Etiket: dosya

  • ‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO

    ‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO

    PİRHA- Tahtacı Alevi yurttaşlar Zeliha Aydın Kelekçi ve Aşık Esrari, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki gösterdiler. Kelekçi ve Esrari, “Bu, maaş verenin dayatmasına açık olmak demektir. Aleviler üzerinde dayatma yapma gücü yaratılmak isteniyor” dediler.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Tahtacı Zeliha Aydın Kelekçi ve Aşık Esrari, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “MAAŞLA DEDELER ÜZERİNDE SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYORLAR”

    Zeliha Aydın Kelekçi, maaş teklif edilmesinin altında, ilerleyen süreçte dedeler üzerinde söz kurma ve baskı yaratma amacının yattığını söyledi.

    Alevilikte ibadetin para ile yapılmadığına da değinen Kelekçi, “Yüzyıllardır dedelerimiz gönüllü olarak, barışı sağlamak için, insanları birleştirmek için cemlere gönüllü olarak gelirler. Hiçbir dedenin maaş almak isteyeceğini düşünmüyorum. Maaş almak demek, maaş verenin dayatmasına açık olmak demektir, özgürlüğün kısıtlanması demektir. Bu da insanların özgür inancına dayatmadır” dedi.

    “DEDELERE MAAŞ TEKLİF EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    Aşık Esrari de, dedelerin yüz yıllardır ibadetlere gönüllü bir şekilde hizmet ettiğine vurgu yaparak, maaş adı altında para teklif edilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

    Devletin sürekli olarak Alevileri kendi inanç politikalarına göre şekillendirmek istediğini dile getiren Aşık Esrari, Alevilerin inançlarını yaşama ve yaşatmadaki ısrarı sebebiyle bu politikaların başarısızlığa uğradığını belirtti.

    Aşık Esrari, “Eğer camilerde imamlara deseler ki biz size maaş vermiyoruz hiçbir tane imam kalmaz camilerde. Dedelerimiz genelde 6 aylarını taliplerinin hizmetleri ile geçiriyorlar. Diyanet’in ne imamlara ne de dedelere bağlanmasını istemiyoruz” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO

  • ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO

    ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin asimilasyon politikalarını yürüten Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dedeleri maaşa bağlama çağrısına tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Pirlerimizin, dedelerimizin buna tenezzül etmemesi gerektiğini çok net bir şekilde söylüyoruz” dedi. Doğan, hükümetin Alevileri içten fethetme çabasında olduğuna işaret etti. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Alevilerin yeni Diyaneti olma yolunda ilerleyen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından görevlendirilen kişilerin köyleri gezerek ‘dedeleri maaşa bağlama’ teklifine tepki gösterdi.

    Doğan, “Alevi köyüne cami yapmaya benzemiyor. Çünkü camiye gitmeyebiliyorsun, farklı değerlendiriyorsun. Ama sesiyle, duygusuyla Alevi toplumunun mekanlarına öyle bir düşünce dünyası gönderiyor ki kendi içinden fethediyor. Özünden uzaklaştırıyor ve mevcut Diyanet işleri bünyesine katmak için bir çaba içindeler. Özünden uzaklaştırıp bu inancı başka bir inancın mezhebi gibi göstermeye çalışıyorlar” dedi.

    “ALEVİLİĞİ İÇTEN FETHETME VE ASİMİLASYON PROGRAMI”

    Doğan, ‘dedeleri maaşa bağlama’ teklifinin AKP döneminde toplumun en yoksul olduğu süreçte gerçekleştiğine dikkat çekerek “Aleviliği içten fethetme ve asimilasyon programı bu yöntemle uygulanmaya çalışılıyor. Köylere giden kişiler toplumun anormal derecede yoksullaştığı, insanların ekmeğe muhtaç edildiği dönemde para vaadiyle gidiyorlar. Sadaka kültürüyle insanları içeriden devşirerek Aleviliği özünden uzaklaştırmak istiyorlar” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMU TARAFINDAN REDDEDİLMESİ GEREKİYOR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tehlikenin boyutları oldukça büyük. Cem erkanları toplumsal meclislerdir. Aleviler, toplumsal yaşamı bu meclisler üzerinden yürüten bir topluluktur. Kendi felsefesini yaşatmak yerine devlete bağlanırsa cem erkanında devletten gelen bildirilerle devlete hizmet eden bir din olacaktır. 4 kapı, 40 makam felsefesiyle yaşatmaya çalıştığımız bu inancı olmaması gereken mecralara götürmek gibi bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Alevi toplumu tarafından kesinlikle reddedilmesi gerekiyor. Alevi inancına hizmet etmiyorsa bunun bir düşkünlük olduğunu yüksek sesle vurgulayıp pirlerimizin, dedelerimizin buna tevessül etmemesi gerektiğini çok net bir şekilde söylüyoruz.”

    Devrim FINDIK- Dilan ŞİMŞEK / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

  • ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO

    ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO

    PİRHA- Zeliha Korkmaz, ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasını, Alevilere yöneltilmiş bir asimilasyon ve inkar politikası olarak değerlendirdi. Alevilere dönük sistematikleştirilen bu politikalara karşı Korkmaz, örgütlülük ve mücadele vurgusu yaptı.

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.

    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi, dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.

    Söz konusu uygulama ile ilgili Yol Erenleri’nden Zeliha Korkmaz, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ÇEDES’İN 3 BAKANLIK AYAĞIYLA UYGULANMASI TESADÜFİ DEĞİL”

    Zeliha Korkmaz, AKP hükümetinin iktidarı boyunca Alevilere karşı asimilasyon ve inkar politikalarını hep devrede tuttuğunu hatırlatarak, bunun seçimlerden sonra daha da hızlandırıldığına dikkat çekti.

    ÇEDES’in de bu politikaların bir parçası olduğunu belirten Korkmaz, “ÇEDES projesi 3 bakanlıkla yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bugün kendisine ayrılan bütçeyi dini bütçe olarak algılıyor ve imam hatip okullarına ayırıyor bu bütçeyi. Kendini Diyanet’in bir ayağı olarak görüyor. Bir diğer ayağını zorunlu din dersiyle yapmışlardı ve 4+4+4 sistemiyle bunu hızlandırmışlardı. Kendilerine verilen bütçeyi daha çok imam hatip okulu açmaya kullanıyorlar. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı yanlarına almaları tesadüf değil. Bu karanlık ve gerici zihniyeti gençlikle buluşturma çabası içindeler. Bunu da meşrulaştırmak için bu bakanlıkları kullanmaya çalışıyorlar” dedi.

    “ÇEDES VE BENZERİ UYGULAMALARI KABUL ETMİYORUZ”

    Korkmaz, atanamayan öğretmenler gerçeğine işaret ederek ÇEDES gibi projelerin kabul edilemez olduğunu ifade etti. ÇEDES’i ekolojik ve eşit yurttaşlık kavramı üzerinden de değerlendiren Korkmaz, şunları söyledi:

    “Bu projenin açılımının Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum olması oldukça gülünç, çünkü biz AKP’nin ve Erdoğan’ın bu ülkede tek bir ağaç bırakmadığını biliyoruz. Bu ülkedeki hiçbir insanın değerlerine sahip çıkmayan, saygı duymayan, asimile etmeye çalışan bir politika yürütüyor. Bugün 1 milyonun üzerinde atanmayan öğretmenler var. Bu kadar yoksulluk cenderesinde olan öğretmen varken okullara imam atanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Tarikat ve cemaatlerde çocuk istismarları, tecavüzleri ve şiddet olaylarını din adı altında kapattıklarını, suçluların ceza almadığını biliyoruz.”

    “ALEVİLER KARANLIK ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELEYİ SÜRDÜRMELİ”

    Yaratılmak istenen tekçi, gerici, eşitlikten uzak toplum modeline karşı Alevilerin her zamankinden daha çok mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Korkmaz, “Aleviler bugün birçok halk kesimiyle bunu birleştirmeli. Daha çok örgütlenmeliyiz çünkü karşımızda çok örgütlü bir AKP iktidarı var. Bizim de bu sert savaşların karşısında daha sert hamlelerle, dik duruşla karşılık vermemiz gerekiyor. 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak miting bunun bir ayağını oluşturuyor” diye belirtti.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO

     

  • ‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’

    ‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’

    PİRHA-Pir Hasan Erkişi, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevilere yönelik uyguladığı asimilasyon politikasını değerlendirdi. Erkişi, her dönem Alevileri asimile etmek için projelerin uygulandığını vurgulayarak, “Alevileri parayla kendilerine bağlayarak, kendine bağlı Aleviler oluşturmak istiyorlar” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.
    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Pir Hasan Erkişi, hükümetin Alevilere yönelik faaliyetlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN ÇEŞİTLİ PROGRAMLAR UYGULANDI”

    2. Mahmut döneminden itibaren Alevilerin asimile edilmesi için çeşitli projeler uygulandığını hatırlatan Hasan Erkişi, “Bunlardan bir tanesi özellikle şehirlerdeki Bektaşi köylerine camii inşa etmek oldu. İkinci projesi ise Kızılbaş, Kürt, Alevi köylerine Kuran kursları açmaktı ve bunu birçok yerde başlattılar. Büyük ihtimalle 1840’lardan 50’lerden sonra özellikle Karadeniz’de, İç Anadolu’da, Marmara Bölgesi’nde, Akdeniz’de Alevi köylerine camiler inşa edildi. Kızılbaş, Alevi Kürt köylerinde de Kuran kursları açıldı ben hatırlıyorum yaşım 72, bizim köyde de öncelerde açılmış olan Kuran kursu vardı. Önceleri başkaları tarafından gelip öğretiliyor sonradan köyden yetiştirilen kişiler vasıtasıyla kuran kursları veriliyordu. Bu proje de o projelerden bir tanesi ve onun devamıdır” dedi.

