PİRHA- “Felaketler Kıskacında Arayış ve Çözüm Önerileri” başlıklı panelde siyasal, toplumsal, ekonomik, hukuksal açıdan yaşanan krizlere değinildi. Panelde, çözüm önerileri ve örgütlü mücadele vurgusu yapıldı.
Evvel Temmuz Kültür Festivali kapsamında “Felaketler Kıskacında Arayış ve Çözüm Önerileri” konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve Kaldıraç Sözcüsü Hakan İlmeç katıldı.
“ÖZ ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZÜ GÜÇLENDİRMELİYİZ”
Canan Yüce; kadın ve LGBTİ+’lara yönelik şiddet, yükselen faşizm, laikliğin saldırı altında olması, ekonomi, ekoloji gibi ülkenin içinde bulunduğu çoklu krizlere değindi. Deprem süreci ile ilgili de konuşan Yüce, “Bu deprem bize devletin olmadığı yerde halkın nasıl dayanışma yolları ördüğünü göstermiş oldu. Herkes gücü yettiğince muazzam bir dayanışma ördü” dedi.
Temsili siyaset yapmanın bir yere vardıramayacağını söyleyen Yüce, hep birlikte halkın öz örgütlülüğünü mücadelesinin büyütülmesi gerekliliğine vurgu yaptı.
“BİRLEŞİK CEPHE ŞART”
Hakan İlmeç, en büyük sorunun var olan krizlerin karşısında yaşanan süreci tersine çevirmek için yeteri çabanın ortaya konulmaması olduğunu belirtti. İlmeç, birleşik emek cephesine ihtiyacın olduğunu ve direniş hiç bitmeyeceğini sözlerine ekledi.
“HEP BİRLİKTE HESAP SORMALIYIZ”
Sevda Karaca da çoklu krizlerin üstesinden örgütlü mücadele ile gelineceğinin altını çizerek şunları söyledi:
“Pandemi, deprem, son 21 yıldır 31 bin insan iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetti. 18 yaşın altında doğum oranlarının yüzde 72 arttığı felaketler yaşıyoruz. 21 yılda 7 bin 106 kadın öldürüldü, 1 buçuk milyon çocuk örgün eğitimde değil. Her dört çocuktan biri okula aç gidiyor. Açlık sınırının altında yaşayan insan sayısı katlanarak artıyor. Her yıl biz bu felaketleri yaşarken bir kesim kar oranını artırıp zenginlik içerisinde yaşıyorlar. Tüm bunların karşında günü kurtarmaya yönelik eylemselliklere değil sermayaden, iktidardan hesap sorma araçlarına ihtiyacımız var.”
PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimin ardından ilk toplantısını yarın gerçekleştirecek.
Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanlığı ve mileltvekili seçimleri sonrası ilk toplantısını yarın sabah 10.30’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde gerçekleştirecek. İttifakta yer alan HDP, Yeşil Sol Parti, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) bir araya gelerek, seçim sonuçlarını değerlendirecek.
Toplantıda, seçim sonrasındaki süreçte nasıl bir yol izleneceği konuşularak planlama yapılacak.
PİRHA- Ercüment Akdeniz’in istifasının ardından Emek Partisi Genel Başkanlığı görevine, Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan’ı getirildi.
Ercüment Akdeniz’in hem görevinden hem parti üyeliğinden istifasının ardından Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanlığı görevine, Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan’ı getirildi.
28 MAYIS MESAJI
EMEP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“28 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı 2. tur seçimlerinde tek adam düzenine son vermek, işçi sınıfımızın ve ezilen halk kitlelerinin kazanımlarını ve mücadelesini büyütmek için bütün gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Emek ve özgürlükten yana olan herkesin yolu açık olsun. Birlikte kazanacağız, emekçiler kazanacak!”
PİRHA-Ercüment Akdeniz’in genel başkanlık görevinden ve partisinden istifa kararından sonra yazılı bir açıklama yapan EMEP MYK, “Partimiz Akdeniz’in istifasını bütün kamuoyu gibi kendi kişisel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla öğrenmiştir. Bu kararın partimiz açısından üzücü olduğunu bütün kamuoyu ile paylaşmak isteriz” ifadelerini kullandı.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz’in hem partideki görevinden hem de partiden istifa etmesini duyurduktan sonra EMEP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tarafından yazılı bir açıklama yayımlandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“9. Kongremiz’de Genel Başkanlık görevine getirilen parti üyemiz Ercüment Akdeniz, GYK’mız ve parti kamuoyumuz açısından kabul edilmesi mümkün olmayan bir tutumla görevlerinden ve parti üyeliğinden istifa ettiğini açıklamıştır.
Partimiz Akdeniz’in istifasını bütün kamuoyu gibi kendi kişisel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla öğrenmiştir. Bu kararın partimiz açısından üzücü olduğunu bütün kamuoyu ile paylaşmak isteriz. Aynı zamanda istifanın biçiminin parti tüzüğümüz ve işleyişi açısından izahı mümkün değildir.
Partimiz açısından Genel Başkanlık görevi her parti görevi gibi değerli ve önemli bir görevdir. Ama hiçbir zaman özel bir makam olmamıştır. Partimizin her üyesi ve yöneticisi esas olarak bir parti işçisidir ve bu bilinçle işçi sınıfının devrim ve sosyalizm davasına hizmet eder. Bundan sonra da öyle olmaya devam edecektir.
PİRHA-Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz görevinden ve partisinden istifa etti.
EMEP Genel Başkanı Akdeniz yaptığı açıklamada, “14 Mayıs seçimlerine giden süreçte parti merkezi içinde baş gösteren kimi tartışma, tutum ve eğilimler hem Genel Başkanlık ve parti görevlerimden hem de parti üyeliğinden istifa etme kararı vermeme neden olmuştur. İstifa kararımı açıklamayı bilerek geciktirdim ve 14 Mayıs seçimleri sonrasını bekledim. Çünkü hem Cumhurbaşkanı hem de milletvekili seçimlerinin aynı anda yapıldığı bir seçim sürecinde; parti, Emek Özgürlük İttifakı ve devrimci demokratik kamuoyu nezdinde bu gündemle anılmak olmazdı” ifadelerine yer verdi.
Akdeniz‘in açıklaması şöyle:
“14 Mayıs seçimlerine giden süreçte parti merkezi içinde baş gösteren kimi tartışma, tutum ve eğilimler hem Genel Başkanlık ve parti görevlerimden hem de parti üyeliğinden istifa etme kararı vermeme neden olmuştur.
İstifa kararımı açıklamayı bilerek geciktirdim ve 14 Mayıs seçimleri sonrasını bekledim. Çünkü hem Cumhurbaşkanı hem de milletvekili seçimlerinin aynı anda yapıldığı bir seçim sürecinde; parti, Emek Özgürlük ittifakı ve devrimci demokratik kamuoyu nezdinde bu gündemle anılmak olmazdı. Nitekim, bu süreçte var gücümüzle hep beraber çalıştık. Tek adam yönetiminin son bulması için kararlılıkla mücadele eden emekçi halkımızı ve demokrasi güçlerini selamlıyorum. Halkın parlamentoya gönderdiği ittifak vekillerini tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Peki, istifayı gerektirecek ağırlıkta nasıl bir sorun yaşanmış olabilir? Herkesin merak ettiği husus, haklı olarak bu olacaktır. Konuyu çok uzatmadan açıklamaya çalışayım;
Genel Yönetim Kurulu’nda, GYK toplantısında Emek Partisi’nin (EMEP) Yeşil Sol Parti listelerinden seçime katılma kararını savunan GYK üyeleri kürsüde ölçüsüz bir şekilde baskı altına alınmıştır. Yeşil Sol Parti listelerinden girme kararının alınması sonrasında ise, bazı Sekretarya üyeleri tarafından, demokratik şekilde alınan bir karar söz konusu olmasına rağmen ‘bu karar örgütlendi’ şeklinde bir suçlama ortaya atılmış, bu suçlama MYK toplantısında da dile getirilmiştir. Bu suçlamalar, partide kendisini GYK’nın ve MYK’nın üzerinde gören triumvir bir yapının eseri olup böyle bir yapıyla yol yürümek benim açımdan mümkün değildir.
Milletvekili adaylarının belirlenmesi sürecine gelindiğinde ise parti içi demokrasiye aykırı müdahaleler farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır. Parti merkezi nezdinde aday belirleme sürecine ilişkin prensiplerin henüz oluşmadığı esnada kendisini partiden üstün gören bu yapı, ‘örgüt/taban eğilimini alma faaliyeti’ adı altında, aday belirlenmesine ilişkin olarak henüz belirlenmemiş bazı prensipleri sanki parti merkezi nezdinde ortaklaşa belirlenmiş gibi örgüt tabanına sunmuştur. Buna göre;
– Bazı yönetici ve üyelere, Genel Başkan’ın başka partiden aday olmaması yönünde bir parti kararı olduğu bildirilmiştir. Oysa ki ortada bu yönde herhangi bir parti kararı yoktur. Son parti kongresinde böyle bir karar alınmadığı gibi parti tüzüğünde de böyle bir düzenleme yoktur. Üstelik gerçekte var olmayan bu kararın konusu olan kişinin, yani Genel Başkan’ın da bu karardan haberi yoktur. Daha vahimi, DİSK Genel Başkanlarının genellikle Meclis’e aday gösterilmesi örneği, bu bilinmeyen tuhaf ‘karara’ gerekçe olarak gösterilmiştir. EMEP eski Genel Başkanlık görevinde bulunan yoldaşların adaylık, vekillik vb konularda ‘alınganlık gösterdikleri iddiası’ dahi örnek gösterilmiştir. Daha da ileri gidilerek, kimi üyelere ‘HDP bunu yarın önümüze koyar, EMEP’in başkanını biz belirledik der’ şeklinde garabetle melul izahatlar yapılmıştır.
