Etiket: eğitim sistemi

  • Eğitimci Özlem Tolu: Hayır diyen herkes 17 Eylül Mitingi’nde bir araya gelmeli-VİDEO

    Eğitimci Özlem Tolu: Hayır diyen herkes 17 Eylül Mitingi’nde bir araya gelmeli-VİDEO

    PİRHA – Gerici eğitim sistemine karşı İstanbul’da 17 Eylül’de Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen tarafından miting düzenlenecek. Eğitim-Sen İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Özlem Tolu, Eğitim-Sen’in iç tüzüğünde yer alan “Eğitim-Sen laik, demokratik, bilimsel, ana dilde eğitimi savunur. Buna karşı üretilen her türlü politikanın karşısında durur” maddesi gereği eğitimde uygulanan tek tipçi yaklaşıma karşı durmak için 17 Eylül’de yapılacak olan mitingin çağrıcısı olduklarını belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

     

    Aleviler 17 Eylül’de eğitim müfredatına karşı alanlara çıkıyor. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim-Sen’in çağrıcılığını yaptığı mitinge çeşitli muhalif kesimlerden kitlesel katılım bekleniyor.

    Miting öncesi çeşitli kesimlerden katılım çağrıları yükselmeye devam ediyor. Eğitim-Sen İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Özlem Tolu, Eğitim-Sen’in tüzüğünde yer alan “Eğitim-Sen laik, demokratik, bilimsel, ana dilde eğitimi savunur. Buna karşı üretilen her türlü politikanın karşısında durur” maddesi gereği eğitimdeki tek tipçi uygulamalara karşı durmak için 17 Eylül’de yapılacak olan mitingin çağrıcısı olduklarını kaydetti.

    “AKP SİYASAL ARGÜMANLARINI TOPLUMA YERLEŞTİREBİLMEK İÇİN EĞİTİMİ KULLANIYOR”

    AKP’nin kendi siyasal argümanlarını topluma yerleştirebilmek için eğitimi kullandığının farkında olduklarını belirten Özlem Tolu, meselenin sadece imam hatip liselerinin artırılması olmadığını, eğitim alanlarının bilimsellikten uzaklaştırılması, dinselleştirilmesi, tek tip insan yetiştirme yollarındaki taşların eğitimle döşenmesi politikaları olduğunun altını çizdi.

    Hemen hemen her okulun zorunlu ya da seçmeli derslerle dini eğitime ağırlık verdiğini kaydeden Tolu, öğrencilerin kılık kıyafetinden tutun da okullarda mescit açılmasına kadar çeşitli uygulamaların olduğunu bu uygulamaların başta Aleviler olmak üzere bütün seküler kesimleri rahatsız ettiğini dile getirdi.

    “MÜCADELENİN TOPLUMSALLAŞMASI LAZIM”

    Eğitim-Sen’in önce olduğu ve bundan sonra da olacağı gibi laik, bilimsel, demokratik ve ana dilde eğitimi savunmaya devam edeceğini söyleyen Tolu, bunun için ortaklaşabileceği tüm kurumlarla ortaklaşarak bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti. “Bu mücadelenin toplumsallaşması lazım. Çünkü %50’den fazlası AKP’nin dayattığı bu yaşam biçimine hayır diyor” ifadelerini kullanan Tolu, bu hayır diyen herkesin bir araya gelerek 17 Eylül mitingine destek vermeleri gerektiğini de belirti. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Melda Onur: Sünni Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler, kalkacak o peçe-VİDEO

    Melda Onur: Sünni Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler, kalkacak o peçe-VİDEO

    PİRHA – Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve Eski CHP Milletvekili Melda Onur, Türkiye gündemine ilişkin sorularımızı yanıtladı. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni ziyaret eden Melda Onur, “Bugünkü vicdansızlık hakikaten ibretlik” dedi. OHAL’in toplumda sayısız mağduriyetler oluşturduğunu söyleyen Onur, eğitim sisteminin gericileştirilmesi ve müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesiyle sünni bir Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örtülmeye çalışıldığını kaydetti. 