    “DEDELERİMİZ BİN YILDIR BU ERKANI KENDİ KIRIK SAZIYLA YÜRÜTMÜŞLERDİR”

    Mevcut iktidarın dedelere maaş bağlayarak, kendilerine bağlı Aleviler yaratmayı amaçladığını belirten Erkişi, “İnsanları maddiyatla, parayla kendilerine bağlayarak kendi Diyanetine veya kendine bağlı Aleviler oluşturmak istiyorlar, böyle bir amaçları söz konusudur” ifadelerini kullandı.

    Pir Hasan Erkişi şöyle devam etti:

    “Ne olursa olsun her halükârda kesinlikle Aleviyim diyen, Bektaşiyim diyen, hak ve hakikat yolunu savunan, pirim, dedeyim, babayım, anayım diyen kişilerin bu maaşlı işi reddetmeleri gerekiyor. Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür. Amir-memur ilişkisine dönüştüğü zaman da elbette ki amirin sana emrettiği konuları gündeme getireceksin veya o konuda mesaj vereceksin. İslami bir deyişle fetva, onların vermiş olduğu fetvaları sen de vermiş olacaksın. Tüm bunlardan dolayı kesinlikle doğru değildir. Gittikleri köylerde ki insanların, canların bunu reddetmesi gerekiyor. Karşı çıkmaları gerekiyor. Nasıl ki eskiden atalarımız, dedelerimiz, babalarımız bin yıllardan beri kendi kırık sazlarıyla, geceleri yol yürüyerek bu yolu sürdürmüşlerse, bu erkanları yürütmüşlerse o şekilde devam edilmelidir. O şekilde devam edilirse yolun gerçekleri doğrultusunda hareket etmiş olurlar. Aksi halde makam için, para pul için vicdanlarını satmış olurlar.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO

  • ‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO

    ‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin görevlendirdiği kişiler, Alevi köylerini, cemevlerini dolaşarak dedeleri maaşa bağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Uygulamaya tepki gösteren İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, “Hiçbir ocak evladının da bu tuzağa düşmeyeceğine ve teklifi kabul etmeyeceğine yürekten inanıyorum. Olur da nefsine yenik düşen olursa bizim açımızdan düşkündür” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. 

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, maaşlı elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Başkanı İbrahim Has, konuya dair değerlendirmede bulundu.

    “NEFSİNE YENİK DÜŞEN OLURSA BİZİM AÇIMIZDAN DÜŞKÜNDÜR”

    İbrahim Has, Alevi toplumunun bin yıllardır kendi yolunu hiçbir kimseye veya inanca bağlı olarak yürütmediğinin altını çizerek, “İnanç önderlerimizin ihtiyaçları toplum tarafından karşılanmıştır. Alevi toplumu hiçbir zaman devletlerle ilişki içinde olmamış. Bundan dolayı da katliamlara maruz kalmıştır” dedi.

    İktidarın dedelere maaş bağlama girişimini Alevileri bölme hamlesi olarak yorumlayan Has, bin yıllardır başarılmayanın, şimdi de farklı bir şekilde AKP eliyle denendiğini söyledi.

    Alevi kurumları ve toplumu olarak iktidarın bu tür girişimlerini kabul etmediklerini belirten Has, “Her toplum kendi inancını kendisi yaşamalı, ihtiyaçlarını da kendisi karşılamalıdır. Aleviler bin yıllardır böyle yapıyor, yapmaya da devam edecektir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanan kurumları tanımacağımızı net bir şekilde ifade ediyoruz. Hiçbir ocak evladının da bu tuzağa düşmeyeceğine ve teklifi kabul etmeyeceğine yürekten inanıyorum. Olur da nefsine yenik düşen olursa bizim açımızdan düşkündür” diye belirtti.

    Elif TABAK-Diren KESER/İNGİLTERE

     

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO

    ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin okullara imam atamasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticisi Barış Aksoy, AKP iktidarının dindar ve kindar nesil yetiştirmek için eğitimi gericileştirdiğini vurguladı. Aksoy, “Amaçları insanları laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaştırmak” dedi. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği YK üyesi Barış Aksoy okullara imam atanmasını PİRHA’ ya değerlendirdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği YK üyesi bir öğretmen olarak geleceğe dair kaygı duyduğunu belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği YK üyesi Barış Aksoy, 2011 yılında 4+4+4 sistemine geçildiğinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şöyle bir ifadesi olmuştu: Biz dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz.
    Bugünleri  geçmişte verdiği  mesajlarda çok net bir şekilde görmüş olduk” dedi.

    Temel hedefin bilimsel ve laik eğitiminden uzaklaşmak olduğunun altını çizen Aksoy, “Hünkarın yolunda giden insanlar olarak ‘bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ felsefesini hayatımızın her noktasında pekiştirmiş olan insanlar olarak Cumhuriyetimizin kurduğu değerleri geliştirmek adına mücadele eden bireyler olarak eğitimdeki bu yok oluşu maalesef üzülerek seyrediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE HER GÜN GERİYE GİDİYOR”

    Aksoy, şunları kaydetti:

    “Kamunun tamamı cemaatinin eline geçmiş. Birçok il milli eğitim müdürlükleri müftülüklerle çeşitli projeler yaptılar, bunları durdurmak için sendikalar, dernekler davalar açtılar. Bu davaların birçoğu kazanıldı. Yalnız burada temel sıkıntı mücadeleyi sadece hukuk alanında veriyor olmamız. Toplumsal mücadelemizi gerçekleştiremiyoruz. Laik bilimsel eğitimden hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Tek derdimiz çocuklarımızın mümkün olduğunca eşit koşullarda, bilimsel ana dilinde eğitim hakkına sahip olmasıdır. Bunu söyleme nedenimiz bilimsel eğitime olan inancımızdır. Türkiye maalesef günden güne geriye gitmektedir. 15 yıl önce 3 tane üniversitesi ilk 500 içinde olan Türkiye, artık ilk 500 içerisinde bir üniversiteye sahip bulunmamaktadır.”

    “Eğitimdeki başarısızlığın nedenlerini bize anlatmakla yükümlü olan iktidar, bunu bize açıklaması gerekirken daha da geriye götürecek projeler hayata geçirmeye çalışıyor” diyen PSAKD Antalya Şube Yönetim Kurulu üyesi Barış Aksoy, “Bunun bilinçli bir çalışma olduğunu görüyorum. Bazı kurumlar ‘eğitimi yapboz tahtası haline çevirdiler sürekli yeni projeler üretiyorlar’ diyor. Aslında yapboz tahtası haline çevirmiyorlar, yapmak istedikleri şu: İnsanları laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaştırmak” diye konuştu.

    “LAİK EĞİTİMDEN VAZGEÇMEMELİYİZ”

    Bir arkadaşının çocuğunu din dersinden uzaklaştırmak için özel okula kaydını aldığını söyleyen Aksoy, “İktidar eğitimi bir yandan gericileştirirken, diğer yandan da özelleştirilmesinin adımlarını atıyor. Burada aslında çerçevenin tamamını görerek hareket etmek gerekiyor. Evet laikliği istiyoruz, kamusal eğitim, bilimsel eğitim, istiyoruz. Bundan vazgeçmemeliyiz. Laik bir eğitim zaten aynı zamanda bilimseldir, bilimsel eğitim de zaten laik olmak zorundadır. Bunun asgari müştereği kesinlikle budur” dedi.

    Gerici eğitime karşı sadece basın açıklamalarının yeterli olmayacağını belirten Aksoy, geçen yıl Antalya’da Eğitim- Sen, Veli-Der ve Alevi kurumları olarak Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptıklarını ancak etkili olmadığını, herkesin çocuğunu yargı kararları doğrultusunda din dersine göndermemesi gerektiğini kaydetti.
    Aksoy, “Maalesef Eğitim-Sen üyesi öğretmenlerimiz, KESK üyesi kamu emekçilerimiz, Alevi örgütlerinin yöneticileri de gerekli duyarlılığı göstermemiştir” ifadesini kullandı.

    “SADECE BİR ALEVİ VELİ BAŞVURDU”

    Aksoy şöyle devam etti:

    “Yıllardır bulunduğum her ortamda bir Eğitim-Senli öğretmen ve Alevi kurumu yöneticisi olarak her fırsatta ısrarla söylüyorum. Geçtiğimiz yıl bu konuda davalar açacağımız yönünde tüm üyelerimize mesajlar çektik. Üyelerimizin dışında da birçok insana zorunlu din derslerini çocuklarının almaması için müracaatlarda bulunmasını ve yargısal süreci de bizzat Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin takip edeceğini söylememize rağmen bize başvuran Alevi veli sayısı sadece 1 kişi oldu. Bu aslında kendi öğütlerimizin, üyelerimizin de samimiyetsizliğini ciddi bir şekilde gösteriyor. Bir yandan da bunun için gerekli güvenceyi ve coşkuyu veremiyoruz insanlara. Bu da olayın bir başka boyutu.”

    “VELİLER DE GEREKLİ MÜCADELEYİ YÜKSELTMELİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi YK üyesi Barış Aksoy, “Laik eğitimi savunan bütün kurumların bir arada mücadele etmesi gerekiyor. Eğitim Sen, Eğitim-İş ve laik eğitimden yana olan hangi sendikalar varsa bunun bir parçası olması gerekiyor. Alevi kurumlarının tamamının zaten olmazsa olmazıdır bu. Çocuklarının geleceğinden kaygı duyan velilerimiz var ve yine bunların da bu konuda gerekli mücadeleyi yükseltmeleri gerekir” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO

    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO

    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

     

     

  • ‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

    ‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

    PİRHA – AKP hükümetinin görevlendirdiği memurlar, Alevi köylerini, cemevlerini dolaşarak dedeleri maaşa bağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Uygulamaya tepki gösteren Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, benzer girişimin kendi köyünde de olduğunu belirterek, “AKP’nin uyguladığı proje, bir kültürü yok etme projesidir. Soykırım politikasıdır” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. 