– İl yöneticileri ve üyelerden adaylık için öneri alınırken, Genel Başkan’ın haberi olmaksızın, birçok yerde ‘Başarılı Genel Başkan + yanında 2 Milletvekili’ formülü, sanki parti merkezi tarafından önceden belirlenmiş bir prensipmiş gibi aktarılmıştır. “Genel Başkan zaten tanınıyor, vekil gibi çalışıyor” denmiştir. Parti merkezinin bilgisi ve önceden konuşulmuş gündemi olmaksızın yapılan bu söylemlerle, üyelerin sunacağı isim önerilerine, gerçekle bağdaşmayacak şekilde, dolaylı etki ve yönlendirme yapılmıştır. Böylesi yönlendirmelerin olmadığı illerde büyük çoğunluk Genel Başkan’ı önermiştir. Yönlendirmenin ve algı yönetiminin yapıldığı yerlerde de Genel Başkan yüksek oranla önerilmiştir ama şapkadan “Başarılı Başkan + 2 vekil” formülü çıkarılınca, üye ve yöneticiler Genel Başkan’ın dışında iki isim önerisi yapmışlardır. Bu durumun kendisi hem büyük bir çelişkiye hem de “triumvira”yı andıran yönetim şeklinin vahametine işarettir. Ayrıca kimi illerde tüm il yönetiminden, kimi illerde sadece sorumlu bir yöneticiden, kimi illerde ise üyelerden öneri alınması demokratik merkeziyetçilik ilkesinin çiğnendiğini göstermektedir.
– 15 Nisan tarihli MYK toplantısında vekil adayı için tartışılan isimler konusunda özellikle not düştüğüm bir “şerh kararım” bulunmaktadır. Bu şerh, yalnızca ve yalnızca, iki vekil adayından birinin dahi işçi olmamasına dairdir. EMEP’in çeyrek asrı aşan mücadele tarihinde ve nihayet bugününde işçi kökenli Genel Başkan ve işçi milletvekili çıkaramaması üzücüdür, hepimizin sorumluluğundadır. 14 Mayıs seçimlerine doğru devrimci işçi partisi kimliği taşıyan bir parti olarak EMEP’in iki vekil çıkarma imkanı varken hala bunlardan birini bir işçiden veya işçi kökenli bir devrimciden yana tercih etmemesi benim açımdan kabul edilemez. Nitekim bu özelliği haiz çokça işçi yoldaşımız vardır. Ne yazık ki bu şerh kararım, tüm uyarılarıma rağmen, GYK üyelerine, il ilçe yöneticilerine ve üyelere ulaştırılmamıştır.
– Aynı toplantıda, “Meclise şimdiki Genel Başkan gitmeyecekse, EMEP adına gidecek iki vekil arkadaştan biri mutlaka Genel Başkan olmalıdır. Gerekirse bunun için hızla olağanüstü genel kongre toplanmalıdır” şeklindeki önerim ve uyarım da dikkate alınmamıştır, bilgilendirme yapılırken bu uyarım yine yönetici ve üyelere ulaştırılmamıştır. Zira, önemli olan parlamentoya gidecek isimden ziyade, Meclis’te Genel Başkanlık’ın temsil edilmesidir. Meclis’te grubu bulunmayan bir partinin parlamentoda etkin olması için de bu tercih elzemdir. Ayrıca, ittifak bileşeni parti ve örgütlerin başkan, eş başkan ve sözcülerinin Meclis’teki hareket alanı için de vekillerden birinin Başkan olmasında mutlak fayda vardır. Dolayısıyla “Genel Başkan + 2 vekil” şeklinde bir formülün ortaya atılmasının hiçbir faydası ve işlevi yoktur. İsimler değil, parti bakımından kürsü ve temsiliyet önemlidir. Bununla birlikte, bizzat MYK üyelerimizi, yazılı olarak uyarmama rağmen; “Başkan + 2 vekil formülünü doğru bulmuyorum, örgüte böyle izah edilmesin” dememe, tersinin yapıldığı örnekler çokça görülmüştür.
– “Genel Başkan tanınıyor, o milletvekili gibi” şeklindeki söylemler üyelerin masum duygularını istismar için de kullanılmıştır. Nitekim sözünü ettiğim triumvir yapı, ben seçim kampanyası dahilinde il mitinglerini dolaşırken, bilgim dahilinde olmadan kendince “sorunlu” kentleri dolaşmıştır ve aday yapılmadığım için tepki gösteren üye ve yöneticileri “ikna” turuna çıkmıştır. Bu ilginç faaliyetle ilgili ne öncesinde ne de sonrasında, sekreterya üyesi olan Genel Başkan’a, herhangi bir bilgi verilmemiştir. Daha vahimi bu görüşmelerde “Genel Başkan aslında görevinde çok başarılı ama biz kolektif çalışmaya daha uygun ve Meclis ortamından etkilenmeyecek arkadaşları önerdik” mealinde sözler sarf edilmiştir. Yani “başarılı” (!) bir Genel Başkan olarak benim kolektif çalışmaya daha uzak olduğum, Meclis ortamına girince olumsuz sapma ya da eğilimlerde bulunabileceğim üstü kapalı olarak ima edilmiştir. Bu hem şahsıma hem de EMEP’in Genel Başkanlık makamına hakarettir. Bu durumda istifa kararım sadece şahsi onuruma değil, Genel Başkanlık makamına da saygının bir ifadesidir.
– Kimi yönetici ve üye yoldaşlardan adaylık tartışmalarına gelen itirazlara verilen ilginç gerekçelerden biri de “Genel Başkanlık aslında bizde yasal zorunluluk, dolayısıyla sembolik” şeklindeki cümledir. Elbette bu saptama da Genel Başkan’ın bilgisi dahilinde değildir. Birbiriyle tamamen çelişen bütün ifade ve izahatlar, aslında adaylık belirleme sürecinin nasıl bir oldu bittiye getirilmek istendiğini göstermektedir. Tel tel dökülen bu acelecilik ve acemilikle üzeri alelacele örtülmek istenen karambol duruma elbette izin vermem söz konusu olamazdı. Sadece, ülkedeki seçim sürecinin geçmesini ve 15 Mayıs’ı bekledim.
Örnekler uzatılabilir ama uzatmak gerekmiyor.
Kısa çerçevesini çizmeye çalıştığım bu tablo, sürece dair “parti kararlarının gerçekte nasıl “alındığının” tipik fotoğrafıdır. Ayrıca bu tabloda, “yoldaşın yoldaş için canını vermeye hazır olduğu” devrimci sosyalist bir parti geleneğinden “yoldaşın yoldaş arkasından iş çevirmeye başladığı” bir partiye geçişin dramatik hikayesi vardır. Lobicilik, kulisçilik sosyalist bir partide yer bulamaz, bulursa o parti devrimci olmaz. Çıkar ilişkilerine kapı aralayan inceltilmiş lobi organizasyonları yakın geçmiş ve geleceğin en büyük tehlikesidir. Sovyet partisi ve sovyet yönetiminin çöküşü bunun sayısız örnekleriyle doludur. Bununla asla uzlaşmayacağım, asla bir parçası olmayacağım. EMEP’in kuruluşundan bugüne gerek Emek Gençliği gerekse parti örgütlerinin birçok kademesinde görev aldım. Hiçbir zaman aklımda makam ya da koltuk olmadı. Bu mücadeleye milletvekili olmak için de katılmadım. Böylesi bir heves, her şeyden önce can vermiş yoldaşlara, onların ailelerine en büyük saygısızlık olurdu ve asla yüzlerine bakamazdım. Evet, o acılı ailelerin yüzlerine bakmak, ellerinden tutmak için bu istifa beyanını yazıyorum. Beni tanıyan yüzlerce, binlerce mücadele arkadaşım, halktan insanlar samimiyetimi teslim edeceklerdir. Bu istifa beyanıyla kendimi ortaya koyuyorum. Partinin tercihi ve değişimin gücü artık benim elimde değil. İstifa kararım partiye verilen bir zarar değil, tersine katkı olarak görülmeli. Elbette takdir partinin kongre delegelerine, GYK, MYK, MDK başta olmak üzere organlarına, üyelerine ve gençliğine aittir. Bir şey diyemem, bu saatten sonra da söylemem.
Peki bundan sonra süreç nasıl işleyecek, ne olacak?
EMEP Parti Tüzüğü’nün 32. maddesi şu şekildedir: “Genel başkanlığın herhangi bir nedenle boşalması halinde, genel kongre toplanıncaya kadar GYK, Partiyi temsil yetkisini, kendi içinden seçeceği bir üyeye tevdi eder. En geç 45 gün içinde genel kongreyi toplantıya çağırır.” İstifamın akabinde süreç bu şekilde ilerleyecektir. Dolayısıyla olağanüstü parti kongresi, 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur Başkanlık seçimlerinin çok sonrasına kalacak ve iki seçim arasında partiyi yormayacaktır. Parti üyeliğinden istifa ettiğim için benim olağanüstü kongreye katılmam söz konusu değildir.
Partilerde esas birlik program birliğidir. Fakat bu yeterli değildir. Çünkü devrimci özünü yitirmiş pratik, devrimci teori ve programı teslim alıyor ve içini boşaltıyorsa orada gönüllü bir birliğin kalmayacağı benim açımdan açıktır. “Kol kırılır yen içinde kalır” çıtası çoktan ve fazlasıyla aşılmıştır. Gelinen yerde parti merkez yönetiminde duygu, gönül, vicdan, irade ve güven birliğini kaybetmiş bulunuyoruz. Bana bugüne kadar yoldaşlık etmiş olan ve bugün hala partide samimi olarak mücadele eden genç ve yaşlı yüzlerce mücadele arkadaşımı elbette bunun dışında tutuyor, her birine sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Alıngan değilim, istifa kararını da bir anlık öfke ile almadım. 15 Mayıs’a kadar var gücümle çalıştım. Fakat kökleriyle parti merkezine yerleşmeye başlayan böylesi triumvirlik bir yapının gölgesi altında, benim için bir kurul toplantısına daha katılmak hem faydasız hem de katlanılmazdır. Bu yüzden bilinçli bir tercih olarak istifa gerekçemi hem parti kamuoyunun hem de demokratik kamuoyunun bilgisine sunuyorum.
Türkiye’nin geleceğinde emek, demokrasi, özgürlük ve halk güçlerinin birliğine her zaman olduğu gibi değer vereceğim. Harcında bir kum tanesi olursam ne mutlu bana. Sosyalizm, kalbimizi her daim ışıtan bir güneş bizim. Umutsuzluğa yer yok, tek adam düzeni son bulacak. İşçi sınıfını, emekçi halkımızı, bütün devrimci, demokratik parti ve örgütleri selamlıyorum.”