    Haberin Videosu

    Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve Eski CHP Milletvekili Melda Onur, Türkiye gündemine dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    “BUGÜNKİ VİCDANSIZLIK HAKİKATEN İBRETLİK” 

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek için gittiniz. Oradaki izlenimleriniz nelerdir?

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne gitmek istedim ama gidemedim. Arkadaşlar beni 12:30’daki basın açıklamasına davet ettiler, oraya yetişemedim. Akşam 19:00’dakine gideyim dedim ama bütün mahalle bariyerlerle kapatılmıştı ve acı olan, kimseyi içeriye sokmuyorlardı. Bırakın parka gidip Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek vermeyi, orada yaşayan Yoğurtçu Parkı’na gitmek isteyen vatandaşlar da giremiyorlardı. Beni durduran polis nerede oturduğumu sordu. Ben de kendisine neden sorduğunu sordum. ‘Bu mahallenin dışında oturuyorsanız giremezsiniz’ dedi. Benden adres istedi. Benim de tanıdığım bir mahalle değildi verebileceğim bir adres yok. Sadece HDP milletvekilleri ve danışmanlarını alıyorlardı. Tartışma çıkarmak istemedim ama insanlar bir hayli mağdur vaziyette. Oradaki polislere konuştuğumda neyin niye olduğunun da çok fazla farkında değiller. Sonuçta korktuğunuz bir şeyler var ki bariyerlerle onları saklıyorsunuz. Orada bir grup insan vicdan ve adalet nöbeti yapacak. Kaldı ki bu ülkede adaletin olmadığını kendileri de söylediler. Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü sırasında yaptıkları tek eleştiri ‘Böyle yürüyerek adalet gelmez’ adalet yoktu zaten. Onun için insanların adalet nöbeti yapmasında hiçbir sakınca yok. Hele ki vicdan nöbeti yapıyorsanız. Bugünki vicdansızlığa inanamıyoruz. Hadi sol kesimi, muhalefeti sevmiyorlar. Ama bir dönem ortakları olan İslami kesime, birbirlerine yaptıkları vicdansızlık hakikaten ibretlik.

    “ÜLKEDE ADALET İLE BİRLİKTE MANTIK VE VİCDAN DA BİTTİ”

    Adalet ve Vicdan Nöbeti’ni nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bu ülkede eksik olan şey vicdan ve adalet. Mantık da eksik. Ben de mantık nöbeti tutmayı düşünüyorum. Çünkü gerçekten mantıklı bir soru sormaya kalkıştığınızda anında hain, terörist diye damgalanıyorsunuz. Hayır ben sadece mantıklı bir soru sormak istiyorum. O yüzden ülkede adaletle birlikte mantık ve vicdan da bitti. Bu tür nöbetleri tabi ki istemiyorlar. Çünkü eksiklikleri ortaya çıkıyor. Her tür barışçıl ve provoke etmeyen eyleme izin verilmesi gerekiyor. Aslında izne de gerek yok. Bu bizim anayasamızda var olan gösteri hakkıdır. Bunu OHAL’e bağlayıp izin vermek istemiyor olabilirler ama bu OHAL’in artık torbası patlayacak yakında. Çevre Bakanı bir takım KHK’larla kentsel dönüşüm de yapabiliriz dediğine göre OHAL artık bu ülkenin anayasal modeli haline geldi. Eğer böyle olacaksa biz de gösteri hakkımızı kullanırız.

    Sizce OHAL’in topluma nasıl bir etkisi oldu?

