıdır. Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde ücret almaktadır. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline geldi. Ülkedeki yüksek enflasyon sebebi sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsıdır, dar gelirli işçiler değildir. Enflasyonu düşürmek için işçilerden fedakârlık beklenemez. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur.

    * Kamuda Ücret Farkı: Kamuda ücret dengesizliğine son verilmeli. Kamuda ücret farkı hat safhada. Buradaki ücret dengesizliği sona erdirilmeli.

    * En Düşük Emekli Aylığı Asgari Ücret Seviyesinde Olmalı: En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesinde olmalı. Milyonlarca emekli, asgari ücretin çok altında aylık alıyor. Emekli aylıkları hesaplanırken büyüme tümüyle hesaba katılmalıdır.

    * Sendikal Örgütlenme: Sendikal örgütlenmenin önündeki hakların kaldırılması: Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyesi olan işçilerin topluca işten çıkarılmasının önüne geçilmelidir.

    * Taşeron İşçiler: 696 KHK’nin kapsamı dışındaki taşeron işçiler derhal kadroya alınmalıdır. Bu işçilerin sürekli kadroya geçirilmesi ve kamuda taşeron işçi statüsüne son verilmelidir.

    * Kamuda Tasarruf: Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle çalışanların hakları aşındırılmasın. Tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretten kesintiye gidilmesi ve sosyal haklarının azaltılması kabul edilemez.

    *Meslek hastalıkları: İnsan onuruna yakışan bir çalışma için mesleki hastalıkları azaltan ve çalışma şartlarını iyileştiren bir sistem yaratılmalıdır.

    * Ayrımcılık: Çalışma hayatında ayrımcılık son bulmalıdır.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TDB’den açıklama: 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz

    DİSK, KESK, TMMOB, TTB, TDB’den açıklama: 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz

    PİRHA – Sendika ve emek örgütleri, tüm kesimleri Taksim’de yapılacak 1 Mayıs kutlamalarına davet etti. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, “Ülkemizde de Taksim 1 Mayıs alanı keyfiliğe karşı hukukun, otoriter tek adam rejimine karşı demokrasinin simgelerinden biri olmuştur” dedi. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), 1 Mayıs kutlamalarına dair açıklama yaptı. Beşiktaş’ta bulunan İskele Meydanı’nda yapılan açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada sık sık ““Yaşasın 1 Mayıs/Bijî yek gulan” sloganları atıldı.

    1 MAYIS’IN ÖNEMİ

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, 1 Mayıs’ta adalet, özgürlük, barış ve kardeşlik taleplerini haykıracaklarını belirtti. Görgün, “Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda buluşacak, ekmeğimizin her gün küçülmesine, adaletin terazisinin tamamen bozulmasına, en temel hak ve özgürlüklerimizin gasp edilmesine hep bir ağızdan dur diyeceğiz” dedi.

    Güngör, insanca bir yaşamı hak ettiklerini vurgulayarak, “Ancak bugünlerde değil insanca yaşamak, hayatta kalmak dahi giderek zorlaşıyor. İnsanca yaşayamıyorsak bu ülke fakir olduğu için ya da ülkenin kaynakları yetersiz olduğu için değil. Bu ülkenin kaynakları hepimizi insanca yaşatmaya yeter. Yeter ki kaynaklarımızı rantçılara, sermayeye, faize, saraya, şatafata, silaha, savaşa değil; işçilere, kamu emekçilerine, emeklilere ve kamu hizmetlerine kullanılsın. Ama ülkeyi yönetenlerin tercihi belli. Onlar yoksuldan alıp zengine, emekçiden alıp sermayeye kaynak aktarmayı görev biliyor” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin işçi hakları sıralamasında dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında olduğunu söyleyen Güngör, “1 Mayıs’ı ülkemizde ve dünyada, sermaye düzeninin ve bunlara bağlı otoriter rejimlerin tahrip ettiği demokrasiyi yeniden inşa edecek olan kolektif öznenin meydanlarda boy göstereceği tarih olacaktır. Ülkemizde de Taksim 1 Mayıs alanı keyfiliğe karşı hukukun, otoriter tek adam rejimine karşı demokrasinin simgelerinden biri olmuştur” dedi.

    “1 MAYIS’TA ALANLARDA OLALIM”

    Güngör, şöyle devam etti:

    “1 Mayıs’ta alanlarda olmak işimize, aşımıza, ekmeğimize, emeğimize sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak hakkımıza, hukukumuza, gelirde, vergide ve ülkede adalet talebimize sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak eğitim ve sağlık başta olmak üzere herkese nitelikli kamu hizmeti hakkımıza sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak söz ve karar hakkımıza; sendikalı olma, örgütlenme ve grev hakkımıza; ifade özgürlüğümüze; yani demokrasiye sahip çıkmaktır. 1 Mayıs’ta alanlarda olmak İstanbul Sözleşmesine, işyerinde şiddete ve tacize karşı ILO’nun 190 sayılı sözleşmesine sahip çıkmaktır. Haydi, bu adaletsiz düzene karşı bir elimizde çocuklarımız, bir elimizde karanfillerimizle 1 Mayıs alanlarına.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK/Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi: Yoksulluk sınırı 57 bin 578 TL

    DİSK/Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi: Yoksulluk sınırı 57 bin 578 TL

    PİRHA – BİSAM araştırmasına göre yoksulluk sınırı 57 bin 578 TL. Dört kişilik bir ailenin sadece beslenme maliyeti ise asgari ücrete dayandı. 

    DİSK/Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) Mart 2024 için yaptığı “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması” sonuçları açıklandı. Verilere göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Mart 2024 için 16 bin 646 lira olarak tespit edildi. Bu hesaplamaya sadece gıda için yapılması gereken harcamaların dahil edildiğine dikkat çekildi.

    Açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 57 bin 578 lira oldu. Bu hesaplamaya ise eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler dahil ediliyor.

    Tek başına yaşayan bir kişinin yaşamını idame ettirmek için yapması gereken harcama ise en az 26 bin 517 TL olarak belirlendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK açıkladı: 1 Mayıs bu yıl Taksim’de kutlanacak

    DİSK açıkladı: 1 Mayıs bu yıl Taksim’de kutlanacak

    PİRHA- DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı bu yıl Taksim Meydanı’nda kutlayacaklarını açıkladı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yönetim Kurulu, Beşiktaş’ta bulunan DİSK Genel Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, sendikanın 1 Mayıs kararını açıkladı. “Yaşasın 1 Mayıs” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Yaşasın 1 Mayıs” ve “Ekmek, adalet, hürriyet ve memleket için şimdi birlik olma zamanı” sloganları atıldı.

    Çerkezoğlu, yılın 365 gününde ezilen, sömürülen ve yok sayılan milyonların 1 Mayıs günü umutlarını, tepkilerini ve taleplerini dile getireceklerini söyleyerek, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk 1 Mayıs’ı ülkemiz için önemli bir dönemeçte kutlanacak” dedi.

    1 MAYIS’TA TAKSİM’E

    Emek ve demokrasi mücadelesinin yeni dönemini 1 Mayıs meydanlarından başlatacaklarını belirten Çerkezoğlu, “Taksim Meydanı 77’den beri yüreğimizde yaradır” diyerek 1 Mayıs’ta taksimde olmanın her işçinin hakkı olduğunu ifade etti. Çerkezoğlu, 1 Mayıs yasaklarının hukuka aykırı olduğunu belirterek, “Bunu engellemek hukuka aykırıdır, açıkça suçtur. O yüzden, 2024 1 Mayıs’ında Taksim’de olmak ekmeğe, adalete, cumhuriyete, demokrasiye sahip çıkmaktır, en önemlisi memlekete sahip çıkmaktır” diye belirtti.

    “YÜZÜMÜZÜ TAKSİM’E DÖNÜP YÜRÜYECEĞİZ”

    Emekçilerin ekmeğinin günden güne küçüldüğünü, vergide ve ülkede adaletsizliklerin arttığını belirten Çerkezoğlu, hükümetin haksız uygulamalarına karşı itirazlarını 1 Mayıs meydanlarına taşıyacaklarını ifade etti.

    Çerkezoğlu şunları dile getirdi:

    “Ülkemizde güçlü bir tarihi olan 1 Mayıs’ı işyeri işyeri, sokak sokak, meydan meydan örgütleyeceğiz. Kararımız kesindir: Bizler İstanbul’da 1 Mayıs sabahı bir elimizde karanfil, bir elimizde çocuklarımız yüzümüzü Taksim’e dönecek ve yürüyeceğiz. Türkiye işçi sınıfı işine, aşına, ekmeğine, hakkına, hukukuna sahip çıkma iradesini 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyerek gösterecek.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Disk/Emekli Sen: Yaşamak için çalışmak zorunda olmadığımız bir emeklilik istiyoruz -VİDEO

    Disk/Emekli Sen: Yaşamak için çalışmak zorunda olmadığımız bir emeklilik istiyoruz -VİDEO

    PİRHA- DİSK/Emekli Sen Antalya şube üyeleri, ‘insanca bir yaşam istiyoruz’ diyerek bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Yaşamak için çalışmak zorunda olmadığımız bir emeklilik istiyoruz! En temel tüketim mallarına dahi ulaşmamızın engellendiği, açlık değil ölüm sınırında bir yaşamı kabul etmiyoruz!” denildi.

    DİSK/Emekli Sen Antalya Şube üyeleri insanca bir yaşam istiyoruz şiarıyla Antalya Attalos Heykeli önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Kurum adına basın metnini Şube Başkanı Seracettin Saraç okudu.

    Saraç yaptığı açıklamada, “Sarayın istatistik uydurma kurumunun dahi bağımsız araştırma şirketlerinin üzerinde enflasyon oranları açıkladığı bir dönemden geçiyoruz. Dar gelirlilerin gıda enflasyonu ise resmi enflasyonun çok üzerinde seyrediyor. Biz emeklilerin gıda enflasyonu, yüzde 87,3 olmuşken Cumhurbaşkanı şöyle sesleniyor: “En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı, ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil” dedi.

    “EMEKLİ AYLIKLARI YETERSİZ”

    Saraç şunları kaydetti:

    “Ömrümüzü kendimizin ve ailemizin geçimi için harcadığımız doğrudur. Hazine katkılarıyla 10 bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta. Emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır.

    Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa; ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Tüm bunların sözünün edilmediği yerde barıştan söz etmek mümkün değildir!

    “İŞ, EKMEK YOKSA BARIŞ DA YOK!”