PİRHA – Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, yarın yapılacak Emek Özgürlük İttifakı mitingi için Dersim’e geldi. Seçim ilk turda sonuçlanmalı diyen Akdeniz, “milletvekilliği ve parlamento seçimlerinde de oylar Yeşil Sol Parti’ye diyoruz” dedi.
Dersim’de gazetecilerle buluşan Akdeniz, gazetecilerin tutuklanmasından, Erzurum’da ki provokasyon girişimlerine ve seçim güvenliğine dair çeşitli mesajlar verdi. Akdeniz, başkanlık seçiminde, başkanlık rejiminin, başkanlık sisteminin son bulması için oyların Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmesi ve seçimin ilk turda sonuçlanması çağrısında bulundu.
“HALKIN HABER ALMA HAKKINDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Diyarbakır merkezli başlatılan operasyonlarda gözaltına alınan, tutuklanan gazetecilere geçmiş olsun diyen Akdeniz, “bu halkın haber alma hakkına yönelik bir operasyondur. Özellikle 14 Mayıs kritik seçim sürecinde, gerçekler bilinmesin, gerçekler karartılsın diye yapılan operasyonlar bölge seçimlerine dair ciddi kaygılarımız var. Ama biz asla halkın haber alma hakkından vazgeçmeyeceğiz. Özgür basına her zaman sahip çıkacağız. Sizlerin de çalışmalarını takdirle izliyoruz” dedi.
“İLK TURDA BİTİRELİM”
Seçimleri ilk turda bitirme çağrısı yapan Akdeniz, Yeşil Sol Parti’ye yönelik yapılan saldırılara da değinerek sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye mutlaka bu karanlık tünelden çıkacak. Bizim aydınlığa ihtiyacımız var. Biz emek diyoruz, özgürlük diyoruz, barış diyoruz, kardeşlik diyoruz, eşitlik diyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakını bu yüzden kurduk. Halkımız bu gelişmelerden dolayı endişe etmesin, moralini bozmasın. Dayanışmasını eksik etmesin biz mutlaka kazacağız, bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Biz bu provokasyonlara bakınca bu seçim ilk turda bitmeli. İlk turda bitmezse dünyanın sonu değil yine başarırız. Oy farkını açarak bunu yapabiliriz ama bir provokasyon ve manevra alanını vermemek gerekiyor. Mümkünse hep beraber bunu birinci turda bitirelim. Tereddüte mahal yok. En küçük tereddüt yaşayan ‘acaba böyle mi olur’ diyen arkadaşlar şu son birkaç gündür yaşanan Erzurum olaylarını Mersin ve Tarsus’ta Yeşil Sol Partinin arabasının taşlanmasını vb. gelişmelere baksın gönül rahatlığıyla kararını artık versinler. Biz çok net olarak ifade ediyoruz başkanlık seçiminde, başkanlık rejimininin, başkanlık sisteminin son bulması için oylarımızı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na vereceğiz. Bütün halkımıza da ben bu çağrıyı EMEP genel başkanı olarak yapıyorum. Milletvekilliği ve parlamento seçimlerinde de oylar Yeşil Sol Parti’ye diyoruz.”
“MECLİSİ HALKLA BULUŞTURACAĞIZ”
“Biz aktif parlamento, pasif halk siyaset anlayışını reddediyoruz” diye konuşan Akdeniz, meclisi halkla buluşturacaklarını söyledi. Akdeniz şöyle devam etti:
“Halk örgütlenmesini, meclisle taçlandıracağız ve halk egemenliğinin, halk demokrasisinin yolunu açacağız. Başka bir siyasi denklem ortaya koyacağız. Bütün Türkiye halkı bunu görecek, halklar görecek. Dersim için de şunu söyleyebilirim burada işsizlik, yoksulluk, göç bütün bu sorunlar Türkiye’nin diğer kentlerinde de olduğu gibi burada yaşanıyor. Barış ve adaleti de burası da arıyor. Ülkenin aydınlık kesimi, aydınlanma ocağı da burasıdır.”
“RESTORASYON PROJELERİNE PARLAMENTODA OY VERİLEMEZ”
Seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini de söyleyen Akdeniz şunları konuştu:
“Biz Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na oy isterken, destek verirken parlamento seçimlerinde de ‘Ben bir konuşursam milletin içine çıkamazlar, ben bu işin kara kutusuyum’ mealinde açıklama yapan Davutoğlu ve ittifakına parlamento seçimlerinde oy verilemez. Aynı şekilde 200 bin işçinin grevini yasaklayan altında hala imzası olan Babacanların restorasyon projelerine parlamentoda oy verilemez. Burada oy verilmesi gereken temel güç Yeşil Sol Parti’dir, Emek ve Özgürlük İttifakıdır. Ama başkanlık seçimlerinde tereddütsüz başkanlık sistemine son vermek üzere Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Bu çizgide yan yana omuz omuza devam edeceğiz.”
“BU KARANLIK TÜNELİ HEP BERABER AŞACAĞIZ”
Akdeniz, seçim ve sandık güvenliğini de parti farkı gözetmeksizin muhalefette bütün parti ve halk güçleriyle beraber sağlayacaklarını, bu yönüyle hazırlıkların da devam ettiğini söyleyerek konuşmasını şöyle sonlandırdı:
“Son sözüm şu olsun; bu karanlık ittifaktan gelecek her türlü saldırı ve provokasyon karşısında siyasi görüşümüz farklı olabilir, programlarımız farklı olabilir buna hiç bakmayız. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara Çubuk’ta ki saldırı olduğunda tereddütsüz yanında olduk. İBB’ye yönelik kuşatma olduğunda, kayyum tehlikesi olduğunda Sayın İmamoğlu’nun tereddütsüz yanında olduk. Canan Kaftancıoğlu’na siyasi yasak söz konusunda olduğunda tereddütsüz yanında olduk. Son Erzurum olayları olduğunda da CHP’li arkadaşlarımızın, dostlarımızın tereddütsüz yanındayız, bu karanlık tüneli hep birlikte aşacağız. Seçim ve sandık güvenliğini de parti farkı gözetmeksizin muhalefette bütün parti ve halk güçleriyle beraber sağlayacağız. Bu yönüyle hazırlıklarımız devam ediyor.”
PİRHA-AKP’liler bozkurt işareti yaparak Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde seçim çalışması yürüten Yeşil Sol Parti standına ve afişlerine saldırdı. Yeşil Sol Parti Amasya Milletvekili Adayı Veli Bölük, “Gider ayak ülkede kargaşa yaratmaya çalışıyorlar. Tükenişlerinin göstergesidir bunlar. Seçimlerin demokratik bir ortamda yapılmasından yanayız” dedi.
14 Mayıs seçimlere 9 gün kaldı. Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde seçim çalışmalarını sürdüren Yeşil Sol Parti üyeleri AKP’lilerin saldırısına uğradı. Bozkurt işareti yaparak Yeşil Sol standına gelen kişiler, afişleri yırtmak istedi.
“ÜLKEDE KARGAŞA YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Yeşil Sol Parti’nin Amasya 3. Sıra Milletvekili Adayı Veli Bölük ilçede yaşananları CAN TV mikrofonuna aktardı. Emek Partisi olarak Yeşil Sol listelerinden seçimlere katıldıklarını hatırlatan Bölük, şunları söyledi:
“İnsanların bu ülkede daha rahat ve huzurlu yaşamalarını istiyoruz. Tek adam yönetiminden insanlar bıktı. 22 yıldır iktidardalar. Ülkede ne varsa hepsini sattılar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz. Bugün afişlerimizi yırttılar. Uyardık kendilerini. Üzerimize yürüdüler. Polis geldi. Polisin uyarılarına rağmen polise de hakaret ettiler. Savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Gider ayak ülkede kargaşa yaratmaya çalışıyorlar. Tükenişlerinin göstergesidir bunlar. Seçimlerin demokratik bir ortamda yapılmasından yanayız.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gümüşhacıköy İlçe Başkanı Hasan Topal ise “AKP ve yandaşları seçimleri artık kaybedeceklerini anladıkları için saldırganlaştılar. Gümüşhacıköy’de pankartlarımızı yırttılar. Saygı ve barış içinde seçim çalışması yürütmek istiyoruz. Yeşil Sol Partili arkadaşlara her daim yardımcı olacağız. Kim saldırıya uğrarsa uğrasın, Gümüşhacıköy’de huzuru bozdurmayacağız” dedi.
PİRHA-Emek Partisi Malatya İl Başkanı Şerif Demirel, 14 Mayıs seçimlerine dair yaptığı değerlendirmede, “1 Mayıs’tan 14 Mayıs’a mücadelenin büyütüldüğü bir süreç olmalı. 14 Mayıs emekçilerin kendi kaderini belirleyeceği bir gün. 1 Mayıs coşkusuyla 14 Mayıs’ta tek adam rejimine son vermek gerekiyor. Bütün emekçilere, halka çağrımız; bir oyunuz tek adamın gitmesine karşı, bir oyunuz da Yeşil Sol Parti’ye olmalı” dedi.
Malatya, 14 Mayıs tarihinde yapılacak olan seçimlere, Maraş merkezli 6 Şubat günü yaşanan depremlerin etkisinde gidiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) 6 vekil gönderecek olan şehirde halihazırda AKP’den 5, CHP’den ise 1 milletvekili bulunuyor.
Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde yer alan Emek Partisi’nin (EMEP) Malatya İl Başkanı Şerif Demirel, deprem ve seçim sürecine ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.
“DEPREMİ FELAKETE ÇEVİREN RANT VE TALAN İŞLERİ”
Depremde resmi verilerin aksine daha çok kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Demirel, “6 Şubat’ta Maraş merkezli büyük bir deprem yaşandı. Deprem doğal bir olay ama doğalı felakete çeviren ise siyasi iktidarların rant ve talan işleridir. Bundan kaynaklı olarak imara açılan tarım alanları, müteahhitlere peşkeş çekilen alanlar ve denetimsizlikten büyük bir yıkım yaşandı. Resmi rakamların çok üzerinde kişi hayatını kaybetti. Sağlıklı binalar yapılmış, rant ve talana izin verilmemiş olsaydı binlerce insanımız ölmemiş olabilirdi” ifadelerini kullandı.