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AKP’NİN BU PROJESİNİ CİDDİYE ALMALIYIZ”

    Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, iktidarın, Alevi inancını kontrol altına almayı hedefleyen girişimlerine tepki gösteren isimlerden oldu. Şahin, yapılanları “AKP hükümeti, Aleviliği ve Alevileri kafes içine alma projesinde” sözleriyle ifade etti.

    Enver Cemal Şahin, devletin görevlendirdiği kişilerin, Şarkışla’daki Alevi köylerine gidip, dedeleri maaşa bağlama konusunda girişimlerde bulunduğunu da aktardı. Şahin, yapılanları ‘Soykırım politikası’ sözleriyle yorumlayarak şöyle devam etti:

    “Genel olarak tarihi yolculuğumuzda gerek cumhuriyetten önce gerekse de cumhuriyetten sonra her hükümet, kendilerinin güdümünde bir Alevi yaratma uğraşı içerisinde bulundular. 22 yıllık AKP hükümeti döneminde ise bu çaba daha görünür hale geldi. Bildiğiniz gibi 9 Kasım 2022 tarihinde ise Cumhurbaşkanlığı tarafından bizlerin açısından ‘Kayyum ataması’ olarak değerlendirdiğimiz Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında bünye oluşturuldu. AKP’nin bu projesini ciddiye almalıyız. Çünkü o tarihten bugüne kadar devletin memurları, şehirlerdeki cemevi ve dernek yöneticilerini, cemevi olmayan köylerde ise muhtarlarla görüşüyor. Bu kişiler cemevlerinin, Kültür Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na bağlanması durumunda cemevinde görevli ana, baba, dede gibi yol yürütücülerinin devlet tarafından maaşa bağlanacaklarını ve cemevleri ile ilgili bütün masrafların da devlet tarafından karşılanacağı telkininde bulunuyor. Ülkemizin her tarafında olduğu gibi bu memurlar, Sivas’ın Şarkışla ilçesindeki bize ait köyleri de ziyaret ediyor. AKP hükümetinin uyguladığı bu proje aslında bir kültürü yok etme projesidir. Soykırım politikasıdır.”

    “ALEVİLİĞİ KAFES İÇERİSİNE ALAMAYACAKSINIZ!”

    Enver Cemal Şahin, AKP iktidarına seslenerek, “Öncelikle toplumun her kesimini teslim almak için yürüttüğünüz gerici, dinci, ırkçı, şoven ve sinsi asimilasyon politikasından vazgeçin” dedi.

    Şahin, düşünce özgürlüğü önündeki engellerin kalkması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Çünkü bu alemi, bu evreni kafes içerisine alamayacağınız gibi Alevileri ve Aleviliği de kafes içerisine alamayacaksınız. Eğer ülkemiz için iyi bir şey yapmak istiyorsanız tüm ülke insanları için eşit yurttaşlık haklarını sağlayın. 40 yıldır kaldırmak için uğraştığımız; çağdaş, demokrat ve laik ülkelerde olmayan, okullardaki zorunlu din dersi uygulamasını kaldırın. Gençlerimiz ve yol yürütücülerimiz için bir asimilasyon politikası olan gezi ve kamplardan vazgeçin. Bunlar gibi daha onlarcasını sayabileceğimiz asimilasyon politikasından vazgeçin. Ülkemiz insanlarının, barışın, sevginin, kardeşliğin, özgürlüğün ve hoşgörünün hakim olduğu bir düzende yaşamasını istiyoruz. Sizler de istiyorsanız eğer insanlar arasında dil, din, etnik köken ayrımcılığından vazgeçin. Çok kültürlü bir yapı içerisinde herkes, bırakın kendisini özgürce ifade edebilsin. Düşünce ve inanç özgürlüğündeki bütün engelleri kaldırın. Cinsiyet ayrımı yapmayın. Demokrasinin, laikliğin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünü hayata geçirin.

    Ozan Aşık Veysel bir şiirinde sizler gibilere şöyle sesleniyor:

    ‘Devri Cumhuriyet asırı yirmi
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş
    Dünya ayaklanmış aya gidiyor
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.

    Set çekme gözlere herkes ayılsın
    Her köşeye bir fabrika koyulsun
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.

    Diyorlar ki dünya evvel su imiş
    Oku anla dünya nedir ne imiş
    Yükselenler bilgi ile büyümüş
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.’

    Aşık Veysel’in bu sözleri de ülkeyi yönetenlerin kulaklarına birer küpe ve yöneticilere birer ders olsun. Aşk ile…”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!

  • ‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO

    ‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikasını hızlandırma projesi olduğunu vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir. İnanıyorum ki sistemin memurlarının gezdiği hiçbir cemevi ve ocak evladı bunu kabul etmez. Bugün Cemevi Başkanlığı’na hizmet edenler Pir Sultan’ı asan Hızır Paşa’nın rolünü oynuyor” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVŞİRME DEDELERİN ALEVİLERE VERECEĞİ HİÇBİR ŞEY YOKTUR”

    Devletin toplumların dilini, kültürünü ve inancını asimile etmek için sürekli proje ürettiğini söyleyen Musa Kulu, “Alevilerin eşit yurttaşlık talebi var, devşirme dedelerin Alevilere vereceği hiçbir şey yok. Tarih boyunca semavi dinlerin devleşen inancı, sürekli başka inançları asimile etmek ya da fiziksel olarak ortadan kaldırmak istemiştir. Bugün yaşanan beyaz ölümü farklı inançlara ve kimliklere yaşatma projesidir. Alevilerin talepleri bellidir, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı asimilasyon politikasını daha hızlandırma projesidir. Alevi olan herkesin devletin bu projesine karşı çıkması gerekiyor” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA HİZMET EDENLER HIZIR PAŞA’NIN ROLÜNÜ OYNUYOR”

    Bugüne kadar Alevi pirlerinin hiçbir yerden maaş almadan kendi hakikatiyle yaşadığını ifade eden Kulu, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir. İnanıyorum ki sistemin memurlarının gezdiği hiçbir cemevi ve ocak evladı bunu kabul etmez. Bugün Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na hizmet edenler Pir Sultan’ı asan Hızır Paşa’nın rolünü oynuyor. Kendi hakikatinin yok edilmesi için idam fermanının bir parçası oluyor. Bir ocak evladı kendi pirinden ve talibinden rızalık almadan hiçbir yerde sorumluluk alamaz, Alevilerin bunu bilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KURUMLARI HENÜZ YÖNÜNÜ TAM OLARAK BELİRLEMEDİ”

    Alevi kurumlarının henüz yönünü tam olarak belirlemediğini vurgulayan Musa Kulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Acaba biz Müslümanlığın içinde miyiz, dışında mıyız? Biz Şia’ya mı yakınız Hanefi mezhebine mi? Bence Alevi kurumları artık bir karar vermeli. Alevi inancı kendine özgün, insanlık tarihi kadar eski bir inançtır. Her inanç Alevilikten mutlaka beslenmiştir. Alevi inancı ikrar ve rıza üzerine kurulmuştur. O yüzden ikrarsız ve rızasız bir Alevi yaşamı söz konusu olamaz. Bence Alevi kurumları, pirler ve mürşitler şu hakikati asla unutmamalı. Ya kimsenin sizi tanımlamasına izin vermeden kendi hakikatinizle yaşarsınız ya da birilerini kölesi olursunuz. Devlet seni yok etmek için tabi ki çalışacaktır ama her Alevi kendi hakikatini yaşamak ve yaşatmak zorundadır. Bunun dışında ki herhangi bir davranış yola ihanettir.”

    Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

     

  • ‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO

    ‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, AKP’nin ‘Alevi Diyaneti’ olarak bilinen Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. Arslan, “Sinsice bir çalışma yapılıyor. Tek tek Alevileri avlamaya, asimile etmeye çalışıyorlar” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “SİNSİCE ÇALIŞMA YAPARAK ALEVİLERİ AVLAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Cemevi Başkanlığı’nı reddettiklerini belirten Adnan Arslan, “Karşımızda bir devlet gücü var. Pir Sultan Abdal örgütü olarak biz de boş durmuyoruz, koşturuyoruz. Öyle yerlerden giriyorlar ki. Köylerde bağımsız olan cemevlerini -hatta cemevi de değil, köyde okul kapanmış, okulu, köy odasını cemevi gibi restore etmişler- buraları alıp Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlamak istiyorlar. Sonuçta da ‘bize şu kadar cemevi bağlı’ diye bir algı yaratmaya çalışıyorlar ”dedi.

    Arslan, yapılan faaliyetlerin önüne geçmeye çalıştıklarını belirterek, “Pir Sultan örgütü olarak köylerde, ilçelerde, kenar kesimlerde bağımız olan cemevleriyle iletişime geçip bunları PSAKD’ye kazandırmak, eğer dâhil olunmuyorsa da Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlamak için bir çaba harcıyoruz” şeklinde ifade etti.

    “BU YOLA İHANET EDERSEK PİRLERİMİZİN VEBALİ ÜZERİMİZE KALIR”

    Sinsice bir çalışma yapıldığını ve tek tek Alevilerin avlanmaya çalışıldığını söyleyen Arslan, şunları kaydetti:

    “Alevileri astılar, kestiler, derilerini yüzdüler ama başaramadılar. Şimdi de bu yöntemlerle Alevileri asimile etmeye çalışıyorlar. Muaviye zihniyeti boş durmuyor ama biz de yolumuz, inancımız için asimilasyonun önüne geçmek için boş durmuyoruz. Çünkü bu yol öyle kutsal bir yoldur ki bu yola eğer ihanet edip sahip çıkmazsak geçmişte bu yol için bedel ödeyen 7 ulu ozanlarımız, pirlerimiz, dedelerimizin vebali üzerimize kalır. Biz bunun bilinci doğrultusunda mücadele veriyoruz ki bu yol, yol alsın. Kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz.”

