Etiket: erkek şiddeti

  • Çocuğu istismara uğrayan anne: Kızım için susmayacağım- VİDEO

    Çocuğu istismara uğrayan anne: Kızım için susmayacağım- VİDEO

    PİRHA- Filiz K., 15 yaşındaki kızının, 6 yaşından itibaren babası Edip K. tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını belirterek, failin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Kendi çocukluğunda da istismara uğradığını söyleyen Filiz K., “Ben de kızım gibi 11 yaşında istismara uğradım. Annem sustu ama ben kızım için susmayacağım” dedi.

    2009 yılında Edip K. ile evlenen Filiz K., evliliğin ilk günlerinden itibaren şiddet gördüğünü anlattı. Eşinin uyuşturucu kullandığını ve satışını temin ettiğini, kendisine sürekli sözel ve fiziksel şiddet uyguladığını belirten Filiz K., yıllar boyunca bu evliliği sonlandırmak için mücadele ettiğini söyledi. Ancak ne kendi ailesinden ne de eşinin ailesinden destek görmediğini vurguladı. Filiz K., tüm bu sürecin ardından kızının da babası tarafından cinsel istismara uğradığını öğrenince yargı yoluna başvurdu.

    Şu anda başka bir suçtan dolayı Samsun Çarşamba S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Edip K. hakkında, “çocuğa cinsel istismar” ve “sarkıntılık” suçlamalarıyla açılan dava kapsamında ilk duruşma 23 Aralık 2024’te Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, bilirkişi raporunun alınması için duruşmayı 24 Mart 2025 tarihine erteledi.

     

    SİSTEMATİK ŞİDDET VE ÖLÜM TEHDİDİ

    Evlendiği günden bu yana kendisine ve ailesine yönelik sürekli ölüm tehditleri aldığını dile getiren Filiz K., özellikle kızının doğumunun ardından, şiddet ve tehditlere karşı daha fazla dayanmayı denediğini ancak eşinin uyuşturucu kullanımı ve satıcılığı yüzünden hayatının giderek daha dayanılmaz hale geldiğini belirtti. Filiz K., “Şu an boşanmak istediğim eşim öz halamın oğlu. Halam beni korumadı, ailemden de hiçbir destek görmedim. Her evden çıktığımda babam, ‘Dayanmaya çalış’ diyerek geri gönderiyordu. Birden fazla şikayette bulundum. Her gittiğimde gözüm mor şekilde giderdim, kolum kırıktı kimi zaman. Çalıştığım işyerlerine gelip saldırırdı sürekli. Kıskançlık bahanesiyle ekmeğimi kazanmama müsaade etmedi hiçbir zaman. Sosyal hayatımı da elimden aldı. Nereye kaçsam her zaman yanımdaydı. Bana karşı birden fazla suç işledi. Fuhuşa sürükleme de söz konusu. Babasının işlettiği bir bar var, ‘seni oraya satarım’ diyordu. Özellikle halam, beni cinayetten 15 yıl cezaevinde yatan diğer oğluyla tehdit ediyordu” diye konuştu.

    ANNEM SUSTU AMA BEN SUSMAYACAĞIM

    Filiz K., yıllardır maruz kaldığı şiddet, tehdit ve baskının ardından suskunluğunu bozan asıl kırılma anının, kızının yaşadıklarını kendisine anlatmasıyla yaşandığını söyledi. Bu anın, yalnızca bir istismar beyanı değil, aynı zamanda yıllardır örülen korku duvarının yıkıldığı bir eşik olduğunu vurguladı.

    Kızının kendisine ilk kez yaşadıklarını anlatırken kullandığı cümlelerin hâlâ kulaklarında çınladığını belirten Filiz K., süreci şöyle aktardı: Kızının, “anne pis organını vücudumda hissediyordum” diyerek yaşadıklarını anlatmaya çalıştığını, failin ise “annene söyleme” diyerek susturduğunu söyledi. Filiz K.’ye göre, istismar yalnızca baba ile sınırlı değildi; kızının aktardıklarına göre amca ve halalar da bu durumu biliyor, ancak “sus” diyerek çocuğu susturuyordu.

    “BİR DAHA BU ADAMLA GÖRÜŞMEK İSTEMİYORUM”

    Filiz K., kızının uzun süre derin bir korku hâliyle yaşadığını, istismarın aile içinde bilindiğini ancak herkesin sessiz kaldığını ifade etti. Baba Edip K.’nin, kızıyla görüşmek için tehditlere başvurduğunu söyleyen Filiz K., “Kızımı bana göstermiyorsun” diyerek baskı kurduğunu, son olarak “bari kızı göster” dediğini aktardı. Görüşme kararını kızına bıraktığını belirten Filiz K., son görüşmenin 2024 yılının Kasım ayında gerçekleştiğini söyledi.

    Bu görüşmede yaşananlar, istismarın sürekliliğini bir kez daha ortaya koydu. Filiz K.’nin anlatımına göre kızı, görüşme öncesinde “anne, babam bana bir şey yapmaz” diyordu. Ancak görüşme sırasında Edip K.’nin fiziksel temasta bulunduğunu, sarılma bahanesiyle çocuğu istismar ettiğini, kızının korkudan donup kaldığını ve karşı koymaya çalışsa da istismarın sürdüğünü anlattı. Failin, “Ben sana küçükken de bunları yapıyordum” dediğini aktaran Filiz K., kızının bu noktada direnerek babasına tokat attığını söyledi.

    Kızının bağırmak istediğini ancak korkudan sesini çıkaramadığını dile getiren Filiz K., görüşmenin ardından çocuğunun ruh hâlinin tamamen değiştiğini belirtti. Eve geldiğinde dişleri ve elleri sıkılı hâlde olduğunu fark ettiğini söyleyen Filiz K., “Ne oldu?” diye sorduğunda kızının yalnızca “bir daha bu adamla görüşmek istemiyorum” diyebildiğini, yaşananları ise o an anlatamadığını ifade etti.

    POLİSTEN İSTİSMARA “EMİN MİSİN” SORUSU

    Son yaşadığı istismarın ardından kızının uzun bir süre içine kapandığını aktaran Filiz K., baba Edip K.’nin bu süre zarfında kızına ulaşmak için sürekli görüntülü arama yaptığını belirtti. Filiz K., “Babası sürekli iletişim kurmak istiyordu onunla, mesajlar atıyordu. Senin annen Mersin’in ‘o…’su olmuş gibi mesajlar atıyordu. Kızımı telefonla görüntülü arayıp cinsel organını gösteriyor. Kızım bağırıyor, çığlık atıyor o sıra. Çocuğum orada her şeyi anlattı bana artık. Daha sonra şikayette bulunmaya gittik. Polis orada kızıma, ‘annen baban boşanacak, emin misin?’ ‘Annen iftira mı atıyor?’ gibi sorular sordu. ‘Ben babama iftira atmıyorum, babam bana bunları yaşattı’ dedi. Ben de kızım gibi 11 yaşında istismara uğradım. Annem beni dinlemedi, annem sustu ama ben kızım için susmayacağım. Anneler de susmasın, çocuklar da susmasın. Yıllardır özgürlüğümü elimden aldı, daha yeni üniversiteyi dışarıdan okumaya çalışıyorum. En büyük görümceme ‘neden arkamda durmuyorsun’ diyordum, ‘kardeşim iyidir’ deyip konuyu kapatıyorlardı” ifadelerini kullandı.

    Edip K.’nın yalnızca kızına cinsel istismarda bulunmadığını kaydeden Filiz K., ““Benim derdim bu adamın ağır ceza alması. Kızım haricinde 12 yaşındaki bir kızı da istismar etmiş, davası var. Bu kızı tanımıyorum. E-Devlet’ten bakınca gördüm. Bu durumu da mahkemeye sundum. İstanbul’da yurttan çıkan bir kızmış sanırım okuduğum kadarıyla. O davanın ne süreçte olduğunu bilmiyorum. Şu anda başka bir cezadan tutuklu” dedi.

    KADINLARA ‘DAYANIŞMA’ ÇAĞRISI

    Yaşadıklarının ardından susmak istemediğini söyleyen Filiz K., kamuoyuna ve özellikle kadınlara şu çağrıyı yaptı:

    “Ben susmayacağım. İster ceza alsın ister almasın; benim çocuğum gibi acı çeken ve susan onlarca kız çocuğu, kadın var ama sustukça bu acılar devam edecek. Anneler susmasın, çocuklar susmasın, kızlar susmasın. Yeter artık! Kadınların sesine kulak verilmesi gerekiyor. Ben bir anneyim ve bu mücadele sadece benim için değil, her bir kadın ve çocuk için. Ülkemizdeki kadınların gücü, birbirimize olan desteğimizdir. Tüm kadınları yanımda görmek istiyorum ve hepimizin sesini duyurabilmesi için destek bekliyorum.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Malatya’da iki kadın cinayeti: Sessiz kalmayacağız, alışmayacağız!- VİDEO

    Malatya’da iki kadın cinayeti: Sessiz kalmayacağız, alışmayacağız!- VİDEO

    PİRHA- Malatya’da bir hafta içerisinde iki kadının erkekler tarafından katledilmesine karşı bir araya gelen Malatya Demokratik Kadın Platformu, “Şiddetin, cinayetlerin temelinde eşitsizliği, kadını ikinci plana iten zihniyet ve erkek egemen devlet politikalar var. Bu cinayetlerin failleri kadar, kadınları korumayanlar da sorumludur. Bu alışıp sessiz kalmayacağız” dedi.

    Malatya’da bir hafta içinde iki kadın erkekler tarafından katledildi. İlk cinayet, Samanköy Konteyner Kent’te meydana geldi; bir kadın, yaşam mücadelesi verirken bir erkek tarafından katledildi. Bir hafta sonra, Hekimhan ilçesinde boşandığı erkek tarafından silahla vurularak öldürülen başka bir kadın daha hayatını kaybetti.

    “KADIN CİNAYETLERİ SİSTEMATİKLEŞTİ”

    Malatya Demokratik Kadın Platformu, kadın cinayetlerini protesto etmek için bir araya geldi. “Artık ölmek istemiyoruz, adalet istiyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Kadın, yaşam, özgürlük” ve “Kadın cinayetleri politiktir” sloganları atıldı.