    Meclis, emeklilerin bayram ikramiyesini 3 bin lira olarak belirledikten sonra tatile girdi. 16 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin sesine kulaklarını tıkayarak, 3 kuruşluk sözde artışa gönül rahatlığıyla el kaldıranlar, gönül rahatlığıyla dinlenmeye çekildi. Ant olsun ki emeklilere bir kez daha kuru ekmekten ibaret bayram sofrasını layık gören zihniyet, layık olduğu yerde; tarihin çöplüğünde kalacak. Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak. Emekliler, talep ettikleri, hak ettikleri bayram ikramiyelerine er ya da geç kavuşacak!

    “EMEKLİLER SOKAĞA, HESAP SORMAYA!”

    Açlık sınırındaki hiçbir ücret, hiçbir maaş ya da aylık, emeklilerin yaşamını idame ettirebilmesinde bir kıstas değildir. İnsanın sadece beslenme ihtiyacını karşılayarak insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşamayacağı açıktır. Bizler, emeklilere ısınmayı, ulaşımı, sağlığı, kültürel ve sosyal ihtiyaçları lüks gören bir zihniyete karşı bir aradayız. Buzdolabımızın boş ve her seçim dönemi öncesinde, seçim yatırımı olarak önümüze atılan üç kuruşluk müjdelere ise karnımızın tok olduğu bilinsin diye buradayız!

    “DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!”

    Bizler, Türkiye’nin kalkınması için yıllarını harcamış emeklileriz. Kimimiz işçiydik, madenlerde, petrol ve kimya endüstrilerinde, limanlarda, fabrikalardaydık. Kimimiz memurduk, öğretmendik. Kimimiz tarladaydık. Emeğimizle geçindik. Bizler o zamanlar da yeri geldiğinde greve, yeri geldiğinde haklarımız için sokaklara çıktık. Bugün de, sokaktayız. Haklarımız için, yalnızca kendi haklarımız için değil; gençlerin, çocukların, torunlarımızın hakları için sokaklardayız.

    Onlar bölerek, ayrıştırarak ve nihayet sefalette eşitleyerek yönetmek istiyorlar. Ancak biz emekliler, birleşe birleşe kazanacağımızı biliyor, bizleri ayrıştırmak isteyenlerin karşısında dayanışmayla, inatla, umutla eşit ve adil bir geleceği kuracağımıza inanıyoruz. Bu bağlamda bir kez daha haykırıyoruz:

    Emeklileri sefalete, açlığa, yoksulluğa mahkûm edenlere oy yok!

    Gençleri umutsuzluğa, işsizliğe mahkûm edenlere, emeklilerden oy yok!

    “YAŞAMAK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDA OLMADIĞIMIZ BİR EMEKLİLİK İSTİYORUZ”

    Yaşamak için çalışmak zorunda olmadığımız bir emeklilik istiyoruz!

    En temel tüketim mallarına dahi ulaşmamızın engellendiği, açlık değil ölüm sınırında bir yaşamı kabul etmiyoruz!

    Her günümüzün bir yaşam mücadelesi içinde geçmesine neden olan bu kara, köhne düzene karşı ses çıkarıyoruz!”

    PİRHA/ANTALYA

  • Emekliler taleplerini açıkladı; ‘Bizi sefalete mahkum edenlere oy yok’ -VİDEO

    Emekliler taleplerini açıkladı; ‘Bizi sefalete mahkum edenlere oy yok’ -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da emeklilikte yaşanan sorunları dile getirmek için basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa; ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Emeklileri sefalete mahkum edenlere oy yok” denildi. 

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Emekliler Sendikası (Emekli Sen), Avrupa Emekliler ve Yaşlılar Federasyonu (FERPA) emeklilikte insanca yaşama hakları için Ankara’da basın açıklaması yaptı.

    Emekli Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender ise Emekli Hakları Meclisi’nin bildirgesini okudu. Ulus Meydanı’da yapılan açıklamayı Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz yaptı.

    “SARAYLAR IŞIL IŞIL PARLARKEN EMEKLİYE SEFALET DÜŞÜYOR”

    Hazine katkılarıyla on bin liraya tamamlanan emekli aylıklarının yetersiz olduğunun altını çizen Cengiz Yavuz, “Sarayın istatistik uydurma kurumunun dahi bağımsız araştırma şirketlerinin üzerinde enflasyon oranları açıkladığı bir dönemden geçiyoruz. Dar gelirlilerin gıda enflasyonu ise resmi enflasyonun çok üzerinde seyrediyor. Biz emeklilerin gıda enflasyonu, yüzde 87,3 olmuşken Cumhurbaşkanı şöyle sesleniyor: ‘En düşüğü on bin lira olan emekli maaşı, ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil.’
    Ömrümüzü kendimizin ve ailemizin geçimi için harcadığımız doğrudur. Hazine katkılarıyla on bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta; emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır. Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa; ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Tüm bunların sözünün edilmediği yerde barıştan söz etmek mümkün değildir!” dedi.

    “BUZDOLABIMIZ BOŞ, ÜÇ KURUŞLUK MÜJDELERE KARNIMIZ TOK”

    Yavuz, Meclisin emeklilerin bayram ikramiyesini 3 bin lira olarak belirledikten sonra tatile girdiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
    “16 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin sesine kulaklarını tıkayarak, 3 kuruşluk sözde artışa gönül rahatlığıyla el kaldıranlar, gönül rahatlığıyla dinlenmeye çekildi. Ant olsun ki emeklilere bir kez daha kuru ekmekten ibaret bayram sofrasını layık gören zihniyet, layık olduğu yerde; tarihin çöplüğünde kalacak. Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak. Emekliler, talep ettikleri, hak ettikleri bayram ikramiyelerine er ya da geç kavuşacak!
    Açlık sınırındaki hiçbir ücret, hiçbir maaş ya da aylık, emeklilerin yaşamını idame ettirebilmesinde bir kıstas değildir. İnsanın, sadece beslenme ihtiyacını karşılayarak insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşamayacağı açıktır. Bizler, emeklilere ısınmayı, ulaşımı, sağlığı, kültürel ve sosyal ihtiyaçları lüks gören bir zihniyete karşı bir aradayız. Buzdolabımızın boş; her seçim dönemi öncesinde, seçim yatırımı olarak önümüze atılan üç kuruşluk müjdelere ise karnımızın tok olduğu bilinsin diye buradayız!

    “GENÇLERİN, ÇOCUKLARIN, TORUNLARIMIZIN HAKLARI İÇİN SOKAKLARDAYIZ”

    Bizler, Türkiye’nin kalkınması için yıllarını harcamış emeklileriz. Kimimiz işçiydik, madenlerde, petrol ve kimya endüstrilerinde, limanlarda, fabrikalardaydık. Kimimiz memurduk, öğretmendik. Kimimiz tarladaydık. Emeğimizle geçindik. Bizler o zamanlar da yeri geldiğinde greve, yeri geldiğinde haklarımız için sokaklara çıktık. Bugün de, sokaktayız. Haklarımız için, yalnızca kendi haklarımız için değil; gençlerin, çocukların, torunlarımızın hakları için sokaklardayız”

    “EMEKLİLERİ SEFALETE MAHKUM EDENLERE OY YOK

    Cengiz Yavuz, “Onlar bölerek, ayrıştırarak ve nihayet sefalette eşitleyerek yönetmek istiyorlar” dedi. Yavuz şunları ekledi:

    “Ancak biz emekliler, birleşe birleşe kazanacağımızı biliyor; bizleri ayrıştırmak isteyenlerin karşısında dayanışmayla, inatla, umutla eşit ve adil bir geleceği kuracağımıza inanıyoruz. Bu bağlamda bir kez daha haykırıyoruz:
    Emeklileri sefalete, açlığa, yoksulluğa mahkûm edenlere oy yok! Gençleri umutsuzluğa, işsizliğe mahkûm edenlere, emeklilerden oy yok!
    Yaşamak için çalışmak zorunda olmadığımız bir emeklilik istiyoruz!
    En temel tüketim mallarına dahi ulaşmamızın engellendiği; açlık değil ölüm sınırında bir yaşamı kabul etmiyoruz!
    Her günümüzün bir yaşam mücadelesi içinde geçmesine neden olan bu kara, köhne düzene karşı ses çıkarıyoruz!”

    EMEKLİLER TALEPLERİNİ SIRALADI: VERMEYECEKLER ALACAĞIZ
    Yavuz, emeklilerin taleplerini şöyle sıraladı:

    •Emeklilikte insan onuruna yaraşır bir ücret istiyoruz. Vermeyecekler, alacağız!
    •Emekli aylıklarının enflasyona değil milli gelire endeksli olmasını istiyoruz. Vermeyecekler, alacağız!
    •En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılmasını istiyoruz. Vermeyecekler, alacağız!
    •Emekli ikramiyelerinin yılda iki defa ve en az asgari ücret seviyesinde ödenmesini istiyoruz. Vermeyecekler, alacağız!
    •Emeklilikte intibak yasası çıkarılmasını istiyoruz. Vermeyecekler; alacağız!
    •Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payının koşulsuz şartsız kaldırılmasını istiyoruz. Vermeyecekler, alacağız!
    •Emeklilerle ilgili politika yapılacağında emeklilere danışılmasını; sendikal hak ve özgürlüklerimizin teslim edilmesini istiyoruz. Vermeyecekler, alacağız!

    PİRHA/ANKARA

     

  • Beyin ölümü gerçekleşen Zülfü Çelikdemir’in ailesi, Maçoğlu’nu protesto etti!-VİDEO

    Beyin ölümü gerçekleşen Zülfü Çelikdemir’in ailesi, Maçoğlu’nu protesto etti!-VİDEO

    PİRHA- Çöp kamyonundan düştüğü belirtilen Dersim Belediyesi işçisi Zülfü Çelikdemir’in beyin ölümü gerçekleşirken, aile bireyleri Dersim Belediyesi’ni ve Maçoğlu’na tepki gösterdi. Aile Zülfü Çelikdemir’in ölümüne ilişkin bir açıklama yapılmasını bekliyor. 

    Dersim’de 12 Ocak günü çöp kamyonundan düşerek ağır yaralanan 39 yaşındaki belediye temizlik işçisi Zülfü Çelikdemir, Tunceli Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi görüyordu. Tedavisi Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde devam eden Çelikdemir’in beyin ölümü gerçekleşti.

    Zülfü Çelikdemir’in ailesi ve yakınları Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nu protesto etti. Aileye, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti İl Eş Başkanları ve Yöneticileri, CHP İl Başkanı ve yöneticileri destek verdi.