“1 MAYIS’TAN 14 MAYIS’A MÜCADELE BÜYÜTÜLMELİ”
Demirel, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak Malatya’da en az bir milletvekili çıkarabilmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtirken, şöyle konuştu:
“Deprem ile birlikte bir de seçim süreci içerisindeyiz. Ayrıca 1 Mayıs da var. 1 Mayıs işçi ve emekçilerin bayramı. Deprem nedeniyle bu yıl 1 Mayıs’ın kutlanmaması yönünde bir eğilim var. 1 Mayıs işçi ve emekçilerin hak ve kazanım elde ettikleri bir mücadele günüdür. Aslında sistemin bize dayattığı bir bayram değil. Bu yıl emek ve demokrasi platformu olarak uzun bir basın açıklaması ve serbest kürsü şeklinde 1 Mayıs’ı kutlayacağız. 1 Mayıs’tan 14 Mayıs’a mücadelenin büyütüldüğü bir süreç olmalı. 14 Mayıs emekçilerin kendi kaderini belirleyeceği bir gün. 1 Mayıs coşkusuyla 14 Mayıs’ta tek adam rejimine son vermek gerekiyor. Tek adam rejimi dünden bugüne bütün emekçileri, yoksulları, halkı zapturapt altına almış durumda. Hem ekonomik hem de yönetememe gibi siyasi bir kriz de söz konusu. Hak talebinde bulunanlar polis baskısı ve soruşturmalarla susturulmaya çalışılıyor. Bu da iktidarın artık ülkeyi yönetemediğinin bir göstergesidir.
“BİR OYUNUZ TEK ADAMIN GİTMESİNE KARŞI, BİR OYUNUZ YEŞİL SOL PARTİ’YE”
Seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı olarak katılıyoruz. İttifakımız hem bir mücadele hem de seçim ittifakıdır. Yeşil Sol Parti çatısı altında seçimlere katılıyoruz. Malatya’da en az bir milletvekili seçme şansını yaratmak için bütün emekçilere, halka çağrımız; bir oyunuz tek adamın gitmesine karşı, bir oyunuz da Yeşil Sol Parti’ye olmalı.”
PİRHA-Bu yıl 26’ıncısı düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi.
Gözaltına alındıktan sonra katledilen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe ile görevi başında yitirilen gazetecilerin anılarını yaşatmak, genç gazetecileri gerçekleri esas alan bir habercilik konusunda özendirmek amacıyla ilki 1998 yılında verilen Metin Göktepe Gazetecilik Ödüllerinin 26’ıncısı düzenlendi.
Ödüller, Göktepe’nin doğum günü vesilesiyle Şişli Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
Dersim Gazetesinde yayımlanan “Herkesin sesini duyan var, onların yok: Abdallar depremde de ayrımcılığa uğruyor” başlıklı haberiyle Yerel Gazetecilik Ödülüne layık görülen Murat Güneş ödülünü Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in elinden aldı.
“Ferhat Encü’ye tokat, gazetecilere engelleme” başlıklı haberiyle Görüntülü Haber Ödülüne layık görülen Artı TV’den Mehmet Zeki Kaya ödülünü gazeteci Elif Ilgaz’ın elinden aldı.
İŞTE ÖDÜL KAZANAN İSİMLER
Bu yıl Yazılı Haber Ödülü’nü Timur Soykan, BirGün’de ‘Karanlık dünya bir çocuğu yuttu’ başlığıyla yayımlanan haberiyle kazandı. Görüntülü Haber Ödülü’nü, Artı TV’de yayımlanan “Ferhat Encü’ye tokat, gazetecilere engelleme” başlıklı haberiyle Mehmet Zeki Kaya aldı.
Görüntülü Haber dalında, Muhabir Tunca Öğreten, Kameramanlar Murat Baykara ve Ömer Çakan, Voys Media Youtube kanalında yayımlanan ‘Med Çıkmazı’ başlıklı haberle Jüri Özel Ödülü’nü almaya hak kazandı.
Bu yılki yarışmada Fotoğraf Ödülü’nü, 19 Şubat 2023 tarihini taşıyan, BirGün’de yayımlanan “Biz de öldük ama gömülmedik” isimli fotoğrafıyla Uğur Şahin kazandı.
Yerel Gazetecilik Ödülü’nü de Murat Güreş, Dersim gazetesinde 26 Şubat 2023 tarihinde “Herkesin sesini duyan var, onların yok: Abdallar depremde de ayrımcılığa uğruyor” başlığıyla yayımlanan haberiyle kazandı.
Jüri, son dönemde toplu tutuklamalara maruz kalan Mezopotamya Ajansı ve Jin News muhabirleri ile depremde yaralanan gazetecilerden İskenderun Ses Muhabiri Akın Bodur’a Jüri Özel Ödülü verilmesini kararlaştırdı.
Ödülleri Banu Tuna, Celal Başlangıç, Meltem Akyol, Hüseyin Aykol, Mustafa Kemal Erdemol, Nazım Alpman, Pelin Ünker, Semra Kardeşoğlu, Yücel Göktürk’ten oluşan jüri belirledi.
PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini açıkladı. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili sayısını artıracak bir mutabakata varıldığını açıkladı.
Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini, Ankara’da bulunan Mülkiyeler Birliği’nde basın toplantısıyla açıkladı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Erdal Ataş, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz katıldı.
“UZLAŞIYA VARILDIĞINI BİLDİRMEK İSTERİZ”
Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü İbrahim Akın açıkladı. Akın, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin yürüttükleri çalışmaların belli bir olgunluğa ulaştığını belirterek şu açıklamayı yaptı:
İttifak olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair tutumumuzu 22 Mart tarihinde yapmış olduğumuz basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşmıştık.
Bugün de milletvekili seçimlerine nasıl katılacağımıza ilişkin tutumuzu netleştirmiş bulunuyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi milletvekili seçimlerinde de esas olarak tek adam rejimine son vermeyi hedeflemektedir. Türkiye’nin demokratik geleceğini inşa etmeyi hedefleyen ittifakımız, seçimlerden büyük bir halk desteği alarak çıkmayı, emekten, barıştan, demokrasiden yana güçlü bir meclis temsiliyetini sağlamayı amaçlıyor.
Bu anlayışla yürüttüğümüz görüşmeler sonucunda ittifakımız içerisinde yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyon (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) seçimlere 81 ilde Yeşil Sol Parti çatısından ortak listelerle katılmaya karar vermiştir.
İttifakımız içerisinde yer alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise seçimlere 49 il ve 52 seçim çevresinde kendi listeleriyle girecek, diğer tüm il ve seçim bölgelerinde Yeşil Sol Parti’yi destekleyecektir.
Varılan mutabakatta, tüm seçim bölgeleri tek tek incelenmiş, geçmiş dönemde HDP’nin kazandığı milletvekillikleri temel alınmış, hem oy sayısı hem de milletvekilliği bakımından bunun üzerinde bir kazanıma ulaşmak hedeflenmiştir.
Bu değerlendirmeler sonucunda, milletvekili sayısını artırma hedefini gerçek kılacak bir yöntemde uzlaşıya varıldığını bildirmek isteriz.
Emek ve Özgürlük İttifakı olarak varmış olduğumuz bu ortak sonuç ve sizlerle paylaştığımız ortak seçim mutabakat bildirgemizle güçlü bir seçim kampanyası yürütmek üzere çalışmalarımızı yeni bir aşamaya taşımış bulunuyoruz.
Bu kararımızın tek adam rejimine karşı sömürülen, ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bütün halk kesimlerinin, tüm bileşenleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerden kazanarak çıkmasına hizmet edeceğine inanıyoruz.
Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve halklarımıza hayırlı olsun.”
“80 SEÇİM ÇEVRESİNDE TAM MUTABAKAT SAĞLANMIŞ DURUMDA”
Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın’ın ardından ittifak bileşeni parti sözcü ve Genel Başkanları söz alarak konuşma yaptı.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Emek ve Özgürlük İttifakının varlığı bir güvencedir” dedi. Erkan Baş, seçimlere TİP logosu ile girme kararındaki detayaları da şu şekilde açıkladı:
Kamuoyunda çokça tartışıldığı için bir cümle ile geçeceğim. Türkiye’de 87 seçim bölgesi var, TİP 52 bölgede seçimlere katılacak. Çok ayrıntılı çalışmalar neticesinde, sadece 7 seçim çevresinde daha önceki seçimlerde HDP’nin milletvekili çıkardığı bölgelerde TİP seçimlere girecektir. Bu şöyle de yorumlanabilir aslında; 80 seçim çevresinde tam mutabakat sağlanmış durumdadır. Bu son derece önemlidir. İnanıyoruz, görüyoruz, sokaktaki yansımasını hissediyoruz; Emek ve Özgürlük İttifakı bu seçimlerin en büyük sürprizlerinden birini gerçekleştirecektir. Bize dönük beklentilerin farkındayız. Bu beklentinin üstünde bir başarı ile bu seçimlerden çıkacağımıza inanıyoruz. Tüm yurttaşlarımızı da Emek ve Özgürlük İttifakını büyütmeye ve güçlendirmeye, bu ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmada bize destek olmaya çağırıyoruz.”
“ÜLKEMİZİ AYDINLIK GÜNLERE TAŞIYACAĞIZ”
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk ise Türkiye’deki bütün sorunları değiştirmek için harekete geçeceklerini belirterek şunları söyledi:
“Kadınların ne kadar büyük sorunlar yaşadığını, nasıl bir şiddete maruz kaldığını, kadın cinayetleriyle karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bütün bunları durduracak iradeyi ortaya koymalıyız. Depremi gördük. Önümüzdeki zamanlarda bütün Türkiye’yi deprem gerçeğine göre ele almalıyız ve yıkılmayacak evler yaratmalıyız. Emekçilerin nasıl koşullarda yaşadığını biliyoruz. Onların koşullarını düzeltmek için altı saat iş gününü önümüze koymalıyız. Eğer tek yumruk, tek vücut olursak bunu başarabiliriz. Bizler başarmanın bütün adımların attık, artık bunu seçimlere yansıtabiliriz. Bu seçimlerde gereken başarıyı tekrar göstererek tek adam rejimini göndereceğiz ve ülkemizi aydınlık günlere taşıyacağız.”
