Etiket: düzgün baba

  • Düzgün Baba ziyaretgahında Xızır Cemi yapıldı-VİDEO

    Düzgün Baba ziyaretgahında Xızır Cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba ziyaretinde, Xızır ayı vesilesiyle dualar eşliğinde çıralar yakıldı, deyişler okundu, semahlar dönüldü, Hızır kavutu pişirildi, kurbanlar kesildi, lokmalar pay edildi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayı başladı. Dersim’in Nazimiye İlçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi, düzenlediği Hızır Ayı Düzgün Baba Ziyaretgahında gerçekleşti. Sanatçıların, ilçe ve çevre köylerden yurttaşların yoğun katıldığı Hızır ayına, iki saatlik yoğun kara rağmen yürüyerek Düzgün Baba ziyaretgahına ulaşıldı. Kureyşan Ocağı Pirlerinden Cemal Can’ın gülbenleriyle çıralar yakıldı, deyişler okundu, semahlar dönüldü.  Pişirilen Xızır kavutu, kesilen kurbanlar ve lokmalar pay edildi.

    “KUTSAL MEKANLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, geçen yıl 50 yıl aradan sonra Düzgün Baba Cemevinde Hızır cemi gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu yılda Düzgün Baba Ziyaretgahına çıktıklarını dile getiren Kırmızıçiçek, “Bizim pirlerimiz, rayberlerimiz, mürşitlerimiz en son 1970’li yıllarda en zemheri soğukların olduğu dönemlerde buraya gelip burada çile çekerlermiş. Cem bağlarlarmış, inanç ve itikatlarımızın gereğini yerine getirirlermiş. Yıllar sonra biz bu yolun evlatları olarak pirlerimizin, analarımızın, bu yolu bugünlere getiren insanı kamillerimizin evlatları olarak bu mekana gidelim dedik. Bu karar yine Alevilik, dilimiz, kültürümüz, toplumsal, yaşamımız üzerinde, bu kadar asimilasyon politikalarının yürütüldüğü, yoğun baskının olduğu bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Özellikle bir tarikat kuşatmasıyla karşı karşıyayız.  Böylesi dönemlerde yol evlatlarına düşen en büyük görev ‘sözümüz pratiğimizdir’ şiarıyla bu yolu yaşatmak gerekiyor. Bunun yolu yordamı da buralara gelmekten, Jaaru diyarlarımıza, ziyaretlerimize, kutsal mekanlarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bu yüzden pirlerimiz düştü önümüze gerçekten çok duygusal bir ortamdı. Dualar eşliğinde yukarı çıktık” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Mesut Özcan Düzgün Baba’da heykel tartışmasını yazdı; PSAKD’ye bazı sorular yöneltti

    Mesut Özcan Düzgün Baba’da heykel tartışmasını yazdı; PSAKD’ye bazı sorular yöneltti

    PİRHA- Kureyşan ocağı evlatlarından Araştırmacı Yazar Mesut Özcan Dersim’de Alevilerce kutsal olan Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikilen ve daha sonra kaldırılan heykel tartışmalarına ilişin bir yazı kaleme aldı. Özcan, PSAKD’nin 26 Temmuz tarihli bildirisini eleştirirken “Tıpkı Osmanlı’nın bir dönem Kızılbaşlara uyguladığı “tashihi itikat”, yani “itikatlarını düzeltme” gibi…” benzetmesini yaptı. Özcan, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için toplanan paraların akıbetine ilişkin de kimi sorular sordu.

    Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikilen ve daha sonra kaldırılan Hasret Gültekin’in heykeli üzerine yaşanan tartışmalardan sonra, PSAKD’nin çağrısı üzerine 25 Temmuz Cumartesi günü Kureyşan Ocağı başta olmak üzere bölgede bulunan birçok Ocağın temsilcisi ve evlatları yüzlerce talip ve konuyla ilgili taraf olan Alevi örgütleri toplantı yaptı.

    PSAKD’nin çağrısıyla yapılan toplantının sonuçları verilen ikrar sonucu bütün tarafları bağlayıcı olacaktı. Dersim halkı ve ocaklarının yüzde yüze yakını heykelin Düzgün Baba’ya dikilmesine rızalık vermeyince ipler kopmuş ve PSAKD heyeti “Anıtın Düzgün Baba dışında bir mekana dikilmesine taraf olmadığını” açıklayıp Düzgün Baba’dan ayrılmıştı.

    26 Temmuz tarihinde ise uzun ve sert bir bildiri yayınlayarak; DAD ve Düzgün Baba Cemevi ile ilgili bütün ilişkilerini bitirdiklerini, hiçbir zeminde bir araya gelmeyeceklerini, kendi kurumlarına ve 2 Temmuz başta olmak üzere hiçbir eylemlerine bırakmayacaklarını, bu kurumlarla ilişkilenecek PSAKD yönetici ve üyeleri hakkında disiplin cezası uygulayacaklarını belirtmişti.

    Kureyşan ocağı evlatlarından Araştırmacı Yazar Mesut Özcan heykel tartışmalarına ilişin eleştirel bir yazı kaleme aldı.

    Özcan “Bir kutsal mekana heykel dikmek, her şeyden önce orada yaşayan insanların inancına hakarettir. Bu, biz sizin inancınızı yeterli görmüyoruz, siz bugüne kadar yanlış şeyler yaptınız, şimdi biz buraya müdahale ederek inancınızı düzeltiyoruz, anlamına gelmektedir. Tıpkı Osmanlı’nın bir dönem Kızılbaşlara uyguladığı “tashihi itikat”, yani “itikatlarını düzeltme” gibi…” değerlendirmesinde bulundu. Ve Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için toplanan paraların akıbetine ilişkin kimi sorular sordu.

    “ALEVİLER ADINA SÖZ SÖYLEYEN KİŞİ/KİŞİLER”

    Kureyşan Ocağı’na mensup Araştırmacı Yazar Mesut Özcan’ın “Düzgün Baba’da heykel tartışması ve Pir Sultan Abdal Derneği’ne bazı sorular” başlıklı yazısının tamamı şöyle:

    “Son on-on beş gündür, Dersim’de Alevilerce kutsal sayılan Düzgün Baba dağına dikilen, ardından da kaldırılan, 1993 yılında Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz Hasret Gültekin’in heykeli üzerine bir tartışma, daha doğrusu bir kavga yaşanıyor. Kavganın tarafları, Alevi örgütleri, dernekleri…
    Bu tartışma ya da kavga, aslında Aleviliğin dernekleri/kurumları ve kendini “Aleviler adına söz söyleyen kişi/kişiler” olarak görenler eliyle nerelere sürüklendiğini, nasıl içinin boşaltıldığını, üstüne üstlük bir de bir katliamda yitirdiğimiz bir canımızın anısına nasıl saygı duymadığımızı gösteren bir hal aldı.

    “PSAKD’NİN GOLE ÇETU’YA DİKDİĞİ PİR SULTAN HEYKELİ”

    2000’li yılların başında, merkezi Ankara’da bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, bugün Dersim’de, Gole Çetu’nun hemen üst tarafına kurulan Cemevi’nin önüne Pir Sultan Abdal’ın heykelini görkemli bir törenle dikmişti. Oysa, Gole Çetu o gün de, bugün de ve elbette gelecekte de Alevilerin, özellikle Dersimli Aleviler’in kutsal mekanlarından biri. Bugün, Pir Sultan Abdal Derneği’nin bahçesine Pir Sultan Abdal’ın heykelini diktiği cemevine hiç kimse gitmezken, Dersim Alevilerinin neredeyse hemen tümü Gole Çetu’ya gidip adak adıyor, dilek tutuyor, dua ediyor…

    “BİR KUTSAL MEKANA HEYKEL DİKMEK ÖNCELİKLE ORADA YAŞAYAN İNSANLARIN İNANCINA HAKARETTİR”

    Fakat benim söylemek istediğim bu değil. Söylemek istediğim şu: Pir Sultan Abdal Derneği, Cemevinin bahçesine Pir Sultan’ın heykelini dikerken, o zamanki adıyla Fetullah Gülen Cemaati, Dersim’de hızlıca örgütleniyor, okullar açıyor, bizim çocuklarımızı elimizden alıyordu. Yani biz heykel açılışları yaparken, bu açılışta nutuk çekerken, öbür yanda canlarımız gidiyordu, çocuklarımız elimizden alınıyordu. Biz, bugün hala o dönemin acılarını yaşıyoruz. Bugün, Pir Sultan Abdal Derneği’nin bahçesine diktiği heykelin bulunduğu Cemevinin dedelerinden biri, bir dönem Vali’yi Hızır’a benzeten ve Kenan Güven’in Dersim’den toplayıp 1980’li yılların başında Kuran kurslarına gönderdiği Dersimli çocuklardan biri…
    Bir kutsal mekana heykel dikmek, her şeyden önce orada yaşayan insanların inancına hakarettir. Bu, biz sizin inancınızı yeterli görmüyoruz, siz bugüne kadar yanlış şeyler yaptınız, şimdi biz buraya müdahale ederek inancınızı düzeltiyoruz, anlamına gelmektedir. Tıpkı Osmanlı’nın bir dönem Kızılbaşlara uyguladığı “tashihi itikat”, yani “itikatlarını düzeltme” gibi…

    “MANTAR GİBİ BÜYÜYEN DERNEKLER İLKİN KUTSAL MEKANLARIMIZDA BİTİYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin konuyla ilgili açıklaması çok kırıcı, aşağılayıcıdır. Bu açıklamayı, Pir Sultan Abdal Derneği değil de, bir başkası yapsaydı kesinlikle “provokatörlük”le suçlanacaktı. Çünkü açıklamada kullanılan dil, ne yazık ki böyle bir dil…
    Esasında kutsal mekanlar, en doğal haliyle korunmalıdır. Düzgün Baba da böyle, Munzur Baba da böyle, bizim diğer kutsal tüm mekanlarımız da böyle olmalıdır. Fakat ne yazık ki, özellikle Alevilik adına kurulan dernekler mantar gibi çoğalmakta ve ilkin kutsal mekanlarımızda bitmektedirler. Her kutsal mekanımızda bir cemevi yapılmakta, bugüne değin doğal haliyle inancı sürdürenlerce ziyaret edilen kutsal mekanlarımız, yoğun olarak kirletilmekte, ticari ve politik çıkara ne yazık ki sonuna kadar açık hale getirilmekte, dahası ticari ve politik çıkarlar için kullanılmaktadır. Bazı siyasi isimlerin Düzgün Baba’da ve diğer kutsal mekanlarımızda adlarını taşıyan her şey kaldırılmalı, onlar tarafından yapılan her şey sökülüp atılmalı; her şey eskisi gibi doğal hale getirilmelidir. Unutmamak gerekiyor ki, siyasetle uğraşan kişiler, aynı zamanda ticaret de yaparlar. Bir verip on almanın derdindedirler… İş adamları, müteahhitler gibi…
    Alevi derneklerinin bu haliyle faydadan çok zararı olduğu açıktır. Cemevlerinin de böyle… Aleviler, dernekleri de cemevlerini de hayatından çıkarmalıdır. Çıkarmadıkları sürece, kendileri ya inançlarından olacak ya da siyasetin içerisinde bulacaklardır kendilerini.

