Etiket: düzgün baba

  • Dersim Milletvekili Ayten Kordu: Ramazan Genelgesi asimilasyoncu bir politikadır, geri çekilmelidir- VİDEO

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu: Ramazan Genelgesi asimilasyoncu bir politikadır, geri çekilmelidir- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, iktidarın Ramazan ayında eğitim kurumlarına gönderdiği genelgeye sert tepki gösterdi. Kordu, söz konusu genelgenin hem Anayasa’nın yurttaşlık eşitliği ilkesine, hem de laik ve bilimsel eğitime aykırı olduğunu belirterek, “Bu genelge açık bir asimilasyon politikasıdır, bir an önce geri çekilmelidir” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ve kamuoyuna “Ramazan Ayı Genelgesi” olarak yansıyan düzenleme birçok yerden tepki toplamaya devam ediyor.

    Kamusal eğitimin tarafsızlığına doğrudan bir müdahale olarak değerlendirilen genelgeye ilişkin, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, ajansımıza konuştu.

    “TEKÇİ ANLAYIŞ FARKLI İNANÇLARA BASKI UYGULUYOR”

    Kordu yaptığı açıklamada iktidarın tekçi anlayışla hareket ettiğini vurguladı: “Siyasal iktidarın kurmak istediği tekçi anlayış, bu topraklarda farklı inanç ve kimliklerde yaşayan insanlara dini araçsallaştırarak baskı uyguluyor. Ramazan ayında eğitim alanlarına dair yayımlanan genelge, pedagojik bilime, laik ve bilimsel eğitim anlayışına tamamen aykırıdır.”

    Dersim’in Alevi kimliğiyle öne çıkan bir coğrafya olduğunun altını çizen Kordu, Alevi toplumunun hâlâ Kültür Bakanlığı çatısı altında yalnızca kültürel bir yapı olarak tanımlandığını hatırlatarak, “Bu yaklaşım açık bir inkar siyasetidir. Din, okullarda bir asimilasyon aracı haline getiriliyor” diye konuştu.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ İNŞA EDİLİYOR, CEMEVLERİNDE İFTAR SOFRALARI KURULUYOR”

    Kordu, Alevi inancı ve yaşamına saygı gösterilmediğini, aksine asimilasyoncu politikaların sürdüğünü ifade ederek, “Alevi köylerine cami inşa etmek, Cemevleri’nde iftar sofraları düzenlemek bu hakikate adil davranılmadığını gösterir. Bu iftarlar, kentteki asimilasyon politikalarını güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor” dedi.

    Milletvekili Kordu, Düzgün Baba Cemevi’ne giden yolda jandarmanın kimlik kontrolü yapmasına da tepki gösterdi ve bu uygulamanın, inançların özgürce yaşanmasına engel olduğunu belirtti.

    “VELİLER RAHATSIZ, GENELGE DERHAL GERİ ÇEKİLMELİ”

    Kordu, Ramazan genelgesine karşı velilerden çok sayıda başvuru yapıldığını, müdürlüklere ve mahkemelere dilekçeler verildiğini aktardı:

    “Çocuklara okulda Ramazan’la ilgili eğitimler vermek ve iftar sofraları düzenlemek laik, bilimsel ve anadilinde eğitime aykırıdır. Pedagojik açıdan da kabul edilemez. Bu genelge, yurttaşlık eşitliğini hiçe sayan bir baskı aracıdır ve derhal geri çekilmelidir.”

    Kordu, DEM Parti olarak parlamentodan sokağa kadar her alanda ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

    Nuray ATMACA- Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü. Asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Hızır ayı nedeniyle yüzlerce yurttaş, evlerinde pişirdikleri lokmalarıyla birlikte yollara düşerek Düzgün Baba Cemevi’ne geldi. Düzgün Baba’da yapılan Hızır Cemi’ni Kureyşan Ocağı pirleri Kazım Açıktepe, Engin Seyidali Dedeoğlu, Hasan Koçer ve Yücel Balcı yürüttü.

    Hızır Cemi öncesinde Düzgün Baba Cemevi yönetimi açıklama yaptı. Açıklamayı Düzgün Baba Cemevi Başkan Yardımcısı Musa Demirtaş, okudu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NI TANIMIYORUZ”

    Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın amacının Alevileri bölmek ve asimile etmek olduğunu belirten Musa Demirtaş, “Kendisine itaat eden dedelere ve cemevi başkanlarına devlet imkanlarını peşkeş çekiyorlar. Alevi Yol’undan sapmış kişiler mevcut sistemin elinde birer asimilasyon aparatına dönüşmüşlerdir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz ve bizim açımızdan yok hükmündedir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin taleplerin yok saymaktadır. Bugün kendilerine Alevi dedesi diyenler utanmadan hınzır paşa sofralarına oturup, çağımızın yezitlerine methiyeler dizmektedir. Bu yol düşkünleri ocaklarımıza ve inancımıza ihanet etmektedirler” dedi.

    “HINZIR PAŞALARIN SOFRALARINA OTURUP YAĞLI PİLAVLARINI YİYENLER BİZDEN DEĞİLDİR”

    Düzgün Baba’nın evlatları olarak asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz sadece minnetimizi Hızır’dan, Düzgün Baba’dan ederiz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” diye belirtti.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”

    Herkesin birbirini sevip, birbirine saygı göstermesi gerektiğini ifade eden Kureyşan Ocağı piri Kazım Açıktepe, “Eğer birbirimizle sorunumuz varsa bunu kendi aramızda halledelim, mahkeme kapılarında sürünmeyelim. İnancımız zorda ve darda Suriye’de Aleviler katlediliyor. O nedenle inancımıza ve itikadımıza sahip çıkalım. Birbirimizin Hızır’ı olalım” diye konuştu.

    Hızır Cemi, semah dönülmesinin ardından kurban ve lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Düzgün Baba’da cem yürütüldü-VİDEO

    Düzgün Baba’da cem yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Esenler Cemevi yönetimi Dersim’e gezi düzenledi. Kutsal mekanları ziyaret kapsamında Nazımiye’de bulunan Düzgün Baba’da cem yürütüldü.

    Esenler Cemevi yönetimi, Dersim’e düzenlediği gezide Ağuiçen Ocağı, Baba Mansur Ocağı, Üryan Hızır Ocağı, Derviş Cemal Ocağı, Sarı Saltuk Ocağı, Düzgün Baba, Kureyş Baba, Munzur Gözeleri, Büklü Dede Ziyareti, 40’lar Türbesi, Pir Sultan Abdal’ın evi, Hızır ayağı ziyaret edildi.

    Esenler Cemevi yönetimi, Dersim’e düzenlediği gezide Nazımiye’de bulunan Düzgün Baba’da cem yürütüldü. Cem erkanını Kureyşan Ocağı evladı Ferit Çelik yürüttü.

    Cem sonrasında lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Koçyiğit: Sürekli devletin Alevisini yaratmaya çalışan bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız- VİDEO

    Koçyiğit: Sürekli devletin Alevisini yaratmaya çalışan bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, iktidarın Alevilere yönelik asimilasyon hamlelerini tasvip etmediklerini dile getirerek “Alevi inancına mensup olan insanlar cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istiyorlar, inançlarına saygı bekliyorlar ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanmasını bekliyorlar. Bu konuda adım atın yoksa bizler kendi cemevlerimizin su faturasını da elektrik faturasını da öderiz.” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis Genel Kurulu’nda cemevlerine yönelik iktidarın ayrımcı politikalarına  ilişkin konuştu.

    Koçyiğit, “Sayın Başkan, biliyorsunuz, AKP döneminde de yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde de yok sayılan inançların başında Alevi inancı geliyor ama bunun AKP döneminde ivme kazandığını hepimiz biliyoruz.” diyerek şunlara dikkat çekti : “Örneğin, bunlardan biri olan Dersim Düzgün Baba Cemevi’nde daha önce cemevi yönetimi kaymakam tarafından tehdit edildi ama bu tehditlerle de yetinilmedi, orada Valilik talimatıyla cemevinin tahliye edilmesi istendi ve dernek başkanı Sinan Kırmızıçiçek’e de yedi buçuk yıl ceza verildi. Aslında bu cezanın Sinan Kırmızıçiçek şahsında Alevi inancına, Alevi yoluna, Alevi itikadına verilmiş bir ceza olduğunu ifade etmek istiyorum. Alevi toplumunu, Alevi inancını sürekli asimile etmeye çalışan, sürekli kuşatmaya çalışan, sürekli devletin Alevisini yaratmaya çalışan bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız ama söyleyelim buradan, bugün çokça konuşuldu: Biz Kerbelâ’da Yezid’e diz çökmemiş, Yezid’e teslim olmamışız; bundan sonra da hiçbir Yezid anlayışına teslim olmayız, boyun bükmeyiz. Bu topraklarda tek bir Alevi de kalsa bu yolu, bu itikadı devam ettireceğiz. Bu konuda ben bir kez daha AKP Hükûmetini, hukuka ve inanca, Alevi inancına saygıya davet ediyorum.”

    “ALEVİ TOPLUMU CEMEVLERİNİN İBADETHANE OLARAK TANINMASINI İSTİYOR”
    Koçyiğit, devamında şunları dile getirdi: “Tabii, sadece bununla da kalmıyor Alevi inancını asimile etme ve kuşatma politikası, biliyorsunuz Kültür ve Turizm Bakanlığı birkaç hafta öncesinde cemevlerinin su faturalarını ödeyeceğini ifade etti ve burada aslında kurulan Alevi Bektaşi Kurulunun başında da Alevilik açısından “düşkün” olarak ilan edilen bir zat bulunuyor. Biz buradan söyleyelim: Su faturalarını ödemenizi istemiyor Alevi toplumu; Alevi toplumu, Alevi inancına mensup olan insanlar cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istiyorlar, inançlarına saygı bekliyorlar ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanmasını bekliyorlar. Bu konuda adım atın yoksa bizler kendi cemevlerimizin su faturasını da elektrik faturasını da öderiz. Bunu yeni bir asimilasyon politikasının devamı olarak görüyoruz ve asla tasvip etmediğimizi ifade etmek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Düzgün Baba’da, Birlik Cemi yürütüldü-VİDEO

    Düzgün Baba’da, Birlik Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba Ziyaretgahında Birlik Cemi yürütüldü. Alevi inancını kendi kişisel çıkarlarına alet edenlerin kendilerinden olmadığını belirten Şıx Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete, “Alevi yoluna eğri girmez bu yol doğru gidenlerin yoludur. Bugün Alevilerin varlıkları yok edilmek isteniyor, pirinden, mürşidinden, rehberinden, musahibinden uzaklaştırılmış bir Alevilik yaratılmaya çalışılıyor” dedi.

    Düzgün Baba Ziyaretgahında Birlik Cemi yürütüldü. Cem erkanı öncesi depremde yaşamını kaybedenler için gülbeng okunup çerağlar uyandırıldı.

    Birlik Cem’i öncesinde Sosyal Antropolog Hasan Harmancı ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan deprem bölgesindeki izlenimlerine dair konuşma yaptı.

    Cem erkanını Şıx Çoban Ocağı piri İbrahim Kete, Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe ve Ağuçan Ocağı piri Ahmet Karabulut yürüttü.

    “DEVLET İNSANLARI DEPREM BÖLGESİNDE ÖLÜME TERK ETTİ”

    Deprem bölgesinde devletin Alevi ve Kürt toplumuna uyguladığı ayrımcı politikaların devam ettiğini vurgulayan Sosyal Antropolog Hasan Harmancı, “Alevi örgütlülüğü birbirimizle dayanışmak için mücadele ettiğimiz, herkesin hızla hareket ettiği bir zamanda elinden geldiğince deprem bölgesindeki yardıma ihtiyaç duyulan her noktaya devletin ulaşamayacağı kadar hızlı bir şekilde deprem bölgesinde yer aldılar” diye belirtti.

    Deprem bölgesine iki defa gittiğini belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Devlet insanları ölüme terk edip, ne kadar ölürse o kadar kardır diye hareket etti. ‘Sesimi duyan var mı’ ve ‘Devlet yok’ sözleri tarihe yaşanan depremin kaydı olarak geçecektir. Alevi kurumları ve cemevleri ilk andan itibaren kapılarını depremzedelere açtılar ve her türlü dayanışma örneğini gösterdiler” diye ifade etti.

