Etiket: Diyarbakır

  • DBP ve DEM Parti yangın bölgesini ziyaret etti: Halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    DBP ve DEM Parti yangın bölgesini ziyaret etti: Halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti ve DBP eş genel başkanları yangınların çıktığı bölgeyi ziyaret etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum” dedi.

    Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçesi arasında yaşanan yangında 14 kişi yaşamını yitirdi.

    Yangının yaşandığı Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kelekê mahallesinde kurulan taziyeyi Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Van, Diyarbakır, Mardin Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin aralarında olduğu heyet ziyaret etti.

    “BU ACIYI AZALTACAĞIZ”

    Büyük ve ağır bir olay yaşandığını belirten DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “El ele vererek halkımız, ailemizin acısını birlikte paylaşacağız ve bu acıyı azaltacağız. Başta bütün parti ve kurumlarımızla yaşamını yitirenleri anıyor, yaralılara şifalar diliyoruz. Bu yangının sorumlusu DEDAŞ’tır. İlk andan beri biz halkımızın yanındaydık, helikopter istedik ama ateş söndürme helikopteri göndermediler. Gündüz 11’e kadar da kimse ailemize yardım etmedi. Acımız büyük tarif edilemez ama bu acıyı bütün kurumlarımızla azaltacağız” dedi.

    “AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN”

    Yangına dair ciddi iddialar olduğuna dikkat çeken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yangının DEDAŞ’ın eksiliğiyle çıktığına dair raporlandırma ve görgü tanıkları var. Sabotaj mı DEDAŞ ihmali mi bunun ivedilikle araştırılması gerekiyor. Halkımızın defalarca uyarmasına rağmen halen odun direkleri kullanan DEDAŞ bence buranın sorumlularındandır. Buranın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi lazım. Burada zarar gören halkımızın da zararlarının tanzim edilmesi gerekiyor” diye belirtti.

    ‘TOPLUMSAL DAYANIŞMA’ VURGUSU

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. İki eş başkanımız da çok açık ifade etti. Bugün burada acil yapılması gereken buranın Afet Bölgesi ilan edilmesi ve bu şekilde halkımızın mağduriyetinin giderilmesi birinci hedef olarak belirlenmeli. DEDAŞ birinci sorumlusudur. Bugün yiten 14 canın hakkı verilecek cezayla ailelerin yüreği bir nebze olsa soğutulur. DEM Parti olarak bizler hem hukuki hem toplumsal dayanışma bakımından gücümüz yettiğince sizlerin yanında olacağız. Büyükşehri başta olmak üzere diğer belediyelerimizle çalışmalarını yürüttüler, halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Toplumsal dayanışmayla bu acımızı dindireceğiz.”

    Heyet ardından diğer köylere geçti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 14’e yükseldi

    Yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 14’e yükseldi

    PİRHA-  Mazıdağı ve Çınar ilçeleri mahallelerinde çıkan yangında yaşamını yitirenlerin sayısı toplam 14’e yükseldi.

    Mardin’in (Mazıdağı) ilçesine bağlı Kelekê (Yücebağ) ile Diyarbakır Çınar ilçesine bağlı Tobînî (Köksalan) ve Herberê (Yazçiçeği) mahallelerinde çıkan yangında Kerime Erdenli’nin yaşamını yitirmesiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e yükseldi.

    Yaşamını yitiren 10 kişi  Yücebağ (Kelekê( mahallesinde toprağa verilirken, 4 kişi ise Köksalan (Tobînî) ve Yazçiçeği (Herber) mahallesinde toprağa verildi.

    Yaşamını yitirenlerin isimleri şu şekilde: Resul Yılmaz, Şeyhmus Demir, Mezher Demir, Remzi Yılmaz, İsmail Yardımcı, Abdurrahman Buğdaycı, Sinan Deviren, Rezan Yılmaz, Azad Yılmaz, Taliha Demir, Nuri Demir, Fadıl Demir, Kerime Erdenli, Ubeydellah Buğdaycı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 12’ye yükseldi

    Yangında yaşamını yitirenlerin sayısı 12’ye yükseldi

    PİRHA- Sağlık Bakanı Koca, Diyarbakır ve Mardin arasındaki anız yangınında yaşamını yitirenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini bildirdi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Diyarbakır ve Mardin’de, iki ilin yakın köy ve mahallelerinde çıkan yangın nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini, 78 kişinin yangından etkilendiğini kaydetti.

    Koca, “Hastalarımızdan 5’inin tedavi ve takiplerine devam ediyoruz. 5’i de Diyarbakır’da tedavi gören hastalarımızdan 3’ü entübe durumda” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası Başkanı: 500’e yakın koyun öldü, 214’ü ağır yaralı

    Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası Başkanı: 500’e yakın koyun öldü, 214’ü ağır yaralı

    Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki bölgede çıkan yangınla ilgili çalışma yürüten Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası Başkanı Süleymanoğlu, felakette 500’e yakın koyunun can verdiğini 214 ağır yaralı olduğunu duyurdu.

    Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası ve Mardin Hekimler Odası’nın oda başkanları, gönüllü veteriner hekim ve veteriner sağlık teknikerleriyle yangın sahasında çalışma yürütüyor. Çalışmalar, Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi ve il tarım ve orman müdürlükleriyle birlikte sürdürülüyor.

    Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nden yapılan açıklamada, “Hekim Odalarımız ile ilk saatlerden itibaren iletişim kurulmuştur. Yangından daha fazla etkilenen Diyarbakır’da Oda Başkanlığımız, Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile iletişime geçmiştir. Oda Başkanımız gönüllü veteriner hekim ve veteriner sağlık teknikeri arkadaşlarımız ile yangın sahasında yaralı hayvanlara müdahaleye devam etmektedir. Alandan gelen bilgilere göre koyunlar ağırlıkta olmak üzere 500 civarında hayvan ölmüş, çok sayıda hayvan da yaralıdır. Yaban hayvanlarının durumu konusunda ne yazık ki yeterli bilgi alınamamıştır” denildi.

    Açıklamada, yangın bölgesinde yaralı bulunan hayvanlar için yapılması gerekenler şöyle anlatıldı:

    “Duman ve yangın riskinden dolayı bulabilirseniz kıyafet/örtü ile sarıp bölgeden uzaklaştırılmalı Yangın bölgesinden uzaklaştırılan hayvanı sıcak bir bölgeye alınmalı. Vücut ısısı düşeceği için 25-26 derecede kalmalı. Yanık bölgesini ılık su ile yıkayın. 12-18 derece su ile yıkanması gerekmektedir. Hayvanın yanık bölgesinin üzeri imkanınız varsa steril bir bezi ıslatarak sarılabilir. Hayvanın hareketi kısıtlanmalı. Kutu yada kafes gibi bir alana koyabilirsiniz. Işık ve ses stresinden uzak tutarak en hızlı şekilde veteriner hekime ulaştırmalıdır.”

    Yangın bölgesinde bulunan Diyarbakır Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Muhammed Ali Süleymanoğlu yangın bölgesindeki son durumu anlattı.

    Bölgede ilk saatten itibaren veteriner odaları arasında iletişim kurulduğu bilgisini paylaşan Süleymanoğlu şunları kaydetti:

    “Köksalan Köyü’ndeyiz. Sabah dokuzdan beri üniversite, il tarım ve orman müdürlüğü ve veteriner hekimleri odasından katılan ortalama 50 gönüllü veteriner hekimlerle yaralı hayvanlara müdahale ettik. Şu anda yaralı müdahaleleri sona ermiş durumda. Hafif yaralı hayvanların tedavisi devam edecek. Ortalama 504 can kaybı var. 214 hayvan ağır yaralı. Şu anda veteriner hekim müdahalesi olarak yapabileceğimiz müdahale sadece tekrar. Tedavi edilen hayvanlarının doz tekrarlarının yapılması. Ulaşılmadık hayvan kalmadı. Yangın çıktığı zaman insanlar yanan bir hayvanı gördükleri zaman yapabilecekleri şey, onu güvenli bir yere taşımalı ve tedavi için veteriner hekimi beklemeli. Bunun haricinde olası bir hekim olmaması durumunda ılık suyu ile bir duş aldırılabilir. Yapılabilecek herhangi bir müdahale hayvanın canına sebep olabilir. Yangında boğazı, dili şişen hayvanlara su içirmeye çalışanlar oluyor. Bu tür davranışlarda bulunmasınlar. Gelecek olan yardım ekiplerini beklesinler.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Eş Genel Başkanları: Halkımızı yalnız bırakmayacağız

    DEM Parti Eş Genel Başkanları: Halkımızı yalnız bırakmayacağız

    Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, kriz masası oluşturduklarını belirterek, “Halkımızı asla yalnız bırakmayacağız. Yaralarımızı birlikte saracağız” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağı ilçesinin kırsal mahallerinde meydana gelen yangına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Yangına çevrede bulunan il ve ilçe belediyelerinin imkanlarıyla müdahale ettikleri belirtilen açıklamada, yangın sonrası ihtiyaçların karşılanması için kriz masasının oluşturulduğu kaydedildi.

