Etiket: ekonomik kriz

  • Adıyamanlı yurttaş: Depremde 4 çocuğumu kaybettim, hala konteyner verilmedi-VİDEO

    Adıyamanlı yurttaş: Depremde 4 çocuğumu kaybettim, hala konteyner verilmedi-VİDEO

    PİRHA-Depremde ailesinden 4 kişiyi kaybeden esnaf Mustafa Küsülü, kendisine hala konteyner verilmediğini söyledi. Emekli maaşıyla geçinemediği için çalışmak zorunda kalan Küsülü, “Hem 4 çocuğumu kaybetim hem de bana konteyner verilmiyor” diyerek tepki gösterdi.

    6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen deprem bölgesinde yaşanan sorunların çözülmediği görülüyor. Adıyaman’da deprem nedeniyle  ailesinden 4 kişiyi kaybeden Mustafa Küsülü, hem ailesini kaybetmenin üzüntüsünü hem de depremden sonra yaşadığı sıkıntıları PİRHA‘ya anlattı.

    “DEPREMDE İLK YIKILAN BİNA BİZE AİTTİ”

    50 senedir soba imalatında çalışan Mustafa Küsülü, emekli olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldığını, hayat pahalılığından, depremin yarattığı sorunlardan dolayı zorluk çektiğini söyledi. Küsülü, “Depremde ilk yıkılan bina bize aitti. Depremde ailemden 4 kişiyi kaybettim. Hem onların acısını hem de geçim sıkıntısı yaşıyorum” dedi.

    Aldığı emekli maaşının yetmediğini, bundan dolayı çalışmak zorunda kaldığını ifade eden Küsülü, “Bir ev kirası 15 bin lira. Elektrik, doğalgaz, su… Bunların hepsini hesapladığın zaman bu emekli nasıl geçinecek, mecbur çalışmak zorunda kalacak” ifadelerini kullandı.

    “HEM AİLEMİ KAYBETTİM HEM DE KONTEYNER VERİLMEDİ”

    Küsülü, depremde ailesinden yakınlarını kaybettiğini de ekleyerek şu ifadeleri kullandı:

    “8 kişiydik 4 kişiye düştük. Büyük oğlumu, gelinimi ve iki torunumu depremde kaybettim. Ölsek de kalsak da mecbur apartmanda kalıyoruz. Bana diyorlar ki ‘senin evin var konteyner verilmiyor’. Hem ailemi kaybettim hem de bana bir şey verilmiyor. Emekli, memur, işçi, esnaf, çiftçi bitmiş durumda. Her gün zam. Ticaret Bakanı diyor ki ‘ben yetki verdim, kim fahiş fiyattan malzeme satarsa gidin şikayet edin biz gerekeni yaparız.’ Kimi kime şikayet edeceğiz, gelen giden yok. Holdingleşmiş kurumlar. Ama gidip bir bakkalı şikayet etsen hemen gelirler.”

    “ESKİDEN DE YOKSULLUK VARDI AMA ŞİMDİ MALZEME VAR, PARA YOK”

    Mustafa Küsülü, Türkiye’de yaşamanın lüks olduğunu belirterek, “Biz Süleyman Demirel’i de gördük, Erbakan’ı da biliriz, Ecevit’i de biliriz, Kıbrıs Savaşı’nı da biliriz. Çay, şeker, yağ bulamazdık, karaborsaya düşerdi ama para vardı. İnsan iyi kötü alabiliyordu, şimdi mal var, eşya var, para yok” şeklinde konuştu.

    Dışarıya bağımlı hale gelindiğini söyleyen Küsülü, “Buğdaya kota koyarsa, nohuta, tarıma kota koyarsa kim ne ekecek, ne dikecek” diyerek hükümetin tarım politikasına tepki gösterdi.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Emekçi Hareket Partisi, İstanbul’da ekonomi çadırları kurdu

    Emekçi Hareket Partisi, İstanbul’da ekonomi çadırları kurdu

    PİRHA-Emekçi Hareket Partisi (EHP), ekonomi çadırları kurdu. Ekonomi çadırlarında yurttaşlara sunulan grafiklerle ekonomik koşullar tartışılıp, emekçiye ve emekliye neden hemen zam yapılması gerektiği anlatılıyor.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP), ‘Emekçiye Emekliye Hemen Zam’ şiarıyla İstanbul’da birçok yere ekonomi çadırları kurdu.

    Ekonomi çadırlarında yurttaşlara sunulan grafiklerle ekonomik koşullar tartışılıp, emekçiye ve emekliye neden hemen zam yapılması gerektiği anlatılıyor.

    “EMEKÇİLERİ VE EMEKLİLERİ ÇADIRLARIMIZA BEKLİYORUZ”

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, emekçilere ve emeklilere çağrı yaparak şunları dile getirdi:

    “Bu koşulları kabul edemeyiz. El ele omuz omuza verip bu gidişata dur diyebiliriz, demeliyiz. Bize dayatılan açlık sınırında yaşam koşullarını söküp atalım. Ekonomi çadırları emekçi halkın sefalete sürüklendiği bu dönemde gerçeklerin konuşulduğu mekanlarımızdır. Çadırlarımızda grafiklerimizle ekonomik koşulların geldiği noktayı konuşuyor, emekçilerle çayımızla kahvemizle sohbet ediyoruz. Her bir emekçiyi, emekliyi çadırlarımıza bekliyoruz. Türkiye’nin her yıl ne kadar büyüdüğü, ne kadar gelir elde ettiği konuşuluyor. Siyasi iktidar bunu her konuşmalarında öve öve anlatıyor. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’na göre dünyada 17. sıradayız. Bu hasıla 1 trilyon 340 milyar dolar. Böylesine büyümenin anlatıldığı bir durumda, emekçilerin sefaletle yaşamasına göz yummayacağız. Emekçilerin siyasetini öne sürdüğümüz gibi, ücretlerin ne kadar olması gerektiğini de açıklıyoruz. 2024 yılında kişi başına düşen aylık Gayri Safi Yurt İçi Hasıla 1.308 dolar yani 42.300 TL. O halde asgari ücret başlangıç olarak en az 42.300 TL olmalıdır diyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Adıyaman halkı deprem ile ekonomik kriz arasına sıkışmış durumda-VİDEO

    Adıyaman halkı deprem ile ekonomik kriz arasına sıkışmış durumda-VİDEO

    PİRHA-Depremin sarstığı Adıyaman’da halk geçim sıkıntısı çektiklerini söyledi. Depremin vurduğu kentte bir yandan ekonomik kriz bir yandan da depremin etkileri yaşanırken, esnaf da zor durumda. 

    Depremin sarstığı Adıyaman’da esnaf ve halk, geçim sıkıntısı çekiyor. Adıyamanlılar yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattılar.

    Ekonomik krizden dolayı bir şey alamadıklarını ifade eden yurttaşlar, emekli maaşının düşük olması nedeniyle başka bir işi yapmaya mecbur kaldıklarını söylediler.

    Uzun süreden beridir bakkal işleten Aziz Çevik, büyük marketlerin artış göstermesiyle birlikte küçük esnafın iş yapamadığını, dükkanlarını kapatmak zorunda kalanların olduğunu belirtti.

    “EMEKLİ MAAŞININ DÜŞÜKLÜĞÜ SEÇİME YANSIDI”

    Emekli olduktan sonra 10 bin lira ile geçinmek zorunda kaldığını belirten Mehmet Yavuz, “10 bin lira nedir ki? Bazen torun gelir, çocuklar gelir. Bugün 5 kişi bir lokantada yemek yesek yetmez. Devlet, maaşı az olanları da düşünse çok daha iyi olur. Memurlardan kesip emeklilere verseydi bu şekilde sorun yaşanmazdı. İktidar seçimlerde emekli maaşlarına zam yapmadığı için seçimlerde oy kaybetti” dedi. Yavuz, emekli maaşının en azından 15 binin üzerinde olması gerektiğini ifade etti.

    “ADIYAMAN’DA DEPREMİN ACISI KADAR EKONOMİK ZORLUKLAR DA VAR”

    Adıyaman’da yaşayan halkı depremin acısı kadar ekonomik sorunların da etkilediğine dikkat çeken Mustafa Uyan, “Diğer şehirlerde yaşayan insanların pahalılıktan şikâyeti var. Burada hem yoksulluk hem deprem hem de artan ekonomik sorunlar var. Eleman yok, eleman olmazsa bu işleri bizler tek başımıza yapamayız. Elimden geldiği kadar köylülerin işini görmeye çalışıyorum ama tabi bir genç kadar etkili olamam” diye konuştu.

    “HEM DEPREM HEM DE EKONOMİK KRİZ”

    50 senedir soba imalatında çalışan Mustafa Küsülü, emekli olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldığını, hayat pahalılığından, depremin yarattığı sorunlardan dolayı zorluk çektiğini söyledi. Küsülü, “Depremde ilk yıkılan bina bize aitti. Depremde ailemden 4 kişiyi kaybettim. Hem onların acısını hem de geçim sıkıntısı yaşıyorum” dedi.

    Evi olmadığı için konteyner alamadığını, mecburen evde kalmak zorunda kaldığını dile getiren Küsülü, “Hem 4 çocuğumu kaybettim hem de bana konteyner vermiyorlar. Bu nasıl hükümet? Ben çalışmasam aç kalacağım. 10 bin lira ile ben nasıl geçimimi sağlayacağım? Esnaf, köylü, çiftçi bitmiş, her gün zam. Kimi kime şikayet edeceğiz. Büyük marketleri şikâyet ettiğimiz zaman ilgilenmiyorlar ama bir bakkal hakkında işlem yapılmak istendiğinde hemen geliyorlar. Türkiye’de yaşamak artık lüks oldu. Biz daha önceki siyasetçileri de gördük. Kıbrıs savaşını da gördük. O zamanlar da bir şey alınmıyordu yalnız para vardı. Bu dönemde eşya var para yok. Biz şekere, buğdaya, pamuğa kota koyarsak, dışarı bağımlı olursak kendi kendimize yetemeyiz” diyerek dert yandı.