    “BİRİLERİ BİZİM İNANCIMIZI TANIMLAYAMAZ”

    Alevi inancını kendi kişisel çıkarlarına alet edenlerin kendilerinden olmadığını belirten Şıx Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete, “En zor dönemde toplumu birleştirmeyenler isimleri Alevi de olsa dede de olsa eğer ahlaki bir duruma sahip değilse o kişi yol düşkünüdür. Alevi yoluna eğri girmez bu yol doğru gidenlerin yoludur. Bugün Alevilerin varlıkları yok edilmek isteniyor, pirinden, mürşidinden, rehberinden, musahibinden uzaklaşılmış bir Alevilik yaratılmaya çalışılıyor. Her geçen gün yaşam hakkımız ihlal ediliyor. Asla zalimin sofrasına oturmadıklarını ve en zor dönemde güvercin donunda gelerek barışı savunduk, bizler bir coğrafyaya sığmayız ama birileri de bizim inancımızı tanımlayamaz” dedi.

    “İNANCIMIZ YOK EDİLİYOR”

    Ağuçan Ocağı Piri Ahmet Karabulut ise, “Biz hakkı ve hakikati gönülde bilip, hak nurunu cemalde gören ve cemali kendimizde kıble eden toplum bugün elini açıp dua eder duruma geldi. İnancımız yok ediliyor, inancımız cemevinin içerisine sığdırılmaya çalışılıyor ama biz Alevilik yaşamın inancıdır diyoruz. Yaşamında olmayan senin inancında yoktur, Alevilik bu inancı yaşamın yapmaktır. Ama bugün darı ve didarı unuttuk cemi tek başına ibadet yaptık” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • 18. Düzgün Baba Anma’sında panel: Aleviler olarak eşit yurttaşlık talebini büyütmeliyiz-VİDEO

    18. Düzgün Baba Anma’sında panel: Aleviler olarak eşit yurttaşlık talebini büyütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri kapsamında ‘Alevi inancı temelinde eşit yurttaşlık talebi’ paneli yapıldı. Çeşitli nedenlerle Yola yabancılaşıldığına dikkat çekilen panelde, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesini büyütmesi gerektiği vurgulandı. 

    Nazımiye Belediyesi, Düzgün Baba Cemevi Derneği, Nazımiyeliler Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ortaklığında yapılan 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri Dersim’in Nazimiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi’nde başladı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve Yazar Erdal Yıldırım‘ın katılımıyla ‘Alevi inancı temelinde eşit yurttaşlık talebi’ paneli yapıldı.

    ERÇE: YOLUMUZA YABANCILAŞTIK

    “Kentlere göçtükten sonra kendimize yabancılaştık” diyen PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Sadece inancımıza değil, emeğimize, dilimize yabancılaştık. Bize ait olmayan dilleri seçtik ve artık bu sebeple yolumuza da yabancılaştık. Dili kirlettiğimiz zaman toparlamamız daha zor oluyor. Memleketinden koparılmışız ve hiç bilmediğimiz topraklarda yaşamak zorunda bırakılmışız” dedi.

    YILDIRIM: EGEMENLERDEN OLMAYAN KİM VARSA DÜŞMAN İLAN EDİLDİ

    Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım da, “Çok zor günlerden geçiyoruz. Yüzyıllara varan bir politikadan kaynaklanıyor. Aleviler son 30 yılda eşit yurttaşlık mücadelesi veriyor diğer halklarla birlikte. Egemenlerden olmayan kim varsa düşman ilan edilmiş ve haklarını alamamış. Aleviler taleplerini yıllardır dile getiriyorlar ancak yıllardır talepleri karşılanmadı” diye konuştu.

    ARSLAN: EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİNİ BÜYÜTMELİYİZ

    Kendilerinin dilinden, dergahlarından uzaklaştıklarını dile getiren ABF Başkanı Mustafa Arslan da, “Yaşadığımız topraklarda her türlü asimilasyon politikası devam ediyor. Dersim coğrafyası o kadar katliam, zulüm ve asimilasyon yaşamış” diyerek Alevi kurumlarının birlik olması ve eşit yurttaşlık mücadelesini büyütmesi gerektiğine dikkat çekti.

    KULU: BİZİM İNANCIMIZI BİRİLERİ TARİF ETMESİN

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Alevilerin binlerce yıldır zulüm gördüklerini ve halende görmeye devam ettiklerinin altını çizerek, “İnancımız ikrar ve rızalık üzerine kuruludur. Hiçbir pirimiz kadıya gitmemiştir. Sorunlarını cemde halkın rızalığını alarak çözmüşlerdir, hiç kimse mahkemelerde sürünmemiştir. Mahkemelerde kaybeden ve kazanan vardır ama bizim mahkemelerimizde kaybeden yoktur, rızalık vardır” diye belirtti.

    “Ülkede yaşayan her kimlik ve inanç için eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz” diyen Kulu, “Eşit yurttaş olacaksak hangi kimlikle ve inançla yaşıyorsanız anayasa tarafından güvence altına alınması lazım. Alevilik haktır, bizim inancımızı birileri tarif  etmesinler” ifadelerine yer verdi.

    MAT: HAKKIMIZ OLANI ALMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat da, şunları aktardı:

    “Biz ne yaptık da bu kadar zulüm gördük. Pirlerimiz gülbenklerinde herkes için bir şey ister en son kendisine ister. Böyle bir inancın yaşatılması toplumların ortak barışına hizmet eder. İnancımızı ezilen, haksızlığa uğrayan bütün toplumların sorunlarını kendimizin sorunu olarak gördüğümüz için bu kadar katliama ve zulme uğradık. Bu anlayış tabi ki egemenleri ve zalimleri rahatsız etti. Devlet ‘size verdiklerimizle yetinin’ diyor ama bize verileni değil hakkımız olanı almak için mücadele edeceğiz.”

    Panelin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri başladı-VİDEO

    18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri başladı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri başladı. Kureyş Ocağı’nda çerağlar uyandırıldıktan sonra Düzgün Baba Cemevi’ne yürüyüş yapıldı. 

    Nazımiye Belediyesi, Düzgün Baba Cemevi Derneği, Nazımiyeliler Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ortaklığında yapılan 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri Dersim’in Nazimiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi’nde başladı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Musa Kulu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sıra Pir, Ana, Rayber ve yurttaşlar Kureyş Ocağı’nda çerağlar uyandırdı.

    Ardından Düzgün Baba Anma Günü etkinliklerinin yapılacağı Düzgün Baba Cemevi’ne yürüyüş yapıldı.

    Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe gülbenk okudu. Grup Üryan deyişler okurken, etkinlik açılış konuşmasını yapan Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, “Dilimiz, inancımız ve kültürümüz üzerinde uzun yıllardır baskı ve asimilasyon politikaları uzun süredir devam ediyor. Bu halk baskılara karşı uzun yıllardır boyun eğmedi bizlerde kutsal toprakların yol evlatları olarak büyük sorumluluklar düşüyor. Son dönemde inanç yerlerimize ciddi bir yönelme var. Dilimize, kültürümüze ve inancımıza sahip çıkalım” dedi.

    Etkinlik kapsamında Muhabbet Cemi yürütülecek, lokma pay edilip ve müzik dinletisi yapılacak. Programa; Grup Üryan, Ozan Serdar, Mehmet Ekici, Enver Çelik, Hüseyin Türküdenizi, Şenol Akdağ, Vardiya Müzik Grubu katılırken, panel gerçekleştirilecek.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Ocak evlatlarından asimilasyonculara uyarı: Dersim’den ellerinizi çekin!

    Ocak evlatlarından asimilasyonculara uyarı: Dersim’den ellerinizi çekin!

    PİRHA-Alevi Ocak evlatları “Yol gerçektir, Yol yaşar, yol şifadır” başlığıyla yaptıkları ortak açıklamada, Dersim’de sürdürülen asimilasyon politikalarına tepki gösterirken, bunun son bulması çağrısında bulundu. Açıklamada “Atalarımız bize başı dik bir tarih bıraktı. Dünya bu tarihimizle bizi tanıyor. Bize bu zulmü yapmayın nehak önünde eğilmeyin” ifadeleri kullanıldı. 

    Dersim genelinde sürdürülen asimilasyon çalışmalarına karşı “Yol gerçektir, Yol yaşar, Yol şifadır” başlıklı ortak bir açıklama yayımlayan Dersim Ocak evlatları, yürütülen politikalara son verilmesi çağrısında bulundu.

    Açıklamada “Atalarımız bize başı dik bir tarih bıraktı. Dünya bu tarihimizle bizi tanıyor. Dersim’e gün içerisinde çıkın bakın tüm dünyadan insanlar görürsünüz. Bu gerçek Harde Dewreş’indir. Hardê Dewrêş’te her meşede, her Ziyarette, dağda bedenleşmiş hakikatin şifa eli vardır. Bu şifa eli nehakın eline düşmez, yol gösterir. Bize bu zulmü yapmayın nehak önünde eğilmeyin” ifadelerine yer verildi.

    “DERSİM HALA HER BİRİNİN BAŞINDA DERMANSIZ DERTTİR”

    Yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

    “Dersim sevginin, vicdanın, Sırr-ı Hakikat’in kemalet dilinin cümle can ile rızalık meydanı kurduğu mekan. Mekan iman etmiştir, imanı gerçek üzeredir. Bu gerçek ise edep erkan düsturuna bağlıdır. Rıza makamına edep ile giden şifa bulur. Rıza makamına nefsani zulüm ile giden, yedi ceddi için zulme davet çıkarmış olur. Bu vesile ile “Dersime sefer olur, zafer olmaz” kelamı tarihi bir hakikati dile getirir. Lakin Dersim’de zafer aldığını ilan edenler abad olmamıştır, olamayacaktır.  Dersim halen her birinin başında dermansız derttir.

    Hakk Yol evlatları bu nedenle düşmanına bile kolay kolay beddua etmez. Hakk Yol coğrafyasında, iman ehli bedduanın sırr-ı hakikat dilinde kendisinin de payı olacağını bilerek vicdana meydan açmıştır. Bahtına düşen zulümkara bile meydan kurar.

    İnancımızın hakikatine zulmedenler, yol düşkünleri ile ocaklarımızı, ziyaret makamlarını, kutsal değerlerimizi istilayı görev bilmektedirler. Bir maaşa tamah edip ikbal arayanların Hardê Dewrêş’te sadece kendilerine değil yedi ceddlerine lanet topladıklarını bilmiyorlar mı?

    “DERSİM OCAKLARININ HEPSİ MANA İLE AYAKTADIR”

    Hardê Dewrêş’te ikrarından dönenlerle ilgili ibret alınacak binlerce hikaye vardır. Keçi avlarken uçurumdan düşenler. İspiyonculuk yaparken dermansız derde düşenler. Hakikat deryasına kulak kapatmanın zamanı değildir. Çok yakındır elinizden lokmanızı alacak komşunuz kalmayacak. Bu gidişat bilen için dertlerin en büyüğüdür.

    Dersim, sadece üstünde değil, toprağın altında kefensiz yatan hakikat elçileri ile sırlıdır. Ocaklarımızın hakikat kelamları, taliplerin çerağları, anaların kemaleti Munzur’u aydınlatıyor. Dersim ocakları, Düzgün Bawa, Haskar, Jelê, Ana Fatma, Gola Çeto hepsi mana ile ayaktadır, toplumsal hafızamızdır, Dar-Didar mekanlarıdır. Bahtına sığınanın derdine derman olur.

    Gelin bu nehaklıktan vazgeçin. Dersim Hakk Yol’un gerçeği hepiniz için edep-erkan şirazesidir. Dersim kendisi gibi yaşar ise şifa olur. Dersim’i hakikatinden koparmak hepinize dermansız dert olur. Dersim’de asimilasyon ve zulüm politikalarından derhal vazgeçin. Bizi tarihimiz ve gerçeğimizle kabul edin.

    “NEHAK ÖNÜNDE EĞİLMEYİN”

    Dersim’in toprağına her gün kan doğrayanlar; bu yola ikrar ile bağlı olanlar, gözleri önünde evlatları düşerken bile haram lokmaya tamah etmedi. Bu coğrafyanın her hanesi evladı ile sınandı. Gelin bu Nehak yoldan vazgeçin, uşaklık, velayet nurunu taşıyan Dersim coğrafyasının Ehl-i Beyti’ne yakışmaz. Haramdan hileden uzak durun. El verenlerin evlatlarının el pençe durması bizi derinden hırpalamaktadır.