“BİR MÜCADELE İTTİFAKI OLARAK DOĞDUK”
EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de yaşanan ekonomik krize değinerek şunları söyledi:
“Biz bu süreçte şunu duyuyoruz. Emekçiler diyor ki; “Daha çok çalışıyoruz, ama daha çok yoksullaşıyoruz, daha çok çalışıyoruz ama geçinemiyoruz, başımızı koyacağımız bir konut sahibi olamıyoruz, pazara çıkamıyoruz”. İşte bizler domatesin, patlıcanın, biberin, soğanın tane ile tartıldığı memleket tablosunu yıkmak için bir geldik. Bir seçim ittifakı olarak değil bir mücadele ittifakı olarak doğduk. 1 Mayıs’ı da bütün Türkiye’yi emekçilerin taleplerinin meydanlara döküldüğü; fabrikalarda, iş yerlerinde meydanlarda milyonların taleplerinin yükseldiği bir mücadele gününe çevireceğiz. Ve 1 Mayıs’ı 14 Mayıs’a bağlayan büyük bir politik gösteriyi tüm Türkiye’de gerçekleştireceğiz. Bizim ittifakımızın çağrısı budur.”
“ARTIK EYLEM VAKTİ”
SMF Temsilcisi Barış Kayıoğlu ise yaptığı konuşmada, iktidarın “Korku imparatorluğu” yarattığını belirterek şöyle konuştu:
“Bize göre iki taraf var. Bir tarafta onlar; bizim vergilerimizle ellerinde bulundurdukları imkanları enkaz altındakileri kurtarmak için kullanmayanlar, halktan çaldıkları ile Saray’a bağış yapanlar, yeni rant pazarlarını paylaşmak için avuçlarını ovuşturanlar, çadır satanlar, halka hakaret ve tehdit yağdıranlar, halkın dayanışmasını engellemeye çalışanlar. Diğer tarafta; yokluk için tüm imkanlarını seferber eden, ay sonuna güç bela getirirken deprem bölgesine ihtiyaç maddelerini gönderen halklar.
Halklarımızın tarihsel mücadele birikiminden ve ortak mücadele geleneğinden oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bu koyu karanlık kuşatmayı yerle bir ederek onu hak ettiği yer olan tarihin çöplüğüne yollayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Söylenecek her söz söylendi, her tartışma yürüdü. Emek ve Özgürlük İttifakı kendinden emin ve kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. 14 Mayıs’ta parlamentoda en geniş kesimi en fazla vekille temsil etmeye kararlıdır. Bize göre söz bitmiştir, artık eylem vakti.”
“KÜRTLERİN, ALEVİLERİN, EZİLENLERİN İTTİFAKI”
TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak “tarihsel bir sorumlulukla yola çıktıklarını belirterek şu konuşmayı yaptı:
“Bu kapitalist sömürü düzenini, despotik saltanat makamlarını, savaş ve gasp düzenini tümüyle karşısına alan bir çözüm programı ve halkçı yürüyüş ile geliyoruz. Halklar lehine olacak bir süreç ancak ve ancak radikal ve köklü değişimlerle olabilir. O yüzden bizler işçilerin ve emekçilerin ittifakı olarak, işçi ve emekçilerin çıkarlarını merkeze alan, halkların haklarını güvence altına alacak halkçı bir program ile çözüm gücümüzü bugün bir kez daha ifade etmiş bulunuyoruz. Memleketi yeniden kuracak, Demokratik Cumhuriyeti inşa edecek insan onuruna yaraşır yegane program buradadır. İlk günden itibaren ifade ettiğimiz gibi bir masa başı ittifak değiliz. Sokaklardan, yaşam alanlarından, mücadele alanlarından geliyoruz. Bu kavgayı en güçlü şekilde veriyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı işçilerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ittifakıdır; toplumun yegane çıkış alternatifidir.”
“BÜYÜK BARIŞIN İNŞASI İDDİASINDAYIZ”
Son konuşması olan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da ülke tarihinin en derin krizlerinin yaşandığı bir dönemde olunduğu vurgusunu yaptı. Sancar, ittifak olarak titiz bir çalışma yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi:
“Geçtiğimiz haftalarda çeşitli tartışmalar yaşandı. İttifaka yönelik eleştiriler yapıldı, kaygılar dile getirildi. Kaygıları gidermek için titiz bir çalışma yürüttük. Şimdi yolumuza da bu çalışmanın ürünü olan mutabakatla yeni bir aşamaya geçerek devam ediyoruz. Elbette eleştiriler olacaktır, bunlardan ders çıkarmak bizim görevimizdir. Kaygılar varsa bunları giderme sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bir ortak irade ortaya çıktığına inanıyoruz. Şimdi bu dönemi geride bırakma ve önümüze bakma zamanıdır. Hedefimiz bu iktidarı göndermek ve bu düzeni değiştirmektir. İktidarı göndermek yetmez ama düzen değişikliği için şarttır. Düzeni değiştirmeden kastettiğimiz şey savaşa, talana, yalana dayalı bu rejimin artık tarihin çöp sepetine gönderilmesidir. Bizler Üçüncü Yol siyasetiyle yeni yüzyılda Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için geliyoruz.
Her alanda yaşanan bu krize halk için, halkçı yöntem ve programlarla çözüm üretmek için geliyoruz. Bizler bu karanlığı dağıtmak için geliyoruz. Bu konuda irademiz sağlam, kararlılığımız tamdır. Bütün bu geride bıraktığımız çalışma döneminden sonra şimdi mücadeleyi yükseltme, çalışmaları yoğunlaştırma ve kazanımları en üst noktaya taşıma zamanıdır. Dönüşümün merkezi gücü olacak bir temsiliyeti parlamentoya taşımak temel hedefimizdir. Parlamentoyu bu temsiliyetle dönüşüm merkezi haline getirmek gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.
Türkiye’de demokratik dönüşümün de savaş, yalan, talan politikalarını sonlandırmanın da barışı ve adaleti kurmanın da ancak bizlerle mümkün olduğunu söylemeliyiz. Bizler demokrasinin, adaletin, emekten yana bir düzenin ve büyük barışın inşası iddiasındayız. Hem de temel güvencesi olduğumuza inanıyoruz. Halklarımızı bu hedefler doğrultusunda aynı inançla kenetlenmeye çağırıyoruz. Birlikte başaracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
Sahadaki çalışmalar yoğunlaştıkça daha önce dile getirilen kaygıların da yersiz olduğunu hep birlikte ortaya koyacağız. Yolumuz açık olsun. Değiştirmeye geliyoruz, hep birlikte kazanmaya geliyoruz.
PİRHA-14 Mayıs seçimlerine ilişkin mesaj gönderen tutuklu siyasetçi Sebahat Tuncel, “Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız” ifadelerini kullandı.
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçi Sebahat Tuncel, 14 Mayıs seçimlerine sayılı günler kala Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin bir mesaj gönderdi.
“BU SÜREÇTE BEN DEĞİL BİZ OLMALIYIZ”
Tuncel‘in mesajı şöyle:
“Herkese merhaba. Her seçim önemlidir elbette ama bu seçim Türkiye siyaseti açısından kritik önemde ve herkesin bunu bilerek hareket etmesi gerekir. Özellikle de biz sosyalistlerin. Bu süreçte ben değil biz, tek değil çok, kutuplaştırıcı değil birleştirici olmalıyız. Cinsiyetçi, milliyetçi, dinci anlayışa karşı özgürlükçü, eşitlikçi anlayışı örgütlemek hepimiz için tarihi bir sorumluluktur. Seçimlere 40 gün gibi kısa bir süre kalmışken tartışmaları bitirip harekete geçmek gerekir.
HDP bizim, Yeşil Sol Parti bizim, EMEP bizim, TİP bizim! Hayatı biz kuracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’na başarı dileklerimi bir kez daha iletiyorum. Kazanacağımıza inanıyorum. Jin, jiyan, azadi!”
PİRHA- EMEP, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Yeşil Sol Parti listelerinden seçime girme kararı aldı.
EMEK PARTİSİ (EMEP) Genel Yönetim Kurulu (GYK), 14 Mayıs seçimlerine dair önemli bir karar aldı. EMEP tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden birisinin gerçekleşeceği günlerden geçildiğine dikkat çekilerek, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Yeşil Sol Parti listelerinden seçime girme kararı aldı.
Yapılan açıklama şöyle:
“Tek adam yönetiminin yenilmesi ve sömürülen-ezilen halk kitlelerinin mücadelesinin ilerletilmesi partimizin güncel ve acil hedefidir. Bunun için Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte yürüttüğümüz ortak mücadele çalışmalarını güçlendirmek önceliğimiz olmaya devam ediyor.
Bu anlayış ve tutumla, EMEP olarak 14 Mayıs 2023’te gerçekleşecek olan seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bir parçası olarak katılmak için hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
İttifakımızın seçimlerden güçlü bir şekilde çıkması için seçim yeterliliği olan partilerin alan boşaltma yöntemi ve çok parti-tek liste formülüyle seçimlere girmesinin önemli olacağını bugüne kadar her vesileyle vurguladık. Bu yöntemin; ittifakımızın genişlemesi ve güçlenmesi için yeni katılım ve seçim iş birlikleri bakımından da yararlı olacağını dile getirdik.
Ancak, ittifakımızın bileşenleri ve dost güçlerle yaptığımız görüşmelerde bu sonuca ulaşamadık.
Gelinen noktada partimiz; somut politik koşullar ve halkımızın kendi talepleri için sürdürdüğü mücadelenin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak:
1- Emek ve Özgürlük İttifakı’nın geleceği, gelişmesi ve güçlenmesi,
2- İşçi sınıfı başta olmak üzere emekten, barıştan ve demokrasiden yana güçlerin parlamentoda temsil edilmesi için,
Yeşil Sol Parti listelerinden, kendi adaylarıyla seçimlere katılmaya karar vermiştir.
PİRHA-2018 seçim sistemiyle bugünkü seçim sistemi arasındaki farkın milletvekilliği dağılımında yaşandığını vurgulayan Kamuoyu Araştırmacısı Can Selçuki, “İttifakların toplam oy oranının bir önemi kalmadı, bir seçim bölgesinde her parti kendi oy oranı nispetinde D’hondt algoritmasına göre milletvekili alıyor. Dolayısıyla görece düşük destekli partilerin milletvekili çıkarabilmesi için mutlaka liste ortaklaşmasına gitmesi gerekiyor” dedi.
Türkiye bir taraftan deprem felaketinin ortaya çıkarmış olduğu sorunlarla boğuşurken, diğer taraftan 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda.
4 Cumhurbaşkanı adayı seçime girmeye hak kazanırken, tüm partiler ve ittifaklar milletvekili seçimlerine hazırlanıyor.
Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve EMEP bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlıyor.
