Etiket: duruşma

  • 10 Ekim Gar Katliamı davasında yeni delil: Sanığın parmak izi Hatay’da yakalanan araçta tespit edildi!

    10 Ekim Gar Katliamı davasında yeni delil: Sanığın parmak izi Hatay’da yakalanan araçta tespit edildi!

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıklarına ilişkin davada, Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen IŞİD üyesi Ömer Deniz Dündar ilk kez hâkim karşısına çıktı. Müşteki avukatları, dosyaya yeni giren kriminal inceleme raporunda Dündar’ın parmak izinin 2017 yılında Hatay’da ele geçirilen araçta tespit edildiğini açıkladı.

    10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde 103 kişinin yaşamını yitirdiği IŞİD saldırısına ilişkin firari sanıklar yönünden sürdürülen davanın duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mayıs ayında Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen tutuklu sanık Ömer Deniz Dündar, ilk kez mahkeme huzurunda savunma yaptı.

    Duruşmayı katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, yaralılar ve avukatları takip etti. Duruşmanın başında Mahkeme Başkanı’nın sesinin salonda yeterince duyulmaması nedeniyle aileler ile mahkeme heyeti arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Daha sonra yargılamaya devam edildi.

    Mahkeme, Hatay’da Dündar hakkında görülen davalar ile Ankara’daki dosyanın birleştirildiğini açıkladı. Ayrıca sanığın 18 Haziran’da etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiği ve çok sayıda IŞİD üyesini teşhis ettiği bilgisi paylaşıldı.

    SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

    Savunmasında örgüt içinde bulunduğunu kabul eden Dündar, Ankara Gar Katliamı ve Hatay’daki canlı bomba hazırlıklarıyla bağlantısının olmadığını öne sürdü. Hatay’da ele geçirilen araç ve şehadet kemeriyle ilgili suçlamaları reddeden Dündar, kemer üzerindeki parmak izinin, örgütte dini eğitim veren Ahmet Güneş’e kısa süreli yardım ettiği sırada oluşmuş olabileceğini iddia etti.

    Türkiye’deki saldırı planlarının Mustafa Dokumacı, Ahmet Güneş ve Yunus Durmaz tarafından yürütüldüğünü savunan Dündar, kendisinin kamplarda spor eğitimi verdiğini ve patlayıcı hazırlama biriminde görev almadığını söyledi. Gar Katliamı’nın yaşandığı tarihte Suriye’de bulunduğunu belirten Dündar, Türkiye’deki örgütsel faaliyetlerden haberi olmadığını ileri sürdü.

    YENİ KRİMİNAL RAPOR DOSYAYA GİRDİ

    Müşteki avukatlarından Senem Doğanoğlu ise dosyaya 15 Haziran’da giren yeni kriminal inceleme raporuna dikkat çekti. Doğanoğlu, 2017 yılında Hatay’da canlı bomba saldırısı hazırlığında olduğu değerlendirilen kişilerin bulunduğu araçta yapılan incelemede, Dündar’ın parmak izinin tespit edildiğini mahkemeye aktardı.

    Bu tespite ilişkin savunması sorulan Dündar ise, “Bu mümkün değil. Parmak izimin orada nasıl bulunduğunu bilmiyorum” diyerek iddiayı reddetti.

    TAHLİYE TALEBİNE AİLELERDEN TEPKİ

    Sanık avukatı, müvekkili hakkında Ankara Gar Katliamı’yla doğrudan bağlantı kuran somut delil bulunmadığını savunarak adli kontrol şartıyla tahliyesini istedi. Tahliye talebi duruşmayı izleyen katliamda yakınlarını kaybeden ailelerin tepkisine neden oldu.

    Mahkeme heyeti, duruşmaya ara verirken yargılamanın ileri bir tarihte devam edeceğini bildirdi.

    HABER MERKEZİ

  • İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun duruşması görüldü: Çağlayan’da geniş dayanışma!

    İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun duruşması görüldü: Çağlayan’da geniş dayanışma!

    PİRHA- İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşması, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve siyasetçilerin katılımıyla takip edildi. Duruşma Mart ayına ertelendi.

    İnsan hakları savunucusu Nimet Tanrıkulu’nun yargılandığı davanın duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görüldü. Duruşmaya çok sayıda gazeteci, siyasetçi ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

    Duruşmayı izleyenler arasında gazeteci Hasan Cemal, Sol Parti MYK üyesi Alper Taş, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, gazeteci Nazım Alpman ile 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can yer aldı. Katılımcılar, adliye salonunda Tanrıkulu ile dayanışma sergiledi.

    Dava sürecinin, insan hakları alanında faaliyet yürüten isimlerin yargı yoluyla baskı altına alınmasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdiği değerlendirmeleri yapıldı. Duruşmayı takip edenler, davanın yalnızca bireysel bir yargılama olarak değil, ifade özgürlüğü ve hak savunuculuğu açısından da önem taşıdığına dikkat çekti.

    Tanrıkulu’nun davasının önümüzdeki süreçte de insan hakları ve hukuk çevreleri tarafından yakından takip edileceği belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    PİRHA- Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın yargılandığı davanıın ilk duruşması görüldü. Mahkeme imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşma tarihini 19 Şubat 2026 olarak belirledi.

    Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın haberlerinden aldıkları telif ücreti nedeniyle “örgüte bilerek isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya gazeteciler ve avukatları katıldı. Duruşmayı gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi.

    Duruşmada savunma yapan gazeteciler suçlamaları reddederek, beraatlerini istedi. Savunmaların ardından mahkeme heyeti, imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar verdi. Mahkeme, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 17 Şubat 2026’ya erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Evrensel Gazetesi İzmir Bürosu’na saldırı davası 1 Aralık’a ertelendi-VİDEO

    Evrensel Gazetesi İzmir Bürosu’na saldırı davası 1 Aralık’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA –Evrensel Gazetesi’nin İzmir temsilciliğine 13 Ağustos’ta gerçekleştirilen saldırının ilk duruşması bugün görüldü. Tetikçi İsa Can Biler’in tutukluluğuna karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 1 Aralık tarihine erteledi.

    Açıklamada, “Saldırılar, baskılar, cezalar bizi yıldıramaz. Evrensel susmadı, susmayacak” pankartı açılırken, katılımcılar sık sık “Evrensel susmadı, susmayacak” ve “Özgür basın susturulamaz” sloganları attı. Basın açıklamasına çok sayıda basın örgütü, gazeteci, sivil toplum örgütü ve yurttaş katıldı.

    “EVRENSEL SUSMAYACAK”

    Evrensel Gazetesi muhabiri Emirhan Durmaz, saldırının sadece Evrensel’e yönelik olmadığını belirterek, “Evrensel’in sesini susturmaya çalışmak işçilere, emekçilere, kadınlara ve öğrencilere yöneliktir. Bugün saldırının arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Evrensel, 30 yıldır türlü baskılara karşı sesini söylemeye devam ediyor. Evrensel susmayacak” dedi.

    Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal, saldırının arkasındaki azmettiricilerin ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı. Özdal, “13 Ağustos gecesi gazetemiz saldırıya uğradı. İki gün sonra tetikçi yakalandı ve iddianame hazırlandı. Ancak hala birçok soru işareti var. Bu dava sıradan bir adli olay gibi sonuçlanırsa saldırının devam ettiğini düşüneceğiz. Saldırı sadece Evrensel’e değil özgür basına, işçilere, emekçilere, öğrencilere ve kadınlara yönelik” dedi.

    GAZETECİLERDEN TEPKİ

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, saldırının Evrensel’e değil, doğru haber yapan herkese yönelik olduğunu belirterek, “Bu saldırı ‘doğruları yazmaya devam ederseniz kurşunlar gelir’ demektir. Davayı sıradan bir dava haline getirmek isteyenlere karşı duracağız. Sonuna kadar doğru haberin yanında olacağız” ifadelerini kullandı.

    TGS İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu ise, “Bu ülkede gazeteciler tutuklanıyor, öldürülüyor, kanallara kayyım atanıyor. Evrensel 30 yıldır her türlü tehdite rağmen geri adım atmadı. Bu saldırı sadece Evrensel’e değil tüm basına yapılmış bir saldırıdır” dedi.

    KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Başak Edge Gürkan da, basına yönelik saldırıları kabul etmediklerini belirterek, “Bu saldırı muhalif basına, halkın haber alma özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır. Davanın takipçisi olacağız. Olayın arkasındaki tüm güçlerin açığa çıkarılmasını istiyoruz” dedi.

    Basın açıklamasının ardından katılımcılar, duruşmayı takip etmek üzere İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçti.

    BİRÇOK SORUYA ‘HATIRLAMIYORUM’ YANITI

    Duruşmayı İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, İzmir Barosu İnsan Hakları Merkezi ve çok sayıda STK temsilcisi, gazeteci ve yurttaş takip etti. Duruşma, sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Savunma yapan fail İsacan Biler, verdiği ifadeyi tekrarlayarak, saldırıyı alkolün etkisinde gerçekleştirdiğini söyledi. Saldırıdan pişman olduğunu belirten fail Biler, sorulan birçok soruya “Hatırlamıyorum” cevabı verdi. Biler’in avukatı davanın sadece zarar verme üzerinden açılması taleplerinin değerlendirilmediğini dile getirerek, buna rağmen bilirkişi raporu ile zararın ödendiğini söyledi. Ardından savunma yapan Fail İbrahim Halil Yapıcı, Biler’in gerçekleştirdiği saldırıdan habersiz olduğunu ifade etti. Fail Yapıcı’nın avukatı, saldırının hibir hukuçunun kabul etmeyeceğini dile getirerek, savcılığın iştirak haline dayandırdığı suçlamanın yetersiz olduğunu, soruşturmanın titiz yürütülmediğini kaydetti. Fail Yapıcı’nın avukatı, müvvekilinin beraatini talep etti.

    Evrensel Gazetesi avukatları, görüntülerin sabit olduğunu söyleyerek, azmettiren güçlerin araştırılma talebi yerine getirilmediğini ve bu hususların araştırılması gerektiğine dikkat çekti. Avukatlar, davanın sadece mala zarar verme olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi.

    “SALDIRI AYDINLATILSAYDI HAKAN TOSUN SOKAKTA KATLEDİLMEYECEKTİ”

    İzmir Bürosu Temsilcisi Özer Akdemir, saldırıya değinerek, saldırı sonrasında soruşturmanın da etkin yürütülmediğini vurguladı. Savcılık iddianamesine anımsatan Akdemir, ‘mala zarar verme’ üzerinde yazılmasına tepki gösterdi. İddianamenin yetersiz olduğunu kaydeden Akdemir, olayın arkasındaki güçlerin açığa çıkarılmasını talep etti. Akdemir, saldırı aydınlatılsaydı, Gazeteci Hakan Tosun’un sokakta darp edilerek katledilmeyeceğini sözlerine ekledi.

    DURUŞMA 1 ARALIK’A ERTELENDİ

    Ardından iddia makamı failin kaçabileceği şüphesi göz önünde bulundurularak, fail İsa Can Biler’in tutukluluk halinin devamına karar verildi.

    Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat Devrim Avcı, “Duruşma 1 ay sonraya gün verdi. Duruşmadaki savunmaların mahkeme heyeti tarafından inandırıcı bulunmadığına delil bu aynı zamanda. Dosyanın yeniden soruşturulması için savcılığa yeniden gönderilmesi kararı verdi. Yeni bir soruşturma başlayacak. Ceza yargılamasının ana amacı maddi gerçekliği ortaya koymaktır. Bu saldırının Evrensel Gazetesi’nin yayın çizgisine yönelik olduğunu biliyoruz. Araştırılmayan HTS ve banka kayıtları araştırılmasını umuyoruz. Saldırının arkasındaki gerçek sorumluluların ortaya çıkması için çabamız devam edecek” dedi.

    PİRHA / İZMİR

  • Doktor Barış Kaya, 9 Eylül’deki duruşmasına çağrı yaptı: Mesleki faaliyetlerimiz nedeniyle yargılanıyoruz

    Doktor Barış Kaya, 9 Eylül’deki duruşmasına çağrı yaptı: Mesleki faaliyetlerimiz nedeniyle yargılanıyoruz

    PİRHA-Marmara 2 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Barış Kaya, yazdığı mektup ile 9 Eylül’de görülecek duruşmasına çağrı yaptı. Kaya, “Sağlıktaki ticarileşmeye, kapitalist sömürüye ve halkımızın katledilmesine seyirci kalmayacağız. Mesleğimizi onurumuzla, etik değerlere bağlı kalarak, halkımız için yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu üyesi Doktor Barış Kaya, kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamasına rağmen, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde genel cerrahi asistanlığı görevinden 12 Eylül 2024 tarihinde İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün kararıyla açığa alındı. Kaya, bu karara karşı 14 Ocak tarihinden itibaren İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde oturma eylemine devam ederken 4 Mart tarihinde İzmir merkezli bir soruşturma kapsamında gözaltına alınıp 6 Mart’ta çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

    Marmara 2 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Barış Kaya, yazdığı mektup ile herkesi 9 Eylül’de görülecek duruşmasına davet etti.