    Atalarımız bize başı dik bir tarih bıraktı. Dünya bu tarihimizle bizi tanıyor. Dersim’e gün içerisinde çıkın bakın tüm dünyadan insanlar görürsünüz. Bu gerçek Harde Dewreş’indir. Hardê Dewrêş’te her meşede, her Ziyarette, dağda bedenleşmiş hakikatin şifa eli vardır. Bu şifa eli nehakın eline düşmez, yol gösterir. Bize bu zulmü yapmayın nehak önünde eğilmeyin.

    “DERSİM’DEN ÇEKİN ELLERİNİZİ”

    Canlarımıza;

    Biz  ocak evlatları olarak son dönemlerde Dersim’e sefer düzenleyen tekçi zihniyetin temsilcileri ile iş tutan kişilere, ocak evlatlarına diyoruz ki, biz Yol Evlatları olarak eksik kaldık, yetişemedik ama yolumuz yaşar, yolumuz şifadır. Tutunun Yol’un gerçeğine. Nehak karşısında ancak Yol’un hakikati ile kom olunursa zulümden kurtuluruz. Dersim Ocak evlatları olarak sesleniyoruz; bu zulüm ve asimilasyon politikalarından vazgeçin, utanın artık. Yetmeyen nedir size? Dersim’den çekin ellerinizi!

    “GELİN PİR DİVANINDA DAR-DİDAR OLUN”

    Ey Talipler!

    Zulme karşı direnmek Hakktır. Gücünüz yetmiyor ise lokmanızı vermeyin, selamınızı kesin, yüzüne bakmayın, düğününe gitmeyin, ölüsüne gitmeyin ki bu zulme ortak olmayasınız. Nehakla iş tutanların kapısında karataş vardır, boynunda ise yolun vebali. Gelin Pir divanında Dar-Didar olun. Can veririz, can almayız, ellerinizi çekin canımızdan. Hakikati yaşamaktan vazgeçmeyin. Lokma ile niyaz olun birbirinize, sahip çıkın karıncaya, kurda kuşa, dağa, taşa onlar da size sahip çıkacak korkmayın. Hakk Aynamız, Xızır Yardımcımızdır.”

    1- Hamza Takmaz, Kureş Ocağı

    2- Ergün Haydaroğlu, Six Delil Berxecan

    3- Süleyman Deprem, Sinemilli

    4-Hüseyin Soysüren, Sinemilli ocağı

    4- Mustafa Mısır, Üryan Derveş Ocağı

    6- Aziz Güler, Aguçan ocağı

    7- Mahmut Utbey, Ağuçan ocağı

    8- Haydar Buğa, Derveş Cemal ocağı

    9- Mehmet Yapıcı, Sinemilli ocağı

    11- Bülent Yaşar, Bamasur ocağı

    12- İbrahim Kete, Şıx Çoban Ocağı

    13- Seyit Atıcı, Sinemilli Ocağı

    14- Celâl Demircioğlu, Üryan Xızır Ocağı

    15- İnanç Dolu, Ağuçan Ocağı

    16- Fırat Gezici, Şıx Delil Berxecan ocağı

    17- Garip Aygün, Şıx çoban Ocağı

    18- Mahir Şahin, Bamasur Ocağı

    19- Narin Gülçiçeği, Bamasur Ocağı

    20- Didar Canan, Ağuçan Ocağı

    21- Cemal Canan, Ağuçan ocağı

    22- Ali Kemal Öztürk, Üryan Xızır Ocağı

    23- İbrahim Erdoğan, Ağuçan ocağı

    24- Rıza Yağmur, Dewreş Cemal Ocağı

    25- Hayri Şanlı, Dewreş Cemal ocağı

    26- Kazım Açıktepe, Kureş Ocağı

    27- Baki Erdoğan, Bamasor ocağı

    28- Tacim Bakır, Sinemilli Ocağı Piri

    29- Ali Doğan, piri sevdin ocağı

    30- Garip Bozkurt, Kureyş ocağı

    31- Kemal Güzel, Ağuçan ocağı

    32- Mithat Büyükşahin, Üryan Xızır ocağı

    33- Haşim Kızılveren, Baba Mansur ocağı.

    34- Düzgün Dağ, Kureyşan ocağı

    35- Yasin Kendigelen Baba Mansur ocağı

    36- Serdar Ergül, kureyşan ocağı

    37- Veysel Kara, Baba Mansur ocağı

    38- Hasan Ali Sönmez, Baba Mansur ocağı

    39- Hüseyin Erdoğan, İmam Rıza ocağı

    40- Mehmet Karabulut, Baba Mansur Ocağı

    41- İbrahim Erdoğan, Ağuçan Ocağı

    42- Süleyman Eroğlu, Baba Mansur Ocağı

    43- Seyfi Müxündi (Elaldı), Babamansur Ocağı

    44- Pir Hasan Doğan, Cemal Abdal Ocağı

    45- Müslüm Metin, Hüseyin Abdal ocağı

    PİRHA / İSTANBUL

  • Cemevi önünde silahlı poz veren kaymakamın şikayetiyle Yazar Solgun ifadeye çağrıldı

    Cemevi önünde silahlı poz veren kaymakamın şikayetiyle Yazar Solgun ifadeye çağrıldı

    PİRHA-Yazar Cafer Solgun, Düzgün Baba Cemevi önünde silahlı kişiler ile poz veren Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan’a ilişkin yaptığı paylaşım nedeniyle Tutkan’ın şikayeti üzerine ifadeye çağrıldı. Solgun, hakkında açılan soruşturmaya tepki gösterdi. 

    Dersim’in Nazımiye ilçesi kaymakamı Uğur Tutkan‘ın silahlı kişiler ile cemevi önünde çekilen fotoğrafına ilişkin sosyal medya hesabından 13 Şubat 2022 günü bir paylaşım yapan Yazar Cafer Solgun, Tutkan‘ın şikayeti üzerine ifadeye çağrıldığını duyurdu.

    Tutkan’ın kendisi hakkında hakaret davası açtığını belirten Solgun, 13 Şubat günü yaptığı paylaşımda “Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan Düzgün Baba Cemevi’ni silahlı kişilerce adeta basıp cemevi yöneticilerini “Size devletin gücünü göstereceğiz” diye tehdit etmiş, gazetecilere de bu pozu vermiş. Bu zorba, saygısız, haddini şaşırmış memur derhal görevden alınmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

    “SORUŞTURMAYA İBADET MEKANINI BASAN DEĞİL, BİZ UĞRUYORUZ” 

    Polislerin kendisini arayıp, ifade vermeye çağırdığını kaydeden Solgun, yaşananlara “Bu sayın kaymakam bir ibadet mekanını basıp silahlı kişilerle poz verecek; “Size devletin gücünü göstereceğiz” diyecek ve biz “Kimse bir ibadet mekanına böyle saygısızlık yapamaz” deyince adam istifa etmeyecek, görevden alınmayacak. Soruşturmaya uğrayan biz olacağız!” diyerek tepki gösterdi.

    Solgun, ifadesinde, “Sözlerimin arkasındayım” diyerek, asıl Alevilerin hakarete uğradığını, bu kişinin kaymakam olmasının ona bir ibadet mekanına saygısızlık yapma hakkı vermediğini söylediğini kaydetti.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Nazimiye Kaymakamı’ndan Düzgün Baba Cemevi yöneticilerine tehdit!

  • Altı Alevi örgütünden DAD ve PSAKD’ye çağrı: Gün ayrı düşme günü değildir!

    Altı Alevi örgütünden DAD ve PSAKD’ye çağrı: Gün ayrı düşme günü değildir!

    PİRHA-Altı Alevi çatı örgütü, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) arasındaki sorunların giderilmesi için çağrıda bulundu. Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Yezid sinsi, menzilimiz uzun. Gün ayrı düşme günü değildir. DAD ve PSAKD bir masa etrafında toplanarak, sorunları cemal cemale konuşup çözebilecek kemalete sahiptir. Bu konuda bizlere verilecek bir görev varsa hazır olduğumuzu da belirterek cümle canlara aşkı niyazlarımızı sunarız” denildi. 

    Sanatçı Hasret Gültekin’e ait heykel üzerinden başlayan tartışmalar sebebiyle altı Alevi çatı örgütü Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Brlikleri konfederasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, müzakere çağrısı yaptı.

    Demokratik Alevi Dernekleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri arasındaki kırgınlıkların giderilmesi için yazılı açıklama yapan örgütler, “Gün ayrı düşme günü değildir” diyerek şu çağrıda bulundu:

    “Biz Aleviler binlerce yıldır, kadim topraklarda her türlü saldırıya, inkâra, katliam ve sürgünlere uğradık. Fakat hiç bir şey bizi, inancımızdan, yolumuzdan ve ikrarımızdan döndüremedi. Sadece Cumhuriyet döneminde bile onlarca kez katliamlara uğradık, tarifsiz acılar yaşadık. Günümüzde de bizler açısından bu tehdit bitmemiştir.

    Yaren yoldaşlar sevgili canlar;

    Tüm bu katliam, inkar ve imha politikaları üzerimizde uygulanırken, bize dayanma gücü veren bir olma, iri olma, diri olma inancımız olmuştur. Çünkü el gövdede kaşınan yeri bilir, öyleyse, dert bizde derman ellerimizdedir diyerek, biz aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak bu çağrıyı yapma kararı aldık.

    Canlar, Hasret Gültekin canımızın Dersim-Nazmiye-Düzgünbaba Cemevine yapılan heykelinin yerinden kaldırılması ile başlayıp, yaklaşık iki yıldan bu yana devam eden, Demokratik Alevi Dernekleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri arasındaki, kopma, ayrışma, kırgınlıkların giderilmesi için çağrıda bulunuyoruz. Bizler bu çağrıyı yaparken, Alevi kutsalları ile, ortak acılarımızı karşılaştırma, ya da teraziye koyma gibi bir niyetimizin olmadığını özellikle belirtiyoruz. Çünkü bizim inancımız siyasetlere sığmayacak kadar büyük, hoşgörümüz ise ummana sığmayacak kadar engindir.

    “DAD VE PSAKD, SORUNLARI ÇÖZEBİLECEK KEMALETE SAHİPTİR”

    Canlar, dostlar;

    Gönül umduğuna küsermiş derler.

    Kalpler kırıldı, gönüller küstürüldü. Acılar tazelendi, gözyaşları döküldü. Özellikle 2 Temmuz şehit aileleri üzüldü. Tüm bunların bilincinde olduğumuzu belirterek, Demokratik Alevi Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri’ne dost kelamını gönderiyoruz. Yaklaşık iki yıldır devam eden kırgınlığın bitirilmesi, döküleni doldurup, düşeni kaldırmak, azalanı çoğaltmak için lütfen alınan kararları bir kez daha gözden geçirin.

    Yezid sinsi, menzilimiz uzun. Gün ayrı düşme günü değildir.

    DAD ve PSAKD bir masa etrafında toplanarak, sorunları cemal cemale konuşup çözebilecek kemalete sahiptir. Bu konuda bizlere verilecek bir görev varsa hazır olduğumuzu da belirterek cümle canlara aşkı niyazlarımızı sunarız.

    Yar Ali yaradan Ali cümlemize yoldaş olsun.”

    Çağrıda imzası olan kurumlar:

    -ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

    -ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU

    -ALEVİ DERNEKLERİ FEDERASYONU

    -AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU

    -ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ

    -HACIBEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI

    PİRHA/ANKARA

  • Düzgün Baba Cemevi’nde Xızır cemi tutuldu-VİDEO

    Düzgün Baba Cemevi’nde Xızır cemi tutuldu-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi’nde Xızır cemi tutuldu. Cemevlerini korumaları gerektiğini söyleyen Seyit Sabun Ocağı piri Hasan Kılavuz, “Ülkenin neresinde olursak olalım cemevlerimizi korumamız lazım. İnanç yerlerimiz sığınak kalemizdir, dara düşersek oraya gideriz” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesindeki Düzgün Baba Cemevi’nde Xızır cemi yapıldı. Sinemilli Ocağı piri Tacım Bakır’ın gülbengiyle çerağlar uyandırıldı. Analar, pirler ve çok sayıda yurttaşın katıldığı cem erkanını Seyit Sabun Ocağı piri Hasan Kılavuz yürüttü. Cem erkanında deyişler söylenip, semah dönüldü.