    OHAL sürecinde çıkan yasalar OHAL le ilgilidir ve OHAL kalktığı zaman yasalar da kalkar. Ama OHAL’le ilgisiz o kadar çok yasa çıkarttılar ki lastik standardından tutun da çeşitli kişilerin işten çıkartılmasına kadar. Birçok kişinin işlerinden çıkartılmasının OHAL ile ilgisi yok. İnsanların soruşturmaları da yok. İnsanlar sadece muhalif. Bir imza dayatmışlar ve imza atmak suç değil. Onu gerekçe bile gösterecekleri durum yok. O yüzden tüm bunlardan geri adım atabilmeleri mümkün değil. OHAL halini sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyorlar. İstediklerinin bir sonu olmayacak. OHAL ile etrafımızda çok sayıda mağduriyet oluştu. İnsanların pasaportları alınıyor, insanlar işsiz kalıyorlar. İnsanların özlük haklarını alıp fişliyorlar. Tüm bu korku ikliminde siz yaşayan sivil bir ölü hali yaratıyorsunuz. Korkunç bir şey. İnsanlar gergin. Hepimiz birlikte yaşıyoruz sonuçta. Başıma gelmedi gelmez demek doğru değil.

    “KENDİLERİNE BİAT EDECEK İNSANLAR YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Eğitim müfredatından bilimsel derslerin sayıları azaltılarak dini derslerin sayısı artırıldı. Din dersinde cihat da anlatılacak. Eğitimin gericileştirilmesine siz nasıl bakıyorsunuz?

    Tamamen eğitimi kullanarak kendilerine biat edecek, sorgulamadan yap dediğini yaptıracak insanlar yetiştirmeye çalışıyorlar. Cihatı o yaşta koyduğundan itibaren o çocuğun gideceği yer Boğaz Köprüsü’nde darbeci diye yakaladığı belki de masum erin boğazını kesmek ya da parktaki genç kıza sataşmak. Bunlar da cihatın içine girebilir onların açısından. Bu tanımlar çok fazla kamu ahlakı vs bunlar harmanlandıktan sonra bu eğitimler dini olmaktan çıkar, toplumu birinin arzusuna göre şekillendirmenin askerlerini yaratırlar.

    “İMAM NİKAHLARINI YASALLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    İmam nikahlarını yasallaştırmaya çalışıyorlar. İmam Hatip açtılar onlara iş çıkartıyorlar anladığım kadarıyla. Ama sürdürülecek bir şey değil. Bu ülke Cumhuriyet kazanımlarını 90 yıldır sürdürüyor ve sadece Cumhuriyet değil öncesi kazanımları da var. Bunlar geri gelecek ben buna inanıyorum. Bu haliyle sunni bir Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler. Kalkacak o peçe.

    “MUHALEFETİN ÇIKARTACAĞI ADAY PARLAMENTER SİSTEMİ VAAD ETMESİ GEREKİR”

    2019’a giderken nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz?

    2019 Türkiye için çok uzun bir vade. Ama o zamana kadar umuyorum ki sağlıkla sıhhatle ilerleriz. Toplumdaki gerilim nerelere kadar gider bilmiyorum. Eğer 2019’da başkanlık tarzı bir seçim olacaksa muhalefetin çıkartacağı adayın şunu vaad etmesi gerekiyor: Parlamenter sisteme geri dönüş çantasıyla gitmesi gerekiyor seçime. Ötesini kabul edemeyiz. Muhalefetin hiçbir partisinin bu oyuna ‘Tamam artık bu sistem değişti biz daha iyi aday çıkartırız bu sistem böyle gitsin’ dememesi gerekiyor. YSK’yı da çalarak seçimleri alan bir anlayışın 2019’da kaybetme ihtimalini göreceğinde neler yapabileceğini tahmin edebiliriz. O yüzden bunun önlemini hep birlikte almalıyız. Muhalefet bir çatı altında birleşsin diyemiyorum çünkü birleşemez. Muhalefetin öyle bir yapısı yok. Çünkü muhalefet soran sorgulayan biat etmeyen ve birbirinin güdümüne girmeyen bir oluşumdur. Ama birlikte hareket edildiğinde neler başarıldığını gördük. Gezi’ de bir parkın alanından bir yaşam alanını hep birlikte savunduk. Haziran seçimlerinde herkes sandıkları savundu ve gerçekten hakkaniyetli sonuçlara yaklaşıldı. Aynı şekilde referandumda Hayır çıktı ama YSK’yı çaldılar. Muhalefetin içerisinde birbirinden hoşlanmayan insanlar olsa da bu insanların ortak hedefi azınlığın haklarına sahip çıkılan herkesin özgür bir şekilde kendini ifade edebileceği çoğunluklu bir demokrasi olması, özellikle çoğulcu değil her türden muhalif kesimin hizmet ettiği bir ortamı oluşturmak, şu an bundan tamamen uzağız.

