Etiket: elazığ

  • Elazığ Tabip Odası: 27 vatandaşımız hayatını kaybetti

    Elazığ Tabip Odası: 27 vatandaşımız hayatını kaybetti

    Elazığ Tabip Odası depremde 27 yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 225 yurttaşın yaralandığını açıkladı.

    ANKA haber ajansının geçtiği bilgiye göre, Elazığ Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada “27 vatandaşımız hayatını kaybetti. 225 vatandaşımız ise yaralandı” denildi.

  • 6.8 büyüklüğünde deprem: 14 ölü-VİDEO

    6.8 büyüklüğünde deprem: 14 ölü-VİDEO

    PİRHA- Elazığ-Sivrice’de meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde şimdiye kadar Elazığ’da 8 yurttaş yaşamını yitirirken 12 yurttaş yaralandı. Malatya’da ise 6 yurttaş yaşamını yitirirken 45 yurttaş yaralandı.

     

    Kandilli Rasathanesi ölçümlerine göre Elazığ-Sivrice’de saat 20:55 civarında 6.8 büyüklüğündeki depremde onlarca ev yıkılırken, şu ana kadar gelen bilgilere göre, 14 ölü ve 100’e yakın yaralının olduğu bildirildi.

    Bir çok kentte hissedilen, Elazığ merkezli depremde bazı evlerin yıkıldığı, yıkılan binalarda arama kurtarma çalışmasının başlatıldı.

    AFAD, Sivrice ilçesinde saat 22.29’a kadar geçen zamanda, büyüklükleri 2.7 ile 5.4 arasında değişen 35 artçı depremin kaydedildiğini açıkladı. Açıklamada “Bu depremden sonra 22.29’a kadar geçen zamanda, büyüklükleri 2.7 ile 5.4 arasında değişen 35 artçı deprem kaydedilmiştir” denildi.

    Meteoroloji genel müdürlüğü ise paylaştığı bilgide “Deprem bölgesi ve yakın çevresinde gece sıcaklıklarının yer yer -7 ila -12 derece civarına düşeceği tahmin edildiğinden vatandaşlarımızın aşırı soğuk ve don riskine karşı tedbirli olmaları önem arz etmektedir” diyerek yurttaşları uyardı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Elazığ’da şiddetli deprem

    Elazığ’da şiddetli deprem

    PİRHA – Kandilli Rasathanesi’nden yapılan açıklamaya göre merkez üssü Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan 5.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

    Diyarbakır, Dersim, Bingöl ve Malatya’da da hissedilen depremin derinliğinin 3,8 kilometre olduğu bildirildi.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde ise yer alan bilgiye göre, saat 10.02’de merkez üssü Sivrice olan 4,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

    Depremin 7 kilometre derinlikte olduğu belirlendi.

    Öte yandan Sivrice’de saat 10.11’de 3.8 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 21 Aralık “İnsanca yaşamak istiyoruz” Mersin mitingine çağrı

    21 Aralık “İnsanca yaşamak istiyoruz” Mersin mitingine çağrı

    PİRHA – KESK, Mersin’de 21 Aralık tarihinde ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ şiarıyla yapacağı mitinge çağrı yaptı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Maraş ve Elazığ’da, 21 Aralık’ta Mersin’de yapacakları ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ mitingine çağrı yaptı.

    Yapılan açıklamada şunları kaydedildi:

    “Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi politikası sürdürülüyor. Hem dolaylı vergilerin hem doğrudan vergilerin yükü biz bordrolulara yıkılıyor. Toplam vergi gelirlerinin yüzde 70’i oluşturan dolaylı vergiler de Gelir Vergisinin yüzde doksanı da bizim cebimizden çıkıyor.

    Bakmayın bir kısmının isminin saklandığı, açıklanmadığı vergi şampiyonları listelerine..Bu ülkenin ismi açıklanmayan gerçek vergi şampiyonları işçilerdir, kamu emekçileridir,  asgari ücretlilerdir. Yani yakasının rengi ne olursa olsun, ister mavi ister beyaz, ücret geliri ile yaşam mücadelesi verenler Vergi Şampiyonu olmaya devam ediyor.”

    “İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    “KESK olarak bütçe hakları ellerinden alınan, krizin faturası üzerlerine yıkılmak istenen, anti demokratik uygulamalardan nasibini alan emek ve demokrasi güçleriyle birlikte önümüzdeki bir aylık süreçte yoğun bir mücadele programı hayata geçireceğiz.

    8 Aralık İstanbul’da “ İnsanca Yaşamak İstiyoruz!” mitingi ile bunun ilk adımını attık.

    21 Aralık’ta Mersin’de, 22 Aralık’ta Diyarbakır’da ve 11 Ocak 2020 tarihinde İzmir’de bölge mitinglerini hayata geçireceğiz. Tüm emekçilere, emeğin dostlarına, demokrasi güçlerine bu mitinglere katılmaları için buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.”

    PİRHA/MARAŞ 

  • ‘82. yılında kefensiz yatan canlarımızı anıyoruz’

    ‘82. yılında kefensiz yatan canlarımızı anıyoruz’

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, 15 Kasım 1937’de idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıyor.

    DAD Ankara Şubesi, 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını yapacağı etkinlik ile anacak.

    16 Kasım saat 15:00’te Sümer 2 Sokak No:29/3 Kızılay adresinde yapılacak anmada ilk olarak basın açıklaması okunacak. Programın devamında ise Yüksel Mutlu’nun moderatörlüğünde Sosyolog Şükrü Aslan ‘Cumhuriyet dönemi arşivlerinde Dersim’ konusunu, Hukukçu Kamil Ateşoğulları ise ‘Yargılamalar ve hukuki süreç’ başlıklarına dair sunumlar yapacak.

    “82. Yılında kefensiz yatan canlarımızı anıyoruz” çağrısı ile yapılacak anmaya Ankara Dersimliler Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri, Ankara Vartolular Derneği, Pir Sulan Abdal Kültür Derneği, Gürün Yuva ve Külahlı Köyü Dernekleri, Ankara Tuzluçayır Cemevi, Ankara Divriği Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri de katılım gösterecek.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Seyit Rıza ile birlikte Dersim’in inancı, dili ve kültürü de idam edildi’-VİDEO

    ‘Seyit Rıza ile birlikte Dersim’in inancı, dili ve kültürü de idam edildi’-VİDEO

     PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişlerinin 82. yılına ilişkin konuşan Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, Dersim’de Seyit Rızalar ile birlikte inançlarının, dillerinin ve kültürlerinin de idam edildiğini söyledi.

    Haberin Videosu

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu imzası ile başlatılan harekat sonrası binlerce Kürt-Alevi yurttaş Dersim’de katledildi. Katliamının üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen henüz sorumluluğu olan tek bir isim dahi yargılanmadı.

    Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü biliniyor. Bugün halen Dersim’e dair tüm arşivler açılmadı, hakikatler tam olarak açığa çıkarılmadı.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. yılında da bu talepler yinelenecek.

    Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, Dersim hadisesinin Cumhuriyet döneminde değil 1860’lardan başlayarak günümüze kadar geldiğini kaydetti.

    Cumhuriyet öncesi dönemlerde Dersim’e ilişkin raporların hazırlanıp tedip ve tenkil harekatlarının yapıldığını belirten Yeşilgöz “Cumhuriyet dönemiyle devleti yönetenlerin tek ulus, tek devlet, tek dil anlayışı üzerine iktidarlarını kurmak istediklerini ancak buna karşı Dersim’de kendi kültürünü, dilini, inancını kendine özgü yaşamak isteyen bir toplumun olduğunu söyledi.

