Etiket: emep

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları Dersim’de konuştu: Kayyım zulmüne karşı birleşelim, kazanalım-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları Dersim’de konuştu: Kayyım zulmüne karşı birleşelim, kazanalım-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır’ın katılımıyla, kayyım protesto edildi. Dersim’den iktidara seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu zulümden vazgeç” dedi.

    İçişleri Bakanlığı talimatıyla Dersim Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı binlerce yurttaş Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de aralarında bulunduğu binlerce yurttaş Dersim’e gelerek protestoya katıldı.

    Kitle, Sanat Sokağı’nda Seyit Rıza Meydanı’na “Kayyım Dersim’den defol” sloganlarıyla yürüdü.

    Seyit Rıza Meydanı’nda bir toplanan kitle Dersim Belediyesi’ne yürüdü. Yürüyüş boyunca kayyım protesto edilirken, halkın iradesine sahip çıkma çağrısı yapıldı.

    Yürüyüş sonrası ilk olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuştu. Hatimoğulları, iktidarın kayyım eliyle halkın iradesini gasp etmeye çalıştığını belirterek, “Halkın iradesi onlara olmayacak. Halk bu zulme karşı direnmektedir. Kayyım rejimine karşı iradesini ortaya koydu. Bu kayyım zulmü devam ettikçe, Türkiye halkları askeri darbeyi biliyor. AKP 12 Eylül’e rahmet okutuyorlar. Belediyelerimize kayyım atandığında beton bariyer koyuyorlar. Belediyeler kışla değildir” dedi.

    “MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Hatimoğullar, kayyım rejimine geçit vermeyeceklerini vurgulayarak, “Bizler demokrasi mücadelemizden asla geri durmayacağız, Seyit Rıza gibi baş eğmeyeceğiz. Kayyım demokrasi ittifakına karşı bir darbedir. Bizler haktan,hukutan yana olmaya devam edeceğiz. Kayyım gasptır, yıkımdır, talandır, ranttır. Saray duysun, halk burada ve belediyelerine sahip çıkmaya devam edecek. Asla kayyımları suskunlukla karşılamayacağız. Kayyım rejimi ortadan kalkmadığı sürece, biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Gelin faşizme karşı omuz omuza mücadele edelim. İnancından hiç bir zaman vazgeçmeyen Dersim’den bütün halklara sesleniyoru; safaları sıklaştıralım, mücadeleyi büyütelim” diye konuştu.

    “BETON DUVARLARINIZ VIZ GELİR!”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Antep Milletvekili Sevda Karaca, kayyımlara geçit vermeyeceklerini ifade ederek, “Birlikte direnip, birlikte kazandığımız Dersim’den; kayyum efendinin betonların arkasına gizlendiği, bizim ittifakımızınsa bütün gövdesiyle, bütün cesaretiyle, yine birliğiyle ve özgüveniyle, buradan “Sana orayı bırakmayacağız” dediği güçle, buradan bütün memlekete selam gönderiyoruz tekrar. Bu kent ne zulümler gördü, ne talanlar gördü, ne darbeler gördü. Başını eğmedi, boyun eğmedi. Demokrasi nutukları atanlar, bugün meclis kürsülerinden “En demokrat biziz” diyenler, işte kayyum efendinin gizlendiği şu beton duvarlara bir baksınlar. Bu betonlar vesayetin daniskasıdır. Bu betonun arkasına gizlenen kayyum darbecinin ta kendisidir. Halk, seçim döneminde sadece daha ince yaşadığı kayyum zulmüne değil; memleketin dört bir tarafında yalan, talan, zulüm iktidarını her yeri o hale çevirerek yönetmeye çalışan iktidara da bir cevap verdi. Bugün Dersim’deki birliğimizi, ülkenin dört bir tarafında eşitlik, demokrasi, özgürlük, iş, ekmek isteyen halkın birliği haline getirebilmek için şu beton duvarların önünden bütün Türkiye halklarına sesleniyoruz: Gelin o gövdeyi birlikte mücadelenin gövdesi haline getirelim. Gelin, bu yokluk, yalan, talan, zulüm düzenini birlikte değiştirelim. Dersim ve Ovacık birdir. Halfeti ile Dersim birdir. Esenyurt’la Mardin birdir. Hakkari’yle İzmir, Ankara, Samsun, Rize, Denizli birdir. O yüzden biz diyoruz ki; bugün Dersim’in ittifakına göz dikip, bu ittifakı memleketin dört bir tarafında bir umut, bir güven oluşturmasını engellemek isteyenlere karşı; ülkenin dört bir tarafında birlikte mücadeleyi, yan yana duruşumuzu büyüterek bu saldırıyı püskürteceğiz. Beton duvarlarınız vız gelir!”

    “İKTİDARI DA, KAYYIMLARI DA GÖNDERİRİZ”

    EHP Hakan Öztürk, “Bu zulmü kimse kabul etmiyor. O nedenle Türkiye’nin dört bir yanında buraya geldik, yalnız kalmayalım diye. Bir olursak, iktidarı da, kayyımları da göndeririz” şeklinde konuştu.

    “YAN YANA OLMA ZAMANIDIR”

    ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, kayyımlara karşı direnenleri selamlayarak başladığı konuşmasında, “Dersim halkı örgütlü bir halkıtır, inancına, tarihine, devrimci değerlerine sahip bir halktır. Dersim halkı ses verip sır vermeyen bir halktır. Demokratik, halkçı belediyecilikte ısrar edeceğiz. Tüm Türkiye halkına çağrı yapıyorum; şimdi Dersim olma zamanıdır, kazanma zamanıdır, yan yana olma zamanıdır” dedi.

    “BU GASPA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    SYKP Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, direnişinizle, dik duruşunuzla tanıyoruz. Kayyım diz çöktürmeyecektir. Kayyım gasptır, talandır, seçme seçilme hakkına darbedir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Ülkeyi yönetemiyorlar. Bu gaspa asla izin vermeyeceğiz. Birlikte mücadele edeceğiz, biz kazanacağız” diye belirtti.

    “DİRENİŞİ BÜYÜTMEK VE TÜRKİYE’YE YAYMAK TEMEL GÖREVİMİZDİR”

    Partizan temsilcisi, “Devlet kendisinden bekleneni yapmıştır. Kayyım saldırısına karşı direniş mevzisi kurulmuştur. Bu direnişi büyütmek ve Türkiye’ye yaymak temel görevimizdir” şeklinde konuştu.

    “İKTİDARI MUTLAKA YENECEĞİZ”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı, şeytanın aklına gelmeyen hukuksal cambazlık iktidarın aklına geldiğini belirterek, “3 dönemdir halkın iradesine darbe yaptılar. Bu darbeyi Esenyurt’a taşıdırlar. Burada Ovacık ve Dersim halkının iradesine darbe yaptılar. Kayyım darbedir. Anayasaya aykırıdır. Tam bir faşizm uygulamasıdır. Buna karşı birlikte direnmek zorundayız. Önümüzde zor dönem var. Kayyım sistemini genişletecekler. Ama bizler inadına halkın iradesine sahip çıkmak için birlikte hareket etmek zorundayız. İktidarı mutlaka yeneceğiz” diye ifade etti.

    “İŞİMİZE, EKMEĞİMİZ, İRADEMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ

    KESK adına konuşan KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, kayyımların anti-demokratik bir uygulamayla halkın iradesine çötüğünü dile getirerek, “Biz kamu emekçileri olarak, işimize, ekmeğimiz, irademize sahip çıkacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” şeklinde konuştu.

    “ÖZGÜRLÜK, BARIŞ, ADALET VE BİRLİKTELİK VAR

    DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Aleviler olarak kayyımı tarihten tanıdıklarını vurgulayarak, “Dersim insanı Seyit Rızaların, Alişerlerin torunlarıdır. Kayyım şimdiye kadar Dersim’e ne yaptı? İnacını, dilini inkar etti. Hangi iktidar kayyım atıyorsa Dersim’de cevabını alacaktır. Dersim halkı kayyıma karşı ittifak kurdu ve kazandı. Bugün bu iradeye saldırı vardır. Buna karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Sanmasınlar ki biz yolumuzdan geri döneceğiz. Bizim yolumuz belli. Biz yüzümüzü gerçeklere çevirdik. Bizim gerçekliğimizde özgürlük, barış, adalet ve birliktelik var. O Alevilerin değerini biraz bilseydiler biz bunları yaşamazdık. Biz biliyoruz ki mesele kayyım meselesi değil. Asıl mesele Kürt sorunudur. AKP iktidarına sesleniyoruz siz Kürt sorununu çözmediğiniz sürece çözüm olmayacaktır. Şimdiye kadar hangi iktidar Kürt sorunu çözmediyse iktidardan düştü. Şimdiki iktidarlarda onlar gibi gidecek. Eğer bir devlet halkın iradesine kayyım atıyorsa o devlet bitmiştir. Bu yüzden biz kaybetmedik. AKP-MHP iktidarı Dersim halkı ve kadınlarının direnişi karşısında kaybetti. Bundan sonra el ele tutuşacağız, kayyıma karşı birlikte olacağız. Onlar bu vatana ihanet ediyorlar. Biz Düzgün Baba Dağı’na karşı sesimizi yükseltiyoruz. Halfeti, Mardin, Batman bizimdir. Kayyıma ve yoksulluğa izin vermeyeceğiz. Bizlerin direnişi daha fazla yükselsin” diye konuştu.

    “İRADEMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da, belediyeye karşı bir işgal olduğunu ifade ederek, “İrademize sahip çıkacağız. Bu böyle biline. İradesine sahip çıkanlara zulüm uygulandı. Bu zulü Maraş’tan, Roboski’den, Madımak’dan, Gazi’den biliyoruz. ‘Jin, Jiyan, azadi’ diyen, Dersim ittifakına yenileceksiniz” diye sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘İktidar Kürt sorununu çözmek isteseydi, Kürt halkının iradesiyle seçilmiş belediyelere kayyum atamazdı’-VİDEO

    ‘İktidar Kürt sorununu çözmek isteseydi, Kürt halkının iradesiyle seçilmiş belediyelere kayyum atamazdı’-VİDEO

    PİRHA-AKP-MHP iktidarının Kürt sorununa ilişkin başlattığı sürecin gerçeği yansıtmadığını belirten EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “İktidarın Kürt sorununu çözmeyeceğini ve çözme iradesini de göstermeyeceklerini çok net bir şekilde ifade edebiliriz. Neden çözmezler çünkü bir taraftan Abdullah Öcalan Meclis’te konuşma yapsın, umut hakkından faydalansın diyeceksiniz ama diğer yandan da Kürt halkının iradesiyle seçilmiş belediyelere kayyum atayacaksınız” dedi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, AKP-MHP iktidarının Kürt sorununa ilişkin başlattığı sürece ilişkin söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ve EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin konuşmacı olarak katıldı. Söyleşinin gerçekleştirildiği salona ‘Son gelişmeler ne anlatıyor, Çözüm süreci mi muhalefeti çözme süreci mi?’ pankartı asıldı.

    “İKTİDAR, HİÇBİR SOMUT ADIM ATMADAN SÜRECİ SÜRDÜRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Açılış konuşmasını yapan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Meclis’in açılmasıyla birlikte Devlet Bahçeli’nin DEM Partililer ile el sıkmasıyla başlayan süreç hiçbir somut adım atılmadan bu süreç iktidar tarafından sürdürülmeye devam ettiriliyor. Daha önce Hakkâri’ye atanan kayyım bu sefer de Esenyurt, Mardin, Batman ve Halfeti Belediyelerine atandı” diye belirtti.

    “AKP-MHP İKTİDARI, KÜRT SORUNUNU ÇÖZEMEZ”

    Kürt sorununun Türkiye’de yaşayan halkların ortak iradesi ve ortak mücadelesiyle çözüleceğini belirten EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “Kürt sorununu çözmemek için direnen bir iktidar anlayışı vardı. Ancak eğer siz sorunu çözemezseniz sorun bir şekilde sizi çözer. AKP-MHP iktidarının Kürt sorununu çözmeyeceğini ve çözme iradesini de göstermeyeceklerini çok net bir şekilde ifade edebiliriz. Neden çözmezler çünkü bir taraftan Abdullah Öcalan Meclis’te konuşma yapsın, umut hakkından faydalansın diyeceksiniz ama operasyonlarınızı kesintisiz bir şekilde sürdüreceksiniz. Kürt halkının iradesiyle seçilmiş belediyelere kayyum atayacaksınız” dedi.

    “İKTİDAR, KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEME ÜZERİNE ÇALIŞMA YAPIYOR”

    Ülkenin sorunlarını çözemeyen bir iktidarla karşı karşıya olduklarını ifade eden Seyit Aslan, “AKP-MHP iktidarı aslında Kürt sorununu çözmeme üzerine bir çalışma yapıyor, bir müzakereden bahsetmiyorlar. İktidar ‘Eğer uzattığımız eli tutmazlarsa, bu eli yeniden havada bırakırlarsa en şiddetli araçlarımızla yeniden saldıracağız’ diyen ifadeler kullanıldı ve arkasından hemen kayyum kararları geldi. Tek adam iktidarına karşı bir halk muhalefeti giderek birleştiği bir süreci yaşadık. O zaman bu güçleri bölmek, parçalamak gerekir diyerek bugün cumhur ittifakının amaçladığı plan da budur. Bir taraftan Kürt sorununu çözüyormuş gibi yapmak ama diğer taraftan da kendi karşısında olan bütün güçleri ayırmadan parçalayarak yeniden kendi iktidarının ömrünü uzatacağı ve kendi anayasasını yapacağı bir siyasi iklimi hedefliyor” diye konuştu.

    Söyleşi, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Halfeti’de kayyım protestosunda ortak mesaj: Direnişi büyütelim-VİDEO

    Halfeti’de kayyım protestosunda ortak mesaj: Direnişi büyütelim-VİDEO

    PİRHA- Halfeti’de irade gaspına karşı yapılan kitlesel eylemde konuşan siyasi parti temsilcileri, kayyımları halkın iradesine vurulmuş darbe olarak değerlendirerek, “Birlikte kazanacağız” mesajı verdiler. 

    Urfa’nın Halfeti ilçesinde belediyeye atanan kayyıma karşı protestolar üçüncü gününde devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile EHP, TÖP, TİP, EMEP, SMF, SYKP, SODAP, KKP, PİA, Devrimci Parti, ESP, İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, KESK’ten çok sayıda isim, Halfeti Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı eylem yapan halkla buluştu.

    Halfeti Belediyesi önünde süren eylemde konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, kayyım atamalarının yargı kararlarına dayandırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Ortada yargı kararı yok. Mehmet Karayılan’ın demokratik siyasete dair yapmış olduğu çalışmalardır. Kayyımın tek bir açıklaması var o da, AKP-MHP iktidarı halkın iradesini gasp ediyor. Direniş gösterenlere selam olsun. Halfeti’ye 4800 oy getirdiler ama yine kaybettiler. Öcalan’a çağrı yapıyorlar, diğer taraftan disiplin cezaları veriyorlar. Demokratik tepkilere müdahale ederek, halkın tepkisini dindiremezsiniz. Türkiye halklarını ortak mücadeleye çağırıyorum” dedi.

    “KÜRT NE YAPSIN?

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İnkarcı bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidar Kürt seçemez diyor, anadilini konuşamaz diyor. Kürt dilini kullanamıyorsa, kendi temsilcilerini seçemiyorsa, iradesine kayyım atanıyorsa, hapse atıyorsa Kürt ne yapsın?” diye konuştu.

    Darbe hukukunu aşan bir süreçle karşı karşıya olduklarının altını çizen Bakırhan, “Kürtler bu coğrafyada demokrasi, adalet, eşitlik, müzakere, diyalog istiyor. Çözüm istemeyenler kayyım atayanlardır. Bir kandırma, yok sayma, inkar politikasıyla karşı karşıyayız. Bizler mücadele edenler olarak siyasi darbe yapan bu iktidarı uyarıyoruz, bu yoldan dönün. Bırakın Halfeti halkı kimi seçmişse o yönetsin. Sıkıştığınız zaman, kayyıma, kolluğa yapışan bir anlayışın sahibisiniz. Kürtler kavga, çatışma istemiyor, çözüm, demokrasi istiyor. Çözüm istiyorsanız, buradayız. Bu kararlar geri alınıncıya kadar mücadele edeceğiz, direneceğiz, alanlarda olacağız” ifadelerine yer verdi.