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan: Derslerin son halini Diyanet’e bağlı bir komisyon veriyor

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan: Derslerin son halini Diyanet’e bağlı bir komisyon veriyor

    PİRHA – 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılı müfredatının açıklanması tepkileri beraberinde getirdi. Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan PİRHA’ya konuştu. Aydoğan, “Müfredatın şuan ki ders içeriklerinin tümünde bilimi değil dini referans alan ve bunu tek din, tek mezhep üzerinden inşa eden bir süreç yaşıyoruz. Eğitim-Sen olarak buna karşı sokaklarda olmaya, bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Açıklanan yeni eğitim müfredatına tepkiler gelmeye devam ediyor. 2012’de 4+4+4 sistemi ile yeni müfredata eklenen ‘Cihat’ kavramı ile eğitim giderek dinselleştiriliyor.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Müfredat meselesiyle birlikte tekrar eğitim sistemine ilişkin onlarca tartışma başladığını belirten Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan, müfredat meselesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

    “4+4+4 YASASIYLA EĞİTİM GİDEREK GERİCİLEŞTİ”

    2012’de 4+4+4 yasasının hayata geçirildiğini ve bununla birlikte eğitimin giderek gericileştiğini ifade eden Aydoğan, “Özellikle 2012 Nisan ayında 4+4+4 yasasının hayata geçirilmesi ile birlikte eğitimde gericileşme, bilimi tamamen ret eden ve dini referanslara dayandırılan eğitim sistemi inşası yaşıyoruz. Aynı zamanda gerici olduğu kadar da piyasacı, devlet okullarına ayrılmayan kaynakların bütçelerin özel okullara ve sermayeye ayrıldığına da bu süreçte tanık olduk” dedi.

    2012’de yaşanan tartışmalarda Erdoğan’ın sözlerini hatırlatan Aydoğan, “Hatta o zamanki tartışmalarda buna ilişkin itiraz olduğunda o dönemin başbakanı Recep Tayip Erdoğan o gün de tüm sermaye gruplarına ‘Bu yasayı en çok sizler için çıkartıyoruz o yüzden buna ilişkin itirazlarınızı sonlandırın’ şeklinde açıklama  yapmıştı” dedi.

    4+4+4 İLE OKULLARDA DİNİ YAPILANMALAR DAYATILDI”

    2012’de 4+4+4 ile okularda dini dayatmaların olduğunu vurgulayan Feray Aydoğan, “4+4+4’ün başından bu yana çocukların yasal olarak 9 yaşından filen okul öncesinden itibaren başının ve bedeninin kapatılması, okullarımızda, kütüphaneler, laboratuvarlar yokken mescitlerin açılması, yine 2012’den bu yana M.E.B ile yapılan tüm protokollerin Diyanet İşleri Başkanlığı ve ENSAR, İHH, TURGEV, Anadolu Gençlik Derneği gibi onlarca dini yapılanmalarla yapılmasını, çocuklarımıza ilişkin dayatmaları okullarımızda yaşıyoruz” diye konuştu.

    Aydoğan, konferanslar, sempozyumlar, hac, umre yarışmalarıyla onlarca etkinlik adı altında çocukların okullarda yine M.E.B eliyle ve protokolleriyle cemaatlere teslim edildiğini belirtti.