    Küçük esnafın ülkenin bel kemiği olduğunu dile getiren Aziz Çevik ise özellikle son dönemlerde virüsten etkilenen, krizden etkilenen illerin var oluğunu ve Adıyaman’ın da bu şehirlerin başında geldiğini belirtti.

    “BÜYÜK MARKETLER TEK KİŞİYİ ZENGİN EDERKEN KÜÇÜK MARKETLER AİLEYİ GEÇİNDİRİYOR”

    Çevik, küçük işletmecilere yeterli desteğin verilmediğini söyleyerek şunları kaydetti:

    “Herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Bahsettiğimiz virüs, deprem, ekonomik kriz herkesi vurdu. Küçük balık her zaman büyük balığı yutuyor. Büyük marketler gün geçtikçe artıyor. Türkiye’de kaç tane büyük market varsa bunlardan tek kişi faydalanıyor. Biz küçük esnaflar da hepimiz bir aileyi geçindiriyoruz. Biz daha önceleri de söyledik, ürünlerinizi dışardan getirmeyin, küçük esnafınızdan alın. Bu konuda halkımızı da küçük esnaf konusunda duyarlılığa çağırıyoruz. Kendi ürününüzü, kendi esnafınızı değerlendirin. Bunun faydasını göreceksiniz.

    “TOPTANCILAR ARTIK VADELİ ÜRÜN VERMİYOR”

    Zor durumda olan halkımıza veresiye malzeme veriyoruz. Dar durumda olan kişilere yardımcı oluyoruz. Yeri geldiğinde para bile veriyoruz. Yeri geldiğinde aylarca yıllarca bekliyoruz. Vatandaşın da bu konuda bizlere yardımcı olmasını bekliyoruz. Toptancılar artık vadeli eşya vermiyor. Biz halkımız mağdur olmaması için onlara vadeyi tanıyoruz. Bu zor koşullarda bile halkımıza elimizden geldiği kadar imkan tanıyoruz.”

    “İHALELER BÜYÜK ESNAFLARA VERİLİYOR”

    İhaleler neden sadece büyük esnaflar üzerinden yapılıyor. Küçük esnaf neden değerlendirilmiyor. Neden hep zengin olan kazansın? Küçük esnafı nasıl kalkındıracağız. Odalar Birliği bu konuda küçük esnaflara yönelmiyor. Bu duruma el atması gerekiyor. Neden bir araya gelemiyoruz, neden esnaflarla ilgili bir gündem oluşturulamadı. İyi bir Adıyaman için fakirden zengine, küçükten büyüğe doğru çalışma yürütülürse muazzam bir yere geliriz.”

    “ADIYAMAN ÇOBANSIZ BİR SÜRÜYE BENZEDİ”

    Hüseyin Karakuş adlı yurttaş da “Bu büyük tufan geldiğinden beri Adıyaman çobansız sürüye benzedi. Depremde yakınlarından 16 kişiyi kaybettiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Emekli maaşıyla idare etmeye çalışıyorum. 3 kişiye bakıyorum. Gün geliyor 100 lira gün geliyor 150 lira kazanabiliyorum. Bugün 70 lira kazandım. 100 lira ile de yemek yedim. Para kazansam da kazanmasam da yemeğimi yemek zorundayım. Boş çuval ayakta durabilir mi? Yaşlı olduğum için kimse iş de vermiyor. Ancak bu işi yapabiliyorum. Ekonomik kriz bizi çok zor durumda bırakıyor. 10 lira kazanıyorsak 20 lira da yemek zorunda kalıyoruz.”

    Kamber YILDIZ-Mehmet Gazi Taş/ADIYAMAN

  • CHP’li Bulut: İktidar vekilleri ıstakoz, vatandaş ise borç ödeme derdinde

    CHP’li Bulut: İktidar vekilleri ıstakoz, vatandaş ise borç ödeme derdinde

    PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, vatandaşın bankalara olan borcunun bu yılın ilk çeyreğinde 341 milyar lira artarak yaklaşık 3,1 trilyon liraya yükseldiğini söyledi. Bulut, “İktidar vekili ıstakoz, vatandaş borçlarını ödeme derdine düştü. Yoksulluğun derinleştiği bu dönemde vatandaş inim inim inlerken, iktidar mensupları lüks restoranlarda ıstakoz, Maldivler’de tatil peşinde” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, süren ekonomik krize ilişkin açıklama yaptı. Bulut, yüksek faiz oranlarına rağmen borcu borçla kapatmaya çalışan vatandaşların tek çaresinin bankalar olduğuna dikkat çekti.

    Burhanettin Bulut, vatandaşın, bireysel kredi ve kredi kartları nedeniyle bankalara olan borçlarının mart ayının son haftasında 66,1 milyar lira artarak 3,1 trilyon liraya yaklaştığını kaydetti.

    BATIK KREDİ 197.5 MİLYAR TL!

    Aynı haftada tüketici kredilerinin bakiyesinde 11,6 milyar liralık, kredi kartı borç bakiyesinde ise 54,6 milyar liralık artış yaşandığını belirten Bulut, bireysel kredi borçlarının 1 trilyon 671 milyar liraya, kredi kartı borçlarının ise 1 trilyon 398 milyar liraya yükseldiğini ifade etti.

    Tüketicilerin bankalara olan borçlarının 2024 yılının ilk çeyreğinde 341 milyar lira arttığını kaydeden Bulut, bankaların vadesinde tahsil edemediği için icra takibine aldığı batık kredilerin 197,5 milyar liraya ulaştığını söyledi.

    “ISTAKOZ DEVRİ”

    CHP’li Bulut, yazılı yaptığı açıklamasında icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısının 21 milyon 703 bine yükseldiğini kaydederek şöyle devam etti:

    “Yoksulluğun derinleştiği bu dönemde vatandaş et kuyruklarında, halk ekmek kuyruklarında inim inim inlerken, marketlerden ucuz diye çürük sebze meyveyi olgun diye alırken, İstanbul’da yaşayan çocuklar ücretsiz toplu taşıma ile Boğaz’ı ilk kez görebilirken, iktidar mensupları lüks restoranlarda ıstakoz, Maldivler’de tatil peşinde. 3Y ile mücadele edeceğim iddiasıyla iktidar olan, sarayda ejder meyveli smoothie, starex eşliğinde aloevera, liçi meyvesi eşliğinde efulili lüks ziyafetler düzenleyen AKP, ‘Istakoz Devri’ ile hatırlanacak. Bunlar buzdağının sadece görünen yüzü. İnsan 10 bin lira sefalet ücretine mahkum ettiği emekliden, ay sonunu getiremeyen, borçlarını ödeyemeyen emekçiden utanır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bursa’nın Şehitler köyünde çiftçi dertli: Tarım ve hayvancılık bitirildi -VİDEO

    Bursa’nın Şehitler köyünde çiftçi dertli: Tarım ve hayvancılık bitirildi -VİDEO

    PİRHA- Bursa’nın Şehitler köyünde yaşayan Ali Bayram, CAN TV’de ‘Can Bizim Eller’ programında çiftçilerin yaşadıkları zorlukları anlattı. Çiftçiliğin artık bittiğini söyleyen Bayram, “Çiftçilik yapan sadece bizim nesil kaldı, gençler çiftçilik yapmıyor. Tarım ve hayvancılık bitti, eğer ek bir gelirin varsa idare edip yaşıyorsun” dedi.

    Türkiye’de kriz derinleşerek devam ediyor. Yurttaşlar yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya kalmaya devam ederken, tarım ve hayvancılık artık yapılamaz hale geldi.

    CAN TV’de Hüseyin Kelleci’nin sunduğu Can Bizim Eller programında Bursa’nın Şehitler köyünde yaşayan Ali Bayram, çiftçilerin yaşadıkları zorlukları anlattı.

    “ÇİFTÇİLİK ARTIK BİTTİ”

    Çiftçiliğin artık bittiğini söyleyen Ali Bayram, “Suyumuz yok, biz eskiden su olan yerlerde icar (kiralık) yerler tutardık. Burada Şen Ocakları diye bir firma vardı Irak’a ihracatla domates gönderirdik. Eskiden tütün ekerdik, herkesin 7-8 ton tütünü vardı ama tütünlere kota konuldu. İnsanlar 200-300 kilo tütün ekeceğime hiç ekmem dediler. Bu köyde her gün 3-4 kamyon soğan kalkardı, o da bitti. Çünkü çocuklar taşımalı sisteme geçti ve herkes çocuklarına gelecek sağlamak için şehirlere gitti. Çiftçilik yapan sadece bizim nesil kaldı, gençler çiftçilik yapmıyor. Bu köyde 3,5-4 ton süt çıkıyordu. Bu köyde çiftçiliğin yanı sıra hayvancılık da vardı ama şimdi 500 kilo süt yok. Tarım ve hayvancılık bitti, eğer ek bir gelirin varsa idare edip yaşıyorsun” dedi.

    Köydeki bir başka yurttaş ise, “Bu köyde hem yaz hem de kış ürünleri satılırdı ama artık üreticilerin ürettikleri para etmiyor” diye konuştu.

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Milletvekili Ayhan Barut, 43 liraya dayanan mazot fiyatlarına Meclis’te isyan etti!-VİDEO

    Milletvekili Ayhan Barut, 43 liraya dayanan mazot fiyatlarına Meclis’te isyan etti!-VİDEO

    ANKARA- CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Türkiye’de çiftçilerin yıllık 3.5 milyar litre mazot kullandığına dikkat çekerek, mazottaki zamların üretim ve üreticiyi bitirdiğini söyledi. Meclis’te mazot zamlarına isyan eden Barut, “Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldığında 20 lira olan mazot fiyatı, bitmeyen zamlarla bugün 43 liraya dayandı. Zam yüzde 115 oranını geçti. AKP elini artık cebimizden çek” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda söz alarak zamlara itiraz eden CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, “Çiftçinin en büyük girdi maliyeti mazot ama zamlar çiftçiyi vurdu. AKP iktidara geldiğinde 1.48 lira olan 1 litre mazotun fiyatı, şimdi 43 liraya dayandı. Yine yakın zamanda 2 lira 30 kuruş zam geleceği söyleniyor. AKP, mazotla bizi terbiye etmeye çalışıyor. Bu yanlışı sonlandırın, çiftçimizi ve halkımızı rahat bırakın” diye konuştu.