    Kadınların mağdur edilmemesi gerektiğini belirten Kılavuz, “Yüzyıllardır bu konuda acılar çektik. Alevilikte kadın erkek eşitliği vardır. Xızır ayı geldiğinde ‘Pirim gelecek’ diye bayram havasıyla temizlik yapılır.

    Cemevlerini korumamız lazım. Ülkenin neresinde olursak olalım cemevlerimizi korumamız lazım. İnanç yerlerimiz sığınak kalemizdir, dara düşersek oraya gideriz. Nerede olursa olsun cemevlerine lokmalarınızı, niyazlarınızı verin” dedi.

    SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI

    3. Pirler ve Analar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesini ise Şıx Çoban Ocağı’ndan Zeynel Kete okudu. Bildirgenin tamamı şu şekilde:

    “Bizler Demokratik Alevi Dernekleri ve Nazımiye Düzgün Baba Cemevi olarak “Hakikat tek başına birey üzerinden gerçekleşemez; toplum ve doğa ile ikrarlaşarak bireyin hakikat olarak anlam bulması toplumsallıkla gerçekleşir” diyerek Xızır günlerinde bir sorumluluk aldık. Gayretimiz Hakk aşkı Xızır gayretidir. Toplumsallığı var eden eğiticisi, geliştiricisi, toplumsal hafızası, en zor anlarda talip topluluğuna çerağ olan Pir ve Analarla cem olmayı mana bildik. Hakikat tüm Alevi süreklerinde mutlaka kendine yol bulacaktır.

    Her can zikir, fikir ve gayretle toplumla doğru bir bağ kurarsa hakikatin inşasında tarihsel rolünü oynayacaktır. Hakk, tüm Hakk-Yol süreklerinin omuzuna Bozatlı Xızır’ın kutsal sorumluluğunu yüklemiştir. Hakikat yolunda pirsiz, arsız, nursuz, ocaksız, anasız birliğe varılmayacağına inanarak bütün, Reya Heq/ Hakk Yol süreklerinin Ocak Pirlerine niyaz olduk çağrıda bulunduk. Xızır günleri dar didar günleridir. Yeniden doğuşun, umudun, birliğin günleridir. Zulumat deryasına karşı Hakk meydanında kutsal mekanlarımızda zamanın ruhuna uygun kelam edip çerağ uyandırma zamanıdır dedik.

    İnsanlığa, toplumsallığa, doğaya, ana kadın kemaletine, rıza toplumu süreklerine yönelik hükümranlığın uygulandığı bir dönemde yolumuzun toplumsal hafızası olan pirlerimizden ve analarımızdan Hakk kelamı dinleyerek, yol adına yalan yanlış sözleri sarf edenlere, yolumuzu arsıza, hırsıza, nursuza düşürenlere karşı “Ya Xızır” diyerek gayret diledik. Biliyoruz ki pirlerimizin ve analarımızın kelamı Xızır kerametinden geçmiş ve topluma Çerağ olmuştur. En zor anda bile asla umutsuzluğa kapılmayıp Xızır aklı ile meydan açan pirlerimiz olmuştur; zamanın kelamını söyleyip toplumsallığı ayakta tutarak zulme karşı direnç oluşturmuştur.

    “DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE ALEVİLER EN ÜST DÜZEYDE YER ALMALI”

    Mana ile;

    • Pirlerimiz ve Analar Doğal Toplumsal İkrarlaşma modelimiz olan Ocak işleyişimiz binlerce yıldır özerk örgütlenme modelimizdir. Devamlılığı toplumsal, inançsal dokumuzun korunmasında varlık nedenimizdir.

    • Demokrasi mücadelesinde Aleviler en üst düzeyde yer almalı, sözünü söylemeli, Alevilik kimsenin ikbal devşirme alanı olmamalıdır.

    • Reya Heq / Hakk Yol Alevilik Xıziri mana ile tüm sürekleri birlik içerisinde görür. Kadimden bugüne gelen hakikat ve özgürlük arayışları, Ana kadın toplumsallığı süreçleri ve Peygamberliksel çıkışları da Hakk olarak kabul eder. Yolumuz bu hakikati “Yol Bir Sürek Bin Birdir” kelamı ile manaya kavuşturmuştur. Yol birlik yoludur. Günümüzde bizleri kaygıya düşüren, Yolumuzun kemaline uygun olmayan dıştalayıcı ve karşıt dil geliştiren “İslamın içinde veya dışında” yorumları toplumsallığa katkı sunmadığı gibi çözüm kapısı da bırakmamaktadır. Hakk Yol Alevilik, cümle sürekleri içerisine alır.

    “HER SÜREK ANADİLİNCE ERKANLARINI YÜRÜTMELİ”

    • Asimilasyona karşı her sürek kendi anadilinde erkanlarını yürütmelidir.

    • Pir yolun sürmesinde, Ana ocağın devamından sorumludur. İkrar bu mana ile nişandır. Pir ve Ana birey değil doğal toplumsal bir kurumsallaşmadır.

    • “Öl ikrar verme, öl ikrarından dönme” ikrarlı olmak bedensel ve ruhsal birlik ilişkisidir. Eline, beline, diline sahip çıkmak Yolun toplumsal şifa damarıdır. Tüm Yol evlatlarına çağrımızdır: Her Pir kendi talibi ile buluşup ikrarlaşarak meydan açmalı. Yoldan kopan, uzaklaşan, darda zorda kalan her cana ulaşmalı delil olmalıdır.

    • Rıza toplumu sürekleri yetmiş iki aleme aynı nazarla ikrar ederler. Cümle can Hakk’ın görünür deryasıdır. Ayrımcılık yolun dili olmadığı gibi yolun edebi de değildir.

    • Toplumsal rızalık ilişkimiz ikrar üzerinedir, bu rıza Hakk yasası ile mana bulmuştur. Her can birbirine Xızır olarak ibadet ve inanç makamlarını inşa etmelidir. Helalini bilmediği lokmaya nazar etmemeli. Toplumu mahkum edecek, boynunu düşürecek parsa inşaatlara tamah etmemelidir. Yolumuz binalar ile yürümemiş ikrar ve rıza ile meydan kurmuştur.

    “DEVLET, BİR TOPLUMUN İNANCINI TANIMLAYAMAZ”

    • Hakk yasası gereği, iktidarların toplumların zindanı olduğu bir demde, Yolun şifa, sevgi, ve barış dili ile toplumlara çerağ olacağına inanıyoruz. Ekonomi cümle varlığın gayreti iken sömürü yöntemi haline getirilmesi inancımız gereği zulümdür. Rıza ekonomisi çözüm üretecek cümle varlığa gayret olacaktır. Bilginin tekelleştirilmesi bir iktidar aracıdır. Bu iktidar ile toplumlar değerlerinden uzaklaştırılarak tahakküm altına alınmaktadır. Sınırları çizilen dünya cümle varlığı yurtsuzluğa sürüklemekte, bunun sonucunda cümle varlık doğduğu mekanda doymamakta, yaşayamaktadır.

    • Devlet ve iktidar bir toplumun inancını tanımlayamaz. İnanç toplumsal ikrarlaşmadır. Tanımlamak çok yönlü tahrip ve tahrifata sebep olur ve toplumsal ayrışma yaratır. Bu iktidarcı parsanın hükmetme aracı olarak toplumlara savaş ve zulümden başka sonuç doğurmamıştır.

    • Pirler ve Analar çalıştayımızda çıkan ortak nefesten şunda bir kez daha ikrar kılındı. Tüm toplumsal değerlerimiz çarmıha gerilmiş, toplumsal soykırım eşiğindedir. Bu gerçeğin farkına varılmadan yol sürülmeyeceğini bilerek, ortak akılda birleşmeliyiz. Diyar ve Jiyarlarımızdan tutalım, ibadethanelerimize, dergahlarımıza, toplumsal varlığımıza çok ciddi saldırılar vardır. Köklerimiz, hafızamız, kültürümüz coğrafyadaki cümle varlık tedip, tenkil ve soykırım tehdidi ile karşı karşıyadır. Bu soykırıma karşı toplumsal ikrarlaşmamız birlik içerindeki savunmamızla mümkündür.

    • Gençliğin gelecek ve toplumsallık ile kurduğu ikrarlı bağ koparılmak istenmekte ve yozlaşma, asimilasyon, ajanlaştırma gibi yönelimler ile toplum karşıtı bir konuma sürüklenmesi hedeflenmektedir. Tarihi, kültürü ve toplumsallığına yüzü dönük olan ve bu değerlerden aldığı Hakikat bilgisi ile kendini örgütleyerek irade haline gelebilen bir Gençlik ancak bu yönelimleri boşa çıkarabilir.

    “CEZAEVLERİNDEKİ HAK İHLALLERİNE SON VERİLMELİ”

    • Dünyada ve yaşadığımız coğrafya da derinleşen siyasi, politik krizlerin kaynağı farklılıkların birlikte yaşam alanlarının yok edilmesinin sonucudur. Krizlere çözüm Ana kadın düsturlu, ahlaki politik kom değerleriyle farklılıkların birbirine tahakküm kurmadan ikrarlı birlikte yaşamı ile mümkündür. Xızır aklı, Ana kadın kemaleti, sevgi, barış, kardeşlik, adalet ve vicdanı toplumsal savunmamızın ve özgürlüğümüzün diriliş makamıdır. Mana ile Yol Anadır. Ana Mürşidi Kamilullahtır.

    * Hak ve hakikati dile getirdikleri için hapsedilen, yıllarca hapislerde kalan binlerce canımız vardır. Uluslararası sözleşmelere imza atılmasına rağmen bu canlarımızın adaletsiz bir şekilde ceza evlerinde hukuki haklarından mahrum bırakılmaktadır. En kutsal hak olan yaşam hakları ihlal edilmiştir. Yaşatılan bu ağır tecrit koşullarını kabul etmiyoruz. İnsan hakkın varlık deryasıdır. İnsana zulüm hakkın varlık deryasına zulümdür. Ceza evlerindeki hak ihlallerine bir an önce son verilsin.

    •Alevi inancında yüksek dağların çoğu ziyarettir. Bu mekanlar; temizlik, saflık, bolluk bereket, yeniden var oluş, diriliş ve Dar Didar mekanlarıdır. Güneş ışığının ilk değdiği yerlerdir. Duzgun Bawa’da bu kutsal mekanlardan biridir.Hira Dağı ne ise, Tur Daği ne ise Aleviler için de Duzgun Bawa o anlama gelir. Son dönemlerde bu kutsal mekana kendini bilmeyenler tarafindan rızasız girilmiş, kutsalımız hiçe sayılmıştır. ilçe kaymakamının silahlı korumaları ile mekandaki cem evine gelmesi, Düzgün Bawa cem evinin yöneticilerine “devletin gücünü göstermesini” asla kabul etmiyoruz ve yanlarında olduğumuzu belirtiyoruz. Kutsallarımız mülk değil, Hakkın görünür olduğu mekanlardır. Canlarımızın yanındayız bu zulmü kabul etmiyoruz.”

    PİRHA / DERSİM

  • HDP’li Kılıç Koçyiğit: Aleviler, Aleviliğinden vazgeçmeyecek-VİDEO

    HDP’li Kılıç Koçyiğit: Aleviler, Aleviliğinden vazgeçmeyecek-VİDEO

    PİRHA-Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından Düzgün Baba Cemevi’ne yönelik kesilen cezaları meclis gündemine taşıyan HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Aleviler nasıl ibadet edeceğini ve hizmet yürüteceğini sizin kaymakamınıza, valinize sormak zorunda değil” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın çeşitli idari ve mali para cezalarıyla Düzgün Baba Cemevi faaliyetlerini engellemeye çalışmasını, silahlı poz vermesini ve ‘devletin gücünü göreceksiniz’ diyerek tehdit etmesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) taşıdı.

    Meclis’te konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, inançların iktidar tarafından tarif edilemeyeceğine dikkat çekerek, “Bir kaymakamınız silahlarıyla gidip bir kutsal mekanda nasıl poz verir. Cami, kilise, havra, sinagog neyse cemevi de odur. Nasıl ibadet edeceğini ve hizmet yürüteceğini sizin kaymakamınıza, valinize sormak zorunda değil” dedi.