    Dersim Katliamı’ndan önce Koçgiri, Zilan, Şeyh Said katliamlarının yaşandığını ve bu katliamlardan sonra tekçi anlayışın egemen kılınması için Dersim’in ve Dersim Seyitlerinin imhasına yönelik hazırlanan programların gündeme konulduğunu ve uygulandığını belirten Yeşilgöz, 1937’ye geldiğinde ise yapılan tüm görüşmeler sonucu verilen tüm sözlerin yok sayıldığını Seyit Rıza’nın da içinde yer aldığı 7 kişinin idamıyla sonuçlanan bir sürecin başlatıldığını ifade etti.

    “GÖSTERMELİK BİR MAHKEME İLE SEYİT RIZA VE YOLDAŞLARI İDAM EDİLİYOR”

    Yeşilgöz  Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilme ve idam edildikten sonraki sürecini ise şöyle aktarıyor:

    “Hiçbir hukuksal alt yapısı olmayan tamamen hukuk devleti anlayışı dışındaki bir anlayışla Elazığ’da kurulan mahkemede 72 yargılanıyor. Bu 72 kişinin yargılanması özel kanunlarla, yani o dönem meclise sunulan daha önce kanun tasarısı olarak Munzur Vilayetinin kurulması kanunu meclise geliyor. Devletin tekçi anlayışının bir ürünü olan Tunç-el operasyonu Tunceli olarak değiştirildiği bir süreçten sonra da orada insanların idamı ve imhasına yönelik bir altyapı oluşturuluyor. Bu oluşturulan altyapının sonucunda da Elazığ’da kurulan göstermelik bir mahkemede Seyit Rıza ve Dersim ileri gelenleri yargılanarak 7’si idama mahkum ediliyor. Diğerleri de ömür boyu hapse çarptırılarak Türkiye’nin birçok ilindeki hapishanelerine gönderiliyor.  Şimdi öylesine hukuksuz bir anlayış ki idam edilenlerin bugün mezar yerleri dahi bilinmemektedir. O gün anlatılan bir rivayete göre gece sabaha doğru bir traktör römokuna konulan 7 kişinin cenazesi Elazığ-Malatya arasındaki Kömürhan Köprüsündeki tepelik bir alanda yakıldığı söyleniyor. Süreç bu şekilde buraya geliyor. Ama o günden sonra değişen bir şey var mı Türkiye’de veya iktidar erklerinde? O günden bugüne değişen bir anlayış yok.  Seyitlerimizin mezar yerleri tespit edilinceye kadar, bildirilinceye kadar, o dönem sürgüne gönderilen ve sürgün yerlerinde ölen Dersim ileri gelenlerinin bilgileri açıklanana kadar ve o gün evlat verilen kızlarımızın akıbetleri belli oluncaya kadar biz bu mücadeleye devam edeceğiz.”

    “ALEVİ İNANCINA SAHİP OLANLARA HEP KATLİAM VE ZULÜM REVA GÖRÜLMÜŞTÜR”

    O dönem Dersim’de Seyit Rızalar ile birlikte inançları, dilleri ve kültürlerinin de idama götürüldüğüne dikkat çeken Yeşilgöz sözlerine şöyle devam etti:

    “Seyit Rıza bir ocakzadedir. Alevi anlayışında önemli bir noktadır. Bu anlamda tek dil, tek din, tek ulus anlayışın sonucu ve farklı inançlara, kültürlere, dillere olan tahammülsüzlüğün sonucu Seyit Rızalar idama götürülüyor. Çünkü o tekçi anlayışı o gün kabul etmeyip kendi inançları doğrultusunda da mücadelesini sürdüren insanlardı. O gün, Buğday Meydanı’nda dönüp oğluna ‘Başını dik tut cigeramın varsın Buğday Meydan’ı bize Kerbela Meydan’ı olsun’ şiarı o inancının bir üründür. Kerbela’dan günümüze kadar Alevi inancına ve bu inancın ileri gelenlerine hep zulüm, katliam, ölüm reva görülmüştür. Bu bugünde farklı yönleri ile devam ediyor. O gün ‘ Ben sizin yalanlarınız ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama bende sizin karşınızda diz çökmedim buda size dert olsun’ şiarı tüm mazlum halkların tüm insanlığın önünde bir rehber olarak durmaktadır. Bugün inanıyorum ki Kobani’de ve Rojava’da zulme karşı sürdürülen mücadele o gün söylenen zalimin zulmü karşısında boyun eğmemenin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. O gün söylenen bu söz bugün mazlum halklar arasında da kabul görmüştür ve zulme karşı boyun eğmeme yönünde ki mücadele devam edecektir.”

    “GÜNLÜK POLİTİKALAR İLE BAŞARIYA ULAŞAMAYACAKLARINI DÜŞÜNÜYORUM”

    Alevi Ocaklarının hemen hemen hepsinin çıkış noktasının Dersim olduğunu belirten Yeşilgöz, şunları ifade etti:

    “Bugüne kadar Dersim’e yönelik birçok  özel politikalar üretilmiştir. Bu politikaların sonucu olarak 1980 darbesi sonrası oraya gönderilen Kenan Güven Dersim’de asimilasyon politikasını en canlı şekilde uygulamaya çalıştı. Ve Dersim’in birçok yerinde camiler inşa etmeye başladılar. Ancak bu politika tutmadı. Ancak devletin bu politikasında bugün de  geri adım atmadığını görüyoruz. Bir dönemde kayyım olarak görev yapan bugünkü Dersim Valisi  Dersim’in Alevi inancının asimile edilmesi için bir sürü politikalar uyguluyor. Dersim’de tek bir cemevi bulunurken yeni oluşan mahallelerde sürekli camilerin yaptırılması bu tekçi din anlayışının tekrardan hortlatılmasıdır. Bu politikalar tutmayacaktır. Dersim cemevinin bugün devlet eli ile yönetiliyor olması bir ölçüde bu asimilasyon politikasının adım adım başarıya götürülmesi yönündeki çabadır. Ama tutmayacaktır. Son yıllarda dağlarımız, ormanlarımız yakılırken vali ve müftü eli ile Dersim Meydanı’nda aşure dağıtılması yine bu geleneğimize karşı bir haksızlıktır. Bu inancımıza karşı bir tahammülsüzlüğün orada sergilenmesidir. Bu gibi günlük politikalar ile veya bu tip asimilasyon politikaları ile başarıya ulaşamayacaklarını düşünüyorum. Çünkü Dersim’in Kızılbaş Alevi inancı zalimin zulmüne boyun eğmeyen tutumu hiçbir dönem bunları kabul etmeyecektir. Günlük başarılar elde edebilirler ama uzun  vadeli hiçbir dönemde bu asimilasyoncu politikalar inancımız, dilimiz, kimliğimiz üzerinde de başarılı olamayacaktır. Bu başarılı olamama yolu da tüm Dersim kurumlarının veya Dersim halkının örgütlü bir şekilde mücadele etmesine bağlıdır. Dağınıklık, farklı farklı yerlerde bulunmak bu asimilasyona karşı gücümüz zayıflatacaktır. Tüm demokrasi güçleri ile ortak mücadele etme yollarını ve zeminlerini genişletmemiz ve güçlendirmemiz gerekir. Ancak inancımıza, dilimize, kültürümüze bu şekilde sahip çıkabiliriz. “

    “YAPILAN ZULMÜ UNUTTURMAMAK ADINA HERKESİ DESTEK OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. Yılına ilişkin Cumartesi Günü saat 18:00’de yapılacak olan anmaya  ilişkin Dam Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz şu çağrıyı yaptı:

