Etiket: Diyarbakır

  • Fatoş Sarıkaya: Bu ödülü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adıyorum-VİDEO

    Fatoş Sarıkaya: Bu ödülü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adıyorum-VİDEO

    PİRHA- İlki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazeteciler Ödül Töreni’nde, kazananlara ödülleri verildi. Fotağraf Dalı Ödülüne layık görülen “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafıyla ajansımız muhabiri Fatoş Sarıkaya’ya ödülünü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adadı.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) tarafından ilki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri töreni Çand Amed Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Gurbetelli Ersöz’ün annesi Fatma Ersöz ve 23 Ağustos 2024’te katledilen Gülistan Tara’nın ailesi, siyasetçiler ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi anmaya katıldı. Katledilen kadın gazetecilerin fotoğraflarının sergilendiği törende, “Özgür basın kadın şehitlerini unutmayacağız” pankartı asıldı.

    Saygı duruşuyla başlayan törende, ilk olarak söz alan MKG Başkanı Roza Metina, yaşamını yitiren özgür basın çalışanlarını anarak, “Gurbetelli Ersöz en zor süreçte Özgür Basın’da yeni bir sayfa açtı. Özgür Gündem’de ilk kadın Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Kadın gazetecilere güç verdi. Hakikatin peşini bırakmadı. Bugün çok sayıda kadın gazeteci onun sayesinde alanlarda. Gurbetelli Ersöz, basın alanında hiçbir zaman boyun eğmedi. Çok zaman gözaltına, tutuklamalara maruz kaldı ama yine erkek diline karşı mücadele etti. O yüzden Gurbetelli Ersöz gibi kadınları kendimize örnek alıyoruz. Kadın gazeteciler bu süreçte de yine rollerini oynuyor, oynayacak. Kürt halkına dönük komployu her zaman teşhir edeceğiz. Komplo politikalarını her zaman boşa düşüreceğiz” dedi.

    Gurbetelli Ersöz’ün annesi Fatma Ersöz, Nesrin Teke’nin annesi Barış Annesi Nezahat Teke törende yaptıkları konuşmada, barışın olmasını istediklerini dile getirdi.

    “GURBETELLİ ERSÖZ’ÜN ARAMIZDA OLDUĞUNUN GÖSTERGESİDİR”

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise şunları ifade etti:

    “90’lı yıllar Kürt halkının varlığına, kimliğine, mücadelesine her türlü saldırının açıktan yapıldığı bir zaman dilimiydi. Dünyanın sağır olduğu bir dönemdi. O dönem özellikle Kürt basınında çok önemli bir karşı duruş, hakikat mücadelesi verildi. Özgür Gündem Gazetesi’nin adını duymayan kalmamıştır. Gurbetelli Ersöz Kürt kimliğiyle birlikte koşullar ne olursa olsun üzerine düşenin en iyisini yapabileceklerini bize gösterdi. Kürdistan ve Türkiye’nin ilk Genel Yayın Yönetmeni olarak hem basın tarihine hem de hafızamıza önemli bir imza atmış oldu. Gurbetelli’nin hiçbir zaman bitmeyen bir çağrısı var: Kadınlar mücadele etmeli, sorumluluk almalıdır, aldığı bu sorumluluğu yerine getirmelidir. Türkiye bu günlerde başka politik zemini yaşıyor, daha olumlu tartışmalar yürütülüyor. Bu tartışmanın öncülüğünü yapan yine Gurbetelli Ersöz’ün tanıştığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan. Gurbetelli kendine verilen ismin tamda zıttı olarak çalıştığı ülkeyi kimliği yaptı. Bütün Kürt halkını gerçeklerin savunucusu yaptı. Bugün yüzlerce kadın gazetecinin bu sorumluluğu alarak koşuyor olması, büyük bir cesaretle sorumluluklarını hayata geçiriyor olması, Gurbetelli Ersöz’ün aramızda olduğunun göstergesidir.”

    “HAKİKATİ ANLATABİLİRSEK, BARIŞI KAZANMAK MÜMKÜN OLACAK”

    Kürt siyasetçi ve Gurbetelli Ersöz’ün arkadaşı Gültan Kışanak da, yaptığı konuşmada 90’lı yıllarda yaşanan işkenceleri, katliamları ve gazetecilerin yaşadığı zorlukları anlatarak, “Barış toplum hakikati öğrendiği zaman gelir. Biz hakikati anlatabilirsek, yüreklere nakşedebilirsek, Kürdün acısını, yarasını, direnişini, kadınların mücadelesini ve umudunu yeterince anlatabilirsek, o zaman barışı kazanmak mümkün olacak. O yüzden Özgür Basının aynı zamanda barışı kazanma mücadelesi olduğuna inanıyorum”diye belirtti.

    “SURİYE’DE KATLEDİLEN ALEVİ KADINLARA VE KADIN GAZETECİLERE ATFEDİYORUM”

    Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Fotağraf Dalı Ödülüne layık görülen “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafıyla Pir Haber Ajansı’ndan (PİRHA) Fatoş Sarıkaya’ya verildi. Fatoş Sarıkaya, ödülünü Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Kesira Önel’in elinden aldı. Fatoş Sarıkaya, fotoğrafının anlam ve önemini anlatarak, “Bizler sadece tanık değiliz, aynı zamanda dayanışmayı büyüten özneleriz. Bu nedenle kadın gazetecilerin varlığı çok önemli” dedi. Fatoş Sarıkaya ödülünü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara ve kadın gazetecilere atfettiğini belirtti.

    Onur Ödülü ise Barış Annelerine verildi. Ödülü Barış Anneleri adına Mürvet Demir’e, gazeteci Münevver Karademir verdi. Barış Annesi Mürvet Demir, kadınların her alanda olduğunu belirterek, kendi yazdığı şiiri okudu.

    Tören, Eylül Nazlıer’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Bakırhan: Biz başarırsak eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten Kürtler ve Aleviler kazanır-VİDEO

    Bakırhan: Biz başarırsak eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten Kürtler ve Aleviler kazanır-VİDEO

    PİRHA-  “Aydınlar ve sanatçılar barışı konuşuyor” buluşmasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz başarırsak Türkiye kazanır. Eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten Kürtler ve Aleviler kazanır. Her gün katledilen kadınlar kazanır. Umutları çalınan gençler kazanır. Onun için bu süreç önemlidir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Dil Kültür ve Sanat Komisyonu’nun “Aydınlar ve sanatçılar barışı konuşuyor” şiarıyla “Barışa adanmış yürek Sırrı Süreyya Önder anısına” başlıklı panel düzenledi.

    İstanbul Fatih’te Ali Emiri Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sürece işaret ederek, “Sürece dair, olası mı değil mi, koşullar uygun mu, kim iyi niyetli kim değil, güvenelim mi güvenmeyelim mi gibi sorulara da hep birlikte yanıtlar aramaya çalışarak, süreci tartışıyoruz. Biz en çok bütün renklere, bu hareketin birikimine, geçmişine güveniyoruz. Bu toplantının Sırrı Süreyya anısına düzenlenmesi de çok değerlidir. Sırrı Süreyya barış ve demokrasi olsun diye büyük çabalar gösterdi. Sayın Sırrı Süreyya Önder şahsında bugüne kadar bu mücadelede yaşamını yitiren bütün arkadaşlarımızla tekrar bir kez daha bütün kalbi duygularımla saygıyla anlıyorum” dedi.

    ‘BARIŞI BAŞARIRSAK TÜM TÜRKİYE KAZANIR’

    “Biz başarırsak Türkiye kazanır. Eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten Kürtler ve Aleviler kazanır” diyen Bakırhan şöyle devam ett:

    “Ortadoğu’da haklara, inançlara baskı kurulması sorunun temel kaynaklarından birisidir. Çözümü de buradan kurmak gerekiyor. Dürzilerin mutlu olmadığı ve sürekli katliam tehdidiyle karşı karşıya kaldıkları bir Suriye, devlet olsa ne olur olmasa ne olur? Kürtlerin kendi kimlikleriyle yaşamadıkları bir Suriye’nin etrafı metrelerce duvarla kaplansa ne olur? Bu bölgedeki rejimler, bu meseleleri bir türlü idrak edemedi. Çatışmaya, savaşa ciddi bir yatırım var. Hegemonik güçler, silahlanma yaparken Türkiye de barışı konuşuyor. Bu çok kıymetlidir. Silah ve çatışmaların olmadığı bir zemini konuşmak kadar değerli ve kıymetli bir şey yok. Onurlu bir barışı sağlayamazsak egemenlerin ve tekçi kimlik devletlerinin egemenliğine maruz kalmış oluruz. Türkiye’de bir kesim süreci desteklemiyor. Bu sürecin ülkeyi böleceğini söylüyorlar. Barış nerede hangi ülkeyi bölmüş bilmiyorum, ama ırkçılık öyle bir beladır ki masaya oturmayı bile ülkeyi bölmek olarak gören bir anlayış. Yüzyıllık politikalar buna çok önemli bir zemin yarattı. Barışı savunma yerine barış karşısında konumlanmaya çalışıyorlar. Biz başarırsak Türkiye kazanır. Eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten Kürtler ve Aleviler kazanır. Her gün katledilen kadınlar kazanır. Umutları çalınan gençler kazanır. Onun için bu süreç önemlidir.”