    Bu kapsamda mobil aşevleri, yaşam çadırları ve temel araç gereçlerin bölgeye ulaştırıldığı ifade edilen açıklamada, “Ayrıca yangından ciddi biçimde etkilenen canlılar için belediyelerimiz bünyesindeki veterinerler görevlendirilmiştir. DBP Eş Genel Başkanları, milletvekillerimiz, belediye eş başkanlarımız, il ve ilçe örgütlerimiz ile kent dinamikleri anında bölgeye hareket etmiş, halkımızla birlikte yangına müdahale etmiş ve halkımızın acılarına ortak olmuştur. Bundan sonraki süreçte de yurttaşların ihtiyaçlarının tespiti ve karşılanması konusunda belediyelerimiz üzerine düşen sorumlulukları yerine getirecektir”ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Bu felaketi bizatihi yaşayanlar ve köylüler itiraz ederek yıllardır onarımı yapılmayan elektrik tellerinin yangına neden olduğunu ifade etmiştir. Yaşanan bu büyük felaketin sebebinin açığa çıkarılması için derhal gerekli incelemeler başlatılmalı, yangından etkilenen köylülerin zarar ve ziyan tespiti yapılarak karşılanmalıdır. Bunun dışında tüm halkımızı bu yangında zarar gören yurttaşlarımızla dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz. Yangından etkilenen halkımızı asla yalnız bırakmayacağız; acımızı beraber yaşayacak, yaralarımızı birlikte saracağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti: Devlet, yaşanan hiçbir felakette halkın yanında değil

    DEM Parti: Devlet, yaşanan hiçbir felakette halkın yanında değil

    PİRHA-Mardin’in Mazıdağı ile Diyarbakır’ın Çınar ilçesi arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yapan DEM Parti, “Bu facia bir kez daha gösterdi ki yaşanan hiçbir felakette ve faciada devlet ve iktidar halkın yanında değil” dedi.

    Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağ ilçeleri arasında elektrik tellerinden çıkan kıvılcımların sebep olduğu yangında 5 kişi hayatını kaybetti, 10’u ağır 44 kişi de yaralandı.

    Mardin’in Mazıdağı ile Diyarbakır’ın Çınar ilçesi arasındaki bölgede çıkan yangına ilişkin Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) sanal medya platformu X hesabı üzerinden açıklama yaptı.

    “HER TÜRLÜ FELAKETİN ÜSTESİNDEN GELECEK GÜCÜMÜZ VAR”

    Dün gece saatlerinde başlayan ve yerleşim yerlerine kadar yayılan yangında 7 kişinin hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, “Yangın faciasının yaralarını halkımızla birlikte sarıyoruz. Acımız büyük, halkımızın başı sağ olsun. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. İktidarın müdahale etmekte geciktiği, yetersiz kaldığı faciaya karşı, başta Diyarbakır, Mardin, Van olmak üzere bütün bölge belediyelerimiz yangına müdahale ederek ve halka yardım ulaştırarak seferber oldu.  Belediye eş başkanlarımız, milletvekillerimiz, bileşen partimiz DBP’nin Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, facianın yaşandığı köylerde halkla birlikte hem acıları paylaşıyor hem de yaraları sarmaya devam ediyor. Bu facia bir kez daha gösterdi ki yaşanan hiçbir felakette ve faciada devlet ve iktidar halkın yanında değil. Depremde yoklar, yangında yoklar, sel felaketinde yoklar. Ancak bizim halkımızla birlikte her türlü felaketin üstesinden gelecek gücümüz var” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yangının bilançosu açıklandı: 5 ölü, 44 yaralı

    Yangının bilançosu açıklandı: 5 ölü, 44 yaralı

    PİRHA-Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan yangına dair açıklama yapan Sağlık Bakanı Koca, 5 kişinin yaşamını yitirdiğini, 10’u ağır 44 kişinin de yaralandığını belirtti.

    Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağ ilçeleri arasında elektrik tellerinden çıkan kıvılcımların sebep olduğu yangına dair Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklama yaptı.

    Yangında 5 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Koca, “10’u ağır 44 kişi yangından etkilendi. Diyarbakır’da 3, Mardin’de 2 can kaybımız var. Olay sebebi ile 35 Ambulans ve 7 UMKE Timi görevlendirildi” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    PİRHA- Tahir Elçi cinayeti davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölümüne dair açılan davanın 11’inci duruşması, Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yapılan savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi hakkında beraat kararı verdi.

    Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, çok sayıda baro başkanı, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan ile çok sayıda isim duruşmayı izledi.

    Savcının mütalaasında beraat istediği sanık polisler, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

    İddia makamı, celse arasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki görüşünü tekrar etti. Savcı, Tahir Elçi’nin nereden geldiği belli olmayan bir kurşun nedeniyle hayatını kaybettiğini ileri sürerek, suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığını belirtti. Savcı, söz konusu gerekçelerle sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

    “13 SANİYELİK GÖRÜNTÜ KAYIP”

    Tahir Elçi’nin kardeşi Mehmet Elçi, “Tahir Elçi, ‘burada çatışma ve savaş istemiyorum’ dedikten 5 dakika sonra çatışma çıktı” dedi. Elçi, “Onun vurulduğu anı çeken kamerada 13 saniyelik görüntü kayıp. Bu görüntüleri istemediler. Savcılar, birkaç tanığa tehdit ve şantajda bulunarak, Elçi’nin aleyhine ifade vermeye zorladılar. Mahkeme heyeti olarak olayı çözmemek için elinizden geleni yaptınız. İlk duruşmada Türkan Elçi’yi duruşmadan çıkarmakla tehdit ettiniz. Beraat kararı istiyorsunuz, bu doğru bir karar olmaz” diye konuştu.

     EREN: HEPİMİZ CİNAYETİN TANIĞIYIZ

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren de 4 yıl yargılamanın başlatılmasını beklediklerine işaret ederek, “Yargılama başladıktan sonra olayın aydınlatılması için birçok talebimiz oldu. Hepsini reddettiniz. Tahir Elçi dosyası neden bu kadar önemli? Çünkü cinayetin kendisi bize çok şey ifade ediyordu. Korkunç bir cinayetti. Onlarca kameranın önünde güpegündüz bir baro başkanı katledildi. Korkunçtu. Hepimiz bu cinayetin tanığıydık. Herkes bu cinayeti kimin işlediğini biliyor. Ama bunu saklayan güçler var” şeklinde konuştu.

    Eren, “Cinayetin işlendiği dönemin başbakanı ‘Bu olayın üstünün örtülmesi gibi bir durum söz konusu değil’ dedi. Bir başbakan bu durumu neden açıklamak ister. Çünkü bu ülkede böyle şeyler var. Tahir Elçi’ye karşı başlayan linç kampanyasına yargı da dahil oldu. Bizler bu dosyaya ilişkin talepte bulunan avukatlar olarak niyetimizi duruşma salonunda ifade ediyoruz; Bu dava siyasi bir suikasttır. Siyasi suikast tanımlamasını yapan ben değilim. Bu ülkenin başbakanı söyledi. O dönem başbakan gelip bu katliamın siyasi suikast davası olduğunu söyledi. Bu tanımlamayı yapan başbakanı dinleme talebini reddettiniz. Olay yeri keşif kararından vazgeçtiniz. Biz bu mahkemeden adil bir karar çıkabileceğine inanmıyoruz. Adli bir vakada olması gereken hiçbir işlem bu davada yapılmadı” ifadelerini kullandı.