    “ZAM ORANI YÜZDE 115”

    Seçimden bu yana mazota yüzde 115 oranında zam yapıldığına işaret eden Ayhan Barut, “Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı 28 Mayıs’ta yaklaşık 20 liraydı. Aradan geçen 8 ayda yüzde 115 zam geldi. Bu sene asgari ücretin açıklandığı gün fiyatlar 36 lira seviyesindeydi. O günden beri yüzde 18 zamlandı. Türkiye’de çiftçimiz yılda yaklaşık 3.5 milyar litre mazot kullanıyor. Zamlar bitmiyor ama çiftçimiz bitiriliyor. Üretime düşmanlık anlayışını kınıyoruz. Bitmek bilmez zamların geri alınmasını, mazotta KDV ve ÖTV indirimi istiyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Ali Bozan: Cumhurbaşkanı maaşını emeklilerle eşitleyelim, 2024 hepimizin yılı olsun

    Ali Bozan: Cumhurbaşkanı maaşını emeklilerle eşitleyelim, 2024 hepimizin yılı olsun

    PİRHA – Milletvekili Ali Bozan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “2024 yılını emekliler yılı ilan ettik” sözü üzerinden eleştirdi. Bozan, “Emekliye bugün hangi ücreti reva gördüyseniz Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, devletin üst düzey bürokratlarının ve bizlerin maaşlarını aynı seviyeye indirelim. Böylece 2024 yılı yalnızca emeklilerin değil, hepimizin yılı olsun” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, kanun değişikliği teklifinin görüldüğü Meclis’te emeklilere yapılan zammı “şaka gibi” sözüyle eleştirdi.

    Milletvekili Av. Ali Bozan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “2024 yılını emekliler yılı ilan ettik” sözünü anımsatarak konuşmasına başladı. Bozan, “Bugün anlaşılıyor ki; Erdoğan yine sarayından büyük laf etmiş. Emekliler insanca yaşanabilir bir ücret beklentisiyle şu genel kurulu takip ederken buradan çıkardığınız kararla emeklileri yoksulluğun köşesine bıraktınız. Dün gece muhalefetin tüm itirazlarına rağmen milyonlarca emekliye 10 bin lirayı reva görerek ‘yeter de artar’ dediniz. Yine yanlış yaptınız. Her zamanki gibi” diye konuştu.

    “İKTİDAR, EMEKLİLERE REVA GÖRDÜĞÜ YOKSULLUKLA DA ÖVÜNÜYOR MU?”

    Yoksulluğun en ağır insan hakkı ihlallerinden olduğunu ve iktidarın bunca yıldır emeklilere yoksulluğu reva görerek suç işlediğini söyleyen Bozan, şöyle devam etti:

    “‘Parayı veren düdüğü çalar’ misali 55 milyon dolarla uzaya astronot göndermekle övünen ey iktidar; ömrünü çalışmakla geçirmiş emekliye bir aylık ev kirasını karşılayacak kadar maaş verememekle de övünüyor musunuz?

    Evine ekmek götüremeyecek durumda bıraktığınız emekli ile övünüyor musunuz?

    Çarşı pazarda evinin mutfak ihtiyaçlarını karşılamayacak durumda bıraktığınız emekli ile övünüyor musunuz?

    Maaşı yetmediği için ikinci bir işte çalışmak zorunda bıraktığınız milyonlarca emekli ile övünüyor musunuz?

    Ucuz ekmek almak için saatlerce halk ekmek büfeleri önünde beklemeye mecbur bıraktığınız emekliler ile övünüyor musunuz?”

    “EMEKLİLERE 10 BİN LİRAYI NASIL ANLATACAKSINIZ”

    Milletvekili Bozan, son olarak şu ifadeleri kullandı.

    “Bu söylediklerim vicdanlarınızı rahatsız etmiyor mu? Sokağa çıkacak, emeklilerin yüzüne bakacak yüzünüz olduğunu sanmıyorum ama olur da çıkarsanız emekliye ne cevap vereceksiniz? 10 bin lira meselesini nasıl anlatacaksınız. Yine ‘vatan millet edebiyatı’ mı yapacaksınız emeklilere, yoksa uzaya 55 milyon dolar verip astronot gönderdik’ mi diyeceksiniz.

    Tüm bu anlattıklarıma rağmen ‘emekli bu para ile geçinebilir’ diyorsanız. O zaman size başka bir çağrı yapayım. Emekliye bugün hangi ücreti reva gördüyseniz; Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, devletin üst düzey bürokratlarının ve bizlerin maaşlarını aynı seviyeye indirelim. Böylece 2024 yılı yalnızca emeklilerin değil, hepimizin yılı olsun”.

    PİRHA/ANKARA

  • Yurttaşlar: Asgari ücretle geçinemiyoruz, daha maaşımızı almadan zamlarla eridi-VİDEO

    Yurttaşlar: Asgari ücretle geçinemiyoruz, daha maaşımızı almadan zamlarla eridi-VİDEO

    PİRHA-Asgari ücret 17 bin 2 lira olarak belirlendi. Zamlı maaşlarını daha alamadan eridiğini belirten yurttaşlar, “Ülkede hayat pahalılığı çok yüksek, bize verdikleri maaşla nasıl geçineceğiz” diye sordular. 

    Yaklaşık 7 milyon çalışan başta olmak üzere toplumun genelini ilgilendiren asgari ücret 17 bin 2 lira olarak belirlendi. AKP-MHP iktidarı tarafından büyük bir artış olarak sunulan asgari ücret, TL’de yaşanan değer kaybı ve yüksek enflasyon nedeniyle her geçen gün erimeye devam ediyor.

    Asgari ücret zammı yurttaşları memnun etmezken, Türkiye’de ekonomik kriz ise derinleşerek devam ediyor. Yurttaşlar yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya kalırken, işsizlik de her geçen gün artıyor.

    Okmeydanı’nda yurttaşlara, 2024 yılı için belirlenen asgari ücrete ilişkin görüşlerini sorduk.

    “ASGARİ ÜCRET, EN AZ 20 BİN TL OLMALIYDI”

    Alım güçlerinin eskisi gibi olmadığı için asgari ücreti arttırmanın bir anlamı olmadığını belirten Hilmi Tulum, “Çünkü asgari ücrete yapılan zammın ardından her şeye zam yapıldı. İki genç 20 bin TL’ye ev kiraladı, onların aylık kazancı 50 bin TL olsa bile bugün yetersiz. Ben şu anda memleketten kaçmanın yollarını arıyorum. Biz emekçilerin artık bu ülkede yaşama şansı kalmadı” dedi.

    Yapılan zamma tepki gösteren Süleyman Şahin, “Her gün bir şeye zam yapılıyor, daha zamlı maaşlar almadan eridi. Şu anki şartlarda asgari ücretin en az 20 bin TL olması lazım” diye belirtti.

    Hasan Pek ise “Ülkede hayat pahalılığı çok yüksek, bize verdikleri maaşla nasıl geçineceğiz” diye sordu.

    “ASGARİ ÜCRETLE KİMSE GEÇİNEMEZ”

    Asgari ücretle kimsenin geçinemeyeceğini dile getiren Ayşe Gül, “Bir ailede sadece bir kişi çalıştığında geçinmek çok zor. Devletin artık halkı düşünmesi gerekiyor” dedi.

    Asgari ücret ile Türkiye’de geçinebilen insan görmediğini söyleyen Hıdır Alkılıç da, “Bugün maaşlara zam yapılıyor ama daha sonra devlet bütün ürünlere zam yapıyor nasıl geçinebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Yapılan zamların kendilerine bir faydasının olmadığını vurgulayan Garip Özşahin ise, “Daha zamlı maaşı vermeden aldılar. Bu memleket öldü, biber alamıyorum, et yiyemiyorum. Hükümet piyasaya hâkim olamıyor, her şeye zam yapılıyor. Cumhurbaşkanı 150 bin TL, bakanlar 100 bin TL maaş alıyor ama emeklilere 7 bin 500 TL’yi çok görüyorlar” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • İHD Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu: Çocuk intiharları yüzde 40 oranında arttı!

    İHD Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu: Çocuk intiharları yüzde 40 oranında arttı!

    PİRHA – İHD Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu, 2022 yılında yaşanan 4146 intihar vakasından 491’nin çocuk intiharı olduğuna işaret etti. Çocuk intiharlarının araştırılması gerektiğini belirten komisyon, çatışmalar ve ekonomik krizin, çocuklar üzerindeki etkilerine de vurgu yaptı.

    İHD Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu, “Çocuk intiharları araştırılsın” çağrısını yaparak yetkililere seslendi. 2022 yılında toplam 491 çocuğun intihar sonucu hayatını kaybettiğini aktaran Çocuk Hakları Komisyonu, süren çatışmalar ve ekonomik kriz nedeniyle çocuklarda umutsuzluk oluştuğuna vurgu yaptı.

    2022 YILINDA 491 ÇOCUK İNTİHARI!

    Yazılı yapılan açıklamada, sosyal destek ve güven ortamından yoksun kalan çocuklarda uyum sorunları ile intihar eğilimlerinin arttığı belirtilirken, şu ifadelere yer verildi:

    “Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan savaş ve çatışmalar en çok çocukları etkilemektedir. Bu savaş ve çatışmalarda en çok çocuklar ölmekte, yaralanmakta ve uzuv kaybı yaşamaktadır. Milyonlarca çocuk göç etmek zorunda kalmakta, mülteci, göçmen durumuna düşmektedir. Sağlıksız koşullarda, eğitimden ve sosyal güvenlikten yoksun yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Ortadoğu ve coğrafyamızda bitmeyen savaş ve çatışmalar nedeniyle çocuklar eşit ve adil bir yaşama erişme imkânı bulamamaktadır. Bugün halen Ukrayna’da, Irak’ta, Suriye’de, Rojava’da ve son olarak da Filistin/Gazze’de her gün onlarca çocuk bu savaş ve çatışma ortamlarında hayatlarını kaybetmektedir.