    “TÜM DERSLERİN SON HALİNİ DİYANET’İN HAZIRLADIĞI KOMİSYON VERİYOR”  

    Müfredatın şu anki ders içeriklerinin tümünde bilimi değil dini referans alan ve bunu tek din, tek mezhep üzerinden inşa eden bir süreç yaşadıklarını ifade eden Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan, “Müfredatın tamamının dinsel referanslara yönelik bir içerik düzenlemesini görebiliyoruz. Şu an tüm derslere ilişkin son hali Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı bir komisyon belirliyor. Yani din hizmetleri komisyonu fizik dersinin de son halini veriyor, müzik dersine de son halini veriyor” dedi.

    Aydoğan, “Evrim dersini Suudi Arabistan’dan sonra müfredattan çıkaran ikinci ülke olarak maalesef dünya tarihine geçmiş durumdayız” dedi.

    “ÖĞRENCİLER DİN DERSİ SEÇMEYE ZORUNLU BIRAKILIYOR”

    2012’den bu yana öğretmen atamalarında ilk üçün içinde din dersi öğretmenlerinin bulunduğunu kaydeden Aydoğan, şöyle konuştu:

    “Şu anda liselerde seçmeli derslerle birlikte çocuklarımız, İmam Hatip Lisesi olmayanlar bile 15 saat din dersi eğitimi alıyorlar. Seçmeli adı altında alınan dersler de zorunlu hale getirilmiş durumda. Çünkü akademik derslere ilişkin branş öğretmenleri atamaları yapılmadığı için okullarımızda da bol sayıda din öğretmeni olduğu için bir mantık dersini, bir felsefe dersini seçmek istese de bizim öğrencimiz öğretmen olmadığı için yine din dersi seçmeye zorunlu bırakılıyorlar. Suudi Arabistan’ın şeriat okutulan bölümlerinde dahi maksimum 10 saate yakın din eğitimi verilirken bizim şu an orta okullarımızda ve düz liselerimizde bile 15 saat gibi bir din dersi eğitimi veriliyor.”

    Milli Eğitim Bakanı’nın ve birçok AKP’li vekilin de savunduğu ‘cihat’ kavramının öğretilmesine tepki gösteren Feray Aydoğan, “Cihat, bir ibadet olarak gösterilmiş durumda ve ‘cihat’ın Türk dil kurumundaki birçok sözlük ve birçok kaynağa baktığımızda din uğruna yapılan savaş şeklindeki tanımı çok açık olmasına rağmen hala bu tanımı esnekleştiren bir ifade ve dil dayatılıyor” dedi.

    “BU MÜFREDATIN KALIPLARINI KABUL ETMİYORUZ”

    Bundan önce de Eğitim-Sen’in “Çocukları karanlığa teslim etmeyeceğiz” diye birçok eylem yaptığını söyleyen Aydoğan, “Önümüzdeki dönemde bu müfredatın kalıplarını kabul etmiyoruz” diyerek okul öncesinden başlayıp eylemler yapacağız. Aydoğan, tüm Eğitim-Senli öğretmenler olarak bilimi, sanatı, felsefeyi, sporu yani çocuklarımızın kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir müfredatı fiilen okullarımızda, derslerimizde ve iş yerlerimizde hayata geçirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “MÜCADELE ETMEYE DEVAM”

    15 Temmuz sürecinde okulların ve eğitim sisteminin cemaatlere teslim edilmesinin ne kadar büyük acı sonuçlar doğurduğunu gördüklerini kaydeden Feray Aydoğan, “Şu an farklı farklı cemaatler adı altında bu süreç bizzat Milli Eğitim Bakanlığı eliyle devam ettiriliyor. Yine son çıkan yasa ve yönetmelikte kamu arazilerinin kamu kaynaklarının ve bütçelerinin 49 yıllığına bedelsiz Diyanet oluru ile EMSAR, İHH, TURGEV, Anadolu Gençlik Derneği’ne hibe edilmesi süreci de önümüzdeki dönem için çok tehlikeli bir süreçtir” dedi.