    MÜTALAAYA TEPKİ 

    “Bu yargılamanın sonunda sizin adalet terazinizi göreceğiz” diyen Eren, “Ceza davasında olan usul yargılamasının bu davada olmadığını söylemek istiyorum. Bu mütalaa Tahir Elçi dosyasına sunulacak bir mütalaa değil. 3 polisin yargılanması meselesi de değildir. Bütün talepleri yerine getirip, öyle karar vermenizi talep ediyorum” dedi.

    CENGİZ: 20 YIL DA SÜRSE DAVAYI TAKİP EDECEĞİZ

    Elçi ailesi avukatlarından Orhan Kemal Cengiz, ise şunları söyledi:

    “Bu davaya bakan mahkeme ve bu cinayetin soruşturmasını yürüten savcılar taraflı ve bağımlıdır. Savcılığın getirdiği tanıklar ya işkence gördükleri ya da baskı altında ifade verdiklerini anlattılar. Bu cinayetinin üstünü örtmek, örtbas etmek için ellerinden geleni yaptılar. Tahir Elçi cinayeti aydınlatılmaması için bu soruşturmada yer alan herkes elinden gelen her şeyi yaptı. Davayı etkileyecek bütün talepler reddedildi. Birçok delil bu davada yok edildi. Barolar, sivil toplum örgütleri ısrarla bu davayı takip ediyor. Biz 20 sene de sürse bu davayı takip edeceğiz, bütün sorumlular hesap verecek.”

    YALÇIN: GEREKLİ ARAŞTIRMA YAPILMADI

    Avukat Gamze Yalçın, Elçi davasında “cezasızlık” politikasının sürdüğünü belirtti. Yalçın, savcının mütalaasında kullandığı “yapılan tüm araştırmalara rağmen’ ifadelerine işaret ederek, “Mütaaladaki bu ifadeye rağmen bu dosyada hiçbir araştırma yapılmadı. Tahir Elçi katledildiğinde sonra hiçbir soruşturma makamı, gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmamıştır. Tahir Elçi’nin vurulduğu alanda deliller numaralandırılmış olsaydı, Elçi’nin başına isabet eden mermi çekirdeği bulunur, failler ortaya çıkarılırdı. Olay yeri incelemesi yapılmaması ve delillerin toplanmaması nedeniyle deliller kayboldu. Cinayetten dört ay sonra inceleme yapıldı. Londra Üniversitesi’nden gelen rapor olmasaydı, Tahir Elçi dosyası zaman aşımından düşecek, faili meçhul kalacaktı. Soruşturma makamlarının kemikleşmiş tavrı,  yargılama makamına sirayet etti. Kovuşturma aşamasında esasa etki edecek taleplerimiz değerlendirilmedi ve deliller toplanmadı. Tüm taleplerimizi reddettiniz” dedi.

    MOLU: ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

    Avukat Benan Molu da Tahir Elçi’nin katledildiği güne kadar hayatını cezasızlıkla mücadeleye adadığını hatırlattı. Dosyanın “etkili soruşturma” hükmünün ihlaliyle yürütüldüğünü söyleyen Molu, “Ne yazık ki hala etkili bir soruşturma yürütülmüş ve sonuç alınmış değil. Bu dosya hiçbir zaman ifade özgürlüğünü ifade eden bir baro başkanının dosyası olarak görülmedi. Yargılama ona göre yürütülmedi” tepkisinde bulundu.

    KÖKSAL: DELİLLER TARTIŞILMADAN MÜTALAA VERİLEMEZ

    Avukat Tuğçe Duygu Köksal ise “Sayın Savcı mütalaasını verdi. Mütalaasını 2 kez süre istedikten sonra son celsede verdi. Savcılık makamının mütalaa vermeye hazır olmadığını ve deliller tartışıldıktan sonra mütalaasını vereceğini söylemesini beklerdik. Mütalaaya katılmıyoruz. Mütalaaya bakıldığında basit bir insan öldürme dosyası olarak nitelendirilmiştir. Bu dosya basit bir insan öldürme dosyası değildir. Çünkü burada istihbari bir operasyonun neticesinde 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Mahkeme olay yerinde keşif yapmış olsaydı bu gün dosyada başka sanıklar da olabilecekti. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğü belli değil. Mermi çekirdeği ortada yok. Deliller bir bütün olarak karartıldı. Dolayısıyla bu operasyonun nasıl yürütüldüğü, ölümcül atışı kimin yaptığı ve deliller tartışılmadan mütalaa verilemezdi. Ama sayın savcı beraat mütalaası verdi. Görüntüler tekrar izlenmeliydi. Olay tekrar canlandırılmalıydı. Bunlar yapılmadı. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğünü bulunamadı. Mermi çekirdeği bulundu. Yani deliller toplandı ama karartıldı. Deliller toplanmadan, olay yeniden canlandırılmadan mütalaa uygulanırsa cezasızlığa sebebiyet verileceği açıktır. Ya bu karardan dönün, keşif yapılsın ya da bu yargılamayı bir bütün alarak sanıklar için ayrı değerlendirmeler yapılsın” talebinde bulundu.

    SANIK 3 POLİS HAKKINDA BERAAT KARARI

    Mahkeme, Tahir Elçi cinayeti davasında tutuksuz yargılanan sanık polisler Mesut Sevgi, Fuat Tan ve Sinan Tabur’un üzerlerine atılı “taksirle ölüme neden olma” suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlarına karar verdi. Mahkeme başkanı, dosyaya dair kararın tamamını okumadan salondan ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden Dersim Belediyesi’ne otobüs desteği!-VİDEO

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden Dersim Belediyesi’ne otobüs desteği!-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Dersim halkının toplu taşıma konusunda yaşadığı mağduriyeti azaltmak için Dersim Belediyesi’ne otobüs desteğinde bulundu.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak ve beraberindeki heyet, Dersim Belediyesi’ni ziyaret etti. Bucak ve beraberindeki heyeti Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan karşıladı.

    Yapılan ziyaretle ilgili basına konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, Dersim’de toplu ulaşımda eksiklerin olduğunu, bu sebeple dayanışma amacıyla otobüs teslimatı yaptıklarını söyledi.

    10 YILLIĞINA OTOBÜS DESTEĞİ!

    Serra Bucak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak 10 yıllığına Dersim Belediyesi’ne bir adet otobüs hibe ettiklerini belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Dêrsim halkı ile dayanışıyor olmanın mutluluğunu paylaşmak isteriz. 31 Mart’ta seçilen Dersim Belediye Eş Başkanlarını tebrik ediyor ve buradaki bileşen partilerin kazandığı bu mücadeleyi canı gönülden selamlıyorum. Önümüzdeki 5 yılın Dersim’e hizmet açısından şimdiden hayırlı olmasını, çok verimli bir 5 yıl geçmesini diliyorum. 31 Mart seçimleri ‘başka bir belediyecilik mümkün’ diyen tüm belediyeler için önemli bir seçim dönemiydi. Bizler bu seçim dönemini önemli bir başarıyla atlattık. Ve bundan sonra da önümüzdeki 5 yıl sonra halklarımızın bize gösterdiği yol ile birlikte çoğulcu, katılımcı, halkımızla birlikte karar alarak yine halkımızla birlikte hizmet edeceğiz. Yine bu hizmetlerin şeffaf ve denetlenebilir olmasını sağlayarak önemli bir çalışmayı açığa çıkaracağız. Bugün buraya sadece Amed’ten selamlarımızı getirmedik, Eş Başkalarımızın Dersim halkı için bizden istediği bir adet belediye otobüsünü de getirdik. Hazırladığımız protokol ile meclis kararıyla bu otobüsü 10 yıllığına Dersim halkının hizmetine getirmek bizi mutlu etti. Umuyoruz bunun devamını kadın kooperatifleri, üretim kooperatifleri, ekoloji çalışmaları ve benzeri pek çok çalışmayla sürdürebiliriz.”