    “BU DİL ALEVİLİĞE YAKIŞMAYAN BİR DİLDİR”

    Yukarıda da belirttim. Hasret Gültekin’in heykelinin kaldırılması konusunda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin yaptığı açıklama, gerçekten üzücüdür. Çok ağır bir dil kullanılmıştır ve bu dil Aleviliğe yakışmayan bir dildir. Bu dil, Alevilerin Alevilere karşı kullandığı “düşmanca” bir dildir. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, bu dili kullanmadan önce, eğer bir heykel dikecekse, kendisinin organize ettiği 2 Temmuz 1993 yılında yaşanılan katliamda hayatını kaybedenlerin heykelini, Sivas’ta dikmek için çaba harcamalıdır. Bunun mücadelesini vermelidir. Çünkü, bir anıt heykel burada anlamını bulacaktır. Madımak Oteli’nin “Madımak Katliamı Müzesi” olması çabalarının ne alemde olduğunu bilmiyorum. Fakat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Ankara’da kendi genel merkezinde küçük de olsa bir müze girişiminde bulunmuştu. Bu müzede ne var, bilmiyoruz… Madımak Oteli’ni müze olarak hayata geçiremiyorsa bu dernek, kendi Genel Merkezi’ni “Madımak Katliamı Müzesi” yapmalıdır…

    Ve bir soru:

    Sivas Katliamı’nda zarar gören aileler için toplanan yardım paraları ne oldu? Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yönetimi bunu bütün açıklığıyla kamuoyuyla paylaşmalıdır. Dernek yönetimi belki miktarını unutmuş olabilir, ben kısmen burada belirteyim:

    *1993 yılında, tüm dernekler düzeyinde yürütülerek açılan yardım hesaplarında 150.000 (150 bin) Mark’a ne oldu?
    Oysa 21 Kasım 1993 günü Ankara’daki Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Merkezi’nde yapılan basın açıklamasıyla ailelere dağıtılacağı kamuoyuna duyurulmasına rağmen, Çankaya Belediyesi Kültür Salonu’nda toplanılarak, 12.500 Mark’ın Sivas Katliamı Davası’nda müdahil avukatların masrafı için oluşturulan komisyona verilmiş, anıt mezar projesi için ise 12.500 Mark, Pir Sultan Abdal Derneklerine bırakılmıştı. Toplanan 150 bin Mark’ın sadece 45.500 Markı ailelere dağıtıldı. Geri kalan 71.093 Mark ise bir hesap açtırılarak bu hesaba yatırıldı. Ayrıca 4 Aralık 1993 günü Almanya’nın Manheim kentinde yapılan gecede kalan 46.000 Mark da, yine yukarıda belirtilen hesaba yatırıldı.

    Şimdi tekrar soralım:

    *Bu paraya ne oldu? Anıt mezar için Pir Sultan Abdal Kültür Derneğine bırakılan 12.500 Mark ile nerede, hangi anıt mezar yapıldı?
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevilerin kutsal mekanlarına saygı göstermediği gibi, kendi kutsal mekanlarını korumak isteyen Aleviler’e karşı kullandığı çirkin ve ağır üslubu düzeltmeli, özür dilemeli ve yukarıdaki sorulara yanıtları acilen vermelidir. Yanıt vermediği sürece zan altında kalacaktır.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • 28 isimden çağrı: Sorunun çözümü için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazırız

    28 isimden çağrı: Sorunun çözümü için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazırız

    PİRHA- Alevi dünyasının tanınmış isimlerinden aralarında pirlerin de olduğu 28 isim yazılı bir açıklama yaparak, Hasret Gültekin’in Dersim Nazımiye Düzgün Baba’da dikilen heykelinin kaldırılması sonrası yaşanan sorunun çözümü için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarını duyurdu. 

    Aralarında Aydın Deniz, Kazım Genç, Musa Kazım Engin, Vedat Kara, Zeynep Yıldırım, Ali Koçak, Erdal Sağır’ın da olduğu 28 isim, ortak yazılı bir açıklama yaparak, Hasret Gültekin’in Dersim Nazımiye Düzgün Baba’da dikilen heykelinin Düzgün Baba cemevi tarafından kaldırmasından bu yana yaşanan tartışma ve yaklaşımları kaygıyla izlediklerini ancak seyirci kalamayacaklarını duyurdular. Açıklamada, sorunun çözümü için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır oldukları vurgulandı.

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz değerli ozanımız Hasret Gültekin’in Dersim Nazımiye Düzgün Baba’da dikilen heykelinin Düzgün Baba Cemevi tarafından kaldırmasından bu yana yaşanan tartışma ve yaklaşımları kaygıyla izliyoruz.
    Aleviler yüz yılardır türlü baskı ve katliamlara rağmen bütün sürekleriyle varlığını korumayı başarmış bir toplumdur. Bu başarının arkasında Yol’un insana yakışan güçlü sistemi vardır. Talibin Pir’e, Pir’in talibe ve her bir Alevinin birbirine karşı sorumlulukları vardır. Öyle ki Alevi kurumlarının her birinin toplumumuza karşı sorumlulukları vardır.
    Alevileri yok sayan, taleplerini kabul etmeyip baskı, zulüm ve asimilasyonla parçalamaya, yok etmeye çalışanlara karşı verdiğimiz mücadeleden daha fazlasını toplumumuzun birliğine, dirliğine ve insanca yaşamına vermek zorundayız.
    Canlı bir hayatı yaşıyorsak mutlaka sorunlarımız da olacaktır. Bireyler ya da kurumlar özellikle toplumumuzun hassas olduğu konularda ‘ben-biz düşündük oldu’ deme hakkına ve lüksüne sahip değildir. Özellikle Alevi kurumlarımızın böylesi bir hataya düşme hakkının olmadığını belirtmek isteriz.

    “YAKLAŞIMLAR KUTUPLAŞTIRMAYA DAVETİYE ÇIKARAN NİTELİKTE”

    Hasret Gültekin canımızın heykelinin dikilme ve kaldırılma süreçleri içinde birçok hatayı barındırmaktadır. Yanlış atılan adımlar, izlenen yol, yürütülen tartışma ve yaklaşımlar Alevi Yol erkanından uzak, ötekileştirici, ayrıştırıcı ve kutuplaştırmaya davetiye çıkaran niteliğe sahiptir.
    Bizler; Hasret Gültekin canımızın (ve ailemizin), ziyaretgahımız Düzgün Baba’nın, serçeşmemiz Hace Bektaş-ı Veli’nin, kurumlarımız PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği), DAD (Demokratik Alevi Dernekleri) ve Düzgün Baba Cemevinin yersiz ve ölçüsüz tartışmaların parçası haline getirilmesine razı değiliz. Hiçbir değerimizin bu seviyede tartışılmasına, karşı karşıya getirilmesine müsaade edemeyiz. Yürütülen tartışmaları izlerken hayrete düşsekte seyirci kalamayız.
    Yaşanan bu sorun aynı zamanda bize Alevi hareketinin geldiği noktayı işaret etmektedir. Sorunların çözümü, yapılan açıklamaların üslubu, ayrıştırıcı ve ötekileştiren dilin kullanılması yolumuzdan ve öğretilerimizden uzaklaştığımızın göstergesidir.

    “İZLENEN YÖNTEM YOL’A ZARAR VERİYOR”

    Bizler bu konunun taraflarının yaptıkları açıklama ve izledikleri yöntemin Alevilerin mücadelesine, birliğine ve Yol’a zarar verdiğini düşünüyoruz.
    Öncelikle kurumların yaptığı bütün açıklamaları yukarıda ifade etmeye çalıştığımız kaygılar hasebiyle geri çekmelerini, sorunun çözümüne dair yapıcı yaklaşım geliştirmelerini talep ediyoruz.

    “DÜZGÜN BABA DA, HASRET GÜLTEKİN DE ALEVİLERİN ORTAK DEĞERİDİR”

    Nasıl Düzgün Baba sadece Dersim’dekilerin değil tüm Alevilerin ortak değeri ise Hasret Gültekin’de tüm Alevilerin ortak değeridir. Tüm Alevilerin vicdanını rahatlatacak ve Alevice yol yöntemlerle çözüme ulaşarak kararların alınmasını önemli buluyoruz. Hasret Gültekin Can’ımızın heykelinin söküldüğü yere tekrar dikilerek gönüllerin birlenmesi ve sürecin kapatılmasını öneriyoruz.

    “İTİDALLİ DAVRANMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Aşağıda imzası bulunan bizler öncelikle PSAKD, DAD, Düzgün Baba Cemevi ve daha sonra bütün canlara sesleniyoruz; ötekileştirici, ayrıştırıcı dil ve yaklaşımlardan, değerlerimizin tartışma konusu yapılmasından lütfen uzak durmanızdır. Bugüne kadar yaşananlar bizler gibi Alevi toplumuzu derinden üzmektedir. Bu acı duruma daha fazla katkı sunmamanızı dilerken, itidalli davranma çağrısını yapıyoruz.
    Sorunun çözümüne dair Yol’un bizlere sunduğu yöntemlerin dışına çıkmadan adım atmanızı bekliyoruz.
    Bizler sorunun çözümü için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğumuzu konunun taraflarına ve kamuoyunun bilgisine sunarız.
    GELİN CANLAR BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM”

    Açıklamayı yapan isimler şöyle:

    Aydın Deniz
    Vedat Kara
    Kazım Genç
    Ali Aktaş
    Erdal Sağır
    Özgür Gülşen
    Sakine Dağıdır
    Dursun Önal
    Fevzi Can
    Zeynep Yıldırım
    Hasan Bayrak
    Dursun Şahin
    Songül Tunçdemir
    Ali Kaya
    Erdal Yıldırım
    Ali Koçak
    Musa Kazım Engin
    Seyit Karahalil
    İsmail Pehlivan
    Gürbüz Deniz
    Şehzade Boyalı
    Haydar Yıldırım
    Mehmet Çoban
    Halil Aksu
    Kezban Bektaş
    Alaaddin Değirmenci
    Halil Boyalı
    Kayhan Yüksel

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Dersim’deki bütün kutsal mekanlarımıza heykel, büst, mezar, reklam konulmamasına karar verilmiştir’-VİDEO

    ‘Dersim’deki bütün kutsal mekanlarımıza heykel, büst, mezar, reklam konulmamasına karar verilmiştir’-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba mekanında bir araya gelen Ocak evlatları ve kurum temsilcileri yaptıkları ortak açıklamada, “Hasret Gültekin, Sivas’ta katledilen canlar ile birlikte ele alınmalı, heykelinin kutsal mekânlar dışında sivil alanlara konulması ilgililere tavsiye edilmiştir. Dersim’deki bütün kutsal mekânlarımıza heykel, büst, mezar, reklam vb. şeylerin konulmamasına karar verilmiştir” diyerek alınan kararları paylaştı.

    Haberin videosu;

    Düzgün Baba mekanında bir araya gelen Ocak evlatları, talipleri ve kurum temsilcileri, Düzgün Baba Cemevi bahçesine konulan ve daha sonra kaldırılan Hasret Gültekin’in heykeli ve reklam panoları hakkında ortak bir açıklama yaptı.

    Kureyşan Ocağı Piri Süleyman Yıldız tarafından okunan ve Mursaê Dewreşi’nin şiirinin bir bölümü paylaşılan açıklamanın tamamı şöyle:

    Kemerê Duzgıni ra çifte Heliye Doğani
    Perenê ra sonê hetê Erzıngan u Tercani
    Car u imdat dane Xınıs u Vani
    Çerx u pewraz dane Sam u Hemedani
    Yenê sonê Urimê Şevaji Cemê Pir Sultani
    Cerenê ra Kêmerê Duzgıni, leê Wayıri, bimbarekê mekani.

