Etiket: Diyarbakır

  • Narin Güran cinayeti duruşmasında ikinci gün: Tanıklar dinleniyor

    Narin Güran cinayeti duruşmasında ikinci gün: Tanıklar dinleniyor

    PİRHA- 8 yaşındaki Narin Güran’ın katledilmesine dair davanın ilk duruşması bugün de sürüyor. Tanıkların ifadeleri alınıyor.  

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta katledilen 8 yaşındaki Narin Güran’ın failleri hakkında açılan davanın duruşması ikinci gününde devam ediyor.

    Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi adliye önü barikatlarla kapatıldı. Tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar duruşma salonuna getirildi. 4 sanığa, “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Baro başkanları, kadın ve çocuk örgütlerinin yanı sıra çok sayıda siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcisi de duruşmaya katıldı.

    Duruşma, ikinci gününde tanık ağabey Baran Güran’ın ifadelerinin alınmasıyla başladı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Narin Güran cinayeti davasında ilk duruşma sona erdi

  • Narin Güran davasının ilk duruşması başladı; Suçu üstlenmesi için sanığa para teklifi

    Narin Güran davasının ilk duruşması başladı; Suçu üstlenmesi için sanığa para teklifi

    PİRHA-8 yaşındaki Narin Güran’ın katledilmesine ilişkin görülen davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Sanık Nevzat Bahtiyar, suçu üstlenmesi halinde kendisine para teklif edildiğini söyledi. Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, “Narin Güran cinayeti vahşice işlenmiş cinayet, toplumun adalet duygusunu örseleyen vahim bir durum” diye konuştu.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın Narin Güran’ın faillerinin yargılanacağı davanın ilk duruşması Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya Diyarbakır Barosu olmak üzere çok sayıda baro başkanı ve avukatları, çocuk ile kadın kurum ve dernek temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

    Tutuklu yargılanan amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar, sabahın erken saatlerinde duruşmanın görüleceği Diyarbakır Adliyesi’ne getirildi. Tutuklu sanıklar hakkında “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

    Duruşma başlamadan önce adliyenin çevresi ve duruşma salonunun önü polis bariyerleriyle kapatıldı. Duruşma salonuna sadece baro başkanları, dava avukatları ve gazeteciler alındı. Duruşma salonu önünde bulunan ve içeri alınmayan avukatlardan kaynaklı izdiham yaşanırken avukatlar bu durumun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Ayrıca polisler duruşmaya ilk olarak turkuaz basın kartı olmayan gazetecilerin içeri alınamayacağını belirtirken yapılan müzakereler sonucu mahkeme başkanı belirli sayı ile gazetecilerin içeri alınmasına izin verdi.

    DURUŞMA KİMLİK TESPİTİYLE BAŞLADI

    Duruşma, kimlik tespitiyle başladı. Tutuklu sanıklar askerler eşliğinde duruşma salonuna alındı. Narin Güran’ın babası Arif Güran da duruşmada hazır bulundu.

    TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI SAĞKAN: SORUŞTURMANIN ADİL BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMESİNİ İSTİYORUZ 

    Kimlik tespitinin ardından konuşan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, yargılama sürecine katkıda bulunmak istediklerini belirtti. Davaya katılma talebinde bulunan Sağkan, “Soruşturmanın adil bir şekilde yürütülmesini istiyoruz” diye kaydetti. Tahir Elçi davasında katılma taleplerinin kabul edildiğini hatırlatan Sağkan, “Gerçekten insan haklarını savunmak TBB’ye görev olarak verilmişse böyle bir yargılamaya katkı sunmak için katılma talebimize izin verirseniz sevinirim” dedi.

    DİYARBAKIR BARO BAŞKANI GÜLEÇ: VAHŞİCE İŞLENMİŞ BİR CİNAYET

    Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, “Narin Güran cinayeti vahşice işlenmiş cinayet, toplumun adalet duygusunu örseleyen vahim bir durum” dedi. Güleç, “Bizim toplum olarak Narin gibi çocukların ya da kadınların katledilmemesi için ne yapabilirizi tartışmamız gerekiyor” diye kaydetti.

    Güleç, “Kamera kayıtlarına göre, Narin’in daraltılmış baz istasyonu çalışmasında, huzurda bulunan sanıkların 4’ü Narin Güran’ın evinde. Bu soruşturmada belli eksiklikler var. Bunu şuna bağlıyorum. Adli kolluk yok, idari kolluk var. Olayın başından itibaren Narin’in kaybolma ihtimali üzerinde duruldu. Son görülme anı 15.15. İhbar yapılan saat akşam 20.00. Yani 5 saat sonra ihbar yapılıyor. 8 yaşında kız çocuğunun 5 saat bulunmaması akıllara başka şeyler getiriyor. Ben hukukçu olarak ilk duyduğumda Narin’in katledildiğini düşündüm. ‘Köyde herkes akraba ve kız çocuğu 5 saat bulunmuyorsa katledilmiştir’ dedim. 19 gün boyunca Narin’in cesedi tespit edilemedi, bedenine ulaşılamadı. Narin’in cenazesinin saklandığı için, bütün bulgular ve DNA bulguları karartıldı. Bu bağlamda iddianamenin o tespitini önemsiyoruz. Baz istasyonu çalışmaları bizce de çok önemli. Toplumda bu tespitten kaynaklı siz ve mahkeme heyetinden toplumun vicdanını belirleyen hakkaniyetle karar beklemektedir” ifadelerini kullandı.

    SANIK AVUKATLARI: CİNAYETİN AYDINLATILMASI İÇİN BİZ DE ÇABA SARF EDİYORUZ

    Sanık avukatları, cinayetin aydınlatılması için kendilerinin de çaba sarf ettiklerini ileri sürdü. Katılma taleplerine karşı mahkemenin esnek davranmasını istediklerini belirten avukatlar, “Biz şu dengenin korunmasını istiyoruz. Sanığın AİHS 6’ncı madde kapsamında adil yargılanma hakkı vardır. Sanığın yeterli imkânı elde edebilmesi ve bu kolaylığın sağlanması gerektiği kuşkusuzdur. Bu denge de gözetilerek biz baronun ve hukuk örgütlerinin katılma talebinin daha esnek yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    DİYARBAKIR BAROSUNUN KATILMA TALEBİNE KABUL, DİĞER BAROLARIN TALEBİNE RET

    Baroların taleplerini değerlendiren mahkeme başkanı, Amed Barosu’nun katılma talebini kabul etti. Diğer baroların katılma talebi reddedildi.

    SANIK BİRÇOK SORUYA ‘YOK’ YANITI VERDİ

    Sanık Nevzat Bahtiyar, “Olay günü Salim’i (amca) su için aradım. Suyumuz kesilmişti” dedi. Bahtiyar, “Susma hakkım da var mı?” diye sordu. Mahkeme başkanı, “Var” dedi. Bahtiyar, mahkeme başkanının olayı anlatıp anlatmak istemediğine dair soruya “Yok” yanıtı verdi.

    Mahkeme başkanı, Bahtiyar’ın verdiği iki ifade olduğuna işaret ederek, hangi beyanının doğru olduğunu sordu. Bahtiyar, “Son verdiğim beyanım doğrudur” dedi.

    Bahtiyar, “Narin Güran’ın evine yaya olarak çıktım. Arabam aşağıdaydı. Salim Güran da o zaman yukarıdaydı, bizim evimizin üstündeydi. Burası ahırın orasıydı. Salim ve ben tek vardım. Salim dışında kimseyi orada görmedim.  Salim Güran yukarıdaydı, ben aşağıda sulama yapıyordum. Salim Güran açıkta bekliyordu, arabası yoktu” dedi.

    Mahkeme başkanı, daha önce Salim Güran’ın “Bana hemen arabaya bin ve beni takip et“ dediği yönündeki beyanlarını sordu. Bahtiyar, “Böyle bir şey yok” diye kaydetti. Mahkeme başkanı, “Peki savcılıkta niye böyle bir beyanda bulundu” diye sordu. Bahtiyar, “O zaman ben korkmuştum. Beni silahla tehdit ettiler” diye kaydetti.

    Bahtiyar’ın birçok soruya sadece “Yok” şeklinde yanıt vermesi dikkati çekti.

    ‘İLİŞKİ’ İDDİASI

    Bahtiyar, “Salim sana gel işin var dedi, sen oraya gittin. Sen o esnada evin içinde bağrış, çağrış, çocuğun ölümüne dair ses duydun mu?” sorusunu “Yok” şeklinde yanıtladı. Bahtiyar, “Eve girdim. Bir odaya gittim baktım Narin yatıyordu. Bana söyledi. Böyle bir olay var. Annesi ile ilişkim olduğu için. ‘Ben ilişkideydim, Narin gördü, öldürdük’ dediler bana” iddialarında bulundu.

    Bahtiyar, evde Narin’in cansız bedenini gördükten yaşananlara dair “Bana bunu götürüp kaybettireceksin. Bunu götür bir yere at dedi Salim” dedi.