    “DEDELERE MAAŞ DEĞİL, ALEVİLİĞİN TANINMASINI İSTİYORUZ”

    Adnan Arslan, AKP ve Cemevi Başkanlığı görevlilerinin, Altınova Şubesi’ne de gittiklerini belirterek “Gelmişler ancak ben yoktum. Sekreterimize “Cemevi Başkanlığı’ndan geldik. Neye ihtiyacınız var?’ diye sormuşlar. Sekreterimiz de ‘Bir ihtiyacımız yok’ demiş ve 5-10 dakika oturduktan sonra çekip gitmişler ”dedi.

    Şu an Cemevi Başkanlığı’nda görevli olan Ali Arif Özbey’in de geçtiğimiz aylarda şube binasına geldiğini ve kendisine bir rapor verdiğini belirten Arslan, “Önce cemevlerinin yasal statüsünü verin diğerleri gelir yerini bulur. Biz yolumuz için kurumsal olarak Aleviliğin tanımasını istiyoruz. Bizim, onların vereceği bir torba çimento ya da bir iki sandalyeye ihtiyacımız yoktur. Bunları biz kendimiz temin ederiz, o gücümüz de var. Önce bizi tanısınlar ve öncelikle çocuklarımıza asimilasyon uygulamasınlar” ifadelerini kullandı.

    “LAİK DEVLETİN DİNİ OLMAZ”

    Arslan, 16 Eylül’de İzmir’de Alevi örgütleri ile Eğitim-Sen’in ÇEDES projesine karşı ortak yapacağı mitinge de dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Laik bir devletin dini olmaz. Laik bir devletin dini adalettir. Biz barış, kardeşlik, herkesin bu ülkede huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Biz başkasının inancına karışıyor muyuz? Hayır. Bizim inancımıza da siz saygı duyun. Bu ülkede bilim bitmiş. ‘Doktorlar gidiyorsa gitsin’ dediler bugün hastanelerde doktor bulamıyoruz. Ülkeyi karanlığa götürmenin bir manası yoktur. Bugün herkes açlık ve yoksulluk içinde. Her gün zam, her gün zam. Zamlar başını almış gidiyor, bunlara ses çıkarılmıyor ama Alevilere geldiği zaman ‘Nasıl asimile edebiliriz? Bunları nasıl kendimiz gibi yapabilirizin peşindeler.”

    “HERKES İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    Cemevlerine yasal statü tanınmasını ve Alevi dergâhlarının kendilerine geri verilmesini de dile getiren Arslan, “Madımak Oteli’nin ‘Utanç Müzesi’ olmasını, laik demokratik ve bilimsel eğitimin hayata geçmesini, adaletin yerine gelmesini istiyoruz. Bunları sadece kendi çıkarımız için değil, bu ülkenin genel bir sorunu olduğundan sadece Aleviler için değil, herkes için istiyoruz” dedi.

    Barış içinde yaşamanın önemine değinen Arslan, “Laz, Çerkez, Arap komşularım var. Komşularımla bir sorunum yok ama sorunu yaratan devlet, kutuplaştıran da devlet” şeklinde ifade etti.

    “KELLEMİZ GİTSE DE GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın girişimlerine karşı “Tavrımız, duruşumuz nettir” diyerek şöyle devam etti:

    “Bizde Hüseyin-i bir duruş vardır. Kellemiz gitse de geri adım atmayız. Geri adım atarsak bu yolda bedel ödeyenlerin vebali bizim üzerimize kalır. Bu ülkeyi yönetenler de aklını başına alsınlar. Bu tür yanlışlardan vazgeçsinler. Onun için bir kez daha söylüyoruz; bu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı biz tanımıyoruz, reddediyoruz. Bütün canlarımıza tavsiyemizdir; hangi cemevine gelirse gelsinler hiçbir şey talep etmesinler. Örgütlenelim, yolumuza, inancımıza sahip çıkalım. Biz dik duruşu sağladıktan sonra kimse bizimle baş edemez. Buna müsaade etmeyeceğiz. Okullardan başlatılan imam atamalarının da artık önüne geçeceğiz. Ben çocuğumu okula göndermem. Onların zihniyetine yetişmesin diye tepki koyacağım. ABC’yi evde çocuğuma kendim öğretirim ‘cahil kalsın’ ama onların cehaletiyle de yetişmesin.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

     

     

  • ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, AKP’nin okullara imam atamasına tepki göstererek, “Bu kadar geniş çapta bir saldırı Türkiye’deki seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir. İnsanların çağdaş modern yaşama istekleri gasp ediliyor” dedi. Deniz, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitinge yüz binlerin katılacağını da söyledi. 

    Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir protokol olarak imzalandı. Bu protokol ile özellikle seküler yaşamın hakim olduğu illerden İzmir, Tekirdağ ve Eskişehir’deki okullar hedef alınarak imam ve din görevlileri okullara atandı. AKP iktidarının eğitimde her geçen gün dincileştirme politikasının dozunu arttırdığı günlerde son olarak ‘ÇEDES’  projesiyle okullara imam atanmasına tepkiler sürüyor.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, okullara imam atanması projesini PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “SİYASAL İSLAMIN TÜRKİYE’DE VÜCUT BULMASINA ÇABA HARCADILAR”

    Deniz, eğitim sisteminin dinselleştirildiğine dikkat çekerek, “Alevilerin 35 yıllık taleplerinden biri zorunlu din derslerinin kaldırılmasıydı. Maalesef ki bu talebimiz ciddiye alınmadı. O da yetmedi seçmeli din dersleri açarak hem dindar ve kindar nesiller yetiştirmeye hem de siyasal islamın Türkiye’de vücut  bulmasına çaba harcadılar. Geçen sene yine anasınıflarında zorunlu din dersleri için adımlar atmışlardı ama Alevi kurumlarının öncülüğünde 20 noktada eş zamanlı olarak eylem yapıldı. O eylem etkili oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim şurasının teklifini uygulamaktan vazgeçti. Bu anlamda toplumsal gücün talepleri ısrarlı şekilde dile getirildiğinde hükümet bunu dikkate alıyor” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YAŞAYAN İNSANLARIN MODERN YAŞAMA İSTEĞİ GASP EDİLİYOR”

    Aydın Deniz, ÇEDES protokolünün, seküler yaşamın, farklı  inançların ve farklı toplumların kendilerini özgürce ifade etmesine karşı bir kısıtlama olduğunu dile getirerek, “Türkiye’de yaşayan insanların çağdaş modern yaşama istekleri gasp ediliyor. Karma eğitimin kaldırılması gibi daha da ileri adımlar atılarak tartışılan konular var. Siyasal islam ve şeriata yönelik ne kadar istekleri varsa bunları dillendirmeye çalışacaklar. Bu kadar geniş çapta bir saldırı Türkiye’deki seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir” ifadelerini kullandı.

    “OKULLARDA SİVİL İTAATSİZLİK EYLEMLERİ YAPILMASI GEREKİYOR”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak mitingi hatırlatarak şöyle devam etti:

    “Alevi kurumlarının öncülüğünde, tüm demokrasi güçleriyle 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda buluşacağız. Ama bir mitingle bu taleplerin etki alanı yaratması mümkün değil. Laik yaşamı korumak için bir eylem planı oluşturmak zorundayız. İl ve ilçe Milli Eğitim müdürlükleri önünde itirazlarımızı dile getireceğiz. Okullarda sivil itaatsizlik eylemlerinin yapılması gerekiyor. İmamların girdiği derslere öğrencilerimizi sokmayacağız. Biz imamdan eğitim almak istemiyoruz. ÇEDES protokolüne karşı durmak Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmak anlamına geliyor. Bu ülkede şeriat ve gericiliğe kim karşı duruyorsa ortaklaşmak ve ortak mücadeleyi sürdürmek zorunda. 16 Eylül’de yüz binlerce insanı Gündoğdu Meydanı’nda toplayarak sesimizi daha iri ve diri olarak çıkartmak istiyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO

    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO

  • ‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO

    ‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. AKP’nin Alevi köylerini dolaşarak dedelere maaş teklif etmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Tuna, “Bizim devletten bir beklentimiz yok. Biz taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞINDAN İKİ KİŞİ MAAŞ TEKLİFİNDE BULUNDU”

    AKP hükümeti güdümündeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan gelen iki kişinin kendilerine maddi yardım teklifinde bulunduklarını kaydeden Cemal Tuna, “Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan sorumlu bir kadın arkadaş geldi. Geçen hafta cemevimizi ziyaret ettiler. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması, dedelere, zakirlere, görevli çalışanlara maaş bağlanması ya da burada yapılacak herhangi bir tadilat, tamirat ve herhangi bir işle ilgili masrafın Kültür Bakanlığı tarafından yapılması şeklinde bizden bir talepte bulunuldu. Kendilerine kurumsal olarak Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkezi’ne bağlı olduğumuzu, ona bağlı çalışmalar yürüttüğümüzü ve inançsal yönüyle de bunları devletten talep etmemizin mümkün olmadığını söyledik” diye konuştu.