TİP’li yetkililer, “Güçlü ve daha etkili olduğumuz illerde kendi amblemlerimizle seçime girelim” önerisinde bulunurken, HDP Yeşil Sol Parti ile ve her ilde seçimlere girme kararlılığında.
Değişen seçim yasasıyla 14 Mayıs’ta yapılacak seçimde yüzde 7’ye inen baraj fiili olarak ortadan kalkarken, ittifak bileşeni partilerin oyları ittifak bileşenlerine yansımayacak.
Sosyal, yazılı ve görsel medyada yoğun bir tartışma devam ederken, Kamuoyu Araştırmacısı Can Selçuki, konuya dair değerlendirmede bulundu.
D’hondt sisteminin 1961’den beri uygulandığını aktaran Can Selçuki, “Yasamada istikrarı sağlamak için büyük partileri avantajlı kılan bir sistem. Yeni seçim kanununa göre bir partinin bulunduğu ittifak barajı geçerse o parti de geçmiş oluyor. (değişen bir şey yok.) Yeni seçim kanunundaki en önemli değişim: Milletvekilleri önceden iki turlu dağıtılıyordu. Bir seçim bölgesinde milletvekilleri önce ittifakların toplam oy oranına göre sonra her ittifakı oluşturan partilerin oy oranına göre ittifakı oluşturan partilere dağılıyordu. Şimdi ittifakların toplam oy oranının bir önemi kalmadı, bir seçim bölgesinde her parti kendi oy oranı nispetinde D’hondt algoritmasına göre milletvekili alıyor. Dolayısıyla görece düşük destekli partilerin milletvekili çıkarabilmesi için mutlaka liste ortaklaşmasına gitmesi gerekiyor” dedi.
2018 seçim sistemiyle bugünkü seçim sistemi arasındaki farkın milletvekilliği dağılımının kuralının olduğunu vurgulayan Can Selçuki, şunları ifade etti:
“Şimdi eski sistemde oylar verildikten sonra milletvekilleri önce ittifaklara göre dağılıyordu. Yani Cumhur İttifakı bir seçim bölgesinde aldığı toplama göre, Millet İttifakı aldığı toplama göre HDP de aldığı oya göre milletvekili sayısı alıyordu. HDP ittifak içerisinde olmadığı için kendi vekil sayısını taşıyordu. Daha sonra Cumhur İttifakı diyelim ki bir seçim bölgesinde on tane koltuk aldı. Sonra bu on koltuk AK Parti ve MHP arasında yine D’hondt sistemi kullanılarak paylaştırılıyordu. Aynı şekilde Millet İttifakı içerisinde CHP, İYİ Parti, Saadet arasında aldığı milletvekili sayısını buradan alıyordu.
Şimdi ne avantajı vardı bu seçim sisteminin? Örneğin Saadet herhangi bir seçim bölgesinde tek başına vekil çıkartamasa da Millet İttifakı’na sağladığı oy katkısı nedeniyle Millet İttifakı’na toplamda milletvekili sayısı kazandırabiliyordu ve bu milletvekili sayısı CHP’ye veya İYİ Parti’ye gelebiliyordu. Aynı şekilde örneğin MHP bir seçim bölgesinde tek başına milletvekili çıkartamasa da ittifaka yaptığı katkıdan dolayı buranın milletvekili sayısını arttırabiliyordu ve dolayısıyla AKP- MHP’ye bunun milletvekili sayısı olarak dönüşü oluyordu. Zaten baktığınız zaman Cumhur İttifakı’nın maksimum milletvekili sayısına veya Millet İttifakı’na, maksimum milletvekili sayısına katkısı bulunuyordu. Yeni sistemde ne oldu? Artık milletvekilleri ittifakların toplam oyuna göre dağıtılmıyor. Dolayısıyla 2018’deki seçim kanunuyla 2023’teki seçim kanunu arasındaki en temel fark milletvekili dağılımı yapılırken daha önce ittifakların toplam oyunu, sonra partilerin münferid oylarına göre hesaplanırken, şimdi partilerin mülkiyet oylarına göre hesaplanması, aradaki fark budur.”
PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifakın deklarasyonunu açıklayarak aday çıkarmayacaklarını ifade etti.
Emek ve Özgürlük İttifakı, 14 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan açıklamayı Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları yaptı. Açıklamaya partilerin temsilcileri ve milletvekilleri de katıldı.
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifak adına yaptığı konuşmada, ittifak bileşenleri olarak 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını açıkladı.
“ADAY ÇIKARMAYACAĞIZ”
Açıklamanın satırbaşları şöyle:
“Kendi adayımızı çıkaracaktık ancak depremle birlikte gündem değişti. Biz de tutumumuzu gözden geçirdik ve yeni bir karara vardık. Şimdi tutum belgemizi açıklayacağız. Toplumda çözümsüzlük ve ağır bir bunalım yaşanıyor. Tek adam yönetimi her alana yayılmış durumda. Toplum nefessiz bırakıldı. AKP-MHP iktidari kabus gibi halkın üzerine çöktü. Demokratik değişimi gerçekleştirmek için bir araya gelmeliyiz. yurttaşların eşit ve özgür yaşama talepleri vardır. Türkiye’nin geleceği demokrasiyle buluşmalı. Kadınlar, gençler ve tüm dezavantajlı gruplara hakları verilmelidir. Kadınlar haklarını almalıdır. Yıllardır ezilen yok sayılan sadece bir nesne olarak görülen kadınlara tüm hakları verilmelidir. Yolsuzluğa yoksulluğa ve talana dayalı bir sistem var. Bunun hesabını soracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak aday çıkarmayacağımızı duyururuz. Hep birlikte aydınlık bir geleceğe yürümenin yolu cesaretle adımlar atmaktan geçiyor. Bu yüzden bu kararımız çok önemli.”
HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ardından ittifak bileşenleri de kısa açıklamalarda bulundular.
“YENİ BİR TARİH YAZACAĞIZ”
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “Anti demokratik bir süreç yaşıyoruz. Buna son verilmeli. Tek adam rejimini yıkmak için birlik olmalıyız. Demokrasiye ve özgürlüğe ulaşabilmemiz için aday çıkarmama kararı verdik” dedi.
EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de, “Aday göstermeme konusunda tüm kesimlerle görüştük. Milyonların ortak kaderi bu. Tüm halkımıza seferberlik çağrısı yapıyoruz. Tek adamı hep birlikte göndereceğiz. Yeni bir tarih yazısında bizim ittifakımızin payı büyük olacak. AKP-MHP ye güle güle diyoruz. Yeni iktidarı biz inşa edeceğiz” diye konuştu.
“GÜN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER İÇN BİR ARAYA GELME GÜNÜDÜR”
Sosyalist Meclisler Federasyonu Genel Başkanı Barış Kayaoğlu ise, demokrasinin inşa edilmesinde üzerlerine düşeni yapacaklarını ifade etti. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz Saray rejimine karşı en kararlı mücadeleyi veren tüm kesimlerle kurduk. Ülkeyi yeniden kuracağız. Saray rejiminden kurtulmak isteyen tüm kesimleri bir araya gelmelidir. Gün demokrasi ve özgürlükler içn bir araya gelme günüdür” değerlendirmesinde bulundu.
“14 MAYIS’TAN SONRA YENİ BİR TÜRKİYE İNŞA EDECEĞİZ”
TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Juliyana Sözen, “Kritik bir yerdeyiz. Önemli bir seçime gidiyoruz. Asıl görev simdi başlıyor. Bu iktidarın ezdiği tüm kesimlerin bir araya gelmesi için çabalıyoruz. 14 Mayıs’tan sonra yeni bir Türkiye inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
“HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ, HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”
Son olarak HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu. Sancar, “Seçimler çok kritik. Şeffaf bir süreç ilerlettik. Deprem büyük bir yıkım yarattı. Her alanda yaşanan değişimle birlikte aday çıkarmama konusunda görüş birliğine vardık. Bu iktidarı gönderecek ve bu düzeni değiştireceğiz. Demokratik özgür ve barışın hakim olduğu bir düzen kurmak için aday çıkarmıyoruz. Türkiye deki demokrasiyi bizler inşa edeceğiz. Parlamento da güçlü olmak çok önemli. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- İstanbul Yenikapı Meydanı’nda yüzbinlere seslenen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, AKP-MHP’nin bu seçimlerde Türkiye halklarının ne kadar büyük olduğunu göstereceklerini ifade ederek, “Kürtlerin ne kadar iradeli olduğunu, kadınların gençlerin ülkeyi değiştirme gücünü ortaya çıkaracağı bir tarihtir. Bu meydanı dolduranlar şunu bilsin, demokrasi meydanlarda yazılır, barış meydanlarda ilan edilir. Barışı da, adaleti de, özgürlüğü de, bizler 14 Mayıs tarihinde sandıklarda ilan edeceğiz” dedi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ile Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) öncülüğünde İstanbul Yenikapı Miting Alanı’nda “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla düzenlenen Newroz’da HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, birer konuşma yaptı.
Yüzbinlerin buluştuğu İstanbul Newrozu’nda, ilk olarak Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir konuştu.
“HESAP SORACAĞIZ”
Halkların Newroz bayramını kutlayan Esengül Demir, şunları ifade etti:
“2023 Newrozu’nun ülkemizde yaşanan deprem felaketinde karşılıyoruz. Yas ve acı içindeyiz, halklarımıza yaşatılan yıkımın acısını yürekten hissediyoruz. Yastayız, aynı zamanda öfkeliyiz. Halkları depremde yalnız bırakan, insanları ölüme terk eden bu iktidara karşı öfkemiz, isyanımız dimdik ayakta. Bizler, meydanı dolduranlar, kadınlar, gençler, sosyalistler, devrimciler, Aleviler, Çerkezler, LGBTİ+ bireyler, Araplar, 14 Mayıs gecesi bu iktidarı yerle bir edeceğiz. Bitmedi, hesap soracağız. Kemal Kurkut’un, İsmail Korkmaz’ın, Deniz Poyraz’ın katledilmesinin hesabını soracağız. Bağımsız yargı önünde hesap verecekler, toplumun önünde hesap verecekler.