    Platform tarafından yapılan basın açıklamasında bu cinayetlerin rastlantısal olmadığını, aksine toplumsal ve sistematik bir sorunun parçası olduğunu belirtildi. Kadın cinayetlerinin bireysel ve münferit değil, sistematik olduğu vurgulandı.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI: KADINLARI KORUYUN

    Platform tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Daha bir hafta önce, Samanköy Konteyner Kent’te, bir kadın, bir erkek tarafından katledildi. Depremzede ve zor koşullarda yaşam mücadelesi veren bir kadın; yerinden edilmişliğin, güvencesizliğin ve şiddetin ortasında yaşam hakkından edildi. Şimdi ise, Hekimhan ilçesinde, bir kadın daha boşandığı erkek tarafından silahla vurularak öldürüldü. Şiddetin, istismarın, cinayetlerin temelinde yatan şey sadece bireysel nefret ya da öfke değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadını ikinci plana iten zihniyet ve erkek egemen devlet politikalarıdır.

    Soruyoruz; Samanköy’deki ve Hekimhan’daki kadınlar neden korunamadı? Koruma kararları neden etkili uygulanmıyor?

    O zaman hatırlatalım; 6284 Sayılı Kanun etkin şekilde uygulansaydı, bu kadınlar bugün hayatta olabilirdi. İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı, şiddetin önlenmesi için devlet yükümlülük altındaydı. Türkiye’nin hâlâ onaylamadığı ILO 190 sözleşmesi, iş yerinde ve kamusal alanda şiddete karşı kadınları korumak için hayati öneme sahiptir.

    Bu ülkede kadın olmak her gün ölümle burun buruna yaşamak demek. Ama biz alışmıyoruz, susmuyoruz, susmayacağız! Bu cinayetlerin failleri kadar, onları durdurmayanları da kadın arkadaşlarımızı korumayanları da sorumlu tutuyoruz.”

    PİRHA/ MALATYA

  • Mersin Kadın Platformu: Suriye’de Alevi kadınlar özellikle hedef alınıyor- VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Suriye’de Alevi kadınlar özellikle hedef alınıyor- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Suriye’de Alevi kadınların hem cinsiyetleri hem de inançları sebebiyle özellikle hedef alındığını belirterek, “Kadınlara yönelik bu çok katmanlı saldırı, savaşın sadece topraklar üzerinde değil, bedenler ve kimlikler üzerinde de yürütüldüğünün en açık göstergesidir” dedi.

    Şırnak’ın Silopi ilçesinde aynı iş yerinde çalıştığı erkek tarafından katledilen Gülizar Yıldız, Suriye’de Alevi kadınlara dönük katliamlar ve savaşlarda kadınların hedef alınmasına dair Mersin Kadın Platformu basın açıklaması yaptı. Pozcu GMK Bulvarında yapılan eylemde “Erkek devlet şiddetine karşı sokaktayız” yazılı pankart açıldı.

    “GÜLİZAR YILDIZ CİNAYETİ POLİTİKTİR”

    Basın metnini platform adına okuyan Çiğdem Göksoy, Gülizar Yıldız’ın katilinin tıpkı diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi politik olduğuna vurgu yaparak, “Bu sadece bireysel bir trajedi değil, sistematik ve politik bir cinayettir. Kadınların her gün öldürüldüğü bir ülkede, hiçbir kadın güvende değil. Katledilişi, yalnızca bireysel bir öfkenin değil, erkek egemen sistemin sonucudur” diye konuştu.

    “SAVAŞIN İLK HEDEFİ KADINLAR OLUYOR”

    “Erkek-devlet şiddeti yalnızca sınırlarımız içinde değil. Kadınlar yalnızca evde, sokakta, işte değil; savaş alanlarında, göç yollarında, mülteci kamplarında da öldürülüyor” diyen Göksoy, Suriye’de katledilen Alevi kadınları da andı. Suriye’de Alevi kadınların hem cinsiyetleri hem de inançları sebebiyle özellikle hedef alındığını belirten Göksoy, şunları söyledi:

    “Suriye’de savaşın başladığı günden bu yana kadınlar sistematik olarak katlediliyor, tecavüze uğruyor, kaçırılıyor, zorla evlendiriliyor. Kadın bedeni savaşın ganimeti haline getiriliyor. Erkek egemen savaş düzeni, kadınları susturmanın ve yok etmenin aracına dönüşüyor. Mezhebi, kimliği, aidiyeti ne olursa olsun, kadınlar bu savaşın ilk hedefi oluyor. Alevi kadınlar, bu süreçte hem mezhebi kimlikleri hem de cinsiyetleri nedeniyle özel olarak hedef alındı; toplu katliamlar, kaçırmalar, işkence ve zorla alıkoymalarla yok edilmeye çalışıldılar. Kadınlara yönelik bu çok katmanlı saldırı, savaşın sadece topraklar üzerinde değil, bedenler ve kimlikler üzerinde de yürütüldüğünün en açık göstergesidir.

    DAYANIŞMA VURGUSU

    Silopi’de öldürülen kadınla, Rakka’da tecavüze uğrayan kadın, İdlib’de bomba altında can veren kadın, İstanbul’da sokak ortasında katledilen kadın aynı şiddetin hedefindedir. Bu şiddetin failini sadece bireylerde değil; patriyarkal devlette, militarist politikada, sessiz kalan toplumda arıyoruz. Kadınlar olarak sınır tanımıyoruz. Türkiye’de, Suriye’de, Filistin’de, İran’da ve dünyanın dört bir yanında erkek şiddetine karşı ses çıkaran tüm kadınlarla dayanışma içindeyiz.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Erkekler Mayıs ayında 26 kadını katletti

    Erkekler Mayıs ayında 26 kadını katletti

    PİRHA- Erkekler Mayıs ayında en az 26 kadın ve bir çocuk öldürdü.

    Bianet’in yerel ve ulusal basına yansıyan haberlerden derlediği verilere göre, erkekler Mayıs 2025’te en az 26 kadını ve bir çocuğu öldürdü. Aynı ay içerisinde en az 68 kadın erkekler tarafından şiddete uğrarken, 50 çocuk istismar edildi, 16 kadın tacize maruz kaldı. Erkekler ayrıca 277 kadını seks işçiliğine zorladı.

    ŞÜPHELİ ÖLÜMLER ARTTI

    Mayıs ayında 27 kadın ve 21 çocuğun ölümü basına “şüpheli ölüm” olarak yansıdı. Geçen yıl aynı ayda şüpheli kadın ölümleri 17 olarak kaydedilmişti.

    Mayıs ayında öldürülen en az altı kadının, koruma kararına rağmen yaşamını yitirdiği belirtildi. Öldürülen kadınlardan biri Suriyeliydi.

    TACİZ VAKALARINDA ARTIŞ

    Mayıs ayında erkekler en az 16 kadını taciz etti. Geçen yıl aynı ayda bu sayı dört olarak kayda geçmişti. Tacize uğrayan kadınlardan biri trans bireyken, olayların çoğu sokak, hapishane ve cadde gibi ev dışı ortamlarda yaşandı.

    Erkekler, Mayıs’ta en az 50 çocuğu istismar etti. Bu sayı geçen yıl aynı ayda 29’du. Vakaların büyük çoğunluğu (43 çocuk) ev dışı ortamlarda, özellikle dini eğitim kurumlarında meydana geldi. En az 28 çocuğun failinin öğretmen olduğu belirtildi.

    ERKEKLER 68 KADINI YARALADI

    Mayıs ayında erkekler, 68 kadını yaraladı. Şiddet uygulayan erkekler arasında polisler de bulunuyor. Vakaların 49’u ev içinde, 17’si ise ev dışında gerçekleşti. Kadınların 55’i darp edilerek, altısı ateşli silahla, beşi kesici aletle ve ikisi yakılarak yaralandı.
    Mayıs ayında erkekler bir kadına tecavüz etti. Failin, kadının okul arkadaşı olduğu bildirildi. Geçen yılın aynı ayında basına yansıyan tecavüz vakası olmamıştı.

    2025’in ilk beş ayında erkekler:
    • 131 kadını öldürdü,
    • 70 kadını taciz etti,
    • 122 çocuğu istismar etti,
    • 261 kadına şiddet uyguladı,
    • 4 kadına tecavüz etti,
    • En az 563 kadını seks işçiliğine zorladı,
    • 178 kadının ölümünü “şüpheli” şekilde basına yansıttı,
    • En az 26 çocuğu öldürdü.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Mersin’de kadınlardan 14 Şubat mesajı: Öldüren sevgi istemiyoruz – VİDEO

    Mersin’de kadınlardan 14 Şubat mesajı: Öldüren sevgi istemiyoruz – VİDEO

    PİRHA- Mersin Halkevci Kadınlar, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne dair yaptıkları basın açıklamasında “Bizi hapsetmeye çalıştıkları dört duvarı, eşitsiz aşkı kabul etmiyoruz. İstediğimiz aşkı özgürce yaşadığımız, hayatlarımıza dair kararları erkeklerin değil kendimizin aldığı bir yaşam istiyoruz. Öldüren sevgi istemiyoruz” dedi.

    Mersin Halkevci Kadınlar, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla, “Öldüren sevgi istemiyoruz” başlığıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Pozcu GMK Bulvarı’nda yapılan açıklamada “Eşitsiz aşkı da eşitsiz hayatı da kabul etmiyoruz. Yaşamak için feminist mücadeleye” pankartı açıldı. Kadınlar sık sık, “Kadın cinayetleri politiktir” ve “Eşitlik yoksa aşk da yok” sloganları attı.

    Basın metnini okuyan Halkevci Kadınlar üyesi Berivan Dinler, “aşk” adı altında kadına yönelik şiddetin unutturulmaya çalışıldığını ifade ederek, “Kırmızı güllerin, parıltılı hediyelerin yaşadığımız gerçekliğin üstünü örtmesine izin vermiyoruz” dedi.