    “DURUŞMAYA TÜM HALKIMIZI DAVET EDİYORUM”

    Doktor Barış Kaya, yazdığı mektupta şunları dile getirdi:

    “Ben ve hemşire arkadaşım Seda Kaya tam 5 aydır tutsağız. Emek mücadelemiz engellenmek istendi, sesimizin sizlere ulaşmasını istemediler. Bizi susturtmak için tutukladılar. Fakat bizler faşizmin hiçbir saldırısını kabullenmedik, hiçbir saldırısına boyun eğmedik. Başımız daima dik, halkımız için doğru olan ne ise bunları söyledik ve yaptık. Söylemeye de yapmaya da devam edeceğiz. Bugün halkın doktorları ve hemşireleri olarak yürüttüğümüz mesleki faaliyetlerimiz nedeniyle yargılanıyoruz, cezalandırılmak isteniyoruz.

    Kapitalizmin sağlık sistemini ticari kâr mekanizmasına dönüştürdüğü, hastaların müşteri olarak görüldüğü koşullarda bizler halkımızın parasız sağlık hakkını savunarak parasız sağlık mücadelesi yürüttük. Halkımızın evlerine misafir olduk, parasız sağlık taramaları yaptık, hastalıkların tedavisi için kendi ellerimizle ilaç yapıp ücretsiz olarak dağıttık, halkımızın sağlığının korunması için yüz maskesi dikip ücretsiz olarak dağıttık, deprem dayanışmaları örgütledik, ilk yardım eğitimleri verdik, bilgilendirme seminerleri düzenledik. Şimdi bunlar suçmuş gibi gösterilmek isteniyor.

    Sağlıktaki ticarileşmeye, kapitalist sömürüye ve halkımızın katledilmesine seyirci kalmayacağız. Mesleğimizi onurumuzla, etik değerlere bağlı kalarak, halkımız için yapmaya devam edeceğiz. Mesleğimizi yargıladıkları, parasız sağlık mücadelemize saldırı aracı olarak kullanılan hukuk dışı yargılama-cezalandırma girişimlerine karşı, kendi geleceğimiz için, sağlıklı yarınlarımız için dayanışmayı büyütmeliyiz. Mesleki faaliyetlerimizin yargılanmak istendiği 9 Eylül 2025 tarihinde saat 10.50’de İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmaya tüm halkımızı davet ediyorum. Parasız sağlık haktır, satılamaz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -İşini geri isteyen Doktor Barış Kaya, oturma eyleminin 8. gününde de gözaltına alındı-VİDEO
    -‘Abim Doktor Barış Kaya, işini geri istediği için tutuklandı’-VİDEO

  • PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması yarın: Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz-VİDEO

    PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün duruşması yarın: Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da görülecek. Yapılan çağrıda herkesi duruşmaya katılma davet edildi. 

    23 Aralık 2024 tarihinden itibaren tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da İstanbul Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30’da görülecek.

    PSAKD şube başkanları ve yöneticileri Beyhan Gün’ün duruşmasına çağrı yaptı.

    “TÜM DOSTLARI BEYHAN GÜN’E SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Yöneticisi Şimal Deniz, “PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün, inanç özgürlüğümüzü gasp eden faşizme karşı mücadele ettiği için haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Biz de onun özgürlüğünü istiyoruz. 8 Temmuz’da İstanbul Çağlayan 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30’da duruşması olacak. Bütün halkımızı duruşmaya davet ediyoruz” dedi.

    PSAKD Gaziosmanpaşa Şubesi ve Cemevi Başkanı Hıdır Çam da, “PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün 8 Temmuz’da saat 13.30’da Çağlayan Adliyesi’nden mahkemesi var. Tüm dostları Beyhan Gün’e sahip çıkmaya çağırıyoruz” diye belirtti.

    PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş: ise, Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün aylardır hukuksuz bir şekilde hapishane tutulduğuna dikkat çekerek, “Beyhan Gün’ün ilk duruşması 8 Temmuz’da İstanbul Adliyesi’nde görülecektir. Duyarlı tüm canlarımızı dayanışma göstermeye davet ediyoruz” şeklinde ifade etti.

    PSAKD Eyüp Şube Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunan PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün’ün 8 Temmuz’da duruşması var. Beyhan Gün’ün serbest bırakılmasını istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cemevi Başkanı Beyhan Gün, tutuklandı

  • AABK Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam beraat etti-VİDEO

    AABK Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam beraat etti-VİDEO

    PİRHA- 18 Mart tarihinde gözaltına alınarak hakkında dava açılan AABK Genel Başkan Yardımcısı Binali Sağlam ilk duruşmada beraat etti.

    18 Mart tarihinde İzmir’de gözaltına alınarak serbest bırakılan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı ve önceki dönem İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Binali Sağlam’ın ilk duruşması İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma öncesinde Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, ABF Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Zeynel Abidin Koç, CAN TV Yayın Kurulu Üyesi Hüseyin Kelleci, Britanya Alevi Federasyonu yöneticisi Hasan Gül’ün yanı sıra Alevi kurum temsilcileri ve avukatı hazır bulundu.

    “SADECE HAKK’A YÜRÜME ERKANI YÜRÜTTÜM”

    Hakkındaki iddialara cevap veren Binali Sağlam, inancına bakmaksızın Hakk’a yürüme erkanı yürüttüğü ifade etti. Yurtdışı çıkış yasağı ile 73 gündür ailesinden uzak kaldığını dile getiren Sağlam, “1987 yılından bu yana İsviçre’de yaşıyorum. 35 yıldır Alevi kurumlarında hizmet ediyorum. Hakk’a yürüyen canların erkanlarinı ritüellerini yürütüyorum. Yine bir erkan için aradım ve hizmet yürütmemi istediler. Birçok inanca tahsis edilen bir yerde bu kişinin hizmetini yürüttük. Zürih Başkonsolosluğu’na Hakk’a yürüyen kişinin nakil işlemleri için belge verdik. İnsanlarla cemal cemale hizmet yürüttüm. Arkamdaki bayraklardan haberim dahi yok. 73 gündür yurtdışı yasağım var ve ailemin yanına dönemiyorum. Hakk’a yürüyen kişiyi tanımam ve hiç görmedim. Bu hizmeti kim isterse gidip hizmeti yaparız. Yaptığım konuşmada tamamen Hakk’a yürütme hizmetine dair cümleler kurdum” dedi.

    BERAAT VERİLDİ

    Savcılık makamı örgüt propagandası yaptığına dair bir emare bulunmadığını belirterek Binali Sağlam’ın beraatini istedi.

    Karar için duruşmaya ara veren mahkeme heyeti Binali Sağlam’ın beraatine karar verdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Pınar Aydınlar hakkında tahliye kararı!-VİDEO

    Pınar Aydınlar hakkında tahliye kararı!-VİDEO

    PİRHA -Sanatçı Pınar Aydınlar, tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.

    20 Şubat 2025’ten bu yana tutuklu olan Sanatçı Pınar Aydınlar’ın ilk duruşması Çağlayan Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik yapılan baskınla 18 Şubat’ta gözaltına alınan Sanatçı Aydınlar, 20 Şubat’ta ise tutuklanmıştı.

    Sanatçı Aydınlar’ın duruşmasına Alevi kurumlarının yanı sıra sanat camiasından da yoğun ilgi vardı.

    Duruşma kimlik tespitinin ardından başladı.

    “EVİM BASILDI, BAŞIMA SİLAH DAYATILDI”

    Pınar Aydınlar, “Gözaltı günü üstümü giymeme izin verilmeyerek, ters kelepçe ile yere yatırıldım ve başıma silah dayatıldı. Yine oğluma da aynı şekilde yapıldı. Oysa beni çağırsalar gidip ifade verebilen bir insan. 25 yıldır ülkenin dört bir yanında yüzlerce konser veren bir sanatçıyım. Evime şafak vakti gelinerek, bana ve aileme itibar suikastı gerçekleştirildi” savunmasında bulundu.

    İddianamede, “HDK Kağıthane Başkanı” olarak nitelendirildiğini ifade eden Pınar Aydınlar, HDK çatısı altından faaliyet yürütmediğini kaydetti. Pınar Aydınlar, Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) İstanbul Başkan aday olduğunu söyleyerek, “HDK yasal ve meşru bir sivil toplum kuruluşudur. Ancak benim çalışmalarımı sadece Sırrı Süreyya Önder ile birlikte HDP’de yürütmüş biriyim. Ayrıca polisler, ‘bana sizin sanatçı olduğunuzu biliyoruz, o yüzden kapınızı kırmadık’ dedi. İronik bir şekilde” diye belirtti.

    “HALK SANATÇISIYIM”

    Pınar Aydınlar, savunmasını şöyle sürdürdü:

    “Yine arkadaşım Sanatçı Mehmet Şirin Aydın (Mir Perwer) Paris’te katledildiği için sanal medyada paylaşım yapmışım ve onun fotoğrafını paylaşmışım. Ben sadece Mir Perwer’i anmak için ‘Saygıyla’ demişim. Ayrıca Yeni Yaşam gazetesinin manşetini paylaşmam da suç sayılmış. Yeni Yaşam gazetesi halen aktif, işleyen, basılan bir gazetedir. Bu gazetenin 12 Eylül darbesine ilişkin paylaşımım dosyaya konulmuş. Savcı, ‘örgüt propagandası’ yaptığımı öne sürmüş. Bu iki paylaşımım ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmelidir.  Benim tek derdim yoz yaşama karşı, sanat ve kültür çalışmalarını yapmaktır. Ben 3 aydır hukuksuz şekilde tutukluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi mezunuyum, yıllarca öğrenci yetiştirdim. Bugün mesleğimden oldum. Ben değerlerine bağlı olarak 2 çocuğunu büyüten bir halk sanatçısıyım. Tahliye ve beraatımı talep ediyorum.”

    Ardından mütalaasını açıklayan iddia makamı, Pınar Aydınlar’ın tahliyesini talep etti.

    ‘SUÇ UNSURLARI OLUŞMAMIŞTIR’

    Avukat Murat aksak, ise “örgüt üyeliği”nin şartlarının olduğu ve iddianamede bu şartların oluşmadığını ifade ederek, “Öte yandan HDK sivil toplum kuruluşudur. HDK’nin eşbaşkanları vardır. Halen dışarıda siyaset yapmaktalar. HDK meşrudur, HDK’li olmak suç değildir. Ancak müvekkil HDK’li değildir. Sadece HDP’nin bir dönem İstanbul Belediye Başkan adayı olmuştur. ‘Örgüt propagandası yapmak’  iddiasının unsurları da oluşmamıştır. Yeni Yaşam gazetesinin manşetini paylaşmış, savcı Yeni Yaşam gazetesi manşetinde fotoğrafı bulunan Mazlum Doğan ve Kemal Pir’den dolayı bu suçlamayı müvekkile yönetmiş. Ancak Sayın Öcalan’ın fotoğraflarının da paylaşmasının suç olmadığına dair bir kanıt vardır. Suçun unsurları oluşmamıştır. Müvekkilin beraatını ve tahliyesini talep ediyorum” diye konuştu.

    Kararını açıklayan mahkeme, Pınar Aydınlar’ın tahliyesine karar verdi. Ayrıca mahkeme, imza atma adli kontrol tedbirinin uygulanmasına ve dosyanın mütalaasının hazırlanması için duruşmayı 11 Eylül 2025’e erteledi.