    Gülistan Kılıç Koçyiğit, iktidara seslenerek, “Haddimizi aştık, özür dileriz. Yüzyıldır Alevilere haksızlık ediyoruz. ibadethanelerine, dergahlarına el koyduk ,pirlerini, rayberlerini tutukladık. bu inancı tanıyalım’ demesi gerektiğini belirterek, saldırılara, baskılara, tehditlere karşın Alevilerin, Aleviliğinden vazgeçmeyeceğinin altını çizdi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Mersin Dersimliler Derneği’nden Nazımiye Kaymakamı’na tepki-VİDEO

    Mersin Dersimliler Derneği’nden Nazımiye Kaymakamı’na tepki-VİDEO

    PİRHA- Nazimiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi’ni tehdit etmesine dair basın açıklaması yapan Mersin Dersimliler Derneği, Nazmiye Kaymakamı hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

    Mersin Dersimliler Derneği Nazimiye Kaymakamı’nın Düzgün Baba Cemevi’ni tehdit etmesine dair basın açıklaması düzenledi. Siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin destek verdiği açıklamayı dernek başkanı Nurşen Çığlık yaptı.

    Nurşen Çığlık, Nazmiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın Düzgün Baba Cemevini idari ve mali yönden ağır para cezalarıyla faaliyetlerini engellenmesinin ardından Düzgün Baba Cem Evi yönetimini, Cemevi önünde silahlı şahıslarla gidip ‘Devletin gücünü göstereceğim ’diyerek tehdit etmesi haddini aşmış ve kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bizim yolumuz inancımız kutsalımız; hiçbir karanlık elin, hiçbir haddini bilmez gücün uzanıp kirletemeyeceği kadar yücedir. Tam tersine, buna çabalayanların gücümüz ve inancımız karşısında ne kadar aciz kaldıklarını gösterir” dedi.

    “NAZIMİYE KAYMAKAMI’NIN DERHAL GÖREVDEN ALINMASINI VEYA  İSTİFA ETMESİNİ İSTİYORUZ”

    Nazmiye Kaymakamı hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılması çağrısında bulunan Nurşen Çığlık, şunları ifade etti:

    “Felsefesi eşitlik, cevheri mertlik, hazinesi bilgi ve meyvesi sevgi” olan Alevilik inancını temsil eden kutsallarımızdan biri olan Düzgün Baba Ziyaretgâhı ve Düzgün Baba Cemevi’ne karşı Nazimiye Kaymakamı’nın davranışı cemevlerinin inanç merkezi görülmediği ve tüm inanç merkezlerinin eşit statüde tutulmadığı gerçeğini bir kez daha göstermiştir. Bilinmelidir ki, en büyük güç halkın ve onun oluşturduğu kurumların gücüdür.

    Alevilik inancı için en önemli zamanlardan olan Xızır ayında, yöremiz kutsal mekânlarından Düzgün Bawa Ziyaretimizden basına yansıyan görüntüler inançlara , kutsallara saygı duyan herkesi, Aleviler ve Dersimliler olarak  bizleri derinden etkilemiştir. Biz inançlara saygı duyan vatandaşlar, Aleviler, Dersimliler, Mersin Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği olarak hiçbir gerekçe ile kurumlarımızda ve  kutsal mekanlarımızda silahlı pozlar verilmesini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Konunun muhatabı kutsal mekanımızda silahlı fotoğraf çekerek paylaşan Nazımiye Kaymakamı’nın derhal görevden alınmasını veya  istifa etmesini istiyoruz. Kutsalımıza ve inancımıza yapılan bu saldırı ortadan kaldırılıncaya kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Seyit Kureyş Ocağı: Elinde silah, yüreğinde kin olan kimseler, kutsal topraklardan uzak durmalı!

    Seyit Kureyş Ocağı: Elinde silah, yüreğinde kin olan kimseler, kutsal topraklardan uzak durmalı!

    PİRHA-Nazımiye Kaymakamının, Düzgün Baba Cemevi başkanına yönelik tehdidine bir tepki de Seyit Kureyş Ocağından geldi. Yapılan açıklamada “Nazimiye kaymakamı yanına aldığı özel silahlı korumalarıyla Düzgün Baba’ya giderek baskın vermesinin asla kabul etmediğimiz gibi bu durumu ocağımıza ve Alevi inancına ve toplumumuzun inanç değerlerine büyük bir haksızlık ve hakaret olarak sayıyoruz” denildi.

     

    Nazmiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın, Düzgün Baba Cemevi başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i “Devletin gücünü size göstereceğim, göreceksiniz” sözleriyle tehdit edip, elinde silahlarla fotoğraf paylaşmasına tepkiler sürüyor.

    Seyit Kureyş Ocağı, konuya ilişkin yazılı bir açıklama paylaşarak Nazımiye Kaymakamını kınadı. “Düzgün Baba murat kapımızdır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Mekanê to Duzgın’i,

    Gedıg u gavani,

    Serra feteline çifte heliye doğani,

    Car u yimdat danê Erzıngan u Tercani,

    Car u İmdat danê Xınıs u Van’i,

    Da da yelçiyê Qelxerunê,

    Sonê diyarê Sam u Hemedani,

    Yenê sonê, tey sonê Cemê Pir Sultani.

    (Bava Mursaê Dewreşi

    Seyit Kureyş Ocağı olarak, Pirlerimize, mürşitlerimize, ocaklara, yol taliplerimize ve bütün kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz.

    Sonunda söyleyeceğimiz sözü başında söylüyoruz. Nazimiye kaymakamı yanına aldığı özel silahlı korumalarıyla Düzgün Baba’ya giderek baskın vermesinin asla kabul etmediğimiz gibi bu durumu ocağımıza ve Alevi inancına ve toplumumuzun inanç değerlerine büyük bir haksızlık ve hakaret olarak sayıyoruz.

    Seyit Kureyş evladı olan Düzgün Baba (Saheyder) yüzlerce yıldır Alevi inanç toplumunun ziyaret ettiği ve kutsadığı bir evliyadır. Her yıl yüzbinlerce inançlı insanımız tarafından ziyaret edilerek niyaz olunur. Beyitte de belirttiği gibi çok geniş bir coğrafyada etkisi vardır. Kurbanlar kesilir, lokmalar dağıtılır. Deliller uyandırılıp, dilekte bulunulur. O kadar kutsanır ki insanımız Düzgün Baba’ya yalın ayak yürüyerek vicdan paklığıyla o yüce evliyanın mekanını ziyaret ederek saygısını sunar. O yüce makamda bırakın silah taşımak asla küskünün, dargının, düşkünün, yeri olmaz.

    Düzgün Baba Derneği oraya gelen ziyaretçilere hizmet etmek amacıyla, yasalar çerçevesinde kurulmuş bir dernektir. Hizmet amacıyla kurulan derneğin çeşitli bahanelerle baskı altına alınması veya hizmet eden canlarımızın tehdit edilmesi asla kabul edilemez. Ayrıcalık istemediğimiz gibi ayrımcılığı da kabul etmeyeceğiz.

    Hangi vesile ile olursa olsun, Düzgün Baba isminin tartışmaların içinde geçmesi bizleri derinden üzmüştür. Elinde silah, yüreğinde kin olan kimseler bu kutsal topraklardan uzak durmalıdır. Herkes inancımıza saygılı olmalıdırlar.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Düzgün Baba mekanı, kapısına dikilen iki silahlı kişiden korkacak kadar zayıf değildir!’

    ‘Düzgün Baba mekanı, kapısına dikilen iki silahlı kişiden korkacak kadar zayıf değildir!’

    PİRHA- Yedi Alevi örgütü, Nazımiye Kaymakamının, Düzgün Baba Cemevi başkanına dönük tehdidine karşı açıklama yaparak “Ne Alevi Kızılbaş inancı ne de Düzgün Baba mekanı; kapısına dikilen iki silahlı kişiden korkacak kadar zayıf, dikkate alacak kadar köksüz değildir!” dedi.

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’in, Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından “Sana da uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü” sözleriyle tehdit edilmesi Alevi kamuoyunun tepkisini büyütüyor.

    “HAKARET ETMEKTEN VAZGEÇMİYORLAR”

    Yedi Alevi örgütü, konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak Tutkan’ın istifasını istedi. “Düzgün Baba Bizim Kutsalımızdır!” başlığı ile yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Alevilerin kutsal mekanı olarak bilinen, Dersim’in Nazımiye İlçesi sınırlarında asırlardır var olan, neredeyse insanlık tarihi kadar eski Düzgün Baba Mekanına bazı karanlık güçlerin korku ve ellerindeki silahlarla tehditler salmaya çalıştığını gördük.

    Devleti temsil eden bir kişinin, Alevi kutsalına böyle bir gönderme yapması, devletin Alevilere yönelik düşünce ve saygı çerçevesini göstermektedir. Hiçbir dayanağı ya da belgesi olmadan yıllardır ‘Camiye ayakkabıyla girdiler.’ söylemiyle inanç sömürüsü yapanlar, başka inançların kutsalına silahla çıkarma yapmakta, fotoğrafa poz vermekte sakınca görmüyorlar. Bu, Alevilerin bu ülkede maruz kaldığı zulmün ve ayrıştırmanın fotoğrafıdır.

    Yüzyıllardır inancımıza, yolumuza, ibadethanelerimize hakaret etmekten, yok saymaktan, baskı uygulamaktan vazgeçmiyorlar. Unuttukları şey; hiçbir çabanın bizi yolumuzdan döndürmediğidir. Bizim yolumuz, inancımız, kutsalımız; hiçbir karanlık elin, hiçbir haddini bilmez gücün uzanıp kirletemeyeceği kadar yücedir. Tam tersine, buna çabalayanların gücümüz ve inancımız karşısında ne kadar aciz kaldıklarını gösterir.

    Devletin kaymakamı, bir Alevi kutsalı önünde böyle poz vererek, temsilcisi olduğu devletin itibarını zedelemektedir. Kaymakam Uğur Tutkan, derhal görevden alınmalıdır.

    Ne Alevi Kızılbaş inancı ne de Düzgün Baba mekanı; kapısına dikilen iki silahlı kişiden korkacak kadar zayıf, dikkate alacak kadar köksüz değildir! Fakat bu yapılan, bir devlet için kara lekedir.”

     

    Açıklamada imzası olan kurumlar:

    Alevi Bektaşi Federasyonu

    Alevi Dernekleri Federasyonu

    Alevi Vakıflar Federasyonu

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı

    Alevi Kültür Dernekleri

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

    PİRHA/ANKARA

  • FEDA: Nazımiye Kaymakam’ı hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılmalı

    FEDA: Nazımiye Kaymakam’ı hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılmalı

    PİRHA-Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), yazılı bir açıklama yaparak, Düzgün Baba Cemevi Başkanı sinan Kırmızıçiçek’i tehdit eden Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan hakkında cezai ve idari soruşturma açılmasını istedi. FEDA, “Devletin inkâr, baskı ve asimilasyonuna karşı Düzgün Baba Cemevi’nin yanındayız” dedi. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yayımlayarak, Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i tehdit eden Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ı protesto etti. FEDA açıklamasında, “Cemevleri, Alevi inancı ve inanç değerleri üzerindeki devletin inkâr, baskı ve asimilasyonuna karşı Düzgün Baba Cemevi’nin yanındayız” ifadelerini kullandı.

    “Nazımiye Kaymakam’ı hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılmalıdır” diyen FEDA şunları kaydetti:

    “Hak, adalet, eşitlik ve ortak yaşamı inancın temel değerleri olarak kabul eden, bu uğurda ağır bedeller ödeyen Alevilere saldırılar devam ediyor. 72 millete bir nazardan bakan hümanist değerler sahibi Alevilere, en son saldırı Nazımiye Kaymakamı’nca yapıldı. Kutsal Xızır günlerinde Düzgî Bawa Ziyaretgâhı ve Düzgün Baba Cemevi’ne karşı Kaymakam’ın bu yaklaşımı inkârcı, asimilasyoncu zihniyetten güç almaktadır.

    Aynı fotoğraf karesini cami önünde vermiş olsaydı, cami cemaati ile ilgili aynı sözleri sarf etmiş olsaydı, iktidar tarafından çoktan gereği yapılmış olacaktı. Bu da devletin bir bütün olarak biz Alevilere bakışının tezahürüdür. Kaymakamın eli silahlı korucu ve özel timlerle cemevi önünde servis ettiği fotoğraf ve sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım; Alevilere tehdit olup Anayasayı hiçe saymaktır. Bu temelde Nazımiye Kaymakam’ı hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılmalıdır.”