    “Biz 90’larda Tunceli kültür ve Dayanışma Derneği olarak başlattığımız o geleneği daha sonra 2013 yılında kurmuş olduğumuz Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) vasıtası ile bu anmaları devam ettiriyoruz. Bu yılda Şişli Kent kültür Merkezi’nde (Cemil Candaş Kültür Merkezi) 16 Kasım Cumartesi günü saat 18:00’de yapacağımız etkinlikle Dersim ileri gelenlerini ve Seyitlerimiz  unutturmamak ve anmak için bir arada olacağız. Bu anmamıza, yapılan bu zulmü unutturmamak  ve unutmamak adına herkesi destek olmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Elazığ’da 1 liraya hazırlanan kemoterapi ilacı Adana’da 355,99 liradan satılıyor

    Elazığ’da 1 liraya hazırlanan kemoterapi ilacı Adana’da 355,99 liradan satılıyor

    PİRHA – Adana Milletvekili Kemal Peköz, Adana Şehir Hastanesi’nin açılmasının üzerinden 2 sene geçmesine rağmen hastanede yaşanan sorunları gündeme taşıdı. Peköz, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması talebiyle “Elâzığ Şehir Hastanesinde 1 liraya hazırlanan kemoterapi ilacı Adana Şehir Hastanesinde 355,99 liraya hazırlanmıştır? İlaç hazırlanması ile ilgili bu fiyat farkının sebebi nedir?” diye sordu.

    Eksikleriyle gündemden hiç düşmeyen ‘şehir hastaneleri’ ile ilgili bir skandal daha ortaya çıktı. HDP Milletvekili Kemal Peköz, 18 Eylül 2017 tarihinde açılan Adana Şehir Hastanesi’ndeki sorunlara dikkat çekerek Elazığ Şehir Hastanesinde 1 liraya hazırlanan kemoterapi ilacının Adana Şehir Hastanesinde 355,99 liraya satıldığını duyurdu.

    Peköz, sorunlarla ilgili, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından cevaplanması istemiyle önergesi kaleme alarak şu soruları yöneltti:

    *Sayıştay Sağlık Bakanlığı 2018 yılı Denetim Raporunda yer alan bilgilere göre Elâzığ Şehir Hastanesi’nde 1 liraya hazırlanan kemoterapi ilacı Mersin Şehir Hastanesinde 176, Isparta’da 90, Eskişehir’de 37 ve Adana Şehir Hastanesinde 355,99 liraya hazırlanmıştır? İlaç hazırlanması ile ilgili bu fiyat farkının sebebi nedir? Bu konu ile ilgili bir soruşturma başlatılmış mıdır?

    *Adana Şehir Hastanesi’nde hekim ve hemşire başına düşen hasta sayısı ve hastalara ayrılan muayene süresi ne kadardır?

    *Adana Şehir Hastanesinde hangi bölümlerde, kaç adet hekim/uzman hekim ve hekim dışı personel eksiği vardır? Bu eksiklikleri tamamlamak için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

    *Adana Şehir Hastanesine gelen hastaların başka hastanelere sevk edilmesinin yasak olduğu iddiası doğru mudur?

    *Adana Şehir Hastanesinde hastalara tomografi ve MR çekimleri için çok ileri tarihlere randevu verildiği iddiası doğru mudur? Doğruysa sebebi nedir ve bu aksaklıkların çözümü için ne yapılmaktadır?

    Basında Adana Şehir Hastanesinde öğle vakti yapılan bir sıra gecesi eğlencesi yer almıştır. Bu konu ile ilgili soruşturma sonuçlanmış mıdır?

    Adana Şehir Hastanesi’ne açılan 0-6 yaş kreşinin ücreti neye göre belirlenmiştir? Sağlık emekçileri ücretin yüksek olması sebebiyle çocuklarını bu kreşe gönderememektedir. Kreş ücretleri ile ilgili bir indirim uygulanacak mıdır?

    *Adana Şehir Hastanesinin açılması ile birlikte ilde bulunan diğer hastanelerin yatak kapasiteleri düşürülmüştür. Bu durumda şehrin taleplerine yeterli cevap veremeyen kamu hastanesi ve personeli sayısını arttırmak için yaptığınız bir çalışma var mıdır?

    *Adana Şehir Hastanesi’nin yıllık kira bedeli ne kadardır? Kira bedelinin yıllara göre artışı ne kadar olmuştur?

    PİRHA / ANKARA

  • Cumartesi Anneleri’nden Anik Can hayatını kaybetti

    Cumartesi Anneleri’nden Anik Can hayatını kaybetti

    Kaçırıldıktan sonra cansız bedeni bulunan oğlu Metin Can’ın faillerini soran Cumartesi Anneleri’nden Anik Can yaşamını yitirdi.

    Cumartesi Anneleri’nden Anik Can hayatını kaybetti. Kocaeli’nin Darıca ilçesinde hayatını kaybeden Can’ın cenazesi Çayırova Cemevi’nde düzenlenen törenin ardından Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Karabulut Köyü’ne gönderildi.

    Cenaze, gözaltında kaybedilen oğlu Metin Can’ın doğup büyüdüğü eve götürüldükten sonra köy mezarlığında toprağa verildi.

    Cumartesi Annesi Anik Can, Elazığ’da 21 Şubat 1993 günü kaçırılan oğlu Metin Can’ın cansız bedeni bulunduğundan beri adalet talebinde bulunuyordu.

    Can, aynı zamanda İnsan Hakları Derneği (İHD) Elazığ Şube Başkanı olan avukat Metin Can’ın faillerinin bulunması için her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri’yle birlikte oturma eylemi yapıyordu.

    Sabri MERAL/İSTANBUL

  • Karakoçan’da 10’dan fazla köpek zehirlenerek öldürüldü

    Karakoçan’da 10’dan fazla köpek zehirlenerek öldürüldü

    PİRHA- Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde son üç günde 10’un üzerinde köpeğin zehirlendiği bildirildi. 

    PİRHA’ya verilen bilgide, Elazığ Karakoçan ilçesinde son üç günde 10’un üzerinde köpek zehirlendi.
    Bunun üzerine halk, 20 yıldır barınak yapılacağı sözünü veren belediyenin bu yönde bir girişiminin olmamasına tepki gösterdi. Yetkilileri göreve çağıran yurttaşlar, köpeklerin ölümünden sorumlu olanların bir an önce bulunup yargı önüne çıkarılmasını istediler.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Elazığ Şahinkaya Köyü Cemevi açıldı-VİDEO

    Elazığ Şahinkaya Köyü Cemevi açıldı-VİDEO

    PİRHA-Elazığ Merkeze bağlı Şahinkaya Köyü’nde yapımı tamamlanan Şahinkaya Cemevi yüzlerce kişinin katılımıyla açıldı. Açılışta konuşan Axuçan Ocağı pirlerinden Turabi Engin, cemevinin yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Haberin Videosu

    Dersim’den göç etmek zorunda bırakılan aralarında Axuçan evlatlarının da olduğu yoğun bir Dersimli nüfusunun bulunduğu Elazığ merkeze bağlı Şahinkaya Köyü’nde kitlesel bir şekilde cemevi açılışı yapıldı. Açılışta deyişler söylendi, semahlar dönüldü ve gelen canlara aşure ikram edildi.