    ‘YÜKSEL, NARİN’İ ARABAYA KOYDUĞUMDA AĞLIYORDU’

    Bahtiyar, “Daha önce ceset gördün mü” sorusunu “Hayır” şeklinde yanıtladı. Bahtiyar, ölümle tehdit edildiğini ekledi. Salim Güran’ın evden dışarıya çıkarak battaniye getirdiğini belirten Bahtiyar, “Battaniyeye sardıktan sonra ben Narin’in cesedini evimin ahırına getirdim. Kimse görmedi. Sonra torbaya koyduk” diye kaydetti.

    Bahtiyar, “Yüksel, Narin’i arabaya koyduğumda tepede ağlıyordu” dedi. Cenazeyi torbaya koymak için ahıra neden götürdüğü sorusuna cevap veren Bahtiyar, “Bunu ben düşündüm. Ahıra götürdüm baktım çuval içindeydi. Narin’in kıyafeti üzerinde vardı” dedi.

    ‘PARA TEKLİF EDİLDİ’

    Salim Güran’in çuvalı alarak “Göl” diye tarif ettikleri yerde parçalanmasını istediğini söyleyen Bahtiyar, “Fakat ben cenazeye karışmadım” dedi. Bu esnada baba Arif Güran ağlamaya başladı.

    Bahtiyar, Salim Güran’ın korkusundan dolayı olayı anlatamadığını öne sürdü. Narin’in nasıl öldürüldüğüne dair soruya, “Bilmiyorum, bağlayarak öldürmüş olabilir diye düşünüyorum” yanıtı verdi.

    Bahtiyar, mahkemenin neden itirafta bulunduğu sorusuna, “Vicdanım kabul etmediği için itirafta bulundum” dedi.

    Bahtiyar, kardeşinin geçen hafta görüşüne geldiğini, kendisine suçu üstlenmesi halinde para teklif edildiğini aktardığını söyledi. Bahtiyar, “Ben kabul etmedim” dedi.

    SANIKTAN HATIRLAMIYORUM YANITLARI

    Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi’nin (SEGBİS) kaydının yapılması için duruşmaya ara verildi. Ardından Amed eski Baro Başkanı Nahit Eren, Bahtiyar’a bazı sorular yöneltti.

    Bahtiyar, “Salim’i ne zamandan beri tanıyorsun” sorusuna “30 yıldır tanıyorum. Çok yakın dostuz. Birbirimizi aradık, kahvede en çok buluşurduk. Olaya yakın onun evine gitmedim” yanıtı verdi.

    Narin’i odada cansız gördüğü anda bir tepki göstermediğini belirten Bahtiyar, birçok soruyu “Görmedim” ve “Hatırlamıyorum” şeklinde yanıtladı. Bahtiyar, “Cesedi battaniye sararken bir ucunu Salim, bir ucunu ben tuttum.  Sonra cesedi ben aldım. Salim terliği de al deyince onu da alıp, battaniyeye koydum” dedi.

    Bahtiyar, Salim’in battaniyeyi kime verdiğini sorusuna “Bilmiyorum” şeklinde yanıtladı. Nahit Eren, “Siz yer tespitinize gittiğinizde Narin’in bulunduğu çukurda su vardı. Sen Narin’i götürdüğün gün su altında mıydı?” diye sordu. Bahtiyar, buna dair önce “Su altında değildi” dedi, sonrasında “Su vardı” dedi.

    Bahtiyar, “Salim’in telefonundaki sildiği tüm kayıtlar geri getirildi. Özellikle WhatsApp mesajları. Bir bilgin var mı?” sorusunu, “Bir bilgim yok”; “17.46’da onu aramışsın?” sorusunu “Bilmiyorum. Sadece 15.08’de aradım”; “17.46’da konuşunca Salim sana ne dedi? 41 saniye ne konuştunuz?” sorusunu ise “Hatırlamıyorum” diye yanıtladı.

    Hatay’da çalışan akrabaları “Vecdi” adlı kişiyle yaptıkları görüşmeye dair soruya yanıt veren Bahtiyar, “Beni aramış olabilir de bilmiyorum. Ne konuştuğumuzu bilmiyorum” diye kaydetti.

    ‘NARİN’İ SALİM BOĞDU, KENDİSİ SÖYLEDİ’

    Diyarbakır Barosu avukatlarından Aydın Özdemir, “Narin’i siz mi boğdunuz” diye sordu. Bahtiyar, “Yok, Salim boğdu, kendisi söyledi” dedi.

    Bu sırada ayağa kalkan baba Arif Güran, “Seni Allah’a havale ediyorum” dedi. Mahkeme baba Arif Güran’ın sakinleştirilmesi için dışarı çıkarılmasını istedi. Baba Güran, “Beni öldürün artık” dedi. Baba Güran, salondan çıkarıldı.

    Bahtiyar, Aile Sosyal Politikalar Müdürlüğü avukatlarının sorularına “Bilmiyorum” şeklinde yanıtladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Özel Diyarbakır’da: Kürtler ‘sorunum kalmadı’ diyene kadar sorun vardır, çözülmesi gerekir

    Özel Diyarbakır’da: Kürtler ‘sorunum kalmadı’ diyene kadar sorun vardır, çözülmesi gerekir

    PİRHA- Diyarbakır’ a giden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir kişinin konuşmasıyla Kürt sorununun çözülemeyeceğini belirterek, “Kürtler ‘sorunum kalmadı’ diyene kadar bu sorun vardır ve çözülmesi gerekir” dedi. Özel ayrıca İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını da eleştirerek, “Her ne kadar 6284 sayılı yasa dursa da İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması devleti kadınların arkasından çekmiştir” ifadesini kullandı. 

    Bölge ziyareti için Diyarbakır’a giden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ilk olarak 24 kadın sivil toplum örgütü temsilcileriyle bir araya geldi.

    Burada konuşan Özel, tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret ettiğini hatırlatarak, “Orada kendi gündemimizin başına kadına yönelik şiddeti koymuştuk. O metinde tüm siyasi liderlere, kamu gücü kullanan tüm kesimlere içimizdeki erkekle yüzleşmeyi ve sorumluluk almayı tartışan bir metindi. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına karşı tarafta yarattığı cesareti gören, buna karşı duruş sergileyen, kısa ve orta vadede yapılması gerekenlerin yer aldığı bir metindi. İlk adımı kadına karşı şiddete karşı atmamız gerekiyor” dedi.

    Toplumsal barışın sağlanması için ilk olarak kadına karşı şiddetin çözülmesi gerektiğini kaydeden Özel, “Daha fazla sorumluluk ve inisiyatif almak gerekiyor. Türkiye’nin dünden beri iyice belirginleşen ana konuyu konuştuk. Yoksulluk herkesi vuruyor. Doğu ve Güneydoğu’daki kadınları daha fazla vuruyor. Şiddete yönelik cezasızlık, nafakanın yetersizliği nasıl bir soruna karşılık geldiğini konuştuk. KADES’in Kürtçe hizmetine önemine vurgu yapıldı. Benzer uygulamalarımızda Kürtçe dilinin anadili olması durumunda ‘CHP’li Belediyelerinde de Yaşamak’ projesinde Kürtçe değerlendirilmesi gerektiğini notlarımız altına aldık” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇIKILMASI, DEVLETİ KADINLARIN ARKASINDAN ÇEKMİŞTİR”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmadığını, sorumluluğun devam ettiğini dile getiren Özel, “Her ne kadar 6284 sayılı yasa dursa da İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması devleti kadınların arkasından çekmiştir. Katillere ve şiddet uygulayanlara eskisi kadar kararlı değiliz, denilmiştir. Kadınların arkasından devleti çekerseniz, canilere imkan açmışınızdır” dedi.

    NARİN GÜRAN CİNAYETİ

    Narin Güran’ın iddianamesine de değinen Özel, “İddianamede 4 kişi Narin’i öldürmek ile suçlanıyor. Ama cinayeti kimin işlediği, işlenme sebebi, anne, amca, kardeş 8 yaşındaki kızı neden katlettiği yok. Toplumsal infial uyandıran davalarda olduğu gibi yasama, yargı topluma bir şey söylemiyor. Yargılamayı takip edeceğiz, işin peşin bırakmayacağız. Ak Parti milletvekilinin 60 gün önce bildiğini dün akşam savcı bilmediğini derç ediyorsa tuhaflık var. İttifak kurulmuş geçmişi karanlık, geleceği de kaygı veren bir siyasi yapının kollandığını gösteriyor” şeklinde konuştu.
    Özel, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir tek HÜDA-PAR’a verdiği sözlerini tuttuğunu ve koruduğunu söyledi.