    “İKTİDAR ADIM ATMALI, BAŞTA HASTA TUTSAKLAR OLMAK ÜZERE BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZ ÖZGÜRLEŞMELİ”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, duruşma ardından açıklama yaptı. Tüm siyasi tutsakların artık serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Kenanoğlu şu konuşmayı yaptı:

    “Avukatlar da Pınar Aydınlar da bir kez daha ifade ettiler ki HDK, barışı, demokrasiyi, özgürlüğü savunan, işçinin, emekçinin hakkını savunan, bu anlamıyla Türkiye’de Demokratik Cumhuriyeti savunan bir sivil toplum platformudur. Bünyesinde dernekler, yasal partiler, vakıflar vardır. HDK bu topraklarda muhalif olan bütün toplumsal yapıları kapsayan bir yapıdır. O anlamıyla HDK milyonlardır. HDK’nin yargılanması mümkün değildir. Bir kez daha bugün bu adliyede bunu gördük. Türkiye’de artık cezaevlerinde düşüncesinden dolayı kimsenin tutuklu kalmasını istemiyoruz, herkesi özgürleştirme konusunda kararlıyız. Zaten süreç bunu gerektiriyor. Ülkede bir süreç ilerliyor. PKK’nin kendini fes etmesi ile birlikte Türkiye’de herkes bazı şeylerin değişmesi, bazı adımlar atılması gerektiğini gündeme getiriyor. Artık iktidar adım atmalı, başta hasta tutsaklar olmak üzere bütün arkadaşlarımız özgürleşmeli ve Türkiye artık normalleşmelidir.”

    Pınar Aydınlar’ın yargılandığı dosya kapsamında 60 kişinin ismi yer alıyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Pınar Aydınlar’ın duruşması yarın görülecek!

    Sanatçı Pınar Aydınlar’ın duruşması yarın görülecek!

    PİRHA-18 Şubat’tan bu yana tutuklu bulunan Sanatçı Pınar Aydınlar’ın duruşması yarın İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    İstanbul merkezli 10 ilde 18 Şubat 2025’te yapılan operasyon kapsamında çok sayıda eve baskın düzenlenmiş, altmışa yakın yurttaşla birlikte Sanatçı Pınar Aydınlar da gözaltına alınmıştı.

    Şubat ayından bu yana HDK operasyonu kapsamında tutuklu bulunan Pınar Aydınlar’ın ilk duruşması 13 Mayıs’ta (yarın) İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Halk TV davasında gazetecilere beraat

    Halk TV davasında gazetecilere beraat

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gündeme getirdiği bilirkişi S.B. ile yaptıkları görüşmeyi kaydeden ve yayınlayan 5 gazetecinin davasında, tüm gazetecilerin beraatine karar verildi. 

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gündeme getirdiği bilirkişiyle ilgili haberinin yayınlanması nedeniyle Halk TV ekibi hakkında açılan davanın duruşması görüldü. Gazeteci Barış Pehlivan ve Program Koordinatörü Kürşad Oğuz 6 yıldan 14’er yıla kadar, Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Sorumlu Müdür Serhan Asker ve sunucu Seda Selek hakkında ise 4 yıldan 9’ar yıla kadar hapis cezasının istendiği davanın duruşması, İstanbul Adliyesi 54’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmayı, gazetecilerin meslektaşları, basın örgütü temsilcileriyle birlikte ile siyasi parti temsilcileri izledi. Yoğun ilgi nedeniyle salona giremeyenler olurken, avukatlar duruşmanın konferans salonunda yapılmasını istedi. Ancak salonda devam kararı alan mahkeme başkanı, kimlik tespitleri ve savunmalarla yargılamayı başlattı. Duruşma salonunun küçük olması nedeniyle çok sayıda izleyici içeri giremedi.

    Savunmaların ardından mütalaasını mahkemeye sunan iddia makamı, tutuklu gazeteci Toktaş’ın tutukluluğunun devamına karar verilmesini, sanık gazetecilerin tümünün üzerine atılı suçlamalardan hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.

    Mahkeme, tüm gazetecilerin üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine, hükümle birlikte Toktaş’ın tahliyesine karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AKD Sultangazi Cemevi Başkanı Odabaş’ın duruşması 7 Ekim’e ertelendi-VİDEO

    AKD Sultangazi Cemevi Başkanı Odabaş’ın duruşması 7 Ekim’e ertelendi-VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın “İmara aykırı cemevi yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması 7 Ekim tarihine ertelendi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın, “İmara aykırı cemevi yapmak” suçlamasıyla yargılandığı davanın 33. duruşması İstanbul Gaziosmanpaşa Küçükköy Adliyesi’nde görüldü. Davanın duruşması 7 Ekim 2025 tarihine ertelendi.

    5 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan Zeynal Odabaş ve Alevi kurumları, Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesinde açıklama yaptı. Avukatların savunması sonrasında mahkeme heyeti duruşmayı 7 Ekim 2025 tarihine erteledi.

    Duruşma sonrası cemevi bahçesinde yapılan açıklamaya Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’ın yanı sıra çok sayıda Alevi kurum temsilcisi, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri katıldı.

    AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi bahçesinde yapılan açıklamada cemevine uygulanan haksız kararlara karşı davaya sahip çıkmak, hakları korumak ve adaletin yerini bulmasını sağlamak amacıyla dayanışma gösterenlere teşekkür edilerek, toplum desteğinin mücadelede en büyük güç olduğu vurgulandı.

    Açıklamada ayrıca cemevlerinin haklarını savunma mücadelesinde birlikte olmaya daha güçlü inanıldığını ve adaletin sağlanması için mücadelenin sürdürüleceği ifade edilerek, duyarlı tüm kurum, kuruluş ve yurttaşların ortak mücadelesiyle kazanılacağı belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan’ın ev hapsi kaldırıldı-VİDEO

    Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan’ın ev hapsi kaldırıldı-VİDEO

    PİRHA-Yerine kayyım atanan ve 30 Kasım’dan itibaren ev hapsinde olan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, bugün Tunceli Adliyesi’nde ilk duruşması görüldü. Birsen Orhan’ın ev hapsi ve yurtdışı yasağı kaldırıldı, duruşma 7 Şubat’a ertelendi. 

    İçişleri Bakanlığı kararıyla 22 Kasım’da DEM Partili Dersim ve CHP’li Ovacık belediyelerine kayyım atanmıştı. Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan’a ise 24 Kasım’da ev hapsi ve yurtdışı yasağı verilmişti.

    “Gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet” ve “Polise mukavemet” iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında Birsen Orhan’ın ev hapsi ve yurtdışı yasağı kaldırıldı. Duruşma 7 Aralık’a ertelendi.

    “EV HAPSİ CEZASI KALDIRILDI”

    Birsen Orhan’a mütalaada ceza istendiğini söyleyen Avukat Kenan Çetin, “Ancak ifadesi alındığı için hem yurtdışı yasağı hem de ev hapsi cezası kaldırıldı. Duruşma 7 Şubat’a ertelendi” dedi.

    “HAKLI VE MEŞRU PROTESTOLAR ŞUÇ SAYILDI”

    Haksız ve hukuksuz bir süreç yaşadığını söyleyen yerine kayyım atanan Dersim belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, “Bu süreçte yanımda olan tüm dostlarıma teşekkür etmek istiyorum. Kayyıma karşı yapmış olduğumuz haklı ve meşru protestolar suç sayılarak birçok soruşturma açıldı. Bizim işlediğimiz bir suç yok, haklı ve meşru bir tepkidir. Bizler belediye başkanları olarak bu kentin seçilmişleri olarak belediyelerimizi korumak gibi sorumluluğumuz var” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, tutuklandı
    -Ev hapsi verilen Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan: Suç unsuru sayılan konuşmam bir hakikattir-VİDEO

  • 10 Ekim Gar Katliamı duruşması ertelendi; 16 firari sanık yargılanıyor, 5 sanık Suriye’de-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamı duruşması ertelendi; 16 firari sanık yargılanıyor, 5 sanık Suriye’de-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması görüldü. Duruşma 17 Haziran 2025 tarihine ertelendi. Duruşma sonrasında adliyenin önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “Bu katliam ülkenin en büyük katliamı. 16 firari sanığın da hala yargılandığı en büyük IŞİD katliamlarından birisi. 5 sanığın Suriye’de olduğunu 1 sanığın Irak’ta oldugunu resmi yazışmalar ile tekrar hatırlattık” denildi.  

    10 Ekim Ankara katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmadan sonra Sıhhiye Adliyesi’nin önünde basın açıklaması yapıldı.

    “MÜCADELEMİZİN BİTMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, “Bugün 10 Ekim katliamının davasının yeni bir aşamasına geldik. Sözümüzün bitmediğini bir kez daha herkese gösterdik. Özellikle Suriye’deki gelişmelerin ışığında bizim mücadelemizin bitmesi mümkün değildir” dedi.

    “BOŞ SANIK SANDALYELERİ İLE YÜRÜTÜLEN DAVALAR UÇLARINIZA DOKUNUYOR”

    10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci 9 yılı geride bıraktıklarını belirterek şunları söyledi:

    “Adalet talebimizin karşılanmadığı bir noktada duruyoruz. Gerçekten dile kolay 10 yıldır bir mücadelenin içindeyiz. Daha 10 yıl önce araştırılması gereken kişiyle ilgili taleplerimiz bugün maalesef 10 yılında yine reddediliyor. Zaten zaman aşımı denilen çilenin tam da ortasındayken bunların gözümüzün içine baka baka yapılıyor olmasına artık şaşırmıyoruz. Bu dosya kapsamında da artık sürecin çok daha güçlü bir şekilde takip edildiğine dair de kamuoyuna bir bilgi vermek istiyoruz. Daha bitmedi, daha devam ediyor. Evet, sözümüz bitmedi, devam ediyor ama adalet mücadelesi kapsamında da görüyoruz ki 10 yıl hiçe sayılarak geçilen, adil soruşturma yapılmadan geçirilen 10 yıldan sonra 10 yıl daha bu süreçlerin devam edeceğini görüyoruz. Yine taleplerimizin büyük bir kısmıyla ilgili sonuç alamamış olmamışa rağmen biz bu sürecin gerçek anlamda artık değiştirilmesinin umuduyla devam edeceğimizi belirtmek istiyorum.

    “MÜCADELEDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    Daha canlı bombasını, canlı bombacılardan birinin tespit edilmediği, onun bile merak edilmediği 10 Ekim Katliamı dosyasında firari 16 sanığın hiç merak edilmeden bugüne kadar getirilen sürece de hayret etmekten de geri duramıyoruz. Yani bir ülkede, Türkiye Cumhuriyet tarihi en büyük sivil katliamı dedikleri bu katliam kapsamında 10 yıldır daha ikinci canlı bombanın kim olduğunu dahi merak etmeyen bir sistemin, zaten kırmızı bültenle aranan 16 firari sanığın da artık bir an önce getirilmesine dair harekete geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bizim uçlarımıza dokunuyor boş sanık sandalyeleriyle yürütülen davalar. Biz temmuz ayında verilen karar sonrasında da, bu duruşmada da öfkeli, daha güçlü, daha metanetli bir şekilde doldurmaya devam edeceğimizin de bilinmesini istiyoruz. Biz 4 ay önce haksızlığa uğradığımız duruşma salonlarında tekrar gelip, yine doldurabilir, aynı şeyi söyleyebiliyorsak yani gerçek adalet gelinceye kadar biz bu sürecin takipçisi olacağız diyorsak demek ki daha çok yolun başındayız. Bütün kamuoyuna bu sonraki duruşma tarihi olarak belirlenen 17 Haziran 2025’te bu davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz. Dediğimiz gibi de gerçek adalet gelinceye kadar, kamusal sorumluluğu olan herkes yargılanıncaya kadar, bu sürece A’dan Z’ye katkı sunan herkesin bir bir yargılandığı günü görünceye kadar bu mücadeleden vazgeçmiyoruz. Kimse de vazgeçirmeye çalışmasın.”

    “BU KATLİAMDA KORUNANLAR VAR”

    Avukat İlke Işık ise, bütün dünyanın IŞİD’i konuştuğu günlerden geçtiğimizi belirterek, “Bu katliam ülkenin en büyük katliamı. 16 firari sanığın da hala yargılandığı en büyük IŞİD katliamlarından birisi. 5 sanığın Suriye’de olduğunu 1 sanığın Irak’ta oldugunu resmi yazışmalar ile tekrar hatırlattık. En azından başlangıç sayabileceğimiz bir ara varar verildi. İnsanlığa karşı işlenen bir suçun sanıklarını bu katliamı gerçekleştirdiler. Boş sanık sandalyeleri ile bu duruşmaya gelip gideceğimizi sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bu katliamda korunanlar var. Kamu görevlilerine gidilmesini istemiyorlar. Bu dosyayı hala bizden saklayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı var. Mücadeleye etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “AİLELERİN YANINDA OLACAĞIZ”

    DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan “Türkiye’nin yargı pratiğini 100 yıldır biliyoruz” diyerek şunları ekledi:
    “Bu yargı süreci aslında bir sınav ama bu sınava da iyi bir iş çıkarılmıyor. Geç gelen adaletin adalet olmadığını hepimiz biliyoruz. Biz Türkiye yaşayan toplum adaleti birlikte getireceğiz. Bu iktidar bizi mahkemelerde süründürüp bizi pes ettirmek istiyorlar. Bu mahkemelerden adalet beklemek saflık olacaktır. Ailerin yanında olacağız.”