    Türkçesi (Düzgün Baba Dağı’ndan çifte kılavuz kartallar / Uçar giderler Erzincan ve Tercan’a doğru / Car ve imdat verirler Hınıs ve Van’a / Çark-ı pevraz dönerler Şam ve Hemedan’da / Gelirler Urum’un Sivas’ına Pir Sultan cemine / Dönerler Düzgün Baba’ya, Wayır’ın /Sahibimizin mekanına.)

    Düzgün Baba kutsal mekanında birilerince evvela “Sivas Şehitleri” adına söz konusu cemevi alanında bir orman alanı oluşturulmuştur. Bir milletvekili ve bir belediye başkanınca da şahıslarının reklamını yapar nitelikte işler yaptıkları (yol inşası ve bank koyma) görülmüştür. Akabinde de cemevi bahçesinde Hasret Gültekin heykeli dikilmiştir. Gelen tepkiler üzerine heykel kaldırılarak muhafaza altına alınmıştır. Dersimin kıblegâhı olan Kureyş Evladı Düzgün Baba mekanına siyasi vb. nedenlerle konulan heykel, yol-bank vb. reklam araçları Ocakzadeler, ziyaretçiler ve yol talip evlatları tarafından tepki ile karşılanmıştır.

    Bu gelişmelerle birlikte Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin çağrısı ile 25 Temmuz 2020 tarihinde Düzgün Baba mekanında bir toplantı çağrısı yapıldı. Bu toplantı, başta Kureyşan Ocağı olmak üzere bir çok ocaktan, Avrupa ve Türkiye’den Dersim kurum temsilcileri ve halkın geniş katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının başlangıcında “sorunun çözümü için, bu toplantıdan çıkan sonucun bağlayıcı olacağı” karar altına alındı. Toplantıda ortaya çıkan ortak iradenin bir deklarasyonla ilan edilmesine gelince; Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri “aramızda değerlendirme yapmak istiyoruz” diyerek toplantıdan ayrıldılar. Döndüklerinde, “yaptığımız görüşmeler sonucu; anıt ya Düzgün Baba’ya dikilir, ya o odada kalır, anıtı geri de almayacağız” açıklamasında bulundular.

    Aşağıda kamuoyuna açıklayacağımız kararlar Pir Sultan Derneği adına toplantıya katılanlardan birkaç temsilcisi dışındaki katılımcılarının ortak iradesini yansıtmaktadır. Kamuoyuna bildirilir.

    1. Bu kutsal mekanı ziyaret edenler yalın ayak yürüyerek Düzgün Baba’yı ziyaret ederler. Bu hassasiyet dikkate alındığında, Kureyş ve Düzgün Baba adına deyiş, Hak Kelamı icra eden, mekanda cem ritüeli gerçekleştiren değerli Hak aşıklarından Sey Qaji, Baba Kâzım, Weliye Wuşenê İmami, Şa Haydar, Mursaye Dewreşi, Dewres Sılema, Davut Sulari ve Hasan Efendi bile; ne bu mekana gömülmek, ne de büst ve heykellerinin bu mekanlarda sergilenmesini istemişlerdir. Pir Sultan’ın heykelinin Hz. Hüseyin’in türbesi önüne konulması ne kadar yanlış ise, söz konusu heykelin kutsal mekanlarımızın önüne konulması da o denli yanlıştır.

    2. Dernekler hizmet ve kültürel kurumlardır, inançsal temsiliyetleri yoktur. İnanç temsiliyeti ocaklarımızındır.

    3. Kişisel çıkarları için kutsal değerlerimizin reklam aracı olarak kullanılması doğru değildir. Halkımızın itikadi hassasiyetleri kişisel arzulara feda edilmemelidir.

    4. Bu tarz yaklaşımlara izin verildiği taktirde bu inanç ve kültürün yozlaşacağı aşikardır.

    5. Hasret Gültekin, Sivas’ta katledilen canlar ile birlikte ele alınmalı, heykelinin kutsal mekanlar dışında sivil alanlara konulması ilgililere tavsiye edilmiştir.

    6. Dersim’deki bütün kutsal mekanlarımıza heykel, büst, mezar, reklam vb. şeylerin konulmamasına karar verilmiştir.

    7. Heykelin konulması da kaldırılması da başta Kureyşan Ocağı olmak üzere Dersim’in diğer ocakları, talipleri ve kurumların bilgisi dışında gerçekleşmiştir. Daha sonraki süreçte bazı art niyetli kimseler heykel üzerinden bir tartışma yaratarak Alevi camiası arasına nifak sokmaya çalışmış, insanlarımızı karşı karşıya getirmiş, kutsal değerlerimizi tartışma konusu yapmaya çalışmışlardır. Kimsenin heykel üzerinden Dersimi zan altında bırakmasına, şantaj yapmasına, yanlış bilgi ile Alevi camiasını bölmeye hakkı yoktur. Sivas Şehitleri bizim canlarımızdır. Biz kutsallarımızı korumak amaçlı bu kararları aldık. Amacımız kimseyi incitmek değildir.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • PSAKD Genel Merkezi DAD ve Düzgün Baba Cemevi gibi Alevi kurumlarıyla ilişkilenmeyi yasakladı

    PSAKD Genel Merkezi DAD ve Düzgün Baba Cemevi gibi Alevi kurumlarıyla ilişkilenmeyi yasakladı

    PİRHA- Dün Düzgün Baba Cemevinde Hasret Gültekin anıtına ilişkin yaşanan gelişmeler üzerine halka açık yapılan toplantıdan sonra PSAKD’den ikinci açıklama geldi. Oldukça sert olan açıklamada Düzgün Baba Cemevi ve Demokratik Alevi Dernekleri’ne ilişkin ağır eleştirilerin yanısıra bu kurumlarla ilişkilenecek PSAKD yönetici ve üyelerinin disiplin cezasıyla cezalandırılacağına dair karar aldıklarının altı çiziliyor.

    Cumartesi günü Düzgün Baba Cemevinde Hasret Gültekin anıtına ilişkin yaşanan gelişmeler üzerine halka açık yapılan toplantıdan sonra PSAKD’den ikinci açıklama geldi. Açıklamada Düzgün Baba Cemevi ve Demokratik Alevi Dernekleri’ne ilişkin ağır eleştirilerin yanısıra bu kurumlarla her türlü ilişkinin bitirildiğine ve bu kurumlarla ilişkilenecek PSAKD yönetici ve üyelerinin disiplin cezasıyla cezalandırılacağına dair karar aldıklarının altı çiziliyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin açıklamasını olduğu gibi veriyoruz:

    BASINA VE KAMUOYUNA
    2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz Hasret Gültekin’in anıtının Nazımiye Düzgün Baba Cemevinde daha önce açılışı yapılacağı duyurulduğu halde daha sonra açılışın iptal edilmesi, Hasret Gültekin’in anıtının ve 33 canımızın isimlerinin bulunduğu kaideden kaldırılması ile ilgili yaşanan süreçte örgütümüze ve Hasret Gültekin’in ailesine dönük çeşitli mecralarda eleştirinin ötesine taşan ve iyiden iyiye vicdanları yaralayan saldırgan yorumlara dair görüşlerimizi şu şekilde ifade etmek isteriz:

    Önceki açıklamamızda da belirttiğimiz gibi Hasret Gültekin’in anıtının kaldırılması bizim için asla kabul edilebilir değildir. Bu tavır sadece Hasret Gültekin’in hatırasını değil Sivas’ta katledilen bütün canlarımızın hatıralarını incitmiş ve onların ailelerini de derinden yaralamıştır. Bu anıt bizim talebimizle veya ailenin talebiyle değil tamamen ilgili Cemevinin kararı ve inisiyatifiyle yaptırılmıştır. Bu karar doğrultusunda anıt alana dikilmiş ve açılış için tarih bile ilan edilmiştir. Ve burada birkaç güne değil yıllara yayılan bir süreç söz konusudur. Yani bu konuyu düşünüp tartışmak ve hayata geçirmek için fazlasıyla zaman olmuştur. Nitekim en son aşamaya gelinceye kadar bir sorun yaşanmamış, anıt yapılmış, anıtın yeri hazırlanmıştır.

    Anıtın açılış tarihi de ilan edilmiştir. Tekrar söylüyoruz bizim örgütümüzün veya ailenin anıt yapılması gibi bir talebi olmamıştır. Ancak yıllara yayılan süreç içinde anıtın yapılacağı kararı alınmış, hayata geçirilmiş ve açılış tarihi ilan edilmiştir. Bu da tamamen ilgili Cemevinin kendi iradesiyle olmuştur. Ancak bütün bu süreçler yaşandıktan sonra anıtın kaldırılması bizim için asla kabul edilebilir değildir. Deyim yerindeyse bu iş çocuk oyuncağı değildir. Söz konusu olan milyonlarca Alevi canımızın gönlünde özel bir yeri olan Hasret Gültekin’dir. Hasret Gültekin bu toprakların sayılı ozanlarındandır. Genç yaşına rağmen kültürümüze ve yolumuza unutulmayacak katkılar yapmıştır. Yol uğruna canını vermiştir. Hasret Gültekin sadece Aleviler için değil ilerici-demokrat-çağdaş bütün toplum kesimleri için önemli bir isimdir. Şimdi siz kalkıp böyle bir değerin önce “anıtını yapıyoruz” deyip sonra “vazgeçtik, kaldırıyoruz” diyemezsiniz. Böyle gayrı ciddi ve umursamaz tavırlar içine giremezsiniz. Eğer anıt yapılması kararı alındıysa, anıt yapıldıysa ve açılış tarihi ilan edildiyse anıtı oraya dikmek zorundasınız. 33 canımızın isimlerini indirildiği kaideye yerleştirmek zorundasınız. Bunun dışında başka bir alternatif örgütümüz ve Gültekin ailesi için asla söz konusu olamaz.

    Anıtın kaldırılmasıyla ilgili olarak örgütümüzün ve ailemizin verdiği haklı tepkilere dair yorumlara ve açıklamalara baktığımızda, yola dair ciddi bir zihniyet değişiminin kullanılan dile de yansıdığını görüyoruz. İslamcı ve Şiacı literatürden devşirme birtakım kavramlarla yazılan, birbirinden kopuk, dağınık, iç bütünlüğü olmayan, ne dediği anlaşılamayan, felsefi anlamda tutarsız bir cümleler yığınıyla karşılaştık. Sürekli her yerde ve konu ne olursa olsun her ortamda tekrarlanan, ezbere birtakım cümle kalıplarının metinlere ilgili ilgisiz boca edildiği anlaşılıyor. Kendileri de kullandıkları terimlerin tam olarak hangi anlama geldiğini, hangi bağlamlarda nasıl kullanılması gerektiğini bilmedikleri için hem yazanların hem de okuyanların anlayamadıkları garip ve karışık bir metin ortaya çıkmış.