    “TALEPLERİMİZ KABUL EDİLMELİ”

    Açılışta konuşan Şahinkaya Köyü Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı ve Axuçan Piri Turabi Engin, 2011 yılında temeli atılan cemevinin yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti. Pir Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cemevleri bizim inanç merkezlerimizdir. Birçok kez dile getirilmesine rağmen yasal statüye kavuşturulmamıştır. Bizler burada inancımızın gereğini yerine getiriyoruz. Kültürümüzü inancımızı burada yaşatıyor, yol erkanımızın sürüdürülmesi için gelecek nesillere aktarıyoruz. Dolayısıyla buranın temizliğinden tut kapısını açık tutmaya kadar emek veren birçok canımız var. Burada emek veren hizmet yürüten canlarımıza sosyal bir güvence sağlanması gerekiyor bunu talep ediyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından cemevinin açılışı yapıldı. Sanatçı Ayfer Düzdaş’ın seslendirdiği deyişlerle birlikte Adıyaman’dan gelen canlar semaha durdu.

    PİRHA/ELAZIĞ

     

  • Karakoçanlı kadınların köylerde ‘kurutmalık’ mesaisi başladı- VİDEO

    Karakoçanlı kadınların köylerde ‘kurutmalık’ mesaisi başladı- VİDEO

    PİRHA- Elma, armut, domates, biber, patlıcan, dolmalar yavaş yavaş kış için kurutulmak amacıyla toplanmaya başladı. Meyve ve sebzelerin dışında bir de kurutulan ekmek var. Tutmac… Bunun için de Elazığ’da imece usulü türküler ve manilerle kurutmalık mesaisi sona erdi. 

    Köylerde kışa hazırlık yazın son günlerinde başlıyor. Bugünlerde Elazığ’ın Karakoçan ilçesinin Kavalcık köyünde kadınlar hem aileleri hem de şehirlerdeki çocukları icin “kurutmalık” mesaisi dolayısıyla bir araya geliyorlar.

    Köyün kadınları imece usulü çalışarak elmayı, armudu, domatesi, patlıcanı biberi dalından toplayıp, kurutmak için iplere asmaya, yerlere sermeye başladılar. İmece yoluyla hazırlanan kışlıklardan biri de “tutmac ”

    Kadınlar, sabahın erken saatlerinde köylülerin de yardımıyla tutmac için kolları sıvıyor. Hamur yoğrulduktan sonra beş kadın kurdukları sofrada ekmekleri açıyor. Açılan ekmekler çocukların da yardımıyla beze serilmiş güneşte bekletiliyor. Güneşte yeterli kıvama geldikten sonra alınan ekmeklerin üzerine un serpiliyor. Üzerlerine un serpilip ekmekler mantı büyüklüğünde üçgen şekillerde kesilip yeniden güneşte kurumaya bırakılıyor. Güneşte kuruduktan sonra karton kutularda muhafaza ediliyor.

    Tüm bu işlemler sabahtan akşam saatlerine kadar devam ediyor. Türküler, maniler ile birlikte günü mutlu biraz da yorgun bitiren kadınlar bir evin daha kışlıklarını hazırlamış oluyor. Hem evi hem de ilçedeki şarküteri için bu tutmacı yaptığını söyleyen Fatma, ekonomik olarak eve biraz olsun katkı sunmak istiyor. Köydeki akrabaların da yardımıyla bu işi yorgunluk hissi yaşamadan yapmaktan oldukça memnun.

    PİRHA/ELAZIĞ

     

     

  • “‘Kızılbaşların yaşama hakkı yok’ diyen patronu öldürdü” iddiası

    “‘Kızılbaşların yaşama hakkı yok’ diyen patronu öldürdü” iddiası

    Elazığ’da 48 yaşındaki Kebire Atamaz, evinin önünde ölü bulundu. Atamaz’ın patronu Ömer Cankara tarafından öldürüldüğü belirtiliyor. 

    Elazığ’da tarlada işçilere çavuşluk yapan 48 yaşındaki 3 çocuk annesi Kebire Atamaz, 20 Ağustos’ta evinin önünde ölü bulundu. Olayla ilgili Atamaz’ın patronu Ömer Cankara tutuklandı. Atamaz’ın “Beni öldürmekle tehdit ediyor” diye defalarca şikâyetçi olduğu Cankara hakkında uzaklaştırma kararı talebinde bulunduğu ancak bu talebinin mahkeme tarafından iki kez reddedildiği ortaya çıktı.

    Cumhuriyet’ten Şirin Seçkin’in haberine göre; Elazığ Yazıkonak beldesinde tarlada çalışan 3 çocuk annesi Kebire Atamaz yaşadığı evin önünde patronu Ömer Cankara ve M.Ş. tarafından öldürüldüğü; Cankara’nın Atamaz’a ateş ettiği sırada, “Burası sana mezar olacak, kızılbaşların yaşama hakkı yok” diye bağırdığı görgü tanıkları tarafından iddia edildi.

    Olay yerinde Atamaz’a sıkılan kurşunların çıktığı Ömer Cankara’ya ait silah bulunamazken iki şüpheli de savcılık ifadelerinin ardından tutuklandı. Olaydan yaklaşık 4 ay önce Kebire Atamaz’ın şüpheli Ömer Cankara hakkında iki kere uzaklaştırma talebinde bulunduğu fakat ikinci talebinin Elazığ 1. Aile Mahkemesi tarafından reddedildiği ortaya çıktı.

    EŞİNİN TELEFONUNDAN DA TEHDİT 

    Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede maktul Atamaz, “Beni sevdiği şeklinde, hakaret içerikli mesajlar, köy meydanında öldüreceğim içerikli tehditleri mesaj ve ses kayıtlarında var. Ömer Cankara ile aramda duygusal bir ilişki olmamıştır. Kendisi dediğim gibi kafayı bana takmıştır. Bu şahıstan dolayı ailemde huzur kalmamıştır. Eşimin telefonundan da beni tehdit etti. Mesaj kaydı var” ifadelerini kullandı. Atamaz uzaklaştırma talebinin reddini ise ifadesinde şöyle anlattı:

    “Ömer Cankara isimli şahıs sürekli beni aramaktadır. Ben defalarca kendisine beni aramamasını söylememe karşın günde en az 20 kere aramaktadır. Ben kendisine karşı uzaklaştırma kararı talebinde bulundum. Ancak Aile Mahkemesince söz konusu GSM hattının şüphelinin kullandığı sabit olmaması nedeniyle talebim reddedildi.”

    “TAYYİB’İN ADAMIYIM, SİZ GÖRÜRSÜNÜZ”

    Şikâyet üzerine ifadesi alınan Ömer Cankara’nın ise kimlik bilgilerini doldururken “benim gururumla oynadı bir tabur asker de gelse vuracağım” sözleri tutanaklara geçti. Ayrıca Cankara jandarma eşliğinde karakola götürülürken “Bu işten bir şey çıkmazsa ben Tayyib’in adamıyım siz görürsünüz… Savcının yazılı emri yoksa o savcıyı da FETÖ’cü diye aldıracağım” ifadeleri de tutanakta yer aldı. İfadelere karşın kararda iddianın soyut anlatımlardan ibaret olduğu, dosyada başka bir delil olmadığı gerekçe gösterilerek ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi.

  • KESK Elazığ: İnsanca bir yaşam, güvenceli iş ve gelecek için grevdeyiz

    KESK Elazığ: İnsanca bir yaşam, güvenceli iş ve gelecek için grevdeyiz

    PİRHA – KESK Elazığ Şubeler Platformu, Toplu İş Sözleşmesi’ne ilişkin bir günlük iş bırakma eylemi yaptı. Elazığ Şehir Hastanesi önünde toplanan emekçiler, temel taleplerini dile getirdiler. 

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Elazığ Şubeler Platformu, bir günlük iş bırakma eylemi yaptı.

    Şehir Hastanesi önünde toplanan emekçiler, ‘İnsanca bir yaşam, Demokratik Türkiye’ pankartı açarak taleplerini dile getirdiler.