    “ÜLKELERİN EKONOMİLERİ SİLAHA VE SAVAŞ ARAÇLARINA HARCANMAKTA”

    Savaş ve çatışma ortamları toplumsal barışı ortadan kaldırdığı gibi, ekonomik ve sosyal yapıyı da bozmaktadır. Ülkelerin ekonomileri çocukların ve toplumun refahını artırmak için harcanmak yerine “güvenlik” gerekçesiyle silaha ve savaş araçlarına harcanmaktadır. Bu politikaların ısrarla uygulanması toplumsal dokuyu bozmakta, yoksulluk, işsizlik artmakta, daha az sağlık, daha az eğitim olarak topluma geri dönmektedir. Bitmeyen güvenlikçi politikalar toplumun tüm fertlerinde olduğu gibi çocuklarda da umutsuzluğa ve güvensizliğe yol açmaktadır.

    Coğrafyamızda 40 yılı aşkın bir süredir süren “düşük yoğunluklu” çatışma ortamı en çok çocukları etkilemiş, çocuklar köylerini, şehirlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Köylerden kent merkezlerine göç eden aileler ve çocuklar ciddi adaptasyon sorunları yanında ekonomik ve sosyal sorunlarla da uğraşmak zorunda kalmıştır. Sosyal destek ve güven ortamından yoksun kalan çocuklarda uyum sorunları ile intihar eğilimlerinin de arttığı gözlenmektedir.

    TÜİK’in geçtiğimiz aylarda açıkladığı 2022 yılı toplam 4146 intihar vakalarının 81’i 15 yaş altı; 410’u da 15-19 yaş aralığındaki çocuklar olmak üzere 2022 yılında toplam 491 çocuğun intihar sonucu hayatını kaybettiğini göstermektedir. 2021 yılında ise 15 yaş altı 71; 15-19 yaş aralığında ise 377 çocuğun intihar ettiği açıklanmıştır.”

    “ÇOCUK VE GENÇ İNTİHARLARI ÜRKÜTÜCÜ BOYUTLARA ULAŞTI”

    İHD Merkezi Çocuk Hakları Komisyonu, yakın zamanda Şırnak’ta yaşanan intihar vakalarını da hatırlatarak şu ifadelere yer verdi:

    “Son bir hafta içerisinde Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 yaşındaki I.A adlı çocuğun evde intihar ederek hayatını kaybettiği basına yansıdı. Yine Cizre’de 16 yaşındaki Z.C ile 17 yaşındaki Z.C adlı iki kız kardeşin Dicle Nehrine atlayarak intihar girişiminde bulundukları 16 yaşındaki çocuğun kurtarılarak hastaneye kaldırıldığı, 17 yaşındaki çocuğun ise nehirde kaybolduğu ve halen bulunamadığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.

    Son zamanlarda Türkiye’nin her yerinde çocuk ve genç intiharlarında artışın ürkütücü boyutlara ulaştığını maalesef büyük bir kaygı ile izliyoruz. Son iki yılda çocuk intiharlarının yüzde 40 oranında arttığı istatistiki verilerle ortaya konmaktadır. Bu verileri detaylı bir şekilde incelediğimizde bazı bölgelerde kız çocuğu intiharlarının daha fazla olduğu görülmektedir.

    Çocuk intiharlarının ekonomik, sosyal ve kültürel yapıların olumsuz etkileri nedeniyle gelişebileceği gibi, savaş ve çatışma ortamlarının yarattığı baskılar, kuşatılmışlık hissi, umutsuzluk ve değersizlik duygusundan kaynaklı olarak da gelişebilmektedir. Türkiye’de yaşanan çocuk intiharlarında büyük oranda ekonomik yoksulluk, erken yaşta zorla evlilikler, çocuk cinsel istismarı gibi nedenlerin de etkili olduğu bilinmektedir. Ayrıca Kürt illerinde yıllardır devam eden çatışma, yasaklar ve toplumsal gerilimin yarattığı güvensizlik ve umutsuzluğun da intiharlarda etkili olduğu bilinmektedir.

    Cizre’de yaşanan son çocuk intiharları başta olmak üzere tüm çocuk intiharları etkili bir şekilde soruşturulmalı, çocukları intihara sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik nedenler tespit edilerek çocukları güçlendirecek politikalara öncelik verilmelidir.

    Çocuk intiharları soruşturulsun. Çocuk haklarına dair sözleşme uygulansın.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’liler bordrolarını yaktı: 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı altında!

    KESK’liler bordrolarını yaktı: 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı altında!

    PİRHA – KESK Şubeler Platformu, yaşanan ekonomik krize dikkat çekerek bordro yakma eylemi yaptı. “Enflasyonu düşürmek için tasarrufu arttırmamız şart” denilen açıklamada, “Lüks saray harcamalarından vazgeçmediler ama yüzbinlerce öğrencinin 1 öğün ücretsiz yemeğini kestiler” ifadesi kullanıldı. Açıklamada ayrıca, 85 milyonluk nüfusun 51 milyonunun açlık sınırı altında yaşadığına işaret edildi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tüm illerde maaş bordolarını yaktı. KESK Şubeler Platformu’nun Ankara’da yapılan eyleminde 2 Aralık’ta İstanbul ve Diyarbakır’da yapılacak mitinge de çağrıda bulunuldu.

    KESK Ankara Dönem Sözcüsü İbrahim Kara, emeği ile geçinen kesimlerin her geçen gün daha fazla yoksullaştığını ifade ederek, “Ülkeyi yönetenler ise yıllardır anlattıkları masallara yenilerini eklemeye devam ediyor” dedi.

    “NÜFUSUN 51 MİLYONU AÇLIK SINIRI ALTINDA”

    İbrahim Kara, açıklamasında işsizlerin sayısının 9 milyona ulaştığının ise altını çizdi. Her 5 gençten birinin işsiz olduğuna işaret eden Kara şu açıklamayı yaptı:

    Ülkeyi OECD ülkeleri içinde resmi enflasyonu en yüksek ülke durumuna getirdiler. Bugün enflasyon sırlamasında bizden sonra gelen ülkeyi tam (Macaristan) beşe katlıyoruz. Tüm dünyada gıda enflasyonu düşerken bizde artmaya devam ediyor.

    Çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek hayat pahalılığı TÜİK enflasyonunu katlıyor. Öyle ki bir bardak çay 10 TL, bir simit 10 TL. Dört kişilik bir aile üç öğün kişi başına bir çay bir simit tüketse bile aylık 7 bin 200 TL ediyor.

    Açlık sınırı 16 bin TL’ye, yoksulluk sınırı 49 bin TL’ye dayandı. 85 milyonluk nüfusun 51 milyonu açlık sınırı, 32 milyonu ise yoksulluk sınırı altında bir yaşam savaşı veriyor. Çünkü ülkede emeklilerin yarısı en düşük aylık olan 7 bin 500 TL’ye, çalışanların yarısı ise 11 bin 402 TL’lik asgari ücrete mahkûm edilmiş durumda.

    4 kişilik bir ailede tüm fertler asgari ücretle çalışsa bile yoksulluk sınırına ulaşamıyor. Ortalama kamu emekçisi maaşı ise “ilave seyyanen ödenek” oyununa rağmen ancak yoksulluk sınırının yarısına ulaşıyor. En düşük ev kirası bile asgari ücreti aşıyor. Dolayısıyla aldığımız ücretle-maaşla ayın sonunu getiremiyoruz. En temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için borçlanıyoruz. Bu yüzden halkın kredi kartı borçları geçen yıla göre iki buçuk kat arttı. Bugün her 100 kişiden 12’si borcunu ödeyemediği için yasal takipte.

    “EĞİTİME AYRILAN BÜTÇE TARİKATLARA, CEMAATLERE AKTARILACAK”

    Tüm bunlar ortadayken iktidar hala “İşçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik. Yeni bir ekonomik modele geçtik. 2023 için vaat ettiğimiz hedeflere 30 yıl sonra ulaşacağız” diyerek hepimizle dalga geçiyor.

    KDV’yi ÖTV’yi, harçları, tüm kredilerin faiz oranlarını fahiş oranlarda arttırdılar.

    • Motorlu Taşıtlar Vergisini (MTV) iki kez aldılar. Ardından 1 Trilyon 120 milyarlık ek bütçenin de tüm yükünü vergilerle yine bize yıktılar.

    “Enflasyonu düşürmek için tüketimi kısmamız, tasarrufu arttırmamız şart” dediler. Ama ne uçaklarından, makam arabalarından ne de lüks saray harcamalarından, üç dört yerden aldıkları maaşlarından vazgeçmediler. Ama okul öncesi eğitimdeki yüzbinlerce öğrencinin 1 öğün ücretsiz yemeğini bile kestiler.

    İşte TBMM’de görüşülen bütçe kanun teklifi iktidarın “yeni” dediği ekonomik modelin bugün boğamıza sarılmaya çalışan elidir.

    Kısacası halk, çalışanlar vergi yükü altında ezilirken koca koca holdingler, şirketler, firmalar çalıştırdıkları asgari ücretli kadar dahi vergi ödemeyecek.

    Peki büyük bölümü bize yıkılan bu vergiler nereye, kimlere harcanacak?

    Toplanacak her 100 TL verginin:

    – 17 TL’si iktidarın yurt dışından ve içinden aldığı borçların sadece faiz ödemesine,

    –  6 TL’si savunma ve güvenlik harcamalarına,

    – 5 TL’si “teşvik” olarak büyük patronlara, sermayeye

    – 3 TL’si hizmet alsak da almasak da müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı, tünel inşaatı müteahhitlerine gidecek.

    Üstelik eğitime ayrılan bütçenin bir bölümü ÇEDES gibi projelerle tarikatlara, cemaatlere, hısım akraba çevresinin kurduğu vakıflara, Diyanete aktarılacak.