    “SUSMADAN, DEMOKRATİK ZEMİNDE KARŞI ÇIKMALIYIZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları da, kayyımın gasp ve darbe olduğunu vurgulayarak, “Kayyımın siyasi, polis, saray eliyle seçme ve seçilme hakkının yurttaşın elinde alınmasıdır. Vali ve kaymakamlar eliyle padişahlık dönemi kurmak istiyor. İktidar bir eliyle iç barış dedi, diğer eliyle sopayla vurmaya çalışıyor. Bu anlayışla Türkiye’yi zapturapt altına almak istiyor. Barış istenler kayyım atamaz. Esenyurt’a atanan kayyım rejimini batı illerine taşımaktadırlar. Muhalefetteki belediyeler kayyım tehdidi altındadır. Türkiye’deki bütün siyasi partilere, toplumsal kesimlerin susmadan, demokratik zeminde karşı çıkmadan başka şansımız yoktur. Bizler Halfeti’de iç barıştan bahsedenlere diyoruz ki; tecridi kaldıracak olan sizlersiniz. Tecridi derhal kaldırın” şeklinde konuştu.

    “DİRENENLER OLARAK VAZGEÇMİYORUZ”

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, iktidarın kayyım atmasıyla birlikte iktidarını kaybettiğini ilan ettiğini belirterek, “İktidar Kürt halkını kazanımlarından vazgeçmesini bekliyor. Vazgeçmeyeceğiz. Yıllardır inkar politikası izliyorlar. İktidar tanalı, rantı saklamak için beton bariyeler kuruyor. Cumhur ittifakı, Kürt sorunun çözümünde rol çalıyor. Onları rol çalmaya değil Kürt sorunun demokratik çözümünde rol almaya çağırıyoruz. Kayyıma karşı direnenler olarak vazgeçmiyoruz. İşkence bizleri vazgeçiremeyecek. Mücadelemizi büyüteceğiz” diye konuştu.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hasan Öztürk, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcı, İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) adına Mehmet Kamaç, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, SODAP adına Sevda Akdağ, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Mahir Gürz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Sözcüsü Satiye Ok, Kurdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, kayyımlara karşı birlikte mücadele vurgusunda bulundu.

    Halfeti Belediyesi Eş Başkanları da dayanışmadan dolayı teşekkür etti.

    PİRHA/HALFETİ

     

  • ‘Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir!’ – VİDEO

    ‘Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir!’ – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP 27. Dönem Milletvekili Ali Şeker ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasını ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasını toplumsal barışa vurulmuş bir darbe olarak değerlendirerek, mücadele ve dayanışmaya vurgu yaptı.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker ve Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına ve Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “İKTİDARIN HİLELERİ ASLA BİTMİYOR”

    PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Türkiye’deki kayyım politikasının milli iradenin gaspı anlamına geldiğini aktararak, “Bunu en iyi Seyid Rıza anlatmıştır. Demiştir ki ‘Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.’ Şimdi iktidarın yaptığı tam da bu. İktidarın hileleri de asla bitmiyor ama toplumun da buna boyun eğmemesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle Kürt illerindeki kayyımlara karşı müthiş bir direniş vardı ve oradaki kayyıma karşı topyekün bir direniş söz konusuydu. Ama İstanbul gibi büyük bir metropolde kayyım şu anda yerinde oturuyor. Dolayısıyla CHP ya bunu çok hafife aldı ya da çok önemsemedi. Dolayısıyla böyle bir şeyi de görmek lazım. Buradan çıkıp da belediyenin önünde kayyıma karşı direniş sergilenmezse bir buçuk kilometre ötesinde etkinlik yapmışsın o kadar bir şey olur yani bu ciddi bir mesela aslında, hafife alınacak bir mesele değil” dedi.

    “BİRAZ DAHA DİRENÇLİ HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Bugüne kadar Kürt illerindeki kayyım politikalarının görmezden gelindiğinin altını çizen Karakaya, “Ciddi bir tepki gösterilmezse bunun daha da ileri gideceğini hatta İmamoğlu’nun dahi görevinden alınabileceğini söyleyebilirim. Bu çok ciddi bir sorun. Türkiye’de toplumsal barışın konuşulduğu bir dönemde bunun olmuş olması özellikle Ahmet Özer gibi barışa katkısı olan bir akademisyenin hukuksuz bir şekilde tutuklanması barış istemlerinin ne kadar sahte olduğunu da biraz bize gösteriyor. Bu konuda herkese düşen bir sorumluluk var. Biraz daha dirençli hareket etmek zorundayız. İktidarın kurmuş olduğu politikalar değil bizim kendi kurmuş olduğumuz politikalar olmak zorunda”ifadelerine yer verdi.

    “BU ÜLKENİN TOPLUMSAL BARIŞINA VURULMUŞ BİR DARBEDİR”

    CHP Bursa milletvekili Orhan Sarıbal’ın Özer’in tutuklanmasının ve ardından Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının, toplumsal barışa, siyasete, demokrasiye, bireysel hak ve özgürlüklere müdahale olduğuna işaret ederek, “Ama en önemlisi de halkın, toplumun, milletin iradesine darbe. Ahmet başkana ceza kestiler. Maalesef hukuksuzluk ama aynı zamanda iktidarın kendi hukuku egemenliğini sürdürüyor. Yargı vesayet altında yargı sarayın baskısı altında yargı tarafsız ve bağımsız değil tam tersi saray kendi yargısını, vesayet düzenini kurarak yargı üzerinde istediğini yaptırabiliyor. Sarayda kalmak için her türlü kirli oyunu oynayabilecek durumdalar. Bu sadece bir darbe değildir, faşist diktatöryal otoriter bir darbedir. Bu ülkenin toplumsal barışına vurulmuş bir darbedir” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRASİYE İHANETTİR”

    CHP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, AKP Türkiye’nin demokrasisi ile oynadığını vurgulayarak, “Daha önce Mardin’e, Van’a, Diyarbakır’a, Selçuk Mızraklı’nın yerine kayyım atadıklarında hemen karşı durmuştuk. Bugünleri görerek o gün karşı durmuştuk ve dayanışma içerisinde bulunmuştuk. AKP iktidarında kendi müsaade ettiği kadar demokrasiye alan açma keyfiyetine son verme zamanıdır artık. Demokrasi kimsenin oyuncağı değildir. 6 ay önce ‘seçilebilir’ dediğiniz kişiyi hemen sonrasında kayyım atayarak görevden almak demokrasiye ihanettir. Selçuk Mızraklı daha göreve başlamadan hiçbir iade işlem yapmadan hemen kayyım yazısını yazmışlardı. O anlayıştaki kişilerin bugün bu yaptıkları da hiç farklı değil. O gün de karşı durmuştuk bugün de karşı duruyoruz. Demokrasiye, özgürlüklerimize sahip çıkıyoruz. Esenyurtluların seçme hakkına saygı duyuyoruz, herkesin de saygı duymasını bekliyoruz” diye belirtti.

    “HALKIN İRADESİNİ AYAKLAR ALTINA ALIYORLAR”

    EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise, şunları ifade etti:

    “Bu ülkeyi yönetenler sürekli yerlilikten millilikten vatan sevgisinden bahsediyorlar. Ama şunu belirtmek istiyorum ki bunu duyduğunuz her an her dakika aklınıza şu gerçekleri getirin. Bu ülke ucuz emek sömürüsü ile çarkları dönen bir ülke. Bu ülke işçisinin emekçisinin haklarının verilmediği onlardan sadece fedakarlık istendiği bir ülke. Bu ülke Yenidoğan Çeteleri ile mahkemelerde emniyette bütün devlet bürokrasisinde çetelerle yönetilen bir ülke haline getirilmiş durumda. Kayyım siyaseti de bunun bir parçası. Bu ülkenin işçilerini, emekçilerini açlığa yoksulluğa mahkum edenler, halkın iradesini de seçme seçilme hakkını da ayaklar altına alıyorlar. Dün Van’da ayaklar altına almaya kalktılar ama bu ülkenin emekçileri ezilenleri bu kayyımı püskürttü. Yetinmediler Hakkari’de ayaklar altına almaya kalktılar daha ona karşı mücadele sürerken şimdi Türkiye’nin Batı ucunda Esenyurt’ta aynı siyaseti izliyorlar. Hakkari’deki kayyım politikası şimdi Esenyurt Belediyesi’nin kapısına vurulmuş kayyım zincirleri ile sürdürülmek isteniyor. Bunu ancak ve ancak sömürülen ve ezilen halkların birliği ve mücadelesi ile püskürtebiliriz.”

    Devrim FINDIK-Rozerin TEK/İSTANBUL

  • 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı: Öfkemiz büyüyor-VİDEO

    10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara Garı önünde anıldı: Öfkemiz büyüyor-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da 10 Ekim 2015’te Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne dönük IŞİD saldırısında hayatını kaybeden 104 kişi, katliamın 9’uncu yılında Ankara Garı önünde anıldı. Anmada konuşanlar, katliamlara karşı ortak mücadele çağrısı yaptı. 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci, “Katliama olan öfkemiz her geçen gün daha da büyüyor” dedi. 

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırının üzerinden 9 yıl geçti.

    Katliamda yakınlarını kaybedenler, yaralananlar, çok sayıda siyasetçi ile sendika ve meslek örgütü temsilcisi buluştu ve Ankara Garı’da yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının olduğu pankartla yürüdü.

    Yürüyüşün ardından katliamın gerçekleştiği saat olan 10.04’te saygı duruşuna geçilirken katliamda yaşamını yitirenlerin adları okunup saygı duruşundan bulunuldu.

    “Annelerin Çığlığı” isimli 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler adına yapılan heykelin, heykeltıraşı Metin Yurdanur, “Buradaki anıt, annelerin çığlığı adını taşır, annelerin gözyaşı adını taşıdır” diyerek heykeli tanıttı.

    Basın metnini 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci okudu.

    “ÖFKEMİZ HER GEÇEN GÜN DAHA DA BÜYÜYOR”

    108 ay önce katliamda 104 kişi hayatını yitirirken, 500’e yakın kişinin de yaralandığını ve sakat kaldığını belirten Sakinci, şunları söyledi:

    “Türkiye tarihinin en büyük sivil katliamında kaybettiğimiz bütün canlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Onlara olan hasretimiz ve yaşanan katliama olan öfkemiz her geçen gün daha da büyüyor.

    Ülke tarihinin en büyük katliamı denilip akabinde 3 gün yas ilan edilen 10 Ekim Ankara Katliamı; geride kalanların emek ve çabası ile 9. yılında da unutulmuyor, unutturulmayacak.

    Bizler Türkiye’deki emek barış demokrasi bileşenleri ile aileler olarak; sözün bittiği, umudun tükendiği ve öfkenin hepimizi teslim aldığı bir noktada; 10 Ekim’in adalet ve unutturmama mücadelesinin kurumsal olarak yürütülmesi amacıyla derneğimizi kurmuştuk.

    Dernek olarak, başta gerçek adalet talebimiz olmak üzere, Orta Doğu ülkelerine mahsus katliamları unutma ve yok sayma pratiğini de kırmayı hedeflerken, derneğimizin Türkiye kamuoyunda da etkin bir güç ve siyasetler üstü bir kurum olarak da kabul edilmesini amaçlamaktayız.”

    “10 EKİM ANKARA KATLİAMI KESİNLİKLE SİYASİ BİR CİNAYETTİR”

    Önceki katliam yargılamalarından ders çıkarmış, matem tutmak yerine adalet mücadelesine sahip çıktıklarını belirten Mehtap Sakinci, Türkiye’de ilk defa insanlığa karşı suç kavramı, yargıya konu edilmiş olmasına karşın, gelinen noktada tüm koşulları oluşan insanlığa karşı suç mahkeme tarafından kabul görmemiş, daha az ceza verilmesi öngörülerek, yeniden cezasızlık pratiğinin işletildiğini vurguladı.

    Sakinci, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yönüyle, ’10 Ekim Ankara Katliamı insanlığa karşı suç kabul edilmeyecek ise hangi suç insanlığa suç kapsamında değerlendirilecek’ diye sorguladığımız bu davanın hiç şüphesiz ülke yargı tarihi bakımından büyük bir adaletsizlik örneği olarak ortada durduğu aşikardır.

    Ceza dosyası kapsamında dosyaya katılanlar olarak bizlerin talepleri ile damla damla kazandırılan deliller ile artık hepimiz biliyoruz ki; bugün devasa acılara karşılık gelen bu katliam önlenebilirdi. İki seçim arasında, 2015 yılının karanlık bir dönemine tekabül eden IŞİD saldırıları ile dönemin siyasilerinin söylemlerinden de anladığımız üzere; 10 Ekim Ankara Katliamı kesinlikle siyasi bir cinayet olarak apaçık ortada duruyor.”

    “CHP TARAFINDAN ANIT AÇILIŞINDA MİSAFİR OLARAK SÖZ HAKKI KULLANABİLECEĞİMİZ SÖYLENDİ”

    Dün gerçekleştirilen anıt açılışına neden ailelerin katılmadığını açıklayan Sakinci şunları söyledi:

    “Bugüne kadar 108 aydır anmalarımızı bu geçici sembolik anıt etrafında gerçekleştirdik. Ne var ki geçici olarak yerleştirilen bu sembolik anıt katliamın neden olduğu derin acının temsili için yeterli olmayıp üstelik kaybettiğimiz arkadaşlarının fotoğraflarının olduğu bu geçici panonun zaman zaman faşist saldırılara maruz kaldığına da tanıklık ettik.

    Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile yürüttüğümüz görüşmelerde, katliamın yaşandığı meydanda kalıcı bir mekânsal düzenleme yapılması konusunda fikir birliğine varmamız üzerine bu alanda değerli sanatçı heykeltraş Metin Yurdanur’un ‘Annelerin Çığlığı’ adını verdiği eseri ile kaybettiğimiz 104 insan ve katliamı unutturmama sözümüzü tutmuş olacağını düşünerek, o günün gelmesini sabırsızlıkla beklemiştik.

    Aylardır açılması için tüm süreci derneğimiz olarak takip ederken, anıtın açılışına dair anma programının da yürütücülüğü bizzat CHP Genel Başkanı sayın Özgür Özel tarafından da bize bırakılmış ve işaret edilen tarihte açılışın yetiştirilmesi için bürokratik tüm temalarda yine derneğimiz özne olarak kabul edilmişti. Ancak, açılışa saatler kala akşam 20.30 sularında CHP Genel Merkezi İl Teşkilatı tarafından derneğimiz aranarak, sürecin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) geçtiği ve derneğimizin isterse ‘misafir’ olarak söz hakkı kullanabileceği, ABB açılış protokolü uygulanacağı ve derneğin bileşenlerinin söz hakkı kullanmayacakları şeklinde bir bilgi verilmiştir.”

    “ANNELERİN ÇIĞLIĞI ADLI ANIT, BİZ OLMADAN AÇILARAK ANNELERİN GÖZYAŞINA NEDEN OLMUŞTUR”

    Anıt açılışına Heykeltıraş Metin Yurdanur’un dahi katılımına gerek duyulmadığını belirten Sakinci, şunları aktardı:

    “CHP Genel Merkezi ile yapılan yaklaşık 5 saat süren sözlü diyalog aracılığıyla derneğimiz ile pazarlık yapılmak istenmiştir. Yaptığımız müzakereler sonucunda anlamış bulunmaktayız ki; adına çözüm yolu denilerek önümüze koyulan seçenekler derneğimizi, tüm bileşenleri ve CHP arasında tercihe zorlanarak, siyaseten bürokratik dayatmalar ile derneğimiz açılışa katılamama konusunda seçeneksiz bırakılmıştır.

    Kaldı ki, böyle bir konumda çok sesli temsiliyeti bulunan derneğimizin yıllardır onca emek vererek dün açılışa konu edilen anıtın açılışı, hiçbir karşılık beklemeyerek gönülden emek veren heykeltraşın dahi katılımına gerek duyulmaksızın yapılmıştır.