     “DİYARBAKIR’IN ÖZGÜRLÜK, İSTANBUL’UN ADALET ARAYIŞI AYNI”

    Barışın anlamını savunarak inşasına katkı sunmanın tarihsel sorumluluk olduğuna vurgu yapan Bakırhan, “Trabzon’da ekmek, Kürt ilinden daha ucuz değildir. Diyarbakır’ın özgürlük talebiyle İstanbul’un adalet arayışı aynıdır. Bu ikisini birbirinden ayrıştıramayız. Diyarbakır’ın adalet talebiyle İstanbul’un özgürlük talebiyle birlikte yürümesi bu ülkeyi demokratikleştirir. Ayrıştırırsak da mevcut güçler bundan yararlanırlar. Ortak gelecek nasıl kurulur? Türk’ün güvenlik ve istikrar arayışıyla Kürt’ün hak ve tanıma talebini buluşturmakla alınacak. Biz tam da onu yapmaya çalışıyoruz. Barışın anlamını savunmak, inşasına katkı sunmak hepimizin aynı zamanda tarihsel sorumluluğudur. Yalanların ve kara propagandaların kol gezdiği ortamlarda gerçeği dile getirmek savaşı körü diyen sahte söylemleri boşa çıkarmak tam da bu salonun işidir. Aydınların, sanatçıların, yazarların işidir. Barış, Ağrı Dağı’nın eteğindeki Şakiro’nun klamıyla, İç Anadolu’daki Neşet Ertaş’ın türkülerinin birbirine misafir olmasıdır. İkisinin kardeşleşmesidir. Barışı kelimelerle, notalarla, renklerle sanatçı ve aydınlar inşa edebilir. Barışın inşası toplumun bütün dinamiklerinin aktif katıldığı, mücadele ettiği bir zeminde inşa edilebilir. Bunun için bizler de aydınlarımıza, yazarlarımıza, sanatçılarımıza, halklarımıza, emekçilere, ezilenlere güveniyoruz. Örgütlü yapımıza güveniyoruz” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kadınlar 10 kentte alana çıktı: Alevi kadınlara yönelik soykırıma karşı mücadeleye çağırıyoruz-VİDEO

    Kadınlar 10 kentte alana çıktı: Alevi kadınlara yönelik soykırıma karşı mücadeleye çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik gerçekleştirdiği saldrılara karşı 10 kentte alana çıktı. Kadınlar, yaptığı açıklamayla tüm kadınları Alevilere yönelik soykırım suçlarına yönelik suçlara karşı birlikte mücadele etmeye çağırarak, ” Emperyalistlerin ve siyonistlerin siyasi, askeri ve ticari çıkarları için körüklediği bölgesel savaşın, derinleşen sömürünün ve soykırımın karşısında hayatları için direnen Gazzeli, Rojavalı, İranlı, Suriyeli, Alevi, Dürzi, Ermeni, Süryani, Kürt tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz” dedi. 

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarına dair birçok kentte açıklama yaptı.

    İSTANBUL

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarına karşı İstanbul’un Teşvikiye semtinde bulunan Suriye Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada, “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor, susmuyoruz” pankartı açıldı. Kadınlar ayrıca, “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Kadın dayanışması sınırları aşıyor” yazılı dövizler taşıdı. Açıklama boyunca sık sık “Jin şer naxazın, aşitî dixwazin”, “Jin, jiyan, azadî”, “Biji tekoşîna jinê”, “Alevi, Dürzi, Kürt, Êzidî kadınlar yalnız değildir” sloganları atıldı.

    Bugün gerçekleşen eylemde basın açıklamasını kitle adına Gülyeter Aktepe okudu. “Suriye’de HTŞ ve yönlendirdiği cihatçı çetelerin sürdürdüğü Alevi soykırımına karşı kadınların yanındayız, bugün burada eylemdeyiz” denilen açıklamada “Tüm kadınları Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz.” denildi.

    ANKARA

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi çağrısıyla bir araya gelen çok sayıda kadın Ankara Yüksel Caddesi’nde yapılan açıklamayla Suriye’de Alevi kadınlara yönelik sistematik saldırıları kınadı.

    İnisiyatif adına açıklamayı okuyan Ece Yılmaz, Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleye çağırarak, “İçinde yaşadığımız, haklarımız, hayatlarımız için mücadele ettiğimiz bu ülkenin, kadınların bir mal gibi alınıp satılmasında, köleleştirilmesinde, Alevilere yönelik suçlardaki payına karşı çıkacağız. Çünkü bizim için barış, bu coğrafyada eşit ve özgür bir yaşam kurabilmek demek. Emperyalistlerin ve siyonistlerin siyasi, askeri ve ticari çıkarları için körüklediği bölgesel savaşın, derinleşen sömürünün ve soykırımın karşısında hayatları için direnen Gazzeli, Rojavalı, İranlı, Suriyeli, Alevi, Dürzi, Ermeni, Süryani, Kürt tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz” diye belirtti.

    Açıklama sloganlar ve alkışlar eşliğinde son buldu.

    MERSİN

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi çağrısıyla Suriye’deki Alevi kadınlara yönelik sistematik şiddeti protesto eden Mersin Kadın Platformu üyeleri, Pozcu GMK Bulvarında bir araya geldi. “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor, susmuyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Katil HTŞ Suriye’den defol” ve “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları attı.

    Platform adına basın metnini okuyan Zübeyde Akpınar, 12 bini aşkın Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını, toplu tecavüze ve cinsel işkenceye maruz bırakıldığını, köleleştirildiğini söyledi. Kadınları kaçıran çetelerin Türkiye’de şebekeleri olduğuna dikkat çeken Akpınar şunları dile getirdi:

    “27 Haziran 2025 tarihinde Reuters Haber Ajansı’nda yayınlanan haberde, kadın ticareti yapan ve fidye isteyen bu cihatçıların Türkiye’de de şebekelerinin olduğu açıkça belgelendi. Buna seyirci kalınmasından güç bulan çeteler, bugün aynısını Dürzi kadınlara ve çocuklara yapmaya başlıyor. Kaçırılan Alevi kadınların yakınları, fidyelerin İzmir’de ve Mardin’de bulunan kişilere ve şirketlere ait banka hesaplarına gönderildiğini ve Türkiye’de kayıtlı telefon numaralarından kadınlar için bin 500 ila 100 bin dolar aralığında para istendiğini aktarıyor. Bu konuda bir suç duyurusu yapıldığını biliyoruz. Biz de buradan soruyoruz: Bu hesaplar, telefon numaraları kimlere ait? Bu ülkeyi yöneten AKP ve MHP, “devlet başkanı” statüsüyle, kırmızı halılarda karşıladıkları cihatçıların sürdürdükleri Alevi soykırımı hakkında bir şey yapacak mı? Yoksa bu suça ortak olmaya devam mı edecek? Kadınların ganimet gibi alınıp satılmasına onay mı verecek, fidye isteyenleri mi kollayacak?”

    Yaşananları normalleştirmeyeceklerini belirten Zübeyde Akpınar, tüm kadınlara Alevilere yönelik soykırıma, kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltme çağrısı yaptı.

    İZMİR

    İzmir’de Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Alevi kadınlar üzerinde yapılan soykırıma karşı bir araya geldi.

    Alsancak’ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşen eyleme çok sayıda kadın katıldı.

    ‘HTŞ’ye destek soykırımı besliyor’, Soykırımcı Colani hesap verecek’, ‘Alevi kadınlar yalnız değildir’, ‘Jin Jiyan azadi’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’, ‘Barış için ısrar ediyoruz’ sloganlarının atıldığı eylemde ortak basın metnini Aysel Önen okudu.

    Açıklamada, kadınların bölgedeki soykırımlara ve özellikle kadınlara yönelik suçlara karşı sessiz kalmamaya ve dayanışmayı büyütme çağrısı yapıldı. Açıklamada, barışın, eşit ve özgür bir yaşam kurma mücadelesiyle mümkün olacağı vurgulandı.

    VAN

    Van merkez İpekyolu ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor” yazılı pankart açıldı. Açıklamaya yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Van İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ile çok sayıda sivil toplum örgütü üye ve temsilcisi kadın katıldı.

    İnisiyatif adına açıklamayı okuyan Van Star Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Meryema Aslan, her savaşta kadınların bedeninin bir savaş alanına döndüğünü ifade edere, “Kadınların bedensel bütünlüğünü ihlal etmek, sistematik cinsel şiddet, bir tür ele geçirme, aşağılama, işgal ve tahakküm aracı, yer yer de soykırımın önemli bir boyutu haline geliyor. Bugün Suriye’de bir süredir Alevilere ve şimdi Dürzilere yapılanlara, tam da bu nedenle, dünyanın ve bu coğrafyanın her yanında kadınlar olarak sessiz kalmamak zorundayız” diye belirtti.

    HATAY

    Hatay’ın Defne ilçesinde Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, aynı kapsamda “Suriye’de Alevi kadınların yanındayız, soykırım ve patriyarkaya karşı isyandayız” sloganıyla Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesi önünde bir açıklama yaptı. Açıklamaya çok sayıda kadın katıldı; basın metnini ise Hülya Kavuk okudu.

    Hülya Kavuk, Suriye’de HTŞ ve yönlendirdiği “cihatçı çetelerin” sürdürdüğü Alevi soykırımına karşı kadınların yanında oldukları için bugün burada eylemde olduklarını ifade etti. Kadınların yıllardır; “Kadınların bedeni savaş meydanı değildir” dediğini ancak her savaşta ve her iktidar kavgasında kadınların bedeni bir savaş alanına döndüğünü vurguladı.

    DİYARBAKIR 

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nin çağrısıyla bir araya gelen Dicle Amed Kadın Platformu (DAKP), Yenişehir ilçesinde bulunan AZC Plaza önünde açıklama yaparak HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarını protesto etti. Açıklamada “Suriye’de HTŞ Alevi kadınlara soykırıma maruz bırakıyor susmuyoruz” pankartı açılarak “Jin jiyan azadî” sloganı atıldı.

    Açıklamayı okuyan DAKP üyesi Çağla Sanay, kadınların savaşlardan gördüğü zararlara dikkat çekerek kadın bedeninin de savaş alanına döndürüldüğünü söyledi. Çağla Sanay, “Bu Gazze’de, İsrail’in hapishanelerinde, Filistinli kadınlara yönelik cinsel şiddet olarak tezahür ediyor örneğin. Türkiye’de bir Kürt kadın olan Garibe Gezer’in cinsel saldırı sonrası cezaevinde ölüme sürüklenmesi de böyle bir pratik. Bugün Suriye’de bir süredir Alevilere ve şimdi Dürzilere yapılanlara, tam da bu nedenle, dünyanın ve bu coğrafyanın her yanında kadınlar olarak sessiz kalmamak zorundayız” diye konuştu.