    KESK olarak iktidarın kendi eliyle yarattığı enkazın tüm faturasını emekçilere, halka yıkmak istediği bu bütçeyi kabul etmiyoruz.

    %1’in çıkarı için %99’u yok sayan adaletsizliğe, haksızlığa karşı çaresiz değiliz. 2 Aralık Cumartesi günü İstanbul ve Diyarbakır’da hayata geçireceğimiz mitinglerle emeğimize, ekmeğimize, geleceğimize, bütçe hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    Yıllardır yoksulluk, işsizlik ve yağma düzenin çarkları arasında öğütülen herkesi emekten yana demokratik halk bütçesi için omuza omuza vermeye mücadeleyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Menderes Cemevi inşaatı durma noktasına geldi; maddi destek çağrısı

    Menderes Cemevi inşaatı durma noktasına geldi; maddi destek çağrısı

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Menderes Şubesi tarafından yapılan cemevinin inşaatı, maddi sıkıntılar nedeniyle durma noktasına geldi. Şube Başkanı Sati Çelen, her kesimin desteğini beklediklerini söyledi.

    İzmir’in Menderes ilçesinde yapımı süren ancak maddi sıkıntılar nedeniyle inşaat çalışmalarının durma noktasına geldiği Menderes Cemevi için destek bekleniyor. Alevi Kültür Dernekleri Menderes Şubesi tarafından destek için çağrı yapıldı.

    “DEVAM EDECEK GÜCÜMÜZ KALMADI”

    Alevi Kültür Dernekleri Menderes Şube Başkanı Sati Çelen, ekonomik krizin, projelerini etkilediğini ve inşaya devam edecek maddi güçlerinin kalmadığını belirterek, “20 yıldır hasretini yaşadığımız cemevimizi Menderes’imize kazandırmak adına başlattığımız çalışmalarımızda belli bir noktaya geldik. Menderes Belediyemizin arazi tahsisi ve destekçilerimizin yardımıyla inşaat çalışmalarımıza başlamıştık ancak ekonomik krizin etkileri projemizi de etkiledi. Ne yazık ki geldiğimiz noktada inşaat çalışmalarımıza devam edecek gücümüz kalmadı. Bugüne kadar büyük bir özveriyle yürüttüğümüz inşaat çalışmalarının sekteye uğramaması ve 20 yıllık hayalimizin gerçek olması için herkesten, her kesimden destek bekliyoruz” dedi.

    “DESTEK BEKLİYORUZ”

    Çelen, kaba inşaat halinde olan cemevinin bitmesi için destek beklediklerini kaydederek şu çağrıda bulundu:

    “Çünkü cemevi hepimizin. Sadece Alevi kardeşlerimiz değil tüm insanlığın rahatça gelip özgürce ibadetini yerine getirebileceği bir mabet. İbadethaneden, kurs alanlarına, çamaşırhaneden, morga kadar birçok alanın bulunacağı cemevi projemize herkesin sahip çıkmasını bekliyoruz. Bu kapsamda inşaatımızın devamı için gerekli olan desteği tüm vatandaşlarımızdan bekliyoruz. Gelsinler projemizi yerinde incelesinler, ne aşamada olduğumuzu kendileri de canlı görsün. Destek olmak isteyenler derneğimizle iletişime geçebilir. Damlaya damlaya göl olur, az çok demeden herkesin yardımını bekliyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    > Menderes Cemevi arsasının tapusu Alevilere tahsis edilecek

  • Yılın ilk üç ayında tekstilde 150 bin kişi işten çıkarıldı!

    Yılın ilk üç ayında tekstilde 150 bin kişi işten çıkarıldı!

    PİRHA – Zamlar nedeniyle büyük kriz yaşayan sektörlerden birisi de tekstil oldu. Yılın ilk üç ayında tekstil alanında 150 bin kişi işten çıkarıldı. Üreticilere getirilen yüzde 10’luk yeni vergi artışının ardından işsiz kalacakların sayısında artış bekleniyor.

    Ekonomik kriz günden güne derinleşirken, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeler de sürüyor.

    Kriz nedeniyle bütün iş alanlarında işçi çıkarmalar sürerken en çok mağduriyet yaşayan alanlardan birisi de tekstil sektörü oldu. CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Ticaret Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda tekstil sektöründe yaşanan krize dikkat çekti. Yılın ilk üç ayında, tekstil sektöründe işten çıkarılan kişi sayısının yaklaşık 150 bin kişi olduğunu belirten Arpacı, Ege İhracatçı Birlikleri Hazır Giyim Konfeksiyonu Başkanı Jak Eskinazi’ye göre bu rakamın yaklaşık 500 binleri bulacağını aktardı.

    Tekstil sektörünün önemli bir alan olduğuna dikkat çeken Arpacı, söz konusu alanda kadın çalışan sayısının çok yüksek olduğuna da vurgu yaptı. Arpacı ayrıca Türkiye’de en önemli istihdam yaratan sektörlerin başında tekstilin geldiğini de ifade etti.

    “BÖYLE ENFLASYONLA MÜCADELE YÖNTEMİ OLAMAZ”

    Milletvekili Şeref Arpacı, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda şunları söyledi:

    “Bugün ilkokula giden öğrenciden, en büyük sanayi kuruluşunun patronuna kadar herkesin gündeminde enflasyon var. Fakat ne yazık ki enflasyonla topyekûn bir mücadele içinde değiliz. Çok yakın zamanda burada Merkez Bankası Başkanımız Sayın Gaye Hanım’ı ağırlamıştık, kendisinin sunumunu dinledik ve o sunumda enflasyonun aslında Haziran 2024’e kadar devam edeceği, para sıkılaştırma politikalarının devam edeceği ve işsizliğin de artacağı yönünde bir raporlaması oldu. Merkez bankamız para sıkılaştırma politikalarıyla talep enflasyonunu yönetmeye çalışıyor. Burada amaç aslında parayı, kredileri kısıp esnaf sıkışsın ve elindeki malı ucuza satsın, fiyatlar düşsün yaklaşımı. Böyle bir enflasyonla mücadele yöntemi olamaz, çok da zarar verir. Zamanında gıda enflasyonuyla mücadele için açılan tanzim satış noktaları ve soğan depolarına yapılan baskınlar ne kadar başarılı olduysa, bu mücadele de ancak o kadar başarılı olur.

    GİYİM SEKTÖRÜNE YENİ ZAMLAR!

    Türkiye’de en önemli istihdam yaratan sektörlerin başında tekstil geliyor fakat son dönemde yapılan bir yanlışı da buradan vurgulamak istiyorum. Biliyorsunuz, pamuk, iplik ve kumaşa, ham kumaşa ayrıca bir vergi getirildi, yani dahilde işlem belgesi olmayan Türkiye’de üreticilere yüzde 10 daha bir vergi artışı geldi. Buna da özellikle hazır giyim sektöründe, yine Türkiye’de bir zam yapılacağı ve satış fiyatlarını etkileyeceğini de göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Yani fiyatların yükselmesini sadece vergi politikalarıyla ve vergiyle düzenleyemeyeceğimizi tekrar belirtmek istiyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • İkinci el pazar esnafı: ‘Ekonomik kriz yok’ diyenler bu pazarı görsün – VİDEO

    İkinci el pazar esnafı: ‘Ekonomik kriz yok’ diyenler bu pazarı görsün – VİDEO

    PİRHA-Ankara’da ikinci el kıyafet satışı yapılan Yenişehir Pazarı’nda rağbet arttı. Pazar esnafı, ekonomik kriz nedeniyle ikinci el giysilere ilginin yüksek olduğuna işaret ederek, kullanılmayan elbise ve ayakkabıların pazara getirilerek değerlendirilebileceğini belirtti.

    Yükselen ekonomik krizin ardından ikinci el pazarlarındaki kalabalık da yoğunlaştı. Halkın alım gücü azalınca bütçeye uygun ihtiyaçlara ulaşmak için farklı arayışlar oluştu. Ankara’da yoksul kesimlerin tercih ettiği ikinci el pazarlarından biri olan Ayrancı-Yenişehir pazarında her hafta çarşamba günü ikinci el giysi ve ayakkabı satışı yapılıyor.

    EKONOMİK KRİZ HALKI İKİNCİ ELE YÖNELTTİ!

    11 senedir ikinci el ürün satışı yaptığını belirten bir esnaf, “Ekonomik kriz yok diyen, bu pazara gelsin, o zaman kriz var mı yok mu görür” diyerek mevcut durumu özetledi.

    İkinci el pazarının dışarıya oranla çok daha ucuz olduğunu belirten pazar esnafı, Çankaya ilçesinde yaşayanların diğer ilçelere oranla gelir düzeyinin daha yüksek olduğunu belirterek, “Artık gelen müşteriler genellikle Çankaya’nın yerlileri. İkinci ele rağbet çok arttı. Artık herkes buraya geliyor diyebiliriz. Tabii bu durumda satıcıların gelirleri de arttı. 11 yılın en kalabalık senesi diyebilirim bu yıl için” ifadelerini kullandı.