    Alevilik geçmişe elbette bakar. Geçmiş dönemlerin bilgelik kaynaklarına değer verilir. Zengin halk söylencelerimizin içerdikleri derin anlamlar tükenmez bir kemalat kaynağıdırlar. “Yol bir sürek binbir” düsturuyla Aleviler Dersim’den Ege’ye, Karadeniz’den Toroslara, Diyarbakır’dan Trakya’ya, Sivas’tan Ardahan’a kadar farklı yaşam tarzlarıyla ve kültürlerle çoğalan ama özündeki birliği koruyan son derece zengin ve derinlikli bir mirası devralmışlardır. Bu yörelerin hepsi Alevilik için ayrı ayrı çok özel ve değerlidir. Hiçbirinin diğerine bir üstünlüğü yoktur. Diğer yandan Alevîlik geçmişin değerli yönlerini almakla birlikte geçmişe takılıp kalmaz. Geçmişin bilgeliğini gelecekle buluşturur. Bu yüzden Alevîlik çağdaşlığı esas alır. “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” anlayışıyla akla, bilime, felsefeye, eleştirel ve sorgulayıcı düşünsel tavra büyük önem verir. Alevilik yenilemeden, çağdaşlaşmadan, aydınlanmadan yanadır. Alevilik değişime ve dönüşüme inanır. Aleviler hiçbir çağda sarayın ağdalı dilini kullanmamışlardır. Halkın anlayacağı duru ve sade bir dil kullanmışlardır. Ozanlarımızın ve âşıklarımızın deyişlerine ve şiirlerine baktığımız zaman bunu açıkça görürüz. Alevilik birtakım çağdışı batıl anlayışların, dogmaların, sorgulanmamış önkabullerin cenderesine sokulamayacak kadar zengin, derin, yenilikçi ve evrensel bir kültür ve yaşam tarzıdır.

    Maalesef Alevîlik adına hareket ettiğini iddia eden ama Aleviliğin özünden uzaklaşmış, İslamcı ve Şiacı birtakım anlayışların etkisi ve yönlendiriciliği altına girmiş; çağdışı, feodal, yöre milliyetçiliği yapan bir cenah Hasret canımızın anıtını hedef alarak onu yerinden sökmüştür. Böylece Sivas‘ta katledilen canlarımızın aziz hatıralarını bir kez daha incitmişlerdir. Ailelerimizi derinden üzmüşlerdir.

    Ancak bu cenah yaptıkları yetmezmiş gibi bir de yaygarayla üste çıkmaya çalışmakta ve suçlarını örtbas etmeye çalışmaktadırlar. Şimdi bu anıtı hedef alanlara soruyoruz: Madem Hasret’in anıtının bölgenin kutsallığını bozduğunu söylüyorsunuz. Peki o zaman o Cemevinin orada ne işi var? Oradaki büyük kurban rantı da mekânın kutsallığını bozmuyor mu? Dersimin kutsal kabul edilen bütün mekanların önü, arkası, sağı solu yollarla, barajlarla ve çeşitli yapılarla doldurulmuş. Dersimin her tarafında inşaat şantiyeleri var. Yapılan barajlardan Dersim’in suları kurudu. Gidip bunları da Hasret’in anıtı gibi kaldırabiliyor musunuz? Yoksa bunlar mekânın kutsallığına zarar vermiyorlar mı? Eğer siz gidip bunları kaldıramıyorsanız Hasret’in de anıtına dokunamazsınız. Gücünüz sadece Hasret’in anıtına mı yetiyor?
    Bütün bunlar yetmezmiş gibi aynı çevreler bir de Alevi halkının piri ve önderi Hacı Bektaş Veli’ye de dil uzatmaktan çekinmemişlerdir. Alevilerin gözbebeği olan Serçeşme Dergahı’nı konuyla hiç ilgisi olmamasına rağmen hedef alarak nefretlerini kusmuşlardır. 72 millete tek nazarla bakılmasını öğütleyen; dili, dini, inancı, cinsiyeti, kimliği ne olursa olsun insanı merkeze alan; barışı, eşitliği, kardeşliği savunan, hümanist ve aydınlanmacı görüşleriyle bütün dünyanın örnek aldığı bir bilge olan Hacı Bektaş Veli’nin hatırasına saldırıp onu Türk İslamcı olarak göstermeye çalışacak kadar çukurlaşan bir zihniyete diyecek bir şey bulamıyoruz. Onları kendi şoven ve ilkel feodal dünyalarıyla baş başa bırakıyoruz.
    Hasret canımızın anıtının kaldırılması ve onun nezdinde Sivas’ta katledilen canlarımızın aziz hatıralarının incitilmesinin, ailelerimizin yüreklerinin kanatılmasının sorumluları Nazımiye Düzgün Baba Cemevi ve Demokratik Alevi Dernekleri’dir. Bu kurumlar tüm çözüm çabalarımıza rağmen yukarıda detaylı bir şekilde anlattığımız çarpık zihniyetleri nedeniyle hiçbir uzlaşmaya yanaşmamışlardır. Örgütümüz ve aile için geçerli olan çözüm anıtın yerine tekrar dikilmesi ve 33 canımızın isimlerinin indirildikleri kaideye tekrar yerleştirilmeleridir. Bunun dışında heykelin o topraklardan çıkarılarak başka bir yere, Nazımiye veya Dersim merkeze dikilmesine asla razı olmadığımızı, eğer böyle bir girişim söz konusu olursa bulunduğumuz bütün yerellerde halkımıza bu iki örgütü teşhir edeceğimizi bildiririz. Nazımiye ve Dersim Belediyelerine de çağrımızdır: Heykelin bu bölgelere dikilmesi gibi etik dışı bir girişime alet olmayın, izin vermeyin.
    Son olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak Nazımiye Düzgün Baba Cemevi ve Demokratik Alevi Dernekleri ile her türlü ilişkiyi kestiğimizi ilan ediyoruz. Bu iki örgütle genel merkezimiz ve yerellerimiz hiçbir şekilde temas kurmayacaklardır. 2 Temmuz anmaları başta olmak üzere örgütümüz tarafından düzenlenecek olan anmalara ve etkinliklere bu kurumlar hiçbir şekilde dahil edilmeyeceklerdir. Bu kurum yöneticileriyle hiçbir şekilde ikili ilişkiler kurulmayacaktır. Hiçbir tartışmaya veya diyaloğa girilmeyecektir. İkili bir şekilde bu kurumların yöneticileriyle görüşen yöneticilerimiz ve üyelerimiz hakkında derhal disiplin işlemi yapılacaktır. Bahsedilen kurumların yöneticilerinin örgütümüzün şubelerine ve genel merkezine girmelerini istemiyoruz. Bu kurumların dışında Hasret Gültekin canımızın anıtına yapılan bu çirkin muameleyi haklı bulan tüm kişi ve kurumların da benzer yaptırımlarla karşı karşıya kalacaklarını bildiririz. Hasret Gültekin’in anıtı yerine tekrar dikilip tarafımıza samimi bir özeleştiri verildiği takdirde aldığımız bu kararların tekrar gözden geçirileceğinin bilinmesini isteriz. Bahsi geçen kurumlar örgütümüzle sadece taleplerimizi yerine getirdikten sonra ilişki kurabileceklerdir.
    Bütün halkımıza ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Erdoğan: Düzgün Baba’nın mekanı ve bölge halkının hassasiyeti dikkate alınmalıdır

    Pir Erdoğan: Düzgün Baba’nın mekanı ve bölge halkının hassasiyeti dikkate alınmalıdır

    PİRHA- Düzgün Baba mekanının, Alevilerin en önemli inanç ve itikat merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Baba Mansur Ocağı evladı Baki Erdoğan, Alevi örgütleri ve müsayip kurumların, Düzgün Baba’nın mekanını ve bölge halkının hassasiyetini dikkate alması gerektiğini söyledi.

    Düzgün Baba Cemevi bahçesine 1993 yılında 33 sanatçı ve aydınla birlikte yakılarak katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in heykeli üzerinden ortaya çıkan tartışmalara dair PİRHA’ya konuşan Baba Mansur evladı Baki Erdoğan, Düzgün Baba’nın Hakk’ın mekanı olduğuna dikkat çekerek, şunları dile getirdi:
    “Düzgün Baba’nın mekanı, Alevilerin en önemli inanç ve itikat merkezlerinden biridir. Tıpkı Kureyş, Baba Mansur mekanı gibi. Bu mekanların kutsiyeti, maneviyatı, doğallığını korumak her Alevi canın görevi ve sorumluluğudur. Ayrıca rızalık Alevi inancının olmazsa olmazıdır. Alevi ocak pirlerinin ve taliplerinin rızası alınmadan hiçbir şey yapılamaz. Sivas Şehitlerinden Hasret Gültekin her Alevinin değeridir ve değerleri korunmalıdır. Ancak mevcut durum dikkate alınarak, hem Hasret Gültekin’in anısına hem de Düzgün Baba’nın kutsallığına helal getirilmemelidir. Sorunun çözümü de Alevi yol ve erkanı içinde olmalıdır.”

    Erdoğan, son olarak Alevi örgütleri ve müsayip kurumların, Düzgün Baba’nın mekanını ve bölge halkının hassasiyetini dikkate alması gerektiğini ifade ederek, duyarlılık çağrısında bulundu.
    PİRHA/MERSİN

  • Önlü, Alevilerin kutsalı Düzgün Baba’daki üç hilal ve MHP yazısını İçişleri Bakanı’na sordu

    Önlü, Alevilerin kutsalı Düzgün Baba’daki üç hilal ve MHP yazısını İçişleri Bakanı’na sordu

    PİRHA – HDP’li Alican Önlü, Dersim’in Nazımiye İlçesi’ne bağlı Alevilerin kutsal ziyaretgahlarından olan Düzgün Baba’ya üç hilal ve MHP yazılarını Bakan Soylu’ya sordu. Yazıların 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde olmasına dikkat çeken Önlü, sonuç alınmadığı sürece bu ırkçı saldırıların son olmayacağını belirtti. 

    HDP Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim Düzgün Baba’daki yazıları İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.

    Basına yansıyan bilgileri dile getiren Önlü şunları söyledi:

    “Dersim’in Nazımiye ilçesi sınırları içerisinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda bulunan kayalığa kimliği belirsiz kişilerce ‘Üç Hilal yapılarak, MHP’ yazıldı. Kureyşan Ocağı pirlerinden Cemal Can, basına verdiği demeçte, “58 plakalı bir araçtan inen ve Düzgün Baba’ya çıkmak istediğini belirten kimliği belirsiz 3 kişinin davranışlarında farklılık olduğunu ve Dersim Alevi inancına yönelik bu saldırıyı onların gerçekleştirme ihtimallerinin olduğunu” belirtti.

    Malatyalı olduklarını söyleyen 3 kişinin dağa çıktıktan sonra aşağıya bilerek kaya yuvarladıklarını dile getiren Cemal Can, ertesi günü niyaz almak için Düzgün Baba türbesine çıktığını söyledi. Düzgün Baba yatağı olan kayalığa üç hilal ve MHP yazıldığını gördüğünü ifade eden Can, “Durumu arkadaşlara anlattım. Hal böyleyken kim olabilir, kim olmayabilir, olsa olsa o adamlar olur. Sadece adamların hal ve hareketleri kuşkuluydu. Neden mesela sen kayayı oradan yuvarlıyorsun. Kayalıklardan geçerken bas bas bağırıyorlardı. Arabanın resmini çekmiştik. Bizde 58 plakası olan aracın fotoğrafı var. Yetkili yerlere başvuru yapılacak’ açıklamasını yaptı.”