    Basın açıklamasını okuyan KESK Dönem Sözcüsü Kenan Korkmaz, “Biz KESK olarak kendi adımıza 5 milyon kamu emekçisinin ve emeklimizin yaşadığı sorunları, aileleri ile birlikte yaklaşık 20 milyonluk bir kitlenin beklentilerini bu süreçte anlattığımıza inanıyoruz. Toplu sözleşme sürecinin en başından beri, yaşadığımız sorunların sadece insanca yaşamaya yetecek bir maaş sorunundan ibaret olmadığının altını çiziyoruz. Masada da sürekli olarak bu durumu vurgulamaya devam ettik. Sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi ve ek gösterge adaletsizliğine son verilmesi bir yıl önceki seçimlerde verilen 3.600 ek gösterge sözünün gereğinin yerine getirilmesi, maaşların insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi başta olmak üzere kamu emekçilerinin temel taleplerini masaya taşıdık” ifadelerini kullandı.

    “KARANLIKTAN ÇIKIŞ YOLU ORTAK MÜCADELEYİ YÜKSELTMEKTEN GEÇER”

    “En başından beri dikkat çektiğimiz üzere grev hakkı ile tamamlanmayan, kapsamı sadece mali ve sosyal haklarla sınırlanan, demokratik, özlük hakların görmezden gelindiği, kamu emekçilerinin taleplerinin kapsama alınıp alınmayacağına kamu işvereninin karar verdiği, kamu emekçilerinin önemli bir bölümünü teşkil eden öğretmenlerin tatilde olduğu bir zaman dilimine sıkıştırılarak Hakem Kurulu süreci dahil bir ayla sınırlanan, hükümete hem işveren hem hakem rolü verilen, bunlar yetmezmiş gibi 5 milyonu aşkın kamu emekçisinin ve emeklisinin beşte biri kadar üyesi olmasına rağmen en tepedeki isimden başlayarak mevcut siyasi iktidarın ‘sendikamız’ diye nitelendirmekten geri durmadığı bir yapının tek yetkili hale getirildiği, evrensel gerçek toplu pazarlık sistemi ile hiçbir ilgisi olmayan mevcut antidemokratik toplu sözleşme sistemi sürdükçe kamu emekçileri ve emeklikleri kaybetmeye devam edecektir” diye konuşan Korkmaz, karanlık tablodan çıkış yolunun birlikte mücadele olduğunu belirterek şunları aktardı:

    “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emeklilerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir. En başından beri bu ilke doğrultusunda, kamu emekçilerinin ortak çıkarları için mücadele eden, bunun için bedeller ödeyen konfederasyonumuz KESK her zaman olduğu gibi bugün de üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazırdır.”

    PİRHA/ELAZIĞ

  • ‘Mezar yükselir acılar azalır’- VİDEO

    ‘Mezar yükselir acılar azalır’- VİDEO

    PİRHA- Bir nevi anma, acıları biraz olsun azaltarak normal hayata dönme anlamını da ifade eden mezar kaldırma bazı bölgelerde tam bir tören havasında geçiyor. Baharın bitmesi yazın gelmesiyle birlikte toprağın çökmesi ve sıkışması beklendiğinden bir yıl içerisinde hakka yürüyenlerin mezarları, genellikle de yeri kaybolmasın diye yapılıyor.

    İnsanın ölüm karşısındaki tutumu, ölüm olgusuyla ilişkisi, inançların kültürlerin bütün unsurlarına etki etmiş, temel bir belirleyici olagelmiş. Ölümün aynasında hayata dair düşünceler, inançlar geliştirmiş. Ondandır ki, ölen insana dair yapılanlar, ritüeler her toplumun en dikkat çeken yanları olmuştur.

    TOPRAKLA SIRLANMAK

    Alevilerde bir kişi hakka yürüdükten ve toprağa verildikten yani toprakla sırlandıktan yaklaşık bir yıl sonra bahardan yaza geçilirken “mezar kaldırma” (mezar yapma) töreni yapılır. Ölüm, ölmek Alevilerde sonlanmak yok olmak demek değildir. Ölen toprakla sırlanmıştır ve doğanın çevrimine katılmıştır. “Devri daim olsun” sözü evrensel döngüyü anlatır.

    Elazığ’a bağlı Karakoçan’ın Kavacık köyünde bir yıl önce hakka yürüyen Emine Kahraman’ın mezar kaldırma töreni için çocukları ve yakınları bir hafta öncesinden köye gelip hazırlıklara başlıyorlar. Mezar kaldırma töreni boyunca herkes kendi yakınının mezarını ziyaret edip başında ağıtlar yakıyor. Gülbang ve dualar okuyor. Mezarlıkta ve köyde lokmalar dağıtılıyor. Ardından kutsal kabul edilen ziyaretler de çıra yakılıyor. Ziyaretin ardından cemevine gelinerek kurbanlar kesiliyor. Verilen yemeğin ardından akşam saatlerinde mezarı kaldırılan kişinin yakınlarının evinde hep birlikte helva pişiriliyor.

    “MAYA BOZULDU”

    Kavacık köyünde 13 senedir dedelik yapan Mansur Ocağından Cafer Çeşim, mezar kaldırma töreninin ne bir farz ne de bir sünnet olduğunu belirtiyor. Bunun daha çok, insanların sevdiklerinin mezar yerlerinin bilinmesi ve sonraki kuşakların yakınlarını tanıması için yapıldığını söylüyor. Çeşim dede, “Eskiden bir kişi öldüğünde ölen kişinin yakınları için konu komşu 3 gün boyunca yemek yapardı ki, onlar yas tutabilsinler acılarını yaşayabilsinler” diye anlatıyor. Dede Çeşim, Alevilerin kimi geleneklerini, törelerini unutmasını ya da kendi inancına uygun yapmamasını da Alevilikteki dede-talip ilişkisinin kopmasına bağlıyor. “Dedeler taliplerini ziyaret etmiyor. Talipler de sahipsiz ve töresiz kaldı. Onun için de maya bozuldu” diyerek yakınıyor.

    Sevim KAHRAMAN/ELAZIĞ

     

  • Doğayla türküleri kendinde yer etmiş bir kadın: Hazime-VİDEO

    Doğayla türküleri kendinde yer etmiş bir kadın: Hazime-VİDEO

    PİRHA- Doğanın kadın olduğu söylenir doğurgan üretken yanıyla. Türküler de en çok doğaya ve doğayla haşir nesir insana dair söylenmiş, yakılmış. Köyünde tek başına yaşayan bir kadın olarak Hazime, doğayla türküleri kendinde birleştirmesini bilmiş.

    Hazime Ergin, şehirde yaşamaya dayanamadığı için Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Arpesi (Kavalcık) köyünde tek başına yaşıyor. Gençliğinde köy düğünlerinde şarkı söylermiş. O zamanlar bir dengbej gibi de hürmet görürmüş. Hayatı da şarkılar gibi… Kah geçmişe özlem duyuyor, kah geleceğe umutla bakıyor.

    Kendisiyle köy hayatının şimdiki ve geçmişteki halinden, tek başına köyde yaşamanın zorlukları üzerine kısaca söyleştik.

    TEK BAŞINA YAŞAMAK ZOR AMA KÖYDE HAYAT DAHA GÜZEL

    Köyde bostan ekerek, zamanını toprakla ilgilenerek geçirip yaşayan Hazime Ergin, köyde yaşamaktan memnun görünüyor.