    “KÜRT SORUNU VARDIR”

    Kürt sorunun çözümüne dair tartışmalara değinen Özel, şunları kaydetti:

    “Sayın Bahçeli’nin söylediği söz bir kişiye verilecek af, oradan söylenecek sözlerle bir örgüt tasfiyesi ile her şey tamam ise maalesef hiçbir şey tamam değildir. CHP barışa giden, annelerin gözyaşlarını durdurmaya, şehit gelmesine, çatışmalar olmasına, Türkiye’nin gelişimine engel olan bu sürecin durması için Türkiye’nin 86 milyon barış içinde yaşaması için atılacak her adımın arkasında olacak, engel olmayacak, kim söz söylerse de kıymetlidir. Ama şu söz söylenmesin. Kürt sorunu yoktur. Bir sorun vardır, onu da birisi konuşunca bitecektir. Türkiye’deki 26 milyon Kürt’ün sorununu yok sayıyorsunuz. Kürt sorunu vardır. Kürt’ün sorununun olup olmadığına Kürtler karar verir. Devlet karar veremez. Büyük devlet karar vermiş, küçük devlette dün ilan etmiş gibi görünüyor. Onlar böyle dedikçe derinleşir. Kürtler ‘sorunum kalmadı’ diyene kadar vardır ve çözülmesi gerekir. Birine senin sorunun yok demek otoriterliktir. Bununla ilgili elimizden gelen her türlü katkıyı ifade etmeye devam edeceğiz.
    Ülkemizde herkesin istediğini istediği dilde konuşabildiği, ayrıştırılmadığı, siyaset hakkını kullanabildiği duruma gelene kadar CHP mücadeleye devam edecektir. Terörün varlığı tüm Türkiye’nin sorunudur. Kürtlerin sorunu da tüm Türkiye’nin sorunudur. Bu iki sorun eş zamanlı çözülmelidir. Biz Diyarbakır’daki umudu ve endişeyi görüyoruz. Bir kez daha bir süreç ve bir umut ve bir başarısızlık çok daha fazlasını yaşatabilir. Bu sebepten dolayı dikkatli olmalıyız. Kürtlerin yaşadığı sorunlar sadece bir kişinin Meclis’te konuşmasıyla değil, 86 milyonun temsilcilerinin parlamento da oturup, konuşulmasıyla çözülecektir. Kurulacak masaya 86 milyonun oturmasıyla çözülecektir. Cumhur İttifakı’nın Kürtlerin sorununu görmediği süreç riskler tehlikeler barındırmaktadır. Kürt sorununu yok sayıp, bir sorunu çözenlerin Erdoğan’ın sorununu çözmek istediklerine dair endişeler hızla bertaraf edilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’den ‘Özgürlük Mitingi’ için yola çıkanlar Kovancılar’da gözaltına alındı

    Dersim’den ‘Özgürlük Mitingi’ için yola çıkanlar Kovancılar’da gözaltına alındı

    PİRHA-Diyarbakır’da yapılacak “Özgürlük Mitingi’ne katılmak için Dersim’den yola çıkan yurttaşlar Elazığ’ın Kovancılar ilçesinin girişinde durdurularak gözaltına alındı. 

    Diyarbakır’da yapılacak “Özgürlük Mitingi’ne katılmak isteyenler, birçok kentte polislerce engelleniyor. Toplanma alanlarında engeller protesto ediliyor.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılarak, fiziki özgürlüğünün sağlanması ve Kürt sorununun demokratik çözümü talepleriyle bugün Diyarbakır’da miting düzenlenecek.

    “Komploya karşı direniyoruz, özgürlük için Amed’de buluşuyoruz” şiarıyla yapılacak miting için yola çıkanlar, birçok kentte polis engeliyle karşılaştı.

    Miting için Dersim’den yola çıkan yurttaşlar, Elazığ’ın Kovancılar ilçesinin girişinde durdurularak gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar; Özcan Ateş, Haydar Doğan, Ali Ekber Duymaz, Hüseyin Saltık, Çağlar Doğan.

    PİRHA/DERSİM

  • Bakan Tunç: Narin Güran soruşturmasında kamuoyuna yansımayan hususlar var

    Bakan Tunç: Narin Güran soruşturmasında kamuoyuna yansımayan hususlar var

    PİRHA- Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Narin Güran soruşturmasını işaret ederek, “Soruşturma gizli. Gizlilik kapsamında kamuoyuna yansımayan hususlar söz konusu” dedi.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Diyarbakır’ın Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Çulî kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve cansız bedeni 19 gün sonra bulunan Narin Güran cinayetine dair açıklamalarda bulundu.

    Ses kaydının yanı sıra kamera görüntülerinin çözümlenmesi çalışmalarının devam ettiğini belirten Tunç “Tespit edilen birtakım kamera görüntüleri var. Kamera görüntüleri dün TÜBİTAK’a gönderildi. Orada bir çalışma yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    Dosya kapsamında 268 kişinin ifadesinin alındığını belirten Tunç, tespit edilen birtakım kamera görüntülerinin incelendiğini kaydetti. Dosyada gizlilik kararının sürdüğünü hatırlatan Tunç, “Soruşturma gizli. Gizlilik kapsamında kamuoyuna yansımayan hususlar söz konusu. İfadelerden yola çıkılarak yorumlar, tespitler yapılabiliyor. Farklı yorumlara neden olacak yorumlardan kaçınmak gerekiyor. Narin kızımızın katilleri mutlaka bu soruşturma kapsamında tespit edilecek. Yargılama neticesinde katil veya katilleri hesap verecek. Sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren: Gerçek adaletin sağlanması için süreci takip ediyoruz

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren: Gerçek adaletin sağlanması için süreci takip ediyoruz

    PİRHA- Narin Güran’ın ölümün oluş şekline yönelik İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın raporu savcılığa gönderildi. Rapora dair açıklama yapan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Narin’in ölüm sebebinin “Ağız ve burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı olarak meydana geldiğinin” belirlendiğini aktardı.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporu, soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

    Adli Tıp Kurumu 1’inci İhtisas Kurulu, Narin Güran’a ilişkin adli belgeler ile otopsi raporunu değerlendirerek hazırladığı raporda, “Mevcut verilerle Narin Güran’ın cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı” belirtildi. Raporda, Güran’ın ölümünün kaybolduğu gün (21 Ağustos) meydana geldiği kaydedildi.

    Narin Güran’ın öldürülemesine dair ATK raporunu paylaşan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, sosyal medya hesabından şunları aktardı:

    “-Mevcut verilerle çocuğun cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı,

    -Mevcut verilerle çocuğun zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı,

    -Ölümün 21.08.2024 tarihinde meydana geldiği,

    -Sol diz altında bacağın kopmasına neden olan travmanın ölüm sonrası hayvanlar tarafından gerçekleştirildiği,

    -Otopsiside alt ve üst çenede bazı dişlerin yerinde olmadığı, bir kısmının torba içerisinde bulunduğu, mevcut dişlerin de yerlerinde kolayca ayrıldıkları tespit edilmiştir,

    – Ölüm sebebi “ağız ve burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı meydana geldiği” belirtilmiştir. Otopsi sürecindeki gözlemlerimizle zaman zaman kamuoyunda oluşan yanlış algıları düzeltmek adına yaptığımız açıklamalar iş bu raporlarda doğrulanmıştır. Bir kez daha gerçek adaletin sağlanması, fail veya faillerin tespiti, yargılanması ve cezalandırılması için soruşturma sürecini titizlikle takip etmeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    ATK, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na raporu iletti: Narin boğularak öldürüldü

  • Apê Musa vurulduğu yerde anıldı: Kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız-VİDEO

    Apê Musa vurulduğu yerde anıldı: Kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Musa Anter, Diyarbakır’da katledildiği yerde anıldı. Anmada konuşan Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Musa Anter’in öldürülmesini “Kürt gazetecilere dönük büyük bir darbe” olarak olarak nitelendirdi. Gazeteci Hüseyin Aykol da, “Öfkemiz ve acımız hala taze. Kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız” dedi. 

    Gazeteci-Yazar Musa Anter (Apê Musa), 20 Eylül 1992’de JİTEM tarafından katledildiği Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde bulunan Cumhuriyet Mahallesi 442’nci Sokak’ta anıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği’nin (MKG) yaptığı anmaya, Anter’in oğlu Dicle Anter’in yanı sıra, çok sayıda siyasetçi ve gazeteci katıldı. Musa Anter’in katledildiği sokağa kadar yapılan yürüyüşte Apê Musa’nın fotoğrafları taşındı.

    Anmada konuşan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, Anter’i katleden JİTEM’in arkasında siyasi güçlerin olduğunu ve faillerin cezalandırılmadığını ifade ederek, “Kürt gazeteciler olarak gerçekleri, halkın gerçekliğini yazmaya devam ediyoruz. Gerçekleri dünyaya duyurmak için mücadele ediyoruz. Apê Musa’nın ardılları mücadeleyi sürdürdü. Özgür basın baş eğmedi, eğmeyecek” dedi.

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Musa Anter’in öldürülmesini “Kürt gazetecilere dönük büyük bir darbe” olarak olarak değerlendirerek, “Bu bir insanlık suçuydu. Çete anlayışı ile çalışan kişiler, kurumlar kendi başlarına değil, Ankara’dan bu cinayeti planlamıştı. Kürt basınına karşı yapılan bu büyük darbeye karşı Musa Anter’in generalleri her türlü zorluğa karşı fedakârlıkla, cesaretle yollarına devam ediyorlar” diye konuştu.