    “KADINLAR ŞİDDET GÖRDÜKLERİ EVLİLİKLERE ZORLANIYOR”

    “Aşk evliliği” adı altında kadınların eve hapsedildiğini, emeklerinin sömürüldüğünü vurgulayan Berivan Dinler, erkek egemen sistemin “Kadınların görünmeyen emeğiyle” döndüğünü ifade etti. Dinler, “Kadınları ev içi emeğiyle daha fazla sömürmek için pazarlanan ‘kutsal aile’ aşk ile sonlanıyor. Devletin yerine getirmediği birçok bakım hizmeti kadınların omzuna yükleniyor. Kadınlar şiddet görse dahi mutsuz olduğu evliliklere zorlanıyor. Çünkü iktidar kadınları şiddetten korumak yerine aileyi korumayı, boşanmayı engellemeyi tercih ediyor. 2024 yılında kadın cinayetleri en yüksek seviyeye ulaşmışken, iktidar tarafından 2025 yılı ‘aile yılı’ ilan edildi. En az 3 çocuk dayatmalarına, kimi sevip kimi sevemeyeceğimize karışanlara, LBTİ+ düşmanlığını körükleyenlere karşı biz de bu yılı kadın yılı ilan ettik. Bizi hapsetmeye çalıştıkları dört duvarı, eşitsiz aşkı kabul etmiyoruz. Sadece nefes almaktan ibaret bir yaşamı değil, arzu ettiğimiz hayatı istiyoruz. İstediğimiz aşkı özgürce yaşadığımız, hayatlarımıza dair kararları erkeklerin değil kendimizin aldığı bir yaşam istiyoruz. Öldüren sevgi istemiyoruz. Tüm kadınları hayatlarımıza, arzularımıza sahip çıkmaya, yaşamak için feminist mücadeleye çağırıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Kadına yönelik şiddeti önlemede bütüncül politikalar geliştirilmeli’

    ‘Kadına yönelik şiddeti önlemede bütüncül politikalar geliştirilmeli’

    PİRHA- Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin hazırlamış olduğu rapora göre bir yılda 5 bin 643 kişi başvuruda bulunup yardım talep etti. Dernek tarafından yapılan açıklamada “Şiddet gören kadınların en acil sorunlarından biri olan konut ve barınma sorunu ücretsiz barınma hakkı olarak değerlendirilip derhal çözülmeli. Kadına yönelik şiddeti sona erdirmeyi amaçlayan bütüncül politikalar geliştirilmeli” denildi.

    İstanbul Pendik’te bulunan Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, hazırladıkları yıllık raporda 1 Ocak-31 Aralık 2024 tarihleri arasında 5 bin 617 kadın, 6’sı 17 yaşında lise öğrencisi olan 16 kız çocuğu, 1’i 17 yaşında lise öğrencisi olan 10 erkek çocuğu olmak üzere toplam 5 bin 643 kişinin derneklerine başvurduğunu belirtti.

    YOKSULLUK BAŞVURULARI ARTTIRDI

    Bir yılda ekonomik sebeplerle başvuran sayısının 4 bin 840 kişi olduğu belirtildi. Kadınların bin 510’unun çocuğunun okul ihtiyaçlarının karşılanması için başvururken 3 bin 330 kadının da gıda, kıyafet, kira, fatura yardımı için başvurduğu kaydedildi.

    Yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde yapılan başvuruların büyük kısmı çanta, okul kıyafeti ve kırtasiye desteği taleplerinden oluşurken başvuran kadınların önemli bir bölümünün çalışan kadınlardan oluştuğuna dikkat çekildi. Önceki yıllarda ana sınıfı öğrencileri için de okul desteği talebi gelirken bu yıl birçok kadının ekonomik nedenlerden ötürü çocuğunu ana sınıfına kaydedememesi sebebiyle bu talebin azaldığı vurgulandı.

    Raporda; 150 kadının iş başvurusu için yardım istediği, 134 kadının hukuki yardım istediği, 8 kadının da ya kendisi ya da çocuğu için psikolojik danışmanlık desteği istediği bilgisi paylaşıldı.

    FAİLLER EN YAKINLAR

    Kadınların uğradığı şiddetin faillerinin çoğunun da kadınların en yakınlarının olduğuna dikkat çekildi. Kadınların en çok şiddet gördüğü için başvurduğu kişiler eşleri.

    Rapora göre; kadınlara ve çocuklara şiddet uygulayan şiddet faillerinin 283’ü eş, 24’ü boşandığı erkek, 45’i babası, 9’u akrabası, 20’si sevgilisi veya nişanlısı, 6’sı komşusu, 2’si ustabaşı, 28’i diğer kişiler, 8’i abi veya üvey abisi, 6’sı ise erkeğin ailesinden.

    Şiddete uğrayan kadınların 145’i ücretli çalışan, 210’u ev kadını, 10’u işsiz, 13’ü emekli, 6’sı üniversite öğrencisi, 25’inin ise istihdam durumu bilinmiyor. Şiddete uğrayan 409 kadının 283’ü evli, 24’ ü boşanmış, 15 kadının ise birlikte yaşadığı biri var.

    EN ÇOK FİZİKSEL ŞİDDETE KARŞI BAŞVURU YAPILDI

    Şiddet gördüğü için başvuran kadın ve çocukların 220’sinin fiziksel şiddet, 90’ının ekonomik şiddet, 87’sinin psikolojik şiddet, 28’sinin cinsel şiddet, 10’unun dijital şiddete maruz kaldığı belirtildi.

    Raporda, 2024 yılında şiddet nedeniyle derneğe başvuran kadınların yüzde 12’si, ekonomik şiddet mağduru olduklarını ve maaşlarının zorla alınması, nafakanın ödenmemesi, borçlandırılma, kiranın ödenmemesi, çalışmasına engel olma, zorla çalıştırma, iş yerinde itibarsızlaştırılma, ortak paralarının izinsiz harcanması, ziynet eşyalarına el konulması, ortak alınan gayrimenkullerin kadının onayı olmadan satılması ve aç bırakılma gibi ciddi durumlarla karşılaştıklarına dikkat çekildi. Derneğe başvuran kadınların 15’inin istemedikleri halde anne-babası veya aile fertleri tarafından tehdit edilerek, zorla evlendirildiği belirtildi.

    BARINMA SORUNU, KADINLARI ŞİDDET DÖNGÜSÜNE MAHKUM EDİYOR

    Raporda, şiddet gördüğü için başvuran evli kadınların neredeyse tamamının boşanmak için ne yapabileceğini öğrenmek istediği ortaya kondu. Şiddet gördüğü için ayrılmak isteyen kadınların yaşadığı sorunların başında ise barınma sorunu geldiğine dikkat çekildi. Boşanma sürecinde kadınların yaşadığı sorunlar olarak yüksek kiralar yüzünden ayrı bir eve çıkamama, boşandığı erkeğin nafaka ödememekteki ısrarı, erkeklerin boşanmayı kabul etmemeleri, ayrıldıkları kadınları öldürmekle tehdit etmeleri sıralandı.

    Raporda geçen yıla göre bu yıl, hukuki bilgi talebinin yanı sıra avukat talebinin de arttığına dikkat çekildi. Sebebi ise, asgari ücret veya az üzerinde maaşla çalışan kadınların geçinmekte zorlandığı ancak sosyal güvenceleri bulunduğu için boşanmak istediklerinde baroların adli yardım hizmetinden yararlanamamaları ile ifade edildi.

    “ŞİDDETİ ÖNLEYECEK MEKANİZMALAR ACİL İHTİYAÇ”

    Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, 2024 yılı raporunda artan kadına yönelik şiddete karşı şu talepleri sıraladı:

    “-Kadınların istihdama ve sosyal yaşama özgür ve eşit katılabilmesini sağlayacak yaygınlıkta, başta işyerlerinde ve mahallelerde 7/24 işleyen kreşler, özel çocuk bakım merkezleri kurulmalı.

    -Şiddet gören kadınların en acil sorunlarından biri olan konut ve barınma sorunu ücretsiz barınma hakkı olarak değerlendirilip derhal çözülmeli.

    -Kadına yönelik şiddeti sona erdirmeyi amaçlayan bütüncül politikalar geliştirilmeli.

    -Şiddete maruz bırakılan kadınların ve varsa bakmakla yükümlü oldukları kişiler ihtiyaç duydukları her alanda desteklenerek güçlendirilmeli.

    -Nüfusu 100 bin üzerindeki her belediye sığınak, 50 bin üstündeki her belediye ise kadın dayanışma merkezi açmalı.

    -Uzaklaştırma ve koruma kararlarını ihlal eden erkeklere daha caydırıcı cezalar uygulanmalı.

    -Kadınların adli yardıma erişebilmesi için daha fazla bütçe ayrılmalı.

    -Göçmen kadınlar şiddete maruz kaldıkları için başvuru yaptıklarında geri gönderme merkezlerine gönderilmesin, başvurabilecekleri destek mekanizmalarına dair yaygın ve anadillerinde bilgilendirme çalışması yapılsın.

    -Göçmen kadınlar şiddete maruz kaldıkları için başvuru yaptıklarında geri gönderme merkezlerine gönderilmesin, şiddete karşı önleyici ve koruyucu tedbirlere erişimleri garanti altına alınsın. Başvurabilecekleri destek mekanizmalarına dair yaygın ve anadillerinde bilgilendirme çalışması yapılsın.

    -Müjde olarak sunulan esnek ve uzaktan çalışma modeli kadınlara düşük ücretler ve güvencesizlik getiriyor. Kadınlara sendikalı, güvenceli ve düzenli iş imkanı yaratılmalı, esnek çalışmaya ve ücret eşitsizliğine son verilmeli.

    -Ülkemizde her gün en az 3 kadın boşanmak ya da ayrılmak istediklerinde şiddete maruz kalıyor ya da öldürülüyor. Böyle bir gerçek varken aile hukukunda arabuluculuk uygulamasıyla kadınlar daha çok şiddet tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Boşanma davalarında kadınların güvenliğinin sağlanabilmesi için “aile arabuluculuğunu getirme” gündeminden acilen vazgeçilmeli. Yargılama doğrudan mahkemeler aracılığıyla yapılmalı ve kadınların güvenliği sağlanmalı.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Erkekler 2024’te 375’ten fazla kadını katletti

    Erkekler 2024’te 375’ten fazla kadını katletti

    PİRHA- Hükümetin caydırıcı cezaları uygulamaması, kadın düşmanı politikaları kadınlara şiddet ve ölüm olarak dönmeye devam ediyor. Erkekler 2024 yılında 375’ten fazla kadını katletti.