    “BİZİM OLANI TEKRARDAN GERİ ALACAĞIZ”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ise yapılan destekten ötürü teşekkürlerini sunarak şu konuşmayı yaptı:

    “DEM Parti belediyeleri ile dayanışacağımızı seçim öncesinde de duyurmuştuk. Bugün özellikle Amed Büyükşehir Belediyesi bunu bize göstermiş oldu. Dersim halkı ve belediyesi olarak eş başkanlarımıza, tüm Amed halkına teşekkürlerimizi sunuyoruz. 78 belediyemiz var, kaldı iki tane; bunlardan biri Peri diğeri Hilvan. Eş başkanımız da ifade etti 2 Haziran’da yapılacak seçimlerde bizim olanı tekrardan geri alacağız. Peri bizimdir. Her seferinde kayyum korkusunu önümüze koydular ama somut olarak gördük her ne kadar o alanları talan etseler de belediyelerimizi sadece ekonomik değil, kültürel olarak da kadın kazanımlarımıza, gençliğimize saldırsalar da belediyelerimizde milyarlarca dolar borç bıraksalar da bugün Dersim Belediyesi ile olan bu dayanışma ve bu hediye çok değerli, kıymetlidir. Dolayısıyla yılmayacağız, hep çalışacağız. Peri bizim ve bizim kalacak.”

    “KATILIMCI BELEDİYECİLİK RUHUNU PRATİĞE DÖKÜYORUZ”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak da yapılan ziyaretten ötürü duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi:

    “Bizler 25 yıllık yerel yönetim geleneğinden geliyoruz. Yani 1978 Edip Solmaz’dan başlıyor bu süreç ve 2000’li yıllardan sonra da 22 yıldır toplumcu, demokratik, ekolojik belediyecilik pratiklerimizle bölgede görev yaptığımız her alanda halkımızla birlikte şeffaf, katılımcı belediyecilik ruhunu pratiğe döküyoruz. Sadece Türkiye halkları değil, dünyadaki tüm ezilen halklar tarafından kabul görmüş; 2016 Kasım’ın 16’sında Dersim Belediyesi’ni de kayyım gasp etti. 12 yılda demokratik, toplumcu belediyecilik pratiğimizin açığa çıkarttığı tüm kazanımları yağmaladılar. Geçen hafta çıkan tahliye olan geçmiş dönem Amed Belediye Eş Başkanımız Sayın Gülten Kışanak ve Nurhayat Altın’ı da buradan selamlıyor, saygılarımızı gönderiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Diyarbakır’da gazetecilerin de aralarında olduğu 7 kişi serbest bırakıldı

    Diyarbakır’da gazetecilerin de aralarında olduğu 7 kişi serbest bırakıldı

    PİRHA- Gözaltına alınan gazeteciler Nurcan Yalçın ve Derya Us’un da aralarında olduğu 7 kişi serbest bırakıldı.

    Diyarbakır’da dün sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan ve aralarında gazeteciler Derya Us, Nurcan Yalçın’ın da olduğu 7 kişinin emniyet işlemleri tamamlanması ardından Diyarbakır Adliyesi’ne sevk edildi.

    Savcılık sorguları tamamlanan gazeteciler Us ve Yalçın’ın da aralarında olduğu 7 kişi “adli kontrol” şartıyla serbest bırakılma talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Gözaltındakiler “örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” iddialarıyla suçlanmıştı.

    Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’nde ifadesi alınan 7 kişi “adli kontrol” tedbiriyle serbest bırakıldı.

    Yine aynı dosya kapsamında Licê’de gözaltına alınan ve 11 aylık bebeği olan Dilan Polat Dirin de dün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    Diyarbakır’da ev baskınları: 2 gazeteci de gözaltına alındı

  • Diyarbakır’da ev baskınları: 2 gazeteci de gözaltına alındı

    Diyarbakır’da ev baskınları: 2 gazeteci de gözaltına alındı

    PİRHA-Diyarbakır’da yapılan ev baskınlarında gazeteciler Nurcan Yalçın ve Derya Us’un da aralarında olduğu 8 kişi gözaltına alındı.

    Diyarbakır’da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında gazeteciler Nurcan Yalçın ve Derya Us’un da olduğu 8 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişiler arasında Mali Müşavirler Odası üyesi Songül İpek, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) PM üyesi Sema Koç, Zuhal Ayaz, Fatma Opçin ve Muhammet Özer’in olduğu öğrenildi.

    2021 tarihli soruşturma kapsamında yapılan operasyonda gözaltına alınan kişilere, “cezaevine para göndermek” iddiasının yöneltildiği belirtildi. Gözaltına alınan kişiler İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor.

    Zuhal Ayaz’ın 6 Ekim 2023’te Kocaeli merkezli operasyon kapsamında da benzer iddiayla gözaltına alındığı ve daha sonra serbest bırakıldığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Özgür basın susturulamaz-VİDEO

    Diyarbakır’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Özgür basın susturulamaz-VİDEO

    PİRHA- DFG, MKG ve DİSK Basın İş’in 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada tutsak gazetecilerin özgürlüğü talep edildi. “Özgür basın susturulamaz” pankartının ve tutuklanan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamaya milletvekilleri, kurum ve kuruluş temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Devrimci İşçi Sendikalar Konfederasyonu (DİSK) Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın-İş) Diyarbakır Temsilciliği, DFG’nin Yenişehir ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’ndaki şube binası önünde 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. “Özgür basın susturulamaz” pankartının ve tutuklanan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamaya milletvekilleri, kurum ve kuruluş temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

    “BASKI ÇEMBERİ BÜYÜYOR”

    Açıklamada konuşan DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü bir kez daha gazetecilere yönelik baskı ortamında karşıladıklarını söyledi. Çiçek, “Haber takibi sırasında karşılaşılan engellemelerden sansüre, haber yaptıkları için haklarında dava açılan gazetecilerden şafak vakti operasyonlarla tutuklanan gazetecilere kadar baskı çemberi büyüyor” dedi.

    Nisan ayının ilk günlerinde Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı olarak seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının YSK eliyle iptali ile kentte başlayan halk eylemlerine yönelik polis şiddetinin olayı takip eden gazetecilere de uğradığını belirten Çiçek, “Meslektaşlarımıza gaz, plastik mermi ve tazyikli su ile saldırı düzenlendi. Meslektaşlarımızın görüntülerini ve fotoğraflarını silen polisler şiddeti görüntüleyen gazeteciyi de ölümle tehdit etti” diye konuştu. Benzer görüntülerin 1 Mayıs’ta da yaşandığını söyleyen Çiçek, “İstanbul’da 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı’na yürüyen işçi ve emekçileri takip eden medya mensupları darp edildi, kelepçelenerek gözaltına alındı. İşçi ve emekçilere yönelik polis saldırısının yaşandığı alanlardan biri olan Saraçhane’de ise polis amirinin ‘Basını süpürün’ talimatıyla gazetecilere yönelik şiddet gerçekleşti. Bu saldırılarda meslektaşlarımız yaralandı, çalışmaları engellendi” diye konuştu.

    “GAZETECİNİN ANA GÖREVİ VAROLAN GERÇEKLİĞİ TOPLUMA AKTARMAKTIR”

    “Toplumsal eylemlere yönelik polis şiddeti nasıl ki anayasaya aykırı ise aynı şekilde yaşananları dünyaya duyurmaya çalışan gazetecilere yönelik her türlü baskı, engelleme ve şiddet de suçtur!” diye konuşmasını sürdüren Çiçek son olarak şunları söyledi:

    “Gazetecilere yönelik en büyük baskı ise tutuklamalar oldu. Gazetecileri susturmak, gerçeği açığa çıkartmalarını engellemek adına yapılan meslektaşlarımız tutuklanıyor ve dört duvar arasına konuluyor. 23 Nisan tarihinde Kürt Gazeteciler Günü’nün hemen akabinde İstanbul merkezli yapılan operasyonla 9 gazeteci gözaltına alındı. 4 gün gözaltında tutulan meslektaşlarımızdan Mezopotamya Ajansı muhabirleri Esra Solin Dal, Mehmet Aslan ile gazeteci Erdoğan Alayumat tutuklandı. Gazetecilere savcılık ve hakimlik sorgularında yaptıkları haberler soruldu.

    Buradan bir kez daha belirtiyoruz ki gazeteciler yaşadıkları ülkenin sorun ve sıkıntılarını görmemezlik edemez ya da bunu gündeme getirdiği için yargılanamaz. Gazetecinin ana görevi var olan gerçekliği topluma aktarmaktır. Haberler başta siyasi iktidar olmak üzere güç odaklarını rahatsız etse de bu gerçekliği toplumla paylaşmak suç değildir. Bu durum uluslararası sözleşmelerle de garanti altına alınmıştır.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR, ONU YARGILAMAK SUÇTUR”

    3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde bir kez daha talebimizi yineliyoruz; tutuklanan 3 arkadaşımız başta olmak üzere tüm meslektaşlarımız tahliye edilmeli. Gazetecilik suç değildir asıl olarak onu yargılamak suçtur! Basın özgür olmadan özgür ve demokratik bir toplumdan söz edilemez.”