    Dicle Anter’in ardından söz alan Gazeteci Hüseyin Aykol ise, “Kimler öldürdü, biliyoruz. Acımız da, öfkemiz de hala sıcak. Bunu biz daha sonra gazeteler çıkararak, ajanslar kurarak, televizyon yayınları yaparak gösterdik. Onun kalemini yerde bırakmadık, bırakmayacağız” şeklinde ifade etti.

    DEM Parti Diayrbakır İl Eş Başkanı Gülşen Özer de şunları söyledi:

    “Apê Musa’nın arkadaşlarının, ardıllarının başı sağ olsun. Failleri belli ama bu sistem onları savunuyor. Savunduğu için her sene burada anmaya devam edeceğiz. Onun ardılları durmuyor. 32 yıl önce Apê Musa’yı katlettiler, bugün Narin’i. Failleri belli”.

    Anma, Apê Musa’nın vurulduğu yere karanfiller bırakılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Tuncer Bakırhan: Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür!

    Tuncer Bakırhan: Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür!

    PİRHA – DEM Parti 1. Merkezi Örgütlenme Konferansı’nda konuşan Tuncer Bakırhan, Narin Güran cinayetinin arka planına değindi. Bakırhan, “Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür. Bizim olmadığımız, toplumu savunmak şiarıyla örgütlü olmadığımız yerde devlet işte böyle çürümeyi, kirliliği, kendisini örgütler” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) “Özgürlük için Örgütleniyoruz” başlığıyla düzenlediği iki günlük konferansın açılışı yapıldı.

    İnşaat Mühendisleri Odasında gerçekleştirilen DEM Parti 1. Merkezi Örgütlenme Konferansının açılış konuşmalarını Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yaptı.

    “HERKESİN SÖZÜ ÖRGÜTÜ KADARDIR”

    Tuncer Bakırhan, konferansta alınacak kararların, gelecekte partilerinin yol hattını belirleyeceğinin altını çizdi. Bakırhan, “Konferanslarımızla yetersiz olarak gördüğümüz örgütlenmemizi büyüteceğiz” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Örgütlenmesi güçlü olmayan bir parti parti değildir. Herkesin sözü örgütü kadardır. Örgütü güçlü olan partinin sözü de sesi de karşılık bulur. Onun için örgütlenme konferansları önemlidir. Onun için yerellerde günlerce toplantılar yaptık, yerel konferanslar yaptık. Oralarda başta yereller olmak üzere hem yerel hem de genel sorunlarımızı tartıştık, açığa çıkardık. Şimdi bu sorunları ortak bir akılla doğru iyi bir şekilde tartışarak bu sorunların çözüm yolunu ve yöntemini hep birlikte bulacağız.

    Bizim için milletvekili sayısı, almış olduğumuz belediyeler ve seçilmiş zeminler tek başına başarının göstergesi değildir. Başarı halk ile hangi düzeyde bir araya geldiğimiz sorusunu sormakla başlar. İstediğimiz örgütlü toplumu kurabildik mi sorusuyla devam eder. Yine halkın toplumsal taleplerini yerine getirecek mekanizmaları zamanında kurduk mu, ona uygun mekanizmalar oluşturduk mu sorusunu sormakla devam eder. Yine halka hizmet eden bir vekil profilimiz var mı? Halkımızın mücadelesine layık belediye eş başkan duruşu var mı? Halka layık olacak bir örgütsel duruşmuz var mı gibi soruları çoğaltabiliriz. Bu soruların tamamına verilecek bir cevabımız var. Buna uygun duruşumuz, mücadelemiz ve örgütlenmemiz vardır. Ama yeterli mi değil mi? Değildir.

    “ÖRGÜTSÜZ KALAN BİR YERDE DEVLET, ÇÜRÜMEYİ ÖRGÜTLER”

    Partimiz ilk günden beri Narin cinayetini bütün yönleriyle takip ediyor. Narin cinayetinin altını neden özellikle çizmeye çalışıyorum? Çünkü Narin cinayeti en çok bizi, bu delegasyonu, bu salonu ilgilendiriyor. Narin cinayeti aslında örgütleme konferansı yaptığımız bugünlerde bizlere çok büyük dersler, ödevler ve görevler veriyor. Biz nasıl başladık mücadelemize, örgütlenmemize. Her platformda toplumu savunma şiarını dile getirdik. İşte Narin cinayetinde toplumu savunmanın ne anlama geldiğini bir kez daha gördük. Narin’in katledildiği köyde tam bir devlet projesi, devlet prototipi hayata geçiriliyor. Örgütsüz kalan bir toplumda böylesine bir cinayetin nasıl işlendiğini izledik. Devletin örgütlendiği bir toplumda böylesine kirli, çürümeye başlamış cinayetler işleniyor. Devletin önderlik ettiği toplum işte Tavşantepe köyüdür. Bizim olmadığımız, toplumu savunmak şiarıyla örgütlü olmadığımız yerde devlet işte böyle çürümeyi, kirliliği, kendisini örgütler.

    “TAVŞANTEPE’DEKİ KÖTÜ ÖRGÜTLÜLÜK NARİN CİNAYETİNİ İŞLEDİ”

    Değerli arkadaşlar biz ahlaki politik toplumu savunuyoruz. Bizi karşımızda bu sistem, bu devlet, toplumu çürütmeye çalışıyor. İşte Tavşantepe köyündeki devletin pratiği bunun en iyi göstergesidir. Bizim olmadığımız, bizim örgütlü olmadığımız zeminde işte toplumun inancını, dinini istismar eden yapılar büyür ve gelişir. Ve devletle birlikte ahlaki politik toplumu örgütlememek için elinden gelen bütün çabayı ortaya koyar. Açık söylüyorum o köy elbirliği ile Narin cinayetini işledi. O köy elbirliği ile örgütlüdür, o örgütlülük, Narin cinayetini işledi. Oranın örgütlülüğü bizim bahsettiğimiz örgütlülük değil, kötü örgütlülük dediğimiz örgütlenmelerden biridir. İşte devletin örgütlülüğü tam da böyledir, ahlaki politik toplumu savunan, toplumun taleplerini gerçekleştirmek için örgütlenmek isteyen bizleri oradan çekerek o karanlık yapıların orada örgütlenmesini sağlıyor. Onun için diyorum Narin cinayeti bizi ilgilendiriyor. Bir çocuk cinayeti işlendi ama devlet, iktidar mensupları, iktidarın milletvekilleri, bürokrasi, taşeron güçler, oradaki karanlık odaklar tamamıyla bu cinayetin altında kaldı. Narin’i katlettiler, gizlediler, gömdüler şimdi yetmiyor cinayetin açığa çıkmasını sağlayacak bilgileri, belgeleri manipüle etmeye çalışıyorlar. Devletin kolluğu, istihbaratı, jandarmasıyla, uzman kriminal ekipleriyle günlerdir çalıştığı bu köyde faillerin açığa çıkarılmaması neyi gizliyor, neyi örtüyor?

    “PARTİMİZ 3’ÜNCÜ YOL SİYASETİNİN MERKEZİDİR”

    Partimiz Kürt özgürlük mücadelesinin ve Türkiye sosyalist hareketinin damıtılmış halidir. Partimiz 3’üncü Yol siyasetinin merkezidir, kendisidir. Birkaç olay üzerinden 3’üncü Yol siyasetinin neden önemli olduğunu ve değerli olduğunu, bunu örgütlenmenin toplumumuz ve halklarımız için ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım. Siz de takip ediyorsunuz, Narin cinayeti ile birlikte Türkiye’de bir tarafta Mustafa Kemal’in askerleri diye kılıç çekenleri görüyoruz, öte yandan da Erdoğan’ın askerleriyiz diyen iki tarafın da kılıç çektiği bir süreci görüyoruz. Türkiye halklarının ne askerin kılıcına ne Erdoğan’ın savaş kılıcına ihtiyacı yok. Bunu defalarca dile getirdik. Bu halkın barışa, demokrasiye, insanca yaşama ve özgürlüğe ihtiyacı var. 3’üncü Yol’a ihtiyacı var yani bize ihtiyacı var. Asker kılıcından rahatsız olan bir Erdoğan görüyoruz. Madem asker kılıcından rahatsızsın o zaman 22 yıldır kılıcın keskin ucunu niye Türkiye halklarına gösteriyorsun sorusunu Erdoğan’a soruyoruz. Yine muhalif olana, itiraz edene kılıç sallayan, kılıç gösteren sizler değil misiniz?

    Açık bir şekilde ifade etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yeterince kılıç gördük. Kılıç sahipleri yeteri kadar bu ülkeyi yönettiler. Kılıçların ülkeyi yönettiği dönemlerde Türkiye halkları büyük zulüm gördü, yoksulluk gördü, büyük işkence gördü. Şimdi o kılıçlardan dersler çıkarmak yerine tekrar o kılıçlar çekilmiş, Türkiye gündemi manipüle edilerek o kılıçlarla bizi uğraştırmaya çalışıyorlar. Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Herkes kendi işini yapsın. Herkes görev ve sorumluluklarını yerine getirsin. Kılıç çürümenin, yoksulluğun göstergesidir.