    Annelerin Çığlığı adlı anıt, biz olmadan açılarak annelerin gözyaşına neden olmuştur. Gözyaşı döktüğümüz bilinmesine karşın anıt açılışı konusunda taleplerimizi yok sayan konunun muhatapları anıt açılışını sadece bir iş olarak görerek, siyasi bir üstünlük yarışına girmiştir. Bu ülkede acımızın yok sayılmasına defalarca tanık olan bizler, olay mahalline inşa edilen anıtın biz olmadan açılışına da tanık olduk.”

    “İKTİDAR IŞİD İLE VARLIĞINI SÜRDÜRMEK İSTEDİ”

    DEM Parti Eş Genel Baskanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında katliamın önünün açıldığına vurgu yaparak, “9 sene bugün gibi. Bu alan kana bulandı. Barışa kan sıçrattılar. Onları unutturursak, yeni katliamlara kapı açmış oluruz. Bu iktidar, 15 Temmuz’dan sonra daha faşistleşen iktidar, 10 Ekim Katliamı’nı gerçekleştirdi. IŞİD’in önünü açtılar. Bu iktidar IŞİD ile varlığını sürdürmek istedi. Herkesin haberi vardı. Tutanaklara bakarsak bu katliamın önünün nasıl açıldığını görürüz. Bizler yitirdiğimiz canlarımızı unutmayacağız. Demokrasiyi tesis etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Barış kazanana denk mücadele devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KATLİAMLARIN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ”

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ise bir gün bu katliamların hesabının er ya da geç halka verileceğinin altını çizerek, “Mutlaka bu katliamların bedelini ödeyeceksiniz. 10 Ekim’de insanlık suçu işlendi bugün de İsrail barbarlığı Filistin’de suç işliyor. Bu ülkede emekten yana, demokrasiden yana olanların barış mücadelesi devam etti, devam ediyor. 10 Ekim’de yitirdiğimiz canlarımızı, barış güvercinlerimizi asla unutmayacağız” dedi.

    “BU KATLİAM PLANLI BİR KATLİAMDIR”

    KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz de “104 yoldaşımız huzurunda saygı ile eğiliyorum. Bu katliam planlı, programlı hazırlanan bir katliam. İktidarı ile medyası ile katliamları aklımızdan silmeye çalışıyorlar. Bizim birbirimizden farkımız yok. Katliamların arkasında olanlar ellerini sallayarak geziyorlar” diye konuştu.

    “BARIŞ İÇİN DAHA ÇOK MÜCADELE ETMELİYİZ”

    DİSK adına konuşan Tayfun Görgün barışı savunmanın bu ülkede zor olduğunu belirterek, “Büyük bedeller ödenir. Bu büyük bedelleri ödeyerek barışı savunmaya devam edeceğiz. Barış olmadan ne olduğunu görüyoruz. Barışı savunmak çok değerli. Barış için daha çok mücadele etmeliyiz, daha çok bir arada olmayız” diye konuştu.

    “BİZİ KANA BULADILAR, HİÇBİR KAMU GÖREVLİSİ YARGILANMADI”

    TMMOB‘dan Özgür Topçu ise “Dile kolay 9 yıl önce emeğin, demokrasinin, barışın sesini duymak için bir araya geldiler ama bizi kana buladılar. Hiçbir kamu görevlisi 9 yıldır yargılanmadı. Acımız geçmedi ama öfkemiz de dinmedi. Bizler bu ülkede nefes aldığımız sürece arkadaşlarımızı unutmayacağız” diyerek gerçek sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da “Bu hakikat ve adalet arayışı için birleşmek lazım. Birlikte mücadeleye ihtiyaç var” diyerek herkesi mücadeleye davet etti.

    “YİTİRDİKLERİMİZİN SORUMLULUĞU HEPİMİZİN OMZUNDA”

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) adına konuşan Dr. Önder Okay, “Yitirdiklerimizin sorumluluğu hepimizin omuzlarında. Bu sorumluluk ile emek, demokrasi mücadelesine devam edeceğiz” dedi.

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban da, katliamların unutulmayacağına vurgu yaptı.

    Yapılan konuşmaların ardından katliamda hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Karaca’dan, Sağlık Bakanına: Hastanelerde kadına yönelik şiddet vakalarını kim yönetmektedir?

    Karaca’dan, Sağlık Bakanına: Hastanelerde kadına yönelik şiddet vakalarını kim yönetmektedir?

    PİRHA – Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, sağlık sisteminde kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz kalan kadınların korunması konusundaki çalışmaları Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na sordu. Karaca, “Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz kalan kadınların koruma mekanizmalarına Sağlık Bakanlığı bünyesinde erişmesi için diğer bakanlıklar ve sivil toplum kuruluşları ile yapılan iş birlikleri nelerdir?” dedi.

    Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, sağlık sisteminin kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz kalan kadınların korunması konusundaki çalışmaları Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na sordu.

    “EĞİTİM VE BİLİNÇLENDİRME ÇALIŞMALARINI KİMLER YAPMAKTADIR?”

    EMEP Milletvekili Karaca, kadına yönelik şiddeti önleme ve kadınların korunması konusunda özel hastanelerin çalışmalarının ise kamuoyu ile paylaşılmadığını ifade ederek Bakan Memişoğlu’na şu soruları sordu:

    “-Sağlık kuruluşlarında kadına yönelik şiddet vakalarının tespiti ve bildirilmesi için özel olarak geliştirilmiş protokoller ve eğitim programları mevcut mudur? Mevcut ise içerikleri nelerdir?

    -Kadına yönelik şiddetle mücadelede sağlık personelinin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi amacıyla yapılan çalışmalar nelerdir? Bu çalışmalara 2021-2024 döneminde sağlık çalışanlarının yüzde kaçı katılmıştır? Eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını kimler yapmaktadır?

    -Sağlık çalışanlarına verilen online eğitimlerin uygulamaları ne ölçüde etkilediği nasıl ölçülmektedir?

    -Şiddete maruz kalan kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla hangi tedbirler alınmıştır?

    -Sağlık kuruluşlarında şiddete maruz kalan kadınlara özel psikolojik destek hizmeti sunulmakta mıdır? 2021-2024 döneminde şiddete maruz bırakılan kaç kadına bu hizmet sunulmuştur?

    -Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz kalan kadınların desteklenmesi ve rehabilitasyonu amacıyla, Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen çalışmalar ve bu çalışmalara ayrılan bütçe miktarı nedir?

    -Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz kalan kadınların koruma mekanizmalarına Sağlık Bakanlığı bünyesinde erişmesi için diğer bakanlıklar ve sivil toplum kuruluşları ile yapılan iş birlikleri nelerdir?

    -Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için iş birliği ve koordinasyon değerlendirilmekte midir?

    -İş birliği ve koordinasyonun desteklenmesi için neler yapılmaktadır?

    -İş birliği ve koordinasyonun gelişmesi ile ilgili kurumlar arası koordinasyonu içeren nasıl bir izleme/takip sistemi uygulanmaktadır?

    -Kadına yönelik şiddetle mücadelede interdisipliner çalışmanın önemini dikkate alarak hangi politikalar uygulanmaktadır?

    -Kamu kurumları ile sivil toplum örgütleri arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlamak için neler yapılmaktadır? Hangi sivil toplum örgütleri ile iş birliği gerçekleştirilmektedir?

    -Kadın tıbbi destek merkezlerinde çalışan meslek elemanlarının hizmet sunumunda tam zamanlı olarak görev alması sağlanacak mıdır? İcapçı nöbet usulü yerine tam zamanlı çalışma düzenlemesi yapılması hakkında bir plan var mıdır?

    -Psikolog, sosyal hizmet uzmanı gibi psikososyal anlamda doğrudan travma odaklı çalışan meslek elemanlarının kadın tıbbi destek merkezlerinde bulunması konusunda bir strateji belirlenmiş midir? Bu meslek elemanlarının kadınların alacağı hizmetlerin niteliğini nasıl geliştireceği hakkında bir planlama yapılmış mıdır?

    -Cinsel şiddet olgularıyla çalışmanın spesifik bir alan olduğu ve kendine özgü dinamiklere sahip olduğu göz önünde bulundurularak, kadın tıbbi destek merkezlerine gelen vakalara profesyonel hizmet sunumuna dair hangi protokol ve prosedürler işletilmektedir?

    -Kadın tıbbi destek merkezlerinin yaygınlaştırma planı nedir? Yaygınlaştırma planları yapılırken hangi kriterlere göre karar verilmektedir? Bu merkezlerin yaygınlaştırılması sürecinde hangi stratejiler izlenecektir?

    -Açılan kadın tıbbi destek merkezlerinin bilinirliğinin artırılması için nasıl bir planlama yapılmaktadır? Diğer profesyoneller ve kadınlar için bu merkezlerin bilinirliğinin artırılması hangi yöntemlerle desteklenecektir?

    -Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının kadına yönelik şiddetin tespitinde ve destek sunulmasında kritik bir öneme sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda, aile hekimlerinin şiddete maruz kalan kadınları desteklemek için bağlı oldukları algoritma var mıdır? Algoritma var ise bunun işlerliği, nasıl takip edilmektedir?

    -Aile hekimlerinin yanı sıra birinci basamak sağlık çalışanlarının da bağlı oldukları algoritmayı bilmesi beklenmektedir. Bununla ilgili, personele dönük hangi çalışmalar yapılmaktadır?

    -Birinci basamakta tespit edilen kadına yönelik şiddet vakalarında, yönlendirme gerektiğinde aile hekimlerinin vaka bazında ve kurumlar arası iş birliğinin sağlanması bağlamında nasıl destekleneceği konusunda bir planlama yapılmış mıdır?

    -Aile hekimlerinin güvenliği ve bölgesel farklılıklar göz önünde bulundurularak, kadına yönelik şiddetle mücadelede kullanılacak algoritmalar belirlenirken hangi kriterler dikkate alınacaktır? Koşullara uygun iş akışlarının tanımlanması için ne gibi önlemler alınacaktır?

    -Aile hekimleri ve aile sağlığı merkezi çalışanlarının kadına yönelik şiddetle mücadele, koruyucu önleyici tedbirlerle ilgili rolleri, yasal sorumlulukları gibi konularda kapsamlı bir hizmet içi eğitim alması ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?

    -Özel hastaneler, kadına yönelik şiddeti önleme ve şiddete maruz bırakılan kadınların korunmasında ulusal düzeyde bir algoritmaya bağlı mıdır? Bağlılarsa bu algoritma nedir ve nasıl uygulanmaktadır?

    -Özel hastanelerde, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz bırakılan kadınların korunmasına ilişkin hangi adımlar atılmaktadır? Bu adımların etkinliğini artırmak için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?

    -Özel sağlık kurumları, kadına yönelik şiddeti önleme ve müdahale konularında hangi denetim mekanizmalarıyla takip edilmektedir? Bu kurumlarda iş akışı nasıl düzenlenmektedir ve hangi prosedürlere bağlıdır?

    -Kamu hastanelerinde kadına yönelik şiddet vakalarının yöneticisi olarak sosyal hizmet uzmanları görev alırken, özel hastanelerde sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmemektedir. Bu durumda, özel hastanelerde kadına yönelik şiddet vakalarını kim yönetmektedir? Bu alandaki eksikliklerin giderilmesi için ne tür düzenlemeler yapılması planlanmaktadır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Depremde yıkılan Furkan Apartmanı davası öncesi Meclis’te adalet çağrısı – VİDEO

    Depremde yıkılan Furkan Apartmanı davası öncesi Meclis’te adalet çağrısı – VİDEO

    PİRHA – 6 Şubat Maraş merkezli depremlerde yıkılan ve 51 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan Gaziantep’in Nizip ilçesindeki Furkan Apartmanı’nın 19 Temmuz’da görülecek duruşmasında karar beklenirken, aileler TBMM’den adalet çağrısında bulundu.

    CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, CHP Gaziantep Milletvekilleri Melih Meriç ve Hasan Öztürkmen ile Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 19 Temmuz’da görülecek olan Furkan Apartmanı karar duruşması nedeniyle, depremzede ailelerle Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    EMEP Milletvekili Sevda Karaca, depremzede ailelerin 1,5 yıldır adalet mücadelesi verdiğine işaret etti. Bugüne kadar sadece 190 dava açıldığını ve 134 kişinin tutuklandığını anlatan Karaca, tek bir kamu görevlisinin yargılanmadığını belirtti. Karaca, “Deprem suçları nedeniyle hayatını kaybeden insanlar için adalet sesinin duyulması, sadece 6 Şubat depremleriyle hesaplaşmak için değil deprem ülkesi olan memleketimizde bir daha kimsenin canının yanmaması için bunların emsal olması açısından da oldukça önemli” diye konuştu.

    Milletvekillerinin düzenlediği basın toplantısına katılan, depremde çöken Furkan Apartmanı’nda oğlunu kaybeden Seçkin Şahin, “Sadece kendi çocuğum ve komşularım için değil depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımız için adalet istiyorum” dedi.

    Kızlarını ve eşini kaybeden Özlem Taşdemir de “Bu, yaşadığımız afet değil, cinayettir. Adaletin sağlanmasını istiyoruz. Kimler suçluysa onlar cezasını çeksin istiyoruz” ifadelerini kullandı. CHP’li Nermin Yıldırım Kara, 19 Temmuz’daki Furkan Apartmanı davasını heyet olarak takip edeceklerini söyledi.

    “DAVAYI HEYET OLARAK TAKİP EDECEĞİZ”

    CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç de “Her şeyden önce sözün bittiği yerdeyiz. Mağdurlardan, evlatlarını kaybeden iki anne, söylenebilecek her şeyi en içten duygularla dile getirdiler. Tek talepleri adalet. Biz, hakim değiliz, savcı değiliz; ancak ben bilirkişi raporlarını incelediğimde çok çelişkili raporlar var. Şahsen benim de kafamda çok büyük soru işaretleri uyandırıyor. Ama buradaki mağdur aileler de olmak üzere Türkiye’deki özellikle son 6 Şubat depreminde canları yanan tüm ailelerin yanında olacağımıza burada hepinizin huzurunda söz veriyoruz. Bütün davaları elimizden geldiğince, depremden etkilenen bütün illerin milletvekilleri olarak takipçisi olacağız. Sizin yanındayız, sizi asla yalnız bırakmayacağız çünkü adalet hepimize er geç lazım olacak” diye konuştu.

    CHP Gaziantep Milletvekili Öztürkmen de 190 davanın tamamında bilinçli taksirden bahsedilerek yargılama yürütüldüğünü, mağdur yakınlarının “olası kast”tan yargılama yapılması taleplerinin hiçbirinin kabul edilmediğini söyledi. Öztürkmen, “AK Parti eliyle bu yargılamalar etki altında bırakılmıştır” dedi.

    CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, deprem yargılamalarında sürecin şeffaf yürütülebilmesi için kamu görevlileriyle ilgili soruşturma izinlerinin verilmesi gerektiğini vurguladı. Kara, 19 Temmuz’daki Furkan Apartmanı davasını heyet olarak takip edeceklerini ifade etti.

    “TÜM VATANDAŞLARIMIZ İÇİN ADALET İSTİYORUM”

    Çöken Furkan Apartmanı’nda 19 yaşındaki oğlu Emre Şahin’i kaybeden Seçkin Şahin, şunları söyledi:

    “Biz yasımızı tutmamız gerekirken bir adalet mücadelesine girişmek zorunda kaldık. Bu adalet mücadelesinde gerçekten çok zor, bizi yıkan, üzen şeylerle karşılaştık. En önemlisi de içeride tutuklu sanık kalmamış olması. Böyle bir karar verilmesi bizi 6 Şubat depreminden daha fazla etkiledi. Tabii ki mahkeme sürecinde karşılaştığımız çok zorluklar oldu. Bilirkişi raporlarında belli olan, kesinleşmiş olan birtakım kolon kesikleri, kaçak katlar ya da müteahhitin yaptığı hatalar olmasına rağmen bize kendimizi ifade etme hakkı verilmedi hiçbir şekilde. Sanık avukatlarına daha çok konuşma hakkı veriliyor. Tabii ki savunma hakkı kutsaldır. Ama onlar dinlenildiği kadar bizim de acımız kutsal. Bizim de dinlenmemiz gerekiyordu. Fakat biz mahkeme heyetinin bize karşı böyle bir anlayışlı tutumu ile maalesef karşılaşmadık. En sonunda verilen bu tutuksuz yargılama kararının bile biz neye dayanılarak verildiğini bilmiyoruz. 19 Temmuz’da Nizip Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan dava bizim davamız için karar duruşması olacak. Bu davanın sonuçlanması sadece bizi değil bu ülkede görülen bütün deprem davalarını ilgilendiriyor. Çünkü emsal olacak bir karar çıkacaktır ve buradan çıkacak olan karara göre diğer mahkemelerde karar verilecektir. O nedenle ben mahkeme heyetinin sağduyulu davranmasını istiyorum. Adalet istiyorum. Sadece kendi çocuğum ve komşularım için değil depremde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımız için adalet istiyorum.”