    URFA

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve Urfa Kadın Platformu üyesi kadınlar, Suriye’de Alevi kadınların kaçırılmasına ilişkin Novada Park önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor susmuyoruz” yazılı pankartın açıldığı açıklamada inisiyatif adına konuşan Mizgin Kurtoğlu, kadınların bedenlerinin savaşlarda hedef olduğunu belirtti. Suriye’deki Alevi kadınlara dönük katliamların korkunç boyutlara ulaştığını ifade eden Mizgin Kurtoğlu, “Türkiye’nin de dahilliğiyle bu suç ilk kez işlenmiyor. Bundan 11 yıl önce Êzidî kadınlara yönelik soykırım başladığında 6 binden fazla kadın ve kız çocuğu kaçırılmış, köle pazarlarında satılmıştı. Yine Türkiye’deki şebekeler söz konusuydu. Satılan kadınlar çocuklar Ankara’ya Antep’e getirilmişti” diye hatırlattı.

    “Bizim için barış bu coğrafyada eşit ve özgür bir yaşam demek” diyen Mizgin Kurtoğlu, tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceklerini söyledi.

    Açıklama “Alevi kadınlar yalnız değildir” sloganlarıyla son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı- VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler için anma programı düzenledi. Anmada 2 Temmuz’da Sivas’ta yapılacak yürüyüşe çağrıda bulunularak, “2 Temmuz’da Sivas’tayız. Er ya da geç, katliamların hesabı sorulacak” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde katledilen 33 can için anma etkinliği düzenlendi. Anma, Dede Kargın ocağından Musa Kargın dedenin gülbengiyle başladı.

    “YAKANLARI DA AKLAYANLARI DA AFFETMEYECEĞİZ”

    Anmada konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan, Sivas Katliamı’nı “insanlık tarihinin en kara ve utanç verici günlerinden biri” olarak niteledi ve 33 kişinin göz göre göre, planlı bir şekilde yakılarak katledildiğini vurguladı. Katillerin korunup kollandığını, yargı sürecinin ise cezasızlıkla sonuçlandığını belirten Artan, “Yakanları da aklayanları da, katilleri serbest bırakanları da affetmeyeceğiz” dedi.

    2 TEMMUZ’A ÇAĞRI

    Artan, 2 Temmuz’da Sivas’ta yapılacak olan anma ve protesto etkinliklerine çağrıda bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

    “32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş hala kalbimizde yanıyor. Ama o küllerden umut, birlik ve direniş yeşeriyor. Mücadelemiz sadece geçmişin hesabı değil, geleceğin özgür ve eşit dünyasının inşasıdır. 2 Temmuz’da Sivas’tayız! Ankara’da ve her yerde alanlardayız! 33 canımızı unutturmayacağız. Faşizme, gericiliğe, tekçiliğe karşı; eşit yurttaşlık, laiklik, özgürlük ve demokrasi için alanlardayız. Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını büyüterek sürdüreceğiz. Er ya da geç, katliamların hesabı sorulacak!”

    Ardından konuşma yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, başta Sivas olmak üzere tüm katliamlarla yüzleşilmeden barışın gelmeyeceğinin altını çizdi.

    Konuşmaların ardından yaşamını yitiren canların adları okundu. Zakir İbrahim Erkul ve cemevi bağlama eğitmeni Özgür Karabulut’un deyişleri eşliğinde yaşamını yitirenler anısına semah dönüldü.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Kürt yurttaşlara ‘Türkçe öğrensinler’ diyen Pegasus personeli Meclisin de gündeminde!

    Kürt yurttaşlara ‘Türkçe öğrensinler’ diyen Pegasus personeli Meclisin de gündeminde!

    PİRHA – Pegasus Hava Yolları personelinin, Türkçe bilmeyen Kürt yurttaşlara dönük ayrımcılık yapması Mecliste de gündem oldu. Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na “Kürtçenin anadil olduğu bölgelerdeki uçuşlarda Kürtçe bilen personel veya tercüman bulundurulması yönünde bir çalışmanız olacak mı?” diye sordu.

    Pegasus Hava Yolları personelinin 10 Haziran 2025’teki İstanbul- Diyarbakır seferi öncesinde yolculara yönelik ayrımcılık yaptığı iddiası Meclis gündemine de girdi.

    Basına yansıyan bilgilere göre, uçuş öncesi yer hizmetlerinde görevli bir personelin, Türkçe bilmeyen Kürt yurttaşları defalarca otobüsten indirip bindirdiği, valiz gerekçesiyle azarlayıp “Burası Türkiye, Türkçe konuşmak zorundalar. Türkçe öğrensinler” dediği paylaşılmıştı.

    HAVAYOLU ULAŞIMINDA KÜRTÇE AYRIMCILIĞI!

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, yaşananları “Kürt halkına yönelen dil inkârının ve sistematik ayrımcılığın çarpıcı bir örneği” olarak yorumladı. Eren, yaşanan olaya dair “Kürt yurttaşların hem anadil hakkının hem de kamusal hizmetlerden eşit ve onurlu biçimde yararlanma hakkının ihlali” olduğunu söyledi. Kürtçenin, milyonlarca insanın anadili olduğunu belirten Milletvekili Serhat Eren, Meclise sunduğu önergede şu ifadelere yer verdi:

    “Kürt yurttaşların da vergileriyle ayakta duran bu ülkede, kamuya açık hiçbir alanda dil dayatması yapılamaz. Hizmet sunan personelin insan hakları, çok dillilik ve ayrımcılıkla mücadele konusunda eğitilmesi zorunludur. Kürt coğrafyasına yapılan uçuşlarda Kürtçe bilen personel ya da tercüman bulundurmak bir lütuf değil, hizmet etiğinin ve kamu sorumluluğunun gereğidir.

    Kamusal hizmetlerde dilsel çoğulculuk, yalnızca teknik bir gereklilik değil; halkların eşitliği, toplumsal barış ve birlikte yaşamın temel koşuludur. Havayolu ulaşımı gibi herkesin eşit faydalanması gereken bir alanda, anadili nedeniyle yurttaşlara yönelen bu tür dışlayıcı ve aşağılayıcı uygulamalar kabul edilemez. Olayın kamuoyunda yarattığı tepki ve tanık anlatımları doğrultusunda, Pegasus’un bu tutumuna karşı idari ve yapısal düzeyde herhangi bir önlem alınıp alınmadığı, personelin dil ve ayrımcılık eğitimi konusunda şirketlerin yükümlülükleri ve Bakanlığın bu konudaki denetim mekanizmaları kamuoyu nezdinde sorgulanmaktadır.”

    “KÜRTÇE BİLEN PERSONEL YÖNÜNDE BİR ÇALIŞMANIZ OLACAK MI?”

    DEM Partili Serhat Eren, konuyla ilgili hazırladığı soru önergesinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu tarafından yanıtlanmasını istedi. Milletvekili Serhat Eren, şu soruları yöneltti:

    “Pegasus Hava Yolları’nın 10 Haziran 2025 tarihli İstanbul-Diyarbakır seferinde yaşandığı belirtilen dil temelli ayrımcı uygulamaya ilişkin Bakanlığınızca bir denetim ya da soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa sonuçları nelerdir? Başlatılmamış ise gerekçesi nedir?

    Türkçe bilmeyen Kürt yurttaşlara ‘Türkçe bilmek zorundasınız’, ‘Türkçe öğrensinler’ gibi ifadeler kullanan yer hizmetleri personeli hakkında herhangi bir idari ya da disiplin işlemi uygulanmış mıdır?

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın, özel havayolu şirketlerinin etnik köken, dil veya inanç temelli ayrımcı uygulamalarda bulunmasını engellemeye dönük herhangi bir denetim, düzenleme ya da yaptırım mekanizması bulunmakta mıdır?

    Bakanlığınız, başta Kürtçe olmak üzere, yurttaşların yoğun olarak konuştuğu dillerin dikkate alındığı bir hizmet standardı oluşturmak üzere herhangi bir çalışma yürütmekte midir?

    Kürtçenin anadil olduğu bölgelerdeki uçuşlarda Kürtçe bilen personel veya tercüman bulundurulması yönünde bir çalışmanız olacak mı?

    Bakanlığınız önümüzdeki dönemde, çokdilli kamusal hizmet sunumunu güvence altına almak ve dil temelli ayrımcılığı engellemek adına hangi düzenlemeleri hayata geçirmeyi planlamaktadır?

    Havayolu ve havalimanı çalışanlarının, yolcuların dil, kimlik veya yaş gibi nedenlerle ayrımcılığa uğramamaları için insan hakları, çokdillilik ve kamu hizmeti etiği konularında eğitilmesine dair bir zorunluluk ya da standart mevcut mudur?”

    PİRHA/ANKARA

  • Amed Dersimliler Derneği ‘Birlik ve Dayanışma Pikniği’ düzenledi

    Amed Dersimliler Derneği ‘Birlik ve Dayanışma Pikniği’ düzenledi

    PİRHA- Diyarbakır’da yaşayan Dersimliler, bir araya gelerek ‘Birlik ve Dayanışma Pikniği’ düzenledi.

    Diyarbakır’da yaşayan Dersimliler, Amed Dersimliler Derneği’ni kurma hazırlıklarını duyurdukları ‘Birlik ve Dayanışma Pikniği’ düzenledi. Dernek, Diyarbakır’da yaşayan Dersimliler arasında kültürel bağları güçlendirmeyi, dayanışmayı artırmayı ve Dersim kültürünü yaşatmayı hedefliyor.