    “ANA MUHALEFET PARTİSİNE SESLENİYORUZ”

    Buradan ana muhalefet partisine sesleniyoruz. Ana muhalefet partisi belli ki tarihten geçmişten hiç ders almamış. Ana muhalefet partisi defalarca yenildiği o mindere AKP tarafından çekilmek isteniyor. Ana muhalefet partisinin görevi kılıçları savunmak değil, temel görevi Türkiye’de bir an önce demokrasinin, özgürlüklerin, insanca yaşamın olacağı bir ülkenin nasıl yaratılacağının mücadelesini vermek ve bunun reçetesini Türkiye halklarına sunmaktır. Bunun için 3’üncü Yol diyoruz, üçüncü kutup diyoruz. Türkiye halkına büyük acılar yaşattılar, hem siyasal İslamcı anlayış hem de ulusalcı anlayış. Bunların yerine 3’üncü Yol’u örgütleyebilirsek, bunların bulunduğu her zeminde haklarımızı örgütleyebilirsek bu kılıç tehditlerinden de toplumumuzu korumuş oluruz.

    “YENİ TASFİYE POLİTİKALARINI BOŞA ÇIKARARAK BAŞARABİLİRİZ”

    Değerli arkadaşlar devlet bir türlü bizden elini çekmedi. Bizden korkuyorlar. Burada oturan bileşen, burada oturan çoğulculuk, burada oturan renklilik, buradaki mozaik hiçbir partide yok. Türkiye’yi, Türkiye’deki zemini aslında bu salon temsil ediyor bütün renkleriyle. Onun için buradan korkuyorlar. Bu gücün örgütlenmesinin önünü kesmek istiyorlar. Bakın en son Kürde, halaya, türküye karşı bir kampanya başlattılar. Neredeyse düğün yapacak ailelerimiz gidip izin alabilecek hale getirdiler. Ama şunu bilmiyorlar, bizler dilimizi konuşmak için elde ettiğimiz hakları kazanmak için çok bedeller ödedik, arkamızda büyük bedeller tarihi var. Bu bedeller tarihini yasakçı, retçi, bizi kabul etmeyen, tasfiye etmeye çalışan güçlere bir kez daha hatırlatmak isteriz. Biz her şeyden vazgeçeriz ama geçmişimizden, emeklerimizle yarattığımız ve mücadelesini verdiğimiz değerlerimizden, mücadelemizden, kazanımlarımızdan asla vazgeçmeyiz.

    Önümüzdeki dönem Kürdü kendi evine, mahallesine hapsetmek isteyen, kadını kendi zeminine hapsetmek isteyen, Türkiye sosyalist hareketi Kürt hareketi arasına büyük duvarlar örmeye çalışan, her bir örgütlenme alanını kendi başına bölük pörçük mücadele etmesi için bütün araç ve gereçleri kullanan bu sisteme karşı durarak en geniş demokrasi ittifakını sağlamak gibi bir sorumluluğumuz var. Bir an önce bulunduğumuz en küçük yerden her yere kadar bütün kurumlarla, siyasi hareketlerle, örgütlerle birlikte yerellerden başlayarak genele kadar bu oyunu boşa çıkaracak, demokrasi ittifakını geliştirmek bizim boynumuzun borcudur. Bizler toplumun taleplerinin öncüsü olmak zorundayız. Bizler bugün süren tecrit politikalarına karşı, halkımızın dilini kimliğini inkar eden bu sisteme karşı toplumun öncüsü olarak en önce mücadele edecek arkadaşlar topluluğu olduğunu belirtmek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Narin Güran soruşturmasında tutuklu sayısı 11’e yükseldi

    Narin Güran soruşturmasında tutuklu sayısı 11’e yükseldi

    PİRHA – Narin Güran soruşturmasında tutuklu sayısı 11’e yükseldi. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 15 yaşındaki R. Atasoy da tutuklandı.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’a dair soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 15 yaşındaki R. Atasoy dün yeniden gözaltına alındı. Jandarmadaki ifadesinin ardından Diyarbakır Adliyesi’ne sevk edilen Atasoy, savcılık ifadesi ardından çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

    TUTUKLU SAYISI 11’E YÜKSELDİ

    Katledilen Narin Güran’ın faillerinin bulunması için yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 11’e yükseldi. Bugüne kadar Narin’in annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran, kuzenleri Muhammet Kaya ile Birsen Güran, amcaları Salim ve Fuat Güran, yengesi Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçileri Mehmet Salim Atasoy, halasının eşi Mehmet Şevik Kaya ve son olarak 15 yaşındaki R. Atasoy tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Narin Güran soruşturmasında anne Yüksel Güran ve ağabey dahil 8 kişi tutuklandı

    Narin Güran soruşturmasında anne Yüksel Güran ve ağabey dahil 8 kişi tutuklandı

    PİRHA- Narin Güran ölümünde sorumlu olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan 24 kişiden Narin’in annesi Yüksel Güran ile ağabeyi Enes Güran’ın da olduğu 8 kişi tutuklandı. 

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cenazesinin 8 Eylül’de katledilmiş halde bulunmasının ardından 24 kişi gözaltına alındı. Narin’i Salim Güran’ın isteği üzerine dereye bıraktığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar tutuklanırken, köy imamı jandarma ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Geriye kalan 22 kişi ise jandarmadaki ifade işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi.

    BABA ARİF GÜRAN SERBEST 

    Yaklaşık 12 saat süren ifade işleminin ardından Narin’in babası Arif Güran, serbest bırakılırken, savcılık, Narin’in annesi Yüksel Güran ve kardeşi Enes Güran hakkında, “kasten öldürme suçuna iştirak etme”, kuzenler Muhammet Kaya ve Birsen Güran, yengesi Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçileri Mehmet Salim Atasoy, Ramazan Atasoy (15), halasının eşi Mehmet Şevik Kaya hakkında ise “Suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme”, Güran’ın amcası Fuat Güran, “Suç delillerini yok etme”, Narin’in kuzeni Melike Güran “Suçluyu kayırma, suç delillerini yok etmek” iddiasıyla, amcaları Kurtuluş Güran ile Ömer Faruk Güran da, “Suç delillerini yok etme” iddiasıyla adli kontrol tedbiriyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

    ANNNE YÜKSEL GÜRAN TUTUKLANDI

    Hakimlik, Narin’in annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran, kuzenleri Muhammet Kaya ile Birsen Güran, amcası Fuat Güran, yengesi Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçileri Mehmet Salim Atasoy ve halasının eşi Mehmet Şevik Kaya hakkında tutuklama kararı verdi. Amcaları Kurtuluş ile Ömer Faruk Güran ve kuzeni Melike Güran, Ramazan Atasoy ise adli kontrol tedbiri uygulanmadan serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cezaevlerinde tecride karşı 13 Ekim’de Diyarbakır’da miting yapılacak-VİDEO

    Cezaevlerinde tecride karşı 13 Ekim’de Diyarbakır’da miting yapılacak-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Kurumlar Platformu, cezaevlerinde süren tecride karşı 13 Ekim’de Diyarbakır’da miting yapılacağını açıkladı. İstanbul’da yapılan açıklamada, Bir ay boyunca sürdüreceğimiz kampanyamızla komplocuların kölelik dayatmalarına karşı bir kez daha özgürlüğü haykıracağız” denildi.

    Demokratik Kurumlar Platformu, cezaevlerinde süren tecride dikkat çekti. Platform, Taksim Hill otelde yapılan basın toplantısında 13 Ekim’de Diyarbakır’da yapılacak olan mitingin detaylarını paylaştı.

    Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) Eş Başkanı Dilek Demir, “12 Eylül’ün siyasi tasarımı aradan geçen 44 yılda hala Türkiye ve Kürt halkı üzerinde bir karabasan gibi dolaşmaktadır” dedi.

    Dilek Demir, Demokratik Kurumlar Platformu olarak Kürt sorunun çözümü konusunda yeni bir çözüm hamlesi başlattıklarını belirtti. Demir, “Komploya karşı direniyoruz, özgürlük için Amed’de buluşuyoruz!” diyerek açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “12 Eylül Askeri Darbesinin yıl dönümünde tekçiliğe dayanan ulus ve inanç gömleği farklılıklara giydirilmek istenmekte, aşırı merkeziyetçi devlet formasyonuyla yerel demokrasi inkâr edilmekte, demokratik siyaset alanı faşist hezeyan ve öznelerle zehirlenmekte, erkek egemen ideolojiyle kadınlara dönük her türlü zorbalık devreye konmakta, kapitalizme ve sermayeye olan iman derecesindeki itaatle ekolojik yıkım her geçen gün derinleşmekte ve ülke genelinde açlık kol gezmektedir. Yani 12 Eylül’ün siyasal tasarımı aradan geçen kırk dört yılda hala Türkiye ve Kürdistan halklarının üzerinde bir karabasan gibi dolaşmaktadır.