    “YILLARDIR BU SANIK SANDALYELERİ NEDEN BOŞ”

    EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “Yılllardır bu sanık sandayeleri neden boş?Bugün Suriye’de yaşanan gelişmelerden kendinize övünç kaynakları çıkarıyorsunuz. Suriye’de el birliği yaptığınız bu cihatçı çeteler ile bu ülkede katliamlar olmaması için ne yapmayı düşünüyorsunuz? 10 Ekim Katliamı davasındaki adalet arayışımız bütün yurttaşların davasıdır. 10 Ekim Gar Katliamı bizim için çözülmemiş tüm katliamların merkezinde durmaya devam edecektir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Gar Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması görüldü-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması görüldü-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, Antep Barosu’nun müdahillik talebini kabul etti. Duruşma 17 Haziran saat 10.00’a ertelendi. 

    10 Ekim Ankara Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 10 Ekim Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
    Duruşmanın başında Antep Barosu, “Biz bu davanın tarafıyız” diyerek duruşmaya müdahil olma talebinde bulundu.

    “DAİMİ ARAMA KARARI VERİLMESİNE RAĞMEN DOSYA BİZE AÇIK DEĞİL”

    Av. Senem Doğanoğlu duruşmanın genişletilmesi talebinde bulunarak şu ifadeleri kullandı:

    “Bu duruşma 16 gün önce yapılsaydı başka taleplerimiz olacaktır. Musul komutanı bugün Suriye’de Defacto lideri olarak önümüze çıkıyor. Daimi arama kararı verdi savcılık. Kararı almasının bir anlamı var çünkü mahkemeniz insanlığa karşı suçtan beraat verdi. Dosya hala bize açık değil daimi arama kararı verilmesine rağmen. Emniyetin seçtiği kadar biz X,Y’den haberdarız. X ve Y’lerin tespitini istedik. X ve Y’ler tespit edilsin denildi. 2021’den sonra bize kapatılan dosyada bizden ne saklandığı konusu önemli. 10 Ekim Katliamı’nı insanlığa karşı suç olarak görmediği için Ebu Zeynep ile ilgili sadece örgüt üyeliğinden karar alındı. Katliamın emrini veren Ebu Zeynep 5 yıl sonra yargılanamayacak. Talebimiz daimi arama kararına esas olan evrakların yıllar sonra ortaya çıkmayacak şekilde dosyaya konulmasını istiyoruz. Gelinen noktada iddianamenin insanlığa karşı suçtan düzenlenmesi gerekiyor.”

    “HTS KAYITLARINA İLİŞKİN BİLİRKİŞİ İNCELEMELERİ ÇOK EKSİK; TALEPLERİMİZ REDDEDİLMEMELİ”

    Av. Erkan Ünüvar, HTS kayıtlarına ilişkin talepleri olduğunu belirterek, şunları söyledi:

    “10 Ekim Davası başlayalı 8 yıl oldu. Sanıklara dair telefon numaraları tespit edildi, bilirkişi incelemeleri yapıldı ama bu incelemeler bizim istediğimiz boyutta değildi. Bilirkişi incelemeleri çok eksik. Hangi sanık nerede bunun tespit edilmesi gerekiyordu. Sanıkların ortak kişilerle görüşmeleri vardı. katliam öncesinde yoğunlaşan mesajlaşmalar aramalar var. 8 yıl geçti, telefon iletişimi olan kişilerin kimler olduklarını öğrenemedik. Biz kendi analizlerimizi yaptık. Sürekli sanıkların kullandıkları numaraların tespitini istedik. Çünkü sanıklar kendi numaralarını kullanmamışlar, ailelerinin numaralarını kullanmışlar. Örgütsel faaliyetlerini başkalarının numaraları üzerinden yapmışlar biz bunların tespitini istiyoruz.
    Deniz Büyükçelebi sınırda olduğu sürede bizim bildigimiz bir çok hat kullanmış. Hüseyin Bayram’ın, dosyamız sanıklarından Yakup Yıldırım ile çok sayıda telefon trafiği var. Hakan Şahin ile de Hüseyin Bayram’ın çok sayıda iletişimi var. Hüseyin Bayram adına kayıtlı telefon hatlarının özellikle Deniz Büyükçelebi’nin kullandığını düşünüyoruz. Öncelikle müzekkere yazılarak hatları fiilen kimlerin kullandığını talep ediyoruz. Emniyet Müdürlüğü bunu tespit edebilir. Hüseyin Bayram’ın tüm iletişimine hakim degiliz. Bundan dolayı bütün dökümlerin gelmesi gerekiyor. Yakup Şahin’in Harun Balçık ile katliam tarihlerinde görüşmeleri var. Bu kişinin kim olduğunun araştırılmasını istiyoruz. Dosyamız bitmedi henüz, devam ediyoruz davamıza bazı taleplerimiz reddedilse bile. Hala yeni deliller çıkıyor ortaya o nedenle taleplerimizin reddedilmemesini istiyoruz.”

    “TALEPLERİMİZ REDDEDİLDİĞİ İÇİN ARAŞTIRMALARIMIZ AĞIR AKSAK İLERLİYOR”

    “Taleplerimiz reddedildiği için araştırmalarımızı ağır aksak ilerletebiliyoruz” diyen Ünüvar, “Tespit ettiğimiz isimlerden biri de Mustafa Demir’dir. Mustafa Demir’in failler ile yakın ilişkiler içinde olduğunu, aynı örgütsel faaliyetlerini tespit ettik. 2014 yılında Mustafa Demir sınır emiri, 2015’te de Mustafa Demir sınır emirliği yapmaya devam ediyor. 2016’da da Türkiye’deki katliamları organize etmeye devam ediyor. Mustafa Demir, 2014-2016 tarihleri arasında IŞİD’in katliamlarının örgütleyicisi konumunda. Mustafa Demir sınırda IŞİD faaliyetlerini ayarlayan yöneticidir. Biz bunları daha önce tespit edebilirdik ancak taleplerimiz engellendiği için tespit etmekte geciktik. Mustafa Demir’in 10 Ekim Katliamı ile ilgisi olmadığını düşünmek akla uygun değil. Bütün bu hususlar göz önüne alınarak Mustafa Demir’in davamızda sanık olarak yargılanmasının talep edilmesini istiyoruz” dedi.

    “BU DAVANIN UNUTULMASINI İSTİYORSUNUZ”

    Avukat İlke Işık da bu davanın unutulmasının istendiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Son süreçte IŞİD korkusu tüm ülkede yaşanmakta. IŞİD ile ilgili konuşulduğu bir süreçteyiz. Bu dosya ülkedeki en önemli IŞİD davalarından birisi. Başka dosyalardan IŞİD üyeleri tahliye ediliyor. 36 sanık yargılandı 19’u tutukluydu. 16 firari sanık var bu davada. Siz, bu dava unutulsun istiyorsunuz. Temmuz’da o yüzden büyük bir acele ile karar verdiniz. Önemsiz bir dosya gibi bu dosyayı kapatırım sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Bu 16 sanık alalede sanıklar değil, bunlar önemli IŞİD üyeleri. Bütün dünya IŞİD’i konuşurken yeniden adımlar atmanız, yeni çalışmalar yapılması gerektiği çok açık. Bütün sanıklar hakkında güncel konumlarına ilişkin, son durumlarının bilinmesi hakkında MİT Başkanlığı’na müzekkere yazılmasını istiyoruz. 5 sanığın Suriye’de olduğunu resmi kayıtlar ile görmüş oluyoruz. Bayram Yıldızın Irak’ta olduğunu biliyoruz. İadelerine ilişkin taleplerde bulunacağız. Diplomatik ilişkiler Suriye ile başladı. O yüzden sanıkların iade işlerine ilişkin sürecin bir an önce başlatılmasını talep ediyoruz. Sanıkların eşlerinin de tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz.”

    Mahkeme heyeti, Antep Barosu’nun müdahillik talebini kabul etti. Mahkeme ayrıca Ayrıca Tanık Erol Sayanoğlu’nun dinlenmesi talebinin sonraki celsede değerlendirmek üzere incelemeye almasına, daimi arama soruşturmasında gizlilik kararı olup olunmadığının sorulmasına, HTS kayıtlarını adı geçen şahısların fiili kullanma taleplerinin sorulmasına ilişkin bir sonraki celsede incelemeye almasına, Mustafa Demir adlı sanık hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç ihbarına bulunulmasına, yeri bilinen sanıkların iade işlemlerine ilişkin Adalet Bakanlığı’na sorulmasına, yakalama kararlarının devamını bunun dışındaki taleplerin ayrı ayrı reddine karar verdi. Duruşma 17 Haziran saat 10.00’a ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Şahismail Güyük’ün davası Alevi toplumuna karşı açılmış davadır, takipçisi olacağız’-VİDEO

    ‘Şahismail Güyük’ün davası Alevi toplumuna karşı açılmış davadır, takipçisi olacağız’-VİDEO

    PİRHA- Yerine kayyım atanan Muhtar Şahismail Güyük’ün duruşması sonrası açıklama yapan Alevi kurumlarının temsilcileri basın toplantısı yaptı. Alevi yöneticiler, eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten Şahismail Güyük’ün davasının Alevilerin davası olduğunu söyledi. Yerine kayyım atanan Şahismail Güyük de, Alevi olduğu için yargılandığını, Alevi yurttaşların haklarını savunması gerektiğini vurgulayarak, Alevilerin bulunduğu her alanda sesini yükseltmesi ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı çıkması çağrısında bulundu. 

    Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Burmadere (Sors) Köyü Muhtarı Şahismail Güyük, AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı çıktığı için 10 yıl önce devrimci önderlerlerle ilgili sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınmış, ardından yerine kayyım atanmıştı. 26 Kasım’da görevden alınan Güyük hakkında “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davanın duruşması bugün görüldü. Duruşma 9 Ocak 2025 tarihine ertelendi.

    Şahismail Güyük’ün duruşması sonrası Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ardahan il binasında basın toplantısı yapıldı. Toplantıya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultan Gazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş ile Damal Dernekler Federasyonu Başkanı Güner Kökat, Gazeteci Musa Ağacık ve yurttaşlar katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan CHP İl Başkanı Yalçın Taştan, eşit yurttaşlık hayata geçene kadar mücadeleye devam edeceklerini belirterek, milyonların devrimci önderleri andığını, anmaya devam ettiğini dile getirdi.

    “BUGÜN YARGILANAN ALEVİLİKTİR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, hem ülkedeki hem de dünyanın birçok yerinde faaliyet yürüten Alevi kurumları adına Ardahan’da olduklarını belirterek, “Yargılanan Aleviliğin kendisidir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi başkanlığı köy köy dolaşarak Aleviliği teslim almak istiyor. Buna karşı çıkan muhtarımız yargılanmak istenmektedir. Bizim açımızdan bu suç değildir. Bu suçsa bunu işlemeye devam edeceğiz. Bu dava Alevi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle açılmıştır. Alevi kurumları olarak bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bugün yargılanan Aleviliktir, Alevi kurumlarıdır. Bu kayyım siyasetine karşı olmaya devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek biz kalacağız” dedi.

    “ARDAHAN VALİSİ, MUHTARLA UĞRACAĞINA, YOKSULLUKLA UĞRAŞIN”

    Damal Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Güner Kökat, dosyada suç teşkil edecek bir unsurun olmadığının altını çizerek, “Kayyım politikasının neyi ifade ettiğini biliyoruz. Muhtarımız bütün ömrünü özgürlük mücadelesine adamış bir isimdir. İktidar makul muhtar yaratmanın peşinde. Buna karşı duran, Pir Sultan Abdal gibi direnen muhtarımıza dava açıldı. İnanıyoruz ki, bu davadan vazgeçilir. Her kimliğin eşit yurttaşlık hakkının verilmesini istiyoruz” diye konuştu.

    Ardahan’ın Türkiye’nin en yoksul kentlerden biri olduğunu söyleyen Kökat, Ardahan Valisi’ne seslenerek, “Muhtarla, onun sözleriyle uğracağınıza, yoksullukla, fuhuşla, kumarla uğraşın” şeklinde ifade etti.

    “ŞAHİSMAİL GÜYÜK’Ü SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş ise Şahismail Güyük’ün kurduğu sözün Alevilerin, hakikatin sözü olduğunu vurgulayarak, “Biz bugün kendi davamıza geldik. Ankara’da barış sesi yükselmeye başladı. Nasıl barışacağız? Kürtlerle barışmak için Mardin’e kayyım mı atayacaklar? Alevilere Dersim’de, Ovacık’ta, Damal’da kayyım atayarak mı barış yapacaklar? Böyle barış olmaz. Aleviler yıllardır, barış, eşitlik, adalet diyor” şeklinde konuştu.