    Piknikte yapılan konuşmalarda, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Etkinlik, müzik ve çeşitli ikramlarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demokratik Birlik İnisiyatifi, kuruluşunu ilan etti!

    Demokratik Birlik İnisiyatifi, kuruluşunu ilan etti!

    PİRHA- Demokratik Birlik İnisiyatifi, deklarasyonunu açıklayarak, “Kürt sorununun çözümüne yönelik devam eden tartışma, görüşme ve değerlendirmelerin başarıya ulaşmasının yegâne yolu; güçlü bir örgütlenme, birlik ve dayanışma iradesinin toplumsallaştırılmasından geçmektedir. Kürt sorununun adil, eşitlikçi ve demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesine sivil toplum cephesinden katkı sunmak için yola çıktık” dedi.

    Diyarbakır’da bir araya gelen siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, inanç ve demokratik kurum temsilcileri ile seçilmişler bir araya gelerek Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin kuruluşunu ilan etti.

    Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin Eşsözcüleri ise, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç oldu.

    Diyarbakır’da DEM Parti ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) öncülüğünde dün bir araya gelen 301 kuruluş, PKK’nın yaptığı kongrenin ardından açıklayacağı karar öncesi toplandı. Toplantıda ilan edilen “Demokratik Birlik İnisiyatifi” bugün aldığı kararları kamuoyuna duyurdu.

    Bildiride şunlara yer verildi:

    “Bizler; Kürdistani siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, halkımızın değerli kanaat önderleri–şahsiyetleri, Kürdistan coğrafyasında yaşayan tüm halklar ve inançların temsilcileriyle DEMOKRATİK BİRLİK İNİSİYATİFİNİ kurduğumuzu tüm ulusal ve uluslararası kamuoyuyla paylaşmaktayız.

    Saygıdeğer Halklarımız, Değerli Basın Emekçileri, Türkiye ve Ortadoğu, hem kaotik hem de tarihsel olarak kritik bir süreçten geçmektedir. Yaşanan olağanüstü gelişmeler; büyük toplumsal altüst oluşlara yol açmakta ve aynı zamanda halklar lehine tarihsel fırsatlar yaratmaktadır.

    Suriye’de faşist Baas rejiminin çözülmesi gibi gelişmeler, Ortadoğu’da yeni bir dönemin başladığını göstermektedir. Genel olarak tüm Suriye halkaları ve inanç toplulukları, özel olarak ta Kürt halkı açısından bu yeni durum, önemli tehdit ve tehlikeleri içinde barındırmakla birlikte; tüm halkların ve inanç topluluklarının güçlü birlikteliklerinin sağlanması ve uluslararası toplumun desteği ile Demokratik Suriye’nin inşası  için güçlü bir zemin oluşmuştur.

    Bu bağlamda, Rojava’da tüm Kürt örgütlerinin sabır, cesaret ve kararlılıkla gerçekleştirdiği Birlik ve Ortak Tutum Konferansını tarihsel bir adım ve büyük bir başarı olarak değerlendirmekteyiz. Ulusal birliğin önünü açan bu konferansa emek veren dört parça Kürdistan’daki tüm örgütleri, liderleri ve kurumları kutluyor; katkı sunan herkese en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Rojava’da, Kuzey ve Doğu Suriye’de gerçekleşen bu konferansın; Bakur, Başûr ve Rojhilat’taki ulusal birlik çalışmalarının gelişmesine de öncülük edeceğine olan inancımızı ve bağlılığımızı güçlü bir kararlılıkla ifade ediyoruz.

    Değerli Halklarımız, bu vesileyle faşist Esad diktatörlüğünün kalıntıları üzerinden yeni bir diktatörlük rejimi oluşturma riskini içinde barındıran; Suriye’nin çoğulcu etnik inançsal ve kültürel dokusunu inkar ederek gerçekleştirilen, Alevi ve Durzilere yönelik katliamları şiddetle kınıyoruz.

    Geçmişi yüzyıllara dayanan, sömürgeci ve erkek egemen sistemlerden beslenen ayrıştırıcı politikalar; halkları, inançları, etnik ve toplumsal yapıları derinlemesine sarsmış; toplumsal dokumuzu hedef alarak halklarımızı parçalamış ve birbirine düşmanlaştırmıştır. Halklarımızın yüzyıllık mücadelesi, bu parçalanmışlığı aşmayı ve demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir toplum yaratmayı hedefleyen bir direnişin tarihidir.

    Kürdistan coğrafyası; çok kimlikli, çok inançlı, çok kültürlü yapısıyla zengin bir toplumsal mozaiği temsil etmektedir. Bu tarihsel zenginliği ve mirası korumak, bir arada yaşama kültürüyle harmanlayarak demokratik toplumla bütünleştirmek; tüm kuşakların ortak görevi ve sorumluluğudur.

    DEMOKRATİK BİRLİK İNİSİYATİFİ; bu gerçekliğin bilinciyle, Kürdistan’daki tüm halkların, inançların ve kültürlerin birliğini ve demokratik yaşamın inşasını hedefleyen bir sivil toplum platformu olarak şekillenmiştir. Kürt sorununun adil, eşitlikçi ve demokratik çözümünü; aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesini önceleyen bu inisiyatif, sivil toplum cephesinden bu mücadeleye katkı sunmak amacıyla yola çıkmıştır.

    Bir yılı aşkın süredir yürütülen çalışmalar ve bölgesel gelişmeler; Sayın Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler ve kamuoyuna yapılan açıklamalar, çözüm beklentilerini ciddi biçimde artırmıştır. Bu beklentilerin gerçekleşmesinin temel güvencesi, demokratik toplumun örgütlü bir biçimde inşa edilmesidir. Zamanın ruhu ve siyasal sorumluluğu, yurtsever, demokrat, emekçi, çiftçi, genç, kadın ve toplumun tüm kesimlerine bu tarihi görevi yüklemektedir.

    Sayın Abdullah Öcalan’ın  Kürt meselesinin çözümü için sunduğu barış ve demokratik toplum çağrısının  tarihsel önemini çok net görmekteyiz. Bu çağrıyı ve süreci destekliyor, demokratik, örgütlü bir toplumun inşası için mücadele edeceğimizi beyan ediyoruz.

    Kürt sorununun çözümüne yönelik devam eden tartışma, görüşme ve değerlendirmelerin başarıya ulaşmasının yegâne yolu; güçlü bir örgütlenme, birlik ve dayanışma iradesinin toplumsallaştırılmasından geçmektedir.

    DEMOKRATİK BİRLİK İNİSİYATİFİ, bu iradenin somutlaşmış ifadesi olarak ortaya çıkmıştır.

    Gerçek anlamda adil, eşitlikçi ve kalıcı bir çözüm; ancak toplumun tüm kılcal damarlarına kadar örgütlenmiş, bilinçlenmiş ve kolektif bir anlayışla hareket eden yapılarla mümkündür. “Demokratik toplum eşittir örgütlenme” diyalektiğini içselleştirmiş olarak ,bu toplumsal yasaya yürekten bağlı olduğumuzu beyan ediyoruz.

    Yola çıkarken temel referansımız; halkımızın tarihsel mücadele birikimi, pratik deneyimi ve bu süreçlerden çıkardığı bilimsel sonuçlar olmuştur. Bu referans, halklarımızın tüm kurumları ve dinamiklerinin örgütsel birliğini sağlama yolunda en güçlü dayanağımız olmaya devam edecektir.

    Saygıdeğer Halklarımız,

    DEMOKRATİK BİRLİK İNİSİYATİFİ; inkâr edilen, sömürülen ve haksızlığa uğrayan tüm toplumsal kesimlerin hak ve taleplerinin savunuculuğunu üstlenir. Her türlü baskı, asimilasyon ve antidemokratik uygulamalara karşı net bir duruş sergileyerek, demokratik ve özgür bir yaşamın inşası için mücadele etmeyi hedefler.

    Anadilinde kültür ve inançların özgürce gelişebilmesi için her türlü engelin kaldırılması yönünde mücadele eder. Anadilinde eğitim ve öğretim hakkı başta olmak üzere; tüm dil ve kültürlerin yaşamın her alanında var olabilmesini savunur. Kültürel ve sanat çalışmalarının anadilinde özgürce yapılmasını savunur.

    Ekonomik sömürüye karşı çıkar; tüm emekçilerin ve toplumsal kesimlerin adil yaşam standartlarına ulaşması için emek örgütleriyle eşgüdüm içerisinde faaliyet yürütür.

    Doğaya yönelik tahribat ve ekolojik yıkımla mücadele eder; doğayı ve ekolojik yaşamı savunur.

    Gençlik ve kadınlara yönelik yozlaştırma politikalarını toplumsal varlığımız için ciddi bir tehdit olarak görür; bu tehditlere karşı kadınların ve gençlerin öncülüğünde, tüm toplumsal kesimlerle birlikte kolektif mücadele yürütür.

    Kadın-erkek eşitliğini temel ilke olarak kabul eder; cinsiyet temelli ayrımcılık ve şiddete karşı mücadeleyi öncelikli bir sorumluluk olarak görür.

    Engellilerin yaşadığı sorunları önemli bir toplumsal mesele olarak kabul eder; çözüm için engelli örgütleriyle ortak çalışmalar yürütür.

    Kürt meselesini; bir özgürlük, demokrasi ve statü sorunu olarak değerlendirir ve çözümünün, yasal ve anayasal düzenlemeler ile yerel demokrasinin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını savunur.

    Ortadoğu’daki güncel gelişmeler ışığında, Kürt halkının ortak hareket kapasitesini güçlendirmeyi amaçlar.

    Evrensel insan hakları belgeleri çerçevesinde; bireysel ve kolektif hakların savunusunu esas alır, özgürlük ve eşitlik mücadelesini sürdürülebilir bir zemine oturtmak için çalışmalarını kararlılıkla sürdürür.