    “KAYMAKAMIN YAKLAŞIMINI ŞİDDETLE REDDEDİYORUZ”

    FEDA, cemevlerinin elektrik ve su faturaları devlet tarafından karşılanmadığını hatırlatarak, “Aleviler vergi verirken ülkenin eşit vatandaşı olduğunu söyleyen devlet ve bürokratları iş, eşit hakları savunmaya gelince ırkçı ve inkârcı kesiliyor. Tüm dinlere, tüm inanç ve kimliklere karşı eşit mesafede olması gereken kaymakamın had bildiren, Alevi ibadethanesine sınır çizen bu yaklaşımını ve anlayışını şiddetle reddediyoruz” dedi.

    “CEMEVLERİ DERHAL YASAL STATÜYE KAVUŞTURULMALIDIR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Anayasa ve ilgili kanunlardan hareketle kanaat ve düşüncesini açıklayan Düzgün Baba Cemevi yönetimine karşı kaymakamın geliştirdiği bu davranış, kendisi gibi Anayasayı tanımayan, yok hükmünde gören faşist zihniyetten güç almaktadır. Alevi canları sevgi ve barışta buluşturan inancımızın ibadethanesi cemevleri derhal yasal statüye kavuşturulmalıdır.
    Cemevleri ve Alevi inancı ve inanç değerleri üzerindeki devletin inkâr, baskı ve asimilasyonuna karşı Düzgün Baba Cemevi’nin yanındayız. Haklı ve meşru talepleri taleplerimizdir diyor, ‘ Yol Bir, Sürek Binbir’ düsturumuz gereğince tüm Alevi kurumlarını, Pîrlerini, Ocakzadelerini Düzgün Baba Cemevi’nin etrafında nehaka karşı birliğe, tavır almaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEDEF: Nazimiye Kaymakamı derhal görevden alınmalıdır

    DEDEF: Nazimiye Kaymakamı derhal görevden alınmalıdır

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i tehdit eden Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan ile ilgili olarak bir açıklama yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), “İnanç yerlerimize yönelik bu tahammülsüzlüğü kınıyoruz. Yurttaşların ve inançlarının güvenliğini sağlamakla yükümlü olanların halkı tehdit etmesi kabul edilemez. Nazimiye Kaymakamının derhal görevden alınmasını ve ocaklarımıza ve ziyaretlerimize dokunulmamasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i tehdit eden Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’a ilişkin yazılı açıklama yaptı. DEDEF açıklamasında Tutkan’ın bir an önce görevden alınmasını istedi.

    DEDEF tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Dersim Nazımiye ilçe kaymakamı Uğur Tutkan, Düzgün Baba Cemevi yöneticilerini, cemevine yanına ağır silahlı kolluk kuvvetlerini alarak gidip “Devletin gücünü göstereceğim” diyerek tehdit etmesi kabul edilemez. Daha önce de derneğe para cezası vererek, baskı yaparak sindirme politikasını sürdüren kamu yöneticilerinin inanç yerlerimize yönelik bu tahammülsüzlüğünü kınıyoruz. Yurttaşların ve inançlarının güvenliğini sağlamakla yükümlü olanların halkı tehdit etmesi kabul edilemez. Nazimiye Kaymakamının derhal görevden alınmasını ve ocaklarımıza ve ziyaretlerimize dokunulmamasını istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    >Nazimiye Kaymakamı’ndan Düzgün Baba Cemevi yöneticilerine tehdit!
    >‘Bu kaymakama haddini bildirmek Alevi toplumunun boynunun borcu olsun’-VİDEO
    >Dersim Barosu: Kaymakamın yaptığı paylaşım açıkça tehdit suçudur!

  • Tekinoğlu: Dersim’de kutsal mekanlara ziyaretler, içsel olandan biçimsele doğru yöneldi

    Tekinoğlu: Dersim’de kutsal mekanlara ziyaretler, içsel olandan biçimsele doğru yöneldi

    PİRHA-Dersim’deki kutsal ziyaret mekanlarının zaman içerisindeki değişimine dair konuşan Yönetmen Devrim Tekinoğlu, “Ziyaretler sırasında niyazın pay edilmesi, çıra uyandırılması gibi ritüeller dünden bugüne devam ediyor. Fakat bütün bu ziyaretlerin içsel olandan biçimsel olana doğru yöneldiğini söyleyebiliriz” dedi. 

    Dersim’de hemen hemen her yerde bir ziyaret var. Kimi bir akarsu, kimi bir göl. Bir ağaç da oluyor, bir taş da. İnancın, doğa ile ve onu kutsayan sıkı bir bağı var. Fakat bu bağlar, ticarileşmenin, turizmin, insan baskısı ve siyasi politikaların ağır yükü altında ya silikleşiyor ya da yok oluyor.

    Ziyaretlerin önemi, geçmişten günümüze değişimi ve son sürece ilişkin Yayıncı-Yönetmen Devrim Tekinoğlu ile konuştuk.

    PİRHA: Dersim’deki ziyaret kültürünün Alevi inancındaki yeri nedir?

    DEVRİM TEKİNOĞLU: Ziyaret mekânları ile sürdürülen ilişki Dersim inanç yolunun temelini oluşturmaktadır. Rae Haq/Alevi inancını diğer inanç kalıplarından ayıran en önemli farklılığın doğaya ve insana bakış açısı olduğunu söyleyebiliriz. Nüfusun önemli kısmının köylerde yaşadığı dönemlerde Dersim inanç yolunda doğa merkezli eğilim belirgindi. Doğa merkezli bu inancın varlığını Gağan, Xızır, Hawtemal gibi ibadet takvimi döngüsü ile sürdürülmüştür. Bu belirgin öğelerin mührünü ise kutsal ziyaret yerleri oluşturmaktadır.

    Dersim’in her köyünde kutsal ziyaret mekânı vardır. Bu ziyaret mekânları su kaynakları, yüksek yerlerde bulunan bir ağaç, bir tepe, dağ vb.dir. Neredeyse her dağın mitolojik bir anlatısı vardır. Her ziyaret yerinin bir hikâyesi vardır. Kutsal kabul edilen bazı hayvanların mitolojik anlatısı vardır.

    1970’li yıllardan itibaren artan göç ile beraber doğa merkezli bu inanç değişime uğramış, kentleşme ile beraber doğa merkezli inanç, yerini insan merkezli inanca bırakmaya başlamıştı.

    1994 yılında köylülerin yerinden edilmesi ile köylüler değişik yerlerde yeniden yurtlandılar. Köylülerin bir kısmı ise ilçe merkezleri ile il merkezine yerleştiler. Bu yeni ve sert durum Dersim inanç yolunda hızlı değişime neden oldu. Rae Haq/Alevi yolunun kurumsallaşması ihtiyacının devreye girmesi sonucu ziyaret mekânlarının işlevinde önemli farklılıklar oluşmuş oldu.

    – Kutsal mekânlara yapılan ziyaretler zaman içinde değişti mi? Dünden bugüne nasıl bir değişim var sizce? Munzur Gözeleri veya başka kutsal bir mekândan örnek verebilir misiniz?

    Her şey değişiyor. Kutsal ziyaret yerleri ile ilişki bugün hayatta olmayan veya sayıları çok az kalmış yaşlılarımızın yürüttüğü gibi değil elbette. Ziyaret mekânlarını kendi canından can gören yaşlılarımız, kutsal alanın yakınına vardığında artık o evrene girer; en üst seviyede hassasiyet ile ziyaretini gerçekleştirirdi. Onlar o ziyaretler ile konuşur, muhabbet eder, onlara yakarır, sitem eder; orada kendini onarır, yarasını sağaltır nihayetinde büyük bir saygı ile oradan ayrılırdı.

    Ziyaretler sırasında niyazın pay edilmesi, çıra uyandırılması gibi ritüeller ise dünden bugüne devam ediyor. Fakat bütün bu ziyaretlerin içsel olandan biçimsel olana doğru yöneldiğini söyleyebiliriz.

    Munzur Gözeleri’nin ziyareti sırasında özellikle kadın ve yaşlı ziyaretçilerin bir kısmı henüz alana varmadan ayakkabılarını çıkarır, çıplak ayakla alana yürürlerdi. Burada hastalar, şifa arayanlar dışında kimse suya girmez, elini yüzünü yıkamaz, suyu incitecek hiçbir hareket yapmazdı. Zamanla kamu yöneticileri buraya dikkat kesildiler. 1980’li yılların sonlarına doğru bu kutsal mekâna iş makinaları girdi. Burada yol açtı, alana betondan yürüyüş yolları yapıldı. Suyun bazı bölümlerinin etrafı çevrildi ve burası beton içine alındı.

    Bir lokanta faaliyete geçti; yemek ve alkol hizmeti verdi. 2000’li yıllarda burada su fabrikası kuruldu, sonra mekânda küçük tezgâhlar açıldı ve alan inanç merkezi, kültürel miras olmaktan uzaklaştırılarak ticari bir alana döndü. Doğal bir inanç merkezi olan Munzur Gözeleri’nin üst kısmında betondan bir yapı yapıldı ve burası cemevi oldu. Bir süre sonra artan insan baskısı ile mekân piknikçilerin piknik ateşinden geçilmez hale geldi. Nihayetinde kamu yöneticileri yine buraya dikkat kesilerek yeniden müdahale ettiler ve Munzur Gözeleri adeta turistik bir yürüyüş alanına çevrildi.

    – Dersim son yıllarda ilgi odağı haline geldi. Dersim’e yönelik artan insan baskısının inanç alanlarına etkisi nasıl olmaktadır?

    İnsanın çoğaldığı her yer beraberinde problem yaratmaktadır. İnsanın kendi yaşam yeri dışındaki yerlere ziyareti çoğunlukla kendi evine gösterdiği hassasiyet gibi olmuyor ne yazık ki.

    Dersim’in muazzam güzellikteki doğası son yıllarda oldukça ilgi çekiyor. Buraya gelen misafirler çoğunlukla bu doğal güzellik alanlarının epey kısmının aynı zamanda kutsal mekânlar olduğunu veya Dersim 1938’in katliam alanları olduğunu bilmemektedir. Bu yönlü hatırlatıcı metinler, tabelalar vb. ürünler de olmadığı için gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. Bazı misafirler içinse burada doğa ile sürdürülen inanç putperestlik, sapkınlık olarak algılanmaktadır.

    Dersim’e giren misafir sayısı Dersim’in altyapısının kaldıracağının çok üstündedir. Ovacık Munzur Gözeleri ile Pülümür Suyu’nun kaynağından Mameki merkeze kadar ve bu iki önemli ırmağı besleyen dere yatakları boyunca turistik kamp alanlarının tüm kirliliği doğrudan suya karışmaktadır. Buralarda herhangi bir altyapı ve koruma çalışması henüz yapılmamıştır. Suyun doğrudan kirletildiği yani suyun ölümüne giden süreç bu kontrolsüz turizm ile gerçekleşmektedir. Bu durum ziyaret kültürünü yok ettiği gibi o ziyaretin bizzat kendisini de öldürmeye giden bir cinayet süreci olmaktadır ne yazık ki.

    – Munzur ve Pülümür vadileri ile ziyaretler zaman içerisinde ticaretin, turizmin ve insan müdahalesinin sonuçlarıyla karşı karşıya. Yaratılan tahribatlara karşı atılması gereken adımları nasıl sıralarsınız?

    Munzur ve Pülümür vadileri mutlak korunacak alanlar ilan edilmeli. Yapılaşmaya kapatılmalı. Seçilmiş belli alanlarda altyapısı hazırlanarak hizmet verilmeli. Yine seçilmiş bazı alanlar dışında çadır, mangal vb. faaliyetlere kapatılmalıdır. Munzur ve Pülümür Vadisi dışındaki yerlerde de misafirler için farkındalığı artıracak yayınlar yapılmalı, tur rehberleri bilgilendirilmelidir. Hizmet mekânlarının arıtma gibi altyapı sistemi hızlıca oluşturulmalıdır. Ziyaret mekânlarına yapılan ziyaretler kontrol altına alınmalı, buralarda ticarileşmenin önüne geçilmelidir.

    Barış KOP / PİRHA

  • Tılsımını kaybeden şehir ‘Dersim’: Can çekişiyor!-VİDEO

    Tılsımını kaybeden şehir ‘Dersim’: Can çekişiyor!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Alevi inancında önemli bir yeri olan ziyaretler, insan baskısı ve yanlış politikalar ile yok olmanın eşiğinde. “Dersim Alevi inanç sisteminin belirleyici özelliği insanların doğa ile kurduğu bağdır” diyen yazar Şükran Lılek Yılmaz, ziyaretler ve buralarla kurulan ilişkilerin zaman içerisindeki değişimini anlattı.