    “YILLARDIR ALEVİLERE YÖNELİK SİSTEMATİK SALDIRILAR OLUYOR”

    Yazıların 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde yazılmasına dikkat çeken Önlü, “Dersim Alevi inancına yönelik gerçekleştirilen bu ırkçı saldırılar ilk olmadığı gibi ne yazık ki hesap sorulmadığı ve soruşturulmadığı için son da olmayacaktır. Yıllardır sistematik olarak Alevilerin evleri işaretlenir, ibadet yerlerine saldırılar olur. Bugüne kadar bu saldırıyı gerçekleştiren tek bir kişi ya da grup tutuklanmamıştır. Saldırıları gerçekleştiren kişi ve gruplar hakkında etkin soruşturmalar yürütülmemiştir. Bugün bu saldırıları yapanlar Sivas’tan, Maraş’tan, Çorum’dan cesaret almaktadır. Bugün bu saldırıyı  gerçekleştirenler Koçgiri ve Dersim katliamlarından, asimilasyon, inkâr ve yok sayma politikalarından cesaret ve güç bulmaktadırlar” ifadelerini kullandı.

    HDP’li Alican Önlü, saldırı yapanların bir an önce yargılanmasını istedi. Önlü, bu bağlamda Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    • Dersim’in Nazımiye İlçesi’ndeki Düzgün Baba Ziyaretgâhı’na yönelik gerçekleştirilen bu ırkçı saldırı hakkında soruşturma başlatılmış mıdır?
      Başlatılmamış ise gerekçesi nedir?
    • Olayın yaşandığı gün Dersim’in Nazımiye İlçesinde veya Düzgün Baba Ziyaretgâhı çevresinde 58 plakalı bir araç görülmüş müdür?
    • Sivas Katliamı’nın yıl dönümü haftasında gerçekleştirilen bu ırkçı saldırıyla ne amaçlanmaktadır? Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde bu saldırın gerçekleşmesi saldırının planlı ve organize gerçekleştiğinin bir göstergesi değil midir?
    • Saldırı öncesi ya da sonrasında Bakanlığınıza veya Bakanlığınıza bağlı kurumlara herhangi bir ihbar gelmiş midir?
    • İçişleri Bakanlığı yaptığınız süre içerisinde Alevi inancı ve öğretisine yönelik kaç saldırı gerçekleşmiştir? Bu saldırılara ilişkin kaç soruşturma başlatılmış ve sonuçlandırılmıştır?
    • İçişleri Bakanı olduğunuz süre zarfında Alevilerin evlerine, ibadethanelerine ve inançlarına yönelik yapılan saldırılar nedeniyle kaç kişi gözaltına alınmıştır? Gözaltına alınanlar hakkında ne tür işlemler yapılmıştır?
    • Son 10 yıl içerisinde kaç Alevi yurttaş evinin duvarına ya da kapısına yazı yazıldığı veya işaret konduğu için şikâyette bulunmuştur? Bu şikâyetlerden kaçı hakkında soruşturma başlatılmıştır?

    PİRHA/DERSİM

    İlgili Haberler

    Düzgün Baba Ziyaretgahı’na üç hilal çizip MHP yazdılar-VİDEO
    Düzgün Baba’ya ırkçı yazılara tepki: Suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

  • Düzgün Baba’ya ırkçı yazılara tepki: Suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    Düzgün Baba’ya ırkçı yazılara tepki: Suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgahı’nın kayalığına, “Üç hilal ve MHP” yazılamasına tepki gösteren ziyaretçiler, yapılanın ırkçılık olduğunu belirterek “Biz bu zihniyeti Sivas’tan, Maraş’tan, Çorum’dan, Koçgiri’den, Dersim’den biliyoruz” dedi.

    Haberin Videosu

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda, kayalığa “Üç hilal ve MHP” yazılaması yapıldı.

    Birkaç gün önce yapıldığı belirtilen yazılamanın üstü yurttaşlar tarafından çizildi. Yazılamanın 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıl dönümü öncesine denk gelmesi dikkat çekerken, ziyarete gelenler yazılamanın ırkçı bir saldırı olduğunu belirterek tepki gösterdi.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, hukuki süreç başlatacaklarını vurguladı. Kutsal topraklarda Düzgün Baba’nın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kırmızıçiçek, “Düzgün Baba’nın yatağı dediğimiz yerde bazı şahıslar ırkçı semboller, ırkçı partilerin isimlerini yazmışlar. Buradaki dostlarımız ve inanç kurumlarıyla konuştuk. Biz bu saldırıyı kabul etmiyoruz. 2 Temmuz öncesi yapılan bu saldırılara hiç yabancı değiliz. Cem ve Alevi yurttaşların evlerine çarpı koyulmasından biliyoruz. Biz bu zihniyeti Sivas’tan, Maraş’tan, Çorum’dan, Koçgiri’den, Dersim’den biliyoruz. Kurumlarla istişare ederek suç duyurusunda bulunacağız. Konunun takipçisi olacağız” diye konuştu.

    Ziyaretgaha gelen yurttaşlardan Düzgün Akın da olaya tepki göstererek “İnanç yerlerimize saldırıdır. Biz onların inanç yerlerine saygı gösteriyoruz. Onların da bu saygıyı göstermeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “KÖTÜLÜK UZAK DURSUN”

    “Burası Düzgün Baba’nın mekânıdır” diyen Veli Yıldız, lokmaların dağıtıldığı yerde MHP yazısı ve simgesinin çizildiğini belirtti.

    Bu durumun yıllardır evlerine, cemevlerine, ibadet yerlerine yönelik sürdüğünü dile getiren Yıldız, “Temmuz’da anmamızı yaptık. Bunun öncesi bizi korkutmaya çalışıyorlar. Ya sizi öldüreceğiz, ya katledeceğiz. Yukarıya çıkıp taşları yuvarlıyorlar, yani cem evimizi taşlıyorlar,  yıkmak istiyorlar. Koskocaman taş insanın ayağı önünde kayar mı? Biz istiyoruz barış, iyilik gelsin, kötülük uzak dursun” sözlerine yer verdi.

    “DÜZGÜN BABA DÜŞMANIN SESİNİ KESSİN”

    Selvi Açıkgöz ise, “İnsanlar Düzgün Baba’ya gelip ziyaret edip murat diliyorlar. Gelip Düzgün Baba’ya o yazıları yazmışlar Hak onlardan sorsun. Biz onlarla baş edemiyoruz, Hak onlarla baş etsin. Sivas’ta kaçımızı yaktılar. Düzgün Baba onlara bırakmasın. Her sene gelin buraya. Ayağınız Düzgün Baba’dan kesilmesin. Tüm muratlarınızı bu Düzgün Baba kabul etsin. Düzgün Baba o düşmanın sesini kessin. Bizden uzak götürsün”

    “ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde böylesi bir sembol ve yazılmanın olmasının tesadüf olmadığını dile getiren Hakkı Aradağ, “Bu yeni bir şey değildir. Sivas, Maraş, Çorum, Gazi, Ankara Gar’ında da böyle oldu. Hala şu zamanlarda bile Alevilere dönük ciddi bir saldırıdır. Düzgün Baba’nın mekanında bu yazıları ve sembollerin yazılmasını son derece şiddetle kınıyoruz. Bunlar hafife alınacak durumlar değildir. Katliamcı talancı zihniyet hala devam ediyor. Bu zihniyetin başarıya ulaşma şansı yoktur. Biz inancımızı ve yolumuzu takip edeceğiz. Bunu yapmalarına müsaade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İlgili Haber:

    Düzgün Baba Ziyaretgahı’na üç hilal çizip MHP yazdılar-VİDEO

  • 50 yıl aradan sonra ilk kez Düzgün Baba’da Xızır cemi tutuldu – VİDEO

    50 yıl aradan sonra ilk kez Düzgün Baba’da Xızır cemi tutuldu – VİDEO

    PİRHA – Dersim’de 50 yıl aradan sonra Düzgün Baba Cemevi’nde Xızır cemi tutuldu. Bundan sonra her Xızır ayında Düzgün Baba’da cem tutmak istediklerini belirten Aleviler, inançlarını, yollarını gençlere, çocuklara aktarmak için gereken çabayı göstereceklerini kaydettiler. 

    Haberin videosu

    Dersim’in Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda 1970’lerden sonra Xızır cemi tutulmamış.

    Kış şartlarında 50 yılı aşkın bir süre sonra ilk kez Düzgün Baba Cemevi’nde Xızır cemi tutuldu.

    Dersim merkez, Nazımiye ve çevre köylerden yurttaşların yoğun olarak katıldığı Xızır ceminden önce Celal Abbas Ocağı’ndan Zeynel Batar’ın verdiği gülbeng ile çıralar yakıldı.

    Cemevinde yüzlerce yurttaş, Alevi kurum temsilcisi ve ocak evlatlarının katıldığı cem erkanını, Pir Zeynel Batar, Kureyşan Ocağı’ndan Mehmet Ali Akbayır, Selvi Açıkgöz ve Baba Mansur Ocağı’ndan İmam Baki Aydın yürüttü.

    Kırmancki yapılan cemde deyişler okundu, semahlar dönüldü. Xızır muhabbetinin gerçekleştiği cem erkanından sonra pirlerin verdiği gülbeng ile qavut lokmaları ve niyazlar paylaştırıldı.

    POLİS ENGELİ 

    Bu arada saat 13.00’de Xızır cemine gelmek için Nazımiye merkezden yola çıkan yurttaşların önü polis panzerleriyle kesildi. Zırhlı araçlarla yolu kapatan polisin, kitlenin yoğun olmasını gerekçe göstererek “provokasyon olabilir izin veremeyiz” dediği öğrenildi.

    Uzun uğraşlar sonucu yolu açtıran Düzgün Baba Cemevi yönetimi ve yurttaşlar, lokmalarıyla cemevine ulaştı. Yurttaşlar, duruma tepki gösterdiler.

    PİRHA‘ya konuşan yurttaşlar ve kurum temsilcileri, 50 yıl aradan sonra Düzgün Baba’da Xızır ceminin tutulmasının çok değerli olduğunu belirttiler. Bundan sonra her Xızır ayında Düzgün Baba’da cem tutmak istediklerini belirten Aleviler, inançlarını, yollarını gençlere, çocuklara aktarmak için gereken çabayı göstereceklerini ifade ettiler.

    PİRHA/DERSİM

  • FEDA: Aleviler tekrardan saldırıların hedefi haline getirilmektedir

    FEDA: Aleviler tekrardan saldırıların hedefi haline getirilmektedir

    PİRHA- Nazımiye Düzgün Baba Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Hakkı Aradağ’a yapılan saldırıya ilişkin Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Biz kimler Alevilerin evlerinin kapısını işaretler ve yine kimler Alevilerin evlerine baskın düzenler tarihten biliriz. Unutmadık ve asla unutmayacağız” denildi.

    Dersim’de Nazımiye Düzgün Baba Cemevi, Yönetim Kurulu Üyesi Hakkı Aradağ’ın kimliği belirsiz kişiler tarafından saldırıya uğramasına tepkiler gelemeye devam ediyor. Saldırıya yönelik birlik çağrısında bulunan Feda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada, “Dersim’in kutsal mekanlarından, Kureyşan ocağı merkezinde Nazımiye’de bir canımızın evine baskın düzenleyip zor cebir ile hak ve hakikat yolundaki ısrarından vazgeçirilmek istenmiştir. Bu akla sığmaz! Bu durum vicdanalarımızın kabul edebileceği bir şey değildir” denildi.