    “KARDEŞİMİN ÖLÜMÜNDEN BELEDİYE SORUMLU”

    Zülfü Çelikdemir’in ablası Zülfünaz Çelikdemir, kardeşinin 7 yıl boyunca yıllık izin kullanamadığını ifade ederek, “Zülfü Çelikdemir’in beyin ölümü gerçekleşti. Bu iş kazası değil belediyeye ait cinayettir. Zülfikar Çelikdemir 2017 yılından beri belediyede çalışmaktadır. 7 yıl boyunca hastalığından dolayı 13 gün tedavi gördüğü için bu kadar izin kullanabilmiştir. İçeride 156 gün yıllık izni varken defalarca yıllık izin talebinde bulunuyor her defasında personel yetersizliğinden dolayı izin verilmiyor” dedi.

    KARDEŞİMİN YÜZDE 51 ENGELLİ RAPORU VAR”

    Kardeşinin çölyak hastalığından dolayı yüzde 51 engelli raporu olduğunu aktaran Zülfünaz Çelikdemir, “2020 yılından beri düzenli olarak yer değişikliği talebinde bulunmuştur. Her defasında yer değişiklik talebi reddediliyor. Defalarca kez Maçoğlu’na, başkan yardımcısı olan ve o birimden sorumlu olan Ümit Kaya’ya ve birim müdürü Derya Dinç’e ‘benim hastalığımdan dolayı burada çalışmam elverişli değil’ diye dilekçe veriliyor. Hem yazılı şekilde hem de sözlü olarak ailem başvurdu. Her defasında reddedildi. Yaşlı olan annem ve babam Maçoğlu’yla görüşmek istiyor fakat o da her defasında reddediyor. Başkan yardımcısı Ümit Kaya, ‘benim inisiyatifimde’ diyerek kardeşimin yerini değiştirmiyor” dedi.

    “BUNUN SORUMLUSU BAŞKAN MAÇOĞLU VE YÖNETİMİ”

    Yaşanan olayın iş kazası değil de cinayet olduğunu iddia eden abla Çelikdemir, “Bunun sorumlusu başkan Maçoğlu, yönetimi ve kardeşimin yanında olan işçilerdir, biz bunlardan şikayetçiyiz. Kardeşim için neden ses çıkarılmıyor? Bu sessizlik neden? Biz buna isyan ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “MAÇOĞLU BİZİ ARAMADI”

    Zülfü Çelikdemir’in babası Seyit Ali Çelikdemir de defalarca belediyeye gittiğini ve dilekçeler verdiğini vurgulayarak, “Yaşananlara karşı sessiz kalmayalım. Maçoğlu bizi aramadı, sormadı, yanımıza gelmedi” diyerek, isyan etti.

    “DİSK NEDEN ZÜLFÜ’YE SAHİP ÇIKMIYOR?

    Zülfü Çelikdemir’in DİSK üyesi olduğunu belirten dayısı Hüseyin Salam,ise  “DİSK neden Zülfü’ye sahip çıkmıyor? Bu sendika kimin sendikası?” diye sordu.

    “BİRİ Mİ ÖLDÜRDÜ BİLEMİYORUZ”

    Zülfü Çelikdemir’in abisi Ali Ekber Çelikdemir de, kardeşinin nasıl düştüğünün dahi bilinmediğine dikkat çekerek, “Nasıl olduğunu bilmiyoruz. Bir açıklama yapmıyorlar. Kardeşimin hasta olduğunu herkes biliyor ama neden bu şartlarda çalıştırılıyor. Biri mi öldürdü bilemiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Çöp kamyonundan düşüp ağır yaralanan engelli işçi mobbinge de maruz kalmış-VİDEO

    Çöp kamyonundan düşen işçiyle ilgili Dersim Belediyesi’nden açıklama

    -Çöp kamyonundan düşen Dersim Belediyesi işçisinin beyin ölümü gerçekleşti

  • KESK, DİSK, TMMOB, İTO: İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargılanmalı- VİDEO

    KESK, DİSK, TMMOB, İTO: İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargılanmalı- VİDEO

    PİRHA – Kadıköy İskelede bir araya gelen KESK, DİSK, TMMOB ve İTO, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan felaketin tüm sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerektiğini kaydettiler. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçtü. 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca aktı. Yetkililer 9 işçinin toprak altında kaldığını açıkladı.

    300’ün üzerinde arama-kurtarma ekibi, arama kurtarma çalışmalarını sürdürürken öte yandan 3 gündür kayıp işçilere ulaşılamadı. Dereye akan toprağın kaldırılmasının ise aylar sürebileceği belirtiliyor.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), İstanbul Tabip Odası (İTO), Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan felakete ilişkin Kadıköy İskelesi’nde ortak bir açıklama yaptı.

    Ortak açıklamayı TMMOB İstanbul Koordinasyon Kurulu Sekreteri Seyfettin Avcı, Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlikeye karşı tüm uyarılar göz ardı edildiğini kaydetti.

    “YALNIZCA DOĞAMIZ VE KAYNAKLARIMIZ DEĞİL, YAŞAMLARIMIZ DA KATLEDİLİYOR”

    Ortak açıklamada şunlara yer verildi:

    “Faaliyete girdiği 2008 yılından itibaren birbiri ardına ortaya çıkan çevresel felaketlerle sıklıkla gündeme gelen, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’nde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnızca doğamız ve kaynaklarımız değil, yaşamlarımız da katlediliyor. Faaliyete girdiği yıldan bugüne, mevzuat dolanılarak parça parça hazırlanan projelerle devasa nitelik kazanan Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlikeye karşı tüm uyarılar göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır. 2021 yılında “Çöpler Kompleks Madeni”nde kapasite artışı ve ek tesisler yapılmasına yönelik projeye verilen ‘ÇED Olumlu’ kararının iptali istemiyle açtığımız davalarda; projenin çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat ifade edilmiş; siyanürlü altın madenciliği yönteminin barındırdığı riskler itibariyle vazgeçilmesi gereken bir yöntem olduğu, bölgenin depremsellik ve heyelan açısından tehlikeleri de ayrıntıları ile vurgulanmıştır.

    “HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ ŞİRKET FAALİYETLERİNE DEVAM ETMİŞTİR”

    Madende yaşanan suça konu olayların ülke genelinde yaygın tepkilere yol açmasının ardından yetkililer tarafından ancak olaydan günler sonra bir açıklama yapılabilmiş, yaşanan felaketin üzerinden geçen 5 günün ardından ancak şirket hakkında para cezası uygulanmış “analiz sonuçlarına göre ise lüzum görülen alanlarda çevresel iyileştirme çalışmalarına devam edileceği” beyan edilmiştir. Ve yine ancak kamuoyunda tepkilerin büyümesi ve sürmesi ile yaşanan felaketin üzerinden geçen 6 günün ardından şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Akabinde ise hiçbir şey olmamış gibi durdurma kararı kaldırılmış ve şirket faaliyetlerine devam etmiştir.

    “PROJEYE İLİŞKİN ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARI VERİLMİŞTİR”

    Savcılık tarafından ise yalnızca Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve yöneticileri hakkında “çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçundan soruşturma yürütülmüş ve neticesinde taksirle işlenen suç bakımından gerekli ödeme yapıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sürece ilişkin yetki ve sorumlulukları dolayısıyla Maden sahasını denetimle görevli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ve çalışanları ile projeye ilişkin ÇED Olumlu kararı, izin, ruhsat veren kurumlar ile yetkilileri hakkındaki şikayetler hakkında ise herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve karar oluşturulmamıştır. Yaratılan tahribat ortada olmasına ve tüm uyarılara rağmen faaliyetlerin durması bir yana; 2023 yılında Çöpler Kompleks Madeni Açık Ocak Genişleme Projesi’ne ilişkin olarak ÇED gerekli değildir kararı verilmiştir.

    “ALTIN MADENLERİNİN NEDEN OLDUĞU 11 BÜYÜK ÇEVRE FELAKETİ YAŞANDI”

    Dünyada; 1971-2015 yılları arasında siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu 11 büyük çevre felaketi yaşanmıştır. Bu felaketler sonucu siyanürlü atıkların karıştığı göl ve nehirlerde yaygın balık ölümleri gerçekleşmiş, tarım alanları ise siyanür bileşikleri ve ağır metallerle kirlenmiştir. Atık havuzlarından sızıntı, başlangıçta yüksek siyanür derişimleri bozuluncaya kadar, akarsu ve göllerde balıkların, kuşların ve diğer canlıların ölümlerine neden olurken; yayılan ve yeraltı, yerüstü su kaynaklarını kirleten ağır metal bileşikleri de tarım ve hayvancılık yolu ile besin zincirine girerek insanlara ulaşmakta ve zaman içinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ağır metaller; düşük derişimlerde bile toksik etki gösterebilen elementlerdir. Ağır metaller insanlar tarafından ağız, solunum ve deri yolu ile alınır ve çoğu boşaltım yolları ile (böbrek, karaciğer, barsak, akciğer, deri) atılamazlar. Bu nedenle ağır metallerin büyük bir bölümü, organizmada birikirler. Birikim sonucu, yoğunlaşan bu metaller, etkili dozlara ulaştıklarında; endokrin hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kanserler, otizm gibi ciddi hastalıklara neden olabilirler.

    “MADENLERİMİZ ULUSAL VE ULUSLARARASI SERMAYE GRUPLARININ YAĞMA ALANI OLMAKTAN ÇIKARILMALI”

    Tüm bilimsel gerçeklere ve uyarılara rağmen bu yaşananların sorumlusu, faaliyeti yürütenler kadar yürümesine olanak sağlayan, izin verenler, ülkemiz kaynaklarının, doğamızın bir grup yabancı sermayenin çıkarları uğruna yağmalanmasına göz yuman siyasal iktidardadır. İvedilikle sonuçlandırılması yasa ile zorunlu tutulan davaları sürüncemede bırakan, uzamasına neden olan, üzerinden yıllar geçmesine karşın halen yürütmenin durdurulması talebini dahi karara bağlayamayanlardır. Bir kez daha sesleniyoruz; madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmalıdır.”