    AKP-MHP faşizmi desteğini kaybetmiş, faşist rejim çürümüştür. Sayın Abdullah Öcalan üzerinde başlatılan mutlak tecrit ve iletişimsizlik haliyle startı verilen toplumu nefessiz bırakma ve muhalefet eden kesimleri çökertme stratejisi, 2015 yılından beri Türkiye halklarına şiddet, ölüm, açlık ve istikrarsızlıktan başka bir sonuç getirmemiştir. Mutlak tecritle çözümsüzlüğe sürüklenen Kürt sorunu, Türkiye’de çoklu krizlerin nedeni haline gelmiştir. Öte yandan mutlak tecrit ve iletişimsizlik politikasıyla demokrasinin kırıntıları bile süpürülmek istenmiş, derin yoksulluk geniş toplumsal kesimlere yayılmış, hak arayışlarına alan bırakılmamıştır.

    “ÖZGÜRLÜK İÇİN HAREKETE GEÇİYORUZ!”

    Bu çürümüş iktidar blokuna karşı halkların, ezilenlerin ortak mücadelesini büyütmek için en güçlü çıkışı “Sayın Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” hamlesini başarıya ulaştırarak gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Çünkü bilmekteyiz ki AKP-MHP faşist ittifakı, kendisini Kürt Halk gerçeğinin inkarından ve Sayın Öcalan başta olmak üzere politik Kürt hareketinin, itirazının kriminalize edilmesinden üretmektedir. O nedenle faşist iktidara karşı yürüttüğümüz mücadeleyi bir üst aşamaya taşımak, demokratik yaşam inşasının kapılarını sonuna dek aralayacaktır. Çünkü Sayın Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecrit ve iletişimsizlik hali, bugünkü rejimin bir yönetim stratejisi olarak Kürdistan’la sınırlı olmaktan çıkmış, tüm Türkiye sathına yayılmış, demokrasinin ve barışın turnusol kâğıdı olan Kürt sorununda çözümsüzlüğü derinleştirerek bir siyasal düğüm oluşturmuştur. Bu siyasal düğüm çözülmeden çoklu krizlerden kurtulmak mümkün değildir. Türkiye’de demokrasi ve barışa atılan bu siyasal düğümü çözmek için mücadelemizi daha da büyütmeliyiz. “Savaşa karşı barış, tecride karşı özgürlük” diyerek Türkiye’yi içerisinde bulunduğu çoklu krizlerden kurtarmanın reçetesini hep birlikte yazabiliriz.

    O nedenle faşist darbenin yıl dönümünde bir kez daha belirtmek isteriz ki, AKP- MHP faşist ittifakının kaybetmesi demek, 12 Eylül rejiminin kaybetmesi demektir. Darbe mekaniğinden kurtularak demokratik bir düzenin kapılarının aralanması demektir.

    Demokratik yaşamın inşasının ezilen halkların ve inançların ellerinde yeniden yeşermesini sağlamaktır. İmralı mutlak iletişimsizlik rejimine karşı mücadelenin kader tayin edici karakterinden hareketle “Gelin hep birlikte tecridi kıralım, özgürlüğe yürüyelim” diyoruz.

    “KOMPLOYA KARŞI DİRENİYORUZ, ÖZGÜRLÜK İÇİN AMED’DE BULUŞUYORUZ!”

    Bugünden itibaren “Sayın Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” hamlesine yeni bir aşama kazandırıyoruz. Kürt halkı açısından “Varlığını Koruma, Özgürlüğünü Sağlama” mücadelesinde sonuç almaya odaklanan Özgürlük Yürüyüşümüz, 12 Eylül’den 13 Ekim’e kadar yürüteceğimiz “Komploya Karşı Direniyoruz, Özgürlük İçin Amed’de Buluşuyoruz!” kampanyasıyla daha da büyütülecektir. Bu minvalde 9 Ekim Uluslararası komplosunu ve komplocuları tümden yenilgiye uğratmak, İmralı İşkence sistemini paramparça etmek ve Kürt sorununa demokratik çözümü getirmek için başlattığımız Özgürlük Yürüyüşümüzün 13 Ekim’e kadar sürecek olan kampanyasına Kürdistan’daki ve Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerini davet ediyoruz.

    Bu inanç, kararlılık ve inatla “Komploya Karşı Direniyoruz, Özgürlük İçin Amed’de Buluşuyoruz!” şiarıyla başlattığımız ve finalini 13 Ekim’de Amed’de düzenleyeceğimiz Büyük Mitingle yapacağımız kampanyamıza coğrafyanın tüm demokratik, devrimci güçlerini, toplumsal muhalefeti çağırıyoruz. Uluslararası komplonun 26. yıldönümünde çözüm ve özgürlük mücadelesini, hayatın aktığı her zaman ve mekâna taşıracağız. Bir ay boyunca sürdüreceğimiz kampanyamızla komplocuların kölelik dayatmalarına karşı bir kez daha özgürlüğü haykıracağız ve “Özgürlük olmadan asla!” diyeceğiz. Zafer sözümüz olsun: Darbeciler, komplocular ve tecritte ısrar edenler kaybedecek, özgürlük kazanacak!”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Diyarbakır Cezaevi önünde açıklama: 12 Eylül Darbesi ile yüzleşin!

    Diyarbakır Cezaevi önünde açıklama: 12 Eylül Darbesi ile yüzleşin!

    PİRHA-Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 44. yıl dönümünde 5 No’lu Askeri Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, insanlık dışı işkencelerin uygulandığı 5 Nolu Diyarbakır Cezaevi önünden darbeyle yüzleşilmesi çağrısı yinelendi. 

    Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, 12 Eylül Askeri Darbesi sürecinde insanlık dışı işkencelerin uygulandığı ve buna karşı büyük direnişlerin geliştirildiği Diyarbakır Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    Açıklama metninin Kürtçesini Diyarbakır 78’liler Dayanışma ve Araştırma Derneği Başkanı Ahmet Ertak, Türkçesini ise İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz okudu. Açıklamada, “5 Nolu Askeri Cezaevi İnsan Hakları Müzesi olsun”, “12 Eylül Askeri Darbesi ile yüzleşme talep ediyoruz. Bütün darbeleri kınıyoruz” pankartları açıldı.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz’ın yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kara bir leke olarak yer alan askeri müdahalelerin en ağır bilançosuna sahip 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 44 yıl önce gerçekleştiğini hatırlatarak, bu sürecin sadece o dönemin siyasi düzenini değil, toplumun tüm katmanlarını derinden etkileyen, demokrasi ve insan haklarını tümden ortadan kaldıran bir süreç olduğunu aktardı.

    “YÜZLEŞME VE HESAPLAŞMA SAĞLANMADI”

    Yılmaz, geçmişin karanlık günlerinden ders alarak, demokrasiyi güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü sağlamak ve insan haklarını korumanın Türkiye’de demokrasiye inanan her birey ve kurumun sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, “Bu sorumluluğun gereklerinden biri olarak gelişen toplumsal taleple 12 Eylül Darbesi’nde aktif olarak yer alanlar hakkında yargılama süreci başlatıldıysa da gerçek adaleti tesis etme çabasından uzak bu yargılama sonucunda herhangi bir neticeye ulaşılamadı. Aradan geçen uzun yıllara rağmen darbe ile gerçek bir yüzleşme ve hesaplaşma sağlanmadığından dolayı ne yazık ki 12 Eylül rejimi tüm kurumlarıyla beraber halen kendini var etmeye devam etmektedir. 12 Eylül Askeri Darbesi ile yüzleşmenin sağlanamaması nedeniyle 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye yeni bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalınmış, darbe girişimi sonrasında temel hak ve özgürlükler askıya alınmıştır” dedi.

    Türkiye’nin 44 yıldır darbe anayasası ve o dönemde yapılan yasa ve yönetmeliklerle yönetildiğine dikkat çeken Yılmaz, 12 Eylül Askeri Darbesi ile yüzleşmenin Kürt Meselesi’nin demokratik yollarla çözümüne ve toplumsal barışa katkı sunacağını vurguladı.

    Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bu nedenle yüzleşmenin ilk adımı olarak şu an önünde bulunduğumuz ve darbe döneminin en önemli sembol mekanlarından olan Diyarbakır 5 No’lu Askeri Cezaevi ile ilgili başlatılan müze çalışmalarına dönemin tanıkları ve sivil toplum örgütlerinin aktif katılımı sağlanması istiyoruz. Bu talebimize ilişkin geçtiğimiz yıl oluşturduğumuz bir heyet ile siyasi partiler, meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve sendikaları ziyaret ederek bir dizi görüşmeler gerçekleştirmiştik. Ancak gelinen aşamada yapılan müze çalışmasının salt Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle sivil toplum örgütleri dahil edilmeden devam ettiğini ve bu durumun 12 Eylül Askeri Darbesi sonrasında Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi’nde yaşatılan vahşetin gelecek nesillere aktarılmasını eksik bıraktığını belirtmek isteriz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Narin Güran soruşturmasında gözaltı süresi uzatıldı

    Narin Güran soruşturmasında gözaltı süresi uzatıldı

    PİRHA- 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunmasının ardından genişletilen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 24 kişi hakkındaki gözaltı süresi uzatıldı.

    Dİyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüyle ilgili soruşturmada gözaltına alınan aile üyelerinin de bulunduğu 24 şüpheli için 1 günlük ek gözaltı süresi çıkartıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Kadın Meclisi: Çocukların kaybolmasının sebebi AKP-MHP iktidarının politikalarıdır!