    Köyde temiz havaya alıştığı için İstanbul’a gittiğinde hemen hastalandığını, “İstanbul’da doktora gittim ‘Doktor bey ben köyde kışın bile hasta olmuyorum, burada ne ola ki hastalanıyorum’ dediğimde, doktor dedi ki ‘orada temiz havaya alışmışsın buranın havası o yüzden seni hasta ediyor’” diye anlatan Hazime Ergin, kışın bir başına da kalsa karı sevdiğini, karın kendisine bir ilaç gibi geldiğini de gülerek sözlerine ekliyor.

    “Eeee zorlukları da var tabi ki” diyerek de kışın çok kar yağdığında dışarı günlerce çıkamadığını, kürekle karı temizlemek istese de gücünün yetmediğini, sonunda köy yollarını temizlemeye gelen greyderden yardım istemek zorunda kaldığını söylüyor.

    Hazime Ergin, değişen yaşama koşulları karşısında biraz şaşkın. Bir yandan kimi işlerin kolaylaşmasını olumlu bulurken, “Eskiden şartlar zordu. 30 sene kadar önce ‘berî’ye gidiyorduk. Sabah 10.00’da yola çıkıyorduk. 2 saat yol gidiyorduk yaylaya. Orada koyun, keçi sağıyor, sütü köye kadar taşıyorduk. Çamaşırları elle yıkıyorduk. Suyu dışarıdan çeşmelerden taşırdık eve. Kollarımız kopardı. Kadınların işi çok zordu. Her iş kadınların sırtındaydı. Şimdi her şey çok rahat olmuş. Su eve alınmış. Çamaşır makinası, ayran makinası var” diyerek geçmişte güçlükler yaşadıklarından bahsediyor, diğer yandan da insan ilişkilerinin eskisi gibi güzel olmadığını düşünüyor ve bunları “Hayat zordu ama insanlar birbirine destek çıkardı. Sevgi, şefkat vardı” diyerek de özlemle anıyor.

    ESKİYE ÖZLEM

    Eskiden köyde 3 gün 3 gece süren düğünlerde sabaha kadar şarkı söylediğini  özlemle dile getiren Hazime Ergin, artık pek çok şey gibi artık düğünlerin de eskisi gibi olmadığını, düğün salonlarında tatsız tuzsuz bir şeye benzemeyen düğünlerden hiç haz etmediğini söylüyor.

    ANADİLİMİZ BİZE TATLI

    Yine de arada bir Alevi Kürtürü Derneği’nin şenliklerinde çağırdıklarında kendi anadili Kürtçe ezgiler söylüyor Hazime Ergin, hatırlayabilirse bazen de ağıt…. Söz Kürtçe’den açılınca, “Anadilimiz bize tatlıdır. Unutmamaya çalışıyoruz. Gençlerden konuşan da var konuşmayan da baskılar yüzünden” diyor.

    Sevim KAHRAMAN/ELAZIĞ

  • İstanbul seçimi için otobüsler yola çıktı-VİDEO

    İstanbul seçimi için otobüsler yola çıktı-VİDEO

    PİRHA-İstanbul seçimlerine 2 gün kala CHP, diğer illerden İstanbul’a otobüs kaldırmaya başladı. Seçimler için İstanbul’a gelmek üzere yola çıkan yurttaşlar ise heyecanlı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) seçimlerine 2 gün kaldı. Birçok yurttaş da seçimlerde oy kullanmak üzere diğer illerden İstanbul’a gelmek için yola çıkmaya başladı.

    Yurttaşlar “Her şey çok güzel olacak”, “Kazandık yine kazanacağız” pankartları ve alkışlar eşliğinde yolculuklarına başladı.

    CHP’nin seçimler için Elazığ’dan kaldırdığı 15 otobüsle İstanbul’a doğru yola çıkan yurttaşlar seçimin heyecanı ve “Her şey çok güzel olacak” sloganı ile yolculuk ediyorlar. Yurttaşların umudu ve sevinci ise yüzlerinden okunuyor.

    “GASP EDİLEN HAKKIMIZI GERİ ALACAĞIZ”

    Yola çıkmadan önce kısa bir konuşma yapan CHP Elazığ İl Başkanı Zeki Kaplan, 31 MArt’ta Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İstanbul seçimlerini AKP’nin gasp ettiğini ve bu 23 Haziran seçiminde gasp edilen haklarını geri alacaklarını kaydetti. Kaplan, “İmamoğlu’nu belediye başkanı yaparak tekrar döneceğiz. Ülkemize, milletimize şimdiden başkanımız hayırlı olsun. Her şey çok güzel olacak” dedi.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • KESK’ten 1 Mayıs çağrısı: Açlığa, işsizliğe ve güvencesizliğe karşı alanlardayız

    KESK’ten 1 Mayıs çağrısı: Açlığa, işsizliğe ve güvencesizliğe karşı alanlardayız

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Elazığ Şube Platformu, Elazığ 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından düzenlenecek olan 1 Mayıs etkinliğine çağrı yaptı. Açıklamada, “1 Mayıs’ta tüm dünya emekçileri tek ses olup, haksızlığa, sömürüye, baskıya, emperyalizme ve faşizme bir kez daha meydan okuyor” ifadeleri yer aldı.

    KESK Elazığ Şubeler Platformu, 1 Mayıs’ta alanlarda olma çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada, “31 MART’TAN 1 Mayıs’a, Umudu görüyoruz, mücadeleyi büyütüyoruz, yolsuzluğa batmış, isçi düşmanı ve baskıcı AKP iktidarının kendini aklama fırsatı olarak gördüğü ve bir referanduma dönüştürdüğü 2019 yerel seçimlerinde halkın büyük çoğunluğu, bu iktidara hayır, dur demiştir” denildi.

    “1 MAYIS’TA HÜKÜMETE VE İŞVERENLERE SESLENİYORUZ”

    Haber-SEN Genel Merkez Denetleme Kurulu üyesi Murat Çelikdağ‘ın yaptığı açıklama şöyle devam etti:

    İşsizliğin önlenmesini, kıdem tazminat hakkımızın korunmasını, esnek, kuralsız, güvencesiz ve performansa dayalı çalışma biçimlerinden vazgeçilmesini istiyoruz.

    Taşeronlaşma ve kayıt dışı ekonominin engellenmesini, özelleştirilmelerin durdurulmasını istiyoruz. Kamu emekçilerinin iş güvencelerini KHK”lar ile ortadan kaldıran uygulamalara hayır diyoruz. KHK’larla  haksız hukuksuz işinden atılanlar, tekrar işlerine dönmeli.

    Asgari ücretin insan onuruna yakışır olmasını, vergi adaletsizliğinin giderilmesini istiyoruz. 657’de yapılmak istenen değişiklikle iş güvencemizin ortadan kaldırılmasına hayır diyoruz .

    İş cinayetlerinin önlenmesini , işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanarak kamu çalışanlarına yönelik şiddete son verilmesini istiyoruz.

    Toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Sendikalara, Emek ve Demokrasi güçlerine karşı saldırılara, gözaltılara ve tutuklamalara hayır diyoruz.

    Kadına yönelik şiddetin engellenmesini, istihdamda kadın emeğine daha çok yer verilmesini istiyoruz. Çocuk İşçiliğine ve çocuk istismarına hayır diyoruz.

    Halk iradesi ile seçilmiş KHK’lı belediye başkanı ve meclis üyelerinin mazbatalarının verilmesini istiyoruz. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl bir şekilde çözümünü, düşünce ve ifade özgürlüğünün hakim kılınmasını istiyoruz.

    VARLIK FONU adı altında kamuya ait alanların yok edilmesini istemiyoruz. EYT’lilerin kazanılmış emeklilik haklarının verilmesini istiyoruz .