    “BU YAŞADIĞIMIZ AFET DEĞİL CİNAYETTİR”

    Furkan Apartmanı’nda 23 ve 25 yaşlarındaki kızları ile eşini kaybeden Özlem Taşdemir de “Biz burada adalet arayışı içindeyiz, maalesef kendi ülkemizde. Şu an mahkememiz devam ediyor. 19 Temmuz’da karar duruşması olacak. Şu an içeride hiçbir tutuklu yok. Biz buna sebep olanların, bizim canlarımızın, ailelerimizin yaşam haklarını elinden alan insanların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Bu sadece bizi ilgilendiren bir dava sonucu olmayacak. Biliyorsunuz, Türkiye deprem ülkesi. Bu, ne yaşadığımız ilk ne de son deprem olacak. Burada verilecek olan karar bizimle birlikte, şu an devam eden deprem davalarına ve adalet arayışı içinde olan bütün aileleri de ilgilendiriyor. Bu, yaşadığımız afet değil, cinayettir. Adaletin sağlanmasını istiyoruz. Kimler suçluysa onlar cezasını çeksin istiyoruz” ifadesini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyım İstanbul’da protesto edildi -VİDEO

    Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyım İstanbul’da protesto edildi -VİDEO

    PİRHA – İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin kayyıma tepki açıklamasında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ülkede bir “darbenin” daha gerçekleştirildiğini belirterek, “Birlikte dayanışarak kazanacağız, faşizme karşı mücadele ederek kazanacağız” dedi.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin “Kayyıma geçit yok” şiarıyla Beyoğlu’nda bulunan Şişhane Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Demir ile Cengiz Çiçek, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın da katıldığı açıklamaya, çok sayıda siyasi parti, sendika, dernek, kurum, kuruluş temsilcileri destek verdi. Alkışlar, zılgıtların eksik olmadığı açıklamada, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Kayyıma geçit vermeyeceğiz”, “Kayyım gidecek, biz kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Halkların iradesi gasp edilemez”, “Kayyım defol belediye bizimdir”, “DEM Parti ya meye şaredari yame ye” sloganları atıldı. “Kayyıma geçit yok irademize sahip çıkıyoruz”, “Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz” pankartlarının açıldığı açıklamada, “Halkın iradesi gasp edilemez”, Her yerde seçim hak, Hakkari’ye yasak” dövizlerinin taşındı.

    İlk olarak konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğuları, ülkede bir “darbe” daha yaşandığı belirtti. Hatimoğuları, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “AKP iktidara geldiği zaman biz bu toplumu, Türkiye’yi vesayet rejiminden kurtaracak, darbeci anlayışlardan kurtaracağız diye yola çıktı. Oysa şu an DEM Parti ve önceki dönem belediyelere kayyım atayarak 3’ü kez bir siyasi darbe gerçekleştirmiştir. Seçilmişlerimizin dokunulmazlığını kaldırarak onları cezaevlerine koyarak Kobanî Kumpas Davasını tezgahlayarak sevgili Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın aralarında olduğu 13 kısa sürece önce 407 yıl 7 ay hapis cezası vererek bir darbeye daha imza atmıştır. Ve bugün, Hakkari’de belediyemize kayyım atadılar. Belediye eş başkanımız Van’da gözaltına alınıyor. Gerekçesi ise 10 sene önceki bir dava. 10 yıl kış uykusuna yattı bunlar. 10 sene sonra akılları başlarına gelmiş sözde. 10 yıl sonra yani Mehmet Sıddık Hakkari belediye eş başkanı olduktan sonra AKP’nin aklına davayı devreye sokmak geliyor. Kendi uydurmuş oldukları bir sahte iddianameyle belediye eş başkanımız hakkında dava açtılar.

    “KAYYIM SOYLU’NUN EKİBİNDENDİR”

    Bugün gözaltına alındı. Gözaltına alınmakla yetinilmedi, bu işin hukuki süreci anayasada kaleme alınmıştır. Anayasal güvence altına alınmıştır. Bir insan masumiyet karinesi gereği hakkında karar oluşana dek belediyeye kayyım atanamaz. Ama onların derdi kayyım atamak olduğu için arkadaşımız gözaltına alındığı zaman Hakkari Valisi kayyım olarak atanıyor. Kimdir bu kayyım, bu kayyım Süleyman Soylu’nun ekibindendir. Arkadaşlarımız hakkında davayı açan kimdir? FETÖ’ye mensup olan yargıçlardır. Yargılanan yargıçlardır. Buradan bir kez daha diyoruz ki irademizi gasp etmenize izin vermeyeceğiz. İrademizi gasp edemezsiniz. 31 Mart seçimlerinde bir kez daha görüldü ki, değerli halklarımız bir kez daha gösterdi ki, özellikle kayyım atanmış belediyeleri oylarımızı katlayarak kazandık. Saray, Erdoğan buraya kulak ver. Eğer senin kayyım atamalarına rağmen halk sana biat etmiyor, sen kayyım atadıkça, Saray’dan kayyımların emrini verdikçe AKP deniyor.

    “SARAYIN KULAĞINA KÜPE OLSUN”
    Bugün AKP’nin son yerel seçimlerde aldığı oylar ortadadır. AKP buzla erimektedir. Daha da eriyecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Ve buradan bizler burada olan bütün devrimci demokratik kurumlarla beraber faşizme karşı omuz omuz diyoruz. Özellikle bugüne kadar HDP’ye, DEM Parti’ye oy vermemiş olan değerli halklarımıza sesleniyorum. Zannetmeyin ki sadece Kürdün iradesini gasp etmek için kayyım atanıyor. Elbette Kürdün iradesini gasp etmek için kayyım atanıyor. Kürdün iradesini gasp etmek ve Kürdün seçme ve seçilme hakkını elinden almak için kayyım atanmıştır. Doğrudur. Bu kayyım atamaları ile Kürde diyor ki sen kendi kendini yönetemezsen. Seçimlere girse de benim atayacağım yani despotik yani faşist rejimlerde olan atanmışlar yönetecek. Senin seçme ve seçimle ehliyetin yoktur diyerek aslında Kürt halkını vatandaşlıktan çıkarmış oluyorlar. Saray’ın kulağına küpe olsun.

    “YALAN SÖYLÜYORLAR”

    Bu irade gaspının yanı sıra AKP, Türkiye genelinde çok sayıda belediye kaybetti. Ve onlar kayyımı şöyle gördüler aynı zamanda. Kayyım onlar için bir para, bir sermaye alanı. Sözüm ona hizmet amaçlı geliyoruz diyorlar ama asıl belediye kaynaklarını kendi yandaşlarına peşkeş çekmek için. Ayrıca Kürdistan’daki belediyeleri, Hakkari’deki belediyeyi rant alanına çevirmek istiyorlar. Borçsuz aldıkları belediyeleri daha doğrusu borçsuzken kayyım atadıkları belediyeyi, Hakkari belediyesinin şu anki borcu 315 milyon. Bununla hiçbir hizmet yapılmamış değerli Türkiye halkları. Bunu kayyım atadıkları vali, AKP’nin yandaşı 2-3 aileye parayı paylaştırmak üzere kendi yandaşlarına peşkeş çekmek üzere kayyım atıyorlar. O nedenle bütün Türkiye halkları bilsin ki onların isnat ettiği hiçbir gerekçe doğru değildir. Sadece ve sadece bahane üretmek peşindeler. Bunu halk biliyor. Biz seçim meydanlarında dolaşırken söyledik. Burada bir kez daha İstanbul’un göbeğinden söylüyorum; inanın AKP’nin bölgedeki seçmeni, Hakkarili seçmenlerin bir bölümü kayyım atanmasına karşıdır. Daha önce AKP’ye oy verdiği halde kayyım atadığı için DEM Parti’yi destekleyen insan sayısı çok fazla. Seçim sonuçlarına katlanamadılar. AKP öncelikle bunu kendi tabanına açıklamayı başarsın. Açıklayamaz, çünkü yalan söylüyorlar.

    “MÜCADELE EDEREK KAZANACAĞIZ”

    Burada AKP iktidarının bu seçimlerden aldığı yenilgiden sonra biz normalleşme süreci başlatacağız dediler. Oysa ortada hiç bir normalleşme süreci yok. Normalleşme derken Kürde normalleşme yok DEM Parti’ye normalleşme yok. Çünkü bunlar anormal. Çünkü bunlar faşist rejimde, otoriter rejimde ısrarcı. Bütün halklar olarak bütün demokratik güçler olarak bu kayyım darbesine karşıyız. bu darbenin 12 Eylül askeri cunta rejiminden farkı yoktur. AKP darbecidir. MHP darbecidir. Saray darbecidir, bunu asla kabul etmiyoruz. Bu darbe karşısında demokratik haklarımızı ve mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz. Birlikte dayanışarak kazanacağız, faşizme karşı mücadele ederek kazanacağız.”

    “UYGULAMADAN VAZGEÇİN”

    Ardında söz alan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, AKP’nin kayyım anlayışı halkın iradesinin karşısında duramayacağını söyledi. Kayyım atamanın tüm Türkiye halklarının demokratik haklarının gaspı anlamına geldiğini ifade eden Aslan, “Bu sadece Hakkari meselesi değildir. Bugün saray rejiminin elinde baskı aygıtı dışında hiçbir şey kalmamıştır. Sadece bu baskı aygıtıyla ayakta durmaktadır. Bu otoriter rejim, er ya da geç halkın iradesine çarpacaktır. Başta Kürt halkı olmak üzere bütün Türkiye’ye gözdağı verilmiştir. Bugünlerde sınır ötesi operasyonlarını konuşuyorlar. Rojava halkının seçim iradesine darbe vurmak istiyorlar. Sınır ötesi operasyonlarından vazgeçin, onların demokratik haklarına saygı duyun. Eğer bunu yapmazsanız bütün Türkiye işçi ve emekçileri olarak karşınızda duracağız. Hakkari Belediye Eş Başkanı binlerce kişinin oyuyla seçilmiştir. Yapılması gereken bu uygulamadan vazgeçmektir” diye belirtti.

    “HANGİ COĞRAFYADAN ÖRNEK ALIYORSUNUZ”

    Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyım ve kayyıma söz konusu gerekçenin 12 Eylül 1980 Darbesi sonrası gerçekleşen seçim döneminde dahi örneğinin olmadığına dikkati çeken EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “Türkiye hiç olmadığı kadar geriye gitmiş durumda. Böyle bir demokrasi ve adalet olamaz. Bunu hangi coğrafyadan alıyorsunuz. Eğer adınızda adalet sıfatı varsa buna cevap vermek zorundasınız. Eğer Asya’da, Afrika’da bunun örneği yoksa Hakkari’de de olamaz. İşte Kürt halkının dile getirdiği sorun budur. İkide bir derdiniz nedir diye anlamazlıktan gelmeyin. Bunu toplum görmüyor zannetmeyin” dedi.

    “ORTAK ŞEKİLDE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, her zaman kayyımların karşısında olacaklarının altını çizdi. Çelik, “10 yıl önce açılmış bir dava yüzünden kayyım atanmasını reddediyoruz. Kayyım seçmenin sandıkta çıkan iradesini yok saymaktır. Türkiye’de, nerede olursa olsun eğer bir belediye başkanın seçilmesinin önünde bir engel var ise orada belediye meclis üyeleri seçilir. Bunlar sadece yerel seçimlerde yaşanmıyor. Ne yazık ki uzun süredir bunlarla karşı karşıyayız. Hatay’ın seçilmiş milletvekili de halen cezaevinde. Bu kayyımların karşısında her zaman ortak bir şekilde mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Daha sonra kurum, parti temsilcileri halkı selamladı ve DEM Parti ile dayanıştıklarını belirtti.

    Açıklamaların ardından kitle Şişhane Meydanı’ndan Taksim’de bulunan İstiklal Caddesi’ne yürümek istedi. Bu esnada kitle ablukaya alındı. Kitle ablukada, “Faşizme karşı omuz omuza”, ” Direne direne kazanacağız”, “AKP halka hesap verecek” sloganlarını attı. Polis, çok sayıda kişiyi darp ederek gözaltına aldı. Gözaltına alınanların nereye götürüldüğü öğrenilemedi. Ayrıca basının görüntü alması ise engellendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kurumlardan hükümete yeni müfredat tepkisi: Bu müfredatı derhal geri çekin!-VİDEO

    Kurumlardan hükümete yeni müfredat tepkisi: Bu müfredatı derhal geri çekin!-VİDEO

    PİRHA- “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredata karşı tepkiler gelmeye devam ediyor. Sendikalar, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri konuya ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Ülkeyi yönetenlerin ve MEB’in eğitimin tüm bileşenleri, akademisyenleri, eğitim uzmanları, eğitim sendikaları, eğitim fakülteleri ile yan yana gelerek bir müfredat hazırlaması gerekirdi” dedi. Irmak, bu müfredatın bilime ve bilimsel gerçeklere savaş açtığını, laik eğitim ve laik yaşamı hedef aldığını kaydetti.

    video eklenecek…

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredata karşı, sendikalar, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri ile birlikte yürütülecek ortak mücadele programı hakkında, Eğitim Sen Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenlendi.

    Eğitim Sen, Halkevleri, KESK ve bağlı sendikalar, Laiklik Meclisi, Öğretmen Sendikası, EĞİT-DER, CHP, Alevi Kültür Dernekleri, DEM Parti, Alevi Bektaşi Federasyonu, Sol Parti, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, EMEP, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, SYKP, VELİ-DER, İHD, ÖV–DER’in imzacısı olduğu açıklamayı, kurumlar adına Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “HAZIRLIK SÜRESİNİN  10 YIL OLDUĞU AÇLANAN MÜFREDATA GÜN İÇİNDE GÖRÜŞ VE ÖNERİ İSTENDİ”

    26 Nisan 2024 tarihinde “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ismiyle kamuoyuna açıklanan müfredatın, dün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından imzalandığını hatırlatan Kemal Irmak, “Bakanlık; kamuoyuna açıkladıkları müfredatla ilgili bir hafta süre vererek öneri, görüş ve eleştiriye açtığını ifade etmişti. Sürenin az olduğu eleştirilerine, ‘Süreyi %50 daha artırıyoruz’ diyerek (dalga geçer gibi) on güne çıkardığını açıkladı. Hazırlık süresinin 10 yıl olduğunu açıkladığı müfredata 10 gün içinde görüş ve öneri istiyordu.

    Öncesinde 1000 kişiyle hazırlandığı, onlarca çalıştay yapıldığı ifade edilmiş, ancak bu kişilerin kimler olduğu, bu çalıştayların kimlerle ve nerede yapıldığı soruları hep yanıtsız bırakılmış, bu soruları yönelten kurumlar ‘Size tek tek açıklamak zorunda mıyım?’ diyerek savuşturulmuştur. Bakan Tekin ardından 67 bin 284 öneri ve görüş geldiğini ifade etti, ancak bu açıklamadan kısa bir süre sonra, müfredat Talim ve Terbiye Kurulu’undan geçerek Bakanlığın onayına sunuldu ve hemen ardından da imzalandı. Bu kadar çok öneri ve görüşü bu kadar kısa sürede nasıl değerlendirdikleri, bu görüş ve önerilerin neler olduğuna dair bütün sorular havada kaldı” dedi.