    Türkiye’de kadınların mücadele ettiği alanların başında gelen erkek şiddeti ve kadın cinayetleri bu yıl daha da artış gösterdi. Geçen sene 321 kadın erkekler tarafından katledilmiş, 208 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçmişti. Bu sene ise medyaya yansıyan haberlere göre 2024 yılında 375 (aralık ayı hariç) kadın erkekler tarafından öldürüldü, 233 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

    Özellikle İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in Semih Çelik tarafından katledilmesi ülkede infial yarattı. Narin Güran cinayeti de ‘kutsal aile’ söylemleriyle bezenen aile yapısının çocuklar ve kadınlar için ne denli güvensiz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Son olarak Van’da önce kaybolan ve ardından cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in ölümü henüz aydınlatılmadı. Tüm bu cinayetlere karşı ise kadınlar her zaman olduğu gibi bulundukları alanlardan isyan ederek, gerçek adalet taleplerini haykırdılar.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da kadınlardan iktidara 25 Kasım mesajı: Siz konuştukça kadınlar ölüyor!-VİDEO

    Ankara’da kadınlardan iktidara 25 Kasım mesajı: Siz konuştukça kadınlar ölüyor!-VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Ankara Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Biz feminist hareketten, kadın kurtuluş hareketinden ve Kürt kadın hareketinden; kadın ve lgbti+lar olarak mücadele ediyoruz. Çünkü kadınlar her gün erkekler tarafından katlediliyor, şiddete uğruyor” denildi.

    25 Kasım 1961’de Dominik Cumhuriyeti’nde bir uçurumun dibinde cesetleri bulunan Mirabel Kardeşler’in mücadelelerinden ilham alan Birleşmiş Milletler, bu tarihi Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele Günü ilan etti.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde Ankara’da kadınlar alanlardaydı. Kolej Meydanı’nda buluşan kadınlar Sakarya Meydanı’na yürüyerek burada basın açıklaması yaptı.
    “Jin, jiyan, azadî” sloganı eşliğinde yürüyen kadınlar, sık sık “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop; inadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları attı.

    25 Kasım mesajlarının yer aldığı pankart ve dövizleri taşıyan kadınlar, eşitlik taleplerini dile getirdi. Yürüş esnasında polisler kitleyi engellemeye çalışırken kadınlar barikatı aşarak yürüyüşe devam etti. Çıkan arbede de 2 kişinin gözaltına alındığı bilgisi verildi. Yürüyüşün ardından yapılan açıklama Türkçe, Kürtçe, Arapça olarak okundu.
    Açıklamayı kadınlar adına İrem Dağ okudu.

    “HAYATLARIMIZI SİZE TESLİM ETMEYECEĞİZ!”

    Kadın mücadelesinin tarih boyunca sınır tanımadan büyüdüğünü söyleyen İrem Dağ, şunları ekledi:

    “Mirabel kardeşlerden Mahsa Amini’ye bu mücadelenin kadınlara ait olduğunu söyledi. İrem Dağ, “Biz feminist hareketten, kadın kurtuluş hareketinden ve Kürt kadın hareketinden; kadın ve lgbti+lar olarak mücadele ediyoruz çünkü kadınlar her gün erkekler tarafından katlediliyor, şiddete uğruyor. Kadın düşmanı siyasal iktidarınız her gün bizi ölüme, şiddete mahkûm ediyor. Cezasızlık politikalarıyla hayatlarımızı kuşatılıyor! Siz konuştukça biz kadınlar ölüyoruz! Gülistan Doku, Hande Kader, Nagihan Akarsel Derin, İkbal Uzuner, Ayşegül Halil, Narin Güran, Rojbin Kabaiş, Güldane, Şirin ve daha niceleri…. Hayatlarımızı size teslim etmeyeceğiz. Öfkemizi kuşandık buradayız, meydanlardayız! Şiddet Faili erkeklerden, kadın düşmanı iktidarınızdan hesap soruyoruz. Geçtiğimiz Ekim ayında 48 kadın katledildi, 23 kadının ölümü ise şüpheli. 2010’dan bu yana en yüksek oranla karşı karşıyayız! Kadınların ailelerindeki erkekler tarafından öldürüldüğü gerçeğini saklayamazsınız.”

    “HESAP SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘sıfır tolerans’ söylemini hatırlatan İrem Dağ, “ İstanbul Sözleşmesinden bir gecede ‘bitmiştir bu iş’ diyerek çıkmak, 6284’ü tartışmaya açmak, failleri aklayıp cezasızlıkla ödüllendirmek mi sizin sıfır tolerans dediğiniz? Kadınların kaç çocuk doğuracağına karışıp, nasıl doğum yapacağına müdahale edip bedenlerini denetim altına almaya çalışmak mı? İçişleri Bakanı Yerlikaya açıklamasında koruma kararı verilen kadınların karara uymayarak şiddet gördükleri erkeklere evlerinin kapısını açtıkları için öldürüldüklerini söyledi. Siz bu sözlerinizle şiddet faillerini aklıyorsunuz, teşvik ediyorsunuz. Katledilen kadınları suçluyorsunuz! Şiddet faili erkeklerden, kadın düşmanı politikalarınızdan hesap sormaya devam edeceğiz. Evet, özgür ve eşit bir yaşamı istiyoruz ve alacağız” dedi.

    “KADIN YOKSULLUĞUNU KABUL ETMİYORUZ”

    “Erkek egemen kapitalist sistemin yarattığı ekonomik kriz, bize çifte sömürü olarak dönüyor, kadın yoksulluğu salt bir kavramın ötesinde yakıcı bir gerçek olarak karşımızda duruyor” diyen Dağ, şunları söyledi:

    “Ekonomik kriz gerekçesiyle, kadın emeği güvencesiz, esnek ve ucuz-iş gücü alanına hapsedilmeye çalışılıyor. Tüm bu döngü, kendi hayatını geçindirecek kadar maaşı olmayan kadınları, eve, evdeki şiddete, kendileri için biçilen düzene biat etmeye zorluyor, kadına şiddeti yeniden üretiyor. Dünya bizim emeğimizle dönerken ev içi emeğimiz görünmezleştiriliyor. İşyerlerinde tacize, cinsel şiddete ve mobbinge maruz kalıyoruz. Biz kadınları yoksullaştıran ve güvencesizleştiren politikalarını kabul etmiyoruz! Biz Kadınlar eşit işe eşit ücret hakkımızdan, ücretsiz kreş talebimizden vazgeçmiyoruz! Mecliste bütçe görüşmeleri devam ediyor. Yoksulluk karşısında kendi kaderine terk edilen, bakım emeği ile annelik arasında sıkışıp kalan kadınlara ayrılan bütçe, toplam bütçenin yalnızca yüzde 0,3’üne denk geliyor. Ayrılan bu bütçe yine kadınlara aktarılmıyor. Kamusal hizmet olarak yapılması gereken, şiddete maruz bırakılmış kadınlar için sığınmaevleri, çalışan ve çalışmayan kadınlar için kreşler, engelli ve yaşlı bakım evleri yapılmıyor ya da niteliksiz, eksik yapılıyor.

    “İKTİDAR ÖZGÜR YAŞAM İRADESİNE SALDIRIYOR!”

    Demokratik siyasete karşı geliştirilen saldırılar katmerlenerek yaşadığımız coğrafyanın tümüne sınırsız şiddet dalgasıyla yayılıyor. Yeni darbeyle kayyım politikalarını irade gaspıyla sürdüren, AKP-MHP iktidarı, eşbaşkanlık ilkesini bahane ederek, aslında kadınların eşit temsil, eşit ve özgür yaşam iradesine saldırıyor. Adeta Kürt halkının seçme ve seçilme hakkı yoktur diyerek, her gün kayyum/irade gaspı terörünü devam ettiriyor. Anayasanın tamamen askıya alındığı bu koşullarda ezici bir oyla seçilen belediye eş başkanları tutuklanıyor, görevlerinden alınıyorlar gaspçı kayyım rejimi devreye konuluyor.”

    “LÜBNAN’DAN ROJAVA’YA DÜNYANIN DÖRT YANINDA MÜCADELEMİZ ORTAK”

    Eşit, özgür bir yaşamın kadın dayanışması ile kurulacağını söyleyen Dağ, “Kadınlar olarak; eşit temsil iradesi ile aldığı güçle, yönetim mekanizmalarında, genel ve yerel siyasetin her aşamasında sadece emek veren değil, karar alıcı olarak da yer alacağız. Sokaklarda, zindanlarda, alanlarda bedeli ne olursa olsun kayyum politikasına, irade gaspına baş eğmedik, baş eğmeyeceğiz. Yıktığınız kentleri yeniden kuracağız, kararttığınız geceleri dayanışmamızla biz aydınlatacağız! Haklarımızı gasp eden, hayatlarımıza kayyım atayan erkek egemen sistemi hayatımızın her alanına dayatan AKP İktidarına ve ortaklarına sesleniyoruz: Hesap Soracağız! Filistin’de, Lübnan’da, Rojava’da dünyanın dört bir yanında savaşla hayatı alt üst edilen kadınlar ve LGBT ile mücadelemiz ortak! Katledilen, kaybedilen tüm kadınların, çocukların isyanı için mücadele ediyoruz! Eşit, özgür bir yaşamı kadın dayanışması ile kuracağız. Yaşasın kadın dayanışması! Yaşasın geceleri aydınlatacak mücadelemiz!” diye ekledi.

    Yapılan açıklamanın ardından “Transfobik devleti yıkacağız elbet” sloganı eşliğinde Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü polis tarafından okutulmayan basın metni de okundu.

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da şiddeti protesto eden binlerce kadın haykırdı: Jin, Jîyan, Azadî! -VİDEO

    İstanbul’da şiddeti protesto eden binlerce kadın haykırdı: Jin, Jîyan, Azadî! -VİDEO

    PİRHA – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul’da yürüyüş yapmak isteyen kadınlara polis izin vermedi. Taksim Meydanı’na çıkmaya çalışan çok sayıda kadın polis tarafından gözaltına alındı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde binlerce kadın 25 Kasım Kadın Platformu’nun öncülüğünde Karaköy Vapur İskelesi’nde bir araya geldi. “Erkek devlet şiddetine karşı mücadelemiz birbirimiz için” sloganıyla bir araya gelen kadınlar, taleplerini açıkladı.

    Ancak İstanbul Valiliği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü öncesinde bir kez daha meydanları kadınlara kapatma kararı aldı. Valilikten yapılan yazılı açıklamada, 25 ve 26 Kasım tarihleri arasında Beyoğlu’nda gerçekleştirilecek etkinliklerin yasaklandığı duyuruldu.