    Çiçek, konuşmasının ardından Nisan ayı hak ihlalleri raporunu da açıkladı. Rapora göre, 14 gazeteci saldırıya uğradı, 9 gazetecinin evine baskın yapıldı, 17 gazeteci gözaltına alındı, 11 gazeteci kötü muameleye maruz kalırken, 8 gazeteci tehdit, 22 gazeteci engellendi, 3 gazeteci tutuklandı 3’te cezaevinde ihlal yaşandı. Yine raporda 9 gazeteci hakkında soruşturma, 3 gazeteciye dava, 3 yıl bir ay ve 17 bin TL para cezası, yargılaması devam eden gazeteci sayısı 122, tutuklu gazeteci sayısı ise 43 olarak açıklandı.

    “GAZETECİLER MESLEĞİNİ ÖZGÜRCE YAPMALIDIR”

    MKG Başkanı Roza Metina, günün anlam ve önemine değindi. Gazetecilerin özgür ortamda olmadıklarını belirten Metina, bugün de birçok gazetecinin cezaevlerinde olduğunu söyledi. Cezaevlerinde bugünü karşılayan gazetecilerin olduğunu ifade eden Metina, “ Bütün bu baskı ve zorluklara karşı bugün buradayız onların sesiyiz. Bir kez daha diyoruz ki gazetecilik suç değildir” ifadelerinde bulundu. Metina, tutuklu MA muhabiri Esra Solin Dal’a “çıplak arama” yapılmasına da tepki gösterdi. Metina, “Gazeteciler haberin hakkını savunuyor. Bu nedenle gazeteciler özgür bir şekilde mesleğini uygulamalıdır. Bizler her zaman gazeteciği savunacağız, gazeteciliğin kalemini savunmayı sürdüreceğiz” dedi.

    DİSK Basın İş Amed Temsilcisi Hakkı Boltan ise yaptığı konuşmada, seçimlerde en önemli duruşun gazetecilerin duruşu olduğunu söyledi. Seçimlerde iktidarın, Saraçhane’de ise muhalefetin düştüğünü söyleyen Boltan, gazeteciliğin ise dik durduğunu söyledi. Boltan, “Gazeteciler gerçekliğin kendisidir. Bugün ekonomik, siyasi kriz varsa bunun bir nedeni de gazetecilerin tutuklu olmasıdır. Gazeteciler özgürleşmeden bu krizler çözülmez. Gazetecilere özgürlük istiyoruz” diye konuştu.

    “SELAM OLSUN CEZAEVLERİNDE DİRENEN GAZETECİLERE”

    TGS Temsilcisi Mahmut Oral ise AKP-MHP’nin büyük bir seçim yenilgisi almasının ardından, iktidarın bu baskı politikalarına son vereceğine dair algı geliştiğini söyledi. Oral, “AKP-MHP faşist saray rejimi baskı politikalarından asla geri adım atmıyor. Bu geri duracağımız anlamına gelmiyor. Karanlık dağılana kadar bu mücadele sürecek. Selam olsun cezaevinde direnen gazetecilere” ifadelerinde bulundu.

    DEM Parti Amed Milletvekili Sevilay Çelenk ise 22 Nisan Kürt Gazeteciler gününde MA’nın Ankara Bürosu’na yaptığı ziyarette tutuklanan Mehmet Aslan’ı gördüğünü söyleyen Çelenk, “Umarım gelecek yıl bu tutuklamaları konuşmayacağız. 126 yıldır Kürt basının tarihi var. Bu yüzyılda tutuklamalar, baskılar hiç bitmedi. Sadece 90’lı yıllarda 40 gazete çalışanı katledildi. Öldürülen, çalışan gazeteciler günü var. Keşke gazetecileri başka güzel şeylerle ansaydık. Bu mücadelenin bitmediğini en ağır koşullarda bile sürdüğünü söylüyorum. Bu mücadelenin yanındayız. Dünya Basın Özgürlüğü Günü tüm gazetecilere kutlu olsun” ifadelerinde bulundu.

    Son olarak söz alan EMEP Milletvekili Sevda Karaca, “Bütün bu zorlu koşullara rağmen özgürlüğü elde etmek için verdiğimiz büyük mücadelenin hatırına bugünü kutlamak istiyorum. Son 22 yılda en az 894 gazeteci cezaevlerinde, basın özgür olmadığı için süründürüldü, süründürülmeye devam ediyor” dedi. Basın özgürlüğünün sadece basın emekçilerini ilgilendiren mesele olmadığını hatırlatan Karaca, “Cezaevinde tek bir arkadaşımız kalmadığı güne kadar mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

    Açıklama atılan “Özgür basın susturulamaz” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır’da şüpheli kadın ölümü

    Diyarbakır’da şüpheli kadın ölümü

    PİRHA – Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde Ayşegül Değer, bir plazanın 11’inci katından şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirdi.

    Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde Ayşegül Değer isimli kadın, bir plazanın 15’inci katından şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirdi. Değer’i hareketsiz halde görenlerin haber vermesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri Değer’in yaşamını yitirdiğini belirledi.

    Değer’in cenazesi otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kaldırılırken, polisin Değer’in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma başlattığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Diyarbakır Belediye Eş Başkanları mazbatalarını aldı

    DEM Parti Diyarbakır Belediye Eş Başkanları mazbatalarını aldı

    PİRHA – DEM Parti Diyarbakır Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları mazbatalarını aldı. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları ile ilçe belediye eş başkanları Diyarbakır İl Seçim Kurulu’nda mazbatalarını aldı. Mazbatayı almaya belediye eş başkanlarının yanı sıra belediye meclis üyeleri, Barış Anneleri ile adalet nöbeti tutan anneler, sivil toplum örgütleri, siyasi parti temsilcileri ve yüzlerce kişi katıldı.

    DİYARBAKIR HALKINA TEŞEKKÜR

    Kitle seçim kurulunun önünde toplanırken, eş başkanlar mazbatalarını almak için içeri girdi. Mazbatasını alkış ve zılgıtlar eşliğinde alan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, “Diyarbakır halkının emeğine sağlık” diyerek halka teşekkür etti.

    Diyarbakır Büyükşehir, Bağlar, Sur, Yenişehir ve Kayapınar belediye eş başkanları mazbatalarını aldıktan sonra kitle ile birlikte Dağkapı Meydanı’na geçiyor. Meydandan Büyükşehir Belediyesi’ne kadar yürüyüş gerçekleştirilerek basın açıklaması yapılacak.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi

    Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi

    PİRHA-Dicle Havzası’nın son özgür kolu olan Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi.

    Bingöl’ün Genç ilçesi ve Diyarbakır’ın Lice ilçesi arasında Sarım Çayı ve Yan Kolları üzerinde yapımı kararlaştırılan Birsu Hidroelektrik Santrali (HES) için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararı mahkemece iptal edildi.

    Mahkeme kararını bölgede yaşayan yurttaşların ana geçim kaynaklarından arıcılığın HES’den zarar göreceği ve çığ tehlikesine karşı ÇED raporunda gerekli önlemlere yer verilmediği gerekçelerine dayandırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti, Hazro’da sonuçlara itiraz etti

    DEM Parti, Hazro’da sonuçlara itiraz etti

    DEM Parti, Hazro’da geçersiz sayılan 904 oy ve 793 “taşımalı” seçmene ilişkin itiraz başvurusunda bulundu.

    MA’nın haberine göre, Diyarbakır’ın Hezro (Hazro) ilçesinde “taşımalı” seçmenlerle birlikte 371 oy farkla seçimi AKP önde bitirdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), taşımalı seçmenlere itirazda bulundu. İtiraz dilekçesini DEM Parti Hezro Belediye Eş Başkan Adayları Hasibe Yazdık ile Erhan Güven, Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç ve DEM Parti Hazro İlçe Örgütü üyeleri Hazro Kaymakamlığı’na avukatlar eşliğinde götürdü.