    “BİR ORTA OYUNU OYNADIKLARINI BU SÜREÇTE NET BİR ŞEKİLDE GÖRDÜK”

    Yangından mal kaçırırcasına çok hızlı bir süreç işletilendiğine vurgu yapan Irmak, “Her şeyin ne kadar kurgu olduğunu, yaptıkları bu tür faaliyetlerin ne kadar ciddiyetsiz ve formalite olduğunu, bir orta oyunu oynadıklarını bu süreçte net bir şekilde gördük. Oysa ülkenin eğitim müfredatı hazırlanıyor. Ülkeyi yönetenlerin ve MEB’in çok büyük bir ciddiyetle ve samimiyetle konuyu ele alması ve eğitimin tüm bileşenleri, akademisyenleri, eğitim uzmanları, eğitim sendikaları, eğitim fakülteleri ile yan yana gelerek bir müfredat hazırlaması gerekirdi.
    Diğer yandan, değişim gerekçeleri, ihtiyaç analizleri, eğitim programı hazırlama teknikleri, vb. adımların hiç biri yapılmamıştır. Daha da önemlisi pilot uygulamaya gerek kalmadan müfredatın hemen önümüzdeki eğitim-öğretim yılı içinde uygulamaya başlanacağı açıklanmıştır. Dikkatinizi çekmek istiyoruz, yangından mal kaçırırcasına çok hızlı bir süreç işletilmiştir” diye ekledi.

    “LAİK, DEMOKRATİK YAŞAMA TOPYEKÛN BİR MEYDAN OKUMA HEDEFLENMİŞTİR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bu sürecin bu kadar hızlı işletilmesinin sebepleri, aşağıda sıraladığımız müfredatın içine sindirilen sebeplerdir” diyerek şunları sıraladı:

    Bu müfredat:
    1. Bilime ve bilimsel gerçeklere savaş açtığı için,
    2. Laik eğitim ve laik yaşamı hedef aldığı için,
    3. Cumhuriyetin aydınlanmacı değerlerini ortadan kaldırdığı için,
    4. Cinsiyetçi olup, toplumsal cinsiyet eşitliğine yer vermediği için,
    5. Toplumsal, kültürel çeşitliği yok saydığı için,
    6. Eğitimi piyasaya açmak, kamusal eğitimi ortadan kaldırmaya yönelik hazırlandığı için,
    7. Öğrencileri belirsizliğe, umutsuzluğa ve geleceksizliğe sürüklediği için,
    8. Sınav odaklı eğitim sistemine devam ederek, öğrenci yeteneklerini beceriler üzerinden değil değerler üzerinden gerici bir yöntemle ölçmek için,
    9. Eğitimi bir bütün olarak dincileştirme ve bütün okulları imam hatip müfredatları ile eşleştirmek için,
    10. Birleştirici, bütünleştirici ortak yurttaş bilinci yerine, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı olduğu için.

    Ayrıştırma, kutuplaştırma, yok sayma, gericileştirme vb. yaklaşımlar ön plana çıkarılmış ve bu müfredatla, yukarıda sıralanan sebepler üzerinden laik demokratik yaşama topyekûn bir meydan okuma hedeflenmiştir.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Diyarbakır’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Özgür basın susturulamaz-VİDEO

    Diyarbakır’da 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Özgür basın susturulamaz-VİDEO

    PİRHA- DFG, MKG ve DİSK Basın İş’in 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada tutsak gazetecilerin özgürlüğü talep edildi. “Özgür basın susturulamaz” pankartının ve tutuklanan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamaya milletvekilleri, kurum ve kuruluş temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Devrimci İşçi Sendikalar Konfederasyonu (DİSK) Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Basın-İş) Diyarbakır Temsilciliği, DFG’nin Yenişehir ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’ndaki şube binası önünde 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin açıklama yaptı. “Özgür basın susturulamaz” pankartının ve tutuklanan gazetecilerin fotoğraflarının taşındığı açıklamaya milletvekilleri, kurum ve kuruluş temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

    “BASKI ÇEMBERİ BÜYÜYOR”

    Açıklamada konuşan DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü bir kez daha gazetecilere yönelik baskı ortamında karşıladıklarını söyledi. Çiçek, “Haber takibi sırasında karşılaşılan engellemelerden sansüre, haber yaptıkları için haklarında dava açılan gazetecilerden şafak vakti operasyonlarla tutuklanan gazetecilere kadar baskı çemberi büyüyor” dedi.

    Nisan ayının ilk günlerinde Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı olarak seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının YSK eliyle iptali ile kentte başlayan halk eylemlerine yönelik polis şiddetinin olayı takip eden gazetecilere de uğradığını belirten Çiçek, “Meslektaşlarımıza gaz, plastik mermi ve tazyikli su ile saldırı düzenlendi. Meslektaşlarımızın görüntülerini ve fotoğraflarını silen polisler şiddeti görüntüleyen gazeteciyi de ölümle tehdit etti” diye konuştu. Benzer görüntülerin 1 Mayıs’ta da yaşandığını söyleyen Çiçek, “İstanbul’da 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı’na yürüyen işçi ve emekçileri takip eden medya mensupları darp edildi, kelepçelenerek gözaltına alındı. İşçi ve emekçilere yönelik polis saldırısının yaşandığı alanlardan biri olan Saraçhane’de ise polis amirinin ‘Basını süpürün’ talimatıyla gazetecilere yönelik şiddet gerçekleşti. Bu saldırılarda meslektaşlarımız yaralandı, çalışmaları engellendi” diye konuştu.

    “GAZETECİNİN ANA GÖREVİ VAROLAN GERÇEKLİĞİ TOPLUMA AKTARMAKTIR”

    “Toplumsal eylemlere yönelik polis şiddeti nasıl ki anayasaya aykırı ise aynı şekilde yaşananları dünyaya duyurmaya çalışan gazetecilere yönelik her türlü baskı, engelleme ve şiddet de suçtur!” diye konuşmasını sürdüren Çiçek son olarak şunları söyledi:

    “Gazetecilere yönelik en büyük baskı ise tutuklamalar oldu. Gazetecileri susturmak, gerçeği açığa çıkartmalarını engellemek adına yapılan meslektaşlarımız tutuklanıyor ve dört duvar arasına konuluyor. 23 Nisan tarihinde Kürt Gazeteciler Günü’nün hemen akabinde İstanbul merkezli yapılan operasyonla 9 gazeteci gözaltına alındı. 4 gün gözaltında tutulan meslektaşlarımızdan Mezopotamya Ajansı muhabirleri Esra Solin Dal, Mehmet Aslan ile gazeteci Erdoğan Alayumat tutuklandı. Gazetecilere savcılık ve hakimlik sorgularında yaptıkları haberler soruldu.

    Buradan bir kez daha belirtiyoruz ki gazeteciler yaşadıkları ülkenin sorun ve sıkıntılarını görmemezlik edemez ya da bunu gündeme getirdiği için yargılanamaz. Gazetecinin ana görevi var olan gerçekliği topluma aktarmaktır. Haberler başta siyasi iktidar olmak üzere güç odaklarını rahatsız etse de bu gerçekliği toplumla paylaşmak suç değildir. Bu durum uluslararası sözleşmelerle de garanti altına alınmıştır.

    “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR, ONU YARGILAMAK SUÇTUR”

    3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde bir kez daha talebimizi yineliyoruz; tutuklanan 3 arkadaşımız başta olmak üzere tüm meslektaşlarımız tahliye edilmeli. Gazetecilik suç değildir asıl olarak onu yargılamak suçtur! Basın özgür olmadan özgür ve demokratik bir toplumdan söz edilemez.”

    Çiçek, konuşmasının ardından Nisan ayı hak ihlalleri raporunu da açıkladı. Rapora göre, 14 gazeteci saldırıya uğradı, 9 gazetecinin evine baskın yapıldı, 17 gazeteci gözaltına alındı, 11 gazeteci kötü muameleye maruz kalırken, 8 gazeteci tehdit, 22 gazeteci engellendi, 3 gazeteci tutuklandı 3’te cezaevinde ihlal yaşandı. Yine raporda 9 gazeteci hakkında soruşturma, 3 gazeteciye dava, 3 yıl bir ay ve 17 bin TL para cezası, yargılaması devam eden gazeteci sayısı 122, tutuklu gazeteci sayısı ise 43 olarak açıklandı.

    “GAZETECİLER MESLEĞİNİ ÖZGÜRCE YAPMALIDIR”

    MKG Başkanı Roza Metina, günün anlam ve önemine değindi. Gazetecilerin özgür ortamda olmadıklarını belirten Metina, bugün de birçok gazetecinin cezaevlerinde olduğunu söyledi. Cezaevlerinde bugünü karşılayan gazetecilerin olduğunu ifade eden Metina, “ Bütün bu baskı ve zorluklara karşı bugün buradayız onların sesiyiz. Bir kez daha diyoruz ki gazetecilik suç değildir” ifadelerinde bulundu. Metina, tutuklu MA muhabiri Esra Solin Dal’a “çıplak arama” yapılmasına da tepki gösterdi. Metina, “Gazeteciler haberin hakkını savunuyor. Bu nedenle gazeteciler özgür bir şekilde mesleğini uygulamalıdır. Bizler her zaman gazeteciği savunacağız, gazeteciliğin kalemini savunmayı sürdüreceğiz” dedi.

    DİSK Basın İş Amed Temsilcisi Hakkı Boltan ise yaptığı konuşmada, seçimlerde en önemli duruşun gazetecilerin duruşu olduğunu söyledi. Seçimlerde iktidarın, Saraçhane’de ise muhalefetin düştüğünü söyleyen Boltan, gazeteciliğin ise dik durduğunu söyledi. Boltan, “Gazeteciler gerçekliğin kendisidir. Bugün ekonomik, siyasi kriz varsa bunun bir nedeni de gazetecilerin tutuklu olmasıdır. Gazeteciler özgürleşmeden bu krizler çözülmez. Gazetecilere özgürlük istiyoruz” diye konuştu.

    “SELAM OLSUN CEZAEVLERİNDE DİRENEN GAZETECİLERE”

    TGS Temsilcisi Mahmut Oral ise AKP-MHP’nin büyük bir seçim yenilgisi almasının ardından, iktidarın bu baskı politikalarına son vereceğine dair algı geliştiğini söyledi. Oral, “AKP-MHP faşist saray rejimi baskı politikalarından asla geri adım atmıyor. Bu geri duracağımız anlamına gelmiyor. Karanlık dağılana kadar bu mücadele sürecek. Selam olsun cezaevinde direnen gazetecilere” ifadelerinde bulundu.

    DEM Parti Amed Milletvekili Sevilay Çelenk ise 22 Nisan Kürt Gazeteciler gününde MA’nın Ankara Bürosu’na yaptığı ziyarette tutuklanan Mehmet Aslan’ı gördüğünü söyleyen Çelenk, “Umarım gelecek yıl bu tutuklamaları konuşmayacağız. 126 yıldır Kürt basının tarihi var. Bu yüzyılda tutuklamalar, baskılar hiç bitmedi. Sadece 90’lı yıllarda 40 gazete çalışanı katledildi. Öldürülen, çalışan gazeteciler günü var. Keşke gazetecileri başka güzel şeylerle ansaydık. Bu mücadelenin bitmediğini en ağır koşullarda bile sürdüğünü söylüyorum. Bu mücadelenin yanındayız. Dünya Basın Özgürlüğü Günü tüm gazetecilere kutlu olsun” ifadelerinde bulundu.

    Son olarak söz alan EMEP Milletvekili Sevda Karaca, “Bütün bu zorlu koşullara rağmen özgürlüğü elde etmek için verdiğimiz büyük mücadelenin hatırına bugünü kutlamak istiyorum. Son 22 yılda en az 894 gazeteci cezaevlerinde, basın özgür olmadığı için süründürüldü, süründürülmeye devam ediyor” dedi. Basın özgürlüğünün sadece basın emekçilerini ilgilendiren mesele olmadığını hatırlatan Karaca, “Cezaevinde tek bir arkadaşımız kalmadığı güne kadar mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

    Açıklama atılan “Özgür basın susturulamaz” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Veli Saçılık’tan TİP, EMEP ve Sol Parti’ye sitem: Veli’yi desteklemek bu kadar mı zor?-VİDEO

    Veli Saçılık’tan TİP, EMEP ve Sol Parti’ye sitem: Veli’yi desteklemek bu kadar mı zor?-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin Bolu Belediye Eş Başkan Adayı Veli Saçılık, TİP’in kendisine destek sözü vermesinin ardından aday çıkarmasını eleştirdi. Aday çıkarmayan EMEP’in ise hala kendisine destek çağrısı yapmadığını ifade eden Saçılık, “Veli Saçılık ve Birsen Baş’ı desteklemek bu kadar zor mudur?” diye sordu.

    Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilen Sosyolog Veli Saçılık, DEM Parti Bolu Belediye Başkan Adayı. DEM Parti, TİP ve Sol Blok’un adayı olan Saçılık, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “AKP’nin rantçısından, CHP’nin ırkçısından kurtulmak isteyen herkesin adayıyım” demişti.

    CAN TV’de Veli Haydar Güleç’in hazırlayıp sunduğu Can’dan Bakış programına konuk olan DEM Parti Bolu Belediye Eş Başkan Adayı Veli Saçılık, kendilerine destek sözü veren diğer sol partilerin aday çıkarma ve destek çağrısı yapmama sürecini anlattı.

    Saçılık, seçim çalışmaları için gittiği Bolu’da TİP’in aday çıkardığını öğrenmesi ile ilgili süreci, “TİP’in beni bizzat destekleyeceğini biliyordum. TİP’e gittiğimde ise ‘bizim kendi adayımız var’ dediler, şaşkınlık yaşadım” diyerek anlattı.

    “TİP’İN ADAY ÇIKARMAYACAĞI RESMİ GÖRÜŞMELERDE KARAR ALTINA ALINIYOR”

    Bolu Belediye Eş Başkan adayı olduğu süreçte, yerelde yapılan görüşmelerde TİP, EMEP, Sol Parti ve TKP’nin aday çıkarmama konusunda karar verdiğini aktaran Saçılık, “Seçim çalışmaları için buraya gelmeden Bolu yerelinde bir toplantı gerçekleşiyor. DEM Parti temsilci arkadaş yerelde diğer partilerin güçlü bir adayı olması durumunda destekleyeceklerini söylüyor. TİP, EMEP, Sol Parti ve TKP aday çıkartmayacaklarını söylüyor. DEM Parti temsilcisi arkadaş ise genel merkezin bir adayı olduğunu ve bu adayın da Veli Saçılık olacağını kendilerine iletiyor. DEM Parti ve TİP merkezi görüşmelerde TİP’in aday çıkarmayacağı resmi görüşmelerde karar altına alınmış” diye konuştu.

    “TİP’İN BOLU YERELİ, KÜRT MESELESİ ALGISIYLA ADAY ÇIKARMIŞ”

    Saçılık, TİP’in destek sözüne rağmen yereldeki TİP örgütünün aday çıkardığını yaptığı ziyarette öğrendiğini kaydederek, “DEM Parti bana Bolu Belediye Eş Başkan adayımız sensin dediğinde ise ‘yerelde hiçbir aday ile karşı karşıya gelmek istemem. Lütfen bunu garanti edin ve öyle aday olayım’ dedim. Burada netleştik ve sonrasında Bolu’ya geldim. Buradaki partileri ve kitle örgütlerini gezmeye başladım. Ben TİP’in beni bizzat destekleyeceğini biliyordum. TİP’e gittiğimde ise ‘bizim kendi adayımız var, aday çıkarttık’ dediler ve ben çok şaşırdım. TİP değil ama TİP’in Bolu yerelinde özellikle bir Kürt meselesi algısıyla ilişkili olsa gerek DEM Parti’yi desteklememe meselesinde bir gerginlik yaşanmış. Bu gerginlik sonrasında aday çıkarmışlar” diye aktardı.

    EMEP VE SOL PARTİ’YE SİTEM: VELİ’Yİ DESTEKLEMEK BU KADAR MO ZOR?

    Bolu’da aday çıkarmayan EMEP ve SOL Parti’ye kendisini destekleme çağrısı yapan Saçılık, bu çağrısının karşılık bulmamasına sitem etti. Saçılık, “Ardından benim Kemal Okuyan ile polemiklerimden sonra TKP (Türkiye Komünist Partisi) aday çıkarmış. Birde TKH (Türkiye Komünist Hareketi) aday çıkarmış. Bolu’da adayı olmayan EMEP’li arkadaşlara DEM Parti’ adayını destekleme çağrısında bulunun dedim. Onlarda ilginç bir biçimde buna yanaşmadılar. Yine sonrasında SOL Parti de bu çağrıya yanaşmadı. Kılıçdaroğlu’na, Ekrem İmamoğlu’na ve Ankara’da Mansur Yavaş gibi aşırı sağcıya oy verildi. Ya da Tanju Özcan’a burada bir dönem önce herkes oy vermiş. Kalkıp Veli Saçılık ve Birsen Baş’ı desteklemek bu kadar zor mudur? Olmamalı. Sol ile tartıştığımı söylüyorlar. Hayır tartışmıyoruz, bizler 6 ay önce birlikte seçime girdik, milletvekili seçtirdik. Bizlerin söyleyebileceği hiçbir söz, sol partilerin bu söylenmez diyebileceği bir şeyi söylemiyoruz. Kabul edilmez hiçbir şey söylemiyoruz, yerel demokrasi üzerinden konuşuyoruz” dedi.