    “ARTIK SADECE GELİR DÜZEYİ DÜŞÜK OLANLARIN ADRESİ DEĞİL”

    30 yıldır ikinci el pazarında satıcılık yaptığını belirten Yavuz Furuncuoğlu ise artık geliri iyi olanların dahi Yenişehir Pazarı’nı tercih ettiğini söyledi. Furuncuoğlu, şu bilgileri paylaştı:

    “Vatandaş, çok yüksek rakamlara mağazadan bir ürünü almaktansa buraya gelip 5.000 liralık bir ürünü 1000 liraya alabiliyor. Buraya gelen ikinci el ayakkabılara da talep oluyor. Çünkü o ayakkabılar çok az kullanılmış. Mesela kişi, ayakkabıyı sadece ev içinde ya da bahçesinde kullanmış, hiç yıpranmamış. O az kullanmış ayakkabılar burada tezgahta yerini alıyor. Satıcıların birçoğu kendi kıyafetlerini de satıyor. Mesela benim bildiğim yaşlılar, ‘artık bu kıyafetler üstüme geliyor, al bunları götür’ diyor. Satıcılar, zaten önce etrafındaki kişilerin kıyafetlerini topluyor. Anne, baba, kardeş ve komşulardan giysiler temin ediliyor. Satıcı eğer bu işin güzelliğini görürse ki öyle oluyor, çünkü buradaki insanların çoğu seviyeli. Birçok satıcı, kamudan emekli, üst düzey işlerde çalışmış kişiler. Emekliler bir şekilde burada zamanlarını değerlendirip sosyalleşiyor. Bir de bu pazara özgü davranışlar var. Mesela burada pazarlıksız alışveriş olmaz. Hatta pazarlığın da pazarlığını yapıyorlar. Ve bu işte en çok parayı ise kapıcılar kazanıyor. Özetle burası artık sadece gelir düzeyi düşük olanların adresi değil.”

    Yavuz Furuncuoğlu, evlerinde kullanılmayan kıyafet bulunduran kişilere de çağrı yaparak “Kıyafetlerinizi atmayın. Temiz sayılan giysilerinizi lütfen ikinci el pazarlarına getirin. İster kendiniz satın, isterseniz de buradaki arkadaşlara ücret karşılığında verin” dedi.

    MAĞAZA SAHİPLERİ DE PAZARLARDA ÜRÜN TOPLUYOR!

    Dilek adlı bir başka pazar esnafı ise mağaza sahiplerinin, nadir olan ikinci el kıyafetleri topladıklarını belirtti. Kıyafetlere ufak tadilatlar yapıp, etiket basıldıktan sonra mağazalarda satıldığını anlatan Dilek hanım, “Bu işi yapanlar özellikle vintage tarzında satış yapan mağazalar. Bizler ise tüm kıyafetleri tek fiyattan, 50 liradan satıyoruz. Kazak, yelek, ayakkabı, çanta ve daha birçok ürüne tezgahımızda yer veriyoruz. Fiyatlarımız çok uygun. Buna rağmen alıcı gelip ’40 lira olmaz mı?’ diye soruyor. Ben de gülümseyerek ‘olmazsa iyi olur’ diye karşılık veriyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Koçyiğit: Yükselen enflasyona karşı Eşel Mobil Sistemi devreye girmelidir

    Koçyiğit: Yükselen enflasyona karşı Eşel Mobil Sistemi devreye girmelidir

    PİRHA – Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, asgari ücretin aylık olarak Eşel Mobil Sistem’e göre güncellenmesine dair Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifi sundu. Koçyiğit, “Türkiye tarihinde Eşel Mobil Sistemi, enflasyon ve ekonomik dalgalanmalara karşı işçi ve memur maaşlarının korunmasında etkili bir araç olmuştur” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, çalışanları hayat pahalılığına karşı korumak amacıyla fiyat artışlarıyla doğru orantılı olarak gelirlerin arttırılması gerektiğini belirtti.

    Asgari ücretin aylık olarak Eşel Mobil Sistem’e göre güncellenmesine dair kanun teklifi hazırlayan Koçyiğit, hayat pahalılığına da vurgu yaptı.

    “TEMEL İHTİYAÇLAR GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMALIDIR”

    2024 Plan ve Bütçe Komisyonu görüşülmelerinin hemen öncesinde kanun teklifini TBMM’ye sunan Milletvekili Koçyiğit, gerekçe olarak şu ifadelere yer verdi:

    “Günümüzde işçi sınıfının en temel taleplerinden biri, emeğinin karşılığında adil ve insanca yaşama koşullarını sürdürebilecek bir ücret alabilmektir. Asgari ücret, bir ülkede belirli bir dönem için yasal olarak çalışan bir işçiye ödenmesi gereken en düşük ücret miktarını ifade eder. Asgari ücret, işçilerin alım gücünü korumak, yoksulluğu önlemek ve sosyal adaleti sağlamak gibi hedefleri içerir. Ancak, Türkiye’de son yıllarda, asgari ücretin genel bir ücret skalası haline gelmesi, mavi yakalıdan beyaz yakalıya, temizlik işçisinden doktora, mühendisten öğretmene kadar tüm işçi kesimlerinin ücretlerinin asgari ücrete endekslenerek belirlenmesi yeni bir gerçekliği yansıtmaktadır. Bu durumda, asgari ücretin önemi daha da artmaktadır, çünkü asgari ücret toplumun genel ücret seviyesini belirleme noktasına gelmiştir.

    Asgari ücretin belirlenmesi, bir ülkenin ekonomik, sosyal ve emek koşullarına göre itinayla ve demokratik katılımcı mekanizmalar ile sağlanmalıdır. Sürekli bahsedilen “ekonomik istikrar ve büyüme” işçilere daha iyi ücretler sunma olanağı sağlamalıdır. Asgari ücret, işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olmalıdır. Yiyecek, barınma, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlar göz önünde bulundurulmalıdır. İşçilerin insanca yaşama koşullarını sağlamak hedeflenmelidir. Son yıllarda hiç olmadığı kadar artan enflasyon, ürün ve hizmet fiyatlarının artmasına neden olmuş ve alım gücünü düşürmüştür.

    Sendikalar ve işçi temsilcileri, asgari ücretin belirlenmesinde önemli bir rol oynamalıdır. Emek meslek örgütlerinin görüşleri, işçi sınıfının taleplerini yansıtarak ve işçi haklarını koruyarak asgari ücretin adil şekilde belirlenmesine yardımcı olabilir. Uluslararası karşılaştırmalar da asgari ücretin belirlenmesinde önemlidir.

    Sonuç olarak, asgari ücretin belirlenmesi ekonomik, sosyal ve toplumsal faktörlerin dikkate alındığı bir süreç olmalıdır. İşçi sınıfının insanca yaşam koşullarını sürdürebilmesini sağlayacak adil bir ücret politikası oluşturmak toplumsal refaha ve adalete olumlu katkı sağlayacaktır.

    Türkiye’de asgari ücret ve memur maaşlarının belirlenmesinde Eşel Mobil Sistemi, ekonomik dengenin sağlanması ve işçi sınıfının adil bir ücret politikasıyla korunması amacıyla kullanılan bir araç olmuştur. Bu sistem, işçi ve memur maaşlarının enflasyon ve ekonomik dalgalanmalara karşı korunmasını hedeflemektedir.

    1997-1998 yıllarında Eşel Mobil Sistemi’nin uygulandığı dönem, Türkiye’nin bugün olduğu gibi yüksek enflasyonla mücadele ettiği bir döneme denk gelmektedir. Bu dönemde kamu işçileri ve memurlar için aylık ve üç aylık dönemlerde zam yapılmasını içeren bir sistem benimsenmiştir. Kamu işçilerinin toplu iş sözleşmeleri kapsamında ilk altı aylık dönemde ücretlere yüzde 84.4 oranında zam yapılmış ve ardından her ay gerçekleşen aylık enflasyon oranı kadar artış sağlanmıştır. Benzer şekilde memur maaşlarına da zam yapılmış ve ek ödemelerle desteklenmiştir. Eşel Mobil Sistemi ile enflasyonun etkileri düzenli aralıklarla maaşlara yansıtılarak işçi ve memur maaşlarının reel değerlerinin korunması amaçlanmıştır.

    Türkiye tarihinde Eşel Mobil Sistemi, enflasyon ve ekonomik dalgalanmalara karşı işçi ve memur maaşlarının korunmasında etkili bir araç olmuştur. Bu sistem, işçi sınıfının alım gücünü ve yaşam standartlarını koruma amacını taşıdığı gibi, toplumsal denge ve adil ücret politikalarının oluşturulmasına da katkı sağlamıştır.

    Son yıllarda gerçekleşen ve özellikle son genel seçimlerden sonra Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca kırılmamış rekorları kıran ekonomik dalgalanmalar, enflasyon ve döviz kurlarındaki keskin ve sürekli artış, işçilerin alım gücünü ve yaşam standartlarını son derece olumsuz etkilemektedir. Bu noktada, işçi sınıfının haklarını koruma, adil bir ücret politikası oluşturma ve istikrarlı bir gelecek sağlama amacıyla Eşel Mobil Sistemi devreye girmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Genel-İş Dersim Şubesi’nden vergi tepkisi: 1300 TL vergi 3500 TL olacak-VİDEO

    Genel-İş Dersim Şubesi’nden vergi tepkisi: 1300 TL vergi 3500 TL olacak-VİDEO

    PİRHA-DİSK Genel-İş Dersim Şubesi, işçilerden alınan vergilere tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Ocak ayında 1300 TL vergi ödeyen bir çalışan ekim ayından itibaren 3500 TL vergi ödeyecek. Kaşıkla verilen ücret artışları kepçe ile geri alınıyor” denildi.

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel-İş Dersim Şubesi, işçilerden alınan vergilere tepki göstererek basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı Disk Genel-İş Dersim Şube Yöneticisi Mesut Mengeç okudu. Açıklamada, ‘Geçinmek istiyoruz, vergide adalet’ pankartı açıldı.

    “DÜŞÜK ÜCRETLER NEDENİYLE ALIM GÜCÜMÜZ HER GÜN DÜŞÜYOR”

    İşçilerin yüksek enflasyon ve zamlarla her gün yoksullaştığını belirten Mesut Mengeç, “Ülkemizde gelir dağılımı hızla bozuluyor, düşük ücretler nedeniyle alım gücümüz her gün düşüyor. Hak aramanın önündeki engeller her gün biraz katmerleşiyor. Gelirlerimizden alınan vergiler adaletsiz, işçiler maaşlarını almadan peşin peşin gelir vergisi ödüyor. Vergi verme sırası patronlara gelince sürekli vergi afları çıkıyor. Ocak ayında 1300 TL vergi ödeyen bir çalışan ekim ayından itibaren 3500 TL vergi ödeyecek. Kaşıkla verilen ücret artışları kepçe ile geri alınıyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin Kitap Fuarı ekonomik krizin gölgesinde kaldı- VİDEO

    Mersin Kitap Fuarı ekonomik krizin gölgesinde kaldı- VİDEO

    PİRHA- Bu yıl 8’ncisi düzenlenen Mersin Kitap Fuarı, bilinen yayınevlerinin katılmaması, sevilen yazarların olmaması, kitap fiyatlarının yüksek olması ve katılımın oldukça düşük olması sebebiyle sönük geçiyor. Tüm bunların merkezinde ise tek bir sorun yatıyor: Ekonomik kriz.