    Dilekçede Hürriyet Mahallesi’nde bulunan Hezro Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde kayıtlı ve oy kullanmış 793 “taşımalı” seçmen ve 904 geçersiz oya ilişkin itirazda bulunuldu.

    “EMEĞİMİZİN ARKASINDAYIZ”

    İtiraz sonrası Kaymakamlık önünde açıklama yapan Hasibe Yazdık, eşit olmayan ve hukuksuz bir seçim süreci atlattıklarını belirterek, “Devletin bütün imkanlarını öne sürerek seçimi elimizden almaya çalışıyorlar. Yaptıkları bütün hukuksuzluklara rağmen ancak 371 fark açabildiler ve 904 geçersiz oy mevcut. Bu oyların tekrar sayılması için itirazımızı yaptık. Verdiğimiz emeğin arkasındayız, irademizi hiçbir şekilde gasp ettirmeyeceğiz. Şimdiye dek seçilmişlerimize atanan kayyım, artık seçmenimize atanıyor” dedi.

    “HARAM OYLARA İTİRAZ ETTİK”

    DEM Parti Milletvekili Mehmet Kamaç da “Halk Kürdistan’da baskıcı iktidarın kayyımlarına büyük bir cevap verdi. Biliyorsunuz ki Kürdistan’ın tamamında asker ve polisler ile sahte oylarla çalışma yürütüldü ancak buna rağmen halkımız çok güçlü bir cevap verdi. Bizim de Şırnak’ta olduğu gibi Hezro’daki seçim sandıklarına da giren haram oylara itirazımız oldu. Kürt halkının iradesi tanınmalı ve belediyelerimiz, örgütlerimiz, tüm halkımız birlikte hareket etmelidir” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hatimoğulları: JİTEM İttifakı kaybetti, siyasetin DEM’i tuttu

    Hatimoğulları: JİTEM İttifakı kaybetti, siyasetin DEM’i tuttu

    PİRHA – Diyarbakır İl Örgütü önünde dün akşam partililere seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, sandıklardan çıkan sonuçlar için “JİTEM ittifakı, kutuplaştırıcı savaş ittifakı da bu seçimde yenilmiştir. Siyasetin DEM’i Kurdistan ve Türkiye’de tuttu” dedi.

    Diyarbakır’da sandıkların kapanıp oy sayımına başlanması ile birlikte İl Örgütü binası önünde toplanan binlerce DEM Partili, sandıklardan çıkan zaferi meşaleler yakıp kutladı. Kurulan ses sisteminden çalınan müziklere eşlik edip halaylar çekti. Kutlamalar sırasında partililerin sayısı ve coşkusu her geçen saat daha da arttı.

    Seçim sonuçlarını kentte takip eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, geldiği İl Örgütü binası önünde partililere seslendi.

    Bina önünde toplanan partilileri selamlayarak konuşmasına başlayan Hatimoğulları, “Değerli Amed halkı şu anda bu kutlamada yanımızda olması gereken büyükşehir belediye eş başkanlarımız, iktidarın hile ve hurdalarının peşine düşmek için Çermik ilçesindeler. Onları ve sizleri can-ı gönülden kutluyoruz” dedi.

    “DİRENE DİRENE KAZANDIK, KAZANMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Sandıklardan çıkan seçim sonuçlar için “Direne direne kazandık” diyen Hatimoğulları, “Kazanmaya devam edeceğiz. Bu kadar zorlu koşullarda çalışmalarımıza emek veren sevgili kadınlar, gençler, Adalet Nöbetindeki anneler, Kürt halkı, bütün ezilenler ve sömürülenler, çiftçiler esnaflar, kanaat önderleri hep birlikte büyük emek verdi. Bu yolculuğumuz zorlu bir yolculuktu arkadaşlar. Çünkü AKP iktidarı bu seçimleri bizden hileyle, çeşitli oyunlarla almak istedi. Nihai sonuç açıklanmamış ama 32 merkeze kayyım seçmen, askeri ve polisi seferber ettikleri halde bizler büyük bir başarıya imza attık. Bunun için sizlere sonsuz teşekkürler” diye konuştu.

    Elde ettikleri başarıya rağmen bu mücadelenin henüz bitmediğini vurgulayan Hatimoğulları, şöyle devam etti:

    “Bizler seçim kurullarımızın önünden ayrılmayacağız. Bazı ilçe ve belediyelerimizi hile, hurdayla almaya çalışıyorlar. Binlerce seçmenle Şırnak’ta kazanmamıza rağmen, ıslak imzalı tutanaklardaki bilgiye göre orayı kazandık. Ama bu iktidar, Şırnak’ta arkadaşlarımızı gözaltına alarak, il eş başkanımıza şiddet uygulayıp ters kelepçe takarak bizden almaya çalışmakta. Sizden ricamız bütün görevli arkadaşlarımız kritik yerlerde il ve ilçe seçim kurullarının önünden ayrılmasın. Yarın sabah kalktığımızdan DEM Parti’nin büyük zaferinin raporunu hep beraber halkımıza paylaşacağız.”

    “KAYYIMLARI GÖNDERDİK”

    Hatimoğulları, “DEM Parti olarak bu başarıyı kolayca elde etmedik. Kayyım rejimini Kurdistan’da halklara iki dönem dayattılar. Halkımız bu rejime büyük oy potansiyeli ve başarı ile kayyımlara ‘hayır’ diyerek onları saraya göndermiştir. Kurdistan’daki bu iradeyi artık Ankara ve Saray görmek zorundadır. Bu seçim sonuçlarını, halkın iradesini herkes tanımak zorundadır. Bu seçimlerin sonuçlarını kabul etmek herkesin asli görevidir. Bir kez daha diyoruz ki kayyım atayan darbeci anlayışla, halkın iradesine kayyım atayanlara halk olarak güçlü cevap oldunuz. Bundan sonra da bu anlayışı bir daha gelmeyecek şekilde hep birlikte sandığa gömdük” ifadelerini kullandı.

    “JİTEM İTTİFAKINA GEÇİT VERMEDİK”

    Hatimoğulları şunları kaydetti:

    “Değerli halkımız 90’lı yıllarda devrimciler, yurtseverler, Kürt halkı, Türkiye halkları JİTEM uygulamalarına diz çökmedi. Bizler 31 Mart’ta JİTEM ittifakına bir kez daha geçit vermedik, vermeyeceğiz. JİTEM ittifakı, kutuplaştırıcı savaş ittifakı da bu seçimde yenilmiştir. Amed’de bile savaş politikası anlatan bu iktidarın planlarını siz değerli halkımız ters yüz ettiniz. Bir kez daha sizi can-ı gönülden tebrik ediyorum.

    Değerli halkımız 8 Mart’ta, Newroz’da alanlara akın akın gelen siz halkımız, 31 Mart zaferiyle hep birlikte bir kez daha ‘Kürt halkı savaş istemiyor, haklarının verilmesini, onurlu bir barışı talep ediyor’ mesajı verdiniz. Türkiye’ye, ‘Kurdistan’da savaşa hayır’ mesajımız her yere ulaşmıştır. Bütün Türkiye ve Dünya duysun istiyoruz. Kürt sorununun çözümü için iktidar, muhalefet ve devlet halkın bu onurlu yürüyüşü ve mücadelesini anlamalı, buna kulak vermelidir. Amed’den hep birlikte onurlu büyük bir barışın çağrısını alkış ve zılgıtlarımızla yapalım. Bizler Kurdistan’da kazandık. Hilelerine, hurdalarına, çalıp çırpmalarına rağmen halen sonuçlar kesinleşmemiş olsa da başarıya sizlerle imza attık. ‘DEM parti asla siyaset yapmaz’ diyenlere de belirleyici olduğumuzu bir kez daha gösterdik. Türkiye siyasetinde işçilerin emekçilerin, yoksulların, ezilenlerin sesi olmak istedik. Türkiye’de siyaseti bu yüzden siz belirlediniz halkımız.