    Devrim FINDIK-Yusuf Eren GÖKTEPE/İSTANBUL

  • DİSK Çukurova, insanca bir ücret için yürüdü- VİDEO

    DİSK Çukurova, insanca bir ücret için yürüdü- VİDEO

    PİRHA- DİSK Çukurova Bölge Temsilciliği, ‘Gelirde adalet, vergide adalet ve insanca yaşanacak bir ücret’ talebiyle Mersin’de yürüyüş yaptı. Yürüyüşe katılan Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, vergi adaletsizliği ve asgari ücrete ilişkin konuşarak, “Bu yüksek enflasyon karşısında asgari ücret ve diğer ücretler yılda dört kez güncellenmelidir. Henüz yıl bitmeden asgari ücreti hiç etmelerine izin vermeyeceğiz” dedi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Çukurova Bölge Temsilciliği, ‘Gelirde adalet, vergide adalet ve insanca yaşanacak bir ücret’ şiarıyla Mersin’de yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK’e bağlı Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel İş) Genel Başkanı Remzi Çalışkan’ının yanı sıra DİSK’in Adana, Mersin ve Hatay temsilcileri ile yönetim kurulu üyeleri katıldı.
    Emek ve demokrasi güçlerinin de destek verdiği yürüyüş, DİSK Mersin Şube binası önünde başladı. Yürüyüşte “Savaşa değil emekçiye bütçe, Sermaye için değil halk için bütçe, İnsanca yaşanacak asgari ücret istiyoruz”, “Vergide adalet istiyoruz” pankartları taşındı. Emekçiler sık sık, “Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “AKP’den hesabı emekçiler soracak”, “Vergide adalet istiyoruz” ve “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganları attı. Emekçilere, çevrede bulunan birçok yurttaş da alkışlarla destek verdi. Yürüyüş açıklamanın yapılacağı Özgür Çocuk Parkı’nda son buldu.
    “DEMOKRASİ İŞÇİNİN EKMEĞİDİR”
    Yürüyüşten sonra yapılan açıklamada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, demokrasinin önemine vurgu yaparak sözlerine başladı. Demokrasinin olmadığı yerde işçinin emeğinin görünür olmayacağını söyleyen Çerkezoğlu, “Demokrasi işçinin ekmeğidir. Emeğimize sahip çıkarken demokrasiye de sahip çıkmalıyız. Türkiye’de demokrasiyi, eşitliği, aydınlık geleceği kuracak olan işçi sınıfıdır” dedi.
    MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI
    Konuşmasında ülkedeki vergi adaletsizliğinden bahseden Çerkezoğlu, dünyadaki en adaletsiz vergi sisteminin Türkiye’de olduğunu hatırlattı. Vergi adaletsizliğine ilişkin milletvekillerine çağrıda bulunan Çerkezoğlu, “Ülkedeki bütün vergiler emekçilerin ve halkın üstünde. Kaşıkla verdiklerini artık kepçeyle değil kazanla almaya başladılar. Oysa biz az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gereken bir vergi sistemi istiyoruz. Bunun için vergide adaleti sağlayacak 5 maddelik bir kanun teklifi sunduk. Bunu da mecliste bulunan bütün siyasi partilere de sunduk. Mecliste bulunan 600 milletvekilini vergide adaleti sağlayacak olan 5 maddeyi oy birliğiyle geçirmelerini istiyoruz” sözlerini kullandı.
    HÜKÜMETE SESLENİLDİ: ZENGİNLERDEN VERGİ ALIN
    Hükümetin “Vergiyi tabana yayacağız” sözlerini eleştiren Çerkezoğlu, vergilerin zenginlerden alınması gerektiğini belirterek, “Türkiye’de yapılması gereken şey vergileri tavana yaymaktır. Yani vergilerin zenginlerden, şirketlerden, sermaye sahiplerinden alınması demektir bu. Halkın cebine bakmaktan vazgeçin, etrafınızdaki zenginlere bakın” dedi.
    Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantılarına da değinen “Bu ülkede çalışanların yarısından fazlası asgari ücretle çalışıyor. O nedenle asgari ücret önemli. DİSK olarak Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda olmamamıza rağmen yıllardır, toplantı yarım saat sürmüş. Tamamen göstermelik bir toplantıyla milyonlar hakkında karar veriyorlar. Bu kabul edilebilir bir şey mi arkadaşlar” diye konuştu.

    “ASGARİ ÜCRET YILDA 4 KEZ GÜNCELLENMELİ”

    Çerkezoğlu, sürekli değişen enflasyona işaret ederek asgari ücretin mevcut koşullarda yılda 4 kez güncellenmesi gerektiğinin altını çizdi. DİSK olarak ilk defa herhangi bir rakam belirleyemediklerini ifade eden Çerkezoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
    “Bizim Aralık’ta alacağımız zamlı ücret 1 Şubat’ta bile bu enflasyon karşısında uçup gidecek. Bugün aldığımız bir ürünü yarın alamayacağımız her şeyin fiyatının arttığı bir dönemde rakamların peşinden koşmak istemiyoruz. İnsanca yaşayacak ücret istiyoruz. Bir de ülkeyi yöneten iktidar, asgari ücretle ilgili, bu yüksek enflasyon koşullarında ‘Bir tane asgari ücret belirleyeceğiz, bu işi bitireceğiz’ diyor. Buradan bir kere daha sesleniyoruz. Bu yüksek enflasyon karşısında asgari ücret ve diğer ücretler yılda dört kez güncellenmelidir. O nedenle ‘Bir asgari ücret belirleriz, bu işi bitiririz’ diyenlere, henüz yıl bitmeden asgari ücreti hiç etmelerine izin vermeyeceğiz.”
    Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.
    PİRHA/ MERSİN

  • DİSK Emekli-Sen, PSAKD Altınova Cemevine ziyaret etti-VİDEO

    DİSK Emekli-Sen, PSAKD Altınova Cemevine ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Altınova Şubesi’ni ziyaret eden DİSK Emekli-Sen Antalya Şubesi, insanca yaşam ve sendikal hakları için 10 Aralık’ta Ankara’da düzenleyecekleri mitinge dair görüş alışverişinde bulundu.

    Emekliler Dayanışma Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası ve DİSK Emekli Sen, insanca yaşam ve sendikal hakları için 10 Aralık saat 13.00’te Ankara Anıt Park’ta Büyük Emekli Mitingi düzenleyecek.

    Miting öncesi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Cemevini ziyaret eden DİSK Emekli-Sen Antalya Şubesi, emeklileri sorunlarına dair ileriki süreçte ortaklaşma ve mücadele etmeye dair görüş alışverişinde bulundu.

    10 ARALIK EMEKLİ MİTİNGİ

    Ziyarette konuşan DİSK Emekli -Sen Antalya Şube Başkanı Seracettin Saraç, “Altınova Cemevi ile birlikte emeklilerin mücadelesi ile ilgili olarak önümüzdeki süreç içerisinde nasıl mücadele edebiliriz, neleri paylaşabiliriz, mücadele şeklimiz neler olabilir diye görüş alışverişinde bulunduk. Önümüzdeki 10 Aralık’ta Ankara mitingimiz var. Bu konuda birbirimize nasıl katkıda bulunabiliriz diye bir görüşme istemiştik. Karşılıklı olarak hem önümüzdeki emeklilerin Ankara’daki mitingi hem de daha sonraki süreçte Kepez bölgesinde birbirimize ne tür katkılarımız olabiliriz konusunu konuştuk, paylaştık. Emeklinin bin bir türlü derdi var. Emekliler zaten tek bir katman değil. İşçisi var, köylüsü var, memuru var, milletvekili var. Birçok katmandan oluşan zor bir yapı. Bütün bunlarla ilgili olarak süreç içerisinde Türkiye genelinde DİSK Emekli-Sen olarak neler yapabileceğimiz konusunda karşılıklı görüş birliği içerisinde bu mücadelemizin devamını sağlayacağımıza inanıyorum” dedi.

    “ALEVİLER DE SNDİKALAR DA AYNI GEMİDE”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan ise sendikaların da Alevi örgütlerinin de ekonomi kriz, işsizlik gibi konulardan etkilendiğini söyledi. Arslan, “Özellikle ekonomik sıkıntıların olduğu bir dönemde emeklilerin 7.500 lira maaşa talim ettiği bir ortamda nasıl sahada birlikte mücadele veririz, nasıl örgütlenebiliriz konusunda görüşlerini belirttiler. Bizde bu konuyu yönetim kurulları ile birlikte sahada nasıl ortaklaşırız, hangi çalışmaları yürütürüz gibi konuları paylaştık. Çok önemli konuları konuştuk, önemli konulara vurgu yaptık. Sonuçta sendikalarda, Alevi örgütleri de hepimiz aynı geminin içindeyiz. Bu gemiyi batırmadan su aldırmadan karaya yanaştırmak lazım. Çünkü Türkiye’nin sistemi de kötü bir yönetimle gidiyor. Bir yanda ekonomik kriz, bir yanda işsizlik bir yanda, ötekileştirme ve bir yanda insan hakları ihlalleri var. Bundan dolayı da konuştuk tartıştık ve bazı konularda hem fikir olduk. Ziyaretlerinden dolayı geldikleri için kendilerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Meslek örgütlerinden kayyım kararına tepki: Hekimler susmaz, TTB susturulamaz!

    Meslek örgütlerinden kayyım kararına tepki: Hekimler susmaz, TTB susturulamaz!

    PİRHA – TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınmasına bir tepki de meslek örgütlerinden geldi. Ankara’da yapılan basın açıklamasında, “Hekimler susmaz, TTB susturulamaz” denildi. 

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin görevden alınması talebiyle açılan davanın 30 Kasım’da görülen 7. duruşmasında TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınması yönünde karar çıktı.

    Ankara Dişhekimleri Odası, Ankara Tabip Odası, DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, kayyım niteliğindeki karara tepki gösterdi.

    “SEÇİLMİŞLERİ YARGIYI KULLANARAK GÖREVDEN ALMAK!”

    Ankara Tabip Odası’nda yapılan basın açıklamasında, “Türk Tabipleri Birliği susturulamaz!” denilerek şöyle devam edildi:

    “Mahkeme tarafından verilen bu karar, iktidarın yargı kurumları üzerindeki hâkimiyetinin, hukuksuzluğun ve demokratik kitle örgütlerine karşı tahammülsüzlüğün açık göstergesi oldu.

    Hekimler tarafından seçilmiş Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması kararı ile 12 Eylül zihniyetinin vesayetçi anlayışının devam ettiği bir kez daha görüldü.

    Seçilmişleri yargıyı kullanarak görevden almak ve meslek örgütleri temsilcilerini susturmaya çalışmak, hukuk devleti normlarıyla bağdaşmadığı gibi, çağdaş ve demokratik bir toplumun önündeki en büyük engeldir.

    Başta TTB olmak üzere, iktidarın doğrudan kontrol edemediği meslek birliklerini dönem dönem düşmanlaştırması yeni bir olgu değildir. Bundan önce de gerek siyasi kamplaştırmanın nesnesine dönüştürerek, gerek yasal düzenlemelerle yeniden dizayn etmeye çalışmışlardır. Ne var ki, bu girişimler ne hekim, avukat, mühendis, mimar tabanında karşılık bulmuş, ne de toplum nezdinde meslek örgütlerinin saygınlıklarını örselemiştir. Bu nedenle doğrudan yargı sopasını kullanmaya yönelmişlerdir.

    Demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ülkelerde politika-yapım süreçlerinde meslek birliklerinin tarihsel ve teorik birikimlerinden yararlanılmaktadır. Kamu yararı doğrultusunda rasyonel politikaların belirlenmesinde vazgeçilmez olan meslek örgütleri, geniş yetkilerle donatılarak yasalarla güvence altına alınmaktadırlar. Otoriter ve totaliter rejimlerde ise meslek örgütleri halkın ve meslektaşlarının yararına tutum aldıklarında iktidarlar tarafından hedef tahtasına yerleştirilmektedir.

    TTB, Anayasal güvenceye sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olması nedeniyle, hekimlik mesleğinin geliştirilmesi, hekimlerin haklarının korunması ve ortak ihtiyaçlarının karşılanması, meslek disiplininin sağlanması, hekimlerin birbirleriyle ve halkla ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin hâkim kılınması, kamu hizmetinin düzeyinin korunması gibi işlevler üstlenmiştir.

    Yine TTB, etik değerler ve bilimsel bilginin ışığında sağlığın fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olduğundan hareketle;

    *Herkese ihtiyacı olan sağlık hizmetlerine parasız ulaşma hakkını,

    *Yeterli bilgi, deneyim ve becerinin kazandırıldığı çağdaş tıp ve tıpta uzmanlık eğitimini,

    *Şiddetten uzak, insancıl, güvenli, sağlıklı çalışma ortamını,

    *Madenlerde, işyerlerinde kâr hırsı, denetimsizlik ve gerekli önlemlerin alınmayışı nedeniyle ortaya çıkan iş cinayetleri ve meslek hastalıklarının önlenmesini,

    *Sağlıklı, yaşanabilir bir çevre hakkını,

    *Çocuk istismarının, kadın cinayetlerinin önlenmesini savunmaktadır ve bu taleplerin karşılanması için yıllardır mücadele etmektedir.

    “MÜCADELESİNE DEVAM EDECEKTİR”

    Halkın sağlığı, hekimlerin hakları, toplum yararı için kılını kıpırdatmayanların TTB’nin ve meslek örgütlerinin yasaları için; gelecekleri için tek bir söz etmeye hakkı yoktur.

    TTB, tarihinin her döneminde olduğu gibi bugün de hekimler için hekimlerle birlikte mücadelesine devam edecektir.

    TTB ve meslek örgütleri bizzat bu topraklardan ve Kurtuluş Mücadelesinden doğmuş Cumhuriyet’in kurumları olarak demokrasi ile büyümüştür. Bizler; bu tarihsel mirası taşıyarak, topluma ve hekimlere onların sağlığını, emeğini korumak için söz verdik. Dün olduğu gibi bugün de hiçbir iktidar bize geri adım attıramayacaktır.

    Hekimler Susmaz, TTB Susturulamaz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Meslek örgütlerinden TTB’ye destek: Gerçeği söylemekten vazgeçmeyeceğiz – VİDEO

    Meslek örgütlerinden TTB’ye destek: Gerçeği söylemekten vazgeçmeyeceğiz – VİDEO

    PİRHA – Çok sayıda meslek örgütü, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına ilişkin Ankara’da basın açıklaması yaptı. Hiçbir somut gerekçenin olmadığına vurgu yapılarak, “Türk Tabipleri Birliği’nin örgütsel bütünlüğüne ve seçimle oluşan yapısına yargı eliyle müdahale yapılmaya çalışılmaktadır” denildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına dair 30 Kasım’da görülecek davaya ilişkin meslek örgütleri, ortak basın açıklaması yaptı.

    Ankara Tabip Odası’nda yapılan açıklamaya Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Ankara Tabip Odası ve Ankara Diş Hekimleri Odası temsilcileri katıldı.

    Açıklamanın yapıldığı salona “Türk Tabipleri Birliği örgütsel bütünlüğüne yapılan müdahaleyi kabul etmiyoruz” pankartı asıldı.

    “YARGI ELİYLE MÜDAHALE”

    Ortak basın açıklamasını DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün okudu.

    30 Kasım’da görülecek davanın karar duruşması olabileceğine değinen Görgün, “Emek meslek örgütleri gerçeği söylemeye devam edecektir” dedi. Görgün, açılan davanın geri çekilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “Emek meslek örgütlerine yönelik baskı, sindirme, etkisizleştirme değişik tutum ve müdahaleler zaman zaman kendini göstermektedir. Yetki kısıtlaması, yasal düzenlemeler/ düzenleme tehditleri, mali açıdan zayıflatma ve diğer uygulamalar sürekli gündeme getirilmektedir.

    Son olarak, anayasadan gücünü alan 70 yıllık mesleki örgütü Türk Tabipleri Birliği’nin Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması için düzenlenen davaname yaklaşık bir yıldır devam etmektedir.

    Hiçbir somut gerekçeye dayanmayan, amacı dışında faaliyet gibi karşılığı olmayan bir suçlama ile Türk Tabipleri Birliği MK ve tabip odalarından oluşan örgütsel bütünlüğe ve seçimle oluşan yapısına yargı eliyle müdahale yapılmaya çalışılmaktadır.

    Türk Tabipleri Birliği’ne yapılan müdahale girişimi, aynı zamanda diğer emek meslek örgütlerine de mesaj niteliğindedir. Demokratik ülkelerde görülmeyen bir şekilde ülkemizin nitelikli emeğin temsilcisi kurumlar değersizleştirilmeye, etkisizleştirmeye çalışılmaktadır.

    Üyelerine ve ülkeye karşı sorumluluk duygusuyla hareket eden emek meslek örgütleri, her türlü baskı ve zor karşısında gerçeği söylemekten vazgeçmeyecektir.

    Bu gerekçelerle Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin kendi denetim mekanizmasının ötesinde somut olmayan gerekçelerle ve son dönemde sıkça başvurulan yargı eliyle etkisizleştirme ve suç isnat etme uygulamasını kabul etmiyor, açılan davanın bir an önce geri çekilmesini talep ediyor, 30 Kasım’da TTB MK ile yan yana olacağımızı ifade ediyoruz.”

    “MÜCADELEDEN GERİ KALMAYACAĞIZ”

    Ortak açıklama sonrası söz alan Ankara Diş Hekimleri Odası Başkanı Serkan Er, “Yaşadığımız hukuksuzlukları yakın zamanda Anayasa Mahkemesi ile ilgili tartışmalarda bir kez daha gördük. Umarız TTB davasında istediğimiz gibi bir sonuç çıkar” dedi.

    TMMOB adına söz alan Seyit Ali Korkmaz ise “Ismarlama bir dava neticesinde, ‘bize biat etmeyeni cezalandırırız’ denilmekte. Elimizi vicdanımıza koyarak diyoruz ki bu karar ısmarlama bir davanın sonucu olarak ortaya çıkacaktır. Bu dava tek adam rejiminin istemi sonucunda ortaya çıkacaktır. Bizler toplumun vicdanını temsil eden meslek örgütleriyiz. ‘Kral çıplak’ demekten asla vazgeçmeyeceğiz. Mücadeleden geri kalmayacağız” diye konuştu.

    “BU DAVA BİZİM NAZARIMIZDA YOK HÜKMÜNDEDİR”

    KESK Ankara Şubeler Platformu Sözcüsü İbrahim Kara da emek ve meslek örgütlerine yönelik saldırıların adım adım sürdüğünü belirterek şöyle devam etti:

    “Özellikle tek adamın hamleleriyle karşı karşıya kalıyoruz. TTB, hem hekimlerin özlük haklarına dair talepleri dile getiriyor hem de halkın sağlık hakkı adına da mücadele yürütüyor. İktidar, şimdi bu meslek örgütlerini itibarsızlaştırmaya çalışıyor. KESK de siyasi iktidarların faşist politikalarına maruz kalmakta. TTB’nin yanında olup dayanışmayı büyüteceğiz. Bu haksız yargılamaların son bulması için çaba göstereceğiz. Herkesin kol kola gelip bu faşist iktidarın son bulması için elimizden gelen çabayı sergileyeceğiz.”

    ATO Başkanı Muharrem Baytemür ise “Demokratik ülkelerde meslek örgütleri güçlü yapılarıyla önem çeker. Otoriter yapının arttığı dönemlerde, örneğin 12 Eylül sürecinde ve son 22 yıldır bu baskıları yaşıyoruz. Yoğun bir yetki gaspı söz konusu. TTB gibi örgütlerde yoğun birikim var. TTB, halkın ve ülkesinin yanındadır. O nedenle bu dava bizim nazarımızda yok hükmündedir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK’in yürüyüşü Ankara’da sona erdi: Artık emekçinin cebine bakmaktan vazgeçin-VİDEO

    DİSK’in yürüyüşü Ankara’da sona erdi: Artık emekçinin cebine bakmaktan vazgeçin-VİDEO

    PİRHA-Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK), “Gelirde adalet vergide adalet” sloganıyla İstanbul’dan başlattığı yürüyüş Ankara’da yapılan basın açıklaması ile sona erdi. Açıklamada konuşan DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, “Düzenin bütün çarkları yoksuldan alıp zengine vermek için dönüyor. Biliyoruz ki emek ve adalet kazanacak. Emeğin Türkiyesini hep birlikte kuracağız” dedi.

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş Gebze, Kocaeli, Yalova, Bursa, Bilecik ve Eskişehir güzergâhından sonra Ankara’da son buldu.
    “Gelirde adalet için, vergide adalet için ve aslında ülkede adalet için Ankara’ya yürüyoruz” diyerek yola çıkan sendikalılar, DİSK Bölge Temsilciliği önüne gelerek, karşılamanın gerçekleşeceği Ulus’a yürüdü. Yapılan basın açıklamasına çok sayıda kurum ve parti temsilcileri katıldı.

    DİSK üyeleri, “Hak, hukuk, adalet işçilerle gelecek”, “İnadına sendika, inadına DİSK”, “Gelirde Adalet, Vergide Adalet”, “İnsanca yaşamak istiyoruz” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

    Yoğun katılımın olduğu alana, yürüyüş kolu alkışlar eşliğinde giriş yaptı.

    CHP VE HEDEP’TEN, ‘HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ’ VURGUSU

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DİSK’in taleplerinin her alanda yanında olacaklarını belirterek, “Ana muhalefet partisi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak güzergah boyunca illerimizde, ilçelerimizde sizlere destek verdik. Bundan sonra da bütün haklı taleplerinize meydandaysa meydanda, sokaktaysa sokakta, eylemdeyse eylemde yanınızdayız. Bu daha başlangıç hep birlikte mücadele edeceğiz, hep beraber kazanacağız” diye konuştu.