    “KÜRT’E, ALEVİYE, SOSYALİSTE, DEVRİMCİYE KÖKLÜ DÜŞMANLIK VAR”

    “Zaten Bolu’da bir avuç demokrat, sol, sosyalist varken neyi paylaşamıyoruz?” diyen Veli Saçılık şöyle devam etti:

    “Bunları ısrarla söylememize rağmen şu ana kadar bir sonuç elde edemedik. Şaşırıp kalıyorum. Zaten Bolu’da bir avuç demokrat, sol, sosyalist varken neyi paylaşamıyoruz? Neden birbirimize karşı olan bir yerde duruyoruz? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bolu genelinde sosyalistlerin inisiyatif almada bir problemi var. Ayrıca Kürt halkı ile yan yana, omuz omuza olmak bir Alevinin, demokratın, devrimcinin, sosyalistin insanlık görevidir. Bu topraklarda Kürt düşmanlığından daha köklü olan şey Alevi düşmanlığıdır. Birde sosyalist ve devrimci düşmanlığıdır. Biz bütün bu düşmanlıkları üstümüze toplamış kişiler olarak birlikte hakaret edemezsek, hiçbir aday olmamasına Veli’yi destekliyoruz diyemiyor isek burada problem vardır.”

    “HDP’NİN BİR ÖNCEKİ DÖNEM VEKİL ADAYI EMEP’Lİ”

    Mantıklı açıklamalar bekliyorum. EMEP’in, DEM Parti adayı Veli Saçılık’ı destekliyoruz demesi neden zor olsun ki. Kaldı ki bir önceki dönem HDP’nin Bolu Milletvekili adayı EMEP’li. Yerelde bir sorun var. Hiçbir sosyalist partinin, demokratın karşısında olmadım, karşısında sözde kurmam. Onlarla kavga etmek gibi bir niyetimiz yok. Şunda ısrar ediyorum; bir demokratın görevi ırkçı ile rantçı arasında bir demokratik aday çıkmış ise onu desteklemektir. Adayını çıkarmamış bir partinin, en yakınındaki destek çağrısı yapmasını bekliyorum. Bunu hep söyledim, söylemeye de devam edeceğim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim İttifakı seçim bildirgesini açıkladı: Yerinde ve yeniden yönetim -VİDEO

    Dersim İttifakı seçim bildirgesini açıkladı: Yerinde ve yeniden yönetim -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti amblemi altında seçime girecek olan Dersim İttifakı, kentin sorunlarına dair 22 maddelik seçim bildirgesi açıkladı. Bildirgede, deprem riskinden, ekolojik yıkıma, göçten insansızlaştırmaya ve asimilasyon politikalarına kadar birçok başlığa yer verildi.

    31 Mart Yerel Seçimleri için geri sayım başlarken, Dersim’i birlikte yönetmek için kurulan Dersim İttifakı, 22 maddelik seçim bildirgesini açıkladı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC) ile Partizan’ın bir araya gelerek oluşturduğu Dersim İttifakı’nın seçim bildirgesini, ittifak temsilcilerinin katılımıyla Dersim Belediyesi Eş Başkan adayları Birsen Orhan ve Cevdet Konak okudular.

    Bildirge, deprem riskinden, ekolojik yıkıma, göçten insansızlaştırmaya ve asimilasyon politikalarına kadar birçok başlık altında kentin uzun süredir devam eden sorunlarını ve bunlara dair çözüm önerilerini içeriyor.

    “31 MART SEÇİMLERİNE DERSİM’İ İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARIYLA GİRİYORUZ”

    31 Mart Yerel Seçimlerine savaş, şiddet, işsizlik, sonu gelmeyen zamlar, yoksulluk, bir grubun zenginliği için talan edilen doğa sonucunda ortaya çıkan afetler, göç ve Dersim’i insansızlaştırma politikalarıyla girildiği belirtilen açıklamada, yönetime gelinmesi durumunda, belediyenin öncelikli olarak üzerinde duracağı konular 22 başlıkta şöyle sıralandı:

    “Dersim’de kurduğumuz Dersim ittifakımızla, geçmişten aldığımız birikim ve tecrübeyle kentimizin insanına, inancına, doğasına, emeğine sahip çıkarak aynı zamanda halkımızın coşkusu, birlikteliği ve en önemlisi katılımıyla birlikte yönetmeye talibiz.

    DEPREM VE GÖÇ SORUNU

    Bu bilinç ve yaklaşımla kentimizde ortaya çıkan ve çıkacak olan ihtiyaçlarımızı birlikte tespit ederek halkımızın gözetimi ve denetiminde hep beraber inşa etmek üzere;

    1. İlimizin iki fay hattı arasında bulunması nedeniyle kentimiz ciddi bir deprem riski ile karşı karşıya bulunmaktadır. Depreme karşı dirençli bir kent oluşturmak için işin uzmanları ve bilim insanlarıyla birlikte belediyede Afet Müdürlüğünü harekete geçirip acil olarak metruk, zayıf yapıların tespitini yapıp, deprem öncesi kentin ihtiyaçlarını belirleyerek halkın denetiminde ve gözetiminde hep birlikte kenti depreme hazırlıklı hale getirmek olacaktır.
    2. ⁠Kentimizde göç bugünün meselesi değil, dünün meselesidir. Yıllardır sistematik bir şekilde göç, özel savaş politikalarının bir parçası olarak bugün format değiştirmiş biçimiyle karşımıza çıkıyor. Başta gençlerimiz olmak üzere insanlarımız topraklarını terk edip yurt dışına gidiyor. Ekonomik kaygılar, baskı ve güvenlik kaygısı bu sebeplerden birkaçı…

    Bizler insanlarımızı artık yurt dışından gelen tabutlarda değil onları burada yaşarken topraklarında görmek istiyoruz. Bu konuda uzmanlarla görüşüp somut adımlar atacağız. Dersimli iş insanlarımızla görüşüp, üretim ve istihdam alanları oluşturarak göçün ekonomik sebeplerini hafifleteceğiz.

    KADIN, GENÇLİK, SOSYAL ETKİNLİKLER VE SOKAK HAYVANLARI

    1. Kayyum⁠ döneminde kapatılan sosyal, kültürel, sanatsal ve eğitim birimlerimiz olan Kadın Danışma Merkezimiz, Gençlik Kültür Merkezimiz, Madde Bağımlılığıyla Mücadele Merkezimiz, Gençlik Danışma ve Sosyal Etkinlik Merkezimiz (GENÇ-SEM) Gıdabank ve Giysibank’ı faaliyete geçireceğiz.
    2. Tüm canlıların yaşam haklarını gözeten programımızla kentimizdeki sokak hayvanlarımız için kent merkezi ve köylerimizde kısırlaştırma yaparak, bakımevlerinde rehabilite edip doğal ortamlarında güven içinde yaşamalarını sağlayacağız. Bu çalışmamızı da tüm hayvansever halkımızla ortaklaşarak çalışmalarımızı birlikte yürüteceğiz.

    DİL, KİMLİK, İNANÇ VE TOPLUMSAL HAFIZA

    1. Dilimiz kimliğimizdir, varlığımızdır bilinciyle ana dil kreşleri açacağız. Kimliğimize, inancımıza yönelik tüm asimilasyon politikalarını boşa çıkaracak çalışmalarımızı sürdürecek ve toplumsal hafızayı canlı tutmak amacıyla çok dilli belediyecilik hizmetlerimizi sürdüreceğiz.

    YAŞLILAR, ENGELLİLER VE SAĞLIK

    1. Çok engebeli bir topoğrafyaya sahip olan kentimizde engelli insanlarımızın yaşama katılımında, eğitim, sağlık, spor, barınma, ulaşım, çalışma gibi haklarına erişmede karşılaşacak sorunları çözmek için belediyemiz bünyesinde Engelli Birimini oluşturacağız. Hasta, yaşlı, engelli bakım emeği verenlerle dayanışma içinde olacağız ve sosyal ihtiyaçları oranında sosyal aktiviteler yapacağız.
    2. Yaşlılarımız yani kentimizin yaşayan hazinelerinin temel ihtiyaçlarına cevap olacağız.
    3. Belediyemizde geçmişte kurduğumuz Sağlık Birimini her gün mahallelerde sağlık taraması yaparak toplum sağlığı konusunda farkındalık yaratmak, koruyucu ve önleyici bilgilendirmeler yaparak farkındalık yaratmak için çalışmalarımızı yaygınlaştıracağız.

    EKOLOJİ

    1. ⁠Belediyemiz bünyesinde botanik bahçe oluşturarak yerli tohumların korunmasını ve üretici için ücretsiz fide olanağı yaratacağız.
    2. Yeşil alanların geliştirilmesi ve spor tesislerin kurulması için piknik ve seyir alanlarını geliştireceğiz.

    BELEDİYE BİNASI, YERALTI ÇARŞISI VE OTOPARK SORUNU

    1. Yaşanılan deprem sonucu hasarlı olduğu tespit edilen mevcut belediye binasını yıkıp, altında otopark alanını da yaratarak tekrardan halkımızın hizmetine açılması için yeniden inşa edeceğiz. İtfaiye Müdürlüğü olarak kullanılan yapımızı yenileyeceğiz. Yeraltı çarşımızın artık esnafımızın ve halkımızın ihtiyaçlarına cevap olmadığının farkındalığıyla çözümler geliştireceğiz. Otopark sorununun çözümü için yeni otopark alanı oluşturacağız. Şehir merkezimizde bulunan çoğunluğunu kadın esnafımızın oluşturduğu pazar alanına ilişkin düzenleme yapacağız, korunaklı bir alan oluşturacağız.

    DERSİM HAFIZA MÜZESİ

    1. Gençlerin mesleki, sosyo-kültürel ihtiyaçlarının karşılandığı sanatsal beceri ve yeteneklerini geliştirebilecekleri yeni bir Kültür Merkezi inşa ederek içinde Dersim Hafıza Müzesi oluşturup geçmişimiz geleceğimizdir şiarıyla Alevi Hafıza Mekânı ve Alevi Bellek evi, Dersim Siyasal ve Toplumsal Bellek Evini inşa edeceğiz.

    YENİ CEMEVİ, İÇME SUYU, KONUT VE ALTYAPI SORUNLARI

    1. Gazik Mahallemizdeki imar planında cemevi olarak planlanan alanda cemevi projesini hayata geçirerek halkımızın kendi öz inanç değerleriyle buluşturacağız.
    2. ⁠ Kentimizin uzun yıllar kaynak suyuna olan ihtiyacını gidermek üzere ekoloji ve bilim çevreleriyle istişare ederek Ovacık ilçemizden temiz ve sağlıklı suyu kentimize ulaştıracağız.
    3. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak için doğanın katledilmesine, talanına madencilik yapma adı altında yok edilmesine karşı halkımızla birlikte çevre ve doğa mücadelemizi büyüteceğiz.
    4. Yoksul insanlarımızın barınma sorununu gidermek için sosyal konut projelerimizi hayata geçirerek yapı kooperatiflerine dirençli konut üretiminde destek olacağız.
    5. Şehrin altyapı hizmetlerindeki eksikleri gidereceğiz. Yeni yapılan yerleşim alanların kanalizasyon tesislerini Biyolojik Atık Su tesisine bağlayacağız. Deprem toplanma alanlarının alt yapı ihtiyaçlarını hazır hale getireceğiz.

    “AYRI BİR KADIN BÜTÇESİ OLUŞTURULACAK”

    1. Özgün kadın çalışmalarını etkin ve kapsayıcı bir şekilde yürütebilmek için ayrı bir kadın bütçesi oluşturacağız. Kadın atölyeleri ile üretim alanları oluşturacağız. Kadın sağlık birimleri (hemşire, psikolog), ulaşımda Kadınkart uygulamasına geçeceğiz. Yoksul kadınlarımız için Hijyenmatik adıyla hijyen ürünlerini alabilecekleri mor marketler oluşturacağız. Kadın eğitim birimi, kadın meclisi, kadın kütüphanesi ve çocuk oyun alanları, işitme engellilerin de faydalanabileceği alo şiddet hattı, festival kadın pazarı oluşturup, kadın kampları yapacağız.
    2. Pirler ve analar çalıştayı düzenleyerek 1938 anısına 38 fidan 38 kadın 38 genç projemizi hayata geçireceğiz.
    3. Gençliğin eğitimine direkt katkısı olan eğitim destek evimizi güncelleyerek yeniden açacağız.
    4. Madde bağımlılığı ile etkin mücadele kapsamında eğitimler yapacak, kapsamlı bilinçlendirme faaliyetleri örgütleyeceğiz.

    “HALK MECLİSLERİ İLE YERİNDE VE YENİDEN YÖNETİM”

    1. Bütün bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için mahallelerimizde belirli periyotlarda halk toplantıları yaparak sorunları yerinde tespit ederek katılımcı, halk meclisleri ile yerinde ve yeniden yönetim ile vizyonumuz halkçı belediyecilik olacak. Kendimizi, kentimizi hep birlikte yönetmek, toplumsal yaşamımızı eşitlik ve özgürlük değerleriyle birlikte sürdürebilmek için geçmişimizin deneyimleri ve geleceğe olan inancımızla ve eş başkanlık sistemimizle Dersim İttifak bileşenleri olarak daha güçlü geliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de DEM Parti kadın seçim bürosu açıldı; ‘Gülistan Doku nerede?’ diye soruldu-VİDEO

    Dersim’de DEM Parti kadın seçim bürosu açıldı; ‘Gülistan Doku nerede?’ diye soruldu-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti ve Dersim İttifakı bileşenleri Gazik (Cumhuriyet) Mahallesi’nde kadın seçim bürosunu açtı. Açılış konuşmasında göç, deprem, kadın ve inanç sorunlarına vurgu yapan DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Birsen Orhan, Gülistan Doku’nun akıbetini sordu ve yeni bir cemevi açacaklarının müjdesini verdi.

    31 Mart Yerel Seçimleri kapsamında Dersim’in Gazik (Cumhuriyet) Mahallesi’nde DEM Parti ve ittifak bileşenlerinin kadın seçim bürosunun açılışı yapıldı. DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayları Birsen Orhan, Cevdet Konak ile DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve ittifak bileşenleri (SMF, EMEP, TİP) ve başta kadınlar olmak üzere halkın yoğun katıldığı açılış, davul zurna ve halaylarla başladı.

    Ardından konuşmalara geçildi. Dersim İttifakı bileşenleri DEM Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), EMEP ve TİP temsilcisi kadınların halkı selamlamasından sonra DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Birsen Orhan ve DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu birer konuşma yaptılar

    “DERSİM’İN EN BÜYÜK İKİ SORUNU GÖÇ VE DEPREM”

    Dersim’in devasa sorunları olduğunu, bunları konuşmak gerektiğini ve bu sorunların başında göç ve depremin geldiğini belirten DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Birsen Orhan, “Çünkü insan olmadan, yani özneniz olmadan yapacağınız diğer çalışmalar çok da anlam ifade etmiyor. Göç Dersim’de bugünün sorunu değil dünün meselesidir. Yıllardır göç ettirme politikalarıyla karşı karşıyayız. Sadece bugün format değiştirmiş bir şekilde göç yine var. Bunun içerisinde ekonomik sorunlar var. Ama biz de biliyoruz ki bu göç bir özel savaş politikasının bir parçası. Bunlar içerisinde baskı, güvenlik, insanlarımızın göç etmesine neden oluyor, özellikle gençlerimizin” dedi.