    Şahismail Güyük’ü Alevi olduğu için yargılandığına dikkat çeken Bektaş, “Muhtarımızı yargılayanların cesareti olmadığı için başka gerekçeler bulmaya çalışıyor. Biz buradayız, 9 Ocak’ta da burada olup, Şahismail Güyük’ü savunmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    “MARDİN’E ATANAN KAYYIMLA, SORS KÖYÜNE ATANAN KAYYIM AYNIDIR”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultan Gazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş da kayyım anlayışını kınadığını ifade ederek, “12 Eylül’den bunları tanıyoruz. Binlerce insanımızı katlettiler, işkenceden geçirdiler ama bizler bu anlayışa boyun eğmedik. Katliamdan, zulümden geçirilen Aleviliği foklorik bir unsura dönüştürmek için iktidar çaba içerisinde. Pirlerimiz, analarımız haram lokmaya el uzatmaz. Bizim tuğlaya, çimentoya, boyaya, badanaya ihtiyacımız yok. Bizim eşit yurttaşlığa ihtiyacımız var. Bu kayyımlar bir darbedir. Mardin’e atanan kayyımla, Sors köyüne atanan kayyım aynıdır. Bu zihniyete karşı çıkmalıyız. Ardahan’da sesleniyoruz, bu dava insanlık davasıdır. KHK ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını tanımıyoruz. Hiç kimse hiçbir inanca baskı yapamaz. Bizleri baskı altına alamazsınız. Pir Sultan Abdal’ın da dediği gibi ‘Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan.’”

    Yerine kayyım atanan Muhtar Şahismail Güyük ise sürece dair yaşananları aktararak, duruşmada sözlerini tekrar ettiğini belirtti. Alevi yurttaşların haklarını savunması gerektiğini vurgulayan Güyük, Alevilerin bulunduğu her alanda sesini yükseltmesi ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı çıkması çağrısında bulundu.

    PİRHA/ARDAHAN

    İLGİLİ HABERLER

    Yerine kayyım atanan Muhtar Şahismail Güyük’ün duruşması 9 Ocak’a ertelendi-VİDEO

  • Yerine kayyım atanan Muhtar Şahismail Güyük’ün duruşması 9 Ocak’a ertelendi-VİDEO

    Yerine kayyım atanan Muhtar Şahismail Güyük’ün duruşması 9 Ocak’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA- Damal Burmadere köyü muhtarıyken yerine kayyım atanan Şahismail Güyük hakkında yürütülen davanın ilk duruşması görüldü. Muhtar Güyük duruşmada Alevilerin yargılandığını vurguladı. Duruşma 9 Ocak 2025 tarihine erteledi.

    Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Burmadere (Sors) Köyü Muhtarı Şahismail Güyük, AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı çıktığı için 10 yıl önce devrimci önderlerlerle ilgili sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınmış, ardından yerine kayyım atanmıştı.
    26 Kasım’da görevden alınan Güyük hakkında “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açılmıştı.

    ARDAHAN ADLİYESİ’NDE POLİS YOĞUNLUĞU

    Şahismail Güyük’ün duruşmasının görüleceği Ardahan Adliyesi’nde olağanüstü polis yoğunluğu oldu.
    Saat 11.20’de, Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan duruşmaya Alevi kurumlarından da destek geldi. Duruşmaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Sultan Gazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş ile Damal Dernekler Federasyonu Başkanı Güner Kökat, Gazeteci Musa Ağacık da katıldı.

    “ALEVİLER YARGILANIYOR!”

    Kimlik bilgilerinin alınması ardından Şahismail Güyük, savunmasına başladı. Güyük, Alevi olduğu için yargılandığını belirtti.

    Av. Ahmet Yavuz Yılmaz ise savunmasında şunları söyledi:

    “Sanık, Alevi bir bireydir. Bahsedilen toplantı sonrasında hakkında soruşturma açılmıştır. Eski paylaşımlar suç teşkil etmez, ifade özgürlüğü kapsamındadır. Anayasaya göre suçun somut olması ve tehlike içeren unsurları olmalıdır. Ardahan kamuoyunda bir köy muhtarının görevden alınıp yerine kayyım atanması sebebiyle kamuoyunda tepki vardır. Bir cezalandırma anayasaya uygun değildir. Sanık hakkında beraat talep ediyorum.”

    Mahkeme heyeti savunmaların ardından duruşmayı 9 Ocak 2025 tarihine erteledi.

    PİRHA/ARDAHAN

  • Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    Kılıçdaroğlu: Kendimi savunmak için değil, suçları kayıtlara geçirmek, tarihe not düşmek için geldim!

    PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu siyasi yasak istemiyle yargılandığı dava nedeniyle Ankara Adliyesinde geldi. Kılıçdaroğlu savunmasında, “Hırsıza hırsız dediğim için karşınızdayım. Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şikayeti üzerine açılan hakaret davasının ilk duruşması Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Kılıçdaroğlu 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak istemi ile yargılanıyor.

    Dava nedeniyle Ankara Adliyesinde polis yoğunluğu dikkat çekerken, Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye gelen binlerce kişi ”Halkın umudu Kılıçdaroğlu” sloganları attı.

    Kemal Kılıçdaroğlu, adliyedeki izdiham nedeniyle duruşma salonuna güçlükle girebildi.

    “KARŞINIZA HIRSIZ DEDİĞİM İÇİN ÇIKTIM”

    Çok sayıda kişi ve siyasetçinin katıldığı duruşmada, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı savunma şöyle:

    Sayın Yargıç, konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi, ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim. İkincisi, maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk. Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur.

    Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan’a “Başçalan, Hırsız ve Başhırsız” demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim. Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, “Rüşvet suçundan” çıkmadım. Ne mutlu ki bana, “yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız” olarak karşınıza çıkmadım. Ve yine ne mutlu bana ki Sayın Yargıç, karşınıza “Vatana ihanetten” de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, “Hırsıza hırsız ” dediğim için çıktım.

    “HIRSIZDIR, BAŞÇALANDIR!”

    Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı ” diyen adam hırsızdır. “Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır” diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum başçalandır – hırsızdır. Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu..! Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.

    Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.

    Sayın Yargıç, bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim.

    “EMEKLİSİ AÇ, EMEĞİ SÖMÜRÜLEN, KUTUPLAŞMIŞ BİR ÜLKE”

    Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu. Aslında, bizim tek düşmanımız, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan emperyal güçlerdi. O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye inandım…

    “Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt- ” değildik. Biz, Dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içerisinde yaşama mücadelesi veren, ama işgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren. Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş, çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan, gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış, emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen, insanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş, 85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.

    TEK ADAM REJİMİ

    Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor! Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar. Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. fazına geçildi! Emperyalistlerin, işgalcilerin ve vatanımızda-çocuklarımızda-geleceğimizde ve canımızda gözü olan düşman cephesinin kurduğu planın ilk aşaması tamamlandı. Şimdi ikinci aşaması uygulamaya kondu…

    85 milyon vatandaşımıza sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesinin ilk aşaması şuydu:

    Rüşvet ve yolsuzluk yoluyla zenginleştirdikleri, teröre ve uluslararası suç oluşturan işlere girmesini sağladıkları kişileri, ülkeyi toprak tavizleri vermek zorunda bırakacak kadar borçlandırmak ve “Tek Adam” rejimini kurmaktı. Ve en önemlisi; Ülkedeki bütün güçleri “TESLİM ALABİLECEKLERİ” bir tek adamda birleştirmekti.

    İlk faz tamamlandı. Teslim aldıkları ve bütün güçleri üzerinde birleştirdikleri “TEK ADAM ve SARAY REJİMİ”ni kurdular. Hatırlayın! Çıkarlarımız gereği kabul etmediğimiz ilk tekliflerinde Trump , Erdoğan’a ne dedi ? “Mal varlığını araştırırım.”

    Teslim alınmış ve bütün yetkileri elinde bulunduran “saray” ne yaptı? İstediklerini derhal yerine getirdi.

    “DEVLETİ SOYANLARA SUSKUN KALANLAR ONURLARINI KAYBEDERLER”

    Hatırlayın Sayın Yargıç! “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermem” diyen Erdoğan, ne oldu? Bir anda çark etti?

    Henüz mahkeme saati dahi gelmemişken, Rahip Brunson’ı götürecek uçağı kapımıza yollamışlardı bile Sayın Yargıç,

    Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD Başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor. Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki; Yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız.

    Beni en iyi devleti soyanlar tanır. Çünkü onlar beni susturmak için yedi sülalemi araştırdılar. Sayın Yargıç; siyaset devleti soymak, yolsuzluk yapmak için yapılmaz. Yapılmamalı. Siyaset halka hizmet etme yoludur.

    “128 MİLYAR DOLAR YOK EDİLDİ”

    Sayın Yargıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölme ve parçalama projesinin 2. aşaması başlıyor.

    Bakınız, BOP’un 2. Aşaması sürecinde Türkiye lenen bir sığınmacı deposu haline getirilmiştir? Ne acıdır ki para uğruna Türkiye’ye “Geri Kabul Anlaşması” imzalatılmıştır.

    Sayın Yargıç unutmayın, bir ülkeyi bölmek için önce o ülkeyi sığınmacı nüfus olarak büyütüp, ekonomik olarak küçültürseniz, yani yoksulluğu yaygınlaştırırsanız emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürer ve emellerine hizmet etmiş olursunuz. Açıkça söylüyorum bugün için yapılan budur.

    Bakınız bugün Devletimiz borçlandığı her 100 lira karşılığında 135 lira faiz ödüyor. Bakınız! Lütfen dikkat ediniz, Bunu herkesin duyması ve bilmesi gerekiyor! Her 100 lira için 135 lira faiz ödüyoruz.

    Çok değil daha bir kaç yıl önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından 128 Milyar dolar buharlaştırıldı. Sayın Yargıç, tekrar ediyorum. Millete ait 128 Milyar Dolar para, yandaşa ve 5’li Çetelere arka kapıdan satılarak yok edildi.

    “SATILMADIM, SATIN ALINAMADIM”

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu!

    75 yaşındayım. Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım, Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm. Maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında, kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.

    Çok büyük bütçeler yönettim, her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim. Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım. Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım. Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım. Canımla sınandım geri adım atmadım. Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım. Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.

    AKŞENER’E ATIFTA BULUNDU: İŞBİRLİKÇİ!

    Sayın Yargıç, hiç bir zaman teslim alınmadım. Bunu aziz milletimiz bilsin. Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.

    Ben Kemal Kılıçdaroğlu, hatalarım, pişmanlıklarım ve üzüntülerim yok mu? Tabi ki Var. Sayın Yargıç, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak “Kılıçdaroğlu’nu aileme emanet ediyorum” diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandım hata ettim, Evet hatalıyım.

    Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim. Pişmanım. Kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım, Milletimizi ikna edemedim, sahte videolar ile sahtekarlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim.

    “ÜZGÜNÜM, YÜREĞİME AĞIR GELİYOR!”

    Üzgünüm Sayın Yargıç, çocukları sorduğunda hep unutkan, sofraya oturulduğunda hep karnı tok olan anneler için üzgünüm. Beslenme, eğitim ve sağlık problemi yaşayan, katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, sevilmeyi ve gülmeyi unutan ve yatağa aç giren her bir evladımız için üzgünüm, kahroluyorum, yüreğime ağır geliyor. Torunlarına mahçup olan, faturasını ödeyemeyen emeklilerimiz için üzgünüm.

    Evet, üzgünüm Sayın Yargıç, Daha bir kaç gün önce yokluktan ve yoksulluktan dolayı yanarak can veren 5 evladımız için üzgünüm.

    Gece mesailerinde çalışan, orada çıkan meyveyi yemeden çocuğuna götüren, gece mesaiye kaldığı için evine geç giden, kendi gittiğinde çocuğu uyumuş olan ve sabah erken işe giderken yine çocuğunun yüzünü göremeyen emekçi anne-babalarımız için üzgünüm.

    Yurtdışına kimisi kaçak yollarla, kimisi uzun uğraşlarla giden 300 bin genç için üzgünüm.

    Onlar bizim geleceğimiz Sayın Yargıç! Onları “Giderlerse gitsinler” diyen Erdoğan’a mecbur bıraktığım için çok üzgünüm. Okumuş, yetişmiş, zeki, pırıl pırıl 300 bin genç Sayın Yargıç.