    PSAKD Kadın Meclisi: Çocukların kaybolmasının sebebi AKP-MHP iktidarının politikalarıdır!

    PİRHA – PSAKD Kadın Meclisi, 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan Narin Güran’a ilişkin açıklama yaptı. Günde ortalama 32 çocuğun kaybolduğu belirtilen yazıda “Çocuklar için sokaklar da evler de evet güvenli değil, çünkü çocukları korumuyorsunuz” ifadelerine yer verildi.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın izine 8 Eylül’de ulaşıldı. Aralarında aile üyelerinin de bulunduğu 24 kişi, soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

    Toplumu derinden sarsan cinayetle ilgili ülke genelinde eylemler sürerken Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi de yaşananlara dair açıklama paylaştı.

    ÜLKEYİ KAYIP ÇOCUKLAR ÜLKESİNE ÇEVİRDİNİZ”

    Yazılı yapılan açıklama “Çocuk katillerinden hesap soracağız!” başlığı ile kaleme alındı. Türkiye’de yılda ortalama 10 bin çocuğun kaybolduğuna işaret eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, şu açıklamayı yaptı:

    “21 Ağustos tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunduğunu büyük bir üzüntü ve öfke ile öğrendik. Bir kez daha isyanımızla ve yasımızla gerici erkek şiddetinin karşısındayız.

    Sadece aileyi veya birkaç kişiyi yargılayarak sorumluluktan kurtulamayacaksınız. Kutsal ailelerin kirli ilişkiler ağında, tarikatların gölgesinde 19 gün boyunca 8 yaşındaki bir çocuğu kaybetmenizin hesabını vereceksiniz. Narin, ilk ve son olmayacak, kaybolanların sesi olacak.

    Bu ülkeyi kayıp çocuklar ülkesine çevirdiniz. TÜİK’in verilerine göre 2008 ve 2016 yılları arasında tam 104.531 çocuk kayboldu ve TÜİK 2016 yılından beri, tam 8 yıldır kayıp çocuklara dair veri açıklamayı bıraktı. Kaç çocuk bulundu, kaçı hala kayıp bilmiyoruz. İçişleri Bakanlığı 2019 verilerine göre Türkiye’de yılda ortalama 10 bin çocuk kayboluyor. Bu da günde yaklaşık 32 çocuğun kaybolduğu anlamına geliyor.

    Ülkede çocuklar en çok yakınları tarafından istismara uğruyor.

    AKP’nin 22 yıllık iktidarında İstismara af yasası tartışmaları, “küçüğün rızası var” diyen erkek yargısı, bir kereden bir şey olmaz diyen bakanı, ‘baba kızına şehvet duyabilir’ diyen Diyaneti ile karşımızda çürümüş bir sistem var. Failler işte bu çürümüşlükten, cezasızlıktan güç alıyor.

    Bu ülke çocuklar için güvenli değil!

    Peki soruyoruz, hani nerede çocuklar? Çocuklar için sokaklar da evler de evet güvenli değil, çünkü çocukları korumuyorsunuz. Çocukların kaybolmasının sebebi AKP-MHP iktidarı, sizsiniz, sizin politikalarınız, hayvanlar değil!

    Bizler çocuklar için yaşanılabilir ve güvenli bir dünya kurmak için iktidarın çocuk düşmanı, çocuğu hayattan koparan politikalarına karşı mücadeleye devam edeceğimize ve Narin’in faillerinin tespit edilip hak ettikleri cezayı almaları için dosyanın takipçisi olacağımıza kamuoyu önünde söz veriyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Katledilen Narin Güran toprağa verildi

    Katledilen Narin Güran toprağa verildi

    PİRHA- Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 günün ardından bir çuval içinde dere kenarında cansız bedeni bulunan Narin Güran, katledildiği Tavşantepe kırsal mahallesinde toprağa verildi.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 19 günün ardından dün köye yakın Eğertutmaz Deresi’nde çuval içinde cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran son yolculuğuna uğurlandı. Güran’ın cenazesi, bu sabah Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) alınarak Batıkarakoç kırsal mahallesine getirildi.

    Mahalledeki cenaze namazının ardından olayın yaşandığı Tavşantepe mahallesinde defnedildi. Cenaze törenine çok sayıda kişi katıldı. Güran’ın cenazesi, akrabaların yaktığı ağıtlar eşliğinde toprağa verildi.

    Narin katledilmeseydi bugün 3. sınıfa başlayacaktı.

    SORUŞTURMA SÜRÜYOR

    Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve dün Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüne ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sürüyor.

    Narin Güran için arama çalışması başlatılmış, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’ nca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Tavşantepe Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda Narin Güran’ın amcası Salim Güran, 2 Eylül’de çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

    Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, dün, kaybolan Narin Güran’ın kıyafetleriyle Eğertutmaz Deresi kenarında çuval içinde üzeri taşla gizlenmiş vaziyette saat 08.45 sıralarında ölü bulunduğunu açıklamıştı.

    Soruşturma kapsamında, aralarında Narin Güran’ın annesi, babası, iki ağabeyi, dört amcası ve tutuklanan amcası Salim Güren’ın eşinin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alınmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF: Yaşam hakları elinden alınan yeni Narin’ler istemiyoruz!

    ABF: Yaşam hakları elinden alınan yeni Narin’ler istemiyoruz!

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran için yazılı açıklama yaptı. Çocuk hakları konusunda devletin sorumluluklarına işaret edilen yazıda “Devlet, dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarını gözetmek zorundadır” denildi.

    Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta Kur’an kursuna gittikten sonra kaybolan Narin Güran’ın cesedi, bu sabah bulundu. Narin’in cesedinin daha önce arama yapılan Eğertutmaz Deresi’nde bir kez daha yapılan arama çalışmaları sırasında bir çuval içerisinde, üzeri taş ve ağaç dallarıyla kaplanmış halde bulundu.

    “DEVLET, EVRENSEL ÇOCUK HAKLARINI GÖZETMEK ZORUNDADIR!”

    Ülkeyi üzüntüye boğan olay sebebiyle Alevi Bektaşi Federasyonu da bir açıklama yaptı. Uluslararası çocuk haklarına vurgu yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “19 gün önce kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın küçücük cansız bedeni bugün bulundu. Bu sabaha kadar tüm ülkenin beklentisi geçmiş yaşanmışların aksine Narin’in canlı şekilde bulunmasına yönelikti. Kamuoyunun ciddi şekilde sahiplendiği ve artık çocuk ölümlerinin önüne geçilmesi konusunda duyarlılık gösterdiği toplumsal bir duruma basın yayın yasağı konması şeffaflığın önüne geçse bile toplumsal sahiplenmenin önünü kesememiştir.

    Devlet, ülkenin neresinde bir çocuk yaşıyorsa evrensel çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarını gözetmek zorundadır.

    Narin’in katili veya katillerinin bir an önce tespit edilip gereken en ağır şekilde cezalandırılmaları, yaşanacak çocuk ölümlerinin önüne geçilmesi konusunda hem caydırıcı olması, hem de toplumsal vicdana hizmet etmesi anlamında önemlidir.

    Yaşam hakları elinden alınan yeni Narin’ler istemiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Narin’in 19 gün sonra cansız bedeni bulundu: Cinayetin peşini asla bırakmayacağız

    Narin’in 19 gün sonra cansız bedeni bulundu: Cinayetin peşini asla bırakmayacağız

    PİRHA- Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunmasının ardından sosyal medya paylaşımları ile tepkiler büyüyor.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 19 gündür aranan sekiz yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeni bulundu. Konuya ilişkin yapılan paylaşımlar ile tepki büyüyor.

    “ACIMIZ BÜYÜK”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunmasının ardından X hesabından açıklama yaptı. Açıklamada, Narin Güran’ın organize bir şekilde katledildiğine dikkat çeken DEM Parti, şu ifadelere yer verdi:

    “19 gündür kendisinden haber alınamayan Narin Güran’ın ne yazık ki bu sabah cansız bedeni bulundu. Herkes bu haberle kahroldu. Acımız büyük. Bu sıradan bir ölüm değil. Narin, organize bir şekilde katledildi. Hepimizi yasa boğan bu cinayette sorumluluğu bulunanlar açığa çıkarılmalı, tarafsız ve bağımsız bir yargı önünde hesap vermelidir. Bu cinayetin peşini asla bırakmayacağız.”

    “EĞER AİLE VE TÜM KÖY HİZBULLAH’A YAKIN OLMASAYDI BU KADAR GİZLİLİK OLUR MUYDU?”

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin yaptığı paylaşımda, Narin’in ‘kaybedilmesinin’ tüm toplumu en çok da kadın hareketini ilgilendirdiğini belirterek, “Narin ‘görmemesi gereken’ bir şey gördü ve ‘kaybedildi’. Eğer aile ve tüm köy Hizbullah’a yakın olmasaydı bu kadar gizlilik olur muydu? Ya da bu kadar uzun sürer miydi gerçeğe ulaşmak?” dedi.