    “GELEN HEYETE TALEPLERİMİZİ İLETTİM”

    Tuna, gelen bu heyete Alevi toplumunun eşit yurttaş olma, cemevlerinin yasal statüye kavuşması ve dergahlarının iade edilmesi konusunda eleştiriler yönelttiğini ve maaş talepleri olmadığını ilettiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Cemevinde hizmet yürütenlere devletten maaş bağlanması, elektrik su gibi giderlerin devlet tarafından ödenmesinden ziyade bizim temel taleplerimiz var. Devlet bize destek verecekse öncelikle bizim taleplerimizi dinleyip yerine getirsin, dedim. Cemevleri ibadethanemizdir, cemlerimiz ibadetimizdir. Bu yasal bir statüye kavuşturulmalı. Eşit yurttaşlık istiyoruz. Neden biz ikinci sınıf muamelesi görüyoruz? 35 canımızın yandığı Sivas’ta Madımak otelinin utanç müzesi olmasını istiyoruz. Çok zor bir şey değil. Ama neden yapılmıyor? Zorunlu din derslerinin kaldırmasını istiyoruz. Neden dayatma yapılıyor? Bizim çocuklarımız neden Sünni inanca göre yetiştiriliyor? Alevilerin inançsal kurumlarının, dergâhlarının tarafımıza iade edilmesini istiyoruz. Bizim bu dergâhlarımız neden elimizden alınıyor? Onlara niye biz biat edelim? Bütün bunları o iki kişiye söyledim ve devletten böyle maaş gibi beklentimiz olmadığını ilettim.”

    “DAHA ÇOK BAĞIMSIZ CEMEVLERİYLE İLİŞKİ KURUYORLAR”

    Kendilerini ocakzade olarak nitelendiren AKP heyetinin, özelde köy dernekleri ve köy cemevlerini dolaşarak maddi ihtiyaç temelinde ilişki kurmak istediklerini kaydeden Tuna, bağımsız cemevlerini daha kolay etkilemek için köylerde çalışma yürüttüklerini kaydetti.

    “Bizim genel merkezimiz ve şubelerimiz var; sürekli diyalog içerisindeyiz” diyen Tuna, “Biz önce görüş alışverişinde bulunup öyle karar veriyoruz. Ama köy dernekleri ve köylerdeki cemevleri öyle değil. İlk önce oralardan ilişkilenerek insanları asimile etmeye çalışıyorlar. Tabii bilinçli köylerimiz buna tepki gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.

    “TÜM KÖYLERLE İLETİŞİM SAĞLAYACAK BİR ÇALIŞMA LAZIM”

    Alevi kurumlarının köyleri dolaşarak bu hamleyi deşifre etmesi gerektiğini vurgulayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Sekreteri Cemal Tuna, “Biz her şeyi genel merkeze bağlıyoruz ama aslında bu tür çalışmaları bizim genel merkeze önermemiz lazım. Genel merkezin de böyle bir çalışmayı yapabilmesi için bu konuda destek vermemiz ve bizim de önerilerde bulunmamız lazım. Türkiye’de 96 tane şubemiz var. Her şubeyle belki iletişim sağlayamamış olabilir. Zaman zaman bölge toplantıları yapıyoruz. Önümüzdeki hafta da İzmir’de bizim bir bölge toplantımız olacak. 1-2 Eylül tarihindeki o toplantıda bu konuları dile getireceğiz. Türkiye’de Alevilik nereye gidiyor? Aleviler olarak ne konumdayız? Devlete karşı ne yapmamız gerektiğini, bu konuları özellikle dile getireceğiz” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • ‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO

    ‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın, AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde açılan kadrolara maaşlı dedeler ve personel alımı yapılması için cemevlerinin, derneklerin gezilmesine tepki gösterdi. “Hükümet, dergahlarımızı, tekkelerimizi işgal etmek istemektedir” diyen Aydın, dedelere çağrı yaparak “Biz çıkar insanı değiliz. Biz pazar insanı değiliz, biz dergah insanıyız” diye konuştu.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. 

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Yazar Ayhan Aydın, hükümetin Alevilere yönelik faaliyetlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Aydın, benzer girişimlerin memleketi Gümüşhane’de de olduğunu aktardı. İlk olarak dedeleri Kerbela’ya “İnanç Turizmi” adı altında götürmek için ikna etmeye çalıştıklarını belirten Aydın, şimdi ise dedelere sunulan para ile inancın özünü bozmak amacında olduklarını söyledi.

    “ALEVİ TOPLUMU, İÇİNDEKİ AYRILIĞI BIRAKMAK ZORUNDA”

    Ayhan Aydın yapılan asimilasyonun sadece Anadolu’da olmadığının da altına çizerek şunları söyledi:

    “Haykırıyorum; Balkanlarda, Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Kuzey Makedonya’da, Arnavutluk’ta AKP, dergahlarımızı, tekkelerimizi işgal etmek istemektedir. Seyit Ali Sultan Dergahı’nda 700 yıldır Hakk, Muhammed, Ali aşkıyla hizmet yürüten, çerağları söndürmeyen o güzelim insanlara karalar çalınmaktadır. Oradaki etkinliklere karşı alternatif etkinlikler yapılmaktadır. Oradaki dergahımız içten içe ele geçirilmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla bu duyarlılığımızın bütün Alevi-Bektaşi toplumuna yayılması gerekir. Yani Alevi-Bektaşi toplumu, artık kendi içindeki ayrılığı bırakmak zorundadır. Yöre farklılıkları, dernek farklılıkları olabilir. Ben 16 yıl Cem Vakfı’nda çalıştım. Özüm Alevi-Bektaşi. Sürekli Şahkulu Sultan Dergahı’nda hizmet yürüttüm. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin üyesiydim. Yani ben özümle Aleviyim. Hepimiz Alevi Bektaşi isek kurumlar birleştirici olmalı. Ama 30 yılda ‘O onu dedi, bu bunu dedi’ diyerek kendi enerjimizi tüketip kendi kendimizle uğraştık. Bunun üzerine bir şey de yapamadık ve dolayısıyla AKP iktidarı şimdi istediği şekilde üzerimizde maalesef at oynatıyor.”

    “YALVARIYORUM SİZLERE ATALARINIZA, YOLUMUZA İHANET ETMEYİN!”

    Yazar Ayhan Aydın, dedelerin, devletin verdiği maaşı almasının ‘inanca ihanet’ olduğunu da vurguladı. Aydın, AKP’nin, Aleviliği yok etme çabasında olduğunu ifade ederek şu uyarıda bulundu:

    “Gül yüzlü dedelerim, benim hayatım sizlere hizmet ile geçti. 500 dedeyle söyleşi yaptım. Ayağınızın türabıyım. Bin yıldır bu topraklarda İmam Hüseyin’in yasını çektiniz, bin yıldır bu topraklarda ‘Hakk, Muhammed, Ali’ dediniz, bin yıldır bu topraklarda çerağları yaktınız, cemler bilediniz, kırılan gönülleri onardınız. Lütfen yalvarıyorum sizlere; atalarınıza ihanet etmeyin. Yolumuza ihanet etmeyin. Senin dedenin dedesi yüce dağlar başında, karlı yollar içerisinde sakalları kesilirken, sazları kırılırken, Çorum’da diri diri fırınlara atılırken Hakk, Muhammed, Ali aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Bugün çıkara, ucuza kendimizi satmayalım. AKP’nin politikalarına karşı lütfen uyanık olalım. Biz çıkar insanı değiliz. Biz pazar insanı değiliz, biz dergah insanıyız. Kabedir insanın gönlü ve Yol’umuza turab oluruz. Hiçbir çıkar uğruna inancımızın değerlerini hiçbir güce, erke terk etmeyelim. Maaş alsanız ne olacak ey sevgili dedeler? Sizi Kerbela’ya götürüyorlar… Ah o Yezid ordularına karşı direnen ‘İmam Hüseyin, hakkınızdan gelsin’ diyorum. Bundan daha da ağır bir şey söylemiyorum. Siz sizi yok etmeye çalışan zihniyetlerle beraber olmayın. Evet, bu ülke bizim ülkemiz, bu yurt bizim yurdumuz ama iş başka, oyun başka, strateji başka. Bugün işin içine siyaset, çıkar girmiş. Bir milyon Alevi’yi yanıma çekerim, verdiğim para ile Kerbela’ya gider, maaş verdiğim dedeyi yandaşım yapar, ona talipleri ile birlikte oy verdirtirim! Bu zihniyeti göre göre gidip AKP’ye kucak açan kişilere yazıklar olsun diyorum.

    “BİZ OZANLARIMIZA, ERENLERİMİZE, YOLUMUZUN DEĞERLERİNE KULAK VERELİM”

    Doğru yolu ulu ozanlarımız söylemiş:

    ‘Siz de ‘Şah’ diyeni öldürürlerse/Ben de bu yayladan şaha giderim’ diyor ulular ulusu Pir Sultan Abdal. Biz, ozanlarımıza, erenlerimize, Yol’umuzun değerlerine kulak verelim. Yolumuzdan ayrılmayalım. Yol’umuz bizi doyurur da Yol’umuz bizi eğitir, Yol’umuz bizi menzile de ulaştırır. Çünkü bin yıllık acıların içerisinden gelen bir Yol’umuz var. Yol’da yürüyenlere ‘Allah Eyvallah’ diyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’

    ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, AKP’nin köyleri dolaşarak dedelere maaş teklif etmesine tepki göstererek, “AKP hükümeti bu proje ile Alevi toplumunu parçalayarak kendi makbul vatandaşını yaratmayı hedeflemektedir. AKP hükümetinin, Alevi inancından kesin kes elini çekmesi gerekmektedir” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. 

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Demokratik Aleviler Dernekleri Genel Merkezi, maaşa bağlama yolu ile ‘Dede’ ayartma, hali hazırda var olan cemevlerine ‘Dede’ tayin etme, maddi vaatlerle cemevlerini kontrol altına alma gibi birçok yöntem ve aracın denenerek, Aleviliği devlet kontrolüne almaya dair bir süreç işletildiğini belirtti.