    “UNUTMADIK ASLA UNUTMAYACAĞIZ”

    Her Alevinin evi bir cemxane olduğu kaydedilen açıklamada,  “Kendine Alevi diyen hiç kimse, her ne gerekçeyle olursa olsun, bir eve baskın düzenleyemez, cemxaneye rızalık almadan giremez. Biz kimler Alevilerin evlerinin kapısını işaretler ve yine kimler Alevilerin evlerine baskın düzenler  tarihten biliriz. Unutmadık ve asla unutmayacağız. Bu hangi nahak zihniyetin tezahürdür Alevi canlar çok iyi bilirler. Fani dünya benim diyenlerin, nefsine uyup vicdanlarını köreltenlerin, dünyayı sevip serden geçemeyenlerin en nihayetinde çıkacakları kapı olan bu davranışı külliyen red ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    “ALEVİLER ÇOK CİDDİ BİR SÜREÇTEN GEÇMEKTEDİR”

    Açıklamanın devamı şöyle:

    “FEDA olarak her gönül bir kabedir, her Alevinin evi bir cemxanedir düsturuyla, Xızır mekanı Düzgün Baba jïyarında bu pratiklerin hayata geçirilmesi kesinlikle tesadüfi değildir. Son dönemlerde her tür yol ve yöntemle, yapay gündemler üzerinden önce iç çelişkiler çıkarılarak bölünmek istenen, ardından bir bir sindirilmek istenen Alevi hareketi ve mensupları, pirleri ve kanaat önderleri ve bilcümle Aleviler çok ciddi bir süreçten geçmektedirler.

    Nahak zihniyet ve onun temsilcileri bölgemizdeki hedeflerine giden süreçte kendilerine engel gördükleri tüm muhalif kesimleri ve bunlar içerisinde sürekli mazlumdan yana olmuş, hak ve hakikat arayışında vicdanlarını karartıp muktedirlerin yanında yer alıp yezidin sofrasına oturmaktansa mazlumlarla aynı safta hak lokmalarını pay etmeyi benimseyen Aleviler tekrardan saldırıların hedefi haline getirilmektedir.

    “DEDİĞİMİZİ YAPIP DİZE GELMEZSENİZ SİZLERİ YOLA GETİRİRİZ”

    Gerek cemevlerine ve kutsal mekanlara Diyanet ve muaviye tayfasından tiplerin ziyaretleri ile oldu bittiye getirerek ve defacto bir durumla Alevilerin öncülerini, kanaat önderlerini rehin alma girişimleri gerekse Diyanetin, Alevilere dayatılarak meşrulaştırılma çabaları devletin hile ve yalanlarından bir yenisi olmaktan öteye Alevliler için hiçbir şey ifade etmemektedir. Bu duruma ziyaret  söyleviyle kisve uydurup gerçek niyetlerini perdelemek isteyen devlet öncelikle yumuşak gücü olan Diyaneti devreye sokup parayla satın almaya yönelmiştir. Yine aynı süreçte cemevi başkanlarının evlerine, kapılarına tehditler  yazmak  ve yine tam da bu süreçte Alevilerin son kalesi Dersim’de bu saldırı özü itibariyle devletin  dediğimizi yapıp dize gelmezseniz, sizleri zorla yola getiririz  demesinden başka bir şey değildir.

    Nefsimize yenilmedik, vicdanımızı karartmadık can için asla yalvarmayız size  bizim kadim yolumuzun önderlerinden devraldığımız gerçekliğimizdir. Bu nedenle bu yolda  canım kurban tenim tercüman  diyerek hak ve hakikat arayışında yolumuzu cümleden üstün tutan ve bu gayretlerinde geri atmayan başta Sayın Hakkı Aradağ canımız olmak üzere saldırı ve tehditlere maruz bırakılan canlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, Xızır yar ve yardımcımız olsun diyoruz.

    “BİRLİK OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    FEDA olarak daha büyük saldırıların habercisi öncü depremleri olan bu saldırılar karşısında tüm Alevi canları birbirine destek olmaya çağırıyor, bir olup iri olup diri olmaya davet ediyor ve zalimlerden hesap sorulana kadar mevcut saldırıların hesabını soracağımızı ve davaların takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.

    “HİÇBİR DAVAMIZDAN VAZGEÇMEDİK”

    Herkes bilsin ki hiç bir davamızdan vazgeçmedik ve derin devlet odaklı bu saldırıları yapanlar bilsinler ki belki yarına kalır ama asla yanınıza kalmayacaktır. Hak-Nahak mücadelesinde zalimin zulmü karşında mazlumun direnişi kesinlikle murada erecektir.

    Bu vesile ile tekrardan devlet tarafından her türden yol ve yöntemle marjinalleştirilerek sahte gündemlerle art niyetlerini gizleyerek, Alevileri bölüp Parçlayıp asimile etmek isteyen zihniyet karşısında ortak direnişi yükselterek cevap olmaya davet ediyor ve canlarımızla saldırılar karşısında dayanışmamızı kayıtsız şartsız buradan ifade ediyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 110 yaşındaki Açıkgöz Dersim’in efsanelerini anlatıyor-VİDEO

    110 yaşındaki Açıkgöz Dersim’in efsanelerini anlatıyor-VİDEO

    PİRHA – 110 yaşında olan Abdullah Açıkgöz dede, etrafında toplananlara Dewreş Gewr ve Düzgün Baba efsanesini anlattı. 

    Haberin Videosu

    Dersim’in 110 yıllık tarihine tanıklık eden Gere (Çevrecik) Köyü’nden Abdullah Açıkgöz dede Düzgün Baba efsanesini anlattı. Etrafında toplanan kalabalığa ana dili olan Kurmacki de anlatımını gerçekleştiren Açıkgöz dede, “Fırını yakıyorlar içine atıyorlar. Diyorlar ki gitsin yansın. Üç günün sonunda fırını açıyorlar ki toprak kalmış. Onun adı Dewreş Gewr. Mübarek ayaklarını altına koymuş içeride oturuyor. Diyor ki falan yerde iki ağaç var oraya git o ağaçların altına….”

    Anlatımına Düzgün Baba efsanesi ile devam eden Açıkgöz’ün yaşının ilerlemesinden dolayı konuşması çok anlaşılmıyor. (HABER MERKEZİ)

  • Düzgün Baba ziyaretinde ana dilde cem yapıldı-VİDEO

    Düzgün Baba ziyaretinde ana dilde cem yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Dersim Nazimiye’de bulunan Düzgün Baba ziyaretinde Esket-e Çeli’de Kureyşan Ocağına bağlı Pir Ahmet Karabulut öncülüğünde, analar, pirler, talipler ve Düzgün Baba cemevi yöneticilerinin katılımıyla ana dilde (kırmâncki) cem yürütüldü.

    Dersim Nazimiye’de bulunan Düzgün Baba Dağı ziyaretinde Esket-e Çeli’de Kureyşan Ocağına bağlı Pir Ahmet Karabulut öncülüğünde, analar, pirler, talipler ve Düzgün Baba cemevi yöneticilerinin katılımıyla ana dilde (kırmâncki) cem yürütüldü. Cemden sonra gulbengler verildi, kurbanlar tığlandı, çılalar yakıldı, lokma ve niyazlar pay edildi.

    Cem bitiminde Kureyşan Ocağı Pirlerinden Ahmet Karabulut, Alevilik inancına, ziyaretgahlarına ve yol erkanına ilişkin bilgiler verdi.

    Taliplerin, rehberlerin, pirlerin, mürşitlerin ve anaların yolun hakikatinde et ve tırnak gibi olduğunun altını çizen Karabulut, “Yolda rızalık esastır, ikrar vardır, yılda bir talipleri yerinde, mekanında ziyaret etmek vardır. Sorgu sual ile küskünler varsa barıştırılır yol ve erkan hakkında bilgi verilirdi. Ocaklarımız, ziyaretlerimiz ziyaret edilirdi. Hızır orucu tutulur, lokmalar pay edilirdi” diye konuştu.

    DÜZGÜN BABA HAKKINDA

    Karabulut, Dersim’in önemli ziyaregahlarından olan birçok canlıyı bağrında barındıran ve her yıl binlerce insanın gidip barış, huzur, hak, adalet, eşitlik, sağlık ve mutluluk temennisinde bulundukları Düzgün Baba ziyaretgahının hikayesini ise şöyle anlatıyor:

    “Düzgün babanın esas ismi Şah Haydar’dır. Kureyş Baba’nın oğludur. Zargovit komunda hayvanlarına bakarken kış ayında keçilerini ormana götürür. Elindeki asasını kış ayında meşe ağacının dallarına vurur, vurduğu ağaçlar yeşerir. Keçileri dağda, otlar ve karınlarını doyururlar. Şah Haydar akşam hayvanlarını eve götürür. Babası Kureyş ve evdekiler hayvanlara ot ve yaprak verirler. Fakat Hayvanlar ot ve yaprak yemezler. Bu durum günlerce devam eder. Şah Haydar keçilerini ormana götürüp asasını ağaca vurur, ağaç yeşerir, keçiler otlar. Babası Kureyş, bu durumdan kuşkulanır. Oğlu Şah Haydar’ı takip eder. Keçi Kureyş’i görür ve ses çıkarır. Kırmancki (Bıze pırkena). Şah Haydar keçiyi fark eder. Keçiye der ki ‘Mübarek, niye otlamıyorsun?’ Babası Kureyş’in ismini kaldırıp ‘Kureyş-e Kur’u mu gördün?’ der. Arkasını dönünce babasını karşısında görür. Utanır, kendi kendine ‘saygısızlık mı ettim’ der. Üç adımdan Düzgün Baba’ya çıkar. Düzgün Baba’da kalıp 40 gün dua eder. Kureyş ‘Gidin bakın’ der. Gidip Şah Haydar’ı görenler gelip Kureyş’e derler ki Düzgün’dür durumu iyidir. Sonra Düzgün Baba Dağında sır olur. Bundan sonra herkes ona ‘Düzgün’ der. İmkanı olan herkes Düzgün Baba mekanını ziyaret eder, lokma ve niyazlarını götürür, kurbanlar kesilir, teberik alınır, dilekler dilenir, murat istenir, dualar edilir.”

    Ali ŞEKER-Rıza ŞEKER
    DERSİM

  • ‘Dersim’in doğal güzellikleri rant uğruna maden sahası ilan ediliyor’

    ‘Dersim’in doğal güzellikleri rant uğruna maden sahası ilan ediliyor’

    PİRHA- Dersim’de kutsal yerleri ziyaret eden Topallar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği, maden sahası ilanının Dersim için bir felaket olduğunu kaydetti. 

    Sivas’ın İmranlı ilçesine bağlı Topallar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği, düzenlediği Dersim turu kapsamında Dersim’de bulunan türbe ve ziyaretlere giderek kurban kesti. Ziyaret amaçlarını PİRHA’ya anlatan dernek başkanı Ümit Şahin, Koçgirililer olarak Dersimlilerle aynı acıları yaşadıklarını vurguladı.

    Dersim’de hem gezip hem de Düzgün Baba ve Munzur Baba gibi kutsal yerleri ziyaret ederek ibadetlerini gerçekleştirdiklerini söyleyen Şahin, “Dersim demek biz demek biz demek Dersim demektir. İnançlarımız bir.” dedi.