    Zorunlu din dersi dayatmasına, farklı inanç ve kültürlerin dışlanmasına, eğitimde her türlü ırkçı, gerici, cinsiyetçi ve ayrımcı uygulamaya son verilmesini istiyoruz.

    Parasız Sağlık ve Parasız Eğitim Hakki verilmesini istiyoruz. .Bilimsel, Laik, Demokratik ve Anadilinde eğitim verilmesini istiyoruz. Doğal yaşamın korunmasını, ekolojik çevrenin katline son verilmesini istiyoruz .

    Savaşsız, Sömürüsüz, Eşit, Özgür ve Demokratik bir Türkiye için, Bize reva görülen açlığa, işsizliğe ve güvencesizliğe karşı, 1 Mayıs’ta alanlarda olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Peri Suyu’nda balık ölümleri için KAR-DEF’ten çağrı

    Peri Suyu’nda balık ölümleri için KAR-DEF’ten çağrı

    PİRHA- Elazığ-Dersim-Bingöl sınırları içerisinde bulunan Peri Suyu’nda faaliyette olan Pembelik Barajı’nda yaklaşık iki haftadan beri sazan balık ölümleri ve bu balıkların su yüzeyinde dışa vurmaları gözlemleniyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Peri Suyu Koruma Platformu, uzman kişilerce yerinde araştırma ve analizinin yapılması, sonucunun kamuoyuna duyurularak bilgilendirme talebinde bulundu.

    Peri Suyu üzerindeki Pembelik barajında yaklaşık iki haftadır balık ölümleri oluyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Peri Suyu Koruma Platformu(KAR-DEF) şunları belirtti:

    “Elazığ-Karakoçan/Tunceli-Nazimiye/Bingöl-Yayladere sınırları içerisinde faaliyete olan Pembelik Barajı’nda, bölgedeki köylülerin verdiği bilgilere göre, yaklaşık iki haftadan beri sazan balık ölümleri ve bu balıkların sersem bir şekilde su yüzeyinde dışa vurmaları gözlemlenmektedir. Bu balık ölümleri en çok Elazığ-Karakoçan Akkuş Köyü, Tunceli Nazımiye Aşağı Doluca Köyü ve Bingöl-Yayladere Çayağzı köyleri civarında olduğu belirtilmektedir.

    Bölgede yaşayan vatandaşların açıklamalarına göre şimdiye kadar. Peri Suyu’nda balık avladıklarını ama bu şekilde, sazan balıklarının ölümlerine rastlamadığı, mevcut durum karşısında hem suda yaşayan canlılar hem de balık avlanması sonucunda halk sağlığı açısından bir endişe duyduklarını ifade etmektedirler.”

    BALIK ÖLÜMLERİNİN AÇIĞA ÇIKMASI İÇİN ÇAĞRI

    Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

    “Pembelik Barajı ve çevresindeki köylerde bahsi geçen sazan balık ölümlerinin meydana gelmesi her bakımdan bir tedirginlik yaratmakta. Halk sağlığı açısından önem arz eden bu balık ölümlerinin neden kaynaklandığı bilinmediği gibi, ölümlere neden olan durumun açığa çıkması için Elazığ Tarım ve Orman İ Müdürlüğü tarafından, uzman kişilerce yerinde araştırma ve analizinin yapılması, sonucunun kamuoyuna duyurularak bilgilendirilmesi tarafımızdan talep edilmiştir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Pembelik Barajı’nda keşif yapıldı-VİDEO

    Pembelik Barajı’nda keşif yapıldı-VİDEO

    PİRHA – Dersim, Elazığ ve Bingöl köylerinin orta noktasında bulunan Peri Vadisi’nde hukuksuzca inşa edilen Pembelik Barajı’nın keşfi yapıldı. Keşfe Peri Suyu Koruma Platformu, hukukçular ve çok sayda yurttaş katıldı. 

    Dersim, Elazığ, Bingöl hattında yer alan Peri Suyu’na yapılan Pembelik Barajı’nda mahkeme kararı ile bilirkişilerce keşif yapıldı.

    Keşfe KAR-DEF, dava avukatları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Peri Suyu Koruma Platformu adına keşfe ilişkin PİRHA’ya konuşan Eren Akyol, “Güvenlik amacıyla yapılan Pembelik Barajı’nın su tutmasıyla yaklaşık 4 yıl geçen süre içerisinde Tunceli, Elazığ, Bingöl illerine bağlı birbirleriyle akraba, hısım olan köylülerin iletişimi kesilmiş bulunmakta. Nihai ÇED raporunda baraj gövdesinin olduğu yerde köprü yapılma projesi ve çevre yollarının bağlantılarının sağlanması taahhüdü varken, malesef bölge halkı bu barajı istemediğinden, meşru demokratik haklarını kullanmaları karşısında, mevcut LİMAK Şirketi, bu fiili durum karşısında buna uymayıp, ÇED raporunu değiştirerek bölge insanlarını cezalandırmayı seçti. Bölgede devleti, işbirlikçileri arkasına alan LİMAK hiç bir hukuk tanımadan, imar planı olmadığı halde KAÇAK durumdaki PEMBELİK BARAJINI bitirerek bulunduğumuz sürece kadar gelmiş bulunmakta” ifadelerini kullandı.

    “PERİ SUYU HALKI HUKUKSUZLUK KARŞISINDA GERİ ADIM ATMADI”

    Akyol, “Suyundan, toprağından, kültüründen ödün vermeyen Peri Suyu halkı, hakkında başlatılan soruşturmalar, kendilerine verilen para cezaları, tutuklamalar ve kendi köylerine mahkemenin giriş yasağı kararı vermelerine rağmen devlet ve Limak’ın hukuksuzluğu karşısında geri adım atmadı. Bölgede Kültürel, ekolojik soykırıma neden olan ve Peri Vadisi denilen bir yeri sulara boğarak tamamen dili olmayan canlılarla birlikte yok etmeyle karşı bırakmış bulunmakta. Bütün bu hukuksuzluklar, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nin tescil kararına rağmen, şu anda AİHM’ne taşınmış bulunmakta. Çünkü geldiğimiz noktada sanki köprü lütufmuş gibi 5 yıl sonra keşif kararı alınıp yöre insanlarıyla adeta tiyatro oynanıyor” diye konuştu.

    NE OLMUŞTU? 

    Peri Suyu üzerinde, Tunceli-Elazığ ve Bingöl ili sınırlarında, Limak-Bilgin ortaklığı olan, Darenhes Elektrik Üretim AŞ. tarafından 2010 yıllı sonlarında, Acele Kamulaştırma ile Akkuş Köyü ve bölgedeki diğer köylülerin taşınmazlarına el konularak PEMBELİK BARAJI’nın inşasına başlandı. Bunun üzerine Akkuş Köyü ve bölgedeki diğer köyler, Danıştay 6. Dairesinde dava açarak, bu hukuksuz duruma DUR demenin startını verdiler.

    Danıştay 6. Daire de köylülerin açtığı davanın mahkeme kararını beklenmeden, Limak şirketi yangından mal kaçırır gibi bütün imkanlarını seferber ederek Pembelik Barajının çalışmasına başladılar.

    Danıştay 6. Dairede Akkuş Köylülerince açılan davada, Esas No:2011/6395 sayılı kararıyla, EPDK yapılacak tüm kamulaştırma hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek genel nitelikte bir karar alınması hukuken mümkün olmadığından, anılan Bakanlar Kurulu kararına dayanılarak tesis edilen kamulaştırma işleminde de hukuka uygunluk bulunmadığından, yürütülmesinin durdurulmasına, 16.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verilmişti.