    “ARTIK YURTDIŞINDAN DERSİM’E TABUT TAŞIMAK İSTEMİYORUZ”

    Gençler üzerinde yürütülen bu politikalara, asimilasyon çalışmalarına hep birlikte dur diyeceklerini vurgulayan Orhan, “Bizler artık yurt dışından tabut taşımak istemiyoruz. Bizler insanlarımızı yaşarken kentimizde görmek istiyoruz. Bir diğeri deprem. Evet günlerdir hatta aylardır bilim insanları bas bas bağırıyor. Dersim’in de bir deprem kenti olduğunu söylüyorlar. Bizler bununla ilgili somut adımlar atacağız. Özellikle metruk, sıkıntılı binalar zayıf ve çürük binaların tespitini yapıp bununla ilgili mühendis odamızdan destek alacağız. İşin uzmanlarıyla bu sorunu çözeceğiz” şeklinde konuştu.

    “DERSİM BİR KADIN KENTİDİR”

    Kadın seçim bürosunu açarak, öncelikle kadın dediklerini, Dersim’in bir kadın kenti olduğunun altını çizen Orhan, “Dersim bir kadın kenti olmakla beraber ama bu durum birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bütün kadınların yaşadığı sorunları Dersim kadınları da yaşıyor. Bunlar içerisinde yoksulluk, ekonomik sorunlar, göç, fiziksel ve psikolojik şiddet var. Kadın katliamları çok açığa çıkmasa da Dersim’de örtülü bir şiddetin olduğunu ve kadınlarımızın bunu dile getirmekten çekindiğini biliyoruz. Bir diğeri, Dersim’de gencecik bir kadın kaybedildi. Biz yine soruyoruz. Yıllardır bulamadığınız Gülistan Doku nerede” değerlendirmesinde bulundu ve kadınlarla ilgili seçim vaatlerini sıraladı.

    “DERSİM’DE YENİ BİR CEMEVİ AÇACAĞIZ”

    Dersim’in inanç olarak Alevi kültürünün gereklerini yaşayan bir kent olduğunu ifade eden Birsen Orhan, şöyle devam etti:

    “Ama biz görüyoruz ki özellikle sistemin inanç merkezlerimize nasıl girdiğini, buraları nasıl siyasal rant alanlarına çevirdiğini de rahatlıkla görebiliyoruz. Kolluğun ve iktidarın arka bahçesine dönüşmüş olan inanç merkezlerimizde, artık insanlarımız hayır yemeklerini lokantalarda, restoranlarda veriyor. Bunun mali külfeti ve psikolojik etkisini de bizler görebiliyoruz. Bizler Gazik’te bir cemevi açarak bu asimilasyon politikalarına dur diyeceğiz. İnancımızla, kültürümüzle, tüm değerlerimizle, tüm kodlarımızla Dersim’de varız.”

    “HER KESİMDEN İNSANLAR BÜYÜK BİR BASKI VE ÖTEKİLEŞTİRME İLE KARŞI KARŞIYA”

    Uzunca bir süreçten gelerek mücadele yürüten bir geleneğe sahip bir parti olduğunu vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise “Bu topraklarda kadın mücadelesi adına, kadın özgürlük mücadelesi adına, başta kadınlar olmak üzere bu topraklarda daha güzel, eşit, özgür, kadınların da daha eşit ve ciddiyetle yaşayacağı bir dünya için mücadele eden tüm kadın yoldaşlarımı saygıyla, sevgiyle anıyorum” dedi.

    Çok ciddi faşizan süreçten geçildiğini belirten Kordu, Türkiye’de farklı kimlikten, farklı inançtan, her kesimden insanlar büyük bir baskı ve ötekileşmeyle karşı karşıyalar. Artık sadece fiziki değil, kültürel bir soykırımdan da geçiyoruz çünkü var olan bütün demokratik haklarımızın ne hukuki olarak ne sosyal olarak ne de siyasal olarak önü açık değil” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de en geniş seçim ittifakı kuruldu -VİDEO

    Dersim’de en geniş seçim ittifakı kuruldu -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti, EMEP, SMF, TİP, EÖC ve Partizan bugün bir basın toplantısı düzenleyerek, seçimlere ortak gireceklerini kamuoyuna açıkladılar. Açıklamada “Halkın söz ve kararının egemen olacağı, tüm kent dinamiklerinin katılım ve katkısına açık Kent Uzlaşısı zemininde buluşuyoruz” denildi.

    Uzun zamandır beri ittifak görüşmelerinin sürdüğü Dersim’de nihayet sona gelindi. DEM Parti, EMEP, SMF, TİP, EÖC ve Partizan bugün bir basın toplantısı düzenleyerek, 31 Mart yerel seçimlerine birlikte ittifak olarak gireceklerini kamuoyuna açıkladılar.

    Grand Şaroğlu Otel’de yapılan toplantıya DEM Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı ve Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Emek Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı İskender Bayhan, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcisi ve HDP İstanbul eski Milletvekili Erdal Ataş, Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC) temsilcisi Gökmen Yeşil, Partizan temsilcisi Leyla Elma ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “ORTAK VE BİRLEŞİK MÜCADELEYE DAVET EDİYORUZ”

    İttifak adına yapılan ortak açıklamada şunlar belirtildi:

    “Bölgemizde ve dünyamızda büyük alt üst oluşların yaşandığı bir konjonktürde demokrasinin neredeyse fiilen lağvedildiği, emekçilerin büyük bir yoksulluğun pençesine itildiği, savaş yanlısı politikaların yoğunlaştığı koşullarda 31 Mart 2024 yerel seçimlerine gidiyoruz.

    Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde Dersim halkının söz ve kararının egemen olacağı, tüm kent dinamiklerinin katılım ve katkısına açık kent uzlaşısı zemininde buluşuyoruz.

    Kadınların, gençlerin; emekçilerin, üreticilerin sesi olarak, yerel yönetimlerin demokratikleşmesi ve Dersim de yaşayanların kendilerini yönetebilmesi için buluşuyoruz.

    Dersimin il merkezinde, yedi ilçesinde ve bir beldesinde Dersim halkının siyasi tercihlerinin, temsilde adaletin sağlanması amacıyla Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM PARTİ), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emek Özgürlük Cephesi (EÖC), Partizan olarak 31 Mart 2024 yerel seçimlerde ortak ve birleşik mücadeleye davet ediyoruz.”

    DEM Partili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Herkes bunu bilsin ki sürecimiz kolay olmadı. Görüşmelerimiz yaklaşık iki ay sürdü. Iki ay boyunca ittifak anlayışla karşınızda duran siyasi partiler, siyasi hareketler, sosyalistler, devrimciler, yurtseverler çok çalıştılar. Bugün Dersim için, bir araya gelmek için, Dersim’de yeni bir seçenek yaratmak için, Dersim’in çıkarlarını temsil etmek ve yeni bir seçenek oluşturmak için bir araya geldik. Hep birlikte başaracağız. Çünkü Dersim için artık iddialı, yeni bir seçenek var. Dersim’de Kent Uzlaşısı var, Dersim Güç Birliği var, Dersim İttifakı var” diye konuştu.

    BAYHAN: HEP BERABER KAZANACAĞIZ

    Emek Partisi’nden İskender Bayhan, şunları ifade etti:

    “Başımızda üç büyük bela var. Bunların bir tanesi bu ülkeyi yıllardır yöneten saray iktidarının yoğun ve ucuz emek gücü sömürü üzerine kurulu kölelik düzeni. Ikincisi birçok mücadele arkadaşımızı cezaevlerinde esir tutan bu gerici, faşist bir rejim iddiası. Bütün kazanılmış demokratik haklarımızı yok sayan onları kendisinin iktidar ve gelecek kavgası açısından inkarı üzerine kurulu bir gerici faşist rejim inşa etme iddiası. Bir üçüncüsü de bu coğrafyanın ve bütün komşu coğrafyalarımızın başta Irak ve Suriye olmak üzere buraların yeniden paylaşımından yeni Osmanlıcı iddialarla, hayallerle bu yağmadan pay kapma adına sürdürdüğü sınır ötesi operasyonlar ve savaş politikaları. Bu üç büyük belayı ancak işçi sınıfımız, ezilen halkımız, Kürt halkımız başta olmak üzere bu ülkenin emekçileri kardeşlikle, barışla bir arada mücadele ederek defedecek gücü ortaya koyabilir. Hep beraber başaracağız. Hep beraber kazanacağız.”

    Sosyalist Meclisler Federasyonu temsilcisi ve eski milletvekili Erdal Ataş, şunları kaydetti:

    “Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak bizim gördüğümüz en büyük kazanım burasıdır. Bu yüzden de farklılıklarımızı gözeterek, ideolojik mücadelemizi yürüterek, farklılıklarımızı ortaya koyarak yan yana duracağız. Doğa mücadelesinde cinsiyet kimliklerinin eşitliğinde işçi emekçilerinin haklarında savunmuş olduğumuz bütün bu konularda fikirler söyledik, protokoller hazırladık, bunları ifade ettik. Geçmişte sürdürülen kavgalarımızı da bir tarafa bırakmamız lazım. Siyasal mücadele dosta karşı yürütülmez. Dostlar birbirinden hesap sormaz. Dostlar birbirlerini zayıflatmaz. Dostlar birbirinin başarılarını sahiplenir. Kazanımları hepimizin kazanımımıza çeviren bir anlayışla bu meseleyi yürütmemiz gerektiğini de hepimizin bilmesi gerekiyor. Bu noktada Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak tüm esnekliğiyle bu mevcut çalışmanın başarıya ulaşması için var gücümüzle çalışacağız. Çıktığımız yol önemli bir yoldur.”

    PİRHA/DERSİM

  • Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    Defne İçin Sol İttifak’tan açıklama: TİP, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır

    PİRHA- Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Emek Partisi, Halkevleri, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Bağımsız Defne Hareketi, Beytulma ve Defne Gönüllüleri Grubu kamuoyuna ortak bir açıklama yaparak, ‘Defne İçin Sol İttifak’ sürecine dair yaşananları paylaştılar.

    Yapılan açıklama şöyle:

    “DEFNE İÇİN SOL İTTİFAK”

    “6 Şubat depremleri sonrası Hatay’ın ve Defne’nin içinden geçtiği zorlu süreçte kentin yeniden inşa edilmesinde sorumluluk alan sosyalistler, bağımsız yerel inisiyatifler ve gönüllülerle birlikte Aralık ayında bir yerel yönetim çalıştayı düzenledik. Bu çalıştayda ortaya koyduğumuz ilke ve program ışığında, 28 Aralık’ta “Defne biziz, yöneten de biz olacağız” diyerek Defne İçin Sol İttifak’ı kurduğumuzu kamuoyuna deklare ettik.  Bu birliktelik ve program Defne’nin geleceği için büyük bir umut doğurdu.

    “TİP, BU SÜRECİN SORUMLULUĞUNU TAŞIYAMAMIŞTIR”

    Ne var ki TİP bizi ortaklaştıran ve sosyalist bir alternatife kapı aralayan bu olguyu hiçe sayarak, karşı çıktığımız siyaset anlayışının kriterlerini esas alan ve aylar önce ortaya koyduğumuz açık itirazlarımızı dikkate almayan bir aday tercihinde bulunmuştur. Böylece de kendi kendini sol ittifak sürecinin dışına taşımıştır.

    Defne ilçesinin deprem sonrasında yaşadığı devasa sorunlar ortada dururken, yerel yönetim neredeyse sırra kadem basmışken, halk sosyalistlerden birlikte ortak bir adım atmasını beklerken, çatı partisi olarak belirlediğimiz Türkiye İşçi Partisi, bu sürecin sorumluluğunu taşıyamamıştır.

    “ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUK SADECE SEÇİM ODAKLI DEĞİL”

    Defne için sol ittifak bileşenleri olarak, Türkiye İşçi Partisi’nin aksine üzerimize düşen sorumluluğun salt seçim odaklı olmadığının bilincinde hareket edeceğiz. Defne halkı seçeneksiz değildir. Bizler Defne halkıyla birlikte, şehrin yeniden inşası, insana ve doğaya yaraşır bir gelecek için seçim süreçlerini aşan bir çalışmayı canla başla sürdüreceğiz.

    İttifakın her bir bileşeni ne olursa olsun tüm olanaklarını, deneyimlerini ve araçlarını bu kentin yeniden inşa edilmesi için seferber edecek, Defne halkının omuz başında olmaya devam edecektir.

    Defne’nin sol, sosyalist, demokratik bileşenleri olarak, Defne için Sol İttifak’ın ilke ve ortaya koyduğu programdan asla taviz vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EMEP’den ‘Deprem ve Yerel Yönetimler Emekçiler Ne Yapmalı’ Paneli -VİDEO

    EMEP’den ‘Deprem ve Yerel Yönetimler Emekçiler Ne Yapmalı’ Paneli -VİDEO

    PİRHA-EMEP Mersin İl Örgütü tarafından düzenlenen “Deprem ve Yerel Yönetimler Emekçiler Ne Yapmalı” başlıklı panelde, depremin üzerinden bir yıl geçmesine karşın sorunların giderilmediğine dikkat çekilerek, yerel yönetimlerin depremlere dair daha fazla insiyatif alması gerektiği vurgulandı. Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı açıklamaya tepki göstererek, “Hatay halkına şantaj ile tehdit ile bize yerel seçimlerde oy vermezseniz size hizmet yok diyen tek adam iktidarına karşı ortak mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

    Emek Partisi (EMEP) Mersin İl Örgütü tarafından Yenişehir Belediyesi Akademi Salonunda “Deprem ve Yerel Yönetimler Emekçiler Ne Yapmalı” başlıklı panel düzenledi. Panele siyasi parti, sivil toplum ve demokratik kitle örgütü temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    Mersin EMEP İl yönetiminden Halil Kara moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, depremde hayatını kaybedenler anıldı, depreme dair sinevizyon gösterimi yapıldı. Panele, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Hatay Tabip Odası Şube Başkanı Sevdar Yılmaz, Jeoloji Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Erkan Demir konuşmacı olarak katıldı.

    Panelde ilk olarak Hatay Tabip Odası Başkanı Sevdar Yılmaz konuştu. Yılmaz, depremde 6 kamu 6 da özel hastaneler olmak üzere toplamda 12 hastanenin işlevsiz hale geldiğini belirterek, Türk Tabipler Birliği ve sendikalar olarak yaptıkları çalışmaları aktardı.

    “ÇOCUKLARDA BÜYÜME GERİLİĞİ YAŞANIYOR”

    5 yaş altı çocuklarda beslenme yetersizliği nedeniyle büyüme geriliği tespit ettiklerini dile getiren Yılmaz, “Beslenme konusunda yetkileri uyardık. Pirinç, bulgur ve makarna geliyordu sürekli. Çocuklar için gerekli olan süt, peynir ve bal gibi ürünler depremzede çocuklara ulaştırılmadı. Bodurluk başladı çocuklarda. Hijyen problemleri devam ediyor. Deri enfeksiyonu hastalığına çok sık rastlıyoruz” diye belirtti.

    Hatay’da güvenlik zaafiyetlerinin ve iş sağlığı güvenliğinin yetersizliğinin devam ettiğini kaydeden Yılmaz, “Mevcut belediye başkanı yeniden aday gösterildi, birçok kesimden tepki var, bizlerde bunu anlamış değiliz. Halk sağlığı dostu ödülü verildi Hatay Belediye Başkanı’na, Hatay’da en fazla ölümün olduğu yer, nasıl o ödül verilir diye sorduk ama yanıt alamadık. Her şeye rağmen umuda sarılıyoruz. Umudumuzu kaybetmemeye çalışıyoruz, bunu yaparken de dayanışma içerisinde oluyoruz” şeklinde konuştu.

    “YAŞAMIMIZI KORUMALIYIZ”

    Jeoloji Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Erkan Demir de, Murat Kurum’un 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlerin 130 bin olduğu açıklamasına tepki göstererek, “Deprem bizim gerçekliğimiz, ölüme davet çıkaran bir toplumuz. Ölenlerin sayısını 50 binde durduran Süleyman Soylu, şimdi bu sayı 130 bin diye açıklandı. Yerinde yaptığım tespitlerle yıkılan 50 bin binadan insanların canlı çıkma şansı yoktu. Bahsi geçen rakamlardan daha fazla insan öldü. Dava süreçlerine bakıyoruz cezasızlık var. Ağır olan binaların orta hasarlıya dönüştürülmesi için rüşvet alıyorlar, bu bizim gerçekliğimiz” ifadelerine yer verdi.