    Değerli Halklarımız, eşitliğin, adaletin, kardeşlik hukukunun, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün, barışın yasal ve anayasal güvenceler altına alındığı demokratik ve özgür bir ülke bilinci, özlemi, inancı ve kararlılığıyla oluşturduğumuz Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin; tüm Kürdistan halklarının, kültürlerinin ve inanç topluluklarının beklentilerinin, özlemlerinin ve taleplerinin bir sonucu olarak hayata geçtiğini özellikle ifade etmek isteriz.

    Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin kuruluş gerekçeleri, amaçları ve hedefleri; halkımızın talep ve beklentileriyle örtüşmekte, bu taleplerin örgütsel ve kurumsal bir ifadeye kavuşmuş halini yansıtmaktadır. Bu nedenle, Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin başarısı; belirlenen hedefler doğrultusunda güçlü bir mücadele ve çalışma ağı oluşturulmasına ve tüm toplumsal kesimlerimizin bu inisiyatifi sahiplenerek, katkı ve desteklerini en üst düzeyde sunmalarına bağlıdır.

    Demokratik Birlik İnisiyatifi içerisinde yer almayan diğer Kürdistani partilerle birliktelik amaçlı iletişimimiz devam edecektir.  Bu bağlamda tüm toplumsal kesimlerimizin, kurumlarımızın, kanaat önderlerimizin, inanç ve kültür topluluklarımızın Demokratik Birlik İnisiyatifi’ne destek vereceğine olan yüksek inancımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ paneli düzenlendi-VİDEO

    Diyarbakır’da ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ paneli düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ konulu panel düzenlendi. Suriye’deki katliamı durdurmak için herkesin üzerine düşen görevler olduğunu söyleyen DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Bugün halen Suriye’de Alevilere yönelik katliam girişimleri devam ediyorsa demek ki yeterince mücadele etmemişiz” dedi.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak gazeteci Musa Özuğurlu, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve insan hakları savunucusu Cemal Coşkun katıldı.

    “ALEVİLER İNANÇLARI NEDENİYLE YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Panelden önce açılış konuşması yapan PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Aleviler sadece Türkiye’de değil Suriye’de de inançları nedeniyle yok edilmeye çalışılıyor. Bizim yolumuz adaletin, barışın, laikliğin ve halkların eşitliğinin yoludur” diye belirtti.

    “ALEVİLER, ÖZ DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Egemenlerin Alevileri öz değerlerinden uzaklaştırmaya çalıştıklarını ifade eden insan hakları savunucusu Cemal Coşkun, “Aleviler cemevlerini ibadethane olarak kabul ediyor ama devlet tarafından cami, kilise, sinagog gibi inanç yeri olarak kabul edilmiyor. Alevileri öz değerlerinden uzaklaştırmak soykırım olduğunu görüp değerlendirmek gerekiyor” dedi.

    “SURİYE’DE YAPILAN KATLİAMI MEŞRULAŞTIRMA ÇABASI VAR”

    Alevilere yönelik yapılan anti-propagandanın Suriye’de yapılan katliamı meşrulaştırma çabasının bir sonucu olduğunu vurgulayan gazeteci Musa Özuğurlu, “Son dönemde Alevilere yönelik katliam gerçekleşti ve halen de bu bireysel infazlarla ya da farklı bir takım yöntemlerle devam ediyor. Şu anda Aleviler Esad’ın devrilmesinden hemen sonra bir cehennem hayatı yaşıyorlar. Çünkü Alevilerin herhangi bir şekilde bir kalkışma içerisinde olması istenmiyor. Kurumsal olarak Alevilerin dünyada bir kimliği yok ve bu kimliğin kazanılması gerekiyor. Suriye’deki yaşanan katliam geçmişte Maraş’ta, Çorum’da, Dersim’de yaşananlar gibi tekrar etmesin” diye ifade etti.

    “SURİYE’DE KATLİAM DEVAM EDİYORSA YETERİNCE MÜCADELE ETMEMİŞİZ DEMEKTİR”

    Suriye’deki katliamı durdurmak için herkesin üzerine düşen görevler olduğunu söyleyen DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Bizim üzerimize düşenler Suriye’de yaşananları sadece Türkiye’de değil aynı zamanda dünyaya daha fazla duyurmaktır. Katliamlar yaşandıktan sonra birçok yerde mitingler gerçekleştirildi. Ama bugün halen Suriye’de Alevilere yönelik katliam girişimleri devam ediyorsa demek ki yeterince mücadele etmemişiz. Bu ülkede yaşayan bütün Aleviler iktidarın Suriye’deki katliama sessiz kalmasına karşı ortak ses çıkarmalı, birlikte mücadele etmeli” diye konuştu.

    “İKTİDAR, SURİYE’DEKİ KATLİAMA ETKİLİ BİR TUTUM ALMADI”

    İktidarın Suriye’de yaşanan katliama karşı etkili bir tutum almadığını dile getiren CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bana göre devletin din meselelerini örgütleyen alandan çekilmesi lazım ve kolektif bir özgürlük olarak inanç özgürlüğünü kolaylaştıracak, engellemeyecek bir ortam yaratması lazım. Ülkedeki hakim inanç kimliği olan Sünni inancı mensup olanlar Alevi nüfusunu Anadolu’dan arındırmak için ellerinden gelen her şeyi yapmıştır. Ülkemizde yapılan Maraş, Sivas ve Çorum katliamlarıyla birlikte Alevi nüfusu ilk önce büyükşehirlere daha sonra da Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Ancak kırsal alanları Alevi nüfusundan ayırma projesi halen devam ediyor.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Kemal Kurkut katledildiği yerde karanfillerle anıldı-VİDEO

    Kemal Kurkut katledildiği yerde karanfillerle anıldı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından vurularak katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut, vurulduğu yerde anıldı. Kurkut’un katledildiği yere karanfiller bırakıldı. 

    Diyarbakır’da 2017 yılındaki Newroz kutlaması sırasında polis tarafından canlı bomba olduğu iddiasıyla katledilen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut, vurulduğu Evrim Alataş Caddesi’nde karanfillerle anıldı.

    Anmaya, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP)  Eş Genel Başkanları Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları ve Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Avrupa ve Federe Kürdistan Bölgesinden gelen heyetler katıldı.

    “2025 NEWROZUNU KURKUT’A HEDİYE EDİYORUZ”

    Anmada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keksin Bayındır, bu Newroz’un barış ve özgürlük Newroz’u olduğunu belirterek, “Bugün, 2017 yılında, halkın yanında, Kürt bir genç Newroz günü katledildi. 2025’te diyoruz ki hiçbir zaman Kürt gençleri katledilmesin. Bugün her yerde Newroz’u nasıl barış için kutluyorsak, artık barış ve özgürlük Newroz’u olsun. Kemal Kurkut burada katledildi. Kürtlerin üzerinde zulüm var. Bugün milyonlarla Amed Newrozunu kutlayacağız. Bugün burada, Kemal Kurkut’u saygı ile anıyoruz. 2025 Newrozunu Kemal Kurkut’a hediye ediyoruz. Demokratik çözüm ve barışı onlara armağan ediyoruz. Halkımızın, Kemal Kurkut’un, herkesin Newrozu kutlu olsun” dedi.

    Ardından Kurkut’un katledildiği yere karanfil bırakıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER

    >Kemal Kurkut’un ağabeyi Ercan Kurkut: Barışın en temel taşı adalettir, adaletin gelmesi gerekiyor!- VİDEO

  • Alevileri yönelik katliam Diyarbakır’da protesto edildi-VİDEO

    Alevileri yönelik katliam Diyarbakır’da protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Suriye’nin sahil kentlerinde Alevilere dönük katliama karşı Diyarbakır’da yapılan açıklamada, “Suriye’de yaşanan katliama karşı Birleşmiş Milletler’i ve uluslararası kuruluşları bu katliama sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Ortadoğu’da ve özelde de Suriye’de, demokratik ulus sistemi içinde, eşit yurttaşlık temelinde kendi kimlik ve statüsüyle yaşamanın bir sistem olarak oluşturulması elzemdir” denildi.

    Suriye’nin sahil kentlerindeki Alevilere yönelik katliama karşı Şeyh Sait Meydanı’nda açıklama yapıldı.

    Pir Sultan Abdul Kültür Derneği (PSAKD), Amed Emek ve Demokrasi Platformu, Din Alimleri Derneği (ALİM DER), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu tarafından yapılan açıklamaya çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.

    “Suriye’deki halklar ve inançlar katliamlarına dur de!” yazılı pankartın açıldığı açıklamada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube Eşit Başkanı Ayfer Artan, Alevilere yönelik katliamı kınayarak, saldırılara son verilmesi çağrısında bulundu.

    “ULUSLARARASI KURULUŞLAR KATLİAMA SESSİZ KALMAMALI”

    Ortadoğu’nun farklılıklarını tahrip eden rejim ve sistemlerin toplumlara kan, gözyaşı ve yıkım olarak yansıdığını dile getiren Ayfer Artan, “Bu yaratılan sorunlar ve yıkımlar, artık hiçbir toplum tarafından kabul edilmemekte ve bundan sonra da bunlarla mücadele edileceği açıkça ortaya konulmaktadır. Ortadoğu’nun bir arada en iyi yaşam kültürünün, demokratik ulus modeliyle inançların ve kimliklerin birlikte yaşadığı bir ortamın en iyi model olduğunu gösterdiği bir gerçektir. Suriye’de yaşanan Alevi katliamı, daha önce yaşanan Êzîdi katliamı, Hristiyanlar ve Ermenilerin katliamları aslında demokratik ulus sistemine karşı yapılan bir planlamadır” diye konuştu.