    Eğitim-Senlilerin bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aydoğan, iş yerlerinde, sokaklarda velilerle birlikte tüm bu sürece ilişkin mücadeleyi hep birlikte öreceklerini belirterek, mücadele çağrısında bulundu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı’ndan müfredat tepkisi: Laik eğitim için mücadele edeceğiz-VİDEO

    PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı’ndan müfredat tepkisi: Laik eğitim için mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2017-2018 Eğitim-Öğretim müfredatına Aleviler tepki göstermeye devam ediyor. PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, eğitimin gericileştirilmesine tepki göstererek, “Çocuklarımız laik bir ortamda eğitim görene kadar eylemlerimizi sürdürmeyi düşünüyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Gerici eğitim sistemi ve zorunlu din derslerine yönelik yıllardır mücadele eden Alevi kurumları, açıklanan yeni eğitim sisteminde ‘cihat’ kavramının öğretilmesine ve eğitimin dinselleştirilmesine tepki göstermeye devam ediyor. konuya ilişkin  PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba PİRHA’ya konuştu.

    Zorunlu din derslerine karşı yılardır mücadele verdiklerini ifade eden Erdal Baba,” Mücadelemiz artarak devam edecek. Düşünün ki cihatlara kadar geldik” dedi.

    “BU ZİHNİYET YÜZÜNDEN GERİYE GİDİYORUZ”   

    Zorunlu din derslerini ve açıklanan yeni eğitim müfredatını kabul etmediklerini söyleyen Erdal Baba, “Bizler çocuklarımızın daha özgür bir eğitim görmesini istiyoruz. Çocuklarımız laik bir ortamda eğitim görene kadar eylemlerimizi sürdürmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Türkiye’nin gitmiş olduğu süreci görüyoruz her sene geriye doğru gidiyor. Bu zihniyet yüzünden geriye gidiyoruz”  ifadesini kullanan PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, “Biz asla ve asla bu zihniyete müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’de laik eğitim sistemi için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

    HABER MERKEZİ    

  • ABD basını: Erdoğan eğitim sistemindeki adımlarla Türkiye’yi muhafazakar hale getirdi

    ABD basını: Erdoğan eğitim sistemindeki adımlarla Türkiye’yi muhafazakar hale getirdi

    Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş, bayram sonrası açıklanması beklenen yeni müfredattan evrim teorisinin çıkarılmasını, ‘tartışmalı ve anlaşılması zor olması’na bağladı. 

    Durmuş’un açıklamaları CNN, Newsweek ve New York Times gibi ABD’nin medya organlarında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘dindar nesil’ talebi vurgulanarak anlatıldı.

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın açıkladığı müfredat taslağında, öğrencilere yakın tarih ve darbe girişiminin anlatılmasına yer verilmiş, evrim konu başlığı çıkarılmış, Atatürk’ün hayatıyla ilgili konularda kısıtlamaya gidilmişti.

    Taslakta ayrıca, ‘2. Dünya Savaşı’ konu başlığında Türkiye’nin izlediği dış politika ve savaş sırasında Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik gelişmeler bölümünden 2’nci cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye ait başlık kaldırılmış, imam hatip ortaokullarındaki öğrencilere 7’inci sınıftan itibaren ‘cihat’ kavramının anlatılacağı ortaya çıkmıştı.

    Yılmaz, yeni müfredata ilişkin tanıtım toplantısında kaldırılan evrim teorisi hakkında “Bilim ne söylüyorsa biz onu takip edeceğiz. İlim midir, varsayım mıdır, kuramsal mıdır…” demişti.

    “HAYATIN BAŞLANGICI VE EVRİM LİSANS EĞİTİMİNE ERTELENDİ”

    ‘Hayatın Başlangıcı ve Evrim’ ünitesinin artık ders kitaplarında yer almayacağını aktaran Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alparslan Durmuş, “Tartışmalı konuları öğrencilerin henüz kavrayabilecek bilimsel arka plana sahip olmadıkları kademelerde devre dışı bıraktık. Lise 9. sınıf biyoloji dersindeki ‘Hayatın Başlangıcı ve Evrim’ ünitesi de henüz bu tartışmayı yürütebilecek öncüllere sahip olmadıkları için lisans eğitimine ertelendi” dedi.