    “SİYASETİN DEM’İ TUTMUŞTUR”

    Sizlerin iradesiyle siyasetin DEM’i Kurdistan ve Türkiye’de tuttu. Bizim DEM’imizle alay edenlere bir kez daha diyoruz ki; halk burada, DEM burada. Siyasetin DEM’i tutmuştur. Bugün Kürt’ü yok sayan kutuplaştırıcı dil ve savaş ile buna yanıt verenler bu seçimlerde bir kez daha cevap almıştır. Çözümsüzlüğe karşı, savaş dayatanlara karşı, kadınları katleden, gençleri geleceksizleştirenlere karşı, işçiyi emekçiyi yoksul bırakanlara karşı, depremzedeyi ölümün döşeğinde, enkaz altında bırakanlara karşı mücadelemiz adaletin mücadelesidir. Mücadelemiz mübarek olsun.

    Buradan Türkiye halklarına bir kez daha seslenmek istiyoruz. DEM Partisi, Türkiye’nin dört bir yanı ve Kurdistan’da özgürlük, adalet ve demokratik Türkiye’nin tesisi için dün olduğu gibi bugün de mücadele etmişti. Bu mesajı Kürt halkı, Araplar, Ermeniler, Lazlar, Çerkesler, 73 milletten halkların, bütün inançların bu mesajı en iyi şekilde alacağına inanıyoruz. Kürt elinin uzattığı barış ve diyalog elinin daha sıkı tutulmasını istiyoruz. Bunun barışın ve çözümün kapısını aralayacağına inanıyoruz. Buradan bir kez daha siz değerli halkımıza partimize dönük gösterdiğinizi bu büyük teveccühü, halk parti birlikteliğini sağladığınız için sizlere sonsuz teşekkürler. Sağ olun var olun.

    İşimiz tabi ki bitmedi bizler seçim sonuçları resmileşene kadar görev başındayız. Asla rehavete kapılmayalım. Mütevazı bir şekilde coşkumuzu ve başarımızı kutlayacağız. Değerli halkımız seçim sonuçları netleşene kadar buna dikkat edelim. Son olarak şunu vurgulamak isterim. Yarından itibaren Türkiye ve Kurdistan’da çok işimiz var. Belediyeleri çalanlara, hizmetsiz bırakanlara karşı mücadelemizi büyük bir hizmet aşkıyla, hizmeti hedefine koyan, ekolojik, kadın özgürlükçü anlayışımızla belediyeleri siz değerli halkımızla birlikte yöneteceğiz. Kadınların kurtuluşu, gençlerin geleceği, Kürt halkı ve bütün halkların barışı için, demokratik bir anayasanın oluşması için mücadelemizi hep beraber sergileyeceğiz. Bu moral ve motivasyonla mücadelemizi mutlaka büyüteceğiz. Son sözümüz; ‘Jin jiyan azadî’ olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da DEM Partili sandık görevlisi öldürüldü

    Diyarbakır’da DEM Partili sandık görevlisi öldürüldü

    Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Çirnik kırsal mahallesinde oy verme işlemleri esnasında silahlı saldırıya uğrayan DEM Partili sandık görevlisi öldürüldü.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Çirnik kırsal Mahallesi’nde AKP’li aile, oy kullanmaya giden DEM Partili aileye saldırdı. Silahlı ve bıçaklı saldırıda, AKP’liler tarafından bir süredir sandığa gitmemesi konusunda tehdit edilen DEM Parti’nin sandık görevlisi Emin Çelik, saldırganların önce bıçaklı saldırısına ardından silahlı saldırısına uğradı.

    Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Çelik yaşamını yitirdi. 5 çocuk babası Çelik’in cenazesi, otopsi için Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kaldırıldı.

    Silahlı saldırıdan sonra mahalle askerler tarafından giriş ve çıkışlara kapatıldı.

    GAZETECİLERE SALDIRI

    Olay yerine gitmek isteyen gazeteciler de silahlı saldırıya maruz kaldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da Şimel Kadın Kooperatifi’nde kadınlar hem üretiyor hem kazanıyor VİDEO

    Diyarbakır’da Şimel Kadın Kooperatifi’nde kadınlar hem üretiyor hem kazanıyor VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi mekanlardan On Gözlü Köprü ile Gazi Köşkü’nün yanında yer alan Şimel Kadın Kooperatifi, ürettikleri doğal ürünlerle topluma bir yandan kahvaltı ve yöresel yemekler hizmeti sağlarken, bir yandan da kadın emeğini görünür kılmaya çalışıyor. 

    Birçok kadına iş imkanı sunan ve kadının ev içinde görünmez hale getirilen emeğine karşı kadınlara gelir kapısına dönüşen Şimel Kadın Kooperatifi‘nin kurucularından Şimel Beğik, kooperatifin nasıl kurulduğunu, kuruluş amacını ve neler ürettiklerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “EMEĞİ GÖRÜNÜR KILMAK İSTEDİK”

    Eski bir belediye işçisi olan Şimal Beğik Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyım sebebiyle işsiz kalmasıyla başlayan serüvenini şöyle aktardı:

    “Ben yaklaşık beş buçuk yıldır yemek sektöründe çalışıyorum. Daha önce çeşitli işlerde çalıştım. 2010 yılında bir işletmem daha vardı. Yaklaşık dokuz ay çalıştırdım, daha sonra kapatmak zorunda kaldım. Beş yıl da belediyede çalıştım. Belediyede çalıştığım süreçte Kadın Danışmanlık Merkezi’nde çalışıyordum. Daha sonra kayyımların gelmesiyle biz de ihraç edildik. Bununla beraber yaklaşık 3 yıl işsiz kaldım. Hatta belediye ismini duyan iş vermiyordu, belediyeden atıldık diye kimse bize kapısını açmıyordu. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nde bir kafede çalışmaya başladım. İki aylık bir çalışmaydı. İki aydan sonra “Madem ki elimden bu kadar şey geliyor. Ben kendi işimi kurayım” dedim. Daha sonra Dicle Üniversitesi’nin kafeteryalar bölümünde bir yer kiraladım ve yaklaşık beş buçuk yıldır orada ev yemekleri yapıyorum. Tabii yaparken ciddi zorluklar yaşadım, hatta kadın olduğum için böyle bir işe girişeceğimi duyanlar “Kadınsın, tek başına nasıl yaparsın? Borç altına gireceksin. Borcunu kim ödeyecek?”dedi. Bir erkeğe borçlu olmayı yakıştırıyorlar, ama bir kadına yakıştıramıyorlar. Sonra gözüm kapalı girdim o işe. Beş buçuk yıldır birçok zorluklara rağmen depreme, pandemiye rağmen hala işim devam etmekte. Özellikle kadınlar için ciddi bir iş kapısı oldu. Birçok kadına dokundu orası. Şu an 7  kadın çalışanımız var. Onun dışında evde üretip de bizim destek verdiğimiz kadınlar var. Tabii onunla beraber şöyle bir karar aldık. Bu kadar piyasa boşluğu var iş anlamında ve birçok kadın işsiz, iş yapmak istiyor. Aslında evinde birçok emeği var ama o emeği görünmüyor. Biz de o emeği kooperatif yoluyla görmek görünür kılmak istedik ve 9 ay önce kooperatifimizi kurduk.”

    “KADINLARLA BİR ARAYA GELDİK KOOPERATİFİMİZİ KURDUK”

    Kooperatif kurmayı uzun süredir planladığını aktaran Beğik, “Ben daha önce de bir kadın kooperatifi olsun diye düşünüyordum. Çünkü belediyede çalışırken birçok mahalle gezdim, birçok çalışmada bulundum. Özellikle toplumsal cinsiyet üzerine Kürtçe eğitimler verdim. Kadınların emeği, hayata karşı direnişini, ekonomiye karşı olan direnişini o zaman fark etmiştim. Uzun zamandır zaten düşünüyordum. Tabii araya pandemi, deprem girince kooperatifimizi kurmayı biraz ertelemek zorunda kaldık. Sonra işimizin yoğun olduğu bir günde denetimciler geldi. Denetimi yapan kişiler baktılar, birçok üretimimiz var, çok hızlı çalışıyoruz. Bunları görünce adam dedi ki “Bu kadar üretim yapıyorsunuz, niye bir kooperatif kurmuyorsunuz? Bu konuda ben de size yardımcı olurum kurulum aşamasında.” O, bu fikri verince biz zaten hazırdık kooperatif kurmaya. Sonra kadınlarla bir araya geldik, oturduk, konuştuk, kooperatifi kurmaya karar verdik. Kooperatifimiz bu şekilde kuruldu”dedi.