    “HALKLAR VE İNANÇLARIN YAŞAMSAL GÜVENCELERİ TANIMLANMALI”

    Artan, Suriye’de yaşanan katliama karşı Birleşmiş Milletler’i ve uluslararası kuruluşları bu katliama sessiz kalmamaya çağırarak, “Ortadoğu’da ve özelde de Suriye’de, demokratik ulus sistemi içinde, eşit yurttaşlık temelinde kendi kimlik ve statüsüyle yaşamanın bir sistem olarak oluşturulması elzemdir. Tüm inançlar ve halklar adına bir kez daha sesleniyoruz; halkların güvenliği, kültürel ve yaşamsal güvenceleri, yasal ve anayasal çerçevede tanımlanmalıdır. Tam da bu noktada, Rojava’da yaşatılan paradigma, toplumlar tarafından sahiplenilirse ve ileriye taşınırsa, bu katliamların son bulmasına ve özgürlüklerin yaşamsallaşmasına zemin oluşturacaktır” diye belirtti.

    Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Zeydan’a 3 yıl 9 ay hapis!

    Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Zeydan’a 3 yıl 9 ay hapis!

    PİRHA – Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Karara tepki gösteren Abdullah Zeydan, “Askerlerin ifadeleri ve bilirkişi raporu lehimize olduğu halde karar siyasi talimatla verilmiştir” dedi. 

    Abdullah Zeydan’ın “örgüte yardım etmek” iddiasıyla yeniden yargılandığı davanın 8’inci duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Abdullah Zeydan, duruşmaya katılmazken dosyanın avukatı Mahsuni Karaman da dosyadan çekildi. Mehmet Emin Aktar, davanın avukatı olarak dosyaya katılarak süre talebinde bulundu.

    Davanın avukatı Mehmet Emin Aktar, yaptığı savunmada, mahkeme heyetinin “güvenlik” önlemi alınması için İl Emniyet Müdürlüğü’ne müzekkere yazmasına tepki gösterdi. Aktar, “Benim savunma yapmamı beklemeksizin siz dün verdiğiniz yazıyla, kararınızı belirlediniz. Savunma yapmak benim ve müvekkilimin hakkıdır. Bu adil yargılamanın gereğidir. Siz süre vermeyerek, bunu ihlal ettiniz” dedi.

    Av. Aktar, “Bugünkü tutumunuz adil yargılamayı ihlal ediyor ve tarafsızlığınızı ihlal etti. Bu nedenle mahkemeyi reddediyorum” diye belirtti. Aktar, reddi hakim talebinde bulundu ancak mahkeme, bu talebi de reddetti. Aktar, talebinin reddedilmesine dair, “Makul süre verilmezse hem adil yargılama hem de savunma hakkı ihlal edilir” dedi.

    Mahkeme, “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeye teşebbüs” iddiasıyla Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) milletvekillerine yönelik 4 Kasım 2016 yapılan operasyonlar kapsamında dokunulmazlığı kaldırılarak tutuklandı. Zeydan hakkında “örgüte yardım etmek” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla dava açıldı. “Örgüte yardım etmek” iddiasına, Zeydan’ın 2015’te Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde canlı kalkan eylemine katılarak, “yasaklı bölgeye girdiği” iddiası gerekçe gösterildi. Diğer suçlamaya ise, Zeydan’ın yaptığı bir konuşmada “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözleri gerekçe gösterildi.

    Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Zeydan’a “yasak bölgeye girdiği” iddiasıyla “örgüte yardım etmekten” 5 yıl; “PKK sizi tükürüğünde boğar” sözleri nedeniyle ise “Basın yayın yoluyla örgüt propagandası yapmaktan” 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.

    Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2021’de “örgüte yardım etmek” iddiasıyla verilen 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası kararını onadı. Ancak diğer ceza bozuldu. Bozmaya, Zeydan’ın “yasaklı bölgeye girip girmediğinin” tespiti için keşif yapılmadığı, bu konuda araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu gerekçeleri gösterildi.

    Yerel mahkemenin toplamda verdiği 8 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezasının 5 yıl 2 ayını tutuklu geçiren Zeydan, 6 Ocak 2022’de tahliye edildi.

    Kararın bozulmasının ardından Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılama başladı. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve avukatların talebiyle, Zeydan’ın yasak bölge içinde bulunup bulunmadığının tespiti için keşif yapıldı.

    Zeydan’ın yargılanmasına gerekçe gösterilen “yasak bölgeye girme” suçlaması, bilirkişinin raporuyla çürüdü. Raporda, Zeydan’ın yasak bölgeden 13,6 kilometre uzakta olduğu tespitine yer verildi.

    “Yasaklı bölge girmek” iddiasına dair daha önce ifade veren karakol komutanının beyanları da bilirkişi raporuyla örtüştü.

    Kaynak: MA

  • DBP, mevcut Eş Genel Başkanlarla yola devam edecek

    DBP, mevcut Eş Genel Başkanlarla yola devam edecek

    PİRHA- DBP, yeni dönemde mevcut Eş Genel Başkanlar Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile yola devam edecek. 

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 12 Ocak’ta Ankara’da düzenleyeceği 7’nci Olağan Kongresi öncesi Amed’de halk buluşması gerçekleştirdi. Halk buluşmasına yoğun katılım olurken, buluşmaya DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Cahit Kırkazak, DEM Partili belediye eşbaşkanlarının yanı sıra birçok kentten siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    Halk buşulmasında konuşan ve tarihsel bir süreçten geçildiğini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Devlet aklına seslenmek istiyoruz; İmralı’da gerçekleşen bu görüşme yetmez, İmralı kapıları açılmalıdır” dedi.

    Suriye’de Kürt halkına dönük gerçekleşen operasyonların yanı sıra oradaki Arap Alevilere, Hristiyanlara, Durzilere dönük ciddi katliamlar gerçekleştiğinin altını çizen Hatimoğulları, “Bütün dünya kamuoyuna, bütün uluslararası güçlere, demokrasi güçlerine Amed’den sesleniyoruz; oradaki katliamları, operasyonları durdurmak için derhal harekete geçilmelidir. Özellikle Rojava’da kurulmuş olan Özerk  Yönetim’in resmi bir statüye kavuşması için mücadelemizi daha çok yükseltmeliyiz. Biliyoruz ki; Suriye’deki tek çare Kürt halkı başta olmak üzere oradaki yaşayan bütün farklı halkların ve inançların temsiliyetini sağlayan demokratik bir Suriye’nin inşası dışında bir seçenek yoktur. Bu seçeneğin içinde de Rojava modeli hayata geçmiş bir modeldir ve bütün Ortadoğu’ya ve dünyaya örnek olmuştur. Bu modelin hayata geçerek resmileşmesinin elzem olduğunu altını çiziyoruz. O nedenle Irak, İran, Suriye ve Türkiye’de Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmelidir. Umut ediyoruz ki bu ülkeler ne demek istediğimizi iyi anlar ve buna uygun bir biçimde ciddi şekilde yol alırlar” diye konuştu.

    Halk buluşmasında konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Kürt sorunu Sayın Öcalan öncülüğünde çözülmedikçe bize her yer, mücadele, direniştir” dedi. DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da, “Çözüm belli, İmralı’nın kapılarını açın, Sayın Öcalan’ın özgürlüğü sağlansın” diye belirtti.

     

    Yapılan toplantılar ve çalışmalar neticesinde DBP’nin eş genel başkanlığı görevini bir kez daha Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile yürütüleceği deklare edildi. Duyurunun ardından Eş Genel Başkanlar Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, sahneye çıkarak, halkı selamladı.
    (HABER MERKEZİ)
  • Narin Güran davasında karar: 3 fail için ağırlaştırılmış müebbet

    Narin Güran davasında karar: 3 fail için ağırlaştırılmış müebbet

    PİRHA- Katledilen Narin Güran’ın faillerinin yargılandığı davada mahkeme heyeti Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.  

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi’ne bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran davası, verilen aranın ardından devam etti. Mahkeme, “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezasıyla yargılanan tutuklu failler Narin’in annesi Yüksel, amcası Salim, abisi Enes Güran ile Nevzat Bahtiyar hakkında karar vermeden önce, son sözlerini aldı.

    Fail Yüksel Güran, Salim Güran ile Enes Güran suçlamaları kabul etmediklerini ve başlarının dik olduğunu söyledi. Fail Nevzat Bahtiyar ise, “Narin’i öldürmedim sadece taşıdım. Taşımanın cezası neyse çekerim” dedi.

    Mahkeme heyeti, Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

    Mahkeme, fail Nevzat Bahtiyar için ise 4 yıl 6 ay hapis cezası verilerek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’den kayyum raporu: Uygulamadan nemalanan iktidarla, yeni anayasa müzakeresi mümkün değil

    CHP’den kayyum raporu: Uygulamadan nemalanan iktidarla, yeni anayasa müzakeresi mümkün değil

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından hazırlanan kayyım raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Raporda, kayyımların Anayasaya aykırı olduğu vurgulanırken “Kayyum uygulamasından nemalanan iktidarla hiçbir şekilde yeni anayasa müzakeresi mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından “İktidarın Kayyum Müdahalesi: Yerel Seçimlerde Demokrasi ve Anayasa Yönelik Tehditler” başlıklı rapor hazırlandı.

    15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) belediyelere kayyım atanmasının önü açıldı. DEM Partili belediyelerle ismi duyulan kayyımlar, artık CHP’li belediyelerin de öncelikli gündemlerinden oldu.

    Cumhuriyet Halk Partisi, kayyım atamalarına ilişkin değerlendirme raporunda, bugün kadar kayyum atanan büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinin listesini sıraladı.

    EN FAZLA KAYYUM ATAMASI DİYARBAKIR’A

    CHP’nin raporunda 674 Sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinin ardından iktidarın, yerel yönetimlere 154 kez kayyım atadığına vurgu yapıldı. Birçok belediyeye farklı tarihlerde birden çok kayyım atamasının gerçekleştiğinin belirtildiği raporda şu ifadelere yer verildi:

    “2016-2024 yılları arasında iktidarın kayyum ataması gerçekleştirdiği belde/ilçe/büyükşehir belediyelerindeki toplam seçmen sayısı 11 milyon 202 bin 496’dır. En fazla kayyum atanan kentler sıralamasında 26 kez kayyum atanan Diyarbakır birinci, 23 kez kayyum atanan Van ikinci sıradadır.”