    Dersim’de hemen hemen her yerde bir ziyaret var. Kimi bir akarsu, kimi bir göl. Bir ağaç da oluyor, bir taş da. İnancın, doğa ile ve onu kutsayan sıkı bir bağı var. Fakat bu bağlar, ticaretleşmenin, turizmin, insan baskısı ve siyasi politikaların ağır yükü altında ya silikleşiyor ya da yok oluyor.

    Ziyaretlerin önemine, geçmişten günümüze değişimine ve son sürece ilişkin yazar Şükran Lılek Yılmaz ile konuştuk.

    “DERSİM ALEVİ İNANCININ BELİRLEYİCİ ÖZELLİĞİ DOĞA İLE KURULAN BAĞDIR”

    PİRHA: Dersim’deki ziyaretlerin, inanç ve yöre halkının yerindeki önemini nasıl tarif edersiniz?

    ŞÜKRAN LILEK YILMAZ: Dersim Alevi inanç sisteminin diğer Alevi topluluklarından farklı olduğunu biliyoruz. Bu inanç sisteminin belirleyici özelliği insanların doğa ile kurduğu bağdır. Dinsel pratiklerini gerçekleştirdikleri ziyaretler bazen bir su kaynağı, bazen bir ulu ağaç veya bir mezardır. Zazaca dilindeki karşılığı ‘jiarê’ olan bu ziyaretlerin, doğa üstü güçlere sahip, mistik varlıklar olduğuna inanılır.

    Genellikle de sağaltım ritüellerinde kullanılırlar. Çocuğu olmayan ailenin veya amansız hastalığa yakalanmış birinin geceyi Düzgün Baba’da geçirmesi gibi. Coğrafik olarak bir köyde, ilçede, bölgede bulunabilen bu kutsal mekânlara; yöre halkı belli günlerde toplu olarak veya herhangi bir zamanda bireysel olarak giderek, çıla yakmak, kurban kesmek, niyaz dağıtmak gibi dinsel ritüellerini gerçekleştirirler.

    “JİARA GİDİLECEĞİ GÜN HAZIRLIKLAR YAPILIRDI”

    – Eskiden ziyaretlere, mesela Munzur Gözeleri’ne giderken, gitmeden önce ve gittiğinizde neler yapardınız? Günler öncesinden bir hazırlık olur muydu? Oradaki ritüeller nelerdi? Unutamadığınız bir anınız var mı?

    Ailem ben 7 yaşımdayken İstanbul’a göç etti. Dolayısıyla 7 yaşıma kadar olan süreci hatırlamıyorum. Geçmişe dair hatıralarım ancak yaz tatillerinde köye geldiğimizde edindiğim deneyimlerden oluşur. Ki bu da yalnızca Munzur Dağları’ndaki ‘Jiara Bellehesen’ (Bellesen Ziyareti)’dir. Köyümüzde yayla süreci, Kırkmerdiven Vadisi’nin girişinde haziran ayında başlar, dağda havaların ısınmasına paralel olarak üçüncü ve en yüksek yaylada eylül ayında son bulur.

    Sere qocı/göç başı dediğimiz yaylalar arası göçlerde herkesin heyecanla yerine getirdiği ritüellerin başında temiz ve yeni kıyafetler giymek vardı. Kadınlar beyaz tülbent örterdi örneğin. Temmuz ortalarında ikinci yayladan üçüncü yaylaya göç edildiği gün erkekler çadırları kurana kadar kadınlar kurbanları, niyazları, çılaları (yağ ve bal mumuna batırılan bezle yapılır) hazırlardı. Kurban kesecek olanlar koç veya teke götürür, eğer kendisinde yoksa komşulardan satın alırdı.

    Sütünden faydalanmak için dişi hayvan kesilmezdi. Ayrıca dişi koyun veya keçi hamile olabilirdi bu durumda günah kabul edilirdi hem de kurban kesemeyecek durumdakiler ise helva veya pesara (yağlı ekmek) yaparlardı. Jiara gidileceği gün hazırlıklar yapıldıktan sonra yola çıkılırdı. Yayla yerinden yürüme mesafesinde ancak rakım olarak daha yüksek olduğu için (2900-3000m.) ve de yer yer kayalık taşlık olan patika yolda, öğlen sıcağında yorucu olurdu gidişimiz. Yine de heyecanla giderdik o yolu. Özellikle biz çocuklar, ilk hangimiz ulaşacak diye yarış yaptığımızı da hatırlıyorum.

    ‘Nisangı’ dediğimiz yere yaklaşınca herkes ayakkabısını çıkarır diz üstü (emekler gibi) yürüyerek devam ederdi. Nisangeye gelindiğinde yine diz üstünde üç kere etrafında dönerek yer öpülürdü. Getirilen hayvanlar dualarla kesilir, her eve bir parça olmak üzere dağıtılırdı. Helva ve pesaralar da dağıtılır, bizimle birlikte gelen köpeklerin hakkı ihmal edilmezdi. Bir başka jiarımız da köydeki Gola Huri gölüdür. Gağan’ın (aralık ayı) son perşembe günü öğleden sonra herkes niyazlarını (helva, yağlı kömbe) yapar öğleden sonra hep birlikte göle gidilir. Burada yayladakinden farklı olarak çılalar yakılır. Lokmalar dağıtılır ve eve dönülür.

    O günlerden aklımda kalan tek anı Munzur Gözeleri’ne dairdir. Bir yaz tatilinde ailece köye gelmiştik. O zamanlar büyükşehirlerden gelen misafirler Munzur Gözeleri’ne götürülürdü. Dedem de bir teke almış, minibüs kiralamış kızını (annem) ve çocuklarını gözelere götürecek. Anneannem de bizimle geldi. Her ne kadar Munzur Gözeleri özellikle bizim ziyaret yerimiz olamasa da Ovacık’taki önemli kutsal mekânlardan biridir. Gözelerin yakınındaki köyler kurbanlarını orada keserlerdi. Sabah erkenden araç geldi gözelere gittik. Sofra kuruldu dedem çantadan rakı çıkardı ve içmeye başladı. Anneannem bunu görünce dedeme kızdı ve bütün gün yüzünü asıp durdu. Bu olayı 2019 Aralık ayında Munzur Gözeleri’nin son yıllardaki durumuna dikkat çekmek üzere kaleme aldığım “Gözardı edilen kutsallık ve Munzur’u bekleyen tehlike” başlıklı makalemde de dile getirmiştim.

    “HERHANGİ BİR JİARA DENK GELDİĞİMDE EĞİLİR ÖPER, ÇILA YAKARIM”

    – Eskisi gibi ziyaretlere gidiyor musunuz? Gittiğiniz de de nasıl geçiriyorsunuz vaktinizi?

    İlk gençlik yıllarımdan itibaren kendimi Alevi ailede doğmuş bir ateist olarak tanımladım. Bu nedenle de memlekette olduğumda ailem ziyarete gidecek olursa onlara uyar, ritüelleri yerine getiririm. Ancak, özellikle ziyarete gitmek veya kurban kesmek gibi bir alışkanlığım ve de inancım yoktur. Yalnız, her Dersim’e (Tunceli il sınırları) geldiğimde farklı bir hissiyat içine girerim. İnançtan öte belki de pek çoğumuzda olduğu gibi bu topraklara ait olma duygusu ve duyulan hasretle huzur duyarım. Eğer gezilerim sırasında herhangi bir jiara denk gelirsem, çocukluğumdaki duyguyla eğilir öperim, çıla yakarım o kadar.

    “ZİYARETLER GÜN GEÇTİKÇE İNSAN BASKISINDAN ETKİLENİYOR”

    – Zaman içerisinde her yer ve her şey gibi ziyaretler de, doğa da insan baskısı ve müdahalesinden nasibini aldı. Son yıllarda popüler olan Dersim’e, il dışından hemen hemen her gün turistlik geziler düzenleniyor. Yöre halkının da etkisi unutulmamalı tabi. Şimdilerde bölgenin durumunu nasıl görüyorsunuz?

    Yıllarca insanların uzaktan korku ve endişeyle izlediği Dersim, ilk olarak festivaller, ardından çözüm süreciyle artan ilgi, son olarak 2014 yerel seçimlerinde Ovacık ilçe belediyesini Türkiye Komünist Parti’sinin kazanmasıyla iyice ilgi odağı oldu. Yalnızca ilçemiz değil tüm Dersim (Tunceli il sınırları)’e ilgi arttı. Düzgün Baba, Pülümür Vadisi, Nazımiye Dereoba Şelalesi, Hozat ilçesinde bulunan türbeler de bu ilgiden nasibini alıyor.

    Yurtiçinden ve yurtdışından geziler düzenlenmeye başladı. Hâl bu olunca kapasitesinin çok üzerinde insan ve araç sirkülasyonu olmaya başladı. Her geçen yıl bu sirkülasyon artmakta. Özellikle yöre halkı için kutsal öneme haiz Munzur Gözeleri, Düzgün Baba gibi mekânlar yoğun ilgiden fazlasıyla olumsuz etkilendi. Gün geçtikçe de etkilenmeye devam ediyor. Düşünün ki artık Munzur Gözeleri kurban kesilen yerler olmaktan çıktı. Piknik alanına dönüştürüldü. Bunda yalnızca dışarıdan gelen turistin değil, maalesef yöre halkının da katkısı çok fazla. Bununla birlikte ilçenin giriş- çıkış bağlantısını sağlayan karayolu tek karayolu Munzur Vadisi’nden dolayısıyla Munzur Milli Parkı’ndan geçiyor. Doğal olarak gerek insanların bıraktığı çöpler gerek araçların egzoz salınımı doğaya zarar veriyor. Görüntü kirliliğinin yanında bitki örtüsüne verdiği zarar da cabası.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • DAD’dan çağrı: Gelin Düzgün Baba mekanında kutsallarımızın darına duralım, biz hazırız

    DAD’dan çağrı: Gelin Düzgün Baba mekanında kutsallarımızın darına duralım, biz hazırız

    PİRHA- Dersim’de Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan Hasret Gültekin heykeline ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı. Heykelin Dersim’de dikilebileceğini vurgulayan DAD, kendilerine yönelik sarfedilen sözleri eleştirdi. DAD, “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız” çağrısında bulundu. 

    Dersim’de Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan ve geçtiğimiz hafta Pir Kureyş Baba Cemevine dikilen Hasret Gültekin’in heykeli son olarak geçen hafta sonu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ın da aralarında bulunduğu bir heyet tarafından teslim alınarak Dersim merkezdeki bir mekana kaldırıldı.

    Gerekli görüşmeler sonrasında Hasret Gültekin’in ailesinin de rızalığı alınarak heykel belirlenen bir noktaya dikilecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi bugün heykele ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    “Yol Kardeşlerimize Ve Demokratik Kamuoyuna” başlığıyla yapılan açıklamada “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız” denildi.

    DAD Genel Merkezi’nin tam metni şöyle:

    “Bilindiği üzere yaklaşık bir yıldır Düzgün Baba Cemevi ve Hasret Gültekin heykeli üzerinden tartışmalar yürütülmektedir. Bu tartışmalar Alevi edep-erkânı dışına taşırılmış olup merkeze Demokratik Alevi Dernekleri ve Düzgün Baba Cemevi yönetimi konularak adeta bir linç kampanyasına dönüştürülmüştür. Yola bağlı canların sorun ve meseleleri ele alış ve çözümleyiş yöntemi belliyken ciddi bir bilgi kirliliği yaratılmış, adeta bir algı operasyonuna dönüştürülmüştür. Birçok açıklama yapılmasına rağmen bu linç ve algı operasyonu derinleştirilerek sürdürülmüş, kurumumuzun halkımızdan ve diğer musahip kurumlardan tecrit edilme, yalnızlaştırma politikasına dönüştürülmüştür.

    Yaşanan süreç ve gelişmeler nedeniyle Yol Kardeşlerimiz ve demokratik kamuoyuna süreci bir kez daha izah zorunluluğu doğmuştur.

    Süreç Nasıl Başladı?

    Öncelikle belirtmek isteriz ki, heykelin yapılışı, Düzgün Baba Cemevinin bahçesine dikiliş ve kaldırılışı süreçlerine dair Demokratik Alevi Dernekleri’nin bilgisi ve dahili olmamış, gelişmeler üzerine bir Alevi kurumu olarak müdahil olma zorunluluğu doğmuştur.