    Bunun üzerine Taksim’e çıkan tüm yollar ikinci bir emre kadar kapatıldı. Sabah saatlerinden itibaren Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi başta olmak üzere Beyoğlu sınırları içerisinde bulunan birçok cadde ve sokak bariyerlerin yanı sıra çevik kuvvet ve TOMA araçları ile ablukaya alındı.

    Polis ablukasına ve yasağa rağmen ‘Yaşamak istiyoruz’ diyen kadınlar ise Karaköy’de pankartları ile toplandı.

    Kadınlar sık sık “Jin jiyan azadi”, “Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz”, “Kadınlar artık susmayacaklar, susmayacaklar”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” sloganlarını attı.

    Karaköy’den vapur iskelesine gelmek isterken ablukaya alınarak geçişlerine izin verilmeyen ve gözaltı aracında bekletilen kadınlar için iskelede açıklama yapıldı.

    25 Kasım Kadın Platformu adına açıklamayı Gamze Çetintepe okudu.

    “SUÇLU ERKEK EGEMEN DÜZEN!”

    Çetintepe, kadına yönelik şiddete karşı önleyici/koruyucu politikalar geliştirmek bir yana var olan yasaları bile uygulamayan devletin iyi hal ve haksız tahrik indirimleriyle de cezasızlığı beslediğini belirterek devamında şunları söyledi:

    “Şüpheli kadın ölümlerini ve kayıpları aydınlatmayıp üstünü örtüyor. Gülistan Doku dört yıldır kayıp! Narin’e, Rojin’e ne olduğu gizlenmeye çalışılıyor. Biz ise o örtüyü kaldırıp suçluyu gösteriyoruz. Suçlu erkek egemen düzen, erkek devlet ve onun kurumları. Çocuk yaştan bize cinsiyet rollerini öğretmeyi görev edinen, istismar yuvası tarikatlarla işbirliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, nasıl doğuracağımızı, kaç çocuk yapacağımızı söyleyen, transların hormona erişimini engelleyen Sağlık Bakanlığı’na; heteronormatif aile dışında kadınların, LGBTİ+ların varlığını kabul etmeyen, boşanmayı azaltıp kadınları en çok öldürüldükleri aile içine hapsetmeye çalışan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan, tasarruf diye kamu hizmetlerinden kısarak gittikçe daha büyük bir toplumsal bakım yükünü kadının sırtına yükleyen Maliye Bakanlığı’na kadar her alanda kadın düşmanı, LGBTİ+ düşmanı politikalar üreten bütünlüklü bir sistemle karşı karşıyayız.

    “JİN JİYAN AZADİ SLOGANLARIYLA SOKAKLARI DOLDURUYORUZ!”

    Kadın ve LGBTİ+ düşmanı iktidar bununla yetinmeyip düşmanlar yaratarak savaş politikalarıyla güç kazanmaya çalışıyor. Kürt halkının iradesini yok sayarak, ilk işi kadın dayanışma merkezlerini kapatıp yerine evlendirme dairesi, kuran kursu açmak olan kayyumlar atıyor. Bu gaspçı, rantçı kayyumlar kadınları kamusal alandan silmeye, tüm dünyada kadın mücadelesi ve dayanışmasının sloganı olan Jin Jiyan Azadi’yi yasaklamaya çalışıyor. Biz kadınlar kayyumlara ve savaşa karşı da buradayız. Kürtçe’ye ve kadın özgürlüğü fikrine katlanamayanlara inat sokakları Jin Jiyan Azadi sloganlarıyla dolduruyoruz!

    “BÜTÜN KADINLAR ÖZGÜRLEŞMEDEN HİÇBİRİMİZ ÖZGÜR OLMAYACAĞIZ”

    Bütün dünyada faşist iktidarlar gücünü, kendi iradesine sahip çıkan kadınların ve halkların bedenini, topraklarını işgal etmeye dayandırıyor. Filistin halkı bir seneyi aşkın zamandır soykırım altında. İsrail ile ticareti kesmeyip soykırıma suç ortaklığını sürdüren iktidarın yalanlarına karnımız tok. Filistin’de, Lübnan’da, Rojava’da, dünyanın dört bir yanında savaşla hayatı alt üst edilen, işgale direnen kadınlar ve lubunlarla mücadelemiz ortak! Bütün kadınlar özgürleşmeden hiçbirimiz özgür olmayacağız.

    “MÜCADELEMİZ BİRBİRİMİZ İÇİN!”

    Kadın dayanışmasının sınırları aşan gücünü savaşlarla yok etmeye çalışanlara karşı mücadelemiz birbirimiz için!
    Kadın cinayetlerine, trans cinayetlerine, cezasızlığa, aileci politikalara, kazandığımız haklarımıza savaş açanlara, ücretli/ücretsiz emeğimizi sömürenlere karşı mücadelemiz birbirimiz için!

    Bir kişi daha eksilmemek için, birbirimizi mutlu, umutlu bulabilmek için, kendi hayatlarımızın sahibi olabilmek için; mücadelemiz birbirimiz için!”

    Karaköy’de gözaltı aracında bekletilen kadınların serbest bırakılmasını isteyenlere de polis müdahale etti. O sırada bir grup erkek, bozkurt işareti yaparak kadınları taciz etti!

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de kadınlardan yaşam zinciri: Yaşamı savunmak için 25 Kasım’da alanlardayız- VİDEO

    Mersin’de kadınlardan yaşam zinciri: Yaşamı savunmak için 25 Kasım’da alanlardayız- VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım öncesi yaşam zinciri oluşturan Mersin Kadın Platformu, “Bu 25 Kasım’da, tüm kadınları özgürlük meşalesini yakacağımız alanlara, özgürlüğü ve yaşamı savunacağımız sokaklara çağırıyoruz” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Yoğurtçu Parkı’nda bir araya gelerek yaşam zinciri oluşturdu. Mor kurdele ile oluşturulan yaşam zincirinde erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğrafları taşındı.

    KADIN CİNAYETLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Yapılan basın açıklamasında kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerin her gün katlanarak arttığına vurgu yapıldı.

    Platform adına basın açıklamasını okuyan Bedriye Kuş, “Kadınların hayatına kast eden iktidarın kadın düşmanı politikaları her gün bir başka canı bizden koparıyor. Kadınların yaşamları pahasına savunulan “kutsal aile” düzeni, kadınları yoksulluğa, şiddete ve ölüme mahkûm ediliyor. Bu yapının içinde çocuklar istismar ediliyor, sistematik bir şekilde şiddet görüyor ve hayatlarını kaybediyor. Her sabaha kadın cinayetleri ve kayıp haberleriyle uyanıyoruz. Daha dün gece Mersin’de Akbelen mahallesinde hamile bir kadın eşi tarafından katledildi. Bu ülke, adeta kaybolan kadınların ve çocukların ülkesi haline geldi. Büyük bir kadın kıyımı yaşanıyor ve bu vahşetin failleri cezasızlık politikaları uygulayan eril-devlet zihniyeti olduğunu çok iyi biliyoruz” diye konuştu.

    “KAYYUM KADIN KAZANIMLARINA BİR SALDIRIDIR”

    Kadınların iradesiyle seçilen belediyelere atanan kayyımlar aracılığıyla kadın politikalarının yok edilmek istendiğini söyleyen Kuş, kayyımın kadın düşmanlığının en somut örneği olduğunu dile getirdi.

    Kayyımların kadın haklarına yönelik bir saldırı olduğunu kaydeden Kuş, şunları belirtti:

    “Kayyum politikası, hem Kürt halkına hem de kadınlara karşı bir saldırıdır. Kadınlar her seçimde iradelerini sandıklara yansıtarak, iktidarın baskılarına karşı seslerini duyurmuş, kayyumlara karşı direnmişlerdir. Ancak halkın verdiği cevaba kulak tıkayan iktidar, düşman hukukunu devreye sokarak, kayyumlarla sonuç alamadığı bu politikalara tekrar başvurmuştur. Ama biz kadınlar, kazanımlarımızı ve irademizi gasp etmeye çalışanlara boyun eğmeyeceğiz. Sandıklara, seçimlere sıkıştırılmaya çalışılan mücadelemizi her alanda yükselteceğiz. Bizden aldığınızı, direnişle geri alacağız! Kayyumlar gidecek, kadınlar kalacak”

    Bedriye Kuş, 25 Kasım günü saat 18.30’da Kushimoto Sokağı’nda yapılacak kadın yürüyüşüne çağrıda bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Alevi kadınlar: Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmeli- VİDEO

    Alevi kadınlar: Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmeli- VİDEO

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne çağrı yapan Alevi kadınlar, kadına yönelik erkek şiddeti noktasında iktidarın önleyici mekanizmaları devreye sokmakta gönülsüz olduğunu belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması gerektiğinin altını çizdi.

    Mirabal kardeşler olarak bilinen Patria, Minerva ve María Teresa’nın, Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten Rafael Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele ederken işkence edilerek katledilmeleri üzerine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1999 yılında 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti. O günden bu yana dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, 25 Kasım günü bulundukları her alandan erkek şiddetini duyurmak ve devletlerin şiddete karşı etkin politikalar uygulaması için talepte bulunuyorlar.

    Her ne kadar Alevi inancında kadın ve erkeği eşit gören bir yaklaşım olsa da Alevi kadınlar da diğer toplumlarda olduğu gibi patriyarkal baskılar ve kadına yönelik şiddetle mücadele ediyor. Bu anlamda hem Alevi hem de kadın mücadelesi içerisinde yer alan Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nden İnci Kaya, Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hanım Akdemir ve Aktivist Sevgi Sarıtaş, PİRHA’ya 25 Kasım ile ilgili konuştu.

    AKP’NİN POLİTİKALARI KADINA ŞİDDETİ KÖRÜKLÜYOR”

    Türkiye’de kadın cinayetlerinin artış göstermesinin sebebi olarak AKP hükümetinin söylem ve politikalarına dikkat çeken Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Sözcüsü İnci Kaya, “Türkiye’deki AKP faşist hükümetinin politikaları, sahte namus, ahlak algısı ve değerleri ile şiddeti her gün besleyen politikalarıyla bu şiddetin daha da yükselmesine sebep oluyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması da bunun en somut örneklerinden birisi. Gerici faşist AKP iktidarının bu sözleşmeyi gereksiz görmesi bunun sonucunda da Türkiye’de artan kadın cinayetleri aynı zamanda çocuk cinayetleri ve LGBTi+’lara yönelik nefret cinayetleri de bir o kadar yükselişte” dedi.