    “NARİN’İN HESABINI SORACAĞIZ”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ise yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

    “19 günün sonunda Narin öldürülmüş olarak bulundu. Çocuklar için etkin politikalar yürütülse Narin hiç kaybolmayabilir, hayatta olabilirdi. Faillerin gereken cezayı alması için sonuna kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Narin’in hesabını soracağız.”

    “AMCANIN DİĞER ORTAKLARI KİMDİ?”

    Gazeteci Beritan Canozer ise, Narin’in cenazesinin oraya gece bırakıldığını söylerek, “Yetkililer aksini iddia ediyorlarsa; “biz günlerdir gözü bağlı arama yaptık” diye de açıklama yapmalılar. O cenazeyi oraya kim taşıdı? Amcanın diğer ortakları kimdi? Narin’i kim katletti? Amca kimin suçunu örtbas etmeye çalıştı? Bunların tümüne cevap vermek zorundasınız” dedi.

    “O NARİN YÜZÜNÜ UNUTMAYACAĞIZ”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı:

    “19 gün boyunca hepimizin yüreği seninleydi Narin. Kahrolduk, o narin yüzünü unutmayacağız. Sorumluların ve arkasındaki karanlık ilişkilerin açığa çıkması için mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kayıp Narin, jandarma ekipleri tarafından ölü olarak bulundu

    Kayıp Narin, jandarma ekipleri tarafından ölü olarak bulundu

    PİRHA- Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde bir süredir kayıp olan küçük Narin’in cesedi, jandarma ekipleri tarafından bulundu.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedenine ulaşıldı. Narin Güran’ın cansız bedeni, arama çalışmalarının 19’uncu gününde, köye yaklaşık 1.5 kilometre uzaktaki Eğertutmaz Deresi’nin kenarında bulundu. Narin’in cansız bedeni çuval içinde bulunduğu belirtildi.

    Narin’in cesedinin, jandarma ekipleri tarafından bulunduğunu açıklayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Mekanı cennet olsun. Başımız sağ olsun” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadele edeceğiz’

    ‘Çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadele edeceğiz’

    PİRHA-Kadınlar Birlikte Güçlü Platfotmu, son zamanlarda artan çocuk istismarı vakalarına ilişkin Hatay’da açıklama yaptı. Okunan basın metninde “Bir çocuğun daha kaybedilmemesi için, çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” denildi.

    Hatay’da Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu, çocuk istismarı vakalarına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu adına Sezen Ezer okudu. Açıklamada, “Çocukların yaşamını karartan politikalara dur diyoruz” pankartı açıldı.

    “İSTİSMARIN AFFEDİLDİĞİ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ”

    İstismarın affedildiği ve faillerin aklandığı bir ülkede yaşadıklarını söyleyen Sezen Ezer, şu açıklamayı yaptı:

    “21 Ağustos’tan beri kayıp olan Narin Güran’a ne olduğunu bilmiyoruz. Amca tutuklanıyor, haberlere  yayın yasağı getiriliyor. Narin Güran hala bulunamadı. Soruyoruz Narine ne oldu? AKP-MHP iktidarı boyunca kayıp çocukların akıbetinin bilinmediği, istismarcıların affedildiği, aklandığı bir düzende ailelerin öncelendiği politikalar çocukların yaşamını karartıyor.

    Geçtiğimiz günlerde Antakya’da akrabasının üç (3) yıldır sistematik istismarına maruz kalan S.Y. durumu ailesine anlattıktan sonra fail Mustafa Şenol gözaltına alınmış, savcının tutuklanma talebi ile mahkemeye sevk ettiği Mustafa Şenol Sulh Ceza Mahkemesi’nin tutuklanmasını reddetmesi ile serbest kalmıştır. Soruyoruz sadece çocuğun beyanı esas alınarak sürecin yürütülmesi gerekirken ve bununla beraber somut delillerle de desteklenmişken Mustafa Şenol neden serbest bırakıldı?

    “İSTİSMAR VAKALARINA DAİR HİÇBİR POLİTİKA YOK”

    Failleri koruyan, istismarcıları aklayan, kadınları ve çocukları güvensizliğe sürükleyen politikalara dur diyeceklerini ifade eden Sezer, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Geçtiğimiz günlerde İskenderun’da bir konteyner kentte 4 yaşında bir çocuk komşusunun istismarına maruz kalmış ve durum ifşa edilince aile tehdit edilmiştir. Son zamanlarda artan bu istismar vakalarına dair hiçbir politika yok. Soruyoruz konteyner kentlerde çocukların ve kadınların güvenliğini sağlamak için neden bir adım atılmıyor?

    Narin’e ne olduğunu, neyin üstünün örtüldüğünü soruyoruz. Her yerde aile vurgusu yapıp aile politikalarına öncelerken çocuktan yana, çocuğun üstün yararını gözeten politika neden uygulanmıyor? Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü olarak bu soruların takipçisi olacağız, ve bir çocuğun daha kaybedilmemesi için, çocukların güvende olacağı bir yaşamı kurmak için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/HATAY

  • Kayıp Narin’in ile ilgili yeni iddia!

    Kayıp Narin’in ile ilgili yeni iddia!

    PİRHA-Diyarbakırlı 8 yaşındaki Narin Güran’dan, 21 Ağustos günü Kur’an kursuna gitmek için evden çıktıktan sonra bir daha haber alınamadı.  Narin kaybolduktan 15 dakika sonra köyden ayrılan ve arabasında Narin’in DNA’sı bulunan amca Salim Güran, tutuklandı. Şüpheli amcanın aracından kan, kusmuk ve idrar örneği alındığı bilgisine ulaşılırken, sosyal medyada adının Murat Çınar Çatalca olduğu öğrenilen benzin istasyonu çalışanı, yaptığı yorumda Narin’in kaybolduğu gün amcasının aracında battaniyeye sarılı ve baygın halde olduğunu öne sürdü. 

    21 Ağustos günü Kur’an kursuna gitmek için evden çıkan Narin Güran’ın amcası Salim Güran “kasten öldürme ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlarından tutuklandı. Narin’in muhtar olan amcası Salim Güran’ın aracında küçük kıza ait DNA örneğine rastlandı. Amca Salim Güran’ın, Narin’in son görüldüğü andan 15 dakika sonra köyden ayrıldığı ve telefonunun 1 saat boyunca kapalı olduğu iddiası ortaya atıldı. Amcanın telefonunda yapılan incelemede, telefondaki WhatsApp yazışma ve görüşmelerinin tamamının silindiği ortaya çıktı.

    İddiaları yalanlayan Salim Güran, Narin’i arama çalışmalarına katıldığını da açıkladı. Aracında Narin’in DNA’sının bulunmasıyla ilgili de konuşan amca Salim Güran’ın Narin’i hiç bindirmediğini, DNA profilinin araçta nasıl çıktığını bilmediğini, arabanın kapılarını evinin önündeyken bazen açık bıraktığını iddia etti.

    Narin’in son görüldüğü andan 15 dakika sonra köyden ayrıldığı ve telefonunun 1 saat boyunca kapalı olduğuyla ilgili savunma yapan amca Güran, “Tarlaların yanında olduğum süreçte telefonum çekmiyordu” savunması yaptı. Salim Güran, telefonundaki Whatsapp mesajları ve görüşmelerini neden sildiği sorusuna da “Kardeşim Arif’in mermileri yakalandığında arayıp ‘tanıdık yok mu’ diye sordum. Bu sebeple o tarihte tüm kayıtlarını sildim” ifadelerini kullandı.

    “NARİN’İN ÜZERİNDE KOYU KAHVE BİR BATTANİYE VARDI”

    Olayla ilgili dikkat çeken bir gelişme daha yaşandı.

    T24’te yer alan habere göre, amca Salih Güran’ın sosyal medya hesabına yorum yapan adının Murat Çınar Çatalca olduğu öğrenilen benzin istasyonu çalışanı, yaptığı yorumda Narin’in kaybolduğu gün amcasının aracında battaniyeye sarılı ve baygın halde olduğunu yazdı. Murat Çınar Çatalca ayrıca, Narin’in kaybolduğu gün benzin istasyonunda duran amcanın marketten yalnızca ıslak mendil aldığını da vurguladı.

    Benzin istasyonu çalışanı, yazdığı yorumda şunları iddia etti:

    “HTS kayıtlarında Salim Güran’ın, Narin Güran’ın annesi ile hem mesajları hem de arama kayıtları var. Salim Güran, Narin kaybolduktan 15-20 dakika sonra kendi aracıyla hızla köyden çıktı, yakıtını da almıyor, petrole giriyor ve yalnızca ıslak mendil alıyor. Bu muhtar, Narin’in erkek kardeşi ile de görüşüyordu. Olay günü Narin ya baygın ya da Salim elleriyle boğmuş vaziyette yatıyor ön koltukta ve üstünde koyu kahve renginde bir battaniye vardı. Salim Güran, olaydan 2 saat sonra köye karanlıkta dönüyor bu sefer sanki hiçbir şeyden habersiz gibi davranıp ne olmuş Narin’e diye ağlamış.”

    Çatalca’nın, bu yorumu sonrası jandarmaya giderek ifade verdiği bilgisine ulaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)