    Mahkeme kararını beklemeden Pembelik Barajının İnşasını sündüren LİMAK şirketi, Danıştay 6. Dairesinin Esas No:2011/6395 sayılı kararıyla köylülerin taşınmazları üzerinde işgalci konumundaydı. Peri Suyu üzerindeki Bölge halkı, Pembelik Barajının hemen altında yapılan Seyrantepe Barajı ve üstünde yapılan Özlüce Barajı arasında sıkışıp nefes alamaz durumu fiili olarak yaşayarak, Pembelik Barajının, bölgemizde ekolojik tahribatlarıyla birlikte, kültürel tahribatlarıda beraberinde yaşatacağını belirterek, Danıştay 6. Dairesinin kararının bir an önce yerine getirilmesini, doğamızı ve yaşam alanlarımızın korunması için Limak Şirketi ve ilgili kişiler hakkında Karakoçan Cumhuriyet Savcılığında toplu suç duyurusunda bulundular. Mağduriyet yaşayan bölge halkı, demokratik haklarını kullanarak, hukukun gereğini yerine getirilmesini talep ederken, Peri Vadisini Limak Cumhuriyeti ilan eden Limak Şirketi hakkında hiç bir hukuksal süreç işletilmeden, sadece haklarını arayan köylüler hakkında davalar açılarak, hapis cezalarıyla yargılanan köylülerle birlikte, bölgedeki çoğu köylülere huksuz bir şekilde para cezaları verildi ve bazı köylülerin köylerine girmelerine yasak getirildi.

    Pembelik Barajında mevcut hükümet Danıştay 6. Dairesinin Esas No:2011/6395 sayılı kararın gereğini yerine getirmesi gerekirken, hukukun etrafında dolanarak, ikinci bir bakanlar kurulu ile, baraj suyu altında kalan bölgedeki köylerin bütün taşınmazlarına parsel parsel yeni bir Acele Kamulaştırmayla el koydu. Bu hukuksuz ikinci Acele Kamulaştırma kararına karşı köylüler demokratik haklarını kullanarak, Akkuş Köyü tüzel Kişiliği ve 100 kişi ile ayrıca çevre köyleri Danıştay 6. Dairesinde dava açtılar. Danıştay 6. Dairesi Esas No: 2012/4817 sayılı kararıyla, 19.03.2014 tarihinde Acele Kamulaştırmanın yürütülmesinin durdurulması kararı verdi.

    Peri Vadisi halkı hukuka uyulması ve Danıştay 6. Dairesinin ders niteliğindeki mahkeme kararının gereğini yerine getirilmesini talep ederken, Pembelik Barajı hiçbir şey ortada yokmuş gibi hukuksuz çalışlarına devam etmesiyle birlikte. 06.08.2014 tarihinde, Darhanes Elektrik Genel Müdürü; Akkuş Köyü (Elazığ), Okçular Köyü (Karakoçan-Elazığ), Akarbaşı Köyü (Karakoçan-Elazığ), Alabal Köyü (Karakoçan-Elazığ), Çalıkaya Köyü (Karakoçan-Elazığ) Özlüce Köyü (Karakoçan-Elazığ), Çayağzı Köyü (Yayladere-Bingöl), Kalkanlı Köyü (Yayladere-Bingöl), Doğucak Köyü (Yayladere-Bingöl), Aşağıdoluca Köyü (Nazimiye-Tunceli), DalıbahçeKöyü (Nazimiye-Tunceli), muhtarlarına gönderdiği tebligat ile, baraj suyunun tutulacağını ve biran önce bölgeyi boşatılmasını talep etmekteydi.

    Danıştay 6. Dairesince Pembelik Barajının hukuksuzluğunu tescil ederken, Elazığ İdare Mahkemesinde de açılan ve İmar Planının olmağı kararı ortadayken, buna bir üst mahkemede itiraz eden şirkete, Malatya Bölge İdare Mahkemesi, imar planın olmadığı YD. İtiraz No:2014/501 12.11.2014 tarihindeki kararına rağmen, Limak Şirketinin genel müdürü, 06.08.2014 tarihinde hiç bir hukuksal dayanağı olmadan köylülerin köylerini boşaltası istemekte.
    Bütün bu hukuksuzluklara rağmen süreç içerisinde, EPDK tarafından yapılan bütün kamulaştırmalar tek tek yapılarak, EPKD tarafından yapılan avukatlık masrafları mağdur olan Peri Suyundaki taşınmaz sahiplerinden tahsis edilmesi, ve bunun sonucunda EPDK icra yoluyla avukatlık ücretlerini köylülerden tahsis etmesi, bir başka mağduriyet yaşatılmıştır.
    Devam eden bu süreç sonucunda, hukuksal olarak hiç bir yargı kararının uygulanmadığı Pembelik Barajı projesinin yarattığı mağduriyetler, Türikiye’nin taraf olduğu AİHM mahkemesine taşınmış bulunmaktadır.

    Darenhes Elektrik Üretim A.Ş Nihai ÇED Raporunda verilen baraj gölü altında kalan yolların rölekasyononun inşaat aşamasında tamamlanacağı, su tutulmaya başlanmadan önce yeni yolların tamamlanacağı ve yöre halkının mağdur olmayacağı taahhüdüne rağmen, Pembelik Barajının su tutmasıyla, Elazığ, Tunceli, Bingöl sınırlarında yaşayan köylerin iletişimini sağlayan KÖPRÜ su altında kalmış ve bunun yerine yeni bir köprü inşaa edilmeyerek, birbirleriyle akraba olan bölge insanları birbirlerinin cenazelerine gidememekte ve ulaşım olmadığından dolayı araçlarla km yol katederek ancak birbirlerine ulaşabilmekte. Suyuna toprağına, doğasına sahip çıkan Peri Vadisi köylüleri, hukuku gereğinin talep etmelerinin sonucunu, adeta tecrit edilerek cezalandırılmaktadır. Nihai ÇED raporunda verdiği taahhüdüne rağmen yaklaşık 5 yıldır köylülerin birbirleriyle iletişimi kesilmiş bulunmakta. Bu mağduriyetten dolayı Çayağzı Köyü (Yayladere-Bingöl) halkınca, vekalet verdikleri Avukat Yılmaz KARAARSLAN tarafından açılan davada, 11 Nisan 2019 Perşembe günü Pembelik Barajında yapılacak keşif sonucunda, köprüye ihtiyaç olup olmadığına dair bir karar verilecektir.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP Karakoçan Eş Başkanı Doğan’ın adaylığına red

    HDP Karakoçan Eş Başkanı Doğan’ın adaylığına red

    PİRHA – HDP Karakoçan Eş Başkan Adayı Serap Doğan ve Nazımiye Eş Başkan Adayı Özkan Arslan’ın adaylığı Merkez İlçe Seçim Kurulu tarafından reddedildi.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Elazığ Karakoçan Eş Başkan Adayı Serap Doğan’ın adaylık başvurusu Merkez İlçe Kurulu tarafından reddedildi. Doğan’a eski bir dosyadan kaynaklı siyasi yasağın olduğu söylendi. Doğan’ın adaylığının rededilmesine ilişkin  kararın son güne bırakılmasına ise tepki gösterildi.

    “KAYYUM GİDENE KADAR BURADAYIM”

    Doğan, adaylığının rededilmesine ilişkin, “Bu durum benim moralimi bozmamıştır tam tersi seçim bitene kadar yeni adayımızın yanında tüm çalışmalara katılmam için bana sorumluluk yüklemiştir. Ben tarihi sorumluluğun bilincindeyim. Kayyum gidene kadar buradayım” dedi.

    Öte yandan HDP Nazmiye Eş Başkan Adayı Özkan Arslan’ın da adaylığı reddedildi. (HABER MERKEZİ)