    Nasıl müdahil olduk?

    Düzgün Baba Cemevi yönetimi tarafından heykelin açılışı için kurumumuza bilgi  verilmesiyle bu durumdan haberdar olduk. Bu gelişme üzerine Düzgün Baba veya bir başka ziyaretgâhımıza heykel dikilmesine kutsal mekânla ilgili ileride olabilecek tartışmaları görerekten ve toplumsal geleneğimiz, inancımız gereği rızamız olmadığını belirttik. Kendileri tarafından da bu mekâna heykel konulmasını doğru bulmadıklarını, heykeli yaptıran ve mekâna getirten iş insanının ısrarlı tutumu nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşadıklarını ve o bölgedeki Ocak evlatlarının, halkın da rıza göstermediğini söylediler.

    Sonraki birkaç gün içerisinde heykelin önce dikildiğini, sonrasında halkın rıza göstermemesi nedeniyle kaldırıldığını öğrendik. Bu birkaç günlük gelişmelere fiili ya da telkin biçiminde bir dahiliyetimiz olmamıştır.

    Bu gelişmelerin ardından tartışmalar gelişmiş, Yol aklı ve dili dışında bir mecraya düşülmüştür.

    Çözüm Girişimleri

    Bu meselenin çözüme kavuşturulması amacıyla PSAKD Genel Merkezi adına bir heyet gelerek Dersim ve Nazımiye ilçesinde birkaç günlük temas ve girişimlerde bulunmuştur. Bu heyette, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Erzincan Şube Başkanı Erol Yeter, PSAKD İnanç Kurulu üyeleri Efe Engin, Hasan Doğan, Dersim PSAKD Şube Başkanı Ali Ekber Kaya, PSAKD Sivas, Malatya, Varto şube başkanları bulunmaktaydı. Heyetin yürüttüğü çalışmalar neticesinde, Düzgün Baba Cemevinde bir Muhabbet Cemiyle bu meselenin görüşülerek çözüme kavuşturulacağı duyuruldu.

    PSAKD heyetinin organize ve çağrısıyla Düzgün Baba Cemevinde gerçekleştirilen bu Muhabbet Cemine; Ocak evlatları pirlerimiz, halk müziği sanatçımız Süleyman Yıldız, Akademisyen-Yazar Daimi Cengiz, Yaşar Kaya, Ali Tamaç (Kureyşan evladı) ve bölge halkının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

    Bu muhabbet sırasında, PSAKD heyeti tarafından oluşturulan divanda heyetten Efe Engin ve Hasan Doğan görev aldılar. Erkânımız üzeri, Dar Gülbangı verilerek meydan açıldı. Divandaki canlar “Bu meydandan çıkacak karara herkes razı mıdır” söylemiyle çıkacak karara rızalık istediler. Tüm canlar çıkacak karara razı olacaklarını beyan ettiler.

    Demokratik Alevi Dernekleri adına Eş Genel Başkanımız Musa Kulu, ziyaretgâhlarımıza heykel dikmeyi doğru bulmadığımızı fakat bu meydandan çıkacak karara razı olacağımızı belirtti. PSAKD heyeti, Ocak evlatları, kurum yöneticileri ve halktan katılımcılar neredeyse her can söz alarak görüş bildirdi.

    Saatlerce süren bu muhabbetin sonunda heykelin Düzgün Baba Cemevi veya çevresine değil de Nazımiye ya da Dersim merkezinde belirlenecek uygun bir mekâna dikilmesi, bunun için çalışmaların başlatılması kararı alındı.

    Bu kararlaşmanın oluşturulan komisyon tarafından ve katılımcıların da imzasıyla yazılı hale getirilerek basın metni biçiminde kamuoyuna deklare edilmesi kararlaştırıldı. Bu sırada PSAKD heyetinden Efe Engin ve Hasan Doğan canlarımız “genel merkezle telefon görüşmesi yapmamız gerekiyor” diyerek telefon görüşmesi için meydandan ayrıldılar.

    Kısa bir süre sonra geri gelerek bu karara uymayacaklarını ve imzacı olmayacaklarını belirterek meydanı terk ettiler. Kendileri tarafından kurulan Haq Meydanını terk etmek, alınan karara itiraza etmek Alevi Erkânında görülmüş müdür? Ertesi gün meydanda hazır bulunan ve komisyon olarak görevlendirilen canlar bu Muhabbet Ceminden çıkan kararı yazılı hale getirerek pirlerimiz ve halkın da katılımıyla halk müziği sanatçımız Süleyman Yıldız tarafından okunarak kamuoyuyla paylaşıldı.

    Buraya kadar süreç bu şekilde cereyan etmiştir.

    DAD Olarak Çözüm Girişimlerimiz 

    Meselenin Yol ve Erkâna uygun biçimde çözümü için DAD olarak; öncelikle Dersim’deki Ocak evlatlarını ve STK’ları ziyaret ederek, görüşmeler yaparak çözüm önerilerini ve katkılarını istedik. Özellikle Alevi Federasyonları ve bağlı kurumlarda hizmet yürütmekte olan Ocak evlatlarını da tek tek ziyaret ederek meselenin çözümü için tekrar cem olmayı önerdik. Bu canlarımızdan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül (Kureyşan Ocağı evladı), Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat (İmam Rıza Ocağı evladı), Alevi-Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz (Sey Sabun Ocağı evladı), HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde başta PSAKD genel merkezi olmak üzere, heykeli yaptıran iş insanı Sinan Samat, Hüseyin Mat ve Celal Fırat heykel ile ilgili Alevi camiasından ve Hasret Gültekin canımızın değerli eşi Yeter Gültekin canımızdan yetki aldıklarını beyan ettiler. Hatta PSAKD Genel Merkezi ve Sinan Samat Sivas Şehit ailelerini hepsiyle tek tek görüşüp rızalık aldıklarını beyan ettiler. Bize ulaşan bilgilere göre bir çok ailenin bilgisi yoktur.

    Fakat PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan görüşme talebimize olumlu yanıt vermesine karşın HBVAKV Genel Merkezinde yapacağımız bu görüşmeye gelmemiştir.

    Ayrıca, Aşure Ayında Munzur Ovacık gözelerinde Alevi Kurumlarının katıldığı Aşure lokmasında, ADFE Başkanı Celal Fırat, Eş Genel Başkanımız Musa Kulu’yu arayarak heykel meselesiyle ilgili Alevi federasyonlarının rızalığını alarak konuyla ilgili DAD’dan görüşme talebinde bulunmuştur. Bu talebe istedikleri yer ve zamanda olmak üzere olumlu cevap verilmesine rağmen bu görüşme hala gerçekleşememiştir. Nedenini de bilmiyoruz.

    Son Olarak 

    Bu meselenin Alevi ve Demokratik kamuoyuna “Sivas Şehitleri ve Hasret Gültekin canımız” karşıtlığı biçiminde yansıtılması vicdani ve ahlaki değildir. Hasret ve Sivas şehitleri Yolumuzun, tüm süreklerimizin ve demokratik mücadele hattının değerleridir. Tartışmaz ve tartıştırmayız.

    Sivas’ta gerçekleştirilen saldırı sadece bir Alevi örgütlülüğüne değil, Aleviliğe, tüm Alevilere ve demokratik mücadeleyedir.

    Heykelin Dersim’e değil, Düzgün Baba Ziyaretine dikilmesi doğru bulunmamıştır. Buradan yola çıkarak adeta bir DAD ve Dersim düşmanlığı geliştirmeye çalışmak hangi aklın ürünüdür? PSAKD Genel Merkez düzeyinde aldıkları karar gereği üyeleri ve yöneticilerinin DAD üye ve yöneticileriyle görüşmemesi, etkinliklerine katılmamaları, beraber etkinlik yapmamaları bu kuralı ihlal edenlerin cezalandırılacağı kamuoyunca duyuldu.

    Demokratik Alevi Derneklerini İŞİD zihniyetli, feodal, bölgesel milliyetçi, Yezit, bir siyasetin arka bahçesi olarak nitelemek, meseleyi Yol dili ve kemaleti üzerinden ifade etme biçimimizi “ne olduğu belli olmayan bir dil” olarak itham etmek Alevice bir akıl, yaklaşım ve söylem midir? Bu yaklaşım İttihatçı zihniyetin Alevilere yönelik raporlarındaki ötekileştiren, ayrıştıran, yok sayan, hedef gösteren, inkâr eden, kriminalize eden zihniyet ve dilin devamı değil midir?

    Bir algı yaratmayı amaçlayan “heykel yıkıldı, heykel devrildi, bir depoya atıldı, Hasret’e Dersim’de de yer yok, Dersim’e de sığmıyor” gibi ifadeler ne kadar vicdanidir?

    Alevi ve demokratik kamuoyunda heykel meselesi üzerinden Harde Dewreş Dersim topraklarına, Ocaklarına ve kurumumuza dair kullanılan dil bir üst akıl ürünü müdür ya da bir manipülasyon mudur? Yoksa bir görevlendirme midir?  Ayrıca bu söylemlerle Koçgiri / Dersim hattının karşı karşıya getirilmesi tarihsel ve kültürel direniş hattına aykırıdır. Kurum olarak bu ayrıştırma müsaade etmeyeceğimiz bilinmelidir.

    Kurum ve yöneticilerimizin, musahip kurumumuz Düzgün baba Cem evi yönetiminin sürekli gündeme getirilmesi ötekileştirici hedef gösterici bir dil kullanılması inancımızın neresine sığmaktadır? Yolumuzun kemaletine uyuyor mu?

    Bu kurumda emek veren canlarımız bulundukları her alanda emek ve duruşlarıyla bilinen, tanınan canlardır. Atılan çamurlar bilindikleri alanda zerrece bulaşamaz fakat kurumumuzu ve canlarımızı tanımayan geniş kesimlere hedef kitle olarak belirlenmiştir. DAD olarak doğrudan-dolaylı pek çok yönelimle karşı karşıyayız bu durum tesadüfî değildir.

    Perspektifimizin kaynağı Yol’dur, öğretimizdir, herhangi bir yerel için değil tüm Alevi sürekleri içindir. Yol cümleden uludur…

    Hasret canımızın heykelinin Dersim’den götürülmesi kabul edeceğimiz bir yaklaşım değildir, Kureyş Baba Cemevinin bahçesinde kalması doğru olurdu. İddianın aksine bu tutum ve yaratılan tartışmalar sadece Dersim’in değil tüm Alevi halkımızın vicdanını yaralamıştır

    Düzgün Baba mekânında sayısız Pir ve Ana’mız hizmet etmiş, bazılarının vasiyetine rağmen bu mekânda toprağa sırlanmaları Ocak sahipleri ve bölge halkınca uygun görülmemiştir. Dahası, hemen Cemevinin yakınında yüzlerce çocuk, kadın, yaşlı, genç insanımız topluca katledilmiş, bu canlarımızın anısına dahi kimse “buraya bir heykel veya anıt dikelim” önerisinde bulunmamıştır. Saygı bekliyoruz canlar!

    Tüm şehitlerimiz yüreğimizi mekân tutmuştur, anılarına ve Yolumuza bağlıyız. Sadece Yolumuzun şehitlerinin değil, cümle mazlum ve hakikat ehlinin Dersim’de yeri vardır, tamamı bu topraklara ve yüreğimize sığar.

    “GELİN DÜZGÜN BABA MEKANINDA KUTSALLARIMIZIN DARINA DURALIM”

    Söz konusu bu yaşanmışlıkların bütün seyri boyunca kurum olarak yaptığımız bütün açıklamalar Alevi Hakikati, Yol Edep- Erkan dışında bir kelamımız asla olmamıştır ve olmayacaktır. Ancak bütün süreç boyunca başta PSAKD genel merkezi olmak üzere bir çok alevi kurumu, yöneticileri, Alevilikle ilgili söz kuranlar hakkımızda kullandıkları sözler, iddialar, ithamlar, yakıştırmalar inancımızın kemaletine uymadığını belirtiriz. Çünkü yolumuz der ki “ YOL TAŞINI YOL KUŞUNA ATMA” bizler bu yolun talibi olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz…

    Bütün bu yaşananlardan sonra sürece dahil olan, söz söyleyen bütün canlara çağrımızdır; “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız.”

    Bir olalım, iri olalım, diri olalım ve yar olalım, yar kalalım… Yolumuzun kemali bunu söyler.”

    (HABER MERKEZİ)