    Mersin Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir Belediyesi, Mersin Valiliği ve Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile düzenlenen 8’nci Mersin CNR Kitap Fuarı başladı. 14-22 Ekim tarihleri arasında Yenişehir Fuar Merkezi’nde sürecek olan fuara ilginin oldukça düşük olduğu gözlemlendi.

    Stant ücretlerinin çok yüksek olması nedeniyle bu yıl birçok yayınevi fuara katılamadı. Yurttaşların katılımının da düşük olduğu etkinlikte, vatandaş çoğu kez eli boş dönüyor. Fuar, genel anlamda ekonomik krizin etrafında dönen sorunlar sebebiyle bu yıl oldukça sönük geçiyor.

    “ESKİ COŞKU VE GÖRKEM YOK” 

    Ajansımıza kitap fuarını değerlendiren yayıncılar stantların fahiş fiyatlarla kiralanmasından yakındı. Bu durumun bilinen ve tercih edilen yayınevlerinin katılımını da etkilediğini belirten yayıncılar, ilerleyen yıllarda katılımın daha da düşeceğinin sinyallerini verdi.

    Yazarlar ise okuyucuların ilgisinin bu yıl az olduğu görüşünde.

    Fuarda okurlarıyla buluşan masal yazarı Tülay Aslan, bu yılki organizasyonun özensiz yapıldığına dikkat çekerek, “Sanki kitap fuarı değil de incik boncuk, takı toka fuarı gibi bütün rağbet orada. Önemli hiçbir yazar ve yayınevi gelmedi. Okuyucudan çok kitaplar var burada. Eski coşku yok” dedi.

    Yazar Funda Er, bu sene kitap fuarında umduğunu bulamadığını söyleyerek, okuma konusunda insanların teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

    Yazar Ali Eker, okuma oranının düşük olduğundan dolayı fuarın amacına ulaşmadığını ve geçen seneye göre oldukça zayıf geçtiğini dile getirdi.

    Yazar Ali F. Bilir ise, “Kitaba ekonomik krizden dolayı ilgi az. Ancak kişi sayısından çok insanların ilgisi fazla. Bu da bizleri mutlu ediyor” diye konuştu.

    “FUARA TİCARİ YAKLAŞILMAMALI, KÜLTÜREL YANI ÖNE ÇIKARILMALI”

    Yazar Alihan Demir da, yüksek fiyatlara bakıldığında fuara ticari bir misyon yüklenildiğini ve belediyelerin organizasyonda pasif davrandığını söyledi.

    Fuara olan ilgi eksikliğinin nedenlerini sıralayan Demir, “Gelen yayınevlerinden istenen para çok fazla. Bunu kitap fiyatlarına yansıtmak zorundalar. Bugün bir sürü öğrenci gözlerimin önünden geçti ama bir tane bile kitap alan yoktu. İnanılmaz bir ilgi eksikliği var. Öğrenciler gelip sadece izliyor. Fuara dair reklam da iyi yapılmadı, medyanın da ilgisi oldukça düşük. Gelecek sene bu sayı daha da düşecektir muhtemelen. Bu da kitap fuarları bitirilmek mi isteniyor sorusunu getiriyor akıllara” diye konuştu.

    Demir, bu sorunlar karşısında neler yapılması sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

    “Kurumların inisiyatif alıp cesur olması gerekiyor. Buranın ticari boyutundan çok kültürel boyutunun öne çıkarılması gerekiyor. Bilinen yazarların buraya getirilmesi gerekiyor. Bu işin ciddiye alınması gerekiyor. Burada değerli olan kitaptır ve okuyucu ile yazarın buluşmasıdır. Ticarete konu edilmesi, daraltılması ve yazarların gelmemesi veya getirilmemesi kaliteyi düşüyor. Belediyelerin bu konuda sorumluluk alması gerekiyor.”

    YURTTAŞLAR KİTAP FİYATLARINDAN ŞİKAYETÇİ

    Mikrofon uzattığımız yurttaşlar da fuarı kendi açılarından değerlendirerek, organizasyonun içinin dolu olmadığından ve kitap fiyatlarının yüksek olmasından şikayet ettiler. Aradıkları kitapların çoğunu bulamamanın ve sevdikleri çoğu yazarı fuarda görmemenin hayal kırıklığını yaşayan yurttaşların fuara ilişkin görüşleri şu şekilde:

    “- Çocuklar için geldik. Fiyatlar çok yüksek. Önceki yıllarda ellerimiz kitap poşetleri ile dolu ayrılıyorduk buradan ama bu sefer birkaç tane alabildik sadece. Fuarlarda kitapların daha indirimli olması gerekiyor ama ekonomik kriz burada da etkisini hissettiriyor.

    – Fuara iki sene önce gelmiştik. Daha geniş alana yayılmıştı. Listemdeki kitapların hiçbirini bulamadım. Ekonomik krizle ilgili katılımın da düşük olduğunu düşünüyorum.

    – Her yıl elimizden geldiği kadar katılmaya çalışıyoruz. Yayınevi ve katılım sayısı düşük. Fiyatlar yüksek. Daha fazla yabancı yazar vardı.

    – Kentin demokratik yapısında düşünsel insanların buluşmasının yollarından biri kitap fuarları. Bu dönem özellikle sermayenin, iktidarın ideolojik hegemonyasının kırılması açısından fuarların rolü çok önemli. Bu nedenle sayılarının artması gerekiyor.

    – Ekonomik kriz günden güne derinleşirken buraya gelip eskisi gibi poşetler dolusu kitap almak lüks hale geldi. Sadece çok merak ettiğimiz kitapları alabildik. Öte yandan geçen yıllara göre bu yıl organizasyonun için oldukça boş. Bilinen yayınevleri ve yazarları göremedik. Her sene heyecanla beklediğimiz fuarın bu halini görmek oldukça üzücü. Umarız ki gelecek sene eski görkemine, doluluğuna kavuşur.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

  • Yaşamına son veren üniversite öğrencisi: Keşke bu kadar pis bir toplumda yaşamasaydık!

    Yaşamına son veren üniversite öğrencisi: Keşke bu kadar pis bir toplumda yaşamasaydık!

    PİRHA-Yaşamına son veren üniversite öğrencisi Resul Alan, ardında bıraktığı mektupla Türkiye’deki gençlerin içinde bulunduğu durumu gözler önüne serdi. Alan ardında bıraktığı mektupta, “Hiçbir şey istemiyorum artık buraya kadardı ya da ben buraya kadar dayanabildim” dedi. 

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü yemekhanesinde yaşamına son veren Resul Alan‘ın cansız bedeni, 15 Ekim Pazar günü yemekhaneye giren başka bir öğrenci tarafından fark edildi.

    Yaşanan olay sonrası dün kampüste toplanan ve eylem yapan yüzlerce öğrenci, “Bu düzen bize bir yaşam borçlu. Bir arkadaşımızı daha kaybetmek istemiyoruz” dedi.

    “ÜLKE DAHA İYİ BİR DURUMDA OLSAYDI BELKİ BU KADAR GENÇ İNTİHAR ETMEZDİ”

    Alan’ın ardında bıraktığı mektup şöyle:

    “Herkese merhaba ben Resul Alan. Umarım iyisinizdir çünkü ben uzun zamandır iyi değilim. Bu notu görünce endişelenmekte haklısınız evet bu bir intihar notudur. Aslında pek bir şey açıklayacak durumda değilim ama yanlış anlaşılmalara sebep olmamak için son bir şeyler söylemem gerekiyor size. Öncelikle üzerimdeki banka borçlarından pek kimsenin haberi yok ama zaten benim intiharımın onunla bi alakası yok. Sonuçta ben dün ya da bugün ya da bu ay içerisinde bu kararı almadım. Çok uzun yıllardır kafama dank edip duruyordu bir yandan, bu git gelden artık bıktım. Artık bir şeylerin yoluna girmeyeceğini anlayınca iyice berbat etmek istedim o yüzden o parayı çöp ettim borçları da ödemedim. Benden sonra aileme kalacak borç ama mahkeme yoluyla bundan kurtulabilirler. Bu o kadar önemli değil. Mesele aşk acısı ya da gelecek kaygısı falan da değil. Ailemin de suçlanmasını istemiyorum anne babam kötü insanlar değil. Yani öyle gerekiyordu.

    Her şey baştan beri berbattı. Yaşamak ağır geldi. İnsanların iki yüzlülüğüne katlanamıyorum. Ahlaksızların bize ahlak dersi vermesini kaldıramıyorum. Kimseye tahammülüm kalmadı. Nefes alamıyorum uyumak, yemek yemek işkence gibi geliyor. Artık hiçbir şeyi düşünecek durumda değilim, herhangi bir beklentim de yok bu saatten sonra. Evet çok çabaladım kendimi vazgeçirmeye çalıştım. Ama olmadı ne yaparsam yapayım hep başa dönüyordum, hiçbir şey artık beni hayatta tutamazdı. Bir yandan bugüne kadar yaşadığım için pişmanım, yaşadığım sürece hiçbir şey değişmedi. Vazgeçtiğim zamanlar oldu ama şu an bakınca aslında hiç vazgeçmemişim sadece kendimi kandırmışım. Bu süre içinde daha çok insanın hayatına girdim bunun için de sizden özür dilemem gerekiyor yani ben de böyle olmasını istemiyordum. Belki bir şekilde yaşarım dedim hep ama naptıysam kafamın içini değiştiremedim. Her şeyi yarıda bıraktım hiçbir şeye odaklanamadım, nereye gitsem hep içimde bir huzursuzluk vardı. Artık bir şey yapacak halim kalmadı.