    “BURAYI BİR GASTRONOMİ MERKEZİNE ÇVİRMEK İSTİYORUZ”

    Beğik, “Bizim amacımız doğal ürün üretmek ve bu doğal ürünlerle serpme kahvaltı vermek. Biraz da burayı gastronomi merkezine çevirmeyi düşünüyoruz. Asıl büyük amacımız o. Bizim mekanımız, Hevsel bahçelerinin karşısında ve biz birçok ürünümüzü Hevsel bahçesinden temin edip o şekilde işliyoruz” diye belirtti.

    Beğik, Hevsel bahçelerinden temin ettikleri meyveler ve doğal ürünlerle reyhan şerbeti, süt reçeli, otlu peynir, şakşuka, domates konservesi, şeftali reçeli gibi pek çok ürünü üreterek kooperatifte satışa sunduklarını ifade etti.

    “AMACIMIZ KADIN DAYANIŞMASINI SAĞLAMAK”

    Beğik, 8 kadının emeğiyle kurulan Şimal Kadın Kooperaitifi’nin amaç ve faaliyetlerini ise şöyle sıraladı:

    “Kooperatifimizin iki amacı var. Birincisi doğal ürün üretmek ve hizmete sunmak. İkincisi de kadın dayanışmasını sağlamak ve kadınları bir araya getirerek kadın emeğini görünür kılmak. Görünür kılınırken de emeğinin karşılığını almasını sağlamak. Kadın emeğini nasıl görünür kılıyoruz? Mesela yıllarca evin içinde hizmet sunan kadınlar var. Çocuk bakan, temizliğini yapan, yemeğini yapan ama bunun herhangi bir karşılığı yok. Fakat bunlara ‘iş yapmayan kadınlar’ deniliyor toplumda. Mesela biri soruyor ya eşin ne iş yapıyor? Eşim çalışmıyor. Evin içindeki emek görünmüyor. Biz de bu emeği aslında biraz görünür kılmak istedik. Mesela şunu örnek verebilirim. Hani süt mayalama belki çok bir şey değil, yoğurt yapmak. Biz sütümüzü burada bir kadından temin ediyoruz, yoğurdumuzu yine aynı şekilde. Biz bunu ondan alırken kadının verdiği o emeğin karşılığını vermiş oluyoruz. O da aslında emeğin ne kadar değerli olduğunun farkına varıyor. Farkına varınca da kadın değişiyor toplumda.”

    “KADINLAR HER ŞEYİ BAŞARABİLİR”

    Kadınların üretime dahil olmasının önemine dikkat çeken Beğik, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ben kendi yerimi açarken hiç sermayem yoktu, sıfır sermayeyle başladım. Borçla başladım ve çevremdeki insanların baskısı vardı. İşte ‘Kadınsın, nasıl yapacaksın? Bu kadar borcu nasıl ödeyeceksin?’ Bu tür söylemler oldu, biraz da psikolojik baskı oldu. Buna rağmen ben kendime güvendim. Çünkü yıllardır zaten üretiyoruz, yapıyoruz evin içinde ama verdiğimiz emeğin bir karşılığı yoktu. Biz de bu şekilde görünür olmak istedik. Ben bütün kadınların başaracağına inanıyorum. Yıllarca evin içinde o kadar hizmet vermesine rağmen emeğin karşılığı yok, hatta tam tersi. Akşam olduğunda istenilmeyen şeyler, ondan beklenti çok fazla olduğu için hepsini karşılayamadığı zaman şiddet bile görebiliyor. Kadın emeği bizim için bu kadar önemliyken açıkçası ben de isterim ki bütün kadınlar bu emeğin farkına varsın. Bir kadının başaramayacağı şey yoktur diye düşünüyorum. Bu kadar zor şartlarda ben bu kadarını başarmışsam diğer kadınlar benim iki katımı, üç katımı başarırlar.”

    “EĞİTİMDE KADINLARIN YERİ OLMALI”

    Beğik, kadınlara seslenerek, “Toplumda bu kadar emek veren kadınlar varken bu emeğin karşılığını görünür kılmak için bence bütün kadınlar bir şekilde hayata dahil olsunlar. Kendilerini eve kapatmasınlar. Bunun için dernekler kurabilirler, kooperatifler kurabilirler, kooperatiflerin sayısını arttırabilirler. Özellikle eğitim olarak kız çocuklarını yetiştirirken eğitimde gerçekten kadınların yeri ayrı olmalı. Ona karşı politikalar geliştirilmeli, kadın eğitimlerine yönelik ciddi politikalar geliştirilmeli, kadın haklarına dair yine aynı şekilde. Herkesin farklı becerileri var. Bunun üzerinde gidip o beceri doğrultusunda kendini geliştirmeli ve kendine yeni bir kapı açmalı” diye konuştu.

    “BURADA BİR GÜÇ BİRLEŞİMİ VAR”

    Şimel Kadın Kooperatifi kurucu ortaklarından Xezal Heyv ise “2023 yılında arkadaşlarımla beraber kurduk burayı. Burada olmak neden önemli benim için? Çünkü burası bir üretim alanı. Hem de bizim gibi diğer kadın arkadaşların da çalışma alanı olacağı için önemli bir yer burası. Arkadaşlarımla birlikte burada çalışmaktan çok mutluyum. Çünkü burada bir güç birleşimi oluyor. Kadınların ayakları üstünde sağlam duruşunun bir birleşimi aynı zamanda. O yüzden çok mutluyuz arkadaşlarımla beraber böyle bir kooperatif kurduğumuz için bu alanda çalıştığımız için. Şöyle bir mesaj vermek isterim burada. Herkes kendi emeğini görünür kılabilmek için bir ortam eğer oluşturabiliyorlarsa oluştursunlar. Eminim herkes ayaklarının üstünde çok sağlam durabilir yeter ki bir şeyler yapabilsinler, bir eğitimde bulunabilsinler” ifadelerini kullandı.

    “MÜŞTERİLER ÇOK MEMNUN”

    Kooperatif’in ürünlerini satın alan ve kahvaltısını burada yapan müşterilerin ise oldukça memnun.

    PİRHA’ya konuşan bir müşteri, “Her şey el emeği olduğu için, organik olduğu için kendi ürettikleri şey olduğu için daha bir lezzetli oluyor. Bir de kadınlar olarak bizim onlara destek çıkmamız lazım. O yüzden burayı tercih ettik ve insanı çok güzel ağırlıyorlar. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.

    Bir diğer müşteri ise şunları aktardı:

    “Yemekbizden sayfasının hem kurucusuyum hem de kullanıcısıyım. Şimdi Şimel Hanım’la daha önce çekim yapmıştık, paylaşmıştık. Biz beğendiğimiz şeyi paylaşıyoruz. Paylaşımdan sonra birçok aile gelip burada tekrar kahvaltısını yaptıktan sonra bize olumlu şekilde geri dönüş yaptı. Zaten ben ara ara eşimle, çocuğumla burayı tercih ediyoruz. Şimel ablayı biz tanıyoruz. Ürünlerin çoğunu kendisi yapıyor. İkincisi ise gerçekten ürünlerinde tat var. Özellikle şu menemen. Menemeni yazın konserve yapıyorlar, o şekilde yapıyorlar. Kavurma aynı şekilde. Birçok reçeli kendileri yapıyor. Ben kahvaltıyı tavsiye ediyorum.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Newroz sonrası Diyarbakır’da 204 gözaltı

    Newroz sonrası Diyarbakır’da 204 gözaltı

    PİRHA- Yoğun bir katılımın olduğu Diyarbakır’da kutlanan Newrozun ardından, 38’i çocuk 204 kişinin kıyafetleri gerekçe gösterilerek gözaltına alındı.

    Diyarbakır’da yüzbinlerce kişinin katıldığı Newroz coşku ile kutlandı. Kutlamaların ardından çok sayıda gözaltı olduğu belirtildi.

    Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Newroz kutlamaları sonrası dün akşam saatlerinde aralarında çocukların da olduğu en az 126 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Bağlar İlçe Polis Okulu Müdürlüğü’ne götürüldü.

    Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi ise güncel gözaltı sayısının 204 olduğunu paylaştı.

    38’i çocuk 204 kişinin kıyafetleri gerekçe gösterilerek hukuksuz bir şekilde gözaltına alındığını belirten ÖHD, sürecin takipçisi olacağını duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)