    Dersim’in doğal güzellikler yönünden müthiş bir yer olduğuna dikkat çeken Şahin, bu güzelliklerin rant uğruna maden sahası ilan edilerek yok edilmek istendiğine işaret ederek buralar için mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Festivaller artık baskı dolu’-VİDEO

    ‘Festivaller artık baskı dolu’-VİDEO

    PİRHA – Düzgün Baba dağına çıkarken rastladığımız Şirin Yengi, Dersim’de kendini özgür hissettiğini buranın dünyanın en güzel yeri olabileceğini söylüyor.

    25-28 Temmuz tarihleri arasında Dersim’de düzenlenen 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali için ülkenin birçok yerinden Dersim’e akın eden insanlar Düzgün Baba ziyaretgahına da uğramadan geçmiyorlar.

    İstanbul’dan gelen Şirin Yengi ile arkadaşı Şengül’e Düzgün Baba ziyaretgahını ziyaret etmek için Düzgün Baba dağına çıkarken rastlıyoruz.

    “KISMET BU YILAYMIŞ”

    Kaç yıldır Düzgün Baba ziyaretgahına gitmek istediğini fakat bu yıl kısmet olduğunu söyleyen Yengi, önce cemevinde kurbanlarını kestiklerini ardından da Düzgün Baba’ya çıkmaya çalıştıklarını ancak sadece çeşmeye kadar çıkabildiklerini söylüyor.

    Kendisini Dersim’de özgür hissettiğini, buranın dünyanın en güzel yeri olabileceğini dile getiren Yengi, Türkiye’de böyle bir yerin olmasının çok gurur verici bir şey olduğunun altını çiziyor.

    “NE İNSAN SAĞLIĞI KALDI NEDE SİYASET YAPACAK İNSAN”

    18 yaşında memleketten çıkmış çocukları da İstanbul’da doğup büyümüş olan Yengi, AKP hükümetine karşı sitemini de şöyle dile getiriyor:

    “AKP gelmeden önce kendimi o kadar özgür hissediyordum ki AKP geldiğinden beri kendimi baskı altında hissediyorum. AKP geldi geleli herkesi mahvetti, soyup soğana çevirdi, ne insan sağlığı kaldı ne de siyaset yapacak insan kaldı. Masum suçsuz insanların hepsi şimdi içerde. Kardeşi kardeşe kırdırtan hep bu AKP zihniyetidir. Türkiye’yi sattı. Bir satmadığı buralar kaldı. Buralara gelmeye de cesareti yok zaten.”

    “AKP ZİHNİYETİNİN SON BULMASI GEREKİYOR”

    Sivas, Çorum, Maraş gibi daha birçok katliamın bu AKP zihniyetiyle yapıldığını belirten Yengi, Madımak Katliamı’nda insanların Cuma namazından çıkıp böyle bir katliam yapmasının kabul edilemeyeceğini ve bu zihniyetin son bulması gerektiğinin altını çiziyor.

    “BİR FESTİVAL HAVASI YOK”

    Konuşmaya Yengi’nin arkadaşı Şengül de dahil oluyor. Bir sitem içerisinde konuşan Şengül, “Ben buraya festival için geldim, açıkçası beklediğim gibi olmadı. Bir festival havası yok burada” diyerek bunun nedenini de devletin yapmış olduğu baskılara bağlıyor.

    Hozatlı olduğunu söyleyen Şengül, kültürün yaşanması ve yaşatılması gerektiğini, devlet baskısının buna engel olmaması gerektiğini ifade ederken, festivallerin eski heyecanının kalmadığına da dikkat çekiyor.

    Yengi’nin, 50 yıldır görüşemediği bir dostuyla Düzgün Baba ziyaretgahında karşılaşması da kameralarımıza yansıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • 40 yıldır Düzgün Baba yolunda hizmet veriyor-VİDEO

    40 yıldır Düzgün Baba yolunda hizmet veriyor-VİDEO

    PİRHA – Hüseyin Yiğit dede 40 yıldır Düzgün Baba’ya gelen konuklara çay yapıyor. Hüseyin dede, eskiden Düzgün Baba’da cem yapıldığını, itikatın olduğunu ancak günümüzde özellikle cep telefonlarının, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte inancın da bittiğini söylüyor.

    Aleviler için kutsal mekanlardan biri olan Düzgün Baba ziyaretini günde yüzlerce insan ziyaret edip kurbanlarını kesiyor, lokmalarını veriyor. Uzun bir yolculuktan gelen ziyaretçiler önce Hüseyin Yiğit’in 40 yıldır yaptığı çaylardan içip kısa bir dinlenmeden sonra Düzgün Baba ziyaretine yürümek için yolla çıkıyorlar.

    Çevreci Köyü’nden olan Hüseyin Yiğit dede 40 yıldır Düzgün Baba’da hem dedelik hem de çaycılık yapıyor. Hüseyin Yiğit dede, söylediği Kırmancki “Düzgün Baba dağı benim hasretim” klamıyla başlıyor yaptığı hizmeti anlatmaya.

    “TEKNOLOJİ İNANCI ZAYIFLATTI”

    Yüzlerce insana çay yapıp dağıtan Hüseyin dede, “İnsanlar buraya gelip çay içip dinleniyorlar sonra yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyorlar” diyor.

    Çaylarını içen ziyaretçiler Düzgün Baba mekanına çıkıyor. Hüseyin dede, mekanı ise şöyle anlatıyor:

    “Başta mekana gidiyorlar mekanda iki tane atın ayak izi var. Mübarek orada 40 gün 40 gece ibadet etmiş. Yukarıda bir de mağara var içinde döşeği, yastığı, kemanesi ve ayak izi var. Mağaradan da yukarıya yürüyünce sır olduğu yer var. Orayı geçince sazı, kolu, kapısı ve dilek taşı var. Türbe denilen yerde mübarek sır oluyor.”

    Eskiden insanların yalın ayak Düzgün Baba’ya çıktıklarını şimdi ise inancın zayıfladığını üzülerek söylüyor Hüseyin dede. Konuşmasına devam ederken duygulanan Hüseyin dede, “Bir gün bir gece, iki gün iki gece yalın ayak gelirlerdi. İnsanlar mekanı gördüklerinde hüngür hüngür ağlarlardı, düşüp bayılırlardı. O kadar itikat, inanç vardı. Biz geceleri Düzgün Baba’da cem tutuyorduk. Ateşe gidiyorduk, insanlar ağlıyordu. Ama inanç vardı” diyor.

    İnternet, televizyon ve cep telefonunun çıkmasıyla inancın zayıfladığını belirten Hüseyin dede, “Her şey yok oldu. Aile düzenimiz, komşu ilişkilerimiz kalmadı. Küçük büyük kalmadı, her şey yok oldu gitti. Pir, rayber geliyor cep telefonu alıp eline akşama kadar telefonla oynuyorsun hiç pire raybere bir şey sormuyorsun, yol erkan öğrenmiyorsun. Yol kayboldu gitti. Evet hala inançlı insanlarımız var ama birkaç kişiyle olmuyor tümüyle olması lazım” diyerek durumun ne kadar vahim olduğunu anlatıyor.

    RIZA LOKMASI VERİLİYOR

    Hüseyin dede, Hz. Ali’nin  “Yolumuz kıldan ince kılıçtan keskindir” sözünü hatırlatarak insanların artık işin kolayına kaçtığını söylüyor.

    Sabahları köyden arabayla gelip hizmet yürüten gençlerden biri de yaşadıkları en büyük sıkıntının odun bulmak olduğunu söylüyor. Genç, hizmet için bu işi yapıklarını belirterek, çayı parayla satmadıklarını rıza lokması olduğunu da ekliyor.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Toplumumuzun kendi köklerine dönmesi için mücadele edeceğiz’-VİDEO

    ‘Toplumumuzun kendi köklerine dönmesi için mücadele edeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- Düzgün Baba Cemevi Dernek Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, Düzgün Baba’nın mekanında ve cemevinde yapılan hizmetlere ilişkin PİRHA’ya konuştu. Kırmızıçiçek, “Sadece inançsal değil, kültürel, sosyolojik ve kimliğimize yönelik çalışmalarımız olacak, bu çalışmalarımızla gençliğe dokunacağız” ifadelerini kullandı.

    Düzgün Baba Cemevi Dernek Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, Düzgün Baba’nın mekanında yapılan hizmetlere dair PİRHA’ya aktarımlarda bulundu.

    “Geçen yıldan beri yönetimdeyiz. Burada topluma hizmet veriyoruz” diyen Kırmızıçiçek, amaçlarını şöyle aktardı:

    “Temel amacımız; yurtdışından, Türkiye’nin her yerinden bu kutsal mekanı ziyarete geliyorlar. Gelip kendi ibadetlerini yapabilecekleri, huzur içerisinde bir ortam yaratma çabası içerisindeyiz. Buraya sürekli gelen canlarla beraber buranın organizasyonundan sorumluyuz. Öncek yıllarda birçok eleştiri alınıyordu. Şuan cemevi yönetiminde bulunan, görev yapmış yetkin, donanımlı arkadaşlarımız var. Sosyoloji alanında çalışmalar yürüten canlarımız var. Burada inanç faaliyetlerinin gerçekleşmesi konusunda bir çaba içerisindeyiz. İnsanlar lokmalarını pay ediyor, çılalarını yakıyor, ibadetlerini yapıyor. Eşitlikçi bir sistem kurmaya çalışıyoruz. İlçede okuyan birçok öğrencimiz var; bunların eğitimine destek sunmak amacı içerisinde programımız var. Burada hizmet yürütme alanında sorun olmayacak bir ortam yaratmak istiyoruz.”

    “KİMLİĞİMİZİ, KÜLTÜRÜMÜZÜ, İNANCIMIZI YAŞATMAYA  ÇALIŞIYORUZ

    Önceki yıllarda sadece yaz aylarında Düzgün Baba’nın mekanına gelindiğini belirten Kırmızıçiçek, bunun değişmesi gerekitğini belirterek “Önceki yıllarda yaz mevsiminde geliniyordu. Artık bütün yıl boyunca hizmet yürütülmesini istiyoruz. Dilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü, inancımızı yaşatmaya yönelik çalışmalarımız olacak. Bu yönlü planlamalarımız var” dedi.

    Halkın birçok ihtiyacı olduğunu belirten Kırmızıçiçek, “Bu yönlü çabamız sürecek. Cemevi sadece, bazı insanların ekonomisini yönlendirecek bir kurum değildir. Burada inanç, kültür, sosyoloji işleyecek. Gençlik, inancına yönelecek, kendi sosyolojik yapısını tanıyacak, kimliğini bilecek. Asimilasyona karşı, toplumumuzun kendi köklerine, kimliğine dönmesi için mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    Kırmızıçiçek, 24 Temmuz tarihinde gerçekleştirilecek Düzgün Baba Anma Etkinliği ve 25 Temmuz’da yapılacak olan cem ibadetine de çağrı yaparak halkın bir arada olmasının inançsal, kültürel ve sosyolojik açıdan birçok yarar sağlayacağını belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • PSAKD Pendik Şubesi’nden Düzgün Baba ve Munzur Gözeleri’ne ziyaret-VİDEO

    PSAKD Pendik Şubesi’nden Düzgün Baba ve Munzur Gözeleri’ne ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Pendik Şubesi üye ve yöneticileri, Dersim’de bulunan Düzgün Baba ve Munzur Gözeleri ziyaretgahlarına niyaz oldular.