    TAŞIMALI SEÇMEN USULSÜZLÜĞÜNE VURGU!

    Yıllara göre kayyum sayılarına da yer verilen raporda, 2016 yılı 60 kayyumla ilk sırada gelirken ikinci sırada 38 kayyumla 2019 yılının geldiği belirtildi.

    31 Mart 2024’te gerçekleştirilen yerel seçimlere kayyım yönetimiyle giden belediyelere ilişkin de bilgilerin verildiği raporda, 31 Mart öncesi 49 belediyenin kayyımla yönetildiğinin altı çizildi. Raporda şu ifadeler kullanıldı:

    “31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimi öncesinde kayyum tarafından yönetilen belediye sayısı 49’dur. Bu belediyelerin 9’u 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi sonucu AKP veya MHP tarafından yönetilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin 3 bin 264 oy farkla kazandığı Kars Belediye seçimleri için de 3 bin 821 taşıma seçmen tespit edilmiş ve muhalefet partileri tarafından tüm yasal yollar kullanılarak gerekli itirazlar yapılmıştır. Ancak söz konusu usulsüzlüğe ilişkin yetkili makamlarca herhangi bir adım atılmamıştır.”

    ESENYURT VE ANAYASA VURGUSU

    Kayyım raporunda 30 Ekim 2024’te gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in sürecine de dikkat çekildi. Raporda, Özer’e isnat edilen suçlar, belediyeye kayyIm olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un icraatları ve Ahmet Özer döneminde Esenyurt’ta hayata geçirilen projeler hakkında da bilgi verildi. Kayyum Can Aksoy’a yönelik raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Kayyum Can Aksoy, Esenyurt halkının iradesine belediye meclisleri üzerinden de ipotek koydu ve gönderilen yazıda meclis üyelerinin görevleri de hukuksuzca memurlara devredildi. Bu yolla belediye meclisinin kayyumu denetleme yetkisi tamamen ortadan kaldırıldı. Daha önce kayyum atanan belediyelerde gördüğümüz israf, şatafat ve ihale usulsüzlüklerinin Esenyurt’ta yapılmasının önü de böylece açılmış oldu.” 

    İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİNDEN KAYYIMLARA YÖNELİK ELEŞTİRİ!

    Raporda kayyım uygulamasının mevcut anayasayla çeliştiği de belirtilerek, kayyumların anayasanın 2, 5, 123 ve 127’nci maddeleri ile çeliştiğinin altı çizilerek, “Anayasadaki bu düzenlemeler, yerel yönetimlerin bağımsız olarak işleyebilmesini sağlamayı hedeflemektedir” denildi.

    Kayyım uygulamasına yönelik uluslararası eleştirilere de yer verilen raporda; Avrupa Konseyi, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinin tespit ve yorumları da yer aldı.

    6 MADDELİK SONUÇ METNİ!

    Raporun 6 maddeden oluşan sonuç metninde ise şu ifadeler kullanıldı:

    -İktidar, sandıktan çıkan sonuca saygı göstermeli, sandıkta yenemediğini iktidar gücüyle ve hukuksuzca yenmeye çalışmaktan vazgeçmelidir.

    -İktidarın siyasi mühendislik alanı olarak tanımladığı kayyum uygulamaları bir an önce son bulmalıdır.

    -Parlamentoda temsil edilen 10 siyasal partinin ortak bir görüş doğrultusunda TBMM Başkanlığına sunduğu ve kayyum uygulamasının sona ermesini amaçlayan kanun teklifi bir an önce yasalaşmalıdır.

    -5393 Sayılı Belediye Kanununda yapılacak düzenlemeyle özü itibariyle anti demokratik olan kayyum uygulamasının önünü açan maddeler yürürlükten kaldırılmalıdır.

    -Hakkında kesin hüküm bulunmayan ve yerlerine kayyum atanan belediye başkanları bir an önce görevinde geri dönmeli, hakkında kesin hüküm bulunan ve yargı yolu tamamen tüketilmiş olması şartıyla hali hazırda görevinde bulunmayan belediye başkanlarının yerine belediye meclislerinde seçim yapılarak, belediye meclis üyeleri arasından yeni bir belediye başkanı seçilmelidir.

    -Anayasanın 2, 5, 123 ve 127’nci maddelerine açıkça aykırı olan kayyum uygulamasından nemalanan iktidarla hiçbir şekilde yeni anayasa müzakeresi mümkün değildir.”

    PİRHA/ANKARA

  • AKP, Diyarbakır’da cemevi açmaya hazırlanıyor; PSAKD’den tepki: İzin vermeyeceğiz-VİDEO

    AKP, Diyarbakır’da cemevi açmaya hazırlanıyor; PSAKD’den tepki: İzin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, AKP hükümetinin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle Diyarbakır’da bir cemevi açma hazırlığında olduğunu söyledi. AKP’nin kurduğu bu başkanlığın Alevilere atanmış bir kayyım olduğuna dikkat çekerek, Aleviler olarak Diyarbakır’da Alevileri bölme girişimlerine izin vermeyeceklerini kaydetti.

    AKP hükümetinin kurduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da yürüttüğü faaliyetlere dair Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, PİRHA’ya konuştu.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere atanmış bir kayyım olduğuna dikkat çeken Ayfer Artan, “Pir Sultan Abdal’ı idama götüren süreç, onu sarayın Alevisi yapamayışlarından dolayıydı. Duymaktan korktukları “Şah” kelimesi, aslında devletin Alevisi olma baskısına karşı Alevilerin direnç sembolüdür. Günümüzde devletin güdümüne girmeyen Aleviler, birçok baskı tehdit ve şantajla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kayyım olarak değerlendirdiğimiz başkanlığı kurarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da alternatif bir cemevi yapacağı duyumunu aldıklarını belirten Ayfer Artan, “Kendi güdümüne girmeyen, kendine biat etmeyen Alevileri, kendi Alevisini, kendi cemevini yaratarak ayırmaya çalışıyorlar. Bu konuda yaptığımız toplantılarda hiçbir dedemiz, canlarımız bu yönde biat etmeyeceklerini, kesinlikle karşı çıkacaklarını bize söylediler” diye konuştu.

    “BUNU BOŞA ÇIKARACAĞIZ”

    Ayfer Artan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da bir cemevi açarak, Alevi toplumunu bölmeyi amaçladığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Bunu yaparak buradaki direnişi kırmaya çalışıyorlar. Toplumu bölüp parçalayıp ayrıştırma derdindeler. Yoksa bu yola hizmet etme derdinde değiller. Ama buna izin vermeyeceğiz. Kesinlikle bu asimilasyon politikasından, böl, parçala, yönet politikasında Aleviler olarak Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Cemevi olarak kesinlikle sesimizi duyuracağız. İleriki süreçlerde de bunu zaten gündemleştireceğiz ve bir kamuoyu oluşturmaya çalışacağız.

    Belki binanın yapılışına engel olamayabiliriz ama hiçbir canımızın da oraya gitmeyeceğinin garantisini verebiliriz. Hiçbir Alevi canımızın, hiçbir yurttaşımızın kesinlikle ayağı gitmeyecektir ve bunu boşa çıkaracağız. Çünkü bizler direndiğimiz, baş eğmediğimiz, özümüzü koruduğumuz için yakıldık, katledildik. Sivas, Maraş, Dersim’deki tüm canlarımızın direnişini boşa çıkarmamamız lazım. O gün nasıl katliamlar yapılıyorsa bugün de sistemin getirdiği farklı katliamlarla karşı karşıyayız. Kesinlikle buna izin vermeyeceğimizi söylemek isterim.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Tahir Elçi, katledildiği Dört Ayaklı Minare önünde anıldı

    Tahir Elçi, katledildiği Dört Ayaklı Minare önünde anıldı

    PİRHA- Tahir Elçi, 9 yıl önce katledildiği Diyarbakır Dört Ayaklı Minare önünde anıldı. Anmada, Elçi’nin faillerinin hala açığa çıkarılmamasına tepki gösterildi. 

    Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te katledilmesinin üzerinden 9 yıl geçti. Elçi, katledilişinin 9’uncu yıl dönümünde anıldı. Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen avukatlar ve yurttaşlar, Elçi’nin katledildiği Dört Ayaklı Minare önüne yürüyüş yaptı.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, baro başkanları, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve çok sayıda kişi yürüyüşte yer aldı. Yürüyüşte, “Em te ji bîr nakin/Seni unutmayacağız” pankartı açıldı. Yürüyüş boyunca sık sık “Tahir Elçi ölümsüzdür” ve “Şehid namirin” sloganları atıldı.

    Dört Ayaklı Minare önünde yapılan anmada, Ahmet Kaya’nın “Diyarbakır Türküsü” ile Tahir Elçi’nin katledilmeden önce yaptığı son konuşma dinletildi.

    “TOPLUMUN ADALETE OLAN İNANCI ZEDELENDİ”

    Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Tahir Elçi davasındaki hukuksuzluklara dikkat çekti. Keşif taleplerinin reddedildiğini anımsatan Güleç, yaşanan suikaste dair gerçeklerin egemenlerin karanlık dehlizlerinde tutulduğunu söyledi. Güleç, “Bakanların ‘failleri bulunacak’ söylemlerinin aldatmaca olduğu görülmüştür. Tahir Elçi suikastı karanlık bir dönemin başlangıcı olarak zemin hazırlanmış, o günden bugüne kadar hukukun üstünlüğü ciddi zarar görmüş, toplumun adalete inancı zedelenmiştir. Siyasi kriz o günden bugüne derinleşmiştir” dedi.