    HEDEP Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Akın ise, “Emeğin hakkını savunmak için İstanbul’dan buraya, vergide adalet için yürüyen herkese sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Evet HEDEP olarak her zaman emeğin, emekçilerin yanında olduk. Haksızlığın karşısında olduk. DİSK’in bu onurlu mücadelesiyle yan yana olmaktan, birlikte olmaktan onurlu ve gururluyuz. Disk bu mücadelede öncülük yapıyor, kutluyoruz. Ama yetmez. Birlikte mücadele etmek gerekiyor” diyerek mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

    ÇERKEZOĞLU: DÜNYANIN EN ADALETSİZ VERGİ SİSTEMİ TÜRKİYE’DE

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, gerçekleştirdikleri yürüyüşün ardından, yürüyüşün son durağı olan Ankara’da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Pazartesi günü İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıktık. Gebze’de, Kocaeli’nde, Yalova’da, Bursa’da, Bilecik’te, Eskişehir’de yol boyunca binlerce sınıf kardeşimizde buluşarak buraya geldik. Yola çıkarken dedik ki ‘DİSK olarak yalnız yürümeyeceğiz’. Umudu büyüteceğiz dedik ve her adımda büyüyen bu umudu Ankara’ya getirdik. Selam olsun umudu büyütenlere. İşçiler yürürse bu ülkenin geleceği aydınlanır.

    2 yıldır gelirde adalet, vergide adalet mücadelesi veriyoruz. Açlık sınırı 13.000 lirayı geçti, yoksulluk sınırı 45 bin liraya dayandı. Bütün adalet talepleri ile birlikte yürüdük. Çalıştığımız, ürettiğimiz değerden payımızı almak için yürüdük. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz hakkımız olanı alana kadar da sonuna kadar mücadele edeceğiz. Gelirde adalet, vergide adalet toplumsal barışın ve huzurun sürekli olabilmesi demektir. Dünyanın en adaletsiz vergi sistemi Türkiye’dedir.”

    “ARTIK EMEKÇİNİN CEBİNDEN GÖZÜNÜZÜ ÇEKİN”

    AKP Hükümetine seslenen Çerkezoğlu, “Ankara’dan AKP hükümetine sesleniyoruz, vergi gelirlerinizi artırmak istiyorsanız eğer, daha fazla vergi almak istiyorsanız artık işçinin, emekçinin, halkın cebine bakmaktan vazgeçin ve etrafınıza bakın. Düzenin bütün çarkları yoksuldan alıp zengine vermek için dönüyor. Bir düzeni kapatmaya kararlıyız artık. Demokrasi işçinin ekmeğidir diyoruz. Anayasanın ayaklar altına alındığı, AYM kararlarına bile uyulmayan bu dönemi kapatıyoruz. Bugün tarihi bir gün bugün bu meydanda işçiler konuşuyor. Omuz omuza kazanacağız. Biz varsak umut var, emek varsa umut var. Biliyoruz ki emek ve adalet kazanacak. Emeğin Türkiye’sini hep birlikte kuracağız” dedi.

    Basın açıklaması, alkışlar ve sloganlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Özel’den Erdoğan’a tepki: Seninle birlikte anayasayı çiğnemeye kalkarsam gözüm çıksın

    Özel’den Erdoğan’a tepki: Seninle birlikte anayasayı çiğnemeye kalkarsam gözüm çıksın

    PİRHA – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de basına kapalı grup toplantısında konuştu. Özel, yargıdaki krize değinerek, “Bu darbe girişiminde Erdoğan’a meydanı bırakmayız, ona dar ederiz, haddini bilsin. Sen anayasanın 153. maddesini yok sayarsan biri de çıkar anayasanın 107. maddesini yok sayar. Sen gücünü anayasadan alıyorsun, bindiğin dalı kesiyorsun” dedi. 

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, milletvekillerinin ve il başkanlarının katılımıyla yapılan basına kapalı grup toplantısına başkanlık etti.

    81 il başkanının da katıldığı belirtilen kapalı toplanda Özgür Özel’in ‘yeni anayasa’ tartışmaları üzerinde durduğu bilgisi verildi.

    Özgür Özel, başkanlık ettiği ilk grup toplantısında “Genel Başkan dahil herkesin seçimle değişebildiği bir parti olduk. Bu partiyi siz iktidar yapacaksınız. Hepimize ve bu partiye çok emeği olan Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu saygıyla selamlıyorum. Ona vefamızı her fırsatta göstereceğiz. Kurultayın ne kaybedeni vardır, ne kazananı Özgür Özel’dir. Kurultayımız CHP’nin kazandığı ve Türkiye’nin kazandığının çok yakın zamanda anlaşılacağı bir kurultaydır” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkanı Özel, Can Atalay konusunda Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi arasındaki tartışmaya da değinerek “Türkiye’de hukuk rafa kaldırıldı” dedi.

    DEPREM BÖLGESİNE DİKKAT ÇEKTİ!

    Özgür Özel, depremzedelerin hâlâ çadırda yaşam sürdürdüklerine de değindi. Hatay’da hâlâ enkazında yüzde 25’inin durduğunu belirten Özel, Deprem meselesi siyaset üstüdür. Deprem bölgesindeki düzenlemeler hızla yapılmalı” diye konuştu.

    DİSK YÜRÜYÜŞÜNE DESTEK

    Özgür Özel, Türkiye Barolar Birliği’nin Yargıtay önünde yaptığı eyleme de değinerek şöyle devam etti:

    “Şimdi bir başka yürüyüş var. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İstanbul’dan Ankara’ya doğru yürüyor. Takip ediyoruz. Örgütlerimiz Eskişehir’de onlarla yürüyecekler. Vardıklarında ben ve grubum DİSK ile birlikte Ulus’a yürüyeceğiz. Değiştireceğiz bu ülkenin kaderini. Emek ile sermaye karşı karşıya gelmişse emeğin yanındayız!

    Bu ülkede kimse AYM kararlarına uymamayı düşünmüyorken durduk yerde Hataylıların oylarıyla seçilen Can Atalay’ın üzerindeki kilidi açmıyorlar. AYM ‘Çabuk salın’ dedi. Önce alt mahkeme, sonra Yargıtay AYM’ye kafa tuttu. Öyle bir kafa tuttu ki kişisel meseleler, tehditler… Kararda, Kurtulmuş’a had bildirmek var. Kararda milli iradeyi tanımazlık var. Meclis’e ‘Siz kimsiniz?’ diye ayar verme var.

    Sayın Kurtulmuş’u aradım, ne olduysa Meclis özel gündemle toplanmadı. Bu ömrümde gördüğüm en hadsiz darbedir. Bu darbe girişiminde Erdoğan’a meydanı bırakmayız, ona dar ederiz, haddini bilsin. Aslında öyle bir iş yapıyor ki, Anayasanın 153. maddesi açık, net. Sen anayasanın 153. maddesini yok sayarsan biri de çıkar anayasanın 107. maddesini yok sayar. Sen gücünü anayasadan alıyorsun, bindiğin dalı kesiyorsun.

    “BİZDE ÖYLE GÖZ YOK”

    Şimdi çıkmış diyor ki ‘Anayasa değişikliği yapalım’. Sende bu sayı yok. Özel’de de AYM’yi güçsüzleştirecek göz yok. Bizde öyle bir göz yok. Seninle birlikte anayasayı çiğnemeye kalkarsam gözüm çıksın. Anayasalar bugün yapılan, uygulandıkça olgunlaşan önemli metinlerdir. Herkes için yapılır. Bu anayasa Erdoğan’a üretildiği için kriz üretmektedir. İki takımdan birinin başkanı ‘Maçı hakem olarak yöneteceğim’ derse buna kim inanır.

    Toplantının açılışını yapan Özel, daha sonra gruptan ayrıldı. Toplantı basına kapalı olarak devam etti. Özel’in bugün CHP Genel Merkezi’nde de il başkanları ile bir toplantı yapacağı bilgisi verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK adalet için Ankara’ya yürüyecek

    DİSK adalet için Ankara’ya yürüyecek

    PİRHA- DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu gelirde, vergide ve ülkede adalet için 13 Kasım’da Kadıköy’den Ankara’ya yürüyeceklerini söyledi.
    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 13-17 Kasım tarihleri arasında Ankara’ya gerçekleştirecekleri yürüyüş programını açıklamak üzere Beşiktaş’ta bulunan genel merkez binalarında basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu yaptı.

    “ADALETSİZLİĞİN ARTMASININ NEDENİ SENDİKALAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLERDİR”

    Gelir dağılımındaki adaletsizliğin artma sebebinin iktidar olduğunu belirten Çerkezoğlu, “Krizin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin hızla artmasının en önemli sebebi elbette ki sendikalaşmanın, grev yapmanın ve hak aramanın önündeki engeller. Grevleri yasaklamakla övünen otoriter bir zihniyetin iktidarında gelir adaletsizliği giderek daha fazla bozuluyor. Bu da yetmezmiş gibi gelirde adaletsizlik vergideki adaletsizlik ile perçinleniyor. Kar rekorları açıklayan şirketlerin, bankaların vergilerine aflar, imtiyazlar getirilirken, işçinin emekçinin omuzlarındaki vergi yükü her geçen gün daha da ağırlaştırılıyor. Hatta yüksek enflasyonun nedeni olarak işçilerin, emekçilerin ücretleri gösteriliyor” diye konuştu.

    YÜRÜYÜŞÜN DETAYLARI

    Çerkezoğlu, yürüyüşün Gebze, Kocaeli, Yalova, Bursa, Bilecik ve Eskişehir güzergâhından sonra Ankara miting alanında son bulacağını belirterek, “Güzergâhta bulunan il ve ilçelerde kitlesel karşılama, basın açıklamaları ve uğurlama etkinlikleri düzenlenecek. ‘Gelirde Adalet Vergide Adalet’ yürüyüşümüz 17 Kasım’da Ankara’da yine kitlesel bir buluşma ile sona erecek. Sadece vergide değil gelirde de adalet istiyoruz. Önümüzdeki haftalarda asgari ücret tespit süreci başlayacak. Sendikal hakların büyük oranda kullanılamadığı ülkemizde işçi sınıfının yarısından fazlası asgari ücret ve civarındaki bir ücrete mahkum edilmiş durumda. Evet, gelirde adalet için, vergide adalet için ve aslında ülkede adalet için Ankara’ya yürüyoruz. Yürüyüşün her durağında sadece bizi karşılamaya gelen emekçilerin değil, yürüyüşe destek olan, ifade edilmesini istediği taleplerini bize ileten herkesin sesini duyurarak yolumuza devam edeceğiz” diye ekledi.