    “BU BENİM NAMUS BORCUM VE SON YÜRÜYÜŞÜMDÜR”

    Peki, yerine gelenler kim? Ne idiğü belirsiz milyonlarca eğitimsiz sığınmacı. Emperyal güçler çocuklarımızı bile elimizden aldı. Afrika kabilelerinde meşhur bir söz vardır. Derler ki “Köyünün ve ailesinin sevgisini alamayan bir çocuk, ısınmak için o köyü yakar” İşte Sayın Yargıç, o çocukları tekrar kazanamazsak bizi yakarlar.

    Sizlerin ve tarihin önünde ifade etmek istiyorum. Kararlıyım! Bu devleti ve devletin asıl sahibi milletimizi, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlıyım. Herkes bilsin ki, bu aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür. Konuşmamı bitirirken Sayın Yargıç, şunu herkes bilsin ki; 100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz. Ne bu devleti, ne de bu milleti “Köhne Bizans’ın Yıldız Burcunda oturan baykuş” özentilerine bırakmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sanatçı Cihan Çelik’e açılan davanın duruşması 18 Şubat’a ertelendi

    Sanatçı Cihan Çelik’e açılan davanın duruşması 18 Şubat’a ertelendi

    PİRHA – Sanatçı Cihan Çelik’e, Koçgiri Katliamı’na ilişkin yazılan ‘Koçgiri Başladı Harba’ isimli şarkıyı seslendirdiği gerekçesiyle ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcılık, Çelik’e ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasından ceza verilmesini talep ederken Çelik ve avukatı mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu. Bunun üzerine mahkeme, duruşmayı 18 Şubat 2025 tarihine erteledi.

    Sanatçı Cihan Çelik hakkında 2023 yılında Belçika’da katıldığı bir etkinlikte 1921 yılında gerçekleşen Koçgiri Katliamı’na ilişkin yazılan ‘Koçgiri Başladı Harba’ isimli şarkıyı seslendirdiği gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Avukatıyla duruşmada hazır bulunan Çelik savunmasına 25 senelik halk müziği sanatçısı olduğunu söyleyerek başladı. İddianamede şarkı söylediği sahnede Çelik’in arkasında PKK bayrakları olduğu belirtilmişti. Çelik bu iddiaya ilişkin, “10, 12 sene önce yurtdışında katıldığım bir programla alakalı dava açılmış. Her şeyi organizasyon şirketi ayarladı, ben de sahneye çıktım. Sahnede arkamda yer alan fotoğraflar ve flamalar benimle alakalı değil. Okuduğum eser 100 yıllık bir eserdir. Sivas yöresine ait bir türküdür. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

    SAVCI ‘ÖRGÜT PROPAGANDASI YAPMA’ GEREKÇESİYLE CEZA TALEP ETTİ

    Savcı esas hakkındaki mütalaasında Çelik’in bulunduğu sahnede yer alan fotoğraflar ve şarkı sözlerinde geçen ifadelerde “cebir, şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterip övdüğü, teşvik edici nitelikte olup ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı” gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından ceza verilmesini talep etti.

    Çelik ve avukatının mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 18 Şubat 2025 tarihine erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Sanatçı Cihan Çelik, Koçgiri ezgisi okuduğu için hakkında dava açıldı: Yılmayacağız!-VİDEO

  • Narin Güran cinayeti duruşmasında ikinci gün: Tanıklar dinleniyor

    Narin Güran cinayeti duruşmasında ikinci gün: Tanıklar dinleniyor

    PİRHA- 8 yaşındaki Narin Güran’ın katledilmesine dair davanın ilk duruşması bugün de sürüyor. Tanıkların ifadeleri alınıyor.  

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta katledilen 8 yaşındaki Narin Güran’ın failleri hakkında açılan davanın duruşması ikinci gününde devam ediyor.

    Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi adliye önü barikatlarla kapatıldı. Tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar duruşma salonuna getirildi. 4 sanığa, “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Baro başkanları, kadın ve çocuk örgütlerinin yanı sıra çok sayıda siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcisi de duruşmaya katıldı.

    Duruşma, ikinci gününde tanık ağabey Baran Güran’ın ifadelerinin alınmasıyla başladı.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Narin Güran cinayeti davasında ilk duruşma sona erdi

  • Narin Güran cinayeti davasında ilk duruşma sona erdi

    Narin Güran cinayeti davasında ilk duruşma sona erdi

    PİRHA- Diyarbakır’da kaybolduğu iddia edildikten 19 gün sonra dere yatağında çuvalda cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetine ilişkin davanın ilk duruşması görüldü. Haklarında “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan 4 sanık, yoğun güvenlik önlemleri eşliğinde adliyeye getirildi. Duruşmada, tutuklu sanıklar amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve Narin’in cansız bedenini taşıyan komşuları Nevzat Bahtiyar hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuklu amca Salim Güran, savcılıkta verdiği ifadenin aksine çelişkili söylemlerde bulundu.

    Diyarbakır’ın merkez Rezan (Bağlar) ilçesinin Çûlî kırsal mahallesinde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüne dair açılan davanın ilk duruşması sona erdi. Amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar’ın yargılandığı davanın duruşması Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Sanıklar hakkında “İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

    Yüzlerce avukatın yanı sıra çocuk ve kadın örgütleri, milletvekilleri ve sivil toplum örgütü temsilcileri, duruşmayı izliyor. Sabah erken saatlerinde başlayan duruşmada ilk olarak Nevzat Bahtiyar ve Enes Güran’ın ifadeleri alındı.

    Duruşma verilen ara ardından tutuklu anne Yüksel Güran’ın ifadesinin alınmasıyla başladı.

    “NARİN ÇIKTIKTAN SONRA GÖRMEDİM”

    Olay gününe dair anne Yüksel Güran şunları söyledi:

    “Sabah 05.00’te ben bahçeye gittim bamya topladım. Önüme bir köpek çıkmış. Eve geldim Osman’ı çıkardım. Oğlum gurbetten gelmişti, keyifliydim. İndiğim zaman Arif ve Muzaffer telefonla konuştu. Muzaffer kahvaltıya geldi. Son soframız güzel oldu. Sonrasında bize zehir ettiler. Biz yemeği yedik Muzaffer ve Arif Batman’a gidecekti. Baran’da gelini alışverişe götürecekti. Enes’in elbiseleri götürdüm. Halen Narin evdeydi. İşimi gücümü evden yapıyordum. Narin, ‘Anne ne zaman bana gelinlik alacaksın’ diyerek, yanıma geldi. Allah belasını versinler, bırakmadılar. Bir benle bir Enes abisinin yanına gidiyordu Narin, oynuyordu. Mutfakta çay ve kahve içiyorlardı. Düğünümüz vardı. Muhammed eve geldiğimde şarkı söylüyordu. Telefonum çocuklar evde olduğunda sürekli evdeydi. Telefon onlardaydı. Narin patates kızartması istedi, öğlende ona patates kızarttım. ‘Saat kaç, saat kaç’ diye Narin soruyordu. Saate baktım saat 13.00’tü, bulaşık yıkadım, ev iş yaptım. Narin gitti, geldi ‘Kuran kursuna geç kaldım’ dedi. Narin, ‘Saat 16.00’ya kadar kursta kalacağım’ dedi. ‘Sıcaktır gitme’ dedim. Ama beni ikna etti gitti. Çığlık attı çok mutluydu. Narin evden çıktıktan sonra kuran çarpsın onu görmedim. Ben çok yorgundum yattım. Kalktığımda Enes de yatıyordu, Muhammed ve Eren oynuyordu, Enes uyuyordu. Kalkmadı.”

    Uyandığında tutuklu sanıklardan Hediye Güran’ın eve geldiğini aktaran anne Güran, “Sonra Enes’in telefonu iki kez çaldı, kalktı, arkadaşıyla konuştu. O arada Enes çıktı” dedi.

    Mahkeme başkanı “Hediye geldiğinde Enes evde miydi?” sorusuna “Hediye ikinci kez geldiğinde Enes uyuyordu. Enes’in telefonu çalınca uyandı. Enes gittikten sonra da biz bayağı oturduk. Saatleri bilmiyorum” diye belirtti.

    “Komutan bana Salim’i görüp görmediğimi sormuştu.

    Sonradan aklıma geldi, ben Salim’i görmüştüm” diyen anne Güran’a mahkeme başkanı, “Konuştunuz mu?” sorusunu yöneltti.

    Anne Güran’da “Yemin ederim, yemin ederim konuşmadık” dedi. Anne Güran, olay günü Nevzat Bahtiyar’ı da görmediğini iddia etti.

    Televizyonlarda verdiği röportajları da inkar eden Güran, “Ben ne söylemişsem tersini işlemiş televizyonlar. Muhammet ve Enes geliyorlardı. Dedim Narin’i çağırın. Muhammed dedi Narin yok. Ben tepeye çıktım oradan aşağıya seslendim. Maşallah’ı aradım ‘Narin orada mı’ dedim yok dedi. Sonra Yasemin’i aradım o dedi bizde yok. Sonra dedim kesin halasındadır. Sonra orada da yoktu. Ben camiye koştum. Kimse yoktu. Sonra çağırdım bağırdım hepimiz aramaya başladık. Aradık her tarafa baktık, Narin yoktu. Ben bir gece tarlada yattım. Narin’i arıyorduk. Bir çukur nerede varsa arıyorduk. Jandarmayı aradık bütün dünya. Yok” diye konuştu.

    “SALİM ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİR”

    Mahkeme başkanının “Narin’i sen öldürdün mü” sorusuna “Ben çocuğumu niye öldüreyim” yanıtını verirken, “Salim öldürdü mü” sorusuna da “Öldürmüş olabilir” yanıtını verdi. Anne Yüksel Güran, “Nevzat Bahtiyar mı öldürdü” sorusuna ise “İşte ortada” yanıtını verdi. Güran, “Kim yapmışsa Allah belasını versin” dedi.

    Mahkeme başkanının, “Jandarma, neden Enes’i koruduğunu düşünüyor” sorusuna Güran, “Ben lavaboya gittim. Sonra komutan bize geleceğini söyledi. İkinci gün tekrar geldi. Komutan, ‘Enes’i s…’ diye küfür etti. Ankara’da bir mafya ile beni tehdit ettiler. O yüzden çocuklarıma bir şey olacak diye korkuyorum.”

    BAZ İSTASYON VERİLERİNİ İNKAR ETTİ

    Komutanın söylemlerine inanıp inanmadığı sorusuna ise Güran korktuğunu söyledi. Güran, “Narin’i çok seviyorum. Kızım öldükten sonra onu daha çok seviyorum. Onu öldüren Enes bile olsa vallahi teslim ederdim” diye konuştu. “Salim kesinlikle evimize gelmemiştir” diyen anne Güran, mahkeme başkanının, “Baz verilerinde Nevzat’ın, senin, Enes’in, Salim’in evinize geldiğini gösteriyor” demesine karşı da Ne Nevzat ne Salim vallahi evimize gelmedi” dedi. “Salim’le ilişkin var mı” sorusuna ise “Asla bir ilişkimiz yoktur. Yemin ederim yoktur” ifadelerinde bulundu. Anne Güran, “Beni öldürün benim Salim’le alakam yok. Beni burada asın (elini masaya vurarak) beni öldürün namusuma laf etmeyin. Bu insan(Nevzat’a dönerek) mı” diye seslendi.

    “BİR DAHA BÖYLE BİR DAVA OLMASIN”

    Ardından Diyarbakır Barosu avukatları soru sordu. “Narin’in kaybolduğunu anladığınız an, o esnada Nevzat Bahtiyar evine giderken karşılaştınız mı?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi. Ardından Avukat Nahit Eren söz aldı. Eren, “Senin vicdanına sesleniyorum. Bunları kim yaptı biliyor musun? Ben otopsisine girdiğimden beri, bu etiketleri evdeki kızlarım yaptı. Narin’in katilleri çıksın diye. 3 kızım var ve bir daha böyle bir dava olmasını istemiyorum” dedi. “Sen ifadende mor eşarptan bahsettin. O eşarp nerede?” diyen Nahit Eren’e anne Güran, “Şu anda da evdedir” dedi. Eren’in “Sen nerede buldun” sorusuna da Güran, “İmam bize geldi, Narin’in üzerinde mor etek ve mor eşarp olduğunu söyledi. Dersten sonra eteği ve eşarbı çıkarttığını söyledi” diye belirtti.