    Hiçbir şey istemiyorum, artık buraya kadardı ya da ben buraya kadar dayanabildim. Herkese çok yabancılaştım, şu an kimseyle konuşacak halim de yok. Bir yandan akıl sağlığımı kaybettiğimi düşünüyorum. Bu yüzden sevdiklerime bir zarar vermemek için çekip gitmem gerekiyor belki de. Rahatsız olduğum bir konu var. Türkiye’de gençler, çocuklar intihar ediyor her gün ve hiçbir şey değişmiyor. Haberi bile yapılmıyor artık. Herkes intihar eden kişiyi suçluyor ardından küfür ediyor, iftiralar atıyor. Kimse istemez bunun olmasını yani keşke bu kadar pis bir toplumda yaşamasaydık, keşke ülke daha iyi bir durumda olsaydı, belki bu kadar genç çocuk intihar etmezdi. Neyse söyleyecek pek bir şey kalmadı. Fazla üzülmeyin unutmaya çalışın sizden sadece bunu istiyorum. Sadece güzel bir anı olarak kalayım sizin için. Keşke şöyle böyle olsaydı demeyin yani ne olursa olsun beni bundan vazgeçilmeyecekti, olmadı yapacak bişey yok. Benim hikayem de böyle olsun. Siz de kendinize iyi bakın. Her şey gönlünüzce olsun. En güzel şekilde yaşamaya çalışın. Li Xwe Baş Binêre. Bı xatire we.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dört yılda 1477 yurttaş, ekonomik nedenlerden dolayı intihar etti!

    Dört yılda 1477 yurttaş, ekonomik nedenlerden dolayı intihar etti!

    PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar, dört yılda 1477 kişinin ekonomik nedenlerden dolayı intihar ettiği bilgisini paylaştı.

    Hasan Efe Uyar, ekonomik nedenlerle artan intiharlarla ilgili yaptığı açıklamada, 2018-2022 yılları arasında resmi rakamlara göre en az 1477 yurttaşın geçim sıkıntısı nedeniyle intihar ettiğini açıkladı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İşçi Sendikaları, STK ve Meslek Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar, derinleşen ekonomik kriz karşısında giderek artan intiharlarla ilgili açıklama yaptı.

    Uyar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yaptığı çalışma kapsamında, sadece 2018 ile 2022 arasında en az 1477 kişinin ekonomik sorunlar nedeniyle intihar ettiğini aktardı.

    BİR GÜNDE ÜÇ SAĞLIK EMEKÇİSİ İNTİHAR ETTİ

    Uyar, hafta içerisinde aynı günde üç sağlık emekçisinin intihar ettiğini anımsatarak, “Emekçilerimizi sadece iş cinayetlerinde değil. Ekonomik kriz, güvencesizlik, iş yeri moobingleri nedeniyle intiharlara da kurban veriyoruz. Geride bıraktığımız haftada aynı gün içerisinde üç doktorumuz, üç sağlık emekçimiz aynı gün intihar etti. Ekonomik kriz, güvencesizlik, yoğun ve güvencesiz çalışma koşulları, idare baskısı; emekçilerimizin ne yazık ki hayatlarına mal olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDAR YÜZÜNDEN ÜLKELERİNDEN GİTMEK ZORUNDA KALIYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, sağlık emekçilerinin yurtdışına gitmeleriyle ilgili yapmış olduğu açıklamaları hatırlatan Uyar, “Erdoğan doktorlarımız, sağlık emekçilerimiz için ne demişti; ‘Giderlerse gitsinler.’ Sağlık emekçilerimiz işte bu yüzden ülkemizi terk etmek istiyorlar. Sizin bu anlayışınız yüzünden kendi ülkelerinden gitmek zorunda kalıyorlar. Düşük ücretlerle, yoğun ve güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle yaşamlarına son vermemek için gidiyorlar” dedi.

    ‘BU İKTİDAR ÖLÜMÜN İKTİDARIDIR’

    Türkiye İstatistik Kurumu’ndan derlediği verileri paylaşan Uyar, şöyle devam etti:

    “2018 yılından yani ülkemizde başkanlık sistemine diğer bir deyişle tek adam rejimine geçildiği günden 2022 yılına kadar en az 1477 yurttaşımız ekonomik sıkıntılar nedeniyle intihar ederek yaşamına son verdi. Ekonomik krizin derinleşmesini de beraberinde getiren tek adam rejimine geçildiği yıldan bu yana ekonomik nedenlerden ötürü intiharların da her yıl arttığı görülmektedir. Sadece 2022 yılında 300 yurttaşımız aynı nedenle canına kıydı. İktidar daha fazla bolluk, daha fazla refah, daha fazla zenginlik ve huzur vaat ettiği bu sefalet rejiminde, en az 1477 yurttaşımızı; açlığın, yoksulluğun, işsizliğin ve ümitsizliğin pençesinde ne yazık ki kaybettik. Bu iktidar, insanlarımızın yaşam sevincini elinden alan, yurttaşlarımızı umutsuzluk girdabına sürükleyen ve vatandaşlarımızın yaşamdan kopmasına neden olan, kötülüğün ve ölümün iktidarıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK’li Emeklilerden İstanbul’da büyük miting!

    DİSK’li Emeklilerden İstanbul’da büyük miting!

    PİRHA – Açlık sınırının altında aylık alan ve Temmuz 2023’te zamdan faydalanamayan emekliler, Kartal’da miting düzenledi.

    Geçinmekte büyük zorluk yaşayan emekliler, seslerinin duyulması için İstanbul’da miting düzenledi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) çağrısıyla Kartal Meydanı’nda yapılan mitinge çeşitli emekli dernekleri de destek verdi.

    Mitingte ‘en düşük kök aylığı ile emekli ikramiyelerinin asgari ücret seviyesine çıkarılması’ ve ‘tüm emekli aylıklarının da en az asgari ücrete yapılan zam oranında artırılması’ gibi taleplerin yanı sıra, 8 Eylül 1999 sonrası işe başlayanlar için adil bir kademeli geçiş sistemine geçilmesi talep edildi.

    “HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, hükümetin emeklilere dönük yaklaşımını eleştirerek şunları söyledi:

    “Bugün burada mücadelemizi bütün Türkiye’de büyütmek için birbirimize söz vereceğiz. Hâlâ emekli aylığı bağlanmayan binlerce yaşa takılan arkadaşımız var. Devleti yöneten hükümet, değişiklikler yapabilir. Ancak 2000 sonrası çok sert geçiş yaptılar, mağduriyet yarattılar. 2008 yılında AKP’nin çıkardığı yasayla emekli bağlama aylığı sistematik olarak düşürüldü. Bu ülkeyi omuzlarında taşıyan emeklilerin aylığı asgari ücretin yarısına düştü. Bir de utanmadan, sıkılmadan en düşük emekli aylığını 1500, 2 bin 500 lira yaptılar. Şimdi de 7 bin 500 lira yaptık diyorlar. Bir ülke için emekliler yük değildir. Hükümetin utanması gerekiyor.

    Kök aylıklar 4 bin 500, 5 bin 500 lira olarak yerinde duruyor. Temmuz ayında emekliler kuruş zam almadı. TÜİK’in yalan enflasyon verilerinde bile gıda enflasyonu yüzde 400 arttı. Şimdi önümüzde 29 Ekim var. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında mücadelemizi hep beraber vereceğiz. Bütün emeklilere insanca yaşayacağı bir ücret verilmelidir. Kimseden sadaka istemiyoruz, hakkımızı istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Emeklilerden oturma eylemi: Geçinemiyoruz! – VİDEO

    Emeklilerden oturma eylemi: Geçinemiyoruz! – VİDEO

    PİRHA- Tüm Emeklilerin Sendikası Mersin Şubesine üye emekliler, artan zamlara ve hayat pahalılığına karşı “Emekliye zam yok, piyasaya zam çok. Geçinemiyoruz.” diyerek, oturma eylemi gerçekleştirdi.

    Tüm Emeklilerin Sendikası Mersin Şubesi, emekli maaşlarına zam yapılmamasını protesto etmek için basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı.

    Sendika Yürütme Kurulu Üyesi Kadir Yüksel, herkesin tek gündeminin ekonomik yoksulluk olduğuna dikkat çekerek bundan AKP hükümetini sorumlu tuttu.

    “HALKIN SIRTINDAKİ ASIL YÜK İKTİDARDIR”

    Basın metnini okuyan Kadir Yüksel, emeklilerin bütçe üzerinde bir yük olarak görülmesini eleştirerek, “Son seçim sonrası yapılan sıfır zamla emeklileri sefalet ücretine mahkum etmeye çalışmaları yetmezcesine biz emekliler üzerinden toplum yoksullaştırılmaya çalışılmakta. Diğer yandan emekliler bütçe üzerinde yük söylemi, gerçeği yansıtmadığı gibi bilinmelidir ki emeklilik uzun mücadeleler sonucu işçi sınıfının bedeller ödeyerek kazanılmış hakkıdır. Ne bütçeye ne de haziye yüküz. Asıl sizler bizim sırtımıza yüksünüz.” sözlerini kullandı.

    “EMEKLİLER OYALANIYOR”

    İktidarın maaşlara zam yapması konusunda oyalandıklarını dile getiren Yüksel, “Emekliler sıfır zamma karşı insanca yaşayacağı ücret talebi için seslerini yükseltmeleri karşısında iktidar tarafından ekim zammı yapılacağı dillendirilmiş; sonrasında ise kasım, aralık bütçe dengelerine bakacağız denilerek oyalanıyoruz. Bu oyalanmalara, ertelemelere karşı artık yeter diyoruz. 1 Ekim’de maaşlarımıza yüzde 100 zam yaparak en düşük emekli maaşının 15 bin TL’ye çıkarılmasını talep ediyoruz.” dedi.

    Basın açıklamasından sonra emekliler, oturma eylemi gerçekleştirdi.

    MERSİN/ PİRHA