    “KARŞI OLDUĞUMUZ DİYANET MANTIĞI İNANCIMIZIN TEPESİNE OTURTULUYOR”

    Açıklamada, “Gerek genel devlet aygıtının, gerekse de onun izdüşümü olan yerel belediye iktidarlarının Aleviler ile kurduğu ilişkiler neticesinde tahakküm ve bağımlılık ilişkisi yaratıldığı ve bu durumun Alevilerin bağrında ciddi tahribatlar oluşturduğu geçmiş yıllardan bilinmekte. Eşit ve Özgür yurttaşlık talebi kabul görmeyen Alevilerin ve buna bağlı olarak Aleviliğin üzerinde, birer genel ve yerel Diyanet mantığıyla işleyerek kendi fetvalarını icra ettirmek isteyen bu iktidarcı zihniyetler, Alevilerin örgütlenme ve ibadet alanlarında derin yaralar oluşturmuştur” denildi.

    Alevilik inancı üzerinde yaratılmak istenen tahakküm ve asimilasyonun ön plana çıkarıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve İnanç Başkanlığı ile Aleviliği devlet tekeline almak istemekte ve toplumumuza “Alevisiz Aleviliği” vaat etmektedir. Karşı olduğumuz Diyanet mantığı içsel hale getirilip inancımızın tepesine oturtulmak istenmektedir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Aleviliğin toplumsal hafızasını ve sosyal örgütlenmesini oluşturan ve binlerce yıldır özerk kalabilmiş olan Ocak sistemini ortadan kaldırmayı, toplumsal hafızayı dumura uğratmayı ve kültürel direniş damarını etkisiz hale getirmeyi hedefleyen bir toplumsal mühendislik projesidir. Alevi süreklerine yönelik  geliştirilen bir kültürel soykırım planıdır”

    “AKP KENDİ MAKBUL ALEVİ VATANDAŞINI YARATMAYI HEDEFLİYOR”

    “AKP hükümeti bu proje ile Alevi toplumunu parçalayarak kendi makbul vatandaşını yaratmayı hedeflemektedir. Modern Hınzır paşalar devşirmek adına kurgulanan bu projelere karşı toplumumuzun ve ocakzade yol evlatlarının net tavır sergileyeceğini umuyoruz. İnancımızı hakaretlerle tarif eden, meydanlarda yuhlatan ve ibadethanelerimize küçük düşürücü yaftamalarda bulunan Akp hükümeti, Alevi inancından kesin kes elini çekmesi gerekmektedir.

    Bizler Demokratik Alevi Dernekleri olarak;

    1-Devlet Aleviliği tanımlamamalı, Alevilik farklı süreklerden oluşan, her süreğin kendine has özgünlüğü olan bir inançtır.

    2-Başta Hace Bektaş Veli Dergahı olmak üzere, el konulan bütün kutsal mekanlarımız bir an önce toplumumuza iade edilmelidir.

    3- Aleviliği devletleştiren, kontrol ve denetime alan ve “Türk – İslam Aleviliği”  anlayışı ile yeni tarifler kurgulayan ideolojik çalışmalardan vazgeçilmelidir.

    4- Aleviliği, devletin resmi inancı olan “Türk – İslam – Hanefi” anlayışının bir alt kültürü olarak ele alan asimilasyoncu bakış acısını asla kabul etmiyoruz. Bu bakış açısının hem Aleviliği eritmeyi hedeflediğini, hem de binbir sürekle ifade bulan hakikat gerçeğimizi tekleştirme  anlamına geldiğini belirtmek isteriz.

    5- Alevilik, kendine has dili, kültürü, ritüelleri, hafızası olan bir inanç sistematiğidir. Kendisinden önceki hakikatlere ikrar vermiştir. Bu inanca yönelik her türlü asimilasyon siyaseti inancımıza yönelik bir katliam olarak kabul ediyoruz.

    6- Devlet, Cumhuriyetin birinci yüzyılında tertiplenen Alevi katliamları ile ilgili amasız, fakatsız yüzleşmelidir.

    7 – Ulusal ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin de imzaladığı kazanılmış haklarımız bir an önce yürürlüğe konulmalıdır.

    8- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi bir kurumun Alevi süreklerini temsil etmediğini ve kayyım zihniyeti taşıdığını belirtmek isteriz.

    9-Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılarak, halkın kendi iradesine yönelik geliştirilen yaptırımlara son verilmesi gerekmektedir.

    Bu vesile ile tüm canları da, kültürel soykırım amacıyla Aleviliği bitirmeye yönelik kurulan bu başkanlığa ve onun vaadlerine karşı duyarlı olmaya, tenezzül etmemeye, tavır geliştirmeye ve teşhir etmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

     

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • ‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    ‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, AKP hükümetinin Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevileri bölme hamlesine tepki gösterdi. AKP’nin Alevi köylerini dolaşarak dedelere maaş teklif etmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Kılavuz, “Bu çaba ile çok ince bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor. Ama hiçbir Alevi dedesinin böyle bir isteği yok” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının ve ibadethanesinin hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve bu gibi nefret suçlarının önüne geçilmesi için gerekli hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış olan kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları bile tanınmıyor.

    Alevi toplumunun ve örgütlerinin taleplerini görmezden gelen AKP hükümeti, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Başkanlığın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini bildirmek üzere başkan ve 11 üyeden oluşuyor. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, aynı zamanda danışma kuruluna da başkanlık ediyor. Danışma kurulu üyeleri, hükümetin seçtiği kişilerden oluşuyor ve Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçiliyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, Alevi Diyaneti olarak adlandırdıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdiler. 

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Alevi Diyaneti olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘nın maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Pir Hasan Kılavuz, hükümetin para zaafını kullanarak insanları yanına çekmeye çalıştığını söyledi. Ancak bu çabanın boşa olduğunu belirten Kılavuz, Alevi dedelerinin asıl isteğinin cemevlerine yasal statü verilmesi olduğunu dile getirdi.

    “ALEVİLER SARAYIN KAPISINA HİÇBİR ZAMAN KUL OLMAMIŞTIR”

    Hasan Kılavuz, AKP hükümetinin kendilerine göre cemevi tarifi yaptığını ve buna göre ülkedeki 2 bin 100 cemevini dolaşarak kendilerine bağlamaya çalıştıklarını ifade etti. Kılavuz, Alevi dedelerine maaş teklif edilmesine ilişkin “Maaşla, parayla bazı zaafı olan kişileri yanlarına çekmeye çalışıyorlar ama Alevi dedelerinin hiçbirinin böyle bir isteği yok. Osmanlıdan bu yana kim devletin kapısına para ve maaş için yanaştıysa Aleviler onu çürük bir diş gibi söküp atmıştır. Bu inancın kadim pirleri sarayın kapısına kul olmamıştır. Şimdi yavaş yavaş çok ince bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor” sözlerini kullandı.

    Devletin asimilasyon politikalarına karşı örgütlenme vurgusu yapan Kılavuz, “Geri adım atmamak lazım, kimseyle düşmanlık etmeden kendi hak mücadelemizi savunmamız lazım” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO

  • ‘Okullara imam atanması çocuklar arasında ayrımcılık yaratır, mücadele edilmeli’- VİDEO

    ‘Okullara imam atanması çocuklar arasında ayrımcılık yaratır, mücadele edilmeli’- VİDEO

    PİRHA- ÇEDES protokolü kapsamında okullara imam atanmasına tepki gösteren Eğitim-Sen Mersin Kadın Sekreteri Duygu Taner, söz konusu protokolün tek din, tek mezhep anlayışını dayattığını ve öğrenciler arasında ayrımcılığa neden olacağını vurguladı. Taner, tüm velilere, öğrencilere ve demokratik kitle örgütlerine mücadele etmeleri konusunda çağrıda bulundu. 

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.
    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi, dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle eğitimcilerden itiraz sesleri yükseliyor.
    Söz konusu uygulama ile ilgili Eğitim-Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Duygu Taner, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “BU PROTOKOLLE EĞİTİMDE AYRIMCILIK YAPILIYOR”

    Duygu Taner, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıflarla protokoller imzalayarak eğitimde laikliği bozan bir rol üstlendiğini belirtti. Taner, bu protokollerin eşitlikten uzak, tek din tek mezhep anlayışını dayatarak öğrenciler arasında ayrımcılık yarattığını ifade ederek, “Aynı zamanda Milli Eğitim’in eğitim ve öğretim hizmetini yürütmek, bunun gözetimini yapmak ve denetlemek yetkisini uygunsuz bir biçimde Diyanet veya dini vakıflara aktarılması oldukça sıkıntılı. Bu çocukların okulda kamu yararına bir eğitim almasını engelleyen bir yerde duruyor” dedi.

    Taner, okullarda pedagojik formasyonu sağlamayan yetkililerin görevlendirilmesinin tehlikelerine ve ataması yapılmayan rehberlik öğretmenlerine de işaret ederek, “Dört yıllık eğitim fakültelerinde rehberlik ve danışman öğretmenlerimiz eğitim vermekte, yönlendirmekte uzman bir şekilde mezun oluyorlar. Bu arkadaşlarımızın atanmasına öncelik sağlanması, okullarda öğrencilere ayrımcılık yapmaksızın kapsayıcı bir biçimde, pedagojiye uygun bilimsel bir eğitimin yaygınlaşması açısından son derece önemli” sözlerini kullandı.

    BAKAN TEKİN’İN SÖZLERİNE TEPKİ

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerini de değerlendiren Taner, şunları söyledi:

    “Kız çocuklarının ve genç kızların eğitimde yeteri kadar yer alamamasının sebebi karma eğitime bağlanması, siyasal iktidarın kendi yaşam tarzını hayata sokmaya çalışmasının bir parçası olarak görüyorum. Eşitsizlikler, erken yaşta zorla evlendirmeler, yoksulluklar gibi birçok neden varken bunları bir kenara atıp karma eğitimin kız çocuklarının okula gitmesinde bir engelmiş gibi sunulması çok sıkıntılı ve yanlış. Kız çocuklarının eşit şartlarda eğitim alması, özgür bireyler olarak hayata kazandırılmaları açısından karma eğitim elzem.”