    Erkan Demir, afet diye bir şeyin olmadığını, depremin doğa olayı olduğunu vurgulayarak, “Sorunların kaynağına inip sorunları çözmeliyiz. 22 imar affı yasası çıkartıldı. Yoksul kesimler ev yapıp başını soktuğu evlere yerel yönetimler ruhsat veriyor. Devletin her seçim öncesi imar aflarını yapmamalı. Altyapısı olamayan gece kondular var. Yeni binalar yani bilim ve teknolojiyle yapılan binalarda yıkıldı. Yurttaşlar olarak bizlerde sürece müdahil olup, yaşamımızı korumalıyız” diye konuştu.

    Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Hatay’da yaptığı açıklamayı hatırlatarak, Erdoğan’ın halkı tehdit ettiğini söyledi.

    “BELEDİYELER HALK MECLİSLERİ OLUŞTURMADAN SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ

    Aslan, şunları ifade etti:
    “Bizim adaylarımıza oy vereceksiniz bu olmazsa size hizmet vermeyiz yaralarınızı sarmayız deniliyor. Muhafelet partileri kazanırsa hizmet yapabilecekleri koşulları yaratmayız deniliyor. Tehdit ve şantaj politikasıdır bu. Erdoğan’ın tehdit ve şantaj politikalarını kınıyoruz. Sinevizyonda gördük, vatandaşın ‘Devlet nerede” diye feryatlarını, devlet var ama halk için yok. Tarikatlar ve cemaatlerin deprem döneminde yaptıklarını gördük, oralarda varlar.

    Türkiye’yi yönetenlerin güvenli bir konutlar yaratma gibi tedbirleri söz konusu değil. 1999 depreminin ardından 25 yıl geçti, bu sürede şehirler depreme hazır hale getirilebilirdi. Kapitalist sistem gölgesinin satamadığı ağacı da keserler sözünü hatırlayalım. Rant ve talan istiyorlar, yüksek kar getirecek şeyler istiyorlar. Bunların hesabı sorulmadığı sürece aynı şeyleri yaşayacağız. Depremin ardından bir yıl geçti işçi ve emekçilerin dayanışmasını bu süreçte gördük. Bu dayanışma olmadan insanların yaralarını sarması mümkün değildi. Devam ediyor dayanışma peki iktidar ve devlet nerede? Gelip Hatay’ halkını tehdit ve şantaj ederek oy isteyip vermezseniz hizmet yok diyor. İmar afları ve rantiyecilik devam ettiği sürece bunlar devam edecek, mevcut haliyle depremlerde kayıplar yaşamamızın önünde bir engel yok. Tedbir ve önlemler alınması gerekiyor.

    Halk kendini yerel yönetimlerde sağlık kuruluşlarından içme sularına kadar, parklardan diğer şeylere varıncaya kadar karar verebilme şansı yok. Bu böyle devam ederse yerel yönetimlerin demokratikleşmesi söz konusu değil. Kentlerle ilgili kararlarda kapitalistler karar veriyor. Neyin nerede olacağına ne yapılacağına sermayeler ve onun tekelleri karar veriyor. Belediyeler halk meclisleri oluşturmadan sorunlar çözülmez. Birlikte ve kitlesel olarak mücadeleyi örgütlemeliyiz. Bunlar tartışılmalı, halkın istedikleri üzerine kafa yormalıyız.”

    Konuşmacıların ardından soru-cevapla panel sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • EMEP Genel Başkanı Gürkan gazetecilerle bir araya geldi

    EMEP Genel Başkanı Gürkan gazetecilerle bir araya geldi

    PİRHA- EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, İstanbul’da gazetecilerle yaptığı görüşmede Gezi davasında verilen mahkumiyetler, halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve yerel seçimlerde izlenecek yol haritasına dair değerlendirmelerde bulundu.

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı, başkan yardımcıları, milletvekilleri ve gazeteciler İstanbul’da bir araya geldi. Önümüzdeki süreçte EMEP’in yol haritasına dair paylaşımlarda bulunuldu.

    EMEP Genel Başkan Yardımcıları ve milletvekilleri Sevda Karaca ile İskender Bayhan’ın da katıldığı toplantıda konuşan Gürkan, Gezi ve Kobane davaları hakkında şunları söyledi:

    “Bu davalarda ne adil bir yargılama söz konusudur ne de hukukidir. İktidarın kendi yasalarına koyduğu hak ve özgürlüklere bile aykırıdır. Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater’i ve bu davalarda yargılanan hiçbir arkadaşımızı yalnız bırakmayacağız. Demokrasi mücadelesi devam edecek.”

    “EMEK VE ÖZGÜRLÜKTEN YANA DAHA GENİŞ BİR İTTİFAK KURMAK TEK ÇIKAR YOL”

    İskender Bayhan da EMEP’in yerel seçimde izleyeceği yola dair yaptığı açıklamada, “Cumhur İttifakı kendi istediklerini yapma konusunda daha atılgan oldu. Millet İttifakı dağıldı. Son seçimden önce bir araya gelmeye çalıştığımız Sosyalist Güçbirliği’ndeki dostlarımız bir iç değerlendirme sürecinde. Biz Aralık’ta kongremizi yapacağız, ittifak güçlerimiz Yeşil Sol ve TİP de kongre sürecinde. Ancak bütün bu süreçlerin sonunda sınıf dengeleri mevcut halindeyken emekten ve özgürlüklerden yana daha geniş bir ittifak kurmak tek çıkar yol” dedi.

    Bayhan, konuşmasının devamında şunlar ifade etti :

    “Bütün arkadaşlarla birlikte Türkiye’deki yerel yönetim anlayışına karşı çevreyi ve insanı gözeten bir yerel yönetim için çalışmak durumundayız. Genel seçim kaybedildi evet ama aynı zamanda yerel seçimlerde önemli sonuç alabileceğimizi de gösterdi.”

    “MECLİSİN HALKLARIN ÜZERİNE GÖLGE GİBİ ÇÖKMESİNİ ENGELLEMEK İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”

    EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca da yaptığı açıklamada, “Bu seçimler birlikte tarihin en karanlık Meclis’i kuruldu dendi ancak biz bu durumun değişmesi, o Meclis’in halkların üzerine bir gölge gibi çökmesine engel olmak için çalışacağız” dedi.

     “KRİTİK EŞİKLERDE ORTAK ÇALIŞMA VE BİRLİK OLUR”

     Selma Gürkan’ın ele aldığı bir diğer önemli konu başlığı ise halkçı belediyecilik oldu. Kayyım atanan belediyelerin yerel seçimlerde yeniden kazanılmasına da vurgu yapan Gürkan, “Kritik eşiklerde ortak çalışma ve birlik olur. Ancak biz ülkenin demokratikleşmesi yolunda mücadele ittifakları kurulmasının önemli olduğunu da söyledik. Önümüzdeki yerel seçimlerde de izleyeceğimiz hat demokratik, halkçı bir belediyecilik için bir araya gelebileceğimiz ittifak olacaktır. Yerel seçimlerin kendi özgünlüklerini de göz önünde bulunduracağız”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Antalya’da gözaltına alınan 24 kişi serbest bırakıldı – VİDEO

    Antalya’da gözaltına alınan 24 kişi serbest bırakıldı – VİDEO

    PİRHA- Antalya’da 1 Mayıs ve 6 Mayıs’a katıldıkları gerekçesiyle ev baskınları düzenlenerek gözaltına alınan 24 kişi serbest bırakıldı.

    Antalya’da dört soruşturma kapsamında ev baskınları düzenlenerek Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri’nden 24 kişi gözaltına alındı.

    Evlerde yapılan aramaların ardından aralarında Eğitim Sen Şube Başkanı Nurettin Sönmez, SOL Parti yöneticileri Öykü Ağtaş ve Sabri Kırdar ile EMEP İl Başkanı Hasan Alkan ve parti yöneticileri, Halkevleri ve TİP’lilerin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar emniyet ve savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

    Serbest bırakılmalarının ardından adliye önünde konuşan  Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez, “Antalya’dan 24 arkadaşımız sorgusuz, sualsiz gözaltına alınmıştır. İstinat edilen suç genel olarak emek ve demokrasi güçlerinin yapmış olduğu basın açıklamaları. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) defalarca kez suç unsuru olmadığını belirtmesine rağmen bir soruşturma hazırlanmış. Bu emek ve demokrasi güçlerinin mücadelesine yönelik bir hamledir. Demokratik haklarımızı tüm platformda kullanacağımızı buradan bir kez daha vurgulamak istiyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ) 

    İLGİLİ HABER

    Antalya’da ‘Deniz Gezmiş’ gözaltısı

  • Pertek’te arsa takasına dair ortak açıklama: Sorumlular istifa etmeli-VİDEO

    Pertek’te arsa takasına dair ortak açıklama: Sorumlular istifa etmeli-VİDEO

    PİRHA-Pertek Belediyesinde yaşanan takas işlemine dair HDP, Yeşil Sol Parti, EMEP ve Tüm Köy Sen tarafından ortak açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Sorumluluğu bulunan başta belediye başkanı olmak üzere, imzası bulunan bütün belediye meclis üyelerini halka hesap vermeye, meclis kararını iptal etmeye ve istifaya davet ediyoruz” denildi.

    Pertek Belediye Meclisi 11 Mayıs’ta arıtma tesisi yapılmasına dair yer takası gündemiyle toplandı. Toplantıda takas işlemlerinin gerçekleştirilmesi için belediye başkanına yetki verildi. Bu takas işlemine göre belediye mülkünden 106 bin 681,25 metrekarelik yere karşılık 37 bin 34,56 metrekare yer alındı. Yapılan takas sonucunda belediyenin mülkünden fazladan 70 bin metrekare yer özel şahıslara verildi.

    Pertek’te bulunan kurumlardan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Emek Partisi (EMEP) ve Tüm Üretici Köylü Sendikası (TÜMKÖY-SEN) ortak açıklama yaptı. Açıklamayı HDP üyesi Aygün Çelikel okudu.

    “PERTEK BELEDİYESİ, 4,5 YILDA HALKÇI BİR YÖNETİM ANLAYIŞINI BENİMSEMEMİŞTİR”

    Başta belediye başkanı olmak üzere sorumluluğu olan herkesi istifaya davet ettiklerini söyleyen Aygün Çelikel, “Pertek Belediyesinin arıtma tesisi kurulumunu gerekçe göstererek, Kaledibi mahallesinde bulunan yaklaşık 37 bin metrekare imara kapalı tarım arazisi ile belediyeye ait 107 bin metrekare imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanların takasının yapılmasının ve yapılma biçimindeki usulsüzlüklerin ilçenin gündemi oldu. Halktan kopuk, halkın iradesini yok sayan, demokratik ve halkçı bir yerel yönetim anlayışını merkezine almayan, tekçi yönetim tarzını esas alanlarının gideceği istikametin kaçınılmaz sonucunun bu yaşananlar oldu. Zira Pertek Belediyesi geride bıraktığı 4,5 yıllık süreçte,  ilçemizin temel sorunlarına yönelik alınan kararlarda, halkçı bir yönetim anlayışını benimsememiştir. Sorumluluğu bulunan başta belediye başkanı olmak üzere, imzası bulunan bütün belediye meclis üyelerini halka hesap vermeye, meclis kararını iptal etmeye ve istifaya davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pertek Belediyesi’nin takasla fazladan yer vermesine tepki: Bu kararı kimlerle, nasıl aldınız?

    Pertek Belediyesi’nin takasla fazladan yer vermesine tepki: Bu kararı kimlerle, nasıl aldınız?

    PİRHA-Pertek Belediyesi’nin, belediye mülkünden fazladan 70 bin metrekare yeri özel şahıslara vermesine tepki gösteren HDP, Yeşil Sol Parti, EMEP, Pertekliler Derneği ve TÜMKÖY-SEN konuya ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Pertek Belediyesi 11 Mayıs tarihinde arıtma tesisi kurulumunu gerekçe göstererek, Kaledibi Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 37 dekar imara kapalı tarım arazisi ile belediyeye ait 107 dekar imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanların takasının yapılması ve yapılma biçimindeki usulsüzlük ya da belirsizlikler sebebi ile bu durum ilçemiz halkı tarafından tartışma konusu olmuştur” denildi.

    Pertek Belediye Meclisi 11 Mayıs’ta arıtma tesisi yapılmasına dair yer takası gündemiyle toplandı. Toplantıda takas işlemlerinin gerçekleştirilmesi için belediye başkanına yetki verildi. Bu takas işlemine göre belediye mülkünden 106 bin 681,25 metrekarelik yere karşılık 37 bin 34,56 metrekare yer alındı. Yapılan takas sonucunda belediyenin mülkünden fazladan 70 bin metrekare yer özel şahıslara verildi.

    Pertek’te bulunan kurumlardan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Emek Partisi (EMEP), Pertekliler Derneği ve Tüm Üretici Köylü Sendikası (TÜMKÖY-SEN) konuya ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı.

     “BU AÇIKLAMAYI YAPMAMIZ ŞART OLMUŞTUR”

    Yapılan yazılı açıklamada, “Pertek Belediyesi 11 Mayıs tarihinde arıtma tesisi kurulumunu gerekçe göstererek, Kaledibi Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 37 dekar imara kapalı tarım arazisi ile belediyeye ait 107 dekar imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanların takasının yapılması ve yapılma biçimindeki usulsüzlük ya da belirsizlikler sebebi ile bu durum ilçemiz halkı tarafından tartışma konusu olmuştur. Bu nedenle bu açıklamayı yapmamız şart olmuştur.

    BU KARARI KİMLERLE NASIL ALDINIZ?

    Yapılan açıklamada şu sorular soruldu:

    1-Bu kararı kimlerle nasıl aldınız? Onay veren meclis üyeleri kimlerdir?

    2-Takası gerçekleştirilen taşınmazların ada parsel bilgilerinin oturuma katıldığı iddia edilen belediye meclis üyelerinin bilgisine sunulduğu, onaylarının alındığı 11 Mayıs tarihli belediye meclis toplantısının eğer mevcut ise görüntülerinin kamuoyu ile neden paylaşılmadığını soruyoruz!

    3-Bazı meclis üyelerinin beyanları üzerine konuyla ilgili ek gündem maddesinin 11 Mayıs tarihli oturumdan sonra kendilerinin haberi olmadan yazıldığı iddiası doğru mudur?

    4- Tarım arazisi üzerine yapılması düşünülen arıtma tesisinin  insan sağlığı açısından olumlu veya olumsuz etkisi araştırıldı mı? Bununla ilgili İlçe Çevre Sağlık Kurumu’ndan alınan bir rapor var mıdır? Araştırdığımız kadarıyla ilçenin tek mesire alanına komşu parsel olup insan ve çevre sağlığı açısından olumlu bir rapor yoktur.

    5-Takas edilerek alınan yaklaşık 37 dekar tarım arazisi kadar büyük bir alana gerek var mıdır? Arıtma tesisi için en fazla kaç metre kare alan yeterlidir? Yaptığımız araştırmalar sonucunda 3 ile 5 dekar arazi içine kurulması yeterlidir ve ilçe yaşam alanları dışında kurulması elzemdir.

    6-Takas edilen alanların büyüklükleri ve imar durumları göz önünde bulundurarak soruyoruz belediye zarara uğratıldı mı? Yaptığımız araştırmalar sonucunda bahse konu olan 37 dekarlık imara kapalı tarım arazisinin 107 dekarlık imarlı ve imara girebilecek arsa vasfında alanlar ile takasının eş değer olamayacağı ileriye dönük düşünüldüğünde aradaki farkın giderek daha da açılacağı aşikârdır.

    7-Belediye Başkanının basına vermiş olduğu röportajında bahsi geçen iki katlı yapının yaşanılan yangından sonra metruk ve yıkılmaya yüz tutmuş bir yapı olması  maddi olarak hiçbir değerinin olmaması anlamına gelir. Arsa takasında kıymet bildirimi olarak düşünülemez.

    Bu soruların hâlâ cevaplanmamış olması hafızlarda soru işareti bırakmıştır. Bizler açıklamayı yapan kurumlar olarak arıtma tesisi yapımına karşı olmamakla birlikte açıklamamızda sorduğumuz soruların acilen cevaplanması, bu yanlıştan derhal dönülmesini ve gerekli hassasiyetin gösterilmesini talep ediyoruz.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pertek Belediyesi, belediye mülkünden fazladan 70 bin metrekare yeri özel şahıslara verdi