Kürt sorunu içeride ve dışarıda savaş politikaları, siyasal ve toplumsal kutuplaştırmadır. Ülkenin tüm olanakları savaşa seferber edilmiş durumda. Bu savaşın ağır yükü, Türkiye halklarına, emekçilere ve ezilenlere ödetiliyor. Buna karşı faşizmi yıkacağız. Sömürülen, yok sayılan, dini, inancı, varoluşu için mücadele edenler, zindanlardan ses verenler, çocuklarının mezarını arayanlar, deprem bölgesinde feryadı yükselenler sizi alaşağı edecektir. Emeğimize, kimliğimize göz dikenlerden İstanbul Sözleşmesi’ni geri alacağız. Katledilen kadınlar olarak, dün Taksim’de, bugün Newroz meydanlarında, yarın 1 Mayıs meydanlarında olacağız. 14 Mayıs’ta tüm bunların hesabını biz kadınlar soracağız.”
“GELECEĞİ TÜRKİYE HALKLARIYLA KAZANACAĞIZ”
Halkların Newroz’unu kutlayarak sözlerine başlayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Newroz bu ülkeyi yönetenlere siyasi iradeye güçlü bir mesajın verildiği gündür. Aynı zamanda savaş ve tecrit politikalarına karşı Türkiye halkları olarak karşı çıktığımız bir gündür. Ama Newroz aynı zamanda büyük bir direniştir. Çözümün diyalogdan geçtiğinin her anlamda anlatıldığı bir gündür.
İktidara karşı depremi yönetemediğinin, depremde ölenlerin, yaşamını yitirenlerin, enkazların altında kalanların, öfkesinin olduğu bir dönemden geçiriyoruz. Maalesef bu yılki Newroz biraz buruk, acılıdır, öfkelidir. Depremde yaşamını yitirenlere adanmıştır. Depremin üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçmesine rağmen acıların dinmediğini, yaraların sarılmadığını gördük, buna tanık olduk. Bir şey daha ortaya çıktı, insanlık, dayanışma, birlik ve beraberlik. Herkes bu dayanışma ile yaralarını sarmaya çalıştı, herkes acılarını dindirmeye çalıştı.
Çok az bir zaman kaldı. İki aydan az bir süresi var. 14 Mayıs, bizler açısından önemli bir fırsattır. Aynı zamanda milat olacaktır. AKP-MHP’nin bu seçimlerde Türkiye halklarının ne kadar büyük olduğunu, Kürtlerin ne kadar iradeli olduğunu, kadınların gençlerin ülkeyi değiştirme gücünü ortaya çıkaracağı bir tarihtir. Bu meydanı dolduranlar şunu bilsin, demokrasi meydanlarda yazılır, barış meydanlarda ilan edilir. Barışı da adaleti de özgürlüğü de bizler 14 Mayıs tarihinde sandıklarda ilan edeceğiz.
Sevgili gençler gelecek sizindir, hep birlikte inşa edeceğiz. Sizlere görev vermek istiyoruz. 14 Mayıs’ta bütün sandıkları gençlere emanet ediyorum. O sandıklarda tek bir hilenin yapılmasına asla müsaade etmeyeceksiniz. İşte biz öyle kazanacağız, gençlerle, kadınlarla kazanacağız. Geleceği Türkiye halklarıyla kazanacağız.”
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Deprem bölgesine örgütlü güçler sayesinde insanların ayakta durduğunu belirterek başladığı konuşmasında şunları dile getirdi:
“Devlet gelmedi, iş makineleri gelmedi. On binlerce insan gibi orada can verdiler. Sonra öğrendik ki Şaziye kardeşimiz enkaz altında doğum yapmış, bebeğiyle can vermiş. Daha adı konulmamış o bebeğin hesabını sormazsak namertiz. Bugün burada yasımızı tutuyoruz, bugün burada acımızı yaşıyoruz, bayramımızı kutlayamıyoruz. Hesap soracağımız günler yakındır.
Düğünümüzü de bayramımızı da şenliğimizi de 15 Mayıs’ta kutlayacağız. Aşağıdan, yukarıdan yolun sonu görünüyor, bunları hep birlikte göndereceğiz. Onlar istifa etmez, onları hep birlikte göndereceğiz. Seferberlik dayanışmasına var mısınız? Sokak sokak gezmeye var mısınız? Bu ceberut iktidarı göndermeye var mısınız? Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla el ele birleşmeye var mısınız? O zaman göndeririz bunları, hiç merak etmeyin! Bu ülke Bursaspor- Amed Spor maçında halka yeşil pankartlarının gösterildiği, beyaz Torosların gösterildiği bir ülke olmayacak, boşuna uğraşmayın. Bu ülke kardeşliğin ülkesi olacak. Türk ve Kürt halklarının, Türk ve Kürt emekçilerinin birlikte, özgürce yaşadığı bir ülke olacak. Biliyorsunuz bizler Emek ve Özgürlük İttifakıyız. Biz Emek partisi olarak, ittifakımızla birlikte Halkların Demokratik Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi ve Sosyalist Meclisler Federasyonu ile el ele yürüyeceğiz. Türkiye’de Cumhur İttifakı’nın, Millet İttifakı’nın dışında 3. bir seçeneği açtık. Türkiye’ nin yeniden inşasında, kentlerin yeniden inşasında bu ittifak olmadan yeni bir tarih yazılamaz. Kimse aramıza çomak sokmaya kalkmasın, boşuna uğraşırsınız. Bizde sarsıntı olmaz. Biz dimdik, başından beri ayaktayız ve sonuna kadar hedefimize yürüyeceğiz. Biz kazanacağız, birlikte kazanacağız, halklar kazanacak.”
“HEP BERABER BAŞARACAĞIZ”
Alanda buluşan yüzbinlere seslenen Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı İbrahim Akın da, “Bir taraftan yasımızı tutarken diğer taraftan Newroz’un direncini yeni yaşamı burada inşa etmeye çalışıyoruz. Bizler şunu biliyoruz ki, 14 Mayıs’ta bu iktidarı göndereceğiz” diye belirtti.
HDP’ye yönelik saldırıların devam ettiğini vurgulayan Akın, “Bizlerin iradesini yok etmek için kayyım atadılar, arkadaşlarımızı rehin aldılar. Buradan onlara selam söyleyelim. Sevgili Demirtaş ve Yüksekdağ’a selam olsun. Onlara buradan sözümüz var, sizlerle birlikte inanıyoruz ki 14 Mayıs sonrası özgürlüğünüze kavuşacaksınız. Bu iktidarı def edeceğiz yeni demokratik, ekolojik bir cumhuriyeti inşa edeceğiz. Birlikte ortak yürüttüğümüz mücadelede Yeşil Sol Parti olarak kadınların gençlerin ekoloji mücadelesi yürütenlerin enkaz altında kalanların yanındayız. Tarihsel buluşmada üzerimize düşen sorumluluğu almaya hazırız. HDP kapatılamaz HDP kapatılırsa Yeşil Sol Parti tarihsel misyonunu üstlenecektir. Soruyorlar ‘Yeşil Sol Parti kimdir?’ diye. Yeşil Sol Parti sizlersiniz, kadınlardır gençlerdir. 14 Mayıs’ta bu iktidarı göndermek için var mıyız? Birlikte hep beraber başaracağız” ifadelerine yer verdi.
Akın’ın ardından sahne alan sanatçı Gülseven Medar, Kürtçe, Türkçe ve Ermenice ezgileri depremde yaşamını yitirenler için seslendirdi.
PİRHA- Yüzbinlerce yurttaş Newroz ateşi etrafında birleşirken, PİRHA’ya konuşan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, bu yılki Newroz’un yas ve acının paylaşıldığı bir Newroz olduğunu belirterek, “Deprem politikaları nedeniyle toplu bir cinayet yaşandı. Bunun hesabını soracağız. Siyasal sonuçları da 14 Mayıs’taki seçimlerde olacak. Bu halk acılarını isyana, öfkeye dönüştürecek. Newroz’un coşkusunu 15 Mayıs’ta yaşayacak” dedi.
“HALK OLARAK SORUMLULUĞUMUZU YERİNE GETİRECEĞİZ”
PİRHA’ya konuşan HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol, 14 Mayıs seçimlerine değinirken, şunları söyledi:
“Bu Newroz, Mayıs seçimlerine gidilirken çok kritik bir zamanda yapılıyor. 11 ili etkileyen deprem felaketinin ardından on binlerce vatandaşımızı kaybetmenin üzerine köhnemiş bir sistemin ne hale geldiğini, yurttaşını koruyamadığını, enkazdan çıkaramadığını gördük. Sistemin en net fotoğrafının çekildiği yer belkide deprem oldu. Politik olarak çok sıkışmışlık yaşayan, toplumu bölük, pörçük haline getirmiş; büyük sömürü ve talanın doğrudan simgesi olan bu sistemin değişme vakti gelmiştir. 14 Mayıs seçimlerinde de ezilenlerin ittifakı bu değişimin ana aktörü olacaktır.
Seçim sonrası demokratik bir değişim olabilmesi için yapılması gereken ne varsa halk olarak yeni, eşit ve özgür bir yaşamın kurulması için sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Bu Newroz bunun mesajı verildi. Bu iradeye sahip çıkan milyonların olduğunu gösterecek bir Newroz olacak. İstanbul en büyük Kürt şehridir, emek şehridir, kadın direncinin en yüksek olduğu kentlerden biridir. Newroz baharı karşıladığımız bir direniş ve kuruluş günüdür aynı zamanda. Direnişi, cesareti, kararlılığı ve yeni dönemin kuruluşunun mesajlarının verildiği bir Newroz oldu.”
“NEWROZ’UN COŞKUSUNU 15 MAYIS’TA YAŞAYACAĞIZ”
EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, bu yılki Newroz’un yas ve acının paylaşıldığı bir Newroz olduğunun altını çizerek, “Aynı zamanda bir hesap sorma günü bugün. Çünkü insanları tabutluklarda göz göre göre öldürdüler. Deprem politikaları nedeniyle toplu bir cinayet yaşandı. Bunun hesabını soracağız. Siyasal sonuçları da 14 Mayıs’taki seçimlerde olacak. Bu halk acılarını isyana, öfkeye dönüştürecek. Newroz’un coşkusunu 15 Mayıs’ta yaşayacak” dedi.