    Eğitim Sen olarak hem yürütmenin durdurulması hem de protokolün iptali için dava açtıklarını dile getiren Eğitim-Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Duygu Taner, tüm velilere, öğrencilere ve demokratik kitle örgütlerine mücadele etmeleri konusunda çağrıda bulundu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO

  • ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO

    ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO

    PİRHA- Okullara imam atanmasının laikliğin ortadan kaldırılmasının başlangıcı olduğunu ifade eden Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, “Laikliği sahiplenerek, Türkiye’nin içine çekilmeye çalışıldığı orta doğu bataklığına dur, demek gerekiyor. Bunu yapacak güçteyiz” dedi. 

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, AKP‘nin okullara imam atamasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Doğan, “Okullara imam atanması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymakla aynı şeyi ifade ediyor” dedi.

    “TÜRKİYE KAMUOYU BUNUN ÜZERİNE GİTMEDİ, GÜNDEMDE TUTMADI”

    “Bunlarla ilgili onlarca dava vardı” diyen Doğan,  “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Yargıtay Başsavcılığı tarafından laiklik karşıtı uygulamaların merkezi olarak suçlanması vardı. Anayasa Mahkemesi’nde altıya beş oyla reddedildi. Kabul edilmiş olsa Akp kapatılacaktı. Milyonlarca atanamayan öğretmen beklerken, çevremi ve değerlerimi koruyorum, diyerek İzmir’de 820 imam, müezzin okullara manevi danışman olarak atanıyor. Bu Türkiye’de Milli Eğitim’in laikliği ortadan kaldırıp medrese eğitimine geçişinin bir başlangıcı, denemesi gibi görülmelidir. Bu çok ciddi bir adım. Türkiye’deki kamuoyu da çok üzerine gitmedi, gündemde tutmadı. Biz Alevi kurumları olarak bunları söylüyoruz ama bunlarla ilgili yapılacak eylemler konusunda çok geride kaldığımızı düşünüyorum” diye konuştu.

    “LAİKLİK YANLISI HERKES PROTESTO EYLEMLERİ YAPMALI”

    Alevilerin okulda zorunlu din derslerinden kaynaklanan sıkıntıları olduğunu hatırlatan Haydar Baki Doğan, “Biz Alevi kurumları kendi açımızdan bakıyoruz ama bu sadece Alevilerin sorunu değil. Türkiye’de yaşayan, laikliğe inanmış, batılı düşünceyi benimseyen, aydınlanmacı ilerici insanlarla ilgili bu düşünceyi hayata geçirmek gerekiyor. Laiklik yanlısı tüm kesimlerin bir araya gelip protestolar yapmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “HEP BİRLİKTE BAŞARACAK GÜCÜMÜZ VAR”

    İzmir’de hayata geçirilen okullara imam atanması uygulamasına karşı öğrenci velilerinin tepki gösterdiğini dile getirerek kamuoyuna çağrı yapan Doğan, şöyle devam etti:

    “Veliler tüm sivil toplum kurumlarından daha fazla üstüne düşeni yaptılar. İzmir pilot bölge seçildikten sonra veliler protesto yaptılar ama fazla destek bulmadı, veliler yalnız bırakıldı. Laikliği yıpratıcı hareketlerin önüne geçmek gerekiyor. Çünkü her gün duvardan bir taş çekerek, Cumhuriyetin temel ilkelerine sinsi bir hareket söz konusu. Bu uygulama karşısında bir kanıksama söz konusu. Toplumdan tepki gelmediği sürece bu hareketler dozu arttırılarak devam ettiriliyor. Bizim buna bir set çekerek, Cumhuriyeti, laikliği sahiplenerek Türkiye’nin içine çekilmeye çalışıldığı orta doğu bataklığına dur demek gerekiyor. Bunu yapacak güçteyiz. Sadece örgütlenme aşamasında sorun yaşayabiliriz. Bu da çok çalışıp aşılacak mesele, bunu hep birlikte başaracak gücümüz var.”  

    PİRHA/İSTANBUL 

     

    İLGİLİ HABERLER:
    > -Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > -‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > -‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > -‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > -‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > -‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > -‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO

  • ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO

    ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO

    PİRHA- ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin atanması ile ilgili konuşan DAD Mersin Şube Eş Başkanı İbrahim Cinbaş, “Bu süreç dinciliğin ve gericiliğin giderek kurumsallaştığını gösteriyor” dedi. Cinbaş, söz konusu projenin anayasaya aykırı olduğunun ve gerekli hukuki girişimlerde bulunacaklarının altını çizdi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında, birçok kentte okullara imam ve din görevlisi atandı.

    Geçmişte de benzer projelerle eğitim alanı laiklikten uzaklaştırılarak dinselleştirilmeye çalışılmıştı. Şimdi de ‘Manevi danışmanlık’ adı altında din görevlilerinin okullara atanması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden tepki topluyor. Tekçi, dinci zihniyetle uygulamaya konulan bu projeye özellikle Alevilerden itiraz sesleri yükseliyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şube Eş Başkanı Avukat İbrahim Cinbaş, konu ile ilgili PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunarak, böyle bir uygulamayı asla kabul etmeyeceklerini belirtti.

    “KAYGI VERİCİ BİR DURUM”

    İbrahim Cinbaş, imam atamalarının yeni bir durum olmadığına, bu tür uygulamaların bilinçli yapıldığına dikkat çekti.

    Cinbaş, bu tür projelerin hayata geçirilmesinin kaygı verici olduğunu söyleyerek, “Zorunlu din derslerinin kaldırılması yönünde toplumda büyük bir talep varken seçimden hemen sonra böyle bir icraata geçilmesi kaygı verici bir durum. Mevcut iktidarın kurduğu ittifakların verdiği bir sonuç diye düşünüyorum. Binlerce öğretmen atama beklerken ve bu yüzden intihar vakaları yaşanırken okullara imam ve din görevlilerinin atanması kabul edilir değil. Hem Alevi toplumunun bir ferdi olarak hem de kurum temsilcisi olarak bunu doğru bulmamız mümkün değil” dedi.

    “KADROLAŞMIŞ KARŞIT BİR CEPHE LAİKLİK İLKESİNİ ÇİĞNİYOR”

    Okullara imam atanmasının laik devlet anlayışıyla örtüşmediğini belirten Cinbaş, laiklik ilkesinin kadrolaşmış bir karşıt cephe tarafından çiğnendiğini ve bu durumun yaygınlaştırıldığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Toplumda ciddi bir eskiye gidiş var. İmam atamaları yeni bir mesele değil. AVM’lere bile imam atandığını biliyoruz. Bir yanda atama bekleyen bu yüzden intihar eden onca öğretmen varken iktidar özellikle kendi tabanını konsolide ediyor. Bu bilinçli yapılan bir hareket. Buna ses çıkarmak, kabul etmemek gerekiyor. Aksi halde gelecek günler daha karanlık olacağa benziyor. HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’ne verilen sözler, onların seçim sürecindeki özellikle kadın ve LGBTİ+’lara yönelik söylemleri de yavaş yavaş gerçekleştireceğini gösteriyor.”

    “DİNCİLİK KURUMSALLAŞIYOR, İTİRAZLARI YÜKSELTMEK LAZIM”

    Bu tür uygulamalara karşı ses çıkarılmadığı takdirde ülkeyi daha da karanlık günlerin beklediğine işaret eden Cinbaş, muhalefetin de bu konu üstünde durması gerektiğinin altını çizdi.

    İtiraz noktasında Alevilerin başı çekmesi gerektiğine değinen İbrahim Cinbaş, “Özellikle Alevilerin, Alevi kurumların ve laikliği benimseyen, savunan herkesin bunu kabul etmemesi gerekir. Bu süreç gittikçe dinciliğin, gericiliğin kurumsallaştığını gösteriyor. Toplumda farklı düşünenlerin, farklı inançta olanların varlığını göstermek ve bu sesi yükseltmek gerekiyor. Buna ilişkin bir demokratik istek oluşturmak lazım. Muhalefetin de bu konu üstünde durması gerekiyor. Sadece Alevi toplumu değil, bütün demokratik kitle örgütlerinin buna karşı ses çıkarması gerekiyor. Toplumu bu cendereden çıkarmak gerekiyor. Bununla ilgili hukuki girişimlerde bulunulacaktır, bizler de takipçisi olacağız” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO

    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > Okullara imam atayan protokol yargıya taşındı!

  • DİK delegasyonu İsviçre Parlamentosu’na Dersim Soykırımı dosyasını sundu

    DİK delegasyonu İsviçre Parlamentosu’na Dersim Soykırımı dosyasını sundu

    PİRHA- Dersim Soykırımı’nın 86. Yılında Dersim İnşa Kongresi delegasyonu, İsviçre Sosyal Demokrat Parti (SP) Federal Parlamento grubuna Dersim Soykırımı ile hazırlanan dosyayı sundu.

    Dersim İnşa Kongresi’ni, İsviçre Bern’deki Federal parlamentoda Sosyal Demokrat Parti (SP) Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Jon Pult ve beraberindeki heyet ağırladı. Delegasyon tarafından heyete Dersim Soykırımı’na dair sunum yapılarak dosya sunuldu.

    Dersim İnşa Kongresi delegasyonunda Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, FEDA İsviçre temsilcisi Songül Çelik ve Dersim İnşa Kongresi genel meclis üyesi Hüseyin Berkan Alpar yer aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gizlediği ‘Maraş Katliamı dosyaları’ Meclis gündeminde!

    Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gizlediği ‘Maraş Katliamı dosyaları’ Meclis gündeminde!