    Eren, “Sizin evinizde bir insan kanı bulundu ama kime ait olduğu tespit edilmedi. Merdivenden alınmış. İnsan kanının kime ait olduğu tespit edilemedi çünkü zaman geçti. Merdivenlerde bulunan bir kan örneğini diyorum, taştakini demiyorum” diye sordu. Anne Güran, “Tahir Kaya’nın burnu kanamış, baya kan dökülmüş, hiç haberim bile yoktu o kandan” yanıtını verdi.

    ANNE GÜRAN BAHTİYAR’I SUÇLADI

    Duruşma Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan avukatların sorularıyla devam etti. Avukatın, “Maşallah Güran’ın saat 17.00-18.00 sıralarında gördüğünü söylediler. Siz anne olarak sormadınız mı” diye sordu. Anne Güran, “Jandarma bana söyledi. Maşallah kanıtı olduğunu söylemişti” dedi. Yüksel Güran, Nevzat’a dönerek, “Bu çocuklarımın üzerine atıyor. Yemin ederim, biz görmedik” dedi. Jandarma’nın olayı niye kendi üstüne attığına anlam veremediğini belirten Güran, “Kocamı ben aramadım. O Batman’dan geliyordu. Onu arayıp kafayı yemesin diye söylemedim. Ben zaten teselli ediliyordum” yanıtını verdi.

    Mahkeme başkanının “Kimseye ‘Nevzat, Narin’e para veriyor’ dediniz mi” sorusuna da Güran, “Hayır, torununa veriyor diye Narin’e de mi verdi dedim acaba” diye belirtti. Kızının bir kaç gün önce elinde 20 TL’sinin olduğunu bunu kimin verdiğini sorduğunda Narin’in “Nevzat abi verdi” dediğini belirten anne Güran, “(Nevzat’a dönerek) bu ş.. yemin ederim bizim eve gelmemiş” dedi. Salim Güran’ın avukatının “Narin hiç o araca bindi mi” sorusuna Güran, “14 Temmuz’da bindi” dedi. “Nevzat hiç senin evine gelir miydi” sorusunda Güran, “Hayır, Nevzat gelemezdi”, “Nevzat’ın eşi geliyor muydu” sorusuna da; “Allah belasını versin, suları yoktu, her gün gelip su alırdı” şeklinde yanıtladı.

    Mahkeme başkanı araya girerek; “Yüksel Hanım, ciddi bir husumet yok. Bir de iyilik yaptık diyorsunuz. O zaman özür dileyerek soruyorum, özür diledik diye haberlere düştük ama yine sorayım: , Nevzat’ın üçünüzle bir ilişkisi var mı” diye sordu Yüksel Güran da “Hayır” dedi.

    “KATİLİ İSTİYORUM”

    Mahkeme başkanının “Nevzat’ın, Enes veya başka biri ile ilişkiye girdiğinizi duydunuz mu” sorusuna da anne Güran, “Hayır, kim dediyse Allah belasını versin” dedi. Mahkeme başkanı, “Ben soruyorum, bana niye beddua okuyorsun?” dedi.

    Mahkeme başkanı Yüksel Güran’a bir soru daha soracağını söyleyerek, ekledi: “Narin, görmemesi gereken başka bir şey görmüş olabilir mi? Köy yerinde vakit boldur, biz de köyde büyüdük. Köye yabancı araç gelince takip edilir, dedikodu yapılır. Narin, 5 dakika içerisinde öldürülmeden önce Nevzat’tan ya da Salim’den bir şey görmüş mü?” Anne Güran, “Hayır, hiçbir şey duymadım” diye belirtti. Anne Güran’ın son sözü “Narin’in katilini istiyorum” oldu. Anne Yüksel Güran’ın sorgusu tamamlandı.

    TARLADA OLDUĞUNU ÖNE SÜRDÜ

    Son olarak Salim Güran’ın savunması alındı. Olay gününe dair amca Güran, “Her zamanki gibi sabah erken kalktım. Mehmet Selim Atasoy ile tarlaya gittik çalıştık. Sondaj yanına, gittim. Saat 11.00’de çocukları aldık, düğün için alışverişe getirdim. Eve gittik. Sonra eve gidince eşim yemek yaptı yedik. İstirahat ettim biraz. Sonra baktım elektrikçiler var. Mehmet Salih amcanın tarlası elektrik çıkıyor. Orayı kontrol ettik. Amcaoğlumu aradım oda un kurtlanmış dedim. Birkaç kez daha konuştum. Abdulsamet elektrik direğine çıktı, Hamit oradaydı. Bende pamuk tarlasında geziyordum. Elektrik ustaları ile sondajın yanına gittik. O zamana kadar oradaydım. Oğlumu da arabadan indirdim, şüpheli bir araç var dedi bizimkiler. Onu da indirip okul tarafına gitti. Bu adam (Nevzat Bahtiyar’a işaret ederek) ağaçların içindeydi ben onu gördüm selam bile vermedi. Yalan atıyor ben aylarca onunla görüşmedim. Mısırın etrafında tur attım. Çıktım direğe mısır fotoğrafı çektim. Mehmet Salim Atasoy da geldi. Sonra kızım Gizem beni aradı. ‘Narin kaybolmuş’ dedi. Mehmet Salim Atasoy ile feneri alarak gittik. Ben oraya gittiğimde herkes toplanmıştı. Şakir komutanı da ben aradım” şeklinde konuştu.

    Telefonun ses kayıt programına dair de konuşan Salim Güran, “Ben programları saatleri kaydetmek için kullanıyorum” dedi. Mahkeme başkanı bu kez “Programı Narin kaybolurken daha fazla lazımken niye siliyorsun” sorusuna, “Ben programı silmedim” yanıtını verdi.

    MAHKEME BAŞKANI SALİM GÜRAN’IN ÇELİŞKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ

    Mahkeme başkanının “Telefon görüşmelerini neden sildin” sorusuna Güran, “Eskortlarla görüşmüştüm, o yüzden sildim” dedi. Mahkeme başkanı “Belki binden fazla eskort ile görüşmüşsündür, onu bilemem ama asıl silmen gerekeni silmemişsin, çünkü eskort mesajların duruyor” diye karşılık verdi.
    Başkanın “Sizce Narin’i kim öldürdü” sorusuna da Güran, “Ben görmedim, kim öldürdü bilmiyorum” diye belirtti. Mahkeme başkanının, “Ama yaklaşık 15-20 gün içerisinde Nevzat’tan şüphelenmedin mi” sorusuna da Güran, “Şüphelenmedim ama jandarma beni çağırdığında kimseyle sorunum olup olmadığını sordu, küçük bir sorun olarak Nevzat Bahtiyar demiştim” diye belirtti.

    “Jandarma tutanağında, senin jandarmayı yönlendirdiğin belirtilmiş” diye soran mahkeme başkanına Güran, “Ben kimim ki devleti yönlendireyim? Köpek gibi beni oraya buraya götürüyordu. Muhtar olduğum için yemek bile yemedim. Kuyuları gezdik güvenlik görevlileriyle birlikte. Ben yönlendirmedim. Ama benim yönlendirdiğimi söylüyorlar, jandarma oraya gidip ‘Salim bizi yönlendirdi’ demişler” ifadelerini kullandı.

    Üvey Annesi ile ilgili soruya da yanıt veren Salim Güran, “Üfürükçü getirdiler o Nevzat’ın evinin yakınında dediler. Nedim Kaya’ya ben böyle şeylere inanmıyorum, sen ilgilen dedi” diye konuştu. Mahkeme başkanının “İnanmadığın üfürükçüden şüphelenip üvey annenden şüphelenmişsin ama Nevzat Bahtiyar’dan şüphelenmemişsin” sorusuna ise, “Onun bir alıp veremediği Arif abimle yoktu” diye konuştu.

    “KAPASİTESİ YOK AMA ÖĞRENMİŞ” YANITI

    Enes’in evlerine gelmediğini belirten Güran, “Sizin Yüksel Güran ile ilişkiniz var mı” sorusuna da “Ben Salim Güran’ım, kardeşime nasıl bunu yaparım. Ben alçak mıyım? Namussuz muyum? Nevzat Bahtiyar, artık anlat” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Nevzat bunları planlayacak kapasiteye sahip mi” sorusunu yöneltti. Amca Güran, “Değil, ama televizyonda her şeyi izledi ve ayarladı” diye yanıtladı.

    Mahkeme başkanının, “Sadece sana iftira atar, Yüksel’e niye iftira atıyor” sorusuna da Güran, “Kendini kurtarmak için. Ben 8 yaşındaki Narin’i, meleği, nasıl öldürürüm?” dedi. “Peki WhatsApp mesajlarını niye sildin” sorusuna da Güran, “Kardeşimin 380 keleş mermisi yakalandı. Onu konuşuyorduk. Bu yüzden WhatsApp mesajlarını sildim” dedi.

    BAŞKANDAN İLGİNÇ SORU

    Mahkeme başkanı, iddianamedeki baz kayıtlarını sordu. Mahkeme başkanı, “Sen neden Narin’in öldürüldüğü yere gece gittin” sorusuna Salim Güran, “Gitmedim, bilmiyorum” diye belirtti. Mahkeme başkanının, “Sen vatan haini misin” sorusuna Güran, “Hayır” dedi.

    Aracında çıkan DNA’ya ilişkin de konuşan Güran, “Öyle bir şey yok bana çok iftira attılar. Attıkları iftiralar asılsız çıktı” şeklinde konuştu. Mahkeme başkanı, “Salim Bey, inanmadığın üfürükçünün hareketinden şüphelenip ‘Üvey annemi araştırın’ diyen sen, neden Nevzat’ın hareketinden şüphelenmedin” sorusuna Güran, “Şüphelenmedim” dedi. Araya giren savcı, “Nevzat seni su için arayınca neredeydin” sorusuna da Güran, “Evdeydim” dedi.

    MESAJLARI NEDEN SİLDİĞİNE DAİR VERDİĞİ YANITLAR

    Kadın savcı, “Gece Narin kızımızın olduğu yerden sinyal veriyorsun. Nevzat 1 taş koyduğunu söylüyor, geri kalan 2 taşı sen mi koydun” sorusuna Güran, “Hayır, ben gitmedim” dedi. Bir yerde Whatshap mesajlarını “Ahırdaki mermiler” bir yerde de “eskortlar” nedeniyle sildiği çelişkisine ise Güran, “Her ikisi de doğrudur” yanıtını verdi.

    Diyarbakır Barosu avukatları, “Siz, oğlunuz Devran’a hiç köydeki kameraların yerlerini tespit et dediniz mi?” dedi. Amca Güran, “Evet, dedim. Zaten ben hepsini tespit ettim” dedi. “Peki, siz 20.46’da Narin’in 15.30 sıralarında kaybolduğunu söylüyorsunuz. Nereden biliyorsunuz?” diyen avukatlara, Güran “Okulun kamerasını açtılar” diye belirtti.

    ÇELİŞKİLİ İFADELER

    “Salim Bey, Narin’in kaybolduğu gün kaç defa üzerinizi değiştirdiniz?” diyen avukatlara, “Hayır, değiştirmedim” dedi. Araya giren savcı, “Savcılık ifadenizde değiştirdim diyorsunuz” dedi. Güran da, “Hayır, değiştirmedim” şeklinde belirtti.

    Avukat Nahit Eren ise Salim Güran’a “Dosyada bilirkişi Kürtçe çeviri yapıyor. 16.28 konuşmasında. ‘Sana ait olan bir şeyin düşmüş orada. Deniliyor’ bu nedir?” dedi. Güran, kaçak elektrikten bahsettiği yanıtında bulundu.

    SORULARDAN RAHATSIZ OLDU

    Mahkeme başkanının Ramazan ile çiftliğe gidip gitmediği sorusuna Salim Güran, “Gitmiş olabilirim gitmemiş de olabilirim” yanıtını verdi. Baz istasyonlarına göre evden çıkıp 15.20’de Arif Güran’ın evine girdiği sorusuna ise Güran, “Baz istasyonuna inanmıyorum” yanıtını verdi. Saat 15.39’da ve 15.45’te Dilek ile aynı evde neden görüşme yaptığı sorusuna ise “Hatırlamıyorum” şeklinde yanıt verdi. Avukat Nahit Eren’in “Ses kayıtları var. Sen Mehmet Selim Atasoy’a ‘Gidelim mi?’ dedin mi?” sözlerine Güran, “Demedim. Sen neyin peşindesin” demesi üzerine mahkeme salonundakiler, Güran’a tepki gösterdi.