    Tahir Elçi’nin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için çaba gösterdiğine dikkati çeken Güleç, “Bu noktada söz kuran, düşüncelerini özgürce ifade eden Tahir başkanımızın bu tutumunu sahipleniyoruz. Tahir Elçi suikastının aydınlatılması için bütün gücümüzle mücadele etme kararlılığımız yineliyoruz. Ölümsüz başkanımızı saygı ve minnetle anıyoruz” diye konuştu.

    “ZULME UĞRAYAN, HUKUKUN GÜCÜNE İNANAN BZİLER BURADAYIZ” 

    Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, “Zulme uğrayanlar, başkaları için de huzur isteyenler, hukukun gücüne inananlar, kardeşçe ülke hayal edenler, yaşam ve adalet hakkımızın talebi için mücadele eden bizler buradayız. Hukuku yok sayanlara, kardeşi kardeşe kırdırtanlara, şehirlerimizi savaş meydanına çevirenlere, yaşam hakkının kutsal olduğunu ve hukuka inandığımızı, kardeşçe bir ülke tahayyülümüzün olduğunu anlatmak için yine bu sokaktayız. Toplumu kandırma niyetiyle türlü türlü hileye, kandırmacaya teveccüh etmeden, insanın yaşam hakkının kutsallığını anlatmak için kardeşçe geldik. Barışa inananlar olarak geldik. Her yıl biraz daha inanarak geleceğiz. Kürt, Türk, Laz ve Çerkes geleceğiz. Rengimiz, dilimiz mezhebimiz bir birimizden farklı olsa da insan olduğumuz için geldik, gelmeye devam edeceğiz. İnsan ve yurttaş olmaktan, haklarımızın var olduğunu, bu memleket hepimizin demek için geldik, gelmeye devam edeceğiz. Kimlerin hatıralarımızda, zulüm tahtında oturduğunu anlatmak için geleceğiz. Bu dünyadan hiç kimsenin vebalini boynumuza yüklemeden geleceğiz. Değil 9 yıl, yıllar geçse de derdimizi bu sokakta, bu topraklar için dilinden barış dökülürken düşene anlatmak için geleceğiz. Mazlumun yanında durarak, zalimlerin zulmünün karşısında durmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    SAĞKAN’DAN CEZASIZLIĞA TEPKİ

    TBB Başkanı Erinç Sağkan da “9 yıldır bizden ne olduğunu bilmemiz esirgendi. Bu esirgeme, yargı kılıfı ardına saklandı. 9 yıldır anmaya değil, bu mücadeleyi devam ettirmek için toplanıyoruz. Tahir Elçi’nin bugüne kadar verdiği mücadeleden bahsediyoruz, cezasızlığa karşı verdiği mücadeleden bahsediyoruz. Burada Dört Ayaklı Minare önünde verdiği kültürel değerlere karşı mücadeleden bahsedeceğiz. Onun eşini, çocuklarını düşünün, bunların bilme hakkı yok mu? 10 yıldır çocuklarından, eşinden Tahir Elçi’nin nasıl kaybettirildiğini bilmesini esirgiyoruz. Duyduğum mahcubiyet bundandır” dedi. Sağkan, “Söz veriyorum; belki 19 yıl, belki 29 yıl sonra, belki 99 yıl sonra bu sokak binlerce avukatla dolacak. Onlar ne olacağını bilerek, Tahir Elçi’yi anmak için gelecek” diye belirtti.

    Anmada Dört Ayaklı Minare önüne karanfiller bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da ev baskınlarında şair, yazar ve karikatirüstler de gözaltına alındı

    Diyarbakır’da ev baskınlarında şair, yazar ve karikatirüstler de gözaltına alındı

    PİRHA- Şair Hicri İzgören, Yazar Ömer Barasi ve Karikatirüst Doğan Güzel ev baskınlarında polis tarafından gözaltına alındılar.

    Diyarbakır’da yapılan ev baskınlarında şair Hicri İzgören, Yazar Ömer Barasi ve Karikatürist Doğan Güzel’in de gözaltına alındığı bildirildi.

    Birçok kentte yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan yazar ve gazetecilerin isimleri şöyle:

    Erdoğan Alayumat (gazeteci), Tuğce Yılmaz (gazeteci), Bilge Aksu (gazeteci), Ahmet Sünbül (gazeteci), Roza Metina (gazeteci), Bilal Seçkin (gazeteci), Mehmet Ücar (gazeteci), Suzan Demir (gazeteci), Ardın Diren (çevirmen-yönetmen), Doğan Güzel (karikatürist), Hicri İzgören (yazar), Ömer Barasi (çevirmen-yazar) ve Baver Yoldaş (yayınevi koordinatörü).

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Valiliği’nden ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganına yasak

    Diyarbakır Valiliği’nden ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganına yasak

    PİRHA- Diyarbakır Valiliği, “Jin, jiyan, azadî” sloganını yasakladı. “Jin, jiyan, azadî” sloganının “örgüt propagandası” olduğu öne sürüldü.

    Diyarbakır Valiliği skandal bir karara imza attı. Diyarbakır’da Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinen Azad-TJA) öncülüğünde Sur ilçesinde bulunan On Gözlü Köprüde yapacağı etkinlik öncesi Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Güvenlik Şube polisleri, kadınları arayarak, “Jin, jyan, azadî” sloganının yasaklandığını bildirdi.

    “Jin, jiyan, azadî” sloganının “örgüt propagandası” olduğu öne sürüldü. Konuya dair sözlü aktarım dışında herhangi bir resmi evrak gösterilmezken, valiliğin resmi sitesinde de yasağa dair bir karar yer almadı.

    Kadınların eylemleri sırasında ise polisler, “Jin, jiyan, azadî/kadın, yaşam, özgürlük” sloganları atıldığında polisler, “Örgütsel terminoloji” sözleriyle engellemeye çalıştı.

    (MA)

  • Narin Güran’ın ailesinin evindeki mühimmatın fotoğrafları ortaya çıktı

    Narin Güran’ın ailesinin evindeki mühimmatın fotoğrafları ortaya çıktı

    PİRHA- Narin Güran’ı katledilmesine dair soruşturma sürecinde gündeme gelen Güran ailesinin ahırından çıkan mühimmatların görüntüleri ve fotoğrafları ortaya çıktı.

    Diyarbakır’ın Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüne dair dava sürüyor. Anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması 7 Kasım’da görüldü.

     SORUŞTURMA BAŞLATILDI

    Narin Güran’ın katledilmesine dair soruşturma sürecinde gündeme gelen silah mühimmatına dair fotoğraflar ortaya çıktı.

    Sözcü’de yer alan habere göre, aramaların ilk olarak Narin’in evinin çevresindeki ahır ve eklentilerinde yapıldığı, jandarma komando timlerinin arama faaliyetlerini yürüttüğü sırada ahırda gizlenen çok sayıda mühimmata rastladığı yer aldı. Narin Güran’ın yaşadığı evin ahırında 400 adet AK-47 kalaşnikof marka uzun namlulu tüfek mühimmatı ele geçirildi. Haberde, mermilerin paslanma ve oksitlenmesinin önüne geçmek için bir havluya sarıldığı, ardından da mühimmat özelliğini kaybetmemesi için fındık kreması kutularına, bir kısmının da şeffaf plastik salça kovasına, bir kısmının da beyaz un çuvalları içine gizlendiği görülüyor. Ahırda ele geçen mühimmatlara el konulduğu bildirilirken, kaçak olduğu tespit edilen mühimmatlarla ilgili aile bireyleri hakkında ayrıca 6136 sayılı ateşli silahlar kanununa muhalefet etmek suçundan soruşturma yürütüldüğü kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Rojin Kabaiş’in babası: 23 gündür otopsi sonucu çıkmadı

    Rojin Kabaiş’in babası: 23 gündür otopsi sonucu çıkmadı

    PİRHA-Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Narin Güran cinayetinin görüldüğü Diyarbakır Adliyesi önüne giderek açıklama yaptı. Kızının 23 gündür otopsi sonucunun çıkmadığını belirten baba Nizamettin Kabaiş, “Ben de derdimi anlatmaya geldim. Herkesten rica ediyorum, Rojin’in davasını da takip etsinler” dedi.

    Van’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Narin Güran cinayetinin görüldüğü Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı.

    “İNŞALLAH ADALET YERİNİ BULUR”

    Narin Güran cinayetine ilişkin yürütülen soruşturmada duruşmanın görüldüğü Diyarbakır Adliyesi’nin önüne Van’dan gelen Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, gazetecilere yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Ben de bugün adliyenin önüne geldim. Benim de acım büyük. Ben de merak ettim, buraya geldim. Bizim avukat da Van’dan buraya gelmiş. Milletvekilleri de gelmiş. Ben de derdimi anlatmaya geldim. Bize de yardımcı olsunlar. Herkesten rica ediyorum, Rojin’in davasını da takip etsinler. Çünkü ciğerim yanıyor. O günden beri sanki bir enkaz altındayım. Çok acı çekiyorum. İnşallah adalet yerini bulur. Katilleri bulurlar. 23 gündür otopsinin sonucu gelmemiş. Bunun açıklanmasını istiyoruz. O zaman bize dediler ki ‘15 gün içerisinde çıkacak’ ama 23 gün oldu, çıkmadı. Avukatla konuştum, kendisi savcıyla konuştuğunu fakat daha otopsi sonuçlarının gelmediğini söyledi. Ben sonuçların gelmesini istiyorum. Kim bu vahşeti yapmışsa, bir an evvel ortaya çıkarsınlar. Rojin’in vücudunda darp izi var. Ben kendim gördüm. Bazıları ‘İntihardır’ diyor. Eğer intiharsa, devlete saygısızlık olur. Orada dalgıçlar, polisler ve helikopter geziyordu. Sonuç çıkana kadar yurt müdürlerinin gözaltında olması lazımdır.”

    (HABER MERKEZİ)