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Avrupa’da da kadın cinayetlerinin yaşandığına vurgu yapan İnci Kaya, “194 kadın Almanya’da şu ana kadar öldürülmüş ve 134 kadın da Fransa’da şiddet sonucu bu yaşamdan koparılmışlar. UNICEF’in yayınladığı bir rapora göre de her sekiz kız çocuğundan biri 18 yaşından önce tecavüze maruz kalıyor, cinsel istismara uğruyor dünya genelinde. 370 milyon kız çocuğu ve genç kadın bu durumdan etkileniyor. Öte yandan şu an devam eden savaşlarda da en çok kadınlar ve çocuklar mağdur oluyor” diye belirtti.

    Tüm bu şiddet biçimlerine karşı tek çarenin örgütlü mücadele olduğunun altını çizen İnci Kaya, “Avrupa demokratik hareketi tüm bu şiddete, savaşa, ırkçılığa, yoksullaştırılmaya karşı tek çare örgütlenmektir. Eğer her iki cins için de eşit bir dünyada yaşamak istiyorsak sömürünün ve savaşların olmadığı bir dünyayı da yaratmak zorundayız. Bu da ancak mücadeleyle olur. Tüm kadınları 25 Kasım’da bulundukları alanlarda sokaklara, mücadele alanlarına çağırıyoruz. Örgütlü mücadeleyi güçlendirelim diyoruz. Jin, jiyan,azadi” şeklinde konuştu.

    “CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL”

    Ülke ve dünya genelinde kadına şiddetin doruk noktasında olduğunu belirten Britanya Kürecikliler Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hanım Akdemir, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine işaret ederek, “Sözleşmenin Türkiye’de yeniden hayata geçirilmesi gerekiyor. Kadına yönelik şiddetin caydırıcı cezası olmadığı için suçlular erkekler cesaret buluyor. Kadınlar artık sokak ortasında silahla ya da bıçakla ya da herhangi bir şekilde ölümle burun buruna geliyor. Buna karşı gelmek için ülkenin ve dünyanın dört bir yanında kadınlar bir olmalı ve ses çıkarmalı. Mücadele yaşatır” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN SONRA ŞİDDET ARTTI”

    Aktivist Sevgi Sarıtaş, Alevi göçmen bir kadın olarak İngiltere’de yaşamasına rağmen hala Türkiye’de olup bitenler meseleleri yakından takip ediyor. Özellikle kadın ve çocuklara yönelik şiddetin İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasından sonra daha da arttığını dile getiren Sarıtaş, şu ifadeleri kullandı: “Maalesef her sabah uyandığımızda bir felaketle sarsılıyoruz. Bir sabah kalkıyoruz Narin canımız katledilmiş, küçücük bir kız çocuğu Şirin okulda olması gerekirken dilendirilirken öldürülmüş. Bir sabah kalkıyoruz çocukları zorla fuhuşa sürükleyen çeteleri ifşa ettiği için Avukat Dilek Ekmekçi tutuklanmış ve hatta akıl hastanesine yatırılmış, Kaz Dağları’nda zeytin ağaçları katledilmiş, hayvanlar telef edilmiş. Türkiye’de kadın, çocuk, ağaç, hayvan olmak çok zor. Bunlar felaket veya kader değil. Özellikle kadın cinayetlerinin bu kadar artmasının sebebi İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş olmaktır. O yüzden bir an önce bu hatadan geri dönüp İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girmelidir. Yaklaşan 25 Kasım’da İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar uygulandığını bilmek hepimizi bir nebze mutlu edecektir.”

    Elif TABAK-Fatoş SARIKAYA/ İNGİLTERE

     

  • Mersin Kadın Platformu: Öfkeliyiz, bu cinayet mahali ülkede güvende değiliz!-VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Öfkeliyiz, bu cinayet mahali ülkede güvende değiliz!-VİDEO

    PİRHA – Mersin Kadın Platformu, artan kadın cinayetleri sebebiyle protesto düzenledi. Yapılan basın açıklamasında, cinayetler nedeniyle hükümetin politikaları eleştirilirken “Cinayet mahali haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız, özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz” denildi.

    Mersin Kadın Platformu, son günlerde yaşanan kadın cinayetlerine ilişkin Kushimoto Sokağı’ndan Özgecan Aslan Medyanı’na yürüyüş düzenledi.

    Yapılan eyleme, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanları ve çok sayıda kadın destek verdi. “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Jin, jîyan, azadî” sloganlarının atıldığı yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı.

    Platform adına basın açıklamasını Fatoş Sarıkaya okudu. “Öfkeliyiz, isyandayız, bu cinayet mahalli ülkede güvende değiliz” diyen Sarıkaya, “Mücadelemiz özgürce yaşadığımız, sokaklarda güvenle yürüyebildiğimiz, evlerden, iş yerlerinden, kampüslerden tacizcileri, katilleri yok edeceğimiz, erkek devletinizi alaşağı edeceğimiz güne kadar sürecek” diye de ekledi.

    “CİNAYET MAHALİ HALİNE GELMİŞ ÜLKE”

    Fatoş Sarıkaya, AKP-MHP hükümetinin, kadın cinayetleri konusundaki politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

    “Bir kişi daha eksilmek istemediğimiz için, hayatlarımızdan endişe duymadan özgürce yaşamak istediğimiz için hep bu sokaklarda olduk. Bugün acımız, öfkemiz taze! Dün bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı. Bu ülkede dün iki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Bu ülkede dün bir kadın iki saldırgan tarafından sokak ortasında taciz edildi. Bu ülkede, katledilen Narin Güran için verilen araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Bu ülkede erkek devlet şiddeti kadınlara, çocuklara, LGBTI+lara, kendinden olmayanlara nefes aldırmıyor. Bu ülkede erkek devlet eliyle, iktidar eliyle hırsızlar, uyuşturucu baronları, çeteler, mafyalar hüküm sürüyor. Kahrolması gereken çürümüş düzenleri katledilen kadınların, kaybedilen çocukların bedenleri üzerinden yükseliyor!

    Semih Çelik isimli erkek dün İstanbul’da yaklaşık 1 saat içinde iki kadını katletti. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner, kadınlara nefret kusan, kadın katliamlarına ön açan, ‘nasılsa devlet iyi hal ya da tahrik indirimi yapar’ sözünün rahatça kurulabildiği bu düzenin bir parçası olan erkek tarafından katledildi. Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner sadece katil Semih Çelik tarafından değil, cezasızlıkla faillere ödül veren erkek yargı tarafından, ‘kutsal aile’ yalanlarıyla kadını her alandan alıkoymak isteyenler tarafından, kadın düşmanı politikaları bir bayrak gibi taşıyan erkek devlet tarafından, sırtı sıvazlanan eril tahakküm tarafından, çocuklar öldürülürken araştırılmasına engel olan bu iktidar tarafından katledildi.

    Daha bu haberlerle yeni karşılaşmışken bugün bir kadının Mezitli’de katledildiğini öğrendik. Sonay Öztürk Aslan, Uğur Araç isimli bir erkek tarafından katledildi. Erkek şiddeti her gün aramızdan bir kadını alırken susmayacak, vazgeçmeyeceğiz.

    Bizler, katledilen kadınların adını bir an bile dilimizden düşürmeden bu öfke ve isyanla kaşınızda durmaya devam edeceğiz. Cinayet mahali haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız, özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz.”

    “BİR GÜNDE 4 KADIN KATLEDİLDİ!”

    Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ise yaptığı konuşmada son 24 saatte 4 kadının katledildiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “AKP iktidarının politikalarından kaynaklı kadınların hakların gasp ediliyor, yaşamları ellerinden alınıyor, her alanda katlediliyor. ‘Sıfır tolerans tanıyacağız’ diyorlar. Sanki 22 yıldır iktidar olanlar onlar değilmiş, sanki 22 yıldır kadın kırımını getiren onlar değilmiş gibi bu açıklamaları yapıyorlar. İsyanımızla teşhir ediyoruz. Biz bu politikalara geçit vermeyeceğiz, kadınları katledenlere itaat etmeyeceğiz, geçit vermeyeceğiz. Faillerinin kim olduğunu da biliyoruz. Bir yandan erkekler öldürüyor, öldürmeyi kendinde hak olarak görüyor, diğer yandan bu hakkı onlara tanıyan devletin kendisi.”

    “SIRADAKİ BİZ Mİ OLACAĞIZ?”

    Adana Kadın Platformu ise Seyhan Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Sıradaki biz mi olacağız?” diye soran kadınlar, erkek şiddetine karşı örgütlü mücadelenin önemini vurguladı.

    Basın açıklamasını okuyan Emine Esmer, Emine Bulut’un “Ölmek istemiyorum” feryadını anımsatarak kadınların can güvenliğinin sağlanamadığını ve faillerin cezasız bırakıldığını vurguladı.

    Emine Esmer, konuşmasında Dersim’de 2020’de kaybolan Gülistan Doku’nun hala bulunamadığını ve Van’da 7 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in akıbetinin belirsizliğini koruduğunu hatırlattı. Aynı gün içinde Mersin’de Sonay Öztürk Aslan’ın Uğur Araç tarafından öldürüldüğünü öğrendiklerini ifade eden Esmer, bu olayın toplumda derin bir yaraya neden olduğunu belirtip 15 Eylül’de Diyarbakır’da vahşice katledilen trans kadın Sudenaz’ı da anarak, erkek şiddetinin LGBTİ+ bireyleri de hedef aldığına dikkat çekti.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de erkek katliamı: Kadını öldürdükten sonra intihar etti

    Mersin’de erkek katliamı: Kadını öldürdükten sonra intihar etti

    PİRHA- Mersin’de Uğur Araç isimli erkek sevgilisi Sonay Öztürk Aslan’ı öldürdükten sonra intihar ederek yaşamına son verdi.