    Durmuş, 2017-2018 eğitim yılında uygulanmaya başlanacak müfredata, yerli ve milli değerleri katmaya çalıştıklarını söyledi. Yeni müfredatta, ilkokuldan liseye 51 programda değişiklik yapıldı.

    Yeni müfredatın bayramdan sonra Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından açıklanması bekleniyor.

    Amerika’nın Sesi’nin aktardığına göre, Amerikan Ulusal Bilim ve Eğitim Merkezi (National Center for Science and Education) alınan karar sonrasında yaptığı yazılı açıklamada, evrim öğretiminin İslamcı köktenci grupların ve politikacıların gayretleri nedeniyle periyodik olarak tartışmalı hale getirildiğini belirterek, “Evrim teorisi Türkiye’de yok oldu” ifadesini kullandı.

    “ERDOĞAN VE AKP HÜKÜMETİ TÜRKİYE’Yİ MUHAFAZAKAR HALE GETİRDİ”

    CNN ise Erdoğan ve AKP hükümetinin eğitim sistemindeki adımlarla Türkiye’yi daha muhafazakar hale getirdiğini belirtti.

    Türkiye’de eğitimin Erdoğan ile muhalifleri arasında ‘savaş alanına’ dönüştüğünü yazan Newsweek dergisi, evrim teorisinin lise müfredatından kaldırılmasının bu savaşı daha da körüklediği kaydetti.

    “SUUDİ ARABİSTAN’I TÜRKİYE İZLİYOR”

    Evrim teorisinin dünyada çoğunlukla Müslüman ülkelerde tartışıldığını belirten dergi, 2011 yılında yapılan evrim teorisi karşıtlığıyla ilgili bir araştırma sonuçlarına göre, Darwin’in evrim teorisine en fazla karşı çıkılan ülkenin yüzde 75 oranla Suudi Arabistan olduğu, bu ülkeyi de yüzde 60 oranla Türkiye’nin izlediğini aktardı.

    ‘İkinci bir İran’a dönüşme ihtimali bulunmuyor’

    Yorumlarda, Erdoğan’ın eğitim sisteminin gençleri ‘dindar nesil’ adına imam hatiplere kaydolmaya yönlendirdiği kaydedildi.

    “Türkiye’de eğitim müfredatından evrim teorisinin kaldırılması laikleri kızdırdı” başlığıyla haberi veren New York Times ise bu karar nedeniyle Erdoğan’ın şiddetli bir şekilde eleştirildiğini kaydetti.

    New York Times, ‘muhafazakar bir Müslüman’ olarak tanımladığı Erdoğan’ın ülkenin ‘laik çizgisini değiştirme çabaları’ konusunda endişelerin giderek derinleştiğini belirtti.

    Türkiye’nin ‘ikinci bir İran’a dönüşme ihtimali’ olmadığını yazan gazete gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Türkiye’nin ikinci bir İran’a dönüşme ihtimali bulunmuyor. Ülkenin laiklikle olan sıkıntılı ilişkisi Erdoğan’ın göreve başlamasından önce de vardı. Teknik olarak Türkiye’de cami ve devlet, Atatürk’ün günlerinde bile asla tamamen ayrılmadı. Bunu yapmak yerine din devletin kontrolü altına alındı. İslam düşüncesini meşrulaştırma süreci kısmen 1980’de darbe yapılarak iktidara gelen ve komünizme karşı potansiyel bir tampon vazifesi olarak görülen Kenan Evren’in yönetimi sırasında başladı. Erdoğan’ın AK Parti’si İslamcılarla kafaları karıştıran bir ilişkide. AK Partililer şeriat yönetimi taraftarı olmak yerine kendilerini muhafazakar olarak tanımlamayı tercih ediyorlar.”