    (MA)

  • Meslek örgütleri, Filistin’e destek açıklaması yaptı: İsrail yönetimi yargılanmalı-VİDEO

    Meslek örgütleri, Filistin’e destek açıklaması yaptı: İsrail yönetimi yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA-Meslek Örgütleri, Filistin’e destek amacıyla Ankara’da basın yaptı. Açıklamada, “Dünya sustukça İsrail işgalini sistematik olarak derinleştirip bölgedeki katliamını arttırıyor. Bu katliamları gerçekleştiren İsrail yönetimi savaş ve soykırım suçlarıyla da yargılanmalıdır.” denildi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Ankara Tabip Odası (ATO), Ankara Dişhekimleri Odası (ADO) İsrail’in Filistin’e düzenlediği saldırılara ilişkin, “Direnen Filistin kazanacak. Ortadoğu savaşla değil, barışla değişecek” şiarıyla basın açıklaması yaptı.
    Açıklamada, “Yaşasın hakların kardeşliği, Filistin halkı yalnız değildir” sloganları atıldı.

    Açıklamayı kurumlar adına KESK Dönem Sözcüsü İbrahim Kara okudu.

    “SİVİL HALKA KARŞI SALDIRILARIN KARŞISINDAYIZ”

    İsrail’in savaş ve soykırım suçu işlemeye devam ettiğini vurgulayan Kara, “7 Ekim tarihinde Hamas’ın İsrail’e yönelik “aksa tufanı” hareketi ile İsrail ve Filistin arasındaki sivil halkı hedef alan saldırıların karşısında yer aldığımızı bir kez daha belirtmek isteriz. Dünya sustukça İsrail, işgalini sistematik olarak derinleştirip bölgedeki katliamlarını arttırıyor. Batı Şeria ve Kudüs’te Mescid-i Aksa vb birçok yerde provokasyonlarla, yerleşimci terörü ve Gazze’ye yönelik ablukayla savaş ve soykırım suçları işlemeye devam ediyor” dedi.

    “SAVAŞ VE İNSANLIK SUÇLARI İŞLENİYOR”

    İbrahim Kara, İsrail’in hastaneyi hedef alan saldırısını kınayarak, şunları kaydetti:

    “Ancak hatırlanmalıdır ki bu süreç bugün başlamamıştır. İsrail, 1940’ların sonundan itibaren Filistin halkının tarım arazilerine, evlerine, işyerlerine kanunsuzca el koyarak emeklerini gasp ederek ve buna karşı direniş gösteren Filistinlileri terörist ilan ederek her türlü katliamı meşrulaştırmaya çalışmaktan da geri durmuyor.
    Filistin topraklarını işgal eden, Filistin halkını katleden İsrail, her defasında emperyalist-kapitalist devletlerce mağdur olarak lanse edilmesinin yanı sıra para, silah ve her türlü manevi desteği alıyor.
    Önceki gün (17 Ekim’de) bir hastaneyi yerle bir eden İsrail’in, her türlü çatışma durumunda, savaşlarda dahi dokunulmayan hastaneye yapılan, uluslararası savaş kurallarını hiçe sayan saldırısını lanetliyoruz.
    Gazzelileri ilaç, gıda, su, elektrik, yakıt gibi temel ihtiyaçlardan mahrum bırakmak, acil insani yardımların Gazze’ye ulaşmasını engellemek; hastanelerin, konutların, ibadet yerlerinin, okulların, sivillerin canice bombalanması ağır bir savaş ve insanlık suçudur.”

    “İSRAİL YÖNETİMİ YARGILANMALIDIR”

    Açıklamada “Bizler bu ülkenin üreten elleri, Ortadoğu’da daha fazla kan akmaması, savaş politikalarının son bulması için ve yaşamı savunmak için Filistin halkının yanında olmaya, onlarla dayanışmaya devam edeceğiz” denildi.

    Açıklama şu ifadeler ile devam etti:

    “Bu saldırılarda görev yapan sağlık çalışanları, çocuklar, bebekler, anneler, hastalardan oluşan yüzlerce sivil, masum insan katledilmiştir. Bu katliamları gerçekleştiren İsrail yönetimi savaş ve soykırım suçlarıyla da yargılanmalıdır.
    Bölgeye insani yardım yerine savaş gemileri yollayanlar da İsrail yönetimi kadar suçludurlar ve katliamların ortaklarıdır. Amerikan emperyalizmi Filistin halkının ve tüm bölge halklarının ortak düşmanıdır, barışın ve huzurun baş düşmanıdır.
    Geçmişte başka gerekçelerle, bugün de şeriatçı Hamas’ın saldırılarını bahane ederek açılan bir savaş değil, yeni bir katliamla Filistin halkının yaşam hakkı elinden alınmakta ve topyekün işgal yapılmaktadır.

    Ülkemizin mimarları, mühendisleri, doktorları, dişhekimleri, kamu emekçileri, işçileri yani bu ülkenin emekçi halkı dün olduğu gibi bugün de katliamlara karşı barıştan, ölümlere karşı yaşamdan, kardeşlikten yana tavır almaktan çekinmeyecektir.
    Bizler Filistin’de yapılan katliama karşı çıkıp tüm dünyayı savaş sarmalına sokmaya hizmet eden politikalara karşı çıkıyoruz.”

    “İKTİDAR İKIYÜZLÜLÜĞÜ BIRAKMALI”

    Açıklamada söz alan KESK Eş Başkanı Şükran Kablan da şunları söyledi:

    “Keşke bugün buraya bu kadar insanlık dışı bir durun ile toplanmasaydık. Emperyalist güçlerin desteği ile İsrail insanlık suçu işlemektedir. Biran önce Uluslararası Savaş Mahkemesi’ni göreve çağırıyoruz. İktidarın savaş ile beslendiği ortadadır. Tezkere kararının meclisten bu tarihte geçmesi tesadüf değildir. İktidar ikiyüzlülüğü bırakmalıdır.”

    “İŞGALCİ TUTUMA KARŞI ÇIKACAĞIZ”

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise, insanlık suçları ile mücadele etmenin gerekliliğine vurgu yaparak,
    “Bu mücadelenin hepimizin mücadelesi olduğunu hatırlatıyorum. İsrail Başkanı ‘insansı hayvanlar’ diyerek Filistin halkını kastetti, bu bir soykırım itirafıdır. Bizim bütün işgalci tutuma, insanlığa karşı suçlara yüksek sesle karşı çıkmalıyız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları konsolosluk önünde protesto edildi-VİDEO

    İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları konsolosluk önünde protesto edildi-VİDEO

    PİRHA – İsrail’in Gazze’deki hastaneyi bombalamasının ardından çok sayıda kurum ve temsilcileri İstanbul’daki İsrail Konsolosluğu önünde bir araya gelerek İsrail’i protesto etti.

    DİSK, KESK, TMMOB ,TTB’nin “Gazze’de Katliam Var, İsrail’i Durdurun” diyerek yaptığı çağrıya İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri destek verdi. Levent’te bulunan plazalar önünde bir araya gelen yüzlerce kişi sloganlarla İsrail Konsolosluğu önüne yürüyüşe geçti. Kadınlar Birlikte Güçlü de yürüyüş kortejine dahil oldu. Konsolosluk önünde bir araya gelen kitle açıklama yaptı.

    “BEYAZ ÖNLÜĞÜMÜZ KANA BULANDI”

    İstanbul Tabip Odası adına Yönetim Kurulu Üyesi Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç konuşma yaptı. Oruç, “Dün gece Gazze’de bir hastanede bombalandı. Bu vahşeti yaşatanlara karşı bu alana İstanbul Tabip Odası olarak beyaz önlüklerimize katıldık. Dün yaşanan bu vahşi katliam sonrası bütün Filistin halkının yanındayız. Beyaz önlüklerimiz kana bulanmıştır” dedi.

    “İSRAİL’İ DURDURUN!”

    Oruç, ardından DİSK, KESK, TTB, TMMOB adına ortak açıklamayı okudu. Ortak açıklamada ise İsrail’in, Filistin ve bölgedeki diğer halkların yaşam hakkını hiçe saydığı ve katliamlarını sürdürdüğüne vurgu yapıldı. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “İsrail, tüm uluslararası sözleşmelere aykırı biçimde, savaşta dahi dokunulamayacak yerler olan hastaneyi bilerek ve isteyerek bombalayarak açıkça bu hukuku çiğnemiştir. Dolayısıyla İsrail uluslararası mahkemelerde en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Ne yazık ki Gazze’de insanlık dramı artarak devam etmektedir. Hastanelerdeki tıbbi ilaçlar ve malzemeler tükenmiş, temiz su ve gıdaya erişim her geçen gün zorlaşmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere dünya ülkeleri Filistin halkının boykot çağrısını desteklemeli, İsrail ile tüm ilişkileri kesmeli, Gazze’ye bir insani koridor açılması ve saldırıların son bulması için İsrail’e baskı uygulamalıdır. Filistin halkının yaşadığı katliamlar, yalnızca Filistin halkının meselesi değildir. Meselenin kaynağı emperyalist paylaşım ve çıkarlardır. Bunun adı Ortadoğu’da İsrail, başka coğrafyalarda ABD, NATO vb.dir. Aktörler değişse de mağdur olanlar ezilen halklardır, emekçilerdir. Bugünden tezi yok İsrail, Gazze’ye dönük tüm operasyonlarını sonlandırmalı, Gazze’ye bir insani koridor açılmasına müsaade etmeli, son giriştiği katliam da dâhil olmak üzere tüm katliamlarının hesabını vermelidir. Bizler, Filistin halkının dost örgütleri olarak her fırsatta Filistin halkıyla dayanışmamızı gösterecek, İsrail’i katliamlarını sonlandırıncaya kadar her fırsatta protesto etmeye devam edeceğiz.”

    “FİLİSTİN HALKININ ONURLU MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ”

    İstanbul Emek, Barış, Demokrasi Güçleri adına açıklamayı ise Deniz Demirdöğen okudu.
    Demirdöğen, “İsrail yürüttüğü işgali, katliamla ve soykırımla sürdürüyor. Günlerdir İsrail’i destekleyenler, başta ABD ve tüm emperyalist güçler işgalin, katliamın ve soykırımın suç ortağıdır” dedi.