    Mersin’in Mezitli ilçesinde bulunan Kuyuluk Mahallesi’nde yaşayan Sonay Öztürk Aslan, sevgilisi olduğu öne sürülen Uğur Araç tarafından boğularak katledildi. Aslan’ı öldürdükten sonra evden ayrılan fail erkek, ateşli silahla intihar etti.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Akpınar: Erkekler de dert edinip kadın cinayetlerine karşı harekete geçmeli- VİDEO

    Akpınar: Erkekler de dert edinip kadın cinayetlerine karşı harekete geçmeli- VİDEO

    PİRHA- Günebakan Kadın Derneği üyesi Zübeyde Sadırlı Akpınar, kadın cinayetlerinde günden güne yaşanan artışın yalnızca kadınların sorunu olmadığına vurgu yaparak, “Bu konuda yalnızca kadınların mücadele etmesi yetmiyor, erkeklerin de bunu dert edinmeleri ve sorumluluk almaları gerekiyor” dedi.

    Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri günden güne artış gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre yılın ilk 8 ayında 261 kadın yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi. 141 kadının ölümü ise şüpheli.

    Ataerkil toplum yapısının kadını ikincileştiren ve kadını erkeklerin mülkü olarak gören kodları, kadına yönelik şiddetin temelini oluştururken; kadına yönelik şiddeti önleyici mekanizmaların işlevsizliği, kadın kazanımlarının gasp edilmesi, cezaların caydırıcı olmaması, fail erkeklere uygulanan iyi hal indirimleri, iktidarın kadın düşmanı politikaları ve erkeği/aileyi kutsayan söylemleri ve son olarakta İstanbul Sözleşmesi’nden bir geceyarısı kararnamesiyle çıkılması, kadına yönelik şiddeti daha da körüklüyor.

    Tüm bunlarla mücadelede kadın örgütlerinin üzerlerine düşeni yaptığını, fakat bu sorunun yalnızca kadınların meselesi olmadığını ifade eden Günebakan Kadın Derneği ve Mersin Kadın Platformu üyesi Zübeyde Sadırlı Akpınar, erkeklerin de bu konuda gereken sorumluluğu hissedip harekete geçmeleri gerektiğinin altını çizdi.

    “KADIN CİNAYETLERİ TOPLUMSAL BİR SORUN”

    Kadınların büyük bir kısmı yakınları olan erkekler tarafından katlediliyor. Bu katliamlara çoğu kez fail erkeklerin ‘bir anlık cinnet hali’, ‘psikolojik sorunlar’ sebep olarak gösteriliyor. Bu anlayıştan kaynaklı toplumun genelinde kadın cinayetlerinin bireysel bir mesele olarak ele alındığını belirten Zübeyde Sadırlı Akpınar, “Her gün en az 5 kadının erkekler tarafından katledildiği, bunun sistematik bir hale geldiği ortamda bu cinayetlerin münferit olaylar olduğunu söyleyemez kimse. Kadına yönelik şiddetin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu artık hepimizin kabullenmesi gerekiyor” dedi.

    Kadın cinayetlerinin önlenmesi noktasında yetkili mercileri harekete geçmemeleri noktasında eleştiren Akpınar, “Herkes kadınlar öldürülürken izliyor. Ülkenin bakanı, muhalefet partileri, iktidar, belediye başkanları, sivil toplum örgütleri… Hemen hepsi kadına yönelik şiddete karşı olduklarını dile getiriyorlar ama uygulamalara baktığımızda ne yapılıyor? Hayatta bir karşılığı var mı bu söylemlerin? Yok” sözlerini kullandı.

    “ERKEKLER, KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA MÜCADELE ETMELİ”

    Kadına yönelik şiddetin yalnızca kadınların sorunu olmadığına, erkeklerin de bu konuda sorumluluk almalarının önemine dikkat çeken Akpınar, erkeklerin de kadınlar gibi benzer bir örgütlenme ve farkındalık çalışmalarıyla harekete geçmeleri gerektiğinin altını çizdi.

    Zübeyde Sadırlı Akpınar, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu ülkede kadınların yarısı fiziksel, psikolojik, sözel, ekonomik, cinsel şiddete uğruyor; her gün en az 5 kadın katlediliyor ve erkekler hala bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğu görmüyorlar. Çoğuna sorduğumuz zaman kadına yönelik şiddete karşı olduklarını söylüyorlar elbette ama çoğunun içinde erkek egemen toplumun yüklediği rollerden çıkamamalarından kaynaklı hepsinde potansiyel şiddet eğilimleri de görebiliyoruz. Kadınların özgür birey olmalarını kabul etmemelerinden kaynaklı bu kadar çok şiddet olayı yaşanıyor. Çoğunlukla boşanmak veya ayrılmak isteyen kadınlar öldürülüyor. Mersin’de 10 kadın katledildi ama kentteki erkeklerden herhangi bir tepki görmedik. Artık erkeklerin de bu soruna kafa yormaları gerekiyor. En başta eşitlikçi, demokratik anlayışa sahip erkekler kadına yönelik şiddetle ilgili mücadelede yer almalılar. Bunun için illa kadın örgütlerle yan yana olmaları gerekmiyor. Kendi örgütlenmelerini, kendi mücadele hatlarını kurabilirler.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Mersin’de kadın cinayeti: Kendisinden ayrılmak isteyen kadını katletti

    Mersin’de kadın cinayeti: Kendisinden ayrılmak isteyen kadını katletti

    PİRHA- Mersin’de Derya Demir isimli kadın, daha önce defalarca ayrılmak istediği sevgilisi Murat Okur tarafından katledildi. 6 gündür kayıp olan kadının cansız bedeni karşı dairede bulundu. Failin cinayetten sonra Demir’in gasp ettiği parasıyla alışveriş yaptığı öğrenildi.

    Karaman İrfan Ataseven Lisesi’nde Matematik Öğretmeni olan Derya Demir (48) bir süredir ayrılmak istediği, kendisi gibi öğretmen olan sevgilisi Murat Okur (50) tarafından öldürüldü. Mersin’in Erdemli ilçesinin Ayaş mahallesinde çocuklarıyla birlikte tatil yapan Demir, 20 Ağustos Salı gününden bu yana kayıptı. Karşı daireden gelen yoğun koku sebebiyle girilen evde Demir’in cansız bedeni bulundu.

    FAİL, CİNAYETTEN SONRA ALIŞVERİŞ YAPMIŞ

    Derya Demir’in karşı dairesini kiralayıp bir süre orda kalan Murat Okur, 20 Ağustos Salı günü sabaha karşı Demir’i eve çağırdı. Burada yaşanan tartışma sırasında fail erkek Demir’i katlederek parasını çaldı. Cinayetten sonra Demir’in parasıyla saat, ayakkabı alışverişi yapan Okur, Konya’da yakalandı. Cinayete ilişkin soruşturma başlatıldı.

    Derya Demir’in ailesi, failin herhangi bir indirim almadan cezalandırılmasını ve adaletin sağlanmasını talep etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Temmuz ayında 21 kadın ve 4 çocuk erkekler tarafından katledildi

    Temmuz ayında 21 kadın ve 4 çocuk erkekler tarafından katledildi

    PİRHA- JINNEWS’in Temmuz ayı şiddet çetelesine göre, 21 kadın ve 4 çocuk katledildi, 22 kadın ve 2 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

    JINNEWS, Temmuz ayı şiddet çetelesini açıkladı. Buna göre Temmuz ayında 21 kadın ve 4 çocuk katledildi. 22 kadın ve 2 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. 1 kadın boşanma aşamasında olduğu, 4 kadın boşandığı, 2 kadın oğlu, 1 kadın birlikte olduğu, 1 kadın kardeşi, 1 kadın ayrıldığı, 1 kadın tanımadığı, 6 kadın evli olduğu, 1 kadın babası, 1 kadın tanıdığı, 2 kadın akrabası olan erkekler tarafından katledildiler.

    Çetelede, kadınların katledildiği kentler ise şöyle sıralandı:

    Elazığ’da 2, Kütahya’da 1, Adana’da 1, İstanbul’da 3, Malatya’da 3, Karaman’da 1, Adıyaman’da 1, Siirt’te 1, Erzurum’da 1, Giresun’da 1, Kayseri’de 1, Kocaeli’de 1, Edirne’de 1, Gümüşhane’de 1, Mersin’de 2.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de kadınlar erkek şiddetine karşı sokağa çıktı- VİDEO

    Mersin’de kadınlar erkek şiddetine karşı sokağa çıktı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, boşandığı erkek tarafından öldürülen Fatma Özel ve devletin şiddeti körükleyen politikalarına tepki göstermek adına eylem yaptı. Eylemde “’Kutsal aile yalanlarıyla boşanmayı engelleyenler ve cezasızlık politikalarını uygulayanlar bu cinayetlerin failidir” denildi.

    Mersin’de Musa Özel isimli erkeğin boşanma aşamasında olduğu Fatma Özel’i, anne ve babasını katletmesi üzerine Mersin Kadın Platformu, GMK Bulvarında eylem yaptı. Eylemde “Aileyi koruyan politikalarınız kadınları öldürüyor” yazılı pankart açıldı. Kadınlar, “Boşanmayı değil cinayeti engelle”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor” sloganları attı.

    “BOŞANMAYI ENGELLEYENLER CİNAYETLERİN FAİLLERİDİR”

    Platform adına basın metnini okuyan Güneş Doğdu, erkeklerin kadın düşmanı politikalarından, erkek adalet ve erkek devletten cesaret aldığını belirterek, “Bugün kazanılmış haklarımıza saldıranlar, ‘kutsal aile’ yalanlarıyla boşanmayı engelleyenler ve cezasızlık politikalarını uygulayanlar bu cinayetlerin failidir” dedi.

    Henüz 1 ay önce haftada 10 kadının öldürülmesi üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün kapısına giderek tepki gösterdiklerini hatırlatan Doğdu, “Bu bir ayda erkek şiddeti hız kesmedi. Çünkü iktidar kendi bekası uğruna aileyi kadınların yaşam hakkının önüne koyuyor. Çünkü kendi yarattığı yoksulluğu yönetmek için aileye ihtiyaç duyuyor. Çünkü aile demek kadınlar üzerinden karşılığı ödenmeyen kocaman bir emek demek. Hayatlarımızı ailenize, hayatlarımızı iktidarınıza feda etmiyoruz” diye konuştu.