    Dersim’de bulunan Düzgün Baba ve Munzur Gözeleri ziyaretgahlarına ülkenin birçok yerinden ziyaretçiler gelip niyaz ediyorlar.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Pendik Şubesi üye ve yöneticileri de ziyaretgahlara gelerek kurban lokmalarını pay ederek niyazlaştılar.

    PSAKD Pendik Şube Başkanı İzzet Diktaş, ziyaretgahlara gelerek o maneviyata kavuşmanın güzelliğinden bahsetti. Evliyaların Dersim topraklarındaki varlığına erişmek için Dersim’e geldiğini ifade eden Diktaş, 80 kişiyle beraber bu toprakların ruhunu öğrenmenin önemine değindi.

    Düzgün Baba ve Munzur Baba’nın hayatlarını öğrendiğini belirten Diktaş, ülkedeki bütün canların evliyalar diyarı Dersim’e gelmesi gerektiğini, bu maneviyatı yaşamalarının iyi olacağını belirterek çağrı yaptı.

    Düzgün Baba Ziyaretgahı’nda Pir Cemal Can’ın verdiği gülbeng ile lokmalarını pay eden canlar uzun bir tırmanışın ardından Düzgün Baba’nın sır olduğu mekana gittiler. Burada çılalarını yakan canlar, niyazlarını paylaştılar.

    80 kişilik grup daha sonra Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözeleri’ne geçerek burada lokmalarını pay ettiler. Çılalarını yakıp dilekler dileyen canlar, Munzur’un anılarını dinleyerek bölge hakkında bilgi aldılar.

    PİRHA/DERSİM

  • Tunceli Barosu’ndan Dersim’deki ziyaretlerin tesciline ilişkin açıklama

    Tunceli Barosu’ndan Dersim’deki ziyaretlerin tesciline ilişkin açıklama

    PİRHA- Tunceli Barosu, 22 Ekim’de yapılan Sarı Saltık ve Düzgün Baba ziyaretlerinin kültür varlığı özelliği göstermediği gerekçesi ile tesciline ret yanıtı verilmesine dair açıklamada bulundu.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı Erzurum Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 07.11.2018 tarihli cevap yazısında Nazımiye İlçesi sınırları içerisinde yer alan Düzgün Baba Ziyaretgahı ile Hozat ilçesi sarı saltık Ziyaretgahının Kültür varlığı özelliği göstermemesi gerekçe gösterilerek herhangi bir tescil işlemi yapılamayacağı ve bu nedenle yapılacak bir işlem bulunmadığı belirtildi.

    Tunceli Barosu Yönetim Kurulu adına bu konuda yapılan ret işlemini değerlendiren Baro Başkanı Av. Kenan ÇETİN, Dersim’de yakın zamanda Uluslararası Sarı saltık çalıştayın düzenlenmiş olmasını ilgililere hatırlatarak, “Düzgün Baba ziyaretgâhının yöre inancı kültürü tarihi bakımından önemli bir ziyaretgâh olduğunu ivedilikle bildiririz
    İlde maden sahası olarak kapatılan yerlerin fazlalığı ve çokça şirketin faaliyetlerine ibadet yerlerimizi kurban etmemek için Baromuz Yönetim Kurlu ve üyeleriyle atalarımızdan ve tarihimizden bin yıllardır gelen bu miras yerlerimizi ve inancımızın gelecek kuşaklara taşımak ve ziyaretgâhlarımızın tescili için mahallin gerçek ve tüzel kişilerle birlikte toplum vicdanını temsil eden herkesle bu hakkın tescilini talep ve takipte ısrar etmeye devam edeceğiz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli anne orman yangının sönmesi için dua etti; 24 saat geçmeden…- VİDEO

    Dersimli anne orman yangının sönmesi için dua etti; 24 saat geçmeden…- VİDEO

    PİRHA – Dersim’de iki ay orman yangınları devam etti. Önceki gün kapıda oturup Düzgün Baba ve Jele’den yangının sönmesi için dilek dileyen Dersimli bir anne, yağan yağmurdan sonra “kalbiniz temiz olursa Düzgün Baba ve Jele dileğini yerine getirir” dedi. 

    Dersim’de haftalarca devam eden orman yangınlarını söndürmek için gönüllüler arasında olan Dersim Araştırmalar Merkezi Yöneticisi Selman Yeşilgöz, yangınları söndürmek için geçtiği köyde Dersim’li bir annenin yangının sönmesi için Düzgün Baba ve Jele’ye dua ettiğini görüp izlenimlerini PİRHA’yla paylaştı.

    “24 SAAT GEÇMEDEN YAĞMUR YAĞDI”

    Yeşilgöz, Dersim’li bir anneyle nasıl karşılaştıklarını şöyle anlattı:

    “Yaklaşık iki aydır Dersim’de süren yangıların sonuncusu 9 gündür Roj Deresi, Aziz Abdal Dağı ve çevresinde devam ediyordu. Diğer yerlere bir şekilde müdahale edilmişti. En azından tahribatı asgariye indirmekti asıl amaç. Roj vadisine gitme çabamız valiliğin emriyle yasaklandığından, yangının yayılma alanlarını gözlemliyor ve nasıl müdahale edeceğimizi araştırıyorduk. 4. günde yangını en iyi görebileceğimiz Kortu (Meşeyolu) köyünü mesken eylemiştik. Yangının 8. günü sabah saat 8.00’de gözlemimizi yapıp dönerken, bu temiz yüzlü, yangına bakıp dualar eden teyzeyle karşılaştık. Bize Perşembe akşamı çırasını yakıp, Düzgün Bawa ve Jele’ye yakardığını, onlardan yağmur yağdırmalarını ve bu yangını söndürmelerini istediğini anlattı. Biz onun bu isteğini ve yakarışını dinledikten sonra Dersim merkeze döndük. Akşama doğru saat 16.00 sıralarında yağmur yağınca, bu tarihi ana tanıklık etmek için tekrar bölgeye gidip, yağmur altında bu tanıklığımızı sosyal medya üzerinden paylaştık. Son bir kontrol için bugün gittiğim köyde teyzenin duygularını sordum ve gözlerim dolu dolu dinledim.”

    Selman Yeşilgöz, soruyu sorarken gözleri dolan anne, cuma günü çıraları yaktığını, eskiden yaşlıların kendilerine  ‘Cuma gecesi 360 peygamber toplanır Halxerde cem tutar’ dediğini söyledi. Dersimli anne de cuma günü çıralarını yakıp Düzgün Baba ve Jele’ye yakardı, yangının sönmesi için yağmur yağmasını istedi.

    24 Saat geçmeden duaları kabul olan Dersimli anne, “Sen yeter ki yüreğini ferah tut, kapıdan çıktığında üç adım ilerle ve kalbin temizse o senin dualarını kabul eder. Eğer bir dua kalpten olursa, Düzgün Bawa ve Jele ona hayır demez” diye konuştu.

    Dersimli anne son olarak, Dersim halkının birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hubyar’dan Dersim’e bir gönül köprüsü oluştu

    Hubyar’dan Dersim’e bir gönül köprüsü oluştu

    PİRHA- Hubyar Kültür Vakfı Kadın Kollarının düzenlediği “Hubyar Sultan’dan Dersim evliyalarına ziyaret” gezisi Dersim’de gerçekleştirildi. 

    Hubyar Kültür Vakfı Kadın Kolları, “Hubyar Sultan’dan Dersim evliyalarına ziyaret” gezisi düzenledi.

    Tokat’ın Almus ilçesi Hubyar köyünden başlayan gezi Dersim’in Ovacık Munzur gözeleri Düzgün Baba ziyaretleri ile devam etti.

    Hubyar Kültür Vakfı kadın kollarının düzenlediği geziyi, kadın kolları başkanı Narin Kabak organize etti. 19 kişilik bir kafile Dersim’de Şıx Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete, oğlu Zeynel Kete, Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez yöneticilerinden Dursun Demirtaş tarafından karşılandılar.

    Munzur gözeleri ziyaretinden sonra Demokratik Alevi Dernekleri Genel merkezinde mihman oldular.
    Bugün de Pir Zeynel Kete rehberliğinde Düzgün Baba Cemevi’ne gidildi. Cemevi Başkanı Habib Açıkgöz, Başkan yardımcısı Sinan Kırmızıçiçek, dernek yönetiminden Hakkı Aradağ ve dernekte pir hizmetini yürüten Kureyş Baba Ocağı pirlerinden Cemal Can tarafından gülbanglarla karşılandılar.

    Dernek yöneticileri “Hubyar’dan Düzgün Babaya bir gönül köprüsü oluşmuş. Bu ziyaret bizim için çok önemlidir. Mihman bizim için Xızırdır, kutsal mekanlarımız bizi cemal cemale getiriyor. Hubyar Sultana aşk ı niyazlarımızı sunuyoruz. Çok memnun olduk. Birimiz hepimiz hepimiz birimiziz” ifadelerini kullandılar.

    Başkan yardımcısı Sinan Kırmızıçiçek ve Pir Zeynel Kete rehberliğinde Düzgün Baba dağının zirvesinde bulunan Düzgün Baba mekanına gittiler. Çilehaneyi gezerek, Düzgün Baba mekanında yaşanabilir güzel bir ortam ve kardeşlik için çerağ uyandırdılar.

    “HUBYAR’DAN MUNZUR’A NİYAZ GETİRDİK”

    Cemevi dönüşünde Hubyar Kültür Vakfı Kadın Kolları Başkanı Narin Kabak yaptığı konuşmada, “Hubyar’dan Dersim evliyalarına bir hakikat yürüyüşü yaptık. Alevilerin bütün evliyaları zalimin zulmünde yüksek mekanlara sığınmışlardır. Hubyar Sultan’da yüksek bir mekandadır. Doğamız aynı, inanç dilimiz aynı, kültürümüz aynı, kaderimiz de aynıdır. Kutsal değerlerimizden güç alarak bir birimizi var edeceğiz. Bu mekanlara mihman olmaktan son derece mutlu olduk. Bu yüksek mekanların alçak gönüllü canları ile tanışmak bizi birbirimize daha da yakın etti. Hubyar Sultan’dan Munzur Babaya, Düzgün Babaya niyaz getirdik. Bu ziyaretimizi çocuklarımıza anlatacağız. Bir daha çocuklarımızla geleceğiz” dedi.

    “TARİHİ BİR ANDIR”

    Pir Zeynel Kete, “Yolumuz bir süreklerimiz bir bindir. Farklı coğrafyalarda da yaşasak eş düşünebiliyoruz. 16. yüzyılda yaşamış zamanın muktedirine biat etmemiş Hubyar Sultan dedeye aşk ı niyazlarımızı sunuyoruz. İnsanı hak bilen, mihmandarlık Xızır bilen bir inancın taşıyıcılarıyız. Bu kutsal mekanlarda Hubyar Sultan’ın evlatları ile beraber olmak, gönülleri birlemek her zamankinden daha önemlidir. Bizi cemal cemale getiren gayreti aşk ı niyazla selamlıyorum. İçimizdeki hak aşkı olmasaydı bu gayret olmazdı. Bu ziyaretlerin devamı gelmeli, Aleviler birbirlerine niyaz olmalılar. Yaşadığımız bu an bizim için tarihi bir andır. Bu gayreti çocuklarımıza aktarmalıyız” ifadesini kullandı.

    Hazırlanan lokmalar yenildikten sonra Tokat’a doğru yola çıkıldı.

    PİRHA/DERSİM