“YENİ BİR ÜLKEYİ DEPREMİN YARALARINI SARARAK İNŞA EDECEĞİZ”
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da, Newroz’da özgürlük ve bu ülkenin yeniden inşasının mesajını verdiklerini belirterek, “Depremin yaralarını sarmamız gerektiği bir zamandayız. Bunu asla unutmamamız gerekiyor. Çok fazla desteğe ihtiyaç var ama bunu gerçekleştirecek liyakatta bir iktidar yok. Aksine bu durumu yaratan bir iktidar var. Yeni bir ülkeyi depremin yaralarını sararak inşa edeceğiz. Her türlü hava şartlarına rağmen insanlar akın akın geldi ve Newroz ateşini yaktı. Bir daha sönmeyecek o ateş” diye konuştu.
“ALEVİLERİN UMUDU YÜKSEK”
Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş ise şunları söyledi:
“Zorlu bir süreçten geçiyoruz. Deprem bölgesinde ciddi sıkıntılar ile karşılaştık. Aynı zamanda bugün hem sosyopolitik hem de sosyoekonomik ciddi sorunlar var. Özgürlüklerin, demokrasini daraltıldığı, ekonominin bütün insanlar üzerindeki etkisinin hissedildiği bir ortamda hakikaten zorlu günlerden geçiyoruz. Ümit ediyorum ki bundan sonraki süreç Türkiye’nin demokratikleşmesi, adalet ve hukukun yerini bulması noktasında iyi yerlere gelecektir. Biz Alevilerin de Türkiye’de birliğin, beraberliğin, kardeşliğin sağlanması için umudumuz yüksek. 85 milyonun Newroz’unu kutluyoruz. Bu seçimlerde Türkiye’nin karanlık tablosunun aydınlığa çıkmasını temenni ediyorum.”
PİRHA-İstanbul Newroz programı Yenikapı Miting Alanı’nda başladı. Soğuk ve yağışlı havaya rağmen binler bir araya geldi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ile Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) öncülüğünde İstanbul Yenikapı Miting Alanı’nda “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla düzenlenen Newroz programı başladı. Yağışlı havaya rağmen binlerce kişi Yenikapı’da bir araya geldi.
Newroz programına HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, TUAD-FED yöneticisi Salih Tekin ile İstanbul milletvekilleri katılıyor.
“BİR DEVRİ BİTİRECEĞİZ”
Barış Annelerinin yaktığı Newroz ateşinin ardından HDP İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol meydana seslendi. İlknur Birol, şunları dile getirdi:
“Zorlu ve engebelidir yollar, acıttılar, kanattılar, öldürdüler ama ayağa kalktık, adım adım bu günlere geldik. Newroz, Kawaların günüdür, direnişidir. Diyarbakır Cezaevi’nde özgürlük, Cizre sokaklarında serhildandır. Bugün de zafere adım adım yürüme Newrozları yapıyoruz. Hepinize kutlu olsun. Bir zamanlar, şarkı sözlerinde vardı, ‘Kine em’. Cevabı adım adım işlendi. Biz işçiyiz, kadınız, genciz, biz Kürt’üz, biz halkız. Cevabı verildi. Biz emekçiyiz, genciz, kadınız, Kürt’üz, biz halkız. Bizi öldürdükleri sandıkları her an kalktık ayağa. Şimdi de üzerlerine yürüyeceğiz. Bir devri bitireceğiz, başka bir devri açacağız.
Biz alın terinin, emeğin kölece satılan, kendisine insanca yaşam reva görülmeyen emekçileriz. Buradayız, ayaktayız. Düzeninizi bozmaya geliyoruz. Bugün kalbimizde yas, keder ve üzüntü var. Çünkü on binlerce yurttaşımızı bu köhnemiş ve yıkılacak düzen nedeniyle kaybettik. Enkazlarda çığlıklar atarak öldüler. Yurttaşlarımızın hesabını sorana dek, adım adım gelecek ve bu düzeninizi bitireceğiz. Yasımız, kederimiz ve öfkemiz ile geliyoruz. Hazır mısın İstanbul? Bu düzeni değiştirmeye hazır mısın İstanbul? Bundan sonraki günlerde gözümüz Botan’da, Amed’te, Serhat’ta, milyonların el ele verildiği bu büyük gücü göstermede. Bu baharı yasla kederle karşıladık, umutla karşıladık, zafere yürüyoruz dedik. Son bir kez newroz piroz be”
“BU MEYDAN HESAP SORACAK”
Sahneye ulusal kıyafetleriyle çıkan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü, Kürtçe yaptığı konuşmada, “Kawa’nın çocukları Newrozu’nuz kutlu olsun” dedi. Encü, şunları söyledi: “Sizleri bu duruşunuzdan dolayı selamlıyorum. İstanbul halkı, önümüzde seçimler var. HDP’nin kapatılmasıyla seçimlere girmelerini engelleyeceklerini sandılar. Biz milyonlar olarak meydanlarda hesap soracağız. Kapatmanın hesabını soracağız. Tutuklamalarla, talanla, kapatmalarla bu mücadeleyi durduramazsınız. Bu meydan hesap soracak. İstanbul halkı hazır. Kürt halkı, halklar olarak AKP-MHP iktidarını göndereceğiz. Sizin duruşunuz her şeye cevap oldu. Newroz pîroz be.”
PİRHA-Emek ve Özgürlük İttifakı’nın uzlaştığı belirtildi. Hangi konularda nasıl bir uzlaşının sağlandığı toplantının ardından yazılı açıklama ile duyurulacak.
Emek ve Özgürlük İttifakı’nın HDP Genel Merkezi’nde saat 11.00’da başlayan toplantısı devam ediyor.
MA’da yer alan habere göre, Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler gündemiyle gerçekleştirilen toplantıda, HDP’nin seçimlere bir listeyle girilmesi önerisine karşı, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi’nin (EMEP) kendi listelerinden girme önerisi üzerine uzlaşmazlık yaşandı.
HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz arasında müzakere görüşmesi gerçekleştirildi.
İttifaktaki siyasi partiler, seçim konusunda uzlaşıya varıldığını belirtti.
Varılan uzlaşının detaylarının toplantının bitiminde yazılı açıklama ile duyurulacağı kaydedildi.
PİRHA- Emek ve Özgürlük İttifakı toplantısında HDP’nin bir liste önerisine karşı TİP ve EMEP kendi listesinden girmeyi önerdi. Buldan ve Sancar, müzakere için TİP ve EMEP ile görüşecek.
Emek ve Özgürlük İttifakı, seçim gündemiyle Genel Merkezimizde toplandı. Toplantıya Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Genel Sekreteri Emre Öztürk, Parti Sözcüsü Özge Akman, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyeleri Perihan Koca ve Juliana Gözen, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Barış Kayaoğlu, yöneticileri Erdal Ataş ve Dilşat Cambaz Kaya, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün, Parti Sözcüsü Sera Kadıgil ile HDP Eş Genel BaşkanlarıPervin Buldan ve Mithat Sancar, Eş Genel Başkan Yardımcıları Tayip Temel, Tuncer Bakırhan ve Sultan Özcan katıldı.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) ev sahipliğindeki toplantı devam ediyor. HDP, Merkez Yürütme Kurulu toplantısında karar altına alınan seçimlere bir listeyle girilmesi önerisini masaya taşıdı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) ise kendi listelerinden girme önerisi getirdi.
HDP ile TİP ve EMEP’in önerilerini müzakere etmek üzere Merkez Yürütme Kurulu’nda yetkilendirilen Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile görüşecek.
PİRHA- Adıyaman’da depremin etkilerini değerlendiren EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, “Eğer zamanında önlemler alınsaydı, bu kentler kurulması gereken yerlere kurulsaydı bu kadar büyük can kaybımız olmayacaktı. Ciddi bir organizasyonsuzluk var, devlet yok ortada, AFAD yok. Bu depremden sonra çok büyük bir göç dalgası yaşayacağız” dedi.
Yaşanan yıkıcı depremlerin ardından birçok siyasi parti milletvekilleri, yöneticileri ve üyeleri de bölgeye giderek inceleme ve yardımlarda bulunmaya devam ediyor.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de, Adıyaman’da yaşananları anlattı. Akdeniz, devletin olmadığını ve ciddi bir organizasyonlusuzluk olduğunu söyledi.
“CİDDİ BİR ORGANİZASYONSUZLUK VAR, DEVLET YOK ORTADA, AFAD YOK”
Akdeniz şunları dile getirdi:
“Halkımızın başı sağ olsun, geçmiş olsun. Eğer zamanında önlemler alınsaydı, bu kentler kurulması gereken yerleri kurulsaydı bu kadar büyük can kaybımız olmayacaktı. İmar aflarında kimlerin sorumluluğu varsa, rant talan vurgun politikalarında kimlerin sorumluluğu varsa, deprem vergilerini kim iç ettiyse bütün bu yaşadığımız yıkıntının sorumlusudur. Önce yıkımın nedenlerini konuşmamız lazım. O yüzden bunların altını çizdim. Bir de sonuçları var. Sonuçları da tam bir rezalet, tam bir skandal. Ciddi bir organizasyonsuzluk var, devlet yok ortada, AFAD yok. Adıyaman’dayız, köyleri gezdik, toprak evler var. 21 yüzyıldayız insanlar hala toprak evlerde yaşıyor. 78 insanımız bu toprak evlerde can vermiş. Yakınlarının feryatlarını dinledik. Yokluktan, sahipsizlikten. Bu insanlar tarımda çalıştıkları halde emeklerinin karşılığını alamadılar.
“BU DEPREMDEN SONRA ÇOK BÜYÜK BİR GÖÇ DALGASI YAŞAYACAĞIZ”
Halk hala destek bekliyor. Soğuk kış şartları var, insanlar evlerine giremiyor. Buralar hayalet şehir olmuş. İmkan bulabilen kaçıyor. Oysa bu insanlar burada güvende olmalı. Kendilerini öyle hissetmeliydiler. Bu depremden sonra çok büyük bir göç dalgası yaşayacağız. Ekonomi zaten çökmüş. Adıyaman, Gölbaşı, Malatya, Antakya depremin olduğu tüm şehirler yerle bir olmuş. Yaşam umudu kalmadığı zaman travmalarını atlatmak için acıları unutmak için ve başka büyük kentlerde iş bulabilmek için bir göç başlayacak. Bunun önünün alınması gerekiyor. Halk can derdinde iktidar siyaset derdinde. Olağanüstü hal ilan etmeleri tam da bu sebeple.”