    AKP’Lİ MİLLETVEKİLİNİN SÖZLERİNE TEPKİ

    9. yargı paketindeki hayvan katliamı maddesi komisyondayken AKP Konya Milletvekili Mehmet Baykan’ın kendisini arayan bir kadına sarf ettiği ‘Sizin gibilerin uyutulması için çözüm bulmamız gerekiyor” sözlerine tepki gösteren Güneş Doğdu, şu ifadeleri kullandı:

    “Her gün kadınların katledilmesinin sorumlusu olan bu iktidar, sokaktaki dostlarımızın katledilmesinin önünü açarken yine kadınlara saldırıyor. Açık ve nettir ki bu düzen kadınların, hayvanların ve doğanın katilidir. Mehmet Baykan’da aynen fail erkekler gibi bu cesareti bir gece de İstanbul Sözleşmesi’inden çıkanlardan, 9. yargı paketiyle 6284’ün en caydırıcı hüzmü olan tazyik hapsini itiraza açık hale getirmeye çalışanlardan alıyor. 9. yargı paketinin suçla etkin mücadele, ceza adalet sistemini güçlendirme, temel hak ve özgürlüklerin korunması gibi konularda önemli düzenlemeler içerdiğini söyleyen adalet bakanı Yılmaz Tunç önce neden 6284’ün etkin uygulanmadığını, neden kadınların boşanma aşamasında uzaklaştırma kararları çantalarındayken ailesiyle beraber katledildiğini açıklasın.”

    Doğdu, sözlerini iktidara katliamları durdurma çağrısı yaparak sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, ülkede bir günde 7 kadının erkekler tarafından katledilmesinde iktidarın kadın düşmanı politikalarının ve cezasızlığın rolü olduğunu söyledi. Göksoy, 9. Yargı Paketi’nin bu politikalardan biri olduğuna dikkat çekerek, “9. Yargı Paketi kadın kazanımlarını geriye düşürecek ve kadına yönelik şiddeti artıracak bir düzenleme” dedi.

    Türkiye’nin 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çıkmasının ardından kadın cinayetlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Kadın aktivistler, hukukçular ve bu alanda çalışma yapan sivil toplum örgütleri, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa cezasızlık politikalarını sebep olarak gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde bir günde 7 kadın, son 5 günde ise 16 kadın erkekler tarafından katledildi.

    Bu cinayetlere karşı ülkenin dört bir yanında kadınlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlükleri önünde çeşitli protestolar yaparak, kadın cinayetlerinde iktidarın sorumluluğu olduğuna dikkatleri çektiler.

    Mersin’de de son 6 ayda 7 kadının öldürülmesi üzerine kadınlar sokağa çıktı.

    Eylemde erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğrafları taşındı. Bunlardan biri de geçtiğimiz günlerde Mersin’de katledilen Seher Aktekin’di. Seher, defalarca şiddet gördüğü ve hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından katledildi. Bekir Aktekin’in, tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye olduğu gün eşini öldürmesi bir kez daha caydırıcı cezaların olmamasının ne kadar yakıcı sonuçlara sebep olduğunu göstermiş oldu.

    Seher Aktekin ve diğer kadınlar için sokağa çıkıp adalet talebinde bulunan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy ile kadın cinayetlerinin sebeplerini, 9. Yargı Paketi’nin kadınlar açısından hangi riskleri taşıdığını ve iktidarın kadınların yararına nasıl politikalar yürütmesi gerektiğini konuştuk.

    “KADIN CİNAYETLERİ CİNS KIRIMINA DÖNÜŞTÜ”

    Bir gün arayla Mersin ve Adana’da 3 kadının evli oldukları erkekler tarafından katledildiğini hatırlatarak sözlerine başlayan Göksoy, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi konuşulduğunda bu süreçlerin yaşanacağını ön gördüklerini söyledi. Kadın cinayetlerinin bir cins kırımına dönüştüğünü belirten Göksoy, “Son bir yıl içerisinde kadın cinayetlerinin, şiddetin çok fazla arttığını görüyoruz. Yargı sisteminin doğrudan işletilmediğini, hukuk sisteminin erkek aklıyla yönetildiğini ve AKP-MHP blokunun oluşturduğu sistemle işletilmenin sonucu olarak bir cins kırımla karşı karşıyayız” dedi.

    “9. YARGI PAKETİ TEHLİKE ARZ EDİYOR”

    Ceza İnfaz sisteminde birtakım düzenlemeleri içeren 9. Yargı Paketi, tartışmalı birçok maddeyi içeriyor. Kadınların evlendikten sonra kendi soyadlarını kullanmaları hakkının geri alınmasından kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanunda birtakım değişikliklere gidilmesi kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı. 9. Yargı Paketi’ni kadın kazanımlarına yapılmış yeni bir saldırı olarak nitelendiren Çiğdem Göksoy, riskleri şöyle anlattı:

    “Bizler için önem teşkil eden bir yasa, çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra 6284 en çok dayanağımız olan madde. Ancak bu yeni yargı paketi kabul edilirse uzaklaştırma kararıyla zorlama 20 günlük hapsin kaldırılma riski var. Evli kadınların kendi soyadlarını kullanmalarını geriye çekmek var, bu geri çekildiğinde ‘ailenin reisi’ kavramı ortaya çıkıyor. Etkin ajanlık kavramı da bizim gibi kadın mücadelesi veren STK’lar için tehlike arz eden bir madde. Bu maddeler kadınları, basını hedefe oturtan, kazanılmış haklarımızı elimizden alarak erkek ailesi oluşturulmaya çalışılıyor. Çalışma alanlarımızı daraltan bir madde ile karşı karşıyayız. Uzaklaştırma kararı aldıramayacağız eskisi gibi. Bu da kadınlara yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini arttıracak hamleler. Aynı zamanda çocuk taciz ve tecavüzlerinin de önünü açıyor çünkü erken yaşta evliliklerin önünü açan bir madde de var.”

    İKTİDARA ÇAĞRI: YASALAR ETKİN UYGULANSIN

    Göksoy, kadınların kazanılmış haklarını ortadan kaldırmanın sonucu olarak artan kadına yönelik şiddet konusunun artık etkin bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi. Bunun için de iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları terk etmesi gerektiğini vurgulayan Göksoy, “İktidar, mevcut yasalara dokunmadan, kadınları aileye hapsetmek yerine onları güçlendirecek politikalar üretmeli. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli, 6284 etkin uygulanmalı. Yerel yönetimlerde kadın danışma merkezlerinin ve kadın sığınaklarının daha güçlü hale getirilmeli. Devletin artık kadınlar üzerinde yapmış olduğu olumsuz politikalara son vermesi gerekiyor” diye konuştu.

    Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, son olarak yetkilileri kadını, erkeği, LGBTİ+’ları kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde onurlu bir yaşamı sürdürebilecekleri politikalar ortaya koymaya çağırdı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Eskişehir’de erkek şiddeti: Evli olduğu kadın ve kızını katletti

    Eskişehir’de erkek şiddeti: Evli olduğu kadın ve kızını katletti

    PİRHA- Eskişehir’de yaşayan Gürkan Çifçi, evli olduğu Sibel Çifçi ve kızını katletti.

    Eskişehir’in Tepebaşı ilçesi Batıkent Mahallesi Hıdırbey sokakta Gürkan Çifçi, evli olduğu Sibel Çifçi’yi ateşli silahla katletti. Ardından ikinci kattaki evlerine çıkan Gürkan Çifçi, Sibel Çifçi’nin 16 yaşındaki kızı Cemre G.’yi de katletti. Gürkan Çifçi, daha sonra aynı silahla intihar etti.

    Silah seslerini duyan komşuların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekipleri, olayla ilgili inceleme başlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de kadınlar Nida Nur Nergiz için adalet istedi- VİDEO

    Mersin’de kadınlar Nida Nur Nergiz için adalet istedi- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de intörn doktor Nida Nur Nergiz’i ateşli silahla yaralayan Ersin Karakuş’un yargılandığı davanın öncesinde adliye önünde eylem yapan kadınlar, “Erkek adalet değil gerçek adalet” talebinde bulundular.

    Mersin’de intörn doktor Nida Nur Nergiz’i 23 Ekim 2023 tarihinde 7 el ateş ederek yaralayan Ersin Karakuş hakkında açılan davanın ikinci duruşması Mersin 7’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma öncesi Mersin Adliyesi önünde Mersin Tabip Odası Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu basın açıklaması yapıldı. “Şiddete uğrayan hiçbir kadını yalnız bırakmayacağız. Gerçek adalet sağlanana kadar buradayız” yazılı pankartın açıldığı eylemde basın metnini Birsel Tutuş okudu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN İPTALİNDEN SONRA ŞİDDET ARTTI”

    Birsel Tutuş, bir erkek tarafından öldürülmek istenen İntörn Doktor Nida Nur Nergiz’in bir bacağının diz üzerinden ampüte edildiğini ve diğer bacağını kaybetme riski yüksek olduğundan birçok ameliyat geçirdiğini belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının potansiyel failleri cesaretlendirdiğine ve kadına yönelik şiddetin arttığına dikkat çeken Tutuş, “Yargı felç, adalet rafta, cezasızlık normalleşti, şiddetle mücadele gücü devre dışı bırakıldı. Cezasızlık politikalarının özellikle son 3 yılda getirildiği durum ise failleri değil, mağdurları cezalandırmaya dönüştü. Şiddet failleri yakalansa da mahkemelerde verilen ceza Meclis’te infaz düzenlemesi adı altında affedildi. Kadın katilleri ve tecavüzcüler salıverildi, cezasızlık bu suçları körüklüyor” dedi.

    CEZASIZLIK POLİTİKALARINA TEPKİ

    Haksız tahrik indirimleri ve düşük cezaların fail erkekleri cesaretlendirdiğini kaydeden Tutuş, “Adaletsizlik ve hukuksuzluk özellikle kadınları hakkını aramak ve yasalardan yararlanmaktan alıkoyuyor. Suç iklimini besliyor. Failleri cezasızlıkla ödüllendirmeyin! Fail indirimsiz cezalandırılana, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadelede caydırıcı ve etkili bir yargı kararı alınana kadar sürecin takipçisi olacağız. Gerçek adalet sağlanana dek buradayız” sözlerini kullandı.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla yargılanan Ersin Karakurt, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile katıldı. Sanığın avukatı ‘aldatma’ ve ‘pişmanlık’ üzerine savunma yaptı. Nergiz’in avukatları ise tasarlayarak öldürmeye teşebbüsten yargılanmasını talep ettiler.

    Mahkeme heyeti sanık Karakuş’un tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın 13 Haziran Perşembe günü saat 13.30’a ertelenmesine karar verdi.

    PİRHA/ MERSİN