    Mahkeme başkanı, tanıkların hazırlanmasını talep etti. Avukat Eren, “Bitirmiyor muyuz” demesi üzerine başkan, “Allah ne verdiyse gidiyoruz. Sabaha kadar buradayız” diye karşılık verdi.
    DSİ’nin tüm kanal suyunun Eğertutmaz’a verildiğini hatırlatan avukat Eren, Eğertutmaz’a su geldiği zaman ne kadar su verildiğini bilip bilmediğini sordu. Salim Güran, “Ben deredeki çalışmalara hiç katılmadım” şeklinde konuştu. Silahının olup olmadığı sorusuna “Beylik silahım var” yanıtını veren Salim Güran, “ Nevzat’ı korkuttuğun doğru mu” sorusuna ise “Yalan atıyor. Hiçbir şeyden bu Nevzat korkmuyor. Bir ara eşi beni aradı kardeşinin kafasına dipçikle vahşice vuruyordu. Vahşidir bu ne korkması” şeklinde yanıt verdi.

    “12 ÇELİŞKİLİ İFADE VAR”

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı, “Hediye Güran, Narin kaybolduktan sonra telefonunu değiştiriyor. Haberiniz var mı?” dedi. Güran, “Hayır, yok” dedi. Avukatın, “Nevzat’ın eşi diyor ki, ‘Birbirlerine kardeşim derlerdi.’ Narin kaybolduktan sonra da bizi aramıza almadılar” sözlerine de Güran, “Ne samimi arkadaşı?” dedi. Avukat: “Siz 2 Eylül’de tutuklanıyorsunuz, 8 Eylül’de Narin bulunuyor. Dosyada 12 tane çelişkili ifade var. HTS’yi kabul etmiyorsunuz. Sinirlenmeyin.” Salim Güran, “Bilmiyorum diyorum” demekle yetindi.

    KAMERA KAYDINDAN BAHSETTİ

    Enes Güran’ın müdafi avukatı telefon görüşmesinde tepe kamerası meselesinden bahsetti. Salim Güran, “Jandarma tepe kamerasında düğünde silah sıkan kişiyi görüyor. Qamişlo Bulvarı’ndaki camı bile görüyor. Cam gibi kamera. Ben hakime söylüyorum o kamera görüntülerini bulsun. O kamerayı burada açsınlar herkes bunları görsün” dedi. Kamerayı daha önce niye söylemediğini soran mahkeme başkanına Güran “Ben güneş o saatte tepede diye söylemedim. Yoksa söylerdim” diye konuştu.
    Ardından Salim Güran’ın avukatı sorular sordu. “Nevzat Bahtiyar’ı en son ne zaman gördünüz” sorusuna Güran, “Nevzat Bahtiyar ile 2 aydır görüşmedim” dedi. “Nevzat Bahtiyar ile eskortlardan bahseder misiniz” diyen avukata da “O kadar samimi değiliz ”yanıtını verdi. Nevzat Bahtiyar neden senin adını verdi sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Beni gözaltına aldılar. DNA var dedi. Avukatım da benim çocuğum var, diyerek avukatlığımı bıraktı. Gelen giden herkes vurdu. Bundan dolayı söylenmiş olabilir.”

    BABA GÜRAN: ŞİKAYETÇİYİM

    Duruşma tanık beyanlarıyla sürüyor. İlk olarak Narin Güran’ın babası Arif Güran konuştu. Güran, “Şikâyetçiyim. Herkes bir şerler söylüyor. O akşam köye geldiğim zaman yaklaşık 5-6 gün uyumadım ve yemek yemedim. Ondan dolayı unutkanlık bende biraz var” dedi. Arif Güran fenalaşınca koltuğa oturtuldu. “Kızımın bulunması için seferberlik ilan edildi” diyen baba Güran, şöyle devam etti:

    “Öyle insanlar arıyor. Bir kişi ile görüşüyorum 10 kişi beni arıyor. Kızımın kaçırılma riski bende nerede oluştu. Bu ses kayıtlarını atıyordu, saniyelik çocuk ağlama sesi atıyorlardı. Kızınız bende mesajı atıyorlardı. Bir insan benim kızımı görmüşlerse sadece mesaj açıyordum. Bunu jandarmalara da verdim. Onun için kaçırılma şüphesine girdim. Benim kimseye bir zararım olmamış. Doğanın hayatın insanların yaşam tarzı neyse benimde o dur. Biri bana kavga ederse bende ederim. Bu arama sıralarında köpeğin kanala vurduğunu söylediler. Köpeğin kanala yoğunlaştığını söylediler. 20.30-21.00 aralığında ben köye yetiştim. Çevre köylerden gelenler olmuştu. Kalabalıktı. Köpeğin kanal tarafından gezmesinden dolayı oraya geçtik. Üzüm bağı, dağ taş ne varsa gezdik. ‘Başıboş köpekler saldırmış da olabilir’ dedim. Köyün çeşmesine geldim. Köyün alt kısmında jandarmalar ile gezdim. Sonra Muzaffer amcamın oğlu beni aradı. Trafik kazası olmuş dediler. Baktım o kızım değildi. Köye geri geldim aramalara geri döndüm” dedi.

    Mahkeme başkanının “Şüphelendiğiniz biri oldu mu” sorusuna, “Olayımı anlattım ona. Polis mi istihbaratçı mı ne onla konuştum. Nevzat ile bir araba ticaretim var. Arabayı satan arkadaş cezaevine girdi. Arabayı satan galerici en son beni aradı. Salim’e, ‘Nevzat’tan arabayı aldığım zaman sen de oradaydın’ dedim. Şu an 80 bin lira zararım var. Neden hep bana oluyor? Nevzat’ı aradım, geldi. Neredeyse kavga edecek duruma geldik. Nevzat durumu asla kabul etmedi, parayı vermeyeceğini söyledi. Ben de kekelemesiyle dalga geçtim. Kellem de gitse, doğru budur. Bu konuşmalar böyle sakin geçmedi. Sorunun aramızda çözülmesini istedim, araya biri girdi. Önce Nevzat anlattı, sonra ben. Hacı Cevat Kaya, Nevzat’ın 40 bin lira ödemesi gerektiğini söyledi. 10 bini Salim’e 30 bini de Arif sen ödeyeceksin dediler” dedi.

    JANDARMA KAMERAYA BAKMAMIŞ

    Nevzat Bahtiyar’ın aralarındaki para meselesinden dolayı kin besleyip, beslemediğini soran mahkeme başkanına, baba Güran, şu yanıtı verdi:

    “İlk söylediğimde kimse inanmadı 50 bin TL için çocuk öldürmezler dediler ama böyle bir konumuz oldu. Defalarca söyledim benim kızım tepeye çıkmamış. Senaryo üzerinden senin abin 18.30’da köyden süratle geçti, kızını götürmüş olabilir dediler. Delil istedim yaklaşık 6 akşam jandarmada durdum herhangi bir zorluk görmedim. İlk gün de söyledim. ‘Komutanım kamera benim evimi net görüyor’ dedim. ‘Bizim bakmaya yetkimiz yok’ dediler. Güneş vuruyor diyorlar kızımın en son görüldüğü saatler o kamera 18.30 sıralarını gösteriyor.”
    Herkesin beyanlarında çelişki olduğunu söyleyen mahkeme başkanına baba Güran, “O şahin adlı kameraların izlenmesini istiyorum. Benim evimin önünde ağaç bile yok, görülür. O kamera kayıtlarını istiyorum. O kamera net görüyor. Belki o kamera ortaya çıksa Nevzat Bahtiyar da suçsuz çıkabilir ama bakılsın” dedi.

    Mahkeme başkanı konu ile alakalı ilgili yerlere talepte bulunacaklarını söyledi.

    “Aile içinde anlaşmamı yaptınız” sorusuna ise baba Güran, “Biri benim kızımı öldürüp ben onunla oturup anlaşmamı yapacağım. Benim kızımın dosyası 85 milyonun dosyasıdır. Somut delil olarak benim beynimde tek bir şüphe kalmış. O da kamera kayıtlardır” dedi.

    Arif Güran, “Nevzat Bahtiyar’ın suyu sizden mi alıyor?” diyen başkana, “Yılın başından sonuna kadar, onun hayvanları için sürekli suyu ben veriyordum. Ama suyu o değil eşi hortumla almaya gelir” dedi. “Narin’ın kaybettiği ve bulunduğu anın tamamında köylülerin bir araya gelip toplandığınız, meseleyi konuştuğunuz oldu mu” diyen mahkeme başkanına da baba Güran, “Her akşam bir evde yemek veriliyordu ben o yemeklere gitmedim. Herhangi bir şekilde aile bireyleri ile toplantı yapmadık. Ali Rıza amcam ile bazen tek başıma görüşüyordum” şeklinde konuştu.
    Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Arif Güran’a Enes’le cezaevinde iken konuşmasında, “Bugünlerde geçecek fazla konuşma” derken söylemi ile neyi kastettiğini sordu. Arif Güran “Sadece moral verdim bu suç mu. Ne yani bana ne demek istiyorsun” diye konuştu.

    GAZEL BAHTİYAR: EŞİMDEN ŞÜPHELENSEM TESLİM EDERDİM

    Ardından sanık Nevzat Bahtiyar’ın eşi Gazal Bahtiyar tanık olarak dinlendi. Gazal Bahtiyar, “Yüksel’i sadece olay akşamı gördüm. Narin kaybolduğunda eşim Çarıklı’da oğlumun evinde elektriğiyle uğraşıyordu. Sonra eve geldi yemek yedi ve suyumuzun gelip gelmediğini sordu. Su akmıyor deyince yanımda Salim’i aradı DİSKİ’yi aramasını ve gelip suyu yapmasını söyledi. Eşim ardından dışarı gitti meyve ağaçlarını sulamaya gitti. Ben de içerideydim. Sonra balkona çıktım Nevzat’ın kırmızı arabaya binip gittiğini gördüm. Etrafta başka kimseyi görmedim” dedi.

    Araba ve battaniye görmediğini belirten Bahtiyar, “Kız kardeşime peynir yapmasını istedim. Nevzat bize peyniri getirdi. Sonra geldi. Dama çıktığımda saat 19.00’du. Narin kayboldu dediler. Yüksel Güran benim kızımı kaybettiler. Dizine vurarak kızımı kim götürdüyse getirsinler. Eşimin hiçbir hareketi dikkatimi çekmedi. Eşim normaldi. Ondan şüphelenseydim teslim ederdim” diye konuştu.

    “SALİM GÜRAN’IN EŞİ EVİME GELDİ”

    Pazarlık için Ali Rıza Güven’in kendi evine geldiğini, “Hasan Kaya o gün aramış. Nevzat kabul ederse gelsin köyde yaşasın. Ona yardımcı oluruz” dedi. Bende, “Bunu asla kabul etmem dedim. Kim öldürmüşse cezasını çeksin dedim” diye konuştu. Bu teklifi cezaevinde Nevzat’a söylediklerini de Bahtiyar, ifade etti.

    Salim’in eşinin gelerek, “Salim tutuklandı. Nevzat da tutuklanacak” dediğini aktaran Gazal Bahtiyar, “Ben de niye Nevzat tutuklanacak dedim. Bana ‘Nevzat’ın da ifadesinin alınacağını bu kez söyledi” diye konuştu.

    Güran ailesi ile aralarında husumet olmadığını öne süren Gazal Bahtiyar, “Salim’le kardeşim derlerdi. Kardeşim dediği Salim onu sırtından vurdu. Husumet olsaydı oğlum onların evinde yatmazdı” diye belirtti. Salim’in eşini kendi işlerinde kullanıp kullanmadığı sorusuna ise Bahtiyar, “Benim eşim çapkın değildi. Namuslu biriydi. Ne bana ne çocuklarıma bir gün bir şey demedi” şeklinde konuştu. Nevzat’tan sır çıkmayacağını, Salim’in ona güvendiğini söyleyen Bahtiyar, “Salim onu da alet etmiştir” dedi.

    BİRBİRLERİNİ SUÇLALAMA

    Ardından Yüksel Güran konuştu. Güran, “Benim değil onun burada olması gerekiyor” diyerek Gazal Bahtiyar’ın ona iftira attığını söyledi. Bahtiyar, “Bu yalan söylüyor” diye konuştu. Gazal Bahtiyar, “Siz aşağıya doğru geldiniz. Ben senle camiye kadar geldim. Camiyi aradık. Oğlum da pencereden camiye girdi. Sonra baktık bir şey yoktu” diye konuştu.

    Salim Güran ardından Gazal Bahtiyar’a soru sordu. Salim Güran, “Ne şekil vurmuşuz?” diye konuştu. Gazal Bahtiyar, “Sırtından vurdunuz tabi. Suçu Nevzat’a yıktınız” dedi. Bu esnada Salim Güran, “Kamera kayıtları ortaya çıkacak. Narin aşağıdan yukarıya çıkmadı” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)