    PİRHA –Milletvekili Zeynel Özen, Kara Kuvvetleri Komutanlığı arşivindeki Maraş Katliamı dava dosyalarının “Devlet sırrı” gerekçesiyle avukatlara verilmemesini Meclis gündemine getirdi. Özen, İdari Mahkeme’nin kararını hatırlatarak, Bakan Hulusi Akar’a “Neden Kara Kuvvetleri Komutanlığı, dava dosyalarını mağdur yakınlarının avukatlarına vermemektedir?” diye sordu.

    En az 111 Alevinin katledildiği Maraş Katliamı’nın perde arkası mahkeme kararına rağmen gizli tutuluyor. 19-26 Aralık 1978’de yapılan katliamın dosyasına ulaşmaya çalışan Avukat Seyit Sönmez’in başvurusu, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından 2019 yılında reddedilmişti.

    ‘Devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedilen dava dosyasının şu an Kara Kuvvetleri Komutanlığı arşivinde olduğunu söyleyen Av. Sönmez, uzun hukuk mücadelesinden sonra İdare Mahkemesi’nin ‘devlet sırrı’ gerekçesini hukuki bulmadığını ve bununla ilgili davanın kabul edildiğini duyurmuştu.

    ÖZEN, HULİSİ AKAR’A SORDU

    Yaşanan gelişmenin ardından HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na taşıdı. Özen, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın, mahkeme kararını tanıyamayıp dava dosyalarını avukatlara vermeme gerekçesini Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a sordu.

    NEDEN ‘DEVLET SIRRI’ OLARAK TANIMLANDI?”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, avukatların yinelenen başvuruların ardından dava dosyalarına neden erişemediklerine dair Hulisi Akar’a şu soruları yöneltti:

    “*Kara Kuvvetleri Komutanlığı Maraş Katliamı’nın dava dosyalarına ulaşım talebini neden “devlet sırrı” olarak tanımlayıp reddetmiştir?

    *İdari Mahkemenin “devlet sırrı” gerekçesini hukuki olmadığına dair kararına rağmen neden Kara Kuvvetleri Komutanlığı Maraş Katliamının dava dosyalarını mağdur yakınlarının avukatlarına vermemektedir?

    *İdari Mahkeme’nin kararını tanımayıp dava dosyalarını ilgili avukatlara ısrarla vermeyen yetkililer hakkında soruşturma başlatacak mısınız?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Ne kadar üzerimize gelinirse gelinsin inancımızı sürdüreceğiz’-VİDEO

    ‘Ne kadar üzerimize gelinirse gelinsin inancımızı sürdüreceğiz’-VİDEO

    PİRHA- Alevi gençler, zorunlu din derslerinde ayrımcılığa maruz kaldıklarını belirterek, “Hepimiz birbirimize karşı saygı göstermeliyiz, ama göremiyoruz. Yani ötekileştirme var. Bunun en başından konuşulup düzeltilmesi lazım ki yarın bizden sonra gelenler de bu sorunu yaşamasın” diye konuştular. 

    Zorunlu din dersi dayatması ulusal ve uluslararası mahkemelerde alınan kararlara karşın artarak sürüyor. Yürütülen kampanyalar ve hak talepleri on yıllardır görmezlikten gelinirken, AKP döneminde ‘dinselleştirilmiş’ eğitim modeline geçildi. Bunun sonucu olarak da Alevi öğrenciler nefret diline ve ayrımcılığa maruz kaldı, kalmaya devam ediyor.

    Müfredatın bir bütünen dinselleştiği tepkisinde bulunan eğitimciler ve eğitim sendikalarının yanı sıra Alevi yurttaşlar da çocuklarının din derslerinin zorunlu olmasına karşı çıkıyorlar.

    Zorunlu din derslerine maruz kalan ve kalmaya devam eden Alevi gençler yaşadıklarını Can TV’ye anlattı.

    “BİR ZORBALIKLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”

    16 yaşında olan İrem Ece, zorunlu din derslerine girmemeyi bir ‘lüks’ olarak  değerlendirerek, “Arapça duaları ezberlemek zorunda olduğumuzu söylüyorlar. Bazılarını ezberleyemiyorum ve bu bizim sınıfta kalmamıza kadar gidiyor. Hatta disiplin suçu işlediğimiz de oluyor. Ezberlemek için ne kadar çabalasak da dilimizin dönmediği ya da bilmediğimiz yerler olabiliyor. Ama bunları zorunlu kılıyorlar” dedi.

    “ANLATMAYA ÇALIŞTIĞIMIZDA DİNLEMİYORLAR”

    Şu anda kitaplarda Alevilikle ilgili çok fazla bilginin olmadığını, olanın da yanlış olduğunun altını çizen İrem Ece, “Aleviler olarak Hakk’a uğurlama erkanı yürütüldüğünde ‘eğleniyormuşuz’ gibi anlatılıyor. Anlatmaya çalıştığımızda da dinlemiyorlar ve ‘tamam’ deyip geçiştiriyorlar. Hatta bazı kişiler 12 İmamlarda tutuğumuz orucu yanlış anlamışlar. Oruç tutarken meyve suyu içebildiğimizi söylüyorlar. Orucumuzu sürekli yanlış bildikleri için yargılıyorlar. Bunu ne kadar anlatmayı denesem de siz ‘Allaha inanmıyorsunuz’, farklısınız, Müslüman değilsiniz’ gibi şeyler çok fazla duyuyorum” diye konuştu.

    “NE KADAR ÜZERİMİZE GELİNİRSE GELİNSİN İBADETİMİZİ DE İNANCIMIZI DA SÜRDÜRECEĞİZ”

    Dayatmalara karşın inancını yaşamaya ve anlatmaya devam edeceğini vurgulayan İrem Ece, şunları aktardı:

    “Okulda Alevi olduğum için sorun yaşıyorum. Özellikle bu ilkokulda daha fazlaydı. Şu an anlattığın zaman ‘tamam’ deyip geçebiliyorlar ama öncesinde bu zorbalığa kadar girebiliyordu. Birçok şey yaşadık. Şu an bildiklerimi anlattığım zaman bazıları anlıyor bazıları anlamamakta diretiyor ama bir şekilde baş edebiliyorum.

    Aleviler Diyanet kaldırılsın diyor, bence de kaldırılmalı, kaldırmayacaksa da bizimle de ilgilenilmeli. Bizim de varlığımız burada belli olmalı, bizim varlığımız da bilmeliler, eğer bilinmeyecekse kaldırılmalı.

    Ne kadar üzerimize gelinirse gelinsin biz birlikte olacağız ve birlikte bu yolda devam edeceğiz, ibadetimizi de inancımızı da sürdüreceğiz.”

    “HEPİMİZ BİRBİRİMİZE KARŞI SAYGI GÖSTERMELİYİZ, AMA GÖREMİYORUZ”

    Ezgi Ece ise, din derslerinde baskı gördüğünü ifade ederek, “Öğrenmek istemediğimiz zaman ya da zorlandığımız zaman bize anlayış göstermediler. Bunun mecburi olduğunu söyleyip, bir şekilde öğrenemediğimiz için dersten bıraktılar, küçük düşürdüler ya da dersten çıkardılar. Biz de mecbur o şartlarda din dersini bir şekilde ezberlemeye ve geçmeye çalışıyorduk. Çok fazla bir şey yapamadık, her şeyi anlattık ama yine tabii ki onların istediği oldu” diye belirtti.

    Seçmeli din dersi adı altında derslerin zorunlu hale getirildiğini dile getiren Ezgi Ece, “Hepimiz birbirimizin dinine saygı duymalıyız, eşit olmalıyız ki en azından bir şekilde bir orta yol bulalım” diyerek, yaşadıklarını şu şekilde anlattı:

    “Bu sorunları yaşadıktan sonra arkadaşlarımla aram bozuldu. Yalnız kaldım, dışlandım. Hocalarım artık eskisi gibi ders zamanlarında söz hakkı vermemeye başladı. Aleviler için oruç tutmadığımızı ya da cemevlerinde eğlenme tarzında bir şey yaptığımızı yani ibadetimizin olmadığını öne sürüyorlardı. Bunu sadece okul hayatımda değil, mahallede de aynı şekilde yaşadık. Arkadaşlarımın ailesi ‘onlar Alevi, onlarla konuşmayın’ diye diye uzaklaştırıyorlardı.

    İş hayatımda da aynı durum karşıma çıktı. En son iş görüşmesine gittiğim anaokulda Aleviyim ve başım açık diye dosyama bile bakmadan beni geri çevirdi. Nereye gidersem gideyim bana bu sorunu yaşatıyorlar. Aslında yaşanacak bir sorun yok. Hepimiz birbirimize karşı saygı göstermeliyiz, ama göremiyoruz. Yani ötekileştirme var, karşıt düşünce var. Hep birlikte olup bunu gerçekten anlatabilirsek bir nebze de olsa bize hak vereceklerini düşünüyorum. Bunun en başından konuşulup düzeltilmesi lazım ki yarın bizden sonraki gelenler de bu sorunu yaşamasın.”

    11 yıldır Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Cemevi Zakiri olarak hizmet yürüttüğünü belirten Mert Kısa da, Diyanet’in kaldırılması gerektiğine işaret ederek, “Diyanet sadece Müslüman Sünni kesime hitap ediyor. Türkiye’de gerek Sünni, gerek Alevi, gerek Çerkez, gerek Laz, gerekse Yahudi, Hıristiyan vatandaşlarımız tek bir dine bağlı değil. Bunun için bütün din ve mezheplerin eşit şekilde, şartlarda koşulması talebinde bulunuyorum” ifadelerine yer verdi.

    Rohat EMEKÇİ-Barış KOP-Cebrail Arslan/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘Zorunlu din dersinde ayrımcılığa uğradık, sınıfta kalmamak için sure ezberledik’
    2-‘Namaz kılmadığımız için dersten atıldık, şiddet gördük’