    Demirdöğen, açıklamanın devamında şunları söyledi:
    “Türkiye ile İsrail arasındaki tüm askeri, ekonomik, diplomatik ilişkiler devam etmektedir. İsrail’in yürüttüğü işgali, katliamı ve soykırımı durdurmak için; Filistin halkının haklı direnişine sahip çıkmak için somut adımlar atılmalıdır. İsrail ile askeri, ekonomik, diplomatik tüm ilişkileri kesilmelidir! İkil anlaşmalar iptal edilmelidir! Amerikan üsleri derhal kapatılmalıdır! Bizler bu ülkenin emekçileri, ilericileri, devrimcileri, yurtseverleri olarak, Deniz’lerin, Mahir’lerin yürüyüşünün takipçisiyiz, Filistin halkının onurlu mücadelesinin yanındayız.”

    “FİLİSTİNLİLER DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE SİLİNMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu’nun yaptığı açıklamada ise Gazze’deki hastaneye yapılan katliama ilişkin şunlar söylendi:
    “12 gündür Gazze aralıksız bombalanıyor. İnsanların kafasına bomba yağmayan gün, saat yok. Beş dakikada bir Filistinlinin öldürüldüğü günler yaşıyoruz. Her gün sayı yükseliyor. 1000, 2000, 3000. Filistinliler dünyanın gözü önünde silinmeye çalışılıyor. İnsanlar İsrail ordusu tarafından tahliye yeri olarak belirtilen yerlerde yine insanları öldürdüler. Filistin’de savaşa hayır deyip Rojava’daki ölümlere göz yuman iki yüzlü anlayışı reddediyoruz. Gazze’ye bombardımanı durdurun hemen şimdi, Filistin’in işgalini durdur diyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 yurttaş İstanbul’da anıldı-VİDEO

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 yurttaş İstanbul’da anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim 2015’te Ankara Gar Meydanı’nda iki IŞİDlinin kendini patlatması sonucu yaşamını yitiren 104 yurttaş, İstabul Barış Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Kadıköy İskele Meydanı’nda anıldı.

    AKP’nin barış sürecini bitirme çabaları üstüne 10 Ekim 2015’te büyük bir toplumsal kesim hiçbir örgütleme çalışmasına ihtiyaç duymadan ‘Barış Mitingi’ için Ankara Gar Meydanı’nda buluşmuştu. Bugüne dek toplumda en çok karşılığını bulan barış talebi, iki İŞİD’linin mitinge sızıp kendi patlatmasıyla kana bulandı. 104 yurttaş yaşamını yitirirken yüzlerce yurttaş yaralandı. Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı tam da amaçladığı gibi toplumdaki birliktelik ve sokağa çıkma duygusunu yerle bir etti. 10 Ekim Gar Katliamı’nın 8. yıldönümünde yaşamını yitiren yurttaşlar unutulmadı. Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya gelenler yoldaşlarını, dostlarını andı.

    Anmaya Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Celal Fırat, Keziban Konukçu, TMMOB, KESK, DİSK, TTB ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katılım gösterdi.

    “KATLİAM ADIM ADIM GELMİŞ”

    Anma, yitirilen 104 can anısına durulan saygına duruşu ve isimlerinin anılmasıyla başladı. Ardından 10 Ekim Barış Derneği adına yapılan açıklamayı katliamda yaşamını yitiren Dicle Deli’nin babası Faik Deli okudu. Deli’nin okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:
    “8 yıldır adalet peșindeyiz. Barış istiyoruz. Bugün, pek çok șehirde 10 Ekim 2015 Gar Katliamı anması yapılıyor. Kaybettiklerimiz anılıyor. Adalet ve barış talebimiz tekrarlanıyor. 8 sene önce İŞİD’li 2 canlı bomba bütün kontrollerden geçerek, ellerini kollarını sallayarak başkentin göbeğine kadar gelip kendilerini patlattı. 104 canımız hayatını kaybetti. 500 den fazla kişi yaralandı. Yargılama sürecinde ortaya çıktı ki, Marquez’in Kanlı Pazartesi kitabında anlatıldığı gibi, devletin güvenlikle ilgili bütün kurumlarının bilgisi olduğu katliam adım adım gelmiş. Bir devlet düşünün ki, kendi insanına karşı yapılan katliama sessiz kalsın. Sessiz kalmayı bırakın katillere yol versin, sırtlarını sıvazlasın.

    “MADIMAK KATLİAMI SUÇLULARININ AFFEDİLMESİ BİZE BİR İHTARDIR”

    “Madımak Katliamı suçlularının türlü gerekçelerle affedilmeleri, davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi aynı zamanda bize de bir ihtardır. Soma’da madenci yakınına atılan tekme aynı zamanda bize de atılmıştır. İş cinayetlerine dönüşen iş kazaları sesimiz kısılsın diyedir. Bu toprakların bütün zenginliğini yağmaya açanlar, bir avuç şirkete, sermaye grubuna peşkeş çekenler, talan edenler, eko kırım yapanlar adalet arayışımıza, barış isteğimize kulak asmayanlardır. Bütün bunlar bize gösteriyor ki, 10 Ekim 2015 Gar Katliamı bitmedi devam ediyor. Yargılama süreciyle devam ediyor. Anıt Meydan için projelerimize izin vermemekle devam ediyor. Her yıldönümü anmasında bize çıkarılan zorluk ve engellerle devam ediyor. Bizi zulümle, baskıyla, hatta ölümle korkutmak, terbiye etmek isteyenler bilsinler ki, bizim yaşadığımız hayat, Soma’da katledilen madenci kardeşlerimizden kalan ömürdür. Madımak’ta yakılan Koray Kaya’dan kalan ömürdür. Şenyașar ailesinin katledilen fertlerinden kalan ömürdür. 33 Düș Yolcusundan kalan ömürdür. Katledilen kardeşlerimiz, anne, babalarımız, çocuklarımız, yoldaşlarımız bu ömürlerini bize borç olarak bıraktılar. Bu borç adalet mücadelemizle, barış mücadelemizle, eșitlik, kardeşlik mücadelemizle ödenebilecek bir borçtur. Bu borcu ödemekte kararlıyız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu meydan barış meydanı oluncaya kadar, bu meydana bu katliamı hatırlatacak anıt yapılana kadar buradayız. Burada olacağız”

    “ GÖZ RENGİMİZ NE OLURSA OLSUN GÖZYAŞIMIZ AYNI RENKTİ”

    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
    “Bundan 8 yıl önce, baskı ve sindirme politikaları üzerine kurulu saltanatlarını sürdürmek isteyen siyasi iktidar ve çevresi, Diyarbakır ve Suruç’un ardından 10 Ekim 2015’te Ankara’da DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından düzenlenen “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingini kana buladılar. 104 canımız, yoldaşımız, arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, çocuğumuz, her yaştan onlarca insan vahşice, hunharca, acımasızca katledildi. 8 yıl önce ülkemizin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına her köşesine acı düştü. Yıllarca unutamayacağımız bir acı. Göz rengimiz ne olursa olsun gözyaşlarımız aynı renkti ve ağıtlarımız hangi dilde yakılırsa yakılsın aynı acıyı anlattı. 10 Ekim’de yitirdiğimiz güvercinlerimizi anarken şunu bir kez daha hatırlatalım ki; barış içinde, kardeşçe, özgürce, insanca yaşanan bir ülke için mücadeleyi sürdürmek, 10 Ekim’de yitirdiğimiz barış güvercinlerimize borcumuzdur”

    Devrim FINDIK-Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • DİSK’li Emeklilerden İstanbul’da büyük miting!

    DİSK’li Emeklilerden İstanbul’da büyük miting!

    PİRHA – Açlık sınırının altında aylık alan ve Temmuz 2023’te zamdan faydalanamayan emekliler, Kartal’da miting düzenledi.

    Geçinmekte büyük zorluk yaşayan emekliler, seslerinin duyulması için İstanbul’da miting düzenledi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) çağrısıyla Kartal Meydanı’nda yapılan mitinge çeşitli emekli dernekleri de destek verdi.

    Mitingte ‘en düşük kök aylığı ile emekli ikramiyelerinin asgari ücret seviyesine çıkarılması’ ve ‘tüm emekli aylıklarının da en az asgari ücrete yapılan zam oranında artırılması’ gibi taleplerin yanı sıra, 8 Eylül 1999 sonrası işe başlayanlar için adil bir kademeli geçiş sistemine geçilmesi talep edildi.

    “HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, hükümetin emeklilere dönük yaklaşımını eleştirerek şunları söyledi:

    “Bugün burada mücadelemizi bütün Türkiye’de büyütmek için birbirimize söz vereceğiz. Hâlâ emekli aylığı bağlanmayan binlerce yaşa takılan arkadaşımız var. Devleti yöneten hükümet, değişiklikler yapabilir. Ancak 2000 sonrası çok sert geçiş yaptılar, mağduriyet yarattılar. 2008 yılında AKP’nin çıkardığı yasayla emekli bağlama aylığı sistematik olarak düşürüldü. Bu ülkeyi omuzlarında taşıyan emeklilerin aylığı asgari ücretin yarısına düştü. Bir de utanmadan, sıkılmadan en düşük emekli aylığını 1500, 2 bin 500 lira yaptılar. Şimdi de 7 bin 500 lira yaptık diyorlar. Bir ülke için emekliler yük değildir. Hükümetin utanması gerekiyor.

    Kök aylıklar 4 bin 500, 5 bin 500 lira olarak yerinde duruyor. Temmuz ayında emekliler kuruş zam almadı. TÜİK’in yalan enflasyon verilerinde bile gıda enflasyonu yüzde 400 arttı. Şimdi önümüzde 29 Ekim var. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında mücadelemizi hep beraber vereceğiz. Bütün emeklilere insanca yaşayacağı bir ücret verilmelidir. Kimseden sadaka istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Antalya’da ‘Deniz Gezmiş’ gözaltısı

    Antalya’da ‘Deniz Gezmiş’ gözaltısı

    PİRHA- Antalya’da aralarında sendika, parti ve dernek yöneticisi de olan 24 kişi “6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş’in mektubunu okumak” suçlamasıyla gözaltına alındı.

    Antalya’da sabah saatlerinde Eğitim-sen Antalya Şube Başkanı ve KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nurettin Sönmez’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Ayrıca Eğitim-Sen Yönetim Kurulu’ndan 4, Halkevleri, DİSK, Emekli Sen, EMEP, TİP ve Sol Parti’den 24 yönetici ve üyenin gözaltına alındığı belirtilirken, gözaltı nedeninin “6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş’in mektubunu okumak” olarak açıklandı.

    PİRHA/ANTALYA